Issuu on Google+

Aralık

Aylık Araştırma Bülteni Aralık RAPORU


Türkiye Ekonomisi Geride bıraktığımız ayın en önemli gelişmesi hiç şüphesiz ki ABD Başkanlık seçimleri oldu. Başkanlık yarışının galibi Cumhuriyetçi aday Donald Trump olurken, küresel piyasalarda volatilitenin arttığına şahit olduk. Cumhuriyetçiler kongrede 235, senato da ise 51 koltukla siyaset kadar ekonomi politikalarında da bundan sonraki süreçte etkili olacaklarını gösterdiler.

Seçim öncesine kadar piyasalarda olası bir Clinton zaferinin fiyatlanması volatilite artışında ve Dolar’ın hızla değer kazanmasında etkili oldu. Siyasi anlamda sert söylemlerle geçen kampanya süreci ardından en büyük zararı Meksika Pezosu görürken, Türk Lirası da dahil olmak üzere diğer gelişmekte olan ülke para birimleri sonuçlardan negatif etkilendi. Yukarıda da görüldüğü üzere ABD seçimleri sırasında 3,15 seviyesinde olan USD/TRY parite 3,3740 seviyesine kadar yükseldi.

Türkiye Ekonomisi

Şüphesiz ki Türk Lirası’nda görülen hızlı değer kaybının tek sebebi bu değil. Yukarıdaki grafik; Türk Lirası ile Güney Afrika Randı, Rus Rublesi ve Meksika Pezosunun Amerikan Doları karşısındaki değer kaybını gösteriyor. Meksika’da yaşanan siyasi belirsizliğe rağmen Türk Lirası’nın değer kaybı özellikle ABD Başkanlık seçimleri ardından hızlanarak devam etmiş. Son dönemde açıklanan kredi notu indirimleri bu noktada temel etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Son dönemde artan siyasi belirsizlikler ve başkanlık sistemine yönelik düzenlemeler ise, yabancı yatırımcıları korkutan konulardan olmaya devam ediyor. Son ekonomik verilere baktığımızda da ekonomideki ivme kaybını görmek mümkün. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından geçtiğimiz ay açıklanan verilere göre, Tüketici Güven Endeksi Kasım ayında yüzde 6,9 oranında gerileyerek 68.93 puan değerini aldı. Verinin alt kalemlerinde, en

Aralık 2016


hızlı gerilemenin yüzde 12,7 ile tasarruf etme eğilimi endeksinde gerçekleştiğini görüyoruz. Bu da hane halkının tasarruf eğiliminde hızlı yavaşlamaya işaret ediyor. Öte yanda; son dönemde yükseliş trendini koruyan işsizlik oranı da beklentilerde bozulmaya yol açtı diyebiliriz.

Kurul yüzde 7,50 olan politika faizini 50 baz puan artırarak yüzde 8,00 düzeyine çekti. Gecelik borçlanma faizi yüzde 8,25’ten yüzde 8,50’ye yükseltilirken, geç likidite penceresi kapsamında borç verme faiz oranı yüzde 10,00’a çıkarıldı. Açıklama metnine göre, USD/TRY paritesinde yaşanan hızlı yükseliş faiz artırım kararında rol oynadı. Döviz kuru hareketinin enflasyon görünümünde yukarı yönlü risk oluşturduğuna yer verilen metinde, artan volatilitenin de iç piyasa için negatif olduğuna dikkat çekildi. Ancak kurum sadece faiz artırımıyla yetinmedi ve Türk Lirası talebini artıracak önlemler de aldı. Yabancı para zorunlu karşılık oranlarını tüm vade dilimleri için 50 baz puan indiren kurum, bu yolla finansal sisteme yaklaşık 1,5 milyar Dolar ek likidite sağlamayı amaçlıyor. İhracatçıya destek olmak amacıyla ise, ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinde geri ödemenin Türk Lirası cinsinden yapılmasına olanak tanındı.

Genel ekonomik durum beklentisinin yüzde 6,5, hane maddi durum beklentisinin ise yüzde 5,4 oranında düşüş göstermesi de son çeyrekte tüketim harcamalarında yavaşlama görülebileceğinin sinyalini veriyor. Bu şartlar altında ekonomik büyüme yılın son çeyreğinde zayıf bir görünüm sergileyebilir. Son dönemde cari açıkta görülen artış ve hızla artan döviz kurunun enflasyon üzerindeki potansiyel etkisini düşündüğümüzde, merkez bankasının hamlesi geride bıraktığımız ayın en fazla merak edilen gelişmesi olmuştu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 24 Kasım’da gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında sıkılaştırma yönünde karar aldı.

Türkiye Ekonomisi

Aralık 2016


Ancak TCMB’nin bu kararının Türk Lirası üzerindeki pozitif etkisi oldukça sınırlı kaldı. Aynı saatlerde açıklanan Avrupa Parlamentosu (AP) kararı, USD/TRY paritesindeki aşağı yönlü hareketin kısa ömürlü olmasındaki temel etken olarak öne çıkıyor. Parlamento, 37’ye 479 oyla Türkiye ile müzakerelerin geçici olarak dondurulması yönünde karar aldı. Dolayısıyla en büyük ticari ortağımız olan AB ile ilişkilerde bozulma olduğunu ve bu durumun yatırımcıları rahatsız ettiğini söyleyebiliriz. Kısa vadede verilerde görülecek iyileşme ve ekonomi yönetiminin açıklamaları, Türk Lirası’ndaki değer kaybının önüne geçebilir. Ancak orta ve uzun vadede belirleyici faktör Dolar Endeksi olmaya devam edecektir. Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi, 2017 yılında FED’in para politikasında da değişiklik sinyali veriyor.

tahminlerden daha hızlı faiz artırabileceğini gösteriyor. Aralık ayı faiz artırımı Dolar Endeksi’nde çoktan fiyatlandı ancak 2017 yılı beklentisi endeksteki yükselişi destekliyor.

Gelişmekte olan ekonomiler için FED’in faiz artırımının hızlanması, fon çıkışını hızlandıracak başlıca faktör. Öte yanda, Trump’ın ticaret ve gelişmekte olan ekonomilerle ilgili politika vaatleri, Türk Lirası’nı daha da kırılgan hale getiriyor. Şu ana kadar bu risklerin bir bölümünün USD/TRY paritesinde fiyatlandığını düşünüyoruz. Ancak Avrupa’da gerçekleştirilecek seçimler ve Aralık ayı başındaki İtalya referandumu, bölge ekonomilerine yönelik yeni bir belirsizlik süreci demek. Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olan Avrupa Birliği’nde ekonominin yavaşlaması halinde dış ticaret verilerinde ivme kaybı gündeme gelebilir.

FED’in Aralık ayında faiz artıracağına kesin gözüyle bakılması, Dolar’da hızlı değer artışına yol açtı. Trump’ın altyapı harcamalarını arttırarak büyümeyi hızlandırma hedefi, enflasyonun yükselmesi sebebiyle FED’in

Türkiye Ekonomisi

Aralık 2016


Amerika Ekonomisi İlk önce Brexit sonra Trump şimdi de İtalya mı? Kasım ayının ilk haftası Merkez Bankaları toplantıları ikinci hafta Amerikan seçimleri sonraki hafta seçim sarhoşluğu derken bu ay yine hiperaktifiz. Seçimler öncesinde küresel piyasaların korkulu rüyası olan Donald Trump’a gelince bugünlerde çok sevimli fiyatlamalara neden oluyor. Abartılı olabilir ama piyasaların heyecanını anlıyoruz. Dünya’nın lokomotif ekonomisi mevcut politikaların devamını istemedi ve Cumhuriyetçilere hem Beyaz Saray’da hem kongrede yetki verdi. Amerika’da yorumcular Trump dönemini Reagen ile benzeştirirken tam yetki ile ekonomik ve politik değişim anlamında Trump’ı daha şanslı görüyorlar. 21 Ocak’ta Trump söz verdiği yenilikler için hummalı bir çalışmaya başlarken piyasalar vergi kesintileri, sağlık sisteminde reform ve artan alt yapı yatırımları ile bütçe açığı/GSYIH oranı ve federal bütçe açığını sorgulayacak. Seçim öncesinde Trump’ın dış ticaret hadleri ile ilgili söylemlerinin zamanla gerçeğe dönüşmesi ise Kanada’dan Çin’e birçok ülkeyi yakından ilgilendiriyor. Piyasalardaki aksiyona gelince; Bugünlerdeki risk alma iştahı yenilikçi politikaların bir sonucu olarak hızlanan ekonomik büyüme ve enflasyon bekleyişine dayanıyor. Önce olumlu beklentileri keyifle satın alan küresel piyasalar bir sonraki adımda olası negatif gelişmeleri görmeye başlayabilir. Bu noktada realite ve zamanlama önemli hale geliyor.

Amerika Ekonomisi

O zaman 2017 senesi için Amerikan ekonomisi ile ilgili nereleri konuşacağız sıralayalım. 

21 Ocak’ta Cumhuriyetçi parti lideri Donald Trump’ın görevi devir alması ile başlayacak yeni dönemde değişen politikalara paralel Mart ayında borçlanma tavanının yükseltilmesi şart. Bu noktada iki taraflı yetki ile bir sıkıntı yaşanması beklenmiyor. İlk 100 günlük planda yer alan vergi kesintilerinin federal bütçe üzerindeki etkisi konuşulacak bir başka konu olacak. Federal bütçe öngörüsünden sorumlu komite, vergi kesintilerinin federal bütçe etkisinin önümüzdeki yıllarda 6 trilyon dolara ulaşacağını tahmin ediyor. Telaffuz edilen rakam yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasıla artışının %3’üne tekabül ediyor. Burada kongrede yasanın görüşülmesi ve de geçmesi sancılı olabilir. Trump hükümeti Clinton’un ajandasında yer alan alt yapı yatırımlarının ikiye katlamayı planlıyor. Ekonomik faydası konusunda 2018 yılına sarkabilir ve büyüme etkisi limitli kalabilir yorumları yapılıyor. Amerika’da yerleşik şirketlerin deniz aşırı ülkelerdeki karlarını ülkeye getirmelerinin önü açılırken bu adımın işletme yatırımlarında artışı beraberinde getireceği tahmin ediliyor. Dış ticarette korumacılık anlayışı ise belirsizliğini koruyor ve Amerika’nın ticaret ortağı ülkeler için risk teşkil ediyor.

Aralık 2016


Bütün bunları gerçekleştirirken yeni hükümetin seçim öncesindeki söylemlerini yumuşatması gerektiği görüşündeyiz. Küresel Dünya ve küresel ekonomi kavramı sadece kendi politikalarım diyen bir Amerika’yı kaldıramaz. Öte yanda bu tarz bir anlayışın kimseye faydası olmaz. Amerika’da borcun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYIH) oranı %125 ve yeni politikalar ile bu oran daha hızlı yükselecek. Kongre bütçe komitesi 2016 mali yılı için 250 milyar dolar faiz faturası çıkarıyor. 10 seneden az bir zamanda borca ödenen yıllık faiz oranının 800 milyar dolar üzerine çıkabileceğinden bahsediliyor. Kısaca artan bütçe açığını karşılayacak bir ekonomik büyüme rakamı yakalanmadıkça bu borç sarmalı devam edecek. Trump’ın işi hiç kolay değil! Kim ne kadar Amerikan tahvili taşıyor? (milyar USD)

taşıdıkları miktarı düşürdüklerini görüyoruz. Şimdi çıkıyoruz deseler ikincil piyasada düşen tahvil bono fiyatları ile zararı göze almaları gerekiyor. Nitekim Çin’in öncesinde rezerv çeşitlendirmesi ile Amerikan tahvillerini azaltma isteği de bir senede ancak miktarları bu noktaya getirdi. Kısaca Dünya çapında 2008 krizinden daha derin bir çalkantı olmaması için elleri mahkum taşıyacaklar. Şimdilik bu çekişmede Amerika kazanmış görünse de şartlar her an değişebilir ve orta noktada buluşma kaçınılmaz görünüyor. Piyasaların fiyatlamalarına gelince, tahvil bono piyasasında yükselen faiz oranları ve dikleşen verim eğrisi ile 2016 Aralık ayından çok 2017 beklentilerini fiyatlamaya başladı. 2008 krizinden sonra bir türlü toparlanamayan Amerikan ekonomisi tüm Dünya’nın fazla canını sıkmış olacak ki şimdi herkes Amerika’dan medet umuyor. Kasım ayı verilerine bakınca, Amerikan ekonomisi küresel piyasaların beklentisini karşılayabilir. Trump ekonomik büyüme modeli ile enflasyonun da yükselmesi beklenirken Ekim ayı tüketici enflasyonunda %0,4 artış ile yıllık enflasyon gerçekleşmesi %1,6’ya yükseldi. Tüketici enflasyonunda yükseliş sürüyor

Tabloda Eylül 2016 tarihi itibari ile Amerikan tahvilleri taşıyan ilk on ülkeyi görüyoruz. Amerika’nın toplam borcu 19,8 trilyon Dolar iken bunun yaklaşık 6,15 trilyon Dolar’ını yabancı devletler satın almış. Bir başka deyişle Amerikan ekonomisini %31 oran ile yabancı devletler finanse ediyor. İlk sırada Çin ikinci sırada Japonya yer alırken iki ülkenin de geçtiğimiz senenin aynı ayına kıyasla Amerikan tahvil ve bono piyasasında

Amerika Ekonomisi

Aralık 2016


Geçtiğimiz haftalarda FED Başkan Yardımcısı Stanley Fischer’ın bankanın faiz politikasını belirlerken ileriye dönük enflasyon bekleyişinin de dikkate alınacağı söylemini hatırlatalım. Donald Trump’ın seçilmesi ile mali teşvik paketleri ileriye dönük enflasyon beklentisinin hızlanmasını sağladı. Amerikan Merkez Bankası’nın 2021 senesine kadar olan beş sene içerisinde tüketici enflasyon artış ölçümü %1,94 ve orta vadeli enflasyon hedefine (%2) ramak kaldı denebilir.

22 Kasım 5 yıllık bono ihalesi sonuçları

FED 5 yıllık enflasyon bekleyişi

Yükselen enflasyon bekleyişine paralel 22 Kasım tarihinde yapılan 5 yıllık bono ihalesinde talep karşılama oranı 2,44 ile son on ihale ortalamasında iken faiz oranları %1,76 ile Aralık’tan bu yana en yüksek seviyesinde gerçekleşti. İhaleye talep zorunluğu olan piyasa yapıcılar yüzde 35,7 ile geçtiğimiz on ihale ortalaması olan 32,6 üzerinde talep gösterdiler. Yabancı merkez bankaları ve yatırım fonlarının ihale talebi %59,8 ile son on ihale ortalamasının “60,5” hafif altında kalırken yükselen getiriler piyasa yapıcıların iştahını kabartmış görünüyor.

Amerika Ekonomisi

Öyle sanıyoruz ki, aynı politik ve ekonomik değişim süreci Avrupa’ya da sıçrayacak. Bu anlamda 04 Aralık’ta yapılacak olan İtalya anayasa referandumundan gelecek sinyal önemli. İtalya Başbakanı Matteo Renzi, 04 Aralık tarihinde reformlarına destek için halka gidiyor. Başbakan yeni anayasa ile reformlar için senatonun yetkisini azaltırken hükümete daha fazla yetki istiyor. Hayır, oyu ile Renzi’nin istifası gündeme gelecek iken Avrupa Birliği karşıtı partilerin güç kazanmasına ile İtalya olayı ikinci Brexit vakasına dönüşebilir. Artık anketlere göre yorum yapmamak gerekiyor onu anladık ancak Eylül ayından bu yana sadece iki kez evet oyları yüzde 50 üzerine çıkmış. Bu dönemde Avrupa Birliği’ne ikinci bir darbe fazla ancak olanın da önüne geçilmez.

Aralık 2016


KANADA EKONOMİSİ Aralık ayında ve 2017 senesinde Kanada ekonomisi için en önemli gelişme Amerika ve Kanada arasındaki ticari ilişkilerin yeniden şekillenme ihtimali olacak. Seçim kampanyası sırasında Donald Trump’ın, NAFTA’dan çekilme veya anlaşma şartlarını gözden geçirme sözü Kanada ekonomisinin kabusu olabilir.

Genç işsizlik oranı, yüksek borç yükü, zayıf ekonomik büyüme zayıf görünüm ile İtalyan halkı ne kadar sabırlı göreceğiz? 2017 senesi Almanya, Fransa ve Hollanda’da seçim yılı iken bir de İtalya eklenmesin? İstenilen ölçüde toparlanamayan Avrupa ekonomisinde daha İngiltere olayı çözülmeden artan politik tansiyon ile Euro/dolar için öteden beri konuşulan 1,00 seviyesi kapıya dayanır. İşte o zaman şimdilerde artan faiz oranları ile yıldızı sönen altın Avrupa Birliği’nin dağılma endişesi ve gökyüzünü hedef alması beklenen ABD bütçe açığı ile bir anda şöhrete koşar. Bill Gates’in de söylediği gibi aslında çözüm Trump’ta da değil artık kapitalizmin ayakları titriyor. Bu sancılı arayışların sonu farklı olmalı aynı yemeği ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyorlar. Garip olan biz de her seferinde yeni bir tat keşfetmiş gibi iştahla yiyoruz. Biz cefasını çekiyoruz umarız bir sonraki nesil daha az ama daha sağlıklı yemek fırsatı bulur.

Kanada Ekonomisi

Kanada ekonomisinde 2017 büyüme tahminleri şimdiden aşağı yönde revize edilirken Fitch’e göre ekonomi önümüzdeki sene %1,9 büyüyecek. Öte yanda ekonominin bu büyüme rakamını yakalayabilmesi için ihracatın ivme kazanması gerekiyor. İşletme yatırımlarında yavaşlama ve yüksek borç oranı ile hane halkının tüketim harcamalarında artış ihtimali zayıf. Böyle iken sınır komşusu Amerika’nın ticari ortak olmaktan uzaklaşması Kanada’nın iş hacmi için büyük tehdit olabilir. Ayrıca Amerikalı şirketlerin kurumsal vergi indirimleri ile elde ettikleri rekabet avantajı Kanada firmaları için dezavantaj oluyor. Kanada ekonomisinin 2015 senesinde Amerikan piyasalarına ihracat bağımlılığı %75 üzerindeydi. Ülkenin Amerika’ya ihracatının üçte birini enerji sektörü oluşturuyor. Diğer tarafta, enerji dışı sektörlerin ihracatı Amerika’da özel sektör yatırımlarında yavaşlama ile Ocak-Eylül döneminde dolar bazında %5,2 daraldı. Amerika’da işletme yatırımlarında artış Kanada ihracatını olumlu yönde etkileyebilir. Kuşkusuz mevcut ticari anlaşma koşullarının devam edeceği varsayımı ile.

Aralık 2016


Ağustos ayında mevsim etkilerinde arındırılmış olarak %0,2 büyüyen Kanada ekonomisinde Alberta eyaletinde petrol üretimi normale döndü. Ancak enerji sektöründe düşen yatırımlar iç talebi olumsuz etkilemeyi sürdürüyor. 2017 senesinde enerji sektörünün ekonomik olumsuz etkisi azalarak devam ederken hükümetin planladığı alt yapı yatırım harcamalarının büyümeye katkısı artabilir.

Kanada Ekonomisi

Ekonomi için bir diğer risk unsuru konut sektörü; Ülkenin farklı bölgelerinde konut talebi değişiklik gösteriyor. Vancouver’da emlak sektörü yavaşlarken Toronto’da talep ve fiyat artışı devam ediyor. Son açıklanan ekonomik verilerde “Ağustos” Kanada’da emlak sektöründeki aracıların ekonomik katkısı önceki aya göre %3,2 geriledi. British Columbia’da yabancılara emlak alımlarında %15 vergi getirilmesi konut satışlarında ki düşüşe sebep olarak gösteriliyor.

Aralık 2016


Yabancılara vergi emlak sektörünün büyümeye katkısını törpüledi Kanada’da Ekim ayında taze sebze meyve fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre %5,4 geriledi. Bu gerileme 2012 yılından bu yana en sert düşüş anlamına geliyor. 2016 senesinin başlarında Kanada Doları’nın değer kaybı ile ithalatta yükselen maliyet üretici fiyat endeksini yukarı taşımıştı. Ekim ayında gıda fiyatlarında önceki yıla göre %0,7 düşüş enflasyonda aşağı yönlü risklerin sürdüğünü ifade ediyor. Düşük enflasyon bekleyişi ile Kanada Doları’nda zayıf seyir devam edebilir. Gıda enflasyonu 2000 yılından bu yana ilk kez geriledi Grafikte WTI ham petrol fiyatları ve USDCAD paritesi arasındaki ilişkiyi görüyoruz. Ağustos ayı ortasında petrol fiyatlarında yükselişe paralel olarak Kanada Doları hızla değer kazanmıştı. Ekim ayı ile beraber yine aynı hareketi gördük. Ayın ilk yarısında yüksek petrol fiyatları Kanada Doları’nın güçlenmesini sağlarken ikinci yarıda düşen petrol fiyatları ile Kanada Doları değer kaybediyor. Aradaki zaman diliminde ise bu alışkanlık sekteye uğruyor. Kasım ayına gelindiğinde WTI ham petrol ve Kanada Doları ilişkisinde aradaki makasın daraldığı bir başka deyişle petrolde ki düşüşe Kanada Doları’nın kayıtsız kalmakta istekli olduğunu söyleyebiliriz. WTI Ham Petrol Fiyatları ve Kanada Doları

Kanada Ekonomisi

Aralık 2016


AVUSTRALYA EKONOMİSİ Aralık ayı başında (06 Aralık) Avustralya ekonomisinin üçüncü çeyrekte ne kadar büyüdüğünü öğrenmiş olacağız. Üçüncü çeyrekte ekonominin büyüme hızında önemli bir değişim beklenmiyor. Büyümenin detayında servis sektörü ve konut piyasası veriyi yukarı çekerken madencilik sektöründe daralmanın devam edeceği düşünülüyor.

tarihleri arasında Dolara karşı %8 değer kazandı. Bu dönemde emtia fiyat endeksinde artış %14 civarındaydı. Aynı şekilde son birkaç ayda emtia endeksi %8 üzerinde değer kazanırken Avustralya Doları %1,5 değerlendi. 2011-2015 ortalamasının altında olan Avustralya Doları döviz piyasasında güçlü dolar baskısının geride kalması ile değerlenme potansiyeli olan para birimleri arasında yer alıyor.

Emtia fiyatlarında yükseliş önümüzdeki çeyrekte ekonomik büyümeyi yukarı çekebilir. Ancak fiyatların yakalanan yüksek seviyelerde dengelenmiş olması gerekiyor. Ücret enflasyonunda aşağı yönlü baskı olsa da nüfus artışı tüketimin artmasını sağlıyor.

Ağustos ayında bu yana politika faizini %1,5’te koruyan Avustralya Merkez Bankası (RBA) son üç aylık yükseliş ve Ekim ayında %1,5 seviyesine ulaşan tüketici enflasyonu ile politika faizini mevcut seviyede koruyabilir. Para birimine gelince, emtia fiyatlarında yükselişe paralel olarak 2015 senesinden itibaren değer kazandı. Avustralya Doları Ekim 2015-2016

Avustralya Ekonomisi

Aralık 2016


İngiltere Ekonomisi Brexit kararı birçok belirsizliği beraberinde getirirken, Sterlin’de de hızlı değer kaybına yol açmıştı. Şüphesiz ki bu durum en fazla enflasyon rakamları üzerinde etkili oldu. Ancak Kasım ayında açıklanan veriler enflasyon artış hızının Ekim ayında yavaşladığına işaret ediyor. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ekim ayında yüzde 0,1 oranında artışla tahminlerin altında kalırken, bir önceki yılın aynı dönemine göre artış hızı yüzde 0,9 oldu. Aşağıdaki grafik, enflasyon beklentisinde yaşanan zayıflamayı gösteriyor.

tahminleri, 2017 yılı üçüncü çeyreği ve sonrası dönemde enflasyonun hedeflenen seviyeye daha yakın seyredeceğine işaret ediyor. Enflasyon Ekim ayında ivme kaybetse de bu durumun kalıcı olup olmadığı hala meçhul. İngiltere Merkez Bankası (BoE) son toplantısında para politikasını korumuş ve enflasyona dikkat çekmişti. Tahminlerin altında fiyat artışı görülmesi merkez bankasının gevşek para politikası için elini rahatlatıyor. Ancak orta ve uzun vadede enflasyon görünümü artış olacağını işaret ediyor. Bu şartlar altında banka 2016 yılı içerisinde ek parasal gevşeme tedbiri almaktan kaçınabilir ve Brexit sürecinin finansal piyasalara etkisini takip etmeye devam edebilir.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) tüketici enflasyonunun 2017 yılı son çeyreğinde yüzde 2,4’e çıkacağını ve uzun bir süre hedeflenen yüzde 2’nin üzerinde kalacağını öngörüyor. Ancak ekonomistlerin Kasım ayı

İngiltere Ekonomisi

Aralık 2016


Yukarıdaki grafik, GBP/USD paritesinde volatilitenin gerilediğini gösteriyor. Bu durum şüphesiz ki İngiltere ekonomisi için olumlu. Ancak Brexit sürecine ilişkin belirsizlik devam ediyor. İngiltere Yüksek Mahkemesi, hükümetin Brexit sürecini resmi olarak alabilmesi için parlamento oyu gerektiği yönünde karar aldı. Hükümetin karara itirazının sonucu beklenirken, parlamento oylaması yapılmasının başvuruyu geciktirmesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz. Karara rağmen Başbakan Theresa May 50. Maddeyi 2017 yılı Mart ayı öncesinde işleme koyma yönünde kararlı.

İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond parlamentoda gerçekleştirdiği sunumla ‘Güz Bütçesi’ adıyla bilinen uzun vadeli bütçe düzenlemelerini açıkladı. Rapora göre, hükümet Brexit kararı ardından ekonomik büyümenin yavaşlamasını bekliyor. Hammond, bu yıl ekonomik büyümenin yüzde 2 seviyesinden yüzde 2.1 seviyesine revize edilmesine karşın 2017 için büyüme tahmininin yüzde 2.2’den yüzde 1.4 seviyesine, 2018’deki büyüme tahmininin de yüzde 2.1’den yüzde 1.7’ye çekildiğini bildirdi. Brexit sonrası Sterlin’in değer kaybı ile artan ihracat talebi üretime olumlu yansıyarak 2016 yılı ekonomik büyümesinin tahminlerin üzerinde olmasını sağladı. Ancak; Brexit sürecinin resmen başlamasıyla

İngiltere Ekonomisi

sona erecek (ya da değişikliğe uğrayacak) gümrük birliği uygulaması, bu pozitif etkiyi 2017 yılı ve sonrası süreçte tersine çevirebilir. Hammond’ın sunumunda dikkat çeken detaylarda biri de harcamalardaki artış oldu. Altyapı yatırımlarına öncelik vermeyi planlayan İngiltere, teknoloji ve inovasyon yatırımları için yıllık 2 milyar Sterlini bulan miktarda ek destek sağlayacak. Bir diğer harcama noktası ise, uygun fiyatlı konut yatırımı olacak. Bu kaleme de yaklaşık 2,3 milyar Sterlin büyüklüğünde bütçe ayrılması planlanıyor. Kurumlar vergisi ise, önceden de planlandığı gibi yüzde 17 seviyesine çekilecek.

Hammond tarafından sunumu yapılan ‘Güz Bütçesi’ harcamaların önümüzdeki süreçte artacağını ve devletin daha fazla borçlanacağını gösteriyor. Açıklama ardından 10 yıllık İngiltere devlet tahvillerin (Gilts) getirisi hızla yükseldi. Şu an için Brexit süreci belirsizliğini koruyor. Ancak, yüksek mahkeme kararı sonrası başlayacak görüşmelerin, Sterlin ve tahvil piyasasında volatilite artışına yol açması kaçınılmaz. Bu şartlar altında İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) tavrı ise yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek.

Aralık 2016


Avrupa Ekonomisi Avrupa bölgesi ekonomileri, Aralık ayı ve 2017 yılı içerisinde birçok siyasi belirsizlikle karşı karşıya. Almanya ve Fransa seçimleri, şu an için finansal piyasalarda tam olarak fiyatlanmıyor. Ancak, 4 Aralık Pazar günü İtalya’da gerçekleştirilecek referandum için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi ardından değer kazanan Dolar’ın yanı sıra, Euro’da görülen zayıf seyir de EUR/USD paritesinin gerilemesinde etkili. Bu hareketin ne ölçüde kalıcı olacağı ise, İtalya referandum sonucuna bağlı olabilir.

Yukarıdaki grafik, referandum öncesi gerçekleştirilen anket çalışmalarının sonuçlarını gösteriyor. Anket sonuçlarına göre ‘Hayır’ oyları ağırlıklı olarak çoğunlukta diyebiliriz. Bu da Başbakan Matteo Renzi’nin istifası ve büyük olasılıkla sağ görüşlü bir partinin başa geçmesi anlamına geliyor. Brexit kararı ardından ABD’de Trump’ın Başkan seçilmesi, bundan sonra popülist söylemlerin siyasi alanda daha çok ön plana çıkacağını göstermişti.

Avrupa Ekonomisi

Nitekim aynı durum Fransa ve Almanya için de geçerli. Avrupa Birliği’nin ekonomi politikalarında değişiklik anlamına da gelen bu süreç, şüphesiz ki Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası hamlelerinde de kendini hissettirecektir. Öte yanda, bölge için politik riskler kadar ekonomik riskler de gündemde. Euro Bölgesi’nin lokomotif ekonomisi Almanya’da büyüme yılın üçüncü çeyreğinde ivme kaybetti.

Ülke ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,2 oranında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artış hızıyla ivme kaybetti. Bir önceki yılın aynı dönemine göre büyüme hızı ise yüzde 1,7 oldu. Euro Bölgesi büyüme rakamları iyileşmeye işaret etse de, ekonomik gelişme Avrupa Merkez

Aralık 2016


Bankası’nın (ECB) hedeflediği düzeyden uzak kalmayı sürdürüyor. Bu şartlar altında banka Aralık ayı toplantısında varlık alım programını uzatabilir. Ancak hem Brexit sürecine ilişkin değerlendirmeler hem de İtalya referandumu başta olmak üzere artan siyasi belirsizlikler, 2017’nin ECB için zorlu bir yıl olacağı beklentisini güçlendiriyor. Almanya büyüme raporu detaylarına baktığımızda; ülke ekonomisinin iç talep ile büyümeye devam ettiğini, yani ekonomide yapısal bir değişiklik olmadığını görüyoruz. Ancak, ticarete yönelik risklerin artmasını bölge ekonomileri için negatif olarak değerlendiriyoruz. Referandumdan bu yana var olan Brexit süreci belirsizliği kendini hissettirmeye devam ediyor. ABD’nin yeni Başkanı olarak Donald Trump’ın seçilmesi ve ticaret anlaşmalarını tekrar müzakere etmeyi planlaması ise, 2017 yılı için yeni bir belirsizlik demek. Tüm bu gelişmelere siyasi belirsizlikler ve olası hükümet değişiklikleri eklendiğinde, bölge genelinin 2017 yılında zayıf bir performans göstermesi makul bir bekleyiş olarak değerlendirilebilir.

Euro Bölgesi için 2015 – 2016 büyüme rakamları, ivme kaybını açıkça ortaya koyuyor. Avrupa Komisyonu Euro Bölgesi için 2017 yılı büyüme

Avrupa Ekonomisi

tahminini yüzde 1,8’den 1,5 seviyesine çekti. Kurum revizyona yer verdiği raporunda, dünyada görülen popülist ve küreselleşme karşıtı akımın bölgede istikrarsızlığa yol açabileceğin belirtti. Siyaset ve ekonominin temelde birbirinden ayrılması mümkün değil. Ancak son dönemde dünyada yaşanan gelişmeler, finansal piyasaların siyasi gelişmelere daha fazla uyum sağladığını açıkça gösteriyor. 8 Aralık’ta toplanacak olan ECB, tüm bu gelişmeleri göz önünde bulundurarak varlık alım programının süresini uzatabilir. Aralık ayı toplantısının bir diğer önemi ise, ECB’nin 2019 yılına kadar olan süreci kapsayan ekonomik tahminlerinin de açıklanacak olması.

Avrupa için iyi haber ise, enflasyon beklentisinin Ocak ayından bu yana en yüksek seviyesine çıkması. Siyasi belirsizlikleri bir yana bırakırsak, enflasyondaki yükseliş beklentisinin ECB için olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Aralık ayı kararında banka İtalya referandum sonucunu da göz önünde bulunduracaktır. Referandumdan ‘Hayır’ oyu çıkması ve Renzi’nin istifası, EUR/USD paritesinde 1,0 seviyesine yönelik bir hareketi başlatabilir ve hisse senedi piyasasında satışlara yol açabilir. Özellikle İtalya’nın sorunlu bankacılık sektörü düşünüldüğünde, hisse senedi piyasasının referandum sonucuna daha sert tepki vermesi olası.

Aralık 2016


Emtia Piyasası Emtia Piyasası Kendi İç Dinamiklerine Dönebilecek mi? Emtia Piyasasında Kasım ayında yaşanan hareketlilik geçtiğimiz ay raporunda çizdiğimiz çerçevedeydi. Yılın son ayına girilirken değişen, Amerika’nın yeni Başkanı’nı seçmesi ile piyasaların geneli için açılan yeni sayfaydı. 2017 ve 2018 senesi için Amerika ve Dünya genelinde değişen ekonomik beklentilerden emtia piyasasının da payını alacağı kesin. Amerika için beklenen hızlı ekonomik büyüme ve enflasyon diğer gelişmiş ve gelişen ülkeleri peşinden sürükleyebilecek mi emin değiliz? Ancak emin olduğumuz konu piyasada Dolar cinsinden fiyatlanan emtialar öyle ya da böyle Amerikan ekonomisi ve FED faiz artırım beklentisinden etkilenecek. Donald Trump’ın kampanya döneminde verdiği vaatlerin tamamının 2017 senesinde başlaması mümkün görünmüyor. Gelir vergisi ve kurumlar vergisindeki indirimlerin yılın ilk yarısında hayata geçirilmesi beklenirken alt yapı yatırımları için zamana ihtiyaç duyuluyor. Askeri harcamaları da içine alan diğer icraatlarına ise 01 Ekim mali yılı sonrasına bırakılacağı tahmin ediliyor. Vergi indirimleri ve artan tüketici harcamaları ile Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) orta vadeli enflasyon hedefini kolaylaştırırken büyüme ne olacak? Amerika için 2017 ve 2018 büyüme tahminleri şimdiden yukarı yönde revize ediliyor. Ancak kurumlar temkinli ve Trump’ın hedefi olan yüzde 4 büyüme rakamını henüz göremiyoruz. Amerikan ekonomisi yüzde 4 büyüme rakamını yakalasa da kalıcı olmayacağı düşünülüyor. Nedeni

Emtia Piyasası

yüzde 4,9 ile tam istihdam (4,5-5,0) seviyesine yaklaşan istihdam piyasası. İşgücü katılım oranında artış ve verimlilik ile istihdam piyasasının ekonomik büyümeye katkısı artırılabilir. Bu noktada Trump’ın “bilinen göçmen politikasında” yumuşama gerekebilir. Vergi indirimlerinin işletme yatırımlarında artışa dönüşmesi ise biraz güç. Nedenine gelince Amerikan şirketleri artan karlılıkları direkt yatırıma dönüştürmek yerine kar dağıtımına gidiyorlar. Bu bir gelenek ve bu yüzden Amerikan hisse senedi piyasaları likit ve her daim yatırımcının ilgisini çekme potansiyeline sahip. Deniz aşırı ülkelerden yatırımların ülkeye çekilmesi ise işletme yatırımlarının artmasını sağlayabilir. Emtia piyasasında ilk önce dolar hareketi ardından arz/talep dengesi ile yapılacak fiyatlamalarda vergi indirimleri ile düşen bütçe gelirlerinin ne kadarının GSYIH artışı ile karşılanacak ne kadarı açık oranını artıracak? Sonunda soracağımız soru bu olacak “gökyüzü limit olursa” günün sonunda piyasalar Amerikan Doları’na alternatif aramaya başlayabilir. İşte bu noktada altın yine devreye giriyor. Tabi ki bu önümüzdeki ay beklentimiz değil, bu tarz bir beklentinin gerçeğe dönüşmesi için zamana ihtiyaç var. Bir başka risk unsuru FED’in enflasyonun gerisinde kalması ve faiz artırımında gecikmesi çünkü bir sonraki adımda daha güçlü bir hareket ile büyüme hayali suya düşebilir? Bu ihtimali zayıf görüyoruz banka enflasyon gerçekleşmesi yanında enflasyon bekleyişine de kararlarında yer veriyor. Öte yanda FED bu anlamda Dünya’nın en tecrübeli Merkez Bankası

Aralık 2016


enflasyon kokusunu çok iyi alıyor. Diyelim ki FED zamanlama hatası yaptı bu tarz bir gelişme hızlanan enflasyon ile kısa süreliğine de olsa altın fiyatlarını yukarı taşıyabilir. Ancak arkasından gelen hızlı bir faiz artışının ve durgunluk endişesinin altın da dahil emtia piyasasına faydası olmayacağını ekleyelim. Bir başka önemli konu ticaret anlaşmaları ve bu konu emtia piyasalarını yakından ilgilendiriyor. Amerika’nın ticaret yaptığı ülkelere ve hacimlerine şöyle bir bakacak olursak;

Çin, Meksika, Kanada, Japonya Amerika’nın bu ülke ile ticaret anlaşmalarını tamamı ile kendi menfaatlerin ile yenilemek istediği bir senaryoda tahıl piyasasından, enerji piyasasına birçok emtia şoke olacak. Neyin ne olduğunu ne kadar etkili olduğunu anlayana kadar ve gelişmeler sindirilene kadar bu piyasalara dokunmamak gerekebilir. Çin soya fasulyesinde ve pamukta en büyük ithalatçı konumunda düşünebiliyor musunuz Dünya’da bir ticaret savaşı başlarsa neler olur? Bu nedenle kampanya döneminde yer alan ticaret anlaşmaları konusu yerini uzun bir müzakere sürecine bırakabilir. Amerika benim elim güçlü istediğimi

Emtia Piyasası

yapacağım derse işler karışır? Dengeler hassas kimse bu kadar kendini düşünen bir ticari ortak istemez yanlış politikaların sonu yalnızlık olur. Bizim uyarmamıza da ihtiyaçları olduğunu düşünmüyoruz Amerika’yı yönetenler neyin ne olduğunun farkında ve buna göre yol alınacaktır. Ana fikir bu şekilde olmakla beraber anlaşmaların yeniden şekillenmesi ve müzakere sürecinde Çin, Meksika, Kanada ve Japonya Amerika’dan hangi emtiaları ithal ediyor ve Amerika’ya hangi ürünleri ihraç ediyor bakmak gerekiyor. Tabi bu ülkelerin para birimlerinin Dolar karşısındaki değeri de önemli.

Sonuç olarak, 2017 yılı son çeyrekte mevsimsel olarak zayıf bir görünüm sergileyen emtia piyasası bu kez de rutini bozmadı. Öte yanda güçlü dolara karşı piyasaya gelen satışların limitli olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bir taraftan emtialar Amerika’dan başlayarak küresel ekonomik büyümenin hızlanabileceğini tahmin ediyor. Ekonomik büyüme ve beraberinde artan talep özellikle fiziki emtialar için önemli bir değişken. Aralık ayında emtia piyasasında aşırı bir hareketlilik ve işlem hacmi beklemiyoruz. 30 Kasım’a kadar Brent petrol fiyatları OPEC Viyana toplantısı beklentisi ile hareketini yapmış olacak. Altın dip arayışına devam ederken endüstriyel metallerin göreceli iyi performansını görebiliriz. Tahıl piyasasında soya fasulyesi zayıf

Aralık 2016


temel görünüme ve güçlü dolara rağmen daha düşük seviyeler için istekli görünmez iken kahve ve şeker güçlü temeller ile gardını koruyor.

iken fazla bir şey söylemeye gerek var mı? Neden çünkü altın faiz vermiyor ve yükselen faiz oranları yatırım amaçlı talebin en büyük düşmanı.

Genelde emtia piyasasında Aralık ayındaki fiyatlamalar yeni sene için tam bir gösterge olarak algılanmıyor ancak bu kez FED ve 2016 yılının ilk faiz artırımı var. Biz yine de emtia piyasasında temellerden uzaklaşan fiyatlamaları zayıf ihtimal olarak görüyoruz.

Altın Yatırım Fonlarından Çıkışlar Hızlandı

KIYMETLİ METALLER/ALTIN Aralık ayı yetmezmiş gibi 2017 ve 2018 yılları için FED faiz artırım beklentisi ve yükselen tahvil faiz oranları “altın almak” için nedenler azalıyor. 30 yıllıklar yükselirken altın fiyatları

Ekim sonu 18 Kasım tarihleri arasında altın borsa yatırım fonlarındaki yatırımcı çıkışlarının 1 milyar dolara ulaştığı biliniyor. Bu miktar geçen Kasım ayından bu yana altın yatırım fonlarından yaşanan en yüksek miktardaki çıkış olarak görünüyor. Aralık ayı FED faiz artırım beklentisi büyük ölçüde fiyatlandı. Amerika tarafında yükselen faiz oranları bir süre sonra Avrupalı yatırımcı için cazip olacaktır. Hem dolar değer kazanıyor hem tahvil faiz oranları yükseliyor ve Avrupa ve Amerika’da tahvil faiz oranları arasındaki getiri farkının kapanmasına daha çok zaman var.

Altının elle tutulabilir varlık ve güvenli liman olma özelliği yükselen faiz ortamı ile geri plana itiliyor. Amerikan ekonomisi başta olmak üzere küresel tahvil faiz oranlarında yükseliş ikame enstrüman olarak altının cazibesini azaltıyor. Yukarıdaki grafikte Amerikan 30 yıllıklarda yüzde 3’e yaklaşan faiz oranlarının altın fiyatlarını taşıdığı nokta 1200 dolar/ons altı

Emtia Piyasası / Altın

Yükselen faiz oranları ile yeni alıcılar ve tahvil piyasasının ölçüp tartıp yeniden fiyatlama isteği ile faiz oranlarında yükseliş yerini kısa vadede düzeltmeye bırakabilir. Beklentimiz Aralık ayının ilk yarısı İtalya, FED, ECB sürpriz olmadan geçerse piyasalar bir düzeltme yapacak ki 2017 yılında Trump 100’ü heyecanla fiyatlayacak daha fazla marj olsun. Yeni seneye gelince bize yazacak çok konu çıkacak iken yatırımcı da takipten yorulacak.

Aralık 2016


Küresel Altın Madeni Üretimi (Aylık)

Küresel Altın Talebi (Çeyreklik)

Merkez Bankaları Net Altın Alımları (Çeyreklik)

Fon net pozisyon miktarı ve opsiyon piyasaları eğilim

22 Kasım haftasının derinlik raporunda fon ve küçük spekülatör net uzun pozisyon 192 bin kontrata geriledi. Önceki haftaya göre fonların uzun pozisyon kapama eğilimi azalırken küçük spekülatörler alıma geçmiş görünüyor. Opsiyon piyasasında 25 Delta alım ve satım opsiyonları arasındaki farkı gösteren RR eğrisine gelince (yeşil) Kasım ayı başından bu yana altın satım opsiyon talebinde patlama yaşandı. Son haftada opsiyon

Emtia Piyasası / Altın

Aralık 2016


piyasası işlemcilerinin altın alım opsiyon tarafındaki işlemlerinin arttığı görülüyor. Buna rağmen piyasada yukarı yönlü fiyat hareketinin ivme kazanacağını söylemek için erken diyebiliriz.

Para Yöneticilerinin Gümüş Pozisyonları Rekor Seviyelerden Uzaklaştı

Altın/Gümüş Rasyosu

Yatırım amaçlı talebe bakıldığında para yöneticilerinin net uzun pozisyon miktarında gerileme sürüyor. 15 Kasım tarihini için alan haftanın derinlik raporunda para yöneticilerinin gümüş net uzun pozisyon miktarı 8,907 kontrat düşüş ile 48,607 kontrata geriledi. Kıymetli Metaller ETF Talebi 08 Kasım seçimlerinden sonra altın/gümüş rasyosunda yükseliş gümüş fiyatlarında gerilemenin daha fazla olduğunu gösteriyor. 23 Kasım tarihinden bu yana rasyoda yükseliş yerini aşağı yönlü harekete bırakırken gümüş altına kıyasla iyi performe ediyor. Her iki ürünün de Dolar’ın seyrine göre yön bulacağının ve aşırı güçlenen Dolar karşısında duramayacağının farkında olmalıyız. Buna rağmen kıyaslama yapmak gerekirse, küresel ekonomik büyümenin canlanmaya yüz tuttuğu bir ortamda endüstriyel metaller sınıfına giren gümüş altına kıyasla daha iyi bir performans gösterebilir. Ekim ayı raporunda gümüş ETF pozisyonları diğerlerinin (altın, platin ve palladyum) üzerindeydi. 22 Kasım itibari ile aynı grafik üzerinden gidildiğinde gümüş ve altının ETF’ler içerisindeki payı düşerken borsa yatırım fonlarının platin pozisyonlarında artış dikkat çekiyor.

Emtia Piyasası / Altın

Aralık 2016


Bakırın Dönüşü Muhteşem Oldu

Altın/Bakır Rasyosu

Önceki raporumuzda bakır piyasasının 2017 yılında petrol piyasasına benzer şekilde yeniden dengelenme sürecine girme ihtimalinden söz etmiştik. Beklentimiz fiziki emtia olma özelliği ve piyasanın açık verme potansiyeli ile hedge amaçlı alımların yılın son aylarında artabileceği yönündeydi. Ancak 08 Kasım seçim sonuçları ve Trump’ın Amerika’nın alt yapı yatırımlarını yenileme projesi söz konusu olunca fon ve küçük spekülatör alımları devreye girdi ve fiyatlar hızla yükseldi. Comex, LME, SHFE piyasasında 11 Kasım tarihli işlem tutma süreleri

Eylül ayı başında 648 olan altın/bakır rasyosu o tarihten bu yana geriliyor. Altın/bakır rasyosunda son gelinen seviye 485 olurken Çin ithalat rakamları ve Amerika’da alt yapı yatırımları ile talep artış beklentisi rasyoda bakır lehine hareketin devam edeceğini gösteriyor. 2017 senesinde endüstriyel metaller performansı aynı zamanda finansal olan altının önünde gidebilir. Comex kısa pozisyon miktarı ve LME stokları

Piyasada önemli ithalatçı konumunda olan Çin ekonomisine gelince son çeyrekte ve önümüzdeki sene yavaşlayabilir beklentisi var. Buna karşın Çin’in önemli miktarda kamu tasarrufları ile teşvik paketleri kabiliyeti bilinirken diğer ülkelere kıyasla cephanesi olduğu anlaşılıyor. Eylül başında zirve yapan Comex bakır kısa pozisyon miktarı o tarihten bu yana gerilerken LME bakır stokları da düşüyor. Derinlik raporu ve piyasanın nabzının attığı LME’de çekilen stoklar ile fiyatlar yükselirken 2017 senesi bakır için yeniden dengelenme süreci olabilir.

Emtia Piyasası /Bakır

Aralık 2016


Enerji Piyasası

ENERJİ PİYASASI/HAM PETROL

Amerika’da Haftalık Ticari Stok Değişim Rakamları

Ekim ayında OPEC içerisinde petrol üreticisi ülkelerin toplam üretim miktarı 170 milyon varil artış ile 34,020 milyon varil oldu. Detayına bakıldığında, Libya ve Nijerya’nın son aylarda kaybettiği üretimi yavaş da olsa yerine koymaya başladığı görülüyor. Öte yanda OPEC dışı üreticiler de rekor seviyede üretim ile petrol pompalamayı sürdürüyor. 30 Kasım Viyana toplantısında hangi ülkenin ne kadar kısıntıya gideceği konusu netlik kazanacak iken uygulama 2017 senesine kalıyor. OPEC Üretim Rakamları

Amerikan haftalık stok değişim rakamları 23 Kasım haftasında ham petrol stokları 1,255 bin varil düşerek 489,029 seviyesine geriledi. Rafineri ürünlere gelindiğinde, benzin stoklarında artış dikkat çekiyor. Ağustos ayından bu yana gerileyen ham petrol stokları Ekim ayı itibari ile tekrar yükselişe geçti. Bu anlamda son hafta yaşanan düşüş rafinerilerin talebinin devam ettiğini göstermesi anlamında olumlu diyebiliriz. Diğer tarafta ham petrol stoklarının halen son beş yılın ortalamasının üzerinde olduğunu hatırlatalım.


Kaya Gazı ve Petrolü Üreten Şirket Sayısı

Kasım ortası Temmuz 2015 tarihinden bu yana 19 şirket ile en yüksek artışın olduğu hafta oldu. Kaya gazı ve petrolü üreten şirketlerde Mayıs ayından bu yana piyasaya dönenlerin sayısı 155 olurken toplamda sektörde 471 rakamına ulaşıldı. 2016 yılının Ocak-Şubat aylarında başlayan fiyat hareketi ve yeniden dengelenme sürecine giren petrol piyasası Amerika’da kaya gazı ve petrolü üreten şirket sayısında artışı beraberinde getirdi. Ticari stoklar halen son beş senenin en yüksek seviyelerinin de üzerinde, OPEC ve OPEC dışı petrol arzı son sürat artıyor. Diğer tarafta küresel ekonomik büyüme biraz daha ivme kazanırsa “joker kart” talep artışı olacak. Ancak zamanı var. Bu tabloda 30 Kasım toplantısına ilişkin son gelişmeleri aktaralım ve hemen ekleyelim.

tahmin ediliyor. Ancak toplantı tarihi yaklaştıkça Suudi Arabistan ve Rusya’nın mutabakat sağlamakta zorlandığı anlaşılıyor. İran petrol üretimi ambargo öncesi seviyelere ulaşıncaya kadar karara iştirak etmek istemiyor. Neyse ki önce iç savaştayım diyen Irak geçtiğimiz hafta fiyatların dengelenmesi için üretim kısıntısına katılmaya hazır olduğu mesajı verdi. Toplantı tarihi geldi ve kimin ne kadar kısıntıya gideceği konusu netlik kazanmış değil. Uzlaşma sağlanamaz ise ardı ardına 4.yıl petrol arzı talepten fazla olmaya devam edecek. Bu senaryoda Brent Ham Petrol fiyatlarında ufukta 11 Kasım düşük seviyesi 43,50 dolar/varil görünüyor. Tüm üreticiler ne kadar fazla satarsak o kadar iyi anlayışında iken hızla gerileyen fiyatlardan da memnun olmayacaklar. Sonuç olarak, 30 Kasım tarihinde üretim kısıntısı konusunda bir uzlaşı sağlanacağını düşünüyoruz. Önemli olan bu kararın piyasaları ne kadar tatmin edeceği veya sığ bir üretim kısıntısı kararının pozitif etkisinin limitli kalacağı konusu. OPEC üretici ülkelerinin Ekim ayı toplantısında konuşulan limitleri hedef alır bir şekilde düzenleme yapması petrol fiyatlarını hızla 50,00 dolar/varil üzerine taşıyabilir. Piyasaların tatmin edici bulmadığı bir üretim kısıntısı kararında ise piyasanın ilk tepki ardından kendi iç dinamikleri ile tekrar satıcıların kontrolüne geçeceğini düşünüyoruz.

OPEC dışı üretim yapan ülkelerden Rusya’nın üretim kısıntısı kararına iştirak etmesi bekleniyordu. Nedeni gayet açık üretim kısıntısı ve petrol fiyatlarında yükselişin bütçeye katkısının 6 milyar dolar civarında olacağı

Enerji Piyasası

Aralık 2016


XTB MENKUL DEĞERLER Araştırma Departmanı

YASAL UYARI - LEGAL DISCLAIMER Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu sayfalarda yayınlanan görüş, yorum, haber veya öneriler nedeniyle ortaya çıkacak ticari kazanç veya kayıplardan XTB Menkul Değerler A.Ş. sorumlu değildir. Buradaki yazı, görüş ve yorumlar sayfa ziyaretçilerini bilgilendirme niteliği taşımaktadır. Rapor sayfalarında yayınlanan hiçbir yazı, görüş, resim, analiz ve diğer sunumlar izin alınmadan yazılı veya görsel basın organlarında yayınlanamaz. 2016 Yılı 3. Çeyrek Kazanç Kayıp Oranı: %40 - %60


Aralık Ayı Aylık Araştırma Bülteni Aralık Raporu