Issuu on Google+

m

oX AN

ny

K

AD

no R

IN

A

SE


Üçüncü Bakış

SE

Serkan Adın’ın “Anlık İleti (2005)”, “Farklı Kaydet (2007)”, “E-doll (2008)” ve “Oyunbozan (2011)” sergileri gibi, bu son sergisindeki çalışmalarının da odak noktasını kadın oluşturuyor. Dolayısıyla bu seri, Adın’ın son sekiz yıllık üretimiyle tutarlı ve bu üretimin yavaş yavaş geçirdiği dönüşümü de bir anlamda gözler önüne sermiş oluyor. Serkan Adın, 2005 yılındaki “Anlık İleti” sergisinde, dijital müdahalelerle oluşturduğu fotoğrafları ağaç baskı tekniğiyle kağıt yüzeyine aktarmış, geleneksel yöntemlerle teknolojik yöntemleri birlikte kullanarak bir biçim dili oluşturmuştu. 2007 yılındaki “Farklı Kaydet” sergisininin isminde de Adın’ın kullandığı bu dijital yöntemi vurgulama isteği görülüyordu. Sergi kataloğu için yazdığı yazıda Aysun Oran, Adın’ın resimlerinde figürün yüzeye, yüzeyin figüre sinsice akarak karışmasından bahsediyor ve şöyle diyordu: “Ancak bu mekânsızlığın taşındığı özgür alana karşın, ısrarla kullanılan ‘ten’in rengi ile, kadın imgesi, kendisiyle iç içe geçmiş vücut, beden ve dolayısıyla erotizm fikrini uyandırarak her izleyici için en azından aynı başlangıç noktasından hareketle resmi değerlendirmeye koşulluyor. Bu biçimsel donanım sayesinde izleyicide var olan bir öykü ‘farklı kayıt’ altında irdeletilmeye çalışılıyor. Kadın figürünün aidiyeti, bildik imgesel çağrışımları, alışılmış duygusal yağmalamaları, kadın formuna raptedilmiş anlamları sorgulatılırken, figürün oturtulduğu bir zemin ya da platform kullanılarak kadın figürü nesneleştirilmeye çalışılıyor.” Serkan Adın’ın 2008 yılında açtığı “E-doll” sergisinde de benzer bir etkiyi aradığını görüyoruz. Evrim Altuğ, bu sergi için kaleme aldığı “Mütebessim Mağdurlar” başlıklı yazısında, Adın’ın bir fenomen olarak kadını - karşı cinsi sanatta nasıl yaşadığımız, sunduğumuz ve bilgi haline getirdiğimizle ilgili yeni görsel tecrübeler sunduğunu dile getiriyor ve genç kadınların erotik bedenlerinin yeni ‘görsel kodlarla’ tekrar tekrar şifrelenerek gizlendiği, gizlendikçe de tahrik etkisini pekiştirdiğini vurguluyordu. Adın’ın bu yeni sergisinde yinebaşrolde genç kadınlarla ve karşı cinse bakışa dair kodlarla başbaşayız. Serkan Adın’ın resimleri, ilk bakışta Hipergerçekçi bir yöntemle yapılmış resimler gibi düşünülebilirse de bu büyük bir yanılgı. Adın’ın üretiminin Hipergerçekçilik ile kesişen tek yanı, Baudrillard gibi söyleyecek olursak, malzemenin (medium) fotoğraf yoluyla yeniden üretimi sırasında bir anlamda ölümün alegorisine dönüşmesi; gerçeğin üstünün, simülasyon katmanlarıyla örtülü olması nedeniyle, bu katmanların arasından gerçeğe ulaşmanın neredeyse imkânsız oluşu. Dolayısıyla Serkan Adın’ın resimlerindeki

K

A

Doçent Doktor

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü

IN

Burcu PELVANOĞLU

AD

no

ny

m

AN

oX

R

kodları deşifre edebilmek için önce sanatçının tekniğini deşifre etmek gerekiyor. Bazen hazır imajlara yer veren bazen de hafızasındaki bir öykü ya da film karakterinden yola çıkan Serkan Adın, imajlara yaptığı müdahale sonrasında, renk alanlarını gruplamaya özen gösteriyor. Ardından tüm renklerin kartelasını hazırlıyor, harita paftalarına çıktılar alıyor paftalara uygun ölçülerde plexi, pvc ya da branda naylonu keserek üzerlerine yerleştiriyor. Boyama aşamasında insülin enjektörleri kullanıyor ve kimyasal reçine bağlayıcılar yardımıyla renk tabakalarını birbirinden ayırıyor. Renk tabakaları birbirinden ayrılan, hatta (Militar-xist adlı işinde olduğu gibi) yüzeyleri birbirinden ayrılan işlerinde Serkan Adın, oluşturduğu mekân algısıyla (ara mekânlarla) izleyicinin dikkatini sadece kadın üzerine değil, “onu izleyen göz”ün üzerine de çekiyor. “Babysitter” resminde izleyiciyle ya da “onu izleyen göz”le direkt ilişki kuran figür, “Militar-x-ist”te ve “Ottomanslap”te bu ilişkiden kaçınıyor gibi görünmekle birlikte yine bu başka göze işaret etmeyi sürdürüyor. “Gummy Style” resminde ise Adın, jel şekerlerle kaplı arka fonu bir ayna üzerine yerleştiriyor ve bu gözün varlığını izleyicinin de farketmesini sağlıyor. Bir anlamda kadına bakış anı ile izleyici de mecburen yüzleşiyor, kendi bakışını kendisi yakalamak zorunda kalıyor. “Tag me!” resminde, izleyici bu ilişkiyi figüre takabileceği mıknatıslı rozetlerle kuruyor ve seçtiği rozet doğrultusunda anlamdaki kaymaların farkına varıyor. Serkan Adın’ın üretiminde sanat tarihsel referansları da yakalamak mümkün. Bu resimlerde, “Crime Scene”de olduğu gibi, bir Meryem ikonografisine ya da 19. Yüzyıl fotoğrafçılığından izlere rastlanabilir. Serkan Adın’ın tüm resimlerinde resmin mekânına sirayet eden bir gözden söz etmek ve bu göz üzerine birçok şey söylemek mümkün: Dişiliği nesne haline dönüştüren ama aynı zamanda ondan nemalanan bir kültür, kadını ancak kendi koyduğu ölçütler nispetinde tanımlayan ataerkil bir kültür, kadından korkan ve bu korkuyla kadına karşı gardını alan bir dinsel kültür… Bu, elbette upuzun bir listeye dönüşebilir ama önemli olan Serkan Adın’ın bu toplumsal bakış açısını ne tür süzgeçlerden geçirdiği… Figürlerini farklı teknikleri bir araya getirerek oluşturan Adın, tıpkı tekniğindeki gibi, farklı bakış açılarını da bir araya getiriyor; bir potada eritiyor. Bu nedenle Adın’ın son resimlerinde grafik dili, kadına dair algı biçimlerini ve bu algı biçimlerinin kaynaklarını görmek mümkün. Serkan Adın’ın kadınları cazibeyle korku arasında bir ara alanı tarif ediyorlar, tıpkı toplumsal bakış açımız gibi...


Third View

SE

As it was in his previous exhibitions “Instant Message (2005)”, “Save as (2007)”, “E-doll (2008)”, and “Killjoy (2011)”, the focal point of the latest exhibition of Serkan Adin is also female. Thus, this series is consistent with his last eight years of production and, in a sense, displays the gradual transformation of it. For his exhibition titled “Instant Message”, Serkan Adin had transformed the photographs, which had been created through digital manipulation, on paper using woodcut printmaking and generated a language of shapes using both traditional and technological mediums. From the title of his exhibition “Save as” from 2007, Adin’s wish to emphasize this digital technique could easily be noticed. In her essay written for the exhibition catalogue, Aysun Oran was talking about how surface and figure were leaking into each other sneakingly and mingling together: “However, besides this free sphere to where spacelessness is carried, by awakening the ideas of flesh that is intertwined with itself, the body and therefore eroticism, the color of ‘skin’ -which is used persistently- and the image of woman condition every viewer to evaluate the picture at least from the same starting point. With the help of this stylistic equipment, a story, which is already existent in the viewer’s mind, is being tried to be examined under “Save as”. While the belonging of female figure makes one to question the well-known imaginary associations, habituated emotional depredations, and meanings attached to female form, using a ground or platform where the figure was made stand, the female figure is being materialized.” We can see that Serkan Adin was searching for a similar effect in his exhibition “E-doll” from 2008. In her essay “Smiling Victims” which was written for this exhibition, Evrim Altug was mentioning that Adin offers new visual experiences on how we experience, present, and turn woman- the opposite sex- into information in art and emphasizing that the erotic bodies of women are being encoded again and again with new ‘visual codes’ which in turn consolidates their effect of incitement. In this new exhibition of Adin, we are again left têteà-tête with young women in leading roles and the codes regarding the opposite sex. Although Serkan Adin’s works can be thought as pictures that are made using hyperreal tehchiques, this is a huge fallacy. The only part of Adin’s production that intersects hyperrealism, in Baudrillard’s words, is the transformation of medium into the allegory of death while it is being reproduced via photography; the fact that because the reality is covered by layers of simulation, it

K

A

Mimar Sinan University of Fine Arts Faculty of Science and Letters, History of Art Dept.

IN

Associate Professor

AD

no

ny

m

AN

oX

R

Burcu PELVANOĞLU

is almost impossible to reach it through these layers. Thus, in order to decipher the coded in Serkan Adin’s pictures, one should first decipher his technique. Serkan Adin, who sometimes includes premade images and other times takes a story in his mind or a film character as a starting point, pays special attention for bundling the areas of color following his interventions on images. Then he prepares charts for all colors, has prints on threaders, and cuts pieces of plexi, pvc, or nylon canvas that suit the threaders and places those on threaders. In the process of painting, he uses insulin injectors and with the help of chemical resin binders, he seperates the layers of color from one another. In his works where the layers of color are separated from one another, or in his works (such as in Militar-x-ist), even the surfaces of which are separated from one another, Serkan Adin calls viewer’s attention not only on the female, but “on the eye that watching her” through the sensation of space (in-between spaces) that he creates. Although the figure in “Babysitter” who directly interacts with the viewer or with “the eye that is watching her”, looks like she is trying to steer clear of such a relationship in “Militar-x-ist” and “Ottomanslap”, she keeps pointing out this other eye. On the other hand, In “Gummy Style’’, Adin places a background covered with gummy candies on a mirror and enables the viewer to realize the existance of this eye. In one sense, the viewer compulsorily faces the moment of staring the female left with the necessity of catching his/her look by him/herself. In “Tag me!”, the viewer initiates the same relationship using the magnet pins and through the pin that s/he picks, s/he realizes the slips in the meaning. In Serkan Adin’s productions, it is also possible to catch the referrals associated with the history of art. In those pictures, as seen in “Crime Scene”, it is probable to encounter with a Virgin Mary icon or the traces of the 19th century photography. In all pictures of Serkan Adin, it is possible to mention an eye that spreads to the space of the picture and to tell a lot of things about it: a culture that materializes the femininity, but also capitalize on it, a patriarchal culture that describes women only through the norms it specified, a religious culture that is afraid of women and takes guard against them in result of this fear… This list can get longer and longer, but what is important is the type of filters that Serkan Adin uses to filter this societal perspective. Adin, who generates his figures using various techniques, brings different perspectives together and fuse them into one just like he does in his technique. This is why it is likely to see the graphic language, the styles of perception associated with female, and the origins of them. The women of Serkan Adin describe an in-between space that is between attraction and fear, just like our societal point of view.


Ottoman Slap, Pleksiglas 羹zer覺ne akrilik, rezin ve pasta / Acrylic, resin and pigment paste on plexiglass, 148 x 197 cm, 2013


Militarxist, Pleksiglas 羹zer覺ne akrilik ve rezin / Acrylic and resin on plexiglass,150 x 180 cm, 2013


Babysitter, Pleksiglas 羹zer覺ne akrilik ve rezin / Acrylic and resin on plexiglass, 150 x 148 cm, 2013


TAG ME, Alüminyum kompozit panel üzerine akrilik ve rezin (rozetler: mıknatıs üzerine akrilik ve rezin) / Acrylic and resin on aluminium composite panel (tags: acrylic and resin on magnet), 144 x 200 cm, 2013


Divine Silhouette, Dekota 端zerine akrilik ve rezin / Acrylic and resin on PVC foam,148 x 200 cm, 2013


Gummy Style, Al端minyum kompozit ve ayna pleksi panel 端zerine akrilik, rezin ve transparan pasta /Acrylic, resin and transparent paste on aluminium composite and mirror plexiglass panel, 140 x 200 cm, 2013


Feminine vs Freddy, Dekota 羹zerine akrilik, rezin ve selefon UV bask覺 / Acrylic, resin and cellophane UV print on pvc foam, 143 x 227 cm, 2013


CRIME SCENE, Pleksiglas 羹zer覺ne akrilik ve rezin / Acrylic and resin on plexiglass, 182 x 132 cm, 2013


Mother Nature, Pleksiglas 端zerine akrilik, rezin ve pvc / Acrylic, resin and pvc on plexiglass, 142 x 200 cm, 2013


A Special Santa, Al端minyum kompozit panel 端zerine akrilik ve rezin / Acrylic and resin on aluminium composite panel, 144 x 230 cm, 2013


Yayınlayan / Published by Artı Sanat Üretim Hizmetleri Ltd. Şti. Abdi İpekçi Caddesi Kaşıkçıoğlu Apt. No:42/2 Nişantaşı, İstanbul, Türkiye T +90 212 291 77 84 F +90 212 343 69 35 E info@artxist.com W www.artxist.com Koordinasyon / Coordination Yasemin Elçi, Elvin Evren Fotoğraflar / Photographs Mesut Güvenli, Burak Besen, Cenk Sezer Grafik Tasarım / Graphic Design Okay Karadayılar With special thanks to; Sinem Küçükler’e teşekkürlerle. Renk Ayrımı, Baskı ve Cilt / Color Seperation and Printing Mart Matbaacılık Sanatları Tic. ve San. Ltd. Şti. Mart Plaza, Merkez Mh. Ceylan Sk. No: 24 Nurtepe, Kağıthane, İstanbul T +90 212 321 23 00 F +90 212 295 1107 W www.martmatbaa.com.tr Bu katalog, 26 Aralık 2013 — 25 Ocak 2014 tarihleri arasında x-ist tarafından düzenlenen Serkan Adın’ın “AnonymoX“ adlı sergisi nedeniyle 1000 adet basılmıştır. This catalogue, of which 1000 were printed, has been prepared by x-ist on the occasion of Serkan Adın’s exhibition “AnonymoX” shown between December 26th, 2013 — January 25th, 2014. © Tüm yayın hakları saklıdır. İzin almadan çoğaltılamaz, yayınlanamaz, dağıtılamaz. © All rights reserved. No part of this publication may be reproduced or transmitted without permission.


26.12.2013 — 25.01.2014


Serkan Adın, AnonymoX, 2013