Page 1

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ SAYI: 145 ZAMAN’LA BÝRLÝKTE SATILIR

5, 6, 7. aylarda bebeklerin geliþimleri

BEBEÐÝM OTURUYOR ARTIK!

www.zaman.com.tr/ailem


ailem EDÝTÖR

ÝÇÝNDEKÝLER

Hesabý kitabý iyi öðrenmeli

Görevimiz ne durumda?

(+2) x (-2) = -4 Yukarýdaki iþlemde artý ikiyi, eksi iki ile çarptýðýmýzda sonuç eksi dört çýkar. Görünüþte çarptýðýmýz deðerler birbirinin ayný gibidir. Ama sonuç eksi çýkar. Ayný rakamlarý topladýðýmýzda ise þu sonuca varýrýz: 2 + (-2) = 0 Sonuç sýfýrdýr. Yani yaptýðýnýz iki birim silinip gitmiþtir. Halbuki o iki birimi yapýncaya kadar ne emekler çekmiþ, nelere katlanmýþtýnýz? *** Hayat da bir matematiktir. Matematik iþlemleriyle yaþar, artýlarý eksilerle çarpar, toplarýz; bazen böler, bazen de çýkarmalar yaparýz. Ama çoðu zaman eksi sayýlarýn sonucu eksi çýkarmasýný hesaba katmayýz. Elimizdeki artýlarý, eksilerimizin alýp götürdüðünü fark edemeyiz. Bazý testlerde dört yanlýþ bir doðruyu götürür. Ama hayatta bir yanlýþýn onlarca doðruyu götürdüðünü bilmeyiz. Bir banka kartý almak için uðraþýr, uzunca bir form doldurur, forma A’dan Z’ye bilgilerinizi eksiksiz yazarsýnýz. Sonra kartýn gelmesi için beklersiniz. Kartýnýzý bankamatiðe soktuðunuzda þifrenizi yazarsýnýz. Þifre yazmak kart almak için yaptýðýnýz zahmetin belki otuzda biri deðildir. Ama þifreyi üst üste üç kere yanlýþ yazarsanýz, bankamatik kartýnýza el koyar. Bütün emekleriniz yanlýþ yazýlan bir

4

Berat Kandili’ni nasýl ihya edelim?

8

Kulluk þuuruna erebilmek 12 Talimatlarý uygula, çok zengin olacaksýn 16 DOSYA: Bebeðim oturuyor artýk! 18 Dr. Can sizlerle

24

Onlarýn zamanýnda biz vardýk 26 Hz. Hatice (ra), Efendimiz’i (sas) en zor anlarýnda destekledi 28

ailem 17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ SAYI: 145

Feza Gazetecilik A.Þ. Adýna Ýmtiyaz Sahibi Genel Yayýn Müdürü Yayýn Danýþmaný Yayýn Editörleri

Katkýda Bulunanlar

Ali Akbulut Ekrem Dumanlý Hamdullah Öztürk Serhat Þeftali Mustafa Aydýn Þemsinur B. Özdemir Ali Demirel Ali Budak

Tasarým

Mehmet Þimþek

Kapak Fotoðrafý

Güliz Karaoðlan

Sorumlu Müdür ve Yayýn Sahibi Temsilcisi Reklam Koordinatörü Yayýn Türü

Yakup Akalýn Yakup Þimþek Yaygýn Süreli

Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21. 34196 Yenibosna-Ýstanbul Tel: 0212 639 34 50 (pbx) www.zaman.com.tr Baský: Feza Gazetecilik AÞ Tesisleri

http://www.zaman.com.tr/ailem Öneri ve teklifleriniz için: ailem@zaman.com.tr

Serhat Þeftali

s.seftali@zaman.com.tr

tek rakam yüzünden ziyan olur. Ahmet yazýlýda sýnav kaðýdýný verdiðinde sonuçtan emindir. Nitekim doðru cevabý verdiðini de imtihan sonunda teyit eder. Ama sýnavdan zayýf alýr. Hocasýna itiraz eder, “Sonucum doðru!” diye. Hocasý ona, “Evet sonucun doðru. Ama gittiðin yol yanlýþ. Bu sonuca doðru formül ve iþlemlerle varman gerekir. Bu imtihaný amacý da bu doðru yollarý biliyor musun, onu denetlemek.” der. Hayatta da sadece doðruya ulaþmak yetmez. Doðru yollardan gitmek ve hatasýz iþlemleri sýrayla uygulamak gerekir. Þofben zehirlenmelerinde insanlarýn neden iki adým ötedeki banyo kapýsýný açamadýðý ya da neden seslenemediði düþünülür. Çünkü banyodaki oksijen miktarý yavaþ yavaþ azalýr. Kiþiye aðýrlýk çöker ve uykusu gelir. Bilinci kapanmaya baþlar ve onu beyin ölümü izler. Yani kiþi çoðu zaman zehirlendiðini anladýðýnda hareket etmeye fýrsat bile bulamaz. Bu durum bize doðrularýmýzýn yanýnda küçük yanlýþlarýmýzý hafife almamayý öðretmeli. Ýhmalin ne kadar büyük bir kayba yol açacaðýný göstermeli. Doðrularýmýza sahip çýkalým. Yanlýþlarýmýzý da düzeltmeye azmedelim. Doðru bildiklerimizin içinde ayrýk otlarý bitmesine izin vermeyelim. Gönül baðýmýzýn bakýmýný da ihmal etmeyelim.


ailem

EDÝTÖR: ALÝ BUDAK

KISA KISA

Ehabbellâhu abden semhan bâian ve müþteriyen ve kâdýyen ve muktedýyen

Allah, satarken ve satýn alýrken; borcunu öderken ve alýrken müsâmahakâr davranan kulunu sever. (Ýmam Malik, el-Muvatta, 2/685)

Görevimiz ne durumda? Allah (cc) Kur’an’da kendi isim ve sýfatlarýnýn kainattaki tecelliyatýný hakir görüp reddedenlere yakýcý bir ateþ hazýrladýðýný, onlarýn o ateþin içinde devamlý kalacak ve kendilerini koruyan veya yardýmcý olan kimse bulamayacaklarýný bildiriyor. (Yunus Sûresi, 51-52-53) Bu meselenin günümüz Müslüman’ýný ilgilendiren tarafý ise “keþke” ile ilgilidir: “Yüzleri ateþte gâh bu yana, gâh öbür yana çevirileceði gün, ’Ah! Ah ne olurdu! Keþke Allah’a itaat etseydik, keþke Peygamber’e itaat etseydik! Ey ulu Rabb'imiz! Sözün doðrusu, biz önderlerimizin ve büyüklerimizin dediklerine uyduk; ama onlar bizi yoldan saptýrdýlar. Ey ulu

Rabb’imiz! Onlara azabýn katmerlisini ver, en dehþetli lânetle lânet et onlara!’ derler.” (Ahzab, 33/64-68) Eðer sözümüzün ve tavýrlarýmýzýn kendilerini iyi yola sokacaðý insanlar varsa, unutmayalým ki onlara karþý sorumluyuz ve bu insanlar Allah'ý tanýma nimetinden mahrum olarak ahirete göçerlerse onlarý yakacak olan ateþ bizi de yakacak demektir. Bir gün kardeþinin oðlu Muhammed bin Sûkâ Hazretleri'ne bir sual sordu. Hazret aðlamaya baþladý. Yeðeni, “Cevap vermeyecek misiniz?” deyince, o da, “Ey kardeþimin oðlu, sualin cevabýndan âciz olduðum için deðil, bu konuyu bugüne kadar sana öðretmediðim için aðlýyorum.” buyurdu.

TV, ömrümüzü yiyip bitirmesin Televizyonun, hayatýmýzýn önemli bir parçasý haline geldiði bir gerçektir. Ülkemizde her 100 aileden 98'inin oturma odasýnda bir televizyon vardýr. Yetiþkinler, günlerinin en az 2-3 saatini televizyon karþýsýnda geçiriyor. Bu oran gençler ve çocuklarda daha 17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 4

da artýyor. Bir çocuðun günde ortalama 3 saat TV izlediðini düþünürsek, bu yýlda 1.100 saat eder. Bu zaman dilimi, insan ömrüne göre hesaplanacak olursa, 70 yaþýna ulaþmýþ bir kimse, ömrünün 7-10 yýlýný televizyon baþýnda geçiriyor demektir.


ailem KISA KISA

Rabbenâ lâ tüzið kulûbenâ ba&de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeten inneke ente’l-vehhâb

“Ey bizim kerîm Rabb’imiz, bize hidâyet verdikten sonra kalplerimizi saptýrma ve katýndan bize bir rahmet baðýþla. Þüphesiz baðýþý bol olan (Vehhab) Sensin.” (Âl-i Ýmrân Sûresi, 8. ayet)

Kisra, Efendimiz’in (sas) mektubunu parçalayýnca ne oldu? Ýran’ýn kralý Kisra, Efendimiz’den (sas) gelen hidayete davet mektubunu okur okumaz parçalayýp atmýþtý. Efendimiz (sas) de bu durumu sahâbîlerine haber vermiþ ve “Benim mektubumu parçaladý, Allah (cc) da onun saltanatýný paramparça edecek.” buyurmuþtu. Çok geçmeden kendi öz oðlu onu paramparça etti. Ve daha sonra da saltanatý parçalanarak Peygamberimiz’in (sas) sahâbîsinin (Sa’d Ýbn-i Ebî Vakkas) ayaklarý altýnda kaldý. O’na dil uzatanlarýn âkýbeti hep Fars kralý gibi olmuþtur. (Salih Suruç, Kâinatýn Efendisi Peygamberimizin Hayatý, Cilt 2, s. 363)

Ýki göz vardýr ki! “Ýki göz vardýr ki, cehennem ateþi onlara dokunmaz. Bunlardan birincisi Allah korkusundan, O’na saygýdan dolayý aðlayan göz, diðeri ise memleketine, iffetine, namusuna, dinine, diyanetine yapýlacak saldýrýlarý gözetlemek için Allah yolunda nöbet tutan gözdür.” (Tirmizi, Fezailu’l-Cihad, 12) buyurarak iki göz sahibinden bahseder Allah Rasulü. 17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 6

Önce kendimizi düzeltelim! Hep baþkalarýný ýslaha çalýþmak ve onlarý düþünmek iyi de bu arada kendi iç dünyamýz ne âlemde? Kazançta mýyýz, kayýpta mý? Aþaðýya aldýðýmýz âyetler ýþýðýnda kendimize yeniden bir çekidüzen vermemiz gerekmiyor mu? “Gerçek þu ki, insanlar kendi iç dünyalarýný deðiþtirmeden Allah onlarýn durumunu deðiþtirmez.” (Ra'd 11) “Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahþettiði nimeti ve esenliði, o toplum kendi gidiþini deðiþtirmedikçe asla deðiþtirmez; ve (bilin ki) Allah her þeyi iþiten, her þeyi bilendir.” (Enfal 53)


Reci’ hadisesi ve müþriklerin ihaneti On kiþilik bir Müslüman âlim grubunun müþrikler tarafýndan hile ile pusuya düþürülerek þehit edildikleri hadiseye Reci’ hadisesi denir. Hicrî 4/Milâdî 626 yýlýnda gerçekleþen ve bütün Müslümanlarý kahreden bu olay þöyledir: Medine civarýnda Adal ve Karra adlarýnda iki kabile vardý. Bu kabilelerin ileri gelenleri, Hz. Peygamber’e (sas) gelerek Müslüman olmak istediklerini, kendilerine Kur'an-ý Kerim'i ve Ýslâm dinini öðretecek muallim ve mürþidler göndermesini istediler. Asým b. Sâbit baþkanlýðýnda on kiþi gönderildi. Bu on kiþi, baþlarýna geleceklerden habersizdi. Sözü edilen heyet Mekke ile Usfan arasýnda Hüzeyl kabilesine ait “Reci” adý verilen yere ulaþtýklarýnda, birdenbire, 100'ü okçu olmak üzere iki yüz kiþilik bir çetenin hücumuna uðramýþlar ve ne olduðunu anlayamadan kendilerini savunmak amacýyla bir daða iltica etmiþlerdi. Gerçekten de, mürþid ve

muallim isteyenlerle Hüzeyl kabilesi yakalayacaklarý Müslümanlarý müþriklere para karþýlýðýnda satma konusunda anlaþmýþlardý. Sahabilerin teslim olmasý istendi; ancak onlar kahramanca direndi. Âsým (ra) durumun Hz. Peygamber’e (sas) malum olmasý için Allah Teâlâ'ya yalvardý. Çýkan çarpýþmada, Âsým'ýn da içinde bulunduðu 8 kiþi þehit oldu. Olayý daha önceden haber alan Kureyþ, Âsým'ýn kafasýný getirmeleri için bazý kiþileri özel olarak görevlendirmiþti. Fakat arýlarýn þehidin cesedine üþüþmesi sebebiyle, Hz. Âsým'a düsündüklerini yapma imkâný bulamadýlar. Bu arada Zeyd ve Hubeyb adlý sahabiler, “Teslim olursanýz öldürmeyeceðiz” sözlerine inanarak teslim oldular. Müþrikler, bu iki Müslüman teslim olur olmaz, baðlayarak Mekkelilere sattýlar. Mekke'nin önde gelenlerinden Safvan b. Umeyye tarafýndan satýn alýnan Zeyd’in, Ku-

reyþlilerin katýlýmýyla meydanda öldürülmesine karar verildi. Mekke'nin ileri gelenlerinden Ebû Süfyan, Kureyþli müþriklerin huzurunda Zeyd'e, “Hayatýnýn baðýþlanmasý karþýlýðýnda Muhammed'in (sas) öldürülmesini ister miydin, söyle bakalým!” dediðinde Zeyd'in cevabý þu olmuþtu: “Kesinlikle! O’nun ayaðýna bir diken batmasýna bile razý olmam!” Zeyd'in bu cevabý karþýsýnda Ebu Süfyan, “Muhammed (sas) kadar, arkadaþlarý tarafýndan sevilen baþka biri yoktur.” demekten kendini alamadý. Zeyd, bu cevabýndan hemen sonra, Safvan’ýn kölesi Kýstas tarafýndan acýmasýz bir biçimde þehit edildi.

Hubeyb’in iki rekat namazý Hubeyb de (ra), idam edilmeden önce iki rekât namaz kýlmak üzere izin istedi ve namazýný kýldý. Hubeyb'in idamdan önce kýldýðý iki rekât namaz, o zamandan sonra idam edilecek olan Müslümanlarýn kýlailemnamaz 7 17 halini EYLÜL 2005 CUMARTESÝ dýklarý bir aldý.


ailem BERAT KANDÝLÝ

Müminlerin af ve maðfiretine vesile olan kýymetli gecelerden Berat Kandili’ni nasýl ihya edelim ki sevabýmýz çok, beratýmýz mübarek olsun? MUSTAFA AYDIN

BERAT KANDÝLÝ’NÝ nasýl ihya edelim? lâhi rahmetin coþtuðu, manevî huzur ve sükunun kalplere doðduðu, coþkun rahmet dalgalarýnýn baþladýðý mübârek üç aylarýn ikincisi olan Þaban ayý içerisinde bulunan Berat Gecesi her Müslüman için önemli bir zaman dilimidir. Hz. Peygamber (sas) Þaban ayýna ve özellikle bu ayýn on beþinci gecesine ayrý bir önem vererek onu ihyâ etmiþtir. (Tirmizî, Savm, 39) Berat, Arapçadaki “berae-beraet” kelimesinin Türkçeleþmiþ halidir. Beraet, “iki þey arasýnda iliþki olmamasý”, “kiþinin bir yükümlülükten kurtulmasý” veya “yükümlülüðünün bulunmamasý” anlamýna gelir. Allah’ýn (cc) affý ve baðýþlamasý ile Müslümanlarýn günahlarýndan temizlenmesi ümidiyle bu geceye Berat Gecesi denilmiþtir. Bu gecenin diðer gecelerden daha fazla ibadet ile geçirilmesinin sebebi þu hadis-i þeriftir: “Þaban ayýnýn yarý gecesi (on beþinci gece) oldu mu, onu ibadet ve taatla geçirin. Gündüzünde oruç tutun. Zira Allahü

Ý

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 8

Teâlâ o gecenin gurûb vakti (güneþin batmasýyla) dünya semasýna rahmetle tecelli eder ve fecir doðana kadar, ‘Yok mu bana istiðfar eden (af isteyen), onu maðfiret (af) edeyim. Yok mu benden rýzýk isteyen, ona rýzýk vereyim. Yok mu bir musibete uðrayan (hasta olan), ona âfiyet bahþedeyim. Yok mu þöyle, yok mu böyle!’ der.” buyurmuþtur. (Ýbn Mâce, “Ýkame”, 191) Peygamberimiz, Efendimiz (sas) baþka bir hadîs-i þerifinde þöyle buyuruyor: “Allah (cc), Þaban ayýnýn yarý gecesinde dünya semasýna lütufla tecelli edip, ‘Kelp’ kabilesinin koyun sürüsündeki kýllardan daha çok kimselerin günahlarýný maðfiret eder (baðýþlar).” (Tirmizî, “Savm”, 39; Ýbn Mâce, “Ýkame”, 191) Bir diðer hadîs-i þerifte de Hz. Muhammed (sas) þöyle buyurmuþtur: “Allah (cc), Þaban ayýnýn yarýsýnda kullarýnýn hallerini gözden geçirir, müþrik ve kindar olanlardan baþka herkesin günahlarýný affeder.” (Tac, II/93)

Gecesini ibadetle gündüzünü oruçla Þaban ayýný ve özellikle on beþinci gecesi olan Berat Gecesi’ni namaz kýlarak, bol bol dua ederek, iþlenen günahlar için tövbe edip halis bir þekilde, gözyaþlarýyla affedilmeyi dileyerek, kýrgýnlýklarý unutup eþ, dost, akrabaya sevgiyle, þefkatle sarýlarak, ihmal edilen düþkünlere yardým elini merhametle uzatarak geçiren Müslümanlar bol bol rahmete, maðfirete kavuþacaklar. Kararmaya yüz tutmuþ kalpler, perdelenmiþ gözler, vicdanlar, solmaya baþlamýþ gönüller Ýlâhî lütuflarla kendine gelecek, hissedilen güzel duygularýn coþkusuyla boþalan sevinç gözyaþlarý içinde alýnlar peþ peþe secdelere, ruhlar semaya varacak. Kaynaklarýn belirttiðine göre Berat Gecesi’ne mahsus özel bir namaz yoktur. Gazâlî’nin rivayet ettiði yüz rek’at namazýn sonradan âdet haline geldiði kaydedilmektedir. (Ýslâm Ansiklopedisi V, 475)


ailem BERAT KANDÝLÝ

Kýble bu gece Kâbe’ye çevrildi

FOTOÐRAF: GÜLÝZ KARAOÐLAN

Kýblenin Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kâbe istikametine çevrilmesinin hicretin ikinci yýlýnda, Berat Gecesi’nde vuku bulduðunu kabul eden âlimlerin olmasý bu geceye ayrý bir önem kazandýrmaktadýr. Kur’ân-ý Kerîm’in buyurduðu, “Apaçýk olan Kitab’a and olsun ki, biz O’nu (Kur’an’ý) mübarek bir gecede indirdik.” (edDuhân, 2, 3) Bu âyette geçen ‘mübarek gece’den maksadýn Kadir Gecesi veya Berat Gecesi olduðu hakkýnda müfessirler ihtilâf etmiþlerdir. Bir kýsmý “Kadir Gecesi” þeklinde, bir kýsmý da “Berat Gecesi” olarak tefsir etmiþ ve bu gecede Kur’ân-ý Kerîm’in tamamýnýn “levh-î mahfûz” (Allah’ýn takdirinin, olmuþ ve olacak þeylerin yazýlý olduðu levha)dan dünya semasýna indiði, Kadir Gecesi’nde de âyetlerin peyderpey yeryüzüne, Hz. Muhammed’e inmeye baþladýðý þeklinde yorumlamýþtýr. (Elmalýlý M. Hamdi Yazýr, Hak Dini Kur’an Dili, VII, 67-69)


ailem BERAT KANDÝLÝ

Berat Gecesi’nde TV’lerin fiþini çekelim! Berat Gecesi’ni büyük nîmet ve fýrsat bilmek gerekiyor. Çünkü zamaný kesinlikle bilinen bir gecedir. Kadir Gecesi, çok büyük bir gecedir; ancak onu “yakalamak” gibi ayrýca bir gayret gerekmektedir. Berat ise beraberinde getirdiði akýl almayacak kurtuluþ fýrsatlarýyla “seccademizin kývrýmlarýnda” bizi beklemektedir. Mahþer günü piþman olmamak için, TV’lerin fiþini çekip çok ibâdet yapmak gerekiyor. Berat Gecesi’nde çok duâ etmeli, âlem-i Ýslam’ýn felahý, hayýrlý rýzýk ve evlat istenmeli, kö-

tü sondan, îmânsýz ölmekten Allahü Teâlâ’ya sýðýnmalýdýr. Cehennem ateþinden kurtuluþ beratý bu gecede samimi olarak edeceðimiz dualarla verilecektir. Cenab-ý Hakk’tan bereket, maðfiret, aklýselim, kalb-i selim ve sýhhat-i beden istenmelidir. Rahmet kapýsý her an açýk olan Berat gibi mübarek geceler, Müslümanlarýn Allah’a yöneldikleri, ibadetlerle meþgul olduklarý, hayýr ve hasenat yaptýklarý; günahlarýnýn baðýþlanmasýný Yüce Allah’tan istedikleri bereketli ve feyizli zamanlardýr.

FOTOÐRAF: TURGUT ENGÝN

Dua edip affýmýzý istemeli, anne ve babamýzýn hayýr dualarýný almaya, akraba ve dostlarýmýzýn gönüllerini kazanmaya çalýþmalýyýz.

Rabb’imizin her zaman affý boldur Yüce Rabb’imizin affý ve baðýþý çoktur. Kullarýndan O’na yönelip af ve maðfiret dileyenlerin dualarýný kabul eder. Öyle ise bu gibi mübarek geceleri fýrsat bilip tövbe ve istiðfar etmeliyiz. Böyle feyizli ve bereketli gecelerde bir taraftan Yüce 17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 10

Rabb’imize dua edip affýmýzý istemeli, diðer taraftan da anne ve babamýzýn hayýr dualarýný almaya, akraba, komþu ve arkadaþlarýmýzýn gönüllerini kazanmaya ve aramýzdaki insanî iliþkileri daha da güçlendirmeye çalýþmalýyýz. Ayrýca, ara-

mýzda dargýnlýk bulunan kardeþlerimizle, bu mübarek gecenin aydýnlýðýnda barýþalým, düþünce ve meþrep farklýlýðý gözetmeden onlarla kucaklaþalým ve kýrýlan gönülleri onarmaya gayret edelim. Hiç þüphe yok ki bu gayretler, Allah’ýn rýzasýna ermemize vesile olacaðý gibi, birlik ve beraberliðin pekiþmesine de önemli katkýlar saðlayacaktýr. Þifa, rýzýk ve maðfiret isteyen yok mu? Efendimiz, ibadetle ihya etmiþtir Hz. Aiþe (ra) validemizin rivayetine göre, Peygamber Efendimiz, Berat Gecesi’ni ibadetle geçirmiþ ve kýldýðý namazýn secdesinde þöyle dua etmiþtir: “Allah’ým! Azabýndan affýna, gazabýndan rýzana sýðýnýyorum. Ya Rabbi! Senden yine Sana sýðýnýyorum. Sen yücelerden yücesin, Seni layýk olduðun þekilde medh-ü sena edemiyorum. Sana layýk bir þükürle þükredemiyorum. Sen ancak kendini övdüðün gibisin.” (Ýbni Mace, C. 1, s. 444)


ailem ÝBADET

Bir kul olarak bizim için en büyük nimet, Rabb’imize karþý kulluk vazifemizi yerine getirebilme gayretimizdir. ALÝ DEMÝREL

KULLUK ÞUURUNA EREBÝLMEK þkýn, ýzdýrabýn, çilenin, heyecanýn nu vicdanlarýmýza duyuruyor. Gerçi ve samimiyetin nadide rehberidir biz belki de çoðu defa körlük ve hisMevlânâ Celaleddin Rûmi Hazretleri. sizlik yaparak bunlarý duyamýyoruz. Kulluk bizim için bir ihtiyaç, hatta O, sað elini Hakk’a uzatarak kulluðun zirvelerine doðru kanatlanmýþ, sol elini bir zaruret, Allah’ýn bizim üzerimizde ise halka uzatarak orada tadýp doydu- bir hakkýdýr. Efendimiz (sas) þöyle buðu engin ruhânî zevkleri onlarla paylaþ- yurur: “Ya Muaz, Allah’ýn kullarý üzerinmýþtýr. Mevlânâ bir ömür boyu kulluk de olan hakkýnýn, kullarýn da Allah üzedüþüncesine kilitlenip kulluðun insana rindeki hakkýnýn ne olduðunu biliyor bahþedilmiþ en büyük paye olduðunu musun?” sorusuna, Hz. Muaz: “Allah ve haykýrmýþtýr. O, sadece Allah’a kulluk Peygamber’i daha iyi bilir.” diye cevap yapmýþ ve gönlünü O’nun marifetiyle verir. (Allah Rasulü’nün muhataplarýna coþturmuþ ve iliklerine bu türlü hitabý çok olmuþtur. Çünkü O, bu ve kadar iþleyen bir kulbenzeri sorular ile muluk þuuruyla hep ilâhî azameti anlatmýþtýr. hatabýný, söyleyecekleriEvet, kulluk bizim ni zihnen ve fikren diniçin en önemli payedir. lemeye hazýr hale getirir, onlara ilk tembihini Biz bu hakikati, günde en az kýrk defa namazyapardý.) Bunun üzerine Efendimiz (sas): “Allarda okumuþ olduðulah’ýn kullar üzerindeki muz Fatiha Sûresi’ndeki “Ancak sana kulluk edehakký Allah’a eþ, ortak Mevlânâ, kulluðu þu altýn koþmadan O’na kulluk riz ve yalnýz senden yardizelerle ifade etmiþtir: etmeleridir. Kullarýn Aldým dileriz.” (Fatiha, “Kul oldum, kul 1/5) ayetiyle ilan ediyolah üzerindeki hakkýna oldum, kul oldum! ruz. Rabb’imiz, her varlýgelince, onlara azap etBen Sana hizmette ðýn dili ile kendisini bize memesidir.” buyurur. iki büklüm oldum. Kullar âzad olunca þâd anlatýyor. Her varlýðýn Gerçi kul saygýsýzlýk (mutlu, memnun) olur; çehresi ile kendisini bize edip “Allah üzerinde Ben Sana kul olduðumdan gösteriyor ve her varlýhakkým var.” diyemez. dolayý þâd oldum.” ðýn hareketi ile her hareÇünkü kimsenin Allah ketin arkasýnda olduðuüzerinde hakký yoktur.

A

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 12


ailem Ama Cenab-ý Hak o kadar lütufkardýr ki, adeta “Benim size vereceðim þeylere hakkýnýz nazarý ile bakabilirsiniz. Yani Ben size hayat, sýhhat, mal-mülk verdim. Buna karþýlýk Bana eþ, ortak koþmadan kulluk yaparsanýz, yine sizin iktidarýnýz dýþýnda ve ulaþmanýz mümkün olmayan cenneti, o cennet içerisinde cemalimi perde perde açýp sizin önünüze sererim ve siz þimdiden bunlara hakkýnýz nazarý ile bakabilirsiniz.” diyor. Allah’a kullukla gönlü coþan bir insan ruhen doygunluða eriþir. Allah’ýn razý olacaðý bir kulluk performansýna yükseldiði müddetçe de o, iç dünyasýnda en derin mutluluk ve tarifi imkansýz hazlar yaþar. Böyle bir insan, almýþ olduðu manevi lezzetler sayesinde günlük hayatýnda önünü kesen her türlü zorluklar karþýsýnda sarsýlmadan durabilir. Çünkü o, eþya ve hadiselerin tek yaratýcýsý Yüce Allah’a dayanmýþ ve O’na güvenmiþtir. Bu güven elbette ki onu yalnýz býrakmayacaktýr. Bir kul olarak bizim için en büyük nimet, Rabb’imize karþý kulluk vazifemizi yerine getirebilme gayretimizdir. “Bulduðumu Sen’de buldum, Bâtýl þeylerden kurtuldum; Gelip kapýnda kul oldum; Rabb’im Sana döndüm yüzüm! Dünyalar Sen’inle cennet, Nimet Sen’den kime minnet? Gel kuluna merhamet et! Rabb’im Sana döndüm yüzüm!” mýsralarýnda ifade edildiði gibi her an O’na yönelmek, O’nun rahmetinin enginliðini iliklerimize kadar duymak, O’ndan gayrý hiçbir þeye gönül vermemek çok büyük bir ayrýcalýktýr. Rabb’im, bu ayrýcalýðý her an içimize duyursun.

FOTOÐRAF: ALÝ ÜNAL

ÝBADET

Büyüklerimiz, kulluk düþüncesine kilitlenip kulluðun insana bahþedilmiþ en büyük paye olduðunu haykýrmýþtýr. Onlar, sadece Allah’a kulluk yapmýþ ve gönlünü O’nun marifetiyle coþturmuþ ve hep ilâhî azameti anlatmýþlardýr.


ailem GIYBET

Kur’an, gýybeti “kardeþinin etini yemek” olarak tanýmlýyor. Ateþin odunu yediði gibi gýybet de sevaplarýmýzý alýp götürüyor. TÛBA ÝLKNUR AYDIN

Kardeþimizin etini yemeyelim! nsan olarak sahip olduðumuz kötü huylardan biri de “gýybet”tir. “Dedikodu, koðuculuk, laf taþýmak, arkadan birini çekiþtirmek”, “gýybet”in Türkçedeki karþýlýðýný oluþturmaktadýr. Bir kiþinin iþittiði zaman hoþlanmayacaðý þeyleri arkasýndan söylemeye gýybet denir. Bu Kur’an’ýmýzýn yasakladýðý çok büyük ve haram bir davranýþ olup ahlâk dýþý bir harekettir. Dedikodu, baþkalarýnda kusur arama alýþkanlýðýnýn, sürekli memnuniyetsizliðin, can sýkýntýsýnýn, hiçbir iþi ba-

Ý

þaramamýþ olmanýn sonucudur. Bazýlarý kendi kusurlarýný görüp düzeltecekleri yerde, baþkalarýnýn eksiklerini araþtýrýp etrafa yaymaya çalýþýrlar. “Yapma, konuþma günahtýr!” dendiðinde de “Yalan deðil ki, ben bunu onun yüzüne de söylerim!” derler. Zaten doðru olan bir þeyi o kiþinin haberi olmadan arkasýndan konuþmaya gýybet denir. Eðer söylenen þey yalan olsaydý, ona gýybet deðil, iftira denirdi. Gýybet, Kur’ân-ý Kerim’de kesin olarak yasaklanmýþtýr: “Bir kýsmýnýz diðer bir kýsmýnýzý çekiþtirmesin.

Hiç sizden biriniz ölü kardeþinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksinirsiniz deðil mi?” (Hucurât/12) Hz. Peygamber’den (sas) rivayet edilen birçok hadis-i þeriflerde de dedikodunun kesin bir þekilde çirkinliði vurgulanmakta ve yasaklanmaktadýr: “Gýybet, zinadan daha kötüdür. Çünkü bir adam zina eder, Allah’a tövbe eder ve Allah onun tövbesini kabul eder. Ama dedikodu eden kimse, ancak gýybetini yaptýðý kimsenin affýyla maðfirete uðrar.” (el-Münziri, a.g.e. V, 155)

týðý kimsenin p a y i n ti e b ýy g kimse, ancak ) Dedikodu eden ziri, c. V, s: 155 n ü M l(e .” r a r te uð affýyla maðfire


ailem GIYBET

Gýybet “kul hakký” sýnýfýnda Bediüzzaman, Mektubat adlý eserinde bu ayetleri þöyle tefsir ediyor: (22. Mektub’un sonu) 1. Soru edatý olan ilk harf diyor ki: Acaba, soru sorma ve cevap verme yeri olan aklýnýz yok mu ki, bu kadar çirkin bir þeyi anlamýyor? 2. “Hoþlanýr mý?” kelimesi diyor ki: Acaba, sevme ve nefret etme yeri olan kalbiniz bozulmuþ mu ki, en nefret edilen bir iþi seviyor? 3. “Sizden biri” ifadesi diyor ki: Ýctimai ve medeni hayatýnýz ne hale gelmiþ ki, hayatýnýzý zehirleyen böyle bir iþi kabul ediyor? 4. “Yemekten hoþlanýr mý?” ifadesi diyor ki: Ýnsanlýðýnýza ne olmuþ ki, arkadaþýnýzý canavarcasýna diþinizle parçalamaya çalýþýyorsunuz? 5. “Ölmüþ kardeþinin etini” ifadesi diyor ki: Kendi hemcinsinize acýmanýz yok mu ki, birçok yönden kardeþiniz olan mazlum bir insanýn manevi kiþiliðini insafsýzca diþliyorsunuz? Ve hiç aklýnýz yok mu ki, kendi âzânýzý kendi diþinizle deli gibi ýsýrýyorsunuz? Vicdanýnýz nerede? Yaratýlýþýnýz bozulmuþ mu ki, en muhterem bir halde iken, ölü bir kardeþinizin etini yemek gibi en çirkin bir iþi yapýyorsunuz?

Her açýndan kötü bir davranýþ Gýybet, akýl açýsýndan, kalb yönünden, insanlýk olarak, vicdanen, yaratýlýþ gayesi açýsýndan kötü ve çirkin bir fiildir. Bu anlamýyla gýybet etmek; düþmanlýðý, kýskançlýðý ve inatçýlýðý bir meslek olarak seçen insanlarýn kullandýklarý bayaðý bir silahtýr. Þeref ve onur sahibi bir insan böyle bir þeye tenezzül edip kullanmaz. Gýybet etmek, mükerrem bir varlýk olan insanlýða karþý bir günahtýr. Ýnsanýn þerefini ayaklar altýna alan bir suçtur, sýrttan hançerleme gibi kalleþçe bir tavýrdýr. Bundan dolayý iman nimetini kalbinde taþýyan bir insanýn böyle bir hataya bile isteye düþmesi tahayyül edilemez.

Gýybetin caiz olabileceði yerler 1. Kötü bir adamýn yaptýklarýný o iþi halledebilecek ve yetkili durumdaki birisine þikâyet etmek. 2. Eðer bir insan ticaret yapacaðý veya evlilik baðý kuracaðý birisi hakkýnda biriyle istiþare ederse, o kiþi gerçeði söylemediði takdirde önemli bir kötülüðün veya zararýn meydana geleceðinden korkulursa, o zaman baþka zaman gýybet diyebileceðimiz konuþma yapýlabilir. 3. Bedensel özürlü birisini tarif etmek için. 4. Büyük günahlarý (içki, kumar, fuhuþ, þirk) utanmadan açýkça iþleyen adam hakkýnda konuþmak. Bunlar gýybet sayýlmaz. Çünkü burada iyi niyetle, hak olan bir mesele dile getirilmektedir.


TALÝMATLARI UYGULA, üyük Selçuklu Sultanlýðý döneminde Ýran’ýn ufak bir þehrinde tek oðlu olan dul bir kadýn yaþýyormuþ. Dünya hayatýnýn sonuna gelmiþ olduðunu hissedince oðlunu çaðýrmýþ ve ona þöyle demiþ: “Çok güçlük içinde yaþadýk, çünkü fakiriz; ama sana büyük bir zenginlik emanet ediyorum. Onu bana güçlü bir büyücü hediye etmiþti. Ýçinde muazzam bir defineye ulaþmak için gereken bütün iþaretler mevcut. Benim bunu okuyacak ne takatim var, ne de zamaným. Þimdi onu sana emanet ediyorum. Talimatlarý uygula, çok zengin olacaksýn.” Annesini kaybetmenin verdiði derin üzüntü geçtikten sonra oðul, o eski ve deðerli büyük kitabý okumak üzere almýþ. Kitabýn baþ kýsmýnda þöyle yazýyormuþ: “Hazineye ulaþmak için sayfa atlamadan okuyunuz. Eðer hemen netice kýsmýna atlarsanýz, kitap bir sihirle kendiliðinden yok olacak ve hazineye eriþemeyeceksiniz.” Bundan sonra ise uzak bir ülkede

B

birikmiþ olan zenginliðin miktarýndan bahsediliyor, ayrýca bu hazinenin bir maðarada çok iyi korunmakta olduðu da yazýlýyormuþ. Ýlk sayfalardaki Farsça metin bir yerde kesilmiþ ve bundan sonrasý Arapça devam ediyormuþ. Kendisini þimdiden zengin olarak görmekte olan genç, baþkalarý da bu sýrrý öðrenip, üstelik kendisine yanlýþ bilgi vererek hazineye sahip olmasýnlar diye metni tercüme ettirmeye teþebbüs etmemiþ. Onun yerine büyük bir ihtirasla Arapça öðrenmeye baþlamýþ. Sonunda metni mükemmel þekilde okuyacak hale gelmiþ. Fakat bir noktadan sonra kitap Çince devam ediyormuþ. Sonra da baþka lisanlar geliyormuþ. Genç adam azimle ve sabýrla bunlarýn hepsini çalýþmýþ. Bu


arada yaþamak için gereken parayý da bu öðrendiði lisanlardan temin etmeyi baþarmýþ ve bir süre sonra da baþkentin en iyi tercümanlarýndan biri olarak tanýnmýþ. Böylece bir zaman sonra hayatý toparlanmaya baþlamýþ. Birçok lisanda yazýlmýþ bir dolu sayfadan sonra kitapta bu hazinenin nasýl idare edilmesi gerektiðine dair talimatlar varmýþ. Buraya geldikten sonra genç adam istekli bir þekilde iktisat ve ticaret öðrenmiþ; ayrýca hazineyi bir kere ele geçirdikten sonra aldatýlmalara maruz kalmamak için kýymetli metallerin ve mücevherlerin, menkul eþyalarýnýn ve gayrimenkullerin deðerlerini de belirlemeyi öðrenmiþ. Bu arada daha iyi bir hayat sürdürebilmek için de, öðrendiklerini uyguluyormuþ. Hatta onun çok lisan bilen ve maliyeden iyi anlayan biri olarak þöhreti saraya, hatta sultana kadar ulaþmýþ. Ona önceleri bazý küçük vazifeler tevdi eden sultan, sonunda onu krallýðýn genel valisi olarak tayin etmiþ. Birçok önsözden sonra kitap so-

nuna doðru gereken daha teknik konulara giriyor ve büyük kapý nasýl inþa edilir, vinç nasýl yapýlýr, maðaraya eriþmek için bocurgat nasýl kurulur, büyük taþ kapýlar açýlýrken, büyük taþ kütleler nasýl çýkartýlýr, yol yapýmýnda yollarý düzlemek için dolambaçlý yerler nasýl doldurulur ve buna benzer konularý anlatýyormuþ. Bu sýrrýný asla hiç kimseyle paylaþmayý düþünmeyen ve dolayýsýyla hiç kimseden yardým almayan o dul kadýnýn oðlu, böylece bilge ve sayýlan bir kiþi olmuþ. Daha sonra mühendislik ve þehir planlamacýlýðý çalýþmýþ. Nihayet kültürü çok takdir eden sultan, onu vekili ve sarayýn mimarý atamýþ ve derken sonunda vezirliðe yükseltmiþ. Gerçekten tüm krallýkta onun kadar ilme yatkýn, bizim hazine kitabýný okuyacak kadar kabiliyetli bir kiþi yokmuþ. Artýk son sayfaya gelmiþ ve hatta bu son sayfayý okuyacaðý ayný gün, þahýn kýzý ile evlenecekmiþ. En son yapraðý çevirip þu son cümleyi okumuþ: “Bilmek en büyük hazinedir.”

ÝLLÜSTRASYON: ABDÜLKERÝM KESKÝN

ÇOK ZENGÝN OLACAKSIN


5, 6, 7. aylarda bebeklerin geliþimleri

Bebeðim oturuyor artýk! HAZIRLAYAN: DR. ÞULE ASRÝ FOTOÐRAFLAR: GÜLÝZ KARAOÐLAN

Hayatýnýzýn belki de en güzel deneyimini yaþýyorsunuz. Çocuðunuz artýk ömründen birkaç ayý geride býraktý. Her ay sizi þaþkýna çevirecek deðiþiklikleri yavaþ yavaþ görmeye baþlýyorsunuz.


Bebeðim oturuyor artýk!

SALLAN YUVARLAN BEBEK

Beþ ay sonunda bebeðiniz doðum kilosunun yaklaþýk iki katýna ulaþmýþtýr. Geliþimi normal devam eden bebekler bu ay bittiðinde bir ayaðýný göbeðine kadar kaldýrabilir. Bebeðiniz muhtemelen artýk yüzükoyun durumdayken sýrtüstü dönebiliyordur. Bu dönemde sakýn onu yüksek yerlerde tek baþýna býrakmayýn, düþüp kendine zarar verebilir. Bir elindeki nesneyi diðerine geçirebilir veya iki eliyle kavrayabilir. Her þeyi aðzýna götürüp çiðnemeye çalýþýr. Bazý bebekler bu dönemde el parmaklarý gibi ayak parmaklarýný da emerler. Düþen bir nesneyi gözleri ile arar, fakat bir nesneyi sakladýðýnýzý görse bile isterse onu bulabileceðini düþünemez. Artýk dudaklarýný büzer, tükürür, agu’lar yapar ve dilini çýkartýr. Sanki soru sorarmýþ gibi, çýkardýðý seslerin son hecesinde sesini yükseltir. Basit heceleri çýkartabilir. Hatta “da-da” gibi iki heceli kelimeler kurar.

A y

D ö n ü m

Çok rahatça vücudunu döndürür. Ayaðýný aðzýna götürür ve ayak parmaklarýný emer tek veya iki eliyle biberonu kavrayabilir.

SOSYAL

FÝZÝKSEL

5 .

Bebeðinizi yüzükoyun yatýrýp göðsünü bir yastýkla destekleyin ve biraz uzaðýna oyuncak koyarak, uzanmasý için cesaretlendirebilirsiniz. Vücudunun kývrýmlý bölgelerinde isilik olarak bilinen kýrmýzýlýklar oluþabilir. Böyle durumlarda onu mümkün olduðunca hafif giydirin ve sýk sýk yýkayýn. Bu dönemde bebekler doðum öncesi anneden aldýklarý demir stoðunu tüketirler. Ýlave demir almalarý gerekebilir, bu konuda doktorunuza danýþmalýsýnýz.

Mümkünse bebeðinize ilk altý ay sadece anne sütü verin. Su bile vermeniz gerekmeyecektir.

n o k t a l a r ý

Dikkat çekmek ve sosyalleþmek için güler, sesler çýkartýr. Oyuncaðýný almaya çalýþan birine direnir. Yüz ifadelerini taklit eder.

ZÝHÝNSEL

5. AY

Sessiz harflerle sesli harfleri bir araya getirir. Düþen bir nesnenin arkasýndan eðilip bakar Nesneleri tutup sallamak ve aðzýna götürmek ister.

ailem 19

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ


DOSYA

Yapýlan çalýþmalarda anne sütü ile beslenen bebeklerin mama ile beslenenlerden daha zeki olduðu ortaya çýkmýþtýr.

6. AY

BAK NE GÜZEL OTURUYOR

6. ayýn sonunda, birçok bebek tek baþýna oturabilir. Bu onun için oldukça heyecan verici bir dönüm noktasýdýr. Yüzükoyun halden sýrtüstüne dönebildiði için yuvarlanmak da eðlenceli oyunlardan biridir. Ayrýca bu ay emekleyeme baþlayabilir. Bebeðinizi yürütece koymak için henüz çok erken. Bilinenin aksine, yürüteçler bebeðin yürümesini kolaylaþtýrmaz. Aksine, yürümesini geciktirebilir. Her ne kadar bebek yürüteci ilerletmek için bacaklarýný kullansa da, yürümek için gerekli olan kalça kaslarýný kullanamaz. Bebeðinizin göz rengi de bu ay deðiþebilir. Çoðu bebeðin doðum sonrasý mavimsi olan göz rengi koyulaþmaya baþlar. Eðer 6. ay sonunda bebeðiniz hâlâ mavi gözlü ise, gözleri renkli kalacaktýr. Bu ay bebeðiniz gördüðü her 17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 20

þeyi inceleyip çevresindeki dünyayý tanýmaya çalýþýyor. Bu dönemde her bebek geçici olarak farklý þeylere odaklanýr. Kimisi emeklemeye odaklanýrken; bir diðeri ses çýkarmaya yoðunlaþabilir; bir baþka bebek ise dakikalarca elindeki oyuncaðý incelemek isteyebilir. Uyanýk olduðu her aný sadece bakarak geçiren bir bebek de büyüyor ve öðreniyordur. Oyuncaklarýný sallamak veya tekrar tekrar yere atmak en sevdiði oyunlardan biridir. Onlarý birbirine çarpar ve yere fýrlatýr, sonra da çýkardýðý sesleri dinler. Oyuncaklarýn hemen ses çýkarmasýna veya elinden alýnmasýna sinirlenir. Þekil deðiþtiren oyuncaklar çok ilgisini çeker. Onlarýn canlý veya cansýz olduðunu anlayamaz, bu yüzden onlarla konuþmaya çalýþýr.


Bebeðim oturuyor artýk!

D ö n ü m

Destekli veya desteksiz oturabilir. Emeklemeye çalýþýr. Parmaklarýyla kendi yemeðini yemek ve yemekle oyun ynamak hoþuna gider. Ýlk iki diþleri çýkabilir.

Bebeðiniz sadece oyuncaklarýný izleyerek yepyeni þeyler öðrenebilir. Dikkatini çeken nesnelere uzanma isteði bazen oturduðu yerden düþmesine neden olabilir. 6. ayýn sonunda artýk bebeðiniz sadece anne sütüyle deðil ek besinlerle de tanýþtýrýlmalýdýr. Ek besinlere baþladýðýnýzda yemek yemek onun için ilginç bir faaliyete dönüþecektir. Bebeðiniz yemeðin sadece tadýna bakmaya-

n o k t a l a r ý

Bu dönemde çocuðunuz, kendi ismi söylendiðinde tepki verir. Yabancýlardan rahatsýz olur.

ZÝHÝNSEL

A y

SOSYAL

FÝZÝKSEL

6 .

Nesneleri uzun süre inceler. Ýki nesneyi birbiriyle kýyaslayabilir. Bir bardaðý iki eliyle tutabilir.

cak ayný zamanda avuçlamak, parçalamak ve onunla oynamak isteyecektir. Bu dönemde temiz ve düzenli olmasýný beklememelisiniz. Müthiþ bir daðýnýklýða hazýr olun ve öðün bitmeden ortalýðý boþu boþuna temizlemeyin. Sizin yüzünüz artýk onun için çok þey ifade etmektedir. Her fýrsatta yüzünüzü ellemeye çalýþýr; parmaklarýný gözlerine, burnunuza ve aðzýnýza koymaya ça-

lýþýr; saçýnýzý ve kulaklarýnýzý çeker; mesela kendi saçýný çekerse caný acýmaktadýr ama sizin saçýnýzý çekerken caný acýmaz. Yüzünüzü saklayýp, sonra ona aniden açarak “ceee” yapmak onun için çok eðlenceli bir oyun olacaktýr. Sevdiklerini aniden kaybolmasý ve geri gelmesi ile güven hissi geliþir, kendini güvende hisseder. Bebeðiniz artýk herkese gülmez, sadece yanýnda olmaktan hoþlandýðý kiþilerle oynar. Duyduðu ses tonlarýndan konuþmalarý anlamaya çalýþýr. Seslerin kýzgýn ve sakin olanlarýna deðiþik yüz ifadeleri ile tepki verir. Bebeðinizin ismini sürekli kullanýn bu onun kimlik duygusu kazanmasýna yardýmcý olur. Doðumdan itibaren bakarak ve emerek keþfetmeye çalýþtýðý dünyayý artýk dokunarak tanýmaya çalýþýr. Yani elleri iþin içine girer. Bebeðinizin dokunma duyusunu geliþtirmek için ona çeþitli nitelikteki kumaþlardan bir dokunma yastýðý dikebilirsiniz.

Bebeðinizle birlikte çok yol alacaksýnýz; ama lütfen bebeðinizi baþka bebeklerle karþýlaþtýrmayýn. Hiçbir bebek -tek yumurta ikizleri bile- ayný anda ayný geliþimi göstermez; bu nedenle onlarý kýyaslamanýzýn size hiçbir faydasý olmayacaktýr.


DOSYA

7. AY EMMEK, ISIRMAK, ÇÝÐNEMEK

Yaþamýnýn 7. ayýnda bebeðiniz fiziksel ve zihinsel olarak çok hýzlý bir geliþim gösterecek. Bu ayýn sonunda yerde emeklemeye baþlayacak. Elleri ve dizleri üzerinde kendini kaldýracak ve ileri geri hareket etmeye çalýþacak; kýsa bir süre sonra da bir eliyle gözüne kestirdiði her þeye uzanacak. Ancak her bebek ayný düzeyde geliþme göstermez. Bazý bebekler emeklemeden önce veya sonra veyahut emekleme yerine, alternatif farklý bir stil geliþtirebilir. Fakat eninde sonunda doðru pozisyonu her bebek bulur, hatta bazý bebeklerin hiç emeklemeden direkt olarak ayaða kalkýp yürüdüðü de görülür. Bu dönemde bebeðinizi yeni þeyler keþfedebilmesi için özgür býrakýn. Ýlk 6 aydan sonra uyku ve uyku düzeni seyahat ve hastalýk gibi dýþ faktörlerden etkilenecek ve bebeðiniz her yönden deðiþim geçirmesine raðmen, uyku düzeni ve yeme alýþkanlýklarý sabit kalacaktýr.

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

A y

D ö n ü m

2 diþ çýkarmýþ olabilir. Ayný anda her iki elinde de oyuncak tutup birbirine vurabilir. Nesneleri tutmak için parmaklarýný kullanýr.

ailem 22

SOSYAL

FÝZÝKSEL

6 .

Bu dönemde bebeðinizin farklý gýdalarla beslenmeye alýþmasý istenilen bir durumdur, ancak, bu þimdilik çok da þart deðildir. Önemli olan bebeðinizin yemek yemekten keyif almasýdýr. Deðiþik tatlar denemesini saðlayýn, örneðin elinde tutabileceði yiyeceklerden çok hoþlanmaya baþlar. Yemek yerken ilgisini kaybettiðinde ve aðzýndakileri geri çýkardýðýnda yeteri kadar yemiþ demektir, fazla ýsrar etmeyin. Bebeðinizin deðiþik sesler çýkarmasý yine çok yoðun olmakla beraber, zaman zaman diðer motor aktivitelerine konsantre olup ses çýkarmayý biraz azaltabilir. Memnuniyetini tatlý bir gülücük ya da neþeli çýðlýklar gibi tamamen farklý yollarla belli edebilir. 7. ayýnda bebeðiniz muhtemelen adýný biliyordur. Örneðin bir konuþma sýrasýnda ismi geçtiðinde onun hareketlerini izleyin ve tepkisini gözlemlemeye çalýþýn. Bebeðiniz için siz hâlâ dünyanýn merkezindesinizdir. Saçýnýzý veya üzerinizdeki giysileri ýsýrýp çiðneyerek sizi daha iyi tanýmaya çalýþýr.

n o k t a l a r ý

Þakalarý anlar ve kendisi de yapmaya çalýþýr. Ýstemediði bir þey için direnir. Aynadaki görüntüsüne vurur. Ses tonunda “hayýr”ýn anlamýný kavrar.

ZÝHÝNSEL

Bebeðiniz bu ay her þeyi aðzý ile öðrenmeye çalýþýyor

“Anne”sinin bir tane olduðunu ve sadece kendisine ait olduðunu öðrenir. Bir konuþmada kendi ismini çýkartabilir. Duyduðu sesleri taklit eder.


Bebeðim oturuyor artýk!

Bu dönemde ayrýca neden sonuç iliþkisini de kavramaya baþlar. Örneðin bir çarþafýn üzerinde duran oyuncaða ulaþýp ulaþamayacaðýný kestirebilir. Ancak çarþafý kendine doðru çekerek bebeði alabileceðini düþünebilir. Bunlar bize basit görünse bile bebeðiniz için çok önemli geliþmelerdir. Bebeðinizin iki eline oyuncak verin. Siz de iki elinize oyuncak alýp birbirine vurarak ona model olun. Yapamýyorsa ellerinden tutup ona yardým edin. Emek-

leme çalýþmalarý için odanýn ortasýna geniþ bir örtü serin ve bebeðinizi örtünün üzerine yüzükoyun yatýrýn. Karþýsýna da cazip oyuncaklar koyun ve ayak topuklarýndan iterek onlara ulaþmasýný saðlayýn. Eðer çalýþmaya baþlayacaksanýz ya da baþlamýþsanýz, kendinizi suçlu hissetmeyin. Ne olursa olsun, huzurlu bir anne, huzurlu bir çocuk demektir. Bu yüzden kendiniz ve aileniz için en uygun olduðuna inandýðýnýzý yapýn.

ailem 23

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ


Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21 Y.Bosna/Ýstanbul

ailem

dr.can@zaman.com.tr

DR. CAN

DÜÐÜNDE SAZ, CAZ, NAZ VE NÝYAZ...

Emre Burak Beni içten yaralayýp üzen þey Rabb’im için bir þey yapamamaktýr. Yakýnda evleneceðim. Düðünümün bir örnek olmasýný istiyorum. Her þeyden önce bildiðiniz düðünlerden yapmak istemiyorum. Toplanan paralarý ya da takýlarý da hayýr kurumlarýna, ihtiyaçlý öðrencilere daðýtmak ve sevdiðim insaný hacca götürmek istiyorum. Dr. Can Sevgili Emre damat. Ýnanç ve takva konusundaki hassasiyetini çok takdir ettim. Zaten yeni mektubunla yeni evleneceklere bazý seçenekler sunmuþsun. Ben konunun diðer boyutlarýna maddeler halinde deðinmek istiyorum. 1) Bu konuda örnek alacaðýmýz Iþýk Ýnsan (sas) güzeller güzeli kerimesini evlendirirken borç para bularak bir koyun kestirmiþ velimede (düðün yemeði) misafirlere et yedirmiþtir. 2) Düðün hazýrlýklarý ve ev tefriþi belli bir masrafý gerektirir. Eðer karz-ý hasenle bunlar temin edildiy17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 24

se evvela bu borçlar ödenmeli saniyen, özellikle takýlar gelin kýzýmýzýn (biraz da gelecek teminatý) olduðundan tasarrufu onun eline verilmelidir. Amma o müstaðni davranýr bunu hayýrda harcarsa umulur ki gerçek balayýnýz cennette olur. 3) Düðünlerde bir araya gelme, tef çalarak özellikle hatunlarýn masumane ilahiler söylemesi izin verilmiþ bir konudur. Ayrýca yine biraz ses çýkartarak at, deve, araba veya limuzinle gelini eve getirmek; köy ya da þehir halkýna “duyduk duymadýk demeyin filanca kýzýmýz falanca oðlumuzla evlenmiþtir. Onunla evlenmek isteyen diðer adaylar bunu bilmeli ve onu istemeye gelmemelidir”in ilaný anlamýný taþýr. Ya da “Mehmet’i Fadime’yle gördüm, hayýrdýr!” diyene “Onlar evlendi kardeþ, duymadýn mý?” demenin... 4) Kur’an okunup, bir hayýrhâh tarafýndan sohbet edilmesi çok iyi olur.

Ama bunlarýn amacý sadece ölümün hatýrlatýlmasý olmamalýdýr. Ölüm Hz. Mevlânâ’nýn dediði gibi bir Þebi Aruz (düðün gecesi) diyerek nasýl cenaze törenlerinden tef ve ney çalarak ‘sema’a kalkýp ellerimizi açarak dönmüyorsak, düðünde de asýl sohbet mevzuu örnek kutlu evlilikler, çocuk yetiþtirmenin faziletleri ve mutluluk formülleri olmalýdýr. 5) Takva, inandýðýnýzý en iyi ve derin þekilde yaþamanýzdýr. Onu dikte etmeniz, dayatma ve zorlamanýz doðru olmaz. Mesela evlendikten sonra her gece 100 rekat namaz kýlsanýz ve Dr. Can aracýlýðý ile bunu duyurup tüm evlilerin bunu yapmasýný teklif etseniz bu teklif-i mâ-lâ-yutak (tâkat getirilemeyen teklif) olur. Belki siz SHY ile (Seccade Hava Yollarý) uçarsýnýz; ama bunu yapamayanlarýn dinimiz için “yaþanamaz” ve “antipatik” demesine sebep olabilirsiniz. Her iki cihanda da mutluluklar dilerim.


ailem DR. CAN

Üniversite insaný deðiþtirir mi? Hüzünlü Prenses / Kýrýkkale 18 yaþýnda ÖSS’ye hazýrlanan bir genç kýzým. Fikirlerimiz uyuþmadýðý halde çocukluðumuzdan beri hiç ayrýlmadýðýmýz benden 1 yaþ büyük bir kýz arkadaþým vardý. Son zamanlarda oldukça deðiþen arkadaþým üniversiteye gidince baþkalaþtý. Önce evli bir adamla dolaþtý, sonra alkole baþladý. Bu üniversite insaný böyle deðiþtiriyorsa, ben benliðimi köreltmeye mi gidiyorum? O çok sevdiðim dostuma birçok þeyi öðretmiþken sözüm þimdi niye geçmiyor? O biricik dostum üniversite adý altýndaki canavar çevrelerce yutulup gidecek mi? O böyle “seve seve” ölürken ben, yine bir dostumu daha mý kaybedeceðim? Dr. Can Sevgili Prenses’im. Mektubun benim gibi marangoz görmüþ; ama hizalanamamýþ bîçareyi üzdüðüne göre, benim marangozumu da onun piri mugânýný da onun seyyidini de teessüre gark etmiþtir herhalde. Benimse sað gözümden üzüntü gözyaþlarý akarken diðer gözümden senin adýna sevinç gözyaþlarým akýyor. Zira biliyorum ki; sen arkadaþýný birinci eden kývama getirdikten sonra þimdi de ÖSS’ye acayip bir þevkle çalýþýp, dostunun okuluna girecek ya da en azýndan yaný þehirde üniversiteyi kazanacaksýn. Böylece onun gönlünde ikinci bir fetih kazanýp, üzerine güneþin doðup battýðý þeylerden hayýrlý nimetleri 2 kere koyacaksýn kalp cüzdanýna. 1) Aslýnda üniversite kutlu bir yerdir. Bu yüzden þeytan oralarla çok uðraþýr. Aslýnda ülkemizin geleceðinin þekillendiði bu me-

kanlarda bazýlarý yapmak bazýlarý da bozmak üzere bulunuyorlar. 2) Eðer bir insanýn temeli saðlamsa bu çevrede ufak tefek depremlerle karþýlaþsa bile yýkýlmaz hatta gönül binasýný daha da iyi oturtur. 3) Ancak temel biraz sýkýntýlýysa iþte böyle kötü niyetli bir evli erkek depremiyle sarsýlýr ve maalesef “alkol” tsunamisi ile de boðulabilir. 4) Tabii ki bir de yabancý bir üniversite þehrindeki özgürlük var. Bu özgürlük arkadaþýnýn bilinçaltýna ittiði zaaflarýný açýða çýkartmýþ gibi görünüyor. 5) Onu tekrar kazanmak adýna ilgi ve sevgini eksiltme. Netice Allah’tandýr. 6) O þu anda bir ýþýk bekliyor. Belki de senin uyarýlarýný bekliyor. Evli çocukla ister evlensin ister gönül eðlendirdiðini sansýn mutlu deðil, olamaz da. Döndüðünde haným arkadaþýný affet, kucaðýný ve kollarýný aç. Umarým melekler baþýna prenseslik tacýný koyacaklardýr. Baþarýlar.

ailem 25

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ


ONLARIN ZAMANINDA

BiZ VARDIK Kaliteli insan kýtlýðý her idarecinin en büyük sýkýntýsý olmuþtur. Hz. Ali’nin yorumu ise mânidârdýr.

AHMED ÞAHÝN aht-ý rical baþka bir þeye benzemiyor, yani adam kýtlýðý hiçbir kýtlýkla mukayese edilemiyor. Bu konuda Hazreti Ali Efendimiz’in bir cümlesi vardýr ki uzun zaman düþünülmeye layýk bir söz. Ýzin verirseniz olayý biraz geniþçe arz edeyim de birlikte düþünelim bu sözü. Ýslam’ýn ilk halifesi Hazreti Ebu Bekir’dir. Resul-i Ekrem (sas) Hazretleri’nin vefatýndan sonraki günde bir araya gelen Müslümanlar, uzun süren istiþareden sonra onu halife seçmiþlerdir. Yani Ýslam’da ilk halk seçimi ilk halifeyle baþlamýþ, yirminci asýrdaki demokrasi kaidesi Ýslam’ýn ilk devlet baþkaný seçiminde ihdas edilmiþtir. Hz. Ebu Bekir zamanýnda sulh ve sükun üzere devam eden Müslümanlar Hz. Ömer zamanýnda bu hu-

K

17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ

ailem 26

zurun zirvesine yükselmiþ, Hazreti Osman devrinde ise yer yer bu huzur sarsýlmýþ, Hazreti Ali zamanýnda büsbütün karýþýk olaylar cereyan etmiþ, huzur iyice yitirilmiþtir. Bu yüzden biri ona þöyle bir sual sormuþ: - Ya Ali! demiþ, senin zamanýnda cereyan eden karýþýklýklarýn hiçbiri senden evvelki halifelerin devrinde cereyan etmedi, neden? Ýmam-ý Ali’nin cevabý fevkalade mânâlý olmuþtur: - Onlarýn zamanýnda biz vardýk, bizim zamanýmýzda ise onlar yok! Ýþte bütün mesele burada. Onlarýn zamanýnda biz vardýk. Bizim zamanýmýzda onlar yok! Onlar yok mu, derdin çok. Onlar çok mu, derdin az. Öyle ise onlarý çoðalt ki, derdini azaltmýþ olasýn. Sözün özü bu. Gerisi sohbet.


ailem HAYAT

Padiþah az vermez

Fedakârlýk örneði

Hükümdarýn biri, çocuklarýn Kur’an-ý Kerim öðrendikleri kursu gezerken bir küçük, dikkatini çeker ve yaklaþarak sorar: - Sen sýnýfýn kaçýncýsýsýn? Küçük cevap verir: - Ýnsana kendini medhetmek düþmez efendim, öðretmenime sorun. Öðretmen açýklar: - Sýnýfýn birincisidir efendim. Padiþah cebinden bir altýn çýkarýr ve küçüðe uzatýr, fakat çocuk almaz, babasýnýn nereden aldýn, diye kendisini sýkýþtýracaðýný ileri sürer. - Padiþah verdi, dersin diye akýl verince de þu karþýlýðý verir: - Padiþah verseydi böyle az vermezdi, der efendim! Bu defa elini cebine sokup avuç dolusu altýn uzatan hükümdar: - Sen, der, hakikaten sýnýfýn birincisiymiþsin. Senin gibiler mutlaka yetiþmeli.

Esam saðýr demektir. Niçin Hatem-i Esam, saðýr Hatem lakabý takýldý? Ýsterseniz bir fazilet örnekliðini de buradan tespit edelim. Kendisini ziyarete gelmiþ olan bir yaþlý adam karnýndaki yeli tutamayýp sesli þekilde dýþarýya çýkarmýþ, utandýðýndan dolayý da yüzü kýpkýrmýzý olmuþtur. Ýþte bu sýrada Hatem misafirine doðru eðilerek demiþtir ki: - Efendi, benim kulaðým çok aðýr iþitiyor, sorun varsa yüksek sesle sor, yoksa iþitmem mümkün deðildir. Utancýndan ne yapacaðýný bilemeyen adam rahatlamýþ, sorularýný da rahatça bundan sonra sorabilmiþtir. Ýþte bundan dolayý ona Esam lakabý takýlmýþtýr. Fazilet timsali büyükler bunlar...

En güzel ahlak Okuttuðu öðrencilerine sormuþtu: - Benden ne öðreniyorsunuz? diye. - Ýlim, demiþler. - Ýlmim yok ki, demiþ. - Hikmet, demiþler. - Ben hikmet bilmem ki, demiþ. Sonra da þu ikazda bulunmuþtu: - Benden sadece iki þey öðrenin yeter: Biri, kendi elinizde olana kanaat etmek. Ýkincisi de baþkasýnýn elinde olana haset etmemek. Ne dersiniz, freni kopmuþ gibi giden topluma örnek gösteriyor muyuz bu gibi büyükleri ki, ibret alalým, ikaz olalým da hayatýmýza huzur, gönlümüze de sürur gelsin, bunlarla...


ezvâc-ý tâhirât Hazýrlayan: SÜMEYYE GÜRGEN

Hz. Hatice (ra), Efendimiz’i (sas)

en zor anlarýnda destekledi z. Hatice (r.anha) Peygamber’imizin ilk hanýmýdýr. Annesi Fatýma, babasý ise Huveylid’dir. Araplarýn en asil kavmi olan Kureyþ kabilesindendi. Ýslam’a gönül verip Müslüman olanlarýn da ilkidir. Cahiliyye devrinde dahi iffetiyle bilinen Hz. Hatice (ra), “Tahire” (temiz) diye çaðýrýlýyordu. Hz. Hatice (ra) ilk olarak Atîk B. Aziz’le evlendi, ondan bir kýzý oldu. Onun ölümünden sonra, Temim oðullarýndan Ebû Hale ile evlendi. Ondan da bir oðlu ve bir kýzý oldu. Onun da ölümünden sonra, Rasûlullah (sas) ile evlendi. Hz. Hatice (ra) þerefli, soylu ve zengin bir kadýndý. Ticaretle uðraþýr ve kazancýný ondan saðlardý. Þam’a gönderdiði bir kervaný vardý. Hz. Hatice (ra) dul bir haným olduðu için mallarýnýn baþýnda gidecek güvenilir birine ihtiyacý vardý. Hz. Muhammed’in (sas) doðru sözlü, güzel ahlaklý ve “emin” sýfatýyla anýldýðýný duyunca, O’na haber yolladý ve ticaret için ortaklýk önerdi. Peygamber’imiz de Hz. Hatice’nin bu teklifini kabul etti. Hz. Hatice (ra) Hz. Peygamber’in baþkanlýðýnda bir ticaret kervanýný Þam’a gönderdi. Onun yanýna kölesi Meysere’yi de verdi. Yolculuk sýrasýnda Peygamber’imizde bazý harikalar zuhur etti. Meysere bunlara þahit oldu. Peygamber’imiz getirdiði mallardan büyük kazançlar elde etti. Böylece iki kat kârla Mekke’ye dönüldü. Meysere olup bitenleri bir bir Hz. Hatice’ye (ra) anlattý. Anlatýlanlarý hayranlýkla dinleyen bu yüce kadýn,

FOTOÐRAF: ÝBRAHÝM USTA

H

Efendimiz’in ne kadar deðerli ve kerem sahibi olduðunu anladý ve konuþulan ücretin daha fazlasýný verdi. Hz. Hatice (ra) Efendimiz’de (sas) gördüðü, iþittiði sayýsýz güzelliklerin akabinde onunla evlenmek isteðini bir haberle bildirdi ve aracý olarak da arkadaþý Nefise’yi gönderdi. Peygamber’imiz durumu amcasý Ebu Talib’e anlattý. Ebu Talip de Hz. Hatice’yi, Efendimiz için istedi. Düðün hazýrlýklarý tamamlandý.


Hz. Hatice (r.anha), Allah’ýn rýzasýný, yuvasýnýn mutluluðunu, dünya ve âhiretin huzur ve saadetini düþünen bütün anneler için en güzel örnektir.

Koyunlar kesildi, yemekler yapýldý. Yemekten sonra geleneðe göre Ebu Talip ve Varaka B. Nevfel birer konuþma yaptýlar. Ýkisi de konuþmalarýnda hikmetli ifadelerde bulundular ve evlenecekler hakkýnda güzel þeyler söylediler. Ondan sonra misafirlere ikram yapýldý. Yemekler yenildi. Ebu Talib nikahlarýný kýydý; mehir olarak da 500 dirhem altýn tespit edildi. (bkz.: Ýbn Sa’d Tabakat. 8, 9) Hz. Hatice (ra) Peygamber’imizle evlendiði sýrada 40 yaþýnda bulunuyordu. Peygamber’imiz ise 25 yaþýndaydý. (Üsdü’l Gabe 7, 80) Hz. Hatice (ra) 15 yýl mutlu olarak bu evliliði geçirdi. Kendisi Peygamber’imizden yaþça büyük olmasýna raðmen ona karþý son derece hürmetkâr, nazik ve saygýlý haným olmanýn gerektirdiði bütün vazifeleri yerine getirdi. Sevgide, hürmette kusur etmedi. Maddi ve manevi fedakârlýktan hiç kaçýnmadý. Hz. Hatice’nin (ra) Resulullah’tan Zeynep, Ümmü Gülsüm, Fatýma, Rukiye (ra) adýnda 4 kýzý; Kasým ve Abdullah adýnda (ra) 2 oðlu dünyaya geldi. Hz. Hatice, Allah’a ve Resul’üne iman edenlerin ve Hz. Muhammed’in Rabb’inden getirdiklerini tasdik edenlerin ilki olmuþtu. Peygamber’imiz 40 yaþýna geldiðinde Risalet vazifesi verilmeye baþlamýþtý. Eziyetlerin en aðýrýný akrabalarýndan gördü. Kavmi çok iþkence yaptý. Hz. Hatice (ra) Resulullah’a yardým etti. Tüm servetini bu dava uðruna harcadý. Onu hüzünlü görse hemen teselli verir, sebat etmesini söylerdi. Hz. Hatice (ra) her yönden mükemmel bir hanýmdý. Efendimiz’in gönlünü fethetmiþ ve her zaman Resulullah’ýn iltifatýna ve övgüsüne mazhar olmuþ, hayatýnda ve vefatýnda en güzel sýfatlarla anýl-

mýþtýr. Hz. Aiþe (ra) þöyle diyor: “Allah Resulü’nün hiçbir hanýmýný Hz. Hatice kadar kýskanmadým. Çünkü, Resulullah ona sonsuz saygý ve sevgi duyardý. Hatta onun hatýralarýna bile saygýda kusur etmezdi. Sebebini sorunca da, Allah Resulü: ‘Vallahi, Allah bana ondan daha hayýrlýsýný vermedi; insanlar beni inkar ettiðinde o bana inandý, insanlar beni yalanladýðýnda o beni tasdik etti, insanlar beni (muhasaraya alýp her þeyden) mahrum ettiðinde malýyla o destekledi. Diðer kadýnlardan olmadýðý halde Allah (cc) ondan bana çocuklar ihsan etti.’ derdi.” (bkz.: Ýbn el-Esir Üsdü’l Gabe, 7, 85) Hz. Ali (ra): “Peygamber’imizi þöyle söylerken duydum.” der: “Dünya kadýnlarýnýn en hayýrlýsý, Hatice Binti Huveylid ve Meryem binti Ýmran’dýr.” (bkz.: El-Ýsabe 8, 60. Ýbn elEsir Üsdü’l Gabe, 7, 83-84) Efendimiz’e ilk iman eden, ilk abdest alýp arkasýnda cemaat olan Hz. Hatice (ra), Resulullah’a olan desteðini hep sürdürdü. Sevgide, þefkatte, vefada ve cefada hep yanýndaydý. Sabýr ve teslimiyetle acýlarý hep göðüsledi. Hz. Hatice (ra) olgun bir hanýmdý. Ardý ardýna gelen sýkýntýlar, musibetler onun kadere teslimiyeti ve Allah’a tevekkülünden hiçbir þey deðiþtirmedi. Öncelikle oðlu Kâsým’ýn vefatý, ardýnda da diðer oðlu Abdullah’ýn vefatý Hz. Hatice’nin sabrýný artýrdý, teslimiyetine güç kattý. Hz. Hatice (ra), ömrünün sonuna kadar Resulullah’a kol kanat germiþ, servetini Allah rýzasý için Ýslam uðrunda harcamýþtý. 55 yaþýna geldiðinde hastalandý. Hicretten üç yýl önce, Ramazan ayýnda fani alemden ebedi aleme göçtü. Mekke’deki Hacun Kabristaný’na defnedildi. (bkz.: Ýbn el-Esir, Üsdü’l Gabe, 7, 85)


Bir gün, Hz. Hatice (ra) Resulullah’a þöyle dedi: “Ey Amcaoðlu! Sana gelen (Cebrail) geldiði zaman bana haber verir misin?” Peygamber’imiz (sas): “Evet” dedi. O sýrada Cebrail (sas) geldi. Peygamber’imiz (sas): “Hatice! Ýþte bu bana gelen Cebrail’dir.” dedi. Hz. Hatice: “Onu þimdi görüyor musun?” diye sordu. Peygamber’imiz “Evet” dedi. Hz. Hatice bu sefer sað tarafýna oturmasýný istedi. Resulullah kalkýp yerini deðiþtirdiðinde Hz. Hatice tekrar: “Onu görüyor musun?” diye sordu. Peygamber’imiz “evet” cevabýný verince Hz. Hatice bu kez de baþörtüsünü açtý ve sordu: “Onu hâlâ görüyor musun?” Resulullah (sas) “Hayýr” dedi. Bunun üzerine Hz. Hatice (ra): “Bu þeytan deðil; bu bir melektir ey amcaoðlu. Sen sebat et, müjdeler olsun...” dedi. (Ýbn el-Esir, Üsdül’ Gabe,7, 82-83) Hz. Hatice (ra) vakar ve olgunluðu, sebat ve sabrý ile Allah’ýn selamýna mazhar ve Resulullah’ýn övgüsüne nail olmuþtur. Cebrail (as) Resulullah’a gelerek þöyle dedi: “Ýþte þu Hatice’dir. Sana doðru geliyor. Yanýnda bir kap, içinde yiyecek içecek var. O sana geldiði zaman ona Rabb’inden ve benden selam söyle. Ona cennette bir ev müjdele. Orada ne gürültü patýrtý ne de meþakkat vardýr.” Hz. Hatice geldiði zaman Resulullah (sas): “Allah (cc) Hatice’ye selam söylüyor.” deyince, Hz. Hatice Allah’ýn selamýný memnuniyetle kabuk etti ve Cebrail’e iade-i selamda bulundu. (bkz.: Ýbn El-Esir Üsdü’l Gabe, 7, 84)

FOTOÐRAF: ALÝ ÜNAL

Cebrail, Hz. Hatice’ye Allah’tan selam getirdi

Hadis-i Þerif: “Dünya ve âhirette en hayýrlý dört kadýn vardýr. Ýmran’ýn kýzý Meryem; Firavun’un hanýmý Asiye, Hüveylid’in kýzý Hatice ve Muhammed’in (sas) kýzý Fâtýma.”


145  

5, 6, 7. aylarda bebeklerin geliþimleri www.zaman.com.tr/ailem 17 EYLÜL 2005 CUMARTESÝ SAYI: 145 ZAMAN’LA BÝRLÝKTE SATILIR

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you