Page 1

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ SAYI: 139 ZAMAN’LA BÝRLÝKTE SATILIR

www.zaman.com.tr/ailem

3AYLAR

BiZi TEFEKKÜRE YÖNELTMELi


ailem EDÝTÖR

Ailem sizin derginiz

ÝÇÝNDEKÝLER Hürmet edin, ancak hürmet beklemeyin!

5

Orhan Gazi ve Geyikli Baba 7 BÝR TEKLÝF: Babam, ‘güven’ duygusunu öðretti

8

Ahiret yörüngeli bir hayat 10 DOSYA: 3 aylarýn manevî iklimi her yeri sarýyor 14 Sahibini bulan küpeler

22

Dr. Can sizlerle

28

ailem 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ SAYI: 139

Feza Gazetecilik A.Þ. Adýna Ýmtiyaz Sahibi Genel Yayýn Müdürü Yayýn Danýþmaný Yayýn Editörleri

Katkýda Bulunanlar

Tasarým Kapak Sorumlu Müdür ve Yayýn Sahibi Temsilcisi Reklam Koordinatörü Yayýn Türü

Ali Akbulut Ekrem Dumanlý Hamdullah Öztürk Serhat Þeftali Mustafa Aydýn Þemsinur B. Özdemir Ali Demirel Ali Budak Osman Karyaðdý Mehmet Þimþek Nurettin Aslantaþ Yakup Akalýn Yakup Þimþek Yerel Süreli

Gündelik hayata faydalý olabilecek yönleriyle bakabilmek… Her adýmda ihtiyaç duyabileceðimiz þeyleri seslendirmek; hem hayatýn içinde olmayý hem de pratik önerileri yansýtabilmekten geçiyor. Okurun memnuniyeti, beklentilerin karþýlanmasý tabii ki önemli bir hedef. Ailem de konularýný seçerken, hayata dair unsurlar olmasýna dikkat ediyor. Özellikle okurlarýn istekleri önemli bir yön gösterici. Ailem’in baþlangýcýndan bu yana okuruyla arasý çok iyi. Gelen mektuplarýn, email’lerin, telefonlarýn sayýsý 138 haftada on binleri aþtý. Sadece Doktor Can’a gelen baþvurular bugün itibarýyla 16 binin üzerinde. Sorunlarýna çözüm arayan, bunun için dergiyi bir çözüm yolu olarak gören binlerce insana dergi hazýrlamanýn ötesinde her türlü soruna yardýmcý olma gayreti de sarf edildi. Normal olarak çoðu zaman da yetersiz kalýndý, çözüm üretmekte çoðu kez zorlanýldý. Salih Yusufoðlu’nun hazýrladýðý “Bir Teklif” köþesi yüzlerce içten mektupla doldu taþtý. Dergimize de yazýlar yazan Ahmed Þahin hocamýz, her gün kendisini arayan onlarca insana cevap veremez oldu ve telefonu kilitlendi. Zamanla dergiye alýþan okurlarýn ilk günlerdeki mesajlarý da deðiþmeye baþladý. Okur mesajlarý giderek hata ve yanlýþlarla sýnýrlý kaldý. Bu da

Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21. 34196 Yenibosna-Ýstanbul Tel: 0212 639 34 50 (pbx) www.zaman.com.tr Baský: Feza Gazetecilik AÞ Tesisleri

http://www.zaman.com.tr/ailem Öneri ve teklifleriniz için: ailem@zaman.com.tr

Serhat Þeftali

s.seftali@zaman.com.tr

dergiyle okur arasýndaki manevi köprünün tanýmlanamamasý gibi bir sorunu doðurdu. Halbuki menfi/müspet tenkidlerin yanýnda, yön gösterecek önerilerin olmasý, haber ve yazýlara okurlarýn da bir þekilde katýlmasý daha güzel þeylerin çýkmasý için basamak olmalý. Okurlarýmýzýn haberlerle ilgili görüþlerini bizimle paylaþmasýný istiyoruz. Bunun büyük bir zenginlik katacaðýný biliyoruz. Sesinizi duyurmamýz için sesinizi duyurmalýsýnýz. Yayýnlanmasýný istediðiniz konular için mektup yazabilir, e-posta atabilirsiniz. Yurtiçinden olduðu kadar yurtdýþýndan binlerce okuru olan Ailem’e bu vesileyle ilginç hikâyelerin, enteresan insan profillerinin yansýyacaðýna eminim. Adana, Ýzmir, Antalya, Bursa, Ankara, Trabzon, Edirne, Manisa, Kayseri, Sivas vb. illerimizden gelen okur mektuplarýnda Ailem’e taþýnabilecek konular oldu. Nitekim Mýsýr, Finlandiya, Almanya, ABD, Kýrgýzistan ve yurtdýþýndan gelen daha birçok güzel mesajlarýn da artmasý gerektiðini söyleyebilirim. Ailem olarak yaz aylarýný dergimizi zenginleþtirmek adýna yeni projeler üretmekle geçiriyoruz. Yeni dönemde daha güzel bir Ailem okutmak için çalýþmalar sürüyor. Ama okurumuzun da bize daha çok ve nitelikli yönlendirmelerle katýlmasýný bekliyoruz. Üç Aylar hepimiz için hayýrlý ve uðurlu olsun.


ailem

EDÝTÖR: ALÝ BUDAK

KISA KISA

Men ðaþþenâ fe-leyse minnâ

Bizi aldatan bizden deðildir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/50)

O gün onlarýn dördüncüsü ben olaydým Ýlklerin Allah katýnda da Rasûlullah yanýnda da müstesna bir yeri vardý. Sýkýntýlarýn saðanak olup yaðdýðý ilk günlerde her þeye raðmen durmasý gereken yere yerleþip tereddüt yaþamayanlarýn mükâfatý da, sonrakilerle elbette bir olmayacaktý. Herkesin kendince bir dünya peþinde koþtuðu ve din adýna hareket etmenin büyük risk taþýdýðý dönemlerde, davete icabet edip fiilen iþe koyulma ve Rabb’in rýzasý istikametinde koþmada ilk olma, öyle bir meziyettir ki, onun daha sonra kazanýlmasýna da imkan ve ihtimal yoktur. Böyle bir ilk olma fýrsatýný kaçýrmanýn üzüntüsünü yaþayan Afîf ibn Ömer, yýllar sonra þunlarý anlatacaktý: “Ben, Cahiliyye döneminde, ticaretle uðraþan bir adamdým ve Abbas ibn Abdülmuttalip’le arkadaþtým. 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 4

Bir gün yola düþmüþ ve Mina’da Abbas’ýn yanýna gelmiþtim. O sýrada oraya bir adam geldi. Önce güneþe þöyle bir baktý ve meylettiðini görünce namaz kýlmaya baþladý. Sonra bir kadýn geldi ve o da arkasýnda namaza durdu. Ardýndan ergenlik çaðýna daha yeni adým atmýþ bir çocuk yanlarýna koþup geldi ve o da namaz kýlmaya baþladý. Ýbn Abbas’a, bunlarýn kim olduðunu sorduðumda, “Bu, Abdulmuttalib’in oðlu Abdullah’ýn oðlu Muhammed. Benim de kardeþimin oðlu. Nebi olduðunu söylüyor. O’na, bu kadýn ve çocuktan baþka inanýp tabi olan yok. Bu kadýn, O’nun hanýmý Hatice Bintü Huveylid, çocuk da amcasýnýn oðlu Ali Ýbn Ebu Talib’dir’ cevabýný aldým. Ne kadar isterdim; o gün ben de Müslüman olsaydým da, onlarýn dördüncüsü ben olaydým.”


ailem KISA KISA

Hürmet edin, ancak hürmet beklemeyin! Bir þahsýn hürmet beklememesi bizim ona hürmet etmemize mani deðildir. Meselâ, Efendimiz (sas) kendisi için ayaða kalkan sahabeyi her defasýnda ikaz etmiþ ve “Acemlerin büyüklerine ayaða kalktýðý gibi ayaða kalkmayýn.” buyurmuþtur. Ama, sahabe de her defasýnda, O’na hürmeten ayaða kalkmýþtýr. Biz bu tabloda her iki tarafýn kendine âit vazifeyi nasýl dengede tuttuklarýný görmekteyiz. Ve yine Efendimiz (sas), hakemlik için gelen Sa’d b. Muaz’ý kastederek yanýndakilere, “Efendiniz için ayaða kalkýn.” bu-

yurmuþlardýr. Bu bir edep öðretisidir. Ne var ki, kendisine hürmet edilen þahýs da mutlaka kendine düþeni yerine getirmelidir. Yani, insanlardan katiyen hürmet etmelerini beklememelidir. Zaten Allah Rasulü, “Kim kendisi için kýyam edilmesini arzu ederse cehennemde yerini hazýrlasýn.” buyurarak bu hususa da ýþýk tutmuþtur. Ancak, bu mevzuda da biz, bize düþen görevi yerine getirmek zorundayýz. Zorundayýz, zira büyüklerin iç muhasebesini saðlamak bir manada bizim vazifemiz deðildir.

Nefreti nefretle deðil, sevgiyle yok edebiliriz Nefret, öldürücü, yýkýcý, daðýtýcý bir duygudur. Ýçleri kin ve nefretle dolu olan kimseler, kendi iç karanlýklarýna gömülmüþ zavallý, âciz, sýð ve hasta insanlardýr. Bunlara ayný þekilde nefretle karþýlýk vermek, tehlikeyi büyütmek demektir. Akýllý bir insan, büyüyüp duran bir “nefret çýðýnýn” ne derece korkunç zararlar verebileceðini bilmeli ve bu tip insanlara önce dünyanýn en deðerli hazinesinden; sevgi dolu bir kalpten mahrum olduðu için acýmalý, sonra da bir insan olarak mukaddes vazifemizi hatýrlayarak, sabýr ve iyi niyetle,

hatta ýsrar ve inatla, sevgi meltemiyle imdadýna koþmalýdýr. Muhabbet ve iyilik duygularýnýn, ihlas ve samimiyetin yumuþatmadýðý hiçbir kalp yoktur.


ailem KISA KISA

Allahümme innî es’elüke hubbeke ve hubbe men yuhibbüke ve hubben yübelliðunî hubbeke

Allah’ým! Sen’den Sen’i hakkýyla sevmeyi, Sen’i sevenlerin sevgisini ve Sen’in sevgine ulaþtýracak sevgileri istiyorum. (Hâkim, Müstedrek, 1/708)

‘Zevk alamýyorum’ diyerek ibadetleri terk etmeyin Ýbadet ve taattan zevk alamayýnca ibadeti terk etmek düþüncesi, nefsin bir aldatmacasýdýr. Bu tür þeyler, kasten istenilmez. Yani, zevk almak için ibadet edilmez. Önemli olan, içinde bulunulan en olumsuz þartlara raðmen, gerek þahsî gerekse içtimaî vazifelerimizi eksiksiz yerine getirmektir. Bazen uzun bir sükût, özene bezene hazýrlanmýþ bir hutbeden daha beliðdir ve daha çok mânâ ifade eder. Her türlü aðýr þartlar altýnda aþkýmýzý, þevkimizi devam ettirebilme, belki de ayný þartlarda dolu dolu namaz kýlmaktan aþaðý kalmaz.

Meselâ, cemaatle birlikte, yüreklerimiz hoplayarak kýlýnan namaz mý, yoksa tek baþýmýza bir yerde alnýmýzý secdeye koyup, hiçliðimizi idrak mi daha hayýrlýdýr bilemeyiz. Bu sebeple belki de devamlý huzur içinde bulunanlar vazifelerini hakkýyla yerine getirdiklerini düþünürlerse yanýlabilirler. Çünkü, Cenab-ý Hakk’ýn nelerden razý olacaðýný tam olarak kestirmemiz mümkün deðildir. Zor þartlar altýnda çalýþan ve insanlýða hizmete gayret gösteren insanlar, belli anlarda ahireti, Rabb’in nimetlerini düþünerek kendilerini yenilemelidirler.

“Uyusaydýn da gýybet etmeseydin” Mânâ büyüklerinden biri anlatýyor: Çocukluðumda ibadete hevesli idim. Geceleri kalkar, ibadetle meþgul olurdum. Bir gece babamla beraber oturmuþ, gözümü bütün gece hiç yummamýþ ve kýrpmamýþtým. Kur’an-ý Kerim’i kucaðýmda tutuyordum. Ev halký uykuya dalmýþ6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 6

lardý. Babama dedim ki: “Ne olurdu! Bunlardan biri kalkýp da Allah için iki rekat namaz kýlsaydý. Ölü gibi uyuyorlar.” Bunun üzerine babam bana unutamayacaðým bir ders verdi: “Caným oðlum! Keþke sen de uyusaydýn da onlarýn gýybetini yapmasaydýn.”


Orhan Gazi, gittiði yerlerde garipleri ve derviþ kiþileri arayýp sorardý. Bir gün, Ýnegöl’de bulunan baba dostu Korkut Alp, ona haber göndererek, “Keþiþ Daðý (Uludað) çevresinde geyiklerle gezip söyleþen ve Geyikli Baba adýyla anýlan bir derviþin olduðunu” bildirdi. Orhan Gazi hemen adamlarýný gönderip Geyikli Baba’yý davet etti; ama o mübarek zat bu daveti kabul etmedi. Orhan Gazi adamlarýný tekrar gönderip sebebini sorunca Geyikli Baba þu cevabý verdi: “Derviþler kalp ve göz ehli olurlar da her iþin zamanýný gözetirler. Vakti gelince davete uyarlar ki, gittikleri zaman dualarý makbul ola!” Günlerden bir gün, Geyikli Baba çýnar aðaçlarýndan birini köküyle birlikte sökerek Bursa’nýn yolunu tuttu; sarayýn avlusuna girdi ve kapýnýn iç tarafýna bu aðacý dikmeye baþladý. Durumdan haberdar edilen Orhan Gazi oraya geldiðinde aðaç dikilmiþti. Derviþ þöyle seslendi: “Bu aðaç bizim hediyemizdir ve burada durdukça derviþlerin duasý sana ve soyuna makbuldür!” Sonra durup duasýný yaptý ve geldiði yere doðru gitmeye

baþladý. Arkasýndan koþup yanýna varan Orhan Gazi ile aralarýnda þöyle bir konuþma oldu: “Derviþ Koca! Þu eyleþtiðin, daðýnda dolaþtýðýn Ýnegöl yöresi senin olsun!” “Mal da, mülk de Allah’ýndýr Bey! O ehline verir. Biz mal ve mülk ehli deðiliz.” “Peki, mal ve mülk ehli kimlerdir?” “Hak Teala, dünya mülkünü senin gibi hanlara ýsmarladý. Malý da iþ ehline ýsmarladý ki, kullarý birbirleriyle iþlerini göreler.” “Derviþ Koca, benim sözümü de tutsan ne olur? Arkadaþlarýn için þöyle bir parçacýk yer de mi kabul etmezsin?” “Peki, kalbin kýrýlmasýn Bey! Þu tepecikten berisi derviþlerin avlusu olsun, yeter!” Orhan Gazi oldukça rahatlamýþ olarak geri döndü. Geyikli Baba öldükten sonra kabrinin üstüne bir türbe, yanýna da bir tekke ile mescit yaptýrdý. Geyikli Baba’nýn saray avlusuna diktiði çýnar aðacý gelen her padiþah tarafýndan korunup gözetilerek ulu bir aðaç oldu. “Geyikli Baba Tekkesi” de o gün bu gün varlýðýný korudu ve hep ziyaret edildi.

ÝLLÜSTRASYON: CEM KIZILTUÐ

Orhan Gazi ve Geyikli Baba


ailem

Salih Yusufoðlu

BÝR TEKLÝF

s.yusufoglu@zaman.com.tr

Mektup adresi: Ailem Dergisi (Salih Yusufoðlu) Çobançeþme Mah. Kalender Sk. No: 21 34196 Y.Bosna/ÝST.

Ebeveynlerimiz bize bir sabýr taþý olup sabrý öðretti. Affý öðretti onlar, hatalarýmýzý affederek ve ilk öðretmenimiz oldular. Okurlarýmýzýn ibret dolu mektuplarýný yayýnlamaya devam ediyoruz.

Babam, ‘güven’ duygusunu öðretti Babamýn adý Ýsmet. Bilirsiniz, ‘ismet’ bir peygamber sýfatý olup günahtan korunmuþ anlamýna gelir. Þüphesiz bu sýfat yalnýz peygamberlere mahsustur. Ýnsan beþerdir, iyiliklerle, hatalarla yoðrulmuþtur ve mutlaka günahlarý vardýr. Fakat günahlarý en aza indirgemek mümkün. Ýþte bu ismi bir insanýn taþýyabileceði kadar hakkýyla taþýmaya çalýþan bir kul tanýyorum; babam. Ýyi niyetli, temiz yürekli ve fedakar bir insandýr o. Biz dürüstlüðü, iyi niyeti ve insanlar hakkýnda hiçbir þekilde önyargýlý olmamayý babamdan öðrendik. Vefayý ve insana deðer vermeyi de o öðretti bize; çünkü kendisi dost ve akrabasýna karþý her zaman yardýmsever ve vefakâr davranmýþtýr. Yani sadece diliyle deðil, hâl ve hareketiyle öðretti bize her þeyi. Haramýn ne kadar çirkin oldu-

ðunu, helalin de tatlýlýðýný bize yaþayarak ve yaþatarak öðretti. Allah korkusu taþýyan yürekten zarar gelmeyeceðini, buna raðmen herkese güvenmemeyi ve dikkatli olmayý da yine o öðretti. Özgüvenimi de babama borçluyum. O bana her zaman güvendi ve hiçbir þeye zorlamadý. Babam, birçok ailenin kýz çocuklarýný okutmamasýnýn aksine, baþka bir þehirde yurtta kalýp okumama müsaade etti ve beni her zaman destekledi. Biz de bu güveni sarsmamak için elimizden geleni yaptýk ve yapýyoruz da. Çocukluðumdan bu yana öðrettiði her þey bugün hafýzamda taptaze yerini muhafaza etmekte ve yoluma ýþýk tutmakta. Rabb’im babamý ve bütün deðerli babalarý has kullarý arasýna katsýn. Bize de onlarýn rýza ve duasýný almayý nasip etsin. Öznur Cesur, Belçika

Bana Hadis-i Þerif’i sevdiren annemdir Ben, 9 yaþýnda ilkokul 3. sýnýfa giden bir çocuðum. Annemi çok seviyorum; çünkü annem dürüst bir insan. Annem hayatta yalan söylemez. Ayrýca çok ama çok sabýrlý bir insandýr annem. Ben de 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 8

annem gibi dürüst ve sabýrlý bir insan olmayý çok istiyorum. Bir tane Hadis-i Þerif var çok güzel; ‘Cennet analarýn ayaklarý altýndadýr.’ diye. Bu hadisi de annem sebebiyle çok seviyorum. Sevgili

anneciðim bana Kur’an’ýn önemini sen öðrettin, insanlara yardým etmeyi de. Bana öðrettiðin her þey için çok teþekkürler sevgili anneciðim. Melike Ayav, Ünye, Ordu (Hediyeniz için adresinizi bekliyoruz)


ailem BÝR TEKLÝF

Annemden duanýn gücünü öðrendim

‘Veren el’ olmayý öðrendim Babamý, çocukluðumdan beri bir parça lokmasýný dahi çok kiþiyle paylaþýrken gördüm. Kazancýný, sadece eþ ve çocuklarýyla deðil, komþularý, akrabalarý ve dostlarýyla yerken gördüm. Zaman zaman bu bizi, özellikle de annemi sýkýntýya soksa da, sonralarý aklýma düþtü ki, biz babamýn yardým ettiði insanlarýn dualarýyla hidayete erdik belki de... Çok duyardým, babam yemeðe baþlamadan önce, ‘Haným bir tabak da komþuya ver.’ dediðini. Ramazan’da pide alýp eve gelirken, mahallemizdeki Kezban Nine’ye de bir pide býraktýðýný da unutmam. Köydeki fakir akrabalarýmýza aybaþlarýnda birer erzak paketi hazýrlar ve bizler de bu eðlenceli erzak paketi hazýrlama iþinde beraberce çalýþýrdýk babamla. Yardýmseverdi, ‘veren el’di babam. Bu davranýþlarýyla ‘veren el’ olmanýn ‘alan el’ olmaktan daha mühim olduðunu öðretti bizlere. Þimdi mü’min bir ailem, çocuðumun dinî eðitiminde titizlik gösteren bir eþim varsa biliyorum ki, bu önce Rabb’imin, sonra da babamýn uzattýðý yardým elinin ardýndan, “Allah razý olsun Ýsmail Efendi. Çoluk çocuðun hayýrlý evlatlar olur inþaallah.” diye dua etmelerindendir. Misafirime, komþularýma, öðrencilerime hep senin felsefenle yaklaþýyorum babacýðým. Bu davranýþlardan kalplerin yumuþadýðýný, Allah’ýn hoþnut olduðunu biliyorum... Ülkü Kara, Ýnegöl, Bursa

8-9 yaþlarýndayken annemin beni, namaz kýlmam için uyarýlarýndan dolayý namaza düþman kesilmiþtim. Caným annem sabýrla ve tatlýlýkla uyarýlarýný yapýyordu sürekli; ama annemin uyarýlarý ve bana gösterdiði sabrý bile beni hiç yumuþatmýyordu. Annem sürekli olarak dua ediyor ve namazý sevip aksatmamam için Allah’a yalvarýyordu. Þu an 13 yaþýndayým ve 11 yaþýnda iken namazlarýmý hiç aksatmadan kýlmaya baþladým. Rabb’ime þükürler olsun ki, namazý bana sevdirdi... Artýk sabah namazlarýný bile aksatmýyorum. Ve bu sayede annemden duanýn ne kadar büyük bir gücü olduðunu öðrendim. Teþekkürler caným annem... Kübra Sungur, Ceyhan, Adana (Hediyeniz için adresinizi bekliyoruz)

Hatalarýmý affederek ‘affetmeyi’ öðretti Babam bana ilk olarak, Allah ve Resûlü’nu sevmeyi öðretti, onlarý sevdiðini bizzat göstererek. Sabrý öðretti bir sabýr taþý misali sabrýyla. Hatalarýmý affederek, affetmeyi öðretti. Hocam oldu, dualarý ve hikmetlerini öðretti. Dert ortaðým oldu, metaneti öðretti. Ýmam oldu, namaz kýlmayý öðretti. Bütün öðrettiklerin için Rabb’im senden razý olsun, ömrün uzun ve bereketli geçsin... Þerife Çakar, Ýstanbul (Hediyeniz için adresinizi bekliyoruz) ailem 9

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


ailem HAYAT

Mümin, dünyadayken ahiret yörüngeli bir hayat yaþamalý, devamlý surette ahireti kazanma adýna hesap ve planlar içinde olmalý, hayatýný bu doðrultuda tanzim etmelidir. ALÝ DEMÝREL

AHiRET YÖRÜNGELi

BiR HAYAT ümin, yaþadýðý hayatý ahiret hayatýna göre deðerlendiren, dünyaya o nispette deðer veren, dünyevi ve uhrevi emniyetini Allah’a baðlayan, O’na itimat eden, imana dayalý fazilet duygularýyla dopdolu olan, dünya ve ahiret dengesini kurduktan sonra, hem dünya, hem de ahiret hayatýný teminat altýna almýþ insan demektir. Bütünüyle dünya hayatýna gözünü kapayýp inzivaya çekilme, Müslümanlýkta çok makbul bir þey olmadýðý gibi; dünyaya dalarak tamamen ahireti unutmak, cismaniyeti tek gaye yaparak maneviyatý terk edip ihmal etmek de Müslümanlýkla baðdaþmayan þeylerdir. Akýllý mümin böylesine bir dengeyi kurmak suretiyle dünya saadetine de dünya saadeti kadar ehemmiyet verir. Ebedi, bitip-tükenme bilmeyen bir ahiret hayatý geçici dünya hayatýndan elbette daha hayýrlýdýr. Mümin gözünün biriyle dünyaya bakarken bir diðeriyle ahirete bakar ve bu hassas dengenin bozulmamasýna dikkat eder.

M

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 10

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in peygamberlik vazifesiyle arz-ý endam etmesiyle beraber ortaya koyduðu meselelerin en mühimlerinden bir tanesi þudur: Dünya ve ukba dengesini kurma, nazarlarý ahirete yöneltme ve ahirete baðlýlýk içinde dünyayý da unutmayarak mamur kýlma. Onun içindir ki, Efendimiz’in kendisine olduðu gibi ailesine ve akrabalarýna da zekat ve sadaka haram kýlýnmýþtýr. Çünkü haram kýlýnan bu þeyler dünya nimetleriydi. Herkes bunlardan istifade edecek fakat Efendimiz ve akrabalarý istifade edemeyecekti. Allah Rasulü, kendisine tatbik ettiði þeyleri ailesine de uyguluyordu. Millete örnek ve önder saydýðý kimseleri de bu nimetten mahrum ediyordu. Yoksa örnek olamazlardý. Efendimiz, kendi nasýl yaþadýysa, eþleri, çocuklarý ve torunlarýnýn da öyle yaþamalarýný istiyordu.


Hayat yolculuðunun sonunda hangi amelin bizim kurtuluþumuza vesile olabileceðini bilemeyiz. Onun için en küçük iyiliðe bile “küçük” dememeliyiz.

Hz. Fâtýma validemiz, babasýný sevindiriyor Ýþte kýyamete kadar gelecek velilerin anasý Hz. Fatýma Validemiz, bir gün elinde veya boynunda bir altýn zincirle babasý Rasul-i Ekrem’in huzuruna çýkar. Nakþibendi Hazretleri’ne, Þah-ý Geylânî’ye, Þazeli’ye, Bedevi’ye, Ahmed Rufai’ye analýk yapacak olan Hz. Fatýma’ya, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) özel ihtimam gösteriyor, bir kubbe gibi onu koruyordu. Zira o muhteþem kubbenin altýnda kýyamete kadar altýn halkalar yetiþecek ve geliþecekti. Ýþte bu altýn zincirin baþýnda bulunan Hz. Fatýma, boynunda dünyaya ait bir altýn zincirle Efendimiz’in huzuruna çý-

kýnca Allah Rasulü kaþlarýný çatar ve “Kýzým Fatýma, ister misin halk ‘Peygamber’in kýzý boynunda cehennemden bir halka taþýyor’ desinler.” der. Efendimiz böyle der demez Hz. Fatýma boynundaki zinciri çýkarýr ve satar. Hürriyetini kaybetmiþ bir esir alarak onu hürriyetine kavuþturur. Sonra da Efendimiz’in huzuruna gider ve yaptýklarýný anlatýr. Kýzýnýn bu örnek davranýþý Allah Rasulü’nü hoþnut eder. Efendimiz bu hareketiyle kýzýna adeta þöyle diyordu: Kýzým, sen dünyaya az buçuk meyletmek istiyorsun ama sen ukba için, gelecek bütün evliya-

ya ana olabilecek mahiyette yaratýlmýþsýn. Bu gibi dünyevi þeyleri düþünmemelisin. Ahiret senin için daha hayýrlýdýr. Sen ona yönelmelisin. Evet, ruhun geliþmesi, fazilet duygularýnýn inkiþaf etmesi, dünyayý düþünürken onunla beraber ahireti de düþünmeye baðlýdýr. Her gün birkaç defa gözünün önünde ahiret canlanmayan insanýn dengeli yaþamasý çok zordur. Bu sebeple mümin, dünyadayken ahiret yörüngeli bir hayat yaþamalý, devamlý surette ahireti kazanma adýna hesap ve planlar içinde olmalý ve hayatýný bu doðrultuda tanzim etmelidir. ailem 11

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


ailem CÖMERTLÝK

Hz. Süheyb, Allah ve Resulü için tüm zenginliklerinden vazgeçen insanlarýn sembolüdür. Hakkýnda ayet nazil olmuþtur. Cömertliði ve niþancýlýðý ile meþhurdur. SAÝD GEVEN

Allah için her þeyini terk eden sahabi:

SÜHEYB-Ý RÛMÎ

üheyb bin Sinan ya da Süheyb-i Rûmî olarak meþhur olmuþtur. Hz Süheyb’in babasý, Nemr soyundan Sinan, anasý Kuayd kýzý Selma’dýr. Dedesi, Musul civârýndaki bir kasabanýn hâkimi idi. Günün birinde, Bizanslýlar hücum ettiler. Çok kimseyle birlikte, Küçük Süheyb de esir düþtü. Uzun müddet, Romalýlarýn elinde esir kaldý. Ýþte bu yüzden, Süheyb-i Rûmî olarak anýlmýþtýr. Onu, Mekkeli Abdullah bin Ced’an satýn aldý. Bir müddet sonra da, iyi hareketlerinden dolayý azât etti. Hz. Süheyb, orta boylu, kýrmýzý yüzlü, çok cömert ve lâtifeyi seven bir kiþiydi. Resûlullah’ýn hadîslerine büyük önem verir, ‘hata ederim’ endiþesiyle hadîsleri nakletmezdi. ‘Niçin nakletmiyorsun’ diyenlere þöyle cevap veriyordu: “Vallahi ben Resûlullah’ýn hadîslerini bile bile nakletmiyorum. Ýsterseniz gelin size Peygamber Efendimiz’in savaþlarýný ve yanlarýnda bulunduðum sýrada gördüðüm þeylerin hep-

S

sini anlatayým. Fakat, “Peygamber Efendimiz þöyle buyurdu.” demeye gelince, ben onu yapamam!” Efendimiz, Süheyb’i çok severdi. “Bir kimse Allah’a ve âhiret gününe inanýyorsa, bir ananýn evlâdýný sevmesi gibi Süheyb’i sevsin.” buyurmuþtur. Ka’be-i Muazzama’nýn güneyinde, yüksekçe bir yerde, Hz. Erkam’ýn evi bulunuyordu. Hz. Erkam, Mekke’nin ileri gelenlerinden, itibarý çok olan bir zât idi ki, herkes kendisine hürmet ve ikrâm ederdi. Bu gibi sebeplerden dolayý, Efendimiz ve diðer Müslümanlar burada toplanýrlar, emniyetli bir yer olduðu için ibâdetlerini rahat yaparlardý. Yeni Müslüman olmak isteyenler de bu eve gelir, Müslüman olmakla þereflenirdi. Bunun için, bu eve Dar’ülÝslâm ve Dârü’l-Erkam gibi isimler verilmiþti. Süheyb bin Sinan da bu evde Müslüman olmuþtur. Müslüman olduðunu açýklamaktan çekinmeyen yedi mücâhid sahâbîden biri oydu.


ailem CÖMERTLÝK

Hakkýnda ayet indi Hz. Süheyb, Müslüman olduðunu açýkladýktan sonra Mekkeli müþriklerin, þiddetli hücum ve iþkencelerine mâruz kaldý. Hz. Süheyb, Mekke’de akrabasý, dayanaðý olmayan bir zât olduðu için, müþrikler kendisine çok zulmederler, konuþamayacak hâle getirinceye kadar döverlerdi. Demir gömlek giydirirler, en sýcak günde, güneþ altýnda tutulur, üstüne de yük bindirirlerdi. Bir gün, Hz. Habbâb ve Hz. Ammâr’la birlikte giderlerken, müþriklerden bazýlarý ile karþýlaþtýlar. Müþrikler, “Ýþte Muhammed’e tâbi olan kimseler!” diye alay ettiler ve bazý yakýþýksýz sözler söylediler. Hz. Süheyb onlara cevâben dedi ki: “Evet! Allah’ýn Peygamberine tâbi olan, O’nunla beraber bulunmaktan zevk alan kimseler biziz. Hz. Muhammed’e (sas) biz inandýk, siz inanmadýnýz. Biz O’nun (sas) söylediklerinin, bildirdiklerinin hepsinin doðru olduðunu kabûl ettik. Siz yalanladýnýz. Bütün üstünlük ve fazîletler Ýslâmiyet’te, bütün zillet ve felâketler de müþrikliktedir. Müslümanlýkta aþaðýlýk, müþriklikte üstünlük yoktur.” Hz. Süheyb böyle söyleyince saldýrdýlar ve onu konuþamayacak hâle gelinceye kadar dövdüler. Hz. Süheyb, Mekke’de kendi gayretleriyle büyük bir servet elde edip hayli zengin oldu. Medîne-i Münevvere’ye hicret edeceði müþrikler tarafýndan haber alýnýnca yine yolu kesildi. “Senin bu kadar mal ve para ile gitmene izin vermeyiz!” dediler. Hz. Süheyb de, “Ey müþrikler. Beni iyi tanýrsýnýz ki, çok iyi ok atarým. Üzerime gelirseniz, sadaðýmdaki ok-

larýn hepsini size atarým ve sonra kýlýcýmý çekerim. Bunlardan biri elimde bulundukça bana bir þey yapamazsýnýz, kendiniz bilirsiniz! Yanýmda ve Mekke’de bulunan mallarýmý size verirsem önümden çekilir misiniz, yolumu açar mýsýnýz?” dedi. Hemen kabûl ettiler. Müþriklerin elinden kurtuldu ve hiç parasýz olarak yoluna devam etti. Çölde binbir güçlüklere raðmen Peygamber’imize (sas) kavuþmanýn heyecaný ile bütün sýkýntýlardan zevk alarak yoluna devam etti. Efendimiz (sas), Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’le (r.anhüm) birlikte Hz. Külsüm bin Hedm’in hânesine misâfirdiler. Orada buluþtular. Süheyb olanlarý anlattýktan sonra Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Süheyb kazandý, Süheyb kazandý, Ebû Yahyâ kazandý! Satýþ kârlý çýktý. Satýþ kârlý çýktý!” Sonra Hz. Süheyb (ra) hakkýnda nâzil olan: “Ýnsanlardan bir kýsmý, Allahü Teâlâ’nýn rýzâsýný isteyerek O’na ibâdet yolunda kendini ve malýný fedâ ederler.” meâlindeki âyet-i kerîmeyi (Bakara, 2/207) okudular. Hz. Ömer, Hz. Süheyb’i çok severdi. Hz. Ömer, hançerle yaralanýnca yerine geçecek halîfeyi seçmek için þûra ehlini tayin edip, yeni halîfe seçilinceye kadar Hz. Süheyb’in kendisinin yerine vekil olmasý ve cenâze namazýný kýldýrmasý için vasiyet etti. Hz. Süheyb, üç gün müddetle cemaate namazlarý kýldýrdý. Hz. Ömer’in cenâze namazýný da kýldýrdý. 70 yaþýnda, 658’de Medînei Münevvere’de vefât etti. Bâki Kabristaný’na defnolundu.


FOTOÐRAF: BAHAR MANDAN

R A L Y A 3

3 AYLARIN MANEVÎ ÝKLÝMÝ HER YERÝ SARIYOR Rabbimiz, mekânlar içinde mukaddes mekânlar; zamanlar içinde de mukaddes zamanlar yaratmýþtýr. Üç Aylar en müstesna zaman dilimlerini oluþturmaktadýr.

MEHMET AYDIN ayatýn sýkýntýlarý ve nefislerin tazyiki karþýsýnda istikameti muhafazada bitkin düþen ruhlarýmýzý ihya edecek mübarek bir zaman dilimine girmiþ bulunuyoruz. Birbiri ardýna gelecek mübarek gün ve geceleri ganimet bilmeli, geride kalan hayatýmýzýn muhasebesini ciddi anlamda yapabilmeliyiz. Her gün yapabilsek ne iyi; ancak Recep, Þaban ve Ramazan’da Cenab-ý Hakk’ýn kulluk kapýsýný daha heyecanla çalabilmeli ve yeniden tazelenebilmeliyiz. Çünkü Cenab-ý Hak, insana takvasýna göre deðer verecektir. (“Habibim, de

H

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 14

ki: Eðer duanýz ve ibadetiniz olmasa, Rabb’iniz size ne diye deðer versin?” Furkan 25/77) Üç aylar bir yarýþtýr ve biz bu yarýþý kazanmaya çalýþmalýyýz. Bu aylarda hissedilen manevî esintiler, müminlerin Allah’a yaklaþma ve onun rýzasýný kazanmakta daha dikkatli olmalarý öyle bir hava meydana getirir ki, o havadan inanmayanlar da faydalanýr. Böylece onlar da hisselerini almýþ olurlar. Bu aylarda ibadetleri artýrmalý. Zikir ve fikirde derinleþmeli. Ýnsanlarla diyaloglarýmýzda daha dikkatli olmalý. Ýncitmemeye, üzmemeye, kýrmamaya çalýþmalýyýz.


Üç aylar bizim için muhasebe vesilesidir Ben neyim? Niçin bu âleme gönderildim? Yaratýlýþýmdaki sýrlar nedir? Günah nedir? Sevap nedir? Kur’an bizlere neler emrediyor? Okunduðu zaman bile insanýn gönlüne inþirah veren bu ses nedir? Alem nereden gelmiþ, nereye gidiyor. Bu ölmeler, kalmalarýn hikmeti nedir? Nasýl hesap vereceðiz? Bu gibi sorular zihnimizi 3 aylarda daha çok kurcalamalý. Üç aylar, kendimizi denetleme, de-

ðerlendirme bakýmýndan çok önemlidir. Kendimize sormamýz gereken çok soru var: Rabb’im Allah’týr deyip baþkalarýna mý bilip bilmeden tapýnýp duruyorum? Resulüm Hz. Muhammed’dir (sas) deyip baþkalarýnýn sünnetlerini mi harfiyyen uyguluyorum? Kitab’ým Kur’an’dýr deyip, baþka kitaplarý mý kendime rehber edinmiþim? Þeytan düþmanýmdýr deyip de sonra sürekli onun istekle-

rini mi yerine getiriyorum? Allah en güzel vekilimdir deyip, sürekli O’nu üzüyor muyum? Bugüne kadar kaç kiþinin hidayetine vesile ya da engel oldum? Kaç yetimin baþýný okþadým ya da aldýðým kararlarla kaç kiþiyi yetim býraktým? Evet, üç aylar bütün bunlarý kendimize sorup bir durum deðerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin, gecelerin ve aylarýn þuuruna varmak demektir.

Aile içinde neler yapabiliriz? Aile içi eðitimi olarak muteber kaynaklardan mübarek günlerin önemi çeþitli kýssalar eþliðinde anlatýlabilir. Mübarek geceler ailecek kýsa da olsa bir merasimle ihya edilebilir. Ailecek sýrayla dua edilebilir. Evin büyükleri, özellikle küçüklere alýnacak yeni þeyleri, hediyeleri o gecenin adýna verebilir. Mübarek geceler hürmetine eþlere alýnacak küçük de olsa bir hediye, bir çiçek karþýlýklý baðlarý kuvvetlendirecek, gecenin bereketi ve ruhaniyeti herkesin üzerine inecektir. Mübarek geceler ve bayramlar küskünlerin barýþabilmesi için de en güzel fýrsattýr. Normal zamanda gidip de, “Ben seninle barýþmaya geldim!” desek, “Nereden çýktý þimdi bu!” denebilecekken, “Þu mübarek günün hürmetine gel barýþalým. Sen de ben de sevaba girelim!” demek iyi bir çözüm olabilir. Mübarek gün ve geceler vesilesiyle bizzat ziyaret edemiyorsak tebrik kartý postalamak, telefon etmek, sms mesaj/elektronik posta göndermek de bir yoldur. Aslolan sevdiklerimizi unutmamaktýr.

Mübarek geceler ailelerin bir araya geldiði, ortak dua ve ibadetin yapýlabildiði geceler olmalý.

Camiler kandillerde mü’minlerle dolar Milletimizin büyük çoðunluðu dinî gün ve gecelerimizi sevinçle karþýlarlar, tebrikleþirler, camilere dolarlar. Sevap ve fazilet bakýmýndan hasat mevsimi olan bu üç aylara eriþmenin manevî hazzýný duymuþlar ve hatta birçok kardeþlerimiz bu mübarek aylarý oruçlu geçireceklerdir. Enes b. Mâlik’ten (ra) bir rivayete göre Peygamber’imiz (sas) Recep ayý girdiðinde þöyle dua ederdi: “Ey Allah’ým! Recep ve Þaban ayýný bize mübarek kýl ve bizi Ramazan’a ulaþtýr.” (Kenzü’l-Ummâl, 1/79, No: 18049) ailem 15

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


R A L Y A 3

Mübarek geceler “Kandil” veya “Kandil geceleri” denilince Regâib, Mirâc, Berat ve Kadir geceleri kastedilir. Bunlar “leyl” (gece) kelimesi ile isim tamlamasý yapýlarak “Leyle-i Mirac”, “Leyle-i Kadir” þeklinde anýlýrlar. Bunlarýn yaný sýra her haftanýn cuma gecesi, Mevlid Kandili gecesi, Ramazan Bayramý gecesi, Kurban Bayramý geceleri, Zilhicce’nin ilk 10 gecesi ve Muharrem ayýnýn ilk gecesi gibi geceler de bu kapsamda kabul edilir. Bunlarýn bir kýsmýnýn özel önemi haiz olduðuna dair ayet ve hadisler bulunmakla birlikte, bazýlarýna bu niteliðin verilmesi dolaylý bir yorumla olmuþtur.

Regâib Gecesi “Regâib”, raðbet olunan, bol ihsan ve deðerli hediyeler demektir. Recep’in ilk cuma gecesinde bu kabil ihsan ve ikramlar beklenildiði için o geceye “Regâib Gecesi” denilmiþtir. Regâib Gecesi, Recep ayýnýn ilk cuma gecesi olmasý sebebiyle, ibadet, taat ve hayýrlý iþlerle ihya edilmesi için daha bir özen gösterilmesi tavsiye edilen bir gecedir.

Mirac Gecesi Mirâc, çýkýlan yer ya da çýkma aleti ve merdiven demektir. Hz. Risalet’in (sas) hicretten bir süre önce, Allah’ýn emri ile Mescid-i Haram’dan alýnýp Mescid-i Aksa’ya götürüldüðü (Ýsra mucizesi), oradan semalarý kat ederek Rabb’ine yükseltildiði (Mirac mucizesi) tarihen 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 16

sabit, bir kýsmý Kur’an’da, bir kýsmý da hadislerde anlatýlan gerçek bir hadisedir. Ýslâm alimlerinin çoðunluðu Mirac’ýn Recep ayýnýn 27’nci gecesi gerçekleþmiþ olduðu kanaatindedir. Ýnsanlýðýn kurtuluþ sebebi olan Hz. Peygamber’in Rahman’ýn katýnda olaðanüstü ikram ve manevî hediyelere mazhar olduðu böyle bir zaman dilimine Müslümanlar çok büyük deðer verir. Eþref-i mahlukat olan insanoðlunun en þereflisi olan Ýki Cihan Serveri’nin (sas) tüm mü’minleri temsilen böyle muhteþem bir onurla taltif edilmesi bütün Müslümanlar için bayram gecesidir. Bu gecede, Mirâc’a kadar olan sürede maruz kalýnan dayanýlmasý zor sýkýntý ve iftiralar tekrar hatýrlanmalý, O’nun (sas) ve ashabýnýn tevhid mücadelesi uðrunda katlandýklarý eziyet ve sýkýntýlar yeniden düþünülmeli, örnek sabýr ve metanetleri gözden geçirilmelidir. Namaz, Mirac’ýn en önemli meyvesidir. Rabb’imizin kullarýna en büyük hediyesidir. Çünkü, Rabb’imiz bize kendisini memnun ve razý edecek fiilleri tarif edip, öðretip, emretmeseydi O’nun rýzasýný nasýl kazanacaðýmýzý bilemeyeceðimizden periþan olur, ne yapacaðýmýzý bilemez öylece kalakalýrdýk. Bu gecede, Kur’an tilaveti, zikir, tesbih ve istiðfarla gecenin feyzinden yararlanýlmaya çalýþýlmalýdýr. Kaza namazý olan onlarý yerine getirmeli, Ümmet-i Muhammed için dua edilmeli, tüm Müslümanlar sonra þahsý için cümle dilekler yegane Sahib’ine yöneltilmelidir.


Berat Gecesi

FOTOÐRAF: FATÝH UÐUR

Berât, ‘berâet’ kelimesinin Türkçedeki kullanýlýþýdýr. Bir þeyden “berî/uzak” olma, aklanma, temiz ve suçsuz çýkma anlamlarýna gelir. Þaban’ýn on beþinci gecesini deðerlendirenler de tevbe ve istiðfarlarla günahlardan temizlenip arýndýklarý için o geceye Berât gecesi anlamýnda “Leyle-i Berât” denmiþtir. Bu gecenin mübarek bir gece olduðu ve ihya edilmesinde büyük faziletlerin bulunduðu alimlerimiz tarafýndan kabul edilmiþtir. Bu geceye özel bir namaz olmamakla birlikte, gecenin manevî deðerine binaen, namaz, Kur’an tilâveti, zikir, tesbih ve istiðfarlarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardým ve benzeri hayýrlý amellere özel bir önem verilmesi müstehaptýr.


FOTOÐRAF: KÜRÞAT BAYHAN

R A L Y A 3 Kur’an’da ismen geçmekte ve hakkýnda müstakil bir sûre (Kadir Sûresi) bulunmaktadýr. Bu sûrede bu geceden ta’zimle söz edilir ve “bin aydan hayýrlý, meleklerin ve Ruhü’l-Kudüs’ün indiði, tâ fecre dek esenlik dolu bir gece” olduðu anlatýlýr. “Kadr” kelimesi sözlükte, güç yetirmek manasýnýn yaný sýra; hüküm, takdir, þeref, ululuk ve tazyik gibi anlamlara da gelir. “Kadir Gecesi”nde bu manalarýn her biri mevcuttur. Kadir Sûresi’nde (97/1) Kur’an’ýn bu gecede indirildiði, Bakara Sûresi’nde de (2/185) Ramazan ayýnda indirildiði belirtilir. Buna göre, Kadir Gecesi’nin Ramazan ayý içinde olduðu açýktýr. Hadis-i þeriflerdeki bilgilerden hareketle Kadir Gecesi’nin Ramazan’ýn hangi gecesine denk geldiði kesin olarak söylenememekle beraber, bunun 27. gece olduðunda ittifaka yakýn bir kanaat mevcuttur. Zamanýnýn kesin olarak bildirilmemesi insanlarýn diðer zamanlarda kulluk görevlerini ihmal etmemelerinin hedeflenmesi gibi bazý hikmetlerle açýklanmýþtýr. Bir hadis-i þerifte, “Kim inanarak ve sadece Allah rýzasý için Kadir Gecesi’nde kalkarsa (o geceyi ihya eder, deðerlendirirse) geçmiþ günahlarý baðýþlanýr.” (Buhari, Ýman, 28, Savm, 6) buyurulur. Bu gecede kalkýldýðýnda, gecenin nasýl ihya edileceði ayetlerde ve hadislerde net olarak sýnýrlandýrýlmadýðý için mü’minler namaz kýlýp dua ve istiðfar ederek, tefekkür ve zikirde bulunarak, Kur’an okuyarak bu geceyi ihya edebilir. Muhtaçlara yardým etmek, sýla-i rahimde bulunup yakýn akrabalarý arayýp sormak, ziyaret etmek, gönüllerini almak gibi ameller en güzel deðerlendirme yollarýdýr. Resulullah bunlarýn 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 18

FOTOÐRAF: KÜRÞAT BAYHAN

Kadir Gecesi

hepsini yaptýðýna göre bu geceyi deðerlendirmek isteyenler de ayný yolu izlemelidirler. Kaynaklarda Hz. Peygamber’in, bu geceye denk gelebilmek için ibadet ve taate ayrýlan bir program içinde Ramazan’ýn son on gününü itikâfla geçirdiði kaydedilir. Bu gecenin feyzinden yoksun kalmak istemeyen mü’min, hiç deðilse yatsý (teravih) ve sabah namazlarýný cemaatle kýlmaya gayret etmeli, din kardeþleri ile birlikte yapýlan dualara katýlmalýdýr. Kadir Gecesi’nden söz edilen hadiste: “Ondan mahrum olan çok büyük þeyden mahrum olmuþtur.” (Müsned, II, 230, 285) buyurulur.

Özellikle mübarek gecelerde yatsý ve sabah namazlarýný cemaatle kýlmaya gayret etmeliyiz.


Kandiller ve gecenin bereketi Gece ve gündüz Kur’an’da tevhid delillerinden biri olarak zikredilmiþ ve üzerine yemin edilmiþtir. Gece (leyl) Kur’an’da sýklýkla zikredilmiþ, hakkýnda tefekkür etmemiz emredilmiþ bir zaman dilimidir. Kur’an-ý Kerim gece inmeye baþlamýþ ve indiði gece gecelerin sultaný, indiði ay aylarýn sultaný, indiði Peygamber Resullerin Sultaný ve indiði ümmet de ümmetlerin sultaný olmuþtur. Ýsra ve Mirac mucizeleri, Hicret hadisesi hep gece vakitleri vuku bulmuþtur. Efendimiz ve sahabileri beþ vakit namazýn farz oluþundan önceki 10 yýllýk süre içinde geceleri teheccüd namazýna devam etmiþlerdir. (“Gecenin bir kýsmýnda uyanarak, sana mahsus bir nafile (teheccüd) namaz kýl.” Ýsra Sûresi, 17/79) Efendimiz (sas) geceleri pek az uyurlardý. Seher vakitlerinde de istiðfarda bulunurlardý. Gecenin bereketinden yararlanmayý gaye edinen Efendimiz, yatsýdan hemen sonra yatmaya özen göstermiþ ve buna ters davranýþý da hoþ görmemiþtir.

Kur’an, hep Kur’an Kur’an, “saðlam kulp/urvetü’l vüska” ve “Allah’ýn saðlam ipi/hablu’llahi’l metîn”dir. Tutunan, cehennemden kurtulur. Kur’an’ý düþünen, Kur’anca düþünen; fitnelerden, belalardan emin olur. Üç Aylar boyunca Kur’an’la daha çok hemhâl olmalý, özellikle Ramazan’da mukabele konusunda elimizden gelen gayreti gösterip, aksatmamaya çalýþmalýyýz. Biliyoruz ki, Kur’an sadece öylesine okunsun diye gelmedi. Kur’an okunsun, anlaþýlsýn, üzerine düþünülsün ve ondan ders alýnsýn diye geldi. Kur’an hidayettir. Yani insaný en doðruya yöneltendir. Kur’an’ý anlamazsak, onun hidayetinden nasýl yararlanacaðýz? Öyle ise her gün okuduðumuz kadarýnýn tefsirini, en azýndan meâlini de okumalýyýz. Kur’an’ý bir kere olsun baþýndan sonuna kadar anlayýp okumadan bu dünyadan göç etmemeliyiz. Rabb’imiz, “Kur’an’ýmý okudun mu?” dediðinde bocalamamak, diðer okuduðumuz kitaplarý düþünüpmahcup olmamak için ona samimiyetle sarýlmalýyýz.

Ýbadetleri nasýl artýrabiliriz? Öncelikle farzlara daha ciddi eðilmeli, namazlarý vaktinde, erkekler için mümkünse cemaatle kýlmalýdýr. Namaz, oruç ve benzeri nafileleri çoðaltmaya itina göstermeliyiz. Oruç konusunda pazartesi ve perþembe günleri, kamerî aylarýn 13, 14 ve 15’inci günleri, mübarek gecelerin öncesi ve sonrasýnda oruç tutabiliriz. Ýmkaný ve gücü olanlar Savm-ý Dâvud denilen Hz. Davud Aleyhisselam’ýn tuttuðu gibi bir gün oruç tutup bir gün tutmayarak da bu günleri ihya edebilir. Peygamberimiz (sas) 3 aylarýn tamamýný sürekli oruçla geçirmemiþtir. Ancak bu, yapýlamayacaðý anlamýna gelmez. Hz. Peygamber, Recep ayýnýn tamamýný oruçlu geçirmemiþ; ama Þaban’ýn neredeyse tamamýný genel olarak oruçlu geçirmiþler ve Ramazan’la birleþtirmiþlerdir. Keffaret oruçlarý bu aylarda tutulabilir. Namaz ile ilgili nafilelerde gece (teheccüd) namazlarýný kaçýrmamaya gayret etmek çok iyidir.

ailem 19

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


R A L Y A 3 3 Aylar mü’minlerin yardýmlaþma mevsimidir Öteden beri olgun mü’minler zekatý bu aylardan birinde, özellikle Ramazan’da vermiþlerdir. Sadaka-i Fýtýr, Ramazan’a has bir mâlî mükellefiyettir. Mâlî ibadetler þüphesiz bu ikisinden ibaret deðildir. Yedirme, içirme, giydirme, borç verme, hayýr müesseselerine yardým etmek vs. gibi infak kapsamýna giren her davranýþ mâlî ibadetlerden sayýlýr. Cihad ayetlerindeki, “Mallarýnýzla ve canlarýnýzla” þeklindeki ifadeler mallara öncelik verilmesi de dikkat çekicidir. Sevdiðimi malýndan fedakârlýk yapamayan, can konusunda nasýl fedakâr olabilir ki! Kur’an’da sevilen þeylerin verilmesi ikaz edilmiþtir.

Efendimiz’e (sas) aþkla baðlanmalýyýz Kâinatýn en muhteþem varlýðý Aleyhissalâtü Vesselam Efendimiz’dir. Allah’ýn bize örnek insan ve peygamber olarak gönderdiði O’dur. O Kur’an’ýn canlý haidir. O bizim için iman, Ýslam, hayat ve cennettir. Onu tanýmadan, bilmeden, öðrenmeden, kalbimize ve þuuraltýmýza O’nun sevgisini koymadan Ýslam’ý ve Kur’an’ý tanýmak, yaþamak ve muhafaza etmek mümkün deðildir. Ayetlerde belirtildiði gibi O’nun sünnet-i seniyyesine uymadan, ne yapmýþsa aynýsýný yapmaya çalýþmadan, O’nun sevdiðini sevip, nefret ettiðinden nefret etmeden Allah’ýn sevgisine ulaþmak da imkânsýzdýr. O’nun hayatý hepimiz için, her meslek ve meþrep erbabý için örnektir. Çileleri, ýzdýrabý, sabrý, metaneti, kahramanlýðý, þefkati, civanmertliði, cesareti, hilmi ve tevazusu, heybeti ve haþmeti ile herkese örnektir. Çocukluðu, gençliði, peygamberlik öncesi ve sonrasý halleri, savaþlarý ve sözleriyle Hz. Muhammed (sas) insanlýk için zirvedir. 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 20

Kimseyi kýnamayalým Ýbadetlere yoðunlaþma sadece 3 aylara mahsus deðildir. Kandil gecelerinde kolonyasýný sürünüp gayet ciddi bir þekilde camiye gelenler, cuma geceleri hiç içki kullanmayanlar, “Ramazan dolayýsýyla kapalý” olanlar, normal gündeminde namaz pek yokken teravih ve bayram namazlarýný kaçýrmayanlarýn sayýsý küçümsenmeyecek kadar çoktur. O halde bu kardeþlerimizi gördüðümüzde “Ooo, hangi daðda kurt öldü!” demek yerine, “Hoþ gelmiþsin, gecen mübarek olsun, yüzüne nûr inmiþ.” denmeli, teþvik etmelidir. Çünkü hidayeti veren Allah’týr. Kimine âhir ömründe verir, þükredip kýymetini bilmeyenden de âhir ömründe alýverir. Onun için son nefeste imanla gidebilme duygusu hepimizi sarmalý, kimseye kýnayýcý bakýþlarla yaklaþmamalýyýz. Kýnanacak biri varsa o da nefsimizdir.


FOTOÐRAF: KÜRÞAT BAYHAN

Ömür gelip geçiyor Her gün yeni bir güneþ doðuyor, her günle birlikte kimi bebekler ilk nefesini alýyor, kimi büyükler de son nefesini veriyor. “Kim bilir, nerede, nasýl hangi saatte” olduðunu bilemediðimiz sonumuza iyi hazýrlanmalý, Cenab-ý Hak’tan “hüsn-ü hâtime/hayýrlý son” dilemeliyiz. Bütün büyüklerimiz öte dünyaya geçmiþ, oradan bize bakar olmuþ. Dedelerimiz, ninelerimiz, yengelerimiz, teyzelerimiz, dayý ve halalarýmýz neredeler? Geçen kandilde birlikte olduk-

larýmýzýn bazýlarý bu kandilde olmayacak. Peki bu kandilden bir dahaki seneki kandile kimler eksilecek? Ya o eksilenlerden biri biz olursak. Onlarý sinesine saran kara toprak bizi de çaðýrýyor. Onun için bu mübarek üç aylarý bir derlenme ve toparlanma için fýrsat, piyango ve vesile bilip öyle davranmalýyýz. Hastalarý ziyaret etmeli, ziyaret edilecek hastalarý arayýp bulmalýyýz. Fakir fukaranýn kapýsýný çalmalý, çoluk çocuðunu sevindirmeliyiz.

Kendi ailemize, akrabalarýmýza þefkat ve muhabbetle muhatap olup, büyüklerimizi sýk sýk arayýp hal ve hatýrlarýný sormalýyýz. Tâ ki, Rabb’imizin rýzasý ve rahmeti hakkýmýzda tecelli edebilsin... Bu mübarek zaman diliminin bütün Müslümanlarýn dünya ve ahiret saadeti için hayýrlarla dolup taþmasýný, küllî bir af ve maðfirete vesile olmasýný, bütün Ýslam âlemine sulh ve huzur getirmesini Cenab-ý Erhamürrahimîn’den niyaz ediyoruz. ailem 21

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


ailem HAYAT

Yer Nahçivan... ‘Bir Türk görmeden ölecek miyiz?’ diye dertlenen insanlar. 70 yýllýk ayrýlýðýn ardýndan oralara koþturanlarýn, Gâhire Bacý’nýn Hacer Ana’nýn ve sahibini bulan küpelerin hikayesi bu... ABDULLAH AYMAZ

Sahibini bulan küpeler ürk cumhuriyetlerinde bir esnaf olarak büyük hizmetleri geçmiþ Osman Nuri Bey bana bir faks geçerek, bir hatýrasýný anlatýyor. Ben de aslýný bozmadan sizlere nakletmeye çalýþacaðým: Yýl 1991... Komünizm sona ermiþ, Türk cumhuriyetleri de baðýmsýzlýklarýný ilan ediyorlar. Tam bu sýrada Nahcivan’da kýtlýk olduðunu duyduk. Üç günde Ankara’dan 180 ton gýda yardýmý toplayýp 13 TIR’a yükledik. Zaten benim hayalimde hep oralarý görmek vardý. Yýllardýr oralarýn hayaliyle yanýp tutuþuyordum. Zaman Gazetesi öncülüðünde toplanan bu yardýmý götürmek için gerekli yerlere söyledim. Kabul ettiler. Arabamýn plakalarýný söküp sacdan ZAMAN yazýlý kýrmýzý-beyaz plaka bastýrdým. Arabanýn önüne bir bayrak direði ve bayrak, arabamýn üstüne yanar-döner bir lamba ve siren taktýrdým. Böylece 13 TIR’ý peþime takýp gidecektim. O sýrada TV kanallarýnda, Azerî-Ermeni savaþýnýn bütün hýzýyla devam ettiði haberleri veriliyordu.

T

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 22

Savaþ var diye haným biraz endiþe ediyordu. Son akþam ona “Haným, Çanakkale Harbi’nde Nahcivanlý kardeþlerimiz, bileziklerini, altýnlarýný, elbiselerini ve paralarýný bize göndermiþler. Þimdi sýra bizde. Onlar orada açken bizim burada tok durmamýzdan Ýki Cihan Serveri Efendimiz (sas) hiç razý olur mu?” dedim. Sabah yola çýkarken haným dedi ki: “Al þu küpeleri orada birisine verirsin. Madem onlar bize Kurtuluþ Savaþý’nda altýnlarýný göndermiþler, sen de þimdi çam sakýzý çoban armaðaný bu hediyeleri Nahcivanlý kardeþlerimize götür.” “Kime vereyim?” dedim. “Ýhtiyacý olan gelir seni bulur.” dedi. Beþ günde Nahcivan sýnýrýna vardýk. Köprüden dikkatli, gaza ve frene basmadan geçmemiz gerekiyordu. Yalnýz ikinci TIR hýzýný ayarlayamadýðý için köprünün iki baþýnda bir karýþa yakýn açýklýk oldu. Yüreðimiz aðzýmýza geldi. Neyse bütün ihtiþamýyla akan Aras Nehri üzerinden geçtik.


ailem Bizi, Nahcivan Baþbakaný Bican Ýbrahimoðlu karþýlamaya gelmiþti. Baþbakanla sarmaþ dolaþ olduk. Bir düðün havasýnda Nahcivan’a girdik. Bizi görenler el sallayýp “Kardeþlerimiz gelmiþ! Bize yiyecek getirmiþ!” diyerek alkýþlýyorlardý. 180 ton gýda yardýmýný o zaman Nahcivan Meclis Baþkaný þimdi ise Azerbaycan Cumhurbaþkaný olan Haydar Aliyev’e teslim ettik. Bize teþekkür eden Sayýn Aliyev ile epeyce sohbet ettik. O esnada onun basýn danýþmaný olan bir haným kýz not alýyordu. Kalemi bazen yazmýyordu. Kendisine bir kalem hediye ettim. Sonradan isminin Gâhire Hüseyinova olduðunu öðrendiðimiz bu bacýmýz görüþme bitip dýþarý çýktýðýmýzda önümüze çýkýp “Aðabey, þu bizim adresimiz. Annem, babam ve ninem ‘Bir Türk görmeden ölecek miyiz?’ diyorlar. Bize gelin, konuk olun, Allah aþkýna.” dedi. Ben, “Bacým inþaallah geleceðiz.” diye söz verdim. Beraber gittiðimiz bir arkadaþ hemen karþý çýktý: “Ne iþimiz var bu kýzýn evinde?” dedi. Ýki gün gidemedik. Halbuki söz vermiþtik. Ýkinci gece rüyamda bacý ve annesi bana “Söz vermiþtiniz, gelmediniz.” diyorlardý. Sýçradým kalktým. Bu rüyamý oda arkadaþýma da söyledim. O da “Sýkma canýný yarýn gideriz.” dedi. Ertesi gün bir yerden geçiyorduk. Mihmandarýmýz Nail Aliyev’e adresi sorduk. “Þurasý aðabey!” dedi. Hemen oraya yöneldik. Bacý bahçede imiþ. Bizi eve aldýlar. Telefon edip hemen annesini de getirdi. Anne heyecanla gelip, “Vay benim kardeþlerim gelmiþ! Vay benim balalarým gelmiþ!” diyerek tek tek hepimize sarýlýyordu. Tek tek isimlerimizi sorup öðrendi. Sonra ayrý ayrý karþýmýza geçip “Seni yah-

FOTOÐRAFLAR: AHMET ÜNAL

HAYAT

þi görebiliyorum.” diyordu. Evlerinde ne varsa yiyip içelim diye hepsini önümüze koydular. Masanýn üstü yýðýlmýþtý. Bir müddet sonra hanýmýn verdiði küpeler aklýma geldi. Onlarý ambalajlatýp hazýrlamýþtým. Cebimden çýkarýp hiç tereddüt etmeden Gâhire bacýya “Bunlarý sana yengen gönderdi.” deyip verdim. Hediyenin ne olduðunu önce anlamayan Gâhire bacý, elinde tuttuðu kutu ile biraz oynadý ve kutuyla birlikte dýþarýya çýktý. Bir müddet sonra dýþarýdan hýçkýrýk sesleri gelmeye baþladý. Arkadaþýma “Gâhire bacýya bizim haným bir çift küpe göndermiþti, onlarý hediye ettim. Yanlýþ anlamasýnlar.” dedim. “Aslaným, Osman Nuri senin iþlerin hep böyle kara düzen. Ýnþaallah yanlýþ anlamazlar. Eðer yanlýþ anlarlarsa, biz de doðrusunu anlatýrýz.” dedi. ailem 23

Hacer Ana, eðitim gönüllülerinden Osman Nuri beyle birlikte.

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


ailem HAYAT

Yýllar sonra yeniden ziyaret AHMET ÜNAL/NAHÇÝVAN

Hacer Ana, Osman Nuri Bey’i yýllar sonra gördüðünde gurbetten oðlu gelmiþcesine sevinip dualarla kucaklýyor.

Teyze hýçkýrýklar üzerine dýþarýya çýkmýþtý. Sonra yanýmýza geldi. “Ne oldu teyze, Gâhire bacý niçin aðlýyor?” dedik. “Kendisi anlatsýn.” dedi. Teyzenin gözleri dolmuþtu. Bir müddet sonra Gâhire bacý geldi. Konuþamýyordu. “Yengem...” diyordu, kelimeler boðazýnda düðümleniyordu. “Yengem nereden biliyor?” diyordu, tekrar aðlýyordu. En son “Bir hafta sonra düðünüm var. Yengem nereden biliyor benim küpelerimin eksik olduðunu?!. Nereden biliyordu da bunlarý gönderdi?!.” diyerek aðlamaya devam etti. Hepimiz aðlaþtýk... Hâlâ Gâhire bacýyla, eþiyle, annesiyle, babasýyla görüþürüz. Bacýmýzýn annesi annemiz, babasý da babamýz. Þükürler olsun. Bu iþi Allah götürüyor. Osman Nuri Bey’in bu güzel hatýrasýný yazýyorum ve oralara giden herkesten bu çeþit enteresan hatýralarýný bana ulaþtýrmak üzere Ailem’e göndermelerini istirham ediyorum. 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 24

Ýlk ziyaretten yaklaþýk 15 sene sonra, 29 Mayýs 2005’te Türk okullarýnýn mezuniyet törenine katýlmak için Nahçivan’a giden Osman Nuri Günay Bey bir otobüs dolusu konukla birlikte yeniden Hacer ananýn kapýsýný çaldý ve mübarek ellerinden öptü. Gözyaþlarý arasýnda hasretle birbirlerini kucakladýlar. Oðlu Ýlyas Bey konuklarýna ikram telaþýna düþerken Hacer ana, Azeri þivesi ve samimiyetiyle dua ediyordu: “Siz hamýnýz (hepiniz) benim Ýlyas’ýmsýnýz. Men hepinize kurban olam. Allah Türkiye’ye zeval vermesin. Bizim dar günümüzde bize dayanak oldunuz. Sizler, arkam, kömeðim, dayanaðýmýzsýnýz. (Y)üreðim Türkiye’dedir. Sen öyle bir devlettesin ki, ben o devlete dua eylemesem, menim dualarým kabul olur mu?” 15 yýl önce heyecandan bayýldýðýný bilen Osman Bey, ‘Hacer Ana’yý oturtmaya çalýþtý. Ancak o, fenalaþsa da duasýna devam etti: “Allah’tan dileðim, Türkiye’yi, sizleri semadan inen, yerden çýkan belalardan muhafaza eylesin. Ýmam Ali, Hz. Hüseyin (ra) aþkýna, peygamberlerimiz (as) aþkýna Allah (cc) sizin dostunuzu dost, düþmanýnýzý zebun eylesin.”


ailem ÝNSAN

BÝR ÇIÐLIK OL! RAMAZAN KERPETEN linde silah yokken, hain bir kýlýç boðazýna dayanmýþken, “Þimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” sorusuna, “Allah!” deyiþi gibi Hak Nebi’nin (sas)... Yegâne havl ve kuvvet sahibini en gür sadayla ilan eden böyle bir çýðlýk! Bir çýðlýk ol! Evlatlarýný, eþini, kardeþlerini er meydanýnda doðranmýþ olarak görse de, Uhud yamaçlarýnda Efendisi’nin (sas) sað olduðunu görünce, þükür secdelerine kapanan Sümeyra anamýzýn, “Fedâke ebî ve ümmî yâ Resûlallah.” Yani “Anam babam sana feda olsun.” diye hýçkýrýklara karýþan çýðlýðý gibi... Allah ve Resulü’ne (sas) tam baðlýlýðýn ilâný bir çýðlýk! Bir çýðlýk ol! Üzerine kýzgýn kayalarýn yýðýldýðý en çetin anlarda bile imanýndan vazgeçmeyen Hz. Bilâl’in (ra), “Ehad, Ehad!!” çýðlýklarý gibi... Rabb’in birliðini, gönlü kör, saðýr, dilsiz olanlara bile duyuran bir sebat çýðlýðý! Bir çýðlýk ol! Etrafý sarýlmakta olan Ýslâm ordusunun durumuna vâkýf olan koca halife Hz. Ömer’in (ra), ordunun komutanýna, kilometrelerce uzaktan, “Ya Sâriye, el cebel, el cebel!” Yani, “Sâriye, daða doðru, daða doðru..!” deyip yol göstererek, bir anda savaþýn kaderini bile deðiþtirebilen bir feraset çýðlýðý!.. Bir çýðlýk ol! Düþman gemileri Haliç’e girdiðinde, celadetiyle atýný denize süren kumandan padiþah Hz. Fâtih’in, “Ya Bizans beni alýr, ya ben Bizans’ý!” kükreyiþi gibi, azim ve fütüvvet fýþ-

E

Kim ne için gözyaþý döküyorsa, ona aittir. Kim ne için ýstýrap duyuyor, gayret gösteriyorsa o vâdidedir.

kýran bir çýðlýk! Ya da öyle bir çýðlýk ki, o kutlu Fâtih’in cedlerinden Murad Hüdavendigar’ýn, hain bir hançerle son soluklarýný verirken bile, Osman Bey’den mefkûre dersi alarak; “Attan inmeyesüz!..” deyiþi gibi, son anda bile hep ilerileri iþaret eden bir çýðlýk! Bir çýðlýk ol! O saydýðýmýz kâmeti bâlâlarýn asrýmýzdaki misali Bediüzzaman gibi; ayaðý kayýp, kayalýklardan aþaðýya düþerken bile, “Davam!” diye haykýran bir çýðlýk! Ölümle burun burunayken bile Hakk’ýn adýný, yâdýný bütün âleme duyurma davasýna bu denli baðlýlýðýn timsâli bir çýðlýk! Böyle kürsülere yýðýlýp kalma! Ýnsanlarýn imaný için Allah’a niyazda böyle bir çýðlýk ol! Ýþte, bu çýðlýklara bir çýðlýk da sen kat! Bu gür seslere “hoþ bir sadâ” da sen ol! Güneþin doðup battýðý her yerde nurdan helezonlar oluþturup ortalýðý aydýnlatan, Hak Teala’nýn “nurunu tamamlama” vaadinin vesilesi kýlýnan kara sevdalýlar misal, o Dâvûdî çýðlýklarýn aks-i sadâsý bir çýðlýk!.. em 25

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


ailem ÝLMÝHAL

Ýlgi duyduðum kýz arkadaþýmla gizli dinî nikâh yaptýrmam uygun mu? AHMED ÞAHÝN

faydasý yoktur bu piþmanlýðýn. Bu arada haberi olan aileler de olayýn Cevap: Dinî nikâhý öne alýp resmî içine girince çýkmaz üstüne çýknikâhý sonraya býrakmanýzý, hem mazlar baþlýyor. Bir deli bir kuyuya de bu nikâhý gizli yapmayý düþün- bir taþ atar, bin akýllý çýkaramaz, menizi, baskýsý altýnda kaldýðýnýz misali þaþýrmalar söz konusu olugençlik arzularýnýzýn sizi yanýltma- yor. Geriye tek çare kalýyor. Gizli sý olarak görmekteyim. Ýnsan, ar- nikâhýn oluþan haklarýný almak zusunun etkisi altýnda kalýrsa, ne için imzalý, þahitli resmî nikâh... Bundan dolayý Þafii mezhebinkadar olumsuz ve zamansýz olursa olsun bir kýlýf bulur, yine de arzu- de, ailenin haberi ve rýzasý olmadan gizli evlilik yapýlalarýný gerçekleþtirmemaz. Hanefi’de ise aiye yönelebilir. Soru: Normal evlenme lenin haberi olunca Bilinmeli ki, nikâh zamaným gelince hataraflarýn birbirine öyle basit bir olay deyatýmý birleþtirmek isdenk olmadýklarý anðildir. Önünü sonunu tediðim bir kýz arkadalaþýlýrsa ayýrma hakiyi düþünmek gerekir. þýmla dinî nikâh yapký söz konusu olur. Gizli de olsa dinî týrmak istiyorum. Annikâhla yapýlan evliEn doðrusu, aicak ailemizin buna izin likte, evlilik haklarý lenin de izin verevermeyeceðini de bilitümüyle tahakkuk ceði normal evlenyoruz. Þimdilik gizli eder, taraflar birbirleme vaktini sabýrla dinî nikâh yaparak bu rine karþý hak ve mübeklemek. müþterekliðimizi saðkellefiyetleri yüklenAncak böyle bir lasak, zamaný gelince miþ olurlar. Hatta beklemeyi göze alde resmî nikâhý dümirasçý dahi olurlar. mak için, karþý cinsþünsek olur mu? Ancak bu evliliði islerle mahremiyet sýpat etmek, oluþan nýrlarýný kaldýran lahaklarý emniyet altýna almak bu- ubaliliklerden uzak kalmalý, hisleri günkü kanunlarla mümkün olur alevlendirecek ortamlardan kaçýmu? Hele bir müddet sonra taraf- nýlmalýdýr ki, normal evlenme vaklardan biri, “Ben bu gizli evliliði tini bekleme sabrý göze alýnabilsin. sürdürmek istemiyorum, sandýðým Yoksa her fýrsatta duygularý isyana kadar da cazip bir þey deðilmiþ!” yönelten iki ikiye tenha buluþmadeyip de çekiliverirse çare ne olur? lar, görüþmeler devam ederse bekZaten çoðu kez delikanlýnýn hevesi leme sabrýna sahip olunamaz, zakýsa zamanda bitiyor, böyle kolay- maný gelmeden gizli evlilik yapmaca rest çekmeler görülüyor, kýzca- ya kendini mecbur sanýr, sonra da, ðýz da ortada kalmaya mecbur, hat- “Tecrübeli büyüklerimiz bizi neden ta mahkûm hale geliyor, piþmanlýk uyarmadýlar?” diye sitem dolu olanca etkisiyle yaþanýyor; ama hiç beddualar söz konusu olabilir. 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 26


ailem ÝLMÝHAL

Nikahta asýl olan karþýlýklý “akit”in “ilan edilmesidir”. O açýdan bakýlýnca kimsenin haberinin olmadýðý nikah þüphe ve þaibeleri doðuracaktýr.

Böyle bir siteme maruz kalmamak için ben uyarýmý yapmaktan çekinmiyor ve diyorum ki: - Sevgili gençler! Hislerinizi kontrolden çýkaracak ortamlardan uzak durun, mahremiyet sýnýrlarýný aþýp taþarak aklýnýzýn, mantýðýnýzýn, hatta ailenizin kabul etmeyeceði kararlar almaya kendinizi mecbur hale getirmeyin. Þunu unutmayýn ki, insandaki cinsel duygular, mahremiyet sýnýrlarý içinde korunur da tahrike maruz kalmazsa, sahibini akýl-mantýk dýþý kararlar almaya zorlamaz, utanacaðý yanlýþý yapmaya mecbur býrakmaz. Ne zaman bu konudaki sýnýrlar aþýlýr, yabancýlarla yüz yüze, göz göze þaibeli þekilde buluþmalar, görüþmelere taþýlýrsa, o zaman akýllý insanýn alamayacaðý kararlarý aldýran duygu dayatmalarý söz konusu hale gelir!

Þu kutsi ihtar da bunu ifade etmektedir zaten: - Mahremiyet sýnýrlarýný aþýp taþarak cinsel hislerini ayaklandýran insan, aklýnýn ya tümünü ya da üçte ikisini kaybetmiþ gibidir! Artýk alacaðý kararlar, yapacaðý iþler aklýnýn, mantýðýnýn deðil de alevlenmiþ hislerinin kararý olur. His ise önünü görmez, sonra aklý baþýna gelir; ama bu defa da zamaný geçmiþ bir akýllanma olur bu. Böyle üzücü sonuçlara maruz kalmamanýn tek çaresi, iki ikiye tenhalarda yabancýlarla þaibeli þekilde buluþmaktan kaçýnmak, tahrikçi zemin ve görüntülerden kendini korumaya, kollamaya almaktýr. Sözün özü: Haram-helal sýnýrlarýný tanýyanlar kendilerini korumaya alýrlar, tanýmayanlar kendilerini yanlýþlara mecbur sanýrlar! ailem 27

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21 Y.Bosna/Ýstanbul

ailem

dr.can@zaman.com.tr

DR. CAN

Kabiliyetlerimin karþýlýðý yok

G.D. - Samsun 22 yaþýnda lise mezunuyum. Yakýnmayý pek sevmem. Þu ana dek yapabildiklerimi yaptým yalnýzca. Hep okumak istedim. Ama kitap alacak param olmadý. Anne-baba ayrý. Kur’an kursuna gittim ve 5 sene Arapça öðrendim. ÝHL’yi dýþarýdan bitirdim. Tekvando-judo-karate öðrendim (siyah kuþak). 2003 yýlý hakemlik sýnavlarýný bankaya yatýrýlacak param olmadýðý için kaçýrdým. Beden eðitimi bölümünü kazandýðým üniversiteye ailem parasýzlýktan gönderemedi. Sadece Allah inancýyla ayaktayým. Dr. Can Deðerli Gülay kýzým... Mektubunu birkaç kez okudum. Bunca olumsuzluk ve imkansýzlýða raðmen bunca iþler becerebilmene ve bu mücadeleci hayat tarzýna hayran kaldým. Yanýmda beni böyle transa girmiþ olarak gören hekim arkadaþým benden izin almadan yanýma geldi ve elimde kalakalan mektubunu alýp okudu... Transa girme sýrasý ondaydý. Türki6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ

ailem 28

ye’de ve yurtdýþýnda 700 civarýnda geliþim ve motivasyon konusunda konferanslar vermiþ bir doktor. Dedi ki: “Bugüne dek Arþimet’ten, Sundres’a, Lincoln’den, Aynþtayn’a dek birçok kiþiden örnekler veriyordum. Bundan böyle G.D. ismini de konferanslarýma ilave ediyorum...” Deðerli kýzým. Bunca mücadele ve gayretten sonra sana çalýþma, sabýr ve motivasyon konusunda bir þeyler yazacak deðilim. Yaþýn henüz çok genç. Yapmak isteyip de yapamadýklarýný ve yarým kalan þeylerini muhakkak tamamlarsýn diye ümit ediyorum. Ancak seni bir havuzdaki ‘balina’ya benzettim nedense. Büyüklüðüne ve becerilerine uygun bir yerde deðilsin. Bu çabalarýnla havuzda ancak çýrpýnabiliyorsun. Sana okyanuslarýn derin ve serin sularý gerek. Ýstanbul’da tanýdýðým, mesela 15-16 yýl Almanya’da kalmýþ, senin gibi yabancý dili olan aerobik vs. öðretmeni kiþiler var. Onlarca öðrencisi var, iyi kazanýyor ve 5 kiþilik bir aileye Ýstanbul gibi bir yerde rahatça bakýyor. Senin için neden böyle bir þey olmasýn. O da lise mezunu ve inançlarýný güzelce yaþýyor. Senin için de neden olmasýn. Mali durumunu düzeltip, okuluna da gidebilirsin. Ve bunun yanýnda B.A. Emirlikleri, S. Arabistan, Türk Cumhuriyetleri de gündeme gelebilir. Oralarda da Arapçan ve spor öðretmenliðinle iþ imkanlarý bulabilir, okyanuslarýna açýlabilirsin. Henüz her þey için çok erken. Daima bir seçenek daha vardýr unutma. Acil bir mektup yaz ve “adres-tel” bildir. Dilersen seni Ýstanbul’daki dostlarla irtibata geçireyim. Lütfen güler yüzün gülmeye devam etsin. Geleceðe umutla bakmayý sürdür. Amacýmýz; imkansýzý mümkün, mümkünü kolay, kolayý da zarif ve zevkli yapmanýn yollarýný bulmaktýr. Ne istediðini bilen bir insana yol vermek için dünya bile kenara çekilir. Yolun ve bahtýn açýk olsun Gülay kýzým.


ailem DR. CAN

Çok uyuyoruz Emine-Ferda Biz ÖSS’ye hazýrlanan 2 arkadaþýz. Bazý konularý anlamakta zorluk çekiyoruz. Bu yýl mutlaka kazanmak zorundayýz. Ancak uykuyla baþýmýz dertte. Ýstemesek de uykudan vazgeçemiyoruz. Tavsiyeleriniz? Dr. Can Deðerli okurlarým, sevgili ÖSS’li kýzlarým... Uyku günlük hayatýn akýþýnda kendimizi sýyýrdýðýmýz, algýlarýmýzýn minimum seviyeye indiði, dinlendiðimiz güzel bir durumdur. Yeni doðunca neredeyse 20 saat uyurken, günler, aylar geçtikçe 12-14 saat, çocukluk, gençlik dönemlerinde 8-10-12 saat dinleniriz. Þimdilerde özel günler dýþýnda 7-8 saat uyumamýz normal ve gereklidir... 1) Bu rakamlar her bünyeye göre 3 aþaðý 5 yukarý deðiþir. Ancak 4-5 saat uyuyup “çok uyuyorum” diyenler aslýnda biraz da insan fýtratýný inkâr etmiþ olurlar. 2) Uyumak bazen çözmekte zorluk çektiðimiz sorunlardan kaçmak için de bir yol olabilir. Ýþte o zaman uzun uyuyarak da bu sorunlarýmýzdan kaçma yoluna girebilirsiniz. 3) Elbette ki uyumayý her zaman bu sorunlardan kaçýþ olarak deðerlendirmek doðru olmaz. 4) Uyku ile ilgili birtakým bilinen rahatsýzlýklar mevcuttur. Bunlarýn teþhis ve

tedavilerini uyku üzerine çalýþan branþlaþmýþ kiþiler, doktorlar uygular. 5) Öncelikle çok iyi bir anamnez alýnmalýdýr. Her zaman bu kadar uyuyorsunuz? Yoksa ne kadar süre önce baþladý. Hangi olaylar çok uyumanýza sebebiyet veriyor. Ýniþli çýkýþlý bir grafiðiniz mi var? Mesleðiniz nedir? 6) Özgeçmiþiniz, geçirdiðiniz hastalýk ve ameliyatlar, kullandýðýnýz ve halen kullanmakta olduðunuz ilaçlar, baþýnýzdan geçen kritik psiþik travmalar. Vs. vs... 7) Tabii ki akla ilk gelen durum, depresyonun belirtilerinden birinin çok ya da az uyumak olduðudur. 8) En iyisi bir psikiyatriste gitmek, nevrotik bulgu ve semptomlarý elimine etmek, gerekirse (ki önemli) kan deðerleri, düþük kan þekeri, düþük tansiyon ve bazý iç salgý bezlerinin ve çalýþmalarýný kontrol etmektir. 9) Sadece fiziksel efor uyutmaz insaný. Elbette hatta daha çok zihinsel aktivite de zor gün düþürür ve uyutur. Az yemek, az konuþmak ve az uyumak tabii ki bir erdemdir. Ama hem çok aðýr yiyerek, hem de çok uyuyorsanýz bunu abartmamalý, 6 saate düþürmek istiyorsanýz da tedrici, yavaþ yavaþ, dakika dakika, organizmayý alýþtýrarak yapmalýsýnýz. Yoksa çarþaflarý yýrtarak, “of”larla, “puf”larla sabah ezanýný getirdiðiniz gecelerde birkaç saat derin uykulu günlerinizi hasretle ararsýnýz diye korkarým. 10) Allah’tan saðlýk ve renkli rüyalarla bezenmiþ vatana, millete güzel ve yararlý iþlerle ýþýklanmýþ bir hayat dilerim, uyku tulumlarým! Esen kalýn. ailem 29

6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ


139  

BiZi TEFEKKÜRE YÖNELTMELi 6 AÐUSTOS 2005 CUMARTESÝ SAYI: 139 ZAMAN’LA BÝRLÝKTE SATILIR www.zaman.com.tr/ailem

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you