Page 1

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ SAYI: 124

ZAMAN’LA BÝRLÝKTE SATILIR

www.zaman.com.tr/ailem


ailem EDÝTÖR

ÝÇÝNDEKÝLER Ýyilik

5

Darýlma yok, dayanma var!

6

Firavun, “Býrakýn Musa’yý öldüreyim!” diyordu 8 Bir Almanla evlenmek istiyorum 10 Bu bedeni bize veren kim?

12

DOSYA: Çocuk ve korku 14 Anne-babanýzýn amel defterini açýk tutabilirsiniz Dr. Can sizlerle

24 28

ailem 23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ SAYI: 124

Feza Gazetecilik A.Þ. Adýna Ýmtiyaz Sahibi Genel Yayýn Müdürü Yayýn Danýþmaný Yayýn Editörleri

Katkýda Bulunanlar

Tasarým Kapak Fotoðrafý Sorumlu Müdür ve Yayýn Sahibi Temsilcisi Reklam Koordinatörü Yayýn Türü

Ali Akbulut Ekrem Dumanlý Hamdullah Öztürk Serhat Þeftali Mustafa Aydýn Þemsinur B. Özdemir Ali Demirel Ali Budak Osman Karyaðdý Mehmet Þimþek M. Yaþar Durukan Yakup Akalýn Yakup Þimþek Yerel Süreli

Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21. 34196 YenibosnaÝstanbul Tel: 0212 639 34 50 (pbx) www.zaman.com.tr Baský: Feza Gazetecilik AÞ Tesisleri

Kim, nerede, ne zaman, nasýl söylemiþ? Ýnsanlar kendilerine bir haber getiren kiþilere farklý tepkiler verebilir. Ýþte bunlardan iki örnek: - “Var ya! Falanca adam þöyle (…) demiþ, sonra da dediklerini uygulamalarýný istemiþ. Sen onun kim olduðunu biliyor musun? Hiç de söylendiði gibi doðru ve dürüst bir insan deðilmiþ!” - Vay be demek öyle. Aslýnda iyi adam gibi gözüküyordu. Kandýrmýþ herkesi desene! Yalancý þey… - Var ya! Falanca adam þöyle (...) demiþ, sonra da dediklerini uygulamalarýný istemiþ. Sen onun kim olduðunu biliyor musun? Hiç de söylendiði gibi doðru ve dürüst bir insan deðilmiþ! - Sen bu þahsýn bunlarý söylediðinden emin misin? - Bilmem ki araþtýrmadým. - Bunlarý sana kim söyledi? Bu bilgileri nereden ve nasýl aldýn? Bu insan, dediðin þeyleri ne zaman ve nerede söylemiþ? - Þey! Bu dediklerini bilmiyorum. Bana bunlarý Remzi Bey söyledi. - Remzi Bey bunlarý nereden ve kimden duymuþ? *** Remzi Bey’den duyduðu sözleri sanki bizzat görmüþ ve iþitmiþ gibi anlatan adam, ayný sorularý Remzi Bey’e sorduðunda, Remzi Bey’in de net ve makul cevaplarýnýn olmadýðý görüldü. Ona da bir baþkasý söylemiþti. Ya o þahýs nereden duymuþtu bunlarý? Zincir karanlýk bir noktaya doðru sürüklenip gidiyordu. Bu söylentiler kulaktan kulaða o kadar hýzlý yayýlmýþtý ki kimse bu iddianýn ya da iftiranýn aslýný astarýný sormayý düþünmemiþti. Neden dersiniz? Peki siz de, “Her duyduðunuza ya da gördüðünüze” inanýr mýsýnýz?

http://www.zaman.com.tr/ailem Öneri ve teklifleriniz için: ailem@zaman.com.tr

Serhat Þeftali

s.seftali@zaman.com.tr

Size birileri içinde bir çanta dolusu haber ve iddiayla gelse siz de onu hemen tasdik eder misiniz? Yoksa söylenilenleri akýl süzgecinden mi geçirirsiniz? Remzi Bey’den duyduklarýný etrafa yayan bu insanýn davranýþý birçok saðduyulu arkadaþýný rahatsýz etti. O arkadaþýn rencide edici sözleri kalp kýrdý, gönül yýktý. Ne Remzi Bey, ne ona bu sözleri taþýyanlar, ne de Remzi Bey’den duyduklarýný baþkalarýna anlatanlar, sorulan sorulara gerçekçi cevap veremedi. Sadece getirilen bilgileri yaymakla yetindi herkes. Bu arada iddialara inanmayanlardan birinin kulaðýna ortalýkta dolaþan söylentileri çýkaranlarla ilgili bazý bilgiler geldi. Ama o Remzi Bey ve arkadaþlarý gibi yapmadý. Bu bilgileri duyduðunda sevinemedi. Bilakis çok üzüldü. Vicdanen rahatsýz oldu. Keþke, “Bu duyduklarým doðru olmasaydý!” dedi. Ve duyduklarýný kimseyle de paylaþmadý. Bir sýr olarak sakladý. Çünkü doðru olan dedikodularý yaymak deðildi. O doðru olaný yaptý; söylese kesin haklý olacaðý bir meselede sustu, sustu, sustu… Unutmayýn! Bazen bilinçli suskunluk, konuþarak halledemeyeceðiniz birçok meseleyi derinden çözecek kadar etkilidir.

Ailem bir rekora imza attý Ailem dergisi geçen hafta 2 milyon 500 bin baský adedine ulaþarak bir rekora imza attý. Hem sayfa sayýsýnýn iki katýna çýkmasý hem de tirajýn sýnýrlarý zorlamasý tatlý bir telaþý da beraberinde getirdi. Derginin hazýrlanmasý için 2 ay önceden baþlayan çalýþmalar meyvesini verdi. Matbaalarýmýz gece gündüz dergiyi yetiþtirmek için seferber oldu. 123. sayýmýz okurlarýmýzdan yoðun bir ilgi gördü. Teþekkürler.


123. sayý tirajýmýz:

2.500.000

O, Gönüllerin Efendisi O, Habib-i Edip O, Kutlu Nebi O, Ýnsanlýðýn Ýftihar Tablosu... Kutlu Doðum Haftasý münasebetiyle hazýrlanan 64 sayfalýk Ailem özel sayýsýný duyan yüzbinlerce insan, duygu seline kapýldý, gönül pencerelerini O’na (sas) açtý. Ýki ay süren hazýrlýk, sevgi halkasýna katýlan yüz binlerce gönül insaný, her gün artan talepler, durmaksýzýn çalýþan matbaalar, tam 2 milyon 500 bin adet dergiye ulaþtýrdý bizi. Ailem dergisini 2 milyon 500 bin tiraja çýkaran hamiyetli okurlarýmýza teþekkürler. Ailem

Kim daha samimi ise... Mü’minler arasýnda sevgiyi pekiþtiren, kuvvetlendiren davranýþlardan biri de, musafaha/tokalaþmadýr. Musafaha yapmak dualarýn kabulüne, günahlarýn affýna vesile olacaðýný ifade buyuran Allah Resûlü, þu iki müjdeli tespiti de dikkatlerimize tevcih etmektedir: Enes (ra)’den: Allah Resûlü (sas) buyurdu ki: “Ýki Müslüman karþýlaþýr, birbirlerinin ellerini tutar, musafaha yaparlarsa, Allah mutlaka onlarýn bu halde iken yaptýklarý dualarýný kabul eder. Ellerini birbirinden ayýrmadan günahlarýný affeder.” Ebu Hureyre (ra)’den: Allah Resûlü (sas) buyurdu ki: “Müslümanlar karþýlaþtýklarýnda, musafaha yapar, birbirlerinin hal ve hatýrlarýný sorarlarsa, Allah onlara bu halde iken 100 rahmet indirir. Doksan dokuzu, daha güler yüzle ve daha samimiyetle kardeþinin halini ve hatýrýný sorana, biri de diðerine verilir.”

Siz nasýl olursanýz... Ýbn-i Ömer (ra)’den: -Allah Resulü (sas) buyurdu ki: “Babalarýnýza iyilik edin ki, oðullarýnýz da size iyilik etsin. Siz erkekler iffetli olunuz ki, kadýnlarýnýz da iffetli olsunlar. (Taberani, Mu’cemü’l-Evsat) *** Ana-baba, çocuðunu isyan haline düþürmekten sakýnmalý. Ebu Hureyre (ra)’den: Allah Resulü buyurdu ki: “Çocuklarýnýzýn size iyilik etmesinde onlara yardýmcý olun. (Böyle yardýmcý olmayan kimse) isteyerek çocuklarýný kendisine âsi edebilir.” (Taberani, Mu’cemü’l-Evsat)


ÝLLÜSTRASYON: ABDÜLKERÝM KESKÝN

Ýyilik Ýskoçya’da yoksul mu yoksul Fleming adýnda bir çiftçi yaþardý. Bir gün tarlada çalýþýrken bir çýðlýk duydu. Sesin geldiði yere koþtuðunda, bataklýða beline kadar batmýþ bir çocuðun, kurtulmak için çýrpýndýðýný gördü. Çocuk, bir yandan da avazý çýktýðý kadar baðýrýyordu. Çiftçi çocuðu bataklýktan çýkararak ölümden kurtardý. Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösteriþli arabadan þýk giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardýðý çocuðun babasý olarak tanýttý kendini: “Oðlumu kurtardýnýz, size bunun karþýlýðýný vermek istiyorum.” dedi. Yoksul ve onurlu Fleming; “Kabul edemem!” diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sýrada kapýdan çiftçinin küçük oðlu göründü. ”Bu senin oðlun mu?” diye sordu aristokrat. Çiftçi gururla, “Evet!” dedi. Aristokrat devam etti: ”Gel seninle bir anlaþma yapalým. Oðlunu bana ver iyi bir eðitim almasýný saðlayayým. Eðer karakteri babasýna benziyorsa ileride gurur duyacaðýn bir kiþi olur.” Bu konuþmalar sonunda Fleming’in oðlu aristokratýn desteðinde eðitim gördü. Aradan yýllar geçti. Çiftçi Fleming’in oðlu Londra’daki St. Mary’s Hospital Týp Fakültesi’nden mezun oldu ve tüm dünyaya adýný “Penisilin”i bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratýn oðlu zatürreeye yakalandý. Onun kurtuluþuna da Penisilin vesile oldu! Aristokratin adý: Lord Randolph Churchill’di... Oðlunun adý ise: Sir Winston Churchill! Kurtaran doktor da çiftçinin oðlu Sir Alexander Fleming’di.


ailem HAYAT

Sorumluluklar karþýsýnda, yoluna baþ koyduðumuz Peygamberimiz gibi dayanýp sabretmeli, bizi çileden çýkaran hadiseler olduðunda yýlgýnlýk göstermemeliyiz. ALÝ DEMÝREL

Darýlma yok, dayanma var! fendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah’ýn hususî olarak yarattýðý ýsmarlama bir insandýr. O’nun bir insan olarak aramýza katýlýþý bizler için en büyük bahtiyarlýktýr. Ýnsanlýk O Sultaný anladýðýnda ve O’na tabi olduðunda hakiki insanlýða erecektir. Zira Kur’an, O’nun yüce bir ahlâk üzere yaratýlmýþ olduðunu haber veriyor: “Kasem olsun ki sen yüce bir ahlâk üzere bulunuyorsun.” (Kalem, 68/4) Allah Rasulü, bu yüce ve yüksek olan ahlâký yaþamada diþini sýkmýþ, býktýrýcý, usandýrýcý ve tedirgin edici hadiseler karþýsýnda asla darýlmamýþ ve kýrýlmamýþ, alabildiðine bir zindelik içinde daima Allah’ýn emirlerini yaþamýþ ve bu mevzuda mukavemet göstermiþtir. Ne olumsuz esintiler O’nu yýldýrmýþ ne de müspet taraftan gelen mükellefiyetler O’nu býktýrmýþtýr. O, her türlü bela ve musibetlere karþý daima dayanmýþ, onlara göðüs germiþ ve böylece ahlâkýn en yücesiyle serfiraz olduðunu göstermiþtir. Cenab-ý Hakk’ýn kuluna yüklemiþ olduðu mükellefiyetler

E

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 6

karþýsýnda kulun dayanmasý ve darýlmamasý önemli bir ahlâki yüceliktir. Ýþte en baþta Rasûlü Ekrem bunu yapmýþtýr. O, bütün insanlýðý hak ve hakikate davet vazifesiyle görevlendirildiði zaman, “Kime ne anlatacaðým?” “Beni kim dinler?” demeden, insanlarýn içine yönelmiþ, hak ve hakikati neþretmiþtir. Musibetler yer yer O’nu tehdit eder hale gelmiþ; fakat O, bunlarýn hiçbirinde en ufak bir yýlgýnlýk göstermemiþ, Rabb’isine karþý kullukta daima ciddi bir teslimiyet içinde vazifesini yerine getirmeye çalýþmýþtýr. Dayanma ve darýlmama, yýlgýnlýk göstermeme ve gönül verilen þeyde sonuna kadar sebat etme mevzuunda Allah Rasulü’nün hayatýnda örnek gösterilebilecek pek çok tablo vardýr. Ancak biz, bunlardan sadece iki tanesini sizinle paylaþmak istiyoruz.

“Allah babaný zayi etmeyecek” Þimdi gelin hep beraber Mekke’ye doðru bir yolculuða çýkalým. Allah Rasulü, ciddi bir vakar ve teslimiyet içinde Rabb’isi-

ne kulluk yapmak üzere Ka’be’ye doðru geliyor. Beytullah’ta secde için mübarek baþýný yere koyuyor. Gözyaþlarý içinde kavminin kurtulmasý için dua dua yalvarýyor. Bu sýrada kýrýlasý bir el, kesilmiþ bir devenin iþkembesini sürükleye sürükleye getirip Rasûlü Ekrem’in baþýnýn üzerine koyuyor. Ýþkembenin pis sularý Allah Rasulü’nün baþýndan yüzüne ve sýrtýna doðru akmaya baþlýyor. Etraftaki insanlar ise bu manzara karþýsýnda birbirlerine dayanarak katýla katýla gülüyorlar. Neden sonra Allah Rasulü’nün kýzý geliyor. Ciddi bir teessür içinde gözleri dolu dolu oluyor. Ýþkembeyi babasýnýn üzerinden alýp atýyor ve adeta gözyaþlarýyla Efendimiz’in kirlenen mübarek tenini yýkamaya çalýþýyor. Kýzýnýn derin bir üzüntü ve keder içinde aðladýðýný gören Rahmet Peygamberi ona þöyle diyor: “Lâ tebkî yâ büneyyete fe innallahe lâ yudayyiu ebâke - Kýzcaðýzým! Sakýn korkup endiþe etme. Allah senin babaný zayi etmeyecek.”


Peygamber’in (sas) yüzünden kanlar akýyor Þimdi de Uhud’a uðrayalým. Ýþte bakýn Mekkeli müþrikler, okçusu, silahþoru, süvarisi ve piyadesiyle hücum ediyorlar. Bu sýrada talihsiz bir el Efendimiz’in mübarek baþýndaki miðferini kýrýyor. Miðferin halkalarý Allah Rasulü’nün yanaðýný delip diþini kýrýyor. Manzarayý gören Ebu Ubeyde hemen ileri atýlýyor. Efendimiz’in yanaðýna batan halkalarý diþle-

riyle sökeyim derken onun da diþleri kýrýlýyor. Ancak o, bunu bir þeref olarak görecek ve hayatýnýn sonuna kadar da kýrýk diþleriyle iftihar edecektir. Hak ve hakikate davet ettiði bir cemaat tarafýndan hücuma ve taarruza maruz kalmýþ Nebiler Nebisi, bir yandan kanlarýný silerken, diðer yandan da “Allah’ým! Kavmime hidayet ver. Çün-

kü onlar bilmiyorlar!” diye Allah’a dua dua yalvarýyordu. Evet, bizler de, Allah’ýn bize yüklediði mükellefiyetler karþýsýnda, yoluna baþ koyduðumuz Peygamberimiz gibi dayanýp sabretmeli, canýmýzý sýkýp bizi çileden çýkaran hadiseler olduðunda darýlýp kýrýlmamalý, ne olursa olsun yýlgýnlýk göstermemeli, her durumda azimli ve kararlý olmalýyýz. ailem 7

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ


ailem ÝNANÇ

Firavun, sanki eski gücü kalmýþ gibi, halkýndan Musa Aleyhisselamý öldürmek için izin istiyordu. Ancak, halký onu fikren çoktan terk etmiþti. Ve bunu firavun da biliyordu. MUSTAFA AYDIN

Firavun:

“Býrakýn Musa’yý öldüreyim!” iravun; “Býrakýn ben Musa’yý öldüreyim; varsýn O da Rabb’ine yalvarsýn. Doðrusu ben O’nun, sizin dininizi deðiþtirmesinden ve bu yerde, bu ülkede fesat çýkarmasýndan korkuyorum.” diyordu. (Mü’min, 40/26) Bilindiði gibi Firavun, Hz. Musa (as) karþýsýnda bütün mücadelelerinde yenik düþmüþ ve sonunda O’nu öldürmek için adeta kavminden izin istemektedir. Ayetin ruhunda dinlediðimiz bu ses, Firavun’un aczini, maðlubiyetini ve elininkolunun baðlýlýðýný ortaya koymaktadýr. “Býrakýn Musa’yý öldüreyim” sesi, bir çaresizlik hýrýltýsýdýr. Evet, akýl ve mantýk açýsýndan Hz. Musa’ya yenik düþen Firavun, cýlýz bir sesle Hz. Musa’yý öldürmek için kavminden izin istemektedir. Bu üslup müstebid bir idarecinin, kendine güveni olduðu andaki üslubu deðildir. Bu üslup, birer birer bütün desteklerini yitiren, her müstebit gibi, güçlü olduðunda zalim, zayýf kalýnca da zelil olma hâlinin veya bazý ahval itibarýyla “demokratik” görünme üslubudur. Esasen, ehramlarýn yapýmýnda bütün milletini, hususiyle de Ýsrailoðullarýný çamur, balçýk içinde saman çöpü gibi

F

harç olarak kullanmýþ bir müstebidin bu tavrýna dense dense zillet ve riya denir ki bu, tamamen bir kuyruk kýsma ve halka sýðýnma demektir. Böyle yaparken o, bir yandan halkýn gücünü arkasýna alarak onlarýn eskiden beri baðlana geldikleri âdetlerini, geleneklerini ve dinlerini kendi hesabýna deðerlendirecek diðer yandan da güçlü iken ezdiði yýðýnlarý bu defa da istismar edecekti. Týpký Mekke müþriklerinin Efendimiz (sas) için, “ailelerimizi bölüyor, bizi atalarýmýzýn yolundan döndürmeye çalýþýyor” dedikleri gibi; Firavun da kendi kavmine; “Dininizi deðiþtireceðinden, sizi birbirinize düþürüp bozgunculuk çýkarmasýndan korkuyorum.” diyor ve kendi müfsitliðini gizleme gayreti içinde, eskiden beri bütün tiranlarýn, diktatörlerin, taðutlarýn yaptýðý gibi davranýyordu. Evet Hak karþýsýnda yenilince ya kuvvete ya da demagojiye baþvuran, dünyanýn kaderine hakim bütün mütekebbirler, despotlar gibi, o da kuvvet gösterisinde bulunmak istiyor, bunun için de halka sýðýnarak kamuoyu oluþturma gayretleriyle demagojiler yapýyor ve “Onun, dininizi deðiþtirmesinden korkuyorum.” diyordu.


ailem ÝNANÇ Ve sanki, o ana kadar her þey yolundaymýþ, toplum da müreffeh ve mesutmuþ da Hz. Musa her þeyi karýþtýrmýþ, halký kargaþaya sürüklemiþ gibi bir imaj uyandýrmaya çalýþýyordu. Ýþte böyle bir noktada devreye Firavun’un ailesinden olup da iman eden bir þahýs giriyor: Mü’min-i âl-i firavun. (Rivayete göre bu zat, Hz. Âsiye’nin aðabeyi ve Firavun ordularýnýn da baþkomutanýdýr.) Hz. Musa gibi bir firasetin, böyle bir kiþinin varlýðýný sezememiþ olmasý düþünülemez. Hz. Musa, onu tanýmýþ, onun gücünü deðerlendirm eyi planlamýþ, adýmlarýný ona göre atmýþ ve belli bir noktaya, yani Firavun’un acze düþüp onun karþýsýnda kuyruk kýsarak, o ana kadar adeta bir “hiç” yerine koyduðu halkýna temannada bulunacak duruma düþmüþtü ki, bu zatýn ortaya çýkýþý ile Hz. Musa durumu fevkalade yerinde deðerlendirdi. Mü’min-i âl-i firavun’a, Kur’ân-ý Kerim’de bazý peygamberlerden bile daha geniþ yer verilir. O, Firavun’un demokrasi gösterisi ve kavmine baþvurmasý karþýsýnda, yine demokratik bir tavýr sergileyerek iþe baþlar ve “Rabb’im Allah dediði için bu adamý öldürecek misiniz?” der ve sesini yükseltir. Yani o, insanlarýn inanç ve düþüncelerine hiç saygýnýz yok mu? demek ister ve perde perde sesini yükselterek imanýný ortaya koyar. “Bir gün derdest edileceksiniz, iþte o gün size kim yardým edecek?..” diyerek, ahirete imanýný açýklar. Onun bu ölçüde kavmine ikna edici konuþmalarý karþýsýnda, Firavun daha bir pusar ve

Firavunun ceberrut hali ve artýk kendisine bir fayda vermeyecek ilk ve son secdesi (alttaki resim). Süveyþ Kanalý yapýlýrken, bulundu. British Museum’da sergileniyor.

“Biz de seni bugün cansýz bedeninle denizden yüksek bir yere atacaðýz ki, arkadan geleceklere bir ibret olsun.” (Yunus Suresi, 92)

baþka demagojilere sýðýnýr: “Ben ancak size isabetli gördüðümü gösteriyor ve sizi ancak doðru yola çaðýrýyorum.” diyerek, sûret-i haktan görünme lüzumunu duyar. Firavun’un gittikçe çöküp, nihaî bir kaybetme noktasýna doðru hýzla ilerlemesine karþýlýk Hz. Musa fevkalâde rahattýr ve Firavun’un tehditleri karþýsýnda en ufak bir sarsýntý bile hissetmez. Bu itibarla da hemen cevabýný yapýþtýrýr: “Ben, hesap gününe inanmayan her zorbadan benim ve sizin Rabb’imize sýðýndým.” diyerek, bir yandan Hakk’a güvenini ortaya koyarken diðer yandan da bütün insanlarýn Rabb’inin sadece Allah olduðunu bir defa daha hatýrlatýr.


Evliliðimiz

Bir Almanla evlenmek istiyorum Ben 38 yaþýnda bir bayaným. Eþimden ayrýlalý 3 sene oldu ve bu süre içinde bir Almanla tanýþtým. Ve onunla çok iyi anlaþýyorum. Bana eski eþimin vermediði sevgiyi, güvenci ve saygýyý veriyor. Benimle evlenmek istiyor ve kendi dinini terk ederek bana evlilik isteðinin gerçek olduðunu ispatlamak istedi. Ve kendisi bazý Türk Müslüman erkeðinde olmasý lazým olan; ama maalesef bulunmayan özellikleri taþýyor. Yani dürüst, yardýmsever, kumarý, içkisi olmayan ve evinde mutluluðu arayan bir erkek. Ben dinimize çok düþkün olan bir ailenin kýzýyým. Ailemin böyle bir evliliði kabul etmeyeceklerinden eminim. Benim sorum, böyle bir evlilik bir Müslüman bayana uygun mu? Ve aileme bu konuyu nasýl açabilirim? Bu sorunumda bana yardýmcý olabilirseniz çok memnun olurum. Sevgilerimle... Yanýlmýyorsam muhatabýnýzýn Müslüman olduðunu belirtmiþsiniz. Bildiðim kadarý ile -ki konuyu yine de hocalara danýþabilirsiniz- bu durumda bir engeliniz kalmamýþ oluyor. Ailenizin karþý çýkma gerekçesi nedir bilmiyorum; fakat bu evliliði onaylamayan bir aile eminim ki görüþüyor olmanýzý da onaylamaz. Ayrýca muhatabýnýzý eþ olma kriterlerine uygun buluyorsanýz ve kiþisel olarak anlaþabiliyorsanýz bu iþi meþrulaþtýrmalýsýnýz. Bu baðlamda ailenizi bir an önce ikna etmenizi öneririm. Ýþe muhatabýnýzýn dinimize bakýþýndan ve pozitif özelliklerinden bahsederek baþlayabilirsiniz. 23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 10


Yasemin Yalçýn Aktosun Danýþman Psikolog y.aktosun@zaman.com.tr

Ayrýlmýyor da... Yanaþmýyor da... Ailem ekini severek okurum hep. Ne yapacaðýmý þaþýrdýðým bir dönemde sizin bölümünüzü görünce çok mutlu oldum. Ben eþimin ikinci eþiyim. Ýlk eþi ile 3 yýl evli kalmýþlar, bir oðlumuz var o evlilikten. Eþim boþandýktan 2 yýl sonra benimle evlendi (Ýlk eþinden de kendisi boþanmak istemiþ). Þu anda da 2 yýllýk evliyiz. Eþim çok isteyerek, severek evlendi hatta teklif ettikten sonra 2 hafta içinde düðün yaptý. Düðünden sonra eþimde bir soðukluk baþladý ilk günden itibaren. Beni aramýyor, benim aramama da izin vermiyor. Ayný yatakta bile uyumak istemiyor çok soðuk davranýyordu. Þu anda bir kýzýmýz var, 1,5 yýldýr ayrý uyuyoruz. Neler yapmadým sabýrla; ama bana sürekli ‘nötr ol bana karþý, benimle ilgilenme’ diyor. Cinsel soðukluðu da var. Ayrýlmayý da istemiyor. Beni yönlendirirseniz sevinirim. Sevgiler...

Merhabalar E-mailiniz bende sabýrlý ve yapýcý bir eþ olduðunuz imajýný oluþturdu. Sanýrým eþiniz sizinle birlikte olmaktan veya sizinle birlikte kurmuþ olduðu aile yapýsýndan memnun ve bunu yýkmak istemiyor. Eþiniz þayet ayrýlmayý düþünmüyorsa muhtemelen sorun siz deðilsiniz veya evliliðiniz deðildir. Eþinizin kendi içinde aþamadýðý birtakým sorunlar olabilir. Ve bu sorunlarý size yansýtýyor olabilir. Ancak bunlarýn tümü ihtimal. Eþinizi görmeden kesin bir kanýya varmak doðru olmaz. Ýçinde bulunduðunuz durumdan çýkmak için evvela eþinizi bir uzmandan yardým almasý için ikna etmelisiniz. Öncelikli olarak eþinizin bireysel terapiye ve sonrasýnda da evliliðinizin bir evlilik terapisine ihtiyacý olduðunu düþünüyorum. Vakit kaybetmeden bu konuda eþinizle görüþmenizi tavsiye ederim. ailem 11

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ


ailem ÝNSAN

Ýnsan vücudundaki âlemler hâlâ keþfedilmeyi bekliyor. Ancak insanoðlunun “sahiplik” iddiasýnda diretmesi ne kadar mantýklý? ÞAFAK DEMÝR

veren kim? Bu bedeni bize

enim kalbim, benim ellerim, benim vücudum” derken acaba gerçekte kimin ellerinden, kimin kalbinden ve kimin vücudundan bahsediyoruz? Sahip olduðumuzu düþündüðümüz bedenlerimizin mülkiyeti gerçekten bize mi ait? Deðilse, ellerim kesilince önce kaný pýhtýlaþtýrýp sonra da yara olmuþ elimi ben istemesem de iyileþtiren bu ellerin sahibi kim? Eðer el benimse elim kýrýlýnca ya da kanayýnca elimin iç yapýsýný ben dahi bilmiyorken ve bu kendi kendine olamazken acaba kim tedavi ediyor? Ýnsan konumu itibarýyla yaratýlmýþlardan biri olarak Allah’ýn mülkiyetinde ve kudretindedir. Ýnsan gaflet içinde kendi bedenine sahiplenerek dünyalýklar için heveslenir ve bu heveslerin hýrsa dönüþtüðü yerlerde mülkün gerçek sahibi olan Yaratýcý’sýný unutur. Oysaki ne kalbine, ne bir kimya laboratuvarý gibi çalýþýp 500 kadar iþ gerçekleþtiren karaciðerine, ne de akciðerlerine hükmedebilir. Ufacýk olmasýna rað-

“B

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 12

men bir þehir karmaþýklýðýndaki iþlevleri yerine getiren küçücük bir hücresine bile hükmedemez. Hatta 80-100 trilyon kadar hücrenin, sürekli hareket halindeki atomlarýyla, uyurken de yürürken de kendisi için çalýþtýðýný fark etmez bile. O halde insan, bedeninin mülküne sahip olduðunu nasýl iddia edebilir? Þimdi bile pek çok insan ancak bir yeri kanayýnca ya da bir hastalýða tutulunca teninin altýndaki muazzam alemi fark edebilir. Daha vücudunun ilmine bile sahip olamayan insan ona sahip çýkabilir mi? Eðer sadece kalbin kontrolü bir insanýn eline verilmiþ olsaydý, her saniye ölmemek için kalbe kan pompalamasýný emretmesi gerekir, yaklaþýk 100 bin kilometre uzunluðundaki damarlarýnýn hangisinin nerelere uzandýðýný unutmadan uygun miktar kaný gerekli yerlere yönlendirmesi gerekir, yediði yemeklerin nerelerde sindirileceðini, hangi enzimlerin salgýlanacaðýný ayarlamasý gerekir ve bütün bunlarý yaparken


ailem ÝNSAN konuþacaksa bunu ölmemeye çalýþarak yapmasý gerekirdi. Bu da uyumadan sürdürülecek bir ömür demek olurdu. Su içerken bile hangi parmak kaslarýna ve hangi kol kaslarýna kasýlma emrini verip yönlendireceðini bilmesi gerekirdi. Oysaki bunlar, bizim emrimize verilmiþ mülkü Allah’ýn olan emanetlerdir. Onlar sadece Allah’ýn emriyle bizim isteklerimize itaat ederler. Biz elimizi kaldýrýrken ellerimize emir vermeyiz. Hatta bir bardak su içecekken elimize “Git þu bardaðý getir!” de demeyiz, düþünmeyiz bile, sadece yaparýz. Sayfalarý çevirirken kendimizi o kadar kaptýrdýðýmýz olur ki ellerimizin sayfalarý çevirdiðini bile fark etmediðimiz olur. Biz bütün bunlarý yaparken sadece Allah’ýn, kudretindeki bedenimizi isteðimize göre evirip çevirmesini talep ederiz. Allah da bunu hemen bizim için gerçekleþtiriverir. Allah, emanet verdiði bedeni yanlýþ yol-

larda tüketen, bu emanetinin kadrini bilmeyen kullarýný bazen hastalýklarla sýnayýnca adeta kollarýndan tutup silkeliyor ve “Bana ait olaný Ben’im yolumda kullan, çünkü mülk Benimdir” diyor. Allah emanetini iyi muhafaza etmemizi istiyor. Zira her gün abdest ve namazla beþ kere bakýmýný yapmamýzý, oruçla zindeliðimizi korumamýzý ve kurbanla kendisine yaklaþmamýzý, verdiðimiz sadakalarla kaza ve belalardan korunmamýzý istiyor. Neticede “Ben” derken bu kelimeyi bir de hak ettiði þekilde iman esaslý anlamalý ve buðulu camlarýmýzdan madde alemine bakarken, iman bilinciyle camý güzelce silip maddeyi gerçek manasýyla görüp idrak etmeliyiz. Çünkü uyuyan biri için dünya nasýl ki algýlardan öte ise ve onun için renkler, sesler, tatlar bir hayalden ibaretse, inanç ayýklýðýyla bakýlan her varlýk da o derece keskinlik arz eder.


Hazýrlayan: ELÝF KONAR

Çocuk & korku


Sevinç, üzüntü, öfke, kýzgýnlýk, korku… Herkeste zaman zaman ortaya çýkan heyecan halleri olarak nitelendirilmektedir. Nedenleri anlaþýlabiliyorsa ve kontrol edilebiliyorsa, bu haller son derece saðlýklý tepkilerdir. Fakat bu tepkiler, kolaylýkla insanýn hayatýný altüst eden, karmaþýk hale getiren, normal dýþý tepkiler haline de gelebilir. Korku, görünen ya da görünmeyen tehlikelere karþý gösterilen en doðal tepkidir. Korku normal düzeyde kaldýðýnda, geliþimin bir parçasý ve canlý bir savunma mekanizmasýdýr. Yeni olan ve bilinmeyen her þey canlýlar için ürküntü vericidir. Bu anlamda, çocuðun güçsüzlüðü-acizliði ve bilmediklerinin çokluðu düþünülecek olursa, çocuklarýn korkularýnýn çok olmasý, yetiþkinler tarafýndan daha rahat anlaþýlacaktýr. Çocuklar, çevreyi tanýdýkça, beden ve zihin güçleri geliþtikçe korkularý da azalacaktýr.


DOSYA

Çocuklara ileri yaþlarda yaþadýklarý korkularý, anne-baba veya hayat öðretir Çocuðun sobada elini yakarak, sobanýn sýcak olduðunu öðrenmesi gibi, korkularýn da pek çoðu deneyimler sonucu öðrenilir. Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde yeni bir durumla karþýlaþýldýðýnda ebeveynlerin ve çevrenin tepkileri çocuðu etkiler. Anne veya çocukla ilgilenen diðer kiþiler bu öðrenme süreçlerinde sürekli endiþeli bir yüz ifadesiyle, jest ve mimiklerle onu izler; uyarýlarda bulunur veya azarlayýcý olursa, çocuðun dikkati etkinlikten çok o kiþinin tepkilerine yönelecektir. Böylece yeni duruma baðlý endiþesi de azalmayacak, artacaktýr. Kendisinde endiþe oluþturan, endiþesini artýran bu durumla vb. durumlarla karþýlaþmak istemeyerek kaçýnacaktýr. Bu þekilde kaçýnma davranýþlarý pek çok korkuya neden olabilmektedir. Bazen de korkular, kaçýnma davranýþlarý olarak deðil þartlanma olarak ortaya çýkabilmektedir. Bebek veya çocuk banyo yaparken her seferinde çok yüksek seste bir gürül23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 16

tüyle karþýlaþýyorsa yahut her banyoda dayanamayacaðý sýcaklýkta suya maruz kalýyorsa banyo korkusu oluþabilecektir vb. Korkuya neden olan bir diðer faktör, endiþelerdir. Endiþelerin yol açtýðý korkular, genellikle uykuya dalarken veya karanlýkta yaþanabilmektedir. Bir diðer korku faktörü ise, çocuðun baþkalarýn korktuklarý durumlara tanýk olmasý, yani korkuyu görerek öðrenmesidir. Uçak veya vapura binmekten korkan bir ebeveynin yanýnda bu vasýtalara binmek zorunda kalan çocuk, onlarýn korku dolu hallerine tanýk olunca kendisinde de bu korku geliþebilmektedir vb. Ayrýca anne-babasýndan ayrý kalmak da bütün çocuklarýn (her yaþta) en büyük korkularý arasýndadýr. Bunu pekiþtiren davranýþlarla karþýlaþmalarý korkularýnýn artmasýna neden olmaktadýr. Çarþýda, pazarda, markette hareketli davranan çocuklar, “Uslu durmazsan, seni býrakýr giderim.” diye korkutulmamalýdýrlar.


Çocuklarda Korku

Her tehlikede sýðýnaðý olarak gördüðü anne-babasýnýn kendisini býrakýp gitmesi ihtimali çocuðu ürkütür ve çocuðun güvenini sarsar. Çocuklar ilk aydan itibaren korkularla tanýþmaya baþlarlar. Bir bebek için her þey korkutucu olabilir; gürültü, tanýmadýðý-alýþýlmamýþ bir nesne, yabancý bir yüz. Ayrýca bebekler, acýkma, susama, altýnýn ýslanmasý gibi içlerinden gelen nedenlerle de korku tepkisi verebilmektedir. Ýki-üç yaþlarýnda sifon, elektrik süpürgesi, gök gürültüsü çocuklarý korkutmaktadýr. Üç-dört yaþlarýnda ise bu korkulara, karanlýk, dilenci, hýrsýz, polis, doktor, öcü korkularý eklenir. Dört yaþýnda doruða çýkmýþ olan korkular

yavaþ yavaþ azalmaya baþlayacaktýr. Bu yaþtan itibaren çocuklarýn korkularý daha somut þeylere yönelmektedir; köpek, düþmek, bir yerinin sýyrýlýp çizilmesi, kesilip kanamasý gibi. Anaokulu döneminde korkularda tekrar bir artma görülür. Özellikle altý yaþýnda; hayalet, cadý ve hortlak, yangýn ve hýrsýz korkusu yeniden artmýþ þekilde görülür. Karyolanýn altýnda birisi veya bir þey var diye odalarýnda yalnýz yatmaktan korkarlar. Filmlerin etkisinde kalýrlar. Bu yaþlardan sonra ise korkularda genel anlamda bir yatýþma görülür ama eski korkularýn zaman zaman depreþmesi veya yeni korkularýn ortaya çýkmasý da olabilir.

Yabancý korkusu Bebeðinizin yaklaþýk olarak 8. ayda geliþtirdiði ve bir-bir buçuk yýl kadar sürebilen yabancý korkusunu normal kabul etmelisiniz. Çocuðumuzun beþ yaþ civarýnda geliþtirdiði; cadý, canavar gibi bazý hayali figürlerden korkmasý da ruhsal geliþim açýsýndan beklenebilir bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken nokta, bazý korkularýn belli dönemlerde ortaya çýkabilecekleri, ancak bu korkularýn bir süre sonra ortadan kaybolmalarýnýn da gerekli olduðudur. 6 yaþýndaki bir çocuðunuz hâlâ yabancýlardan korkuyorsa, bu üstünde durulmasý gereken bir durumdur.


DOSYA

Okul öncesi çocukta karþýlaþýlabilecek tipik korkular Felaketler: Hayal gücü geniþ olan okulöncesi çocuðu, pek çok olasý olmayan korku yaþar; kaybolacaðý, evin yanacaðý, sevilmeyeceði, anne babasýnýn öleceði ya da evi terk edeceði gibi.

Yaralanmak: Kendine özel bir bedeni ve “ben”i olduðunu fark eden çocuk kaygý duymaya baþlar. Kan, acý hissi, duyduklarý korkunun özünü oluþturur ve bu yüzden küçük yaralanmalardan bile çok korkarlar.

Kýrýk-dökük: Bu dönemdeki bazý çocuklar bu sebeple yap-boz oyunlarýndan da hoþlanmayabilirler.

Yeni yerler:

Bir çok çocuk, çevresel faktörler, yaþanan acý felaketler sebebiyle çeþitli korkulara ve sürekli endiþelere sahip olabilirler. Bazýlarý da fazlasýyla cesurdur! 23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 18

Çocuklarla iliþkiler, genellikle, ayný mekanlarda ayný iþleri yaparak yaþanmaktadýr. Bu nedenle çocuk yetiþkinle birlikte olsa bile mekan deðiþince huzursuz olabilir ve eve dönmek isteyebilir. Çocuk için tatile çýkma ve taþýnma, bu tür endiþelere örnektir. Tatile giderken çocuðunuzun valize eþyalarýný koymasýný, yanýna birkaç oyuncaðýný almasýný saðlayabilirsiniz. Yeni bir eve taþýndýðýnýzda ise çocuk için bir köþe hazýrlar ve kýsa sürede bir düzen kurmaya çalýþýrsanýz faydalý olacaktýr. Çocuðunuz, zihninde evin haritasýný oluþturuncaya kadar gece ýþýk yakabilir ve ilk gece çocuðunuzla birlikte yatabilirsiniz.


Çocuklarda Korku

Yetiþkinlerin kullandýklarý bazý sözcükler

Çocuðunuzun korkularýyla alay etmeyin, korkaklýða da alýþtýrmayýn

Çocuklar yetiþkinlerin kullandýðý bazý mecaz ve soyut ifadelerin ne anlamda kullanýldýðýný anlayamadýklarý için korku duyarlar. Korkulu çocuk filmleri ve haberlerde gördükleri çocuk kurbanlar da (savaþta öldürülen çocuklar, yaralanan-taciz edilen çocuklar, kaçýrýlan çocuklar vb.) çocuðun dünyanýn tehlikeli bir yer olduðu yolundaki düþüncelerini pekiþtirmektedir.

Çocuðunuzun korkularýyla asla alay etmeyin ve alay edilmesine izin vermeyin. Korkularýyla alay edilen çocuk, korkusunu gizleyecek ya da maskeleyerek korkusuz görünmeye çalýþacaktýr. Çocuðunuz, kendinde ve çevresinde olan bitenle baþ etmeyi öðrendikçe korkularý azalacaktýr. Ayrýca deneyim ve yaþantýlarýyla, düþtüðünde-yaralandýðýnda ölmediðini, anne-babasýnýn kaçmadýðýný, onu terk etmediðini, evi hýrsýzlarýn basmadýðýný, dikkat edildiðinde yangýn çýkmadýðýný, insanýn kýz ve erkek olarak farklý özelliklere sahip olduðunu, hayalet ve canavarlarýn bulunmadýðýný ve güvende olduðunu fark edecektir. Çocuðunuzun ev dýþýnda hangi deneyimlerin ve yaþantýlarýn üstesinden gelebileceðini kestirmeye çalýþýn; onu, hayal kýrýklýðý yaratmayacak ve strese sokmayacak yaþantýlar için cesaretlendirin. Cesaretlendirmeye çalýþýrken, çocuðunuzu yeni deneyimler için bir yarýþa sokmamaya dikkat edin.

Farklýlýklar: Bu dönemlerde, cinsel merak arttýðý için cinsiyetler arasýndaki farklýlýklar keþfedilir ve çocukta bu konularda kaygýlar artabilir. Bir diðer durum ise, çocuðunuz sizinle birlikte olduðunda kendini güvende hissetmektedir. Sizin bedenen ve ruhen kendisi için hazýr bir þekilde onun yanýnda olduðunuzu bilmesi çocuðunuzu rahatlatýr. Fakat anne-babayý depresyonda, öfke krizinde veya incitilmiþ görme onda yalnýzlýk ve huzursuzluk hissi uyandýrýr.

Çocuðun duygularýný ciddiye alýn Çocuðunuzun korkularýný ve negatif duygularýný reddetmeyin, ciddiye alýn; onlarý yenmesine ve kendi çözümünü bulmasýna izin verin. Esra canavarlardan korkmaktadýr. Babasý ile aralarýndan þu þekilde bir diyalog geçer: Esra: “Baba yataða gitmek istemiyorum.” Baba: “Neden kýzým?” Esra: “Çünkü odamda canavarlar gizleniyor.” Baba: “Odanda canavar olduðunu düþünüyorsun. Gel bakalým odana birlikte gidelim, belki canavarlarla arkadaþ oluruz. Canavarlar ne yemekten hoþlanýyor biliyor musun?”

Esra: “Belki tatlý ya da bisküvi seviyordur.” Baba: “Bu hoþlarýna gidebilir. Bakalým, soralým, isterlerse canavarlara yemek koyalým. Canavarlara ne istediðini sor? Neden sormuyorsun?” Esra: “Onlar insanlarý korkutmak istiyor.” Baba: “Neden?” Esra: “Kendilerini güçlü hissetmek için.” Baba: “Eðer odanda bir canavar varsa ve onunla arkadaþ olursan sana ne yapabilir?” Esra: “Beni koruyabilir.” Baba: “Bana sanki iyi bir arkadaþ olabilir gibi geliyor ya sana?” Esra: “Evet, olabilir. Belki…”

Bu diyalog sayesinde baba, çocuðun duygularýný ve neye gereksinimi olduðunu öðrenmiþtir, Esra da artýk canavarýn kendisine fazla tesiri olmayacaðýný görerek daha pozitif düþünmeye baþlamýþtýr. Bir süre sonra kendiliðinden bu canavar hikayesi unutulacaktýr. Çocuðunuza ve korkularýna karþý ne çok koruyucu olun ne de duyarsýz kalýn. Korkularý olan çocuðunuza neden korktuðunu sorun ve sonrasýnda da onunla bu konuda konuþun. Ýyi bir dinleyici olmaya gayret gösterin. Bu korkularý pek çok çocuðun ve hatta yetiþkinin yaþadýðýný anlatýn. Çocuðunuza verdiðiniz sözleri mutlaka tutun ki size olan güveni sarsýlmasýn. ailem 19

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ


DOSYA

Çocuðun korkularýný yenmeye çalýþýrken, korkuya neden olan belli bir olayýn olup olmadýðý dikkatlice araþtýrýlmalýdýr.

Çocuklarda Korku

Çocuðunuzu korkularý konusunda rahatlatýn. Geçmiþte de bazý þeylerden korktuðunu ve bunu nasýl yendiðini hatýrlatýn; “Hatýrlýyor musun, eskiden odana gece kocaman örümceklerin geleceðini düþünüyor ve korkuyordun. Bazen korkunç rüyalar görüyordun. Ama büyüyünce bu korkun geçti.” Bu þekilde korkularýný yenebileceðini görmesine yardýmcý olabilirsiniz. Tam aksi bir hareketle korkularýyla alay ederseniz veya korkularýnýn üstüne giderseniz ya da korkularýný hiç ciddiye almazsanýz durumun daha da kötüleþmesine sebep olursunuz, bunu unutmayýn. Çocuklarýn korkularýný yenmesi için zaman gerekecektir. Bu za-

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 20

man içerisinde yetiþkinlerin dikkat etmesi gereken, sevgi ve ilgi desteðidir. Çocuklar için bu konuda yapýlabilecek diðer bir yardým ise, yetiþkinlerin onlarýn korkularýna inanmalarý ve durumlarýna anlayýþ göstermeleridir.

Korku ile fobiyi nasýl birbirinden ayýrt edebiliriz? Çocuðunuzun korkusunun fobi olarak kabul edilebilmesi için þu özellikleri taþýmasý gerekir: Çocuðun yaþadýðý korkunun, korktuðu durumdan aþýrý derecede büyük olmasý; parkta bir kez bir çocuðun salýncaktan düþtüðünü gördüðü için hiç salýncaða binememek gibi. Çocuðun yapýlan açýklamalarla ikna olmamasý Çocuðun istem dýþý aþýrý derecede korkmasý, hiçbir þekilde korkusuna engel olamamasý Çocuðun korktuðu durumdan bilinçli olarak sakýnmasý Fobi herhangi bir yaþ dönemine özgü deðildir ve uzun bir süre devam eder. Bazý fobilerde, bu duruma neden olan bir olay saptanabilirken (bir köpek tarafýndan kovalandýðý için bütün köpeklerden korkmakkaçmak gibi), bir çoðunda böyle bir olayý saptamak mümkün olmayabilir. Fobiler hayatý yaþanmaz hale getirebilir, bir uzman yardýmý þarttýr. Çocuðun korkularýný yenmeye çalýþýrken, korkunun bir yaþ dönemi özelliði mi olduðu, korkuya neden olan belli bir olayýn olup olmadýðý dikkatlice araþtýrýlmalýdýr. Anne-babalar, çocukla kurduklarý iliþkileri gözden geçirmeli, çocukla birlikte bu konuyu ele almalýdýrlar. Bütün bunlara raðmen çocuðun korkusunda bir azalma olmuyorsa, konuyla ilgili profesyonel yardým almaktan kaçýnmamalýdýrlar.


ailem ÝSLAM

Resulullah’ýn müjdesine nail olan sahabiye: Hz. Esma (r.anha)

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 22


ailem ÝSLAM SÜMEYYE GÜRGEN z. Esmâ çok þerefli bir hanýmdý. Babasý hayatta iken Resulullah’ýn dostu, vefatýnda ise halifesi olan Hz. Ebu Bekir esSýddýk’dýr. Kýz kardeþi müminlerin annesi Hz. Aiþe’dir. Kocasý Zübeyr Ýbn Avvam’dýr. Hz. Esmâ, Ýslâm davasýna olan hizmeti ve sabrý ile tanýnmýþtý. Allah yolunda infakta bulunur, müminlerin her türlü sýkýntýsýna koþardý. Hz. Esmâ’nýn ilk hizmeti hicret esnasýnda göründü. Cenab-ý Hak, Habib’ine hicret emri verince Efendimiz (sas) doðrudan doðruya Hz. Ebu Bekir’in evine gitmiþ ve hicret iznini müjdelemiþti. Bu haberi duyan Hz. Ebu Bekir çok sevinir. Hz. Esmâ babasýnýn ve Resulullah’ýn Medine’ye hicret edeceklerini duyunca hiç zaman kaybetmeden yol azýðý hazýrlamaya baþlar. Biraz sonra her þey hazýrdýr. Fakat su kabýný ve azýk torbasýný baðlayacak bir þey bulamaz. Hemen belindeki kemeri çýkarýr, ortadan ikiye böler, birisiyle su kabýný, diðeriyle azýk torbasýný baðlar. Bu içten, samimi ve fedakarca davranýþýný gören Resulullah (sas), “Ey Esmâ, sana cennette iki kuþak verilecektir.” müjdesini verir. O günden sonra Hz.Esma’ya “Zatü’n-nitâkayn” yani “iki kuþak sahibi” adý verilmiþtir. Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir Mekke’den Medine’ye hicret ederken Sevr Maðarasý’na girdiler. Üç gün üç gece maðarada kaldýlar. Hz. Esmâ, burada da hizmette kusur etmedi ve müþriklerin baskýlarýna raðmen korkusuzca Resulullah’a ve babasýna yiyecekler taþýdý, Mekke’den haberler getirdi. Hz. Ebu Bekir, hicret esnasýnda lazým olur düþünce-

H

siyle bütün paralarýný yanýna almýþtý. Henüz Müslüman olmamýþ babasý Ebu Kuhafe bu duruma çok sinirlenmiþ ve kendi kendine söylenmeye baþlamýþtý. Dedesini teskin etmek ise Hz. Esmâ’ya kalmýþtý. Bir kaba küçük taþlarý doldurdu, sonra üzerini bir bezle örtüp âmâ olan dedesinin önüne koydu ve ellerini taþlarýn üzerinde dolaþtýrdý ve “Dedeciðim, iþte babam bunlarý bize býraktý.” dedi. O da teselli buldu. Hz. Esmâ cömert bir hanýmdý. Eli açýk, gönlü zengindi. Fakir fukarayý doyurmayý, miskinlere yardým etmeyi çok severdi. Efendimiz (sas) bir gün kendisine, “Ey Esmâ, elini baðlama, aksi halde Cenab-ý Hak da senin üzerine olan ihsanýný göndermez.” dedi. Yani “Allah yolunda infak et, bol bol sadaka ver, iyilik yap. Sen O’nun rýzasýný kazanmak için infak ettikçe sevabýný kat kat ziyadeleþtirir.” buyurdu. Hz. Esmâ, iyi bir mümine olduðu gibi iyi de bir anneydi. Hz. Zübeyr ile olan evliliðinden beþi erkek sekiz çocuklarý dünyaya gelmiþti. Onlarýn Ýslâmî terbiyesiyle yakýndan ilgilenmiþ, edep ve ahlâklarýný en güzel þekilde talim ettirmiþ ve sahabelerin büyüklerinden olan Hz. Abdullah Ýbn Zübeyr gibi Ýslâm fedaileri ortaya çýkmýþtý. Bunlar Allah yolunda kanlarýný akýtmýþ, O’nun rýzasýna seve seve koþmuþlardýr. Hz. Esmâ, müþfik bir anneydi. Hiç þüphesiz anne için en dayanýlmaz ýzdýrap yavrusunun ölümünü seyretmekti. Ve Abdullah Ýbn Zübeyr Allah ve Resulü’nün davasýný yaymakla meþgulken Haccac-ý Zalim tarafýndan þehit edildi ve annesi Hz. Esmâ’nýn gözlerinin önünde günlerce asýlý býrakýldý. Fakat sabýr ve teslimiyetin timsali olan bu yüce haným Haccac’a, “Siz onun dünyasýný berbat ettiniz, o da sizin ahiretinizi berbat etti.” diyerek hiç korkmadan hakký ve hakikati onun yüzüne haykýrdý. Hz. Esmâ, uzun seneler yaþadý. Rabb’ine olan teslimiyet ve inancýyla kendinden sonraki nesillere güzel örnekler gösterdi. Hicretin 73. senesinde yüz yaþýnda iken vefat etmiþtir. ailem 23

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ


ailem ÝSLAM

Dünyaya gelmemize vesile olan, her þeyin en iyisinin çocuklarý için olmasýný isteyen ebeveynlerimizi sevaplarýmýza ortak edebiliriz. BÝROL EMERCE

Anne-babanýzýn amel defterini

açýk tutabilirsiniz epimizin bildiði güzel bir dörtlük vardýr: “Ana baþta tâc imiþ, her derde ilac imiþ, bir evlat pîr olsa da, anaya muhtac imiþ.” Bu dörtlükteki yere babalarý da yerleþtirebiliriz. Hele birini ya da ikisini kaybetmiþseniz, onlardan ayrýlýk burun direðinizi zaman zaman sýzlatýyor ve “Ne yapabilirim ki!” diye dert yanýp duruyorsanýz o kadar da çaresiz deðilsiniz. Çünkü hayýrlý evlat anne ve babanýn amel defterini açýk tutacak önemli bir manevi kazanç kapýsýdýr. Okuduðu her sûre, getirdiði her salavat ve ettiði her dua o niyet etmese de anne ve babasýnýn amel defterine anýnda kaydedilir. Evlatlarýn üstlerinde bazý önemli vazifeler vardýr. Bunlar, anne ve babalarýnýn dine uygun vasiyetlerini yerine getirmek, namazlardan sonra dua edip sevaplarýný onlarýn ruhlarýna hediye etmek, sevabý onlara olmak üzere oruç tutmak, hacca gitmek, kurban kesmek, sadakai fýtr vermek, varsa kalan borçlarý-

H

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 24

ný ödemek, kabirlerini ziyâret edip Kur’ân-ý Kerîm okumak, dostlarý ile görüþmek, Ramazan’da sevabý onlara olmak üzere sadaka-i fýtýr vermek, ana-babanýn sevdiði yemeði yapýp, fakirlere daðýtýp ruhlarýný þâd etmek. En önemlisi ise arkalarýndan kötülüklerini söylememektir. Efendimiz (sas), “Ölülerinizi hayýrla anýn, iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini açýklamayýn.” buyurmuþtur. Büyük alimlerimiz, ölünün mezardaki hâlini denize düþmüþ kimseye benzetmektedir. Boðulmak üzere olan kimse, kendisini kurtaracak birini beklediði gibi, ölü de, babasýndan, anasýndan, kardeþinden, arkadaþýndan gelecek bir duâyý gözler. Kendisine bir duâ gelince, sanki dünyalar onun olmuþ gibi sevinir. Ebû Übeyd Mâlik bin Rebîa es-Saîdî (ra) bir gün, “Ey Allâh’ýn Resûlü, anne ve babamýn vefâtlarýndan sonra da onlara iyilik yapma imkâný var mý, ne ile onlara iyilik yapabilirim?” diye sormuþtu.


ailem ÝSLAM Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (sas) Efendimiz, “Evet vardýr. Onlara duâ, onlar için Allâh’tan istiðfar (günahlarýnýn affedilmesini) talep etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babanýn akrabalarýna karþý da sýla-i rahmi îfa etmek, anne ve babanýn dostlarýna ikramda bulunmak.” (S. Ebî Dâvud, Edep 12) cevabýný vermiþtir. Ýbn-i Abbas (ra)’tan rivâyet olunan bir hâdis-i þerifte þöyle buyurulmuþtur: “Bir adam gelerek, ‘Ey Allâh’ýn Resûlü! Annem vefât etti. Ben onun için tasaddukta bulunsam ona faydasý olur mu?’ diye sordu. Efendimiz (sas), ‘Evet’ buyurunca, adam, ‘Benim meyveliðim var. Sizi þâhit kýlýyor ve onu annem için tasadduk ediyorum.’ dedi.” (S. Buhârî, Vesâyâ 15) Sa’d bin Ubâde (ra)’de ise, ölünün arkasýndan yapýlacak sadakanýn hangisinin daha efdâl olduðu beyan edilmektedir. Hz. Sa’d (ra) þöyle anlatýyor: “Ey Allâh’ýn Resûlü, dedim. Annem vefat etti. (Onun adýna) yapacaðým sadakanýn hangisi efdâldir? Resûlullah (sas) Efendimiz, ‘Su’ buyurdular. Bu cevap üzerine Sa’d bir kuyu kazdý ve, ‘Bu kuyu Sa’d’ýn annesi için.’ dedi.” (S. Ebî Dâvud, Zekât 42) Dünyaya gelmemize vesile olan, kendilerinden fedakârlýk edip her þeyin en iyisinin çocuklarý için olmasýný isteyen ve üzerimizde ödenemeyecek derecede haklarý olan anne-babalarýmýzý hayatlarýnda da öldükten sonra da mutlu ve mesrur etmek elimizde. Hayýrlý evlat olabilmek elimizde. Hayatta iken tatlý söz, vefatlarýndan sonra da günün her ânýnda hediye edebileceðimiz Fatihalar bizim için de onlar için de en büyük hazine. ailem 25

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ


ÝLMÝHAL

Niþandan geri döndüler, hediyeleri geri istiyorlar! “Dört ay önce kýzýmýzý tanýdýðýmýz, iyi olarak bildiðimiz bir ailenin oðluna niþanladýk. Baþtan her þey iyi gidiyordu. Fakat ne olduðunu bilemediðimiz bir þeyler oldu ve damat adayý annesiyle birlikte evlilik yolundan döndüklerini, niþaný bozduklarýný açýklayarak yüzüðü ve hediyeleri gönderdiler. Þimdi verdikleri bütün hediyeleri geri istiyorlar. Hediyeler içinde altýn ve para olanlarý vermek kolay; ama kullanýlan ve daðýlan hediyeleri nasýl geri vereceðiz bilemiyoruz. Ayrýca bizim açýmýzdan hiçbir sebep yokken niþanýn atýlmasýndan kýzýmýz son derece üzüntü duyuyor. Ailecek alay edilmiþ gibi hissediyoruz. Bu tür olayýn hiçbir tazminatý yok mu?” Niþan, evlilik öncesi evliliðe hazýrlýk döneminin adýdýr. Birbirleriyle evlenme arzusunda olan eþlerin arzularýný ortaya koyup kýsa veya uzun bir süre içinde evlilik hazýrlýðý, niþanlýlýk sürdürüp ardýndan evlenip yuva kurmalarý her toplumda gözlenmektedir. Toplumuzda niþan öncesinde söz kesme olayý da yaþanýr. Söz ve niþan dönemlerinden amaç taraflarýn birbirlerini daha iyi tanýma fýrsatýný bulmalarýdýr. Bu dönemde taraflar örf ve âdetlerine uygun olarak hediyeleþirler. Niþanlýlýk döneminin iki özelliði vardýr. Birincisi; beraberliklerini sürdüremeyeceklerini anlayan niþanlýlar her zaman için niþaný bozma hak ve yetkisine sahiptir. Ýkincisi; niþanlýlýk, taraflara evliliðin verdiði yakýnlýðý, birlikte yaþama hakkýný ve yetkisini vermez. Yani mahremiyet bakýmýndan niþanlýlar, birbirlerine iki yabancý durumundadýr. Bu durum, daima her halde göz önünde tu23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 26

tulmalýdýr. Niþanýn bozulmasý halinde karþýlýklý verilen hediyeler ve mehir konusu Ýslâm hukuku bakýmýndan önem arz eder. Evlenmeden önce mehir ödemesi yapýlmýþsa niþanýn bozulmasýyla mehrin geri verilmesi gerekir. Eðer mehre atfen verilmiþ mal veya para harcanmýþ, daðýlmýþ ise alýnan mehre eþit bir bedel verilmesi gerekmektedir. Karþýlýklý verilen hediyeler için Hanefî mezhebi; “Bu hediyeler hibe hükmüne tâbidir; aynen duruyorsa geri verilir, eðer harcanmýþ, daðýlmýþ, esaslý ölçüde þekil deðiþtirmiþ ise iade mecburiyeti yoktur.” der. Mâlikîler, hediyeler konusuna baþka bir bakýþ açýsýndan bakar; “Eðer niþaný bozan erkek tarafý ise niþanlýsýna verdiði hediyeleri geri alamaz. Niþan, kýz tarafýndan bozulmuþsa kýz tarafý aldýðý hediyeleri her durumda erkek tarafýna geri vermek durumundadýr. Bu durumlarda harcanmýþ, daðýlmýþ hediyelerin bedellerinin tazmin edilmesi gerekir.” Mâlikîler hediyeleri baðýþ olarak görmez. Bunlarý evlenme þartýyla yapýlmýþ ‘þartlý hibe’ olarak görür. Evliliðin gerçekleþmemesi durumunda þart gerçekleþmemiþ olacaðýndan hibenin geri verilmesinin gerektiðini söyler. Niþanýn bozulmasýyla taraflardan birinin zarara uðramasý ve bu zarara sebebiyet veren tarafýn tazminat ödemesi konusu klasik fýkýh kitaplarýnda bulunmamaktadýr. Ancak günümüzün uygulama ve anlayýþlarý ýþýðýnda ifade etmek ge-


Dr. Jale Þimþek

rekirse; niþaný bozan taraf karþý tarafýn bir zarara sürüklenmesine sebebiyet vermiþse bu zararýn karþýlanmasý gerekir. Þöyle ki, Ýslâm hukukuna göre; birisinin, birisine haksýz yere zarar vermesi durumunda verdiði zararý tazmin etmesi þarttýr. Çünkü meþrû bir hakkýn baþkasýna zarar vererek kullanýmý, o hakkýn kötüye kullanýlmasý demektir ve karþý tarafa verilen zararýn giderilmesi sorumluluðunu doðurur. Niþan atma her ne kadar bir haksa da bu hakký, kimseyi incit-

meden, maddî ve manevî zarara uðratmadan kullanmak en doðrusu ve en hoþ olanýdýr. Ýnsanlar baþtan yaptýklarý niyetten, gönüllerine yatmadýðý, umduklarýný bulamadýklarý için daha sonra dönebilir; ama önemli olan bu kararý hoþnutlukla, razýlýkla uygulamaktýr. En içten ve iyi niyetlerle baþladýðýmýz hayýrlý iþlerimizi kul hakký ve beddualarýn sýkýntýlý yükleriyle hayýrsýz hale getirmekten sakýnalým. Unutmayalým, “ah’lar ve gözyaþlarý üzerine saadet kurulamaz.


Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21 Y.Bosna/Ýstanbul

ailem

dr.can@zaman.com.tr

DR. CAN

Cevabýnýzla huzur buldum N.K. - Trabzon Sevgili Dr. Can Bey; 21 yaþýnda üniversite öðrencisi bir kýzým. Öncelikle size sonsuz saygý ve selamlarýmý gönderiyor, mektubuma cevap yazdýðýnýz için ayrýca içten teþekkürler ediyorum. Çok mutlu oldum. Yazýnýzla beni tekrar yaþama döndürüp hayata baðladýnýz. Yaklaþýk 2 haftadýr hayatla baðlantým kesilmiþti. Yaþýyor muyum, hayatta mýyým ben bile farkýnda deðildim. Yaþamdan hiçbir þekilde zevk alamýyordum. Tam her þeyden elimi çekmiþken ve veda etmek üzereyken yazdýðýnýz cevapla huzur buldum. Dr. Can Sevgili N.K. Tekrar aramýza döndüðün için ve buna vesile olarak ‘Biz’i gördüðün için asýl teþekkür etmesi gereken bizleriz. 2. mektubun ve bu muhteþem dönüþünle Ailem’e ve ailemize tekrar hoþ geldin. Ýnanýlmaz güzel yazýnla da çok yakýþtýn doðrusu. Sorununa gelince: Ýkili iliþkilerde her nedense zaman zaman iniþ ve çýkýþlarla düþ kýrýklýklarý yaþanýyor. Çok mükemmel giden bazý olgularda bile ufak tefek þeyler dahi “göze gelen kirpik misali” gözyaþlarýna sebep 23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

ailem 28

olabiliyor. Yani mükemmellikten olan baþarýsýzlýk, agresyon inhibisyonu, ifrattan tefrit doðar ya da fazla sevgi inkara veya ayrýlýða sebep olur gibi açýklamalarý olabilir, bu biir... Ýkincisi: Nazar deðmiþ olabilir... Üçüncüsü: 3. þahýslar tarafýndan (kýskanan) fitne sokulmuþ olabilir. Dördüncüsü: Allah’a çok yakýn ve kalbin çok pak olduðundan (bizim anladýðýmýz mânâda deðil; ama) Ýlahi bir kýskançlýk olabilir... “O’nu benden çok sevdin” diyerek, þefkat tokatý uyarýsý dahi yapmýþ olabilir. Hz. Ýbrahim Ethem’in oðlunun ruhunu yanýna almasý gibi... Beþincisi; seninle ilgilenmiyor, yalan söylüyor, tipini ve kokusunu deðiþtiriyor, kendine yeni kostümler alýyorsa ve tarzýný deðiþtirdiyse (müzik, hobi, sanat, yaþam, zevk, renk) ülfet olmuþ, deðiþiklik arýyor ya da Türkçe meali ihanet ediyordur. (Umarým yanlýþ tahmin!) Altýncýsý; - Beklediði þeyleri zamanla vermemiþ olabilirsin. - Beklemediði (söz, hareket, tavýr) þeyleri sergilemiþ olabilirsin. - Aþýrý ilgi gösterip 1. Þýmartmýþ 2. Usandýrmýþ

3. Þüphelendirmiþ 4. Yanýndaki aðýrlýðýný koruyamamýþ 5. Altýnda ezmiþ 6. Þaþýrtmýþ olabilirsiniz. Yedincisi; depresyona girmiþ olabilir. Ama sonuçta ‘seninle ortak bir geleceðimiz yok’ diyorsa... Ve bu meyanda ise hareket ve sözleri; A) Dünyanýn sonu deðil, yýkýlma. Sanýrým sen onu, onun seni sevdiðinden daha çok sevmiþsin. Karþýlýðýný hem burada hem de orada alacaksýn. Allah birbirini seven iki kiþiden, daha çok seveni, daha çok severmiþ. B) Unutma ki en önemli þey iliþki deðil, sen ve “o”sunuz. Ayrý ayrý ikiniz de insansýnýz, onu ve kendini olduðun gibi kabul et. Eðer sevgisi bittiyse peþini býrak, hayatýný yaþasýn. Zorla hiçbir þey olmaz. Sýkýntý verir. Zaten öyleyse bu U dönüþünden dolayý hem seni hak etmiyor hem de cezayý ayaðýna çaðýrýyor. Bu terk ediþinin nedametini yaþayacak. C) Eðer depresyona girdi ise yardýmcý ol, terapi görsün, sahip çýk. Anlarsa ne alâ, anlamazsa ve bilmezse kýymetini, Hálýk bilir... “Bendensin” de ve hakkýný helal et. “Yaþasýn özgürlük!” de. Ýntikamý unut. Her daðdan bir pýnar aniden fýþkýrýr.


ailem DR. CAN

Çirkinim! Ugly Man - Iðdýr Doktor bey. Benim sorunum çirkinlik ve dýþ görünüþ. Beden ve bacaklar çok çok ince, ayak ve el parmaklarým orak gibi. Ayakkabým 45 numara. Baþým çok büyük ve þekilsiz. Suratýmda da çizgiler var ve görünmesin diye saçlarýmý uzatýyorum. Bakýmsýz ve çirkinim. Üniversitede okuyorum. Ne dostum ne de arkadaþým var. Tüm çocuklar benden korkuyor ve aðlýyorlar. Bu yüzden akrabalarýma gidemiyorum. Artýk evde oturmaktan sosyal fobi oluþtu. Bir de konuþmaya konuþmaya konuþmasýný unuttum. Kelime bulamýyor ve sýkýlýyorum. Herkesin söylediði sözler benim için kýyým oluyor. Yalnýzlýða ittim kendimi. Hayatta hiç kimsenin arkadaþý olmaya hakkým olmadýðýný düþünüyorum. Dr. Can Her zaman herkesin ve kendine söylediðin þeylerle klasik anlamda Polyannacýlýk yapmak istemiyorum. Ama aklýma gelenleri yazmaya çalýþacaðým. 1) Öncelikle cansýz, bitki ya da hayvan olarak yaratýlmadýðýmýz için her daim teþekkür durumundayýz. 2) Güzellik izafi bir kavramdýr. Tv’de bazen “deli gibi seviyorum” diyen hatunu ya da adamý gördüðünüzde ‘Acaba bunu nasýl bu kadar sevebildi?’ dersiniz. 3) Bence siz çirkin deðil, biraz farklýsýnýz. Olayý bu yönüyle ele alýnca da karþýnýza güzellik adýna onlarca kapý ve alternatif açýlacaktýr. 4) Tv sinema ve tiyatro ustalarý yýllarca sizin tipinizde bir insan arayýp duruyorlar hep. Çirkin deðil, farklý, komik ve zeki. ‘Zeki deðilim’ demeyin üniversite sondasýnýz, ‘komik deðilim’ demeyin bu konularda yetiþtirilebilirsiniz. 5) Okul, üniversite, eðitim, hobiler, beyin gücü, temiz kalp, iyi dost, sýcak in-

san, usta basketçi, dürüst iþadamý, harbi delikanlý, iyi yazar, becerikli usta, insancýl doktor, dürüst siyasetçi, dahi fizikçi, kaliteli sanatçý... 6) 5. þýktaki tüm özel insanlar için sende bulunan, tarif ettiðin hiçbir durumun ilgi ve alakasý yok, manisi hiç yok. 7) Eðer Notre Dame’ýn kamburu kadar çirkinsen müjde, ülkenin en güzel Esmeralda’sýnýn gönlündesin demektir. 8) Eðer Stephan Hawking kadar ugly isen yine müjde, dünya fiziði senin dudaklarýnýn arasýnda. Hatta o “ucube”nin dudaklarý da oynamýyor. 9) Eðer Ahmet Haþim kadar kendini mide bulandýrýcý buluyor ve aynalara küstü isen edebiyat dünyasýna bomba gibi bir kýymet kazandýk demektir. 10) Sakýn deme ‘onlar özel kiþiler’. Hayýr. Belki de öyle olmalarý onlarý özel yaptý. Niçin “Allah beni de böyle yaratarak dikenlerimin arasýndaki özel gülü açýða çýkartmamý istiyor” diye yola çýkmýyorsun? Niçin ben farklýyým? Bunun avantajlarýný yaþamalýyým diye hareket etmiyorsun? Niçin, “afak” deðil enfüs önemlidir”, “Ben sizin dýþ görünüþünüze bakmam, içinize bakarým” sözlerine kulak vermiyorsun? Neden daha 24’ünde 47 numaralý pabuçlarý, 2,03 cm boyu, çörpü ve eðri bacaklarýyla girdiði bilek güreþlerinde rakibinin kolunu kýracak kadar hayvani bir güce sahip Sn. Ý.A.’nýn ‘Mülkiye’de uluslararasý ödüle layýk ve aday gösterilmesine gözlerini kapýyorsun ve etrafýnda dolanan onlarca bayan arkadaþýnýn evlilik tekliflerini duymuyorsun? Sevgili Ugly, istersen yine de (sosyal fobi madem oluþmuþ) özgüven zincirini kýrmak için mediko sosyale müracaat et. Bir uzman desteði al. Ne olursan ol. Yüreðin güzel. Bu, ilk adýmýn olsun. Mektuplara devam. ailem 29

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ

124  

23 NÝSAN 2005 CUMARTESÝ SAYI: 124 ZAMAN’LA BÝRLÝKTE SATILIR www.zaman.com.tr/ailem

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you