Issuu on Google+

26 MART 2005 CUMARTESÝ SAYI: 120

ÖSS ve LGS önerileri

ZAMAN’LA BÝRLÝKTE SATILIR

www.zaman.com.tr/ailem

Öðrenciler ders çalýþmaya nasýl teþvik edilir?


ailem EDÝTÖR ÝÇÝNDEKÝLER Kur’an evrenseldir Bir de sana evliya derler

3

5

Kur’an, insanlarý ilmî araþtýrmalar yapmaya teþvik ediyor 6 Bütün dünyalýðý bir sepete sýðýyordu 14 Bana bebekliðimi anlatýr mýsýn? 17 Kýrgýz Elmir’in hikâyesi 18 DOSYA: Ders çalýþmak nasýl zevkli hâle getirilir Dr. Can sizlerle

20 28

ailem 26 MART 2005 CUMARTESÝ SAYI: 120

Feza Gazetecilik A.Þ. Adýna Ýmtiyaz Sahibi Genel Yayýn Müdürü Yayýn Danýþmaný Yayýn Editörleri

Katkýda Bulunanlar

Tasarým Kapak Fotoðrafý Sorumlu Müdür ve Yayýn Sahibi Temsilcisi Reklam Koordinatörü Yayýn Türü

Ali Akbulut Ekrem Dumanlý Hamdullah Öztürk Serhat Þeftali Mustafa Aydýn Þemsinur B. Özdemir Ali Demirel Ali Budak Osman Karyaðdý Mehmet Þimþek Mustafa Kirazlý Yakup Akalýn Yakup Þimþek Yerel Süreli

Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21. 34196 Yenibosna-Ýstanbul Tel: 0212 639 34 50 (pbx) www.zaman.com.tr Baský: Feza Gazetecilik AÞ Tesisleri

Bir alýþveriþ merkezi sizde iyi intibalar býrakýyor mu? “Aldatýlmak” duygusu insaný derinden sarsar. Kandýrýldýðýný ve belki de “ahmak” yerine konulduðunu bilmek insanýn içine sindiremeyeceði bir durumdur. Öfke insanýn hücrelerinde gezinirken siz ne yapacaðýnýzý bilemezsiniz. “Müþteri veli-i nimettir.” düstûru giderek azalmakta. Dükkan sahibi, iþletmeci için müþterinin memnuniyetinden önce “satýþ” gelmeye baþlamaktadýr. Bu, malý satmadan öteye de giderek müþteriyi “satýþ”a getirmek haline de dönüþebiliyor. Fevzi Bey, alýþveriþ yaptýðý yerlerin kendisinde býraktýðý izlenimlere önem veren birisidir. Bazen ilk intiba, bazen ufak bir detay o alýþveriþ mekaný için kendisinde bir kanaat oluþmasýna yetiyordu. Fevzi Bey’in bu durumunu bilen arkadaþý Ali Bey, bir gün rica etmiþ, “Bir takým elbise alacaðým, benimle beraber gelir misin?” demiþti. O gün 7-8 maðaza gezdiler. Ali Bey’in elinde bu dükkanlarýn ilanlarý vardý. Girdikleri ilk maðazada Fevzi Bey’in yüzü deðiþmiþ, caný sýkýlmýþtý. Ali Bey’in elindeki ilanlarla, dükkandaki fiyatlar birbirini tutmuyordu. Hele kalite farklarý apaçýk gözüküyordu. Fevzi Bey, bir alýþveriþ merkezinde müþteriyi kandýrmaya yönelik en ufak bir hareket görse bunu saygýsýzlýk addediyor ve o dükkandan soðuyordu. Ýlk girdikleri dükkanda da ayný þeyleri hissetmiþti. Bir daha takým elbise alýrken uðranýlmayacak dükkanlar arasýnda o da vardý artýk. Fevzi Bey, son girdikleri dükkanda verdikleri ilanlarda kullanýlan ceket

http://www.zaman.com.tr/ailem Öneri ve teklifleriniz için: ailem@zaman.com.tr

Serhat Þeftali

s.seftali@zaman.com.tr

ve pantolonun aynýsýný bulup bulamadýklarýný sordu dükkan sahibine. Dükkan sahibi, “Evet o mallarýmýz vardý; ama bitti.” dedi. “Ýndirimde olan mallarýnýz yoksa, kapýnýn önünde neden hâlâ ilanýnýz asýlý?” sözüne karþý sadece “Unutmuþuz!” dedi dükkan sahibi. Baþka bir dükkandan beðendikleri elbiseyi almaya karar verdiler. Üzerindeki fiyatý makul geldi; ama iþ kasaya gelince deðiþti. Kasiyer elbiseyi ancak nakit alýrlarsa üzerindeki fiyattan verebileceðini söyledi ve kredi kartýna daha yüksek bir rakam istedi. O maðazada geçirdikleri zamana yazýk olmuþtu. Moralleri bozulmuþ bir halde aldýklarý her þeyi býrakýp çýktýlar dükkandan. Fevzi Bey, “Madem kredi kartýna farklý fiyat uyguluyorlar, o halde etikete neden yazmýyorlar?” diye söylendi. Aslýnda müþteri bir kerelik alýþveriþ yapan olmamalýydý. Her dükkan sahibinin amacý “her insanýn seveceði bir maðaza olmaya çalýþmak”tan geçmeliydi. O gün girdikleri dükkanlarda rastladýklarý olaylar bunlarla da sýnýrlý deðildi. Aldýðý malýn fiþini isteyen müþterilere, “Yazarkasa tamire gitti, Z raporunu yeni aldým, baþka bir gün uðrayýn, fiþinizi verelim.”, “Zaten size yeterince indirim yaptýk!” sözlerini iþittiler. Fevzi Bey, “Yeni açýldýk.”, “Yazarkasamýz henüz gelmedi.” diyen bir dükkanýn altý ay boyunca ayný mazeretlerle müþterilere fiþ vermediðine þahit olmuþtu. Nitekim, “Ben burada oturmuyorum, belki buraya bir daha hiç gelmeyeceðim.” diyen müþteri aslýnda “aldatýlma”nýn tam ortasýnda duruyordu.


ailem

EDÝTÖR: ALÝ BUDAK

KISA KISA

Ehabbü’l-bikâi ilallâhi el-mesâcidü

Allah’a en sevimli gelen yerler, mescidlerdir. (Müstedrek, 1/190)

Meleklere iman ne anlama geliyor? Melekler, bizim duyularýmýzla algýlanabilecek maddî bir yapýya sahip olmamalarý yönüyle gayb alemine ait varlýklardýr. Bunun için de, haklarýnda duyularla deðil, peygamberlerin verdikleri haberlerle bilgi sahibi olunur. Yüce Yaratýcý, gerek önceki peygamberlerine, gerekse peygamberi Hz. Muhammed’e (sas) vahyetmiþ olduðu Kitab’ýnda, bize meleklerin varlýðýndan bahseder ve onlarý, kabul etmemizi istediði iman esaslarý içinde zikreder: “Peygamber, Rabb’i tarafýndan kendisine indirilene iman etti, (buna) müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine,

kitaplarýna, peygamberlerine iman ettiler...” (Bakara, 2/285) Meleklere inanmayan kiþi, ilgili ayetlerin hükmünü inkar ettiði için iman etmiþ sayýlmaz. Esasýnda meleklere inanmamak, dolaylý olarak vahyi, peygamberi, peygamberin getirdiði kitabý ve teblið ettiði dini inkar etmek anlamýna gelir. Çünkü din, peygamberlere melekler aracýlýðýyla bildirilmiþtir. Nitekim Kur’an’da þöyle buyurulur: “Kim Allah’ý, meleklerini, kitaplarýný, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, o artýk tam bir dalâlet içine düþmüþ demektir.” (Nisa, 4/136)

Kur’an baþlý baþýna mucizedir Kur’an-ý Kerim, Peygamber Efendimiz’in en büyük mucizesidir. Ýçinde bugüne kadar yapýlmýþ kanunlara örnek olacak esaslar, eski kavimlere ait bilinmeyen malumat, insanlara verilebilecek en büyük ahlâk esaslarý, nasihatler, dünya ve ahiret hakkýnda, O nâzil olana kadar hiç kimsenin bilme26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 2

diði, tasavvur bile edemediði hususlar vardýr. Böyle muhteþem bir mucize olan Kur’an-ý Kerim’e uyabilmek için, Kur’an’ýn muhatabý ve aynasý olan Peygamberimiz’e (sas) uymak, sünnet-i seniyyesini yerine getirmek ve kutlu sözlerini/vasiyetlerini elden geldiðince yerine getirmeye çalýþmak lazýmdýr.


ailem KISA KISA

Beþ þey, beþ çeþit insanda þiddetle kötülenmeye lâyýktýr: Âlimlerde fücûr (günaha dalmak), hakimlerde hýrs, kadýnlarda hayâsýzlýk, ihtiyarlarda zina, zenginlerde cimrilik.

Kur’an evrenseldir Kur’an’ý sadece indiði çaða mahkum etmeye matuf düþüncelerin Ýslam’la uzaktan yakýndan ilgisi yoktur. Bu tarz fitnelerin çýkacaðýný Ýki Cihan Serveri Efendimiz, sahabilerine tâ o günlerde söylemiþ ve ümmeti ikaz etmiþtir. Kur’an, zamanla hükmü daralan ve kýsýtlanan deðil, birbiri içine gizli ve her asra ayrý ayrý bakan ma’nalarý zamanlar geçtikçe ortaya çýkan Ýlahi bir vahiydir. Kur’an, “taþ, toprak, aðaç” gibi “mahluk” deðil, bizzat onu “konuþan/emreden/vah-

yeden” Cenab-ý Hakk’ýn isim ve sýfatlarýnýn toplamýdýr. Kelam sýfatý nasýl mahluk deðilse, Kur’an da mahluk (donuk-camid) deðildir. Dinî duygularý sarsmaya sahih hadislerden baþladýlar, iþlerine gelmeyen hadislerin kimine uydurma, kimine zayýf dediler. Þimdi de, Kur’an’daki âyetlere sýra geldi. “Bu devirde faiz, zina, hýrsýzla ilgili þeyler böyle deðerlendirilemez. Hangi çaðda yaþýyoruz. O ayetler bu zamanda geçerli deðildir!” demek büyük bir yanýlgýdýr. ailem 3

26 MART 2005 CUMARTESÝ


ailem KISA KISA

El-kelimetü’tayyibetü, sadakatün

Güzel söz sadakadýr.

Ýyi olmak yetmez,

iyi kalabilmek gerekir Ýyi insan olmak, en iyi davranýþý sergilemekle olur ki bu, yaratýlýþýmýzýn gayesidir. (Mülk, 2) Ýyi insan olmak baþýboþ olmadýðý, yaptýklarýnýn yüce bir Kudret Sahibi tarafýndan gözetlendiði ve bir gün yaþadýðý hayatýn hesabýnýn sorulacaðý bilinciyle hatalý tutum ve davranýþlardan uzak durmaktýr. Hz. Ömer yolda giderken bir çobana rastlar ve þöyle der: ‘Bu ko-

yunlardan birini bana sat.’ Çoban, ‘Ben mal sahibi deðilim, köleyim’ deyince, Hz. Ömer, “Mal sahibine. ‘Koyunu kurt yedi’ dersin.” 26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 4

der. Çoban, “O halde Allah nerede?” deyince Hz. Ömer köleyi efendisinden satýn alýp azat eder ve köleye: “Bu sözün ve davranýþýn, seni dünyada kölelikten azat edip hürriyetine kavuþturdu. Umarým ki ahirette de seni azat eder.” der. (Gazali Ýhya 4/717) Ýyi kalabilmek ise arkadaþ seçimine özen göstermekle olur. Zira insanlar gerek iyi gerekse kötü alýþkanlýk ve davranýþlar edinmekte birbirinden etkilenir. Rabbimiz, dostumuz ve sahibimiz olarak bu konuda bize açýkça yol göstermektedir: “Nefsini, sabah akþam Rabb’lerinin rýzasýný dileyerek dua edenlerle birlikte tut. Dünya hayatýnýn süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kýldýðýmýz, kötü arzularýna uymuþ ve iþi gücü aðýrlýk olan kimseye itaat etme.” (Kehf, 18/ 28) Kur’an’ýn bu uyarýsýna kulak vermek iyi olmanýn ve iyi kalabilmenin en doðru yoludur. Anne ve babalarýn çocuklarýna öðretecekleri en güzel yoldur bu. Mustafa Acar (Ýzmir Kemalpaþa Vaizi)


Bir de sana evliya derler Sultan II. Abdülhamid zamanýnda, Yavuz Selim’in türbesine bakan fakir bir adam varmýþ. Nüfusu kalabalýk olan bu türbedârýn bir gün canýna tak etmiþ olmalý ki, hiç kimsenin olmadýðý bir sýrada Yavuz’un sandukasýna vurarak, “Bir de sana evliya derler, senin türbedârýn fakirlikten ölüyor, sen hâlâ himmet etmiyorsun!” demiþ. Öbür gün bir de bakmýþ Padiþah Abdülhamit, türbenin ziyaretine gelmiþ. Bir Yâsin okuduktan sonra türbedâra dönerek, “Sen beni dedeme þikâyet etmiþsin! Nedir derdin?” diye sormuþ. Yavuz’un, torunu Abdülhamid’in rüyasýna girdiðini anlayan türbedâr, ezile büzüle durumu izah etmiþ. Padiþah da maaþýný artýrmýþ.


Kur’an,

insanlarý ilmî araþtýrmalar

yapmaya teþvik ediyor ALÝ DEMÝREL ur’an-ý Kerim, beþer için gönderilmiþ bir hidayet ve saadet kaynaðýdýr. Her ne kadar Kur’an’ýn getirdiði esaslar, dinî, ahlâkî, ferdî, rûhî ve içtimâî hayatý tanzim edici hükümler ise de, onda ilim ve tekniðe teþvik ifade eden âyetler de vardýr. Þunu ifade etmek gerekir ki, Kur’an’ýn getirdiði sistem, aklî, mantýkî ve hissî hiçbir boþluða meydan vermeyecek mükemmeliyettedir. O, insanýn kalbinden, göklerin derinliklerine uzanan bir çizgide, yer yer özet olarak, yer yer de geniþçe her þeyden bahseder. O’nun üslûbunda her zaman tam bir bütünlük söz konusudur. Ýþte bu bütünlüðü kavrayan ilk Müslümanlar, dînî ilimlerin yaný sýra pozitif ilimlerde de derinleþmiþ ve yeryüzünde gözlemev-

K Kur’an, kâinatý bütün herþeyiyle gözlemlememizi ve araþtýrma yapmamýzý emreder.

26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 6

leri kurmuþ, týp merkezleri tesis etmiþ, ciddi araþtýrmalar baþlatmýþlardýr. Onlar, bu mevzudaki araþtýrma ve gözlemlerini, evvela çýplak gözle yapmaya baþlamýþ, daha sonralarý çalýþmalarýný kolaylaþtýrýp onlarý daha doðru neticelere ulaþtýrabilecek çeþitli aletler geliþtirmiþlerdir. Güneþ ve ay tutulmasýndan, yýldýzlarýn hareketlerine, ondan Dünya’nýn yuvarlak oluþu ve Güneþ’in etrafýnda dönüþüne varýncaya kadar astronomiyle alâkalý ilk geliþmeleri Avrupa’ya duyuranlar da onlar olmuþtur. Esasýnda bu geliþmeler, Kur’an’ýn kâinatla alâkalý emirlerine gösterilen bir hassasiyet örneðidir. Kur’an, Cenab-ý Hakk’ýn hem Kur’an’daki hem de kainattaki ayetlerini birlikte ele alýp talebelerine bir hakikatin iki yüzü gibi takdim etmiþtir.


FOTOÐRAF: REUTERS

Yapýlan her araþtýrma bizi Allah’a daha da yakýnlaþtýrýr. Gördüðümüz harikalar gözlerimizi kamaþtýrýr ve imanýmýzý arttýrýr.

O, namaz kýlmayý, zekat vermeyi emrettiði gibi, kâinatý bütün üniteleriyle gözlemlemeyi, Allah’ýn yerde ve gökte yarattýðý sanat eserleri üzerinde inceleme ve araþtýrma yapmayý da teþvik etmiþtir. Özellikle Ýslam’ýn geldiði ilk dört asýrda Müslümanlar, Kur’an merkezli bir hayat yaþadýklarý için hem maddî hem de manevî ilimlerde terakki etmiþlerdir. Evet Kur’an, ihlas ve samimiyetle kendine yönelen bu aydýnlýk dimaðlarýn ellerinden tutmuþ ve onlarý dünyanýn en medeni insanlarý haline getirmiþtir. Onlar, bir yandan, Kur’an’ýn tefekküre teþvik eden ayetlerini anlamaya yönelmiþ, hususiyle de gökyüzünü keþfet-

mek için gözlemevleri tesis etmiþ ve modern uzay araþtýrmacýlarýnýn öncüleri olmuþlardýr. Kur’an’ýn, “Biz onlara delillerimizi gerek dýþ dünyada, gerek kendi öz varlýklarýnda göstereceðiz.” (Fussilet, 41/53) fermanýyla þahlanarak bir yandan insana yönelmiþ ve onun maddî-manevî yapýsýný didik didik ederek ilk modern týbba giden yolu açmýþlar -ki bugünkü modern týp, ulaþtýðý o müthiþ seviyeyi o dönemin Müslüman ilim adamlarýnýn geliþtirdiði ilmî ve teknik altyapýya borçludurlardiðer yandan da Kur’an’ýn uzayla alakalý ayetlerini birer emir telakki ederek bütün imkanlarýyla göklerin fethine yönelmiþlerdir.

Acaba Allah (cc) ne diyor? O günün Müslümanlarý, Kur’an’ýn her ayeti karþýsýnda “Acaba Allah ne diyor?” ifadesini bütün hayatlarýnýn yegâne gayesi bilerek onu deðiþik yorumlarýyla anlamaya çalýþmýþ; Allah’ýn Kur’an’da ortaya koyduðu her meseleyi birer birer ele almýþ ve her hadiseyi inceden inceye tetkik etmiþlerdir. Dahasý, ilk ilmî toplantýlarýn yine bu dönemde yapýldýðý görülmektedir. O kadar ki, bugün dahi hâlâ, o mahfillerde konuþulup tartýþýlan pek çok mesele geçerliliðini ve tazeliðini korumaktadýr. Elbette ki, o günün o

basit geliþmeleri ile günümüzde ilmin ulaþtýðý seviyeyi mukayese etmek doðru olmayacaktýr. O günkü ilmî seviyenin bugüne nazaran geri olduðu muhakkaktýr. Ancak, o meseleyi o günün þart ve imkanlarý içinde deðerlendirdiðimizde, o çaðdaki Müslüman araþtýrmacýlarýn kendi üzerlerine düþen vazifeleri bihakkýn yerine getirdikleri görülecektir. Netice itibarýyla o insanlar, ellerinden geldiðince Cenab-ý Hakk’ýn emirlerine icabet etmiþ ve Ýslâm’ý hayata hayat yapmýþlardýr. Ýlahi

emirlere onlar muhatap olduðu ölçüde bizler de muhatabýz. Kaldý ki günümüz Müslümanlarý teknik ve teknolojinin getirmiþ olduðu imkanlar ile onlara nazaran pek çok avantajlara da sahip bulunmaktadýrlar. Dolayýsýyla bizler, Kur’an’ý ilmî ve teknik geliþmeler ýþýðýnda daha mükemmel bir þekilde inceleme imkanýna sahibiz. Bu mevzuda bize düþen, iki-üç asýrlýk gaflet ve ihmalleri telâfi ederek bütün gayret ve himmetlerimizle Kur’an’ýn ýþýðýnda istikbâle yürüyebilmektir. ailem 7

26 MART 2005 CUMARTESÝ


ailem

Salih Yusufoðlu

BÝR TEKLÝF

s.yusufoglu@zaman.com.tr

Mektup adresi: Ailem Dergisi (Salih Yusufoðlu) Çobançeþme Mah. Kalender Sk. No: 21 34196 Y.Bosna/ÝST.

Birbirinden güzel ve örnek davranýþlarý anlatan o kadar mektup geliyor ki, bu durum hem bizleri hem okurlarýmýzý hem de bu konuda endiþesi olanlarý sevindiriyor. Okurlarýmýza binlerce teþekkür ediyoruz.

Eþimden ayrýldým, kayýnvalidemden ayrýlmadým Ben 1990 yýlýnda evlendim. Rabb’ime þükürler olsun ki böyle bir kayýnvalideye gelin olmayý nasip etti bana. Kayýnvalidem, hem Kur’an-ý Kerim’i öðrenmeme hem de namazlarýmý kýlmama vesile oldu. Evlendiðimiz ilk yýllarda beni Kur’an öðreten bir hocaya götürdü ve Kur’an okumasýný öðrendim. Kayýnvalidem olmasaydý öðrenemezdim. Þimdi dua ederken, Kur’an okurken hep kayýnvalidemi anarým. Ayrýca kayýnvalidem beni zorlamadan, ýsrar etmeden, sevdirerek namaz kýlmaya alýþtýrdý. Þu anda eþimden ayrý, 4 yaþýndaki oðlumla

yaþýyorum. Kalbi böylesine iman dolu, inançlý bir annenin evladý, bir hatasý yüzünden evliliðimizi bitirdi. Fakat kayýnvalidemle yine anne-kýz gibiyiz. Ben kayýnvalideme giderim, onda kalýrým. Yaz aylarýnda kayýnvalidem ve kayýnpederim köylerine gittiði zaman beni davet ederler, gittiðim zaman da beni hasretle, sevgiyle karþýlarlar. Sevdiðim yemekleri yaparlar, beni hoþ tutmak için uðraþýrlar. Kayýnvalidemle aramýzda karþýlýklý sevgi ve saygý olduðu için iliþkilerimiz sürekli güzel gidiyor. Oðluyla ayrý olsak bile... Canan Bostancý, Ýstanbul (Adresinizi bekliyoruz)

Bana hayatý öðretti Ben kayýnvalidemi deðerli bir kitap olarak görüyorum ve her sayfasýný çevirdikçe yeni yeni bilgiler öðreniyorum. Ýþte kayýnvalidemden öðrendiklerim: O, geçmiþ kuþakla þimdiki ku26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 8

þaðý birleþtiren bir insan. O, çocuk eðitiminde ve terbiyesinde harika bir eðitmen. O, çok iyi bir aþçý. O, ailenin daðýlmasýný önleyen bir aile reisi. O, bir ekonomist. O, her

zaman böyle genç ve saðlýklý kalmayacaðýmý gösteren canlý bir örnek. Bana hayatý öðreten sevgili kayýnvalideme, saðlýklý ve hayýrlý uzun ömürler dilerim. Edibe Koç, Diyarbakýr


Kayýnvalidemi kaybedince kanadý kýrýlmýþ kuþa döndüm 17 senelik evli ve 4 çocuk annesiyim. Yeni evlendiðimde bir sene kayýnvalidemle oturdum. Her sabah uyandýðýmda kahvaltýyý hazýrlanmýþ, eðer mevsim kýþ ise sobayý yanmýþ bulurdum. Kayýnvalidem erkenden kalkar bütün iþleri yapar ve beni kahvaltýya beklediðini görürdüm. Ne kadar erken kalkarsam kalkayým, kayýnvalidem benden önce kalkar, iþleri yapardý. Kayýnvalidem, eþimle küçük tartýþmalarýmýzda hep benim tarafýmda olur ve oðluna, bana karþý sürekli iyi davranmasýný söylerdi. Ben de kayýnvalidemden aldýðým bu samimiyetle en küçük sorunlarýmý dahi ona anlatýrdým ve beni müthiþ derecede rahatlatýrdý. Kendi annem bile bana kýzsa kayýnvalidem beni korurdu. Baþýma bir hastalýk, sýkýntý gelse kayýnvalidem kendi baþýna gelmiþ gibi üzülür ve bana sürekli, “Kýzým, Allah kullarýna sabrý öðretmek için hastalýk verir. Sana da sabrý öðretiyor.” derdi. Kayýnvalidemin bu sözlerini ancak 17 Aðustos 1999 sabahý anlayabildim. Rabb’im, kýzýmý, kayýnvalidemi ve ailemden 5 kiþiyi almýþtý hem de 45 saniyede. Hele kayýnvalidemi kaybedince kanadý kýrýlmýþ kuþa döndüm. Depremden bir hafta önce kayýnvalidem, eþime, “Gelinime iyi bak, onu önce Allah’a, sonra sana emanet ediyorum. Emanetime iyi bak yoksa hakkýmý helal etmem.” demiþ. Sevgili kayýnvalidem, ben de seni Allah’a emanet ediyorum. Komþun Efendimiz, Hz. Hatice ve Hz. Fatýma (r.anhüma) olsun. N. Ö., Gölcük, Kocaeli

Benim ona yapmam gerekenleri o bana yapýyor Ben 12 yýldýr evliyim. Kayýnvalidem ve kayýnpederimle beraber oturmuyoruz. Kendilerini, ancak ayda 1 kere ziyaret edebiliyoruz. Fakat buna karþýlýk onlarý ziyarete gittiðimizde bize ne kýzarlar, ne sitem ederler; hep anlayýþla karþýlarlar. Kayýnvalidem, her gittiðimizde sabah erken kalkýp o güzel hamur iþlerini bizim için yapýp, anne þefkati ve sevgisiyle kahvaltýmýzý hazýrlayýp bizi uyandýrýr. Bizim onlara yapmamýz gereken hizmeti kendisi bize zevkle yapar. Allah senden razý olsun anneciðim. Seni ve babamý çok seviyorum sevgi timsali anneciðim. Yonca Öztürk, Maslak, Ýstanbul

Bana karþý hep güleryüzlüler Ben beþ aylýk evliyim ve dünyanýn en iyi kalpli, merhametli ve anlayýþlý eþine ve onun dünyalar tatlýsý annesine sahibim. Evlenmeden önce benim de endiþelerim vardý; fakat Rabb’im nasip etti ve böyle güzel insanlarla beraber yaþýyorum. Hem annem hem babam bana karþý hep güleryüzlü ve anlayýþlýlar. Allah onlarý cennetine koysun ve Peygamber Efendimiz (sas)’e komþu etsin. Þule Cebe, Bursa

Her ihtiyacýmda yanýmdaydý Size kayýnvalidemle ilgili anlatacaðým çok ilginç bir aným yok belki. Ama ne zaman “Anne zor durumdayým, sana ihtiyacým var, gel yanýma” desem, gelir ve o konuda elinden geleni yapar. Onu her ihtiyacým olduðunda evimin baþýnda çabalayan bir insan olarak gördüm. Saime Üstündað, Balýkesir

Kayýnvalidem hep anlayýþlý davrandý Kayýnvalidem beni gerçekten kýzý gibi sevdi. Ben evlendiðimde ev ve mutfak iþlerinden çok anlamazdým, bana hiçbir zaman ‘þunu þöyle yap’ veya ‘bunu yanlýþ yaptýn’ demedi. Hatta ilk evlendiðim zamanlar bana hiç iþ yaptýrmadý. Yanýnda bir ay kaldýktan sonra ben eþimle Almanya’ya geldim ve iki sene Türkiye’ye gitme imkanýmýz olmadý. Ýki sene sonra bir bebeðimizle yanýna gittik. Bizi harika bir þekilde karþýladý. Onun yanýndayken müthiþ derecede rahattým, hem maddi hem manevi olarak. Kayýnvalideme yaptýðý her þey için çok teþekkür ediyorum. R. Kürkcü, Almanya ailem 9

26 MART 2005 CUMARTESÝ


Oðlunu bana eþ yaptý, bu dünyalara bedel Ben 7 aylýk bir gelinim ve kayýnvalidemle ayný apartmanda beraber oturuyoruz. Biz kayýnvalidemle çok iyi dostuz, komþuyuz. Kayýnvalideme çok iyi davranmaya çalýþýyorum. Çünkü kendi annem bana güzel bir tavsiyede bulunmuþtu: “Yavrum, gelinimin bana nasýl davranmasýný istiyorsan, sen de kayýnvalidene öyle davran. Onu kýrarsan beni de kýrmýþ olursun.” Kayýnvalidemin güzelliklerini anlatmaya sayfalar yetmez. Bir keresinde belim tutulmuþ hareket edemiyordum. Eþim de þehir dýþýna çýkmýþtý. Kayýnvalidem merhemimi sürdü, belime sýcak havlular, battaniyeler sardý ve þefkatiyle beni iyileþtirdi. Kayýnvalidemin bana ‘kuzum’ deyip þefkatle sarýlmasý ise en çok hoþuma giden davranýþlarýndan. O eþimin güzel bir ahlakla yetiþmesini saðlamýþ ve oðlunu bana eþ yapmýþ. Bu da dünyalara bedel... Dostum, sýðýnaðým, meleðim caným annem, seni çok seviyorum... Saadet Doðan, Malatya

Kendi ihtiyaçlarýný kýsýp bizim ihtiyaçlarýmýzý karþýladý

Kayýnvalidem 1 ay bize hizmet etti

16 yaþýnda evlenip kayýnvalidemin yanýna geldim. Kayýnvalidem bana ikinci anne oldu. Uzun yýllar çocuðumuz olmadý. Çeþitli tedaviler gördük ve ekonomik olarak da sýkýntýdaydýk. Kayýnvalidem emekli maaþýndan ayýrdýðý parayý bize vererek tedavi olmamýzý saðladý. Þimdi Allah’a þükür dünya tatlýsý bir kýzýmýz var. Kýzým 1 yaþýna gelince eþimin baþýna talihsiz bir kaza geldi ve cezaevine girdi. Kýzým ve ben kayýnvalidemin yanýnda kalýyoruz. Allah razý olsun bizi hiç kimseye muhtaç etmedi. Kendi giderlerinden kesti benim ve kýzýmýn ihtiyaçlarýný giderdi. Rabbim yaptýðý iyilikleri ahirette karþýsýna çýkarsýn, herkese böyle kayýnvalideler nasip etsin. Rumuz: Gülazer, Ýstanbul

Benim çok iyi niyetli bir kayýnvalidem var. Bir buçuk yýl önce bir evlat sahibi oldum. Doðum sýrasýnda yaþadýðým sorunlar sebebiyle 15 gün sürekli yatmak zorunda kaldým. Bu süre içinde hem evin bütün iþleriyle ilgilendi hem bebeðin ihtiyaçlarýný karþýladý hem de benim yemeklerimi hazýrladý. Bir ay boyunca gece gündüz yanýmda kalýp bize hizmet etti. Kayýnvalidem sayesinde kendimi çok çabuk toparladým. Zor günlerimde hep yanýmda olan bizleri yalnýz býrakmayan Sevgili Öznur anneme bol bol dualar ediyorum. Tuba Öðdük, Erzurum


ailem BÝR TEKLÝF

Her geline senin gibi kayýnvalide nasýp etsin Bekarken, gelin kayýnvalide tartýþmalarýný duyduðum zaman tedirgin olurdum hep. Allah’a binlerce þükürler olsun bana harika bir kayýnvalide nasip etti. Bir aylýk hamileyken, doktor düþük tehlikesi endiþesiyle 1 ay istirahat etmemi söyledi. Kayýnvalidem bir ay boyunca elimi sýcak sudan soðuk suya sokturmadý. Kayýnvalidem Almanya’daki kýzýnýn yanýna gidip

belli bir süre orada kalacaktý. Fakat benim durumumdan dolayý kýzýnýn yanýna gitmeyi erteledi, ta ki doktor, düþük tehlikesinin geçtiðini söyleyinceye kadar. Sevgili kayýnvalidem, beynimdeki ‘kayýnvalideler kötü olur’ mantýðýný sildiðin ve bana yaptýðýn bütün güzellikler için Allah senden razý olsun. Sana hayýrlý bir gelin olabilmek dileðiyle... Þerife Çiçek, Burdur

Ýyi bir kayýnvalide isterdim Dualarým kabul oldu... Bekarken, “Ya Rabbi, bana kendisiyle islamý yaþayabileceðim, senin yolunda koþturacaðým hayýrlý bir eþ ve bana ‘yavrum, kýzým’ diye hitap eden, beni çok seven hayýrlý bir kayýnvalide nasip eyle.” diye dua ederdim ve Rabbim dualarýmý kabul etti. Çok güzel bir eþim ve beni çok seven bir kayýnvalidem var. Büyük oðluma hamile olduðum zaman, kontrol için

hastaneye gitmiþtik. Beni acilen sezeryanla doðuma aldýlar. Kayýnvalidem hastaneye geldiðinde ben ameliyattan çýkýyormuþum, bebeðim de hemþirenin kucaðýnda. Hemþire kayýnvalideme, “Gözünüz aydýn, nur topu gibi bir torununuz oldu.” demiþ. Kayýnvalidemin ise cevabý þöyle olmuþ, “Dur önce kýzýma (gelinime) bakayým, onun durumu nasýl.” Ayþe Alatçý, Bursa

Kayýnvalidemden sabrý öðrendim

Ameliyatlý haliyle bana mantý yaptý

Kayýnvalidemden öðrendiðim bir çok güzel özellik var. Bunlarýn en önemlisi ise, sabýrlý olmayý öðrenmektir. Kayýnvalidem bir sabýr timsalidir. Maddi manevi bir çok sýkýntýya raðmen herþeye olumlu bakmasý, tahammül edilmesi zor durumlarda dahi hayata tebessümle bakmasý onun deðerini artýrýyor benim gözümde. Yaklaþýk bir ay önce kayýnpederimi kaybetiðimizde sergilediði olgunluk ise tam ibretlikti. Eþini kaybetmiþ biri olarak aðlamasý, inlemesi gerekirken, aðlayarak, feryad ederek eve gelen akrabalarý, ‘Böyle yapmayýn onu rahatýz ediyorsunuz, sadece dua edin.’ diyerek o sakinleþtiriyordu. Bu dalgalý hayat denizinde, kayýnvalidem gibi sakin, huzur dolu bir kayýkla yol alan bir yolcu olduðum için çok mutluyum. Filiz Kalyon, Kulu-Konya

Kurban Bayramý’nda, doktor olmamýz hasebiyle nöbetimizden dolayý eþimin memleketi olan Ankara’ya gidememiþtik. Sevgili kayýnvalidem, daha bir ay önce önemli bir ameliyat geçirmiþ olmasýna raðmen bizi görmek için Ýstanbul’a geldi. Aðrýlarý devam ettiði için ona hiçbir iþ yaptýrmamaya özen gösterirken bir gün baktým ben sevdiðim için mantý yapýyor. Çünkü eþim mantýyý sevmez. Onca sýkýntýsý arasýnda kalkýp bizim için Ýstanbul’a gelmesi, beni evlatlarýndan ayýrmayýp, sevdiðim þeylere önem vermesi beni çok duygulandýrdý. Allah senden razý olsun anneciðim. Dr. Hande Dursun, Ýstanbul


Evliliðimiz

Yasemin Yalçýn Aktosun Danýþman Psikolog y.aktosun@zaman.com.tr

Hangimizin ailesinde kalmalýyýz? Rumuz: Karpatlar Ben evli, 2 çocuk babasý ve üniversite mezunuyum. Eþim de üniversite mezunu. Bizde her haziran ayný kriz olur. Sebep yaz izinlerimiz. Ben annemlerde, kendi ailemde 20 gün kalmamýzý, kendi ailesinde ise 10 gün beraber 20 gün de kendisinin yalnýz kalmasýný istiyorum. Eþim ise benim ailemde daha az kalmak istiyor. Herhangi bir tatsýz olay olmamasýna raðmen. Bu konuda hangimiz daha anlayýþlý olmalýyýz? Selamlar... Sorunuzun aslýnda net bir cevabý yok. Daha doðrusu bu konuda genel geçer bir doðru yok. Karar verirken içinde bulunulan durumlarýn deðerlendirilmesinde yarar var. Kimi zaman ailelerden birinde yaþanan bir olaydan dolayý (ölüm, hastalýk, düðün... gibi) tüm yaz tek bir ailede geçirilmek durumunda kalýnabilinir. Bu ve benzer sebeplere karþý taraflar her an teyakkuzda olmalý, muhataplarýný anlayýþla karþýlamalýdýrlar. Eþinizin ailenizle birlikte daha kýsa kalmak istediðini belirtmiþsiniz. Sizin de vurguladýðýnýz gibi aralarýnda kötü bir olay geçmemiþ olabilir. Fakat mutlaka eþinizin bu isteksizliði yaþamasýna neden olan ya kendi ile ilgili veya ailenizle ilgili birtakým gerekçeleri vardýr. Bu gerekçeleri öðrenmeye çalýþmalýsýnýz. Eþiniz anlaþýldýðýný hissedecek olursa, bir diðer ifade ile sizdeki düþüncenin bir saplantý olmadýðýný görebilecek olursa, kendisi de bu olayý bu denli negatif deðerlendirmeyeceklerdir. Bunun dýþýnda mademki bu mevzu her yaz problem oluyor. Öyleyse karþýlýklý bir fedakarlýk içinde 26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 12

olmalýsýnýz. E-mailinizden anladýðým kadarý ile ýlýmlý ve yapýcý bir tavýr içindesiniz. Bu tavýrlarýnýza biraz daha yapýcý oluþu eklemenizi tavsiye ederim. Þöyle ki; eþinize anlama ve anlaþýlma duygusunu yaþattýktan sonra zaman zaman ailenizle birlikte birkaç gün daha az kalma fedakarlýðýný gösterebilmelisiniz. Mesela 17 gün gibi. Ama bir anlaþma yapýlýp kalýnan günler için huzur içeren tepkiler istediðinizi belirtebilirsiniz. Bunun dýþýnda her ikiniz de ailelerinizle belki 2’er gün daha az kalýp birlikte bir program yapabilirsiniz. Sonuç olarak karþýlýklý olarak isteklerinizden ödün vermeli ve bunun muhatabýnýza duyduðunuz muhabbetten kaynaklandýðýný düþünmeli, her yýl yaþanan bu negatif yaþantý sürecini pozitif duruma dönüþtürebilirsiniz.

Karý-kocalar arasýnda tatilde kimin yanýnda kalacaðýz sorunlarý çokca yaþanýr.


ailem PORTRE

Üstad Bediüzzaman’ýn devamlý yanýnda taþýdýðý bir sepeti vardý. Bu sepet ona bütün hayatý boyunca yetmiþ ve ihtiyaçlarýný gidermiþti. OSMAN KARYAÐDI

Bütün dünyalýðý

bir sepete sýðýyordu ediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin devamlý yanýnda taþýdýðý bir sepeti vardý. Onun için bu sepet ayný zamanda ‘bütün hayatýn tek bir sepetin içine sýðabileceðini’ gösteren bir hayat tarzýnýn simgesiydi. “Üstadýn bu sepetinin içinde ne vardý?” sorusuna cevap olarak, “Dünyalýk adýna sahip olduðu her þey” dense büyük bir yanlýþ yapýlmýþ olmaz. Bediüzzaman’ýn dünya namýna hiçbir þeyi yoktu, onun sadece bir sepeti vardý. Varý yoðu o sepetin içindeydi. Üstad, hadis-i þerifte Allah Rasulü (sas)’in de ifade ettiði üzere bir yolcu gibiydi. Yolcunun ne kadar malý mülkü varsa o da o kadarýna sahipti. Zira, yapmayý düþündüðü þey onu dünyalýktan uzak tutuyordu. Onun dünyada Allah rýzasýna ulaþmaktan baþka bir gayesi yoktu. Bunu kendisini sevenlere de bir hedef olarak gösteriyordu. Üstad, bu sepetinin içinde deðiþik ihtiyaçlarýný karþýlayacaðý malzemeleri taþýyordu. Genel olarak bir çaydanlýk, birkaç bardak, biraz þeker ve çayýn bulunduðu bu sepetin içine zaman zaman da yiyecek bir þeyler koyardý. Mesela bir keresinde bisküvi koymuþ, gelen herkese de bundan ikram etmiþti. Bir kilo an-

B

Bediüzzaman “Bütün malýmý bir elimle kaldýrýp götürebilmeliyim” derdi.

26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 14

cak olan bu bisküvi uzun süre bitmemiþ, samimiyetin verdiði bereketle pek çok insanýn midesinde yerini bulmuþtu. Üstad bu sepetin içine bazen üzüm ve pestil de koyar, yanýndaki insanlara ikram ederdi. O, almaya deðil vermeye programlanmýþ bir insandý. O, insanlardan bir þey almamýþ ve elinden geldiðince vermiþti. Böyle olunca da onunla beraber verdikleri de kendisine ait bir hazine olarak ahirete gitmiþti. Zaten, bir mektubunda, insanlardan hediye kabul etmenin kendi adýna ahirete ait meyveleri dünyada yemek gibi bir þey olacaðýný, bunu da kabul edemeyeceðini söylüyordu.

Dünya ona sahip olamadý Dünya, Üstad’a sahip olamadý. Çünkü onun kendisine sahip olacak dünyalýðý yoktu. Esasen sahip olunan þeyler, insanýn sahibi oluyorlar þu dünyada. Kendisine düþmanlýk besleyen insanlarýn ondan alacaklarý, korumak zorunda olduðu bir mal, dolayýsýyla da kaybedeceði hiçbir þey yoktu. Onun elinde Kur’an’a ait elmas düsturlar vardý ve o, bunlarý bir hazine gibi saklamýyor, herkese ikram ediyordu.


ailem PORTRE Bütün varlýðý bir sepetten ibaret olan bir insaný dünyaya baðlamak ve ondan kendisine zor gelecek bir þey istemek mümkün deðildir. Zira onun kaybedecek bir þeyi yoktur. Bu konuda Üstad’dan aldýðý aþk, þevk ve iman kuvvetiyle hayatýný mahkeme mahkeme mazlumlarý savunmakla geçirmiþ olan Avukat Bekir Berk Bey’in baþýndan geçen bir hadise gelir akla. Dine ve dindara baskýlarýn en þiddetli olduðu dönemlerden biridir. Bekir Bey cansiperane bir savunma yapar. Sadece mazlumlarý deðil, ayný zamanda yere düþürülmek istenen dinî hayatý da savunur. Savcý, Bekir Bey’e bir tehdit savurma gayesiyle “Neyine güveniyorsun?” diye sorar. Bu soru Bekir Bey’i yerinden fýrlatýr. Kafesteki bir aslandan farksýzdýr. Çantasýný açar ve bembeyaz bir kefen çýkarýr. Savcýya ve onunla ayný kafada olan insanlara cevabýný verir: “Buna güveniyorum.” Evet, karþýlýðýnda ölüm göze alýndýðýnda ucuzlamayacak bir paha yoktur. Dünyada sadece bir kefenleri olduðunu bilenlerin korkacaklarý hiçbir þey yoktur. Bediüzzaman Hazretleri hayatý boyunca pek çok eza ve cefaya maruz kaldý. Bütün yapýlanlara karþý bir an olsun beddua etmediði gibi intikam almayý da düþünmedi. Hayatta çektiði sýkýntýlara ek olarak vefatýndan sonra da rahat býrakýlmadý. Defnedildikten kýsa bir süre sonra mezarýndan çýkarýldý ve pek az kimsenin bildiði bir yere taþýndý ki, kendisi de mezarýnýn bilinmesini istemiyordu. Çünkü insanlar farklý anlayýþlara kapýlabilir, orada Ýslam inançlarýna ters hareketler yapabilirlerdi. Seksen küsur senelik hayatý boyunca sahip olduðu dünyalýk devamlý yanýnda taþýdýðý sepetiydi. O, küçük yaþta evinden çýk-

mýþ, hayatýnýn deðiþik dönemeçlerinde dünya ona gülmüþ, dünyevi imkanlarla karþýlaþmýþ; ancak o, bunlara hiç iltifat etmemiþ, sadece davasýný ve bunlarýn belgeleri olan eserlerini yazarak ziyaret edilecek bir mezar bile býrakmadan bu dünyayý býrakýp gitmiþti. O, hayatý ve eserleriyle ortada. Kýyamete kadar da gök kubbede býraktýðý sadâ yankýlanmaya devam edecek. ailem 15

Üstad Bediüzzaman Hazretleri 1959 yýlýnda Ankara’da otelden çýkarken sepeti de yanýndaydý.

26 MART 2005 CUMARTESÝ


Yasemin Yalçýn Aktosun Danýþman Psikolog y.aktosun@zaman.com.tr

ailem ÇOCUÐUM VE BEN

Mektup adresi: Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21 Y.Bosna/Ýstanbul

Bana bebekliðimi anlatýr mýsýn? Hemen hemen bütün çocuklar bebekliklerini dinlemeyi severler. ‘Ben nasýl bir bebektim? Çok mu güzeldim? Babam beni nasýl severdi?’ gibi sorular sormaya ve bu sorularýn cevaplarýný dinlemeye bayýlýrlar.

Çocuða, çocukluðunu anlatmak ebeveyn-çocuk arasý sevgiyi kuvvetlendirecektir. Çünkü çocuklar genellikle içinde yaþadýklarý zaman dilimini düþünebilirler, bunun dýþýnda gerek uzak ve gerekse yakýn geçmiþ zamaný net bir biçimde hatýrlayamazlar. Annenin veya babanýn onlara geçmiþ ile ilgili bazý anýlarý anlatmasý çocuðun ailesi ile ilgili olarak daha geniþ düþünmesini ve ailesiyle ilgili daha fazla pozitif yaþantý durumlarýný bilincine kaydetmesini saðlar. Çocuða bebekliðinin veya içinde bulunduðu zaman diliminden daha küçük olduðu zamanlarý anlatmanýn en büyük faydalarýndan biri de kardeþ kýskançlýðýnýn yýpratýcý etkisini azaltacak olmasýdýr. Çocuða her ne kadar kardeþine yapýlanlarýn, bebek oluþundan ve ihtiyaçlarýnýn fazlalýðýndan kaynaklandýðý ifade edilmiþ olsa bile bu yeterli olmayacaktýr. Çocuk ayný özverinin (alt temizleme, mama yedirme gibi…) kendisine de yapýlmasýný arzulayacaktýr. Ancak çocuðunuza bebekliðini ayrýntýlara inerek anlatacak olursanýz, kardeþine yapýlanlarýn aynýsýný, hatta fazlasýný yaþamýþ olmaktan haz duyacaktýr. Fakat bu paylaþýmýn çocuða sadece ikna amaçlý yapýlmamasý, hoþ sohbet ortamýnda yapýlmasý daha faydalýdýr. Çocuklarýn hayal dünyalarý çok geniþtir. Ve kendilerine anlatýlanlarý hayal etmek isterler. Bu sebeple onlara anlattýklarýnýzý, ayrýntýlarýyla anlatýn. Örneðin, ‘kýrmýzý tulumunu giyip emekleyince çok tatlý oluyordun’ veya ‘tam mama masasýna oturmuþtun, üzerinde de yeni elbi-

selerin vardý. Mama masasýnýn üzerindeki oyuncaklarla oynarken yanlýþlýkla kaþýða çarptýn ve ikimizin de üstü kirlendi. Ýkimiz de çok güldük.’ gibi… Bunun dýþýnda bebekliðe dair durumlar da anlatýlabilir, ‘daha yeni doðduðun zamanlar hep yataðýnda uyuyordun. Beyaz battaniye üzerine örtülünce çok tatlý oluyordun…’ gibi anlatýmlar çocuðunuzun çok hoþuna gidecektir. Dikkat edilmesi gereken bir diðer nokta ise bu tarz paylaþýmlarda bulunurken ses tonunuzun, mimiklerinizin ve hislerinizin anlattýðýnýz konuya eþlik etmesi gerektiðidir.

Çocuklara, bebekliðini anlatmak onlarýn duyduklarý kardeþ kýskançlýðýnýn etkisini azaltacaktýr.

lem 17

26 MART 2005 CUMARTESÝ


Kýrgýz Elmir’in

hikâyesi ABDULLAH AYMAZ ýrgýzistan’daki Türk kolejlerinin fedâkâr öðretmenlerinden çok güzel bir eðitim ve hâl dersi alan Elmir, mezuniyetinden sonra üniversite tahsili yapmak için Ürdün’e gider. Üniversiteden sonra yüksek lisans ve doktora yapmak üzere de Ýspanya’ya geçer. Fakat Madrid’de çeþitli maddi sýkýntýlar çeker. Yoksulluk ve meþakkatle geçen günlerden sonra direnci kýrýlýr ve bir diskoda koruma görevlisi olarak iþ imkâný bulur. Ama vicdanen çok rahatsýzdýr. Aldýðý eðitim ve kültürün kendisinden bekledikleriyle, yaptýðý iþin verdiði çeliþkiler onu ezmektedir. Onu çok dikkatle takip eden þefi

K

26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 18

Michel Maike, bir gün der ki: “Elmir, senin halin benim dikkatimi çekiyor. Böyle bir ortamda bulunmana raðmen uyuþturucu, içki ve diðer kötü alýþkanlýklardan çok uzaksýn. Senin gibi genç ve yakýþýklý bir insaný bunlardan alýkoyan þey nedir, çok merak ediyorum. Geldiðin günden beri senin bu pislik yuvasýnda bir yanlýþýný görmedim. Seni bunlarý yapmaktan alýkoyan ve sana direnç veren gücün bir izahýný yapar mýsýn?” Bunun üzerine Elmir, “Bu bahsettiðin güzellikler bana en baþta dinimden ve aldýðým eðitimden geliyor. Çünkü dinimin icaplarý ve aldýðým eðitim hep önüme çýkarak beni günahlardan alýkoyuyor.” diyor. Michel Maike aldýðý cevap karþýsýnda hayrete düþerek “Bu nasýl bir din ki, böylesi pislik yuvasýnda senin gibi genç bir insanýn


ailem ÝNSAN

FOTOÐRAF: AP

Kiþiyi, vicdaný yalnýz býrakmaz. Eðer, insan Rabbiyle baðýný saðlam kurmuþsa, nerede olursa olsun hayýr kapýlarý ona açýlacaktýr. temiz kalmasýný saðlýyor? Bana bu din ile ilgili bilgi verebilir misin?” diyor. Bu sözler Elmir’in kötülükler karþýsýndaki direncine direnç katar ve kendince þöyle düþünür: “Beni buraya sürükleyen kader, herhalde bu þefimize örnek ve rehber olmamý murat ediyor. Öyleyse bu rolümün hakkýný vermeliyim” der. Bundan sonra daha da dikkatli bir hayat yaþamaya baþlar. Ýlerleyen günlerde Ýspanyolcaya çevrilmiþ Ýslâmî eserleri temin edip þefine hediye eder. Daha sonra da Madrid’de tanýþtýðý kendisi gibi inançlý ve temiz genç Müslümanlarla þefini de tanýþtýrýr. Maike, tanýþtýðý bu yeni gençlere de hayran olur ve Elmir’e “Senin arkadaþlarýn da aynen senin gibi... Ben sizleri çok seviyorum. Ne olur, sizlerle arkadaþlýðýmýz ve birlikteliðimiz hep devam etsin...” der. Bu münasebetler devam ederken Maike bir gün enteresan bir rüya görür. Rüyasýnda Ýblis’le karþýlaþýr. Ýblis “Senin hareketlerin, okuduðun kitaplar ve bu yeni arkadaþlarýn hiç hoþuma gitmiyor. Onlarý terk et!.” der. Ýblis’in bu sözlerine hiddetlenen Maike, yanýnda bulunan eski dönemde okuduðu kitaplarý birer birer Ýblis’in üzerine fýrlatýr... En sonunda da Elmir’in kendisine hediye ettiði Ýspanyolca Kur’an mealini açar. Karþýsýna Nas Suresi çýkar. Onu Ýblis’e karþý okumaya

baþlar. Bu durumda Ýblis, dehþet içerisinde küçülerek kaybolur. Heyecanla uyanan Maike, hemen Elmir’i arar ve “Can dostum, enteresan bir rüya gördüm... Ýlk fýrsatta buluþalým... Ben Müslüman olmak istiyorum. Ayrýntýyý buluþunca anlatýrým.” der. Ertesi günün akþamý Maike, Elmir’in genç arkadaþlarýndan birisinin onlarla evinde buluþur. Gözyaþlarý ve dualarla Müslüman olan Maike, evin duvarýnda Ýslam yazýsý ile yazýlmýþ bir hat tablosu görür. Evin sâhibine duvardaki tabloyu beðendiðini ve bakmak istediðini söyler. Ev sâhibi de tabloyu duvardan indirip kendisine hediye eder. Ayrýca ev sahibi tablonun hem Arapçasýný okur hem de Ýspanyolca mealini verir... Bunlarý dinleyen Maike, renkten renge girer ve hayretten dona kalmýþ bir halde gözyaþý tufaný içinde kalýr... “Ýþte, iþte rüyada þeytana okuduðum þeyler, bu Nas Suresi idi!.” der... Madrid’te bir diskoda çalýþan Kýrgýz Elmir’in durumu þefinin dikkatini çeker. Þefi Maike, Elmir’i koruyan þeyi merak eder.

ailem 19

26 MART 2005 CUMARTESÝ


Ders çalýþmak nasýl zevkli hâle getirilir? Yunus Bilge Zirve Dergisi Yazarý

Fotoðraflar Mustafa Kirazlý


Öðrenciler ders çalýþmaya nasýl teþvik edilir?

aþarýya ailenin, öðretmenin ve öðrencinin birlikte çalýþmasýyla ulaþýlýr. Yani okulda ve sýnavlarda baþarýya ulaþmak bir ekip iþidir. Sýnavlar yaklaþtýkça bazý öðrencilerde ders çalýþma konusunda býkkýnlýk ortaya çýkabilmektedir. Çalýþma isteksizliði diyebileceðimiz bu durumdan aileler ve öðretmenler çokça yakýnmaktadýr. Öðrencinin isteyerek çalýþmasý için aileye ve öðretmenlere bazý görevler düþmektedir. Çalýþmayý bir ihtiyaç olarak görmek, isteyerek ders çalýþmanýn þartlarýndan biridir. Öðrencinin ulaþýlabilir bir hedefi olmalýdýr. Hedefsiz çalýþmalardan sonuç alýnamaz. Bu baðlamda öðrencinin ilgi, istek ve yetenekleri dikkate alýnarak ulaþýlabilir bir hedef belirlenmeli ve öðrenci bu hedefe ulaþmasý için sürekli motive edilmelidir. Bu amaca yönelik olarak öðrenci hedeflediði okula götürülüp okul gezdirilebilir, o okuldaki öðretmen ve öðrencilerle konuþmasý saðlanabilir. Böylece öðrenci niçin çalýþtýðýný bilecektir. O hedefe ulaþmak için çalýþma gereði hissedecektir. Baþarýyý hayal etmek öðrencide çalýþma isteði doðurabilir. Ailelerin ve öðretmenlerin, sýnav sonrasýnda elde edebileceði avantajlarý öðrenciye anlatmalarý yararlý olacaktýr. Bu konuda, sýnavlarý kazanmýþ tanýdýk öðrencilerden de yardým alýnabilir. Öðrenci anladýðý dersi sever ve o derse çalýþmak ister. Öðretmenler öðrencinin dersi anlamasý için elle-

B

rinden gelen çabayý göstermelidir. Anlamadýðý yerleri ona tekrar tekrar anlatmalýdýr. Kolaydan zora doðru bir anlatým tekniðiyle öðrenciye konularý kavratmalýdýr. Çalýþmasýnýn karþýlýðýný not veya net olarak alan öðrenci derslerine daha bir istekle çalýþacaktýr. Öðrenci evde çalýþýyorsa anlamadýðý yerleri sorabileceði bir kaynaða ihtiyaç duyar. Bu konuda aile öðrenciye destek olmalýdýr. Öðrencinin aðabeyi, ablasý, üniversitede okuyan bir tanýdýðý öðrenciye bu konuda yardýmcý olabilir. Öðrenci tek baþýna çalýþmaktan sýkýldýðý için de çalýþma konusunda bir isteksizlik duyabilir. Öðrencinin çalýþkan ve anlaþabileceði hemcinsleriyle grup çalýþmasý yapmasý, çalýþma isteksizliðinin aþýlmasýný saðlayabilir. Öðretmenler okulda veya dersanede, aileler de evlerinde öðrencinin grup çalýþmasý yapmasýný saðlayabilir. Öðrenci anlamadýðý konu ve sorularý da bu sayede arkadaþlarýyla tartýþabilir. Ne yapacaðýný bilmeyen öðrencilerde de çalýþma isteksizliði görülebilir. Özellikle öðretmenler öðrenciye verimli çalýþmanýn nasýl gerçekleþtirileceðini ayrýntýlý olarak anlatmalýdýr. Yapýlan rehberlik toplantýlarýnda haftalýk deðerlendirme yapýlmalý, öðrenciye her þey adým adým anlatýlmalý ve öðrencinin verimli çalýþmasý saðlanmalýdýr. Önünde bir yol haritasý olan öðrenci, ne yapacaðýný bilirse çalýþma isteði duyar. ailem 21

26 MART 2005 CUMARTESÝ


DOSYA

Aile, öðrenciyle saðlam bir iletiþim kurmalýdýr. Öðrenciyi anlamaya çalýþmalýdýr. Öðrenciye sevgisini açýkça ifade etmelidir. Evde sevgi saygý ortamý olmalýdýr.

Öðrenciler ders çalýþmaya nasýl teþvik edilir?

Baþarýsýzlýk endiþeleri giderilmeli Baþarýsýzlýk endiþesi de öðrencinin çalýþma isteðini kýrabilir. Öðretmenler öðrenciyi baþarýya motive etmeli, ona baþarmasý için fýrsatlar tanýmalý, öðrenciye baþarabileceðini hissettirmelidir. Aile de bu konuda öðrenciye güvenmeli, bunu ona söylemelidir. Öðrencinin sosyal ihtiyaçlarý vardýr. Bu ihtiyaçlarýn giderilmemesi öðrencide çalýþma isteksizliðine yol açabilir. Öðrenci de her insan gibi dinlenmek, eðlenmek, gezmek, müzik dinlemek, arkadaþlarýyla sohbet etmek ister. Öðretmenler ve öðrenciler bu konuda öðrenciye rehberlik yapmalýdýr. Öðretmenler çalýþma programý hazýrlarken öðrencinin bu gibi ihtiyaçlarýný dikkate almalýdýr. Aileler de çalýþma progra-

mýnda uygun görülen sosyal faaliyetlere öðrencilerin katýlmasýna imkan saðlamalýdýr. Öðretmenler de gezi, piknik düzenleyebilir; sinema ve konsere öðrencilerle birlikte gidebilir. Aile, onu bir þeye zorlama yerine, ikna etmeye çalýþmalýdýr. Öðrenciye yýkýcý, kýrýcý sözler söylememelidir. Ýki kiþinin sohbetinden memnun ayrýlan taraf, en çok konuþandýr. Öðrenciyi konuþturmaya çalýþýn. Bunun için okul hatýralarýnýzý anlatabilirsiniz. Öðrenciye gününün nasýl geçtiðini sorabilirsiniz. Anlattýklarýndan hareketle onun sýkýntýlarýný, duygularýný, düþüncelerini tespit edebilir; üzerinize düþen bir görev varsa onu yapmak için bilgi toplamýþ olursunuz.

Aile, öðrenciye sürekli emir vermek yerine onun yapmasýný istediði þeyleri ona aklî, mantýkî delillerle anlatmalýdýr.

Kýyaslamayýn, rencide etmeyin Öðrencinin çalýþma isteðini artýrmak isteyen aile ve öðretmenler, öðrencinin yapamadýklarýný deðil, yapabildiklerinin üzerinde durmalýdýr. Diyelim ki öðrenci 100 soruluk sýnavda 65 net yapmýþ. Bu durumda “Niye diðer sorularý yapamadýn, komþunun

çocuðu kadar olamadýn, niye hata yapýyorsun?” gibi sözler sarf etmekten kaçýnmalýdýr. Bunun yerine “Güzel, 65 net yapmýþsýn, demek ki yapabiliyorsun, þimdi diðer sorularý niçin yapamadýðýný araþtýralým, 65 net yaptýysan diðer sorularý da yapabilirsin, bir

dahaki sýnava kadar eksiklikleri gidermeye çalýþalým.” þeklinde bir yaklaþým sergilemelidir. Özellikle aile, öðrencide sýnav kaygýsýna yol açabilecek söz ve davranýþlardan uzak durmalýdýr. Çünkü kaygý, çalýþma isteksizliðinin temel sebeplerindendir. ailem 23

26 MART 2005 CUMARTESÝ


DOSYA

Bu uzun bir süreç ve herkes sabýrlý olmalý Öðrenciye sürekli olarak “Mutlaka kazanman lazým. Yoksa iþin zor. Kazanamazsan yandýn.” anlamýna gelebilecek sözlerden uzak durmak gerekir. Bunun yerine “Kazanman için elinden geleni yaptýðýný biliyoruz. Bu süreçte bizden istediðin her türlü desteði saðlamaya hazýr olduðumuzu bilmeni isteriz. Sen bizim evladýmýzsýn. Seni hep sevdik, bundan sonra da hep seveceðiz.” þeklindeki bir yaklaþýmý tercih etmelidir. Olumlu davranýþ gösterdiðinde aile ve öðretmenler öðrenciyi ödüllendirmelidir. Ödül, öðrenci için motive edicidir. Ancak ödülün bir gerekçesi olmalýdýr. Ödülün niteliði önemli deðildir. Bir çift sevgi sözü de öðrenci için ödüldür. Annenin öðrenciye

sarýlmasý, babanýn onunla gurur duyduðunu ifade etmesi, öðretmenin öðrenciye gülümsemesi de ödüldür. Yeter ki öðrencinin çabalarý fark edilsin. Gayretleri takdir edilsin. Zorla güzellik olmaz. Kimse kimseye emirle ders çalýþtýramaz. Öðrencinin baþarýya ulaþabilmesi için çalýþmayý yürekten istemesi gerekir. Öyleyse aile ve öðretmenler öðrenciyi çalýþmaya teþvik etmelidir. Bunun için hedef hatýrlatýlabilir. Hedefe ulaþýlýnca elde edilebilecek güzelliklerden söz edilebilir. Aile ve öðretmenler öðrenci hakkýnda sabýrlý olmalýdýr. Bir þey hemen gerçekleþmez. Herkes elinden geleni yapmal��, bu süreçte eksiklikler sürekli gözden geçirilmeli, sonuç ile ilgili olarak sabýrlý olunmalýdýr.

Aileler, öðretmenlerle iþbirliði yapmalý 1. Aile, okul ve dersane öðretmenleriyle diyalog halinde olmalýdýr. Evde öðrenciye nasýl davranmasý gerektiði konusunda öðretmenlerle istiþare etmelidir. Öðrencinin çalýþma programý, ne kadar ve nasýl çalýþmasý gerektiði bilinmelidir. 2. Aile ve öðretmenler öðrenciden potansiyelinin üstünde bir beklentiye girmemelidir. Aþýrý beklentiler öðrenci üzerinde baskýya, baský da çalýþma isteksizliðine yol açacaktýr. Aile ve öðretmenler bu yüzden öðrenciyi iyi tanýmalý, zeka kapasitesini, ilgi ve yeteneklerini objektif olarak deðerlendirmelidir. 3. Aile, öðrencinin aðýz ve diþ saðlýðýna, temizliðine, uyku düzenine ve beslenmesine dikkat etmelidir. Hastalýklardan bir

kýsmý, öðrencinin hayat enerjisini önemli ölçüde azaltarak onu dermansýz býrakýr. Bir kýsmý ise; doðurduklarý devamlý acý ve aðrýlar yüzünden çocuðun ilgi ve dikkatini ders konularý üzerinde toplamasýna engel olur. Öðrenci saðlýklý olursa ders çalýþmak için kendisinde bir güç bulacaktýr.

4. Aile, elindeki imkânlarý sonuna kadar deðerlendirmelidir. Dersane, kitap, etüt merkezi, dergi, bilgisayar, özel ders gibi imkanlardan gerekenleri “elden geldiðince, imkanlar ölçüsünde” öðrencinin istifadesine sunmalýdýr.

5. Aile ve öðretmenler öðrenci hakkýnda ümitli olmalýdýr. Bunu da öðrenciye söylemelidir. Ancak ümitli olmalarýnýn gerekçelerini de öðrenciye açýklamadýr.


Öðrenciler ders çalýþmaya nasýl teþvik edilir?

Huzursuzluk öðrenciyi etkiler Evde huzursuzluk olmasý, çalýþma ortamýnýn nitelikli olmamasý öðrencinin çalýþma isteðini kýrabilir. Bu nedenle aileler ellerinden geldiðince, öðrenciye mutlu ve huzurlu bir çalýþma ortamý saðlamalýdýr.

Planlý çalýþmanýn yanýnda dinlenme de olmalý Her öðrencinin bir dikkat süresi vardýr. Bu dikkat süresi aþýlýnca öðrenci çalýþma isteðini kaybeder. Aile ve öðretmenler öðrenciden sürekli olarak çalýþmasýný istememelidir. Ona planlý çalýþmasýný önermelidir. Planda dinlenme, eðlenme, spor, televizyon, bilgisayar için de vakit ayrýlmalýdýr.

Çocuðun yanýnda tartýþmayýn Aile bireyleri öðrencinin yanýnda tartýþmamalýdýr. Öðrencinin çalýþma saatlerinde misafir aðýrlama konusunda aile daha hassas olmalýdýr.

Kardeþleri onu rahatsýz etmemeli Kardeþlerinin öðrenciyi rahatsýz etmesi önlenmelidir. Öðrencinin çalýþma saatlerinde aile bireyleri de kitap, dergi, gazete okuyarak öðrenciye destek verebilir. ailem 25

26 MART 2005 CUMARTESÝ


ÝLMÝHAL

Ýslâmiyet kadýn ve erkeð e Günümüzde kadýnýn toplumdaki yeri, deðeri konusu çok fazla gündeme getirilip üzerinde çeþitli konuþmalar yapýlýyor. Kadýný korumak maksadýyla biraz da iþin dozu kaçýrýlýyor. Söylenenlerden bir bayan olarak sýkýntý duyduðum oluyor. Dinimiz kadýn ile erkeði ayrý mý tutuyor, erkekleri kadýna üstün mü görüyor? Kadýnýn insan ve kul olarak deðeri nedir? “Kadýn-erkek eþittir”, “deðildir”, “Neden deðildir?” baþlýklarý altýnda sýkça konuþulduðu belirtmek gerekir; kadýn-erkek bütün insanlar Yüce Allah’ýn kullarýdýr. Hiçbir insan cinsiyetini kendisi belirlememiþtir. Her insanýn ne zaman hangi cinsiyetle doðacaðýný, ne kadar yaþayacaðýný, ne zaman, nerede öleceðini sadece Allah tayin eder. Bu konularda insanýn herhangi bir yetki ve hakký söz konusu deðildir. Bir þeyin var olmasý; onun, ancak Yüce Allah tarafýndan irade edilmesi yani istenmesi ve yaratýlmasý ile mümkündür (eþÞûrâ 42/49; ez-Zümer 39/62). Ýslâm dini inanan insanlarýn yani Müslümanlarýn birbirinin kardeþi olduðunu ve her Müslüman’ýn malýnýn, kanýnýn, namusunun Mekke ve Kâbe gibi mukaddes ve dokunulmaz olduðunu ilân etmiþtir. Buna elbette kadýnlar da dahildir. Bunun için kadýnlar öldürülemez, iffetsizliðe zorlanamaz, iffetine gölge düþürecek sözler de söylenemez (en- Nûr 244/6). Ayrýca kýz çocuklarýnýn hor görülmesi, erkek çocuklarýna karþý ikinci sýnýf 26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 26

muamelesi görmesi kesinlikle yasaktýr (el- En’âm 6/151; elÝsrâ 17/31). Çünkü kýz evlât ile erkek evlât arasýnda bir fark yoktur (en-Nahl 16/57-59). Bu ifadelerden anlaþýldýðý gibi kadýnýn gerek yaratýlýþý, gerekse caný, malý erkekten farklý deðildir. Kadýnýn fizyolojik yapýsý bakýmýndan ise erkeðe göre daha zayýf olduðu bir gerçektir (en-Nisâ 4/34). Söz konusu zayýflýk, kadýnýn erkek tarafýndan horlanmaya sebep olacak bir eksiklik asla deðildir. Aksine kendisine ihtimam gösterilmesine sebeptir. Bu yüzden erkek, kadýný himaye etmek, sevgi ve þefkat göstermek, ihtiyaçlarýný karþýlamak gibi yükümlülüklerle mükellef kýlýnmýþtýr (en- Nisâ 4/24-25). Öte taraftan, kadýnýn anne olmasý; insan neslinin devamiyeti için yeni bir cana, erkek olsun, kýz olsun ayýrt etmeksizin bedeninin yatak olmasý nedeniyle benzeri görülmemiþ bir deðer, yücelik kendisine lâyýk görülmüþtür (en- Ýsrâ17/23-25). Cennet onlar için son derece kolaylaþtýrýlarak âdeta ayaklarýna kadar yaklaþtýrýlmýþtýr (Münâvî, Feyzü’l-kadir, III, 361). Yaratýlýþýn erkekten, yani Hz. Adem’den baþlamýþ olmasý, ondan (veya ayný asýldan) kadýnýn (Hz. Havva’nýn) yaratýlmýþ olmasý, kadýn-erkek ayrýmý yapmaktan çok öte her iki cinsin insan olarak esas ve öz itibarýyla ayný olduðunun bir delilidir. Kadýnýn ve erkeðin birbirlerini tamamlayýcý, bir bütünün parçalarý þeklinde yaratýlmýþ olmalarý ise, onla-

Üstünlük takvadadýr Ýslam, kadýný erkeðin altýnda veya üstünde tutmaz. Erkekle ayný sorumluluklarý kadýnda taþýr. Kadýnla erkek birbirini tamamlayan unsurlar olarak görülür.


Dr. Jale Þimþek

ð e ‘farklý deðer’ mi verir?

Kadýn anne, erkek baba Erkek olmak Allah nezdinde insana avantaj saðlamaz. Kadýn anne, erkekte babalýk için yaratýlmýþtýr. Erkeðin kadýnýn, kadýnýn da erkeðin üzerinde haklarý vardýr.

rýn birbirlerine hasým ve rakip olamayacaklarýnýn bir ispatýdýr. Erkeðin kadýndan üstün yaratýldýðý izlenimini veren âyetler, insanlarýn olaya toplumsal bakýþýný ve anlayýþlarýný yansýtmaktadýr. Yani kuvvetli olmak, zayýfa karþý avantajlý görüldüðünden üstünlük olarak kabul görmüþtür. Bu sadece insanlarýn bir bakýþ açýsý olmakla beraber kadýn için bir sýkýntý taþýmaz. Yüce Allah bu konu için þu açýklamayý yapmýþtýr: “Sayesinde Allah’ýn bir kýsmýnýzý diðer kýsmýnýza üstün tuttuðu þeye imrenmeyin, onun için iç geçirmeyin, hayýflanmayýn. Erkekler kendi kazandýklarýnda pay sahibi olduðu gibi, kadýnlar da kendi kazandýklarýnda pay sahibidir. Bu yönde Allah’ýn lütuf ve ikramýndan isteyin.” (en- Nisâ 4/32) Âyetten de anlaþýldýðý gibi kadýn ve erkek insan olarak birbirine eþittir, kazanma ve pay edinme durumlarýnda, insana yönelik bütün temel haklarda ikisinin arasýnda bir fark yoktur. Kul olarak da erkek ve kadýn ayný þekilde Allah’ýn emir ve yasaklarýna muhataptýr. Ýnsanlar arasýnda en üstünü takvada en ileri olandýr. Ýnsanlarýn gözünde erkek olmanýn avantajlý olduðu telakkisinin Allah nezdinde bir anlam ifade etmediði âyette ifade edilmiþtir. Allah’ýn takdir ettiði kadýnlýk ve erkeklik yaratýlýþ ve türeyiþin bir kuralýdýr. Böyle olmasý da kaçýnýlmazdýr.

Kadýnlarýn erkekler üzerindeki haklarý nelerdir? 1. Mehir hakký, 2. Her türlü masraflarýnýn karþýlanmasý. Kadýnýn zengin veya fakir olmasý bu hakký açýsýndan fark etmez. 3. Can güvenliðinin saðlanmasý ve bunun için gerekli, emniyetli bir evin açýlmasý, 4. Gün içinde uygun saatlerde kendisiyle baþ baþa kalýnarak rahatlatýcý sohbetler yapýlmasý, sevgisine karþýlýk görmesi, 5. Çocuk terbiyesinin gönüllü paylaþýmýna yardýmcý olunmasý, baþardýðý iþler için takdir ve teþekkür görmesi, 6. Özel hayatýnda kendisine zaman ayýrýp süslenmesine, giyinmesine maddî ve manevî destek verilmesi, 7. Ýzni olmadan ailenin sorumluluðunu ona býrakýp þehir dýþýna seyahate çýkmamak, 8. Kadýnýn onayý olmadan cinsel korunma yapýlmamasý, 9. Dinlenme, gezinme, eðlenme ihtiyaçlarýný aile birlikteliðiyle karþýlamak 10. Kadýnýn eðitimi yarým kalmýþsa tamamlatmak, gerekli güncel bilgilerden uzak tutmamak 11. Becerilerinin geliþtirilmesine imkân vermek, bu konuda eðitim almak istediðinde eðitim imkâný tanýmak 12. Üzerine aldýðý sorumluluklarda ona güvenmek, kararlarýna saygýlý olmak ailem 27

26 MART 2005 CUMARTESÝ


Çobançeþme Mh. Kalender Sk. No: 21 Y.Bosna/Ýstanbul

ailem

dr.can@zaman.com.tr

DR. CAN

Bu ev beni sýkýyor Gül-Bursa 18 yaþýnda bir kýzým. Bazý sebeplerden dolayý dede ve babaannemin yanýnda kalýyor, kendi yaþýtlarým olan halalarýmla iþe gidip geliyorum. Ama bu ev beni sýkýyor ve tüm neþemi alýp gidiyor. Eskiden tam tersiyken bir ara sigara ve erkek arkadaþlar edindim. Ýçimde boþluk da vardý. Þimdilerde bu boþluðu Allah sevgisiyle dolduruyorum ve kötü alýþkanlýklarýmdan uzaklaþtým. Ancak eski neþemi tamamen bulamýyorum. Ayýp olmasýn diye sahte gülücüklerim oluyor. Bilmem ki acaba ailemi özlediðim için mi? Yoksa psikolojik sorunlarýmdan mý? Dr. Can Deðerli Gül kýzým. “Bazý sebeplerden” dediðin sebepleri iyice irdelemeden bir þey söylemek zor. Ancak Anadolu’nun küçük bir kasabasýndan, okumak üzere zengin dedenin Erenköy’deki köþküne gelmediðin belli. 1-2 seneden beri yeni yerindesin ve çalýþýyorsun. Ne kadar dede-babaanne-hala evi de olsa deðiþik bir yaþam tarzý. Ayrýca iþ ortamý. Bunlara uyum saðlama dönemindesin. Ancak; yaþýn itibarýyla artýk uçmayý öðrenmen, kendi baþýna dimdik ayakta kalabilmeyi baþarman gerekiyor. Hayat her daim güzel sürprizlerle dolu deðildir. Ömür boyu annenin dizinde saçýn okþanarak uyutulmayý beklememelisin. Özlemen doðaldýr; ancak sýlai rahim diye bir þey var. Fýrsat buldukça konuþup yanlarýna gidebilirsin. Ben 20 yaþýnda annesini özlediði için yorganýn altýna (utancýndan) girip baðýra baðýra aðlayan erkek arkadaþlarýmý bilirim. Ama o gün evinden çýkýp hayata atýlmasalar belki de sonsuza dek meziyetleri güdük, bir ana kuzusu 26 MART 2005 CUMARTESÝ

ailem 28

olarak kalacaklardý. Sabretmeli, kendini yenilemeli, yeni yeni ufuklara kulaç atmalýsýn. Belki de insanlar etraflarýndaki dünyanýn devamlý yenilenmesine karþýn kendilerinin eskiyip yaþlanmasýndan ötürü mutsuz olabiliyorlar. Halbuki insan evet yaþlanmakta; ama birincisi ruhuyla, düþüncesiyle, kültürüyle kendini sürekli yenileyebilen, her daim genç kalabildiði gibi geleceði görüp bugünkü imkan, bilgi ve kültürüyle 10-20-50 yýl sonrasýný inþa edebilen bir varlýktýr. Ýkincisi ise toprakla öpüþtükten sonra kendini öyle bir yenileyecektir ki; sonsuza dek genç, güzel ve konfor içinde yaþayacaktýr. Ýþte bu sonsuz mutluluk için yapýlacak “yenilenme”nin en deðerli temeli, bu dünyada sürekli kendini yenilemekten geçmektedir. Aslýnda her saniye vücudumuzda 8-12 milyon hücrenin ölüp yerine yenisinin yapýlmasý ve tüm insan vücudunun her yýl 1-2 kez yenilenmesi de bu dünyada ruh ve düþünce yenilenmesinin (bir kuþun ikinci kanadý gibi) ne denli gerekli olduðunu gösteriyor. Her daim hayatýn iniþ ve çýkýþlarý karþýsýnda, yani yeni durumlarý karþýsýnda kendini yenileyen ve hücumlarý yenen bir insanýn bedbin, ümitsiz ve umutsuz olmasý için bir sebep olmasa gerek. Halanlarýn arasýnda kendi dünyaný kur. Parlak ve aydýnlýk iç dünyan ile örtüþtür, pozitif düþün, özgüvenini sürekli zirvede tut, kalbine maddi, manevi iyi bak ve onun gerçek sahibine þöyle dua et: “Ey kalbimi kudretiyle evirip çeviren Allah’ým... O’nu dinin ve taatin üzerine sabit kýl.” Bunu söylediðin anlar bil ki ben de hissedecek, hem senin hem de kendim için amin diyeceðim. Esen kal.


ailem DR. CAN

3 mektup, bir teþekkür, iki tavsiye 1) F. O Can Bey. Size teþekkür ederek baþlamak istiyorum. Binlerce okurunuz hatýrlamayabilirsiniz. arasýndan Önemli deðil. Önemli olan size sýkýntýlarýmý yazmýþtým. Panik atak, sosyal fobi ve bazý diðer fobilerimin olduðunu sandýðýnýzý (e-mail yoluyla) yazýp bir doktor tavsiye etmiþtiniz. Gittim. Binlerce minnet, size ve doktoruma. Þu an 1 ay oldu. Neredeyse tamamen rahatladým. Sevineceðinizi düþünerek yazdým. Tekrar tekrar sað olun. Sevgili kýzým F. O. “Bir tek kalbin kýrýlmasýný önleyebilirsem, boþuna yaþamýþ olmayacaðým. Bir kalpten acýyý alabilir ya da hafifletebilirsem veya, bir ardýç kuþunu yeniden yuvasýna koyabilirsem, boþuna yaþamýþ olmayacaðým...” Hiç sevinmez olur muyum? Lütfen kontrollerine ve ilaçlarýna devam et. Doktorunun sözünden çýkma. Aydýnlýk günler senin ve tüm Zaman okurlarýnýn olsun.

2) Fatih. Z. 30 yaþýndayým. Toplum içinde ya da biriyle konuþurken anlaþýlmaz ve inanýlmaz bir heyecan ve kalp çarpýntýsý oluyor. Ayrýca bir konu anlatýrken karþýmdaki kiþinin suratýna baktýðýmda isteðim dýþýnda gülüyorum. Bu sorunum yüzünden insanlarla iletiþim kuramýyorum. Doktora gitmeli miyim? Sevgili F. Z. Soysal fobi, ilaveten belki onun da etkisiyle insanlarýn karþýsýna geçip, istem dýþý gülmen bir iç öfkenin dýþa tepkisi olabilir.

3) Eta… Sevgili doktorum. 22 yaþýndayým. Üniversite öðrencisiyim. Ben, bir konuyu bilmeme raðmen topluluk içinde rahat konuþamýyorum. Acayip de terliyorum. Telefonda da oluyor. Sürekli diken üstündeyim. Sizin diðer yazýlarýnýzda okuduðuma göre bu sosyal fobi olmalý. Kýz arkadaþýmla evlenmeyi düþünüyorduk. Ancak bu sebepten yýllara dayalý arkadaþlýðýmýz bitmek üzere. Doktora gitmek istiyorum. Ne dersiniz? Dr. Can Sevgili Eta Bence niþanlýnla ayrýlmadan önce “Terapiden sonra karar verelim” þartýný öne sür, umarým her þey yolunda gidecek. ailem 29

26 MART 2005 CUMARTESÝ


ailem DOST Mustafa Nuri Atalay (solbaþta oturan), gazetemizin daha çok okura ulaþmasý için çaba sarfetmiþti.

Her daim delikanlý Nerede bir vazife iþareti alsa ertesi gün arkasýna bakmadan oraya giderdi. Aðýr hastalýðýna raðmen hiçbir gayretten geri durmadý. Birkaç yýl önce gazetemizden ayrýlýrken bir helallik yazýsý yazmýþtý. Gazetemizin eski Bürolor Koordinatörü Salih Beþir, bu yazýyý bizlerle paylaþarak sevgili dostuna son görevini yapmak istedi. O güzel dostumuza Cenab-ý Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailem

Hakkýnýzý helal edin 1973 yýlýnda tanýdýðým o kutlu insanlarýn birçoðuyla hasbelkader beraber olduk. Hiçbir maddi menfaat iliþkisi olmadan dolaþtýk cennet yamaçlarýnda yýllarca. O ne saflýk, berraklýk ve samimiyet. Aðzýmýza bal sürülmüþtü sanki, lezzeti hiç tükenmeyen bir bal. Sayýlý günler çabuk geçiyor dünyada, artýk imtihan günleri gelip çalýyor kapýmýzý. 1990 yýlýnda 16,5 yýl çalýþtýðýmýz kurumdan çýkarýlýnca, kendi baþýmýza ekmeðimizi kazanma yollarýný aradýk ve 1992 yýlýnýn þubat ayýna kadar bir þeyler kazandýk ve kimseye muhtaç olmadan hayatýmýzý devam ettirdik. Rusya’daki daðýlma süreci baþlamýþtý o yýllar, bizim gibilere de oralara gitmek nasip olacakmýþ ki, o kervana biz de katýldýk. Ýlk maaþýmý döviz olarak peþin alýnca çok yadýrgamýþtým. Dört yýl Nahçývan Zaman, yirmi ay Giresun Zaman temsilciliði, beþ ay Erzurum Zaman bölge temsilci yardýmcýlýðý, üç buçuk yýl Erzurum Zaman böl-

ge temsilciliði ve bir buçuk yýl Zaman Ýstanbul Bürolar Genel Koordinatörlüðü ile son bulan on bir yýllýk bir çalýþma. Bugün artýk vedalaþma ve helalleþme vaktimiz geldi. Bu durum, emaneti omuzlayanlar tarafýndan þahsýmýza teblið edildi. Demek ki burada da tutuðum nöbet sona ermiþti. Önce hizmet verdiðim kurumdan helallik istiyorum, 11 yýldýr bu kurumdan maaþ alýp aileme helal bir rýzk götürüyorum. Çocuklarýmýn tahsilini, saðlýk giderlerimizi, elbisemizi, üstümüzü-baþýmýzý kýsacasý her þeyimizi kimselere muhtaç olmadan tedarik ettik bu on bir yýl zarfýnda. Buna karþýlýk ne kadar þükretsek azdýr. Acaba bana verilen bu imkanlarýn karþýlýðýný ben tam verebildim mi, ben verebildiðime inanmýyorum ve bunun için helallik istiyorum. Ayrýca bugüne kadar çalýþtýðým tüm arkadaþlarýmdan da haklarýný helal etmelerini istiyorum... Mustafa Nuri Atalay ailem 31

26 MART 2005 CUMARTESÝ



120