Page 1

WoMEN

www.womendergisi.com

Ocak 2013 SAYI : 2

D ERGiSi

ISSN 2147-530X

ÖZEL RÖPORTAJ

BAŞAR DİKİCİ

ÖZ KAN YAVA Ş

"Hayatım, müzik üzerine kurulu."

"Ney’i benim için özel yapan sustuklarımı konuşmasıdır."

2013

Smart TV

Saç

Nedir?

Trendleri

SOĞUK KIŞA

Sıcacık Trendler Tes t

Stilini Keşfet ve Yönet

Nihan Peker ile Beyaz Bir Yolculuk

{

Dinamiklerinizle Yüzleşmeye Hazır mısınız?


ISSN 2147-530X GENEL YAYIN YÖNETMENİ (İmtiyaz Sahibi)

Yeşim Özbirinci

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

Ceren Akkol SOSYAL MEDYA EKİBİ

SOSYAL MEDYA YÖNETİCİSİ: SOSYAL MEDYA SORUMLUSU:

Aslı Bal Yavrular Gözde Yılmaz Yunus Köse

REKLAM VE PAZARLAMA KURULU

Adem Önal TASARIM EKİBİ Hami Tüfekçi Ceren Akkol Yeşim Özbirinci Onur Özge Fırat Alpaslan

WoMEN 2

EDİTÖRLER

MODA EDİTÖRÜ: MODA EDİTÖRÜ: MODA EDİTÖRÜ : FOTOĞRAF EDİTÖRÜ: EDİTÖR: EDİTÖR: EDİTÖR : İÇERİK EDİTÖRÜ :

Cenk Taşdemir Eda Nakıboğlu Zeynep Ceylan Özlem Subaşı Gizem Uysal Yağmur Malkoç Pandora Bahar Öntürk

YAZAR KURULU

Alp Bolat Burcu Mercan Ceylan Eren Doruk Akkaya Engin Ergin Gonca Çakıcı Scissor Hand Yasemin Ataç

Güven Turan Melike Serdar Nazlı Yüzereroğlu Oburcan Ozan Kayra Ömer A. Dalak Merve Aydın Gamze Karataş

Pelin P. Akyürek Pınar Aytuna Simge Çalışkan Zeymuran Cafe İ. Sertaç Yılmaz Buket Ketbağa Sevim Seven Pati Butik


EDITÖRÜN SEÇIMI

EDİTÖRDEN

OCAK

2013

Merhaba, Dün, 2012'nin sıkıntılarını üzerimizden atmak ve yeni yılın güzel şeyler getirmesini dilemek için dünyanın dört bir yanında kutlamalar gerçekleşti. Aralık ayını seviyorum. Caddelerin ışıklar ve parıltılar ile süslenmesi insanın kendisini peri masalında hissetmesini sağlıyor. Yılbaşı ağaçları mutlu ediyor beni.

• Charles Bukowski'nin “Delilik” isimli kitabında yazanlar üzerine düşünüp delirmemek elde değil. • Sıkıcı gibi durabilir, ama sessiz filmlere bir şans verin derim. Kaliteli bir film her zaman kendini konuşturur. “The Passion of Joan of Arc”da bunu göreceksiniz. • Fransa'ya yada Fransızca'ya özel bir ilgim yok. Ama Fransızca şarkılar çok duygulu geliyor: "Francoise Hardy Tous Les Garçons Et Les"

İLETİŞİM

iletisim@womendergisi.com www.womendergisi.com

Yeni yıl ruhu her ne kadar kalplerimizi ısıtsa da, birçoğumuz için aslında hiç sıcak değildi. "Kış geldi, hah gelecek, geçiş dönemi." derken artık Güneş yukarıdan el sallasa da pek işlevsel değil. Haliyle evden dışarı çıkmak üşengeçlik haline geldi. Umuyorum, bu sayımızda yazılarımızla biraz olsun içinizi ısıtabiliriz. Ocak ayı temamızı "Kar" olarak belirledik. Soğuğu, kışı, saflığı ve aynı zamanda mutluluğu temsil ettiğini düşündük. Dergi kapağımızda Wilson Bentley tarafından çekilen kar tanelerinden birini kullandık. 17 Yaşına girdiğinde ailesi tarafından hediye edilen 100 dolarlık bir fotoğraf makinesiyle Bentley, iki yıl boyunca kar tanelerini fotoğraflamaya çalıştı. İlk fotoğrafını çektiği zaman defterine şu notu düştü: "15 Ocak 1885. Sıcaklık 2 c, rüzgârlı bir hava. Yaklaşık 13 mm boyunda kar taneleri düşüyor. İlk kar kristallerinin fotoğrafı çekildi!" Tarihe kar tanesi adam olarak geçen Wilson Bentley, kar tanelerinin fotoğraflarını çekebilen ilk insandı. Kar kristallerinin altıgen ve olağanüstü bir güzellikte resmetmeyi başardı. Her kar tanesinin parmak izimiz gibi birbirinden farklı şekillerde olduğunu bizlere kanıtladı. Bentley, tam kırk yıl boyunca kar tanelerini fotoğraflamayı sürdürdü. Dünyada kar taneleri hakkında en çok bilgi sahibi olan bu kişi, kar tanesi adam olarak meşhur oldu. Zaman zaman, yakaladığı bir kar kristalinin erimemesi için nefesini tutarak çalışan bu adam, o eski makinesiyle tam 6 bin fotoğraf çekti. Altmış yaşlarındayken, kar taneleri hakkında yazdığı kitabı basıldı. Bu kısa boylu ufak tefek adam, yeryüzüne düşen bütün kar tanelerinin fotoğrafını çekmek isteyebilecek kadar büyük bir yürek taşıyordu.

Dostluklar, Yeşim Özbirinci

yesimozbirinci@womendergisi.com

WoMEN 3


102 10

içindekiler98 88 6 Sosyal Medyanın Nabzı Çok sevdiğiniz, onsuz edemediğiniz o harika sevgiliniz sizi terketti! Peki ya şimdi ne yapacaksınız? 7 WoMEN Ekibine Sorduk "Kesinlikle izlemelisiniz." dediğiniz film hangisidir? 8 Alışveriş Listesi Yılbaşında sevgiliye ne almalı?

KAPAK FOTOĞRAFI : 1885 yılında tarihe "kar adam" olarak geçen Wilson Bentley'in çektiği ilk kar fotoğraflarından sadece bir tanesi...

86

MODA 10 16 22 26 36 41 42 46 48 50 53

Soğuk Kışa Sıcacık Trendler Op-Art Röportaj Nihan Peker Beyaz Güç Röportaj Biri Gözlük mü Dedi? WoMEN Dergisi Netmoda.com'da... Keşif : Opal Butik Trend Dosyası Ören Bayan "Luises" Test Stilini Keşfet ve Yönet 2013 Saç Trendleri

GÜZELLİK&BAKIM 56 57 58

WoMEN Editörlerinin Tercihi "BB Krem mi, Fondöten mi?" Koskoca Bir Yılda Küçücük Bir Bütçeyle Makyaj Güzelliğin Sırrını Doğada Yakalayın

60 64

Özel Röportaj Özkan Yavaş Kardanadam Yapan Kaç Kişi Kaldık?

WoMEN 4

65 66 67 68

Kardan Haberler Kuş Uçuşu Köşe Yazarı 2012'de Sanatın Kaybı ve 2013 Duası Mizah Eğer Bu Yazıyı Okuyorsanız...

BLOG DÜNYASINDAN 70 74

The Style Manifest Pippi Haşmet

78 80

"Seni Seviyorum" Demeden Sevginizi İfade Etmenin 10 Yolu 'Olmaz De, Dur De, Kadına Şiddeti Engelle'

FOTO GALERİ 82

Kar Bir Yağış Çeşididir Özlem Subaşı


8

112 95

TEKNOLOJİ 88 90 92

Nedir Bu Smart Tv? Sonsuzluğa İlk Adım Tıkla Beni!

DEKORASYON 93 96

Evinizi Kış İçin Hazırlayın Dekorasyon ve Feng Shui'de Beyaz

SAĞLIK

TELEVİZYON-SİNEMA 119 123 125 128

Game of Thrones "Kış Yeniden Geliyor" Soygun Bir Leyla ile Mecnun Hikayesi DVD Keyfi

MÜZİK

HOBİ

130 132 133 134 136 138

100 Kendi Tarzını Kendin Yarat 102 Üç Küçük Dokunuş

139 Pandora ile Kahve Molası Dinamiklerinizle Yüzleşmeye Hazır mısınız?

97 99

Kış Mevsimini Sağlıklı Atlatmanız İçin Hiçbir Engeliniz Yok Çay

MUTFAK 104 106 108

Baharatlı Sıcak Çikolata ve Tereyağlı Kurabiye Ağlayan Kek Obur'un Kitaplığı

SPOR 111 Sahaya Yansıyan Sergen Yalçın 114 Röportaj Tribün Dergisi

Dido Aşkın 'Hayko Cepkin' Hali Iowalı Sert Adamlar Geri Döndü "Stone Sour" Röportaj Başar Dikici Can Bonomo'dan Hayranlarına... Ocak Şarkıları

ETKİNLİKLER 144 Şehirde Neler Oluyor? ASTROLOJİ 147 Burçlar ve Çiçekler 148 Oğlak Burcu 149 WoMEN Burç Yorumları

WoMEN 5


SOSYAL MEDYANIN NABZI

Çok sevdiğiniz, onsuz edemediğiniz, o harika sevgiliniz sizi terk etti! Peki ya şimdi ne yapacaksınız?

Z

ordur biliriz ayrılığın her türlüsü. Kimi çabuk atlatır, kimi de depresyondan bir türlü çıkamaz. Ama sonuç aynıdır, giden gitmiştir bir kere. Biz de ekip olarak merak ettik ve sizlere soralım dedik. O çok sevdiğiniz, birtanecik sevdiceğiniz sizi terkederse ne yaparsınız?

Allah korusun. Toparlanmaya bakarım, çok zor olur ama bir işle meşgul olurum, özel kurslara giderim yeni arkadaşlar edinirım. @23kupakizi Hayata devam etmeli, sonuçta dünyadaki tek erkek o değil. Onsuz da gayet hayat yaşanılası. @48sinem48 Geçmişe takılmamak lazım, önümüze bakalım. @SekveBuz Yapacak bir şey yok, hayatıma devam etmeye çalışırım. Elimden geldiğince zaman geçirecek, kendimi geliştirecek bir şeyler bulurum; kurslar, yurtdışı turları… @ranzaninustkati

WoMEN 6

Şubat ayının sorusu:

"Sevgililer Gününde sevdiceğe asla alınmaması gereken hediye ne olabilir sizce?” @womendergisi

Alışverişe çıkıp bol miktarda dondurma çikolata cips vs depolanmali bolca film alınmalı ve arkadaşlar toplanmalı. Yalnız kalmamak gerek. Burcu Akkaya Kendime üzülmek için biraz süre tanıdıktan sonra yoluma devam ederdim. C'est la vie. @edankb İki tek attıktan sonra pek bir sorun kalmıyor gibi beyni uyuşturmak gerekiyor bu durumda :) @omer_alperdalak Elimdeki peluşlarla kısa film çekmeye başladım ben mesela. @minkpartini Güzel bi yere gider sabaha kadar dans ederim. Yeni birini bulur, ONU DA SEVERİM. N'OLMUŞ YANİ! Mine Teke


WoMEN Ekibine Sorduk “Kesinlikle izlemelisiniz” dediğiniz film hangisidir?

Aslı B. Yavrular

Eda Nakıboğlu

Pınar Aytuna

Yeşim Özbirinci

Ceren Akkol

Gözde Yılmaz

Adem Önal

Özlem Subaşı

Yunus Köse

Merve Aydın

Burcu Mercan

Doruk Akkaya

Hami Tüfekçi

Güven Turan

Gizem Uysal

Ömer A. Dalak

Gonca Çakıcı

Onur Özge

Pandora

Zeynep Ceylan

Y. Yağmur Malkoç

Fırat Alpaslan

Ceylan Eren

Melike Serdar

WoMEN 7


ALIŞVERİŞ LİSTESİ Havalar artık soğudu. Kar, kış, kıyamet kapıda. Bu zamanda kış için alışverişe çıkmayacağız da ne zaman çıkacağız? WoMEN Dergisi olarak size kış alışverişinizde biraz yardım etmek istedik. Bakın sizler için neler seçtik.

MATRAŞ 144,90

MUDO 79,95 TL

OXXO 79,95 TL

KOTON 49,99 TL PENTİ 19,90 TL MANGO 79,99 TL

WoMEN 8

MA 39,


MUDO 99,95 TL

İPEKYOL 35 TL

DEFACTO 119,99 TL

MUDO 179 TL

0 TL

ARKS&SPENCER ,95 TL

MANGO 109,99 TL

MARKS&SPENCER 199,95 TL

LCW 14,90 TL

WoMEN 9


MODA

WoMEN 10


SOĞUK KIŞ’A SICACIK TRENDLER

B

eyaz, çoğu zaman sadelik ve masumluğu simgeler. Beyaz gelinlik, beyaz bir gül... Beyaz renginin olduğu her yerde temizlik ve saflık vardır. Soğuk kış mevsiminde "kar"ı getirir bize. Üşüyerek geçireceğimiz koca bir kış var önümüzde. Artık trendleri takip edemiyoruz. Biz, bugün bir şeyi denerken, denediğimiz şey ertesi gün modası geçmiş ve köşeye atılmış oluyor. Bu da "moda" anlamında ne kadar hızlı tükettiğimizin göstergesi. Seviyoruz bir yandan da güzel giyinmeyi, modaya ve trendlere uymayı, o hızlılığa ayak uydurmayı. Erkek ve kadın modasından bahsedeceğim. İşte, 2013 kış modası ile ilgili sıcacık öneriler.

WoMEN 11


Gizem Uysal gizemuysal@womendergisi.com

B

u yılın trendleri kadar renkleri de farklı ve ilgi çekici. Öncelikle erkeklerden başlarsak, en az kadınlar kadar cesur renklerle karşımızdalar. Soğuk kış mevsiminden koruyan trikolar, ağır kumaşlarla hazırlanmış kazak ve hırkalar her döneme ait izler taşıyor. Yeşil, bordo, kahverengi tonları ve yazdan kalan sıcak renkler karşılıyor beyleri. Militer akım bu sezon erkekler için anahtar kelime. Kadife takımlar, yelek ve ceketler gardıroplarınızın baş parçaları. Kürk detayları da unutmamak lazım. Deri ceketlerde ve ağır kumaşlı paltolarda çok sık olmasa da yaka ve kol kısımlarında kullanılan kürkle daha ağır ve asil bir havaya bürünüyor beyler. Gelişen erkek modasıyla şekillenen trendlere ayak uydurmak oldukça zor olsa da, yeni dönem ‘cool erkeğini’ biz çok sevdik!

WoMEN 12


İlk olarak, kadife yoğunluğunu göz ardı etmek mümkün değil. Ceketlerde ve yeleklerde kadife oldukça sık göreceğiz. Bu kumaşa en çok uyan renkler ise bordo ve siyah. Kürkü de es geçmemek lazım! Hem paltolarda hem de yaka kısımlarındaki hoş detaylarıyla deri ceketlerde. Kürk modası erkeğe oldukça yakıştığı gibi stillerine de ayrı bir hava katıyor. Kadife demiştik, unutmadan söyleyeyim gardırobunuzda bir ya da iki tane kadife takım bulundurun. Kadife dışında takım tercih eden beylere tek renk ya da hafif desenli modeller önerebilirim. Tabii ki takımınızı ne ile tamamladığınız oldukça önemli. Bunun için de artık yeni bir yardımcınız var! Oxford! Evet, Oxford tarzı oldukça revaçta ve her stile de uyum sağlayabiliyor. Oxford tarzına alışamadıysanız üzülmeyin, ayakkabı modellerinde eskitilmiş deri detaylı olanları deneyin. Bu sayede nostaljik ve modern bir tarz yakalamış olacaksınız. Gelelim en önemli nokta olan gömleklere. Gömlek her erkeğin gözdesi olduğu gibi, her parçayla da uyum sağlayabilir. Yeni sezonda çizgili gömleklere sıkça rastlayabilirsiniz. Çoğunlukla yatay olarak görmeye alışkın olduğumuz çizgiler dikey şekilleriyle kışa merhaba diyor. Desen ve çizgilere girmişken, ‘iskoç’ trendini yakalayın! Erkeklerin hayatına hızlı bir giriş yapan desenler, ekose ile kıyafetleri süslüyor. Grunge ve rock ruhunun temsili ekose gömlekler erkeklerin vazgeçilmez modası olacak bu sezon. Ekoseyi gömleklerde görebileceğiniz gibi ceket, palto ve trençkotlarda da görebilirsiniz. Denemeye değer derim. Hem erkek hem de kadın modasının her dönem yerini koruyan parçası deri, bu sezon ceketlerde olduğu gibi pantolon ve gömleklerde de boy gösteriyor. Modayı biraz ucundan yakalamak isteyen beylerin tercihi. Yeni sezonda kilit noktalar da yok değil, ufak detaylarda saklı yeni trendlerle farklılık yaratmanız olası. Bu detaylardan biri de ceketlerde kullanılan astarlar ve kürkler. Evet, kürk detayları sadece palto ve deri ceketlerde değil, şık takım ya da blazer ceketlerde de kullanılıyor. Kadife şıklığını takımda aramayanlar için ise kadife pantolonları ve astarsız ceketleri önerebilirim. Kendinizi yenilemekten korkmayın. Son olarak soğuk kış mevsiminde beyaza karşı bizi koruyacak sıcacık parçalardan bahsetmek istiyorum. Kazak ve trikoları her kış tercih ediyoruz. Ancak bu parçaların yeniden yorumlanmış şekilleri denemeye değer. Ağır kumaşlarla ve şık detaylı örgülerle hazırlanan parçalar jean ve gömleklerle inanılmaz bir uyum sağlıyor. Genel olarak maskülen stil önde iken asimetrik kesim olanlarından birer tane hemen gardırobunuza ekleyin. Unutmayın, stilinizi ve kendinizi yenilemek kendinize farklı bakabilmenizi sağlar. Sezonun trendlerini ufak ufak deneyerek vücut tipinize uygun olan parçaları seçin ve sezonun ‘cool erkeği’ siz olun!

WoMEN 13


B

embeyaz kışa stilleriyle en çok yakışan kadınlar bu sezon kendinize uygun tarzı bulabileceksiniz. Bu kışın kadınlar için adı "Baskın bordo". Alışverişe çıktığınızda mağazaların kapısından şöyle bir bakınca bile bordo çılgınlığını fark edip, kendinizi kaptıracaksınız. Bu renk en çok kalın, kaba kumaşlı paltolarda, deri veya lateks pantolonlarda kendini gösteriyor. Tek başına kullanılıyor. Çünkü başlı başına bir bütün halinde. Bordo dışında bu yaz kullanabileceğiniz renkler: Monokrom (siyahbeyaz), lacivert, romantik ve yumuşak renkler, mor, toprak tonları ve bordodan sonra en revaçta olan hardal sarısı. Parlamayı ve gösterişi seven kadınlar için lateks ve deri vazgeçilmez. Feminen deri ve lüks görünümlü lateksin havasıyla hem dişiliğinizi ön plana çıkarır hem de stilinizle göz önünde olursunuz. Erkekler içinde dediğim gibi, deri hiçbir zaman modası geçmeyecek bir kumaş! Deri kumaşı tabii ki sadece ceketlerde görmüyoruz. Pantolon ve gömleklerde de sıkça rastladığımız feminen deri ruhu bu sezonun gözdesi. Lüksün kıyafetlere yansıdığı bir diğer detay ise barok tarzı işlemeli parçalar. Siyahla altının mükemmel uyumu kadife ceketlere ve paltolara yansıyor. Kadife tabii ki bu sezon kadın modasının da öncüsü. Doğru şekilde ve uygun vücut tipine göre kullanıldığında kadife asla ihanet etmez! Bu kumaşa uygun renk yine bordo, yanında mor ve haki yeşili tonlarını da sürüklüyor.

Bu sezona ilk defa tanıştığımız ve ağır basan bir stil damgasını vuruyor: Country Girl. Bu stil bizi, toprak tonlarıyla kır yaşamına göndermekle kalmıyor tasarımcıların da dünyasında yeniden yorumlanıyor. Country girl, trendini yakalamak için, sonbaharın renklerinden ilham alın ve haki yeşilini deneyin. Ne yapmak lazım Country Girl yaratmak için? Gardırobunuzda öncelikle kalın kayışlı, western işlemeli ve kadifeyle birleştirilmiş botlara yer verin. Haki rengi kullanırken, bu rengin örgü, ekose ve country içerikli desenlerle doğal bir zıtlık yaratacak en iyi renk olduğunu unutmayın. Bu trendin anahtar parçası ise şık puf ceketler. Zenginleştirilmiş silüetlerle ve sezon renkleriyle bütünleşen bu ceketleri denemekten korkmayın! Soğuk kış mevsiminden korunmak için sıcaklığı country girl stiliyle birleştirin ve gösterişli örgülere yönelin. Kalın trikoların üzerine ince deri ya da kadife kemer kullanarak stilinizle oyunlar oynayın.

WoMEN 14


Daha şık, daha sade ve feminen bir kadını oynamak istiyorsanız eğer, peplum detaylara yer verin derim. Yaz sezonunda hayatımıza giren peplum, sadece bluzlerimizde değil artık palto ve ceketlerimizde, hatta şık gece elbiselerinde bile boy gösteriyor. Sizi sıcak tutacak önerilerime geçmeden önce bizi eskiye götüren desenlerden bahsetmek istiyorum. Bu desenler yeni sezonda retro ruhunu geri getiriyor. Kontrast dokuların bulunduğu bu desenleri ceket-pantolon takımlarında, geometrik desenli olanlarını da unutmayarak, tercih edebilirsiniz. Yanında evrak çantası modeli ve mokasen ayakkabılarınızla tamamsınız! Sıcak detaylardan bahsedecek olursak, size koca bir liste çıkarabilirim: kalın trikolar, maskülen tarzdaki ağır kumaşlı paltolar, asimetrik ve oversize örgülü kazaklar… Evet sofistike ve militer duruşunuzu country girl stilinden sonra bu parçalarla yakalayabilirsiniz. Ağır kumaşlarla üşümek ne mümkün! Bu kumaşlarla tasarım buluştuğu anda salaş ve şık bir görünüm elde edeceksiniz. Bunu nasıl uygulayacağınız size kalmış. Ben sadece en gözde olanlarını sizlerle paylaşıyorum. Sıcak hissetmek için kalın triko ve kazaklarınızı gömlek ve skinny jean’lerinizle kullanabilirsiniz. Boyfriend jeanlerini de unutmamak lazım ki kaç sezondur oldukça revaçta. Asimetrik veya oversize kesim parçalarını, binici trendini yansıtan çizme ve yine sezonun ana renkleri bordo ve haki yeşili skinny jeanlerle tamamlayın. Kendinizdeki bu stil değişimini siz de fark edeceksiniz. Binici trendinden bahsetmişken bu trendle hayatımıza giren sert hatlara sahip kabanlar ve binici pantolonlarıyla güçlü kadını oynayın. Binici çizmelerinizi de unutmayın! Bu sezonun genel olarak önemli noktaları militer akımıyla birlikte yakaladığınız maskülen tamamlayıcılar ve tabii ki feminen ruhu! Farklı kadınları oynayabilirsiniz. Kendinizi o gün nasıl görmek istiyorsanız, bütçenize uygun olarak önerdiğim stillerle farklılık yaratabilirsiniz. Değişmek ve değiştirmek sizin elinizde.

WoMEN 15


WoMEN 16


Op-ART Op art, renk, çizgi gibi öğelerle göz yanılsamaları oluşturmak için kullanılan 1960’ların bir resim akımıdır. Optik resim olarak bilinen akımın eserleri genelde soyut olup, pek çok durumda siyah beyazdır.

WoMEN 17


Eda Nakıboğlu edanakiboglu@womendergisi.com

K

ısa süre önce moda çevresindeki sezonluk trendlerin nereden çıktığına dair bir soru aldım. Cevap vermem gereken ilk anda bir parça bocalasam da cevabın aslında çok açık olduğunun farkına varmam hemen ardından gelen aydınlanma anıyla gerçekleşti. Şu an içinde bulunduğumuz koşullar, tüketicilerin ne istedikleri de birer cevap olsa da bize gerçek ilham kaynağı olan tasarımların dünya tarihine damga vurmuş sanat akımları önceliğinde şekil aldığını farkettiniz mi? Son birkaç sezonda karşımıza çıkan örneklerden ilerleyecek olursak Amerika'nın Roaring Twenties adlı en parlak döneminin çıktısı, başta Gucci olmak üzere Ralph Lauren, Marc Jacobs ve Tuvana Büyükçınar'ın tasarımları sayesinde andığımız Art Deco; 50li yılların sonlarındaki renkli dönemden Roy Lichtenstein'ı ve çalışmalarını başta Philip Lim olmak üzere Markus Lupfer ve Karla Spetic sayesinde andığımız Pop-Art; (hala ikna olmayanlar için bir örnek daha) Barok ışıltısını tek başına neredeyse tarihe yeniden yazdıran Dolce & Gabbana. Tüm sanat akımları modayı / trendleri tarihteki kronolojik sıralarıyla etki altına almasalar da bir akımın ardından zıt görünüme / görüşlere sahip akımı getirmesi kuralı ise bozulmuyor. Geçtiğimiz sene gerek Roy Lichtenstein gerekse Andy Warol cephesinden çokça tükettiğimiz PopArt, yerini ardılı Op-Art'a bırakıyor. Demektir ki; ana renklerin kontrastı hakimiyetindeki iki boyutlu ve çoğunlukla kalın kontürlü görsellere veda zamanı. Siyah - beyaz ikilisinin hakimiyetindeki ışık - gölge oyunlu görsellerden pschedelic desenlere varan ilüzyonlu görseller bizi bekliyor. Netlik ayarlarınızla oynamayın! Op-Art akımı özel bir trend rehberini hakediyor; çünkü sahip olduğu ilüzyon gücü doğru biçimde kullanılırsa tüm kusurlarınızı görünmez kılabileceği gibi, hatalı bir kullanım da olduğunuzdan daha kısa veya kilolu görünmenize sebep olabilir.

WoMEN 18


Özetle Op Art: Çizgi, desen, form ve renk kombinasyonlarından meydana gelen yanılsamalara dayanarak oluşturulur. Geometrik yapıların oluşturduğu formlar, perspektif ve renk kontrastları hareket algısını oluşturur. Hareket ise doğrudan gözün etkilenmesi ile oluşan algı yanılsamasına dayalı optik harekettir. Optical Art, Optik Sanat adını buradan almıştır. Hangi tasarımcılardan ilham alıyoruz? Marc Jacobs hem kendi adıyla çıkarttığı koleksiyonunda hem de Louis Vuitton'da OpArt etkilerini çokça görmek mümkün. Louis Vuitton'da öne çıkan renkler siyah - beyaz ve sarıyken Jacobs, kendi koleksiyonunda siyah ve beyazın yanı sıra kahve ve bordoyu eklemiş. Balmain de yoğun süslemeli, haute couture özenindeki çizgisinden ödün vermeden siyah beyaz ve sarı siyah ikilisiyle (iyi manada) göz yoruyor. Brezilyalı genç bir tasarımcı Alexandre Herchcovitch'se kırmızı ve sarı dokunuşuyla deneysel bir koleksiyon hazırlamış. Michael Kors'un Op-Art ilhamlı koleksiyonunu anarken 'French Prints'i de anmanın tam zamanıdır. Fransız stiliyle özleştirdiğimiz çizgiler, puantiyeler, son iki sezondur sıkça gördüğümüz kazayağı, pied de poule ve dogtooth desenleri aslında 'French Prints' kategorisinden Op-Art akımının ürünlerine dahil edilebilir. Yani aslında biz son birkaç sezondur bu sene için antrenman yapmışız. Ve son olarak Moschino, capcanlı ve bolca çiçek deseniyle dolu İlkbahar/Yaz 2013 koleksiyonunda 60ların kesimlerindeki elbiselerine siyah - beyaz kontrastı ve bir parça göz yanılsamasını da dahil etmiş.

WoMEN 19


WoMEN 20


Nasıl uygularız? Nasıl uygulayabileceğimiz sorusuyla beraber gelen bir diğer önemli nokta, nereden opart ilhamlı parçalar edinebileceğimiz. Özellikle Zara bu konuda çok önde, siyah beyaz kontrastını çok iyi yansıtan sayısız parça yeni sezonunda yer bulmuş. Ama Zara'nın yanı sıra Mango ve yurtdışından online alışveriş seçeneği olarak Asos'ta da tam istediğiniz türden bir parçaya denk gelmeniz mümkün. Uygulama kısmına gelecek olursak enine çizgiler sizi daha kilolu göstermez! Op Art, bilimin aktif olarak kullanıldığı sanat akımlarından biri olduğu için bilimsel araştırmalar ve istatistikler sonucu kanıtlanmış bilgidir. Ancak siyahın beyaza göre sizi daha ince gösterdiği hala doğruluğunu koruyor. Buradan yola çıkarsak iki tonlu etek ve pantolon seçimi yaparken daha ince görünmek istiyorsanız seçtiğiniz parçaların siyah ağırlıklı olması (beyaz alana daha az yer ayrılması) istediğiniz efekti yaratacaktır. Çizgili parçalar seçerken siyah üzerine beyaz çizgiler de, beyaz üzeri siyah çizgilere göre size daha ince – uzun bir silüet yaratacaktır. Op-Art ilhamlı parçaları sadece siyah ya da sadece beyazla kombinlemek size çok basit, yine benzer ilhamlı parçalarla kombinlemek çok riskli geliyorsa bir parça renk size iyi gelecektir. Gelecek sezonda da siyah & beyaz ikilisiyle en çok kombinlenme rekorunu sanırım elinde bulunduracak olan sarı ve pembe oldu. Kendi kombinlerinizde tercih tamamen sizin.

WoMEN 21


ta j r o öp

r

NİHAN PEKER İLE

BEYAZ BİR YOLCULUK Zeynep Ceylan zeynepceylan@womendergisi.com WoMEN 22


N

ihan Peker ile İstanbul Fashion Week'de sergilediği koleksiyonu "Beyazlık Raporu" ve modaya bakış açısı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Peker, beyazdan nasıl ilham aldığını, beyazlaşma hikayesini bizlere anlattı.

27 yaşındaki genç tasarımcı Yeditepe Üniversitesi mezunu. Okulunu bitirdikten sonra Milano'da Istituto Marangoni'de master yapmış. İtalya'da çeşitli deneyimler elde ettikten sonra Türkiye'de geliştirmeye devam etmiş. Sade, minimalist detaylarla oluşturduğu çizgisi onun her koleksiyonunu zamansızlaştırıyor. WoMEN Dergisi : Kendini tanımlamanı istesem ne dersin ? Nihan Peker : Sanat eğitimi aldım. Moda ve teksil tasarımı üzerine eğitimlerimi tamamladıktan sonra Milano’da iş deneyimlerim oldu. Frankie Morello, Furla gibi devlerle çalıştım. Yolculuğumun önemli adımlarını da burada atmak istedim. Daha öncesinde Hatice Gökçe’nin yanında çalıştım. Çeşitli firmalara tasarım danışmanlığı yaptım. Şimdi kendi markamla ilgileniyorum. WD : Markalaşma önemli bir adım. Bu kararı alman nasıl oldu ? NP : 2009 yılında ilk adımımı "Uyandırma Ayini" koleksiyonumla attım. Bu benim ilk hazır giyim koleksiyonum. "Bir marka kurdum." dediğimde söylediğim kadar kolay olmuyor. Yavaş adımlar atmaya dikkat ederek bu yola çıktım. Markalaşma öncesindeki koleksiyon deneyimlerime, ne yapmak istediğime, kime hitap edeceğime karar vermek... Bu noktalar önemliydi. Çünkü kendi işinizi yapmak başkasının yanında çalıştığınız ya da okulda aldığınız eğitim gibi olmuyor. WD : Nihan Peker koleksiyonlarında neye dikkat eder ? NP : En dikkat ettiğim ürünümün ne kalitede olduğu, kime ulaşmak istediğim ve nerelerde satılacağı. WD : Son koleksiyonun Beyazlık Raporundan biraz bahseder misin ? NP : Bu bir beyazlaşma hikayesi. Koleksiyon son 'look'lara geldikçe beyazlaşıyor. Genelde koleksiyonlarımda natürel renkler kullanmayı tercih ediyorum. Ama bu koleksiyonda kendimi de şaşırtarak ara tonları kullandım. Siyah hiç yok. Beyazın tonları bej ve bordoya giden bir renk skalasını kullandım. Koleksiyonu hazırlarken kumaş eksikliği hissettim ve saten biyelerle koleksiyona özel tamamen el işçiliği kumaş yaratıldı. Amaç yeni bir söz söylemekti. Koleksiyonun çıkış noktası bir cümle aslında, bir bilimadamının yürüdüğü yol hikayesi. Karlı bir havada, yürüdüğü yolda her şeyi beyaz görmesi.

WoMEN 23


WD : İstanbul Fashion Week'de karma defilelerde yer aldın. Önümüzdeki sezon defile yapacaksın değil mi? NP : Evet. Mart ayında olacak moda haftasında bu sefer solo bir koleksiyon hazırlayacağım. Looklar daha fazla olacak. WD : Gelecek koleksiyon da bizi neler bekliyor? Renklerle barışmışken bu durum gelecek koleksiyona yansıyacak mı? NP : Bu herhalde en renkli olandı. Gelecek koleksiyon daha karanlık, tam bir kış. Renklerde siyah, bordo, petrol mavisi gibi koyu renkler ağırlıklı. Çok sevmiyorum rengi. Klasik bir duruşum var ve tercihim de sade renklerden yana. Ve bu koleksiyona desen de ekleyeceğim. Bu da benim için yeni bir şey. WD : Koleksiyon hazırlama evreninde çıkış noktaların nasıl ortaya çıkıyor? NP : Kendi çizgim var. Sevdiğim renkler var.

WoMEN 24

Detaylar var. Koleksiyon hazırlarken oturup “Eee... Şimdi ne yapayım?” diye düşünmüyorsun açıkçası. Yaşanmışlık zaten seni o yolculuğa çıkarıyor. Gündelik hayatta yaşadıklarım, gördüğün bir yer, okuduğun bir kitap, yazı etkiliyor. Ya da bir renk daha fazlaca beni etkileyen renk oluyor. Hazırlama evresinde de bu anılar çizime dönüşmeye başlıyor. Yoksa bir şey bulmuş olmak için tema bulmuyorum. WD : İstanbul Fashion Week'den biraz bahsetmeni istesem. Moda algısı Türkiye'de sence nasıl? NP : Daha iyiye gidiyor. 6 sezondur fashion week yapılıyor. Daha fazla tasarımcı katılımı var, izleyicilerin tepkisi çok iyi. 10 sene sonra daha da iyi olacak. İhracat anlamında ve satış noktalarında eksiklikler var ama bunun da yanında tasarım bilinci gelişiyor. Bu sene organizasyon farklı bir ekiple yapılacak. Bu da bizi daha çok satın alan kişiye ulaştıracak.


WD : Şıklık mı? Tarz mı? NP : Gündelik hayatta çokça kullandığımız terim. Beğendiğimiz birine "Ne kadar stil!" deriz. Aslında herkesin stili vardır. Sokaktaki dilencinin de, bir CEO'nun da. Yani stil terimi herkeste olan bir şey. Önemli olan giydiği gömleğe ne kadar tarz kattığı yada şıklığıdır. WD : Dolapta olmazsa olmaz parçalar sence nelerdir? NP : Mutlaka siyah, beyaz gömlek, kaliteli terzilikle işlenmiş bir pantolon ve şık bir kaşmir mont muhakkak olmalı. Bunlar dolabın kurtarıcıları. WD : Sezondaki trendlerden seçimin nedir? NP : Tek renk blokları çok seviyorum. Baştan aşağı tek renk kombinasyonlar çok iyi. Düz kesim ve oversize kesimler bu sezon benim için hitler. WD : Kimlerin tasarımlarını giymesini isterdin ? NP : Öncelikle herkesi giydirmek isterim. Kendime yakın gördüğüm isim olarak Betül Mardin'i giydirmek isterdim. Bunun dışında, birlikte çalıştığım Anjelika Akbar ve daha önce çalıştığım Nil Karaibrahimgil gibi duruşu ve stili olan her kadını giydirmek isterdim. Nihan Peker'in hazır giyim tasarımlarının satış fiyat aralığı 120TL - 600TL. Ulaşmak isteyenler için İstanbul Asmalımescit Date'de ve İstanbul dışındaki Bilstore mağazalarında, Adana Lookbook'da, İzmir Sister and Designers'da, Denizli Anjea Designer's Store'da ve kendi showroomunda bulabilirsiniz. Aynı zamanda ilkbahar-yaz koleksiyonu ile de Dubai'de satışta olacak. Nihan Peker Showroom Ahmet Fetgari Sk. Haznedar Apt. 52 Teşvikiye/İstanbul Tel : 0 212 2408254

WoMEN 25


zeynepceylan@womendergisi.com

WoMEN 26


Gömlek, kolye, bileklik : Zeynep Ceylan’a ait Küpe : Taja

WoMEN 27


Kazak : Mango Etek : Zara Ayakkab脹 : Steve Madden K端pe, y端z端k : Afrodit

WoMEN 28


Bluz : Beymen Pantolon : Koton Ayakkab覺 : Mango Kolye : Rookieaccessory

WoMEN 29


Elbise : Simay B端lb端l Kolye : Zeynep Ceylan

WoMEN 30


WoMEN 31


Elbise : Topshop Ayakkabı : Koton Kolye, Bileklik : Rookieaccessory Mini çanta, kemer : Zeynep Ceylan Yüzük : Afrodit

WoMEN 32


WoMEN 33


WoMEN 34


Pantolon : Koton Mont : Koton Ayakkabı : Steve Madden Gömlek : Grandi Küpe : Taja Bileklik : Rookieaccessory

WoMEN 35


rรถporta j

WoMEN 36

Bir


ri Gözlük mü Dedi?

WoMEN 37


Cenk Taşdemir cenktasdemir@womendergisi.com

B

eni tanıyan, beni okuyan ve takip eden birçok kişinin bildiği üzere, bendeki gözlük sevdası apayrıdır. Moda denince akla ilk olarak tekstil ürünleri gelse de, yazın ve kışın bunlara uygun kombinlenecek aksesuarlar da gerekecektir. Benim favorim tabii ki güneş gözlükleri. Güneş gözlüğü bende tutku haline gelince, ben de sizlere gözlük tasarımcıları olan Hasan Hüseyin Çiçek ve Mehmet Erdoğdu'yu anlatmaya karar verdim. Onlar alışılmışın dışında tasarımları olan iki iddialı tasarımcı. Sanırım kendilerine tasarımcı denmesi beni kızdırdığı gibi onları da kızdırıyor. Çünkü Mehmet Bey bir öğretim görevlisi, Hasan Bey de bir heykeltıraş. Fakat artık onlar tasarım dünyasında gözlüğe, alışılmışın dışında bir hava, beklentilerin tavan yapmasını sağlayacak bir soluk katıyorlar. Alışılmışın dışında dedim çünkü bu iki iddialı isim gözlüklerin her parçasını günler süren bir uğraş ile ağaçtan heykel yontar gibi, ithal ağaçlar kullanarak ellerinde yontuyorlar. "Ağaçtan gözlük zaten var." diyebilirsiniz belki ama bu adamlar biraz çılgın! Tamamen size özel bir gözlük üretiyorlar. Burnunuza oturan ve yüz çehrenize uyum sağlayan, sağlıklı ve doğal gözlükler... Bu gözlükler hiçbir mekanik işleme tabi tutulmadan elde oyuluyor ve sadece size özel oluyor. Ben de bu şanslı alıcılardan biriyim. Sevgili Hasan Hüseyin ve Mehmet Erdoğdu benim için tam bir hafta, ellerinde oyarak gözlük tasarladılar. Malum gözlük sevdası adama neler yaptırıyor. Şimdi gelin bu iki çılgın tasarımcının hikayesini dinleyelim. Bu arada benden söylemesi, geçici şuur kaybına yol açan bir diyalog okuyacak olabilirsiniz şimdiden size bol şans. İlk önce Hasan Hüseyin'e sorduk: WoMEN Dergisi : Bu işe başlamaya nasıl karar verdiniz? Hasan Hüseyin : Hasan Hüseyin : Aslında ben bu konuyu bilmiyordum ve araştırdım. Ahşap gözlükler şimdiye kadar makine işçiliği ile yapılmış ve basit yöntemler uygulanmış hatta bu en iyisi olarak yansıtılmış ve yapılan gözlüklerde el işçiliği yokmuş. Daha iyisini yapabileceğimizi düşündüm. WD : Peki sizi tanımayanlar için sormam gerekirse "Siz kimsiniz kardeşim?" diyebilir miyim? HH : Bildiğin üzere ben bir heykeltraşım. Ağaçtan heykeller yapıyorum. Gözlük tasarım işi kafama yattı çünkü bize estetik gelen bir form oldu. WD : Peki neden gözlük? HH : Çünkü bana kalırsa kişiyi en iyi yansıtan aksesuarlardan biri gözlük ve basite alınacak bir aksesuar değil. Ayrıca sonu olmayan bir tasarım bu. Binlerce gözlük yapabiliriz ve işimizde bu gözlükleri kişiye özel kılmak.

WoMEN 38


WD : O zaman şöyle soralım: "Müşteri neden sizi tercih etmeli?" HH : Öncelikle yeşil ve çevreci bir kanala giriyoruz. Her şey organik olmalı. Kaldı ki ahşaba doğru bir dönüş var. Biz de bundan esinlenerek bu konuya karar verdik. WD : Merak ettiğim bir şey var, nereye kadar gider bu tasarımlar? Beklentileriniz neler? HH : Bunun bir sınırı yok binlerce malzeme seçeneği ağaç var. Sadece ahşap değil deriden sedere kadar bir çok materyal kullanılabilir ve her gözlük özel. O nedenle binlerce çeşit çıkacaktır. Bir gömlek gibi oldu artık. WD : O zaman moda dünyasına adım attınız denebilir mi? HH : Moda dünyası denmese de gözlük tasarımı konusunda sanırım fazlasıyla yer edeceğizdir. Sonuçta yaptığımız iş fazlasıyla özel. Bu arada Mehmet Bey benim için tasarladığı gözlükleri oyarken de "Evladım hem sen bulaştırdın bu işe şimdi de kalkmış soru soruyorsun" diyerek Anadolu'nun geleneksel motifleriyle süslü bir taşlamada bulundu. Hasan Hüseyin ile konuşmamız bitti. Sırada Mehmet Bey var. Size şükranlarını söyleyebilirim ki kesinlikle yolunuz Bursa'ya düşerse atölyelerine uğrayıp bir kahvelerini için, Mehmet Bey ile tanışın derim. Her şeyden önce görmüş geçirmiş bir öğretim görevlisi ve şu sıralar emekli olmuş kendini ağaca vermiş, oyuyor. Heykelden sıkılmış olacak ki "Hadi bana gözlük oy be Mehmet Bey amca" deyince kendini bir kez bu işe bulaştırmış oldu. Artık onların bir mesleği daha var ses getirecek iki gözlük tasarımcısı onlar. Kendime de pay çıkartmazsam olmaz. Fikir benden çıktı ne de olsa. İlk kullanan şanslı kişide ben oldum. Şimdi gelin Mehmet Bey'i yani benim tabirimle "Mehmet Bey amca"yı kendisinden dinleyelim. WD : Mehmet Hocam merak ettiğim bir şey var. Fikri size ben verdim fakat hangi akla hizmet bu işe kalkıştınız? İnsanın deli olması gerekir. Mehmet Bey : Evladım sen bize akıl verdin. Bizim de işimiz odun yontmak. “Ağaçtan heykeller yapıyoruz. Bu halde gözlük de oyabiliriz.” dedik. WD : Peki nereye kadar ilerleteceksiniz ve daha neler göreceğiz? MB : İnsanın ergonomik olarak kullanabileceği özel gözlükler üretiyoruz. Hem sağlıklı hem de organik ham ağaç. Sonuçta kişinin burun ölçülerine göre yapıyoruz. Hatta sapları olmayan ve burunda düşmeden durabilecek gözlükler dahi yapacağız.

WoMEN 39


WD : Sizce piyasada ses getirecek midir? MB : Onu ben bilmem evladım sana sormak lazım. WD : Peki Mehmet Bey gelelim asıl soruya bu gözlüklere sahip olmak isteyenler ne kadar ücret ödeyecekler? MB : Sence? Sen ne kadar verirsin? (Soruyu kimin sorduğunu bir an unutmuş olacak ki o da bana sordu) Tabii ki gözlükler normalin üzerinde olacak. Sonuçta elimizde oyuyoruz ve bazen günler sürüyor bazen seninki gibi haftalar bu nedenle biraz fark olacaktır. Buna gelene kadar daha yapılacak çok iş var. Unutmadan söyleyeyim, bu iki çılgın adamla ortak koleksiyon hazırlıkları var. Meraklılara duyurulur!

WoMEN 40


“WoMEN Dergisi Şimdi de Netmoda.com'da”

Önerimiz: Işıltılı elbiseleri sadece özel günlerde ve sadece topuklularla giyme! Vivienne Westwood tasarımlarından ve Punk Kuşsağı'ndan ilham al. Asi parçalarla ışıltıyı dengele ve günlük hayata adapte et. En önemlisi de denemelerden korkma.

W

oMEN Ekibi'yle karşılaşabileceğiniz yeni bir sosyal medya hesabımız daha var artık! Moda ekibimizin kontrolündeki netmoda.com hesabımızla özel günler için stil önerileriyle beraber örnek kombinleri görebilir, tavsiye almak istediğinizde sorunuzu yazıp örnek ürünlerle birlikte ekibimizden gelecek cevabı bekleyebilirsiniz. Kullanımıysa çok kolay. İşin zor kısmı sayısız parça arasından seçim yapmak. Takip için adresimiz: womendergisi.netmoda.com

Bir yılbaşı klişesi kırmızı giymek. Çok sayıda örnek kombin sunduğumuz süreçlerden biri de yeni yıl arifesi oldu. Sırada Sevgililer Günü var. Hem beyler hem de bayanlar için kombin önerilerimiz womendergisi. netmoda.com adresinde olacak.

WoMEN 41


KEŞİF:

15 Aralık günü Beşiktaş bünyesindeki tasarımcıl Opal Butik hakkında bilg

Eda Nakıboğlu edanakiboglu@womendergisi.co

OPAL BUTİK MACERASININ BA

O

pal Butik'in sahibi Münire organizasyon alanında çalı aranın yeterli olduğunu düş geçirmek de ona göre olmadığı için işlerini sürdürmeye devam etmiş. butiğine dönüştürmüş, 15'e yakın t Butik hikayesi süresince çok gü hakkında bir dolu şey öğrendiğin kumaş bilgisinin dahi olmadığını ve kesinlikle daha çok zevk aldığı çok daha fazla ilgi gördüğünü tesp kalabalıkta kaybolmamak için bire talep gördüğünü söyledi. TASARIMCI SEÇİMİ

Tasarımcı seçimini neye göre yap bir cevap geldi: Genç! Genç tasa kendine daha çok hitap etmesi, sü çıkmaları işin daha da güzel olan y var, her bir tasarımcı ise farklı tarz Genç Tasarımcı adaylarından B Opal Butik'te bulmanız mümkün. Ç Nalan Haznedar'ın ceket - kaban çıkarttığınızda cekete dönüşen kab KENDİ TASARIM MACERASI

Münire Hanım, butiği açtıktan son İlk başlarda özel istek üzerine isim hayata geçiriyor. Her modelden sa ona kalırsa tasarımlarının en büyü En çok bronzla çalışmayı seviyor.

WoMEN 42


OPAL BUTİK

ş, Nüzhetiye Caddesi'ndeki Opal Butik'in lansmanındaydık. Hem Opal Butik larla tanıştık (Yeni markalar keşfetme fırsatımız da oldu!) hem de sizler için gi topladık.

om

AŞLANGICI

e Hanım, 1999 yılından 2008 yılına dek ışmış. Çocuk sahibi olduktan sonra verdiği şünmüş, evde bir şeylerle uğraşmadan vakit n butiğini açmış, aynı zamanda organizasyon Ekim ayından beri de konseptini tasarımcı tasarımcının ürünlerini bulmanız mümkün. üzel dostluklar edindiğini, moda sektörü ni anlattı Münire Hanım. İşin başındayken ama şimdi daha çok işin içinde olduğunu ını ekledi sözlerine. Ve tasarım butiklerinin pit ettiğini; herkesin farkını ortaya koymak, er adet üretilmiş parçaların çok daha fazla

ptığını sorduğumda tereddüt etmeden tek arımcılarla iletişime geçme sebebini başta ürekli yeni ve uygulanmamış fikirlerle ortaya yanı ona göre. Butikte her kıyafetten bir tane zlarda çalışıyor. 2012 Elle Style Awards'da Burcu Aslan'ın bedensiz tasarımlarını da Çok beğendiği tasarımlardan bir diğeri ise n. Fermuar eklentisi sayesinde ek parçayı banın favorilerinden biri olduğunu itiraf etti ;)

nra takıya ve takı tasarımına merak salmış. / harf çalışırken şimdi aklına ne eserse onu adece birer adet var.. Bronzla çalışıyor ve ük özelliği her bir modelin benzersiz oluşu.

WoMEN 43


SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ

B

enim kendisine yönelttiğim sorular haricinde sohbetimiz boyunca altını çizdiği konulardan biri sosyal medyanın gücü oldu. Sohbetimiz esnasında Aralık sorumuzun da cevabını vermiş oldu: "Bir gece, üçte uyanıp kendini tüm sosyal medya hesaplarımı kontrol ettikten sonra kendimi benim gibi uyanmış biriyle konuşurken bulduğumda sorunuzun cevabını buldum. Eğer gecenin bu saatinde geri uyumak yerine internette sabahlıyorsam var bir bağımlılık." Geniş bir çevrenin böylesine sosyal bir alanda fazlasıyla önemli olduğunu; sosyal medyanın çevresini genişletmenin yanı sıra vizyonunu da genişletme fırsatını tanıdığını, güzel dostluklara ve yeni fikirlere yol açtığını ekledi. Sosyal medyaya dair ilginç bir anısı da butiğinin olduğu caddede oturan bir kızla Instagram'a yüklediği butiğindeki şalların fotoğrafı üstüne gelişen diyaloguyla tanışması olmuş. Butiğinde bulabileceğiniz bazı tasarımcıları da yine Instagram üzerinden tanımış. Sosyal medyadan Opal Butik’i takipte kalmak ve etkinliklerinden haberdar olmak isterseniz: http://www.facebook.com/OpalButik https://twitter.com/OpalButik Opal Butik'te ürünlerini bulabileceğiniz tasarımcıların da tanışabildiğimiz kısmıyla kısa kısa markaları, tasarım anlayışları ve stilleri üstüne konuştuk: SULUBOYA DESIGN: Güzel Sanatlar mezunu olan Suluboya Design’ın yaratıcısı Derya, kendi için boyadığı birkaç tişörtün çok beğenildiğini görünce ve çevresinden fazlasıyla istek alınca hobi olarak başladığı tişört boyamayı kısa süre önce işe dönüştürmüş. Trendlerden özellikle kaçındığı ve bu aralar kurukafa desenin tasarımlarında sıkça yer bulduğunu sözlerine ekledi. Takibe alabileceğiniz adresleri: facebook.com/suluboyadesign suluboyadesign.blogspot.com/ www.twitter.com/sulu_boya KARAHASAN’S: Karahasan’s, Bige ve Simge Karahasan’ın markası. Simge Karahasan daha önceden Özlem Süer’in yanında yaptığı stajla deneyim kazanmış bir isim. Koleksiyon fikirlerini belirlerken trendleri takip ettiklerini ve tüketicinin ne istediğine önem

WoMEN 44

verdiklerini söylediler. Koleksiyondaki her bir parça tek bir dokunuşla kombinin havasını değiştirmek üzere tasarlanıyor, ki çok ilgi gören baskılı taytları ve asimetrik kesimli gömlekleri bunu kanıtlıyor. Ağırlıklı olarak dinamik stillere uygun parçalar görsek de her yaşa uygun tasarımlar bulmak mümkün ve genellikle beden sınırlaması olmayacak şekilde, bol kesimlerle çalışıyorlar. Takibe alabileceğiniz adresleri: www.facebook.com/karahasans twitter.com/karahasans LUZ DE LA LUNA: Luz de la Luna, Modarella adlı bloğundan da tanıyabileceğiniz Aysun’un markası. Küçüklüğünden beri neredeyse hiçbir takısını aldığı halinde bırakmadığını, kendi dokunuşunu da ekledikten sonra takmaya başlayan biri olarak takılara olan ilgisinin takı tasarımıyla taçlandırmış. Tasarımlarını yaparken trendleri takip ettiğini söyledi, bu sezon bilekliklerinde deri, zımba / çivi ve yarı değerli taşları görüyoruz. Yılbaşı için özel tasarım olan kolyesi de zincir, örgü ve yarı değerli taş üçlüsünden oluşuyor. Merak edenler için markanın ismi yaratıcısı Aysun’un adından geliyor, sadece Luz de la Luna İspanyolcası. Takibe alabileceğiniz adresleri: modarella.blogspot.com/ twitter.com/modarella_ NALAN HAZNEDAR: Terzi bir dedenin torunu olan Nalan Haznedar, yeteneğin genlerinde olduğunu düşünüyor! Üniversitede mühendislik okumasına rağmen, mezun olduktan sonra yapmak istediğinin bir mühendis olarak çalışmak değil de tasarımlar yapmak olduğunu keşfetmiş. Okuduğu dönemde kendi için yaptığı tasarımlar, ardından bloğu sayesinde çevresine ulaşan tasarımlarını bugün Ankara’daki butiğinde sergiliyor. Ankara’da bulunmayanlar içinse tasarımlarını Opal Butik’te bulmak mümkün. Takibe alabileceğiniz adresleri: h t t p : / / w w w. f a c e b o o k . c o m / p a g e s / N a l a n Haznedar/122687494463214 http://nalanhaznedar.blogspot.com/ https://twitter.com/NalanHaznedar


WoMEN 45


Kazak SANDRO

Kulakl覺k ZUMRED

Pantolon ALEXANDER MC QUEEN

G繹mlek ALEX

Ayakkab覺 H&M MAISON MARTIN MARGIE

Ceket H&M

WoMEN 46

M JU


Sweatshirt NEIGHBORHOOD

ELA

Mont UNYA WATANABE Pantolon BAND OF OUTSIDERS

Dsquared2

T-shirt GUCCI Ayakkabı, şort GIVENCHY

WoMEN 47


Ören Bayan "Luises" WoMEN 48


Cenk Taşdemir cenktasdemir@womendergisi.com

Son zamanlarda bende bir aksesuar merakı var ki sormayın. Adına moda denilen giyim algısı o kadar ilerledi ki artık tekstil ürünlerinden ziyade aksesuarlar daha gözde. Neden diye sormak sanırım biraz gereksiz. Birkaç siyah elbiseniz varsa, kocaman yakalarla ya da büyük kesmelerden bilekliklerle kombinler yaratıp farklı görünebilirsiniz. Yalnız, bu dediğim "Bir siyah elbise alın yeter de artar bile!" anlamını taşımamaktadır. Birkaç ay önce bir etkinlikte 'Luises' markasının yaratıcısı ve ev hanımlığından tasarımcılığa terfi eden Nilüfer Gönüllü, yani benim deyimimle "Ören Bayan" ile tanıştık. Gönüllü ile birçok şey paylaştık ve tasarımlarını inceledik. Aksesuar kullanımında örgü işleriyle yapılan en güzel tasarımlar Gönüllü'nün ellerinden çıkıyor. Cıvıl cıvıl Neon sarılar, maviler, pembeler ve daha aklınıza gelmeyen ne renkler... Malum "Kuru Kafa" bu senenin modasında bomba etkisi yarattı. Nilüfer de bunu gözlemlemiş ki her yerde taşlar, puantiyeler ve tabii ki kuru kafalar kullanmış. Nilüfer'in farklı bir başlangıcı var. Yaptıklarını ve bu işe nasıl başladığını benimle paylaştı. Fazlasıyla eğlenceli bir sohbet gerçekleştirdik. O, tasarıma başlama hikayesini şöyle anlatıyor bize: “Herkesin bildiği gibi doğduğum gün öğrenmedim. Evde yapıp, arkadaşlarıma dağıtırdım. Küçükken dükkanda satılan hazır ürünleri yorumlardım. Yavaş yavaş başladım. Bir süre sonra ilerleyince, yaptıklarımdan para kazanmam gerektiğini düşündüm. Satışa başladığımda, insanların tepkisi de hoş olunca ben de devam etmeye karar verdim.” Nilüfer tasarımlarına böyle başlamış. Şu sıralar her tasarımcının başından geçen "Arkadaşlarıma yapardım, madem yapıyorum para kazanayım." düşüncesi onda da mevcut. İleride ayakkabı tasarımına da el atmayı düşünen Nilüfer acaba daha neler yapacak merak ediyoruz. Bu güne kadar güzel işlere imza atmış bu tasarımcıdan daha fazla şeyler bekliyoruz. Ören Bayan, kadınlara gecegündüz hayatı için gayet şık ürünler tasarlıyor. Siz de kaçırmayın derim. http://www.nilufergonullu.com/

WoMEN 49


MODA

Stilini Keşfet ve Yönet!

Y

Tes t

eni yıl kararlarınız arasına stilinizi ve beraberinde gardrobunuzu güncellemeyi de eklediyseniz, bu mini testle hangi tarza daha çok eğiliminiz olduğunu keşfedecek ve dilediğiniz giyim stiline yönelmek adına ne tür değişiklikler yapabileceğinizi göreceksiniz.

1 - Yeni senedeki trendlerden en çok hangisi seni heyecanlandırıyor? a) Statement aksesuarların yeni maddesi: Statement gözlükler. b) Yaz - kış deri! c) Düz ayakkabılar ve çok alçak topuklar. d) Şort - ceket takımları ve sportif görünümlü elbiseler. 2 - Hangi trendi uygulamaktan en çok çekiniyorsun? a) Baştan aşağı tek renk giyinmek. b) Oversize kesimler. c) Fütüristik görünümler. d) Abartılı aksesuarlar ve çok yüksek topuklar. 3 - Gardrobunda en görebileceğimiz parça? a) Klişe olmayan parçaların hepsinden az biraz. b) Kalem etekler c) Annen & büyükannenden miras kalan kıyafetler d) Çoğunlukla bol & rahat parçalar 4 - Son zamanlardaki takıntınız? a) Slipper'lar b) Zımbalar c) Doktor çantaları d) Çeşit çeşit renk renk baseball cap'ler & bereler 5 - Stil ikonun? a) Herkes ya da hiç kimse! b) Kate Moss c) Florence Welch d) Modellerin off the runway stilleri ilham kaynağım.

WoMEN 50


6 - Senin stilini diğerlerinden farklı kılan ne? a) Cesaret b) Dişilik c) Eskiyi yeniye adapte etmem d) Rahatlık 7 - Ne tarz giyinen bir erkek senin gözüne daha çekici görünür? a) Erkek dediğin renklerden korkmamalı. b) Her zaman takım elbiseler içinde, özenli bir görünüme sahip erkekler c) Çiçek çocuklar. d) Chino pantolonlar & sneakerlar giymesi yeter de artar bile. 8 - Kombinlerini genellikle ne tür bir makyajla tamamlarsın? a) Sezonsal trendleri elimden geldiğince denemeye çalışıyorum b) Ya gözlerimi smokey bir makyajla ya da dudaklarımı kırmızı rujla ön plana çıkartırım c) Farklı eyeliner modelleri denemeyi seviyorum. Genelde allık seçimlerim cesurdur. d) Belli belirsiz bir makyaj için saatler harcayabilirim. Temiz bir cilt, maskarayla son dokunuş. 9 - İlk fırsatta tatile gidiyorsun, rotanı nereye çevirirdin? a) Bir road trip hayalim var, neden 2013te gerçek olmasın? b) Bir haftasonu kaçamağı, şık bir yerde, tercihen sevgilimle. c) Gittiğimde tarihini hissedebileceğim bir yer görmek istiyorum. d) Hmm, bu tatil kışa yetişirse kayağa gidelim derim ben. 10 - İmzan olan parfümün notaları? a) Sır, parfümüm bana özel. b) Baharat ağırlıklı yoğun aromalı bir parfümüm gittiğim her yerde izimi bırakmama yardımcı oluyor. c) Çiçeksi kokular her zaman favorim. d) Deodaranttan başkasını kullanmıyorum.

WoMEN 51


Şimdi sonuçlar! a'lar çoğunluktaysa: EKLEKTİK Birçok tarzın karışımından oluşan bir stil anlayışın var. Bazen fazla karıştırdığın için hatalar yapabilirsin ama aksine bunları bir ders gibi görüyor, gelecek kombinlerinde daha dikkatli davranıyorsun. Tarzından memnunsan ne mutlu sana! Eşin benzerin yok ancak herhangi bir stile daha çok yönelmek istiyorsan bu sene çalışmalara başlamalısın. Örneğin daha feminen bir stil için daha dar ve hatlarını belli edecek kesimler ve yüksek topukluları; daha maskülen bir stil için düz ayakkabılar, pantolon ve şortları kombinlerinde daha sık kullanmaya çalışabilirsin. Minimal bir stile yönelmek istiyor ama kombinlerinde cesaretini kaybetmek istemiyorsan göz yanılsamalı (ve aslında çok cesur!) kombinler için önceki sayfalara göz atabilirsin. b'ler çoğunluktaysa: FEMME FATALE Hikayenin ölümcül dişi kahramanı sensin! Stilettolar üstünde dahi düz ayakkabılarda yürüyormuşçasına rahatsın. Yeteneğini her an göstermekten çekinmemen en doğal hakkın! Yeni senede daha maskülen / rahat bir stile yönelmek adına oversize veya fütüristik parçalarla yıldızını barıştırmaya çalışabilirsin. Örneğin başlangıç olarak oversize bir kaban veya omuzları geniş bele oturan fütüristik kesimli ve baskılı bluzlar adapte olma sürecinde sana yardımcı olabilir. Daha renkli / retro görünümlü veya etnik stildeki bir görünüm için sıklıkla kullandığın siyah - beyaz - kırmızı ve bordo - lacivert gibi koyu renklerin yanına bir parça canlı renkler veya desen eklemekle başlayabilirsin. Başlangıcı makyajınla da yapabilirsin. c'ler çoğunluktaysa: VINTAGE SEVER 1900'lü yılların bitişiyle modanın tamamen ticari kaygılı bir olguya dönüştüğünü veya eski dönemlerdeki özelliğini & güzelliğini kaybettiğini düşünüyor olabilirsin. Daha feminen bir silüet için 50ler ve 60lardan, daha maskülen ama hala dikkat çekici görünümler için 20lerden, 'edgy' ve asi bir stil için 80lerden ilham alabilirsin. d'ler çoğunluktaysa: SPOR ŞIK Stil senin için çok önemli ama rahatlığından ödün vermekten hoşlanmıyorsun. Dolayısıyla sneaker ve benzeri ayakkabılar, 'skater dress'ler senin favorilerinden. Bir parça feminen dokunuş için sokak stili görsellerinden ilhamla şık eşofmanlarının altına uyumlu topuklular giyebilirsin, retro dokunuşlar için renk skalanı değiştirebilir, desenlere yönelebilirsin. Fütüristik ve maskülen stiller sana uzak değil, arada bir bu tür kombinlerden de alacağın ilham stilini zenginleştirecektir.

WoMEN 52


RENGARENK SAÇLAR Bu sene gökkuşağının renkleri saçlarınızda olacak. Tereddütleriniz varsa, yarı kalıcı ürünleri deneyin.

2013

Saç Trendleri WoMEN 53


WoMEN 54


Scissor Hands scissorhands@womendergisi.com 2013'de saç trendleri nasıl olacak diye merak edenlere ufak hatırlatmalar:

B

eklenildiği kadar çok değişiklik olmayacak gibi görünüyor. 2012'de trend olan tutam tutam değişik saç rengi denemeleri bu yıl da ilgi görecek. Gökkuşağındaki tüm renklerden saç tutamları bulunacak saçlarımızın arasında. Tabi kalıcı boya uygulamasının saçlarınızı yıpratmasından çekiniyorsanız yarı-kalıcı renkli boyaları ve yıkandığında çıkan renkli saç jölelerine bir şans verebilirsiniz. Ancak daha çok gençlere hitap edecek saç uçlarının alternatif renklendirmesi işlemi için kuaför uygulaması zorunlu olmasa da daha sonra saçlarda istenmeyen kısalmalar yaşamamak adına bir kuaför tavsiyesi almak önemli. Alternatif renkli boyalar çabuk akarak ilk günkü canlılığını kaybedeceğinden devamlı boya tazelemesi yapmak gerekecektir. Saçlarda yine gölgelerin hakimiyeti devam ediyor. Bu senenin en ön plana çıkacak rengi sıcak gölgeli kahve tonları olacak. Kızıl tonları da çokça tercih edilecek renkler arasında ancak kızıl saça sahip olmak, bakımını sağlamak, devamlı dip boya isteyeceğinden tercih edilmemekte.Platin sarı, açık sarı tonlarından hafif dibi çıkmış (örn: dipler açık kumral, kumral tonları) görünümden bu sene çok kaçınmayacağız. Son iki sezondur hayatımıza giren 'ombre' akımının bir sonucu bu. Bu sene ombre akımının etkisi ters ombre şeklinde görülecek. Bu demektir ki saç dipleri daha açık tonlardayken uçlar daha koyu olacak. Sezona damgasını vuracak. Saç renklerinin ardından saç modellerine gelecek olursak, yıllardır modası geçmeyen ve vazgeçilmeyen topuzlar 2013'de de kullanılmaya devam edecek. Minik topuzları çokça göreceğiz. Örgüler yavaş yavaş trendleri terkediyor ancak gelecek olan 'yataktan yeni çıkmış' görünümlü saçların etkisiyle düşük ve gevşek toplanmış at kuyrukları ve örgülerin de yeri olacak. Ayrıca tamamlanmamış görünümleri saç modellerini de podyumda gördük. İlkbahara doğru ıslak görünümlü, kısacası 'inek yalamış' diye tabir edilen parlak ve jöleli saçlara bir şans vereceğiz. Bu senenin parlayan trendi saçlarda asimetrik görünümler olacak. Eğer saçlarınızı kestirme kararı aldıysanız veya bir değişiklik fikriniz varsa asimetrik modelleri düşünebilirsiniz. Yan ayrım kullanılacak en çok tarz olacak. Saçlarınızı kısaltmak için en doğru dönem. Bob kesimler de tercihler arasında ama enseler mutlaka kısacık olmalı. Daha da kısaltmaya cesaretiniz varsa 'pixie-cut'ı da deneyebilirsiniz.

WoMEN 55


KOZMETİK-GÜZELLİK-MAKYAJ

Y. Yağmur Malkoç

WoMEN

Avon Calming Effects 18,90 TL

Editörlerinin Tercihi

BB Krem mi yoksa fondöten mi? Acaba WoMEN Editörleri hangisini tercih ediyor? İşte yanıtlar...

Pandora

Zeynep Ceylan

Cliniuqe even better makeup SPF15 82 TL

Gizem Uysal

"Çok fazla makyaj yaptığım söylenemez. Avon fondöten kullanıyorum, üstüne pudra. "

Max Factor Panstik 41,70 TL

" Birkaç markanın BB Kremini kullandım fakat kesinlikle beğenmedim. Yapış yapış bir doku bırakıyor ciltte. Bu yüzden fondöten kullanıyorum. Clinique marka. Teni kadife gibi yapıyor. İz bırakmıyor. Ve aynı zamanda da cildin hava almasını sağlıyor."

" BB kremlerin yayma oranını sevmediğimden ve porselen cilt görünümü tercih ettiğimden, kapatıcı yoğunluğunda stik fondöten kullanıyorum. Tercihim Max Factor Panstik. Tabi 5 dakika öncesi nemlendirici sürmek kaydıyla."

Youngblood Liquid Mineral 110,50 TL " Normalde fondöten kullanmıyordum. Yüzümü kaşındırıyordu çünkü. Ama bir senedir Youngblood Liquid Mineral kullanıyorum. Ne cildimi kaşındırıyor ne de herhangi bir ters etki yarattı. Cildim hassas olduğu için ömür boyu kullanabilirim herhalde."

WoMEN 56

Eda Nakıboğlu L'oreal True Match 41,18 TL La Roche Posay Hydreane Legere 29,90 TL " Fondöteni günlük nemlendirici kremimle karıştırıp kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü uzun günlerde BB krem 5-6 saatten sonra etkisini kaybediyor. Fondötenim L'oreal True Match, nemlendiricim de La Roche Posay Hydreane Legere"


Koskoca Bir Yılda Küçücük Bir Bütçeyle Makyaj! "Koca bir yıl boyunca küçük bir bütçeyle makyaj mı? O nasıl olacak?" dediğinizi duyar gibiyim. Cevap çok basit; tabii ki makyaj paletleri ile!

H

Nazlı Yüzereroğlu nazliyuz@womendergisi.com

azır Ocak ayına gelmişken, her şeyde yeni başlangıçlar yaparken makyaj malzemelerimizde de başlangıçlar yapmak önemli. Eskimiş makyaj malzemelerini atmak, sıkıldıklarımızı çevremize dağıtmak, bitirdiklerimizin listesini yapmak ve yılın öne çıkan renklerine en avantajlı şekilde ulaşmak esas amacımız! Amaca eşlik eden makyaj paletleri ise makyaj masamızda baş tacımız.

uyumlu renkler yer aldığından "Şu rengi başka nasıl bir renkle kombinlesem?" sorununuzu kendi içinde çözersiniz. Ucuzundan pahalısına her markada ihtiyacınıza göre her çeşitte (sadece far paletleri, sadece yüz paletleri, sadece dudak urunu paletleri veya karışık paletler olacak şekilde) palet bulabilir, zevkinize ve bütçenize göre bir palet seçebilir ve tüm ihtiyaçlarınızı ürünleri tek almaktan daha ucuza çözebilirsiniz.

Makyaj setleri/paletlerinin avantajı nedir diyecek olursanız, tekli olarak satılan birçok ürünü palette hem çok şık özel görünümleriyle, hem de topladığınızda tekli fiyatlarından çok daha ucuza alma avantajıyla görebilirsiniz. Paletler içinde

Ocak ayı makyaj alışverişi için böyle bir alışverişten daha iyisi düşünülemezdi! Bu sene benim secimim Dior'un şahane far paletleri. Ya sizinki hangisi?

WoMEN 57


B

ir yıl daha bitti ve belki de çok yorucu bir yıl oldu sizin için. Yeni bir yıla adım tüm yorgunluklarınızı geride bırakabilirsiniz. Kendinizi yepyeni bir yıla hazırlam de doğadan yardım alabilirsiniz. Evinizde kendi hazırlayacağınız formüllerle ta yenileneceksiniz.

2013’de kendinize bir iyilik yapın ve cildinize daha fazla zaman ayırın. Sağlıklı bir cilt fazla bir şey yapmanıza gerek yok. Az bir masrafla, biraz da zaman size yetecektir. Faz sadece haftada bir kere inzivaya çekilip, mutfağınızdan birkaç malzemeyle sihirli bire yaratarak kendinizi iyi hissetmenizi istiyoruz. İşte sizin için seçtiğimiz o sihirli formüller:

WoMEN 58


atarken mak için amamen

için çok zla değil, er formül

Güzelliğin Sırrını Doğada Yakalayın

Besleyici ve Onarıcı Maske Bal ve gliserinin nemlendirici etkisi cildinizi besleyecek ve onaracaktır. • 1 adet limon • 3 yemek kaşığı bal • 15 gr. Gliserin Tüm malzemeleri iyice karıştırın. Hazırladığınız karışımı yüzünüze ve boynunuza sürün. 15 dakika beklettikten sonra ılık suyla temizleyin. Cilt Lekeleri İçin Muz Maskesi Muz maskesi, cilt lekelerine iyi geldiği kadar cildin yorgunluğunu alarak daha dinamik bir görünüm elde etmenizi de sağlar. • ½ muz • 1 yemek kaşığı kadar kaymak • 1 tatlı kaşığı süzme bal • 1 tatlı kaşığı nişasta Yarım muzu çatalla ezin. İçine bal ve nişasta ekleyip karıştırın. En son kaymağı ilave edin. Temiz cilde hazırladığınız maskeyi sürün. Cildinizde yarım saat beklettikten sonra ılık suyla temzileyin. Ardından gül suyu ile tonikleyebilirsiniz. Siyah Noktalar İçin Jelatin Maskesi • 1,5 yemek kaşığı süt • 2 adet yaprak jelatin Bir kaseye malzemeleri ekleyin ve mikrodalgada 10 sn kadar ısıtın. Biraz ılıdıktan sonra siyah noktadan şikayet ettiğiniz yerlere sürün ve yaklaşık 10-15 dakika kurumasını bekleyin. Daha sonra cildinizden soyarak çıkarın.

AYIN ÜRÜNÜ Nob Natureofbeauty Asetonsuz Oje Temizleme Mendilleri bir süredir birçok bayanın vazgeçilmezi oldu. İçeriğinde aseton bulunmamasının yanısıra vitamin ve minerallerle zenginleştirilmiş olması da büyük bir artı. Kutuda 30 adet mendil bulunuyor. Bir tek mendil ile ellerinizdeki ojeleri rahatlıkla çıkarabilirsiniz. Üstelik kutusu oldukça küçük ve tam çantaya atmalık. Kesinlikle deneyin ve sonrasında sizin için de vazgeçilmez olsun.

WoMEN 59


"Müzik, duygu ve düşüncelerimizi kelimelerle, notalarla, ezgilerle ifade etme sanatıdır."

Özkan Yavaş WoMEN 60


ร–ZEL rรถporta j

WoMEN 61


M

Gizem Uysal - Doruk Akkaya

üzik üzerine kurulu bir hayatı ve yepyeni heyecanları olan Özkan Yavaş ile ilk çıkacak olan Single’ı hakkında konuştuk.. Hem besteci hem de bir eğitmen olan Yavaş, yeni girdiği bu yoldaki ilk adımlarını samimi bir şekilde bizimle paylaştı.

WoMEN Dergisi : Bize kendinden bahseder misin? Özkan Yavaş : 1983 Manisa doğumluyum. İlköğretim ve liseyi Manisa'da okudum. 2000 yılında Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarını kazandım ve 5 yıl İzmir’de eğitim gördüm. Ege Bölgesi başta olmak üzere, Türkiye'nin birçok bölgesinde müzisyen ve solist olarak çalıştım. Kariyerimi İstanbul'da devam ettirmek üzere İstanbul'a yerleştim. Eğitimime Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden aldığım pedagojik formasyon eğitimini de ekledim. İstanbul'da profesyonel müzik kariyerime ve yaşantıma devam etmekteyim. WD : Müzik kariyerine ne zaman başladın? ÖY : Müzikle tanışmam çok klasik olacak ama çocukken rahmetli babamın bana armağan ettiği dijital piyano ve darbukayla oldu.Ortaokul ve lise yıllarında arkadaşlarımızla kurduğumuz amatör müzik gruplarıyla çeşitli konser ve etkinliklerde görevler aldık ve bu şekilde yavaş yavaş başlamış oldum. WD : Single çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdin? ÖY : Uzun yıllar birçok sanatçıya sahnede, müzisyen ve vokal olarak eşlik ettim. Kariyerim boyunca sürekli aklımın bir köşesinde olan bir şeydi ama hiçbir zaman çok fazla üzerine gitmemiştim. Artık kendi projelerimi çıkartmanın zamanı geldiğini düşünerek bu kararı verdim ve prodüktörüm aynı zamanda aranjörüm Murat Engin'in de büyük katkı ve emekleriyle bundan yaklaşık 6-7 ay önce projenin temellerini atıp projeyi başlattık. WD : Bu ilk single’ın, ileride Özkan Yavaş’ın albümlerini de görebilecek miyiz? ÖY : İnşallah, sağlığımız yerinde olduktan sonra tabii ki de görebileceksiniz ve çok güzel besteler dinleyeceksiniz. WD : Sence müzik nedir? Müziğin hayatındaki yeri nerede? ÖY : Müzik, duygu ve düşüncelerimizi kelimelerle, notalarla, ezgilerle ifade etme sanatıdır kısaca. Hayatım müziğin üzerine kurulu diyebilirim. En başta benim işim ve mesleğim zaten. WD : Konservatuar mezunu olman müzik hayatında sana ne gibi getiriler sağladı? ÖY : Müzik bir bilim dalıdır. Konservatuar gibi kurumlar da müziği bilimsel olarak incelememizi sağlar. Konservatuarda müziğin akademik ve bilimsel boyutunu öğrenmem kariyerim için büyük bir artıdır, ayrıca çok değerli akademisyen ve hocalarla tanışma ve çalışma fırsatını sağlamıştır. Nazariyat ve enstrümanistlik konusunda da gelişmeme büyük katkısı olmuştur. Müzik kariyerimde iyi bir etikettir... WD : Single çalışmaları dışında ne ile uğraşıyorsun? ÖY : Sözü ve müziği kendime ait birçok bestem var ve beste çalışmalarım sürekli devam etmekte. Sahne çalışmalarımız devam etmekte ve ben bir eğitmenim, müzik öğretmeniyim. Birçok öğrencim var ve öğretmeye de devam etmekteyim.

WoMEN 62


WD : Bu projenin hem aranjörlüğünü hem de prodüktörlüğünü üstlenen Murat Engin ile tanışmanızı ve Single çalışmalarınızın sürecini bizimle paylaşır mısın? ÖY : Murat Engin müzik camiasında sürekli adını duyduğum ve bu sektörde çok önemli işlere imza atmış bir müzisyen, aranjör. Ortak müzisyen dostlarımız sayesinde Murat Engin ile tanışma ve çalışma fırsatı buldum. Single, 2 şarkıdan oluşmakta. Hareketli şarkımızın sözü ve müziği bana, slow şarkımızın sözü ve müziği ise çok değerli müzisyen dostum Güven Kütük'e ait. Kayıtlar esnasında birçok müzisyen dostum enstrümanlarıyla şarkılara hayat verdiler. Vokal yapan arkadaşlarım vokalleriyle şarkılara farklı bir ruh kattılar. Murat Engin önderliğinde bugüne kadarki süreç çok keyifli ve heyecanlı bir şekilde geçti. Şarkılarımızın aranjeleri ve mixleri tamamlandı. Şu anda son aşamadayız o da mastering aşaması. Masteringleri yapılması için şarkılarımızı İngiltere’ye (Abbey Road Studios) göndereceğiz. Dediğim gibi bu aşamaya kadar çok keyifli ve heyecanlı bir şekide geçti, adım adım finale doğru yaklaşırken daha da heyecanlı ve keyifli bir şekilde devam ediyor....

B

ir çok albüm ve single çalışmasında prodüktör, aranjör, söz ve besteci olarak yer alan Murat Engin, 2008 yılında MEYA isimli müzik şirketini kurdu. Aynı ismi taşıyan orkestranın şefliğini de üstlenen Engin, bir çok sanatçıyla birlikte çalıştı, hem kendi müziğini yaparken hem de Ankara ve İstanbul’da bilinen mekanlarda sahne aldı. Müzikle dolu hayatının bu döneminde de Özkan Yavaş’ın maxi single çalışmalarında ona eşlik ediyor. Kendisine yönelttiğimiz soruları içtenlikle cevaplayan Murat Engin’e müzikle iç içe olan hayatında başarılar diliyoruz.

WoMEN Dergisi : MEYA Müzik nasıl kuruldu ve neler yaptı? Murat Engin : MEYA'nın organizasyon ayağı 1 Ocak 2008 de doğdu. Binden fazla sahne şovları ve konser organizasyonları düzenledik. Televizyon programı çektik, “Çarkıfelek” gibi sevilen yarışma programlarını müziklendirdik ve çeşitli albümlere proje hazırladık. Bunlardan birisi de Meya Ailesinin göz bebeği MEYA Orkestrası'nın albümüdür. Sıranın müzik yapımcılığına geldiğini yüreğimde hissedince 2012' nin son aylarında MEYA Müzik doğdu ve faal olarak hayata geçirdik. WD : Özkan Yavaş ile tanışmanız nasıl oldu? Bu projeye imza atmanızı sağlayan ne oldu? ME : Birçok sanatçıya sahnede eşlik ettiğinden dolayı Özkan'ı dolaylı olarak müzisyen kimliğiyle tanıyordum. Proje vesilesiyle buluştuğumuzda içinin dışının bir olması ve gülen gözlerle hayata bakması beni en az şarkıları kadar etkiledi. O saniyede beraber çalışabileceğimizin sinyalini aldım ve çalışmalara başladık. Özkan, renkli ve çok eğlenceli bir insan. Albümdeki şarkıları da onun karakterini çok iyi anlatıyor. WD : Çalışmalar nasıl gidiyor ve Özkan Yavaş'ı bundan sonra neler bekliyor? ME : Albümün stüdyo aşaması bitti. Şarkılar Mastering için İngiltere'ye gitmeyi bekliyor. Projeyi maxi single olarak çıkartmak, daha sonrada albüm olarak sunmayı planlıyoruz. Klip çekimlerimiz de yılbaşı ertesi başlıyor. Özkan'ın bu ilk projesinde başarılı olacağına ve emeklerinin karşılığını alacağına gönülden inanıyorum.

WoMEN 63


Kardan Adam Yapan Kaç Kişi Kaldık? Güven Turan guventuran@womendergisi.com

K

arı seviyorum ben. Sizin içiniz fesat, kar-ı seviyorum ben. Ama öyle yağıp da yere düşmeden havada eriyen karı değil, lapa lapa yağan karı seviyorum. Kar yağınca yeryüzündeki tüm pisliklerin üzeri geçici süreyle de olsa örtülüyor gibi geliyor. Hayat durgunlaşıyor. Her yer bembeyaz. Kimse kimseden üstün değil, herkes eşit. Son model araba da kayıyor buz tutan yolda, Chanel çanta taşıyan kadın da düşüyor kıçının üstüne kaygan kaldırımda. Kar birleştiriyor insanları tıklım tıkış toplu taşıma araçlarında, yolda kalanlara yardımda. Ama aynı zamanda uzaklaştırıyor, herkesin evinden çıkmaya korkmasıyla. Benim içinse kar oyun demek. Kar yağınca heyecanla tutmasını beklediğim, tuttuğunda da üç kat giyinip kendimi sokağa attığım bir oyuncak sanki. Geçen sene ilk karın yağması, okulların tatil olduğu ve kardeşimin yüzmeye gitmediği güne denk gelince, kardeşimle beraber kar oynamaya aşağıya indik. Sokakta bizden başka kar oynayan yoktu desem yeridir. Benim zamanımda dışarıda kar oynayan insan o kadar çoktu ki, havada uçuşan kartoplarının kim tarafından atıldığını bile anlayamazdınız. Hatta bazen 'karları bitirdin bitirmedin kavgası' bile yapılırdı. Arabaların üzerindeki karlara saldırılırdı. Sadece çocuklar oynamazdı üstelik. Ailecek inilirdi sokağa. Hatta evlerin camlarına kartopları atılarak komşular kar oynamaya, kardan adam yapmaya çağırılırlardı. Şimdi ise kimsenin dışarıya çıkacak hali bile yok. Sokaklardaki kardan adam sayılarında günden güne bir düşüş yaşandığının farkında mısınız? Telefonlarımızda bir uygulama olsa da kardan adam indirsek diye bekliyor herkes. Hâlbuki kardan adamın bir sokak için anlam ve önemi oldukça büyüktür. Kardan adam insanları bir araya getirir. Karlar birleşerek kardan adamın vücudunu meydana getirirken insanlar da birleşirler. Kardan adamı olan sokakta yaşayan insanlar mutlu demektir. Bir nevi görünmez bekçisidir insanların. Ama artık onlar da kayboldular her güzel şey gibi. Umarım ileride çocuklarımıza “Bizim zamanımızda kardan adam yapardık.” demek zorunda kalmayız. Her şeye rağmen, o gün biz dışarıda kar oynarken yoldan geçen bir adam "Kafanı neden eğdin, çocuk seni vuracaktı ne güzel." demişti. Bir anda bomboş, karla kaplı sokak aydınlandı, içimi bir umut kapladı. Demek ki hala insan ilişkilerimiz ölmemişti, tanımadığımız kişilerle bile çekinmeden konuşabiliyorduk. Kardeşimin suratıma attığı karla kendime geldim. Mutluydu, kendini karların içine attığından belliydi. Ben de mutluydum. Çünkü biz karı camdan seyredenlerden değil, bizzat kara temas edip tadını çıkaranlardandık ve asla kardan adam yapmaktan sıkılmayacaktık.

WoMEN 64


K A R D A N

Alp Bolat alpbolat@womendergisi.com

H A B E R L E R

İ

stanbul'a ne zaman kar yağsa özellikle televizyonlara bir şeyler olur. Anlatımlar klişe haline gelir. Milyonlarca insanın büyük umutla beklediği bu beyaz güzelliği “Beyaz afet geliyor” şeklinde anons eder haber spikeri. Halbuki kar yağışı ne kadar romantik bir olaydır. Gündüz yağarsa beyaza bürür her şeyi. Geceleyin yağarsa pencerenin önünden, sokak lambalarının ışıklarında onun yağışını izlemeye doyum olmaz. Sokak lambalarının sarısı ile karın beyazı insanı melankolikleştirir. Kar sessiz sesiz yağar, bizim gibi abartılı patırtılı değildir, ortalığı velveleye vermez. Toprağın ve bitkilerin üzerini örter anne gibi. Baharda onlara kuvvet ve ışık vermek için. Perdeyi kapatıp odanın içine döndüğünde sıcacık bir evde oluşuna şükredersin. Darda kalanı, yolda olanı, sokaklarda yatanı düşünür, onların üşümemesi için iyi niyetler dilersin. Kar sadece evimizin dışına, parklara, dağlara yağmaz, kalbimize de yağar. Çok rahat bir uyku uyuruz sessizlik içinde. Sabahleyin tek tük izlerin dışında ayak izlerimizi bırakarak, garç gurç sesleriyle gideceğimiz yere ulaşmaya çalışırız. İstanbul’da kar spikerler kadar soğuk, haberciler kadar velveleci ve eyyamcı değildir. O bizim için kardan adamdır, bozadır, kestanedir, kahvedir. Kar dediğin şey nihayetinde kurdun kuşun, çiçeğin böceğin ihtiyacıdır. O bereketli bir yazın, bol suyun habercisidir. Eminim karla ilgili hepimizin hoş olan anıları vardır. Bunlardan bir tanesini burada anlatmak istiyorum. Yıl 1993 Ankara'daki Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ndeydim. Aylardan ocak, İngilizce sınavımız vardı. Vizeden çıktım ve bir grup öğrencinin Akrep Nalan’dan dinlemeye aşina olduğumuz ve nakaratı “karlar düşer düşer düşer

ağlarım" şeklinde olan Adamo şarkısını söylediğini gördüm ve hemen onların yanına gidip iki gitar ve bir yan flütten oluşan gönüllü orkestraya gönüllü koro üyesi oldum. Beş, on, yirmi derken yüzlerce öğrenci aynı şarkıyı tam 10 kez kar yağışı altında söyledik. Biz şarkı söylerken kar henüz yağmaya başlamıştı. Sonra ağaçların dalları, okulun çatısı, araçların üzeri bembeyaz olmuştu. O kadar romantizm yaptık bu karın hiç mi olumsuzluğu yok? Bence yok. Var olan karın kusuru değil insanın sebep olduğu kusurlardır. Sokak insanlarının sebebi soğuklar ya da kar değil bir türlü sosyal olamayan devlettir! Kafanıza ya da sırtınıza yediğiniz eşek şakası kartopunun sebebi kar değildir. Zıpır gençlik ya da kendiniz bilmez arkadaşınızdır. Yolda kayıp arabanıza aracıyla çarpan insanın sebebi kar değil o aracın kabak lastikleridir, uyulmayan takip ve fren mesafesidir. Kar sonrasında çamurlu göletlerin sebebi kar değil, ne yaptığını bilmeyen belediyelerdir. Apartmanın önünde fışt diye kayıp düşen kadının sebebi kar değil o iç mekan taşlarını oraya döşeyen ne iş olursa yapacağını zanneden döşemeci zihniyettir. Yazımıza burada son verirken kuşların, sokakta yaşayan kedi ve köpeklerin de birer canlı olduğunu, insanların evcilleştirmesi sonucu bize muhtaç kaldıklarını hatırlatıyorum. Acıma duygusunu aşıp bu hayvanlar için elimizi taşın altına koyacağımıza eminim. Köşeye bir parça mama, pervaz önlerine ya da müsait alanlara biraz ekmek kırıntısı onların hayatta kalma çabalarına yardımcı olacaktır. Herkese mutlu yıllar diliyorum. Yeni yılınız kutlu olsun.

WoMEN 65


Kuş Uçuşu İsmail Sertaç Yılmaz isy@womendergisi.com

B

u anda kendimi, tepesine kadar buharlaşmış camların berisinde buluyorum. Kendimi kuş gibi hissettiğim nadir anlardan biri daha; kimse fark etmeden belki de anlamlandıramadan başka bir dala konmuş, öyle ki ben bile şaşırmış ve nereden geldim dercesine, alnımın çizgilerine inat çizgiler çekercesine uykusuz, işte bahsettiğim bu camların berisinde, yalnız benim gibi olduğunu düşündüğüm kahvehanenin içinde buluyorum. Daha kafamın açılmadığını, sobaya atılmış cılız odunların ‘pat’ patlamasına ürkmemle anlıyorum. Gülümsüyorum, çocuk gibi… Öyle gülünce herkesi özlüyor insan. Aniden. Ben hangi ara satın aldığımı bile bilmediğim iki simit ve bakkal peynirini sarı kâğıdın içinden çıkarıp, işaret parmağımla çaydan başka bir şey getirmeyeceğine inanarak gösteriyorum kendimi. Böyle yerleri seviyorum aslında, insanın halinden anlar böyle yerler. İnsan yalnızken nasıl da ruhunu anlatacak yerlere gidiyor. Yalnız başına oturan kimselerin haletiruhiyesini anlamaya yeter bana kalırsa; ne yediği, nerede oturduğu… Anlamayana saz bile kazma kürek zaten. Şurada kıyameti koparsam, camları çerçeveleri indirsem, çaydanlıkları devirsem, tepsi tepsi çayları fırlatı fırlatıversem duvarlara; üç beş kişi aman yapma gözünü seveyim sakin ol diye omuzlarımdan tutup beni sakinleştirmeye, masama çevrelenip, anlat beyim anlat, anlat diyecekler diye öyle seviniyorum ki. Yapmasınlar tabi, ben de bu saydıklarımı yapmayayım ama hissetmek yetiyor işte. Yetmediği yerler de var pek ala. İçim sıkılıyor böyle deyince... İnsan kendi içini kendiyle konuşurken dahi sıkar mı? Kendimden ayrı laklak peşinde de sanki. Bir çay daha istiyorum, isterken ceketimin iç cebindeki sertlikle hatırlıyorum kanyak şişemi, dönüyorum aniden, kahve, kahve olsun ama su bardağında, büyükçe… Ne sessiz böyle, herkes kendi içinden konuşuyor. Gelen kahveme az bir kanyak ekliyorum böylelikle, keyfim tıkırlanıyor. Camdaki buğulara dalıp bir çocuk gibi yorgan altına saklanmış temkinli hayaller kuruyorum şimdi de böyle… Susam tatlarına karışıyorum, odun seslerine, camlardan aşağı süzülen damlacıklarla yarışıyorum. Sahi, kuş olarak, hangi akla uyup geldim buraya, bu kar dolu, bu çamur dolu yalnızlığa nereden ve kimden geldim? Bu ay önereceğim kitap, Aralık hatırına Ocak nazına uygun. Selçuk Baran - Bir Solgun Adam ‘’Bana kalsa romanımız kahramanı isminden bile çekiniyor, kendinden bile çekiliyor. Ben bazı şeylerin susarak anlatılmasını bir şeylere adanarak anlatılması taraftarıyım, işte bu nedenle bu kitabı; raylara düşman olanlara, aşka saygı duyanlara, susmayı bilenlere, alışkanlıklarına bayrak dikenlere, utanmasını bilenlere, zarafet eşiği yüksek olanlara, sıkılganlara, çıkıp iki bira içip günü bitirenlere, yanındakilere kendini yük olduğunu düşünenlere ve hep gidenlere; yağmur çamur demeden sonunu bilmeden, kestiremeden gidenlere adanılmıştır.’’

WoMEN 66


2012’de Sanatın Kaybı ve 2013 Duası

Amin! Mutlu yıllar!

Engin Ergin enginergin@womendergisi.com

uzaktan bir ilgisi yoktur!) geçmişi kurgusal bir dizi üzerinden tartışırken, hazır birkaç yüz milletvekilimizden biri Muhteşem Yüzyıl’ın kaldırılması için TBMM’de teklifte bulunmuşken ve Hürrem’in dekoltesini tek derdimiz gibi konuşurken dizinin yaratıcısından, senaryo yazarından bahsetmek istedim. *** Dini devlet işlerine karıştırmadan duramayan siyasilerimizin olduğu ülkede ben de 2013 duası yapmadan yeni yıl sayısı yazısı yazamam. Tanrım! 2012 de 2011 gibi bitti. 2010 da bitmişti. Hep bitiyor, 2013 de bitecek. Dualarım 2013 içindir, 2013 güzel yılların başlangıcı olsun: - 2013’te insanlarımız alt yapı kurbanı olmasınlar; insanlar Ankara’daki gibi metro çalışmalarının olduğu yerlere yolun çökmesiyle düşmesinler. - 2013’te dizilerin kurgusal şeyler olduğu akıllara girsin. “Kanuni 30 yıl at üstündeydi.” deyip Hürrem’le özel hayatından dolayı meclise bu konu taşınmasın. “Behzat Ç. gibi polis teşkilatta yoktur, ben emniyet müdürü olsam bu diziyi yayınlatmazdım.” diyenler yok olsunlar. - 2013’te futbol ve basketbol dışındaki milli sporlarımızın da önemini kavrayalım ve bunlarla ilgili haberleri de en az Galatasaray-Fenerbahçe futbol maçı kadar konuşalım. 2012’de kayak milli sporcumuz Aslı Nemutlu’yu antrenman sırasında kaybettik. Suçlu kim çıktı biliyor musunuz? - 2013’te şehit vermeyelim. “2002’de 6 şehit vardı da 2012’de 120’den çok şehit var.” diye gösterilen tablolara üzülmek zorunda kalmayalım. Birilerinin çıkarı için şehit olmak herhalde en çok can acıtandır. - 2013’te milli bayramlarımıza sahip çıkalım; şuydu buydu diyenlere “höt” diyelim. - 2013’te dindar nesil yetiştirmek için değil, sanatçı bir nesil yetiştirmek için çabalayalım. - 2013’te deprem vergileriyle yapılan duble yollarımızın başına Karadeniz Sahil Yolunun yaşadıkları gelmesin. - 2013’te sel, yangın gibi doğal afetler karşısında “sudan çıkmış balık” haline dönmeyelim. - 2013’te sanat hak ettiği değeri bulsun ve sanatçılar “Sanat Maratonu” gibi etkinlikleri zorunluluktan değil de gerçekten sanat için yapsınlar. - 2013’te kadına şiddet gösterilmesin, çocuk istismarı yapılmasın. - 2013’te eğitim sisteminin dandikliğinden dolayı, sınav yoğunluğu nedeniyle Damla Orhan gibi üniversiteye hazırlanan öğrenciler sınav sabahı kalp krizi geçirip ölmesinler. - 2013’te tersanelerde, maden ocaklarında… işçiler olumsuz iş koşulları nedeniyle hayatlarını kaybetmesinler. - 2013’te akılları ve sağlığı zorlayan yarışmalar yapılmasın. (Mesela, Ekmek Yeme Yarışması!) - 2013’te hak arayan, grev yapan insanların gözünün yaşına bakılmadan işlerine son verilmesin. - 2013’te halkımız oylarının kömür ve makarnadan daha değerli olduğunu anlasınlar. - 2013’te Atatürk anlansın ve değeri bilinsin, siyaset propagandalarında kullanılmasın.

KÖŞE YAZARI

Emre Kınay bir gün bir televizyon programında özel tiyatroların bilet paralarının neredeyse yarısının vergiye gittiğini söylemişti; bilet paralarının bu kadar yüksek olmasını buna bağlıyordu. Muğla’nın bir tiyatro salonuna ihtiyacı vardı ve daha yeni sayılabilecek bir zamanda “kültür merkezi” açıldı. Daha ilk senesiydi ve yerel yönetim “Biz bunu yaptık.” diyebilmek için açıldığı sene çok sayıda tiyatro oyununu Muğla’ya getirdi. Üstelik aynı oyunların Ankara’da, İstanbul’da öğrenci indirimli bileti 30 lirayken ben o sene birçok oyunu 10’ar liradan izleyebildim. O oyunlardan biri “Koca Bir Aşk Çığlığı”ydı. Oyun bitiminde kulisten oyuncular inerken (Bekir Aksoy, Hazım Körmükçü, Selçuk Yöntem, Tilbe Saran) izleyici kapısından bir başka oyuncu geldi: Cüneyt Türel. Biraz Show Tv’nin yayın politikasını düşünelim. Kanalın vazgeçemediği iki dizisi var: Cennet Mahallesi ve Doktorlar. Bekir Aksoy o dizide “Dr. Suat Birtan”dı, Cüneyt Türel de “Başhekim Haldun Göksun”. Başhekim, doktorunu sahnede izlemek için düşmüştü yollara, turnede onunla birlikteydi. Sanatçı gördü mü fotoğraf çektirmeden duramayan bir milletiz ve ben de o milletin bir bireyiyim sonuçta. Oyun sonunda biraz önce sahnede olanları görmeyi beklerken, onlardan önce beklediğim yönden başka bir taraftan Cüneyt Türel çıkageldi. Beklenmeyen misafirdi ve benim gibi orada bekleyen insanlar hemen onun yanına gitti. Fotoğraf çektirmek isteyen birine cevabı “Ben bu oyunda oynamıyorum ki…” olmuştu. Genç nesil büyük değerleri ancak dizilerden izliyor, tiyatroya gidebilecek ekonomik düzeyi olmayan bir millet olunca bundan başka bir seçenek pek de düşünülemiyor. Cüneyt Türel’i Gülbeyaz’da tanıdım, Doktorlar’da severek izledim. Ve onu 2012’de kaybettik. Cüneyt Türel’le az da olsa konuşabilmiş, onun nasıl mütevazı biri olduğunu bir cümlesinde görmüş, bir kare fotoğrafta yer alabilmiş biri olarak onu kaybettiğimiz için “Doktorlar” izleyen birinden daha çok üzüldüm. Defne Joy Foster öldüğünde Levent Üzümcü Twitter’da şunu yazmıştı: “Sanırım beyaz camdakiler gerçekten hiç ölmeyecekmiş gibi geliyor insana…” Haksız bir düşünce mi? Gelecek yaz Cüneyt Türel, Doktorlar’da hâlâ yaşamayacak mı? 2012, Türkiye’de sanat ve kültür adına öyle bir kayıplar yılı oldu ki… Erol Günaydın, Baykal Kent, Ekrem Bora, Cemil Özeren, Berkant, Erdoğan Tuncel, Ergin Orbey, Ayten Alpman, Erol Kardeseci, Evin Esen, Güngör Dilmen, Hamit Haskabal, Metin Açıkgöz, Metin Erksan, Müşfik Kenter, Neşet Ertaş, Orhan Boran, Rafi Emeksiz, Seyfi Teoman, Tuncer Sevi, Ünsal Emre, Nilgün Atılgan Tabakçı… Oyuncular, şarkıcılar, yazarlar… Türkiye, onları 2012’de kaybetti! Kendini dindar zanneden; ama dincilikten bir adım öteye geçemeyen bir gazetenin internet sitesinde Meral Okay’ın ölümü “O Kadın Öldü” diye verildi, aynı medya organında “O Kadın Camiye mi Gidecek Fırına mı?” diye hadsizce manşet atıldı. Aynı hafta Behzat Ç. dizisinin yayımlanan bölümü bu lanetli düşüncenin karşısında “O Kadın’a” diye Meral Okay’a ithaf edildi. Hazır şu sıralar değerli büyüklerimiz (yazının ortasındaki “büyük değerler” ile yakından

WoMEN 67


EĞER BU YAZIYI OKUYORSANIZ… Ceylan Eren ceylaneren@womendergisi.com Gözümüz aydın! Kozmos bizi yine sallamadı. Zaten milenyumda kopacaktı güya bu meret, nerde? Yok. ‘Melenyon’ diye bağırıp girmedik mi yeni yıla? Girdik. İki şeytanlı, pozeşınlı film gösterdiniz, hoop çektik sineye. Tuzaklarla dolu, bu çirkin oyunun içerisindeyiz hala. Yalan her şey! Behlül çığlıkları atmalıyız, farkındalıkla yırtınmalıyız ama nerde… İllüminati peşimizde, derin devletler içimizde, dünya boka sararken bir umut kopacaktık, ışık olacaktık. DNA’mız 12 sarmal olacaktı. Olmadı. Bir elektrik kesintisini bile çok gördüler bize. Buradan Sarıgül’e sesleniyorum: "Bize bunu borçluydun, Sarıgül!! Sana yazıklar olsun. Ne vardı alt tarafı bir açıp kapayacaktın şalteri, 5 dk bize ‘Hasiktr mayalı, eşşadüenlaa’ yaşatacaktın." Şimdi şalterin de senin olsun. Gözümüz yok başkanım, ne diyelim. Siz bizi şişirin şişirin, zombi apokalips’len, last day of the world’len. Bir yandan Walking Dead izliyorum, arkasına Revolution çakıyorum. Her türlü sörvayvıl sisteminden haberim var, baka baka ok kullanmayı öğrenmişim. Bırak arkadaşım. Ev-iş-bar kurgumda dengeler oynayacaktı, dinçlik gelecekti bünyeye. Ayrıca üstüne düşen binadan nasıl slalom hareketlerle kaçılabileceğini öğretecektim cümle aleme. Belki epik bir hareketimle random kamera çeken birinin kadrajında harikalar yaratacaktım. Kalktım sırt çantası yaptım lan ben, 3 kuruş stajer mayışımla dünyanın sonuna hazırlandım. Uzaylının gözüne gözüne sıkacak gaz spreyinden, kızılay kolu bilgilerimden süzülen tentürdiyotlu pamuğa kadar. Yaa. Öyle bakarsın. Öyle suratın düşer utanırsın, kaçırma gözlerini Sarıgül! 55 tane mum evde duruyor, odana yollıycam hepsini. "Last day of the world sex’in üzerine ‘İşte kıyamet başlıyor.' sex’ine geçiş yapabilirdik. Ama genci durduramazsın. Arkanı döndüğün an ‘Neyse dünya patlamadı.' sex’ine giriştik hepimiz. 9 ay sonra kıyamet günü korkusuyla filizlenmiş bir nesil olacak karşınızda. Ben de o çocukları tek tek belirleyip, buluyorum ulan. O günün nasıl da tırt geçtiğini anlatıyorum bir bir. Bilsinler. ‘İşte bu kadar heyecansız ve bu kadar sığ bir dünya bu çocuklar.’ ‘Ama Peter Pan...’ diyene basıcam tokadı. ‘Yok Peter Pan falan, boyutlar arasında geçiş meçiş de yok size. Uzaylı da kendi uzayında takılıyor zaten, mayalı da ölmüş gitmiş. Agarta’nın yer altı tünellerine de aha bunlar döktü betonu diycem. Bastı betonnan kesti insanlığın altın çağını, bok etti, kayıtsız herifler’ bir bir anlatıyorum hepsini. Bir nesli düşman yetiştireyim de görün. Yeter lan. He içimde bir umut ışığı, belki o mayanın ışık çağı olmuştur, içindeyizdir falan. Kulağımın arkasında ‘foton foton foto…’ diye sesler var zaten. Işık mışık iyice işliyordur inşallah. Ama o da eşşeğin çilesi arkadaş. Çocuğumun çocuğu telepatik olacak da, duyuları bilmem ne. Skerler öyle ışığı. Bana ne faydası var. ‘Ama senin çağından başladı, öyle deme tırıvırı…’ Ya bırakın bu işleri. Sevinme çıtamızı yükseltelim biraz. Ben bileğimden ağ atamıyorsam şu anda, evrime de lanet olsun.

WoMEN 68


Zaten ufuktaki ilk evrim, ayfona tıklayacam derken parmakların ufalması, bir de ekranlara bakmaktan gözlerimiz büyüyebilir, beynimiz de şeklen genişler, o. Ama bak gözlerimiz daha iyi görür değil, beyin daha iyi çalışır yok. Neden? Çünkü faydaya evrilmiyoruz işte. Mal gibi gündelik görevler verdiğimiz için uzuvlarımıza, direkt şekil olarak değişime uğruyoruz. Hep tekrarlar, ard arda. Ne siksok iş varsa, hepsi tık oldu zaten. Tık ne amk. Ama ben evrileceğim şeyi biliyorum arkadaş. O ışık bana geçerse, ordan önce o ışığı bütün içerimde, hücrelerimde falan dolaştırıyorum. İçtiğim sigaralar alkoller falan ciğerlerden temizlensin. Dizim çıkmıştı bir kere, 10 yaşında da beynimi patlatmıştım, onlara da birer heal. Işıkla kendimi 10 bin bakıma sokuyorum. Ak pak olduktan sonra, had bismillah deyip, pan’ın flüdü adına sağ ayakla başlıyorum gelişime. Rotamı çizdim. Bilinçli evrilme seviyesine evrilicem ben direk. Kafama estiği gibi. Bugün masa, yarın tornavida, öbür gün fil. Ertesi gün görünmez, öbür sefer kurt adam, seneye de vampir. 3 - 5 yıl sonra da bi 'Van Gölü Canavarı' çakarım. Van halkını son kez altına sıçırtıp kaparım bu defteri. Sonrası sakin sakin, lazım olmadı mı çok evrilmem. Işıkla yıkanırım ayda bir, sonsuza kadar yaşarım. Yani ben her türlü yolumu buluyorum, özetle. Süper olmanın avantajları. Ama bu kadar heveslenip, gaza gelip bir sığınak kafası bile yaşayamamak, çok fena koyuyor adama. Hayır, evde bekliyorum bi saldıran bile yok ya, valla hırsımdan gidip bakkal market basıcaktım. Ama herkesi geçtim, en çok sana kırıldım ilüminat kanka, Gaga bacıya gösterdiğin ilginin yarısını göstermedin bana. En azından bi hologramlarla tırstırma politikası, bir bluebeam* aksiyonu beklerdim senden. Sukunet içinde, huzur dolu geçti sıçtığımın günü. Yakışmadı ilüminat. Yakışmadı koçum. Sana bir şiir yazdım, serzenişimi anlatan; İLLÜ’ME… Hayallerim yıkıldı, Ümitlerim kırıldı. Moral bozdun, olmadı. Yalanmışsın be, illü. Gelecekti ışık çağı, Olacaktık bir tekil, En güzel geometrik şekil, Üçgenin kırılsın illü. İstedim holivud kafası, Hep kovalamalı, kaçışlı. En basitinden bir uzaylı, Yollayamadın mı illü? Büktün boynumuzu, Sahipsiz koydun bizi. Değer mi reptilyan’ın soyu, Allahtan bulasın illü.

*Project Bluebeam: Gizli teknolojiler, beyin yıkamalar, illüzyonlar bişeyler. http://www.eksisozluk.com/show. asp?t=project+bluebeam

WoMEN 69


BLOG

The Style Manifest

WoMEN 70


Yeşim Özbirinci yesimozbirinci@womendergisi.com

The Style Manifest yazarlarından biri olan Steve Bale blogu ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Bale ile kendisinden, moda merakından ve erkek modasından konuştuk. WoMEN Dergisi : Bize kendinden bahseder misin biraz? Steve Bale : Merhaba modaseverler! The Style Manifest blogundan Steve ben. Almanya'nın Dortmund şehrindenim. İşletme ekonomisi okuyorum. Elektronik müzik dinlemeyi çok seviyorum, daha iyisi olarak deep house'u söyleyebilirim ve bunun tam tersi olan heavy metal ve rock'n'roll dinlemeyi de çok seviyorum. WD : The Style Manifest blogunun yazarlarından birisin. Nedir bu blog? Kim yarattı? SB : Evet, biz üç bloggerız: Aphrodite, Micha ve ben. Blogta tutkularımızı ve moda ile ilgilendiğimiz şeyleri paylaşıyoruz. Sitilimiz Rock'N'Roll müziğini yansıtıyor. Dolaysıyla sloganımız FASHION, STYLE & ROCK'N'ROLLA... Ayrıca, sadece kendi kombinlerimiz yok blogta. Genç tasarımcıları, büyük moda yeteneklerini ve güzel şeyler yaratan markaları da okurlarımız için paylaşıyoruz. Aphrodit ve ben neredeyse bir buçuk yıldır blogumuz için en güzel tasarımı ve düzeni bulmak için beyin fırtanası yaptık. Herkeste olan şeyleri blogumuzda istemedik. Birçok insan, neredeyse herkes, beyaz bir tema oluşturmamızı söyledi. Biz bunun kesinlikle sıkıcı olacağını düşündük ve kendi şeyimizi yarattık. İnsanların kolay unutmayacağı, yeni ve taze bir şey olduğundan akıllarda kalacağı farklı bir şey istedik. Yapmak istediklerimizi oluşturduk ve sonunda blog 1 Nisan'da başladı. WD : The Style Manifest blogunun amacı nedir? SB : The Style Manifest'in amacı bizim gibi modaya büyük ilgi duyan insanlara ilham vermek, onlara ulaşmak, yeni bir şeyler göstermek ve kendileri denemesi için cesaret vermeye çalışmak. Çok fazla olumlu geri dönüş alıyoruz. Yani, blogun tasarımı ve içeriği ile ilgili olarak blogumuzla ilgili söylenen şeyleri dinlememekle doğru bir karar vermişiz. Blogun başlangıcından beri moda ile pek ilgilenmeyen birçok insandan mailler alıyoruz. Blogun ve The Style Manifes'in yapmaya çalıştığı şeyin gerçekten harika olduğunu dile getiriyorlar. Bizim için bunlar çok güzel. Fantastik!

WoMEN 71


WD : Blog tutmaya nasıl başladın? Neler yazıyorsun? SB : 1 Nisan'da başladım. Genelde fotoğraf çekmekle ve teknik işlerle ilgileniyordum. Kısa süre sonra, erkek modası ile ilgili blog yazmaya başladım. WD : Kariyer amacın nedir? SB : Blogger olarak, normalde olmadığı kadar çok fazla seçeneğin oluyor. Gösterilere katılıyor, tasarımcıları tanıyor ve bazılarıyla birlikte çalışıyorsun... İnsanlar yaptıklarınızı takdir ediyor, teselli ediyor ve sizden ilham alıyor. Blog yazmaya devam etmeniz için ihtiyacın olan motivasyonu veren şey budur. WD : Stilini nasıl tanımlıyorsun? Giyiminden birkaç örnek gösterebilir misin? SB : Stilimi nasıl tanımlıyorum? Bence, biraz zor bir soru. Stilim o gün nasıl hissettiğimi ve ruhsal durumumu yansıtır. Genelde biraz şık ve biraz cool arasındadır. Örnek göstermek için birkaç link verebilirim: http://www.thestylemanifest.com/2012/10/dark-skies.html http://www.thestylemanifest.com/2012/12/memories.html http://www.thestylemanifest.com/2012/10/colddaysbeginning.html WD : Peki, moda ikonun kimler? Neden bu isimler seni etkiliyor? SB : Kesinlikle Nick Wooster! Bence gerçekten iyi bir tarza sahip. Gül desenli renkli parçalar giyerken bile nasıl etkili olacağını biliyor ve aynı zamanda cool gözüküyor. Bu adamın tarzından etkilenen biriyim ve bir projede birlikte çalışmayı çok isterim. Delice olan ise Nick Wooster'ın The Style Manifest hayranı olması. WD : Sence erkekler moda konusunda ne noktadalar? Moda dediğimizde daha çok kadınlar akla geliyor, erkekler daha arka sıralarda kalıyorlar. SB : Bence, artık erkeklerin kadınlara göre geride kalmasına gerek yok, ki son beş yıldaki hareketler bunu kanıtlıyor. Ayrıca çok daha fazla erkek modası üzerine etiket ve moda endüstrisinin bunun üzerine etkisi var. Kişisel fikrim gelecekte erkekleri moda konusunda daha ön sıralarda göreceğiz. Dört gözle bunu bekliyorum. WD : Erkeklerin en çok yaptığı moda hatası nedir? Bunun için ne önerirsin? SB : Poloların yakalarını kaldırıp / dik yaka giymeyin! WD : Bizlere birkaç blog önerebilir misin? SB : Nick Wooster'ın blogunu önerebilirim. Bu adam harika! http://nickwooster.com WD : Türk okurları için neler söylemek istersin? SB : İlham veren şeyleri bulun (Belki bizden!) Kim olduğunuzu stilinizle ve giydiklerinizle gösterin. Daima özgün olun. Blog: http://thestylemanifest.com

WoMEN 72


Kim olduğunuzu stilinizle ve giydiklerinizle gösterin. Daima özgün olun.

WoMEN 73


BLOG

“Her konuda yazabilirim çünkü çok cahilim.” WoMEN Dergisi : Öncelikle bloğunuzda yazdıklarınıza hayran kaldığımı söylemek istiyorum. “Daha önce nasıl farketmemişim?” diye düşüne düşüne 2 gündür bloğunuzu okuyorum. Tebrik ederim sizi. Hakkınızdaki bilgileri okurken “Cinsiyet: Dişi, Erkek olduğum zannedilince alınıyorum. “ demişsiniz. Ne yalan söyleyeyim ben de Haşmet ismini görünce öyle düşündüm. Peki bloğunuzun adı nereden geliyor yani neden Pippi Haşmet? Pippi Haşmet : Teşekkür ederek başlayayım ben de o halde: Beğenmenize çok sevindim, teşekkür ederim. Pippi Haşmet benim ikinci blog karakterim. İlk blogumu 2006 gibi açmıştım. Bir süre sözlük yazarlığında vakit öldürdükten sonra sözlük yazarlığının çok da cazip olmadığına karar verip bloguma dönüş yaptım. 2007’de aktif olarak kullanmaya başladım ve 3 senenin sonunda ise fazla popüler olmasından duyduğum rahatsızlıkla blogumu kapattım. Pippi Uzunçorap, çok sevdiğim bir karakter. Küçük bir çocuk ama dünyaya farklı bakıp hayatı farklı yaşıyor. En başta da özgür, yaşıtlarının kıskanacağı kadar özgür. Bu da benim Pippi’yi kendime isim olarak seçme nedenim oldu. Bir karakterin isminin tamamının isim olarak alınmasını doğru bulmuyorum. Çünkü blog bütün bütün bir karakteri anlatmıyor, hatta karakterden çok bağımsız. Bu nedenle de eğer karakter seçilecekse isminin bir bölümü ya da onu hatırlatacak bir şey alınmalı diye düşünüyorum. Pippi’yi seçtikten sonra ikinci bir isim seçmem gerekiyordu ve aniden Haşmet çıktı. Sanırım Pippi

WoMEN 74

Uzunçorap’ın güçlü karakteri nedeniyle bu kelime çağrıştı ve ismim Pippi Haşmet oldu. Başlarda günlüğümde kadınsı öğeler yer almadığı için herkes erkek olduğumu zannediyordu, hatta kur yapan kızlar olmuştu. Mailler geliyordu, kadın olduğum anlaşılınca kızların ilgisi azaldı, mailler de kesildi. WD : Ben Pippi Haşmet’i gerçek anlamda bir günce olarak gördüm. Dili, anlatımlı çok açık, keyifli bir günce. Peki siz bloğunuzu hangi kategorinin içinde görüyorsunuz? PH : Pippi Haşmet de önceki blogum gibi samimi. Kurgu yok anlatımda. “Bunu anlatırsam hakkımda böyle düşünürler…” gibi endişelerim yok. Olduğum gibiyim; kırgınlıklarım, kızgınlıklarım, şapşallıklarım, çocukluk anılarım, gündem yorumlarım, araştırmalarım… Her şeyimle olduğum gibiyim, bu da hissediliyor olsa gerek ki samimiyetimle ilgili çok fazla dönüş alıyorum. Olduğum gibi sevilmek çok daha güzel bir duygu, çok memnun oluyorum. Kendimi tanıttığım yazıda, “Her konuda yazabilirim çünkü çok cahilim.” diyorum. Gündem yorumlarım, modern edebiyatla dalga geçişlerim, kitap alıntıları, günlük, google aramaları (ki bunu bu şekilde kullanan ilk blogger’ım ve bununla övünüyorum, benden sonra herkes aramaya inanmaya başladı.), sevdiğim herhangi bir şeyin tanıtımı-ücretsiz reklamı, ekran görüntüleri… Her şey her şey var. Çünkü komple ben varım ve ben neşeli, alaycı olduğum kadar sorunları olan, dertli, her şeyi dert eden biriyim ve gündem takipçisiyim ve okurum ve ve ve… Bu nedenle de blogda her konudan yazı bulunuyor, bulunabiliyor.


WD : Biraz anlatır mısınız bize Pippi Haşmet’i? PH : Pippi Haşmet, 30’una merdiven dayamış bir ablamız. Öğretmen esasında ama atanamadı. 3 yıl evde oturup atanmayı bekledi. Üniversite yıllarında sabahlara kadar kullandığı interneti, tüm günü boşalınca neredeyse 24 saat kullanmaya başladı. Okudu, öğrendi. Küçük bir şehirde yaşıyordu ve bunu internet sayesinde aştı. Bir dönem memurluk, bir dönem ücretli öğretmenlik yaptı. Sonunda da bundan 10 ay önce İstanbul’da iş bulup İstanbul’a taşındı. Şimdi çok yoğun da olsa bir işte çalışıyor, iyi kötü geçiniyor. Sonrası ne olur bilinmez. Gariptir Pippi Haşmet, anidir her şeyi. WD : Nasıl başladınız blog yazmaya, sizi yönlendiren biri yada bir olay oldu mu? PH: Sözlük yazarlığı yapıyordum, yönetici olmuştum hatta ve sözlüğü bırakamıyordum. İnternette bir şey ararken bloglardan birine yönlendirildim. Gördüğüm her şeyi deneme çabasında olduğum için bunu da deneyeyim diyerek açtım blogu. Çok fazla ilgilenemedim elbette, sözlük vardı. Birkaç yazı eklemiştim ve “Kim okur ki bunu, kim nereden görecek” diyordum. İlk yorumlar geldiğinde şok olmuştum, “Okunuyormuş burası” dedim ve sözlüğü bırakıp kendimi bloga verdim. WD : Takipçilerinizle aranızdaki bağ nasıl? Yazdıkları yorumlara mutlaka cevap verir misiniz ya da siz de onları takip eder, bloglarına yorum bırakır mısınız? PH : Benim kemik bir okuyucu kitlem var. Zaten aşağı yukarı hepsi arkadaşım. Blogunda ya da blogumda yorumlaşmışsam arkadaşımdır o benim  Sağ olsunlar, beni yalnız bırakmazlar. Duygulandığım yorum çoktur. Ben mutlu olduğumda benden daha çok mutlu olan bir çevrem var Blogger’da. Üzüldüğümde teselli edebilen, kendimi iyi hissetmem için bin türlü çare üreten… Bu nedenle hepsi hepsi ama hepsi çok değerli benim için ve güçlü bir bağımız var. İstanbul’a gelmeden önce her yoruma cevap verebiliyordum ama bu dönem çok yoğun olduğum için maalesef tek tek cevap yazamıyorum. Bir gün oturup cevaplayacak olsam bile çok geç olacağı için vazgeçiyorum. Yine de yazmak gerek. Oturup tek tek cevaplamalı, çünkü yorum yazarak bunu hak ediyor herkes. Bloglara eskiden beri çok fazla yorum bırakan biri değilim. Çok fazla blog takip ettim, ediyorum ve bu nedenle hangisine yorum yazacağımı şaşırıyorum. Eğer yazma gereğim varsa elbette kendimi geri çekmiyorum ama özellikle bir yorum yazma çabam olmuyor. Yazmak gerek ama her zaman o enerjiyi bulamıyorum kendimde, mutluluk isteyen bir şey çünkü bu.

WoMEN 75


WD : Sizce Türkiye’de blog yazmak nasıl bir şey ve siz kendinizi blog dünyasının neresinde görüyorsunuz? PH : Türkiye’de blog yazarlığı iki dönemden oluşuyor bana kalırsa: Blog yazarlarının kitap çıkarmadığı dönem ve çıkardığı dönem. Ben eskiyi tercih ediyorum elbette. Herkesin kurgusuz, samimi bir dille yazdığı, içini döktüğü, öğrettiği, denediği yazılar okumak çok daha iyiydi ve herkes birbirini tanır, bilirdi. Kitap sonrası dönem ise “Aa blog yazarları kitap çıkarıyormuş belki bize de şans güler.” diye düşünerek kurgu/gerçek farklı farklı blogların aniden türemesi ile başladı ve bu durum beni pek de mutlu etmiyor. Birçok blog arkadaşım bu nedenle blogunu kapatmak zorunda kaldı. Çünkü özellikle o dönemin başlarında çok alakasız ve can acıtan yorumlar geliyordu. İnsanlar blog yazarlarının arasındaki bağı bilmedikleri gibi, yorum üslubunu da bilmiyorlardı. Şimdilerde daha iyi. Biraz sessizleştim blogda belki de artık önemsemiyorlardır beni, ne güzel. Kendimiz için yarattığımız mükemmel dünya artık yok. Sonsuza kadar kalmayacaktı zaten ama yine de çok özlüyorum o günleri. Buradan kitap çıkarmanın kötü olduğu yönünde bir algı oluşmasın. Eskiden bütün bunların sebebinin bu olduğunu düşünüyordum ama asıl sebep zaman. İnternette ya da genel olarak teknolojide zaman hızlı akıyor ve her şey bir anda değişiyor. Facebook ve Twitter’ın hızlı yükselişiyle bloglarda böyle bir durgunluğun olması çok normal. Türkiye’de nadir de olsa kaliteli ve amacına uygun bloga rastlamak mümkün. Kişinin amacı belli, yazdıkları o yönde ve iyi yazıyor. Ama maalesef çok az sayıdalar. Genelde Türkçe bilgisinden yoksun, çirkin ilişkileri anlattığında popüler olacağını zanneden bir ergen grubu görüyorum. Çok rahatsız edici. Anlatmadan önce okumayı öğrenmeleri gerek ama okuyacakları blogu iyi seçmeleri gerekiyor ya da okudukları blogun nesini örnek almaları gerektiğini. Kendimi şu an yok olarak görüyorum çünkü aktif değilim eskisi kadar. Blog yazarlığı aktiflik isteyen bir uğraş, düzenli yazı yazmak gerekiyor. Ben maalesef eskisi kadar aktif olamıyorum ama zaman yaratacağım yine. Amacım kendi halimde takılıp 400-500 kişiden fazlasına ulaşmadan, sakin sakin yazmak ve bunu yapabiliyorum şu anda. Popüler olmak zor iş değil, şimdi bile zor değil ama tercih meselesi bu da. Ben sakinliği tercih ediyorum. Şunu da eklemem gerek, blog dünyası işi ciddi anlamda paraya döktü ve bu çok rahatsız edici geliyor bana. Hem okur olarak hem de blog yazarı olarak. Çünkü insanlar blog yazarlarına güveniyorlar, yazdıkları ciddiye alınıyor ama iki hediye için bir marka iyi olmasa bile reklamını yapabilen insanlar var, yanlış. Moda blog yazarları etkinliklere katılmaktan modaya dair iki kelam edemeyebiliyor, teknoloji blogları yabancı bloglarda yazanları aynen çevirip kendi yazısı gibi gösterebiliyor. Aksini yapanlar da var ama hani öylesi de var böylesi de var diyorum. Eskiden var olanların hepsi iyiyken şimdi ciddi anlamda seçici olmak gerek. Her blogda yazan her şey maalesef doğru ve özgün olmuyor. Zaten çoğu zaman bloga girer girmez blog kendini ele veriyor, bunu belki tecrübemden dolayı anlayabiliyorum, dilerim herkes anlayabiliyordur. WD : Sosyal medyayı kullandığınızı biliyorum. FF, Facebook ve Twitter kullanıyorsunuz. Kullandığınız sosyal medya platformlarının bloğunuza katkısı var mı sizce? PH : Elbette, Twitter benim blog yazarı arkadaşlarımla konuşma, onları görme, dinleme platformum. FriendFeed, farklı insanları görmek için ideal ve anında yorum yapılabilmesi nedeniyle blog yazıları daha

WoMEN 76


iyi değerlendirilebiliyor. Doğru kitleyi oluşturmak esas tabii. Facebook’la blogumun hemen hemen hiç ilgisi yok. Facebook’u artık kullanmıyorum bile diyebilirim. Çok sevmiyorum, gelen tüm istekleri kabul edip çıkıyorum artık sadece. Tanımadığım bir sürü insanı kabul ederek başta bir hata yaptım ama blog yazarlığından dolayı böyle de yapmam gerekiyordu zaten. Artık telafisi yok. Şimdi sadece bakıp çıkıyorum. Şunu eklemeliyim, herhangi bir platformda birini ciddiye almam için istem dışı olarak blogu olup olmadığına bakıyorum. Yazdıkları, paylaştıkları çok çok iyi değil ve blogu yoksa koşarak uzaklaşıyorum tabii blog yazıları saçmaysa da. (Saçma uygun kelime değil ama ne desem eksik kalacaktı.) WD : Blogların da bir sosyal medya aracı olduğu söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? PH : Öyle elbette ama son dönemlerini yaşıyor artık. Blog yazarlığı birilerini piyasaya çıkardı ve işlevini yitirdi. Artık eski popülerliğinin kalmadığı aşikar. Sözlük siteleri, bloglar… Bana kalırsa bunların hepsi sosyal medya aracı. Ama Twitter ve Facebook’a göre yavaş kaldıkları için sanırım bu yarışta geride kala kala sonunda yok olup gidecekler. Sosyal medya hız gerektirir, blog yazarlığı o kadar hızlı ilerlemiyor ve çok çabuk güncellenen yazılar içermiyor. Birçok açıdan üstün olmasına rağmen hız konusunda geride kalışıyla bu konuda anlamını yitiriyor. Twitter ve Facebook benzeri siteler popüler olmadan önce sosyal medya işlevini sözlükler ve bloglar üstlenmişti. Bu nedenle sosyal medya aracı saymaya devam ediyorum ben. WD : Türkiye dışından da takip ettiğiniz blog yazarları var mı? PH : Çok fazla. Hatta uzun zaman önce bir arkadaşım bilmediğim bir alfabede, dilde yaptığım paylaşımdan sonra “Dünyada takip etmediğin blog var mı acaba?” diye isyan etmişti. İnternet kullanıyoruz ve dünya artık çok küçük. İnsanları dilleri farklı olsa bile takip edebiliyorum. Kimi zaman sadece görsellerine bakıyorum, kimi zaman Translate kullanarak anlamaya çalışıyorum. Çoğu da zaten İngilizce olduğundan büyük sorun yaşamıyorum. WD : 2007 yılından beri blog yazıyorsunuz. 5 yıllık bir tecrübeniz var ve bu da yeni blog yazarlarına söyleyecek de çok şeyiniz olduğunu düşündürdü bana. Ne gibi tavsiyeleriniz olur? PH : Amaç belirleyip buna göre yazmaları gerek. Amaç sağlam arkadaşlıklar edinip iç rahatlığı sağlamaksa samimiyet çok önemli. “Bunu anlatırsam hakkımda ne düşünürler?” endişesiyle iyi şeyler çıkmaz. Özellikle ilgi alanları olan bir konu ya da uzmanlaşmak istedikleri bir konu varsa tamamen buna yönelik bir blog ya da kategori seçmeliler. Yazım kurallarını herkes bilmek zorunda değil ama özenilmeli neticede, ki okurlar yorulmasın. Oradan buradan çıkan reklamlar, gereksiz widgetlar, çok koyu bir tema, aniden çalan müzik… Uzak durulması gereken şeyler. Popüler olmak isteyene de anlatacak çok şeyim var ancak yöntemlerini anlatmaya gerek duymuyorum. Özet olarak bir marka yaratmaları gerekiyor. Başlı başına bir marka yarattıkları zaman bunu başarmış olacaklar. Kitap yazmak gibi bir amaçları varsa özgün olmaları çok önemli. Twitter’a baktığınızda herkesin aynı olduğunu görebiliyorsunuz, farklılık olmalı ki dikkat çekilebilsin. Bunun üzerine çalışmalılar ve dillerinde akıcılığa dikkat etmeliler. WD : WoMEN Dergisi adına çok teşekkür ederim bizi kabul ettiğiniz için. Sizi daha güzel yerlerde göreceğimizi düşünüyor başarılar diliyorum. PH : En iyi olduğum yer tam da burası zaten. Pippi Haşmet böyle çok iyi ve memnun kendinden. Çok teşekkür ederim. Uzun zamandır röportaj vermediğim için içimde ne varsa döktüm hayli uzun oldu. Bundan dolayı özür diliyorum. BLOG : pippihasmet.blogspot.com/

WoMEN 77


“Seni Seviyorum” Demeden Sevginizi İfade Etmenin 10 Yolu

B

azı kişiler “o” iki kelimeyi bir türlü söyleme cesareti gösteremezler. Hepimizin çaba göstermesi gereken bir durum olmasına rağmen, hala söyleyemeyenler için iki kelimeyi dile getiremeseniz bile karşınızdakine sevdiğini göstermenin 10 yolu. Aşkınızı belirtilen şekillerde gösterirseniz, büyülü iki kelimeyi söylemek o kadar da zor gelmeyecektir. Herkesin “Seni Seviyorum”’ demesini sevdiğinden beklediğini aklınızdan çıkarmayın.

WoMEN 78


1. Partnerinizin en kötü şakalarına bile kahkahalarla gülmek, “Seni seviyorum” diye bağırmaktan

farksızdır. Özellikle daha önce yüzlerce kez aynı şakayı duymanıza rağmen. Sevdiğinizi güldürmek ve söylediklerine gülmek, hislerinizi göstermenizin en güzel yollarından biridir.

2. Sevdiğinizin uzun süredir arayıp bulamadığı bir nesneyi ya da çok sevdiği ama kaybettiği bir şeyi onun için arayıp bulun. Ayrıca beraber bir fotoğrafınızı güzel bir çerçeve ile birlikte hediye etmek güzel bir jesttir.

3. Sadece erkeklere ya da kadınlara özel bir aktiviteye davet etmeniz onu şaşırtacaktır. Bir maça bilet almak, sevdiği bir sanatçının konseri, spa, alışveriş, autoshow, playstation oynamak gibi. Böylelikle ortam ne olursa olsun onunla birlikte olmak istediğinizi belirtmiş olursunuz.

4. Eğer var ise, çocukluğunda yaşadığı kayıp ya da tramvatik bir durumun üstesinden gelmek için

yardımcı olun. Yapabileceğiniz en iyi şey, hikayesini dinledikten sonra kocaman bir sarılma ile karşılık vermektir.

5. Partneriniz için önemli olan iş yemeği davetlerinde yanında yer almak çok önemlidir. Sevdiğinizi için destekleyici bir rol üstlenmeli ve iş hayatındaki başarılarını takdir ettiğinizi belirtmek karşı tarafın kendisini sevildiğini hissetmesine neden olur.

6. Televizyon izlerken birbirinize sarılın. Aynı odada farklı yerlerde belki vücudunuz için rahat olabilir ancak kalbiniz için pek işe yaramayacaktır.

7. Sarılarak uyumak uzun süreli bir ilişki kurmanıza yardımcı olabilir. Eğer iki tarafta da uyku için özel

bir alana sahip duyuyorsa bu kabul edilebilir. Uykuya dalmadan 15 dakika önce birbirinize dokunun. Böyle bir aktiviteyi alışkanlık haline getirenlerin cinsel yaşamlarının daha sağlıklı olduğu gözlemlenmiştir.

8. Sıradaşı aktivitelerde çift olarak bulunmanız birçok anıya sahip olmanızı sağlayacaktır. 9. Sevgilinizin yapmaktan nefret ettiği bir şeyi onun için yapmanın anlamı büyüktür. Hepimizin

hayatında yapmaktan hoşlanmadığımız şeyler vardır. Mesela sevgilinizin küvetten örümceği çıkarması ya da çocuklar sabah süt içebilsinler diye gece vakti bir koşu alışverişe gitmesi gibi. İşte bu gerçekten 'Seni Seviyorum' dedirtir.

10. Günlük işlerde “lütfen”, “teşekkür ederim” gibi kelimeler kullanmak, ceketini giyerken partnerine yardım etmek, cebine küçük bir aşk notu bırakmak gibi eylemler ilişkinizde büyük etki yaratabilir.

WoMEN 79


‘Olmaz de, dur de, kadına şiddeti engelle.’ Ozan Kayra ozankayra@womendergisi.com

G

eçen sayıdaki yazımda ataerkilmonoteist toplumun kadına bakışıyla ilgili bir efsaneden bahsetmiştim. Bu sayıda ise ataerkil-feodal ve tabi ki monoteist toplumun kadına yaklaşımıyla ilgili bazı rakamlardan bahsedeceğim. Bunu bir hatırlatma olarak görebilirsiniz. İstisnasız her gün haberlerde karşılaştığımız dehşetengiz haberlerin rakamlara dönüştürülmüş halleridir bunlar. Elbette bu rakamlar ulaşılabilen oranları gösteriyor. Yüzde 1400'lük Artış 2002'den 2009'a kadın cinayetlerindeki artışın rakamı bu. Yedi yılda % 1400'lük bir artış… Ve bu kadınların %100'ü tanıdıkları erkekler tarafından şiddete maruz kalıyorlar. Kadınların Aile İçinde Katledilme Oranı %54 %28,5'lik ayrılma/boşanma ve %22'lik kıskançlık oranları erkeklerin ne kadar sahiplenici olabileceğini gösteriyor bize. Bu oranların toplamı ise toplumumuzda yerden göğe sığdırılamayan ailenin kadınlar için ne kadar tehlikeli olabileceğinin en açık kanıtı. Kadın ve aileden sorumlu devlet bakanının ballandıra ballandıra reklamını yaptığı koruma programları ise şu oranları yansıtıyor: Koruma talep eden kadınların %75'iyle ilgili gerekli tedbirler alınıyor, ancak bu tedbirler kağıt üstünde kaldığı için sonuç bu kadınları mezara göndermek oluyor. Sığınma evlerindeki kadınlara ne mi oluyor? %37,5'ü öldürülüyor. İntiharların %50'si Cinayet Bir yanda da yaşadıkları zorluklara dayanamayıp ölmeyi seçen kadınlar var. Bu kadınların tam olarak yarısı intihar süsü verilmiş cinayetlerle aramızdan ayrılıyor.

WoMEN 80


Devlette En Çok İndirim Yargıda Oluyor Peki bu cinayetleri işleyenlere ne oluyor? Hukuk sistemimiz teslim olan katilleri iyi hal indirimine dahil edip cezalarını düşürüyor. Bunun olma oranı %19. Kadının, erkeğin sınırları dışına çıkması ise bir kışkırtma olarak görülüyor. Sonuç, yine indirim. Maddi durum bakımından kadın cinayetlerinin dağılımında gelir düzeyi yüksek ve üst-orta sınıftan olan kadınların öldürülme oranı %12. Yani %88’lik oranla alt gelir gruplarında kadın cinayetleri daha yaygın. Fakirlik şiddetle doğru orantılı olarak artıyor. Mecliste de Şiddet Konusu Var Geçen ay kadına şiddet meclise taşındı. AKP Iğdır milletvekili Fatma Salman Kotan’ın eşinden şiddet gördüğü dedikoduları sardı önce ortalığı. Milletvekili “Evet eşimle aramda özel bir durum var. Ancak dayak falan söz konusu değil. Kim nereden nasıl böyle bir iddiayı gündeme getirmiş bilemiyorum. Bu iddiayı yayınlayan sitenin sahibi de beni arayarak özür diledi ve bir açıklama yapmam durumunda haberi düzelteceklerini söyledi. Ben kendisine ‘Haberi nasıl yazdıysanız öyle düzeltin’ yanıtını verdim. Sonuç itibariyle gayet sağlıklıyım ve hiçbir sağlık problemim yok.” diyerek durumu yalanlamaya çalıştı. Ancak sonradan ilgili bakanlığın da müdahalesiyle olay hızla çözüldü. Bakanın şiddet uygulayan kocası da olayla ilgili yorum yapmamayı tercih etti. Şiddetin Çözümü Nerede? Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde öncelikli yapılması gerekenler devlete düşmektedir. Kadını bir birey olarak kabul eden ve koruyan bir yaklaşım edinmesi ve bu yönde politikalar gütmesi gerekmektedir. Eğitim politikalarında insanları bilinçlendirmeli ve oluşturulan söylemlerin cinsiyete dayalı ayrımcılığı önleyecek şekilde oluşturmalıdır. Kadının ekonomiye sağlıklı bir şekilde entegre edilmesi hem toplumsal kalkınma hem de ekonomik kalkınma açısından zaruridir. Toplumumuzdaki kadın algısının düşünüldüğü kadar kötü olmadığına inanıyorum, inanmak istiyorum. Kötü örnekler olduğu kadar iyi örnekler de var. Kadınların, fırsat verildiğinde nasıl başarılı olduklarını defalarca kez gördüm. İş ki direnebilsinler, ufacık bir olanak yaratılsın onlara. Bizi yetiştiren kadınların, aile yapısındaki kadın rolünün ne kadar hayati olduğunu söylememe gerek olduğunu sanmıyorum. Herkesin bu gerçeğin farkına varması dileğiyle bu yazımı sonlandırıyorum. *İstatistikler www.kadincinayetlerinidurduracagiz.net sitesinin Basın Kitapçığı’ndan alınmıştır.

WoMEN 81


FOTO GALERİ

“Kar, bir yağış çeşididir.”

Ç

ok sayıda kar kristali çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araştırmalarda, kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan ABD’li Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında adeta büyülenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali fotoğrafı çekmiştir. Elde ettiği 6 bin resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diğer bilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bile bulunamamıştır. Kar kristallerinin şekillerinin çok fazla çeşitlilik göstermesi, popüler olan “birbirine benzer iki tane yok” ifadesine yol açmıştır. İstatistik olarak mümkün olmasına rağmen, yere inerken kristalin maruz kaldığı sıcaklık ve nem çok fazla değişkenlik gösterdiği için aynı şekilde iki kristal oldukça ender oluşur. 1885 yılından itibaren mikroskopla fotoğraflama yöntemi ile ikiz kar kristali arama girişimleri sonucunda bugün binlerce kar kristalinin farklı varyasyonlarını bilmekteyiz. Aynı koşullarda oluşan kar kristallerinin birbirlerine benzer olmaları, oluşum ortamları birbirine ne kadar çok benzerse, o kadar olasıdır. Birbirinin aynısı iki kar kristali 1988 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Wisconsin eyaletinde tespit edilmiştir. Çapları 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram olan kar tanecikleri havanın gösterdiği direnç sebebiyle süzülerek (limit hızla) yere inerler. Bu inme sırasında tanecikler birbirlerini ittiklerinden yapışmazlar. Özelliklerini

WoMEN 82

koruyarak yere inerler. Bunlar güneş ışığını tamamen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler. Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı -4 °C ilâ -20 °C arasındayken olur. Bu yağış, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda ağır, nemli, ebatları bir santimetreye ulaşan parçalar halinde gerçekleşir. “Lapa lapa kar yağması” tabiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eşit olursa yüzeye ulaşan kar hemen erimez. Toprak sıcaklığı atmosfer sıcaklığının üzerinde ise, yere düşen kar kısa sürede erir. Dünya üzerinde bir bölgede, kar yağışı olma ihtimali, o bölgenin ekvatordan uzaklık ve deniz seviyesinden yüksekliği ile doğru orantılıdır. Buna rağmen ılıman bölgelerin kara iklimi görülen kısımlarında, ekvatordan uzaklık ve denizden yükseklik şartları yeterli durumda olmasa bile, kar yağışı görülür. Yapılan araştırmalarda bütün yağışların altı veya sekizde birinin kar olarak gerçekleştiği anlaşılmıştır. Karın, tarım toprağını koruması ve nemli tutmasında önemi büyüktür. Kar, yeryüzü ve yeraltı su rezervlerinin ana kaynağıdır. Kar, -8 °C’de, bitkilerin üzerinde ince bir hava tabakası bırakarak, bu bölgeyi 0 °C olacak şekilde örter. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, ilkbaharda sıcaklığın artmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Ayrıca kışın yağan ve dörtte üçü üst kısımlarda kalan kar, yaz kuraklığına karşı da toprağı ve bitkileri korumuş olur. Karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar.

KAYNAK : Wikipedia

KAR


R

Wilson Bentley WoMEN 83


FOTO GALERİ

WoMEN 84


WoMEN 85


FOTO GALERİ

WoMEN 86


http://womendergisi.com/galeri/

WoMEN 87


TEKNOLOJİ

. "NEDiR BU

SMART(AKILLI) TV?"

S

MART televizyo fakat b artık televizyo gibi uygulam twitter, youtu televizyonunu video izleyeb sunuluyor; dah Dahili wi-fi m diyebilirim, çün değişiyor.

Bir diğer SMAR Bu menünün ve videolar yü uygulamaların mevcut. Elbett Örneğin, artık karşısında fitn oynatmak ve imkanlarınız cevaplayayım klavye ve mou şekilde hallede

"Bizim zamanımızda tek kanal vardı, akşamları tüm mahalle toplanır siyah-beyaz diziler izlerdik..." diyen büyüklerimizin sesi geldi kulağıma yazıma başlarken. Siyah-beyaz, tüplü, renkli derken şimdi geldik plazma ve LED televizyonlara. Gittikçe incelen televizyonlarımıza özellik üstüne özellik eklendi. Şimdi SMART modası aldı başını gidiyor. Gelin birlikte bakalım neymiş bu teknoloji ve bizi neler bekliyor? Gözlemlerime dayanarak aktarayım.

WoMEN 88

Gelelim 3D d TV'lerin çoğu 3 boyutlu yayın düşünerek 3D Markalar önüm İkisi arasında daha canlı gör ağrısına nede durum yok, an düşünürsek, g TV'leri tercih e

Dahili uydu a özellik. Etiketl sayesinde, fa Anten kablosu özellik sayesi


denildiğinde ilk akla gelen sanıyorum ki onunuzdaki internet özelliği. Tabiki doğru bundan çok daha fazlası aslında çünkü onlarınızın içinde, aynı akıllı telefonlardaki malar yüklenebiliyor. Örneğin, facebook, ube gibi uygulamalar sayesinde kolaylıkla uzdan sosyal medya hesaplarınıza ulaşıp, biliyorsunuz. Bu özellik iki farklı şekilde hili veya harici wi-fi(kablosuz ağ) alıcılı olarak. modellerini seçmek elbette ki daha avantajlı nkü bu alıcıların fiyatları 150-200 TL arasında

RT özelliği ise, televizyonunuzdaki akıllı menü. içinde TV sahipleri için çeşitli uygulamalar üklü. Pek çok aktiviteye imkan sağlayan bu n içinde sportif, görsel ve eğitsel olanlar te ki markalara göre çeşitlilik gösterebiliyorlar. k yayın kaynağınızdan bağımsız olarak TV ness yapmak, çocuklarınıza eğitici oyunlar e vizyona yeni girmiş filmleri izlemek gibi var. Akıllarda beliren bir soruyu hemen m; SMART özellikli televizyonlarınıza kablosuz use bağlayabiliyor, tüm işlemlerinizi pratik bir ebiliyorsunuz.

dediğimiz 3 boyutlu görsel şölene. SMART 3D özellikli olarak üretiliyor. Günümüzde pek 3 veya film olmasa da, ileride yaygınlaşacağını D özellikli TV'leri tercih etmenizi öneririm. müze iki seçenek sunuyor; aktif ve pasif 3D. aki fark aslında çok önemli. Aktif gözlükler rüntü imkanı sunarken, 2-3 saatten sonra baş en olabiliyor. Pasif gözlüklerde ise böyle bir ncak bir filmin ortalama bu sürelerde olduğunu görüntü kalitesi açısından aktif 3D özellikli etmenizi tavsiye ederim.

Doruk Akkaya dorukakkaya@womendergisi.com istediğimiz yayınları kaydedip tekrar tekrar izleyebiliriz. Çok sık karşılaşmasak da teknoloji bu, sağı solu belli olmaz. Dahili uydu alıcınız bozuldu diyelim, böyle bir durumda televizyonunuzu öylece yetkili servisin ellerine emanet etmek durumunda kalıyorsunuz. Bu konuda şansınıza güveniyorsanız DVB-S özelliğini tercih edebilir, harici bir uydu alıcısından ve kablo kirliliğinden kurtulabilirsiniz. Son olarak, hareket ve sesle kontrol özelliğinden biraz bahsedelim. Şuan yalnızca Samsung 7000 ve 8000 serisi SMART TV'lerde bulunan bu fonksiyon sayesinde kumanda kullanımına son verebiliyorsunuz. Televizyonunuzu "Hi-TV" komutuyla uyararak, ardından "açıl", "kanal", "skype" vb. komutlarla pratik bir şekilde kontrol ediyorsunuz. Menüde gezinme, oyun oynama, skype görüşmeleri vb. için ise, televizyonun üstünde bulunan dahili kameranın karşısına geçmeniz yeterli. Elinizi hafifçe hareket ettirdiğinizde TV bunu algılayarak, mouse imlecini el hareketlerinize bağlıyor. Mouse tıklaması rolünü ise elimizin kapanıp açılma hareketi üstleniyor. Benim en çok keyif aldığım kısmının Angry Birds oynamak olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Skype görüşmeleri için kamera karşısına geçtiğinizde "HiTV Skype" komutunu verdiğinizde yüzünüz algılanıyor ve ardından daha önceden bilgilerinizin mevcut olduğu hesabınız otomatik olarak açılıyor. SMART TV fiyatları 1300 TL civarından başlıyor, 30.000 TL'ye kadar da bulmak mümkün. Artık nasıl araştırmanız gerektiğini biliyorsunuz. İyi alışverişler ve tabiki iyi yıllar dilerim.

alıcı özelliği ise şuan çok ilgi gören bir diğer lerde DVB-S şeklinde ifade edilen bu özellik azladan bir uydu alıcısına gerek kalmıyor. unu televizyona takmanız yeterli oluyor. Bu inde PVR fonksiyonunu devreye sokabilir,

WoMEN 89


Ç

TEKNOLOJİ

ılgınlar gibi kullandığımız internetin tarihini kurcalamaya ne dersiniz millet? İnternetin çok karmaşık bir yapısı olduğu için şöyle bir yüzeysel anlatacağım.

İnternet, bilgi paylaşımı için birbirleriyle bağlantılı bilgisayarlardan oluşan, tüm dünyaya yayılmış bir ağdır. İnternet kelimesi, İngilizcedeki “international network” (uluslararası ağ) sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. Bu uluslararası ağın temelinde, birbirleriyle yüksek hızda bağlı, durmadan çalışan bilgisayarlar vardır. Sizin de internete bağlanabilmeniz için bir ISS (İnternet Servis Sağlayıcısı) ile bu bilgisayarlardan birine bağlanmanız gerekir. İnternette çevrimiçi olduğunuz anda diğer tüm bilgisayarlarla sizin bilgisayarınız konuşmaya başlar. İnterneti ilk olarak 1960’larda MIT (Massachusetts Institute Technology- Massachusentts Teknoloji Enstitüsü) tarafından geliştirildi. 1969’da ARPA (Advanced Research Projects Agency) kuruldu ve internet kavramı olarak kullanılmaya başlandı. İlk başlarda ARPAnet’e 4 ayrı üniversitenin ana bilgisayarı bağlanıyordu fakat sonrasında birçok üniversite ve enstitü aşamalı olarak bağlanmaya başladı.

WoMEN 90

Gözde Yılmaz

“Cerf için küçük, dünya için büyük bir adım.”

gozde@womendergisi.com

Sonsuzluğa İlk Adım İnternet, ilk zamanlarda bilgisayar uzmanları, bilim adamları ve kütüphaneciler tarafından kullanılıyordu. Çünkü sıradan insanların kullanabileceği kadar kolay değildi. 1972 yılında Ray Tomlinson, elektronik postayı ARPAnet’e getirdi. Kullanıcı adı ve adresi birleştirmek için “@” sembolünü seçti. Türkiye’deki ilk düzgün internet bağlantısı, ODTÜ’deki Bilgi İşlem Daire Başkanlığı sistem salonundaki yönlendiriciler kullanılarak gerçekleştirildi. Daha önce başka bir ağ daha vardı fakat bunun hat kapasitesi çok yetersizdi. Şunu anlıyoruz ki Türkiye’deki internet bağlantıları ilk olarak üniversitelerde gerçekleştirildi. İnternet,1997 yılında popüler olmaya başladı. Bankalar, müşterilerine internet üzerinden kişisel bankacılık servisi vermeye, birçok dergi ve gazete internet üzerinden yayınlanmaya başladı. Bazı popüler alışveriş merkezleri, müşterilerine internet üzerinden alışveriş yapabilme imkanı sundular. Hız henüz yavaş olmasına rağmen internet üzerinden televizyon ve radyo yayını da popülerdi. İnternetin sınırları çok geniştir ve bu büyüklükte bir ortamda, insanın kendisini kaybetmesi çok kolaydır.


P

eki, internet adreslerinde yer alan kısaltmalar ne anlama geliyor?

.com: Commercial (Ticari kuruluşlar kullanır.) .gov: Govern (Hükümet kuruluşları kullanır.) .edu: Education (Eğitim kurumları kullanır.) .org: Organization (Kar amacı gütmeyen kuruluşlar kullanır.) .gen: General (“İlk gelen alır” ilkesiyle kullanılır.) .mil: Military (Askeri kuruluşlar kullanır.) .net: Network (İnternet Servis Sağlayıcıları gibi servis sunucuları kullanır.) .ac: Academy (Akademik kuruluşlar kullanır. Bazı ülkelerde “.edu” yerine kullanılıyor.) .int: International (Uluslararası kurum ve kuruluşlar kullanır.) .k12: Kindergarten Through 12th Grade (Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar kullanır.) .eu: European Union (Avrupa kıtasını hedefleyen siteler kullanır.) .asia: Asian Services In Action (Asya kıtasını hedefleyen siteler kullanır.) .biz: Businnes (Ticari siteler kullanır.) .info: Information (Ansiklopediler gibi bilgi içerikli siteler kullanır.) .pro: Professional (Bir mesleğe özgü siteler kullanır.) .name: Name (Gerçek kişi isimleri için kullanılır.) .mobi: Mobile (Mobil uygulamalar kullanır.) .travel: Travel (Seyahat şirketleri kullanır.) .nom: Nominal (Kişisel siteler için kullanılır.) .web: Web (Şimdilik bütün siteler kullanabiliyor.) .tsk: Türk Silahlı Kuvvetleri .pol: Police (Emniyet Genel Müdürlüğü ve bünyesindeki birimler kullanır.) .bel: Belediye (İçişleri Bakanlığı’nda kayıtlı olan belediyeler kullanır.) .av: Avukatlar için kullanılır. .dr: Doktorlar için kullanılır. Bunlar benim aklıma gelenler… Daha nicesi de kaydedilecektir. Türkiye’de en çok sırasıyla com, net, org, info, biz kullanılıyor.

İnternet hakkında anlatacaklarım bitmez, çünkü internet bir sonsuzluk biliyorsunuz… Bu yüzden birkaç nokta atışı söyleyip yazımı bitiriyorum: Aslında her internet adresinin bir numarası var fakat bu numaraları akılda tutması zor olduğu için onlara bir alan adı veriliyor. DNS (Domain Name Server-Alan Adı Sunucusu) bu işi yapıyor. Numaraları (örneğin 212.172.195.135) alan adlarına (www.womendergisi.com) çeviriyor yani. Halk ilk olarak interneti, Californiya Üniversitesi (UCLA) Bilgisayar Bilimi Profesörü Leonard KleinRocks’ın laboratuarından gönderilen mesajla tanıdı. “@” işareti yaklaşık 500 yıl önce tahıl ve şarapta ölçü birimi olarak kullanılan “amphora” nın sembolüydü. Türkiye’nin ilk internet sitesi, TÜBİTAK – ODTÜ ortaklığında hizmete başlayan TR.NET olarak biliniyor. 4 Aralık 2006’dan bu yana internet adreslerinde Türkçe karakterler (ı,ö,ü,ç,ğ,ş) kullanılabiliyor. Vint Cerf, internetin babası olarak bilinen bir bilgisayar bilimcisidir, aynı zamanda DARPA’nın menajeriydi.

İnternetin güzel tarafları çok, tamam. Peki ya kötü tarafları? Hacker’lar. Şimdilerde bireylerle çok uğraşmıyorlar, bunun yerine büyük kuruluşlara saldırıyorlar ama yine de bir tehlike içerisindeyiz. Tam güvenilir bir gezinti yapamıyoruz. Her yere kişisel bilgilerin ve fotoğrafların verilmemesi gerek. Bir de bilgisayarlarımızdan virüs koruma programlarını eksik etmemeliyiz. En çok kullanılan tarayıcılara bakalım: Şu anda %37’lik bir kullanımla Google Chrome birinci sırada. Yadigar Internet Explorer ise %26’lık bir oranla ikinci sırada takip ediyor. Sonrasında da sırasıyla Firefox, Safari ve Opera var.

WoMEN 91


http://sktch.in/ Not defterine karalama yapmak isteyen var mı? Can sıkıntısına bire bir! Özellikle güzel şeyler çıkardığınızı görünce… http://www.futureme.org/ Gelecekteki ‘Sen’e mail göndermek ister miydin? En az 1 ay sonrasına gönderebiliyorsun. Mailini yazdıktan sonra, tarihi ayarla ve gönder tuşuna bas. Sonra senden mail adresini onaylaman istenecek. Postanı kontrol etmeyi unutma yoksa gelecekteki ‘sen’ maili okuyamaz! http://lookbook.nu/ Dünyanın her yerinden ilham verici tasarımlara ulaşabilirsin. http://www.somehowjazz.com/ Hey caz sever, bu siteye bayılacaksın! Kesintisiz müzik keyfi için sitede kal. http://www.unitunitunit.com/qwertybeats/ Klavyeni kullanarak müzik yapmaya hazırlan! Yaratıcıysan, harika ritimler çıkarıp ortamı coşturabilirsin! http://new.weavesilk.com/ Fareni kullanarak sihirli interaktif sanat dünyasının derinliklerine in. Bırak bilinçaltın ortaya çıksın!

WoMEN 92


DEKORASYON

Evinizi Kış İçin Hazırlayın Pelin P. Akyürek pelinpel@womendergisi.com

S

oğuk kış ayları, evinizdeki mobilyaları yeniden düzenlemek için harika bir zamandır. Birkaç ufak dokunuşla ve sıcak bir dekorasyonla evinizi yeniden yaratabilirsiniz. Kış aylarının soğuk gecelerinde, tatlı sohbetlerin yapılabileceği sıcaklığın hem sohbetlerde hem de mekanda hissedilebileceği bir köşe ile işe başlayın.

WoMEN 93


Şık bir şömineyi odak noktası olarak belirleyebilirsiniz. Şömine konusu hemen gözünüzü korkutmasın. Bacaya ihtiyaç duymadan sadece duvara asarak kullanabileceğiniz, is yapmayan biyolojik yakıt ile çalışan şömineler mevcut. Siz sadece şöminenizi kuracağınız duvarı seçin. Sonrasında oturma grubunuzu bu odak noktası çevresinde konumlandırın. Koltukların üzerinde yumuşak yastıklar ve yastıklarla aynı kumaştan yaptıracağınız koltuk şalları ile oturma grubunuzu hareketlendirebilirsiniz. Son olarak uzun tüylü bir halı ile köşenizi tamamlayın. Halınız çok koyu tonlarda olabilir. Koyu tonlar kullanmaktan çekinmeyin. Böylece oturma grubunuz ve şömineniz daha çok öne çıkacaktır.

WoMEN 94


A

ksesuarları ise yine aynı sıcaklığı yansıtacak şekilde seçebilirsiniz. Orta sehpa üzerinde küçük bir mum grubunu şirin kartlarla süsleyebilir ya da çam iğneleri ve kozalaklarla çevresini süsleyebilirsiniz. Şömine ateşinin keyfini sürerken yakılacak bir tütsü ve mekanı biraz daha aydınlatmak için mumların da yakılması dekorasyonunuzu keyiflendirmek için yapacağınız son dokunuşlardır. Evinizde yapabileceğiniz bir diğer değişiklik ise perdelerdir. Yazın kullandığınız ince perdelerin yerine kalın gabardin kumaş veya mat kadife kumaştan seçeceğiniz fonlar mekanı hareketlendirecektir. Bu fonları kendi kumaşından dikilen kol bağları ile kenarlardan toplayabilir, çiçekli dantel desenli tüllerle tamamlayabilirsiniz. Böylece hem kumaş dokusunu değiştirmiş hem de soğuk havalarda evinizin ısı izolasyonuna katkıda bulunmuş olursunuz.

WoMEN 95


Ikea Monte Raf

Artehome

Dekorasyonda ve Feng Shui ‘de Beyaz

Ikea

B If Clock

Madame Coco

Derin Design

WoMEN 96

ütün renkleri içerisinde barındıran beyaz renk, saflığın ve temizliğin simgesidir. Asaleti, masumiyeti, istikrarı temsil eder. Güven verir. Aynı zamanda insana hüzün veren, dertlerini ve sıkıntılarını hatırlatan bir yanı da vardır beyazın. Evinize yeni bir ruh katmak, değişiklik yapmak istiyorsanız evinizde beyaz bir sayfa açın, yeniden başlangıçların rengi beyazı tercih edin. Beyaz renkle boyanan mekanlar daha geniş ve ferah olarak algılanır. Bu etkisinden dolayı, özellikle banyo, mutfak gibi dar mekanlar ile misafir odaları için uygun bir tercih olabilir. Bütün renklerle uyum sağlayan, tamamlayıcı ve dengeleyici bir renk olarak diğer mekanlarda da rahatlıkla kullanılabilir. Işığı yansıtan beyaz renk, az ışık alan mekanlar için de uygundur. Feng Shui ‘nin 5 temel elementinden biri olan “metal” in rengidir beyaz. Metal, Feng Shui ’ye göre alana keskinlik, netlik, açıklık, verimlilik gibi nitelikler kazandıran bir elementtir. Hayatınızda dengeli bir varoluşu mümkün kılar, zihninizin açılmasında, netleşmeniz gereken konularda yardımcıdır.

The Mia

Mudo Concept

Kanca Ev


SAĞLIK

. . . KIs MEVSiMiNiİ SAgLIKLI . . . . . .

ATLAtMANIZ iÇiN HiÇBiR ENGELiNiZ YOK Stajyer Diyetisyen Merve Aydın merveaydin@womendergisi.com

K

ışın birçok nedenden dolayı düzenli beslenmek zor olabiliyor. Eve geldiğinizde hava çoktan kararmış, tüm gün yorulmuş oluyorsunuz. Dolayısıyla kendinize kolay ve çabuk bir şeyler hazırlamak isteyebilirsiniz. Taze ürünler de kış sezonunda genellikle pahalı oluyor. Bu durumda hazır yemeğe ya da konservelere yönelebilirsiniz. Oysa bu hiç doğru değil! Çünkü konserveler yapılırken, besinler koruma işlemi sırasında besin değerlerini kaybedebiliyor ve tuz ile yükleniyor. Bunun yerine hazır ürün seçecekseniz dondurulmuş veya kurutulmuş ürünler daha masum olabilir. Örneğin; kurutulmuş meyveleri salatalara, kreplere, tahıl kaselerinize ekleyebilirsiniz. Kurutulmuş meyvelerde bol lif, A ve C vitamini bulunur. Fakat porsiyon başına taze meyvelere oranla daha fazla kalori içerirler. Bazen paketlemede ekstra şeker ilave de edilebilir. Ayrıca kurutulmuş meyveler allerjileri tetikleyebilen sülfit ile de korunur. Bu yüzden etiketleri okumayı unutmayın.

WoMEN 97


Taze sebze ve meyveler ise yapılacak en iyi tercihtir. Lahanagiller (lahana, brokoli, karanabahar gibi), kök sebzeler, turunçgiller, nar gibi. Sağlıklı beslenmeyi olumsuz etkileyen diğer bir neden de kışın güneş ışığının az olması. Bu durum serotonin hormonunda düşüşe neden olur ve bu düşüş de depresyon ve yeme isteğine neden olabilir. Güneşi yakalayın! Öğlenleri dışarıda geçirerek güneşli ortamlarda oturarak, gideceğiniz yere yürüyerek giderek daha fazla güneşi kapabilirsiniz. Bazı çalışmalara göre düzenli egzersiz depresyona olumlu etki edebilir ve gün boyunca daha fazla harcayacak enerji sağlayabilir. Kendinizi sürekli buzdolabı önünde bir şeyler atıştırırken bulmak istemiyorsanız, düzenli bir program ve diyet belirleyin. Öğün atlamayın. Soğuk algınlığı ve grip kış aylarında en çok rastlanan durumlardır. Herkes sihirli bir beslenme tedavisi arar. Birçok ürünün soğuğu önlediği söylenir, ancak bu doğru değildir. Beslenmenin katkısı savunma aşamasındadır. Iyi savunma eşittir sağlıklı bağışıklık sistemidir. Beslenme hataları yalnız kilo almaya neden olmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemi üzerinde de hasara yol açabilir. Basit beslenme adımları ile kışı sağlıklı atlatmak için hiç bir engeliniz yok. Antioksidant, C vitamini ve beta karotenden zengin besinlerin (brokoli, lahana, kabak, ıspanak, havuç gibi) bağışıklık arttırıcı gücü vardır. Enfeksiyon ile mücadele etmek için balık, kümes hayvanları, yumurta, süt, işlenmemiş tahıl gibi çinko içeriği yüksek besinler gerekir. Diyetinizden C vitaminini ve besleyici değeri yüksek besinleri eksik etmemeye özen gösterin. Araştırmalar çok yüksek veya çok düşük kalorili bir diyetin de bağışıklık fonksiyonunu azalttığını göstermiştir. Ayrıca çok yüksek yağlı diyetler bağışıklık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir, enfeksiyon riskini de arttırabilir. Soğuk bir kış gününde arkadaşlarınızla bir kafede buluşup, sıcak bir şeyler içmek isteyebilirsiniz. Bu durumda aşırı kalorili içeceklerden kaçının. Örneğin yeşil çay güzel bir tercih olabilir. İlla ki kahve, sıcak çikolata gibi bir şeyler tüketecekseniz, kremasız ve şekersiz olarak tercih etmeniz daha doğru bir karar olur. Aklınızda bulunsun. Dışarıdan yiyeceğiniz ucuz gıdalar, yağ ve karbonhidrattan genellikle zengindir. Bunlar yerine kendi yapacağınız sıcak bir çorba hem sağlıklı hem besleyici hem de içinizi ısıtan mükemmel bir seçenek olacaktır.

WoMEN 98


SAĞLIK

y a Ç Ç

ay, çok eski çağlarda Uzak Doğu ülkelerinde kullanılmaya başlanmış. Thea sinensis veya Camalia sinensis isimlerindeki çay bitkilerinin yapraklarının fabrikalarda işlenmesiyle elde ediliyor.

Çayın etkin ögeleri kafein ve tanenlerin yoğunluğu demlenme süresine göre değişir. Tanenler barsak hareketlerini azaltarak barsaktan su kaybını önlerler. Beş dakikalık demlemede kafeinin %75'i, tanenin %40'ı deme geçmektedir. Çaydaki flavanoidleri ise hepimiz biliyoruz, antioksidant savunma sistemimize yardımcı olur ve oksidasyon hasarından korurlar. Bunlarda dikkat etmemiz gereken nokta şu ki; flavanoidlerin miktarı yeşil çayda 40 mg, siyah çayda 6mg'dır (100 mg'da). Ayrıca şu da bilinmelidir ki yemeklerle birlikte alındığında demir emilimini olumsuz etkilediği bilinen çay, yemeklerden 1-2 saat sonra alımlarda demir emilimini etkilememektedir. Peki yeşil çay ile siyah çayın farkı nereden geliyor? İkisi de aynı bitkiden elde edilirler. Siyah çay için bitki yaprakları yavaş yavaş kurutulur, yeşil çay ise yaprakların toplanıp, hemen kavrulup, hızla kurutularak elde edilir. Siyah çay kurutulurken oksijenle tepkimeye girer, yeşil çayın ise oksidasyonuna izin verilmez. Yeşil çay daha az işlem gördüğünden antioksidant miktarı daha fazladır.

WoMEN 99


HOBİ

Kendi Tarzını Kendin Yarat

Sevim Seven sevimseven@womendergisi.com

H

avalar artık soğudu, yazlık kışlık ayrımını çoğumuz çoktan yaptık bile. Kışlıklar çıktı, dolaplara yerleştirildi. Ama yazlıklarımızın bir kısmını kış mevsiminde de değerlendirebiliriz. Aslında, uzun zamandır yazlık kışlık ayrımı diye bir şey kalmadığının farkına vardık sonunda.

Bu sayıdaki kıyafetimiz yazlık bir parça, ama kışın da değerlendirebilirsiniz. Hatta çok güzel bir kombinle bugün ne giysem derdine de çözüm olabilir. Günlük olarak hırkalarla, deri ya da kot ceketle, altına da siyah bir tayt ve siyah bir çizmeyle kombinleyerek kullanabilirsiniz. Ya da istediğiniz renkte dar bir etekle giyerek şık bir tarz yaratmış olursunuz.

WoMEN 100


Küçük, herkesin sahip olabileceği ucuzlukta bir dikiş makinesi ile fotoğrafta gördüğünüz elbiseyi dikebilirsiniz. Dikiş nakış kursuna gitmemiş de olabilirsiniz. Inanın sandığınız kadar zor değil. Çok basit yollarla çok şık giysiler elde edebilirsiniz. Fotoğrafta gördüğünüz bluzu pazardan yalnızca bir liraya aldığım bir kumaştan yaptım. Sizce de hoş bir görüntüsü yok mu? Aynı şekilde modası geçmiş giysilerinizi de farklı şekillerde değerlendirebilirsiniz. Eminim hepiniz bunun bir ölçüsü yok mu diye soruyorsunuz? Elbette var, o kalıplardan çokta anlamaya gerek yok işin aslı. Istediğiniz modele yakın herhangi bir kıyafeti temel alarak yapabilirsiniz. Öncelikle kafamızda bir şekil oluşturuyoruz. Bu, kendi yarattığınız ya da görüp ama alamadığınız bir şey olabilir. İsteğimize uygun kumaşı alıyoruz ve ikiye katlayıp seriyoruz. Kendi bedenimizde ve istediğimiz modele yakın herhangi bir kıyafetimizi kumaşın üzerine seriyoruz ve dikiş mesafesi bırakarak kesiyoruz. Aynı şekli vermek zorunda değiliz, etek ve kol kısmına istediğimiz tarza göre şekil verebiliriz. Fotoğraftaki bluzu yaparken yazlık askılı bir bluzun ölçülerinde kestim, ama kollarını yuvarlak bir şekilde keserek sıfır kollu bir görünüm elde ettim. Etek kısmını da aşağıya doğru biraz daha genişleterek kestim; bu daha dökümlü bir hava kattı. Kenar dikişlerini küçük iğnelerle belirlersek bu hata yapmamızı engeller ve daha düzgün bir dikiş elde ederiz. Artık geriye sadece belirlediğiniz doğrultuda dikişimizi yapmak kalıyor. Çıkardığınız modelin vücut tipinize ve ölçülerinize uygun olmasına dikkat edin. Elinizdeki kıyafetlere uygun bir model ve kumaş seçerseniz kombin yapmanız ve yarattığınız ürünü kullanmanız daha kolay olur. Şimdiden kolay gelsin!

WoMEN 101


HOBİ

s u . n u k o D k ü ç ü Üç K WoMEN 102


Gonca Çakıcı goncacakici@womendergisi.com

K

ış mevsimi yılbaşı gelmeden gelmiş sayılmaz benim için. Belki de Ege Bölgesinde yaşadığım içindir böyle hissetmem. Her ne kadar yeni yılda kar yağmasa da internetten ve televizyondan gördüğüm kadarıyla, çam ağaçlarının üzerine düşen kar tanelerini hayal ederim. Yeni yıl coşkusu kaplasın azıcık içimi diye. Dergimizin bu sayısında üç adet, evde kolaylıkla yapılabilecek dekorasyon fikri vereceğim sizlere. Bu üç küçük dokunuşla odanızın havasının değişeceğine emin olabilirsiniz. İlk fikrimiz kışın vazgeçilmezi yün ipliklerle çok basit bir şekilde yapılabiliyor. Kısaca yapılışından bahsetmem gerekirse, malzemelerimiz renkli yünler, tığ ve makas. Tığ ile 22 zincir çekiyoruz. Sonra 4 zincir çekip üçlü dolguyla birinci sırayı dolduruyoruz. Sonra üst sıraya çıkmak için bir zincir çekiyoruz ama bu sefer üst sıranın ilk dolgusunun üzerine tığı dolamadan batırıp tek seferde çıkarıyoruz, sonra yine dört zincir ve üçlü dolgular. Buradaki amaç her sıranın başından ve sonundan birer (ya da ikişer) dolgu azaltarak üçgen şeklini elde etmek. Renk renk üçgenlerimizi yaptıktan sonra bir tutam yüne üçgenlerimizi geçiriyoruz. İster benim yaptığım gibi yatağınızın baş ucuna, ister ayna önüne, isterseniz de hazır yıl başı ağacınız meydandayken üzerine asabilirsiniz. İkinci fikrimiz, merdiven kitaplık fikri. Tahta bir merdivenin bu kadar kullanışlı olabileceğini daha önce tahmin etmemiştim. Yatağımın baş ucuna koyduğumdan beri benim için hem kitaplık, hem askı görevi görüyor. Sizin de evinizde başıboş bir merdiven varsa hiç kaçırmadan kapın derim. Eğer yoksa da marangozdan ya da büyük yapı marketlerinden edinebileceğiniz tahta şeritlerle çok kolay bir şekilde yapıp, istediğiniz renge boyayabilirsiniz. Ve son fikrimiz duvarlarımız boş kalmasın ama çivi deliği de olmasın, hem ben çabuk sıkılırım sık sık değiştirmek isterim diyenler için. Malzemelerimiz, kalın ve renkli kartonlar, internetten ya da başka yerlerden bulup sevdiğimiz resimler, fotoğraflar, makas ve bant. Yapımı, bilgisayarımızdan resmin çıktısını alıyoruz, resimden biraz daha büyük kestiğimiz kartonun üzerine yapıştırıyoruz sonra da duvarlarımızı bu basit tablolarla renklendiriyoruz. Hafif oldukları için çift taraflı bantla çok kolay yapıştırılabilen bu tablolar odanızın havasını değiştirecek. Bir sonraki sayıda görüşmek dileğiyle, ilham periniz yanınızdan hiç eksik olmasın.

WoMEN 103


MUTFAK

BAHARATLI SICAK ÇİKOLATA VE TEREYAĞLI KURABİYELER WoMEN 104


S

ıcak havalarda buz gibi soğuk, sıcak havalarda ise içimizi ısıtacak soğuk içecekler vazgeçilmezimiz. Kışın dışarda olduğumuz zaman, hepimiz aynı hayalleri kuruyoruz, battaniyenin altında elimizde kahvemiz güzel bir film izlemek mesela, sıcak çikolatamız eşliğinde kitabımızın en heyecanlı bölümünü okumak ya da...Tam da bu havalara uygun güzel bir sıcak çikolata tarifi hazırladım, yanında da mis gibi tereyağlı kurabiyeler...Bir haftasonu kendinizi şımartın ve koşuşturmayı bırakıp, bu güzel kurabiyeler eşliğinde sıcak çikolatanızı yudumlayın.

Simge Çalışkan simgecaliskan@womendergisi.com TEREYAĞLI KURABİYE 25 kurabiye MALZEMELER

2 Kişilik

115gr tereyağı 50gr toz şeker 175gr un Üzeri için, 50gr. Tereyağı 90gr pudra şekeri 1 çorba kaşığı toz şeker Gıda boyası

MALZEMELER

YAPILIŞI

2 bardak süt (Kullanacağınız fincan ile ölçerek koyun) 1 çorba kaşığı kakao ½ çaya kaşığı toz tarçın 5 adet tane kakule 90gr bitter çikolata

• Oda sıcaklığına gelmiş tereyağı ile toz şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın. • Unu ekleyip, yoğurun. • Streç filme sarıp, yarım saat hamuru dinlendirin. • Dinlenen hamuru unlanmış zeminde açarak kurabiye kesicisiyle şekil verin. • 180 dereceli fırında 10 dakika pişirin. • Pişme süresinin kısa olması sizi yanıltmasın, fırından çıktığında yumuşak olsalar bile durdukça sertleşeceklerdir. Üzerine için • Oda sıcaklığına gelmiş tereyağı ile pudra şekerini iyice çırpın. • Bir sıkma torbasına tereyağını koyun, ucuna yıldızlı duy takarak kurabiye üzerine sıkın. • 1 çorba kaşığı toz şekere çay kaşığının ucuyla istediğiniz renk gıda boyasını karştırın. • Kurabiyelerin üzerine serpin. • Sıkma torbanız yoksa bıçakla da tereyağını kurabiye üzerine sürebilirsiniz. • Gıda boyası eklemeden de şeker serpebilirsiniz. • Kurabiye çok tatlı olmadığı için sıcak çikolata yanında ideal bir tarif.

BAHARATLI SICAK ÇİKOLATA

YAPILIŞI • Sütü tencereye koyun, üzerine kakao, tarçın, dövülmüş kakuleleri ekleyip, karıştırın. • Süt ısınınca parça parça böldüğünüz çikolataları ekleyin ve eritin. • Süzerek bardaklara koyun.

WoMEN 105


Ağlayan Kek

WoMEN 106


Zeymuran Cafe zeymuran@womendergisi.com

AĞLAYAN KEK Malzemeler 3 yumurta 10 yemek kaşığı şeker 1 çay bardağı süt 1 çay bardağı sıvıyağ 1 paket kabartma tozu 1 paket vanilya 10 yemek kaşığı un Sosu için gerekli malzemeler: 1,5 su bardağı su 1o yemek kaşığı şeker 4 yemek kaşığı kakao Üstü için : Krem şanti Hazırlanışı: Öncelikle sos hazırlanır. Su, şeker ve kakao bir tencereye boşaltılıp kaynayıncaya kadar karıştırılır. Kaynadıktan sonra ocağın altı kısılıp 2-3 dakika daha kaynatıldıktan sonra ocaktan alınıp soğumaya bırakılır. (Sürekli karıştırın.) Yumurta ve şeker köpük köpük oluncaya kadar çırpılır. Süt, sıvıyağ eklenip çırpmaya devam edilir. Kabartma tozu, un ve vanilya karıştırılıp karışıma eklenir ve tahta kaşıkla karıştırılır. Yağlanmış küçük kare ya da dikdörtgen bir kalıba karışım boşaltılır, önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirilir. Kek ilk sıcaklığından çıktıktan sonra ılımış olan sos üzerine dökülür. Diğer taraftan 1 bardak soğuk sütle krem şanti hazırlanır ve sos döktüğümüz kekin üzerine sürülür. Sonra dilimlenir. İyice dinlendikten sonra servis edilir.

Püf Noktası

B

isküvi ve kurabiyelerinizin bayatlamasını istemiyorsanız, kurabiye kavanozuna 1-2 tane kesme şeker koyabilirsiniz. Kesme şeker kurabiye ve bisküvilerinizin bayatlamasını önleyecek, uzun süre taze kalmasını sağlayacaktır.

WoMEN 107


MUTFAK

OBUR’UN KİTAPLIĞI Oburcan oburcan@womendergisi.com

Ş

ahsen yemek yerken aldığım keyfin aynısını yemek kitapları okurken de alıyorum. Sadece tariflerden bahsetmiyorum ama. Değişik yemek kültürlerini anlatan, eskinin alışkanlıklarını, yeme içme hayatını açıklayan ve resmeden, malzemelerin tarihsel yolculuklarından bahseden kitapları okumanın tadı anlatılacak gibi değil. Hal böyleyken yıllar içinde hiç de azımsanmayacak bir yemek kitabı arşivine hükmeder olduğumun farkına varmamışım. Ta ki geçen hafta uzun zamandır peşinde olduğum kitabı internette bulana kadar. Yeni aldığım kitabı heyecan içinde bekledim, 3 gün sonra gelen kargo paketini ilk bisikletine kavuşmuş bir çocuk coşkusuyla açtım. İlk incelememi yaptıktan sonra kitaplığımda yemek kitapları bölümüne yerleştirirken kafamda böyle bir yazı yazma fikri oluştu. Aşağıda okuyacağınız liste benim en sevdiğim yemek kitaplarından sadece bir kısmı. Listenin 2. bölümünü de ilerleyen zamanlarda paylaşmak isterim. Afiyetle…

WoMEN 108


Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Yemek Kültürü Marianna Yerasimos Evliya Çelebi 17. yüzyılda yazdığı 10 ciltlik ölümsüz eserinde gezdiği memleketleri anlatır. Dile kolay Mısır’dan Gürcistan’a, Transilvanya’dan Girit’e pek çok ülkeyi gezmiş ve gözlemlerini yazmıştır. Doğal olarak yazılarında gittiği yerlerin yemekleri, adetleri, lokantaları hakkında da bilgiler verir. Evliya Çelebi eserinde 2.246 gıda maddesini yazmış. Bunlardan 480’i meyve; 303’ü tatlı; 255’i çorba, pilav, kebap turşu vb , 241’i içecek; 232’si et, sakatat, tavuk ve yumurta; 193’ü hamur işi ve ekmek; 170’i sebze, tahıl ve baklagiller; 140’ı balık ve deniz mahlûkları; 105’i süt ürünleri; kalan 127’si de yağ, baharat ve çerez türü gıdalar. Üstelik sadece Osmanlı saray mutfağı hakkında bilgiler vermekle kalmamış aynı zamanda sokak lezzetlerinde de sıkça bahsetmiştir. Marianna Yerasimos 2002’de yazdığı kitabında Seyahatname’nin içindeki tüm bu bilgileri büyük bir titizlikle derlemiş ve ortaya bu muhteşem kitabı çıkarmıştır. Kitapta sadece 1 tarife yer verilmiştir. Hamsi pilakisi. Bu kitap yalnızca yemek sevdalılarını mutlu etmekle kalmayacak, tarihseverleri de memnun edecektir. Meğer Mutfak Bir Masalmış Ayşe Kilimci Ayşe Kilimci’yi yemek dergilerindeki yazılarından tanıyoruz. Kendi ifadesiyle “tuttuğunu un eden, taş yemeği pişiren, acıyı bal eyleyen esaslı kadınlara” adadığı kitabında simit, balık, şeker, ekmek, sebze, çay ve daha pek çok konuda sıcacık hikayeler anlatıyor. Satırlar arasında gezinirken burnunuza mis gibi ekmek kokusu veya dilinize serin bir limonata tadı gelirse sakın şaşırmayın. Satır aralarında maydanozlu sos üstüne yatırılmış tekir balıklarından, domatesli pilavlardan, soğan yahnisinden, kestaneden, zeytinyağlı tarçınlı dolmalardan bahsedilirken kendi hayatınıza ve çocukluğunuza dair bir şeyler bulacağınızın garantisini veriyorum. Tarih Süzgecinde Mutfak Kültürümüz Deniz Gürsoy Deniz Gürsoy kelimenin tam anlamıyla bir gurme. Yeditepe Üniversitesi Gastronomi bölümü kurucularından ve yazdığı tematik kitaplarla bu sektörün en saygın isimlerinin başında geliyor. Kendisinin her kitabını şiddetle tavsiye etmekle birlikte Tarih süzgecinde mutfak kültürü kitabında Eski Mısır’dan Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze kadar pek çok yemek kültürü hakkında enfes bilgiler bulacaksınız.

WoMEN 109


İstanbul’un Lezzet tarihi Artun Ünsal Artun Ünsal, İstanbul’un Lezzet Tarihi’nde İstanbul mutfağının kökenlerinden başlamış. Eski Roma ve Bizans zamanlarının yemekleri ile konuya girmiş, Orta Asya Türklerinin göçleri ve yemek alışkanlıkları ile devam etmiş, Osmanlı mutfağı ile detaya inmiştir. Saray mutfağı, sofra adabı, mutfak hiyerarşisi hakkında çok ilgi çekici konulara temas etmiştir. Kitapta sadece yemek tarihi anlatılmakla kalmayıp, bunun yanında 174 yemek tarifi ve tariflere eşlik eden pratik bilgilerle renklendirilmiştir. Yemek ve tarih sevenlerin başucu kitaplarından biri olacaktır. Sofranız Şen Olsun Takuhi Tovmasyan “Kimi evde yemek, yaşamak için yenir. Kimi evde, yemek için yaşanır. Bizim evde ise yemek, muhabbet olsun diye yenir” sözleriyle kitabına başlamış Tovmasyan. Salyangoz yahnisi, dalak dolması, çullama, cizleme ve daha pek çok unutulmuş tarifi gün yüzüne çıkarırken okurlarını çocukluk günlerine götürüyor. Nostaljik siyah beyaz resimler eşliğinde eski İstanbul’a doğru yolculuğa çıkarken, şimdilerde hafızalardan silinmiş eski adetlerini bizlere hatırlatıyor. İstiridye Üstü Girit Byron Ayanoğlu Byron Ayanoğlu Girit göçmeni bir aileden geliyor, İstanbul’da doğmuş, Kanada’da yaşıyor, aşçı ve gurme. İstiridye Üstü Girit kitabında yazar kökenlerinin bulunduğu Girit’e keyifli bir yolculuk yapıyor. Girit hayatını, Girit yemekleriyle harika bir şekilde harmanlayarak anlatmış ve okuyucularını adanın sokaklarında gezdirecek harika bir kitap ortaya çıkarmış. Belirtmeden geçmeyelim : kitap 2003 yılında Gourmand Cookbook- En iyi Akdeniz kitabı ödülünü almış.

WoMEN 110


SPOR

Sahaya Yansıyan Sergen Yalçın S

izlere takip ettiğim konulardan devamlı bahsedeceğim. İkinci sayımızda Türk futbol severlerin içindeki en büyük “uhde” Sergen Yalçın hakkında söylenmiş sözlere yer veriyoruz. Bakın bakalım magazin camiası değil de, dünya futbolunun önde gelen isimleri Sergen Yalçın hakkında neler söylemiş.

• France Football Magazine 1994 “O bir inci, gelecekte bir süperstar olacak.”

Yunus Köse yunuskose@womendergisi.com

• Lenart Johanson 1996 (UEFA'nın 1990'dan 2007'ye kadarki başkanıdır.) Sergen, Avrupa'daki herhangi bir takımda oynamak için teknik kapasiteye sahiptir. • Saffet Susic 1997(Bosna-Hersekli teknik direktör, eski futbolcu.) Ben kariyerimde böyle bir yetenek görmedim.Türk milleti,nasıl bir oyuncuya sahip olduğunun farkında değil.

WoMEN 111


• Franz Beckenbauer 1999 (Eski Alman futbolcu, teknik direktör ve yönetici.) O TÜRK ZİDANE! • Kicker Magazine 1999 Türkiye’de doğmuş olmasaydı, ikinci Maradona olurdu. • Zdenak Zeman 1999 (Çek-İtalyan teknik direktör.) Hiç kimse bana Sergen hakkında bir şeyden bahsetmedi. O inanılmaz, eşine az rastlanır bir yetenek. Onun gibi, başka bir futbolcu bulmak zor olurdu. • Gordon Milne 2000 (İngiliz eski futbolcu, teknik direktör.) Sergen gibi bir oyuncu, her 100 yılda bir kez gelir. • Şenez Erzik 2000 (UEFA asbaşkanlığı ve FIFA icra komite üyeliği yapan Türk spor adamıdır.) Eğer Sergen profesyonel bir sporcu gibi yaşasaydı Avrupa’da büyük yerlere ulaşırdı. Yakın zaman önce Bayern Munih ona resmi bir teklif yaptı. Franz Beckenbauer bana şahsen sordu. • Mircea Lucescu 2003 (Rumen eski futbolcu ve teknik direktördür.) 40 yıldır bu işin içindeyim, onun gibi bir yetenek görmedim. Keşke, o bir genç olarak benim ellerime gelmiş olsaydı. Eğer olsaydı, belki de şu anda Zidane’ın yerinde olurdu ve o tüm zamanların en büyüklerinden biri olarak tarihe geçerdi. Böyle olması üzücü, ben onun için çok üzülüyorum. • Roman Abromovich 2003 (Rus iş adamı, Chelsea FC’nin sahibi.) Sergen, gördüğüm en klas oyuncu. Sadece onu izlemek için İstanbul'a geleceğim. • Vicente del Bosque 2004 (İspanya Milli Takım T.D) O olağanüstü bir futbolcu. Hatta şimdiki durumda o kolayca Real Madrid'de oynayabilir. Ben onun futboluna saygı duyuyorum. • John Carew 2004 (Gambiya asıllı, Norveçli Futbolcu) Keşke Sergen zirvedeyken onunla oynama şansım olsaydı. Şimdi bile topa vurduğunda ne kadar özel bir futbolcu olduğunu anlarsınız. • Jean Tigana ( Fransız Eski futbolcu, Teknik Adam) Bende onun futbol beyni yok. Hatta Platini’de de yok. • Oscar Cordoba 2006 (Kolombiyalı kaleci) O Maradona ile aynı sınıftan. Onun biçimlendiği yıllarda Türk futbolunun bugünkü ünü yoktu. Eğer öyle olsaydı, mutlaka onun için çok farklı çıkış olurdu.

WoMEN 112


• Federico Guinti 2008 (İtalyan, eski futbolcu) Sergen gördüğüm en yetenekli futbolcu. O İtalyan ligi Seri A’da oynamış olsaydı dünya simgesi olurdu. • Joachim Löw 2008 (Almanya Milli Takım T.D) Sergen futbolu biraz ciddiye alsaydı, o dünyanın en büyük oyuncusu olurdu. • Georghe Hagi 2009 (Rumen, eski futbolcu) Sergen gerçekten şaşırtıcı, Tanrı ona birçok hediyeler verdi. Bence sahada birbirimize çok benziyoruz, böyle düşünüyorum. O kadar kolay oluyor her şey, bu yüzden çabuk gördü ve aynı şekilde tepki verdi. Benim için o, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi futbolcu. Hangimizin daha iyi sol ayağı vardı? Bence böyle bir karşılaştırma yapmak doğru olmayacaktır. Biz her ikimiz de büyük oyunculardık, bizim ayak konuşsun. • Daniel Pancu 2011(Rumen futbolcu) Eğer Sergen 3’te kalksaydı gelip futbol oynasaydı hala top sürebilirdi ve rahat bir şekilde skor yapabilirdi. Eğer bu kadar tembel olmasaydı Barselona’da Zidane’a karşı oynayabilirdi ve ona karsı hiç zorlanmazdı. • Christoph Daum (Alman T.D) Dünyadaki hiç kimsede Sergen’deki yetenek yok. Ona derdim: sen Baggio’yu bile gölgede bırakabilirsin. Lütfen sıkı çalış ve mesleğine saygı göster. Ama o futbolu sadece hobi olarak gördü. O sadece hayatını yasamayı seçti. • Yunus KÖSE WoMEN Dergisi 2013 Bir futbol sever olarak Sergen Yalçın’ı izlemek çok büyük bir zevkti. O, oynadığı sürece hep en iyisini yaptı sahada. Bizi de sadece burası ilgilendirir diyemedik. Hep karıştık “yok şu barda, yok ganyan, yok şöyle, yok böyle” sözleri ile. Ama gönlü pek zengindi, sahaya bırakmadığı bir şey yoktu, ne varsa sahaya sunuyordu. İdman durumunu bilemeyiz, kendisi söylüyor sevmediğini, yapmadığını. Yapsaydı, kendine iyi baksaydı ne olurdu? Bu açık bir soru ama o futbolu böyle oynamayı seviyordu bizde onu böyle sevdik. Sergen Yalçın’ı Sergen Yalçın yapan tüm tavırlarıydı, zevk aldı futboldan zevk aldırdı. Şimdilerde ise TV programlarında boy gösteriyor ve onun da hakkını veriyor, çok güzel eğleniyor.

WoMEN 113


j a t or p ö

r

Yunus Köse yunuskose@womendergisi.com

T

ribünler! Seslenilen, feryatlar edilen, kimi zaman evlilik teklifleri yapılan, coşan, coşturan, coşturulan, yardım eden yerler, renklerle dolu yerler. Her türlü yiyecek içecek ihtiyacının, normalin 3-5 katı fiyatlarla giderilen yerler. Tribünler genelde statların, salonların içinde bulunur fakat ikinci sayımızda bahsedeceğimiz Tribün başka Tribün! Öyle bir tribün ki Türkiye’nin her tarafından diye bir cümleye başlayacağım ama hafif kalacak. En iyisi şöyle başlamak… Öyle bir tribün ki sınırı yok! Hiçbir ulusal sınırı olmayan, dört bir taraftan katılanı olan ve hızla kapasitesi artan, bol şenlikli, bol fikirli, bol fotoğraflı, aynı anda birçok yerden seslenen bir tribün. Peki ya siz bu kadar geniş bir Tribün gördünüz mü? Ben gördüm, görüyorum ve nasıl bu kadar geniş merak ettim. Merakımı Tribün Dergi’nin kurucusu olan Barış Timurlenk’e sordum. WoMEN Dergisi : Merak ettiğim en önemli sorulardan biri kim veya kimlerin fikriydi Tribün Dergi’yi kurmak? Barış Timurlenk : 2001 yılında Galatasaray Kapalı tribününden birkaç insan toplanarak çıkardık dergiyi. İlk sayı çıkış yerinin de etkisi ile Galatasaray tribünü ağırlıklı olmuştu ama çıkartırken böyle bir fikir ile çıkmadı. Her tarafa, tribün kültürünün nüfuz ettiği her detaya ulaşmaktı amaç. WD : “Tribün Dergi” ne amaçla kuruldu? Nerelerde olmasını istersiniz? BT : Yukarıda da belirttiğim gibi amaç tribün kültürü namına her detaya ulaşabilmek. Taraftar kültürünü sorgulamak, Türkiye’de futbol-taraftar ilişki konusunda hem bir yazın kültürü oluşturmak, geçmişte de yapılmış örnekleri ile olan işlerle gelecek arasında bir tür köprü görevi görmek. Dergi çıktığı günlerde Türkiye’de tribünler de değişimden geçiyordu. Internetin taraftar kültürünü derinden sarstığı zamanlardı. Bugün geldiğimiz yerde taraftarlık anlayışları da, yaklaşımlar da değişti. Hepimiz görebiliyoruz bunu.

WoMEN 114


WD : Tribün Dergi’de haftalık, aylık gibi aralıklarla sunulan bir şey yok. Günlük gazete gibi diyeceğim, öyle de bir şey değil. Tam yukarıdan baktığınızda birçok kolu var, forumu var, güncel haberler yayınlanıyor, transferler, olanlar bitenler, gündem dışı makaleler yer alıyor. Neler oluyor Tribün Dergi’de, kimler yazıyor? BT : “Tribün” dergi olarak çıkarken de hatları belli bir içeriği yoktu. Herkese açık, futbol-taraftar ekseninde her türlü içeriğe aç ve bunları sunma merakıyla ortaya çıkmıştı. Dergiyle beraber kurduğumuz web sitesi/ forum bugün 12. yılında. Türkiye’de her renkten taraftarın iştirak ettiği, fikir alışverişinde bulunduğu, Türkiye’de yayın süresi itibariyle nadir ayakta kalan sitelerden. Dergi yayınına başladığından kısa süre sonra o dönem olan birtakım olaylardan ötürü son verdi ancak web sitesi 2001’den beri dimdik ayakta. Kimler yazıyor Tribundergi.com’da. Herkes yazıyor. Herkese yazabiliyor. Herkese açık. Futbolu takip eden, maçlara giden, yahut ekran başından izleyen tüm futbolseverlere açığız. Bu bağlamda belli bir ekip ve merkezden yayıncılık yapan bir anlayıştan ziyade; mobil, her coğrafyadan, her düşünce şekline sahip bir taraftar ağı diyelim aslında yapıya. WD : Sitenizin rankına, Facebook ve Twitter’dan da takipçi sayınıza bakıldığında çok iyi konumda. Bu ilgiyi tetikleyen sebep nedir? BT : Tribun Dergi, bağımsız bir network. Herhangi bir medya grubu ile ilintili değil. Bizim tanımladığımız haliyle aslında bir “taraftar medyası.” Taraftarın sesini duyuran, eylemliliğine, onun futbolla ilişkisine yer veren bir network. Bu network de onun bireyleri ile var. İlgi ve alakayı futbolun bir elementi olan taraftara, merkez medyada, spor medyasındaki bakış açısına da bağlayabiliriz; tarafarın futbola baktığı yer başka türlü olduğu ve biz bunlara dikkat çekiyoruz diye oluşturduğumuz ortamın etkisine de bağlayabiliriz. Sosyal medyayı, Twitter-Facebook kanallarını oldukça etkin kullanıyoruz. Burada içeriği yöneten, akışı sağlayanlar da birer taraftar. Taraftarın neyi takip ettiğini, ne ile ilgilendiğini iyi biliyor buna göre bu mecralarda var olmaya çalışıyoruz. İyi bir akış üretiyoruz ki takipçi kitlemiz de buna orantılı olarak artan bir ivme ile çoğalarak ilerliyor diye düşünüyoruz.

WoMEN 115


WD : Röportajı bölüp içimde kalmış Tribün Dergi’ye söylemem gereken bir sözü hatırlıyorum. Kim bu tasarımları yapanlar? Ellerine sağlık!!! BT : 2012 yılın ilk çeyreğinde Tribün Dergi Network bir değişim geçirdi. Epey süredir işlerini ve acikfutbol. com’daki hünerini takip ettiğimiz Uğur Sözen aramıza katıldı. Hem acikfutbol.com’u, TD Network ailesine kattık hem de sevgili Uğur bizim bütün web geliştirme altyapısının başına geçti. Sadece tasarım değil bütün kullanıcı arayüzleri, geliştirme ortamları, testler, sosyal medya uygulamaları Uğur’un kontrolünde. 2012’de başlayan ve artarak devam edecek değişimin en büyük mimarı. WD : Tribün Dergi’ye Twitter üzerinden birçok kişiden fotoğraf geliyor bunlar RT’leniyor. Tribün Dergi’nin belirlediğiniz kişiler mi bu gönderen kişiler? Yoksa her tribünü yaratan gönüllüler gibi gönüllü mü, bu fotoğraflar yollayan kişiler? BT : Bu sosyal medyanın hem doğası gereği hem de bizim tetiklemeye çalıştığımız vatandaş gazeteciliği kavramı üzerinden oluşan bir refleks oldu. Bir gün takipçilerden gittikleri maçlardan görüntü yollamalarını talep ettik. O günden sonra Türkiye’nin hatta Dünya’nın dört bir yanından insanlar bize fotoğraf, haber göndermeye başladılar. Bu aslında tam da kurguladığımız ve oluşmasının istediğimiz akıştı. Merkeziyetçi mantıktan uzak, dağıtık bir iletişim yapısı. Futbol etrafında toplanmış insanların oluşturduğu tamamen organik bir sosyal ağ. Belli kişiler yok. Ama gönderdikleriyle mimlenen, öne çıkan, katkısı yadsınamaz birçok dost var. Herkes bize fotoğraf, haber gönderebilir. WD : Peki ya gelen fotoğrafları hangi kriterlere göre RT’liyorsunuz. Hiç terslendiği oldu mu Tribün Dergi’nin? BT : Estetik kaygımız çok fazla. Pek belli etmesek de. Bir paylaşım olduğunda öncelikle fotoğrafın kadrajına, anlattıklarına bakıyoruz. Güncel bir durumla ilgili gönderiler oluyor ekseri. Eğer o anda o durumla ilgili birden fazla kişiden gönderi geliyorsa, en iyilerini RT edip, paylaşmaya çalışıyoruz. Bu gerçekten müthiş bir sosyal medya gücü. Siz normalde x sayıda insanı y kadar yerde maça ya da aktiviteye gönderip, organize edip de oradan materyal üretmeye çalışsanız bunu beceremezsiniz bile. Ancak dediğimiz gibi sosyal medyanın gücü. Bunu etkin şekilde kullanmaya, futbol-tribün-taraftar ekseninde “doğru haber – güncel veri” konusunda aracılık etmeye çalışıyoruz.

WoMEN 116


WD : “Tribün Dergi”, “Blog İdman Yurdu”, “Açık Futbol” hepsi birbirine bağlı sanırım. Bu sağlam oluşumları kaç kişilik ekip sağlıyor? BT : Evet, bu 3 site de bir networkün parçası. TD, taraftar medyası ve iletişim platformu; BIY, Türkçe futbol blogları ağı; Açık Futbol ise İddia programı üzerinden kurgulanan, simule edilmiş gerçek zamanlı bir sanal bahis oyunu. Ana ekibimiz 5 kişi. Ben iş geliştirme, proje yönetimi ve süreçlerle ilgileniyorum. TD Network’un bağlı olduğu Kontratak Sport Communication adında bir ajansımız var. Kurucusu ve yöneticisi konumundayım. Uğur Sözen, tüm web altyapısından ve teknolojileren sorumlu. Ozan Aydın ve Kutay Ersöz, sosyal medya ekibimizin demirbaşları. 7/24 futbol medyasının ve gündemi takip eden acar arkadaşlar. İlkay Yıldız ise kreatif direktörümüz. Reklam, pazarlama, yaratıcı fikirler ve projeler konusunda danışmanlık sağlıyor. Bu ekip dışında Tribundergi.com’da içerik üreten 30’un üzerinde editörümüz var. Yakında yukarda bahsettiğimiz herkese açık, herkesin birer editör ve haberci olabileceği yapıyı da duyuracağız. Temel amacımız vatandaş gazeteciliğini futbol-taraftar ekseninde geliştirebilmek ve futbol/ tribün kültürü konusunda geniş bir içerik havuzuna sahip bir taraftar ağı olabilmek. WD : Tekrar röportajı bölmek istiyorum çünkü aklıma “Sahada İşini Yapana Saygı” videonuz geliyor. Harika bir iş, ellerinize sağlık. BT : Yaratıcı fikir İlkay Yıldız ve ekibine ait, yönetmenliğini Mert Baykal’ın yaptığı, bizim de futbola ve sahaya bakış açımızı gösteren bir iş oldu. O serinin devamını da çekeceğiz. 2013’de futbol üzerine kısa filmler ve video işleri konusunda daha yoğun bir dönem olacak bizim için.

WoMEN 117


WD : Büyük çaplı bir tribünün liderisiniz. Sizce statlarda, salonlarda neler olmalı? “Biz Tribün Dergi olarak diyoruz ki...” diye başlayan cümleye nasıl devam edersiniz? BT : Bir nevi stadyumu dolduran tribün gibiyiz. Ancak burada kendimizi lider olarak görmüyoruz. “Tribun Dergi” ve Tribundergi.com olarak Türkiye’de taraftar kültürü neşriyatı üzerine lider, öncü sayılabiliriz evet ama oluşturduğumuz “büyük tribünün” lideri konumunda olmak istemeyiz. Herkes gibi birer taraftarız, bu networkün içinde içerik üreten, fikir paylaşan, ucundan tutan, editor olan, fotoğraf çeken, sosyal medyasından gönderen, yazan çizen herkes gibiyiz. Tek farkımız, işin çekip çevrilmesi tarafındayız. O cümleyi şu şekilde devam ettirebiliriz sanırım: “...futbolu seviyoruz ve futbol varoldukça Tribün Dergi de hayatta olacak.” Biz de WoMEN Dergisi olarak diyoruz ki; Tribün Dergi’yi takip edin. Sayın sporseverler, bu büyük tribün, Türk futbolunun gerçek sahiplerine yer veriyor. Siz de bu Tribünde yerinizi alın! Ve bir de unutmayın lütfen: “Güzel futbolcu, golden sonra tribüne koşandır!”

WoMEN 118


KIŞ YENİDEN GELİYOR

WoMEN 119


Burcu Mercan burcumercan@womendergisi.com

W

esteros ve Essos... Tarihi, coğrafyası ve ırklarıyla tamamen farklı bir dünyaya ait iki kıta. Yazların yıllarca, kışların ise bir ömürden daha uzun sürdüğü, çılgın kralların, ejderhaların, unutulmuş tanrıların, geceyi bekleyenlerin, büyünün dünyası.

George R. R. Martin 1996 yılında “A Song of Ice and Fire” (Buz ve Ateşin Şarkısı) isimli serisinin ilk kitabı “Game of Thrones” ile yarattığı bu yepyeni dünyayı anlatmaya başladı bize. Epik – fantezi türündeki bu seri tüm dünyada hem eleştirmenlerin, hem de okurların beğenisini kazandı. Yaklaşık üç yıl önce ise David Benioff ve D.B. Weiss bu seriyi televizyona dizi olarak uyarlamaya karar verdiler ve titiz çalışmaların ardından Game of Thrones’un pilot bölümü “Winter Is Coming” (Kış Geliyor) 17 Nisan 2011’de HBO kanalında yayınlandı. Hem kitapların takipçileri hem de yeni izleyiciler diziye tam not verdiler. Tüm zamanların en büyük televizyon prodüksiyonlarından biri olan Game of Thrones her bölümüyle bize film kalitesinde bir yapım izletiyor; oyuncuları, hikayesi, kurgusu, müzikleri, sanat yönetimi, kostüm tasarımları ve tek tek sayamayacağımız binlerce küçük ayrıntısıyla (Yalnızca bir örnek: Her bölümde aynı görünüyor olsa da aslında jenerik bölüm içeriğine göre küçük farklılıklar içeriyor.)

WoMEN 120


Oyuncu kadrosunda Sean Bean (The Lord of the Rings), Lena Headey (Terminator: The Sarah Connor Chronicles, 300), Peter Dinklage, Aidan Gillen (The Wire), Michelle Fairley, Sibel Kekilli, Nikolaj Coster-Waldau gibi sinema ve TV dünyasının tanınmış isimleri ile birlikte; Maisie Williams, Emilia Clarke, Kit Harington, Sophie Turner, Jack Gleeson, Richard Madden, Isaac Hempstead Wright, Joe Dempsie (Skins UK) ve Hannah Murray (Skins UK) gibi genç ve yeni yüzler bulunuyor. Peter Dinklage’ın Game of Thrones’taki Tyrion Lannister rolüyle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında 2012 yılında Golden Globe, 2011 yılında ise Emmy ödülünü (ve de hepimizin kalbini ) kazandığını da ayrıca belirtmek isterim. Ayrıca Türk asıllı Alman oyuncu Sibel Kekilli’nin de 3.sezonda da devam edecek kalıcı bir rolü var ki kendisiyle gurur duyuyoruz. Uyarlama her ne kadar başarılı şekilde kotarılmış olsa da, yaratılan evren bu kadar büyük, ayrıntılar bu derece çok olunca kitapları okumayanlar dizinin içerisinde kaybolabilirler. Bu sebeple size diziyi izlerken rahat etmeniz için bazı ipuçları sunuyoruz.

Nedir Bu “Ev”ler ? Game of Thrones evrenindeki ırklar “ev”lere bölünmüş durumdalar. Her ev büyük bir aileyi temsil ediyor diyebiliriz. Her ailenin karakteristik özelliklerine ışık tutan bir sembolü –ki bayraklarında kullanılıyor bu sembol ve bir de sloganları bulunuyor. İşte bu evrenin başlıca aileleri ve özellikleri:

House Stark Sembolleri: Gri Kurt Sloganları: Winter is Coming (Kış geliyor)

House Arryn Sembolleri: Beyaz Kartal Sloganları: As High As Honour (Onur kadar yüksek)

House Baratheon Sembolleri: Siyah Geyik Sloganları: Ours is the Fury (Bizimki Hiddet)

House Lannister Sembolleri: Sarı Aslan Sloganları: Hear Me Roar (Kükreyişimi Duy)

House Targaryen Sembolleri: Siyah üzerine kırmızı Üç başlı ejderha Sloganları: Fire and Blood (Ateş ve Kan)

House Tully Sembolleri: Gümüş Alabalık Sloganları: Family, Duty, Honor (Aile, Görev, Onur)

House Greyjoy Sembolleri: Altın Rengi Deniz Canavarı (Kraken) Sloganları: We Do Not Sow (Biz Yaymıyoruz)

House Tyrell Sembolleri: Altın Rengi Gül Sloganları: Growing Stronger (Güçlü Büyüyor)

WoMEN 121


Kış Geliyor da Ne Oluyor? Game of Thrones evreninde mevsimler bizim dünyamızdan farklı olarak uzun yıllar devam ediyor. Ancak Stark ailesinin mottosu olan bu cümle mevsim olarak kıştan daha çok zorlu, sıkıntılı bir dönemin yaklaştığını anımsatmak için kullanılıyor. Diğer taraftan “kış” Stark ailesi için aynı zamanda “White walkers”(beyaz yürüyenler)’ın yaklaştığı manasına da geliyor. Nereden bakılırsa bakılsın, kış Westeros’da yaşayanlar için oldukça tehdit edici bir dönem. Peki Bu “White Walkers” Kimdir? Pilot bölüm White Walker’ları göstermese de onların bir katliamı ile başlamıştı. İsimlerini sürekli duyduk ama ikinci sezon finaline kadar kendilerini bir türlü göremedik. Gördüğümüzde de tüylerimiz diken diken oldu, pişman olduk. Duvarın ötesinde yaşayan bu varlıklar ölü insanları zombiye çevirip istedikleri gibi kullanma yeteğine sahipler. Beyaz saçları, beyaz ve soluk tenleri ile buzdan yapılmış hissiyatı uyandırıyorlar. Kendileri ile ilgili çok detaylı bilgimiz yok ama şu kesin; duvarın ötesinden büyük bir zombi ordusu ile insanlara yaklaşmaktalar. Duvar’ın Bekçileri “Night's Watch” Game of Thrones evreninde yer alan yedi krallığın kuzey sınırını teşkil eden duvarın savunucuları. Gönüllü olarak “siyah” giyenler ile birlikte ceza olarak da bu göreve gönderilenler vardır. Ceza diyoruz çünkü duvarın bekçileri bu işe başladıktan sonra ölene dek bırakamazlar, belli bir yere yerleşemez, evlenemez ya da çocuk sahibi olamazlar. Kaçmaya kalkıştıklarında ise cezaları ölümdür. Kendilerini tamamen bu göreve adamaları beklenir; Yedi Krallık’ın refahı için duvarın ötesindeki bilinmeye karşı set oluşturmak. Eddard Stark’ın gayri meşru oğlu Jon Snow ergenliğe ulaştığında ailesinin evinden ayrılarak Night’s Watch’a katıldı gönüllü olarak. Üçüncü Sezona Doğru Game of Thrones’da iki sezonu ve toplamda yirmi bölümü geride bıraktık. Yine on bölüm olacak 3.sezon ise 31 Mart 2013 tarihinde yayınlanmaya başlayacak. Bu sezon diğer sezonlara göre bölüm süreleri de 4-5 dakika kadar uzun olacak, bu durumda bir bölüm neredeyse bir saat sürecek, tabii hiç birimizin buna itirazı yok. Üçüncü sezonun, serinin üçüncü kitabı olan “A Storm of Swords”un tamamını olmasa da büyük bir kısmını anlatması bekleniyor. Heyecanla bekliyoruz. Ve son bir not: Game of Thrones dizisinde karakterlerden hiç birine fazla bağlanmayın, kimin ne zaman öleceği belli olmaz!

WoMEN 122


Soygun

… İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun ….

Melike Serdar melikeserdar@womendergisi.com

B

u ay bir hayalimi paylaşacağım sizlerle. Daha doğrusu bu hayalimin gerçekleştiği iki filmi inceleyeceğim. İçinde olmayı istediğim iki filmi… Ama öncelikle bu hayalden ve içindeki kavramlardan başlamak istiyorum.

Bir çoğuna göre en büyük günahlardan biri hırsızlıktır. Bildiğimiz gibi hırsızlığın günah olmadığı bir ilahi din yoktur. Kopimizm gibi ilginç bir inanış belki bu duruma aykırıdır lakin oradaki esas dosya paylaşımı şeklindedir. Toparlayacak olursak hırsızlık kendine ait olmayan bir şeye kanunsuz bir şekilde el koymak, kısaca çalmak olarak tanımlanabilir. Alınan ya da el koyulan şeyin burada ne olduğunu önemsemeden düşünürsek elbette bu kavram eyleme döküldüğünde, hırsızlığın her türlüsünün insan hakkı ihlali olduğunu yadsıyamayız. Para çalmak, zaman çalmak, hayat çalmak, ümit çalmak… Benim anlatmak istediğim ise daha özel bir şey. Ben soygundan bahsetmek istiyorum. Türk Dil Kurumuna göre şu şekilde tanımlanan kavramdan: “Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık. Vurgun.” Biraz garipsenebilir ama benim hayalim bir banka soygununa dahil olmak. Paniğe gerek yok. Amacım hakkım olmayan milyonlar kazanmak değil, sadece tezgah kurabilmek, kovalamaca oynayabilmek ve adrenalin seviyemi yükseltmek. Kısacası heyecan duymak için istiyorum bu soygunu. Gel gelelim bu ay anlatacağım iki filme. Filmlerden biri Robert De Niro ve Al Pacino’nun başrollerini paylaştığı Heat, diğeri ise gerçek bir soygunun uyarlaması ve yine başrolünde Al Pacino’nun oynadığı Dog Day Afternoon’dur.

WoMEN 123


HEAT Yapım:1995 Tür: Aksiyon, suç, polisiye Süre: 170 dk Yönetmen : Micheal Mann Senaryo: Micheal Mann Profesyonel bir soygun ekibinin başında bulunan usta bir soyguncu Neal McCauley (Robert De Niro) ve karşısında tüm hayatını işine adamış aşırı inatçı bir polis dedektifi Vincent Hanna (Al Pacino)’nın kovalamacasının gözler önüne serildiği 1995 yapımı Micheal Man filmidir. Bu filmin suç dünyasını en iyi şekilde yansıtan filmlerden biri olduğu söylenir. Neal McCauley ve Vincent Hanna filmi izleyenlerin kolaylıkla fark edebileceği gibi aslında birbirlerine oldukça benzeyen özelliklere sahip karakterlerdir. Her ne kadar filmde soygun ön planda olsa da bu iki karakter arasındaki benzerlik, şartların insan hayatında ne kadar önemli olabileceğini ya da aslında insanların hangi taraflarda olduklarını önemsemeden birbirleriye benzerliklerini fark etmemizi sağlamaktadır. İkisi de ortalamanın oldukça üzerinde belki de birbirlerine denk zekalarda, ikisi de her şeyini ortaya koyarak iş yapan ve aşk ilişkileri sorunlu karakterlerdir. Aynı tarafta olsalar çok sıkı dost olacaklarını düşünmemek elde değil. Filmde karşılıklı sahnelerinin olduğu bölümler oldukça doyurucudur. Robert De Niro ve Al Pacino filmde eşit sürelerde yer almışlardır. Birbirlerinden rol çalmamaları için oldukça titiz çalışılmış bir filmdir. Ayrıca filmde Natalie Portman’ı da görebiliriz. Dog Day Afternoon Yapım: 1975 Tür: Gerilim, suç, biyografi Süre: 125 dk Yönetmen : Sidney Lumet Senaryo: Frank Pierson Sonny Wortzik arkadaşı Sal ile birlikte bir banka soygununa kalkışır. İşler hiç umdukları gibi gitmez ve bu soygun daha sonra bir tv şovuna dönüşür. Gerçek bir olaydan yola çıkılarak hazırlanan bu film komedi, dram ve suç unsurlarını barındıran kült bir filmdir. Çok kısa sürmesi planlanan soygun saatlerce sürer. Soyguncuların acemiliği rehinelerin umarsızlığı ve halkın ilgisi bizi güldürürken Sal ve Sonny’i bu noktaya iten sebepler bize olayın dramatik yüzünü gösterir. Filmin yarısında ancak bu soygunun nedenini ve kahramanımızın geçmişini öğreniriz. Bu filmde Al Pacino’nun oldukça genç bir görüntüsü ile filmi tek başına sırtlayışına tanık oluruz. Kesinlikle izlenmesi gereken oldukça keyifli, oldukça hüzünlü unutulmaz bir filmdir. Ayrıca bu filme ilham veren gerçek olaya ait görüntüleri ünlü bir video paylaşım sitesinde görmek mümkündür.

WoMEN 124


BİR LEYLA İLE MECNUN HİKAYESİ Ömer Alper Dalak omeralperdalak@womendergisi.com

M

ahalle aralarında topların oynandığı, saf ve temiz, aynı zamanda güvenilir ve birlikte yaşamaktan mutluluk duyulan bir dünyadan seslenen insanların hikayesi. Türlü türlü karakterleriyle, eskinin mahalle kültürünü hatırlatan, modern şehirleşmeye karşı önemli bir direnç noktası oluşturan biz dizi. Leyla ile Mecnun, televizyonda dönen hırs, şehvet, entrika gibi konulu dizilere karşı inadına dayanışma, güven ve samimiyeti hatırlatıyor. Bu yüzden de izlenmeyi fazlasıyla hak eden bir dizi. Peki, kimler var bu mahallede? Hırslı, kıskanç, bencil, kendi deyimiyle ekmek parasının derdinde olan Erdal Bakkal, ”Büyük alışveriş merkezlerine inat, bakkal mahallenin kalbidir.” diyen kişi. Yıllardır “Kahraman bakkal, süpermarketlere karşı!” deyiminin gerçek dünyadaki hali. Para için neler yapabileceğini gösteren, günümüzün arada kalmış insanını temsil eder. Sattığı döner-ekmek, para ekmek ekonomisinin bakkalı dahi sarstığını gösterir.

WoMEN 125


Hırsız Yavuz, nam-ı değer performans sanatçısı. İsminin başınfaki hırsız kelimesine aldanmamak lazım. Hırsızlık onun hobisi sadece. LCD TV çalar, aşk insanıdır, elinde gitarla yolları arşınlar. Her işi eline yüzüne bulaştırır. Bundan da kendince kurtulma yolları vardır. Başı sıkıştığında “Topuk, topuk, topuk” diyerek kaçar. O da pek çok hırsız gibi hayattan tecrit edilmiş, buna rağmen hayattan kopmamıştır. İşsiz ve saf İsmail abimiz, tüm yaşadığı olumsuzluklara rağmen hayata sımsıkı sarılmış, suratlarda bıraktığı tebessümlerle hüzünleri saklayan, temiz kalpli bir hayat yolcusu. Üzerine giydiği renkli takım elbiseler, onun kamuflajıdır. Yalandan, hileden anlamaz. Her şeyi “Sen hiç ağzından çıkanı kulağının...“ diye söyler. O her konuştuğunda olmayan bir dünyadan bahis açar, her şeyi genlerinden gelen özelliklerden ötürü yapabileceğini söyler.

WoMEN 126


İşsiz ve haylaz Mecnun, beceriksiz, hayta, sorumsuz, babasının tam zıddı. Hayatta onu bağlayan tek şey Leyla’dır. Zaten, Leyla olmadan Mecnun’un varlığından söz etmek pek mümkün değildir. Çok seven ama sevdiği ölçüde de hep kaybeden kişidir. Sevginin tükendiği bir dünyada, ne kadar amaçsız ve boş bir hayatın yaşanabileceğini, hepimizin birer Mecnun’a dönme olasılığını yüzümüze vurur. İskender Baba, Mecnun’un babasıdır. Hayatı hep vurdurmakla geçmiştir. Mahallenin babası, danışılan, kapısı çalınanıdır. Yediği tüm tokatlara rağmen, onla barışık olma yolunu seçmiş. Kralcı olmadığı için kral olmuştur. Karakterleri biraz tanıdıktan sonra bu diziyi neden bu kadar seviyoruz kısmına gelelim. Aslında cevabı çok basit: Karakterleri gördükten sonra hepimizin özlem duyduğu mahalle kültürünün yansıtılması, televizyonda birbirinin tekrarı dizilere alternatif bir dizi olduğu için seviyoruz. Bu dizide tecavüz, şantaj, cinayet gibi durumlar yok. Dizide küfür yok, onun yerine günlük hayatta pek kullanmadığımız kelimeler var: Tuvalet terliği, damacana, duş perdesi, bozuk duş musluğu... L&M küfür olmayan bir tirad ,tabi yerseniz! İskender Abi: Erdaaaal Erdal. Halı sahaya git de bütün o siyah kauçuklar ayakkabına dolsun Erdal. Hatta topa müdahale ederken baldırın sıyrılsın da kan içinde kal. Mecnun devreye girer: Piiiiiiiii... Bi de gece çarşafa yapışır o. Dizide kendinizden, mahallenizden tüm özlediğiniz şeyleri görürsünüz. Her izleyişinizde betonlaşan mahallelere inat sıcak, samimi ve kendinizden hikayeler bulursunuz. Leyla ile Mecnun’un bize anlattığı esas konu ise, kendi kalbinin çölünde kaybolanların hikayesidir.

WoMEN 127


DVD Keyfi

H

Yami Yağmur Malkoç yamiyagmurmalkoc@womendergisi.com

ani böyle havalarda hep deriz ya: “Bir battaniyem bir de kahvem olsun, oturup DVD izleyeyim.” diye. İşte bu nedenle sizlere birkaç film önerisi! Her derde deva bu filmlerin yanında da biraz patlamış mısır hiç de fena olmaz değil mi?

MOD: DUYGUSAL Duygusal bir moddasın. Belki sevgilinden ayrıldın, belki herhangi bir sebepten dolayı çok dolusun ve ağlamaya ihtiyacın var. Yahut sevgilin yok “Aah.. Şimdi sevgilim olsaydı.” diyorsun. Sana tavsiye edeceğim film “The Wow”. 2011 ABD yapımı dram romantik filmin yönetmenlik koltuğunda Michael Sucsy oturuyor. Başrollerinde ise Rachel McAdams ve Channing Tatum var. Çok etkilenerek izleyeceğiniz romantik film gerçek bir hayat hikâyesinden alınmış. Birbirini çok seven çiftimiz mutlu bir evlilik hayatı sürdürmektedirler. Bir gün hava şartlarının da kötü olması sebebiyle talihsiz bir trafik kazası geçirirler ve Rachel kazada hafızasını kaybeder. Kocası ona kendini hatırlatabilmek ve aşkını geri kazanabilmek için elinden gelen her fedakârlığı yapacaktır. MOD: ŞEN ŞAKRAK! Bugün çok mutlusun. Başına öyle bir olay geldi ki hayatının en şahane günü. Ya da arkadaşlarınla bir araya geldin ve çok iyi vakit geçirmek istiyorsunuz. Bunun için size tavsiyem kesinlikle “Due Date” Peter (Robert Downey Jr.) yeni tanıştığı Ethan (Zach Galifianakis) yüzünden Los Angeles’a gidecekken bir dizi aksilik sonucu “uçamaz” listesine alınıyor ve cüzdanını da kaybettiğinden Ethan’ın yol arkadaşlığı teklifine hayır diyemiyor. Yolculuk boyunca da başlarına türlü türlü olaylar geliyor haliyle… Filmin yönetmeni Todd Philips’in senaryoya da katkısı var. Robert Downey Jr. ve Zach Galifianakis’e eşlik eden isimler Michelle Monaghan, müzik dünyasında da önemli bir yeri olan Juliette Lewis, Danny Mcbride ve Jamie Foxx.

WoMEN 128


MOD: YERİMDE DURAMIYORUM! “Allah! Yerimde duramıyorum! Hareket lazım hareket !”Elimde senin için de süper bir film var. Süper bir aksiyon filmi. Çizgi roman şirketi Marvel'in Iron Man, Kaptan Amerika, Hulk, Thor, Hawkeye ve Black Widow gibi süper kahramanlarını bir araya getiren ''Yenilmezler'' (The Avengers), Amerika ile aynı anda Türkiye'de de vizyona girdi. Joss Whedon 'ın yönetmenliğini üstlendiği filmde, beklenmedik bir düşmanın su yüzüne çıkarak, dünyanın güvenliğini tehdit etmeye başlaması üzerine S.H.I.E.L.D. adıyla bilinen uluslararası barışı koruma teşkilatının yöneticisi olan Nick Fury, dünyanın dört bir yanını gezerek, dünyayı böyle bir felaketten kurtarmak için ihtiyaç duyduğu takımı topluyor. Başrollerini Robert Downey Jr., Chris Evans, Mark Ruffalo, Chris Hemsworth, Scarlett Johansson, Jeremy Renner ve Tom Hiddleston 'un paylaştığı bu ekibe, Stellan Skarsgard'la Samuel L. Jackson eşlik ediyor. MOD: ŞÖYLE AİLEMLE OTURUP BİR FİLM İZLEYEYİM. Havanın soğukluğunu aile sıcaklığıyla ısıtıp keyifli vakit geçirmek istiyorsanız size önerim “Eight Below”. 8 akıllı köpeğin kutuplarda tek başlarına geçirdiği zamanları anlatıyor bu film. Bazı sahneleri tatlı bir tebessümle, bazı sahneleri gözyaşlarınızı tutamayarak, en önemlisi de içinizdeki hayvan sevgisini büyüterek izleyeceksiniz. Akıllı köpeklerimizin yanında filmde bulunan diğer oyuncular ise; Paul Walker, Bruce Greenwood, Moon Bloodgood, Jason Biggs, Gerard Plunkett, August Schellenberg MOD: ŞÖYLE BİR GERİLSEM HİÇ DE FENA OLMAZ! Bugüne kadar birçok korku ve gerilim türünde film izledim. Ancak gerçekçi olmak gerekirse beklediğimi bulamadım. Ta ki son tavsiyemi alana kadar. Tabii ki size gerilim ve korku türünde önerim “Paranormal Activity Serisi” gerçekten insanı garip bir şekilde geriyor. Açıkça itiraf edeyim gece yattığımda içim bayağı huzursuz oldu.

WoMEN 129


MÜZİK

DİDO

Geri Dönüyor

Pınar Aytuna pinaraytuna@womendergisi.com

D

ido hakkında görüşleriniz nedir bilemiyorum ama, benim için şarkılarının yeri çok ayrıdır. Tam da acaba artık sesini duyamayacak mıyım diye düşünürken yeni albüm haberi geldi sanatçıdan. Temiz kalpli olduğumu düşünüyorum bu nedenle.

WoMEN 130


şarkıları sindire sindire dinlemiştim. Artık ne yazık ki gelişen teknoloji ile böyle zamanlar yaşayamıyoruz. Youtbe’dan dinliyor, bilgisayarımıza mp3 indirme zahmetinde bile bulunmuyoruz. Dido'nun ilk iki albümü, No Angel ve Life for Rent, İngiltere tarihinde en çok satan albümler olma özelliğine sahip olmasıyla birilikte, 2000’li yılların en çok satan top 10 albüm listesinde de iki albümü halen yerini korumaktadır.

Yeni çıkacak albümünden ilk şarkıya rap yıldızı Kendric Lamar eşlik ediyor. 'Let Us Move On' dördüncü stüdyo albümünden henüz dinleme şansına sahip olduğumuz ilk şarkı olma özelliği taşıyor. Mart 2013’te hayranlarıyla buluşması planlanan albümde Faithless grubundan tanıdığımız Rollo Armstrong (Aynı zamanda Dido’nun ağabeyi kendisi), Sister Bliss, A.R Rahman, Rizzle Kicks ve Brian Eno gibi isimlerin katkıları yer alıyor. Geçen sene, Dido anne olmuş ve bir erkek çocuğu dünyaya getirmişti. Stanley adını verdikleri çocukları 2011 yazında Londra Portlan hastanesinde doğmuştu. 'Girl Who Got Away' albümünde yer alacak şarkılar aşağıdaki gibi: 'No Freedom' 'Girl Who Got Away' 'Let Us Move On' 'Black Bird' 'End of Night' 'Sitting On The Roof Of The World' 'Love to Blame' 'Go Dreaming' 'Happy New Year' 'Loveless Hearts' 'Day Before We Went To War' Dido Florian Cloud de Bounevialle O'Malley Armstrong, evet yanlış okumadınız tam adı böyle, yani bizim bildiğim adıyla Dido, İngiliz Londra’lı şarkıcı ve söz yazarı. Genç görünümüne rağmen kendisi 25 Aralık 1971 doğumlu. Takvimler 1999 yılını gösterdiğinde dünya çapında 21 milyon adet satan “No Angel” albümüyle müzik dünyasına giriş yapan Dido’yu on üç yıl önce tanıdık. 2003 yılında “Life For Rent” ile karşımıza çıkan sanatçı “White Flag” ve albüm ile aynı adı taşıyan popüler şarkılarıyla müzik kariyerinde yükselişini sürdürdü. İkinci albümünü alıp eve geldiğim günü dün gibi hatırlıyorum. Yeni CD çalarım da aynı gün eve gelmişti. Ve ben saatlerce albümdeki tüm

1998 yılında Sliding Door filminin müzik prodüktörü “Thank You” şarkısını film müziği olarak seçti. Hepimizin bildiği gibi, film, dizi ve reklamlarda kullanılan şarkılar tanıtım açısından çok önemli bir adımdır. Dido böylece ilk albümünü çok iyi bir şekilde tanıtma şansı elde etti. 1999 yılı Dido için tur senesiydi. Taze albümünü daha fazla kitleye ulaştırmak için büyük bir turneye çıktı. Sanatçı, 2000 yılında Amerikan seyircisi ile tanışmasını rap yıldızı Eminem’e borçlu. Thank You şarkısının ilk dörtlüğünü Stan şarkısının açılışında kullanmak isteyen Eminem’in teklifi, sanırım Dido’yu bir hayli şaşırtmıştır. Ayrıca klipte Eminem’in hamile kız arkadaşı rolünü üstlenen sanatçı ilk başta klipte yer alan sahneler nedeniyle rol almak istemese de, daha sonra fikrini değiştirmiş ve ekiple çok iyi anlaştığını belirtmiştir. 2001 yılının en çok satan albümü olma özelliğini elde eden “No Angel”, yıl boyunca İngiltere en iyi albüm listelerinde birçok kez bir numara oldu. İkinci albümü için dört yıl ara veren Dido, Life For Rent albümü kapağında siyah-beyaz bir fotoğrafına yer verdi. İlk çıktığı gün sadece İngiltere’de 152.000 kopya satan albümün çıkış şarkısı “White Flag” ilk haftasında ise 400.000 adet satılma başarısına erişti. 2005 yılında ise ağabeyine destek veren Dido, onun “Safe From Harm” albümünde "Time Takes Time", "Hurt U" ve "Winter" şarkılarına vokal olarak eşlik etti. Üçüncü albüm çalışmalarına Los Angeles’da başladı. Safe Trip Home albümünün yapım aşamasında aynı zamanda öğrenci olmaya karar veren Dido, Kaliforniya Üniversitesi’nde müzik derslerine katıldı. Bu albümün ilk şarkısı “Don’t Believe In Love” 5 Eylül 2008 tarihinde internete düştü. “It Comes And It Goes", "The Day Before the Day", "Never Want To Say It's Love" ve "Grafton Street” albümün öne çıkan şarkıları arasındaydı. 2009 yılına geldiğimizde Dido, yeni albümünün elektronik bir yaklaşıma sahip olacağını, bundan önceki çalışmalarından farklı olacağını belirtti. Sex and the city 2 film müziği olarak kullanılan “Everything To Lose” Eylül 2010 ayında hayranları ile buluştu. Londra ve Kaliforniya’da gerçekleşen kayıtların bir kısmı, otel odasında sadece mikrofon ve klavye ile kayıt edildi. 8 Aralık 2012’de albümünün adını öğrenme şansına eriştik: “Girl Who Got Away” 18 Aralık 2012’de sadece sözlerinden oluşan bir video ile ilk şarkı “Let Us Move On” ile sizleri başbaşa bırakıyorum. Dido’nun naif sesinin büyüsüne kendinizi kaptırın. Buradan dinleyebilirsiniz.

WoMEN 131


MÜZİK

Aşkın

“Hayko Cepkin” Hali

Ömer Alper Dalak omeralperdalak@womendergisi.com

Bu toprakların ruhunu müziğine yansıtabilen, bunu herkesin yaptığı gibi değil farklı yolla yapan bir müzisyen Hayko Cepkin. Bu ülkede son yıllarda müzik alanında ortaya çıkmış en önemli insanlardan biri. Hayko Cepkin bu toprakların duygularını, müziğini, deyişlerini modern müzikle işleyebiliyor. Bunu da asla samimiyetsiz bir şekilde, piyasaya yaranmak için yapmıyor. O muhteşem nameleri yaparken de, o güzel melodileri yaratırken de, ilahi söyler gibi şarkı söylerken de, brutal vokalle kendini kaybettiğinde de... Her şekilde samimi, özel, özgün. Son albümü “Aşkın Izdırabı” ile yine bağımlılık yaptı. Bu gazla, defalarca dinlediğim eski albümlerini de tekrar dinlemeye başladım. Zaten, ne kadar faklı olduğunu ilk albümünde belli etmişti. Hayko Cepkin, müziğiyle denge kurdu. Çok nitelikli, güzel müzik yapan müzisyenlerimiz, gruplarımız var. Ama Hayko Cepkin bütün şarkılarını ve aranjelerini kendi yapan; şarkı sözlerinde farklı, cesur bir tarz ve vokallerinde kendine has bir yorum oluşturmuş, sahnede özel kostümler ve makyajlar kullanan biri. “Daha önce aşk şarkısı yapmadı.” diyenlere inanmak çok güç. Kendisinin “İstiyorsunuz madem, buyurun size aşk.” temalı röportaj verdiğine de... Bana şarkıları komple aşk şarkısı gibi geliyordu. Karşı cins/eşcins olmayınca “aşk”tan bahsetmiyor mu oluyoruz yani? Ben mi kolayca aşka yoruyorum duyguyu, coşkuyu? Albümdeki Şarkılar 1. Paranoya 2. Geç Kaldım 3. Platonik 4. Kabulleniş 5. İçgüdü 6. Aşk Kitabı 7. Tek Gecelik 8. Tükenmiş 9. Takıntı 10. Kıskançlık 11. Paranoya (Klasik) 12. Geç Kaldım (Akustik) 13. Platonik (Elektronik) 14. Boynuz Track

WoMEN 132


Iowalı Sert Adamlar Geri Döndü !

Stonesour, ABD Iowa/Des Moines çıkışlı, Slipknot’un iki ve Soulfly’ın bir üyesini kadrosunda barındıran melodik hard rock grubudur. Grubun ismi, viski-portakal karışımı olan bir içki anlamına geliyor. Yeni albümleri “House of gold and bones”u 12 Ekim’de yayınlandı. Albüm 24 şarkıdan oluşuyor ancak iki part olarak satışa sunulacak. 12 şarkılık ilk part 12 Ekim’de, 12 şarkılık ikinci part ise önümüzdeki yıl çıkacak. Albümden ‘Ru486, A rumor of skin ve Taciturn’ isimli üç şarkıyı çok yakında dinleyebileceğiz. Grup albümlerinden ilk klibi “Gone Sovergien”a çekildi. En az ilk üç albümleri Stone Sour, Come Whatever May, Audio Secrecy kadar iyi olmuş. Son yıllarda dinlediğim en iyi albümlerden birine imza atmışlar. Kısacası, satın almayı sonuna kadar hak eden bir albüm. Albümdeki Şarkılar: 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11.

“Gone Sovereign” “Absolute Zero” “A Rumor of Skin” “The Travelers, Pt. 1” “Tired” “RU486” “My Name Is Allen” “Taciturn” “Influence of a Drowsy God” “The Travelers, Pt. 2” “Last of the Real”

4:03 3:50 4:11 2:27 4:12 4:22 4:18 5:26 4:29 3:02

WoMEN 133


ta j r o öp

r

“Ney’e, sıcak nefesle “Hu” şeklinde üfleniyor. Bilirsiniz ki ‘Hu’ Allah’ın diğer isimlerinden biridir. Böyle özel bir ismi neye üflüyorsunuz, bu da onu özel yapmaya yeter.”

Başar Dikici WoMEN 134


Aslı Bal Yavrular aslibalyavrular@womendergisi.com

N

eyzen Başar Dikici’ye, müzik ile olan serüvenini sorduk. Başarılı sanatçı, bizi kırmadı ve sorularımızı içtenlikle cevapladı.

WD : Müziğe olan ilginiz ne zaman başladı? BD : Müziğe olan ilgimin dünyadaki kısmı 4 yaşındayken başladı. Sesim güzeldi ve şarkı söylerdim. Hem de duyduğum her şarkıyı. Müziğe olan asıl ilgim Rabbim’in “elest bezmindeki” hitabıyla başladı. WD : Ney ile ilk etkileşiminiz nasıl oldu? BD : Ney ile ilk etkileşim 12, 13 yaşlarımda dini müziğe olan yakın ilgimle başladı. Bilmeden dinlerdim. Sonra bir gün Sultanahmet’te gezerken bir müzik mağazasının vitrininde ney görüp sormam, bir hafta sonrada oradaki ney kursuna dâhil olmamla devam etti. O mağazanın sahibi, Feridun Obul, hocam ise Ender Doğan’dı. WD : Ney’i sizin için özel yapan nedir? BD : Ney’i benim için özel yapan sustuklarımı konuşmasıdır. WD : Bu yolda sizi etkileyen ustalar kimler oldu? BD : Tabii ki Aka Gündüz Kutbay, Niyazi Sayın ve Hocam Ender Doğan başta olmak üzere Ahmet Şahin, Sadreddin Özçimi, Ömer Erdoğdular, Aziz Şenol Filiz, Süleyman Erguner (torun) gibi birçok geleneksel üslup sahibi üstadın yanı sıra, Ercan Irmak beni derinden etkilemiştir. Ayrıca her çiçekten beslenmek lazım bal yapmak için. WD : İlk Albümünüzün hikâyesi nedir? BD : İlk albümün hikâyesi çok kısa. 2000 yılında sevgili dostum Kemal Ayyıldız bana dedi ki; “Gel sana bir ney taksimleri albümü yapalım. Firma hazır arşivlik ve fazla tanınmamış bir neyzenden isteniyor.”. Ben de kabul ettim. İlk ney taksimleri albümüydü. WD : Peki sizce Ney Türkiye de hak ettiği yerde midir? BD : Ney’in yeri çok önemli değil ama Neyzen’in yeri tartışılır. WD : Çalarken sizi bambaşka etkileyen, çalmaktan ayrı bir keyif duyduğunuz özel bir eser var mıdır? BD : Bu tamamen bulunduğunuz moda, içinizdeki cevhere, ruh halinize, çaldığınız ortama bağlı olarak değişir. Tabii ki çok sevdiğim eserler var, ama bazen hiç sevmediğim bir eseri haz alarak çaldığım oluyor. WD : Gelecek projeleriniz ve hedeflerinizden bahsedelim biraz da. BD : Uzun hedeflerim, planlarım yoktur aslında. Günlük yaşarım. Ama 4 senedir albüm yapmıyorum. 2 tane albümlük repertuar ve kayıtlar oluştu. Bunları bu sene içerisinde değerlendireceğim inşallah. WD : Televizyon ile ilgili projeleriniz var mı? Başar Dikici hayranları sizi televizyon programında da görebilecekler mi? BD : Televizyon programlarına konuk olmakla yetiniyorum. Televizyon çok zor bir iş ama fikir aşamasında olan projeler var. Televizyon ile ilgili "Ya nasip!" diyelim. WD : Peki hayranlarınıza yeni bir albüm sürprizi olacak mı yakında? BD : Yeni albüm inşallah 2013’te. Yine kendi bestelerimin yanı sıra, geleneksel eserler ve başka sanatçı dostlarımın bestelerinden oluşan enstrümantal bir albüm. Henüz ismine karar vermedim.

WoMEN 135


Can Bonomo’dan Hayranlarına...

WoMEN 136


WoMEN Dergisi’nden Can Bonomo’ya...

WoMEN 137


Oc a k Ş ar k ı lar ı . Turgut Berkes - Kış Neden Var ? . Radiohead - Let Down . TNK - Söyle Ruhum . Blur - The Universal . Kesmeşeker - Ne Zaman Gitti Tren ? . 3 Doors Down - Landing in London

Ömer A. Dalak

Playlist’in tamamını Youtube’dan dinleyebilirsiniz. WoMEN 138


PANDORA İLE KAHVE MOLASI

DİNAMİKLERİNİZLE YÜZLEŞMEYE HAZIR MISINIZ? “Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl sizlere kutlu olsun”

İ

lk cümlemle sizlere yeni yılın heyecanını yansıtmak istedim. Yansıtabildim mi bilmiyorum ama yeni yılın heyecanını hepiniz içinizde hissedin istiyorum. Bu yıla dair elle tutulur (somut) başarı hedefleriniz, planlarınız ve umutlarınız olsun istiyorum. Yeni yılda bu hedef ve planlarınıza biraz daha yaklaştığınızı hissedin istiyorum. Adım atın istiyorum. İnanın istiyorum. Ayrıca -İnanmak başarmanın yarısıdır- klasiğini de burada özellikle kullanmak istiyorum. Diyorum ki; madem yeni bir yıla girdik, o halde kendimize tepeden bir bakalım. Bakalım ve hayatımızda ne eksik, ne fazla, neden eksik, neden fazla bunları fark edelim. Fark edelim ve eksik olanları iyileştirmek için daha fazla boşa vakit harcamadan bir an evvel adım atalım. Zaman, harcanmaya gelmez çünkü. Düşünsenize, 2011’e veda ettiğimiz zaman daha dün gibi değil miydi? 2013’e veda ederken de “Ne çabuk bitti bu yıl, hay Allah! Hiçbir şey anlamadım” demeyelim. Dolu dolu yaşamış olalım, zamanı iyi kullanarak. Şimdi sizlerle eğlenceli bir şeyler yapalım mı ne dersiniz? Bakın neler anlatacağım. Hepimizin hayatı dinamiklerden oluşur. Hepimizin farklı dinamikleri vardır. Evet, bazı dinamiklerimiz aynıdır değişmez, fakat kişinin hayatındaki etkinliğe göre hayatımızda oluş şekilleri farklılıklar gösterir. Nedir dinamik? Aslında fizikte kullanılan bir terimdir. “Hareketli, her an değişebilen, duruk karşıtı” dır anlamı ve her bir dinamiğimiz yaşantımızı oluşturur. Onlar bizim olmazsa olmazlarımızdır! Nedir bu dinamikler? Mesela, işimiz bir dinamiktir. Kariyerimiz bir dinamiktir. Spor yapmak bizim için vazgeçilmezse, çok seviyorsak, hatta hayatımızı bu yönde kazanıyorsak spor bir dinamiktir. Para dinamiktir ki “Benim için önemli değil. Var ya da yok” diyemeyeceğimiz kadar içindedir hayatımızın. Ailemiz dinamiktir. Burada dilersek aile bireylerini ayrıştırabiliriz de -anne, baba, çocuk, kardeş, sevgili veya eş- şeklinde. Sosyal yaşantımız, varsa mevcutta üyesi olduğumuz dernek, kişisel gelişimimiz, eğitimimiz bir dinamiktir. Sosyal çevremiz bir dinamiktir (arkadaşlarımız, dostlarımız). Hobilerimiz (kitap okumak, sinemaya gitmek, müzik dinlemek, boş vakitlerimizi geçirdiğimiz anlamında değil de) hayatımızın bir parçası ise dinamiklerimizin arasına koyabiliriz. Vs. vs. Şu an benim aklıma gelmeyen, sizinse hayatınızın vazgeçilmezleri arasında yer alan, hayatınıza olumlu veya olumsuz etki eden daha onlarca dinamik belirleyebiliriz.

WoMEN 139


Peki, bu dinamiklerle ne yapabiliriz? Oluşturduktan sonra kendimize tepeden nasıl bakabiliriz bu kısmı anlatacağım. Haydi, üşenmeyin ve kalemi, kâğıdı alıp dinamiklerinizi bir düşünün. Önem sırası olmaksızın da listeleyin. Sonra bir daire çizin ve dilimlere ayırın. Burada dilimlerin boyutları / genişliği önemli değil. Ve her bir dilime bir dinamiğinizin ismini verin, aynen resimde gördüğünüz gibi. (Resimdeki örnek bir hayal ürünüdür.)

içini çizerek doldurmanızı isteyeceğim. Çizerken kullandığınız kalem daha açık bir renk olursa iyi olur. En azından altta kalan dinamik isimlerinizi kolaylıkla okuyabilirsiniz. Ben bu hataya düşmüştüm siz de düşmeyin isterim. Ya da dinamikleri dilimlerin üst / dışarı kısmına yazın. Evet, puanlamaya göre içlerini karaladık dinamik çarkımızın. Örnek:

Resimde 8 dinamik baz alınmış fakat bu 6 da olur, 10 da. 10’dan fazla çıkmayabilir aslında, hemen hemen insanların hayatında olağan dinamik sayısıdır. Fakat dediğim gibi kişisel bir şeydir bu ve bunu siz belirleyeceksiniz.

Buraya kadar tamam! Şimdi sizden her bir dinamiğinize 10 üzerinden puan vermenizi isteyeceğim. İyice düşünün ve dürüst olun puan verirken. Bunu yine örnek olması için aşağıda paylaştım. Ben puanlamayı yaparken biraz cömert davrandım ama her dinamik yakın puanda olacak veya olduğundan yüksek puanda olacak diye bir mecburiyet yok. Dinamiğinizden ne kadar memnunsanız o kadar puan vermelisiniz. Örnek:

Karaladık ve bitti. İşte şimdi dinamiklerimiz gözümüzün önünde ve biz yaşam dinamiklerimize yukarıdan bakıyoruz. Ortaya çıkan şekli bir arabanın tekerleği olarak düşünelim lütfen. Yani o tekerlek biziz. Dolu olan kısımları iyi, güzel fakat boş olan kısımları yazık ki hayatımızda ilerlerken tökezlememize neden olanlar diyebiliriz. Gözünüzde canlandırırsanız şayet araçların lastiği patladığında yalpalaya yalpalaya giderler. Bizlerinde yalpalamamıza, üzülmemize, sıkılmamıza, stres yaşamamıza, zamanı iyi kullanamayışımıza, verimli olamayışımıza ve daha vereceğim birçok olumsuz örneğe neden oluyor bu durum. Tamam, gördük ve fark ettik. İşte bundan sonrası çok önemli! Peki, ne yapabiliriz de bu tökezlememize, yalpalamamıza neden olan olumsuz etkenleri üst seviyeye taşıyarak olumlu hale getirebiliriz? Hangi dinamiğimizi iyileştirmek için, nasıl harekete geçmeliyiz? Mesela örnek çarkımızın üzerinde en düşük gördüğümüz dinamiğimizle ilgili basit bir çalışma yapalım. Eğitim ve kişisel gelişim “4” demişiz. Aslında bakınca birbiriyle ilintili ve birbirini tetikleyen iki dinamiktir bunlar. Her bir eğitim, kişisel gelişimimize fayda sağlar. Eğitimi bu noktada sadece okul yaşantımız olarak düşünmeyelim.

Şimdi verdiğiniz puanlamalara göre dinamiklerinizin

WoMEN 140


Bilgi sonsuzdur ve eğitim sınırsızdır. “Okuduk tamam bitti” düşüncesi kişinin bazen yerinde kalmasına / saymasına neden olabilir. Bir üniversite daha okuyun, bir bölüm daha bitirin anlamında söylemiyorum bunu tabii ki. Fakat dediğim gibi, bilgi sınırsızdır ve her öğrendiğimiz bizi hem sosyal çevremizde, hem iş alanımızda, hem de yaşantımızda biraz daha üst seviyeye taşır.

eğitimi alalım. Ama bakalım para dinamiğimiz buna izin verecek mi? Vermiyorsa neden vermiyor? İşimiz mi yeterli değil? Olmamız gereken yerde mi değiliz? Hak ettiğimizden daha mı az kazanıyoruz? Değilsek neden değiliz ve bunun için ne yapmalıyız? Yoksa savurgan mıyız? Gereksiz harcamalar yaparak yaşam kalitemize olumsuz etki etmesine mi neden oluyoruz? Burada da bunları görmüş olacağız.

Bunu iyileştirmek için neler yapabilirim, nasıl adım atabilirim diye sorgulayabiliriz. Sorgulamamız sonucunda da imkânlarımız dâhilinde harekete geçebiliriz. Kişisel gelişimle ilgili yüzlerce, binlerce kitap vardır farklı farklı konulardan oluşmuş olan. Bizi cezbeden, ilgi alanımıza giren konulu kitaplar okumayı alışkanlık haline getirmek kişisel gelişim anlamında beslenmemizi yardımcı olacaktır. Burada kendimden bir örnek vermek istiyorum. Yıllar önce boş vakitlerimi değerlendirmek için kurs araştırmalarına girmiştim. Bir şeyleri öğrenmek istiyor ama ne olması gerektiğini bilmiyordum. Araştırmalarım sonucunda diksiyon eğitimi almayı düşündüm. O zamanlar pek işime yaramazdı bu benim, fakat sonra zaman ne getirir bilinmez dedim ve bu eğitimi almaya karar verdim. Yanı sıra da Radyo Programcılığı ve Sunuculuğu eğitimi almak istedim. Her iki kursu aynı anda aldım ve başarıyla da bitirdim. Bunların bana “Ne işime yarar ki?” diye sorguladığım o dönemlerde bile inanılmaz katkısı oldu. Sesimi kullanabilmeyi öğrendim ki iletişimde ses tonlaması ve vurgular çok önemlidir. Türkçe yazım kurallarını öğrendim ki aklımda yokken editörlük yapmaya başladım. Radyoculuk eğitiminde de içerisinde barındırdığı birçok konuyu öğrendim, en önemlisi olan beden dili başta gelmek üzere. O dönemlerde çok işime yaramaz görünmüştü fakat zaman bana öyle bir şey getirdi ki şimdi faydalarını daha çok görüyorum. Burası benle alakalı olan kısım. Size bu eğitimleri alın demiyorum elbette. Ama iyi örnek her zaman faydalı ve güzel mesajlar içerir.

Mesela örnekteki sevgili dinamiğini ele alalım. Herkesin hayatında bazen sorun olabiliyor sevgili veya eşlerimiz. Bazen de sorunun kaynağı biz olabiliyoruz. Dinamiğimize verdiğimiz puana göre ilişkimizi gözden geçirip neyin eksik veya neyin fazla olduğunu sorgulayabiliriz. “Ne yaparsak, nasıl davranırsak bu dinamiği üst seviyeye taşırız?” üzerinde biraz kafa yorarsak çözüme ulaşamayacağımızı sanmıyorum.

Kitap dedik kişisel gelişim için. Bilindiği gibi özellikle son zamanlarda oldukça çeşitli kurslar da açıldı. Bazı kurumların verdiği eğitim ve bilgi amaçlı kurslardan da faydalanabiliriz. Burada devreye para dinamiği giriyor aslında. Tamam, haydi gidelim bir kuruma kaydımızı yaptırıp o

Özetle her bir dinamiğimiz bir diğerini mutlak şekilde etkiliyor. O onu, diğeri bir başkasını derken bunlardan bizim ne çok etkilendiğimizi fark ediyoruz. Bazen bu çalışma neticesinde çok basit şeyleri görüyoruz, bazense aslında bir konuda oldukça büyük sıkıntılar yaşadığımızı. Bu sıkıntıların üstesinden gelebiliriz ama endişelenmeyin. İşte dinamikler çarkımız bu işe yarıyor. Yapmak istediklerimiz ve yapamadıklarımızı görmemizi sağlıyor bir bakıma da. Burada Jim Catcart‘ın bir sözünü paylaşacağım; “Olmak istediğin insan, yapmak üzere olduğun şeyleri nasıl yapardı?” Haydi, bunun üzerinde biraz düşünelim. Hoşunuza giden bir çalışma mıydı bilemiyorum fakat işe yarayacağını düşünüyorum. Dinamiklerinizle ilgili görüşmek istediğiniz bir konu olursa mail yoluyla bana ulaşabilirsiniz. Birlikte sizin için bir rota belirleyebiliriz. Başlangıçta yeni yıl dedik, bitişte de yeni yıl diyelim. “ 2013, Amacınıza ve mutluluğa ulaştığınız bir yıl olsun! Sağlık, başarı, huzur ve “BARIŞ” getirsin”! Mutlu dinamikler! PaNDoRa

WoMEN 141


PANDORA İLE KAHVE MOLASI

Herkes bir başka hayatı yaşar. Hayat bazen korkutur, bazen yalnız bırakır. Ya üzerine gidersin ya üzerini örtersin. Üzerini örtmeyelim. Ne korkalım ne de yalnız kalalım. İnsanın kendini her yalnız hissettiğinde, Desteğe her ihtiyaç duyuşunda güçlenebileceği, o desteği görebileceği bir köşe olmalı diye düşünüyorum. Kimbilir? Belki de o köşe, işte bu köşe. - Koçlar yönlendirmez, yargılamaz, yanıtları yoktur. - “Peki ne yapabilirim?” diye sorulan sorulara ise en iyi yanıtı kişinin bakış açısını değiştirmeyi başararak, Yine çözümü kişinin kendi içinde bulmasına yardımcı olurlar sadece. Bu noktada ben buradayım. Maillerinizi bekliyorum. Dostlukla Yaşam Koçunuz PaNDoRa

pandora@womendergisi.com

Sevgili Pandora, Neden size yazıyorum bilmiyorum? Bir arkadaşımın önerisiyle yazıyorum aslında. Yeni bir dergiymiş Women, umarım çok başarılı olursunuz. Ben de bir takipçiniz olacağım. İsmim Rezzan, Bekârım. 32 yaşımdayım, hiç evlenmedim. Nişanlandım bir kere sonra bir şeyler oldu ve evlenmedik. Bir kreşte çalışıyorum ama severek değil. Bana göre bir iş olmadığını iyi biliyorum. Hayatımdan memnun olup olmadığımı sorarsanız, olduğum söylenebilir lakin bir noktaya kadar. Ailemle yaşıyorum evlenmediğim için ayrı bir eve çıkamadım. Buna izin vereceklerini sanmıyorum. Akşamları işten gelince dinlenemiyorum, yalnız kalamıyorum. Oturduğumuz ilçede çok eskiden beri oturuyoruz, çok tanıdığımız var bu yüzden konu komşu, akraba geleni gideni bitmiyor evin. Kendime vakit ayıramıyorum. Sabah işe git akşam eve gel ve deşarj olamıyorum bu beni artık depresyona sokuyor. İnsanlardan o kadar çok sıkıldım ki bu yüzden etrafım kalabalıklaşsın istemiyorum. Asosyal oldum içime kapandım. Belki bu yüzden hayatıma kimse girsin istemiyorum. Bir de olduğum yer bana yetmiyor. Aslında çocuk bakıcılığına mecburen başladım liseden sonra üniversite okumadım. Başaramadım demek daha doğru olabilir ne yapabilirim bilmiyorum. Kapana kısılmış gibiyim. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz. İlerisini iyi olacakmış gibi göremiyorum. Rezzan,32

WoMEN 142


Merhabalar Rezzan Hanım, Bazen farkında olmadan bir işe kalkışmış olmak güzel sonuçlar doğurabilir öyle değil mi? Dilerim sorgulayarak yaptığınız bu hareket -bana yazmanız- size iyi sonuçlar getirir. 32 Yaşında olduğunuzu belirtmişsiniz. Ayrıca yaptığınız meslek ve ailenizle yaşıyor olmanız memnuniyetsizliklerinizin arasında yer alıyor. Meslek konusuna değinelim öncelikle. Bir kreşte çalıştığınızı ve memnun olmadığınızı belirtmişsiniz. Bazen yaptığımız meslek bizi memnun etmez. Başka bir mesleğe adım atmak isteriz fakat bu gücü içimizde bulamayız ve erteleriz. Buna rağmen hiçbir adım atmadığımız halde kendi kendimize bazen kızar, bazen söyleniriz. Mesleğinizi değiştirmek istiyorsunuz fakat harekete geçmiyorsunuz? Bunun için neyi bekliyorsunuz? Bilindiği üzere son zamanlarda ücretli / iş garantili ya da ücretsiz bazı sosyal ve devlet kurumları tarafından verilen meslek edindirme kursları var. Bu kurumlardan eğitim almayı düşündünüz mü? Bu yola basit araştırmalar yaparak adım atabilirsiniz? Her şeyden önce sanırım şunu düşünmelisiniz. -İstediğiniz mesleği icra ettiğinizde kendinizi nasıl hissedeceksiniz?- Vereceğiniz yanıt belki de size bu motivasyonu sağlayabilir. Ailenizle beraber yaşadığınızdan bahsediyorsunuz. Ayrı bir eve çıkmak istiyorsunuz fakat anladığım kadarı ile izin vermezler diye düşünüyorsunuz. Bu tabii ki sizin varsayımınız. Daha öncesinde bu konuyu ailenize açtığınızdan bahsetmemişsiniz. Peki, o halde izin vermeyecekleri kanısına nasıl vardınız? Sosyalleşmek istemeyişiniz konusunda ise şunları sormak istiyorum. Geçmişe bakınca sosyal çevrenizden birisi ile ciddi bir sorun yaşamış olabilir misiniz? Sizi üzmüş, kırmış ya da iz bırakmış olan bir konu var mı? Varsa bizimle yeniden mail yoluyla paylaşmak ister misiniz? (Varsa ve çok özel bir konu ise, istemezseniz mailinizi yayınlamayacağımızı garanti edebilirim.) Rezzan Hanım, tarafıma yazdığınız her bir cümle neredeyse size soru olarak döndü farkındayım. Size şöyle veya böyle davranın gibi akıl vermelerde bulunamam çünkü. Fakat şunu isteyebilirim; Sorularımı kendinize sorarken şekillendirerek sormanızı, her bir soruya vereceğiniz yanıtın da resmini görerek cevaplamanızı rica ediyorum. Belki kendinizi o resimlerde görmeniz bir farkındalık yaratabilir. Güzel resimli yarınlar diliyorum, sevgiyle kalın. PaNDoRa

WoMEN 143


ŞEHİRDE NELER OLUYOR? İstanbul Getsomekunstwerk !:1 - Artnext İstanbul Geleceğin sanatsal vizyonunu yakalamayı hedefleyen çağdaş sanat alanı Artnext Istanbul'da gerçekleşecek 3. sergi 'Getsomekunstwerk !:3' adını Alman total sanat kavramı 'Gesamtkunstwerk'ten alıyor. Total sanat anlayışına göre müzik, drama ve şiir aynı düzlemde sahne, dekor ve kostüm katkısıyla hayat bulmalı. Sergide farklı dallardan sanatçılar aynı platformda buluşuyor ve ziyaretçilerin oluşumun bir parçası olmasını hedefliyor. 12 Ocak'a kadar ziyarete açık. Yapay Manzaralar - İstanbul Fotoğraf Müzesi Üç uluslararası sanatçının 'yapay manzaralar'a karşı radikal duruşları sergileniyor. İspanyol fotoğraf sanatçısı Joan Fontcuberta, kültürel eserleri askeri amaçlarla geliştirilmiş programlarla düzenlerken Alman sanatçı Nikolaus von Wolff, geleneksel kolaj tekniklerinden yola çıkarak geliştirdiği teknikle dışavurumcu bir çarpıcılığa sahip dijital tablolar yaratıyor. Son olarak Çinli sanatçı Sun Ji, doğduğu kent Şangay'a ütopik ve eleştirel bir gözle bakıyor. 9 Şubat'a kadar mutlaka görülmeli. İnsanlık Serüveni - Akbank Kültür Sanat Merkezi Magdalena Abakanowicz, yeryüzüne serüveniyle birlikte gelen insanın yolculuğunu anlatıyor. İnsanın serüveni dünyayı değiştirmekti. Bunu çoğu zaman kendisine rağmen yaptı. Yabancısı olduğu bir evrene, onun zamanına ve mekanına uyum sağlamak, yani onları kendisine uyarlamak çabasındaydı. Zamanın içinde sanatla dönüştü insan, mekanı sanatla dönüştürdü. Yalnızlığına ve yabancılığına sanatla direndi. Yaratarak var oldu. Mağaranın duvarına bıraktığı izlerle takip ediliyor hala. Sanat, yaratmanın öteki adıdır. Tıpkı insanın doğanın en yüce hali olması gibi. Sanat, insanın Tanrısıyla Tanrının insanı arasındaki köprüdür. Abakanowicz insanın 30 bin yıllık serüveninin sanatını, sanatın 30 bin yıllık serüveninin insanını üretiyor. Çağların ötesinden gelen, çağların içinden geçen bir serüvenin sergisi bu! İnsan sanatının külleriyse, bu sergi o külü yakan ateştir. 30 Ocak'a kadar ziyaret edilebilir.

WoMEN 144


UNTITLED - Bimisal Art & Design Gallery

Jolly Joker Konserleri

Nişantaşı Ahmet Fetgari Sokak'ta kapılarını yeni açan galeride 25 Ocak'a kadar ressam & heykeltıraş Billur Melis Koç ve tasarımcı Erdeniz Kurt'un çalışmalarını görebileceğiniz UNTITLED sergisinin detayları WoMEN Blog'ta yer bulacak.

4 Ocak'ta Cem Adrian, 17 Ocak'ta Multitap, 19 Ocak'ta Athena ve 26 Ocak'ta MFÖ grubu Jolly Joker İstanbul sahnesinde olacaklar.

Salon IKSV Konserleri

Best of 2012: Müzik yazarlarına, plak dükkanlarına, DJ'lere ve radyoculara 2012 yılının en iyi 10 parçası sorulmuş. 3 Ocak'ta hem en iyi 10 şarkı - albümü öğrenmek hem de eğlenmek isteyenler için fırsat bu fırsat.

Trust: Kanadalı indie-pop ikilisi Trust, 11 Ocak'ta Salon IKSV sahnesinde. Crystal Castles, Austra, Hercules and Love Affair gibi gruplarla aynı sahneyi paylaşan, Feist'in 'Graveyard' adlı şarkısını remixleyen ikilinin konseri farklı sesleri keşfetmek isteyenler için ideal. Prins Thomas Orkester: İlk albümünde tüm enstrümanlarını kendisi çaldığı parçaları kaydeden Norveçli prodüktör Prins Thomas, orkestrasıyla kaydettiği ikinci albümünün tanıtım turnesi kapsamında İstanbul'a uğruyor. 'Space-disco' olarak tanımlanan müziği elektronik ve saykodelik müzikten ilhamını alıyor. 18 Ocak'ta.

Babylon Etkinlikleri

Electro Swing Party: 20'lerin ve 30'ların ruhunu günümüz modern dünyasına hızlı bir şekilde sunan geniş electro-swing arşiviyle eğlence 4 Ocak'ta. Chinawoman: Rus asıllı Kanadalı sanatçı Chinawoman, yaptığı müzikte ilhamı Sovyetler ve 70'ler Avrupa müziği arşivinden alıyor. Hemen her enstrümanını kendi çaldığı albümle dikkatleri üstüne çeken sanatçı, yenilikçi ve retro motiflerle

Roller Trio: Garanti Caz Yeşili etkinliği kapsamında İngiliz caz topluluğu Roller Trio sahnede. 2012 Mercury Ödülleri'ne aday gösterilen ve İngiltere caz sahnesinin en heyecan verici seslerini dinlemek için 24 Ocak'ı bekleyin. Bilal Karaman: Gitar çalmaya genç yaşlarda başlayıp 2009 yılındaki Nardis Caz Gitar yarışmasında birinci olan ve ardından 19. İstanbul Caz Festivali'ndeki performansıyla dikkat çeken Bilal Karaman, Türkiye'nin en yetenekli genç müzisyenlerinden. Konseri Salon IKSV'de 25 Ocak'ta.

zenginleşen baladlarını dinleyebilmeniz için 9 ve 10 Ocak'ta Babylon sahnesinde. Toro y Moi: 2010 yazına damgasını vuran chillwave akımının mimarlarından Toro y Moi, kazandığı müzikal birikimini pop, garaj ve elektronik müzik ögeleriyle birleştirerek kendine özgü bir tarz yaratmış bir isim. İlk defa Türkiye'de, 16 Ocak'ta. James Walsh: İngiliz rock grubu Starsailor'ın solisti James Walsh, solo projesiyle İstanbul'a da uğruyor. Neil Young, Bob Dylan, Nick Drake, The Beatles ve Tim Buckley gibi efsanelerden ilham alıyor; 10 yıllık grup solistliğinin ardından müzikal alanda istediği yola girmiş olan Walsh, hem eski hem de yeni parçalarıyla 17 Ocak'ta sahnede olacak.

WoMEN 145


ŞEHİRDE NELER OLUYOR? Ankara Orijinal Vücut Sergisi Öldükten sonra bedenlerinin bağışlanmasını kabul edenlerin kadavra ve iç organlarının sergilendiği, daha önce İstanbul’da olan Orijinal Vücut Sergisi (Body Worlds), Ankara Kent Park AVM’de halen devam etmekte. 7 Eylül 2012’de başlayan sergi, 2 Şubat 2013’e kadar sürecek. Gitmeyenlerin kaçırmamasını öneririm. İnanılmaz bir etki bırakacağından emin olabilirsiniz.

Van Gogh Alive Sergisi Klasik müzikle senkronize değişen, dokunmak isteyeceğiniz kadar gerçekçi ve dev boyutlardaki bini aşkın Van Gogh eseri, 14 Kasım 2012’de halka açıldı. 3 Ocak 2013 tarihine kadar devam edecek. Acele edin, kaçırmayın!

WoMEN 146


BURÇLAR ve ÇiÇEKLER MİMOZA

GÜL ve ORKİDE

Romalılara göre “güzel ve tatlı anılar” çiçeğidir. Herhangi bir çarpıcılığı olmayan bu çekingen çiçeği farkedenler, mütevazi ve hoş görünüşünü kolayca unutamazlar. Bu yüzden Başak burcuna uygun bir çiçektir.

Venüs’ün güzellik ve aşk çiçeğidir. Bu yüzdendir ki, ender ve kıymetli şeylerden hoşlana Terazi ve Boğa burcuna şans getirir.

MÜGE

Yay burcunun çiçeği olan menekşe bu burçtan olanlar gibi açık havayı ve ilkbaharı sever.

Soğuk havayı sever. Bu, Kova burcundan olanların mügeyi sevmeleri için çeşitli sebeplerden sadece biridir. Bunun yanısıra bu çiçekle bu burcun anlaşması Kova burcunun değişikliklerden hoşlanmasından ileri gelir. Küçük olmasına rağmen bu çiçek o kadar kuvvetli ve güzel bir koku bırakır ki, meraklı Kova burcunu cezbeder.

MENEKŞE

SARDUNYA Koç burcunun çiçeğidir. Canlı kırmızı renktedir. Alman evlerinin balkon ve pencerelerini yüzlerce sardunya süsler. Rivayete göre Almanya, Koç burcunun memleketidir.

NERGİS

KARANFİL

Beyaz ve sevimli bu çiçek Oğlak burcuna sükunet ve sıcaklıkla birlikte kendilerinde olmayan iyimserlikle neşeyi getirir.

Hafif ve esrarengiz bir kokusu olan karanfil, ateşli mizacı ile tanınan Akrep burcunun çiçeğidir. Aynı zamanda Aslan burcuna da şans getirir.

NİLÜFER

ZAMBAK

Su burçları olan Balık ve Yengeç’e uygun bu çiçek onlara hayalgücü getirir.

Koku ve şekil olarak sade, saf ve kibar görünümü ile gençliği ve zekayı temsil eder. İkizler burcuna şans getirir.

WoMEN 147


ASTROLOJİ

OĞLAK 23 Aralık - 20 Ocak

Orlando Bloom 13 Ocak 1977

WoMEN 148

Olumlu Yönleri: Çalışkan. Güvenilir. Kararlı. İstekli. Sabırlı. Azimli. İhtiyatlı. Disiplinli. Plancı. Espri gücü. Düzenli. Sebatkar. Azla yetinir. Zengin olur. Dayanma gücü yüksek. Sorumlu. İyi eş, iyi anne baba. Mülkiyetçi. Olumsuz Yönleri: Eğilmez. Dik başlı. İhtiraslı. Kötümser. Kuşkucu. Kindar. Sert. Karamsar. Yalnızlık meraklısı.

KAYNAK : www.astroloji.org

Çağla Şikel 2 Ocak 1979

Yönetici Gezegeni: Satürn Element: Toprak Nitelik: Öncü Uğurlu Sayıları: 2,8 Gün: Cumartesi Uğurlu Taşı: Grena Renk: Koyu yeşil, kahverengi Tarot kartı: Şeytan Hayvan: Keçi ve diğer boynuzlular Bitki: Nergis, sarmaşık, çam, kavak Kıymetli Taş: Karaelmas, kehribar Kıymetli Maden: Kurşun


ASTROLOJİ KOÇ ( 21 Mart - 20 Nisan )

BOĞA ( 21 Nisan - 21 Mayıs )

Sevgili koç, lütfen bu soruya dürüst cevap ver. Paranın değerini ne zaman bileceksin? Bu aralar ya alışverişi abarttın ya da telefon konuşmalarını. Faturalar kapıya dayanma aşamasında haberin olsun. Dikkatli davranman gereken bir dönemdesin.Aynı dikkat çevrendeki insanlar için de geçerli. Bu ay etrafını bir iç-amaç sebebiyle saran insan(lar) olabilir. Babana bile güvenme derler ya, aynen o hesap. Ama meraklanma o kadar da karamsar bir ay olmayacak bu. Bir haber alarak uzun bir yolculuğa çıkman mümkün. Belki de içinden, ‘Şu günlerde yolculuk için hiç hazır değilim.’ diyorsun. Tamam, burada bekleyenlerin olduğu aşikar ama kendine zaman ayırmak sana her zaman iyi gelmiştir. Bunu da çok iyi biliyorsun. O yüzden eğer ufacık bir gezinti fırsatı çıksa bile, onu sakince kabul edip, kendini dalgaya bırakmanı öneriyorum. Olasılıklar sonsuzdur, özellikle ona kendini açanlar için.

Bu aralar gelecek senden yana boğa. ‘Vay anasını bunlar ancak filmlerde olur.’ denecek büyük sürprizler hazırlıyor senin için. İster karma de, ister kader, istersen sadece yerine gelen dilekler ama çok kısa bir süre sonra, senin bile ne kadar istediğinin farkında olmadığın arzularının hayatının gündeminde kendine yer bulduğunu göreceksin. O yüzden bu günlerde hazırlıklı ol. Hazırlıklı ol ki bir anda gelişen olaylar arasında kontrolünü kaybetmeden yol alabil. Kontrol ve karar verebilme, senin hayatında her zaman büyük bir yere oturmuştur, farkındayız. Sevinçlerin ve üzüntülerinin esas kaynağı bu iki kelimeden kaynaklandı çoğu zaman. Ve bu aralar duygusal hayatında yine karşına çıkacaklar. 2 kişi arasında kalarak bir tercih yapmak mecburiyetinde kalabilirsin, Boğa. Ve bu noktada sana ışık tutacak olan geçmişinden başkası değil.

Yeni yıl tavsiyesi: Macera aramadan önce sevdiklerini garantiye al, önceliklerin önemli.

Yeni yıl tavsiyesi: Sürprizlerle karşılaşmamak için yalnız kalma.

İKİZLER ( 22 Mayıs - 21 Haziran ) İkizler, ikizler… Yine çevrendeki her işi üstlenmiş gibisin sanki. İş hayatında yoğun bir aya giriyorsun. Fırsatın varsa, bu iş yükünün bir kısmını devretmeni öneririz. He dersen ki ‘Hayır, ben her şeyin farkındayım ve bu ay benim için depara kalkma zamanı.’ öyleyse kendini yıldızların sonsuz olasılık denizine bırakman en doğrusu olacaktır. Çünkü sabır ve bir işi başarmaktaki ısrar, bir insanın sonuca ulaşmaktaki en yanılmaz dostlarıdır. E bu dostluklara sahipsen ikizler, elde edeceğin başarılar seni çok sevindirecek ve bütün yorgunluğunuzu unutacaksın. Sen yine de fırsat buldukça dinlenmeye bak, yorgunluğunu parça parça üzerinden atmaya çalışarak zamanını ve programını dengele. Ayrıca işe bu kadar yoğunlaşmışken, gözünü çevrenden ayırma. Çünkü alacağın bir mesaj seni çok sevindirecek ki bu haberi beklemeye başlayalı uzun bir süre olmuştu. Yeni yıl tavsiyesi: Heyecana kapılmadan önce tüm hazırlıklara check atmayı unutma.

ASLAN ( 23 Temmuz - 23 Ağustos ) Kükremeye mi hazırlanıyorsun, aslan? Neden? Kim bozuyor senin sakin, kedigillerden gelen huzurunu? Sakinleş biraz rahatla, bu soğuk günlerde kendini en sevdiğin battaniyen ve sütle yapılmış sıcak çikolatayla şımart. İşyerinden ya da sevdiklerinin yanından, her seferinde aklında sorularla varıyorsun eve. Ne internet, ne müzik ne de en sevdiğin film aklındaki endişeleri gideremiyor. Şüphe, kemiriyor ufak ufak seni. Dur,dur aslan. Sen bu değilsin. Öncelikle aynanın karşısına geçmeni öneriyoruz. Gökyüzünden güneş eksildi, havalar soğudu ve karamsar yanların ortaya çıktılar, ama bu ay, üzerine yepyeni ve bembeyaz kışın içerisinde salınacak o güçlü kedi karakterini giyinmenin vakti geldi. Yersiz kuruntular sana ait değil, insanların saçma lafları, yorumları ve görüşleriyle aklına takılmış gereksizliklerin sonucu. Bu ay lütfen kendini dinle. İşini kesinlikle ihmal etme, o seni güçlendiren şeylerden biri. Seni çekemeyen insanlar hep olacak, mühim olan karşılık verebilmek değil, kendi zihnini ve kalbini muhafaza edebilmek. Yeni yıl tavsiyesi: Korku seni hiçbir zaman yıldırmadı. Bugün de tek dayanağın kendinsin.

YENGEÇ ( 22 Haziran - 22 Temmuz ) Eğer bu aralar insanlar tahmin edilenden farklı davranıyorsa yengeç, anla ki bu anlık bir durum değil ve bu işte bir iş var. Hayır, tabi ki seni paranoyak yapmak gibi bir amacımız yok ama seni uyarmayı kesinlikle bir görev biliyoruz. Özellikle iş hayatında insanların –sadece sana yönelik olması gerekmez- davranışlarını tasvip etmediğin durumlar oluşacak. Ortada dönen dava kesinlikle senin davan değil, ama her zamanki karakterin yine kendini gösterip seni yangının tam da ortasına çekmeyi başarabilir. Çünkü kabul edelim bu daha önce istemsizce yaşadığın bir şey, belki de birden fazla. Peki, bu durumda ne yapmalı? Öncelikle karışma, sevgili yengeç. Eğer seni iki dostun, ya da az samimi olsan bile çalışma arkadaşlarının arasında tercih yapmak zorunda bırakan bir durumun içinde bulunmanın, sana hiçbir yapıcı faydası olamayacak. Kendini kibarca durumun dışına çek ve izlemekle yetin. Yardım istenirse tabi ki yardımcı olmaya çalış ama kendine yancı toplamaya çalışan birinin safında asla yer alma. Yeni yıl tavsiyesi: Evden çıkmak zorunda kalmadan da olaylar üzerinde kontrol sahibi olabilirsin.

BAŞAK ( 24 Ağustos - 23 Eylül ) Başak… Senin için bu ay kilit kelime ‘yıldızlar’. Öylesine çılgın bir şans dalgasıyla çevrilisin ki bu ay, biz bile gözlerimize inanamadık. Neredeyse tüm -evet yanlış duymadın- tüm isteklerinin eşit şansının olduğu bir dönem bu. Artık loto mu oynarsın, yılbaşı biletiyle trilyonlar için mi şansını denersin, yoksa hoşlandığın kişiye mi açılırsın bilemiyoruz. Ama tüm bunlar için en uygun ayın içerisindesin, bu bir gerçek. Tabi bu şans, adı üzerinde; anlık, gizemli ve parıl parıl bir ışık parçası. Onu iyi değerlendirmelisin başak, bunun için de ihtiyacın olan tek şey ‘cesaret’. Biliyoruz, cesaret seni korkutan bir davranış biçimi çoğu zaman. Ama düşün bir kere, başına gelen en güzel şeyleri cesur davrandığın anlar sonrasında yaşamadın mı? En güzel tesadüfler cesaretle çalmadı mı kapını? Öyleyse bu şanslı ayın senden ne beklediği aşikâr. Haydi, git aklında biriktirdiğin şeylerden birine atıl, geceleri uyumadan hayal ettiğin şey için bir adım at. Emin ol doğru zamanlama, şu an. Yeni yıl tavsiyesi: Bu ay o kadar şanslısın ki, dünya yıkılsa, onunla yolunu bulursun.

WoMEN 149


TERAZİ ( 24 Eylül - 23 Ekim )

AKREP ( 24 Ekim - 22 Kasım )

‘Maceralar geçicidir’ derler. Biz buna ancak esneriz, değil mi terazi? Maceralar damarlarda akan kandan daha gerçektir. Aksiyon, bazen kuruyan bir çiceğin cansuyu gibi hayat veriri insana. Seni de en iyi besleyenlerden biridir hatta. Büyük bir şey olmasına gerek yok, ufak bir kalp çarpıntısıdır aradığın. Seni şarj eden, yaşam sevincini tavan yaptırabilen. İşte bu ay ani bir maceraya atılma ihtimalin çok kuvvetli. Ne yap et, gözünü bu fırsata karşı açık tut. Yıllardır ‘hep zaten böyle oluyor’ diye üzüldüğün, neden tekrar ettiğini anlamadığın bir problemin, bir sıkıntının cevabını bu maceranın sonucunda bulacaksın. Karakterinde ve olaylara bakış açında büyük değişikliklere sebep olacak. Kiminle olduğu, hangi mekânda tezahür ettiği ve konusu önemli değil. Ondan öyle bir ders çıkaracaksın ve görmediğin bir şey öylesine bariz şekilde karşına gelecek ki, ‘Vay anasını’ diyeceksin. ‘Artık yolum budur’.

Tipik bir akrep olarak yine ateşli şeylerin peşindesin. Soğuyan hava bile alamıyor sıcaklığını, alev alevsin. Duygusal hayatında harika bir ay geçireceğin yetmiyormuş gibi, şairane bir olasılıklar zincirine de giriş yaparcasına bulanıyorsun her bir hücrenle. Bu iyi bir şey senin için, çünkü senin yönetmeyi en iyi bildiğin şeydir, tutkular. Ve bu becerin sayesinde duyguların ve ilişkilerinin kontrolü hep sendedir. Ama bir uyarının vakti geldi. Kontrolünü elinden almaya niyetli biriyle tanışabilirsin. Kış partilerinin soğuk sigara aralarında tanışabilirsin onunla,tarihin tozlu sayfalarından adeta yepyeni biri gibi çıkabilir karşına. Ona o bildiğimiz akrebi göstermeden önce, gözlemle. Onda seni bu kadar çeken şeyin sana da öğretecekleri olabilir. Bu ay, ya bir kalp macerası seni tutkular denizinde dümensiz bırakacak, ya da beklenmedik bir sıcak gelişme işten güçten kafasını kaldıramayan bu akrebin aklını toz duman edecek. Dikkatli olmalısın, ufukta yine heyecan var.

Yeni yıl tavsiyesi: Tüm cevapları kendine saklıyorsun. Dürüstçe konuşmanın vakti geldi.

Yeni yıl tavsiyesi: Mayalar başlangıçlardan bahsederken seni mi kastediyordu yoksa? Dene ve gör.

YAY ( 23 Kasım - 22 Aralık ) Çok yakında yay, para durumlarında güzel gelişmeler olacak. Bir vakittir kafana taktığın, sıkıntılarının sebebi olarak kurguladığın bir olay ya da kişi var. Onun da çözümleneceği ve gerçek cevapların ortaya çıkacağı bir ay olacak bu. Para durumunun yoluna girmesiyle, bazı beklediğin isteklerini yerine getirmek için fırsatlar bulacaksın, onları daha fazla ertelemene gerek yok. Evet, sanki fuzuli isteklermiş gibi görünebilir, ama onların senin ruhunda yaratacağı motivasyonu inan şuan çok az şey yaratabilir. Ve senin bu motivasyona, çok ihtiyacın var. Bunun sayesinde modunu bir çırpıda toplayabilecek ve tanıdığımız, hayalperest en önemlisi neşeli yay’ı tam olarak ortaya çıkarabileceksin. O çıktığında çevrendeki herkes senin parladığını fark edecek, ve bunu sana ifade etmeye de başlayacaklar. İltifatlar, güzel muhabbetler ve yakın ilgi getirecek tüm bunlar. Ve sen bunları hak edeli o kadar uzun bir zaman oluyor ki. Ayrıca bu aralar aklında, bir check up, dişçi randevusu ya da beklemeye aldığın ufak bir sağlık kontrolü var ise, onu da araya sıkıştırmanı öneririz. Güvenli adımlarla ilerlemek, keyifli bir zaman diliminden maksimum keyfi, kafanda soru işaretleri olmadan çıkarmana yarayacak.

Yeni yıl tavsiyesi: Bugün inanılmaz keyifle uyanacaksın, keyfini herkese bulaştırmaya bak.

KOVA ( 21 Ocak - 18 Şubat ) Ah kova… Yine dilini tutamayan kova. Sen ‘Boğa dokuz boğumdur.’ diye bir söz duymadın mı? Aklına gelen ağzından çıkmadan önce o dokuz boğumdan tek tek geçiyor. Birinde durdurman gerektiğini bilmelisin artık. Cümleler havada asılı kaldığı gibi zihinlerde de kalırlar. Ve geri alması, telafi etmesi sandığından çok daha zordur. Şanslısın. Karşındaki kibar biri ve seni tahmininden fazla önemsiyor. Azımsayarak belirtiyor ne kadar kırıldığını. Emin ol onun iki katı daha fazla üzgün aranızda geçen tartışmadan dolayı. Dur! Artık suçlu arama, kova. Yeterince uzamadı mı bu dava? Sadece o değil, senin de için huzursuz bu şekilde. Bazen yeni başlangıçlar için birinin gururunu kenara koyup olayı profesyonelce ve sevgiyle ele alması gerekir. Ortamda probleminizden daha büyük olan sevginizi hatırlatması gereken kişi sensin. Bunu yap ve bu husumeti çöz ki, iki taraf da kafasında lüzumsuzca büyüyen soru işaretlerinden ve bu olayın yükünden kurtulabilsin. Emin olun bu ağırlık, kimseye iyi gelmiyor. Özellikle eğer bu durum iş hayatını içeriyorsa, ortama bir de alakasız insanları dâhil etmek hiç akıllıca değil. Ki bu ay iş hayatınızda yeni bir aşama devresine girdiğin bir dönem. Bırak, kalbin ve zihnin rahat biçimde odaklanabil hayatına, bunu hak ediyorsun.

Yeni yıl tavsiyesi: Konsantrasyona ihtiyacın var. Korkma, hedef varsa sonuç da vardır.

WoMEN 150

OĞLAK ( 23 Aralık - 20 Ocak ) Oğlak? Orada mısın? Bir oraya bir buraya koşturmaktan bir kafanı kaldırabilirmisin acaba? Kapına dayanmış hatta adeta çevreni sarmış farklı alternatifler, birbirine kenetlenmiş olasılıklar sana birer birer göz kırpıyor ama sen oralı bile değilsin. Son zamanlarda önceliklerini belirlemeye takmıştın kafanı, ama kafandaki at gözlükleri ve sadece sonucu düşünen kısır bakış açısıyla bu mümkün olamadı. Kafan yine karışık, yine karışık. Belki de artık farklı gözlüklere geçmenin vakti. Daha dürüst, daha senden yana gözlükler. Bakış açını değiştirmek inan ki sana en faydalı aksiyon bu aralar. Bu ay çok samimi birinden alacağın haber, sanırız ihtiyacın olan ateşleyici başlangıcı yaratacak. Böylece senden beklenenlerden ziyade kendine ve esas odaklanmak gereken şeylere zaman ama daha önemlisi ilgini ayırabileceksin. Bunun zihninde yaratacağı huzuru sana nasıl tarif etsek de o yola önceden, zaman kaybetmeden girmeni sağlasak? Kendini dinle, oğlak. Saf ve dürüst bir samimiyetle dinle. Gözlerini kapat ve nefes alışverişlerinin dengesinde hayal kurmaya başla, aklına ilk gelenler ilk adımını sana tarifleyecek.

Yeni yıl tavsiyesi: 5 duyu organınla çevreyi süz. Her biri seni kendine getirecek verilerle gelecekler.

BALIK ( 19 Şubat - 20 Mart ) Voov, vooov neler oluyor, balık? Bu ne heyecan. Güya sakinliği ve romantikliğiyle bilinen bu deniz yaratığına neler oldu böyle? Kendini çılgınlıklara hazırlayan bir halde çıktın karşımıza. Sanki start düdüğü bekleyen bir yarışçı misali, koşmaya hazırlanıyorsun. Ve biz bundan dolayı inanılmaz mutluyuz. Hatta tam da ihtiyacın olan şeyi sonunda hissettiğini düşünüyoruz. Arkandayız balık çünkü bu ay yıldızlar tam da bunun yolunu hazırlar biçimde dizildiler, senin için. İster ufak bir hafta sonu kaçamak tatili, ister çılgın bir cumartesi gecesi, ister yaratıcı bir tasarım fikri ya da bu yılın en eğlenceli yılbaşı partisini verebilirsin. Hepsi için de şans senden yana. Bu senin ne zamandır ‘Hayatımdaki ilginç şeyler nereye gitti? Eskiden çok eğlenirdim.’ gibi sorularına cevap olacak, adeta kafandan aşağı konfetiler yağıp, üzerinde havai fişekler parlıyormuşçasına mutlu edecek seni. Keyfin öyle yerinde olacak ki bu ay, çevrende suratındaki bu silinemeyen gülümsemeyi ve enerjini merak eden insanlar birikebilir. Onlar sorduğunda cevap olarak sadece ‘Özüme döndüm.’ demeni istiyoruz. Çünkü bu gerçek, ve sonunda adım adım hayatında. Yeni yıl tavsiyesi: Bugün enerjin öyle yerinde olacak ki, tüm problemler bu heyecana boyun eğecek.


WoMEN DERGİSİ

WoMEN 151

WoMEN DERGİSİ OCAK 2013  

WoMEN Dergisi Ocak sayısı

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you