Issuu on Google+

kadın-erkek yaşam dergisi

KASIM 2013 SAYI:12

■ Yazı dizisi: Huzurun Ülkesi Dubai ■ Bir dilek tutun! ■ nefes almak iyidir ■■ PORSELEN BEBEK: sophie ellis bextor ■ evdeki imkanlarla form tutma ■ Erkeklerin 10 Hatası ■ amerikan futbolu türkiye'de ■ karbonhidratları ne kadar iyi tanıyoruz?


İMTİYAZ SAHİBİ-GENEL YAYIN YÖNETMENİ Yeşim Özbirinci yesimozbirinci@womendergisi.com SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ceren Akkol cerenakkol@womendergisi.com SOSYAL MEDYA EDİTÖRÜ Başak Beyazkaya basakbeyazkaya@womendergisi.com MARKA VE İLETİŞİM DANIŞMANI Gonca kaya goncakaya@womendergisi.com GRAFİK-TASARIM Ceren Akkol Yeşim Özbirinci MODA EDİTÖRLERİ Gizem Uysal Serdar Egemen Nadasbaş GÜZELLİK EDİTÖRÜ Nüvit Tiryaki FOTOĞRAF EDİTÖRÜ Tutku Toper YAŞAM KOÇU Gülcan Çengel ÇEVİRMEN Buket Ketbağa

YAZARLAR Berna Tuğçe Çil Burcu Mercan Doruk Akkaya Engin Ergin Gonca Çakıcı Gözde Yılmaz Melike Serdar Merve Aydın Müge Mağden Nihan Söylemez Kırlıkovalı Ömer A. Dalak Pınar Aytuna Sedef Bengü Özsoy Serdar Egemen Nadasbaş Yunus Köse DESTEK VERENLER Riccon İlhan Doğan Dr. Cem Keçe Astrolog Nihal Artar Zeynep Ceylan Sarper Kesim WoMEN DERGİSİ İLETİŞİM iletisim@womendergisi.com www.womendergisi.com REKLAM İÇİN goncakaya@womendergisi.com WoMEN DERGİSİ'nde yayımlanan tüm yazıların hakları WoMEN DERGİSİ'ne aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu ise ilan sahiplerine aittir. WoMEN Dergisi yayınlanan ürünlerde yapılan fiyat değişikliklerinden sorumlu değildir.

YAYIN TÜRÜ : Süreli / Aylık Yayın Tarihi :9 Kasım 2013 ISSN : 2147-530X

2


EDİTÖRDEN

KASIM

2013

Merhaba, 2014’e bir kala hayatlarınız nasıl gidiyor dostlar? Şimdiden geçen yılı değerlendirmeye ve gelecek için yeni umutlar kurmaya başladınız mı? Ben, her senenin sonunda düşünmeye giriş yapıyorum ama birkaç saniye sonra boşveriyorum. "Aman salla gitsin, her sene aynı terane." diyorum. Öyle de oluyor. Planların tuttuğunu hiçbir zaman görmedim. Ama adettendir, yine de üç beş analiz yapmadan duramam. Sadece, plan yapmaya çalışırım. Bu sene tüm yıl çalıştım. Tatil bile yapmadım denenilir. Iş yaşamı ile okul hayatını karşılaştırdığımda neden daha çok okulu sevdiğimi anladım. Bol bol uyumak, istediğimizde okula gitmek, oyun oynamak vs gibi şeyler değil. Okul, her geçen sene yeni umutlar ve farklılık getiriyor. Ama iş hayatında böyle değil. Bir yerlere ulaşmak, bir şeyler üretmek çok zor. Artık ömrümün sonuna kadar ne yapacağım belirlenmiş, sürprizler yok gibi. Bu korkutucu olabiliyor. Anlatmak istediğim, şu tek sayfalık alanımda yavan kalıyor. Detaylı olarak bunu farklı plarformlarda da tartışabiliriz. Sadece son zamanlardaki duygularım böyle. *** "Yeni yıl yeni konsept" diyerek dergi olarak bir seneyi doldurmuş bulunuyoruz. Aralık ayı itibariyle ikinci senemize adım atmış olacağız. Bu adımla birlikte biraz daha farklı bir tasarımla karşınızda olmayı planlıyoruz.

İLETİŞİM

iletisim@womendergisi.com www.womendergisi.com

Geçtiğimiz bir sene içinde, bizden yardımlarını esirgemeyen, yanımızda olan, güzel mesajları ile bize devam etme gücü veren herkese önce kendim, sonra WoMEN ailesi adına bir kez daha teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Umuyorum, hep birlilkte nice sayılara imza atarız. Iyi ki doğdun WoMEN! Dostluklar.... Yeşim Özbirinci


62 30 88 98 içindekiler Fotoğraf: sarper Kesim (MBFWI)

MODA 6 20 22 26

Mercedes-Benz Fashion Week MBFWI Trend Notları Bir Dilek Tut WoMEN Stil Önerim Dr. Cem Keçe "Erkeklerin 10 Hatası"

DEVR-İ ALEM 30

Huzurun Ülkesi: Dubai

WoMEN YAZAR 37

Köşe Yazarı Akla ve Kalbe Yerleşen Adam: Atatürk

SAĞLIK 38 40

44 46

Elektronik Popun Yeni Prensesi Porselen Bebek: Sophie

ASTROLOJİ

AŞK&İLİŞKİ 48

MÜZİK

Karbonhidratları Ne Kadar İyi Tanıyoruz? Tüketimi ve Kullanımı Kolay İki Baharat: Zencefil ve Tarçın

64 Akrep Burcu 65 WoMEN Burç Yorumları

RÖPORTAJ 54

Amerikan Futbolu Türkiye'de: Sercan Eryaz

40

TELEVİZYON 42

The Fall

SPOR 52 62

Nefes Almak İyidir! Evdeki İmkanlarla Nasıl Form Tutulur?

4


56

WoMEN Dergisi olarak sosyal sorumluluk projenizi ve reklamlarınızı yayınlamak istiyoruz. Bu konu hakkında bilgi almak için lütfen bizimle iletişime geçiniz. goncakaya@womendergisi.com

www.womendergisi.com 5


M F

6


Mercedes-benz Fashion Week HAZIRLAYAN: Zeynep Ceylan FOTOĞRAFLAR : Sarper Kesim

7


T

ürkiye’nin en önemli moda etkinliği olan Mercedes-Benz Fashion Week bu yıl American Express’in katkıları ile gerçekleşti. IMG aldığından beri bu platform giderek güçlenip daha kaliteli hale geliyor. Bu yıl daha da düzenli olan MBFWİ artık daha organize. Yeni mekan Kuruçeşme Arena’da konumlanmış olması, boğazın eşsiz güzelliği ile modayı İstanbul ile tam anlamıyla buluşturdu. Basın ve davetli girişleri daha organize ve yer sıralamaları oldukça detaylı işlenmişti. Lappart ‘ın basın ile ilgisi showların saatlerinin aksatılmaması ile iyi bir iş çıkardı.

Tabi büyük moda haftalarına göre daha birkaç fırın ekmek daha yemek gerekiyor. Mesela organizasyonun tek noktada oluşu, İstanbul’un çeşitli lokasyonlarına bölünmemesi eksi yanlarından. Her yıl bir-iki tasarımcı dışında farklı mekanlar kullanılmıyor. Oysa ki İstanbul’un her semti ayrı tarihi doku ve tasarımcılara farklı podyum olanakları sunabilecekken bu konuda daha sıfırız diyebilirim. Podyum ve koleksiyonlara gelince bir elin parmağını geçemiyor iyi koleksiyonlar. Çoğu tasarımcı koleksiyon algısını daha çözümleyememiş ve moda trend olgunu yakalama konusunda zayıf. Artık komik görüntüleri daha az görmemiz gerekiyor. Catwalk sunumları da bir ileri iki geriden öteye gidemiyor. Alışılmışın dışında yenilikler araması gerekirken tasarımcılar, tekdüzeliğe devam ediyorlar. Oysa koleksiyonları için özel sunumlar hazırlasalar koleksiyon bütünlüğü, ilham kaynaklarını izleyenlere daha iyi ifade edebilirler. Fiting kısımlarında da başarı grafiğimiz az moda giyilebilirliğe dönmüşken tasarımcı yönünü terzilik ve işçilik ile göstermeleri gerekiyor tasarımcıların ve doğru cast model seçimi de bunda önemli detay. İki sezondur studio, karma defilelerin yerini aldı. Bu oluşum çok iyi oldu. Keza bazı koleksiyonlar bir podyumdan daha fazlasını isteyebiliyor ve tasarımcılar daha da yaratıcı sunumlar elde edebiliyor. Bu yıl en güzel örneğini Made in Love markası ile Hande Çokrak yaptı. Oldukça sıra dışı bir sunum gerçekleştirerek akılda kalıcılığı artırdı. Bir sunum daha vardı ki o da bunun kadar farklıydı. Kith&Kin Studio Show’u. Hotelin havuz kenarını andıran sunumu değişik ve farklıydı. Ama bazen bu showlar koleksiyonun önüne de geçebiliyor bunu iyi dengelemek gerekiyor. Basın kısmında da uluslararası moda haftalarında görmek istediğimiz kareler nadiren yakalanıyor. İstanbul Moda Haftası’nda oysa hep istemişimdir, catwalk başlamadan modellerin backstage de çekilmesini ki henüz bunu akıl edip yapan bir moda dergisi olmayışı kötü. Detaylara inen karelerin çekilmemesi de bu kadar interaktif bir dünyada yaşarken aslında bu fotoğrafların tasarımcı ve İstanbul moda haftasını tanıtmak için o kadar önemli olduğunu atlıyoruz. Benim için bu yıl akılda kalan isimeler Özlem Kaya, Zeynep Erdoğan, Made in Love, Raisa Vanessa Sason ve Lug Von Siga koleksiyonları, oldukça yaratıcı ve trend yaratıcı oldu.

8

MODA&STİL


9


● ADL-Cengi Abazoğlu

Her sezon hazır giyimi ustalıkla coutureleştiren tasarımcı, Cengiz Abazoğlu bu yıl da renkli bir koleksiyon ile karşımızda. Siyah-beyaz bloklar ve tek renk işlenen elbiseler koleksiyonda öne çıkan parçalar oldu.

● Ayhan Teygin

‘Kırılma Noktası’ ismini verdiği koleksiyonu geometrik formlardan ilham alınıyor. Naturel renkler ile minimal çizgiden olan tasarımları yine bizleri kendine hayran bıraktırıyor. Siyah beyaz üzerine kurulan bu hikaye de öne çıkan tek şey formalar.

● Beste Gürel

Bir seyahatin izlerini taşıyan Beste Gürel koleksiyonu stüdyo sunumu ile gerçekleştirdi. Koleksiyonun hikayesi Tayland’ın ünlü tapınağı What Po. Bu ülkenin güzelliğinden ilham alan tasarımcı mistik bir koleksiyon çıkarmış. Desenlerde kullandığı iri çiçekler ve kontrast renk paleti ile başarılı bir koleksiyona imza attı.

● Burçe Bekrek

Doğanın en güzel tonu toprak tonajlarıyla süslü koleksiyonu çok başarılı. Look geçişlerinin bütünlüğü ve yeniden yorumladığı kumaş dokuları ile hızlı yaşamda kadınların severek kullanacağı kullanışlı parçalar oluşturmuş. İlham kaynağı Nancy Cunard’ın Capri seyahati, 1920’lerin ikonik karekterine yeniden hayat veren Burçe Bekrek koleksiyonuna Saluti Da Frascati adını vermiş.

● Çiğdem Akın

Mistik hikayeler hem Çiğdem Akın’ın referansı bu seneki koleksiyonunda yaşadığımız hayatı ve öteki dünyayı sorguluyor. Cennet, araf ve cehennemi anlattığı koleksiyon uyum içinde ve giyilebilirliği dikkat çekici.

10

MODA&STİL


● Ece Gözen

Spor couture tarzı ile genç tasarımcılar arasında sivrildi. Vogue Talents dan sonra Muse ile gösterdiği başarısı ve hızlı yükselişi umut verici. Bu yıl da ikinci defilesini gerçekleştirdiği koleksiyonu sportif detaylı ve grafik desenlerle süslü, sade parçalardan oluşuyor.

● Emre Erdemoğlu

Erkek modasına yön veren genç tasarımcı Emre Erdemoğlu gelecek sezona renk paleti ile göz kırpıyor. Short ceket takımlar ve keten kumaş detayları her parçada göz doldurdu. Detaycılığı çok başarılı. Benek desenini ise ayakkabıların üzerine püskürtme efekti ile kullanması çok yaratıcı.

● Lug Von Siga

Gül Ağiş markası olan Lug Von Siga Londra Moda Haftası’ndan sonra İstanbul Moda Haftası’nda ikinci gösterimini yapıyor. Çizgisi daha da iyi oturan başarılı tasarımcı bu sene de başarılı bir koleksiyona imza atmış. Püskül detayları ve kafes formu verilmiş kumaşları balenciaga podyumundan sonra iyi yorumlayan isim.

● Maid in Love

Bu sezon ilk sunum defilesini gerçekleştiren genç yetenek Hande Çokrak, ümit vaat edici bir koleksiyon sundu. ‘Tuhafların Gemisi’ ismini verdiği koleksiyonda öne çıkan eğlenceli grafik desenler ve sunum tarzı ile bu yıl en çok konuşulan isimlerden oldu.

● Merve Bayındır

Tekstil alanında yapılan koleksiyonların içinde yıldızını parlatan, aksesuarlar tasarlayan Merve Bayındır. ‘Diren Şapka’ sloganı ile moda haftasına politik bir görüş ile katıldı. Stüdyo’da gerçekleşen sunumunda en ilgi çekici parçası ağaç formunda şapkası oldu.

MODA&STİL

11


12


● Niyazi Erdoğan

Her sene erkekler için şık ve rahat parçalar tasarlayan tasarımcı, bu yıl bir seyahat hikayesi yazıyor bize. Sürekli şehir değiştiren bir erkek portresi çizilen koleksiyonda pixeli andıran kanaviçelerden ilham aldığı çiçekleri desen olarak kullanarak her lookta detaylar sunuyor. Kendine güvenen modern erkek çizgisine, dozunda sıra dışılık katmayı çok iyi başarıyor.

● Tuvanam

● Özlem Kaya

Sıra dışı yaklaşımı ile Türk modasının renkli yüzlerinden, koleksiyonunda hep bir manevi yolculuklar yapan Şafak Tokur. Koleksiyonunda yine bu yolculuklardan birini daha sunuyor. Bu sezon giyilebilirlik ile sunduğu koleksiyonun en dikkat çekici detayı ceketlerde sunduğu baskılar oluyor.

Sportif looklar yaratan tasarımcı bu sene de renk bütünlüğü, koleksiyona hakimiyeti ile takdir topluyor. File detaylı parçaları bodysuit parçaları birleştiren şık bir kadın imajı çiziyor.

● Raisa-Vanessa Sason

Sezonun en trend akımı yatak odasının cesur parçalarını koleksiyonunda sunan yetenekli tasarımcın Tuvana Büyükçınar, saten kompresor ve sabahlıkları 20’li yıllardan çıkarıp günümüze uyarlıyor. Dantel detayları ve işlemeli modellerinin saç stilleri de Muhteşem Gatsby den ilham alınmış gibi.

● Şafak Tokur

Raisa ve Vanessa kardeşler koleksiyonlarındaki işçiliği ve ihtişamı ile konuklardan tam not alıyor. 20.yy karanlık çağlarından ilham alan tasarımcılar şık kadın sülietleri ile modaya seksi bakan bir kadın çiziyor. Kafes detayları lazer işleme ile kullanırlarken, püsküller ile sezonun en trend parçalarını oluşturuyorlar.

● Zeynep Erdoğan

● Serdar Uzuntaş

● Zeynep Tosun

Londra’daki başarılarından sonra İstanbul Moda Haftası’nda bu isimle karşılaşmak çok güzel. Erkek giyim sektöründeki önemli isim Serdar Uzuntaş koleksiyonu, sahil kasabasında yaşayan, spor yapan, kolej stilleri ‘A day at the sea side’ ismini verdiği koleksiyonunda sportif parçaları takımlarla birleştiriyor. Denizin etkisini de deniz kabukları ile süslediği sneakers ayakkabılar ile sağlıyor.

Stüdyo sunumu ile gerçekten takdirleri toplayan bir koleksiyon ile karşımızda. ‘Işık ve Hafif’ ismini verdiği koleksiyonunu iki grupta sunuyor. Siyah-beyaz renk blokları ile sportif, günlük giyim, pastel renk tonları, transparan detayları ve kafes kesimleri ile şık grup olarak ikiye bölüyor koleksiyonunu. ‘Hidden’ isimli koleksiyonu ile yine alkışları topluyor. Sportif parçaları şık kumaşlarla birleştiren tasarımcı yeni yarattığı swarovski taşlarla süslenmiş fileyi andıran kumaşlarla koleksiyonunu zenginleştirmiş. Maskülen bir kadın imajı sergileyen tasarımcı Londra’dan sonra ilk kez MBFWİ sunumu gerçekleştiriyor.

13


14


15


16


17


18


19


20

MODA&STİL


MODA&STİL

21


22


Bir Dilek Tut Nihan S繹ylemez K覺rl覺koval覺

23


K

aranlık ve ışığın dansı, gece kıyafetlerinin neden özellikle simli işlemeler ve değerli parlak taşların kullanıldığının en güzel yansımasıdır bence.Katılacağınız gecenin yıldızı olmak için bir dilek tutmaktan biraz daha fazlasına ihtiyacınız olacak. Bu da iyi bir gözlemci olmaktan belki de kendinize daha fazla objektif olarak bakabilmekten geçer. Özellikle giyeceğiniz gece kıyafetinin hakkını vermek için gerçekten bir tuval gibi tepeden tırnağa kendinizi işlemek gerekiyor! Eğer buna hazırsanız, herkesin birbirine benzeyen abartılı kıyafetlerinin aksine bir yıldız gibi parlamaya hazır olun…

Ve b ir dilek tutun!

24

MODA&STİL


25


STİL ÖNERİM Siz de WoMEN Dergisi'nde INSTAGRAM kombinlerinizin yayınlanmasını isterseniz #womenstilönerim hashtagını resminizin altına eklemeyi unutmayın..


28


HUZURUN ÜLKESİ

30

Dubai Başak Beyazkaya


Ö

ncelikle şunu söylemek istiyorum ki oldukça taraflı bir gezi yazısı okumak üzeresiniz. İki kez Dubai’ye gitmiş ve hayatının geri kalanını orada geçirmek isteyen bir insanın kaleminden Dubai’yi okuyacaksınız ama emin olun ülkeyi ziyaret etmiş herhangi birinden de aynı övgüleri duyuyor olursunuz.

Kısaca Dubai’nin konum ve özelliğinden bahsedecek olursak Dubai, Arap Yarımadası’nda Birleşik Arap Emirliklerini oluşturan yedi emirlikten bir tanesi. Yüzölçümü bakımından Abu Dhabi’den sonra ikinci konumda ancak nüfus bakımından en kalabalık kenti ve yönetim biçiminin de etkisi ile ‘Dubai Kenti’ olarak ta anılmakta. 1900’lü yıllarda küçücük bir balıkçı kasabası olan Dubai bu ihtişamlı haline tabi ki zengin petrol kaynakları sayesinde geldi ama her şey bu kadarla sınırlı değildi. Büyük bir vizyon, planlama, kurgulama ve en önemlisi tarihi olmayan bir ülkeyi turizm sembolü haline getirme hırsı vardı. Dubai’ye gitmek oldukça rahat ve kolay aslında. Elektronik vize uygulaması sayesinde vize almak için kuyrukta beklemiyorsunuz, sadece vize firmasına pasaport fotokopinizi ve vize ücretini yolluyorsunuz, vizeniz 2-3 gün içerisinde elinize ulaşıyor, hatta birkaç kez gittiyseniz benim gibi vizeniz elinize 1 gün içerisinde bile geçebiliyor. Artık Dubai’ye gitmek için lüks seçeneklerin yanı sıra hesaplı uçuşlarda eklendiği için bütçenizi de fazla sarsmıyor uçak biletleri. Direkt olarak İstanbul’dan Dubai Havaalanı’na uçuşlar olduğu gibi aktarmalı uçuşları da tercih edebilirsiniz ancak aradaki saat farkına dikkat edin ve unutmayın Dubai’ye

indiğinizde saatiniz Türkiye saatine göre 2 saat ileriyi gösteriyor olacak, bu nedenle aktarma ile kaybedeceğiniz zamanı bu güzel emirliği keşfederek geçirin derim ben. 4-5 saat arası süren güzel bir yolculuk sonrası Dubai’ye indiğiniz anda ilk dikkatinizi çekecek şey klimalar olacak. Uzun bir yürüyüş yolunun ardından, ki bu yolda koltuklarda, yerlerde yatan uyuyan bir sürü insan göreceksiniz, uçaklarını ya da aktarmaları bekleyen, pasaport kontrol kısmına çıkacaksınız. Eğer hafta sonu ya da tatil zamanı geliyorsanız çok dikkatli olun çünkü pasaport kontrol kısmı oldukça uzun sürecek, kuyrukları takip edin daha hızlı ilerleyene girin ve sıranızın gelmesini bekleyin. Amerika’da olduğu gibi bir göz taraması ve resim çekiminden sonra Dubai Havaalanı’ndan çıkmaya hazırsınız. Eğer gideceğiniz mekana taksi kullanarak ulaşmayı planlıyorsanız kapıdan çıktığınız gibi sol taraftan metro yolunu ilerleyerek devam edin, korsan taksicilere hiç bulaşıp daha ilk noktadan kazıklanmayın.

DEVR-İ ALEM

31


Dubai’de gezinizi planlarken neler görmek istiyorsunuz, nerelere gitmek istiyorsunuz buna karar vermiş olmalısınız. Ülkenin geçmiş bir tarihi olmadığı için tarihi yerler görme gibi bir planınızın olmadığını düşünüyorum. Gezeceğiniz yerler genelde alışveriş merkezleri olacaktır. İmkân dâhilindeyse eğer, ilk gün yol yorgunluğunuzu da dikkate alarak deniz ya da havuzda günü geçirmenizi, akşam da kaldığınız yere eğer yakınsa Marina Walk ya da Jumeriah Walk tarafında yemek yemenizi öneririm ki ben çok şanslı biri olarak hem deniz hem marina hem de Jumeriah’ın kesişme noktasındaydım. Mutlaka yapmanız gerekenlerden birisi safari turu. “Aman ben nereden bulacağım tur için gerekli kontakları!” derseniz demeyin derim zira Marina Walk’ta da tüm alışveriş merkezlerinde de yapabileceğiniz tüm turlar ile ilgili standlar göreceksiniz. Buralardan hepsi için kayıt olup programınızı ayarlayabilirsiniz. Safari turu mutlaka yapılması gerekenlerden dedik, kısaca üstünden geçmek gerekirse öğle vakitlerinde sizi bir jeep gelip evinizden alıyor, yaklaşık 1 saatlik yolculuktan sonra toplanma alanında diğer jeeplerin de gelmesini bekliyorsunuz, bu arada beklemekten sıkılırsanız çölde motor bisikletler ile ufak bir tur atabilirsiniz. Kafile toplandıktan sonra adrenalin dolu bir tur sizi bekliyor. Yüreğiniz ağzınızda, heyecan ve aksiyon dolu mükemmel bir safari turundan sonra yemek alanına varıyorsunuz. Gece çöl serin olduğundan üzerinize oldukça kalın şeyler almanız gerektiğini hatırlatmak lazım. Yemek alanında deve ile ücretsiz tur atma şansınız var ki bunu da mutlaka tadın derim ve deve kalkarken ve inerken çok sıkı tutunun düşmemek için. Yemek alanında daha çok Hint mutfağından yemekler bulacaksınız ve yemek yerken klasik Arap kültürü parçası olan ufak bir dansöz şov izleyeceksiniz, ücretsiz kına motifleri yaptırma şansınız da var bu alanda. Gece aynı araç sizi evinize kadar bırakıyor bu arada.

32 DEVR-İ ALEM


DEVR-İ ALEM

33


Mutlaka yapılması gerekenlerden olmasa da yapmanızı tavsiye ettiğim şeylerden birisi de Marina’dan çıkan yat turlarına katılmak, çeşitli versiyonları var isterseniz gece isterseniz gündüz isterseniz yemekli, tercih tamamen size ait. Alışveriş merkezleri ise ayrı bir dünya… En çok ilgi çekenler Dubai Mall, Mall of The Emirates ve Marina Mall. Bütün alışveriş merkezlerinin oldukça serin olduğunu hatırlatmak lazım, ayrıca oldukça kalabalıklar. Genel olarak alışveriş merkezlerinde giyim kuralları var, saygıdeğer giyinmenizi rica ediyorlar sizden yani dizi ve omuzları örten kıyafetler giymenizi tercih ediyorlar, içerisi oldukça serin olduğundan genelde ister istemez bu kurala uyduğunuzu görüyorsunuz. Dubai Mall’un içerisinde bulunan Dubai Aquarium’u isterseniz sadece camından bakarak isterseniz de bilet alarak daha detaylı içeriden inceleyebilirsiniz aynı şekilde Ice Ring’de takılabilir ya da kenardan insanlar neler yapıyor, nasıl yerlere düşüyor diye bakınabilirsiniz. Dubai Mall’da kesinlikle ama kesinlikle atlamamanız gereken 2 şey daha var. Bunlardan bir tanesi öğlen saat 13.00’da ve 13.30’da, akşam ise 18.00’dan 23.00’a kadar 30 dakikada bir gösterisini sergileyen muhteşem Dubai Fountains. Muhteşem bir görsel şov ve buna diğer mutlaka gitmeniz gereken Burj Khalifa’da dahil oluyor. Burj Khalifa ise Dünya’nın en uzun binası, tam olarak 828 metre, kendisine en yakın kulenin 553 metre uzunluğundaki CN Towers olduğunu düşünürsek kolay kolay bu ünvanın da elinden alınmayacağını düşünebiliriz. Burj Khalifa’ya iki yoldan girebilirsiniz. Bunlardan bir tanesi Dubai Mall içerisindeki satış ofisinden bilet alarak diğeri ise 124’üncü katı seyir katı olan kulenin 122. Katında yer alan At-mosphere adlı bar-club. Yalnız buraya gitmek için rezervasyon yaptırmalı, 18 yaşından büyük olmalı ve şık giyinmiş olmalısınız. Diğer alışveriş merkezi ise Mall of the Emirates, büyüklük olarak Dubai Mall’a nazaran daha küçük ama içerideki mağazalar açısından eşdeğer. En büyük kitle çekim nedeni içinde bulunan Ski Dubai. Çölün ortasında kar keyfini sonuna kadar çıkartabileceğiniz bir mekan. İki alışveriş merkezine de taksi ile ulaşabilirsiniz tabi ki ama ben size daha ucuz yolunu söyleyeyim hemen. Metro. Metro demişken hemen kısaca ona da değinmek gerekirse Dubai’de metro hep yukarıda gidiyor, yani yer altında değil metro. İnanılmaz derecede ucuz, en uzak mesafeye 14 AED (7 TL)ye gidebiliyorsunuz ki buna Dubai Havaalanı dahil, Dubai Havaalanı-Marina arasında taksiye 90 AED verdiğinizi de belirtmek isterim. Metro oldukça temiz ve en sondaki vagonu sadece kadınlara ait, isterseniz diğer vagonlarda isterseniz de sadece kadınların olduğu vagonda seyahat edebilirsiniz.

34 DEVR-İ ALEM


Görülmesi gereken diğer güzelliklerden bir tanesi de Palm Island denen, nasıl yapıldığına gidip görünce aklınızın daha da ermediği Palmiye Adası. Orada da bir şehir var ve bunu tamamen denizin üzerine kum vb. yığarak oluşturmuşlar, nasıl bir inşaat sektörüdür insanın aklı almıyor gördükçe. Palmiye Adası’na gittiğinizde Atlantis Otel’in girişinde bir fotoğraf çektirin zaten orası fotoğraf çektirme alanı gibi, bir de eğer zamanınız varsa Aquapark’ta zaman geçirin, eğlenin, tadını çıkartın. Jumeriah Beach Road’da yer alan Burj El Arab’da kapısında fotoğraf çektirmeniz gereken yerlerden bir tanesi ya da Jumeriah Beach’ten de fotoğraf çektirebilirsiniz. Artık herkesin bildiği Dünya’nın ilk 7 yıldızlı oteli Burj El Arab ve bizde bilinen adı Yelken Otel, zaten bu tip binaları gördükçe buradakiler bina ise bizdekiler ne acaba diye düşünmekten kendini alamıyor. Burj El Arab manzarasına hakim olabileceğiniz yerlerden bir tanesi de alışveriş merkezi olarak geçen ama daha çok bizdeki Eminönü’ne restoranlar ve merdivenler eklenmiş hali olarak düşünebileceğiniz Madinat Souk. Hazır Souk’lardan bahsetmişken eski Dubai kısmındaki The Gold Souk ve Old Souk mutlaka gitmeniz gereken bir yer bence. The Gold Souk’a gitmek biraz daha zahmet istiyor çünkü Bur Dubai’den feribota binmeniz lazım. Ama “Ben altın, pırlanta almak için oralara gideceğim.” ya da “Benim zamanım var görmek istiyorum.” derseniz gidin, gezin. Bir de tam anlamıyla bizim Eminönü tarzı olan Old Souk var. Burada oldukça para harcayacaksınız emin olun. Dubai’nin eski kısmında yer alan ve tekstil pazarı olarak ta bilinen Souk’ta paşmina şallar, Hint işi kumaşlar, Ali Baba ayakkabılar, Arap erkeklerinin giydiği beyaz entariler kısacası Dubai’ye ait her şey var. Old Souk’ta hiçbir şeyi size söylenen fiyata almayın, mutlaka pazarlık yapın, gerekirse rest çekin, almıyorum ben deyip çıkın dükkândan, emin olun size söylenen fiyatın yarısına alabilirsiniz beğendiğiniz her şeyi. Son bahsetmemiz gereken yer de JBR. JBR, Marina’nın diğer tarafındaki deniz kenarına verilen ad. Mavi-yeşil deniz, tertemiz bir plaj, incecik kumlarla dolu uzun bir plaj. Bilinen en iyi oteller de bu kısımda ama ülkemizde olduğu gibi hiçbir otel kumsalı işgal edemiyor, öncelik her zaman halka ait bu emirlikte. Plajda şezlong ve şemsiye yok, ayrıca ne yazık ki duş da bulunmuyor, oldukça tuzlu olan denizden sonra insan suya girmek istiyor. Yaz aylarında giderseniz denizin sizi hiçbir şekilde serinletmeyeceğini unutmayın çünkü bildiğiniz hamam suyu kadar sıcak su. Gitme şansına sahip olanlardansanız bana göre şanslı olan insanlardansınız. Dubai benim ilk yurt dışı seyahatimdi ve açıkçası bana Dubai’den sonra hiçbir yeri beğenmeyeceğim gibi geliyor. Sanırım bu yüzden de ikinci yurt dışı seyahatimi yine Dubai’ye yaptım. Keşfetmekle bitmeyecek ülkelerden diyemem ama güzelliğine hayran kalmamak elde değil. Gidin, görün, hayran olun ve geri gelin…

DEVR-İ ALEM

35


36


Akla ve Kalbe Yerleşen Adam: Atatürk

A

“Atatürk’le ilgili ne kadar kitap okudun?” Cevabı alırken duyduğum ses tonuyla Atatürk’ü sevmediğini söyleyen bir arkadaşıyla yaptığı kavgayı anlatırken kullandığı ses tonu çok farklıydı. Ona içinde coşkuyla hissettiği bu Atatürk sevgisini insanlarla paylaşırken, Atatürk’le ilgili güvenilir kaynaklardan edindiği bilgileri konuştuğu kişilere sunmasının nasıl olabileceğini sordum. Arkadaşın hissettiğinin “tanımadığına duyulan sorgusuz ve tartışılmaz bir sevgi” olduğunu fark ettim. Sorduğum soruyla sanıyorum ki o da böyle düşündü. Konuşma tekrar bana geçmişti, konuşmayı sürdürürken Atatürk’ün önemsediğim bir sözünü paylaştım arkadaşlarla: “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.” *** Türk’üm. Doğruyum. Çalışkanım. İlkem. Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymaktır. Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm. Yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene. - İyi dersler arkadaşlar. - Sağ ol.

***

***

Geçenlerde bir arkadaş ortamında yeni insanlarla tanıştım. Ben “davet eden taraf” olduğum için konuşmayı sürüklemek bana düşen bir işti. Konular açıp bunları sohbete dönüştürmeye çalıştım. Açtığım konulardan biri Atatürk’le ilgiliydi. Hemen yanımda bir Atatürk portresi çerçevesinin içinde duruyordu. Elime aldım ve arkadaşlara gösterdim, gösterirken “Bu adam hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordum. Düşünülmüş cevaplar, kalıplaşmış düşünceler veya düşünemeyen beyinlerle karşılaştım. Her birimiz sözü bir iki kere aldıktan sonra Atatürk konusu da kapanacakken yeni tanıştığım arkadaşlardan biri “Atatürk nasıl sevilmez ki? Aklım bunu almıyor.” dedi. Konuşmaya devam edecekti, sustum ve sadece dinledim. Atatürk’ü sevmediğini söyleyen bir arkadaşıyla kavga ettiğini anlattı. Konuşmasını bitirdiğinde ona bir tek şey sordum:

Sayısal loto 49 sayıyla oynanıyor… Milli Piyango her ayın 9’unda, 19’unda, 29’unda çekiliyor… Şubat ayında ya 28 gün oluyor ya da 29… Muğla’nın plakası 48, Ankara’nın 06… Türkiye’de 81 il var… Trafik polisinin numarası 154… Jandarma için 1, 5 ve 6 tuşlarına basıyoruz… Arka Sokaklar 300 bölümü geride bıraktı… 75… Atatürk’ün hayata gözlerini yumalı 75 sene geçti… Daha 20’li yaşlarında bir genç 75 sene önce kalbi duran bir adamı kalbinde ve aklında yaşatıyor. Mustafa Kemal Atatürk… Akla ve kalbe yerleşen adam… Saygıyla anıyorum. “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

37

Engin Ergin

Atatürk’ün son nefesini verdiği günden bu yana 75 yıl geçti. Vefatından bugüne 75 yıl geçen bir insanı düşünüyorum… Onunla aynı tarihi yaşayamasam da benim tarihimde baş köşeye koyduğum o insanı özlüyorum. Atatürk’ün vefat ettiği gün, imzası, boyu, sergilenen kıyafetleri, kullandığı eşyaları… Her biri elbette önemli şeyler; ama bunlar asıl olanın yanında “önem”in ö’sü bile olamayacak şeyler… Asıl olan nedir? “…benim fikirlerimi, benim duygularımı…”

KÖŞE YAZARI

tatürk 10 Kasım’da vefat etmedi mi? Onun ölüm saati gerçekten 9’u 5 geçe değil mi? Saatin böyle ilan edilmesinin sebebi anma törenlerinin olacağı zamanın mesai saatine uydurulmak istenmesi mi? Bu soruları ben sormuyorum, sadece gündemin bir parçasını köşeme taşıyorum. İddia 2011 senesinden... Hani gündemdi? Bugünlerde sanıyorum ki bu tartışılmıyor. Ama biliyorum ki her zaman mutlaka saçma ayrıntılar tartışılacak. Mesela Atatürk’ün imzası diye bildiğimiz, vücutlara dövme olarak işlenen lekenin Atatürk’e ait olmadığını söylüyorlar. Bana ne? O halde neden böyle bir giriş yaptım bu yazıya? Amacım, Atatürk’ün bir sözünü size daha iyi hissettirebilmek: “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”


Karbonhidratları ne kadar iyi tanıyoruz? Diyetisyen Merve Aydın

S

on birkaç yıldır artan obezite sorununun suçlusu sadece karbonhidratlarmış gibi gösteriliyor. Oysa bir ülkedeki kilo sorununu sadece tek bir gıda bileşenine yüklenmemeli. Bu durumda aslında bu kadar suçlu görünen masumu tanımanızı istiyorum.

Karbonhidratlar vücudun en acil ihtiyacını karşılarlar. Bu önceliğin sebebi ise vücudun karbonhidratları, yağlar ve proteinlerden daha kolay kullanabilmesidir. 2 çeşit karbonhidrat vardır; 1. Basit karbonhidratlar 2. Kompleks karbonhidratlar Son birkaç yıldır artan obezite sorununun suçlusu sadece karbonhidratlarmış gibi gösteriliyor. Oysa bir ülkedeki kilo sorununu sadece tek bir gıda bileşenine yüklenmemeli. Bu durumda aslında bu kadar suçlu görünen masumu tanımanızı istiyorum. Karbonhidratlar vücudun en acil ihtiyacını karşılarlar. Bu önceliğin sebebi ise vücudun karbonhidratları, yağlar ve proteinlerden daha kolay kullanabilmesidir. 2 çeşit karbonhidrat vardır; 1. Basit karbonhidratlar 2. Kompleks karbonhidratlar

38

SAĞLIK


Sağlıklı seçim için kompleks karbonhidratlara yönelmelisiniz. Vücut onları yakmak için daha fazla zaman harcar. Bu durum düşünülenin aksine olumludur. Kan şekeri dengeli bir şekilde yükselir. Tokluk hissi daha uzun sürer ve sık acıkmazsınız. Oysa basit karbonhidrat tüketiminde karbonhidratlar çabuk yıkılırlar ve kan şekerini çabucak yükseltip düşürürler. Böylece daha çabuk acıkmanıza ve tekrar tekrar yemenize sebep olurlar. Kilo kontrolünü olumsuz etkilerler. Bu sebeple ilk aşamada ne kadar çok karbonhidrat tükettiğinize değil ne tür karbonhidrat tükettiğinize dikkat etmelisiniz. İpucu! Kompleks karbonhidratlar sağlıklıdır demek tüm öğünlerinizi bunlardan oluşturmalısınız demek değildir. Metabolizmanın sağlıkla işlemesi için besin çeşitliliğine ihtiyacı vardır ve bu çeşitlilikte karbonhidrat miktarı günlük besin tüketiminin %50 - %60’ ı olmalıdır. Peki sağlıklı karbonhidratları yaşamımıza nasıl ekleyebiliriz? - Kahvaltıda tahıl ürünleri tüketecekseniz yulaf, arpa ve kepek ürünlerini seçmelisiniz. - Ekmek seçiminizi mutlaka tam buğday veya çavdar şekline dönüştürmelisiniz. - Öğünlerinizde taze sebze ve meyvelere yer vermelisiniz. - Meyvesuyunu tüketmek yerine direk meyvenin kendisini tercih etmelisiniz. - Pirinci hayatınızdan çıkartamıyorsanız, esmer pirinci tüketmeyi denemelisiniz. - Makarnadan vazgeçemiyorsanız, yavaş yavaş kepekli makarnaya hayatınızda yer vermelisiniz. - Ana öğünlerden salataları eksik etmemelisiniz. - İşlenmiş gıdalardan mutlaka uzak durmalısınız. İşlenme sırasında besinlerin vitamin, mineral, lif gibi ayırt edici özelliklerini kaybettiğini unutmayın! Sağlıklı bir diyet için karbonhidratlar vazgeçilmezdir ve yasaklanamaz. Vücudumuz için sağlıklı yakıt kaynaklarını bilmeli ve yaşam tarzımıza göre çeşitlendirmeliyiz.

SAĞLIK

39


T羹ketimi kolay ve faydal覺 iki dost baharat: Zencefil ve tar癟覺n 40


Z

encefil hem baharat hem de tedavi edici özellikleri için kullanılan bir bitkidir. En sık tüketim şekli zencefil çayıdır, yapımı çok kolaydır. Sadece kaynar su içine bir kaç dilim zencefil kökü ekleyin. Daha iyi bir tat için içerisine bir dilim limon ve bir parça çubuk tarçın da ekleyebilirsiniz.

Zencefilin bilinen özelliklerini şu şekilde belirtebiliriz: 1. Zencefil bir çok kansere karşı, özellikle yumurtalık kanseri, koruyucudur. 2. Araştırmalar zencefilin alzheimer hastalığının ilerlemesini engellediği ve hücre kaybını yavaşlattığını göstermiştir. 3. İştah uyarıcıdır. Sindirim sistemini uyarır ve sindirimi kolaylaştırır. 4. Kilo kontrolünde yardımcıdır, yağ yakıcıdır. Uzun süre tokluk hissini sağlamasından dolayı aşırı yemelere engel olur ve fazla kalori alımını kısıtlar. 5. Yorgun kasları dinlendirir. Egzersize bağlı kas ağrılarını azaltır. 6. Yapılan araştırmalar zencefilin kan şekerini kontrol altında tuttuğunu göstermiştir. Bu da kilo kaybı ve kilo alımı üzerindeki etkisinin açıklayıcısıdır. 7. Hamile kadınların sabah bulantılarını azaltmada yardımcıdır. 8. Kemoterapinin neden olduğu mide bulantılarını da azaltmaktadır. 9. Kan dolaşımını hızlandırır. Bu sayede uyuşukluk, yorgunluk gibi hisleri ortadan kaldırarak enerjik hissetmenize yardımcı olur. 10. Mide ekşimesini aşmanız için iyi bir seçenektir. Mide ekşimesine neden olan fazla asidi tutar. 11. En sık karşılaşılan problemlerden biri olan gaz sıkıntısı için de birebirdir. Gece uyumadan önce bir bardak zencefil çayı sıkıntıları ortadan kaldıracaktır. 12. Ağrı kesicidir. Ağrı nerede veya ne tür olursa olsun doğal bir ağrı kesici gibi davranır. 13. Sinüsleri temizler. 14. Nefesinizi tazeler. Sadece sıcak su içerisine biraz ekleyip içerek nefesinizi ve ağız içini temizleyebilirsiniz. 15. Kolon iltihabını azalttığı araştırmalarda görülmüştür ve kolon kanserine karşı koruyucu olduğu açıklanmıştır. 16. Kan basıncı düşürücü etkisin kuvvetli olduğu bildirilmiştir. 17. Şiddetli menstruasyon ağrılarını azaltır. 18. Yaygın migren ataklarının tedavisinde zencefil tozu etkili bir maddedir. Gerekli sonuçları almak için çok fazla içmek zorunda değilsiniz. Her sabah bir bardak zencefil çayıyla güne başlayarak sonuçları gözlemleyebilirsiniz

41


The Fall Melike Serdar

42 TELEVİZYON


The Fall bir aşk hikayesi, bir dostluk, yalnızlık hi- dair iddialar vardır. Eski bir köle olan Otta Benga’nın kayesi, bir sinema hikayesi, bir baba-kız hikayesi… ölüm şekli ise bir Hint destanı olan Mahabharata’daHangisini söylesek yanlış olmaz. ki Bhisma karakterinin ölüm şekli ile aynıdır. Bu sebeplerle filmde daha çok renkler semboller kulBazı filmler zamansızdır, bunu birçok kişiden du- lanılarak ifade yoluna gidildiğini öne sürmek yanlış yarız; hangi dönemde geçtiği hangi konuyu işlediği olmaz. Öyle ki film afişinin Salvodor Dali’nin “ Face zamansız oluşunda bir etken değildir. Filmden üze- of Mae West” tablosuna selam çaktığı ortada. rimizde kalan hisler, zihnimize kazınan sahneler, müzikler ve kelimeler, o filmi hangi vakit izlesek -ya Filmin sonlarına doğru düşüş öyle şiddetleniyor ki da izlemesek de düşünsek- aynı hisleri hatta bazen Roy ve Alexandiria- aşırı iyi bir gününüzde değildaha önce fark etmediğimiz hisleri de bize yaşattığı- seniz- bizleri güzel güzel ağlatıyor. Hikayenin geri nı biliriz. The Fall bu filmlerden biri. Masalsı, insani, kalanına izlemeyenlerin hevesini kaçırmamak için fantastik belki biraz da romantik… değinmiyoruz. 5 yaşındaki göçmen bir kız Alexandria (Catinca Untaru) ile dublörlük yapan Roy’un (Lee Pace) düşüş hikayeleri onları bir hastanede bir araya getirir. Portakal ağacından düşmüş olan Alexandria ile Roy hastanede karşılaşırlar ve bu karşılaşma ile Roy, Alexandria’ya bir hikaye anlatmaya başlar.

Film, Güney Afrika’dan Çek Cumhuriyeti’ne, Hindistan’a, İtalya’ya, Fransa’ya hatta Türkiye’ye(Ayasofya) kadar birçok ülkede çekilmiştir. Çekimi 4 yıla yakın süren filmde 3 saniyelik piramit görüntüsü için bile Mısır’a gidilmiştir. Belki biraz abartırsak sinemaya büyük bir saygı duruşu sunan filmdir de diyebiliriz. Filmin sonunda gösterilen gerçek dublörlere ait Filmin iki, karakterinin kendi hayatlarının anlatıldığı videoları o zamanlarda bize sinemaya gönül vermiş ve aynı zamanda onların hikayelerinin düşüşleri ve insanların ne kadar yürekli ve tutkulu olduklarını dönüşümleri ile şekillenecek olan bu hikaye film bo- gösteriyor. yunca bizi hem görsel hem de zihinsel bir maceraya çıkarıyor. Roy sevgilisi tarafından terk edilmiş hem Filmin müziklerini Krishna Levy yapmıştır. Tema bedensel hem de ruhsal olarak zor bir dönem geçiri- müziği olarak da Ludvig Van Beethoven’in 7. Senfoyordur. Alexandria ile karşılaşması ve yaşadıklarını nisi kullanılmıştır. ona bir masal biçiminde kurgulaması Roy’un yalnızlığını ve umutsuzluğunu belki çok klişe olan intikam alma duygusunu bize rengarenk gösteriyor. Roy, her ne kadar kendi hikayesini anlatsa da Alexandria bu hikayeye sürekli dahil oluyor ve Roy’un anlattıkları Alexandiria’nın gözünden bize gösteriliyor. Hikayede beş karakter var: Patlayıcı uzmanı Luigi, karısının intikamı peşindeki Hintli, maymunu Wallace ile maceraya katılan ingiliz bilimci Charles Darwin, bir köle olan Otta Benga ve karnında kuşlar besleyen garip Mystic. Zalim Odious dünyanın en güzel kadınını yani Hintlinin karısını kaçırmıştır. Bunun üzerine Odious’tan intikam almak için bu beşli bir araya gelir. Hintli bu masalda Roy’dur. Mystic bir çok destanda yer bulmuş bir şekilde karşımıza çıkar bir ağacın içinden gelerek. Bu hikayede intikamcı olmayan tek karakter odur. Charles Darwin’e ise komik bir gönderme var bu filmde, her şeyi ona maymunu Wallace söylemektedir. Wallace Darwin’e çalışmalarını bitirebilmek için bir makalesini yollamış bir gençtir, hatta Darwin’in çalışmalarının asıl sahibinin o olduğuna


. Elektronik . Pop’un Yeni . Prensesi 44

Başak Beyazkaya


K

imdir bu şarkıyı söyleyen diye aramaya başlamıştım ilk duyduğumda Lights’ı. Neyse ki teknoloji artık kendini aşmış durumda da dinlet-öğren özellikli bir program sayesinde Ellie Goulding ismini bulabildim. Çok severek dinlediğim Sophie Ellis Bextor’a inanılmaz benzettim ses rengini ilk dinlediğimde, ki birçok insanda da aynı izlenimi bırakmış zaten. Rock’n Coke kapsamında ülkemizde de konser veren Goulding kötü ses sistemi ve yetersiz seyirci kitlesine rağmen yine de kendini dinleyenlere hayran bırakmayı başardı.

BBC Sound of 2010 yarışmasını kazanan Ellie Goulding 2010 yılında ilk stüdyo albümü olan ‘Lights’ı çıkarttı ve büyük kitleleri hemen yakaladı. UK Album Charts sıralamasında zirveye yerleşti ve İngiltere’de 850 bin’den fazla kopyası satıldı albümün. Yine 2010 yılında bir Elton John şarkısı olan ‘Your Song’ ile İngiltere’de ikinci sıraya yükseldi ve bu şarkıyı ‘Royal Wedding’ olarak bilinen Prens William ve Kate Middleton düğününde de seslendirdi. Bu da bir İngiliz için oldukça önemli bir basamaktı atlanmış olan. Lights albümü ile 2010 Brit Awards’ta ‘Eleştirmenlerin Seçimi’ ödülünü aldı ve 2012’de çıkarttığı ‘Halcyon’ albümü de kendisinden beklenenlerin boşa olmadığını gösterdi. ‘Anything Could Happen’ şarkısı Belçika, İrlanda, Yeni Zelanda’da ilk dört listesine İngiltere’de ise ilk beşin içine girerek albümün en iyi çıkış yapan parçası oldu. Sadece hayatı müzikten ibaret değil tabi ki, günde yaklaşık olarak 10 km koştuğu biliniyor ve zaten kendisi de maraton’da koşmayı hayal ettiğini söyledi. İnsanın her duygusuna el atan bir sese ve her duygusuna hitap eden şarkılara sahip Ellie Goulding. Eğer hala dinlememiş olanlardansanız ki özellikle bu yaz ‘Burn’ ve Calvin Harris ile düet yaptığı ‘I Need Your Love’ şarkısını dinlememiş olmanızı ihtimal dahilinde tutmuyorum ama ender gelen bu kadar güzel bir sesi es geçmeyin. Bir ucundan başlayın ve bir düşünün. Sophie Ellis Bextor mu yoksa Ellie Goulding mi?

45


i ph

P o b rs e b el e e k n :

So e Pınar Aytuna

1979 doğumlu Sophie’nin müzik tarzı pop, disco, nu-disco olarak tanımlanabilir. Müzik kariyerine 1997 yılında Theaudience adında bir indie grubu ile başladı. Grup çok kalıcı olmadı, dağılmanın ardından bir sene müziğe ara veren Sophie, Spiller’ın Groovejet (If This Ain't Love) şarkısında karşımıza çıktı. İngiltere listesinde hızla bir numaraya yerleşip eski Spice Girls üyesi Victoria Beckham’ı yerinden etti. Bugünden itibaren Beckham ve Bextor hep düşman olarak lanse edilselerde, iki taraf da durumun böyle olmadığını her fırsatta dile getirdi. Groovejet pek çok ödüle sahip oldu: 2000 yılının top dans şarkısı, Melody Maker ödüllerinde en iyi single gibi. İlk albümü Read My Lips, İngiltere albüm listesinde ikinci sıraya kadar yerleşti. Albümden “Murder on the Dancefloor” şarkısı 2002 yılında Avrupa’da en çok çalınan şarkılardan biri olma ünvanına erişti. Porselen bebek görünümlü İngiliz sanatçı Sophie Ellis Bextor, beşinci albümüyle Ocak ayında hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

46

MÜZİK

Dans şarkılarıyla tanıdığımız Sophie, beşinci albümünde müzik kariyerinde bir değişikliğe giderek daha klasik pop bir tarza yöneldiğini gözlemlemek mümkün. Çıkış şarkısı Young Blood, piyano tınıları ile kulakları dolduruyor. Albümün çıkış tarihi 20 Ocak 2014 olarak belirlenmiş. Albüm tanıtım videosu ise 15 Ekim’de yayınlandı. Buradan izleyebilirsiniz. Şarkı listesi şu şekilde: 1. “Birth of an Empire” 2. “Until the Stars Collide” 3. “Runaway Daydreamer” 4. “The Deer & the Wolf” 5. “Young Blood” 6. “Interlude” 7. “13 Little Dolls” 8. “Wrong Side of the Sun” 9. “Love Is a Camera” 10. “Cry To the Beat of the Band” 11. “When the Storm Has Blown Over”


47


Dr. Cem Keçe www.cemkece.com

C

Erkeklerin 10 Hatası

insellik, insanın yaşamdan zevk almasını sağlayan en büyük gereksinimdir. Ayrıca bireylerin aldığı haz ve zevkin yanı sıra nesillerinin devamlılığı açısından da oldukça önemlidir. Cinselliği normal bir süreç olarak değerlendirmek her ne kadar zor ve karmaşık olsa da, araştırmalar sonucu belli başlı püf noktalara varılabilir. Yapılan anket çalışmalarının sonuçlarına göre erkeklerin yatakta yaptıkları en önemli 10 hata şu şekilde sıralanabilir:

1-Ön sevişmeyi ihmal etmek “Önsevişme yaşayamadığım için orgazm olma süremde uzuyor. Haliyle partnerimde benden önce orgazm oluyor. Bende kendini kötü hissetmesin diye orgazm taklidi yapmaya mecbur kalıyorum…” Erkeklerin önsevişme yapmadan direk cinsel ilişki yaşamak istemeleri kadınlar için büyük bir problem olmaya devam ediyor ve erkeklerin yatakta yaptıkları hataların en başında geliyor. Ön sevişme yaşayamayan kadınların, boşalma ve orgazm süreleri uzuyor ve kendilerinden önce boşalan partnerlerinin kendilerini kötü hissetmemeleri için orgazm taklidi yapmaya mecbur kalıyorlar ve zamanla direk olaya giren erkeklerden nefret etmeye başlıyorlar. Eğer erkek bir kadının gönlünü fethetmek istiyorsa onu harekete geçirecek ön oyunları ilişkisine dâhil etmeyi öğrenmelidir.

2-Sadece penisiyle kadını boşaltacağını veya orgazma ulaştıracağını düşünmek “Sanki cinsel birleşme sırasında yapılan pozisyonları ve aktiviteleri tek başına gerçekleştiriyormuş gibi kendi gayretiyle orgazm olduğunu düşünüyor. Tek başına orgazma ulaşıyor ya, bu nedenle bana dokunmasına gerek yok! Benim kendi kendime orgazm olabileceğimi düşünüyor…” Kadınların boşlaması klitorisleriyle olur. Vajina erkeğe zevk veren bir organdır, sanılanın aksine kadın vajinal uyarılarla değil daha çok klitoral uyarılarla boşalır. Penis-vajina birlikteliği kadının erkekle geçici olarak bütünleşmesi, ruh ve beden birlikteliği sağlaması açısından orgazm için önemlidir. Ayrıca sanılanın aksine kadınlar cinsel ilişki öncesi ya da sırasında dışarıdan gelecek olan uyarıcılar eşliğinde zevk alırlar. Bu nedenle, ilişki sırasında da, erkek partnerini bu dokunuşlardan mahrum bırakmamalıdır.

3-Sevişirken farklı şeylerle uğraşmak “Genellikle yatak odası dışında sevişeceksek, bu oturma odası oluyor. Bir an içimizden gelip heyecanla sevişmeye başlıyoruz. Yani o da gayet istekli aslında ama bir bakıyorum benimle sevişirken TV izliyor ya da sehpada duran gazeteyi okuyor. Kendimi bir araçmış gibi ►

48


hissediyorum. Nasıl bu kadar kaba ve hissiz olabiliyor? Deli olmamak elde değil…” Yatak odası dışında cinsel birleşme gerçekleştirildiği zaman erkekler yanlarında duran gazeteye, TV programlarına ya da bir filme ya da dışarıya odaklanabiliyorlar. Bu nedenle romantik bir an yaşayamıyorlar. Bu durum kadınların kendilerini kötü hissetmelerine neden olurken, bu tip erkekleri kaba ve hissiz bulmalarına yol açıyor. Hem sevişmek isteyip hem de ilgisiz olmak seksin anahtarı değildir. Bu nedenle erkek kadını önemsediğini ve istediğini fark ettirmelidir.

4-Yatakta hep patron olmayı istemek “Cinsel ilişki boyunca ‘Yüz üstü yat!’, ‘Sırtını dön!, ‘Kalk!’, ‘Hayır, öyle değil böyle…’ diye yönlendirmelere maruz kalmaktan bıktım. Onun direktiflerine mi kulak vereceğim yoksa yaptığım işe mi konsantre olacağım. Hem ben her zaman karşılıksız ve emrivaki seks oyunları oynamak zorunda mıyım? Kendini patron ilan etmesini çok seviyor...” Kadınlar cinsel ilişki sırasında sürekli olarak yönlendirilmeye maruz kalmaktan rahatsız olurlar ve içlerinden gelmedikleri sürece karşılıksız ve emrivaki seks oyunları oynamak istemezler. Erkek herhangi bir fantezi ya da seks oyunu gerçekleştirmeli, çok fazla emir vermekten kaçınmalıdır. Erkeklerin en büyük yönlendirmesi olan oral seks, sürekli olarak tek taraflı yapılıyorsa, diğer bir değişle artık görev olduysa, bu kalıptan bir an önce çıkılmalıdır.

5-Aceleci olmak “Uzun süreli bir birlikteliğim var ve ne kadar zaman oldu doğru düzgün sevişmedik bile. Eşim sadece boşalıp rahatlamak için cinsel ilişki yaşıyor gibi, çok aceleci… Cinsellikten soğuma noktasına geldim. Cinselliği aceleye getirmesinden bıktım…” Kadınların çoğu erkeklerin aceleci olmasından şikâyetçidir. Çünkü kadınlar penis-vajina birlikteliği yerine dokunmanın verdiği hazdan daha çok haz duyarlar. Bu nedenle ilişkinin başlarında verilen ilgiyi devam ettirmek ve cinsel ilişkiyi doya doya yaşamak olması gereken en doğru eylemdir.

49


6-Çok konuşmak ya da susmak “Biraz sert ilişki yaşıyoruz. Bu hoşuma gidiyor fakat bazen açık seçik konuşma esnasında doğru kelimeleri seçemiyor. Şaşırıp kalıyorum ve çok kırılıyorum…” Erkekler bazen seks yaparken açık seçik konuşma fantezisini uygulamak isterler. Ancak bunu yaparken doğru kelimeleri seçmeli ve partnerlerini incitmemelidirler. Ayrıca sevişme esnasında üçüncü şahıslardan ya da günlük hayattan konuşmamaları veya çok sessiz kalmamaları da gerekir. Bu nedenle erkek orta yolu bulmalı, ne kendini kapatmalı ne de duyguları çok fazla dışa vuracak davranışlar sergilememelidir.

7-Partnerine kendini ispat etmeye çalışmak “Cinsel ilişki yaşarken, ‘Böyle nasıl?’, ‘Bu iyi mi?’, ‘20 dakikadır sevişiyoruz ve hâlâ yorulmadım?’, ‘Ne kadar güçlüyüm değil mi?’ gibi bir sürü soru soruyor. Ben cevaplamaktan yoruluyorum ama o sormaktan yorulmuyor. Zaten birlikteyiz ve yatakta nasıl olduğunu biliyorum. Yine de, bana kendini kanıtlamaya çalışıyor…” Erkek yatakta partneriyle geçirdiği anlarda sadece kendisinin performans gösterdiğini düşünmemelidir. Seks iki kişilik bir oyundur. Ayrıca erkeğin kendini ispat etmeye çalışması ve çaresizce geri bildirim almak istemesi zamanla kadını seksten soğutabilir. Çünkü kadının böyle bir erkeğe zamanla saygısı azalır. Bu nedenle erkek performansıyla ilgili güzel sözler duymak için girişimde bulunmamalı, bunu partnerinin tercihine bırakmalıdır.

8-Kadınların hep sertlikten hoşlandıklarını düşünmek “Farklılık olsun diye biraz daha sert olmasını söyledim ama nerden söylediysem, zevk aldığımı gördüğünden bu yana seks hayatımız sert ve şiddetli geçiyor. Ben vur dedim o öldürdü…” Seksi aynı müzik gibi ritimlerden oluşur ve ruh haline göre ritminde değişiklik yapılması gerekir. Bu nedenle erkek yeri geldiğinde ve partneri de istiyorsa sert olmalı, ancak kadınların sertlikten ziyade romantizmden hoşlandığını aklından çıkartmamalıdır.

9-Prezervatif kullanmayı reddetmek “Henüz yeni tanışmışım. Nerede, ne zaman ve kimlerle cinsel ilişki yaşıyor bilmiyorum. Dolayısıyla prezervatifsiz ilişki yaşamak istemiyorum. Fakat bazen korunmasız ilişki yaşamaya maruz kalıyorum…” Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve istenmeyen gebeliklerden korunmanın tek yolu prezervatiftir. Ayrıca kadın hamile kalmaktan korktuğunda kendini sekse veremez ve yaşan birliktelikten erkekte haz alamaz. Bu nedenle prezervatifin kullanılıp kullanılmaması konusunda erkek kadının tercihine saygı duymalıdır.

10-Sevişmenin hemen arkasından uyumak “Seviştik ve bitti. Hemen arkasını dönüp uyuyor. Ne bir sarılayım ne öpeyim, yok! Kendimi kullanılmış gibi hissediyorum…” Hemen hemen her kadın cinsel ilişkiden sonra erkeğin kendine sarılmasını, bir süre yan yana uzanmayı, romantik anlar geçirilmesini ve hoş sohbet etmeyi ister. Bu nedenle erkek seks sonrası hemen yataktan kalkmamalı, uyumamalı veya sırtını dönerek başka bir işle ilgilenmemelidir. Cinsel ilişki sonrası sırtını dönüp uyumak, kadınlarca içgüdüsel olarak farklı değerlendirilir ve çok kırıcı eylem olarak algılanır.

50


51


Nefes al mak iyidir! Müge Mağden Nefes al! Demişler ya “Nefes almak iyidir!” diye. Neden demişler, ne düşünerek demişler emin olmam imkânsız ama pek doğru demişler. Nefes alarak hayatımıza başlarız, ilk nefestir ya doğumhanedeki herkesin merakla beklediği; ha bir de son nefestir bazen bir yatağın başında ailenin en sevileninin iki dudağının arasından verilmesi beklenen. Beklenir, başı sonu hep çok önemlidir de nedense yaşarken hak ettiği önem pek verilmez, zaten otonom sistemimiz sağ olsun diğer görevleri gibi bunu da yerine getirir, çoğu zaman biz hiç çaba harcamadan, hatta uykumuzda. Öyle ya zaten birçok şeyle uğraşmak zorundayız, hazır bunu bizim için yapan bir sistemimiz varken ekstra bir uğraşıya ne gerek var!

52

SPOR


O

ysa ki nefes hayattaki dengedir. Yaşam enerjisidir. Sağlıklı bir yaşamın ilk eşiğidir. Her hücre için temizliktir, yenilenmedir. Hani eskiler derler ya “sayılı nefes” diye, eğer hepimizin şu hayatta alıp vereceği nefes sayısı çoktan belli ise, ama herkesin de isteği uzun yaşamak ise, o sayılı nefeslerimizi kısa kısa alıp vererek hızlıca tüketmek mi makbuldür yoksa farkındalıkla uzuuuuun uzun, sakince derinlerimize çekmek mi? Kısacası diyeceğim o ki, çoğumuz doğru ve yeterli nefesler almıyoruz ve aslında bu durum bedenimizde, zihnimizde ve ruhumuzda birçok soruna neden oluyor. Çok mantıklı değil mi, doya doya yaşayamıyoruz çünkü. Çok sıkıldığınız bir zamanı düşünün, nefesimiz daralıverir, derin bir nefes alırız hemencecik, hatta bazen oh çekeriz ciğerlerimizin olabildiğince kapasitesiyle. Rahatlık bu derin nefesten sonra gelir, beden gevşer, zihin durulur. Aksini yazmama gerek yok sanırım, korktuğumuzda da nefesimiz kesilir hani… Üzerine düşünmesek de, çoğu zaman kaslarımıza verdiğimiz değeri, harcadığımız zamanı ya da parayı nefesle ilgili farkındalık ve geliştirme çalışmalarına vermesek de nefes önemlidir, önemsenmesi gereken, bizimle yaşayan önemli sistemlerimizden biridir. Nefessiz kaldığınızı hayal bile etmek istemezsiniz. Ama ne yazık ki hiçbir şey yapmamanız durumunda, aynen bedeninizdeki diğer bütün her şey gibi; damarlar, kaslar, sinirler, cildiniz vb. nefesiniz de yaşlanacak, kapasitesi azalacak, belki zor nefes alıp belki öksürüklere boğulup sıkıntılara kapı açacaksınız. Farkındalıkla, derin, sakin ve kaliteli nefesler alın. Nefesinize önem verin. Bir nefes alın, rahatlayın. Ne slogan ama! “Nefes almak iyidir!” Hatha Yoga Pradipika (Bölüm-2 Verse-3) Nefes(hava), vücudu terk etmedikçe hayat devam eder, gittiğinde ölüm gelir. Bu yüzden nefesinizi koruyun. Sevgi ve şifayla ve bir arada!

SPOR

53


AMERİKAN FUTBOLU TÜRKİYE'DE Yunus Köse Takım oyunu, bireysellik, hırs, dayanıklılık, çabukluk, strateji ve sert adamlar… Kısacası Amerikan Futbolu! “Türkiye’de Amerikan futbolu oynanıyor mu? “ diye kendime soruyorken, arkadaşım Efe Topçu’nun, Selimiye Parslar Amerikan Futbol Takımı oyuncusu olduğunu öğrendim. 2013-2014 sezonu başlamadan hemen önce Amerikan futbolunun Türkiye’de ne durumda olduğunu, imkânları, imkânsızlıkları ve dünyanın diğer ucundan bir spor dalını nasıl empoze ettiklerini, Selimiye Parslar Amerikan Futbol Takımı kurucusu ve oyuncusu Sercan Eryaz’a önce “Umarım Türkiye’de gelişmekte olan bir spor dalının ilk takımlarından biri olarak yıllar sonra da anılacaksınız.” diye temennimi sunup soruları sormaya başladım.

54

SPOR


WoMEN Dergisi: Nereden çıktı bu fikir? Kulüp kuruldu. Peki ya nereden buldunuz sporcuları? Sercan Eryaz: Amerikan futbolu oynamaya üniversite 1. sınıfta hobi olarak başlamıştım. Bu sporda kendimi bulduğumu fark ettim ve kendimi geliştirip ilerletmeye çalıştım. Ardından ligdeki takım sayısındaki azlık dikkatimi çekti. Ben de o sıralar üniversitede bir takım kurmak istedim. İlk başvuru zamanı okul bünyesinde olunca yoğun talep oldu; tabi okul içerisinden kişileri aldık ama sonra destek ve devamlılık gösteren kişi sayısı azaldı. Böyle olunca okul bünyesinde sürdüremeyeceğimizi anladık ve bu sporu yapmak isteyen, seven, merak eden, herkese açtık. Resmi tuttuğumuz rakamlarımıza göre takım kurulduğundan beri antrenmanlara gelen farklı kişi sayısı 246. Şu anda 15-38 yaş aralığında oyuncularımız bulunmakta. Liseli, lise terk, üniversite okuyan, mezun, kendi şirketi olan, kendi hayatını kurmuş, evli olan kişiler ile hiç bir ayrım yapmaksızın takımımızı yürütmekteyiz. WoMEN Dergisi: Kulüp kaç yıldan faaliyete başladı birde kulüp ilk kurulduğu zamandan itibaren federasyona bağlı mı? Sercan Eryaz: İlk kurulduğumuz ve düzen oturtma sürecimiz olan 5-6 aylık dönem haricinde 2009 yılından bu yana aktif olarak antrenmanlarımızı yapmaktayız. Resmi lige giriş yılımız ise 2010’dur. WoMEN Dergisi: Sanırım birkaç sorunla karşılaştınız bir ara “Beylerbeyi Parslar AFK” iken şimdi “Selimiye Parslar AFK” olarak kulübün ismi değişti. Bu dönemlerden bahseder misiniz? Sercan Eryaz: Evet, öyle bir durum oldu o da şöyle. Sürekli Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçerken herkes gibi ben de Beylerbeyi stadını görüyorum. Biz de yeni kurulmuş bir kulüp olarak o sıralar kendi aramızda para toplayıp Selimiye’de antrenman yapıyorduk. Bir gün geçerken dedim ki biz neden burada antrenman yapmayalım. Boğazın dibi, insanlar geçerken görür ilgilerini çeker. Kulüp başkanı Mustafa Bey ile görüştük, sağ olsun bizi bünyeleri altına almayı kabul ettiler. İlk başta orada başladık. Daha sonra Beylerbeyispor’un antrenman düzeni ile bizim düzenimiz uyuşmadığı için sahadan ayrılmamız gerekti. Tabii ki ilk koştuğumuz yer Selimiye oldu. Sağ olsun İdris başkanımız bize yardımcı oldu bizim, köklü bir spor kulübü olan Selimiyespor kulübünün alt branşı olmamızı sağladı.

SPOR

55


WoMEN Dergisi: Türkiye’de “Amerikan Futbolu” antrenman sahası konusunda ne durumda? Sercan Eryaz: Saha boyutları vesaire dert değil her şey uygun fakat en büyük derdimiz diğer kulüplerde olmayan bir sorun, sahanın masraf sorunu. Çünkü tek profesyonel lig takımı şu anda biziz. Bütün masraflarımızı aramızda para toplayarak karşılıyoruz. Aylık 2.500 TL den daha fazla para sahaya gitmekte. İstanbul’da ucuz saha bulmak çok zor, ucuz olunca ulaşımı da zor oluyor. Ulaşım rahat ise pahalı oluyor. Bu durum bizi masraf olarak zorluyor. WoMEN Dergisi: Türkiye’de Amerikan Futbol Takımı kurma hayali güzel ama bir hayali gerçek kılmak için yani federasyona bağlı olmak için hangi sorumlulukları yerine getirmek gerekiyor? Sercan Eryaz: Branşımız amatör bir branş olduğu için federasyonumuz elinden geldiğince bize yardımcı olmaya çalışıyor. Ancak en keskin kurallar şu şekilde: “Minimum saha kenarında 35 tane lisanslı oyuncunuz olmak zorunda, saha ücretlerini siz karşılamak zorundasınız. “ Belli başlı kulüp imza işleri vb. durumlar var. Genellikle üniversiteler tarafından takımlar kurulduğu için yeterince resmi bir yol kullanılıyor zaten. WoMEN Dergisi: Federasyondan yeterli desteği (maddi / manevi) alabiliyor musunuz? Sercan Eryaz: Federasyonumuz her ne kadar yardımcı olmaya çalışsa da maddi desteğe dair gördüğümüz tek şey ambulans ücretinin karşılanması oluyor. Bir şekilde bize yardımcı olup nakit olarak olmasa da o ödeneği kullanmamız için ellerinden geleni yapıyorlar. Onun dışında lisans çıkarmak için bir ücret veriyoruz oyuncu başına ve tabi bunu yine oyunculardan alıyoruz. Onun dışında da pek fazla destek alabildiğimiz söylenemez. Ama yine de federasyonumuzun elinden geleni yaptığına inanıyorum.

56

SPOR


WoMEN Dergisi: Milli takımlar ve diğer Amerikan Futbolu liglerine göre sizce ne durumdayız? Sercan Eryaz: Milli takımımız geçen yıl yapılan Romanya maçından farkla bir skor alarak galip gelmişti. Ancak hiç bir yerde yayınlanmadığı için maçı izleme şansımız olmadı. Tanıdıklarımızın anlattığı kadarıyla biliyoruz. Diğer ligler için ise, Avrupa’da Almanya, Sırbistan gibi ülkelerin takımları gerçekten de bu işe gönül veren ve sponsor bulabilen takımlar. Geçen yıl Amerika karması ile Avrupa karması arasında maç yapılmıştı ve ülkemizden yanlış hatırlamıyorsam 3 oyuncumuz bu müsabakada yer almıştı. Ülkemiz için onur duyduğumuz bir gelişmedir.

SPOR

57


58

SPOR


WoMEN Dergisi: Türkiye Amerikan Futbolu Ligine sporseverlerden ilgi var mı? İzlemeye gelenlerin profilleri nedir acaba? Sercan Eryaz: Son yıllarda gördüğüm seyirci profili sırasıyla: 5 yıl önce anneler, babalar, sevgililer; 4 yıl önce anneler, babalar, sevgililer, arkadaşlar; 3 yıl önce anneler, babalar, sevgililer, arkadaşlar, okul yöneticileri; 2 yıl önce anneler, babalar, sevgililer, arkadaşlar, okul yöneticileri, sakatlanmış ve bir daha bu sporu yapamayacak kişiler; 1 yıl önce taraftar grupları + önce saydıklarım. WoMEN Dergisi: Müsabakalar canlı yayınlanıyor mu? Sercan Eryaz: Müsabakalarımız federasyonumuzun da verdiği izin ile kendi kurmuş olduğum Parslar TV aracılığı ile internet üzerinden canlı olarak yayınlanmakta. Geçen sezon bunun için ciddi masraflar yaptık, reklam vb. şeyler almaya çalıştık. Şubat ayına kadar hazırlık maçlarının canlı yayınlarını yaptık. Bu maçların tekrarlarını internetten Parslar Tv üzerinden izleyebilirsiniz. Sunumu da bizzat tarafımdandır. Bu ciddi masrafı öğrenci olduğum için kaldırabileceğim kadar kaldırdım. Ancak bir yere kadar götürebildik. Yeditepe - İTÜ arasındaki maçta o anda tüm Türkiye’den 5.000 kişiden daha fazla kişi bağlandığı için bağlantımızda ciddi sıkıntılar yaşamıştık. Biz 400-500 kişiye yayın yaparız diye hazırlanmışken elimizdeki imkanlar o yüklenmeyi kaldıramamıştı. WoMEN Dergisi: Sponsor ve mali konularda sıkıntı yaşanıyor mu? Sercan Eryaz: Sponsor konularında gerçekten de çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntı sadece bizim gibi tek başına hiç bir kuruluş ile bağlantısı olmayan takımlarda oluyor. Biz zar zor ayakta durmayı başarıyoruz. Diğer takımların hepsi bir okula bağlı olduğu için sponsor ihtiyaçları bulunmamakta. Bizim tarafımızda ise kesinlikle bir sponsor ihtiyacımız bulunmakta. En özet şekilde yıllık forma masrafımız 3.000 TL, yıllık saha masrafımız yaklaşık 13.000TL sadece bunların karşılanması bile bize ciddi bir katkı sağlar. Şu ana kadar bu masrafın ,ki bunlara deplasman otobüsü kirası-otel parası-orada yenilen yemekler-lisans paraları vb. ıvır zıvır tüm ücretler dahil, kendi cebimizden para toplayarak ödeyebildik.

SPOR

59


Sercan Eryaz diyor ki: "Bu spor bir bağımlılık. 5 yıldır bu işin içerisindeyim. İnsanlar hobi diye başlar ve hayatlarını adarlar. İşi gücü olsa bile devam eder. Denenmesini kesinlikle tavsiye ederim. Kapımız herkese açık. Bizim için, yaş, boy, kilo, fark etmiyor. Bu işi yapmayı, öğretmeyi, arkadaşlığı seviyoruz bunun için uğraşıyoruz. Ne koçlarımız, ne yönetici olarak ben, ne de oyuncularımız bu işten para kazanıyor. Aksine ceplerinden ciddi miktarlarda paralar çıkıyor. Her şey birlikte bir şeyler başarabilmek için. Bu bizim hayalimiz birlikte bir hayali gerçekleştirmek isteyen herkesi aramıza bekleriz."

60

SPOR


SPOR

61


Evdeki İmkanlarla

Nasıl Form Tutulur? Berna Tuğçe Çil

E

v hanımları ve evde çok vakit geçiren kadınlarımız için aslında kilo vermek herkesten daha kolay. Egzersiz yapmak için geniş alanlara, büyük makinelere veya aletlere ihtiyacımız yok aslında. Yattığınız yer, oturduğunuz koltuk, bastığınız halı size birer alan olurken dolaptaki su şişeleriniz de dambıl olabilir. Zor olan tek şey kafanızdaki bahaneleri atmak. Vakit yok, alan yok, materyal yok gibi bahaneleri bahaneden saymıyorum. Bu ay evlerinizde nasıl kendi olanaklarınızla egzersiz yapabilirsiniz onu anlatacağım.

62

SPOR


Bir vileda sopası ile 15 dakika egzersiz Vileda sopası yardımıyla yapılacak 15 dakikalık egzersiz bel bölgesinden rahatsızlık duyan hanımlarımız için ideal bir materyaldir. Bel bölgesindeki fazla yağlardan şikayet eden ve ince bir bele sahip olmak isteyen kadınların sahip olması gereken ilk şey her evde bulunan oklava, çek- pas veya viledanın sapı . Bu sopayı yatay şekilde ensenize koyun ve iki elinizle sıkıca kavrayın. Ayaktayken 15 dakika boyunca sağa ve sola dönerek belinizin yumuşamasını ve o bölgedeki kasların çalışmasını sağlayın.

Bir yastık yardımıyla basenlere veda edebiliriz Kadınların en büyük şikayeti basenler ve kalça, evde bir yastık yardımıyla basit bir egzersizle rahatlıkla yok olabilmektedir. 15 dakika süreyle yapılması gereken egzersizde yastığı halının üzerine koyunuz ve sırt üstü biçimde yere uzanınız. Yastığın bel boşluğunuza tam olarak denk gelmesine özen gösteriniz. (Belinize yastık destek olmazsa sakatlık yaratıp bel ağrısına sahip olabilirsiniz.) Daha sonra belirtilen süre boyunca önce sağ sonra sol bacağınızı karnınıza çekip uzatınız.

Evin içinde yürüyerek sıkılaşın Hava soğuksa ya da evinizin etrafında yürümeye uygun alanlar yoksa her gün 15 dakika süreyle evin içinde uygun tempoda yürüyün. Kalp sağlığı ve daha sıkı bir vücut için yürüyüş en etkili yöntemdir. Yürüyüşe ek olarak basit düzeyde step de yapılabilir ve 15 dakikalık bir step vücudun her yerini rahatlıkla çalıştırarak sıkılaştıracaktır.

Yatakta bel kaslarınızı kuvvetlendirin Her gün uyandığınızda, yataktan kalkmadan sağa, sola 30’ar defa dönerek belinizi inceltip bel kaslarınızı kuvvetlendirebilirsiniz.

Su şişesinden dambıl Kollarınızın sıkılaşmasını istiyorsanız su şişelerine su doldurup dambıl görevi görmesini ve kollarınızın sıkılaşmasını sağlayabilirsiniz. Bu su şişeleriyle, dambıl ile yapılan her hareketi yapabilirsiniz.

SPOR

63


Astro WoMEN ASTROLOG NİHAL ARTAR

H

ayatınızda nelerin değişeceğini görmek için yükseleninizi, bu değişikliklerin sizi nasıl etkileyeceğini görmek için Burcunuzu, sağlık ve aşk hayatınız için Ay’ınızın olduğu burcunuzu okuyunuz.

AKREP ( 23 ekim - 21 kasım ) Hayatınızdaki büyük bir belayı def etmeye çalışıyor, kendiniz ve çevrenizle ilgili sorunları halletmeye çalışıyor, yeni bir yerde yeni bir kimlikle yaşam bulmaya çalışıyor olabilirsiniz. Bu ay dünyanın bütün derdi başınıza toplanmış kendinizi yenilemeniz, yeni çevrelere açılmanız için sizi zorluyor. Geçen ay elinize kalan bir enkazı dikiltmeye, başınıza açtığınız bir belayı temizlemeye uğraşıyor olabilirsiniz. Güneş tutulması hayatınızı sizi zorlayabilir. 10 Kasım’a kadar süren direnciniz önünüzü açacak. Otoriteler, mahkemeler, yurt dışı ilişkiler sizi destekleyecek. Eşinizle ilişkilerinizi yoluna koyacaksınız.

■ Olumlu Yanları: Sırdaş. Duygularım belli etmez. Gerçek dost. Cazibeli. Güçlü. Seks sembolü. Çalışkan. Kararlı. Unutmaz. Güçlü sezgiler. Güçlü duygular. Yüksek imajinasyon. Anlayışlı. Dikkatli. Yüksek analiz gücüne sahip. Sevgi. Pişmanlık.

Kıvanç Tatlıtuğ 27 Ekim 1983

64

■ Olumsuz Yanları: Kindar. Kuşkucu. Kıskanç. alıngan. Dik kafalı. Suskun. Akrep gibi, zehirleyici. Alaycı. Ben merkezci. İhtiraslı

KAYNAK : www.astroloji.org

Yönetici Gezegeni: Pluto-Mars Element: Su Nitelik: Sabit Uğurlu Sayıları: 2, 4 Gün: Çarşamba Uğurlu Taşı: Topaz Renk: Koyu kırmızı,patlıcan moru Tarot kartı: Ölüm Hayvan: Akrep Bitki: Akasya,krizantem,açelya Kıymetli Taş: Turkuaz, yılantaşı Kıymetli Maden: Plütonyum


KOÇ

( 21 Mart - 20 Nisan )

Sağlık nedenleriyle veyahut işinizi evinizi düzeltmek için çok koşturuyor olabilirsiniz. 10 Kasım’a kadar kariyerinizle, hayatınızla ilgili sıkıntılar sizi ezebilir. 10 Kasım’dan sonra maddi konuda veya eşinizle ilgili veya ortağınızla ilgili bir çatışmayı çözeceksiniz. 14 Kasım’a kadar ailenizin de desteğiyle sizi sıkıştıran borçları yoluna koyabilirsiniz. Ay boyunca çalkantılı para akışınızı, tartışmalı ilişkilerinizi kendinize güveninizle toparlayabilirsiniz. 17 Kasım’dan kimi ilişkiler bitebilir. Maddi sonuçları kabullenebilirsiniz. 25 Kasım’dan sonra beklenmedik gelişmeler sağlık sorunlarınıza veya yaşam biçiminize, iş ortamınıza yeni bir biçim verecek.

Boğa

( 21 nisan - 21 mayıs )

Ya ihtiraslı bir ilişki veya uzaklardaki bir para iştahınızı kabartıyor. Beklentilerinizle olanlar arasındaki fark yeni ufukların, yurt dışı ilişkilerin yolunu açacak. Hayatınıza yeni bir anlam arıyorsunuz. Gönül ilişkileri, hobilerin işe dönmesi, çocukların başınızı döndürmesi size göz açtırmıyor. 18 Kasım’dan sonra para kazanıyor veya yeni ilişkilerle yolunuzu çiziyorsunuz. Beklenmeyen zorluklara rağmen iyi ilişkiler ve çalışkanlığınız sayesinde ilerleyeceksiniz. Yakın çevrenizdeki kişiler sizi maddi olarak zorlayabilir veyahut beklediğiniz desteği veremeyebilir. Koşulların değişmesi sizin lehinize olacak.

İKİZLER ( 22 mayıs - 20 haziran ) Geçen aydan bu yana iş ortamınızdaki, hayatınızdaki belki de sağlığınızdaki bir takım karışıklıklar sizi çok zorladı. Acımak veya fedakarlık nedeniyle adım atamadınız. 3 Kasım’daki Güneş Tutulması bu alanlarda sizi dibe vurdurabilir. Olayları parayla çözmeye çalışacaksınız. 10 Kasım’dan sonra haneniz karışık, sanki ailevi bir sorun maddiyatla çözülecek de iş size kalmış gibi görünüyor. Birlik beraberlik uğruna bunu da halledeceksiniz. Eşiniz veya ortaklarınızı idare ediyorsunuz. 24’ünden sonra para harcayarak veyahut sorunlara sırtınızı dönerek olayları bastıracaksınız.

yengeç ( 21 haziran - 22 temmuz ) 3 Kasım’daki Güneş tutulması aşk hayatınız veya çocuklarınızla ilgili duygusal karışıklık getirebilir. Kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. 10 Kasım’a olan kadar içine attıklarınız Merkür’ün düze dönmesiyle birlikte su üstüne çıkacak. İlişkilerinizde, işinizde sizi ezenlere karşı duracaksınız. Mesafe koyacaksınız. 24’ünden sonra ilişkilerinizle sonlanmalar olabilir. Kardeşlerle ilgili sorunlar çıkabilir. Duygusal engelleri veya çocuklarınızla ilgili sorunları 14 Kasım’a kadar çözeceksiniz. 23 Kasım’a kadar kendi bilgeliğiniz, cömertliğinizle ilişkilerinizdeki sorunları alt ediyorsunuz. Yeni durum sizi zorlasa da geri adım atmıyorsunuz. Etrafınızı da kararlarınıza tabii kılıyorsunuz.

65


ASLAN

( 23 temmuz - 22 ağustos )

Kariyeriniz, evliliğiniz, hayatınız, kardeşleriniz, yakın iş arkadaşlarınızla ilgili ilişkilerde tıkanıklık var. Bunları çözmeye çalışıyorsunuz. 9 Kasım’a kadar kafanızdakileri gerçekleştireceksiniz. Güneş tutulmasında ailecek hayatınızın odağı ve öncelikleriniz değişiyor. Engeller ve borçlar hayallerinizi engelliyor. Bu durumu kabullenip başka kapıları deneyin. Ayın son haftası yapacağınız ataklar yurt dışı, mahkemeler veyahut eğitimle sorunlarınızı çözebilir. Yaptıklarınız, ürettikleriniz değer kazanabilir. Sizi zorlayan koşullar ait olmadığınız ortamlarda çalışmanızdan kaynaklanıyor. Ayın 20’sinden sonra bunu çözüp gerek kariyeriniz veya hayatınızda, gerek yakın arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizde verimli bir uyum yakalayacaksınız.

BAŞAK

( 23 ağustos - 22 eylül )

Bütün bir ay yılmadan aklınıza koyduklarınızı gerçekleştirmeye uğraşıyorsunuz. Çekingenliği bırakıp hakkınızın peşine düşün. Aybaşındaki Güneş Tutulması gözünüzü karartıp cüretkâr bir adım atmanızı sağlayacak. 10 Kasım’dan sonra kilitlenen kapılar çözülecek, 14’ünden sonra sosyal itibarınızın da desteğiyle ilişkiler ve parada sıkışan durumlar tek tek dökülmeye başlayacak. Kararlılığınızın ve taleplerinizin arkasında durmanın ödüllerini alacaksınız. Öte yandan çocuklarınızla ilgili sıkıntılar varsa onları da benzer bir süreçte hallediyorsunuz. Yolunuzu tam olarak belirlemeseniz de 23’ünden sonra ailenizin de desteğiyle önünüz, fikriniz, idrakiniz açılacak.

TERAZİ

( 23 eylül - 22 ekim )

Yolunda gitmeyen ilişkiler, içinize sinmeyen hayat tarzı veya iş yüzünden tedirginsiniz, önünüzü göremiyorsunuz ne yapacağınıza karar veremiyorsunuz. Giderek kendi içinize kapanabilirsiniz. Veya kimi insanları çevrenizden uzaklaştırabilirsiniz. Toparlanmaya çalıştıkça yeni açıklar canınızı sıkabilir. Hayatınızın nabzını elinizden kaçırdığınızı hissedebilirsiniz. Aybaşındaki Güneş tutulması kazançlarınız veya işinizle ilgili sıkıntı yaratabilir. Öyle bir girişeceksiniz ki, ekstra kazançlar veya olanaklar da çıkarabileceksiniz. Ayın 10’undan sonra Merkür’ün düze dönmesiyle sizi baştan sıkan koşullar lehinize çalışmaya başlayacak. Ayın 20’sinden tartıştıklarınızla barışacak, zorlukları düzene sokacaksınız.

YAY

( 22 kasım - 21 aralık)

Geçtiğimiz ayki duygusal tepkileriniz, çocuklarınızla ilgili terslikle veya pençesine düştüğünüz bir aşk bu ay hayatınızda, aileniz veya işinizde umulmadık gelişmelere ve çözülmelere neden oluyor. Ne yapacağınızı bilmiyor bazen rest çekiyor, bazen toparlanmaya uğraşıyorsunuz. 10 Kasım’a kadar geri dönen Merkür her gün başka bir açığınızı çıkartabilir. 14 Kasım’a kadar kariyeriniz veya evliliğinizle ilgili olayları zapt edemiyorsunuz. Sanki bir kalıptan başka bir kalıba geçmeye çalışıyorsunuz. 21 Kasım’dan sonra yaşam tarzınızdaki değişimleri sosyal çevreniz de destekliyor.

66


OĞLAK

( 22 aralık - 19 ocak )

Hayatınız boş geliyor. Hayatınızı ve kendinizi değiştirmek istiyorsunuz. Yeni bir sosyal çevre yaratmaya çalışıyorsunuz. Aybaşındaki Güneş tutulması yeni sosyal kimliğinizi oluşturmak için bir dönüm noktası olabilir. Kendinizi yeni gruplarda disipline ediyorsunuz. Geçen ay Ay tutulmasıyla işinizden, ailenizden soğumuş olabilirsini. Yerine yeni arkadaşlarınızı koyacaksınız. 15 Kasım’a kadar bilinçli olarak yeni eğiliminizi destekleyen adımlar atacaksınız. Kafanızdakileri gerçekleştirecek, işinizde ve sosyal gruplarda haklılığınız onaylanacak. 18 Kasım’dan sonra sosyal gruplarda kararlarınız uygulanacak. Beklenmedik destekler ve kazançlar elde edebilirsiniz. İletişiminiz güçleniyor, kaderiniz dönüyor.

KOVA

( 20 ocak - 18 şubat )

Yeni bir işe başlamış olabilirsiniz. Çocuklarınızla ilgili gelişmeler olabilir. Aybaşındaki Güneş tutulması son engelleri de çürütecek. 15 Kasım’a kadar maddi bir rahatlama yaşacaksınız. Kendinizi aştığınızı göreceksiniz. Sizi zorlayan sorumlulukları hakkıyla yerine getirmeye çalışıyorsunuz. 10 Kasım’dan sonra bir takım belirsizlikler yerine oturacak. 18 Kasım’dan itibaren ilişkiler ve maddi kazançlar rayına oturuyor. 19 -27 Kasım arası yurt dışından teklif alabilir, yeni akademik çalışmalara başlayabilir, mahkemelerle işinizi çözebilirsiniz. Bunların hepsi yeni bir hayat kurmak için size destek veriyor.

BALIK

( 19 şubat - 20 mart )

Duygularınız iyice kabarmış. Güzel bir aşk, çocuklarınızla gururlanmanız, kendinizi gösterdiğinizi görmeniz buna neden olabilir. Bu ay bir iş değişikliği gündeme gelebilir. Veya işleriniz çok yoğun olacak siz de başarıyla altından kalkacaksınız. Aybaşındaki Güneş tutulması içinizdeki son tereddütleri de yok edecek. Maddi girişimlerinizin peşini kovalayacaksınız. 10 Kasım’da düze dönen Merkür size yol gösterecek. 14-23 Kasım arasında işinizden veya eşinizin taleplerinden dolayı çok yorulabilirsiniz. Eşinizle ilgili maddi sıkıntılarınızı da çözmek istiyorsunuz zamanını bekliyorsunuz. Sezgilerinize güvenip temkinli olacaksınız.

YENİDEN DOĞUM SANCILARI Bu ay sülalemizin içindeki yerimizi, eşimizle ilişkilerimizi, seks hayatımızı yeni tecrübelerimize göre şekillendiriyoruz. Adeta bir aşamayı geçip hayata yeni bir düzlemden dâhil oluyoruz. 3 Kasım’daki Yeni Ay ve Güneş Tutulması bugüne kadarki tecrübelerimizde boşa çıkan olayları ayıklamamıza bizi hayal kırıklığına uğratan ideallerimizi terk etmemize yol açacak. Maddi manevi sıkıntılar, kronikleşmiş akraba sorunları, miras problemleri, genetik rahatsızlıklar hayatı yeniden anlamaya dair bakışımızı geliştiriyor adeta yeniden doğuyoruz. Özellikle ayın ilk haftasında geçmişten beri bizi rahatsız eden eş ilişkileri, akrabalık ilişkileri, miras meseleleri, cinsel sorunlar, kişilik krizleri gibi konuların üstüne gideceğiz. Kontrolü ele geçirmeye çalışıyoruz. İş ortamındaki çalışma tarzımız, yerimiz değişebilir. Maddi hiyerarşi değişebilir. Para kesintileri yaşanabilir. Amaçlar değişiyor. Ufuklar değişiyor. Sülalenin içindeki yerimiz değişiyor. Kronikleşmiş sorunlar çözülüyor.

67


WoMEN Dergisi olarak sosyal sorumluluk projenizi ve reklamlarınızı yayınlamak istiyoruz. Bu konu hakkında bilgi almak için lütfen bizimle iletişime geçiniz. reklam@womendergisi.com

www.womendergisi.com Fotoğraf: sarper Kesim (MBFWI)

68


WoMEN Dergisi Kasım 2013