Issuu on Google+

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

1


Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

2


TÜRKİYE’NİN İLK SANAL BASKETBOL DERGİSİ 3SAYI Dergi Genel Sorumlusu: • Bekir Sıddık Koç Genel Yayın Yönetmeni: • Bekir Sıddık Koç

3SAYI Basketbol Dergisi Mart sayısıyla sizlerleyiz. Basketbol ateşinin hzıla yükseldiği dönemlere girdiğimizde, her ligde her takımın birbirini yenmesi basketbolun güzelliğini gözler önüne seriyor ve bu sporu daha heyecanlı, daha çekişmeli bir hale getiriyor. NBA’de All-Star’ı yaşadıktan sonra muhteşem takaslara şahit olduk, liglerimizde heyecan üst düzeyde ve TBL All-Star için de oylamalar başladı. Euroleague’i de Final Four heyacanı sardı. Basketbolun en ateşli aylarına girdiğimiz şu dönemde sizler için hazırladığımız dergimizi beğeninize sunuyoruz.

Dergi Genel Editörleri Gökhan Bayezit Süleyman Akgül Yazı Đşleri Sorumlusu Süleyman Akgül Mehmet Bora

3SAYI Mart 2008 Konu ve Yazarları

Kapak Tasarımı: Saykobirader

Ayın Önemli Haberleri-3SAYI

Dergi Yapımı: Bekir Sıddık Koç

Euroleague: Yolun Yarısı- Önder Akcollu

Yazarlar; Ahmet Dedeoğlu Anıl Aksaç Bekir S. Koç Burak Acar Cihangir Atalay Erdi Aydemir Gökhan Bayezit Mehmet Bora Oğuz Uzun Onur CaNBAz Önder Akcollu Süleyman Akgül Uğur Altunbayrak

10 Numara: Dejan Bodiroga-Cihangir Atalay Fener’den Herşey Beklenir-Ahmet Dedeoğlu Kalede Gianluigi Buffon: Tyson Chandler-Erdi Aydemir Dualarımız Seninle Nene- Uğur Altunbayrak Kibirsiz Kral: Preston Shumpert- Anıl Aksaç Kürkcü Dükkanı: Mirsad Türkcan- Erdi Aydemir Son MVP: LeBron James- Gökhan Bayezit NBA’e Yön Verecek Takaslar- Oğuz Uzun

3SAYI © Mart 2008

Potanın Perileri O’na Emanet: Ceyhun Yıldızoğlu RöportajıBekir S. Koç & Mehmet Bora

www.3SAYI.com bilgi@3sayi.com 3sayidergisi@gmail.com

Opel Erkekler Türkiye Kupası: Onur Canbaz Anadoluda Basketbol-Burak Acar

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

3


Bekir Sıddık KOÇ

bilgi@3sayi.com

Onur Canbaz

onurcanbaz@3sayi.com

Cihangir Atalay

cihangiratalay@3sayi.com

Süleyman Akgül

suleymanakgul@3sayi.com

Gökhan Bayezit

gokhanbayezit@3sayi.com

Uğur Altunbayrak

uguraltunbayrak@3sayi.com

Erdi Aydemir

erdiaydemir@3sayi.com

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

Mehmet Bora

smehmetbora@3sayi.com

Oğuz Uzun

Anıl Aksaç

oguzuzun@3sayi.com

anilaksac@3sayi.com

Burak Acar

burakacar@3sayi.com

Önder Akcollu

onderakcollu@3sayi.com

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

4


3SAYI Mart 2008 Konularımız Ayın Önemli Haberleri: Geçtiğimiz aydan derlenen önemli haberlerin özetlerini bulabileceğiniz yeni bir bölümü sizlerin hizmetine sunuyoruz. 6 Euroleague- Yolun Yarısı: Final Four’a giden yol yarılandı, çekişme hat safada. Süprizler ve ilginç gelişmeler bu yıla damgasına vuracağa benziyor. 8 10 Numara- Dejan Bodiroga: Đsmi bile heyecan veriyor. Avrupanın kimilerine göre en büyük starı. Önünde saygı ile durulması gereken efsane oyuncu Bodiroga bu ay ki sayfalarımızı süslüyor. 12 Fener’den Herşey Beklenir: Ligde ummadık yenilgiler alan Fenerbahçe Ülker Avrupada rakiplerine diş söktürüyor. Final Four hayal değil ama ligde play offlara 7. Sıradan girerlerse hiç kimse şaşırmasın. 16 Kalede Gianluigi Buffon- Tyson Chandler: Bu ayki savunmacımız Buffon pardon Tyson Chandler. 20 Dualarımız Seninle Nene: Amansız bir şekilde kansere yakalanan Nene’nin tedavisi sürüyor. Yetenekli basketbolcunun kanseri yenmesi için dualarımızı gönderiyoruz. 24 Kibirsiz Kral- Preston Shumpert: Beşiktaş’ın yeni kartalı verilen görevleri eksiksiz yerine getiriyor ve takımının zirvede olmasını sağlıyor. 28 Kürkcü Dükkanı- Mirsad Türkcan: NBA’e giden ilk Türk basketbolcuydu ancak o da fazla şans bulamadan Avrupanın yolunu tuttu ve Kürkcü dükkanımıza konuk oldu. 33 Son MVP-LeBron James: All-star 08 de ki muhteşem performansı bu ayki kapak konusu olmasını sağladı. Her gecen gün oyununu geliştiren James, bu kez başarabilcek mi? 37 NBA’e Yön Verecek Takaslar: Gasol-Shaq-Marion-Kidd derken NBA’in yarısı takım değişti :) Dengeler nasıl değişecek, NBA’e yön verecek takasları işledik. 44 Potanın Perileri O’na Emanet- Ceyhun Yıldızoğlu Röportajı: Milli takımın yeni koçu belli oldu. Ceyhun Hoca 25 yıllık basketbol kariyerini ve gelecekteki hedeflerini bizlerle paylaştı. 55 Opel Erkekler Türkiye Kupası: Türkiye Kupası bu yıl Telekom’a gitti. O kadar zafer sarhoşu oldular ki ligdeki ilk maçlarında 125 sayı yediler. Süprizlere ve önemli bir mücadeleye sahne olan Turkiye Kupası genel incelemesi. 81 Anadoluda Basketbol: Yurdumun her noktasında basketbola olan ilgi sevgi her gecen gün artıyor. Anadoluki yazarlarımızdan Burak Acar’ın gözlemleriniz sizle paylaşıyoruz. 96

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

5


Yılın Oyuncusu Andrei Kirilenko NBA’de Utah Jazz formasıyla son yıllarda takımı için pek olumlu şeyler yaptığını söyleyemesekte geçtiğimiz yaz düzenlenen EuroBasket-07’de, Rusya milli takımıyla rüya gibi bir turnuva yaşayan Andrei Kirilenko, FIBA’nın yaptığı oylamada 2007 yılının basktebolcusu ödülünü almaya hak kazandı. Turnuvayı 18 sayı, 8.6 ribaunt ve 2.0 blok ortalmasıyla bitiren All-Star forvet Andrei Kirilenko oylamada otoriteler tarafından birinci sırayı alırken; taraftarların yaptığı ankette 4. oldu.

LeBron’dan bir rekor daha NBA’e geldiğinden beri birçok rekora imza atan King James, bu sefer de Kobe Bryant’ın elinde bulundurduğu en genç 10.000 sayı barajını geçen oyuncu ünvanını, Boston Celtics’e 92-87 kaybettikleri maçta kırarak NBA tarihine bir başka bölümde de girmeyi başardı… LeBron James rekoru kırdığı gece tam olarak 23 yaş, 59 günlüktü…

12 Dev Adamın Rakipleri Belli Oldu Avrupa Şampiyonası Eleme Grupları kurası Đtalya'nın Venedik kentinde gerçekleştirildi. Kurada Türkiye'yi temsilen, Harun Erdenay, Emir Turan, Canan Erdoğan, Turgay Demirel ve Paolo Belati katıldı. Yapılan çekim sonrası 12 Dev Adam C Grubu’nda Fransa, Belçika ve Ukrayna ile eşleşti. Kura çekimi sonrası ise tüm gruplar şöyle oluştu; A Grubu: Finlandiya-Đtalya-Macaristan-Bulgaristan-Sırbistan B Grubu: Letonya-Portekiz-Estonya-Makedonya C Grubu: Türkiye-Fransa-Belçika-Ukrayna D Grubu: Çek Cum. -Đsrail- Đngiltere- Bosna Hersek Gruplarda sistem ise şu şekilde; 4'er takımlı 3 grup ve 5 takımlı bir grup olmak üzere eleme maçları oynayacaklar. Bu gruplarda 1.ler ve en iyi 3 ikinci takım şampiyonada mücadele edecekler.Đlave Takım Belirleme Turu'nun ardından turnuvaya gidecek son takım belli olacak.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

6


Potanın Perileri Avrupa Yolunda Potanın Perileri ise eleme grubu maçlarında B Grubu’nda Finlandiya, Đtalya, Polonya ve Bosna Hersek ile mücadele edecek. Tüm gruplar ise şöyle oluştu; A Grubu: Almanya-Ukrayna-Đsrail-Đngiltere-Litvanya B Grubu: Türkiye-Finladiya-Đtalya-Polonya-Bosna Hersek C Grubu: Romanya-Slovakya-Hırvatistan-Fransa-Macaristan D Grubu: Sırbistan-Bulgaristan-Belçika-Yunanistan Burada ise sistem;5'er takımlı üç grup ve 4 takımlı bir grup şeklinde oluşacak.Her grubun ilk ikisine giren takımlar ve 2 tane en iyi üçüncü turnuvaya katılmaya hak kazanacak. Turnuvaya son bilet ise Đlave Takım Belirleme Turu’nun ardından belli olacak.

Houston’da Büyük Şok Son 12 maçını kazanan Houston Rockets'in dev pivotu Yao Ming'in sezonu kapattığı açıklandı. Sol ayağında stres kırığı oluşan Çin'li dev Yao Ming için muhtemelen sezonun bittiği söylendi. Houston Genel Menejeri Daryl Morey basına bu üzücü durumu açıkladı. Houston sağlık ekiblerinin verdiği bilgiye göre bu sakatlığın en az 4 ayda iyileşmesi mümkün. Houston'da bu gelişme morelleri bozdu. 12 maçlık bir seri yakalanmışken gelen bu sakatlık, suratları astı. Yapılan bir çok açıklamada bu moral bozukluğu gözleniyor. Yao Ming bu sezon 55 maçta 22,0 sayı-10-8 ribaunt ortalamalarını tutturmuş ve başarılı bir performans ortaya koymuştu.

Özerhun, Uçağa Binmeyenin Biletini Kesti Efes Pilsen takımının 4 yabancı oyuncusu (Loren Woods, Drew Nicholas, Rashard Wright, Andre Hutson) Partizan maçı için Belgrad uçağına binmedi. Konuyla ilgili uçakta basın mensuplarına açıklamada bulunan Engin Özerhun; ''Bu 4 oyuncu bir daha Efes Pilsen forması giymeyecekler. Güvenlik nedeniyle gelmediler. Ancak bunu pek de anormal karşılamadık. Sonuçta, ABD Hükümeti'nin Belgrad'da can tehlikeniz var, girmeyin diye bir bildiri yayınladığını biliyoruz. Fakat bizi asıl üzen nokta; diğer iki yabancı Penn ve Gregory ile birlikte yine ABD vatandaşı olan koç David Blatt'in Belgrad'a gelmesi. Ayrıca Arnavutların da girmeme bildirisi var fakat Ermal'da bizimle geldi. Zaten ortada bize Türk Büyükelçiliği'nin verdiği garanti var. O yüzden gidiyoruz. 4 Nisan'a kadar da transfer hakkımız var, bakacağız o 4'ünün yerine bulursak transfer yapacağız.''dedi. Daha sonra yaptığı açıklamada ise Hutson’ın takımda kaldığını ancak diğer 3 oyuncunun takımla ilişkilerinin kesildiği söyledi.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

7


YOLUN YARISI “DEVENĐN BOYNU EĞRĐ” TOP 16’da yolun yarısına geldik ve beklenilenin dışında oldukça fazla değişen şeyler oldu kimileri için çok iyi gelişmeler kimileri içinse tam anlamıyla kaos. Panathinaikos ile başlamak istiyorum, sezon başında kurulun kadro ve guruplarda gösterdiği performans ben dahil hemen hemen herkesin şampiyonluk favorisini açıkça belli etmişti. Ancak TOP 16 hiçte iyi gelmedi Yunan ekibi için ilk maçta Efes Pilsen’e karşı alınan mağlubiyet normal telafi edilebilir gibi görünse de bu maç sonun adeta başlangıcı oldu. Özelikle diğer hafta evinde Partizan’a karşı aldıkları galibiyet PAO’nun adeta kaynayan kazana atılmasına neden oldu. Maçın sonlarına doğru, lehlerine verilen iki kritik karar ve maçı bu şekilde kazanmaları “Yunan Lobisi” yeniden başladı söylentisi 1 hafta boyunca oldukça canlarını sıktı. Bunun hemen ardından deplasmanda Siena’ya karşı alınan mağlubiyet artık havlu atma noktasına getirdi. Peki çözüm ne? Aslında sorunu bulmak lazım çözümüde bulmak için çünkü kadro olarak uç bir takım sadece Tsartsaris sakat diye bu hale gelecekleri de yok zaten buna sığınırlarsa büyüklükleri kalmaz. Obradovic ve ekibi erken form tutmanın ceremesini çekiyor ve bu şekilde ikinci aşamaya gelince bu sıkıntıları yaşama noktasına geldi. Bakalım son 3 maç ne olacak esas oğlan Siena’nın kaybetmesini beklemek acı bir şey olsa gerek maçlara ve fikstüre de bakınca çok zor gibi bir şey. Kısaca eğer mucize olmazsa en büyük şampiyonluk adayı PAO erkenden bir veda edecek ben dahil bütün otoriteleri hayal kırıklığına uğratacak. Gelelim bu kadar övdüğümüz Siena’ya ağır ağabeylere karşı çok çok iyi bir kadrosu olmasa da doğru kadro kurmakla ilgili güzel bir ders verdiler. Doğru parçaları doğru yere monte edince sanırım bu iş oluyor. Birbirini tanıyan ve çok iyi anlaşan Litvanyalılar K.Lavrinovic-Kaukenas ikilisi doğru seçilmiş ve takımın kimyasına uyan ABD üçlemesi başarıyı getiren temel taşlar oldu. Hücumda veya savunmada ayrı değerlendirmek yerine bir bütün olarak ele almak doğru olur takımı ve bu takımı oluşturan ismi iyi değerlendirmek lazım. 10 yıl yardımcılıktan sonra 2006’da takımın başına geçen ve bu süre sonunda takımdaki temel taşları yerine oturtan isim olan Pianigiani başarının esas mimarı. Bu sene Final 4 sanırım tatmin edici bir başarı olur özellikle geride bıraktıkları rakipleri ele alırsak. Siena bu kadronun temel taşlarını koruyup eksik yerleri de güçlendirirse misal bir uzun daha takviye ederse sanırım uzun vadede çok iyi işler yapar.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

8


Efes Pilsen’e geçmek istemesem de mecbur hissediyorum kendimi yazmaya. Her şey mi üst üste gelir anlamıyorum. PAO bu kadar sallantıdayken Siena’ya kafa tutacak gücümüz varken kalkıp Kosova’daki seçim ıvır zıvır politik nedenler can güvenliği vs vs. gelmeyeceği varsa gelmiyorlar. Peki burada korkak Nicholas, Woods, Wright, Hutson’mı yoksa kahraman diğer geride kalan isimler mi özellikle Penn ve Gregory!!! Maça 2 gün kala böyle bir durum oluyor ve motivasyonu takımın dibe vuruyor akabinde açıklama geliyor bu isimlerin bir daha takımda yer alamayacağına dair bu da tuz biber oluyor. 1 haftadır herkes yazıyor çiziyor gelmelilerdi, güvence vardı, komplo teorileri vs vs. ve ben yineliyorum ki spordan siyaset uzak dursun yeter artık maç, oyuncu, takım kaybetmeyi geçtim sporun özünü kaybediyoruz spordan soğuyoruz. Benim izlediğim bu maç bana keyif vermedi bu takım benim takımım değil benim sporum kirlenmemeli. Erman Toroğlu demişti hakeminde bakiresi olur diye ben şimdi Erman Hoca’ya soruyorum sporun bakiresi var mı? Partizan az kalsın mucize takım olup Yunanistan deplasmanında PAO’ya yenilgiyi tattırıyordu ancak “lobi” devreye girdi ve buna izin vermedi. Biz nasıl siyasetin spora bulaşmasıyla yanıyoruz aynı şekilde Sırplarda sporun içindeki kirlenmeye yanıyorlar. Bu öyle bir virüstür ki bu işten karlı çıkan yoktur. Görmezlikten gelmeler, telkinde bulunmalar, menfaat çatışmaları vs her şey kirletiyor bu sporu. Bakmayın Sırpların ağladığına onlarında spor geçmişi sütten çıkmış ak kaşık değil ben buna etme bulma dünyası diyorum. Kim bilir zamanı gelir yabancı basınlarda manşetlerde boy boy “Türk Lobisi” denen günler olur. Aman bizden uzak olsunlar. Partizan tek sıkımlık barutunu ilk 3 maçın ikisinde fazlasıyla kullandı bundan sonra sanmıyorum ki kafa tutsunlar. Siena’dan sürpriz bir galibiyet almaları PAO’nun fazlasıyla işine gelir. Kazanan takım belki olmayacaklar ancak kazananı belirleyen takım olabilirler. Tau Ceramica, gruptaki avantajını ilk 3 maçta iyi kullandı ve kayıpsız bitirdi. En yakın gibi duran rakibi Fenerbahçe Ülker’e de 19 sayı fark atınca ikili averajda da büyük avantaj sağladı. Sanmıyorum ki büyük kayıplar yaşayıp bir sürpriz yapsınlar. Son maçta Rakocevic gibi bir ismin yokluğuna rağmen Aris gibi bir deplasmandan rahat galibiyetle çıkmaları umut verici oldu. Önemli not düşmek istiyorum özellikle Rakocevic yokken Jasaitis hala devreye giremezse sanırım Đspanyollar onun yeteneklerinden iyiden iyiye şüphe etmeye başlayacaklar. Sphija’nın torpillisi imajından ayaklarının üzerinde duran cengaver imajı sanırım kendisi içinde daha iyi olacaktır.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

9


Fenerbahçe Ülker, TAU maçı dışında başarılı diyeceğimiz bir performans sergiledi. Đlk iki maç son Rytas maçını izleyince fazlasıyla silik kaldı. Tüm Avrupa’nın diline dolandığı üzerine bilmeyen kalmadı. Belki de dünya tarihinde olmayan şey oldu ve biten bir maçtaki skor geri alındı soyunma odasından oyuncular geri çağrıldı ve maç oynanmaya devam etti. Gerçekten traji-komik bir durumdu. Hakemler Solomon’un attığı son saniye hatta salise sayısıyla maçı bitirdi her şey güzel normal ancak ne olduysa Rytas’ın itirazları gözlemcinin tekrar isteği zaten kararsız olan hakemleri de etkiledi ve maç yeniden oynandı. Allah’tan Fenerbahçe Ülker bir kazaya kurban gitmedi ve daha büyük kıyametin kopması doğal yollardan önlendi. Peki şimdi size bir soru bu kararda etkili olan ve uzatmaya gitmesini sağlayan hakem ve gözlemci hangi ülke vatandaşıydı? Đpucu: Lobisiyle meşhur bir komşumuz!!!

Lietuvos Rytas, pili biten ve artık yürüyemeyen bir takım görüntüsünde. Açıkçası bu haline üzülüyorum çünkü çok iyi işler başarmışken ve aksilikler yaşamasaydı belki de daha da iyisini başaracakken her şey beklenilen gibi gitmedi ve Final 4 artık hayal oldu denebilir. Önce Nielsen en sonda Petravicius’un sakatlıkları Rytas’ı iyiden iyiye yıprattı. Deplasmanda TAU’ya da kaybederlerse zaten havlu atmış olacaklar. Sanıyorum ki esas hazırlıklarını seneye yapacaklar ve bu sene Siena’nın başarmak üzere olduğu şeyleri seneye onlar yapmaya aday olacak. Aris, ilk maçı kaybettikten sonra gerileme evresine girdi ve bir daha da toparlayamadı. Çok bir beklentileri olmasa da en azından pusuda bekleyip Tau’nun kaybedecekleriyle belki bir ümit diye düşünüyorlardı ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Aslında kağıt üzerinde de yapılan bütün hesaplar sahaya yansıdı. Uzun yetersizliği savunmadaki istikrarsızlık hücumdaki yetersizlik, winner ihtiyacının alenen daha da ortaya çıkması hepsi takımı bugünlere getirdi. Bundan sonrada prestij için en fazla alacakları 1 galibiyet olur zaten ötesini kendileri bile hedeflemez. Maccabi, Vujcic’in de dönüşüyle ayakları yere daha sıkı basan bir takım halini aldı. Eski günlerini hatırlatan basketbol hızlı hücum esintileri Đsraillileri geçmişe götürür gibi oldu. Kazandıkları son R.Madrid maçı adeta bir gövde gösterisi oldu. Final 4’da Madrid’e gidecek takım bence Maccabi olacaktır her ne kadar Real Madrid’in fikstür avantajı var gibi dursa da içimden Maccabi Final 4 olacak ve PAO’nun muhtemel yokluğunda da iyi işler çıkaracak diye geçiyor. Bu kadro bu ritm bu uyum bozulmazsa hiçte zor olmaz. Real Madrid, Final 4 için ev sahibi olsa da bu turnuvayı seyirci olarak bile izleyebilir. Kazandıkları maçlar hep ucu ucuna ve hiçte yeterli denilecek bir basketbol oynamadılar. Genel yorumum iyi bir takım olduğuydu ancak üst düzey bir takım olmadığıydı ve bunu halen yineliyorum. Đyi 5’i olmasına rağmen yeterli benchi ve üst düzey isimleri yok ve daha takım gibi takımda olamadılar. Joan Plaza geçen yılki Uleb Cup şampiyonluğunun apoletiyle olsa gerek rahat davranabilir fakat 1 maç kaybetmeleri demek Final 4’un gitmesi demek olabilir.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

10


Zalgiris, eğer son oynadıkları Olympiacos maçında eften püften hatalar yapsalardı çok farklı şekilde adından söz ettiriyor olabilirdi. Oynadıkları ilk 3 maçta hakları asla 1 galibiyet değildi, hem Real Madrid’e hem de Olympiacos’a resmen kök söktürdüler. 2. bir Siena mucizesi tekrarlanmak üzereydi ancak olmadı. Gerçi çokta umutsuz konuşmamak lazım Maccabi ile birlikte en fazla “takım” görüntüsü çizen ekip Zalgiris. Ekol ve basketbol kültürüne sahip olmak işte böyle bir şey asla para ile sahip olunamayan ve sahip olunca da parayla bile kaybedilmeyen istisna bir eserdir. Olympiacos, sezon başından beri yazmaktan sıkıldığım takım oldu. Eskişehir’i bilenler iyi bilir Reşadiye Camii’sinin önünde amele pazarı vardır işte artık bu takım o hale geldi gelecek. Resmen toplama bir takım ve bir araya gelecek parçalar egolar hiç mi hiç yok. Gershon görevi bıraktıktan sonra Giannakis bir ivme kazandırır diye beklendi ancak nafile son kazandıkları Zalgiris yanıltıcı olmasın çünkü onlar kazanmadı Zalgiris kaybetti. Bakalım seneye ne kadar büyük isimler alıp ne kadar büyük hayal kırıklığı yaşayacaklar? Barcelona, sinsi sinsi tıpkı bir tilki edasıyla liderlik koltuğuna oturdu. Diş geçiremediği CSKA hariç gücüne denk bulduğu Malaga ve Roma’yı yenerek iddiasını sürdürdü. Olympicos için yazmaktan ne kadar haz duymuyorsam bir o kadarı da Barça için geçerli aynı şekilde toplama bir takım ve parayla başarı arıyorlar. Kağıt üzerinde yeterli güce de sahip değiller. Açıkçası gerekli parametreler bence yerine oturmadı ve CSKA’nın yakalayacağı seri ile sadece dumanında boğulurlar. Son üç maç benim açımdan formalite olacak, seneye başarılar.

CSKA, güçlendikçe güçlendi hele hele PAO’nun Final 4 için tek ayağının çukurda olması en çok onları sevindirmiştir sanırım. Gerçi son oynadıkları Malaga maçı hayal kırıklığı yaratsa da ben nazar boncuğu sayıyorum. Hem çok kaliteli hem de takım bilincine sahip bir ekip CSKA gerçi Messina’nın NBA olayları azda olsa moralleri bozsa da geçen sezon kaçırılan şampiyonluğun hırsı sanırım her şeye bedel. Gerçekten üst düzey bir savunma gücü ve bununla eş değer olarak hücum yetisi zaten işlerin otomatik olarak yolunda gitmesine neden oluyor. Barça için formalite dediğim maçlar bence CSKA içinde geçerli zaten Final 4 bileti hazır sadece antreman yapıyorlar.

Süt Kardeşler Malaga ve Roma, gruptaki son iki olmanın kaderini paylaşıyorlar. Açıkçası Malaga’nın son haftaki çıkışı tebrik edilmesi gereken bir durum CSKA’yı bu grupta yenmek her takıma nasip olmayacak çünkü. Roma ilk CSKA maçında maçı elleriyle verdi ve bütün dengeleri değiştirme fırsatını kaçırdı. Akabinde Malaga’yı yense de son hafta Barça karşısındaki dirençsiz oyunu düşüşün ilk belirtisi oldu. Roma için fazla ümitli konuşmasam da Malaga’nın grubu Barça’nın üzerinde bitireceğini bekliyorum ancak ikisi de Final 4 için daha çok fırın ekmek yemeliler.

Önder Akcolu Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

11


1010-DEJAN BODIROGA Beyaz Magic Johnson, Bay MVP, Yeni Delibasic ve Bodi Bond... Ona bunun gibi daha bir sürü lakap takmak mümkün. Futbol´da bir 10 numara takimi icin ne kadar önemli ise o bu unsuru Basketbola biraz da abartarak taşıdı. Basketbol´da kazanmadığı kupa kalmayan gittigi her takıma kazanma alışkanlığını tek basina kazandıran bir oyuncu olarak Avrupa´da her kupaya ambargo koydu. Başarıları saymakla bitmez ama ben üşenmeyip yazicam. Italya, Yunanistan ve Ispanya gibi mücadelesi cok yüksek liglerde toplam 6 lig şampiyonluğu yasayan Bodiroga ayrica kariyerinde çok önemli yere sahip olan Sırbistan milli takımı ile büyük basarılar yakaladı. Milli takim ile 3 Avrupa ve 2 Dünya şampiyonlugu yaşarken takımda NBA yildizlari bulunmasina rağmen takimin tartismasiz tek lideri oydu. Basketbol´da 5 pozisyonda birden rahatlıkla oynayabilecegi belirtilen oyuncunun gercek mevkisi ise kısa forvet pozisyonu. Tabiki tartısmasız en severek oynadigi pozisyon oyun kurucu mevkisi. Topu eline alıp karşı saha geçişi, önündeki oyuncuya sirtini hafif sekilde dönüp perdeleme isteyip gelen perdeleme ile rakibi geçmesi ardindan ya basketle sonuclanan bir oyun ya takimina faul kazandirmasi ya da akıllıca bir asist... Bütün bunlari mekanikleşmis bir sekilde yıllarca yapan Bodiroga hicbir zaman önemli anlarda sorumluluk alamaktan kacinmadi. Aldigi bu riskler ona Lig Şampiyonluklari, Avrupa-Dünya Sampiyonluklari ve sayisiz kişisel başarı (MVP,All-Star etkinlikleri) olarak fazlasiyla geri döndü. Hiçbir zaman NBA´de forma giymedi kimilerine göre koktu, kimilerine göre kazandigi para ona yetiyordu. Aslinda en önemli olani o Avrupa´da her zaman mutlu oldu. Gittigi her takimda gerekli saygıyı gördü. Oynadigi takimlarda kendisine sorulan NBA ile ilgili sorular üzerine her zaman oynadığı kulüplere saygi duyarak orada mutlu oldugunu belirten açıklamalar yapti. NBA´a giden çoğu Avrupalı oyuncudan daha yetenekli, daha kariyerliydi Bodiroga ve en önemlisi hepsinden daha iyi sözleşmelere sahipti. Milli takimlarda kazandigi 2 dünya şampiyonlugunda NBA oyuncularindan olusan Birlesik Devletler Milli takimina karsi önemli üstünlükler saglayan Yugoslav ve Sirp Milli takimlarinda hep en önemli oyunculardan biri oldu. Bu nedenle NBA oyuncularindan çekincesi olmadigini rahatlikla söyleyebiliriz.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

12


Kazandığı toplam 17 kupa ile evinde bu kupalara yer acacak ayri oda bulundurduğuna inandigim Bodiroga sirasiyla kariyerinde BC Masinac, Proleter Zrenjanin, KK Zadar, Stefanet Triest, Olimpia Milano, Real Madrid, Panathinaikos, Barcelona, Lottomatica Roma takımlarında oynadi. Belkide en sönük dönemini Real Madrid takiminda yaşadı ama yinede o sezonda takimina Saporta Kupasi kazandirip Ligin en degerli oyuncu seçilerek görevini yapti.

Kimilerine göre uzun boyu onun en büyük avantajiydi. Ama o kusursuz fundemantel yetenegi ile yaptigi sasirtmali feyklerle rakiplerinin hep korkulu rüyasi oldu. Đlginc sut stili ile rakiplerin blok tehdinin sıfıra indiren Bodiroga, geriye çekilerek yaptığı atışlar ile de genelde başarı sağlıyordu.

Bodiroga´nin bilinmeyen özelliklerinden biri de efsane oyuncu Drazen Petrovic´in baba tarafindan büyük kuzeni oldugu. Ülkesinde kuşkusuz en cok sevilen sporculardan biri olan Dejan Bodiroga icin ülkesinde sarki bile bestelendi. Inspektor Blaza isimli müzik grubu “Sex, Uyusturucu ve Bodiroga” isimli şarkiyi kazandigi başarilar ve ülkesine kazandirdigi kupalarin onuruna başarili oyuncuya hediye etti.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

13


Basketbolu bırakmasından sonra Lottomatica Roma kulübünde Sportif Direktörlük görevini üstlenen Bodiroga bu görevi dışında 2006 yılında açtıgı Basketbol Yaz Kampi hayatinda önemli yer tutuyor. 10 farkli ülkeden 280 çocuğun basketbol öğrenme firsati yakaladigi kampa, Bodiroga da bazen eline topu alip genc basketbolculara önemli taktikler veriyor. Đlerde atalarının yaşadigi Bosna Hersek´de bulunan kücük bir köye ev yaptirip burda eşi ve çocugu ile yasamayi düsünen Bodiroga her zaman kücük basketbol izleyicileri icin örnek bir basketbolcu olacak.

1995 yılında oynadıkları Avrupa Şampiyonası Finalinde nefesleri kesen LitvanyaYugoslavya macindaki oyunu hala hafizalarimizda. Bir tarafta Sarunas Marciulionis, Rimas Kurtinaitis ve Arvydas Sabonis. Diğer tarafta Aleksander Djordjevic, Zarko Paspalj, Predrag Danilovic, Zoran Savic, Dejan Bodiroga ve Zeljko Rebraca. Djordevic´in 41 sayi (12/9 üclük) ile damga vurdugu finali Yugoslavya 96-90 kazanmisti. Tüm zamanlarin en çekismeli ve gergin Avrupa Şampiyonası olarak nitelendirilen bu mücadeleyi Bodiroga söyle anlatıyordu: “1995 Avrupa Sampiyonasi en iyilerden biriydi, hersey vardi gergin bir ortam, mükemmel bir mücadele ve çıktık kazandık.”

Ülkesinde “Tanrı” olarak nitelenedirilen basketbolcu oyun stilinin benzerliği ile Efsane oyuncu Magic Johnson ile de kıyaslanıyordu. Önemli anlarda sorumluluktan kaçmayan oyununu ile ise Bodi Bond lakabı takilmisti basarili basketbolcuya. Cogu otorite tarafindan Avrupa´nin gelmis gecmis en kariyerli oyuncusu olarak gösteriliyor. Gerekti anlarda takimin her 5 pozisyonunda da mücadele edebilecek yetenekte olmasi onu her antrenör tarafindan vazgecilmez yapan özellikleri. Onun basketbol stili hakkında herkes farkli yorumlar yapabilir ama bana göre onu şampiyon yapan en büyük özelliklerinden biri de sürekli kafasi yukarida ve bütün sahayi görerek hatta rakip oyunculari bile takip ederek oynamasi.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

14


Dripling yeteneği, kusursuz fundemantel, müthis oyun zekasi… bu özellikler her basketbolcunun sahip olmayı istedigi önemli üstünlükler. Peki Bodiroga´nin zayıf yönleri yokmuydu? Herkes tarafindan kabul edilen yavaşlığı yani bir oyun kurucuya oranla agır bir oyuncu olmasi belki de NBA yetkililerinin ona şüpheyle bakmasindaki en büyük nedenlerden biriydi. Şüphesiz Bodiroga hayranları onu NBA´de görmeyi cok isterlerdi. Yaşadigi sinirsiz basariyi Dünyanın mücadele gücü en yüksek liginde de gerceklestirmesi büyük haz duymalarına neden olurdu.

Baketbola Teknik Adam olarak devam etmeyi düşünen Bodiroga herkese özellile de Avrupa´da basketbol oynayan genc basketbolculara basketbolun sadece NBA´den ibaret olmadıgını oynadigi kulübü severek ve saygi duyarak oynandigi sürece cok büyük başarılar kazanılacagini fazlasiyla ispatladı. Hicbir zaman Milli takimi göz ardi etmedi, hic mücadele etmedigi kadar ülkesi icin ter akitti. Hakkında para icin Avrupa´da oynuyor söylentilerine karşı açtığı yaz kamplarıyla, yaptığı sosyal yardımlarla cevap verdi. Son olarak Dejan Bodiroga´dan genç baskebolculara bir ögüt:

“Eger oyun düğümlenmişse ve zaman hızlı bir şekilde akiyorsa sakın vazgeçme topu eline al, kendine uygun pozisyon bul,şutunu at ve tarihe geç”

Cihangir ATALAY Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

15


'Fener'in Solomon'u var. Solomon varsa Fener var. Solomon yoksa Fener'de yok. Solomon Fener'in yarısı. Solomonbahçe nerdeyse Kanarya'nın bu seneki tanımlanması. Solomon; Türk halkını, taraftarını ve medyasını o kadar sevdi ki manşetlerden inmiyor. Yukarılara o kadar alıştı ki aşağısı kurtarmıyor. Her maçtan sonra Solomon ağırlıklı yazılar yazmak bizde tatlı bir bıtkınlık oluştururken, o hiç bıkmıyor ve usanmıyor, Feneri taşıyor. Allah'ın kendisine bahşettiği üstün atletik yetenekleri ve oyun zekası, savaşçı ve mücadeleci karekteri ile Fener'i sırtlıyor. En kritik anlarda, savunmada ve hücumda devreye giriyor ve Fener'i kurtarıyor. Maşallah diyelim. Allah nazardan korusun.' Yukarıdaki paragraflar daha önce yazdığım 'Solomonlu Fener' başlıklı yazımdan alıntıdır. Artık Solomon için her maçtan sonra klişe yazılar yazacağımıza, kopyala yapıştır yöntemini uygulamak daha kolay geliyor. Đşte Rytas maçında da yaptı yapacağını Solomon. Yaktı Rytas'ı. 27 sayı 7 asist ile maçın adamı oldu. Hele ilk yarıda bir hareketi vardı ki bence kesinlikle Euroligde haftanın 1 numaralı hareketi olarak seçilmeli. Dışarıda rakibi Price'ı geçip drive etti. Savunmada üç uzun önünü kesti üçünün arasından Ömer Aşık'a nefis bir underhand/el altı pas verdi ve Ömer Aşık da bu asisti müthiş bir smaçla sayıya çevirdi. Görülmeye değerdi doğrusu.

Fener aslında maça kötü başladı. Arka arkaya fast break sayıları yedi. Bunun nedeni iki tane ağır uzun Vidmar ve Oğuz Savaş'ın beraber oynamasıydı. Geri koşup adamları çabuk alamadılar. Halbuki Tanyeviç Rytas'ı en azından Efes ile oynadığı ilk gruptaki iki maçtan etüd etmeliydi. Rytas'ın en belirgin özelliği tempolu basketbol oynayıp mutlaka fastbreak kovalaması ve uzunlarının dışarıdan çok üçlük atması. Đşte Fener'e de maç boyunca attıkları, sadece bu iki özelliğinden kaynaklanan sayılar skorlarının yani 91 sayının yarısından çoktur herhalde. Fener'in aslında kronik bir Savunma Transition'u zaafı var. Yani rakibin fast break ile attığı kolay sayıları önlemek için bilinçli bir savunma transition organizasyonları yok veya zayıf gibi. Rytas takımı fastbreak kovalarken savunma ribaundu alındıktan sonra ribaundu almayan uzunlarını karşı pota altına sanki 2 numara gibi hızlı koşturuyorlar ve rakibin ağır uzunundan çok daha önce pota altına gelen o uzunu bir veya iki pasta topla buluşturuyorlar. Gerisi ya sayı ya faul. Bir süre bu kolay sayıları yedikten sonra Tanjeviç olayı gördü ve Vidmarı değiştirdi. Hızlı koşan 2.10'un üzerindeki uzunlarımız Ömer Aşık ve Semih Erden'den birini ikili uzun rotasyonunda oyunda tutarak hatta bazen bu iki koşan ve atlet uzunumuzu birarada oynatarak

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

16


sorunu çözdü. Şimdi bunlardan biri oyundayken Oğuz Savaş ile beraber oynayınca Fener pota altında sayı üretiyor. Özellikle Oğuz o enfes pivot hareketleri ile sırtı dönük top aldığında kolay sayıya gidiyor. Savunmada da rakibin post up oynayan uzununu iri ve kalıplı cüssesiyle iyi tutuyor. Đşte onun da handikapı, rakipte Bayramoviç ve Eidson gibi dışardan atan ve dalan iki uzun olunca ayakları çabuk olmadığından ağır kalıyor ve ya şuta çıkamıyor ya da çabuk geçiliyor. Yani burda Rytasdaki uzunlar gibi her takımda böyle dışarıdan atan iki uzun aynı anda pek oynamayacağından bu görevi Ömer Aşık ve Semih Erden çok iyi yapmalı ve Oğuz'u rahatlatmalılar. Dolayısıyla onlar atletik özelliklerini de kullanarak kendilerini savunmanın bu alanında yani 4 numarayı savunma konusunda geliştirmeliler. Tabii ki post up savunmalarını ve de hücumlarını da geliştirmek zorundalar. Yani içeriden sırtı dönük atmalı ve sırtı dönük oyuncuyu tutmalılar. Ha bu iki yıldızımız daha gençler ve bu yetileri kazanacaklardır. Peki bunları henüz yapamadıklarına göre, şöyle diyelim; içeriden post up ta top alsalar da henüz bunu sert ve yardımlaşmalı savunma karşısında skora veya asiste dönüştürebilecek tecrübeye sahip olmadıklarını düşünürsek, neden bunların en verimli olacakları ikili oyunlar oynanmıyor. Mesela tepede Solomon ile pick and roll/perde ve devril ikili oyunlarını bol bol yapmalılar. Fenerin hücumlarına baktığımızda Tanjeviç'in o klasik ve artık rakip kim olursa olsun klişeleşmiş bir hücum setinden başka oyun yok. O oyun olmazsa ver topu Solomon'un eline garibim geçsin rakiplerini, dağıtsın savunmayı ya atsın ya da asist yapsın. Bu bazen tutar bazen de tutmaz.Tau örneğinde olduğu gibi rakibin Plannic gibi 2 metrelik kolları uzun point guardı ve de müthiş bir yardımlaşmalı savunmaları varsa Solomon garibim bir süre sonra yıpranır ve artık insiyatifini kullanamaz hale gelir. O oyundan düşünce de yukarıda girişte dediğmiz gibi diğer oyuncular da düşer ve o yıldız adaylarımız üstün özelliklerini gösteremezler sıradan bir takım haline dönüşür Fener. Ha bu maçta yani Rytas maçında Solomon kenardayken Mrsiç çok güzel yönetti takımı, arkadaşlarını oyunda tuttu. Ancak Tau guardlarının yaptığı baskı ve o müthiş savunmayı yapamadı Rytas da biraz da ondan doğdu Mrsiç'in güzel oyunu. Şimdi iki gün öncesine Beşiktaş-Hapoel Jerusalem maçına gidelim. Beşiktaşa 16 sayı fark gerekliydi 20 ile kazandı. Ancak bunu tesadüfen yapmadı. Ergin Ataman, Apodaca ve Shumbert üzerine bir oyun hazırlamış. Tabii bu iki oyuncu üzerine hazırlanmış gibi görünen bu oyun daha sonra bu oyuncuların penetre ve pas seçenekleri ile bütün oyunculara sayı opsiyonu sağlayacak hale dönüşüyor.Đşte bu oyunlarla ve de tepede Dalmau ve Niceviç'in ikili oyunları ile Beşiktaş,fast break'i saymazsak set sayılarının yarısından fazlasını atıyor ve rakip ile sete set kaldığında kolay skor üretiyor. Şimdi Fenerde hangi setten kolay ve bilinçli skor çıkıyor. Biri bana anlatsın. Ya değişmek ve yolunda

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

17


gitmeyen şeyleri değiştirmek lazım. Yenilikleri takip etmek lazım. Her oyuncunun özellikleri ve güzelliklerine göre maçın belli periodlarında onu en verimli kullanabilecek, hem onun hem de takımın mutlu olacağı oyunları sisteme ilave etmek lazım. Ne yazık ki Tanjeviç değişmiyor. Deplasmanda galip geldiğimiz Aris maçında Rasim Başak bir teknik faul aldı. O teknik faulden sonra Tanjeviç onu kenara bir aldı bir daha o gün bugün sahaya sürmedi. Mirsad'ın sakatlığından sonra bulduğu süreyi çok iyi kullanan ve takıma büyük katkıları olan 4 numarada hem savunmada hem de hücumda çok verimli olan Rasim Başak bi daha yok. Ara ki bulasın. RĐBAUND programında geçen hafta uzun uzun Fener'i konuştuk, tartıştık ve yorumladık. Yorumcum genç yazar Anıl Aksaç, bir hafta önce Tanjeviç ile güzel bir röportaj yapmıştı. Çok sıcak bulmuş Tanjeviç'i. Biz soğuk demedik zaten. Biz eleştirilerimizde kişilik haklarına çok dikkat ederiz. Programda, Anıl dedi ki;' Hocam, Tanjeviç oyuncularını ceza ile terbiye ediyor. Bu tür Rasim Başak örnekleri çok. Đşte Hakan Demirel. Daha önce de Preldziç'i bir maçta daha 15. saniyede bir hata yaptığı için uzun süre oynatmamıştı. 'Yazık oluyor Rasim'e, Hakan'a. Bir de Serhat Çetin vardı. Allahtan Alpella'ya gönderdiler de bol bol oynama süresi alarak bu arkadaşları gibi paslanmıyor ve üstün özelliklerini sergileme fırsatı buluyor. Oyuncular böyle terbiye edilmez. Takıma ve oyuncuların ruh yapılarına zarar vermeyen yöntemleri uygulamalı çok gerekiyorsa ceza. Gerekirse antrenör kendinden ödün verecek ama o oyuncu o maçta lazımsa hem onu kazanmak hem de takımın kazanması adına bazı şeyleri sineye çekebillmeli. Sonra yeri geldiğinde başka uygulamalara genel olarak gidilebilir. Yukarıda yazdığım gibi Rytas'ın dışarıdan tehdit eden uzunları nedeniyle bu maçta Rasim çok gerekliydi. Gerçi son periodda Preldziç'i 4 numara oynattı ve çocuk da, Bayramoviç dışarıda top aldığında hemen attığını bildiğinden ya da Tanjeviç'in talimatıyla, alınca ayaklarının dibine girerek yani çok iyi savunma yaparak Bayramoviç'i force şut atmaya zorladı ve öldürücü üçlüklerini en kritik yerlerde durdurdu. Burda güzel bir coaching sergiledi Tanjeviç. Ha Sezar'ın hakkı Sezar'a. Đlk yarıda da Solomon kenara gelince Hollis Price'ı yani rakibin süper point guardını süper dış adam savunmacımız ama hücumda 2 numara oynayan Ömer Onan'a verdi.Point guarda savunması zayıf olan ama hücumda yıldız olan ve de o anda point guarda olan Mrsic' e rakibin zayıf oyuncusunu tutma görevi verdi.Sonra Price da kenara geline yine rakibin zayıf hücumu olan point guardını Mrsiç aldı ve iyi 2 numarasını da Ömer Onan. Güzel coaching. Bunu Beşiktaşta Ergin son zamanlarda hep yapıyor. Beşiktaş baskılı ve sert savunma yaptığından rakibin point guardına baskıyı 2 numara oynayan Sinan Güler yapıyor, rakibin 2 numarasını da 1 numara yani point guard oynayan Dalmau tutuyor. Hapoel maçında da çok güzel işledi bu matc up/eşleşme. Neyse biz konumuza dönelim. Solomon, Avrupada 1 numara pozisyonunda kendisine rakip gösterilen vatandaşı Hollis Price'ı bi defa kafasında yenmiş ve sahada da yedi bitirdi. Đlk yarıda bi şey yapamadı Price. Solomon ondan top kaptı, hücum faul yaptırdı. Kafaya taktı mı yandı gülüm keten helva. Deli bu çocuk ya. Müthiş bir özgüveni var kendine. Son salise basketini de ondan başkası biraz zor atardı zaten. Gerçi basket önce sayıldı. Maç iki sayı Fener'in galibiyetiyle bitti ama sonra Rytas'lıların itirazı ile hakemler o pozisyonu bir daha izlemişler ve geçersiz saymışlar.Basketbol tarihinde ender görülen bir şekilde ellibeş dakika sonra soyunma odasından takımlar çağrılıp uzatma

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

18


bölümü oynandı. Uzatma sonunda maç 95-91 Fenerin galibiyetiyle bitti. Yani iki sayılık fark dört sayıya çıktı. Daha da iyi olmuş oldu. Rövanş maçında olur a iş averaja kalırsa Rytaslılar bu itirazlarına çok pişman da olabilirler. Kinsey bu maçta çok iyi oynadı. 16 sayı attı 7 ribaund aldı. Takıma her geçen gün katkısı artıyor. Đnsiyatif kullanıyor. Penetre ve şutları çok iyi. Ömer Aşık bu maçta yaptığı 5 enfes blokla yine bütün dünyaya pota altı canavarı olduğunu gösterdi. Biz gene devam edelim aklımızda kalanların analizine. Đlk yarıyı 12 sayı önde bitiren ve farka gideceğini beklediğimiz Fener 2.yarıda durdu. Rakibin ikinci yarıda yani 3.periyodda alan savunmasına dönmesiyle, hem bu savunmaya hücum edemedi hem de kötü savunma yaparak kolay sayılar yiyip 8 sayı farkla bu periodu geride bitirdi. Yani 3.periyoddaki on dakikalık sürede Fenerbahçe 20 sayı fark yemiş oldu. Bu periyodda dikkatimi çeken bir şey oldu. Fener bir süre alan savunmasına çok kötü hücum ettikten sonra, Tanjeviç oyuna Mrsiç'i soktu. Mrsiç girer girmez Rytas alan savunmasını bıraktı. Bu da rakibin Fener'i ne kadar iyi etüd ettiğini gösteriyor. Zaten Allahtan en iyi iki uzunları sakatmış ve kadroda yoktu. Yoksa onların yokluğuyla pota altında zorlanmadığımız bu maçta işimiz çok zor olurdu. Bir de Oğuz Savaş her şeye rağmen kenarda çok oturdu. Onun alçak pivottaki sırtı dönük oyunuyla Bayramoviç'e beş faul aldırılabilirdi. Neticede Efes'in grubunda iki defa yendiği Litvanya temsilcisi güçlü Rytas'ı Fener'de Top 16' da yenerek Türk basketbolunun yükselişini ve de Avrupanın yükselen bir yıldızı olduğunu bütün dünyaya gösterdi. Bütün dünyaya diyorum. Çünkü birçok bakımdan bu maç bütün dünyanın ilgisini çekmişti ve Çin dahil olmak üzere 7 ülkenin televizyonu tarafından naklen yayınlandı. RĐBAUND programındaki Fener yorumunda da söyledim, geçen yazılarımda da yazdım. Bu Fener isterse Avrupada yenemeyeceği takım yok. Yeter ki inansınlar ve istesinler. Müthiş bir kapasiteye sahipler. Oyuncular tek tek ya dünya yıldızı ya da yıldız adayı. Zaten NBA otoritelerinin gözü üç genç uzunumuzun üstünde. Ama onlar Fenerbahçe ile Final Four hatta Eurolig şampiyonlukları yaşamadan bir yere gitmezler sanırım. Hem de bu başarıları artık alışkanlık haline gelinceye kadar uzun süre basketbolda dünya markası olacak Fenerbahçede kalırlar. Ancak Fener'in hedeflerine ulaşması için Tanjeviç'in mutlaka bazı yenilikler yapması ve kafasını biraz değiştirmesi lazım. Bir de oyuncuların kapasitelerini her maçta tam anlamıyla sahaya yansıtmaları gerekiyor. Şimdi bizim daha ligin başlarında bir tespitimiz vardı. 'Bu Fener'den çok şey beklenir ama herşey de beklenir.' Bu tespiti biraz açalım. Çok şey beklenir,derken; Top 16'da bundan sonraki Aris, Tau ve deplasmandaki Rytas maçlarını alır, Final Eight'e kalır. Ordan Final Four'a da sıçrar, dahası da olabilir, demek istedik. ' ..ama herşey de beklenir.' derken de; Eurolig şampiyonu bile olsa gelir Beko basketbol liginde Casa Ted Kolejliler'e, Oyak Renault'a yenildiği gibi ligin sonunda can çekişen takımlara da yenilebilir. Ligde herhangibir takıma yenilebilir yani. Aslında sadece Fener için değil tepedeki beş takımımızın da başına gelebilen şeyler bunlar. Biraz da ligimizin ne kadar güçlü ve zorlu bir lig olduğunu gösteriyor bu çeşitlilik.Boşuna Avrupa basketbol otoriteleri,Beko Basketbol ligini, Đspanya'nın ACB liginden sonra Avrupanın en zorlu ikinci ligi olarak göstermiyorlar.Gurur verici bir durum.

Pazar akşamları 20.10-21.10 arasında Meltem TV'de canlı yayınlanan RĐBAUND programında izleyenlerin sayısız mail ile beğenilerini ilettiği yorumlarımızı izlemek isteyenler youtube'da arama boşluğuna Ahmet Dedeoğlu yazıp tıklayınca RĐBAUND' un 8.ve 9.programlarının tamamında, Türk basketbolu ve NBA ile ilgili formatı izleyebilirler.

Ahmet Dedeoglu Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

19


KALEDE GĐANLUĐGĐ BUFFON

Tyson Chandler Kendimi bildim bileli benim en sevdiğim iki spor olmuştur: Futbol ve tabii ki basketbol. Futbol açısından yeteneklerim çok kötü olduğu için basketbol oynamayı tercih ettim küçük yaşlarda. Futbola olan sevgim basketbola göre biraz daha ağır bassa da basketbolun da benim için ayrı bir yeri var. Bu iki sporun benim için sevgi yakınlığı nedeniyle ben iki oyun arasında çoğu zaman benzerlikler kurarım. Örneğin Fenerbahçe’nin 2003-2004 yılında attığı korner gollerinde Fabio Luciano’nun adamını perdelemesi bana basketboldan bir esinti gibi gelmiştir. Fast-break (basketbolda hızlı hücum) oyunları bana futboldaki kontra ataklarla, fast-breaklerde kanatlardan koşarak gelen ve genelde smaç vuran oyuncular da futbolda kanatlardan gelip, ters taraftan yapılan ortada kafayla golün olmasını sağlayan sağ veya sol açıklarla aynı gelmiştir. Bu örneklerden sonra yazımızın konusuna gelelim. Savunmacı ve emektar basketbolcular yazı dizisinde bu ay da kaleci Gianluigi Buffon’u pardon Tyson Chandler’ı işleyeceğiz.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

20


NBA tarihi müthiş blokçulara şahit olmuştur. Bill Russel, Wilt Chamberlain, Hakem Olajuwon, Dikembe Mutombo, zaman zaman Arvydas Sabonis, Shaquille O’neal, Zo, David Robinson gibi… Đşte bu gibi oyuncuların modern basketboldaki temsilcisi de bana bir kaleci görünümü veren Tyson Chandler! Chicago’da ve New Orleans’ta savunmanın bel kemiği olan ve karşısına yaldır yaldır gelen ama bloğu yiyip geri dönen oyuncuları müsebbibi Tyson Chadler’dir. Gelin birlikte kariyerini ve oyununu uzun uzadıya inceleyelim:

NBA’ e Gelişi Tyson Chandler bir çok NBA yıldızı gibi daha lisede keşfedilmiş ve daha lisedeyken NBA’e adım atmış bir isimdir. 1982 doğumlu Chandler lise kariyerini Los Angeles’ta bulunan Dominguez lisesinde geçirdi. Burada başarıyla mücadele ettikten sonra daha 19 yaşındayken aynı şehrin iki numaralı takımı olan Los Angeles Clippers tarafından 2001 sezonu draftında 2. sıradan seçilerek büyük bir sükseyle NBA’e adım atma hakkı kazandı. Herkes onu zaten tanıyan Los Angeles’ta, oldukça başarılı olabileceğini düşünürken Clippers yönetimi onu bir önceki sezonun en iyi çaylağı seçilen Elton Brand karşılığında Chicago Bulls’a gönderdi. Brand’in ilerlemesi ile Chandler ilerlemesi arasındaki farkı göz önünde bulundurursak Chandler’ın hücum eksiğinin hala yüksek seviyelerde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

21


Majesteleri ve Pippen’ın takımı bırakmasından sonra hala ritim tutturamamış olan Bulls taraftarları hem Chandler’ın hem de Curry’nin takıma katılmasından sonra oldukça umutlanmışlardı. Ancak bu iki isimde çok genç oldukları için Bulls taraftarı için umutlar bir süre daha beklemek zorunda kalacaktı. Ayrıca en yüksek seviyeye çıkmış bir takımın oyununun hala kafalarda olması nedeniyle de Bulls ekibi üzerinde fazlasıyla baskı hissetti ve oyuncular bu baskının altında çok uzun süre çakılı kaldı. Đlk sezonunda yukarıda saydığım nedenler nedeniyle beklenen Chandler bir türlü ortaya çıkmadı. 71 maçta oynamış 35 maçta da ilk beşte şans bulmuştu ama 2. sıradan seçilmiş oyuncuların önceden gösterdiği performansların yakınına bile yaklaşamadı. Göze çarpan tek istatistiği 1.3 ortalamaya sahip olduğu blok hanesiydi. Kariyeri boyunca oynadığı her sezonda 1.2 blok ortalamasının üstüne çıktığı için Chandler’ın bu özelliği en iyi özelliği olarak vurgulanmaktadır. Paul Pierce gibi Carmelo Anthony gibi büyük yıldızları da önemli anlarda blokladığını hatırlarsak onun ne kadar iyi bir savunmacı olduğunu düşünebiliriz. Đlk sezonundan sonraki iki sezonda da Chandler de küçük ilerlemeler dışında bir zıplayış gözlenemedi. Bunda çok iyi kadrolarda bulunmamış ve çok iyi hocalarla çalışmamış olması da etkenler arasında sayılabilir. Çünkü Chandler bu süre için bir yıldızdan çok yıldızları tamamlayıcı bir oyuncu olduğunu göstermiş ve onun üstüne savunmayı kuracak koçun başarıya ulaşabileceğini kısa pasajlar halinde göstermişti.

2004-2005 sezonuna gelindiğinde ise Bulls yönetimi ve teknik kadrosu çok iyi bir kadro oluşturmayı başarmışlardı. Playoff’larda sakatlığı nedeniyle forma giyemeyen Eddy Curry, Kirk Hinrich, Andres Noccioni, Chris Duhon gibi çok yetenekli oyuncular da yanına eklenince Chandler play-off’un tadını ilk kez yaşamış oluyordu. Bu iyi takımın yanında Chandler de hem istatistiklerini hem de oyununu bir üst seviyeye çıkarmıştı. Pasları ve orta mesafe şutunda çok yüksek olmasa da zıplayışlar gözleniyordu. Scott

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

22


Skiles’ın biraz fazla disiplinli yapısı ve hoşuna giden savunma stiliyle birlikte Bulls’ta artık eski günlere yaklaşabileceğinin sinyallerini veriyordu. Play-off’ta ilk turda elenseler de oynadıkları güzel oyunla birlikte birkaç takviyeyle şampiyonluk seviyesine bile gelebileceğini göstermişlerdi. Bulls’un göze hoş gelen oyunu içinde ise, play-off’larda da göstermiş olduğu -her zaman göstereceği- 2.1 olan blok ortalamasıydı. Ardından gelen sezonda da Chicago takımı güzel oyunlarının tesadüf olmadığı ve daha da ileri gidebileceklerini gösterdi. Chandler diğer takımlarında kafalarında tasarladığı oyunculardan biri haline gelmişti. Sezon sonu Wallace’ın da kontratının bitecek olması nedeniyle değişebilecek dengeler üzerine takas listelerinde başa yazılan isimlerden olmuştu. Sezon sonuna kadar oynadığı oyunlarla kendisini gerçekten takas senaryolarına dahil etmişti. Sezon sonunda beklenildiği gibi Wallace yeni bir takıma gideceğini açıklamış ve Chicago’da hemen hamlesini yapmıştı. Wallace zaten önceki gibi bir savunma takımı olan Chicago’da hücum da yapabileceğini düşündü ve Bulls’u seçti. Ama kafalarda bir soru işareti vardı. Zaten takımda Chandler vardı. Peki ikisi birlikte nasıl olacaktı? Cevap bir hafta sonra gelmişti: Chandler, Pj Brown ve Jr Smith karşılığında Hornets’e gönderilmiştir. Yıllardır formasını terlettiği Bulls’tan ayrılmak onun için zor olsa da yeniden yapılanan Hornets onun için yeni bir heyecan olacaktı. Şimdilerde hala onu Hornets’te izliyoruz ve ben kendi adıma şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Chandler’in, Paul ile oynadığı ikili oyunlar ve yaptığı blokları izlemek bana çok büyük zevk veriyor. Ancak hala istenilen düzeye gelmiş bir oyuncu değil. Eksiklerini daha da çalışarak gidermek zorunda. 2. sıradan seçilen oyuncuların bugünlerde ne seviyelerde olduğunu biliyoruz ve Chandler hala o seviyelerden çok uzak. Top tekniğindeki eksiklikler ve paslarındaki isabetsizlik zaman zaman bana acı veriyor.

Erdi Aydemir Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

23


Dualarımız Seninle Nene… Hepinize

merhabalar

değerli

basketbol

severler…

Sezon

başıydı,

yılbaşıydı, All-Star haftasıydı derken yavaş yavaş play-off çanlarının çaldığı ve bol takas-transferli günlere girmiş bulunmaktayız. Malum, takımlar arası muhteşem takaslar meydana gelirken, bir takas inceleme yazısı yapmak daha makbule geçerdi. Fakat bu ay duygusal yönüm ağır bastı ve şuanda zor günler geçiren Nene Hilario hakkında bir yazı yazmak istedim.

Yazıma Nene Hilario hakkında birkaç

paragraf

bilgi

vererek

başlamak istiyorum. Brezilyalı yıldız oyuncuyu

biraz

daha

yakından

tanıyalım. Asıl adı Maybyner Rodney Hilario

olan

Brezilya’nın

Nene, Sao

1982

Carlos

yılında kentinde

dünyaya

gözlerini

açtı.

Ailesi

arkadaş

çevresi

tarafından

ve çok

sevilen Hilario, Nene lakabını ise çok genç görünmesinden dolayı almıştır. Nene,

Portekiz

dilinde

“bebek”

anlamına gelmektedir.

Nene, gençlik dönemlerinde her

brezilyalı

çocuk

gibi

spora

futbolla başladı. Başarılı olduğu bu dalda

profesyonel

kulüplerden

teklifler de alan Nene, 14 yaşına kadar futbol oynamaya devam etti. Daha sonra boyunun fazla uzamasından dolayı Brezilya’daki Nivaldo Meneglehelli Basketbol Okulu’na kayıt oldu ve basketbolu tercih etti. Profesyonel olarak ise Barueri kulübünde basketbola başladı. 2001 yılında düzenlenen Goodwill Oyunları’nda ilk kez dünya piyasasına çıktı ve Brezilya Milli Takımı’ndaki görevini başarıyla üstlendi. Bu sıralarda ise Brezilya’nın ünlü takımlarından Vasco da Gama için ter döküyordu.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

24


Nene’nin NBA kariyeri ise 2002 yılında Birleşik Devletlerin Chicago eyaletinde düzenlenen Pre Draft kampına katılmasıyla başladı. Oradaki hırsı ve mücadelesi ile NBA otoritelerinin dikkatini çekti ve New York Knicks tarafından 2002 yılı draftlarında 7. sıradan seçildi. Fakat aynı sezonda, daha Knicks formasını giymeden, takas ile Denver Nuggets’a gönderilmişti.

Nene’nin NBA’e adım attığı sezon, Nuggets yeni bir yapılanma içerisindeydi. Knicks

takımından

Marcus

Camby

sonraki

gelen

ve

sezonda

daha takıma

dahil edilen, Nets takımının yıldız

forveti

Martin’in

Kenyon

ardında

kalan

Nene, çoğu zaman benchte oturtulmuştu. çoğu

NBA

eleştirilerini Karl,

Bu

otoritesinin alan

Nene’ye

geldiğince verip,

George elinden

oynama onun

kazanmasını

konuda

süresi tecrübe

bekliyordu.

2006-2007

sezonu

geldiğinde Kenyon Martin’in uzun süre salonlardan uzak kalması,

Nene’ye

kendini

göstermesi için bir fırsat olmuştu ki öyle de oldu zaten. Nene, 2006-2007 sezonunda 12.2 sayı, 7.0 ribaunt, 0.9 blok, 1.0 top çalma ve 1.2 asist ortalamalarıyla oynadı ve tüm otoritelerin dikkatini bir kez daha çekti. Artık kafalarda “Martin mi Nene mi” soruları dolaşmaya başlamıştı.

2007-2008 sezonuna geldiğimizde ise – yani bu sezon – Nene sadece 12 maçta forma şansı bulabildi. Geçtiğimiz Ocak Ayının 11’inde rahatsızlanan Nene, bir sonraki gün kişisel sağlık problemleri nedeniyle takımdan ayrıldı ve bir tedavi merkezine yerleşti. Ertesi gün medya bu ayrılma sebebini koç Karl’a sorduğunda, Nene dönene kadar bir açıklama yapamayacağı cevabını aldılar.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

25


Cuma gecesi oynanan ve Nuggets’ın Magic karşısında 113-110 kazandığı maçta takım arkadaşlarını yalnız bırakmayan Nene, onlara her zaman destek olacağını ifade etti. Maç sonunda yapılan röportajlarda ise Nene “Bu gerçekten çok zor bir durum. Fakat sağlığım gün geçtikçe daha iyi olacak, buna inanıyorum” ifadesinde bulundu. Nene bunları söylerken, takım arkadaşları onun için çok endişeleniyorlardı. Anthony Carter, Nene’yi hiç yalnız bırakmadıklarını ifade etti maç sonu röportajlarında.

Hepinizin bildiği üzere Denver Nuggets koçu George Karl da kansere yakalanmış ve yenmişti. Kendisine bu konu hatırlatılıp Nene hakkında yorum yapmasını

isteyen

gazetecilere

şöyle

demeçler

verdi: “Aylarca korku ve panikle uyandım. Nasıl bir duygu

olduğunu

bilemezsiniz.

Şuanda

ise

böbreklerimde ve belimin arka taraflarında sancılar arttı. Bence bu kanserin etkisinden kaynaklanıyor. Bilemiyorum,

belki

de

kötü

bir

dönüş

yaptı.

Bunlardan dolayı Nene’yi rahatlıkla anlayabiliyorum. Şuanda kendisinin morale ve desteğe ihtiyacı var.” şeklinde konuştu.

Takımdan sağlık sorunları nedeniyle ayrılan Nene’nin ilk biyopsi raporları alındığında, testislerinde bir kitlenin bulunduğunu, fakat erken teşhis edildiği için Nene’nin oldukça şanslı olduğu söylendi. Ocak ayının 14’ünde Nuggets tesislerinde ameliyat masasına yatan Nene, tümörlerinden arındı. Ameliyat sonrası açıklama yapan Nene’nin kişisel menajeri Alex Santos, tümörün temizlendiğini söyledi ve herkesin iyimser bir düşünceye sahip olmasını istedi. Santos ayrıca ameliyatın çok iyi geçtiğini ve doktorlardan iyi haberler almaya başladıklarını da açıkladı. Fakat şuan için Nene’nin parkelere dönme gibi bir lüksü olamaz ifadesinde de bulundu.

Bu konu hakkındaki beklenen açıklamayı ise Denver Tıp Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı Dr. Fernando Kim yaptı. Doktor Kim, Brezilya’nın Epoca dergisine, tümörün şimdilik temizlendiği, fakat Nene’nin birkaç hafta daha gözetim altında tutulması gerektiğini söyledi. Temizlenen tümör üzerinde yapılan incelemeler sonucu elde edilen biyopsi raporunda, Doktor Kim, herkesi

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

26


rahatlanan bir açıklama yaptı ve tümörün iyi huylu olduğunu ifade etti. Nene ise bu sevindirici haber sonrası, kendisini destekleyen herkese, takım arkadaşlarına ve Nuggets ailesine sonsuz teşekkürlerini iletti ve ardından “Kansere karşı göstereceğim zaferim, en az takım arkadaşlarımın zaferi kadar iyi olacak.” Đfadesinde bulundu.

Nene’nin kanser tedavisi sürerken, Ocak ayının 22’sinde kötü huylu başka bir tümör olduğu tespit edildi ve Nene’nin tekrar ameliyat masasına yatması gerektiği açıklandı. Bu olay herkesin moralini bozmuştu. Fakat doktorlar her seferinde,

tümörlerin

erken

teşhis

edildiği için oldukça başarılı bir tedavi süreci olacağını ifade ediyorlardı.

Nuggets koçu George Karl, 24 Ocak günü ziyarete gitti ve basına oldukça

anlamlı

Nene’nin

iyileşmesi

demeçler için

verdi.

ellerinden

gelen her şeyi yapacaklarını ifade etti. 2005

yılında

kendisi

de

prostat

kanserine yakalanan koç Karl, kanserli hastaların apayrı bir psikolojiye sahip olduğuna

değindi.

Ayrıca

hepinizin

bildiği üzere, Koç Karl’ın oğlu Coby Karl – Los Angles Lakers Guardı – da tiroit

kanserine

yakalanmış

ve

yenmeyi başarmıştı.

Değerli

basketbol

severler,

sizlere

bu

ay

Nene’nin

başına

gelen

rahatsızlıktan ve tedavi sürecinden bahsettim. Fanatik bir Denver Nuggets taraftarı olarak, Nene’nin içinde bulunduğu bu kötü duruma gerçekten ben de çok üzüldüm. Bir taraftar olarak ne yapabilirim sorusu aklıma geldiğinde ise öncelikle kendisine iyi dileklerimi iletecek bir mail atmak aklıma geldi. Peşine ise dergimizin bu ayki konusu yapmak geldi.

NOT: Eğer sizler de Nene’ye iyi dileklerinizi yollamak isterseniz, Denver’ın offical web

adresinden

veya

Nene’nin

offical

web

adresinden

ona

sevgi

dolu

mesajlarınızı atabilirsiniz. Đnanın şuanda Nene’nin buna çok ihtiyacı var…

Uğur Altunbayrak Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

27


‘KBRSZ KRAL’

Preston SHUMPERT Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

28


Fenerbahçe Ülker’in 2006-07 sezonunda yaptığı yatırımlar ve ulaştığı şampiyonluk sadece Fenerbahçe taraftarları için değil, basketbolu yakından takip eden herkes için faydalı oldu aslında. Bunun nedeni çok açık. Türkiye’deki Fenerbahçe – Galatasaray – Beşiktaş ezeli rekabetinin ne derece çılgınlık boyutlarında olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu üç takımdan birinin vites yükseltip şampiyonluğa ulaşması; diğer 2 takımı adeta kamçıladı. Hem Beşiktaş Cola Turka hem de Galatasaray Cafe Crown geçtiğimiz yıllara göre çok daha fazla paralar harcayarak, şampiyonluk kovalayacak kadrolar kurdular. Ligimizin son durumu da ortada. Tepede 5 takım atbaşı zirveye koşuyor. Hemen arkalarında onların 1-2 galibiyet gerisinde 2 takım daha bulunuyor. Fena mı oldu? Ne güzel bir lige sahip olduk işte.

Beşiktaş Cola Turka’nın başarıyı hedefleyerek takımın başına Ergin Ataman’ı getirmesi, ister istemez hedefleri büyüttü. Siyah-beyazlıların yabancı oyuncu tercihleri onlar için çok büyük önem teşkil ediyordu. Zira tüm kaliteli yerli oyuncular Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker ve Türk Telekom tarafından zapt edilmiştiler. Lejyonerlerimizin içinden gündeme gelen Kaya Peker ve Hüseyin Beşok isimlerinden ise sadece bir tanesi ‘Kartal’ yapılabilmişti. Bu nedenle ligdeki hedefleri belirleyecek isimler yabancı oyuncular olacaktı daha çok. Đşte bu yazının konusu da; şu anda Beşiktaş Cola Turka’nın hali hazırdaki 5 yabancısından biri olan Preston Shumpert.

Preston Shumpert; kariyeri çok büyük takımlarla dolu olmasa da müthiş basketbol bilgisi ve muazzam şut yeteneği ile oldukça özel bir oyuncu. Syracuse’u bitirdikten sonra NBA şansını yakalayamaması, onun Avrupa’ya gitme kararı almasına neden oldu. NBA şansını yakalayamamasının nedeni olarak iyi bir fundemental ve iyi bir defansif anlayış sahibi olamayışı gösterildi hep. Üzüldü elbette ama pes etmedi. Önünde başarılması gereken hedefler ve elinde de fazlasıyla üstün yetenekler vardı. Bunları harmanlamalıydı bir yerde.

2002-03 sezonunda Fransa’da Besançon formasıyla başladığı Avrupa macerası, 2003 sezonunda tam 5 yıl sürecek biçimde Đtalya’ya taşındı. Sırasıyla Agricola Claoria, Livorno, Armani Jeans Milano, Climamio Bologna ve Benetton Treviso formalarıyla Lega A’da mücadele eden Shumpert; artık iyiden iyiye bir Avrupalı oyuncu olmuş, Euroleague’deki sessiz ama derinden performansıyla da dikkatleri çekmişti.

Dedik ya, o harika bir şutör diye. Gerçekten de öyle. Eli titremeden attığı şutları, formasını ıslattığı her takıma ‘özel’ sayılabilecek avantajlar sağlamıştı. Kaldı ki Amerika yıllarında en iyi ‘6.Adam’ seçilmesinden de anlaşılacağı gibi, gerektiğinde benchte oturmasını bilecek, dakika paylaşımından hiçbir zaman gocunmayacak kadar da profesyonel biri Shumpert. Ergin Ataman’ın sezon başından beri ince eleyip sık dokuduğu yabancı oyuncu seçimi konusunda da onu Preston Shumpert seçeneğine yönelten en önemli nokta da buydu bence.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

29


Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

30


TBL’de uygulanan 3+2 kuralını düşününce, Shumpert’ın gerektiğinde benchte oturabilecek kadar profesyonel olması ve ne zaman oyuna girerse girsin aynı öldürücülükle şutlarını atabiliyor olması; Ergin Ataman’ın kafasındaki ampulleri birer birer yakıverdi hiç kuşkusuz. Elbette ki Ergin Ataman onu Đtalya’da çalıştığı dönemlerde fazlasıyla yakından izleme fırsatı buldu, elbette ki onun şut kabiliyetinin boyutlarını da biliyordu, ama kim ne derse desin onun Beşiktaş Cola Turka’ya transferindeki en önemli unsur, bir önceki paragrafta anlattıklarımdı.

Zaten işe şu yandan da bakacak olursak, şampiyonluk kazanmış takımların kadrolarında bu tip görev adamları her zaman olmuştur. Kendi ligimizden örneklerle en basitinden bir Alper Yılmaz, bir Haluk Yıldırım ve hatta en son şampiyondan verilecek örnek ile Eddie Basden. Bu tarz isimlerin ‘takım olma’ olgusuna yaptıkları katkıyı her zaman takdir etmişimdir ve bu tip isimlerin kadrolarda bulunması gerektiğinin altını her fırsatta da çizilmesi gerektiğinin farkında olmalıyız.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

31


Sezon öncesinde ve ligin başında Ergin Ataman’ın kendisinin de belirttiği gibi Beşiktaş Cola Turka’nın yabancı seçimlerinin içerisinde Preston Shumpert ‘Dördüncü Adam’ konumundaydı. Yani ilk 5 için düşününlen isimler Dalmau – Apodaca – Nicevic üçlüsüydü. Ancak Apodaca’nın beklentileri karşılayamaması, ailevi sorunlar yaşaması, kafasını tam olarak basketbola verememesi; Shumpert’ı takımın değişmez elemanı yaptı.

Gerek ULEB’de gerekse de TBL’de tecrübesiyle, performansıyla, basketbol zekasıyla Ergin Ataman’ın en büyük kurtarıcısı olan Shumpert; ligin geride kalan 21 haftası ve ULEB’de 10’da 10 ile tamamlanan ilk turu baz aldığımızda; efektif anlamda takımına en fazla katkıyı sağlayan yabancısıydı. Nicevic’in de katkılarını göz ardı etmemek gerekir ama Shumpert bir başkaydı gerçekten. Birkaç maç var ki anlatmaya sayfalar yetmez. En bilindik örnek olarak Fenerbahçe Ülker maçı ya da en yakın örnek olarak bir Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi maçı. Bu maçlardaki performansları hala akıllarda...

Uzun lafın kısası, ligimiz bir kaliteli oyuncuyu daha izleme şansı buldu Preston Shumpert ismiyle. Onun şutlarını izlemek ayrı bir keyif. Şut stilinin ona sağladığı avantajlardan birisi de perdeden çıktıktan sonra hemen şuta kalkabilme yeteneği. Ne mutlu ki bizlere, onu çıplak gözle izleyip ondan bir şeyler öğrenebiliyoruz. Çoğu maçta genç oyunculara uygulamalı dersler veriyor, ekran başında maçları izleyen küçük basketbolseverleri pozisyon pozisyon çalıştıran en iyi öğretmenlerden biri. Đnşallah bir şeyler kapabiliyoruzdur ondan. Yoksa ne anlamı kalır onun bu ligde oynamasının...

Anıl Aksaç T��rkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

32


KÜRKÇÜ DÜKKANINDA YER KALMADI Sevgili 3SAYI okurları son birkaç sayıdır sizlere ulaştığım yazı dizisi ‘‘NBA’de tutunamayıp Avrupa’ya dönen oyuncular’’ son bölümüne geldi. Bu süreçte çok iyi oyuncuları işledik, büyük hayal kırıklıklarını irdeledik, oyuncuların eksiklerinin altını çizdik ama yazı dizimizin ana düşüncesi NBA’de oynayıp tutunabilmek kağıt üstündeki gibi kolay değil. Orada oynamak için sadece yeteneğiniz değil oradaki basketbola da uygun olmanız gerekir. Olamazsınız kürkçü dükkanında yeriniz hazır! Gelin son yazımızda Mirsad Türkcan’ı birlikte irdeleyelim:

Basketbolumuza Katkıları NBA kariyeri, Türkiye kariyeri, Avrupa kariyerinden önce ben Mirsad’ın basketbolumuza yaptığı katkıları vurgulayıp onun hakkını ona vermek istiyorum. Yıllardır Türk takımlarının formaları altında, Türk ismini defalarca duyurdu, Euroleague’de 1000 ribaunda ulaşan ilk oyuncu olarak bu rekor listesine Türkiye ismini yazdırdı, milli takımımızın başarılı olduğu 2001 Avrupa Şampiyonası’nda takımı ateşlemesiyle giden maçları bile döndürdü, milli takımla dahil olduğu her turnuvada gayret gösterdi (takımdaki bazı sorunlar nedeniyle artık o takımda yok ama her ne olursa olsun onun yaptığı katkılar göz ardı edilemez), kökleri başka bir ülkeden olmasına rağmen ben safkan Türk’üm diyenler kadar mücadele etti, ayrım hiç yapmadı biz de onu hiç ayırmadık ve bu birliktelikle birlikte başarıdan başarıya koştuk. Eğer onun bu yaptıklarına basketbol camiası gereken teşekkürü etmezse çok yazık olur. En azından biz 3SAYI olarak üzerimize düşen görevi yapalım: TÜRK BASKETBOLUNA KATKILARINDAN DOLAYI, MĐRSAD TÜRKCAN’A SONSUZ TEŞEKKÜRLER…

Genç Mirsad Şimdilerde bir Sırbistan şehri olan ama doğduğu yıllarda Yugoslavya Federasyonu bünyesinde bulunan Novi Pazar şehrinde Boşnak bir aile tarafından dünyaya getirildi. Orada yaşayan çoğu Boşnak aile gibi karışıklık yıllarında Türkiye’ye göç ettiler. Đşte bu olaydan sonra basketbolumuza Mirsad dahil oldu. Eski ismi olan Mirsad Jahovic’i de Mirsad Türkcan olarak değiştirdi ve Türk vatandaşlığına geçti.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

33


Đlk başarısını 1995 yılında Efes Pilsen alt yapısında şampiyonluk yaşayarak elde etti. Bu dönemlerde zaman zaman A takımla da boy gösteren Mirsad, asıl A takım kariyerine 1996 yılında başladı. Mükemmel bir kadroya sahip olan Efes’te, genç bir oyuncu olmasına rağmen önemli dakikalarda oldukça fazla boy gösterdi. Tamer Oyguç, Petar Naumoski gibi mükemmel oyuncuların yanında sezon boyunca oyununu üst seviyelere çıkardı ve rüya gibi bir sezon yaşadı. Bu nedenin dışında rüya gibi bir sezon olmasının iki nedeni daha vardı. Benim 7 yaşımda olduğum yılda oynanan ve büyüklerimden ayrıca basından dinlediğim efsane Korac Kupası finalinde oynadı ve Korac Kupası’nın bir kulbundan da o tuttu. Đkinci neden ise kariyerinin ilk lig şampiyonluğu oldu. Bu kadar iyi bir kadroda tecrübe, lig şampiyonluğu, Korac Kupası… Bence ilk sezonunda bu kadar iyi bir sezon geçiren başka bir genç oyuncu yoktur.

Başarılar Devam Ediyor 20 yaşında iki kupa kazanmış bir oyuncu olarak, genç oyuncu sıfatından çıktı ve takımın önemli parçalarından biri haline geldi. Bir önceki sezonda başarısını kanıtlamış olan Efes Pilsen ileride yaşayacağı başarıların da sinyallerini bu yıllarda veriyordu. 1996-1997 sezonuna da çok seri girildi ve Avrupa’da çok iyi sonuçlar alındı ama asıl başarı Türkiye Ligi’nde elde edildi ve sezon şampiyonlukla bitirildi. Yaz aylarında yapılacak Avrupa Şampiyonası için de Mirsad takıma gireceğini garanti ediyordu. 1995 şampiyonasında da kadroya dahil olmuş ama dakikaları az olduğu için kendini gösterememişti… Buna rağmen 97’deki şampiyonada milli takım için önemli bir yere seviyeye çıkmıştı.

1997-1998 yılında ise sadece Türkiye Kupası ile yetinebildiler. Bu dönemde TOFAŞ’ın iyi bir kadro kurması sayesinde Mirsad başarısızlığı da öğrenmeye başladı. Ligde final oynamalarına rağmen Mirsad, Tofaş’la birlikte ilk finalinin hüsranınıda/kaybını burada yaşadı. 97-98 yılı kulüp takımı olarak zor geçse de yaz aylarında gelen draft haberi Mirsad’ı çok mutlu etmiş. Đlk tur 18.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

34


sırada Houston Rockets tarafından seçilerek NBA’e gidecek ilk Türk oyuncu olma onuruna erişmesi olağanüstü bir duyguydu. Draft edilmesinin ardından Mirsad bir sezon daha Türkiye’de kalmaya karar verdi ve Efes Pilsen ile yoluna devam etti. Hem Avrupa’da hem de ligde iyi işler yaptı, şampiyonluk kazanamasa da Türkiye’yi, Avrupa Şampiyonası’nda ümitlendiren oyunculardan biri oldu. Yaz aylarındaki Avrupa Şampiyonası benim canlı ve kendimi bilerek izlediğim ilk turnuva olduğu için Mirsad’da hafızama kazınan oyuncularda biri oldu. Şampiyon olamasak da bu takım benim bir dönem amatör olarak basketbol oynamama ve bir basketbolsever olmama vesile oldu. Benden yaşça büyük insanlar, ‘Beyaz Gölge’ ile basketbola ısındıysa; ben de bu adamlar sayesinde basketbola ısındım.

Mirsad NBA’de

Olmuştu evet olmuştu. Bir Türk oyuncusu NBA’de boy göstermeye başlamıştı. Çok başarılı olmasa da Mirsad kendisinden sonra gelecek oyuncular için bir önder olmuştu. Aslında NBA kariyeri biraz karışık başladı. Đlk olarak kendisini draft eden Rockets onu 76ers’a takas etti. Sonrasında ise 76ers’te onu New York’a takas etti. New York Knicks ile sezon açılışı yapıp 7 maç oynadıktan sonra serbest bırakıldı ve sonrasında Milwukee Bucks’a gitti. Burada da kısa bir süre almasına rağmen, şöyle bir ilke de imzasını attı her ne kadar kötü giden bir NBA kariyeri olsa da, “NBA play-off’larında forma giyen ilk Türk oyuncu.” Evet NBA’de toplam 17 maç yaparak tekrardan Avrupa’nın yolunu tuttu.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

35


Başarısızlığının nedenlerini inceleyecek olursak ilk olarak NBA dünyasına Türk oyuncuların yabancı olması vurgulanmalıdır. Başka bir dünya, başka bir ırk, başka bir basketbol tarzı. Hepsi bir araya gelince de Mirsad sudan çıkmış balığa döndü. Bunların yanında bir diğer neden olarak Mirsad doğru takımı seçmiş olmaması ve bir türlü kendisini bir takıma ait hissetmemiş olması söylenebilir. Daha lige başlamadan 3 takım ve sonrasında 4. bir takım. Hiçbir basketbolcunun bu kadar kısa sürede bu kadar çok takımla anlaşmasından sonra başarılı olması düşünülemez. Eğer iyi bir takıma gidebilseydi ve bu takım onun için doğru bir takım olsaydı onu hala NBA’de izliyor olabilirdik.

Tekrar Avrupa NBA kariyeri sona erdikten sonra Mirsad’da Kürkçü Dükkanı’na dönen isim oldu. Bu olaydan sonra Avrupa’da başarıdan başarıya koştu. Türk takımlarının dışında Avrupa’da boy gösterdi. Kişisel ödüllere sahip oldu. Şampiyonluklar elde etti ve ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu defalarca kanıtladı. Bugünlerde Fenerbahçe’nin, sakatlığı nedeniyle Mirsad’dan mahrum kalınca ne kadar zorlandığını da görebiliriz. Kişisel ve takımsal başarılarını arka arkaya sıralayacak olursak: 2000-2001 sezonunda Efes’le birlikte Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonluğu, yine aynı sezonda Türkiye Kupası şampiyonluğu ve Euroleague dörtlü finali, ayrıca Euroleague ribaund krallığı, 2001 Avrupa Şampiyonası finali, 20012002 sezonu CSKA forması altında Euroleague ribaund krallığı ve en iyi 16 turunun en değerli oyuncusu, 2002-2003 sezonu Montepaschi Siena forması ile Đtalya Ligi ribaund krallığı, 2003-2004 yılı Rus Ligi ribaund krallığı, 2005-2006 sezonunda Ülker ile, 2006-2007 Fenerbahçe Ülker ile Türkiye Ligi şampiyonluğu. Bu kadar başarıya rağmen hala NBA hanesi boş. Belki bir daha oraya geri dönemeyecek ama orada da bir başarıyı fazlasıyla hak ediyordu…

Sevgili basketbolsever Kürkçü Dükkanı yazı dizisinin böylelikle sonuna gelmiş bulunuyoruz. Beni okuma zahmetine girdiğiniz için sizlere teşekkür ederim. Tekrar buluşmak üzere…

Erdi Aydemir Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

36


All Star 2008 MVP’si Bu kez Hakkıyla

LeBron James Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

37


NBA Kralsız kalır! Jordan son şutunu atıp da, offseasonda takımı ile anlaşmayıp, basketbolu bıraktığını açıkladığında ligde kimsenin adını koyamadığı bir boşluk oluşmuştu. ‘Majesteleri’ olarak anılan, taraflı tarafsız herkesin en iyi olduğunu kabul ettiği Jordan’dan sonra,sadece takımını değil; ligi de sırtlayacak bir ismin yokluğu hissediliyordu. Burada bahsettiğim ‘ligi sırtlamak’ konusunda bir açıklık getirme ihtiyacı hissediyorum: NBA’in yurt dışına açıldığı süre boyunca bir süperstar ile birlikte anıldığı bir süreç vardır. Bu sürecin başını Michael Jordan çekmektedir tabii ki. Geçmişte yapılan bir ankette ‘Yurtdışında en çok tanınan Amerikalı?’ sorusuna cevap olarak Bill Clinton’dan çok (ki kendisi o dönem Amerika Birleşik devletleri Başkanıydı) oy toplamış olması, kendisinin NBA’in pazarlanması açısından ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnektir sanırım.

Yeni Kral Adayları bir bir dökülürken birden O çıktı Tabii Jordan basketbolu bıraktıktan sonra oluşan boşluğu doldurmak için NBA pek çok ismi ortaya attı. Shaq ile birlikte ligin en keyif verici oyununu oynayan Magic takımının bir parçası olan Penny Hardaway, aldığı eğitim ve kültür seviyesi ile diğer basketbolculardan farklı bir profil çizen Grant Hill, bir dönem hücumda inanılmaz işler çıkaran ve smaç şampiyonlupu kazanarak NBA tarihinde yerini alan Isiah Rider, kariyerine Toronto’da başlayan ve pek çok hayran sahibi olan Vince Carter, yine Shaq ile birlikte oynadığı dönemde ligin en büyük isimlerinden biri haline gelen Kobe Bryant, Jordan’ın tahtına aday gösterilen isimler oldular. Bryant dışındaki isimlerin sakatlıklar ya da diğer sebepler yüzünden kariyerlerini hedef olarak gösterilen noktanın çok altında bitirdikleri (ya da devam ettirdikleri) söylenebilir. Bryant ise bir genç lige adımını atana kadar Jordan’ın tahtının en büyük adayıydı.

Liseden Basketbolu Zirvesi NBA’e Bu genci o zaman pek çoğumuz tanımasak da, şu anda NBA’in en komple oyuncularından biri, hatta en komple oyuncusu olduğunu biliyoruz: Lebron James. Daha liseyi bitirmeden NBA için adı anılmaya başlayan, lise son sınıfı okumadan NBA’e girme şansı olsa, bir takım tarafından seçilmesine kesin gözü ile bakılan bu yetenekli oyuncu, liseyi bitirir bitirmez NBA’e kapağı attı (herkesin beklediği gibi :D). Cleveland Cavaliers, Lebron’u ilk sıradan seçerek geleceğine yönelik alk adımı atmıştı aslında. Tabii Lebron’u takıma kattıkları sezon takımın forma düzeninden, logosuna, sahasından, takım geneline her alanda bir yenilenmeye gitmiş olmaları da Lebron’un Cavaliers için önemini gözler önüne seriyor.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

38


Yeni Kral Adayı LeBron James Tabi Lebron ilk iki sezonunda bireysel olarak başarılar elde edip, rekorlar kırmış olsa da takım genelinde pek başarı kazanamadı. Đlk senesinde alay konusu olan takımını play-off adaylarına yazdırıp, ikinci senesinde playoff’un kıyısından dönmüş olsa da Lebron, taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanmıştı bile. Üçüncü sezonunda ilk defa paly-off’larda oynama hakkı kazanan James, ilk turda Washington’ı eleyen Cavs’in en büyük gücü oluyor, ama tek kişilik şovu Pistons’a yetmiyordu. Ertesi sezon performansını yükseltmeye devam eden ve playoff’larda mücadele etme hakkı kazanan Lebron James’i, bu sefer Pistons da durduramıyordu ve Cavaliers NBA Finalinde mücadele etme hakkı kazanıyordu. Şimdi şunu düşünmek lazım: 4 sezon önce ligin dibinde yer alan ve alay konusu olan bir takımı dört sezonda ligin zirvesinde mücadele etme hakkına kavuşturan bir isim Jordan’ın veliahtı olabilirdi. Üstelik bunu yaparken en büyük desteği Gibson adında bir çaylaktan ve Ilgauskas’tan aldığı düşünüldüğünde ‘Evet’ dediğinizi duyar gibi oluyorum. Jordan’ın bile NBA Finali’ne Pippen ile birlikte ulaşabildiği düşünüldüğünde, James’in oyununun ne kadar üst düzey olduğunu bir kere daha anlayabiliriz.

Tabii James’in bu büyük beklentilerin altında ezilmemesi de takdir edilmeli. Burada lige çıkıp daha bir maç bile oynamadan dört milyon forması satılmış bir insandan bahsediyoruz, sıradan bir süperstar adayından değil. (Bu arada bir süperstar adayı nasıl sıradan olur? Valla bende bilmiyorum.Belki etliye sütlüye karışmadan işini yapan oyunculardır bunlar; Michael Redd gibi. Redd ile James’î aynı kategoriye alamayız tabii.)

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

39


Biri bu adamı durdursun Lebron James’in istatiksel performanslarına gelecek olursak. Ligdeki normal istatistikler ile oynadığı tek sezon, çaylak sezonudur. Daha sonra sayı ortalamasını 27 üzerine çıkartan, bunu yaparken takım arkadaşlarını beslemeyi ihmal etmeyip 6,5 civarında bir asist ortalaması tutturan James, cüssesi ve atletizmi ile de kendisini savunan oyuncunun kabusu olmayı başarmıştır tabii. Bu adamı savunmak için onun kurallarına göre oynama şansınız yoktur ne yazık ki. Shawn Marion olduğunuzu farz edin bir an için ( farz edin yahu, bir an için hayal kurmak kime zarar vermiş bugüne kadar); ve üstünüze Lebron’un geldiğini düşünün; atletikmiş, kendisinden ‘size’ olarak iri adamlarla boğuşuyormuş, vs. vs. dinlemez bu adam, kalıbının ve gücünün de yardımı ile size sırtına aldığı gibi potaya gidecektir. ‘Ben Ron Artest olacam birader, o zaman kim beni sırtına alıp potaya gidiyomuş, ehe ehe..’ demeyin yine yarı yolda kalırsınız. Bahsettiimiz adam Lebron James, insanı boyutlara sahip biri değil. Siz orada 113 küloluk cüssenizi hareket ettirmeye uğraşırken Lebron ya yanınızdan koşup gider ya da üstünüzden bir kuş misali süzülür, dumana boğulur ,öksürük hastası olursunuz maazallah (Bu arada ‘Ron Artest’ım lan ben!!’ diye düşünüp yolda ya da maçta milletin üzerine saldırmayın, fair-play, barış, sportmenlik bunlar güzel şeyler).

Madalyonun ters yönünden bakalım Tabii sportmenlik deyince ayrı bir paragraf açmak lazım. Şu ana kadar Lebron’un olumlu yanlarından bahsettik ama madalyonun ters yüzüne bakma zamanı geldi. Birkaç ufak örnek ile bu bölümü geçeceğim. Lebron’un kişiliğine yönelik ilk soru işaretleri daha NBA’e girmeden oluşmuştu aslında. Bir spor mağazasının kendisine hediye olarak 800$ civarında bir fiyatı olan birkaç formayı vermiş olduğunun duyulmasından sonra Lebron’un lisansı amatör oyunculara has bir kural yüzünden bir süre için askıya alınmıştı. Daha sonra mahkeme kararı ile bu suçlamalar düşürülse de bu olay Lebron’un kariyerine bir leke olarak eklendi. Tabii lige girdikten sonra uzunca bir süre olumsuz bir olayı ile karşılaşmadık. Öyle ki yukarıdaki olayın bahsi geçtiğinde bile ‘Gençlik hatası, olur o kadar’ diyecek duruma gelmiştik... ki Lebron bombaları ardı ardına patlatmaya başladı.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

40


Talihsiz Açıklamalar ve Zoraki bir MVP’lik Đlk önce smaç yarışması hakkındaki düşünceleri öğrenilmek istenildiğinde Lebron James,”Ben smaç yarışmasına katılmak istemiyorum, orada daha çok takımında şans bulamayanlar yarışsın!” şeklinde talihsiz bir açıklamada bulunmuştur. Jordan’ı Jordan yapan şeylerden birinin de Dominique Wilkins ve Drexler’e karşı kazandığı smaç şampiyonlukları olduğu düşünüldüğünde James’in bu açıklamalar ile, kabul etmese bile kendisine koyduğu ’Yeni Kral’ olma etiketine bir parça uzak kalacağı düşünülebilir. Tabii ilk all-star maçındaki faciayı da unutmak mümkün değil. All-Star MVP olmak uğruna maçı katleden ve aldığı her topu potaya fırlatan James, maç sonunda MVP ödülünü kucaklasa da taraflı tarafsız herkesin tepkisini çekmiştir.

Takımı taşımayı başardığı ilk play-off’larda; maçın, hatta serinin kaderini değiştirebilecek bir pozisyonda olan Arenas’a faul atışlarından önce gidip birşeyler demesi ve Arenas’ın bu konuşmadan sonra faul atışlarının kaçırarak takımının elenmesine sebep olması ile de tepki çekse de, bu olay kısa sürede unutulmuştur. Tabii bu kadar göz önünde olunca yaptığı ufak şeylerin bile büyütülerek anlatıldığını söylemek yanlış olmaz. Ama bu kadar göz önünde olan bir oyuncu olduğunuz zaman hem hareketlerinize hem de açıklamalarınıza devam etmek zorundasınız.

Daha 23’ünde olduğunu Unutuyoruz Tabii bunları söylerken Lebron’un 23 yaşında olduğunu ister istemez unutuyorum. 23 yaşındaki pek çok oyuncunun NBA’deki ikinci sezonunu yaşadığını, kolejde oynayıp erken profesyonel olanların ise üçüncü-dördünce sezon arasında bir çizgide yer aldığı düşünülünce, bunun yanına Lebron’un yaptıkları da eklenince, Lebron’u büyük görmediğimizi söylemek yanlış olur.

1 kişi, 5 kişi nasıl yenebilir? Lige girdiği ilk yıllarda ‘maç sonunda topu eline almaktan çekiniyor.’ Diye suçlanan Lebron’un bu sürede ne kadar geliştiğini örnekleyecek olursak; geçen sezon Doğu Finalinde Detroit’e karşı oynadığı beşinci maçı gösterebiliriz. Her ne kadar maçın sonu olarak göstermesek de son 17 dakika boyunca Pistons potasına tek başına yüklenen ve takımının son 25 sayısını (son otuz sayısının yirmi dokuzunu) atarak maçı getirmiştir. Bu performansı izleyince aklıma ‘Ben tekim siz beşinizsiniz!’ diyerek sahaya çıkan çocuklar geliyor nedense, tek bir farkla tabii ki; Lebron o maçı kazanmayı başardı. (O performansın tarihi olmadığını kim iddia edebilir?)

Tek Başına finalde ama bu kez 1’e 5 işe yaramadı Tabii finallere gelince ‘beşe karşı bir’ sistemi pek işe yaramadı ve Spurs kolayca şampiyon oldu, ama Lebron’un yanına katılacak bir-iki iyi oyuncu ile neler yapabileceği konusunda fikir sahibi olduk.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

41


Bu kez finale yüremek için daha güçlü olmalı Derken bu sezon Lebron, takımın eksiklerinden yakındı; üç-dört gün sonra ise takıma şutör Wally ve bir zamanların savunma kralı Ben Wallace katıldı. Cavaliers’ın yumuşak karnı olan pota altı savunmasına ilaç olacağını düşündüğüm Ben Wallace, kendini bulduğu takdirde James’e şampiyonluk yolunda en büyük katkıyı yapacaktır.

Cavaliers kötü başladığı sezonu(King James’in ikazları ile de olsa) yapılan takviyeler ile şu an olduğundan daha iyi bir durumda bitirecektir mutlaka. Takımın eksik olan kısımları olan savunma ve şutör mevkilerine gerekli takviyeler de yapıldıktan sonra James’in geçen sezon yarıda kalan hesabı tamamlamaması için hiçbir sebep kalmamış gibi gözüküyor. Sizce de öyle değil mi...

Gökhan Bayezit Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

42


Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

43


NBA’e YÖN VERECEK

TAKASLAR Emin değilim ama NBA’in en yoğun Şubat ayını yaşadığını sanıyorum. Birçok oyuncu yer değiştirdi, artık daha değişik takımlar var. Bazı oyuncular şampiyonluk için uğraşırken şimdi normal sezon da galibiyet almayı bile zor başaracak, bazıları ise yine normal sezonda zor galip gelirken şimdi şampiyonluğun en önemli takımlarının kilit ismi olacak. Bu ay olan takaslar NBA’in gelecek şampiyonuna kadar her şeyi değiştirebilir.

Bedava Gasol!! Oh Ne Ala Bu ay birçok takas olduğunu söylemiştim ama bence her şeyi başlatan Pau Gasol’un, Los Angeles Lakers’a takas olması oldu. Bu yüzden Dallas ve Phoenix daha güçlü olmaya gitti. Tüm takımlar arayış içine girdi. Çünkü; koskoca Pau Gasol’u, Lakers bedavaya aldı desek yeridir. Hem eldeki kötü parçaları çıkarıp, hem de Kobe’ye iyi bir yardımcı getirdiler. Memphis’in kendi yediği kazığı geçiyorum bu NBA’deki diğer takımlara da atılmış bir kazık oldu.

Takas sonunda Pau Gasol, Los Angeles yolunu tutarken, Memphis de Kwame Brown, Javaris Crittenton, Aaron Mckie, ilginç bir şekilde Pau Gasol’un kardeşi Marc Gasol’un haklarıyla, 2008 ve 2010 1.tur draft haklarını aldı. Ayrıca Memphis kısa süre sonra bir takas daha yaparak atletik forvet bolluğu olan takımdan Stromile Swift’i göndererek sözleşmesi biten Jason Collins’i New Jersey’den takas etti. Bu takasların Grizzles adına bir tek açıklaması olabilir, rebuilding sürecinde salary cap’larini rahatlatmak. Yoksa Pau Gasol’u bir gelecek vaad eden guard ve pivot ile bir hayalet (Mckie) ve bir canlı bombayla (K.Brown) takas etmek gerçekten saçma olur.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

44


Bu oyuncular hiç mi katkı yapmayacak diyebilirsiniz. Javaris Crittenton yer bulursa yetenekli bir oyuncu. Ama önünde Kyle Lowry ve Mike Conley gibi iki tane gelecek vaad eden guard var ve oynama önceliği onların. Kwame Brown’ı ve Aaron Mckie’yi saymıyorum. Kwame anca negatif etki yapar. Ellerine geçen en önemli parça draft hakları ve Marc Gasol. Kendisini seneye bu takımda görebiliriz. Abisi kadar olmasa da yetenekli bir isim. Bundan sonra Rudy Gay ve onun çevresine kurulmuş bir Memphis izleyeceğiz.

Peki, Los Angeles cephesinde neler oldu. Tabii ki bu kadar kolay yoldan kadrosunu güçlendiren ve Kobe’nin yanıma adam istiyorum seslerine sonunda kulak veren Lakers’ın kadrosu; NBA’in en derin kadrolarından birine sahip oldu. Eğer sağlıklı olurlarsa play-off’ta şöyle bir beş onları beliyor. Fisher – Kobe – Odom – Gasol – Bynum. Gerçekten uzun olmasının yanında yavaş kalmayan ve her biri yetenekli oyunculardan kurulu bir beş. Ayrıca bugüne kadar çok fazla katkı aldıkları benchten de Jordan Farmar, Sasha Vujacic, Vladimir Radmanovic gibi skor yükünü taşıyabilecek oyuncularla savunma da sertliği arttıran ve yüreğiyle oynayan Ronny Turiaf gelecek. Ayrıca Luke Walton gibi pas özelliği gelişmiş bir forvet sayesinde oyunun içinde değişken hücumlar izleyebileceğiz.

Bu takas sonunda Lakers’ın pota altı skor opsiyonları iyice arttı. Kobe’nin yükü hafifledi. Phil Jackson, Kobe kenardayken topu verebileceği güvenilir bir ele kavuştu. Lamar Odom sevdiği pozisyona kaydı ve serbestliği arttı. Ayrıca Gasol’un yeni takımına ve hücum sistemine çok çabuk ayak uydurduğunu görüyoruz ki Lakers istatistikleri %65 saha içi isabetle 21.8 sayı, 7.3 ribaunt. Ancak en önemli şey herkesin desteğini alıp onu oyuna sokmaya çalışmasına rağmen sahada iyice sırıtan, taraftarların yuhalamasına maruz kalan, özgüveni sıfıra inmiş, boş smacı dahi kaçıran Kwame Brown’dan kurtulmaları oldu. Brown bu dakikadan sonra Lakers’a hiçbir şey veremezdi. Hoş Grizzles’a da bu sezon biten 9 milyon dolarlık kontratından fazla bir şey veremeyecek…

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

45


Ne Olursa Olsun O Shaq Sürekli tekrarlıyorum bu ay çok fazla takas olduğunu, ama içlerinde en önemlisi, yaşayan bir efsanenin takımını değiştirmesiydi. Shaquille O’neal’ın, Miami’de huzurlu bir şekilde emekli olacağını düşünüyorduk ama Shaq büyük bir sürpriz yaparak, oynayacak birkaç kozunun daha olduğunu söyledi ve Arizona’nın yolunu tuttu. Karşılığında all-star forvet Shawn Marion ve öylesine bir parça olarak sayabileceğimiz Marcus Banks ile birlikte.

Takas hakkında herkesin aklına gelen ilk soru Phoenix’in neden bu kadar iyi giden bir kadroyu bozduğu oldu. Run & Gun sistemlerine 150 kiloluk bir cüsseyi eklemek doğru bir seçim miydi? Shaq deli dana gibi koşabilir miydi? Hmm, benim cevabım bu sorunun yanıtının olumlu veya olumsuz olmasının pek de önemli olmadığı. Takım 4 kişiyle de gayet hızlı hücum yapar, basketi atar geri gelir. Ama dikkatinizi çekmiştir, Phoenix her sezon play-off’lara kadar süper götürüp burda geri sarıyordu. Đşte play-off’ta rakiplerin onları ezberlediği anlarda, onlarla beraber koştukları zamanlarda, sete set hücumda tıkanıp atletik özelliklerini kullanamadıkları anlarda , topu alıp potaya kadar sürekleyebilecek güvenilir bir ele ihtiyaçları vardı ve bu iş için en uygun ismi aldılar. Shaq’ın formsuz olması önemli değil hala birebirde herkesi itebilir. Genelde birebir bırakılmadığı ve iyi pas atabildiği için Phoenix şutörlerinin ceza şutları atmasını sağlayabilir, ki Suns bu şutları oldukça isabetli kullanıyor. Play-off’ta tıkanan hücumlar için ilaç Shaq.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

46


Bir başka olaysa Phoenix’in mecburi belalısı Lakers’ın bedavaya Gasol’u almasıyla, Batı’daki tüm iddialı takımların (Dallas hariç) cehennem gibi bir pota altına sahip olmasıydı ve Shaq’ın gelişiyle Suns pota altı da kalıp bakımından yanına yaklaşılmayacak düzeye geldi. 5 numara da Diesel, 4’te Amare.. Ama pota altında bu kadar kalın olmaları hala orda iyi bir savunmaya sahip oldukları anlamına gelmiyor. Hatta biraz daha zayıflar. Çünkü; bu takımın asıl savunmacısı Marion gitti ve boyalı bölge çok çabuk faul yapabilen iki isme kalmış oldu.

Yalnız Phoenix’e bu takas döneminde en çok yardımcı olan medya ve site anketleri oldu. Medyanın “Shaq bu sistemde koşamaz, o bunu yapamaz, artık bitti.’’ Açıklamaları ile sitelerde yayınlanan anketlerde Shaq’ın gelmesiyle Phoenix’in bu takastan zararlı çıktığı şıkkının önde olması gibi olaylar O’neal’ın hiç uğraşılmadan aşırı motive olmasını sağladı. Yaptığı açıklamalarda koşmamasının nedenini Miami’nin tam oturmamış sistemine bağladı.

Peki, Phoenix sen neyine güveniyorsun da perdenin arkasında pis işleri yapan adamını, hızlı hücumun 3.tamamlayıcısını, dönen topların usta ismini bir anda elinden çıkarıyorsun diye sorsam. Bu durumda Suns yönetimi bana elimde Grant Hill’in gelişiyle benche mahkum olan Boris Diaw gibi bir adam var. Fiziği o pozisyona yeter. Zaten smallball oynuyor, oyun içinde sırıtmaz. Ayrıca da çok iyi bir pasör. Bir de unutmadan çok iyi savunma yapabilen Raja Bell de var. Ben bu iki adama güveniyorum. Marion’ın yaptığı katkıyı yapabilirler der. Bu takasın süre açısından Suns rotasyonunda en çok Diaw’a yaradığı aşikar.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

47


Kısaca değindik bir yanda Shaq geldi ama öbür yanda da Marion gitti. Marion’ın gidişi taraftarı biraz üzse de bu takas hem Marion hem de Suns açısından yararlı bir hamle oldu. Çünkü; Marion ve Suns yönetiminin arası bayağı açıktı. Yönetim onun fazla para aldığını düşünüyordu, Marion ise Amare ve Nash’in ardında ikinci planda kaldığını düşünüyordu. Bu durumu iki taraf da açık açık söylemişti. Marion’ın gidişiyle Suns asık bir surattan kurtuldu, ayrıca Marion sezon sonu opsiyonunu kullanıp serbest kalacaktı. Böylece Marion’ı ellerinden bir takas karşılığı çıkarmış oldular. Marion da mutlu, çünkü; değerinin daha iyi anlaşılacağını düşündüğü bir takıma, yeni umutlarla gidiyor.

Miami ise girdiği yeniden yapılanma sürecinde çok iyi bir tamamlayıcıya sahip oldu. NBA’de hiçbir takım tek süperstarla şampiyon olamıyor. Miami de Dwayne Wade’in yanına iyi oyuncular almalıydı. Bu takasla ilk hamlelerini yaptılar ve Marion gibi hem iyi bir savunmacıyı hem de iyi bir bitiriciyi kadrolarına kattılar. Marcus Banks’in ise Avrupa’yla ilgilendiğini duydum. Kendisine başarılar diliyorum. Miami takas sezonunu kapattı ama off-season da yine hareketlenecektir. Hem draftta iyi bir sıradan seçim yapacak olmaları hem de Jason Williams’ın ve Ricky Davis’in biten kontratları onlar için iyi bir salary boşluğu açacak. Miami’nin bir daha başa güreştiğini izlemek için bir süre daha bekleyeceğiz.

Son olarak şöyle ilginç bir şey söyleyeyim. NBA’in şampiyon kadrolarının son 12’sinin 11 inde M.Jordan, Tim Duncan veya Shaquille O’neal’ın ismi var. Sadece 1 yıl Detroit Pistons şampiyon oldu, onda da Lakers’ın iç karışıklıkları başrol oynuyordu. Yani takım değiştiren isim NBA’de şampiyon olmayı bilen iki isimden biri ve bu konuyu kendi açıklamasıyla bitirirsek; “Motive olmuş bir Shaquille O’Neal'dir. ’’ Bekleyip, göreceğiz.

O’Neal, oldukça

tehlikeli

bir

Shaquille

Başarı mı, Risk mi? Kidd Dallas’ta! ‘’No Kidding’’...NBA.com’un bu kelime oyunu Jason Kidd, Dallas’a ilk takas olduğu dakikalarda hoşuma gitmişti. Ama şaşırdığımı söyleyemem çünkü; bu takasın uzun bir hazırlık dönemi oldu ve işleri yılan hikayesine döndürdü. Đlk takas paketi Devean George yüzünden engellendi. Bu olaydan bir sonraki maç George ilk beş çıktı ve 11’de 0 saha içi isabetiyle oynadı. Hem takası yaptırmamaya çalıştığı, hem aşırı antipati topladığı hem de kendini rezil ettiği için George’u alkışlamayı borç biliyorum.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

48


Takasın ana şeması son zamanlarda sürekli gördüğümüz bir düzen üstüne kurulu. Süperstarını veren takım yeni bir yapılanmaya girerken, diğer takım da şampiyonluk yolunda kendine önemli bir parça katmış oluyor. Bu takasta da Dallas şampiyonluğa oynayan takım olarak Jason Kidd, Malik Allen ve Antoine Wright’ı kadrosuna kattı. Karşılığında da Devin Harris, DeSagana Diop, Maurice Ager, Trenton Hassel, Keith Van Horn, 3 milyon dolar nakit para ve iki tane ilk tur draft hakkını verdi.

Bu durumda Mavericks’in şampiyon olmak adına önemli bir hamle yapmış, ligin en iyi point guardlarından birine sahip olmuş olması gerekiyordu. Ama sorun şu Kidd gerçekten aranan bir oyuncu muydu? Bu takas çok iyi bir hamle mi, yoksa büyük bir risk mi?

Devin Harris giden parçalar içinde en önemlisi. Sadece gelecek vaad eden bir guard değil, kendisi takımda önemli bir misyona da sahipti. Tabii ki Harris’i, Kidd’le kıyaslayacak değilim. Ama kafamdaki soru işareti Dallas’ın pas sorununun olmamasıydı. Yani biz 2 sezondur, boşuna Dallas dribbling üzerinden oynayan bir takım, ondan dolayı asist sayıları düşük diye bağırıyor olamayız. Bir bildiğimiz vardı ve de bu delici oyunun en önemli isimleri Josh Howard ve Devin Harris’di. Ondan dolayı Harris takım için önemli bir parçaydı. Bu kötü senaryoya artı olarak da DeSagana Diop’un elden çıkmasını ekleyebiliriz. Diop’un gitmesiyle Mavericks pota altı iyice güçsüzleşti, ki Batı Konferansı’nda çok azgın pivotlar var. Nowitzki ve Dampier ikilisini zor günler bekliyor.

Şu anda ki tabloda elimizdeki ilk öncül Kidd mi, Dallas’a ayak uyduracak, yoksa Dallas Kidd’e göre mi oynayacak? Kidd’in 35 yaşına gelmiş olması ve iyi bir delici olmaması ayrıca çok iyi şutör de sayılmaması nedeniyle Dallas’ın, Kidd’e ayak uyduracağını anlıyoruz. Sonuçta Kidd buraya bu

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

49


takımı şampiyon yapmaya geldi. Yani 100. triple-double’ını yakında yapacak, yanındaki oyuncuların daha kolay basket atmasını sağlayacak, ayrıca savunmasıyla da rakip guardlara baskıyı yapacak. Amerika’yı tekrar şampiyon yapan isim Kidd hala ligin en iyi savunmacılarından. Ama bize Cris Paul, Allen Iverson veya Tony Parker karşısında bu savunmasını yapıp yapamayacağını göstermeli. Çünkü; yaşından dolayı dizlerinden şüphe ediyoruz artık.

Ben yazıyı yazarken Jason Kidd’in, Dallas portresi New Jersey’den farklı değil. Hala +10 asist yapıyor ve bu sezonun en yüksek asist sayısına 3.maçında ulaştı. Đlk maçını saymazsak, Kidd’in gelmesinden beri Nowitzki’nin isabet oranı yukarı fırladı. Normal sezona fazla konsantre olmayan ve aklının fikrinin play-off olduğunu belli eden Nowitzki’nin yanında yuvaya dönen Kidd ile Dallas hala ligin baba takımlarından. Ama dikkatli olmalılar, bu onların son mermisiydi.

3 Takım, 11 Oyuncu; Dev Takas Batı en hareketli günlerini yaşarken, Doğu Konferansı’ndan ses gelmiyordu. Tek duyduğumuz LeBron’un takıma takviye yapın açıklamalarıydı. Takasın son günü kimse böyle bir hamle beklemezken bir anda 3 takım ve 11 oyuncunun içinde bulunduğu çok büyük bir senaryo gerçekleşti. Böylece Boston’un karşısında duracak daha güçlü bir takımda oluşturulmuş oldu.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

50


Takas bayağı karışık ama takımların kadrolarına kattıkları oyunculara göre şöyle özetleyebiliriz.

Cleveland Cavaliers  Ben Wallace(Bulls), Joe Smith(Bulls), 2009 ikinci tur draft hakkı(Bulls), Wally Sczcerbiak(Sonics), Delonte West(Sonics). Chicago Bulls  Drew Gooden(Cavaliers), Larry Simmons (Cavaliers), Shannon Brown (Cavaliers). Seattle Supersonics  Ira Adrian Griffin (Bulls).

Hughes(Cavaliers), Cedric

Newble (Cavaliers), Donyell Marshall(Cavaliers),

Şimdi takası üç farklı takımdan ele alalım. Seattle cephesinden bakıyorum. Aslında bakamıyorum. Sezon başında Ray allen ve Rashard Lewis’i gönderen, Kevin Durant çevresinde yeni bir takım kurmaya başlayan Seattle, üç tane 30 yaş üstü oyuncuyu kadrosuna kattı. Delonte West’i göndermeleri doğal, elde Ridnour ve Earl Watson gibi iki tane kaliteli guard var. Ira Newble’ın sezon sonu kontratı bitiyor. Büyük ihtimalle kontratı uzatılmayacak. D.Marshall ve Adrian Griffin’in ise daha birer yıllık daha kontratı var. Griffin’i sezon sonu waive edebilirler ama Marshall offseason da takasla yollanmadıkça kadroda kalacak. Supersonics’in bu hamlesi gereksiz oldu. Biraz aceleci davranıyorlar kararları verirken, ayrıca ellerindeki isimler yine katkı veriyordu. Aldıkları üç oyuncu da onlara maksimum 10 sayı katkı verecek. Siz, düşünün artık! Bu off-season da Seattle’ı hem draftta hem de free agents piyasasında ön planda göreceğiz.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

51


Bulls açısından bakarsak, artık oynadıkları kumarın tutmadığını ve Ben Wallace’a verilen kontratın büyük bir hata olduğunu kabullendiklerini görüyorum. Pau Gasol’u bundan çok daha iyi bir takasla alabilirlerdi ama cesaret edemediler ve Cavaliers’den kadrolarına oyuncuları taşıdılar. Gasol’u almaya çalışmalarının sebebi pota altında istikrarlı skor üretimiydi. Şimdi bu görevi Drew Gooden üstlenecek. Ben Wallace’ın görevini ise Joakim Noah’a verecekler. Beklenen çıkışı daha yapamayan çaylağın performansının süreleri arttığında nasıl değişeceği merak konusu. Joe Smith ise çember civarında Bulls için önemli bir skor opsiyonu olmuştu bu sezon. Eğer onu elden çıkarmadan takası gerçekleştirmiş olsalardı Bulls kısa rotasyonunda olduğu gibi uzun rotasyonunda da sıkıntıya düşmeyeceklerdi. Takasa Bulls’un kadrosunda bir hayli fazla olan yetenekli ve genç kısalardan hiçbirinin dahil olmaması beni şaşırttı. Takıma katılan en kariyerli oyuncu Larry Hughes ama kariyerinde en büyük düşüş yaşayan isim de O... Cavaliers’e, LeBron’a yardımcı olması için alınan Hughes sakatlıklar, özel sorunlar içinde geçen Cavaliers serüveninde resmen bir çöküş yaşadı. Şimdi de Gordon, Hinrich, Sefolosha, Duhon arasında kendine yer bulmaya çalışacak. Wizards ve Sixers’daki günlerine dönmesi kolay görünmüyor ama kötü giden bir kariyerde yenilik her zaman iyidir. Hiç değilse bir umut var. Bulls ona 12 milyon doları boşuna vermemeli değil mi? Yine de Hughes’u takıma kabul etmenin çok büyük bir yönetim hatası olduğu aşikar. Takasla gelen diğer iki isim Cedric Simmons ve Shannon Brown’ın rotasyona girip süre almaları zor. Brown büyük ihtimalle sezon sonu serbest kalacak. Simmons ise garbage time da 5-6 dakika süre alabilir. Sırada sezon boyu NBA finaline kalmış kadroyu hiç ellemeyen ama takasın son günü, 6 oyuncu gönderip; 4 oyuncuyla anlaşan Cleveland Cavaliers var. Gidenler arasında en önemli isim Gooden’dı fakat LeBron biraz gayret ettiği zaman bile Gooden’ın açığını kapatır. Gelenler arasındaysa dev kontratı ve kendisinden bekleneni veremeyen performasına rağmen hala pota altının kutsal savunucusu apoletiyle Cleveland’a gelen Ben Wallace, en önemli isim. Ama iyi bir savunmacı olduğunu bize tekrar ispat etmeli. Çünkü; genel kanı onun bu savunmayı sadece Detroit’te yapabileceği ve Bulls’ta nasıl bir oyuncu olduğunun ortaya çıktığı yönünde. Cavaliers, Varejao gibi bir isim varken Ben Wallace’ı almayı düşünmüyordu ama hiç yoktan iyidir mantığıyla Big Ben’i kadrolarına dahil ettiler.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

52


Ben Wallace’ın da gelmesiyle Cavaliers artık iyice savunma takımı görünümüne büründü. Hepimizin aklına play-off’ta Varejao-Ben Wallace ikilisinin 4-5 oynayacağı gibi bir fantezi geliyordur. Gerçekten ne pota altından kolay kolay sayı yersiniz ne de atarsınız. Yine de şampiyonluk yaşamış, 4 kere üst üstte yılın savunmacısı olmuş bir oyuncu her zaman işe yarar. Wally Sczcerbiak ise guard rotasyonunda Lary Hughes’un yerini alacak. Kesinlikle Hughes’dan daha iyi bir şutör. Kariyerine baktığımızda Hughes daha iyi bir savunmacı gibi gözükse de o savunmasını uzun süredir yapmıyordu. Wally her türlü yerine geldiği isimden çok daha faydalı olacaktır takıma. Hughes da 13 milyon dolar alıyor, Wally de; ikisinden biri tercih edilecekse Wally daha makbuldür. Ayrıca Gibson ve Damon Jones dışında istikrarlı bir şutör de rotasyona girmiş olması Cavaliers hücumu için iyi. Delonte West ise takıma bir anda hediye edilen piyango gibi. Boston da çok iyi bir çıkış yakalamış ama Ray Allen için feda edilmişti. Bir Jason Kidd veya Steve Nash değil ama Cleveland’ın Daniel Gibson’ı point guard oynattığını düşünürsek çok çok yararlı olacaktır. Joe Smith ise Ilgauskas’ın bir boy küçüğü olarak rotasyona girecek. Orta mesafe şutu gayet istikrarlı. Bu da Varejao veya Big Ben ile yan yana oynadığında Cavaliers’in pota altından skor üretmesine yardımcı olabileceği anlamına geliyor. 11.2 sayı ortalaması gayet yüksek. Bu takasın asıl sonucu ise Kobe kıvamında mızmızlanmaya başlayan LeBron James’in mutlu edilmesi. Eğer LeBron mutlu olursa Cavaliers’de olur. Sonuçta şampiyon olmak istiyorlarsa bunu LeBron yapacak.

Diğer Takaslar Bibby Artık Atlantalı Sezona sakatlığı sebebiyle geç giren Mike Bibby, Atlanta Hawks’a yollanırken, Sacramento Kings’de oyun kurucu Anthony Johnson, genç oyuncu Shelden Williams, Tyronn Lue, tecrübeli forvet Lorenzen Wright ve bir adet 2008 draftı ikinci tur seçim hakkını aldı. Doğu Konferansı’nda play-off’lara kalma mücadelesi veren Atlanta için Bibby önemli bir skor opsiyonu oluşturacak.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

53


Spurs – Sonics Takası Gerçekleşti Takas dönemi kapanmak üzereyken, San Antoino Spurs ve Seattle Supersonics 3 oyuncuyu kapsayan bir takas yaptı. Spurs forvet Brent Barry ve pivot Francisco Elson ve 2009 ilk tur draft hakkı karşılığında, pivot Kurt Thomas’ı kadrosuna kattı. Takas Spurs açısından sürpriz olarak karşılandı. Seattle ise yeniden yapılanma sürecinde kadroyla oynamaya devam etti.

New Orleans Hornets – Houston Rockets Takası Gerçekleşti Yine takas döneminin son anlarında Houston Rockets, New Orleans Hornets’ten Bobby Jackson’ı kadrosuna dahil etti. Ayrıca Rockets genç oyuncu Adam Haluska’yı kadrosuna katarken , ikinci tur draft hakkını da aldı. Hornets ise oyun kurucu Mike James ve play-off’larda performansını arttıran Bonzi Wells’i kadrosuna kattı.

Juan Dixon Detroit’e Geçti Takasın son gününde Toronto Raptors guardı Juan Dixon, Sloven pivot Primoz Brezec karşılığında Detroit Pistons’a takas oldu. Böylece Raptors Radoslav Nesterovic’in yanında ikinci bir Sloven pivota sahip oldu. Brezec Detroit’e sezon ortasında Charlotte Bobcats’ten takas yoluyla gelmişti.

Gerald Green Rockets’te Takasın son anlarında Houston Rockets ile Minnesota Timberwolves arasında gerçekleşen takasta sezon başında Boston’dan, Timberwolves’a gelen Gerald Green, guard Kirk Snyder ve 2010 yılı 2.tur draft hakkı karşılığı Houston Rockets’a geçti.

Portland – Denver Takası Portland Trail Blazers bu sezon draftın ikinci turunda seçtiği Taurean Green'i Nuggets'a gönderirken, karşılığında kadroda pek şans bulamayan genç Von Wafer'ı aldı. Green bu sezon çıktığı 8 maçta 2,1 sayı 1 asist ortalamaları tuttururken; Wafer 21 maçta 1,3 sayı 0,5 ribaunt ortalamaları ile oynadı. Böylece, NBA’deki tüm takaslara ufak tefek göz attık. Bazılarını fazla ayrıntılı bazılarını üstünkörü geçtik. Bu ay NBA’in kaderini değiştirecek hamlelere tanık olduk. Basketbol dolu bir aydı, her ayın böyle heyecanlı olması dileğiyle.. Hoşçakalın.

Oguz Uzun Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

54


Potanın Perileri O’na Emanet

Ceyhun Yıldızo∫lu Aylar önce röportaj yapmayı planladığım Ceyhun Hoca, yıllardır gelmesini beklediğim Milli Takım Baş Antrönörlüğüne geçmişti. Röportajı gerçekleştirmek için en uygun zamandı ve düştük karlı bir Đstanbul sabahında, uzun soluklu bir yola. Tırnaklarla kazınarak kazanılan şampiyonluklar, Avrupada gerçekleştirilen ilkler, yapılan eşsiz fedakarlıklar, unutulmaz anlar... Çeğrek asırlık süregelen başarıların öyküsünü Ceyhun Yıldızoğlun’dan dinledik.

Röportaj: Bekir Sıddık Koç Fotoğraflar: Mehmet Bora

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

55


3SAYI: 1967 yılında Eskişehir'de doğdunuz ama uzun yıllardır Adana’dasınız. Size iyi bir Adanalı diyebilir miyiz? Ceyhun Yıldızoğlu: Tabii, diyebilirsiniz.

3SAYI: Adana’yı benimsediniz yani? Ceyhun Yıldızoğlu: Tabii, yaklaşık 30 yıl oldu Adana’da oluşum ve bunun 25 yılı da Botaş’ta geçti: oyuncu ve antrenör olarak. Dolayısıyla orada okudum, bütün arkadaşlarım orada; ordan liglere katıldık. Dolayısıyla iyi bir Adanalı olduğumu söyleyebilirsiniz.

3SAYI: Hayatınızın basketbol ile kesişim noktası nasıl oldu? Yani nerede basketbola atılacağım dediniz? Ceyhun Yıldızoğlu: Ben ortaokulda hentbol takımıyla aktif spora başladım. Daha önce ben de her genç gibi futbol oynuyordum. Eskişehir’de özellikle çünkü bizim Eskişehir’de Eskişehirspor çok iyi bir takımdı Es-Esler. Ben de her boş bulduğum vakti futbolla geçiriyordum. Sonra Adana’ya geldik, benim beden eğitimi öğretmeni, tam olarak bilmiyorum, hatırlamıyorum neden olduğunu, hentbol takımına seçildiğimi sonra hentbol oynarken, basketbol takımındaki çocukları seyrederken, oraya doğru bir hislerimin aktığını hissettim açıkçası. O bana daha güzel geldi dışarıdan. O oyunu okulda oynamaya başladım. Sonra Botaş’ın içinde böyle bir oluşum oldu, takım kuruldu. Böylece basketbola başlamış oldum.

3SAYI: Size göre Ceyhun Yıldızoğlu nasıl bir antrenör? Bu güne gelinceye kadar ne gibi özeleştiriler yaptınız?

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

56


Ceyhun Yıldızoğlu: Bunun cevabını aslında en iyi verecek insanlar bizi yakından takip eden insanlar. Oyuncularım, seyirciler, taraftarlar, rakip takım taraftarları ve oyuncuları da buna dahil edebiliriz. Onlar bunun cevabını en iyi kendileri verebilirler. Ben tabi kendim maçlardan sonra maçın tekrarı seyrediyorum. Nerede hata yaptık? Doğru mu yaptık, yanlış mı yaptık? Kazansak da kaybetsek de… Zaman zaman agresif davrandığımın farkındayım. Gerek sisteme, gerekse de oyuncularıma karşı. Tabii bir sistem inşa etmek için de yazdan başlayarak hatta uzun vadeli planlar yaparak; 5 yıllık, 3 yıllık, onların hayata geçmesi için ciddi zaman ayırıyoruz, oyuncularla ilgileniyoruz. Saha içinde bunlar yeteri kadar oluşmadığı zaman ya da bunların yeteri kadar oyuncular tarafından disiplinli bir şekilde uygulanmadığını gördüğüm zaman sisteme karşı böyle bir şeyim oluyor benim ya da oyuncuya karşı dediğim gibi. Kendimle ilgili bir özeleştiriyse; budur özeleştiri.

2006-2007 Play-offları Botaş-Beşiktaş Maçında Ceyhun Hoca’nın Molası

Onun dışında her zaman söylüyorum; benim disiplinimin en önemli parçası oyuncular, benim oluşturmak istediğim değil; oyuncuların ne yapmak istediği nasıl oynamak istediği bir sistem ve o sistemi de onların ruh hallerine göre şekillendirmek lazım, çünkü bayan takımıyla çalışıyorum. Bayanlar çok duygusal biliyorsunuz. Onların ruh hallerine bakıyorum, onların çalışma temposuna bakıyorum, onların ne kadar istediğine bakıyorum ve onlara en çok yakışacak, onları en iyi yapabilecek ve hepsini, o sistemdeki bütün bireyleri de ileride çok önemli insanlar olacak gibi düşünüyorum. Bununla birlikte de çok özel bir sistem geliştirmeye gayret ediyorum. Her ne kadar özel desem de tabii her takımın kendine göre özel bir sistemi var ama bir koç ne ister; takımdaki bütün

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

57


oyuncuların kritik anlarda şut kullanmasını ister; takımdaki bütün oyuncuların oyunun iki yönünü oynayabilmesini ister yani hem savunma yapabilmesini hem hücum edebilmesini hem hızlı oynayabilmesini, hem gerektiği zaman son topları kullanabilmesini… Dolayısıyla hepsini özel bir oyuncu olarak hayal ediyorum onları da özel oldukları gibi…

3SAYI: Zaten görüyoruz, hep özel oyuncular çıkıyor Botaşspor altyapısından. Biraz da geçmişe dönelim; Botaşspor’un nasıl kurulduğundan ve ilk yıllardaki sizlerin almış olduğu görevden biraz bahseder misiniz? Önce yardımcı antrenör olarak başladınız… Ceyhun Yıldızoğlu: Botaş’ın kurulması biraz ilginç tabii ki, Botaş bir kamu şirketi, önce kurum içinde bir takım oluşturuluyor ama bir spor kulübü olmadığı için bunu Ceyhanspor’un bir futbol takımı var ama bir basketbol şubeleri yok, böyle bir oluşum yapılıyor. Botaşlı oyuncular, Ceyhanda da oynayan basketbolcular var, onlarla birlikte oynamaları için Ceyhanspor adıyla yarıştırılıyor. 2 yıl veya 3 yıl devam ediyor bu oluşum, sonra Botaşspor kulübü 1984 yılında aktif olarak spor faaliyetlerine başlıyor sonra bütün organizasyonlarını kendi kurumu içine kaydırmaya başlıyor. Ben de öyle başladım basketbola, sonra Botaş Yıldız Erkek Basketbol takımının antrenörlüğünü yaparak; daha önce ilk antrenörlüğüm öyledir benim. Erkeklerle başladım ama sezon sonunda 1. ligde olan bayan takımımızın antrenörü bana bayan takımda yardımcılık teklifi yaptı, Yener Aydın, kulakları çınlasın çok emeği de geçmiştir bana. Yener Aydın’la biz 90 yılında; Yener Aydın antrenör, ben asistan koç olarak göreve başladım. Sezonun bitmesine 9 ya da 10 hafta varken yanlış hatırlamıyorsam eğer Yener Abi kurumdan istifa etti ve gitti. Botaş’ta aynı zamanda bakım - onarım müdürüydü. Kurumda çalışanları düşündü; ne yapalım ne edelim aslında sağdan soldan teklif vardı Botaş’a gelip çalışmak isteyen ama Botaş’ta sanırım sondan 3. sıradaydık yani küme düşmeme mücadelesi veriyorduk. Ordakiler de zaten küme düşecek bu takım, Ceyhun da genç, çalışıyor; uğraşıyor. Yapsın, düşerse düşsün demişler.

3SAYI: Tam bu konuyla ilgili bir soru hazırladım. 90-91 sezonunun ortasında Botaş’ta baş antrenör olarak göreve başladınız ve ilk başarınız Botaş’ı birinci ligde tutmak oldu. Göreve gelişiniz ve sonrasında yapmış olduğunuz müthiş bir planlama sizleri gerçek başarı şampiyonluklara taşıdı. Göreve geldikten sonra yaptığınız bu planlamalar hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

58


Ceyhun Yıldızoğlu: Ben Yener ağabeyimin yardımcılığına başladığım zaman kendi kurmadığım bir takımın asistan koçluğunu yaptım. Yani oyuncu seçiminden tutun ki, bir sezonluk planın, daha doğrusu uzun vadeli bir projenin planlarını ben yapmadım. Çünkü oradaki benim görevim asistan koçluktu. Asistan koç olarak başladım ama dediğim gibi 9 hafta kala baş antrenör oldum Botaş’ta, orda şunu gözlemleme fırsatı yakaladım: “Bir organizasyon kuracaksam, o organizasyonda görev alacak oyuncuları da kendim seçmem gerektiğinin farkına vardım.” Çünkü eğer ben seçersem o organizasyonu tamamıyla kabullenebilirim. Çünkü kendi seçtiğim oyuncular olacak. Dolayısıyla hızlı basketbol oynamak istiyorsun atlet oyuncuları seçmen lazım; iyi savunma yapmak istiyorsan, güçlü oyuncuları seçmek lazım; çok paslaşarak oynanmasını istiyorsun ya da takım oyunu oynamak istiyorsan akıllı oyuncular lazım; dolayısıyla bu seçimi, kendim yapmam gerektiğine inandım ve o yıldan sonra ben takımda bir tek oyuncu bıraktım.

“Bir organizasyon kuracaksam, o organizasyonda görev alacak oyuncuları da kendim seçmem gerektiğinin farkına vardım.” O yıl biz kümede kaldık ama bir tek oyuncuyu bıraktım ben takımda hiç unutmuyorum; gittim bütün Türkiye şampiyonalarını gezdim, Yıldızlar, Küçükler, Gençler… Đşte kendi anlattığım kriterlere uygun oyuncular seçtim. Yani atlet, koşan, baktım seyrettim; oyun zekasını beğendiysem onları ve o oyuncularla da uzun vadeli; çünkü kısa vadeli bir şey yapmayacağım çünkü yapamayacağımı biliyorum çünkü gençler hepsi; çok gençti gerçekten yıldız takımda 4 tane, 3 tane oyuncu aldım ben; Yıldızlar Türkiye Şampiyonası’ndan. Çok genç oldukları için uzun vadeli proje yani… Ben bu çocukları bu kadar yılda bu fundamentali, bu oyun bilgisini, bu oyun tecrübesini verebilirsem biz 4.-5. senenin sonunda doğru yabancı seçmeyle iyi başarılar yakalarız diye planlamıştım. Ve ona da

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

59


sadık kaldım, hiç korkmadım yani karamsarlığa kapılmadım, zamanla işler yolunda gittikçe kulübün güveni gelmeye başladı. Tek başımaydım, her şeyi tek başına yapmaya çalışıyordum. Yanıma Mehmet Can Öztürk’ü aldım. O da yıllarca ligde antrenörlük yaptı. Mehmet de Botaşspor’un kurulumunda katkıları olmuş bir antrenördür. Sonra işler yetişmemeye başladı. Devamlı taramalar yapmak gerekiyordu. Sırasıyla; Olcay (şu anda beraber çalışıyoruz), Atilla (şu anda Ceyhan’da çalışıyor) sonra Fuat (geçen sene o da Ceyhan antrenörlüğünü yaptı şu anda Tarsus’ta çalışıyor), böylece ekibi de genişletme fırsatı bulduk; çalışkan, düzgün, basketbolu seven insanları seçtik. Dolayısıyla bence en önemli organizasyon oydu. Yani küçükten başladık ama uzun vadeli, karamsarlığa kapılmadan, belki tabii ki o zamanki bilgim ve birikimim düşünüyorum çok üst seviyede değildi, ama iyi yaptığım bir şey varsa sıkı çalışmak oldu; disiplinli çalışmak oldu, oyuncularıma güvenmek oldu. O zamanki şartlarda bunların benim buralara gelmemdeki en büyük etken olduğunu Ceyhun ve Olcay Hoca yıllardır birlikte çalışıyor düşünüyorum.

3SAYI: Ülkemizdeki tüm sporlara örnek olacak bir altyapı sistemiyle kazandığınız başarıların yanı sıra ülkemiz basketboluna çok önemli isimleri bir bir armağan ettiniz. Diğer takımlarımıza da örnek olması açısından bu sistem ve altyapının öneminden bahseder misiniz? Ceyhun Yıldızoğlu: Aslında bunların cevabını da satır aralarında vermiş oluyorum. Biz oyuncuları seçerken, özel oyuncu olsun diye seçiyoruz. Yani mesela çok atlet bir oyuncu var ama oyun zekası çok gelişmemiş ya da çok yetenekli değil veya çok güçlü değil, biz bu oyuncuları seçmeme gayretinde oluyoruz. Yani elimizden geldiği kadar seçimlerden kazanmak istiyoruz ve oyuncuyu seçerken, seçtikten sonra, yetiştirirken, bunu devamlı hissettiriyoruz oyuncuya yani özel oyuncu olabileceğini, sıra dışı oyuncu olabileceğini, ileride Türk milli takımlarına önemli katkılar yapabileceğini, ülkemizi uluslar arası basketbol platformlarında; gerek bu Avrupa Şampiyonalarında, gerekse de WNBA’de isterse temsil edebileceğini hem onu konsantre ederek hem inandırarak hem çalıştırarak göstermeye çalışıyoruz. Oyuncu yeteri kadar çalışıp bunu oyunuyla destekliyorsa zaten bir problem yok o artık ne yapacağını biliyor demektir. Onu artık tutma ihtimalimiz yok bizim.

3SAYI: Bazı takımlar hazır oyuncuyu alıyorlar bu oyuncularla da başarı yakalamaya çalışıyorlar. Başarıyı yakalıyorlar 1-2 sene geçiyor fakat bundan sonrası için tamamen gelecekleri karanlık oluyor. Sizin yaptığınız bu altyapı sistemiyle önümüzdeki yıllarda da başarılı oluyor; takımın as oyuncuları bile gitse diğer sene bir bakıyoruz Botaş yine eski yerinde en azından 3. olabiliyor.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

60


Fenerbahçe-Botaş maçı öncesindeki son antrenmanda Zafer Kalaycıoğlu ile birlikte genç oyuncuları izlerken Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi Fenerbahçe de bence aynı oluşum içinde. Fenerbahçe’nin son 5 yıl içindeki oluşumuna baktığınız zaman, Fenerbahçe de altyapıdan dikkat ederseniz hep uzun boylu, ileride Türk basketbolunu önemli yerlere taşıyacak -ben geçen seneki tüm altyapı organizasyonlarında vardım. Yıldızlar Türkiye Şampiyonları hariç; Küçükleri seyrettim, gençleri seyrettimFener de doğru oluşumu yapıyor ama dediğim gibi sadece seçmek yetmiyor. Seçerken bütün altyapı taramasını buna göre yapmak. Bence bir altyapı antrenörünün madenci gibi olması lazım. Yani elinde detektör gidip tabiatta bir sürü maden var ama altın en önemlisi gidip o altını bulması lazım bu da tabii ki kolay iş değil ama sağ olsunlar bizim altyapıdaki antrenörlerimiz çok iyi Halil Demirbilek, Murat hoca… bunlar çok değerli antrenör arkadaşlar. Belki bilgileri birikimleri yeterli seviyede değil, en üst seviyede değil ama çok iyi yetişiyorlar. Bir kere çalışkan çocuklar ve bu sisteme inanıyorlar. Baştan doğru insanları bulacağım, doğru insanlara yatırım yapacağım ve o doğru insanları doğru yönlendireceğim diye. Küçükler Türkiye Şampiyonası’nda: Pelin, Damla, Cansu diye oyuncular var. Çok değerli oyuncular olacaklar bunlar… Ben buna bağlıyorum. Altyapımızda dikkatli çalışmamızda ve kulüpte şu vardır. Altyapı ile üstyapı arasında çok büyük bir fark yoktur. Üstyapının gördüğü değerin aynısını altyapı görür. Onlar orada değerli olduklarını bilirler. Her konuda yani, onlara gösterilen ilgi, kamp yapması, Adana’da turnuva düzenleriz, turnuvalara göndeririz. Yani onlar bilirler ki kulüp için çok değerlidirler ve onlar da bunun karşılığını vermeye çalışırlar.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

61


3SAYI: Biraz da başarılı dönemlerimize gelelim; Avrupa’da ilk final oynayan bayan takımımız hepimizin bildiği gibi Botaş. Botaş’ın o yılki efsane kadrosundan ve özellikle (Bayanların Jordan’ı) Brenda Reed’den biraz bahseder misiniz?

Brenda REED Ceyhun Yıldızoğlu: Ben Botaşta çalıştığım 18 yıl boyunca çok önemli yabancılarla çalıştım. Çok tecrübeli, çok genç, çok yetenekli… Brenda Reed, bence dünya basketbolunda bayanlarda gelmiş geçmiş, tabii herkes çok değerli; Clarisa Davis çok değerliydi Galatasaray’da oynayan; Pondexter çok değerli bir oyuncu; ama Brenda Reed, size’ından dolayı, yani 185 boyuyla 2 numara oynayabilme yeteneği; onun size’ını zaman zaman içeride kullanabilme; üçlük atabilmesi, asist yapabilmesi, point guard oynayabilmesi, sıkıştığımız zamanlar 4 numaraya çekebilmemiz yani o orantıda bildiğimiz tam özellikte bir oyuncu olduğu için bizde derin izler bıraktı. Tabii ki, bu şekilde yıldız seviyesine ulaşmış bir oyuncunun kendine göre sıkıntıları vardı, kaprisleri vardı ama öyle büyük bir winner’dı ki, takımdaki herkese bir şeyler kattı. Bizim takım o sene şampiyon oldu, Avrupa’da final oynadık ama yani bu sadece Botaşspor kulübünün sisteminin çok iyi olmasından kaynaklanan bir durum değil. Brenda Reed’in o kazanma hırsı, takımdaki her bireye tüm takımları yenebileceğimize inandırması, bunu sadece offens’le de değil savunmayla da yapabilmesi; çok da ciddi bir savunmacıydı. Bizde, benimle birlikte o sezon oynayan bütün oyuncularımızda, altyapınızda, Adanalı basketbolseverlerde, siz de bugün sorduğunuza göre, sizlerde bile derin izler bırakmış, keşke öyle bir oyuncu, öyle bir yetenek bugün de oynamaya devam edebilse. WNBA’de 23 numaralı formasıyla Reed

Ben arada sırada canım sıkıldıkça açar eski maçları seyrederim; 51 sayı Galatasaray maçında atmıştı. O yıllar çok çekişmeliydi. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’ın yanı sıra; Fiskobirlik’te Jassey Higs, Athasha Bayazid gibi oyuncular vardı; Brissa’da Stacey Lovelace, Vickie Houl, Alisha Bearls yani, bütün takımlar hemen hemen çok iyiydi. Küme düşen takım Güre’ydi mesela, bir sene sonra final oynadık, yine Güre’nin uzunuyla oynadık; Sonya, şimdi Barcelona’da oynuyor sanırım. Euroligde oynadığını biliyorum. O kadar iyi bir ligde böyle bir oyuncuyla çalışmak çok keyifliydi, eğlenceliydi. Keşke bırakmasaydı, keşke devam etseydi. 3SAYI: Daha sonra nereye gitmişti? Ceyhun Yıldızoğlu: Bizden sonra Đsrail’e gitti oynamaya ama çok kötü oldu. Çünkü bizim bir Avrupa kupası vardı, tesadüfen Brenda ile Đsrail’de karşılaştık 3SAYI: Hiçbir koçun karşılaşmak istemediği bir oyuncu Ceyhun Yıldızoğlu: 2 sene sonra Beşiktaş’a geldi. Ama sakat olduğunu söyledi Aziz hocam bana.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

62


3SAYI: Peki gelecekte Türk basketbolunda böyle oyuncular yetişecek mi? Bu konuda bildiğiniz herhangi minikler, küçükler var mı? Ceyhun Yıldızoğlu: Bizim bütün beklentimiz bu yönde. Ben bir Türk basketbolcusunun Avrupa’da isminden bahsettirmesini, takımının en önemli oyuncusu olmasını; yani insanlar onun için özel önlem alıyor. O, performansını milli takımlara taşıyor, o performansını WNBA’e taşıyor. Nasıl biz şimdi Hidayet’in NBA’de maçı varsa kaçırmak istemiyorsak; ben basketbol antrenörüyüm ama sporu çok seviyorum. Türkiye’nin içinde yada dışında başarılı olan, heyecanlandıran, bütün oyuncular dikkatimi çekiyor benim. Mesela Süreyya Ayhan bu durumlara düşmese de koşmaya devam etse, göğsümüzü kabartmaya devam etse. Sorduğunuz sorunun cevabı; var mı böyle bir oyuncu; aslında fizik olarak size olarak, hüner olarak var ben görüyorum Türkiye şampiyonalarında. Yani bu çocuk olabilir o diyorum. Fenerbahçe’de, Galatasaray’da, Beşiktaş’ta, Bakırköy’de… herhangi bir takımda. Ama ben bayan basketbolcularda şu aksaklıkları görüyorum. Bugün devamını getiremiyorlar, ya erken bırakıyorlar, yani oldum diyorlar ama bir yıldız seviyesine ulaşmak, asla bırakılmayacak bir şey. Yıldız olmak istiyorsan eğer hep yukarıda olacaksın. Yani herkesten önce idmana geleceksin, herkesten sonra bırakacaksın. Herkes tatili 1 hafta yaparken sen 5 gün yapacaksın. Yani o heyecanı yaşayacaksın ki o heyecanı başkalarına da yaşatasın. Mesela Kobe Bryant, NBA bittikten sonra herkes tatile gidiyor, Kobe şut idmanı yapıyor. Sezon başlıyor, Kobe kimseye pas vermiyor; takım havasını bozuyorsun diye Genel Menajer bir konuşma yapıyor. Kobe: “Herkes tatil yaparken ben şut idmanı yapıyorum” diyor. Ben bu şutu otomatikman atıyorum diyor, akıttığım alın teri, yaptığım konsantrasyon, yaptığım fedakarlık; benim bu şutu atmam gerektiğini söylüyor. Atabiliyorum çünkü diyor. Çocuk çok iyi şutör, 1 atıyor, 2 atıyor, 3 atıyor dördüncüyü atmıyor, o hakkı kendinde görmüyor. Atacaksın ya, sen gerekli çalışmayı yapıyorsan eğer sen o şutu atacaksın, o senin hakkın. Yıldız öyle oluyor. O zaman 40 sayı atacaksın, 50 sayı atacaksın; yeri gelecek 40 ribaunt alacaksın mesela.

3SAYI: 2000’de Saldırın Saldırın Botaş’ım çeyrek final için saldırın... diye başlayan tezahüratlar bir yıl sonrasında Saldırın Saldırın Botaş’ım Şampiyonluk için saldırın tezahüratlarına döndü ve Adnan Menderes Spor Salonu’nu dolduran binlerce Adanalı basketbolsevere müthiş anılar yaşattınız. Benim de içinde bulunduğum o yıllardaki taraflarlar hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

63


Ceyhun Yıldızoğlu: Muazzamdı. O zaman bir kere Adanalı basketbolseverlerin başarıya ihtiyacı vardı. Sahada yıllarca mücadele eden bir takım görüyorlar zaten. Onlar da bizim gibi sanki, o sahada mücadele eden takımın artık bir madalya almasının, artık bir şampiyonluk almasının zamanı geldiğine inanıyorlardı. Dolayısıyla bir sürü maçı biz onların sayesinde aldık. Aynı zamanda o seyirci önce pek fair-play ruhuna uygun davranışlarda bulunmuyordu ama zamanla biz sahada alın teri bıraktığımız zaman onlar da anladı ki, bu işte mücadele edeceksin, hak edeceksin; onlar bizim hak ettiğimize inandılar. Ben hatırlıyorum, maçın en kritik anlarında yaptıkları tezahüratlarla, ıslıklarla, getirdikleri kornalarla rakibi 24 saniye boğuyorduk, kaç tane 24 saniye yaptığımızı hatırlıyorum. Ya da savunma enerjimiz bittiği anlarda devreye giriyorlardı. Bence onların da bizim kazanmış olduğumuz başarılarda ciddi katkıları vardır, hiç inkar etmemek lazım. Bu geçiş döneminde de bir ara kapanma durumumuz oldu, takımdaki genç oyuncularla başladık ama bu dönemlerde de Adanalı basketbolseverler bizi hiç yalnız bırakmadılar.

3SAYI: Gelelim 2002-2003 sezonuna; Cumhurbaşkanlığı Kupası, Türkiye Kupası, Türkiye Ligi şampiyonu. Adana basketbolunun zirve yaptığı bu yıl için neler söylemek istersiniz? Ceyhun Yıldızoğlu: Biz o sene, ondan bir sene önce Avrupa’da final oynamış, Türkiye şampiyonu olmuş bir takım hüviyetiydik bir de Türkiye kupamız vardı o sene. Artık nasıl şampiyon olunacağını oyuncularımız öğrenmişti. Bizim planlarımızda bir sene daha şampiyonluk vardı ama biz şampiyon olduğumuz sene Dilek ve Aynur’u kaybettik; tutamadık elimizde. Haklı olarak tutamadık. Oyuncular kazandıkları bir şampiyonluktan sonra daha fazla para istediler ama bizim de bütçemiz sınırlı olduğu için veremedik ve dolayısıyla tutamadık elimizde. Dolayısıyla arada bir bolluğumuz var. Ama o sene biz tecrübeli bir takımdık, olgun, şampiyon nasıl olunabilecek, bir turnuva nasıl kazanılabilecek; tek maçlık bir kupa nasıl kazanılabilecek; biz bunları öğrenmiştik. Çok da zor oldu. Ben o seneki şampiyonluğu hiç unutmam. Mesela yarı finalde Fenerbahçe’ye serilerde 1-0 geride başladık. Đlk maçı 3 uzatma sonunda kaybederek 2-0 oldu ve 2-0’dan biz onları 3-2 yendik. Ardından Erdemir serisine başladık ve Erdemir’e de Adana’da kaybettik 2-1 oldu. O maçı da hiç unutmam kaybetsek… Hiç unutmam Erdemir de salonu süslemişler; şampiyonluk maçı. Orda yendik onları, Adana’da da 1 sayıyla sanırım, öyle bir şampiyonluğumuz var.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

64


3SAYI: Son yıllara baktığımızda ise özellikle sezon başlarında Botaş’ta tam bir belirsizlik görüyoruz. Sezon başında yönetim tarafından hedef ligde kalmak bu yıl genç oyuncularla mücadele edeceğiz diye bir mesaj veriliyor ama siz o genç oyuncularla yılmadan savaşarak türkiye 3.lüğünü kazanıyorsunuz. Türkiye kupasında finallere kalıyorsunuz. Bende gecen sezon sonunda ‘‘Allah’tan hedef ligde kalmak’’ adı altında bir makele kaleme almıştım ve sizlerin kadro ne olursa olsun hedefe kilitendiğinizden ve başarılı olduğunuzdan bahsetmiştim. Đnanmak başarmanın yarısıdır diye düşünüyorum. Son yıllardaki Botaş’taki bu durumdan sizde rahatsız mısınız? Ceyhun Yıldızoğlu: Tabii ki, bizim gibi 20 yıllık bir kulübün mazisinde bu kadar başarı bulunan bir takımın bütçesini de bir sistemine oturtması gerekiyor. Bize yakışmıyor, senin şu andaki söylediğin söylemler Botaşspor kulübüne yakışmıyor; ben bunu söylemek zorundayım. Ama sonuçta bir kamu kurumuyuz ve kendimize özel bir bütçemiz yok. Yani her sezon başladığında Botaş Genel Müdürlüğü bizim için bir bütçe belirliyor. Ve bu bizim elimizde olan bir şey değil. Genel Müdürlüktekilerin bakış açısıyla alakalı bir durum bu. Zaman geliyor iyi bütçe çıkarıyorlar, zaman geliyor kısıtlı bir bütçe belirliyorlar. Bu eleştirilecek bir durum ben bunu kabul ediyorum. Ama ben antrenör olarak 2 şey yapabilirim. Bir, kabul etmeyip çalışmayabilirim, derim ki; ben bunu kabul etmiyorum; çalışmam. Đkincisi kabul ediyorsam da ben bunu konuşmamam lazım. Ben kabul ettiğim zamanlar artık; bütçe küçük; yetersiz, şu oyuncuyu isterim gibi hiçbir zaman ben bir şey konuşmuyorum. Çünkü ya kabul etmeyip bunları hiç gündeme getirmeyeceksin ama kabul ettiysen de konuşmamak gerekir diye düşünüyorum. Dolayısıyla şimdiye kadar ben bu tip bütçe dalgalanmalarında ben görevimi kabul ettim. Çünkü benim basketbol antrenörlük tarzımda küçük bütçeli takım, büyük bütçeli takım mütevazi takım gibi bir anlayışım yok. Çünkü herkesin elinde bir takım var. Ve hiç kimse hiç kimseyi zorla bir yere antrenör yapmıyor. Đnsanlar isteyerek gönül rızasıyla, kendilerine oyuncularına güveniyorlarsa görevleri kabul ediyorlar. Ben Botaş’ta yıllarca böyle yaptım. Yani düşündüm tamam çok oyuncumu kaybettim çok gençleştki. Riski görmeye çalıştım. Küme düşme tehlikesi olabilir mi? Olabilir ama ya korkup bırakmak lazım ama ben korkmadım. Bunun nedenlerinden bir tanesi Botaş’ı seviyorum tabii Botaş benim yaşam şeklime uygun bir yer. Ben balık avlamayı çok seviyorum, ben Botaş’ta böyle bir şansa sahibim. Ben denizi çok seviyorum, Botaş’ta böyle bir şansa sahibim. Sporu çok seviyorum Botaş bir spor kompleksi zaten. Ben çevremde sağlıklı mutlu insanlar görmek istiyorum ve Botaş’ın sitesi zaten böyle sevdiğim insanlarla dolu. Dolayısıyla ben mutlu olduğum ortamda beni bu dezavantajlar korkutmuyor. Onun için şimdiye kadar ben hep görevi kabul ettim. Ama doğru mu bütçenin bu kadar dalgalı gitmesi. Bence kesinlikle doğru değil. Bu dalgalanmalarda uzun vadeli planlar yapamıyorsun.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

65


3SAYI: Bu yıl yine [hedef ligde kalmak adı altında :) ] inanılmaz bir genç kadroyla mücadele edip ligde üst sıraları zorlamaya devam ediyorsunuz. Bunun yanı sırada Avrupa’da başarılı sayılabilecek bir performans sergilediniz ama çeyrek finalin kapısından döndük. Sizlerin Avrupa’da yarım kalan bir işinizin olduğunu biliyoruz. Bu yarım kalan işimizi tamamlamak için sizlere biraz daha destek olunması gerekmiyor mu?

Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi sadece biraz destek değil de aslında biraz daha donanımla ihtiyacımız var bizim. Yani sponsorluk bazında; seyirci bazında. Bizim de eksik taraflarımız var. Sonuçta 20 yıllık bir kulübüz, ciddi başarılar yakaladık ama gerek bu yakaladığımız başarıların pazarlanması, gerek bu başarılar yakalanırken kazanımlarımızı çok doğru kullandığımızı düşünmüyorum ben ama bu da biz bir kamu kurumuyuz bizim yönetimimiz 2 yılda bir değişiyor. Hep aynı insanlarla yakalamak… Gençlik kulüpleri gibi, aynı yöneticilerle çalışma şansına sahip değiliz biz. Buraları çözebilirsek, yani bu tip destekleri daha donanımlı hale getirebilirsek çok daha güzel şeyler olacak. Belki fevri konuşmuşum ben, Avrupa’da yarım kalmış bir işimiz var, benim lafım bu ben söylemiştim ama bir Türk bayan basketbol takımının Avrupa’da final oynamasını, şampiyon olmasını çok arzuluyorum; bu Botaş olur, Galatasaray olur, Beşiktaş olur, Fenerbahçe olur; Fenerbahçe de final oynadı Galatasaray final-four oynadı. Yani biz ucuna kadar geldik bu işin, yani bunu Ceyhun Yıldızoğlu yapar ya da Zafer Kalaycıoğlu yapar, Cem abi yapar, Aziz yapar… hiç önemli değil. Artık zamanı gelmiştir, inşallah bize nasip olursa çok mutlu oluruz.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

66


3SAYI: Peki şimdi Botaş için kısa ve uzun zamanlı planlarınız ve hedefleriniz nelerdir? Kadronuzda birçok genç ama bir o kadar da yetenekli oyuncu bulunduruyorsunuz. Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi bizim kapanma sürecinde ben tekrar bir Botaş’ı yapılandırma adında bir çalışma yaptım. Şimdi bu çalışmayı yaparken de o zaman biliyorsunuz bizim giden arkadaşlarımız da oldu. Fırat benim asistan koçumdu o zaman ayrıldı o, Dursun hoca bizimle çalışıyordu gitti çünkü gerçekten kapanma noktasına geldik biz. Halil ve Murat; bizim altyapıdaki 2 antrenörümüz. Üçümüz kaldık ve elimizde de bir genç takım var. Naile, Đlkay’la başlayan; Gülşah, Gamze ve diğerleriyle devam eden bir genç takım. Botaş genel müdürü bize dedi ki, “madem altyapımız çok iyi, altyapımıza güveniyorsunuz o zaman bu sezon yabancı oyuncu yok, çıkın altyapımızla oynayın” dedik ki; “tamam altyapımız iyi ama uzun oyuncu lazım, mutlaka çok büyük bütçeler olmasın ama yabancıya ihtiyacımız var.” Tamam dedi, o zaman biner dolarlık 2 tane yabancı alın. Tamam dedik ve o sezon biner dolarlık 2 tane yabancı aldık. Biz 3 antrenör toplandık, başka antrenör de yok zaten. Biz çok büyük bir çaresizlik içindeyiz ama her büyük çaresizlik de büyük zaferlerin başlangıcıdır. Büyük zorluklardan büyük kazanımlar çıkar ortaya. Gelin yeni yapılanmaya gidelim, yeni oyuncular bulalım, altyapıya daha çok önem verelim. Sonuçta A takımımızı ligde bir şekilde tutalım ama altyapımıza daha büyük gayret edelim. Mesela biz geçen sezon altyapılarda üç kategoride final oynadık. Birinde şampiyonluk geldi. Emin olun bu bizim 3 sezon önce aldığımız bir karardı. Biz buna 3 sene önce aldığımız bir karardı. O zaman masa başında karar haline getirmiştik, bu bizim hedefimizdi. Ve oradan bugün Pelin’in gelmesi, Gamzenin gelmesi, Burcu’nun gelmesi, bunların hepsi o zaman planlanmıştı. Aksayan bir şey var mı? Var aksayan bir şey, biz bir tane de uzun planlamıştık. Bizi uzun zamanlar domine edecek bir uzun oyuncu almayı da planlamıştık. Şimdi almak kısmet olmadı, ismini vermeyeyim ama çok uğraştık almak için, bizim adanada çok ciddi araştırmalar yapıyoruz ama hakkaten hiç uzun oyuncu yok. Kısmet olmadı ama onun dışında bütün planlarımız doğru oldu. Biz şu anda bu çekirdek kadroyu çok önemsiyoruz ve onların türk basketboluna ileriki yıllarda çok büyük katkılar yapacağına inanıyoruz. Bu çocukları elimizde tutmayı becerebilirsek ve ileride doğru yabancılarla desteklersek tekrar şampiyonlukların geleceğine biz inanıyoruz ve bunu da başarabileceğimizi ileride zamanla inşallah göreceğimizi düşünüyorum. 3SAYI: Bayan basketbol ligimizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Avrupa standartlarına göre baktığımızda ligimiz için neler söylemek istersiniz? Özellikle bu yıl Galatasaray’ın tekrardan eski günlerini dönmek için büyük atılımları oldu ve Avrupada emin adımlarla yoluna devam ediyor. Fenerbahçe, Beşiktaş, Panküp ve Botaşda bu yıl bizleri Avrupada temsil eden diğer takımlarımızdı.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

67


Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi uzun zamandır ilk kez lig sıralamasına göre Avrupa’ya katılım hakkı elde ettik. Yani bundan önce çok hoş olmayan şeyler vardı. Bir takım ligi 3. bitirir. Avrupa kupalarına katılım hakkı elde eder, ben bu kupalara katılmayı istemiyorum der, hakkını bir altındaki takıma verir, o da istemez… bu böyle 5, 6… ben yanılmıyorsam eğer, Edremit Belediyesinin 3-4 sene evvel Avrupa kupalarına katılım hakkı elde ettiğini hatırlıyorum ve o sene zannederim küme düştüler. Bunların çok doğru olduğuna inanmıyorum. Ama bu sene, geçen senenin ilk 5 takımı Avrupa kupalarına katılım hakkı elde etti ve bu hakkı da çok güzel kullandılar. O takımlardan biz üçümüz, Biz, Kayseri ve Beşiktaş elendik ama gruplarımızdan çıktık, biz ilk 16’ya kaldık, Galatasaray ilk 8 içinde; Fenerbahçe Euroligde bence harika sonuçlar elde ediyor. Sadece bu sene değil, geçen seneden beri harika sonuçlar almaya devam ediyor. Đnşallah bu sene, Fenerbahçe final four’a kalacak diye planlıyorum ben. Bu, doğru yapılan yatırımlar ve doğru alınan kararlar, zaten lige yansıyor. Şimdi, eğer Edremit ligden çekilmemiş olsaydı… gayet güzel bir lig oynanıyor. Tabii ki üstte bir yığılma oldu, yani, kağıt üstündeki güce göre, ilk 5 takımın pozisyonu belli gibi oldu, sonraki 3-4 takım belli ve altındaki küme düşmeyecek takımlar gibi oldu. Yani üçe bölündü gibi oldu lig ama yine de geçen hafta Mersin, kendi evinde Đstanbul üniversitesine karşı uzatmada kazanabildi. Üniversite kendi evinde Kayseriye uzatmada kaybetti. Bikere seyir keyfi mükemmel olan bir lig izliyoruz. Burası beni çok memnun ediyor. Yani bu, hem Türkiye ligini domine edebiliyor takımlarımız, hem Avrupa ligini domine edebiliyor diye düşünüyorum ama burada gönül arzu ederdi ki, bu takımlarımızda Işıl Alben’in ben mesela performansını çok beğeniyorum, harika bir şekilde, Galatasaray’ın şu anki performansında önemli rollerden birini almış gibi gözüküyor. Gönül arzu ediyor ki, bütün oyuncularımızdan, her takımımızdan bir Türk’ün özel bir oyuncu gibi oynaması, işte en önemli gücün o olması, tabii ki Nevriye’yi de unutmamak lazım. Yani Nevriye de burada çok önemli işler yapıyor Fenerbahçe için.

3SAYI: Ligimizde WNBA’de oynayan bir çok yabancı basketbolcu forma giyiyor. Hatta WNBA MVP seçilmiş Cappie Pondexter bile Türkiye’yi tercih edenlerden. Size sormak istediğim asıl soru şu; Peki, Türk oyuncularımızdan WNBA’i kimlerin hak ettiğini ve orada oynasa ülkemizi başarıyla temsil edeceğini düşündüğünüz oyuncular kimler?

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

68


Ceyhun Yıldızoğlu: Ben Türk oyuncular içinde, oyuncuların genç yaşına, oyununa baktığım zaman, bu kız ilerde WNBA oynar diye görüyorum ama oyuncular zamanla o yatırımı kesmeye başlıyorlar. Yani bir oyuncunun hedefi gerçekten WNBA olmaksa, olmaması için hiçbir sebep yok. Gerçekten çok çalışıyor, emek veriyor, bunun için özel antrenmanlar yapıyor, özel kondisyonerler tutuyor, özel fandumental antrenmanları yapıyor, koçundan sorumluluk isteyebiliyorsa, koçu o sorumluluğu vermediği zaman onunla tartışabiliyorsa, çünkü biliyorsunuz, oralarda oynayabilmek için bikere winner özelliğinizin olması lazım. Ve bunu belki de size bir koç vermeyebilir. Yani yabancısına güvenebilir ama eğer oyuncu kararlıysa gerekirse koçuyla bunun savaşını da vermesi lazım. Yani bizim Şaziye’nin böyle bir özelliği vardı. Sorumluluk isterdi. Yani bizimle oynarken Şaziye, o sorumluluğu isterdi yani onu yapmak, ben de atayım, ben de yapabilirim bunu diye… bizim bunlara ihtiyacımız var. Türkiye’deki her oyuncu pick and roll oynayabilir. Türkiye’deki her oyuncu crounch time’da şut atabilir. Ama o yeteri kadar yatırım yapmıyorsa o zaman atamaz diye düşünüyorum ben de şimdi biz de tabii ki uzun yıllardan beri yabancılarla çalışıyoruz. Ben Türk oyuncular ile yabancı oyuncular arasında en büyük farkın bu olduğuna inanıyorum. Belki onlar deniz aşırı ülkelerden buraya ailelerini, sevdiklerini, kariyerlerini, bıraktıkları için buraya yapmak zorundayım diyerek geliyorlar. Çünkü ya çok para kazanıyorlar Türkiye’de bazıları da az para kazanıyor, az para kazananları zaten diyor ben ailemi bıraktım, okulumu bıraktım, hiçbir şey kazanmıyorum, bari burada en iyi olayım. Her şeyi ben yapayım diye düşünüyor. Bizim oyuncularımızın da böyle düşünmesi lazım diye düşünüyorum. Ve bunun için de çok sıkı çalışmaları gerektiğine inanıyorum. Kim oynar sorusuna, bence Nevriye çok rahat oynayabilir. 3SAYI: Zaten bir ara da gitmişti, milli takım için geri gelmişti.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

69


3SAYI: Son zamanlarda Işıl Alben de yaptığı röportajlarda WNBA’i çok istediğini söylüyor. Ceyhun Yıldızoğlu: Bence çok iyi bir şeye değindin. Şu anda o soruyu sorsaydın bana, hiç mi yok oyuncu, yani Türkiye’de hocam, sen hiç göremiyor musun yaptığı yatırımla, yaptığı çalışmayla, WNBA’de belki oynayamayacak ama orası için çalışan, orası için mücadele eden bir oyuncu? O isim de Işıl’dır yani. 3SAYI: Đveginlerden bahsedelim biraz da, (Şaziye, Naile, Ayşe) Đvegin kardeşler hakkında neler söylemek istersiniz? Ayşe Đvegin de Ablaları gibi All star seviyesinde bir yıldız olmayı başarabilcek mi? Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi Đveginler, bizde bir tanesi bırakmak zorunda kaldı basketbolu, Kadriye de vardı. Oynadı, 1. lig takımlarında da oynadı, biz onu son senesinde kiralık verdik. Ama beceremedi, bizim zaten onu gönderme sebebimiz, pişsin geri gelsindi ama pişmeye de gönderdik maalesef olmadı. Doğal olarak da bıraktı basketbolu. Naile ile Şaziye’nin geldiği yerler belli zaten. Ayşe çok yetenekli, bence çok çalışkan, ama şanssızlığı var, rahmetli Osman Amca vefat etmeden önce, bana; “hocam 3 kızımı verdim sana bu, içlerinde okuyabilecek tek insan, ben bunun okumasını istiyorum” demişti bana. Bence çok haklıydı çünkü 3 tane kızını aldık basketbolcu yapıcaz diye, Ayşe için kendisine, tamam Osman Amca demiştim. Ve 4 yıl Ayşe hiç basketbol oynamadı. Yani sadece eğitimine konsantre oldu. Dördüncü yıl sonunda ben bir altyapı maçını seyretmeye geldim, Ayşe’yi gördüm sahada, hiç unutmuyorum, ben kolay kolay Adana’daki maçlarda soyunma odasına girmem, ama maçları seyrederim. Maç bitti, hemen soyunma odasına girdim, izin istedim antrenörden, dedim Ayşe senin ne işin var burada, abi ben oynuyorum dedi, kim aldı dedim antrenörlere, dedi, ben aldım. Dedim ki Ayşe benim babana verilmiş bir sözüm var, senin de o zaman aldığın bir karar var yani bizim şimdi bunu yapmamız doğru değil, ama sen diyorsan ki ben yanlış karar vermişim, benim içimde basketbola büyük bir ilgi ve sevgi varmış, vazgeçemiyorum, o zaman ben sana şunu söylemek zorundayım. Sen 4 yıllık kaybını, herkes 1 saat çalışırken sen 4 saat çalışarak kapatabilirsin. Dolayısıyla Ayşe’yi böyle başlattık. Ama şimdi sorarsanız bana, herkes 1 saat çalışırken Ayşe 4 saat çalışıyor mu? Çalışmıyor. Dolayısıyla Ayşe olabilecek mi onların seviyesinde bir Ayşe ĐVEGĐN oyuncu, olamayacak; bu gidişle. 3SAYI: Son yetiştirdiğiniz genç All Star Gülşah Gümüşay hakkında neler söylemek istersiniz? Şaziye Đvegin gibi çok genç kadroya alıp güvendiğiniz basketbolcu sizlerin güvenini boşa çıkarmayacak derece Şaziye gibi 3lükleri bir bir potaya gönderiyor. Ceyhun Yıldızoğlu: Gülşah da şimdi bir şutör kimliğinde bir oyuncu. Güçlü, kuvvetli, o da oyunun iki tarafına oynayabiliyor. Çok büyük gelişim gösterdi, 16 yaşında A takımda ilk 5 oynuyordu Gülşah da. Sorumluluk istiyordu, kendisine veriyorduk. Gülşah, konuşmamızın en başında yaptığım özel oyunculardan bir tanesi bizim için, ama bu bizim söylemimizde kalacaksa özel oyuncu değil. Gülşah da mesela son 1 yılını, özel oyuncu gibi davranarak ve çalışarak geçirmedi. Bu son 5 aylık süreçte tekrar kaybettiklerinin farkına vardı ve tekrar sıkı çalışmasını, eski çalışmasını tekrar yapmaya başladı. Ve bizi tekrar

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

70


umutlandırdı. Đnşallah böyle devam ederse, bizim Gülşah’la ilgili çok özel beklentilerimiz var, gerçekten çok önemli bir şutör. Sadece ceza atıcısı değil, skinleri kullanıp atabilme yeteneği de var. Aynı zamanda sadece şut değil, çabukluğunu kullanıp çembere gidebilir, ters break atabilir ve savunma yapabilir, bu özelliklere de sahip. Eğer bu çalışma temposunu kaybetmezse, Gülşah Türk basketboluna, bu çalışma temposunun üstüne çıkabilirse de Avrupa’da ve WNBA’de oynayabilecek oyunculardan bir tanesidir. Bu kapasiteye sahip bir oyuncu. Ama biraz önce Işıl’ı sayarken Gülşah’ı saymadım mesela…

3SAYI: Geçen yıl sizin oyuncunuz olan ve Ülkemizde de En Değerli Oyuncu seçilen Işıl Alben bu yıl Galatasaray da da müthiş bir sezon geçiriyor. Türk Basketbolunun genç yeteneği için neler söylemek istersiniz? Yani buna ayrı bir parantez açmak gerektiğini düşünüyorum ben. Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi, biz mi Işıl’a çok şey verdik yoksa Işıl mı bize çok şey verdi? Öncelikle burasını konuşmak lazım. Işıl Botaş’a o kadar kararlı geldi ki, yani hiç unutmuyorum, boş sözleşme göndermiş oynayacağım diye. Bizim ne kadar sıkı çalıştığımızı biliyor. Avrupa’da oynayacağımızı biliyor. Kararlı bir şekilde gelmişti.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

71


3SAYI: Işıl’ın menejeriylede biz sürekli görüşüyoruz. Onunda bize şöyle bir söylemi vardı. Bazı oyuncular Ceyhun Hoca’dan sırf eğitim almak için boş sözleşmeyle Botaş’a geliyor demişti. Bunu Işıl içinde yapmış. Ceyhun Yıldızoğlu: Biz onun emeğinin karşılığını elimizden geldiği kadar vermeye çalıştık ama bize tamamen bir hedefi olan bu hedefi gerçekleştirmek için Botaş onun için bir adımdı ve o bu adımı da bence mükemmel kullandı. Çok sıkı çalıştı, yani çok muazzam çalıştı. Tabi bundan önce onun Üniversitede kazanmış olduğu, ve Đstanbul Üniversitesindeki organizasyonda ona verdiklerini de unutmamak lazım, çünkü o, buradan yetişen bir oyuncu. Bence o adımı, ondan sonraki Botaş adımını ve şu anki Galatasaray adımını mükemmel kullanıyor. Çünkü o, tamamen hedefine odaklanmış, bence her oyuncunun o moda girmesinde fayda var. Yani çok doğru, menajerlerin de oyuncularını böyle yönlendirmesi lazım, belki 1-2 sene oyuncular az para kazanabilir ama 3.-4. sene kazandığı o az parayı emin olun, diğer organizasyonlarda telafi edebilme şansına sahiptir. Ben kendisi için en iyi dileklerimi sunmaktyan başka bir şey yapmıyorum. Harika gidiyor her şey onun için. Az önce de söyledik zaten.

3SAYI: Altyapılara verdiğiniz önemden bahsettik ve bunların semeresi her gecen gün yeni bir yıldız oyuncu daha yetiştirerek alıyorsunuz. Sizde gözlemlediğimiz ayrıca birşey daha var ki genç oyunculara inanılmaz bir güven aşılıyorsunuz. 13 yaşında bile kadroya aldığınız oyuncular, 16 yaşında ilk 5 başlattığınız isimler oluyor. Son olarak kadroya aldığınız genç oyunculara Pelin Gülbağ’ı örnek verebiliriz. Pelinin geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz? Ceyhun Yıldızoğlu: Tabi ondan önce Gamze Takmaz, bizim bundan 3 yıl önce bütün A takım idmanlarına aldığımız ama hiç A takım oynatmayıp hep altyapıda kullandığımız bir oyuncu onu vurgulamak isterim; Gamze de çok özel bir oyuncu olacak. Pelin çok yetenekli, ofansif yönü çok güçlü, ama defansif yönde sorunlar var. Sorumluluk istemesinde sorunlar var. Benim çalıştığım ilk genç oyuncu Pelin değil ama Pelin beni en çok zorlayan oyunculardan bir tanesi. Sorumluluk istemiyor, sorumluluk almıyor. Sorumluluktan kaçmıyor ama istemiyor.

Bir kere oyuncuları ben asla kategorize etmiyorum; bu yabancı, yerli, yaşlı, tecrübeli, başka takımdan geldi… benim için böyle bir şey hiçbir zaman olmadı. Benim için sahada formasını giymiş, 5 numaralar, 4 numaralar, 3 numaralar, 2 numaralar, 32 numaralar… sahayı böyle görüyorum. Pelin de onlardan bir tanesi. Nura Imamovic bizim en tecrübeli oyuncumuzdur, 35 yaşındadır ama benim için forma numarası 20 olan bir oyuncu, sadece o. Ve herkes bu organizasyonda küçük sorumluluklar alıyor. Ben bazılarına veriyorum sorumluluğu, bazıları istiyor. Đşte bizi, bizim basketbolumuzu, Türk basketbolunu isteyen oyuncular ileri götürecek. Đsteyecek oyuncu, ben bunu atmak istiyorum diyecek. Koç ben bunu atabilirim. Koç ben bu pikenrolu oynayabilirim. Ben bu son saniye topunu oynayabilirim. Oyunun sonunda sahada kalabilirim. Şimdi, Pelinin burada problem var. Đstemiyor. Bu sorumluluğu istediği gün, Pelin de Türk basketboluna üzün yıllar hizmet verecek ama istemiyor. Sezon başından beri bizim Avrua kupasındaki bütün maçlarda ilk 5 başladı. Bu sene biz 12 maç oynadık, 12 maçta ilk 5 başladı. Ben de oynatmadım, o hak ederek, çalışarak uğraştı. Organizasyonun öyle bir parçası vardı bizde Avrupa kupasında. Hak ederek oynuyor ama sorumluluk istemiyor. Sorumluluk istemeye başladığı gün Pelin, çok özel bir oyuncu olacak.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

72


3SAYI: Evet, son günlerin gündem maddesi, Ve Ceyhun Hoca Milli takımda... Aslında bunu böyle kullanmamız yanlış çünkü biliyoruz ki siz milli takımlarımıza hemen hemen her yaş grubunda yıllarca hizmetlerde bulunup sayısız başarılar kazandınız. Yani siz zaten yıllardır milli takımlarımızdaydınız. Zaten siz milli takımdaydınız. Şimdi ise A Milli takımların genel patronu oldunuz. Cem Akdağ’ın ansızın istifa etmesi sonucunda uzun bir süre belirsizmiş gibi gözüken Milli Takım Koçluğuna bizler en yakın isim olarak sizleri görmüştük ve hatta bu konu hakkında haberde yaptık. Milli takımın başına bu onuru en çok hak eden kişinin gelmesi bizler içinde mutluluk verici bir olay oldu. Sizi bir kez daha tebrik ediyorum. 3SAYI: Botaşta ilk göreve geldiğinizde 5+5 yıllık bir planlama yapmıştınız ve bu 10 yılın sonunda kazanmadık kupa bırakmadınız. Milli takım için planlarınız nelerdir?

Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi, tabii ki bu, çok yeni bir olgu bizim için. Tam bir hafta önce Cuma günü bana deklare edildi bu. Daha önce konuştuk ama kamuoyuna Cuma günü deklare edildi. Bugün kuralarımız çekildi. Yarın da Allah izin verirse bir toplantımız var. Toplantıda bunların hepsini konuşacağız. Burada tabii ki benim tek başıma teknik kararlar almam doğru değil. Destekleyici idari birimlerden de destek gelmesi gerekiyor. Sonuçta yine de uzun vadeli bir plan proje içinde milli takımlarımızı da büyük hedeflere doğru yönlendireceğiz. Bir milli takım kulübü oluşturmaya gayret edeceğiz. Zaten bizim milli takım, sorunsuz milli takım; yani yapılanmakta olan, ivmesi hep yukarı doğru olan bir milli takım. Son yıllara bakarsanız, gruplardan çıkamıyorduk, şimdi eleme grubundan çıkıp 2. eleme grubu oynamayı öğrendik, ardından 2005 yılında Avrupa şampiyonası vardı Türkiyede, sonrasında, Đtalyada oynanan Avrupa

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

73


şampiyonasına grupta tek mağlubiyet alarak çıkma başarısı gösterdik Cem abi döneminde. Zaten çok başarılı bir milli takımımızın olduğunu düşünüyorum ben. Ama sonuç olarak elimizdeki en büyük değer, Avrupa 8. liği. Bunun üzerine çıkmamız gerekiyor. Bu da sadece benim istememle olabilecek bir şey değil. Bunu tüm milli takım oyuncularının hissetmesi gerekiyor ve biz de onların bunu hissedip daha hızlı çalışmaları, daha hedefli ve daha uzun vadeli çalışabilmeleri için, onların önüne daha iyi planlar koymamız gerektiğini düşünüyorum.

3SAYI: Özlemini duyduğumuz Avrupa Şampiyonluğuna Milli takım çatısı altında ulaşabilmemiz mümkün mü? Yarım Kalan Hesabı burada kesmeye ne dersiniz?

Ceyhun Yıldızoğlu: Şimdi bu toplantıyı mutlaka yapmamız lazım, Korel Engin’in milli takımda oynayıp oynamayacağını henüz bilmiyoruz, biz onu devşirmiştik. Nevriye’den başka 5 numara oyuncumuz yok. Avrupa’da her takım o pozisyonda 3 tane oyuncuyla oynuyor. Bizim o pozisyonda 1 tane oyuncumuz var ve Nevriye de uzun yıllardan beri milli takımın yükünü çekiyor. Hem Türkiye liginde hem Euroligde ve hem de Avrupa şampiyonalarında. Büyük hedeflerimiz var, büyük düşünmek istiyoruz. Bu ülke basketbolunun en iyi yerklere gelmesi için en büyük çabayı sarf edeceğiz. Hedeflerimiz, gruplardan çıkmak, Avrupa şampiyonalarına katılmanın dışında hedeflerimiz olacak ama dediğim gibi hep, step by step, böyle acele etmeden, doğru davranarak, doğru insanları kanalize ederek, milli takım oyuncularından büyük sorumluluklar isteyerek, büyük fedakarlıklar isteyerek yapabileceğimiz bir şey bu. Đnşallah ilk toplandığımız kamptan sonra ben size daha spesifik, daha önemli bilgiler vereceğim.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

74


3SAYI: Milli takıma oyuncu seçerken hiç zormanmayacağınızı; yetiştirmiş olduğunuz 50 kadar basketbolcunun liglerimizde oynamasının yanı sıra milli takımlarımızda yıllarca görev almanızın vermiş olduğu tercübeyle hemen hemen her oyuncuyu basketbola ilk başladığı yıllardan beri tanımanız size onlarca basketbolcu arasından takım sisteminize en çok uyanları belirlemede çok yardımcı olacak. Oyuncuları kadronuza seçerken nelere dikkat edeceksiniz? Milli takımda bir revizyona gidip genç oyuncularla oynamak söz konusu olabilir mi? Ceyhun Yıldızoğlu: Ben oyuncuları hiç kategorize etmiyorum, tecrübeli oyuncu, yaşlı oyuncu, genç oyuncu… Benim için hedefine kanalize olmuş, hedefi için disiplinli bir şekilde eğlenceli bir şekilde bıkmadan usanmadan yapması lazım dolayısıyla geçen seneki Avrupa şampiyonalarındaki milli oyuncular da bunu fazlasıyla hak ediyor ama Türkiye liglerinde bu sene takip edebildiğim kadarıyla, kendi oyuncularıma, rakip takım oyuncularına, ya oyuncularda mevcut kapasitelerini, maksimum şekilde kullanmak isteyen oyuncular görüyorum yada formlarını korumak isteyen oyuncular görüyorum. Bizim milli takımın ihtiyacı olan oyuncular ise, her maç, her ay, her play-off, her kupada, basketbolunu daha ileriye götürme çabasında olan oyuncular olacak. Bir oyuncu sezon başladığı zaman şut yüzdesi %30 iken lig bitiminde %40’ı yakalayabiliyorsa, faul yüzdesi %70 iken, %85’e çıkabiliyorsa, sezon başında, maç başına 2 fast break atabiliyorken sezon sonunda 4 fast break’e çıkabiliyorsa, pick and roll oynayamaz bir oyuncu iken artık rahat rahat pick and roll’u oynayabilen bir oyuncu oluyorsa, maç başına 5 ribaunt alırken sezon sonunda 8 ribaunta çıkarabiliyorsa bunu, yani gelişebilen bir oyuncuysa, yani gelişimini bir hedefe kanalize edebiliyorsa, bu bizim istediğimiz bir oyuncu. Bu oyuncular, istatistiki bilgilerle de yakalanabiliyor, saha içinde de yakalanabiliyor.

Tabii, şöyle bir sorun olabilir; bir oyuncu gerçekten çok ciddi mücadele ediyordur ve koç tarafından fazla oynatılmıyor olabilir. Ama o oyuncu buna kanalize olmuştur. Ama hiçbir koç çok sıkı çalışan, çok büyük fedakarlıklar yapan, bir oyuncusunu oynatmamazlık yapmaz. Ben mesela Fenerbahçeli Begüm’ü öyle görüyorum, gelişmekte… devamlı gelişen bir oyuncu olarak gözlemliyorum ben Begüm’ü. Çünkü ben onu ümit milli takımı kadrosuna almıştım, o zaman yetersizdi, çünkü yaşı zaten geç milli takıma tutuyordu ama dikkatimi çekmiş, almıştım. Ama Begüm’ü ben hep gelişmekte olan bir oyuncu olarak gözlemliyorum. Đşte bizim böyle oyuncuya yani, gelişen oyuncu hüviyetinde olması lazım. Bizim milli takıma gelen oyuncuların hepsi, ben yaşlıyım, ben artık tecrübeliyim, benim yaşım dolmuş diye düşünmeyip, hep basketbolunu daha ilerilere taşımayacak zihniyette oyuncular olması lazım.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

75


Galatasaray-Botaş maçından sonra Ceyhun Hoca, Bekir S. Koç ve Aylin Yıldızoğlu 3SAYI: 13 Şubatta yeni yaşına giren ama ligde göstermiş olduğu performansla tüm genç oyun kuruculara taş çıkaran Aylin Yıldızoğlu’nun tekrardan milli takıma alınması söz konusu olabilir mi? Bu milli takıma birde büyük kaptan lazım. Ceyhun Yıldızoğlu: Aylin, 2005 yılının Avrupa basketbol şampiyonasına gireceğim diye hedef koymuştu. Onun en büyük hedefi o şampiyonada oynayıp, ondan sonra da milli takıma veda etmekti. Bu onun hedefiydi. Bu hedeflediği bir şeydi ve başardı. Ve ondan 1 yıl sonraki yani 2007 Avrupa şampiyonası için affını istedi. Buna saygı göstermek gerekir. O oyuncu demek ki o kadar gördü o gücü kendinde, çünkü biliyorsunuz aynı zamanda Aylin bir anne, affını istemiş, milli takım hedefi olmayan bir oyuncu ve dolayısıyla böyle bir şey şu an için söz konusu değil. 3SAYI: Geçmiş yıllarda sizleri maçtan maça takip ettiğimde bu başarının sırrını pek anlamıştım ama antrenmanlarınızı izledikten göstermiş olduğunuz ciddiyet ve disiplinden çok etkilendim. Hemen hemen her oyuncuyla bire birleriniz, bazen o oyuncuyu ağlatsa da ilerleyen haftalarda ki performansına bakınca yüzündeki gülücükleri okumamak elde değil. Maçlar antrenmanlarda kazanılır sözüne bir kez daha sizinle şahit oldum. Milli takımımızla da aynı ciddiyet ve disiplinle antrenmanlarımızı/kamplarınızı yapıp bizleri Avrupa şampiyonu yapacağınıza canı gönülden inanıyorum. 3SAYI: Milli takıma seçmeyi düşündüğünüz oyunculara buradan ne gibi bir mesaj yollamak istersiniz? Ceyhun Yıldızoğlu: Bizim beklentimiz şudur, biz milli takım oyuncularının örnek oyuncular olmasını istiyoruz. WNBA’den bir oyuncu geldiği zaman herkesin gözünde bir saygı ortaya çıkıyor ya, çok iyi bir oyuncu geldiği zaman, biz milli

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

76


takım oyuncuları, takımının içinde, Avrupa’da, ülkede; sadece sportif aktivitelerde değil, başka yerlerde de işinin ön plana çıkmasını istiyoruz; yaptıkları çalışmayla da, yaptıkları gelişimle, dolayısıyla Türk bayan basketbolunun da ihtiyacı olduğu şey Türk bayanının hem işini mükemmel yapabildiği, kendini geliştirip, değiştirebildiği, hem de büyük saygınlık gördüğüdür bence. Zaten bizim son Avrupa şampiyonasında oynayan bütün bireyler böyle. Yani, bir problem var mı? Hiçbir problem yok. Bence hepsi çok saygın isimler. Hepsi çok güzide isimler, sadece milli takımda oynayan oyuncular değil, dışarıda kalan, milli takımda oynayabilecek 7-8 tane daha oyuncu var. Onlar da çok değerli oyuncular. Bir şey eklememi istiyorsanız bunu ekliyorum; “daha çok gelişebilen” ben bunu görmek istiyorum; ben oyuncularımın daha çok geliştiğini görmek istiyorum. Beni mutlu edecek şeyler bunlardır. Nevriye mükemmel şu anda, ne yapıyor Nevriye; hücum ribaunt alıyor, fest break koşuyor, post up yapıyor, orta mesafeli şut atıyor, yani bir modern postun yapabileceği her şeyi yapıyor ama ben ne istiyorum? Nevriye bir maçta 10 şut atıp 8 mi tutuyor, onda on atsın. Nevriye’nin ribaunt ortalaması 14 mü, 17 alsın. Nevriye’nin tuttuğu oyuncu maç başına 8 mi atıyor, 4 sayı atsın. Đşte bu gelişimin bir göstergesidir. 3SAYI: Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır diye bir söz var ama sizin arkanızda çok başarılı bir kadın var. Türk Basketbolunun en değerli isimlerinden Aylin Yıldızoğlu için neler söylemek istersiniz? Siz Botaş’ın efsane koçu o ise efsane kaptanı. Yollarınız nasıl kesişti? Uğruna takımı bırakmayı düşündüğünüz oyuncunuzla birlikte yıllarca mutlu ve örnek birlikteliğinizle el ele yıllarca hatırlanacak başarılara imza attınız. Ceyhun Yıldızoğlu: Tabii ki Aylin benim çocuğumun annesi, iş arkadaşım, eşim, her şeyim, biz beraber çok eğlenerek huzurlu, bu anlattığım ortaklıkları beraber gerçekleştiriyoruz. Zaman zaman aynı takımlarda olduk zaman zaman farklı takımlarda olup karşılıklı mücadele ediyoruz. Aylin bu işi sevdiği sürece oynamaya devam ediyor ben de onun bu sevgisi tükendiği zaman ikinci çocuğu istiyorum. Đnşallah ilerde daha büyük bir aile oluruz. Aylin ve Tan Yıldızoğlu 3SAYI: Đlk başlarda siz bi karşı çıkıyorsunuz, böyle olmaz diyorsunuz ve ben takımdan ayrılmak istiyorsunuz. Ceyhun Yıldızoğlu: Evet, o doğru, ilk zamanlar öyle bir şey olmuştu. Dürüst olmak, samimi olmak büyük bir erdemdir diye düşünüyorum. Ben sezon bittiğinde bunu yöneticilerimle konuşmuştum, onlar, çok mutlu oldular, hiç unutmam Kemal Alpay’dı yöneticimiz, duyduğu zaman kızlara; arkadaşlar size bir müjdem var dedi böyle bir deklare etti. Dedi ya sen nereye gideceksin bizi bırakıp, biz bundan mutluluk duyarız, gurur duyarız bundan. Hemen deplasmandan geldiğimizde nişanı taktılar. O da güzel bir anektot olarak kaldı.

3SAYI: Unutamadığınız maç hangisi? Daha doğrusu sizin için en anlamlı olan maç hangisiydi? Ceyhun Yıldızoğlu: Avrupa’da “Borshot Cam” diye bir takımla eşleştik ve 24 sayı farkla kaybettik o maçı, 24 sayıyla kaybettik ve geldik, maçı etüd ettik baktık, aramızda bir güç farkı var ama 24 sayılık bir güç farkı yok. 25 sayıyla yenmemiz lazım en az. O zaman dartık nasıl konsantre olduk, seyirciyi nasıl konsantre ettik bilmiyorum ama salona geldik seyircilerin elinde 25 yazmışlar kartonlara,

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

77


seyirci bizi inandırdı. Biz de kendimizi inandırmışız mesela. Hiç unutmam o maçı, o maçı seyircinin büyük desteğiyle kazandık. Seyirci maça o kadar girmişki artık aradaki farkı sayıyor, 2 sayı daha 3 sayı daha, haydi, bırakmayın bitti diye. Edirnedeki Türkiye kupası, hiç favori gösterilmediğimiz halde, o maçı kazandık. Erdemirle, 2002’de Đsveç’te elemeleri oynuyoruz, son maçımız Đsveçte ev sahibiyle ve Đsveç’i 14 sayıyla yenersek, gruptan çıkacağız. O maçı kazandık mesela milli takımla beraber o maçı hiç unutmam.

3SAYI: Erkek aranız nasıl?

basketbolunu ne kadar yakından takip ediyorsunuz? NBA ile

Ceyhun Yıldızoğlu: Ben, Türkiye ligini de Euroligi de Euro Cup’ı da NBA’i de izliyorum. Ben basketbolu seviyorum. Đyi bir basketbol izleyicisiyimdir.

3SAYI: Favori basketbolcularınız kimlerdir erkek basketbolunda? Ceyhun Yıldızoğlu: Bu son zamanlarda LeBron’u çok sevmeye başladım. Ben de Jordan hayranıydım. Ondan sonra izlemekten en çok keyif aldığım oyunculardan bir tanesi LeBron, keyif alarak seyrediyorum. Bazende posti oyuncuları seyrederim, mesela Cover’ı da iyi bir şutör olarak düşünüyorum. Onun mümkün olduğunca maçını, maçını bulamıyorsam youtube’dan mutlaka yazarım Cover diye, mixleri var. Ronald’ın savunmasını seviyorum, seyrederim, özel; Richard Hamilton’un orta mesafe şutlarını, Detroit’in maçı varsa mesela, maça odaklanmam da Hamilton’a odaklanırım mesela. 3SAYI: Benim için özel bir oyuncu var. Robert Horry. Onun hakkında birşeyler söylemek ister misiniz?

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

78


Ceyhun Yıldızoğlu: Robert Horry. En kritik yerlerde en kritik şutları atıyor. Lakers serisinde en kritik şutu soktu. Dipten gelen şutu soktu. 3SAYI: Hidayet’in orada bir açıklaması vardı: ’’Şans eseri top ona geldi ve Robert Horry iyi değerlendirdi’’ dedi. Bir açıklama da Webber’den gelmişti. Şansızlık eseri top Robert Horry’e geldi. Horry tarihi boyunca bunu hep yapıyordu.’’ Ceyhun Yıldızoğlu: Her şeyden önce iyi niyet çok önemli. Bundan önceki Dünya Basketbol Şampiyonası’na katılmadı ama geçen Avrupa Şampiyonası’nda kararlı bir Hidayet vardı. Yani sahada oynadığı dakikaların hakkını veren, oynamak isteyen bir Hidayet vardı. Geçen gün okudum bir demeci vardı Hidayet’in : “Şu andaki sergilediğim performansı Avrupa Şampiyonası’ndaki hazırlanmam ve performansıma bağlıyorum. Süper bir şey ya… Nowitzki işte mükemmel bir yıldız; savaşıyor, uğraşıyor, her yıl Almanya milli takımını sürüklüyor, NBA’de de harikalar yaratıyor. Çalışmaktan hiç kimseye bir şey olmamıştır. Hidayet’ten gurur duyuyorum. Geçen yılda Mehmet Okur bizi gururlandırdı. Bu senede Hidayet. Seneye All Star’a gireceğim diye bir açıklama yaptı. 3SAYI: 3SAYI okurlarına neler söylemek istersiniz? Ceyhun Yıldızoğlu: Öncelikle sizlere teşekkür ederim. Buraya kadar uzun bir yol geldiniz bilinmeyen bir otele doğru zahmet edip geldiniz. Yayın hayatınızda uzun soluklu olmanızı diliyorum. Bir haftalık gazetemiz vardı. Maalesef ‘Fanatik Basket‘ kapandı. Bazı dergilerimiz kapandı. Elimden geldiğince bütün yayınları takip etme gayreti içindeyim. Siz kendi sitenizde Türk Basketbolunu gerekirse NBA ve Avrupa Liglerini takip ediyorsunuz ve sizi takip edenlere güzel mesajlar veriyorsunuz, bilgilendiriyorsunuz. Đnşallah bizde sizin sitenize büyük başarılar imza atarak geliriz. Bunu sadece kendimiz adını konuşmuyorum bütün takımlarımız adına söylüyorum. 3SAYI: Son olarak sizlerin söylemek istediği bir şeyler var mı? Ceyhun Yıldızoğlu: Bana hep şu soru sorulmuştur. Botaş’tan gitmez misin, Botaş’ı bırakamıyor musun? 3SAYI: Babanıza bir söz verdiğinizden bahsediliyor bu konuda? Ceyhun Yıldızoğlu: Yok öyle bir şey. Bu konuya da burada açıklık getireyim. Botaş benim severek eğlenerek huzur bulduğum, sevdiğim hobilerimin, aktivitelerim adına bulunduğum bir yer. Ama ülkem adına daha büyük

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

79


organizasyonlarda daha büyük yerlere götürebileceğime inanırsam, benim yeni bir kulübüm olacak demektir. Beni Botaş’a bağlayan şeyler bunlardır. Ve tabii ki karşıdaki kurum da bana huzur vaat etmiyorsa, dikkat edin ben size hiç büyük şeylerden bahsetmedim. Benim değerim şudur, ben yeter ki huzur bulabileceğim, mutlu olabileceğim, insanlara büyük hedefler verebileceğim ve organizasyonları büyük hedeflere götürebileceğim bir yer bulduğum zaman seve seve o gideceğim şehir için yani bu Türkiye’de bir kulüp olur. Avrupa’da bir kulüp olur, bir kasaba olur; bunu seve seve yaparım. Babam da bundan mutluluk duyar; babam bana ülkene faydalı ol diyor. Ben ülkeme faydalı olmak istiyorum, burada kal diye babam bana bir dayatma yapmadı, yapmaz da…

3SAYI: Erkek takımı çalıştırmayı düşündünüz mü? Ceyhun Yıldızoğlu: Kaos zamanlarında öyle ciddi planlarım vardı. Botaş’ın kapanma durumunun olduğu zamanlarda. Bayan basketboluna yatırım yapılmıyordu. Botaş’ta kapanıyordu bana da hiçbir yerden teklif yoktu ve ben böyle bir şeyi planlıyordum açıkcası. Yani gelirse bir teklif gitmeyi düşünüyordum. 3SAYI: Şimdi milli takımın başındasınız... Ceyhun Yıldızoğlu: Yeni bir heyecan. Orası benim çok saygı duyduğum çok sevdiğim bir yer. TBF yetkililerine, yönetim kuruluna teşekkür ediyorum beni bu göreve layık gördükleri için. Đnşallah hep beraber güzel şeyler yaparız ve Türk basketbolunun, bayan basketbolunun gelişiminde bizimde katkılarımız olur. 3SAYI: Bizde size çok teşekkür ederiz hocam, başarılarınızın devamını dileriz.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

80


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

4 EKĐ EKĐM 2007 CASA TED KOLEJLĐ KOLEJLĐLER 65 – 92 FENERBAHÇE ÜLKER ALPELLA 76 – 70 ANTALYA B.Ş B.Ş.B -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------5 EKĐ EKĐM 2007 ANTALYA B.Ş B.Ş.B 67 – 83 CASA TED KOLEJLĐ KOLEJLĐLER FENERBAHÇE ÜLKER 86 – 67 ALPELLA --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------6 EKĐ EKĐM 2007 ALPELLA 73 – 71 CASA TED KOLEJLĐ KOLEJLĐLER FENERBAHÇE ÜLKER 94 – 80 ANTALYA B.Ş B.Ş.B ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1 2 3 4

3-0 2-1 1-2 0-3 Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

81


------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------4 EKĐ EKĐM 2007 TÜRK TELEKOM 90 – 73 BANDIRMA BANVĐ BANVĐT KEPEZ BELED BELEDYES YES 65 – 87 MUTLU AKÜ SELÇUK ÜNIVERS ÜNIVERS IVERSTES TES -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------5 EKĐ EKĐM 2007 MUTLU AKÜ SELÇUK ÜNIVERS ÜNIVERS IVERSTES TES 72 – 99 TÜRK TELEKOM BANDIRMA BANVĐ BANVĐT 84 – 74 KEPEZ BELED BELED EDYES YES ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------6 EKĐ EKĐM 2007 KEPEZ BELED BELEDYES YES 61 – 89 TÜRK TELEKOM BANDIRMA BANVĐ BANVĐT 83 – 70 MUTLU AKÜ SELÇUK ÜNIVERS ÜNIVERS IVERSTES TES ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1 2 3 4

3-0 2-1 1-2 0-3

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

82


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1 EKĐ EKĐM 2007 PINAR PINAR KARŞIYAKA KAR IYAKA 77 – 69 DARÜ≈≈ DARÜ≈≈AFAKA ≈≈AFAKA TTNET BEYKOZ 60 – 81 EFES PĐ PĐLSEN ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------2 EKĐ EKĐM 2007 DARÜ≈≈ DARÜ≈≈AFAKA ≈≈AFAKA 59 – 82 TTNET BEYKOZ EFES PĐ PĐLSEN 87 – 68 PINAR KARŞIYAKA KAR IYAKA ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------3 EKĐ EKĐM 2007 PINAR KARŞIYAKA KAR IYAKA 87 – 73 TTNET BEYKOZ EFES PĐ PĐLSEN 92 – 58 DARÜ≈≈ DARÜ≈≈AFAKA ≈≈AFAKA -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1 2 3 4

3-0 2-1 1-2 0-3 Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

83


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------4 EKĐ EKĐM 2007 BEŞ BEŞĐKTAŞ KTAŞ COLA TURKA 73 – 58 GALATASARAY CAFE CROWN OYAK RENAULT RENAULT 74 – 68 MERSĐN MERS N B.Ş B.Ş.B -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------5 EKĐ EKĐM 2007 GALATASARAY CAFE CROWN 65 – 64 OYAK RENAULT MERSĐN MERS N B.Ş B.Ş.B 65 – 79 BEŞ BEŞĐKTAŞ KTAŞ COLA TURKA ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------6 EKĐ EKĐM 2007 BEŞ BEŞĐKTAŞ KTAŞ COLA TURKA 82 – 84 OYAK RENAULT MERSĐN MERS N B.Ş B.Ş.B 85 – 61 GALATASARAY CAFE CROWN --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1 2 3 4

2-1 2-1 1-2 1-2

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

84


Ekim ayı başlarında oynanan eleme grubu karşılaşmaları sonunda, gruplarında ilk iki sırayı alan takımların bir üst tura çıktığı Opel Türkiye Kupası’nda, 22 Ocak’ta çekilen kura çekimi sonunda, daha önce de aynı grup içerisinde yer alan;

FENERBAHÇE ÜLKER & ALPELLA ve

BANDIRMA BANVĐ BANVĐT & TÜRK TELEKOM bir kez daha eşleşirken,

OYAK RENAULT & PINAR KARŞIYAKA KAR IYAKA

BEŞ BEŞĐKTAŞ KTAŞ COLA TURKA & EFES PĐ PĐLSEN Çeyrek Finalin diğer eşleşmelerini oluşturdular.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

85


08.02.2008 Opel Türkiye Kupası Çeyrek Final 1.Maç 16-13-21-19

15-15-18-15

OYAK RENAULT & PINAR KARŞIYAKA KAR IYAKA Ömer 17 Sy-Chaney 14 Rb-Evren,Ömer 4 As

Marshall 22 Sy-Hosley 16 Rb-Asım 3 As

Beşiktaş Cola Turka ve Galatasaray Cafe Crown’un olduğu bir grupta en iyi derecesinin 3.lük olacağını tahmin ettiğimiz Oyak Renault’un, Ekim ayı başlarında oynanan maçlar sonunda grubunu lider tamamlaması hepimize iyi ders olurken, çeyrek finalde de Pınar Karşıyaka gibi bir takımı da yenerek adını yarı finale yazdırması, hafif açılmış durumda bulunan ağzımızı, sonuna kadar açmamıza neden oldu. En önemli oyuncusu ve ligin sayı kralı Gary Neal’i Barcelona’ya gönderen Karşıyaka, Onsuz çıktığı ilk maçta aldığı bu sonuçla, kendisini nasıl bir tehlikeye attığını gördü sanırım. Türkiye Kupası, sonuç olarak hedefte olan bir şey değildi belki Karşıyaka için, ama Ligde de, oluşan bu boşluğu kapamaları pek olası bir durum gibi görünmüyor.

Maçın Đstatistikleri Şut Yüzdeleri

OYAK RENAULT %39 %37 PINAR KARŞIYAKA KAR IYAKA Serbest Atış

%75 %52 2 Sayılık

%32 %38 3 Sayılık

%45 %39 Ribaund

36 43 Asist

15 11 Top Çalma

7 9 Top Kaybı

16 22

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

86


08.02.2008 Opel Türkiye Kupası Çeyrek Final 2.Maç 21-27-17-17

30-17-23-21

BANDIRMA BANVĐ BANVĐT & TÜRK TELEKOM Adeleke 28 Sy-Adeleke 17 Rb-Đnanç,Caner 3 As

Williams 28 Sy-Dudley 11 Rb-Tutku 7 As

Bu yıl içerisinde, bulunduğu bütün organizasyonlarda en üst seviyeyi hedefleyen Başkent’in güçlü ekibi Türk Telekom için, Türkiye Kupası da en önemli hedeflerden biriydi sezon başında. Grup maçlarını beklenildiği üzere kayıpsız atlatan Türk Telekom’un çeyrek finaldeki rakibi yine eleme grubunda Uşak’ta karşılaşıp, mağlup ettiği geçen yılın finalisti Banvit’ti. Maçın 2. çeyreği dışında, kontrolü sürekli elinde bulunduran taraf Türk Telekom’du ve nihayetinde rakibine bir kez daha üstünlük kurarak adını son 4 takım arasına yazdırdı. Bandırma ekibinde ise, Andrew Adeleke’nin çabası sadece skorda tutunmalarını sağlarken, yaptıkları 20 (yirmi) top kaybının 12’sinin rakibin çaldığı top olması, çeyrek final oynayan bir takım adına en üzücü ve en düşündürücü durumlardan birisi olarak hafızalarımıza kazındı.

Maçın Đstatistikleri Şut Yüzdeleri

BANDIRMA BANDIRMA BANVĐ BANVĐT %45 %41 TÜRK TELEKOM Serbest Atış

%100 %69 2 Sayılık

%46 %54 3 Sayılık

%45 %18 Ribaund

37 32 Asist

10 19 Top Çalma

2 12 Top Kaybı

20 5

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

87


08.02.2008 Opel Türkiye Kupası Çeyrek Final 3.Maç

18-11-11-18

18-15-18-30

ALPELLA & FENERBAHÇE ÜLKER Can 11 Sy-Hasan 8 Rb-Strickland III 3 As

Oğuz 20 Sy-Vidmar 8 Rb-Solomon 6 As

Her bakımdan birbirinden oldukça farklı amaçları olan iki takımı karşı karşıya getiren bu çeyrek final mücadelesinde gülen taraf, tahmin edildiği üzere Fenerbahçe Ülker oldu.Aradaki farka bakıldığında maçın teknik detayına girmeye gerek yok sanırım.Bu kupayı tarihinde sadece 1 kez, o da düzenlendiği ilk yıl olan 1967’de kazanan sarı-lacivertlilerin, kupa hasretini dindirebilmeleri için, öncelikle yarı finalde kupanın en büyük favorilerinden Telekom’u geçmesi gerekecek.

Maçın Đstatistikleri Şut Yüzdeleri

ALPELLA %39 %48 FENERBAHÇE ÜLKER Serbest Atış

%50 %53 2 Sayılık

%43 %43 %54 3 Sayılık

%33 %41 Ribaund

29 37 Asist

8 21 Top Çalma

5 6 Top Kaybı

12 12

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

88


08.02.2008 Opel Türkiye Kupası Çeyrek Final 4.Maç 23-19-11-18

13-21-18-23

BEŞ BEŞĐKTAŞ KTAŞ COLA TURKA & EFES PĐ PĐLSEN Nicevic 18 Sy-Nicevic 6 Rb-Nicevic,Kaya,Apodaca Kerem 24 Sy-Kerem 13 Rb-Ermal 5 As 3 As

Opel Türkiye Kupası’nın, en çekişmeli ve en zorlu geçmesi beklenen Çeyrek Final eşleşmesi olan Beşiktaş Cola Turka-Efes Pilsen mücadelesi, gerçekten de beklentileri boşa çıkarmadı desek yanılmış olmayız. Baştan, sona heyecanın bir an eksik olmadığı karşılaşmada, daha üstün olan taraf ilk 3 çeyrek itibariyle Beşiktaş Cola Turka idi. Đlk devreyi 9 sayı farkla önde bitirmeyi başaran siyah-beyazlı ekip, 3 . çeyrekte biraz bocalasa da final periyoduna rakibinden önde girmeyi başardı.Karşılıklı basketlerin bulunduğu mücadelenin final periyodunda ise , tecrübesi ile öne çıkan Efes Pilsen, bunu Kerem Gönlüm’ün de ekstra oyunuyla birleştirince, hem dişli rakibini bu sezon ilk kez mağlup etmenin sevincini hem de kupada son 4’e kalmanın mutluluğunu aynı anda yaşamış oldu.

Maçın Đstatistikleri Şut Yüzdeleri

BEŞ BEŞĐKTAŞ KTAŞ COLA TURKA %45 %50 EFES PĐ PĐLSEN Serbest Atış

%58 %58 %75 2 Sayılık

%56 %54 3 Sayılık

%29 %38 Ribaund

25 32 Asist

14 18 Top Çalma

9 7 Top Kaybı

15 20

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

89


09.02.2008 Opel Türkiye Kupası Yarı Final 1.Maç 16-20-16-19

24-12-20-17

EFES PĐ PĐLSEN & OYAK RENAULT Penn 15 Sy-Kerem 8 Rb-Penn,Nicholas,Gregory, Woolridge 25 Sy-Randle 9 Rb-Woolridge 6 As Kerem,Ermal,Ender 2 As

Türkiye Kupası’nı tarihinde en fazla kazanan Efes Pilsen ile bu kupada bu yıl herkesi hayrete düşüren bir grafik yakalayan ve buralara kadar tırmanabilmiş bir Oyak Renault’un karşı karşıya geldiği yarı final mücadelesinde tahminlerimiz yine öncekilerden pek farklı değildi.Biz, ‘Efes Pilsen finalde de diğer takım kim olur bilinmezleri’ oynarken, Efes Pilsen ilk çeyreği 8 sayı geride bitirmişti .Đkinci çeyrek sonundaki skor eşitliği peşin hükmümüzü biraz toparlamış, üçüncü çeyrek sonundaki 4 sayılık Oyak üstünlüğü, yine bizi allak bullak etmişti.Yine mi kazanacaktı bu takım.Yok canım daha neler demek istiyordu sanki bir tarafımız.Hani biz biliyorduk ya her şeyi, olmamalıydı böyle bir şey.3,5 dakika falan vardı sanırım maçın bitimine…58-70 yazıyordu skor tabelasında.Karşıyaka

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

90


maçında elle tutulur mazeretlerimiz vardı anlatacak.Karşıyaka’nın hedefi değildi falan dedik de, bu Efes’i elemek de neyin nesiydi…58-70 ten sonra kalan o 3.5 dakika içinde Oyak sadece 3 sayı atabildi.73 sayıyla tamamladılar maçı ama yedikleri de 71’di.Bunun anlamı; Oyak Renault’un savunduğunda neler yapacağı değil, 11/22 üçlük attığında neler yapabileceğiydi, yani kısacası son kupa şampiyonu Efes’in tarih olduğu, daha da kısası Oyak’ın finalde olduğuydu… Maçın Đstatistikleri Şut Yüzdeleri

EFES PĐ PĐLSEN %42 %46 OYAK RENAULT RENAULT Serbest Atış

%50 %50 2 Sayılık

%46 %44 3 Sayılık

%27 %50 Ribaund

39 34 Asist

13 15 Top Çalma

9 6 Top Kaybı

9 13

09.02.2008 Opel Türkiye Kupası Yarı Final 2.Maç 24-21-18-10

22-17-13-20

TÜRK TELEKOM & FENERBAHÇE ÜLKER Tutku 16 Sy-Dudley 14 Rb-Tutku 7 As

Vidmar 16 Sy-Vidmar 14 Rb-Solomon 4 As

Son yıllarda basketbolumuzun lokomotifliğini üstlenen ve bu göreve başarıyla devam eden, bu iki dev camianın arasındaki maçlar ayrı bir keyif veriyor insana.Her ne kadar farklı şehirlerin takımları da olsalar, aralarında oynadıkları maçlardaki kalite ile adeta lokal bir derbi kazandırdılar basketbolumuza. Yine böylesine bir maçtı bu fakat bu seferki biraz daha farklıydı.Kazanan koskoca Türkiye Kupası’nda finale çıkacaktı.Her ne kadar, finale çıkan ilk ekip olan Oyak Renault, küçümsenmeyecek cinsten işler başarmış olsa da bu iki

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

91


takımın da iştahını kabartıyordu.Asıl final buydu belki de Onlar için.Bu maçı kazanmak demek, gücünün farkında olan bu iki ekip için kupayı kazanmak manasına geliyordu belki de…Đşte bu kurgularla başlayan maçın ilk çeyreği, başa baş bir oyun sonunda sadece 2 sayı Telekom üstünlüğü ile noktalanmıştı.Đkinci çeyreği biraz daha iyi oynayan ve biraz da ev sahibi sayılan Türk Telekom, devreyi 6 sayı farkla önde tamamladı.Üçüncü çeyrekte de savunmasını bir türlü sertleştirmeyen Fenerbahçe Ülker, bir ara 13 sayı geriye düştü.Son çeyrek ile birlikte maç başından beri başaramadığı sert savunmayı nihayet gerçekleştiren sarı-lacivertliler, 13 sayıdan geri gelip, 1 sayı öne geçtiği maçı, son saniyelerdeki bireysel hataları ile kaybetti ve 1967 den beri devam eden kupa hasretini bu yıl da dindiremedi. Türk Telekom ise tarihinde 5. kez finale yükselirken, bundan önce oynadığı 4 finalin hepsini kaybetmiş olması da ayrı bir istatistik olarak tarihe geçmişti. Maçın Đstatistikleri Şut Yüzdeleri

TÜRK TELEKOM %36 %46 FENERBAHÇE ÜLKER Serbest Atış

%59 %69 2 Sayılık

%39 %53 3 Sayılık

%31 %36 Ribaund

32 38 Asist

18 13 Top Çalma

9 7 Top Kaybı

11 18

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

92


10.02.2008

4 Evren BÜKER 25.51 dk 0 Rb 2 As 2 Sy 0 Tç 4 Tk 0 Blk

5 Muratcan GÜLER 13.28 dk 2 Rb 1 As 0 Sy 2 Tç 0 Tk 1 Blk

5 Andre WOOLRIDGE 29.31 dk 0 Rb 2 As 2 Sy 0 Tç 4 Tk 0 Blk

6 Mutlu AKPINAR 11.21 dk 1 Rb 0 As 3 Sy 0 Tç 0 Tk 0 Blk

6 Tufan ÖNEN 1.54 dk 0 Rb 0 As 0 Sy 0 Tç 0 Tk 0 Blk

7 Bekir YARANGÜME 17.15 dk 3 Rb 2 As 5 Sy 1 Tç 1 Tk 0 Blk

7 Ahmet Ali ERDOĞAN 2.17 dk 0 Rb 0 As 0 Sy 0 Tç 1 Tk 0 Blk

11 Tutku AÇIK 22.08 dk 2 Rb 4 As 5 Sy 0 Tç 5 Tk 0 Blk

8 Oğuz ERDOĞAN 1.11 dk 0 Rb 0 As 0 Sy 0 Tç 0 Tk 0 Blk

12 Barış ÖZCAN 17.30 dk 1 Rb 0 As 8 Sy 0 Tç 0 Tk 0 Blk

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

93


9 Ömer Emre KAHYAOĞLU 21.10 dk 4 Rb 2 As 9 Sy 1 Tç 1 Tk 0 Blk

13 Ivica JURKOVIC 12.26 dk 3 Rb 0 As 0 Sy 0 Tç 0 Tk 1 Blk

10 Richard CHANEY 26.49 dk 4 Rb 3 As 5 Sy 2 Tç 2 Tk 0 Blk

14 Haluk YILDIRIM 11.24 dk 2 Rb 1 As 0 Sy 0 Tç 1 Tk 0 Blk

13 Özgür BIYIK 14.23 dk 0 Rb 0 As 12 Sy 1 Tç 0 Tk 0 Blk

15 Erwin DUDLEY 21.12 dk 4 Rb 3 As 11 Sy 1 Tç 2 Tk 0 Blk

14 Monwell RANDLE 35.49 dk 7 Rb 1 As 14 Sy 0 Tç 1 Tk 0 Blk

21 Adem ÖREN 2.49 dk 0 Rb 1 As 3 Sy 0 Tç 0 Tk 0 Blk

15 Nedim DAL 25.12 dk 4 Rb 2 As 11 Sy 0 Tç 2 Tk 2 Blk

25 Khalid EL-AMIN 26.54 dk 3 Rb 3 As 25 Sy 1 Tç 1 Tk 0 Blk

20 Alper SARUHAN 15.53 dk 1 Rb 0 As 6 Sy 0 Tç 0 Tk 0 Blk

33 Chris WILLIAMS 27.34 dk 7 Rb 3 As 16 Sy 2 Tç 1 Tk 0 Blk

16 Fatih ERAVCI (Süre Alamadı)

42 Kristoffer LANG 15.59 dk 2 Rb 0 As 4 Sy 0 Tç 1 Tk 0 Blk

Beşiktaş Cola Turka ve Galatasaray Cafe Crown’un bulunduğu bir gruptan 1. çıkıp, çeyrekte Pınar Karşıyaka’yı, yarı finalde de Efes Pilsen’i deviren OYAK RENAULT ‘a Opel Türkiye Kupası’na getirdiği renk ve heyecandan dolayı, 3SAYI Dergisi olarak şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi sunuyoruz, sağ olun var olun… Şampiyon diyoruz…

TÜRK TELEKOM

u da yürekten kutluyor ve nice zaferlere

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

94


Kaptan Haluk Yıldırım Kupayı Spor ve Gençlik Müdürü Mehmet Ali Atalay’ın elinden aldı

Koç Ercüment Sunter’i omuzlara aldılar Kupanın çoskusunu doyasıya yaşadılar

Onur Canbaz Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

95


ANADOLUDA BASKETBOL BU OYUNU ARTIK BĐZDE SEVĐYORUZ! Ülkemizde ve Avrupa’da futbolun ne kadar yaygın bir spor dalı olduğunu biliyoruz. Đki kişi bir araya gelince futbol konuşur, 5-6 çocuk bir top bulur futbol oynar. Ama artık bu değişiyor…

Şüphesiz ülkemizde ve Avrupa’da en popüler spor futbol. Đnanılmaz büyük organizasyonlar bu spor üzerine yapılıyor. Ayrıca bu spor dünya nüfusunun büyük bir kısmının günlük hayatlarında vazgeçilmez olmuş. Ancak basketbol dünyasında yer alan oyuncu yönetici, basketbol adına yayın yapan kuruluşların ve basketbol yazarlarının çabası ile basketbol; Amerika kıtasına özgü bir spor olmaktan çıktı. Artık ülkemizde futbol kadar sevilen, futbol kadar ilgi gören bir spor olma yolunda basketbol. Bu yüzden bu ay ki sayımızda, basketbol ateşinin Anadolu toprakları üzerindeki etkisini; Anadolu’da basketbol oynayan, hakemlik ve antrenörlük yapan biri olarak kendi çevremden örnekler vererek anlatacağım.

6 yıl boyunca basketbol benim hayatımın en önemli parçası oldu. Bu yüzden zamanımın çoğu kısmını spor salonlarında geçirmekteyim. 6 yıl boyunca yaptığım gözlemlere dayanarak söyleyebilirim ki, Anadolu topraklarında basketbola ilgi artmaktadır. Bunun en önemli nedeni basketbol kültürünün doğru bir şekilde Anadolu insanına benimsetilmesidir. Basketbol kültürünün bu denli iyi bir şekilde yayılmasını öncelikle; Türkiye Basketbol Federasyonu’nun gösterdiği çabaya bağlıyorum. Ülkenin her köşesine açılan 12 Dev Adam Basketbol Okulları çocukların erken yaşlarda basketbolla tanışmasını ve bu spor dalında iyi bir eğitim almalarını sağlıyor. Geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimizin erken yaşlarda bu sporla tanışması gün geçtikçe basketbol severlerin sayısını artırıyor. Basketbol’un diğer sporlara göre daha geliştirilebilir olması da; basketbol oynayanların sayısını arttırıyor. Oyuncular hangi yaş olursa olsun kendilerine göre bir hedef buluyor ve o hedefe ulaşmak için çabalıyor. Basketbol’un geliştirilebilir olması da hedefleri için çaba harcayan oyuncuların amaçlarına büyük ölçüde

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

96


ulaşmasını, bundan dolayı mutluluk duymasını sağlıyor. Bu yüzden basketbola başlayan çocukların ve gençlerin oynamaktan vazgeçtikleri nadir görülmektedir. Yani yapabildiği bir işi yapmaktan ve onu başarmaktan kim zevk almaz ki…

12 Dev Adam Basketbol Okullarının bir antrenörü olarak yaptığım birkaç gözlemi sizinle paylaşmak istiyorum. Veliler çocuklarının okuldan artakalan zamanlarında boş işlerle değil de herhangi bir sporla uğraşmasını isterler. Ancak çoğu çocuk ebeveynleri ile aynı fikirde değildir. Hafta içi okuldan yani kural ve düzen ortamından sıkılan çocuk hafta sonunda kendi kafasından geçenler yapmak ister. Başka bir kural ortamına girmek istemezler. Bu yüzden her çocuk ilk gününde antrenmanlara katılmak istemez. Ancak bu isteksizlik bazılarında topu eline alınca bazılarında da topu çemberden geçirince biter. Artık onların hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olmuştur basketbol. Hafta sonunu sabırsızlıkla beklerler, kışın en soğuk günlerinde bile antrenmanlara gelmek için can atarlar. Çocuklarının bu kadar ilgi duyduğu bir aktiviteye çoğu zaman velilerde kayıtsız kalamazlar. Öncede dediğim gibi basketbol okulları, basketbol kültürünün yayılmasında çok önemli bir etken. 1-4 Ekim tarihleri… Opel Türkiye Kupası Yozgat grubu maçlarında masa hakemi olarak görevliyim. Maçlara ramazan ayına denk geldi. Üstelik tam da iftar vakti… Fenerbahçe- CASA TED Koleji maçından önce hakem odasında oturuyoruz. Aklımdan “Bu saatte kimse maç izlemeye gelmez” diye geçiriyorum. Ancak salondan içeri adımımı attığım andan itibaren tüm fikrilerim değişti. 2500 kapasiteli salonda tek bir koltuk bile boş değildi. Seyircilerin çoğu yiyeceklerini yanlarında getirmişlerdi. Oyunculara ilgi çok büyüktü. Bu görüntü 3 gün boyunca tekrarlandı. Federasyonun Grup maçlarını değişik şehirlere vermesi de basketbolu tanıtmak açısından çok iyi bir durumdu.

Çevremden gözlemlediklerime göre; basketbol Anadolu’da futbol kadar seviliyor diyebilirim. Artık kum sahada bir futbol topu peşinde koşan çocukları, salonlarda basketbol oynarken görüyorum. Futbol maçlarında televizyon başına toplanan insanları, TBL maçları, NBA maçları izlerken görüyorum. Okula gitmek için yatağından kalkamayan gençlerin NBA maçı izlemek için gece yarısı gözlerini açtığını, All-Star hafta sonlarında smaçları hakkında yorum yaptıklarını duyuyorum. Bizden yaşça büyük insanların bile boş zamanlarında salonlara gidip basketbol oynadıklarını görüyorum. Bir basketbol sever olarak bundan dolayı mutlu oluyorum. Buradan Amerikalılara bir sözüm var! Bizde artık bu oyunu seviyoruz… Görüşmek üzere…

Burak Acar Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

97


Şubat 2007 de 3. Sayımızı çıkarak ilk üçlüğümüzü gönderdik. Bu sayımızı AllStar Özel sayısı olarak hazırladık. Kapağımızı süsleyen isim ise Mehmet Okur’du. Dergimizin tüm sayılarını www.3sayi.com’a girip dergi indir bölümünden indirebilirsiniz.

1- 2007 All-Star Maçı Değerlendirmesi 2- All Star 2007 Oylama Sonuçları ve Değerlendirmesi 3- 2007 All Star Rookie Maçı Değerlendirmesi 4- 2007 EA SPORTS Haier Şut Yarışması Değerlendirmesi 5- PlayStation Yetenek Yarışması Değerlendirmesi 6- 2007 All-Star Üçlük Yarışması Degerlendirmesi 7- Sprite Slam Dunk Contest 2007 ve Jurileri 8- All-Star Maçları Nerede Yapıldı-Kimler Kazandı MVP’ler Kim 9- Grafik Tepe Taklak-Francis'siz All Star 10-Bir Yenilik Yapsak mı Acaba?

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

98


Dergimizin Dağıtımına Destek Olan Siteler; • BasketbolEgitim.com • BasketbolTurkiye.com • ForumNBA.com • NbaTr.com Dergimizi yayınlayan sitelere teşekkürleriz ederiz.

Buraya sitenizin adının yazılmasını istiyorsanız bilgi@3SAYI.com e-posta adresinden bizim ile irtibata geçebilirsiniz.

e-mail: 3SAYIdergisi@gmail.com e-mail & msn: Bilgi@3sayi.com

www.3SAYI.com

Her türlü soru, öneri ve düşünceleriniz için bizlerle irtibata geçiniz. Dergimizin yapımında ve yayımında yardım etmek isteyen herkes bizimle temasa geçebilir. Unutulmamalıdır ki; bu dergi emek üzerine kuruludur ve sizlerin desteğiyle daha da büyüyecektir. 3SAYI Basketbol e-Dergisinin içindeki yazılar dergi için yazılmış olup, izin alınmadan yayımlanması YASAKTIR. 3SAYI Basketbol e-Dergisinin indirme linkini 3SAYI.com sunucusundan verilmesi kaydı ile sitenizde haber vermeden yayınlayabilirsiniz. 3SAYI dergisi ücretsiz olup istenilen her yerde rahatlıkla yayınlanabilir. 3SAYI Basketbol e-Dergisinde yazılarınızın yayınlanmasını istiyorsanız editörlerimiz ile iletişime geçiniz.. Unutmayın ki bu dergi tamamen amatör bir ruh ile basketbol severlerin duygularına, düşüncelerine bir yol olabilmek için yayımlanmaktadır. Dergimiz imkanları dahilinde yapabileceği her şeyi basketbolseverler için elinden geldiğince yapmaktadır. Basketbolun bir spor olduğu bilinciyle çıkılan bu yolda, gösterdiğimiz gayreti sizlerde kutlamalı; dergimizin amacı olan genç nesillere, basketbolu olabildiğince aşılamalı ve bunun için bizlere de desteğinizi esirgememelisiniz.Böylelikle basketbolumuz yeni bir çehre kazanacaktır ve daha aydınlık gelecekler bizleri bekleyecektir.

Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com

99


Türkiye’nin ilk sanal basketbol dergisi 3SAYI

‘‘Mart 2008’’ www.3sayi.com 100


Basktbol