Page 43

İSTANBUL TEKSTİL VE KONFEKSİYON İHRACATÇI BİRLİKLERİ AYLIK DERGİSİ

IBRAHIM GEYIKOĞLU

İHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Koyun olmayınca yün, yün olmayınca ip olmaz. İp olmayınca da dokuyan işçi olsa neye yarar? Bizler, bırakın ipi; dokuma yok, işçilik pahalı gibi bahanelerle buradan kilometrelerce ötedeki yabancı ülkelere halının ipini, modelini yolladık, dokunup geri gelsin diye. Oranın yünleriyle, ipleriyle, işçilikleri ile modellerimizi birleştirdik. Daha doğrusu gül gibi kızımızı verdik ellere, soyumuzu bozduk. Özelliklerini bozduk. Gizemlerini bozduk. Daha ne yapalım… Say say bitmez.

HER SORUNUN BIR ÇÖZÜMÜ DE VARDIR

Bakanlıklarda halı, kilim maddelerinin sanayi mamulü sıfatından çıkarılıp kültür varlığı, el sanatları adı altında birleşimini sağlayıp, en az müsteşarlık düzeyinde bir bölüm kurulmalı. Bu sanatı bilen, liyakat sahibi müsteşar olarak atanmalı, ekip kurulmalı. Ciddi ve milli duygularla donatılmış olmalı. Bu madde için yurt dışında üretiminin sadece işçilik nedeniyle yaptırıldığı göz önüne alınarak; milli ekonomiye zararlı olduğu, milli bir kültür varlığı gözüyle bakılıp gerekirse üretilmiş halı değil de yurdumuzda işçilik ücretlerinin yüksekliğini önlemek üzere sadece yabancı işçi ithalatının yapılmasını sağlamalıyız. Bedava kurs açılması, ip ve diğer malzemelerin üretiminin teşvik edilmesi, Türk işçilerinin SSK ve gerekirse ücretlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanması, bunun karşılığında belirli bir miktarın üretiminin şart koşulması, teknik yönden çok sıkı denetim ile teşvikin kontrol altında tutulması, şartlara uymayanlara caydırıcı cezalar verilmesi için uygun ortamı yaratmalıyız. Halı ve kilimin ithalatı bilindiği üzere, “İhtisas Gümrüğü” sıfatıyla Isparta’da yapılıyor. Sözde ithalatta caydırıcılık olarak uygulanan bu sistem, maalesef, ithalatçıyı değil de “ithalatın ithalatlarla cezalandırılma” sistemini doğurdu. Isparta’da ihtisaslık artık kalmadı. Fazla detayına girmeye gerek yok. Malların Isparta’ya

gidişinde kullanılan lastik, araç, asfalt, risk gibi unsurların zararları, ülkemize gereksiz yere döviz kaybı yaratıyor ve ithalat caydırma bahanesinden daha da fazla milli zarar oluşturuyor. Sadece trafiğin fazlalaşması bile, başlı başına çevre sorunu doğuruyor. Bu ürünlerin “el sanatı” olması ve bir kültürü temsil etmesi nedeniyle; eskimiş olması, kullanılması onun önemini ve değerini daha da artırır. Yenileri yapılmadığından eskilerin yeniden ekonomiye sokulması ise işin bambaşka bir evresidir. Bunun ithalatının, yeni halıdan daha kolay yapılmasının önü açılmalıdır. Formalitelerin kaldırılması inanın yeni halı ithalatından daha fazla önem arz ediyor. Bu tür ithalatlarda döviz çıkmaz. Çıksa da bir yeni halıdan çıkan dövizin yüzde 5’i kadar bile olmaz. Bilindiği üzere, yurt içinde tüketilmeyeceği için, yüzde 1000 dövize çevrilerek katkı sağlayacağından emin olunması gerekmektedir. Gerçek de budur… Eski malların ülkeye getiriliş şekli olan geçici ithalatlarda; ekonomiye kazandırma, tamir, yıkama, güneşlenme sanatını icra eden şehir ve ilçeleri parmak sayısı kadar azdır. İstanbul’da yerleşik bir halı ticareti ile iştigal eden kişi veya kuruluşların bu malları güneşlenmek için Antalya’ya; tamir için Sultanhan’a; yıkama vs. için de Uşak’a yolladığı bilindiği halde, bazı gümrük idarelerinin sanki potansiyel kaçakçı gözüyle bakması da bu sanata vurulan bir başka darbe. Hangi şehirde ise oradaki gümrüğe gitmesinin nelere mal olduğunu bilemeyecek kadar bu sanattan anlamadıklarını, hatta anlamak istemediklerini ortaya koyuyor. Bu sanatın, idari kalemlerdeki şahısların iki dudağı arasından kurtarılması gerekiyor. Bu ithalatın, döviz çıkmayışı ve işçilik dövizi getirisi göz önüne alınarak çok daha kolay yapılmasının önü açılmalıdır. Kesin ithalatlarda bu madde için her kişi veya kuruluşun ithalat yapma hakları olmamalı. İhracat yapanlara ithalat kotası verilmeli, ithalatı ancak bu şartlara uyanlar yapmalı veya bu hakkı maddi yönden olanak sağlayarak devredebilme hakkı verilmeli. Yapılan ihracatın belirli oranında ithalata izin verilmeli. İnanın alınacak bazı tedbirlerle; hayvan üretimin artırılması, bağlantılı olarak yünün ve kılın ip haline dönüştürülüp halı kilim dokumacılığının Anadolu’ya yeniden kazandırılarak cazip hale getirilmesi halinde terör bitecek, mutluluk gelecektir. “Haydi, köyümüze dönelim” sloganı ile bir başlangıç yapalım. Sosyal yardım alanlara bu sanatı öğretelim. Bu yardımın karşılığını bu şekilde, onlar da ödemiş olsunlar.

Hayvancılık, bu sanatın esas temelidir. Temeli yok olan bir varlık düşünebilir misiniz? Koyun olmayınca yün, yün olmayınca ip olmaz. İp olmayınca da dokuyan işçi olsa neye yarar? Bizler, bırakın ipi; dokuma yok, işçilik pahalı gibi bahanelerle buradan kilometrelerce ötedeki yabancı ülkelere halının ipini, modelini yolladık, dokunup geri gelsin diye.

Soru ve görüşleriniz için: kilim@kilimcompany.com

41

Profile for Viya Medya Yayıncılık Organizasyon A.Ş.

İTKİB HEDEF  

Advertisement