Issuu on Google+

VBOX

9.10


GENEL KOORDİNATÖR ve YAYIN YÖNETMENİ

Elif Türkoğlu elif@vboxmag.com

KREATİF DİREKTÖR

Mert Türkoğlu mert@vboxmag.com

EDITORYAL

Selin Bilgiç selin@vboxmag.com Esra Yarıcı esra@vboxmag.com Dr. Adil Asımgil adilasimgil@yahoo.com Eda Atalay eda@vboxmag.com Ebru Demirel ebru@vboxmag.com

KATKIDA BULUNANLAR

TEMSİLCİLERİMİZ

Aslı Gündoğan Yusuf Akıncı Ali Osman Taş Defne Aydın

Los Angeles Alper Nakri alper@vboxmag.com İstanbul Ahu Kılıç Naniç ahu@vboxmag.com Washington DC Erkan Demir erkan@vboxmag.com Viyana İsmail Gökmen ismail@vboxmag.com

ART

İLETİŞİM

ME TASARIM me@vboxmag.com 250 Pacific Ave. Long Beach California 90802 Phone: +12132717854 vbox@vboxmag.com EYLÜL 2010 SAYI: 14

2


VBOXMAG

9.10

editor Ilık bir sonbahar esintisine hayır demeyiz... Yazın kavurucu sıcaklarının son bulduğu şu günlerde tatilin bitişi, işe geri dönüşler, okulların açılışı ve bayram heyecanı üstüste geldi. İki günlük bayram tatili hafta

sonu ile birleşince sizlere lokum tadında keyifle okuyabileceğiniz bir Eylül sayısı hazırladık. Şimdiden tüm okuyucularımız bayramını kutluyoruz.

2010-11 Sonbahar-kış kreasyonlarının hepsinde 50’lere dönüşü

göreceksiniz, biz yine de sıradışılığınızı koruyup sonbahar da retro makyajı denemenizi tavsiye ederiz, verilen uzun araların ardından işe ve okula başlamak zordur tatil dönüşlerinde mevsimsel depresyona dikkat...

Bu sonbahar ne giysem diye düşünenler için Trendsetter’ın önerilerini

kaçırmayın deriz. Köşe Kapmaca’da harika bir sergi izlenimi “Body World” sizlerle, Portre’de bu ay büyük oyuncu Fosforlu Cevriye Neriman Köksal yer alıyor.

Bir çikolata tutkunu olan Berrin Gürcan’dan enfes çikolata tarifleri ve Evlilik Asistanı’ndan sonbahar gelinleri hakkında birçok öneri bu ay sizlerle.

Keyifli seyirler

elif türkoğlu

3


VBOXMAG

9.10

trends

Beymen Home, 2010–11 koleksiyonuyla trendlere yön veriyor Klasik formları yeniden yorumlayarak bir yandan evleri modern kent ruhuyla birleştirken bir yandan da sıradışı bir tarzla donatıyor. Beymen Home’un çok kültürlülüğü yansıtan farklı tasarımları, mobilyadan ev tekstiline ve aksesuvarlara uzanan geniş ürün gamıyla, modern, romantik ve sofistike mekanlara imza atıyor. 



4

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


TRENDS

Louis Vuitton ile 50’lerin havasını yakalayın Louis Vuitton’un 2010-11 Sonbaharkış koleksiyonunda 50’lili kadınların gardolabını yansıtan çekimlerin mankenleri Christy Turlington, Natalia Vodianova ve Karen Elson olurken, çekimleri Steven Meisel gerçekleştirdi.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

5


TRENDS

Geldi gelicek, çıktı çıkacak derken Şimdilerde iPad’ler kadar coverları da kullanıcılar açısından oldukça önemli. Tüketicileri can damarından vuran firmalar fiyat aralığı 19-4900$ arasında değişen iPad coverları piyasaya sundu bile. Birbirinden güzel, çekici, kullanışlı ve en ilginci asıl üründen pahalı coverlar en az iPadler kadar yok satıyor. Biri mutlaka size göre.

6

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


TRENDS

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

7


TRENDS

8

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


TRENDS

Pieces ile ayrıntılarda şıklığı yakalayın Modayı takip eden kadınlara kıyafetini kendi tarzına göre tamamlaması için zengin seçenek sunan Pieces, Türkiye’de multibrands mağaza anlayışı ile büyüyen Bestseller mağazalarda yer alıyor.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

9


TRENDS

VitrA’nın Slim duş teknesi, şimdi yeni boyutlarıyla VitrA tarafından geliştirilen, ihtiyaçlara uygun yeni boyutlarla serisi zenginleştirilen Slim duş tekneleri, en sade mekanlara bile ayrıcalık kazandırıyor. Kare ve dikdörtgen olmak üzere farklı biçimlerde üretilen Slim duş tekneleri; flat, monoblok ve sıfır zemin seçenekleriyle sunuluyor.

10

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


VBOXMAG

9.10

beauty 12 Gülümseyin: Diş sağlığınızın genel sağlığınızı etkilediği kadar genç ve güzel görünmenizi de sağladığını biliyor muydunuz?

health 16 Tatil dönüşü ve mevsimsel depresyon

fashion 19 Peki bu sonbahar ne giysem?

wedding 38 Güz Gelinleri Bir Başkadır!

food 44 Sizde kendi çikolatanızı kendiniz yapın

travel 48 Büyük Okyanusun derinliklerindeki volkanların ardarda çıkardığı lavların soğumasıyla oluşan Hawai

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

11


VBOXMAG

9.10

beauty

Sonbaharda Retro Şık Silüetler! Sephora, Retrochic 2010 Sonbahar Koleksiyonu ile grinin bütün tonlarını gözler önüne seriyor. Çeliğin soğuk grisinden fırtınalı gökyüzünün morumsu rengine kadar tüm tonlar, baştan çıkarıcı etkileyici bakışlara yeni bir heyecan katıyor. 1950’lerin Fransız kadınlarının, çekiciliklerini gizemli ve buz gibi gülüşlerin arkasına sakladıkları, manikürlerinin kusursuz, gözlerinin ise dumanlı siyah olduğu günleri günümüze taşıyor.

12

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


BEAUTY

ltra Shine Dudak Parlatıcısı: 24.60 TL

Oje: 10.50 TL

4’lü Far ve Eyeliner Paletleri: 38.50 TL

13

TEMMUZ 2010

VBOXMAG.COM

Doe Eyed Eyeliner: 26.80 TL

Lash Plumper Mascara: 34.90 TL

Sephora Ruj: 23.90 TL

Matlaştırıcı Cila: 17.90 TL

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

13


BEAUTY

Dişleriniz Gülümsesin

YAZAN Tülin Şahin WWW.TULISS.COM

14

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

Diş sağlığınızın genel sağlığınızı etkilediği kadar genç ve güzel görünmenizi de sağladığını biliyor muydunuz? Diş sağlığınız için her sabah ve gece yatmadan evvel dişlerinizi fırçalayıp, dişipi kullanmanızı ve dilinizi de fırçalamayı ihmal etmemeniz gerektiğini hatırlatıyorum.


BEAUTY

Diş sağlığınızın genel sağlığınızı etkilediği kadar genç ve güzel görünmenizi de sağladığını biliyor muydunuz? Diş sağlığınız için her sabah ve gece yatmadan evvel dişlerinizi fırçalayıp, dişipi kullanmanızı ve dilinizi de fırçalamayı ihmal etmemeniz gerektiğini hatırlatıyorum. Ağız bakımı tabii ki genel sağlığınız yani hamilelik dönemi, kalp hastalıkları, göz, böbrek başta olmak üzere diğer organlar için biliyorsunuz son derece önemli ve tabii ki estetik kaygı da bu arada ihmal edilmemeli. Güzel gülüşle elde edilecek çok mutluluk var dünyamızda, ancak yaşlanma ile dişlerimizde ve dişetlerimizde meydana gelen aşınmalara bağlı deformasyonlar ve değişiklikler bizleri daha da yaşlı gösterir. Pisagor’dan bu yana estetik olarak baz alınan altı, yıllarla beraber değişimlere uğrar, yumuşak dokular sarkar ve dişlerde oluşan dikey yöndeki aşınmalar çenelerin yaşlı görünüme doğru gitmesine yolaçar. Aynı şekilde yaşla beraber güldüğümüzde dişlerimizin yeteri kadar görülememesi de tüm bunların sonucu olarak

yıllar içinde bize farklı görünüm kazandırır ki, günümüzde özellikle daha hoş ve sağlıklı görünmek için girişilen çabaların yoğunluğunu göz önünde tutarsak bu durumun ne kadar önem kazandığını anlayabiliriz. Yeni yapılacak protezlerle (sabit ya da hareketli) hem renk hem şekil hem de dişlerin yeniden konumlandırılmaları ile tüm bu bahsedilen estetik dezavantajların önüne geçmek günümüz dişhekimliğinde yeni malzeme ve tekniklerle (örneğin full seramik porselenler, laminate veneerler, zirkonyum alt yapılı kaplamalar ve çene kemiğine yapılan implantlar üzerine yapılan sabit protezler gibi...) çok daha kolay ve rahat olmakta. Ayrıca yeni yapılacak dişlerinizin renginde veya kendi dişlerinizde yapılabilecek renk değişiklikleri de genç görünüm kazanmanıza yardımcı olacaktır. Yani daha büyük cerrahi estetik operasyonlara girmeden de dişlerinizde yapılacak restorasyonlarla daha sağlıklı ve genç gülüşler elde edebilir ve yumuşak dokularda da birtakım kırışıklıkların hafifçe de olsa düzelmesini sağlayabilirsiniz.VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

15


16

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


VBOXMAG

9.10

health

Tatil dönüşü ve mevsimsel depresyon Uzun araların ardından işe ve okula başlamak zordur. Tatil havasını bir türlü atamazsınız üzerinizden. Sabah uykusu, kahvaltılar, deniz, yürüyüşler veya gece hayatı gelir aklınıza. İnsanlar bu dönemde konsantrasyon güçlüğü, atalet hali, sabah yorgun kalkma ile karamsarlık batağına saplanır ve sosyal ilişkilerde bile zorlanmaya başlarlar. Tatil Sonrası Kadınlar Zayıflamak, Erkeklerse Sigarayı Bırakmak İsterler Bireyler normalde yapamadıkları birçok aktiviteyi tatil zamanlarında gerçekleştirerek yaşamlarında bir değişim gerçekleştirirler. İşiyle veya okuluyla ilgili bir takım problemler yaşayanlar, bu ortamdan uzaklaştıkları için sorunları kısa süreli de olsa unutuverirler. Ama mutlu geçen uzun tatilden sonra, sıkıldığı aynı mekana geri dönmek işkence haline dönüşecektir. İşini veya okulunu sevmeyenler depresyonu çok daha şiddetli yaşıyorlar. Bazı insanlar ise tatilde yakalamış oldukları tempoyu gündelik yaşamlarına aktarabileceklerine inanacak kadar saf yüreklilikle yaklaşırlar konuya. İddialı geri dönüş kararlarıyla işe girişirler. Tatil sonrası kadınların en sık aldığı yeni karar ‘zayıflamak’, erkeklerinse ‘sigarayı bırakmak’tır. Birkaç hafta içinde yaşanılan başarısızlık-

lar, bu iştahlı grubu da atalet grubunun bulunduğu noktaya -depresyonun kucağına- sürükler. Depresyona girdiğimizi gösteren diğer belirtilerse uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları, suçluluk duygusu, iştah değişiklikleri, fiziksel aktivite değişiklikleri (aşırı durgunluk veya gerginlik) olarak sıralanabilir. Sonbahar ve kış aylarında başlayıp ilkbaharda düzelen duygusal rahatsızlıkları “mevsimsel depresyon” olarak tanımlıyoruz. Ancak en azından iki yıl boyunca aynı dönemlerde ortaya çıkması gerekmektedir. Mevsimsel depresyon özellikle gençlerde görülüyor ve iklime bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Mevsimsel depresyonun daha spesifik belirtileri şöyle sıralalanabilir: Halsizlik, aşırı uyku ihtiyacı (günde en az 10 saat) veya normal uykudan iki saat fazla uyuma, karbonhidrat ihtiyacının artması, iki hafta boyunca genel isteksizlik, ilgi kaybı ve ruhsal çökkünlük hissi. İçinizden hiçbir şey yapmak gelmiyorsa, sürekli uyumak istiyorsanız ve her uyandığınızda da eklemleriniz ve kaslarınız ağrı içinde kalıyorsa, kendinizi mutsuz hissediyor ve başınıza sürekli kötü bir olay geleceğinden endişe duyuyorsanız, mevsimsel depresyon yaşıyor olabilirsiniz. Mevsimsel depresyonun etkilediği çocuklar ve gençlerin, özellikle bu dönemlerde evde, okulda uyum sorunları, gençlerin de marjinal gruplara katılma eğilimleri artabilir. Mevsimsel depresyonun aslında sırf insanlara özgü bir olay değil, doğadaki tüm canlıların kendilerini VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

17


HEALTH

yeni mevsime hazırlarken geçirdikleri bir durgunluk dönemi olduğunu bilmek gerek. Her canlının yaşadığı bu fiziksel ve ruhsal değişimi bazı hayvanlar kış uykusuna yatarak sona erdirirler. Mevsimsel depresyon dönemini en az zararla atlatmak için öneriler: A) İşini veya okulunu sevmeme düzey ileri derecede olan ilk grup için sıkıntı oluşturan olayların üzerine gidilmesi gerekiyor. Depresyonu yenilgi olarak görmemeliler. Hatta yeni oluşan bu durum, kişi için var olan sorunları sorgulama açısından bir fırsat olabilir. İşle ilgili bir probleminiz varsa bunu halletmenin yollarını bulun. Eğer patronunuzla aranızda bir sorun varsa, konuşarak meseleyi halletmeye çalışın. İşinizi sevmiyorsanız ya başka bir iş yapmaya çalışın ya da işinizin güzel yönlerini görüp alışmaya çalışın. Kendinizi yıpratmayın. Eğer ev hanımıysanız, arkadaşlarınızla günlük yaşamınızı renklendirecek aktiviteler planlayın. Planladığınız gibi geçmeyen tatiller de depresyon sebebi olabilir. Zamanın boşa geçtiği hissini verir. Bu durumda en yakın hafta sonu tatilini daha güzel planlayın. Tatillerde sadece başkalarının istediği işleri yapmayın. Kendisini rahatlatmayan insanın çevredeki insanlara yararı olmaz. Okulla ilgili sorunlar, üzerinde uzun uzadıya durulabilecek konulardır. Özetle, tüm yaş grupları için, geçen yıl nasıl geçmiş olursa olsun, bu yılın yeni bir başlangıç olduğunu vurgulamak esastır. Ebeveyn olarak her zaman onların tarafında olduğunuzu göstermelisiniz. Çocuk, belli konularda zorlanıyor olabilir, arkadaşlarıyla sorunları olabilir, öğrenme zorluğu çekebilir, vb. Önce konuşup derdini anlamak gerekiyor. Çalışma süresi mi az, yoksa süre olması gerekende uzun mu? Yani öğrenme zorluğu mu var, yoksa esas olan isteksizlik midir?

18

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

Bu gibi soruların yanıtlarını bulmak gerek. Öğretmenle ilişkiye geçmek ve çocukla birlikte onu sıkmadan ödevle uğraşmak çözümün ilk basamağıdır. B) Hırslı başlayıp yenilgiyle tanışan ikinci grubun işi daha kolaydır. Tatil dönüşünde, yaşama akılcı kararlarla girme fikrine herkes saygı gösterir ve takdir eder. Ancak; sonuçta başarısız olmamak, karamsarlığa kapılmamak ve özgüveninizi yitirmemek için belli bir program yapılmalıdır. Öncelikle kararlarınızı uygulamak için baştan öngördüğünüz zamanı belirleyin. Acele etmeyin, bonkör davranın. Sonuçta ulaşmayı beklediğiniz hedefe giden yolu parçalara ayırın. Örneğin egzersiz yapmak istiyorsanız ilk gün maraton koşamazsınız. Aklınızdan daima, başarılı olursanız elde etmeyi hayal ettiğiniz şeyleri geçirin. Eğer sigarayı bırakırsanız merdivenleri oflayıp puflamadan çıkacaksınız, zayıflarsanız ne kadar da güzel olacaksınız. En önemli nokta ise kararlarınızın sayısını sınırlı tutmak. Her şeyi bu yıl başarmasanız da olur. Kategorik kararlardan kesinlikle kaçınmalısınız. ‘Asla’, ‘her zaman’, ‘kesinlikle’ gibi sözcükler size uzak olsun. Uygulamada aile veya arkadaş desteği de çok önemli. Siz zayıflamak isterken karşınızda dondurma yiyen biri olmamalı. Her başarılan aşamadan sonra kendinize bir ödül de verebilirsiniz: Belli miktarda zayıfladıktan sonra tatile çıkmak, yoğun egzersizden sonra saunaya gitmek gibi. Dikkat edilecek temel nokta başarısızlıklara hazırlıklı olmak. Programdan kaymalar mutlaka olacaktır. Aylarca aynı düzeni sürdüremeyebilirsiniz. Amerikan Hastanesi Psikiyatri Bölümü Dr. İsmet Bora


VBOXMAG

9.10

fashion

Tarzıyla farklı, renkleriyle sıcak bir koleksiyon: Beymen Club SonbaharKış 2010 İlhamını 70’li yılların duruşundan alan Beymen Club Koleksiyonu, ikonik modelleri yeniden yorumlayarak, kendine güvenen şehir insanının gardırobunu modernleştiriyor. Koleksiyon yalın, net, rahat ve zamansız bir duruş sergilerken; renkleriyle de sıcak, samimi ve heyecan verici bir siluet çiziyor. 
 


VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

19


FASHION

Beymen Club Kadını... Sonbahar-kış sezonunda, kendini rahat hissedeceği yalın, minimal detayların kullanıldığı modern bir koleksiyonla karşılaşıyor. Modayı trendlerle değil yaşam tarzıyla takip eden ve kendine özgü bir stili olan kadınlara hitap eden koleksiyon, rahatlığı lüks kumaşlarla birleştiriyor. Beymen Club Erkeği... Sportif şıklığın hakim olduğu Beymen Club Sonbahar-Kış Erkek Koleksiyonu, dinamik, rahat ve modern erkeklere hitap ediyor. Tarzını, ceketinden otomobiline kadar her noktada öne çıkaran Club erkeği, koleksiyonun sunduğu “smart-casual” stil önerileri ve “cool” kombinlerle kışın ağırlığından uzaklaşıyor.

20

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

21


FASHION

Bu elbiseler parti için hazırlanmış Eylül ayı itibariyle dünya çapında belirlenen belli mağazalarda satışa sunulancak olan H&M’in yeni koleksiyonu tutkunlarını bekliyor.

22

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

İpekyol’dan zıt renkli takımlar Bol ceketler, havuç rengi pantalonlar, trençkotlar, ceket havasında şık bluzler, renkli trikolar ve çeşitli aksesuarlar 2010-11 İpekyol sonbahar-kış koleksiyonunda bulacaklarınızın sadece bazıları Dünyanın en iyi markaları ile aynı şıklığı yakalayabileceğiniz koleksiyonda hardal ve mavi tonların uyumu dikkati çekiyor.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

23


FASHION

24

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

Koton’da vintage rüzgarları esiyor 70 ve 80’lerin ispanyol paçaları Koton 2010-11 sonbahar-kış koleksiyonuyla geri dönüyor. Koleksiyonda tarçın, toprak, kiremit renkleri, kahve tonlarının yanında gri, mavi, ve yeşilde yerini almış. Leopar desenler, yılan derisi çantalar, tüvit ceketler, drapeli ipek gömlekler ve baharat tonları da dikkat çekiyor. Cemal ise sezonun en fovari rengi.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

25


FASHION

26

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

27


VBOXMAG

9.10

TRENDSETTER


Peki bu sonbahar ne giysem? Yazın en güzel ayları Temmuz ve Ağustos’tan sonra gelen Eylül’ün yükü ağırdır çünkü anlamı hepmiz için bir başkadır.
 Kimimiz yazın bitiyor olmasıyla melankolik hisler taşırken, kimimiz de yaklaşan sonbaharın romantizmine kendini kaptırmıştır bile. YAZAN

Esra Yarıcı

esra@vboxmag.com

Tüm markaların sonbahar-kış kolleksiyonları yaz ortasından itibaren hazır ve çoğu mağazalarda yerini aldı bile. Toprak tonlarının, karamellerin, bej ve 
pudra renklerin ağır bastığı koleksiyonlarda 60’lar ve 70’lerin etkisini bir hayli fazla görüyoruz. Yüksek belli pantalonlar, blazer ceketler, bol kesim 
kazaklar, hırkalar, mini kalem etekler ve hemen hemen her kolleksiyonda rastlayabileceğimiz uzun çoraplar ve fularlar. Tasarımcılar arasında canlı renklere yer verenler olsa da kolleksiyonlarda genellikle sonbaharın ve yaklaşmakta olan kışın ağırlığı hakim. Gelin bir 
farklılık yapıp yaz boyu depoladığımız enerjimiz sayesinde bu sonbaharı cesurca kullandığınız renkler ile karşılayalım. Ve tabiki beyaz… Gardrobunuzdaki 
beyaz renkli tüm parçaları sonbahara girişte mutlaka kullanın böylece yazdan kalma bronz teninizin yaratacağı kontrastla ışıldamaya devam edebilirsiniz. Yüksek belli bol kesim pantalonunuzu canlı renklerdeki büstiyeriniz ile kombinlerken, fular ve omuz askılı çantanızı kullanın, böylece sofistike ve bir o 
kadar da feminen bir görünüm yaratmış olacaksınız. Romantik kesimli nar çiçeği, sarı ve mavi tonlarındaki mini elbiseleri

28

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

29


stilettolarınız ile tamamlarken 
saçlarınızı örmeyi deneyin, 60’lar ve 70’lerin özgür ve bohem ruhunu hatırlatmış olacaksınız. Kıyafetlerinizi çok sayıda yüzük ve göze çarpan hacimli kolyeler ile modernize edebilirsiniz. Makyajınızda gül tonlarını tercih ederek de Eylül romantizmini 
keşfedebilirsiniz. Yazın sıklıkla kullandığınız mini şortlarınızı, sonbaharda şortunuz ile aynı boyda açık renk blazer ceketiniz ve bu sezonda varlığını sürdürecek olan 
kolej ayakkabınız ile kullamaya devam edebilirsiniz. Hem yaz hissi hem de sonbahar hissi bir arada yumuşak bir geçiş yapmış olursunuz. Şapka kullanmayı 
çok mu sevmiştiniz, tamam onu da kullanmaya devam edebilirsiniz. Ray Ban Wayfarer’ınızı da şehirde takın, ne de olsa dört mevsim güneş gören bir ülkedeyiz. 


30

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

31


Çiçek desenli mini elbiseler mi almıştınız, sorun değil yine blazer ceket ya da yelekler ile tamamlayabilir ve bir süre daha giyebilirsiniz. Şehire dönüşte hemen büyük askılı çantaların ağırlığı altına girmeyin, yaz geceleri sıklıkla kullandığınız portföy çantalarınızı kullanın ki yazın 
hissettiğiniz hafiflik ve pratiklik duygusunu sonbaharda da hissedebilin. Ofis kıyafetleriniz ve yaz kıyafetleriniz arasında gidip geliyor, sonbahara ve tatil dönüşü ofise ayak uyduramadığınızı düşünüyorsanız da rengarenk ama
 minimal kesimleri deneyin, hem şehirli ve hem de şık görüneceksiniz. Bu sonbahar renkleri kullanmakta cesur olun ve enerjinizi kaybetmeyin...

32

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

Mango’da 2010-11 Sonbahar-Kış Koleksiyonu 70’den esinlenilen koleksiyonda yüksek belli bol paça ve topukları örten boru paça pantolonların yanı sıra, maskülen ve femineliği ön plana çıkaran tüvit elbiseler, el yapımı örgü trikolar, çift sıra düğmeli ceketler, fitilli kadife pantolonlar ve şal desenli bluzlar bulabilirsiniz. Tasarımlarda ise camel, haki, turuncu ve krem renkleri ağırlıkta.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

33


FASHION

Mango 2010-11 Sonbahar-Kış Koleksiyonu

34

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

Mango 2010-11 Sonbahar-Kış Koleksiyonu

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

35


FASHION

Kusursuz ritmin peşinde bir koleksiyon: Mavi 2010 Sonbahar-Kış Indie-Folk ve Grunge müziğin ritimleri eşliğinde tasarlanan Mavi 2010 Sonbahar-Kış Koleksiyonu; tutkulu, hareketli ve Mavi’ye özgü Akdenizli tasarımlarla yeni sezonu açıyor. Vücuda mükemmel oturan blue jean’lerin başrolde olduğu koleksiyon, kadın ve erkek için zengin ürün alternatifleriyle sezona iddialı bir başlangıç yapıyor.

36

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

37


VBOXMAG

9.10

EVLİLİK ASİSTANI

Son bahar gelinleri Doğa sonbaharda bin bir renkle güzelliğini gözler önüne serer. Tıpkı bakmaya doyulamayan bir güz gelini gibi. Güz gelininin çevresine saçtığı ışık renklerinin ahenginden bellidir. Alev kırmızıları, güneş sarıları, toprak kokuları güz gelinini sarar. Büyüleyici sonbahar düğünlerinin gelinleri, sihirli dokunuşlarla büyük günlerini unutulmaz bir anıya dönüştürür.

Güz Gelinleri Bir Başkadır! Sonbaharda çevremiz düşen yapraklarla, doğanın değişen renkleriyle sarılır. Bir güz gelinine ilham verecek olan da bu mevsimin muhteşem renkleri ve doğanın bereketi olacaktır. Beyaz renk ne kadar gelinlerin vazgeçilmezi olsa da, eğer gönlünüzde farklı renkte bir gelinlik giymek yatıyorsa, bunun için sonbahardan daha uygun bir mevsim olamaz. Altın sarısı ya da açık şampanya tonlarındaki gelinlikler sonbaharla harika bir uyum gösterecektir. Zengin, sıcak kahverengiler, şeftali tonları, turuncular, yeşiller, uçuk pembeler, koyu kırmızılar gelinlik aksesuarlarında kullanılabilir.

baharda tercih edilse de, düğünün yapılacağı yerin iklimine göre tafta, organze dantel gibi kumaşlar da seçilebilir. Eğer straplez bir gelinlik giyecekseniz, üzerinize şal, etol ya da bolero almayı unutmayın. Kürklü parçalar kış gelinliklerine kalsın.

Sonbaharın gündüz ılık, akşam serinleyen havasını, gelinlik seçerken göz önünde bulundurun. Sonbahar gelinlikleri, gündüz bunaltmayacak, gece üşütmeyecek tarzda olmalı. İpek gibi hafif kumaşlar son-

Sonbahar Çiçekleri Sonbaharda yaprakların dökülmesiyle doğa yavaş yavaş kendini kışa hazırlamaya başlar. İpek ya da kurutulmuş çiçeklerle yapılmış bir dekorasyon size göre değilse; buke-

38

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

YAZAN Ebru Demirel ebru@vboxmag.com www.evlilikasistani.com


tinizde, masalarda ve diğer çiçekli dekorasyonlarda kullanmayı düşündüğünüz çiçeklerin sonbahara uygun olup olmadığını öğrenmeniz gerekir. Bir sonbahar çiçeği seçmediyseniz başka bir bölgeden getirtmeniz gerekir ki, bu size pahalıya mal olabilir. Çiçeklerin Taşıdığı Anlamlar Birçok gelin düğünü için sadece çiçeğin görüntüsüne bakarak seçim yapar. Halbuki her çiçeğin, hatta her renginin taşıdığı anlamlar farklıdır. Örneğin kırmızı güller aşkı simgeler ve sonbahar düğününüze çok yakışır ama sarı bir karanfil hüznü simgelediğinden kullanmamak en iyisi. Sonbaharın En Gözde Çiçekleri Güller, zambaklar, papatyalar ve orkideler yıl boyunca çiçek açan bitkilerdir. Yılın hangi mevsimi evleniyor olursanız olun, güller hep en popüler düğün çiçeği. Güz gelinlerinin seçebileceği diğer çiçekler ise açelya, siklamen, nergis, çuhaçiçeği, defne, iris, kış yasemini ve fulya. Başka hangi çiçeklerin sizin bulunduğunuz bölgede yetiştiğini öğrenmek için çiçekçinizle konuşun. Farklı Fikirler

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

39


nu engellemek için saçlar sonbaharda bir iki ton koyultulur. En çok tercih edilen renkler bakır kumral, karamel, açık kumral, bakır kızıldır.

Çiçeklerin arasına serpiştireceğiniz biraz buğday veya kasımpatıyı son olarak bir sülün tüyüyle süsleyerek zarif bir aranjman oluşturursunuz. Masaların ortasına içi oyulmuş balkabakları koyup, çiçeklerinizi de bunların içine yerleştirin. Kırmızı ve sarı renkte bulabileceğiniz yaban elmaları oldukça etkileyici. Tek başına kullanabileceğiniz gibi, aranjmanlarınızı süslemek için de uygun. Güz Gelininin Saçı Nasıl Olmalı? Güneşin saçları kavurduğu sıcak yaz aylarından sonra evlenecek gelin adaylarının saçları daha fazla bakıma ihtiyaç duyar. Yazın saçlar yıpranır, boyalı saşlar solar ve canlılığını kaybeder. Yazdan kalma deformasyo-

40

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

15 Ağustos–15 Kasım arasında havalar çok soğuk olmaz. Yazdan kalma günlerin yaşandığı bu günlerde yarım toplama ya da dağınık topuz tercih edilir. Bozulma payı yüksek dağınık topuzlar da zamanı iyi kullanmak önemlidir. Eğer düğün ve nikah arasında üç saatten fazla süre varsa dağınık topuzu tekrar düşünün. Bunun yerine daha dayanıklı, mizampli gibi tarama şekillerini tercih edebilirsiniz. Topuzunuza ya da dağınık bırakacağınız saçınıza iliştireceğiniz çiçekli tüylü klipsler sonbahar romantizmini yansıtacaktır. Bu tarz klipsleri gelinliğinize uygun olarak diktirebilir, satın alabilir ya da kendiniz yapabilirsiniz. Kısa saçlı gelinler ya da duvak tercih etmeyenler bu aksesuarları kullanabilir. Makyaj Önerileri Yaz boyunca cildimizde saçlarımız gibi yüksek derecede güneş ışınlarına maruz kalır. Yaz sonunda bronz bir cilde sahip olmak sevindirici, ancak sonbahar aylarında kendini gösterecek ciltteki kurumayı ve yıpranmayı da hesaba katın. Cildi sonbahar düğününe hazırlamak için yaz sonunda cilt bakımı yapın ve ölü derilerden kurtulun. Yaz boyunca fazla güneşte kalmak cilt yanıklarına ve deri


soyulmasına sebep olur. Eğer sonbahar düğünü planlıyorsanız, yaz aylarında güneş yanıklarına karşı önleminizi alın. Aksi takdirde, düğün günü bu kusurları kapatmakta zorluk çekebilirsiniz. Sonbahar Romantizmine Katkı: Toprak Tonları Düğününüzü mevsimsel dokunuşlarla orijinal ve unutulmaz hale getirmeniz için sonbahar mevsimi tüm romantikliğiyle karşınızda. Doğanın ilham veren tüm renk değişimlerini makyaj paletinize yansıtın. Senenin gözde sonbahar renklerini kullanın. Eğer sade bir gelin olmak istiyorsanız göze batmayan yumuşak ve doğal renkleri seçin. Gösterişli toprak tonlarını seviyorsanız, kahverengi yerine turuncu ve yeşil renkleri tercih edebilirisiniz. Makyajınızı daha çarpıcı hale getirmek için, sonbaharla uyumlu altın renkleri, kahve ışıltıları, metalik tonlar makyajınıza ince detaylar olarak eklenebilir.

yabanmersini tonlarında göz farı. Gözlerinizi mürdüm eriği ya da füme tonlarıyla renklendirmeniz sonbaharda size çarpıcı bir görüntü katar. Gelin zarafetine gölge düşürmemek için yüzünüzün diğer kısımlarını daha hafif ve yumuşak tonlarla renklendirin. Göz farı yerine mürdüm eriği tonlarında bir eye liner göz kalemi sürüp, göz kapaklarınızda vanilya rengi far kullanın. Benzer tonlarda yoğun bir ruj yerine, dudaklarınıza aynı tonda, parlaklık veren dudak cilası sürün. Düğün temanızla makyajınızı ilintilendirin. Örneğin düğününüzde ana renk zümrüt yeşiliyse, altın ya da bronz renkli göz farı ile müthiş bir uyum elde edebilirsiniz. Güz İçin Güzelik Sırları

Doğal bir görünüşe sahip olmak için soluk pembe gibi hafif sonbahar renklerini deneyin. Yanaklarınız için sıcak duygular uyandıran pembe ve tarçın tonlarını seçin. Dudaklarda koyu kırmızı ve pembe tonları, gösterişi seven gelinler için uygun. Cesur gelinlerin sonbaharda tercihi VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

41


Cildinizi makyaj yapmadan önce iyice nemlendirin. Parmaklar ya da bir sünger yardımıyla nemlendirici fondöteni uygulayın. Kusurlu bölgeler için kapatıcı kullanın. Işıltı veren sıvı aydınlatıcıyı sadece elmacık kemiklerinin üzerine uygulayın. T bölgesine ve elmacık kemiklerine talk içermeyen toz pudra sürün. Aydınlatıcının üzerine pudra sürmeyin. T bölgesine ve elmacık kemiklerinin altına, saç çizgisine gelecek şekilde, yumuşak darbelerle bronzlaştırıcı sürün. Yanaklarınıza şeftali tonlarında pırıltılı allık kullanın. Göz kapaklarınıza ten rengi far sabitleyici baz kullanın. Kaşlarınızın altına beyaz aydınlatıcı sürün. Gözkapaklarının üzerine çikolata rengi ışıltılı göz farı uygulayın, göz kenarlarına sivri uçlu fırça ile farı dağıtın. Siyah eyeliner göz kalemiyle göz kapağınızın kirpik bitimi üzerine çizgi çekin. Dumanlı göz etkisi yaratmak için çikolata rengi ışıltılı göz farını smudge göz fırçası kullanarak çizgi şeklinde sürün. Açılı uç fırçası ile üst göz bitimi çizgisine, mat siyah göz farını çizgi şeklide sürün. Kirpik tipinize göre uzatıcı ya da hacim kazandırıcı maskara uygulayın. Dudaklarınıza şeftali rengi dudak kalemi kullanın. Şampanya rengi ya da açık toprak tonlarında dudak parlatıcısı sürerek makyajınızı bitirin.

42

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


VBOXMAG

9.10

EVLİLİK ASİSTANI

Okuyucu Köşesi

Geçen ayın okuyucu cevapları; Organizasyon firması ile çalışırken en çok hangi konuda yardım almak isterdiniz yada istediniz? Esin Ben düğünümün açık havada ve özellikle deniz kenarında olmasını istiyorum. Organizasyon firmasından dekorasyon konusunda ve müzik grubu konusunda destek almak isterdim. Murat Düğünümde özellikle görsel şovlar, misafirlerin karşılanması, davet edilmesi ve oturma düzeni konularında çok yardım aldım. Nazlı Düğünümde sorunlarla uğraşmamak ve benim için özel olan bu günün keyfine

varabilmek için bir organizasyon firması ile çalıştım. Çok doğru bir kararmış şimdi daha da iyi anlıyorum. Düğün pastamda pasta firmasından kaynaklanan bir sorun yaşanmış ve düğün günü haber vermişler. Tabi sipariş edilen pasta gelmedi. Organizasyon sorumlusu kişi pasta kesilmeden önce yanıma geldi “Pastayla ilgili bir sıkıntı yaşadık ama elimizden geldiğince halletmeye çalıştık umarım seversiniz” dedi. Nasıl yaptılar bilmiyorum ama istediğim pastaya çok yakın tasarımda ve tatta bir pasta buldum, hatta çok daha lezizdi. Tek başıma olsaydım bunu halledemezdim... Sizin düğününüz nasıl olmalı? Farklı alternatifler mi yoksa klasik bir düğün mü hayallerinizi süslüyor? Aslı Düğünümün sahil kenarında kumsalda olmasını ve ona uygun dekorasyonu olmasını istiyorum. Didem Düğünümde klasiklikten uzak kalmak farklı temalar kullanmak istiyorum. Örneğin balonda evlenmek gibi. Neslihan Hiçbir zaman klasik bir düğün hayal etmedim... Herzaman farklı

alternatiflere açık biriyimdir. Çok yakın bir arkadaşımın sanat atölyesinde onun eserleri arasında harika bir düğün yaptık. Yaratıcı fikir tamamen kendisine aitti. Yüksek tavanlı eski bir fabrikanın bir sanat atölyesine dönüştürülüp içerisinin yüzlerce mum ile dekore edildiğini düşünün. Uzun tahta masalar, sade ama şık bir dekorasyon... Bahçede kıyalan nikahın arkasından yemek için içeri geçildi. Tüm gelen davetlilere farklı tasarımlarda maskeler hediye edildi. Adeta bir balo gibiydi...

Bu ayın Soruları;

-Balayı yeni evlenen her çift için çok önemlidir. Siz ne tür bir balayı tercih edersiniz? - Düğününüzden önce özel bir güzellik bakımı ve diyet uyguladınız mı? Cevaplarınızı ebru@vboxmag. com adresine gönderebilirsiniz.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

43


VBOXMAG

9.10

food

Sizde kendi çikolatanızı kendiniz yapın Tüm tarifler çikolataya gönül vermiş olan Berrin Gürcan’dan www.cikolatafabrikasi.com.tr

44

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FOOD

Çikolata& Meyve Aşkı Malzemeler: 200 gr bitter çikolata 50 gr fildişi çikolata 1/2 kg taze meyve Yapılışı: Bitter çikolatanın 2/3 ünü bain marie usulü eritin, Buhardan alın ve kalan çikolatayı ilave edin, Çikolatalar eriyene kadar karıştırarak çikolatanın ısısını düşürün, El blenderı ile 30 saniye karıştırın, Meyveler çikolataya batırın ve aluminyum folyo üzerinde soğutun, Fildişi çikolatayı bain marie usulü eritin, Küçük bir sıkma poşetine koyarak, çikolata kaplanmış çileklerinizin üzerine dekoratif bir şekilde sıkın.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

45


FOOD

Tropicana Malzemeler: 250 gr fildişi çikolata 100 gr krema 1/2 su bardağı hindistan cevizi 1/2 su bardağı kuru meyve üzeri için hindistancevizi Yapılışı: Çikolatayı kırıklayın, Bain marie usulü eritin, Kremayı ilave edin, Hindistan cevizini ve kuru meyveleri ilave edin, Soğuyunca mikserle hafifçe çırpın, Elle şekil verebilecek kadar soğutun, Elinizle yuvarlayın ve hindistan cevizine bulayın.

46

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


FOOD

Kuyemişli Bitter Drop Malzemeler: 250 gr bitter çikolata 100 gr kuruyemiş Yapılışı: Bitter çikolatanın 2/3 ünü bain marie usulü eritin, Buhardan alın ve kalan çikolatayı ilave ederek çikolatanın ısısını düşürün, Çikolatalar eriyene kadar karıştırın, El blenderı ile 30 saniye karıştırın, Çikolata 32 c ye ulaşana kadar karıştırmaya devam edin, Aluminyum folyo serili, dikdörtgen bir tepsiye içine kaşıkla daireler halinde dökün, Üzerini kuruyemişlerle süsleyin, Çikolatanın katılaşmasını bekleyin.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

47


VBOXMAG

9.10

travel

Hawai Büyük Okyanusun derinliklerindeki volkanların ardarda çıkardığı lavların soğumasıyla oluşan Hawai, egzotik havasının yanı sıra, dünyanın kaderini değiştiren Pearl Harbor limanı ve dunyanın en ünlü kumsalı Waikiki’nin bulunduğu bir cennet. Lavların içindeki minerallerle oluşan toprak, dünyanın başka yerlerinde görülmemiş bitkilerin ve hayvanların oluşmasını sağlamış. Kültürlerini adanin sahillerinden, yem yeşil ormanlarından ve büyük dalgalarından aldıklarını belirten ada halkı doğal güzelliğe önem verdiği gibi uzun yaşam sırlarının da stressten uzak bir hayat olduğunu belirtiyor. Öyleki yıllarca devletin himayesi altında kalmasına rağmen kendi kültürünü hiç kaybetmeden başka millere de aşılamış.

48

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


TRAVEL

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

49


VBOXMAG

9.10

KÖŞE KAPMACA

Bir bedene sığdırdığımız hayatlar Body Worlds sergisi öncesinde, Antrepo’nun kapısında; endişe ve merak arasında gidip geliyordum. İçeri girince endişe arttı, çünkü bir görevli yanımıza yaklaştı; “İçeriye yiyecek ve içecek sokulması yasak, fotoğraf çekimine izin verilmiyor ve tuvalet sadece girişte” diyerek tuvaletin yerini gösterdi. Tahmin edersiniz ki endişe seviyem katlandı, ilk defa bir sergide, içeri girerken tuvaletin yeri gösteriliyordu. Kapıdan giren her ziyaretçiye, üşenmeden aynı uyarılar yapılıyordu. Ne olursa olsun, artık dönüş yoktu; merak unsuru çekip gitmemişti. 30 milyon insanın izlediği bu sergiye ben kayıtsız kalamazdım, merakım buna izin vermezdi. YAZAN Selin Bilgiç selin@vboxmag.com

Kendimi minicik bir hücrenin duvara yansıtılmış haline bakarken buldum, ardından kemikler, kaslar, iskeletler, sindirim sistemi, daha sonra Plastinasyon yoluyla dönüştürülmüş bedenler… İşte hayranlık da bu noktada başladı, bedenler çok gerçekçiydiler; kaslar, damarlar, insan vücudunun bütün ayrıntıları karşımızdaydı. Sadece ben değil, sergideki herkeste bir hayranlık hakimdi; şaşkın gözlerle her ayrıntıyı incelemeye çalışıyorlardı. Doktor olanlar yanla-

50

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


rındakilere, yaptıkları ameliyatlara göndermede bulunarak, ufak ipuçları veriyorlardı. Doğum ve ölüm arasındaki yolculuk Serginin akışı gerçekten adına yakışıyor ve yaşamı bir döngü olarak anlatıyor, doğumdan ölüme kadar olan hayatımız boyunca bedenlerimizi ve bedenlerimizdeki değişimi görmemizi sağlıyor. Bebeklikten yaşlılığa kadar yanımızda olan bedenlerimizin, ilerleyen yıllarda tekleyeceğini, organlarımızın hafif hafif kırmızı alarm için sinyal vereceğini ama en nihayetinde yaşlılığın da hayatımızın bir parçası olduğunu unutmamamız gerektiğini gözler önüne seriyor. İşte bu yüzden sadece bedenlerin sergisi olarak bakmamak gerekiyor. Body Worlds Yaşam Döngüsü, hikayeler anlatıyor. Kulak kabartıldığında bu serginin birden fazla hikaye olduğunu fark ediyorsunuz. Hayatın başını ve sonunu çok net gösteriyor, bedenlerimizde mucizeler saklandığını işaret ediyor, organların işleyişindeki mükemmelliğe dikkat çekiyor. En önemlisi hayatımız boyunca bir tane bedenimiz olduğunu ve onu olduğunca dikkat kullanmamız gerektiğini; yoksa bizi yarı yolda bırakabileceğini çok çok gerçekçi bir şekilde gösteriyor. Sanırım bu hikayeler birini sergiden ayrıldığınızda siz de dinlemiş olacaksınız; cansız bedenlere kulak vermeniz yeterli. Bu kadar dil dökmeme ve anlatmama rağmen halen ön yargınız varsa ve sergiye gitmek istemiyorsanız en azından Body Worlds’un web sitelerini (www.bodyworlds. com / www.bodyworlds-istanbul.com) ziyaret etmenizi öneriyorum. Gunther von Hagens yarattığı dünya ile sınırları zorlamış ve imkansızı başarmış. VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

51


Sergide izleme şansı bulduğumuz kısa video da Plastinasyon hakkında bilgi veriyor. Bir bedenin Plastinasyon işleminden geçirilmesindeki aşamaları gösteriyor. Çok ince, dikkatli çalışmayı gerektiren bu zorlu aşamalar, yaklaşık bir yılda tamamlanıyor. İlk olarak tıp dünyasının ihtiyacını karşılamak amacıyla yola çıkan Gunther von Hagens, sonradan elindeki potansiyeli fark etmiş ve bunları sergilemeye karar vermiş, çok da iyi etmiş. Şiddet, kan ve gözyaşı yok Quentin Tarantino filmlerindeki o kanlı sahneleri ya da ana haber bültenlerini rahatsız olmadan izliyorsanız; Body Worlds’e de bir şans verin. Çünkü bu sergide şiddet, kan ve gözyaşı yok; aksine yaşama, bedenlerimize ve doğaya bir saygı duruşu var. Belki de Body Worlds, sanat ve bilimi bir daha göremeyeceğiniz kadar güzel harmanlıyor. Endişe ve merakla girdiğim kapıdan; şaşkınlık ve hayranlıkla çıktım. Gunther von Hagens’ın dehasına ve vücudumuzun ritmine şaşkınlıkla karışık hayranlık duydum.

52

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM


VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

53


VBOXMAG

9.10

BAKIŞ AÇISI

Tutankamon’un laneti Mısır’ın ünlü vadilerindeki piramitler, yüzyıllarca dokunulmadan kalmışlardı. Fakat en erken olarak M.Ö. 4000 yıllarında inşa edildiği düşünülen bu mimari harikalar, 1920’li yılların başlarında bazı meraklılar, hazine avcıları ve arkeologlar tarafından bir bir açılmaya başlandı. Bütün bunlara rağmen bir mezar dokunulmadan kalmayı başardı. Bu da genç Firavun Tutankamon’un lanetli mezarıydı. Adil Asimgil adilasimgil@yahoo.com YAZAN

Mezarları yağmalayanlara lanet etme geleneği, Eski Mısır tarihinin başlangıcına kadar uzanmaktadır. Ölümden sonra tekrar hayata dönüleceğine inanan eski Mısırlılar, ikinci hayatta da kullanılacağı için, cesetlerin bozulmasını engellemek amacıyla onları mumyalıyor ve yine kolaylık olması açısından ölünün eşyalarını da yanına gömüyorlardı. Ayrıca, yeniden dünyaya geldiğinde ruhun cesedini kolayca bulabilmesi için, mumyaların baş kısmına ölen şahsın resmi veya maskesi de yapılıyordu. Zengin şahısların, özellikle firavunların birçok mücevher ve kıymetli eşyalarının da beraberinde gömüldüğünü düşünürsek, mezarların soygunculara ne büyük bir hedef olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.

54

Lanetin Gelişimi Firavun Tutankamon’un mezarı içinde böyle bir lanet efsanesi bulunması, İngiliz Carnavon lordu ve arkelog ortağı Howard Carter’ı mezarı aramaktan vaz geçirmedi. Solunun problemleri için Mısır’ın kuru ikliminin iyi geleceğine inanarak Kahire’ye gelen Carnarvon Lordu George Edward Stanhope, burada mısır uygarlığı ile ilgilenmeye başladı. Bu arada 1907’de, arkelog Carter ile tanıştı. Carter, 16 yıldır Mısır’da bir çok kazıda bulunmuş, ünlü arkeloglara yardımcılık yapmıştı. Carter, Carnarvon Lordu’nun sponsorluğunda kazılar yapmayı kabul etti. Çünkü bu hem zevkli bir iş, hem mezar buldukları takdirde para demekti.


15 yıl bu şekilde birlikte çalıştılar. Bazı mezarlar buldular. Fakat bunlar çok önemli değildi. Nihayet 1922’de Lord, İngiltere’de iken bir mektup yazarak anlaşmayı iptal etmek istediğini söyledi. Bunun üzerine Carter, o günlerde önemli bir mezarın peşinde olduğunu, İngiltere ye giderek Lord’a söyledi ve kazıların başlaması konusunda onu ikna etti. 1 Kasım 1922’de, o güne kadar hiç kazı yapılmamış bir bölgede çalışmalara başlayan Carter, 4 Kasım’da çökmüş

bir merdiven girişi buldu ve hemen Lord’a, Kahire’ye gelmesi için telgraf çekti. Lord da kızı Lady Evelyn ile birlikte gelerek, bizzat kazılara katılmaya başladı. 26 Kasım’da içi labirente benzeyen ve odalarla dolu mezarın kapısını açmayı başardılar. İçeriye ilk giren Carter’ın gördükleri karşısında duyduğu şaşkınlık sonsuzdu. Çünkü bu çok odalı mezarın giriş odasında dahi, paha biçilmez hazineler vardı. Fakat Lord’un veya Carter’ın bu hazinelere sahip olması

55


Lord Carnarvon, mezara girişinden iki ay sonra anlaşılmaz bir şekilde hastalandı. Sürekli ateşi yükseliyor ve komaya giriyordu. Komaya girdiği dönemlerde ise sık sık, “kuş yüzümü tırmalıyor” diye tekrarlıyordu. Hasta olarak geçirdiği bir süre sonunda 5 Nisan 1923’te, sabah 02:00’de Kahire nin Continental Savoy Hotel’inde öldü. imkansızdı. Çünkü Mısır hükümeti kazıları denetliyordu. Lord da bu sebeple para kazanabilmek maksadıyla hikayeyi The Times gazetesine sattı. Böylelikle İngilizler, tüm olup bitenleri takip etmeye başladılar. Şimdi sıra, mezarın ana odasını fethetmeye gelmişti. Bir gece gaz lambaları ve meşalelerin ışığı altında Lord, Lord’un kızı Evlyn, Carter ve yardımcısı mezarın ana bölümüne girdiler. Gördükleri manzara tek kelimeyle muhteşemdi. Duvarlarda firavunun ailesine ait olan çerçeveli resimler, tanrı Osiris’in yine altın bir maskı, bazı parçaları altın olan kraliyet at arabası, bir çok değerli takı, mücevher, taht, kap-kacak, çeşitli tohumlar ve en önemlisi tüm dünyanın bildiği som altından yapılmış Tutankamon’un maskını ve lahitini buldular. Tutankomon’un mezarında bulunan malzeme, günümüzde Kahire Müzesi’nin en değerli, en çok ziyaret edilen ve en büyük bölümde teşhir edilmektedir. Bu kadar çok buluntu arasında o gün için fazlaca dikkat çekmeyen, hiyeroglif ile yazılı bir tablet vardı. Bu tablet ise, ünlü lanet ile ilgiliydi. Hiyeroglifte açıkça yazılı olan şuydu, “Ölüm, firavunun sükunetini bozanları kanatlarıyla kılıçtan geçirecek. Nekhebet kuşu, firavun un mezarına girenlerin yüzünü tırmalayacak.” Aslında, daha kazılar devam ederken enterasan bir olay yaşandı. Carter’ın ilk geldiği günlerde kendisine uğur ge-

56

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

tirmesi için satın aldığı ve evinde kafes içinde beslediği kanaryası, nereden geldiği anlaşılmayan bir kobra yılanı tarafından yenildi. Olayı duyan Mısırlı işçiler, bunun uğursuzluk getirecegini söylüyorlardı. Çünkü kobra yılanı, Mısır Hükümdarlığı’nın sembolüydü. Tutankamon’un mezarı, bütün dünyada büyük ilgi gördü. Binlerce meraklı akın akın bu bölgeye geliyordu. Tutankamon’un 3000 yıllık sukuneti bozulmuş ve lanet başlamıştı. Lord Carnarvon, mezara girişinden iki ay sonra anlaşılmaz bir şekilde hastalandı. Sürekli ateşi yükseliyor ve komaya giriyordu. Komaya girdiği dönemlerde ise sık sık, “kuş yüzümü tırmalıyor” diye tekrarlıyordu. Hasta olarak geçirdiği bir süre sonunda 5 Nisan 1923’te, sabah 02:00’de Kahire nin Continental Savoy Hotel’inde öldü. Bu ölüm esnasında otelin ve Kahire nin elektrikleri 5 dakika boyunca kesildi. Aslında o günlerde Kahire’de sık sık elektrik kesiliyordu. Fakat Lord’un öldüğü anki arıza için hiçbir açıklama yapılmadı. Aynı dakikada Lord’un İngiltere’de bulunan şatosundaki köpeğide kahyanın şaşkın bakışları arasın durup dururken titreyerek öldü.


retinin hemen ardından ateşlenerek öldü. İngiliz sanayici Joel Wolf, mezara ilk girenlerden biriydi. İngiltere’ye dönerken, gemide komaya girerek öldü. Profesör La Fleur, Luxora geldiği gün mezarı gördü ve o gece kaldığı odasında ölü bulundu. Arkeolog Carter’in yardımcılarından A.C. Mace, ateş nöbetlerine tutulunca işi bıraktı fakat 4 yıl sonra öldü. Diğer yardımcısı Richard bethell, 45yaşında öldü. Kahire’de Carnarvon Lordu’na bakan İngiliz hemşire, 28 yaşında doğum yaparken can verdi. 1929’da Tutankamon’un mezarının açılışında bulunan tam 22 kişi, zamansız ölmüştü. Bunların 13 tanesi mezarın bulunması için çalışmıştı. Yine bu 7 yıl içinde, mezarı kazan Mısırlı işçilerden sadece 2 tenesi hayatta kalmıştı. Bu yıllarca Carnarvon’un eşi, özel sekreteri ve sekreterin babası, ayrıca Tutankamon’u x ışınlarıyla inceleyen Radyolog Archibald Reid de hayata vede ettiler.

Lord Carnarvon’un ölümü, bütün dünyada büyük sansasyona yol açtı. Bütün gazeteler lanetin gerçekleştiğinden bahsediyordu. Arkeolog Carter ise, lanete kesinlikle inanmadığı açıkladı. Ancak, aktın sandukanın önünde bulduğu lamba üzerinde “Mezara girilmesini engelleyeceğim. Benim görevim ölüyü muhafaza etmek” diye bir yazı bulduğunu itiraf etti. O günlerde hiç kimsenin tahmin edemediği bir şey vardı. Bu ölüm sadece başlangıçtı. Carnarvon’un Amerikalı milyarder arkadaşı George Jay Gould, olayın geçtiği yerleri görmek üzere geldiği Kahire’de, mezarı ziya-

Lanet bu ölümlerle bitmedi ve mezardan çıktıktan sonrada firavunun hazinelerini takip etti. Mısır Eski Eserler Müdürü’nden, hazinenin Londra’da teşhiri için bir düzenleme yapması istendi. Rüyasında, teşhirin gerçekleşmesi halinde tehlike olacağını gördü. Bu rüyaya aldırmadı. Düzenlemelerle ilgili bir toplantıdan çıkarken, araba çarpması sonuçu öldü. Yerine geçen Dr. Gamal Mehrez, tüm hayatı boyunca mezarlar ve mumyalar ile uğraştığını, kendisinin, tüm bu ölümlerin sadece bir tesadüf olduğunun en büyük kanıtı olduğunu açıkladı. Bu açıklamadan 4 hafta sonra, Tutankamon’un hazineleri Londra yolunda, Dr. Gamal Mehrez ise kabirdeydi. Sergilenecek eserleri Londra’ya götüren uçağın baş teknisyeni Jan Lansdown, eserlerin bulunduğu kutuyu tekmelemişti. 2 yıl sonra aynı bacağı kırıldı. Uçaktaki kimselerden de anlaşılmaz şekilde ölümler oldu. Howard Carter, keşfin lideri, her zaman böyle bir lanete inanmayı reddetti ve 1939’da doğal sebeblerden öldü. Lanet Gerçekten Var mı? Bu ölümlerle ilgili olarak birçok araştırmacı, bilimsel çalışVBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

57


Çeşitli psikologlar ve ruhbilimciler, gerçek anlamd bu lanete inanan insanların, pisikolojik olarak ken hastalandıklarını ve öldüklerini söylediler. Howard koruyan, belkide kendisinin lanete karşı olan kuvv malar yaptılar. Kahire Üniversitesi’nden Dr. İzeddin Taha, arkeologların ve müzede çalışanların akçiğerlerinde mantar hastalıkları keşfetti. 1962’de bir konferansta, Tutankamon’un mezarındaki atmosferde bulunabilecek bakterilerin, ziyaretçilerden bazılarına geçip onları enfekte ederek ölüme yol açabilcekleri fikrini ileri sürdü. Fakat bundan kısa bir süre sonra araba kazasında öldü. Yapılan otopsi sonucu, kazadan saniyeler önce ölmüş olduğu açıklandı. Tutankamon’un laneti efsanesi üzerinde çalışan gazeteci Philipp Vandenburg, bu kadar muhteşem mezarlar yapabilen bir uygarlılığın mensuplarının, kralları mezar soyguncularından koruyacak bir yöntemi, mutlaka bulmuş olacaklarını iddia etti. Eski Mısırlılar, zehir üzerine uzmandı. Duvarlara ve yerlere, temas yoluyla geçen zehirler sürmüş olabilirlerdi ve bu zehirler, bitkisel olarak mühürlenmiş bir ortamda, binlerce yıl etkisini devem ettirmişti.

58

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

1949’da Atom Mühendis i Prof. Luis Bulgarini, eski Mısırlılar’ın mezarların duvarlarını ve zeminini radyo aktif maddelerle kaplamış olabileceklerini ve bunun da ilgili kimselere zararlı olduğunu söyledi. Fakat radyosyonun insan sağlığına zararlı etkisinin çok uzun süreli temasta ve yine uzun zaman sonra ortaya çıktığı gerçeği göz önünde tutulunca, bu iddia zayıf kaldı. Çeşitli psikologlar ve ruhbilimciler, gerçek anlamda bir lanet olmadığını, bu lanete inanan insanların, pisikolojik olarak kendi kendilerine hastalandıklarını ve öldüklerini söylediler. Howard Carter’ı da bu lanetten koruyan, belkide kendisinin lanete karşı olan kuvvetli inançsızlığı idi. Öte yandan kabirlerin, bilhassa eski mezarlar ve define olan yerlerin, cinlerin meskenleri olduğu söylenmektedir. Cinlerinde rahatsız edildiklerinde zaman, insan-


da bir lanet olmadığını, ndi kendilerine d Carter’ı da bu lanetten vetli inançsızlığı idi. ların beden ve ruh sağlığına zarar verebildikleri söylenmektedir. Dolayısıyla bazı görüşlere göre, olan biteni bu çerçevede yorumlamakta mümkündür. Ancak tabiidir ki, ölümlerin tamamını cinlere bağlamak gerçekçi görünmemektedir. Lanete şiddetle itiraz etmesine rağmen, Carter’ın bizzat kendisinin, söylentilerin kaynağı olduğu idda edilmektedir. Çünkü mezarın bulunmasıyla birçok İngiliz gazeteci bölgeye akın etmiş ve konu hakkında yazılar yazıyordu. Halbuki, hazineleri Mısır hümeti ne bırakmak zorunda olan Carter’ın tek para kazanma yolu, tarihin en önemli buluntularıyla sonuçlanan bu kazının olabildiğince uzun ve ilgi çekici hikayesini, London Times gazetesine satmaktı. Hem bu amaç hem de diğer gazeçileri uzak tutmak için ise, lanetli mezar hikayesi iyi bir bu-

luştu. Aslında, eski Mısır mezarlarında bulunan lanetlerle ilgili yazıların amacı da, buna çok benziyordu. Amaç mezar soyguncularını uzak tutmaktı. Doğaldırki Mısır Arkeolojisi uzmanı Carter da bu taktiği çok iyi biliyordu. Kazı grubundan Herbert Winlock, lanetle ilgili olduğu söylenen ölümlerin bir analizini yaptı ve Thomas Hoving bunu “Tutankhamen-Untold Story” adlı kitabında yayınlandı. Bu analize göre ölümlerin bir kısmı, bu tip vakalarda hep olduğu gibi uydurma ve yakıştırmaydı. Büyük çoğunluğu ise, zaten ölüme çok yakındı. Örneğin, mezarı ziyaret eden turistleriden çok kimsenin öldüğü söyleniyordu. Ancak Mısır’a gelen turistlerin çoğu, kuru havası için burayı tercih eden yaşlı ve hastalıklı insanlardı. Dolayısıyla birkaç yıl içinde ölmeleri gayet doğaldı. Yine diğer mezarlarda bakteri soluyarak Lejyoner hastalığına yakalan ve ölen bazı vakalar vardı. Mezar kazıcıların ölümleri de, bu çevrede değerlendirilebilirdi. Lord Carnarvon’un vefatına gelince, bir böcek tarafından ısırılmış, yarası mikrop kapmış ve mikrobun kana karışmasıyla ateşler içinde ölmüştü. Yüksek ateşli olduğu zamanlardaki sayıklamaları ise, tamamen bilinç altıydı. Aslında Lord, birkaç yıl önce bir araba kazasından büyük bir şans eseri kurtulmuştu ve kalp hastasıydı. Bu büyük keşfi gördüğü için, kendini şanslı saymalıydı. Genç firavunun mezarıyla ilgili ölümler tesadüf, uydurma yada gerçekten olağan üstü güçlerin etkisiyle olabilir. Fakat sebep ne olursa olsun günümüzde, söz konusu lanet bitmiş görünmektedir.

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

59


60

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

VBOX


9.10

portre VBOXMAG

VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

61


PORTRE

Fosforlu Cevriye Neriman Köksal

Eda Atalay eda@vboxmag.com YAZAN

62

EYLÜL 2010

VBOXMAG.COM

Külhanbeyi tavırları, erkeksi duruşu ve iri yapısıyla ona “Devlet gibi kadın”, “Hükümet gibi kadın” dediler. Ama o bir yürüyüşü ve bakışı ile erkekleri etkisi altında bırakabilen, 50’li yılların sinemasına “vamp kadın” lakabı ile damgasını vuran ve Fosforlu Cevriye ile kendini unutturmayan bir Neriman Köksal. Asıl adı Hatice Kökçü olan Neriman Köksal 17 Mart 1928`de İstanbul-Rami’de dünyaya geldi. Farsca yiğit, cesur anlamına gelen Neriman ismini sahne adı olarak kullandı. 1949 yılında Edebiyat Fakülkesi Arkeoloji Bölümünde öğrenciyken İstiklal Caddesi’nde yürüdüğü sırada Metin Erksan ve yönetmen abisi Çetin Karamanbey tarafından keşfedildi. Refik Halit Karay’ın “Çete” romanını çeken Çetin Karamanbey Neriman Köksal’ı romandaki Rus prensesi “Nina” rolünde oynattı. Film endüstrisindeki ilk yıllarında “vamp” kadın olarak anıldı. Türk Sineması’na vamp kadın imajını getiren insan olarak tanınan Köksal, ilerleyen yıllarda bu imajdan vazgeçerek daha sert, oturmuş karakteri olan kadınları canlandırdı. 1959 yılında Aydın Arakon tarafında çekilen, Türk sinemasında bol argolu ve külhanbeyi tipli kadınlar dönemini başlatan ilk film Fosforlu Cevriye’de rol alan Neriman Köksal, filmdeki başarısı ile döneme damgasını vurdu. Yaklaşık 200 filmde rol alan Köksal’ın, Fosforlu Cevriye’de, irikıyım yapısıyla erkeklere posta koyan, argo konuşan, külhanbeyi, erkeksi-kadın imgesini başarıyla canlandırması, son-

raki dönemlerde Türk Sinemasında erkeksi-kadın imgesinin uzun yıllar sürecek bir modaya dönüşmesine de öncülük etti. Neriman Köksal’ın kullandığı ve o güne dek ilk kez sinema perdesine yansıyan sokak dilinin ve argo edebiyatın ilk örnekleri Fosforlu Cevriye’de görüldü. Neriman Köksal’ın Fosforlu


PORTRE

Cevriye’deki başarısı Köksal-Arakon işbirliği ve aynı türden bir film olan «Kıtipiyoz›a Tuzak»la sürdü. Ardından Abdurrahman Palay›ın «Erkek Fatma»sı ve «Naylon Leyla»sı, 1961›de Atıf Yılmaz›ın “Tatlı Bela”sı ve Metin Erksan’ın “Oy Farfara Farfara”sı ile Köksal erkeksi kadın fırtınasını sürdürdü. 1963›te Neriman Köksal, bu türdeki son filmini Abdurrahman Palay yönetiminde «Erkek Fatma Evleniyor» adıyla çekti. Karşısındaki erkek oyuncu, başlangıçtan bu yana bir ikili oluşturduğu Orhan Günşıray›dı. 1970’li yılların ortalarına kadar 100’ün üzerinde filmde başrol oynadı. Yeşilçam’ın en üretken olduğu dönemler olan  1960’lı ve 1970’li yıllarda Fikret Hakan’dan  Fatma Girik e,Yılmaz Köksal dan  Hülya Koöyüğit ‘e kadar onlarca sinema oyuncusu müzik plakları doldurdu. Bu plak yapan sinemacılar kervanına Neriman Köksal’da katıldı ve bir 45’lik plak da o doldurdu. Şeker Alalım/Ali Baba adındaki bu plaktan sonra müzik kariyerine devam etmeyerek tekrar sinemaya dönüş yaptı. Plak deneyimi ve sinemaya tekrar dönüşünün ardından 1973’te Türkan Şoray’ın başrolünü oynadığı “Güllü Geliyor”de Köksal ikinci kadın rolünde oynadı. İkinci kadın olması Köksal’ın oyun gücünü etkilemedi ve özellikle “Evlidir Ne Yapsa Yeridir”(1978) ve “N’Olacak Şimdi”(1979) filmlerindeki performanslarıyla komedi de başarılı olduğunu gösterdi. 1975 yılında Türk televizyon tarihinin ilk dizisi “Aşk-ı Memnu”daki Firdevs rolüyle başarısını hatırlattı ve küçük ekrana bir başlangıç yaptı. Bu

diziden sonra “Üç İstanbul”, “Aliş İle Zeynep” ve “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” ile televizyon kariyerine devam etti. Son televizyon dizisi Osman Yağmurdereli’nin çektiği “Evdekiler” dizisiydi. 18. İstambul Film Festivali’nde “1 Dakikalık Karanlık” filmi ile Onur Ödülü’ne layık görüldü. Birçok erkek oyuncunun da hayranı olduğu Neriman Köksal ile ilgili Ediz Hun sunları söyledi:  “O zaman bekarsınız, 23 yaşında bir delikanlısınız. 13 yaş büyüktü ama hoş bir kadındı. Devlet gibi bir kadındı. Lisedeyken Beyoğlu’ndan evime giderken zaman zaman Neriman’ı görürdüm, kaldırımla yol arasında yürür, 1.70 boyunda iri kıyım ama muntazam bir vücut. Ona “Neriman abla nasılsınız, iyi misiniz, hürmetler ederim” derdim, “sağol yavrucuğum” derdi, giderdi. Çok hoş bir kadındı, onunla da filmimiz oldu. Hayatı, arkadaşlıkları, evlilikleri açısından çok şanslı geçmemiş olan çok değerli bir aktrisimizdi.” Ali Poyrazoğlu ise Neriman Koksal’a olan aşkını şu cümlelerle anlattı: “Ben Neriman Köksal’a aşığım. Onun o zaman Fosforlu Cevriye filmleri var. İlkokuldayız işte. Fatsa’dayız. Fatsa ufak yer. Biz okuldan kaçıyoruz, film izlemeye. Gisedeki adam babama diyor ki: “Eczacı senin oğlan kaçtı, yine şeye gitti, Neriman’a gitti” diyor. Ben Neriman filmlerine gidiyordum; Fosforlu Cevriye. Aynı filmi 3-4 kere seyrediyordum. Akşam eve gittiğimde gözlerim kıpkırmızı olurdu. Okuldan, kaçılmadan hayat olur mu? Yıllar sonra Neriman Köksal’la aynı sette karşılaşınca bu aşkı ona itiraf ettim. “Senin yüzünden ne dayaklar yedim abla” dedim. “Arasaydın çocuğum” dedi. Çok eğlenceliydi. Müthiş mizah duygusu olan bir kadındı.” Sanatçı, 1999 yılında Mustafa Volkan Öylek’in 9 yaşındaki kızı Nazlı Buse Öylek’i mahkeme kararı ile evlat edindi. Aynı yıl 24 Ekim  1999’da kanser nedeni ile 71 yaşında hayata gözlerini yumdu. Son günlerinde en çok sarfettiği cümlesi:”Ölmek istiyorum, dayanamıyorum artık.” idi. VBOXMAG.COM

EYLÜL 2010

63


VBOXMAG

9.10

book club Biz Sorduk; Favori yazarınız kimdir? Siz Cevapladınız

Nurten Nazım Hikmet Ran ve Aziz Nesin Zuhal Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Naci Elif Şafak, Ayşe Kulin Ali Murathan Mungan Nagihan Yaşar Kemal, Reşat Nuri Güntekin, Aziz Nesin Özkan Stephan King Osman Tolstoy Nuriye Dostoyevsky Narin Orhan Kemal

64

AĞUSTOS 2010

VBOXMAG.COM

Unutamadığınız mısralar hangi yazara ait? Cevaplarınızı vbox@ vboxmag.com adresine gönderebilirsiniz.


VBOX Ekim sayısında görüsmek üzere


www.vboxmag.com 9/010