Issuu on Google+

VBOX

11.10


GENEL KOORDİNATÖR ve YAYIN YÖNETMENİ

Elif Türkoğlu elif@vboxmag.com

KREATİF DİREKTÖR

Mert Türkoğlu mert@vboxmag.com

EDITORYAL

Selin Bilgiç selin@vboxmag.com Esra Yarıcı esra@vboxmag.com Dr. Adil Asımgil adilasimgil@yahoo.com Eda Atalay eda@vboxmag.com Ebru Demirel ebru@vboxmag.com Aynur Tümen aynurtumen@ yasamplatformu.com

KATKIDA BULUNANLAR

TEMSİLCİLERİMİZ

Aslı Gündoğan Yusuf Akıncı Ali Osman Taş Defne Aydın

Los Angeles Alper Nakri alper@vboxmag.com İstanbul Ahu Kılıç Naniç ahu@vboxmag.com Washington DC Erkan Demir erkan@vboxmag.com Viyana İsmail Gökmen ismail@vboxmag.com

ART

İLETİŞİM

ME TASARIM me@vboxmag.com 940 East 3rd Street Long Beach California 90802 Phone: +12132717854 vbox@vboxmag.com KASIM 2010 SAYI: 16

2


VBOXMAG

11.10

editor Bayram Telaşı Kasım ayının gelişiyle beraber havalar iyice soğudu. Tüm markalar sonbahar-kış

2010-11 kreasyonlarını sundu, kış tatili planları yapılmaya başlandı, bir taraftanda

biraz mahmurluk ve uyku hali bastırdı diğer yandan da günler kısaldı. Peki ya 2010 yılını geride bırakmanın telaşı? Yeni yıla sadece 2 ay kaldı. Alışveriş çılgınlığı hem bayramın etkisi hemde hemde yeni yıl telaşıyla başladı bile.

Biz size bayram havasında bir sayı hazırladık. Trendsetter’a kulak verin

Jeggings, leggings ve super skinny parçalar bu sezona damgasını vuracak, evlenecek çiftlere son duyuru herşeyiniz hazır peki ya düğün dansınız? Portre de bu ay konuğumuz zarafeti hiç eksilmeyen Filiz Akın, Yaşam

Koçumuz bize Aydınlanmayı anlatacak, Galatasaray’dan Frank Rijkaard geçti muhteşem bir yorum Köşe Kapmaca’da, son olarak Bakış Açısında rüyalara devam...

Küçük bir not gelecek ay yeni web sitemizle sizlerle olacağız...

Keyifli seyirler

elif türkoğlu

3


VBOXMAG

11.10

trends İkizleriyle Kamera Karşısında Gucci’nin yeni çocuk koleksiyonunun tanıtımı için ikizleriyle kamera karışına geçen Jennifer Lopez, kampanyadan elde edeceği gelirin 1 milyon dolarını UNICEF’e bağışlayacağını belirtti. Çekimler Los Angeles’ta Mert Alaş ve Marcus Piggott tarafından gerçekleştirildi.

4

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


TRENDS

Biri Sizin Olsun H&M 2010-11 kreasyonunda birbirinden şık aksesuarlara yer vermiş. Tüm kıyafetlerinizi rahatlıkla konbinleyebileceğiz bu aksesuarlardan biri mutlaka sizin olmalı.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

5


TRENDS

Mavi’den Premium Jean Koleksiyonu: Mavi Amerika Mavi’nin premium denimleri, Mavi Amerika grubuyla zengin bir koleksiyona dönüştü. Öncelikle Amerika’da sunulan ve modanın öncüleri tarafından büyük beğeniyle karşılanan premium denimler, Sonbahar– Kış sezonundan itibaren Türkiye’deki mağazalarda oluşturulan özel bölümlerde satışa sunuluyor.

6

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


TRENDS

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

7


TRENDS

8

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


TRENDS

“Sisley Art Project”ten, Andy Warhol Müzesi’nin 15. yıldönümü için pop-art motorcu ceketleri... Sisley, pop-art akımının en önemli temsilcilerinden, Amerikalı sanatçı Andy Warhol’u anmak amacıyla başlattığı Sisley Art Project kapsamında, 1970 ve 80’li yılların ünlü müzisyenlerine ait motorcu ceketlerini yeniden yorumladı.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

9


VBOXMAG

C

11.10

YAŞAM KOÇU

Aydınlanma... Herbirimizin kafasında aydınlanmayla ilgili bir fikir oluşmuştur sanırım. Kiminin aklına, aydınlanma deyince, Buda, Mevlana gelir kimin aklına peygamberler.

Sizinle bir hikaye paylaşırsam daha iyi anlatabilirim.

YAZAN: Aynur Tümen aynurtumen@yasamplatformu.com www.yasamplatformu.com

Bir dilenci otuz yıldır bir yol kenarında oturmaktadır. Bir gün onun önünden bir yabancı geçer. Dilenci eski şapkasını mekanik bir biçimde ona uzatarak, “Allah rızası için bir sadaka” der. “Benim sana verecek  hiçbir şeyim yok” der yabancı. Sonra, “Sen neyin üzerinde oturuyorsun?” diye sorar. “Hiçbir şey” diye yanıtlar dilenci. “Sadace eski bir sandık. Kendimi bildim bileli onun üzerinde oturuyorum” diye yanıt verir dilenci. “Onun içine hiç bakmadın mı?” diye sorar yabancı. “Hayır” der dilenci. “Niye bakayım ki, içinde hiçbirşey yok”. “Sen yinede bir bak” diye ısrar eder yabancı. Dilenci yerinden kalkar ve biraz uğraştıktan sonra sandığın

10

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

kapağını açmayı başarır. Şaşkınlık ve sevinç içinde sandığın altınla dolu olduğunu görür. İşte bir yaşam koçu olarak bende size içinize bakmanızı söyleyen yabancıyım. Evet kimse dilenci değil. Ama hayatta maddi olarak herşeye kavuşmuş olduğu halde kendini mutsuz ve bahtsız bulanlar yok mu? Ne yaparlarsa yapsınlar hep bir tatminsizlik duygusu yaşarlar. Bu insanlar egolarıyla haz ve onaylanmayı, güvenliği yada sevgiyi dışarıda aramaktadır. Halbuki içimize döndüğümüzde tüm dünyanın bize sunabileceğinden daha büyük bir


D

[

zenginlikle karşılaşabiliriz. “Aydınlanmak” kelimesine insan üstü bir başarı fikri yapışmış gibi. Ego bunu böyle göstermeyi seçer. Oysa bakmak ve görmek isteyen için aydınlanmak an meselesi egodan sıyrılmak için ise sürekli anda ve farkında olmanız yeterlidir.   Aydınlanma sizin birlik duygusu içinde olmanız varlığın birliğini

hissetmeniz bu yollada doğal halinizi yaşamanızdır. Formun ötesinde olan gerçek doğanızı yaşamaktır, aydınlanmak. Aydınlandığınızda korkudan, ısdıraptan kederden sıyrılırsınız. Kuşkusuz olursunuz. Kendinizi öyle yüksek bir bilincin tamlığı ve bütünlüğünde hissedersiniz ki ruhunuz da yüzünüzde gülümser. Hayatın anda yaşanması gerktiğinin, bir önceki anın geçtiğinin ve geleceğin henüz gelmediğinin bilincindesinizdir. Andan başka seçeneğiniz olmadığını farkında olarak yaşarsınız. Dolayısıyla sizi o güne kadar üzmüş olan herşeyin bir ilizyon olduğunu da bilirsiniz. Ruhunuza ısdırap çektirmeyi bıraktığınız gün aydınlanmış olcadaksınız. Sevgiyle kalın,

[ VBOXMAG.COM

KASIM 2010

11


VBOXMAG

11.10

beauty 13 Kış aylarında mutlaka eldıven takın

health 15 Kekemelik: Konuşma akıcılığı bozukluğu... Kekemelik nedir?

fashion 18 Yepyeni daracık bir akım: Jeggings, Leggings ve diz üstü çoraplar

wedding 28

Gelinlik, smokin, yüzükler, davetiyeler. Herşey hazır. Peki ya düğün dansınız?

food 33 Reçel tarifleri

12

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


VBOXMAG

11.10

beauty

Nivea’dan %95 Doğal Makyaj Koleksiyonu: Pure&Natural Colours Kadınların güzelliğini ön plana çıkarmasını ve kendilerini iyi hissetmesini sağlayan en önemli etkenlerden biri: Makyaj... Günümüzde makyaj yapmak isteyen, ancak cilde zarar verebileceği endişesiyle çekinen kadınların kozmetikte “doğal”a olan ilgisi giderek artıyor. Nivea Pure&Natural Colors makyaj koleksiyonu; yeşil çay, nar tohumu ve E vitaminince zengin argan tohumu yağı gibi %95 doğal bileşenlerden oluşan makyaj ürünlerini kullanıma sunuyor. %100 koruyucu ve parfüm içermeyen, hassas ciltler tarafından da rahatlıkla kullanılabilen ve tüm cilt tiplerine uyum sağlayan fondöten, allık, pudra, ruj ve göz farından oluşan koleksiyon; içeriği, renkleri, alışılmış NIVEA kalitesi ve şık ambalajlarıyla, makyaj çantalarının baş köşesinde yer almaya hazırlanıyor.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

13


BEAUTY

Kış Bakımı

YAZAN Tülin Şahin WWW.TULISS.COM

Eveeet, maalesef kış kapıda:( Saçlar istediğimiz gibi olmaz ya da durmaz, herkes somurtur, hep kapalı yerlere mahkumuz, yataktan çıkmak istemeyiz, kat kat giyinmek zorundayız, trafik adamı çileden çıkarır… Peki kış aylarını daha enerjik, daha güzel daha keyifli geçirmeye ne dersiniz? Birbirinden çok tüyo var ama 2 tanesini sizlerle paylaşacağım. Hadi başlayalım korkmuyoruz senen kış!!!:)

Kış Aylarında Mutlaka Hep Eldiven Takın Aslında yaşımızı ele veren yüzümüz değildir ellerimizdir. Bu yüzden yüzüne işlemler yaptırmış bir kişinin her zaman eline bakarak, gerçek yaşını tahmin edebiliriz. Yüzümüze baktığımız kadar ellerimize de bakmalıyız. Hatta daha da fazla bakmalıyız. Çünkü her gün ellerimizi her türlü işlem için kullanıyoruz. Sürekli suya veya çeşitli hava durumlarına maruz kalıyor. Bu yüzden çantanızda her zaman çok iyi bir el kremi bulundurun ve gün içinde sık sık ellerinize sürün. Özellikle kış aylarında ellerinize bol bol krem sürüp dışarı çıkarken de mutlaka eldiven takın. Çünkü soğuk ellerimizi gerçekten çok kötü yıpratıyor. Ellerinizde kırışıklıklar varsa veya sadece kışın elleriniz ışıl ışıl görünmesini istiyorsanız işte size bir tüyo. El kremini avucunuzun içine sıkın, kremin içine azıcık sedefli toz pudra veya far ekleyin ve ellerinize iyice

14

TEMMUZ 2010

VBOXMAG.COM

ovarak sürün. Elleriniz bir anda ışıl ışıl ve bakımlı duracaktır. Manikürünüz geciktiyse de bunu kamufle edecektir, sizi birkaç gün daha kurtaracaktır. Kış Aylarında Canlı Renkler Sizi Daha Enerjik Hissettirecektir Karanlık kış geldi diye sizinde öyle bir ruh haline bürünmenize hiç gerek yok. Tam aksine yazdan kalma bir görüntü sergileyin. Bu hem size hem de çevrenizdekilere müthiş bir enerji verecektir. Kış aylarında turuncu, sarı, pembe, nar çiçeği gibi canlı renkleri kullanmayı kimse yasaklamadı değil mi? Öyleyse neden kullanmazsınız? Kıyafetlerinizde, aksesuarlarınızda, makyajınızda… Kış aylarında canlı renkler kullanın farkını sizde göreceksiniz. Örneğin gri blazer ceketinizin üzerine turkuaz bir şal bağladığınızda veya ceketin içine sarı bir kazak giydiğinizde aynaya nasıl gülümsediğinizi fark edeceksiniz. Etrafınızdaki tüm kadınlar sizden kış ayları boyunca ilham alacaktır.


VBOXMAG

11.10

health

Kekemelik: Konuşma akıcılığı bozukluğu... Kekemelik Nedir? VBOXMAG.COM

KASIM 2010

15


HEALTH

Kekemelik: Konuşma akıcılığı bozukluğu Kekemelik Nedir? Kekemelik konuşurken ses, hece veya tek heceli kelimelerin tekrarlanması ile, seslerin uzatılmasıyla veya bloklar ile konuşma akıcılığının bozulmasına denir. Herkes zaman zaman normal akıcılık bozuklukları yaşayabilir. Ancak “kekemelik” olarak nitelendirilmesi için bu bozuklukların kişinin iletişimini (konuşmaktan kaçınmak, diyeceklerini unutmuş gibi yapmak, söylemek istediği kelimeyi değil de başka bir kelimeyi söylemek gibi) etkilemesi gerekir. Kekemelik yapısı gereği döngüsel ve değişkendir. Kişi zaman zaman tamamen akıcı iken bazı dönemlerde çok sık akıcılık sorunu yaşayabilir. Kekemeliğin şiddeti de değişken olabilir. Kekemelik 1,5–12 yaşları arasında ilk defa ortaya çıkabilir. En yaygın 2-5 yaşları arasında ortaya çıktığı görülür. Erkeklerde kızlara göre daha sık rastlanır.

16

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

Neden olur? Kekemeliğin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik, nörofizyolojik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin karışımının kekemeliğe neden olduğuna dair bulgular mevcuttur. Kekeleyen bireylerin yüzde 50-75’inin ailesinde kekeleyen bir fert vardır. Kekelemenin şiddeti ise genetik değildir. 3 yaş civarı çocuklarda dil gelişimi halen tamamlanıyor olduğundan çocukların çoğunda normal akıcılık bozuklukları gözlenir. Bu durum bir süre sonra kendiliğinden düzelir. Ancak normal akıcılık bozuklukları ile kekemeliği ayırt edici risk faktörlerine dikkat etmek gereklidir. Kekemeliği normal akıcılık bozukluklarından ayıran risk faktörleri: • Kısmi kelime tekrarları (Ör: t-tek) tüm kelime tekrarlarından (Ör: tek-tek) fazladır. • Kelimenin bir kısmı ikiden fazla defa tekrar edilir (Ör: t-t-t-tek). • Tekrarlamalar düzensiz bir ritimdedir (Ör: t-tet-tek). • Bir ses bir saniyeden fazla tutuluyor olabilir (Ör: t---------ek). • Ses uzatmaları (Ör: ttttek) sessiz uzatmalardan (Ör: t----------ek) ve sessiz uzatmalar da ses tekrar-


HEALTH

larından (Ör: te-tek) fazla görülür. • Konuşurken herhangi bir efor belirtisi (Ör: göz kapatma, kırpma, baş hareketleri, dudak büzme vs.) görülmesi. • Konuşmaya karşı negatif bir tutum olması. • Konuşurken ses tonunda ve perdesinde değişiklikler olması. • Ailede kekeleyen bir bireyin olması. Kekemelik tedavisi nedir? Konuşma terapisi ile ergen ve yetişkinlerde kekemeliği kontrol altına almak, kişinin konuşurken gösterdiği efor belirtilerini yok etmek mümkündür. Kişinin motivasyonu ve katılımı terapinin başarısını derinden etkiler. Çocukların terapisinde ailenin katılımı esastır. Çocukta yukarda belirtilen risk faktörleri tespit ediliyorsa ve/veya 3-6 aydır akıcılık bozuklukları devam ediyor ise dil ve konuşma bozuklukları uzmanından değerlendirme istenmelidir. Değerlendirmenin sonucunda gerekli terapi başlatılacaktır.

bitirmekten kaçının. • Konuşurken onu sabırla dinleyip lafını bitirmesi için ne kadar vakite ihtiyacı varsa bekleyin. • Çocuğunuzla konuşurken göz temasını bırakmayın. • Onu başkalarının yanında “Hadi bir şiir oku” gibi stres seviyesinin artacağı durumlara maruz bırakmayın. • Acele etmeden, sakin konuşmayı alışkanlık haline getirin (Günde 5 dakika bile olsa cevap vermeden 2 saniye beklemeyi deneyin). • Nasıl dediğinden çok ne dediğine önem verdiğinizi hissettirin. • Konuşmasını asla eleştirmeyin. • Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı ile birlik halinde olup çocuğunuzun terapisine dahil olun Amerikan Hastanesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı Seda Atilla Şahin

Ebeveynler çocuklarına destek olmak için neler yapabilirler? • Çocuğunuzun kelimelerini onun yerine

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

17


VBOXMAG

11.10

fashion

Bebe ile Sonbahar 2010-11 Bebe Sonbahar-Kış koleksiyonunda yer alan deri detaylar, bluzlarda zımbalar, çeketlerde kürkler, elbiselerde ise leopar desenleri ve vücut hatlarını ortaya çıkaran trikolara bayılacaksınız.

18

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

Burberry’den “Winter Storm” Gençler için hazırlanan Burberry’nin yeni koleksiyonunda kadın erkek dış giyimin yanı sıra, sonbaharın vazgeçilmezlerinden atkı, eşarp, şemsiye gözlük ve çantalara da yer veriliyor. Üstelik bu sezonun modası metal zımbalar, fermuarlar, deri, rugan ve yuvarlak hatlı tasarımları da bulmak mümkün.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

19


FASHION

20

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

Hırka Zamanı Zara’nın Ekim ayında yayınladığı Lookbook’da erkeklerde kalın saç örgülü krem, kahve tonlarındaki hırkaları görebilisiniz. Her yıl hırka geleneğini sürdüren Zara’da bu sonbaharda alternatifler bol gibi.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

21


FASHION

22

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

“Hakan Yıldırım for Koton” Hakan Yıldırım’ın Koton için hazırladığı 2010-11 Sonbahar-Kış koleksiyonu, belirlenmiş olan mağazalarda yerini aldı. 100 özel parçadan oluşan koleksiyonda griler, terrakotalar, asker yeşilleri, siyahlar, bordolar, fümeler; koton ve yün kumaşlarla kombinleniyor. Sıcak tüvit kumaşları, tarçın tonlarını da unutmayalım.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

23


FASHION

24

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


FASHION

Twist’ten Sportif Feminen Görünümler 2010-11 Sonbahar-Kış koleksiyonunda sportif feminen görünüme ağırlık veren Twist, koleksiyonunda skinny jeanlere, trikolara, asker tarzı çerçeveli gözlüklere, kürklü ve leopar desenli çantalara yer vermekte.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

25


VBOXMAG

11.10

TRENDSETTER

Yepyeni daracık bir akım: Jeggings, Leggings ve Dizüstü Çoraplar    Skinny pantalonlarınızdan uzun süredir vazgeçemediniz, taytlardan yana ise pek gönlünüz olmadı. O zaman bu yeni daracık akımı çok seveceksiniz. YAZAN

Esra Yarıcı

esra@vboxmag.com

Skinny pantalonlarınızdan uzun süredir vazgeçemediniz, taytlardan yana ise pek gönlünüz olmadı. O zaman bu yeni daracık akımı çok seveceksiniz. Taytlar ve dar blue jean birleşiminden doğan, Jean ve Leggings hibrid modeli Jeggings. Kot kumaş görünümünde ve tayt formundaki Jeggingsler Londra’dan yola çıkıyor ve biz meraklılarıyla buluşuyor. Jeggingsler kot kumaşına göre daha hafif bir dokuma olduğundan içinde rahat edebileceğiniz formda ancak skinny pantolonunuza göre vücudunuzu daha çok sarabiliyor. İçinde hem rahat olup, hem de bir o kadar da çekici görünebileceğiniz bir pantolana sahip olmak, düşüncemin genel kabul göreceğine olan inancımla bence bir şans diyebilirim. Jeggingslerinizi ve belki de sevmeye başlayacağınız taytlarınızı, eğer yüksek belli ise kısa bluz, standart bir kesim ise de uzun tunik, yine bu sezonun hit parçalarından pek çoğumuzun vazgeçemediği ekose gömlek ve blazer ceket ile kullanabilirsiniz. Stiletto ile tamamlamak da kesinlikle doğru seçim. Bu kombinasyonla

26

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

dilediğiniz aksesuar ve büyük hacimli çanta hariç tüm çantalar uyumlu olacaktır. Ancak kombin öyle iddialı olacak ki bence aksesuara ihtiyaç bile duymayacaksınız. Çünkü bu kombin kendi başına bütünlük ifade edecek ve hiç bir aksesuara ihtiyaç duymayacak derecede güçlü. Tayt kullanmayı çok seven Lindsay Lohan’ın hayranı olduğu Marilyn Monroe’nun doğum tarihinden esinlenerek yarattığı kendi markası 6126’nın yeni kolleksiyonunda, tıpkı Marilyn Monroe’nun temsil ettiği gibi şık ve zamansız görünüm yaratan jeggings, kaşmir leggings ve dizüstü çoraplara yer verilmiş. Evet sezonun bir diğer hiti tahmin ettiğiniz gibi uzun dizüstü çoraplar. Şortlarınız, etekleriniz, mini elbiseleriniz ve retro bluzleriniz ile kombinlemeyi deneyin. Botlarınız, portföy ya da omuz askılı çantanız ve renkli fularlarınız ile kullandığınızda sofistike görüneceksiniz. Top Shop ve River Island kolleksiyonları bu daracık yeni tarzı rahatlıkla yarabileceğiniz tüm parçalara sahip. Özellikle Christopher Kane’nin Top Shop için hazırladığı jeggingsleri denedikten sonra üzerinizden çıkaramayacaksınız. Christopher Kane’nin yanı sıra Hüseyin Çağlayan’ın da özellikle celebrity olarak gösterilen ünlülerin takip ettiği JBrand için tasarladığı jeggingsler müthiş. Rihanna, Beyonce, Sienna Miller, Ashlee Simpson jeggings giymeyi tercih eden ünlülerden sadece birkaçı.


Collezione ve Bershka’da eskitilmiş asit yıkama jeggingsleri; Penti, Pieces, Oysho ve Calzedonia mağazalarında ise her renk ve modelde diz üstü çorap ve taytları bulabilirsiniz. Jeggings, leggings ve super skinny parçalar bu sezona damgasını vuruken, tek ihtiyacınız olan bu tarzı denemek için cesaret yani biraz 80ler ruhu, ve birkaç da populer Madonna şarkısı..

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

27


VBOXMAG

11.10

EVLİLİK ASİSTANI

Gelinlik, Smokin, Yüzükler, Davetiyeler... Her şey hazır. Peki Ya Düğün Dansınız?

YAZAN Ebru Demirel ebru@vboxmag.com www.evlilikasistani.com

Düğün dansı, ülkemizde de yeni yeni gelişmeye başlayan bir kavram olup, rüya gibi bir geleceğe atılan ilk adımda, düğünün olmazsa olmazları arasında yer almakta. Bu özel günü seçecekleri müzikle, profesyonel eğitmenleriyle ve kişiye özel hazırlanan dans koreografileriyle hafızalardan silinmeyecek bir güne çevirmek isteyenler için yeni bir atılıma ön ayak olan Hande Kayacık Dance Company’nin kurucusu Hande Kayacık ile sizler için görüştük.

Öncelikle sizi tanımayanlar için biraz kendinizden bahseder misiniz? Dansa nasıl başladınız? Dansa üniversitede dans kulübünde başladım. Ben 2002’de İTÜ Çevre Mühendisliğinden mezun oldum. Aslında çok severek okuduğum bir bölümdü. Hatta Amerika’da master programı için burs bile kazanmıştım. Ama dans tam o esnada beni sarmıştı. Bir çılgınlık yapıp dansı tercih ettim.   Çevre Mühendisliğinden nasıl oldu da Sportif Salon Danslarına gönül verdiniz? Zor bir karar olsa gerek. Evet, farklı iki kulvar ama aldığım mühendislik eğitiminin dansa faydası olduğunu düşünüyorum. Özellikle analitik düşünme yeteneğinizi geliştirerek hareketleri daha farklı analiz ederek yorumlamanızı sağlıyor. Dediğim gibi Latin Dansları ile üniversite yıllarında tanıştım. Bir eğitim seminerinde antrenörüm ve dans partnerimle tanıştım. Çalışmaya başladık. İlk yarışmamızda aldığımız birincilikle hedeflerimizi büyülttük. Düzenli bir çalışma planı yaptık ve bugünlere geldik.

28

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


Mühendislik kariyerinizi bir kenara bırakıp, dans ve beraberinde gelen hayata geçişiniz çevrenizce nasıl karşılandı? Amerika’daki bursumu bırakıp burada dans etmek istemem başta ailem tarafından pek desteklenmedi, tahmin edersiniz. Zamanla danstaki başarımı ve aldığım ödülleri görünce, ailem ve arkadaş çevrem de destek vermeye başladılar. Milli sporcu olarak ülkemizi yurt dışında Avrupa ve Dünya Şampiyonası gibi 2 önemli yarışmada yer almamdan gurur duydular.   Gelelim Düğün Dansına… Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Katıldığım 1-2 düğünde gelin ve damadın sağasola sallanarak bir şeyler yapmaya çabalamasına çok üzülmüştüm. Mesleğiniz gereği bu tarz şeylere ister istemez daha fazla dikkat ediyorsunuz. Bu kadar özel bir günde hele hele nikâhtan sonra yapılan “İlk Dansta” bütün gözler onların üzerindeyken, misafirlerin de benim gibi daha estetik ve uyumlu bir görüntü görmek isteyeceklerini düşündüm. Bunun üzerine çalışmalar yapmaya başladım. Daha sonra bunu şova nasıl dönüştürüp farklı kılabiliriz diye düşündüm. Ve böylece Düğün Dansı markası ortaya çıkmış oldu.   Dans edecek çiftlere hangi dansı yapmalarını öneriyorsunuz? Bu dansa nasıl karar veriyorsunuz? Düğün Dansı, öncelikle çiftlerin tercih edecekleri müziğe ve gelinlik modeline uygun olacak şekilde seçiliyor. Tecrübelerime dayanarak çiftlere, zarif, etkileyici ve öğrenmesi de oldukça kolay bir dans türü olan Slow Dance veya salon dansları arasında yer alan Rumba dansını öneriyorum.

Diğer bir yandan biraz daha sıkı çalışmayı göze alan çiftler için eğer gelinlik modeli de uygun ise Vals de yapabiliyoruz.   Derslerde nasıl bir program izliyorsunuz? Ben koreografi ezberletmekten ziyade öncelikle dans etmeyi öğretmek taraftarıyım. Ezberlenen şeyler o günün heyecanıyla unutulabiliyor ya da çok yapmacık durabiliyor. Ben çiftlerimin sanki 40 yıldır dans ediyorlar da o günde lütfettiler de bir dans ettiler edasında olmalarını istiyorum. O nedenle, ilk dersler temel teknik dersler oluyor, bu derslerde dansın temeli, temel adım ve dönüşler ile temel figürler öğretiyorum. Daha sonra, seçilen dans müziğine ve gelinliğin modeline uygun dans koreografisini hazırlıyoruz. Son derste ise çiftin sahneye girişinden çıkışına kadar tüm detaylar birer birer prova ediyoruz. İsteyen çiftlerle düğün mekânına giderek orada son bir prova da yapabiliyoruz.   Dans müziklerini neye göre seçiyorsunuz? Öncelikle kendi müzikleri ile gelen çiftlerin müziklerinin dans için uygun olup olmadığına bakıyorum. Eğer müzikleri yoksa VBOXMAG.COM

KASIM 2010

29


o zaman onlara en güzel Düğün Dansı Parçalarından oluşan bir CD veriyorum ve hoşlarına giden müzikleri belirlemelerini istiyorum. Ben de çiftlere ders esnasında müzik konusunda yönlendirmelerde bulunuyorum.   Bu sezon en çok tercih edilen Düğün Dansı parçaları hangileridir? Yabancı parçalardan oldukça klasikleşmiş  Historia D’un Amour, Andy Williams’ın Can’t Take My Eyes Off Of You ve Elvis Presley’in Always On My Mind en çok tercih edilen yabancı parçalar arasında yer alıyor. Bu sezonun popüler Türkçe parçaları ise tabiî ki Kutsi’den İlan-I Aşk, Ferhat Göçer’den Cennet ve  Zuhal Olcay’dan Pervane.   Peki çiftlere ne zaman derslere başlamalarını tavsiye ediyorsunuz? Büyük gün yaklaştıkça çiftlerin yapmaları gereken şeyler de artacağından çiftlerin dansı en son sıraya bırakmamalarını tavsiye ediyoruz. Düğün gününden 1-2 ay önce dans derslerine başlamak yeterli olacaktır.   -Düğünden önceki bu 2 aylık süreç çiftlerin en yoğun oldukları dönem. Güzel bir Düğün Dansı için çiftlerin ne kadar zaman ayırmaları gerekiyor? Evet, bu dönemin yoğun bir dönem olduğunu bil-

30

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

diğimiz için çiftlere hızlandırılmış paket programlar sunuyoruz. Bunun için 1’er saat süren 5 derslik çalışmalar yeterli oluyor.   -O kadar kısa sürede mi? Bu inanılmaz! Peki yapamayan, unutanlar olmuyor mu arada? Ben sene de yaklaşık 250 kişi evlendiriyorum, şu ana kadar böyle bir şey olmadı. Bundan sonrada olmaz umarım… Daha önce de dediğim gibi dansı ezberletmek yerine dansı öğretmeyi tercih ediyorum. Dolayısıyla dans onların hayatlarının sonuna kadar beraber keyifle paylaşacakları güzel bir hobiye de dönüşmüş oluyor.   -Çok keyifli bir sohbet oldu. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı? Ben de çok keyif aldım, teşekkür ederim… Dansla Kalın…! Düğününde fark yaratmak isteyen gelin ve damat adayları, alacakları bu kısacık dans eğitimi ile dans etmeyi öğrenmenin yanı sıra, eşleri ile beraber hayatlarının sonuna kadar paylaşabilecekleri eğlenceli ve hoş bir hobi edinmiş olacaklar. Düğün dansı için eğitim alan çiftlerin çoğu, dansın eşleriyle paylaştıkları en güzel şey olduğu fikrindeler… Peki ya siz? Bu deneyime hazır mısınız?


VBOXMAG.COM

KASIM 2010

31


VBOXMAG

11.10

EVLİLİK ASİSTANI

Okuyucu Köşesi Aslı Aslında vakıf ve dernek bağışları çok hoş... Ben evlenirken bir alışveriş listesi yapıp düğünümüze geleceklere bu listeyi sunmuştuk. Onlarda belirlediğimiz ürünlerden almışlardı. O zaman için ne yalan söyliyim bizim hayatımızı inanılmaz kolaylaştırmıştı. Bi nevi bize yardım ve destek olmuştu aslındaJ

Geçen ayın okuyucu cevapları; Düğününüzde size verilecek hediyelerin size özel olmasını mı yoksa önceden belirleyerek bir amaca hizmet etmesini sağlamak mı isterdiniz? Seçimleriniz hangi yönde olurdu vakıf, derneklere bağış, ağaç dikimi, sosyal sorumluluk projesi..? Ayfer Bana özel olmasını isterdim sanırım. Yeşim Doğaya yönelik bişeyler yapılsın şeker yerine konuklara bitki tohumu hediye etmek yada kendi ismimize ağaç dikilsin ormanımız olsun isterim.

32

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

Ender Düğünümüze gelen herkese biz gelin ve damat olarak çam fidanı hediye ettik. Sonradan öğrendik ki davetliler bu durumdan çok hoşlanmış ve çoğu ağaçları dikmiş. Biz 10 yıllık evliyiz ve bizimle o günü paylaşanların 10 yıllık ağaçları var. Kerem Bağış yapmak tabiki güzel ama sanırım yaşadığımız şu dönemde tüm evlenen çiftler birer sosyal sorumluluk projesi kapsamında. Hayat kurmak öyle pahalı ki bende düğünümde herkesten hediyelerini özel olarak isteyeceğim...

Bu ayın Soruları;

-Düğün öncesi vücut bakımı yaptırdınızmı?  -Düğün öncesi diyet programı uyguladınızmı ?  Cevaplarınızı ebru@vboxmag. com adresine gönderebilirsiniz.


VBOXMAG

11.10

food

Reรงel VBOXMAG.COM

KASIM 2010

33


FOOD

Ayva Reçeli Malzemeler 1 kg ayva 1 kg şeker 1 adet limonun suyu Hazırlanışı Ayvaları bol suyla yıkayıp yüzeyki tüylerini önceden ıslak bir bezel silin, Kabuklarını soyup, çekirdeklerini ve çekirdek yuvalarını çıkarını, Ayvaları istediğiniz büyüklükte parçalara ayırıp, kararmaması için başka bir kapta suda bekletin, Kasme işlemi bittikten reçeli pişireceğiniz tencereye su koyarak ateşte 5 dk suyu kaynatın, Kaynayan suya şekeri ilave edin, Önce hafif, şeker erimeye başlayınca, kuvvetli ateşte kaynatın ve arada karıştırın, Üzerinde köpük oluşursa bir kaşık yardımıyla köpükleri alın, Reçel kıvamına gelmek üzereyken limon suyunu ilave edip biraz kaynatın, Ateşten aldığınız tencereyi biraz soğuttuktan sonra kavanozlara birer parmak üstte boşluk kalacak şekilde doldurun, Bir süre ters çevirip bekleterek güneş görmeyen serin bir yerde muhafaza edin.

34

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


FOOD

Kuru Kayısı Reçeli Malzemeler 800 gr kuru kayısı 2 kg seker 1 lt su 3/4 fincan limon suyu Hazırlanışı 800 gr kuru kayısıyı bir gün önceden suda bekletin, 2 kg şeker ile 1 lt suyu reöeli pişireceğiniz tencereye koyup, orta ısıda kaynatarak kıvamlı bir şurup haline getirin, Bir gün suda beklettiğiniz kayısıların suyunu döktikten sonra şekerli suya ilave edin, Oldukça kıvamlı bir hale gelinceye kadar kaynatmaya devam edin, Reçeliniz istediğiniz kıvama gelince içine 3/4 fincan limon suyunu ilave edip 3-4 dakika daha kaynatın ve soğumaya bırakın Sonra kavanozlara birer parmak üstte boşluk kalacak şekilde doldurun,

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

35


VBOXMAG

11.10

KÖŞE KAPMACA

Bir yönetim milyonlarca taraftar ve alınan bir karar Türkiye’de futbol sezonunun neresinde olunursa olunsun birkaç kişinin aldığı bir karar, bir kulübü baştan aşağı değiştiriyor ve milyonlarca taraftardan her zaman tam destek isteniyor. Belki de en büyük yanlış taraftarın bu koşulsuz sevgisinde başlıyor… Aslında Galatasaray taraftarının sevgilisi, son dönemde gördüğümüz en profesyonel futbolcu, Gheorghe Hagi ve Metin Oktay ile kıyaslanan Harry Kewell’dan bahsetmeyi planlıyordum. Sadece tribünde otursa dahi Galatasaray’da kalması için yapılan ısrarlardan ve sözleşmesi uzatıldığında yılın en önemli transferi olarak gösterilmesinden dolayı geç bile kalmıştım. YAZAN Selin Bilgiç selin@vboxmag.com

Ama futbol da hayat gibi, bazen hiç hesapta yokken tüm planlar altüst olabiliyor, gündem değişebiliyor. Bu kez de evdeki hesap çarşıya uymadı; kendimi Türkiye’de futbol takımlarının yönetilememesini düşünürken buldum. Yıldırım Demirören’in transfer politikasını, Adnan Polat’ın teknik direktör kıyımını, Aziz Yıldırım’ın başına buyruk kararlarını sorgularken işin içinden çıkılamaz bir hal aldığını bir kez daha gördüm. Ne yazık ki, Harry Kewell için açtığım sayfayı bir süre için daha kapattım… Son yılların en gözde hastalığı Frank Rijkaard

36

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

için yeniden nüksetti. Oysa ki Frank Rijkaard ile birlikte Galatasaray’da bir devrimin başladığı söylendi. Jupp Derwall’den sonra Galatasaray’ın yaşayacağı en büyük yapılanmanın başladığı lanse edildi. Almanya ekolünün ardından yeni bir dönem daha başlıyordu; Hollanda ile ünlenen kolektif futboldan bahsediliyordu. Taraftar mı, onlardan mutlusu yoktu; çünkü ilk kez biliyorlardı ki; Galatasaray’ın geleceğine yatırım yapılıyordu.


Frank Rijkaard, yıllardır takımın başında görmek istenen tarzda bir teknik direktördü. Mikrofon önünde kimseyi azarlamıyor, katı kurallarla futbolcuları canından bezdirmiyor, maç sırasında ağzından köpükler saçarak bağırmıyordu. Bazen yedek kulübesinde defterine uzun uzun notlar alıyor, bazen de Johan Neskeens ile konuşuyordu. Maçlarda saha kenarında Frank Rijkaard görüldükçe çok şükür deniyordu. Soyunma odasından Ali Sami Yen’e çıkınca hemen yedek kulübesine geçmeyip, rakip takımın teknik direktörünü bir kenarda bekleyecek kadar saygılıydı. Sanırım bu ülke için fazla sakin ve fazla efendiydi. Gazetecilerin eleştirileri dışında kendi futbolcuları bile Rijkaard hakkında konuşabildiler… Sonunda ne mi oldu? B planı olamadığı için oturduğu yerden konuşanlar tarafından ağır eleştirilen Frank Rijkaard; B, C, D planlarının toplamının bile A etmediği bir yönetim tarafından görevden alındı. Geçmişten bir gelecek yaratılabilir mi? Yılın başında söylenenleri bırakalım, bir ay önce söylenenlerin bile bir değeri kalmadı. Fatura yine teknik direktöre kesildi ve bu kez taraftar için bu fatura biraz ağır geldi. Frank Rijkaard’ın gidişi, boğazlarda koca bir düğüm olarak kaldı… Gelecek için yeşeren umut tohumları bir anda çürüdü. Frank Rijkaard’ın ardından Tugay Kerimoğlu’nun teknik direktör olacağı hayalleri suya düştü. Futbol romantikleri, bir kez daha uyanmak zorunda kaldılar. Ve günü kurtarmak adına Galatasaray’ın geçmişi, çok sevgili Hagi ile yüz yüze geldiler. Evet, bir kez daha başarısızlık anında kulüp içinde söz sahibi, hatırı sayılır kişiler öne atıldı ve

can simidi olarak onlara sarılındı. Taraftarın sempatiyle baktığı bir isim tercih edildi ve harekete geçildi. Frank Rijkaard: “This is football” Sonunda hepimiz rüyadan uyandık ve giderayak Frank Rijkaard’a kulak verdik. Frank Rijkaard “This is football” sözüyle özetledi yaşananları… Ama biz yıllar öncesinde Simon Kuper’den öğrenmiştik; futbol asla sadece futbol değildi. İşte bu yüzden, biliyoruz kimin ak kimin kara koyun olduğunu. Sezon başında Harry Kewell’a uzanan ellerin, ilk başarısızlıkta Hagi’ye doğru yola çıkacağını da tahmin edebiliyoruz. Ve çaresizlik içinde futbolun romantikleri, biricik sevgilileri futbol takımlarını, sadece uzaktan izleyebiliyor. Böyle durumlarda taraftardan arındırılmış cezalı takımın ev sahipliğinde oynanıyor maçlar; saha içinde birileri sesleniyor birilerine, işitiyoruz seslerini ama tribünde değiliz ki… Avaz avaz da bağırsak, ulaşmıyor sesimiz. Şiddetle anlıyoruz, futbol tıpkı hayat gibi ve haksızlığı, çaresizliği, aşkı, öfkeyi, umudu sığdırıyor meşin yuvarlağa.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

37


11.10

portre VBOXMAG

38

KASIM 2010

VBOXMAG.COM


Zerafeti hiç eksilmedi 121 sinema filminin başrolünde oynadı. “Kolejli Kız” olarak anıldı. Türk sinemasının ilk sarışın Avrupai kadın yıldızı ve aynı zamanda en güzel ve zarif yüzlü kadını oldu. İşte Filiz Akın!

1943 yılında Ankara’da dünyaya gelen Filiz Akın TED Ankara Koleji’nde eğitimini tamamladı. Ortadoğu’da mimari ve dekorasyon okumak istedi ancak Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’ne girdi. Çalşması gerekti o donem. Anne ve babası ayrılmıştı ve para kazanmaya ihtiyaci vardı. 1962’de Artist dergisinin düzenlediği yarışmaya katıldı ve kazandı. Yeşilçam’a adım atmasında önemli olan bu gelişmeden sonra Memduh Ün’ün yönetmenliğini yaptığı Akasyalar Açarken filmiyle sinema kariyeri başladı. YAZAN Eda Atalay eda@vboxmag.com

Ardından Şakayla Karışık  adlı filmde Ajda Pekkan’la başrolü paylaşan oyuncu, Kadın Berberi ve Kadın Terzisi filmlerinde canlandırdığı rollerle adını geniş kitlelere duyurdu. 1964 yılında izleyiciyle buluşan Yankesici Kız adlı filmdeki oyunculuğuyla da övgüler alan aktris, o dönemde yapımcı ve yönetmen olan Türker İnanoğlu ile tanıştı. İnanoğlu yönetimindeki birçok filmde başrolde oynayan Akın, bir süre sonra ünlü rejisörle dünya evine girdi. Bu evlilikten İlker İnanoğlu adında bir erkek çocukları oldu. Ayrica “Yankesici Kız” 1964 yılında 4 milyon TL’lik gişe hasılatı yaptı. 1965’te Ayhan Işık ile Kolejli Kızın Aşkı filminde başrolleri paylaştı. Bu yapımdaki rolüyle romantik temalı Türk filmlerinin vazgeçilmez ismi olan Akın, daha sonra Cüneyt Arkın’la kamera önüne geçtikleri Çıtkırıldım da benzer bir tiplemeyi canlandırdı.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

39


PORTRE

Cuneyt Arkin ile kamera karşısına gectiği “Kader” filmiyle 1968 yılında Gazeteciler Yüksekokulu öğrencileri tarafından yılın kadın sanatçısı ödülüne değer bulundu. 1970’te oğlu İlker İnanoğlu ile “Yumurcak” filmleri cekti. Hasılat rekorları kıran “Yumurcak” filmleri arasında özellikle “Yumurcak Küçük Şahit” (1972) ve “Veda” (1974 ) da başarı çizgisi hayli yüksek bir Filiz Akın vardı. Akın 1971 yılında çekilen “Ankara Ekspresi” filmindeki Hilda rolüyle  Antalya Film Festivali’nde “En başarılı kadın oyuncu” ödülünün sahibi oldu.

Çayırlı, Sevim Şengül, Kamuran Akkor’un sesleri kullanıldı şarkı sahnelerinde.

1972 yılında Gazeteciler Yüksek Okulu öğrencilerince bir kez daha Sinemada Yılın Kadın Sanatçısı seçildi. 1974 yılında ise Gazeteciler Cemiyeti tarafından verilen Yılın Kadın Sanatçısı Ödülünü aldı. Daha sonraki yıllarda Sinema Onur, Emek Ödülleri, 2006 yılında Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nce verilen fahri doktorluk ünvanı aldı.

Sabah gazetesinde köşe yazarı olarak yazmaya başlayan Akın, 2002’de yakalandığı çene kanserini yendi. Hastalığı ile ilgili “Kanser normal bir kelime olsun istiyorum. Tedavisi zor ama var. Biraz tanınıyorsam bu beni hastalık karşısında özel kılmıyor” demekten kaçınmadı. Kansere karşı destek amaçlı başlattığı “Sarı bilezik” ve “Mavi bilezik” gibi kampanyalar oldukça başarılı oldu. Aktris,  2005’te hastalık sonrası deneyimlerini kaleme aldığı Hayata Merhaba, daha sonra da “Filiz Akın ile Güzellik, Sağlık ve Genç Kalma Üzerine” isimleri kitapları yayımladı.

Dramadan komediye birçok farklı türde oyunculuğunun zirvesinde olan oyuncu Ayhan Işık, Zeki Müren, Sadri Alışık, Ediz Hun,  İzzet Günay,  Tarık Akan  ve  Kartal Tibet  gibi döneminin başarılı erkek oyuncularıyla başrolleri paylaştı. Sayısız filmle izleyicinin gönlünde taht kuran Akın, MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal’la evlendi. Adalet Cimcoz, Jean M. Ayral, Tijen Par, Sema Aybars seslendirdi Filiz Akın’ı. Belkıs Özener, Semiramis Pekkan, Ajda Pekkan, Sevim Tanürek, Nurhan Damcıoğlu, İnci

40

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

Filiz Akın 1975 yılında sinemaya veda etti ve İstanbul Bankası’nın televizyon reklamlarında rol aldı. 1977 yılının Ekim ve Kasım aylarında TRT ile Podyum Show adlı bir müzik ve eğlence programının sunuculuğunu yaptı. 1979 yılında yine televizyon için Haldun Dormen ile bir skecte rol aldı. 1980’lerin sonunda.Okan Uysaler’in yönetiminde zengin bir oyuncu kadrosuyla çekilen “Geçmiş Bahar Mimozaları”nda başrolü Filiz Akın oynadı.

Filiz Akın’ın en büyük hayranlarından biri olarak bilinen Pınar Çekirge, aktrisi Türk Sineması’ndaki yeri, ikonografik ve toplumbilimsel değeriyle değerlendirdiği “Başrolde Filiz Akın” isimli kitabı 2007’de yayınladı. Asaleti ile seyircilerin gonlundeki yerini koruyan sanatçının eski filmleri halen ayni heyecan ile izleniyor.


VBOX

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

41


VBOXMAG

11.10

BAKIŞ AÇISI

HABERCİ RÜYALAR RÜYALAR Ekim sayısının devamı

Bazı rüyalar var ki kişiler, ileride başlarına gelecek olayları açıklıkla gördüklerimi iddia ediyorlar. İşte bu tip rüyalara haberci rüyalar veya kehanet rüyaları adı verilmektedir. Şimdi çeşitli kitaplarda binlercesine rastlanabilecek vakalardan, örnek teşkil etmesi açısından birkaç tanesini incelemek istiyorum. Adil Asimgil adilasimgil@yahoo.com YAZAN

42

Özellikle Tevrat ve İncil, kehanet rüyalarıyla doludur. En iyi bilinen vakalardan biri, Hz. Yusuf’un, Firavun’un rüyasını tabir etmesidir. Firavun rüyasında, önce yedi şişman, sonra da yedi zayıf sığır görmüştü. Hz. Yusuf’da bunun, yedi verimli yıldan sonra gelecek yedi kurak yıl olduğunu ve verimli yıllardaki ürünün depolanması gerektiğini söyledi. Kıssaya göre gerçekten de böyle oldu.

sürdü. Memphis’te bir buharlı geminin kazan dairesinde çalışan Henry, patlama sonucu ölmüştü. Yazar, Memphis’e cenaze törenine gittiğinde, tam olarak rüyasında gördüğü sahneyle karşılaştı. Sadece çiçekler yoktu. Biraz sonra bir kadın, ortasında kırmızı gül olan büyük bir buket beyaz çiçeği, Henry’nin göğsüne bıraktı.

Amerikalı ünlü yazar Mark Twain, rüyasında kardeşi Henry’nin cesedini gördü. Göğsünün üzerinde, ortasına bir adet kırmızı gül olan bir demet beyaz çiçek vardı ve tabutta öylece yatıyordu. Rüya o kadar kesindi ki, kardeşinin gerçekten ölmüş olduğuna inanarak uyandı. Ancak rüya gördüğünü anlayınca rahatladı. Şansızlık ki, Twain’in rahatlaması kısa

Mayıs 1812’de John Williams rüyasında, düşkünler evinin lobisinde duruyordu. Mavi ceketli, beyaz yelekli, kısa boylu bir adam, kahverengi ceketli, dekoratif sarı düğmeli bir başka adam tarafından vuruluyordu. Rüyada kimin vurulduğunu sorduğunda, Başkan Spencer Perceval diyorlardı.


John, aynı rüyayı 3 kez arka arkaya görünce, meraklandı ve başkanı uyarmak istedi. Fakat arkadaşları, çılgınlıkla suçlanacağını söyleyerek onu vazgeçirdiler. 8 gün sonra Spencer Perceval, düşkünler evinde suikaste uğradı. Amerikalı David Botth, Mayıs 1979’da, rüyasında, Amerikan havayollarına ait bir uçağın kalkmak üzereyken, yuvarlanarak alevler içinde kaldığını görmeye başladı. Rüya her gece tekrarlanıyordu ve o kadar canlıydı ki David, neredeyse alevlerin sıcaklığını hissediyordu. Tam 7 gece aynı rüyayı gördükten sonra havayolları görevlilerini aradı ve rüyasını anlattı. Bir gün sonra, 25 Mayıs’ta Amerikan Havayolları na ait bir DC-10, Chicago Havaalanı’nda kalkmak üzereyken düştü ve tam 273 kişi hayatını kaybetti ve David Booth’un kabusları durdu. Kaza, tam olarak tanımlandığı şekilde olmuştu. 1966’da İngiltere’de Aberfand’da, büyük bir toprak kayması oldu. Yaklaşık 150 kişi, çoğu okul çocuğu olmak üzere bu faciada hayatını kaybetti. Birçok kimse, kazayı rüyalarında gördüklerini iddia ediyordu. Ölen çocuklardan biri olan Eryl Mai jones, annesine anlattığı rüyasında, okula gittiğini, fakat okulun yerinde olmadığını, simsiyah bir şeylerin okulun üzerini tamamen örttüğünü ifade etmişti. Gerçekten de heyelan sonucu eski kömür madeni, okulun ve cevre evlerin üzerine yıkılmıştı. Dr. John Barker, 60 iddiayı araştırdı ve yaklaşık 20 tanesinin, kazadan önce etrafa anlattığını tesbit etti. Bu tip kehanet rüyaları bazı araştımacıları, bir uyarı merkezi kurma fikrine itti. Kehanet iddialarını toplayıp, gerekli yerlere ileteceklerdi. Büro, bazı ülkelerde birkaç defa kuruldu. Fakat hiçbir zaman böyle trajedileri engellemeye muvaffak olamadı. HABERCİ RÜYALAR GERÇEK Mİ? Haberci rüyalar konusunda en akla yakın açıklamalardan biri, bunların sadece tesadüf olduğudur. Özellikle başkanlara suikast ve facia rüyalarının sürekli, herkes tarafından görülebilen yada görüldüğü iddia edilen rüyalar olması sebebiyle, bazı kimselerin rüyalarının ardından, söz konusu faciaların gerçekleşmesinin ihtimal dahilinde

olduğu kabul edilmektedir. Aslında olaya bu açıdan bakıldığında, herkesin geceleri en az birkaç rüya gördüğünü düşünürsek, bu kadar fazla sayıda senaryonun bazılarının, ileriki günlerde gerçekleşmesi oldukça mantıklı gözükmektedir. Diğer bir nokta da, bu tip iddiaların çoğunun olay gerçekleştikten sonra ortaya çıkmasıdır. Hiç kimsenin şahitlik edemeyeceği rüya vakalarında, kişilerin yalan söyleyebileceği veya gördükleri rüyalar konusunda yanılabilecekleri de düşünülmelidir. Kehanet rüyaların duyu ötesi algı, yani altıncı his yeteneklerinden biri olduğu da söylenmektedir.Bu iddiaya göre duyu ötesi algının, daha çok değişmiş bilinçlilik durumlarında gerçekleştiğine inanılmaktadır. Değişmiş bilinçlilik, durumu zihnin günlük normal işleyişinden ve iradesinden farklı bir halde olmasıdır. Sinirsel gerilimler, uyku öncesi ve uyanmak üzereyken yaşanılan yarı bilinçlilik durumu, hipnoz ve en önemlisi hayal gücümüzün serbestçe kendini gösterdiği, rüyaların yaşandığı uyku, değişmiş bilinçlilik durumlarıdır. Nasıl ki görme duyusunu kaybeden bir kişinin işitme duyusu gelişirse, beş duyunun çalışmadığı, bilinç ve iradenin hükmünü kaybettiği dönemlerde, eğer varsa altıncı hissin devreye girmesi olabilir gibi görülmektedir. Altıncı his görüşünü paylaşanlar, kehanet düşlerinin tek ve kesin bir geleceği göstermeyip, ancak belki bir fiili işlersek başımıza gelecek olayları simgelediğini düşünmektedirler. Psikiyatristlerin görüşü ise genellikle, kehanet düşlerinin altıncı his veya telepati ile ilişkisi olmayıp, tamamen bilinç altından kaynaklandığıdır. Delage, bu duruma örnek olarak şöyle bir olay anlatmaktadır: “ Biyolog ve kıymetli bir gözlemci olan merhum arkadaşım Laurent Chaprey, bir gece rüyasında babasının ağır hasta olduğunu ve onu kurtarmak için çırpındığı görüyor. Hayatında bu kadar korkunç bir rüya görmediğini ifade eden Chaprey, sabahleyin kan ter içinde bitkin halde uyanıyor ve kalktığında kapının altından atılmış bir telgraf buluyor. Telgrafı açtığında babasının ağır hasta olduğunu, hemen gelmesi gerektiğini okuyor. Derhal babasının yanına giderek onu tedavi ediyor ve kurtarıyor. Belli bir

43


zaman sonra babası aynı hastalıktan ölüyor.” Aslında bu hadisede olup biten şudur: Bilgin, babasının hasta olduğunu, ağırlaşabileceği biliyordu. Eve geldiğinde dalgın olduğu için göz ucuyla gördüğü telgraf dikkatini çekmedi. Fakat genellikle kötü hadiselerin habercisi telgraf ile, babasının hastalığı konusunda ilişki kuran bilinçaltı, söz konusu kabusun görülmesine neden oldu. Dikkati çekebileceği gibi bu teori, günlük hayatımızda üzerinde durmadığımız olayların, rüyalarımızda görülmesi tezine de uymaktadır. Yine bu konuyla yakından ilgili enteresan bir bilgi de, bazı tıbbi rahatsızlıkların bazen kabuslara yol açabilmesi ve yine nadir olarak, tıbbi rahatsızlıklar aşikar olarak açığa çıkmadan önce, bu rahatsızlıklarla ilişkilendirilebilecek haberci rüyaların görülmesidir. Örneğin akciğerleri iltihaplanmış bir hasta, her gün aynı kabusu görüyordu. Odanın duvarları üstüne gelerek onu sıkıştırıyordu, o da burada havasızlıktan boğuluyordu. Ancak cerahat boşaltılınca, kabuslar hemen sona erdi. Haberci tarzda hastalık rüyalarına örnek olarak ise, rüyasında bir bacağının taş olduğunu gören gencin, az bir zaman sonra o ayağının felce uğramasını, bacağının bir köpek tarafından ısırıldığını gören hastanın ayağında, birkaç gün sonra aynı yerde kanser yarası belirlenmesi, sara nöbetleri geçirdiğini gören kişinin gerçekten de sara hastalığına yakalanmasını verebiliriz. Hastalık haber verici düşlerin bulunduğu vakalarda, muhakkak ki hastalık gizli bir şekilde daha önce mevcut bulunmakta, fakat aşikar bir belirti göstermemektedir. Uyku halinde zihni faliyetler daha hassas olduğundan kişi, bilinçaltında hastalığını idrak

44

KASIM 2010

VBOXMAG.COM

etmekte ve gördüğü rüya ile bu idrakini açığa vurmaktadır. İlahi dinler rüya hadisesini üç sınıf olarak tasnif etmişlerdir. Birincisi Allah tarafından doğrudan doğruya veya bir melek aracılığıyla iletilen ilahi bir telkin, ikincisi geçmişten gelen hatıra birikimlerinin yeni baştan hayal edilmesidir ki, sıradan, bilinçaltı kaynaklı düşlerdir; üçüncüsü ve sonuncusu ise, şeytani telkinle ortaya çıkan zihinsel görüntülerdir. Yani görüldüğü gibi din alimleri, rüyalarla geleceğe yönelik uyarılar gönderilebileceğini kabul etmektedirler. Özellikle Kur an-ı Kerim’de, Yusuf Suresi’nde bu konuyla ilgili ayetler, aynı zamanda sahih hadisler mevcuttur. Söz konusu sahih hadislerden birinde, “Rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür” denilmektedir. Peygamber efendimizin 23 sene süreyle vahiy aldığını ve ilk 6 ayda vahiylerin rüya yoluyla geldiğini hesaba katarsak, 46 tane 6 aydan bir tanesinde vahiylerin rüya ile gelmesi, peygamberlik cüzünün 46 da biri deyimini açıklamaktadır. Ancak burada sözü edilen rüya, Allah tarafından telkin edilen rüyalardır. Çünkü şeytani ve bilinçaltından kaynaklanan düşler, Kur an-ı Kerim de “ahlam” kelimesi ile tarif edilmektedir. Yani peygamberliğin 46 dabiri olan rüya, her gün gördüğümüz sıradan rüyalar değil, yanlızca Allah’ın telkini ile gördüğümüz rüyalardır. Tabiidir ki kişinin böyle özel bir rüya görme ihtimali, milyonda bir gibidir. Bu arada şeytan ve cinlerin de, insanın yanıltıcı rüyalar görmesine sebep olabileceği söylenmektedir. Hatta bu varlıklar insanı yanıltmak için, ermiş kişilerin kılığında veya din


büyüklerinin siluetinde görünebilmektedirler. Bu yüzden bir manası olduğuna karar verilen düşler yorumlanırken, çok dikkat etmek gerekir. RÜYA TABİRLERİ Bu bölüme kadar anlatılanlardan rahatça anlaşılabileceği gibi, bir kimsenin görmüş olduğu rüyalardan hangisinin ilahi rüya olduğunu anlayıp doğru olarak yorumlamak, bence mümkün görülmemektedir. Birde ilahi rüyaların gerçekte çok ender olduğunu düşünürsek, böyle bir rüyanın yorumlanmasının ne kadar zayıf ihtimal olduğu ortaya çıkar. En sık görülen rüyaların bilinçaltından kaynaklanan rüyalar olması sebebiyle, en eski çağlardan beri büyük dikkatle tabir edilen ve yorumlanan rüyalar sayesinde, bilinçaltındaki düşünce ve duyguların, bazı düşsel sembollerinin farkına varıldığı iddia edilmektedir. Tabidir ki bu noktada da söz konusu tabirlerin çok genel olduğunu, kişinin eğitimini, yaşadığı sosyal çevreyi ve düşünce tarzını dikkate almadığını gözönünde bulundurursak, bu tabirlerinde doğruluğu uzun uzun tartılışır. Örneğin deniz, bazı kimselere huzur verirken bazılarında sıkıntıya sebep olabilir. Dolayısıyla rüyada deniz görmek bazısı için günlük yaşamındaki huzuru temsil ederken, bazısı içinde sıkıntıyı temsil edebilir. Pekala, bu rüyalar eğer böyleyse tabir edilmesi neye yarar? Sadece ve sadece günlük yaşantının hızlı temposu içinde fark edemediğimiz, belkide aldırmadığımız, ruh halimizin ne konuda olduğu konusunda fikir vermeye yarar, kanaatindeyim. Asla ve asla geleceğe yönelik kehanette bulunmaya yada yol göstermeye değil. Başka bir örnek olarak, sıkı şekilde üniversite imtihanına çalışan bir öğrenci düşünelim. Rüyasında herhangi bir üniversitede okuduğunu görüyor. Bu rüya, onun üniversite imtihanını kazanacağını değil, sadece kendisini buna şartlandırdığını göstermektedir. Görüldüğü gibi, bir kimseyi tanımadan rüyalarının tabir edilmesi, tamamen uydurma olarak düşünülmelidir. Kişinin yaşadıkları biliniyorsa, rüyalar bir ölçüde piskolojik durumu açıklığa kavuşturabilir. Zaten rüya tabir edenlerin söyledikleri, falcılar gibi her tarafa çekilebilen sözler değil midir? Tutarsa ne ala, tutmazsa unutulur gider. Rüya tabirleri kitapları ise, genellikle bir simgeye bir anlam yükleyen, dolayısıyla tutarlılık ve güvenirlik bazında tamamen destekten yoksun ve hiçbir dayanağı olmayan bilgilerle dolu sayfa topluluklarıdır.

VBOXMAG.COM

KASIM 2010

45


VBOXMAG

11.10

book club Biz Sorduk; Favoriniz olan biyografi, anı ya da yaşam öyküsü kime ait? Siz Cevapladınız Hakkı Murat Batdakçı’nın yazdığı Son Osmanlılar gerçekten çok güzel bir kitap. Yazar Osmanlı hanedanı mensuplarıyla görüşerek bu kitabı hazırlamış. Zaten 100 küsür kişi olan koca hanedanlığın ardında kalan isimlerin vatanlarına uzak neler yaşadıklarını anlatan güzel bir eser. Bildiğim kadarıyla da konusunda tek eser. Kemal Michael Hart ın Dünya Tarihine Yön Veren “En Etkin 100” kitabında Hz. Muhammed, Cengiz Han, Marx, Timurlenk, Hitler, Hz. Ömer, Darwin gibi isimlerin yer aldığı, bilgilendirici biyografilerle birlikte kariyer ve sosyal hayatlara da yer veren bir kitap. Ben keyifle okudum. Hatta zaman zaman kitaplığımdan çıkarır yine göz atarım. Eda Emma Goldman Hayatımı Yaşarken, Politika dalında oldukça iyi bir biyografi bence. İnsanların adını duyduğunda dehşete kapıldığı Kızıl Emma… Birçok düşünce için savaşmış, 70 yaşına neler neler sığdırmış. Hapis yatmış, sürgün ye-

46

AĞUSTOS 2010

VBOXMAG.COM

miş, 20’li yaşlarında anarşist harekete karışmış, yoldaşlarına dansedemeyeceksem, devriminiz sizing olsun demiş… Tavsiye ederim.

Yeni bir kitap alırken sizi ne ya da neler yönlendirir? Cevaplarınızı vbox@ vboxmag.com adresine gönderebilirsiniz.


Photo: Mert Turkoglu •

http;//www.mertturkoglu.c0m

VBOXMAG

preview

11.10


VBOX

Aralık sayısında görüşmek üzere


VBOXMAG1111