Issuu on Google+

Üsküdar’› Türkülerle Yaflamak D O Ç .

D R .

A L ‹

Y A K I C I

Gazi Üniversitesi

Girifl Türküler do¤uflundan bu güne insan›m›z›n sosyal, siyasal, kültürel ve dinî hayat›n›n her safhas›nda varl›¤› kabul edilen önemli kültürel bir birikimdir. Bu birikim, yaflan›lan tarihî süreç içinde k›ymetli izler b›rakm›fl, Türk insan› ve toplumu üzerinde etkili olmufl, çeflitli kültürel de¤iflim ve bask›lara ra¤men günümüzde de bu etki ve gücünü devam ettirmektedir. ‹nsan›m›z türkülerde kendini aram›fl ve ço¤u zaman onda kendini bulmufltur. ‹çini türkülere dökmüfl, sevincini, heyecan›n›, hüznünün, ac›s›n› türkülerle dile getirmifl, s›rlar›n› türkülerle paylaflm›fl, derdini türkülere açm›fl, aflk›n›, sevdas›n›, hat›ras›n›, gönlünü, kalbini, yüre¤ini türkülerle ortaya koymufltur. Türküsüz kalmay› vatans›z kalma gibi görmüfl, onsuz kendini gurbette hissetmifltir. Do¤uflu itibariyle sözlü gelene¤in ve özellikle mus›kînin ürünü olan türküler “mus›kî-fliir” olma özelliklerinden dolay› önceleri sözlü ve devam›nda sözlü-yaz›l› olarak zamanla edebiyat›n içindeki yerini alm›fl, halk fliirinin önemli örneklerini oluflturmufltur. Türküler, “duygu, düflünce, hayal ya da birey ve toplum olarak do¤umdan ölüme kadar yaflanan, insan ve toplumda iz b›rakan bütün olaylar› dile getiren, sevinçli ve üzüntülü zamanlardaki coflku ve heyecan› yans›tan, kaynaklar› genellikle ozan, türkü yak›c› ve söyleyicisi kiflilerden oluflan, hangi edebiyat flubesine ait ya da hangi biçim ve türde ortaya ç›km›fl olursa olsun halka mal edilerek anonimleflen, flölende, dü¤ünde, toplant›da ve her türlü icra ortam›nda dillerden düflürülmeyen, icrac›s›, icra ortam› ve konusuna göre kendine has bir ezgiyle söylenen manzum ürünlerdir.” fleklindeki tarif onun pek çok özelli¤i ortaya koymaktad›r. (Yak›c› 2007: 44)


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V I

Kültürümüzü böylesine etkilemifl olan türküler, as›rlarca ›r/y›r/c›r vb. adlarla karfl›l›k bulmufl, Türkiye sahas›nda ise muhtemelen 15. as›rda türkü olarak söylenmeye bafllam›flt›r ki; o yüzy›llarda türkülerin söylendi¤i il/ilçe ve yerleflim birimlerinin bafl›nda Üsküdar gelmektedir. Türkü yak›c›lar› /söyleyicileri /derleyicilerinin bafl›nda ozanlar /âfl›klar gelmektedir. (Yak›c› 2007: 55) Âfl›kl›k gelene¤inin okullaflt›¤› önemli yerlerden biri de Üsküdar’d›r. Yahya Kemal’in belirtti¤i üzere “‹stanbul’un fethini gören”(TfiM 3) bu ulu flehir, yetifltirdi¤i âfl›klar ve baflta âfl›k kahveleri olmak üzere semaî kahveleri, çalg›l› kahveler, mesire yerlerindeki sazl› sözlü toplant›lar vd. mekân ve ortamlarda ço¤u haz›rl›ks›z söylenen mani, koflma, destan, divan, semaî, kalenderi tarz›ndaki besteli deyifllerle türkülere kucak açm›fl, onlara ev sahipli¤i yapm›fl, türkülerle yaflam›fl ve türkülerle yaflanm›flt›r. XVII. yüzy›lda Âfl›k Üsküdarî (Köprülü 2004: 120) gibi ünlü bir ozan› yetifltiren Üsküdar, daha sonraki y›llarda fiermî’yi türkü kaynaklar› kervan›na dahil etmifltir. Safaî ve Salim Tezkirelerinde hakk›nda bilgi verilen fiermî, Üsküdarl›d›r ve as›l ad› Ali’dir. XVII. yüzy›l sonlar›na do¤ru flöhret kazanan bu âfl›¤›n 1715 Mora seferinde öldü¤ünü belirten Köprülü, sanatç› hakk›nda flu bilgilere yer vermektedir: “Topçular zümresine mensup olup kahvelerde alt› telli saz çalmakta ve türkü 盤›rmakta mahir, bütün saz flairleri gibi irticalen fliir söyleme¤e muktedir zarif bir adamd›.” (Köprülü 2004: 350) fiermî’yi Safaî ise tezkiresinde “Zümre-i topç›yandan, hofl sohbet ve haylice sahip-nezaket ve bedihegûlukta mahir ve hüsnü savta kadir, çalar 盤›r›r ve encümen-i zürâfâ’da haz›r ve ödül almakta bahad›r kahvehane flayirlerindendir.” biçiminde nitelendirmektedir. (Köprülü 2004: 350) Üsküdar âfl›k kahvelerinin, türkü mekân ve ortamlar›n›n XIX. yüzy›lda görülen önemli kaynak kiflisi Âfl›k Gedâî’dir. Aktar›lan bilgilere göre Üsküdar Selimiye’deki Çiçekçi Kahvesi’nde âfl›k fas›llar›n› bafllatan Gedâî olmufltur.(Çobano¤lu 2007: 314) Çobano¤lu, Muhtar Yahya Da¤l›’n›n âfl›klar aras›ndan derledi¤i sözlü kaynaklara göre flu bilgilere yer vermektedir: “Âfl›k Gedâî, Sultan Abdülaziz’in huzurunda saz çalm›fl ve Saray ‹ncesaz Heyeti’nde yer alm›flt›r. II. Abdülhamit’in tahta ç›kmas›yla birlikte Âfl›k Gedâî Saraydaki görevinden emekli olmufl ve Befliktafl’ta Dönme Mehmet Efendi’nin kahvesinde arzuhalcilik yapmaya bafllam›fl, bir süre sonra da kendi arzuhalci dükkan›n› açm›flt›r. Gedâî arzuhalcilik yaparken bir yandan da baflta Üsküdar olmak üzere ‹stanbul’un çeflitli semtlerindeki kahvehanelerde âfl›k fas›llar› ve (özel bir ezgiyle okunan) pek çok fliir meydana getirmifltir.” (Çobano¤lu 2007: 314) Gedâî’ye ait bir çok semaî, divan vb. tarzdaki türkünün Üsküdar’da, âfl›k, semaî ya da çalg›l› kahvelerde söylendi¤i bilinmektedir. Bunlardan biri de “Sana Ba¤larbafl› mesken bana hicrin medâr olsun/Bu yaz ey serv-i kamet öz makam›n Üsküdar olsun” (TfiM 4) nakaratl› türküsüdür. Üsküdar’› türkülerle yaflatan, türkü gelene¤inin canl›l›¤›n› korumas› ve geliflmesinde âfl›k kahveleri kadar önemli bir yeri ve rolü olan di¤er kahveler semaî kah408


Ü S K Ü D A R ’ I

T Ü R K Ü L E R L E

Y A fi A M A K

veleri/çalg›c› kahveleridir ki; burada en önemli isim olarak Üsküdarl› Vas›f Hoca (Vas›f Hiç) görülmektedir. Osman Cemal Kayg›l›, Vas›f Hoca’n›n, mâni, semaî, koflma, destan, dîvan ve kalenderî tarz›nda türküler söyledi¤ini, XIX. yüzy›l sonuyla XX. yüzy›lda yaflayan manici, semaîci ve destanc›lar›n bafl›nda Üsküdarl› Vas›f Hoca’n›n geldi¤ini belirtmektedir. (Kayg›l› 1972: 215-225) Ahmet Rasim, türkü mekânlar› olan “semaî kahvehaneleri”yle “çalg›l› kahvehaneler”in farkl› yönlerinin bulundu¤unu, özellikle Ramazan aylar›nda Üsküdar’da semaî kahvelerinde art›fl oldu¤unu belirtmektedir. (Aktafl, 1989: 212-215) Bu kahveleri, Üsküdarl› Vas›f Hoca, “çalg›l› kahveler” olarak de¤erlendirmekte ve bu konuda flunlar› söylemektedir: “Çalg›l› kahvehane iflletecek olan kimse “sürre alay›”n›n ertesi günü bu ifl için haz›rlanmaya bafllard›. Elvan ka¤›tlardan zencirler ve güller yap›l›r ve kahvenin tavan› ka¤›t zencirlerle donat›l›rd›. Bir köflede çalg›lar için yer ayr›l›r; buraya yerden biraz yüksekçe flanomsu bir set yap›l›r, yine güzel resimler ve ka¤›ttan güllerle donat›l›rd›. Üç yanda kalan duvarlara da birkaç çivi çak›larak bunlara çalg›c›lar›n klarnet, darbuka, çifte nâra, zilli maflalar› as›l›rd›.(……) Ramazan’›n birinci günü akflam›ndan bu kahvelerin merakl›lar› ve devaml› müflterileri teravihten sonra yavafl yavafl gelmeye bafllay›p yerlerini tutarlard›. Çalg› oyun havalar›, flark› ve türkü ile bafllard›. Kahvehanenin 盤›rtkan› olan adam önce bir semaî ya da divan okuyarak bir Ramazan boyu sürecek bu çalg› âlemini açard›.” Vas›f Hoca, bu kahveler içinde en ünlü ve uzun süreli olanlardan birinin Üsküdar’daki ‹skele Meydan Kahvesi oldu¤unu, kendisinin de 18 y›l çalg›l› kahvehane iflletti¤ini söylemektedir. Vas›f Hoca, bu kahvehanelerde iki tip türkü icrac›s›n›n yer ald›¤›n›, bunlardan bir k›sm›n›n Üsküdarl› Karabet gibi ezberci oldu¤unu, yani bilinenleri söyledi¤ini, bir k›sm›n›n ise haz›rl›ks›z/irticalen söyledi¤ini, türkü yarat›c›l›¤› bak›m›ndan da as›l olan›n bunlar oldu¤unu belirtmektedir: “Ezbere manicilik benim görüflüme göre önemli bir ifl de¤ildir. Söyler söylersiniz, sermaye bitince mat olursunuz. ‹rticâlen, yani ezberinde olmadan ve baflkas›ndan almadan, haz›rlanmadan söylemeye gelince karfl›l›kl› aç›lan ayak her ne ise hava yap›l›ncaya kadar m›sra› zihninde yarat›r ve söyletir. Bu da deniz gibi bitmez tükenmez bir sermayedir.” Reflat Ekrem Koçu, Vas›f Hoca’n›n da bu ikinci s›n›f icrac›lar›n bafl›nda yer ald›¤›n› vurgulamaktad›r. (Üsküdarl› Vas›f Hoca 1972: 226-232) Üsküdar’› türkülerle yaflatan mekân ve ortamlardan biri de “içkili e¤lence yerleri”dir. Bu tür yerlerin ‹stanbul’da “Galata-Beyo¤lu” ve Üsküdar-Kad›köyü” civar›nda yo¤unlaflt›¤›n› dile getiren Ahmet Rasim, Üsküdar’la ilgili flu bilgilere yer vermektedir: “Üsküdar cihetinde Balaban, Yenimahalle, Selâms›z, Sultan Tepesi ‹cadiye, Ba¤larbafl› semtlerini ta Çengelköyü’ne kadar bi’t-tevsi Kuzguncuk deresi ihâta eder. Bütün bu sayd›¤›m yerlerde mevsim mevsim saz flairlerimiz muammalar asarak koflmalar, Keremler, Âfl›k Garipler, manicilerimiz destanlar, semaîler okuyarak sazlar, curalar, iki, dört telli bozoklar, zurnalar, 盤›rtmalar, zilli maflalar, darbukalar, davullar, rebablar, neyler, n›sfiyeler, giriftler, kavallar çalarak, 409


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V I

Osmanl› kona¤›nda müzik meflk eden bir bayan ve aile fertleri (Mery, Constantinople et La Mer Noire)

s›rac›lar, all› pullu cepkenli, s›rmal› etekli hofl endam ve hofl h›ram, kakülü düzgün, benli, sürmeli köçekler oynatarak (….) ömür-güzar olmufllard›r.” (Aktafl, 1997: 357-358) Üsküdar’›n türkü mekân›/ortam› mesire yerlerinin bafl›nda Çaml›ca gelmektedir. Recaizade Mahmut Ekrem, “‹stanbul’un en evvel düzenlenmifl olan bahçesi” olarak vas›fland›rd›¤› Çaml›ca’n›n 1870’li y›llar›ndan söz ederken; Haziran ortalar›na do¤ru canlanmaya bafllayan Bahçe’nin “hay huy zevk ve safa dolu bir e¤lence yeri” oldu¤unu ve buraya gelen insanlar›n çalg›c› ve türkücüler aras›nda gezinti yapt›klar›n› belirtmektedir. (Recaizade Mahmut Ekrem, 1972: 170-177) 410


Ü S K Ü D A R ’ I

T Ü R K Ü L E R L E

Y A fi A M A K

Nam›k Kemal de “Cennet-i âlâ’n›n yeryüzüne inmifl bir parças›” olarak gördü¤ü Çaml›ca’n›n ola¤anüstü güzelliklerin yafland›¤› bir mesire yeri oldu¤undan söz etmektedir. (Nam›k Kemal, 1972: 386-388) Üsküdar’›n türkülerle yafland›¤› tüm mekân ve ortamlarda ortaya ç›kan türkülerden bir k›sm› kal›c› olmufl, bu güzel diyar›n sembolü haline gelmifltir. Bu türküler, ilki; eski dönemlerde Üsküdar’daki türkü ortam ve mekânlar›nda do¤an ve di¤er co¤rafyalara yay›lan, ikincisi; yine eski dönemlerde di¤er co¤rafyalarda do¤an ve Üsküdar’dan söz eden, üçüncüsü ise günümüz sanatç›lar› taraf›ndan bestelenerek icra edilen Üsküdar türküleri fleklinde s›n›fland›r›labilir. Âfl›k Ömer’in XVII. yüzy›lda “Üsküdar’dan gelür kervan›m›z var”(Köprülü 1962: 302) diyerek iflaret etti¤i husus çok bilinen bir Üsküdar türküsünde “‹stanbul’dan Üsküdar’a yol gider/Yol gider çavufl yol gider” (TfiM 1) söyleyifliyle karfl›m›za ç›kmaktad›r. Birinci s›n›f Üsküdar türküleri içine dahil edece¤imiz di¤er bir türkü ise “Katibim” (TfiM 2) türküsüdür. Bu iki türkünün ortaya ç›k›fl›nda Üsküdar’›n simgesi kabul edilebilecek iki mekân›n; Selimiye K›fllas› ve Çaml›ca’n›n önemli bir rolünün oldu¤u söylenebilir. Üsküdar’dan söz eden ikinci grup türkülere örnek olarak “Üsküdar Üsküdar” (TfiM 5) ünlemeleriyle bafllayan Konya türküsü verilebilir. Üçüncü s›n›f türkülerin say›s› ise Üsküdar Belediyesi’nin de yo¤un gayret ve çal›flmalar›yla her geçen gün artmaktad›r. Ahmet Akkoyun’un “Üsküdar ‹çinde Dert Tuttu Beni” (TfiM 6), Osman Öztunç’un “Üsküdar Yan›yor” vb. türkülere son olarak 2007 y›l›nda Üsküdar Belediyesi’nin açt›¤› Beste Yar›flmas›’nda dereceye giren ve kabul gören türkülerle günümüz âfl›klar›n›n ço¤u irticalen söyledikleri Üsküdar konulu türküleri ekleyebiliriz. Yukarda belirtilen Üsküdar türkü varl›¤›na, flairlerimizin “Üsküdar Türküsü” (TfiM 7) olarak yazd›¤› fliir metinlerini de ilave edersek, Üsküdar türkü gelene¤inin sözlü ve yaz›l› kültürümüz içinde ne ölçüde etkili oldu¤u, Üsküdar’›n türkülerle ne denli iç içe yaflad›¤› ve yafland›¤› daha iyi görülecek ve anlafl›lm›fl olacakt›r. Türkü/fiiir Metinleri 1. ‹stanbul’dan Üsküdar’a Yol Gider ‹stanbul’dan Üsküdar’a yol gider Yol gider çavufl yol gider Han›mlara deste deste gül gider Gül gider çavufl gül gider Yand›m çavufl yand›m senin elinden Elinden çavufl elinden Çok sallama kasatura da f›rlar belinden Belinden çavufl belinden

411


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V I

‹stanbul’dan üç mumu ald›m yakmaya Yakmaya çavufl yakmaya Yak›p yak›p yâr yüzüne bakmaya Bakmaya çavufl bakmaya Yand›m çavufl yand›m senin elinden Elinden çavufl elinden Çok sallama kasatura da f›rlar belinden Belinden çavufl belinden ‹stanbul’la Üsküdar’›n aras› Aras› çavufl aras› Yakt› beni kafllar›n›n karas› Karas› çavufl karas› Yand›m çavufl yand›m senin elinden Elinden çavufl elinden Çok sallama kasatura da f›rlar belinden Belinden çavufl belinden(TRT 2000: 491) 2. Üsküdar’a Gider ‹ken Üsküdar’a gider iken ald› da bir ya¤mur Kâtibimin setresi uzun ete¤i çamur Kâtip uykudan uyanm›fl gözleri mahmur Kâtip benim ben katibin el ne kar›fl›r Kâtibime kolal› da gömlek ne güzel yarafl›r Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum Mendilin içine lokum doldurdum Ben yârimi arar iken yan›mda buldum Kâtip benim ben katibin el ne kar›fl›r Kâtibime kolal› da gömlek ne güzel yarafl›r (TRT 2000: 764) 3. ‹stanbul’un Fethini Gören Üsküdar Üsküdar bir ulu rüyay› görenler flehri Seni g›ptayla hat›rlar vatan›n her flehri Hepsi der: Hangi flehir görmüfl onun gördü¤ünü? Bizim ‹stanbul’u fethetti¤imiz günü Elli üç gün ne mehâbetli temâfla idi o Sanki halk›n uyan›k gördü¤ü rüya idi o Canlan›r levhas› hâlâ befler ettikçe hayâl O zaman ortada, her saniye gerçek bir hâl 412


Ü S K Ü D A R ’ I

T Ü R K Ü L E R L E

Y A fi A M A K

Gürlemifl Topkap›’dan bir yeni fliddetle daha fianl› nam›yla “büyük top” denen ejderha Sarf edilmifl nice kol kuvveti gündüz ve gece Karadan sevk edilen yüz gemi geçmifl Haliç’e Son günün cengi olurken ne flafakm›fl o flafak Üsküdar, gözleri dolmufl, tepelerden bakarak, Görmüfl ‹stanbul’a yüz bin mele¤in uçtu¤unu Saklam›fl durmufl as›rlarca hayalinde bunu. 4. Öz Makam›n Üsküdar Olsun Aç›l ey gonca fem ruhsar-› âlin lalezâr olsun Da¤›ls›n sünbül-i gîsûlar›n fasl-› bahâr olsun Visâlin bülbül-i flûrîdeye dar ü diyâr olsun Görüp gülflende güller verd-i hüsnün flerm-sâr olsun Sana Ba¤larbafl› mesken bana hicrin medâr olsun Bu yaz ey serv-i kamet öz makam›n Üsküdar olsun Seni Beylerbeyi Çengelköyü Göksu’da bulsunlar Gören üftâdeler Kandilli’de gökkandil olsunlar Civâr-› vuslata saf saf görenler bari gelsünler Cemalin seyrini Çaml›ca semti üzre bilsünler Sana Ba¤larbafl› mesken bana hicrin medâr olsun Bu yaz ey serv-i kamet öz makam›n Üsküdar olsun Bulunmaz flîvekâr›m sen gibi âlemde bir dilber Hicâp eyler cemâlim görmeye gülflende gül-terler Bütün flûrîde-diller bab-› hüsnün seyrini ister Sal›n Ba¤larbafl›’nda serv-i kaddin kametin göster Sana Ba¤larbafl› mesken bana hicrin medâr olsun Bu yaz ey serv-i kamet öz makam›n Üsküdar olsun Sana ihsan-› Hak’t›r bu güzellik çok küçük yaflta Aman bil kadrini ger mürg-i devlet var iken baflta Gedâî âfl›k›n gönlü gözü hep sen kalem kaflta Heman leyl ü nehâr kan a¤las›n vars›n Befliktafl’ta Sana Ba¤larbafl› mesken bana hicrin medâr olsun Bu yaz ey serv-i kamet öz makam›n Üsküdar olsun (Ergun 1933: 71-72; Çobano¤lu 2007: 320-321)

Pardoe’nin tasviri ile müzik eflli¤inde e¤lenen Osmanl› kad›nlar› (arka sayfa)

413


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

5. Üsküdar Üsküdar Hey Üsküdar Üsküdar gezdim sokaklar›n› ‹nkâr etme sevdi¤im öptüm yanaklar›n› Arabaya sen bin paytona ben Anas›n› sen al k›z›n› da ben Üsküdar dedikleri flekerdir yedikleri Pek hofluma gidiyor o yârin dedikleri Yand›m yand›m yanas›calar Benim gibi bekar kalas›calar Kahve Yemen’den gelir Bülbül çimenden gelir Ak topuk beyaz gerdan Haydi her gün hamamdan gelir (www.bitmeyenturku.de, May›s 2008: 1) 6. Üsküdar’a indim hasreti yakt›m Oturdum sahilde mâhi’ye bakt›m Bir âhû’yu gördüm gözüne akt›m Kara gözlerine kurban olay›m Babandan isteyip seni alay›m Üsküdar içinde aflk tuttu beni O ahu’m bak›pta kurutlu beni Sevdim dedi ama avuttu beni S›rma saçlar›na kurban olay›m Babandan isteyip seni alay›m Üsküdarda sevda de¤di gönlüme Güz gününde bahar geldi ömrüme fiimdi ne söyleyim nazl› gülüme fiirin sözlerine söz ben olay›m Babandan isteyip seni alay›m Üsküdar içinde yârim var benim Sensiz gecelerim günüm zâr benim Bir an görmez isem gönlüm dar benim Saç›nda savrulan tel ben olay›m Babandan isteyip seni alay›m Üsküdar içinde yâr bana güldü Gülüp de gönlümü ikiye böldü Kafl etti göz etti geriye döndü 416

V I


Ü S K Ü D A R ’ I

T Ü R K Ü L E R L E

Y A fi A M A K

Osmanl›’da müzikle hayat›n içiçe oldu¤u mekanlardan bir de kahvehanelerdi

Kafl›na gözüne kurban olay›m Babandan isteyip seni alay›m 7. Üsküdar Türküsü ‹stanbul’da Üsküdarl› bir k›z var Bir tramvay dura¤›nda evleri Sar› kanaryalar, ak kanaryalar Öter balkonunda geceleri Bulutsuz rüzgârlar gibi her sabah 417


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V I

Bir masal âleminden ç›k›p gelirdi Ne ad›n› düflünürdüm bir deniz k›y›s›nda Ne ad›m› bilirdi Bir gün bulutlar geldi habersiz Sonra incecikten ya¤d› üstüme Büyüdü içimde zamanla yeri ‹ki m›sra gibi ald› gönlümü Bir gül yapra¤›ndan güzel elleri Bendim art›k gölge gölge sokaklardaki Öylesine mahzun, kayg›l›, ürkek Bendim her mevsim boyu s›ms›cak Sevdalar içinde vuran tek yürek Bir gün bakt›m penceresi perdesiz Yok odalarda ç›n ç›n flark› söyleyen sesi Yok balkonda art›k ak kanaryan›n Sar› kanaryan›n Sar› kanaryan›n kafesi Benden sorun Üsküdar’›n flimdi her gece Sokaklar› kaç ad›m Bir gece yar›s› düfltüm yollara Her köfle bafl›nda a¤lad›m Yavuz Bülent Bakiler KAYNAKLAR Aktafl, fierif, (1997), Ahmet Rasim’in Eserlerinde ‹stanbul, Ankara, T.C. Kültür Bakanl›¤› Yay›nlar›. Çobano¤lu, Özkul, (2007), Âfl›k Tarz› Edebiyat Gelene¤i ve ‹stanbul, Ankara, Akça¤ Yay›nlar›. Ergun, Saadettin Nüzhet, (1933), Befliktafll› Gedâî, ‹stanbul, Semih Lütfi Matbaa ve Kitabevi. Kayg›l›, Osman Cemal, (1972), “‹stanbul’da Semâi Kahveleri ve Meydan fiairleri”, Bu fiehr-i ‹stanbul ki, (Derleyen: fiemsettin Kutlu), ‹stanbul, Milliyet Yay›nlar›. Köprülü, M. Fuad, (1962), Türk Saz fiairleri I-V, Ankara, Millî Kültür Yay›nlar›. Köprülü, M. Fuad, (2004), Saz fiairleri I-V, Ankara, Akça¤ Yay›nlar›. Nam›k Kemal, (1972), “Çaml›ca”, Bu fiehr-i ‹stanbul ki, (Derleyen: fiemsettin Kutlu), ‹stanbul, Milliyet Yay›nlar›. Recaizade Mahmut Ekrem, (1972), “Çaml›ca Bahçesi”, Bu fiehr-i ‹stanbul ki, (Derleyen: fiemsettin Kutlu), ‹stanbul, Milliyet Yay›nlar›. TRT, (2000), Türk Halk Müzi¤i Sözlü Eserler Antolojisi, Ankara, Müzik Dairesi Yay›nlar›. Üsküdarl› Vas›f Hoca, (1972), “Çalg›l› Kahveler”, Bu fiehr-i ‹stanbul ki, (Derleyen: fiemsettin Kutlu), ‹stanbul, Milliyet Yay›nlar›. www.bitmeyenturku.de, (2008), “Bu Türküler Asla Bitmeyecek”, Uskudar. Yak›c›, Ali, (2007), Halk fiiirinde Türkü, Ankara, Akça¤ Yay›nlar›.

418


Üsküdar’ı Türkülerle Yaşamak