Page 47

Peki, çay edebiyatı ya da edebiyatın çayı gerçekten bu kadar vazgeçilmez midir? Yani, çay içmeden yazı yazamaz mıyız? Elbette ki, hayır. Burada adını ifşa ederek edebiyat kariyerini baltalamak istemediğim birçok yazar, çay içmekten hoşlanmıyor. Umarım bu sizde hayal kırıklığına yol açmamıştır. Hayır, derginizi elinize almadan çayı demlediyseniz sakın geri dökmeyin diye söylüyorum. İçtiğiniz ya da içmediğiniz çay, kaleminizin demini, rengini, ağırlığını değiştirmez. Çay güzel bir içecektir ve dost sohbetlerinde kuruyan damaklarımız için birebir keyif kaynağıdır. Yazılarınızın demini değiştirecek enstrümanlar okuduklarınız, gördükleriniz veya tecrübeleriniz olabilir. Çay ise size keyif katar. Bedenî ve zihnî yorgunluğu giderir. Sinirleri uyarır. Mide tembelliğini alır. Hararet yapar. Yeri gelir, üşüyen elinize sıcak bir dost olur. Ama o kadar.

Çayın yerine ne gelir? “Yazarın yazdığını oku, yaptığını yapma” demişler. Her ihtimale karşı yazıya başlamadan 20 dakika önce demlediğim çayımı yudumlarken, Türkiye’de çay üretiminin ülke ekonomisi açısından ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Çay tüketimini edebiyat dünyasıyla özdeşleştirenlerin çay satıcılarıyla bir bağlantısının olup olmadığı konusunda tereddütteyim. Hele şu çaydanlığın dibini bir göreyim, 1773 ‘te, çay baronu İngilizlere karşı düzenlenen Boston’daki Çay Partisi’nin tarihsel izini bile sürebilirim. Çaya olan bağımlılığımızın Amerikalıların Türk milletine bir oyunu olup olmadığı konusunda derin araştırmalara girişebilirim. Yoksa, esnaf lokantalarında yemeğin hemen ardından mutlaka sorulan “abi çay içer misin” sorusu, kahvaltıyı çaysız düşünemez hale getirilen halkımıza oynanmış beynel-milel bir entrika mı? Ama bundan önce, bize “çay” olanın başka milletlerde ne olduğu konusu zihnimi kurcalıyor. Öyle ya. Türkler için “vazgeçilmez” olan çay, farklı kültürlerde mutlaka başka bir içecek ya da yiyecekle dolduruluyor olmalı. Madem çaylarımızı içtik. Birlikte bir beyin fırtınası yapalım: Farklı kültürlerin yazarları, ne yapmadan yazı yazamaz olabilirler? Japon bir yazar yazısına başlamadan önce özenle hazırladığı bir porsiyon suşiye -kısık gözlerlebakmadan ilham kendisine uğramaz belki de. Güne bir bardak Boşnak kahvesi içmeden başlamayan Boşnak entelektüel, kahvenin telvesini fazla kaçırarak yazdığı yazıyı buruşturarak çöpe atar. Amerikalı bir yazar midesinde hamburger boşluğuyla değil yazı yazmak, elini kü klavyeye bile sürmez. Bir Arap şairi felafile selam vermeden, mırrasını ateşe vurmadan, nargilesini yakmadan şiire durmaz. Küreselleşen dünyamızı incelerken yerel unsurları gözardı etmemeliyiz. Evet, itiraf ediyoruz: Çayın yanında bisküvit veya yerine göre çiğ köfte poşetini görmeden GencizBiz ekibini bir masanın etrafında toplayamazsınız!

ÇAY İÇME REHBERİ Hayatımızı kolaylaştırıp kolaylaştırmadığına henüz karar veremediğimiz ‘uzmanlar’ sağolsun, henüz çayın faydalı bir içecek olup olmadığı konusunda bile kafamız karışık. İçiyoruz ama, radyasyon mu yudumluyoruz, yoksa kansere karşı mı korunuyoruz, hiçbir fikrimiz yok. Bu kafa karışıklığını gidermek için labarotuvarda deney yapmaktan çayın keyfini süremeyen uzmanlara değil, bizzat çay içicilere danıştık. İşte 9 maddede çay: • Çay yaprakları fermantasyondan sonra kavrulursa siyah, önce kavrulursa yeşil çay elde edilir. Fiyakalı bir yazarın yeşil çayla işi olmaz. • Çay, eğer abartmadan içilirse bedenî ve zihnî yorgunluğu alır. • Sinirleri giderir. Yazı yazarken kalemi kemirmez, klavyeyi parçalamazsınız. • Mide tenbelliğini giderir. O kadar çay içerseniz yanına aparatif almak zorunda kalırsınız. Köşedeki bakkalı ve simitçileri sevindirirsiniz. • Çay, damar kireçlenmesini önler. Memleket meselelerinde damarınıza dokunan ne varsa bunları diri tutmanızı sağlar. Paşa çayı içenler bahsimizden hariçtir. Onların çay içtiğine twitterdan bin şahit getirseniz de kimse inanmaz zaten. • Çayı abartacak olursanız çarpıntı yapar. Sinir bozukluğu, baş ağrısı, mide bulantısı yapabilir. El titremesi ve uykusuzluğa sebep olur. İkinci bir sohbet ortamına kadar çaktırmadan çaydan uzak durmanız gerekir. Bu durumda çevrenizin çay içememenizi alay konusu yapmayacağından emin olun. • Çayı ağır bir ortamda içiyorsanız “benimki açık olsun” dememeye özen gösterin. Hakkınızda ne tür dedikoduların çıkacağını kestiremezsiniz. • Bir dergi veya gazeteye iş başvurusu yapıyorsanız, “Bi çayınız varsa içeriz” cümlesini tok bir sesle söylemeniz önerilir. Bu tavır sizi çay içmeyenlerin bir adım önüne taşıyacaktır. • Siz siz olun, çay içmeyen insanlarla alış-veriş yapmayın. Onlara kız vermeyin. Onlara oy atmayın. Onlarla arkadaş olmayın (Bu madde Murat Menteş’ten etkilenmiştir).

SAYI 4

45

Genciz Biz Ekim 2012  
Genciz Biz Ekim 2012  

Üsküdar Belediyesi Aylık Gençlik Dergisi Ekim 2012 Sayı:4

Advertisement