Page 33

Onlarla ilgili bir sorun yok. İzleyiciler mesela Fatmagül’ü de gerçek zannediyor. Yok öyle bir şey halbuki. Fatmagül’de gerçek değil. Meksika Sınırı’da gerçek değil. Ekrandaki İsmail Kılıçaslan’da gerçek değil. Yani hepimiz aldığımız pozisyonlar üzerinden hayatla hesaplaşıyoruz.

“Hiçbir şeyi özetleyecek kadar aptal değilim”

Ekranda gerçek olabilmek zor. Ama gerçeklikten iyice uzaklaştığını hissetmek insanı çok yoruyor. Beni çok yordu. Mesela Selahaddin asla kendi gerçekliğinden uzaklaşmayan bir adam. Ama bende öyle olmadı. Televizyon beni kendi realitemden, kendi gerçekliğimden, kendi inançlarımdan uzaklaştırmaya başladı. Bende televizyondan uzaklaşmayı tercih ettim. Fena bir dağılma biçimi.

Ciddi misin ya? Twitter’a düşman olmam için yeni bir sebep. Ben, “hiç bir şeyi özetleyecek kadar aptal değilim” diye cevap verirdim.

Bu dinlenme süreci iyi geldi dediniz. Nelere iyi geldi ? Şuan gençler sosyal medya üzerinden sürekli bir hareketlilik içerisindeler. Sanırım gençlerde sizin yaptığınız gibi dinlenme evrelerine ihtiyaç duyuyorlar. Bu dinlenme tecrübenizden ne aktarmak istiyorsunuz gençlere ?

Mesela 140 karakteri aşıp da göndermeye kalktığında ‘yeterince zeki değilsin’ diye bir uyarı çıkıyor.

Timeline diye bir şey var. Adam sınırı aştığında art arda yazıyor düşüncelerini ama onu takip eden için öyle değil. Ana sayfaya onun yazıları düşerken hop salise farkıyla başka birinin twiti kaynıyor araya adam yazıyor ‘Nişantaşı’nda kahve içiyorum.’ Aslında çok karışık ve dağınık bir hal alıyor o zaman da. Aslında işte tam 2010’ların işi Twitter. Çok fazla yoğunlaşmayalım. Aaa, Mevlana çok güzel laf etmiş onu şuradan alalım; aaa, Elif Şafak kitap çıkarmış kutlayalım. Eğlenelim. Bir de bu arada eşe dosta Nişantaşı’nda kafedeyim falan diyelim.

Yavaşlasınlar… Kemal Sayar’ın da bu konu ile ilgili bir kitabı var. ‘Yavaşla!’

Öyle değil ama ! Dünyada şöyle bir kavram var ‘slow city’ yavaş şehir, yavaş yaşayan şehir. Yani toplu taşıma araçlarının mesela 50 km’den fazla hız yapmasının yasak olduğu. Çoğu yerde, yürümek için sokakların icat edildiği. Ben mesela twitter denilen meseleye bile isteye dâhil olmadım. Twitter’ın boşluğu beleşliği çok aşikar. Mail ile iletişim veya Facebook’ta yorumlardan bir iletişime geçme durumu dahi Twitter’dan daha sağlıklı. 140 karakter sayınız var. O karakter sayısıyla dünyayı yorumlamanızı bekliyor insanlar. Temel mantık çok kısıtlı bir alanda çok yüksek kabiliyetli laflar edebilmek. Aforizmatik bir şey yani bu olay.

Ben mesela bir yerde yemek yediğimde, bunu anlatmak için 10 dk’dan aşağı bir zamanı kabul etmem. Yavaşlamadan kastım bu.

Ortalık filozoftan geçilmiyor ama düşünce yok! Bir de sosyal medya, internet şu an insanların hayatında edindiği yer ile gençlerin gereksiz bir özgüvene sahip olmaları sonucunu doğurdu. Ortalık filozoftan geçilmiyor fakat düşünce yok. Hep ikinci el. Bugün bir şiir bitirdim. Bak oradan bir dize ‘Bir özgecan

SAYI 4

31

Genciz Biz Ekim 2012  
Genciz Biz Ekim 2012  

Üsküdar Belediyesi Aylık Gençlik Dergisi Ekim 2012 Sayı:4

Advertisement