Page 28

SPOR

ÖMER BULUT

DARAĞACINDA OLSAK DA

SON SÖZÜMÜZ

FENERBAHÇE Müslüman Türklere futbol oynamanın yasak olduğu yıllarda Papazın Çayırı İngiliz gençlerin ayaklarına emanet, top peşinde aşındırıyorlar çayırın çimlerini. Türk gençler ise sadece imrenmekle yetiniyor. Bilmiyorlar ki o çayırda nice destanlar yazacaklar, nice kahramanlar çıkaracaklar, tüm Türkiye'yi, hatta dünyayı sarsacaklar.

Tüm spor müsabakaları, fakat ille de futbol, rakiplerin varlığına bağlı bir "taraf"lılık ilkesince zevk ve heyecan veren, milyonları aynı anda harekete geçiren bir hayat iksiridir. Bu iksirden içen kendini 90 dakikalığına dünya derdine kapatır, bir takıma bağlılığın, hiç tanımadığı, kendisine hiç benzemeyen insanlarla aynı renkler için şarkılar söylemenin tadını çıkarır. Kimi zaman sahadaki oyunlar için birlik olursun, kimi zaman saha dışındaki oyunlar için... Fenerbahçe bir "Cumhuriyet" takımı mıydı yoksa kendisi bizzat bir cumhuriyet miydi, peki neden diğer kulüpler böyle nitelendirilemiyordu? Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanları hep karizmatik, cesur, iddialı insanlar olmuştur. Bu da haliyle taraftarın tavrını, söylemlerini, tezahüratlarını, sloganlarını etkilemiştir. Futbol takımının sahadaki başarısından çok sarı lacivert formayı taşıyor olması yetmiştir taraftarı mutlu etmeye. Yoksa hangi ülkede, hangi takımın taraftarı böylesi bir bağlılıkla kenetlenmiştir ki? Fenerbahçe taraftarı zor zamanında "bir" olmayı başarmış ve ikibinli yılların bireysel, bencil insanına bir bayrağa, bir takıma, bir ülküye, bir inanca kayıtsız, şartsız inanma-

26

SAYI 4

nın nasıl bir şey olduğunu gururla göstermiştir. Futboldan zerre kadar anlamayanlar bile bunu bilirler: Tribünde iki renk vardır: Takımın bayrağının renkleri! Stada girenler yalnız pet şişeleri, bozuk paraları, metal eşyaları bırakamazlar kapıya, dünya dertleri, geçim sıkıntısı, anne baba baskısı, eş dırdırı, hastalıklar, sınavlar, mülakatlar, bunalımlar, uykusuz geceler, işsiz gündüzler... Kapıda öyle büyük bir yığın vardır ki, kimi beyazdır, kimi pembe, kimi elindeki tespihini bırakır, kimi pearcing'ini, kiminin dövmeleri silinir, kiminin alnının yazısı... Kartvizitler, kimlikler, pasaportlar, diplomalar yakılır, plaketler kırılır... Tek bir kimlikle girer insan stadın kapısından, maç gününe en çok yakışan "taraftar" kimliğiyle. Fenerbahçe'yi diğer kulüplerden ayıran en büyük özelliği sahip olduğu milyonlarca taraftarıdır. Fenerbahçelilik yalnızca bir kulübün taraftarı olmak değildir, aynı zamanda "bir gün mutlaka" düşüncesini bırakmamak, ne kadar kızsa da başarısızlığı bile sahiplenmek, utanmamak, dik durmaktır.

Genciz Biz Ekim 2012  
Genciz Biz Ekim 2012  

Üsküdar Belediyesi Aylık Gençlik Dergisi Ekim 2012 Sayı:4

Advertisement