Page 23

kesin yazısını çok rahat okuyor internet sayesinde, artık iyiyi kötüden ayırt etmemiz çok zor. Bence de öyle. Artık bu bir yetenek mi yoksa belli kuralları çok iyi biliyor da bunları mı kâğıda döküyor ayırt etmek çok zor. O da ancak birkaç eserden sonra belli olur. Oyunculukta da aynı şey söz konusu… Bir diziyle patlarsınız, kendinizi kraliçe gibi hissedersiniz sonra arkası gelmezse sönüp gidersiniz, kimse hatırlamaz. İnternetle ilişkiniz ne düzeyde? Çok minimal kullanıyorum. Bir sene öncesine kadar e-maillerime bile cevap vermiyordum. Arkadaşlarıma altı ay sonra cevap yazıyordum. İşler güçler dolayısıyla e-maili daha istikrarlı kullanmaya başladım. Sosyal medyayı da hiç kullanmıyorum. O kadar çok şey var ki oradan oraya zıplaya zıplaya tavşan gibi vakit geçiyor. Bir de ben ekrandan okumaktan da sıkılıyorum, gözlerim yanıyor. Uzun bir şey okuyacaksam basıyorum öyle okuyorum. Ama itiraf edeyim ki okula çok yardımcı oldu. Kitap ararken hemen sipariş verebiliyorsun. Ya da Vikipedia’dan bir şeylere bakmak…

iletişim halinde gibi ama sonuçta bir makineyle baş başa kalıyorsun. Eminim bununla ilgili bilimsel çalışmalar da çıkacaktır ki sağlıksız da olsa gerek… Ne biliyim gözü kurutuyordur, diyorlar ya kaktüs koyun radyasyon için… Boşuna söylenmiyordur bunlar. Lise ve üniversite dönemindeki gençlerle bir araya geldiğiniz ortamlar oluşuyor mu? Onlarla ilgili izlenimleriniz neler? Kendinizle karşılaştıracak olsanız… Çok farklı… Bence iki tür gençlik var gözlemlediğim. Birisi, çok vurdumduymaz hatta saldırgan ve terbiyesiz diyebilirim. Kötülemek istemiyorum, hep gençlere suç bulunuyor ama hakikaten öyle bir tür var. O da internetin getirdiği güçle oluyor… Orada istediği gibi konuşabiliyor ya, sanki gerçek hayatta da bunu yansıtıyor ama bir taraftan da ona biraz dokunsanız iskambil kâğıdı gibi devrilecek. Çünkü çoğunlukla arkasında doğru dürüst bir dayanak yok. Sadece dışa vurum var.

İnsan tabii ki ekmeğini alacak ama bir sigara fiyatına kitap alabilir değil mi? Üniversitelere çok gidiyorum, söyleşilere katılıyorum, öğrenciler hep kitap çok pahalı falan diyor. O kadar saçma sapan şeylere para harcayıp da bir kitabı fazla görüyorlar. Çok gençken başlıyor bu bakış açısı.

EĞLENMEK SEVDİKLERİMLE OLMAK DEMEK

HELİKOPTER EFEKTİ TÜM AİLELERİ SARDI

Bütün hayatı internette devam eden kişiler var… Hatta gençler sinemaya gitmeyip internetten indiriyor ve bu şekilde eğleniyor. Bizim dosya konumuz da gençlerin eğlence anlayışı üzerine bu sayıda. Sizce eğlenmek nedir?

Son zamanlarda çocuk merkezli bir aile yapısı var. Bundan kaynaklı olabilir…

Aristo demiş ya “biz sosyal hayvanlarız” diye. Bence eğlenmek, sosyal olmakla bağlantılı. Film yalnız da seyredilir, bir yazıdan başka bir yazıya da atlarsınız, ya da sanal kişiliğinizle istediğinize laf atarsınız, saldırırsınız vs. bu belki o anda insana iyi hissettirir, sosyal olduğunuzu sanırsınız ama başka insanlar olmadan, temas olmadan, göz göze bakmadan sosyallik olamaz. Eğlenmek de olamaz bana göre… Dolayısıyla benim için eğlenmek sevindiğim insanlarla güzel yemek yemektir, güzel bir yere gidip doğanın güzelliğini fark etmektir. Ben bu sene hiç tatil yapmamıştım, evvelsi gün geldim İstanbul’a ve 4-5 tane arkadaşımla tatile gittim. Orada yüzdüm, o bana göre en güzel eğlence… Doğanın içinde ve sevdiğin insanlarla olmak… Öbür türlü soyutlanınca bir süre sonra insan kendini kandırıyor, yalnız hissetmiyor çünkü. Sürekli bir

Evet. Zaten bunun bilimsel olarak bir adı var; helikopter efekti… Aileyi helikopter gibi düşünün çocuğu öyle bir altına alıyor ki çocuğun etrafına hiçbir şeyi yanaştırılmıyor, şımartılıyor, istediği veriliyor, çocuk da küstah ve saldırgan olabiliyor. Ama biraz onunla konuşmaya başlayınca inanılmaz büyük bir güven zaafı ortaya çıkıyor. En önemli şey aile… Ben mesela 17-18 yaşında ne isem şu anda da çok farklı değilim. Çünkü benim ailem hiçbir zaman beni şımartmadı ve bana hep yetişkin gibi davrandılar. O nedenle annemle babamla hep arkadaş gibi oldum. Bazı aileler “şöyle olacaksın, şunu olacaksın” diye empoze ediyor ya, çoğu insan istemediği şeyi okuyor, istemediği şeyi yapıyor. O zaman da kişilik gelişmiyor. Ailelerinin istediği kişiyi olmak zorunda kalmışlar… O nedenle çoğunlukla aileler suçlu… Bir de ailelerinin daha bilinçli bir şekilde yetiştirdiği çocuklar var. Bizden çok daha şanslılar. Çünkü bütün dünya ellerinin altında. Onlar çok daha yaratıcı olabilirler, istedikleri şeylere ulaşabilirler.

SAYI 4

21

Genciz Biz Ekim 2012  
Genciz Biz Ekim 2012  

Üsküdar Belediyesi Aylık Gençlik Dergisi Ekim 2012 Sayı:4

Advertisement