Page 11

Bakın, taze bir hatıramı anlatayım: Geçen Ramazan bayramından sonra genç bir kardeşimle sohbet ettik. Bayramının nasıl geçtiğini sorduğumda verdiği cevaba çok şaşırdım. O genç kardeşimizin bayramı eğlencesi, vaktinin büyük çoğunluğunu internette geçirmek, biraz televizyon izlemek, bir de kendi ifadesiyle, “her zaman olduğu gibi, alışveriş merkezinde vakit geçirmek”ti. Peki, “Arkadaşlarınla bayramlaşıp, onlarla vakit geçirmeyi düşünmedin mi?” diye sordum: “İnternette sohbet ettik” dedi. Öyle anlaşılıyordu ki, ne “sevinç, mutluluk, paylaşmak vs… anlamına gelen bayramdan keyif alıyordu, ne de bayram boyunca gerçekleştirdiği etkinliklerden… İstediği gibi bir gençlik, olması gereken gibi bir hayat yaşamadığı veya yaşayamadığı açıkça anlaşılıyordu halinden. Anlaşılıyor ki, her zaman olduğu gibi dediğine göre, bu genç kardeşimizin hayatı hep böyle geçiyordu. Ve anlaşılıyor ki, yaşamakta olduğumuz modern zamanların eğlence anlayışı maalesef buydu. Televizyon izlemek, internette gezinmek ve alış-veriş merkezinde dolaşmak… Evet, bunlar çağımızın imkânları ve sizlere sundukları… Ancak, özellikle bir bayram gününde bile, sizleri birbirinizden bu denli uzaklaştıracak kadar oyalaması normal mi? Bu bir hayat tarzı, eğlenme biçimi olmaktan ziyade bir bağımlılık durumu değil mi?

Sosyal medya faydalıdır, fakat… Elbette, yerinde ve zamanında çağın imkânlarından yararlanacağız. Tabi ki, teknoloji hayatımızı kolaylaştıracak. Bizlere bir şeyler öğretecek, geleceğimize ışık tutacak TV programları da izleyeceğiz; internet ortamında, paralel yeni dünyada neler olup bitiyor ondan da haberdar olacağız. Normal hayatımızda ulaşamayacağımız şeylere Facebook’tan, Youtube’dan ulaşacak ve arkadaşlarımızla paylaşacağız. Biliyorsunuz, ben de bu yeni dünyaya yabancı değilim. Hatta yapılan değerlendirmelerde sosyal medyayı en sık kullanan siyasetçilerden de birisiyim. Zaman zaman bu sanal mecralar üzerinden görüştüğümüz de oluyor. Ancak sevgili gençler; Bu mecralar bizleri sosyal ortamımızdan, ailemizden, arkadaşlarımızdan koparmamalı, koparamamalı… Birbirimizle iletişimimizi koparacak kadar, özellikle sevinçlerimizi, mutluluğumuzu; derdimizi, kederimizi… Kısaca her şeyimizi paylaştığımız ailelerimizle bağımızı koparacak kadar

bize yakın olmamalı, vaktimizi almamalı diye düşünüyorum. Tabi sizlere internet kullanma kılavuzu sunacak değilim sizlere. Sizler teknolojiyi benden daha iyi biliyorsunuz. Ancak bir ağabeyiniz olarak, hayat hakkında sizlere birkaç tavsiyede bulunmayı bir borç biliyorum.

Bir hikâyeniz olsun Hayat öğrenmek, öğretmek; çalışmak, mücadele etmek, başarmak ve mutlu olmak üzerine kuruludur. Her insanın farklı yetenekleri, ilgi alanları var. Hayatınıza değer katacak, serbest zamanlarınızı anlamlandıracak uğraşlarınız olmalı… Bir şeyler yapmalısınız ki, hem kendinizi geliştirebilin, hem de arkadaşlarınızla, dostlarınızla ve diğer insanlarla bir araya geldiğinizde paylaşacak bir meziyetiniz, anlatacak bir hikâyeniz olabilsin. Hele hele muhakkak bir enstrümanınız olsun. Ruhunuzu dinlendirecek, stresinizi alacak güzel bir sanat dalıyla ilgilenin ve uzman oluncaya kadar da üzerinde çalışın. Sanat dalı demişken, hani bir türkümüz var; “Geçti dost kervanı, eyleme beni” der ya; adımlarınızı bilinçli atmaz ve vaktinizi iyi değerlendirmezseniz, dost kervanı da, gençliğiniz de geçer gider. O halde “gün bugündür” deyin. İleride bir gün geriye dönüp baktığınızda, gülümseyebileceğiniz bir şekilde yaşayın. Eğlenin ama eylenmeyin!

SAYI 4

9

Genciz Biz Ekim 2012  
Genciz Biz Ekim 2012  

Üsküdar Belediyesi Aylık Gençlik Dergisi Ekim 2012 Sayı:4

Advertisement