Page 1

1893–94 ‹stanbul Kolera Salg›n›nda Üsküdar D R .

M E S U T

A Y A R

‹stanbul Çapa Anadolu Ö¤retmen Lisesi

Kolera, akut bafllang›çl› bulant›s›z kusma, kar›n a¤r›s›z fliddetli ishal, k›sa zamanda su ve elektrolit kayb›na ba¤l› olarak geliflen ve k›sa hemen giriflimde bulunulmazsa oldukça öldürücü olan bir enfeksiyon hastal›¤›d›r. Hastal›¤›n etkeni olan ve 1883’te Koch taraf›ndan bulunan Vibrio cholera’n›n kirli içme sular› ve yiyeceklerle a¤›z yoluyla al›m›ndan iki üç gün sonra belirtiler bafllar. Hastal›k, mikrobun mideden geçerek ba¤›rsaklara yerleflip ço¤almas›ndan meydana gelir1. Kolera için epidemiyolojik2 aç›dan önemli iki nokta, k›talararas› salg›nlara yol açabilmesi ve etkiledi¤i ülkelerde endemik/yerel seyir göstermesidir. Epidemi/salg›nlar›n görüldü¤ü vakitler genellikle s›cak aylard›r. Kirli su kaynaklar› koleran›n bulaflmas›nda en önemli rolü oynar ve bu nedenle kolera epidemilerinin geliflmesinde önemli olan bir nokta da alt yap›n›n iyi olmamas›d›r. Özellikle yo¤un ve izdihaml› yerlerde, örne¤in k›flla, okul, hapishane ve hatta hastane gibi mekânlarda, hastal›¤›n salg›na dönüflme riski daha kuvvetlidir. Koleran›n kayna¤›, Hindistan’da Bengal deltas› üzerinde bulunan Ganj ve Brahmaputra nehirleri aras›ndaki bölge, yani bugünkü Bangladefl’tir. Bu bölgede hastal›k lokal halde her vakit mevcuttur3. Sosyo-ekonomik düzeyi düflük ve pek de temiz bir toplum olmad›¤› bilinen Hintlilerin dini al›flkanl›klar›, koleran›n Hindistan’›n di¤er bölgelerine ve zamanla tüm Güneydo¤u Asya’ya da sirayetle, buralar›n da daimi surette koleran›n hüküm sürdü¤ü birer hastal›k kaynaklar› durumuna gelmesindeki etkenlerden biri olmufltur. Hindistan’›n do¤al ortam› her ne kadar hastal›¤›n ortaya ç›k›fl›na yard›mc› olduysa da bu mikrobun Hint yar›madas›n›n di¤er bölgelerine ve de özellikle dünyaya yay›lmas›nda bafl etken ‹ngilizlerdir. ‹ngiltere’nin Hindistan’daki savafllar›yla yerinden edilen nüfus, hem


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

‹ngiliz askerleri hastal›¤a maruz b›rakt›4 ve hem de pek çok Hintli hastay› hastal›klar›yla birlikte yurtlar›n›n d›fl›na sürdü. Bunun yan›nda, bu dönemde ulafl›m ve tafl›madaki h›zl› geliflmeler, gemilerin salg›n önleme çal›flmalar› olmaks›z›n bir limandan ötekine mikrobu tafl›malar›na sebep oldu5. Kolera Hindistan s›n›rlar›n› aflarak alt› defa k›talar aras› salg›n (pandemi) halini ald›. Bu büyük salg›nlar hakk›nda çeflitli perspektiflerden hareketle farkl› yazarlar, muhtelif tarihler vermektedir. Gerçekten de bu büyük salg›n dönemlerini kesin olarak saptamak oldukça zordur; ancak, pandemilerin bafllama tarihleri olarak 1817, 1829, 1852, 1863, 1881, 18996 kabul edilebilir. Topraklar› genifl bir alan› kaplayan Osmanl› Devleti’nin kolera salg›nlar›ndan korunmas› güçtü. Hala kullan›lmakta olan eski ticaret yollar›n›n kesiflti¤i Osmanl› topraklar›nda, bu illet ilk kez 1822 y›l›nda görüldükten sonra 19. yüzy›l boyunca ve 20. yüzy›l›n bafllar›na kadar demografik, siyasi, sosyal, psikolojik ve ekonomik alanlarda büyük çapl› zararlara sebep oldu. Di¤er taraftan ‹stanbul’da ilk olarak 1831 y›l›nda görülen kolera, yine 20.yüzy›l›n bafllar›na kadar Osmanl› baflkentini defalarca istila etti. Bu çal›flman›n içerdi¤i dönemi de kapsayan 1892-95 y›llar› aras›nda ‹stanbul ve Anadolu’nun hemen tümünde kolera etkili oldu. Anadolu 1893 y›l›nda hafif surette ve k›smen, 1894 y›l›nda da fliddetlice ve neredeyse tamamen kolerayla sars›ld›. 1893 y›l›nda yine yaz aylar›ndan bafllayarak ‹zmir, Trabzon, Amasya, Tokat ve çevresiyle, Eskiflehir ve Kütahya havalisinde aral›klarla kolera salg›nlar› görüldü. 1894 y›l›nda Orta Anadolu’da ilk olarak Sivas’ta patlayan kolera, bundan sonra Anadolu’nun tüm vilayetlerinde kendini gösterdi. 1895 y›l›n›n bafllar›nda yaln›zca Antalya ve ‹stanbul’da kolera vard›. Fakat, havalar›n ›s›nmas›yla birlikte, Adana ve havalisinde ortaya ç›kan illet zamanla Kayseri, Marafl, Ad›yaman ve Halep dolaylar›na, ard›nda da evvelki y›l oldu¤u gibi Sivas, Konya, Ankara ve Hüdavendigar vilayetlerine kadar ulaflarak kendini tekrar gösterdi. Hicaz, Basra, Ba¤dat ve Anadolu’daki salg›nlar baflta olmak üzere, Osmanl› Devleti’nde bu dönemde yaklafl›k 90-100 bin kifli koleraya yakalan›rken, en az 50.000 civar›nda kifli -bunun önemli k›sm› Hicaz bölgesinde meydana geldi- yaflam›n› yitirdi7. Yukar›da bahsedildi¤i üzere, XIX. yüzy›l boyunca birçok kez koleran›n tahribat›yla sars›lan Osmanl› Devleti’nin baflkenti, 24 A¤ustos 1893 (12 A¤ustos 1309) tarihinden itibaren yaklafl›k sekiz ay boyunca, 26 Nisan 1894 (14 Nisan 1310)’e kadar kolera istilas›yla mücadele etmifltir. Salg›n›n devam etti¤i günlerde al›n›p uygulanan önlemler neticesinde, koleran›n bilinen özelliklerine nazaran bu s›k›nt› çok hafif atlat›lm›fl; vukuat ve ölüm say›lar› nispeten düflük bir seviyede kalm›flt›r. ‹stanbul ve çevresindeki kolera devam ederken devlet bir tak›m tedbirler almak zorunda kalm›fl; bu tedbirlerden birço¤u alt yap› eksikliklerinin fark edilip giderilmesinde, dolay›s›yla flehrin modernleflmesinde önemli bir etki yapm›flt›r. Di¤er taraftan, koruyucu sa¤l›k önlemleri alan›nda kaydedilen geliflme Osmanl› 158


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

Devleti’nde neredeyse 盤›r aç›c› nitelikte olmufltur. fiehirdeki ‹lk Kolera Vakalar›: 1893 y›l›nda ‹stanbul’da koleraya dair ilk vaka, Hasköy’de 24 A¤ustos günü ortaya ç›kt›. Bunun ertesi günü, Kuleli Askeri ‹dadisi’ndeki ö¤rencilerden biri kusma ve ishal halleriyle rahats›zlan›p 24 saat zarf›nda öldü. Daire-i Askeriye’den bir heyet vakay› incelemekle görevlendirildi ve yap›lan tahkikat neticesinde ö¤rencinin koleradan ölmedi¤i fikrine var›l›p, hastan›n bulundu¤u yerde ihtiyaten oluflturulmufl olan kordon kald›r›ld›8. Fakat benzer vakalar›n ard› kesilmeyip, Galata’dan ve Üsküdar Bimarhanesi’nden ayn› tip vukuat haberleri gelmeye devam etti. Bimarhane’de yap›lan incelemede, illetin kolera olmad›¤› ancak dikkat çeken bir hastal›k oldu¤u belirtilmiflti. Yine ihtiyaten kordon oluflturulmas›na karar verilirken, birkaç gün içinde Bimarhane’de 5 hastan›n daha ortaya ç›kmas› ve bunlar›n da üçünün ölmesiyle hastal›¤›n kolera oldu¤una dair güçlü bir kamuoyu belirmeye bafllad›. Ard›ndan 3 Eylül günü Galata’da önceki hastalar›n ortaya ç›kt›¤› yerde bir kad›n ve bunun ertesi günü de Frans›z Hastanesine kald›r›lan bir gemi kaptan› hastalanarak öldü9. Ayn› gün Hapishane-i Umumi’de muhaf›z olarak görev yapan askerler aras›nda flüpheli vakalar görülünce ve üstelik bunlardan biri sonra vefat edince, hemen hapishane de kordon alt›na al›nd›10. Bu ilk vakalardan sonra, 7 Eylül’e kadar Osmanl› baflkenti ve çevresinde Bimarhane ve Umumi Hapishane d›fl›nda flüpheli hastal›¤a rastlanmazken, o gün Bimarhane’nin yan›ndaki imarette görevli birinin öncekilere benzer flekilde hastaland›¤› görüldü. Yap›lan incelemede hastan›n koleraya yakaland›¤› anlafl›ld›¤› gibi, hasta da iki gün sonra yaflam›n› yitirdi. Salg›n bundan sonra büyük olas›l›kla bu kanalla, önce Üsküdar’›n Sultantepesi ile Bimarhane Caddesindeki Tabutçular, K›zlara¤as› ve Hayrettin Çavufl Mahallelerine sirayet ederek11 etkisini geniflletmeye bafllad›. 12 Eylül’e kadar hastal›k flehrin sur içi mevkiine bulaflmad›. Fakat Üsküdar’a misafirli¤e giden bir kad›n Fatih’teki evine dönerken koleray› da buraya tafl›d›12 ve böylece tarihi yar›madadaki ilk vaka bu flekilde meydana geldi. Kolera ‹stanbul’a Nereden Tafl›nd›? ‹stanbul koleras›n›n nereden bu flehre tafl›nd›¤› sorunu uzun bir süre tart›fl›lm›fl ve bu konuda de¤iflik görüfller ortaya at›lm›flt›r. Hasköy ve Kuleli’de meydana gelen ilk iki vakada, hastalar›n mikrobu nereden kapt›klar›na dair o vakitler yap›lan incelemelerde kesinlikle bir bilgiye ulafl›lamam›flt›. Ancak ‹stanbul’a ilk kolera mikrobunu bir ‹ngiliz gemisinin getirdi¤i bilinmekteydi. Batum’dan hareket ederek 14 A¤ustos 1893 tarihinde, yani Osmanl› baflkentinde salg›n›n bafllamas›ndan 10 gün önce, ‹stanbul Liman›na gelen George Fisher adl› bu geminin hastalanan bir tayfas›, karaya ç›kar›larak ‹ngiliz Hastanesine yat›r›lm›fl ve burada hayat›n› kaybetmiflti. Ayn› gemi daha sonra ‹stanbul’dan ayr›l›p Malta’ya giderken yolda iki tayfas› daha hastalanarak ölmüfl ve gemi Malta’da karantinaya al›nm›flt›13. Yani George Fisher’de kolera oldu¤u gerçe¤i sabitti. Bu sebeple mikrobun ‹stanbul’a bu gemi taraf›ndan getirildi¤i anlafl›lm›flt›14. Ancak onun getirdi¤i mikroplar›n kimleri yakalad›¤› hiçbir zaman tam olarak bilinemedi. 159


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

Osmanl› makamlar› Bimarhane’deki salg›n›n nereden gelen mikropla hastaneye bulaflt›¤›n› tespit etmifllerdi15. Buna göre, Romanya’n›n baz› mahallerinde bir müddetten beri etkili olan kolera, Tolc›’ya nereden geldi¤i belli olmayan, fakat buradan Köstence’ye ve oradan da vakit kaybetmeksizin ‹stanbul’a getirilen Naz›m adl› bir ak›l hastas› vas›tas›yla Bimarhane’ye sirayet etmiflti. Naz›m ‹stanbul’a geldikten sonra birkaç gün hapishanede gözetim alt›nda tutulmufl, sonra Bimarhane’ye nakledilmiflti. Bimarhane’de karfl›l›kl› yatt›¤› Lala Ferhat’›n koleraya yakalanmas› ve hapishanede de kolera salg›n›n›n bafllamas›yla koleran›n nereden geldi¤i böylelikle anlafl›lm›fl oldu16. Buna karfl›n, Osmanl› Devleti’nin Köstence fiehbenderli¤inden bu konuda istenen ve cevaben gönderilen izahata göre; Mehmet Naz›m adl› biri Köstence’den ‹stanbul’a hiç gelmemiflti. Ayn› cevapta, bu tarihlerde Romanya’n›n hiçbir yerinde kolera olmad›¤› da belirtiliyordu17. fiehbenderin yaz›s›na ra¤men, gerçekten de 1893 A¤ustosu, Romanya’n›n birçok flehrinde koleran›n en fliddetli oldu¤u dönemdi18 ve bu sebeple hastal›¤›n Bimarhane’ye bu ülkeden gelmifl oldu¤u kabul edildi. fiuras› bir gerçek ki H›fz›ss›hha-i Umumi Komisyonu’nun onca araflt›rmalar›na ra¤men, yukar›da yaz›lanlardan da anlafl›laca¤› üzere, koleran›n ‹stanbul’a nereden veya nerelerden sirayet etti¤i net bir flekilde ortaya konamam›fl, bahsi geçen kurgular olas›l›ktan öteye geçememifltir.

Üsküdar ve Çevresinde Yaflayan Ahali Aras›ndaki Kolera Salg›n› Salg›n›n ilk günlerinden itibaren Üsküdar ve çevresindeki vakalar›n say›s›, buran›n ‹stanbul salg›n›nda ilk kolera oda¤› halini ald›¤›n› göstermektedir. ‹stanbul’daki hastal›¤›n genifl bir alana yay›lmas› hakk›nda Dr. Chantemesse19 18 Ekim tarihli raporunda, özellikle Üsküdar’da kolera ocaklar› olufltu¤una iflaret ederek, flehrin di¤er yerlerine koleran›n sirayet etmesine Üsküdar’a gidip gelenlerin sebep oldu¤unu belirtmifltir20. fiehrin bu yakas›nda ilk olarak Bimarhane’de görülen kolera, sonralar› buradan Üsküdar’›n di¤er semtlerine s›çrad›. Haydarpafla Hastanesi ve Selimiye K›fllas› gibi yine bu havalide bulunan kalabal›k mevcutlu yerlere de bulaflan illet, askerler aras›ndan da yüzlercesinin yaflam›n› yitirmesine yol açt›. Bimarhane’deki salg›n d›fl›nda bu havalideki ilk kolera vakas›, 7 Eylül 1893’te, bu hastanenin bitifli¤indeki imarethanede ortaya ç›kt›. Hastal›k daha sonra Üsküdar’›n hemen her yerine yay›l›p, 1893 y›l›n›n son günlerine kadar varl›¤›n› devam ettirdi. Fakat Bimarhane ve Selimiye K›fllas›ndaki vakalar ayr› tutulursa kolera, flehrin karfl› taraf›nda yapt›¤› fliddetli y›k›m› burada gerçeklefltiremedi. Üsküdar cihetinde 1893 Eylülünde bafllayan kolera salg›n›nda, ilk bir hafta içinde, (7-13 Eylül 1893) yaln›zca 9 vaka ortaya ç›kt›. Bu vakalar Üsküdar’›n Sultantepe, Tabutçulariçi, K›zlara¤as›21, Selimiye, Hayrettin Çavufl gibi semt ve mahallerinde görüldü. 14 Eylül’den itibaren koleran›n bu bölgedeki etki alan› aniden 160


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

geniflledi. Fakat herhangi bir yerdeki vaka say›s›n›n anormal derecede artt›¤› görülmedi. Ancak, Üsküdar’›n üst taraflar› baflta olmak üzere, kuzey-güney do¤rultusundaki sahil fleridinde de yeni koleral› hastalar ortaya ç›kt›. Bu tarihten ay sonuna kadar en çok koleral›, 8 vaka ile K›zlara¤as›-Tabutçulariçi’nde görüldü. Bunu Harem’deki 4 vaka izledi. Ayr›ca Üsküdar merkezi, Murat Reis Mahallesi, Altunizade, Do¤anc›lar, Evliya Hoca Mahallesi, ‹cadiye, Ahmediye, Nuhkuyusu, Kavak ‹skelesi ve Kuzguncuk’ta22 en az bir koleral› hasta ortaya ç›kt›. Böylece yaklafl›k üç haftal›k vakalar›n toplam›, salg›n›n hafif geçti¤ini gösterir bir mahiyette, ancak 35’e ulaflt›23. Kolera mikrobu bu havalide, Ekim 1893’te önceki ayki seyrinden farkl› olmayarak, yine müteferrik vakalar meydana gelmesine yol açt›. 4–5 vaka görüldü¤ünden Kavak ‹skelesi, Kuzguncuk ve Üsküdar merkezi baflta olmak üzere, Salacak, Çolak Sinan Mahallesi, Bülbüldere, Süleymana¤a Mahallesi, Toygartepe, Karacaahmet, Selami Ali Efendi Mahallesi, ‹hsaniye, Toygar Hamza Mahallesi ve Gülfem Kad›n Mahallesi’nde bu ay içinde toplam 30 koleral› hasta ortaya ç›kt›24. 28 Ekim’den 6 Kas›m’a kadar geçen 10 gün zarf›nda, Üsküdar ve havalisinde yaln›zca iki vaka olmas›, hastal›¤›n buralardan siliniyor oldu¤u kan›s›n› uyand›rd›ysa da ayn› tarihten itibaren, özellikle Selimiye’de bulunan Kavak ‹skelesi’nde ortaya ç›kan vakalar bu düflüncenin yanl›fll›¤›n› sergiledi. Kas›m ay› sonuna kadar yaln›zca bu semtte 13 vaka görüldü. Bunun d›fl›nda Üsküdar merkezde 10, Kuzguncuk’ta 6, Ayazma, Tunusba¤›, Yenimahalle, Murat Reis Mahallesi, Süleymana¤a Mahallesi, Hayrettin Çavufl Mahallesi, Yeniçeflme, Tophanelio¤lu, Batpazar› ve Nuhkuyusu’nda da en az birer vaka görüldü. Böylece Kas›m ay› içinde 41 koleral› zuhur etmifl oldu25 ki bu aral›k, salg›n›n Üsküdar ve çevresindeki en fliddetli hüküm sürdü¤ü günleri teflkil etti. Aral›k 1893’te, hemen hepsi önceki vakalar›n ortaya ç›kt›¤› semtlerde olmak üzere 27 vaka daha görüldü. Bu ay›n sonlar›na do¤ru salg›n buralarda tamamen söndürülürken, Üsküdar’da son koleral› hasta 1 Ocak 1894 tarihinde tespit edildi26. fiehrin Anadolu yakas›nda Üsküdar’dan baflka yerlerde de kolera vakalar› görüldü; ancak, bunlar neredeyse yok derecesinde kald›. Üsküdar’dan sirayet etti¤i düflünülen mikropla bu yakadaki tüm salg›n boyunca (7 Eylül 1893–7 Ocak 1894) Haydarpafla, Kad›köy, Beylerbeyi, Çengelköy, Kanl›ca, Paflabahçe, Beykoz, Göksu Bendi, Anadolufeneri, Çaml›ca ve Küçükbakkalköy’de toplam 42 vaka zuhur etti27. Bunlardan çok büyük bir k›sm› Kad›köy, Haydarpafla ve Beykoz’da meydana geldi. 24 Mart 1894 tarihinde Üsküdar-Yenimahalle’de, 26 Mart’ta Kad›köy’de, 3 Nisan’da Üsküdar-Selams›z’da, 4 Nisan’da Kuzguncuk ve Anadoluhisar›’nda toplam 5 kolera vakas› daha görüldü28. Genel olarak ‹stanbul salg›n›n› kapsayan zaman içinde meydana gelmifl olmalar›na ra¤men, bu son vakalar flehrin Anadolu yakas›ndaki salg›n›n devam etti¤ini göstermez. O s›ralarda Galata taraf›nda biraz fliddetlenen koleran›n, o tarafa gidip gelenlerle ‹stanbul’un Anadolu yakas›na tafl›nm›fl olmas› akla daha yatk›nd›r. Çünkü bahsedilen bu 5 hastadan baflka, Üsküdar ve havalisinde yeni koleral› görülmedi ve bunlar müteferrik vakalar olarak kald›. 161


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

Selimiye K›fllas›

175 adedi ilk dört ayl›k süre zarf›nda olmak üzere, ‹stanbul’un Anadolu yakas›ndaki ahali aras›ndan 180 kiflinin koleraya yakalanmas›, hastal›¤›n bu havalideki, özellikle Üsküdar d›fl›ndaki yerlerdeki tahribat›n›n yüksek olmad›¤›n› göstermektedir. Anadolu yakas›n›n, flehrin Suriçi ve Galata k›s›mlar›na göre genifl ve bofl alanlar›n›n fazlal›¤› sebebiyle, daha seyrek bir yerleflmeye sahne olarak, yine di¤er ikisine göre çok daha az bir nüfusa sahip olmas›, bunun bafll›ca nedenidir. Fakat yukar›da da belirtildi¤i gibi Bimarhane’deki ve Selimiye K›fllas›ndaki vakalar bu de¤erlendirmenin d›fl›ndad›r.

Üsküdar Toptafl› Bimarhanesi’ndeki Kolera Salg›n› Daha önce de de¤inildi¤i üzere, Hasköy’deki vakadan birkaç gün sonra, 29 A¤ustos 1893 ve onu izleyen günlerde, Toptafl› Bimarhanesi’nde29 bulunan hastalar›n benzer flikâyetlerle hastaland›klar› görülmüfltü. ‹lk olarak, birkaç aydan beri bu hastanede tedavi gören Lala Ferhat A¤a ad›ndaki bir ak›l hastas›nda müflahede edilen kolera alametleri, ard›ndan h›zla di¤er hastalar aras›nda görülmeye bafllad›. Bimarhane bafltabibi Kastro’nun tüm gayretlerine ra¤men hastal›¤›n nas›l olup da Bimarhane’ye girdi¤i tespit edilemeyince30, çok daha sonralar›, buradaki salg›n›n sönmeye yüz tuttu¤u günlerde, özel bir komisyon kurularak iflin asl› araflt›r›l›p ortaya ç›kar›lmaya çal›fl›ld›. Neticede, koleran›n Bimarhane’ye, 162


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

Romanya’n›n Köstence flehrinden gelen bir ak›l hastas›ndan bulaflt›¤› kabul edildi31. 31 A¤ustos 1893 tarihinde meydana gelen ani iki ölümden hemen sonra, mikrobiyoloji konusunda uzman kabul edilen Binbafl› Hamdi Bey, Bimarhane’ye gönderildi. Hamdi Bey, orada ilk ölen kifli olan Lala Ferhat’›n d›flk›s›ndan numuneler ald›ktan sonra, bu numuneler üzerinde mikroskopla yapt›¤› incelemelerde, kolera mikrobuna rastlayamad›¤›n› bildirmesi üzerine, ilgili makamlarda bir anl›k rahatlama yafland›. Fakat müteakip günlerde hem hasta ve hem de ölü say›lar› art›nca, S›hhiye Meclisi müfettifli Vitalis Efendi’yi Bimarhane’ye gönderdi32. O da hastanenin bafltabibi Kastro ile görüflüp, gerekli incelemelerini yapt›ktan sonra, meclisine sunmak üzere bir rapor haz›rlad›. Hamdi Bey’in aksine Vitalis Efendi raporunda, bilhassa sürekli artan vaka say›lar›na nazaran, hastal›¤›n koleraya çok benzedi¤ini belirtti33. Biraz sonra, bir tak›m önlemleri içeren ve Vitalis’in görüfllerine dayanarak kabul edilen S›hhiye Meclisi karar›, bu rapor üzerine al›nd›. S›hhiye Meclisi’ndeki 3 Eylül 1893 tarihli toplant›da, Bimarhane’nin derhal kordon alt›na al›nmas›na dair karar al›nd›ktan baflka, müfettiflin raporundan yola ç›k›larak, hastanenin Yass›ada’ya tafl›nmas› uygun görüldü. Buna gerekçe olarak ise, Bimarhane’nin o denli ak›l hastas›n› alacak bir bina olmad›¤› ve dolay›s›yla, ko¤ufllardan birine bulaflan mikrobun oradaki bütün hastalar› kolayca yakalad›¤›ndan, buras›n›n bir hastal›k memba› halini ald›¤› gösterildi34. Meclisin karar›nda tahliye iflinin nas›l olaca¤›n›n da izah›na giriflildi. Buna göre, Bimarhane’deki doktor, memur, hastabak›c› ve hastalar zaptiyelerin korumas› alt›nda, çevredeki ahalinin uyumas›ndan sonra, gece geç vakitlerde k›r yoluyla Harem civar›ndaki Kavak ‹skelesine indirilerek, bir veya birkaç vapura bindirilecek ve s›hhiye gardiyanlar›n›n refakatinde Marmara Denizi’nde, hemen hemen bofl bir vaziyette bulunan Yass›ada’ya tafl›nacaklard›. Ard›ndan adaya gönderilecek çad›r, erzak, ilaç ve gerekli di¤er malzemelerle burada geçici bir hastane kurulacakt›. Sevk›yattan sonra adada kalmas› gerekenler d›fl›nda, bu ifl için görev yapan herkes, Kavak Tahaffuzhanesi’ne gönderilerek tathir ve tebhir (temizleyip tütsüleme, etüvden geçirme) ifllemlerine tabi tutulduktan sonra, 15’er gün karantinaya konulacaklard›. Ayr›ca, Bimarhane binas› ile sevk›yat s›ras›nda geçilen yollar ve kullan›lan vapurlar, kimyevi maddelerle dezenfekte edilecekti35. Onca hastan›n, üstelik koleral› ak›l hastalar›n›n Üsküdar sokaklar›ndan geçirilerek, hiç de uygun olmayan bofl bir adaya tafl›nacak olmas›, ak›l almaz bir giriflim olacakt›. Neyse ki iflin meflakkati ve iyi bir plana muhtaç oluflu sebebiyle S›hhiye Naz›r› ve S›hhiye Meclisi üyelerinin de kat›l›m›yla fiehremaneti Dairesi’nde 4 Eylül günü toplanan Fevkalade Komisyonda, koleraya karfl› al›nacak tedbirler hakk›nda malumat sahibi olmas› nedeniyle, padiflah›n emriyle bu toplant›ya kat›lan Dr. Muhtar Celalettin Efendi sayesinde büyük bir hatan›n efli¤inden dönüldü. Muhtar Celalettin’in geç kat›labildi¤i toplant›n›n karar›n›n çoktan al›nm›fl olmas›na ra¤men, söz alarak düflüncelerini dile getirmesi, baflta Üsküdar yakas› olmak üzere ‹stanbul’un flans›yd›. Gerçekten de Bimarhane’de bulu163


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

nan o kadar hasta ya da bulafl›k olma ihtimali bulunan insan›n sokaklardan geçirilerek, baflka bir yere nakli halinde hastal›¤›n yay›lmas›n›n önüne geçilemeyebilirdi. Halbuki, hastanenin nakline hiç gerek olmadan da sorun halledilebilirdi. Ancak hastal›¤›n ortaya ç›k›fl›ndan beri Bimarhane’de al›nan tedbirlerin yetersiz kalmas› ve baz› yanl›fl uygulamalar, hastal›¤›n önünün al›namamas›na yol açm›fl olabilirdi36. Bunun giderilmesinden sonra Avrupa’da da örnekleri görüldü¤ü üzere, hastal›¤›n ortaya ç›kt›¤› yerde yok edilmesi, çok daha tehlikesiz ve do¤ru bir yol olacakt›. Ancak yukar›da da belirtildi¤i gibi, Muhtar Efendi toplant›ya kat›ld›¤›nda, tahliyeye dair müzakereler yap›lm›fl ve karar mazbatas›na yaz›lm›flt›. Bu sebeple onun fikirleri, orada kendisine hak verenlerin de olmas›na ra¤men itibar görmedi. Fakat, II. Abdülhamid titiz bir tutum sergileyerek, Dr. Muhtar Celalettin’in sözlerindeki do¤ruluk pay›n› takdir etti. Bunun d›fl›nda, tafl›ma iflleminin detaylar› ve Yass›ada’n›n bu ifle gerçekten uygun olup olmad›¤› padiflah›n akl›na tak›lan di¤er hususlard›. Tatmin olmayan Osmanl› sultan›, ayn› komisyonun Dr. Muhtar Celalettin Bey’in kat›l›m›yla, 5 Eylül’de tekrar toplanmas›n› istedi37. Bir gün önceki toplant›daki kararlar› alanlar bir anda uyan›verdi ve tarihi hatadan dönülmüfl oldu. Komisyon, nakil iflleminden vazgeçerken iki gerekçeyi öne sürdü. Bunlardan ilki, Muhtar Efendi’nin belirtti¤i gibi, koleran›n ortaya ç›kt›¤› mahalde söndürülmesinin geliflmifl devletler taraf›ndan da uygulanan en güvenli yol olufluydu. Öyle ki bu hareket, bundan sonraki zamanlarda okul, k›flla ve benzeri toplu yaflan›lan yerlerde hastal›k ortaya ç›kt›¤›nda, yine tahliye yolunun gündeme gelmesine yol açan bir örnek teflkil edecekti. ‹kinci gerekçe olarak ise, hastalar›n naklinin halk›n endifle, korku ve yönetim aleyhine dedikodu yapmas›na sebep olacak olmas›38 gösterildi. Böylece Bimarhane’de hizmet verenlerle birlikte 600 kifliye yak›n nüfusun yerinde b›rak›l›p, al›nacak tedbirlerle koleran›n bulundu¤u mahalde söndürülmesinde karar k›l›nd›. Ayn› toplant›da ayr›ca, Bimarhane’de al›nacak önlemlerle yap›lacak ifllemlere dair bir talimatname haz›rland›39. Toptafl› Bimarhanesi ile ilgili al›nan karar ve haz›rlanan talimatnamenin üzerinden çok geçmemiflti ki 13 Eylül’e kadar Üsküdar yakas›ndaki befl hastadan üçünün, Bimarhane la¤›m›n›n geçti¤i cadde üzerindeki ev, han ve dükkânlarda ortaya ç›kmas›40, buras›n›n koleran›n yay›lmas›nda bir odak haline geldi¤ini gösterdi. Bu durumun fark›na var›lmas›ndan sonra, S›hhiye Meclisi’nin tavsiye niteli¤indeki görüflüne göre; hastanenin kordon alt›nda tutulmas›ndansa hastalardan tafl›nabilenlerin baflka yerlerde kurulacak barakalara nakli gerekmekteydi41. Bu uyar›ya ra¤men her hangi bir giriflimde bulunulmamas›n›n sebebi; ya Paris’ten Pastör’ün göndertti¤i talimat uyar›nca hastalar›n kesinlikle buradan ç›kar›lmamas› yönündeki ikaz42 ya da Bimarhane’deki salg›n›n yavafl yavafl kontrol alt›na al›n›yor olmas›yd›. 2 Ekim’den itibaren, salg›n›n tamamen söndürülmesinin üzerinden on gün geçtikten sonra, ilgili nizamnamelere göre kordonun kald›r›lmas› gerekiyordu. H›fz›s›hha-i Umumi Komisyonu’nda, bu sebeple bir mazbata haz›rlanarak padifla164


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

ha sunuldu. Ancak, Sultan Abdülhamid’in o s›ralar buna izin vermeye niyeti yoktu. 21 Ekim’de bu arzu tekrar edildiyse de kordonun kald›r›lmas› için birkaç hafta daha beklendi43. Nihayet 8 Kas›m 1893’te Bimarhane’deki kordon kald›r›larak, doktor ve memurlar›n girifl ç›k›fllar› serbest hale getirildi44. Kolera, Bimarhane’de 17 Eylül’e kadar geçen 20 gün içinde 112 kifliyi yakalayarak, bunlardan 78’inin hayat›n›n son bulmas›na yol açt›45. Bundan sonra, yaklafl›k 20 gün daha hafif surette devam eden salg›nda, 2 Ekim’de son vefat olay› gerçekleflti. Bu ana kadar geçen sürede toplam 117 kifli koleraya yakaland› ve bunlardan 86’s› hastal›¤a yenilirken, 31 tanesi de flifa buldu46. Hastalardan baflka, di¤er görevlilerle birlikte, yaklafl›k 600 kiflinin bulundu¤u böyle kalabal›k ve s›k›fl›k bir binada vaka ve ölüm say›s›n›n çok daha a¤›r olmas› iflten bile de¤ilken, Tedabir-i S›hhiye Komisyonu’nun ald›¤› önlemler, bunun önüne geçilmesinde etkili oldu. Yine bu neticenin al›nmas› yolundaki gayretler, sonraki günlerde meydana gelen Haydarpafla Hastanesi veya Selimiye K›fllas› salg›nlar› gibi benzer durumlarda yap›lacaklara, iyi bir tecrübe teflkil etti. Salg›n›n s›k›nt›s›n› en çok çekenler hiç flüphesiz Bimarhane’deki doktor, memur ve hademelerdi. Salg›n›n ilk günlerinde kolera, do¤al olarak en çok Bimarhane’de görev yapan bu insanlar› telaflland›rm›flt›. Üstelik bunlar, art›k her zamankinden daha çok ve kordon alt›nda olarak çal›flmaya mecburdular. ‹flte böyle bir ortamda, görevlilerin vazifelerinden ayr›lacaklar›ndan çekinildi¤inden, bir aya mahsus olmak üzere maafllar›na birer misli zam yap›ld›47 ve bu tehlike de bertaraf edilmifl oldu. Daha sonraki askeri doktor tayinleriyle birlikte burada görev yapan heyet, Kas›m ay› bafllar›na kadar yaklafl›k 70 gün kordon alt›na kald›. Kordonun kald›r›lmas›na yak›n buradaki doktorlara birer rütbe terfi ve baz›lar›na da niflanlar verildi48.

‹stanbul’da Vazife Yapan Askerler Aras›ndaki Kolera Salg›n› 1893–94 ‹stanbul salg›n› s›ras›nda kolera, flehirde birbirinden farkl› mevkilerde bulunan askerlerden 563’ünü yakalam›fl ve bunlardan 255’inin hayat›n› kaybetmesine neden olmufltur49. Ölüm oran›n›n % 45’e tekabül etti¤i bu rakam, kolera salg›nlar› için çok fena bir netice de¤ildir. Salg›n›n bafllar›ndan itibaren, Selimiye K›fllas›nda çok say›da koleral› asker görülmüfl; illet, en çok buradaki efrat aras›nda etkili olmufltur. Salg›nda baflkentin Üsküdar yakas›nda, Selimiye K›fllas›ndan baflka önemli bir kolera oca¤› ortaya ç›kmam›fl; yaln›zca Nuhkuyusu, Üsküdar Büyükdere, Kavak, Çay›r, Kad›köy gibi karakolhanelerde görev yapan askerler aras›nda birkaç vukuat zuhur etmifltir50. K›fllada ortaya ç›kan koleral›lar›n büyük k›sm›, Haydarpafla Hastanesine sevk edilerek tedavi edilmeye çal›fl›lm›fl; bunlar dâhil olmak üzere, salg›n s›ras›nda Haydarpafla Hastanesine 169 koleral› asker nakledilmifltir. Ayr›ca, Selimiye K›fllas›nda oluflturulan sa¤l›k biriminde, Liman-› Kebir (Rumelifeneri) ve Beylerbeyi Hastanelerinde de koleral› efrad›n iyilefltirilmesi için çaba harcanm›flt›r. 165


Ü S K Ü D A R

Toptafl› Bimarhanesi Avlusu

S E M P O Z Y U M U

V

Sultan II. Abdülhamid

1893–94 ‹stanbul Salg›n›n›n Genel De¤erlendirmesi Salg›n›n bafllad›¤› 1309 A¤ustosunda (13 A¤ustos–12 Eylül 1893) ‹stanbul’da 141 kifli koleraya yakaland› ve bunlardan 87’si yaflam›n› yitirdi. Eylül 1309 (13 Eylül–12 Ekim 1893)’da bu say›lar biraz daha artarak, 181 vaka ve 94 vefata ulaflt›51. Teflrin-i Evvel 1309 (13 Ekim–12 Kas›m 1893)’da kolera vukuat ve ölüm say›lar› mislince artarak, 330 yeni vaka ve 194 vefat gerçekleflti. ‹stanbul’da salg›n boyunca kolera vaka ve ölümlerinin en çok görüldü¤ü dönem, 1320 vukuat ve 727 ölüm ile 1309 Teflrin-i Sâni (13 Kas›m–12 Aral›k 1893) ay› oldu. Hastal›¤a yakalananlardan 1090’› sivil, 230’u da askerdi. Di¤er yandan, bu dönemde koleradan ölenlerin 625’i sivil, 102’si de askerdi. 1893 Aral›k ortalar›nda, so¤uklar nedeniyle mikrobun k›r›laca¤› düflünülmekteydi. Ancak bu ay içinde zuhur eden vukuat say›s›, Kas›m ay›na göre çok azalm›fl olmakla birlikte, yine de beklenenin üzerinde oldu. H›fz›ss›hha-i Umumi Komisyonu taraf›ndan bunun sebebi olarak, halk›n yiyecek ve içeceklerine dikkat etmemesi ile ortaya ç›kan mide ve ba¤›rsak bozukluklar›na karfl› yeterli hassasiyetin gösterilmemesi oldu¤u iflaret ediliyordu.52 Gerçekten de k›fl mevsiminin tam ortas›na var›lmas›na ve havalar›n iyice so¤umas›na karfl›n, salg›n›n hala hükmünü icra etmesi dikkat çekiciydi. Nitekim önceki ay›n sonlar›nda en fliddetli haline kavuflan salg›nda, 1309 Kanun-› Evvel ay›nda (13 Aral›k 1893–12 Ocak 1894) da 381 yeni vaka ve 227 kolera ölümü meydana geldi. 166


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

Günümüzde Marmara Üniversitesi’ne ait olan T›bbiye-i fiahane Binas›

Kanun-› Sâni 1309 (13 Ocak–12 fiubat 1894)’da, evvelki ay bafllayan düflüfl daha da h›zlanarak, 102 yeni vukuat ve 70 vefat raddelerine geriledi. 1309 fiubat›nda (13 fiubat–12 Mart 1894) bir miktar daha azalan vukuat say›s› 89, vefat say›s› da 53 oldu. 1310 Mart›nda (13 Mart–12 Nisan 1894) özellikle Rum vatandafllar aras›nda canlanan salg›n›n fliddeti artarak, 134 yeni vaka ve 81 ölüme yol açt›. Koleran›n ‹stanbul’daki son kurban›n›n öldü¤ü 14‘üne kadar Nisan 1310 (13 – 26 Nisan 1893)’da, yaln›zca 5 vukuat ve 4 vefat meydana geldi53. 24 A¤ustos 1893 (12 A¤ustos 1309) günü bafllayan 1893–94 ‹stanbul kolera salg›n›, 26 Nisan 1894 (14 Nisan 1310) tarihinde sona erdi. Bu süre zarf›nda 2683 kifli koleraya yakalan›rken, bunun 1537’si hayat›n› kaybetti. Hastal›¤› yenenlerin say›s› ise 1146 oldu. Bu netice ile hastal›¤a yakalananlar›n % 57,2’si yaflam›n› yitirirken, % 42,8’i iyileflmifl oldu. Salg›n›n devam etti¤i 246 günün ortalama vukuat say›s› yaklafl›k 11 kifli olurken, günlük ortalama ölüm ise 6’n›n biraz üzerinde meydana geldi54.

Salg›n Esnas›nda Al›nan Tedbir ve Uygulamalarla Bunlar›n Üsküdar’a Yans›yan K›s›mlar› Koleran›n ‹stanbul’a yaklaflt›¤› günlerde, hastal›¤›n Dersaadet’e bulaflmas› ihtimaline karfl›, gerek hastal›¤›n sirayetini engellemek ve gerekse mikrop ‹stanbul’a bulaflt›¤›nda, müzakereler yaparak gereken s›hhi tedbirleri süratle al›p uygulamakla yükümlü özel bir komisyonun varl›¤›na ihtiyaç duyulunca, 24 A¤ustos 1893 tarihinde, fiehremininin baflkanl›¤›nda H›fz›ss›hha-i Umumi Komisyonu (Tedabir-i S›hhiye Komisyonu ya da Tedabir- S›hhiye-i Fevkalade Komisyonu)’nun kurulmas›na karar verildi55. Komisyonun bafll›ca icraatlar›, s›hhi temizlik, kordon usulünün tatbiki, baz› g›dalar hakk›ndaki k›s›tlamalar, sosyo-ekonomik durumu bozuk ahaliye ev tahsisi ile bunlar›n baz›lar›n›n flehirden gönderilmesi, altyap› çal›flmalar›, askeri alanlarda ve okullardaki s›hhi durumun iyilefltirilmesi çal›flmalar› olmufltur. 1893-94 Salg›n› s›ras›nda ve sonras›nda H›fz›s167


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

s›hha-i Umumi Komisyonu’nun gayretli çal›flmalar›, ‹stanbul’da koleran›n hafif surette atlat›lmas›n›n en baflta gelen etkeni olmufltur. Zira, bu süre zarf›nda koleraya dair tedbir ve kararlar› al›p uygulayan, bu kurum olmufltur56. S›hhiye Heyetleri ile Kolera Hastanelerinin Kurulmas› ‹stanbul’da bafl gösteren hastal›¤a karfl› ilk olarak 25 A¤ustos 1893 tarihinde, flehrin dört bölgeye ayr›l›p bunlar›n her biri için birer s›hhiye heyeti oluflturulmas›na karar verildi. Bunun ilham kayna¤›, özellikle Fransa’daki benzer uygulamalar olmufltu. Orada oldu¤u gibi, flüphe çeken bir hastal›k ortaya ç›kt›¤›nda, doktorlar derhal hastan›n bulundu¤u mahalle giderek ilk tedaviyi yapt›ktan sonra, etraf›n antiseptik maddelerle temizlenmesini sa¤layacaklard›. Bu amaçla, heyetlerde dörder doktor ile birer de eczac› görev yapacakt›. ‹stanbul ve Üsküdar için birer, Beyo¤lu ve Hasköy için bir, Befliktafl ve Bo¤aziçi’nde de bir olmak üzere, ayr› ayr› görev yapacak bu heyetlere atanacak doktorlardan birer adedi S›hhiye Meclisi57 üyelerinden ve kalanlar› da askeri doktorlar aras›ndan seçilecekti. Öte yandan eczac›lar›n ikisi sivil, ikisi de askeri eczac›lar aras›ndan tayin edilecekti58. Heyetler, flüpheli hastal›k ortaya ç›kt›¤› durumlarda, kordon oluflturulmas› ve benzeri tedbir ve uygulamalara dair haz›rlad›klar› raporlar› do¤rudan, mahiyetinde çal›flacaklar›, H›fz›ss›hha-i Umumi Komisyonu’na sunacaklard›59. Kolera hastaneleri hizmet vermeye bafllamadan evvel flüpheli hastalar›n, salg›n›n yay›l›p büyümesi aç›s›ndan çok tehlikeli bir flekilde, baz› sivil ve askeri hastanelerde tedavilerine kalk›fl›lm›flt›. Bu konudaki yanl›fll›k fark edilerek, s›hhiye heyetlerinin flüpheli gördükleri hastalar› tedavi edecekleri, di¤er hastanelerden ayr› olarak yaln›zca kolera hastalar›na has, 4 adet hastanenin kurulmas›na karar verildi. Bu sebeple oluflturulan 4 heyet için 4 ayr› ev kiralanarak donan›mlar›n›n yap›lmas›na ve bunlar›n kolera hastaneleri olarak hizmet vermelerine bafllan›yorken60, 4 Eylül’de S›hhiye Naz›r› ve S›hhiye Meclisi üyelerinden baz›lar›yla flehremini ve H›fz›s›hha-i Umumiye Komisyonu üyelerinin kat›l›m›yla gerçekleflen fevkalade toplant›da, ‹stanbul için 4 heyetin yetersiz kalaca¤› fikri benimsendi. Bu yüzden her belediye dairesinde bir s›hhiye heyeti oluflturulmas›na ve 10 belediye dairesinin her birinde birer hastane tesis edilmesine karar verildi61. Ayr›ca önceki dört heyete tayin edilen toplam 16 doktora askeri ve mülki yeni 28 doktor daha eklenecekti62. Daha sonralar› buradaki hastal›¤›n miktar›ndaki yo¤unluk üzerine, bir heyet ve hastane de Hasköy için oluflturuldu63. Bunlardan Dokuzuncu Dairenin Üsküdar Tophanelio¤lu’nda bulunan hususi hastanesine, ilk hasta 13 Eylül 1893 (1 Eylül 1309) tarihinde olmak üzere, salg›n süresince toplam 77 kifli yat›r›lm›flt›r. Bunlardan 9’u flüpheli olarak getirilip koleraya yakalanmad›¤› anlafl›l›p flifa bulmufl, 5’i zaten ölmüfl olarak getirilmifl, 38’i hastanede ölmüfl ve 25’i de iyileflmifltir. Beykoz’da oluflturulan Sekizinci Belediye Dairesinin özel kolera hastanesine ilk hasta 11 Eylül 1893 (30 A¤ustos 1309)’de kabul edilmifl ve salg›n müddetince 13 hasta tedavi edilmeye çal›fl›lm›flt›r. Hastalardan birinin koleral› olmad›¤› sonradan anlafl›lm›fl; fakat, kolera flüphesiyle hastaneye yat›r›l›p, daha sonra taburcu edilmifltir. Di¤er 12 ki168


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

fliden 7’si hayat›n› kaybederken, 5’i de sa¤l›¤›na kavuflmufltur. Onuncu Dairenin Haydarpafla’daki ‹brahima¤a Çay›r›nda bulunan hususi hastanesine, 20 ve 23 Kas›m ve 3 Aral›k 1893’te olmak üzere, yaln›zca 3 kifli yat›r›larak 1’i kurtar›lm›fl ve di¤er 2’si vefat etmifltir64. Kordon Usulünün Uygulanmas› Bu uygulamada as›l olan, hastal›¤›n ortaya ç›kt›¤› yerden d›flar› yay›lmas›n› engellemek ve ayn› yerde imha edilmesini sa¤lamakt›. Yani bu, karantina usulünün dar kapsaml› baflka bir versiyonuydu. Daha salg›n bafllamadan önce, e¤er bir yerde kolera görülürse, belediye ve zab›ta idareleri taraf›ndan oras›n›n abluka alt›na al›narak, acilen Sadaret’e ve S›hhiye Nezareti’ne haber verilmesi hususunda da yetkililer uyar›lm›flt›65. Bu, kordon usulünün ilerleyen günlerde uygulanaca¤›na dair, bu günlerde görülen ilk iflaret oldu. 1893’ün Eylül ay› sonlar›nda, flehirde artan vakalar›n miktar›yla orant›l› olarak, kordon alt›na al›nan yerlerin say›s› da artmaktayd›. Bu baflka bir s›k›nt›y› gündeme getirdi. O s›rada 10 gün olan kordon müddeti boyunca, bunlar›n güvenli¤ini sa¤layan polis ve jandarmalar›n miktar› art›k yetersiz kalmaktayd›. Özellikle Üsküdar yakas›nda çok say›da yeni görevliye ihtiyaç duyulmaktayd›. Bu nedenle o ana kadar yeni bir masraf kap›s› açacak olmas› nedeniyle kaç›n›lan geçici güvenlik görevlisi al›m›ndan baflka çare kalmad›. Nihayet 26 Eylül 1893 tarihinde, bafllang›çta iki ayl›k tasarlan›rken, daha sonra görev süreleri salg›ndan çok sonralara kadar uzat›lan 100 nefer jandarma istihdam›na dair irade ç›kt›66. Kordonlar flehrin di¤er k›s›mlar›nda oldu¤u gibi Üsküdar sakinlerine de büyük s›k›nt› yaflatm›flt›r. Kordonlar›n süresi, salg›n boyunca de¤ifliklikler göstermekle beraber, bafllang›çta 10 gündü. Hastal›¤›n yay›lmas›n› önlemesi yönüyle muhakkak olan faydas› yan›nda, maddi manevi zararlar› da anlafl›labilen kordon usulüne halk›n pek de sempatisi yoktu. Sürekli devam eden flikayetlerin yan›nda, salg›n›n büyümesinden sonra çok say›da kordonun teflkili için eldeki imkanlar›n yetersiz kalmas›, zaman zaman bu usulün terk edilmesini ve hiç uygulanmamas›n› savunanlar› ortaya ç›kard›. fiuras› da belirtilmelidir ki kordonun tatbikiyle beraber, kordon içinde kalacaklar›n yiyecek içecek ve di¤er gereksinimleri için s›k›nt› çekmelerine müsaade edilmeden ve bu insanlara iyi davran›larak ihtiyaçlar› karfl›lanmaktayd›. Kordon oluflturulduktan hemen sonra, illete yakalananlar›n evleri, bazen de iflyerleri, hastan›n kulland›¤› eflya ve elbiseleri dezenfekte edilmekteydi67. Koleral›lara ‹laç Temini ‹çin Nöbet Eczanelerinin Tesisi Gerek kolera ve gerek di¤er hastal›klara yakalan›p tedavi için maddi imkân› olmayan fakir ahali için, belediye daireleri bünyesinde oluflturulan merkezler ve nöbet eczanesi denen yerler, bu insanlara laz›m olan ilaçlar›n haz›rlan›p bedava olarak verildi¤i mekânlard›. Bu yerlerden ahalinin yararlanabilmesi için, gazete ilanlar›yla halk bilinçlendirilmeye çal›fl›larak, ‹stanbul’daki s›hhiye heyetleri 169


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

Üsküdar Tebhirhane Binas›

merkezleriyle nöbet eczanesi olarak düzenlenen yerler, yine bu ilanlar yoluyla halka duyuruldu. Bunlardan 9. Belediye Dairesinde bulunanlar, “Üsküdar Do¤anc›lar’daki s›hhiye heyeti merkezi nöbet eczanesi” ile “Ahmediye Meydan›’ndaki ‹stavraki’nin eczanesi”; 8. Daireninki, Kanl›ca’daki “s›hhiye heyeti merkezi nöbet eczanesi” ile “Beykoz’da Nikola’n›n eczanesi”; 10. Daireninki ise “Kad›köy’deki s›hhiye heyeti merkezi nöbet eczanesi” ile “Belediye dairesi yan›ndaki eczane” olarak tespit edilmifltir68. ‹çme Sular› Hakk›ndaki Çal›flmalar. Kolera mikrobunun yay›lmas›ndaki en önemli etkenlerin bafl›nda kirli su kaynaklar› gelirken, kolera epidemilerinin geliflmesinde önemli olan bir nokta da yerleflim birimlerindeki alt yap›n›n iyi olmamas›d›r. Bu gerçe¤in fark›nda olan Osmanl› Hükümeti, baflkentin içme suyu kaynaklar›n›n kontrol ve ›slah› ile ilgili, salg›n›n bafllar›ndan itibaren bir uyan›kl›k hali sergilemifltir. Ancak belirtilmelidir ki bu husustaki çal›flmalar, koleran›n fliddetinden dolay› flehrin Galata ve Suriçi k›s›mlar›nda a¤›rl›kl› olmufltur. Ayn› konuda Üsküdar yakas›ndaki çal›flmalara dair ancak birkaç örnek de bulunmaktad›r. Bimarhane’deki salg›n sürerken, burada kullan›lan suyun sa¤l›¤a uygun olup olmad›¤›n›n tespiti için 9 Eylül 1893 tarihli bir irade ç›kt›69 Bundan sonra, suyun kayna¤›, güzergâh› ve bu güzergâh üzerinde pis la¤›m ve derelere kar›flmam›fl oldu¤u, yani içmeye ve kullan›ma uygun bir su oldu¤u, fiehremane170


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

ti’nin görevlileri taraf›ndan ortaya kondu70. O vakitler Üsküdar ve Kad›köy taraflar›n›n içme suyu birçok küçük hacimli flebekeden karfl›lanmaktayd›. Bunun d›fl›nda, bir kaç memba suyuyla kuyu sular› da kullan›lmaktayd›. Ekim 1893’ün ilk günlerinden itibaren Üsküdar-Kad›köy Su fiirketi taraf›ndan Göksu bendinden sa¤lanan su, ad› geçen mahallere verilmeye bafllanm›flt›71. Di¤er taraftan, flehrin Anadolu yakas›ndaki askerler aras›nda, salg›n›n bafl›ndan beri önemli miktarda vukuat ve can kayb› yaflanm›flt›. Koleran›n bu havalide bilhassa Selimiye K›fllas›nda etkili olmas› üzerine, k›flladaki içme sular›ndan flüphelenildi. ‹ncelemeler sonucunda, k›flladaki suyun sa¤l›ks›zl›¤›na kanaat getirildi¤inden kullan›lmas› yasakland›. Buradaki salg›n bitene kadar, askerler için pek yeterli olmamas›na ve k›fllaya tafl›nmas› da müflkülata sebep olmas›na ra¤men, Kay›flda¤›’ndan sa¤lanan memba suyu kullan›ld›. Selimiye K›fllas›nda salg›n tamamen söndükten sonraki günlerde ise flirketin Göksu’dan getirdi¤i su kullan›lmaya baflland›72. fiehrin Temizli¤i ‹le ‹lgili Çal›flmalar Bu dönemde salg›ndan önceki uygulamalar›n devam› olarak, baflta dere yataklar›yla la¤›mlar; bunlardan baflka, flehirde sa¤l›ks›z koflullar içeren mahallerle, kolera görülen yerlerin dezenfeksiyonu yap›ld›. Bu flekilde, hastal›¤›n hayat bulmas›na yard›mc› etkenlerin giderilmesine çal›fl›ld›. fiehrin gerçek manada temizlenebilmesi ve koleraya yatakl›k edebilecek bir yap›dan kurtulmas› için gereken s›hhi mühendislik çal›flmalar›, Osmanl› Devleti’nin son dönemlerinde içinde bulundu¤u borç bata¤› ve mali müzayaka göz önüne al›nd›¤›nda, çok pahal›yd›. Üstelik bu çal›flmalar uzun süreli planlama ve ciddi finans gerektiren projelere muhtaçt›. Zamanla pislik birikmesi sonucu batakl›k halini alan ve bu halleriyle çevreleri için ciddi tehlikeler oluflturan derelerin temizlenmesi için u¤rafl›larak, kolera mikrobunun yaflay›p ço¤alabilece¤i bu yerler ortadan kald›r›lmaya çal›fl›ld›73. Bu günlerde mahallelerden toplan›lan çöpler, ‹stanbul, Kad›köy, Üsküdar ve Befliktafl taraflar›nda, tanzifat iskelesi olarak kullan›lan yerlerden mavnalarla K›zkulesi veya Ah›rkap› aç›klar›nda ak›nt›ya b›rak›lmaktayd›. Ancak çöplerin mavnalardan denizde yeterince aç›klara b›rak›lmamas› nedeniyle tekrar sahile döndü¤ü fark edilince, çöp mavnalar›n› çekmeye yarayan römorkörlerin kullan›lmas›na baflland›74. fiehirdeki dezenfeksiyon ifllerinin bafl›nda bulunan H›fz›ss›hha Baflmüfettifli Bonkowski Pafla, Fransa’dan getirtilen dezenfektör Mondragon ile 1. ve 2. F›rkalardaki itfaiye alaylar›ndan seçilen subay ve askerlerle bu ifli yürütmekteydi75. Oluflturulan iki dezenfekte ekibinden biri ‹stanbul taraf›nda, di¤eri de Üsküdar taraf›nda olmak üzere, belediyelerce kendilerine tahsis edilen mahalleri üs edinerek, salg›n boyunca ve sonras›nda görev yapt›lar76. Tebhirhanelerin Aç›lmas› Koruyucu sa¤l›k hizmetlerinin en tesirli yöntemlerinden olan dezenfeksiyon 171


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

Üsküdar Tebhirhanesi’nde kullan›lan etüv makinalar›ndan biri

usulünün Osmanl› Devleti’nde tam olarak uygulanmaya bafllamas› tebhirhanelerle olmufltur. Bulafl›c› hastal›klardan birisine yakalanan kiflilerin eflya ve giysilerinin bas›nçl› su buhar› ile, yine bu hastal›klar›n görüldü¤ü ev, iflyeri ve bunun gibi mekanlar› kimyasal maddelerle, temizlemekle görevli kurumlara tebhirhane denir. ‹stanbul salg›n› öncesinde fiehremaneti ile S›hhiye Nezareti bünyesinde faaliyet gösteren tahaffuzhanelerin77 baz›lar›nda etüv (tebhir-buhar) makineleri ve pülverizatörler (küçük boy etüv) kullan›lmaktayd›78. Öte yandan, koleran›n Osmanl› baflkentine iyice yaklaflt›¤› 1893 yaz›nda, ‹stanbul’da kullan›lmak üzere üç etüv makinesiyle dört pülverizatör Avrupa’dan sat›n al›nd›79. Bu s›rada tebhirhane tabiri hiç kullan›lmamaktayd›; ancak, etüvlerin sabit olanlar›yla yap›lacak ifllem tebhirhanelerde yap›lanlardan çok farkl› de¤ildi. Bunun yan›nda, tebhirhanelerin çok daha güvenli ve s›k› çal›flm›fl oldu¤u söylenebilir. ‹stanbul’da tebhirhaneler yap›lmas› hakk›nda ilk düflüncenin Frans›z Chantemesse’e ait oldu¤u bilinir. Frans›z doktor 6 Ekim 1893 tarihli raporunda Beyo¤lu, Üsküdar ve ‹stanbul taraflar› için üç ayr› büyük flubenin ihdas›n› gerekli göstermifltir80. Bunun üzerine Üsküdar Aç›ktürbe’de, Gedikpafla’da ve Tophane Pazarkap›s›’nda yap›m›na bafllan›lan tesislerden, önce Gedikpafla’daki 17 Aral›k 1893’ten itibaren hizmete girmifl81; 9 May›s 1894’te Üsküdar’daki82 ve k›sa bir süre sonra da Tophane’deki tebhirhanenin inflaat› bitirilerek faaliyete geçiril172


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

mifltir83. Kolera ‹stanbul’da 1893–94 salg›n›nda, dünyan›n her yerindeki gibi, yo¤un olarak alt s›n›ftan kurbanlar seçti¤inde, Osmanl› otoriteleri hastal›¤›n getirdi¤i y›k›m› hafifletmek amac›yla, bir tak›m sosyal politikalar izledi. “Devlet koleraya karfl› güçlü, padiflah halk›n›n hep yan›ndayd›”. Osmanl› ahalisinin bundan baflka bir düflünceye sapmas›na asla müsaade edilmedi. Di¤er taraftan II. Abdülhamid, doktorlar›n tedavi yöntemleriyle ilgili bir s›ra d›fl›l›k fark etti¤inde bile derhal iflin asl›n›n araflt›r›lmas›n›, yanl›fl durumun düzeltilmesini isteyecek kadar salg›nla ilgiliydi. Neticede 1893–94 salg›n›, koleran›n bilinen y›k›mlar›na nispeten, al›nan s›k› önlemler sonucunda, ‹stanbul’un genelinde oldu¤u gibi Üsküdar’da da büyük kay›plar verilmeden atlat›ld›. Bunun yan›nda, hastal›kla mücadele edilirken Osmanl› idaresinin dayanakl›l›¤› ve yeterlili¤i de kan›tlanm›fl oldu. D‹PNOTLAR

1 “Kolera”, Büyük Larousse, C. III, ‹stanbul 1985, s. 13. 2 Epidemiyoloji, hastal›klar›n insan topluluklar›ndaki da¤›l›m› ve bu da¤›l›m› belirleyen etkenleri istatistik yöntemleriyle inceleyen t›p dal›d›r. 3 Akil Muhtar - Besim Ömer, Kolera Hastal›¤›nda ‹ttihaz› Laz›m Gelen Tedabir ve Et›bbaya Rehber, ‹stanbul

1327, s. 7. 4 Hastal›¤›n ‹ngiliz askerleri üzerindeki etkisi için bk. Edward Balfour, The Localities in India, Exempt From

Cholera, Madras 1856, s. 1-16. 5 Gerry Kearns, “Cholera”, A Dictionary of Nineteenth Century History, London 1994, s. 123. 6 Gülden Sar›y›ld›z, 1817, 1829, 1852, 1881 ve 1899 tarihlerini, en iyi bilinen pandemiler olarak nitelendirmektedir. bk. Sar›y›ld›z, “XIX Yüzy›lda Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nda Kolera Salg›n›”, Tarih Boyunca Anadolu’da Do¤al Afetler ve Deprem Semineri, ‹stanbul 2002, s. 309. Bunun d›fl›nda, Richard Evans taraf›ndan verilen; 1830-32, 1847-49, 1853-54, 1865-66, 1873, 1884, 1892-93 tarihleri de Avrupal› müellifler taraf›ndan ortak kabul görmektedir. Ayr›ca, Phlippe Hauser’in Le Chol_ra en Europe, (Paris 1897) adl› eserinde verdi¤i 1830-37, 1847-56, 1865-73, 1884, 1892 tarihleri de eserin yaz›ld›¤› dönem itibariyle önem tafl›nmaktad›r. bk. Anne Hardy, “Cholera, Quarantine and the English Preventive System, 1850-1895”, Medical History Vol. 37 (1993), s. 250 (dn.1). 1883 y›l›nda yay›nlanan bir Osmanl›ca eserde ise, 1830-1837, 1848-1851, 1852-1855, 1865, 1875 ve 1883 y›llar› aras›nda alt› pandemi oldu¤u belirtilmifltir. bk. Elyas Matar, Kolera Risalesi, ‹stanbul 1300, s. 27. 7 Mesut Ayar, Osmanl› Devleti’nde Kolera Salg›n› - ‹stanbul Örne¤i (1892–1895), Marmara Üniversitesi Bas›l-

mam›fl Doktora Tezi, ‹stanbul 2005, s. VII. 8 Baflbakanl›k Osmanl› Arflivi [BOA], ‹.HUS. S-1311/85; ‹stanbul Üniversitesi Kitapl›¤›, Türkçe Yazmalar

[‹Ü.K. TY.] nr. 8987, vr. 43b. 9 O vakitler Frans›z Hastanesinde görev yapan ve salg›n s›ras›nda büyük hizmetleri görülen, ünlü doktor Mahe, bu kaptan›n çok güçlü bir ihtimalle koleradan öldü¤ünü söylemifltir. bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 43b. 10 BOA, Y.PRK.BfiK. 32/98; ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 43b. 11 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 44a. 12 Eylül 1893 tarihindeki vakalara dair bk. BOA, Y.PRK.BfiK. 33/3. 12 BOA, Y.PRK.BfiK. 33/39, lef 23; ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 43b. 13 Bu konuyla ilgili ayr›nt›l› bilgi için ayr›ca bk. 2 Ocak 1894 tarihli Meclis-i Umur-› S›hhiye Mazbatalar› [MUSM]. 14 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 44a. 15 Bafllang›çta salg›na, o s›ralar Hicaz ve ‹zmir’de kolera bafl gösterdi¤inden, bunlardan birinden mikrobun bulaflmas›n›n sebep oldu¤u düflünüldü. Fakat ‹zmir veya Hicaz’dan o s›ralar Bimarhane’ye hasta girifli olmama-

173


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

s›, bunu imkâns›z k›l›yordu.. Ancak baz› kaynaklarda ‹stanbul’a koleran›n Hicaz’dan hac›lar vas›tas›yla tafl›nd›¤› söylenmektedir. bk. “Cholera”, The Encylopedia Britannica, London – New York 1926, s. 266; Kevork Pamukciyan, “1893 Kolera Salg›n› ve 1894 Büyük Depremi”, Tarih ve Toplum, S. 132 (Aral›k 1994), s. 15. 16 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 44a. 17 BOA, Y.A-HUS. 281/63. 18 fiehbenderlikten gelen yaz›da belirtilenin aksine, Romanya’n›n muhtelif yerlerinde, Temmuz sonlar›nda bafllad›ktan sonra, A¤ustos ve Eylül aylar›nda etkili olan bir salg›n yafland›¤› bilinmektedir. bk. Sabah, 1429 – 1496 (25.M.1311/08.08.1893-4.R.1311/14.10.1893). 19 ‹stanbul’da salg›n bafllad›ktan sonra, 26 Eylül 1893’te Fransa’daki meflhur Pastör Enstitüsünden getirtilen bilim adam›. 20 BOA, Y.PRK.ASK. 95/29, lef 4. 21 K›zlara¤as›’ndaki vakalar özellikle hanlarda ikamet edenler aras›nda görülmekteydi. bk. BOA, BEO.NGG., nr. 685, 136 (3 Ra 1311). 22 Kuzguncuk’ta koleral› oldu¤u tespit edilen kifli, Kas›mpafla’dan oraya yeni gelen bir bahç›van oldu¤un-

dan, mikrobun bu semte Kas›mpafla’dan sirayet etti¤i anlafl›lm›flt›r. bk. BOA, BEO.NGG., nr. 689, 510 (20 Ra 1311). 23 Eylül ay›ndaki vakalar hakk›nda bk. Sabah, 1543 ve 1544 (21 ve 22 Ca.1311/30.11.1893 ve 01.12.1893) say›lar›nda yay›nlanan vukuat listeleri. Ayr›ca siviller aras›ndaki vakalar için bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 1b2a. 24 Sabah, 1544-1546 (22.Ca.1311/01.12.1893-24.Ca.1311/03.12.1893) say›lar›nda yay›nlanan vukuat listeleri; ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 2a-3b. 25 26 Kas›m 1893 tarihine kadar olan vakalar için bk. Sabah, 1546-1558 (24.Ca.1311/03.12.18936.C.1311/15.12.1893) say›lar› aras›nda neflredilen vukuat listeleri. Ayn› ay›n tamam›nda günlük yay›nlanan vukuat cetvelleri için ise bk. Sabah, 1516-1545 (24.R.1311/03.11.1893-23.Ca.1311/02.12.1893). Ayr›ca bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 3b-15b. 26 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 15b-26b. Aral›k ay›nda meydana gelen vakalar için ayr›ca bk. Sabah, 1546-1576 (24.Ca.1311/03.12.1893-24.C.1311/02.01.1894) döneminde yay›nlanan günlük vukuat cetvelleri. 27 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 1b-26b. 28 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 29a-30b. 29 Üsküdar’da Valde-i Atik Camii civar›ndaki Bimarhane, III. Murad’›n annesi Nurbanu Sultan taraf›ndan, 1583 y›l›nda yapt›r›lm›flt›r. bk. Bedi N. fiehsuvaro¤lu, ‹stanbul’da 500 Y›ll›k Sa¤l›k Hayat›m›z, ‹stanbul 1953, s. 92. 30 BOA, Y.MTV. 83/72, lef 4 ve 6. 31 BOA, ‹.HUS. S-1311/134; Y.MTV. 83/72, lef 2. 32 Bir de Bimarhane’deki salg›n hakk›nda kendilerine yeterli malumat verilmedi¤ini düflünen meclis üyeleri, bu karar›n al›nmas›nda etkili olmufltur. bk. 2 Eylül 1893 tarihli MUSM. 33 5 Eylül 1893 tarihli MUSM. 34 BOA, Y.A-HUS. 279/150, lef 3. 35 BOA, ‹.HUS. S-1311/139; Y.A-HUS. 279/150, lef 3. 36 Örne¤in, kaynat›lm›fl sular›n koleradan korunmak üzere sa¤l›kl› kiflilere içirilmesi gerekiyorken, hastal›¤a yakalananlara bu uygulama tatbik edilmiflti. Yine hastalar›n kulland›klar› eflyalar yak›l›p yok edilmeyerek oraya buraya at›lm›fl bir vaziyette bulunuyordu. bk. BOA, ‹.HUS. S-1311/140, lef 1. 37 BOA, ‹.HUS. S-1311/140, lef 1. 38 BOA, ‹.HUS. S-1311/141. 39 BOA, ‹.HUS. S-1311/189, lef 4 ve 5. 40 BOA, BEO.NGG., nr. 573, 384 (4 Ra 1311); nr. 689, 375 (3 Ra 1311) 41 BOA, BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1686, s. 288, h. 1. 42 BOA, ‹.HUS. S-1311/171, lef 2.

174


1 8 9 3 - 9 4

‹ S T A N B U L

K O L E R A

S A L G I N I N D A

Ü S K Ü D A R

43 BOA, Y.A-HUS. 282/8; BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1686, s. 367. Bimarhane’den ilk ç›kan kifli, askeri doktorlardan Kola¤as› R›fat Efendi oldu. Gayret ve becerileri fark edilen bu tabip, 6 Kas›m’da d›flar›ya ç›kar›l›rken, o s›ralar Selimiye K›fllas›’nda devam eden kolera salg›n›nda vazifelendirilmiflti. bk. BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1686, s. 380. 44 Hademelere bu serbestiyetin tan›nmas› için bir süre daha beklendi. bk. BOA, BEO.NGG., nr. 685, 400 (29

R 1311). 45 BOA, Y.MTV. 83/72, lef 2. 46 Sabah, 1500, s. 1 (8.R.1311/18.10.1893). 47 BOA, Y.MTV. 82/40. 48 BOA, BEO.NGG., nr. 685, 47 (18 R 1311); nr. 689, 802 (29 R 1311); BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1686,

s. 383. 49 Nizamiye ve ‹tfaiye Alaylar›na mensup askerlerden koleraya yakalananlar için bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 34a-38b; koleraya yakalanarak Bahriye Hastanesine gönderilen nizamiye, itfaiye, topçu ve bahriye askerleri için bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 39a-43a; Tophane’ye mensup askerlerden müteferrik yerlerde bulunanlardan koleraya yakalananlar için bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 43a; askeri okul talebelerinden koleraya yakalananlar için ise bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 34a. 50 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 34a-38b ve 43a. 51 Vakalar›n aylara göre de¤erlendirilmesi ‹Ü.K. TY. 8987 numaral› kaynaktan yararlan›larak haz›rlanm›flt›r. Bunun yan›nda, Baflbakanl›k Osmanl› Arflivi’nden edindi¤imiz say›s›z belgeden de bu sonuçlar izlenebilmektedir. Fakat, salg›n müddetince haz›rlanan günlük vukuat cetvellerinden baz› günlere ait olanlar›n›n bugün mevcut olmamas›, yaln›zca bunlar› kullanarak do¤ru bir de¤erlendirme yapmay› engellemektedir. Bu cetvellere örnek olarak 3- 29 Ra 1311 (13 Eylül-9 Ekim 1893) aral›¤›ndaki vukuatlara dair haz›rlananlar› gösterebiliriz. bk. BOA, Y.PRK.BfiK. 33/39. Ayr›ca dönemin gazetelerinden de vakalar hakk›nda eksiksiz olmasa da doyurucu bilgi al›nabilir. Bizim bu çal›flmay› haz›rlarken s›kça baflvurdu¤umuz Sabah gazetesinin ilgili dönemdeki hemen her say›s›nda, bu cetvellere örnekler bulunmaktad›r. 52 BOA, ‹.fiE. C-1311/3. 53 ‹Ü.K. TY. nr. 8987, vr. 43 a. 54 Yaln›zca 17 Ekim 1893’e kadar, ‹stanbul genelinde koleraya yakalananlar›n say›s› 349 olmufl, bunlardan 208 kifli de vefat etmifltir. Bu rakamlardan Bimarhane’deki 117 musab ve 86 vefat ç›kar›ld›¤›nda, flehrin muhtelif yerlerinde salg›n›n hafif surette cereyan etti¤ini gösterir bir biçimde, vukuat say›s› 231, ölü say›s› da 122 olur. Bu rakamlara göre günlük vukuat yaklafl›k 6, günlük kolera ölümü de yaklafl›k 4 olarak gerçekleflmifltir. bk. Sabah, 1500, s. 1 (8.R.1311/18.10.1893 55 BOA, Y.A-HUS. 279/82. Bu komisyon, daha sonralar› kurulacak olan belediye sa¤l›k iflleri müdürlü¤ünün temelini teflkil etmifltir. 56 Mesut Ayar, a.g.e., s. 205. 57 Osmanl› topraklar›n›n özellikle vebadan korunmas› için al›nacak tedbirleri kararlaflt›r›p, gereken karanti-

naya dair karar verip uygulamak üzere, 1840 y›l›nda kurulan Karantina Meclisi’nin, XIX. yüzy›ldaki bafll›ca u¤rafl›, kolera hastal›¤› ve buna karfl› al›nacak tahaffuz tedbirleri oldu. Kurulduktan sonraki y›llarda uluslar aras› bir hüviyet alan bu meclis, S›hhiye Naz›r›n›n riyasetinde toplan›rd›. 58 BOA, ‹.HUS. S-1311/85; BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1690, s.374; BEO.NGG., nr. 573, 19763 (14 S 1311). Daire-i Askeriye taraf›ndan 29.08.1893 tarihinde gerekli atamalar yap›ld›. bk. Y.A-HUS. 279/116. 59 BOA, ‹.HUS. S-1311/91. 60 BOA, Y.MTV. 81/192. 61 BOA, ‹.HUS. S-1311/29, lef 5. Hemen o günlerde, mesela 8. Daire için, Beykoz’da Saib Bey’in köflkü kiralanarak hastane haline getirilirken; 5. Daire içinse, eski M›s›r h›divlerinden ‹smail Pafla taraf›ndan belediyeye b›rak›lan binan›n kullan›lmas›na bafllanm›flt›r. bk. BOA, Y.MTV. 82/113. 62 BOA, ‹.HUS. S-1311/29, lef 5; BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1686, s. 279; BEO.NGG., nr. 689, 336 (Gurre-i Ra 1311). 63 BOA, MV. 77/77; Y.A-HUS. 285/73. Ancak, salg›ndan sonra H›fz›ss›hha-i Umumi Komisyonu’nun haz›rla-

d›¤› istatisti¤e incelendi¤inde (bk. ‹Ü.K. TY. nr. 8986.), bunlar›n say›s›n›n 11 yerine 9 oldu¤u görülmektedir.

175


Ü S K Ü D A R

S E M P O Z Y U M U

V

Salg›n s›ras›nda kullan›lan bu mekânlara dair ayr›nt›l› bilgi verildi¤i göz önüne al›nd›¤›nda, Hasköy’deki özel kolera hastanesinin hiç kullan›lmad›¤› sonucu ç›kmaktad›r. Ayr›ca Birinci ve ‹kinci Belediye Daireleri hastanelerinin de birlefltirilerek, salg›n boyunca tek bir hastane olarak hizmet verdi¤i düflünülebilir. Fakat resmi evrakta, küflad edildi¤i (bk. 28 Kas›m 1893–19 Ca 1311 tarihinde fiehremini’nin padiflaha gönderdi¤i bir tezkirede, bu 11 hastanenin de haz›r halde bulundu¤u, ancak o an hepsinde koleral› hasta bulunmad›¤› belirtilmektedir. (bk. BOA, Y.MTV. 87/135). Yine BOA, ‹.fiE. Ca-1311/4 numaral› belgede de bu 11 hastane için yap›lan masraflar ayr›nt›s›yla belirtilmektedir. Neticede, belirtilen bu hastanelerden ikisine, haz›r oldu¤u halde hasta kabul edilmemifl olmal›d›r. 64 ‹Ü.K. TY. nr. 8986, vr. 21b-22a; 22b-25a ve 25b-26a. 65 BOA, ‹.HUS. M-1311/97. 66 BOA, ‹.HUS. Ra-1311/105; Y.MTV. 83/116. 67 BOA, BEO.NGG., nr. 685, 38 (4 Ra 1311); ‹.HUS. Ra-1311/33. 68 Sabah, 1493, s. 1 (1.R.1311/11.10.1893). 69 BOA, Y.MTV. 82/112. 70 BOA, Y.A-HUS. 280/29. 1893 Ekim ay› içerisinde bu kez Mekteb-i T›bbiye-i fiahane taraf›ndan ayn› sular incelenmifltir. bk. BOA, BEO.NGG., nr. 689, 600 (6.R.1311). 71 Sabah, 1482, s. 1 (20.Ra.1311/30.09.1893). 72 BOA, ‹.HUS. C-1311/12 ve C-1311/88; Y.A-HUS. 287/69. 73 BOA, Y.MTV. 82/56. 74 BOA, Y.PRK.fiH. 4/66, lef 1; lef 4. 75 BOA, BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1686, s. 362. 76 BOA, BEO.NGG., nr. 685, 597 (9 C 1311) ve 633 (24 C 1311). Dezenfektör olarak yetifltirilip ‹stanbul salg›n› s›ras›nda bu görevle belediye dairelerinde istihdam edilen askerlerden baz› çavufl ve onbafl›lar, 1894 yaz›nda baflta Ankara Vilayeti olmak üzere Anadolu’nun birçok yerinde görülen kolera salg›nlar›nda tathirat ve tanzifat-› fenniye müfettifli nam›yla görev yapt›lar. Bu husus için bk. Sabah, 1762, s. 1 (3.M.1312/06.07.1894). 77 Osmanl› Türkçesiyle, karantinaya karfl›l›k usul-› tahaffuz, karantina mahalleri içinse karantinahane veya tahaffuzhane terimi kullan›lm›flt›r. Arapça sak›nmak, korunmak anlam›na gelen tahaffuz kelimesine dayanarak, bulafl›c› hastal›klar›n ortaya ç›kt›¤› zamanlarda, karantinada bulundurulacak hastalar›n muayyen müddeti geçirmek için ikametlerine tahsis edilen yerlere tahaffuzhane denmekteydi. (bk. Mehmet Zeki Pakal›n, Osmanl› Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü¤ü, ‹stanbul 1993, C. III, s. 373.) Daha genifl bir ifadeyle tahaffuzhaneler, bir flehre salg›n hastal›¤›n bulaflmas›n› veya buradan baflka yerlere sirayetini engellemek üzere, flehre girifl ve ç›k›fl yapacaklar›n sa¤l›k durumlar›n›n belirli bir süre gözetim alt›na al›nd›¤›; bu gözetim s›ras›nda yap›lan muayenelerle flüphe çekici durumu saptananlar›n sa¤l›kl›lardan ayr›lmas› için al›konulup, tedavi edilmeye çal›fl›ld›¤› yerlerdir. 78 BOA, BEO.NGG., nr. 573, 18873 (24 M 1311); nr. 689, 19077 (29 M 1311). 79 BOA, BEO. Ayniyât Defteri, nr. 1686, s. 233, 235; BEO.NGG., nr. 689, 19096 (30 M 1311) ve 19249 (3 S 1311). 80 BOA, ‹.HUS. R-1311/10. 81 BOA, Y.A-HUS. 286/70; MV. 77/111. 82 BOA, Y.MTV. 95/46. 83 Tebhirhanelerle ilgili genifl bilgi için bk. Osman Nuri Ergin, Mecelle-i Umur-› Belediyye, C. VI, ‹stanbul 1995, s. 3219–3226.

176

Kolera Salgınında Üsküdar  

1893–94 İstanbul Kolera Salgınında Üsküdar DR. MESUT AYAR İstanbul Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you