Page 46

Paul Feyerabend ve Thomas Kuhn’da Bilgi Anlayışı

Paradigmayı Korumaya Çalışan Olağan Bilim Olağan bilim, bilimsel ilerleme sürecin önemli bir parçasını oluşturur, çünkü olağan bilim olmadan bir anominin ortaya çıkması, keşfedilmesi gerçekleşmezdi. Eğer olağan bilim mevcut değilse ya da temel bir olgu ya da bilim için vazgeçilebilir birşey ise devrimler de tehlikeye düşecektir (Lakatos, & Musgrave, 1992, s. 287). Olağan bilim de sadece tek bir paradigma hâkimdir ve bu paradigma olağan bilimi yönlendirir. Bunu Feyerabend’in anlayışındaki herhangi bir geleneğin zamanı geldiğinde öncü rolü oynaması gibi ya da her bilgi zamanı geldiğinde değerli olacaktır diye düşünebiliriz. Ve paradigmayı benimsemiş olan bilim adamları olağan bilimi yönlendiren kendi paradigmalarının varlıklarını korumaya çalışır. Paradigmanın hâkim olduğu olağan bilim hâkim olunan paradigmayı detaylı şekilde ifade etme teşebbüsünü içerir (Kuhn, 2008, s. 47) ve olağan bilim köklü yenilik getirici faaliyet değildir (Barnes, 2008, s.19). Burada paradigma tamamıyla olağan bilimi yönlendirir. Bilim camiasının paradigma sayesinde elde ettiği şey; paradigmanın geçerliliğini koruduğu sürece problemi çözmede ölçüttür (Kuhn, 2008, s. 47). Ancak süreç esnasında paradigma kendi içinde birtakım problemler meydana getirecek, bazı anomiler ortaya çıkacaktır. Bu anomilerin olması onun sosyolojik bir yapıya sahip olduğunu, bununla birlikte onun herşeyi kapsayan bir paradigma olmadığını ve kendisinden farklı başka paradigmaların varlığının var olduğunu da gösterir. Ancak bunu da gözden kaçırmamamız gerekir ki olağan dönemde sadece tek bir hâkim paradigma var ancak paradigmanın zayıflamasına neden olacak olan dışarıdaki paradigmalar çok sayıdadır. Olağan dönemler monistiktir; bilim adamları dünyayı tek bir paradigmaya göre anlama çabalarından doğan bulmacaları çözmeye çalışırlar. Devrimler, yeni bir olağan dönemin temel görevi yapacak ölçüde yeterli desteği kazanan yeni bir paradigma doğuncaya kadar plüralistiktir (Lakatos, & Musgrave, 1992, s. 261). Bilim adamları zaman içerisinde birtakım bulmacalarla karşılaşırlar ve bu bulmacaları çözmeye çalışırlar, bulmacanın varlığı paradigmaların belli bir çevreden yönlendirilmesinin ve onun eksikliklerinin bir sonucudur. Tabi ki her sorun ya da bulmaca anomiler doğurmaz, bazıları var olan paradigmatik özellikler içerisinde çözülür. Paradigma Yöntemler ve kurallar bilimin özü değillerdir, bilim paradigmalara dayalı bir süreç olup paradigmalar rasyonel unsurlara indirgenemezler ve Kuhn bilgiyi paradigma tabanlı bir faaliyet olarak gördüğünden, bilimsel değişmeyi de paradigmatik değişmelerle özdeşleştirir. (Arslan, 1996, s. 53). Peki nedir bu paradigma, nasıl bir tanıma sahiptir, paradigmayı Feyerabend’in eş ölçülememezlik kavramı gibi ele almamızı sağlayan özellikleri nereden aldı ve bu bilimi nasıl etkilemektedir? Bu ve bunun gibi pekçok soruları çoğaltabiliriz. Kuhn, her yeni bilimsel başarılar rakip bilimsel çalışmalara katılan ya da bağlı olan kişileri içine çeker ayrıca başka çalışmalara olanak sağlayacak kadar açık uçlu. Tanımlanan iki özelliği 45

II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
Advertisement