Page 34

Wallerstein’de Tarihsel Kapitalizm ve Sosyal Bilimler

mik bağların kesilmesine rağmen ilerleyen yıllarda İngiltere ile ilişkilerinde oldukça bağımlı kaldı. Bu ilişkilerin nedenleri ise İngiliz limanlarının güçlü olması, ticari bağların uzun yıllar önce tesis edilmesi ve ortak dil ve kültür değerlerinin tesis edilmesiydi. Birleşik Devletler İngiltere ile genel olarak daha düşük bir seviyede ticaret yapsa da bunun nedeni İngiltere ticaretinin Amerika için hayati bir önem taşımasıydı (Wallerstein, 2011, s. 244-245). Böylece Birleşik Devletler özellikle 1850’li yıllardan sonra bu iş birliği sayesinde içerisinde Birleşik Devletlerin yıldızı parlamıştı ve yeni bir hegemonik güç olarak tarih sahnesine çıkacaktı. Bu süreç içerisinde en büyük tehdidi Almanlardan gören Birleşik Devletler iki dünya savaşından galip çıkarak hegemonyasını sağlamlaştırdı. Amerika Birleşik Devletlerinin hegemonik bir güç olmasıyla kapitalist dünya-ekonomisi yerkürenin tamamına yayılmıştı ve bir sistemin bütün dünyaya yayılması dünya tarihinde bir ilkti. Ancak 1945’ten kısa bir süre sonra bu hegemonya ve dolayısıyla modern dünya-sistemi 1968’in kültür şoku ile karşı karşıya geldi. 1968 kültür şoku, dünya-sisteminin politik kurumlarını ayakta tutan jeokültürü derinden sarsılıyordu ve artık liberalizm üstünlüğü sona eriyordu (Wallerstein, 2005a, s. 118-119). Bu modern dünya-sisteminin içerisine girdiği bir kriz ortamına işaret ediyordu ve son beş yüz yıldır üretim maliyetlerinin (ücretlerin, girdilerin ve vergilendirmenin) -özellikle son elli yılda- artması durumuydu. Ayrıca hegemonik bir güç olan Birleşik Devletlerin Vietnam’da yenilgisi de 1945 sonrası iyimserlik dönemine büyük bir darbe vurmuştu. (Wallerstein, 2005a, s. 126-127). “Her birisi karmaşık birer ünite olsa da ortalama olarak her üçünün de potansiyel satış fiyatlarının yüzdesi anlamında zamanla yükseldiği gösterilebilir. Ve sonuç olarak günümüzde sistemin sermaye birikimini sürdürme yetkisini önemli oranda tehdit eden küresel bir kâr sıkışması söz konusudur. Dolayısıyla, bu durum, kapitalizmin varlık sebebini (raison d’etre) altını oymakta ve kendimizi içinde bulduğumuz yapısal krize yol açmaktadır.” (Wallerstein, 2007, s. 65). 20. yüzyılın ikinci yarısında dünya-sisteminin kurumsal alanlarından birisi olan bilgi yapılarına getirilen ağır eleştirilerin mahiyetinin anlaşılması için özellikle 1850 yılı bilgi yapılarındaki özellikle sosyal bilimlerdeki gelişmeleri yakinen incelemek gerekmektedir. Böylece 1968 kültür şokunun daha iyi anlaşılabileceği ve dünya-sistemine verilen desteğin geri çekilmesinin mahiyeti aydınlanacağı gibi 19. yüzyıl paradigmasına bir tepki olarak gelişen modern dünya-sistemleri analizinin neye tekabül ettiği görülebilecektir. Avrupa merkezli modern dünya-sisteminin 1850’den sonraki genişleme döneminin bütün yerküreye yayılmış olması ‘nasıl?’ sorusunu gündeme taşıdı. Bu ‘nasıl’ sorusunun egemen devletler düzeyinde verilebilecek bir cevabı yoktu çünkü böylesi kapsamlı soruya ancak büyük alanları da içine alabilecek uygarlıklar düzeyinde bir cevap aranıyordu. İşte bu noktada Darwinci anlayış ile Avrupa’nın dünyaya tahakküm kurması açıklamaya yetişmişti ve bilgi yapılarına hâkim olan doğa bilimleri sayesinde bilginin dünyevileşmesi evrim teorilerinin anlaşılmasını kolaylaştırıyordu. Böylece Newtoncu-Descartesci sosyal bilim metodolojisine 33

II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
Advertisement