Page 33

II. Türkiye Lisanüstü Çalışmaları Kongresi - Bildiriler Kitabı I

19. yüzyıl bilgi yapılarının kurumsallaşmaları bilginin disiplinlere ayrılması yoluyla devamlılığını sağlamak amacıyla şekillenmiştir. Sosyal bilimler bu kurumsallaşma sürecini üniversiteleri canlandırarak gerçekleştirmiştir ve bu yolla devlet desteğini edinmişlerdir (Gulbenkian Komisyonu, 2012, s. 16-17). Sosyal bilimin iki kültür arasında konumlanması, disiplinlerinin de birbirlerinden farklı özelliklere sahip olması sonucunu doğurmuştur ve metodolojiye yönelik tartışmalarda disiplinlerin idiografik ve nomotetik yöntemler benimsemesi yoluyla kendilerini oluşturması söz konusu olmuştur. Buna göre iktisat, siyaset bilimi ve sosyoloji nomotetik bir yaklaşım ile doğa bilimlerine yakın dururken tarih, antropoloji ve oryantalizm adı ile Şark incelemeleri ise idiografik bir yaklaşım ile beşerî bilimlere yakın durmuştur (Meglio, 2007, s. 79). Fransız Devrimi ile değişimin normalliğinin meşrulaştırılması, kapitalist dünya-ekonomisinin evriminin sistemli bir şekilde idame ettirilmesi çabasına denk düşen bilgi yapılarının kurumsallaşması ve Fransa’nın dünya-imparatorluk politikaları yoluyla dolaylı olarak devletler arası sisteminin temelini oluşturacak ulus-devletlerin güçlenmeleri, modern dünya-sistemi açısından geçmişin yaratılarak tarih disiplini ile meşrulaştırılmasını gündeme getiriyordu. Bundan dolayı sosyal bilimlerin ilk disiplini olarak tarih geliştirildi. Daha sonra tarihe konu olan gerçek devletlerin, yani Batı Avrupalı devletlerin toplumsal gerçekliğinin varsayımsal bir biçiminde piyasa düzlemini iktisat, hukuk ve devlet için siyaset bilimi, geriye kalan sivil toplum içinse sosyoloji disiplinleri geliştirilecekti. Kapitalist dünya-ekonomisinin gelişimi doğrultusunda ilişkiye girilen dünya-imparatorluklarını incelemek amacıyla Şark bilimleri olarak bilinegelen oryantalizm ile mini-sistemleri incelemek amacıyla antropoloji birer disiplin olarak düzenlenecekti (Wallerstein, 1995a, s. 56-57). Sosyal Bilimlerin Kurumsallaşması ve Muhalefet 1750’lerin dünya-sisteminde ortaya çıkan konjonktür bir Amerikan devriminin olabileceği ve 19. yüzyılda en önemli sanayi gücünün yükselebileceği şartları oluşturuyordu (Wallerstein, 2010b, s. 238). Dünya finans merkezi olarak Amsterdam’a güven 18. yüzyılın ikinci yarısı sarsılmıştı. Hollandalıların 18. yüzyılın başında çok sade bir ticaret düzenlemesiyle paralarını en çok arttırabileceği yer olarak İngiltere’ye taşıması ile İngiltere’nin borç maliyetlerini azaltması ve savaşlara en az maliyetle girme şansı yakalamıştı. Bu hegemonik güç ile yeni yükselen bir yıldız arasındaki yaşam anlaşmasıydı ve 1873’ten itibaren 1945’e kadar olan dönemde İngiltere Hollanda rolünü, Birleşik Devletler de İngiltere rolünü oynayarak bu yaşam anlaşmasını yineledi (Wallerstein, 2010b, s. 273). Avrupa’nın büyük bir kısmını ifade eden Fransa, İspanya ve Hollanda’nın İngiltere’ye karşı ittifak hâlinde bulunduğu 18. yüzyılın sonuna doğru İngiltere aynı zamanda birçok kolonisi ile de savaş hâlindeydi. İngilizler Avrupalı düşmanlarına karşı zaferler kazansa da üç kıta kolonisini kaybetmişti -bunlardan birisi de Yorktown’da Birleşik Devletler bozgunuydu- fakat yine de denizlerin hâkimiyeti İngiltere’nindi. Bağımsızlık Savaşı sırasında İngiltere ile ekono32

II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
Advertisement