Page 26

Wallerstein’de Tarihsel Kapitalizm ve Sosyal Bilimler

arasındaki büyük genişleme dönemidir ki Osmanlı ve Rusya İmparatorluklarının yanı sıra Asya ve Afrika’nın büyük parçaları ile Amerika’da yayılmıştır. Üçüncü ve son genişleme ise 1850 sonrası gerçekleşmiştir ve bu uğrakta yerkürenin tamamına yayılarak bir ilki gerçekleştirmiştir (Wallerstein, 2009, s. 70). Kapitalist dünya-ekonomisinin bu genişleme dönemleri paralelinde bilgi yapılarının gelişimi incelenecektir. Modern dünya-sisteminin birinci genişleme alanında sistemin jeokültürü sosyal düşüncelerin gelişimi çerçevesince oluşturulurken ikinci genişleme alanında sosyal bilimler, iki kültür şeklinde tanımlanan doğa bilimleri ve beşerî bilimler arasında konumlanarak kurumsallaşma sürecine girmiştir. Üçüncü dönemde ise bilgi yapıları özelinde sosyal bilimler kapitalist dünya-ekonomisinin bütün bir yerküreye yayılması ile dünya ölçeğinde kurumsallaşmasının doruk noktasına ulaşmıştır. Bu aşamada yüzyıllardır sürdürülen muhalif düşünceler de sistemin yapısal krize girmesi ile hem meşru bir zemin bulmuş hem de yüksek sesle eleştirilerini dile getirmeye başlamışlardır. İlk Tohumlar Atılırken Batı Avrupa’da kapitalist bir felaketin kendine yaşam alanı bulmasında aynı dönemde dört önemli çöküş söz konusudur: senyörlerin, devletlerin, Kilise’nin ve Moğolların çöküşü. Eğer ki Moğolların çöküşü aynı zamana denk gelmese idi, diğer üç çöküşün gerçeklemesi neticesinde Avrupa bir dış güç ile ele geçirilebilecek ve kapitalizme geçiş olanağı ortadan kalkacaktı. Fakat böyle olmadı, Moğolların çöküşü ile dünya ticaret sistemi geçici olarak çöktü, onu oluşturan sektörler zayıfladı ve dolayısıyla bu özel anda herhangi bir güç Batı Avrupa’yı ele geçiremedi. Böylece koruyucu antikapitalist kapılar açıldı ve kapitalizm hepimizin zararına bu kapılardan içeri girme fırsatı buldu (Wallerstein, 2003, s. 530). Moğolların dünya tarihinde olumsuz bir önemi vardır. Genellikle istila ve katliamlarla anılan Moğolların Asya ile Avrupa arasında deneyim ile bilgi taşıyıcıları olarak iki kıtayı birleştirmelerine -kısa bir süreliğine de olsa- ve böylece Avrupa’nın ortasından Pasifik Okyanusu’na uzanan ticaret ağları üzerindeki katkılarına pek yer ayrılmamaktadır (Sander, 2012, s. 57). 13. yüzyılın sonunda ve 14. yüzyılın başlarında Avrasya ticaret sisteminin çözülmesi, Moğol İmparatorluğu’nun Orta Asya ticaret yolunun güvenliğini sağlayamaması ve bu bölgedeki rekabetin azalması kuşkusuz sermaye birikim merkezlerinden birisi olan Ceneviz Kent-Devleti’nin Karadeniz’deki üstünlüğünü azaltmış ve ticari gelişimini durdurmuştur. Bu gelişmeler neticesinde Ceneviz askerî-ticari aygıtı köklü bir yeniden yapılanma zorunluluğu ile karşılaşmıştır (Arrighi, 2000, s. 179). Moğol İmparatorluğu’nun yıkılışı ve buna bağlı olarak Karadeniz ticaretinin 1350’lerden itibaren küçülmesi Cenovalı tüccarların kurdukları deniz imparatorluğuna ağır bir darbe indirerek odağını zamanla Akdeniz’in batısına kaydırmak zorunda kaldılar. Akdeniz örtük bir biçimde de olsa Venedik ve Ceneviz’e ait iki nüfuz alanına ayrıldı (Tabak, 2010, s. 57). Bu 25

II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
II. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi (TLÇK) Bildiriler Kitabı [1. Cilt]  
Advertisement