Issuu on Google+

~1~


~2~


Ölüm Bile Yakışıyor Sana Jessica ( Veda Şiiri )

~3~


Muhteşem bir ölüm hazırlamalıyım sana Jessica, Öldüğüne sen bile inanmamalısın. Ama korkuyorum Jessica, Seni öldürmeye korkuyorum, Ellerim gitmiyor bu satırları yazmaya. Ama senin duyguların öldürmeye yetiyor benim duygularımı.

Nasıl başlamıştı bizim hikâyemiz Galiba senin o kapıdan girişinle başlamıştı. Gelip oturmuş karşıma Gözlerimi alamamıştım senden o gün. Öyle güzeldin ki, bir şey yapmana gerek yoktu kendini sevdirmen için. Bende boş bulunup sevmiştim seni Zaten hep öyle olmaz mı? İnsan sevgiye boş bulunduğu anda yakalanmaz mı? Yakalamıştı beni bir kere saçların. Tüm bedenimi sarmıştı gözlerin. Doğrusu bende hiç şikâyet etmemiştim bu durumdan. Güzel oluyordu böyle, Her gün birini düşünerek uyumak, Ve birini düşünerek uyanmak.

~4~


Bazen içim içime sığmıyor, Seni göremediğim günü, günden saymıyordum. Boşuna düşüyordu günler takvim yapraklarından. Boşuna doğuyordu güneş Boşuna çıkıyordu ay dede. Öyle bir şeydin ki sen benim için, ulaşılmazımdın. Biliyordum beni sevmeyeceğini, Zaten kim sever şiir yazan adamı. Kim sever seni benim sevdiğim gibi, Kim bakabilir, benim sana baktığım gibi Kim geceleri düşünebilir seni benim düşündüğüm gibi, Kimse ne benim gibi sevebilir seni, nede düşünebilir. Az sever çok sever ama kimse benim gibi sevemez seni.

Sevmek gerçekten kimi zaman rezilce korkulu oluyor, Reddedileceğini bilsen bile, sevdiğini söylemek de öyle oluyor, Biraz korku oluyor dudaklarının arasında biraz umut, O yetiyor zaten sevdiğini söylemen için.

Ve insana reddedilmek üzmüyor da, sonrası üzüyor be Jessica, Öyle bir boşluğa düşüyor ki insan, Issız bir adada yanına alacağı üç şeyin Üçünü de kaybetmiş gibi oluyor, sen, ben ve biz.

~5~


Ben hiç şüphe etmedim seni sevdiğimden, Sen hiç şüphe ettin mi benim seni sevdiğimden, Nasıl edeceksin, hiç beni sevme fırsatı bile vermedin ki kendine.

N’olur öyle bakma bana Jessica Ben seni senden çok sevdim, Ben kendimden artırıp seni sevdim. Ben hiç aşkı yatakta düşünmedim, Zaten aşk denilen kutsal, yatakta değil kalpte güzel be Jessica. İnsan kutsalına nasıl ihanet edebilir, Edemez, en azından etmemeli, etmemeli.

Bak gözlerim dolmaya başladı Jessica, Alışkınlar aslında buna Her akşam, köşelerinde sessiz sessiz ağlıyorlar. İnan vücudum nefret ediyor benden, seni bu kadar sevdiğim için, İnsan bir fırsat vermez mi kendine, sevilmek için.

Her neyse Jessica, sen ne beni sevdin ne kendini. Şimdi çekil kenara, üstüne şiirim son mısraları sıçramasın, Biliyorsun, seni edebiyat tutuyor. Güzel günlerimiz oldu ama jessica Üç gün beni mutlu ettin, o kadarlık mutluluğu helal et bana.

~6~


Aylardan Eylül oldu Jessica Biraz hastayım, birazda umutsuz. İnsanlar bir sıcak, bir soğuk davranıyor. Biraz ısınıyor duygularım biraz üşüyor, Bizi hep bu insanlar mahvetti zaten Jessica.

Son bir isteğim olacak tanrıdan. Hani birini sevmeyi çok istiyorsun ya Jessica, Birine ilk görüşte aşık olmak istiyorsun. Olur da birine aşık olursan benim gibi sev, benim gibi aşık ol. Benim gibi geçsin günlerin, Belki anlarsın beni o zaman.

Elveda Jessica Elveda sevdiğim güzel kadın Elveda en büyük yalanım Elveda şiirlerimin en güzel karakteri Elveda…

Ufuk Silik|10.09.13| Giden sen değilsin ki Jessica giden benim geleceğim |

~7~


SEN O ADAM

~8~


Sen o adam… Evet, sen; Senin dudaklarında saklıydı yas! Bir hüzün tadı hâkimdi inceden… Hüzün bulaştırmıştın bana dudaklarında kaybolurken… .

Sanki Sana yaklaşmak; ümitsizlik çukuruna kendini usulca bırakmakla eş değerdi. Veyahut Sana yaklaşmak tüm günahları kabullenmekti.

Ve ben yaklaşmıştım sana; sen benden uzaklaşırken… Ben sevmiştim seni! Sen kendi enkazında gömülürken… Bir mum yakmıştım ardından Tanrı’ya geri dönmen için yalvarırken…

Ve

Ben geri dönmeni beklerdim… Sen Azrail'le sevişirken...

Ebru Yenicevardarlı

~9~


Varlığın Yokluğum

~ 10 ~


Gözlerim kapanırken Sessizliğim, sensizliğin lanetiydi. Sol kanadı zayıf olan bir takımdık biz; ne kadar direnirsek direnelim, uzatmalarda golü yiyen. Ben; İstenmeyen adam. Sen! İstenilen, delicesine. Çağırsan tutardım nefesimi, Yanında harcardım son birkaç tanesini. Adına harcardım, aşkına harcardım, Boşa harcardım. Özgür yaşadığımı sanırdım ya ben, Sana tutsak ölüyorum şimdi.

~ 11 ~


Sen! İşçi kalbimdeki burjuva, Neden yoksun? Sen! Aşkla gülen, Maktulüne iyi bak. Sen! Şimdi içimde bir halk hikâyesi; Dilden dile dolaştıkça, benliğini kaybeden. Ne kapıları çarpmaların, Ne yalanların, Ne hepsine inanmalarım var. Şimdi var olan tek şey, yokluğum.

Oğuzcan Yüce

~ 12 ~


Kin

~ 13 ~


Karamsarlığa boğulan kelimelerim etrafa saçılırken, Yasak bahçeme girildi. Sana dair dizeler açıldı fütursuzca.

Acınası bir hayattan, Gülünesi bir ömür çıkaramadı dudaklarım. Aklıma vuran hayallerin, Yüreğimi hatırlamanın cezasıyla öldürüldü. Yerlerde sürünen gururum; Herkese dimdik durdu da, Sadece senin uğruna ayaklar altına serildi. Hayallerim umuda manzaralı uçurumlardan intihar etti.

Adına büyüttüğüm o küçücük umutlarım, Yargısız infazlarda adaletsizliklere mahkum oldu, Beraat edemedi kan revan kalbim.

~ 14 ~


Yok bunun ötesi ! Ölüm kokulu bakışlarında, Kalbim ve ben ayrılığa sıfır, İhanet dolu manzarasıyla.

O sarsılmaz gidişine attığın her adım için, Teşekkürler sunuyorum bir avuç gözyaşımla beraber sana..

Çünkü; Böylesi daha iyi diyordu giderken sevgililer. Teslim ederken terkedişlerini bahanelere, Daha güzel olacak böylesi demiştin sende, İhanetlerin içinden çaldığın yalanlara kılıf hazırlar gibi. Teşekkürlerimi gönderiyorum sana, Çünkü gittin sen.. Ve ben, S U S T U M ...

~ 15 ~


Çok iyi gidişlerin vardı senin, Heveslerimi kursağımdan sökerek, Azmettirerek beynime ölümünü. Büyülü düşlerimi ayaklar altına düşürerek..

Şimdi seni gömmek mi zordur kalbime, Yoksa yıpranmış çıplak bedenimi mi ? Son nefesimi veresiye alırken ben, Gururumu hapsediyorum korkularımla...

Bu dünyada bütün yağmurlarım , Kirlenmiş kalbini yıkamaya yağar, Tutunamasa da sana , çürütür yüreğini. Islatır.. Kin'imi alır..

Cemre Bükrük

~ 16 ~


SONSUZLEM

~ 17 ~


Bir karga olmak istemezdim mesela, Daha yirmi yıl olmamış şu taş taş üstüne durmayan yere geleli, Bıkmışız üstlenmediğimiz sorumluluklardan, Yaşamadığımız mutsuzluklardan. Bir de yüz elli sene yaşayıp ne yapacaksın? Hüzün tutmaz kanatların arasından süzülürken güneş, Birbirinin kanında boğulan insanlara mı bakacaksın, Yoksa kendini bu altın tozu kaplı umarsızlığın dibine dibine mi vuracaksın? Hislerini bir bir yolarken nefesi kokan bir rüzgâr, Öyle durup yaşayacak mısın bu yüz elli kez ağırlaştırılmış haksız müebbeti? Hiç sanmam...

~ 18 ~


Bir tırtıl olmayı da istemezdim mesela, Şöyle bakınca bir aynaya, Tanımalı derim bu tırnak izlerini yüzündeki, yosma kavgalardan kalma, Öyle girip kalınca üç beş ay bir kozada, Geçer mi hiç bu vücuttan hayat batıkları? Hem diyorum neyi bekliyorsun kendini kapattığın o salak yerde, İtiraf et, koruyabilir misin kendini içerde, Beyninde dönüp duran şeytan aklına gelmez düşüncelerden de? Seni o çirkin halinle kimse de beğenmedi zaten, Şimdi seksi kanatları olan naif bir tırtılsın artık yalnızca, Ve seni o halinle sevmeyenlerin, şimdi hak etmeye vakti de olmayacak hem, Geri sayım başladı, bulabilecek misin masallardaki aşkını? Hiç sanmam...

~ 19 ~


Bir arı da olmayı istemezdim mesela. Yalanlamıyorum hayat felsefesi güzel, Boktan kargaşaları bir kenara atmalar, Bir o çiçekle bir bu çiçekle yatıp kalkmalar, En has nektarlarla kafa bulmalar. Peki bir bak kendine, Neden senden kaçıyor şimdi de insanlar? Üstelik sen verirken onlara bu dünyanın balını kaymağını. Sen sadece sevmek istemiştin, Bir kızın elini tutmak istemiştin, Küçük bir refleks, belki bir hata, Duydunuz sanırım kızın 'gong' niteliğindeki çığlığını, Sana iğneni her deliğe sokma demiştim, Artık yaşayabilecek misin onsuz bu hayatı? Hiç sanmam...

~ 20 ~


Çirkin ördek yavrusu olmakta fayda var, At şu kafandaki aptal kese kâğıdını, Maskesi düşmeyecek marjinalliğin cazibesini takın gözlerine, Kim ne derse desin, Paytak ayaklarınla da doludizgin koşabilirsin. Hem ne olmuş siyah kahkalara bulanmışsa yüzün? Siyah leke göstermez, yani hep güçlüsün. Aldırış etme akşam pazarında ucuzlamış bu imalı bakışları, Onlar sona kalmış ve çürümüş yürüyen birkaç kafatası. Sen de hep utangaçsın, hep karamsar, Sersem önüne dünyanın en güzel kelimelerini kırmızı bir halı gibi, İnanacak mısın sanki bu yazdıklarıma? Hiç sanmam...

Tuğçe Dilan Satar

~ 21 ~


Dasdklasdka