Page 53

hiçbir kadına dokunurken göstermediğim bir saygıyla okşadım. Mat bir ışığın aydınlattığı yoldan geçerek küçük bir çalılığa vardık, görkemli ağaçların tepeleri burada boğucu, kötü kokulu bir karanlığı kubbe gibi sarıp birleştirmişti. Karanlıkta artık hiçbir siluetin seçilmediği o anda kolumdaki kadının büyük bir temkinlilikle dönüp arkasına baktığını hissettim, birkaç adım sonra aynı şeyi bir kez daha tekrarladı. Ne tuhaftır ki adeta uyuşturulmuş gibi kirli bir maceranın içine sürüklenirken bir yandan da duyularım müthiş açık ve berraktı. Hiçbir şeyi kaçırmayan, her kıpırtıyı algılayan bir duru görüyle, geride bıraktığımız yolun kenarından bazı gölgelerin peşimizden kaydığını hissettim ve sanki kulağıma çok hafif ayak sesleri geldi. Ve aniden –çakan bir şimşeğin yeryüzünü bembeyaz bir ışığa boğması gibi– her şeyi anladım, her şeyi sezdim: Kadın beni bir av gibi daha önceden kararlaştırılmış bir noktaya doğru tuzağa sürüyordu ve pezevenkleri peşimizdeydiler. Sadece yaşamla ölüm arasına sıkışmış saniyelerde oluşan bir berraklıkla her şeyi bir anda gördüm, tüm olasılıkları düşündüm. Kurtulmama yetecek zaman vardı daha, anacadde yakın olmalıydı, çünkü elektrikli tramvayın rayların üzerinde çıkardığı sesi duyuyordum, bir ıslık, bir sesleniş insanları buraya toplamaya yeterdi. Bütün kaçma ve kurtulma olasılıkları net çizgilerle gözlerimin önünde belirdi. Fakat ne tuhaftır ki, yaşadığım bu korku aklımı başıma getireceğine beni daha da kızıştırdı. Bir sonbahar gününün berrak ışığı altında açık bir zihinle oturduğum şu anda bile yaptıklarımın saçmalığını kendime açıklayamıyorum. Gereksiz bir tehlikenin içine atıldığımı varlığımın her zerresiyle biliyordum, fakat bir önsezi inceden bir delilik gibi kanıma karışmıştı bir kere. İğrenç, belki de ölümcül bir şeyle karşılaşacağımı biliyordum. Burada bir suça, herhangi adi, pis bir işe zorlanacak olma duygusuyla tiksintiden titriyordum; fakat tam da bu içime dolarak beni uyuşturan hiç tanımadığım, hiç bilmediğim yaşam sarhoşluğu içinde ölüm bile karanlık da olsa merak uyandırıcıydı. Korkumu belli etmekten utanmak mı, yoksa bir zayıflık mı bilmiyorum, ama bir şeyler 53

Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece (Türkçe-Deutsch-English)  
Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece (Türkçe-Deutsch-English)  
Advertisement