Page 1

Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

1|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

2|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

5 Akhisar’ın Yeni Yıldızı: Niasse 6 Eski Dostlar Şimdi Nerede?

TRANSFER MERKEZİ Aylık Futbol Dergisi Yıl: 1 Sayı: 5 Tarih: Kasım/Aralık 2013 Ücretsiz olarak yayınlanmaktadır.

TransferMerkez.com 0555 499 99 99 İmtiyaz Sahibi Çetin KUZU / Ali KARAKAŞ Genel Yayın Yönetmeni Çetin KUZU Genel Koordinatör Hüseyin KARABACAK Reklam ve Satış Direktörü Ali KARAKAŞ

9 Dünden Bugüne: Cristiano Ronaldo 14 15 Türk Asıllı Genç Yetenek 18 PTT 1. Lig Panorama 44 Scout Raporu: Andrija Bajic 44 Scout Raporu: Mert Türkileri 45 Vaktinden Önce Kayan Yıldızlar 48 Altın Jenerasyon: Belçika 52 Avrupa’da Yerli Oyucu Olmak

20 Levent Eriş 23 Timur Kosovalı 26 Emre Kılınç 28 Ahmet Görkem Görk 31 Oktay Delibalta 34 Kerim Zengin 36 Alaettin Çiçek 40 Patrick Etoga 41 Volkan Canbolat 43 Diğer Röportajlar

Yazı İşleri Sorumlusu Canan AKARCA KUZU Röportaj Sorumlusu Oğuzhan ARSLAN Yazarlar / Katkıda Bulunanlar Yiğit Can ERTUNÇ, Namet ATEŞ, İvan KİLE Erman ÖZGÜR, Serkan ÇOKAYDIN, Hakan GERİN Muhammed EKTİ, Ümit ŞENGÜN, Pelin KOÇ Haydar BULACA, Emin ÖRNEK, Cumali ÖNCALIR Volkan VARDARLI, Serkan KAYALAR, Serdar SOYLU Orhun ALİCİKOĞLU, Kaşif YAVAŞ, Harun YAPAR Tamer Sami SERT, Sefa ÖRNEK, Ragıp Can ERTAÇ

54 Sporcu Sağlığı: Sakatlıklara Son! 55 Kitap Önerisi: Ne Okuyalım? 56 Unutulmaz Teknik Direktör Sözleri 57 Basketbolun Tarihi 58 Karikatür: Ragıp Can Ertaç 60 Nostalji / Futbol Fotoğrafları 64 Spor Modası: Adizero F50 65 Spor Dünyasından Haberler 3|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

4|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Düşük bütçe ve mütevazı kadrolarıyla başladıkları geçen sezonda, Hamza Hamzaoğlu ve Gekas önderliğinde tarih yazarak ligde kalmayı başaran Akhisar Belediyespor'un bu sezon neler yapabileceği herkesin merak konusuydu. Takımdan ayrılan Gekas'ın yerini doldurabilecek bir golcü bulmaları imkansız gibiydi. Nitekim forvet bölgesine yapılan transferler Niasse ve Alessandro Riedle gibi genç ve tanınmayan oyunculardı. Taraftarın bu isimlerden beklentisi fazla değildi ancak lig başlayınca onları güzel bir sürprizin beklediğini göreceklerdi. Gekas’ın takımdan ayrılmasının ardından sezon başında defans oyuncusu Ibrahima Sonko’nun Hamza Hoca’ya tavsiyesiyle denenmeye alınan 23 yaşındaki Senegalli golcü Baye Oumar Niasse, teknik direktör Hamza Hamzaoğlu'ndan geçer not alarak transfer edildi. Genellikle denenerek alınan oyunculardan büyük beklentiler olmaz, Niasse da alternatif olarak transfer edilmişti ama haftalar ilerledikçe her şey çok farklı olacak, Niasse attığı ve attırdığı gollerle maçlar kazandıracak ve taraftarın sevgilisi konumuna gelecekti.

Kasım-Aralık 2013

Ülkesinin US Ouakam takımından sadece 150 bin avro gibi düşük bedelle transfer edilen Niasse, ligde gösterdiği performansla taraflı/tarafsız herkesi kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Geçen sene Norveç'in Brann takımında kiralık olarak forma giyen Niasse, sadece 4 maçta forma giymiş ancak etkili olamamıştı. Daha önce Senegal U23 milli takımında forma giyen Niasse, henüz A milli olamadı. Akhisar’a transferinden sonra sezona fırtına gibi giren Senegalli golcü, 9 maçta 5 gol ve 3 asist gibi rakamlara ulaşarak herkesin dikkatini çekmeyi başarıyor ve Galatasaray’ı 2-1 yendikleri maçta 2 golü birden atarak maçın yıldızı oluyordu. 1990 doğumlu Niasse, forvetin yanı sıra hücum hattının kanatlarında da oynayabiliyor. Sürati, dribling yeteneği ve gücüyle tipik bir "Afrikalı forvet" imajı çizse de son vuruşları çoğu Afrikalı oyuncudan daha iyi. Pas/şut tercihleri ve top kontrolü gibi konularda eksikleri olsa da bunlar zamanla geliştirilebilecek özellikler. Niasse’ı, önümüzdeki yıllarda çok daha iyi yerlerde görebiliriz, dikkatle izlemenizi tavsiye ediyorum. 5|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Ülkemize yüzlerce yabancı futbolcu geldi. Bazıları ligimizde hiç tutunamazken, bazıları yıllarca oynadı bu topraklarda. Robert Enke gibi tek maç oynayarak ülkemizden ayrılan oyuncular da oldu; Souleymanou Hamidou, Misko Mirkovic gibi 11 sezonda aralıksız ligimizde oynayanlar da. Birçoğu yıllarca ligimizde forma giyerek adeta 'bizden biri'' oldular. Peki eski dostlar şimdi nerede, ne yapıyorlar?

Souleymane Youla

Gençlerbirliği'nin transferi olarak ülkemize gelen Youla, liglerimizde birçok takımda forma giyme şansı buldu. Gençlerbirliği'nin ardından Beşiktaş, Eskişehirspor ve Denizlispor formalarını giyen Gineli golcü, Denizli macerasından sonra Orduspor ile anlaştı ama sakatlığından ötürü forma giyemeden takımdan ayrıldı. Youla ülkemizde çıktığı 198 maçta 76 gol atmayı başarmıştı. Geçen sezonu Belçika 2. Ligi'nin Sint-Niklaas takımında geçiren Youla, bu sezon Fransa 2. Lig takımlarından SC Amiens'e transfer oldu ama henüz forma şansı bulamadı.

Pini Balili

İstanbulspor'un vakt-i zamanında Hapoel Tel-Aviv'den 150 bin dolara transfer ederek ülkemize getirdiği İsrailli golcü Balili, ligimizde birçok takımda forma giymişti. İstanbulspor'un ardından Kayserispor, Sivasspor ve Antalyaspor'da oynayan Balili, özellikle Sivasspor'daki başarılı performansıyla akıllarda yer etmişti. Liglerimizde toplam 169 maçta 39 gol atma başarısı gösteren İsrailli golcü, ülkemizden ayrıldıktan sonra 2 sezon ülkesinin 1. Lig takımlarından Bnei Yehuda'da oynamıştı. Balili son 2 sezonda ise İsrail'in alt lig takımlarından Maccabi Ironi Bat Yam takımında forma giyiyor.

Ahmed Hassan

Kocaelispor'un ülkemize kazandırdığı bir diğer futbolcu da Mısırlı Ahmed Hassan. Orta sahanın ortasında ve sağında oynayabilen Mısırlı oyuncu Kocaelispor'dan sonra Denizlispor, Gençlerbirliği ve Beşiktaş formalarını da giydi. Ülkemizde 211 maça çıkıp 64 gole imza atma başarısı gösteren tecrübeli oyuncu şu an ülkesinin Zamalek takımında forma giyiyor. 38 yaşında olmasına rağmen takımında forma şansı bulmaya devam eden Ahmed Hassan, sezon başında 1 yıl daha futbola devam edeceğini açıklamıştı. 6|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Ayman Abdelaziz

Kocaelispor'un ülkemize getirdiği Mısırlı ön libero yıllarca ülkemizde oynamıştı. Kocaelispor, Malatyaspor, Gençlerbirliği, Trabzonspor, Konyaspor, Diyarbakırspor ve Çaykur Rizespor'da forma giyen Ayman, liglerimizde oynadığı 269 maçta 10 gol atmıştı. Teknik direktör Ziya Doğan'ın en sevdiği öğrencilerinden biri olan Mısırlı oyuncu, Ziya Hoca'nın gittiği her takıma onu da götürmesiyle dikkat çekmişti. 35 yaşındaki Mısırlı oyuncu şu an Suudi Arabistan'ın Hajer Club takımında kariyerine devam ediyor.

Zdravko Lazarov

2000 yılında Kocaelispor'un ülkemize getirdiği Bulgar golcü Lazarov, daha sonra Gaziantepspor ve Kayseri Erciyesspor'da da forma giydi. Sol ayaklı bir forvet olan Lazarov attığı gollerle de kendini sevdirmişti. Ligimizde 198 maçta 69 gol atma başarısı gösteren Lazarov, futbola ülkesinin önemli takımlarından Lokomotiv Plovdiv'de devam ediyor. 37 yaşındaki tecrübeli oyuncu bu sezon sahaya çıktığı 13 maçta attığı 1 golün yanı sıra yaptığı 7 asist ile eski günlerinden pek bir şey kaybetmediğini gösteriyor.

Aleksandar Yordanov

Yordanov da Lazarov gibi ülkemizde bir çok takımda uzun süre forma giyme şansı bulmuştu. Kocaelispor'un ülkemize getirdiği Bulgar oyuncu daha sonra İstanbulspor, Kayserispor, Konyaspor ve Ankaragücü'nde oynamıştı. Orta sahadaha hücuma yönelik oynayan Yordanov 198 maçta 34 gol atarak bu alanda da başarılı bir istatistik yakalamıştı. En son ülkesinin takımlarından Botev Plovdiv'de forma giyen Yordanov, geçen sezon sonunda yeşil sahalara veda etti. Futboldan kopamayan Yordanov, şu anda son takımı Botev Plovdiv'in sportif direktörlüğünü yapıyor.

Marcel M'Bayo

Gençlerbirliği'nin ülkemize getirdiği ofansif orta saha oyuncusu, daha sonra Sakaryaspor ve Malatyaspor'da da forma giydi. Liglerimizde toplam 168 maça çıkan Demokratik Kongolu oyuncu Gençlerbirliği'nde forma giyerken Ankaragücü'ne attığı bir golden sonra yaptığı ilginç gol sevinciyle bolca konuşulmuştu. Şu anda Belçika 2. Lig takımlarından SK Sint Niklaas'ta kariyerine devam eden 35 yaşındaki oyuncu, geçen sezon 25 maçta 8 gol 3 asistle oynayarak ilerleyen yaşına rağmen performansından pek bir şey kaybetmediğini göstermişti.

Giani Kirita

Ligimizde Samsunspor, Gaziantepspor, Ankaragücü ve Bursaspor formalarını terleten Kirita, ön libero mevkiinde görev alıyor ve sert futboluyla tanınıyordu. Ligimizde çıktığı 163 maçta 15 gol atan Romen oyuncu, ülkemizden ayrıldıktan sonra Romanya’da 1. Lig ekibi Targu Mures ve son olarak 2. Lig ekibi Clinceni takımlarında oynadıktan sonra futbolu bıraktı. Kirita şu an bireysel oyuncu antrenörlüğü yapıyor. 7|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Joao Batista Lima (Mertol Karatay)

Gaziantepspor'un ülkemize kazandırdığı oyunculardan olan Brezilyalı Joao Batista da liglerimizde birçok takımda forma giymişti. Gaziantepspor'daki başarılı performansının ardından Galatasaray macerası ve sonrasında Torku Konyaspor, Kasımpaşa takımlarında formasını giyen orta saha oyuncusu Türk vatandaşlığına geçerek Mertol Karatay ismini almıştı. Liglerimizde toplam 186 maça çıkan Brezilyalı oyuncu, Türkiye'de en son maçına 2009'da Kasımpaşa formasıyla çıkmıştı. 38 yaşındaki oyuncu en son Brezilya Serie C takımlarından Tupi Football Club'te forma giydikten sonra futbolu bıraktı.

Souleymanou Hamidou

11 sene boyunca ülkemizde farklı takımların kalesini koruyan Kamerunlu futbolcu Hamidou, Türk futbolseverlerin yakından tanıdığı bir isim olmayı başarmıştı. Rizespor'un ülkemizde getirdiği oyuncu, uzun yıllar hiç ayrılmadı ve Denizlispor ile Kayserispor'un kalesini başarıyla korudu. Kariyerini 2011 yılında 37 yaşında artık simge ismi olduğu Kayserispor formasıyla noktalayan Kamerunlu kaleci, Süper Lig'de toplam 256 maça çıkarak ayrı bir başarıya imza atmıştı. Kamerun milli takımının kalesini de 29 kez koruyan Souleymanou, şu an herhangi bir takımda görev almıyor.

Jean Emmanuel Effa Owona

Liglerimizde Altay, Elazığspor, Ankaragücü ve Malatyaspor gibi birçok takımda forma giyen Kamerunlu golcü Effa Owona, ülkemizde yaşadığı ilginç bir olayla da hafızalarda yer etmişti. Ankaragücü forması giydiği bir maçtan sonra teknik direktör Yılmaz Vural tarafından fiziki şiddete maruz kalan Effa, Vural'ın "Ben onların hem ağabeyi hem babası sayılırım. Yeri geldiğinde tokat da atabilirim" sözleriyle uzun süre spor medyasında konuşulmuştu. Türkiye'de oynadığı 74 maçta 18 gol atan 30 yaşındaki Kamerunlu golcü, Malezya Ligi takımlarından Negeri Sembilan'da kariyerine devam ediyor.

Roman Dabrowski (Kaan Dobra)

Kocaelispor formasıyla gösterdiği başarılı performansla büyük takımları peşinde koşturan Polonyalı oyuncu, kariyerinin sonraki yıllarında Beşiktaş, Antalyaspor ve 2 dönem daha Kocaelispor forması giymişti. Türk vatandaşlığına geçerek Kaan Dobra adını alan ve adeta “bizden biri” olan Polonyalı oyuncu, ligimizde oynadığı 314 maçta 75 gol atmayı başarmıştı. Futbolu bıraktıktan sonra da ait olduğu yeşil sahalardan kopamayan Kaan Dobra, Kocaelispor ve Beşiktaş alt yapılarında antrenörlük yaptıktan sonra geçtiğimiz sezon Orhangazispor'u çalıştırmış ancak alınan başarısız sonuçlar nedeniyle görevine son verilmişti. Sizlere akıllarımızda yer etmiş, içimizden, "bizden" yabancıları biraz da olsa anımsatmak istedik. Buradan tüm eski dostlara selam olsun, bir başka yazıda görüşmek üzere... 8|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Cristiano Ronaldo, 1985 yılının 5 Şubat'ında, Portekiz'in Funchal şehrinde doğar. 4 çocuklu Aveiro ailesinin en küçük bireyi olan Ronaldo'nun, futbolla ilk tanışıklığı, evinin duvarlarına top vurdurmak olmuştur. Ronaldo 6 yaşına geldiğinde, ailesi onu babasının da çalıştığı Andorinha kulübüne yazdırır. Koyu bir Benfica taraftarı olan Ronaldo, kaderin cilvesine istinaden, profesyonel kariyerinin ilerleyen döneminde Sporting Lizbon forması giyecektir. 8 yaşına gelen Ronaldo, artık tek başına top oynamayı bırakıp bahçede, sokakta topla beraber enteresan hareketler deniyor ve sıradan bir futbolcu olmayacağını o günlerden hissettiriyordu. 10 yaşında acı bir gerçeğe şahit olan Ronaldo, her zamanki gibi antrenman sonrası soyunma odasına dönerken, insanların çevrelediği babasını sedyenin üzerinde yatar halde görür. Babası alkol komasına girmiştir. Yapılan 2 saatlik müdahale sonrası kendine gelen baba Jose, o gün yaşadıklarını hatırlamıyordur. O olaydan etkilenen Ronaldo o gün kendi kendine bir yemin eder; "Hayatımda hiçbir zaman içki içmeyeceğim."

Kasım-Aralık 2013

Ronaldo'nun yeşil sahalarda kendisini gösterdiği ilk maç 93-94 sezonunda 'Gençler Finali' olur. Andorinha, ilk yarıyı 2-0 geride kapatmıştır. Soyunma odasında çok sinirli gözüken Ronaldo'nun bugünkü saha içi liderliğini, o zaman söylediği şu söz adeta açıklar niteliktedir; "Hocam bütün bir sene çalıştık. Şimdi bize 2 gol attılar diye pes mi edeceğiz? Onlar 2 gol attıysa biz de 3 atarız. Bu maçı kazanacağız, söz!" Andorinha, fırtına gibi başladığı ikinci yarıyı Ronaldo'nun attığı 2 gol ve yaptığı bir asist ile 3-2 kazanarak kupanın şampiyonu olur. Sezon sonunda ise Ronaldo, kariyerindeki ilk transfer teklifini almıştır, hem de iki takım tarafından: Maritimo ve National. Daha zengin olan Maritimo, o sene genç takım dışından bir transfer yapacaktır ve seçimini Brezilya'nın Santos kulübünde oynayan bir gençten yana kullanır ve Ronaldo, o sene evinden 500 metre uzaklıkta olan National takımına transfer olur. Ronaldo'nun buradaki ilk zaferi, gençler kategorisindeki şampiyonluk olacaktır. Bunun yanı sıra, final maçına 39 derece ateşle çıkması da değinilmesi gereken ayrı bir detaydır. 9|Sayfa


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Ünü iyiden iyiye yayılan Ronaldo, 11 yaşına geldiğinde, bu kez ülkenin en büyük akademisine sahip olan Sporting Lizbon'dan teklif alır. Oraya giderse ailesinden uzak kalacaktır. İlk başlarda Ronaldo'nun Lizbon'a gitmesine sıcak bakmayan ailesi sonunda ikna olur ve oğullarını, Lizbon'un yetenek avcısı Freita'ya emanet ederek, yaşayacakları hasrete göğüs germe kararında mutabık kalır. 3 günlük deneme süresinin ardından Ronaldo, kendisini Lizbonlu yapan imzayı atar.

isyan edip ağlayarak geçirir ve istisnasız her gece, gözünü ailesiyle birlikte yaşadığı yuvasında açma düşleriyle yatağına girer.

Evinden tam 1000 km uzaklıktaki bir şehirdedir artık. Transferin ilk günlerinden bu yana, o yaşta bir çocuk için büyük sayılabilecek sıkıntılardan mustarip olmaktadır. Kulübündeki diğer çocuklar ona "köylü", "maymun" gibi lakaplar ile hitap etmektedir. Bir gün derste bu lakaplardan yaka silken Ronaldo, oturduğu sandalyeyi karşısındaki öğretmene fırlatmış ve sınıfa doğru dönerek "Ben öğretmene bile bunu yapıyorsam, düşünün size neler yapabilirim!" diyerek gözdağı vermiştir.

13 yaşına geldiğinde Ronaldo, futbol dışında yeni bir sporla tanışmıştır, masa tenisi. Bu oyunda da futbolda olduğu gibi başarılıdır. Bugünkü göze batan iki özelliği, masa tenisi günlerinden beri gelmektedir;

Ronaldo'nun futbol okulunda en iyi arkadaşı Fabio olmuştur. Fabio da, tıpkı Ronaldo gibi küçük bir kasabadan Lizbon'a gelmiştir. Akademinin ilk haftasında, yaşadığı gerginliklere dayanamayan Ronaldo, o haftanın her gecesini

Akademideki ilk maçı, yeşil ve kırmızı takım halinde oynanan hazırlık maçıdır. Hocasının ilk 15 dakikası 0-0 süren maçta Ronaldo'yu oyuna sokmasıyla, oyundaki tüm denge değişir ve 'Yeşil Takım' Ronaldo'nun 1 gol, 1 asisti ile 2-0 kazanır. Ronaldo'nun kısa süredeki yükselişi 50 avro olan maaşı 600 avroya çıkarılarak ödüllendirilir.

1. Yere sağlam basması 2. Falsolu vuruşları sıklıkla tercih etmesi. 15 yaşına geldiğinde, kulüp doktoru ona kötü bir haber ile gelir ve "Senin de bir kalbin var ve çok hızlı atıyor, bir an önce ameliyat etmeliyiz." der. İlk başlarda ameliyat fikrinden çekinen Ronaldo, bir süre sonra tedaviyi kabul eder ve yapılan tedaviden sonra güçlü yapısı sayesinde eski formuna vakit kaybetmeden geri dönmüştür.

10 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Maaşı 1200 avro'ya yükseltilen Ronaldo, o sene güzel bir haber alır. Sporting Lizbon, 'Gençler Şampiyonası'nda kurada Maritimo'yu çeker ve maç Maritimo'da oynanacaktır. Maçı izlemesi için tüm tanıdıklarına haber yollayan Ronaldo'nun sevinci maç kadrosunu görene kadar sürer, çünkü maç kadrosuna alınmamıştır. Nedeni ise derslerinin kötü gidiyor olmasıdır, kulüp yöneticileri bunun en ağır ceza olacağı yönünde hemfikir olup, Ronaldo'yu toptan mahrum bırakma tasarrufunda bulunmuşlardır. (!) 2001 yılına gelindiğinde, Ronaldo artık Sporting Lizbon’un B takımındadır. O sene Ronaldo’nun yanısıra, bolca trivelasına şahit olduğumuz ve yakından tanıdığımız Ricardo Quaresma da Lizbon'un B takımındaydı. B takımdaki ilk antrenmanında çektiği sert ve falsolu vuruşlar ile dikkat çeken Ronaldo, o antrenmandaki ilk maçında ise A Takım'a attığı 1 gol ve yaptığı 2 asist ile antrenörlerinin ve ağabeylerinin dikkatini çekmişti ve zamanla sevilmeye başlanmıştı. O sene Ronaldo’yu bir Ada kulübü yakından takip etmektedir, o kulüp İngiliz devi Liverpool’dan başkası değildir. Bu bilgiyi yöneticilerden birinin Ronaldo'ya söylemesi ile

Kasım-Aralık 2013

Ronaldo çok mutlu olmuş ve antrenmanlarda kendini kanıtlamak için elinden geleni ardına koymaz hale gelmiştir. Fakat bu durum, toyluğundan mustarip olması muhtemel Ronaldo'yu bir yanlışa sevk edecektir. Artık takım oyunu yerine, şahsi oynamaya başlamıştır. Araştırmasını bitiren Liverpoollu yetenek avcıları, Ronaldo için “Gelişimini tamamlaması lazım” şeklinde not düşerler ve bu durum Ronaldo'ya bildirildiğinde genç delikanlı yıkılmaz ve azmeder. O günün akşamında, en yakın arkadaşı Fabio’ya döndü ve yemin etti; ”Göreceksin bak, bir gün Premier Lig’de, hem de en büyük kulüplerden birinde oynayacağım!” Ronaldo, transferde yaşadığı bu hayal kırıklığının hemen ardından bir başka kötü haberle daha sarsılır. Annesi Dolores, babası Jose’nin hastaneye kaldırıldığını oğluna söyler. Doktorlar, karaciğerinin iflas ettiğini bildirir ve gerekçe tanıdıktır, alkol. Takımından 1 hafta izin alan Ronaldo, memleketi Funchal’e döner ve babasına destek olmaya çalışır. Bir süre sonra taburcu edilen Jose, kefeni yırtışının henüz 1. haftasında ne yazık ki tekrar içki içmeye başlar. 11 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

2002 yılı, Ronaldo için çok verimli geçecektir. Portekiz'in 17 Yaş Altı Mili Takımına seçilen Ronaldo, o yıl Danimarka’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası'nda forma giyme gururunu yaşar. Gol atamasa da, otoritelerden tam not alan Ronaldo, turnuvanın sonunda, o dönem Güney Afrika'nın teknik direktörlüğünü yapan vatandaşı Carlos Queiroz ile tanışır. Queiroz ona katî bir ciddiyetle şu soruyu yöneltir; “Hedeflerini bilmiyorum ama eminim bir gün İngiltere’de top oynamak istiyorsundur, değil mi?”

tutulup, neticelerinden en kısa sürede haberdar edilmek istediğini söyler.

Önemli bir futbol adamıyla konuşuyor olduğunun farkında olan Ronaldo da açık bir dille şu cevabı verir; “Ben Dünya'nın en iyi kulüplerinde oynamak istiyorum. Bu İngiltere’de de olabilir, İspanya’da da. Benim hedeflerim büyük. Amacım bir gün Dünya'nın en iyisi olmak.”

A takımla ilk antrenmanına çıkmaya hazırlanan Ronaldo, o kadar heyecanlıdır ki 14.30’da başlayacak olan antrenmana 13.00'de gelip, saatleri saymaya başlar. Real Betis ile yapılan bir dostluk maçında ilk kez A takımda oynayan Ronaldo, oyuna sonradan dâhil olur ve attığı nefis golle 2-1’lik galibiyeti getirir. O sezon boyunca çok iyi performans gösteren Ronaldo, oynadığı 25 maçta attığı 3 golün yanı sıra, genel performansıyla tüm dikkatleri üstüne çekmiştir.

Queiroz ise, mütevazı olmayan bu gencin potansiyelinin farkındadır ve onun sahadaki hırsına hayranlık duymaktadır. Avrupa Şampiyonasını izleyen bir başka önemli futbol adamı da, Sporting Lizbon'un Rumen teknik adamı, yani Ronaldo'nun o dönemki hocası László Bölöni'dir. Oyuncusunun performansını beğenmiştir ve ona artık antrenmanlar sonrası özel çalışmalar yaptırmaya başlayacaktır. Bölöni'nin, giderek ciddiye aldığı bu genç için, kulübün sağlık heyetinden bir ricası olacaktır. Cristiano Ronaldo’nun kemik testlerine tabi

Ölçümlerden çıkan sonuç, Cristiano’nun 1,89 cm'a kadar uzayacağıdır. Bu boy, bir hücum oyuncusu için epey ideal bir boydur. O sezon öncesi, oyuncusu ile önemli bir konuşma yapan Bölöni, ona açık bir dille "Seni bu sezon A takımda oynatabilirim, hazır ol, ama takım arkadaşlarının varlığını unutmadan oynayacaksın ve yardımsever olacaksın." demiştir.

2003 yılında Portekiz’de sezon sonu düzenlenecek Avrupa Şampiyonası nedeniyle müthiş bir sportif hareketlilik yaşanmaktadır. O sezon, Sporting Lizbon, yenilenen stadında sezonun açılış maçını İngiliz devi ManU ile oynayacaktır. Bu maç Ronaldo için ayrı bir önem taşıyacaktır çünkü 1,5 sene önce önemli bir konuşma yaptığı Queiroz artık Şeytanlar’ın yardımcı antrenörüdür.

12 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi Sporting ile ManU’yu karşı karşıya getiren bu maçta gülen taraf 3-1'lik skor ile Lizbon temsilcisi olur. Maçta oynadığı güzel futbol ile dikkat çeken Ronaldo’yu Alex Ferguson’a soran basın mensupları kurt hocadan şu cevabı alırlar; “Bu çocuk bir futbol sihirbazı!” Bir hafta sonra, € 17.500.000 bonservis bedeli ile Manchester United'a transfer olan Ronaldo, artık baştan beri inandığı üzere dev bir kulübün oyuncusudur. Ferguson kulübe yeni gelen Ronaldo’ya şu konuşmayı yapar; “Sana bu sene ihtiyacımız var, seni Beckham’ın yerine düşünüyorum.” Ronaldo, o sezon 28 numaralı formayı giymek istediğini söyler, Alex Ferguson buna bir alternatif getirir ve 7 numaralı formayı giymesini temenni eder, çünkü 7 numara bugüne kadar United'ta birçok yıldızın sırtında taşınmıştır ve Ferguson'a göre Ronaldo da onlardan birisi olacaktır. 4-0 kazandıkları Bolton maçında, oyuna sonradan dâhil olan ve yeni kulübünde ilk kez forma şansı bulan Ronaldo, oynadığı futbolla büyük beğeni toplar. İlk sezonunda, ligde 25 maçta 4 gol atan Ronaldo, o sezon "Sir Matt Busby Ödülü" ile onurlandırılır. 2004 yazında, Portekiz’de düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda finale kadar yükselen

Kasım-Aralık 2013 Portekiz'de düzenli forma giyen Ronaldo, attığı 3 golle takımın en golcü oyuncusu olmayı başarmıştır. 2005 yılının 6 Eylül tarihinde, Portekiz'in Rusya ile oynayacağı maça dakikalar kala, Ronaldo üzücü ama esasen sürpriz olmayan bir haber alır, babasını kaybetmiştir. Elemine rağmen Rusya maçına çıkan Ronaldo, soğukkanlılıkla oynadığı maçta gol atamasa da, herkesi alıştırdığı güzel futboluna bir yenisini daha eklemiştir. Ertesi gün ise babasının cenazesini kaldırmak üzere memleketinin yolunu tutar. Ronaldo, Manchester United macerasında Premier League’de oynadığı 196 resmi maçta 84 gol ve 47 asist gibi bir istatistikle tamamlar ve burada bahse değer detay olarak, Ronaldo'nun ileri uç değil, kanat oyuncusu olması öne çıkarılasıdır. Kırmızı Şeytanlarla sayısız başarılı maça ve muhteşem gollere imza atan Ronaldo, 2009 yılının Haziran ayında, € 94.000.000 gibi astronomik bir bedelle Real Madrid’e, yani yıldızlar harmanı "Los Galacticos'a transfer olur. O günden sonrasını da en az ilgiliden en çok bilgiliye kadar hepimiz aşağı yukarı bilmekteyiz. Bundan sonrasını anlatmaya gerek yok bence. Vaktini ayırıp, okuyan herkese teşekkür ederiz. Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle…

Hazırlayan: Yiğit Can ERTUNÇ / Ümit ŞENGÜN Bu yazı hazırlanırken Uğur Önver'in "Sokak Çocuğu Ronaldo" kitabındaki bilgilerden faydalanılmıştır.

13 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

2014’te Brezilya’da düzenlenecek olan Dünya Kupası gidemediğimiz için yine “yeni jenerasyon yapalım, genç oyunculara şans verelim” sesleri yükselmeye başlamış durumda. Schalke’de oynayan gurbetçi futbolcu Kaan Ayhan’ın da Milli Takımımızı seçmesiyle gözler diğer gurbetçilerimize çevrildi. Özellikle Fatih Terim faktörüyle bazı gurbetçi gençlerimizin milli takımımızı seçmeleri sürpriz olmaz. Biz de yurtdışında forma giyen, “Elden Kaçırmamamız Gereken” Türk asıllı genç yeteneklerimizi sizler için araştırdık.

Onur Capin

10 Temmuz 1996 doğumlu olan Onur, Hannover 96 U19 takımında forma giyiyor. Forvet ve sağ kanatta oynayabilen Onur, en son Almanya U17 Milli takımında forma giydi. Sağ ayağını çok iyi kullanan genç oyuncu süratiyle de dikkat çekiyor. Bu sezon U19 takımında oynadığı 8 maçta 2 gol ve 1 asistlik performans sergilerken 2 kez de Regionalliga’da forma giydi. İleride patlama yapma ihtimali yüksek gurbetçilerimizden, elden kaçırmamakta fayda var.

Levent Ayçiçek

Yeni Mesut Özil olabilecek kapasitede. 1994 doğumlu futbolcu Werder Bremen II’de forma giyiyor. Sağ ayaklı olmasına rağmen sol kanatta da forma giyebilen Levent, orta sahanın her yerinde rahatlıkla oynayabilecek bir futbolcu. Yani futbol tabiriyle tam bir joker. Bu sezona da 7 maçta 3 gol, 2 asist ile gayet iyi başladı. Alman Milli Takımının genç kategorilerinin hemen hemen hepsinde oynamış olan Levent, en son Almanya U20 için mücadele etti. Milli Takımımızın kaçırmaması gereken cevherlerden fakat tercihini Almanya’dan yana kullanacağı konuşuluyor, ikna etmek kolay olmayacaktır.

Özkan Yıldırım

1993 doğumlu oyuncu Werder Bremen’de forma giyiyor. Orta sahada hücuma yönelik oynayan oyuncu her iki ayağını kullanması nedeniyle kanatlarda da rahatlıkla forma giyebiliyor. Top hakimiyeti ve iyi pas dağıtması oyuncunun diğer artı özellikleri. Alman Milli Takımının tüm alt kategorilerinde forma giyen ve hala Almanya U21 Milli Takımında oynuyor. Bu sezon Bundesliga’da 6 maçta forma giyen genç yeteneğin Levent gibi Almanya milli takımını seçeceği konuşuluyor. 14 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Yusuf Mersin

Milwall’ın alt yapısından yetişen 1994 doğumlu kaleci, 1 milyon pound bonservis bedeliyle Liverpool’a transfer olmuştu. (Liverpool istediği dönemde Chelsea ve Arsenal de Yusuf’u takip ediyordu) 1.95 boyuyla hava toplarında da çok etkili olan Yusuf, şu an Liverpool’un U18 takımında forma giyiyor ancak 1 maçta U21 takımının da kalesini korudu. Milli takımımızda en son U18 kategorisinde forma giymiş olan kaleci, potansiyeli yüksek gençlerimizden.

Yunus Mallı

Listedeki isimler arasında yaşı bakımından en büyük isim ancak çok önemli bir yetenek olduğu için onu da "elimizden kaçırmamamız gerekenler" listesine dahil etmek istedik. Almanya U21 forması giyen 1992 doğumlu Yunus, Mainz 05’de forma giyiyor. Forvet arkasında ve sağ ayaklı olmasına rağmen her iki kanatta da oynayabiliyor. Yunus bu sezon 3 maçta forma giydi ve sonradan oyuna girmesine rağmen 2 gol attı. Almanya Milli Takımının tüm alt kategorilerinde forma giyen Yunus, gerçekten kaçırmamız gereken oyunculardan biri.

Dean Selim Florence

1994 doğumlu Selim’in annesi Türk, babası Karayipler’deki St. Lucia adasından. Kariyerine West Ham’ın altyapısında başlayan fakat boyu kısa olması nedeniyle takımda istenmeyen Selim, daha sonra Norwich alt yapısına geçti. Şu an Harlow Town takımında oynayan oyuncu sağ bek ve ön libero mevkilerinde görev yapıyor. Bu sezon Premier Reserve League’de 10 maçta oynadı. Milli Takımımızın alt kategorilerinde de oynayan Selim, potansiyeli yüksek gurbetçilerimizden.

Tolcay Ciğerci

1995 doğumlu gurbetçi futbolcumuz Wolsburg U19 takımında forma giyiyor. A takımda forma giyen Tolga Ciğerci'nin kardeşi olan Tolcay, orta sahada ön libero, merkez ve sol kanatta oynayabiliyor. Sol ayaklı olma avantajını kullanan genç yetenek, oyunu okuma anlamında da büyük potansiyele sahip. Milli Takım tercihini bizden yana kullanarak U18 milli takımımızda 2 maçta forma giydi. Takımında bu sezon 7 maça çıkıp 3 gol 4 asistlik harika bir performans gösteren yetenekli oyuncu, herkesin dikkatini çekmeyi başardı.

Robin Yalçın

Stuttgart alt yapısından yetişen 1994 doğumlu Robin, Stuttgart II takımında forma giyiyor. Almanya Milli Takımının genç kategorilerinin hepsinde forma giyen genç yetenek, geçen sezon Stuttgart U19 takımında 25 maçta 5 gol 13 asist yaparak dikkatleri üzerine çekmişti. Tam bir joker olan Robin, ön libero, sağ bek, orta sahanın ortası ve sağ kanatta forma giyebiliyor. Daha önce Almanya U17 milli takımında ikinci kaptan olarak görev yapan Robin, Almanya Futbol Federasyonu tarafından sezonun genç oyuncularına verilen "Fritz Walter Ödülü" gümüş madalyasını kazanmayı başarmıştı. 15 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Levin Öztunalı

Hamburg’un alt yapısında futbola başlayan 1996 doğumlu Levin, bu yaz Hamburg’un teklifini geri çevirerek bedelsiz olarak Bayer Leverkusen’e transfer oldu. Orta sahanın ortasında, forvet arkasında ve defansif orta saha pozisyonlarında oynayabilen ve iki ayağını çok iyi kullanan Levin, geleceği parlak gurbetçilerimizden. Almanya milli takımının tüm alt kategorilerinde forma giyen ve en son U19 takımında oynayan oyuncu, milli takımda 3 maçta 1 gol atarken, Leverkusen’de bu sezon 8 maça çıktı. Levin, Alman futbol efsanesi Uwe Seeler’in torunu olduğu için Almanya’nın oyuncuyu başka milli takıma kaptırmayacağı tahmin ediliyor.

Koray Günter

Jurgen Klopp çok şey beklediği yeteneklerden, müthiş bir defans oyuncusu olacağına kesin gözüyle bakılıyor. 1994 doğumlu Koray Günter, Borussia Dortmund’un altyapısında yetişti. Şu an BVB’de forma giyen oyuncu atletik oluşu, defans oyuncusu olmasına rağmen tekniğinin iyi olması, hızlı olması ve sıçrama yeteneği ile ileride müthiş bir oyuncu olacağının sinyallerini veriyor. Tek negatif yönü ise 4 ay içinde tekrar aynı sakatlığı geçirmiş olması. Henüz 17 yaşındayken Liverpool tarafından da izlenilen oyuncu, BVB’de kalmayı tercih etmişti. Almanya Milli Takımının tüm kategorilerinde forma giyen Koray, şu an Almanya U20 milli takımında forma giyiyor. Yetkililerimiz umarım bu oyuncuyu ikna edebilir.

Kemal Rüzgar

1995 doğumlu Kemal, Bayer Leverkusen U19 takımında forma giyiyor. Sol ayağını iyi kullanan ve ofansif anlamda çok etkili olan futbolcu, hem ofansif orta saha hem de forvet mevkilerinde görev yapabiliyor. Genç kategorilerde Türkiye Milli Takımında forma giyen Kemal, U18 milli takımızda 7 maçta 2 gol atma başarısı gösterdi. Bu sezon Bayer Leverkusen’de ise 8 maçta forma giydi.

Bahadır Özkan

Hoffenheim’ın alt yapısından yetişen 1995 doğumlu oyuncu, şu an Hoffenheim’ın U19 takımında forma giyiyor. En önemli artısı ise her iki ayağını iyi kullanabilmesi ve mücadeleci yapısı. Tabi ki iyi frikik kullandığını da es geçmeyelim. Orta sahanın hemen hemen her yerinde oynayabilen oyuncu, bu sezon çıktığı 6 maçta 2 gol ve 1 asistlik başarılı bir performans gösterdi. İlk olarak Almanya U15 takımında forma giyen Bahadır, daha sonra ise Tayfun Korkut tarafından Türkiye U16 takımına çağrılmıştı.

Burak Çamoğlu

1996 doğumlu oyuncumuz futbola Borussia Dordmund’un alt yapısında başladı, şu an Dordmund’un U19 takımında forma giyiyor. İlerisi için benim de çok şeyler beklediğim oyuncu, forvet arkası ve forvet mevkilerinde oynayabiliyor. Genç kategorilerinde milli takımımızı seçen Burak, U17 takımımızda 3 maçta 1 gol atma başarısı gösterdi. Borusisa Dordmund U19 takımında bu sezon 8 maçta forma giyerek 3 gol atma başarısı gösteren genç golcü, forvet sıkıntısı çektiğimiz şu dönemde kaçırmamamız gereken isimlerden biri. 16 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Endoğan Adili

Futbola İsviçre’nin Grasshopper takımında başlayan 1994 doğumlu oyuncu, 2013 Ocak ayında bedelsiz olarak Basel ile sözleşme imzaladı. Annesi Kosovalı-Arnavut, babası Türk olan genç yetenek, İsviçre Süper Ligi'nde gol atmış en genç futbolcu unvanını almayı da başarmış bir isim. Sol ayaklı olmasına rağmen her iki kanatta ve forvette forma giyen futbolcu bu sezon Basel’in 2. takımında 7 maçta forma giydi ve 1 gol 1 asist ile oynadı. İsviçre U19 milli takımında forma giyen genç yetenek, burada 7 maçta 1 gol attı.

Ferhat Yazgan

Futbola Holstein Kiel takımının alt yapısında başlayan 1992 doğumlu Ferhat, 2011 yazında Wolsburg’a transfer oldu. Defansif orta saha, merkez ve forvet arkasında görev yapabilen Ferhat, şu ana kadar herhangi bir milli takımda forma giymedi. 2012’de Ümit Milli takımımızda tarafından özel turnuvada forma giymek için teklif yapılan genç yetenek antrenman yoğunluğu nedeniyle kampa katılamamıştı. Bu sezon Wolsburg II takımında 11 maçta 4 gol atıp 4 asist yapan Ferhat, performansıyla dikkatleri çekiyor. Bu listede performanslarıyla dikkat çeken, önümüzdeki yıllarda A Milli Takımımız için kadroda düşünülebilecek 15 yetenekli Türk asıllı gence yer verdik ancak yeteneklerimiz bunlarla sınırlı değil elbette. Sonraki sayılarımızda ülkemizdeki ve yurtdışındaki genç yeteneklerimizi tanıtmaya devam edeceğiz.

17 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

PTT 1. Lig’in marka değeri her geçen gün daha da artmakta fakat bununla beraber hala tam değerine ulaşmış değil. PTT 1. Lig’in izleyici kitlesini artırması gerekmektedir. Artan ilgi naklen yayın seyircisini artıracak, bu da reklam gelirlerinin artışını sağlayacaktır. Burada değineceğim konu yönetimsel boyut değil, olayın saha boyutudur. Tribünlerde azalan seyirci sayısına kısa sürede çözüm bulmak gerekiyor. En son yapılan Boluspor kongresinde de bu konuya değinildi, seyirci sayısında ve hasılattaki düşüşe vurgu yapıldı. Bunun yanında son lig maçında Adanaspor taraftar grupları da bilet sayısı ve fiyatını gerekçe gösterip protestolar yaptılar. Bu yıl Süper Lig’de bir kaç takımın uyguladığı 2 TL bilet uygulaması, seyirci sayısını on kat artırdığını göstermiştir. Dünya geneline baktığımızda seyirci ortalaması en yüksek Avrupa ülkesi olan Almanya'nın, isteyen her kesimin maça rahatlıkla gelebilmesi için bilet fiyatlarını düşük tuttukları ve bu yönde taraftar anketleri yaptıkları görülmektedir. Özellikle PTT 1. Lig’de, Süper Lig hedefi olan takımlar, -transfere ne kadar para harcamış olursa olsun- seyirci sayısını tribün geliri olarak görmemelidir. Her isteyenin rahatlıkla gelebileceği ve şenlik havasında geçireceği bir ortama dönüştürmeleri gereklidir. Unutulmamalıdır ki futbol ancak seyircinin ilgisi ve desteği ile yaşayacak ve var olacaktır.

Kasım-Aralık 2013

Lige ilgiyi artıran ve izlemekten keyif aldığımız oyuncular ve takımlar, önceki yıllara göre bu yıl çok daha fazla aslında. Özellikle Orduspor, Mersin İdman Yurdu ve İBB gibi Süper Lig’den gelen takımların kadrolarını korumaları ligin kalitesini artırdı. Çünkü şampiyonluk hedefi ile yola çıkan takımlar işlerinin kolay olmayacağının farkındaydılar. PTT 1. Lig’in bir diğer adı mücadele ligidir. Bundan dolayıdır ki takımlar mücadele gücü yüksek oyunculardan takım kurarlar ve Süper Lig’den gelen oyuncular bu mücadelenin dışında kaldıklarında zorluklar ile karşılaşırlar. Aslında aynı şey teknik adamlar için de geçerlidir. Ligin 11 haftasını geride bıraktık. Uyum sorunları aşıldı, yapıya uygun olmayan antrenörler ayrıldı, ayrılmak zorunda kaldı. Süper Lig’den gelip lige renk katan oyuncuların uyum sorunları çözüldü. Peki, bu süre boyuncu neler oldu kısaca onlara değinelim. Balıkesirspor lige fırtına gibi başladı ve güzel futbolu ile taraflı tarafsız herkesin ilgisini çekti. Muhammet Reis oynadığı futbol ve attığı güzel goller ile lige ve futbola ilgiyi artırdı. Adanaspor sahasında Orduspor'dan 4 gol yediği ilk haftanın sonunda Ekrem Al'ın görevine son verdi ve daha sonra göreve getirilen Ercan Albay kısa süre sonra istifa edince eski hocaları Levent Eriş ile yeniden anlaştılar. Levent Hoca’nın gelişi ile 3 maçta 2 beraberlik 1 galibiyet alan Adana ekibi, ligde iddialı bir konuma gelmeyi başardı. 18 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi Şanlıurfaspor Raşit Çetiner ile yollarını ayırdıktan sonra uzun süre hoca arayışına girdi ancak yapısına uygun antrenör bulamayınca Ömer Can hoca ile devam kararı aldılar. Biz de ısrarla Ömer Can Hoca ile devam etmeleri gerektiğini yazmıştık. G.Antep BŞB.Spor Suat Kaya ile yollarını ayırıp Hasan Özer ile anlaştı. Hasan Hoca ve ekibine (Bülent Bölükbaşı, Mehmet Polat) hoş geldiniz diyoruz. Suat Hoca, sezon başı ısrarla iyi santrfor istemiş fakat bir türlü istedikleri gibi bir golcü bulamamışlardı. Bunun eksikliğini her hafta yaşadılar, göze hoş gelen, pozisyon zenginliği yüksek bir oyun sergilemelerine rağmen gol yollarında başarılı olamayınca bu eksiklik hocanın gidişine sebep oldu. Denizlispor sıkıntılı başladığı sezona teknik direktör değişikliğine giden bir diğer takımdı. Yusuf Şimşek’in gelişi ile farklı bir havaya bürünen takım kazanmaya başladı ve ilerisi için umudunu artırmış durumda. Ligin yeni takımları Fethiyespor ve K.Maraşspor takımlarının lige henüz uyum sağlamadıkları görülüyor. Bucaspor ve 1461 Trabzon takımları bu ligin en renkli iki takımı. Her an sürprize açık, her an kötü gidecekmiş gibi tedirgin. Manisaspor, bireysel performansı yüksek birçok oyuncunun bir arada bulunduğu bir takım. Kimine göre bulunduğu yer sürpriz fakat bana göre ellerindeki kadroyla henüz hak ettikleri

Kasım-Aralık 2013 yerde değiller. Ligin yeni takımı Ankaraspor şu ana kadar istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Aldığı beraberlikler puan kayıpları gibi görünse de yenilmemeleri her zaman üst sıralarda kalmalarını sağlıyor. Maçlarını izleyenler bilirler, Ankaraspor sonuç ne olursa olsun oynadığı futboldan ödün vermeden kendinden emin bir oyun sergiliyor. Mersin İdman Yurdu, oynadığı futbol ve aldığı puanlar ile büyük bir çıkış yaptı ve sahip olduğu kadro ile ligin hala favorisidir. Fakat buna paralel sorunların çözümü de gerekli. Bu olmayınca motivasyon kayıpları ve sorunların dillendirilmesi artacaktır. Son 3 haftada yaşanan puan kayıpları Mersin’i, hedefinden uzaklaştırdı. Geride kalan süre içerisinde hedeflediği noktada olmadığı düşünen takımların; Ş.Urfaspor, ADS, Karşıyaka, Adanaspor, Boluspor ve G.B.B. olduğu görülüyor fakat buna rağmen hedefe en uzak G.Antep BŞB.Spor, ilk 6’dan sadece 6 puan uzakta. Ligde her ne kadar çok sorun yaşansa da biz sahada çok güzel hareketler görüyoruz ve her geçen gün bunların sayısı artmakta. Atılan goller, sergilenen oyun, ligin kalitesini arttırıyor. Biz de şuana kadar oynanan maçlar ile yüksek performanslı 11 oluşturmaya çalıştık. Bunu oluştururken performansı yüksek oyuncuların fazlalığı bizi çok zorladı ve bu durum PTT 1. Lig takipçisi olarak bizleri fazlasıyla memnun etti.

19 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Geçtiğimiz haftalarda Adanaspor ile anlaşarak yeniden yuvaya dönen Levent Eriş ile Adanaspor'u ve Türk futbolunu konuştuk. Tecrübeli hocaya merak ettiğiniz tüm soruları sorduk. Merhabalar hocam, sizi herkes başarılı bir hoca olarak tanıyor ancak sizin teknik direktörlüğün öncesinde uzun bir futbolculuk kariyeriniz de var. Futbola nasıl başladınız, hangi takımlarda oynadınız?

Türk futbolunun başarılı teknik direktörlerinden biri ve taraflı/tarafsız herkesin takdirini kazanmış bir isimsiniz. Bu başarı öyküsünü ve bundan önceki teknik direktörlük serüveninizi anlatır mısınız?

Merhabalar TransferMerkez okuyucuları. Futbola 10 yaşında şehrimin takımlarından İzmirspor kulübünde başladım. İzmirsporun çeşitli yaş kategorilerinde futbol oynadım. Devamında ise Samsunspor, Alanyaspor, Yeni Sincanspor, Bucaspor, Karşıyaka ve Kuşadasıspor takımlarında Türk futboluna futbolcu olarak hizmet verdim.

Teknik direktörlüğe futbola başladığım İzmirspor ile adım attım. Devamında sırasıyla Manisaspor, Mersin İdman Yurdu, Küçükköyspor, Kayseri Erciyesspor, Altay, Diyarbakırspor, Samsunspor, Adana Demirspor, Giresunspor, Boluspor ve şu anda Adanaspor'da görev yapmaktayım. Manisaspor'un başındayken 2 kez Süper Lig'e çıkma sevincini yaşadık, ayrıca 2. Lig şampiyonlukları yaşadım. Sezon başında Adanaspor'dan çeşitli nedenlerle ayrılmak zorunda kalmıştınız. Geçtiğimiz günlerde tekrar yuvanıza, yani Adanaspor'a döndünüz. Bu transferin arka yüzünü bizlere anlatır mısınız? Adanaspor’daki görevimden sezon başında ayrılmıştım ancak Adanaspor ligin ilk haftalarında zorlu günler geçirmekteydi. Başkanımızın teklifi üzerine yuvama geri döndüm. Adanaspor büyük bir camia ve ben bu büyük camiada yer almaktan mutluyum. Geçen sezon bıraktığımız yerden devam edeceğiz. 20 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 sezon diğer senelere göre zor çünkü 19 takımlı sistemde yer alıyoruz. Zorlu takımlar ve mücadele dozu yüksek bir ligdeyiz. 23-25 arasında puan elde edersek bizim açımızdan 2. devrede çok iyi olur. Hocam, taraftarın daha çok uzun top ve Tiago’nun bireysel yeteneklerine dayanan bir futbol anlayışıyla oynadığınız konusunda eleştirileri var. Sizin bu konudaki görüşünüzü öğrenebilir miyiz? Size göre Ergin Keleş ve Ümit Tütünci gol yolları için yeterli mi? Benim oyun sistemim yaratıcılık, futbol zenginliği ve sahada ayak basılmadık yer bırakmayan bir yapıya dayanıyor. Oyuncularım da bu oyun sistemine uymak zorundalar. Kaliteli isimlere sahibiz ve önümüzdeki günlerde seyir zevki veren futbol oynayacağız. Forvet hattımız sadece Ergin ve Ümit'ten oluşmuyor. Fabiano, Ömer Karancı, Ahmet Dereli gibi kaliteli isimlere sahibiz.

Adanaspor'la bu sezon PTT 1. Lig'de üst sıraların en büyük adaylarından birisiniz. Takımın şu anki durumu hakkında ve geleceğe dair düşüncelerinizi okuyucularımıza aktarır mısınız?

Adanaspor'un alt yapıda akademi liglerine neden girmediği konusunda sorular var, bu konudaki düşünceleriniz neler? Dışarıdan yetenekli oyuncuların transferi konusunda çalışmalarınız var mı?

Öncelikle başkanımız, yönetimimiz ve teknik heyet olarak birbirimize güvenimiz tam diyebilirim. Başkanımızın çağrısı üzerine tekrar Adanaspor’da bulunmaktan çok mutluyum. Görevimize bıraktığımız yerden devam ediyoruz. Takımım adına yorum yapmam gerekirse genç bir takımız, mücadeleci oyun sistemine sahibiz. Takım olarak görevimiz Adanaspor'u büyük yerlere taşımak. Şampiyonluk için elimizden geleni yapacağız.

Bu konuda önemli çalışmalarımız bulunmakta. Başkanımız Bayram Akgül bu konuda bizlere destek veriyor. Kendi scout ekibimiz var ve genç oyuncuları takımımıza kazandırmaya çalışıyoruz. Örnek vermem gerekirse Samican Keskin, Ahmet Bahçıvan gibi genç yeteneklere sahibiz. Bu gençlerin Türk futboluna kazandırılması için elimizden geleni yapmaya hazırız.

Hocam, Adanaspor taraftarları kaleci, sağ bek, sol bek ve sağ açık mevkilerinde takımın eksik olduğunu düşünüyor. Bu düşünce doğrultusunda ilk yarı sonunda transfer takviyesi düşünüyor musunuz? İlk yarı sonundaki puan hedefiniz nedir? Taraftarın isteği ne kadar transfer gerçekleştirsen de bitmez. Takımı tanımam açısından ve değerlendirme anlamında birkaç haftanın geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu 21 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 Ligdeki takımlar çok ciddi paralar harcadı. Şanlıurfaspor, Ankaraspor, İBB, Mersin İdman Yurdu gibi takımlar çok yüksek bütçeli kadrolar kurdular. Orduspor da önümüzdeki dönem transfer yapamayacağından sezon başı çok transfer gerçekleştirdi. PTT 1. Lig'de bu sezon büyük paralar harcandığını düşünüyorum.

Biraz da Türk futbolu hakkında konuşalım. Türk futbolu son yıllarda genel olarak bir düşüş içinde, sizce bu neden kaynaklanıyor? Çözüm için neler yapılabilir? Türk futbolundaki temel sorunlardan birisi -benim kanaatimce- beyinde başlıyor. Ülkemizde "Adamcılık" olduğu sürece Türk futbolu sıkıntılar yaşayacaktır. Ben bu ülkede hak edenlerin hak ettiği yerde olduğuna inanmıyorum. Birilerinin desteğiyle insanlar bir yerlerde görev alıyorlar ve böyle olunca haliyle Türk futbolu gelişme gösteremiyor. Seyir zevki açısından sıkıntılar yaşıyoruz. Bu soruna çözüm bulmak istiyorsak, Türk futbolunda önemli görevlerin hak edenlere verilmesini sağlamalıyız.

Adanaspor taraftarlarına istediğiniz bir mesaj var mı hocam?

iletmek

Adanaspor olarak 10 haftalık periyotta (2 haftası benimle olduğu sürede) birbirimizi üzerek geçti. Adanaspor taraftarı, mutlaka kendisini ve takımını tekrardan gözden geçirmeli. Bir tane Adanaspor var, herkes Adanaspor çevresinde birleşmeli. Bir takım çıkarlar, bir takım menfaatler düşünülmeden Adanaspor'un formasına, armasına aşık olan taraftar kitlesinin bizi desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Hem bizim, hem futbolcularımın buna ihtiyacı var. Umarım, bu "sen ben" kavgası ortadan kalkar. Adanaspor'u hep birlikte en iyi yerlere getireceğiz.

Milli takımın bilhassa sol bek sıkıntısı çektiği bu dönemlerde alt liglerin yeterince takip edildiğini düşünüyor musunuz? Fatih Terim'in gelmesinden sonra bu konuda yapılan bir uygulama var. Hocamın bütün antrenörlerini, scoutlarını U-14, U-15 lig maçlarını izlemeye göndererek bir değişimin başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Bu uygulamadan dolayı çok mutluyum. Hep aynı isimlerle mücadele verilmesinden yorulduk. Aşağıdaki liglerde bu ligin üstünde oynayabilecek oyuncular var. Umarım bu isimler de Fatih Hoca'nın gelişiyle milli takımda görev almaya başlarlar. Hocam Spor Toto 3. Lig’de uygulanan yaş sınırı kuralı hakkındaki nedir? Bu uygulamayı hiç doğru bulmuyorum. Kesinlikle insanların ekmek parasıyla oynanmaması gerekiyor. Bu yüzden yaş sınırı uygulamasının bir an önce kaldırılması doğru olandır. PTT 1. Lig'de bu sezon şampiyonluk ve play-off favorileriniz kimler?

Hocam, sizi herkes başarılı buluyor, aslında daha iyi yerlerde olmanız gerektiğini düşünüyor. Levent Eriş’i ne zaman Süper Lig platformunda görebileceğiz? Önceki senelerde Süper Lig'e çıkardığım takımlar var. Aynı şekilde PTT 1. Lig'e 2. Lig'e çıkarttığım takımlar var. Ben de Süper Lig'de çalışmayı hak ettiğimi düşünüyorum ama bu ülkede kriter başarıyla ölçülmüyor. Bu konuda hiç mütevazı olamayacağım. Olmam gereken yerde olmadığımı düşünüyorum. Bu durum sadece benim için geçerli değil, bu ülkede birçok değerli insan hak ettiği yerde değil. Ben çalışmaya devam edeceğim. PTT 1. Lig'den Süper Lig'e çıkardığım bir takımla Süper Lig'de neler yapabileceğimi göstermek istiyorum. Bu takım da Adanaspor olur umarım. 22 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 Timur Kosovalı, bu sezon yeni takımı Bandırmaspor formasıyla oynadığı 9 maçta attığı 10 golle şu an Türkiye’de profesyonel liglerin en golcü oyuncusu. Geçen sezon 3. Lig takımlarından Kayseri Şekerspor'da 19 gole imza atarak “Gol Kralı” olma başarısı gösteren genç golcü, sezon sonu Süper Lig ve PTT 1. Lig takımlarından teklif almasına rağmen daha çok forma şansı bulup kendini gösterebileceği 2.Lig Kırmızı Grup takımlarından Bandırmaspor’u seçmişti. 26 Ocak 1990 doğumlu genç golcü, attığı gollerle sezon başından beri herkesin dikkatini çekmiş durumda, gelecekte de adından bolca söz ettirecek gibi görünüyor. Biz de TM dergisi olarak Timur’u size daha yakından tanıtmak istedik. Buyrun bu keyifli röportajı hep birlikte okuyalım.

Merhabalar Timur, kendini tanıtır mısın? Futbola nasıl başladın?

kısaca

Merhabalar. Ben 1990 Almanya doğumluyum. 3 çocuklu bir ailenin en ufak çocuğuyum. Bir ablam, bir de abim var. Futbola 6 yaşındayken Memmingen şehrinin minikler takımında lisanlı olarak başladım. Ailemden gelen genlerden olsa gerek, kendimi bildim bileli futbolla iç içeyim. Küçüklüğümde elimdeki topu nereye gitsem götürürdüm. Hatta bazen ona sarılıp yattığımı bilirim. Bu sezon 3. Lig’den Bandırmaspor'a transfer oldun. Buralara geliş sürecini bize anlatır mısın? 2008 senesinde Antalyaspor'un PAF takımıyla şampiyon olduk. O zaman birçok Süper Lig takımından teklif aldım; ama aynı zamanda Antalyaspor'un profesyonel futbolcusuydum. O dönemin Antalyaspor teknik direktörü Mehmet Özdilek'in beni kadroda düşünmediğini

menajerime iletmesinden sonra teklifleri değerlendirmeye aldım ve Gençlerbirliği'ne gitmemin doğru karar olduğunu düşündüm. Daha sonra yaşadığım sakatlıklar ve şanssızlıklar beni 3. Lig'e götürdü. Belki de bu düşüş benim için iyi oldu. Alt liglerden yukarı adım adım tırmanarak başarılı olmak istiyorum. 3. Lig'de 3 sezon geçirdim genel itibariyle inişli çıkışlı bir 3 sezon geçirsem de geçen sezonum gayet verimli geçti. Senin de söylediğin gibi geçen sezonun gayet başarılıydın. Bu müthiş performansın ardından Bandırmaspor'a transfer oldun. Bandırmaspor'u seçmendeki en büyük faktör nedir? Geçen sezon ki performansımın ardından menajerime iletilen bir çok teklif vardı. Ancak Kayseri Şekerspor'un bonservisimin fiyatını 200 bin TL'ye kadar çıkarmasından dolayı görüşmeler sürekli tıkanıyordu. Aradan bir süre geçtikten sonra Kayseri Şekerspor kulüp başkanını aradım ve bana yardımcı olması gerektiğini belirttim. 23 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi Bandırmaspor ve bir çok takım benimle ciddi bir şekilde ilgileniyordu. Bandırmaspor'da oynayan eski takım arkadaşlarım vardı, onlarla görüşüp fikir aldım ve Bandırmaspor'a gitmemin benim için ideal olacağını düşündüm. Bandırmaspor'da çıkışımı sürdüreceğimi düşünüyordum ve bu düşüncemde haklı çıktım. İyi ki Bandırmaspor'u tercih etmişim. Gerçekten çok mutluyum.

Kasım-Aralık 2013 Biraz da seninle ilgili konuşalım. Bir golcü olarak kendinde beğendiğin ve ya eksik gördüğün özellikler nelerdir? Bu benim şahsi görüşüm olmakla birlikte, fiziğimin ve son vuruşlarımın iyi olduğunu düşünüyorum. Herkesin olduğu gibi benim de eksikliklerim var. Bunları tek tek gidermeye çalışıyorum. Hocalarım ve büyüklerimle sürekli fikir alışverişinde bulunuyorum. Kendi mevkinde oynayan futbolcular içinde en çok beğendiğin ve örnek aldığın futbolcular kimlerdir? Türkiye'de eskilerden Hakan Şükür ve İlhan Mansız'ı çok beğenirdim ve kendime örnek alırdım. Aktif oyunculardan ise Burak Yılmaz'ın ülkemizdeki en iyi forvet olduğunu düşüyorum. Yurt dışında Zlatan Ibrahimovic ve Ronaldo'yu herkes gibi ben de zevkle takip ediyorum. Bir forvet oyuncusunda bulunması gereken özellikler nelerdir sence?

Transfer döneminde birçok kulüple adın geçti. Kimlerden transfer teklifi aldın?

Forvet oyuncusunda bir çok özellik bulunmalı bence. Yani pozisyon geldiğinde gol atmak iş değil. Modern futbola göre forvet oyuncusu, oyunun her alanında bulunmalı. Savunma hücumda başlamalı yani. Genel itibariyle forvet oyuncusunun pres yapması, güçlü olması ve gol vuruşlarının iyi olması lazım bence.

Az önce de belirttiğim gibi birçok takımdan teklif aldım. Bonservis engeli biraz sıkıntı yarattı. Takım ismi vermenin doğru olmayacağını düşünüyorum ancak aralarında 1 tane Süper Lig, 3 tane de PTT 1. Lig kulübü vardı. Bandırmaspor ile bu sezon 2. Lig’deki hedefleriniz neler? Tek hedefimiz şampiyonluk. Hem kendi hedeflerim hem de kulübümüzün hedeflerinde bu var. İnşallah sezon sonu bu mutluluğa ulaşacağız. Bandırmaspor taraftarına bizim aracılığımızla iletmek istediğin bir şey var mı? Sizin aracılığınızla taraftarlarımıza söylemek istediğim şeyler var tabii ki. Onlardan daha çok destek istiyorum. Bizim belli bir taraftar kitlemiz var ama bu kitlenin daha da büyümesini ve stadımızın dolmasını istiyorum. Umarım önümüzdeki hafta tüm Bandırmalılar gelir ve bize şampiyonluk yolunda destek olurlar. 24 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 Türkiye Kupası maçı. Sadece 10 dakika oynadım ama gerçekten inanılmaz bir duyguydu. Benim için takımın galibiyetin getirdiğim her gol değerlidir ama illa bir gol söylememi istiyorsanız geçen sezon eski takımım İstanbulspor'a attığım son dakika golü diyebilirim. Biraz da özel hayata değinelim. Yakışıklılığınla ön plana çıkan bir isimsin ve bazı yarışmalara katıldığını biliyorum. Bize biraz da bunu anlatır mısın? Antalya'da bir ajansa bir kaç sene önce amaçsız bir şekilde kayıt olmuştum. Geçen sene de ajans sahibi Esra Hanım ve birkaç arkadaşımın ısrarıyla bir yarışmaya katıldım. Bu yarışmada 3. oldum. Ama gerçekten göründüğü gibi kolay bir iş değil, herkesin bildiği işi yapması gerek. Benim için çok güzel bir tecrübe oldu ve o yarışmada şu an nişanlım olan hayatımın aşkıyla tanıştım. Sen değinmişken biz de soralım. Duygu Sternn ile nişanınız hayırlı olsun. Evlilik tarihi yakın mıdır? Çok teşekkür ederiz iyi dilekleriniz için. İnşallah en kısa zamanda evliliği planlıyoruz.

Bandırmaspor ile 2016 yılına kadar sözleşmen var. Gelecek planların neler peki? Gelecek adına çok büyük hedeflerim olsa da şu an kulübüme bağlıyım. Bu takımı üst liglere taşımak için elimden geleni yapmak başlıca hedefim. Önümüzdeki yıllar ne gösterir bilemem ama en büyük hedefim tabii ki kutsal ay yıldızlı formamızı giymek. Türkiye'de ya da yurt dışında taraftarı olduğun bir kulüp var mı? Ben koyu bir Real Madrid taraftarıyım. Ülkemizde hangi takımı tuttuğumu söylemeyeyim, karşımıza çıkmasın sonra.. (Gülüyor) Gol attığında neler hissediyorsun? Gol atma duygusu aşk gibi bir şey. Her golde o hazzı alıyorsun. Çok farklı bir duygu, anlatılmaz yaşanır. Senin unutamadığın anlamlı golün hangisi?

maçın

ve

en

Unutamadığım maçım Antalyaspor forması ile Beşiktaş'a karşı İnönü Stadı'nda oynadığımız

Size şimdiden mutluluklar diliyoruz Timur. Son olarak dergimiz ve sitemizle ilgili düşüncelerini öğrenebilir miyiz? TransferMerkez.com sitesi, gerçekten çok beğenerek takip ettiğim bir siteydi. Geçtiğimiz günlerde derginizi de okuma fırsatı buldum ve gerçekten çok beğendim. Bu konuda emeği geçen tüm arkadaşları tebrik ediyorum. Özellikle alt liglere önem vermeniz benim dikkatimi çeken ve hoşuma giden nokta oldu. 25 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Başarılı performansıyla geçen sene başta Galatasaray olmak üzere bir çok takımın transfer listesine giren Emre Kılınç, Transfer Merkezi Dergisi’ne konuk oldu. Boluspor'un 19 yaşındaki oyuncusu bu sene oynadığı 11 maçta da ilk 11'de sahaya çıktı. U19 Milli takımımızda da forma giyen Emre, gelecek transfer döneminin de parlayan isimlerinden olacağa benziyor. Genç yetenek Emre Kılınç’ı daha yakından tanıyalım. Merhabalar Emre. Bize futbola başlama hikâyeni anlatır mısın? Merhabalar, futbola herkes gibi bende mahalle aralarında başladım. Okul takımı ve yerel takımlarda da oynayarak kendimi geliştirdim. Oldukça genç bir oyuncusun ama Boluspor'un vazgeçilmez oyuncularından biri olmayı başardın. Buralara gelmende hangi hocalarının rolü olduğunu düşünüyorsun? Buralara gelmemde ilk olarak okulumuzun Beden Eğitimi dersi hocası ve aynı zamanda o zamanın Pamukovaspor takımının hocası olan aile dostumuz Taci Taş hocamın rolü büyüktür. Yine beni Boluspor'a alan Yılmaz Özen hocam, A takıma çıkaran Levent Eriş hocam, beni ilk defa oynatan Cihat Arslan hocam, A Takımda en çok forma giyme şansı veren, bana güvenen hocalarım Osman Nuri Işılar ile birlikte bu seneki hocamız Ali Beykoz hocamın payı büyüktür.

Transfer döneminde bir çok kulüp ile adın anıldı. Bunlardan biri de Galatasaray'dı. Transferin neden gerçekleşmedi? Galatasaray dışında hangi takımlardan transfer teklifi aldın? Galatasaray ile kulübüm Boluspor maddi yönden ortayı bulamadığı için transfer gerçekleşmedi. Hayırlısı buymuş demek ki. Galatasaray haricinde Süper Lig'den Gençlerbirliği ve Sivasspor takımlarından transfer teklifi aldım.

Boluspor'un bu sezonki hedefi nedir? Takımının şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsun? Bu sezonki hedefimiz ilk 6'ya girip play-off oynamak ve tabii ki takımımızı Süper Lig'e çıkarmak. Takımımız mücadele anlamında gayet başarılı bir takım. Son haftalarda Çağrı ve Abdulkadir abilerimin oynamaya başlamasıyla oyun olarak kendimizi geliştirdiğimizi düşünüyorum. İnşallah ligin sonunda hedefimize ulaşacağız.

Biraz da seninle ilgili konuşalım. Bir sol kanat oyuncusu olarak kendinde beğendiğin veya eksik gördüğün özellikler nelerdir? Kendimde beğendiğim yönlerim süratim ve tekniğim. Eksiğim ise sağ ayağım bence. Solak olduğum için sağ ayağımı yeterince iyi kullanamadığımı düşünüyorum ve geliştirmek için 26 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi bu yönde çalışmalar yapıyorum. Ayrıca biraz daha basit oynamalıyım diye düşünüyorum. Biz genç oyuncularda bazen topla fazla oynama isteği hastalık haline dönüşüyor. Bu konuda biraz daha dikkatli olmalıyım.

Kasım-Aralık 2013 Bolu'da futbola verilen önem nasıl? Bolu'da futbola verilen önem oldukça fazla. Şehirde sürekli bir beklenti var, yıllardır Süper Lig'e çıkamamanın verdiği bir özlem var. O yüzden taraftarlarımız, halkımız çok iyi destek oluyorlar bizlere. Boluspor taraftarları seni çok seviyor. Senin taraftara iletmek istediğin bir şey var mı? Taraftarımızdan tek isteğim sabır. Takıma geç katılan oyuncular oldu, onların da katılmasıyla mücadele dışında, göze hoş gelen maçlar çıkarmaya başladık. Zamanla her şeyin daha iyi olacağına inanıyorum. Her oyuncunun, her takımın kötü günleri olabilir. Bu kötü günlerde de bile bize destek olmalarını istiyorum onlardan. Alt yaş kategorilerinde geçen sene 2 kez milli formamızı terlettin. Milli formamızı giymek nasıl bir duygu?

Kendi mevkinde oynayan futbolcular içinde en çok beğendiğin ve örnek aldığın futbolcular kimlerdir?

Milli formayı giymek her futbolcunun hayalidir. Vatanın için, vatanı temsilen o sahada bulunmak gibisi yok gerçekten. İleride A milli formayı giymek de nasip olur umarım.

Tek isim söyleyesem yeterli olur; Gareth Bale. Sürat, teknik, zeka, fizik gerçekten dört dörtlük oyuncu. 19 yaşında, futbol için oldukça genç bir oyuncusun. Gelecek hakkındaki planların neler? Öncelikli hedefim Boluspor'u Süper Lig'e çıkarmak ve Süper Lig'de mücadele etmek. Sonra her futbolcu gibi bende Avrupa'nın büyük takımlarında oynamak istiyorum. Türkiye'de ya da yurt dışında taraftarı olduğun bir kulüp var mı? Çocukluğumda Fenerbahçe'yi destekliyordum ama bir kaç yıldır herhangi bir takımı desteklemiyorum. Yurt dışında ise beğendiğim takım Barcelona. Gol attığında neler hissediyorsun? Gol atmak inanılmaz bir duygu. Kendimle gurur duyuyorum. Takımım adına skora etki etmek beni çok mutlu ediyor.

Antrenman ve maçlar dışında boş kalan zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun? Genelde yabancı diziler izliyorum. Yabancı dilimi de geliştirmek açısından oldukça faydalı oluyor. Bir de tesislerde arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum. Transfer Merkezi dergisini takip ediyor musun? TM ile ilgili düşüncelerin nedir? Tabii ki sürekli takip ediyorum. Özellikle Süper Lig dışında, alt liglerle ve genç oyuncularla ilgilendiğiniz için sizi tebrik ediyorum. 27 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 Kariyerin boyunca birlikte oynadığın futbolcular içinde stoper mevkinde en iyi anlaştığın takım arkadaşın hangisiydi sence? Ben futbol hayatım boyunca Rizespor ve Adanaspor takımları haricinde her takımda başarılı oldum ve yanımda oynayan arkadaşlarım ve takımlarımla önemli başarılara imza attık. Aralarından örnek vermek gerekirse; Tayfun, Taner, Volkan Koçaloğlu, Fabio Bilica ve Sedat Bayrak ile sahada çok iyi anlaşıyordum. Seninle birlikte futbola başlayanların pek çoğu bugün başka şeylerle uğraşıyor. Seni onlardan ayıran ve bugünkü noktaya gelmeni sağlayan farkların nelerdi? Alt yapılarda sayamadığım kadar futbolcu harcandı. Bunda alt yapılardaki hoca yetersizliği, oyuncuya yaklaşımlar, oyuncunun beslenmesi, dinlenmesi ve aile yapısı önemli kriterler. Bu şartlardan bir tanesi olmazsa bile futbolcu olmak çok zor. Ülkemizde çok yetenekli oyuncular var ancak bizler gereken eğitimi veremiyoruz, benim alt yapıda bir çok arkadaşım çalıştıktan sonra dinlenmeden yemek yemeden alt yapıya gelip idman yapıyordu. İşte size bir neden, Avrupa'da böyle şeyler yok. Benim kendi adıma en büyük hayalim, imkân verilirse oyuncu yetiştirmek.

Elazığspor'un stoperi ve kaptanı Ahmet Görkem Görk ile alt liglerden Süper Lig’e uzanan başarılı kariyerini ve Türk futbolunu konuştuk. Futbola Galatasaray alt yapısında başlayan Görkem, alt liglerde birçok takımda forma giydikten sonra Elazığspor ile Süper Lig'de kendini göstermişti. Merhabalar Ahmet Görkem, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın? Merhabalar Transfer Merkezi okuyucuları. Herkes gibi bende futbola sokak aralarında başladım. Daha sonra Galatasaray seçmelerini kazandım ve futbola ilk adımımı atmış oldum. Alt yapılardan ve alt liglerden Süper Lig'e uzanan kariyerinde sana en çok hangi hocalarının katkısı sence? Tabi ki çalıştığım tüm hocaların bende emeği vardır fakat eski Galatasaraylı Metin Yıldız’ı (Büyük Metin) kendi adıma ayrı bir yere koyarım. Eğer o olmasa şu an futbol ile alakam yoktu. Ayrıca Senih Yaban, Ahmet Keskinkılıç, Recep Yazıcı sayabileceğim isimler. Bu isimlerin hepsi benim için çok önemli diyebilirim.

Futbol kariyerine Galatasaray alt yapısında başlamış bir isimsin. Bizlere Galatasaray yıllarını ve A takım oyuncularıyla ilişkilerinizi anlatır mısın? Galatasaray alt yapısının bana kattığı çok şey olmadı açıkçası bana çok değer vermediler. A takımda fazla idmana çıkamadım, o yüzden futbolcularla ilgili fazla şey söyleyemeyeceğim. Elazığspor geçen sezon oynadığı oyunla herkesin beğenisini kazanmıştı. Bu sezonki hedefleriniz neler? 28 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi Bizim geçen sene çok iyi uyum sağlamış bir kadromuz vardı. Bu kadro yönetimimiz tarafından yeterli görülmedi ki yeni ve genç kardeşlerimiz takımımıza katıldı, bu sene adımızdan söz ettirmek zor olabilir çünkü tecrübesiz bir takımız, amacımız bu sene Süper Lig'de kalıcı olabilmek. Bunu başarabilecek genç ve dinamik bir kadromuz var. Arkadaşlarımızla beraber bunu rahatça başarırız inşallah. Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Felipe Melo'ya yönelik bir tweeti RT yapman basına yansımıştı. O konu hakkında neler diyebilirsiniz?

Kasım-Aralık 2013 Elazığ, insanlığın çok üst düzeyde olduğu, çok vefalı bir şehir. Burada taraftarların kalbine girmen için iyi futbolculuk dışında davranışların çok önemli. Ben daha önce Boluspor'da ve Konyaspor'da oynadım, buralara deplasmana gittiğimde maç içinde hala bana çiçek verir taraftarlar, böyle şeyleri Elazığ'da da yaşıyorum. Hepsi beni çok seviyor, çok değer veriyor. 1 sene önce takımdan ayrılmak üzereyken taraftarların baskısıyla burada kaldım, onlara teşekkür ederim.

Benim o kişiyle bir sorunum olmaz çünkü kendisini tanımıyorum. Bir kardeşim yazmış, onun köpekleri pitbull ancak yanlış anlaşıldı. Çok da önemli değil isteyen yanlış anlasın. -ki o kişi kendine zaten köpek diyor sık sık köpek taklidi yapıyor, demek ki adam kendini köpek olarak görüyor. Bizde hayvanlara saygı sonsuzdur. Bende 2 tane Kangal var aman Kangallarla kimse karşı karşıya gelmesin. O yüzden tekrar söylüyorum o kişiye karşı bir söylemim olmaz bu sözü arkadaşım o kişiye demedi ama öyle anlaşıldı. Kariyerinde birlikte oynadığın, seni en çok etkileyen oyuncu kimdi? Birçok oyuncu sayabilirim, şöyle denir ya: "Adam gibi adam’’ tabirini hakeden isimler. Erdal Sezek, Orhan Ak, Tolga Özgen, Sedat Bayrak, Eren Aydın, Mustafa Sarp, Bülent Ertuğrul gibi çok isim sayarım. Bu isimler futbolcu hem de insan olarak beni etkilemiştir.

Biraz da Türk futbolu hakkında konuşalım istersen. Türk futbolu son yıllarda genel olarak bir düşüş içinde. Sence bu neden kaynaklanıyor? Çözüm için neler yapılabilir?

Başarılı performansınla kısa bir sürede Elazığspor taraftarının gözünde özel bir yere sahip olmayı başardın. Peki senin Elazığspor taraftarları hakkındaki düşüncelerin neler?

Türk futbolu böyle devam ederse 20 sene sonra dünyada en kötü milli takımlar seviyesine gelecek bence çünkü alt yapı diye bir şey yok. Evet, oyuncu yetişiyor fakat sıradan oyuncular çıkıyor, Robben çıkmıyor mesela veya bir Nesta tarzında defans oyuncuları çıkmıyor. Burada tek suç federasyonun bence. Çözüm çok basit esasında, alt yapılara düzenlemeler gelmesi gerekir. Alt yapı hocalarının Avrupa'ya gönderilmesi lazım, detaylı bir eğitim 29 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi almaları gerek. Şu an alt yapı hocaları diyorlar ki bizde Avrupalılar gibi idmanlar yapıyoruz ama olay idmanda değil. Avrupalı hocaların davranışlarını bile öğrenmemiz gerek. Düşünün çok ince ayrıntılar bunlar ama gerçek bu. Mesela kulüplerin borçları var ve alt yapıda yemek zor çıkan takımlar var. Bunlar küçük nüanslar ama futbolcu böyle yetişir.

Kasım-Aralık 2013 Muslera, bir Kuyt bunlar süper ligin kalitesini arttırıyor. Tabi ki kaliteli Türk oyuncular da var, mesela Gökhan Gönül, Selçuk İnan, Burak Yılmaz. Birkaç istisna Türk isim de var ama bu ligi kaliteli yapan daha çok yabancı oyunculardır. Yoksa PTT 1. Lig'de forma giyen birçok yerli isim Süper Lig'de de forma giyse sırıtmaz, idare eder.

Futbolun dışında hayatında neler var? Boş zamanlarında neler yaparsın? Ben çok tembel biriyim, evde oturmayı çay içmeyi çok severim. Eşim tam tersi, o da gezmeyi dolaşmayı çok sever ama birbirimize anlayışla yaklaşıyoruz ve ben onun istediğini yapıyorum. İslam tarihi beni çok etkiler, okuma alışkanlığım alt seviyelerde ama kamplarda kitap okumaya çalışıyorum. Alt liglere, amatörlere tesisler yapılmalı, bu oyuncuların ailelerine bakılmalı çünkü aileler fakir ve küçük futbolcu adayları beslenemiyor, dinlenemiyor. Bizim milli takımda Avrupa'da oynayacak dayanıklı, kuvvetli futbolcu yok. Bir tek Arda Turan bu kriterlere uyuyor, başka da yok. Galatasaray’da oynayan herhangi bir Türk bir oyuncu Milan'da Liverpool'da kadroya girebilir mi? İşte sıkıntı burada, biz kendimizi futbolcu zannediyoruz. Olay bu, sadece yetenekle kendimizi büyük futbolcu görüyoruz ama o kadar basit değil. Çok şey diyebilirim ama daha fazla tepki almayalım (Gülüşmeler)

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin başka bir şey var mı? “İnsan işinde çalışkan olmalı tatillerde tembel olabilir”, son sözüm budur bana ait bir sözdür. (gülüşmeler..) Vakit ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim, sizlere de iyi yayınlar dilerim.

Hem Süper Lig'de hem alt liglerde forma giymiş bir isim olarak ligler arasındaki farkları okuyucularımıza aktarır mısın? Çok önemli farklar var ama bu yabancı oyuncu seviyesinde. Mesela bir Fernandes bir 30 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Transfer Merkezi Dergisi'nin bu ayki konuklarından biri de Gençlerbirliği'nin savaşçı ve yetenekli oyuncusu Oktay Delibalta. Geçen sezonu Gaziantepspor'da kiralık olarak tamamlayan orta saha oyuncusu bu yıl Gençlerbirliği'nde performansının zirvesine çıkmak istiyor. Merhabalar Oktay Delibalta, bizlere futbola başlama hikâyeni anlatır mısın? Merhabalar, futbola Şerefspor'da başladım. Bu takım bizim mahallenin takımıydı, hemen hemen her futbolcuda olduğu gibi mahallede top oynarken mahalledeki abiler tarafından keşfedildim (gülüşmeler). Babam ve annem de futbola başlamama sıcak baktılar, 8-9 yaslarındaydım. Serüvenim böyle başladı. Burada oynarken Beşiktaş'ın alt yapısına transfer oldum orada 1 yıl oynadıktan sonra da Sarıyer alt yapısına geçtim.

özelliklerim bence çok yönlü ve yaratıcı bir oyuncu olmamdı. Her an sonuca etki edebilecek yeteneklerim vardı. Bu oynadığım tüm takımlarda hep bir adım önde olmamı sağladı. Bunun haricinde de zorluklara karşı koyabilmem ve hiç yılmamam da buralara gelmemde önemli bir etken bence. Belki bazı noktalarda psikolojik olarak çok zorlanabiliyorsunuz ancak ben mücadeleyi hiç bırakmadım ve hedefe giden yoldan hiç sapmadım. Hala da hedeflerime ulaşmak için mücadeleme devam ediyorum.

Alt yapılardan Süper Lig'e uzanan kariyerinde sana en çok kimlerin katkısı oldu? Birçok hocanın emeği olmuştur tabi ki. İlk etapta aklıma gelenler; ilk profesyonel olacağım sene beni keşfeden Adnan Dinçer, daha sonrasında Turhan Özyazanlar, Ercüment Çoşkundere, Ali Beykoz. Bu isimleri sayabilirim, bu hocalar bana çok şey katmıştır gerçekten. Seninle birlikte futbola başlayanların pek çoğu bugün başka şeylerle uğraşıyor. Seni onlardan ayıran ve bugünkü noktaya gelmeni sağlayan farkların nelerdi? Evet, birçok arkadaşım futbolu bıraktı. Ben de bu noktalara gelirken birçok zorluklardan geçtim. Saha içi olarak beni ön plana çıkaran

Alibeyköyspor'da 4 sezon oynadıktan sonra doğduğun şehir olan Samsun'a geri döndün. Samsunspor’a transferin nasıl oldu? Aslen Rizeli olmamla birlikte Samsun doğumluyum. 6-7 yaşında kadar Samsun'daydık, 31 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

futbola düşkünlüğüm o yıllardan başlıyor.Yıllar sonra buraya tekrar dönüp Samsunspor formasını giyeceğimi bilemezdim tabi ki ama benim için çok farklı bi duyguydu. Alibeyköyspor'da şampiyonluk yaşadıktan sonra bir yıl da 2. Lig'de oynadım ve PTT 1. Lig takımlarından transfer teklifi almıştım. Bunların arasında da Samsunspor ismini duyunca heyecanlandım. Hayrettin Gümüşdağ Samsun'a istedi, ben de teklifi kabul ettim. Ona da sizin aracılığınızla buradan teşekkür etmek isterim.

Samsunspor'a kariyerinin çıkış noktalarından biri diyebiliriz. O yıllardaki performansını ve taraftarla olan ilişkilerini bizlere anlatır mısın? Samsunspor gerçekten bana çok şey kattı. Kariyerimin en önemli adımlarını burada attım. Böyle büyük bir camiada oynamak bana büyük tecrübeler kazandırdı. Taraftarlarla iletişimim hep iyi oldu, ben onları onlar da beni çok sevdiler. Samsunspor taraftarı büyük bir taraftardır ve gerçekten formanın hakkını veren, yürekten oynayan futbolcuyu görüp desteklerler. Bu yüzden Gençlerbirliği formasıyla oraya gittiğimde de beni hep bağırlarına bastılar, hepsine teşekkür ederim. Unutamayacağım güzel 2 yıldı diyebilirim. Samsunspor'dan Gençlerbirliği’ne transfer olarak Süper Lig'e adım atmış oldun. Bu transfer nasıl gerçekleşti? Samsunspor'da 2 yıl iyi bir futbol sergilemiştim, Süper Lig takımlarından teklifler alıyordum. Bunların arasında beni en çok heyecanlandıran Gençlerbirliği ismi oldu. Cem Onuk ve Hacettepespor'daki Seçkin Hoca’nın bu transferde emeği vardır. Beni izledikleri maçta beğenmişler ve transferimde etkili oldulara ama en son noktayı başkanımız İlhan Cavcav koydu. Transfer, onunla son görüşmemizde noktalandı.

Geçen sezonu Gaziantepspor'da kiralık olarak tamamladıktan sonra bu sezon Gençlerbirliği'ne geri döndün ve takımının kilit oyuncularından birisi konumundasın. Kendi adına ve takımın adına bu sezonki hedeflerinizden bahsedebilir misin? Oynadığım takımlarda hiç bir zaman sıradan bir oyuncu olmadım. Hep önemli kilit oyunculardan olmak için çok çalıştım. Takım olarak hedeflerimiz ligi üst sıralarda bitirmek, kendi adıma hedefim ise öncelikle takımıma bu sezon büyük katkı sağlamak. Bütün liglerde oynamış biri olarak artık kendimi her açıdan hazır hissediyorum ve hedefe giden yolda en üstlerde oynamaya hazırım ve bunu başaracağıma inanıyorum. 32 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 PTT 1. Lig'de mücadele üst düzey ama Süper Lig'in kalitesi tartışılamaz bence. Aralarındaki fark kalite farkı. Büyük takımlarla karşılaşıyorsunuz ve çok kaliteli oyuncularla karşılıklı oynuyorsunuz ama PTT 1.Lig'de kötü bir lig değil. 1. Lig'in mücadelesi yüksek ve heyecan dolu bir lig olduğunu düşünüyorum. Süper Lig piyasasında çok büyük paralar dönüyor ama alt liglerde önemli sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Uzun yıllar amatör ve alt liglerde oynamış biri olarak o yıllarda yaşadığın en büyük sorunlar, gördüğün önemli eksikler nelerdi? Alt liglerde oynarken çok sayıda önemli sorun gördüm. Tesis anlamında sıkıntı var, maddi anlamda da birçok sıkıntılar var. Ayrıca kulüpleri yöneten kişiler, başkanlar yöneticiler hep futbola uzak insanlar oldukları için bu da ülkemizde futbolun gelişmesine engel oluyor bence. Maçlar ve antrenmanlar dışında hayatında neler yapmayı seversin?

özel

Evliyim ve 1 çocuğum var, zamanımın büyük bi kısmını aileme ayırıyorum. Çok renkli bir eşim var, sayesinde hiçsıkılmıyorum. Boş zamanalarda yapacak, oyalanacak bir çok şey bulabiliyorum.

Gençlerbirliği, kariyerin açısından büyük adımlarından bir oldu diyebiliriz. Bu istikrarını neye borçlusun? Gelecekteki hedeflerinden bahsedebilir misin? İlk yıllardan itibaren yılmadan yoluma devam ediyorum. Futbolda küçük iniş çıkışlar olabiliyor ama hiç bir zaman vazgeçmemek ve kendine inanmak gerekiyor. İstikrarın getirdiği başarısı buradan geçiyor. Dediğim gibi artık kendimi her anlamda hazır hissediyorum ve büyük takımlarda da rahat bir şekilde oynayacak kapasitede olduğumu düşünüyorum ve bunun için de çok çalışıyorum. Hem PTT 1. Lig'de hem de Süper Lig takımlarında forma giymiş bir isimsin. Ligler arasında sence ne gibi farklılıklar var?

Bu keyifli sohbet için teşekkürler. Son olarak senin iletmek istediğin bir şey var mı? Ben teşekkür ederim, aynı şekilde benim için de çok keyifli bir sohbet oldu. Sizlere de yayın hayatınızda başarılar diliyor, herkese selamlar. 33 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Genç yaşta Fenerbahçe'de forma şansı bularak başarılı performansıyla herkesin dikkatini çekmeyi başaran Kerim Zengin sonraki yıllar istediği gibi gitmemiş birçok farklı takımda forma giymişti. Bu sezon yeni bir başlangıç için Akhisar Belediyespor’a transfer olan sağ kanat oyuncusuyla bugüne kadarki kariyeri ve gelecek planları üzerine konuştuk. Merhabalar Kerim Zengin, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın? Mersin İdman Yurdu alt yapısında başlamış gibi görünsem de futbola başlama hikâyem, 1998 yılında Mersin’den İstanbul’a gelerek Beşiktaş futbol okuluna yazılmamla başladı. Yazları Mersin'de tatilini geçiren dayım bendeki yeteneği görmüş olmalı ki İstanbul’a yanına götürme kararı aldı ve futbolu seven biri olarak dayımın bu teklifini olumlu şekilde karşılamıştım.

Dünya yıldızları ile aynı karede bulunmak onlarla aynı anılarda olmak çok farklı bir duygu. İnsanların sana bakışları bile farklı oluyor. O yıllar unutulmaz.

Bugünlere gelmende en çok hangi hocaların rolü var sence? Mersin İdman Yurdu’nda oynadığım dönemlerde milli takım seçmelerine gittiğimde Adana Bölge Sorumlusu Savaş hocamın büyük takımlara gelmemde katkısı büyüktür. Mersin İdman Yurdu’nda ise Tevfik hocamız diyebilirim. Fenerbahçe alt yapısına geldiğimde ise efsane isim Cemil Turan üstüme çok düştü. Bendeki katkılarını asla unutamam. Çok önemli kulüplerde oynadın fakat futbolseverler seni daha çok Fenerbahçe formasıyla hatırlıyor. Genç yaşlarda Fenerbahçe formasını giymiş başarılı bir oyuncu olarak o yılları bize anlatır mısın? Fenerbahçe'de oynamak, o ailede bulunmak rüya gibiydi. Hiç bitsin istemiyor insan.

Fenerbahçe'de Arthur Zico ve Daum ile çalışma fırsatını yakalamış bir isimsin. Bu önemli isimlerle ilgili düşüncelerin neler? Bu iki büyük antrenörle kariyerimde çalışma fırsatı bulduğum için şanslıyım. Daum, tipik Alman ekolünü çok iyi uygulayan bir tarza sahip. Ofansif futbola yatkınlığımdan dolayı Zico’nun benim için çok ayrı bir yeri var. Hem 34 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

insanlarla ilişkisi, hem de futbol anlayışıyla gönlümde ilk sıradadır. Şimdiye kadar çalıştığım hocalarda Zico kadar samimiyetle yaklaşanı hiç görmedim. Bana göre hocalar bizleri sadece futbolcu olarak görmemeli daha yakın olmalı, Zico bunu çok iyi başarıyordu. Bu sezon Spor Toto Süper Lig'in sürpriz takımlarından Akhisar Belediyespor'a transferin gerçekleşti. Transferin nasıl gerçekleşti? Takım olarak ve kendi adına hedefleriniz neler? Aslında geçtiğimiz sene devre arasında gerçekleşmesi bekleniyordu, fakat gerçekleşmedi bu transfer. Sene sonu geldiğinde yeniden görüşüldü ve transferim gerçekleşti. Hedefimiz her maç iyi futbol, iyi mücadele ve kazanabildiğimiz kadar puan. Takım olarak sezonu en iyi noktada bitirmek istiyoruz. Bu ilk 7 olabilir diye tahmin ediyorum fakat her zaman istediğin her şey olamayabiliyor ve hesapta olmayan sonuçlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu yüzden önümüzdeki günler, bazı şeyleri daha net konuşabilmemizi sağlayacaktır. Kerim Zengin, bir önceki soruya paralel olarak birçok takım ve şehirde oynamanın avantajları ve dezavantajları hakkında yorumlarını alabilir miyiz? Benim en büyük hatam oynadığım takımlarda bir senenin üstüne çıkamamam oldu. Farklı takımlarda oynamak başarıyı getirmiyor maalesef. Bunu belli bir yaşa geldiğinde anlıyor insan. Başarılı olduğum takımlarda kalmış olsaydım şu an farklı bir yerde olacağımın farkındayım. Bu yüzden hep dezavantajları ile karşılaştım bugüne kadar.

Kariyerini incelediğimizde Mersin İdman Yurdu, Fenerbahçe, İBB, Antalyaspor, Karabükspor, Sivasspor ve Gençlerbirliği gibi birçok takımda forma giydiğini görüyoruz. Taraftar bakımından kendinize yakın gördüğün takımlar hangileriydi? Özellikle Fenerbahçe, Mersin İdman Yurdu ve Karabükspor'un bende yeri ayrıdır.

Milli takım kategorilerinde uzun süre forma giymiş bir oyuncu olarak, o yıllar hakkında neler diyebilirsin? Milli takım formasını giymek nasıl bir duyguydu? Milli takım formasını giymek, ülkeni yurt dışında temsil etmek, bayrağımızı taşımak, bunlar çok duygu dolu yıllardı. Arkadaşlarımızla buluştuğumuz her kamp, bizim için ayrı anılar oluyordu. Artık bir takım değil ailenmiş gibi hissediyorsun herkesi. 35 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Sivas 4 Eylül Belediyespor'un başarılı teknik direktörü Alaettin Çiçek, bu sezon takımıyla yakaladığı başarılarla herkesin dikkatini çekiyor. Oynadıkları 10 maçta sadece 5 gol yiyen Sivas 4 Eylül, Orduspor ve Altınordu ile birlikte profesyonel liglerin en az gol yiyen takımı. 20 yaş ortalaması ile ligin en genç takımlarından biri olmasına rağmen düşük bütçeyle genç yetenekleri bir araya toplayan Sivas ekibi, şu ana kadar sezonun flaş takımı olmayı başardı. Merhabalar hocam, alt liglerde sizi herkes başarılı bir hoca olarak tanıyor ancak sizin teknik direktörlüğün öncesinde futbol kariyeriniz de var. Futbola nasıl başladınız, hangi takımlarda oynadınız? Merhabalar. Futbola Serpil Hamdi Tüzün önderliğinde Beşiktaş Özkaynak Düzeni’nde başladım. Şimdiki gibi belirlenmiş yaş grupları olmasa da altyapıda tüm yaş gruplarında oynadıktan sonra Beşiktaş A Takımı'na yükseldim. Beşiktaş'ta 15 yıl sonra şampiyon olan kadronun genç oyuncularındandım. 100. Yıl Forması’nda adı yazılı olan 700 oyuncudan biri olmanın onur ve gururunu taşıyorum. Beşiktaş'tan sonra 4 yıl Düzcespor'da oynadım ve ardından 1. Lig'e Eskişehirspor'a transfer oldum. Kaptanlığını da yapmış olmaktan gurur duyduğum Eskişehir'de de 4 yıl oynadım. Daha sonra ise Mudurnuspor, Nişantaşı, Beylerbeyi ve Tepecik Fıratpenspor’da oynadım.. En son Alibeyköyspor'da amatör olarak oynayıp futbola oyuncu olarak noktayı koydum ve saha kenarına geçip teknik adamlığa başladım. Türk futbolunun başarılı teknik direktörlerinden birisiniz ancak medyası alt liglere fazla yer vermediği için futbolseverler

sizi yeterince tanımıyor. Bundan kariyerinizi bizimle paylaşır mısınız?

önceki

Düşünceleriniz için teşekkür ediyorum. Naçizane işini severek idealistçe yapmaya çalışan bir teknik adamım. Sanırım işin özünde bu yatıyor. Ben ve benim gibi Beşiktaş Özkaynak Düzeni’nde yetişen oyuncular, arkadaşlarım futbola başka bir boyuttan bakma anlayışı ile eğitildik. Futbol kültürünü en üst düzeyden alma şansına sahip olduk. Serpil Hamdi Tüzün önderliğindeki ''Beşiktaş Özkaynak Düzeni'' içinde Sanlı Sarıalioğlu, Adnan Dinçer, Yusuf Tunaoğlu, Dağut Şahin gibi hem Türk futbolu hem de Beşiktaş için çok önemli isimler tarafından Beşiktaş kültürü ve anlayışını almak emin olun çok önemli bir faktör. Bu açıdan kendimi gerçekten çok şanslı olarak sayıyorum. Orası bir okuldu, bir ekoldü. Biz orada sadece futbol oynamayı öğrenmedik. Biz orada dünya futbolunda nasıl yer ediniriz, nasıl çok daha başarılı oluruz anlayışını yaşama geçirme olanağını öğrendik. İlk teknik adamlık deneyimim aslında daha henüz Beşiktaş'ın alt yapısında çok genç oyuncuyken başladı. Serpil Hoca bizleri seçmelerde organizasyon yapma ve oyuncu 36 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi beğenme, analiz yapma, fikrini söyleme gibi konularda pratik yaptırarak eğitiyordu ya da yönlendiriyordu. Tohumlar aslında o dönemlerde atıldı diyebilirim. Futbolu bıraktıktan sonra Eyüp Şerefspor takımında küçük yaş grupları oyuncularına eğitmenlik yaparak başladım. Sonra Kasımpaşa alt yapısında 1 sezon ve A takımda 2 sezon yardımcı hoca olarak çalıştım. Çok kısıtlı olanaklarla çok önemli işlere imza atmıştık. Ardından Beşiktaş-Gebzespor ''Kardeş Kulüp'' projesi ile Gebzespor'da yardımcı hoca olarak çalışmaya başladım. Aynı sezonun ilerleyen sürecinde teknik sorumlu olarak görevime devam ettim. 2004-2005 sezonunda yine Kasımpaşa'da yardımcı hoca olarak çalıştım. Takım o sezonu şampiyon olarak tamamlayıp 2. Lig'e yükseldi. 2005-2006 sezonunda Gebzespor'da yardımcı hoca olarak çalıştım ve o yılı da şampiyon olarak tamamladık. 2006-2007 sezonunda Gebzespor'da 2. Lig'de çok önemli işler yaptık ama sezonun sonunda ayrıldık. 2007-2008 sezonuna Gebzespor'da teknik direktör olarak başladım. Daha sonra Tepecikspor ve Küçükçekmecespor'da 1 yıl çalıştım. Geçen sezonun son 8 haftasında göreve geldiğim Sivas Dört Eylül Belediyespor'da sezon sonu play-off oynama başarısını gösterdik ve halen bu takımın başındayım. Spor Toto 3. Lig ekiplerinden Sivas 4 Eylül Belediyespor'a transferiniz nasıl gerçekleşti. Ayrıntılarını paylaşır mısınız? Herhangi bir kulüpte çalışmadığım zamanlarda sürekli maçlar izlerim. Takımların, oyuncuların ve hatta teknik adamların durumlarını gözlemlerim. Yine böyle bir günde dostum Ali Karakaş'la tanıştık. Geçen sezon Sivas Dört Eylül Belediyespor'da bir kan değişikliği gündeme geldiğinde Başkanımız Ahmet Polat'a benim adımı önermiş. Ahmet Polat Başkan da beni Küçükçekmecespor'dan tanıyormuş. Adım önerilince olumlu bakmış ve gerisi malumunuz zaten. Yani Ali Karakaş'ın bu işte payı büyük oldu. Sivas 4 Eylül Belediyespor olarak bu sezon Spor Toto 3. Lig'de üst sıralarının en büyük adaylarından birisiniz. Takımınız ve hedeflerinizle ilgili ne söyleyebilirsiniz? Aslında bu yılki serüven biraz farklı gelişti. Sivas Dört Eylül Belediyespor daha önceki

Kasım-Aralık 2013 transfer politikasını değiştirerek işe başladı. 3. Lig için yüksek sayılabilecek maliyetlerle transfer yapma politikasını terk edip genç, dinamik, geleceği yakalamak isteyen oyunculardan oluşan bir kadro kurma düşüncesi ağır bastı. Tabii bu işin riski var. Başlangıçta küme düşmeyelim yeter düşüncesi hâkimdi.

Çok geniş kapsamlı olmasa da genç oyunculara fırsat verme çalışmamız oldu. (Burada özellikle seçme demiyorum çünkü seçme biraz kötü olarak algılanıyor her nedense.) Sonra kendi A2 takımımızdan oyuncularla ön hazırlık dönemi geçirdik. Play-off oynayan kadromuzdan birçok oyuncu ile yollarımızı ayırdık. Bu biraz ekonomik zorlama, biraz yaş kontenjanına takılma, biraz da bizim anlayışımıza uyan oyuncu profili yaratma çabası nedeniyle oldu. Sonuçta geçen yıldan 7 arkadaşımız bizimle devam ediyor. Onun dışında 9 transfer, A2 takımdan 2, fırsat tanımadan gelen 5 oyuncumuz var. Ekonomik anlamda rakamlar son derece düşük, hele hele grubumuzdaki rakiplerimizle kıyaslanınca neredeyse dörtte bir değerlerde bir bütçe ile bu işi ortaya çıkardık diyebilirim. Başlangıçta düşmeyelim ya da düşersiniz diyenler şimdi takımımızın performansı nedeniyle şampiyonluk konuşmak 37 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi istiyorlar. Tabii bunlar bizden bağımsız düşünceler. Biz sezon planlamasını yaparken bu gelişmeyi zaten öngörüyorduk. 17-18. haftalarda performansımızın doruk noktasına çıkacağını düşünüyorduk. Çok genç ve yeni bir kadro olmamızdan dolayı zamanı doğru kullanmak hedefimizdi. Oyun formatımızı her geçen hafta daha da geliştirerek hedefimize yaklaşmak istiyoruz. Amacımız genç arkadaşlarımızı futbol adına iyi ve doğru eğitip yönlendirmek, onlara doğru rehberlik yapmak. Eğitimli, idealist, coşkulu ve özgüveni yüksek oyuncular yetiştirmek amacındayız. Bunu başarabilirsek başarının da geleceğini biliyoruz.

Kasım-Aralık 2013 Bizim geleneğimizde ya da bizim futbol kültürümüzde temel unsur çalışmaktır, çok çalışmaktır çalışmaktan kaçmamaktır. Kısaca çalışmak bizim için ibadettir. Oyuncularımızın antrenmanı sevmesini sağlıyoruz. Çalışma ile neleri yapabileceğini gösteriyoruz. Oyuncuları bir şeylere inandırıyoruz. İnanan ve çok çalışan oyuncu ile her şeyi yapabilirsiniz. Aslında hedeflerimiz arasında en az gol yiyen takım olmak yoktu ama siz işinizi aşkla yapınca böyle sonuçlar da ortaya çıkabiliyor. Tabii ki bunlar işin tuzu biberi. İnsanın iştahını açıyor, çalışma şevkini artırıyor. Gurur verici. İlk yarı sonundaki sıra hedefiniz nedir? İşin doğrusu böyle bir hedefim yok. Ben olaya maç maç bakan birisiyim. Hafta sonu maçımı oynarım, Soyunma odasına girince o maç biter. Hemen odama geçer yeni haftanın planını, programını yaparım. Rakibimi incelerim, ders çalışırım. Bu kadar basit bakıyorum yani. Türk futbolu son yıllarda genel olarak bir düşüş içinde, bu neden kaynaklanıyor sizce? Çözüm için neler yapılabilir?

Hocam, takım olarak düşük maliyetli ve genç oyunculardan kurulu bir ekipsiniz ancak şu ana kadar çok başarılı bir performans gösteriyorsunuz. Türk futbolunda nadir bu durum hakkında neler diyebilirsiniz? Genel ilke olarak, ekstrem oyuncular dışında (ki yeryüzünde bu oyuncular parmakla sayılacak kadar azdır) hiçbir oyuncunun diğer oyunculardan farkı yoktur düşüncesi ile yola çıkıyorum. Bu nedenle doğru organizasyon, planlama ve çalışma ile bir şeylerin başarılabileceğini düşünüyorum. İşin özü oyuncuya güven, oyuncunun özgüveni ve tabii ki tereddütsüz yoğun ve çok çalışma. Biz bir aile ortamı oluşturduk. Oyuncular çalışmaya gelirken ayakları geriye gitmiyorsa bir şeyler başarılmış demektir. Gerisi işin püf noktası, o ayrıntı da sır olarak bizde kalmalı diye düşünüyorum.

Evet, ne yazık ki futbolumuz gün geçtikçe eriyor. Ama umutsuz olmamalıyız sorun varsa mutlaka çözümü de vardır. Örneğin yeni bir Piontek bulabiliriz. Futbolumuzun yeniden yapılanmasına yardımcı olur. Şaka tabii ki. Biz ülke olarak bu konuda medyanın son derece etkisinde kalıyoruz. Medya ortaya bir fikir atıyor (ki buna fikir demek için bin şahit lazım), sonra ortaya attığı fikre önce kendisi inanıyor. Aslında çözüm basit, eğitime ve yapılanmaya kesinlikle ağırlık vereceksiniz ama.. ne olursa olsun buna süreklilik kazandıracaksınız. Bu iş yap-boz oyunu değil ki bir yenilgi ile her şey değişsin. 3 yıl önce kendinizin gönderdiği teknik adamı bugün kurtarıcı olarak getiriyorsanız, siz zaten baştan her şeyi kaybetmişsiniz demektir. Bu ülke her başı sıkıştığında (!) Fatih Terim'e mi gidecek. Allah sağlık, sıhhat ve uzun ömür versin ama Fatih Hoca bir sorun yaşasa Türk futbolu biter mi? Kepenk mi indiririz yani? Nedir bu Allah aşkına. Öncelikle idareden başlamalıyız.. Önce ''siyaset'' futbolun dışına çıkmalı, teknik adamları siyaset belirlememeli. Sonra teknik adamların 38 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

''çekirge'' misali bir oraya bir buraya sıçraması önlenmeli. Her teknik adam 1 futbol sezonu içinde sadece 1 sözleşme yapabilmeli.. Bu sözleşmede taraf olarak Maliye Bakanı, Çalışma Bakanı, Spor Bakanı ve TFF olmalı. Gerçek ve resmi sözleşme olmalı. Kulüpler böyle olunca en doğru teknik adama yöneleceklerdir. Ayrıca “Süper (!)” olduğu söylenen ligde yeni inşalar da çalışma şansı bulabilir böylece. Yabancı oyuncu konusunda sıkı denetim yapılmalı ve yüksek kalitede ''kota'' konulmalı. Tüccar teknik adamlar değil, üretken teknik adamlar ön plana çıkarılıp desteklenmeli. Ülke baştan aşağı yetenekli oyuncular konusunda taranmalı (tabii yurt dışı da dâhil olmak üzere), federasyonun eğitim dairesi uzun planlama ile geleceğe dönük çalışmalar içinde olmalı. TFF’ye bağlı teknik adamlar, daha iyi bir teklif alır almaz hiçbir yere gidememeli. Gitmek isteyene hemen çalışma izni verilmemeli. Ulusal takımlarda oyuncu para kazanmak için oynamamalı, yönetim de kazanılan bir maça saçma sapan primler vermemeli. Emin olun, aslında biz kendimize de başkalarına da fazlası ile yeteriz.

öngörüde bulunmak çok kolay değil. Ümraniyespor, Karagümrük, Derince Bld.Spor, Kahramanmaraş Bld.Spor, Tekirova Belediyespor, Bergama Bld.Spor, Beylerbeyi, Kızılcabölükspor ve Akçaabat FK ligde çok önemli yatırımlar yapan takımlar. Benim öncelikli adaylarım bunlar. Kendinizi saymıyor musunuz diye sorabilirsiniz. Biz yapı olarak iddialı olmayı severiz ama sezona başka hedefler ile başlayan bir takım olarak önceliğimizin ligde kalmak olduğu samimi olarak söylemeliyim. Eğer zamanı doğru ve iyi kullanabilirsek biz de adaylar arasında yer tutabiliriz diye düşünüyorum.

Hocam Spor Toto 3. Lig'de futbolculara uy gulanan yaş sınırı kuralı ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Sivas 4 Eylül taraftarlarına iletmek istediğiniz bir mesaj var mı hocam?

Seçme ve seçilme, eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme. Son derece çağdışı bir anlayış. Siz genç oyuncu oynasın diyebilirsiniz, bunda bir sorun yok ama dayatırsanız sorun var demektir. Nasıl yapabilirsiniz bunu? Ekonomik olarak destek vererek olabilir. Mesela bir takımın kadrosu 25 kişi olsa, siz kural koyucu olarak 2/3'sini 22 yaşın altında oyuncudan kurarsanız size 250.000 TL yardım yaparım diyebilirsiniz. Ekonomik değerleri yüksek olmayan kulüpler için cazip bir durum olabilir ve bunu tercih edebilirler. Ama kulübün ekonomik değerleri yüksekse ve ben istediğim oyuncuyla oynarım diyorsa ona da yasak koyamazsınız, koymamalısınız. 3. Lig'de bu sezon şampiyonluk ve playoff favorileriniz kimler? Bizim grup bu anlamda tam bir cadı kazanı. Çok sayıda iddialı ve iyi takımlar var. Ekonomik değerleri de hedefleri de büyük olan ve iyi yatırımlar yapan takımlar var. Bu konuda bir

Taraftarlarımızın sayısı fazla değil, en azından maçlarımızı sıkı bir şekilde takip eden taraftar sayımız fazla değil. Bizim bir ilkemiz var; o da ''Yola çıktığımızda yanımızda fazla kişi yoktur. Yanımızdaki kişi sayısını artıracak olanlar bizleriz. Eğer biz doğru adımlar atmaya devam edersek bu sayı artacaktır.'' Bu ilkeyi sonuna kadar yaşama geçirmek için çabamızı sürdüreceğiz. Umuyorum ki bizimle yürüyen kişi sayısı her hafta artarak büyüyecektir. Bizi izlemeye devam etsinler. Hocam Alaettin Çiçek'i üst liglerde ne zaman görebileceğiz sizce? Her teknik adam daha iyi ortamlar, ligler ve takımlarda çalışmak ister ama bu bizlerin elinde değil ne yazık ki. Var olan statükoyu yıkmak kolay değil ama umutsuz değilim. Var olan zincirleri azmimiz ve inancımız ile kıracağımızı ümit ediyorum. Umarım her şey düşündüğümüz gibi gelişir ve en kısa sürede üst liglerde çalışma fırsatı buluruz. 39 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 oldukça fazla ve birçok önemli isim de burada forma giyiyor. Türk liglerinin zevkli ve çekişmeli ligler olduğunu düşünüyorum. Fethiyespor’a transferin gerçekleştiği günden itibaren izlenimlerin hakkında neler diyebilirsin? Kendi adıma çok heyecanlı bir durumla karşılaştım, benim için farklı bir tecrübe oldu. Buradaki ilgiden çok mutluyum, Fethiye'yi ve insanlarını seviyorum. Yeni takımın Fethiyespor ve senin performansın hakkında düşüncelerin nedir?

Geçtiğimiz sezon Antalyaspor'un ülkemizde getirdiği Kamerunlu savunma oyuncusu Patrick Etoga, bu sezon PTT 1. Lig’de Fethiyespor’da forma giyiyor. 1993 doğumlu Etoga’yı daha yakından tanımaya ne dersiniz? Merhabalar Patrick, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın? Merhabalar, öncelikle futbola öğrencilik yıllarımda, okulumda başladım. Ülkemizdeki her genç gibi ben de futbolu seviyordum. Futbolcu olmamda okul hayatım çok önemliydi. Patrick, Fethiyespor’a transferinden önceki futbol kariyerini kısaca anlatır mısın?

İyi bir takım olduğumuzu düşünüyorum ancak şu an kötü bir noktadayız. Takımca birbirimize güvenmemiz gerekir. Elimizden geldiğince çalışmaya devam ediyoruz, umarım daha iyi olacağız. Kendi performansıma yorum yapmak için erken olduğunu düşünüyorum. Gelecekte hangi noktada olduğumu hep birlikte göreceğiz. Büyük bir oyuncu olmaya çalışacağım devam edeceğim. PTT 1. Lig ve burada oynanan futbol hakkındaki düşüncelerini öğrenebilir miyiz? Çok zor bir lig diyebilirim, güce dayalı ve sert bir lig. Oyuncular arasında maç esnasında büyük rekabetler yaşadığımızı hissediyorum. Fethiyespor taraftarı düşüncelerini alabilir miyiz?

hakkındaki

Taraftarımız bizlere her maçta destek veriyorlar. Oyuncuların güvenini yerine getiren bir taraftar topluluğu. Onların varlığı bizim için çok önemli, bizleri desteklemeye devam etsinler.

Futbol hayatıma Kamerun'da başladım. Kamerun'un önemli takımlarından International Sporting FC takımında forma giydim. İlk yurtdışı deneyimimi Antalyaspor’da yaşadım. Geçen sezon Antalyaspor'a transfer oldum ve A2 takımında forma şansı buldum. Patrick, 2 sezondur ülkemizde futbol oynuyorsun. Bu süre içinde Türk futbolu hakkındaki izlenimlerini paylaşır mısın? Türkiye ligini daha önce de izleme fırsatı bulmuştum. Ülkenizde Afrika kökenli oyuncular 40 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 takımın yarısı sayılır. Biz o sorumluluğu Yavuz Şimşek hocamız sayesinde kavradık. Profesyonel imzanı Hatayspor forması altında 19 yaşında atıyorsun ve macera bundan sonra başlıyor. Kariyerin boyunca birçok kulüpte forma giydin, genç bir kaleci olarak bu süreçte ne gibi zorluklar yaşadın?

Transfer Merkez Dergisi, alt liglere yer vermeye devam ediyor. Bu ayki sayımızın konuğu 3. Lig 3. Grup lideri İstanbulspor'un başarılı kalecisi Volkan Canbolat. Futbol hayatına Fenerbahçe alt yapısında başlayan ve kariyeri boyunca birçok takımın kalesini koruyan 1985 doğumlu kaleci, sezon başında Karagümrük'ten İstanbulspor'a transfer olmuştu.

Genç kalecinin hata yapma lüksü yok, az çalışma lüksü yok. Genç kalecilere genelde ikinci üçüncü alternatif gözüyle bakılıyor ama Casillas 17 yaşında Real Madrid kalesini korudu. Ne yazık ki ülkemizdeki zihniyet yüzünden genç kaleci ve oyuncuların önü kesiliyor. 3. Lig'e yaş sınırı getirdiler yine aynı değişen farklı bir şey yok. Yaş sınırı futbolcuları bitirmekten başka bir işe yaramıyor, 3. Lig'den kaç oyuncu Süper Lig'e gitti?

Merhabalar, bizlere Volkan Canbolat’ı ve futbola başlama öykünü anlatır mısın? 21 Mart1985 Üsküdar doğumluyum. 11 yaşımda Fenerbahçe yaz okuluna gitmiştim, uzun boyumdan dolayı kaleye geçirdiler ve 2002 yılına kadar Fenerbahçe’de tüm kategorilerde oynadım. Futbola 13 yaşında Fenerbahçe’de başlıyorsun, ilk maçını ve yaşadığın heyecanını anlatır mısın bizlere? Minik takımda oynamıştım, o dönemler zaten hep heyecanlı ve istekli geçiyor. Bir de Fenerbahçe isminin büyüklüğü, ağırlığı ve ekstra heyecanı vardı tabi. Kaleci olmanın zorlukları neler sence? Ayrıca kalecilik forma şansı en az olan mevkilerden biridir, bu seni korkutmadı mı? Benim en büyük avantajım Yavuz Şimşek gibi bir hocayla çalışmak ve futbolu öğrenmek oldu. Bize hem saha içi hem saha dışı her şeyi öğretti, ileride yaşayacağımız zorlukları da. Kalecilik büyük sorumluluktur, yeri geldiğinde

2009-2010 sezonu Balıkesirspor’u 2.Lig'e çıkaran isimlerin başında geliyorsun. Bize o sezonu ve yaşadıklarınızı anlatır mısın? Balıkesirspor gerçekten çok büyük bir camia ama o dönemde beklenen başarılardan çok uzaktı. Büyük bir baskı ve aynı zamanda bir bütünlük vardı. Kaliteli ve karakterli oyuncularda kurulu bir takım kurulmuştu yıllardır şampiyonluğa aç bir şehir vardı. Hep son maçlarda kaybedilen başarısızlıklar inancını kırmıştı insanların ama biz bu tezi bozduk, inanmayanları bile inandırdık. Bu şampiyonluk benim için çok 41 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi anlamlıydı. Hala görüştüğüm insanlar var ve hala o şampiyonluk konuşuluyor. Emeğim geçti katkım oldu, bu gurur bile mutlu ediyor. Balıkesirspor’un bugün buralara gelmiş olmasında pay sahibi olmak çok güzel bir duygu.

Kasım-Aralık 2013 Ümraniyespor’da başladığın 2012-2013 sezonu ortasında Karagümrükspor’a transfer oluyorsun ve arkasından play-off oynuyorsunuz. Pazarspor’a trajik bir şekilde penaltılarla eleniyorsunuz. Play-off heyecanı ve maç sonu yaşadıklarını anlatır mısın? Fikir ayrılıkları yüzünden Ümraniye'den ayrılıp Karagümrük'e gittim. Kaliteli oyuncu ve teknik heyete sahip bir takıma gitmiştim. Playofftaki Pazarspor maçı çok şanssız bir maçtı, top sevmedi. Maçı tek kale oynadık, 3 top direkten döndü olmadı nasip değilmiş. Perşembe oynadık Pazarspor maçını, Pazar günü final oynayıp kupayı alıp döneriz diye inanmıştık, Malatya'dan uçak bileti bile pazar gününe alınmıştı, çok büyük bir üzüntü tarifi mümkün değil soyunma odasında herkes hıçkıra hıçkıra ağladı, rüyalarıma giriyordu. Allah bir daha yaşatmasın. Bu sezon başında tekrar İstanbulspor’a geldin, bu transfer nasıl gerçekleşti?

2010-2011 sezonu 2. Lig macerası senin için pek iyi geçmiyor. 2011-2012 sezonunda ilk yarı İstanbulspor’da kiralık oynadıktan sonra Ocak ayında Gebzespor’a transfer oluyorsun. Ligde son sırada yer alan, düştü gözü ile bakılan Gebzespor 8 galibiyet 5 beraberlik ile ligde kalıyor. Bizlere Gebzespor ile yaşadığın bu başarıyı anlatır mısın?

İstanbulspor benim yuvam, bana gel dediler geldim git derlerse giderim. İstanbulspor ile aramızda farklı bir gönül bağı var.

Sezona Selahattin Dinçel ile başladık, bir türlü yıldızımız barışmadı. Benim adıma facia gibi bir sezondu. Kadro dışı kaldım, 1 sene kaybım oldu. Ertesi sene İstanbulspor'a geldim, kaleci İskender'in sakatlanıp sezonu kapatmasıyla kaleyi devraldım. Ömer başkan yıllardır beni rakip olarak tanır, birçok kez izlemiştir. Son gün transferiyle geldim, 12 maç oynadım. Hem benim hem İstanbulspor için olumlu izlenimlerin olduğu bir ilk yarı geçirdim. Daha sonra Gebze'den istediler, daha önce Küçükköy'de yine 8 puanlı takımı ligde tutma tecrübem olduğu için başkan da kolaylık sağladı, çok şükür bir mucizeyi daha gerçekleştirdik. Çok zor ve anlamlı 17 maçımız oldu, son maçta kümede kaldık. Benim için çok büyük tecrübe oldu. 17 tane final maçı oynadık, her maç ölüm kalım maçı havasında geçti.

İstanbulspor 6. hafta sonunda lider durumda, bunda en büyük pay sahibi olarak gösterilmek nasıl bir duygu? Kalecilik büyük sorumluluk, kötü oynama şansımız yok. İyi oynarsan takım iyi giderse en büyük pay sahibi oluyorsunuz kötü oynarsanız da kötü giden takımda suçlu olarak gösterilirsiniz. 42 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi Duyduğum olumlu tepkiler gurur verici, sorumluluğumu arttırıyor. Bu performansımı sezon sonuna kadar devam ettirmek istiyorum. 3. Lig 3. Grup'ta İstanbulspor’un şansı nedir sence? Sizi zorlayacak takımlar ve playoff şansı olan takımlar kimler? Biz bir aileyiz İstanbulspor olarak, belki klişe bir laf ama biz bunu gerçekten yaşıyoruz. Başkandan teknik kadrosuna futbolcularına personeline kadar bir aile gibiyiz, bu sahaya da olumlu bir şekilde yansıyor. Liderliği sezon sonuna kadar sürdürüp şampiyonluk ipini göğüslemek için çalışıyoruz Bütün takımlar denk güçte sayılır, zorlu bir sezon olacak. Şampiyonluk adına hepsi rakiplerimiz, isim isim ayırmak doğru olmaz, oynadığımız maçlar da bunu gösteriyor. Peki boş zamanlarında neler yaparsın, izlediğin TV programlar nelerdir? Çok fazla TV izlediğimi söyleyemem ama ATV’de yayınlanan Karadayı dizisinin fanatiği olduğumu söyleyebilirim, kaçırmadan tüm bölümlerini izlerim. Boş zamanlarımda araba kullanmaktan zevk alırım, ayrıca sevdiklerimle vakit geçirmek, eğlenmek benim için çok önemlidir.

Kasım-Aralık 2013 En beğendiğin futbolcular kimler?

ve

örnek

aldığın

Avrupa liglerindeki kalecileri takip ediyorum, ülkemizde de Volkan Demirel, Muslera, Onur Kıvrak ve Tolga Zengin beğendiğim kaleciler. İdolüm Yavuz Şimşek'tir. Kaleciliğine yetişemedik ama izlediklerim, okuduklarım yetiyor zaten. Türk futbolu için çok büyük bir isim, ileride hocalık yaparsam ondan öğrendiklerim bana ışık tutacak. Bundan sonraki kariyerin ve gelecek için hedeflerin neler? İstanbulspor'la şampiyonluklar yaşamak istiyorum. İlk hedefimiz İstanbul'un adını taşıyan, bu köklü takımını hak ettiği yerlere getirmek.. Bu keyifli sohbet için teşekkürler. Son olarak senin eklemek istediğin bir şey var mı? Bana zaman ayırdığınız için ve bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim. Size Türk futbolunun sadece Süper Lig olmadığını gösterdiğiniz ve takip ettiğiniz için tüm alt lig oyuncuları adına teşekkür ederim. Genç kardeşlerime de hedefleri doğrultusunda küsmeden yılmadan çalışmalarını tavsiye ediyorum.

Dergimizin bu sayısında yer veremediğimiz diğer röportajlarımızı internet sitemiz TransferMerkez.com’da okuyabilir, yorum yapabilirsiniz. Ertuğrul Arslan (Balıkesirspor) Abdullah Halman (Gaziantep BB) Saul Gonzalez (UD San Sebastian) Uğur Yasan (Patnos Gençlik) Sezer Sezgin (Eyüpspor) Ersin Aydın (Darıca G.Birliği) Yasin Mert Egeli (Ç.Dardanel) Alparslan Emre Çapar (Yozgat) Eren Yılmaz (Anadolu Üsküdar) Safa Yıldırım (Sivas Eylül) Fatih Çakır (Yeşil Bursa)

43 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Hajduk Split’in Beşiktaş ile yaptığı hazırlık maçında canlı izleme fırsatı bulduğumuz 1997 doğumlu Andrija Balic geleceğin yıldızı olabilecek potansiyele sahip. Forvetin arkasında "10 numara" diye tabir edilen pozisyonda görev yapan genç yetenek tarz olarak ünlü Brezilyalı yıldız Kaka'ya fazlasıyla benziyor. Beşiktaş maçının son bölümünde oyuna dahil olmasına rağmen farkını ve kalitesini kısa sürede hissettiren genç yeteneğin, önümüzdeki yıllarda Avrupa’da birçok takımı peşinden koşturması muhtemel. Topla ve topsuz oyunda çok iyi olan Balic, adam eksiltme özelliği ile fark yaratıyor. Özellikle birçok oyuncuda olmayan çevre kontrolü şaşkınlık verecek derecede üst düzeyde. Yeteneklerinin yanında sahada kendinden emin tavırlarıyla da dikkat çekiyor. Bu yaşta kendine olan güveni çok önemli. Hajduk Split Teknik Direktörü Igor Tudor’u da henüz 16 yaşındaki Balic’i, bu genç yaşta A takım kadrosuna alıp düzenli olarak oynatmaya çalıştığı için tebrik etmek gerek. Balic’i dikkatle takip etmenizi tavsiye ederim.

Scout Raporu sayfamızda tanıtacağımız ikinci yetenekli isim, Bursa Zaferspor'da forma giyen 1997 doğumlu genç golcü Mert Türkileri. 4 Ağustos 1997 doğumlu forvet oyuncusu futbola 2007 yılında Zaferspor'da başladı ve halen bu takımın formasını giymekte. Genç oyuncuyu U-17 ve U-19 maçlarında takip ediyorum. Tam bir pivot santrafor özelliklerine sahip olan Mert, henüz 16 yaşında olmasına rağmen 1.88cm boyu, mükemmel fiziği ve güçlü yapısı ile dikkat çekiyor. Forvet mevkiinde çok etkili olan Mert, golü koklayan, iyi pozisyon almasını bilen bir golcü. Bu sezon Zaferspor'un U17 ve U-19 takımları olmak üzere çift kulvarda da mücadele eden gölcü oyuncu, şu ana kadar oynadığı 18 maçta 29 gol atmayı başardı. Çok güçlü bir fiziğe sahip olan Mert, adam eksiltme ve topu saklama konusunda da oldukça başarılı. Hava hakimiyeti üstünlüğüyle rakip takım defansına oldukça zor anlar yaşatan genç forvet, maç içinde defansa sürekli pres yapması ve bitmek bilmeyen enerjisiyle rakip takımın rahat çıkmasını da engelliyor. Geçen sezon oldukça başarılı bir grafik çizen genç golcü, Trabzonspor'un da dikkatini çekmeyi başardı. Temmuz ayında Trabzonspor'un kampına davet edilen Mert, halen birçok kulübün takibinde. 44 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Her yetenekli futbolcu başarılı olacak diye bir kural yok, zirveye çıkmak kolay değildir. Kimileri yeteneklidir ama kafasını futbola vermediği, kendine dikkat etmediği için potansiyelini kullanamaz. Kimileri de futbolun zirvesine çıkar ama orada kalamaz. Yazımızın konusu zirveye çıktıktan sonra uçurumdan düşer gibi dibe vuran, tabiri caizse "Vaktinden Önce Kayan Yıldızlar"... İşte 5 farklı yıldız, 5 farklı hikaye!

Michael Owen Listemizin başında İngiliz golcü Michael Owen var. Kariyerine 12 yaşındayken Liverpool alt yapısında başlayan Owen, buradaki üstün performansı sayesinde henüz 17 yaşında A takıma yükselmeyi başardı. Kariyerinin en parlak dönemini geçirdiği Liverpool'da, profesyonel olarak oynadığı 216 mücadelede 118 gole imza atarak tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış ve burada geçirdiği 8 başarılı sezonun ardından futbol devi Real Madrid'in radarına girmişti.

12 milyon €'ya Real Madrid'e transfer olan Owen, burada bekleneni veremedi. İspanya'da 36 maçta 14 gol atmasına rağmen oynadığınız takım Real Madrid olunca göze girmek kolay olmuyordu. Ardından yeniden İngiltere'nin yolunu tutan Owen'in yeni durağı Newcastle United oldu. İngiliz ekip Real Madrid'e Owen için tam 25 milyon € bonservis ödeyerek transferi gerçekleştirdi. Burada sakatlıklarla boğuşmaktan bir türlü forma şansı bulamayan Owen, buna rağmen Newcastle takımının 4 sezon formasını giydi. Bir sonraki durak Premier League’nin dev ekibi Manchester United oldu. Bonservisi elinde geldiği ManU’da kariyerinin en kötü sezonlarını geçiren Owen, 3 sezonda Kırmızı Şeytanlar’ın formasını sadece 31 kez giydi ve 3 gol atabildi. Kariyerindeki düşüşün son durağı olan Stoke City'de sezon boyunca 8 kez forma giyebilen Owen, bu maçlarda sadece 1 gol atabildi. 2012-13 sezonu sonunda henüz 34 yaşında aktif futbol yaşantısını noktaladığını açıklarken futbol severlerin onu hayal ettiği noktadan çok uzaklardaydı. Kimse onun hikayesinin böyle biteceğini tahmin etmemişti. 45 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Pablo Aimar

Javier Saviola

Özellikle Valencia yıllarında kariyerinde zirve yapan Aimar'a Valencia taraftarlar adeta tapıyordu. Öyle ki oyuncu kötü oynadığı maçın sonunda bile sahadan alkışlanarak çıkıyordu.

Listemizin bir diğer Arjantinlisi Javier Saviola. Kariyerine başladığı River Plate'de geçirdiği mükemmel 3 sezonun ardından Barcelona'nın dikkatlerini üzerine çekti. Forvet oyuncu River Plate'de çıktığı maçlarda 2 maça 1 gol ortalamasını yaklaşınca, dünya devi Barcelona, 36 milyon €'ya Saviola'yı transfer etti.

Arjantinli oyuncu profesyonel futbol yaşantısına ülkesinin takımı River Plate'de başladı. Burada 5 sezon forma giyen Aimar, 2001'de Valencia'nın dikkatini çekti. Valencia'da ki ilk sezonunda fazla forma şansı bulamayan Arjantinli, ilerleyen sezonlarda taraftarın gönlünü kısa sürede fethetti. Tam 6 sezon Valencia forması giydikten sonra kulübü 21 milyon €'ya aldığı Aimar'ı, 11 milyon €'ya Zaragoza'ya sattı. Zaragoza takımında 2 sezon forma giyen Aimar tam bir hayal kırıklığı yarattı. Zaragoza'da 53 maçta forma şansı bulan Aimar 5 gol 3 asistlik performansıyla gözden düştü ve Portekiz'in Benfica takımına 7,5 milyon €'ya satıldı. Benfica kariyeriyle biraz kıpırdanmaya başlayan Aimar, özellikle ilk iki sezonunda taraftarları mutlu eden bir performans sergiledi fakat sonraki sezonlarda yine düşüşe geçti. Benfica'daki 5. sezonunda sadece 13 maçta forma giydi ve Malezya takımlarından Darul Takzim'e bedelsiz olarak gönderildi. Aimar, aktif futbol yaşantısını halen bu takımda sürdürmekte. 51 kez milli olan Aimar, River Plate ile 4 lig şampiyonluğu, 1 Libertodores ve 1 Sudamericana, Valencia ile 2 lig şampiyonluğu, 1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa ve 1 Şampiyonlar Ligi finali. Benfica ile 1 lig ve 1 Portekiz Lig Kupası kazanmıştı.

Barcelona'da geçirdiği ilk 3 sezonda 105 maça çıktı ve 44 gol atarak taraftarın sevgilisi olmayı başardı. Sonraki iki sezonda Barcelona'daki kadro genişliği nedeniyle az maç oynayacak olması sebebiyle kiralık gönderilmesine karar verildi. Monaco ve Sevilla takımlarına birer sezon kiralanan Saviola, geri döndüğünde eski formunu bir türlü yakalayamadı. Sakatlıkların da etkisiyle Barcelona'daki son sezonunda sadece 18 maç oynayabildi. Ardından Real Madrid'e bedelsiz olarak transfer olan Saviola burada da isteneni veremedi. 2 sezon formasını giydiği Madrid ekibinde kadro genişliği yüzünden fazla maç oynayamayan Saviola'nın düşüşü devam etti ve 2 sene sonra Benfica'ya 5 milyon €'ya transfer oldu. Benfica'da 3 sezon geçiren Saviola, son yıllara göre daha iyi performans göstermesine rağmen eski formuna ulaşamayınca bedelsiz olarak Malaga’nın yolunu tuttu. Malaga'da 26 maçta 8 gol atan Saviola şu anda Olympiakos forması giyiyor. Arjantin Milli Takımının formasını 45 kez giyen Saviola bu maçlarda 12 gol atma başarısını göstermişti. 46 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Valeri Bojinov

Alan Smith

Listemizin 4. sırasında 18 yaşında parlayan ve geleceğin yıldızı olması beklenirken kaybolup giden bir isim var. Valeri Bojinov, profesyonel futbol yaşantısına İtalya'nın Lecce takımında başladı.

İngiliz oyuncu Leeds United alt yapısında futbola başlayan Alan Smith, profesyonel imzasını atıp takımda forma giymeye başladığında henüz 18 yaşındaydı.

Lecce'nin A Takımı ile maçlara çıktığında henüz 17 yaşında olan Bojinov, güçlü fiziği ve süratiyle tecrübeli oyuncularla arasındaki yaş farkını hiç belli etmiyordu. Lecce formasıyla 65 maçta 16 gol atan Bojinov'un, erken yaştaki bu performansı çok beğenilmiş ve büyük takımların transfer listesine girmişti. Lecce'den 14 milyon €'ya Fiorentina'ya transfer olan Bulgar oyuncu, burada 2 yıl oynadıktan sonra Juventus'a transfer oldu. Juventus'a transfer olmasıyla kariyerindeki erken düşüş de başlamış oldu. Sakatlıklar ve Trezeguet-Del Piero ikilisi nedeniyle fazla forma şansı bulamayan Bojinov, Fiorentina'ya geri dönmüş ve hemen arkasından Manchester City'ye transfer olmuştu. City'de 2 sezonda sadece 11 maçta forma şansı bulabilen Bojinov, önce Parma'ya kiralandı ve sonra da bonservisiyle transfer oldu. Parma macerasının ardından sürekli takım değiştiren Bojinov, bir türlü beklenen patlamayı yapamadı. Parma'dan sonra sırasıyla Lizbon, Lecce ve Verona takımlarında şansını deneyen Bulgar oyuncu, bu takımlarda da başarılı olamadı ve son olarak Vicenza'ya kiralandı. Vicenza'da yarım sezon oynayan Bojinov, şu anda hiçbir takımda forma giymiyor. Henüz 27 yaşında olan Bulgar golcünün 18 yaşındaki haliyle şimdiki durumunu karşılaştırdığımızda önümüze ibretlik bir manzara çıkıyor.

Leeds United formasını 6 sene giyen Smith, 207 maçta 52 gol atma başarısını gösterdi. Genç ve çok yönlü bir oyuncu olması Alex Ferguson'un dikkatini çekmiş olacak ki, başarılı performansı Alan Smith'i 24 yaşındayken Manchester United'e getirdi. Bu transfer 9 milyon €'ya gerçekleşmişti. Ferguson, Alan Smith'i orta sahada oynatmaya başladı. Forvet mevkiinde çok fazla yer bulamayan oyuncu orta sahanın hemen hemen her yerinde oynayabilmesine rağmen ağırlıklı olarak ofansif orta saha mevkisinde tercih edildi. Attığı gol sayısında bir düşüş yaşasa da Manchester'deki performansı çok da kötü değildi. Kırmızı Şeytanların formasını 3 sezon giyen Smith, sözleşmesinin bitmesiyle Newcastle United'e bedelsiz olarak transfer oldu. ManU’dan ayrılışının ardından başlayacak dönem, yıldız oyuncunun kariyerinin hızla düşüşe geçtiği dönem olacaktı. Newcastle'de geçirdiği 5 sezonda yalnızca 89 maç oynayabilen Smith, oynadığı maçlarda da fazla varlık gösteremedi ve sürekli taraftarların tepkisiyle karşılaştı. Futbol hayatı boyunca gördüğü 85 sarı ve 9 kırmızı kartla agresif kimliğini ortaya koyan Alan Smith, son olarak İngiltere League One takımlarından Milton Keynes Dons’a transfer oldu ve henüz 33 yaşında bir 3. Lig takımında adeta futbolu noktalayacağı günleri bekliyor. 47 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

"Altın Jenerasyon" tabiri, bir ülke sporcularının yakın yaş gruplarında birlikte oynamaları ve her bir grubun, oynadığı mevkilerin gereksinimlerini üstün meziyetler ile sergilemesi sonucu o ülkenin içinde bulunduğu ve bulunacağı öngörülen döneme atfedilir. Kullanımının yaygınlık kazandığı eşik olarak, Almanya'da düzenlenen 2006 Dünya Kupası'nda İngiltere'yi çeyrek finale kadar taşıyan Beckham, Joe Cole, Rooney'li kadro emsal verilebilir. İngiltere için 3 isim andım fakat yaşımın müsaade ettiği ölçüde takip edebildiğim kadarı ile bugüne kadar gördüğüm en olağanüstü jenerasyon bugünlerde olgunlaşmakta.

Kasım-Aralık 2013

11 milyonun biraz üzerinde olan Belçika nüfusundan bu kadar çok sayıda sıradışı oyuncu çıkarabilmeleri takdire şayan. Aslında işin detayına indiğimizde, o oyuncuların hatırı sayılır kısmının Belçika doğumlu olmadığını görmek de bir başka mevzubahis lakin politikaya gireceğinden burada işi yok. Biraz bu isimlerden, kökenlerinden, transferlerinden, oynadıkları takımlardan ve transfer olması muhtemel olanlardan bahsetmek istiyorum, son olarak da, içinde bulunduğumuz sezonun başından bu yana performanslarıyla en çok sivrilen 5 ismi mercek altına alıp yazıyı noktalayalım.

48 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Simon Mignolet – Liverpool

Sezon başında Sunderland’dan Liverpool’a 10 milyon Euro bonservisli transfer olan Belçikalı kaleci, Liverpool vazgeçilmez ismi olmuş durumda. 10 maçında tamamında 90 dakika sahada kalan Mignolet, kalesinde 10 gol gördü ve şu ana kadar performansıyla taraftarın en güven duyduğu oyunculardan biri olmuş durumda. Bu sezon maç başına ortalama 4 kurtarış yapan Mignolet, Stochdale ve De Gea’nın ardından ligde istatistiksel olarak en iyi 3. kaleci durumunda. 49 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Marouane Fellaini – ManU

Transferin son gününde Şeytanlar'a dahil olan Fellaini'nin, taraftar tarafından pek hoş karşılandığını söyleyemem. Buna gerekçe olarak oyuncuyu çok sevsem de biraz "takoz" hareketleri olmuyor değil. Ayrıca birkaç gün önce € 27,5 milyona alınabilecekken son güne kaldığı için € 32,4 milyona patlaması da taraftarın pek hoşuna gitmemişti. Fellaini, ligde maç başına 4.3'lük bir top kapma ortalamasına sahip. "Top Kapma" istatistikleri, son senelerde United orta sahasında göze batan en önemli eksiklerden biriydi. Fellaini takviyesi bu duruma alınabilecek en garanti önlemlerden biriydi kanımca ve doğru bir seçim yaptıklarını düşünüyorum. Fellaini’nin enteresan bir rekoru da mevcut. Premier Lig'e geldiği 2011/12 sezonundan bu yana, toplamda 176'yı bulan faul yapma sayısı ile, bu içerikte lider ve bir marka konumunda. "Fellaini Faulleri" başlıklı Youtube kolajları yakında başlayacaktır. Fellaini geride kalan maçlarda, %89.5 pas isabet yüzdesi ile oynuyor, Ayrıca geçtiğimiz sezon, toplam kafa golleri istatistiğinde onu geçebilen tek isim 6 rakamıyla Michu'ydu, Fellaini'nin ise 5 kafa golü bulunmaktaydı. Bu sezon ManU’da 5 maçta forma şansı bulan oyuncu, 3 maçta sonradan oyuna girdi. Fellaini yeni takımında henüz bekleneni verebilmiş değil ama ilerleyen haftalarla formunu yakalaması muhtemel.

Christian Benteke – Aston Villa

Oyuncunun Aston Villa'ya geldiğinden bu yana kuyruk sallamadığı takım kalmamasına rağmen hala kulüpte kalmış olması gerçekten çok şaşırtıcı ama bunda sineğin yağını sıkıp menfaat elde etmeye çalışan menajerinin de payı yadsınamaz. Velhasıl, Villa taraftarı oyuncunun bu "hallenir" hallerinden ne kadar rahatsız olsa da adam cayır cayır topunu oynuyor, söyleyecek tek kelime yok. Sezon başında kontratı iyileştirilen Benteke, bu yıl 8 maçta 4 gol atmış durumda. Geçtiğimiz sezonu da 19 gol ile bitirmişti ve bu 19 golün detaylı istatistikleri tabiri caizse "canavar" gibiydi. Yıka döke atıyor yani, çoğu kez güreş müsabakası mı futbol mu izlediğimi sorgulatmışlığı vardır. Kazandığı hava topu mücadeleleri ortalaması da yine "sen nesin?" dedirten bir istatistikte ve bu kategoride de lider, maç başına 10,3. Bunları yapması zaten fazla fazla yeterliyken, çok iyi yaptığı başka bir iş daha mevcut, o da geriye gelip hücum organizasyonunun şekillenmesine katkıda bulunması. Bu kategoride sadece vatandaşı Hazard’ın gerisinde. Ben bu oyuncunun satıcısı olsam, bonservisi olmazdı. Rekor bir ücret ödemeye niyetli bir takım varsa ancak o zaman transfer müzakerelerine onay verirdim. 50 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Radja Nainggolan – Cagliari

Serie A’da topladığı 10 puanla 15. Sırada yer alan Cagliari, Nainggolan'ı ayrılmaması için nasıl ikna etti bilmiyorum. Yeni bir kontrat yapıldığını da duymadım. Takım arkadaşı Kolombiyalı Ibarbo ile birlikte Cagliari kalibresinin fersah fersah üzerinde futbolcular. Nainggolan'ın mevkisi yok. Nerede ihtiyaç varsa orada oynuyor. Geçen sene ön liberoydu. Bu sene sol kanat. Maç başına 3 kez faule maruz kalıyor. Yine maç başına 4 şutu var. Bu sezon 11 maçta 2 gol atmış durumda. Maç başına attığı 2 gol pası (asist değil ama gol pası, gol olmazsa ihale pası alana kalan) ile çalışkanlığının ve özverisinin yanısıra oyununun kreatif bir yanı da olduğunu gösteriyor. 85,5 yüzdeyle maç başına 52 başarılı pası mevcut. Serie A’nın hedefsiz, vasat bir takımı oldukları halde Nainggolan gibi bir adamı nasıl bir vaat ile takımda tutabiliyorlar, Cagliari yöneticilerini tenhaya çekip ifadelerini almak lazım.

Eden Hazard – Chelsea

Geçtiğimiz yaz, bol söylentili transfer sürüncemesinde, United ve Arsenal'i reddederek Chelsea'ye katılan Hazard, bu sene Mourinho liderliğinde Chelsea'nin kadro derinliğinde, Kevin de Bruyne, yeni gelen Schürrle ve Willian'ın yanısıra Oscar ve Mata ile birlikte göz kamaştıran bir seleksiyon oluşturuyor. Gol pası istatistiğinde, onu geride bırakan Newcastlelı Sylvain Marveaux'un ardından 3.3 ile ligin bu kategoride en iyi ikincisi durumunda. Driplingle adam eksiltme kategorisinde Chelsea’nin hâlihazırda en iyisi konumunda. Maç başı ortalaması 3.3 Sone Aluko ve Fabian Delph'in ardından, faule maruz kalma istatistiğinde ligde bu kategoride de 3. oyuncu konumunda. Maç başında 42 isabetli pas veren Hazard, %81.1 pas başarı yüzdesiyle oynuyor. Bu sezon Chelsea formasıyla Premier League’de oynadığı 10 maçta 3 gol atıp 2 asist yapan Hazard, Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı 2 maçta da 1 gol atma başarısı gösterdi. Hazard şuana kadar Chelsea'nin en diri gözüken oyuncusu, maçları izleyenlerin de görmüş olduğu üzere, rakip takımlar onu topla buluştuğu anda faulle durdurmaya yöneliyorlar. Çünkü oyuncu topu aldığı gibi kaleye dik süratleniyor ve ya gol atıyor, ya asist yapıyor. Saydığımız 5 ismin dışında Romelu Lukaku, Axel Vitsel, Moussa Dembele, Kevin De Bruyne gibi birçok yetenekli ismi kadrosunda barındıran Belçika, alt yaş gruplarından gelen yeteneklerle birlikte tam bir “Altın Jenerasyon” yakalamış durumda ve önümüzdeki yıllara damga vurmaları muhtemel… 51 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Ülkemizde de her zaman tartışma konusu olmuştur. Yerli oyunculara verilen veya verilmeyen değer. Hatta yabancı sınırlamaları için çok çeşitli formüller geliştirilir, bir türlü kimseye yaranılamaz. Kaldı ki doğru olanın ne olduğunu da kimse bilmez bir hal var ortalıkta. Durum böyle iken acaba Avrupa'nın en önemli 5 liginde durum nasıl? Gelin aşağıdaki grafik doğrultusunda ilerleyelim.

52 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Tabloya genel hatlarıyla bakacak olursak; İspanya La Liga, %61.49 oranında (281 ispanyol) oyuncu ile Avrupa'da en fazla yerli oyuncu barındıran ülke. Buna karşılık İngiltere Premier Lig %31.45 oran ile (161 İngiliz) en az yerli oyuncu barındıran ülke. Bu veriler doğrultusunda aşağıdaki sonuca varılabilir mi? 1- İspanya milli takımı özellikle son seneleri domine ediyor. 2- İngiltere milli takımı uzun süredir belli bir başarı elde edemiyor. Sadece bu verileri değerlendirerek yukarıdaki yargılara varmak yanıltıcı olabilir. Ancak en azından parametrelerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Yabancı sınırına da karşı olduğum gibi bir sonuç çıkmasını kesinlikle istemem. Ancak bu tablo bir şeyler ifade ediyor olabilir... Gelelim ülke ülke detaylara; Bundesliga’da yerli oyuncu oranı yarıdan biraz fazla, %51.94 (228 Alman oyuncu). Bu oran da çok düşük bir oran değil. Yerli oyunculardan en fazla orta saha için faydalanılmış, 107 orta saha oyuncusu bulunuyor. Forvet ve kaleci bölgelerinde ise Alman oyuncuları çok fazla tercih etmediklerini görüyoruz. Yaş oranlarına baktığımızda Bundesliga'da genç Almanlara yer verildiğini söyleyebiliriz; 21 yaş altı 57 oyuncu bulunurken (Avrupa'nın bu konuda 2. ülkesi), 22-25 yaş arasında en çok yerli oyuncu bulunduran ülke konumunda (93 Alman). Yaşlı yerli oyuncuya prim verilmiyor, 30 yaş üstü en az yerli oyuncu oynatan ülke Almanya, Bundesliga. La Liga’nın en fazla yerli oyuncu barındıran lig olduğunu daha önce belirtmiştim. La Liga’da yerli İspanyol oyuncular en fazla orta saha bölgesindeyken (119), en az da kaleci bölgesinde yer verilmiş. Yerli oyuncuları genelde olgun yaşlarda tercih ettiklerini söyleyebiliriz. 22-25 yaş arası 84, 26-30 yaş arası ise 88 oyuncu ile 22-30 yaş arası toplam 172 oyuncu oynuyor. Bu rakam, diğer Avrupa ülkelerinin üstünde. Ligue 1, İspanya La Liga'dan sonra yerli oyuncuları en fazla olduğu lig. Ligue1'de %58.01 oran ile toplam 286 Fransız oyuncu forma giyiyor. Ligue 1, aynı zamanda 21 yaş altı yerli oyunculara en fazla şans tanıyan lig (84 Fransız oyuncu). Diğer yaş aralıklarında dengeli bir dağılım var. Ligue 1, forvet bölgesinde en çok yerli oyuncu barındıran lig durumunda (51 Fransız Forvet) Premier Lig, en az yerli oyuncu barındıran lig demiştik. Bu az sayıdaki yerli oyuncu içinde de yaş olarak dengeli bir dağılım görünüyor. Kaleci bölgesinde en az yerli oyuncu (12 İngiliz kaleci) barındıran lig olurken, forvet bölgesinde de çok fazla yerli oyuncu kullandıklarını söyleyemeyiz (30 İngiliz forvet). İngiliz Premier Ligi, Bundesliga'dan sonra en az yerli forveti olan lig. Serie A, yarıdan az yerli oyuncuya sahip ikinci lig. İtalyan takımlarının yerli oyunculardan yaşlandıkça faydalandıklarını görüyoruz. Serie A, Avrupa’nın majör ligleri arasında 21 yaş altı en az yerli oyuncu barındıran lig olurken, 30 yaş üstü tam 100 yerli oyuncu ile bu dalda da birinci durumda. İtalyanlar, yaş grupları ilerledikçe yerli oyunculardan daha fazla faydalanmışlar. İtalyanları savunma ağırlıklı sert futbollarıyla tanırız ama tecrübeye önem verdiklerini de düşünebiliriz sanırım. Sizlere bu faydalı grafiği analiz etmeye çalıştım. Son olarak birkaç cümle daha eklemek gerekir ise; ülke ligleri yerli oyuncularını en az kale ve forvet bölgelerinde oynatıyorlar. İtalya Serie A dışında en fazla orta sahalarını yerli oyunculardan kurduklarını görüyoruz. Serie A'da tahmin edebileceğiniz gibi İtalyan oyunculara en fazla savunmada yer veriliyor. Bunu bir İtalyan ekolü olarak algılayabiliriz. 53 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Dünyada en tehlikeli sporlardan biri olarak gösterilen boks; futbol ve basketbol gibi birçok spordan daha az tehlikeli! Sakatlanmada futbolun ülkemiz dâhil tüm Avrupa’da ilk sırada, basketbolun 2. sırada ve boksun 14. sırada olduğunu gösteren araştırmalar mevcuttur. Bu denli riskli vazgeçilmez sporları yaparken de sporcularımız için alınması gereken önlemlere değinmenin yararlı olacağını düşünüyorum.

Spor sakatlıklarının önlenmesi ve etkilerinin en aza indirilmesi için yapılabilecekler  İlk yapılması gereken sporcuların periyodik sağlık kontrolleridir. Bu noktada en gelişmiş ve dünya çapında uygulanmaya başlanan SpartaNova testinden bahsedelim: Ghent ve Brüksel üniversitesinin geliştirmiş olduğu bir değerlendirme sistemi ile sporcunun fiziksel özellikleri analiz edilip, yapılan özel kuvvet testleri, esneklik, denge, stabilizasyon değerlendirmeleri ve detaylı ölçümlerle sporcunun mevcut kas iskelet sistemi sakatlanma riskleri ortaya çıkartılıyor. Analiz sonucunda mevcut sakatlanma risk faktörlerine göre, oyunculara özel egzersiz programı planlanmaktadır. Yapılan egzersiz programı ile sakatlık risk profili sporcu tarafından online olarak takip edilebiliyor. Sporcu, internet bağlantısının olduğu her yerden tavsiye edilen egzersiz programını izleyip uygulama şansına sahip oluyor. Bu testle olası futbolcu sakatlıklarını önlenmiş ve zamanında önerilecek egzersizlerle yaşanabilecek sakatlıklar en aza indirilmiş oluyor.

SpartaNova testini Türkiye’de ilk uygulayan takım Gençlerbirliği oldu.

54 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

 Spor sakatlıklarının oluşmasında en önemli etkenlerden biri de yetersiz ısınmadır. Bu nedenle ısınmaya, özellikle germe egzersizlerine büyük önem verilmelidir. Uyluk ve kasık bölgesindeki kasların uygun bir şekilde ısıtılması ve gerdirme egzersizlerinin yapılması önemlidir.  Göz ardı edilen bir diğer nokta ise fiziksel aktivite sonrası yapılacak soğumadır. Her aktivite sonrası mutlaka soğuma egzersizleri yapılmalıdır. Eğer soğuma egzersizleri yapılmazsa kas sertliğinden ve yorgunluktan kurtulmanız oldukça güçtür.

 Sakatlık tam geçmeden maça çıkılmamalı, antrenmana başlanmamalı veya uygun dozda antrenman yapılmalıdır.  Eklemlerinde stabilite (denge/sağlamlık/sabitlik) yetersizliği olan sporcular, eklem bandajı ve eklem koruyucusu spreyler kullanmalıdır.  Sporcular, tekniğe ve kurallara uygun oyun oynamaya teşvik edilmelidirler.  Antrenörlerin kendi dallarında olduğu kadar spor sakatlanmaları ve ilk yardım konusunda yeterince eğitim almaları sağlanmalıdır.  Her türlü sakatlığa gereken ilgi gösterilmeli, sakatlıklar hafife alınmamalıdır.

Franklin FOER: Futbol oynamayı beceremem. Madem futbolculukla başarıyı yakalayamayacaktım; bu durumda atabileceğim en şık çalım, konunun uzmanı olmaya çalışmak ve bunu becermekti. Kızılyıldız taraftarları nasıl Sırp ordusunun önemli parçası oldu? Celtic ve Rangers arasındaki ezeli rekabetin köklerinde ne yatıyor? Chelsea holiganları niçin toplama kamplarına gezi düzenliyorlar? Juventus ve Milan, hakemleri ve medyayı nasıl yönlendiriyor? Barca, niçin bir kulüpten daha fazlası? İran'da kadınlar maç seyredebilmek için neler yapıyor? Franklin Foer / İthaki Yayınları / Futbol Kültürü Kitapları 55 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

"Eğer kolayı isteseydim Porto'da kalırdım. Güzel mavi bir koltuk, şampiyonlar ligi kupası ve tanrı vardı. Tanrıdan sonra da ben." Jose MOURINHO "Bir kupa kazanmak istiyorsanız Pele ne diyorsa tersini yapmalısınız." Luis Felipe SCOLARI "Futbol istatistikleri mini eteğe benzer. Birçok şeyi gösterir ancak asıl merak edileni göstermez." Sir Alex FERGUSON (Hiç futbol oynamamış olmanıza rağmen nasıl başarılı bir teknik direktör oldunuz? sorusuna cevap olarak) "İyi bir jokey olmak için önce at olmak gerekmez" Arrigo SACCHI "Maçın kırılma anı 45. dakikada ofsayttan yediğimiz 5. gol oldu." MAZZA (San Mario T.D.) "Futbolcu seve seve değil, döve döve adam edilir." Yılmaz VURAL (Muhabirin "Takım stresli ve yorgun muydu?" sorusuna cevap olarak) "Yorgun? Günde 15 saat çalışıp ayda birkaç yüz euro kazanıp evine dönen baba yorgun ve stresli olur. Biz değil" Jose MOURINHO "Birinciysen birincisindir, ikinciysen hiç bir şey" Bill SHANKLY "Walcott o kadar hızlı ki bazen antrenmanlarda kendini kaptırıp topu geçtiği oluyor." Arsene WENGER "Futbolcularım hep dünyanın en iyi takımlarına gidiyorlar! Hâlbuki biraz bekleseler dünyanın en iyisi biz olacağız." Jürgen KLOPP "Yediğimiz golü önceden çalışmıştık!.." Erdoğan ARICA "Bir maçı 6-0 kazanmaktansa, 6 maçı 1-0 kazanmayı yeğlerim." Fabio CAPELLO "Hayatla ilgili her şeyi Baba filminden bulabilirsiniz, futbolla ilgili her şeyi bir derbiden..." Greame SOUNESS "Yıldızlarla çalışmak zor değildir. Asıl zor olan, kendisini yıldız sanan yeteneksizlerle çalışmaktır" HIDDINK 56 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013 Resmi kurallarla belirlenmiş ilk basketbol maçı 1894’te, devletlerarası ilk milli basketbol maçı ise 1897’de oynanmıştır. 1904’te Saint-Lovis Olimpiyatlarında gösteri niteliğinde oynanan basketbol, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda resmen yarışma programına alınmıştır. Basketbolun Avrupa’daki ilk denemesi, 1893 yılında Paris’in Trevise sokağındaki eski bir jimnastik salonunda yapılmıştır. Daha sonraları, özellikle I.Dünya Savaşı sırasında, basketbolun Avrupa’da yayılmasında Amerikalı askerlerin büyük etkisi olmuştur.

Basketbol, 1891 yılında Amerikalı Fiziksel Gelişim Uzmanı Dr. James Naismith tarafından tasarlanmıştır. Karşılıklı duvarlara asılan tahtadan yapılma sepetlere topu sokma esasına dayalı olan bu oyun, atlet ve beyzbolculara kış aylarında kondisyon antrenmanı yaptırmak için faydalı bir çalışma olmuştur. İlk etapta yadırgansa da sonraları büyük bir zevk haline gelmişti. Pota çemberine geçilmeden önce şeftali sepeti kullanılıyordu. Oyuncular sayı yaptıklarında top şeftali sepetinin içerisinde kalmaktaydı. Bu zorluk ve zaman kaybı nedeniyle sepetin altı kesilerek topun aşağıya kendisi düşmesi sağlandı. Amerikalı yöneticiler 1906 yılında günümüzde kullanılan çembere geçiş yapılmasını sağladı.

Tarih ile sizleri daha fazla sıkmadan bu oyunun gelişim sürecinde yaşanan güzellikleri anlatmak istiyorum. Basketbolun her şeyden önce bir tutku olduğunu bilmenizi isterim. Henüz basketbola uzak arkadaşlara, bu sporla bir şekilde tanışmalarını öneriyorum. Geçmişten benim heyecan duygusunu hissederek izlediğim ilk isim Magic Johnson'dır. Basketbolun sihirbazı, Lakers forması ile büyük başarılara imza attı. Johnson’un basketbol efsanesi Michael Jordan için kurduğu bir cümlede var ki hala akıllarda, ''Dünyada iki tip basketbolcu vardır: Jordan ve diğerleri. Bazen Jordan o kadar güzel oynardı ki onu savunmaya çalışmak yerine potayı güzel gören bir yerden Jordan’ın yapacağı şeyi izlemeyi seçiyordum. Çünkü ertesi gün herkes o hareketten bahsederken tam anlamıyla görememiş olmak beni çıldırtıyordu.''

Bahsedilecek birçok oyuncu, takım ve teknik adam var fakat hepsine ayıracak yerimiz yok maalesef ama bu oyunu sevmek için çok sebebimiz var. Kimler geldi kimler geçti! Amerika kıtasından gelen bu tatlı oyun, tüm dünyada bir aşk halini aldı. Çocuklarınızı bu sporla bir noktada tanıştırın ve sevdirin, hiç pişman olmayacaksınız. Hakan GERİN | Twitter.com/HGerin 57 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Akhisarsporlu oyuncuların birbirinden güzel karikatürlerini çizen, geçen sezon taraftarın diline dolanan “Gekas Marşı”nı besteleyen, adeta gönüllü bir Akhisarspor tanıtım elçisi olan Ragıp Can Ertaç, henüz 21 yaşında ve şu an Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Seramik Bölümü 4. Sınıfında okuyor. Ragıp Can’ı daha yakından tanımaya ne dersiniz? Karikatürle ne kadar zamandır ilgileniyorsun, bu ilgi nasıl oluştu? Karikatüre çok küçük yaşlardan beri ilgi duyuyorum. Bizim dönemde Power Rangers vardı, onları çok severdim, her yere çizerdim. Sonra Pokemon falan çıktı, anime kültürüne ilgi duyduğum bir dönem oldu. Onun dışında çocukken hafif haşarı bir öğrenciydim. Halihazırda bir hiciv sanatı

Kasım-Aralık 2013

olarak doğmuş olan karikatürü hocalara karşı tam da hakkını vererek kullanırdım. Oyuncuların portrelerini çizme fikri nasıl oluştu? Taraftarın ilgisini çekti mi? İnsanlarda en çok dikkat ettiğim şey yüz ifadeleri, yüz formları, bakış, gülüş falandır. Desen derslerinde de portreden yırtardım hep. Genel olarak sıradan biri desene veya karikatüre bakınca "benzemiş" ve "benzememiş" olarak sınıflandırıyor, ufak bir yanılsama yaratabiliyordum desen derslerinde portrelerle. Takımdaki oyuncuları çizmek, karikatürlerini koreografi halinde yapmak tribünden Cumhur Özkaynak abimizin fikriydi, ben de birkaç tanesini taraftarla sosyal medyada paylaşınca epey ilgi gördü, üzerine gittim, hem kulüp hem taraftar oldukça destekledi. 58 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Geçtiğimiz sezonun sonuna doğru Gekas Marşı'nı yapmıştın. Bu marştan sonra insanların senden beklentileri ne seviyede oldu? Müzik konusunda kendinizi nasıl görüyorsunuz? Müzik konusunda mı karikatürde mi daha yeteneklisin? Gekas marşı beni taraftara yakınlaştırdı öncelikle. Benim asıl işim müzik veya bestekarlık değil, daha ziyade görsel sanatlar. Şarkı söylemeyi seviyorum ama biraz söz yazarlığı da var, TürkçeEdebiyat derslerim iyiydi hep, rap müzikle de ilgilenmiştim bir ara. Ben marştan sonra kulübün gelişmekte olan store mağazası için birçok tasarımdan oluşan bir portfolyo hazırladım. Bu kulübü hep beraber büyütüp daha iyi yerlere getirmemiz lazım. Çocukluk hayallerimizi gerçekleştiren insanlara karşı kendimi sorumlu hissediyorum bir Akhisarlı olarak. Karikatür; ilgi çeken, güldüren, mizah içerikli bir sanat dalı. Dolayısıyla store'da karikatür içerikli ürünler ilgi görecektir diye düşündüm. Bana şimdiden epey kişi bu ürünlerin satılıp satılmadığını sordu hatta. Taraftar ilgi gösterdikçe kulüp için bir şeyler üretmek hoşuma gidiyor. Sosyal medyada diğer takım taraftarları da bu tarz esprili parçalara, karikatürlere de ilgi gösteriyorlar, sempatik şeyler çünkü her açıdan. Hep birlikte Akhisar'ı çok çok çekici bir takım yapacağız umarım. Karikatürlerin herhangi bir görsel olarak tribünde kullanıldı mı?

maçta

Ligin 3.haftasındaki Trabzonspor maçında tüm oyuncularımızın karikatürlerinin bulunduğu koreografi tribünde yapıldı. Bu koreografinin hazırlanmasında basın sözcümüz İbrahim Evren Acar'ın dahi emeği büyük, çok uğraştı. Tribündeki tüm abilerimiz de seferber olmuşlardı. Belki medyada pek ilgi görmüyor bizim takımın maçları ama güzel işler yapıyoruz. Oyuncularımızın da çok hoşuna gittiğini duydum, ki o maçı da 3-0 kazandık, bu bizi mutlu etmek için yeterli. Eğer bu tarz bir koreografiyi tribünde görmek 1 tane oyuncumuza bile itici güç olduysa, o gün armanın hakkını vermiş gibi hissedebilirim. Bu güzel.

Gekas'tan sonra bu senin yıldızı Niasse için de marş düşünüyor musunuz? Kendisini nasıl buluyorsun? Niasse son derece sempatik bir adam. Taraftar kısa dönemde çok sevdi kendisini. Aslında benim soru işaretleri vardı kafamda Gekas'tan sonra ama şimdilik beklentileri karşıladı. Maçlarda sürekli gülümsemesi hoşuma gidiyor, güveniyoruz takıma daha çok. Türk futbolseverinin sevdiği tarzda bir oyuncu üstelik, hızlı, slalom yeteneği olan, hafif savruk, bir Les Ferdinand etkisi yaratabilirse onun için de Gekas gibi methiyeler içeren bir parça düşünüyorum ama şu an hem doğru zaman değil, hem de gitarist ağabeyimiz Eskişehir'de olmadığından bir araya gelme fırsatımız olmadı ama kafamda bu konu hakkında birkaç fikir var elbette. Umarım yapacağımız iş yine aynı şekilde beğenilir. Takımda en sevdiğin oyuncu kim? Ben tüm oyuncularımızı seviyorum, çünkü hepsi doğup büyüdüğüm yerlerin, en yakın arkadaşlarımı içeren şehrin futbol takımı için ter döküyorlar. Ancak şunu söyleyebilirim maçlarda Mustafa Aşan ve Ahmet Cebe tekme yediği vakit daha çok sinirleniyorum diyebilirim. Şu an kulüp için üzerinde çalıştığın iş veya projeler neler? İleriye dönük planların nedir? Şu sıralar vektörel çizimde kendimi geliştiriyorum. Store için yaptığım tasarımların üretimi için gerekli aşama bu çünkü. Onun dışında hazırladığım takım posteri de store'da taraftarla buluşacak. Ben şahsen daha önce Barca, Real, Bayern ve Ferençvaroş'ta böyle bir şey görmüştüm. Türkiye'de varsa da görmedim henüz. Onun dışında Gekas marşından sonra takımımız için tüm taraftarın hep bir ağızdan söyleyebileceği birkaç parça daha düşünüyoruz. Taraftar kültürünün oluşmasında en önemli şeylerden birisi de tezahüratlar çünkü. Gün gelir de büyük takımlar bizim tezahüratlarımızı düzenler, o zaman biraz daha büyüdüğümüzü hissederiz. 59 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

Ayaktakiler: Murat Türksoy, Emre Aşık, Marian Zeman, Nesim Özgür, Oğuz Çetin Oturanlar: Saffet Akyüz, Gerson, İsa Turan, Engin Özdemir, Fuat Buruk, İlkan Aksoy

Ayaktakiler: Aykut Canik, Halit Köprülü, Mehmet Gönülaçar, Alparslan Kartal, Murat Şahin, Saffet Akbaş Oturanlar: Kemalettin Şentürk, Armağan Yapıcı, Engin Özdemir, Nedim Yiğit, Hasan Çelik. 60 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

61 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

62 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

63 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

adidas, sınırlı sayıda üretilen Yohji Yamamoto adizero f50 kramponlarını ödüllü Japon moda tasarımcısı Yohji Yamamoto ile birlikte geliştirdi. Dünya çapında sadece 2.000 çift sunulacak olan, çarpıcı bir tasarıma sahip f50 kramponlar futbol dünyasında heyecan yaratacak. Türkiye’ye sadece 25 adet gelecek olan Yohji Yamamoto adizero f50 krampon, 780 TL’lik satış fiyatıyla geçtiğimiz günlerde adidas mağazalarında futbol tutkunlarının beğenisine sunuldu.

Yohji Yamamoto, adizero f50 krampon tasarımıyla ilgili şunları söyledi:

Kramponun burun kısmında, Japonya’nın antik çağlarda kutsal topraklarda yaşayan imparatorlarını koruduğuna inanılan bir çift imparatorluk aslan köpeği bulunuyor. Bu geleneksel tasarım, Japonya’nın modern bilim kurgu kültüründen etkilenerek geçmişle gelecek arasında ruhani bir bağlantı oluşturuyor. Sonuçta, futbol sahasında cesur bir duruş sergilemek için moda dünyasından ilham alan beklenmedik bir tasarım ortaya çıkıyor.

Mevcut adizero f50 ürün serisiyle aynı teknolojiyi kullanan Yamamoto f50, oyuncuların hiç olmadığı kadar hızlı olmasına imkan veriyor. Kusursuz mühendislik anlayışı krampon tasarımının her yönünde vazgeçilmez bir rol üstlenirken, Yamamoto f50, 165 gram ağırlığıyla piyasadaki en hafif kramponlardan biri olarak öne çıkıyor.

''Tasarımı oluştururken, Japon kültüründeki antik çağ gelenekleri ile modern bilim-kurgunun karışımından ilham aldım. Kramponların da oyuncular arasında uyum sağlamasını ve onlara, hiçbir korkuları olmadan kendilerini ifade etmeleri için daha fazla güven vermesini umuyorum. İnsanlar kendilerini ifade etmekte özgür hissetmelidir. Tek yapmanız gereken kendi içgüdünüzü takip etmek.''

adizero f50’nin çığır açan özellikleri: • Sprintskin - Ayak ve top arasında doğal hissi korurken ayakkabının hafif kalmasını sağlayan, özel deriyle sentetik bileşiminden oluşan DUAL MAX 1,5 mm kalınlığındaki saya. • Sprintweb - Yüksek hızlarda mükemmel top kontrolü sağlayan ve teknolojisi sayesinde dengeli bir yapı sunan, ayakkabının üzerinde bulunan 3 boyutlu doku. • Sprintframe - Oyunculara mükemmel denge sunan, güçlü ancak hafif taban. 64 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Nike’ın Mercurial kramponlarındaki son eseri, dünyanın en büyük futbolcularından biri olan Cristiano Ronaldo’nun sahadaki süper hızı ve üstünlüğüne saygı gösterisi niteliğinde. Üzerindeki ‘süpernova’ baskısıyla Nike Mercurial IX CR7 kramponu ve 2013 CR7 koleksiyonuna Portekizli oyuncunun kendine has oyun stili ilham verdi. Mercurial IX kramponlarında yüzeyin tamamını kaplayan Vela Süpernova baskısının yanı sıra Cristiano’nun forma numarasına gönderme yapan yedi yıldızlı yol dikkat çekiyor.

Kasım-Aralık 2013

Süpernova baskısının üzerinde ise gümüş benekler ve Parlak Mavi kenar çizgisiyle bezenmiş Nike logosu yer alıyor. “Nike ile işbirliği yapmak müthiş bir şey. Görüşlerimi dikkate alarak benim için en iyi kramponu tasarladıklarını bilmek bana ekstra güven veriyor” diye konuşan Cristiano Ronaldo, “Kramponların performansının yanı sıra kişiliğimi ve oyun tarzımı yansıtan bir şey yarattığımızda da çok havalı oluyor. Bu çok özel bir ilişki” diyerek markaya olan bağlılığına da ifade etti.

17 Kasım 2013’te düzenlenecek olan Vodafone 35. İstanbul Maratonu'na katılmak için yapılan kayıtlar rekor bir katılımla tamamlanarak kapandı. Vodafone Türkiye, 35. kez düzenlenecek olan Vodafone İstanbul Maratonu’na ikinci kez adını veriyor. Birçok yeniliğin olacağı ve festival havasında geçecek maraton, 17 Kasım Pazar günü düzenlenecek. Tarihte kıtalararası koşulan ilk yarış olma özelliğine sahip Vodafone İstanbul Maratonu, 1979’dan bugüne kesintisiz olarak her yıl düzenlendi. Geçtiğimiz yıl ilk kez 'Altın Kategori'de koşulan Vodafone İstanbul Maratonu, Vodafone Türkiye’nin desteğiyle güçlenerek dünyanın en iyi maratonları sayılan World Marathon Majors ligine girme hedefiyle; 42 km Maraton, 15 kilometre koşusu, 10 kilometre koşusu ve halk yürüyüşü olmak üzere dört ana kategoride koşulacak. 65 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kasım-Aralık 2013

adidas gençlere, Selena Gomez’in tasarladığı adidas NEO kış koleksiyonunun global reklam kampanyasına katkıda bulunma fırsatı tanıyan heyecan verici bir online yarışma hazırladı. #myNEOshoot yarışmasında gençler, Selena’nın online kataloğundan en sevdikleri görüntüyü yakalamaya davet ediliyor. Bunun için tek yapılması gereken; görüntüyü çekmek, kırpmak ve seçimlerini tüm dünyanın görmesi fırsatını yakalamak için yarışmaya göndermek. En beğenilen resim, Selena’nın kendi Facebook sayfasında kapak resmi olarak kullanılacak ve milyonlarca hayranı tarafından görüntülenebilecek. Kazanan resim NEO Facebook sayfasının kapağı olurken, bir diğeri de NEO’nun twitter hesabının arka planı ve başlık alanını kaplayarak dünyanın dört bir yanındaki binlerce kişi tarafından görülebilecek. Tüm başarılı katılımcılar, isimlerini ve çektikleri görüntüleri Selena’nın adidas NEO Kış Koleksiyonu için düzenlenen global reklam kampanyasının bir parçası olarak görebilmek gibi hayatta sadece bir defa karşılarına çıkabilecek bir fırsatı yakalamış olacaklar. Selena Gomez konuyla ilgili şunları söyledi: “Moda ile denemeler yapmayı ve farklı tarzları birbirine karıştırmaya bayılıyorum. Bu yarışma hayranlarıma en sevdikleri kampanya resmini seçip bunun özgün bir versiyonunu yaratarak kendi tarzlarını sergileme fırsatını da sunuyor. En iyi görüntüyü Facebook sayfamda paylaşmak için sabırsızlanıyorum!” Selena Gomez’in interaktif kataloğunu ayrıntılı incelemek için, www.adidas.com/selenagomez adresini ziyaret edebilirsiniz.

adidas, bu sezon NBA’in en baskın ve büyük isimlerinden olan ve 3 defa NBA’de Yılın Savunma Oyuncusu seçilen Dwight Howard’ın ismini taşıyan, daha hızlı ve güçlü D Howard 4 ayakkabısını sundu. Yeni D Howard 4 rahat ve destekli üst kısmı ile bir araya gelen, Crazyquick teknolojisine sahip tabanı ile hız ve güç için tasarlandı. Ayakkabının üzerinde bulunan spiral şekilli dalgalar Dwight’ın oyun tarzından ve 3 saniye koridorunda çizdiği dairelerden esinleniyor. Dwight’ın kişiliği ile uyumlu parlak ve renkli üst kısmı ile dikkat çeken D Howard 4’ün krom görünüme sahip dili ve üç bantı, basketbol sahasında oyuncuların öne çıkmasını sağlıyor. Dilin üzerinde, Dwight’ın özel DH logosu bulunuyor. adidas D Howard 4 tüm adidas mağazaları ve yetkili satış noktalarında 338 TL fiyatla satışa sunuluyor. 66 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

67 | S a y f a


Transfer Merkezi Futbol Dergisi

Kas覺m-Aral覺k 2013

68 | S a y f a

Profile for cetin kuzu

Transfer Merkezi Futbol Dergisi  

Transfer Merkezi Futbol Dergisi Kasım/Aralık Sayısı

Transfer Merkezi Futbol Dergisi  

Transfer Merkezi Futbol Dergisi Kasım/Aralık Sayısı

Advertisement