Page 120

İstanbul Deniz Müzesi Mimari Proje Müellifleri: Mehmet Kütükçüoğlu, Ertuğ Uçar Mimari Proje Grubu: Alev Dağlı, Saro Dionyan, Hande Köksal, Mert Üçer, Senem Akçay Rölöve-Restorasyon Grubu: Atölye Mimarlık-Sinan Omacan, Rıdvan Övünç İnşaat Mühendisliği Grubu: Tem Mühendislik Makine Müh. Grubu: Okutan Mühendislik Elektrik Müh. Grubu: Yurdakul Mühendislik Harita Müh. Grubu: İmge Harita Mühendislik Peyzaj Tasarım Grubu: Arzu NuhoğluAygen Kancı Peyzaj Tasarım Yangın Danışmanı: Alara Mühendislik Aydınlatma Danışmanı: Kroma Aydınlatma Yeni Bina: 15.000 m2 Tescilli Bina: 2600 m2 Geçici Bina: 1650 m2

120 ▲ YARIŞMADAN UYGULAMAYA

Boğazla Şehir Arasında Müze Deniz Müzesi, İstanbul’da tarihi bir koleksiyon için tasarlanmış ilk çağdaş müze örneği olmasının yanı sıra, belki de Boğaz köprülerinden bu yana İstanbul Boğazı kıyısına tasarlanmış ilk kamusal yapı. İstanbul’da müze olarak ısmarlanmış ve inşa edilmiş ilk bina Müze-i Humayundur. (Bugünkü ismiyle Arkeoloji Müzesi) 1991’de, kuruluşunun 100. yılı münasebetiyle müzeye bir ek tasarlanırken, ne şaşırtıcıdır ki aynı 100 yıl zarfında şehirde hiç yeni müze binası inşa edilmemişti. Bugün, Alexandre Vallaury’nin tasarladığı Müze-i Humayun’un ziyarete açıldığı tarihten bir yüzyıldan fazla geçtiği halde, hala İstanbul müzeleri yeniden işlevlendirilmiş, düzenlenmiş, restore edilmiş tarihi yapıları, sarayları, evleri mekan olarak kullanır. Bir koleksiyon için tasarlanmış veya birçok farklı sergiyi taşıyacak esneklikte çağdaş bir müze binası, birkaç örnek dışında, yoktur.(1) 30 km’lik uzunluğu boyunca İstanbul Boğazı’nın iki kıyısı çoğunlukla tarihi yapılarla doludur. En eskisi 1699’a tarihlenen bu yapılar arasında çağdaş örnekler çok azdır.(2) Bunların çoğu apartmanlar, evler, restoranlar ve otel ek binaları gibi özel mülkiyetli yapılardır. Son 20-30 yılda İstanbul Boğazı kıyısına yapılmış çağdaş bir kamu binası örneği yoktur. Deniz Müzesi, tescilli binanın restorasyonu da tamamlanıp kompleksin sistemine entegre olduktan sonra, İstanbul’da tarihi bir koleksiyon için tasarlanmış ilk çağdaş müze örneği olmasının yanı sıra, belki de Boğaz köprülerinden bu yana İstanbul Boğazı kıyısına tasarlanmış ilk kamusal yapı olacak. Türkiye’de müzeler, eserlerin korunması için devletin tahsis ettiği muhafazalardır. Aktif ve çekici bir sosyal merkez haline gelememişlerdir. Müzeler ülkemizde bir zarf olmaktan, topluma açık bir eğitim, paylaşım ve gösterim mekanı olmaya doğru evrimleşememiştir. Deniz Müzesi de, ülkemizdeki pek çok müze gibi, çağdaş dönüşümünü gerçekleştirememişti. Müze-i Humayun’dan 6 yıl sonra hayata geçen kurum, 110 yıllık maceralı tarihi boyunca bina bina gezdi.(3) Koleksiyonlar 1961’de Beşiktaş’ta bugünkü yerine taşınmıştı. Kayıklar galerisi de eserlerin toplanıp müze bahçesindeki depoya taşınmasıyla zaman içinde oluştu. Deniz Müzesi’ni tanıyanlar genelde Beşiktaş Meydanına cephe vermiş Tescilli Binayı ve içinde sergilenen objeleri bilirlerdi. Bahçenin derinlerine gizlenmiş Depo binasındaki eşsiz kayık koleksiyonundan haberi olan pek azdı. Projenin ana programı ve problemi bu kayık koleksiyonunun kabul edilmiş müzecilik standartlarına göre sergilenmesiydi. Bu problem, a. arsanın Beşiktaş merkezine sıkışmış olması, b. kayıkların büyüklüğü (3 ila 40 metre), c. tescilli binaya eklemlenme (ve dolayısıyla bu binada korunan mevcut sergileme ile bir bütünlük kurma), d. arsayı yaran ancak aksı değiştirelemeyen yağmur suyu altyapısı ve e. mevcut kayıkların inşaat esnasında araziden uzaklaşamaması gibi verilerle karmaşıklaşmakta ve derinleşmekteydi.

Serbest MİMAR_14-15. Sayı  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you