Page 1

Türkiye’nin 4 bir yanında Hocalı Soykırımı anıldı ve Ermenistan lanetlendi

Ulusal Haftalık Siyasi, Fikir ve Kültür Gazetesi 3 Mart 2014

Sayı: 9

¨ 0,50

Yıl: 1

TC’yi Kaldırmıyor Hatta Yanına Bir Harf Daha Ekliyoruz. T.C.B Türk Cumhuriyetler Birliği İstiyoruz www.turk-haber.net

Kılıçdaroğlu,”Kul hakkı yiyenlerden hesap soracağız” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Yalova seçim mitinginde hükümeti sert dille eleştirdi.

“Su sorunu geçici bir sorun değil” Yalova Platformu tarafından yapılana açıklamada, Yalova’nın ciddi ve kalıcı bir susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını söyledi.

S2

S3

Coşkun canlı yayında konuştu

Yalova Milletvekili Temel Coşkun MEB yasa tasarısı hakkında SKY Türk 360, TGRT haber ve TVNET kanallarında haber bültenlerinin canlı yayın konuğu oldu.

S3

Azerbaycan, Hocalı şehitlerine Kırım meclisine ağladı Rus bayrağı 613 kişinin öldürüldüğü

Hocalı katliamından sağ kurtulmayı başaran Hazangül Emirova, babasının gözleri önünde yakılarak öldürüldüğünü anlattı.

S3

Ukrayna’ya bağlı Kırım’ın başkenti Akmescit’te meclis ve başbakanlık binası, silahlı kişilerce ele geçirildi.

Olumsuz hava şartlarına rağmen yoğun katılımın gerçekleştiği Cumhuriyet Meydanında ki miting konuşmasına hükümetin 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları konusuna değinerek Kılıçdaroğlu, “Düşünün sizi kandırdılar. Sizi adam yerine koymayıp çocuklarını paraya boğdular. Her taraflarından dolar aktı. Artık Türkiye’de herkesin gözü açılsın neyin ne olduğunu herkes çok iyi bilsin AKP’ye oy veren yurtdaşlarıma sesleniyorum. Kul hakkı yiyenlere oy veriyorsan diyecek bir şeyim yok.” Dedi. Kılıçdaroğlu operasyonların faturasına belirterek 1 milyar dolar götürüldüğünü Başbakanın evinden

Hatay ve Kırklareli’nde konuştu Hatay’da kalabalık bir miting düzenleyen Muharrem İnce, bugünde Kırklareli’nde binlerce kişiye seslenerek” Türkiye Trakya gibi olsa dünya lideri olur” dedi.

S4

çıkan paranın 1 milyar olduğunu ifade etti. AKP’ye oy veren vatandaşlara seslenerek Kılıçdaroğlu, “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı için düşünün dünya tarihinde hangi başbakanın evinde bu kadar para var. ben hırsız demeyeyimde ne diyim? Kılıçdaroğlu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı sert dille eleştirerek, “Bundan sonra buna sayın demeyeceksiniz. Başbakan’da demeyeceksiniz. Bunun adı bundan sonra başçalan. Başçalan yönetimini istemiyoruz. Hesabını sormazsam nağmerdim!” dedi. Hükümetin dikta rejimi ile yönetildiğini ifade ederek, “Dik-

datörlerin bir özelliği daha var . Az önce söyledim yalan söylerler. Camide içki içilmedi diyen imamı kovdular. Doğruyu söylediğinden dolayı.” İfadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu Yalova Belediye Başkan Adayı Vefa Salman’nın CHPli olduğu sürece yalan söylemeyeceğini ve A partisinden gidip B partisine geçmeyeceğini her kuruşun hesabını vermektede sorumlu olduğunu belirtti. Konuşmasını sonunda “Kadın erkek eşitiliği hukukun üstünlüğünü kul hakkını yemeyen biz hırsızlardan hesap sormayı ant etmeyi düşünen Cumhuriyet Halk Partisiyiz” dedi.


2

Gündem

3 Mart 2014

“Su sorunu geçici bir sorun değil”

Yalova Platformu tarafından yapılana açıklamada, Yalova’nın ciddi ve kalıcı bir susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını söyledi. Yalova Platformu’ndan yapılan yazılı açıklamada, ilde son dönemde kendisini belirgin bir şekilde gösteren su varlığımızdaki azalmanın yalnızca bölgede güncel olarak etkin olan hava koşullarından kaynaklanan geçici bir sorun olmadığı vurgulandı. Su varlığının, iklim değişiklikleri de dahil olmak üzere tümüyle öngörüsüz ve derinliksiz insan faaliyetlerinin yıkıcı etkileri nedeniyle tehdit altında olduğu bildirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ülkemizin büyük bir bölümünü etkisi altına alan hava koşullarının olumsuz etkisi, görünür bir neden olmakla birlikte susuzluk tehlikesinin kalıcı hale dönüşmesinin asıl nedenleri, yanlış imar planlarına dayalı kentleşme politikaları, taş ocakları, maden gaz ve petrol arama

faaliyetleri, iklim değişikliğine ve su kirliliğine neden olan kömür yakıtlı termik santraller, HES projeleri gibi yer altı su kaynaklarını tahrip eden, ekosistemleri yıkıma uğratan tahripkar politikalardır. Yalova’da da yıllardan bu yana uygulana gelen bu yanlış politikaların yıkıcı sonuçlarının en güncel ve en yakıcı örneği, yaşamakta olduğumuz susuzluk sorunudur.” Yalova’nın Türkiye’de en çok göç alan illerin başında geldiği belirtilerek açıklama şöyle sürdürüldü: “Artan nüfusla birlikte büyüyen istihdam sorununa çare bulmak iddiasıyla tersaneler, kimyasal depolama alanları, taş ocakları, organize sanayi bölgeleri vb. türden kent ekosisteminin kaldıramayacağı türden dengesiz projelerin

tgbbahar@gmail.com

Devletin politikası “Hırsızlık”!

hayata geçirilmesi nedeniyle ormanlar, verimli tarım alanları ve bununla birlikte mevcut su kaynakları ve havzaları tahrip edilmekte, yok olan kaynaklar ile artan nüfus arasındaki ters orantı nedeniyle sorun geometrik olarak büyümektedir. Sayıları ve faaliyet alanları her geçen gün

büyüyen taş ocaklarındaki sürekli patlamalar nedeniyle yer altı su kaynakları ve yataklar tahrip edilmektedir. Bu nedenle, özellikle orman alanlarında taş ocaklarına kesinlikle izin verilmemeli, mevcut ocaklar gecikmeksizin kapatılmalıdır.”

Coşkun canlı yayında konuştu Yalova Milletvekili Temel Coşkun MEB yasa tasarısı hakkında SKY Türk 360, TGRT haber ve TVNET kanallarında haber bültenlerinin canlı yayın konuğu oldu. Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi, AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde yapılacak değişiklikle ilgili yasa tasarısı hakkında SKY Türk 360, TGRT haber ve TVNET kanallarında haber bültenlerinin canlı yayın konuğu oldu AK Parti Hükümeti yasa tasarısı ve kanunla ilgili komisyondaki çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Coşkun, yasa tasarısının 22 Şubat’ta komisyondan geçtiğini ve Genel Kurul’da görüşülmek üzere Meclis Başkanlığına sevk edildiğini, 26 Şubat Çarşamba günü itibariyle de Genel Kurulda görüşmelerine başlandığını ifade etti. Kanun Tasarısının eğitim kurumları ilgililerinin de görüşlerinin alınarak Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlandığını belirten Coşkun, “Tasarı eğitim-öğretim kurumlarının görüşleri, makul talepleri de incelenerek komisyonumuza gönderilmiştir. Sadece bir kişi ve bir kurumun ürünü olmayan bu tasarı Milli Eğitim’de önemli bir dönüşümü getirmekte, ihtiyaç olan birçok köklü değişikliği beraberinde getirmektedir. Aralık ayında Sayın Bakanımızın başkanlığındaki heyet eğitim kurumları ve eğitim kurumu ilgililerinin görüş ve önerilerini almıştır. Bakanlık bünyesinde yapılan çalışmalarla birlikte bir kanun tasarısı haline dönüşmüştür ve Bakanlar Kurulunda değerlendirilmiştir. Eğitim kökenli iktidar ve muhalefet partileri milletvekillerince Milli Eğitim,

Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda tartışılmıştır” dedi. “Üzerinde anlaşılan değişiklikler komisyonumuzda görüş birliği ile gerçekleşmiştir” diyen Coşkun, şunları kaydetti: “Nihayetinde Genel Kurul’da görüşmeleri yapılmaktadır. Kanun tasarısı üzerinde görüşler konuşulmakta ve tartışılmaktadır, gerekli ve makul önerilerle bazı değişiklikler de yapılmaktadır. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın onayına sunulacaktır ve onaylanması halinde Resmi Gazete’de yayınlanıp yasa yürürlüğe girmiş olacaktır. Bu yasa tasarısı ile eğitim politikalarının etkinliği ve verimliliğinin artırılması yönünde atılan adımlar, Bakanlık teşkilatında yapılan değişikliklerin uygulamada edinilen tecrübeler ışığında desteklenmesini gerektirmiştir. Aday öğretmenlikten

Nerede Bir Türk Varsa Biz Oradayız!

Türk Cumhuriyetleri Birliği Koordinasyon merkezi yayın organı

öğretmenliğe geçişinden, yurt dışında eğitim amacıyla gönderilecek öğrencilere, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın eğitim ihtiyaçlarına ve yüksek öğrenimlerine ilişkin Bakanlığa verilen görevleri yürütmek üzere Yükseköğretim ve Yurtdışı Eğitim Genel Müdürlüğü’nün kurulmasına; Ölçme ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü kurularak Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından görülen sınav hizmetlerinin ihtisaslaştırılmasından Talim ve Terbiye Kurulu’nun eğitim politikalarındaki karar alma yetkilerinin ilgili hizmet birimlerine aktarılmasına kadar birçok düzenleme getirilmektedir. Bunların yanı sıra özel dershanelerin faaliyetlerini 1 Eylül 2015 tarihine kadar sürdürebilmesi ve bunlardan başka bir özel öğretim kurumuna dönüşmek isteyenlerin yani özel okullara dönüşümleri hususunda hazineye ait

taşınmazların bu kurumlara kiralama usulü ile tahsis edilebilmesi imkânlarını getiriyoruz. Bu kurumlarda çalışmakta olan öğretmenlerin Bakanlık bünyesinde istihdamını, dönüşüm kapsamındaki kurumlarda ve diğer özel öğretim kurumlarında okuyan öğrenciler için de eğitim öğretim desteğinde bulunmasını yasal bir zeminde gerçekleşmesini sağlıyoruz. 12 yaş altındaki çocuklarımıza öğrenci etüt merkezlerinin hizmet vermesi devam edecektir. Bu kanunla her ne ad altında olursa olsun tüm eğitim ve öğretim hizmeti sunan kurumlar Milli Eğitim Bakanlığı’nın izin ve denetimine tabi kılınmaktadır. Eğitim sistemimizin gerek işleyişinde gerekse kurumsal örgütlenmesinde ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve eğitim hizmetlerinin daha etkin ve verimli sunulabilmesi için gerekli dönüşümün sağlanması bu kanuni düzenleme ile mümkün olacaktır.” Meclisin yoğun bir tempo ile önümüzdeki hafta içinde de çalışacağı ifade eden Coşkun, “Milli Eğitim kanunu ardından Demokratikleşme Paketi olarak bilinen Temel Hak ve Hürriyetlerin Genişletilmesi amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, daha sonra MİT yasası olarak bilinen Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı görüşülecek. Ardından 30 Mart yerel seçim çalışmaları için Meclisin çalışmalarına ara verilecek” dedi.

30 Mart’ta sıfırlayacağız

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkan yardımcısı Sezgin Tanrıkulu kahvaltıda basın ve partililerle buluştu. Hükümeti topa tuttu.

İmtiyaz Sahibi Bülent Gürçam

Genel Yayın Yönetmeni: Bülent GÜRÇAM 554 201 20 20 Sorumlu Müdür: Selçuk DİKYURT 507 753 67 26 Haber Şefi: Gülnisa SULTANOVA Muhasebe: Nihat Baydar 535 445 07 28 Dağıtım: Volkan ALBAŞ 539 960 09 95 Yönetim Merkezi: İsmet Acar cad. No:14/2 YALOVA

Tel: 0(226) 812 14 15

Temsilciliklerimiz Almanya

Serhat Türk Adres: 88046 Friedrichshafen ailinger straße 118 ALMANYA Tel: 004917672401481

Orhan Hasanoğlu Adres: Gülseren Mah. No:3 Uğur apt. Tel: +90392 630 52 91 Cep: +90533 886 60 60 KKTC Gazimagusa

KKTC

Belçika

Bayram Vural Adres: Rue du Facteur 1 1080 Brüksel Belçika Tel: 0032 0485392198

Ali Yusif Afşar Adres: Baku, H.Cavid xiyabanı, 33, AZ-1143 Baku Tel: +99470-710-44-91 +99455-710-44-91 İş: +99412 +430-52-66(dahili 131)

Azerbaycan

Türkhaber Gazetesi’nde yayınlanan haber, yazı, resim, ve fotoğrafların Basın Kanunu’ndan doğan her türlü hakları Yalova Alem Gazetesi’ne ait olup Kaynak Gösterilerek kullanılamaz. Yazılan yazılardan yazarları sorumlu olup, Türk Haber Gazetesi’nde yayınlanan iftikale vs. için telif hakkı ödenmez.

Baskı: MEL - AY Ltd. Şti. / Yalova Gazetemiz 3000 adet basılmaktadır.

0226 352 27 65

Tuğba Bahar

Divan restorantta gerçeklenen kahvaltıda Yalova belediye başkan adayı Vefa Salmana destek vermek amacıyla gelen Genel Başkan yardımcı Sezgin Tanrıkulu “çıkan yeni yasaların anayasa suçu olduğunu ve iktidar bunu bile bile bu yasaları çıkartıyor amaçları belli Başbakanın yolsukluk ve rüşvet olaylarının üstünü örtmek ve tüm kurumları kendine bağlamak ama AKP’nin de başbakanında sonu gelmiştir

Balıkesir’den başlayan iktidar yürüşümüz 30 Mart gecesi iktidarla sonuçlanacaktır ve Akp sıfırlanacaktır. Yalova’da adayımıza güvencimiz tamdır seçilecektir artık zaman sosyal demokratların zamanıdır.” Kahvaltıdan sonra seçim irtibat burosu açılışı için ayrıldı. Cuma namazına giden Tanrıkulu daha sonra esnafları ziyaret ederek Vefa Salman’a destek istedi ve vatandaşların sorunlarını dinledi.

Sokaklarda AKP ‘nin seçim müziği Uğur Işılak tarafından seslendirilen “Dombıra” parçasının uyarlaması çalınıyordu! Tvler’de de hükümetin hizmetleri! Bestesi Arslanbeg Sultanbekov’dan çalındığı ortaya çıktığı halde bu uyarlamanın seçim propagandasında kullanılmasına dur diyecek kimse yok. Aynı şekilde polis, KPSS, lise ve ortaöğretim sınav sorularının çalınması gibi. Devletin politikası hırsızlık olmuş! Zaten yargıda operasyon üzerine operasyon yapılmasının asıl sebebi de bu suçların ortaya çıkmamasını sağlamak değil mi? 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının bir gün öncesinde Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen konuşmanın ses kayıtlarını Kılıçdaroğlu açıklarken yandaş medyalar yayınlarını yarıda keserek “Alo Fatihçileri” bir nevi andı! Lakin iftira ise yayının kesilmesi doğruluk niteliğini kazandırıyor! Her zamanki gibi örtbas ustası başbakan bu hırsızlık olayını da montaj olduğunu ve TÜBİTAK’a dava açıldığını dile getirmişti. Olayın netliğini Türk Milletinin milli iradesiyle kesinleşmiştir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Biz, birileri ülkenin bugününü karartmaya çalışırken, Başbakanımızın önderliğinde ülkenin geleceğini aydınlatmak için çalışıyoruz. Bu konuda gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” diyor ama benim aklıma, paraların 30 milyon euroluk kısmının taşınması için gece karanlığının beklenmesi geliyor! Yine Işık, “2002 yılında 310 bin derslik vardı. Şu anda bu dersliğe yaklaşık 220 bin derslik ilave ettik” diyor, benim aklıma, “bu kadar hırsız, hangi derslikte yetişti?” sorusu geliyor! Işık’la ilgisi yok tabii ama Türkçe’nin azizliği diyelim... Burdur’da yaptığı seçim mitinginde kendisini Menderes’in başına gelenlere benzetirken “1960’taki darbenin ardından Eskişehir Örfi İdare Kumandanlığı’nın bir tebliğini gösteren Erdoğan tebliğde , “Ankara’daki bütün hükümet erkanı ve demokrat parti başkanları, yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır. Beraberlerdir, şuna bakın allah aşkına, 12 uçak dolusu altın mücevherat parayı kaçırmakta iken yakalandılar” vurguladı. Erdoğan bilmiyor sanırım. Emekli Kurmay Pilot Albay Hüseyin Avni Güler henüz hayattayken, bu bilgileri, Hulki Cevizoğlu’na açıklamıştı. “Yükümüzün ne olduğunu bilmeden, Londra’ya iki tondan fazla altın götürdüğümüzü ve uçaklar dışında gemilerle, trenle ve TIR’larla yüz ton kadar altının dış ülkelere rehin gönderildiğini biliyorum” demişti. Konuya değinen Arslan Bulut’un ifadesiyle Erdoğan da farklı sebeple İran’a tonlarca altın gönderdi, ilginç değil mi?

Abonelik ve reklam için bizi arayın 0(226) 812 14 15


Gündem

Hatay ve Kırklareli’nde konuştu

CHP Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili İnce, şehir şehir dolaşmaya devam ediyor. Hatay’da kalabalık bir miting düzenleyen İnce, bugünde Kırklareli’nde binlerce kişiye seslenerek”Türkiye Trakya gibi olsa dünya lideri olur.” dedi. Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde CHP seçim bürosunun açılışını yapan. İnce, “CHP, büyük otellerin lobi salonlarında kurulmuş bir parti değildir. Savaş alanlarında kurulmuş bir partidir. Kuvay-i Milliye ruhunun bir partisidir” dedi. CHP Grup Başkanvekili İnce’nin Lüleburgaz ilçesi İstanbul Caddesi girişinde gerçekleştirdiği seçim bürosu açılışında alkışlar ve sevgi gösterileriyle karşılandı. İnce, açılışta partililere hitaben yaptığı konuşmasında, “Devlet olanaklarını artık hırsızlar kullanamayacak. Devlet olanaklarını artık bu memlekette yetim hakkını kullananlar yiyemeyecek. Değerli dostlarım büyük hırsızlıklar 3 Y ile kapatılır. Bir; büyük yaygara yapılmıştır. İki; büyük yalanlar söylenmiştir. Üç; büyük yasaklar gelmiştir. İşte interneti yasaklayacak. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nu değiştirip kendine bağlayacak. MİT yasasını çıkaracak. Perişan olur bu millet. Hedefimiz 3 Y dediler. Bu 3 Y yerinde duruyor. Yanına 2 Y daha eklediler. Bir yalan eklediler bir de yüzsüzlüğü eklediler. Türkiye’de yolsuzluk hep olmuştur. Doğrudur. Ama hiçbir zaman yüzsüzlük bu kadar olmamıştır” dedi. 17 Aralık operasyonuna atıfta bulunan İnce, “Bunların doğru bir yanı yok mu? Var. Allah için bunlar Müslüman. Neden ama Müslüman. Bir Müslüman haram paraya el sürmez. Onun için para sayma makinesi ile sayıyorlar. Müslüman adam bunlar. Ne diyordu Başbakan. ‘Hırsızlık oğuldan babaya geçmez. Babadan oğla geçer’ diyordu. Ne kadar haklıymış. Biz, bu topraklarda yolsuzluk gördük, hırsızlık gördük, bunların hepsini biliyoruz. Babadan oğula da geçtiğini biliyoruz. Ama ilk kez baba ile oğlun beraber yaptığını görüyoruz.” diye konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kayıtlarına da değinen İnce “Silivri’de montaj diye 5 seneden beri bağıranlar var. Onlar içeride yatıyor. Montaj deyip kurtulunabilseydi, onları neden 5 senedir kurtarmadın o zaman. 5 senedir o insanlar suçsuz yere orada yatıyorlar. Bakın yine genel başkanımız için ne demişti: ‘Senin nefes alışını bile kontrol ediyorum ey Kılıçdaroğlu’ demişti. Hatırlıyorsunuz değil mi ? Meğer kendi nefes alışını bile kontrol ediyorlarmış. Dinlersen dinlerler” ifadelerini kaydetti. “Sizin Para Sıfırlama Derdiniz Yok” “Sizin para sıfırlama derdiniz yok” diyen İnce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Zaten maaşı aldığınız gibi para sıfırlanıyor. Alırken sıfır zaten. Çocuğun taksiti, kira borçları. Ama Başbakan’ın korkudan evdeki parayı sıfırlama derdi var. Bunu kurtaracağız. Başbakan’ı kurtaracağız. Bu sabah akşam, rant düşünmekten, dolar düşünmekten, villa düşünmekten yoruldu. Bizim bunu dinlendirmemiz lazım. Bu 30 Mart’ta sadece bir belediye başkanı seçmeyeceğiz.

3

Orhan Hasanoğlu orhan.hasanoglu@emu.edu.tr

Hocalı kan denizi...

Ama bir şey daha oylayacağız. Yaşam şeklini, cumhuriyeti oylayacağız. Geleceğimizi, çocuklarımızı da oylayacağız.” “Sen Lobilerin Eserisin” Başbakan Erdoğan’ın gerçekleşen süreçler hakkında hep bir ‘lobi’ yakıştırması yaptığına dikkat çeken Muharrem İnce, “Bir gün bir eylem oluyor ‘Gezi lobisi’ diyor. Vazgeçiyor ‘faiz lobisi’ diyor. Vazgeçiyor ‘caiz lobisi’ diyor, ‘porno lobisi’ diyor, ‘dış mihraklar’ diyor. Sayıyor da sayıyor. Bak sayın Başbakan lobicilik hizmetlerini bu ülkede en iyi bilen sensin. Sen bu lobilerin bir eserisin. CHP bir lobi partisi değildir. Büyük otellerin lobi salonlarında kurulmuş bir parti değildir. Savaş alanlarında kurulmuş bir partidir. Kuvay-i Milliye ruhunun bir partisidir” şeklinde konuştu. “Türkiye Trakya Gibi Olsa Türkiye Dünya Lideri Olur” Türkiye’nin Trakya gibi olması durumunda dünya lideri olacağına vurgu yapan İnce, “Ben sizin bu seçimlerde de bir Türkiye rekoru kıracağınıza inanıyorum. Buna yürekten inanıyorum. Zaten Türkiye Trakya gibi olsa Türkiye dünya lideri olur” diyerek sözlerini tamamladı. Seçim bürosunun kurdelesini kesen Muharrem İnce’ye partililer büyük bir ilgi gösterdi. Partililer, İnce ile fotoğraf çektirebilmek için adeta yarıştı. İnce, açılışın ardından Kırklareli’ye hareket etti. İNCE HATAY’DA KONUŞTU Hatay’ın Erzin ilçesinde konuşan CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, Türkiye’de 75 milyonun hırsızlığın babadan oğula geçtiğini bildiğini belirterek, “Ama baba ile oğlun beraber soyduğunu ilk kez görüyoruz.” dedi. Erzin Karamustafalı Mahallesi Atatürk Caddesi’nde bulunan seçim bürosu açılışına CHP Grup Başkan vekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Erzin Belediye başkan adayı, Ali Büyüker, İlçe Başkanı Ali Sarar ve partililer katıldı. İnce burada yaptığı konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği ileri sürülen ses kayıtlarına değindi. Yıllarca yalancılara meydan okuduklarını söyleyen İnce, “Büyük hırsızlıklar neyle kapanır biliyor musunuz? Bir, büyük yalanlarla kapatılır. İki, büyük yaygaralarla kapatılır. Üç, büyük

yasaklarla kapatılır. Hırsızlık diyor, oğuldan babaya geçmez. Babadan oğula geçer diyor. Evet, doğru. Türkiye’de 76 milyon hırsızlığın babadan oğula geçtiğini bilir. Ama baba ile oğlun beraber soyduğunu ilk kez görüyoruz. Ne dediyse başına geldi. Baba oğul dedi, başına geldi. Esad’a önce kardeşim dedi sonra katil Esad dedi. Geçmişte kardeşim dediklerine şimdi paralel devlet diyor, çete diyor, örgüt diyor.” ifadelerini kullandı. Başbakan Erdoğan’ın başkalarının kasetlerini seçim meydanlarında kullandığını söyleyen Muharrem İnce, “Seçim meydanlarında bas bas bağırdı. Kendi ses kasetine gelince, bunlar montaj dedi. Ben, Kılıçdaroğlu’nun nefes alışını dahi kontrol ediyorum dedi. Meğer onun nefes alışını da kontrol ediyorlarmış. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıyım diyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni hatırladı sonunda. Valiliklerden Türkiye Cumhuriyetini sildiren bu değil mi? Kamu bankalarından Türkiye Cumhuriyeti ibaresini kaldıran bu değil mi? Andımızı yasaklayan bu değil mi? Şimdi ne oldu da Türkiye Cumhuriyetini hatırladı.’’ ifadelerini kullandı. Son günlerde internete düşen ses kayıtlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Muharrem İnce, ‘’ABD’den rapor geldi diyorlar. Bu rapor hangi laboratuvardan geldi, hani rapor nerede. Şunu bir açıklasınlar da görelim. Siyasetin acımasız bir yüzü vardır. Sınırlarımıza dikkat edeceğiz. Biz, MHP, ANAP, Demokrat Parti, Refah Partisi ile rakip olduk ama yendik, ama yenildik. Siyaset bu, baraja takılmak da var, iktidar olmak da. Siyasi partiler bir elin parmakları gibidir. Türkiye’de miting meydanlarında Demirel, Özal, Türkeş, Erbakan, Ecevit mezhep tartışması yaptı mı? Türkiye’de mezhep tartışmasını meydanlarda yapan bir kişi var, o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hükümetin önünde fazla bir seçenek kalmadı, HSYK ve MİT yasasını değiştirerek interneti yasaklayarak, bunlar kendini kurtarma telaşında. 30 Mart sabahı herkes gitsin oyunu kullansın. Bir mıh bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir vatanı kurtarır. Bütün vatandaşlarımızı CHP’ye davet ediyorum. Sandığa gelsinler vatandaşlık görevini yapsınlar.’’ dedi.

Kırım meclisine Rus bayrağı

Ukrayna’ya bağlı Kırım’ın başkenti Akmescit’te meclis ve başbakanlık binası, silahlı kişilerce ele geçirildi

Ukrayna’ya bağlı Kırım’ın başkenti Akmescit’te (Simferopol) meclis ve başbakanlık binası, Rus olduğu sanılan silahlı kişiler tarafından ele geçirildi. işgal edilen meclis ve başbakanlık binasına Rus bayrağı çekildi. Binaların çevresine kimsenin yaklaşmasına izin verilmiyor. Kırım Haber Ajansı, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Rifat Çubarov’a dayanarak yayımladığı haberde, Kırım parlamentosunun sabaha karşı herhangi bir belgesi olmayan üniformalı kişiler tarafından ele geçirildiğini duyurdu. Haberde, meclisi ele geçirenlerin sayısının 30-35 civarında olduğu kaydedildi. Meclis ve başbakanlık binaları çevresinde güvenlik kordonu oluşturan polis, giriş çıkışlara izin vermiyor. Basın mensuplarının parlamentoya yöneldiği sırada ise bina içinden dışarıya ateş açıldı. Bina önündeki basın mensuplarına işgalciler adına açıklama yaptığını ve adının

3 Mart 2014

Maxim Dançenko olduğunu söyleyen bir kişi, eylemcilerin Kırım’ın geleceğini tayin edecek bir referandum yapılmasını istediklerini ve liderlerinin parlamento binasına gelmesini beklediklerini aktardı. Dançenko ve yanındakiler açıklamanın ardından basın mensuplarının içeriye girebileceğini belirtti. Bunun üzerine gazeteciler binaya yöneldi. Ancak girişe yakın bir noktaya geldikleri sırada, binadaki işgalciler tarafından dı-

şarıya ateş açıldı. Bunun üzerine basın mensupları hızla binadan uzaklaştı. Arbede çıktı Akmescit’te dün Kırım Özerk Parlamentosu olağanüstü gündemle toplanmaya çalışmış ancak bina önünde gösteri yapan Rusya yanlısı toplulukla Kırım Tatarları arasında çıkan arbede nedeniyle toplantı iptal edilmişti.

Azerbaycan’ın nadide yurdu Karabağ ile başladı kara bahtımız. Yandık tutuştuk. Acımızı paylaşacak dost aradık. Maalesef hudut dostu olarak adlandırdığımız bazıları düşman oldular. Cumhuriyetimizi bir kırmızı bayrak, orak ve çekice değiştirenler, tarihî düşmanlarımızı yıllardır “kardeş halk” diye tanıtmışlardı. Oysa ay yıldızlı üç renkli bayrağımız ne güzel yakışmıştı odlar yurdu vatanımıza. Hep ezilen halkımız bir daha ezildi. Seneler sonra yine üç renkli bayrağımızı çekti azatlık savaşçılarımız güzel semalara. Bu bayrağın yerini kara bulutlarla kaplamaya çalıştı düşman. Hâlâ uzaklaştıramadık bu bulutları. Açık semalarımızda gök kuşağı gibi rengârenk dalgalandı bayrağımız. 1992 yılı 26 Şubat günü bulunduğumuz asrın en ağrılı acılı günlerinden biridir bizler için. O sabah duyduklarımız ve televizyonlardan izlediklerimiz hayatımız boyunca hiç unutamayacağımız sahnelerdi. Atalarımızın, babalarımızın nice emekler sarf ederek taş üstüne taş koyarak inşa ettikleri Azerbaycan’ın en güzel kasabalarından biri olan Hocalı insanlarıyla beraber yerle bir olmuşlardı. Daha 1990’lı senelerde başlayan çilemizin en unutulmaz günü. Hâlâ kan kokuyor vatanımızın toprakları. Yandı analarımızın yüreği. İçine bir dert oldu şehit babalarının evlat kaybı. Hocalı’da yaşananlara sadece seyirci kaldı dünya. Ellerinde uyduruk “soy kırım” belgeleriyle gezenleri ağırlayıp, destekleyen Avrupa zalim gözlerini kapatmıştı o gün. Neredeydi Rusları “baş tacı” yapanlar? Onların kardeş dedikleri hiç acımadan katlederken halkımız neredelerdi? Bu gün bizleri “Rus Ordusu” yazdık diye suçlayanlar o günlerde Rusların koynundan çıkmıyorlardı. Yetmez mi artık? Dostumuzu düşmanımızı ayırabilecek kadar gelişmedik mi? Bizden olmayıp bizimle olanlar dostumuz sayılmaz. 20 Ocak unutulmadan 20 Şubat geliyor. Hâlâ her ay Ermenistan’la sınır bölgelerimizde bir çok askerimiz şehit edilmekte. Oysa bir takım vatandaş bunların bize düşman olmadığını iddia etmeye çalışmakta. Hocalı, tarihimizin kanla yazılmış satırlarında, yanan bir yurttur. Bu kelimenin bizlere ne anlattığını ifade etmek çok zordur. Hocalı soykırımı. Tarihin, insanlığın affetmeyeceği vahşiliklerden birinin yapıldığı gerçek bir insan avıdır. Bu yaşananlar sadece Hocalıda yaşayan Azerbaycanlı kardeşlerimizin değil insanlığın ezildiği, yerlerde süründüğü, kadınların, kızların, çocukların ve yaşlı insanlarımızın acımadan vahşice katledildiği bir tarihtir. Kanında vatan ve milletin acısını, ağrısını paylaşanların yas günüdür. Sadece şehit babalarının değil, tüm babaların yaralı günüdür. Dünya Türklerin Ermenilere karşı soykırım yaptığını kabullenmenin kapısındayken, Ermeni ve Ermeni yanlısı tarihçiler gözleri önün-

de başveren bu hadiseleri görmezlikten gelmekte. Hocalı’da yapılanları soykırım kelimesiyle anlatmak tam anlamıyla yetersiz kalır. Arazisi 922 kilometre kare olan, 11.544 nüfusu olan bir ilimize 366 numaralı zırhlı birlik, yüzlerce vahşi Rus askeriyle yan yana Ermeni askerleri bir gecede, ansızın tecavüz ettiler. Facianın kan dolu, vahşet dolu manzarasını unutmadık. O gece düşman 613 kişiyi birden katletti. Öldürmeden, diri diri yaktılar, vücutları kesildi. İşte Hocalı faciası bu yüzden bu kadar içimizi yandırmakta. 196 kadın... Analarımız, bacılarımız sadece tecavüze uğramakla kalmadı vücutlarında sigara söndürüldü, derileri soyuldu. Dünyada eşi beraberi (benzeri) görülmemiş vahşilikler yaşandı. Hamile kadınların vücutları kesilerek daha doğurmadıkları yavrularıyla beraber katledildi. 83 kardeşimiz daha hayatlarının çocukluk çağındayken şehit edildi. İşkenceye maruz kalarak minik gözleriyle dünyaya göz yumdular. 200’den fazla insanın talihinden hâlâ haber yok. O gece 1.275’ten fazla insan Hocalıdan esir alınarak Ermeni kamplarına götürüldü. 480 kişi özürlü vaziyette yaşam mücadelesi vermekte. Bugün Bakü etrafında bir milyonun üstünde insan yıllardır çadırlarda hayatla mücadele ediyor. Zor şartlarda yaşam savaşı veriyor. Bir gün doğdukları yurtlarına geri dönme umuduyla yaşamaktadırlar. Bir çoğunun aile fertleri gözleri önünde kurşuna dizildi. 20 asırda defalarca Ermeniler tarafından halkımıza saldırılar olmuştur. Unutkanlığımızdan olsa gerek ki bunları da zamanla unuttuk. Sovyetler döneminde “dost” olduk. Bununla kalmayıp hatta bazıları yakın akraba bile oldular. Bu gün Karabağ’ı satıp nüfusunu yıllardır Bakü etrafındaki çadırlarda kaderleriyle baş başa bırakmakla onlara olan borcumuzu yerine getirdiğini düşünenlerin vicdanları hiç mi sızlamaz? Her şeyi devlette aramaktayız. Peki bizler ne yapmaktayız? Vatanı ve halkının mutlu geleceği namına çalışanlara destek olmamız gerekmiyor mu? “Vatan toprağı kutsaldır” vecizesini kabullenip, yıllardır kaybettiğimiz, atalarımızın kılıç çalarak, savaşarak korudukları topraklar bizimdir. Daha Sovyetler döneminde Azerbaycan’ın topraklarının bir kısmı elinden alınıp Ermenilere hediye edilmiş, Türkler bu bölgelerden uzaklaştırılıp yerlerine Ermeniler yerleştirilmişti. O günkü makam sahipleri bu gün bizi suçluyor, Lenin’e baba diyenler bize düşman kesiliyor... Bu masum insanlarımızı anarken halkımızın acılarına ortak olduğumuzu bir kere daha bildiriyor, “başımız sağ olsun” diyor, Yüce Allah’tan şehitlerimize rahmet diliyoruz. Dualarımız ana yurtlarından ayrı düşen çocuklarımızın bir gün gözlerini Karabağ’da açmaları içindir... Hocalı Soykırımı...


3 Mart 2014 Gündem 4 Azerbaycan, Hocalı şehitlerine ağladı 613 kişinin öldürüldüğü Hocalı katliamından sağ kurtulmayı başaran Hazangül Emirova, babasının gözleri önünde yakılarak öldürüldüğünü anlattı. Esir tutuldukları sırada işkence yapılan babasının, “Azerbaycan toprakları Ermenilerindir.” demeyi kabul etmeyip “Ben vatanımı satmam” diye haykırınca üzerine benzin dökülerek yakıldığını söyledi. Katliamın acısını hâlâ yaşayan Mihriban Hüseynova da, “Kocamı öldürdüler. Kız kardeşimin kızlarını, oğullarını öldürdüler.” dedi. Azeriler, dünyanın Hocalı’yı ‘soykırım’ olarak tanıması, Ermenistan’ın da işgali altında tuttuğu Azerbaycan topraklarından çekilmesini istiyor. Dağlık Karabağ bölgesinde tek havaalanına sahip olan ve askeri açı-

bulentgurcam@gmail.com

dan stratejik önem taşıyan Hocalı, 25 Şubat 1992 tarihinde savaşın en acımasız saldırısını yaşadı. Ermeniler, bölgede bulunan Sovyet ordusuna bağlı 366. Zırhlı Alayı’nın desteğini alarak, savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri’yi öldürdü. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulurken, Ermeni güçleri bin 275 kişiyi rehin aldı. Bunlardan 150 kişinin akıbeti halen bilinmiyor.

Hocalı 22 yıl

Selçuk Dikyurt Canlı yayın selcuk_10971@hotmail.com

Adaletin bu mu dünya Adaletin olmadığı yerde hiç bir şey olmaz. Boşuna dememişler adalet mülkün temelidir. Birkaç tane baklava çalan çocukları hatırladınız mı? yok unuttunuz bu çocuklar yıllarca hapiste yattı. Hayatları karardı. Peki bakan oğulları ve Rıza Sarraf’ı bilmeyeniniz var mı? 17 aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda içeri alındılar, paralar, kasalar, para sayma makinaları çıkmıştı hatta halk bank genel müdürünün evinde ayakkabı kutularında 4,5 milyon dolar para çıkmıştı. Şimdi kişiler atılı suçların şüpheliler lehine değişme ihtimali, delillerin toplandıkları, sabit ikametgah ve konumları gereği kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunmadığından ayrı ayrı tahliyelerine karar verildi. Peki yurt dışından gelip teslim olan subaylar gazeteciler akademisyenler parti genel başkanları niye hala içerde adaletin olmadıgı için adaletin terazisi oynadı artık yazık bu ülkeye . Herkes bilmeli ki adalet bir gün herkese lazım.

Cafe Neşe

Süleyman Bey mah. Kıbrıs sok. İnegöl apt. 21/A Enis Bozdemir

Bülent Gürçam

Karabağ ve onun göz bebeği Hocalı tamı tamına 22 yıldır Ermeniler tarafından kanunsuz bir şekilde zaptedilmiş. Bütün Uluslar arası kurumların kınamasına ramen, Ermeniler bu bölgeleri geri vermemekte israr ediyor. Ama birde madalyonun o bir yüzü var. Peki bu 22 yılda bizler ne yaptık, yeterince uluslararası arenada bu olayı gündemde tutabildik mi? Neler yaptık,neler yapamadık? Üzerimize düşen vazifeleri yerine getirebildik mi? Ben bu soruların hepsine, kocaman bir hayır diyorum. Ne bizler, ne bu işlerle ilgili kurum ve kuruluşlar, üstlerine düşen vazifeleri tam olarak yerine getirmediler. Olayı ancak kendi aramızda, 26 Şubat geldiğinde hatırladık. Birbirimizi teselli ettik. Kendimiz ağladık, kendimiz gözyaşımızı sildik. Velhasıl bu dünyaya derdimizi bir türlü, onların anladığı dilde, anlatamadık. Bir yandan sahipsiz ve programsız hareket eden cemiyetler, diğer tarafta görevini yapamayan devlet kurumları. Vur çatlasın, çal oynasın misali. Kimin, nerede, ne yaptığı belirsiz, karışık bir düzen. Avrupalılar ancak bizi hayretle izliyorlar. Bizim yerimize Karabağ’ı alacak durumda değiller, sadece hayretle bizi seyredip, sinsi sinsi gülüyorlar. Aslında sorulacak soru çok ama bu sorulara cevap verebilecek merci yok! Ben bu konuları tam 22 yıldır soruyorum, yollar gösteriyorum. Brüksel’de kaldığım 35 yılın verdiği tercübeleri paylaşmak istiyorum, ama kiminle ve nasıl? Bizi dinleyen yok. İşler kilitlenmiş. Bir kaç dernek, kendi gücüyle bir şeyler yapmak istiyor. Ne kadar oluyor sizler daha iyi bilirsiniz. Yine de biz elimizden geleni yaptık bundan sonrada yapacağız. Bizim elimizden bu kadar geliyor. Hocalı’yı artık anmak istemiyoruz. Artık yeter. Hocalı’yı gezmek, görmek istiyoruz. Hocalı bir Türk yurdu, öyle kalmasını istiyoruz. Karabağ Türk Dünyasının göz bebeği, artık yeter diyoruz. Bu son 22 yıl olsun artık, topraklarımız boşaltılsın istiyoruz.


Kültürel

Tacikistan

Tacikistan, resmî adıyla Tacikistan Cumhuriyeti, Orta Asya’da denize çıkışı olmayan bir ülkedir. Komşuları güneyde Afganistan, batıda Özbekistan, kuzeyde Kırgızistan ve doğuda Çin Halk Cumhuriyeti’dir. En büyük etnik grubun Tacikler olduğu ülkede tarihi ve kültürel olarak bölgede varlığını sürdüren Özbekler’de bulunmaktadır. Ülkenin bulunduğu alanda Samanîler İmparatorluğu varlığını sürdürmüş. 20. yüzyılın başında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kurulduktan sonra bu birliğin uzantısı olan Tacik Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti varlığını sürdürmüştür. Demografi Ülkede en büyük etnik grup %79.9 oranla Tacikler, 2. etnik grup ise %15 oranla Özbek’ler, 3. büyük etnik grup ise %1.5’luk bir oranla Ruslar ve diğer belirlenemeyenler %6.6’lık bir kesimi oluştururlar. Resmi dil Tacikçe olmasına rağmen, yakın çağdaki etkileşimlerden dolayı Rusçada kullanılır ama Rusçanın resmi bir statüsü yoktur. Ülkede insanların mensup olduğu en büyük din İslam’dır. Halkın %95’i Sünni Müslüman, %2’i ise Şii Müslüman’dır. Geri kalan %3’luk gibi bir kısmı Hıristiyan’lar oluştururlar. Ülkede Hıristiyanlar daha çok Rus Ortodoks Kilisesi’ne mensupturlar. Tacikistan, Haçlı Seferleri sırasında İran’a bağlı bir özerk bölgeydi. Tarihi İran kökenli bir halk olan Tacikler, milattan önce sırasıyla Perslerin, Büyük İskender’in ve onun ardından kurulan devletlerin hakimiyetleri altında kaldılar. Yedi-sekizinci asırlar arasında Müslüman Araplar Taciklerin yaşadığı bölgeyi fethettiler ve buralara Maveraünnehr ismini verdiler. Kısa zamanda Müslümanlığı kabul eden Tacikler, bölgeye hakim olan Türklerin kültür ve dillerinden büyük ölçüde etkilendiler. Tacikler 15. asırdan 18. asrın ortalarına kadar Buhara Hanlığının hakimiyeti altında yaşadılar. Daha sonra Ceyhun Irmağı’nın güneyinde ve güneybatısındaki toprakları ele geçiren Afganlar, Taciklere hakimiyetlerini kabul ettirdiler. Tacik topraklarının büyük bölümü 1860’lı yıllarda Rusların eline geçti. Buhara Hanlığı ise 1868’de Rusya’nın hakimiyetini

kabul etti. Rusya’daki 1917 Ekim Devriminden sonraTaciklerin yaşadığı toprakların bir bölümü 1918 Nisan’ında kurulan Türkistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlandı. Bugünkü Tacikistan topraklarının böyük bölümünü

Tacikistan bağımsızlığını ilan eder etmez, ülkedeki belli başlı üç muhalif grup başta bulunan yöneticilerle mücadeleye başladı. Bunlar batı taraftarı Demokratik Parti, Tacikistan’a İslami idareyi yeniden getirmek isteyen Rastohen Milli Cephesi

Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman içine alan Buhara Hanlığı’nda 23 Ağustos 1920’de yönetime el koyan devrimciler, Ekim ayında Buhara Sovyet Halk Cumhuriyetini kurdular. Devrimciler 1921 başlarında Duşanbe ve Kulyab’ı ele geçirdiler. Yeni yönetime karşı ayaklanan halk, kanlı bir şekilde bastırıldıysa da ayaklanmacılar İbrahim Bek idaresinde mücadelelerine 1931’e kadar Doğu Buhara’da devam ettiler. Buhara Sovyet Halk Cumhuriyeti ile 1924’te Türkistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlı Tacik toprakları birleştirilerek Tacikistan Özerk Cumhuriyeti kuruldu. İdari olarak Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlıydı. 1929’da Sovyetler Birliğini meydana getiren 15 cumhuriyetten biri haline getirildi. Sovyetler Birliğinde 1989’da başlayan reformlar Tacikistan’da da köklü değişikliklere sebep oldu. İlk çok partili seçimler yapıldı. Ülke yeni bir siyasi ve ekonomik döneme girdi. Tacikistan 1991’de bağımsızlığını ilan etti ve aynı sene Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı.

Duşanbe’de Samanoğlu Emiri İsmail anıtı

ve kurulur kurulmaz yasaklanan İslami Yenilik Partisiydi. Yapılan protesto gösterileri neticesinde muhalefetin birçok istekleri kabul edildi. Komünist Partisi yasaklandı ve İslami Yenilik Partisi

(Ceyhun), cumhuriyetin güney sınırının büyük bölümünü çizer. Diğer önemli akarsu cumhuriyetin orta kesiminden geçen Zerefşan Irmağıdır. İklimi Tacikistan’da sert kara iklimi hüküm sürer. Vadilerde Astropik bir iklim görülür. Yazlar çok sıcak ve kurak geçer. Yağış miktarı genelde düşüktür. Senelik ortalama yağış miktarı 150-250 mm arasında değişir. Dağlık bölgelerde kışlar çok soğuk olup, sıcaklığın zaman zaman -46°C’ye düştüğü görülür. Dağlık bölgeler vadilere nazaran daha az yağış alır. Yağış ortalaması 60-80 mm arasında değişir. Tabii Kaynaklar Madenler: Yeraltı zenginlikleri bakımından zengin olan Tacikistan’da demir cevheri, kurşun, çinko, antimon, cıva, altın, kalay, tungsten, petrol, doğalgaz ve kömür yatakları vardır. Bitki örtüsü: Yeryüzü şekilleri ve iklim şartları sebebiyle son derece zengin bir bitki örtüsüne ve hayvan varlığına sahiptir. Ülke topraklarında beş binin üzerinde çiçek türü vardır. Nüfus ve Sosyal Hayat Tacikistan nüfusu 5.358.000 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir. Ülkede nüfus artışı çok yüksektir. Tacikistan nüfusunun % 62’sini Tacikler, % 24’ünü Özbekler, % 8’ini Ruslar, % 6’sını diğer milletler meydana getirir. Ülkenin en büyük şehirleri Duşanbe ve Leni-

Pamir Dağları. Bu dağlar Çin, Pakistan, Afganistan ve Kırgızistan ile sınırını oluşturur. kanuni statüye kavuştu. Seçimler sırasında Nabiyev cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı. Fakat 24 Kasım 1991’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Nabiyev kazandı. Üç muhalif partinin desteklediği Eski Sinema İşçileri Sendikası başkanı Davlat Hudonazaov seçimlere hile karıştığı iddiasında bulundu. Orta Asya cumhuriyetleri arasında en fakiri olan Tacikistan’da ekonominin kötü durumu huzursuzluklara sebep olmaktadır. Fiziki Yapı Tacikistan topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplıdır. Toprakların yarısından fazlasının yüksekliği 3000 metreden fazladır. Kuzeyde Tanrı Dağlarının batı uzantıları, orta kesimde aynı dağların güney uzantıları, güneydoğuda ise Pamir-Alay dağ silsilesinin buzullarla kaplı dorukları yer alır. Güneydeki dağlar arasında geniş vadiler bulunur. Topraklarının tamamı zelzele kuşağında yer aldığından, ülkede sık sık zelzele olur. Ülkedeki göller Pamir bölgesinde toplanmış olup sayıları çok azdır. Göllerin en büyüğü denizden 3960 m yükseklikte yer alan Karakul Gölüdür. Dağlardan kaynaklanan sular Sır Derya ve Amu Derya nehirlerinin kollarını meydana getirir. Amu Derya

nabad’dır. Nüfusun büyük kısmı kışlak adı verilen küçük köylerde yaşamaktadır. Kışlakların çoğunda okul, sağlık, alışveriş ve kültür merkezi vardır. Eğitim: Eğitim parasız olup 7-17 yaş arasında mecburidir. Ülkede mesleki eğitim veren çok sayıda orta öğretim kurumuyla yüksek okul vardır. Tacikistan İlimler Akademisi 1951’de kurulmuş olup, 18 enstitüsü mevcuttur. Ekonomi Tacikistan ekonomisinde tarım birinci planda yer alır. Başlıca tarım ürünü pamuktur. Pamuk ekiminin büyük bir kısmı sulama ile yapılır. Ayrıca üzüm, susam, buğday, arpa, kavun, sebze yetiştirilir. Hayvancılık da ülke ekonomisinde önemli yer tutar. Küçükbaş hayvan besiciliği ve ipekböcekçiliği yaygın olarak yapılır. Çiçek yetiştiriciliği yaygındır. Madencilik, hidroelektrik enerji üretimi, petrol çıkarma ve pamuk işleme başlıca sanayi kuruluşlarını meydana getirir. Ayrıca gıda işleme makinaları, kimyevi maddeler ve halıcılık, sanayide önemli yer tutar. Örme eşya üretimi, ipekli kumaş, halıcılık gibi hafif sanayi kollarının yanında güç transformatörleri ve kabloları, tarım aletleri üretimi gibi orta ve ağır sanayi kolları da vardır.

5

3 Mart 2014

Kırmızı şerit Tacikistan bağımsızlığını ve kendi topraklarını temsil eder. Beyaz, ülkenin saflığını ve pamuk endüstrisinin Tacik ekonominin önemli bir parçası olduğunu temsil eder. Yeşil, Tacikistan tarımını temsil eder.Taç ve yıldızlar Tacik egemenliğini, işçilerin birliğini ve Tacikistan sosyal sınıflarının bütünlüğünü sembolize eder. Tacikistan Bayrağının Tarihçesi Tacikistan bayrağı,ülke 9 Eylül 1991 tarihinde Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazandıktan sonra, 24 Kasım 1992 tarihinde kabul edilmiştir. Tacikistan Sovyetler Birliği’nin bir parçası olduğu zaman Sovyet amblemleriyle ilişkili olarak,beyaz ve yeşil renkli ince yatay çizgili kırmızı zeminli bir bayrak kullandı. Bu renkler aynı zamanda mevcut Tacikistan bayrağını oluşturdu.

Duşanbe

Tacik Pilavı

Malzemeler: Yarım kilogram kuşbaşı et, Yarım kilogram pirinç, 3 adet havuç, 1 adet soğan, Sıvıyağ, Tuz, Karabiber Hazırlanışı: Önce tencereye eti koyun. Biraz sıvı yağ ekleyerek kavurun. Üzerine halka doğranmış soğanları ekleyip soteleyin. Havuçları kibrit çöpü şeklinde doğrayın. Onları da ekleyip kavurun. Üzerine sıcak su ilave edin. Etler pişince pirinci üzerine ilave edin. Tuzunu da ekleyip pişmeye bırakın. Ters çevirerek servis yapın. Son derece lezzetli ve besleyici bir pilav.


6

Gündem

3 Mart 2014

BBP’li Kır Yalova’da dinlenenleri sordu

Büyük Birlik Partisi MKYK Üyesi Fikret Kır, dinleme kayıtlarında görünen 3 Yalova telefonunun kimlere ait olduğunu sordu. Kır, yaptığı yazılı açıklamada, dinleme kayıtlarında üç tane Yalova numarası bulunduğunu söyledi. Yalova’da dinlenen numaraların kimlere ait olduğunun merak uyandırdığını belirten Kır, “Ben Yalovamızın yetkili ve etkililerine açık çağrıda bulunuyorum; Yalova milletvekillerimizden, valimizden, cumhuriyet savcımızdan bu numaraların kime ait olduğuna dair bir açıklama ya da soruşturma bekliyoruz. Hukuki prosedürün ne olduğunu tam olarak bilemiyorum ancak bildiğim şey bu tür dinlemelerin neden ve nasıl yapıldığının kamuoyu ile

paylaşılması gerektiğidir” diye konuştu. Kır, açıklamasını şöyle sürdürdü: “En azından yapılan dinlemelerin hukuk çerçevesinde mi yapıldığı yoksa hukuksuz bir biçimde mi yapıldığının açıklanması gerekmez mi? Eğer hukuksuz bir dinleme yapılmış ise bu konuda gerekli soruşturma ve kovuşturmanın yapıldığı ya da yapılacağı konusunda kamuoyu aydınlatılmalıdır. Kamu vicdanını derinden yaralayan dinlemelerle ilgili tüm Türkiye olduğu gibi Yalova kamuoyu da hem rahatsız hem de tedirgindir.

Yalovamızın tüm yetkili ve etkililerinin yapacakları açıklamalar

ve uygulamalar ile bizleri aydınlatmasını bekliyoruz.” dedi.

60 kiloda sağ kolda Türkiye birincisi Yalova bilek güreşi spor kulübü sporcularından gazetemiz çalışanlarından Volkan Albaş’ın kuzeni Emre Albaş 60 kg Asfa Genç Erkekler Türkiye bilek güreşi şampiyonasında solda katılmayıp olup sağ kolda Türkiye birincisi olmuştur. Başarılarının daim olması dileklerimizle.

Yalova yabancı konut satışında 8. Türkiye’de geçen yıl, günde yaklaşık 3 bin 170, saatte 132 konut el değiştirdi. Söz konusu dönemde dakikada 2 konut satıldı. 2008-2012 arasında il merkezleri ve merkez ilçelerdeki konut satışlarını kapsayacak şekilde yayımlanırken, 2013 yılı itibarıyla tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde il düzeyinde üretilmeye başlandı. Bu revizyon sonrasında 2012’de 701 bin 621 olarak hesaplanan konut satışları, geçen yıl yüzde 65 artarak 1 milyon 157 bin 190’a ulaştı. Bir yılın 365 gün 6 saat olduğu dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre, 2013’te günde yaklaşık 3 bin 170, saatte 132 konut el değiştirdi. Böylece söz konusu dönemde dakikada satılan konut

sayısı 2 oldu. 2013 yılının 4. çeyreğine ilişkin Konut Satış İstatistikleri’ne göre Yalova’da 7 bin 372 konut satışı gerçekleştirildi. Yabancılara yapılan konut satışları ise geçen ay, 2013’ün Ocak ayına göre yüzde 36 artışla bin 207’ye ulaştı. Aynı dönemde Sakarya’da yabancılara yapılan konut satışı 2’den 119’a yükselirken, Ankara’da 9’dan 21’e, Bursa’da 23’ten 62’ye, İstanbul’da 138’den 243’e çıktı. Yabancıların en fazla konut aldığı iller sırasıyla Antalya (464), İstanbul (243), Sakarya (119), Muğla (75), Aydın (70), Mersin (70), Bursa (62), Yalova (21), Ankara (21) ve İzmir (15) oldu.

Altın bileklerden Başkan Koçal’a ziyaret 24 Şubat’ta İstanbul’da düzenlenen Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonası’ndan birinciliklerle dönen Yalova Bilek Güreşi Spor Kulübü ile Reflex Spor Kulübü yöneticileri, antrenörleri ve sporcular Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal’ı ziyaret ettiler. Yalova Belediyesi’nin katkılarıyla Yalova’da düzenlenen turnuvadan birinci olarak çıkan 16 sporcunun katıldığı İstanbul maçlarında Yalovalı bilek güreşçileri 8 tane Türkiye 1.liği, 3 tane Türkiye 2.liği, 3 tane Türkiye 2.liği derecelerinin yanı sıra takım halinde Türkiye şampiyonluğu ile döndü. 40 ilden 460 sporcunun katıldığı müsabakalarda elde edilen başarıdan dolayı sporcuları ve teknik heyeti kutlayan Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal; “Bileği bükülmeyen şehir ünvanını kazandırdığınız için sizleri tebrik ediyorum. Hem spor yapıyor hem de milli takıma seçilme mücadelesiyle geleceğinize ciddi katkıda bulunuyorsunuz. Şimdiye kadar

Dört mevsimle müzik keyfi olduğu gibi bundan sonra da spora ve kültürel çalışmalara yönelik katkı ve desteklerimiz devam edecek” diye konuştu. Müsabakalar hakkında Başkan Koçal’a bilgiler veren kulüp yöneticileri, Başkan Koçal’a katkılarından dolayı teşekkür ettiler.

Yalova Belediyesi Kültür ve Sosyal İşleri Müdürlüğü’nce organize edilen Şubat ayı etkinlikleri kapsamında, Grup Dört Mevsim konseri gerçekleşti. Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlik halk

tarafından yoğun talep gördü. Nilay Ergun’un muhteşem sesiyle Türk Sanat Müziği ezgileri dinleyiciye aktarılırdı. Konsere katılan dinleyiciler keyifli dakikalar geçirdi.

ÜCRETSİZ SERİ İLANLAR ÜCRETSİZ SERİ İLANLAR ÜCRETSİZ SERİ İLANLAR SATILIK 2.EL TAŞIT

SATILIK 2.EL TARIM MAKİNALARI

SATILIK 2.EL TRAKTÖR

CANLI HAYVAN SATANLAR

CANLI HAYVAN ARAYANLAR

1976 model Massey ferguson 0532 580 16 61 2008 model new holland 0506 619 68 13 2012 model new holland 0226 813 28 16 0532 272 86 16

Hint horozları 535 445 07 28

Hint horozları 535 445 07 28

2.EL EV EŞYASI

SATILIK DAİRE

KİRALIK DAİRE

Yalova Çınarcık’ta sahibinden, denize sıfır 2+1 90 m2 ¨60.000 0539 354 43 28

Çınarcık merkezde, doğal gazlı, 3+1 ¨600 0543 746 56 76

Denize sıfır 75 m2 daire ¨56.000 (Ömer Usta) 0543 746 56 76

Çiftlikköy 85m2 2+1 doğal gazlı ¨500 0226 811 07 77

Yalova’da villa 200m2 4+1 doğal gazlı ¨225.000 0226 811 07 77

Yalova Merkez 120m2 3+1 doğal gazlı ¨1300 0226 811 07 77

Bu sayfada tüm küçük ilanlarınız ücretsiz yayınlanacaktır Bize ulaşın 226 812 14 15


Kadın Moda Sağlık

Durak’tan şok iddia Akköy merkez Muhtar adayı Engin Durak’tan muhtar hakkında şok iddialar Muhtar adayı Engin Durak Akköy’de bulunan 2b arazisi olan 213 ada 11 parsel 5554 m2 yerin şimdiki muhtar tarafından Yalova’da emlak işiyle ugraşan Ömer Yazıcı’ya haksız yere verildiğini, bu arazinin köylüye ait oldugunu ve yıllardır bu araziyi köylülerin kullanmakta olduğunu söyledi. Bir

tesadüf sonucu tapuda 04.06.2010 tarihinde bilir kişi ve muhtar Samet Doğru tarafından Ömer Yazıcı’nın burayı yıllardır gibi gösterip kadostroda tapu yapılmıştır. Engin Durak bu yerin hiçbir zaman Ömer Yazıcı tarafından kullanılmadığı ayrıca burası köy halkının malı olduğunu belirtip muhtar

da devam etmektedir. Çocukların anne babaları ile yatma istekleri bir yere kadar anlaşılabilir bir istektir, ama bunun devamlılık arz etmesi onların psikolojik gelişimleri yönünden sakıncalıdır.” Anne-babaya bağımlı hale gelir Bu durumun getirdiği başlıca sakıncanın, çocukların anne-babaya bağımlı hale gelmeleri ve yalnız yatmayı büyüklerinin kendisini sevmemeleri olarak algılamaya başlaması olduğunu anlatan Yurdakul,

sözlerini şöyle sürdürdü: “Halbuki çocukların doğumdan sonra odalarının ayrılması ve aile ile birlikte yatmaması gerekmektedir. (Aman çocuğum yanımda yatsın zaten onu fazla göremiyorum) ya da (bizimle yatmasının nasıl bir sakıncası olabilir?) diye düşünen ailelerin çocukları, ilkokul çağına geldiği halde aileleri ile birlikte yatma alışkanlığını sürdürmektedir. Sonuç olarak çocuklar, doğumdan itibaren yalnız yatmaya alıştırılmalı ve bu alışkanlıktan

düşünebilirsiniz fakat beslenmenizden farklı olarak, bu ürünler çocuğunuzun gelişimini olumsuz etkiler. Fazla alınan kepek; demir ve kalsiyum gibi çocuk gelişiminde önemli olan minerallerin atımını artırabilir. Bu nedenle de 5 yaşına kadar kepekli ürünleri kullanmayı tercih etmeyin. Light süt ürünleri: Yetişkin beslenmesi için oldukça sağlıklı olan light süt ürünleri, çocuğunuzun gelişimi için uygun değildir. Çünkü çocuğunuz beyin gelişimi için doymuş yağ asitlerine ihtiyaç duyar ve bu yağ asitleri, light süt ürünlerinde bulunmamaktadır. Kızartma ve kavurma yöntemi ile pişirilen

besinler: Kızartma ve kavurma yöntemi ile pişirilen besinler yanmış yağ ve yüksek enerji içerirler. Bu nedenle çocuk beslenmesinde önerilmeyen besinler arasında yer alırlar. Kızartma türü besinlerde, vitamin ve mineral kayıpları yoğun olduğundan ötürü çocuğunuzun beslenme gereksinimi karşılamakta yetersiz kalır. Bol suda pişirilmiş sebzeler: Sebzeler, tüm insanlar için son derece değerli olan besin kaynaklarıdır, fakat bol suda pişirilmesi ve bu suyun dökülmesi, sebzeleri değersiz kılar, yüksek vitamin kayıplarına neden olur. Sebzelerin bol suda pişirilmesi, çocuğunuzun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Ekrem Ekmekcioğlu muhasebe.77@hotmail.com

Sunum

çeşitli bahanelerle vazgeçilmemelidir.” Alışkanlıktan vazgeçirmek için Bu alışkanlığın terkedilebilmesi için öncelikle çocukların belli saatte yataklarına yatırılmasını ve uyuyana kadar yanlarında oturulmasını öneren Yurdakul, “Uykuya dalana kadar ona masal anlatmak, masal kitabı okumak yada masal kaseti dinletmek, uyuduktan sonra odasından çıkmak onların yalnız yatma alışkanlığını kazanmalarına yardımcı olacaktır” diye konuştu. Anne babaların çeşitli taktikler izleyerek, çocuklarının bu alışkanlığı kazanmasını engelleyebileceklerine dikkat çeken Yurdakul, şu önerilerde bulundu: “Gece uyandıklarında korkmamaları için hafif bir ışık odada açık bırakılmalıdır. Çocuğun gece kalkıp geldiği zaman, üşenmeden yataklarına geri götürülmesi gerekir. (Gece korkuyorum) diye geldiklerinde (ne var korkacak, hadi yatağına) demek, yada (hadi gel yanımızda yat) demek yanlış bir davranış olacaktır. Bu nedenle çocukların yalnız yatmaya alıştırılmaları, ama bu alışkanlığın sürdürülmesi hem çocuklar hem de büyükler yönünden gerekli bir davranıştır.”

Çocuklar farklı beslenmeli! Çocuğunuzun yaşına uygun bir şekilde büyümesini ve gelişmesini istemeniz çok doğaldır ancak çocuğunuzun sağlıklı büyüyüp gelişmesi için, dikkat etmeniz gereken en temel nokta; beslenmesinin sizin beslenmeniz ile aynı olmadığını bilmeniz ve beslenmenizde sağlıklı kabul edilen bazı yiyeceklerin, çocuğunuz için uygun olmadığı gerçeğini kabullenmenizdir. Diyetisyen Gizem Şeber, “Çocuğunuzun, büyüme ve gelişmesini olumsuz etkileyebilecek en temel durum, yetersiz beslenmedir. Eğer çocuğunuz, yaşına göre ihtiyaç duyduğu enerjiyi ve besin öğelerini tam anlamı ile karşılayamıyorsa, beslenme yetersizliği oluşur. Buna paralel olarak da çocuğunuzun, zihinsel ve bedensel gelişimi olumsuz etkilenir” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Dengesiz beslenme, diğer önemli bir sorundur. Çocuğunuzun bazı besinlere aşırı düşkün olması, bazı besinleri ise hiç tüketmemesi dengesiz beslenmesine sebep olur. Bu durumda, büyüme ve gelişmesi için gerekli olan besin öğelerinin bir kısmını aşırı alırken, bir kısmı hiç alınamaz ve bedensel-zihinsel gelişimi sekteye uğrar.” Çocuğunuzun zihinsel ve bedensel gelişiminin yaşına uygun olmasını istiyorsanız, bazı besinlere ve kurallara özel dikkat göstermeniz gerekmektedir. Kepekli ekmek, pirinç, makarna: Kepekli ekmeğin çocuğunuz için uygun olduğunu

Geçim dünyası

Bilgi güç demektir...

burada usulsüzlük yapmıştır. Köylünün yerini başkasına peşkeş çekmiştir savcılıga suç duyurusunda bulunan Engin Durak ayrıca kaymakamında muhtar hakkında soruşturma başlattıgını belirtmiştir.

Çocuğunuz yalnız yatamıyorsa! Çocukların, sağlıklı psikolojik gelişimi için, doğumdan itibaren yalnız yatmaya alıştırılması ve çeşitli bahanelerle vazgeçilmemesi gerektiği belirtiliyor. Psikiyatri Uzmanı Sabri Yurdakul, “Yalnız yatamamanın başlıca sakıncası çocukların anne, babaya bağımlı hale gelmeleri ve yalnız yatmayı büyüklerinin kendisini sevmemeleri olarak algılamaya başlamasıdır.” dedi. Sabri Yurdakul, anaokullarında geniş çapta yapılan araştırma sonucunda, çocukların yarıdan fazlasının sürekli anne-babaları ile birlikte yattıklarının anlaşıldığını belirterek, bu oranın ara sıra yatanlarda sayılırsa yüzde 90’lara ulaştığına dikkat çekti. Ailelerin çeşitli nedenlerle çocuklarını yanlarında yatırdığını, bu durumdan şikayetçi olmalarına karşın çeşitli nedenlerle bu davranışı devam ettirdiklerini vurgulayan Yurdakul, şöyle devam etti: “Anne-babalar, (kışın üşümesinler, üstleri açılmasın) diye, diğer zamanlarda ise (gece yalnız yatınca korkuyor, bizimle yatmak istiyor) diye çocuklarını yanlarında yatırmakta, ama bu davranış sonraki zamanlarda

7

3 Mart 2014

Soyulduktan sonra açıkta bekleyen meyveler, açıkta beklemiş salatalar: Çocuğunuzun bol bol sebze ve meyve tüketmesini isteyebilirsiniz. Sebze ve meyveleri doğradıktan sonra açık ortamda bekletmeyin çünkü ürünün bir besin değeri kalmaz. Gereğinden fazla süt ürünü: 1 yaş üstü çocukların beslenmesinde yapılan bir hata da, gereğinden fazla süt ürünü tüketimidir. Bu yaş gurubu çocuğunuzun, günde 500 ml süt ve yoğurt tüketmesi yeterlidir. Çocuğunuzun gereğinden fazla süt tüketmesi, diğer besinleri yetersiz almasına neden olabileceği gibi, demir anemisi riskini de arttırmaktadır. Kızarmış balık: Omega–3 yağ asitlerinin en zengin kaynağı olan balık, çocuğunuzun beyin gelişimi için önemli bir besin kaynağıdır, fakat kızarmış balıkta omega–3 içeriği azalmaktadır. Bu nedenle çocuğunuz için yararlı olmaktan çıkar. Şekerli besinler: Yüksek şeker içeren besinler ve beyaz şeker, boş enerji kaynaklarıdır ve büyüme-gelişme açısından bir fayda sağlamaz. Özellikle bu tür besinlerin öğün öncesinde vermeniz çocuğunuzun iştahını kapatarak tabloyu daha da olumsuz hale getirebilir. Unutmamanız gereken konu, her çocuğun beslenmesinin kendine özgü olması gerektiği, fakat çocuk beslenmesi konusundaki bazı temel doğrulardan da vazgeçmemeniz gerektiğidir.

Geçmişini bilmeyen, geleceğine yön veremez. Dolayısıyla, geçmişimizi her yönü ile bilmek zorundayız. Burada bize yardımcı olacak olan tarihtir. Zira, insanlığın ve toplumların geçmişi ile ilgili bilgiler (geçimsel, askeri, sosyolojik, kültürel vs.), bunların gelişmelerini yeniden ele alıp, neden ve sonuçları ile inceleyen ve bize raporlayan bilim dalı olan tarih, gelecek hakkındaki çalışmalarımıza da ışık tutar. Kültür de, tarih biliminin ilgilendiği alanlardandır elbette. Tüm kültür dallarındaki gelişmeler, tarihin engin süzgecinden geçerek, günümüze ulaşmıştır. Günümüzü değerlendirecek olan da, yine geleceğin tarihçileridir. Biz bu sütunlarda, tarih-kültür bağlamında, özellikle toplumumuzca önemli sayılan kültür alanları ile birlikte genel kültür konularını da tarihsel gelişim ile çağdaşlaşmamızdaki etkileri konularında, araştırmalara dayanarak edindiğimiz bilgileri siz sayın okuyucularımızla paylaşmaya çalışacağız. Değineceğimiz tüm bilgi ve konular, kaynağı belli olan bir araştırma ürünü olarak takdim olunacaktır. AHİLİK Ahi adını “kardeşim” anlamına gelen Arapça “ahi” veya cömert anlamına gelen Türkçe “akı” sözcüğünden geldiği sanılmaktadır. Ancak “ahilik anlayışında”, her iki kavramın da yeri vardır. Ahiliği tanımlamak istersek; Türklerin Anadolu’yu YURT edindikleri tarihsel süreçte, ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve örgütlenme aşamaları ile sonraki dönemlerinde toplumsal, dinsel, kültürel, geçimsel (ekonomik) ve siyasal boyutlarda önemli işlevsel yüklenimlerle çok olumlu sonuçların elde edilmesini sağlayan, yöntemler düzenidir diyebiliriz. Bilindiği gibi İslam dini, kişisel yaşamla birlikte toplum yaşamını da düzenleyecek kurallar, yasalar koymakta ve bu yolda gerekli olan kurumlar, oluşumlar ve örgütler geliştirmektedir. İşte AHİLİK de bu yeni İslam yaşamının zorlamasıyla, kendine özgü bir nitelik kazanmıştır. Ahiliğin diğer bütün sistemlerden farkı, özüne “EŞREF-İ MAHLUKAT” olan insanı yerleştirmiş olmasıdır. Böylece “HAKKA HİZMET, HALKA HİZMETTİR” anlayışı esas kabul edilmiştir. Bu anlayışla hem dünyevi hem de uhrevi bir yapı oluşturulmuştur. Temelinde “HİÇ ÖLMEYECEKMİŞ GİBİ BU DÜNYA İÇİN, YARIN ÖLECEKMİŞ GİBİ AHİRET İÇİN ÇALIŞAN” ve “DÜNYAYI, SINAV YERİ” olarak gören bir yaşam felsefesi vardır. Bu nedenlerle ahiliği, “sistemler kuran bir sistem” olarak kabul edebiliriz. Gelecek haftaki konumuz FÜTUVVET-NAMELER olacaktır. Sağlıklı günler dileriz.


Türkhaber 9