Page 1

TC’yi Kaldırmıyor Hatta Yanına Bir Harf Daha Ekliyoruz. T.C.B Türk Cumhuriyetler Birliği İstiyoruz 27 Ocak 2014

DSİ bölge müdürü açıkladı

Sayı: 4

Yıl: 1

Yalova Belediye Başkanı Koçal’ın açıklaması “Geçen 5 yılda yaklaşık 107 dönüm yer satmışız. Bunun karşılığında ise belediyeye 500 dönüme yakın yer üretmişiz”

DSİ Bursa Bölge Müdürü Sinan Sarıoğlu, “Yalova ilinin kritik durumda olduğunu gözlemliyoruz. Acil ne gibi önlemler alınabilir, ilave su kaynakları ne olabilir anlamında çalışma yapılıyor” dedi. sayfa>3

Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal, belediyeye ait arazilerin satıldığı iddiasına ilişkin, “Geçen 5 yılda yaklaşık 107 dönüm yer satmışız. Bunun karşılığında ise belediyeye 500 dönüme yakın yer üretmişiz” dedi. Koçal, Yalova Ticaret Ve Sanayi Odası (YTSO) Kadın Girişimciler Kurulu üyeleri ile bir araya geldiği toplantıda, belediyenin projeleri hakkında bilgi verdi. Hizmetlerin yapılmasındaki en önemli unsurun para olduğuna dikkati çeken Koçal, şöyle devam etti:

Çoşkun’dan yazılı açıklama geldi

“Para varsa hizmet e d e r s e n i z . Yo k s a mümkün değil. Konuşmakla yatırım olmuyor. Büyükşehirler hariç, belediyeler Türkiye’de iyi yönetilirse bütçesinin en fazla yüzde 20’si ile yatırım y a p ı l a b i l i r. Ya l o v a Belediyesi’nin geçen 5 yıldaki bütçesinin yüzde 20’si yaklaşık 55-60 milyon lira civarındadır. Türkiye’deki bütün belediyelerin bütçeleri de nüfusuyla orantılıdır. Başarılı olmanın kaydı yüzde 20’lik yatırım yapmaktır. Geçen 5 yılda 50-60 milyonluk yatırım imkanı

Ak Parti Milletvekili Temel Coşkun”derenin öbür yanı “ söylemine açıklık getirerek “Değerli hemşerilerimi incitmek gibi bir niyetim asla olamaz, biz hep beraber Yalova’yız. Hep beraber Türkiye’yiz. Yalova’da yaşayan herkesi (Türk’ünü, Kürt’ünü, Çerkezini, Manav’ını, Göçmenini, Laz’ını, Gürcü’sünü, Arnavut’unu) seviyorum.” dedi. sayfa>4

Gökçe Barajı suyu bitiyor

varken 230 milyonluk yatırım yaptık. Önümüzdeki dönem belediye iyi yönetilirse 100 milyonluk yatırım yapılabilecek.”

“Geçen 5 yılda yaklaşık 107 dönüm yer satmışız. Bunun karşılığında ise belediyeye 500 dönüme yakın yer üretmişiz. Kaynak yaratma yöntemi var. Bunlardan biri şu; belediyenin elindeki en büyük yetki, imar planı yapmaktır. Bir arsanın üzerine bir imtiyaz koyarsanız değeri 10 iken 100 olur. Yalova Belediyesine ait yerleri birtakım imtiyazlar koyarak değerlerini yükselttik ve bunları sattık. Bizi eleştirdiler; ‘Yalova Belediyesinin yerlerini satıyorlar’ diye. Evet, satıyorum. Satacağım da ama bir mantığı var. Bir esnaf düşünün. Dükkanında malı var. Yerine yenisini koymazsa iflas eder. Yerine yenisi hatta fazlasını koyarsa kar elde etmiş olur. Biz de akıllı tüccar mantığıyla davranarak Yalova Belediyesin’e yer üretiyoruz. İmar planı yapıyorsak kimseyle fazla, eksik olmadan şeffaf bir şekilde herkesten yüzde 20 belediyeye bağış yapmasını zorunlu tuttuk.”

16 Aralık’ta Türkiye ile AB, Birlik topraklarına yasa dışı yollardan giren Türk vatandaşlarına ve Birlik’e ulaşmak için Akdeniz ülkesini kullanan üçüncü ülke vatandaşlarına uygulanacak bir göçmenlerin iadesi protokolü imzaladı. Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler Komitesi, bugün, Avrupa Birliği ile Türkiye ara-

sında, AB’ye yasa dışı yollardan girmeye çalışan Türklerin ülkeye geri dönüşlerini kolay-

www.turk-haber.net

İnce, “Eşkiya Meclis’de” CHP Grup Başkanvekili Yalova milletvekili Muharrem İnce, TBMM Genel Kurulu’nda AKP İstanbul Milletvekili Oktay Saral’ın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a yumruk atmasının ardından CHP Milletvekilleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında “Meclis’te milletvekillerinin can güvenliği yoktur” dedi. sayfa>2

Belediyeye ait arazileri satmakla suçlandığını dile getiren Koçal, şunları kaydetti:

Geri Kabul Anlaşması onaylandı Yalova’nın içme suyu kaynağı olan Gökçe Barajı’nın kuruyacak duruma gelmesi yöneticileri harekete geçirirken, vatandaşlar, birkaç yıldan bu yana Dereağzında kurulan su pompa istasyonundan Gökçe Barajı suyunun satıldığını, su satışının bu kuraklık döneminde de gerçekleşip gerçekleşmediğini sordular. sayfa>4

¨ 0,50

Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden 20 yıl geçti Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden 20 yıl geçti, Güldal Mumcu 20 yılda yaşananları ‘İçimden geçen zaman’ isimli kitabında anlattı.

24 - 31 Ocak günleri arasında 50’yi aşkın kuruluşun organizasyonuyla düzenlenen 20. Adalet ve Demokrasi Haftası’nın başlığı “Uğur Mumcu Ölümsüzdür.” Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, otomobiline konan

bir bomba sonucunda 24 Ocak 1993 tarihinde öldürüldü. Uğur Mumcu cinayeti bütün bağlantılarıyla hâlâ aydınlatılmadı. Cinayetten sonra yaşaanlar Güldal Mumcu’nun “İçimden Geçen Zaman” kitabında anlatılıyor. sayfa>2

Eğer 5 bin lira bulunamazsa

laştıracak Geri Kabul Anlaşması’nı onayladı. sayfa>3

Türkhaber artık her yerde. Türkhava yolları dış hatlar Business Lounge’da diğer gazetelerle birlikte. Sabahat Altınok, 15 yaşındaki kızı Aylin Kütükçü’nün acil ameliyatı için yardımseverlerden destek bekliyor. Yalova’da kalp hastası olan lise öğrencisi 15 yaşındaki Aylin Kütükçü’nün acil ameliyat olup kalbine yapay kalp kapakçığı takılması gerekiyor. Kütükçü’nün annesi Sabahat Altınok hayırsever vatandaşlardan destek beklediğini belirterek, “Kızımın kalbi delikti zaten. 2 kez ameliyat oldu.

Geçen hafta da anjiyo oldu. Şimdi de yapay kalp kapakçığı takılması gerekiyor. İstanbul’da hastaneye gittik. Ameliyat olması için 5 bin TL gerekiyor. Kızım 18 yaş altı sigortadan yararlanıyor ama bu ameliyatını karşılamıyor. Bu nedenle hayırsever vatandaşlardan yardım bekliyorum” şeklinde konuştu. Gerekli olan 5 bin TL’nin bulunması halinde Aylin, ameliyat olacak.


2

Gündem

27 Ocak 2014

Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden 20 yıl geçti “Bombalanan araba faili meçhuller için anıt” Umut Operasyonu’na ilişkin açılan ve Yargıtay’ın bozma kararından sonra tekrar görülen davanın sonunda, Uğur Mumcu’ya ait 06 YR 245 plakalı aracın enkazının mirasçılarına iadesine karar verildi. Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, kararın açıklanmasının ardından tepkisini şöyle dile getirdi: “1993 yılında, arabanın sadece fotoğraflarını gördüm. Görüntülerini… Çekiciyle götürülüşünü… Yıllarca her haber görüntüsünde o yerle bir olmuş hali bir kere daha izledim. Şimdi, ailemizin içinde seyahat ettiği, nice anımızın biriktiği ve ters yüz olmuş bir arabayı almamız bekleniyor. 20 yıldır, babamın anmalarında büyüdüm… Gelen topluluk her yıl azalacağına adım adım daha da arttı. Her yıl, ocak ayı bir mıh gibi hayatımızın orta yerine oturdu. Kasıma kadar hayat normal, kasımdan ocak ayına kadar garip bir koşturma, ocaktan marta kadar dalgalı. Ülkede her geçen gün yeni bir haksızlık dalgası yaşanıyor, yeni bir şizofreni dünyasına giriyoruz… Bir kısım insan, babamın Anıtkabir’de yattığına inanıyor. Bir kısım insan, bireysel ve siyasal kinlerini babam üzerinden, her gün, sosyal medyadan üzerimize kusabiliyor. Garip… Ve toplumun çoğu hâlâ bu cinayete ve ülkede olan haksızlıklara ağlamaya devam ediyor. Tüm bu seslerin ardından, hiçbir şey yokmuşcasına yaşamak gerekiyor. Bu nasıl bir hayat? Resmi dışında görmediğim o çelik yığınına dönüşen, babamın öldürüldüğü o arabamızın enkazını nereye koyacağımızı organize edeceğiz… İçinde bir dönem hayatımızı geçirdiğimiz o “enkaz”, ülkedeki faili meçhuller için de bir anıt niteliğinde, ülkenin en görünür yerine dikilmeli. Mirasçısı olduğumuz enkaz değil. Bir güzel insanın bu dünyaya vermeye çalıştıkları.” Umut Davası’ndaki son durum Peki, Uğur Mumcu davasının zaman aşımına uğrayacağına dair paylaşılan bilgiler doğru mu? Özge Mumcu’dan Umut Davası’ndaki son duruma dair ve zaman aşımı tartışması konusunda bilgi aldım. Özetle, yanlış bir bilgilendirme durumu mevcut. Zaman aşımı dava açılmayan sanıklar için var, ama Umut Davası içinde dava açılmayan sanık yok. Yani, Umut Davası’nda zaman aşımı yok. Umut davasında yargılananlar iki grup olarak bulunuyorlardı. Birinci grup Tevhid-Selam Kudüs Ordusu örgütü; ikinci

ya Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2005 – 297 E. sayılı dosyada birleştirildi.

grup Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı’yı bizzat öldürme fiilinde yer alanlardı. Bunlardan Rüştü Aytufan ve Necdet Yüksel, 2002’de alınan ilk kararda Ferhan Özmen’le birlikte idama mahkûm edildiler. Ferhan Özmen yönünden karar bozuldu. Diğer ikisinin kararı Yargıtay tarafından onandı. 2005’teki yargılamada ise Ferhan Özmen’e verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası da Yargıtay tarafından onandı. Öldürme fiilinin faillerinin cezalarının kesinleşmesi ile dosyada Mumcu ailesinin müdahillik sıfatı sona erdi. Son kararla yerel mahkeme cezası kesinleşmeyen Tevhid Selam Kudüs Ordusu örgütü sanıklarından Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, “silahlı suç örgütü kurma ve yönetme” eylemlerinden 15’er yıl hapis cezasına mahkûm etti. Sanıkların yargılama aşamasındaki iyi halleri nedeniyle takdiri indirim uygulayan mahkeme, cezalarını 12 yıl 6’şar ay olarak belirledi. Sanıklar Abdülhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın da “silahlı suç örgütü üyesi olmak” suçundan 7 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, bu sanıkların yargılama aşamasındaki iyi hallerini dikkate alarak, cezalarını 6 yıl 3’er ay olarak belirledi. Yargılama aşamasında Mumcu’nun aracına bombayı koyduğu belirtilen Oğuz Demir için 2005 tarihinde “… bugüne kadar aranmasına rağmen yakalanıp savunması alınamadığından dosyanın sürüncemede kalmaması için bu sanık hakkındaki kamu davasının tefriki ile yeni bir esasa kaydedilmesine… sanık hakkında çıkartılan gıyabi tutuklama müzekkeresinin yakalama emrine dönüştürülmesine” karar verildi. Demir’in yargılanması halen gıyabi olarak devam ediyor.

Nerede Bir Türk Varsa Biz Oradayız!

Ayrıca örgütün yurtdışı bağlantısı olduğu kabul edilen Ahmet Cansız, Selahattin Eş, Ali Akbulut ve Aydın Koral hakkında Yasadışı Tevhid – Selam Kudüs Ordusu örgütü üyesi olmak, örgüte ait kalaşnikof tüfeği bulundurmak suçlarından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, özel görevli savcılık tarafından dava açıldı. İlk üç sanığın ikametgâhı Tahran / İran olarak gösteriliyor. Firari sanık Oğuz Demir ve diğer sanık Selahattin Eş hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. Mumcu Ailesinin talebi üzerine iki dos-

Zaman aşımı Bu sanıklar yönünden zaman aşımı süresi, haklarında dava açıldığı için 24 Ocak 1993 tarihinden itibaren 30 yıla çıktı. Yasaya göre böyle durumlarda, yani yeniden dava açılması, dava tefriki durumlarında, zaman aşımı süresi, normal sürenin yarısı olarak arttırılıyor. 24 Ocak 2011’de, öldürme olayının asli failleri kabul edilip cezalandırılan Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan’ın cezalarının Yargıtayca onanıp kesinleşmesinden sonra, Mumcu Ailesi tarafından diğer failler yönünden soruşturmanın savsaklandığı gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Dolayısıyla, bu sanıklar yönünden zaman aşımı söz konusu değil. Yine haklarında ayrı dava açılan Selahattin Eş ve dört arkadaşı ile dosyası ana davadan ayrılmış olan firari sanık Oğuz Demir hakkında zaman aşımı süreci 30 yıla çıktı. Ancak, zaman aşımı, bugüne kadar ismi belirlenemeyen olayın aslı ya da fer’i failleri hakkında 24 Ocak 2013’te dolacak.

Başkan Koçal’a büyük destek

İmtiyaz Sahibi Bülent Gürçam

Genel Yayın Yönetmeni: Bülent GÜRÇAM 554 201 20 20 Sorumlu Müdür: Selçuk DİKYURT 507 753 67 26 Haber Şefi: Gülnisa SULTANOVA Muhasebe: Nihat Baydar 535 445 07 28 Dağıtım: Volkan ALBAŞ 539 445 07 28 Yönetim Merkezi: İsmet Acar cad. No:14/2 YALOVA

Tel: 0(226) 812 14 15

Temsilciliklerimiz Almanya

Serhat Türk Adres: 88046 Friedrichshafen ailinger straße 118 ALMANYA Tel: 004917672401481

Orhan Hasanoğlu Adres: Gülseren Mah. No:3 Uğur apt. Tel: +90392 630 52 91 Cep: +90533 886 60 60 KKTC Gazimagusa

KKTC

Belçika

Bayram Vural Adres: Rue du Facteur 1 1080 Brüksel Belçika Tel: 0032 0485392198

Ali Yusif Afşar Adres: Baku, H.Cavid xiyabanı, 33, AZ-1143 Baku Tel: +99470-710-44-91 +99455-710-44-91 İş: +99412 +430-52-66(dahili 131)

Azerbaycan

Türkhaber Gazetesi’nde yayınlanan haber, yazı, resim, ve fotoğrafların Basın Kanunu’ndan doğan her türlü hakları Yalova Alem Gazetesi’ne ait olup Kaynak Gösterilerek kullanılamaz. Yazılan yazılardan yazarları sorumlu olup, Türk Haber Gazetesi’nde yayınlanan iftikale vs. için telif hakkı ödenmez.

Baskı: Hürriyet Matbaası/Yalova Gazetemiz 3000 adet basılmaktadır.

0226 812 07 06

Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal, AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun, AK Parti İl Başkanı Mustafa Pehlivan ve AK Parti’nin çok sayıda yöneticisi hafta sonu esnaf ziyaretinde bulundu. Oldukça kalabalık kitlenin katıldığı ziyaretlere önceki dönemlerde AK Parti’de İl Başkanlığı yapan

isimler, teşkilatın ana kademelerinde geçmişte görev alan çok sayıda parti üyesi ve bazı oda başkanları da katıldı. Esnafa hayırlı işler dileyen Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal, AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun ve AK Parti İl Başkanı Mustafa Pehlivan, vatandaşlarla

sohbet etti. Teşkilat olarak gösterilen birlik ve beraberlikten dolayı tüm katılımcılara teşekkür eden Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal, Seçim Koordinasyon Merkezi birimi tarafından hazırlanan program kapsamında çalışmaların devam edeceğini söyledi.

Tuğba Bahar tgbbahar@gmail.com

Suyu da satarlar!

Yaşamın vazgeçilmez bir unsuru olan su, sınırlı bir doğal kaynaktır. Sağlıklı suya ulaşmak her şeyden önce temel bir insan hakkı olarak değerlendirilmelidir. Susuz bir dünyanın varlığı söz konusu bile olamaz… Ülkemizde son zamanlarda su sıkıntısı yaşandığının bilincindeyiz… Yalova’yı sağlıksız su günleri beklemektedir. Yalova halkı aslında bilinçli tüketici. Meydanlara çıktığımda musluk suyu içiyor musunuz dediğimde bizim enfeksiyon kapmaya hiç niyetimiz yok demişlerdi. Yalova’nın içme suyunu sağlayan Gökçe Barajı’nın kuruduğunu ve 40 günlük su ihtiyacının kaldığının sinyalini vermeye başladığına dair TEMA Yalova İl Temsilcisi Faruk Tezcan da açıklama yapmıştı… Şimdi birkaç iddiaları da gözden geçirmek gerekir. Gökçe Barajı’nın çevresinde ki yerleşim yerlerinin atıkları kanalizasyon ile baraja tesir etmeyecek şekilde dereye aktarılıyormuş ama şiddetli yağışlarda kanalizasyon ekipmanı sağlam olmadığı için taşarak baraja karışıyormuş. O halde Yalova halkını ciddi derecede sağlık sorunu bekliyor! Biran önce ilgili yetkili kişilerin inceleme yapmasını ve çözüm üretmelerini bekliyoruz! Kış aylarının yağışsız geçmesi sebebiyle mi yoksa baraj üzerinde yapılan planlar yüzünden mi barajdaki su seviyesi düşerek Yalova halkının 40 günlük su ihtiyacının kaldığını söylüyorlar. Neyi neye göre söylüyorlar belli değil ama gerçek şu ki turizm adına yapılan bu plan ve projeler yüzünden Yalova’nın ileride en büyük sorunu su olacaktır… Geçtiğimiz günlerde de devlet kanadından haliyle mevsim normallerinin altında seyreden sıcaklıklara kuraklık haberleri de eklenince Türkiye’nin dört bir yanındaki üretici birliklerinden endişeli açıklamalar gelmeye başladı. Bu duruma karşı geçtiğimiz günlerde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “yeterli suyumuz var endişeye gerek yok açıklaması yaparken, Tarım Bakanı Mehdi Eker kuraklık endişesi taşıdıklarını belirterek “inşallah önümüzdeki günlerde yağış olur” açıklamasını yapmıştı. Nükleer fizikçi Prof. Dr. D. Ali Ercan ise su fakiri ülkeler arasında bulunan Türkiye’nin önümüzdeki yaz ve takip eden yıllarda büyük bir kuraklık ve susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu. Devlet yönetimi ve resmi kurumların Türkiye’nin gerçekte su fakiri bir ülke olduğunu yeni fark ettiklerinin söyleyen Ercan, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Şimdiye kadar hep abartılı rakamlar veriliyor, adam başına bin metreküp civarındaki su potansiyelimiz 2 bin metreküp olarak gösteriliyordu. Bu arada su kaynaklarımızın büyük bir kısmını özelleştirdiler ve yabancılara sattılar. Biz sadece kullanıcı müşteri konumundayız. Bu durumda hala 3 çocuk doğurmayı öğütleyen politikacılar var. Ne acı!” şeklinde açıklama yapmıştı. Nükleer Fizik, Enerji, Sinerji Çevre, İstatistik ve Kamu Yönetimi alanına uzmanlıkları da olan Prof. Dr. D. Ali Ercan, uzun yıllar boyunca elde edilen istatistiklerden, Ankara için 20 Ocak’ta ortalama sıcaklığın -1 derece olduğunu ancak bu yılki sıcaklığın alışılmış düzeyin çok çok üstünde seyrettiğine işaret ederek, “Ülkemiz önümüzdeki yaz ve (büyük olasılıkla takip eden yıllarda da) büyük bir kuraklık ve susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor” uyarısında bulundu. Gerekli önlemlerin alınmaması durumunda gelecekte Türkiye’de artan sıklıkta yaşanacak daha şiddetli kuraklıkların güvenliğimiz için ciddi bir tehdit unsuru olduğu, üzerinde önemle durulması gereken bir husustur. Susuz günlerin kapıya dayandığını Türkiye’nin ileriki dönemlerde su sorunu yaşayacağı aşikar. Kendi suyumuzu kullanıcı müşteri konumunda bırakan hükümetin meclisi ring alanına çevireceklerine asıl sorunlara değinmeleri gerekmektedir!


Gündem

27 Ocak 2014

İnce, “Eşkiya Meclis’de”

CHP Grup Başkanvekili Yalova milletvekili Muharrem İnce, TBMM Genel Kurulu’nda AKP İstanbul Milletvekili Oktay Saral’ın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a yumruk atmasının ardından CHP Milletvekilleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında “Meclis’te milletvekillerinin can güvenliği yoktur” dedi. Meclis Genel Kurulu’nda AKP İstanbul Milletvekili Oktay Saral’ın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a yumruk atmasının ardından Tezcan hastaneye kaldırıldı. Olayın ardından İnce,CHP’li Milletvekilleriyle birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenledi. CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “Meclis’te milletvekillerinin can güvenliği yoktur” diyerek olayı şu sözlerle anlattı: “Eşkıya dağda değil, eşkıya Meclis’tedir. Bunlar eşkıya, bunlar milletvekili değil, milletin temsilcisi değil. 25 metre uzaklıktan kalkıyor bir Allah’ın kulu AKP’li milletvekili durduramıyor. Bir fedai edasıyla geliyor. Önüne ben geçiyorum, tahmin bile etmiyorum bir milletvekilinin yumruk atabileceğine orada. Benim omzumun üzerinden Genel Başkan Yardımcımız Sayın Bülent Tezcan’ın yüzüne vuruyor, kaşını açıyor. Bu eşkıya, bu eşkıyalığa sebep olan birinci kişi Cemil Çiçek’tir.

“Bu fedailer milletin temsilcisi olamaz”

Bu saldırganlıkları bu fedai tavırları bu kabadayılıkları bir şey içindir, yolsuzlukları kapatmak içindir, rüşveti kapatmak içindir, ayakkabı kutularını kapatmak içindir, yatak odasındaki kasaları dolarları para sayma makinalarını kapatmak içindir. Başbakan’ın oğlunu bakan çocuklarını kurtarmak içindir. Bu fedailer milletin temsilcisi olamaz. Bizim bu Meclis’te can güvenliğimiz yoktur. Bundan sonra biz buraya İçtüzük gereği silahla da giremeyeceğimize göre önlem almak zorundayız, burası

Koçal mı Salman mı?

“Partinin Genel Başkan Yardımcısına bir fedai geliyor, yumruk atıyor”

“Bu fedailere bu kabadayılara Genel Kurul’da sonuna kadar direneceğiz”

Eğer mitinglerinde kefen giydirirlerse insanlara milletvekilleri de kendini fedai zanneder. Ama herkes şunu bilsin ki CHP bunlara pabuç bırakmayacak. Burayı terk edecek halimiz yok. Sonuna kadar direneceğiz, sonuna kadar da gereğini yapacağız. Bu fedailere sadece şunu söylemek istiyorum, milletin özgür iradeli vekilleri olun, kimsenin fedaisi olmayın, kavga ne yüzden çıktı biliyor musunuz, kavga bunun yüzünden çıktı. Çağrı kağıdı, diyor ki Başbakan’ın oğluna diyor, polisten savcıdan bir davet var mı? Savcı göndermiş, eğer diyor böyle bir davet olmadan bunu söylüyorsanız diyor şerefsizsiniz diyor. Ben de şimdi şunu söylüyorum, savcı Emniyete görev vermiş, Emniyet görevini yapmamış ya da gitmiş boş bir

Selçuk Dikyurt selcuk_10971@hotmail.com

tehlikeli bir yerdir artık Meclis. Meclis’te milletvekillerinin can güvenliği yoktur. Tıpkı sokaktaki yurttaşlarımız gibi.

Partinin Genel Başkan Yardımcısına bir fedai geliyor, yumruk atıyor, kaşını açıyor. Kaba kuvvet artık bir yasa yapma tekniği olmuştur. Geometrik çoğunluklarına güvenerek, fazla hacim kapladıkları için ‘biz saldırırız, döveriz, kırarız, yıkarız, küfrederiz, tekmeleriz yasaları geçirtiriz’. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Recep Erdoğan’ın grubu budur.

3

daireye tebligat yapmış. Bu fedailere bu kabadayılara Genel Kurul’da sonuna kadar direneceğiz.”

“Meclis’te artık terörize olmuş milletvekilleri var”

İnce “Bu saldırı millete yapılmıştır, bu saldırı Aydın halkına yapılmıştır, milli iradeye yapılmıştır, Meclis’te artık terörize olmuş milletvekilleri var. Bodyguardlıktan başka hiçbir şey yapmayan milletvekilleri var” dedi. Meclis’in bugün ara vermesi gerekir. Demokrasi tarihimizdeki en vahim olaylardan biri yaşandı. Ama bu kapıyı açan oturumu yöneten Sadık Yakut’tur” diye konuştu.Bir soru üzerine İnce, Tezcan’ın durumuyla ilgili olarak, “Şu anda hastanede tedavisi sürüyor. Yanında 3 milletvekili arkadaşımız var” bilgisini verdi. “Ben bir milletvekilinin 25 metre mesafeden gelip kendini fedai yerine koyup böyle bir yumruk atacağını tahmin etmedim” diyen İnce, “Genel Kurul’un bugün çalışmaması gerekir” ifadelerini kullandı. “HSYK teklifinin dondurulacağı en azından gelecek hafta geleceği ifade ediliyor, ne diyorsunuz” sorusuna da İnce, “Az önce bir gazetenin internet

sitesinde bunu biz de okuduk. Ekstra bir bilgi yok” dedi. Eğer Yalovalılar vekil gibi düşünseydi sırf Ordulu diye onu milletvekili seçmezdi. Bir milletvekili kucaklayıcı, bütünleştirici olması gerekirken bizim vekilimiz Yalova’yı ayrıştırmaya kalkıyor bu ayıpta size yeter sayın vekilim. Başbakan aynı zihniyetle bu ülkeyi bölmeye çalıştı başaramadı, sen de başaramayacaksın. Şunu da unutma sayın vekil derenin öbür tarafı ya da bu tarafından olan insanlar seni ve ekibini, yeteneksiz insanlardan oluşan yol arkadaşlarını o derede boğacaktır hiç kuşkun olmasın. Kara denizimizin güzel ve ders verici fıkraları vardır. Baş aktörü de Temel’dir. Bizim Vekilimizde söyledikleriyle ülkemize yeni bir Temel fıkrası kazandırmıştır. Çükü söyledikleri ancak fıkralarda olur. Bir kez daha söylemek istiyoruz, Yalova da hiç kimse öz veya üvey değildir. Yalovalı; Yalovalı olduğunu kabul eden herkese denir. Bunun haricinde kimseye ne göçmen nede başka bir itham ile yaklaşılamaz.Sayın Vekil Yalova Halkı yaptığın yanlışların cevabını sana sandıkta verecektir bundan hiç kuşkun olmasın.”

30 Mart yerel seçim çalışmaları tüm hızıyla devam ederken Türkiye’de ki siyasi gelişmelerin Yalova seçimlerini nasıl etkiliyecek bunun içinde bir analiz yaptım. 17 aralık 2013 ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet olayları Akp ye büyük zarar verdi Akp nin ve Başbakanın imajı zedelendi Akp seçim çalışmalarından çok yolsuzluk ve rüşvet davalarından kendini aklamaya iktidarını korumaya çalışıyor.Şimdi Koçal mı Salman mı? diye soralım ; Yakup koçal Akp ye geçmeseydi belki oyu daha fazla olurdu. Girdiği 3 seçimin ikisini kazandı birini de kıl payı kaybetti şimdi gelişen siyasi olaylar Akp ye geçmesi trafik düzenlenmeleri yüzünden çok oy kaybedeceğini düşünüyorum . Vefa Salman’a gelince Yalova da sevilen sayılan bir insan liderlik ve hatip vasfı fazla olmayan biri en büyük handikapı bu bence. En büyük avantajı ise Akp nin 17 Aralık’tan sonra kan kaybedişi. Bu seçim Koçal’la Salman’ın arasında geçecek ve kazanan 2-3 puanla kazanacak ama Salman beş seçimdir %20 leri göremeyen CHP’yi %30 ların üzerine çıkaracaktır. Buradan söylüyorum tüm adayların Yalova sevdasını her yerde her şeyde görüyorsunuz .Şimdi seçim kampanyalarındaki işlerini Yalova esnafına mı yoksa başka illeremi yaptıracaklar göreceğiz. Takipçisi olacagız.burdan söz veriyoruz tarafsız ve bağımsız gazete olacağımıza bildiğimizi gördüğümüzü yazacağımıza kimseyi kayırmayacağımıza ülkenin tarafsız bağımsız dürüst gazeteye ihtiyacı var basın tarafsız özgür olursa inanın siyaset de siyasetçi de temiz ve dürüst olur...

Geri Kabul Anlaşması onaylandı DSİ Bölge Müdürü açıkladı

16 Aralık’ta Türkiye ile AB, Birlik topraklarına yasa dışı yollardan giren Türk vatandaşlarına ve Birlik’e ulaşmak için Akdeniz ülkesini kullanan üçüncü ülke vatandaşlarına uygulanacak bir göçmenlerin iadesi protokolü imzaladı. 16 Aralık’ta Türkiye ile AB, Birlik topraklarına yasa dışı yollardan giren Türk vatandaşlarına ve Birlik’e ulaşmak için Akdeniz ülkesini kullanan üçüncü ülke vatandaşlarına uygulanacak bir göçmenlerin iadesi protokolü imzaladı. Avrupalı milletvekilleri -henüz tam bir onaya ihtiyaç duyan- Anlaşma’ya; lehte 34, aleyhte yedi ve bir çekimser oyla olur verdiler. Anlaşma kapsamında yetkililer, yasa dışı göçmenleri iade etme yetkisine sahip ve geldikleri ülkeler, kendi vatandaşlarını veya AB’ye yahut Türkiye’ye başka topraklardan giriş yapan ve ikamet iznine sahip olmayan kimseleri geri kabul etmeye zorunlu. Avrupa Parlamentosunun bu proje konusunda rapor hazırlamakla görevli Avrupa Milletvekili Alman muhafazakâr Renate Sommer, “Geri Kabul Anlaşması’nın hem Türkiye’ye hem de AB’ye fayda sağlayacağını” belirtti ve Türk

yetkilileri, “harfi harfine zorunluluklarını yerine getirmeleri” için teşvik etti. Avrupa Milletvekili’ne göre Anlaşma; “Türkiye kanalıyla AB’ye gelen yasa dışı göçü belirgin şekilde kontrol altına almaya aynı zamanda sınır ötesi suçla mücadeleye katkıda bulunacak”, aynı şekilde “AB’nin giriş kapısı Yunanistan’a yönelik baskıyı hafifletmeye” yardımcı olacak. Anlaşma çerçevesinde Türkiye, teknik düzeyde ve gözetleme ekiplerinin yerleştirilmesi sayesinde sınırların kontrolünü iyileştirmek için Birlik’ten mali yardım alacak. Geri Kabul Anlaşması’nın imzalandığı 16 Aralık’ta, AB ile Türkiye, Birlik vatandaşları ile Akdeniz ülkesinin vatandaşlarının başka ülkeye vize ihtiyacı olmadan kısa süreliğine seyahat edebilecekleri bir vize serbestliği anlaşması için müzakereler de başlattı.

Yalova İl Koordinasyon Kurulu, 2014 yılının ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda kamu kurum ve kuruluş müdürleri ile ilçe ve belde belediye başkanları hazır bulundu. 2013’ün son dönemi yapılan çalışmalarının değerlendirildiği toplantının açılış konuşmasını Yalova Valisi Esengül Civelek yaptı. Vali Civelek, “İlimizde 2013 yılı sonu itibariyle yatırımcı kuruluşların faaliyet gösterdiği 7 sektörde 101 adet biten, 74 adet devam eden, 15 adet başlanmamış ve 6 adet ihale aşamasında olmak üzere toplam 196 adet proje bulunduğu ve bu yatırımların toplam proje bedelinin 2 milyar 519 milyon 365 bin lira olduğu görülmektedir. 196 adet proje için 2013 yılı öncesine kadar yapılan harcama 590 milyon 174 bin liradır. Tüm projelerin 2013 yılı ödeneği 184 milyon 765 bin lira olup, 2013 yılı 4. dönem sonuna kadar yapılan harcama miktarı ise 254 milyon 143 bin liradır. Buna göre nakdi gerçekleşme oranı yüzde 138’dir” dedi. Projelerin 2013 yılı 4. dönem itibariyle sektörel olarak ödenek ve harcama miktarları hakkında bilgi veren Vali Civelek, “2013 yılında tarıma 5 milyon 920 bin lira, enerji sektörüne 2 milyon 216 bin lira, ulaştırma sektörüne 182 milyon 636 bin lira, eğitim ve spora 22 milyon 124 bin lira, sağlık sektörüne 205 bin lira, diğer kamu sektörlerine ise 41 milyon 42 bin lira harcanmıştır” diye konuştu. Yalova’daki Kuraklık DSİ Bursa Bölge Müdürü Sinan Sarıoğlu, konuşmasında Yalova’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı’nda son durum hakkında bilgi verdi. Sarıoğlu, tüm illerde eylem planları

hazırlandığını belirterek, “Yalova’nın eylem planına baktığımızda, Yalova ilinin kritik durumda olduğunu gözlemliyoruz. Acil ne gibi önlemler alınabilir, ilave su kaynakları ne olabilir anlamında çalışma yapılıyor” dedi. “Gökçe Barajı, yüzde 17 doluluk oranına sahip. Baraj kurak olarak gözüküyor. Önümüzdeki günlerde yağış olmadığı takdirde ne olacağına dair bir çalışma yaptık. Baraja gelen su 200 litre/saniye, şehre verilen ise 879 litre/ saniye. Bu manada baraja su girmediği takdirde 45 gün, 200 litre/saniye metreküp su girdiği takdirde 57 gün içme suyu arzımız var. Yağış periyoduna girdik. Yağış da bekliyoruz.” Yalova Farkı 81 ilde eylem planına bakıldığında Yalova’da bir farklılığın göze çarptığını dile getiren Sarıoğlu, şöyle konuştu: “Yalova’nın Gökçe Barajı’nda regüle edilen yaklaşık 36,6 milyon metreküp suyun 13,25 milyon kadar 2025 yılına

kadar Yalova ilinin arz talep dengesini sağlayacağı görünüyor. 2025 yılından sonra geri kalanı 2040 yılına kadar yeterli gözüküyor. Bu açından baktığımızda DSİ olarak Yalova’da kısa ve uzun vadede yatırım yapmamız gerekiyor. Ancak fiili durum bunu yansıtmıyor.” Yalovalı Suyu Çok Kullanıyor Yalova’da tedbirler kapsamında gerekli girişimlerde bulunduklarını kaydeden Sarıoğlu, “Acil tedbirler kapsamında Yalova Belediyesi ve Yeşil Körfez Su Birliği ile yazışmalarımızı yaptık, uyardık. Sanayiciler, çiçekçilere tedbirli şekilde verilmesi gerekiyor. Bir de kayıp, kaçak çok olduğunu söyledik. Burada işletmenin de gözden geçirilmesi lazım. Bursa’da da, Kocaeli’nde de sanayi var. Yalova’da bu illerin 2-2,5 katı kişi başına su tüketiliyor. Arıtılmış bir su veriliyor. Bunun yerine başka kaynaklardan sanayiye su verilebilir.”


4

27 Ocak 2014

Gündem

Çoşkun’dan yazılı açıklama geldi

Tartışmalara neden olan sözlerine açıklık getirerek yazılı bir açıklama yapan Milletvekili Coşkun TBMM’de gündem dışı konuşma aldım. Konu: “Yalova’ya yapılan yatırımlar” konuşmam birçok vatandaşımız takdir ederken, bazıları da bir yerlere çekmeye çalıştı, onun için bir açıklama gereği duydum.Benden önce konuşan MHP Milletvekili Başbakanımıza ağır hakaret içeren sözler sarf etti (Şuursuz gibi). Ben de, konuşmamın başında bu haddi aşan edep ve hayadan yoksun ifadeleri Başbakanımıza söyleyemeyeceğini ve kendisine iade ettiğimi söyledim. Ve özür dilemeye davet ettim.” dedi. Coşkun açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Benim konuşmam da CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar sürekli laf attı. Her şey söyledi ama ben cevap bile vermedim. Yuh sesleri ile konuşmamı kesmeye çalıştı. Konuşmam bittiğinde Muharrem İnce söz aldı! Neden konuşmaya gerek gördü bilmiyorum. Çünkü ben kendisine sataşmadım her hangi bir olumsuz şey söylemedim. Sadece Yalova’ya yapılan yatırımları anlattım. Herhalde Yalova’ya yapılan, gelen hizmetlerden rahatsız oldu. Ben çıkıp teşekkür etmesini beklerdim. Ve konuşmasında, benim kendimi Yalovalı hissetmediğimi (olmadığımı) ve başka şeyler söyledi. Esasen ben beklerdim ki oda çıksın Yalova’ya yapılan yardımlara teşekkür etsin. Ancak şunlar yapılmadı, şunlar da yapılmalı desin. Ama o konuşmasını benim üzerime yaptı.” Konuşmasında 40 yıllık Yalovalı olduğumu hatırlatan Coşkun “Yalova’ya hizmet için çalıştığımı, kendisinin ‘12 Yıllık Milletvekili Olarak Yalova’ya Ne Yaptığını’ ve kendisinin nereli olduğunu, yöresel anlamda kullanılan bir ifadeyle derenin öbür tarafından benim de Karadeniz’den geldiğimi ama neticede hepimizin Yalovalı olduğunu söyledim. Bu ifadeleri MHP ve CHP’li

bazı vekiller ve Sayın İnce art niyetli bir ifadeye çevirmeye çalıştılar. Sohbetlerimizde ve yeni tanışmalarımızda ilk birbirimize sorduğumuz nereli olduğumuz, nerden geldiğimiz sorusu değil midir? Bazen Doğu, Güneydoğu, bazen Karadeniz bazen Yunanistan, Bulgaristan, bazen de suyun ötesi, derenin ötesi, deniz göreni, görmeyeni tepenin üstü, altı gibi bazen de sülaleleriyle ifade edilir. Biraz da hiciv ve espri ifade eden tanışmalar ve muhabbet yaparız”dedi Kimseyi incitmek gibi bir düşüncesi olmadığını vurgulayan Coşkun “ Bu ifadelerde asla birbirimizi incitme ve farklı görme söz konusu değildir. Birbirimizi reddetme veya sorgulama değildir. Ancak ben 40 yıllık Yalovalı olarak, Yalova’dan evlenen, çocuklarını Yalova’da büyüten, ömrümü tabiri caizse Yalova’ya adayan bir insan olarak kimi çevreler ve kişiler tarafından zaman zaman Yalovalı olmadığım ifade edilmiş ve sorgulanmıştır. Hâlbuki Yalova bir Anadolu mozaiğidir. Her bölgeden ve inanıştan, ırktan ve renkten yaşayan insanlarımızla ‘biz Yalova’yız. Birileri ev sahibi diğerleri kiracı değildir. Yalova’nın tapusu birilerinin

cebinde değildir. Yalova’da yaşayan herkes Yalovalıdır!’”dedi Coşkun sözlerini şöyle tamamladı. “Yalova’ya hizmet eden, Yalova’da yaşayan her vatandaşımız bizim için saygındır ve önemlidir. Asla hiçbir ayrım içinde olmayız. Ben seçildikten sonra tüm Yalova’nın milletvekili olduğumu söyledim ve öyle olmaya da devam ediyorum. Hizmet ederken, geldiği yere göre, bölgeye göre hareket etmedim ve etmem. Ben de bir bölgeden geldim ve Yalova’da yaşıyorum ve hizmet ediyorum beni tanıyanlar etnik bölgesel vs. zaaflarımın olmadığını çok iyi bilirler. Bazıları bu konuyu fırsat bilip balıklama daldılar. Acaba bundan siyasi bir rant sağlayabilir miyiz diyenler bunun içinde AK Partili olduğunu söyleyenler var. Açık söyleyeyim bundan kimseye siyasi bir rant çıkmaz. Değerli hemşerilerimi incitmek gibi bir niyetim asla olamaz, biz hep beraber Yalova’yız. Hep beraber Türkiye’yiz. Yalova’da yaşayan herkesi (Türk’ünü, Kürt’ünü, Çerkezini, Manav’ını, Göçmenini, Laz’ını, Gürcü’sünü, Arnavut’unu) seviyorum. Herkese saygılar sevgiler sunuyorum”

Derenin her yanı bizim MHP İl Başkanı Hasan Topçular yaptığı yazılı açıklamada, AKP Yalova milletvekili temel coşkun’a seslenerek “Konuşacak bir şey bulamadığındandır ki; bilinçaltında yatan ve partisinin de en büyük icraatı olan bölücülüğü meclis kürsüsüne taşımıştır. Derenin öbür tarafı ne demektir Sayın Coşkun. Bu nasıl bir zihniyettir.” dedi Topçular açıklamasında “TBMM ‘de dün Yalova nın iki milletvekili arasında yaşanan ve maalesef Yalova ya hiç yakışmayan bir tartışma ve atışma meydana gelmiştir. Ancak AKP milletvekili Temel Coşkun konuşacak bir şey bulamadığındandır ki; bilinçaltında yatan ve partisinin de en büyük icraatı olan bölücülüğü meclis kürsüsüne taşımıştır. Derenin öbür tarafı ne demektir Sayın Coşkun. Bu nasıl bir zihniyettir.” dedi “Derenin öbür tarafından dediğiniz insanların bizim ecdadımızdır diyen Topçular açıklamasını şöyle sürdürdü: “Osmanlı Devleti zamanında fethettikleri Balkan topraklarını Türkleştirmek için Anadolu’nun her noktasından alıp oraya yerleştirdikleri insanlardır ve öz be öz Türk’türler. Sen kırk yıllığına Yalovalısın

ama o insanlar fethedildiği günden beri bu topraklardadırlar. Ayrıca bu topraklar en çok onlara helaldir. Çünkü; Balkanlara bu insanların ataları gözlerini kırpmadan gitti, yeter ki İslamiyet yayılsın yeter ki Türk ülküsü var olsun diye. O yüzden Sayın Vekil bir daha çıkıp konuşma yaptığınızda binlerce lira maaş verdiğiniz danışmanınıza bir sorun ne demem gerekir diye. Derenin öbür tarafı dediğiniz insanlar Yalova’nın büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. O insanlar sana oy verip Vekil olmanı sağlamışlardır. Sende ne yaptın tıpkı Başbakanının yaptığı gibi seçmenine ihanet ettin, yani Başbakanının yolundan hızla ilerliyorsun. Bu dediğine şaşırmadım çünkü Başbakan 36 ya bölmüştü sen yine insaflı davrandın dereyle yetindin. Buradan Yalovalılara, Yalovalı kardeşlerime sesleniyorum; bu insanların, bu aklıselim olmayan siyasetçilerin, halkı bölüp dışlayan politikacılara artık bu ili teslim etmeyin. Eğer Yalovalılar vekil gibi düşünseydi sırf Ordulu diye onu milletvekili seçmezdi. Bir milletvekili kucaklayıcı, bütünleştirici olması gerekirken bizim vekilimiz

Yalova’yı ayrıştırmaya kalkıyor bu ayıpta size yeter sayın vekilim. Başbakan aynı zihniyetle bu ülkeyi bölmeye çalıştı başaramadı, sende başaramayacaksın. Şunu da unutma sayın vekil derenin öbür tarafı ya da bu tarafından olan insanlar seni ve ekibini, yeteneksiz insanlardan oluşan yol arkadaşlarını o derede boğacaktır hiç kuşkun olmasın. Kara denizimizin güzel ve ders verici fıkraları vardır. Baş aktörü de Temel’dir. Bizim Vekilimizde söyledikleriyle ülkemize yeni bir Temel fıkrası kazandırmıştır. Çükü söyledikleri ancak fıkralarda olur.

yaklaşılamaz.Sayın Vekil Yalova halkı yaptığın yanlışların cevabını sana sandıkta verecektir bundan hiç kuşkun olmasın.”

Bir kez daha söylemek istiyoruz, Yalova da hiç kimse öz veya üvey değildir. Yalovalı; Yalovalı olduğunu kabul eden herkese denir. Bunun haricinde kimseye ne göçmen ne de başka bir itham ile

Gökçe Barajı suyu bitiyor Gece geç saatlerde tankerlerin Gökçe Barajının suyunu Dereağzındaki pompa istasyonundan çekildiğini öne süren Yalovalılar, bu durumun gökçe barajının kurumasına da neden olduğunu iddia ettiler.

sağlayacağı görünüyor. 2025 yılından sonra geri kalanı 2040 yılına kadar gözüküyor. Bu açıdan baktığımızda DSİ olarak Yalova’da kısa ve uzun vadede yatırım yapmamız gerekiyor. Ancak fiili durum bunu yansıtmıyor. Acil tedbirler kapsamında Yalova Belediyesi ve Yeşil Körfez Su Birliği ile yazışmalarımızı yaptık, uyardık. Suyun sanayicilere, çiçekçilere tedbirli şekilde verilmesi gerekiyor. Bir de kayıp ve kaçağın çok olduğunu söyledik.”

Öte yandan Barajdaki su durumu ile ilgili konuşan DSİ Bursa Bölge Müdürü Sinan Sarıoğlu, “Yalova’nın içme suyunun kritik durumda olduğunu gözlemliyoruz” dedi. Bölge Müdürü Sarıoğlu, “Yalova’nın içme suyu durumuna baktığımızda bir sıkıntı var. Eylem planları tüm illerde hazırlandı. Yalova’nın kritik durumda olduğunu görüyoruz. Acil ne gibi önlemler alınabilir, ilave su kaynaklarının neler olabileceği anlamında araştırmalar yapılması gerekiyor” diye konuştu. Normal şartlarda şu an itibariyle 3.58 milyon metreküp, yüzde 17 doluluk oranına sahip Gökçe Barajı’nın kurumak üzere olduğunu ifade eden Müdür Sarıoğlu, “Önümüzdeki günlerde yağış olmadığı takdirde gelen su 200 litre

saniye, şehre verilen su ise 879 litre saniye. Bu manada baraja su girmediği takdirde 45 gün, 0,2 metreküp su girdiği takdirde 57 gün içme suyu arzımız var” ifadelerini kullandı. “Şehrin yağış periyoduna girdiğini ha-

tırlatan Müdür Sarıoğlu, şöyle konuştu: “Yağış bekliyoruz. 81 ilde eylem planına baktığımızda Yalova farklı gözüküyor. Yalova’nın Gökçe Barajı’nda regüle edilen yaklaşık 36,6 milyon metreküp suyun 13,25 milyon kadarı 2025 yılına kadar şehrin arz-talep dengesini

Müdür Sarıoğlu, “DSİ olarak ‘Kurtköy deresinde çalışma yapabilir miyiz?” diye düşündük. Acil olarak proje ihalesi yapılacak ve teknik rapor hazırlanacak. Bu, uzun bir süreç alacak. Bunu acil bir şekilde yapacağız. Genel müdürlüğümüze de konu aktarıldı. Bu arada işletmenin de gözden geçirilmesi lazım. Bursa’da, Kocaeli’nde de sanayi var. Yalova’da bu illerin 2,5 katı oranda kişi başına su tüketiliyor. Sanayilere de arıtılmış su veriliyor. Bunun yerine başka kaynaklardan sanayilere su verilebilir” diyerek uyarılarda bulundu.

Bülent Gürçam bulentgurcam@gmail.com

Merhaba

Değerli okuyucular, gazetemizin kuruluş amacı olan, gazetemizin manşetine yerleştirdiğimiz Türk Cumhuriyetleri Birliği maalesef bütün gönüllerin istemesine rağmen bir türlü ciddi bir ilerleyiş kayıt edemiyor. Bugüne kadar verilen sözler hep havada kalmıştır. Her hükümet geldiğinde gündeme gelmiş, fakat nedense bir süre geciktikten sonra yeniden raflara kaldırılmıştır. Şimdi insan ister istemez şüpheleniyor, acaba bu işin içinde yabancı eller mi var ? Türkün-Türke el uzatamadığı bir devir yaşıyoruz. Türklük tartışılır hale geldi. Biz birlik isterken, biz Bütün Türkler bir ordu hayelleri yaşarken, malesef birileri Türklüğü tartışılır hale getirdi. Birilerini Türk sözü rahatsız etmeye başladı. Türkiye’nin her bir köşesinde,en ufak beldelerimizde, köylerimizde bu işin hayata geçmesi için kurulan teşkilatlar var. Devletimizin başında olanlar bile iktidar gelmeden önce bu sözlerle vatandaşlarımızın oylarını almışlardır. Fakat ne hikmetse bunlar iktidara geldiklerinde sesleri bu konuda cılız çıkmaya başlıyor. Bakın daha dün, yani ikinci Dünya harbinden sonra,1960’ların başında,üç ülkenin,kendi aralarında başlattıkları, asıl adı kömür ve çelik birliği olan ve şimdilerde ise 27 üyeli,kocaman bir birlik haline gelmiş Avrupa Birliği hedefine ulaşmıştır. Türkiye gibi bir devleti kapısında 55 yıldır bekletmektedir. Gerektiğinde bir çocuk misali azarlamakta ve sürekli yol göstermektedir. Biz ise bize güvenerek bağımsızlık savaşı başlatıp, sayısız insanını kurban verecek derecede umutlanıp yola çıkan kardeşlerimizi yüz üstü bırakmışız, el uzatmamışız. Bakın tam burnumuzun dibinde acı çeken soykırımlara maruz kalan Türkmen kardeşlerimize, İran’da bulunan 35 milyona yakın Azeri Türkü’ne ve 14 yılı aşkın süredir işgal altındaki Karabağ’a duyarsız kalmışız. Bakın biz bunları söylemek için yayın hayatımıza başladık, güzel Yalova’mızın haberlerini dünyaya yayarken,Türk Dünyasındaki haberleri siz değerli okuyucularımızın gündemine getireceğiz. Kısacası Türk Birliği kuruluncaya kadar mücadelemiz devam edecek, “Tanrı Türk’ü Korusun”

Alperen Ocakları’ndan Başkan Koçal’a ziyaret Yalova Alperen Ocakları yönetimi, Yalova Belediye Başkanı Yakup Bilgin Koçal’ı ziyaret etti. Ziyaret sırasında, Başkan Koçal’a çalışmalarında başarılar dileyen Yalova Alperen Ocakları Başkanı Kürşat Ayhan, 26 Aralık Pazar günü açılışı gerçekleştirilecek olan temsilcilik binasına kendisini davet etti. Ziyaret sonunda Alperen Ocakları üyeleri, Başkan Koçal’a genel merkez yayınlarından da takdim ettiler.


Kültürel

Özbekistan, resmi adıyla Özbekistan Cumhuriyeti, Orta Asya’da, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinden bağımsızlığını kazanmış Türk lehçelerinden Özbekçe konuşan bir devlet. Özbekistan, (Azerbaycan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Türkiye, ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletlerinden biri olup TÜRKSOY’un üyesidir. Denize kıyısı olmayan ülkenin komşuları kuzeyde ve batıda Kazakistan, doğuda Kırgızistan ve Tacikistan ile güneyde Afganistan ve Türkmenistan’dır. Özbekistan ekonomisi, pamuk, altın, uranyum ve doğal gaz dahil olmak üzere ağırlıklı olarak meta üretimine dayanır. Piyasa ekonomisine geçmeyi hedeflediğini ilan etmesine rağmen, ülkede yabancı kaynaklı yatırımı caydıran sert ekonomik kontroller bir şekilde devam etmektedir. Piyasa ekonomisine tedrici, sıkı kontrollü geçiş politikası yine de 1995 sonrası ekonomik iyileşmede olumlu sonuçlar üretti. Özbekistan’ın insan hakları ve bireysel özgürlükler konusunda iç politikaları bazı uluslararası kuruluşlar tarafından ağır bir biçimde eleştirilmektedir.

Orta Asya’nın güçlü devleti hâline gelmiştir ve günümüzde de Orta Asya liderliği konusunda Kazakistan ile rekabet hâlindedir. Bağımsızlığından günümüze değin devlet başkanlığını İslam Kerimov yönetmektedir. Coğrafya Bağımsız Özbekistan’ın 447.400 km2’lik bir yüz ölçümü bulunmaktadır. Özbekistan; Kazakistan, Tacikistan, Afganistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’a komşudur. Başkenti Taşkent’tir. 2009 yılında nüfusu (tahminî) 27.488.000’dir.

Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Abduğanıyeviç Kerimov başladı. 1319’da Tuna’yı geçerek Edirne’ye kadar geldiler. Özbek Han’ın orduları 1314 de, Bulgar Kralı Sventoslav’ın ölümünden sonra, Kral George Terter’e Bizans’a karşı yardım bahanesiyle Trakya’ya, 1330’da Terter’in Sırplarla olan savaşında ona yardımcı olmak gayesiyle Köstendil’e kadar ilerlemişti. Bu arada bazı hükümetlerle evlilik yoluyla da bağlar kurarak duru-

Özbekistan Meclisi Özbekistan’ın Tarihi Özbek Hanlığı’nın Kuruluşu Cengiz Han’ın torunlarından Batu Han tarafından kurulan Altın Orda Devleti’nın (12271502) başına 9. han olarak, 1313 tarihinde Özbek Han geçmişti. Özbek Han, ilk günlerden başlayarak kararlı ve sert bir siyaset gütmüş, Kutlug Timur Noyan’ın nasihatleri sayesinde kısa bir zamanda birçok rakip ve düşmanlarından kurtulmuştu. Özbek Han Tuna taraflarında Nogay’ın şahadetinden sonra çoğalan Bizans ve Slavların nüfuzunu kırarak tekrar Müslüman Türklerin baskısını arttırmaya

5

27 Ocak 2014

munu güçlendirmeye çalışmıştır. Mesela 1320’de kızı Tulun Bige’yi Kahire’ye zevce olarak göndermiş, bu arada Bizans’tan da kızlar almıştır. Özbek Han 1335 yılında Azerbaycan seferine çıktı. Bu sırada Bağdat Hatun tarafından zehirlenen Ebu Said ölmüş ve İlhanlı Moğol hâkimiyeti de çökmeye yüz tutmuştu. 14. yüzyıl Acem tarihçisi ve coğrafyacısı Hamdullah Kazvini, Azerbaycan’a yapılan seferden söz ederken Özbek Han’ın askerlerine, “Özbekler” dendiğini kaydeder. İbn Batuta, Özbek Han’dan bahsederken; “geniş bir ülkesi, kuvvetli

bir ordusu olan şanlı, şöhretli ve devletli bir sultan olup, Tanrı’nın düşmanlarından biri olan Bizans İmparatoru ile savaşa, cihat ve gaza etmeye vazifeli bulunmaktadır. Ülkesi gerçekten pek geniş

ve büyük şehirlerle donanmıştır. Kefe, Kırım, Macar, Azak, Sogdak, Harezm ile taht kenti Saray bunların en meşhurları olarak sayılabilir” demektedir. [kaynak belirtilmeli] Gerçekten Özbek Han, İdil kıyısındaki Saray kentini çok geliştirmiş ve büyütmüştür. Bu şehre yeni camilerin yapılmasını sağlamıştır. Sadece İdil kıyısında değil, Kırım’da da yeni binalar yaptırmıştır. Onun zamanında bütün Deşt-i Kıpçak boylarında Türkçe konuşulduğu da bilinmektedir. Bağımsız Özbekistan Devleti Özbekistan, 20 Haziran 1990’da egemenliğini, 1 Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan etmiştir. 29 Aralık 1991 tarihinde düzenlenen referandumla bağımsızlık ilanı onaylanmıştır. Özbekistan bağımsızlığını kazandıktan sonra gelişmiş ülkelerle özellikle ekonomik anlamda ilişkiler kurmuştur. Özbekistan zengin yeraltı kaynaklarını dış ülkelere satma imkânı bulmuştur. Özbekistan çok eskiye dayanan köklü devlet geleneği sayesinde bağımsızlığını kazandıktan kısa süre sonra

Önemli Nehirler Sirderya (Seyhun) ve Amuderya (Ceyhun) en önemli nehirlerdir. Ayrıca, Surhanderya, Karaderya, Zerefşan, Kaşkaderya ve Narin deryaları da bulunmaktadır. En büyük gölü Aral’dır. Aral Gölü ayrıca, Sovyet dönemindeki yanlış tarım politikaları sonucunda bugün Özbekistan için büyük bir çevre felaketi doğurmuştur.

Demografik Yapı Diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi iklimi, yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve karasal iklimdir.

Özbekistan bayrağının sembolik anlamı için pekçok teori ileri sürülmüştür. Bunlardan bir tanesine göre, 12 yıldız Özbek vilayetlerini; mavi zemin Türklüğü, beyaz zemin adaleti, yeşil zemin ise konukseverliği temsil etmektedir. İki ince kırmızı çizgi ise “güçlü olmak”ı anlatmaktadır. Yarım ay ise, “yenilenme”yi anlatmaktadır.

Başka bir görüşe göre 12 yıldız; 12 takvim ayını ya da burcu anlatmaktadır. Yarım ay İslamı simgelemektedir. Beyaz zemin ve renkler pamuğu, yani ülkenin ana sembolünü anlatmaktadır. Başka bir görüşe göre, mavi suyu, beyaz barışı, yeşil ise doğayı simgeyi temsil etmektedir. Kırmızı şeritler ise bu özellikleri birleştiren yaşam gücünü temsil etmektedir.

Taşkent

Özbek Pilavı

Özbekistan’da etnik dağılımında Özbekler %80, Ruslar %5,5, Tacikler %5’lik orana sahiptir. Nüfusun büyük çoğunluğu Müslüman’dır. Ülkede %3,5 oranında Ortodoks nüfus yaşamaktadır. Siyasi ve Ekonomik Yapı Ülkede hâlen Halk Demokratik Partisi, Liberal Demokrat Partisi, Adalet Sosyal Demokrat Partisi ve Millî Tikleniş Partisi bulunmaktadır. İlk parlamento seçimleri 1994’te yapılmıştır. Yönetim biçimi cumhuriyettir. Özbekistan Cumhuriyeti AGİT, BM ve diğer uluslararası kuruluşlara üyedir. Devlet tekelinde olan, bir Özbekistan Devlet Televizyonu ve yayın kuruluşu yanında 3 tane de özel televizyon kuruluşu vardır. Bunlar; 31. Kanal, 29. Kanal ve Merkez TV’dir. Özbekistan’da 2 adet devlet ve 2 adette özel olmak üzere toplam 4 adet banka bulunmaktadır.

Hazırlanışı -Pirinci yıkayıp sıcak su bulunan ve içine tuz atılmış bir kapta su soğuyana kadar bekletin. Kuzu etlerini normal kapaklı tencerede veya düdüklü tencerede, 3 bardak su ile yumuşayana kadar pişirin. (Düdüklü tencerede 25 dakika yeterlidir. Normal tencerede bir saatden fazla sürer.)-Diğer yanda soğanları ince yemeklik doğrayıp tereyağında kavurun.-Birkaç dakika sonra rendelenmiş havuçları da katarak kavurmaya devam edin.-Soğan da havuç da, yanmadan yumuşamış olmalı.-Gerekiyorsa bir fincan su ilave ederek pişirmeye devam edin.-Pişmiş etin suyundan 2,5 bardak soğanlı havuçlu karışıma katın ve pirinçleri yıkayıp tuzunu süzdükten sonra üzerine boca edin.-Tuz karabiber tarçın ve yenibaharı da katarak bir karıştırın.-Pişmiş etleri bu sulu karışımın üstüne yayıp, harlı ateşte pirinçler suyunu çekene kadar pişirin. Pilavın yüzeyi göz göz olunca ateşi kısınız ve bir beş dakika kadar daha kısıp,beş dakika kadar daha kısık ateşte tutun.-Ateşi söndürünce tencere üzerine bir bez örterek, kapağı kapalı olarak 20 dakika dinlendirin. Pilavınız servise hazırdır. Malzemeler -250 gr jasmin pirinci (1.5 bardak) -500 gr kuzu kuşbaşı (irice kemikli parçalar) -2,5 bardak pişen etin suyu -Bir orta boy soğan -2 orta boy havuç -100 gr tereyağı -1 çay kaşığı yenibahar -1 çay kaşığı tarçın -2 çay kaşığı karabiber -2 çay kaşığı tuz

Semerkand

Özbekistan Somu


6

Tarım&Hayvancılık

27 Ocak 2014

Üzüm üretiminde Manisa birinci

TÜİK 2012 geçici verilerine göre, çekirdeksiz kuru üzüm ve çekirdeksiz sofralık üzüm üretiminde Manisa ilk sırada yer aldı. Çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde Manisa, 2012 yılında Türkiye üretiminin yüzde 91,6’sını gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2012 yılı geçici verilerine göre, Manisa 1 milyon 95 bin 536 ton üretim miktarı ile Türkiye üretiminin yüzde 91,6’sını karşıladı. İlçelerde çekirdeksiz kuru üzümde Alaşehir 223 bin 594 ton üretimiyle önde gelirken, bu ilçeyi 177 bin 377 ton ile Salih-

li, 165 bin 10 tonla Saruhanlı, 142 bin 400 tonla Turgutlu ve 126 bin 62 ton ile Ahmetli izledi. Bu verilere göre Mani-

sa’daki üretimin yüzde 20,4’ünü Alaşehir, yüzde 16,2’sini Salihli karşıladı. TÜİK verilerine göre, çekirdeksiz sofralık üzümde 367 bin 378 tonluk üretim gerçekleştiren Manisa, Türkiye üretiminin yüzde 61,2’sini gerçekleştirdi. Sofralık üretimde ilçeler bazında, Alaşehir 183 bin 750 ton ve yüzde 35’lik oranla ilçeler bazında ilk sırada yer alırken, bu ilçeyi 128 bin 125 ton üretimle Sarıgöl takip etti.

Kabuklu meyve merkezi kuruldu Araştırma Merkezinin yönetmeliği, 19 Ocak 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Batman Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Abdüsselam Uluçam, kurulan merkezin bölgede önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurguladı. Prof.Dr. Uluçam, Uygulama ve Araştırma Merkezinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde fıstık, badem, ceviz, fındık ve kestane gibi sert kabuklu meyve yetiştiriciliğini teşvik etmek, doğal florayı canlandırmak ve bu yörelerde yetişen çeşit ve tiplerin korunmasını sağlamak amacıyla faaliyet göstereceğini söyledi. Prof.Dr. Abdüsselam Uluçam, “Uygulama ve Araştırma Merkezi, çalışma alanındaki bölgelerde mevcut sert kabuklu meyve türleri envanterini çıkartmak, sert kabuklu meyvelerin modern yetiştirme prensiplerinin yetiş-

Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesi Dodurga köyünde doğal ortamda yapılan kazlara, özellikle turistik bölgedeki oteller büyük rağbet gösteriyor. Kış aylarında tüketimi artan kazlar, 50 haneli Dodurga köyünde evlerde yetiştirilerek iç piyasaya satılıyor. Köydeki kaz üreticilerinden Mehmet Emin Sevinç (25), bu yetiştiriciliği çok eski yıllardan bu yana yapmakta olduklarını anlattı. Sevinç “Tamamen doğal ortamda, kuluçka yöntemiyle kaz üretiyoruz. Bu kazlara Akdeniz bölgesindeki turistik otellerin talebi çok oluyor. Bizim ürettiğimiz kazlar kümes tabir edilen yöntemle üretildiğinden lezzeti diğer yöntemlere göre daha fazladır. Bir nevi organik diyebiliriz. Fiyat aralığımız kilo ile değil tane ile kazların büyüklüğüne göre 50 lira ile 70 lira arasında değişmektedir’’ dedi.

Mehmet Emin Sevinç, kaz etinin yüksek besleyici değeri yanında düşük yağ ve kolesterol içeriği bakımından sağlıklı bir et türü olup, çeşitli yemekleri yapılabildiğini anlatarak şunları söyledi: “Kaz ciğeri ülkemiz için henüz önemli olmasa da dünyada sevilerek tüketilen ve lüks lokantalarda kıymetli bir yemek olarak yerini almaktadır. Kaz yağı özellikle köy halkının kışlık yemeklik yağ ihtiyacını

karşılamaktadır. Kaz eti lezzetli bir ettir. Kızartıldığında ağızda parçalanabilen altın rengindeki derisi ile çok nefis bir ziyafet yemeği oluşturur. Kaz etinin her kilogramında tavuk etinden çok daha fazla enerji vardır. Çünkü kazların değerlendirilebilen kısımlarında iki katı daha fazla yağ bulunmaktadır. Kazlar et için beslendiklerinde şaşırtıcı bir canlı ağırlığa ulaşırlar ve bu konuda diğer kanatlı türlerine göre daha iyidirler.

Ayvaz, “14 yıldır ilk defa...” Çiftlikköy Ziraat Odası Başkanı Halil Ayvaz,Yalova’da genelde sulanamayan alanlarda hububat tarımı yapıldığını, bu nedenle rekoltenin yağışlara bağlı kaldığını söyledi Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yağmurun yağmaması çiftçilerin büyük bir sıkıntı yaşamasına sebep olduğunu dile getiren Ayvaz, şöyle konuştu:

tiricilere tanıtılması ve yaygınlaştırılmasına yardımcı olmak, sert kabuklu meyvelerin ıslahı ve yetiştiriciliği konularında araştırma ve uygulama projeleri

hazırlamak, yürütmek ve ilgili kuruluşlarca yürütülen projelere katılmak amacıyla faaliyet gösterecek ve bölgede önemli bir ihtiyacı karşılayacaktır.” dedi.

Yarasa gübresiyle yetiştirdi

Yalovalı çiftçi Beyzat Berraksu, Bursa’nın İnegöl İlçesi’ndeki organik antik doğal köyde

Dodurga Köyü’nde her evde kaz yetiştiriliyor

3 kilo 500 gram ağırlığında bir turp üretti. Bursa’daki çiftliğinde yaptığı çalışmalar sonucu böyle bir ürün elde ettiğini söyleyen Berraksu, ürettiği turpun normal bir turpun 30 katı büyüklüğünde olduğunu dile getirdi. Berraksu, “Daha önce de çiftliğimde 2 kilogramlık kırmızı turp, 4 kilogramlık beyaz turp, 2 kilo 500 gram ağırlığında uzun turp ürettim. Şimdi de 3 kilo 500 gram ağırlığında bir siyah turp ürettim. Ürettiğim siyah turplar arasında en büyüğü bu. Hiçbir hormon ve suni gübre

kullanılmadı. Üretim aşamalarında yarasa ve güvercin gübresi kullandık. Tamamen doğal ortamında yetişti” dedi. Yalovalı çiftçi Berraksu, daha önceleri de ürettiği ilginç tarım ürünleriyle dikkat çekmişti. Berraksu, 2 kilo 200 gram ve 1 kilo 850 gram ağırlığında domatesin yanı sıra 2 kiloluk armut, 1,5 kiloluk nar da üretmiş, herkesin dikkatini çekmişti. Çiftçi Berraksu, üretilen bu ürünün bir hotelin vitrinini süsleyeceğini sözlerine ekledi.

“Yalova’da tarım dediğimiz zaman akla, mevsimlik süs bitkileri, kesme çiçekçilik, kivi üretimi ve yeşil sebze çeşitleri gelmektedir. Bu ürünlerin üretimi bölge olarak Yalova’nın tamamında yapılıyor. Bitkisel alanlar dışında buğday, arpa ve yulaf ekilen yerler sulanamadığı için yağmurun yağmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Üretimdeki rekoltenin şimdi yüzde 20-30 gibi düşeceğini tahmin ediyoruz. Bu da çiftçinin sıkıntı yaşayacağı anlamına gelmektedir. Ocak ayının ortasındayız henüz yağmur yok. 1,5 -2 aydan beri sadece çok az bir kar yağdı ve o da etkili olmadı. Yağmurların yağmamasından dolayı yer altı suları beslenememektedir. Yazın da sebze ve meyve üretiminde yeraltı suları beslenemediği için çiftçiler sıkıntı çekecektir. Ama bizim şimdi en büyük sı-

kıntımız kuru tarımda yağmurun olmaması nedeniyle buğdayın boyunun kısa olması. Bunun yanında şimdi çiftçiler gübre atamıyor sıkıntı orada da var. Gübre atılmadığı zaman da ürün büyümüyor. Ümidimiz yağmurların bir an önce yağması. Yağmurlar yağdığında çiftçinin yüzü gülecektir. Kuraklık olursa açlık da olur. Bu bizim bölgemiz için geçerli değil tüm Türkiye’de kuraklık yaşanıyor. Yaptığımız saha çalışmalarında bölgemizin de kuraklıktan etkilendiğini hissediyoruz. “ Yalova’nın yüzde 66’sının ormanlarla kaplı olmasına rağmen kurak bir mevsim geçirdiğini

sözlerine ekleyen Ayvaz, bu durumun bir talihsizlik olduğunu ifade etti. Çiftlikköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hayrullah Sarıhan ise bulunduğu bölgede derelerin kuruduğunu belirterek, “14 senedir örtü altı seracılık yapıyoruz. Bu zamana kadar böyle bir kurak mevsim yaşamadık. Yağış olmadığı için önümüzdeki yaz aylarında yer altı sularının yeterince beslenememesinden sıkıntı çekeceğiz. İnşallah yağmurlar yağar yeraltı su havzalarımıza yeterince su dolar temennimiz bu yönde” diye konuştu.

ÜCRETSİZ SERİ İLANLAR ÜCRETSİZ SERİ İLANLAR ÜCRETSİZ SERİ İLANLAR SATILIK 2.EL TAŞIT

SATILIK 2.EL TARIM MAKİNALARI

Hürriyet matbaası reklamı gelecek

SATILIK 2.EL TRAKTÖR

CANLI HAYVAN SATANLAR

CANLI HAYVAN ARAYANLAR

1976 model Massey ferguson 0532 580 16 61 2008 model new holland 0506 619 68 13 2012 model new holland 0226 813 28 16 0532 272 86 16

Hint horozları 535 445 07 28

Hint horozları 535 445 07 28

2.EL EV EŞYASI

SATILIK DAİRE

KİRALIK DAİRE

Yalova Çınarcık’ta sahibinden, denize sıfır 2+1 90 m2 ¨60.000 0539 354 43 28

Çınarcık merkezde, doğal gazlı, 3+1 ¨600 0543 746 56 76

Denize sıfır 75 m2 daire ¨56.000 (Ömer Usta) 0543 746 56 76 Yalova’da villa 200m2 4+1 doğal gazlı ¨225.000 0226 811 07 77 Sahibinden 2+1 doğal gazlı + klimalı masrafsız ¨110.000 0506 403 68 77

Bu sayfada tüm küçük ilanlarınız ücretsiz yayınlanacaktır Bize ulaşın 226 812 14 15

Çiftlikköy 85m2 2+1 doğal gazlı ¨500 0226 811 07 77 Yalova Merkez 120m2 3+1 doğal gazlı ¨1300 0226 811 07 77


Kadın Moda Sağlık

27 Ocak 2014

Gribe karşı bunu tüketin!

7

Gribe karşı C vitamini bakımından zengin meyve ve sebzelerin yanı sıra fındık tüketilmesinin de bağışıklık sistemini güçlendireceği belirtildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Örem, fındık, ceviz ve badem gibi sert kabuklu meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirerek insan sağlığına olumlu etkilerinin olduğu vurguladı. Fındıktaki E Vitamini Direnci Artırır Son zamanlarda grip vakalarının oldukça arttığını ifade eden Örem, şunları söyledi: “Fındık, ceviz ve badem gibi meyvelerin tüketiminin günlük diyetimizin vazgeçilmez bir parçası olması gerekir. Grip ve soğuk algınlığına karşı bu mevsimlerde C vitamini bakımından oldukça zengin portakal, mandalina gibi meyveler ile sebzeler bol miktarda tüketiliyor. Bunun yanında enerji veren özelliği ile E vitamini barındıran fındığın da tüketilmesi vücut direnci açısından fayda sağlıyacaktır. C vitamini barındıran ürünler ile birlikte fındık iyi bir takım savunması oluşturur. Böylelikle bağışıklık sistemi daha da güçlenir.”

Günlük 40-50 gram tüketin Örem, fındığın bir çok özelliğinden dolayı sağlık açısından fayda sağladığını da belirterek, şöyle devam etti: “Fındıkta günlük tüketilecek toplam miktar yaklaşık 40-50 gram olmalı, aşırı tüketim kilo aldırabilir. Fındık ve benzeri ürünlerin tüketminin sağlıklı beslenmek için bir hayat tarzı olması gerekir. Fındıkta E vitaminin yanında bol bulunan kalsiyum, magnezyum, potasyum, folik asit ve diğer eser elementler,

vücutta birçok faydalı etkilere neden oluyor. Yağ, protein, karbonhidrat, E vitamini, mineraller, diyabetik lifler ve anitoksidan fenoliklerin özel bileşimleri nedeniyle beslenme ve sağlık açısından fındık, kuru yemiş çeşitleri arasında önemli bir konuma sahip. Fındığın besleyici ve duyumsal özellikleri, onu gıda ürünleri için benzersiz ve ideal bir malzeme haline getirmektedir. Yüzde 60,5 oranında yağ içerdiği için fındık iyi birer enerji kaynaklarıdır.”

Fit ve sağlıklı kalmanın 5 kuralı Ayrıca yüksek protein tüketerek geçirdiğiniz öğünler, %30 oranında daha hızlı çalışmasına neden olur.

Yeme şeklinizi değiştirip, biraz daha egzersizle çok daha fit bir vücuda sahip olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey bu kuralları gözden çıkarmamak. İşte, fit ve sağlıklı kalmanın 5 püf noktası... Kahvaltıda protein tüketin: Protein; tokluk hissi verir, kasları kuvvetlendirir ve vücudunuzu zinde tutar. Kahvaltıda tüketeceğiniz günlük 30 gram protein, açlık krizlerinin önüne geçer ve gün içinde karbonhidratlı ve yağlı atıştırmalıklara yönelmenize daha az neden olur.

Sağlıklı atıştırmalıkları yanınızdan ayırmayın: Öğünler arasında açlık krizlerini bastırmak için, yanınızda daima sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun. Bir avuç badem ya da fındık, haşlanmış yumurta, elma, portakal ve mandalina gibi taze mevsim meyveleri, öğünleri sağlıklı geçirmenize ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olacak. Sebze pişirin: Sebzelerin pek çok kişi tarafından favori yiyecek olmadığını çok iyi biliyoruz. Ancak uzmanlar, sebzelerin her öğünde tüketilmesini öneriyor. Sebze yemeklerini tüketmeyi sevmiyorsanuz, yapacağınız omletlere taze otlar ya da sebzeler ekleyebilir, salatalarınızı çeşitlendirebilir, ya da sebzeleri blenderdan geçirip sularını içebilirsiniz. Sebze tüketme alışkanlığı edindiğinizde

fast food gibi zararlı yiyeceklerden de uzaklaşmış olacaksınız. Tam tahıllı besinleri öğünlerinize ekleyin: Tam tahıllı ürünler, mümkün olduğunca az katkı maddesi içerir ve pek çok yapay maddeden arındırılmış olarak soframıza gelir. Öğünlerinizde tükettiğiniz beyaz ekmeği sofranızdan kaldırın ve yerine tam tahıllı olanları ekleyin. Canınız makarna istediğinde de kepekli olanları tercih edin. Sabah kahvaltılarında ya da öğle atıştırmalıklarında yulaf ezmesi de tüketebilirsiniz. Lif kaynağı olan tam tahıllı ürünler, uzun süre tokluk hissi de yaratacaktır. Sevdiğiniz yiyeceklerden kendinizi mahrum bırakmayın: Bol köpüklü kahvenizin yanında çikolata mı yemek istiyorsunuz? Akşam yemeği için hamburger mi sipariş etmek istiyorsunuz? Güzel bir baklavanın hayalini mi kuruyorsunuz? Sevdiğiniz yiyecekleri tamamıyla hayatınızdan çıkarıp, kendinizi mutsuz etmeyin. Canınız çok yemek istiyorsa porsiyonlara dikkat edin ve egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. Örneğin; 2 adet baklava yerine sadece bir tane yiyin ya da kahvenize bir parça bitter çikolata eşlik etsin.

Yumurta kabuğunun bilinmeyen faydaları

Bitlis Eren Üniversitesi öğretim görevlisi herbalist Muhsin Duran, yumurta kabuğunun öğütülüp günde bir çay kaşığı tüketilmesi durumunda, kemik erimesi hastalığına yakalanma

riskinin ortadan kalkacağını söyledi. Kemik erimesi hastalığını önlüyor. Yumurta kabuğundaki faydalarla ilgili çalışmalar yürüten Muhsin Duran, yüzde 94 oranında kalsiyum bulunan yumurta kabuğunun, kemik erimesi hastalığını önlediğini söyledi. Yumurta kabuğunun öğütüldükten sonra düzenli olarak tüketilmesinin, kemik erimesi hastalığına kesin çözüm sunduğunu aktaran Duran, oranın, çocuklarda günde yarım, yaşlılarda ise günde tam çay kaşığı olduğunu ifade etti. Analizler so-

nucu yumurta kabuğunun cilde de faydalı bir kaynak olduğunu dile getiren Duran, gelişemeyen çocukların da kalsiyum oranının yüksekliği nedeni ile yumurta kabuğunu tüketmeleri gerektiğini kaydetti. Yumurta kabuğunun doğal kalsiyum kaynağı olduğunu ve hiç bir yan etkisinin bulunmadığına dikkat çeken Bitlis Eren Üniversitesi öğretim görevlisi herbalist Muhsin Duran, yumurta kabuğunun cilt bakımında yaşlanmayı geciktirici etki sağladığını sözlerine ekledi.

Ebeveynler karnelere nasıl tepki göstermelidir? Takdir ve teşekkür belgesi ile sınırlandırmadan asıl önemli olan başarısının sırrını ortaya çıktığını göstermek daha motive edici olacaktır. Yarıyıl tatilinin başlamasına sayılı günler kala öğrenciler kadar anne babalar da karne endişesi yaşıyor. Yeni döneme daha iyi bir başlangıç yapılması için ise sömestr tatilinin iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uz. Dr.Leyla Benkurt Alkaş, anne babalara karne başarısızlığı konusunda yapılması gerekenler ve verimli bir tatil planlaması hakkında önerilerde bulundu. Çocuğunuzun karnesini birlikte değerlendirin Karne, bir çocuğun okul dönemindeki performansını, davranışlarını açıklayan bir değerlendirmedir. Çocuğun kişiliğini, zekasını, yeteneklerini ve hayattaki duruşunu tek başına belirleyemez. Aile içi geçimsizlikler, anne babanın çocuğa kaliteli zaman ayırmaması, kontrolsüz oyun ve televizyon saatleri, tablet ve telefonun aşırı kullanımı, zihinsel kapasite, çocuğun öğrenmesini bozan psikiyatrik ve bedensel hastalıklar karne notlarının düşük olmasına sebep olabilir. Sorunlar ve çözümler düşünülürken her zaman “ben ne yapabilirim?” felsefesi üzerinde durulmalıdır. Çocuk ve ebeveyn başarısızlık karşısında bahane ve sebepler üretmektense, yapılan hataları belirleyip çözüm önerileri geliştirmelidir. Çocuk başarısız bir karne getirdiyse öncelikle sakin olmak,

suçlayıcı ve aşağılayıcı davranmamak ve beraber değerlendirme yapmak çok önemlidir. Aileler sebep sonuç ilişkisi ile doğru bir durum tespiti yapılmalıdır. Karnedeki olumlu yönlerden başlanıp, eksiklikler ve zorluklar hakkında konuşulması gerekir. Çocuğun da değerlendirmeye katılıp, sebep-sonuç bağlantılarını dile getirmesi sağlanmalıdır. Çocuğunuzu başkalarının önünde eleştirmeyin Çocuklar okul başarısı konusunda kardeşleri ve arkadaşları ile kıyaslanmamalıdır. Çocuklar olduğu gibi kabul edilmeli, onlardan kapasiteleri dışında, başaramayacakları işler beklenmemelidir. Kıyaslama ancak çocuğun kendisi ile yapılmalıdır. Çocuğun başardığı işleri örnek gösterilip, zayıf notlarını da düzeltebileceği ifade edilmelidir. Arkadaşlarının ya da başkalarının yanında onu eleştirmek, kötülemek onun kendisine olan saygısını zedeleyebilir. Çocukların başarısında ailelerin çocuklarının bireysel özelliklerini bilmeleri ve onlara en uygun öğrenim yöntemlerini uygulaması önemlidir. Aileler çocuklarının öğrenmekten ve çalışmaktan zevk alma duygularını geliştirmenin yollarını aramalıdır. Çocuğunuzun dinlenmesine ve eğlenmesine izin verin Yarıyıl tatili diğer döneme başlamadan dinlenme ve hazırlanmayı kapsar. Tatil başında, okulun başlamasına daha çok zaman vardır, sonlara doğru ise hiç bir hazırlık yetişmez, bundan sonraki çabanın anlamsız olduğunu düşünülür. Tatil başından

sonuna; “ders çalış, eksiğini kapat, ödevini yap, bilgisayarı kapat, kitap oku” gibi sözler söyleyip, bağırıp, eleştirmek genellikte bir işe yaramadığı gibi çocuğun ailesinden uzaklaşmasına, söylenenleri umursamamasına, umutsuz, bezgin ve mutsuz olmasına yol açar. Çocuğunuzu her koşulda sevdiğinizi ve ona değer verdiğinizi hissettirin Anne ve babalar çocuklarını her zaman ve her durumda koşulsuz olarak sevdiklerini, kabul ettiklerini ve değer verdiklerini hissettirmelidir. Böylece çocuklar, karnelerinde notların anne ve babalarının onlara duydukları sevgi, güven, kabul ve değeri asla değiştirmeyeceğinin “bilincinde olurlar. Tatil sürecini iyi planlamak gerekir Stresin, sabah yetişmenin, koşturmacanın azaldığı geniş zaman ve mekanların en güzel şekilde değerlendirilmesi uygundur. Sadece çocuğun istediğinin sınırsızca yapılması, sadece sizin uygun gördüklerinizin baskıyla yapılması kadar anlamsızdır. Çocuğunuzu tanımanız, kendi imkanlarınızı, ortak zevklerinizi, karşılıklı iletişim eşliğinde değerlendirmeniz gerekir. Temel felsefe; samimi, sevgi dolu ve karşıdakini kabullenici yaklaşım, zaman ayırma, dinleme, öğretme, öğrenme, takdir etme, ayni takımda olma, benzer duygular paylaşıp özgüven gelişimi için cesaret verebilmektir.

Evde vücut scrubı yapımı Kış aylarında soğuktan kuruyan ve çatlayan cildimizle başa çıkmak bir hayli zordur. Bu kışı pürüzsüz bir ciltle geçirmeniz için, evde yapabileceğiniz çok pratik bir vücut scrubı tarifi hazırladık. Elma içeriğindeki malik asit sayesinde kuru cildinizi onarıyor. Hindistan cevizi ya da zeytinyağı ise cildinizi nemlendirerek, yumuşatıyor. Duşa girmeden 5 dakika önce bu scrubı vücudunuza sürün ve durulanın. Tarçın ve elmanın mis gibi kokusu sizi büyüleyecek ve yumuşacık bir cilde kavuşacaksınız. Elmalı scrubı haftada bir kez uygulayabilirsiniz. Not: Hazırladığınız vücut scrubını vücudunuza sürmeden önce, bileğinizin iç kısmında test etmeyi unutmayın.

Malzemeler:

Yarım kase esmer şeker, ya-

rım kase beyaz şeker, 3 yemek kaşığı hindistancevizi ya da zeytinyağı, 2 yemek kaşığı rendelenmiş elma, bir tutam tarçın

Hazırlanışı:

Tüm malzemeleri geniş bir kabın içine koyun ve karıştırın. Hazırladığınız karışımı, duşa girmeden önce vücudunuza masaj yaparak yavaş hareketlerle sürün. Ardından ılık suyla vücudunuzu iyice durulayın.


Üniversiteden “sazan” açıklaması

Özbekistan’da Türk Filmleri Haftası Özbekistan Taşkent’te 10. Türk Filmleri Haftası başlıyor. Filmler, Özbekçe altyazı ile halkın beğenisine sunulacak.

Her zaman olduğu gibi Türkiye’nin içinde bulunduğu iktisadi, hukuki ve siyasi gelişmeler Türk sinemasına da yansıdı. 2012 yılında sadece vizyon gelirleri 421.883.398 TL’lik büyüklüğe ulaştı, sektörün toplam büyüklüğü 2 milyar doları aştı. Türkiye’de 2012 yılı itibarıyla 567 sinema binası, 2.093 sinema perdesi ve 268.072 sinema koltuğu bulunuyor. Son yıllarda artan seyirci ve film sayısı, üretimdeki çeşitlilik, birbirine eklemlenen farklı üretim tarzlarının varlığı, sinema için umut verici bir tablo oluşturuyor. Bu kapsamda, Özbekistan Taşkent’te 10. Türk Filmleri Haftası başlıyor. Türkiye Cumhuriyeti Taşkent Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Turan ve ekibince keşfedilen yeni balık türlerine ilişkin haberin, bazı basın yayın organlarında çarpıtıldığı belirtildi. Rektörlükten yapılan yazılı açıklamada, Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Turan, Prof. Dr. Güler Ekmekçi, Araştırma Görevlisi Cüneyt Kaya ile Esra Doğan’ın Fırat Nehri’nde uzun bir çalışma programı yaptıkları ve çalışma sonucunda üç yeni sazan türünün keşfedildiği hatırlatıldı. Açıklamada, bazı basın yayın organlarında ve internet sitelerinde dünya bilim literatürüne kazandırılmış olan üç yeni sazan türünün isimlendirilmesi ile ilgili olarak çarpıtma yapıldığı vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

Müşaviri Cihan Varlık, Sinema Haftası ile ilgili açıklamalarda bulundu. Her yıl olduğu gibi 10. Türk Filmleri Haftası da 23-26 Ocak 2014 tarihleri arasında Taşkent’te yapılacak. Radison Blu Otel’de yapılacak göste-

rimlerde; İstanbul’un fethini, Türk tarihine damga vuran bir olayı anlatan Fetih 1453, gişe rekorları kıran Vizontele Tuuba ve ünlü Türk sinemacıların oynadığı Güneşin Oğlu isimli filmler gösterilecek.

“Basın yayın organlarında ‘Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinin sazanları’ isimli haberler yer almıştır. Üniversitemiz Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Turan ve araştırma ekibi tarafından Fırat Nehri’nde bu güne kadar dünya bilim literatürüne girmemiş olan üç yeni sazan türü keşfedilmiştir. Daha önce de 18 yeni türü dünya faunasına kazandırmış olan Prof. Dr. Davut Turan bu yeni türleri isimlendirirken birisine

annesi Emine Turan dolayısıyla ‘emineae’, diğerine araştırmanın radyografik çekimlerine destek vermiş olan Rize Devlet Hastanesi yöneticisi Opr. Dr. Hasan Basri Velioğlu dolayısıyla ‘velioglui’, bir diğerine de arazi çalışmalarına beraber gittiği kayınbiraderi Recep Buyurucu dolayısıyla ‘recepi’ ismini vermiştir. İlim dünyasında yeni bulunan türlere isim verme geleneği var olan bir durumdur. Kaldı ki araştırmacı isimlendirmeyi hangi gerekçelerle yapmış olduğunu makalede belirtmiştir. Bu araştırma indeksler tarafından taranan Zootaxa 3754 (2): 1001116 (wwwn. mapress.com/zootaxa) isimli bilimsel bir dergide

yayınlanmıştır.” “Takdir edilmesi gerekirken...’’ Basın yayın kuruluşlarının isimler üzerinden çarpıtma yaptığı kaydedilerek, şu ifadelere yer verildi: “Prof. Dr. Davut Turan’ın, dünya bilim literatürüne kazandırdığı türleri isimlendirirken vefa örneği göstermesi ve dünya faunasına üç yeni tür kazandırması dolayısıyla takdir edilmesi gerekirken, ilmi bir çalışmanın bazı basın yayın organlarında çarpıtarak farklı şekillerde haber yapılması yadırganmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türkmeneli’ndeki birlik Avrupa’ya yansıdı Irak’ta Türkmenler arasında yaşanan ve sonucunda seçimlere az bir süre kala Kerkük Türkmen Cephesi’nin kurulması, Avrupa’da Eşref Kerküklü önderliğinde Hollanda’da yapılan büyük buluşmayla yaşama geçirildi.

Aleksandrov Rus Kızılordu ve dans topluluğu İBB Cemal Reşit Rey’de 1928 yılında kurulan ve bugüne kadar 70’in üzerinde ülkede konser veren dünyanın en büyük ordu korosu olan Rus Kızılordu Korosu, 25 ve 26 Ocak’ta 3 konser ile İBB Cemal Reşit Rey’de izleyiciyle buluşacak. İstanbul Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü bu hafta da Rus Kızılordu Korosu’nu İstanbullularla buluşturuyor. İBB Cemal Reşit Rey’de düzenlenecek 3 konser, 25 ve 26 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Kurulduğu günden bu yana 70’ın üzerinde ülkede konser veren ve gittikleri her yerde büyük beğeni kazanan topluluk, 1928 yılında kuruldu. Kızılordu Merkez Evi’nde kurulan, orkestra ve dansçılardan oluşan dünyanın en büyük ordu korosu olma unvanına sahip “Aleksandrov Red Army Chorus” (Rus Kızılordu Korosu), amatör sanatı geliştirmek, askerlere moral vermek ve ilgilerini kaliteli müziğe çekmek amacı ile 1933 yılına kadar 300’e yakın etkinlik düzenledi. Topluluğun dans yönetmeliğini deneyimli müzik-sahne gösterileri yönetmeni Pavel İvanoviç İlyin yaptı. Müzik yönetmeni olarak ise, ünlü besteci ve koro şefi Aleksandr Vasilyeviç Aleksandrov davet edildi. Haziran

1946 yılında Berlin konseri sırasında A.V. Aleksandrov’ u aniden yakalayan ölüm konserleri durdurdu. 10 Haziran tarihinde SSCB Hükümeti kararıyla Koro, muhteşem müzisyenin anısına Aleksandrov’ un ismini aldı. Aleksandr Vasilyeviç’ in vefatından sonra koronun sanat yönetmeni ve baş koro şefi olarak oğlu Boris Aleksandrov atandı. Koronun dünya çapında ünlü olması, herkesin sevgisini kazanması, milyonlarca Sovyet ve yabancı dinleyicilerin gözünde popüler olmasına yönelik babasının izlediği yolu takip etti. Savaş sonrası yıllarında Boris Aleksandrov başkanlığında Koro 68 kez yurt dışına çıktı ve onlarca devletin seyircileri tarafından coşkun alkışlara laik görüldü. Boris Aleksandrovönceleri Koronun baş faaliyeti olarak gençlerin vatanseverlik konusunda eğitilmesi ve Sovyet bestecilerin bestelerine saygı duymasını istiyordu, ancak değişen zaman

ve koşullarla birlikte koro siyasi yapısından çok “folklorik’’ bir yapıya dönüştü. Boris Aleksandrov’ un çalıştığı ilk dönemde Koronun repertuarına Sovyet bestecilerin 100 şarkısı, halk şarkıları, Rus ve yabancı klasik şarkıları ve dünya halklarının şarkıları başta olmak üzere 150 yeni şarkı eklendi. Yurtdışı konserleri sırasında Koro dünyanın hemen hemen bütün dillerinde şarkı ve gittikleri ülkelerde o ülkeye ait seçtikleri eserleri de seslendirmektedirler. 80. yıldönümü geçtiğimiz yıllarda kutlayan Koro ve Dans Topluluğu daha gençleşmiş haliyle yeni sanat programlarını seyircilerine sunmaya hazır. Ünlü Kızılordu ve Dans Topluluğu sanat kariyerinin zirvesinde olup uzak bölgelerde, savaş bölgelerinde, yurtdışında ve Rusya Federasyonu sahnelerinde konserlerini vererek dünyanın farklı ülkelerinden seyirci ve dinleyicilere ulaşmaya devam ediyor.

Bu bağlamda Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da Türkmen önderlerini anma buluşmasının üçüncüsü yoğun katılımla yapıldı. Hollanda Türkmenleri Birliği tarafından düzenlenen buluşmaya Irak Türkmen Cephesi (ITC) Avrupa Birliği/Brüksel Temsilcisi Hassan Aydınlı, Hollanda Türkmenleri Birliği Genel Başkanı Eşref Kerküklü ve Hollanda Türkmenleri Birliği danışma kurulu Başkanı eğitimci Halil Otrakçı konuşmacı olarak katıldılar. Anma programında ilk olarak konuşan, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Avrupa Birliği/Brüksel Temsilcisi Hassan Aydınlı, Şehit Türkmen önder Necdet Koçak ve diğer şehit önderlere değinerek, “Türkmenler; Araplar ve Kürtler gibi eşit sayılmamaktadır. Dış güçler Irak milletini Sünni, Şii ve Kürt olmak üzere bölmeye başladılar. Petroldan başka birşeyi düşünmiyorlar, petrolden başka bir şeyimiz de yok zaten ve bunun da adil paylaşmıyorlar” dedi ve “Çocuklarınızı iyi yetiştirmek zorunda olduğumuzu ve yeri cennet olsun Atamızdan örnekler alınması gerektiğini” vurguladı. Konuşmacılardan Hollanda Türkmenleri Birliği Genel Başkanı Eşref Kerküklü yaptığı konuşmada, “Türkmenler üzerinde oynanan oyunlar günümüzde de devam etmektedir. Irak’ta yasalar ne yazık ki uygulanmamaktadır. Örnek Türk dili konusunda yapılan haksız uygulamalardır. Ne yazık ki geçmişin kalıntıları halen mevcuttur. Baasçılık zihniyeti devam etmektedir.

Irak Dışişleri Bakanı Zebari ve Eğitim Bakanı El-Temim Türkmenleri dışlıyor. Nuri El-Maliki hükümetini tanımamak gerektir, çünkü otoritesi yok ve ülkeyi yönetemiyor. Hükümeti kınıyoruz. Bir taraftan da dediğim gibi Türkmenler üzerinde hem içeride hem dışarıda oluşturulmaya çalışılan fitne devam etmektedir. Türkmenin kültürü ve kıyafeti üzerinden özellikle bir oyun söz konusudur. Bu fitne mahvillerine milletimiz özellikle itibar etmemiştir. Kuşku yoktur ki, Türkmenler bu dönem de korku gömleğini yırtıp atacaktır.” dedi. Konuşmacılardan Hollanda Türkmenleri Birliği danışma kurulu Başkanı eğitimci Halil Otrakçı, “Önderlerimizin idamları son derece üzücü bir olaydır. Allah rahmet eylesin.” diyerek söze başladı ve ekledi “Daha aktif olmak zorundayız. Önümüzdeki dönem siyasi açıdan Türkmenler için altın fırsat vardır. Bu nedir? Seçimler yaklaşıyor. Biz de bu seçimlere gireceğiz. Türkmenler hariç herkes bölündü. Bu seçimlere Türkmenler birlik içinde girecek. Şu anda siyasi imkanlar yeni fırsatlar sunuyor. Tüm arkadaşlarımızı uyarın ve oylarını Türkmenlere vermelerini sağlayın. Unutmayın ki; hak istenilmez, hak alınır. Milletimizi sandık başına getirmek zorundayız. Kerkük sahipsiz değildir. Kerkük Irak’ı besliyor, Kürt

yönetimi Kerkük’te havalimanı ve bölgeyi kalkındıracak alışveriş merkezlerinin yapılmalarına karşı. Türkiye, Kerkük’te neden yatırım yapmaz? Bunu da anlamak zordur.” dedi. Anma programının sohbet bölümünde katılımcılar sorularını buluşmanının konuşmacılarına yönelttiler. Konuklardan Hollanda Türk Gençlik Kuruluşları Federasyonu (HTGF) Genel Başkanı Oğuzhan Kılıç, şu görüşleri dile getirdi “Irak Türkmenlerine ve diğer Türk akraba topluluklarına, büyük Türk milletinin önderleri olarak sahip çıkmak ve birlikteliği pekiştirmek görevlerimizi arasındadır. Bu bakımdan biz de sizinle aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyor ve yaşıyoruz.” dedi. Konuklardan Türk Eğitim Merkezi (STOC) Başkanı İsmail Ercan, “Bir eğitim kurumu olarak kapılarının herkese açık olduğunu” ifade etti. Konuklardan eski Azerbaycanlı bir vali olan Hollanda Azerbaycan toplumu önderlerinden Eldaniz Yusibov, gazeteci Fikret Hüseyinli, Türkmen Gazi Mufak Terzi, eski Türkmen dernek başkanlarından Cüneyt Avcı ve Sabah Merdan ile HTGF eski Genel Başkan Yardımcısı İmdat Kaymaz ve pek çok seçkin davetli konuk ve katılımcı sağlanan birlik, beraberlik ve dayanışma ortamı için takdirlerini dile getirdiler.

Türkhaber 4.sayı  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you