Page 1

ÖNSÖZ AD’›n böylesine etkin bir dernek haline

Bunun bilincinde olan TÜMB‹AD’›n tüm

gelmesinde eme¤i geçen baflta kurucular›

üyeleri bugüne kadar gerçeklefltirilen et-

olmak üzere tüm üyelerine gönülden te-

kinliklerde nas›l titizlikle emek harcad›larsa

flekkür etmek istiyorum. TÜMB‹AD bünye-

bundan sonra yap›lacak olan tüm etkinler-

sinde kültür, sanat, spor, sa¤l›k, e¤itim,

de de bu bilinçle hareket edip ülkemize

ekonomi vb. 19 komisyon oluflturulmufltur.

ve tüm insanl›¤a ›fl›k tutacak projelerde bir

Her bir komisyona alan›nda uzman kifliler

araya geleceklerdir.

-profesörler- baflkanl›k etmektedir. Yeni bir say›da yeniden buluflmak Tek isim olarak projelere imza atmaktansa

Arif EKfi‹

TÜMB‹AD Genel Koordinatörü ve Baflkan Dan›flman› evet@byproje.com.tr

dile¤iyle…

ortak çal›flma gruplar› oluflturup konulara farkl› aç›dan bakan kiflilerle birlikte etkinlikler düzenlemeyi ilke edinen derne¤imiz, bu ay Hizmet Gönüllüleri Konfederasyonu

Bir mum di¤er mumu tutuflturmakla ›fl›¤›ndan bir fley kaybetmez.

ile birlikte ‘‹zmir’in Gelece¤i’ adl› paneli düzenleyecektir. ‹zmir’de düzenlenecek Küresel ekonomilerde ve özel sektörde

panele TÜMB‹AD’›n bütün yönetim kurulu

yaflad›¤›m›z de¤iflim ve geliflimler, varl›k-

üyeleri tam kadro kat›lacak ve ülkemiz için

lar›n› sürdürülebilir k›lmay› hedef edinmifl

fayda sa¤layacak çal›flmalara verilen

kurumlar›n -iletiflim- kavram›n› daha fazla

eme¤in ard›ndan ulafl›lan mutluluk flafllara

dikkate almalar›n› bir gereklilik hatta zo-

yans›yacakt›r.

MEVLANA

runluluk haline getiriyor. ‹letiflime yap›lan yat›r›m ayn› zamanda gelece¤e yap›lan

Bugün flafllar›n ayd›nl›¤›yla foto¤raflanan

yat›r›m anlam›na da geliyor.

zamandan kareler yar›n ‹zmir’in gelece¤ini ayd›nlatmak için ›fl›k tutacakt›r. ‘‹zmir’in

TÜMB‹AD, gelece¤e yat›r›m ad›na bu ay

Gelece¤i’ adl› panelin gerçekleflmesinde

dergisinin 3. say›s›n› ç›kartt›. Hayat için k›-

eme¤i geçen ve panele ev sahipli¤i yapa-

sa ama bir derginin gün yüzüne kavuflma-

cak olan Nezaket ATASOY han›mefendiye

s› için de uzun say›labilecek bir aradan

ve Kemal ZORLU Bey’e flimdiden teflek-

sonra yine sizlerle birlikteyiz.

kür ederim.

TÜMB‹AD, kuruluflundan bugüne kadar

Her bireyin kendine ait bir evreni olmad›-

geçen süre içerisinde hizmetleri, duruflu

¤›n› düflünürsek, at›lan her ad›m›n baflka

ve etkinlikleriyle gerçekten bünyesinde

hayatlara etkisinin büyüklü¤ü ortadad›r.

olana gurur veren bir dernek oldu. TÜMB‹-

1


‹MT‹YAZ SAH‹B‹ Venüs Yap›m-Yay›mc›l›k Ad›na Cevdet AKAY Genel Yay›n Yönetmeni Aynur Ayd›n Coflkun Genel Koordinatör Arif EKfi‹ Yaz› ‹flleri Müdürü Av. Özgür ÖZGÜN

Haber Koordinatörü Tahsin BAYRAKTAR Murat KARAL‹ Foto¤raf Ersoy KÖSE TÜMB‹AD Yönetim Kurulu Cevdet AKAY-Genel Baflkan Alaattin BAYRAKTAR-Baflkan Vekili Hasan AL‹ CESUR-Baflkan Vekili PROF. DR. Mehmet AKALIN-Baflkan Yard›mc›s› PROF. DR. Erhun EYÜBO⁄LU-Baflkan Yard›mc›s› Muhammed Taha GERGERL‹O⁄LU-Baflkan Yard›mc›s› Nezaket ATASOY-Baflkan Yard›mc›s› Hayri ÜLGEN-Baflkan Yard›mc›s› Yunus CAN-Baflkan Yard›mc›s› Erol AYKUT-Baflkan Yard›mc›s› PROF. DR. Aynur Ayd›n COfiKUN-Genel Sekreter Veysel SUNMAN-Genel Sayman PROF. DR. Ertaç ERGÜVEN-Bas›n Sözcüsü Tamer TAfiPINAR PROF. DR. Vecdet ÖZ PROF. DR. Yurdagül MEHMEDO⁄LU Metin ARI Musa KUMBARO⁄LU ‹smail fiAH‹NKAYA Ömer GÜNDO⁄DU Erkan ARIKAN Mahmut KONUKO⁄LU Mehmet ERSOY Kemal ZORLU Hüseyin AVCI Asuman KARAfiABANO⁄LU Ahmet TURFANDA Grafik Tasar›m Yeliz fiENCAN Bas›m Milsan Bas›m Yay›n Türü ‹ki ayda bir yay›nlan›r. Yerel Süreli Yay›n Ücretsizdir. www.tumbiad.com bilgi@tumbiad.com

2

66

B‹ZDEN HABERLER TÜMB‹AD Yönetim Kurulu Toplant›s› Swiss Otel’de gerçeklefltirildi.

40 MAKALE Elektromanyetik Dalgalar›n ‹nsan Sa¤l›¤›na Etkileri ve Baz istasyonlar› Prof. Dr. Vecdet ÖZ


58

14

8

KÜLTÜR-SANAT

RÖPORTAJ

ARAfiTIRMA

Biray DALKIRAN

Resim ve Heykel Müzesi

En Ucuz Enerji Enerji Tasarrufudur! Prof. Dr. Ertaç ERGÜVEN

Ömer Osman GÜNDO⁄DU

16 RÖPORTAJ Deniz Yolcu Ulafl›m›nda Devlet Deste¤i ve Karayolu Entegrasyonu fiart Yunus CAN

44

22

SPOR

ARAfiTIRMA

‹stanbul 2012’ye haz›r HEDEF: 2020

Hukuk Devleti ve Demokrasi

Tamer TAfiPINAR

Metin ÖNEY

26 MAKALE Yöresel Dokumalar Prof.Dr. Mehmet AKALIN

72 B‹ZDEN HABERLER TÜMB‹AD’›n organize etti¤i maça ilgi büyüktü… 3


GÜNDEM

Cevdet AKAY TÜMB‹AD Genel Baflkan›

4


GÜNDEM

Sorunlara geçici de¤il

kal›c› çözümler bulmak için çal›fl›yoruz.

TÜMB‹AD, Tüm Bürokratlar ve ‹fladamlar›

yenlerimizden epey destek görmekteyiz,

Do¤u ve Güneydo¤ulu gençlerin yarat›c›-

Sosyal Dayan›flma Derne¤i ad› alt›nda

bu sayede yapt›¤›m›z projelerin aya¤›n›n

l›klar›n› ve hayallerini gerçeklefltirebilmele-

2010’da kurulmufltur. Kuruluflundan bugü-

yere daha sa¤lam basmaktad›r.

ri, bireysel geliflme ve sosyalleflmelerine

ne uzun bir süre geçmese de ülkemiz aç›-

olanak bulabilmeleri önemlidir.

s›ndan faydal› olaca¤›na inand›¤›, her biri

Akademisyenlerimizin yan›nda bürokrat ve

ayr› bir konu bafll›¤›n› ele alan birçok et-

ifl adamlar›m›z›n da tecrübelerinden yarar-

Onlara bu olana¤› sa¤layabilmek için ön-

kinlik düzenlemeyi baflarm›flt›r.

lan›yor, çal›flmalar›m›z› birliktelik, gönüllü-

ce mevcut durumun ortaya konmas› ge-

lük ve dayan›flma çerçevesinde yürütüyo-

rekti¤ine inand›k ve bölgenin sosyo-eko-

ruz.

nomik-kültürel ve politik yap›s›n› de¤erli

TÜMB‹AD’›n k›sa sürede baflar›ya ulaflmas›n›n alt›nda kültür, sanat, spor, sa¤l›k,

akademisyenlerimizin deste¤iyle haz›rla-

e¤itim, ekonomi vb. 19 komisyonun olufl-

TÜMB‹AD’›n her bir üyesi, rolünün bilincin-

turulmas› ve bu komisyonlar›n her birine

de olup sorunlara geçici de¤il kal›c› çö-

konuyla ilgili profesörlerin baflkanl›k etme-

zümler bulma amac›yla hareket etmekte-

Bundan sonra da çal›flmalar›m›z ayn› ka-

si, üyelerinin seçkin ifladamlar› ve bürok-

dir.

rarl›l›k ve özveriyle devam edecektir.

TÜMB‹AD’›n ele ald›¤› konulardan biri Do-

Herfley gönlünüzce olsun, sa¤l›cakla

¤u ve Güneydo¤u Anadolu Bölgesi’dir.

kal›n.

d›k.

ratlardan oluflmas› yatmaktad›r. Bir sivil toplum kuruluflu olarak akademis-

5


GÜNDEM

G‹R‹fi‹MC‹L‹K Alaattin BAYRAKTAR

TÜMB‹AD Genel Baflkan Vekili

lerdir: yenilikçilik, pazarlama ve iflletme yönetimi becerileri, risk almadaki yetene¤i ve iste¤i, know-how üretebilme, gelecek odakl› düflünebilme, iflbirli¤i yapma (cooperate) ve f›rsatlar› yakalama yetene¤i olarak özetleyebiliriz.

De¤iflim kavram›, günümüzde yaflam› belirleyen temel kavramlardan biridir, bir kurald›r. ‹flletmeler aç›s›ndan bakt›¤›m›zda bu de¤iflime ayak uydurman›n yolu teknolojiyi takip etmekten geçiyor gibi gözükse de günümüzde sadece teknolojide de¤il ekonomik ve sosyal alanlarda da h›zl› bir de¤iflim yafland›¤› görülmekte ve dolay›s›yla giriflimci bir örgütün, çevrenin kendilerine sundu¤u bütün de¤iflim parametrelerini tan›mak ve onlarla uyum içerisinde yaflamak zorunda oldu¤u sonucu ortaya

6

ç›kmaktad›r. Bu ba¤lamda da giriflimcilik olgusu ön plana ç›kar. Nas›l de¤iflime ayak uydurman›n yolu, de¤iflim parametrelerinden geçiyorsa, de¤iflim parametrelerini tan›man›n yolu da baflar›l› bir giriflimciden geçer. Çünkü giriflimci, bireysel olarak baflar›l› oluyorsa, milli ekonomiye katk› sa¤l›yor, ülkenin refah seviyesini art›yor demektir. Peki baflar›l› bir giriflimcinin özellikleri ne-

Baflar›l› bir giriflimci kimlik, baflta tamamen yetenekle alakal› gibi gözükse de kiflinin ald›¤› e¤itim ve tecrübelerinin baflar›s›nda rolü büyüktür. E¤itim, gelecek vadeden bir toplum oluflturmada kilit rol oynar. E¤er biz gençlerimizin e¤itimine yeterli önemi göstermezsek, bunun maliyeti bizden sonraki nesiller için çok a¤›r olabilir. E¤itimden kast›m, bugünkü sistemdeki gibi, ö¤rencilerin üniversiteyi kazanana kadar d›fl dünyayla ba¤lant›lar›n› kestikleri bir sistem de¤il, çünkü baflar›l› bir giriflimci yetifltirmek istiyorsak sosyal aç›dan da onu beslememiz gerekir. Bugün gençlerimizin büyük ço¤unlu¤u maalesef üniversiteyi kazanana kadar, sürekli ders çal›flma psikolojisi içerisinde olduklar›ndan topluma karfl› duyars›z yetifliyorlar. Toplumdaki sorunlar› görmeyen bir giriflimci dolay›s›yla çözüm de üretemez.

Baflar›l› bir giriflimci= Do¤ufltan ifladam›/kad›n› olmak + e¤itim + tecrübedir.


GÜNDEM

S‹V‹L TOPLUM Hasan Ali CESUR

TÜMB‹AD Genel Baflkan Vekili

KURULUfiU

Sivil Toplum Kurulufllar› (STK), resmi ku-

içe olmalar› sebebiyle STK’lard›r. Bu se-

dafla, vatandafl›n dilek ve temennilerinin

rumlar d›fl›nda ve bunlardan ba¤›ms›z ola-

beple siyasi yap›lar STK’larla iflbirli¤ine ih-

de devlete aktar›ld›¤› kurulufllard›r.

rak faaliyet gösteren ve kar amac› gütme-

tiyaç duyarlar. Dolay›s›yla STK’lar devletle

yen kurulufllard›r. STK’lar›n amac› içinde

vatandafl aras›ndaki en önemli köprüdür

Ülkemizde STK’lar›n önemi AB’ye üyelik

bulunduklar› toplumun hatta tüm insanl›¤›n

ki devletin uygulad›¤› politikalar›n vatan-

sürecinde daha fazla ortaya ç›km›flt›r. Ne-

daha iyi bir konuma gelmesi için çal›flma-

deni ise yabanc› STK’lar ve kamuoylar›yla

lar yapmakt›r.

iflbirli¤i içerisinde olduklar›ndan o toplumlar›n düflünce yap›lar›n›, hassas olduklar›

STK’lar ülkemizde ‘gönüllü kurulufllar›’ ola-

hususlar› ve e¤ilimlerini en iyi bilen kuru-

rak alg›lanmakta ve toplum aras›nda sü-

lufllar olmalar›d›r. Dolay›s›yla d›fl politika

rekli maddi-manevi fedakârl›k içerisinde

söz konusu oldu¤unda da STK’lar önem

olunmak zorunlulu¤u gibi yanl›fl bir kan›

arz ederler.

hâkimdir. Gönüllülük hiçbir zaman ücretsiz ifl gücü olarak alg›lanmamal›d›r. Sa¤lam

STK’lar›n baflar›l› olabilmesi için di¤er

temellere dayand›r›lm›fl iyi bir STK yöneti-

STK’larla iflbirli¤i içerisinde ortak projeler

mi, bünyesinde bulunan tüm üyelerinin en

yürütmeleri, hatta bu projeleri uluslararas›

fazla yarar› sa¤layaca¤› flekilde çal›flmala-

düzeyde gerçeklefltirmeleri önemlidir.

r›n› koordine etmeli ve onlardan da ayn› flekilde projelerde fayda sa¤lamay› bekle-

Sonuç itibariyle STK’lar, ülkenin ekonomik

melidir. Böylece üyelerle iliflkiler karfl›l›kl›

sorunlar›na ve toplumsal konulara dikkat

yarar içerisinde uzun vadeli olabilmekte-

çekmeli, bu sorunlar›n çözümü hususunda

dir.

çaba sarf etmeli, ulusal ve uluslararas› anlamda kiflilerle iliflkilerini s›k› tutmal›, ortak

STK’lar sürekli de¤iflen sorunlar nedeniyle

projelere önem vermeli ve ülkenin tan›t›m›-

esnek bir yap›ya sahiptirler, çünkü de¤i-

na olumlu katk›da bulunmal›d›rlar.

flen sorunlar›n ilk tan›klar›, vatandafllarla iç

7


ARAfiTIRMA

EN UCUZ ENERJ‹ ENERJ‹ TASARRUFUDUR!

Prof. Dr. Ertaç ERGÜVEN ‹.T.Ü Ö¤retim Üyesi

Türkiye’nin kurulu gücünün 2.2 kat›n› oluflturan 120.000 MW ‘l›k talep var! Taner YILIDIZ/Enerji Bakan› Elektrik enerjisi bir ülkenin ekonomik ve sosyal gelifliminin en temel ve sürükleyici gereksinimlerinden biridir. Sanayinin geliflmesi, hassas cihazlar›n kullan›m›n›n artmas› ve günümüz ekonomik flartlar› nedeniyle elektrik enerjisinin kesintisiz, güvenilir güç kalitesi problemlerinden ar›nd›r›lm›fl ve ayn› zamanda ucuz olmas› gerekmektedir. Elektrik enerjisi tüketimi ekonomik geliflmenin ve sosyal refah›n en önemli göstergelerinden biridir. Bir ülkede kifli bafl›na düflen elektrik enerjisi üretimi ve/veya tüketimi o ülkedeki hayat standard›n› yans›tmas› bak›m›ndan büyük önem arz etmektedir. Türkiye’de kifli bafl› elektrik tüketimi 1923-2008 y›llar› aras›nda 85 y›ll›k dönemde 838 kat artm›flt›r. Ülkemizde elektrik enerjisinin talebinin da¤›l›m›; Sanayide %49, Konut ve hizmet sektöründe %47, di¤erlerinde %4 olmak üzere da¤›l›m göstermektedir. Türkiye’de kifli bafl›na y›ll›k elektrik tüketimi tahmini

8

1906 kWh iken dünya ortalamas› ve geliflmifl ülkeler ile Çin, ABD ve Japonya’n›n kifli bafl›na elektrik üretimi afla¤›daki tabloda gösterilmifltir.

termik enerji için kömür, akaryak›t, do¤algaz vb. kaynaklar, hidroelektrik için kayna¤›, jeotermal enerji için yer alt› s›cak su kayna¤›, rüzgar enerjisi için rüzgar, günefl

Elektrik enerjisine esas olan yak›t türleri,

enerjisi için günefl, nükleer enerji için uranyum kayna¤›, biyoenerji için….. say›-


ARAfiTIRMA gücünün en önemli belirleyicilerinden biri haline gelen enerji maliyeti Türkiye'de orta uzun vadede düflürülebilecek mi? ‹kincisi, Türkiye enerjide yurtd›fl›na ba¤›ml›l›¤›n› azaltabilecek mi? Bir baflka deyiflle enerji güvenli¤ini sa¤layabilecek mi? Üçüncüsü, tüketimde beklenen büyüme ve yat›r›m ihtiyac› manas›na geldi¤ine göre santrallerin gerektirdi¤i ekipmanlar›n büyük k›sm› ithal edilmeye devam edilecek mi? Bir baflka deyiflle, Türkiye'nin enerji yat›r›m ihtiyac› Avrupa'dan Çin'e üretici firmalar›n yüzlerini mi güldürecek? Enerji ithalat› gibi enerji santrali ithalatç›s› olmaya devam edecek miyiz? Biz üçüncüsünün alt›n› çizelim: Enerji Bakanl›¤›'n›n, DPT'nin ve büyük özel flirketlerin özellikle üçüncü bafll›k için bir stratejisi var m›? Türkiye, önümüzdeki on y›llar boyunca devam edecek olan büyük yat›r›m talebini bir enerji ekipman üreticisi haline gelerek olumlu yönde de¤erlendirecek mi?

labilir. Türkiye’de yak›t türlerine göre enerji tesislerinin gücü, üretim kapasitesi ve kullan›m oranlar› da afla¤›daki tabloda Kifli bafl›na elektrik üretimi ile OECD ülkelerinde durum ise afla¤›daki tablolarda görülmektedir. YEN‹LENEB‹L‹R ENERJ‹N‹N DURUMU Bu uluslararas› karfl›laflt›rmalar› temel al›rsak, Türkiye'nin kifli bafl›na üretim kapasitesini bugünkü OECD ortalamas› seviyesi-

ne 30 y›lda ç›kartaca¤›n› varsaysak y›lda ortalama yüzde 6 civar›nda büyüme (yani yat›r›m) gerekiyor. Tüm bunlar genelde enerji, özelde elektrik sektörünün gelece¤inin aç›k oldu¤unu gösteriyor. HES ve RES özellefltirmelerine olan yüksek talep de bu durumu aç›kl›yor. Ancak burada gündemde olan üç konunun alt›n›n çizilmesi gerekiyor. Birincisi, ülkenin genel ekonomik rekabet

Bu sorular›n cevab›n› evet olarak vermek için hükümet üzerine düfleni yapm›fl görünüyor. Bu manada Yenilenebilir Enerji Kaynaklar›n›n Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçl› Kullan›m›na ‹liflkin Kanun (Kanun No. 5346;Kabul Tarihi : 10.5.2005) ve buna ek olarak Yenilenebilir Enerji Kaynaklar›n›n Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçl› Kullan›m›na ‹liflkin Kanun unda de¤ifliklik yap›lmas›na dair kanun (Kanun No. 6094; Kabul Tarihi : 29.12.2010) yasa ç›kar›lm›flt›r. Bu yasada özellikle, yasan›n 6/B maddesi ile Lisans sahibi tüzel kiflilerin bu Kanun kapsam›ndaki yenilenebilir enerji kaynaklar›na (YEK) dayal› ve 31/12/2015 tarihinden önce iflletmeye giren üretim tesislerinde kullan›lan mekanik ve/veya elektro-mekanik aksam›n yurt içinde imal edilmifl olmas› halinde; bu tesislerde üretilerek iletim veya da¤›t›m sistemine verilen elektrik enerjisi için belirtilen fiyatlara, üretim tesisinin iflletmeye girifl tarihinden itibaren befl y›l süreyle kilowatt saate 0,4-2,4 dolar sent aras›nda ek bir destek daha verilecektir. Yasa ile YE

9


ARAfiTIRMA al›m fiyatlar› da yeniden düzenlenmifltir. Böylece yerli mekanik ve elektro-mekanik parça üretimi teflvik edilmeye çal›fl›lm›flt›r. Ancak yasan›n 5. maddesine "Milli park,

tabiat park›, tabiat an›t› ile tabiat› koruma alanlar›nda, muhafaza ormanlar›nda, yaban hayat› gelifltirme sahalar›nda, özel çevre koruma bölgelerinde ilgili Bakanl›¤›n, do¤al sit alanlar›nda ise ilgili koruma bölge kurulunun olumlu görüflü al›nmak kayd›yla yenilenebilir enerji kaynaklar›na dayal› elektrik üretim tesislerinin kurulmas›na izin verilir" fleklinde eklenmifl olan hüküm de baz› kesimler taraf›ndan fliddetle elefltirilmektedir.

nefl enerjisi’nin ise yüzde 2’lik bir paya sahip oldu¤u görülüyor. Yakalanan bu oranlar sayesinde yenilenebilir enerji sektörü, do¤algaz santrallerini geçmesine ra¤men ülkenin enerji talebinin yüzde 22’sini karfl›layan nükleer enerji sektörünün ise gerisinde kald›. Elektrik üretiminde kömür`ün pay› ise yüzde 43 olarak gerçekleflti. GÜNÜMÜZDE NÜKLEER ENERJ‹YE GENEL BAKIfi

nükleere dayal› elektrik üretimine bafllad›. 1970’lerin bafl›ndaki petrol krizi nükleer güç santrallerine talebi art›rd› ve bu santrallerin kurulma dalgas›n› bafllatt›. Sonraki on y›lda dünya ekonomisindeki yavafllama ve fosil yak›t fiyatlar›ndaki düflüfl, nükleer enerji talebindeki büyümeyi k›s›tlad›. Bunun yan› s›ra ABD’deki Three Mile Island (1979) ve Rusya’daki Chernobyl (1986) kazalar›n›n etkisi ile nükleer tesislerin güvenli¤i hakk›nda kamuoyunda ciddi endifleler olufltu. Bütün bu faktörler 1990’larda nükleer enerjinin geliflmesinde yavafllama-

YEN‹LENEB‹L‹R ENERJ‹ ‹Ç‹N EN GÜÇLÜ ÖRNEK:ALMANYA Avrupa’n›n yenilenebilir enerji flampiyonu Almanya, bu alandaki baflar›s›n› 2010 y›l›nda bir kez daha teyit etti. Alman Elektrik ‹daresi taraf›ndan aç›klanan son verilere göre 2010 y›l›nda ülkede 600 TWh elektrik üretimi gerçeklefltirilirken bunun 100 TWh’lik k›sm› ise yenilenebilir enerji kaynaklar› arac›l›¤› ile üretilirken, yenilenebilir enerjilerin pay›n›n toplam enerji arz›nda yüzde 17’lik paya sahip olmas›n› sa¤lad›. Almanya’da 2000 y›l›nda yürürlü¤e giren yenilenebilir enerji yasas› ise 2010 y›l› için yüzde 12.5’luk bir hedef belirlenmiflti. Bu hedefin önemli oranda afl›lmas› ülkenin 2020 y›l› hedefi olan yüzde 39’luk orana ulaflma konusunda önemli bir mesaj vermifl oldu. Temiz enerjilerden sa¤lanan elektrik kaynaklar›na göre incelendi¤inde ise rüzgar’›n yüzde 6.2, biyoyak›tlar›n yüzde 5.6, hidroelektri¤in yüzde 3.2 ve fotovoltaik gü-

10

Nötronun 1932 de Sir James Chadwick taraf›ndan keflfinden sonra II. Dünya Savafl›’n›n da etkisiyle nükleer bilim h›zl› bir flekilde geliflti. 1939’da atomun bölünmesi (fisyon) ile enerjinin a盤a ç›kt›¤› keflfedildi. Bu olaydan daha sonra 1943’te ilk kontrol edilebilen zincirleme reaksiyon, 1945’te ilk atom silah› ve 1951’de nükleer enerji kullan›larak ilk elektrik üretimi gerçekleflti. Böylece nükleer enerji 20 y›l gibi bir süreçte temel prensiplerden pratik uygulama aflamas›na geldi. ABD’de elektrik üretimi için ilk kullan›m›n› takiben nükleer enerji ‹ngiltere’de 1953’te, Rusya’da 1954’te, Fransa’da 1956’da ve Almanya’da 1961’de elektrik üretiminde kullan›lmaya baflland›. 1960’larda on ülke ve bunu takiben 1970’lerde on ülke daha

ya sebep oldu. Bununla beraber baz› ülkeler reaktör yap›m›na devam ettiler ve bu da nükleer enerji üretiminde s›n›rl› bir art›fla neden oldu (fiekil 1.1). ‹lk nükleer ça¤›n sonunda 32 ülke nükleer reaktörlerden elektrik üreterek 10.000 reaktör-y›l›ndan fazla iflletme deneyimi kazanm›fllar ve net 40,000 TWh elektrik üretmifllerdir. May›s 2010 itibariyle, 372 GWe kurulu üretim kapasiteli ve dünyadaki birincil enerjinin %6’s›n› ve elektri¤in de %14’ünü sa¤layan 438 adet çal›flan ticari reaktör vard›r (Tablo 1.1). Dünyada toplam 54,6 GWe kapasiteye sahip 57 nükleer santral infla aflamas›ndad›r (May›s 2010). fiekil 1,2 ve 1,3 dünyada enerji temininde


ARAfiTIRMA

11


ARAfiTIRMA ve elektrik üretiminde fosil yak›tlara olan ba¤›ml›l›¤› göstermektedir. Bu koflullar›n sonucu olarak dünyada iklim de¤iflimlerine neden olan sera gazlar› üretilmekte, bu da dünya ekonomisinin karbona dayal› büyümesinin önüne geçilmesi için artan bir hassasiyete sebep olmaktad›r. Göreceli olarak belirli say›da üreticiye ba¤l› olan petrol ve do¤al gaza ba¤›ml›l›¤›n artmas›, ulusal enerji politikalar›nda enerji arz›n›n güvenli¤i konusundaki kayg›lar› öne ç›karmaktad›r. Nükleer enerjide karbon emisyonunun olmamas› ve nükleer yak›t kaynaklar›n›n dünyada göreceli olarak dengeli bir flekilde elde edilebilirli¤i, enerji politikalar›nda nükleer enerji üzerine yo¤unlafl›lmas›n›n temel nedenlerindendir. fiekil 1,4 dünyada nükleer güç santrallerinin y›ll›k ortalama emre amadelik faktörünü göstermektedir. Dünyada pek çok ülkede elektrik üretiminde nükleer enerjinin belirgin bir katk›s› bulunmaktad›r. Örnek olarak üretilen elektri¤in Fransa’ da %75’i, ABD’de %20’si, Rusya’da %18’i, ‹ngiltere’de %18’i, Almanya’da %26’s› ve Japonya’da %29’u nükleer santrallerden sa¤lanmaktad›r. Teknolojik olarak olgunlaflm›fl ve sürekli bir flekilde kullan›m› genifllemekte olmas›na ra¤men, hükümetlerin belirli bir düzeyde rol almas› ve halk›n endifleleri, nükleer enerjiyi di¤er enerji kaynaklar› aras›nda farkl› k›lmaktad›r. Askeri amaçl› ortaya ç›k›fl›, silah yap›m›nda kullan›labilme ihtimali, teknik karmafl›kl›k, nükleer at›klar›n uzun süreli etkileri, karmafl›k sigorta flartlar› ve güvenlik hukuku, potansiyel kazalarla iliflkili sonuçlar, iyonlaflt›r›c› radyasyona maruz kalman›n sa¤l›k etkileri ve yüksek ilk yat›r›m maliyeti gibi birçok faktör buna katk›da bulunmaktad›r. Bu hususlar›n iyi bir flekilde özümsenmesi ile nükleer enerji daha iyi anlafl›labilir. Özellikle Japonya’daki son depremde Fukuflima’daki nükleer santralde oluflan olumsuzluk nedeniyle radyasyon kaca¤› tüm dünyada dikkatleri yeniden nükleer enerji santralleri üzerine çevirdi. Tüm dünya ülkelerindeki kamuoyu nükleer santral-

12


ARAfiTIRMA n›n çeflitlendirilmesini zorunlu k›lmaktad›r. Bugün AB ülkelerinde yenilenebilir enerjinin gelifltirilmesiyle ilgili güçlü kararlar al›nm›fl olmas›na ra¤men bu kaynaklarla enerjilerinin ancak belli bir yüzdesini karfl›layabilmekte, hiçbir zaman tamam›n› karfl›layamamaktad›rlar. Bugün dünyada sadece bir kaynaktan enerjisinin tamam›n› karfl›layabilen tek bir ülke yoktur. Bu sav›m›z› ‹sveç örne¤i ile güçlendirebiliriz.

nin yüksek, buna karfl›l›k elektrik enerjisi talep art›fllar› az olan sanayileflmifl ve nüfus art›fl h›z› durmufl bir ülkedir. Baflka bir deyiflle Türkiye’nin y›ll›k enerji art›fl talebi ortalama %6 iken Almanya’n›n bir art›fl talebi söz konusu de¤ildir.

lere karfl› olumsuz bakmaya bafllad›. Birçok ülke nükleer santralleri yeterli enerjiyi üretmek için baflka kaynak bulamad›klar› için kullanmaktad›rlar. Ve birkaç ülke bu durumun getirdi¤i psikolojik ortama dayal› kamuoyu bask›lar› nedeniyle tav›r alm›fl olmalar›na ra¤men di¤erleri nükleer enerji konusunda politikalar›n› de¤ifltirmemifllerdir. Japonya bekleme sürecine girmifltir. Almanya ise zaten fiziki ve teknolojik ömürlerini tamamlam›fl santrallerini kapatma karar› alm›flt›. Bu kazadan sonra iktidardaki Hristiyan Birlik Partileri ile Hür Demokrat parti, nükleer santrallerin en geç 2022 y›l› sonuna kadar tümüyle kapat›lmas› yönünde karar ald›. Yukar›daki Tablo 1,1’den de görülebilece¤i gibi Almanya’da 17 adet nükleer santral çal›flmakta olup, bu santraller Almanya’n›n ihtiyaç duydu¤u elektri¤in yüzde 26’s›n› karfl›lamaktad›rlar. Almanya’da ilk nükleer santral 1975 de kurulmufl ve flu anda faaliyette olan 17 santralin 13’ü 1974-1985 aras›nda iflletmeye aç›lm›flt›r. En son santral ise 1989’da iflletmeye aç›lm›fl ve o tarihten sonra Almanya’n›n yeni nükleer santral giriflimi olmam›flt›r.

Bu tespitler ›fl›¤›nda de¤erlendirildi¤inde Almanya’da nükleer enerjinin süreç içerisinde terk edilmesinin temel üç nedeni Almanya’da sanayinin doyum noktas›na ulaflmas› ve nüfus art›fl›n›n durmufl olmas›, ikincisi artan do¤al gaz kullan›m› ve üçüncüsü de yenilenebilir enerji kaynaklar›na çok ciddi yat›r›mlar yapmakta olmas›d›r. Nitekim Almanya ve di¤er geliflmifl ülkelerde nükleer enerjinin kullan›m› azal›rken, geliflmekte olan ülkelerde nükleer enerji seçene¤ine yönelifl artmaktad›r. Özellikle Rusya, Çin, Hindistan, Güney Kore, Tayvan gibi Asya ülkelerinde yeni nükleer projeleri planlanmaktad›r. Dünya nüfusunun yüzde 40’›n› bar›nd›ran Çin ve Hindistan daha iddial› nükleer enerji politikalar›na sahipler. Bu ülkeler 2050 y›l›na kadar 250 adet nükleer santrale sahip olay› hedeflemifllerdir.

Bilindi¤i gibi nükleer santrallerin ömrü 3040 y›l aras›nda öngörülmektedir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda 2022 y›l›nda Almanya’daki santrallerin hemen tümü fiziki ve teknolojik ömürlerini doldurmufl olacakt›r. Almanya kifli bafl›na düflen enerji üretimi-

Türkiye gibi sanayileflmekte olan ülkelerin enerjiye gereksinimleri yüksektir ve enerji üretim seçenekleri aras›nda nükleer enerjinin de de¤erlendirilmesi kaç›n›lmazd›r. Kaynaklar› belli olan enerji üretiminde, kaynaklar›n s›n›rl› olmas› üretim kaynaklar›-

1980 y›l›nda ‹sveç’te yap›lan referandumla ekonomik kabul edilebilir yenilenebilir enerji üretim seçeneklerinin uygulamaya geçirilmesi kofluluyla bütün nükleer santrallerin kapat›lmas›na karar verilmifl ve ayn› y›l parlamento nükleer santrallerin kapat›lmas›n›n 2010 y›l›na kadar tamamlanmas›n› öngörmüfltü. Fakat flu an ‹sveç’te mevcut 10 nükleer santral halen çal›flmaya devam etmektedir. Kifli bafl›na elektrik enerjisi tüketiminde dünya ortalamas›n›n çok üzerinde olan ‹sveç (yaklafl›k 17 MWsaat/kifli), nükleer enerjinin alternatifini bulamam›fl görünmektedir. ‹sveç’te çevre koruma politikas› yeni HES’lere izin vermedi¤inden, ‹sveç nükleer enerjinin alternatifini bulmakta zorlanmaktad›r. Görüldü¤ü gibi çevre ve ekonomiklik gibi faktörler ›fl›¤›nda enerji kaynaklar›n›n kullan›m politikalar›na karar verseniz bile seçim bazen elinizde olmamaktad›r. Bir di¤er husus da fludur: Yukar›da Tablo1.1’de gösterilen 45 ülke aras›nda, ‹slam ülkesi olarak, bir tek Pakistan’da nükleer enerji santrali bulunmaktad›r. Nükleer enerji teknolojisini elinde bulunduran ülkeler bellidir. Bunlar, baz› ülkeler isteseler bile nükleer enerjiden yararlanmalar›na izin vermemektedirler. Son dönemde ‹ran, Türkiye, BAE, Bangladefl, Endonezya, Suudi Arabistan vb. gibi ‹slam ülkeleri nükleer enerji santralleri planlamaktad›rlar. HES’leri ayr› bir yaz›m›zda inceleyece¤iz.

Kaynaklar: 1.TAEK. www.teak.gov.tr 2.Serdar Do¤an, Zaman Gazetesi, May›s 2011 3.Emin Meral, Ahmet Teke, Mehmet Tümay, Elektrik tesislerinde Enerji Verimlili¤i, Uluda¤ Üniversitesi Mühendislik Mimarl›k Fakültesi Dergisi, 14, say›:1,2009

13


TAR‹H

Resim ve Heykel Müzesi

Tarihi Türkoca¤› binas›n›n restore edilmesi sonucu 1980 y›l›nda faliyete geçen Ankara Resim ve Heykel Müzesi Müdürlü¤ü; bünyesinde daimi sergilerin teflhir edildi¤i alt› adet salonu, de¤iflen sergilerin aç›ld›¤› üç adet galeri salonu, resim, heykel, seramik, foto¤raf ve restorasyon atölyeleri ile plastik sanatlar alan›ndaki ihtisas kütüphanesi, kafeteryas›, ayr›ca konser, tiyatro, film vb. gösterilerin yap›ld›¤› 426 kiflilik akustik özelli¤e sahip çok amaçl› bir salondan oluflmaktad›r.

14


TAR‹H 1927 de Mimar-Mühendis Arif Hikmet Koyuno¤lu’na yapt›r›lan Ankara’n›n en seçkin yap›tlar›ndan biridir. Cumhuriyetin ilk dönem mimarlar›ndan olan Koyuno¤lu’nun en önemli yap›tlar› Ankara’daki Etnografya Müzesi (1925-1928), bugün Resim ve Heykel Müzesi olarak kullan›lan Türk Oca¤› binas› (1927-1930), Hariciye Vekâleti (günümüzde Kültür Bakanl›¤›)’d›r. Türk Oca¤› olarak infla edilen bina daha sonra Halk Evi olarak hizmet vermifltir. 1975 y›l›nda Kültür Bakanl›¤›na devredilmifltir. 1978-79 y›llar›nda d›fl restorasyon,

1980 y›l›nda da iç restorasyon çal›flmalar› tamamlanarak, 2 Nisan 1980 tarihinde yap› Resim ve Heykel Müzesi olarak büyük bir törenle aç›lm›flt›r.

1982 y›l›nda Cumhurbaflkan› Kenan Evren’in emri ile bodrum kat›n onar›m›na bafllanm›flt›r. Çevresi yedi metre kaz›larak temelleri sa¤lamlaflt›r›lm›fl ve yap›lan ona-

r›mla 1983 y›l›nda bodrum kat tüm fonksiyonlar› ile hizmete aç›lm›flt›r, mekân sanat galerisi olarak düzenlen-

mifltir. Tarihi de¤eri olan bina, yap›ld›¤› günden itibaren say›s›z sanat olay›na flahitlik etmifltir. Atatürk'ün yap›l›fl aflamas›nda bizzat inflaat›n› takip etti¤i bina günümüzde de sergi, konser salonlar› ile müze ifllevi yan›nda bir kültür merkezi görevini de üstlenmifltir. 2009 y›l›nda Kültür Bakan›m›z Ertu¤rul Günay taraf›nda en kapsaml› ve titiz bir restorasyondan geçmifl olup, daha önce 250 eserin sergilendi¤i teflhir salonlar›ndaki eser say›s› 700'e ç›kar›lm›flt›r. Bakan›n bizzat talimat›yla baflka kurum ve kurulufllarda bulunan ''tarihi eser'' niteli¤indeki eserlerde Müzeye teslim edilmifltir. Ayn› zamanda ''müze bahçesi de'' Ankara'n›n seçkin manzaras› haline dönüfltürülmüfltür. Teflhir alanlar›n›n art›r›lmas›yla Resim

Heykel Müzesi, ad›na yak›fl›r flekilde gerçek bir ''Müze'' çehresine sahip olmufl ve her gün yüzlerce ziyaretçiye ev sahipli¤i yapan Türkiye’nin en önemli müzesi konumuna gelmifltir. 2008 de Müze Müdürlü¤üne getirilen Ömer Gündo¤du; kendisi de Uluda¤ Üniversitesi, E¤itim Fakültesi ''Resim'' bölümü mezunu olup, bir buçuk y›l süren restorasyon, depolar›n say›m› ve eserlerin seçim, onar›m ve bak›m›n›n yap›lmas›n› sa¤layan ekibin bafl›nda müzenin son fleklini almas› için çal›flm›flt›r. Yo¤un çal›flmalar sonucunda müzenin her yeri elden geçirilip orjinaline uygun flekilde bugünkü halini alm›flt›r. Depodaki eserlerin teflhire ç›kar›lmas› ile pek çok de¤erli resmin gün ›fl›¤›na ç›kar›lmas› ve sanatseverlerin, halk›n be¤eni ve ilgisine sunulmufltur.

Ömer Osman GÜNDO⁄DU Resim Heykel Müze Müdürü

15


RÖPORTAJ

DEN‹Z YOLCU ULAfiIMINDA DEVLET DESTE⁄‹ VE KARAYOLU ENTEGRASYONU

ŞART!.. ‹stanbul, ‹zmir ve Türkiye genelindeki deniz ulafl›m›n› TÜMB‹AD’a de¤erlendiren TURYOL Yönetim Kurulu Baflkan› Yunus Can, denizde yolcu tafl›mac›l›¤›n›n kamu hizmeti oldu¤una dikkat çekerek devlet taraf›ndan desteklenmesi gerekti¤ini savundu. Deniz tafl›mac›l›¤›nda fiyat ve karayolu entegrasyonunun flart oldu¤unu belirten Can, “Deniz ulafl›m›nda karl›l›¤a bak›lmaz. Bu bir kamu hizmetidir. Kamu hizmetinde karl›l›k dikkate al›nmaz. Öncelikli olarak hizmetin verimlili¤ine, optimum de¤erine bakmak laz›m” dedi. ‹flte deniz tafl›mac›l›¤›nda 100 y›l› geride b›rakan bir flirketin en üst yöneticisi Yunus Can’›n denize ve deniz tafl›mac›l›¤›na bak›fl aç›s›.

Türkiye’de deniz ve deniz tafl›mac›l›¤›na bak›fl aç›s› nedir? Bizim Deniz Ticaret Odas›’nda bir slogan›m›z vard›r “Denizci Millet, Denizci Ülke” diye. Ancak salt bu tür söylem ve sloganlarla hiçbir fley olunamayaca¤› gibi denizci millet de denizci ülke de olunam›yor. Milletimiz taraf›ndan kabul görmüfl öyle özdeyifllerimiz var ki bunlar adeta denizi de, suyu da itici ve hatta korkutucu olmaktan öteye geçiremezler. “Suya Sabuna Dokunma”, “Denize Düflen Y›lana Sar›l›r” diyen bir toplumdan denizci olur mu? Sa-

16

hilde çocu¤u ile dolaflan ailesi, çocuk denize düflmesin diye s›k› s›k›ya sar›l›yor. Çünkü ailenin genlerinde su ve deniz korkusu hâkim. Bu korkuyu çocu¤a afl›l›yor. Belki çocuk burada denize düflse su yüzüne ç›kacak ve refleks olarak yüzmeye bafllayacak ama suyu ve denizi itici buluflumuz buna izin vermiyor.

Korkuya kap›lan çocuk bunu maalesef hayat› boyunca devam ettiriyor. Toplum olarak deniz ve denizcili¤e bak›fl›m›z›n temel ç›k›fl noktas› budur. Bu anlay›fl› de¤ifltirmek için öncelikli olarak at›lacak ad›m, deniz konusunu ilkö¤retimde ders müfredat› içine genifl boyutu ile almakt›r. Bu olmazsa olmaz bir zorunluluktur. Bir çocu¤a çekirgenin anatomik yap›s›n› soruyorsun da, topraklar›m›z›n yar›s› kadar yani 400 bin kilometrekare k›ta sahanl›¤›na, su alan›na sahip, üç taraf›n denizle çevrili bir ülkede denizden söz etmiyorsun. Bu mudur denizcilik. Çekirgenin anatomik yap›s› kadar da m› önemi yok bu iflin? Bunu akl›m alm›yor. Peki, Maliyetli Bir ‹fl midir Deniz Ulafl›m›? Deniz ulafl›m›nda karl›l›¤a bak›lmaz. Bu bir kamu hizmetidir. Kamu hizmetinde karl›l›k dikkate al›nmaz. Öncelikli olarak hizmetin

Yunus CAN

TURYOL Yönetim Kurulu Baflkan›

sürdürülebilirli¤ine, uygun de¤erine bakmak laz›md›r. Gemilerimizin, iflleyiflten ve iflletmeden kaynaklanan maliyetleri var. Ancak seferlerin yap›lmas› da bir gerekliliktir. Gidecek-gelecek. Hizmeti sunmak istiyorsan›z hizmet talep eden ya da sunan bu maliyetleri karfl›lamak zorundad›r. Aksi halde hizmet etmenin ve hizmetin süreklili¤inin imkân› ortadan kalkar. Örne¤in ‹zmir’de deniz hizmeti sunma iflini Büyükflehir Belediyesi üstlenmifltir ve halk›n da büyük teveccühünü kazanm›flt›r. Ancak yolcudan alm›fl oldu¤u ücret, gemilerin seferlerdeki ortalama doluluk oranlar›na bakt›¤›m›zda, maliyetleri karfl›lamakta güçlük çekmektedir. Yap›lan bir kamu hizmeti niteli¤inde oldu¤u için burada kar/zarar hesab› düflünülemez. Optimum de¤eri yakalayarak hizmet almak ise hedef olmal›d›r. Karl›l›k Düflünülüyorsa Otobüslerin de Kald›rmas› Laz›m, Onlar da Kar Etmiyor! Evet. Böyle bir anlay›flla yola ç›k›l›rsa o zaman sosyal hizmet diye bir fley olmaz. Kamuya hizmet diye bir fley olmaz. Deniz ulafl›m›nda önemli olan ulafl›m modlar›nda bir çeflitlilik yaratmakt›r ve bir süreç içer-


RÖPORTAJ

sinde de potansiyel olarak büyümektir. Hedef koyacaks›n. fiimdi sadece karl›l›¤a bakarsan ‹zmir Körfezi’nde ve ‹stanbul’da hiçbir seferin yap›lmamas› laz›md›r. Öyle fley olur mu? Biz 1999’da 6 gemi ile ‹zmir Körfezi’nde yolcu tafl›maya bafllad›k. ‹zmir’e geldi¤imiz zaman sadece pik saatlerde fiehir Hatlar› vapurlar› ile seferler yap›l›yordu ve günde sadece toplam 1000 kifli civar›nda yolcu tafl›n›yordu. fiimdi bugün gelinen noktada günlük olarak 40 bin yolcuya ulaflt›¤›m›z günler oluyor. ‹zmir halk›, ‹stanbul’a göre denizle daha bütünleflik durumda. Burada böyle bir potansiyel varsa bunu biraz daha genifl tabana yaymak ve deniz ulafl›m pay›n› art›rmak hedeflenmelidir. Ama ne için? Karl›l›¤› artt›rmak için de¤il, denizi sevdirmek ve ulafl›mda önemli rol oynamas›n› sa¤lamak için. Yani ‹zmir’in bir su flehri, deniz flehri oldu¤unu uygulamalarla ispat etmek laz›md›r, bofl sloganlarla de¤il. Bu konuda herkesin, her kuruluflun ve özellikle üniversite ve STK’lar›n üzerine görev düflmektedir. Ama diyorlarsa ki bu

benim derdim de¤il, o zaman yapacak bir fley yok. Denizle ilgili olan idarelere, otoritelere önerece¤im fley co¤rafik düzeni ve çevreyi kirletmeden, bozmadan ulafl›mda denizin pay›n› art›racak projeler üretmektir. Bu proje için de insanlar› denize yönlendirebilecek kara araçlar›n›, toplu tafl›ma araçlar›n› ve di¤er argümanlar› devreye sokmak laz›m. Bu da yapaca¤›n›z yeni rehabilitasyon çal›flmalar› ile mümkündür. Deniz yüzeyinde ise herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç yok. Denizde gemiye ve iskeleye ihtiyac›n›z var. Karada ne yapacaks›n, ona bakmak ve araflt›rmak gereklidir. Yo¤un tafl›mac›l›¤› karada yapal›m derseniz; bunun alt yap› maliyetlerinden, iflletme maliyetlerini göz önüne ald›¤›m›zda, denizle mukayese edilemeyecek boyutta bir maliyet yan› vard›r. Aç›kças› oldukça yüksek de¤erlerde kara tafl›mac›l›¤› yap›lmaktad›r. Burada en önemli gider kelemi ise alt yap› yat›r›mlar›d›r. Daha da önemlisi kara tafl›mac›l›¤›n›n çevreye verdi¤i kirlili¤in ötesinde, insanlar›n denizden kopuflunu da h›zland›rmakta, denizi kullanma pay›n› düflürmesidir. Esas olan insanlar›n de-

nizle bütünleflmesini sa¤lamakt›r. Amaç denizi sevdirmek olmal›d›r. Foça- Midilli Seferleriniz Nas›l Gidiyor? Foça-Midilli aras›nda yüksek bir potansiyel yok. Foça’y› canland›rmak ve Yurt d›fl› ile ba¤lant›s›n› sa¤lamak, yolculuk potansiyelini art›rmak ad›na bir çeflitlilik yapt›k. Bizim orada bulunmam›z›n nedenlerinden biri de her fleyden önce çok de¤er verdi¤im bir insan olan Say›n Kemal Anadol’dur. Onun çok etkisi oldu. Arada bir dostluk olufltu. Foça’da gümrük kap›s›, sahil S›hhiye Hizmetleri, acentelik ve Pasaport polisi oluflumunda kendisinin büyük gayretleri olmufltur. Bütün bunlar orada uluslararas› bir liman yaratt›. Biz Foça’daki iflletme maliyet aç›klar›m›z›, ileride potansiyel art›fl›na eriflece¤imizi düflünerek flimdilik finanse edebiliyoruz. Di¤er çal›flmalar›m›zla kapat›yoruz ama orada da yurtd›fl› seferlerine bir çeflitlilik getirmifl oluyoruz. Bizim beklentimiz ileriki dönemlerde Foça - Midilli hatt›n›n geliflece¤i yönündedir. Baflka bir getirisi yok. Bu arada bir de yaz

17


RÖPORTAJ

Türkiye’nin üç taraf› denizlerle çevrili, 8

yat›r›m› yoktur. Kara ve rayl› tafl›mac›l›kta ise oldukça yüksek maliyetlerde sürekli devam eden bir altyap› yat›r›mlar› vard›r ki ülke bütçesinde bile önemli bir kalemi teflkil etmektedir. Karayolunu devlet olarak sürekli gelifltirmiflsiniz, otobanlar yapm›fls›n›z, yapmaya devam ediyorsunuz. Araçlar art›k neredeyse bedava herkes bir tane araç alm›fl. Ulafl›m kolayl›¤› yarat›lm›fl. Denizi tercih etmenin de bir anlam› yok ki. Art› pahal›. Mersin ‹stanbul aras›nda ne-

lar›n hepsinde de hayat var. Ve orada çal›flan binlerce gemi aras›nda bir tane bile devlet gemisi yoktur. Özel sektör bu ifli yapar. Peki, nas›l yapar? Devlet her adan›n anakarayla ya da her adan›n kendi aras›ndaki sefer ücretini belirlemifltir. Mesela Samos’tan Midilli’ye gidecek geminin seferinin bir temel ücreti vard›r. Diyelim ki bu 1.000 lirad›r. Ancak geminin yapm›fl oldu¤u seferde yolcu navlunlar›ndan kaynaklanan hâs›lat› 750 lira olmufltur. Arada

bin 800 kilometrelik bir sahil fleridimiz var.

den denizden istifade etmiyoruz.

ki 250 Liral›k fark› ise Devlet ‹daresi öde-

dönemlerinde Foça Kalk›fll›, KaraburunMordo¤an seferlerimiz var. Bu seferler de, bu üç nokta aras›nda önemli bir ulafl›m hizmeti ve alternatifini oluflturmaktad›r. Giderek talep artmaktad›r. Deniz Ulafl›m›n›n Teflvik Edilmesi ‹çin Merkezi Hükümetin, Yerel Yönetimlerin Neler Yapmas› Gerekir?

Ancak yurtiçi deniz tafl›mac›l›¤› dedi¤imiz

me garantisi veriyor, nihayet bu paray› ifl-

Kabotaj tafl›mac›l›¤› fluanda bizde s›f›r.

Çünkü Mersin- ‹stanbul aras›n› gemi 2

Eskiden ‹zmir’den ‹stanbul’a yolcu gemisi

günde gider. Yolcu, Mersin’den ‹stanbul’a

seferleri vard›. Eski ‹zmir, Akdeniz, Kara-

uçakla 1,5 saatte gidiyor ve 100–150 lira

Böylece seferlerin aksamadan devam et-

deniz isimli gemiler bu seferleri yaparlard›. Çünkü kara ulafl›m› çok zay›ft›. O bir gereksinimdi. Zorunluluktan dolay› tercih edilen bir yolculuktu. fiimdi karayolu gelifltikçe, deniz yolu ayn› oranda ve hatta daha da h›zla gerilemeye bafllad›. Ama yine diyoruz ya denizi teflvik edelim. Ama deniz yolu ile uzak mesafeli yap›lan yolcu tafl› tafl›mac›l›¤› biraz pahal› bir tafl›mac›l›kt›r. Kuru yük ya da dökme yük tafl›mac›l›¤›nda denizde ton bafl› ya da metreküp bafl› birim fiyatlar kara ve hava tafl›mac›l›¤›na nazaran navlunlar› oldukça dü-

bilet ücreti ödüyor. Gemiyle gidecek yolcu ise, iflletenin normal doluluk oran›na ulaflt›¤› var say›m› ile tarifelendirilmifl bilet ücretine 200 – 300 TL ödeyecek, geminin de 2 gün seyir süresi olacak. fiimdi bu tercih edilebilecek bir ulafl›m yolu mudur? De¤il. Adam uçakla gidecek ya da otobüse 50 lira verip otobüsle gidecek. Peki denizi nas›l canland›racaks›n? Bu seferin yolcu bilet ücretini kara tafl›tlar› ile rekabet yapacak oranda düflük tutacaks›n›z. Geminin sefer ücretini belirleyeceksiniz, aradaki a盤› ise devlet ödeyecektir. ‹dareler, insan›m›zdan toplad›¤› vergilerle, karayolu-

mesini sa¤l›yor. Aksi halde iflleten veya donatan karl› olmayacak ya da zarar içinde olaca¤› hiçbir ifli yapma lüksü olamayaca¤› için seferlerin yap›labilmesi bu durumda imkâns›zlafl›r. Bizim de sahillerimizde tafl›mac›l›¤› kabul edilebilir yolcu navlun ücretleri ile yaparsan›z, deniz tercih edilir. Ancak sistem Yunanistan’daki gibi olmal›, temel sefer ücretinin belirlenerek devletin ödeme garantisi alt›nda olmal›d›r. ‹flte deniz ulafl›m› ancak bu flekilde canlan›r ve sahillerimiz gemi trafi¤i ile flenlenir, deniz sevilir, insanlar›m›z denizle kucaklafl›r ve hiç kimse de Devlet baflta olmak

flüktür ama yolcu tafl›mac›l›¤›n›n maliyetleri yüksektir. Dolay›s›yla, yolcu gemisinin bu hizmeti verebilmesi için ya geminin yolcu doluluk oran› yüksek olacakt›r ya da maliyet art› karl›l›k a盤›n› kapatmak için, mutlaka idarelerin finansal katk› koymas› gerekecektir. Bunlar bugüne kadar yap›lmad›¤› için deniz ulafl›m› kabotaj seferlerinde bu nedenle s›f›rd›r.

na büyük yat›r›mlar, alt yap› hizmetleri yap›yor da, neden denizin tek alt yap›s› olan geminin (ki onu da iflleten ya da donatan infla ediyor), düflük yolcu navlunlar›ndan kaynaklanan finansal a盤›n› kapatmak istemiyor? Burada finansal aç›k dedi¤imiz rakam, karada yap›lan altyap› çal›flmalar› maliyeti ile k›yas kabul edilemeyecek kadar düflük rakamlard›r.

üzere, neden ulafl›mda denizden yararlanm›yoruz diye saçma bir soru sormaz. Bu olgu kafalara dank ederse o zaman denize sadece uzaktan bakmay›z denizle bütünlefliriz.

Peki, Nas›l Yap›lmal› Bu ‹fl? Deniz yolculu¤unu canland›rmak, insanlar› denizle bütünlefltirmek için, öncelikle yolcudan düflük navlun alacaks›n›z, hatta otobüsle rekabet edebilmek için ondan da düflük bir ücret alacaks›n›z. Deniz ulafl›m›nda temel alt yap› gemidir. Ulafl›mda, iskele d›fl›nda baflka bir altyap› hizmeti ve

Bu duyars›zl›kla kabotaj tafl›mac›l›¤›n› gelifltirmemiz sadece hayaldir. Finansal a盤› kapatmaya dair elimizde bir de Yunanistan örne¤i vard›r. Yunanistan’›n Ege Denizinde yaklafl›k 2 bin adas› var. Bu adalar aras›nda ve anakara aras›nda binlerce gemi çal›fl›r. Hiçbir ada aras›nda ya da anakara aras›nda köprü yok. Ama o ada-

18

letene ödüyor.

Diyeceksiniz ki buna gerek var m›? Bu bir tercih meselesidir. Bana göre var. Ben flimdi bu ülkenin baflbakan› olsam böyle bir uygulamay› derhal hayata geçiririm. Buradaki yani denizdeki otoban, do¤al otoband›r. Bak›m› yok, onar›m› yok, asfalt› yok hiç bir fleyi yok. Yapaca¤›n›z tek fley fiyat ve karayolu entegrasyonunu sa¤lamak. ‹nsanlar› iskelelere tafl›yacaks›n›z ve keyifli bir deniz yolculu¤u için uygun fiyat ortam›n› oluflturacaks›n›z. Bu iflin baflka yolu yok…


MAKALE

Veysel SUNMAN

Ziraat Bank Kredi-Risk Daire Bflk.

BANKACILIKTA

KRED‹ R‹SK YÖNET‹M‹ Bankalar›n temel ifllevi olan kredi, ayn› zamanda bankalar›n en büyük risk kaynaklar›ndan birini oluflturmaktad›r. Bugün itibar›yla, yaklafl›k bir trilyon TL’na ulaflan Türk bankac›l›k sisteminin aktif büyüklü¤ü içerisinde krediler yaklafl›k % 60 civar›nda bir yer tutmaktad›r. Kredilerde meydana gelebilecek sorunlar, bankalar›n aktif kalitesinin bozulmas›na ve bankalar›n faaliyetlerine devam etmesine engel olabilecek sonuçlara sebebiyet verebilmektedir. Ülkemizdeki en ciddi Bankac›l›k krizinin

20

yafland›¤› 2001 y›l› ve sonras›nda yaklafl›k yaklafl›k 30 bankan›n faaliyetleri sona ermifltir.

l›nda yaflanan sorunlar›n bankalara olan etkileri çok net bir flekilde görülebilmektedir.

Bankac›l›k sektörünün son 20 y›l›na iliflkin, “takip/aktif” ve “takip/kredi” rasyolar›na ait afla¤›daki grafiklere bak›ld›¤›nda 2001 y›-

Grafik-1’de görüldü¤ü üzere, sorunlu kredilerin toplam aktifler içindeki pay› 2001 y›l›nda yaklafl›k %10 civar›na yükselmifltir.


MAKALE kay›plar vermifltir. Bankalar›n istikrarl› ve verimli bir flekilde faaliyetlerine devam edebilmesi, kendileri d›fl›nda di¤er sektörlere de zarar vermemeleri için, krediler nedeni ile üstlendikleri risklerin yönetimi konusuna büyük önem vermeleri gerekmektedir. Sadece bankalara b›rak›lmayacak kadar önemli olan bu konuda, yasal düzenlemeler de yap›lm›fl, kredi riskinin yönetimi ile ilgili yap›lmas› gereken asgari ifllemler ve organizasyonel yap›lar tarif edilmifl ve denetim otoriteleri bu konudaki denetimlerini s›k›laflt›rm›fllard›r. Ülkemiz bankac›l›¤› günümüz koflullar›nda kredi riski konusunda önemli geliflmeler Birçok bankan›n “takip/aktif” rasyosu ise bu ortalaman›n çok üzerinde gerçekleflmifl ve do¤al olarak bu bankalar›n faaliyetlerine devam etmesine engel olmufltur.

ifade ile kulland›r›lan her 4 birim kredinin bir birimi takip hesaplar›nda izlenmeye bafllam›fl ve sonucunda bir önceki paragrafta belirtti¤imiz üzere, birçok banka bundan ciddi flekilde olumsuz etkilenmifltir.

Grafik-2’de sorunlu kredilerin (takip he-

kaydetmifl ve sa¤l›kl› bir kredi oluflturulmas› konusunda gerekli önlemleri almaya bafllam›fllard›r. Al›nan önlemler ve getirilen kurallar sayesinde, sorunlu kredilerin toplam krediler içinde pay› % 3 civar›na inmifl ve 2009 y›l›ndan itibaren azalan bir trend izlemeye bafllam›flt›r. Bankac›l›k sisteminin sa¤lam ve güçlü bir kredi portföyüne dolay›s›yla sa¤l›kl› bir aktif kalitesine sahip olmas› ç›kabilecek ekonomik krizlerden en az flekilde etkilenmesi sa¤layacakt›r. Bunun somut sonuçlar› ülkemiz, Eylül 2008 y›l›nda bafllayan ve 2009 y›l›nda tüm dünyay› etkileyen küresel krizde en az etkilen ülke olarak görmüfltür. Sonuç olarak, kredi risk yönetimine önem veren ve bu konuda gerekli ve yeterli çal›flmalar› yapan bankalar, aktif kalitelerini yüksek tutarak, istikrarl› bir flekilde büyümelerini sürdürmüfllerdir. Bu istikrarl› büyümenin sonucunda sa¤lam bir bankac›l›k sektörü oluflmufl ve ülkemizin yaflanan krizlerden en az düzeyde etkilenmesinde önemli bir rol oynam›flt›r.

saplar›nda izlenen) toplam krediler içindeki pay›n› görmekteyiz. 2001 y›l›nda, sorunlu kredilerin toplam krediler içindeki pay› % 26 civar›nda gerçekleflmifltir. Di¤er bir

2001 y›l›nda bankac›l›k sektöründe yaflanan olumsuzluklar, bankac›l›¤›n d›fl›nda birçok sektörü de olumsuz yönde etkilemifl ve sonucunda ülke ekonomisi ciddi

Not: Grafiklerde kullan›lan veriler Türkiye Bankalar Birli¤i verilerinden al›nm›flt›r.

21


ARAfiTIRMA

HUKUK DEVLET‹

VE

DEMOKRAS‹ Akademisyenler aras›nda hukuk ve siyaset hep bir arada an›lmakla birlikte hukuk, hukuk devleti ve demokrasi kavramlar› farkl› disiplinlere ait kavramlar olarak görülür. Hukuk kavram› hukuk bilimi taraf›ndan, demokrasi siyaset bilimi taraf›ndan ele al›nmaktad›r. Hukuk devleti kavram› ise normatif aç›dan hukukçular›n, ampirik aç›dan siyaset bilimcilerin ilgi alan›na girmektedir. Kavramlara bu flekilde bak›nca hukuk devleti ve demokrasi bize birbirinden çok farkl› kavramlar olarak görünmektedir. Bu ay›r›mla, teorik olarak, demokratik düzene sahip olmayan bir hukuk devletlerinin olabilece¤i sonucuna ulafl›labilir. Ne var ki bu olanaks›zd›r.

22

Metin ÖNEY

20.Dönem ‹zmir Mv.TPB ‹zmir fiube Baflkan›


ARAfiTIRMA ¤ifltirebilmesini içeren pozitiflik flart›n› tafl›mas› ve bu flekilde yap›lan hukuk kurallar›n›n bütün hukuk kiflilerine eflit düzeyde otonomi sa¤lamas› yönündeki meflruiyet aray›fl›na sahip olmas›d›r. Bu durumda, meflruiyet flart›n›n yerine gelmesi için demokratik yasama usulüne ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r. Bu flekilde, pozitif hukukun cebrili¤i ve de¤iflkenli¤i ile hukuk koyma usulünün meflrulaflt›r›c› ifllevi aras›nda kavramsal bir ba¤ ortaya ç›kmaktad›r. Böylece demokrasi ve hukuk devletinin birbirine ba¤›ml›l›¤› ve iç içe geçmiflli¤i kendili¤inden ortaya ç›kmaktad›r.

Akademisyenler aras›nda hukuk ve siyaset hep bir arada an›lmakla birlikte hukuk, hukuk devleti ve demokrasi kavramlar› farkl› disiplinlere ait kavramlar olarak görülür. Hukuk kavram› hukuk bilimi taraf›ndan, demokrasi siyaset bilimi taraf›ndan ele al›nmaktad›r. Hukuk devleti kavram› ise normatif aç›dan hukukçular›n, ampirik aç›dan siyaset bilimcilerin ilgi alan›na girmektedir. Kavramlara bu flekilde bak›nca hukuk devleti ve demokrasi bize birbirinden çok farkl› kavramlar olarak görünmektedir. Bu ay›r›mla, teorik olarak, demokratik düzene sahip olmayan bir hukuk devletlerinin olabilece¤i sonucuna ulafl›labilir. Ne var ki bu olanaks›zd›r. Esasen hukuk devleti ile demokrasi ara-

s›nda içsel bir iliflki vard›r. ‹ki kavram aras›ndaki içsel iliflki modern hukuk kavram›n›n kendisinden ve günümüzde pozitif hukukun meflruiyetini daha yüksek bir hukuktan alamayaca¤› gerçe¤inden kaynaklanmaktad›r. Modern hukukun meflruiyeti, bütün vatandafllara ayn› ölçüde sa¤lad›¤› otonomiden (özgürlükten) kaynaklanmaktad›r. Burada dikkat edilmesi gereken özel otonominin (bireyin sahip oldu¤u özgürlüklerin) ve kamusal otonominin (iktidar› elinde bulunduranlar›n sahip oldu¤u güç) karfl›l›kl› olarak birbirinin ön flart› oldu¤udur. Modern hukukun iki temel özelli¤i devlet taraf›ndan müeyyideye ba¤lanan normlar›n siyasi bir yasa koyucunun her an de-

Hukuk Devleti Kavram›n›n Ortaya Ç›k›fl› Hukuk devleti kavram› ilk olarak 18. Yüzy›l›n sonu ile 19. Yüzy›l›n bafl›nda Prusya’da (Almanya) ortaya ç›km›flt›r. Dilsel bak›mdan bu biçimiyle ilk olarak Almancada der Rechtsstaat ) olarak ifadesini bulmufltur. Sonradan baflka baz› hukuk düzenlerine de geçmifltir. Baflka dillere çevrilmesinde yaflanan zorluk nedeniyle bu dillerin içine girmifltir. Bu deyimin karfl›l›¤› olarak, ‹ngiliz hukukunda “hukukun egemenli¤i” anlam›na gelen “rule of law , Frans›z hukukunda “anayasal devlet” anlam›na gelen “etat constitutionel” , ABD’de “hukuk kurallar›na ba¤l›l›k” anlam›na gelen “due process” deyimleri kullan›lmaktad›r. Kal›n çizgileriyle bütün özgürlükçü Bat› demokrasilerinde bulunan bu kavram “insanlar›n de¤il, hukukun hükümeti” sözcükleriyle anlat›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Terimler az çok anlam farkl›l›klar› içerseler de, hepsi meflruluk ve hukuka dayal› yönetim modelini karfl›lar niteliktedir ve hepsinin ortak noktas›; hem kapitalizmin geliflmesine paralel olarak toplumsal yaflam› en az siyasi takdir yetkisiyle yürütmenin hem de meflrulu¤u seküler bir hukuk sistemine dayanarak yeniden infla etmenin zorunluluk haline gelmesini anlamca karfl›l›yor olmalar›d›r Hukuk devleti kavram›n›n tan›m›, zaman içerisinde ve bak›fl aç›lar›na göre farkl›l›k göstermifltir. Devlet gücünün hukukla ba¤

23


ARAfiTIRMA yö’) güçler ayr›l›¤› kuram› da, Sir John Fortuscue’nün (okunuflu ‘sör con fortüskü’) tiranlar›n despotlu¤u karfl›s›nda ancak hukukla dengeli bir yap›yla ›l›ml›laflt›r›lm›fl bir egemenlikten esinlenmektedir. Hukuk devleti kavram›n›n temelini oluflturan ve modern anlam ele alan, rasyonel do¤al hukuk kuram›n› benimsemifl olan ‹mmanueI Kant’t›r. Ona göre devlet, hukuk yasalar› alt›nda bir araya gelmifl insanlar›n birli¤idir.

lanmas›nda ve ölçülü k›l›nmas›nda, kifli özgürlü¤ünün korunmas›nda özünü bulmufltur. Bu düflüncenin kökenleri Antik Ça¤dan Ortaça¤a kadar uzanmaktad›r. Egemenin hukuka boyun e¤mesi gerekti¤i de Antik Ça¤dan beri siyasi düflüncenin temel ögelerindendir. Örne¤in, Aristo insanlar›n de¤il akl›n hüküm sürmesi gerekti¤ini söyler. Ortaça¤da egemenin yasadan ba¤›ms›z olmas›yla beraber onun hukuku korumak görevi de vard›r. Bundan, ülkesinin temel yasalar›na uyma görevi de türer. Bu ba¤l›l›k, K›ta Avrupas›nda gere¤ince geliflememifl olsa da, Anglosakson çevrede sonraki 1-Jürgen Habermas, “Hukuk Devleti ile Demokrasi Aras›ndaki ‹çsel ‹liflki Üzerine”, çev. Bilal Canatan, Hukuk Devleti: Hukuki Bir ‹lke Siyasi Bir ‹deal, editörler: Ali R›za Çoban, Bilal Canatan ve Adnan Küçük, Adres Yay›nlar›, Ankara, 2008, s.259-260. 2-Prof.Dr. Hayrettin Ökçesiz, “Hukuk Devleti”, Hukuk Devleti, ed. H. Ökçe-

Bu hukuk yasalar› ilk hukuk devleti için biçimlendirici nitelikte ak›l ilkeleriydi. Bunlar›n giderek daha da ifllendi¤i bir genel kamu hukuku kuram›nda devlet bütün bireylerin yarar›na ortak bir kurumdur. Bu bak›mdan varoluflun konusu, özü, art›k kamusal ve siyasi alandan devlet öncesi alana yani kamusal ve siyasi olan›n orada ifllev kazand›¤› özel ve toplumsal alana kaymaktad›r. Devletsel-kamusal düzenin nedeni bulundu¤u kifli ötesi de¤erlerin yerine özerk, bireysel öznenin s›n›rlay›c› anlamda kendi yasamac›l›¤› ve kendini gerçeklefltirmesi geçmektedir. Devletin yaratmas› gereken koflullar özgürlü¤ün ve bireysel mülkiyetin güvence alt›na al›nmas› talebi ile biçimlenirken, hukuk devleti düzeninin kazanç ve mülkiyetle iliflkili kentsoylu karakteri de oluflmaktad›r. Üniter, materyal ve formel bir devlet ilkesi olarak hukuk devleti, öteki devlet biçimlerini yönetim biçimleri durumuna sokmaktad›r.

siz, Afa, ‹stanbul 1998, s. 17. 3- Doç. Dr. Meltem Dikmen Caniklio¤lu, “Hukuk Devletinde Siyasi ‹ktidar ve Yarg›n›n Karfl›l›kl› Konumu-‹liflkileri”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 10, Say› 1, 2008, s.12-13.

geliflmeleri etkileyecek derecede kök salm›flt›r. Bu düflünce, Locke’un (okunuflu ‘Lok’) “yasa koyucu ya da en yüce güç keyfilikle ve rastlant›sal kararlarla yönetebilmek yetkesine sahip oldu¤u san›s›na kap›lmamal›d›r. Bu güç adaleti kamuya duyurulmufl sürekli yasalar ve tan›nm›fl ve yetkilendirilmifl yarg›çlar yard›m› ile gerçeklefltirmelidir.” sav›na dek uzanmaktad›r. Montesqueieu’nün (okunuflu ‘Montesti-

24

Hukuk devleti buna göre özgürlükçü olmas›na ra¤men, koflulsuz bir demokrasi e¤ilimi tafl›mamaktad›r. Yurttafllar›n devlet yaflam›na etkin kat›l›m› olarak siyasi özgürlükleri, kentsoylu özgürlü¤ün güvenceye al›nmas› ve tamamlanmas› olarak bir anlam tafl›makta, ölçülerini ve s›n›rlar›n› buradan almaktad›r. 18. Yüzy›l›n sonlar›na do¤ru ayd›nlanma düflüncesinin etkisiyle ABD ve Fransa anayasalar›nda güçler ayr›l›¤›, temel haklar›n ve bireysel özgürlüklerin korunmas› gibi ilkeler yer almaya bafllam›fl ve bugün de bu ilkeler anayasal


ARAfiTIRMA devletin ön koflullar› olarak varl›¤›n› devam ettirmektedir. 4-Hayrettin Ökçesiz, a.g.k., s.17-20.

Hukuk Devletinin Tan›m› Hukuk devleti, devletin bütün eylem ve ifllemlerinin hukuk kurallar›na dayand›¤› ve vatandafllar›n›n da hukuki güvenlik içinde bulundu¤u bir sistemdir. Hukuk devleti “hukuku olan devlet” ya da “devletin koydu¤u hukuk” de¤il “hukukun egemen oldu¤u devlettir” ve bu nedenle sadece hukuku bir ilke olman›n ötesinde siyasi bir idealdir. Hukuk devletinin amac› yönetim yetkisinin keyfi kullan›m›n›n yaratt›¤› tehlikeyi asgariye indirmek; istikrars›z, aç›k olmayan ve geçmifle dönük kurallar›n neden oldu¤u bireysel özgürlük ve onur ihlallerini engellemektir. Di¤er bir deyiflle, hukuk devletinin amac› devleti kendinden önce gelen ve ondan üstün birtak›m normatif esaslarla kay›tlamak, onu toplumsal organizasyonun temel ilkeleriyle (meflruluk, adalet, insan haklar› gibi) temellendirmek ve çerçevelemektir. Bu nedenle, devletin hukuk kurallar›yla ba¤l› say›lmad›¤› “polis devleti” anlay›fl›ndan, vatandafllar›n devlete karfl› güven duyduklar› ve kendi kifliliklerini gelifltirebildikleri bir hukuki güvenlik ortam›n› garanti eden hukuk devleti anlay›fl›na ulafl›lm›fl olmas› önemli bir aflamad›r. Hukuk devleti fikri, modern devleti hukuktan hareketle temellendirme ve örgütleme e¤ilimi ile belirlenir ve esas›n›, devlet gücünün s›n›rland›r›lmas› ve denetlenmesi oluflturur. Hukuk devletinde, hukuk, devletin hem temelini ve meflruluk kayna¤›n›, hem de s›n›r›n› oluflturmaktad›r. Bunun en önemli sonucu, devlet organlar›n›n her türlü faaliyetlerinin hukuk normlar›na uygunlu¤unun sa¤lanmas›, yani hukukun devletin bütün faaliyetlerine tamamen egemen k›l›nmas›, k›saca hukukla yo¤rulmufl bir devletin ortaya ç›kmas›d›r. Hukuk devleti, devletin s›n›rl› oldu¤u noktas›nda odakland›¤› için devletin her türlü keyfili¤inin önüne geçilmesi amaçlanmaktad›r. Buradaki keyfilik, hukuk devletini, devletin hukuku

anlay›fl›ndan ay›ran en önemli anahtar kavramd›r. Kanun devletinde de hukuk var olmakla birlikte, hukuk devletinden farkl› olarak, devleti s›n›rlama yerine, sadece mevcut iktidara kanunilik 5-Prof.Dr. Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara, 1998, s.243. 6-Prof.Dr. Mustafa Erdo¤an, Anayasa Hukukuna Girifl, Ankara, Adres Yay›nlar›, 2004, s.74. 7-Prof.Dr. Mustafa Erdo¤an, Anayasal Demokrasi, Ankara, 2001, s.93-97. 8-Prof.Dr. Mithat Sancar, “fiiddet, fiiddet Tekeli ve Demokratik Hukuk Devleti”, Do¤u-Bat›, say› 13, Kas›m-Aral›k-Ocak 2000-01, s.36.

kazand›rma amac›n› tafl›makta; hak, hürriyet ve adalet gibi evrensel ideallerle do¤rudan ilgisi bulunmamakta ve keyfili¤in önlenmesi yönünde kayg› duymamaktad›r. Anayasa Mahkemesi de hukuk devletini benzer flekilde tan›mlam›flt›r: “Hukuk devleti ilkesi, insan haklar›na sayg›l› ve bu haklar› koruyucu adil bir hukuk düzenini kuran ve bunu devam ettirmekle kendini yükümlü sayan, bütün davran›fllar›nda hukuk kurallar›na ve Anayasaya uygun, bütün eylem ve ifllemleri yarg› denetimine ba¤l› olan demektir.” Demokrasi Kavram› ‹ktidar›n menfleini demokratik esaslara ba¤layan teorilere göre iktidar›n menflei befleridir (Hobbes, J. Locke, Rousseau gibi). Bu nazariye taraftarlar›na göre insanlar toplum haline geçerlerken sahip olduklar› iktidar›, bir tek flah›s lehine (monarfli) veya idare edenlere aristokrasi veya do¤rudan do¤ruya topluma b›rak›lm›fllard›r. Sonuçta da bu bizi ulusal egemenlik fikrine ulaflt›r›r. Ulusal egemenlik ilk defa 1789 tarihli ‹nsan ve Vatandafll›k Haklar› Beyannamesinde ve 1791 tarihli Frans›z Anayasas›nda yer alm›flt›r. ‹ktidar›n tek bir flahsa veya bir grup insana veya bir ço¤unlu¤a ait de¤il, bütün millete ait olmas› demektir. Buradaki "millet" deyiminden bir fiziki varl›k de¤il, fakat mücerret, manevi hükmü bir varl›k akla gelmektedir. Millet bu hâkimiyet hakk›n› temsilcileri eliyle kullan›r. Bu da bizi temsili demokrasi kavram›na götürür. Demokrasi Latince "demos" yani "halk" ile "kratos" yani hâkimiyet-iktidar köklerinden meydana

gelmifl bir kelimedir. Bu anlam›yla "halk›n kendi kendini idare etmesini"ni ifade eder. Formülle ifade etmek gerekirse, Demokrasi = Toplumun kendi kendisini idare etmesi = toplumun oybirli¤i ile hareket etmesi = bireyin kendi kendini idare etmesi = bireyin özgürlü¤ü. Bu durumda Demokrasi = Özgürlük ile efl anlaml› olmaktad›r. Demokrasinin halk›n hâkimiyeti oldu¤u telakisi, demokrasiyi aç›klamaya yeterli de¤ildir, zira ço¤unlu¤un istibdad› da tek kiflinin istibdad›ndan farks›zd›r. Bu bak›mdan hakimiyet halka de¤il mücerret bir kavram olan ve devaml›l›k arz eden millete aittir. Millet 9-Adnan Küçük, “Hukuk Devleti Kavram› ve Anayasa Mahkemesi Kararlar›nda Hukuk Devleti”, Hukuk Devleti: Hukuki Bir ‹lke Siyasi Bir ‹deal, editörler: Ali R›za Çoban, Bilal Canatan ve Adnan Küçük, Adres Yay›nlar›, Ankara, 2008, s.352-353. 10-E.1976/1, K.1976/28, Karar Tarihi: 25.5.1976, AMKD, say› 14, s.189.

manevi bir varl›k olarak kendili¤inden irade oluflturamaz. Temsili organlar›n beyan edece¤i irade milletin iradesi yerine kaim olur. Temsili organlar, seçmenlerin iradesiyle ba¤l› de¤ildirler, çünkü seçmenin iradesi millet iradesi de¤ildir. Millet iradesi bu organlar›n meydana ç›kard›¤› iradedir. Temsili demokrasi, millete ait olan hâkimiyetin onun seçimle belirlenmifl temsilcileri eliyle kullan›lmas› demektir. Toplum hayattaki sorunlar›n çözümü, vatandafllar›n fikirlerine ba¤l› olunca, oy birli¤inden söz etmek ço¤u zaman imkâns›zd›r. O zaman temsili demokrasi fiiliyatta, ço¤unluk demokrasisine dönüflmektedir. Temsili demokrasi veya Bat› demokrasisi, idare edenlerin otoritesi ile idare edilenlerin özgürlü¤ü aras›nda denge sa¤layan bir siyasal rejimdir. Hürriyetleri sarsmadan, özüne dokunmadan düzenleyen ve s›n›rlayan iktidar, ancak demokratik bir hukuk devleti ile sa¤lanabilir. Demokratik Hukuk Devleti ço¤ulculuk içinde diyalog ve uzlaflma sa¤layan, hürriyetler ile düzen (otorite) aras›ndaki hassas dengeyi kuran ve koruyan bir rejimdir. Yaz›n›n tam metni için www.tumbiad.org dan okuyabilirsiniz.

25


MAKALE

Prof.Dr. Mehmet AKALIN Marmara Üniversitesi, Teknik E¤itim Fakültesi Tekstil E¤itimi Bölüm Baflkan›

YÖRESEL DOKUMALAR ‹nsan›n beslenme, bar›nma gibi d›fl etkenlerden korunmas› ve yaflam›n› sürdürmesinde dokuma, büyük bir önem teflkil etmektedir Giyinme gereksinimini sa¤lamak ve yaflanan ortam› süsleme iste¤iyle do¤an dokuma sanat› en eski sanatlardan birisidir.

26


MAKALE ‹nsan›n beslenme, bar›nma gibi d›fl etkenlerden korunmas› ve yaflam›n› sürdürmesinde dokuma, büyük bir önem teflkil etmektedir. Giyinme gereksinimini sa¤lamak ve yaflanan ortam› süsleme iste¤iyle do¤an dokuma sanat› en eski sanatlardan birisidir.

‹nsanl›k tarihi ile do¤an ve geliflimini sürdüren dokumac›l›¤›n, kullan›lan hammaddelerin yetiflti¤i bölgelerde yaflam›fl olan tarih öncesi kültürler taraf›ndan bafllat›larak gelifltirildi¤i düflünülmektedir. Yüzy›llard›r birçok uygarl›k ve kültür, dokuma sanat›n›n geliflmesini sa¤layarak bu milletlerin geliflmifllik düzeyini sanat alan›ndaki geliflimini günümüze aktarm›flt›r.

tüm uygarl›klar›n izlerini tafl›yan, onlarla zenginleflen bir dokumac›l›k gelene¤ine sahip bulunmaktad›r. Tarihe bakt›¤›m›zda Anadolu’da dokumac›l›¤›n çok eski tarihlere dayand›¤› ve dokumalar›n ev tekstilinden ziyade kaliteli kumafl ve elbise yap›m›nda kullan›ld›¤› görülmektedir. Türk kültürünün en eski kaynaklar›ndan say›lan Divan-› Lügat-it Türk’te Kaflgarl› Mahmud, eski Türklerin el tezgâhlar›nda yünlü ve pamuklu fl›k kumafllar dokuduklar›n› belirtmektedir. Türkler Anadolu’ya geldiklerinde, çeflitli medeniyetler taraf›ndan zenginlefltirilmifl ileri seviyede bir dokumac›l›k bulmufllard›r. Çatalhöyük kaz›lar›nda elde edilen neolitik devire ait dokuma parçalar› Anadolu’da dokumac›l›¤›n çok eskilere dayand›¤›n› ortaya ç›kartm›flt›r. Dokuma kültürü o kadar yayg›n ve köklüdür ki her il ve ilçede, köyde izlerine rastlamak mümkündür.

Baflka bir deyiflle her yörenin, ilin ve ilçenin yöresel bir dokumas› vard›r. Bu dokumalar›n baz›lar›, gelene¤e uygun ya da günün koflullar›na uyarlanm›fl olarak üretimini sürdürmektedir. Fakat yöresel dokuma örneklerinin bilinçsiz kullan›m›, uygun flartlarda kullan›lmamas›, arflivleme, belgelendirme ve katalog çal›flmalar›n›n yeterli düzeyde yap›lmamas› yöresel dokumac›l›k bak›m›ndan büyük bir eksiklik ve problemdir.

Uygarl›klar befli¤i Anadolu gelmifl geçmifl

k›lan insanlar için ilginç ve aran›lan sanat ürünleri olmufltur. Genel anlamda el sanatlar›; insanlar›n yaflay›fl›n›, inançlar›n›, ekonomik ve toplumsal yap›s›n›, estetik anlay›fl›n› ortaya koymufl ve kültür özelliklerini yans›tm›flt›r. Üretim yerleriyle özdeflleflmifl olan Rize Bezi, Buldan, Alaca, Merzifon dokumalar› veya Ödemifl ‹pe¤i vb. yöresel dokumalar tüketiciler taraf›ndan yöreye duyulan güven nedeniyle tercih edilmekte, yöre ad›n›n kullan›lmas› ürünün kalitesi konusunda güvence yaratmaktad›r.

Dokuma; hayvani, nebati ve madeni tellerin alttan üstten geçirilerek haçvari örülmesi ile oluflturulan yumuflak fakat daya-

n›kl›, nesne ki bunlar›n pamuklu olanlar› bez; yünden olanlar› çulha; ipekten olanlar› ipek kumafl olarak bilinmektedir.

yavafl ortadan kalkmaya bafllam›flt›r. Ancak el dokumalar› sanayinin ortaya koydu¤u hep ayn› biçimlerdeki ürünlerinden s›-

Günümüzde büyük bir h›zla geliflen sanayileflme ile birlikte dokuma yap›m›ndaki makineleflme ve kimyasal boyalar›n yayg›n kullan›m›yla geleneksel teknikler yavafl

Fakat günümüzde yöresel dokumalar›n ev tekstiliyle s›n›rl› üretimi bizleri üzmüfl ve birtak›m çal›flmalar yapmaya sevk etmifltir. Yap›mc› Arif EKfi‹ ile ortak yürüttü¤ümüz BEZ Bugün Eski Zaman projesiyle amac›m›z, ülkemizde bulunan tüm yöresel dokumalar› kullanarak yöresel dokumalar›n üst giyim vb. farkl› alanlarda da kullan›labilece¤ini halk›m›za göstermek ve ev tekstiliyle s›n›rland›r›lan üretimini geniflletmektir. Bu çal›flma gerçeklefltirildi¤inde, yöresel dokumaya sahip bölgelerde herhangi bir becerisi olmayan çok say›daki insan e¤itilerek bir meslek sahibi olacak ve böylece bu kiflilerin açacaklar› ev ve iflyeri atölyelerinde elde edecekleri gelir ile hem yöre halk›na istihdam alan› aç›lacak, hem de ilave ekonomik gelir sa¤lanabilecektir.

27


GÜNDEM

HES’lenmek...

Prof. Dr. Aynur Ayd›n Coflkun ‹.Ü. Ö¤retim Üyesi

Son günlerde, süregelen yenilenebilir enerji aray›fl› içerisinde önemli yer tutan Hidroelektrik Santraller (HES) konusu kamuoyunda s›kl›kla tart›fl›l›r hale gelmifltir. Konu, enerji a盤› bulunan ve bu a盤› öz kaynaklar›ndan karfl›lamay› ulusal hedefleri aras›nda tutan Türkiye ve etkilenmesi muhtemel çevresel unsurlar aç›s›ndan son derece önemli ve çok boyutludur. HES’ lerin planlama ve yap›m sürecinde, yaflam alanlar›n›n tahrip olaca¤› endiflesini tafl›yan yöre halk›, bu konuda giriflimde bulunan yat›r›mc› ve konuyla ilgili izinleri veren ‹dari kurumlar› kimi zaman karfl› karfl›ya getirmektedir. Çevre koruma ad›na hareket edenler konuyu sadece bu boyutuyla de¤erlendirirken, Devlet konuyu salt kanuna uygunluk boyutu ile ele almakta, yat›r›mc› ise hakl› olarak durumu yat›r›m güvenli¤i aç›s›ndan de¤erlendirmektedir. Böylesi bir platformda da halen yafland›¤› üzere, kamuoyunun büyük kesimini etkileyen tart›flmalar›n olmas› kaç›n›lmazd›r. Burada lüzumlu olan, tart›flmalar› do¤ru zemin ve zamanda, yeterli ve do¤ru bilgi birikimi ile yapabilmektir. Bunun için de konunun sosyal, ekonomik, çevresel ve hatta kültürel boyutlar› ön kabulü gereklidir. Aksi halde, bugün gelinen noktadan öteye gitmek ve sorunun çözümüne odaklanmak mümkün olmayacakt›r. Zira tüm taraflar kendi de-

28

¤er ve öz varl›klar›n› korumaya ve yükseltmeye çal›flmaktad›rlar. Yat›r›mc› gruplar hakl›d›r çünkü yasalara uygun olarak baflvuru sürecini bafllatm›fl, usulüne uygun olarak Çevresel Etki De¤erlendirme Raporu’nu alm›fl ve milyonlarca dolarl›k yat›r›m yapm›flt›r. HES’lerin yaflad›klar› yörenin çevresel de¤erlerine zarar verece¤ini düflünenler de hakl›d›r. Çünkü yat›r›m›n yap›laca¤› mevkiinin büyük ço¤unlu¤u sahip oldu¤u do¤al yap› nedeniyle çok önemli çevresel de¤erlere sahiptir ve bu de¤erlerin zarar görmesinden endifle edilmektedir. Baraj inflaat› için a¤aç kesilmesi söz konusudur, bunun için ödenen bedel orman›n sadece a¤aç varl›¤›na yönelik olacak ve do¤an›n paraya tahvil edilmesi güç olan bedeli göz ard› edilecektir.

yand›¤› bilimsel kriterleri ve analitik metotlar› sorgulanmakta ve mahkemelerin vermifl oldu¤u iptal kararlar›n›n say›s› giderek artmaktad›r. Bu süreçlerde halk›n kat›l›m toplant›lar›n›n sonuçlar› de¤erlendirilirken ba¤lay›c›l›ktan uzak bir yap› sergilenmekte, kimi zaman halka ra¤men süreç iflletilmektedir. Halkla birlikte olmayan, yöre halk›n›n yeterince bilgilendirilmedi¤i, kat›l›m›n›n sa¤lanmad›¤› projelere giriflilmekte; ard›ndan gelen iptal kararlar›yla yat›r›mlar›n duraklamaktad›r. Proje hakk›nda yeterli bilgisi olmaks›z›n salt karfl› ç›kmak için yap›lan müdahaleler ile amac› sadece içinde yaflad›¤› çevrenin korunmas› olan halk›n tepkisi, ayn› de¤erlendirmeye al›nmakta ve kimi zaman yöre halk› farkl› s›fat ve yak›flt›rmalara maruz kalmaktad›r.

Nehirlerden halk›n yararlanmas› engellenecek, zamanla su ekosistemi zarar görecektir. Yöre halk› bu çevresel tahribattan pay›na düfleni alacakt›r. Haz›rlanan Çevresel Etki De¤erlendirmesi Raporlar› gerçe¤i tam olarak yans›tmayacak, süreç hakkaniyete uygun yürümeyecektir. Zira bu endifleleri, HES projelerinin ÇED raporlar›na karfl› aç›lan davalar›n büyük ölçüde ÇED iptal kararlar›yla sonuçlanmas› da destekler mahiyettedir.

Ancak, tüm bunlar›n d›fl›nda kabul edilmesi gereken önemli ve yads›namayacak bir de ülke gerçe¤i vard›r. Türkiye, enerji aç›s›ndan enerji ihtiyac›n› öz kaynaklar›ndan karfl›lamay› hedefleyen ancak halen d›fla ba¤›ml› bir ülkedir. Enerji ihtiyac›n› karfl›larken yenilenebilir kaynaklardan, temiz enerji üretmesi gereklidir ve “su” bu do¤al kaynaklardan en önemlisidir.

Nitekim son dönemde bilimsel ortamlarda ve yarg› süreçlerinde ÇED raporlar›n›n da-

Türkiye su zengini bir ülke de¤ildir ve e¤er kaynak planlamas›nda do¤ru ad›mlar at›lmazsa pek de uzak olmayan zamanda su k›tl›¤› çekecek ülkeler aras›na girecek-


GÜNDEM tir. Türkiye’de do¤al kaynaklara yönelik koruma- kullanma dengesi giderek kullanma lehine de¤iflmekte, sürdürülebilirlik anlay›fl› kanunun salt lafz›nda kalmaktad›r. O halde çok boyutu olan bu konuda kamuoyunda oluflan hassasiyetin azalt›lmas›nda, bekleyen yat›r›mlara devam edilebilmesinde ve tahrip olmas› muhtemel çevrenin korunmas›nda nas›l bir yöntem izlenecektir? HES’ lere külliyen karfl› olmak bu sorunu çözmemekte aksine enerji a盤›yla birlikte daha da içinden ç›k›lmaz hale getirmektedir. fiüphesiz HES’ ler yap›lacakt›r. Ancak, planlama ve yap›m sürecinde uyulmas› gereken usul ve esaslar ne olacakt›r? Sorun iflte tam da bu noktada dü¤ümlenmekte; konunun taraflar› çözüm odakl› hareket etmek yerine birbirlerini ‘biz ve onlar’ olarak nitelemekte ve çözüm yolunu kilitlemektedirler.

Bir idari ifllem olan izin kavram›n›n temelinde yer alan ÇED raporlar›n›n dayand›¤› bilimsel ölçütlerin, kullan›lan analitik metotlar›n objektifli¤i sorgulanmal›d›r. Yarg›lama süreçleri sonunda iptali kesinleflen ÇED raporlar›n› haz›rlayan yetkili bürolar›n yetki belgeleri sorgulanmal› gerekirse iptal müessesesi dahi uygulamaya sokulmal›d›r. Bu da yat›r›mc›n›n süreç içindeki ma¤duriyetini engelleyecek önemli bir ad›m olacakt›r.

Bu noktada yap›lacak fley asl›nda çok da zor de¤ildir ve asl›nda çözüm yolu arayan herkesin düflündü¤ü ortak ak›ldad›r. Türkiye genelinde, farkl› bölgeler için uygun enerji ve çevre politikas› stratejileri belirlenmelidir. Bu politikalar belirlenirken, konunun yukar›da bahsedilen tüm taraflar› bir araya gelerek ortak ak›l toplant›lar› yapmal› ve mümkün oldu¤unca temel noktalarda anlaflabilmelidir. Haz›rlanan bu stratejiler, çevre hakk› kapsam›nda halk›n bilgilendirilmesi amac›yla kamuoyuna aç›lmal› ve orada tart›fl›lmal›d›r. Halk›n söz konusu politikalara aktif ve etkin kat›l›m› sa¤lanmal›, bunun için mevcut metotlar, gelifltirilmeli ve yayg›nlaflt›r›lmal›d›r.

Do¤aya yap›lacak en küçük müdahalenin dahi, do¤an›n dengesi üzerinde göreceli etkisi olaca¤› sav› unutulmamal›, yap›lacak projelerde çevreye hiç olumsuz etkisinin olmamas› de¤il, olas› etkilerinin minimize edilmesi ve telafi edilebilir s›n›rlar içinde kalmas› sa¤lanmal›d›r. Aksi halde, söz konusu projelerin çevresel de¤erlere hiç bir zarar vermemesini talep etmek projeden vazgeçmeyi gerektirecektir ki bu da ülke gerçekleri ile örtüflmemektedir. HES projelerinin yap›lmas›nda ‘kamu yarar›’ oldu¤u gerçe¤i kabul edilmelidir. Ancak, söz konusu projenin hayata geçirilmesi ile etkilenme olas›l›¤› bulunan çevresel unsurlar›n korunmas›nda da ‘kamu yarar›’ unsuru bulundu¤u aç›kt›r. O halde, yap›lacak olan kamu yararlar›n›n yar›flmas› ve üstün olan›n belirlenmesidir. Bu teoride ifade edilmesi kolay ancak uygulamada oldukça güç bir üstünlük yar›flmas›d›r.

Kat›l›m süreçlerinin ba¤lay›c› olmas› için yasal düzenlemelerde gerekli de¤ifliklikler yap›lmal›d›r. Kat›l›m› engellemeyen ancak teflvik edecek mahiyette de olmayan yasa hükümleri tekrar ele al›nmal›d›r. Ayn› süreç, konunun yarg›ya tafl›nmas› aflamas›nda da saydam olarak yürütülmeli, izinlerini alm›fl ve yasalara uygun olarak hareket eden yat›r›mc›n›n ma¤duriyeti bafltan engellenmelidir.

HES projelerinin yap›m› aflamas›nda orman alanlar›na verilen zarar›n de¤eri salt a¤aç ve a¤açland›rma bedeli olarak düflünülmemeli, orman›n flora ve faunas›yla canl› bir ekosistem oldu¤u göz ard› edilmemelidir. Aksi halde, orman idaresine ödenen bedeli yeterli gören bir yat›r›m zihniyeti ile karfl› karfl›ya kal›nacakt›r.

Ancak, Çevre geri dönülemez zarar görüyorsa, Bu zarar›n telafisi mümkün de¤ilse, Bir tür yok olma tehlikesi ile karfl› karfl›ya kal›yorsa,

Dünya miras› olarak korunmas› gereken bir de¤er zarar görme tehlikesi alt›ndaysa, Ulusal olarak korunan alanlar›n tahribi söz konusu ise, Projeden vazgeçilmesi ile sa¤lanacak fayda, projenin getirisinden büyükse, Yöre halk›n›n yaflam kalite ve seviyesi telafisi mümkün olmayan biçimde etkileniyorsa…. Burada projeden vazgeçilmesinde ve söz konusu alanda yer alan çevresel de¤erlerin korunmas›nda üstün kamu yarar› oldu¤unu söylemek çok daha kolay olacakt›r.

Bu arada yaz›m›n sonuna k›sa bir yazar notu düflmek istedim. Yaz›m›n bafll›¤› “HES’lenmek”.. Asl›nda yaz›n›n içeri¤ine bir parça gönderme yap›yor ama çok hofluma giden bir an›m› paylaflmak istedim bu bafll›kla. Ben Tokat Niksarl›y›m. Memleketimde yap›lmas› planlanan ve uzun zamand›r yarg› süreci devam eden bir HES projesine iliflkin bir panele konuflmac› olarak gittim. Toplant› bitti ve hemflerilerim biraz k›zg›n ve biraz üzgün olduklar›n› ifade eden konuflmalar yapt›lar. Panelin sonunda bir amcam›z ç›k›p bana ve bize belki de unuttu¤umuz bir kelimemizi hat›rlatt›. “Heslenmek…” Bizim oralarda k›zmak anlam›na geliyordu. Amcam söyleyince hat›rlam›flt›m. Öyle güzel anlatt› ki ülkem insan›n›n zeki cümleleri eflli¤inde.. Asl›nda k›zmayal›m, durup bir bakal›m inceleyelim hemen “heslenmeyelim” diyordu…Bu inceleme sonunda olumsuz oldu¤una kanaat getirirsek de o zaman yine ayn› slogan› da bulmufltu..Ufak bir farkla “HES’lenmeyelim”..

Ben o günden beri bu cümleyi hep kulland›m. Bu nedenle, kendisini tan›ma f›rsat› bulamad›¤›m hemflerime buradan sayg›lar›m› gönderiyor; HES’lenmeyi heslenmeden, bilimsel veriler do¤rultusunda yapma gereklili¤ine olan inanc›mla sevgi ve sayg›lar›m› sunuyorum. 29


ARAfiTIRMA

Prof. Dr. Hasan KASAP M.Ü. Ö¤retim Üyesi

AD‹L 30

OYUNDAN Y A fi A M A


ARAfiTIRMA Ahlak, rekabet ve kalite spora kat›l›m›n ne-

rallara uyma, adil ve tutarl› bir oyun anlay›-

denini oluflturur. Tam da sporumuzun bu

fl›, ödül ve ceza yaflan›r. Günlük yaflam›n

günlerde duyarl›¤›na gereksinim duydu-

adeta sahneye konulmufl bir oyunu gibi-

¤umuz bir tema. Sporun güzelliklerini bu

dir. Ancak rekabette baz› gerçekler herke-

‹nsan toplumsal bir varl›kt›r. Do¤umundan

üç de¤er duygusu ile izlemek bir e¤itim,

sin bekledi¤i gibi gerçekleflmez. Bir yar›fl-

itibaren insanlar›n birbirlerine gereksinimi

bir kültür olgusu olmal›. Spor etkinliklerin-

mada bir kazanan, kat›l›mc› say›s›na göre

vard›r. Çocu¤un annesine, gencin ailesine

de insan; hareket etmek, e¤lenmek, bece-

birçok kaybeden vard›r. Kaybedenler için

ve arkadafllar›na, ailenin topluma, ulusla-

riler kazanmak, kendini ifade etmek, bir

spor olumsuz bir etkileflimdir. Bir koflu ya-

r›n dayan›flmaya gereksinimi vard›r. Bunu

grubun üyesi olmak, kendini yeterli hisset-

r›flmas›n› düflünün: bir kifli galip di¤erleri-

böyle biliriz de yine de birbirimize adil

mek, baflar› göstermek ve kazanmak ister.

nin ma¤lup oldu¤u bir etkileflim vard›r. Bir

davranmada her zaman baflar›l› olamay›z.

Bu duygular spor ortamlar›n›n olumlu etki-

futbol maç›n› düflündü¤ümüzde oynayan

Her ne kadar insan bir toplumsal varl›k ol-

leflim duygular›d›r. Sporda bir de yafla-

ve izleyenlerin yar›s›n›n olumlu yar›s›n›n

sa da bireysel yaflam bu ba¤lamda insan-

mak istemediklerimiz vard›r. Örne¤in, ha-

ise olumsuz duygularla sahadan ayr›laca-

l›¤›n tüm toplumsal ve evrensel iliflkilerin

reketsiz kalmak, sinirlendiren olaylar yafla-

¤› nerdeyse kaç›n›lmazd›r. Öyleyse spor-

çerçevesini çizer.

mak, kendini beceriksiz, yetersiz hisset-

da herkesin galip gelerek olumlu duygu-

mek, baflar›s›zl›k, yenilgi, haks›zl›k, utanç

larla sahadan ayr›lmas› beklenebilir mi? ‹yi

Birçok özelliklerimiz genlerimizden gelir-

duyma ve düflmanl›k hissi gibi duygular

düflünüldü¤ünde o kadar da olumsuz ol-

ken, yaflama biçimimizi çevremizden ö¤-

ise sporun olumsuz etkileflimini vurgular.

mas› gerekmedi¤ini anlamak mümkün.

renerek kazan›yoruz. Ö¤rendiklerimiz in-

Etik de¤erler içinde kaliteli rekabet, spor-

Oyunun kurallar› ve ahlak de¤erleri içinde

san iliflkilerimizdeki tercihlerimizi etkiliyor.

da olumsuz etkileflimin olumluya dönüfl-

sporcunun, elinden geleni yapt›¤›na ina-

Bu gün insanlar›n bu anlamdaki tercihleri-

mesinde sa¤layabilir. Rekabet e¤er güzel-

narak, sporun güzelliklerini kabullenmeyi

ne bakt›¤›n›zda ço¤umuzu flafl›rtan farkl›-

likleri üretmeye yönelik oldu¤unda spor,

ö¤renen herkes olumlu duygularla saha-

l›klar› görmek mümkündür. Yaflama biçi-

yapmaya ve izlemeye de¤er olur. Tarafs›z

dan ayr›labilir.

mini kültürün oluflturdu¤unu biliyoruz. Kül-

Adil bir yaflama biçimi gelifltirilebilir mi?

tür insan›n genleriyle aktaramad›¤› ve ye-

bir izleyici sporu niçin izler? Birinin ya da bir tak›m›n di¤erini yenmesinden çok yap›-

Kaliteli bir spor ve bir ahlak kalitelisi konu

niden ö¤renmek zorunda oldu¤u bir sü-

lan etkinli¤in kalitesi sporu izlettirir. Spor-

edildi¤inde, spor ve ahlak ayr›lmaz bir bü-

reçtir. Evrensel kültür, tüm kültürlerin pay-

da kalite yoksa izlemekten vazgeçer. Ta-

tünü oluflturur. Sporun kalitesini sporun

laflt›¤› ortak de¤erlere sahip oldu¤u gibi

raftar ya da afl›r› taraftarl›k kaliteden çok

kendi kurallar› ve bu kurallar› da toplumun

“kültür farkl›l›klar›na sayg› duymak” gibi bir

galibiyetin peflindedir. Seyredilebilir, yafla-

de¤er yarg›lar› oluflturur. Sporun kurallar›

baflka de¤eri daha bulunur. Tüm bu de-

nabilir ve paylafl›labilir güzellikler sporu

adil bir oyun ortam› oluflturmuyorsa bu,

¤erler, insan›n bir toplumsal varl›k olarak

spor yapan de¤erleri oluflturur.

spor olmasa gerektir. Hangi spor türünü

olumlu ve bar›fl içinde yaflamas›n› sa¤la-

toplumsal de¤erlerin d›fl›nda düflünebili-

yabilir.

Güzellik ve mükemmellik sporu izlenmeye

riz? Ahlak de¤erleri de toplumsal de¤er-

de¤er yapan en önemli özelliklerdir. Spo-

lerle örtüflmelidir ki biz buna ahlak diyebi-

“Yaflama biçimi”miz çevremizden gelen

run gerçek mükemmelli¤i, yüksek rekabeti

lelim. Sporda kalite rekabetin oluflturdu¤u

etkilerle biçimlenmektedir. Çevremizden

ateflleyen, kimin kazan›p kimin kaybetti¤i

düflmanl›klar› da azaltabilir. Taraftarlar ra-

gelen bir etkiye önce do¤al sonra da biz-

dikkate al›nmad›¤›nda ortaya ç›kar.

kip sporcu ya da tak›m›n güzelliklerini ta-

den öncekiler gibi tepki vermeye bafllar›z.

raftar› oldu¤u sporcuya ya da tak›m›na

‹flte bu ö¤renme ile do¤al davran›fllar›m›z,

Sporda rekabet gereklidir. Rekabetçi yap›-

dönük silah olarak görmemelidir. O güzel-

toplumsal tepkilere dönüflmeye yönelir. Bu

s› ile spor bir yaflam rolü, bir yaflama de-

likleri kabullenmeyi kutlayabilmeyi ve al-

de¤iflimde ilk ve en büyük etken ailedir.

neyimidir. ‹nsan rekabete yatk›nd›r, reka-

k›fllayabilmeyi bir kültür olarak yaflamal›-

Sonra da yaflam›m›zdaki önemli kifliler, ör-

betçi bir dünyada baflar›l› olmak için bu

d›r. Spor kültürü, etik de¤erlerle bezenmifl

ne¤in: ö¤retmenimiz yada antrenörümüz

gereklidir. Rekabet karakter geliflimi ve

rekabetin ortaya koydu¤u mükemmelli¤i

gibi tepki vermeye bafllar›z. Zamanla ne-

özgüven kazand›r›r. Rekabette hedef mü-

benimser. Mükemmelli¤in taraftar›d›r.

reden kazand›¤›m›z› unuttu¤umuz ancak

kemmelliktir ve ilginin süreklili¤ini sa¤lar.

Sporda mükemmellik, etik de¤erlerle yo¤-

kökeninde ailenin daha sonra önem verdi-

‹nsan baflkalar›na karfl› üstün gelmeyi bi-

rulmufl, toplumun be¤enisini kazanm›fl in-

¤imiz kiflilerin ve olaylar›n etkisinde kala-

reysel baflar› olarak görür. Rekabette ku-

san›n güzellik ideallerini sergilemelidir.

rak biz “kendimiz” oluruz.

31


ARAfiTIRMA flünülür. Bu durumda d›fl kurallar›n yürü-

rumunda kalabiliyor.

mesi ve adil bir ortam›n yaflanmas›, kural-

Ça¤dafl biliflim teknolojisi insan›n etkilendi¤i “çevre”yi geniflletti. Art›k çocuk ve

‹nsan yaflam›n›n böylesine yo¤un ve çelifl-

lar› denetleyen denetçinin sorunu olarak

genç kendisini kolayca “evrensel çevre”

kili de¤erlerle etkilendi¤i dünyam›zda den-

görülür. Bekçi varsa kurallar ifller yoksa ifl-

içinde bulabiliyor. Yak›n ve uzak çevresi i

geli bir yaflam biçimi gelifltirmek oldukça

lemeyebilir. Hakem yoksa oyun da yok.

le olan çeliflkileri görüyor, etkileniyor ve

zor görünmektedir. Aileler, ö¤retmenler,

Çünkü kural hakemin kural›d›r. Polis yoksa

tepkilerinde sorunlar yafl›yor. Geniflleyen

toplumun etkin ve sayg›n kiflileri ortak bir

trafik de yok. Çünkü Trafik kurallar› trafik

çevresinin ortak ve olumlu de¤erlerini seç

“adil yaflam biçimi” de¤erlerinde birlefle-

polisinin kural›d›r...

bilir ve daha yaflanabilir bir dünya kura‹ç kurallar ise bireyin gerçek yaflam›n› dü-

mazlar m›?

zenleyen kurallar olarak nitelendirilebilir. Toplumlar›n yasalar›n› inceledi¤i

Bireyin arzular›, istekleri, zevkleri bu birey-

nizde hepsinin kendi insanlar›

sel yaflam kurallar›n› belirler. E¤er bireyler

n›n adil yaflamlar›n› korumak

bir oyun kural›n› bir trafik kural›n› uygula-

için oluflturulduklar›n› görebi

maktan zevk alabilir, kuralla yaflamay› bir

liyoruz. Yeryüzündeki din ku

yaflama biçimi olarak benimseyebilirse

rallar› ve ö¤retilerinin daha adil

“d›fl kurallar” “iç kurallar”a dönüflebilir. Bi-

bir yaflama biçimi üzerine

reyin kendi benimsedi¤i tüm kurallar iç ku-

kuruldu¤u aç›k. ‹nsanlar›

rallara dönüflür. Bu dönüflüm nas›l ger-

bir arada tutan de¤erle

çekleflecektir? Ya da insanlar adil yaflama

rin hepsi daha adil bir

kurallar›n› nas›l benimseyebilir ve adil bir

paylafl›m için. Bütün

dünya kurabilirler? Adil bir yaflama biçimi

bunlara ra¤men nas›l bu kadar çok adil ya

oluflturmada insan›n bireysel tercihleri nas›l adil yaflama do¤ru yönlenebilir?

flama sorunlar›m›z olabiliyor?

‹nsan yap›s›na bakt›¤›m›zda ne kadar garip ve zor fleyleri al›flkanl›k ve yaflam›n›n

‹nsanlar›n ku rallar› alg›la

bir parças› haline getirdi¤ini görebiliriz. Sigara duman›n› ilk kez ci¤erlerimize çekti-

ma ve be

¤imizde, ilk alkol kadehini yudumlad›¤›-

nimseme

m›zda neler hissetti¤imizi unutmak müm-

durumlar›na

kün mü? Yanmakta olan bir y›¤›n çöpün

göre adil

üzerine yaklafl›p duman›n› içinize çekebi-

yaflama

lece¤inizi düflünebilir misiniz? Sigara içme

kurallar›n› iki boyutta

al›flkanl›¤› bundan farkl› bir fley mi? Ama bugün bunlar› yaflama biçimi haline getiren insanlar›n say›s›, nelere al›flabildi¤imi-

düflünmek mümkündür. Bunlardan birinci-

zin bir kan›t›d›r. ‹lk okuma yazma ö¤ren-

si toplumun ya da bireyin d›fl›nda geliflen

mede parmaklar›m›z›n nas›l a¤r›d›¤›n›,

ve bireyin onu “baflkas›n›n kural›” olarak

deftere çizgiler çizmekten ne kadar bunal-

mekte güçlükleri var ve dan›flmanlara ge-

gördü¤ü ve alg›lad›¤› kurallar. Bunlara

d›¤›m›z› hep hat›rlar›z. Ancak bu gün bunu

reksinim art›yor. Öyle ya s›n›rlar› ortadan

“d›fl kurallar” diyebiliriz. ‹kincisi ise bireyin

istekle sürdürmeyi bir de¤er olarak görü-

kalkm›fl bir dünyada her toplumun kendi-

kendisinin sahip ç›kt›¤› “kendi kurallar›”.

yoruz. Bir flampiyon tonlarca a¤›rl›klar› kal-

ne özgü do¤rular› var. Bunlar bazan kut-

Bunlara da “iç kurallar” diyebiliriz. D›fl ku-

d›rmak üzere antrenman salonlar›nda har-

sal say›lan ve tart›fl›lmas› bile sorun olan

rallar› genellikle baflkalar› koydu¤u için

cad›¤› zaman›n›, yaflamay› düflündü¤ü

do¤rular olabiliyor. Bu durumda insan ya

onlara baflkalar›n›n uymas› gerekti¤ini ya

birkaç saniyelik bir flampiyonluk için kulla-

sadece sayg› duymak ya da ret etmek du-

da birilerinin kontrol etmesi gerekti¤i dü-

n›r. fiampiyonlu¤u tercih etmek bir yafla-

32


ARAfiTIRMA ma biçimini tercih etmekle gerçekleflebili-

hareketle fair yaflam felsefesinin geliflimi-

da aileye ve çocu¤a yetkili rehberlikte

yor.

nin, bu odaklar›n geliflimine ba¤l› oldu¤u-

do¤ru donan›m›na sahiptirler. Yap›lmas›

nu iddia etmemiz mümkündür.

gereken bu uzmanl›klar›n› aile ile birlikte oluflturulacak iyi planlanm›fl bir programla

Adil yaflam biçimini benimsemede en kal›-

sürdürmek olacakt›r.

c› etkiyi aile ve okul sa¤layabiliyor. Çocu-

Toplumun fair yaflam düflüncesinin geliflti-

¤un okul öncesi ve ilkö¤retimin ilk y›llar›n-

rilmesi, yukar›da da belirtildi¤i gibi aile ve

daki do¤al süreç, egosantrizm dönemi

e¤itmenlerin iflbirli¤i ile sa¤lanabilir. Bura-

Okullarda yap›lacak fair play etkinlikleri ai-

olarak adland›r›lmaktad›r. Bu dönemde

da en etkili yol da ailenin kat›l›m›n› sa¤la-

leleri de içerecek flekilde düzenlenmelidir.

çocuk kendini yaflam›n merkezinde görme

maktan geçer. Aileler çocuklar›n› e¤itimci-

Bu çal›flmalarda okul aile birli¤i önemli rol

ve alg›lama dönemindedir. Böyle olmas›na

lere göndererek onlar›n eline önemli bir f›r-

almal›d›r. Hatta tamamen okul aile birli¤i

ra¤men d›fl etkenlere çok aç›kt›r. Bu süre-

taraf›ndan organize edilmesi sa¤lanmal›

de çocuk d›fl denetime ba¤›ml›d›r. Yaflam

ve bu konudaki uzmanlar›n yard›m› isten-

boyu de¤iflmeyecek yap›lanman›n ger-

melidir. Beden e¤itimi ö¤retmenleri prog-

çekleflti¤i “kritik dönem” ya da “iz b›rakma

ram uzmanlar› alan›n pedagoglar› onlar›n

dönemi” olan bu süreç, aile ve ilkö¤reti-

hizmetinde olabilir. Aile birli¤i sahip ç›kt›¤›

min sorumlulu¤undad›r. ‹flte burada at›la-

takdirde çal›flma ve çabalar›n daha etkili

cak adil yaflam tohumlar›n›n, yaflam boyu

ve kal›c› olabilece¤i düflünülebilir.

meyvesini verebilmesi mümkün olabilmektedir. Bu süreçlerde çocu¤un yaflam›nda

Böyle bir Fair play ya da fair yaflam prog-

yer eden kahramanlar›n›n etkisi yüksektir.

ram› içinde neler olabilir? Öncelikle iyi bir

Örne¤in: Çocu¤un annesi, ö¤retmeni, da-

bilgilendirme ve heveslendirme ile baflla-

ha sonra örnek ald›¤› sporcular liderler gi-

mal›. Sora tüm ailenin kat›ld›¤› bir fair play

bi önemli kiflilerin çocu¤un yaflam biçi-

ya da daha sonra gelifltirilecek bir fair ya-

minde %58-67 etkili oldu¤u yap›lan arafl-

flam anketi(testi) uygulanabilir(Örn:Fair

t›rmalarda ortaya konulmufltur. Çocuk aile-

Play Quiz-European Fair Play Movement).

sinin uygulad›¤› yaflam biçimini uygula-

Elde edilen sonuçlar aileler ve çocuklar›n

maktan zevk al›yor. Ö¤retmeni ya da an-

tart›flmas›na aç›labilir. Toplant›lara kat›la-

trenörü gibi davranmay› seviyor. E¤er aile

mayan ailelere mektuplar, dokümanlar ve

ve çocu¤un yaflam›ndaki “önemli kifliler”,

bilgilendirme yaz›lar› gönderilebilir. Ailele-

adil bir dünya kurmufllar ve ondan zevk

rin baflar›lar› ödüllendirilebilir. Bu etkinlik-

al›yorlarsa çocuk da ayn› fleylerden zevk

ler okulun tüm personeline yayg›nlaflt›r›labilir. Yayg›nlaflt›rmada bir baflka yaklafl›m

alabiliyor. Unutulmamal›d›r ki çocu¤un kendi kal›c› yaflam›n› düzenlemesine en

sat sunmaktad›r. Çünkü her ailenin çocu-

olarak da Fair yaflam dedektiflikleri öneri-

çok yard›mc› olan sözler de¤il, davran›fl-

¤u onlar için çok önemlidir. Çünkü onu

lebilir. Ancak bu dedektiflikler ailelerin ve

lard›r. Antrenör rakip antrenör ve sporcu-

kendi gelecekleri olarak görürler. Yemez

çocuklar›n, fair yaflam(olumlu) tutum ve

lara adil davran›fl örne¤i verirse o antrenö-

yedirir, giymez giydirirler. Bu önemli gör-

davran›fllar›n› yakalamak için olabilir. Ke-

rün sporcular› da ayn› davran›fllar› sergile-

dükleri varl›¤›n geliflmesi de onlar için çok

sinlikle olumsuz yaflam tarz›n› bulma ve

önemli olmal›d›r. ‹flte burada e¤itim ku-

cezaland›rma üzerine kurulmamal›d›r. Bil-

rumlar› aileyi e¤itmek için de önemli bir f›r-

gilendirmenin sürekli ve güvenilir olmas›

Gerçekten adil bir dünya gerçekleflebilir

sat yakalarlar. E¤itim, çocu¤u aileden ko-

çok önemlidir. Dikkatli ve iyi organize edil-

mi? Bu belki de bir ütopya. Ancak daha

parmamal›d›r. ‹kisi ayr› birer kurum de¤il

mezse adil bir uygulama olmayabilir.

yaflanabilir bir dünya kurulabilir. Bu yafla-

bir bütünlük içinde çal›flmal›d›r. Çocuk

ma biçiminin gerçekleflmesi bir ideal bir

adil davran›fl kal›plar›n› benimserken iki-

Toplumsal geliflim için “Fair Play” etkinlik-

amaç olabilir. Biz bu amac›n belli bafll›

lem yaflamamal›d›r. Bu de¤erlerin oluflma-

leri, sadece Play boyutunda de¤il, fair ya-

hedeflerinin gerçekleflmesinde aile, ö¤ret-

s›nda e¤itim kurumu sorumlu kurum ve

flam boyutunda ele al›nmal›d›r. Oyun, fair

men ve çocu¤un yaflam›ndaki “önemli ki-

e¤itimciler alanlar›n›n güvenilir uzmanlar›-

yaflam biçiminin gelifliminde ancak bir

fliler”in etkili olaca¤›n› biliyoruz. Buradan

d›r. Do¤ru davran›fl kal›plar›n›n oluflmas›n-

araç olabilir.

mekten hofllanacaklard›r.

33


MAKALE

Türk Yüksek Öğretim Tarihinde

İstanbul Üniversitesi’nin Yeri ‹stanbul Üniversitesi, ülkemizin en eski ve en büyük yüksekö¤retim kurumudur. 70.000 ö¤rencisi ile 3000’e yaklaflan ö¤retim üyesi ve 10.000’den fazla personeli bulunan; 20 fakülte, 12 yüksekokul, 16 Enstitü ve birçok araflt›rma merkezi olan bu müessese, ayn› zamanda Avrupa’da kurulmufl ilk 10 üniversite aras›nda ve bilimsel faaliyet s›ralamas›nda da dünyada ilk 500 içerisinde yer alan tek Türk üniversitesidir. ‹stanbul Üniversitesi’nin kuruluflu, Osmanl› hükümdar› Fatih Sultan Mehmed’in ‹stanbul’u fethine kadar gitmektedir. Genç hükümdar II. Mehmed, 29 May›s 1453 Sal› günü ‹stanbul’u fethedince, siyasi, iktisadi ve kültürel olarak dünyan›n merkezi yapmay› düflündü¤ü bu flehirde derhal e¤itimin bafllamas›n› sa¤lam›fl ve 1 Haziran 1453 Cuma günü, camiye dönüfltürmüfl oldu¤u Ayasofya’da k›l›nan Cuma namaz›nda hocalar› olarak kabul etti¤i âlimlere ertesi günü e¤itime bafllamalar›n› emretmiflti. Bunun üzerine hemen Ayasofya’daki baz› keflifl odalar› medreseye dönüfltürülmüfl ve böylece bu yeni Türk flehrinde ‹stanbul Üniversitesi’nin temelini oluflturan ilk yüksekö¤retim bafllam›flt›. Fatih Sultan Mehmed, fetihten hemen sonra hocas› Molla Hüsrev’i Ayasofya Medresesi’ne bafl müderris (profesör) tayin etmifl ve Molla Hüsrev burada derslere bafllam›fl, böylece ‹stanbul Üniversitesi’nin temeli at›lm›flt›. ‹stanbul’un ilk kad›s› ve Ayasofya’y› cami olarak tescil eden Molla H›z›r Bey Çelebi de bu medresenin ilk müderrislerinden idi. Burada yaln›z fler’i ilimler de¤il; bilhassa matematik, fizik ve astronomi gibi müsbet ilimler de ö¤retilmekteydi. Bilhassa de¤erli bilim adam›, Ali Kuflcu’nun Türkistan’dan diyar›ndan, Semer-

34

kant’tan ‹stanbul’a gelmesinden sonra Ayasofya’da tamamen müsbet ilimlere a¤›rl›k verilmeye bafllanm›flt›. Molla Ali Kuflcu derslerini burada yaln›z nazarî vermekle kalm›yor, amelî olarak da gösteriyordu. Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya Medresesi’nden sonra Zeyrek Kilisesi’ni de medreseye dönüfltürmüfl ve buraya da Molla Zeyrek Mehmed’i müderris tayin etmiflti. Böylece burada da yüksek e¤itim bafllam›fl, daha sonra Molla Ali Tusi, Hocazade, Molla Abdülkerim ve daha baflka âlimler de bu yeni medresede ders vermeye bafllam›fllard›. ‹stanbul fatihi, zaman zaman Ayasofya ve Zeyrek medresesine giderek bu âlimlerin derslerine kat›l›yor ve onlar› maddi ve manevi olarak mükâfatland›r›yordu. Sultan II. Mehmed’in ‹stanbul’a hediye etti¤i as›l üniversite ise daha sonra kendi ismiyle an›lacak olan külliye içerisindeki medreselerdir. 1463-1471 y›llar› aras›nda infla olunan Fatih Külliyesi; içerisinde cami, medreseler, tabhane ve imaret, darüflflifa, darüttalim ve kervansaray ah›rlar› vs. olmak üzere birçok birimden oluflmakta idi. Külliye içerisinde sekiz Tetimme ve sekiz de Sahn medresesi infla olunmufltu. Sahn medreselerine “Sahn-› Semân” ve “Medâris-i Semâniye” de denilmekte idi. Fatih Medreseleri, dördü Akdeniz, dördü de Karadeniz taraf›nda yer alan sekiz medreseden oluflmakta idi. Tetimme Medreseleri, Sahn-› Semân medreselerine ö¤renci yetifltirmek üzere planlanm›flt›. Tetimme’de okuyanlara “suhte”, Sahn’da

Prof. Dr. Fahameddin BAfiAR ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Baflkan›

okuyanlara “daniflmend” denilirdi. Sahn Medreselerinin her birinde on dokuz oda ve bir dershane mevcuttu. Her medresede müderrislere ve onlar›n yard›mc›s› olan “muid”lere birer oda tahsis edilmifl, ayr›ca medreseyi gözeten kayy›ma ve temizli¤i ile ilgilenen farrafla da birer oda ayr›lm›flt›. Geriye kalan on befl oda daniflmendlere ait idi. Fatih Medreseleri’nde e¤itim program›n›n a¤›rl›¤›n› tefsir, hadis, f›k›h, akaid ve kelam dersleri oluflturmufltu. Bu derslerin ifllenmesi ve daha iyi anlafl›lmas› için dolayl› bir flekilde tarih, co¤rafya, Türk dili ve edebiyat›na da yer veriliyordu. Böylece Fatih Medreseleri dönemin as›l üniversitesi idi. Bu medreseler kurulunca Zeyrek Medresesi hoca ve talebeleri buraya nakledilmifl, Ayasofya Medresesi ise bir süre daha devam etmifltir. ‹stanbul Üniversitesi’nin temeli oluflturan bu medreseler giderek daha da geliflmifl ve ‹stanbul sonraki hükümdarlar zaman›nda aç›lan yeni medreselerle, özellikle de Kanuni Sultan Süleyman’›n infla ettirmifl oldu¤u Süleymaniye Külliyesi içerisindeki medreselerle


MAKALE

adeta bir bilim merkezi olmufltur. ‹stanbul’da bat› tarz›nda bir üniversite kurulmas› ise XIX. yüzy›l ortalar›nda “Darülfünun” ad› verilen kurumlarla bafllam›flt›r. 1846’da bafllayan birinci “Darülfünun” teflebbüsü ancak 1863’de ilk dersin verilmesiyle sonuçlanm›fl, ancak halka aç›k dersler fleklinde devam eden bu e¤itim, üniversite binas›n›n 1865 y›l›nda ç›kan yang›nda yanmas› ile sona ermifltir. 1870’de “Darülfünun-› Osmanî” ad›yla bafllayan ikinci darülfünun denemesi de uzun sürmemifl, 1873’te son bulmufltur. 18741875’de bu kez “Darülfünun-› Sultanî” ad›yla yeniden bafllayan e¤itim, 1900 senesinde “Darülfünun-› fiahane” ad›yla tekrar düzenlenmifl ve böylece Sultan Abdülhamid’in tahta ç›k›fl›n›n 25. y›l›nda ‹stanbul Darülfünunu yeni flekliyle e¤itime bafllam›flt›r. O s›rada Edebiyat, Fen ve ‹lahiyat flubeleri bulunan Darülfünun, daha sonra Hukuk ve T›p fakültelerinin de eklenmesiyle bat›daki üniversitelere benzemifltir. Sonraki düzenlemelerle 1933 y›l›na kadar devam eden Darülfünun, ayn› y›l yap›lan Üniversite Reformu ile ad› ‹stanbul Üniversitesi olmufl ve böylece genç Türkiye Cumhuriyeti’nin modern ilk üniversitesi kurulmufltur. Türkiye Cumhuriyeti kuruldu¤unda Türkiye’de yaln›zca ‹stanbul Üniversitesi vard› ve devletin ihtiyaç duydu¤u idarî ve teknik kadrolar›n hepsi ‹stanbul Üniversitesi’nde yetiflmifl bilgili kimselerdi. Dolay›s›yla Türk

yüksekö¤retiminin temeli bu üniversite at›ld›¤› gibi ‹stanbul Üniversitesi mensuplar› genç cumhuriyetinin kalk›n›p geliflmesinde de etkili rol oynam›fllard›r. Zira Türk e¤itim tarihinde ‹stanbul Üniversitesi mezun ve mensuplar›n›n rolü çok büyük oldu¤u gibi, Türk siyasetinin birçok simas› da burada yetiflmifltir. Ülkemizin ilk ö¤retmenleri ‹stanbul Üniversitesi’nde yetiflmifl ve Türkiye’nin her taraf›na da¤›larak yeni nesillerin ayd›nlanmas›n› sa¤lam›fllard›r. Türkiye’de ‹stanbul Üniversitesi’nden sonra gerek bu flehirde; gerekse Ankara, ‹zmir ve Erzurum’da kurulan ilk üniversitelerin kurucular› ve e¤itim kadrolar› da hep bu üniversite mensuplar›ndan oluflmufltur. ‹stanbul Üniversitesi, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin münevver, ayd›n insanlar›n› yetifltiren ilk bilim yuvas›d›r. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda geliflmesi için ‹stanbul Darülfünunu’nda yetiflen ayd›n kesimlerle birlikte hareket etmifltir. Daha Darülfünun döneminde Ziya Gökalp, Ahmed Refik Alt›nay, Mehmed Fuad Köprülü, fiemseddin Günaltay, ‹smail Hakk› Uzunçarfl›l› gibi ilim adamlar› ö¤renimlerini Edebiyat Fakültesi’nde tamamlam›fl ve burada hocal›k yapm›fllard›r. ‹stiklal Marfl›’m›z›n flairi Mehmed Akif Ersoy, Halide Edip Ad›var, Ahmed Hamdi Tanp›nar ve Yahya Kemal gibi flair ve edebiyatç›lar da bu kurumun ö¤retim üyesi olmufllard›r.

Ayn› durum, Üniversitemizin di¤er fakülteleri için de söz konusudur. Yak›n tarihimize bakt›¤›m›zda, ülkemizin flairleri, edipleri, tarihçileri, sosyologlar›, tabipleri, mühendisleri, mimarlar› hep ‹stanbul Üniversitesi’nde yetiflmifl, bunlardan birço¤u burada hocal›k yapm›fllard›r. ‹stanbul Üniversitesi’nin birimleri aras›nda Edebiyat Fakültesi’nin ayr› bir yeri vard›r. Üniversitenin en eski ve en büyük fakültelerinden birisi olan bu fakülte, Cumhuriyet’in ilk y›llar›nda ve ard›ndan 1933’teki üniversite reformunu takip eden dönemde Türkiye’nin en köklü e¤itim ve kültür kurumlar›ndan birisi olmufl, gerek e¤itim verdi¤i ö¤renci say›s›, gerekse yetifltirdi¤i siyaset, bilim, fikir ve sanat adamlar› itibar›yla Cumhuriyet döneminin bilim, sanat ve kültür hareketlerinde hem yetifltiricilik, hem de öncülük görevini üstlenmifltir. Verdi¤i e¤itim ve ö¤retim, yürüttü¤ü bilimsel çal›flmalar ve yetifltirdi¤i ö¤rencilerin ülkenin kültür hayat›nda birer Türk ayd›n› olarak oynad›¤› rol itibar›yla bir “kültür fakültesi” niteli¤indeki Edebiyat Fakültesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bilim, kültür ve e¤itim hayat›nda da hep “ilk”lerin öncüsü olmufl, bu do¤rultuda önemli görevler ve hizmetler üstlenmifltir. Bunlardan birisi, fakülte ö¤rencileri ve ö¤retim üyesi Yahya Kemal’in teklifi üzerine 1922’de Mustafa Kemal Atatürk’e “fahrî profesörlük” unvan›n›n verilmesidir.

35


RÖPORTAJ

S›rr› ER

TRT Program Yap›mc›s›

Çocuklar›m›za Türkçe ö¤retemiyoruz…

‹nsan kelimelerle düflünür. Düflündü¤ü gibi konuflur.

36


RÖPORTAJ Millî E¤itim eski Bakanlar›m›zdan biri

Türkçe sadece okullarda m› ö¤retilir?

“…çocuklar›m›za Türkçe ö¤retemiyoruz”

milletlerde bu al›flverifl sular seller gibidir. Bulgarca, S›rpça, Rusça, Ermenice, Yu-

diyerek çok samimi, fakat ayn› zamanda

Türkçe, okullardan önce evlerde, hayatta

nanca ve Arapçada birçok Türkçe kelime

da çok ac› bir itirafta bulunmufltu. Baflka

ve kitaplarda ö¤renilir.

yafl›yor. Bu dillerden onlarca kelime de

bir memlekette devletin bu iflten sorumlu

Halis Türkçeyi bilen varsa bunlar müm-

Türkçede. As›rlard›r kulland›¤›m›z, yerlefl-

resmî bir yetkilisinden böyle bir aç›klama

kün. Anne, baba, ö¤retmen, mahalle bak-

mifl bir kelime ister Almanca olsun isterse

yap›lsayd› yer yerinden oynard›. Bizde ise

kal›, sözde yazar bilmezse Türkçe ö¤reni-

Arapça, o art›k Türkçedir.

tek sütunluk bir haber fleklinde ç›kt› ve

lemez. Bugün en evvel habercilerin Türk-

geçti.

çe konuflmas› gerekir. Onlar da sukutu

Türkçeyi iyi konuflan ve yazanlar›n say›s›

hayali “sükûtu hayal” diye telâffuz ederek

ço¤alt›l›rsa Türkçe zenginleflir.

hayal k›r›kl›¤›na yol açmaktalar.

Türkçe güçlü olursa yabanc› diller çabuk

Tabi herkesi ayn› kefeye koyamay›z, zira

ö¤renilir.

Uzunca bir zaman dil ›rkç›l›¤› yap›lm›flt›r.

çok de¤erli ö¤retmenlerimiz var ama ma-

Ana dili zay›f olan nesiller bir baflka ya-

Arapça, Farsça diye bin y›ld›r kullan›lan

alesef, edebiyât ve Türkçe ö¤retmenleri

banc› dili zor ö¤renirler. Almanya’da yap›-

yüzlerce kelime dilden at›ld›. Onlar›n bofl-

dahi Türkçe bilmemekteler.

lan bir araflt›rma, Türk çocuklar›n›n Alman-

lu¤u doldurulamad›. Yerlerini Frans›zca,

Güzel Türkçe konuflan ve yazan, bunu

cay› yeteri kadar ö¤renemediklerini ortaya

‹ngilizce kelimeler ald›. Öz Türkçecilik da-

kendine dert edinmifl, hayat üslûbu yap-

koyuyor. Derinlemesine yap›lan bir baflka

yatmas› ile dil fakirlefltirildi. Masa bafl›nda

m›fl insan say›s› çok azald›.

araflt›rmada, bu çocuklar›n anne ve baba-

Türkçeyi ö¤retememenin birçok sebebi var.

kelimeler uyduruldu. Fakat uydurma keli-

lar›n›n, anadilleri olan Türkçeyi iyi konufla-

meler tutmad› ve sevilmedi.

***

Türkçe bir de teknoloji maceras› yaflad› ve ya-

Gürbüz Azak’tan dinlemifltim. Alman-

kân›z› da o nispette kullan›rs›n›z’ diyor.

flamakta.

ya’dan Türkiye’ye tatile gelen bir arkadafl›-

Türkler kadar ikinci bir dili zor ö¤renen

n›n bafl›ndan geçenleri anlatm›flt›. Tatilini

millet azd›r. Çünkü dilimizi yeteri kadar bil-

’Bilgisayar Türkçesi’ne Türkçe demek

Türkiye’de geçiren gurbetçinin otomobili

miyor, iyimser bir tahminle 250-300 kelime

Türkçeyi yermektir. Televizyon ve radyo-

dönüfl yolunda Almanya’n›n bir flehrinde

ile kendimizi ifade etmeye çal›fl›yoruz.

larda kullan›lan dil evlere flenlik. Baba ile

ar›za yapar. Yoldan geçen bir Almana oto-

Böyle olunca da sonuç ortada.

o¤ul, dede ile torun nerede ise tercüman

mobilinin ar›za yapt›¤›n› markas›n›n ‘Mer-

arac›l›¤›yla anlaflacaklar. Keza reklam dili

cedes’ oldu¤unu söyler, fakat hiçbir ce-

Türkçe, bir milletin ses bayra¤›d›r.

de ayn› flekilde. Hatta sinema dili bile.

vap alamaz, ikinci, üçüncü Almana der-

O bayrak keyiflere göre dalgalanmaz.

ÖSS, ÖYS sorular›n›n ço¤unu hiç birimiz

ken, cevap alamay›nca merak eder ve ‘Bir

anlayamay›z. Yapmac›k, köksüz ve uydur-

hatam› yapt›m, yanl›fl bir fley mi söyledim,

Okullar›nda Türkçenin “Türkçe” olmad›¤›

ma anlafl›lmas› zor bir dildir. 60 bin gen-

neden bana cevap vermiyorsunuz?’ diye

bir bakanl›¤›n isminin bafl›ndaki “millî” ke-

cin s›f›r çekmesindeki sebeplerden biri de

sorar. Alman’›n cevab› çok düflündürücü:

limesi fazla gelir. Ancak, tek mükellef,

hayatta olmayan o az›nl›k dilidir.

‘Saatlerce, ayn› soruyu buradan her geçe-

MEB de¤ildir, RTÜK, TDK, bas›n, yazar-

ne sorsan›z hiç birinden cevap alamazs›-

lar… Herkes sorumlu!

fiehirlerimiz yabanc› marka, etiket, tabela

n›z. Çünkü siz Mercedes derken, bir harfi

Hepimiz bu sorumluluk bilinciyle Türkçeye

ve isim iflgali alt›ndalar. ‹stanbul üniversi-

yanl›fl telâffuz ediyorsunuz!’ Evet, gerisini

sahip ç›kmal›y›z.

tesinin yapt›¤› bir araflt›rma, iflin vahameti-

var›n siz düflünün…

mad›klar› tespit ediliyor. Yahya Kemal, ‘Kelime hazineniz ne kadar zengin ise ze-

***

ni tüm ç›plakl›¤›yla ortaya koyuyor. ‹flyerine isim koyanlar›n yüzde 71,9 ‘u, koyduk-

*** “Bir f›ç›n›n, çatlak m› yoksa dolumu oldu-

lar› ismin ne anlama geldi¤ini bilmiyorlar. fiunu asla unutmamal›, iflgal 3 türlüdür;

Dil yaflayan bir varl›kt›r, kelime verir ve

¤u, nas›l ç›kartt›¤› sesten anlafl›l›rsa, bir in-

Askerî iflgal, ekonomik iflgal ve kültürel ifl-

al›r. 30’a yak›n dile ödünç kelime veren bir

san›n da ahmak m› yoksa ak›ll›m› oldu¤u

gal! Bunlardan en a¤›r› en sonuncusu-

milletiz. Hele bizim gibi dün fiilen bugünse

konufltu¤u kelimelerden anlafl›l›r…” De-

dur...

iklim olarak imparatorluk hayat› yaflayan

mosten

37


SÖYLEfi‹

‹fl Adam› Kopuzlar Vakf› Baflkan› Ali Kemal Kopuz:

Türkiye’nin insan kayna¤›

çok güçlüdür 38


SÖYLEfi‹ Baflar›l› bir giriflimci olan ‹fl Adam› ve Ko-

yi gerçeklefltirecektir

puzlar Vakf› Baflkan› Ali Kemal Kopuz ile

teyen bir sektördür. Halk taraf›ndan g›da sektörü ölümsüz bir sektör gibi gözüksede

Türkiye Ekonomisinin seyir defteri üzerine

Vatandafl olarakta tüketim toplumu olmak-

iflin içerisinde oldu¤unuzda bunun böyle

bir söylefli yapt›k. Kopuz’un anlatt›klar›

tan ç›k›p üretim toplumu haline gelmeliyiz.

olmad›¤›n› görüyorsunuz. Çünkü; bu sek-

genç giriflimcilere ve ifl adamlar›na rehber

Çünkü ülkelerin büyümeleri üretimleriyle

tör , rekabetin yo¤un yafland›¤› ve d›fl pa-

olacak nitelikte oldu. Gençlerin kolay para

do¤ru orant›l›d›r. Hükümetinde üretime yö-

zardan içeriye giren ürünlerin fazla oldu¤u

kazanma h›rs›n›n yanl›fl doldu¤unu belir-

nelik verdi¤i destekleri artt›r›p ayr›ca üreti-

bir sektördür.

ten Kopuz, ‹fl adamlar›na güç birli¤i ça¤r›-

mi do¤ru yönde yönlendirmek için gerekli

s›nda bulundu…

tedbirleri almas› gerekti¤i düflüncesi içeri-

Türkiye’de tar›ma ve hayvanc›l›¤a devlet tara-

sindeyim.

f›ndan verilen destek yeterli midir?

Türkiye ‘nin dünya ekonomisindeki konumunu

Devletin son ald›¤› kararlar do¤rultusunda

nas›l buluyorsunuz?

Önceki y›llara göre her y›l artan d›fl ticareti

bir tak›m destekleme fonu yasas› ç›km›flt›r.

Dünya ekonomisinin konjonktürüne bak›l-

yeterli buluyor musunuz?

Bu destekleme fonlar› tar›m›n ve hayvanc›-

d›¤›nda bugün gelinen nokta dünyada 26

2002 y›l›nda 36 milyar dolar olan ihracat

l›¤›n geliflimi için çok önemlidir. K›saca

nc› s›radan 17 nci s›ralara kadar yükselen

rakamlar›n›n 114 milyar dolara ç›kmas›

özetlemek istersek flöyle ki; hayvanc›l›k

bir ekonomik güce sahip bir ülke oldu¤u-

gerçekten sevindirici. Ancak Türkiye gibi

alan›nda 2002 y›l›nda yaln›zca 83 milyon

muzu görmekteyiz. Bu rakam 2013 y›l›n-

TL destek verilirken 2010 y›l›nda bu raka-

da 16 nc› s›ralara kadar ç›kacakt›r. Türki-

m›n 1 milyar 250 milyon TL ye yükseldi¤i-

ye’ de insan kayna¤› gücü çok önemli bir

ni, tar›m alan›nda ise 2002 y›l›nda 1,8 mil-

rol oynamaktad›r. Bu bak›mdan devletler

yar TL den 2010 y›l›nda 5,9 milyar TL ye

aras›nda en güçlü ülkelerden birisi oldu-

ç›kt›¤›n› görebilmekteyiz.

¤umuzu söyleyebiliriz. Rakamlar her ne kadar tatmin edici düÖrne¤in; 20 y›l sonra Japonya’n›n nüfusu

zeylere ulaflm›fl olsada bu alanlarda yeter-

yar› yar›ya inmifl olacak, di¤er taraftan

li giriflimin olmad›¤› kanaatindeyim. Son

Rusya’ya bak›ld›¤›nda ise geliflmifl bir in-

zamanlarda ülkemize ithal et ve sebze giriflinin oldu¤unu aç›kça görmekteyiz. Bu

san kaynaklar›n›n bulunmad›¤›n› da görmekteyiz. Oysaki; Türkiye ekonomisi,

büyük bir ülke için bu rakamlar bence ye-

da Türkiye gibi tar›m ülkesi olmaya elve-

2020-2025 y›llar›na gelindi¤i zaman eko-

terli seviyelerde de¤il. Çünkü; baflka ülke-

riflli bir ülke için üzücü bir durumdur.

nomisi çok h›zla büyüyen dünyan›n 5 nci

lerin ithalat ve ihracatlar›na bak›ld›¤›nda

ya da 6 nc› ülkelerinden birisi oldu¤umuzu

daha kontrollü ve daha projeli oldu¤unu

12 Haziran seçimlerinin ekonomiye ne gibi bir

görece¤iz. fiunu da belirtmek isterim ; bu

görmekteyiz. Üretimin oldu¤u bütün sek-

etkisi olur?

seviyelerin yakalanmas›nda ülkemizde is-

törlerde ihracat›m›z›n daha üst seviyelerde

Eskiden Türk ekonomisi seçime endeksliy-

tikrar›n olmas› çok önemlidir.

olmas› gerekmektedir. Ama bireysel ola-

di. Seçim dönemine yaklafl›ld›¤›nda kimse

rak hep daha iyiye bakt›¤›m için bugünkü

yat›r›m yapmad›¤› gibi mevcut yat›r›mc›lar

gelinen seviyenin de iyi bir seviye oldu¤u-

da paralar›n› piyasadan çeker ve bekleme

Bu seviyelerin daha yukar›lara tafl›nabilmesi

nun kabul edilmesi gerekti¤ini düflünüyo-

sürecine girerlerdi.

için hükümetin, ifladamlar›n›n ve vatandafl›n

rum.

yapmas› gerekenler sizce nelerdir?

Ancak günümüzde bu flekilde bir seçim

Türkiye’de ifladamlar›n›n yapmas› gereken

Türkiye ‘de g›da sektörünün ekonomideki yeri-

ekonomisi söz konusu de¤ildir. Öyle ki;

en önemli unsur güçlerini birlefltirmek ol-

ni nerede görüyorsunuz?

dünyan›n krizde oldu¤u bir dönemde bile

mal›d›r. fiu an bunu baflaramad›¤›m›z için

Türkiye’deki g›da sektörünün di¤er sektör-

büyüme gösteren hatta enflasyonu mini-

h›zl› bir ilerleme sa¤layam›yoruz. Bunu ba-

lere göre baz al›nd›¤›nda çok düflük sevi-

mum seviyelere indiren bir ülke konumuna

flard›¤›m›z zaman daha h›zl› yol kattetti¤i-

yelerde seyretti¤ini görüyoruz. G›da sektö-

gelmifl bulunmaktay›z. Bu yüzden seçimin

mizi hep birlikte görece¤iz. Ben inan›yo-

rü gerek üretimde olsun gerekse perakan-

ekonomiyi hissedilir derecede etkiledi¤ini

rumki yeni gelecek olan nesil bu birleflme-

dede olsun çok fedakarl›k ve istikrarl›k is-

yada etkileyece¤ini düflünmüyorum.

39


MAKALE

Elektromanyetik Dalgalar›n

Prof. Dr. Vecdet ÖZ

‹.Ü. Adli T›p Ens. T›p Bilimleri A.B.D.

‹nsan Sa¤l›¤›na Etkileri ve Baz istasyonlar› Bir ülkenin geliflmifllik ölçüsü olan biliflim teknolojilerinin kullan›lma s›kl›¤› ülkemiz için de sevindirici boyutlara ulaflm›flt›r. H›zla yay›lmaya bafllayan ve yaflama olumlu katk›lar sa¤layan bu teknolojilerin yararlar›n›n yan› s›ra sa¤l›¤›m›za olan olumsuz etkileri de ayr›ca tart›flma konusu olmaya devam etmektedir. 40

Bu teknolojik geliflmelerden en önemlisi olan cep telefonlar› ile bu iletiflim teknolojisinin eriflim hücre a¤›n› oluflturan baz istasyonlar›n›n yayd›¤› elektromanyetik dalgalar›n sa¤l›k üzerine etkileri de yanl›fl bilgilenmeye ba¤l› olarak tart›flma konusu edilmektedir. Bugüne kadar yap›lan laboratuar deneyleri, deney hayvanlar› ile yap›lan çal›flmalar


MAKALE ve epidemiyolojik araflt›rmalar bu elektromanyetik dalgalar›n kanserle bir iliflkisini ortaya koymam›flt›r. Yap›lan çal›flmalar sonucunda cep telefonlar› ve baz istasyonlar›ndan yay›lan elektromanyetik dalgalar›n beyin fonksiyonlar›n› k›sa süreli etkiledi¤i gösterilmekle birlikte bu de¤iflimlerin bafl a¤r›s›, uykusuzluk veya psikolojik bozukluklarla iliflkisini gösteren bilimsel bir kan›t elde edilmemifltir.

Cep telefonuyla görüflme yaparken baz istasyonu ne kadar yak›n olursa gönderilen elektromanyetik dalga o kadar küçük, ne kadar uzak olursa karfl›l›kl› gönderilen elektromanyetik dalga o kadar büyük olmaktad›r. Elektromanyetik dalgalar›n sa¤l›¤a etkileri de büyüklü¤ü ile do¤ru orant›l›d›r, bu nedenle baz istasyonu say›s›n›n artmas› bilakis sa¤l›¤a daha az zararl› iletiflim imkan› demektir.

Burada esas dikkat edilmesi gereken husus, baz istasyonu ve cep telefonlar›n›n yasal standartlara uygun olarak imal edilmifl olmas›, yasalara uygun kurulacak baz istasyonu ve anten yerleflim say›s›n›n nüfusa oranl› bir flekilde art›r›lmas›, farkl› firmalara ait baz istasyonlar›n›n ayn› ortak kabinde toplanmas›, yer seçiminde sürekli yaflanan mekanlar›n de¤il de çok say›da insan›n az say›da geçti¤i güzergahlar›n

tercih edilmesi ve sistemin yetkili kurulufllarca periyodik olarak denetlenmesidir. Tübitak taraf›ndan 2001 y›l›nda yap›lan bir çal›flma ile elektromanyetik dalgalar›n insan sa¤l›¤› üzerindeki etkileri belirlenmifltir. Yap›lan bu çal›flma yukar›da yaz›lanlar› teyit eder mahiyette olup ilgili makale yaz›m›z ekinde takdim edilmifltir. Elektromanyetik dalgalar› yaflam›m›zdan

tümüyle ç›karmam›z olas› de¤ildir, dolay›s› ile her yeni teknolojide oldu¤u gibi kullan›m›nda dikkatli davranmak, olas› zararlar›n› gözlemek, bilim ve teknolojiyi kullanarak bu zararlar› en aza indirmek için çal›flmak en ak›lc› yol olarak görünmektedir. Ayn› flekilde baz istasyonlar›n›n da kurulmas›n›n de¤il, hukuk d›fl› ve bilimsel metotlara ayk›r›, denetim d›fl› kurulmas›n›n karfl›s›nda olmam›z gerekmektedir. GSM firmalar› bulduklar› her yere standart ve denetim d›fl› baz istasyonlar› kurmufllard›r, kurulan tüm baz istasyonlar›n› belediyelerin denetimine sokmak gerekmektedir.

KAYNAKLAR 1. "Questions and Answers about Biological Effects and Potential Hazards of Radiofrequency Electromagnetic Fields", Federal Communications Commission Office of Engineering & Technology, OET Bulletin 56, Fourth Edition, August 1999 2. John E. Moulder, "Cellular Phone Antennas (Base Stations) and Human Health, Version 2.6.2", http://www.mcw.edu/gcrc/cop/cell-pho...h-FAQ/toc.html, September 2000 3. "ICNIRP Guidelines, Guidelines for Limiting Exposure to Time-Varying Electric, Magnetic, and Electromagnetic Fields (up to 300 GHz)", April 1998 4. "‹nsanlar›n Elektromanyetik Alanlara Maruz Kalmas›-Yüksek Frekanslar (10 kHz-300 GHz)", Türk Standartlar› Enstitüsü, TS ENV 50166-2, Nisan 1996 5. "IEEE Standart for Safety Levels with Respect to Human Exposure to Radio Frequency Electromagnetic Fields, 3 kHz to 300 GHz" 6. V. Prasad Kodali, "Engineering Electromagnetic Compatibility", IEEE Press, 1996 7. William Stewart, "Mobile Phones and Health", IEGMP, 2000 8. British Medical Journal 2000, 320, 1288-89 9. "Mobile Phones and Health", UK Department of Health, http://www.doh.gov.uk/mobilephones 10. "FEB - The Swedish Association for the ElectroSensitive", www.feb.se/NEWS/index.htm 11. Van Leeuwev, G.M, Lagendijk J.J, Van Leersum B.J., Zwamborn A.P., Hornsleth S.N., Kotte A.N., "Calculation of chance in braintemperatures due to exposure to a mobile phone", Phys. Med. Biol. 1999, 44: 2367-2379 12. Muscat, J.E., Malkin, M. G., Thompson, S., Shore, R. E., Stellman, S. D., McReed et al. "Handheld cellular telephone use and risk of brain cancer", JAMA, 2000, 284:3001-3007 13. Inskip, P. D., Tarone, R. E., Hatch, E. E., Wilensky, T. C. Shapiro, W. R., Selker, R.G. et al, "Cellular telephone use and barin tumors", N Eng. J. Med., 2001, 344:79-86 14. Johansen, C., Boise, J. D. Jr, McLaughlin J. K., Olsan J.H., "Cellular telephones and cancer - a nationwide cohort study in Denmark, J Natl Cancer Inst., 2001, 93:203-207 15. "10 kHz-60 GHz Frekans Band›nda Çal›flan ve Ortamda ‹stem D›fl› Elektromanyetik Alan Maruziyetine Neden Olan Sabit Telekomünikasyon Cihazlar›n›n Kurulufl Yeri, Montaj›, Elektrik Alan fiiddeti Limit De¤erlerinin Belirlenmesi, Ölçüm Yöntemleri ve Denetlenmesi Hakk›nda Yönetmelik", Telekomünikasyon Kurumu, 2001

41


GÜNDEM

Vatana Hizmet ‹çin Elele Konfederasyonumuz Kas›m 2008 tarihinde 25 dernek 3 federasyonun birleflmesiyle Vatana Hizmet ‹çin Elele Konfederasyonu ad›yla kurulmufltur. Kültürel zenginliklerimize sahip ç›karak insanl›¤a hizmet etmek yaflanabilir sa¤l›kl› bir kent oluflmas›na katk›da bulunmak amac› ile kurulduk. Bir gurup gönüllü arkadafl›m›zla ç›kt›¤›m›z bu yolda flu anda 4 federasyon 40 dernekle yeni ismimiz Olan Hizmet Gönüllüleri Konfederasyonu olarak yolumuza devam ediyoruz. Biz Sivil toplum kurulufllar› gönüllü çal›flan kurulufllar›z. ‹nsanl›¤a hizmet halka hizmettir inanc›nday›z. Türkiye’ye hizmet biz sivil toplum kurulufllar›n›n temel kayna¤› olmufltur. Kuruldu¤umuz günden bu yana birçok sosyal projeyi hayata geçirdik. ‹stihdam ve e¤itim projeleri öncelikli konular›m›z içine olmufltur. ‹fl kur AB ve Birleflmifl milletlere projeler haz›rlad›k, Gençlik projeleri haz›rlad›k. ‹zmir’in Öncelikli Sorunlar›na dönük projeler üretmeye çal›flt›k. Meslek edindirme kurslar›nda ve ifl kur projeleriyle 500 kifliye istihdam sa¤lad›k. Ailem projesi kapsam›nda düzenledi¤im Sertifikal› evliler projesiyle ‹zmir’de boflan-

Nezaket Emine Atasoy. Hizmet Gönüllüleri Konfederasyonu Genel Baflkan›

malar› azaltmay› düflündük. Uluslar aras› Engelli rehabilitasyon ve e¤itim merkezi projesi haz›rlad›k. Kuzey Cumhuritlerinden ‹zmir’e okumaya gelen ö¤rencilerimize proje haz›rlama e¤itimleri verdik. fiu anda bu ö¤rencilerimiz ‹zmir’e çok güzel projeler üretiyorlar. Bizler Toplumun her kesimiyle beraberiz, parti ve kifli gözetmeksizin. ‹zmir’de bence en büyük sorun, Beyin göçünün olmas›d›r. ‹fl olanaklar›n›n artt›r›larak yeni ifl kollar› oluflturulmas› bu soruna bir nebze olsun çözüm sa¤layacakt›r. Bölgemizde siyasi konjektür olarak zor bir

süreçten geçiyoruz. Do¤umuzda ülkelerin Türkiye’ye olan yak›n ilgisi bat›y› tedirgin ediyor. 75 milyonluk geliflmifl bir Müslüman ülke baz› güçleri ciddi olarak rahats›z ediyor. Ekonomik dengeleri korumak için d›fl yat›r›mc›y› mutlaka ülkeye çekmemiz laz›m. ‹ssizli¤i en alt düzeye getirmek için eldeki imkânlar seferber edilmelidir. Ekonomide büyüme korunmal›d›r. Uluslararas› finans merkezi, turizm merkezleri, k›ymetli madenler borsas›, uluslararas› organizasyonlar (kültür, sanat, spor, festivaller, fuarlar) gibi cazibe merkezleri gelifltirilmelidir. Expo ile ilgili geliflimler, organizasyonlar, uluslararas› iliflkiler çok önemli. Exponun ana konusu olan sa¤l›kla ilgili alt yap›n›n oluflturulmas› gelifltirilmesi gerekli. Organize sanayi bölgelerine bakt›¤›m›zda nerdeyse yar›s› bofl, bunlar› doldurmal› üreten bir ‹zmir oluflturmal›y›z. Sivil toplum kurulufllar›, üniversiteler, meslek okullar› ve sanayi iflbirliklerine daha çok önem verilmelidir.

42


GÜNDEM

SEVGİ DİLİ İLE KONUŞTULAR

Fatih AYDIN

S.M.Mali Müflavir eylulfatih@gmail.com TÜMB‹AD Genç Giriflimciler Kurulu

30 Haziran 2011 Perflembe akflam› ‘’muhteflem’’ kelimesi ile ifade edilemeyecek kadar ola¤anüstü bir güzellik yaflad›k. 9’ncu Türkçe Olimpiyatlar› Kapan›fl Töreninde Ataköy Sinan Erdem Kapal› Spor Salonu deyim yerindeyse ‘’t›kl›m t›kl›m’’

doluydu. Spor faaliyetlerinde 16.500, konser - sanat gösterisi gibi organizasyonlarda 22.500 seyirci kapasitesi ile Türkiye'nin en büyük, Avrupa'n›n 3. büyük spor kompleksi olan bu salonun en ücra köflesine kadar insanlar›n doldu¤unu müflahede ettik. Sahnede rengarenk insanlar tam bir ‘’renk-ahenk’’ içindeydi. Seyirciler, protokol konuklar›, yabanc› ülkelerden gelen

misafirler, bas›n-yay›n kurulufllar›n›n genel yay›n yönetmenleri, siyasiler, sanat-spor camias›ndan ünlüler, ifl adamlar› ve bürokratlar sahneye kilitlenmifl büyük bir heyecanla ve coflku ile 130 ülkeden gelen kara kara civanlar›n, bu¤day tanesi k›zlar›n Türkçe dilinde söyledi¤i flark›lara, okudu¤u fliirlere, oynad›¤› horonlara efllik etme çabas›ndayd›. Türkiye Cumhuriyeti Baflbakan› ve icrac› bakanlarda geceye kat›l›m sa¤lay›nca coflku doru¤a ç›kt›. Düflünebiliyor musunuz; -Yoksullu¤un ülkesi Gana’dan gelen çocuklar›n ‘’Akçaabat Horonu’’ oynad›¤›n›, yeri yerinden oynatt›¤›n›, bize her yer

Trabzon esprisi ile bize ne kadarda yak›n durduklar›n›, -Leila Kurbanova ad›ndaki k›z›n, Mehmet Akif’in ‘’Âtiyi Karanl›k Görerek Azmi B›rakmak’’ fliirini en de¤me erkek sesinin veremeyece¤i bir duyguda okudu¤unu, Baflbakan baflta olmak üzere mübala¤as›z salondakilerin tamam›n›n gözlerinden yafllar getirdi¤ini,

-Romanya’l› Christian Vlad’›n uzayl› tiplemesi ile ‘’Mars’a gelenler buras› bizim ikinci vatan›m›z dediler, mallar›n› mülklerini dünyada b›rakt›lar. Dünya mal› dünyada kal›r diyerek Mars’ta Türk Okulu açt›lar’’ fleklindeki esprileri ile dünya sath›ndaki yüzlerce Türk Okuluna vurgu yapt›¤›n›, -Süleymaniye de Bayram Sabah› fliiri eflli¤inde Kum Sanat›’n›n inceliklerini kullanarak Süleymaniye Camii’nin kumdan siluetini yapan Bosna Hersek’li k›z›m›z›n zerafetini, -Hindistan’›n kenar mahallelerinden gelen inci diflli kara çocuklar›n Tac Mahal tad›ndaki gösterilerini, Türkçe dilinde yapt›klar›n›… Bu organizasyon kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük, birilerinin akl›n›n alamayaca¤› kadar etkili, sevgiyi önceleyen, fliir tad›nda kültür resitali! Eme¤in, iyi niyetin ve iyili¤e harcanan kazanc›n kutsall›¤›n› gösteren, tomurcuk çiçeklerin minik kalplerinde neflv-ü nema bulan ‘’iyilik hareketinin’’, yüzy›llard›r devletlerin yapamad›¤›n› yapt›¤›na flahitlik ettiren bir organizasyon. Üstelik bunu; Hong Kong’ta, Hindistan’da, Afrika’da, Ba¤dat’ta, Libya’da, Filistin’de oldu¤u gibi müstemleke zihniyetle, despot ve sömürgeci bir anlay›flla de¤il, sevgi dili Türkçe ile baflaran bir hareket! Protokolde bulunan –tarafl› tarafs›z- dostlar›m›zla paylaflt›¤›m›z kanaat bu yöndedir ve o gece oraya gelen her kesimden insan, yeryüzünün en etkili iyilik hareketine müteflekkirdir! Tekrar bulufluncaya kadar, yüzünüzden tebessüm, yüre¤inizden sevgi eksik olmas›n efendim. Hoflça bak›n zat›n›za…

43


SPOR

Tamer TAfiPINAR

‹stanbul Gençlik ‹l Spor Müdürü

‹stanbul 2012’ye haz›r

HEDEF: 2020 Türkiye sporda büyük bir dönüflüm yafl›yor. Uluslararas› organizasyonlar pefl pefle gerçeklefltiriliyor. Son olarak Temmuz’da Trabzon’da 49 ülkeden 2 bin 500 sporcunun kat›l›m›yla Avrupa Gençlik Olimpik Oyunlar› yap›ld›. Önümüzdeki dönemde ‹stanbul’u da dev organizasyonlar bekliyor: Dünya Gürefl fiampiyonas› (12-14 Eylül 2011, Sinan Erdem Spor Salonu)… 2011 – 2013 WTA Tenis fiampiyonas› (25-30 Ekim 2011 Sinan Erdem Spor Salonu - ‹stanbul)… 2012 THY Euroleauge Basketbol 4'lü finali(4-6 May›s 2012 Sinan Erdem Spor Salonu- ‹stanbul) … 2012 Salon Atle-

44

tizm fiampiyonas› (9-11 Mart 2012 Ataköy Atletizm Salonu - ‹stanbul) … 2012 Dünya K›sa Kulvar Yüzme fiampiyonas› (Aral›k 2012 Sinan Erdem Spor Salonu -‹stanbul) bunlardan baz›lar›. Bu organizasyonlarla birlikte tesisleflme hamlesi de at bafl› bir h›zla devam ediyor. ‹stanbul Spor ‹l Müdürü Tamer Taflp›nar, “Avrupa 2012 Sporun Baflkenti ‹stanbul, bu unvana lây›k olmak için hummal› bir faaliyet içinde. ‹stanbul Spor ‹l Müdürlü¤ü’nün 8 y›ldan bu yana devam eden tesis çal›flmalar›nda, öncelikle hiç tesisi bulunmayan ve tesis yönünden son derece fakir olan bölgelere a¤›rl›k verildi. Cumhu-

riyet tarihi boyunca hiç spor tesisi yap›lmam›fl ilçelerimiz tesise kavuflturuldu. ‹stanbul’a yüzme havuzlar›, spor salonlar›, futbol sahalar› yap›ld›. Ayr›ca, yap›m› y›lan hikâyesine dönen baz› tesisler k›sa sürede bitirilerek aktif hale getirildi.” “Bütün bunlar yap›l›rken Baflbakan›m›z›n, Bakanl›¤›m›z›n, Genel Müdürlü¤ümüzün gücünü arkam›zda hissettik, onlar›n verdikleri destekle ifllerimizi gerçeklefltirdik. ‹stanbul Valili¤i ve ‹l Özel ‹daresi’nin büyük destekleri bize güç verdi. Bir ekip çal›flmas› ile tesisleflme yönünde çok önemli ad›mlar at›ld›. Yap›lan tesisler, Sporu Tabana Yayma ve Gelifltirme Projeleri ile en


SPOR

2020’YE HAZIRLIK iyi flekilde çal›fl›r hale getiriliyor. ‹stanbul, Avrupa 2012 Sporun Baflkenti etkinlikleri için haz›rl›klar›n› tamamlama yolunda büyük bir mesafe alm›fl durumda” diyor. ‹stanbul Spor ‹l Müdürü Tamer Taflp›nar, ‹stanbul’da yap›lan uluslararas› organizasyonlar›n ve dev tesislerin ayn› zamanda 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlar› için

çok iyi birer referans teflkil etti¤ini kaydederek, flunlar› söyledi: “2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlar›’n› hedefleyen Türkiye bir yandan y›ll›k faaliyetleri ve tesisleriyle normal program›n› uygularken, bir yandan da ayn› zamanda 2020 hedefine do¤ru önemli ad›mlar at›yor. 2012 Avrupa Spor Baflkenti olan ‹stanbul’da bu unvana en iyi flekilde lay›k olmak için son derece yo¤un bir faaliyet söz konusu. 8 y›ldan bu yana devam eden tesisleflme çal›flmalar›m›z son zamanlarda büyük bir h›z kazand›. ‹stanbul flehri olarak Tozkoparan’da modern bir yüzme havuzu kazan›yoruz. ‹stanbul’da yap›lan Avrupa K›sa Kulvar Yüzme fiampiyonas› Abdi ‹pekçi Spor Salonu’nda

düzenlenmiflti. Burada kurulan iki seyyar havuz, flimdi Tozkoparan’daki tesiste yerini al›yor. Ve flehrimiz olimpik bir yüzme havuzuna daha kavuflmufl oluyor. Ürün sahibi ‹talyan firma, flu anda Tozkoparan yüzme havuzunda montaj çal›flmalar›nda bulunuyor. Biz de tesisi büyük oranda bitirmifl durumday›z. ‹nflaat yüzde 98 oran›nda bitti, küçük ayr›nt›lar üzerinde de titizlikle duruyoruz. Hükümetimizin 2020 vizyonu içinde yer

flampiyonas› yap›ld›ktan sonra ayn› salonu yine 2012’nin Aral›k ay›nda yap›lacak Dünya K›sa Kulvar Yüzme fiampiyonas› için haz›rlayaca¤›z. Yine Avrupa K›sa Kulvar Yüzme fiampiyonas›’nda oldu¤u gibi seyyar havuzlar gelecek, salona monte edilecek. fiampiyona bittikten sonra da bu seyyar havuzlar›, ‹stanbul’umuzun baflka bir ilçesinde muhtemelen Kartal’da de¤erlendirece¤iz ve orada da modern bir yüzme havuzu yükselmifl olacak.

alan ‘Yüzme Havuzsuz ‹l ve ‹lçe Kalmayacak’ vizyonu ile hareket ediyoruz. Vatandafllar›m›z›n yüzme sporuna ilgisi de son zamanda giderek yo¤unlaflm›fl durumda. Hatta doktorlar, birçok hastal›kta hastalar›na tedavi olarak yüzmeyi tavsiye ediyor ve böyle yönlendiriyor. Havuzlar›m›z ve salonlar›m›z halka ve engelli vatandafllar›m›za aç›k durumda. Tozkoparan Yüzme Havuzu da k›sa zamanda tamamlanarak, vatandafllar›m›z›n hizmetine sunulacak.

Sancaktepe’de ve K⤛thane’de spor salonu, yüzme havuzu, çeflitli sosyal etkinliklerin yap›labilece¤i tesisler ve dinlenme alanlar›yla birlikte son derece modern spor komplekslerimizin yap›m ifli devam ediyor.

2012’nin Mart ay›nda Dünya Salon Atletizm fiampiyonas› ‹stanbul’da yap›lacak. Bunun için Ataköy’de dev bir spor salonu yap›yoruz. Dünya Salon Atletizm fiampiyonas› için haz›rlanan salonda inflaat mükemmel bir flekilde devam ediyor. Atletizm

Tüm bunlar›, Olimpiyat düzenlemeye aday ‹stanbul’un ayak sesleri olarak de¤erlendirebiliriz. Genel Müdürümüz Yunus Akgül’ün deste¤iyle bütün çal›flmalar›m›z planland›¤› gibi h›zla devam ediyor. ‹nflallah bütün bu çal›flmalardan yüzümüzün ak›yla ç›kaca¤›z.”

Yaz›n›n tam metni için www.tumbiad.org dan okuyabilirsiniz.

45


RÖPORTAJ

Dernekler Politikadan Uzak Durmal›... Yaflam›m›n 20 y›l›na yak›n bir bölümünü derneklerde görev yaparak geçirdim. Halen Bolu Kültür Yard›mlaflma Derne¤i Baflkanl›¤›, Eskiflehir ‹.T.‹ Akademisi ve Anadolu Üniversitesi ‹.‹.B. Fakültesi Mezunlar› Derne¤i Baflkanl›¤›n›, KASTOB Yönetim Kurulu üyeli¤i, TÜMB‹AD Denetleme Kurulu üyeli¤i görevlerini yapmaktay›m. Dernekçilik gönül iflidir, zaman ay›rmak gerekir, ben severek bu görevleri yürütüyorum.

ÖNER‹LER‹M 1-Dernek yönetimindeki bireylerin birbirini tan›mas›, sevmesi ve sayg›l› olmas› gerekir, toplant›lar sert söylemlerle geçse bile toplant› sonunda sevgi ve sayg› ortam› kaybolmamal›d›r. 2-Dernek yönetimi oluflurken isimler üzerinde çok titiz davran›lmal›, y›k›c› de¤il yap›c› kifliler seçilmeye özen gösterilmelidir. 3-Dernekler politikadan uzak durmal› ve lokallerin amaç d›fl› kullan›lmas› engellenmelidir. BOLU ‹LE ‹LG‹L‹ SÖYLEMEK ‹STED‹KLER‹N‹Z? Bolu Turizm kentidir. Ankara’ya 190, ‹stanbul’a 260 km’dir. Ulafl›m› çok kolayd›r 4 mevsim turizm faaliyetleri devam eder. Do¤a turizmi, k›fl turizmi, sa¤l›k turizmi, inanç ve kültür turizmi bafll›calar›d›r. Y›l boyunca yerli ve yabanc› 400.000 turist ziyaret eder. Do¤an›n yedi rengine bezenmifl çam ormanlar› içine gizlenen gölleri, yemyeflil vadide uzanan yaylalar› ile bir do¤a harikas›d›r. Abant, Gölcük, Yedigöller ve Sünnet gölü herkesin gidip görmesi gereken yerlerdir. Göller civar›nda Turizm ‹flletme Belgeli Oteller mevcuttur. Bolu Tu-

46

rizm ‹flletme Belgeli Tesislerde konaklayanlar aç›s›ndan Türkiye genelinden 16. S›rada Karadeniz bölgesinde 1. s›rada yer al›r. K›fl aylar›nda Kartalkaya Kayak Merkezinde 4 ay kayak yapmak mümkündür. Bolu Sa¤l›k Turizmi yönünden çok zengindir. Bolu merkeze 4 km uzakl›kta Termal kapl›calar› vard›r. Su s›cakl›¤› 42 derece olup yan›nda Fizik Tedavi Hastanesi mevcuttur. Ayr›ca Mudurnu ilçesinde Babas Kapl›cas› su s›cakl›¤› 40 derecedir. Seben ilçesinde PAVLU kapl›cas› su s›cakl›¤› 78 derece. Bu kapl›calar›n suyu deri, kalp, romatizma hastal›klar›n›n tedavisinde iyi sonuçlar vermektedir. ‹l genelinde 35 tarihi camii, Akflemsettin Hz. Tokad-› Hayrettin türbeleri ile birlikte 15 tarihi türbe, 9 tarihi hamam, tarihi kale, köprü ve Seben ilçesinde solaklar, muslar, ma¤ara evleri, 5 adet tarihi klifle, Bolu Merkez, Mudurnu ve Göynük’te 350 adet tarihi tescilli Türk Evleri bulunmaktad›r. BOLU MUTFA⁄I ‹LE ‹LG‹L‹ B‹LG‹ VER‹RM‹S‹N‹Z? Bolu deyince akla Aflç›lar gelir. Bolunun çok zengin mutfa¤› özellikle Mengenli Aflç›lar dünyaca tan›nm›fllard›r. Aflç›l›k Mengen’de ata mesle¤idir. Büyük kentlerdeki otellerin, Akdeniz ve Ege’deki turizm merkezindeki otellerin flefleri Boluludur. Her türlü yemek Bolulu aflç›lar›n elinde farkl› bir lezzet kazan›r.

KÖRO⁄LU ‹LE ‹LG‹L‹ B‹LG‹ VER‹RM‹S‹N‹Z? Köro¤lu 16.yy. da yaflam›fl halk kahraman› ve ozan›d›r. Bolu Beyi taraf›ndan hak-

Abdullah T‹FT‹KÇ‹

Bolu Kültür Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i Baflkan›

k›nda fermanlar ç›kar›lan ama verilen hükümlere baflkald›rmas› ile tan›nan Köro¤lu bu baflkald›r›fl›n› fliirlere dökmüfltür. Zalim bolu beyi ile yapt›¤› mücadeleyi bu fliirlerinde görebiliriz. ‹ZZET BAYSALI ANLATIRMISINIZ? ‹zzet baysal Bolu’nun yetifltirdi¤i en büyük sanayici ve ifl adam›d›r. En büyük eserim dedi¤i ‹zzet Baysal vakf›n› 1987 y›l›nda kurdu bütün varl›¤›n› bu vakfa ba¤›fllad› bu vak›f 53 adet sa¤l›k ve sosyal tesis 62 adet anaokulundan fakülteye uzanan e¤itim tesisini Bolu’ya arma¤an etti. Bolulu ölüm y›l dönümü olan may›s ay›nda her y›l 3 gün ‹zzet Baysal› anma törenleri düzenler ‹zzet Babas›na vefas›n› gösterir. TÜMB‹AD ‹LE ‹LG‹L‹ GÖRÜfiLER‹N‹Z? Günümüzde STK’lar büyük önem kazan›yor. TÜMB‹AD, STK olarak büyük bir misyon yüklenmifltir. ‹fl adam›, bürokrat, akademisyenlerin kaynaflmas›n› sa¤layarak, komisyonlar kurarak ülkemizin kalk›nmas› için bütün olumsuzluklara karfl› çare üretmeye çal›flmaktad›r. Ülkemiz için bu tür çal›flmalar› yapan TÜMB‹AD içinde görev yapmaktan çok mutlu oldu¤umu ifade etmek isterim.


GÜNCEL

DÖRTYOL ‹NfiAAT TAAHHÜT TUR‹ZM T‹CARET ve SANAY‹ A.fi. yimli personeli ile inflaat sektöründeki en yeni yap›m tekniklerini takip ederek yüksek teknolojinin sa¤lad›¤› avantajlardan her alanda yararlanmak ve yapt›¤›m›z ifllere yans›mas›n› sa¤lamak üzerinde en önemli durdu¤umuz konular›n bafl›nda gelmektedir.

‹smail fiAH‹NKAYA

Dörtyol ‹nfl. ‹cra Yön. Kur. Üyesi

Bilindi¤i gibi dünyada ve ülkemizde son y›llarda çok h›zl› otoyol – flehirleraras› duble yol ve flehir içi yollar›n›n yap›m› ger-

2)Kavac›k –Beykoz –Riva ba¤lant› yolu: Üstyap› ‹flleri 3)Çubuklu –Çubuktafl Villalar›: Altyap› ‹flleri ve Bina Kaz› ‹flleri 4)Trakya Otoyol Ayr›m› – K›rklareli –Dereköy-Aziziye Bulgaristan Hudut Yolu: Toprak ‹flleri, Sanat Yap›lar›, Üstyap› ‹flleri ve Di¤er ‹fller ( 63 km) 5)Hasdal Kavfla¤› – Kemerburgaz ayr›m› Devlet YoluSeyrantepe Ba¤lant› Yollar›: Büyük Sanat Yap›lar›, Kü-

Taahhüt etti¤imiz iflleri en kaliteli ve en h›zl› flekilde iflverenlerine teslim etmenin yan›nda ifl ve iflçi sa¤l›¤› ve güvenli¤i ile çevreyi koruma konular›nda gerekli titizli¤i göstermek ise en önemli hedefimiz olmufltur.

çük Sanat Yap›lar› ve Yap›m ‹flleri 6) Ka¤›tane Tüneli Portal Bölgesinde Köprülü Kavflak ve Yol Düzenleme ‹nflaat› ‹fli 7)Kapukule-Lüleburgaz aras› (TEM) Otoyolu ba¤lant› yollar›n›n eksik kalan üstyap› iyilefltirme ve büyük onar›m inflaat› ifli 8)Çorlu Köprülü Kavfla¤› ( TEM) Çorlu Ba¤lant› Yolu: Toprak ‹flleri ve Üstyap› ‹flleri 9)Koruda¤› – Gelibolu aras› bölünmüfl yol: Toprak iflleri, Sanat Yap›lar› ve Üstyap› ‹flleri ( 44 km) 10)Tanger- Qued Rmel Otoyolu Toprak iflleri Lechbaa- RN16 kesimi ( FAS)

Dörtyol ‹nflaat dünyam›z›n torunlar›m›zdan bize bir emanet oldu¤u bilinci ile tüm çal›flmalar›nda do¤a, çevre ve insan odakl› hareket etmifltir. Yapt›¤› her ifli, üstlendi¤i her görevi büyük bir titizlikle yerine getirmifltir.

çekleflmektedir, ülkemiz kalk›nmas›nda çok önemli olan bu konuda Dörtyol ‹nfl. A.fi. kuruluflundan bugüne kadar yurt içinde ve yurt d›fl›nda birçok önemli yap›m iflini baflar› ile tamamlam›flt›r. Yaklafl›k 250 parçadan oluflan makine park› ve dene-

Dörtyol ‹nflaat A.fi. nin tamamlam›fl oldu¤u yap›m ifllerinden baz›lar›; 1)Kavac›k-Beykoz Ba¤lant› yolu: Toprak iflleri, Küçük Sanat yap›lar›, Büyük Sanat yap›lar› ve Üstyap› ‹flleri

Böyle bir anlay›fl ile çal›flmalar›na devam eden firmam›z, Konkasör iflletmecili¤i, Viyadük- Köprü –Tünel ve her türlü küçük sanat yap›s› iflleri, Beton üretimi, Toprak iflleri yap›m›, Mastik asfalt yap›m› – Asfalt üretimi ve serme ifllerini tecrübeli elemanlar› ile taahhüt etti¤i süre içinde gerçeklefltirme baflar›s› göstermifltir. Dörtyol inflaat’›n hedefi; yurtiçi ve yurtd›fl› projelerinde hizmet kalitesinden ödün vermeden büyümek ve istihdam yaratmak, ülkemizin önde gelen firmalar› aras›nda kal›c› bir isim olmakt›r.

47


MAKALE

‹Y‹ BÜROKRAT VE ‹Y‹ ‹fi ADAMI

NASIL OLMALI! Modern dünyan›n gere¤i olarak sosyal iliflkilerin giderek kompleksleflmesi, devletin kurumsallaflarak iflleri yönetecek bir mekanizma oluflturmas›n› zorunlu k›lmas› sonucunda “bürokrasi” kavram› geliflmifltir. Bürokrasi, çeflitli idari görevleri yerine getirmek için hükümetler taraf›ndan yönetilen örgütlerin genel ad› olup; hiyerarfli, otorite, ifl bölümü ve yaz›l› kurallar›n topland›¤› bir örgüt yap›s›n› ifade etmektedir. Bürokrasi de¤er yarg›s› tafl›mayan belli bir organizasyon tipini ifade eden bir kavram olmas›na karfl›n, etkin ifllemeyen bürokratik prosedürler nedeniyle, günümüzde toplumun hemen her kesiminde olumsuz bir kavram olarak kullan›lmaktad›r. Hâlbuki ifl bafl›na gelecek iyi bürokratlar sayesinde “bürokratik oligarfli”nin y›k›lmas› ve bürokrasinin gerçek anlam›na uygun olarak etkin iflleyen bir örgüt yap›s›n› ifade etmesi mümkün k›l›nabilir. “‹yi bir bürokrat”›n, bürokratik oligarflinin hantall›¤a ve verimsizli¤e yol açan olumsuz yönlerini gidererek, yönetime ve iflleyifle dinamizm kazand›rmas› mümkündür. ‹yi bir bürokrat süreç analizi yapan, tehditleri önceden belirleyen ve sorunlara yönelik çözümler gelifltirebilen kiflidir. Mevzuata ve kurallara s›k› s›k›ya ba¤l› kal›narak hareket edilmesini gerektiren bürokratik prosedürler, bürokratlar›n de¤iflen flartlara ve ihtiyaçlara göre hareket etme gücünü s›n›rland›rmamal›d›r. ‹yi bir bürokrat›n verimli ve etkin çal›flabilmesi, kararla-

48

r›nda inisiyatif kulland›¤› sürece mümkündür. Yasal s›n›rlar çerçevesinde risk alabilen, de¤iflen koflullara uygun ve esnek yönetim anlay›fl›na sahip olan bir bürokrat›n, bürokratik sistemin iflleyifline müdahale ederek bireysel olarak düzeltme yapmas› da olas›d›r. Kamu kurum ve kurulufllar›n›n hantallaflt›klar›, kurumlar›n karar alma ve uygulama konusunda istenilen h›z› yakalayamad›klar› yönündeki elefltirilere karfl›l›k, iyi bir bürokrat›n yaz›flmalar›n artmas›na, k›rtasiyecili¤e ve ifllemlerin gecikmesine engel olacak ifl süreçleri yaratmas› gerekmektedir. Kurum içinde yap›lacak yetki devirlerinden kaç›n›lmamas› ve bu yolla orta ve alt düzeydeki yöneticilerin sorumluluklar›n›n art›r›lmas› suretiyle uzayan prosedürlere ve k›rtasiyeci anlay›fllara son verilmesi, dinamik ifl ak›fllar›n›n yarat›lmas›n› sa¤layacakt›r. Günümüzde kurumlar›n yap›lar› karmafl›klaflt›kça ortaya yeni kademeler ç›kmakta, geliflen bu yap› iyi yönetilmedi¤i takdirde ise ifl süreçleri uzamakta ve zaman maliyeti artmaktad›r. ‹yi bir bürokrat›n kamu yönetimi ve ifl idaresi konular›na vak›f olmas› ve ayr›ca güncel geliflmeler ile teknolojiyi yak›ndan takip etmesi gerekmektedir. Kendini yenileyemeyen veya de¤iflen düzenin flartlar›na ayak uyduramayan bir bürokrat›n, idarecisi oldu¤u kuruma da yenilikler getirmesi söz konusu olamaz.

Hüseyin AVCI

Gümrükler Genel Müdür Muavini

Bürokratlar›n örgütsel kaynaklar› ve ifl gücünü en verimli flekilde kullanmas› ve bunlardan art› de¤er yaratmay› bilmesi gerekmektedir. Ayr›ca, iyi bir bürokrattan gerek alt ve üst kadro ile gerekse örgüt d›fl› paydafllar› ile devaml› hofl görülü ve uzlaflmac› bir tav›r içerisinde olmas› ve bu sayede çat›flma ve tart›flmalardan uzak yönetim anlay›fl› gelifltirmesi beklenir. ‹yi bir bürokrat›n uzmanlaflt›¤› bir konu üzerinde çal›flmas›, metodolojiyi kullanabilmesi, zaman› yönetebilmesi ve çal›flt›¤› kuruma iliflkin isabetli de¤erlendirmeler yapabilmesi çok önemlidir. Çünkü bürokrasi, önlemlerin önceden uygulamaya konulmas›n›, flikâyetlerin az›msanmaks›z›n de¤erlendirmeye al›nmas›n› ve sorunlar›n h›zl› bir flekilde çözümlenmesini gerektirir. Düflüncelerini icraata dökebilen, realist, elefltiriye aç›k, spesifik ve somut projeler üretebilen, sab›rl›, çizgisinden ödün vermeyen, baflar›ya endeksli bir liderin ayn› zamanda bürokraside de iyi bir yer edinmesi olas›d›r. Bürokratlar›n bireysel de¤il, toplumsal ç›karlar peflinde olmas› gerekir. Bürokratlar›n kendilerinden beklenen baflar›y› tesis edebilmeleri için toplumun psikolojisini ve ihtiyaçlar›n› iyi analiz eden, kalk›nmaya ve adalete öncelik veren, toplumsal refah› hedefleyen, bu do¤rultuda di¤er kamu kurumlar›, özel sektör ve sivil toplum kurulufllar› ile akademisyen, yazar, ifl ve bilim


MAKALE adamlar› ve politikac›lar gibi önde gelen meslek guruplar› ile devaml› iliflki içerisinde olmas› gerekir. Bu itibarla bürokratlar, ülkemizin en büyük problemi olan kalk›nma ve istihdam sorunu ile de yak›ndan ilgili olmal›d›rlar. Bürokrasi giriflimcili¤i desteklemeli, giriflimcilere olanak ve öncelik tan›mal›d›r. Bürokratlar, ifl adamlar›n›n giriflimlerini engelleyen de¤il, aksine ifl adam›n› yönlendiren ve onu motive eden bir anlay›fla sahip olmal›d›r. Nitekim bu iki meslek gurubu aras›nda oluflacak sinerjinin getirisi devlet ve toplum için çok yüksek olacakt›r. S›cak para, cari aç›k, istikrars›z sermaye piyasas› ve bu sorunlar›n getirdi¤i k›r›lganl›¤›n yat›r›mlar› engelledi¤i bir ortamda bir de a¤›r bürokrasi nedeniyle yat›r›m maliyetinin art›r›lmas› potansiyel yat›r›mlar›n önünü iyice kesebilmektedir. Bürokratik engeller, kamudaki inisiyatifsizlik, mevzuat yetersizli¤i ve korumac›l›k gibi faktörler yat›r›mlar›n ülkeye çekilmesinin önündeki en önemli sorunlard›r. Bu nedenle, bürokratik oligarflinin, yat›r›m hizmetlerini aksatmas›na veya yat›r›m güdüsünü azaltmas›na izin verilmemelidir. ‹yi ve h›zl› iflleyen bir bürokrasinin, yabanc› yat›r›mc›lar›n Türkiye’ye yapacaklar› yat›r›mlarda tercih nedenini oluflturaca¤› da göz önünde bulunduruldu¤unda, idari ve ekonomik istikrar›n sürdürülebilmesi aç›s›ndan söz konusu bürokrat-ifl adam› ifl birli¤i son derece önemlidir. Burada elbette ifl adamlar›na da büyük görevler düflmektedir. ‹yi bir ifl adam›ndan toplumun ihtiyaç ve beklentilerini bilmesi ve ülkenin sorunlar›na duyarl› olmas› beklenir. Yaln›zca “kar” güdüsüyle çal›flan yat›r›mc›lar›n iyi birer ifl adam› olamayacaklar› aç›kt›r. ‹fl adamlar› bireysel ve sektörel sorun ve taleplerinin yan› s›ra toplumsal sorunlar› da gündeme getirdikleri sürece iyi bir yurttafl olurlar. ‹fl adamlar›n›n araflt›rma-gelifltirme faaliyetlerine, insan kaynaklar›na ve e¤itim-ö¤-

retime de önem vermeleri ve bu do¤rultuda ad›mlar atmalar› gerekmektedir. Çünkü iyi e¤itilmifl insan kayna¤› ve tedarik edilen yeni teknolojiler flirketlerin oldu¤u kadar ülke ekonomisinin geliflmesine de katk› sa¤layacakt›r. Üniversiteler ile meslek kazand›rma kurslar›na ifl adamlar›nca sa¤lanacak katk›lar ülkenin befleri sermayesini güçlendirecektir. ‹fl adamlar›n›n ayr›ca meslek içi dayan›flmalar› ve kamu kurulufllar› ile sivil toplum örgütleriyle kuracaklar› iletiflimden ülkemiz de kazançl› ç›kacakt›r. ‹fl adamlar›n›n da kat›l›mlar›yla düzenlenecek çal›flma guruplar› ve platformlar etkili analizlerin ve sonuç odakl› de¤erlendirmelerin yap›lmas›n› mümkün k›laca¤›ndan, ifl adamlar›n›n bu tür etkinliklere kay›ts›z kalmamalar›, onlar› iyi birer ifl adam› olmalar› konusunda bir ad›m daha ileriye götürecektir. Bürokrat ve ifl adam› yak›nlaflmas›n›n sa¤lanmas› ile ülkemizin kalk›nma ve istihdam sorununu çözmeye yönelik projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Gerek tar›m, enerji ve üretim alanlar›nda, gerekse iç-d›fl ticaret ve turizm alanlar›nda yat›r›m faaliyetlerinin art›r›lmas›na öncelik verilmelidir. Bu projeler gelifltirilirken öncelikle her bir bölge ve ilin ekonomik gücü ortaya konulmal›d›r. D›fl ticaret ve gümrük verileri de dahil olmak üzere hangi illerde ne üretildi¤i, hangi illerin hangi hammadde veya di¤er kaynaklar bak›mdan daha zengin oldu¤u belirlenerek, bölgeler ve iller baz›nda itici gücün genifl bir platformda tespit edilmesi gerekir. Bu itici güçler do¤rultusunda bir araya gelecek bürokrat ve yat›r›mc› gurubu, bu bölgelerin kalk›nmas› için neler yapabilece¤ini tart›flmal› ve var›lacak neticeler itibariyle bürokratlar yat›r›mc›lara gerekli yard›m› sa¤lamal›d›rlar. ‹stihdam koflullar›n›n iyilefltirilmesi amac›yla alt yap› yat›r›mlar›na azami önem verilerek, baflta Do¤u ve Güneydo¤u bölgeleri olmak üzere al›nacak teflvik tedbirleri ile yeni üretim tesislerinin kurulmas›na imkân tan›nmal›d›r. Bu bölgelerdeki emek göçünün önüne geçilmesi ve ülkemizdeki böl-

geler aras› kalk›nma dengesizli¤inin giderilmesi gerekmektedir. Bu bölge kentlerini yönetecek bürokratlar›n projeleri olan, yat›r›mc›larla temas› güçlü olan kifliler olmas› halinde, ifl adamlar› ile yapacaklar› ortak çal›flmalar›n bölgesel geliflmeye olumlu etki yapaca¤› aç›kt›r. Bürokratlar›n turizmi gelifltirme amac›yla da ifl adamlar›yla ortaklafla çal›flmalar yürütmesi gerekmektedir. Ülkenin ve turizm tesislerinin tan›t›lmas›n› sa¤lamak amac›yla, uluslararas› etkinliklere kat›lmak, bu etkinliklere ev sahipli¤i yapmak, sosyal ve kültürel alanlarda festivaller organize etmek gibi hususlarda bürokratlar›n ifl adamlar›na gerekli yönlendirmeleri yapmalar› gerekmektedir. Sonuç olarak, yat›r›m ortam›n›n iyilefltirilmesine yönelik sürdürülen çal›flmalar›n bürokratlar›n da kat›l›m›yla yat›r›mc›lara güven verecek nitelikte olmas› sa¤lanmal›d›r. De¤iflimin bafl döndürücü biçimde etkisini hissettirdi¤i ça¤›m›zda, vatandafllar›n daha iyi koflullarda yaflamlar›n› sürdürmeleri, kamu yönetiminin karfl›lad›¤› toplumsal hizmetlerin kalitesinin art›r›lmas›, milletin kaynaklar›n›n kamu idarelerince israf edilmeden yine millet için yüksek verimlilikle harcanmas› ile ülkenin adalet ve kalk›nma anlay›fl› içerisinde yönetilmesi iyi bürokratlar›n say›s›n›n artmas›na ba¤l›d›r. Toplam kalitenin art›r›lmas› ve ülkenin sorular›na isabetli ve etkili çözümler bulunmas› “iyi bürokratlar” ve “iyi ifl adamlar›”n›n yetifltirilmesine ve yine bu nitelikteki insanlar›n üst düzey kadrolara atanmas›na ba¤l›d›r. Türkiye'de bürokrasinin, bugüne dek al›fl›lageldi¤i üzere topluma hükmeden, boyun e¤diren bir yap›n›n aksine, toplumun hizmetindeki bir yap›lanma olarak alg›lanmas› sa¤lanmal›d›r. Dolay›s›yla gerek ifl adamlar›m›z›n gerekse bürokratlar›m›z›n bu sorumlulu¤un bilincinde olmalar› gerekir.

49


GÜNCEL

Is›n›n 40-50 dereceye vard›¤› yaz günlerinin bunalt›c› s›cakl›¤›ndan kurtulmak amac›yla düz daml› evleri ile tipik yöre mimarisinin günümüzde de yaflat›ld›¤›, Çin Seddi’nden sonra dünyan›n ikinci uzun surlar›, Ulu Camii, Ongözlü köprüsü, Malabadi Köprüsü ve siyah bazalt tafllar›ndan yap›lm›fl evleri ile görülmesi gereken bir ildir Diyarbak›r. Medeni DEVEC‹

Diyarbak›r Kültür ve Sanat Ta›t›m Derne¤i Baflkan›

Diyarbak›r’›n güzelliklerini gezip göremeyenlere anlatan, oradaki insanlar›n sorunlar›yla yak›ndan ilgilenen bir temsilcilikleri var Diyarbak›rl›lar›n ‹stanbul’da : Diyarbak›r Kültür ve Sanat Tan›t›m Derne¤i. Dernek Baflkan› Medeni DEVEC‹; uzun y›llar›n› dernek faaliyetleri kapsam›nda toplumun bütün kesimlerinin kültürünü anlatmak, yard›mlaflma ve dayan›flmay› sa¤lamak, Diyarbak›r’la ‹stanbul aras›ndaki gönül köprülerini her daim tazelemek ve insanl›¤a maddi-manevi yard›mlarda bulunmak ad›na önemli baflar›lara imza atm›fl de¤erli bir insan. Günümüzde önemi her geçen gün daha

50

da artan sivil toplum kurulufllar› aras›nda çal›flmalar›yla ad›n› duyurmay› baflaran Diyarbak›r Kültür ve Sanat Tan›t›m Derne¤i, bu y›l birçok derne¤e örnek olabilecek faaliyetlere imza atm›flt›r. ‹fladamlar›ndan Metin KORKMAZ ve fieyhmus GÜNEfiL‹O⁄LU ö¤rencilere burs verip derne¤in faaliyetlerinde katk›larda bulunuyorlar. Diyarbak›r’›n maddi durumu iyi olmayan ilçe ve köyleri için Diyarbak›r’a gönül vermifl ifladamlar› Teneks Tekstil Genel Müdürü Tayfun ÇAKAR, Oylum Tekstil sahibi Salih OYLUM, EYS Tekstil sahibi Adnan


GÜNCEL

TOP, G‹GA Tekstil sahibi ‹smail AKAY’›n derneklerine ba¤›flta bulundu¤u 50 koli3000 adet giyim eflyas›n› Diyarbak›r’a ulaflt›rm›fllard›r.

Dernek Baflkan› Deveci, bu y›l di¤er y›llara nazaran daha farkl› yard›mlar toplad›klar›n› ve böylece bölgelerindeki maddi durumu iyi olmayan vatandafllar› sevindirmenin kendilerini mutlu etti¤ini bildirmektedir. Diyarbak›r Kültür ve Sanat Tan›t›m Derne¤i bu y›l Diyarbak›r’›n de¤iflik liselerinde okuyan dar gelirli, baflar›l› lise ö¤rencilerinden bir grup ö¤renciyi ‹stanbul gezisine getirmifltir. Hayatlar›nda ilk kez deniz gören ve tarihî yerlere, camiilere hayran kalan gençlerin mutlulu¤unu büyük bir heyecanla anlatana dernek baflkan› Deveci, bu tür organizasyonlar›n artarak ço¤almas› gerekti¤ini vurgulam›flt›r.

Dernek üyelerinin belirli günlerde toplanarak düzenledikleri bir de yemekli geceleri var. En güzel kaynaflma ve dostluk örneklerinin sergilendi¤i bu tür beraberlik gecelerinin ad› Eyvan Geceleri. Ayr›ca küçük yaflta ‹stanbul’a gelmifl Diyarbak›rl› gençlerin zincirin bir halkas› haline gelebilmeleri için Diyarbak›r kültürünü tan›tt›klar› etkinlikler de düzenlenmektedir. Derne¤in projeleri aras›nda ‹stanbul Anadolu Yakas›’nda derne¤e ait bir kültür evini hayata geçirerek, dernek bünyesinde yap›lan toplant›, niflan, k›na, taziye vb. faaliyetler için bir alan oluflturmak amac› bulunmaktad›r. 2005 y›l›nda Diyarbak›r’a gönül vermifl insanlar taraf›ndan kurulan Diyarbak›r Kültür ve Sanat Tan›t›m Derne¤i, S›rma Sokak Fatih ‹fl Merkezi numara 455/25 Maltepe adresinde hizmet veriyor.

51


MAKALE

TEK PART‹ HÜKÜMET‹ DÖNEM‹NDE TÜRK‹YE AB BÜTÜNLEfiME SÜREC‹NDE

Abdusselam DE⁄ER ( Ekonomist ) TÜMB‹AD Dan›flma Kurulu ve Ekonomi Kmy. Bflk. Yrd.

MAASTR‹CH KR‹TERLER‹

Avrupa Konseyi, 22 Haziran 1993 tarihinde yap›lan Kopenhag Zirvesi'nde, Avrupa Birli¤i'nin geniflleme sürecinin, Do¤u Avrupa Ülkelerini kapsayaca¤›n› ve adayl›k baflvurusunda bulunan ülkelerin, tam üyeli¤e kabul edilmesine teminen, siyasi, ekonomik ve topluluk mevzuat›n›n benimsenmesi kriterlerini karfl›lamas› gerekti¤i flart›n› kabul etmifltir. Bu çerçevede, Kopenhag kriterleri, AB’ye tam üyelik koflullar›n›n, demokratik ve sosyal esaslar› için, gerekli flartlar› içermektedir. Öte taraftan, 1 Ocak 1993'de yürürlü¤e giren Maastricht Anlaflmas›’nda ise, Ekonomik ve Parasal Birli¤in aflamalar›, bu süreçte izlenecek ekonomik ve parasal politikalar ile bunlar›n gerektirdi¤i kurumsal de¤ifliklikler ayr›nt›l› olarak düzenlendi¤i ve üye ülke ekonomileri aras›ndaki farkl›l›klar›n giderilmesine yönelik olarak, Maastricht kriterleri olarak adledilen, baz› makro göstergelere iliflkin kriterler deklere edilmifl ve bu kriterlere afla¤›da yer verilmifltir.

MAASTR‹CHT KR‹TERLER‹ - Toplulukta en düflük enflasyona sahip (en iyi performans gösteren) üç ülkenin y›ll›k enflasyon oranlar› ortalamas› ile ilgili üye ülke enflasyon oran› aras›ndaki fark 1,5 puan› geçmemelidir. - Üye ülke devlet borçlar›n›n GSMH’s›na oran› %60’› geçmemelidir. - Üye ülke bütçe a盤›n›n GSMH’s›na oran› %3’ü geçmemelidir. - Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranlar› 12 ayl›k dönem itibariyle, fiyat istikrar› alan›nda en iyi performans

52

gösteren 3 ülkenin faiz oran›n› 2 puandan fazla aflmayacakt›r. - Son 2 y›l itibariyle üye ülke paras› di¤er bir üye ülke paras› karfl›s›nda devalüle edilmifl olmamal›d›r. Yukarda yer verdi¤imiz Maastricht kriterlerinden, Uzun vadeli faiz oranlar› rasyosuna iliflkin kriter ile üye ülke paras›n›n di¤er bir üye ülke paras› karfl›s›nda devalüle edilmemifl olmas›n› öngören kriter olmak üzere toplam 2 kriterin, ortak para Euro’nun kullan›ma girmesiyle anlam›n› ve önemini kaybetti¤i gözlenmektedir. Bu nedenle, bu 2 kriter d›fl›nda kalan, Kamu

Bütçe a盤› ve kamu borç stokunun, GSMH oran› ile enflasyon kritelerine iliflkin Maastricht kriterleri yönünden, Türkye ile AB ülkeleri makro göstegelerinin karfl›laflt›rmal› olarak analiz edilmesinin uygun olaca¤› de¤erlendirilmektedir.

Afla¤›daki tabloda üzere, 2010 y›l›nda, kamu bütçe a盤›n›n GSMH’ye oran›,Yunanistan da yüzde 13,6 ‹spanya'da yüzde 9,8, Fransa'da yüzde 8, Portekiz'de yüzde 8,5, Almanya’da yüzde 3,6, ‹talyada yüzde 5,3 ve Euro bölgesinde ortalama yüzde 6.5 olarak gerçekleflti¤i, di¤er yandan


MAKALE bu oran›n, ABD’de yüzde 7, Japonyada ise yüzde 6,7 olarak gerçekleflti¤i görülmektedir. Netice itibar›yla, 2007 y›l›nda yüzde 0,6 oran›nda seyreden Avro Bölgesinin ortalama kamu bütçe aç›klar›n›n GSMH’ya oran›, 2008’de, yüzde 2’ye yükseldi¤i, kuresel krizin etkisiyle birlikte 2009 y›l›nda, bir önceki y›la göre yüzde 300’ün üzerinde art›fl göstererek yüzde 6,3 yükselerek Maastricht kriterlerinden uzaklaflarak 2010 y›l›nda bu rasyonun yüzde 6,5’e yükseldi¤i gözlenmektedir. Bir baflka ifade ile Küresel krizin etkisiyle bütçelerini IMF çözüm önerilerine göre planlayan baflta yunanistan olmak üzere bir çok AB ülkesinin Maastricht kriterlerinden uzaklaflt›¤› izlenmektedir.

SEÇ‹LM‹fi AB ÜLKELER‹ 2010 YILI BÜTÇE AÇIKLARININ GSMH ORANI

¤i ve bu oran›n 2011`de yüzde 2,8`e, 2012`de yüzde 2,4`e, 2013`te yüzde 1,6`ya gerileyece¤i öngörülmektedir. Baflka bir ifade ile, Avrupa Birli¤i Üyesi ülkelerin ortak para birimine geçiflin temel flart› olarak ifade edilen, Maastricht kriterlerinden, Kamu büçe a盤›n›n GSMH'ya oran›n›n, yüzde 3’ü geçemiyece¤i flart›n›n sa¤lanmas›na yönelik olarak, AK Parti hükümeti göreve geldi¤i 2002 y›l›nda yüzde 11,4 olarak ald›¤› bu rasyoyu, 2005 yl›nda yüzde 1.5 indirerek karfl›lam›fl ve bu y›ldan itibaren Maastricht kriterlerinin tuturuldu¤u, ancak global kriz sebebiyle, 2009 ve 2010 y›l›nda bu rasyolar›n bozulmas›n›n yan›nda bir çok AB ülkesinden iyi durumda oldu¤u de¤erlendirilmektedir.

TEK PART‹ ‹KT‹DARI DÖNEM‹NDE ( 2002 -2010 ) BÜTÇE AÇIKLARININ / GSMH ORANI Afla¤›daki grafikte görüldü¤ü üzere, Tek partili hükümeti göreve geldi¤i 2002 y›l›nda yüzde 30’larda seyren Enflasyon, 2004’te yüzde 9.3 oran›yla ilk defa tek haneli rakamlara düflürüldü¤ü ve 2008 y›l›nda AK Partiye aç›lan kapatma davas›yla birlikte bu y›l d›fl›nda bu güne kadar Enflasyonun, tek haneli rakamlarda seyretti¤i gözlenmektedir. Euro bölgesinde 2007 y›l›nda ortalama olarak yüzde 2,8 oran›nda seyreden enflasyon, ayn› y›lda Türkiye’de, AB standartlar›n›n 3 mislinden fazla artarak yüzde 8,4’te oldu¤u izlenmektedir. 2010 y›l› itibar›yla Avrupa Birli¤ine üye 27 ülkenin ortalama enflasyon oran› ise yüzde 2,4 düzeyinde gerçekleflti¤i, Türkiyede ise 2010 y›l› sonu itibar›yla yüzde TÜFE enflasyonun yüzde 6.40 düflürlmesine karfl›n, AB’nin maastricht kriterlerinden enflasyon flart›n›n karfl›lanamad›¤› görülmektedir. Avrupa Merkez Bankas›n›n (ECB) 2010 y›l› yüzde 2 düzeyindeki enflasyon hedefi afl›lm›fl ve Euro Bölgesi’nde enflasyon yüzde 2,4’e yükseldi¤i gözlenmektedir. Öte taraftan Tunusta hükümetin devrilmesiyle bafllayan, akabinde M›s›rda iktidar› deviren halk ayaklanmalar› bir çok Arap

Afla¤›daki tabloda görüldü¤ü üzere, Türkiyede koalisyon hükümetlerinin yerine tek partili iktidar›n göreve geldi¤i 2002 y›l› sonunda 34.3 Milyar TL olarak seyreden Konsolide bütçe a盤›n›n, GSMH'ye oran› yüzde 11.4 oldu¤u, 2009 y›l›nda 52.2 Milyar TL olarak gerçekleflen bütçe a盤›n›n, GSMH’ye oran› yüzde 5.5 oldu¤u görülmektedir. 1960'tan bu yana IMF önerileriyle bütçe haz›rlayan Ülkemiz’de, kendi bafl›na planlad›¤› ilk 2010 y›l› bütçesi, 2009 y›l›na göre yüzde 25 azal›flla 39.6 Milyar TL olarak gerçekleflen bütçe a盤›n›n GSMH’ya oran› ise 3.6 olarak gerçekleflti-

53


MAKALE dirilmesi hususu, taraf›m›zca kronikleflen enflasyonun vatandafl›n hayat›ndan ç›kar›lmas›, ekonomik iyileflme ve gelir da¤›l›m› aç›s›ndan aç›s›ndan ayr› bir musbet netice oldu¤u de¤erlendirilmektedir.

ülkesinde devam edece¤i endiflesiyle, petrol fiyatlar›yla birlikte, bütün emtia fiyatlar›n›n artaca¤›, özellikle g›da fiyat›n›n yükselece¤i, Asya ve Latin Amerika co¤rafyas›nda enflasyon tedirginli¤in ciddi ölçüde hissedildi¤i ve bununla birlikte söz konusu co¤rafyadaki önde gelen geliflmekte olan ekonomilerin enflasyon tedirginli¤i, Avrupa Merkez Bankas› (ECB) ve ABD Merkez Bankas›’n›n (FED), küresel kriz döneminde faiz indirimleri yerine bu y›ldan bafllayarak enflasyon yükseliflini önlemek için faiz art›racaklar› ve bu nedenle, geliflmekte olan

DE (2002-2010) ENFLASYON

ekonomilerden geliflmifl ekonomilere bir fon ak›fl›n›n olaca¤›, dolay›s›yla, iflaret edilen co¤rafyalarda enflasyon oran›n›n 2011 y›l›nda yükselece¤i de¤erlendirilmektedir.

de, her ne kadar enflasyon flart›n›n, AB Maastricht kriterlerikarfl›lanamad›ysada, ekonomik büyümenin alt›nda bir enflasyon oran›n›n yakalamas› ve Türkiyede ekonomik birimlerin ve vatandafl›n ald›¤› her kararda dikkate al›nmayacak bir sevyeye in-

TEK PART‹ HÜKÜMET‹ DÖNEM‹N54

Netice itibar› ile, Türkiye’nin enflasyon konusunda, AB normlar› aç›s›ndan yeterli iyileflmeyi sa¤layamad›¤›, ancak, 2004 y›l›nda yüzde 9,3 oran›na sahip enflayon ayn› y›lda yüzde 9,4 büyüme rakam›n›n alt›nda kald›¤›, ayn› flekilde 2010’da, yüzde 6.40 rakama sahip TÜFE enflasyonu, ayn› y›lda yüzde 8’in üzerinde büyüme rakam›n›n alt›nda kald›¤› gözlenmektedir. Bu nedenle, AK Parti hükümeti hükümeti dönemin-

Afla¤›daki tabloda görüldü¤ü üzere, Ülkemizde Tek partili hükümeti göreve geldi¤i 2002 y›l›ndan itibaren, Maliye politikas› olarak, faiz d›fl› fazla ve para politikas› olarak fiyat istikrar› temelinde oluflturulan ekonomik program›n uygulanmas› neticesinde, 2002 y›l›nda AB tan›ml› borç stokunun, GSMH’ye oran› yüzde 73,7 iken, 2004 y›l›ndan bu yana AB maastricht kriteri’nde yer alan yüzde 60’› karfl›lad›¤› ve bu rasyonun 2010 y›l›nda yüzde 41.6 oldu¤u görülmektedir. Baflka bir ifade ile AK Parti iktidar› döneminde, Brüt Kamu Borç Stokunun, GSMH içindeki pay›n›n azalmas›na ra¤men, toplam kamu borç stokunun rakamsal olarak art›¤› de¤erlendirilmektedir. Öte taraftan, Yunanistan›n, Kamu borç stokunun, GSYH'ye oran›, 2010 y›l›nda yüzde 124,9, ‹talya'da yüzde 118,2, Belçika'da yüzde 99, ‹rlanda'da yüzde 77,3, Fransa’da yüzde 83,6, Portekiz'de yüzde 85,8, ‹ngiltere’de yüzde 79,1, Macaristan'da yüzde 78,9, Almanya'da yüzde 78,8 düzeyinde oldu¤u, di¤er yandan ABD’nin kamu borcunun 16.6 Trilyon dolar ile bu oran›n yüzde 105 oldu¤u, Japonyada bu rasyonun ise yüzde 193,5 oldu¤u gözlenmektedir. Bununla birlikte 2011 y›l›nda Japonya'n›n, 2011 y›l›nda kamu borç stokunun, GSMH’ya oran› yüzde 200’leri ve ABD'nin ise yüzde 110’nu aflaca¤› öngörülmektedir. Netice itibar› ile Euro bölgesinde kamu borç stokunun, GSMH’ye oran› 2007 y›l›nda yüzde 66,2 seviyesinde oldu¤u, 2008’de yüzde 69,7’ye yükseldi¤i, küresel krizin etkisiyle 2009’da yüzde 78,7’ye ve 2010 y›l›nda yüzde 84,7’ye yükseldi¤i görülmektedir. Baflka bir ifade ile, Euro bölgesindeki sadece 7 ülkenin borç yükü 12 trilyon dolara ulaflt›¤› görülmektedir.


SÖYLEfi‹

Türkiye’nin geliflmesi,

k›rtasiye sektörünün dünya pazar›ndaki pay›n›n büyümesine katk› sa¤lam›flt›r. Öncelikle k›saca kendinizden bahseder misiniz? 1965 tarihinde Rize’nin F›nd›kl› ilçesinde do¤dum. ‹lk, orta ve lise e¤itimini Rize – F›nd›kl› Ticaret lisesinde tamamlad›m. Dönemin yetersiz imkânlar› nedeniyle kazand›¤›m üniversitede okuma flans›n› yakalayamad›m ve e¤itim hayat›ma ara verip vatani görevimi yapma karar› ald›m. Askerli¤imi tamamlad›ktan sonra, babam›n geçirdi¤i rahats›zl›k nedeniyle ailenin yükünü omuzlar›ma al›p genç yaflta ticarete at›ld›m. Daha sonra ki y›llarda birçok alanda özel e¤itimler alarak kendimi gelifltirdim. ‹fl seyahatleri nedeniyle s›k s›k yurtd›fl›na ç›karak, birçok ülkeyi gezme, tecrübe edinme flans›n› yakalaman›n yan› s›ra kendime genifl bir dünya görüflü kazand›rd›m. fiuan, Eraysan, Mapikart, E-Medya, Nosikale ve Ofisime.com gibi 5 farkl› flirketi bünyesinde bar›nd›ran ve ayn› zamanda aile flirketimiz olan ERAYSAN GROUP’u abim ve enifltemle eflit ortakl›k pay›na sahip bir flekilde yönetiyoruz. En küçük kardefl olmama ra¤men flirketin Yönetim Kurulu Baflkanl›¤›n› yap›yorum. Eraysan Group olarak büyük bir aileyiz ve tüm çal›flanlar›m›z birbirleriyle uyum içindeler. Böylelikle güzel bir sinerji yakalad›k ve sektörde önemli bir yere geldik. Bir yandan da F›nd›kl› Viçe Kültür ve Dayan›flma Derne¤i’nin Yönetim Kurulu Baflkanl›¤›n›, TUK‹D (Ofis ve k›rtasiye sektörü) Yönetim Kurulu Baflkan Yard›mc›l›¤›n›, SEDEFED (Sektörel Dernekler Federasyonu ) Yönetim Kurulu Üyeli¤ini, TÜMB‹AD (Tüm bürokratlar ve ifl adamlar› sosyal dayan›flma platformu) Genel Baflkan Yard›mc›l›¤›n› efl zamanl› yürütmekteyim. Evliyim, biri k›z biri erkek iki çocuk babas›y›m. Özel yaflam›mda aileme son derece

56

önem veren, sa¤l›kl› beslenmeye ve spor yapmaya özen gösteren, sigara kullanmayan ve bu konuda özellikle gençlere örnek olmaya çal›flan, çal›flmay› ve üretmeyi, insanlara faydal› olmay› seven bir kiflili¤e sahibim. Hayata her zaman pozitif bir pencereden bakmay› tercih ediyorum, çünkü pozitif bir pencereden bak›lan her fley pozitiftir ve size katma de¤er sa¤lar. Bunun yan› s›ra kalemlere karfl› büyük bir ilgim bulunmakla beraber Türkiye’nin ve dünyan›n birçok ülkesinden edindi¤im kalem koleksiyonumla tan›n›r›m… K›rtasiye sektöründeki geliflmeler ve sektörün gelece¤i ile ilgili neler düflünüyorsunuz? Eraysan Group olarak sektöre ne gibi katk›lar sa¤l›yorsunuz? Türkiye’de her geçen gün ekonomi pazar›na katk› sa¤layarak büyümesini sürdüren k›rtasiye sektörünün, bugün dünya pazar›ndaki büyüklü¤ü 4 Milyar Dolara ulaflt›. Türkiye’nin geliflmesi, e¤itimin yayg›nlaflmas›, k›rtasiye sektörünün dünya pazar›ndaki pay›n›n büyümesine katk› sa¤lam›flt›r. Her geçen gün büyüyen ve uluslar aras› boyuta tafl›nan bu yap›, kurumsallaflmay› da beraberinde getirmifltir. Eraysan Group olarak baflta ofis ve k›rtasiye sektörü olmak üzere birçok alanda yaklafl›k 25 y›ld›r en üst düzeyde hizmet vermekteyiz. Eraysan Ltd.fiti. profesyonel ofis sistemlerini kapsamakla birlikte sektörün lideri konumundad›r. Yeni tesisi, yeni ürün gruplar›, yeni yap›lanmas› ve yeni yat›r›mlar› ile hem kurumsal anlamda hizmet sunmakta, hem de müflteri memnuniyetini ve ihtiyac›n› maksimum seviyede karfl›layabilmektedir. Plastik kart sektöründe hizmet veren Mapikart Ltd.fiti., her türlü plastik kart› yüksek

Erol AYKUT Eraysan Yön. Kur. Bflk.-Dünya K›rtasiyeciler Bir. Bflk.


SÖYLEfi‹ kalite standartlar›nda üretebilme yetene¤ine sahiptir. Finans, ma¤azac›l›k, telekom, sa¤l›k, e¤itim ve güvenlik sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Mevcut, TSE ve ISO 9001 sertifikalar›n›n yan›nda, 2011 y›l› ilk yar›ns›nda EMV (Europay, MasterCard, Visa) sertifikasyonunu tamamlam›fl, ikinci yar›s›nda ISO27001, ISO14001, 2012 y›l›nda OHSAS 18001, 2015 y›l›nda Nato Security ve SAS belgeleriyle, gerçek kaliteli üretimlerini sertifikand›rmak hedefidir. Reklamc›l›k ve tan›t›m alanlar›nda yine bir Eraysan grup kuruluflu olan E-Medya Limited fiirketi sektörün nabz›na göre kurumsall›k yaratan çal›flmalar› ile her geçen gün büyüyen ve ad›n› duyuran bir ajanst›r. Büyüme odakl› yat›r›mlar›na ve çal›flmalar›na devam edecek Eraysan Group firmalar› Türkiye pazar›na istihdam sa¤lamaya

bu çal›flmalar sayesinde derne¤imiz, bulundu¤umuz bölgeye, sektöre ve ülkemize gerek istihdam gerekse katma de¤er yaratma aç›s›ndan ciddi katk›lar sa¤lamaktad›r. Alanlar›nda son derece baflar›l› olan ifladamlar› ve bürokratlar›n bir araya gelerek oluflturduklar› derne¤imizin Yönetim Kurulu; tecrübe ve deneyimlerini, yap›lan toplant›larda paylaflarak sorunlara çözüm üretip, sektöre ciddi anlamda fayda sa¤lamaktad›r. Tüm, Sivil Toplum Kurulufllar› ile

olumlu iliflkiler içinde olan derne¤imiz, birlik ve beraberlik ad›na gerçeklefltirdi¤i çal›flmalar›na devam edecektir. TÜMB‹AD derne¤inin yönetiminde aktif olarak görev almaktan son derece keyif duydu¤umu ve dernek bünyesinde çal›flmaya devam edip elimden gelen katk›y› her zaman sa¤layaca¤›m› belirtmek isterim. Son olarak, Tüm TÜMB‹AD ailesine sevgilerimi ve teflekkürlerimi iletiyorum.

ve uluslar aras› boyutta lider firma konumunda faaliyetlerine devam edecektir.

TÜMB‹AD hakk›ndaki görüflleriniz nelerdir? Tüm Bürokratlar ve ‹fladamlar› Sosyal Dayan›flma Derne¤i’nin kurulufl amac›; ülkemizin tan›t›lmas›nda, geliflmesinde ihtiyac› olan her türlü deste¤i sa¤lamak ve ülkemizi daha ileriye tafl›mak için gerekli faaliyet ve çal›flmay› gerçeklefltirmektir. Birlik ve beraberlik çerçevesinde gerçeklefltirilen

57


B‹ZDEN HABERLER

TÜMB‹AD Derne¤i’nde Genel Kurul toplant›s› yap›ld›.

‹stanbul’da kurulan Tüm Bürokratlar ve ‹fladamlar› Sosyal Dayan›flma Derne¤i (TÜMB‹AD) 1.ola¤an Genel Kurulunu gerçeklefltirdi. Yaklafl›k 70 TÜMB‹AD üyesinin kat›ld›¤› toplant› Ulu Önder Ata-

TÜMB‹AD’›n bir bofllu¤un doldurulmas›nda etkili olaca¤›na ve

türk ve flehitlerimiz an›s›na 1 dakikal›k sayg› duruflu ve ard›ndan

do¤ru eksene oturtulmufl bir dernek oldu¤una dikkatleri çekmifl-

‹stiklal Marfl›m›z›n söylenmesiyle bafllam›flt›r.

tir.

Yap›lan kahvalt›n›n ard›ndan toplant›da konuflan TÜMB‹AD Genel Baflkan› Cevdet AKAY bürokrat ve ifladamlar›n› ayn› çat› alt›nda

TÜMB‹AD Genel Baflkan Vekili Alaattin BAYRAKTAR, Genel Bafl-

bir araya getirmenin ülkemiz için yap›lacak çal›flmalar aç›s›ndan

kan Yard›mc›lar› Muhammed Taha GERGERL‹O⁄LU ve Hayri

önemini vurgulam›flt›r.

ÜLGEN’in de söz alarak duygu ve düflüncelerini ifade etti¤i toplant›n›n sonunda çay sohbetiyle üyeler bir araya gelmenin keyfini

TÜMB‹AD Onursal Baflkan› Hasan EKfi‹ de toplant›da söz alarak

62

ç›karm›flt›r.


B‹ZDEN HABERLER

63


B‹ZDEN HABERLER

64


B‹ZDEN HABERLER

65


B‹ZDEN HABERLER

TÜMB‹AD Yönetim Kurulu Toplant›s› Swiss Otel’de gerçeklefltirildi. Tüm Bürokratlar ve ‹fladamlar› Sosyal Dayan›flma Derne¤i’nin Yönetim Kurulu Toplant›s› Swiss Otel’de gerçeklefltirilmifltir.

‹lk Ola¤an Genel Kurul toplant›s›ndan günümüze kadar yap›lan ifller, yürütülen faaliyetler hakk›nda gündem uyar›nca TÜMB‹AD

Yap›lan kahvalt›n›n ard›ndan gündemin okunmas›yla bafllayan

Genel Baflkan› Cevdet AKAY taraf›ndan bilgi verilmifltir.

toplant›da görev da¤›l›m› yap›lm›fl ve oy birli¤i ile kabul edilmifltir. Yönetim, Denetleme, Disiplin ve Dan›flma Kurullar› üyeleri tek tek Ayr› ayr› yap›lan oylamalarda; Yönetim, Denetleme ve Disiplin ve

temennilerini ve TÜMB‹AD’›n çal›flmalar› hakk›nda görüfllerini

Dan›flma Kurullar› oy birli¤i ile kabul edilmifltir.

sunmufllard›r.

Komisyonlar ve görev da¤›l›mlar› yap›lm›fl, komisyon baflkanlar›, baflkan vekilleri, baflkan yard›mc›lar› ve üyeleri seçilmifltir. Bütün

Toplant› Genel Baflkan Cevdet AKAY’›n; baflar›l› bir genel kurul

komisyon üyeleri her biri kendi alanlar›nda çal›flmalar›n›

toplant›s› yap›ld›¤›n›, iyi bir ad›m at›ld›¤›n› vurgulayan ve tüm

bafllatm›fllard›r.

kat›lanlara teflekkür eden konuflmas› ile sona ermifltir.

66


B‹ZDEN HABERLER

67


B‹ZDEN HABERLER

68


B‹ZDEN HABERLER

69


B‹ZDEN HABERLER

70


B‹ZDEN HABERLER

Toplant›dan konuflmalar TÜMB‹AD Bas›n Sözcüsü Prof. Dr. Ertaç ERGÜVEN toplant› sunumunu gerçeklefltirdi. TÜMB‹AD Genel Baflkan› Cevdet AKAY, Sayg›de¤er üyelerimiz hofl geldiniz, ilk toplant›m›zda görev alan ve bundan sonraki projelerimizde çal›flacak üyelerimize baflar›lar diliyorum. Sizlerle birlikte ve sizlerin manevi destekleriyle ülkemizin ve milletimizin önemli sorunlar›n› çözme noktas›nda baflar›l› çal›flmalar yapaca¤›m›za inan›yorum, derne¤imizin herkese hay›rl› ve u¤urlu olmas›n› diliyorum dedi. TÜMB‹AD Baflkan Vekili Alaattin BAYRAKTAR konuklara kat›l›mlar›ndan dolay› teflekkür belirtti. TÜMB‹AD Genel Baflkan Yard›mc›s› Nezaket ATASOY, TÜMB‹AD Eylül ay› yönetim kurulu toplant›s›n› ‹zmir’de yapmak istedi¤ini vurgulad›. TÜMB‹AD Denetleme Kurulu Üyesi Mimar Mete FIRINCIO⁄LU, seçkin ve çal›flkan bir yönetim kurulu gördü¤ünü, ülkemize ve milletimize hay›rl› olmas› dileklerini belirtti. TÜMB‹AD Denetleme Kurulu ve fiubeler Komisyonu Üyesi Medeni DEVEC‹ (Tekstilci) , Diyarbak›r ve Do¤unun sorunlar›n›n düzgün bir zemine kavuflaca¤›n› görüyorum ve mutlulu¤umu paylaflmak istiyorum ifadesinde bulundu. TÜMB‹AD Organizasyon Komisyonu Baflkan› Okan UZUN, organizasyonlar›n yo¤un olaca¤›n› ama böyle istekli bir yönetimin organizasyonlar›nda güçlü olmas› gerekti¤ini ifade etti.

TÜMB‹AD Genç Giriflimciler Komisyonu Baflkan› Tahsin BAYRAKTAR, genç, dinamik ve çal›flkan gençleri bir araya getireceklerini belirtti. TÜMB‹AD Sanat Komisyonu Baflkan Vekili S›rr› ER, Sanat Gecesinin TÜMB‹AD aç›s›ndan çok önemli oldu¤unu, bu konuda herkesin üstüne düflen görevi yerine getirece¤ine inand›¤›n› ifade etti. TÜMB‹AD Yönetim Kurulu Üyesi fiubelerden Sorumlu Prof. Dr. Vecdet ÖZ, Almanya, Ankara ve ‹zmir temsilciliklerini açmak için çal›flmalar› bafllatt›klar›n› ifade etti. TÜMB‹AD Genel Baflkan Yard›mc›s› ve Sa¤l›k komisyonu Baflkan› Prof. Dr. Erhun EYÜBO⁄LU, sa¤l›k alan›nda önemli çal›flmalar bafllatacaklar›n› projelerle anlatt›. TÜMB‹AD Yönetim Kurulu Üyesi ‹smail fiAH‹NKAYA TÜMB‹AD’›n çal›flmalar›n›n ülkemizin sorunlar›na yönelik önemli bir aktivite ve güç olaca¤›n› ifade etti. TÜMB‹AD Organizasyon Komisyonu Baflkan Vekili Murat KARAL‹, TÜMB‹AD’a yak›flan ve etkili organizasyonlar yapmak zorunday›z dedi. TÜMB‹AD Genel Baflkan Yard›mc›s› Prof. Dr. Mehmet AKALIN, uluslararas› çal›flmalar yaparak tekstil ve di¤er alanlarda önemli çal›flmalar yap›laca¤› ifadesinde bulundu. TÜMB‹AD Organizasyon Komisyonu Baflkan Vekili Murat KARAL‹, TÜMB‹AD’a yak›flan ve etkili organizasyonlar yapmak zorunday›z dedi.

71


B‹ZDEN HABERLER

TÜMB‹AD’›n organize etti¤i

maça ilgi büyüktü… K›sa ad› TÜMB‹AD olan Tüm Bürokratlar ve ‹fl Adamlar› Sosyal Dayan›flma Derne¤i taraf›ndan organize edilen futbol maç›nda fiöhretler&Bürokratlar karmas› ‹fl Adamlar› karmas›n› 3-2 yenerek dostluk kupas›n› kazand›.

72


B‹ZDEN HABERLER TÜMB‹AD Genel Baflkan› Cevdet Akay’›n baflkanl›¤›ndaki yönetim kurulu 3 Haziran 2011 tarihinde ‹stanbul Valisi Say›n Hüseyin Avni Mutlu’yu ziyaret ederek kendisine TÜMB‹AD’›n çal›flmalar› hakk›nda bilgi sunarak kendisini bir gün sonra oynanacak maça davet etti. Bu maç›n organizasyon baflkanl›¤›n› eski milli futbolculardan BJK’n›n efsane isimlerinden, TRT ve Karadeniz televizyonlar›n›n spor program› yap›m ve sunucular›ndan, Fotomaç Gazetesi Spor Yazar› TÜMB‹AD Genel Baflkan Yard›mc›s› Hayri Ülgen ile Organizatör, Yap›mc› ve TÜMB‹AD Genel kulu Spor Akademisi Stadyumu’nda 4 Haziran 2011 Cumartesi günü oynanan maça ilgi çok büyüktü. fiöhretler karmas›nda yer alan Hasan Vezir, Güvenç Kurtar, Ziya Do¤an, ‹stanbulsporlu Zorbay, Cem Pamiro¤lu, Nevruz fierif, Çaykur Rizesporlu deli lakapl› Metin, Erhan Altun, Muharrem Vezir ve Hami Mand›ral› yer ald›. Bürokratlarda ise Beykoz Kaymakam› Ayd›n Ergün, Ziraat Bankas› Krediler Takip Dairesi Baflkan› Veysel Sunman, Beykoz Belediye Baflkan Yard›mc›s› Hanefi DilKoordinatörü ve Baflkan Dan›flman› Arif Ekfli’nin çal›flmalar› k›sa sürede sonuç vererek haf›zalardan silinmeyecek bir maç›n organizasyonunu gerçeklefltirdiler. Türk futbol tarihinde futbolculuk dönemlerinde isimlerini alt›n harflerle yazd›ran ve günümüzde Türk futboluna teknik direktörlük yaparak hizmet veren efsane futbolcular› bir araya getiren bu maç›n hakemli¤ini ise eski milli futbol hakemlerimizden Özcan Oal yapt›. Anadolu Hisar›nda bulunan Marmara Üniversitesi Beden E¤itimi ve Spor Yükseko-

73


B‹ZDEN HABERLER isimler yer ald›. Bu tak›m›n teknik direktörlü¤ünü ise TÜMB‹AD Genel Baflkan Yard›mc›s› Alaattin Bayraktar yapt›. Geleneksel hale gelen ve her y›l haziran›n ilk cumartesi günü oynanacak olan bu dostluk maç›n›n ilk maç› zevkli ve çekiflmeli geçti. Maç› çok say›da seyirci izlerken seyirciler aras›nda KASTOB Genel Baflkan› ve TÜMB‹AD Onursal Baflkan› Hasan Ekfli, TÜMB‹AD Genel Baflkan Yard›mc›s› Muhammed Taha Gergerlio¤lu, Diyarbak›rspor Baflkan› Medeni Deveci, MHP ‹stanbul ‹l Baflkan Yard›mc›s› Metin Ar›, gazeteci ve turizmci ifl adam› Selamaç, Beden Terbiyesi Beykoz ‹lçe Müdürü Serkan Öcalmaz, TÜMB‹AD Genel Baflkan Yard›mc›lar›ndan Prof.Dr. Ertaç Ergüven, Prof.Dr. Mehmet Akal›n ve gazeteci yazar Altan Tanr›kulu yer ald›. Bu tak›m›n teknik direktörlü¤ünü yeflil sahalar›n Baba Hakk›’dan sonra ikinci Baba lakapl›s› Hayri Ülgen yapt›. ‹fl adamlar› kadrosunda TÜMB‹AD Genel Baflkan› Cevdet Akay, Genel Baflkan Yard›mc›lar›ndan Yunus Can ile Prof.Dr. Aynur Ayd›n Coflkun, Yönetmen Biray Dalk›ran, Av. Zeki fienkal, Av. Özgür Özgün, Okan Uzun ve Organizatör Arif Ekfli gibi hattin Bak›r ve TÜMB‹AD Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Kopuz yer ald›lar. TÜMB‹AD Genel Baflkan› Cevdet Akay, maç sonras› yapt›¤› konuflmas›nda ilkini düzenledikleri dostluk maç›n›n yo¤un ilgi görmesinden dolay› memnuniyetlerini dile getirdi ve maça kat›lan herkese teflekkür etti. TÜMB‹AD üyeleri aras›nda kaynaflman›n daha da artt›¤›n› belirten Akay, her y›l haziran ay›nda bu organizasyonu tekrarlayacaklar›n› ve TÜMB‹AD Dostluk Maç› olarak geleneksel hale getirmeyi düflündüklerini belirtti.

74


SPOR

Gelece¤in

Türk Sporcusu

Ben Milli Atlet Fadime SARI 22.11.1995 y›l›nda tokat ilinde merkeze ba¤l› dedeli köyünde çiftçi bir ailenin 3.çocu¤u olarak do¤muflum. Biz yedi çocuklu bir aileyiz benden büyük iki ablam, benden küçük üç erkek ve birde k›z kardeflim var. ‹lk ö¤renimi dedeli köyünde yapt›m köyümüzde 6,7,ve sekizinci s›n›flar olmad›¤› için tokat merkeze ba¤l› Yeflilova mahallesindeki Yeflilova ilkö¤retim okuluna devam ettim.okulum köyümüze yaklafl›k 4 km uzakl›kta idi ailemin maddi durumu iyi olmad›¤› için ben ço¤u zaman bu yolu yürüyerek gelir giderdim. Bu durum okul bitene kadar devam etti. Benim hayat›mda en önemli gün ö¤retmenimin bana 7. s›n›fta iken yar›fl var Fadime koflarm›s›n demesi olmufltur. Ben tabi ki evet cevab›n› verdim kat›ld›¤›m ilk yar›flta tokat ilkö¤retimler aras› yar›flta 1. oldum.

Bunun üzerine ö¤retmenim benim yetenekli oldu¤umu düflünerek emniyet spor atletizm tak›m› hocas› Muzaffer KAPLAN’a

haber vermifl, muzaffer hoca beni daha sonra yine Tokat ‹l merkezinde yap›lan okullar aras› bir yar›flta izlemifl ben de o yar›flta üçüncü olmufltum. Ama hocam beni çok be¤enmifl ve yar›fl-

koflmay› çok istiyordum hocama ben koflmak istiyorum dedim hocam bana koflman›n zor oldu¤unu karda k›flta s›cak ve so¤ukta antrenman yapt›klar›n› bu zor flartlar› kabul ediyorsan babanla görüflece¤im dedi bende büyük bir heyecanla kabul et-

tan sonraki gün okula gelerek benimle konufltu ve bana Emniyet Sporda koflmak isteyip istemedi¤imi sordu bende zaten

75


SPOR mifltim. Bundan sonra kendime güvenim gelmifl ve yar›fllardan korkmuyordum. 13 fiubat 2011 tarihinde Ankara ‹linde yap›lan Türkiye ferdi kros fiampiyonas› (Milli Tak›m Seçmesi) yar›fl›nda ben y›ld›z olmama ra¤men genç bayanlar kategorisinde Türkiye üçüncüsü olarak slovakyada yap›lacak olan Balkan fiampiyonas› Milli Tak›m›na seçildim. Yap›lan balkan fiampiyonas›n da 29 sporcu aras›nda 11. odum. Milli tak›ma girmem benim kendime güvenimi daha da art›rd› art›k di¤er yar›fllar› takip ediyordum yine 28-29 haziran 2011 tarihinde Mersin ‹linde yap›lan Türkiye Gençler fiampiyonas›n da 3000m de birinci oldum. 16-17 Temmuz 2011 tarihinde Edirne ‹linde yap›lacak olan Balkan Gençler Atletizm fiampiyonas›nda Türkiye yi 3000 m de temsil ettim.

tim. Daha sonra ki gün ö¤retmenim babam› ve muzaffer hocay› okula ça¤›rd› babamla Zahide ö¤retmenim ve Muzaffer hocam baya¤› konufltu ama ne yaz›k ki babam› ikna edemediler. Bu duruma ben çok üzülmüfltüm. Daha sonraki günlerde Muzaffer hoca tekrar babamla görüfltü babam yine koflmam› kabul etmiyordu ama hocam peflimi b›rakmad› ve üçüncü kez görüflmesinde babam› raz› etmeyi baflarm›flt› bende havalarda uçuyordum. O günün nas›l geçti¤ini hiç anlamam›flt›m. O günden sonra ben Muzaffer hoca nezaretinde antrenmanlara kat›lmaya bafllad›m. Ancak köyümüz Tokat merkeze yaklafl›k 8 km idi ailemin de maddi durumu iyi olmad›¤› için her gün dolmuflla gelip gidemiyordum sa¤ olsun hocam bana arada harçl›k verirdi onunla idare etmeye çal›fl›yordum ‹lk ö¤renimim bitti ve ben art›k liseye geçmifltim Muzaffer hocam bana hangi liseye gidece¤imi sordu ben de bilmiyordum hangisine gidece¤imi ve hocam bana ticaret lisesinde sporcular› ol-

76

du¤unu benimde oraya gitmem durumunda okul tak›m›n›n daha güçlü olaca¤›n› anlatt› bende kabul ettim ve Tokat Ticaret Anadolu Lisesine kayd›m› yapt›rd›m.ama

en büyük sorun kalacak yer idi babam yurtta kalmama raz› de¤ildi evli olan ablam Tokatta oturuyordu onun yan›nda kalmama ailem raz› olmufltu. Bu arada antrenmanlara devam ediyordum ilk kat›ld›¤›m 15 May›s gençlik koflusunda 15 sporcu aras›nda hepsi benden büyük ablalard› onlarda emniyet sporda idi ben bu yar›flta dördüncü olmufl ve hocam› çok mutlu et-

Bundan sonraki hedeflerim Balkan fiampiyonlu¤u, Avrupa ve Dünya fiampiyonalar›nda derece yapabilmek ve en çokta ülkeme olimpiyatlarda madalya kazand›rmakt›r. Benim kendimi gelifltirebilmem ve ileride

iyi bir sporcu olmam için her türlü deste¤i esirgemeyen Tokat ‹l Emniyet Müdürü Say›n Mustafa AKTAfi’a TÜMB‹AD Genel Baflkan› Say›n Cevdet AKAY’a ve de¤erli tüm üyelerine, , Emniyet Spor Kulübü Baflkan› Sinan ‹fiER‹YE ve Yöneticilerine bana verdikleri desteklerinden dolay› flükranlar›m› sunar›m…

TUMBIAD 3.SAYI  

TUMBIAD 3.SAYI

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you