Issuu on Google+

20

Haziran 2002

Devrimci Tutsaklar Teslim Alýnamaz! TC burjuva diktatörlüðünün ezilen ve sömürülenleri teslim almak, köleleþtirmek ve dikensiz gül bahçesinde düzenini sürdürmek için yürüttüðü burjuva saldýrýlarýn bir uzantýsý olan; devrimci-komünist tutsaklarý kimliksizleþtirme, teslim alma ve tasfiye etme yolu olarak gördüðü F tipi hapishane, hücre ve tecrit saldýrýsýna karþý devrimci-komünist tutsaklarýn baþlattýðý direniþ savaþý sürüyor. Bu savaþ deðiþik biçimler alarak ama teslimiyet dayatmasýný ölümüne reddederek iki yýldan fazla bir süredir (21 aydýr) sürüyor. Bu eþi görülmedik uzunluktaki, geçmiþ devrimci kararlýlýk, adanmýþlýk ve militanlýk örneklerine yenileri eklenerek sürdürülen direniþ boyunca 91 devrimci-komünist tutsak katledildi. Gerek dýþarýdan gereken desteðin verilememesi, gerek TC burjuva diktatörlüðü için devrimci-komünist tutsaklarýn örgütsel-siyasal tasfiyesinin, hücrelerde tecrit edilmesinin düzenin geleceði açýsýndan stratejik önemi nedeniyle uzlaþmaz bir tutum sergilemesi, katliam ve hücre-tecrit saldýrýsýný sürdürüyor olmasý, devrimcikomünist tutsaklarýn baþlattýðý direniþ savaþýnýn haklý ve meþruluðunu deðiþtirmiyor, anlam ve önemini ortadan kaldýrmýyor. Burjuva teslimiyet ve kimliksizleþtirme dayatmalarýna karþý baþ kaldýrmak býrakalým devrimcileri-komünistleri her insan için bir hak ve ödevdir. Devrimci tutsaklar bu hak ve ödevi layýkýyla yerine getirmiþlerdir/getirmektedirler. Henüz burjuvazinin bir uzlaþmaya yanaþmamýþ olmasý, istenilen taleplerin alýnamamasý sürdürülen mücadelenin anlamsýzlýðýný ve yenildiðini göstermez. Burjuva teslimiyet dayatmalarýna karþý, devrimci baþkaldýrý ve direniþ geleneðini sahiplenme, bu uðurda

bedel ödeme baþlý baþýna bir ideolojik-politik örgütsel kazanýmdýr. Devrimci moral deðerlerin sahiplenilmesi ve geleceðe taþýnmasýdýr. Bu anlayýþla devrimcikomünist tutsaklarýn baþlattýðý direniþ savaþýný baþýndan itibaren sahipleniyor, nasýl biterse bitsin, moral deðerlerimiz ve sýnýf mücadelesi açýsýndan devrimci bir kazaným sayýyoruz. Devrimci kamuoyundan öðrendiðimize göre bu direniþ savaþýnýn "ölüm orucu biçimine" bazý devrimci örgütler "28 Mayýs tarihinden itibaren" son vererek, içerde-dýþarda hücre ve tecrit saldýrýsýna karþý mücadeleyi "baþka araç ve biçimlerle" sürdürmeye karar vermiþlerdir. DHKP/C ve TKEP/L tutsaklarý ise "ölüm orucu"nu sürdürmekten yana karar vermiþlerdir. Düþmanýn "F tipi hapishane" adý altýnda devrimci-komünist tutsaklara dayattýðý teslimiyet saldýrýsýna, barikatlarda direnerek, çatýþarak, onlarca ölü ve yaralý vererek ve aylarý, mevsimleri, yýllarý bulan bir süre "ölüm orucuna" giderek, onlarca tutsaðýn sakat kalmasýný göze alarak karþý koyan devrimci güçlerin elbette ki, mücadele taktik ve tekniklerini deðiþtirmeye haklarý vardýr. Bunda bir yanlýþlýkta yoktur. Ama üzücü olan, bu veya baþka bir kararýn direniþ savaþý sürdüren tüm devrimci güçlerce ortaklaþtýrýlamamasýdýr. Düþmanýn karþýsýna ortak devrimci bir irade ile çýkýlamamasýdýr. Bu anlayýþla burjuvazinin içerde-dýþarda hücre ve tecrit saldýrýsýna karþý savaþmayý, savaþanlarla dayanýþmayý sürdüreceðiz. Direniþ savaþýnýn "ölüm orucu biçimine son veren" devrimci örgütlerin Yeniden Atýlým gazetesinde yer alan açýklamasýna aþaðýda yayýnlýyoruz.

***

“HALKIMIZA Emperyalizmin dünya halklarýna yönelik büyük çaplý saldýrýsýnýn parçasý olarak, ideolojik, siyasi kimliðimizi, fiziki ve sosyal varlýðýmýzý yok ederek, bizleri insanlýðýmýzdan çýkarmayý amaçlayan F tipi hücre ve tecrit terörüne karþý, insanlýk tarihine altýn harflerle yazýlacak bir direniþle yanýt veriyoruz. Ýnanýyoruz ki, direniþimiz, her milliyetten iþçi ve emekçilerin sömürü ve zulüm dünyasýndan kurtulma yolundaki dindirilemez özlemlerini de yansýtmaktadýr. Bizleri teslim almayý ve bu yoldan devrimci hareketi yenilgiye uðratmayý amaçlayanlara, ölümüne bir direniþle karþý durduk. Onurumuzu ve ideallerimizi koruduk, teslim olmadýk. Faþizmin bakanlarý, ideologlarý ve çanak yalayýcýlarý her türlü saldýrý ve oyuna raðmen engelleyemedikleri irademiz ve görkemli direniþimiz önünde eðilmek zorunda kaldýlar. Hücre hücre büyüttüðümüz direniþimizle faþizmin planlarýný bozduk, ideolojik, ahlaki ve moral bakýmdan biz kazandýk. Bu bakýmlardan devrimci iradenin üstünlüðü ve zaferi kesindir. Gelinen yerde ölüm orucu eylemimiz F tipi hücre, tecrit ve tretmana karþý mücadelemizde devrimci rolünü oynadý. Direniþimizin kahramanlarý, þehitlerimizin anýlarý önünde saygýyla eðilirken, her zaman onlarýn davasýna baðlý kalacaðýmýza söz veriyoruz. Faþizmin bütün pervasýzlýðýyla yürüttüðü ve þimdiye kadar 92 devrim savaþçýsýnýn hayatýna mal olan, yüzlerce arkadaþýmýzý sakat býrakan saldýrýlara karþý sürdürdüðümüz büyük direniþte yeni bir evreye geldik. Aþaðýda isimleri belirtilen davalardan yargýlanan devrimci tutsaklar olarak; deðiþik mücadele araç ve biçimleriyle sürdürmekte olduðumuz direniþimizin, ölüm orucu biçimini 28 Mayýs tarihinden itibaren sonlandýrýyoruz. Son verilenin sadece ölüm orucu eylemi olduðunu, hâlâ sürmekte olan hücre ve tecrit saldýrýsýna karþý direniþimizin kesintisizce devam edeceðini bir kez daha ilan ediyoruz. Devrimci tutsaklarýn teslim alýnanamayacaðý þimdiye kadar yürüttüðümüz mücadeleyle defalarca kanýtlanmýþtýr. Bu saldýrýlarý da püskürtecek, hücre ve tecrit terörünü yeneceðiz. F tipi hücre saldýrýsý tüm topluma yönelik bir saldýrýdýr. Hayatý hücreleþtirmeyi hedeflediði, geride kalan süreçte çok net bir þekilde açýða çýkmýþtýr. Dolayýsýyla, bu saldýrýlara karþý çýkmak tüm ezilenlerin görevidir. Meþru taleplerimiz, iþçi ve emekçilerin de talepleridir. Tüm ezilenleri bu taleplerimizi sahiplenmeye, hücre ve tecrit terörüne karþý mücadele etmeye çaðýrýyoruz. Devrimci tutsaklar teslim alýnamaz! Hücre ve tecrit terörünü yeneceðiz! Biz kazanacaðýz! TKP/ML, MLKP, TKP(ML), TÝKB, TDP, DÝRENÝÞ HAREKETÝ, MLSPB, TKP(K). Dava tutsaklarý adýna: Bayram KAMA, Yunus AYDEMÝR, Cemal ÇAKMAK, Kenan GÜNGÖR, Ay-tunç ALTAY, Ramazan SADIKOÐULLARI, Hasan YÜKSEL, Özgür ASLAN”

Komünist Devrim Hareketi/Leninist Merkez Yayýn Organý Haziran 2002 Sayý:34 F:1 Milyon TL.

Ne TC Ne de AB Burjuva Diktatörlüðü! Çözüm Proleter Devrimde Komünizmde! 15-16 Haziran, iþçi sýnýfýnýn sendika seçme özgürlüðünü kýsýtlayan, onu devlet eliyle kurdurulmuþ, sýnýf uzlaþmacýsý Türk-Ýþ'e mahkum etmeyi hedefleyen burjuva yasal düzenlemelere karþý bir isyan hareketidir. Burjuva saldýrýlara karþý çýkmak ve geri püskürtmek üzere, Ýzmit ve Ýstanbul'da üretimi durdurarak harekete geçtiði, o güne kadar kendi mücadele tarihinde bile görülmemiþ bir kitlesellik ve kararlýlýkla gerçekleþtirdiði bir sýnýfsal baþkaldýrý örneðidir. Devlet sendikasý Türk-Ýþ'e alternatif olarak kurulan DÝSK üyesi iþçilerin baþlattýðý bu büyük baþkaldýrý, Türk-Ýþ'li iþçileri, devrimci gençliði ve emekçileri de peþine takarak, sokaklara dökmüþ yürüyüþ güzergahlarýna kurulan asker, polis barikatlarýný parçalayarak, burjuva düzene tepkilerini haykýrarak alanlara toplamýþtýr. Barikatlarýn öfkeli ve kararlý iþçi sýnýfýnýn gücüne dayanamayýp yýkýlmasý ve aþýlmasý üzerine Ýstanbul'un iki yakasý arasýndaki ulaþým durdurulmuþ, Eminönü-Karaköy Köprüsü açýlmýþtýr. Farklý yürüyüþ güzergahlarýndan harekete geçen ve düzenin saldýrýsýna baþkaldýran iþçi sýnýfýnýn birleþmesi bu yolla engellenmeye çalýþýlmýþ, ama isyan yine de bastýrýlamamýþtýr. 15 Haziran günü yüz bine yakýn bir kitle düzenin saldýrýlarýna karþý harekete geçip sesini yükseltirken, 16 Haziran günü bu sayý ikiye katlanmýþ ve baþka illerde ve yurtdýþýndaki iþçiler ile devrimci öðrenci gençlik arasýnda da yankýlanmýþtýr. Türk-Ýþ sendikacýlýðýna sözde karþý olan DÝSK yöneticileri iþçi hareketi kontrollerinden çýkýp, bir ayaklanmaya ve düzenin polisiyle-komandosuyla çatýþmaya dönüþtüðü andan itibaren iþçi sýnýfýnýn karþýsýnda, düzenin yanýnda yer almýþlardýr. Ayaklanmayý bitirmesi için iþçi sýnýfýna düzenin radyolarýndan çaðrýlar yapmýþlar, bildiriler yayýnlamýþlardýr. Çatýþmalarda üç iþçi, bir emekçi katledilmiþ, bir de polis öldürülmüþtür. 15-16 Haziran iþçi ayaklanmasýný bastýrmakta zorlanan, acze düþen düzen 16 Haziran günü sýkýyönetim ilan etmiþ ve evlere baskýnlar düzenleyerek onlarca isyancýyý gözaltýna alýp tutuklamýþtýr. 15-16 Haziran günü korkudan Türkiye'yi terk eden bazý iþverenler, ayaklanmanýn bastýrýlmasýndan sonra yeniden "kabadayý" kesilip binlerce isyancý iþçinin iþine son vermiþlerdir. Bu yolla iþçi sýnýfýndan intikam almýþlardýr. 15-16 Haziran ayaklanmasý bastýrýlsa da, 274-275 sayýlý yasalarýn deðiþtirilmesine karþý tepkiler sürmüþtür. Daha sonra yasa deðiþiklikleri Anayasa Mahkemesi tarafýndan iptal edilmiþtir. Böylece, “hak verilmez, alýnýr” yasasý bir kez daha iþlemiþ oldu. *** TC burjuva diktatörlüðünün saldýrýlarýna bir tepki olarak baþlayan, bu saldýrýlarý geri püskürtmek üzere militan bir mücadeleye dönüþen, 15-16 Haziran 1970 Ýþçi Ayaklan-

masýnýn üzerinden 32 yýl geçti. Tariþ, DGM, Gazi, Kadiköy 1 Mayýs vb iþçi-emekçi ayaklanmalarý yaþandý. 15-16 Haziran ruhu bugüne dek farklý içerik ve biçimlerde yaþatýldý. Ýþçi ve emekçiler þimdi de burjuva saldýrýlar ve kuþatmasý altýnda. Ýþ ve iþ güvencesinden yoksun. Aðýr sömürü, çalýþma koþullarý ve sefalet dayatmasýyla karþý karþýya. Grevler “erteleme” saldýrýsýyla fiilen yasaklanýyor. Kürtler haklý ve meþru ulusal-kültürel haklarýndan dahi mahrum. Öðrenci gençlik, burjuva düzenin YÖK ve paralý-parasýz burjuva eðitim kýskacýnda. Paralý saðlýk, paralý eðitim, sosyal güvenceden yoksun çalýþma, sendikasýzlaþtýrma, öncüsüz býrakma vb burjuva saldýrýlarý gündemde. Futbol þovenizmi eþliðinde zamlar sürüyor. F tipi hapishane saldýrýsýyla bugüne dek 91 devrimci-komünist tutsak katledildi. Devrimci hareket tasfiye edilmek, iþçi ve emekçiler öncüsüz-örgütsüz býrakýlmak isteniyor. *** Kendi içinde ve uluslararasý alanda da rekabet, çýkar çatýþmasý yürüten burjuvazi; bu sömürü ve baský düzenini ayakta tutmak, yapýsal krizlerini atlatmak, iþçi ve emekçilerin yeni bir isyanýyla yüz yüze gelmemek için de ideolojik-politik ataklar geliþtirme ihtiyacý duyuyor. Sahte umut ve hayallerle iþçi ve emekçileri beklentiye sokmak, düzene ve burjuva seçeneklere yedeklemek-mahkum etmek istiyor. AB seçeneði, iþte bu ihtiyaçlarýn kesiþtiði burjuva ideolojikstratejik-politik bir ataktýr. Ýþçi-emekçilere, devrimci ve komünistlere, iþsizlere ve gençliðe, daha önemlisi Kürtlere yöneltilmiþ bir burjuva saldýrýdýr. Gerici bir reformdur. Sýnýf mücadelesinin her kritik dönemecinde olduðu gibi bugün de burjuvazinin en büyük destekçisi; sýnýf sendikacýlýðý ve mücadelesi anlayýþý yerine, sýnýf iþbirliði ve uzlaþmacýlýðýný öne çýkaran Türk-Ýþ, DÝSK, Hak-Ýþ vb düzen sendikalarýdýr. TÜSÝAD ve MGK ile omuz omuza iþçi ve emekçileri burjuva seçeneklere ve çözümlere mahkum etmek, AB arabasýna koþmak ve sýnýf mücadelesini sekteye uðratmak düzen sendikalarýnýn bugünkü misyondur. Bu durumu ÖÖ devrimcilik, komünistlik adýna "sendikal

Bu Sayýmýzda

2 Devrimci Parti Ýçin Örgütlü Hazýrlýk ............. 4 2 200 1 Mayýsý’nýn Gösterdikleri .................7 2 “2 Milyon Kamu Ýþçisinin Sesiyiz”......................8 2 Tüzük Bizim Ýçin Neyi Ýfade Ediyor?................9 2 Marks’tan Lenin’e Komünist Örgütlenme .... 10 2 Bolþevizmi Kazanacaðýz .................14 2 2002 1 Mayýs Gözlemlerim ................15 2 1 Mayýs ve Piknik’ten..........................................16 2 Maya’nýn Evrimi:Politik-Örgütsel Tasfiye ..... 17 2 Devrimci Tutsaklar Teslim Alýnamaz! .......... 20


2

Haziran 2002

kriz"olarak görmek ve tabana eylem çaðrýlarý yapmak ise kendi misyonunu bilmemek ve bundan yan çizmektir. Ýþçi sýnýfý ve toplumsal mücadelenin gerilediði, apoltizasyonun ayyuka çýktýðý, devrimci-komünist hareketin fiili ve ideolojik-politik-örgütsel tasfiye ile yüz yüze olduðu bir dönemde sendikalarýn da burjuva düzen yardakçýsý ve kuyrukçusu olmasý anlaþýlýr bir durumdur. Devrimci-komünist öncünün yürüttüðü mücadele ve etkinlikler sonucunda siyasallaþamamýþ, militanlaþamamýþ bir sýnýf hareketi ne sendika bürokratlarýna, ne de burjuva saldýrýlarýna raðmen ayaða kalkamaz. Kendi alternatif seçenekleri için mücadeleye atýlamaz. Geçmiþ isyan dönemlerine bu göz ve ölçüyle bakýlsýn. Bu dönemler devrimci mayalanmanýn açýða çýktýðý, genel bir politizasyonun söz konusu olduðu, sýnýftan kopuk ve komünist bir içerikten uzak olsa da, devrimci hareketin kendini hissettirdiði, düþman saldýrýlarýný kýsmen de olsa yanýtladýðý dönemlerdir. "Sendikal kriz" devrimci önderlik boþluðunun ve krizinin sýnýf içindeki yansýmasýnýn adýdýr. *** Emperyalist-kapitalist gericilik dünya çapýnda yayýlarak, yeni biçimler alarak sürüyor. Dünya iþçi ve emekçilerine ulusal-bölgesel burjuva diktatörlükleri, uluslararasý askeri, (NATO) iktisadi (IMF, DB, DTÖ vd.) örgütlenmeler aracýlýðýyla, burjuva kuþatma ve saldýrýlar eþliðinde sömürü, iþsizlik, sefalet ve kölelik dayatýlýyor. TC burjuva diktatörlüðü de bu durumu kendi lehine çevirmek, ulusal ve bölgesel baský ve sömürüsünü artýrarak kalýcýlaþtýrmak, içinde bulunduðu burjuva iktisadi-siyasi krizleri aþmak istiyor. Buna çözüm olarak da, içte devrimci ulusal-sýnýfsal hareketleri bastýrmayý, düzene yedeklemeyi; dýþta emperyalist-kapitalist yayýlma ve yaðmadan pay kapmayý görüyor. Yani alt-emperyalist bir konuma sýçramayý hedefliyor, hayal ediyor. Devasa askeri-iktisadi güce ve ileri teknolojiye sahip emperyalist-kapitalist güçlere raðmen bunu baþarmasýnýn bilinen ve en kestirme iki yolu olduðunu görüyor ve burjuva iktisadi-siyasi geliþmeler ýþýðýnda her geçen gün bunu yeniden öðreniyor. Geri veya orta derecede geliþmiþ bir kapitalist gücün alt- emperyalist bir güç haline gelmesi için; ya mevcut emperyalist-kapitalist güçlerle rekabete girerek yarýþmasý, ya da savaþmasý gerekiyor. Oysa TC burjuva diktatörlüðü, bunlarla ne iktisadi-teknolojik alanda yarýþabilecek, ne de askeri bakýmdan savaþabilecek durumdadýr. Ýktisadi-teknolojik yarýþta baþarýsýz olacaðý baþtan bellidir. Emperyalist-kapitalist bir paylaþým savaþýný ise; içteki devrimci ulusal-sýnýfsal dinamiklerin tehdidi, diðer dezavantajlarý ve yenilgi riski taþýmasý nedeniyle göze alamamakta ve tercih etmemektedir. Ama iktisadi-siyasi krizlerini geçici de olsa çözme zorunluluðu onu yine de alt-emperyalist bir konuma sýçramaya, iç pazarda tüketemediði üretim fazlasýný dýþ pazarlara sürmeye zorluyor. Ýþte bu çok yönlü iliþki ve çeliþkiler içerisinde iktidarýný sürdürmeye çalýþan TC burjuva diktatörlüðüne bir tek çýkýþ yolu kalýyor: Kendinden geri kapitalist güçlere, ulusal ve bölgesel planda ezilen-sömürülen durumdaki iþçi ve emekçilere tehditler savurmak, meydan okumak, baský ve þiddet uygulamak; kendinden güçlü emperyalist-kapitalist güçlerle iyi geçinmek-boyun eðmek ve uzlaþmak! TC burjuva diktatörlüðünün bugün yürürlükte olan iktisadi-siyasi stratejisi bu ekonomik-politik yasalara göre þekilleniyor. Mevcut güçleri ve ihtiyaçlarý temelinde ya sorunlarý çözmekle, ya da çözülmekle karþý karþýya bulunan TC burjuva diktatörlüðü her türlü ilkesizliði, tutarsýzlýðý ve ezilensömürülen kitlelerin tepkisini göze alarak ABD ve AB'li emperyalist-kapitalist güçlerle uzlaþýyor, uzlaþmanýn yollarýný arýyor. Dünyaya hükmeden emperyalist-kapitalist güçlerin yanýnda bölge halklarýyla ve burjuva devletleriyle

savaþýyor, savaþmaya hazýr bir pozisyonda bekliyor. Çünkü, henüz bu emperyalist-kapitalist güçlerle ne iktisadi-teknolojik yarýþmayý, ne de askeri alanda savaþmayý göze alabiliyor. TC, bu durumda çareyi ABD'nin, AB'nin emir komuta zinciri altýnda hizaya girmekte buluyor. Türkiye burjuvazisi, AB ve ABD bu durumun farkýndadýrlar. Karþýlýklý çýkar iliþkilerini bu duruma göre düzenlemeye, paylaþýlmaya ve yaðmalanmaya müsait bölgelerden birlikte çýkar saðlamaya "stratejik ortaklýk" diyorlar ve mevcut durumdan vazife çýkarýyorlar. Amaca ulaþmak için; ayný oranda olmasa da, birbirlerine ve iþbirliðine ihtiyaçlarý olduðu açýktýr. Emperyalist-kapitalist güçler TC'nin jeopolitik, tarihsel-kültürel-askeri konumundan dolayý, Avrasya ve Ortadoðu'da emperyalistlerin iyi bir mýzrak ucu olacaðýný düþünmektedirler. TC, AB için Asya'yla-Avrupa'yý birbirine baðlayan bir köprü, Kafkas doðalgazý ve petrolünü Avrupa'ya aktaracak bir ara istasyon, gerektiðinde bölge halklarýyla savaþa sürülecek askeri bir güçtür. Bu nedenle AB içine çekilmeye çalýþýlmakta ve bunun yolu gösterilmektedir. TC'de ABD ve AB ile girdiði mevcut iliþki ve çeliþkileri kendisi için bir fýrsat saymaktadýr ve bu bölge halklarýnýn sömürülmesinden-soyulmasýndan küçük de olsa, kendisine de bir pay verilmesi karþýlýðýnda ve beklentisi içerisinde mýzrak ucu, köprü ve ara istasyon olmaya gönüllü olarak adaydýr. *** Çaðýmýzda, bazýlarýnýn sandýðý gibi iktisadi-siyasi iliþkilere "vatanseverlik" ve "vatan hainliði" deðil, burjuva ekonomik-politik iliþkiler yön vermektedir. Kapitalizm sýnýfsal barbarlýk ve çýkar (kâr) üzerine kurulu bir düzendir. Kapitalistlerin dünya iþçi ve emekçilerini sömürme ve dünyayý yaðmalama yoluyla elde ettikleri, ya da edecekleri kârý nasýl bölüþecekleri, sömürü ve yaðmadan kimin ne kadar pay alacaðý tamamen kendi sorunlarýdýr. Ýþçi ve emekçilerle öncülerini ilgilendiren bu yaðma ve sömürüyü ulusal ve uluslararasý alanda durdurmak ve buna son vermektir. Komünist siyaset, bunun yolunu göstererek diðer siyasetlerden ayrýlýr. Muhaliflikle, düzen içi önerilerle, reformlarla yetinmez, köklü, alternatif çözümler, toplumsal projeler üretir. Ulusal veya uluslararasý burjuvazinin belirlediði gündemlere hapis, ileri sürdüðü ikilemlere tabi olmak, bunlar arasýnda gidip-gelmek ya da saf tutmak devrimcilik, komünistlik deðildir. Devrimci komünistler baþka konularda olduðu gibi TC'nin Avrupa Birliði'ne girmesi-girmemesi sorununda da kendi alternatiflerini ileri sürmek bunun propagandasýný yapmak, kavgasýný vermekle yükümlüdürler. Bazý emperyalist-kapitalist devletlerin ortak burjuva iktisadi-siyasi diktatörlüðünden baþka bir þey olmayan AB ile, Türkiye burjuvazisinin diktatörlüðünden baþka bir þey olmayan TC arasýnda taraf olunamaz. Komünistler küçük hayduttan kurtulmak isterken büyük haydudun pençesine düþme tercihi yapamazlar. Ýþçi ve emekçilere böyle bir yol göstermek, bu yolun "demokratikleþme", "insan haklarý" ve diðer "hak ve özgürlüklere" kavuþmanýn yolu olduðunu savunmak, iþçi ve emekçilerin hak alma ve özgürlük mücadelesine düpedüz ihanettir. Ýþçi ve emekçileri aldatmaktýr. Emperyalist-kapitalist güçlerin kuyruðuna takýlmak, onlarla sýnýf iþbirliði yapmaktýr. Ezilen ve sömürülenlerin gerçek kurtuluþ yolu proleter devrimdir. Sýnýrsýz, sýnýfsýz ve sömürüsüz komünist bir dünya düzenidir. Gönüllülük ve eþitlik çerçevesinde gerçekleþecek olan, uluslararasý iþçi-emekçi sovyetleri cumhuriyetidir. Durum bu kadar net ve açýk olmasýna raðmen, burjuvaziden her alanda köklü kopuþlar gerçekleþtirememiþ siyasi akým temsilcilerinin kafalarý burjuva politik ataklar karþýsýnda iyice karýþmýþtýr. Bunlar, tekelci-iþbirlikçi burjuvazinin belirlediði "AB trenini kaçýrmama" gündemi ve

Leninist Iþýk tileþme stratejinin motor gücü olduklarýný da kamuoyuna deklere etmiþlerdir. Ancak söz konusu partileþme stratejisi ve platform önerisi yaþamda somutlanamamýþ, býrakalým daðýnýk durumdaki komünist güçleri partileþme hedefinde ortaklaþtýrmasýný, bu stratejiyi ortaya atanlar bile bir daðýlma ve bölünmeyle yüz yüze kalmýþlardýr. Daðýlma ve bölünmenin akabinde oluþan gruplar ilk dönemde platformun ismini kullanmýþ daha sonra platformdan kaçýþta birbirleriyle yarýþa girmiþlerdir. Gelinen aþamada "motor gücü" olduðunu iddia eden Maya çevresi dahil olmak üzere Leninist devrimciler dýþýndakilerin hepsi bu platformdan ve gereklerini yapmaktan kaçmýþlardýr. Artýk bu önerinin geleceðini somutlamak bizim boynumuza bir borç olarak kalmýþtýr. Maya çevresi DPG'nin "motor gücü" olamamýþ, baþladýðý her iþte olduðu gibi bu iþte de sorumsuzca davranarak bu öneriyi sonuçlarýna götürememiþ, daha vahimi ise bu platform zeminini neden terk ettiðine iliþkin bir açýklama yapma ihtiyacý dahi hissetmemiþtir. Devrimci sorumluluk ve ciddiyetten yoksun olduðunu bir kez daha sergilemiþtir. Dün varlýk zemini olarak tarif ettiði bir zemini, bugün terk ettiðini bir yazýnýn arasýna þu cümleleri sokuþturarak ilan ediyor: "Devrimci parti güçleri adýyla ortaya konulan partileþme stratejisi de, yeni durum ve gereksinimlere uygun olarak farklý bir biçime bürünmüþ durumda."(Maya sayý 10, S.3) Açýkçasý ne yazýnýn tamamýndan ne de alýntý olarak aldýðýmýz cümleden, bu farklý biçimlere iliþkin bir veri elde etmemiz mümkün olmadý. Ancak Maya çevresine hakim olan oportünizmi çok iyi bildiðimiz için, bunu yorumlamamýz bizim açýmýzdan zor olmayacaktýr. Mayacý oportünizm "motor gücü" olmayý baþaramadýðý, býrakýnýz kendi dýþýndaki devrimci parti güçlerini ve daðýnýk durumdaki komünist kadro potansiyellerini ayrýþtýrýp saflaþtýrmayý, kendi zeminden kopan gruplarla dahi bu platformda birlikte durmayý baþaramadýðý oranda, bir sýr gibi sakladýðý bir çevreyle teorik bir yayýn etrafýnda yan yana gelmek için bir anda "kaporta" oluvermiþtir. Üstelik, politik-örgütsel iniþ çýkýþlarýn bini bin para dedirtircesine. Daha kýsa bir süre önce Parti Yolunda isimli dergide :" Bu perspektif, bugün ilk ortaya koyduðumuz halinden çok daha somutlanmýþ durumdadýr. Ortaya koyduðumuz ve hedeflediðimiz biçimde geliþmese de, bu perspektif parti inþasý bakýmýndan gerisine düþemeyeceðimiz bir eþiði ifade etmektedir." Dün böyle derken, bugün sanki bu platform önerisini kendisi ortaya atmamýþ, "motor gücü" olduðunu ilan etmemiþ, ve yukarýda alýntý yaptýðýmýz iddiayý kendisi ileri sürmemiþ gibi davranarak bu platform önerisini, partileþme stratejisini el çabukluðuyla ve hiçbir açýklama yapmadan terk edebiliyor. Üstelik, "yeni bir dönem" tespiti yaparak devrimci hareket içerisinde yaþanmasý olasý ayrýþmalardan teorik bir dergi ile fýrsatçý ve oportünist bir duruþla yararlanmak hayalleri eþliðinde bunu yapmaktadýr. Ciddiyetsizliðin en alasýný bu topraklardaki devrimci hareket tarihine yazmayý bir marifetmiþ gibi sunarak. Bizler bu oportünist anlayýþla yolumuzu ayýralý ve mahkum edeli 3 yýl oldu. Tasfiyeciliðin en revaçta yoluna girmiþ, varlýk zeminini yasal olanaklara dayanarak bir dergi etrafýnda durmak, devrimci hareket içerinde yaþanmasý muhtemel herhangi bir ayrýþma sonucunda fýrsatçý bir mantýkla bu ayrýþmadan pay kapmaya çalýþmak olarak ifade eden eski Maya yeni Enternasyonalist Perspektif çevresinin bu anlayýþý bizden uzak olsun... Ve oportünizm yine kendinden bekleneni yaparak; bedel ödeyen, düþmanla birebir dövüþte usta devrimci hareketin kadrolarýný, teori ürettikleri sýrça köþklerinde beklemeye devam ettiklerini ilan ediyor. Biz biliyoruz ki; devrimci hareketin içinden geçtiðimiz dönemde ödenen bütün bedellere raðmen kendi örgüt zemini terk edip, bu zemini aþan bir örgütsel duruþ ortaya koymak yerine, örgüt ve siyasetten koparýlmýþ bir ideolojik-teorik üretimle zeminini tanýmlayan bir dergi

19

çevresine gidecek olan kadrolar, devrimci partinin hazýrlýk görevlerini omuzlayabilecek kadrolar olmayacaklardýr. "Araçlarý amaçlaþtýrmama", "statükocu olmama", "teorik yayýn çýkarma" adý altýnda politik-örgütsel tasfiyeciliðe pupa yelken gidenlere, geçmiþte birlikte belirlediðimiz "Somut ve Acil Görevler"in 7.maddesindeki ölçülerimizi ve tasfiyeciliðin "en revaçtaki biçimini" hatýrlatmak isteriz: "...legal, maddi ve teknik fýrsatlara yaslanarak yayýn çýkarmayý ve legal çalýþma yollarýný devrimci bir örgütün araç ve faaliyetleri olarak deðil, devrimci bir partiyi yaratma yollarý olarak ele almak da bu görevi askýya alýp, öncelikleri tersyüz etmenin en revaçta biçimlerindendir; tasfiyeciliðin en yaygýn kýlýfýndandýr." (Komünistler Ne Ýçin Nasýl Mücadele Etmeli? S.44) Aydýn oportünistlerimizin bugün geldikleri yeri, çok önceden yukarýda görüldüðü gibi, ve hep birlikte çarpýcý biçimde tanýmlayýp adýný koymuþtuk. Bu tanýmdan açýkça görülmektedir ki; Maya'nýn evrimiyle arkasýnda duran öznenin evrimi birbirine sýký sýkýya baðlýdýr ve tam bir kader birliði içindedir. Ýkisi de üç önemli evreden (dönemden) geçmiþtir. Birinci dönem; devrimci parti ihtiyacýnýn ve parti öncesi örgütlü hazýrlýk döneminin, devrimci ideoloji-teori, örgüt ve politika ihtiyacýnýn bir bütünlük içerisinde ortaya konduðu ve mevcut örgütlü güçlerden-araçlardan hareketle çözülmeye çalýþýldýðý, örgütsel ve politik bir devinim içerisinde kendinden öte devrimci-komünist güçleri etkileme ve kazanma doðrultusunda esaslý adýmlarýn atýldýðý dönemdir. Ýkinci dönem; geliþen, çeþitlenen güç ve araçlarýn devrimci bir önderlik iradesi ile yönlendirilip ileri sýçratýlmasýný dayattýðý dönemdir. Bu dönemin hakkýný verebilecek devrimci bir önderlik iradesinden yoksunluk ve düþman saldýrýlarý ileriye çýkamayanlarý geri düþürmüþ ve örgütselpolitik bir daðýlma-bölünme sürecine girilmiþtir. Bu süreçte güçler daðýlmýþ, araçlar iþlevini yerine getiremez olmuþtur. Yeni araçlar ortaya çýkmýþtýr. Maya bu olumsuz süreçten payýna düþeni fazlasýyla almýþ ve ben merkezci, aydýn oportünist bir kesimin elinde kalmýþtýr. Örgütlü güçlerin politik faaliyette kullandýðý bir araç olma özelliðini yitirerek biçim ve içerik deðiþtirerek teorik bir yayýn olma yoluna sokulmuþtur. Arkasýndaki güçler de örgütsel-politik faaliyetten giderek uzaklaþmaya ve teorik faaliyeti yüceltmeye baþlamýþlardýr. Üçüncü dönem; Maya'nýn arkasýnda duran güçlerin daha da daraldýðý, dýþýndaki benzer güçlerle arasýndaki mesafenin daha da açýldýðý içinden geçtiðimiz dönemdir. Maya'nýn arkasýndaki güçler ileri çýkamadýklarý, kendi geçmiþleriyle, aydýn oportünisti örgüt, önderlik ve siyaset anlayýþlarýyla devrimci bir muhasebeye giremedikleri için geri düþmüþler, gericilik dönemine ayak uydurarak savunma pozisyonu almýþlardýr. Savunmacý pozisyonun en bilinen yolu olan legalist-tasfiyeciliðe yönelmiþlerdir. Örgütsel ve politik iddialarýný ve kimliklerini bir kenara býrakarak, legal olanak ve araçlara tüneyerek "ideolojik-teorik derinleþmeye" karar vermiþlerdir. Bu tasfiyeci yönelim, politik bir faaliyetin ve daðýnýk durumdaki Devrimci Parti Güçlerini buluþturmanýn bir aracý olarak yayýna baþlayan Maya'ya artýk ihtiyaç duymamakta ve tasfiye etmektedir. Üçüncü dönem, örgütsel-politik mevzilerden 'ideolojik-teorik mevzilere" geri çekilme ve baþka araçlarýn yaný sýra Maya'nýn da tasfiye edilmesi dönemidir. Hem de teorik yayýn çýkarma adýna! Çýkardýklarý yayýnlarda tasfiyeciliðin dönemleri üzerine çetele tutanlarýn son hýzla ayný yola girmeleri devrimci siyaset açýþýndan trajedi olsa gerek.

E. Yoldaþcan


18

Haziran 2002

yerine getiremediðinin muhasebesini yaparak, misyonunu yerine getirebilecek bir çizgiye kavuþmasýný saðlamaya çalýþmaktýr. Çünkü Maya'nýn yayýn hayatýna baþladýðý dönem ve ihtiyaçlar deðiþmemiþtir. Bu ülkede hala bir devrimci parti ve program yoktur, komünist kadro potansiyelleri hala daðýnýk durumdadýr. Ve kim ki; bu komünist kadro potansiyellerini ideolojik-teorik sýrça köþklerinden doktrinerce vaaz vererek saflaþtýrýp odaklaþtýracaðýný iddia ediyorsa, aslýnda tasfiyeciliðe pupa yelken gitmekte olduðunu ilan ediyor demektir. Maya Gazetesinin yayýnýna son vermesinin asýl nedeni, bu yayýnýn arkasýnda duran güçlerin ileri çýkamadýðý her durumda geri düþmesidir. Giderek politik-örgütsel bakýmdan iddiasýzlaþmasý ve gelinen yerde tasfiyeciliði kurtuluþ olarak görmesidir. Devrimci Ýdeoloji-Teori ve Örgüt Sorunlarýna Aydýnca Yaklaþýmýn Bedeli Tasfiyeciliktir. Mayanýn arkasýnda duranlar, 9 yýlý aþkýn tarihleri süresince ideoloji-teori ve örgüt sorunlarýna hep aydýnca bir bakýþ eðilimini içinde barýndýrmýþ, '98 bölünmesinde bu eðilimin temsilcisi olduklarýný ispatlamak istercesine hareket etmiþlerdir. Bu güne gelindiðinde ise, artýk baþka bir iddia ve yönelimleri olmadýðýný açýkça ilan edercesine legalist-tasfiyeci bir çizgiye oturmuþturlar. Gelinen noktayý daha iyi anlamak için Maya'nýn arkasýnda duranlarýn bölündüðü '98 Aralýk dönemine gidip Leninist Iþýk'ýn 1'inci özel sayýsý olarak çýkan deklerasyona bir göz atalým. "... Ýdeolojik çizgisi her komünistin paylaþabileceði genel ve ilkesel bir çizgidir. Komünist hareketin 150 yýllýk tarihinden süzülmüþ, amaç, ilke ve öncelikleri içermektedir. Bunda da bir yanlýþlýk yoktur. Ama oportünist kanadýn el çabukluðuyla üzerini örtmeye çalýþtýðý bir gerçek var ki, bu mýzraðý hiçbir çuvala sýðdýrmak mümkün deðildir. Ýdeolojik çizgimizi derinleþtirmek, yetkinleþtirmek ve pratikle baðýný kurmak, somutlamak görevini hiçbir zaman küçümsemedik, üzerinden atlamadýk. Tam tersine yola çýktýðýmýz andan itibaren bunu 'ideolojik-teorik yeniden üretim' adýyla önümüze iþ, hedef olarak koyduk... Oportünist kanat görev ve sorumluluklarýný yerine getirmemesini kuruluþ ve toparlanma döneminde ideolojik-teorik görevlerin savsaklanmasýnýn politik-örgütsel sonuçlarý olduðunu kabullenip, hem hareketin mensuplarýnýn hem de dýþýmýzdaki parti güçlerinin üzerindeki güven bunalýmýný körükleyici, daðýtýcý etkilerini açýkça ortaya koyarak, bunun sorumluluðunu üstlenip, aksattýklarý görevlere yoðunlaþacaklarýna; var olanla yetinmeyi tercih etmekte, savunma mantýðýyla hareketin bunalýmýný keyfi ve eklektik bir yöntemle izaha çalýþmaktadýr." Yukarýda ifade ettiðimiz gibi oportünizm her dönem önüne ideolojik-teorik görevler koymuþ, ancak hiçbir dönem üzerine aldýðý bu sorumluluðu yerine getirememiþtir. Ve yine her dönem ideolojik teorik alanda giderilmesi gereken ihtiyaçlar tespit etmiþ, bunlarýn giderilmesi sorumluluðunu üstlendiðini devrimci kamuoyuna ilan etmiþ, hatta bunlarýn eksikliðini ifade ettiði, tespit ettiði yazýlarý baþlý baþýna birer teorik ürünmüþ gibi sunmuþ, ancak bu alanda üzerine düþen, üstlendiðini ilan ettiði hiçbir ideolojik-teorik görevi sonuçlandýrmayý baþaramamýþtýr. Ama o, yine teoriyi-ideolojiyi en iyi bilendir(!) hatta diðer bütün alanlardaki duruþunu tasfiye ederek, varlýk zeminini sadece teorik üretimle sýnýrlayacak kadar teorisyendir. Yani teorik sorunlara aydýnca bakýþý dahi teorize edebilecek kadar teorisyen... Bakýnýz yine geçmiþ muhasebeyi matematiksel bir yöntemle yapmaya çalýþtýðý, ideolojik teorik sorunlarýnýn önemine iþaret ettiði bir dönemi daha hatýrlatmakta fayda vardýr. 2000 yýlýna girildiðinde oportünizm teorik üstünlüðünü(!) hatýrlayarak, teorik sorunlarýn önemini teorize

etme yöntemine devam ederek bir teorik yayýn çýkarmaya baþlamýþtýr. Parti Yolunda adýný koyduðu bu yayýn da, Maya'nýn akýbetiyle sonuçlanmýþtýr. O, bu yayýnda da teorik sorunlarýn çözümüne yoðunlaþacaðý ve ideolojikteorik yeniden üretim alanýnda altýna girdiði, kamuoyuna yýllardýr tekrar tekrar ilan ettiði üretimleri gerçekleþtirmek yerine, teorik sorunlarýn ne kadar önemli olduðunu hatýrlatmýþ ve bunlarý çözeceðine iliþkin beyanatlarýný sürdürmüþtür. Teorik sorunlarýn önemini teorize etme yöntemini de... Bunun nedeni de açýktýr. Saflarýmýzda ortaya çýkan, yolumuzu ayýrdýðýmýz aydýn oportünizmi, ideolojik-teorik sorunlara keyfi ve tek yanlý bir yaklaþým içindedir. Ýdeoloji ve teoriyi örgüt-siyaset zemininden kopararak ele aldýðý sürece, ne bu görevlerin üstesinden gelmeyi baþaracaktýr, ne de ideolojik-teorik üretim diye sunduklarý devrimci bir partinin yaratýlmasýna hizmet edecektir. Aydýn oportünizminin, Parti Yolunda isimli derginin 2.sayýsýnda "Komünist Platformun Evrimi" baþlýðýyla sözde ideolojik sorunlara iliþkin yaptýðý muhasebe hatýrlanacak olursa, orda da yukarýda ortaya koyduðumuz yöntemin aynýsýný görmek mümkündür. Buna iliþkin olarak da Leninist devrimciler Leninist Iþýk sayfalarýndan kapsamlý bir deðerlendirme yapmýþlardýr. "Sözkonusu yazýda ideolojik-teorik görevler konu edilerek, bu alandaki hedefler ve eldeki verilerin bir deðerlendirmesi yapýlmýþ, matematiksel iþlem uygulanarak "baþlangýçtakiyle kýyaslanmayacak bir birikim elde edildiði" sonucuna varýlarak, her ne kadar yazýda böyle bir eleþtiriyle karþýlaþýlacaðý kabulü üzerinden "günah çýkarmaya çalýþmadýk"larý vurgusu yapýlsa da yazýnýn geneline böyle bir havanýn hakim olduðu görülmektedir. Ýdeolojiye dokrinerce yaklaþýmýn tipik örneklerini her satýrda gördügümüz yazý; geçmiþi devrimci bir muhasebeye tabi tutmaktan uzak bir anlayýþla kaleme alýnmýþtýr. Zira; devrimci muhasebe yöntemi; belirlenen hedeflere ulaþýlýp ulaþýlmadýðýný test ederken, hedefler ortaya konduktan sonra, eldeki veriler, birikimler, devrimci kamuoyu ve kýsmen de olsa sýnýf hareketi nezdindeki durum göz önünde bulundurularak deðerlendirmeyi þart koþmakla birlikte, hedeflerle orantýlý bir baþarýdan bu bakýþ açýsýyla söz edilmesini olanaklý kýlar. Baþarýsýzlýk tespitine de ayný yöntemle varýlýr. Ayrýca devrimci yöntem, yapýlan baþarýsýzlýk tespitinin nedenleri, nesnel ve öznel koþullar göz önünde bulundurularak bütün açýklýðýyla ortaya konmasýný þart koþar. Yazýnýn devrimci yöntemlerden kaçýþý simgeleyen bir baþka yönü; ideolojik-teorik alandaki hedef ve sonuçlarý genel örgüt ortamýndan birkaç deðinme dýþýnda koparma tarzýný benimsemesidir. Oysa komünistler, ideolojik-teorik ve politik baþarý veya baþarýsýzlýðý örgütlü mücadeleye katkýlarý çerçevesinde deðerlendirirler/deðerlendirmek zorundalar. Tersi bir bakýþ, ideolojiye aydýnca bakýþ hastalýðýyla muzdarýp olanlarýn yöntemidir." Bu alýntýdan da anlaþýlacaðý üzere Maya'nýn arkasýnda duranlar bu yöntemi artýk içselleþirmiþlerdir ve her yeni soruna bu yöntemle yaklaþmaktadýrlar. Devrimci Parti Güçleri Partileþme Stratejisi Ve "Motor" Güç Nasýl "Kaporta" Oldu? "Devrimci Parti Güçleri Platform Önerisi" arkasýnda duran öznenin bir partileþme stratejisi olarak ortaya konmuþtur. Bu partileþme stratejisinde amaç ilke ve öncelikler tespit edilmiþ, somut ve acil görevler belirlenerek, bu somut ve acil görevlerin öncelikle platform önerisini ortaya atan ve bu partileþme stratejinin arkasýnda duranlar tarafýndan iþ-görev edinileceði devrimci kamuoyuna ilan edilmiþtir. Bu partileþme stratejisi esasen daðýnýk durumdaki komünist kadro potansiyellerini ayrýþtýrma saflaþtýrma ve devrimci bir partinin yaratýlmasý görevlerine yoðunlaþtýrma hedefiyle ortaya konmuþtur. Bu iddia ve çözümü ortaya atan ve arkasýnda durduðunu ilan edenler, bu par-

Leninist Iþýk "AB'ye girmek-girmemek"ikilemi etrafýnda saf tutmakta ve "bir bardak suda fýrtýnalar" koparmaktadýrlar. Devrimci demokrat, merkezci melez, liberal sol ve burjuva devlet solu kapitalist-emperyalist yasalarý, burjuva siyasal geliþmeleri anlamak ve kavramakta zorlandýklarý ölçüde TC'nin AB ile entegre olmasý veya olmamasý ekseninde taraf oluyor ve saflaþýyorlar. Kimisi "ulusal deðerler ve baðýmsýzlýk" adýna TC'nin AB'ye girmesine karþý çýkarken, kimisi de TC'nin AB'ye girmesiyle birlikte "Türkiye'ye demokratikleþme ve refah" geleceðini sanýyor ve hayal kuruyor. Devrimci demokrat ve merkezci melez akýmlarýn temsilcileri ise; Türkiye burjuvazisinin ve siyasi temsilcilerinin nasýl da "gerçek milliyetçi" olmadýðýný, anadan doðma "köle" ruhlu olduklarýný yazýp çizmeyi devrimci teþhir sanýyorlar. "Anadilde eðitim", "Kürtçe yayýn", "idamýn kaldýrýlmasý" gibi burjuva tavizleri ya küçümsüyor, ya da abartýyorlar. Bu tavizleri, kimisi TC'nin kurnazlýðý-lütfu olarak görürken, kimisi de AB'nýn dayatmalarýnýn sonucu olarak görüyor. Oysa emperyalizm çaðýnda ne AB ne de TC burjuvazisi, iþçilerin ve emekçilerin demokratik haklar alanýný geniþletebilecek ilericiliðe ve misyona sahip olamaz. Dolayýsýyla AB’ye üyelik sonucunda “demokrasi mi gelir?”, “baðýmsýzlýk mý elden gider?” kabilinden tartýþmalar anlamsýzdýr. Yeni hak ve özgürlüklerin ancak ve ancak uðruna mücadele edildiði takdirde burjuvaziden koparýlýp alýnabilecektir. Avrupa iþçi sýnýfýnýn görece geliþkin hak ve özgürlüklere sahip olmasý da burjuvazinin bir lütfu deðil, doðrudan onlarýn kitlesel ve kararlý mücadelelerinin bir sonucudur. TC'nin AB'ye boyun eðmesine, emperyalistlerle iþbirliðine girmesine karþý çýkmak ve önemsiz olduklarý gerekçesiyle Kürtlerin haklý ve meþru demokratik-kültürel haklarýna ya karþý çýkýyorlar, ya da es geçiyorlar. Dün ayrý devlet istiyor diye devrimci PKK'yi bölücülükle suçlayanlar, bugün Kürt burjuva liberal siyasetinin temsilcisi PKK'yi bunu istemiyor, kýrýntýlarla yetiniyor diye hainlikle suçluyorlar. Peki Ýþin Aslý Nedir? TC'nin ve AB'nin Kürtlerin yanýnda olduðunu düþünmek hem gerçek dýþýdýr, hem de saçmadýr. TC'nin kuruluþundan bu yana Kürt politikasý; inkar, ilhak ve imhadan ibarettir. AB ve ABD de bu politikaya yýllarca ses çýkarmamýþlardýr. TC'nin sömürgeciliðe ve imhaya dayalý Kürt politikalarýna seyirci kalmýþ ve destek olmuþlardýr. A. Öcalan'ý paketleyip TC'ye teslim eden de onlardýr. O halde þimdi neden TC'ye karþý "Kürtlerin hamiliðine soyunuyorlar?" AB'ye girebilmesi için TC'ye "Kürtçe eðitim, Kürtçe yayýn", "Öcalan'ýn asýlmamasýný" ve bazý gerici "reformlarý" dayatýyorlar? Bütün bunlar, Türkiye'deki siyasi-iktisadi istikrarý ve TC kapitalist düzeninin tekelci-iþbirlikçi burjuvazi lehine yeniden yapýlanmasý adýna, sermayenin ve siyasetin bu kesimin elinde daha da merkezileþmesi için yapýlmaktadýr. Kürtlerle, iþçi ve emekçilerle kýran kýrana bir mücadele içinde olan siyasal çalkantýlar-iktisadi krizler içinde debelenen, yönetememe krizi yaþayan bir TC'yi AB, içinde ne yapsýn? Böyle bir TC, AB'nin Avrasya ve Ortadoðu'daki çýkarlarýna hizmet edemez. Devrimci PKK öncülüðünde baþlatýlan "Özgür, Birleþik Sosyalist Kürdistan" mücadelesi büyük bedeller sonucu Kürtleri ulusal-toplumsal bir güçdinamik haline getirmiþtir. '90'lý yýllardan itibaren devrimcilikten Kürt liberalizmine evrilen PKK ve HADEP hala ciddi bir ulusal-toplumsal güç olan Kürtlerin "öncüsüdürler". Ýktisadi-siyasi istikrar için bu güçle-TC'nin savaþmasý deðil uzlaþmasý gerekmektedir. Kürtlere ve TC'ye AB tarafýndan dayatýlan budur. Kürt devrimci ulusal önderliðinin yerini alan Kürt burjuvazisi de, TÜSÝAD da bu zeminde uzlaþmaya dünden razýdýrlar. Çünkü TC burjuvazisi gibi Kürt burjuvazisi de, geleceðini "bölünmüþ Türkiye"de deðil, "büyümüþ, bölge devleti olmuþ Türkiye"de ve AB'de görmektedir. Kürt burjuvazisinin "Kürt sorununun

3

çözümü"nden anladýðý kýrýntýlarla yetinme ve TC ile bu zeminde uzlaþmadýr. Çünkü Kürt burjuvazisi de gericidir. "Özgür Kürdistan" için mücadele edecek devrimci barutu yoktur. Bu uzlaþmanýn önündeki engel bugün için MGK ve MHP'dir. TÜSÝAD'ýn 29 Mayýs tarihli muhtýrasý hem bu burjuva siyasal-örgütsel odaklara çeki düzen vermiþtir, hem de kimin efendi kimin uþak olduðunu göstermiþtir. MGK partisi dahil olmak üzere hiç bir burjuva partisi TC'nin AB içinde yer almasýna karþý deðildir. Sadece çýkar ve oy kaygýsýyla aralarýnda it dalaþý yürütmekte ve ayak sürçmektedirler. Gelecek açýsýndan engel ise, devrimci-komünist harekettir. Bu güçlerin, Kürt burjuvazisiyle uzlaþma adýna Kürtlere verilecek tavizleri istismar etmesi, daha büyük tavizler talep etmeye kalkýþmasý, bölücü ve yýkýcý faaliyetlerini sürdürmeleri burjuvaziyi düþündürmekte ve dehþete düþürmektedir. Bu kaygý ve korkusu yersiz de deðil. Doðru Devrimci Komünist Tutum Ne Olmalýdýr? Çaðýmýz "emperyalizm ve proleter devrimler çaðýdýr." Her türden-kesimden (AB-Türk-Kürt) burjuvazi gericileþmiþtir. Burjuvazi içinde "ilerici-devrimci" kesimler aramak, burjuvaziden ilerici-devrimci çözümler beklemek nafiledir. Devrimci PKK'nin önderlik ettiði Kürt ulusal mücadelesinin yarattýðý ulusal-toplumsal güç, uluslararasý burjuvazi tarafýndan geliþtirilen politik ataklar sonucunda "Anadilde eðitim, Kürtçe yayýn, idamýn kalkmasý" gibi küçük ve geri tavizler karþýlýðýnda tasfiye edilmeye, sömürgeci TC düzenine yedeklenmeye çalýþýlýyor. Buradan hareketle bu tavizleri küçümsemek, karþý çýkmak, burjuvazinin lütfü olarak görmek gerekmez. Bunlar, Kürtlerin silahlý mücadelesi sonucunda elde edilmiþ haklý ve meþru ulusal-kültürel-demokratik haklarýdýr. TC, sömürgesi Kuzey Kürdistan'ý elinde tutabilmek, geçici de olsa siyasiiktisadi istikrara kavuþmak, devrimci Kürt ulusal hareketini tasfiye etmek için bu tavizleri vermek zorundadýr. Gelinen yerde görünen odur ki; daha ileri tavizler ve Özgür Kürdistan için daha militan ve uzun soluklu bir ulusal kurtuluþ mücadelesinin gerektiði tescil edilmektedir. Böyle bir mücadeleye ancak Kürt proletaryasýnýn komünist öncüsü önderlik edebilir. Devrimci komünistler sýnýfsal-ulusal mücadele sonucu elde edilen her türlü kazanýma sahip çýkma, onu bilince çýkarma, büyütme ve iktidar mücadelesine baðlama devrimci tutumu ve sorumluluðuyla yükümlüdürler. Bu kazanýmlarý küçümseme, yok veya lütuf sayma tutum ve anlayýþlarýndan yollarýný net çizgilerle ayýrmalýdýrlar. Gerici reformlarla-reformlarý birbirine karýþtýrmamalý teþhir, ajitasyon ve propagandalarýný bunun üzerine oturtmalýdýrlar. Devrimci bir mayalanma ve çýkýþ için ulusal-sýnýfsal savaþým hedeflerinin daha kararlý savunulmasý, daha geniþ kesimlere taþýnmasý için mevcut güç ve olanaklarýný alan çalýþmalarýna yoðunlaþtýrmalýdýrlar. Düzen dýþý devrimci komünist bir örgütle ve örgütlü faaliyetle düzenin ideolojik-politik saldýrýlarýný boþa çýkarmak, iþçi ve emekçileri burjuvaziden baðýmsýzlaþtýrmak, siyasallaþtýrmak ve sýnýf mücadelesine kazanmak bir düþ deðil, üstlenilmesi gereken devrimci bir misyon ve gerçekleþmesi mümkün örgütsel-siyasal bir atýlýmdýr. Devrim ülkesinde, proleter devrime giden yolda öncelikle baþarýlmasý ve aþýlmasý gerekenlerden öncelikli engellerden biri de budur. Ne TC, ne AB burjuva diktatörlüðü! Kurtuluþ devrimde komünizimde! Devrimci komünist siyaset etrafýnda kavgayý ve devrimci savaþ örgütünü büyütelim. Burjuva gericiliðine ve saldýrýlarýna raðmen, bugün yapýlmasý gereken devrimci komünist siyasal-örgütsel hedeflerimize ulaþmak için devrimci ýsrar, çaba ve daha militan faaliyettir!

Leninist

IÞIK


4

Haziran 2002

DEVRÝMCÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK! Hareketimizin 1Mayýs eylem hazýrlýklarýný örgütlemek ve yönetmek üzere kurulan ve görevlendirilen komitemiz, 1 Mayýs öncesi, aný ve sonrasýna yönelik olarak planladýðý örgütsel-politik-pratik hazýrlýk faaliyeti ve eylemleri tamamladý. Þimdi de geleceðe dönük dersler çýkarmak, kendi eylemimizden, baþarý ve zaaflarýmýzdan öðrenmek, kendimizi yenileyerek, ileri sýçramak için bir rapor vererek, faaliyetimizi, hareketimizin denetimine, eleþtiri, uyarý ve önerilerine açmaya çalýþacaðýz. Bunu devrimci komünist görev ve sorumluluðumuzun bir gereði olarak görmekteyiz. Daha önce bazý faaliyetlerimizle ilgili olarak politik yönü aðýrlýklý olan bazý yazýlý deðerlendirmeler yaptýk. Bunlarý MK'ya ve MYO' da yayýnlandý. Bu nedenle bu raporda, daha önceki yazýlara yansýmayan politik, pratik ve bazý teknik bilgileri öne çýkaracaðýz. Bu raporda yöntem olarak öncelikle 1 Mayýs hazýrlýklarýmýz kapsamýnda örgütlediðimiz faaliyetler ve deðerlendirmelerimizi olumlu ve eksik kalan yönleriyle maddeler biçiminde aktarýp daha sonra eldeki verileri genel deðerlendirme ve sonuçlara ulaþtýrmaya çalýþacaðýz. *Eylem Komitemiz, hareketin örgütlü güçlerini hazýrlýk faaliyeti için seferber etmiþtir. *1Mayýs öncesi hazýrlýklarýmýz piknik ve geniþ katýlýmlý toplantýlar yapma, afiþ çalýþmasý ve piknikte daðýttýðýmýz bildiri çalýþmasý eþliðinde eyleme hazýrlanma oldu. Bunlardan piknik ve afiþ çalýþmasý daha önce deðerlendirildi. Piknikte daðýttýðýmýz Devrimci Parti Güçleri'nden Leninist Devrimciler imzalý bildiri çalýþmasýnýn EK tarafýndan son haliyle kollektivize edilememiþ olmasý bildiriye bazý teknik, politik sorunlar olarak yansýmýþtýr. Bunlar, hedeflenenin aksine bildiri de 1 Mayýs'ýn tarihsel boyutunun öne çýkmasý, anlatýmda yaþanan maksadý aþan ("...komünist dünya kurmak için 1 Mayýs'a gitmek...."gibi) politik anlam kaymasýna yol açmasý, alanda dillendireceðimiz þiarlarýn bu bildiride yer almamasý vb. noktalarýdýr. Bu bildiride 97- 98 1 Mayýslarý eþdeðer tutularak, aralarýndaki farklar tam olarak açýða çýkarýlmamýþtýr. Bu durum daha sonra komite dýþýndan yoldaþlarýn da dikkatini çekmiþ ve bir eleþtiri olarak iletilmiþtir. Bildirinin, üretimi esnasýnda yeterince kolektivize edilememesi teknik sorunlar (uygun mekan) kadar, taslaðýnýn planlanan zamanda bitirilip ilgili yoldaþlara iletilememesinin de bir sonucudur. *Bildiri dýþýnda kalan yazýlý-görsel propaganda araçlarý (afiþ, pankart, kuþ, bayrak, döviz) EK dýþýnda görevlendirilen yoldaþlar tarafýndan hazýrlanarak komitemize aktarýldý. Özellikle güç ve olanaklarýmýzý düþünecek olursak propaganda araçlarýmýzýn zenginliði bizim açýmýzdan oldukça sevindiricidir. * Afiþ çalýþmamýz pratik sonuçlarý itibarýyla ve

genel olarak baþarýlý geçmesine raðmen, faaliyeti örgütleme sýrasýnda bazý sorunlarla (ekip oluþturma, zaman belirleme vb.) karþý karþýya kalýnmýþtýr. Faaliyete katýlabilecek unsurlarý belirlerken, ekip oluþtururken, bu sorunlarý organlarýmýzýn gündemine taþýmayýp, bunu bir eðitim aracý haline getirememiz baþlýca olumsuzluktu. Afiþ yapýlacak yerlerin önceden gözlenmemiþ olmasý, uygun saat ve yerlerin saptanmamýþ olmasý bazý alanlarda hedefimize ulaþmamýzý engellemiþ ve faaliyete çýkan yoldaþlarýn gereksiz risklerle karþýlaþmasýna yol açmýþtýr. Bizim, faaliyeti örgütlememizde ortaya çýkan bu zaaflarýn sonucunu iki alanda sorun yaþadýk. Mahalle çalýþmamýzda geç (1 Mayýs'a bir hafta kala?) kalmýþ olmamýz, ve milli maçý gözetmemiþ olmamýz, ýsrarcý davranmamýþ olmamýz ( sabah yeniden denemek gibi) planlanandan çok az ve planlanan yerden uzak bir yerde afiþ çalýþmasý yapmamýza neden oldu; daha sonra güçlerimiz alaný terk etti. Pratik eðitim çalýþmasýnýn ve kadrolarýmýzýn siyasal-örgütsel vasýf, deneyim kazanmasýnýn araçlarýndan biri olan afiþ çalýþmasý, faaliyete katýlan tüm yoldaþlar açýsýndan yeterince deðerlendirilememiþtir. *Gençlik alanýnda ki afiþ çalýþmasýný zaten komplike bir faaliyet olarak deðil de bu alandaki yoldaþlarýn az miktarda bir afiþi gerillavari bir biçimde yapmasýný planlamýþtýk. Ancak gerek yoldaþlarýn deneyimsizliði ve alaný iyi gözlemlememeleri, gerek güvenlik konusunda abartýlý tutumlar içine girmeleri, planladýklarý alanda olumsuz bir durumla karþýlaþtýklarýnda, inisiyatif geliþtirip farklý bir alan saptamamalarý, faaliyette ýsrarcý olmamalarý nedeniyle çalýþma baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþtýr. Bu ayný zamanda bizim bu yoldaþlarla faaliyeti birlikte örgütlemeyi ortaklaþtýramadýðýmýzý da gösteriyor. Bu soruna en azýndan eksikliklerimizi bilince çýkarmak açýsýndan hem gazete de çýkan yazýyla hem de yoldaþlarla afiþ sonrasý ( EK'dan bir yoldaþ aracýlýðýyla) görüþme kanalýyla müdahale etmeye çalýþtýk. *E-5 karayolu üzerinde güçlerimiz tarafýndan yaygýn bir þekilde afiþleme çalýþmalarý yapýldý. Bir saat boyunca alanda afiþleme çalýþmasý yapan güçlerimiz daha sonra geri çekildi; afiþlerimiz uzun süre yerinde kaldý. Keza Ýmes sanayi bölgesinde de iþlek bir yerde son derece baþarýlý bir faaliyetimiz söz konusuydu. KDH/L imzalý afiþlerimiz alanda çok uzun süre kaldý. Güçlerimiz burada da baþarýyla geri çekildi. *Alana soktuðumuz propaganda araçlarýnýn organizasyonunda önceden yeterli hazýrlýk (kamuflaj) yapýlmamasýndan kaynaklý bazý sorunlar yaþadýk. Anýnda müdahale ile bu sorunu aþtýk ancak gereðinden fazla yoldaþý risk altýna sokmuþ olmamýz bizim açýmýzdan ciddi, bir aksilik durumunda sorumluluðu aðýr olacak olumsuzluktu. *Eylem alanýnda duruþumuz, disiplinimiz,

Leninist Iþýk

17

MAYA'NIN EVRÝMÝ VE POLÝTÝK-ÖRGÜTSEL TASFÝYECÝLÝK Maya Gazetesi geçtiðimiz günlerde 7 yýlý aþkýn yayýn hayatýna nokta koyduðunu el çabukluðuyla, devrimci ciddiyetle baðdaþýr bir muhasebe yapma ihtiyacý bile hissetmeden açýklayýverdi. Eðer sorun bir yayýnýn yayýnýna son vermesiyle sýnýrlý bir sorun olsaydý, bu anlaþýlýr bir durum olurdu... Ancak Maya için sorun bununla sýnýrlý deðildir. Maya gazetesi hiçbir dönem kendinden menkul bir gazete olma iddiasý taþýmamýþ, Devrimci Parti Güçleri'nin politik yayýný (sesi) olduðunu iddia etmekle de yetinmemiþ, devrimci partinin hazýrlýk görevlerinin önemli bir aracý olduðunu da iddia ederek kendini bu ihtiyaçlara yanýt verecek bir politik yayýn olarak tanýmlamýþtýr. Ortaya koyduðu iddialarý yayýn hayatý süresince somutlayamamýþ, hedeflerine ulaþamamýþ olmasýna raðmen, gelinen aþamada bu yayýný izleyen herkese 'günaydýn' dedirtecek biçimde "Baþtan bu yana Maya devrimci parti güçlerinin bir öznesinin yayýný olarak çýkmýþtýr" ibaresini kapanýþ yazýsýna sýkýþtýrývermiþtir. Bunun nedenleri ve sonuçlarýna iliþkin ise kayda deðer bir deðerlendirme yapma ihtiyacý bile hissetmemiþtir. Oysa, Leninist devrimciler, daha Maya'nýn arkasýnda duran güçlerin daðýlmasý ve bölünmesini izleyen dönemde Maya'nýn "sahibinin sesi bir yayýn" olmaya aday olduðuna dikkat çekerek, bu eski yoldaþlarýný uyarmýþtý. Ancak, Maya'nýn arkasýnda duranlarýn malül olduklarý benmerkezcilik, kendine sevdalanma ve oportünizmin rüzgarýnda pupa yelken ilerlemeleri nedeniyle, ilkesiz siyaset yapýþ tarzý bir kez daha kendini ürettiði için Leninist devrimcilerin uyarýlarýna kulak týkanmýþtýr. Maya bu dönem her þey yolunda gidiyormuþ, bir daðýlma ve bölünme yaþanmamýþ gibi bir görüntü yaratmaya çalýþmýþtýr. Ama bir dönem sonra siyasal pratiðin sert duvarýna çarparak tatlý düþlerinden uyanmak ve acý gerçeði itiraf etmek zorunda kalmýþtýr. Maya, 2001 yýlýnda ve 54'üncü sayýsýnda "...bugünkü gerçek durum üzerinden deðerlendirildiðinde, mevcut güçler hesaba katýldýðýnda, mevcut haliyle hedefler bakýmýndan (Maya'nýn-LI) yeterince iþlevli olmadýðý sonucu çýkmýþtýr" çerçevesinde bir durum deðerlendirmesi yaparak Maya'nýn "ikinci dönem'i adý altýnda biçim ve içeriðini deðiþtirmeye karar verdiðini ilan etmiþtir. Leninist Iþýk'ta "ikinci dönem" safsatalarý da ele alýnmýþ, Maya'nýn "yeterince iþlevli" olmamasýnýn politik-örgütsel nedenlerinin sorgulanmadýðý ve bilince çýkarýlmadýðý oportünist bir siyaset tarzýyla Maya'nýn "iþlevli" hale getirilemeyeceði vurgulanmýþ, bu tarzýn üreteceði sonuçlara dikkat çekilmiþtir. "Maya gerçekten DPG'nin deðil, onun bileþenlerinden birinin sesi olduðu için, devrimci bir parti ihtiyacýnýn koþullandýrdýðý ihtiyaçlarý gidermede baþarýsýzdýr. Çünkü DPG'nin tamamýnýn ihtiyaçlarýyla, DPG'nin bir bileþeni olan Maya'nýn arkasýnda duranlarýn ihtiyaçlarý bir ve ayný deðildir." (LI, '01, Sayý:21) Devrimci uyarý ve eleþtirilere kulak týkayan Maya kah politik, kah ideolojik yayýn olma iddiasýyla dönem dönem farklý görüntülerle ancak ayný oportünist tutumla yayýnýný sürdürmüþ, gelinen aþamada ise deniz bitmiþtir. Ancak, hala denizin bittiðini itiraf etmek yerine 'deniz büyüdü' teraneleri eþliðinde geçmiþten kalan bir deðil birden çok 'ayak baðýndan' kurtulma, Marksist bir söylem eþliðinde legalist-tasfiyeci bir yönelim içerisine girme telaþýna kapýlmýþtýr. Geçmiþten kalan bu 'ayak baðlarýndan' en önemlileri ise; örgütsel-politik faaliyette illegalitenin önem ve önceliði, devrimci parti güçleri platform önerisini somutlama, politik kimliði sahiplenme, partileþme stratejisine baðlýlýk, örgütlü hazýrlýk dönemini tüketme, Acil ve Somut Görevlerdir. Maya'nýn arkasýnda duran aydýn oportünistleri, devrimci önderlik krizinin çözüm yolu olan devrimci parti güçlerinin partileþme stratejisinden vazgeçiyorlar. Üstelik bunu ilan etmek dürüstlüðünü dahi göstermeden, yine el çabukluðuy-

la... Bu tasfiyeci-legalist, devrimci parti inþa görevlerinden yan çizen yönelimlerinin nedenleri konusunda ise en ufak bir açýklama ihtiyacý dahi hissetmeden... Üstelik, Maya'nýn son baþyazýsýnda ortaya koyulan 'perspektif' ve beklentilere raðmen bu yapýlýyor. Yazýlanlara inanacak olursak, "Devrimci hareket için yeni bir dönem baþlýyor: Hesap soranlarla hesap verecek olanlar dönemi!" Maya yazarlarýna göre bu dönem devrimci hareket içinde "bir hesap sorma-verme" durumu yaþanacak, sonuçta bir "ayrýþma ve saflaþma gerçekleþecek." Maya'nýn arkasýnda duranlara da bu mücadelede "ileri çýkanlarý toplamak" kalacak! Maya'nýn arkasýnda duranlar, bu oportünist ve fýrsatçý mantýkla, devrimci hareket içerisindeki hesap soranlarýn adresi olabilecekleri iddiasýnda bulunmayý ve pembe düþlere dalmayý da ihmal etmiyorlar. Kendi zeminlerinde yaþanan örgütsel daðýlma, bölünme, güç kaybý ve geri düþüþün devrimci bir muhasebesini yapmaktan, bu durumu devrimci kamuoyuna izah etmekten bile aciz olanlar, þimdi umutlarýný devrimci harekette yaþanacak "hesap verme ve sormaya" baðlýyorlar. Kendilerinin kaçmayý erdem saydýklarý "hesap verme" ihtiyacýný, devrimci hareket için "kaçýnýlmaz bir durum" ve "devrimci görev" olarak görmeleri ve beklenti içine girmeleri, olsa olsa devrimci ciddiyetten yoksunluk olabilir. Kuþkusuz, baþarýlarý sahiplenmek, baþarýsýzlýklarý ise eleþtirel bir tarzda ele almak, bilince çýkarýp ve aþmak her devrimci siyaset ve örgüt için vazgeçilmez bir yöntemdir. Ama bunu layýkýyla bir kez olsun yapmayan, gerektiðinde hesap vermekten kaçan ve bunu teori mertebesine yükselten Maya'nýn devrimci hareket ile ilgili 'deðerlendirme' ve beklentilerine baktýðýmýzda dünden bugüne tutarlý bir oportünizmden baþka þey görmek mümkün deðildir. Maya ve arkasýnda duranlar, hala, "komþunun gözündeki çöple öylesine meþguldürler ki, kendi gözlerindeki merteði görememektedirler.” Maya Gazetesini Yayýnýna Son Vermeye Zorlayan Nedir? Maya gazetesi kapanýþ sayýsýnda "Araçlar ve yeni dönemde maya" baþlýklý yazýda, Maya'nýn artýk aylýk periyodik politik bir yayýn olarak çýkmayacaðý ifade edildikten sonra , ortaya çýkan durumun Maya'nýn arkasýnda duranlarýn 'bir sýçrayýþý' olduðu iddia ediliyor. Nasýl bir zeminde hangi aþamaya sýçrandýðýna yönelik ise herhangi bir açýklama yapýlmýyor. Yalnýzca "politik yayýnýn yayýn hayatýna son verilip yerine teorik bir yayýn çýkarýlacaðý" duyuruluyor. Bunun ise "kendini amaçlaþtýrmama", "statükocu olmama" adýna yapýldýðý ve bir erdem olduðu üzerinde duruluyor. Teorik bir yayýnýn politik bir yayýnýn yerini tutmayacaðý/tutamayacaðý herkesin malumuyken ve bir ikamecilik ortadayken, bunun da Maya'nýn yayýna baþlama amaç ve hedefleriyle çeliþtiði açýkken, "ben söyledim oldu" tarzý izahlarla örgütsel ve politik hedeflerden geri çekilmenin üstü örtülmeye çalýþýlýyor. Maya'yý ele geçiren, kendi rengini veren aydýn oportünizmi geldiði yerde teorik sorunlarla politik sorunlarý karþý karþýya koyarak birbirinin alternatifiymiþ gibi sunmaya, legalist-tasfiyeci yönelimini devrimci kamuoyundan gizlemeye çalýþýyor. Örgütsel-politik faaliyetin yerine teorik faaliyeti ikame edeceðini gizlemek, devrimci militanlarýn gözünü boyamak için akla karayý seçiyor. Oportünizm yine yýlan gibi kývrýlýyor. Maya, daðýnýk durumdaki komünist kadro potansiyelleri ve mevcut devrimci parti güçlerinin ortak sesi olma iddiasýyla yayýn hayatýna baþlamýþtýr. Bu görevi baþarýyla yerine getirmediði/getiremediði, Devrimci Parti Güçlerinin ortak sesi olmayý baþaramadýðý, sahibinin sesi olmakla yetindiði, gelinen noktada kendinin de kabullendiði bir gerçekliktir. Ancak buradan çýkarýlmasý gereken ders, bu yayýnýn yerine teorik bir yayýn çýkarmak deðil, Maya'nýn misyonunu neden


16

Haziran 2002

Leninist Iþýk

2002 1 Mayýs Gözlemlerim Otobüsten indiðimizde ilk baþta Belediye-Ýþ, Genel-Ýþ'le karþýlaþtýk. Belediye-Ýþ her zamanki gibiydi; yani fazla sayýda katýlmýþlardý, ancak Genel-Ýþ'in katýlýmý da eskiye göre daha iyiydi. Daha sonra Tohum Kültür Merkezi ile karþýlaþtýk. 1000 kiþilik bir kortejleri vardý. Kortejde farklý pankartlarla da yürüyorlardý. Perpa'nýn oradan girmeye kalkýþtýðýmýzda giriþe yýðýnak oluþtuðunu gördük. HADEP'lilerin alana giriþlerini yavaþlatýyorlardý. HADEP'li bayanlardan öðrendiðime göre HADEP binalarýndan çýkýþta da aranmýþlar polis tarafýndan. Buna isyan ediyorlardý. Daha sonra arkamýzdan HÖP girmeye kalkýþtý. Bunlarýn arasýndan biri arama yaptýrmadan girdi ve kaçmaya çalýþtý. Polisler yakaladýðý sýrada HÖP'lüler birkaç kere "Baskýlar bizi yýldýramaz" sloganý attýlar ve öyle daðýlýp alana girdiler. Biz de alana girdiðimizde yarým saatimizi aramada kaybetmiþtik. Alana girdiðimizde dikkatimi çeken HADEP'in kitlesel katýlýmýydý. Alanýn Perpa'dan taraf sol kesimini tamamen ele geçirmiþti. Onun dýþýnda tahminlerimde fazla yanýlmamýþtým, katýlým yüksek olmuþtu. Hemen arkadaþlarla (sendika) kortejine doðru yürümeye baþladýk. KESK'in katýlýmýný dergilerde az yazmýþlar ancak SES ve Eðitim-Sen geçen seneye göre daha kalabalýktý. SES'e gittiðimizde her zamanki gibi sessiz sedasýz bir kitleyle karþýlaþtýk. Yönetimin çoðu EMEP kortejine gitmiþti. Biraz canlandýrmaya çalýþtýk. "Bütün ülkelerin iþçileri birleþin" "Özgürlük savaþan iþçilerle gelecek" "Birlik, Mücadele, Zafer" gibi sloganlar atmaya baþladýk ancak o sýrada sendikanýn yönetiminin uþaðý bir bayan bizi kürsüye yönlendirmek istedi. Biz de "sizinle bir iþimiz olmaz, biz kürsünün sloganlarýný atmýyoruz" dedik. Onlar da "Bizim pankartýn arkasýnda durmayýn" dedi. Biz de "Zaten ayrýyýz" dedik. Daha sonra SES sorumlusu EMEP'ten koparak büyük ihtimalle her sene erkenden yaptýklarý gibi korteji daðýtmak için geldi. Bize burada kürsüye eþlik edin dedi. Biz de "Bizim sarý sendikalarla iþimiz olmaz, zaten sýnýrý çektik, fazla konuþmayýn" dedik. Bunun getirdiðimiz insanlara sendikalarýn durumu hakkýnda iyi bir fikir vereceðini düþünüyorum, o açýdan yararlý oldu. Eðitim-SEN kalabalýktý ve devrimcilerin sloganlarýyla ortak sloganlarý vardý. Bu açýdan iyiydiler. Fazla gezmedim ama iþçilerin geçen seneye göre katýlýmý azdý ya da devrimcilerin yanýna gitmiþlerdi. (Sonuncusu zayýf bir ihtimal) Þiþli tarafýna doðru gitmedim ancak aþaðýya inerken ÖDP'nin geçen seneye göre fazla katýlýmý olduðunu gördüm. Bir de SDH'nin ayrýlmasýna raðmen ÖDP 1000 kiþi civarýnda 500-600 kiþilik de SDH grubu vardý. Eþcinseller de alanda vardý ve ÖDP içinde katýlmýþlardý zannedersem. Söylemleri ÖDP'ye göre daha toplumsal içerikliydi. SDH'nýn da ÖDP'den daha radikal söylemleri vardý. Cephe güçlerini 4 senedir görüyorum ve en iyi katýlýmý bu seneydi. Biraz toparlanýyor gibiydi. Gençlik katýlýmý fazlaydý.

Dikkatimi çeken genç olmayan kesimini kaybetmiþ olmasýydý. Açýk isimle attýklarý sloganlarý önceden alanda söylerken bu sefer yürüyüþün ilk baþýndan söylemeye baþlamýþlardý. Ancak 1000 kiþiyle attýklarý sloganlar kadar bile yankýsýný bulmuyordu. Yani coþkusuzdular. Cephe'nin iþçilere ait hiçbir söylemi yoktu, hatta gündemde geliþen olaylarla (Mesela Filistin olayý) bile ilgili bir söylemleri yoktu. Son süreçteki kadro veya sempatizan anlamýndaki kayýplar onlarda siyaset yapma tarzýnda pek bir deðiþiklik yapmamýþ gibi gözüküyordu. MLKP ise 3. Kongre havasýyla gidiyor. Geçen sene ki gibi yürüyüþ yapmalarý alandaki devrimcilere umut veriyordu; ancak onlarýn söyleminde de (en azýndan ben orada olduðum süre içinde) günübirlik olaylar dýþýnda iþçilere hitap eden, sorunlarýna eðilen bir sloganlarý yoktu. Dýþarýda yaptýklarý afiþleme ve çalýþmalarýn onlarda nicelik anlamýnda bir katýlýmý saðladýðýný gösteriyordu bence. 1500-2000 kiþi civarýnda katýlýmlarý vardý. Kurtuluþ, Hareket, Yürüyüþ, Barikat, Odak Dergi çevrelerini gördüm, hepsi aþaðý yukarý 50-150 kiþi arasýnda deðiþen katýlýmlarý vardý. HADEP katýlým olarak 40-50 bin kiþi arasýnda bir kitleyle gelmiþti. HADEP sabah astýðý pankartýnýn aksine (Hedefimiz Demokratik Deðiþim) devrimci unsurlarý içinde barýndýran bir kitleye hükmediyordu. Milis yürüyüþleri yapýlýyor, "Kürdistan faþizme mezar olacak" sloganlarý atýlýyor. Aslýna bakýldýðýndaysa yoksul bir tabana sahip olmasýydý belki. EMEP'i ortalýkta göremedim. KÖZ oldukça kalabalýk gelmiþti. 100-150 kiþi vardý. Sloganlarý Devrimci Parti Güçlerine benzerdi. Maya grubu vardý arkamýzda ama onlarýn sayýlarý da azdý. Bizim katýlýmýza gelirsek. Sayý olarak azdýk. Çünkü genel bakýldýðýnda bir yükseliþ var. Bu kadar baskýnýn, iþten çýkartmalarýn, açlýðýn olduðu zaman nicel olarak artmamamýz bence tezat oluþturdu. Söylem olarak 1 Mayýs'ta iþçilerin kendi nesnel taleplerine eðilen Köz, Maya, Kýzýl Bayrak ve bizim dýþýmýzda kimse yoktu. Bu anlamda da olumluydu. Genel olarak baktýðýmýzda sendikalarýn katýlýmý azdý geçen seneye oranla ve iþçilerle devrimciler arasýnda müthiþ bir kopukluk vardý. Alana devrimciler tarafýnda egemenliðini koyan gençlerin katýlýmýydý. Ve bu gençlerin büyük bir çoðunluðunun iþçi olmayýp öðrenci olmalarý da olumsuz bir tablo uyandýrýyor, kopukluðu tekrar ortaya seriyordu. Ayrýca diðer 1 Mayýslara göre katýlým yüksekti ancak bir coþkusuzluk seziliyordu. Devrimciler alana ulaþtýklarýnda asýl hedefledikleri kesim gitmiþti bu da bir olumsuzluktu benim gördüðüm. Ancak gördüðüm bu büyük katýlýmda insanlarýn özlemleri var, bu sistemi istemiyorlar ancak önemli olan bu kitleyi doðru yönlendirmek diye düþünüyorum. A. Bahar

ÝLERÝ ÇIKMAK ÝÇÝN MÜCADELE EDÝYORUM Devrimci mücadelemizin simgeleþmiþ günlerinden olan bir 1 Mayýs daha geçti. Bir çoðumuzun ortak olduðu konular üzerinde fazla durmayacaðým. Yani 96 1 Mayýsýndan buyana en coþkulu olduðu kesin . Kitlelerin arayýþ içinde olduðu, bunu devrimci saflarda gördüðü genel kanýmýz. Ama benim üzerinde durmak istediðim 1 Mayýs sonrasý devrimci ve liberal sol gruplarýn okuyabildiðim kadar ki yorumlarý üzerine olacak. Hepsinde genel ortak kaný coþkulu 1 Mayýs olduðu, devrimci saflarda artýþ olduðu, alanýn kýzýla boyandýðý vs. Peki alan kýzýl, neden sendika aðalarý burjuva uþaklarý kürsülerde dinlendi? Peki neden üstlerimizi arattýk? Neden liberal partilerle yan yana durduk? Kitlelerin devrimci saflarý da tercih ettiði, sayýda artýþ olduðu doðrudur. Ama devrimci bir önderlikte boþluk olduðu da doðrulanmýþtýr. Çünkü daha alana gelmeden bir teslim olmuþluk var. Alandaki kýzýllýða raðmen bunun altýnýn doldurulamadýðý, hakkýnýn verilemediði bir göstergedir. Sol dergisinde yazmýþlar. Ankara'da faþistlerin 1 Mayýsa katýlmasý 'arýza bir durumdur' E benim (be adam olmalý) adam Ýstanbul'da ne vardý? Yan tarafýnda Ýþçi Partisi, bur-

nunun dibinde sendika aðalarý, burjuva partiler.. Saatlerce kimi dinledin sen koyun gibi? Gösterseydin orda kendini. Sormazlar mý þimdi sen nesin? Devrimci saflar altýnda lafazanlýk yapanlara karþý hakikaten devrimci çýkýþlar yapmak ve kitleye ulaþmak için tarihsel seyir içersinde dönemi iyi deðerlendirip sentez etmemiz gerekiyor. Bu çerçevede devrimci komünist önderlik doðrultusunda esas görevimiz kitlelerin devrimci yönlerini ortaya çýkarmak olmalýdýr. Bu 1 Mayýsta bunu göremedim. Tersine devrimci öðeler törpülenmiþtir. Burada bizimde yetersizliðimiz yadsýnamaz tabi. 1 Mayýs sonrasý yapýlan piknik de de bunlar gündeme geldi . Katýlýmcý çoðunluk olmasa da yukarda anlattýðým görüþlerde ortaklýða varýlmýþtý zaten. Piknikte katýlýmcý olunamamasýnýn sebebi de tartýþmanýn doyurucu olmasý, kafalarda soru iþaretinin kalmamasý ya da bende dahil genç yeni katýlýmcýlarýn pratik tecrübeden yoksun olmasý olduðunu düþünüyorum. Zamanla hem kendimizi yetiþtirerek hem de örgütleyici misyonumuzu zorlayarak bunlarý halledeceðimize ve ileriye atýlacaðýmýza inanýyorum. K. Zafer

buluþma noktasýna zamanýnda gelmiþ olmamýz geçen yýla oranla tek deðiþenin nicelik olmadýðýný gösteren verilerdendi. Eksiðimiz Enternasyonal marþýný tam katýlýmla ve bütün olarak okuyamamýþ olmamýzdý. *1Mayýs sonrasý yaptýðýmýz piknik, katýlým açýsýndan oldukça iyiydi. Bu katýlým bir yönüyle bizi sevindirirken ayný kitleyi neden 1 Mayýs alanýna taþýyamadýðýmýz noktasýnda bizi düþündürdü, soru iþaretleri yarattý. Kalabalýða raðmen pikniðin teknik olarak örgütlenmesinde (sofra, yiyecek vs.) bir sorun yaþamamýþ olmamýz sevindiriciydi. Hava muhalefeti ve nicelik sorunu yaþamadýðýmýz bu piknikte bu defa da alaný politik etkileþim, tanýþma-kaynaþma hedeflerimize uygun kullanma noktasýnda sorunlar yaþadýk. Canlý bir tartýþma atmosferi yakalayamamýþ olmamýz, tartýþmalara ilginin ve katýlýmýn son derece az olmasý, oturum dýþýnda bire bir ya da gruplar halinde sohbetlerin yetersiz olmasý bizim açýmýzdan nedenlerini bilince çýkararak en kýsa zamanda aþmamýz gereken sorunlardýr. Bu sorunun ilk elden sorumlusu olarak komitemizi görüyoruz. Piknik organizasyonuna iliþkin yeterli ön hazýrlýk yapmamýþ olmamýz, piknik günü komite olarak organize hareket edip sistemli-planlý bir müdahalede bulunamayýþýmýz, pikniðe daðýnýklýk, katýlým düþüklüðü vs olarak yansýmýþtýr. Ancak, piknik organizasyonunda yaþanan sorunlarý, özellikle de tartýþmalara katýlýmýn, canlýlýðýn düþüklüðünü salt komitenin müdahalesizliði ile açýklamak da mümkün deðildir. Bu sorunu iki yönlü ele almamýz gerekiyor. Birincisi katýlýmcý olan örgütlü güçlerimiz (üye, a.üye, sempatizan, taraftarlarýmýzý ifade etmek üzere kullanýlmýþtýr,) açýsýndan, ikincisi de politik iliþkiler bakýmýndan. Çünkü genel olarak sorun bu toplam üzerinden yaþanmýþtýr ve yoldaþlarýmýzýn tartýþmalara katýlýmcý olmamasý ile pikniðimize davetli olan politik iliþkilerimizin, dostlarýmýzýn katýlýmcý olmamasý ayný þeyler deðildir. Ve bizim bugün öncelikli olarak anlamamýz ve aþmamýz gereken de birincisidir. Çünkü ikincisi de buna baðlý olarak aþýlacak bir sorundur. Ortaya çýkan durumun da gösterdiði gibi pikniðe taþýnan kitle piknik gündemine iliþkin bir ön hazýrlýk -bu tartýþma, MYO verme, pikniðin gündemi, amacý, güvenliði vb konularda bilgilendirme olabilir- yapýlmadan taþýnmýþtýr. Buna bir de iliþkilerini davet edenlerin dahi gündem üzerine söz söylememesi ve bunun davetliler üzerinde yarattýðý geriletici etki de eklenince ortaya bu tablo çýkmýþtýr. Bu durumda sorunun kaynaðýnýn örgütlü güçlerimiz olduðu açýk. Tartýþmaya katýlýmýn düþüklüðünün nedenleri bir topluluk önünde kendini ifade etme, yanlýþ yapma kaygýsý vb tutumlarda odaklaþan

5

kendine güvensizlik, edilgenlik ve sorumsuzluk, misyon duygusundan uzaklýktýr. En az, ilk kez karþýlaþtýðýmýz dostlar, iliþkiler kadar 'konuk' ve sorumluluk almaktan uzak yoldaþlarýmýzýn olmasý acil olarak bu soruna müdahale etmemiz gerektiðini gösteriyor. Bu konuda genel olarak yaþadýðýmýz bu sorunlarý tek tek yoldaþlar nezdinde özelleþtirip, görüþlerini almak, anlamaya çalýþmak çözüm noktasýnda iþlevli olacaktýr. Bunun yanýnda alanlar ve organlar üzerinden daha dar pikniklerin örgütlenmesi, yoldaþlara sorumluklar verilmesi sorunun aþýlmasý yönünde geliþtirici ve eðitici olacaktýr. *1Mayýs sonrasý gazetede de yayýnlanan EK imzalý yazýda sonradan gerek bizim fark etmemiz gerekse de bazý yoldaþlarýn uyarýsý sonucu maksadýný aþan, anlatmak istediðimizden farklý anlamlara, politik deðerlendirmelere yol açacak bazý cümleler yer almýþtýr. Amaç; 1 Mayýs'a taþýdýðýmýz güçlerin beklentilerimizin altýnda olmasýndan hareketle, sorun tarifi ve çözümü noktasýnda görüþ bildirmekti. Cümlelere hareketin toplam faaliyetini sorgulamatartýþmaya açma gibi anlam yüklemememize raðmen böyle yanýlsamalara yol açabileceðini gördük. Çevremizi politize etme-örgütleme, harekete geçirme noktasýnda sorunlarýmýz var. Ancak bu örgütsel yönelim ve tespitlerden kaynaklanan bir sorun deðildir. Alan çalýþmasýnda hareketimizin kadrosal-teknik , politik araçlarýnýn sýnýrlýlýðýna ek olarak; faaliyet yürüten yoldaþlarýn yaratýcý (alanlara uygun araçlar üretmek gibi) davranma, politik odak, kitle örgütü ve çevrelere ilgisizlik, mevcut araçlarý (MYO, kitaplar, özel sayýlar) iþlevlendirememe, faaliyete yoðunlaþamama, çevremizi politize edememe gibi sorunlara iþaret etmekti. 1 Mayýs'a iliþkin politik deðerlendirmemizden doðabilecek olasý yanýlsamalarýn bu raporla giderilebileceðini düþünüyoruz. Bunun yanýnda eylemin teknik örgütlenmesi ve alandaki hareket ile ilgili faaliyetleri yansýtmak bakýmýndan eksikli olmuþ, bütünlüklü bir deðerlendirme yapýlamamýþtýr. Bunda daha sonra vermeyi planladýðýmýz bu rapor da etken olmuþtur. Yine bir dikkatsizlik sonucu önceki raporumuzda ÝP ve CHP gibi devlet solunu temsil eden burjuva gerici partiler sol liberal partiler olarak tanýmlanmýþtýr. ***** 2002 1Mayýs'ýna iliþkin genel deðerlendirmelerimizin yaný sýra bu 1 Mayýs eylemini örgütlendirmek, pratik-politik önderlik etmek misyonu ile kurulan komitemiz açýsýndan da yukarýdaki veriler ve MYO'ya yansýyan yazýlar üzerinden bir kez daha deðerlendirme yapmanýn hareketimiz açýsýndan anlamlý ve iþlevli olacaðýný düþünüyoruz. EK Açýsýndan 1 Mayýs:


6

Mayýs 2002

2002 1 Mayýs'ý hareketimiz açýsýndan olduðu gibi komitemiz açýsýndan da gerek bileþim itibarýyla gerekse de toplam ders-deneyim edinme açýsýndan ileriye doðru bir basamak olmuþtur, olacaktýr. Faaliyetin örgütlenmesinde kazanýmlarýmýzý sahiplenmek, eksik, hata ve zaaflarýmýzdan öðrenerek bu pratiði bir deneyime dönüþtürmek, bilince çýkarmak ilerlemenin olmazsa olmaz koþulunu oluþturuyor. Biz bilincimiz oranýnda gerek daha önce yayýnlanan yazýlarla gerekse de bu raporla bunu yapmaya, komitemizi hareketimizin ve yoldaþlarýn denetimine açarak, katkýlarýný almaya çalýþtýk, çalýþýyoruz. 1Mayýs eylemini örgütlemek, önderlik etmek üzere kurulan komitemize hareketin toplam olanaklarý sunulmuþtur. Komitemizde ihtiyaçlar oranýnda bu olanaklarý kullanmýþ kendi dýþýnda görevlendirme yaparak yoldaþlarýn katkýlarýný alabilmiþtir. Bu olanaklarýn-katkýlarýnda desteði ile geçen yýl yaþadýðýmýz sorunlarýn (geç gelme, toplanamama, sopa, çivi vb araç-gereç yokluðu gibi) yaþanmamasý, alanda kullanýlmasý planlanan propaganda araçlarýnýn kayýpsýz-eksiksiz olarak alana taþýnmasý, eylem alanýnda genel olarak dinamik bir duruþ ve disiplinin saðlanabilmiþ olmasý komitemizin bilince çýkardýðý-sahiplendiði, tüm yoldaþ ve organlarýmýzýn da bilince çýkarmasý, sahiplenmesi ve geliþtirmesi gereken kazanýmlardýr. Yazýlý materyallerde (bildiri-deðerlendirme yazýsý vb.) ortaya çýkan ve çýkacak olan anlam ve kavram kargaþasýnýn ise: temel referans kaynaklarýmýza baþvurulmasýyla ve kollektivize edilmesiyle aþýlabileceðini düþünüyoruz. Bunlarýn haricinde, faaliyet sürecinde, bileþim içinde anlamama-yanlýþ anlama farklý vesilelerle yaþadýðýmýz, aksaklýklara-ertelemelere neden olan sorunlar olmuþtur. Bunu yeterince yoðunlaþamama, daðýnýklýk, vs ile açýkladýk ama çözebildiðimizi söylemek mümkün deðil. Bu raporu takiben fesih edilecek olan komitemiz bileþiminin, kendi alanlarýnda ki örgütlü faaliyetin gerektirdiði disiplin ve konsantrasyonla bu sorunu aþmasý temennimizdir. Komite olarak emeðimizi, bilincimizi devrimci coþku ve enerjimizi faaliyetimize kattýk. Hareketimizin toplam olanaklarýný harekete geçirerek 1Mayýs'ýn öncesi, aný ve sonrasý ile hazýrlýk faaliyetlerimizi devrimci bir disiplin içinde örmeye çalýþtýk. Toplam eylemimizde görebildiðimiz; kazaným-kayýp; eksik ve hatalarýmýzý aktararak bilince çýkarmaya çalýþtýk, toplam bir bilince dönüþtürülmesi ise yoldaþlarýn katkýlarý ile

mümkün olacaktýr. Hareketimiz açýsýndan 2002 1Mayýs'ý (sarý bir 1mayýs gerçeðine raðmen) hedeflerine ulaþmasý bakýmýndan kazanýlmýþtýr. Hedefimiz alanda "kýzýl bir yýldýz ve adres" olabilmekti. Bu ise bizim açýmýzdan soyut, kriterleri belli olmayan bir hedef deðildi. Alanda dostun ve düþmanýn karþýsýnda politik-örgütsel kimliðimizle taraf olduðumuzu göstermek, baðýmsýz bir duruþu hayata geçirmek; sözlü, yazýlý, görsel propaganda araçlarýmýzý kullanarak komünist siyaseti gücümüz oranýnda alanda var etmek, taraf olmak, sorumluluklarýmýza sahip çýkmak bu duruþun temel kriterleriydi. Bu temel kriterlerin yaþam bulmasý açýsýndan bu hedefe ulaþtýk. KDH/L olarak diðer hedeflerimize de bugüne kadar olduðu gibi bilinçli ve kararlý bir mücadele ile ulaþacaðýz. Alana beklentilerimizin altýnda kitle taþýmýþ olmamýz bizim açýmýzdan bir zaaf teþkil etmiþtir ancak bu durum, birincisi, bu kriterlerin gerisine düþmediðimizin, ikincisi, hareketimizin geçen yýla oranla taþýdýðý gücü ikiye katladýðý gerçeðinin üstünü karartmamalýdýr. Hedefimiz kazanýmlarýmýzý ileriye taþýmak zaaflarýmýzý aþmak olacaktýr. Kitle iliþkilerimizi geliþtirme, örgütleme, harekete geçirme araç yol ve yöntemlerini yaratma önümüzdeki süreçte yoðunlaþmamýz ve aþmamýz gereken görevlerimizdir. Hareket olarak her zaman nitelikli niceliði öne çýkardýk. Özellikle 1 Mayýs sonrasý yaptýðýmýz piknik de göstermiþtir ki kitleselleþmek kadar, bu kitleyi sevk ve idare etmek de bizim için en güncel sorunu oluþturuyor. Kitleselleþmek de, bu kitleye önderlik etmek de nitelikli kadrolaþma, iþlevli organlaþmadan geçiyor. Örgütsel- politik faaliyet içinde mevcut kadrolarýn niteliðinin artýrýlmasý, yeni kadrolar kazanmak da bu sorunlarýn aþýlmasý için en uygun zemindir. Eylem, gereken dersleri çýkarmak kaydýyla her daim geliþmeye ebelik etmiþtir. 2002 1Mayýs'ý öncesi, aný ve sonrasý ile geliþim yönümüzü, düzeyimizi, eksik ve zaaflarýmýzý ortaya koymuþtur. Bundan sonrasý bellidir: Kazanýmlarýmýzý sahiplenerek izini sürmek; eksik ve zaaflarýmýzýn köklerine inerek, bunlarý eleþtirel bir yaklaþýmla bilince çýkararak, aþmak ve devrimci parti kuruluþuna örgütle ve örgütlü hazýrlýk mücadelemizde ileri sýçrayarak ilerlemek, 2003 1 Mayýs'ýný daha güçlü ve donanýmlý mevziler kazanarak karþýlamaktýr. KDH/L 1 Mayýs Eylem Komitesi

Ölümünün 39. Yýldönümünde Komünist Nazým Hikmeti Anýyor “Komünizme Kadar Sürekli Devrim” Kavgamýzda Yaþatýyoruz!

Leninist Iþýk

15

ABÝDE-Ý HÜRRÝYET'TE BÝR 1 MAYIS DAHA Bu sene gerçekleþen 1 Mayýs'ý deðerlendirirken bu eylemden önceki süreci göz önünde tutarak eylemin nasýl gerçekleþeceði üzerindeki öngörülerin ortaya çýktýðýný görmekteyiz. Eylemler bir çalýþmanýn ve anlayýþýn ürünüdür. Türkiye'deki siyasal hareketlerin ortaya koyduðu çalýþmalar 1 Mayýs'tan önceki tabloyu sergiliyordu. Ýstanbul için eylemin nerede yapýlacaðý, nasýl gerçekleþeceði belliydi. Bu durumu geçen senelerin vermiþ olduðu tecrübelere dayanarak söylemek kolay. Liberal hareketleri bir yana býrakýrsak devrimci hareketlerin alternatif eylem gerçekleþtirme doðrultusunda bir giriþimde bulunmamasý üzerine düþünmemiz gerekir. Hemen hemen tüm devrimci gruplar kitlelere 1 Mayýs alaný olarak 'alanlarý' adres olarak sunmuþlardýr. Bu da devletin kitleleri tek bir alanda toplama ve böylece eylemi kendi suyunda boðma planýna yardýmcý olmanýn bir ayaðýný oluþturdu. Eylemin toplum tarafýnda kafa karýþtýrýcý bir zeminde olmasýný saðladý. Çünkü; eylemden sonra tüm hareketler eylemin propagandasýný yaptý ve eylemi kendi adlarýna bir bakýma onayladýlar. Devrimci gruplar hem devrimci misyonunu taþýyacak hem de bu eylemi benimseyecek... Ýþte hal böyle olunca kafa karýþýklýðý ortaya çýkýyor. Son yýllarda devrimci hareketlerin güç kaybettikleri ortadadýr. Siyaset anlayýþlarýný akýlda tutmak üzere, güç kaybýndan doðan durumun devrimci 'birlikteliðe' yol açmasýný düþündüðümüzde devrimci hareketin böyle bir zemine kolay kolay gelmeyeceðini görmekteyiz.

(Geçmiþ dönemde yaþanan birlik deneyimlerinin etkisi diye düþünebiliriz.) '98 Mayýs'ýndan buyana devrimcilerin kitle kaybettiðini görmekteydik. Bu sene bu kitlede bir artýþ olduðunu görmekteyiz. Devrimcilerin o zamandan bu yana kaybettikleri insanlarýn bugün, büyük bir çoðunlukla liberal hareketlere gitmediðini görmekteyiz. Ancak eylemdeki kitleselliðin yeni genç unsurlar olmasý da devrimcilere geri dönmediklerini ortaya koyuyor. Özellikle kýlýf deðiþtirerek, reklam yapmaya çalýþarak kitlesini arttýrmaya -Leninizm adýna yalan yanlýþ söylemleriyle insanlarýn kafalarýný bulandýran- 'TKP'nin, tek 1 Mayýs söylemiyle hazýrlandýðý "cici 1 Mayýs'ý" fiyaskoyla sonlanmýþtýr. Eylemde devletin,devrimci hareketi bu kadar kuþatmasýna, liberal hareketleri kullanýp devrimcileri peþinden sürüklemesine raðmen raðmen teknik ve taktik açýsýndan donanýmý hala devrimcilerden bir þeyler beklediðini gösteriyor. Bunun yanýnda yoksulluðun had safhaya vardýðý bugün insanlarýn artýk devlete güveninin kalmadýðýný görmüþtür. Ankara'da Tansu'nun, Recai'nin 1 Mayýs kutlamalarýnda boy göstermeleri boþuna deðil. Bizim eyleme katýlmamýzýn bugün için yararlý yönleri olduðunu söyleyebiliriz. Adres teþkil etme, bir süreç olarak harekete geçme sayýlabilir. Ancak misyonumuz gereði bu tarz eylemleri ileri ki süreçlerde aþmak zorundayýz. B. Güneþ

PÝKNÝK Çeliþkileri derinleþen bir insan olarak, pikniðe gelmekteki nedenim; daha radikal çözüm arayýþlarý içinde olmaktýr.Kendi geliþim sürecimde,ilk tanýyacaðým komünist grup olmanýz üzücü;çünkü devrimci pratik yoksunluðum sizlere bir þekilde kötü yansýyacaktýr.Ayný derecede kirlenmemiþ yeni bir insan olmak sevindirici bir durum sayýlabilir.Önüme yeni yeni hedefler koyuyorum;ilki siyasetinizi tanýmak,sonrasýnda kendimi neye ne kadar katabileceðimi hesap etmek ve eninde sonunda devrimcileþmek.Dahasý komünizmi içselleþtirebilmek... Yeni bir insan olarak fikrimde bu pikniðin yeri Gerçekten önemseyerek geldiðime inanýyorum.Söylenen saatte buluþma noktasýndaydým. Beraber geldiðim kiþilerden geciken herhangi biri olmadý.Vardýðýmýzda biraz bekletildik bilmediðim bir sebepten ötürü;ancak bu durum herhangi bir aksaklýða yol açmadý. Daha gider gitmez yeni bir yüz olduðumu fark eden biriyle sohbete baþladýk.Seri ve hazýrlýklý konuþan bir insandý; sözünü kesmek istemediðim için sofranýn hazýrlanmasýna katkýda bulunamadým,aslýnda fazlaca da ortalýkta dolanmak istemedim.Konuþtuðumuz kiþi diðer devrimci danýþlarýmýzla 1 Mayýs'la ilgili görüþüp görüþmediðimizi sordu.Cevap veren olmadý.Bunun nedeni aslýnda zaten sayýca çok az olmalarý ve o tarihlerde fazlaca etrafta görünmemeleridir;dolayýsýyla görüþme saðlanamamýþtýr.(Kendi adýma:O sýrada ayný evde bulunduðum kiþilerle bile 'o günün' kaygýlarý dýþýnda fazlaca konuþmamýþ olmanýn eksikliðini bu soruda hissettim.) bu durumun 2. nedeni ise yayýnlarda yapýlan deðerlendirmeleri az çok okumuþ olmaktýr. Yoldaþlardan birinin- alana girerken kendini aratmamakonusunda yaptýðý konuþmayý;teslimiyetçi zihniyet, ardýndan alandaki duruþ- konusundaki deðerlendirmelerini hatýrlýyorum. Alanda gezmiþ olmama raðmen sizi fark etmemiþ olduðumdan bahsettim.Bunun benden de kaynaklanabileceðini;ama bir grubun sloganlarý dýþýnda,kendini diðerlerinden ayýran bir noktasý bulunmasý gerektiðinden bahsettim;sizin açýnýzdan da DPG içinde. Ben þu örneði vermiþtim: Dev-Yol geleneðinden bir grubun bu sene alanda, üzerinde yýldýz-yumruk-silah armasý bulunan kýrmýzý bantlar takarak yer almasý.

Bence bu onlarý diðer DY li gruplardan ayýran bir noktadýr. Deðerlendirme yapmak için bu þekilde dolaþmakta -adý geçen 'kýzýl bir yýldýz' olma-durumuna bence uygun bir davranýþtýr. Konuþma yapmak için toplandýðýmýzda ilk etapta insanlarýn suskunluðunun nedenini anlamadým. Kendi adýma söyleyebileceðim: zaten görünenin dýþýnda çok fazla bir deðerlendirme yapamamaktýr;sayýnýn artmasý,sloganlar,pankartlar,imzalar vs. gibi.Alana kendi baþýna giden her insan bunlarý gözlemleyebilir. Konuþmalar genel deðerlendirmeler üzerine olmasýna raðmen;sonuçta varýlan nokta ve temel soru 'Ne yapmalý,nasýl yapmalý' oldu. Cevap alýnamadý. Bunu orada bir yoldaþa danýþtýðýmda; aslýnda bunlarýn programatik olarak ortaya konduðunu, insanlarýn bildiði okuduðu þeyler olduðunu söyledi. Öyleyse sadece ben cevaplayamamýþým ve birikim edinmediðim sürece cevaplayamayacaðým. Herhalde amaç gençlerden yeni fikirler almak olmalý? 'Herkes bir þeyler söylesin' in gerçekleþemediði bir ortam oldu. Demokratik olmak adýna konuþabilecek birikimli insanlarýn susmasýnýn (susturulmasýnýn) pek bir anlamý yoktu. Ýkinci etap konuþmalarýn sonuna doðru net olarak ne demek istediði yeterince anlaþýlmayan dýþardan bir katýlýmcýyla yürütülen tartýþmanýn benim açýmdan bir yararý vardý. Çünkü tartýþma ortamýnda grubun neler savunduðunu ve bunu ne þekilde dile getirdiðini biraz anlamýþ oldum. Kadýn olan yoldaþlarýn konuþmalarýnda kendini gayet rahat ifade edebilmesi dikkatimi çeken ve hoþuma giden bir noktaydý. Anladýðým kadarýyla grup içinde bu anlamda bir sýkýntý yok. Bunu ilerde daha açýk þekilde gözlemleyeceðime inanýyorum.; ama þu var ki yeni gelen insanlara karþý pek giriþimci davranmýyorlar. Ýnsani iliþkiler açýsýndan çok az temasa geçebildiðim insan oldu. Bunda benimde önemli bir etkim olabilir tabi ki. Piknikten sonrada yazýþma yoluyla görüþüle bilineceði söylendi.Yüz yüze görüþmek benim için daha hýzlý ve etkili bir yoldur. Elimden geldiðince ve karþýlýklý istem doðrultusunda temasýmý kesmemeye ve daha iyi tanýmaya çalýþacaðým bir grupsunuz. Bu sýralar ulaþabildiðim yayýnlarýnýzý okuyorum. F. Özgün


14

Haziran 2002 BOLÞEVÝZMÝ KAZANACAÐIZ KOMÜNÝST BÝR DÜNYA KURACAÐIZ!

donanýmýzý deðerlendirdiðimizde kaça katlandý Yýl 2002, günlerden 1 Mayýs diyoruz ki; Nazým ve bilemiyoruz. 1 Mayýs öncesi bildirimiz, afiþ çalýþLenin yine sað, ve ýþýk tutuyorlar kavga yüklü yürekleri mamýz, pankartlarýmýz , kýzýl bayraklarýmýz, dövizlerile dünya proletaryasýna ve bizlere, kavgamýzýn en ön imiz ve kuþlarýmýzla propaganda ve görsellik açýsýndan saflarýnda. Sýnýrlarý kuþatýlmýþ bir dünyadan, komünist eksiðimiz yoktu. Fazlamýz ise sevindirici idi ve yeni bir bir dünyaya geçinceye dek ulaþamayacak yollarýmýz çok deneyimi de beraberinde getirdi. 4.mücadele Kýzýl Meydana. Ancak yaratacaðýz kavgamýzla kýzýl yýlýmýzda önemli bir tespit yaptýk, bu tespitin gerekmeydanlarý. Kýzýl 1 Mayýslar ve sýnýrsýz, sýnýfsýz, tirdiði çalýþma biçimimizi hýzla ileriye taþýmaya sömürüsüz bir dünya ve iþte o zaman dolduracak milbaþladýk. Bu, hareketimizin, önderliðimizin ve tüm yarlarca insan Kýzýl meydanlarý. yoldaþlarýmýzýn toplam baþarýsýdýr. Bugünden yarýna Enternasyonalist bir önderliðin oluþturulamadýðý, daha ileri mevzilere sýçramak yine bizlerin ýsrarlý ve dünya proletaryasýnýn ortak hedefleri doðrultusunda kararlý çalýþmalarý sonucunda olacaktýr. ortak þiarlarla kutlayamadýðý 2002 1 Mayýs'ý 112'inci 2002 1 Mayýs'ýna tespitlerimiz doðrultusunda bakkez kutlandý tüm dünyada ve yaþadýðýmýz topraklarda. týðýmýzda alana hakim olan rengin sarý olmasý elbetteki Dünya ölçeðinde eksikliði duyulan Enternasyonalbizim öngörmüþ olduðumuz bir durumdu. Öyle ist devrimci bir önderliðin olmamasýna raðmen tüm gözüküyor ki uzun bir süreç daha sarý olacak. Alanda dünya proletaryasýnýn alanlara akmasý, 112 yýllýk hakim olan sarý renge raðmen bu 1 Mayýs'ta alana gelen geleneði geleceðe taþýmasý emperyalizmin-kapitalkitlenin yoðundu. Liberal tasfiyeci eðilimlerden tutunizmin üzerine korku salmasý, bu günden yarýna deðiþeda devrimci demokrat ve merkezci melez akýmlar dahi cek olaný gösteriyor ve tüm dünyada kavga gününün kitle sayýlarýný iki kat artýrmýþlardý. Ama sonuç olarak yaklaþtýðýný müjdeliyor. alandaki kitle sayýsý iki kat arttý ama bu alanýn hakim Bu kavga gününde elbette ki komünist öncülüðü rengini deðiþtirmeye yetmedi. üstlenecek olanlar hem yaþadýðýmýz topraklarda hem Alanda gördük ki; bizlerde iki kart artmýþýz, bu de dünyada Marksist-Leninist örgütlenmesini gerçekartýþa raðmen diðer çalýþmalarý ve yoldaþlarýmýzýn leþtirmiþ, enternasyonalist bir adres olabilme niteliðini iliþkilerini düþündüðümüzde hedetaþýyanlar olacaktýr. 1 Mayýs flediðimiz güçleri alana taþýyaYaþadýðýmýz topraklarda da kutmamýþýz. Ýnanýyorum ki 2003 1 lanan 2002 1 Mayýs'ý bu netleþmeye Mayýs'ýnda bugün taþýyamadýðýmýz doðru giden yolu aralamaya 1 Mayýs güçlerle donatacaðýz alaný. Unutmaybaþlamýþtýr. Sol arenada hakim olmaya yaþým yirmi alým ki bizler yoðun yada kýsmi de baþlayan reformist-oportünist, liberal Lenin sað. olsa kitle çalýþmasý yapmýyoruz. Alana tasfiyeci ve devrimci demokrat eðilim- Bir tek kýzýl meydan taþýdýðýmýz her bir iliþki kadro niteliðilerin git gide saða kaymýþ olmasý ve bu 150 milyon insan. ni edinecek ve geliþecek iliþkilerdir. kaymanýn hýzla etkisini gösteriyor 35 yýl geçti aradan Hareketimize ulaþamayacaðý hedefleri oluþu, en küçük devrimci bir hissediþ yaþým yine yirmi koymak, yanlýþ yönlendirme olacaktýr. dahi yaþayanlarýn ve bu kavga Lenin yine sað Hepimizin de bilgisi dahilinde olan kültürünü edinmiþ olanlarýn Kýzýl meydanlarda yaygýn bir daðýtým yapacaðýmýz bir gözlemleyebileceklerini gösteriyordu. aracýmýz yok. Kitle ya da iliþkiler bize Bu durumdan memnun olanlarla 1 Milyar insan. ulaþamaz, ancak biz istersek onlara elbette iþimiz olmayacak ancak memNazým Hikmet Ran ulaþýrýz. Dernek, lokal vs de nun olmayan Marksist-Leninist 30 Nisan 1963 açmadýðýmýza göre nerede nasýl mücadele hattýnda buluþmak isteyenulaþýlacak bize? lerin seslerinin daha gür , bilinçlerinin 2002 1 Mayýs hazýrlýklarý ve örgütlenme süreci daha da bileylenmiþ olarak tarih sahnesindeki yerlerini komünist devrimci militan kimliðimizi daha bir güçlü alacaklarý tarihsel bir dönemece girmekteyiz. ortaya çýkarmýþtýr. Örgütle ve örgütlü yaþamýmýza Hareketimiz tam böylesi bir dönemde 4. Mücadele planlý ve emin adýmlarla yapacaðýmýz çalýþmalar güç yýlý olan 2002 yýlýný "örgütsel seferberlik ve atýlým yýlý" verecek, yeni dönem içinde ise 2003 1 Mayýs'ýnýn ilan etmiþtir. Leninist örgütlenme þiarlarý ile yola çýkýp adýmlarýný atacaðýz. Alaný deðiþtirecek olan MarksistDKÖ'lerden bile kaçanlarýn yanýnda hareketimiz MarkLeninist örgütlenme, irade ve kimliðimizdir. Bu iddisizm-Leninizim temelinde örgütle ve örgütlü yürüayý taþayan devrimci komünistler olarak "örgütsel menin önemi üzerine vurgu yapmýþtýr, yapmaktadýr. seferberlik ve atýlým yýlýmýz"da yaþasýn devrimci arýnSüreç, artýk belirsiz tanýmlarýn aþýldýðý bir süreçtir, ma, ileri çýkma! Komünist devrimcilerin ve iþçi görev ve sorumluluklarýmýz artmýþtýr. Bu sorumluluksýnýfýnýn iktidar mücadelesinde örgütten baþka silahý larý üstlenmeyenlerin çözülerek tükeneceði nettir. yoktur! Devrimci parti için örgütlü hazýrlýk! Þiarýmýz Kendilerini yeni durumun içinde "yeniden biçimeþliðinde görev ve sorumluluklarýmýzý bugüne kadar lendirme" teorileri ile yeni bir buluþ yapmýþ gibi ortaya olduðu gibi bugünden sonra da kararlýlýkla çýkmalarý ise aldatmacadan baþka bir þey olmayacaktýr, kuþanacaðýz. Sömürü ve baský düzeni kapitalizme karþý olamaz. savaþacaðýz. Dünya 112.kez kutladý 1 Mayýs'ý. KDH/L olarak bizlerde 112.kez kutlanan 1 Mayýs'ý yaþýmýz yetmese Yaþasýn örgütle ve örgütlü komünist yürüyüþümüz. de yüreðimizle taþýdýk 4'üncü kez örgütle ve örgütlü Bütün ülkelerin proleterleri ve komünistleri birleþin! olarak 1 mayýs eylem alanýna. Ýlan etmiþ olduðumuz Komünizme kadar sürekli devrim! "örgütsel seferberlik ve atýlým yýlýmýzda hem teorikideolojik derinleþmemiz hem de nitelikli niceliðimiz 4'e katlandý. Politik-pratik faaliyetlerimiz ise teknik Selda Can

Leninist Iþýk

7

2002 1 MAYIS'ININ GÖSTERDÝKLERÝ Ýþçi sýnýfýnýn birlik, mücadele, dayanýþma günü olan 1 Mayýs bu sene Ýstanbul'da 100 bine yakýn bir kitle tarafýndan kutlandý. Daha önceki senelere göre yüksek bir katýlýmýn olmasý pekte þaþýrtýcý olmamakla bereber bu durum, burjuvazinin emekçi yýðýnlar üzerindeki saldýrýlarýnýn katmerleþtiði ortamda zaten 1 Mayýs öncesinde yapýlan bir tespitti. Nitelikli bir nicelik arayýþýnda olanlarýn bu kitleselliðe bakarak aðýzlarýný pek de hayra açacaklarý beklenemez. Devrimci hareketin 1 Mayýs öncesi yapmýþ olduðu çalýþmalarda (afiþlemelerde), sosyal-demekratlardan liberalreformistlare, burjuva devlet solu ÝP' den CHP' ye kadar her kesimin söyleyebileceði "Yaþasýn 1 Mayýs, Birlik, Mücadale, Dayanýþma" ekseninde þekillenen bir söylemle kitlelerin alana taþýnmaya çalýþýlmasý, zaten bizi bugün niceliðin niteliðini sorgulamaya iter. Geride býraktýðýmýz 2002 1 Mayýs'ýný bir cümle ile ifade edecek olursak bunu, "kitlesel haraketin yükseliþi, siyasal ideolojinin geri düþüþü" olarak söyliyebiliriz. Burada halkýn iktidarýndan, halkýn öncülüðüne soyunanlarýn payýna kitlesel yükseliþ, proletaryanýn devrimcikömünist bir öncüsünün olmadýðýný savunup bunun yaratýlmasý için mücadele verenlerin de, devrimcikömünist harekete bakýp payýna düþürdüðü ise siyasal gerilemedir. Kömünistlerin her ne ölçüde bunu söylerken kendi öz eleþtirisini geri plana atmasý da , kendisini o ölçüde lafýz kýlar. 2002 1 Mayýs'ýnýn kitleselliðinde, sendikal haraket kan kaybederken, devrimci-demokrat hareket, 1 Mayýs öncesi çokta fazla bir hazýrlýk yapmamakla birlikte kendi beklentisinin üstünde bir kitleyle 1 Mayýs'ý kutlamýþtýr. Buda aslýnda pekte þaþýrtýcý bir durum deðildir. Kendi istek ve taleplerini sendikal ve liberal-reformist harekette karþýlayamayanlar devrimci-kömünist bir öznenin var olmadýðý ortamda devrimci-demokratlarýn ve merkezci melez akýmlarýn kuyruðuna takýlmýþtýr. Liberal hareketle ayrýmý çoðu zaman karýþan devrimci-demokrat hareketde bu kitlelere düzene muhalefet olma bilincinden öte bir bilinç taþýyamadýðý için zaten sarý olan alanýn sarýlaþmasýna katkýda bulunmuþtur. Bu noktada genel itibari ile alana hakim olan ses bir muhalefet sesidir. Kömünistler ise kendi güç ve olanaklarýyla bu sarý 1 Mayýst'a kýzýl bir yýldýz gibi parlamaya çalýþmýþtýr. Her ne kadar bügün iþçi sýnýfýnýn temsilcisi, onun bir adresi olamasa da, bu bilinci kendi duruþ ve sloganlarýyla alana taþýmaya, muhalif bir ses deðil alternatif bir odak olmaya çalýþmýþtýr. Komünist siyasetin en belirgin ayrýmý olan düzene muhalif deðil, bir alternatif olma bilinci bugün komünistlerin, bu 1 Mayýs'a bakarak kendi görev ve sorumluluklarýnýn somut acilliðini ve yakýcýlýðýný bilinçlerine bir kez daha kýrbaçlamþtýr. 2002 1 Mayýs'ýnýn gündemine Filistin, IMF paketi, F tipi hücreler, ulusal haraketin temsilcisi olan yeni adýyla KADEK, legal düzeyde örgütü HADEP'in kitleselliði ve öðrenci ðençlik açýsýndan da YÖK yasa tasarýsý damgasýný vurmuþtur. Bu çizgide devrimci hareket Ýsrail'in ABD güdümlü yürüttüðü emperyalist savaþý lanetlerken, "Her yer Filistin hepimiz Filistinliyiz", " Ýsrail ordusu elini Filistin'den çek" þiarlarýný yükseltirken çok uzakta deðil, burunlarýnýn dibinde olan TC ilhaký altýndaki Kürt ulusu için "Kürtlere özgürlük, Özgür Kürdistan, TC ordusu elini Kürdistandan çek" diyebilecek iradeyi gösterememiþtir. Hepsinin deðil ama çoðunun adýnda "Türkiye" geçerken, programlarýnda "Türkiye devrimini" ana halka görürken gözünü dikdiði mevziler ise Filistin ve Avrupa olmaktan ileri gidememiþtir.

Bugün Türkiye'de yaklaþýk 20 milyon iþsizler ordusu dururken, toplam iþçi sýnýfý içerisinde sendikalý iþçi sayýsý 500 bini bile bulmadýðý koþullarda, devrimci hareketin burjuvazinin saldýrýlarýna karþý "genel grev, genel direniþ, IMF paketine hayýr" talepleriyle bunu sendikalar üzerinden örgütlemeye calýþmasýyla devrimci hareketin gözünü diktiði kitleyi göstermektedir ya da diþle-týrnakla örgütlemeye çalýþýp alana taþýdýðý kitlesini bu söylem ve talepleriyle nasýl liberal hareketin kollarýna attýðýdir. Sonrada nasýl oluyor da liberal-reformist hareket güçleniyor diye sormak biraz komik olmuyor mu ?. Devrimciler bugün üzerlerine düþen devrimci görevlerini devrimcikomünist bilinçle yerine getirmedikçe liberal sola kan vermenin önüne geçemezler. Acý olan bir diðer gerçekte þudur ki; bugün burjuvazinin hücrelerde devrimcilere yönelik saldýrýlarýnda ve ölüm oruçlarýnda onlarca "þehit" veren devrimci haraket bu 1 Mayýs'ta F Tipi saldýrýlarýný gündemine almýþ olmakla birlikte buna alanda cýlýz bir þekilde sahiplenmiþ, adeta gölgede býrakmýþtýr. HADEP ise 2002 1 Mayýs'ýna yaklaþýk 30 bin civarýnda bir kitleyle katýlarak ana dilde eðitim, idama hayýr, kürt kimliðinin tanýnmasý gibi taleplerini dile getirmiþtir. Kitleselliði ile 8 Martý, 1 Mays'a taþýma sözünü tutmuþtur ama bu sözünün arkasýnda asýl muhataplarýna bir mesaj vermiþtir. PKK' nin A.Öcalan'ýn yakalanma sürecinden sonra girdiði ve A.Öcalan'ýn savunmasýnda da ortaya koyduðu yeni çizgisinde "Türkiye'nin kaderi için", "Türkiye'lileþme için" T.C.' nin uygulayacaðý politikalarda Kürt ulusunun da bu oyunda bir rol almak istemesi ve hesaba katýlmasý gerektiði mesajýdýr. Burjuvazi her 1 Mayýs'tan kendisine ders çýkartýyor, önlemler alýyor, devrimciler ise yeni icatlar yapmakla ve birbirleriyle yarýþmakla yetiniyor. 2002 1 Mayýs'ýnda polislerin yakalarýna taktýklarý fotoðraflarda neyin nesiydi acaba? Bu fotoðraflar 8 Mart' tan önce bir panzerin devrilmesiyle ölen iki polisin fotoðraflarýydý. Ve bu fotoðraflarý 1 Mayýs günü yakalarýna takan polisler için ne ifade ediyordu ?. Ne kadar burjuvazi 1 Mayýs alanýný kuþatmýþ, önlemlerini almýþ ve bir olay çýkmayacaðýný düþünse bile, kendisi bile 1 Mayýs'ýn görünen içeriðinden bir baþka boyuta geçmeyeceðinin garantisini veremezdi. Ýþte bu notada polislerin iman tazeleyerek cesaret almalarý ve olabilecek bir çatýþma sýrasýnda performanstan düþmemeleri için burjuvazi onlarýn yakalarýna ufak bir not düþmüþtü. Ayný zamanda da düþmanýn kim olduðunu onlara gösteriyordu. Devrimciler ise "benin kitlem þu kadardý", "þu hareketin kitlesi þu kadardý" gibi bir kýyaslamayla sanki iktidarý birbirlerinin ellerinden alacaklarmýþ gibi, asýl düþmanýn burjuvazi olduðunu unutup birbirleriyle yarýþmayý pek de tuhaf bulmadý. Bir devrimci grup yoktur ki kendi gücünü düþmanýn gücüyle kýyaslasýn. Burjuvazinin geçen senelere göre bir yeniliðide, alana giriþte kadýnlar þuraya, erkekler þuraya, pankartlar þuraya, dövizler þuraya diye bölmesi ve bunu da grup grup yapmasýydý. Kendisi bunda pek de haksýz sayýlmazdý. Karþýsýnda tek yumruk, tek barikat görmek yerine parçalanmýþ, bölünmüþ görece bir yumruk görmek istemesi pek de abes kaçmaz. Devrimcilerin deðil buna karþý çýkmak, geçen sene pankart sopalarýna yönelik polisin sopalarý alana sokmamasýndan 'ders' çýkarmýþ olacaklar ki kalýn plastik sopalarla alana gelmesi kendi içinde bir autosansür uygulayan devrimci hareketin buna pekte müdahale edeceðini zaten göstermiyordu.

Ö. Ýnan


8

Leninist Iþýk

Haziran 2002

"2 MÝLYON KAMU EMEKÇÝSÝNÝN SESÝYÝZ" 25 Mayýsta KESK, Marmara Bölgesi sendikalarýný Ýstanbul Çaðlayan meydanýnda "Hükümeti Sendikalar Karþýsýnda Tarafsýzlýða Çaðýrmak/ Ýþ Güvencemizin Kaldýrýlmasýna Dur Demek/ Toplu Görüþmeyi Toplu Sözleþmeye Çevirmek" talepleriyle bir mitingle bir araya getirdi. Bu mitingin afiþleri "2 MÝLYON KAMU EMEKÇÝSÝNÝN SESÝYÝZ"yazýsýný içeriyordu. Mitinge KESK'e baðlý sendikalardan yaklaþýk üç bin kiþi katýldý. Mitinge Ýstanbul'un yaný sýra Kýrklareli, Bursa ve Kocaeli'nden KESK'e baðlý sendikalar da katýldý. Bunlarýn dýþýnda SY Kýzýl Bayrak, Ýþçi Gazetesi, Halkevleri ve Hadep kortejleri alandaydý. HADEP diðerlerine göre -yaklaþýk 200 kiþiyle- en kitlesel kortejdi. Bilindiði gibi kamuda çalýþan '657'ye tabi devlet memurlarý' sendikalarý, 26.6.2001 tarihinde "Kamu Görevlileri Sendikalarý Kanunu" ile yasallaþtý. Yasanýn çýkmasýyla birlikte, 12 yýlda büyük bedeller ödenerek elde edilen haklarýn çoðu da bir çýrpýda kaybedilmiþtir. Toplu görüþme esasýna dayanan, toplu sözleþme hakký tanýmayan bu kanun çýktýktan sonra, diðer konfederasyonlar gibi KESK de örgütlülüðünü bu yasaya uygun hale getirdi. Üyelik formlarý yenilendi, bazý üyeler tasfiye edildi (sözleþmeli personel, ayný iþ kolundaki özel kuruluþlarda çalýþanlar), en son olarak da '1. Olaðan Genel Kongre' toplandý. Devlet güdümlü sendikalara karþý kendilerini adres gösteren KESK'li sendika bürokratlarýnýn da aslýnda devlet güdümlü olduðunu yasanýn çýkmasýndan sonraki süreç gösterdi. Neden KESK, 25 Mayýs'ta miting düzenledi? 4688 nolu yasanýn 30. maddesine göre; "her hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendika ile bunlarýn baðlý olduklarý konfederasyonlar toplu görüþme yapmaya yetkilidir. En çok üyeye sahip konfederasyon temsilcisi toplu görüþme heyetinin baþkanýdýr. Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý, kamu görevlileri sendikalarýnca yapýlan üyelik bildirilerini dikkate alarak, her yýl 31 Mayýs itibariyle sendikalarýn üye sayýlarýný tespit eder; buna göre her hizmet kolundaki yetkili kamu görevlileri sendikalarý ile en çok üyeye sahip konfederasyonu belirler ve sonuçlarý Temmuz ayýnýn ilk haftasýnda Resmi Gazetede yayýmlar.".Ýþte miting bu nedenle yapýlýþ tarihi açýsýndan deðerlendirilmelidir. 31 Mayýs'a bir hafta kala yapýlan mitingin amacý nedir? Ýlk akla gelen nedenler; üye sayýsýný arttýrmak, üyelerini motive etmek ve gövde gösterisi yapmaktýr. Aslýnda miting, bütün bu amaçlarý içermekle birlikte tam olarak hiçbirini de gerçekleþtirememiþtir. Ýlk olarak, katýlýmýn çok az olmasý maksattan uzaklaþmaya neden olmuþtur. Geçtiðimiz dönemlerde basýn açýklamasýna bile en az bu sayýda kitleyi katabilen KESK, kitlesinin cýlýzlýðýyla dikkati çekmiþtir. Bu da alandaki insanlarýn moralini bozmaya yetmiþtir. Ýkincisi, mitinge damgasýný vuran ruhsuzluk ve bezginlik havasý dikkate alýnmasý gereken önemli bir noktaydý. Biliyoruz ki bunlarýn tümü birer sonuçtu. Nedenlerini ise sendika bürokratlarýnýn söylediði gibi üyelerin keyfiyetiyle ya da isteksizliðiyle açýklamak, kendimizi kandýrmak demektir. Sendika bürokratý güdümlü, amir memur iliþkisi içerisinde, keyfine düþkün liberal bir sendikalý modeli, tabi ki ayný tarzda þekillenmiþ sendika bürokratýnýn isteyeceði bir modeldir. Sendika yasasý çýkmadan önce devrimcilere ihtiyacý olan sendika bürokratlarýnýn, yasanýn çýkmasýnýn ardýndan devrimcilere yüz çevirmiþ

olmasý ve yaþadýðýmýz topraklardaki liberal- tasfiyeci havanýn sendikalarý da etkilemesi, asýl bu sonucu açýklamaktadýr. Tabi ki devrimcilerin bu konudaki zaaflarýnýn da üzerinden atlamamak gerekiyor. Mitingde dikkat çekici diðer bir nokta da toplu sözleþmeli sendika talebini içeren sloganlarýn çokça söylenmesiydi. KESK'e baðlý sendikalar önümüzdeki bir yýl için hangi iþkollarýnda toplu görüþme hakký alacaðý ya da alamayacaðý temmuz ayýnýn ilk haftasýnda belli olacak. Bir taraftan devlet, çalýþanlarý ekonomik ve iþ koþullarý açýsýndan da karþýt taraflar haline getirip, hedef þaþýrtýlýrken; diðer taraftan da artan iktisadi sosyal sýkýntýlar nedeniyle çalýþanlarý ortak mücadele için zorlamaktadýr. Ne Yapmalý? Kamu iþçileri sendikalarý bugün için kamu iþçilerinin sorunlarýna çözümler yaratmaktan, mücadeleyi yükseltmek açýsýndan nitel, nicel, hukuksal olarak geri bir noktadadýr. '89 Bahar eylemliliklerini takiben devrimcilerin öncülüðünde yasalara deðil haklýlýðýna ve meþruluðuna dayanarak fiili olarak sendikalaþan kamu iþçileri, bugün gelinen notada devrimcilerin güç kaybý da fýrsat bilinerek, devletin küçük tavizleri, liberallerin desteði ile kontra sendikalarýnýn güvencesinde çýkarýlan yasalar içine hapsedilmeye çalýþýlmaktadýr. Dün "memur sendikamý kurar? Bunlar memurlarýn içine sýzmýþ bazý hainlerin, teröristlerin aldatmacalarýdýr, kanmayýn!" diye vaaz edenler, bugün de "Bu gerici sendika yasasýna razý olun" demektedirler. Bu iki söylemin arasýnda fark olduðu, bu farký yaratanýn da kamu iþçilerinin 12 yýllýk mücadelesinin olduðu açýktýr. Bugün , bu yasayla yetinmek ve kendini bu yasaya uyarlamanýn derdine düþmek kadar, mevcut yasal düzenlemeyi "devletin lütfü" olarak görmek de yanlýþ ve uzak durmamýz gereken bir tutumdur. Kamu iþçileri mücadelesinden de, toplam sýnýf mücadelesinden de öðrenememekten kaynaklanan, kazanýmlarýn üzerini kapatan bu bakýþ, mücadelenin önünü kesen týkayan ve bizim uzak durmamýz gereken yaklaþýmlara iþaret ediyor. Çýkan yasa her ne kadar "Grev ve toplu sözleþme" haklarýný yadsýsa da, "grev", "toplu sözleþme" talebini budanmýþ olsa da, bu noktaya gelmek ve bu yasanýn çýkmasýna yol açmak bile; ancak, kamu iþçilerinin zorlu, bedeller ödeyerek 12 yýllýdýr sürdürdüðü bir mücadele sonucu olabilmiþtir. Bugün devrimcilerin güç kaybetmelerinden kaynaklý sendikalara tüneyen bir kýsým liberal-reformistin bu mücadeleden yan çizdiklerinden bu yasayý devletin bir lütfü olarak gören, bununla yetinmeyi vaaz eden anlayýþlardan da; gelinen aþamayý küçümseyip "yýllardýr mücadele ettik, bedel ödedik de elimize ne geçti? Çýka çýka sahte bir sendika yasasý çýktý!" türü anlayýþlardan da devrimci komünistler uzak durmalýdýr. Geri ve kýrýntý denilebilecek mevcut sendika yasasý bile, nasýl kamu iþçilerinin ve devrimci öncülerin zorlu mücadeleleri sonucu çýktýysa, "grevli toplu sözleþmeli" sendika yasasý da ayný yoldan yürüyenlerin, kamu iþçilerinin sýnýf mücadelesini sahiplenip ileri taþýyabilenlerin bir kazanýmý olacaktýr. Devrimci komünistlerin sahip çýkmasý, kamu iþçilerine taþýmasý ve yaymasý gereken iþte bu anlayýþtýr.

F. Reyhan

seltilmesi ve kolektif emeðin ürününün adil bir þekilde paylaþtýrýlmasýyla toplum tarafýndan düzenlenmesini gerektirir." Biçiminde dile getirdiði kapitalizmin alternatifine Marks þöyle karþý çýkar: “Üretim araçlarýnýn ortak mülkiyeti üzerine kurulu ortaklaþa bir toplumsal düzen içinde üreticiler ürünlerini deðiþmezler ayný biçimde ürünlerin içerdiði emek burada bu ürünlerin deðeri olarak onlarýn taþýdýðý gerçek bir nitelik olarak da görülmez, çünkü artýk (...) bireylerin emekleri dolambaçlý bir yol izleyerek deðil doðrudan doðruya topluluðun emeðinin bir parçasý haline gelmektedir. (...) emeðin ürünü deyimi böylelikle bütün anlamýný yitirmiþ olmaktadýr." Marks burada sýnýfsýz toplumun iki evresi arasýndaki ünlü ayrýmýný yapar. 1) Kapitalist toplumdan çýkýp geldiði þekliyle komünist toplum ( Lenin bunun genel olarak sosyalizm diye adlandýrýldýðýna iþaret eder). Marks, geliþmesinin bu aþamasýnda sosyalist toplumun, barýndýrdýðý eski toplumun damgasýný taþýmayý sürdüreceðini kaydeder. Bu toplumda da eþit hak, adil paylaþým gibi kavramlarý eþit olmayan emekçileri eþit kýlmasý yüzünden henüz burjuva hukukunun sýnýrlarý içinde kalýndýðýný gösterir. "Hukuk hiçbir zaman toplumun iktisadi durumundan ve ona tekabül eden uygarlýk derecesinden daha yüksek olamaz" 2) Komünist toplumun daha yüksek aþamasý bireylerin iþ bölümüne ve onunla birlikte kafa ve kol emeði arasýndaki çeliþkiye kölece boyun eðiþleri sona erdiði zaman: emek sadece bir geçim aracý deðil, ama bizzat bir hayati ihtiyaç haline geldiði, bireylerin her yönden geliþmeleriyle üretici güçler de artýðý ve kolektif zenginliðin kaynaklarý bolluk içinde taþtýðý zaman, ancak, burjuva hukukunun dar hukuk sýnýrlarý aþýlmýþ olacak ve toplum, bayraklarýnýn üzerine þöyle yazabilecektir: "herkesten yeteneðine göre, herkese ihtiyacýna göre." "Kapitalist toplum ile komünist toplum arasýnda birinden ötekine devrim yoluyla geçiþ dönemi yer alýr buna bir siyasal bir geçiþ dönemi tekabül eder ki burada devlet proletaryanýn devrimci diktatörlüðünden baþka bir þey olamaz. Ýttifaklar Gotha programýnda "emeðin kurtuluþu iþçi sýnýfýn eseri olmalýdýr, Ýþçi sýnýf karþýsýnda bütün öteki sýnýflar ancak gerici bir kitle oluþtururlar" þeklinde geçen ibareyi Marks þöyle yorumlar: "Lassalle, kendi kaleme aldýðý kutsal yazýlarýný müridleri nasýl ezbere biliyorsa, Komünist Manifestoyu öyle ezbere bilirdi. Onu bu ölçüde kabaca tahrif etmesi, burjuvaziye karþý ancak mutlakiyetçi ve feodal hasýmlarýyla ittifakýný süslemek içindi. Lassalle ve onu izleyen Lassallecýlarýn iki öneli özelliðinden birisi iþçi hareketine sekter yaklaþýmlarý, öteki ise burjuvaziye karþý Prusya Devleti ile iþbirliðine giriþilebileceðine inanmalýydý. Gotha Programý, "iþçi sýnýfý karþýsýnda , bütün öteki sýnýflarý tek bir gerici kitle" oluþturduklarýný ileri sürerken, iþçi sýnýfýnýn büyük sanayi tarafýndan yýkýlan, proletarya saflarýna geçmeleri kaçýnýlmaz ve bu bakýmdan da devrimci olan ara sýnýflardan yalýtýyor; öte yandan ; Bischmark rejimini ve onun dayanaðý olan Junker mülkiyetine karþý hiçbir saldýrý ileri sürmeksizin Prusya gericiliðinin temellerini ayakta býrakan bir siyaset izleme eðilimini Lassallecýlýkla birlikte içinde barýndýrýlýyordu. Marks''n yaný sýra Engels'de, Bebel'e yazdýðý 18-28 Mart 1875 tarihli mektupta, "iþçi sýnýfý karþýsýnda bütün öteki sýnýflar tek bir gerici kitle

13

oluþtururlar." Ýfadesinin ancak "komün gibi proletarya devriminde, yada devleti ve toplumu kendi çýkarýna uygun bir þekilde çekip çeviren sýnýfýn tek baþýna burjuvazi olmadýðý ve demokratik küçük burjuvazinin bu dönüþümü sonuçlarýna kadar götürdüðü bir ülkede doðru olabileceðini kaydederek küçük burjuvaziyi karþýsýna, devleti ve Junkerleri yanýna alan böyle bir ittifak politikasýna en aðýr eleþtirirleri yöneltti. Yasallýk Gotha Programý'ný, monarþinin yýkýlarak cumhuriyetin kurulmasý talebini programýna almamýþ olmasýný Marks, þartlarýnýn buna imkan vermeyiþini göz önünde tutarak "kurnazca" bir davranýþ olarak görür. Ama buna karþýlýk, ancak bir demokratik cumhuriyetle anlam taþýyabilecek olan þeyler "parlamenter biçimler þekildeki feodal unsurlarla, burjuva etkiler karýþýmýný bürokratik yapýsý polis zýrhýyla pekiþtirilmiþ, bir askeri despotizmden baþka bir þey olmayan bir devletten talep etmenin ne dürüst nede saygýdeðer olmadýðýný bunlarýn bu devlete "yasal yoldan" kabul ettirileceðinin yüksek sesle ilan edilmesini ilkesel olarak kabul edilemez olduðunu ortaya koyar ve sözünü söyle baðlar: " Bu, polisin izin verdiði ve mantýðýn yasakladýðý sýnýrlar içine hapsedilmiþ cinsten bir demokrasiciliktir." Birlik Bütün bunlarýn sonucunda Marks birliðin temel þartýný ortaya koyar: "ileriye doðru atýlan her adým, her gerçek ilerleme bir düzüne programdan daha önemlidir eðer Eisenach programýný aþmak mümkün olmazsa, muhataplarýmýzla ortak düþmana karþý bir hareket antlaþmasý yapmakla yetinmeliyiz. (...) Ýlkeler üzerinde pazarlýk edilmeyeceði daha en baþta söylenmelidir ... Tek baþýna birleþme olgusunun iþçilerin mutlu kýldýðý bilinmektedir ama pek kýsa zaman içinde bu sonucun bedelini çok pahalý olmadýðý sanýsý bir yanýlgýdýr." Marks'ýn öngördükleri birer birer gerçekleþti. Daha en baþtan ilkeler üzerine pazarlýk eðilimiyle yetiþtirilen parti, sonunda devrimci Marksizmin tüm ilkelerinin pazarlýða çýkarýldýðý bir akýmýn dünya ölçeðinde dayanaðý haline geldi. Marks, bütün bu eleþtirileri Gotha Programý'nýn iþçi sýnýfýnýn enternasyonalist görevlerini savsaklayan ve bir ahlaki haklar arasý kardeþliðe indirgeyen eleþtirisiyle tamamlar. Marks, iþçi sýnýfýnýn uluslararasý hareketinin bir enternasyonalin varlýðýna baðlý olmaksýzýn da sürmesi gerektiðinin altýný çizer. Ancak biçim bakýmýndan ulusal olan tek tek ülkelerdeki iþçi sýnýfý hareketini, Alman Devleti'nin güvenliði çerçevesinde yorumlayan Gotha Programý'nýn sonuçta Bischmartk'a yaranmaktan baþka bir anlamý olmadýðýný ortaya koyar. Gotha Programý eleþtirisi, bugünde temel ilkeleri bakýmdan, tüm devrimci sýnýf partilerinin dikkate aldýklarý tarihsel bir belge olarak sosyalist hareket için önemini korumaktadýr. Komünist geleneðe baðlanmak ve bu geleneði devrimci parti-program etrafýnda sürdürmek iddiasýndaki komünistler içinse, önemli olmaktan öte bir kalkýþ noktasý olmalýdýr. (Devam edecek) ‰1.Enternasyonal, Jacques Yararlanýlan Kaynaklar:‰ Ducles, SorunY.‰K.Marks-F.Engels Hayat Ve Esrlerine Giriþ, David Riazanov, Belge Y.‰ Marks-Engels, Seçme Yapýtlar C.1, 2, 3 Sol Y.‰Sosyalizm ve T.M.Ansiklopedisi, Ýletiþim Y. ‰Örgütlenme Meseleleri, Ekim Y. ˆKarl Marks ve Doktrini, Lenin, Bilimsel ve Sos. Y.‰ Gotha ve Erfurt Programlarýnýn Eleþtirisi, Sol Y, Marks-Engels.


12

Haziran 2002

töreni SDAP ve Lasallecýlarýn birleþmelerini belgeleyen büyük bir siyasal gövde gösterisi oldu. 7 bin sosyal demokrat sendikal örgütlerin bayraklarýyla birlikte yürüdüler. Bu arada birleþmeyle oluþacak yeni partinin programýnýn hazýrlanmasýna giriþilmiþti. Program taslaðý üzerine çalýþan komitede Lassallecýlardan Hasen Clever ile Hasselmann, SDAP'den Geib ile Liebknecht bulunuyordu. Eisennachcýlardan Bracke, SDAP ile Marks ve Engels'in diyalogunu saðlýyordu. Geliþmelerden ancak dolaylý olarak ve gecikerek haber alan Bebel ise Zwickaun Hapishanesi'nde böyle önemli bir evrede etkin konumda olamamanýn bunalýmýný yaþýyordu. Birleþmenin Eisennach kanadý açýsýndan sancýlý ve sorunlu tarafý Londra'dakilerle (Marks-Engels'le) programa iliþkin siyasal ve ideolojik uyuþmayý saðlamaktý. SDAP baþýndan beri hiçbir zaman Marks ve Engels'in siyasal ve ideolojik yönetimi altýnda olmamýþtýr. Ancak Bebel, Bracke ve Liebknecht gibi önemli Eisannachcý önderlerinin kendileriyle iliþkileri dolayýsýyla partinin çizgisine önemli katký ve mücadelelerde bulunmuþlardý. Engels, Bracke'ye Londra'dan yazdýðý ilk mektupta, " Parti Lassallecý bir sosyalizm anlayýþýný savunacak olursa birleþmeye kesinlikle karþý koyacaklarýný" açýkladý. Marks'ta 5 Mayýs 1875'te gönderdiði eleþtiri notlarýna iliþkin olarak Bracke'ye yazdýðý mektupta, "Eisnnachcýlarý birleþme heyecanýna kapýlmamalarý" için uyardý. Marks ve Engels'in Almanya'dan uzak olmalarýnýn da etkisiyle SDAP'lilerden farklý deðerlendirdikleri noktalar vardý. Einsnachcýlar (SDAP'liler) da dahil, Alman sosyal demokrasisi sosyalizmin ilkeleri üzerinde Marks ve Engels gibi hassas deðildi. Özellikle siyasal etkilerini arttýran iþçi kütlesiyle gelen baskýnýn körüklediði birleþme heyecaný varolan hassasiyeti de asgari sýnýrlara indirmiþtir. Einsnachcýlarda, her koþulda birleþme eðilimi egemendi. Bu durumun ibret verici bir göstergesi, baþlangýçta birleþik partinin program taslaðýný saçmalýk diye eleþtiren Bracke'nin Marks'ýn gönderdiði eleþtiri notlarýný birleþme suya düþmesin kaygýsýyla saklamasýydý. Yalnýzca Liebknecht, Marks'ýn düþüncelerini öðrenme ayrýcalýðýna sahip olabilmiþ, hapisteki Bebel bile bunlardan yoksun kalmýþtýr. Marks'ýn SDAP'ciler ile Lassallecýlarýn birleþmesinin gerçekleþtirdiði Gotha Kongresinde kabul edilen yeni parti programýna iliþkin eleþtiri notlarý ancak 1891'de Engels yayýnlayýnca su yüzüne çýkabildi. Liebknecht 25 Nisan 1875'te Engels'e yazdýðý mektupta Lassallecýlarýn ölümü anlamýna geleceðini yazarak Marks ve Engels'i birliðe razý etmek uðruna onlarda Almanya'daki duruma iliþkin yanlýþ izlenimlerin oluþmasýna yol açmýþtý. Dolayýsýyla Marks'ýn zaten saklanan eleþtirileri, Gotha Programýnýn hazýrlanmasýnda tartýþma sürecine ciddi ölçüde dahil olamadý. Ancak Liebknecht programda Marks'ýn eleþtrileri konusunda bazý deðiþikler için aðýrlýk koydu. Fakat taslakta gerçek anlamda bir deðiþikliði, yalnýzca yeni partinin sosyalist eyleminin çerçevesinin enternasyonalist bir çerçeve olarak deðiþtirerek somutlaþtýrdý. Liebknecht'in diðer müdahaleleri Marks'ýn temel itirazlarýnýn yöneldiði Lassallecý görüþlerin ortadan kaldýrmadan Marks'ýn teorisi ve görüþleri doðrultusunda ifadelerin programa eklenmesi þeklinde oldu. Marks'ýn Gotha Programýný eleþtirisinde en fazla üzerinde durduðu ücret kavramýna iliþkin olarak gerçekleþen deðiþiklik buna en iyi örnektir. Bu programda, Marks'ýn temelden karþý olduðu ve Lassalleýn sosyalizm

teorisine iliþkin eleþtirisinin ana hedefini oluþturan "ücretlerin tunç kanunu" kavramý konuldu; Marks'ýn bu kavramý sorgulayýp düzelterek bütün sömürünün kaynaðý olarak tanýmladýðý ücretli emek kavramý onun yanýna iliþtirildi. Böylece bir karýþým ortaya çýktý. Þöyle ki : "Bu ilkelerden hareketler Alman Sosyalist Ýþçi Partisi, bütün yasal araçlarla özgür devleti ve sosyalist toplumu kurmaya, ücretlerin tunç kanununun, ücretli emek sistemini kaldýrarak kýrmayý, sömürünün bütün biçimlerini kaldýrmayý, toplumsal ve siyasal eþitsizliklerin tümünü bertaraf etmeyi hedefler." Gotha Kongresi 14-15 Mayýs 875 'te Gotha'da 16.538 üyeyi temsil eden 71 Lassallecý ve 9.121 üyeyi temsil eden 56 Einshenchcý bu pogramý görüþmek üzere bir araya geldi. Bu sayýlar sosyal demokratlara oy veren her on kiþiden birinin örgüt üyesi olduðunu gösteriyordu. Liebknecht, kongrede Marks'ýn adýný anmaksýzýn onun bir itirazýný daha gündeme getirdi. Marks taslaktaki "iþçi sýnýfý dýþýndaki bütün diðer sýnýflarýn gerici bir kitle olduklarý" ifadesini doðru bulmamýþtý. Komünist Manifesto'ya göre proleterleþme sürecinde olmalarý bakýmýndan küçük burjuvazinin bir bölümü de, devrimci olma potansiyeline sahipti. Ancak baþta Fritzsche olmak üzere Lassallecýlar buna þiddetle itiraz ettiler Bebel 'in kadýnlara oy hakký talebi de 55'e karþý 62 oyla reddedildi. Gotha Kongresi Sosyalist Ýþçi Partisi ilanýyla son buldu. Marks'ýn Gotha Programý Eleþtirisi Sosyalim tarihi içinde, Gotha Programý'nýn tanýmasýný saðlayana onun kendi içeriði olmadý. Sosyalist literatürde bu programa yapýlan atýflar, Marks'ýn bu programýnýn eleþtirisi amacýyla kaleme aldýðý kenar notlarý dolayýsýyladýr. Marks SDAP ile Lassallecýlarýn birleþerek oluþturduklarý Gotha Kongresi öncesinde kendisine gönderilen program taslaðýný 5 mayýs 1875'te, eleþtirilerini kenar notlarý halinde yazarak geri gönderdi. Enternasyonaldeki çatýþmalarda Marks'ý Alman Partisi'nin politikalarýndan sorumlu tutan anarþistlerin Enternasyonaldeki çatýþmalarda bu partinin fikriyatýný Marks ve Engels'e karþý bir koz olarak kullanmalarýnýn kolaylaþtýðý ve böylece Enternasyonalin daðýlmasýna giden sürecin hýzlandýðý göz önüne tutulursa, Gotha Programýnýn eleþtirisinin neden Almanya'yý aþan bir önem kazandýðý anlaþýlabilir. Daha sonralarý Lenin, Marks'ýn Gotha Porgramý eleþtirisini özellikle kapitalist toplumdan komünist topluma geçiþe iliþkin bölümü üzerinde önemle durarak bu kenar notlarýnýn Marksist devlet teorisinin geliþttirilmesi bakýmýndan taþýdýðý özel önemi vurguladý ve bu metnin içerdiði fikirlerin uluslararasý komünist harekete mal edilmesini saðladý. Gotha Programý'nýn Marks tarafýndan eleþtiriliþi yalnýzca içerdiði programatik formülasyonlarýn deðeri bakýmýndan deðil, iþçi hareketinin ve sosyalist hareketin eþitsiz geliþimi dolayýsýyla istisnasýz her ülkede çeþitli dönemlerde ortaya çýkan birleþme, yasal mücadele, yasal zeminlerin iþçi yararýna kullanýlmasýnýn ilkelerinin bir sergileniþi olmasý bakýmýndan da ayrý bir öneme sahiptir. Marks'ýn Gotha Programý'na kenar notlarýnda yönelttiði eleþtirirler kendisinin ve Engels'in mektuplarýnda dile getirdikleri eleþtirirlerle birlikte birkaç baþlýk altýnda toplanabilir. Sosyalizm ve Komünizm Gpotha Programý'nýn "emeðin kurtuluþu iþ araçlarýnýn toplumun ortak mülkiyeti konumuna yük-

Leninist Iþýk

9

TÜZÜK BÝZÝM ÝÇÝN NEYÝ ÝFADE EDÝYOR? KDH/Leninist illegal partileþme sürecinin, amaçlarýna tutkuyla baðlý, kendini amaçlaþtýrmayan, parti öncesi bir nüvesidir. Onun için, kendini partiye referansla tanýmlamaktadýr. Parti öncesi çalýþma, partili çalýþmadan farklýlýk arz etse de, iþleyiþ, hukuk ve siyaset yapýþ tarzý bakýmýndan partiden uzakta bir konumlanýþta deðildir. Yani parti öncesi örgüt ile parti arasýnda, öncelikler ve faaliyetin kapsamý bakýmýndan farklýlýklar vardýr. Örgütlenme biçimi, illegal konumlanýþ, kitlelere dýþarýdan bilinç taþýma bakýmýndan ise ortaklýklar mevcuttur. Parti öncesi bir örgütlülüðün sýnýrlýlýklarý, olanaklarý ve neyi yapýp yapamayacaðý ortadadýr. Bu parti öncesi örgütün tüzüðü olmaz anlamýna gelmez. Ancak "tüzük parti için gereklidir" anlayýþý bize uzak olan bir anlayýþtýr. Parti öncesi örgütlülüðün de sýnýrlarý, siyaseti ve hukuku açýk ve belli olmalýdýr. Tüzük bir örgütün hukuksal iþleyiþini belirlemekle beraber, örgüt-ideolojisiyaset ekseninde ele alýnmazsa; hiçbir kýymet-i harbiyesi olmayan, gücü kendinden menkul süslü sözlerden farký kalmayan bir metin olabilir ancak. Bu nedenle tüzük hukuksal bir metinden çok siyasal bir metin olmak zorundadýr. Ýþimize gelmediðinde unutulan, iþimize geldiðinde ise topraktan çýkararak kullanabileceðimiz bir silâh ya da savunma aracý deðildir. Tüzük her zaman arkasýnda durduðumuz, hukukumuzu, siyasetimizin kaynaklýk ettiði önemli bir belgedir. Canlý, dinamik, kurumlarýyla yaþayan bir örgütün tüzüðe ihtiyacý olabilir. Bu yönüyle tüzük siyaset belgesidir. Ancak tüzük, örgüt içi çalýþmalarda hep sorunlarla yüz yüze gelindiðinde hatýrlanmaktadýr. Bu güne deðin bunun sayýsýz örneðini devrimci hareketin içinde görebiliriz. Bizim için ise sorunlarýn çözümünde hatýrlanan bir belgemiz deðil, parti yürüyüþümüze yön veren ve ona ivme kazandýran özelliði öne çýkmýþ bir belgedir. Bundan dolayý tüzüðümüz bizleri ileriye taþýyacak, parti öncesi örgütlülüðümüzün formunu belirleyen bir özellikte de olacaktýr. Parti öncesi örgütün tüzüðü, parti öncesinin koþullarý göz önünde bulundurularak, parti öncesi örgütün ihtiyaçlarýna göre belirlenmeli ve iþlevsel, amaca uygun olmalýdýr. Komünizme referansla tanýmlanan parti ve parti kuruculuðunu içeren parti öncesi süreç, parti özelliklerinin kazanýldýðý, kadrolaþma ve uzmanlaþma dönemidir ayný zamanda. Tüzük ve bir tüzüðün arkasýnda durabilme iradesi de bu dönemde kazanýlmasý gereken özelliklerden biridir. Komünizmi amaç, devrimciliði yaþam tarzý her devrimci kadro ve üyenin uymasý gereken kurallarý, hak ve ödevlerini ortaya koyan bir metin olan tüzük bizim için "anayasa" niteliðindedir. Ýþimize geldiðinde hatýrladýðýmýz, gelmediðinde ise unutarak yok saydýðýmýz, ortak hukuksal ve siyasi kurallar zaten tüzüðü ifade

etmeyecektir. Örgütün tamamýný kapsayan tüzük, örgüt bünyesinde ortak iradenin yaratýlmasýnda da iþlevi olan, kiþilerin teamüllerini ortadan kaldýran, her alanda ayný anlama gelen, üzerinde ortaklaþtýðýmýz ortak irademizdir. Kýsacasý tüm militanlarýn üzerindedir. Bir örgütün tüzüðü, arkasýnda duran militanlar ve leninist bir örgütsel yaþamla anlamlýdýr. Gücü de buradadýr. Bir tüzükten bahsediliyorsa eðer, bu varolan örgütün, canlý bir organizmanýn varlýðýndan dolayýdýr. Dünyanýn en güzel, en iþlevsel tüzüðünü bile yazmýþ olsak, böyle bir tüzüðün arkasýnda duran militanlar, örgüt ve üyeler bulunmazsa, bu tüzük süslü sözlerden öteye geçemeyen, güzel bir metin olabilir ancak. Onun için tüzük arkasýnda ortak durduðumuz, leninist örgütün üyeleri, organlarý arasýndaki iliþkiyi tarif eden bir belgedir. Yani haklarý, ödevleri de tarif eder. Ancak hak ödev iliþkisini örgüte, partiye karþý sorumlulukla bütünleþtirmek gereklidir. Sýnýfa, partiye - örgüte karþý sorumluluðun es geçilmesi, üzerinden atlanýlmasý irade birliðinin kýrýlmasý anlamýna geleceðinden, bundan sonra birlik ve beraberliðin saðlanmasýný hiçbir tüzük maddesi saðlayamaz. Asgari olarak bir tüzüðün iþletilebilmesi için bile amaç ve ilkelerde kaynaþmýþ, somut ve acil görevlerde anlaþmýþ bir devrimciler örgütüne ihtiyaç vardýr. Örgüt tüzüðü önceleyen bir organizasyondur. Onun içindir ki, tüzük var olan bir örgüte form kazandýracak olan ortak bir iradedir. Þu da sorulabilir, tüzüksüz örgütsel iþler yürümez mi? Tüzüksüz örgüt olmaz mý? Tabi ki olabilir, ancak her yönüyle kaynaþmýþ bir örgütte tüzük olmasa bile ortak uyulan, kurallar mevcuttur. Tüzük ise bu kurallarýn ete kemiðe büründürülmesidir. Tüzüðün uygulanabilmesi için ise örgütün tamamýnýn, tüzüðün arkasýnda durmasý gereklidir. Dünya devrimi için Türkiye devriminden sorumlu olan leninist devrimciler için tüzük amaçlarýmýza ulaþmak için kullanacaðýmýz araçlardan baþlýcasýdýr. Onun için, ilk komünist örgüt olan Komünistler Ligasý'ndan bu yana komünist mirasý bize taþýyan devrimci-marksist çizginin taþýdýðý tüzük te yolumuzu aydýnlatmaktadýr. Tüzük örgütle tanýmlanabilir ancak, örgütsüz bir tüzük tarifi ise mümkün deðildir. Devrimci partiye referansla tanýmlanan parti öncesi kuruculuk ve hazýrlýk görevlerine yoðunlaþmýþ bir örgütün tüzük sorununu halletmiþ olmasý elzemdir. Bu örgütü partiye taþýyabilecek en önemli aþamalardan biridir. Örgütlülük Partiye, Parti Ýktidara! Yaþasýn Devrimci Parti Yürüyüþümüz! C. Suphi


10

Haziran 2002

MARKS'TAN LENÝN'E KOMÜNÝST ÖRGÜTLENME DENEYÝMLERÝ VE DERSLERÝ (7) ALMAN SOSYAL DEMOKRAT PARTÝSÝ’NÝN DOÐUÞU (2) Eisenach Kongresi Volksstaat'ý (Halkýn Devleti) ise Liebknecht yöneteVe Sosyal Demokrat Ýþçi Partisi'nin Kuruluþu cekti. Ýþçi sýnýfýnýn örgütsel inisiyatifi ve canlýlýðý Partinin kurulmasýndan sonra iþlevsiz kalan yakgeliþirken, Genel Alman Ýþçi Derneði'nde de laþýk 10 bin üyeli Alman Ýþçi Dernekleri Kongresi de Schweitzer'in "tek adam" yönetimi sarsýlmaya kýsa bir süre sonra kendini feshederek SDAP içinde baþlamýþtý. Ýþçi sýnýfýnýn siyasallaþmýþ unsurlarý, önder eridi. konumdakileri sosyal demokrat hareketin birleþmesine, SDAP'nin Alman iþçi hareketinin ve sosyal zorluyorlardý. Genel Alman Ýþçi Derneðinin Mart demokrasinin ana akýmý haline gelmesine paralel 1869'daki Erberfeld Kongresi Schweitzer için büyük olarak, iþçiler Bebel'in "uluslar arasý iþçi kooperatifleri" bir yenilgi oldu. Bunu, Genel Alman Ýþçi Birliði'nin modelini benimsemeye baþladýlar. Ýlk olarak Mayýs 1869 Kassel Kongresinde telafi etmek isteyen Schweitzer'den kopan metal iþçileri, bir "uluslar arasý Schweitzer, kongrenin gündemine, zaten son derece iþçi kooperatifi" þeklinde örgütlendi. Onlarý gene merkeziyetçi olan birlik yapýsýný, tabanýn inisiyatifindSchweitzer'den kopan terziler, oduncular ve en bütünüyle yoksun kýlacaðý bir öneri getirdi. Bu önerayakkabýcýlar, daha sonra da duvarcý ve yapý iþçileri iye göre, birlik merkeziyle iþletmelerdeki iþçiler arasýnizledi. Daha sonra ise, çiftçiler, manifaktür, fabrika ve daki bütün ara kademeler iptal edilecek, iþçiler grevler kol emekçileri Bebel'in modeline uydular. 1870'lere için merkezde oluþturulan bir kasadan yardým alacakgirerken Schweitzer, Bebel yada Hirsch-Dunker'e baðlý lardý. Bu ultra-merkeziyetçi öneri kongrede reddedildi. olmayan yalnýzca matbaa ve tütün iþçileriydi. Bu tartýþmalý kongrelerden hemen sonra Schweitzer, Sosyal Demokrasi Ýçindeki Tartýþma Ve Rekasosyal demokratlarýn gündemdeki birleþmesini kendi bet önderliði altýnda gerçekleþtirmek için ataða geçti. Seçim-devrim Ýkilemi: SDAP içinde de, sosyalAncak sadýk Lassallecýlarýn asýl önderleri sayýlaizm hangi yoldan gerçekleþtirileceði sorusu ve bu bilecek Bracke, Bremer, Spier, Ayakkabýcý Schumann, çerçevede seçim meselesi, önder kadrolar içinde yoðun Oduncu York ve Terzi Schop, Schweitzer'in dernekte tartýþmalara yol açmaktaydý. Liebknecht, 1869'da bu amaçla aþlattýðý giriþimlerin, 22 Haziran 1869'da Berlin Demokratik Ýþçi Derneði'nin bir kongresinde yayýnladýklarý bildiriyle bir darbe olarak tanýmladýlar yaptýðý konuþmada, Marks'ýn yazýlarýndan da alýntýlar ve sosyal demokratlarý bir partide birleþtirmeye yaparak, "yeni toplumun yürürlükteki eski devlet çaðýrarak Genel Alman Ýþçi Derneði'nden istifa ettiler. yapýsýyla taban tabana zýt olduðunu" anlattý. ParlamenSchweitzer'in iþçi hareketi ve sosyal demokrasi içinde tonun bir komedi olduðunu, "parlamentoda temsil ciddi ölçüde itibar kaybetmesine yol açan bu edilen egemen sýnýflara karþý sosyalizmin bir teori geliþmelerin dýþýnda Liebknecht, bütün Alman iþçi sorunu deðil, diðer bütün iktidar sorunlarý gibi savaþ örgütlerini Enternasyonalin ilkeleri temelinde birmeydanýnda, sokakta çözülecek bir iktidar sorunu leþtirmek için zamanýn geldiði kanýsýndaydý. Fritzsche olduðunu" savundu. Bebel ise hem yakýn vadede dýþýnda kalan 63 Lassalleci önderin,Bebel'le birlikte devrim ayaklanmaya dayalý bir çözüme inanmýyor, davranan Alman Ýþçi Dernekleri Kongresi üyesi hem de parlamentoda mücadele yolunu bütünüyle terk dernekleri 7-9 Aðustos 1869'da Eisenach'de toplantýya etmeyi doðru bulmuyordu. 1869 sonunda, klasikdavet etmesiyle Alman sosyal demokrasisini birleþmleþerek ölümüne dek 13 kez basýlacak olan bir broþür eye götüren ilk adým atýldý. Eisenach Kongresi ile paryazdý. . Bu broþürde aðýrlýkla iki nokta üzerinde duruytileþme gerçekleþtirilecek, 1875'te Gottha Kongresiyle ordu. Birincisi; iþçi sýnýfýn fazla tecrit edilmesi ihtimaörgütsel bütünlük saðlanarak birleþme süreci tamamlinden duyduðu endiþenin de etkisiyle, "iþçi sýnýfý" lanacaktý. kavramýnýn içeriðinin geniþ tutulmasý gerektiðini anlatEisenach Kongresi mýþtý: Zanaatkârlar, küçük çiftçiler, kafa emekçileri, Liebknecht, Eisenach'te Prusya'ya beslediði yazarlar, öðretmenler, düþük ücretli memurlar da iþçi nefretin de etkisiyle, Almanya'nýn ulusal ve demokratik sýnýfýna dahil edilmeliydi. Ýkinci olarak da sosyalizmin bir cumhuriyet olmasýna yönelik tartýþma konularýný " 'yasal' denilen yoldan mý, 'devrim' yoluyla mý" gündeme getirme eðilimliydi. Ancak Lassallecýlar buna gerçekleþeceði tartýþmasý üzerinde duran Bebel, hem karþý çýktýlar. Eisenach Kongresi, Alman Ýþçi Dernekler bu konuyu tartýþmanýn yasal sakýncalarýna deðinip hem Kongresini, Enternasyonale uyum programýný aynen de "duruma pratik olarak müdahale etmenin gerekeceði benimsemekle birlikte bu programda Lassallecýlarýn o an geldiði zaman, bugünkü düþünce ayrýlýklarýnýn siyasal görüþ ve söylemleri doðrultusunda kavramsal anlamýný yitireceðini, koþullarýn kendi doðal yollarýný düzeltmeler yapýldý. Enternasyonalin ilkleri ile Lasoluþturacaðýný" söyleyerek orta yolu tutturuyordu. salle'ýn temel siyasi görüþlerinin birleþtirilmesinden SDAP'nin 1870 Stuttgart kongresini yapmasýna karþýn, oluþan bu programla kurulan partinin adý Sosyal partinin ajitatif amaçlarla seçimlere gireceðini" açýkDemokrat Ýþçi Partisi (SDAP) olarak saptadý. Partinin ladý. Ancak SDAP seçimi ve parlamentoyu, bizzat merkezi, Aþaðý Saksonya'nýn önemli endüstri merkezorganlarýn hiçliðini ve bir komedi olduðunu sergilemek lerinden Braunschweig oldu. Üç kiþilik yönetim için kullanacak, hiçbir partiyle de ittifaka girmeyecekkomitesine, Genel Alman Ýþçi Derneði kökenli üç Lasti. sallecý, Bracke, Geib ve Pier getirildiler. Leipzing'de "Seçimle mi, devrimle mi?" tartýþmalarýnýn yayýnlanmasýna karar verilen parti yayýn organý 1870'lere girerken bu denli gündemde olmasý, Alman

Leninist Iþýk Sosyal demokrasisinin iktidarýn eþiðinde olduðunu düþündürmemeli. Genel Alman Ýþçi Derneði'ni her þeye raðmen geliþtirmiþti ve bu örgüt hâla en büyük iþçi örgütüydü. Berlin ve Hamburg gibi iki büyük sanayi merkezi, Schweitzer'in kaleleriydi. Sosyal Demokrat Ýþçi Partisi ise, Saksonya'da, Ren'in doðu yakasýndaki sanayi merkezlerinde ve bir ölçüde Güney Almanya'da güçlüydü. Ren bölgesinin yoksul ve geri kalmýþ daðlýk kesiminde ise, Kontes Lassallecýlarýn bir fraksiyonu etrafýnda toplanmýþtý. Ren'in batý yakasýnda bir süre oldukça güçlü bir muhazafakar iþçi hareketi örgütlemeyi baþarmasý bunun örneklerinden biridir. Fransa-Prusya Savaþý ve Savaþ Karþýsýnda Sosyal-Demokrasi Temmuz 1870'te Fransa-Prusya Savaþý patlak verdiðinde, Ýþçi sýnýfý iç siyasal rekabetten yýpranmýþ, daðýnýk durumdaydý. Sosyal Demokrat Ýþçi Partisi'nin yaný sýra diðer sosyal demokrat gruplarla savaþý siyasal olarak öngörmemiþ, bu konuda politika üretmemiþlerdir. Örgütsel ve ideolojik olarak uluslararasý iþçi sýnýf dayanýþmasýna dayalý bir perspektif geliþtirmekten de uzak durur. Yalnýzca Liebkcnecht 3. Napolyon'un savaþý ilanýndan iki gün önce 11 Temmuzda SDAP'nin Saksonya kongresinde yaptýðý konuþmada, Fransýz iþçi sýnýfýn ve demokratlarýnýn savaþ karþýtý tutumlarýný överek "hanedanlýðýn savaþýna karþý çýkmýþtýr. Ancak bu konuyu görüþmek üzere Braunscweigh'de toplanan SDAP kongresi Almanya'yý hakarete ve saldýrýya uðrayan taraf ilan etti. Braunscweigh bildirisinin son satýrlarý ilginçtir. "Yaþasýn Almanya. Yaþasýn Uluslararasý Mücadelesi". SDAP'lilerle Lassallecýlar Braislaun'da ortak bir bildiri hazýrlayarak Alman iþçilerin Fransýz halkýna deðil, Fransýz tahtýnda oturan kan içici adama karþý açýlan bu savaþta göðüslerini siper etmeye çaðýrdýlar. Liebknecht ve Bebel bu milliyetçi hava içinde yalnýz kaldýlar. Liebnecht 21 Temmuzda Prusya meclisinde savaþ kredilerin aleyhine oy kullanmaktan yanaydý. Ýþçi sýnýfýn da kapýldýðý savaþ coþkusundan tedirgin olan Bebel, ara çözüm önerdi: Bebel ve Liebcnecht iþçi enternasyonali üyeleri ve uluslarýn kardeþliðine inanalar olarak bu hanedanlar savaþýna karþý çýktýklarýný açýklayarak oy vermekten kaçýndýlar. Fransa-Prusya savaþýnýn Almanya'daki ilk önemli sonucu yeni alman imparatorluðunun kurulmasý oldu. 18 ocak 1871'de Paris -Versailles sarayýnda düzenlenen törenle, Prusya kralý I.Willehm Alman imparatoru ilan edildi. Kuzey Alman Birliði'nin 1867 anayasasý yeni imparatorluðun anayasasý olarak saptandý. SDAP ve Lassallecýlar temel demokratik haklarý içermeyen bu anayasayý protesto ettiler. Bu ortamda, yeni imparatorluðun ilk genel seçimi 3 mart 1871'de yapýldý. Lassallecý adaylar yaklaþýk 63 bin, SDAP ise 39 bin oy aldý. Ýki sosyal demokrat grubun toplam oy oranýn %3.3 idi. Millet vekili seçilen tek sosyal demokrat Bebel oldu. Schweitzer, seçimi kaybetmesi ve "sozial demokrat"'ýn satýþlarýnýn düþmesi üzerine dergi ve dernek yönetiminden çekildi. 1875'te öldü. 1871'den itibaren Genel Alman Ýþçi Derneði'nin baþkanýný Asen Clever üstlendi. Komünün Etkileri 1871 ilkbaharýnda Prusya *Fransa savaþýnýn bir baþka sonucu olan Paris komünü, bütün Avrupa'yla birlikte Almanya'yý da sarsmaya baþladý. Alman burjuvazisi Komünden dolayý gerçek bir korkuya kapýlmýþtý. Komün, özellikle kanlý bir þekilde bastýrýlýþýndan sonra,

11

Alman iþçi sýnýfýyla büyük bir dayanýþma duygusu uyandýrdý. Bebel'in mecliste tek sosyal demokrat milletvekili olarak Komünü selamlayan ve savunan bir konuþma yapmasý, Alman sosyal demokrat hareketinin, burjuva siyaseti ile köprüleri atmasýnýn tarihi aþamalarýndan biri sayýlabilir. Bismarch buna, Komünü "canice bir olay" olarak tanýmlayarak karþýlýk verince tekrar kürsüye gelen Bebel parlamento tarihindeki en radikal konuþmalarýndan birini yaptý: "Beyler, þu anda Paris bastýrýlmýþ olsa da, Paris'teki mücadelenin sadece küçük bir öncü savaþý olduðunu, Avrupa'da meselenin esasýnýn daha önümüzde durduðunu; ve birkaç on yýl geçmeden, Paris proletaryasýnýn, saraylara savaþ madenlere barýþ, sefalete ve atalete ölüm narasýnýn tüm Avrupa proletaryasýnýn savaþ narasý olacaðýný size hatýrlatýrým!" Almanya tarihinde "Gründerjahre" olarak anýlan ve büyük ekonomik atýlýmlara sahne olan 1870-1875 dönemi, Bismarch'ýn katolik kilisesine baþlattýðý "kulturkampf"'ýn (kültür mücadelesi) en hýzlý olduðu yýllardýr. Bu dönem, zamanýn deyimiyle grev ateþinin bütün ülkeyi sardýðý bir dönemdir. Ülkenin her yerinde, kendiliðinden bir geliþmeyle, bir grev hareketi ortaya çýktý. Küçük dayanýþma örgütlerini ve derneklerinin yeterli olamayacaðý kavranýnca daha kapsamlý örgütlenmelere gidildi. Ýlkin 23 iþ kolunda 14 bin Berlin'li iþçiyi temsilen, ekim 1871'de Berlin Ýþçi Birliði kuruldu. 1871-72 de ayakkabýcýlar, terziler, duvarcýlar, tütücüler, seherciler, dokumacýlar meslek kongreleri toplayarak imparatorluk çapýnda birlikler kurdular. Bu kongreleri toplayan iþçi önderleri, Lassallecýlarla , SDAP'lileri bir araya getirme eylemindeydiler. Ancak iki akým arasýndaki rekabet buna her zaman el vermiyordu. Zaten gerek Lassallecýlar gerekse SDAP iþçilerin sendikal mücadelesine ancak dolaylý olarak önem veriyorlardý. Gerçi tek tek iþletmelerde, grevlerde öncü rolleri üstlenenler genellikle SDAP veya Lassallecý siyasallaþmýþ iþçiler oluyordu fakat bunlar örgütsel inisiyatif ya da yönergelerle deðil, oluþan genel inisiyatif içinde hareket ediyorlardý. 1870 sonrasýnda, alman iþçi sýnýfýn siyasal hareketine yönelik devlet baskýsý aðýrlaþtý. Siyasal baskýlar, iþçi sýnýfýn üzerine hem parlamentoda ideolojik olarak hem de yasal ve polisiye yollardan geldi. Bismarch parlamentoda ki saldýrýsýný 73'te baþlattý. Çeþitli yazýlarýndan dolayý yargýlanmakta olan Liebknecht ve Bebel'in bir an önce cezalandýrýlmalarý için mahkemelere baský yaptý. Sonuçta, her ikisi de ikiþer yýlla cezalandýrýldýlar. 1874'te 87 Lassallecý iþçi önderi tutuklandý. Genel alman Ýþçi Derneði kapatýldý. Bu arada 10 Ocak 1874'te ikinci genel seçimler yapýlmýþ ve sosyal demokratlar toplam oy oranlarýný%3.3'ten %6,5'a çýkarmayý baþarmýþlardý. 1871'te sadece Bebel'in seçilebildiði imparatorluk meclisine bu kez 9 sosyal demokrat milletvekili girdi. Sosyal Demokrasi Birleþiyor: Gotha'ya Doðru Genel Alaman Ýþçi Derneði'nin kapatýlmasýna varan süreç içinde Lassallecýlarýn hem örgütsüz kalmalarý, hem de rakipleri SDAP'lilerin gözünde devlet ve polisten himaye gören sahte sosyal demokrat imajýný silmeleri birleþmenin önündeki bir dizi öznel etkeni bertaraf eden geliþmelerdi. En önemlisi de elbette örgütlenme ve sözünü söyleme yolunda hýzlý bir olgunlaþma yaþayan iþçi sýnýfýnýn, sosyal demokratlarýn birleþmesi doðrultusundaki baskýsýydý. 1 Ocak 1875'te Lassallecý önderlerden York'un Hamburg'daki cenaze


LI34