Issuu on Google+

20

Mayýs 2002

Burjuva Düzene Karþý Dövüþürken Mayýs'ta Düþenler... Ýþçi sýnýfýnýn uluslararasý eylem, birlik ve dayanýþma günü olan bir 1 Mayýs daha dünya çapýnda deðiþik gösteri, eylem ve kutlamalarla anýldý. Çünkü, dünya devrim ve sýnýf mücadelesi tarihinde Mayýs ayý zaferleriyle, yenilgileriyle ve kavgada düþenleriyle özel bir öneme ve yere sahiptir. Ýþte bunlardan bazý kesitler... *** Dünya proletaryasýnýn, dünya burjuvazisine karþý giriþtiði iktidar mücadelesinin ilk zaferi Komün'dür. Ýþçi sýnýfý kendi iktidarýnýn, yani proletarya diktatörlüðünün ilk somut örneði olan, Paris Komün'ü ile 1871 yýlý 18 Mart'ýnda tüm dünyaya, savaþarak elde ettiði bu eþsiz zaferini müjdelemiþti. Burjuvazi aldýðý yenilginin þokunu atlatýnca, Paris Komün'ünün hata ve zaaflarýndan, savunmacý taktiðinden de faydalanarak, savaþ halinde olduðu Prusya burjuvazisiyle anlaþarak ayný yýlýn 28 Mayýs'ýnda Paris Kömünü'ne kudurmuþçasýna saldýrmýþtý. Parisli Komünarlarýn ve iþçi sýnýfýnýn uzlaþmaz, militan ve ölümüne karþý koyuþu, can pahasýna proletaryanýn tarihteki ilk devleti olan Paris Komünü'nü savunmasý karþýsýnda vahþi bir katliama giriþmiþti. Proletaryanýn 72 günlük ilk devleti ancak, 30.000 Parisli iþçi ve farklý ulusal kökenli onlarca Komünar'ýn 28 Mayýs'ta burjuva ordularý tarafýndan katledilmesi sonucunda yenilgiye uðratýlabilmiþti. Devrimciler-komünistler o tarihten sonra iþte bu ihtilalci, düþmanla uzlaþmaktansa ölümüne savaþma geleneðinden etkilenerek, beslenerek yeni baþarýlar ve Ekim Devrimi gibi çok daha büyük zaferler kazandýlar. 1886 yýlýnýn 1 Mayýs'ýnda ABD'li iþçiler sekiz saatlik iþgünü, ücretlerin artýrýlmasý ve sendikalaþma talebiyle burjuvaziye isyan ederek sokaklara dökülünce burjuvazi yine kan dökmüþtür. 3 Mayýs'ta yasadýþý greve giden iþçilere saldýran polisler dört iþçiyi katlederler. Bunun üzerine Chiacago'lu anarþist iþçi önderlerinden August Spies iþçileri silahlý direniþe çaðýrýr. 4 Mayýs günü Haymarket Meydaný'nda gerçekleþen mitingi daðýtmak isteyen polisin üzerine bomba atýlmasý üzerine 66 polis yaralanýr, 7'si de ölür. Bu olaydan sonra "Chiacago Sekizleri" olarak anýlan, August Spies'inda içinde bulundðu 8 anarþist iþçi önderi tutuklanýr. Bu tutuklamayý protesto için 5 Mayýs'ta Milwauke'de gösteri yapan iþçilere polis yine ateþ açar, 9 iþçi katledilir, çok sayýda iþçide tutuklanýr. Ciacago Sekizleri bu olaylardan sonra göstermelik bir yargýlama ve delillerle suçlu bulunarak idama mahkum edilirler. 11 Kasým 1887'de August Spies, George Endel, Adolph Fisher, Albert Parsons'un idamý gerçekleþtirilir. Luis Lingg' in ise hapishanede intihar ettiði söylenir. Diðer tutsaklar ise yýllar sonra suçsuz olduklarý anlaþýlarak "af" edilirler. *** Sýnýf mücadelesinin Türkiye ve Kuzey Kürdistan kesitinde de Mayýs ayý iki düþman sýnýfýn temsilcileri arasýndaki þiddetli çatýþmalara; devrimcilerin, komünistlerin ve iþçilerin katledilmesine sahne olagelmiþtir. "71'in 31 Mayýs'ýnda Sinan Cemgil, Alpaslan Doðan ve Kadir Manga Nurhak'ta kurþunlanarak; '72 yýlýnýn 6 Mayýs'ýnda Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan idam edilerek; 1973 yýlýnýn 18 Mayýs' ýnda ise iþkencede düþmana "ser verip, sýr vermeyen" devrimci

önder Ýbrahim Kaypakkaya ölümüne iþkence edilerek, düþman tarafýndan katledilmiþlerdir. '77 yýlý I Mayýs' ýnda 37 iþçi ayný düþman tarafýndan Taksim Meydaný'nda 1 Mayýs eyleminde kurþunlanarak, panzerlerle ezilerek; '89 1 Mayýs' ýnda M.Akif Dalcý, '96 1 Mayýs' ýnda dört devrimci iþçi ayný düþmanýn düzen koruyucularý tarafýndan kurþunlanarak katledildiler. Dünyada ve Türkiye'de düþmanýn Mayýs'ta gerçekleþtirdiði bu katliamlar kapitalist düzenin yalnýzca artý deðer sömürüsüyle deðil, kanla da beslendiðinin unutulmamasý gereken örnekleridir. Daha nice sýnýf kardeþimiz ve yoldaþýmýz bu kavga da dövüþürken yere düþtü, F tipi hücre hapishanelerindeki direniþ savaþýnda düþmeye de davam ediyorlar. Mayýs'ýn Kýzýl Karanfilleri arasýna karýþýyorlar. Daha nicelerimiz de sürdürdüðümüz kavgamýz da yere düþeceðiz, Kýzýl Karanfillerimizin arasýna karýþacaðýz. Ama ne gam!...Zafer türkülerimiz hiç susmayacak, Kýzýl Bayraðýmýz hiç yere düþmeyecek, kurtuluþ mücadelemiz, iktidar savaþýmýz komünizme kadar sürecek! *** '71 Devrimci hareketi ve öne çýkardýðý, düþman tarafýndan katledilen önder devrimciler Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da reformizmden, oportünizmden ve burjuva düzenden örgütsel, pratik ve militan bir kopuþun, baþlangýcýn, devrimci demokrat bir geleneðin müjdecisidirler. Öðrenci hareketiyle baþlayan; TKP, TÝP, MDD oportünizmine, reformizmine tepki zemininde geliþen ve kendi kabuðunu kýrarak, bendini aþarak, gençliðin düzen içi talepleriyle yetinmeyerek, toplumsal sorunlara sahip çýkmanýn, sýnýf mücadelesinde iþçi sýnýfýndan, köylülükten ve ezilenlerden yana saf tutmanýn, iktidara talip olmanýn adýdýr: Denizler, Mahirler, Ýbolar ve '71 Devrimci hareketi. Düþman ordularýnýn kuþatmasý altýnda "Buraya dönmeye deðil, ölmeye geldik! Teslimiyet asla!" diye haykýranlar, ölümün karþýsýna "Önemli olan çok yaþamak deðildir, yaþadýðýn süre içerisinde fazla þeyler yapabilmektir." Sadeliði ile çýkabilenler Onlar'dý. Onlar insanlýðýn kurtuluþu, mutluluðu için zorunlu olan devrim yolunda savaþmak gerektiðini, gerektiðinde düþmana baþ eðmeden ölüme gidilebileceðinin cisimleþmiþ öncüleri ve bu bakýmdan önderlerimizdir. "...öyle bir devrim ateþi yakacaðýz ki bu ateþ hiç sönmeyecek, söndüremeyecekler." Diyen Sinan Cemgil ve arkadaþlarýnýn Nurhak Daðlarý'nda yaktýðý ateþi, proletarya ve müttefiklerin saflarýna taþýyarak harlandýrmak, Onlara ve kavgamýzda canlarýný seve seve feda edenlere, tüm devrim neferlerine borcumuzdur. "Vaktimiz yok onlarýn matemini tutmaya/ Onlar dövüþerek öldüler/ Güneþe Gömüldüler!" Sýnýf savaþýmýnda düþen sýra neferlerinin anýlarýndan, yaþamlarýndan öðrenmemiz gereken ve Onlarý en iyi anmanýn yolu; yeni Denizler, Mahirler, Ýbolar, Sinanlar olmak, ve kavgaya iktidar savaþýnda önderlik edecek yegane araç olan enternasyonalist devrimci partiyi yaratmaktýr. En yüce amaçlarýn bile ancak uygun araç, güç ve savaþýmla gerçekleþeceðini bir an bile akýldan çýkarmamaktýr. Bu bilinç ve coþkuyla sýnýf savaþýnda devrim uðruna dövüþürken düþenleri saygýyla anýyor, anýlarý ve yaþamlarý dersimiz , savaþýmlarý yolumuzu aydýnlatan Leninist Iþýðýmýz olsun istiyoruz....

Komünist Devrim Hareketi/Leninist Merkez Yayýn Organý Mayýs 2002 Sayý:33 F:1 Milyon TL.

DÜNYADAN VE TÜRKÝYE'DEN 1 MAYIS GEÇTÝ! Dünyada 1 Mayýs aþlý bunak emperyalist kapitalizmin, egemen sýnýflarý ve koruyucularý SSCB'nin, 1980'ýn sonlarýna doðru ismen ve þeklen de çözülüþü ve çöküþüyle birlikte burjuva gericiliðine, yaðma ve yayýlmacýlýðýna hýz vermiþlerdi. Sýnýr tanýmaz olmuþlardý. Daha sonraki süreçte ve günümüzde de bu çok yönlü saldýrýlarýný pervazsýzca sürdürdüler ve sürdürüyorlar. Üstelik sadece geri kalmýþ ülke halklarýnýn özgürlüðüne ve kazanýlmýþ haklarýna göz dikmekle yetinmeyip, kendi iþçi ve emekçilerinin kazanýlmýþ haklarýný budayarak ve yeni hak taleplerine saldýrarak burjuva gericiliðini, baský ve sömürüsünü artýrýyor ve yayýyorlar. 2002 1 Mayýsý'ný dünya iþçi ve emekçileri iktisadi ve sosyal yýkýmýn, yoksulluk, açlýk ve iþsizliðin, emperyalist savaþlarýn, iþgal ve ilhaklarla birlikte burjuva siyasal gericiliðin ve faþist hareketlerinde týrmandýðý böylesi bir gericilik dönemde karþýladý. Dünya proletaryasýnýn enternasyonalist birlik, mücadele ve dayanýþma günü olan 1 Mayýs 112'inci kez iþte bu iktisadi-siyasi koþullarda dünya çapýnda iþçi ve emekçilerin kitlesel katýlýmlarýyla deðiþik biçim ve içerikteki eylemlerle kutlandý. Milyonlarca iþçi ve emekçi kapitalist-emperyalist düzenin kendilerine dayattýðý savaþa, sefalete, baský ve zulme karþý 1 Mayýs'ta sokaklarý, alanlarý zaptederek öfkelerini, özlemlerini dillendirdiler, iktisadi-siyasi taleplerini haykýrdýlar. Emperyalist-kapitalist dünya düzenine karþý iþçi ve emekçilerin kitlesel katýlýmýyla gerçekleþen gösteri, protesto, kutlama ve çatýþma biçimleri alan 2002 1 Mayýs'ý, iþçi sýnýfý mücadelesinin geleceði açýsýndan son derece anlamlý, olumlu, sevindirici, umut verici ve bir o kadar da düþündürücü mesajlar vermiþtir. Burjuvazinin ideolojik-politik bir kampanyaya dönüþtürerek yýllardýr sürdürdüðü, sýnýf savaþýnýn ve "komünizm düþü"nün sona erdiði yalan ve demagojilerinin ezilen-sömürülen kitleleri daha fazla mücadele alanlarýndan alýkoyamayacaðý bu 1 Mayýs'ta da açýkça

Y

görüldü. Sermaye egemenliði; lanetlediði, sefalete, kimliksiz, kiþiliksiz, bencil ve mutsuz bir yaþama mahkum ettiði, ezilen-sömürülen milyonlar tarafýndan 2002 yýlý 1 Mayýsý'nda da dünya çapýnda lanetlendi. Hatta Türkiye ve Kuzey Kürdistan'a göre sýnýf iliþki ve çeliþkilerinin görece daha gevþek, refah düzeyinin daha yüksek olduðu Almanya, Fransa, Ýtalya, Ýngiltere, Avusturalya, Yunanistan ve Ýsviçre gibi ülkelerde 1 Mayýs'a ilgi ve katýlým çok daha kitlesel oldu. Bu ülkelerden bazýlarýnda düzenin bekçileriyle iþçi-emekçi eylemciler arasýndaki mücadele Türkiye ve Kuzey Kürdistan'dakinden çok daha militan ve sert geçti. 1 Mayýs vesilesiyle emek ve sermaye karþý karþýya geldi. Kitlesellik ve coþku doruða çýktý. Komün'ün yeþerdiði Paris'te 1 milyon, Roma'da ise 600 bin iþçi ve emekçi sokaða dökülüp ve alanlarý bir günlüðüne olsa da fethetti. 1 Mayýs’ýn “bayram”, “karnaval” deðil, sermaye sýnýfýyla bir kavga günü olduðunu gösterdi. Ekim proleter devrimin gerçekleþtiði ve daha sonra öncünün revizyonist bir çizgiye gerileyerek, yozlaþýp-bürokratlaþarak çürüyüp çözüldüðü ve kapitalizme geri dönüþe önderlik ettiði Rusya'da da, 1 Mayýs sosyalizme ve geçmiþ devrim önderlerine sahip çýkýlan kitlesel gösterilerle kutlandý. Rusya'da iki ayrý gösteriye 400 bin kiþinin katýldýðý burjuva basýna yansýyan haberler arasýnda yer aldý. Küba, Güney Kore ve Japonya'da da kitlesel ve görkemli gösterilerle 1 Mayýs kutlandý. Sermayenin saldýrýlarýna, emperyalist savaþa karþý tutum ve Filistin halkýyla dayanýþma dünya iþçi ve emekçilerinin ÖÖ

Bu Sayýmýzda

2 Ýstanbul’da 1 Mayýs 2002 . ............. 5 2 1 Mayýs Öncesi Geliþmeler ve Görevlerimiz .....7 2 1 Mayýs Hazýrlýk Faaliyetlerinden:Piknik .........9 2 Marks’tan Lenin’e Komünist Örgütlenme .... 10 2 1Mayýs Hazýrlýklarýndan:Afiþ ...........13 2 1 Mayýs’tan 1 Mayýs’a .................14 2 1 Mayýs Ýzlenimleri ................15 2 “KDB” Sekterlik-Liberallik, Tasfiyecilik(3) .. 16 2 ...Dövüþürken Mayýs’ta Düþenler .................... 20


2

Mayýs 2002

1 Mayýs eylemlerinde öne çýkardýðý politik vurgular oldu. Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da 1 Mayýs Türkiye ve Kuzey Kürsdistan'da da 2002 yýlý 1 Mayýs'ý kitlesel katýlýmlarla ve yaygýn olarak kutlandý. Kürdistan'da Newruz'a "izin" veren TC, 1 Mayýs'a izin vermedi. Ýstanbul'da Newroz'a izin verilmezken 1 Mayýs'a izin verildi. Burjuva düzenin yasak ve tehditlerine raðmen Kürdistan illerinde sokaklara çýkýldý. Diyarbakýr ve Tunceli'de eylemcilerle düzen güçleri arasýnda kýsmý çatýþma ve gözaltýlar yaþandý. 2002 1 Mayýs'ý '96'dan sonraki en kitlesel 1 Mayýs'tý. Dünya iþçi ve emekçileri gibi TürkKürt iþçi ve emekçileri de reformist-tasfiyeci akým ve örgütlerin politik-pratik "önderliðinde" 1 Mayýs'a kitlesel bir katýlým gerçekleþtirdiler. Dünya iþçi ve emekçilerinin yaptýðý gibi, kitlesel olarak sokaklara-alanlara çýkarak öfke ve özlemlerini haykýrdýlar. Burjuvazinin ekonomik-siyasi krizinin iþçi-emekçiler için; zamma, zulme, iþsizlik ve sefalete dönüþtüðü, sosyal yýkým ve çalkantýlarýn ayyuka çýktýðý, 90'ýn üzerinde devrimci-komünist tutsaðýn hapishanelerde sermaye düzeni tarafýndan katledildiði ve F tipi hücre hapishanelerinde katliamýn hala sürdüðü bir dönemle üst üste düþen 2002 1 Mayýs'ý sýnýfsal, siyasal-örgütsel dersler çýkarmak açýsýndan canlý bir laboratuar özelliði kazandý. Türkiye ve Kuzey Kürdistanda yaygýn ve kitlesel olarak kutlanan 1 Mayýs'ýn kalbi her yýl olduðu gibi bu yýlda Ýstanbul'da attý. Bundan dolayý asýl deðerlendirmemizi ve iþçi, devrimci-komünist hareket açýsýndan çýkaracaðýmýz politik-örgütsel dersleri Ýstanbul 1 Mayýsý'ný veri alarak yapacaðýz. Bunu yaparken; grupsal çýkarlardan, kaygýlardan, duygusal, psikolojik yaklaþýmlardan ve sübjektif deðerlendirmelerden uzak; düzen ve devrim, mücadele ve zafer perspektifiyle hareket edeceðiz. Amacýmýz, 2002 1 Mayýsý'ný doðru deðerlendirmek ve siyasalörgütsel sonuçlar çýkarmak, sýnýf mücadelesinin geleceðine ýþýk tutmak, devrimci komünist görev ve sorumluluklarýmýzý netleþtirmektir. Bu devrimci görev ve tutum dýþýndaki davranýþ ve yaklaþýmlarýn yol açýcý, sýnýf mücadelesini geliþtirici, devrimcileþtirici olmayacaðý peþinen görülmeli ve bu tür yaklaþýmlardan uzak durulmalýdýr. 2002 1 Mayýsý'nýn Görmek Ýsteyenlere Gösterdikleri HADEP 2002 1 Mayýsý'na geçen yýllara oranla Ýstanbul'da oldukça kitlesel katýldý. 80 bin kiþilik katýlýmýn yarsýný HADEP kitlesi oluþturuyordu. Bu önemli geliþmenin birden çok nedeni olduðu açýktýr. Öncelikle bu politik tutum deðiþikliðinde "Kürt ve bölücü parti" olma imajýndan kurtulma, Kürt liberal-reformist siyasetini, dolayýsýyla Kürt tasfiyeciliðini

KADEK'i meþrulaþtýrma çabasý söz konusudur. "Avrupalýlaþma"dan sonra "Türkiyelileþme" ve olasý bir erken seçime yatýrým yapma, TC'ye tasfiyeci-uzlaþmacý ve hesaba katýlmasý gereken bir politik güç olduðu mesajýný verme vb. nedenlerle Newruz'da Diyarbakýr'da yaptýðýný, 1 Mayýs'ta da Ýstanbul'da yapmak üzere kitlesini harekete geçmiþtir. Ama bu tasfiyeci-uzlaþmacýreformist, Kürt halkýnýn kendi kaderini tayýn hakkýndan ve özgür Kürdistan hedefinden yan çizen politik hareket, niyetinden baðýmsýz Kürt iþçi ve emekçilerinin düzen karþýsýnda Türk iþçi ve emekçileriyle yanyana gelmesine, karþýlýklý etkileþim içine girmesine hizmet etmekten de kurtulamamýþtýr. Sendikalar gerek iþ günü olmasý, gerekse de sýnýf uzlaþmacýsý bürokratik yönetimlerinin 1 Mayýs'ý "þenlik, bayram" ve "görev savma günü" olarak görmeleri nedeniyle 1 Mayýs'a cýlýz bir katýlým gerçekleþtirdiler. Ýþçi sýnýfýna 1 Mayýs'ta üretimi durdurmasý ve alanlara çýkmasý çaðrýsý yapmayan hain sendika bürokratlarý ve Emek Platformu'nun oluþturduðu 1 Mayýs Tertip Komitesi, burjuva partilerini 1 Mayýs'a davet etmeyi ise ihmal etmemiþtir. Ankara'da bu davetin kabul görmesine raðmen, Ýstanbul'da kabul görmemesi de bu hainleri derin bir üzüntüye boðmuþtur. Burjuva partilerin 1 Mayýs'a ilgisini ise, 1 Mayýs'ý ehlileþtirme, burjuva düzenden kopma yönünde adýmlar atan kitleleri yeniden düzene baðlama çabasý ve bir erken seçim yatýrýmý olarak görmek yerinde olacaktýr. Buna cesaret etmeleri ise 1 Mayýs'ýn önceden belli olan sarý rengiyle ilgilidir. TC'nin geliþen kitle hareketini ve devrimci hareketi etkisizleþtirmek için bu burjuva-politik taktiklerle yetinmeyeceði açýktýr. Bu saldýrýlarýn arkasýný polisiye saldýrýlar izleyecektir. Henüz kendisi için sýnýf olma düzeyine gelememiþ olan Türkiye ve Kuzey Kürdistan iþçi sýnýfýnýn durumunu ve devrimci komünist bir sýnýf önderliðinin olmamasýný fýrsat bilen bu hainler iþçi sýnýfýný 1 Mayýs alanýna taþýmamak için her yolu denedikleri yetmezmiþ gibi, 1 Mayýs'a "önderlik" etmeyi ise elden býrakmamýþlardýr. Düzen ve liberal-tasfiyeci solun desteði, devrimci hareketin ideolojik-politik geriliði ve komünistlerin güçsüzlüðü sayesinde 1 Mayýs alanýna kürsü kurup kitleye uzlaþmacýteslimiyetçi zehirlerini akýtmak için ter dökmüþlerdir. Devrimci demokrat ve merkezci melez akýmýn temsilcisi örgütler ile sol liberalreformist düzen partileri de 1 Mayýs'a kitlesel bir katýlým gerçekleþtirdi. Devrimci gruplardan bir kaçý dýþýndakiler geçen yýla göre kitlesini artýrmýþ durumdaydý. Bir kaçýnýn ise geçen yýla göre kitlesi azalmýþtý. Oportünist siyaset, birlik ve önderlik anlayýþýyla, liberalizme-tasfiyeciliðe karþý savaþmaktan aciz, ideolojik ve teorik

Leninist Iþýk iliþkinin prensiplerini pratikte somutlayamamýþ ve politik platformu ete kemiðe büründürecek giriþimlerde ve görüþmelerde ayný titizlik kaybolmuþ, örgüt içi sorunlardaki oportünist yaklaþým ve fevri tutumlar, öncelikle ortak politik platforma oradan örgütsel birliðe ulaþma hedefiyle sürdürülen iliþkilere damgasýný vurmuþtur. Somutta KDH/Leninist ile yapýlan görüþmelerde oldukça samimi zeminde yükselen ve kesintili biçimde de olsa uzun bir sürece yayýlan görüþmelerde bir yandan yürütülecek ortak çalýþmanýn tüm ayrýntýlarý netleþtirilirken, diðer yandan da yaklaþým farklýlýklarýnýn giderilmesine dönük birliðe iliþkin beklenti ve kaygýlar paylaþýlmýþ ve ortak bir kalkýþ noktasý yaklaþým yakalanmaya çalýþýlmýþtýr. Bu noktada söz konusu birliðin nihayetinde örgütsel düzeyde bir birliði partileþme stratejisinin bir gereði olarak hedefleyen bu doðrultudaki gündem ve yapýlabilecekleri öngören somutta ve öncelikli olarak ise ortak politik platformun ve yayýn organýnýn oluþturulmasý, yaþamda eylemli bir duruþla yaratýlmasý planlanan politik bir birlik olduðunda mutabýk kalýnmasýna raðmen, tasfiyeci anlayýþýn temsilcileri KDH/Leninist ile yaptýklarý görüþmede KDB'nin öncelikle örgütsel birliði zorunlu gördüðünü üstelik baþtan beri bunun söylendiði iddia edilmiþ, örgüt zemininde ise bu son aþamadaki görüþmeler çarpýtýlarak aktarýlmýþ, daha doðrusu KDB'nin tutumundaki deðiþikliðe iliþkin hiçbir açýklama yapýlmadan, karþý tarafýn fevri çýkýþlarýndan, anlaþýlmaz tutumlarýndan dolayý görüþmenin kesildiði iletilmiþtir. Yollarýmýzýn ayrýlmasýndan sonra açýða çýkan bu tutumlarý KDB Merkez Komitesinin gerçek kararýný açýklayarak teþhir etmemiz karþýsýnda ise patavatsýzca aylardýr geçerli olan kararýn çarpýtýlmasýna (son görüþmede karþý tarafa dayatýlan tutumun yeni bir karar mý, yoksa örgüt bünyesinde tartýþýlýp netleþtirilen karar mý olduðu izah edilmeden) devam edilmiþtir. Bizce ortaya çýkmýþ olan böylesi bir tutarsýzlýk, örgütsel sorunlar karþýsýndaki oportünist-sekter tutumlarýn bir yansýmasý olduðu kadar birlik doðrultsundaki görüþmelerde solunan samimi havanýn suistimal edilmesiyle, görüþmelere damgasýný vuran (resmiyetçi ve bürokratik olmayan) bu havanýn yaratmýþ olduðu gevþek zeminle de ilgilidir. Elbette ki Leninist yöntem oportünist manevralara karþý bürokratik silahlar kullanmak deðildir ve gerek geçmiþin yaratmýþ olduðu tortular gerekse birlik sorununa yaklaþýmý masa baþý birlik anlayýþýndan farklý kavramanýn gereði olarak örgütlerin bütün militanlarýnýn sürece bir biçimiyle dahil olmasý KDB ile KDH/Leninist arasýndaki görüþmelerde izlenmiþ olan doðru yöntem ve yolu ifade etmektedir. Ancak bugünden bakýldýðýnda görülmektedir ki, uzunca bir süreye yayýlmýþ olan ve kesintilerle ve rastlantýlarla devam eden görüþmelerin, neden ve nasýl kesildiði, neden yeniden görüþüldüðüne dair izahlar en azýndan KDB cephesi açýsýndan oportünistçe çarpýtýlmýþ örgüt bünyesine farklý, birlik muhatabýna farklý izahlar yapýlmýþ, bu farklý izahlarýn yansýmasý olan tutumlar KDB tarafýndan alýnmýþtýr. (Örneðin; KDH/Leninistin görüþmenin kesintiye uðramasýndan sonra ýsrarla bizleri bulma çabalarýyla baþlayan son aþamadaki görüþmeler öncesine kadar KDB'nin bu çevreye iliþkin güvenlik vb. kaygý ve gerekçelerden kaynaklý görüþmeme tutumu alýnmýþken ve örgüte de bu doðrultuda tutumlar aldýrýldýktan sonra nasýl olmuþsa bir çýrpýda giderilen kaygýlarýn ürünü olarak görüþmelere yeniden baþlanmýþ, ancak bu noktada da KDB açýsýndan neyin deðiþtiði izah edilmeksizin görüþmelere devam edilmiþtir. Buradaki sorun görüþmelere baþlanmasý deðil, kiþisel ölçütlere dayanan kritlerle alýnmýþ kararlarýn içi boþluðu, fevri ve samimiyetsiz oluþudur.)

19

Somut-Acil Görevlerin Ele Alýnýþý Kuruculuk görevleri çerçevesinde oldukça geniþ bir sorun olmakla beraber somut-acil görevlerle ilgili birbirleriyle ve partileþme stratejisiyle ilgili iki konuya deðinmek gerekiyor. Birinci sorunlu nokta KDB pratiðinde ortaya konulan yaklaþým ve pratik sonuçlarý; partileþme stratejisi ile ilgili yönteme dair ortaya koyduðumuz tafsilatlý çözümlemelere raðmen birlikleri deðil de kendi doðrusal geliþimi ile partiye ulaþma yaklaþýmýnýn öne çýkartýldýðýný ortaya koymaktadýr. Bunlarýn karþý karþýya getirilmemesi ve baðýmsýz örgütsel zeminin yaratýlýp geliþtirilmesi gerekliliðini bu genel doðrularý bir yana býrakýrsak, örgütsel zeminimizde boy veren ruh hali, kendi çaba ve giriþimlerimizle partiye ulaþýlacakmýþ havasýdýr. Birlik giriþimleri sürecindeki tutarsýzlýklarda bu havanýn, belirleyici olmasa da etkisi olmuþtur. Yine bununla ve somut-acil görevlerin formülasyonuyla baðlantýlý diðer bir sorun da kuruculuk dönemi boyunca ve bu sürecin sonunda yerine getirilmiþ olan görevlerin ele alýnýþýdýr. Bu noktada geçmiþ KDH sürecinin geliþim evresi içerisindeki bazý dönemeçleri ve bu vesileyle gündeme gelen dönemsel öncelikleri hazýrlýk dönemiyle ulaþýlmasý hedeflenen devrimci partinin kuruculuk görevlerinin yaný sýra kendine özgü yanlarý olduðunu ortaya koymuþ bunlarý ayýrt etme çabasý içerisinde olmuþtuk. Benzer þekilde geçmiþ süreçte kuruculuk çerçevesinde atýlmasý gereken ancak atýlamayan adýmlarý da önümüzdeki adýmlar olarak tarif etmiþ atýlmasý doðrultusunda hatýrý sayýlýr bir yoðunlaþma içerisine girmiþtik. Devrimci hareketin genel tablosundan çýkartýlan ve ihtiyaç duyulan devrimci zeminin yaratýlmasý ile de üst üste düþen paralel bir zeminde, daha çok da baðýmsýz devrimci duruþun ve militan bir eylemliliðin saðlanmasý bu yolla adem-i merkeziyetçi organlarýn yaratýlmasýna katký koymasý hedefiyle geliþtirdiðimiz eylem çizgisi de bu kapsamdaki adýmlardandýr. Gerek genel devrimci siyaset zemininde gerek de kuruculuk faaliyeti ile ulaþýlmasý hedeflenen genel nitelikler itibariyle belirgin politik ve örgütsel anlamlarý olan eylem çizgisinin doðal sonuçlarýný göðüsleyebilme ve toparlama noktasýndaki temel zaafý ise tüm açýklýðýyla ortadadýr. Devrimci bir ayrýþmayý kendi zeminimizde de zorlama hedefi yanlýþ bir hedef deðildir. Hedefimiz salt bir politik ve militan bir ayrýþma deðildiyse ki deðildi; söz konusu sürecin gereklerini sadece belli yönleriyle deðil toplam olarak yerine getirebildiðimizden söz etmek mümkün deðildir. Bu durumda kuruculuk görevlerinden herhangi birisi söz konusu olduðunda gönlümüzden geçen aslanlarý ya da keyfi seçimleri deðil mevcut güçlerle aþýlabilecek en rasyonel ve ivedi görevleri ve çözümleri sorun etmenin önemine dikkat çekmek gerekmektedir. Her zamanki gibi gözden kaçýrýlmamasý gereken nokta, somut-acil görevlerin birbirine göre öncelikli olmadýðý, pratikte ve sýrayla ele alýnmasý gereðidir. Bu nokta da gerek formülasyon gerekse dýþýmýzdaki potansiyelle devrimci bir eylem çizgisinin hayata geçirilmesi noktasýnda sekter, ben-merkezci bir yaklaþým ortaya çýkmýþtýr. Baþtan kanaatlerle, sanki bizim dýþýmýzda devrimci potansiyel yokmuþ gibi bir davranýþ ve psikoloji içerisine girmek doðru olmamýþtýr. Kaldý ki böylesine bir durum eylem birliklerinin zorlanmasýnýn ürünü olsaydý yine problemsiz olurdu. Çünkü o zaman propaganda deðeri kendinden menkul olmayacak bu propagandayý ulaþtýrma kanallarý da belli ölçülerde yaratýlmýþ olacaktý.

S. Cem Aralýk 2001


18

Mayýs 2002

olarak gündemimizde yer teþkil etmiþtir. Ne var ki KDH merkez komitesini çoðunluk olmanýn sorumluluklarýný taþýmamakla idari tedbirlere soyunmakla mahkum edenler, daha beter bir duruma düþmüþ her türlü iþbölümü ve görevlendirmeyi (irade ve eylem birliðini koruma kaygýsýyla) kabul edip fevri ben-merkezci tutumlarla ideolojik tartýþmaya çalýþma tutumlarýna tahammül edemeyip tam bir hazýmsýzlýkla ne kurucu nitelikle ne de asgari örgütlülükle baðdaþmayan öneriler gündeme gelmiþtir. Bu noktada atýlmasý gereken ilk adým tarafýmýzdan atýlmaya çalýþýlmýþ ancak, ortak politik sorumluluklarýn basýncý ve merkezi iradenin ortadan kalkmasýyla yaþanan örgütsüzlüðü derinleþtirmeme kaygýsýyla bundan vazgeçilmiþ, geri adým atýlmýþtýr. Tarafýmýzdan atýlan bu geri adým KDB tasfiye sürecinde ortaya çýkan liberal tasfiyeci ve kendine liberal dýþýna sekter tasfiyeciliðin yaný sýra merkezci tutumlarýnda alýndýðýnýn ifadesi olmuþtur. Devrimci örgüt sürekliliðinin saðlanmasý ve tasfiyeciliðin tasfiyesi ile sonuçlanmayan sürecin sonunda baðýmsýz hareket etme gereði de yerine getirilememiþtir. Tüm bu yaþananlar örgüt kuruculuðu doðrultusunda iradelerini kaybetmeyenler açýsýndan zengin bir deneyim sunsa da KDB örgüt mevzisinin kaybedilmesini bu süreçte ortaya çýkan tutumlarla örgüt sürekliliðini koruyarak mücadele edilememesinin tek nedeni deneyimsizlik deðildir. Deneyimli birilerinin yaptýðý ve deneyimsiz baþka birilerinin de kabul ettiði gibi "deneyim tek baþýna bir niteliktir, irade birliðini saðlayamadýðýmýz koþullarda buna bakmak lazým" gibi bir deðerlendirme ve kadro kriteri komünistlerin uzak durmasý gereken bir bakýþ açýsýný yansýtmaktadýr. Üstelik deneyim diye sunulan þeyde KDH merkez komitesindeki uzlaþmacý pratik olmuþtur. Bir yandan olumsuzlanan bu geçmiþ, diðer yandan da , "teammüllerimiz" kandýrmacasýyla iþleyiþimizin bir parçasý yapýlmaya çalýþýlmýþtýr. Hakim olmuþ böyle bir anlayýþ karþýsýnda yapabileceklerimizin hepsini yapamadýðýmýz bir sürecin sonunda kurucu örgüt niteliðini kaybettiðimiz gibi süreçten örgütlü bir irade olarak çýkabilme basiretini de gösteremedik. Nedenlerden birisi de örgüt mekanizmalarý üzerinden devrimci bir muhasebeyi, hesaplaþmayý gerçekleþtirmek üzere bir süreci baþlatabilme zemini kalmadýðý noktada bunu baþka yollarda zorlama iradesini gösterememektir. Bugünkü görev geç kalmýþlýk psikolojisine girmeden, yeniden örgütlü-siyaset zeminine sýçrama iddiasýný somutlamak üzere, mevcut potansiyeli örgütlü güce dönüþtürmektir. Bu süreçte kendi zaaflarý ve eksikliklerinin belirleyici etkisi ile tasfiyeciliðe karþý, devrimci örgüt sürekliliðinin korunmasýný baþaramayanlarýn bugün yaptýklarý ve tek kalsalar dahi somutlayacaklarý olan þey budur. Tekrarlamak gerekirse, bu metin bir tespiti ve belli ölçülerde çaðrý anlamýna gelen iradi bir duruþu ifade etmekle beraber ne tek baþýna dört baþý mamur bir muhasebeyi tamamlama ne de geçmiþ örgütlü pratiðimizin sorunlarýný bir kalemde çözme iddiasýný taþýmamaktadýr. Buna ve gerçekte örgütlü bir iradenin ifadesi olamamýþ olmasýna raðmen örgütlü hazýrlýk döneminin görevleri bakýmýndan deneyim kazanýlabilecek türden faaliyet gündemleri de söz konusu olmuþtur. Kýsa kýsa da olsa genel baþlýklar halinde bunlara deðinmekte fayda görmekteyiz. Örgütsel Sorunlarýn Kavranýþý Üzerine Ayrýlýk KDB merkez komitesinin düþman karþýsýnda çözülme ve örgütsel sorumluluklardan kaçýþ biçiminde yaþanan tasfiyenin ardýndan oluþturulan yeni merkezi heyetin ilk toplantýsýnda gündeme gelen sorun ve tartýþma dolayýsýyla ortaya çýkan týkanmanýn temel nedeni örgüt sorun-

larýnýn kavranýþý genel baþlýðýyla ifade edilmiþ, taraflarca genel kabul görmüþtür. Ancak böylesine adlandýrýlan bir sorunun, kendi baþýna kriz, merkezi iradenin kaybý olarak deðerlendirilmesi doðru da deðildir. Bu noktada ve bizim pratiðimizde yaþadýðýmýz biçimiyle asýl sorun, bu sorunun tartýþýlma biçimi, ele alýnýþ tarzý olmuþtur. Söz konusu yöntem ise; hiçbir ideolojik temeli olmayan hatta örgütsel sonuç ve karar önerileri içermeyen tarzda kendisi dýþýndaki kiþilerde somutlandýðý iddia edilen örgütsel sorun tarifidir. Bunun karþýsýnda konulan da, mevcut örgütsel sorunlarýmýzýn nedenlerini ortaya koyup bu nedenleri ortadan kaldýrmak, eðer ki nedenler verili örgüt gerçekliðinin nesnel durumu olarak deðerlendirilecekse bu durumun ihtiyaçlarýna yanýt verecek bir tarz geliþtirmek olduðu ancak bunun için de öncelikli koþulunun birilerinin muaf tutulduðu ya da birilerinin tek sorumlu görüldüðü tarzýn terkedilmesi gereði, bunun günübirlikçi, oportünist bir yaklaþým olduðu idi. Ne var ki bu bakýþ aþýrý tahammülcü liberal bir yöntem olarak adlandýrýlarak, tartýþma yine baþtan dayatýlan yöntemle sürdürülmeye yine hiçbir öneri, ikna çoðunluk olma kaygýsý gütmeden çalýþýlmýþ, çoðunluk ise görüþler temelinde deðil, dayatmacý ben-merkezci tutumun, tarzýn benimsenmesi þeklinde oluþmuþtur. Bu durumda söylenenlerin, gereðinin yapýlmasý önerisiyle müdahale etmeye çalýþýlmýþsa da bu müdahaleler apolitik tavýrlarla karþýlanmaya çalýþýlmýþ ve ortaya bundan sonraki süreç boyunca sorumluluðu birlikte taþýnamayacak tarzda apolitik ilkesiz bir çoðunluk iradesi çýkmýþtýr. Azýnlýk ise sorunlarý politize etmenin, karþýlýklý politik etkileþimin koþulu olarak örgüt zemini ve örgütsel mekanizmalar olduðu inancýyla eylem ve irade birliðine uyma ve fikri tartýþmayý geliþtirmeyi benimsemiþtir. Süreç ortaya koymuþtur ki bu bilincin gereði yerine getirilememiþ ve tartýþma yöntemine dönük savunulan görüþ hayata geçirilemediði ve sorunlar MK düzeyinde politize edilemediði koþullarda daha geniþ örgüt platformuna taþýma basireti gösterilememiþtir. Ayný þekilde çoðunluk da liberalizm diye mahkum ettiði taraflarla birlikte yürümekte bir sorun görmemiþ, örgüt iradesi ve basýncýndan yoksun bir keyfiyet içerisindeki tasfiyeci anlayýþ, günübirlikçi bir zemine yuvarlanmýþtýr. Her ne kadar tüzük hakkýnda yoðun bir süreç yaþamýþ ve tüzüðün bir örgütün niteliðini tek baþýna temsil edemeyeceðini diðer örgüt mekanizmalarýnýn ifade edildiði bir araç ve mekanizma olduðunu ifade etmiþ olsak da, pratiðimiz ve yaklaþýmýmýz bu kavrayýþla uyuþmamýþtýr. KDB kuruluþunu tamamlamýþ olduðunu ifade ettiðimiz konferans da bu konferans da kabul edilen tüzük de bu anlamýyla tek baþýna bir nitelik deðildir. Toplantý, karar alma, tartýþma, ikna, örgütsel sorunlarý gündem ediniþ tarzý gibi daha birçok nokta, eylemin muhtevasý yanýnda bir örgütün örgüt olabilme niteliklerini barýndýrmaktadýr. Bolþevik partinin niteliði dediðimiz olgunun bir boyutu da bu noktada yatmaktadýr. Yoksa Bolþevik parti tüzüðünde deðil. Birlik Perspektifi ve Giriþimleri Bu baþlýk altýndaki temel sorun da ortaya koyduðumuz partileþme stratejisine dönük katký anlamýna gelebilecek yazýnsal üretimlerde daha çok, pratikte stratejinin ilk konduðu haliyle bile çeliþen tutarsýz tutumlar olmuþ, zaman zaman mevcut potansiyelin durumu ve somut birlik çabalarý vesilesiyle defalarca MYO'da yazý çýkmasýna raðmen, bu perspektiflerin gerektirdiði tutumlarýn sorumluluðu taþýnamadýðý gibi olasý geliþmeler karþýsýnda da çözücü adýmlardan ve ilkesel yaklaþýmlardan uzak davranýlmýþtýr. Somut muhataplarýmýz olarak kategorize edip gayet ayrýntýlandýrdýðýmýz, yürütülecek

Leninist Iþýk sorunlara aydýn oportünisti bir tutumla yaklaþan devrimci hareketin "akýl hocasý" KDH'de güçleri azalan gruplar arasýnda yerini aldý. F tipi hücre saldýrýsýna karþý büyük bir direniþ baþlatan ve hala sürdüren ve bedel ödeyen DHKP/C ve MLKP ise kitlesini artýran gruplarýn baþýnda geliyordu. Bu durum onlarýn ideolojik-politik geriliklerini ortadan kaldýran bir durum deðildir. Peki, bu gruplarýn geçen yýla oranla daha kitleselliklerinin sýrrý neydi? Devrimci gruplarýn ve sol liberal-reformist düzen partilerinin sendikalardan daha kitlesel olmasý, ve 1 Mayýs'a katýlanlarýn HADEP'ten sonra asýl olarak bu yapýlanmalarýn peþine takýlmasý önemli ve üzerinde durulmasý gereken bir geliþmedir. 1 Mayýs'a kitlesel katýlýmýn, örgüt ve partilerin (bir kaçý dýþýnda) geçen yýla oranla daha kitlesel olmasý bu yýl ki çalýþma ve örgütlenme baþarýlarýndan çok; burjuva saldýrlar, yoksulluk, iþsizlik ve geleceksizlik karþýsýnda bunalan öðrenci geçliðin, iþçi ve emekçilerin düzenden kopma ve yeni arayýþlara girmesinin, öfke ve tepkisini dillendirmek için 1 Mayýs alanýna akmasýnýn bir sonucuydu. Gençlik ve iþçi sýnýfýnýn sendikasýz, sigortasýz çalýþan ve iþsiz militan kesimleri devrimci demokrat ve merkezci melez akýmlarýn peþine takýlarak kendini ifade etme yolunu seçerken, iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimleri ve emekçiler de sol liberal-reformist partilerin peþine takýlarak ayný þeyi yapmýþlardý. Bu kesimler için komünistlik iddiasýndaki gruplar henüz bir adres teþkil etmemekteydi. Bunun sebebi ise bu gruplarýn "köksüzlüðü" ve güçsüzlüðüydü. Devrimci komünist geleneðin uzun yýllar kesintiye uðramýþ olmasý ve hala bu geleneðe baðlanmanýn, politik-örgütsel sürekliliðini saðlamanýn sorunlarýný aþamamýþ olmasýndan dolayý, tepki ve öfkeyle 1 Mayýs alanýna akanlara güven verememiþ ve çekim merkezi olamamýþtýr. 2002 1 Mayýs'ý örgütsel ve ideolojik-politik bakýmdan iþçi sýnýfýnýn ve devrimci-komünist güçlerin bölünmüþlüðünü, çok parçalýlýðýný, belirleyici sýnýfsal ve örgütsel-politik bir önderlik iradesinin henüz oluþmadýðýný da göstermiþtir. I Mayýs'a katýlanlarýn kitlesini sýnýfsal köken olarak iþçi sýnýfý oluþturmasýna raðmen, bölünmüþlüðünden ve politik geriliðinden dolayý iþçi sýnýfý alana rengini ve iradesini yansýtamamýþtýr. Devrimci gruplar ve kitleleri bu 1 Mayýs'ta kapitalist düzenin koruyucularýyla militan bir mücadelede karþý karþýya gelmekten bilinçli olarak geri durmuþlardýr. Daha baþtan savunmacý ve kuyrukçu bir tutum benimsenmiþtir. Liberal ve tasfiyeci partilerden baðýmsýz,“Devrimci Güç Birliði”, “devrimci eylem birliði” yönünde ciddi bir giriþim dahi olmamýþtýr. 1 Mayýs alanýna giriþte kurulan polis arama noktalarýnda kortejler arama bahanesiyle bölünmüþ, herkes didik didik aranmýþ, pankart sopalarýna el konulmuþ, 18

3

yaþýndan küçükler ve çocuklar alana sokulmamýþtýr. Bu keyfi uygulamalara ve dayatmalara ciddi bir karþý çýkýþ ise ortaya çýkmamýþtýr. Bir baþka önemli nota da "Ölüm Orucu" direniþçileriyle dayanýþmanýn son derece cýlýz kalmasýdýr. "Özgür Kürdistan" hedefi de "anadilde eðitim" talebiyle gölgelenmiþtir. Oysa komünistlerin dillendirdiði "Býjý serhildan özgür Kürdistan" þiarý HADEP kitlesi tarafýndan da destek almýþ, alkýþ ve coþkuyla karþýlanmýþtýr. Filistin'in Ýsrail tarafýndan iþgali hararetle kýnanýrken, Kürdistan ve Kuzey Kýbrýs'ýn TC tarafýndan iþgal ve ilhakýný ise gündeme getiren olmamýþtýr. Komünistler de bu bakýmdan eksikli davranmýþlardýr. Hareketimiz, 2002 1 Mayýs'ýna yönelik ciddi bir hazýrlýk yapmýþ, yaygýn ve zengin bir propaganda faaliyeti yürütmüþtür. Dar ve geniþ toplantýlar düzenleyerek 1 Mayýs taktiðini, alandaki konumlanýþýný ve misyonunu saptamýþtýr. Kendine biçtiði misyon; sarý olacaðý baþtan belli olan 1 Mayýs'ta kýzýl bir yýldýz olma, iþçi sýnýfýnýn güncel ve genel savaþým hedeflerini alana taþýma ve arayýþ içerisindeki devrimci komünist kadrolara, gençliðin ve iþçi sýnýfýnýn militan kesimlerine adres olmaktý. Geçen yýla oranla güçlerini ikiye katlayarak, propaganda, teknik ve eylem kapasitesini önemli oranda artýrarak, politik kimliðine sahip çýkarak, bu kimlik altýnda eyleme katýlarak hem dergicilikten-legalist tasfiyecilikten uzak durmuþtur, hem de 1 Mayýs hedeflerine büyük oranda ulaþmýþtýr. Görsel ve propagandif araçlarýný zenginleþtirmesi, yeni güçler kazanmasý, 1 Mayýs öncesi ve anýnda yaygýn özgür propaganda araçlarýyla görüþlerini kendi dýþýna taþýmasý olumlu ve süreklileþtirilmesi gereken kazanýmlardýr. Kendi dýþýmýzdaki "devrimci komünistlik" ve "komünistlerin birliðini gerçekleþtirmek" iddiasýndaki gruplarla yanyana gelmemiz ve ortak þiarlarýmýzý birlikte haykýrmamýz da sahiplenilmesi gereken olumlu bir tutumdu. Alana taþýdýðýmýz güçler artmasýna raðmen hedeflediðimiz sayýya ulaþamamamýz ise en önemli eksiðimizdi. Bu durum kitle iliþkilerimizi artýrmada ve örgütlemede yetersiz kaldýðýmýzýn iþaretidir. Oysa, nitelikli bir niceliðe ulaþmak, öðrenci gençlik içinde, varoþlarda ve organize sanayi merkezlerinde mevzi tutmak da hedeflerimiz arasýndadýr. Önümüzdeki süreçte bu eksiðimizi diðer önceliklerimizi unutmadan, merkezi faaliyetlerimizi aksatmadan gidermek için yoðunlaþmalýyýz. Kitle iliþkileri geliþtirmek ve örgütlemek üzere planlý, sistemli ve hedefli alan faaliyetlerine hýz vermeliyiz. Propagandacý ve örgütçü kadrolar yetiþtirmeliyiz. 2002 1 Mayýsý'nda, 2001 1 Mayýsý'yla kýyaslandýðýnda kitlesellik dýþýnda bazý önemli geliþmeler de oldu. Örneðin, bazý devrimci grup-


4

Leninist Iþýk

Mayýs 2002

lar alanda örgüt imzalý pankartlar açtýlar. Bu zeminde þiarlar dillendirdiler. Ýçerik, militanlýk ve önderlik açýsýndan olmasa da görsellik açýsýndan 2002 1 Mayýs'ý kýzýldý. 1 Mayýs alanýnda oldukça fazla kýzýlbayrak dalgalanýyordu. Ama alana politik içerik ve önderlik bakýmdan hakim olan, rengini veren reformizm ve liberal tasfiyecilikti. Ama görünen odur ki; düzenin saldýrýlarý, hak gasplarý, baský ve sefalet dayatmalarý karþýsýnda bunalan yýðýnlarýn öfke ve tepkisi artmaya baþlamýþtýr ve önümüzdeki günlerde daha da artacaktýr. Liberalizm ve reformizm bu geliþme karþýsýnda önderlik ihtiyacýna yanýt veremeyecek ve gereksizleþecektir. Gereken hazýrlýklarý yapmýþ, politik örgütsel adýmlarý atmýþ olan devrimci ve komünist hareketlerin militan kitle hareketiyle buluþmalarý ve önümüzdeki süreçte düþman saldýrýlarýna kafa tutmasý pekala mümkündür. 2002 1 Mayýsý'nýn Genel Politik-Örgütsel Dersleri 2002 1 Mayýsý'nýn açýða çýkardýðý önemli ve genel politik-örgütsel dersleri de þöyle sýralayabiliriz: *Dünya çapýnda emperyalist-kapitalist düzene karþý, ezilen-sömürülen kitlelerin öfkesi, mücadele arzusu açýða çýkmýþ ve sokaklarda, alanlarda maddi güce dönüþerek düzen güçlerine zor anlar yaþatmýþtýr. "Bitti!" denen sýnýf mücadelesinin ivme kazanmasýna ve alternatif toplumsal düzen projelerinin, devrimci program ve mücadele yöntemlerinin alýcý bulmasýna, ete kemiðe bürünmesine bu kendiliðinden geliþmeler olumlu bir zemin ve politik-örgütsel olanaklar sunmaktadýr. *Ezilenlerin-sömürülenlerin emperyalistkapitalist dünya düzenine karþý yükselen öfke, tepki ve mücadele arzusunu iktidar ve komünist bir dünya perspektifiyle deðerlendirecek, yönlendirecek enternasyonalist devrimci bir önderlik henüz yaratýlamamýþtýr. Dünya proletaryasýnýn yaþadýðý bu önderlik boþluðu sýnýf mücadelesini geriletici bir faktöre dönüþmekte, mücadelenin muhalif, uluslararasý birlikten, dayanýþmadan ve iktidar perspektifinden uzak bir zeminde sürmesine, çürümesine, düzen sýnýrlarýna hapis olmasýna veya Arjantin'de olduðu gibi ulusal çitlerle sýnýrlý, kendiliðinden ve sonuçsuz isyanlara yol açmaktadýr. *2001 yýlý 1 Mayýs'ýna olduðu gibi 2002 1 Mayýs'ýna da damga vuran örgütsel açýdan ulusal dar görüþlülük, enternasyonal örgütsüzlük ve önderlik boþluðudur; siyasal açýdan ise liberalizm ve reformizmdir. Dünya çapýnda emperyalist-kapitalist sisteme karþý yükselmekte olan iþçi-emekçi hareketi ve kendiliðinden tepkiler, patlamalar ne kadar sevindirici ve umut verici ise; bunlara devrimcilerin-komünistlerin, sol liberaller, reformistler, anarþistler, çevreciler feministler vb. muhalif gruplar kadar bile müdahale edememesi de, bir o kadar düþündürücü ve üzücüdür. Devrim

ve önderlik, amaç ve araç diyalektiðinin üzerinden atlayarak, kendiliðindenciliðe tapýnarak zafer düþleri görmenin kimseye bir faydasý olmayacaðý gibi, sýnýf mücadelesinin ulusal ve uluslararasý ihtiyaçlarýna da yanýt vermeyeceði açýktýr. Devrimci komünistler bu inatçý-zorlu gerçekleri ve zafere giden yolda kendilerine dayattýðý politik-örgütsel görevleri býkmadan usanmadan bilince çýkarmaya, yaþama geçirmeye çalýþmalý, güç ve imkanlarýný proletaryanýn ulusal ve uluslararasý önderlik ihtiyacýna yanýt vermeye hizmet edecek görev ve sorumluluklara yoðunlaþtýrmalýdýrlar. *Önderlik boþluðunun ulusal ve uluslararasý alanda doldurulmasý yeniden Marksist-Leninist ideolojiye-teoriye, Bolþevik politik-örgütsel geleneðe baðlanmaktan, eleþtirel bir yaklaþýmla onu aþmaktan geçmektedir. 2002 yýlý 1 Mayýs'ý ulusal ve uluslararasý alanda bu boþluðun doldurulmasý, geliþen kitle hareketinin devrimci bir müdahaleyle liberal-reformist akým ve yapýlarýn etkisinden kurtarýlarak devrimcileþtirilmesinin, emperyalist-kapitalist düzenle sonuç alýcý ve kalýcý bir muharebeye yönlendirilmesinin en önemli ve en acil görev olduðunu bir kez daha göstermiþtir. *** Dünya çapýnda yaþanan iktisadi-siyasi geliþmelerden bu önemli sonuçlarý çýkaramayanlar, düzen ve devrim veya devrim ve önderlik ekseninde sorunlara yaklaþmayanlar; adeta "nerede hareket, orada bereket" sakat anlayýþýyla kendiliðinden hareketlere tapýnmacý, kuyrukçu bir konuma savrulacaklardýr. Örgütsel ve politik görevlerden yan çizerek, bunlardan kopuk bir ideolojik-teorik derinleþmeye, teorik dergiciliðe yönelenler ise; aydýn ukalalýðýndan, oportünizminden ve tesfiyecilikten kendilerini kurtaramayacaklardýr. Devrimci komünist ulusal ve uluslararasý bir önderlik eksikliðinin yaþandýðý günümüz koþullarýnda geliþen kitle muhalefeti ve hareketi burjuva ve sol liberaller-reformistler tarafýndan ehlileþtirilerek yeniden burjuva düzen sýnýrlarý içine hapsedilmeye mahkumdur. Bu politik örgütsel gerçekler ýþýðýnda geliþen kitle hareketlerine bakýp devrimci komünistlerin kendinden geçmeleri deðil, iþçi ve emekçi hareketinin politik ve örgütsel ihtiyaçlarýna yanýt vermek için çok daha fazla görev ve sorumluluklarýna yoðunlaþmalarý gerekmektedir. Geliþen ve geliþecek olan kitle hareketine yabancýlaþmadan, özgür varoluþumuzdan taviz vermeden, düþman saldýrýlarýna karþý gerekli tedbirleri elden býrakmadan, somut ve acil görevlerimize yoðunlaþmak yeni teorik-politik-örgütsel mevziler kazanmak önümüzdeki süreçte de izlememiz gereken tek devrimci yoldur.

Leninist

IÞIK

üstlendirilmelerinin yanýnda, gerek kuruculuk faaliyeti ve somut-acil görevlerin ele alýnýþý ve devrimci partinin niteliðiyle iliþkisi üzerine, gerekse de ayrýþma sürecine varan ve bu süreçte yaþanan olumsuz pratiðe iliþkin deðerlendirme yapma görevlerini kapsayan bir KDH muhasebesini de önüne koyup bu doðrultuda bir dizi baþlýk altýnda bir yandan bu muhasebe örülürken diðer yandan da çýkartýlan derslerin sonucu somut örgütlü pratiðimize yansýtmanýn, bu çaba içerisinde baðýmsýz siyasal-örgütsel zeminimizi oluþturmanýn adýmlarýný somutladýk. Tüzük, merkeziyetçilik, örgüt mekanizmalarý, kurucu faaliyetin niteliði, partileþme stratejisi ve birlik gibi bir dizi konuda geçmiþ faaliyetimizden süzebildiklerimiz ýþýðýnda, eleþtirel bir bakýþla ele alýp yürüyüþümüzün ve genel olarak devrimci partiyi yaratma görevinin ihtiyaçlarý doðrultusunda üretim ve katkýlarýmýz oldu. Bunun yanýnda, devrimci hareketin, içerisinde girdabýna kapýlýp öznesi olmaktan kurtulamadýðý gericilik koþullarýnda devrimci bir seçeneðin yaratýlmasý, daha da önemlisi, KDH deneyimi göz önüne alýndýðýnda gücünü ve meþruluðunu kendinden alan devrimci-militan eylemlerin sorumluluðunun üstlenilmemiþ olmasý ve bu durumun yarattýðý kadro tipinin aþýlarak, alanýnýn sorunlarýný çözme kapasitesine sahip adem-i merkeziyetçi yerel örgütlere ulaþma hedefine dönük kendi faaliyetinin sorumluluðunu taþýyabilecek kadro ve organlarýn yaratýlmasý sürecine katký koymasýný beklediðimiz eylem çizgisine dönük perspektiflerimizi düþmanla açýktan çatýþmayý göze alan ve çatýþan eylemler biçiminde hayata geçirdik. Tüm bu alanlarda artýsý ve eksisiyle hayata geçirilen adýmlar olmakla beraber KDH tartýþma ve ayrýþma sürecinde ortaya çýkan devrimci örgüt ahlaký ve ilkeleri ile uyuþmayan ve hiçbir tarafýn muaf olmadýðýný ortaya koyduðumuz zaaflý ve bulaþýk pratiðe, iliþkilere iliþkin tek tek kiþilerin günah çýkarmasý þeklinde deðil ama, bu bulaþýklýklardan arýnýp yenid bulaþmamayý saðlayacak derslerin ve örgütlü bir pratiðin yaþama geçirilmesi biçiminde bir muhasebe ve yenilenme söz konusu olamamýþ, genel olarak bu tür tutumlarýn filizlenme zemini olan örgüt mekanizmalarýnýn kullanýlmamasý KDB pratiðinde de üreyebilmiþtir. Bu konuda söylenmiþ tek söz, bu olumsuz pratik ve deneyimin KDH muhasebesinin kapsamýna girmediði, genel olarak devrimci örgüt ilkeleriyle ilgili olduðudur. Bu doðru tespit, ne söylem ne de eylem düzeyinde gereði yapýlamadýðý sürece, bu zemindeki sorunlar önemsizmiþçesine bir kavrayýþýn yaratýlmasýný saðlayan beylik bir lafa dönüþmüþtür. KDH muhasebesi çerçevesindeki yazýlarda bir iki cümleyle deðinilen bu sorunlara iliþkin ne devrimci perspektif ne de devrimci örgüt somutluðunda üretilecek pratik çözümler ortaya konmamýþtýr. Ne var ki bu sorun; devrimci örgüt kültürü ve ahlaký ile ilgili olduðu kadar kurucu örgütün gereði olarak merkeziyetçi iþleyiþ daha somut olarak merkezi önderlik görevleri ile de ilgilidir. Bu sorunu örgüt kuruculuðu görevlerinin bir boyutu olarak, MK'nýn iç iþleyiþi ve iliþkileri ile örgütün bütünüyle olan iliþkileri, karþýlýklý sorumluluklarýn ele alýnýþý olarak ifade etmek mümkün. Bu noktada KDH pratiðinden çýkarttýðýmýz sonuç, örgüt zemininde ve aðýrlýklý olarak MK düzeyinde ortaya çýkan, farklý sorun, tartýþma ve süreçlerde gündeme gelen taraflaþma ve eðilimleri oportünist bir uzlaþý temelinde tekleþtiren birarada tutan anlayýþýn tekil örneklerden ziyade basiret, baðlayýcý bir faktör ve irade olarak hakim hale gelmesidir. Üstelik fikirlerin oportünist bir tutumla uzlaþtýrýlmalarýndan daha da vahimi atýlacak adýmlara dönük kararlarýn, görevlendirme ve iþbölümüne dair sorunlarýn da bu uzlaþmadan nasibini almýþ olmasý, fikir düzeyinde yaratýlamayan irade birliðinin eylem birliði zeminin yaratýlmasý ve sürekliliðinin saðlanmasýna tahammül edilememesi, fikir

17

ayrýlýklarýnýn eylem, irade birliðini zedelememesi, Leninist ilkesinin yerine pazarlýkçý, ben-merkezci dayatmacý tutumlarýn da ortaya çýkmýþ olmasýdýr. KDB pratiði de KDH sürecinde bu sorunlarý tüm canlýlýðýyla yaþayanlarýn yaþadýklarýndan öðrenemediklerinin ya da alýndýðý iddia edilen derslerin yaþamdaki karþýlýklarýný verme noktasýnda en ufak çaba ve iradenin somutlanamadýðýnýn kanýtý olmuþ, KDB militanlarýnýn aþina olduðu bir deyim ile bu konuda "KDH karikatürü" olmanýn ötesine geçilememiþtir. Örgüt nesnelliðine dönük söylemde dile getirilen tüm kaygýlar aslýnda, örgüt karþýsýndaki dayatmacý, kendine sevdalý tutumlarýn kýlýfý yapýlmýþtýr. Operasyon sürecinin öncesi ve sonrasýnda merkezi heyette baþlayan daðýlmanýn nedenlerine dair örgütsel dersler çýkartabileceðimiz veriler ne yazýk ki mevcut deðil. Bu durum ise bir kötü niyet veya gizleme çabasýndan ziyade aslýnda o döneme kadar (eylül olaðanüstü toplantýsý) bir organ iradesi ve çalýþmasýndan ziyade biri söyler diðerleri bakar misali bir tarzýn, "yetki ve sorumluluðunu kendisinin" ben de varým demesinden baþka bir þeyden almayan, alamayan bir durumun, yola çýkarken mazur görülebilecek bu durumun süreç içerisinde giderilmemesinin ifadesidir. Geçmiþte bu sorunun operasyon öncesi merkez komitesi içerisinde kimilerince dile getirilmesi ise kendine ve örgüte güvensizlikten daha fazla sonuç doðurmamýþtýr. Bu süreçte devrimci ve örgütsel sorumluluklarýndan feragat etmeyenlerin çýkardýðý sonuç ise tam bir özrü kabahatinden büyük örneðidir. Ýnsanlara güvenmeyi temel kusur ve zaafý olarak görmek, göstermeye çalýþmak. Bu izah çabasý KDB MYO'nun ilk sayýlarýnda öne çýkarttýðýmýz þu vurguyla taban tabana zýt bir yaklaþýmýn ürünüdür: "Genel olarak baþarýsýz bir organ çalýþmasýndan, baþarýlý bir kadrodan söz etmek mümkün deðildir." Kendini olmuþ bitmiþ bir kadro, örgütü ise kendi dýþýnda bir gerçeklik, denetlenmesi ve hizaya sokulmasý gereken insanlar topluluðu olarak görmek liberal bir hastalýktýr ve bunalýmlý, krizli dönemlerde örgüt sürekliliði ile çýkýlabilmesi bu hastalýk giderilmeden mümkün olamaz, olamamýþtýr. KDB MK zemininde tasfiyeyle sonuçlanarak iþleyen süreç örgüt genelinde de kadro erozyonu, örgütlü-devrimci mücadeleden düþüþ biçiminde yaþanmýþtýr. Eylüldeki olaðanüstü toplantýda ortaya çýkan merkezi iradenin yaptýðý deðerlendirmede, söz konusu kadro erozyonunun bugünden kayýp ya da kazanç sayýlmamasý gerektiði vurgulanmýþ, asýl gündem ve sorumluluðun kalanlarýn sýrtýnda çoðalan yükler karþýsýnda göstereceði performansý olduðuna dikkat çekilmiþtir. Ne var ki Merkezi irade nezdinde yaþananlar nasýl bir tarz ve yöntemin ürünü olduðunun üzerinde durulmaksýzýn bir yandan tek tek gidiþlere izah, diðer yandan da teknik bir organ olamama biçiminde yer teþkil etmiþtir, daha fazla deðil. Önümüzdeki iþler ve yeni MK'nýn bir nevi "ehveni þer" olmasýnýn basýncýyla bu sorun ilk elden gündemimize oturmamýþtýr. Ancak iradi bir zorlamayla olmasa da tamamen yukarýda bahsedilen ben-merkezci tarzýn keyfi tutumlarýyla da olsa gündemimize girmiþ, Eylül'de tüzük konferansý delegeleri tarafýndan atanan MK ilk toplantýsýnda pazarlýkçý þantajcý tutumlar sonucu yapýlamamýþtýr. Bu tutum ve tarz tarafýmýzdan kabul edilemez ve örgüt birliði ile baðdaþmaz olarak tarif edilmesine raðmen tasfiye edilemediði gibi çoðunluk olmasý da engellenememiþtir. Bu durumda ortaya çýkan çoðunluk iradesinin ortaya koyduðu iþbölümü çerçevesinde irade birliðinin korunmasý kaygýsýyla ortak bir sorumluluk üstlenilememiþtir. Yaklaþýk 10 ay boyunca de gerçek sorun ve gündemler, fikri tartýþma ve mücadele yerine, her toplantý ve gündem çoðunluk olmanýn verdiði keyfiyetle yapay, iradi gündemlerle boðulmuþ ve asýl sorun irade birliðinin saðlanmasý


16

Mayýs 2002

"Komünist Devrimci Birlik" Sekterizm-Liberalizm ve Tasfiyecilik (3) Tasfiyeciliðe Karþý Savaþýlmadan Devrimci Bir Siyaset ve Örgüt Yaratýlamaz! KDB, KDH bünyesinde yaþanan; politik-örgütsel sorunlar üzerine varolan farklý görüþ-eðilim ve taraflarýn mevcut tartýþma ve muhtemel bir ayrýþmayý saðlýklý bir zeminde, örgütsel mekanizmalar üzerinden hayata geçirebilme zeminini ve örgüt irade birliðini kaybetmelerinin sonucu ve ürünü olarak; parti öncesi kurucu bir örgütün, somutta KDH'nin iþleyiþinin temeli olan MK'nýn dolayýsýyla örgüt irade birliðinin ortadan kalktýðý tespiti ve mevcut tartýþma ve ayrýþmanýn KDH zemininde yürütülemeyeceðinden ve o güne kadar KDH çatýsý altýnda kuruculuk faaliyetinin görevlerini üstlenen organ, üye ve aday üyelerin merkeziyetçi iþleyiþlerini kaybettiklerinden hareketle, bu duruma yeniden kuruluþ çerçevesinde yetki ve sorumluluðunu kendisinden alan bir Merkezi Heyetin oluþturulup ayrý bir bayrak açmasýyla son verme iddiasýyla yola çýkmýþ ve yeni bir yürüyüþü baþlatmýþtýr. Mayýs 2000 sürecinin ardýndan gelen operasyonlarýn da etkisi ile genel olarak devrimci saflarý etkileyen tasfiyeci basýnç KDB'yi de vurmuþ, ciddi bir kadro erozyonunun ardýndan merkez komitede ifadesini bulan merkezi iradenin ortadan kalkmasý ile ciddi bir tasfiyeyle karþý karþýya kalýnmýþ, sürecin sorumluluðunu üstlenecek merkezi bir irade yeniden yaratýlarak, tasfiyenin önüne geçebilme doðrultusundaki ilk adým atýlmýþ, ancak bu adým da beraberinde yeni sorunlarý ortaya çýkartmýþ, tasfiyeciliðin liberal ve sekter temsilcilerinin ortaya çýktýðý bir tartýþma ve ayrýþma sürecinin baþlangýcý olmuþtur. Tasfiyeci görüþ ve önerilerinin ardýndan yollarýmýzýn ayrýldýðý ve KDB zemininde hakim hale gelmiþ anlayýþý savunanlar, önce kendilerini örgütlü bir irade ardýndan örgütlü olmayan bir çevre olarak tanýmlamýþlar, þu günlerde de fiilen tasfiye olmuþ bir örgütün tasfiyesini resmileþtirmek, kamuoyuna duyurmak hazýrlýðý yapmakta, girilen tasfiye yöneliminin sorumluluðunu üstlenenler bu sorumluluktan olduðu gibi her türden örgütlü varoluþ sorumluluðunun da altýnda kaldýðý oranda bu sorumluluktan kaçmaktadýr. Devrimci siyasetin olmazsa olmazý devrimci örgüt mevzisi ve anlayýþý terk edilmektedir. KDB Kuruluþ Bildirgesi, tüzüðü ve yayýnlarýnda tüm açýklýðýyla ortaya konulan görüþ ve iddialarla, somut yürüyüþ arasýndaki açý sosyal pratik tarafýndan ve yine tüm açýklýðýyla sadece sürecin özneleri nezdinde deðil genel olarak sorumlu olduðumuz ve muhatap gördüðümüz güçler, parti ihtiyacý doðrultusunda arayýþ içerisindeki unsurlar ve amaç-ilke ve somut-acil görevler çerçevesinde faaliyet yürüten gruplar nezdinde de gözler önüne serilmiþtir. KDB kuruluþ sürecinde, merkeziyetçi iþleyiþimizle birlikte kurucu örgüt niteliðini de yitirdiðimizi ortaya koymuþ, yitirdiklerimizin adýný koyarak, örgütlü yürüyüþümüzü partiye taþýma iddiasýný ortaya atmýþtýk. Aradan geçen üç yýldan fazla süre kazandýklarýmýzýn yanýndan, kurucu örgüt mevzisi dýþýnda bir dizi baþka kayýp ve eksiklerimizin de olduðunu göstermiþtir. Bugün gelinen noktada ise örgüt birliðini yeniden kaybetmiþ ve ilk elden örgütlü siyaset mevzisine ulaþma gereði ve görevi ile karþý karþýya bulunuyoruz. Bu metin ise yukarýdaki tespit ve iddianýn bir gereði olarak öncelikle kendi zemininde bu iddiaya denk bir duruþu varetme doðrultusunda (metnin kendisi bu aþama-

da böyle bir niteliði ifade etmemektedir.) kaleme alýnmýþ, KDB sürecinde yaþadýklarýmýzý kollektivize edemediðimiz, örgütlü zeminde örgütün tümüne maledebilecek bir tartýþma ve ayrýþmayý hayata geçiremediðimizin, yine çýkartýlacak derslerin örgütlü bir muhasebe olamadýðýnýn kanýtý olarak görülmelidir. Amaç; öncelikle bu zaafý aþmak, süreci geçmiþte ortak duruþlarý olanlarla tüketmek bu yoldan örgütlü-siyaset zeminine, hazýrlýk dönemi görevlerini üstlenecek bir örgütlülüðe ulaþmaktýr. Devrimci bir örgütün muhasebesinin yine örgütlü bir muhasebe olmasý gereði de gözden kaçýrýlmamaktadýr. Bu yüzden dört baþý mamur tamamlanmýþ bir muhasebe (bu yazý açýsýndan) mümkün de doðru da deðildir. Mevcut durumdan çýkýþ tek seçenekli de deðildir: Ortak geçmiþin deðerlendirmeleri üzerinden benzer tespit ve görevlerle yola devam etme iradesini gösterecekler, bu iradelerini somutlamak üzere somut bir örgütlenmeye giriþebilecekleri gibi, mevcut bir örgütlenmeye dahil olarak bu iradelerini daha geniþ bir zemin ve olanaklar üzerinden somutlayabilirler. Kaldý ki, burada yapýlmaya çalýþýlan çaðrý muhataplarýnca benimsendikçe yeni fikir ve öneriler de dikkate alýnmak mümkün olduðunca ortak bir irade, hareket disiplini yaratmak hedeflenmelidir. Ancak her harikulade unutulmamasý gereken -ve geçmiþten (hem KDH, hem de KDB pratiklerinden) öðrenilecek derslerin baþýnda gelen- ise, komünistlerin devrimci bir partiyi yaratma görevlerinin bugün farklý duruþlarý benimsemiþ ya da arayýþ içerisindeki unsurlara ulaþmayý, daha üst düzeylerde buluþma ve birleþmeyi kapsadýðý ve bu görevin devrimci bir önderliðin yaratýlmasýný bu türden giriþmelere havale etmeksizin yerine getirilmesi gereken elzem bir sorumluluk olduðudur. Bu noktada gözden kaçýrýlmamasý gereken nokta ise; ayaklanmanýn görevlerinin üstesinden gelmeye aday devrimci bir önderliðe ulaþma doðrultusundaki hiçbir giriþimin, ister kendi doðrusal geliþimiyle isterse birleþme pratiklerinin sonucu olsun, sýnýf savaþýmýnýn siyasal-örgütsel görevleri nezdinde, kendisi de geçici olan kurucu bir örgütün sahip olabileceðinden öte bir niteliði ifade edemeyeceðidir. Bu süreç kendi içerisinde sýçramalý geliþimleri öngören ve her durumda, devrimci partinin niteliklerini referans alan bir doðrultu izlemelidir. Bu mesele de örgütlü yürüyüþün canlý somut pratiði ve mevcut güç ve olanaklarý ile ele alýnmasý gereken bir sorun olduðundan burada daha fazla ele almanýn gereði yoktur. Son söz olarak komünistlerin bir platform önerisi olarak ortaya koyduklarý amaç-ilke ve somut-acil görevlerde, örgütlü zeminden dýþlarýndaki güçlere bir çaðrý-davet olarak yükselttikleri ifadeleri ayný zamanda bir düstur olarak hatýrlamak gerekmektedir: "Birbirinden kopuk ve yerel faaliyetlerin cenderesinde mücadele yürüten devrimci militanlar; iþçi sýnýfýnýn eylemine önderlik edecek devrimci partiyi yukarýdan aþaðýya inþa etmek üzere örgütlenin veya mevcut örgütlere katýlýn, katký koyun!" Bugün bu nokta, komünistlerin temel kalkýþ noktasýný ifade etmektedir. Yitirdiklerimiz, Adýný Koyabildiklerimizden Ýbaret Deðil! KDB kuruluþ sürecinde, merkeziyetçi iþleyiþini kaybeden organ, üye ve aday üyelerin yeniden merkezileþtirilerek kuruculuk faaliyetinin görevlerini

Leninist Iþýk

5

ÝSTANBUL'DA 1 MAYIS 2002 Her 1 Mayýs'ta olduðu gibi bu 1 Mayýs' ta da iki hasým sýnýf güçlerini ortaya koyarak birbirlerine karþý gövde gösterisinde bulundular. Sadece hasým olan sýnýflar mý birbirine güçlerini gösterdi? Tabii ki hayýr! Ayný sýnýfýn mensuplarý kendi sýnýfýnýn güçlerine de varlýðýný göstererek, aralarýndaki sýnýf baðýnýn önemini gösterdiler. Yani burjuvazinin uþaklarý kendi sýnýfýnýn efendilerine ve bu sýnýfýn çýkarlarýna taraf olan güçlere; iþçi sýnýfýnýn devrimci güçleri de þanlý proletaryanýn, sýnýf dostlarýna ve güçlerine gücünü göstermiþtir. Her 1 Mayýs, devrim ve karþý devrim güçlerinin güçlerini denemesi ve göstermesi açýsýndan da önemlidir. Bu 1 Mayýs' ta da öyle olmuþtur, burjuvazi ve proletarya güçlerini denemiþlerdir. Bu denemeden proletaryanýn kârlý çýktýðý söylenemese de, hiçbir kazanýmýn olmadýðýný söylemek de yanlýþ olacaktýr. Ýstanbul' da 2002 1 Mayýs'ý yine Piyale Paþa Bulvarý ve Çaðlayan Meydan'ý güzergâhýnda gerçekleþti. Kitlesellik bakýmýndan 1996 1 Mayýs'ýndan bu yana en kitlesel 1 Mayýs olmasýna karþýn; içerik bakýmýndan 1999- 2000 ve 2001 1 Mayýslarýndan farklý deðildi. Yani bu yýlda 1 Mayýs'a sarý lekeler, sarý renkler hakim oldu. Sarýydý, çünkü 1 Mayýs alanýna kimin siyasetinin hakim olduðu bu rengi belirlemektedir. 1 Mayýs'ýn kýzýl bir renk alabilmesi için devrimcilerin ve komünistlerin liberallerin dayattýðý bayram havasýnda ve reformist-tasfiyeci bir içerikte geçen 1 Mayýs'ýn yerine, tarihsel anlam ve önemine uygun olarak devrimci militan bir önderlik altýnda iþçi sýnýfýnýn kendi baðýmsýz eylemini hayata geçirmesi gereklidir. Devrimciler komünistler 1998 1 Mayýs'ýndan bu yana bu rollerini oynayamamaktadýrlar. O günden bu güne 1 Mayýs alanýna liberaller, sendikacýlar, kýsacasý düzenin sol payandalarý damgalarýný vurmaktadýrlar. Bu sebepten ötürü bu 1 Mayýslar sarý bir renge bürünmektedir. 1 Mayýs alanýna kimin siyasetinin hakim olduðu ölçütünden baktýðýmýzda, kolaylýkla bu 1 Mayýs'ýn da sarý 1 Mayýs olduðunu söyleyebiliriz. Yalnýz sarý bir 1 Mayýs olduðunu söylemekle alanda kýzýl yýldýzlarýn olduðu gerçeðinin de üzerinden atlamamak gerekir. Emperyalist kapitalizmin dünyayý yeniden paylaþma ihtiyacýnýn bir sonucu olarak, savaþ tamtamlarý arasýnda dünya proletaryasý üzerinde oynadýðý oyunlar; dayattýðý kirli barýþlar aracýlýðýyla dünya halklarýna veba ile kolera arasýnda tercih yapmaya zorlamaktadýr Bütün bu olup bitenler dünya halklarý nezdinde bir öfke birikimini saðlamaktadýr. Filistin, Arjantin, Kürdistan buna en uygun örneklerdir. Kapitalist düzenin dünyada ve Türkiye'de de yaþadýðý

bu siyasi-ekonomik krizin ve onun sonucu olarak ortaya çýkan iþsizlik, , açlýk ve sefalete, F tipi hücre saldýrýlara kitlelerin duyduðu tepki, ölüm orucu savaþýnýn yarattýðý etki 2002 1 Mayýsý'nda alanlara kitlesellik olarak yansýmýþtýr. Düzen güçleriyle devrimci güçlerin karþý karþýya gelmemek için adeta "özen" gösterdiði 2002 1 Mayýs'ý düzen güçleri açýsýndan "kazasýz belasýz" atlatýlan bir gün oldu. 2 Mayýs günü boyalý basýna yansýyanlardan okunanlar burjuvazinin derin bir oh çektiðini göstermektedir. Devrimci bir iradenin yaratýlamadýðý, devrimci gruplar ve örgütler arasýnda devrimci ve baðýmsýz bir mayýs için güç birliði oluþturulamadýðý ölçüde alanýn düzen güçleri tarafýndan doldurulacaðý ve kýzýl bir mayýslarýn yerini sarý bir mayýslarýn alacaðý bu topraklarda devrimcilik yapanlar için sýr deðildir. Onun için perþembeden önce gelen çarþambanýn aynasýndan her þey görülmekteydi. "Fýrsat kaçýran adam çoktur, fakat fýrsatýn kaçýrdýðý adam yoktur" vecizesi devrimcilerin kulaðýna küpe olmalýdýr. Ancak üzerinden atlanýlmamasý gereken þey, her þeyin böyle sürgit devam etmeyeceðidir. Çünkü 1 Mayýs'ýn aynasýndan bakýldýðýnda devrimci bir irade yoksunluðu vardýr, ancak devrimciler üzerinden alana akan düzenden umudunu kesmiþ, iþçi sýnýfýnýn düzenden kopmuþ olan kesimlerinin varlýðý ve dünden bu güne artarak alaný doldurmasý; sýnýflar savaþýmýnýn Türkiye kesitinde kavgayý omuzlayan devrimciler açýsýndan önümüzdeki sürecin duraðan olmayan bir süreç olacaðýný muþtulamaktadýr. Önümüzdeki süreçte hoþnutsuz, düzenden umudunu kesmiþ, sendikasýz ve sigortasýz olarak çalýþan ya da çalýþacak bir iþ bile bulamayan; iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerinin isyan etmesi, düzene kafa tutmasý iþten bile deðildir. Onun için olumlu gibi görünen bu durum devrimciler için bir alarm niteliðindedir. 2002 1 Mayýsý'nda devrimciler týpký 1996 ve 1998, kýsmen 1997 1 Mayýsý'nda olduðu gibi kendi baðýmsýz siyaset ve eylemlerini alana yansýtacak bir güce sahipti. Ancak onun ideolojik-politik gözbaðlarý baðýmsýz bir irade ve önderlik ortaya koymasýný engelledi.28 Þubat süreciyle birlikte hýzlanan gericilik döneminde politik mevzilerinde ýsrarcý olamayan devrimci hareket, gittikçe liberal harekete ve onun politikalarýna yedeklendi. Dolayýsýyla 2002 1 Mayýsý'nda nicel olarak baðýmsýz duruþunu oluþturabilecek geliþkinliðe sahipken, politik olarak liberallere yedeklenmiþ olmasý, beraberinde eylem tarzý olarak da devrimcileri liberallere yaklaþtýrmýþtýr. Burada liberallerin gücünden çok devrimcilerin zaaflarýnýn rolü büyüktür. Devrimci demokrat ve


6

Leninist Iþýk

Mayýs 2002

merkezci melez akýmlarý ayrýþtýrarak ileri çýkmalarýna, devrimci partinin yaratýlmasýnda iþlev üstlenmelerine yardýmcý olacak komünist siyasetin ise bir türlü akým haline gelememesi ve rolünü oynayamamasý ise izaha muhtaç bir durumdur! Bu dönem liberal politikalarýn bu denli etkin oluþunda, yine bu durum önemli bir etkendir. Kendini ortaya koyan bir sýnýf dinamiði var, ancak bu dinamiði örgütleyip devrim ve komünizm davasýnýn manivelasý haline getirecek bir devrimci parti yok. Onun için bu gün devrimci demokratlar ve merkezci melez akýmlar üzerinden alana akan düzenden kopmuþ olan güçler, biriken patlayýcý maddenin varlýðýný ortaya koyarken; ayný patlayýcý maddenin kendiliðinden isyanýn sonucu, bu isyaný yönlendirecek olan devrimci partinin yokluðu koþullarýnda berhava olacaðý aþikârdýr. Kýsacasý devrimci gruplarýn ardýna takýlarak alana gelen güçlerin, devrimci hareketin örgütlediði, siyasal olarak organik iliþki kurduðu güçler olduðunu söylemek bir yanýlsama olacaktýr. Devrimci gruplarýn ardýna takýlan güçler, devrimci hareketin ideolojik-psikolojik olarak etkilediði güçlerdir. Ayný güçleri daha önce 1996 1 Mayýs'ýnda da görmüþtük. Devrimci hareketin bu güçler üzerinde ciddi bir ideolojik-politik hegemonyasý vardýr. 2002 1 Mayýs'ýnda olanla olmayaný yan yana koyarak tarttýðýmýzda; devrimci gruplarýn, DHKPC, TKP/ML, TKP(ML), TKÝP, MLKP, TÝKB gibi devrimci demokrat ve merkezci melez akýmlarýn kitlelerini artýrarak alana gelmeleri; düzenden umudunu kesen kitlelerin gittikçe arttýðýný göstermektedir. Komünistliði adýndan menkul TKP, ÖDP, EMEP,ÝP, CHP, SDH gibi liberal parti ve gruplarýn kitlesini koruyarak ya da artýrarak alana gelmeleri, HADEP' in (KADEK) ise alandaki kitlenin yarýsýný oluþturmasý liberal siyasetin güç olduðunu göstermektedir. Buna mukabil devrimci bir önderlik krizi de dünkünden daha yakýcý olarak kendini hissettirmektedir. Bütün bu nesnellikleri ve 1 Mayýs'ýn devrimci, kýzýl bir 1 Mayýs olmayacaðý öngörüsüyle alana gidip kýzýl bir yýldýz olmak ve daðýnýk durumdaki ve arayýþ içindeki devrimci komünist kadro ve çevreler için adres olma taktiðimiz önemli ve önceliklerimize uygun devrimci bir taktikti. Onun için 2002 1 Mayýs'ý hareketimiz için önümüzdeki 1 Mayýslara bir hazýrlýk, öne çýkmak için güçleri toparlama süreci olarak anlaþýlmalýdýr. Halkevleri, Direniþ, Kaldýraç, Odak, Devrimci Mücadele, Devrimci Duruþ, Uzun Yürüyüþ, Kurtuluþ Sosyalist Dergi, Barikat, Köz, Çaðrý, Devrimci Hareket ve Türk Solu gibi gruplar da pankartlarýyla alanda yerlerini aldýlar. DÝSK, KESK alandaydý ancak arkalarýnda belli bir güç yoktu. TÜRK-ÝÞ ise iþi kolay yoldan hallederek

sendika bürokratlarýndan ibaret 'kitlesiyle' alanda yerini almýþtý. Odalar, meslek örgütleri ve yöre dernekleri de alanda her zamanki yerlerini almýþlardý. Biz de "Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek" Devrimci Parti Güçleri/ Leninist Devrimciler" imzalý ve "Yaþasýn 1 Mayýs- Kurtuluþ Devrimde Komünizmde" pankartlarý ile alanda yerimizi aldýk. Daðýnýk durumdaki devrimci-komünist potansiyellerin; iþçi sýnýfýnýn birlik, dayanýþma ve mücadele günü olan 1 Mayýs eylem alanýna siyasal-örgütsel aðýrlýk koyamadýðý; hakim olamadýðý, ortak bir irade oluþturamadýðý durumda, bizim bu olumsuzluðu deðiþtirecek bir güçten yoksun olduðumuz ve alaný top yekun kýzýllaþtýramayacaðýmýz ise ayan beyan ortadaydý. Bizim bunu öngörmüþ olmamýzla birlikte, bu olumsuz durumun ortaya çýkmasýndan muaf olmadýðýmýzý görmüþ olmamýz bugünden yarýna hedeflerimizi ve politik-pratik faaliyetlerimizi iyiden iyiye gözden geçirmemiz gerekiyor. Alaný dolduran kitlenin genel þiarlarý ekonomist-reformist temelde olmasýna karþýn, bizim; Sýnýfa karþý sýnýf, savaþa karþý sýnýf savaþý-Devrim için, devrimci parti, parti için örgütlü hazýrlýk-Yaþasýn devrimci arýnma, ileri çýkma-Bolþevizm kazanacak, komünist bir dünya kuracaðýz-Tam ücretli 6 saatlik iþ günü 4 vardiyaÖðrenciye iþ, çalýþana öðrenim hakký- Katil devlet, yýkacaðýz elbet-Hedef komünizm, komünizme kadar sürekli devrim vb.; genel ve güncel savaþým hedeflerimizi içeren þiarlarýmýzla ve nitelikli niceliðimizle, görsel donanýmýmýzla önceden hedeflediðimiz gibi alaný kýzýllaþtýrmaktan ziyade alanda kýzýl bir yýldýz olduk. Teknik olarak hiç bir aksaklýk yaþamadýk, aksine önceki yýllara oranla ajitasyon ve propaganda materyallerimizi yaygýn olarak kullandýk. Propagandamýzýn çapý ve ölçeði geniþledi. Bu da faaliyetimizi örgütlerken göz önünde tuttuðumuz önceliklerimize denk bir çalýþmaydý. Ancak hedeflediðimiz kitleyi alana taþýma konusunda ciddi zaaflarýmýzýn olduðu ortaya çýktý. Bunun da öncelikle önderliðimiz, sonrada tüm yoldaþlarýn sorumlu olduðunu düþünüyoruz. Bundan sonraki süreçte kitle iliþkilerinin geliþtirilip örgütlenmesine, kitle gösterilerinde ve eylemlerde sevk ve idare edilmesine özel bir önem ve öncelik vermeliyiz. Bu da toplam faaliyetimizi, iþ bölümü ve alan çalýþmalarýmýzý gözden geçirmemiz anlamýna gelecektir. Yaþasýn 1 Mayýs, Biji 1 Gûlan! Yaþasýn devrim ve komünizm! Komünist bir dünya kuracaðýz KDH/L 1 Mayýs Eylem Komitesi

15

2002 1 MAYIS ÝZLENÝMLERÝM 2002 1 Mayýsýna yapýlan hazýrlýklardan sonra yarým saat gecikmeli olarak buluþma yerinde toplanýldý ve alana girmek üzere yerimizi aldýk. Alana girmeden önce sendika, HADEP ve HÖP kortejlerine kuþlama yapýldý. Alana HADEP, Atýlým ve HÖP kortejleri arasýnda sloganlarla girdik. "Biji serhýldan özgür Kurdistan" soganlarýna HADEP'in kitlesinin de alkýþlý-sloganlý eþlik etmesi ve kortej görevlilerinin de buna müdahelesi dikkat çekiciydi. Bu tezat alanda daðýlma sürecinde HADEPlilerin "Hedefimiz demokratik deðiþim" pankartý altýnda "Kurdistan Faþizme mezar olacak" marþý eþliðinde daðýlmalarýyla kendini daha da belli ediyordu. Alana giriþte dikkat çeken iki noktadan biri polisin gevþek aramasý ve sadece sopalara el koymakla yetinmesi; diðeri ise HÖP kortejinden birinin polisten kaçmasýna müdahele edilmemesi ve sadece "Baskýlar bizi yýldýramaz" sloganýyla karþýlýk verilmesi oldu. "Cephe güçlerinin" bu sene ki 1 Mayýs'a yönelik afiþleme, yazýlama vb... faaliyetlerinin göze çarpmayacak kadar az ve legal araçlarla sýnýrlý olmasý, 8 Mart'taki EKB'li emekçi kadýnlarýn üzerlerine gelen Benazir Butto'nun ve eskortlarýnýn arabalarýna saldýrarak müdahelesine katýlmamasý, gelen kitlenin yeni toparlanan gençlerden oluþmasý ve alanda da geçen senelerin aksine seslerinin daha zayýf olmasý toplam olarak "Cephe güçleri"nin toparlanma döneminde geçmiþ pratiðinden -en azýndan belli bir süre için- uzak durduðunu gösteriyor. Alanda "ÖZGÜRLÜK SAVAÞAN ÝÞÇÝLERLE GELECEK-Devrimci Parti Güçlerinden Leninist Devrimciler" ve "Yaþasýn 1 Mayýs Kurtuluþ Devrimde Komünizmde" pankartlarý, kýzýl bayraklarýmýz ve dövizlerimizle yerimizi aldýk. Geçen senenin aksine bu sefer kendi talebleriyle- MAYA çevresiyle önlü arkalý durduk ve ortak sloganlarýmýzý yeri geldiðinde beraber dillendirdik. Yanýmýzdaki HÖP ve Barikat gibi devrimcidemokrat akýmlar ekonomik-siyasal taleplerle deðil de kendi geçmiþ ve þimdiki önderlerini yücelterek sahiplenip yolunda olduklarýný dillendiren, güçlerini vurgulayan sloganlarý öne çýkardýlar. Yanýmýzda daha sonra yer alýp ortalýðý karnavala çeviren ve atýlan sloganlarý dahi bastýrýp alana devrimci þiarlarýn deðil davul-trampet sesinin taþýnmasýna vesile olan "Hareket" pankartý

arkasýndaki gruba MAYA, Köz ve biz hep beraber "Karnaval deðil devrimci 1 Mayýs" sloganýyla karþýlýk verilmesine raðmen, bu grubun hiçbir þey olmamýþ gibi davul-trampete devam etmesi ise, 1 Mayýs'ýn devrimci niteliðinin sadece alanda deðil, alan öncesi hazýrlýk ve propaganda faaliyetlerinde de öne çýkarýlmasýný önümüze ödev olarak koyuyor. HADEP yaklaþýk 40 bin kiþilik kortejiyle alanýn en kalabalýk ve ayný zamanda da en yoksul ve ezilen kitlesine önderlik ediyordu. Onun dýþýnda ise alanýn en kalabalýk kesimini toplam olarak devrimciler oluþturuyordu. 19 Aralýk katliamýndan beri kendini sayýsal anlamda toparlayan devrimcilere karþýlýk ise sol liberallerin, özellikle de 1 Mayýs için güçlerini Ýstanbul'da toparlayýp en az 10 bin kiþi ile alana çýkacaklarýný söyleyen "TKP"nin yaklaþýk 2 bin kiþi ile alanda haketmedikleri bu yeri almalarý devrimciler açýsýndan olumlu bir durumdur. Nitelikli bir niceliði hedefleyenler açýsýndan ise elbette ki yeterli deðildir. Burada not düþülecek diðer bir husus da alanda "Ýþçi Partisi" ile yan yana gelen "TKP"nin tutumudur. Yan yana geldiklerinde kendilerine "Köpekler!" diye küfür eden ÝP'e karþýlýk olarak sadece iki-üç görevliyi yollayýp "yaptýðýnýz ayýp oluyor" tarzýnda "ikaz(!)" etmekle kalmalarý, zaten ismini alarak kirlettikleri TKP'nin adýný bile sahiplenmekten aciz olmalarý itibariyle ibret ötesi bir siyasetin teþhiridir. MGK'nin sivil uzantýsý ÝP karþýsýnda sesiz kalan bu tasfiyeciler, basýna yansýdýðýna göre alanda "Baþörtüsü için destek istiyorum" dövizi tutan baþörtülü bir bayaný tartaklamakta, dövizini parçalamakta pek mahir davranmýþlar! Bütün bunlardan sonra alana baktýðýmýzda, alanda genel olarak iþçi- emekçi ezilen sýnýflarýn güncel ve genel savaþým hedeflerinin deðil de, salt örgütsel-grupçu propagandanýn öne çýktýðýný görüyoruz. Gerek yaptýðýmýz kuþlamalar, gerekse yazýlamalar, sloganlar, pankart ve dövizlerle komünist siyasetin farklýlýðýný gücümüz oranýnda alana taþýdýk. Devrimci komünist parti inþa edilerek veya devrimci güç birliði taktiði ile I Mayýs'ta alanlara akan kitlelere devrimci bir içerik ve biçimde önderlik edilemediði sürece 1 Mayýs karnaval sarýsý zincirinden kurtulamayacak.

H. Cemil

1 MAYIS'IN DÜÞÜNDÜRDÜKLERÝ Önceki sene itibariyle alandaki kalabalýðýn sayýsý gözle görülür þekilde artmýþtý. Ancak nicelikteki bu artýþa raðmen 1 Mayýs'ýn niteliðinde bir artýþtan söz etmek zor, hatta 1 Mayýs'ýn rengi daha da sararmakta ve içeriðinden uzaklaþarak yozlaþmaktadýr. Alanda kitleselliði ile HADEP dikkat çekiciydi. Bütün devrimci ve bazý legal partilerin kýzýl bayraklarý ile alan kýzýla boyanmýþtý. Bunlar bütün ideolojik ve politik geriliklerine raðmen anti kapitalist ve anti emperyalist sloganlar ile devrimci muhalif konumlarýný gösteriyordu. Fakat HADEP "Ýmralý'ya bin selam" ve barýþ þiarlarý ile Filistin lehine slogan atmamakla, kýzýla boyanan alanda sarý bayraklarý ile kendi rengini ve konumunu bir kez daha gözler önüne sermiþti. Ayrýca anarþistler ile yarýþýrcasýna her türlü soytarýlýðý yapan Hareket dergi çevresi de yozlaþmanýn görünür örneklerindendi. Bunlarýn dýþýnda; Leninist Devrimciler olarak biz, komünist konumumuzu (gerek pankartlarýmýzýn gerekse de sloganlarýmýzýn içeriðiyle) devrimci ve liberal hareket ile ayrým noktalarýmýzý net bir þekilde ifade ettik. Bununla beraber HADEP ana kitlesinin 9:40'da DÝSK'inde 10:00

civarýnda alanda olmasýna raðmen bizim 11:00 'de alana girmemiz, arkamýzda bulunan MAYA grubu ile sloganlarda birlikteliðimizin gayri ihtiyari ve çok az olmasý eksik noktalarýmýzdý. Yalnýz arama noktalarýnda yaþanan yýðýlma ve sýkýþma; polisin arama noktasýnda kitleyi bölerek arama yapmasý alana giriþteki gecikmenin nedenidir. KÖZ dergi çevresi de beraber hareket etmek yerine yanýmýzdan geçip giderek hala kendine sevdalý anlayýþýnda ýsrar ettiðinin, debelenip durduðunu göstermiþtir. Kitlemiz beklenenin altýndaydý, buna raðmen geçen yýla oranla ikiye katlanmýþtý. Mart-Mayýs eylemlikleri, baþta 1 Mayýs olmak üzere bu süreçte hem eylem, hem de çalýþmalarýmýz ile ilgili gücümüz ölçeðinde yapabileceklerimiz kýstas alýnarak eksikliklerimiz ve artýlarýmýzýn neler olduðunu ve bunlara neden olan durumlarla ilgili yukarýdan bir deðerlendirme yazýsý yayýnlanmalýdýr. Böylece varsa eksikliðimizi gidermek ve artýlarýmýzý fazlalaþtýrmak için devrimci enerjimizi daha faydalý kullanmalýyýz.

H. Kemal Savaþkan


14

Mayýs 2002

Leninist Iþýk

1 MAYIS'TAN 1 MAYIS'A

1 Mayýs Öncesi Bazý Ülkelerdeki Siyasal-Sýnýfsal Geliþmeler ve Görevlerimiz

O gün bir gelsin bak, bize artýk aç kalmak yok. Geçeceðiz vitrinlerin, sergilerin önünden küçülmeden. Sevgili iþçi kadýn, þapka yapan makine Artýk bu elbiseler kaça diye sorma. Kumaþý dokudun, elbiseyi diktin ya, giymek te hakkýn. Artýk kunduracý da yürümeyecek yalýnayak karda. Bir kurtulalým hele tüm asalaklardan, Nasýl seveceðiz birbirimizi, þiirler okuya okuya. Çekip gidince soyguncular, bir baþka dünya kuracaðýz Yaþamak neymiþ yaþamak, sen o zaman gör bak. V. Nevzal'dan Çev. A. Kadir

Ýþçi sýnýfýnýn birlik, mücadele ve kavga günü 1Mayýs. Proleteryanýn Enternasyonalist dayanýþma günü 1Mayýs. Burjuvaziye kafa tutma, güç gösterme günü 1Mayýs. Sýnýf kardeþlerimizle kenetlenme, birleþme günü 1Mayýs. Komünist bir dünya için güç olma, güç toplama günü 1Mayýs. Düþman sýnýfýn saldýrýlarýný topyekün püskürtme günü 1Mayýs. Sýnýf dostunu, düþmanýný tanýma ve tanýtma günü 1Mayýs. Burjuvazinin mezar kazýcýlarýna adres olma günü 1Mayýs. Ama asla sýnýf düþmanlarýna, onlarýn uþaklarýna, sarý sendika bürokratlarýna tabi olma, iþçi sýnýfýnýn asli görevini unutup eylemde de olsa kuyruk olma, arkasýna takýlma günü deðil, öncü olma günüdür 1 Mayýs. *** Komünist bir enternasyonal örgütlenmenin olmadýðý günümüz koþullarýnda, neredeyse 112 yýl önce yapýlan enternasyonal çaðrýnýn ve onun hayat bulmasýnýn sahiplenilmesinden ve yaþatýlmasýndan baþka iþçi sýnýfýnýn uluslararasý birlikteliði yok. Bir de burjuvazinin dayattýðý açlýk, sefalet, zulüm saldýrýlarýný yaþamak, iþçi sýnýfý için uluslararasý. 1 Mayýs'ýn sýnýfsal-örgütsel ve enternasyonalist özünü sahiplenip öne çýkarmadýðýmýz sürece de olmayacaktýr. Býrakýn yaþadýðýmýz topraklarý, tüm dünyada da bu yýl ki 1 Mayýs, geçen yýl ki gibi geçecekti. Yine bu yýl da Kürt-Türk sýnýf bilinçli- bilinçsiz, örgütlüörgütsüz, ezilen-ayrýcalýklý, sendikalý-sendikasýz, liberalreformist, devrimci, okullu-okulsuz iþçiler, emekçiler alaný dolduracaktý. Burjuvazinin iþçi sýnýfý içindeki ajanlarý, iþbirlikçileri, uzlaþmacý küçük burjuvalarý ve iþçi aristokratlarý sayesinde 1 Mayýs sýnýfsal, örgütsel içeriðinden yoksun, kazasýz belasýz atlatýlmaya çalýþýlacak. Liberal, reformist ve adý dýþýnda komünistlikle, devrimcilikle hiçbir baðý, alakasý olmayan partiler de aslýnda uþaklýk ettikleri burjuvazinin ekmeðine yað sürüp günün içini boþaltýp alana kof ajitatif söylemlerle akýttýðý kitlelerin hayal kýrýklýðýna uðramasýnýn dýþýnda sýnýfa bir þey kazandýrmayacaktý. Burjuvazinin, iþçi ve emekçilere yaptýðý her türden saldýrýlarýn ayyuka çýktýðý, liberal ve tasfiyeci akýmlarýn moda olduðu, iþçi sýnýfýnýn ulusal ve uluslararasý devrimci bir öncüden yoksun olduðu günümüz koþullarýnda, yukarýdaki öngörü veya tahmini yapmak için falcý olmaya da öyle çok fazla okuyup yazýp çizmeye de gerek yok. Durumun böyle olduðunu dost da biliyor düþman da. Peki ne yapmak ya da yapmamak gerekir? Komünist bir öznenin örgütsüz bile olsa en azýndan sýnýf dayanýþmasýný, ruhunu hissetmek ve genel havanýn alandaki etk-

ilerini gözlemlemek için alana gitmesi gerektiðini düþünüyorum. Örgütlü birliktelikler içinse bunun da ötesinde güç ve olanaklar ölçüsünde tabi ki alanýn sarýlýðýna tabi olmak için deðil kýzýl bir yýldýz olma amacýyla alana gitme sorumluluðu olduðunu düþünüyorum. Alan sarý olacak diye sýnýfsal gelenek, deneyimler ve mücadeleleri, dökülen kanlarý unutarak evde oturmak teslim olmak, pasif de olsa 1 Mayýs'ýn içini boþaltmaya çalýþan her türden liberali, küçük burjuvayý, iþçi ajaný, iþbirlikçiyi ve düþmaný memnun etmektir. Yalnýz ve marjinal kalma korkusuyla liberal- legal solcularýn kuyruðuna takýlmak da öteki uçtaki yanlýþ tutumdur ve sarý 1 Mayýs’a onay vermektir. 2002 1 Mayýsýna bu bakýþ açýsýyla, geçen seneden daha kararlý ve sýnýf bilinçli bir þekilde katýldým. Aslýnda yukarýda belirttiðim gibi devrimci komünistler için mesele, cisimsel olarak 1 Mayýsa katýlmakla sýnýrlý, yeterli ve basit bir mesele deðildi. Kesinlikle örgütlü bir þekilde 1 Mayýsa katýlmak, düzene teslim olmamak; bunun yanýnda kuyrukçu olmamak; imkanlar ölçüsünde alana hakim olacak liberal havanýn rüzgarýna kapýlmamak, alaný kýzýla boyamak mümkün deðilse bile en azýndan kýzýl bir yýldýz olmak... Genel olarak 1 Mayýs 2002 yaþadýðýmýz topraklarda liberal, tasfiyeci, teslimiyetçi bir þekilde geçmiþ olmasýna karþýn, bizim için güç ve olanaklarýmýz gözetildiðinde ayný tespiti yapmak mümkün deðildir. 1 Mayýsýn 24 saatten ibaret olmadýðýný önce ve hatta sonrasý olduðunu biliyoruz. Bu yönüyle bu yýl ki 1 Mayýs bizim için geçen yýldakine göre daha verimliydi diye düþünüyorum. Afiþ, kuþ, döviz, yazýlama ve pankart faaliyetleri ilerlemenin göstergeleriydi. Ayrýca faaliyetlere aktif olarak katýlmak benim için, yeni ve bir o kadar da önemli deneyimlerdi. Bu sene 1 Mayýs’ta edindiðim diðer önemli kazaným ise alandan ayrýlmadan önce yüksek bir yerden alana baktýðýmda gördüðüm o muazzam kitle ve o an, o kitlenin, aslýnda nelere kadir olduðunu bildiði ve bunu istediði zaman yaþanacak olan 1 Mayýslarý düþlemenin verdiði heyecan oldu. Ýki düþman sýnýfýn; burjuvazi ile proleteryanýn karþý karþýya geldiði, güçlerini mücadele alanlarýna getirdiði bir kavga günüdür 1 Mayýs. Bu günü özgürleþtirmek, kýzýllaþtýrmak, kazanmak salt ne bu günle sýnýrlýdýr ne de tek tarafýn gücüyle. Gerçekten kýzýl, gücün bizde olduðu 1 Mayýslar geldiðinde 364 gün de kýzýl olacaktýr. Ve ancak o zaman kavgasýz, bayram gibi 1 Mayýslarýn zaferini kutlamak için dolduracaðýz alanlarý. KOMÜNÝST BÝR DÜNYA KURACAÐIZ ! KOMÜNÝZME KADAR SÜREKLÝ DEVRÝM ! YAÞASIN PROLETERYA ENTERNASYONALÝZMÝ !

F. Reyhan

7

TC'nin F tipi hücre dayatmasýna karþý verilen muhafazakarlarýyla-faþistlerinin karþý karþýya direniþ savaþýnda 90'ýn üzerinde devrimci- kalmasýna yol açmýþtýr. Fransýz burjuvazisi Ýkinci komünist katledildi. Direniþ sürüyor. TC'nin Paylaþým Savaþý yýllarýnda olduðu gibi faþizmi yaþamý her alanda hücreleþtirme saldýrýlarý da gösterip, halký burjuva demokrasisine razý sürüyor. Ýþçi ve emekçilere, yasal ve fiili bir bur- etmiþtir. Devrimci komünist bir öncüden ve juva kuþatma altýnda iþten, aþtan, sosyal güvence- siyasetten yoksun olan Fransýz iþçi ve emekçileri den ve geleceksizlikten yoksunluk dayatýlýyor. bir kez daha ve "No Pasaran" naralarý eþliðinde, Kürtlerin özgürlük mücadelesinden sonra, niyetlerinden baðýmsýz olarak burjuva demokrasi"anadilde eðitim" gibi demokratik kültürel hak sine yedeklenmiþlerdir. Faþist Le Pen'e karþý burtalepleri de TC tarafýndan yasal ve fiili saldýrýlarla juva muhafazakar Chiarc'ýn seçimleri kazanbastýrýlmaya çalýþýlýyor. ABD'nin savaþ arabasýna masýnda devrimci komünistler için sevinilecek bir koþulan, Ýsrail'in suç ortaklýðýna soyunan TC'nin durum yoktur. Burjuva ikilemler arasýnda salýnpolitika ve uygulamalarýna karþý iþçi emekçi mak devrimci bir politika ve çözüm deðildir. muhalefeti ve "çatlak sesler" yükseliyor. 21 Mart'Burjuva saldýrýlara ve faþist hareketin geliþmeta Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de kitlesel Newroz sine karþý yükselen kitle hareketi ve liberalkutlamalarý ve düzen sýnýrlarýný zorlayan militan reformist düzen solunun seçimlerdeki iflasý, gösteriler gerçekleþti. Filistin'le dayanýþma eylem- önümüzdeki süreçte düzen dýþý devrimcileri ve mitingleri yapýldý. Bunlardan izinsiz olan- komünist akýmlarýn Fransa'da da güçlenmesine larý polis saldýrýsýyla karþýlaþtý. Düzenin deneti- yol açacaktýr. Asýl önemli olan da budur. minde gerçekleþenlere ve Bu süreçte ABD, bir "Küresel direniþ" gibi soyut, taraftan Ýsrail'in Filistin'i iþgal öfke emmeye yarayanlara ise, öncüsünden, amacýndan baðýmsýz etmesini ve bir soykýrýma girbujuva düzen yol verdi. *** bir þiddet ve kitlesellik devrimci iþmesini desteklerken, bir 23 Mart'ta Ýtalya'nýn Roma komünistler için yeterli de anlamlý taraftan da Venezüella'da kentinde 3 milyon iþçinin bur- da deðildir. Her þiddetinde bir sýnýf- darbe tezgahlamýþtýr. Ama bu juva saldýrýlara karþý gerçek- sal özü ve amacý olduðu asla unutul- askeri-politik ataklarýn her leþtirdiði, bugüne dek eþi ikisi de geri tepmiþtir. Filistin görülmemiþ yürüyüþ ve mamalýdýr. Haklý ve meþru olan halký uzlaþmacý önderliðine protesto eylemine tanýk devrimci þiddet, devrimci zordur. raðmen Ýsrail iþgalcilerine ve olduk. Ýtalyan proletaryasý Çünkü yeni bir toplumun doðuþu- katillerine karþý kahramanca sermayenin kazanýlmýþ hak- na, insanlýðýn kurtuluþuna yalnýzca direnmektedir. Dünya iþçi ve larýna yönelen saldýrýsýna, devrimci zor ebelik edebilir. emekçilerinin Filistin halký ile Poma'da alanlarý zaptederek dayanýþmasý ise her geçen gün ve kýzýlbayraklardan bir deniz yaratarak yanýt artmaktadýr. Venezüella'da ABD iþbirlikçilerinin verdi. darbeyle devirdiði Chavez ise 24 saat sonra halk Amerikan emperyalizminin sürdürdüðü þiddet desteðiyle darbenin geri püskürtülmesi sonucunda yoluyla yayýlmacý ve yaðmacý politik ataklarý, 20 yeniden hükümet koltuðuna oturmuþtur. Böylece, Nisan'da Amerikan iþçi ve emekçilerini harekete her þeye muktedir sanýlan ABD bir yenilgi daha geçirdi. ABD emperyalizminin Afganistan, uþaðý almýþtýr. "Yeni dünya düzeni"ne ve ABD'ye kulÝsrail'in Filistin saldýrýlarý ve Irak'a yönelik saldýrý lukta yarýþan, secde eden liberal-reformist-tasfiyehazýrlýklarý Washington'da 100 bin kiþinin ci sola duyurulur. katýldýðý bir yürüyüþüyle protesto edildi. Ezilen*** lerle-sömürülenlerle dayanýþma içine giren ezen2002 1 Mayýs'ý öngününde Türkiye ve dünyada sömüren ulus iþçi-emekçileri, bu davranýþlarýyla þahlanan burjuva gericiliði ve saldýrýlarý karþýsýngeleceðin aydýnlýk, sýnýfsýz sömürüsüz komünist da durabilecek, iþçi ve emekçilere önderlik ederek bir dünya olacaðýný insanlýða bir kez daha bu saldýrýlarý geri püskürtecek ulusal ve ulusmüjdelememiþlerdir. lararasý bir devrimci komünist öncünün eksikliði 21 Nisan'da Fransa'da yapýlan cumhurbaþkan- kendini acil bir ihtiyaç olarak dayatmaktadýr. lýðý seçimlerinde faþist Le Pen'in ikinci sýraya Devrimci demokrat, merkezci melez ve liberal oturmasý halký ayaða kaldýrdý. Peþ peþe gerçek- demokrat akýmlar ise burjuva saldýrýlarýn "küresel leþtirilen kitle gösterileri ve yürüyüþleriyle olduðu" karþý çýkýþýnda "küresel direniþ" biçiyüzbinlerin katýldýðý protesto eylemleri gerçek- minde olmasý gerektiðini vaaz ediyorlar. leþtirildi. Fransýz liberal ve reformist solunun bir"Küresel saldýrýya karþý, küresel direniþ!" burinci turda büyük bir yenilgi almasý, Fransýz juva þiarlarýna sarýlarak liberallerin, reformist bir


8

Leninist Iþýk

Mayýs 2002

zeminde bu saldýrýlara karþý durulabileceði hayallarini yayýyorlar. Bu sakat anlayýþ ve tutumdan beslenen, yüzeysel ve tek yanlý yaklaþýmlar ne dünyadaki geliþmeleri anlamaya ne de burjuva saldýrýlara karþý yükselen kitle hareketini yönlendirmeye muktedir olabilirler. Devrimci ve komünistleri ilgilendirmesi gereken dünyanýn ve saldýrýlarýn þekli deðil, sýnýfsal, siyasal, örgütsel ve toplumsal içeriðidir. Çaðýmýzýn "emperyalizm ve proleter devrimler çaðý olduðu" Leninist tespitini, dolayýsýyla saldýrýlarýnda emperyalist nitelikli olduðu gerçeðini gizlemeye, burjuva kavramlara sarýlarak sulandýrmaya çalýþmanýn devrime ve devrimci bir karþý duruþa ne gibi bir faydasý olabilir? Saldýrýlar gibi karþý koyuþta þekilsel deðil, sýnýfsal, siyasal, örgütsel ve toplumsal içerikli olmalýdýr. "Küresel direniþ" gibi soyut, öncüsünden, amacýndan baðýmsýz bir þiddet ve kitlesellik devrimci komünistler için yeterli de anlamlý da deðildir. Her þiddetinde bir sýnýfsal özü ve amacý olduðu asla unutulmamalýdýr. Haklý ve meþru olan devrimci þiddet, devrimci zordur. Çünkü yeni bir toplumun doðuþuna, insanlýðýn kurtuluþuna yalnýzca devrimci zor ebelik edebilir. Dünya çapýnda geliþen emperyalist-kapitalist saldýrýlara ancak komünist enternasyonal bir örgüt ve politika ile karþý durulabilir. Proletarya enternasyonalizmi bazýlarýnýn sandýðý gibi farklý ülkelerde ayný gün sokaklara dökülmek deðildir. Ayný örgüt önderliðinde ve ortak amaç için sokaklara dökülmek ve mücadele etmektir. 1 Mayýs'ý iþçi sýnýfýnýn diðer eylemlerinden ayýran ve proletaryanýn enternasyonalist birlik, dayanýþma ve mücadele günü yapan bu özelliðidir. 2. Enternasyonal 8 saatlik iþgünü mücadelesi için önceden karar almýþ ve uluslararasý çapta bir genel grevle bu kararýný uygulamýþtýr. Sonuçta amacýna da ulaþmýþtýr. Bugünkü örgüt, parti ve sendikalar böyle bir kararý ulusal çapta bile alamýyorlar. Alsalar da uygulayamazlar. Çünkü bu bir nitelik, politik ve örgütsel otorite sorunudur. Marksist-Leninist komünistler için enternasyonalizm, ortak bir siyasal program ve örgüt anlayýþýnýn mücadelede somutlanmasýdýr. Oysa Marksizm-Leninizm'den uzaklaþan akýmlar ve temsilcileri enternasyonalizmi "halklarýn soyut kardeþliðine ve uluslararasý iþçi sýnýfýnýn benzer eylemliliklerine, dayanýþmasýna" indirgemekte ve ikame etmektedirler. Böylece bu sakat anlayýþlar, uluslararasý komünist hareketin 1., 2., 3. Enternasyonal örgütlenmelerini yok sayýlabilmekte, bundan baðýmsýz bir enternasyonalizm tarifi yapabilmektedirler. Oysa uluslararasý burjuvazi, uluslararasý talan ve baskýsýný uluslararasý sermaye ve askeri örgütleri, ortak ideolojik-poli-

tik perspektifleri sayesinde ezilenleresömürülenlere dayatýp uygulayabiliyor. Devrimci komünistler için enternasyonalizm, "kardeþliðe ve dayanýþmaya" indirgenecek bir ilke ve ihtiyaç deðildir. Bunlarý da içeren, ama asýl olarak enternasyonalizm; komünistlerin ortak uluslararasý örgütlenmesine, ortak amaç ve ilkelerine denk düþen, dünya devrim perspektifine sahip baðýmsýz siyasal-örgütsel bir varoluþtur. Bolþevizmin, Ekim Devrimi'nin ve Komünist Enternasyonal'in yarattýðý komünist gelenek sürdürülemediði, sahiplenilip yaþatýlamadýðý için bu komünist yaklaþým kesintiye uðramýþ, proletarya ulusal ve uluslararasý alanda politik-örgütsel mevzilerini kaybetmiþtir. Ulusal ve uluslararasý önderlik boþluðu bu olumsuz gidiþe dur denilemediði için ortaya çýkmýþtýr. Bu önderlik boþluðunu doldurmadan kitlelere müdahale etme, düzeni yýkýp devrim yapma hoþ ve bir o kadar da boþ bir hayaldir. "Arabayý atýn önüne koþma" saçmalýðýdýr. Önderlik boþluðunun ulusal ve uluslararasý alanda doldurulmasýnýn yolu; yeniden MarksistLeninist ideolojiye-teoriye, Bolþevik politikörgütsel geleneðe baðlanmaktan, eleþtirel bir yaklaþýmla onu aþmaktan geçmektedir. Devrimci komünistler olarak, geliþen kitle hareketlerinin acil ihtiyaçlarýný gözeterek, geçmiþ komünist geleneðin dersleri ýþýnda dünyanýn Türkiye kesitinde devrimci örgüt omurgasýnýn inþasý ve devrimci komünist bir programýn üretilmesi için; her zamankinden daha fazla kadrolaþma ve organlaþma faaliyetine yoðunlaþmalý, mevcut güç ve olanaklardan hareketle öðrenci gençliðin ve iþçi sýnýfýnýn tazedinç güçleri arasýnda örgütsel mevziler yaratmak için ileri atýlmalýyýz. "Devrim Ýçin Devrimci Parti! Parti Ýçin Örgütlü Hazýrlýk Faaliyeti!" þiarlarýmýzý ete kemiðe büründürmek için, nesnel koþullar olgunlaþýyor. Ýktisadi siyasi krizler içinde debelenen, dünyayý kana bulayan burjuva düzenin bu pervazsýzlýðýna karþý dünya çapýnda iþçi ve emekçilerin öfke ve tepkisi her geçen gün yükseliyor. Sokaklara, alanlara taþýyor. Devrimci komünist öncüsünü arýyor. Öyleyse, gerisi devrimci irade, militanlýk, yaratýcýlýk, mücadele ve geleceði kazanma azmini kuþanarak somut ve acil görevlerimiz zemininde savaþmamýza kalýyor. Haydi yoldaþlar, iddialarýmýzýn hakkýný vermeye, "Örgütsel seferberlik ve atýlým" hedefimizi bu perspektif, kararlýlýk, özveri ve militan bir tutumla gerçekleþtirmeye!

M. Su

13

1 Mayýs Hazýrlýklarýmýzdan: AFÝÞ ÇALIÞMALARIMIZ 1 Mayýs yaklaþýrken ajitasyon ve propagandamýzýn çap ve ölçeðinin artýrýlmasý ve zenginleþtirilmesi bir zorunluluktu. Bu çerçevede Eylem Komitesi olarak 1 Mayýs'a hazýrlanýrken propaganda aracý olarak afiþ de kullandýk. Devrimci bir örgüt ajitasyon-propaganda yapmada, bunlarla etkilediði kitleleri, sýnýfýn öncü bölüklerini örgütlemede maharet kazanmalýdýr. Ayrýca kadro ve kadro adaylarýnýn yetiþtirilmesinde, militan bir faaliyetin ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasýnda ajitasyon ve propaganda materyallerinin üretimi ve bunlarýn muhataplarýna ulaþtýrýlmasý devrimci faaliyetin önemli ayaklarýný oluþturur. Onun için bu materyallerin üretimi, militan bir faaliyetin aracý haline getirilmesi bu günün yakýcý sorunlarýndandýr. Hele bizim gibi devrimci bir partinin yaratýlmasýnda hazýrlýk dönemini tarif etmiþ bir örgüt için bu daha da yakýcý bir sorundur. Bu öncelikler ve zorunluluklar temelinde 1 Mayýs'ý önceleyen günlerde, genel olarak bizim þiarlarýmýzý kapsayan, ancak 1 Mayýs' ý hedefleyen ve öne çýkaran afiþ faaliyetini örgütledik. Afiþ faaliyetinin sadece propaganda yönünün olduðu düþünülmemeli. Bu faaliyet baþka yönleriyle de anlamlýdýr. Ajitasyon ve propagandanýn yanýnda, devrimci militanlarýn eðitiminde, sýnanmasýnda da bir araç olduðunu unutmamak gerekir. Afiþ çalýþmasý, devrimci bir örgütün devrimci faaliyetinin bir parçasýdýr. Toplam faaliyetin içinde anlamlýdýr. Bu öncelikler temelinde yapýlan bir afiþ çalýþmasý amacýna ulaþabilir. 1 Mayýs'ýn öngününde afiþlerimizi iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin oturduðu mahallelere, varoþlara, sanayi sitelerinin çevresine ve en yoðun olarak kullanýlan yollara yapýþtýrdýk. Uzun bir aradan sonra yaptýðýmýz ilk afiþ çalýþmasý olduðundan, faaliyete katýlan yoldaþlarý heyecanlandýran bir yönü de oldu. Afiþ çalýþmalarýmýza bu konuda deneyimli yoldaþlarýn yanýna, ilk kez böyle bir faaliyete katýlan yoldaþlarý katarak ekipler oluþturduk. Alanlarda afiþ yapýþtýrýrken, her bölgede olmasa da bazý bölgelerde problemler yaþadýk. Alanlarýn kendi özgüllüklerini gözetmememiz bu olumsuzluklarý yaþamamýza neden olmuþtur. Ayrýca kendi alacaðýmýz önlemlerle ve devrimci yaratýcýlýðýmýzla bu sorunlarý aþabilirdik. Bu konuda bazý alanlarda yeterince özen ve ýsrar gösterilmemiþtir. Bu kýsmý olumsuzluklara raðmen baþarýyla yürütülen faaliyetimiz ve afiþlerimizin büyük bir kýsmýnýn yapýþtýrýlan yerlerde uzun süre kalmasý olumlu ve sevindiricidir. Bazý yerlerde ise afiþlerimizin kýsa sürede sökülmesi doðal olarak bizleri üzdü. Sanayi sitelerinin etrafýndaki afiþlerimizin iþlerinden evlerine dönen iþçilerin dikkatini çektiðini ve okuduðunu, gözlemledik. Bu durum yýrtýlan afiþlerimizi bize biraz olsun unutturdu. Altý ayrý semt veya bölgeye yapýlan afiþlerimiz 1 Mayýs öncesi propagandamýzý oralara taþýdý. Devrimci hareketin illegal-özgür propaganda araçlarýný kullanmaktan imtina ettiði (TÝKP dýþýnda) bu dönemde yürüttüðümüz afiþ çalýþmasý, yer altý faaliyetinin önemini de öne çýkardýðýndan ve ýstýsna olduðundan ayrýca önem taþýmaktadýr. Bu faaliyetin ve bazý aksaklýklarýn bize gösterdiklerine gelince; afiþ yapýlacak alan, afiþ yapýþtýracak olan yoldaþlar tarafýndan çok iyi bilinse bile, afiþe çýkýlacak saatte, afiþ yapýlmadan bir iki gün önce gözlenmelidir. Afiþ yapýþtýrýlacak noktalar önceden iyi tespit edilmelidir. Afiþ yapýlacak yere giriþ ve çýkýþ noktalarý belirlenmelidir. Afiþ yapýþtýrýlacak yer bir defasýnda iki veya üç yeri geçmemeli; mümkün olduðunca az afiþle faaliyete çýkýlmalýdýr. Afiþ yapýþtýrýldýktan sonra bölge uygun þekilde terk edilmeli, mümkünse o bölgede konaklanmalýdýr. Afiþ yapýþtýrýlacak olan yer olarak ta boþ binalarýn camlarý, vitrinleri tercih edilmelidir. Çünkü kullanýlan yerlere, ilan panolarýna, tabelalara yapýþtýrýlan afiþler çabuk sökülmektedir. Eðer iþlek bir cadde üzerinde

çalýþma yapýyorsak, çift yönlü yolun sunduðu imkâný kullanmalýyýz. Burada mekik yöntemini kullanarak güvenliði saðlamlaþtýrabiliriz. Afiþ yapýþtýrdýðýmýz yere yakýn olan üst veya alt geçitten karþýya geçip bir araçla ileriye gidip tekrar afiþ yapýþtýrabiliriz. Ayný hat üzerinde ileri ve geriye gidip gelerek, ihbar durumunda düzenlenebilecek bir saldýrýyý atlatabiliriz. Afiþ yaparken veya yaptýktan sonra herhangi bir saldýrý durumunda ise soðuk kanlýlýðýmýzý koruyarak uygun þekilde davranmalýyýz. Paniklemeden hýzla oradan uzaklaþma veya üzerimizdeki materyallerden dikkat çekmeden kurtulmalýyýz. Saldýrýya karþý bizde saldýrýya geçebiliriz. Afiþ yapýlan yüzey iyi ýslatýlmalýdýr. Genellikle afiþ yapýþtýrýlan yerler toz veya baþka maddelerle kirli olduðundan, yüzey iyi temizlenip ýslatýlmalýdýr. Islak yüzeye yapýþtýrýlan afiþ el ile iyice yapýþtýrýldýktan sonra üstten de ýslatýlmalýdýr. Pot yapan yerler iyice bastýrýlmalýdýr. Pot yapan yerler afiþ kuruduktan sonra bile çok kolay sökülebilmektedir. Risk alarak yaptýðýmýz bu çalýþmalarýn amacýna ulaþabilmesi için muhataplarý tarafýndan görülmesi gerekmektedir. Dikkat edeceðimiz küçük ayrýntýlar bu amaca hizmet edecektir. Afiþ çalýþmalarýnda diðer devrimci gruplarýn yapmýþ olduklarý afiþlerin üzerini kapatmamaya özen göstermeliyiz. Hatta bunu bir ahlak ve ilke haline getirmeliyiz. Aksi tutum ve davranýþlarý ise kamuoyu önünde eleþtiri konusu yapmalýyýz. Afiþ çalýþmasýna ne çok erken çýkýlmalýdýr; ne de çok geç. Afiþ yapacaðýmýz alanýn özgüllüðüne dikkat ederek en uygun saatte çýkmalýyýz. Herkesin yoðun olarak sokakta olduðu bir saatte afiþi yapýþtýrsak bile sökülme ihtimali yüksektir. Çok geç saatte ise düþmanýn ve düþmana yardým edenlerin dikkatini çekecektir. Bunlara azami dikkat ve özen göstermeliyiz. Bunlara dikkat ederek afiþ çalýþmalarýný organize ettik. Aksaklýklarýmýz oldu, birçok þeyi öngöremedik. Öngöremediklerimiz faaliyet anýnda ve süresince önümüze çýktýðýnda ise müdahalelerle bunu aþtýk. Önümüzdeki dönemde sürdüreceðimiz bu türden faaliyetler için deneyim biriktirdik. Bunlarla eksik ve hatalarýmýzý aþacaðýz. Ayrýca tüm yoldaþlarýmýz, boþ olduklarý anlarda veya plânlayarak, faaliyet sürdürülen bölgedeki varoþlarý, sanayi sitelerini gezerek buralarý öðrenmelidirler. Burjuvazinin ýþýklý sokaklarý yerine, ezilenlerin nasýrlý ayaklarýyla her gün teptikleri yollarý ve sokaklarý, sabah akþam aktýklarý iþyerlerini, mahalleleri öncelikle tanýmalýyýz. Varoþlarý ve sanayi sitelerinin yerlerini öðrenmek, sokak sokak tanýmak öncelikli pratik iþlerimizden biri olmalýdýr. Çünkü sürdürdüðümüz ve sürdüreceðimiz propaganda, ajitasyon ve örgütlenme faaliyetlerimiz için buralarý çok iyi bilmeliyiz. Faaliyetin baþarýsý birazda alaný çok iyi bilmemize baðlýdýr. Afiþlerimizin teknik olarak görünümü, bizim önceliklerimizi 1 Mayýs gündemiyle dýþýmýza taþýmasý ve içerik bakýmýndan çok iyiydi. Ancak afiþlerin bazýlarýnýn yapýþkanýnýn az olmasý, afiþin yapýþtýrýldýðý yerden çabuk sökülmesini kolaylaþtýrmaktaydý. Yürütülen faaliyetin amacýna ulaþmasý için iþin bu yönüne de dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu iþe emek harcayan yoldaþlarýmýzýn bundan sonraki üretimlerinde bu hususu gözetlemelerini bekliyoruz. 1 Mayýs vesilesiyle sürdürdüðümüz afiþ çalýþmasý, büyük oranda baþarýyla sonuçlandý. Yapýþtýrýlan afiþler birkaç saat bile kalsa çok önemliydi. Kaldý ki bazý sanayi sitelerinde ve E-5 üzerinde hala sökülememiþ afiþlerimiz mevcut. Bu faaliyet kendi eksikliklerimizden de öðrenerek yürüyüþümüze yeni þeyler kattý. Eksikliklerimizden öðrenerek, bilinçle, devrimci kararlýlýkla, örgütle ve örgütlü bir yürüyüþü ileriye doðru sürdürüyoruz!


12

Mayýs 2002

birleþtirilmesiyle, "Kuzey Alman Birliði" kuruldu. Kuzey Alman Birliði Parlamentosu, genel ve eþit oyla seçilecekti. Ama Prusya, tahtý, dev bürokrasisi ve ordusuyla eski statüsünü, dolayýsýyla da fiili egemenliðini sürdürüyordu. Demokrasiyi oluþturmak için genel ve eþit oyun yeterli olmadýðýna inanan Liebknecht Saksonyanýn Kuzey Alman Birliði'ne katýlmasýný engellemek için çalýþtý. Kuzey Alman Birliði'nin kuruluþunun tamamlanmasýndan hemen önce, Bebel ve Liebknecht, "ülke çapýnda faaliyet göstermek üzere Saechsische Volkspartei'ý (saksonya halk partisi) kurdular. Ýþçi eðitim dernekleri temelinde örgütlenecek olan bu partiyle Bebel ve Liebknecht, Prusya'ya karþý olan küçük burjuvalarý kazanmayý umuyorlardý. Lassallecý Genel Alman Ýþçi Derneði'nin üyeleri ise, bu partiden uzak durdular. 12 Þubat 1867'de Kuzey Alman Birlið'nin anayasasýný hazýrlayacak olan meclis için seçim yapýldý. Ýþçi hareketinin adaylarýndan yalnýzca August Bebel, Glauchau-Meerane'den Saksonya Halk Partisi adýna seçimi kazandý. 31 Aðustos'ta yapýlan parlamento seçimlerinde ise sosyal demokratlar daha baþarýlý oldular. Saksonya Halk Partisi bu kez 7 sandalye kazandý. Seçilenler arasýnda Bebel'in yanýsýra Liebknecht de vardý. Bu "sosyal demokrat" politika sürdüren grup ve kiþilerin Almanya'daki ilk ciddi seçim deneyimiydi. Bu seçimler göstermiþti ki, ülke çapýnda iþçi sýnýfý son derece daðýnýk, bölünmüþ ve örgütsüzdü. Bu arada Schweitzer 1866'da Erfurt'da yapýlan kongrede Genel Alman Ýþçi Derneði'nin basýn ve söz özgürlüðü baþta olmak üzere temel "demokratik" haklarý da kapsayan bir program kabul ettirmiþti. Ancak Bismarck'a iþçi hareketine demokratik hareket alaný saðlanmasý konusunda pek güvenemeyeceðini anlamýþ olan Schweitzer, "Ulusal birlik yoluyla özgürlük" sloganýný "birlik ve özgürlük" þeklinde deðiþtirmiþti. Bebel ile Liebknecht Alman iþçi dernekleri Kongresi'ne aðýrlýklarýný koymayý ve bu kongreyi sosyalist bir çizgiye çekmeyi tasarlýyorlardý. Özellikle Kuzey Alman burjuvazisinin, yeni devletin kurulmasýndan sonra giderek Bismarck'la uzlaþmasý üzerine, ulusal çeliþkilerin üstü örtülmüþ, burjuvazinin iþçi sýnýfýyla çeliþkisi bütün çýplaklýðýyla belirginleþmeye baþlamýþtý. Ýþyerlerinde çeliþkiler artýyordu. Saksonyalý iþçi delegeler, Alman iþçi dernekleri kongresinin 1867 Gera Kongresi'nde, iþ gününün 10 saate indirilmesi, çocuklarýn çalýþtýrýlmasýna ve pazar günü çalýþmaya son verilmesi, çalýþma düzeninin saptanmasýna iþçilerin katýlmasý gibi önerileri içeren bir "toplumsal program" sunmayý tartýþýyorlardý. Dresden Ýþçi Derneði'nde etkin olan Vahlteich, katýlýdýðý toplantýlarda iþçilere sosyalist kitaplar ve dergiler okumayý öðütlüyordu. Sosyalist konuþmalarýn yapýldýðý ve bu arada Prusya karþýtý sözlerin de çokça söylendiði 1867 Gera Kongresi'nde August Bebel, Dr. Max Hirsch (ilerleme Partisinden) karþýsýnda seçimi kazanarak Alman iþçi dernekleri kongresinin baþýna geldi. Böylece Bebel, Almanya'da ulusal çapta bir iþçi örgütünün baþýna gelen ilk iþçi kökenli sosyal demokrat olma unvanýný kazandý. Bebel ve Liebknecht, Alman Ýþçi Dernekleri Kongresi'nin 1868 Nürnberg toplantýsýna önemli bir atakla girdiler. Kongrenin programýnýn Uluslararasý Ýþçi Derneði'nin programýyla uyumlu hale getirilmesini istediler. Öneri, uzun süren tartýþmalardan sonra, 32'ye karþý 61 oyla kabul edildi. Alman Ýþçi Dernekleri Kongresi böylelikle, Marks tarafýndan kaleme alýnan Enternasyonal'in temel siyasi ilkelerini program olarak benimsemiþ oluyordu. Bu önemli siyasi atýlýmý yapan kongrenin baþýna gene Bebel seçildi. 1868 Nürnberg toplantýsýndan sonra, kongre üyesi 96 dernekten 26'sý ayrýldý. Alman iþçi sýnýfý adým adým siyasal örgütünü çýkarmaya doðru giderken, ekonomik alanda mücadelesini yürütebileceði örgütlenmeler oluþturmak için de uðraþýyordu. Prusya ve Almanya'da hala iþçilerin iþveren karþýsýnda kendilerini toplu olarak temsil edecek bir organ oluþturma, dolayýsýyla sendikalaþma hakký yoktu. Lassalle'ýn fikirleri doðrultusunda yürüyen Genel Alman Ýþçi Derneði'nin sendikal mücadeleyi, aslolan siyasi mücadele yanýnda marjinal önemde görmesi, siyasal mücadeleyi de burjuvaziye karþý her türden burjuva liberal eðilimle birlik yapma olarak kavramasý, bu alanda mücadele verilmesini geciktiren etkenlerin baþlýca nedenleriydi. Ancak bütün bunlar 1864'de ciddi bir grev dalgasý yaþanmasýný engellemedi. Leipzig'de matbaacýlar, Hamburg'da gemiciler, Berlin'de ayakkabýcýlar ve duvarcýlar, Altenburg'da terziler greve gittiler. Sendikal mücadeleyi önemsiz sayan Genel Alman

Ýþçi Derneði, bu fikrini açýklamaya devam etmekle birlikte, Hamburg'da bir grev fonu açarak iþçilere önemli bir maddi destek saðladý. Bu grev dalgasý, sendikalarýn yasaklanmýþ olmasýna karþýn gene de fiilen sendika denebilecek iþçi dayanýþma örgütlerinin doðmasýna yol açtý. 1866'da bir kongre toplayan matbaa iþçileri, 85 yerde temsilciliði olan bir "kartel" kurarak ilk ulusal "sendika öncesi" örgütü kurdular. Vahlteich'la birlikte 1863'de Leipzig'de oluþturduðu ileri iþçi derneðiyle, Lassalle'a Genel Alman Ýþçi Derneði'ni kurmasý için ilk dayanaðý saðlayan sigara iþçisi Fritzsche, bu dönemde de tecrübeli bir sendikal örgütçü olarak ön plana çýktý. Fritzsche, 1865'de bir Genel Alman Sigara Ýþçileri Derneði kurdu ve bu derneði 1866'da ulusal denebilecek bir ölçek ve niteliðe ulaþtýrdý. Dernek adýna çýkardýðý Der Botschaffer (elçi) dergisinin alt baþlýðý olarak Lassalle'ýn "iþçiler üzerinde geleceðin kilisesinin kurulacaðý kayalardýr" þiarýný koyan Fritzsche, resmi yazýþmalarý "sosyal demokrat selamlar" diye imzalýyordu. 1865 ve 1866'da sendika hakký tartýþmasý alevlendi. Muhafazakarlarýn eðilimi, bütün iþçilerin üye olmalarýnýn zorunlu tutulacaðý korparosyon sistemini getirmekti. Buna hem Lassallecýlar, hem Bebel, hem de liberaller karþý çýkýnca tasarý olgunlaþmadý. Genel Alman Ýþçi Birliði Ancak, iþçi dernekleri sendikalaþma hakký için yürüttükleri kampanyayý sürdürdüler. Zaten fiilen sendikal amaçla kurulmuþ olan dernekler büyük bir sayýya ulaþmýþ, bu hakkýn resmen tanýnmasý artýk bir ayrýntý haline gelmiþti; 21 Haziran 1869'da bu da halloldu. 27 Eylül 1868'de Schwitzer ve Fritzsche, Berlin'de büyük bir sendikal örgütler toplantýsý düzenlediler. Bu, gerçekten büyük bir toplantý oldu. 110 yerden 56 iþçi derneði ve 142 bin iþçiyi temsilen 206 delege gelmiþti. Schweitzer, rakipleri Bebel ve Liebknecht'i "yasal sorun çýkabilir" gerekçesiyle toplantýya çaðýrmadý. Toplantýya 12 kiþilik bir heyetle gelen Ýlerleme Parti'liler de "mülk sahibi sýnýflarýn temsilcisi olduklarý" gerekçesiyle Schweitzer tarafýndan salondan çýkarýldýlar. Berlin kongresinde, Schweitzer'in baþkaný Fritzsche'nin sekreteri olduðu Genel Alman Ýþçi Birliði kuruluþuna karar verildi. Sendikalarýn nasýl örgütleneceði meselesi, kýsa bir süre sonra iki sosyal demokrat çizgi arasýnda tartýþmalara yol açtý. Genel Alman Ýþçi Birliði son derece merkeziyetçi bir yapýda örgütlenmiþti; tek tek dernekler (sendikalar) baðlý olduklarý mesleki birliðe, mesleki birlik de birlik yönetimine kesin olarak itaat etmek zorundaydý. Bu da Schweitzer'in kesin sultasý demekti. Bu durumdan rahatsýz olan ve Schweitzer'in "ücretlerin tunç kanununu" artýk kabul etmemesine içerleyen bazý sadýk Lassallecý dernekler, Schweitzer'den koparak, Kontes von Hatzfeldt çevresinde küçük bir grup oluþturdular. Sendikalaþma hakkýnýn tanýnacaðýnýn anlaþýldýðý ve iþçi sýnýfýnýn bu yönde hareketlendiði günlerde treni kaçýrmak istemeyen Ýlerleme Parti'li poiltikacýlar Hirsch ve Duncker, iþçilere yönelik toplantýlar yaparak "Schweitzer gibi tepeden inme deðil, Ýngiltere'deki gibi aþaðýdan yukarýya kurulacak sendikalar vaadettler. Bu iki burjuva politikacýsýnýn daha sonra, gerçekten kuruluþuna önayak olduklarý "emek birliði" adý altýnda örgütlenen ve "sýnýf mücadelesi" kavramýný gündemden kaldýrmak için çýrpýnan ve genellikle sýnýf "iþ birliði" fikriyle örgütlenen bu sendikalar, Alman iþçi sýnýfý içinde "Hirsch-Duncker sendikalarý olarak tanýndýlar ve önemli bir geliþme gösteremediler. Aralýk 1869'da ise Almanya'nýn o zamana kadar gördüðü en büyük grev yaþandý. Waldenburg'daki dev maden iþletmesinde çalýþan iþçiler, bir "Hirsch-Duncker sendikasý" kurmuþlardý; patronun sendikayý tanýmamasýný protesto için, 7 bin 400 maden iþçisinden 6 bin 400'ü 1 Aralýk'ta iþi býraktý. Grev sekiz hafta sürdükten sonra bitti. Ancak, monarþist eðilimli olan ve o zamana kadar kendilerine hitap için Breslau'dan gelen sosyal demokrat ajitatörleri konuþturmayan Waldenburg iþçileri, sosyal demokrasiye yönelmeye baþladýlar.

‰1.Enternasyonal, Jacques Yararlanýlan Kaynaklar:‰ Ducles, SorunY.‰K.Marks-F.Engels Hayat Ve Esrlerine Giriþ, David Riazanov, Belge Y.‰ Marks-Engels, Seçme Yapýtlar C.1, 2, 3 Sol Y.‰Sosyalizm ve T.M.Ansiklopedisi, Ýletiþim Y. ‰Örgütlenme Meseleleri, Ekim Y. ˆKarl Marks ve Doktrini, Lenin, Bilimsel ve Sos. Y.‰ Gotha ve Erfurt Programlarýnýn Eleþtirisi, Sol Y, Marks-Engels.

Leninist Iþýk

9

1 MAYIS HAZIRLIKLARIMIZDAN: PÝKNÝK Ýþçi sýnýfýnýn uluslararasý birlik, mücadele ve dayanýþma günü 1Mayýs gününün yaklaþmasý ile birlikte, hareketimizin bu eylem gününe dönük hazýrlýk faaliyetlerini yürütmek üzere kurulan 1Mayýs Eylem Komitesi planlý ve hedefli bir biçimde hazýrlýklarýný yapmaya baþladý. Örgütsel, politik, pratik ve teknik boyutlarý olan bu hazýrlýklardan biri de politik güç ve iliþkilerimizin moral ve motivasyonunu yükselterek, birbiriyle kaynaþtýrarak kolektif bir güç olarak 1 Mayýs eylemine katmanýn bir aracý olan piknik örgütlemekti. Komitemiz bu amaçla bir piknik örgütledi. Pikniðin bileþimini 1Mayýs eylemine katmayý hedeflediðimiz kitle; gündemini ise 1Mayýs'ýn tarihsel ve güncel önemi, 1Mayýs'a katýlým ve alanda duruþ olarak belirledik. Pikniðin tarihini belirlerken yaðýþlý seyreden havalarý da gözeterek, ilk hafta sabah yaðýþ olmasý durumunda bir sonraki pazar toplanmaya karar verdik. Ancak eylem komitesi olarak her koþulda buluþma noktasýna gitmeyi karalaþtýrdýk. Piknikte daðýtmak üzere politik imzamýzý taþýyan birde bildiri hazýrladýk. Sonrada pikniðe katabileceðimiz en geniþ güçlere ulaþmak üzere harekete geçtik. Piknik günü geldiðinde güne yaðýþla baþlamamýz üzerine, Eylem Komitesi olarak aldýðýmýz karadan dolayý, kimi yoldaþ ve dostlarýn ise bulunduðu bölgede yaðýþ olmamasý, hava açar beklentisi vb. ile buluþma yerine gelmesi sonucunda pikniðe katmayý düþündüðümüz iliþkilerin bir kýsmýyla buluþma noktasýnda bir araya gelmiþ olduk. Sabahýn ilk saatleri hava piknik yapmaya izin vermeyecek gibiydi, bu nedenle bir araya gelmiþken en azýndan yakýndaki bir kafeteryada topluca kahvaltý yapmaya ve sohbet etmeye karar verdik. Biz çaylarýmýzý yudumlarken güneþin çýkmasý, havanýn açýlmasý ile birlikte kahvaltýmýza ve sohbetimize açýk alanda devam ettik. Kahvaltý faslýndan sonra, 1 Mayýs gündemimize bir yoldaþýmýzýn yaptýðý kýsa bir sunu ile baþladýk. Yoldaþ sunusunda, 1Mayýs'ýn tarihsel ve güncel önemini, iþçi sýnýfýnýn politik-iktisadi kazanýmlarýný (iþ saatlerinin kýsaltýlmasý, sosyal güvence vb.) ve örgütlenme hakký (sendika, parti, enternasyonal) gibi yönlerini öne çýkararak sunusunu sürdürdü. Sohbetin amacýnýn iþçi sýnýfýnýn uluslararasý birlik, mücadele ve dayanýþma günü 1 Mayýs da eylemimizin ve söylemimizin ne olmasý gerektiði üzerine bir görüþ alýþveriþinde bulunarak, ortaklaþtýðýmýz koþullarda 1Mayýs eylem alanýnda ortak duruþ saðlamak olduðunun belirtilmesi ile sunu bitirildi. Ardýndan katýlýmcýlarýn söz almaya baþlamasý ile birlikte tartýþma zenginleþti. Sohbete hemen hemen herkes katýldý. Alýnan sözlerde 1Mayýs'ýn sol liberaller ve devrimci demokratlar ve merkezci melez akýmlar tarafýndan eksikli-yanlýþ ya da tek yönlü kavranýþý, 1 Mayýs'ýn dayanýþma mücadele, birlik ve kavga günü olarak bütünsel kavranmasý gerektiði; sýnýfýn örgütsüzlüðü, gericilik dönemi, devrimci önderlik sorunu ve çözümüne dair vurgular yapýldý. Tüm bu gerçeklerden hareketle 2002 1Mayýs'ýnýn bir önceki yýla benzer tarzda liberallerin önderliðinde sarý bir 1Mayýs olarak geçeceði öngörüsünde bulunuldu. Devrimci-komünistlerin ortak bir güç ve önderlik iradesi oluþturamadýðý, eylem birliði zemininde güçlerini birleþtiremediði, devrimci 1 Mayýs için harekete geçmediði koþullarda adeta bir kader olan sarý bir 1Mayýs'ýn iþçi-emekçi ve devrimcileri beklediði koþullarda, kendine, yoldaþlarýna, sýnýf hareketine karþý sorumlu olan sýnýf bilinçli iþçilere, komünistlere ve örgütlerine düþen ne olacaktý peki? Zaten rengi baþtan belli bu eyleme katýlmamak mý? Katýlmayarak evde oturmak mý? Yoksa dar kadrolara dayanan korsan bir eylemi 1 Mayýs eylemi yerine ikame etmek mi? Bu vb. soru ve tartýþ-

malarla devam etti sohbet. Bir yoldaþ dýþýnda herkes eyleme ilgisiz kalmayarak, alana giderek eyleme katýlmak gerektiðinde ortaklaþtý. Tek tek sýnýf bilinçli iþçilere, devrimcilere-komünistlere ve örgütlerine düþen görev ortaklaþacaðý güçlerle dayanýþma içine girerek 1 Mayýs eylem alanýnda kendi baðýmsýz duruþu ve söylemiyle sarý bir 1Mayýs da kýzýl yýldýzlardan biri olmak olduðu tersinin eylemsizlik, sýnýf hareketine karþý sorumsuzluk anlamýna geleceði toplam sohbet-tartýþma sonucunda varýlan ortak görüþ oldu. Bu tartýþmalar ayný zamanda 1 Mayýs eylemine farklý yaklaþým içerisinde olan yoldaþýmýza cevap verilmesini de saðlamýþ oldu. Sohbetin ikinci bölümünde, devrimci-komünist bir partinin nasýl yaratýlacaðý; her örgütün kendini parti ilan etmesi kadar, müzmin partileþme süreçlerinden ve mükemmelliyetçi parti anlayýþlarýndan da uzak durulmasý gerektiði, Bolþevik Parti tarihinden örnekler verilerek gündeme getirildi. Önderlik boþluðu ve bunun belirleyici önemi üzerinde yoðunlaþan hareketimiz ve yoldaþlarýmýz açýsýndan oldukça önemli ve verimli bir tartýþma yaþandý. 1Mayýs eyleminde dillendireceðimiz þiarlarýn konuþulmasýnýn ardýndan, eylem günü buluþma saatlerine riayet, alanda duruþ, yürüyüþ disiplinine uymak üzerine vurgular yapýldý. Hazýrladýðýmýz bildirinin daðýtýlmasý ile birlikte piknik sona erdi. Bir sonraki hafta yeniden toplanýp toplanmayacaðýmýzý deðerlendirdik, genel eðilimin toplanma üzerine olmasý, neredeyse çoðunluðun katýlamamýþ olmasý nedeniyle haftaya, havanýn geç açmasý da gözetilerek daha geç bir saatte buluþmak üzere piknik yerinden ayrýldýk. Yoldaþlara bir sonraki piknik gününde yaðýþ olsa da toplanýp gruplar halinde günü birlikte geçirebileceðimizi söyledik. Nitekim havanýn yine yaðýþlý olmasý üzerine piknik yapamadýk. Ancak planladýðýmýz gibi, ortak kahvaltýyý takiben gruplara ayrýlarak belirlediðimiz gündemi gruplar halinde farklý mekanlarda tükettik, bu zeminde yeni tanýþtýðýmýz unsurlarla tanýþmaya kaynaþmaya çalýþtýk. Piknik organizasyonumuzda en temel sorun anlaþýldýðý üzere hava koþullarý oldu. Katýlýmýn düþüklüðü vb. sorunlara yol açan bu sorunu yukarýdaki biçimlerde kýsmen de olsa aþmaya çalýþtýk. Ancak karþýlaþtýðýmýz sorun bunlarla sýnýrlý deðildi. Öncelikle pikniðe taþýdýðýmýz güçler çok sýnýrlýydý. Bunu þu anda hava koþularý ile ilintilendiriyoruz. Ancak olaðan koþullarda da bunun kapasitemizin altýnda olduðu kesindir. 1Mayýs eylem alaný bunun da test alaný olacaktýr. Bunun yanýnda, Eylem Komitesi olarak yeni tanýþtýðýmýz dostlarla bire bir ilgilenememek, gündeme vs. yeterli müdahale de bulunmamak gibi sorunlar yaþadýk. Sýnýf mücadelesi devam ediyor, daha iyisini yapma, eksikliklerimizi telafi etme potansiyeline, bilincine sahip ve buna zorunlu olduðumuzu biliyoruz. Bu bilinçle, haklý olmanýn meþruluðuyla tüm olumsuzluklara ve düþmanýn iþçi sýnýfý ve devrimcilere dönük saldýrýlarýna raðmen "gelecek güzel günlere dair umudumuzun" coþkusu ile sýnýf kinimizi bileyerek 1Mayýs hazýrlýklarýna devam ediyoruz. Hedefimiz 2002 1Mayýs alanýnda kýzýl bir yýldýz olmak ve iþçi sýnýfýnýn genel ve güncel taleplerini, savaþým hedeflerini alana taþýmak, arayýþ içindeki kadro ve kadro adaylarýna aders olmaktýr. Yaþasýn 1 Mayýs! Biji Yek Gulan! Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek! Tam ücretli 6 saatlik iþgünü! Dört vardiya! Herkese iþ sosyal güvence! Devrim için devrimci parti! Komünizme kadar sürekli devrim!


10

Mayýs 2002

MARKS'TAN LENÝN'E KOMÜNÝST ÖRGÜTLENME DENEYÝMLERÝ VE DERSLERÝ (7) ALMAN SOSYAL DEMOKRAT PARTÝSi’NÝN DOÐUÞU 19.yy'ýn üçüncü çeyreði (1850-1875) dönemi, Prusya devleti ve alman burjuvazisi için, Alman Ulusal Birliði'ni pekiþtirecek Avrupa'da büyük güç olarak ortaya çýkma yolunda en önemli adýmlarýn atýldýðý evredir. 19. yüzyýlýn üçüncü çeyreði, iþçi sýnýfýnýn Almanya'da da kendi baðýmsýz sýnýfsal kimliðiyle ve siyasal etkinliðiyle ortaya çýkmasýna sahne oldu. 1848 devrim giriþiminin yenilgisinin de etkisiyle sakin geçen 1850'li yýllardan sonra, 1860'larýn baþýnda iþçi sýnýfýnýn ilk temsili siyasal örgütleri, sosyal demokrasi hareketi ortaya çýktý. 1860'larýn ikinci yarýsý, sosyal demokrasi içinde ideolojik ve örgütsel rekabetle geçti. 1870-1875 dönemi ise, iþçi sýnýfýnýn sendikal örgütlülüðünün ve etkinliðinin geliþmesi ve bunun da etkisiyle Alman sosyal demokrasisinin bir çatý altýnda birleþmesi ile sonuçlandý. 1875'de kurulan Sosyalist Ýþçi Partisi, Avrupa'nýn en uzun ömürlü sosyal demokrat partilerinden biri olacaktý. 1850'ler: Sükun Yýllarý 1850'lerde Alman burjuvazisi, kýsmen kendisi de ticaret burjuvazisine dahil olmaya baþlayan Prusya toprak aristokrasisi Prusya ordusu ile uyumlu bir iliþkiye girdi. 1850'de Prusya baþbakaný olan Manteuffel de burjuvazinin 1848 öncesi hoþnutsuzluðunu besleyen, hýzlý endüstrileþmeyi engelleyen feodal ayak diremelerinin üzerine güçlendirilmiþ bir bürokrasi ile gitmeye baþladý. Yabancý sermaye akýmýnýn da katkýsýyla 1850'ler Almanya- Prusya için iktisadi atýlýma vesile oldu. 1849-1851 döneminde çalýþabilir durumda olan erkek nüfus içinde Fabrika emekçilerinin oraný yüzde 4.4'den yüzde 5,8'e; kadýnlar için ise yüzde 1,3'den yüzde 1,5'e çýktý. 1852'de 504.376 olarak saptanan sanayi emekçilerinin sayýsý, 1861'de 1,786,145'e ulaþmýþtý. Almanya'da geliþen sanayi döneminde, diðer ülkelere (Ýngiltere, Fransa) göre ücretler korkunç düzeyde deðildi. Yalnýz günlük çalýþma süresi hala 12 saatti. Bu süre tekstilde 15-16 saate kadar çýkabiliyordu. Alman iþçi sýnýfýnýn 1850'li yýllarýn çalýþma koþullarýnýn aðýrlýðýna raðmen, bu dönemi sessiz geçirmesinin nedeni Prusya devletinin iþçilerin örgütlülüðünü daðýtmak için uyguladýðý baskýlardý. Aðustos 1848'de Berlin'de kurulan ulusal çaptaki ilk Alman iþçi örgütü Arbeiterverbruderung' un (iþçi kardeþliði) 1850'nýn ilk baharýnda kapatýlmasýndan sonra, bütün yerel iþçi örgütleri de feshedilmiþti. Ýþçi Kardeþliði önderi Stephan Born, daha 1840'larýn baþýnda "Biz iþçiler ve çýraklar bir dernek kurmak istiyoruz, çünkü insan olmak istiyoruz" demiþti. Tek tük istisnalar dýþýnda iþçilerin tüm örgütlenmelerinin silinmesi, Alman iþçi hareketinin ana bunalýmýný oluþturdu. 1848'den kalan bazý iþçi önderleri, beden eðitimi kulüplerini, iþçileri bir araya getirecek çatýlar olarak deðerlendiriyordu. Prusya monarþisinin üstün geldiðini anlayan Marks 1849'da Londra'da komünistler birliðini yeniden canlandýrmaya giriþmiþti. 1850'ler grev yasaðýna raðmen tek tük gerçekleþen grevlere de sahne olmuþtur. 1850-1856 döneminde 15 1857'de 6 1858'e 3, 1859'da 4 grev gerçekleþmiþtir. Konjonktüre göre hýz kanan bu grevler genelde ücretlerin yükseltilmesi talepleri etrafýnda þekilleniyordu. 1850'lerin sonuna doðru Almanya ve Prusya'da siyasal hayatýn durgunluðu çözülmeye baþladý. Buna uluslararasý siyasi geliþmeler aðýrlýkla vesile oldu. Avusturya Ýmparatorluðunun güç kaybettiði bir dönemden geçmesi, Prusya monarþisini ve ordusunu Alman ulusal birliðinin önderi olma yolunda heveslendiriyordu. Ancak Prusya'nýn bunu gerçekleþtirebilmesi için modern bir Ulus devletine ihtiyacý vardý. Bu da burjuvazinin devlet sistemine daha etkin katýlýmýný ve devlet gücünü paylaþmasýný gerektiriyordu. Klasik Monarþiye yatkýn kral 4. Wilhelm'in beyin rahatsýzlýðý sayesinde tahta onun kardeþi prens Wilhelm'in geçmesi, böylesi bir deðiþim için uygun zemini oluþturuyordu. 1858'de yapýlan Prusya meclisi seçimleri burjuvazi için o zaman kadar ki þekilci alýþkanlýklardan farklý, davetkar bir nitelik kazanmýþtý.

Yoðun bir seçim kampanyasý ve yüksek bir seçmen katýlýmýyla, burjuvazi sandýðý fethetti. Artýk burjuva liberal siyaset kendini politik sahnede iyiden iyiye hissettiriyordu. Ordunun bütçesinin artýrýlma tartýþmalarý arasýnda 1861'de burjuva "Ýlerleme Partisi" kuruldu. Burjuvazi 30 mayýs 1849'da çýkardýðý üç sýnýflý seçim yasasý ile birlikte parlamento aracýný iyice güvenceye almýþtý. Bu yasaya göre insanlar gelirlerine göre üç sýnýfa ayrýlmýþlardý. Bu da toplumun en kalabalýk ve en yoksul kesimini oluþturan 17, 3.sýnýf seçmenin oyunun 1, 1.sýnýf seçmeninkine eþit olmasý demekti Lassalle’nin Siyaset Sahnesine Çýkýþý Siyasal mücadelenin canlanmasý ve iþçi sýnýfýnýn da liberaller tarafýndan oy deposu olarak deðerlendirilmeye çalýþýlmasý, 1848'den beri siyasal bir iþçi hareketi oluþturma ve onun önderi olma kararlýlýðýyla yaþayan Ferdinand Lassalle'ý da harekete geçirdi. Lassalle 1850'leri kendi hukuk çalýþmalarýnýn yaný sýra, iþçilere parasal ve hukuki sorunlarýnda yardým ederek geçirmiþ, böylece bu zor dönemde etrafýnda küçük bir taraftar topluluðu oluþturmuþtu. Bu arada Londra'da bulunan Marks'la da mektuplaþýyordu. Bu mektuplarda Lassalle, Marks'dan farklý düþündüðü noktalarý ana hatlarýyla açýklamýþtý. Lassalle iþçi sýnýfýnýn kurtuluþu mücadelesini Marks ve Engels'ten farklý olarak uluslararasý evrensel boyutlarda deðil, ulusal çapta bir siyasal uðraþ olarak görüyordu. 10 Þubat 1854 yýlýnda Marks'a yazdýðý mektubunda teorik uðraþý ve felsefi bakýþýna olan mesafesini belirtiyor, "Kitlelerin sadece fiilen deðil, ruhen de ancak gerçek olaylarýn kaynama sýcaklýðýnda harekete geçirilebileceði" inancýný belirtiyordu. Lassalle için önemli olan iþçi sýnýfýnýn üretim sürecindeki konumu, bu konumun çeliþkileri ve bu çeliþkilerden kaynaklanan misyonu deðil; iþçilerin aþaðý sýnýf olarak çektikleri sefalet ve tabi olduklarý eþitsiz muameleydi. 19. yüzyýl sonunda Alman iþçi sýnýfýnýn en siyasallaþmýþ kesimi Lassalle'ý kendine daha yakýn buluyordu. Alman iþçi sýnýfýnýn ulusal çaptaki ilk önderi Stephan Born'un "Þu yaþadýðým her saat bana yýðýnla iþ ve görev çýkarýyorsa, çok uzaklardaki yüzyýllar beni ne ilgilendirir." sözleri durumu çok iyi yansýtmaktadýr. Alman iþçi sýnýfý, Marks'ý ve Marks'ýn komünizmini, uzun yýllar boyunca, içeriðini bir yana býrakarak, sýrf bir söylem olarak bildi. Benimsediyse de öyle benimsedi. Almanya'da demokrasinin yerleþtirilmesini, ulusal yaklaþýmý çerçevesinde, doðal olarak en önemli mesele sayan Lassalle, 1859'da yayýnladýðý ilk siyasal yazýsý "Ýtalyan Savaþý ve Prusya'nýn görevi", "Demokrasinin sesi" ile siyasal arenaya atýldý. Lassalle'ye göre Prusya, Alman birliðinin baþýna geçmek için silaha sarýlmamalý, Avusturya'nýn kendi içinde kaçýnýlmaz olan çöküþünü beklemeliydi. "Prusya Ancak bu yolla bir demokrasi haline gelebilir"di. Askeri yönden geliþmeler Lassalle'ýn istediði gibi oldu. Prusya ordusu uzlaþma ile karþýlaþýnca sýnýrýn ötesine yürümedi. Siyasal yönden ise 1862'de burjuvazi ile Prusya egemen bloðu arasýndaki gerilim doruða çýktý. Yýlbaþýnda yapýlan seçimlerde, henüz yeni kurulmuþ ilerleme partisi büyük baþarý göstererek 110 milletvekilliði kazanmýþtý; liberaller (ilerleme partisinin koptuðu "Ulusal Birlik Partisi") 150, Katolikler 54, muhafazakarlar ise sadece 15 milletvekili çýkarmýþlardý. Ordunun kendisine bütçeden düþen payýn artýrýlmasýna yönelik yasa çýkartýlmasý talebinin gerçekleþme ihtimali artýk hiç kalmamýþtý. Meclis ordunun bu talebini 308'e 11 gibi bir farkla reddedince, Prusya ordusunun çýkarlarýný daha net ifade edecek bir formül arandý ve bulundu: Otto von Bismarck, 23 eylül 1862'de baþbakanlýk koltuðuna oturdu ve bütçeyle ilgili düzenlemeleri meclis onayý olmaksýzýn gerçekleþtireceðini ifade ederek, 13 Ekim'de meclis üyelerini geçici olarak evlerine gönderdi. Lassalle iþçileri harekete geçirme uðraþýna böyle bir konjonktürde baþladý. 12 Nisan 1862'de Berlin'in büyük makine fabrikalarýnýn bulunduðu Oranienburg banliyösünde bir iþçi

Leninist Iþýk derneðinde, "Mevcut tarihsel kesitin, iþçi tabakasý düþüncesiyle olan özel baðlantýsý üzerine baþlýklý, ama genellikle "Ýþçi Programý" diye bilinen ünlü konuþmasýný yaptý. Bir bütün olarak sosyalizme bakýþýný gayet iyi özetleyen bu konuþmasýnda, "bir devrimin yapýlamayacaðýný, zaten yürürlüðe girmiþ olan devrime hukuksal çerçevenin ve doðru geliþme çizgisinin verilebileceðini" anlattý. Liberalizmin ve burjuvazinin, devleti salt kiþisel özgürlük ve mülkiyeti korumaktan sorumlu tutan ("gece bekçisi devleti") anlayýþýnýn "ilke olarak devlet düþmaný" bir yaklaþým olduðundan söz ederek, "iþçi sýnýfýnýn törelerinden gelen fikrin ise, devletin, insan soyunun özgürlüðe doðru geliþimini tamamlama iþlevini yürütmesi olduðunu" savundu. Ve Lassalle göre, b��tün bunlar için , iþçi sýnýfýnýn elindeki en büyük güç ve araç, genel oy idi. Henüz daha çok yeni gerçekleþen vakayý, ordunun isteklerinin yerine getirilmemesi durumunda meclisi feshedip, iþleri nasýl devam ettirdiði gerçeðini görmek ve anlamak istemiyordu. Marks'ýn Schweitzer'e yazdýðý bir mektupta, bu durumla ilgili olarak; "Lassalle'ýn genel oyla ilgili çartistçe talebi yükseltirken Almanya'da parlamentonun güç olmadýðý gerçeðini gözden kaçýrdýðýný" vurgulayacaktý. Lassalle, iþçileri genel oy talebi etrafýnda hareketlendirmeye çalýþýrken, burjuvazinin siyasal güçlerinin iþçilere yaranmak için gösterdikleri çabalar da yoðunlaþmýþtý. Ýlerleme Partisi'ne kooperatiflerin örgütlenmesinde çalýþarak, iþçilerin gözünde epey itibar saðladý. Ulusal Birlik Partisi de gene 1862'de, "Ýngiliz iþçilerinin refahlarýný saðlamaya dönük örgütlenmeleri izlemeleri amacýyla", 12 Alman iþçisini Londra sanayi fuarýna götürme karar aldý. Komümist Birlik Sonrasý Siyasal Örgütlenme: Bir Ýþçi Derneði 1862 sonunda Bismarck'ýn baþa geçip parlamentonun tatil edilmesinden sonra, liberaller siyasal olarak pasifize olunca, iþçi sýnýfý içindeki siyasal canlýlýk geliþme gösterdi. En önemli ataðý, Leipzig'de solcu profesör Danner, ayakkabýcý Yahlteich ve sigara fabrika iþçisi Fritzsche'nin kurduklarý Vorwaerts (ileri) iþçi derneði yaptý. Lassalle'ýn fikirlerini benimseyen ilericiler, genel oy hakký için Leipzig'de büyük gösteriler düzenlenmiþlerdi. 1862'nin sonunda Lassalle'ý arayarak önderlik teklif ettiler. Lassalle, Þubat'ta yazdýðý "Açýk Cevap"ta, programýný ortaya koydu. Ünlü "ücretlerin tunç kanunu"nu da bu çerçevede gündeme getirdi. Buna göre bir iþçinin ücreti, hiçbir zaman onun yaþamasý için gerekli asgari ihtiyaçlarýn gerektirdiði masrafý aþamazdý. Çünkü, ücretin artmasý halinde iþçi daha fazla çocuk yapýyor, bu durum iþgücü sunumunu artýrýyor, böylece ücretler gene baþlangýç düzeyine düþüyordu. Bu durumun deðiþmesi, büyük sanayi iþletmelerinin, iþçi kooperatifleri tarafýndan yürütülmesiyle mümkün olabilecekti. Ýþçiler, bu hedefe ancak genel oy silahýný kullanarak eriþebilirdi. Ve Lassalle, bu aracýn da ancak iþçilerin baðýmsýz bir siyasal parti kurmalarýyla kullanýlabileceðini vurguluyordu. Leipzig'de, Ýleri Ýþçi Derneði'nin oluþturduðu Ýþçi Kongresi Toplama Komitesi, 1350'ye karþý iki oyla Lassalle'ýn program niteliðindeki "Açýk Cevap"ýný kabul etti. Sonraki günlerde Lassalle Leipzig'te, Frankurt'ta, Mainz'da iþçi derneði kongrelerinde konuþarak programýný savundu. Lassalle'ýn ve Leipziglilerin yoðun çabalarý sonucunda bir araya gelen Dresden, Hamburg, Frankurt, Mainz iþçi dernekleri ve Düsseldorf, Barmen ve solingen'den gelen Lassalle taraftarlarý, Mayýs 1863'te Allgemeine Deutsche Arbeiterverein'ý (Genel Alman Ýþçi Derneði) kurdular. Lassalle baþkan, Vahlteich sekreter oldu. Alman Sosyal Demokrat Partisi' nin kurulmasýna zemin oluþturulacak olan bu derneðin kuruluþu, iþçi kamuoyunda pek büyük bir heyecanla karþýlanmadý. Yine de, iþçilerin baðýmsýz bir siyasal çizgi izlemesinden tedirgin olan burjuvazi, önlem alma gereði duydu. Lassalle'ýn çaðrýsýnýn etkili olduðu Frankurt'ta, 7 haziran 1863'de liberallerle iyi iliþkisi olan 54 iþçi derneðini temsil eden bir kongre toplandý. Vereinstag Deutscher Arbeitervereine (Alman Ýþçi Dernekleri Kongresi) adýyla her yýl toplanmaya baþlayan bu örgütlenme de iþçi hareketi içinde, zamanla burjuvazinin inisiyatifinden çýkýp baðýmsýzlaþarak önemli bir odak oldu. Bu dönemde Lassalle genel oya ulaþmak için devlet katýnda giriþimlerde bulunma yolunu seçmiþti. Baþbakan Otto von Bismarck'ýn genel oyu kabule ikna edilebileceðine inanýyordu; çünkü böylece Bismarck'ýn o sýralar baþlýca rakibi saydýðý liberaller (Ýlerleme Partisi) de zayýflayacaktý. Wilhelm Liebknecht,

11

Marks'a yazdýðý bir mektupta, Lassalle'ýn bir akþam yemeði sýrasýnda kendisine aktardýklarýný anlatýyordu. "Tek düþman burjuvazidir. Burjuvaziye karþý gerekirse Kralla bile ittifak yaparým." Lassalle, samimi olarak buna inandýðý için, Bismarck'la pazarlýða oturmaktan sonuç umabiliyordu. Lassalle, 8 haziran 1863'de Bismarck'a uzun bir mektup yazdý. Bismarck'ýn gönlünü hoþ etmek için, iþçilerin "tüm cumhuriyetçi hislerine raðmen", eðer kendisi için iyi þeyler getireceðine kanaat getirirse diktatörlüðe daha yatkýn olduðunu anlattý. Lassalle'ýn yazdýðýna göre, Prusya'yý "toplumcu ve devrimci bir halk krallýðýna dönüþtürmek Bismarck'ýn ellerindeydi. O da, üç sýnýflý seçim sistemini ilga edip 8 Nisan 1848'de yürürlüðe konan genel ve eþit oya dayalý sistemi yeniden geçerli kýlarak halka bu fýrsatý saðlamalýydý. Lassalle 1863'te yaptýðý iþçilere konuþmalarda Bismarck'a yaptýðý öneriyi onlara da yaptý. Lassalle, iþçi hareketinin ve Genel Alman Ýþçi Derneði'nin etkisinin en güçlü olduðu bölgede, Ren havzasýnda siyasal konuþmalar yapmak üzere bir geziye çýktý. Bu gezileri sýrasýnda bir siyasal lider gibi karþýlandý. Konuþmalarý genel oy sorunu içerikliydi. Ferdinand Lassalle, 31 Aðustos 1864'de siyasal mücadelesi bakýmýndan ani ve þaþýrtýcý, kiþisel ve özel hayatý bakýmýndan ise tipik denebilecek bir þekilde öldü. Sevdiði kadýnýn uzatmalý niþanlýsýyla Ýsviçre'de yaptýðý düelloda vurularak... Lassalle'ýn ölümü, Genel Alman Ýþçi Derneði'nde örgütsel bir daðýlmaya yol açmadý. Lassale, öldükten sonra Alman iþçi sýnýfýnýn sahip çýktýðý bir sembol haline geldi. Resimleri iþçi lokallerine asýldý. Marks'da, fikirlerine hiç katýlmamakla birlikte, zeki bir öðrenciye duyulacak hoþgörüyle baktýðý Lassalle hakkýnda, ölümünden sonra "Alman iþçi hareketini yeniden uyandýrmýþ olmasý, onun ölümsüz hizmetidir" sözlerini söylemiþtir. Lassalle'ýn ölümünden sonra, fiilen yerini alan Schweitzer, Derneðin liderliðini Londra'daki Marks'a teklif etti. Marks Lassalle'dan sonra ikinci kez kendisine yapýlan bu teklifi geri çevirdi. Marks ve Engels, Schweitzer'in, Lassallecýlarýn dergisi olan "Sosyal Demokrat"a katkýda bulunma önerisini ise kabul ettiler. Fakat Schweitzer'le aralarýnda, ortaya çýkmakta gecikmeyen çeliþkiler bunu engelledi. Her þeyden önce, Lassalle'ýn "burjuvaziye karþý monarþiyle ittifak edilebileceði" düþüncesini savunmaya devam eden Schweitzer'ýn bu tavrý, Marks ve Engels için asla kabullenilebilir deðildi. Bebel ve Liebknecht Torna þiçisi August Bebel, 1864'den beri oradan oraya gezerek, Saksonya'da, hatta Thüringen ve Württemberg'de çok sayýda iþçi derneði kurdurmayý baþarmýþ, çok çalýþkan ve sevilen bir örgütçüydü. Saksonya hükümeti 1865'de siyasal iþçi derneklerine izin verince, Saksonya Ýþçilerinin Maddi ve Manevi Çýkarlarýný Teþvik ve Destekleme Derneði adý altýnda 29 dernek ve 4600 iþçinin birleþmesini saðladý. Önemli olan, iþçilerin ilk kez böylesi bir örgütün baþýna kendilerinden birini, August Bebel'i getirmeleriydi. Bu sýrada Bebel için, Lassalle'ý okuyup eleþtiren, Marks ve Engels'i tanýyan, Wilhelm Liebknecht'in Leipzig'e gelmesi son derece önemli olmuþtur. Liebknecht 1848'de Alman devriminin bastýrýlmasýndan dolayý müthiþ bir Prusya düþmanýydý. Liebknecht ve Bebel, Saksonya'da iþçi sýnýfýný siyasete yöneltmenin yaný sýra, 1865'de 23 bin üyeli 106 dernekle, Lassalle'ýn kurduðu Genel Alman Ýþçi Derneði'nden çok daha büyük bir iþçi örgütü olan, sol liberallerin (Ýlerleme Partisi) kurduðu Alman Ýþçi Dernekleri Kongresi'nde etkin bir güç olmaya baþlarlar. Bu süreçte Bismarck, Eylül 1865'den beri, Prusya'yý Alman devletlerinin tartýþmasýz hamisi haline getirecek hamleyi yapmak için Avusturya'ya yürümenin hazýrlýklarý içindeydi. Ýçerde destek saðlayabilmek için de, Alman Liberallerine, genel ve eþit oyla seçilecek bir Alman parlamentosu öneriyordu. Liberaller (Ýlerleme Partisi), Bismarck'a güvenmemekle birlikte seslerini çýkarmadýlar. Liebknecht ve Bebel ise, gittikleri her yerde, Alman halkýnýn, Prusya'nýn "kardeþ kaný dökmeye dayalý" siyasetine karþý elde silah direnmesi gerektiði propagandasýný yürütüyorlardý. Ancak Prusya kuvvetleri diðer Avusturya yanlýsý Alman devletleriyle birlikte Saksonya'ya girdiklerinde ne Saksonya kralýnýn ordusu direniþ gösterdi; ne de iþçiler ve halk Bebel ile Liebknecht'in "silahlý ayaklanma" çaðrýsýna uydular. Bismarck, burjuvaziye verdiði genel ve eþit oya dayalý Alman parlamentosu sözünü de "bir anlamda" yerine getirdi. Kuzey Almanya'daki Alman devletleri, Hessen ve Saksonya'nýn


LI33