Issuu on Google+

Halepçe Katliamý’nýn 21. Yýlý! Güney Kürdistan’da Süleymaniye’nin doðusunda bir Kürt kasabasý olan Halepçe 16 Mart 1988 günü onlarca Irak uçaðý tarafýndan üç gün boyunca bombalandý. Hardal ve Sarin gazý adý verilen kimyasal silahlarýn kullanýlmasý sonucu çoðu kadýn, çocuk ve ihtiyar 6 binden fazla Kürt hayatýný kaybetti. Behdinan, Erbil, Germiyal bölgelerine doðru kimyasal saldýrýnýn geniþletilmesi ile ölü ve yaralý sayýsý daha da arttý. Saldýrýlardan sað kurtulanlar ise gelecek nesillere aktarýlacak kalýtsal hastalýklara yakalandýlar. Bombalamalar sonucunda toprak kurudu, hayvanlar öldü, bitkiler yaþayamaz hale geldi. AY L I K K O M Ü N Ý S T G A Z E T E

F Ý YAT I : 1 T L ( K D V D A H Ý L )

S AY I :

9

MART 2009

YAZININ TAMAMI 18. SAYFADA

8 Mart Derslerini Kuþanarak Newroz Ateþini Seçimlere Taþý AKP’nin karþýsýnda DTP

Yerel seçimler öncesinde AKP’nin rakipleri onun karþýsýna çýkmamakta, Kürdistan’da ise “Hepimiz AKP’liyiz” demektir. Bu DTP’nin içinde olduðu “Birlikte Baþarabiliriz” platformuna sorumluluklar yüklemektedir.

Denizli’de esnek üretim forumu 28 Þubat günü Denizli’de esnek üretim ve taþeronlaþmayla ilgili bir forum düzenledik. Foruma, Özgür Yaþam Kooperatifi, Ýzmir Deri Ýþçileri Derneði, Denizli Eðitim ve Dayanýþma Derneði, Eðitim-Sen, Tabipler Odasý, Gençlik Muhalefeti, Demokratik Haklar Derneði ayrýca Demokratik Güç Birliði Platformu belediye baþkan adayý Þenay Eker katýldý. 4’te

Deri iþçileri krizi tartýþtý Deri iþçileri dayanýþma ve yardýmlaþma derneðinde “Kriz kimin krizi olduðu ve krize karþý ne yapýlabileceði” konusu üzerine bir panel gerçekleþti. Panele araþtýrma görevlisi Erkin Baþer, Deri Ýþçileri Derneði’nden Yalçýn Yanýk ve Özgür Yaþam Kooperatifi’nden Eylem Þen de konuþmacý olarak katýldý. 17’de

Eðitim ve yerel seçimler paneli Özgür Yaþam Kuruçeþme þubesinde 25 Ocak Pazar günü “eðitim kurumlarý ve yerel yönetimlerden beklentileri” konulu panel gerçekleþti. Panele Öðrenci Velileri Derneði (ÖV-DER), Doðal ve kültürel Çevre için Yaþam Giriþimi, Kuruçeþme Halk Ýnisiyatifi ve Özgür Yaþam adýna konuþmacýlar katýldý. 4’te

Ýstanbul 8 Mart mitinginde KöZ ve Proletaryanýn Kurtuluþu’ndan baþka politik bir kortej yoktu. KöZ “8 Mart’ý 29 Mart’a Baðla, Oylar Ortak Adaylara” Proletaryanýn Kurtuluþu ise “8 Mart’ta Varoþlarda Alanlarda Birleþ 29’unda Düzen Partilerinden Hesap Sor” pankartýyla mitinge katýldý

Finike’de Ýlk 8 Mart

8 Mart’ta yerel seçim gündemi

KöZ’ü savunanlar 8 Martlara yerel seçim gündemini taþýyarak “8 Mart’ý 29 Mart’a baðla, oylar ortak adaylara, Birlikte kazanacaðýz” þiar ve perspektiflerini öne çýkarmýþtýr.

Newroz ateþini yükseltelim

Komünistler Newroz’dan güç alarak 29 Mart’a yüklenecek. 1 Mayýs’ýn bölünmesini önlemek ve düzen güçlerinin saldýrýlarýna güçlü bir yanýt verilmesi için gayretlerini sürdürecek. KöZ’ün Sözü’nden

SEÇÝM ARABASINA 8 MART SANSÜRÜ

Finike’de Finike Pazarcýlar Derneði, EMEP, Eðitim-Sen DTP, ÖDP, Ýnþaat Ýþçileri Derneði Giriþimi, Çevreciler Derneði Giriþimi, Kýzýl Bayrak, ve alanýmýzdaki ilerici demokrat avukat, doktor ve mühendis vb.nin destek verdiði Demokratik Güç Birliðinin platformu, baþarýlý bir 8 Mart mitingi örgütledi

Ýstanbul’da erkeklere kapalý 8 Mart mitinginde yerel seçimlere iliþkin tek bir slogan dahi atýlmadý. Sloganlarý attýran araçlar, DTP’nin Sultanbeyli’de kullandýðý yerel seçim araçlarýydý. Ancak arabalarýn üzerindeki erkek adaylarýn resimleri bir sorun teþkil ediyordu. Sultanbeyli belediye baþkaný adayý Medeni Kýrýcý’nýn yüzü kimi arabalarda mor bir perdeyle kimisinde de “Yaþasýn 8 Mart” ozalitleriyle örtüldü. 10’da

1 Mart Pazar günü Kuruçeþme'de yasaksýz, erkeklerin tecrit edilmediði, emekçi kadýnlarla yaþadýklarý alanda buluþulan kitlesel Uluslararasý Kadýnlar Günü eylemi gerçekleþtirildi. Köz, Özgür Yaþam Kooperatifi, DTP, DHF, ESP ve EKD eylemi birlikte örgütledi.

Gazi’de Düþenler Kavgamýzda Yaþýyor

12 Mart 1995 gecesi saat 9 sularýnda Ýstanbul’un en politize emekçi semtlerinden biri olan Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve bir pastane faþistler tarafýndan tarandý. Bu saldýrýda bir Alevi dede öldürüldü. Uzun zamandýr benzeri mahallelerde olduðu gibi Gazi’de de polis baskýsýyla el ele giden taciz olaylarý sürmekte ve mahalle sakinleri öfke biriktirmekteydi. Biriken bu öfke 12 Mart’taki saldýrýnýn hemen ardýndan bir anda Gazi Mahallesi sokaklarýna döküldü. Tepkiler orada kalmayýp Nurtepe, Okmeydaný, Alibeyköy baþta olmak üzere baþka mahallelere yayýldý. Bir çýrpýda binlerce insan

koþar adým Gazi mahallesine aktý. Mahallede barikatlar kuruldu, ateþler yakýldý, öfkeli sloganlar geceyi çýnlattý. Ertesi günden itibaren Ýstanbul dýþýnda da dayanýþma eylemleri gerçekleþti. 4 gün boyunca süren ve özellikle 1 Mayýs mahallesindeki çatýþmalarla boðazýn öteki yakasýnda da yanký bulan bu eylemler Ýstanbul'un varoþlarýnda bir süredir biriken patlayýcý maddenin hem niteliðini hem de boyutlarýný dosta düþmana gösteren bir eyleme, küçük çaplý bir ayaklanmaya büyüdü. Bu dört gün boyunca altýsý 1 Mayýs mahallesinde olmak üzere 23 emekçi hayatýný kaybetti, kayda geçenÊ yaralý

sayýsý 500’ü buldu. Bu süre boyunca Ýstanbul’un neredeyse bütün güvenlik kuvvetleri Gazi Mahallesi civarýna yýðýldý. Devrimcilerin ve emekçilerin dikkatleri bu günler boyunca orada yoðunlaþtý. Sonra Gazi barikatlarý kuranlarýn kendi kararý ve rýzasýyla kalktý. Faþistlerin ve polisin saldýrýsýna beklenmedik bir karþý saldýrýyla yanýt veren Gazi emekçileri, can kayýplarýna ve yaralanmalara raðmen, kendi baþlattýklarý eylemi yenilmeden sona erdirdi. Büyük çaplý çatýþmalara raðmen, kitlesel gözaltý ve kayda deðer tutuklamalarýn olmamasý da bu eylemin baþarýyla sonuçlandýðýnýn bir göstergesiydi. 20’de

Çocuk tutsaklara özgürlük istiyoruz! 25 Þubat Çarþamba günü Ýzmir'de ÝHD Ýzmir Þubesi, Diyarbakýr Cezaevi 12. Çocuk Koðuþundaki çocuklara özgürlük istemek üzere Konak Postanesi önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Çocuklara dayanýþma kartlarý, mektuplar ve kitaplar gönderdi. Bu çocuklar gecen sene Cizre'de panzerin altýnda öldürülen Yahya Menekþe için düzenlenen gösterilerde tutuklandýlar. Hani bir grup medyanýn "Ýþte polise taþ atan çocuklar!" diye hedef gösterdiði çocuklar.18’de

8 Mart Derslerini Kuþanarak Newroz Ateþini Seçimlere Taþý 29 Mart’a sayýlý günler kala, seçim meydanlarýnda AKP ve rakipleri arasýnda 22 Temmuz öncesindeki gerilimli ve kitlesel kutuplaþmadan eser yok. Düzen partileri birbirlerini yolsuzluk ve skandal türü konular üzerinden sýkýþtýrmanýn gayreti içindeler.


T S Ý N ÜMO K

Sayfa

KöZ

2

SAYI: 9

MART 2009

Kitle Örgütleri Koordinasyonu Ýzlenimlerim Öðlen yemeðini Pir Sultan Abdal Derneði’nde yedikten sonra etkinlikler için geriye döndüðümüzde Zeytinburnu Dericiler Derneði’nden arkadaþlarý görmüþtüm, çok sevinmiþtim. Ýstanbul’da çalýþýyorken dernek çalýþmalarýný beraber yapmýþtýk, güzel arkadaþlýklarýmýz olmuþtu, birbirimize inancýmýz vardý. Ayný heyecanýmýz, ayný amaca yönelik çalýþmalarýmýz vardý. Tek bir iþçi sigortasýz tek bir iþyeri sendikasýz kalmayana dek mücadele edecektik. Hakkýmýz olan haklarý söke söke alacaktýk.

Þirinevler’de Filistin Eylemi 10 Ocak 2009 tarihinde Þirinevler’de Bahçelievler Emek ve Demokrasi Platformunun örgütlediði Filistin eylemi gerçekleþti. Bahçelievler Emek ve Demokrasi Platformu, yerel seçimlerde ortak çalýþma yürütmeyi hedefleyen sol güçlerin oluþturduðu, ancak sadece yerel seçimlerle sýnýrlý kalmamayý hedefleyerek kurulan bir platform. Bu anlamda Ýsrail’in saldýrýlarý ile tekrar gündeme gelen Filistin sorunuyla ilgili eylem yapýlmasý kararý alýndý. Eylem günü de bileþenlerin yoðun katýlým saðlayacaðý bir gün deðil de, emekçilere daha çok sesin duyurulabileceði bir gün seçildi. Cumartesi günü emekçilerin çýkýþ saatine denk getirilerek yapýlan eyleme yaklaþýk 100 kiþi katýldý. Eylemi örgütleyenlerin yaný sýra,izleyerek ya da eyleme katýlarak destek verenler de oldu.“Katil Ýsrail Filistin’den Defol/Bahçelievler Emek ve Demokrasi Platformu” pankartýnýn açýldýðý eylemde, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði, Katil Ýsrail Filistin’den Defol, Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz, Filistin Halký Yalnýz Deðildir” sloganlarý atýldý. Yürüyüþ ve sloganlarýn ardýndan Þirinevler Meydan’da platform adýna okunan basýn metni ile eylem sonlandýrýldý.

9.’su bu yýl Ýstanbul’da düzenlenen Kitle Örgütleri Koordinasyonu’na katýlmak üzere Ýzmir’den Deri Ýþçileri Dayanýþma ve Yardýmlaþma Derneði olarak, diðer düzenleyici kurumlardan arkadaþlarla beraber minibüs tutarak 30 Ocak akþamý Ýstanbul’a gitmek üzere yola çýktýk. Yolculuðumuz boyunca marþlar, türküler, þiirler, kýlamlar söyledik, sohbet ettik. Yolculuðumuz çok keyifli geçmiþti. Sabah Ýstanbul’a vardýk. Oradaki arkadaþlarýmýz bizi karþýladýlar. Uzun zamandýr birbirlerini göremeyen yoldaþlar görüþebilme sevinciyle keyifli sohbetler ettiler. Bu da ne kadar birbirlerini önemsediklerinin, sahip çýktýðýnýn izlenimini yarattý bende. Evlerinden getirdikleri börekler, kekler ile sabah kahvaltýmýzý ettik. Saat 10’da baþlayan “Taþeronlaþma ve Esnek Üretim” konulu iþçi atölyesine katýldýk. Burada görüþlerimizi, deneyimlerimizi aktardýk. Çözüm önerilerini paylaþtýk. Bizim için iyi bir deneyim olmuþtu. Baktýk ki baþka iþkollarýndaki arkadaþlarýmýz da benzer sorunlar yaþýyormuþ. Emekçiler sömürülüyor, eziliyor. Yalnýz olmadýðýmýzý gördük o zaman. Bu tür etkinlikleri sýklaþtýrmalý. Kitleler arasý diyalogu dayanýþmayý çoðaltmalýyýz. “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber, Ya Hiçbirimiz!” þiarýyla Ýstanbul’dan Deri Ýþçileri Derneði’nden arkadaþlarýmýzý da davet etmiþtik. Henüz gelmemiþlerdi, gelmeyecekler diye üzülüyordum.

Saat 16:00’da baþlayan “Taþeronlaþma, Esnek Üretim” konulu panele baþladýk. Divanda bizden (Ýzmir Deri Ýþçileri Derneði’nden) bir arkadaþ yer aldý. Panelin katýlýmcýlarý Birleþik Metal Ýþ Sendikasý Örgütlenme Uzmaný, Çaðrý Merkezi Derneði, Ýstanbul Dericiler Derneði’nden Erol Hamamcý ve Ýzmir Deri Ýþçileri Derneði’nden bir arkadaþýmýzdý. Sorunlarý, çözüm önerilerini, deneyimlerimizi paylaþtýk. Özellikle bundan sonra Ýstanbul’daki ve Ýzmir’deki deri iþçileri olarak, çalýþmalarýmýzý, deneyimlerimizi birbirimize aktarmak, birbirimizden sürekli haberdar olmak, sýnýfsal mücadelemizi daha aktif hale getirmek, örgütlü iþçi dayanýþmasýný alevlendirmek, çalýþmalarýmýzý en üst düzeyde, kavgacý, disiplinli, kolektif bir gönüllüler ordusu kurmak konusunda söz verdik birbirimize. Cumartesi akþamý arkadaþlarýmýz evlerinde misafir ettiler bizi. Pazar sabahý 10.30’da yerel yönetimlerle ilgili sempozyum baþladý. Diyarbakýr Belediye Baþkanlarý’nýn konuþmalarýný dikkatle dinledim. Yerel yönetimlerin halkýn içinden çýkýnca, halk için neler yapabildiðini gördüm. Sarmaþýk Derneði, derneðin amaçlarý konusunda bilgi verdi. Durumu olmayan insanlarýn Sarmaþýk Derneði’ne gidip, markete alýþveriþ yaparmýþ gibi ihtiyaçlarýný almasý ve muhtaç insan muamelesi görmemesi güzel bir belediyeciliði gösterdi. Öðle yemeðinden sonra Ýstanbul 3. Bölge Milletvekili Sebahat Tuncel’in konuþmalarýný dinledim, çok keyif aldým. Sanki milletvekili deðil bizlerden biriydi. Alýþýk olmadýðýmýz bir durumdu. Özellikle kitle örgütleri ile daha sýk bir araya gelme konusundaki görüþleri, bizim denetleyebileceðimiz vekiller seçmemiz konusunda örnek oluþturdu. KöZ Okuru Bir Deri Ýþçisi

Yenibosna’dan Komünistler

Tekstil Ýþçileri Ýle Dayanýþma

Finike’de Güç Birliði Yerel Seçimlere Doðru Ülkemizde yerel seçimler yaklaþtýkça meydanlarýn kýzýþma dozu artmaya baþladý. Nice kirli çamaþýrlar ortaya dökülürken beklenmedik aðýzlardan umulmadýk hayasýz sözcükler çoluk çocuðun terbiyesini de alt üst etmeyi becerdi.Ayný ülkenin insanlarý hem de bu ülkeyi yönetip bizlere örnek olmasýný beklediðimiz sözde büyüklerimiz ne de çok küfürbazlarmýþ bakýyoruz elleri birbirlerinin gýrtlaklarýnda havada küfürler ver yansýn ediyor.Ve bizler de bunlarýn bizi insanca yöneteceði inanmýþlýðýyla kendimize yakýn olanýn yanýnda saf tutmaktan geride durmuyoruz. Bunlar gerçekten bir birlerine tahammül edemiyorlar mý? Bu kadar düþmanlýðý gerçekten mi taþýyorlar?.. Kanýmca hayýr, yýllarca bize siyasetin böyle yapýlacaðýný kanýt sattýlar, bizim beðenimizi alacak siyasetçiler yumruðunu masaya vurdu mu kýrmalý baðýrdýðýnda meydanlar titremeli en iyi çamur atan o olmalý en iyi küfürü o etmeli. Zaten biz halk olarak yeterince pýstýrýlmýþýz. Sessiz üsluplu yöneticiler neyimize, bize külhan beyi yöneticiler gerek. Bunlarýn dünya siyasetçilerinden farklý olmasý bundan olsa gerek. Bir de madalyanýn öbür yüzü var. Bunlar kayýkçý kavgasý yapýyorlar, her ne kadar nara atsalar da ne kadar küfürleþseler de bunlar ayný havuzda çimiyorlar, yaptýklarýnýn hepsi göstermelik. Ankara’da, Ýstanbul’da, Antalya’da ve baþka, baþka yerlerde birbirlerini gýrtlaksalar da nerde birlik olacaklarýný biliyorlar. Diyarbakýr’da, Tuncel’de, Van’da Hakkari’de ve birçok yerde omuz omuza olmaktan utanç duymazlar çünkü çýkarlarý öyledir. Çýkar onlarýn olunca akan

sular durulur. Çýkar yoksulun, emekçinin, iþsizin, halkýn olursa saðýr sultan olurlar. Zaten teðet geçen kriz onlarý deðil bizi ilgilendirir. Ýþsizlik bizim sorunumuz yoksulluk da öyle, onlarýn tuzu kuru. Onlarý onlar yapan deðerler önemli: yýllardýr yapageldikleri yönetim anlayýþýna ters düþen her þeyde birdirler beraberdirler. Zaten genel seçimden bu güne tedirginlikleri artýyor da artýyor. Parlamentoya bir avuç halkýn gözü kulaðý siyasetçi girdi bunlarýn ezberi bozuldu. O çatý altýnda dönen dolaplar deþifre edildikçe elleri ayaklarý dolaþmaya baþladý.Ondandýr doðuda güneydoðuda DTP’ye karþý birlik beraber oluþlarý. Bize terörden, DTP’nin PKK’li oluþundan diye yutturmaya çalýþacaklar. Öyle de yapýyorlar ama kendileri Irak’ýn kuzeyindeki Kürtlerle üst düzeyde toplantý yapmaktan geride durmuyorlar.Bu ne perhiz bu ne lahana turþusu. Yerel seçimlerde birçok yerde Kürtler CHP adayýný destekleyerek AKP’nin kalelerine saldýrýrken Diyarbakýr’da, Mardin’de, Batman’da Kürtler nedense yalnýz býrakýlýyor. Bence bu seçim iki kutuplu bir seçim. Bakmayýn kayýkçý kavgasýna bu seçimde yoksullar, iþsizler, krizin faturasýný ödemek zorunda olanlar bir taraf; gemicikleri olan, vergi kaçakçýlýðýyla suçlanan maliye bakaný, ihale yolsuzluklarýyla köþeyi dönenler, dahasý da ülkeyi parsel parsel satýþa çýkaranlar bir taraf. Bizler uyutulduðumuz yerden uyanmadýkça bir gün bakmýþýz iþ iþten geçmiþ kölelik kapýmýza dayanmýþ olacak…..? Dostlukla ekmeðin, iþin eþitçe bölüþüldüðü bir dünyaya doðru mutlulukla.

Sev-Der’de Maraþ Katliamý Anmasý

hakký yoktur. Bizler verdiðimiz vergilerin birilerine saltanat deðil hizmet olarak bize dönmesini istemeliyiz .Çünkü biz halkýz. Biz yoksak hiçbir þey yok demektir. Çünkü üreten biziz. Güçlüyüz, güçlülüðümüzün farkýna vardýðýmýzda kimsenin bizi kötü yönetmeye ne gücü yeter ne de cesareti.Burnumuzun dibinde Yunanistan’da bir gencin ölümüyle ülke ayaða kalktý yönetime diz çöktürdü. Biz Yunanistan halkýndan daha mý cesaretsiziz? Hayýr bin kere hayýr! Bu halk kurtuluþ savaþýnda yedi düvele baþ kaldýrmýþ bir halktýr. Nedir bizi her olumsuzluða boyun eðdiren? Bence þudur: Gücümüzün farkýnda olmayýþýmýz, bu gücü doðru temelde harekete geçiremeyiþimizdir. Bizler kitle örgütlerinde güçlerimizi birleþtirip toplumsal muhalefeti yoðunlaþtýrarak hayata geçirdiðimiz zaman bu kötü gidiþin sonu olacaktýr. Sevgili Finikeliler, sizlere þu veya bu adaya oy verin diyemem çünkü bunu demek hiç kimsenin hakký olamaz. Ama gelin gücümüzü birleþtirip bu gücümüzle kim seçilirse seçilsin onun kötü kararlarýnýn önüne set olalým.Gelin Demokratik Güç birliðinde gücümüzü birleþtirerek örgütlülükten gelen gücümüze sahip çýkalým.Sevgi ve saygýlarýmla mutlu yarýnlara hep birlikte.

28 Aralýk 2008 Pazar günü Yenibosna Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardýmlaþma Derneði’nde Maraþ Katliamý anmasý gerçekleþtirildi. Yaklaþýk 50 kiþinin katýldýðý anma katliamda ölenlerin anýsýna saygý duruþuyla baþladý. Açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan konuþmacýlar söz aldýlar. Ýlk konuþmacý olan Aziz Tunç, Maraþ katliamýnýn ve benzeri katliamlarýn yalnýzca Alevilere yönelik birer sindirme hareketi olarak algýlanmasýnýn yanlýþ olduðunu, devletin bu katliamlarý birbirine yakýnlaþarak güç birliði yapan ve büyük bir toplumsal muhalefet hareketi oluþturan devrimcileri, Kürtleri ve Alevileri parçalamak için sistemli bir þekilde planladýðýný belirtti. Daha sonra Þexo Demir katliamýn devletin bir oyunu olduðunu, bunu valinin ve askerlerin olaylara seyirci kalmasýndan anlayabileceðimizi söyledi. Konuþmacýlardan sonra soru-cevap ve görüþ bölümüne geçildi. Bu bölümde KöZ adýna konuþan yoldaþ, Alevilere yapýlan katliamlarýn gerçekleþtiði dönemlerin tümünde iktidarda sosyal demokratlarýn olduðunu belirterek baþladýðý konuþmasýna þöyle devam etti: “CHP Alevilerin ezilmiþliklerini istismar ediyor. Ýçinde bulunduðumuz düzene ve AKP’ye karþý durmak için CHP’ye yedeklenmek zorunda deðiliz. Kitleler ancak kendi baðýmsýz örgütlenmelerini yaratarak AKP’ye karþý güçlü bir duruþ sergileyebilirler. Bugün 24 sosyalist oluþumun bir araya gelerek oluþturduðu bir seçim platformu var. Eðer bu platformun belirleyeceði ortak adaylarý desteklersek tüm ezilenler olarak güç biriktirebiliriz.”

Finike’de Seçim Çaðrýsý Ýþte Böyle Dal Boylu Fadimem Su Duruldu Kel Göründü Seçim arifesinde benim güzel ülkemin saf ve temiz insanlarý neler gördü nelere tanýk oldu çünkü su duruldu bulanýk sudaki talancýlar göründü. Bizi yönetsin diye seçtiklerimiz neler, neler yapmýþlar oy isterken. Ayaðýmýza turab olanlar baþýmýza geçince krallýklarýný ilan ederek korku imparatorluklarýnda astýðý astýk kestiði kestikle davranýrken bizlere yoksulluk ve çaresizlik dayatýldý.Ülkemizin deðerleri bir bir talan edilerek fatura hep biz halka ödetildi. Artýk korkularýmýzdan sýyrýlarak KOMÜNÝST KÖZ- AYLIK SÝYASÝ GAZETE mahallemizdeki muhtara SAHÝBÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ: þehrimizdeki belediye baþkanýna ÞÜKRÜ DEMÝR meclise gönderdiðimiz vekile YÖNETÝM YERÝ: ÜSKÜDAR CADDESÝ, PINAR hesap sorma zamaný gelmiþti. Su PASAJI, KAT:2 NO:39 KARTAL ÝSTANBUL duruldu. Kimsenin bizi kötü TELEFON: 0216 387 50 90 kokularla dolu, suyundan yüzlerce BASILDIÐI YER: ÖZDEMÝR MATBAASI kiþinin hastanelere düþtüðü, halka MATBAA ADRESÝ: DAVUTPAÞA CAD. açýk parkta kadýn pazarlanan bir GÜVEN SANAYÝ SÝTESÝ C BLOK No: 242 þehirde yaþamaya mecbur kýlma TOPKAPI-ÝSTANBUL TELEFON: 577 54 92

Ýçinde çalýþtýðýmýz kurum olan Deri Ýþçileri Derneði’nde öncesinden haberdar olduðumuz eyleme dair toplantýmýzda gündem aldýk. Tekstil Ýþçileri Bülteni çalýþanlarýnýn MTK’da (Manifatura-Tekstil-Konfeksiyon Çarþýsý) bildiri daðýtýmý sýrasýnda saldýrýya uðramalarý ve ardýndan gözaltýlar yaþanmasý üzerine dernek olarak düzenleyecekleri basýn açýklamasýna katýlma kararý aldýk. 11 Ocak günü Buca Forbes giriþinde yapýlan basýn açýklamasýna birçok arkadaþýmýzla katýldýk. Eyleme katýlým sýnýrlý da olsa içeriði ve sýnýf dayanýþmasý açýsýndan oldukça anlamlýydý. Yaþanan saldýrýnýn aktarýldýðý eylemde iþçilerin emekçilerin krizin faturasýný ödemeyeceði vurgusu yapýldý. “Köle deðil iþçiyiz, örgütlüysek güçlüyüz”, “Baskýlar Bizleri Yýldýramaz”, “Genel grev genel direniþ” sloganlarýnýn atýldýðý eylemin sonunda Deri Ýþçileri Derneði’ne de desteði için teþekkür edildi ve Filistin halkýyla dayanýþma çaðrýsýnda bulunuldu. Biz deri iþçileri olarak tekstil ve ayakkabýda çalýþan iþçilerin çalýþma ve yaþam koþullarýna dair sorunlarýn bizimkilere yakýn olduðunu biliyoruz. Bu ortak sorunlara ortak çözümler yaratmak gerektiðini savunuyoruz. Bu bakýmdan iþçi sýnýfýnýn mücadelesinde karþýt sýnýfýn her saldýrýsýný kendimize yapýlmýþ sayýyor, dayanýþmayý önemsiyoruz. Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý! Ýzmir’den Deri Ýþçisi Bir Komünist

Mustafa POLAT Yazýlar www.finike.com.tr adresinden alýnmýþtýr.


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

KöZ

MART 2009

9. Kitle Örgütleri Buluþmasý Gerçekleþti 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu'nun Ýkinci günü ise geniþ katýlýmlý bir forum gerçekleþti. Alt baþlýklarý “Yerel Yönetimler ve Kitle Örgütü Ýþbirliði”, “Yerel Seçimlerin ve Yerel Yönetimlerin Emekçilerin Örgütlenmesi için Sunduðu Olanaklar”, “Yerel Yönetimler Üzerinde Halk Denetimi” olan forumlarda Diyarbakýr Yeniþehir Belediye Baþkaný Fýrat Anlý, Diyarbakýr Baðlar Belediye Baþkaný Yurdusev Özsökmenler ve Ýstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel birer konuþma yaptýlar.

9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu, 31 Ocak-1 Þubat 2009 tarihleri arasýnda Ýstanbul'da 1 Mayýs Mahallesi'nde yapýldý.Ýstanbul, Ankara, Ýzmir, Bursa, Diyarbakýr, Turgutlu/Manisa, Denizli, Finike/Antalya gibi çeþitli illerde çalýþma yürüten kýrkýn üzerinde kitle örgütünün bir araya geldiði 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluþmasý'nýn dokuzuncusuna yerel seçimler damga vurdu. Buluþma’nýn ilk günü birçok kitle örgütü ve yerel yönetim temsilcileri çalýþma atölyeleri, paneller ve deneyim aktarýmlarýnda bir araya gelip, kendi sorunlarý etrafýnda yerel yönetimler ile baðlarýný güçlendirmenin koþul ve olanaklarýný tartýþtýlar.

Kitle Örgütleri Çalýþma Atölyelerinde ve Panellerde Sorunlarýný ve Taleplerini Tartýþýyor Çalýþma atölyelerinde iþçi dayanýþma kurumlarý ve kültür sanat alanýnda çalýþan kurumlar yerel yönetimlerle olan ilþkilerinin nasýl olmasý gerektiðini, nasýl bir yerel yönetime ihtiyaç duyduklarýný tartýþtýlar. Eðitim alanýnda çalýþan kurumlar, yerel yönetimlerden taleplerini oluþturdular. Bunun yaný sýra kitle örgütleri Bin Umut Vekilleri ile olan iletiþimin nasýl

kurulacaðýný somutladýlar. Bunun yaný sýra Koordinasyon buluþmasýnýn ilk günü yapýlan panellerde "Alevilik ve Yerel Yönetimler", "Yerel Yönetimler ve Göç", ve "Kriz, Esnek Üretim ve Taþeronlaþma" gibi konular tartýþýldý. Baðlar Belediye Baþkaný Yurdusev Özsökmenler , Diyarbakýr Yeniþehir Belediye Baþkaný Fýrat Anlý, Turgutlu Ýþçi Dayanýþma Derneði'nden Cevher Özdemir ve Diyarbakýr Göç-Der'den Dursun Özdoðan'ýn konuþmacý olarak katýldýðý "Yerel Yönetimler ve Göç" paneli'nde hem zorunlu göçün etkileri hem de Diyarbakýr belediyelerinin yoksulluk içinde yaþayan göç etmiþ halký yönetime katmak, onlarýn sorunlarýný onlar ile beraber çözmek için ne yaptýðý somut örneklerle anlatýldý.

Konuþmalarýnda Diyarbakýr’da belediyeler ile kitle örgütleri arasýndaki iþbirliði deneyimlerini aktaran Anlý ve Özsökmenler, ardýndan kitle örgütü temsilcilerinin sorularýný yanýtladýlar. Sebahat Tuncel ise yerel seçimlerde düzen partilerinin karþýsýna demokrasi güçleri olarak geçmenin öneminden bahsetti. Forumda söz alan kitle örgütleri ve e m e k ç i l e r, n a s ý l b i r y e r e l y ö n e t i m istediklerini,yerel yönetimlerden taleplerini,bu yerel seçimlere nasýl hazýrlanmak gerektiðini ve yerel yönetimleri nasýl denetleyeceklerini tartýþtýlar. (9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu Aktarým Broþürü'nden alýnmýþtýr. 9. Kitle örgütleri koordinasyonu üzerine ayrýntýlý bir döküme www.koordinasyon.net adresinden ulaþýlabilir)

Sayfa

3

9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu'na Nasýl Hazýrlandýk? 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu içinden geçtiðimiz yerel seçim döneminde, komünistler açýsýndan ayrý bir önem taþýyordu. 9. Koordinasyon buluþmasý, kitle örgütlerinin yerel seçimlerde taleplerini oluþturabilmesi, yerel seçimlerde nasýl bir çalýþma yapacaklarýný somutlamalarý ve emekçilerle beraber çalýþan yerel yönetim deneyimlerinin hem geçmiþteki hem de bugünkü örnekleriyle paylaþýlabilmesi açýsýndan önemli bir araçtý. Komünistler de içinde çalýþtýklarý kitle örgütlerinde 9. Koordinasyon buluþmasýna bu bilinçle hazýrlandýlar. 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluþmasý’nýn hazýrlýk sürecindeki önemli adýmlardan birisi Diyarbakýr’daki belediyelere ve kitle örgütlerine yapýlan ziyaretlerdi. Ýçinde çalýþma yürüttüðümüz bir eðitim kooperatifinin gerçekleþtirmiþ olduðu Diyarbakýr Büyükþehir Belediyesi dahil olmak üzere yapýlan belediye ziyaretlerinde, kitle örgütleri koordinasyonu anlatýldý, Diyarbakýr’da belediyelerin kitle örgütleriyle beraber nasýl çalýþtýðý üzerine deneyim aktarýmlarý yapýldý ve belediye baþkanlarý ve ekipleri 9. Koordinasyon buluþmasýna davet edildi. Diyarbakýr ziyaretlerinde ayný zamanda Sarmaþýk, GÖÇDER, Dikasum gibi kurumlar da ziyaret edilerek bu kurumlarýn emekçilerin, ezilenlerin örgütlenmesi için nasýl bir çalýþma yürüttükleri ve yerel yönetimlerle olan iliþkileri somutlandý. Bu süreç boyunca, içinde çalýþma yürüttüðümüz eðitim kooperatifinde, kooperatifin yerel yönetimlerden taleplerini oluþturmaya çalýþarak, kurumlar içerisinde “yerel yönetimleri nasýl denetlemeli” ve “29 Mart seçimlerinden ne bekliyoruz” konularýný tartýþarak kitle örgütleri koordinasyonuna hazýrlandýk. Yapýlan tartýþmalarda, yapacaðýmýz yerel seçim çalýþmasýnýn kooperatifin çalýþmasýný güçlendirmesi gerektiði, kooperatifin hâlihazýrda yapmakta olduðu iþleri daha iyi yapabilmek için yerel yönetimlerden nasýl faydalanabileceðini tartýþtýk. Yapýlan ortaklar toplantýlarý sonucunda çalýþmamýzýn bulunduðu pek çok mahallede ve

Yapýlan deneyim aktarýmlarýnda Diyarbakýr'dan gelen Sarmaþýk Yoksullukla Mücadele ve Kalkýnma Derneði yaptýklarý çalýþmalarý, yerel yönetimlerle kitle örgütlerinin kurabileceði iliþkileri aktardýlar. Finike Pazarcý Esnafý Derneði ve Umut Kültür Derneði de yerel seçim çalýþmalarýný aktardýlar. Ayný zamanda Fatsa deneyiminin canlý bir tanýðý olan Sedat Göçmen, Fatsa deneyimini aktardý.

ilçede Birlikte Baþarabiliriz Platformu’nun aktif bir bileþeni olduk. 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu çalýþmasýný da bu süreci daha da güçlendirecek bir çalýþma olarak örgütlemeye çalýþtýk. 9. Koordinasyon buluþmasýna hazýrlanýrken, daha önce ortak çalýþma deneyimimizin bulunmadýðý pek çok kitle örgütüyle iliþkilerimiz geliþti. 9. Koordinasyon buluþmasý, bu iliþkileri daha da ileri taþýyabilecek önemli bir zemin oluþturdu. 9. Koordinasyon buluþmasýndaki çalýþma atölyelerinde oluþturulan

ÝZMÝR’DE SÖZ VAROÞLARDA! Ýzmir'de 22 Þubat Pazar günü "Söz Sýrasý Varoþlarda" Forumu düzenlendi. Bu forumu Ýzmir ve çevresinden 10 kitle örgütü (Alevi-Der, Deri Ýþçileri Derneði, Doðal ve Kültürel Çevre Ýçin Yaþam Giriþimi, Ege 78'liler Derneði, Kuruçeþme Gecekondu Halk Ýnisiyatifi, Limontepe Kondularda Yaþam Kooperatifi, Öðrenci Velileri Derneði, Özgür Yaþam Eðitim ve Dayanýþma Kooperatifi, Tiyatro Evi Kültür Sanat Merkezi, Turgutlu Gündelikçi Ýþçiler Derneði) birlikte örgütlediler. 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonundan edinilen deneyimler Kitle örgütleri koordinasyonu aracýlýðýyla tanýþýlan Finike Pazarcýlar Esnafý Dayanýþma Derneði(Antalya), Denizli Eðitim ve Dayanýþma Derneði, Umut Derneði(Ankara), Mudanya Deniz Kültür ve Sanat Evi(Bursa), Mayýsta Yaþam Eðitim ve Dayanýþma Kooperatifi (Ýstanbul) foruma katýldýlar. Forumda kitle örgütlerinin çalýþmalarý ile yerel yönetimler arasýndaki iliþkiler tartýþýldý. Söz alan kitle örgütleri yerel yönetimlerden somut taleplerini dile getirdiler. Ayrýca Birlikte Baþaracaðýz Platformu Büyükþehir Belediye Baþkaný adayý Arif Ali Cangý, muhtar adaylarý ve belediye meclisi adaylarý söz aldýlar. Forum Mayýsta Yaþam Kooperatifi aktivislerinin hazýrlamýþ olduðu 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonunu anlatan bir slayt gösterimi ile baþladý. Slayt gösteriminin ardýndan Bin Umut Vekili Sebahat Tuncel bir konuþma yaptý. Tuncel konuþmasýnda ezilenlerin ve emekçilerin kendi alternatif siyasetini oluþturup mecliste gündem edilmesi gerekliliðini ve iþçi emekçiler cephesinden yerel yönetimlerde kazanýlacak mevzilerin önemine deðindi. Sebahat Tuncel’den sonra kitle örgütleri söz aldý. Forumda kitle örgütleri söz aldýktan ve yerel yönetimlerden taleplerini dile getirdikten sonra forumun üçüncü baþlýðýna geçildi. Bu baþlýk altýnda yerel yönetimlerde aday olanlar söz aldý.

Birlikte Baþaracaðýz Büyükþehir Belediye Baþkaný Adayý Arif Ali Cangý: "Sevgili Dostlar, Biz niçin kalkýþtýk bu iþe? Söz sýrasýnýn sürekli varoþlar olmasý için kalkýþtýk. Bizim sorunlarýmýz, çözüm önerilerinin halk meclislerinden çýkmasýný istiyoruz. Doðrudan demokrasinin saðlanmasýný istiyoruz. Bütçenin ortaklaþa yapýlmasýný, denetlenmesini istiyoruz. Üreten biziz, yöneten de biz olacaðýz denildi. Kentsel dönüþüm denilen þey, tamamen rant saðlamaya yönelik bir programdýr. Ýnsanlarýn barýnma hakký vardýr, saðlýk hakký vardýr. Kuruçeþme'de bir toplantýda, 7 yaþýndaki bir çocuk evimin yýkýlmasý korkusuyla yaþamak istemiyorum dedi. Bu çok önemli iþte! Taþeronlaþma Türkiye'nin genel bir sorunu. Bizim yöneticilerimiz de taþeron. Küresel sermayenin taþeronlarý. Ýþ güvenliðini güvence altýna alacaðýz. Biz saðlýk ocaklarýný yeniden oluþturacaðýz. Kamu hizmetleri kar zarar hesabýyla yapýlmaz. Sermayenin deðil halkýn belediyesi olacaðýz. Eðitim öðretim konusunda yerel yönetimlerin yapacaðý çok þey var. Bunu hep birlikte yapacaðýz.” Birlikte Baþaracaðýz Buca Belediye Baþkan Adayý: “Merhaba Arkadaþlar. Ben bugün burada olmasaydým sizlerin arasýnda olacaktým. Kuruçeþme’de yýkýmlarla karþý mücadele eden arkadaþlarýn kurumuyla ya da bir kadýn örgütünün çalýþaný olarak buraya gelecektim. Þunu demek istiyorum, biz siziz; siz bizsiniz! Bu nedenle kazanacak da yönetecek de hepimiz olacaðýz. Biz sizin yönetiminizi uygulayan kiþiler olacaðýz.” Birlikte Baþaracaðýz Çiðli Belediye Baþkan Adayý Hasan Hüseyin EVÝN: “Bizim burada bir araya gelmemizin önemi var, biz burada makam kazanmak için deðil, bu düzenden rahatsýz olduðumuz için geldik. Kürt emekçilerinin yaþadýklarý sorunlarý ortadan kaldýrma inancýyla beraber olduk. Ýþçinin, iþsizin sýkýntýsýna çözüm bulacak bir yaþam için bir araya geldik. Çocuklarýmýzýn gençlerimizin yarýna bakabileceði bir yaþam için bir araya geldik. Sadece 29 Mart için bir araya gelmedik. Ýnsaný yok eden, doðayý yok eden kapitalizme karþý, bir þeyleri deðiþtirmek için bir araya geldik. Birlikte baþaracaðýz

talepleri, içinde bulunduðumuz platformlarda dillendirdik, platformlarýn ortak programlarýna bu taleplerin de eklenmesini önerdik. Buluþma sonrasýnda çýkan 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu aktarým broþürü de, seçim sürecinde kullanabileceðimiz, ve kullanmaya çalýþtýðýmýz önemli bir araç oldu. Ayný zamanda koordinasyon buluþmasý sýrasýnda edindiðimiz deneyimler, bizim yerel seçim çalýþmalarýndaki propagandamýzda sýk sýk kullandýðýmýz önemli bir araç oldu. Yerel seçimler sürecinde, 9. Koordinasyon buluþmasý dolayýmýyla edindiðimiz deneyimleri ve araçlarý daha verimli bir þekilde kullanmayý hedefliyoruz. 29 Mart’a bu deneyimler ve hedefler ýþýnda hazýrlanýyoruz. Ýstanbul’dan Komünistler

demeye devam etmeliyiz. Biz bugünden kazandýk aslýnda, çünkü bizler çalýþmalarýmýzý sürdürürken yeni bir þey yapmýyoruz, dün ayrý ayrý yapýlan çalýþmalarý bugün birlikte daha yoðun yapýyoruz. Emekçilerin kimliðine, siyasetine bakmadan, kendileri için örgütlenmeleri gerektiðini bilerek, halk meclislerini kurarak geliyoruz. Bunlarý yaptýðýmýzda, halk meclisleri güçlerini de ensemizden soluklarýný da eksik etmeyecekler. Dünyayý üreten, yaratanlarýn gücü vardýr. Evet, biz üretiyoruz, biz yönetmek zorundayýz." Derya Özgüzel - Yeþiller Parti Konak Adayý: "1981 doðumluðum. Benim Konak'ta belediye baþkan adayý olmamýn sebebi, genç ve kadýn bir adayýn bunu yapabileceðini anlatmak. Ben tek baþýma da yapmayacaðým bunu. Benim arkamda emekçiler var. Emekçilerle beraber, ortaklaþa çalýþmayla bunu yapabiliriz. Deneyim yaþla kazanýlan bir þey deðil bu þekilde ortaklaþa çalýþmayla kazanýlan bir þeydir." Yalçýn Yanýk - Konak Belediyesi Meclisi Encümen Adayý: “DTP’den adayým. Afrikalýyým, komünistim, iþçiyim, sömürülen bir deri iþçisiyim. Emekçilerin sesiyim arkadaþlar. Ben pozitif olarak baþka bir þey talep edeceðim arkadaþlardan. Bizim öðrenmemiz gerekiyor. Yaný baþýmýzdaki Kürdistan coðrafyasýndan öðrenmemiz gerekiyor. Bizim örgütlenmemiz gerekiyor. Ancak bu þekilde mücadele edebileceðimizi, haklarýmýzý alabileceðimizi düþünüyorum. Bu biz seçilsek de seçilmesek de yapabileceðimiz, yapmamýz gereken bir þey. Rekabet deðil dayanýþma, yaþasýn sýnýf dayanýþmasý." Örgütleyen kurumlar adýna yapýlan bir kapanýþ konuþmasý ile forum sona erdi. Salon görevlileri sorun yarattýðý için forumu 2 saat öncesinde bitirmek zorunda kaldýk. Durum böyle olunca da etkinliðe katýlan emekçilere söz verme fýrsatý bulamadýk. Foruma yaklaþýk 180 kiþi katýlým gösterdi. Forum tarihinden 10 gün önce Limontepe, Kuruçeþme, Kadifekale mahallerine ve Çiðli, Çankaya, Konak, Basmane semtine 1000 adet afiþ yapýldý, 4000 adet el ilanlarý daðýtýldý. Ayrýca forum günü için belediyeden

3 ücretsiz otobüs talep edildi. Talebimiz kabul edilmesine raðmen forumdan bir gece önce 2 tane küçük minibüs gönderileceðini öðrendik. Gelen araçlarý 2 bölgeye yönlendirdik. Bir tanesi önce Limontepe mahallesine uðradý sonra Kuruçeþme mahallesi sakinlerini aldý. Diðer araç ise Güzeltepe mahallesine gönderildi. Hem araçlarýn yetersiz oluþu hem de forum tarihinde seçim bürolarý açýlýþlarý olmasý katýlýmý düþürdü. Yukarýda saydýðýmýz nesnel nedenlerden dolayý bir takým aksilikler yaþamýþ olsak da forum amacýna ulaþtý. Bizim amacýmýz varoþlarda oturan iþçi ve emekçilerle Birlikte Baþaracaðýz Platformunun adaylarýný ve baþka adaylarý buluþturmaktý. Bu buluþmada da emekçilerin somut sorunlarýndan doðan taleplerini adaylar karþýsýnda dillendirmek esas hedefimizdi. En nihayetinde mahallerde seçim sürecinde yaptýðýmýz çalýþmalarda iþçi ve emekçilerin yerel yönetimlerden taleplerini oluþturmuþtuk. Yaptýðýmýz bu forum sayesinde de bu talepleri ve sahipleri olan emekçileri adaylarla buluþturmuþ olduk. Yerel seçim çalýþmalarý boyunca içinde çalýþtýðýmýz kitle örgütlerinde, mahallelerde, iþçi havzalarýnda emekçiklerin, ezilenlerin kendi haklarý için öne çýkýp sorumluluk almasý yönünde çalýþmalarýmýzý sürdüreceðiz. Emekçilerin, ezilenlerin düzen partilerine deðil; düzen karþýtý güçlerin ortak adaylarýna güvenmesi ve onlara oy vermesi için çaba göstereceðiz. Böylelikle sorunlarý için düzen güçlerinden medet ummayan düzen karþýtý güçlerle buluþtuðu takdirde haklarýný kazanabileceðini gören, farkýna varan ve bu yönde eyleme geçenler güçlenmiþ olacak. Sandýktan bizim adaylarýmýz kazanamayacak da olsa emekçilerin örgütlendirilmesi ve emekçilerin örgütlerinin dayanýþma içinde olmasý sayesinde birlikte kazandýklarýmýzla yolumuza devam edeceðiz. VAROÞLARDA BÝRLEÞ SANDIKLARDA DEVLEÞ! KURTULUÞ YOK TEK BAÞINA YA HEP BERABER YA HÝÇBÝRÝMÝZ! Ýzmir’den Komünistler


T S Ý N ÜMO K

Sayfa

KöZ

4

Kuruçeþme'de Eðitim ve Yerel Seçimler Paneli

Özgür Yaþam Kuruçeþme þubesinde 25 Ocak Pazar günü “Eðitim Kurumlarý ve Yerel Yönetimlerden Beklentileri” konulu panel gerçekleþti. Panele Öðrenci Velileri Derneði (ÖV-DER), Doðal ve kültürel Çevre için Yaþam Giriþimi, Kuruçeþme Halk Ýnisiyatifi ve Özgür Yaþam adýna konuþmacýlar katýldý. Öv-Der adýna konuþan Orhan Yüce, “belediyeler ve yerel yönetimler arasýndaki farkýn ne olduðunu anlamak gerekir” diyerek söze baþladý. Konuþmasýnda kýsaca deðiþen yeni dünya düzeninden bahsederek bunun yerel yönetimlerle baðýný kurarak bir aktarým yaptý. “Her þeyin yeninden yapýlandýðý dünya düzeninde yerel yönetimlerde de bir takým deðiþikliðe gidildi. Belediye hizmetlerinin günden güne özelleþtirilmesi ve belediyelerin STK’larý da içine alan bir örgütlenme anlayýþý ile daha demokratik bir iþleyiþe sahip olduðu yanýlsamasý yaratýlmaktadýr. Emekçiler cephesinden bakýldýðýnda iþleyiþin deðiþmediði de ortadýr. Devlet okullarýn açýlma zamaný emekçi ailelerine dönük daðýtmýþ olduðu çanta, vb eþyalar ile esasen sadaka kültürünü yaymaktadýr. Oysa emekçilerin sadakaya deðil dayanýþmaya ihtiyacý vardýr.”diyerek konuþmasýný sonlandýrdý. Kuruçeþme Halk Ýnisiyatifi adýna konuþan arkadaþ, “varoþlarda yaþayan insanlarýn eðitim seviyelerinin oldukça düþük zaten göç ettiðimiz bölgelerden de çocuklarýmýz okusun diye geliyoruz. Ancak çocuklarýmýz okurken bir çok sorunla yüz yüze kalýyor. Okula ulaþýmdan tutundan bir çok sorunla boðuþuyor. Bugün bizim yaþadýðýmýz mahaller oy yuvasý olarak görülüyor. Kuruçeþme de yýkýmlar zamaný bir siyasi partiye gidip durumumuzu anlattýk ancak çok ilginç tepkilerle karþýlaþtýk. Bu anlamayla bugün burada düzenlenen paneli çok önemsiyorum bizim sorunlarýmýzý tartýþtýðýmýz ve çözüm yollarý aradýðýmýz bu tarz panelleri bizim mahallemizde de yapalým.Yerel seçimler sýrasýnda bizim mahallelerimize oy toplamak

için gelen siyasi partilere karþý yani emek hýrsýzlarýna karþý varoþlarda kýt kanat geçinen emekçiler tek baþlarýna mücadele edemezler. Biz sisteme yedeklenmediðimiz için bugün varoþlarda yaþýyoruz. Birçok sýkýntý ile boðuþurken göç ettiðimiz bölgelerimizin bile kültürünü yaþatamýyoruz. Ancak buna müdahale oluyor ve gecekondularýmýzý baþýmýza yýkmaya geliyorlar. Anayasada barýnma hakkýnýn herkese verilmesi gerektiði yazýyor ancak çeþitli yaftalarla evlerimizi yýkmanýn meþru zeminini yaratýyorlar. Üstelik sadece gecekondularýn tapularýnýn verilmesi yeterli deðil. Gecekondularda yaþayan insanlarýn çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi gerekir” diyerek varoþlarýn durumunu anlatan konuþmacý eðitimle ilgili varoþlarda yaþayan insanlarýn ne türden sýkýntýlar yaþadýðýný kendi yaþadýðý eðitim sorunu üzerinden anlattý: “Ben liseyi takdirle bitiren baþarýlý bir öðrenci idim ancak sýnav için yatýrýlacak parayý bulamadýðým için okuyamadým.Bu tablo aslýnda Güneydoðuda yaþanýrken biz de Ýzmir gibi geliþmiþ büyük bir metropolde benzer sýkýntýlarý yaþýyoruz. Bizim çocuklarýmýz örneðin okullarda verilen ödevleri yapmak için bile yeterli olanaklara sahip deðil. Öðretmenler araþtýrma ödevi verdiði zaman evlerimizde internet olmadýðý için bu ödevleri yapmak da ayrý bir sorun oluyor çocuklarýmýz için. Okula giden yollar asfalt olmadýðý için okula gidene kadar çocuklarýmýz kýþýn yaðmur çamurda üstleri kirleniyor ve hastalanýyor. Üstelik bu da yetmezmiþ gibi çocuklarýmýz okula gittiklerinde arkadaþlarýnýn temiz giyindiklerini gördüklerinde rencide oluyorlar ve dolayýsýyla çocuklarýmýz bu konuda kendilerini hep eksik hissediyorlar.” Konuþmacý arkadaþ varoþlarda yaþanan sorunlar karþýsýnda aile içi þiddet, alkol ve uyuþturucu baðýmlýlýðýnýn arttýðýný söyledi. Sözlerini “tüm sorunlar karþýsýnda sizinle güç birliði yaparak üstesinden geleme için bir arada mücadele edeceðiz.” þeklinde sonlandýrdý.

Doðal ve Kültürel Çevre için Yaþam Giriþimi adýna konuþan arkadaþ, þehirleþme ve gecekondulaþma ile ilgili genel olarak çevre planlamasýndan bahsetti. Daha sonra gecekondular da emekçi çocuklarýnýn yaþam alanlarýnýn iyileþtirilmesi için bir takým önerilerde bulundu. Türkiye’de 5000 kiþiye bir ilköðretim okulu düþmesi gerekirken varoþlarda bu sayýnýn oldukça üstünde olduðunu ve öðrencilerin çok zor þartlar altýnda eðitim gördüðüne deðindi. “Sorun yalnýzca okullarýn kalabalýk olmasýyla da sýnýrlý deðil. Okullarýn imar planlarý bulunduðu þehrin mevsimi gözetilerek yapýlmýyor. Kars’ta Ýzmir’de, Foça'da tek tip mimari yapý bulunuyor okullarda. Dolayýsýyla bu durum kullanýlan malzemelerden kaynaklý gereksiz harcamalara neden oluyor. Ayrýca okullar deprem karþýsýnda yýkýlma tehlikesi en fazla olan yapýlar. Bu yapýlarda kullanýlan malzemeler kalitesizdir. Bu tablo eðitimin inþaat rantlarýna teslim edildiðini göstermektedir”. Konuþmacý bunun yanýsýra sadece okullarda deðil okul dýþý yaþam alanlarýnýn da geliþtirilmesi gerektiðinin altýný çizdi: “Örneðin halihazýrda bu park alanlarý belediyeler tarafýnda otopark alanlarýna çevrilip bu araziler rant alaný haline g e t i r i l i y o r. E m e k ç i ç o c u k l a r ý n ý n faydalanabileceði park alanlarýnýn yapýlmasý gerekiyor”. Konuþmacý mahallerde yaþayan emekçi çocuklarýnýn ulaþým sorunundan kaynaklý yaþadýðý sorunun zaman kaybýna neden olduðunu bu nedenle de diðer eðitim görenlerle eþit koþullarda olmadýðýna dolayýsýyla okul ve ev arasý ulaþýmýn fiziki koþullarýn iyileþtirilebileceðine deðindi. Ayrýca eðitim alanýnda yaþanan sorunlar karþýsýnda eðitime destek çalýþmasý yürüten kurumlar arttýrýlabilir ve öðrencilerin ulaþým ücretleri düþürülebilir dedi. Son olarak Özgür Yaþam adýna konuþan arkadaþ, yerel seçimlerde eðitim alanýnda talepleri ortaya koymak üzere nasýl çalýþmalar yapýldýðý ve yapýlabileceði üzerinde durdu. Esas önemli konunun emekçilerin örgütlenerek bu talepleri oluþturmasý ve bu taleplerin takipçisi olmasý ile ilgi olduðunu vurguladý. Eðitim ve Özgür Yaþam’ýn eðitim alanýna iliþkin bakýþý ve yerel yönetimlerden talepleri hakkýnda görüþlerini söyledi. Katýlýmcýlarýn soru ve görüþleri alýndýktan sonra panelistler de son sözlerini söyledi. Özgür Yaþam Kooperatifi çalýþanlarý bu panelde yapýlan konuþmalar ýþýðýnda yerel seçimlerde öne çýkarttýðý talepleri belirledi. Belirlediði talepleri 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu’na taþýyarak diðer eðitim kurumlarý ile taleplerini ortaklaþtýrdý. Ýzmir’den Komünistler

Okmeydaný’nda Seçim Börosu Açýlýþý Okmeydaný’nda Seçim Çalýþmalarý Mahmut Þevket Paþa Mahallesi Muhtar adayýný belirledi. Mahallemizde yapýlan yalnýz sol çevreler tarafýndan desteklenen muhtar adaylarýnýn katýldýðý bir önseçim gerçekleþtirildi. 1 Mart günü mahallemizin iki ayrý noktasýnda konulan sandýklarla yapýlan seçime ilgi büyüktü. Yaklaþýk 2300 seçmen sandýk baþýna geldi. Adý seçmen listesinde olanlarýn oy kullandýðý seçimler sonucunda Yalçýn Köse muhtar adayý olarak seçildi. DTP Þiþli Belediye Baþkan Adayý Engin Yardýmcý'nýn Mahmut Þevket Paþa seçim irtibat bürosu açýldý. 7 Mart günü saat 16:00'da Yaklaþýk 200 kiþinin katýldýðý bir miting havasýnda yapýlan açýlýþta Baþkan adayý nasýl bir seçim süreci geçirilmesi ve nasýl bir yerel yönetim anlayýþlarý olduðunu ifade eden bir konuþma yaptý.Halaylarýn çekildiði açýlýþla seçim startý verilmiþ oldu.

Okmeydaný’nda Basýn Açýklamasý

Baþta Ezilenlerin Sosyalist Platformu olmak üzere Atýlým Gazetesi çalýþanlarý, Emekçi Kadýnlar Derneði, Sosyalist gençlik Derneði ve Beksav'a eþ zamanlý yapýlan baskýnlarla birçok devrimci gözaltýna alýndý ve birçoðu içinde arama kararý çýkarýldý. Mahallemizde çalýþma yürüten ESP'li arkadaþlarýn çaðrýsýyla bu saldýrýyý kýnamak için yapýlan basýn açýklamasýna katýldýk. Devrimci dayanýþmanýn her zamankinden daha yoðun olarak hissedildiði bu dönemde bunu bir görev saydýk ve ESP'li arkadaþlarý yalnýz býrakmadýk. Yaklaþýk 70 kiþinin katýldýðý basýn açýklamasýnda sýk sýk “Devrimci Ýrade Teslim Alýnamaz, Yaþasýn Devrimci Dayanýþma, ESP Susturulamaz” sloganlarý atýldý. Açýklamaya bizim dýþýmýzda EKD, Halkevleri, DTP, SODAP, Partizan, DHF, Kaldýraç, ÖDP, Halk Cephesi ve Gençlik Muhalefeti destek verdi. Grup, basýn açýklamasýnýn ardýndan daðýldý. Devrimci irade teslim alýnamaz Yaþasýn Devrimci Dayanýþma Okmeydaný'ndan Komünistler

Yerel seçimlerle ilgili hareketliliðin iyice hýz kazandýðý bu son süreçte Okmeydaný'nda da seçim atmosferine biraz geç olsa da hýzlý bir þekilde girildi. Bir yandan muhtarlýkla ilgili seçim bürolarý açýlýp mahallede afiþ, bayrak ve pankartlar asýlýyor diðer yandan ilçe belediye baþkan adaylýðý ile ilgili benzer çalýþmalar ayý hýzda devam ediyor. Bilindiði gibi Okmeydaný, üç ilçenin kesiþtiði bir noktada bulunuyor. Bu nedenle semt, bir caddenin çizmiþ olduðu sýnýrlarla farklý ilçelere baðlý olabiliyor.Yürütmekte olduðumuz çalýþmanýn ana omurgasý her ne kadar Mahmut Þevket Paþa Mahallesi'nde olsa da yaný baþýmýzdaki Piyalepaþa Mahallesi'ni de bu çalýþmadanÊayrý tutmuyoruz. Bu nedenle bu mahalledeki çalýþmalara da katýlmaya çalýþýyoruz. Piyalepaþa Mahallesinin baðlý olduðuBeyoðlu ilçesi DTP belediye baþkan adayý seçim irtibat bürosu 1 Mart pazar günü 150’nin üzerinde kiþinin katýlýmýyla coþkulu bir þekilde açýldý. Sunum konuþmasýnýn ardýndan söz alan Baþkan adayý Yusuf Çetin programýný aktardý. Büro için mahallede çalýþma yürüten Dayanýþma Evleri seçildi. Yaklaþýk iki saat süren açýlýþ etkinliði, konuþmalarýn ardýndan halaylar ve sloganlarla sona erdi. Okmeydaný'ndan Komünistler

SAYI: 9

MART 2009

1 Mayýs Mahallesi’nde Aday Tanýtým Toplantýsý 15 Þubat günü 1 Mayýs Mahallesi Muþ-Vartolular Derneði’nde, DTP Ataþehir Belediye Baþkan adayý Rýza Taþdelen’in katýldýðý bir toplantý düzenlendi. Vartolular Derneði’nin kendi üyelerine dönük ve aday tanýtýmýna yönelik yapýlan bu toplantýya KöZ ve Proletaryanýn Kurtuluþu olarak biz de katýldýk. Yaklaþýk 100 kiþinin katýldýðý bu toplantýda belediye baþkan adayý Rýza Taþdelen seçim sürecini deðerlendiren bir konuþma yaptý. Bu seçimlerin aslýnda hem düzen partileri açýsýndan hem de bizim açýmýzdan çok büyük önem arz ettiðine deðindi. Bu seçimlerden ne kadar güçlü çýkarsak düzenin bize yapacaðý saldýrýlara da o denli güçlü karþýlýk verebileceðimizi, bu nedenle de seçimlere devrimci demokrat birçok siyaset ve kurumla birlikte katýlmanýn anlamlý ve önemli olduðunu vurguladý. Bu toplantýda biz de söz alarak, bu yerel seçimlerin aslýnda bir referandum niteliði taþýdýðýný, 30 Mart’tan sonra, bu referandumun sonucuna göre emekçilere ve Kürt ulusuna yönelik saldýrýlar artacaðýný ya da bu saldýrýlarýn karþýsýnda emekçiler cephesinden ciddi bir savunma örgütlenebileceðini belirttik. Bu nedenledir ki, kurulmuþ olan “Birlikte Baþarabiliriz” platformunun DTP merkezli güçlü bir seçim çalýþmasý yürütmesinin ve bu seçimlerden güçlü bir çýkýþ yaratmasýnýn oldukça önemli olduðunun altýný çizdik. Yaþamýþ olduðumuz 1 Mayýs Mahallesi’ne yönelik saldýrýlarýn geçmiþten bu yana sürekli devam ettiðini, gelecekte de devam edeceðini söyleyerek bu yerel seçimlerden düzen partileri güçlü çýkarsa mahallemize yönelik bu saldýrýlarýn daha da pervasýzlaþacaðýný ve bizi geçmiþte olduðu gibi evimizden barkýmýzdan edeceklerini vurguladýk. O nedenledir ki, burada bulunanlar olarak eðer evimizi, ailemizi ve geleceðimizi düþünüyorsak gittiðimiz her yerde düzen partilerinin çirkin yüzünü ortaya koyup oylarýn DTP’ye verilmesi gerektiðinin propagandasýný yapmamýz gerektiðinin altýný çizdik. Bu sorumlulukla hareket etmediðimiz müddetçe böyle toplantýlarý yapabileceðimiz bu derneklerimizden, evlerimizden, iþlerimizden ve mahallemizden de olacaðýmýzý söyleyerek konuþmamýzý sonlandýrdýk. Bizim konuþmamýzýn ardýndan, Proletaryanýn Kurtuluþu söz aldý. Bu seçimlerde, CHP’nin ve AKP’nin karþýsýna güçlü bir duruþla çýkmak istiyorsak yüzümüzü “Biz Baþarabiliriz” platformuna dönmemizi ve bu nedenle de burada oylarýmýzý DTP’ye kullanmamýz gerektiðini söyledi. CHP’nin ve AKP’nin var olduklarýndan beri iþçilere, emekçilere, Alevilere ve Kürtlere sürekli zulüm getirdiðini, bunlarýn karþýsýnda örgütlü bir þekilde durup bu seçimlerde DTP etrafýnda kenetlenmenin dýþýnda baþka doðru bir yöntem olmadýðýnýn altýný çizdi. Son olarak, belediye baþkan adayýnýn yöneltilen sorularý yanýtlamasý ile toplantý bitirildi. Düzen Partilerine Oy Yok, Oylar “Biz Baþarabiliriz” Platformuna! 1 Mayýs Mahallesi’nden Komünistler

Denizli’de Esnek Üretim Tartýþýldý

28 Þubat günü derneðin örgütlediði, Demokratik Haklar Derneði’nde gerçekleþen bir forum gerçekleþtirdik. Esnek üretim, taþeronlaþtýrma ve yerel yönetimlerle baðý konulu foruma Denizli’deki siyasetleri ve adaylarý da davet ettik. Foruma, Özgür Yaþam Kooperatifi, Ýzmir Deri Ýþçileri Derneði, Denizli Eðitim ve Dayanýþma Derneði, Eðitim-Sen, Tabipler Odasý, Gençlik Muhalefeti, Demokratik Haklar Derneði ayrýca Demokratik Güç Birliði Platformu belediye baþkan adayý Senay Eker katýldý. Forum baþlangýcý 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonunun slayt gösterimi halinde sunumu ile gerçekleþti. Daha sonra Demokratik Güç Birliði’nin adayý konuþmasýný yapmak üzere kürsüye çýktý. Aday, Denizli için nasýl projeler geliþtirdiðinden, nasýl bir yönetim anlayýþýnýn olduðundan ve halk denetimi ve desteði ile bunlarý gerçekleþtirebileceklerinden bahsetti. Ýkinci bölüm esnek üretim, taþeronlaþtýrma ve bunlarýn yerel yönetimlerle baðýydý. Bu bölümde Tabipler Odasýnýn sunumu ve Ýzmir Deri Ýþçileri Derneði’nin konuþmasý oldu. Forumun son bölümünde serbest kürsüde talepler dile getirildi ve forum böyle son buldu. Forum esasen Demokratik Güç Birliði dýþýnda kalan kurumlarýn da katýlýmýný saðlamasý açýsýndan oldukça anlamlýydý. Kitle örgütlerinin yerel yönetimlerle baðýnýn kurulduðu forumda belediye baþkan adayý program yoðunluðu nedeniyle etkinliðin sonuna kadar kalamadý. Bu nedenle Dernek giriþimi öne çýkan talepleri belediye baþkan adayýna iletmek üzere de sorumluluk aldý.

Gültepe’de 24 Ocak Eylemi Çalýþmasý 29 Mart yerel seçimlerine emekçilerden yana müdahale imkâný yaratmak için Ýzmir’de kurulan Birlikte Baþaracaðýz Platformu birçok ilçede olduðu gibi Konak’ta da yerel bir toplantý düzenledi. 18 Ocak’ta Gültepe’de gerçekleþtirilen bu ilk toplantýya biz de katýldýk. Ancak yeterli irtibatýn saðlanamamasýndan ötürü toplantýya katýlým düþük ve platformda yer alan bileþenlerin temsilcileri düzeyindeydi. Toplantý katýlýmýn düþük olmasý nedeniyle yeteri kadar verimli olamasa da 24 Ocak’ta düzenlenmesi düþünülen eylem için Gültepe’de hazýrlýk yapýlmasý kararý alýnabildi. Biz de “rekabet deðil dayanýþma” vurgusu ile bu toplantýya katýlan deri iþçileri olarak bildiri daðýtýmý konusunda sorumluluk aldýk. Birlikte kararlaþtýrýlan tarihte diðer bileþenlerle buluþup Gültepe Pazar Yeri’nden baþlayarak elimizdeki pankartlarý asmaya baþladýk. Pazara gelen halka, pazar esnaflarýna ve girdiðimiz kahvelerde oturanlara, küresel krize, iþten çýkartmalara, iþsizliðe, yoksulluða karþý bir eylem örgütlendiðini anlatarak bildirilerimizi toplu þekilde daðýttýk. Krizi kapitalistlerin yarattýðý, faturasýný iþçi ve emekçilerin ödememesi gerektiði yönünde ajitasyonlar çekildi. Bildiri verdiðimiz birçok insan haklý olduðumuzu ve yanýmýzda olduklarýný söyledi. Ýþsiz olan çocuklarýna, komþularýna vermek için bildirilerden üçer beþer alan da çok oldu ve bu tablo bizi çok etkiledi. Pazar yerinden sonra mahallenin yukarýsýnda kalan caddelere girerek, esnaflara, otobüs duraklarýnda bekleyen insanlara bildiri daðýtýmý yaptýk. Bildiri daðýtýmýna gelen diðer arkadaþlarla yapýlan iþin gururu içinde vedalaþýp ayrýldýk. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz! Ýzmir’den Deri Ýþçisi Bir Komünist


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

MART 2009

KöZ

Sayfa

5

Bahçelievler’de Eðitim Hakký Etkinliði Ekim ayý öncesinde Eðitim Sen 1 No’lu þubenin çaðrýsýyla Bahçelievler’de Eðitim Hakký Platformu (Halkevleri, Eðitim Sen, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Sev-Der, Bir Umut Derneði, Giresunlular Derneði) oluþturulmuþtu. Eðitim Sen’in “Biz okullarda çalýþma yürütüyoruz, kimi kurumlar öðrenciler kimileri ise veliler arasýnda çalýþma yürütüyor, bu çalýþmalarý ayný alana akýtmamýz gerekli. Bunun içinde ortak çalýþmalar yapmalýyýz” diye yapýlan çaðrý üzerine ilk tartýþmasýný yapan platform bileþenleri öncelikli sorun olarak velilerin, öðretmenlerin ve öðrencilerin bir birinden kopuk olduðunu ortaya koydu ve bu platformun öncelikli amacýnýn bu kesimleri buluþturarak, sorunlarýnýn ortak olduðunun bilince çýkarýlmasýný saðlamak ve birleþik mücadelenin önünü açmak hedefiyle hareket edilmesinde hem fikir oldu. BEHP (Bahçelievler Eðitim Hakký Platformu) ilk toplantýsýný da bu hedef doðrultusunda 29 Ekim 2008 tarihinde gerçekleþtirmiþti: Serbest kürsü bölümünde söz alan veliler, aidat adý altýnda toplanan paralardan, zorunlu din dersi uygulamasýna, okullarýn fiziki koþullarýnýn yetersizliðinden temizlik ve hizmet sorununa, müfredat ile sýnav konularý arasýndaki uçurumdan, eðitimin ticarileþtirilmesine kadar pek çok konuyu yaþadýklarý olaylardan yola çýkarak aktardýlar. ÖSS, SBS gibi eleme sýnavlarýnýn adaletsizliðine, sýnýfsal, cinsel ve ulusal nedenlerle bu sýnavlara daha giremeden elendiklerine dikkat çektiler ve tüm eleme sýnavlarýna karþý elbirliðiyle mücadele etmenin önemine vurgu yaptýlar. Ýçinde çalýþma yürüttüðümüz Mayýsta Yaþam Kooperatifi ortaklarýndan da söz alanlar oldu. Anadilde eðitim sorununa deðinen konuþmada, Türkçe sorularýný çözmekte yaþadýklarý zorluklarý aktardýktan sonra anadilde eðitim istediklerini belirttiler. Ayrýca sýnavýn elemeci yönüne dikkat çeken konuþmalar da yaptýlar. Yapýlan konuþmalar sonrasýnda yaþanan sorunlarýn çok çeþitli, ancak kaynaklarýnýn ve çözüm yollarýnýn ayný olduðuna dikkat çekildi. Bu forumu izleyecek benzer bir etkinliðin de yakýn zamanda Yenibosna’da gerçekleþtirileceði söylendi. Müzik dinletisi ve çekilen halaylarla etkinlik sona erdi. Çalýþma yürüttüðümüz kooperatifin ortaklarýnýn bu etkinliðin benzerini Yenibosna’da yapmanýn önemine deðinen konuþmalarýn bizlere ayrýca moral oldu. BEHP ikinci toplantýsýný Yenibosna’ da yapmayý önüne koymuþtu. Etkinliðin ardýndan geçen süre içerisinde tekrar toplanan kurumlar 4 Ocak 2009 tarihinde Sev-der’de diðer toplantýnýn yapýlmasýný kararlaþtýrdýlar. Biz de içende çalýþma yürüttüðümüz kurumun, bu gündem doðrultusunda güçlenmesini saðlama üzere önümüze hedefler koyduk.

Nasýl bir çalýþma yürüttük?: “Akan Suyun Taþý Delmesi, Gücünden Deðil, Sürekliliðindendir!” Geçmiþ deneyimlerimizden de yola çýkarak, öncelikle

bu çalýþmanýn hedefinin kurumu daha örgütlü kýlmasýný saðlamak yolunda oldu. Komünistlerin yaptýðý çalýþmalara baktýðýmýzda bir sürekliliðin olduðunu ve yapýlan etkinliklerin çalýþmalarýn, ancak etkinliðin sonrasýna da kaldýðýnda bir kazaným olabileceðini akýldan çýkarmadýk ve bu etkinliði, kooperatifin yürütme toplantýlarýný daha etkin kýlmak, öðrenci ve aile komisyonlarý oluþturabilmek, ortaklarýmýzýn ailelerine kooperatifi tanýtabilmek ve kooperatif ortaklarýný etkinliðin örgütlenmesinde özne haline getirebilmek hedefiyle bir çalýþma planý önümüze koyduk. Bu hedef doðrultusunda aile/veli toplantýsý, hoca toplantýsý organize ettik. Aile toplantýsýnda hem kooperatifin tanýnmasýný, amacýný anlatabilmek hem de sýcak bir ortam saðlayabilmek amacýný güttük. Kooperatif ortaklarýnýn kolektif olarak hazýrladýðý yemeðin ardýndan ailelerimizle kooperatif hakkýnda sohbet ettik. Kooperatifin kuruluþ sebebinin eðitimdeki ayrýcalýklara karþý elbirliði etmek, eðitimden elenmek istenen kesimlerin olanaklarýný artýrmak, rekabetin yerine dayanýþmayý koymak ve elemeci eðitim sistemine karþý mücadele etmek olduðunun altýný çizdik. Kooperatifin baðýmsýz bir örgütlenme olduðu ve ortaklarýnýn sahip çýkmasýyla güçleneceðini çeþitli örneklerle anlattýk. Hoca toplantýsýnda üniversite öðrencilerinin niye kooperatifte ders anlattýðýný tartýþtýk. Üniversiteler eðitim sisteminde ayrýcalýk daðýtan kurumlar olarak varlýðýný sürdürmekte, bu ayrýcalýklar da eðitim sisteminden elenen kesimlerin sýrtýndan çýkarak daðýtýlmakta.Üniversite öðrencileri elde ettiði bu ayrýcalýklarý varoþlarda iþçi ve emekçi çocuklarýyla paylaþmasý zorunluluðu, üniversite öðrencilerinin mücadelelerinin bu kesimlerle buluþmadan bir baþarý elde edemeyeceði, eðitim sisteminin de tam da bu bölünmeyi hedeflediðini vurguladýk ve BEHP toplantýsýnda üniversite öðrencilerinin mücadelesinin, ancak öðrenciler, emekçi veliler ve öðretmenlerle buluþtuðunda baþarýlý olacaðýný vurgulamaya karar verdik. Kooperatifimizde uzun süredir kurmak için çaba sarf ettiðimiz öðrenci komisyonunu da bu etkinlik vesilesiyle oluþturduk ve sürekliliðini saðlamaya çabalýyoruz. Bu etkinlik doðrultusunda öðrenci komisyonu bir pano hazýrlamak, hazýrlanan panoyu etkinlikte sergilemek, röportajlar yaparak ÖSS karþýtý film hazýrlanmak ve bu vesile ile kooperatifin ÖSS karþýtý fikirlerini tanýtabilmek olarak koydu. Etkinlik gününde pano hazýrdý ve röportajlarýn yapýlmasý ÖSS karþýtý foruma dek devam edilecek ve kýsa film hazýrlanacak. Öðrenci komisyonunun iþlev kazanmasý, kooperatifteki derslerin düzene konulmasý ve daha faydalý olmasýnýn önünü açar, öðrencilerin etkinlikler düzenleyerek kooperatifin olanaklarýndan yararlanmasýný saðlar, hem kooperatifin hem öðrenci ortaklarýmýzýn daha örgütlü olmasýný saðlar. Komisyonunun sürekliliðini saðlamak ödevlerimiz arasýnda.

Etkinlik uzun süreli tasavvur edildiði için yürütme toplantýsýnda bir yemek organize etmeye karar verildi. Herkesin getireceði yiyeceklerin birleþtiðinde kurulan ortak sofranýn kurulmasý kararlaþtýrýldý. Böylece ailelerimizin getireceði birkaç lokma yiyecek de etkinliði sahiplenmelerini saðlayacak bir adým olacaktý. Bir yýla yakýn zamandýr sürekliliðini saðladýðýmýz Pazartesi ve Cuma dayanýþma yemeklerini bu etkinlik doðrultusunda kaldýraç olarak kullanmaya çabalýk. Dayanýþma yemeklerinin ardýndan ettiðimiz sohbetlere BEHP’in önemi ve eðitim hakký mücadelesi damgasýný vurdu. Kooperatif ortaklarýna çaðrý metni ulaþmasýný saðlayarak, hem kooperatifin tarihçesini, dayanýþmasý dersliklerinin amacýný ve eðitim hakký mücadelesine deðindik hem de BEHP’nun kurulmasýnýn ve örgütlediði etkinliðe katýlmanýn önemini vurguladýk. Lise önlerinde yaptýðýmýz bildiri daðýtýmlarýyla hem etkinliðin duyurusunu geniþ kesimlere ulaþtýrdýk hem de lisedeki tanýdýklarýmýzý etkinliðe davet ettik. 4 Ocak 2009 tarihinde Yenibosna Sevdilli Köy Derneðinde (Sev-Der) BEHP’in ikinci etkinliðini bu hazýrlýklarýmýz doðrultusunda gerçekleþtirdik. Açýlýþ konuþmasýnda öðrencilerin, velilerin ve öðretmenlerin ayný eðitim sisteminden muzdarip olduðunu, Bahçelievler Eðitim Hakký Platformu’nun bu kesimleri buluþturarak, sorunlarýna ortak çözüm aramasýnýn önünü açmak için varolduðunu ve etkinliðin bu amaçla örgütlendiðinin altýný çizen bir açýlýþ konuþmasý yapýldý. Açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan etkinliðimizi ziyaret ederek destek veren DTP Siirt Milletvekili Osman Özçelik’e söz verildi. Eðitimle ilgili sorunlarý tartýþmak üzere bir araya gelen kurumlarý kutladýðýný söyleyen Özçelik, bu toplantýnýn kendisini mutlu ettiðini belirterek sözlerine baþladý. Eðitimin, toplumun en önemli sorunlarýndan biri olduðunu ve toplumlarýn ilerleyebilmesinin eðitimden geçtiðini belirtti ve eðitim sisteminin öðrencileri sindirmeye yönelik uygulamalarýna deðindi. “Bugün eðitim sistemi resmi ideolojinin boyunduruðu altýndadýr. Bu topraklarda Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Arap halklarýndan yaþayanlar vardýr. Ancak eðitim sistemi ýrkçýdýr, çünkü her milletten çocuða sabahlarý derslerine girmeden “Varlýðým Türk varlýðýna armaðan olsun” diyen “andýmýz” okutulmaktadýr. Bu çocuklar neden varlýklarýný Türk varlýðýna armaðan etsinler? Yine ayný þekilde bu topraklarda çeþitli inançlardan toplumlar yaþamaktadýr. Ancak resmi ideoloji burada da kendini dayatmaktadýr. Alevi, Þafi, Hristiyan ve daha bir çok inançtan öðrenciye Sunni-Hanifi mezhep dayatýlmaktadýr. Devletin mezhebinin olmamasý gerekir, tüm dinlere eþit mesefede yaklaþmasý gerekir. Bununla birlikte okullarda kayýt paralarý toplanmakta, çeþitli sebeplerden dolayý velilerden paralar toplanmaktadýr. Ancak bugün eðitime ayrýlan bütçe savaþa yatýrýlan bütçeden sonra gelir. Çocuklarýmýzýn savaþa, topa tüfeðe deðil, kaleme deftere ihtiyacý

vardýr. Ýþte biz DTP olarak mecliste bunlarýn kavgasýný veriyoruz ve elimizden geldiðince sizleri mecliste temsil etmeye çalýþýyoruz” diyerek sözlerini sonlandýrdý ve baþka ziyaretlerinin de olmasýndan kaynaklý müsaade isteyerek etkinlikten ayrýldý. Ardýndan BEHP adýna konuþma yapmasý için söz Eðitim Sen 1 No’lu þubeden gelen arkadaþa verildi. Oldukça canlý geçen serbest kürsü bölümünde veliler ve öðrenciler eðitim sorunun farklý boyutlarýna kendi yaþadýklarýndan yola çýkarak deðindiler. ÖSS’ye hazýrlanan bir tekstil iþçisi arkadaþ, sýnava nasýl hazýrlandýðýný anlattý. “Ben hafta içi konfeksiyon atölyesinde günde 12 saat çalýþýyorum. Ýþten geldikten sonra genelikle yemek yedikten sonra televizyon karþýsýna geçip dinleniyorum. Ardýndan ders çalýþmaya çabaladýðýmda bu bana iþkence oluyor. Hafta sonlarý ÖSS derslerine giriyorum, zaman zaman ders çalýþsam da yeterince faydalý olmuyor. Ancak herkes ÖSS’ye bizim gibi hazýrlanmýyor. Ben açýk öðretimden liseyi bitirmeye çalýþýrken kimileri özel lise ve fen liselerinde okuyor, genellikle de ÖSS’yi kazananlar onlar oluyor. Dershanelere gidip, özel derslerle sýnava hazýrlanýyorlar, biz ise hem çalýþýp hem sýnava hazýrlanmak zorundayýz.” Sýnava hazýrlanan kýz arkadaþlarýmýz da söz alarak, kadýn sorunun ÖSS’ye hazýrlanan kýzlar üzerindeki etkilerinden bahsettiler. “Sýnava hazýrlanýrken ev iþlerini de beraberinde yapmak zorundayýz. Bulaþýk yýkamak, yemek yapmak, evi temizlemek… erkek kardeþlerimiz sýnava hazýrlanýrken böyle hazýrlanmak zorunda kalmýyor.” Ardýndan söz alan SBS öðrencileri de SBS’nin adaletsizliðine deðindi. “Biz okulda aldýðýmýz öðrenimden yararlanmak istiyoruz, derslerde parmak kaldýrýyoruz. Test çözmeyi öðrenmiyoruz. Bazý arkadaþlarýmýzýn maddi durumlarý iyi, dershaneye gidiyorlar. Okuldaki derslerde parmak kaldýrmýyorlar ama test çözmeyi öðreniyorlar. Onlar SBS’ de bizden daha baþarýlý oluyorlar” Veliler, okullardaki yaþanan ýsýnma sorununa, yeterli öðretim verilmediðine, okullardan sürekli istenen kayýt ve katký paralarýna, öðrencilerin SBS ve ÖSS’ye hazýrlanmalarýnýn maddi olanak gerektirdiðine deðindiler. Bahçelievler Eðitim Hakký Platformu çalýþmasýna, kooperatif ortaklarýný kendi sorunlarý üzerinden politikleþtirmek ve harekete geçirebilmek, kooperatifi örgütlü kýlabilmek ve kolektif bir etkinlik hazýrlýk yapmaya özen gösterdik. Dolayýsýyla çalýþmamýz 4 Ocak günü ile sýnýrlý kalmadý ve kolektif çalýþmanýn önünü açan, ortaklarý politikleþtiren, kooperatifi daha örgütlü kýlan bir sürekliliðin ifadesi oldu. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz! Yenibosna’dan Komünistler

Yenibosna’da Encümen Adayý Tanýtým Toplantýsý Mayýsta Yaþam Kooperatifi Yenibosna þubesinde artýk gelenekselleþen cuma yemeklerinde bu sefer Encümen adaylarýnýn tanýtacaðý bir sohbet düzenlendi. Kýsa sürede yapýlan hazýrlýða raðmen sohbete öðrencilerin ailelerinden, kooperatif gönüllülerine, dostlarýna kadar geniþ bir katýlým oldu. Uzun süredir yürütülen dayanýþma yemekleri faaliyetinin sürekliliðinin saðlanmasýnda çaba gösterdik ve bu yemekler kimi zaman 5 kiþiyle, kimi zaman 15 kiþiyle, kimi zaman da 6 Þubatta olduðu gibi 35 kiþiyle gerçekleþiyor. Bu yemekleri yürütülen seçim çalýþmasý ile birleþtirerek güçlenmesini amaçlýyoruz. Cuma yemeðinde Mayýsta Yaþam Kooperatifi Yenibosna þubesinin Encümen adaylarýný tanýtacaðý bir sohbet düzenlendi. Kýsa sürede yapýlan hazýrlýða raðmen sohbete öðrencilerin ailelerinden, kooperatif gönüllülerine, dostlarýna kadar geniþ bir katýlým oldu. Katýlýmda gelenekselleþen Cuma yemeðinin de etkisi oldu. Sohbete ilk olarak Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin yerel seçim platformuna giden sözcüsü, yerel seçim platfomunda konuþulanlarý aktararak baþladý ve kooperatifin bu seçim sürecine katýlmasýyla eðitim dayanýþmasý faaliyetini güçleneceðinin altýný çizen bir konuþma yaptý. Ardýndan sözü Encümen adaylarý aldý. Adaylar yerel seçimler sürecinde sol sosyalist güçlerin oluþturduklarý platformun çýkardýðý adaylarý desteklemenin önemli olduðunu, AKP’nin saldýrýlarýna karþý durabilmenin CHP’ye yedeklenerek deðil, bu platformu destekleyerek mümkün olabileceðini

vurguladýlar. Ardýndan yerel seçimlerde kazanýlacak muhtarlýklarýn, encümenliklerin kooperatifin çalýþmasýný güçlendireceðini, kitle örgütlerin sorunlarýnýn belediye meclisinin toplantýlarýnda gündem edilebilmesinin önemine deðinildi ve belediyeyle ortak çalýþmalarýn yapýlabileceðini, bunun Kürt illerindeki belediyelerde somut örneklerinin olduðu, 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluþmasý’nda anlatýlan Diyarbakýr’ daki yerel yönetimler ve kitle örgütlerinin beraber yaptýðý çalýþmalardan görebilebileceðini anlatýldý. Kazanýlacak encümenliklerin, belediye meclisinde nelerin olup bittiðinin takip edilebilmesi için, orada dönen tezgahlarý öðrenebilmek için ve kooperatifin, ezilenlerin yerel yönetimlerden taleplerini takip edebilmesinin önünü açacaðý için önemli olduðu konuþuldu. Sohbete katýlan bir kooperatif ortaðý, elimizde önemli bir güç yokken seçim platformunu desteklemeyi anlamlý bulmadýðýný, AKP’yi geriletmek için CHP’ yi desteklemenin daha anlamlý olduðunu, aksi halde yapýlacak çalýþmanýn AKP’ye yarayacaðýný söyledi. Kýlýçdaroðlu’nun eski solcu olduðunu, dürüst ve Dersimli bir Alevi olduðunu söyledi.

Bir yoldaþýmýz söz alarak AKP’ nin saldýrýlarý karþýsýnda CHP’ nin alternatif olamayacaðýný, sol sosyalist güçlerin CHP’ ye yedeklenmesinin yanlýþ olacaðýný, bunu yakýn tarihe, örneðin Ecevit dönemine baktýðýmýzda görebildiðimizi, Alevilere, Kürtlere, devrimcilere yapýlan baskýlarýn sosyal demokratlarýn iktidarda olduðu dönemlerde arttýðýný belirtti. Buradan yola çýkarak CHP’nin bizim alternatifimiz olmamasý gerektiðini, genel seçimlerde meclise giren Bin Umut adaylarýnýn yakýcý sorunlarýmýzý mecliste, alanlarda duyurduðunu, yerel seçimlerde de genel seçimlerde olduðu gibi mevziler elde edebileceðemizi, bunun için de kendi öz gücümüze güvenmemiz gerektiðini söyledi. Bizim yaptýðýmýz çalýþmalarýn AKP’ye karþý oy bölmek olmadýðýný, bunu CHP’nin yaptýðýný, bizi karþý karþýya getirmeye çalýþtýðýný ve ezilenleri kendi tarafýna çekmek istediðini, Kýlýçdaroðlu’nun ise ezilenlerin tarafýnda ise, dürüst kalmak istiyorsa niye bizim yanýmýzda olmadýðýný sorgulamamýz gerektiðini söyledi. Baþka bir arkadaþýmýz Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin yerel seçimlere katýlmasýnýn kooperatifi güçlendireceðini söyledi. Kooperatifin bu süreçte faaliyetini tanýtarak bir çalýþma yürütmesinin doðru

olacaðýný ve bu sürece ortaklarýnýn kolektif olarak dahil olduðunda güçlü bir çalýþma yapýlabileceðini, yerel seçim öncesinde diðer kurumlarla ortak çalýþmalarýn, örgütlenmelerin oluþmasýnýn önemine deðindi. Encümen adaylarýnýn kazanmasýnýn, belediye ne olup bittiðini takip edilebilmesi ve oluþan taleplerin takipçisi olunmasý açýsýndan önemli olacaðýný, yerel yönetimlerin kitle örgütlerine saðlayacaklarý olanaklara deðindi. Yerel seçimler emekçilerin, ezilenlerin siyasetle daha fazla ilgilendikleri, politikleþtikleri süreci içinde barýndýrýyor. Bu süreçte varolan örgütlülükleri güçlendirmek ve seçim sürecine halkýn aktif katýlýmýný saðlayarak yeni örgütlülükler yaratmayý hedefliyoruz. Yapýlan bu toplantýnýn önemi burada gizlidir. Kooperatifin seçim sürecine, ortaklarýnýn aktif katýlýmýyla girmesi, eðitim dayanýþmasý faaliyetinin daha geniþ kesimlere ulaþmasýný ve bu çalýþmanýn daha örgütlü ve güçlü yapýlmasýný beraberinde getirir. Bu anlamda bu ve benzeri toplantýlarýn yapýlmasýný hedeflediðimiz bir yerel seçim çalýþmasý yürüteceðiz. Yenibosna’dan Komünistler


T S Ý N ÜMO K

Sayfa

KöZ

6

Ankara'nýn Ortak Adayý Kamile Öncel Oldu Ankara’da sosyalist, devrimci, yurtsever güçlerin bir araya gelerek yerel seçimlerde ortak hareket etmek için oluþturduðu “Ankara Ýçin Biz Varýz” platformu Avukat Kamile Öncel’i düzen partilerinin dayattýðý GökçekKarayalçýn dayatmasýnýn karþýsýnda emekçilerden yana anakent belediyesi ortak adayý olarak belirledi. 10 Þubat Salý günü yapýlan basýn toplantýsý ile Kamile öncel’ in adaylýðý kamuoyuna duyuruldu. Ankara Ýçin Biz Varýz platformu Ýstanbul’da kurulan merkezi platformun Ankara ayaðý olarak kurulmuþ ve kuruluþ toplantýlarýna Ýstanbul’daki platformun Ankara’da bulunan tüm bileþenleri katýlmýþtý. Daha sonra Merkezi platformda imzasý bulunan Halkevleri Ankara’ da CHP’nin adayý Murat Karayalçýn’ý destekleyeceðini açýklayarak platformda yer almadý. Platform 7 Ocak’ta yapýlan basýn toplantýsý ile yerel seçimlere ezilenlerden emekçilerden yana alternatif olarak katýlacaðýný deklare etmiþti. 7 Ocak’ta yapýlan basýn toplantýsýnýn ardýndan yapýlan bir dizi toplantý ile aday ve program belirleme çalýþmalarý devam etti. Aday belirlenene kadar yapýlan toplantýlarda yaþanan tartýþmalar sonucu baþlangýçta platformda yer alan EMEP, ÖDP ve TKP platformdan çekildiler. Basýn toplantýsýnýn ardýndan yapýlan toplantýlarda önce baðýmsýz aydýnlarla görüþülerek Ankara Ýçin Biz Varýz platformunun ortak adayý olmalarý için teklif götürülmesi kararlaþtýrýldý. Bu amaçla Hüsnü Öndül, Metin Bakalcý gibi isimlerle görüþüldü. Bu isimlerin adaylýk teklifini kabul etmemeleri üzerine, aday olabilecek isimlerin belirlenmesi çalýþmalarý tekrar baþladý. Bu süreçte DTP kendilerinin bir adayý olduðunu ancak platformun bir aday belirleyememesi durumunda kendi adaylarýný önereceklerini bunun olmamasý durumunda aday önermeyeceklerini açýkladý. Aday belirleme çalýþmalarý ile eþ zamanlý olarak program oluþturma çalýþmalarý da baþladý. Bir program komisyonu oluþturularak program taslaðý hazýrlandý. Program taslaðý hazýrlandýktan sonra, program taslaðýný tartýþarak son haline getirmek ve belirlenecek adayýn seçimlere platform bileþenlerinden olan bir partiden mi yoksa baðýmsýz olarak mý seçimlere gireceðinin tartýþýldýðý bir toplantý yapýldý, toplantýda adayýn seçimlere baðýmsýz olarak girmesi karara baðlandý ve programla ilgili öneriler program komisyonuna iletildi. Bu toplantýda EMEP programýn oluþturulmasý ve adayýn belirlenmesi sürecine sendikalar ve meslek odalarý ile görüþülerek onlarýn da katýlmalarý

gerektiðini savundu.

Sendikalarýn ve Meslek Örgütlerinin Platforma Katýlma Sorunu Sendika ve meslek odalarýnýn hemen her yerelde olduðu gibi Ankara’da da yerel seçimlerde CHP’den yana tavýr alacaðý bilinen bir konuydu. Bu nedenle bu kurumlarýn platformu desteklemesini beklemenin çalýþmayý yavaþlatacaðý, öncelikle aday ve program belirlenerek daha sonra bu kurumlardan destek istenmesi gerektiði platform bileþenlerinin çoðunun ortak fikriydi ve birçok bileþen tarafýndan dile getirildi. Ancak EMEP’ in bu konudaki hassasiyeti dikkate alýnarak bir sonraki toplantýya kadar sendika ve meslek odalarý ile görüþülmesi ve alýnan yanýtlarla birlikte aday ve programýn tartýþýlmasýna devam edilmesi kararlaþtýrýldý. Ýki gün sonra yapýlan toplantýda EMEP de dâhil olmak üzere hiçbir örgüt diðer kurumlarla herhangi bir görüþme yapmamýþtý. Buna raðmen EMEP toplantýda sendika ve meslek örgütleri ile görüþülmesi gerektiðini yineledi ve kendi adlarýna bu görüþmeleri tamamlayana kadar aday belirleme çalýþmalarýna katýlmayacaklarýný ifade ettiler. Bunu üzerine EMEP’ten bu görüþmeleri ne zaman bitireceklerine dair süre vermeleri istendi. Perþembe günü yapýlan toplantýda EMEP, Pazartesi gününe kadar görüþmelerini tamamlayacaklarýný söyledi ve bir sonraki toplantý Salý gününe ertelendi. Platformun diðer bileþenleri komisyonun hazýrladýðý programý kabul ettiler. 4 gün sonra yapýlan toplantýda EMEP yine hiçbir oda yahut sendika ile görüþmemiþti. Ancak önceki toplantýlarda yaptýklarý gibi kitle örgütleri ile görüþülmesi talebini tekrarladýlar. Önceki toplantýda programa onay veren ÖDP de bu toplantýda programýn yetersiz olduðunu ve sendika ve meslek odalarý ile görüþülmesi gerektiðini belirtti. Bunun üzerine yeni bir program tartýþmasý baþladý ve bir program komisyonu ile oda ve sendikalar ile görüþmek için bir komisyon daha kuruldu. Önceki program komisyonunda yer alan DHF, karara baðlanmýþ bir programýn tekrar tartýþýlmasýnýn ilkesizlik olacaðýný belirterek yeni komisyonda yer almayacaðýný açýkladý. Yeni oluþan program komisyonu ÖDP’nin daha önceki seçimlerde hazýrladýðý yerel yönetim programýný komisyona iletmesini talep etti. Bir sonraki toplantýda kurumlarla yapýlan görüþmeler aktarýldý, tüm kurumlar Murat Karayalçýn’ý destekleyeceklerini söylemiþlerdi. Ardýndan program komisyonu da sendika ve meslek odalarýndan herhangi bir katký olmadýðý ve ÖDP’nin de yeterli katkýyý yapmadýðý için önceki programda herhangi

bir deðiþiklik yapamadýklarýný aktardýlar.

Sonraki süreçte EMEP, kendilerinin tasarladýklarý seçim ittifakýnda sendika ve meslek örgütlerinin de olduðunu bu saðlanamadýðý için Ankara Ýçin Biz Varýz platformundan çekildiklerini açýkladý. Aday Belirleme Çalýþmalarý Program tartýþmalarý ile eþ zamanlý olarak yürüyen baþka bir tartýþma da platform adayýnýn kim olacaðý tartýþmalarýydý. Aydýnlarýn adaylýk önerisini kabul etmemeleri üzerine yeni bir aday havuzu oluþturuldu. Havuza ESP Kamile Öncel’i, TKP de Ýlhan Akalýn’ ý önerdi. DTP Kamile Öncel lehine kendi adaylarýný önermeyeceklerini, DHF de Kamile Öncel’i desteklediklerini açýkladýlar. Bu toplantýda iki adaya da herhangi bir itiraz gelmediði için adayýn daha sonra kesinleþtirilmesi kararlaþtýrýldý. Ýki gün sonra yapýlan toplantý oldukça tartýþmalý geçti. ÖDP ve TKP adayýn ESP’li olmasýný onaylamadýklarýný açýkladýlar bunun yanýnda Atýlým günlük haber bülteninde henüz kararlaþtýrýlmadýðý halde Kamile Öncel’ in Ankara Ýçin Biz Varýz platformunun ortak adayý olarak duyurulduðunu iddia ettiler. ESP bunun üzerine açýklama yaparak sitedeki haberde Kamile Öncel’ in ortak aday olarak deðil platformun aday çýkaramamasý durumunda ESP’nin adayý olacaðýnýn duyurulduðunu aktardýlar. ÖDP ve TKP adayýn Kamile Öncel olmasý durumunda platformdan çekildiklerini belirttiler. Adaylýk konusunda yine ortaklaþýlamamasý üzerine bu konunun bir sonraki toplantýya býrakýlmasý kararlaþtýrýldý. Sonraki toplantý ÖDP’nin kongresi dikkate alýnarak kongreden bir gün sonra yapýldý. Bu toplantýda ÖDP farklý bir aday önerisi olduðunu, TKP’li Kaya Gönenç’i ortak aday olarak önerdiklerini söylediler. Bu durum üzerine toplantý bir kez daha ertelenerek bu konunun iki gün sonra yapýlacak toplantýda nihai karara baðlanmasý kararlaþtýrýldý. Ýki gün sonra yapýlan toplantýda TKP ve ÖDP kendi önerilerinin dikkate alýnmadýðýný ve ortaklaþma þansýnýn kalmadýðýný belirterek platformdan ayrýldýklarýný açýkladýlar. ÖDP ve TKP’nin ayrýlýþýndan sonra platformun ilçe adaylarýný nasýl belirleyeceði tartýþýldý. Ayrýca DTP daha önce dayýn baðýmsýz mý yoksa partiden mi gireceðinin tartýþýldýðý toplantýda adayýn DTP çatýsý altýnda seçime girmesi önerisini yineledi. Daha sonraki toplantýda YSK’dan alýnan bilgiye göre de yerel seçimlere bir parti ile girmenin encümen seçimlerinde daha avantajlý olduðunun da öðrenilmesi ile seçimlere DTP ile girme kararý alýndý.

Denizli'de Solun Yerel Seçim Çalýþmalarý Yaklaþýk bir milyon nüfusa sahip Denizli’de, 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’ne sol, güç birliði yaparak giren siyasetlerin yaný sýra, kendi adaylarýný da çýkaran siyasetlerle birlikte üç ayrý Belediye baþkan adayý ile giriyor. Demokratik Güç birliði platformu, Ýstanbul’da “Egemen güçlerin, AKP, CHP ve diðer düzen partilerinin karþýsýnda eþitlikçi-özgürlükçü, halktan yana bir seçeneði ortaya çýkarmak bu yerel seçimlerin temel bir görevi olarak önümüzde duruyor.” diyerek yola çýkan “BÝZ VARIZ” platformunu referans alarak bir araya gelen siyasetlerden oluþuyor. Asgari müþtereklerde bir araya gelen DTP, SDP, SGD, SP, TÖP, KöZ, Barýþ Giriþimi, 78’lilerin içinde olduðu platform yerel seçimlere DTP çatýsý altýnda giriyor. Ayrýca ÖDP ve EMEP de kendi adaylarý ile seçim çalýþmasýný yürütüyorlar. Bizimde içinde bulunduðumuz Demokratik Güç Birliði Platformu 8 Þubat günü mahallenin katýldýðý bir salon etkinliði ile basýna adaylarýný

tanýttý. Platform 22 Þubat’ta mahallede ilk halk toplantýsýný düzenledi. 1 Mart günü Kürtlerin yoðun olarak yaþadýðý ve Denizli’nin varoþlarýndan biri olan Gümüþler’de seçim bürosunun açýlýþý yaptý. Açýlýþa Bin Umut Vekili Sebahat Tuncel ve Demokratik Güç Birliðinin belediye baþkan adayý Senay Eker katýldý. Yaklaþýk 750 kiþi katýlan a��ýlýþ oldukça çoþukulu ve canlý geçti. Demokratik Güç Birliði ilçelerde de yerel seçim çalýþmalarýna devam ediyor. Özellikle Tunceli’lerin yoðun olduðu Sarayköyde’de seçim çalýþmalarý önemli ölçüde ilerlemiþ durumda. Ayrýca Gümüþler’in açýlýþýna gelen Sebahat Tuncel 2 Þubat günü Sarayköyü’de ziyaret edecek. Düzen partilerine karþý oluþturulan Demokratik Güç Birliði platformunu önemsiyoruz. Biz de gücümüz oranýnda çalýþmalara emeðimizi koyuyoruz. Belediye baþkan adayýnýn kitle

örgütlerine tanýtýldýðý kadýn komisyonunda yer alýyoruz. KöZ’ün arkasýnda duran komünistler olarak yerel seçimler çalýþmasýný içinde çalýþtýðýmýz kurumda da gündem ediyoruz. Yerel seçimler genel seçimler gibi kitlelerin en politik olduðu dönemler. Biz bu süreçte en aktif bir biçimde siyaset yapmaya çalýþýyoruz. Ezilenlerden emekçilerden yana aday çýktýðýnda belediyelerin imkanlarýný ezilenler ve emekçiler için nasýl kullanýldýðýna dair Diyarbakýr’daki deneyimleri aktarýyoruz. Demokratik Güç Birliði adaylarý seçilse de seçilmese de biz halihazýrda örgütlenmenin gerekliliði üzerine propagandayý öne çýkartýyoruz. Ve yerel seçimlerden sonra da yakalanan bu birlikteliði koruyabilmek bizim açýmýzdan önemli. Denizli’de varoþlarda dayanýþma kurumlarýnýn açýlmasýna önayak olmak ve ezilenlerin, emekçilerin kendi talepleri etrafýnda örgütlendirilmesi için seçimlerden sonra da çalýþmalarýmýza devam edeceðiz.

SAYI: 9

MART 2009

Umut Kültür Derneði’nde Muhtarlýk Çalýþmasý Umut Kültür Derneði olarak muhtarlýk seçimlerine kendi adayýmýzla katýlma kararý aldýk. Esasen yerel seçimlerde muhtar adayý çýkarma fikri yaklaþýk bir yýldýr gündemimizde olmasýna raðmen somut olarak karara baðlanmamýþtý. Yerel seçim sürecinin baþlamasýyla birlikte dernekte aldýðýmýz toplantýda muhtarlýðýn bizim için ne anlam ifade ettiði, ne için bu sürece aktif olarak katýlmak gerektiði gibi konularý tartýþtýktan sonra toplantýnýn sonunda muhtarlýk seçimlerine kendi adayýmýzla katýlma kararý aldýk. Öncelikli olarak daha önce yaþanan ve þu an var olan deneyimlerden faydalanmak için bir araþtýrma yaptýk. Bu araþtýrmanýn sonucunda bir muhtarlýk programý oluþturduk. Bu programý oluþtururken SODAP'ýn halkýn muhtarlarý programý yararlandýðýmýz önemli kaynaklardan biriydi. Programý hazýrladýktan sonra yaptýðýmýz toplantýda, mahallemizde yer alan demokratik kitle örgütü ve köy derneklerini bu programla dolaþýp bir toplantý yaparak, mahallede kite örgütleri, köy dernekleri ve sokak temsilcilerinden oluþan bir meclis oluþturup mahallenin her türlü sorununun bu mecliste tartýþýlýp karara baðlanmasý gerektiðinin propagandasýný yaptýk. Bu proje, konuþtuðumuz herkesi heyecanlandýrdý ve genel bir kabul gördü. Ancak özellikle yöre dernekleri ve bazý CHP’liler bizim dýþýmýzda yer alan Alevi ve solcu adaylarla konuþmamýzý ve adayý tekleþtirip oylarýn bölünmesinin önüne geçmemiz gerektiðini söylüyorlardý.

Hangi oylar bölünecek? Sohbet ettiðimiz kiþilerden oylar bölünmesin tepkisi aldýkça, bu konuyu oturup deðerlendirmemiz gerektiði fikrine vardýk. Yaptýðýmýz deðerlendirme sonuncunda oylar bölünmesin fikrinin aslýnda var olan muhtarlýk anlayýþýnýn dýþa vurumu olduðunu tespit ettik. Öncelikli yapmamýz gereken þeyin bu anlayýþý kýrmak olduðuna kanaat getirdik. Bundan sonraki sohbetlerde böyle söylemlerle karþýlaþtýðýmýzda hep þunu dile getirdik: Biz þu kesimin ya da bu kesimin adayý deðil tüm mahallenin adayýyýz ve bu mahallenin sorunlarýný ancak bu mahallede var olan bütün kesimleri mahalle meclislerinde bir araya getirerek çözebiliriz. Zaten bunu da projemizde mahallede yaþayan her kesimin din, dil, ýrk, mezhep, gözetmeksizin mahalle meclislerinde temsil edileceðini yazarak ifade ettiðimizi söyledik. Ayrýca bizim için önemli olanýn adayýn kim olduðu deðil ortaya koyduðumuz proje olduðuna vurgu yaptýk. Ýsim hiç önemli deðildi önemli olan bu mahalleyi mahalle meclisiyle beraber yönetme konusunda samimi olan birisinin olmasýydý. Biz köy dernekleri, kitle örgütleri ve mahallenin ileri gelenleriyle birlikte yapacaðýmýz toplantýya kadar herhangi bir afiþ veya bildiri yapmadýk. Ve herkesi yapacaðýmýz toplantýda konuþmaya davet ettik. Gelin bu görüþlerinizi toplantýda ifade edin diðer adaylarý da çaðýrýn, toplantýda diðer adaylarda bu projeyi sahiplendiðini ifade ederlerse, o zaman oturup nasýl tek aday olarak çýkacaðýmýzý yine birlikte konuþalým dedik. Bu toplantýdan önce afiþ yapmamamýz samimi olduðumuzun ifadesiydi ve elimiz güçlendiriyordu. Diðer muhtar adayý ise (eski muhtarýn kardeþi) bizim yaptýðýmýzý yapma gereði duymamýþtý. Baþka adaylar da muhakkak olacaktýr deyip samimiyetle köy dernekleri, kitle örgütleri, mahallenin ileri gelenlerini bir araya toplayýp baþka adaylarla bir araya gelmenin yolunu aramamýþtýr. Zaten bu aday geçen seçimlerde de organize edilen böyle bir toplantýya katýlma lütfunda bile bulunmamýþtýr. Bu faktörler oylar bölünmesinciler karþýsýnda bizi oldukça rahatlattý.

Toplantý küçük bir mahalle meclisi toplantýsýna dönüþtü Toplantýya 2 köy derneði, Halkevi temsilcisi ve CHP gençlik kollarý katýldý. Yaklaþýk 25 kiþinin olduðu toplantýya oylar bölünmesincilerden hiç kimse katýlmamýþtý. Toplantýya geleceðini ifade eden birçok kiþi gelmemiþti. Ýçinde HÖC’den arkadaþlarýn çalýþtýðý HÜKAD iþlerinin olduðunu söyleyerek gelmemiþti. Toplantý Umut Kültür Derneðinin tanýtýmýyla baþladý. Daha sonra muhtar adayýmýz muhtarlýk anlayýþýmýzý, neden seçimlere katýldýðýmýzý, projemizin ne olduðunu açýkladý. Bunun ardýndan mahallenin sorunlarý ve bu sorunlarýn nasýl çözüleceði tartýþýlmaya baþladý. Toplantýnýn bu kýsmý oldukça canlý ve katýlýmý yüksek bir þekilde geçti. Uyuþturucu sorunu tartýþýlýrken kimi gidip satanlarý dövelim dedi , kimi gidip önce konuþalým sonra döveriz dedi, kimisi de bu sorunun geçliðin içinde bulunduðu geleceksizlik ve umutsuzluktan kaynaklandýðýný gençleri uyuþturucuya iten bu faktörlerin ortadan kalkamadan uyuþturucu kullanýmýnýn son bulmayacaðýný dile getirdi. Toplantýnýn bu kýsmý aslýnda bahsettiðimiz, mahallenin sorunlarýnýn mahalle temsilcileriyle birlikte tartýþýp birlikte çözüm üreteceðimiz mahalle meclisi sisteminin küçük bir örneði oldu. Toplantý sonunda muhtarlýk çalýþmasýnýn startýný vermeye karar verdik.

Denizli Dernek Giriþimindeki Yemeðe Belediye Baþkan Adayý Katýldý 11 Þubat günü içinde çalýþtýðýmýz dernekte, dernek çalýþaný arkadaþlarla birlikte bir yemek etkinliði düzenledik. Etkinliðe yaklaþýk 20 kadar dernek çalýþaný arkadaþýmýz katýldý. Derneðin sorunlarý üzerine sohbet ettik. Ayrýca 9. Kitle Örgütleri Koordinasyonuna k atýlamayan arkadaþlarýmýza koordinasyondan elde ettiðimiz deneyimleri ve koordinasyonun önemini aktardýk. Davetimiz üzerine, etkinliðin ilerleyen saatlerinde, Denizli’de oluþturulan Demokratik Güç Birliði Platformunun belediye baþkan adayý Senay Eker de katýldý. Böylece hem yerel seçimler gündemini derneðin gündemine taþýmýþ olduk hem de güç birliðinin adayýný tanýtmýþ olduk. Yerel yönetimlerin nasýl olmasý gerektiði konusunda kýsa bir sohbetimiz oldu ve etkinliðimiz son buldu.


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

MART 2009

KöZ

Tuzla’da Ortak Seçim Bürosu Açýlýþý bir alternatif olarak çýkmasýnýn önemine deðindi. Bazý konuþmacýlar da çalýþmanýn daha iyi gitmesi için DTP’nin daha aktif bir þekilde çalýþmasý gerektiðini, çalýþmalarýn daha fazla DTP merkezli olmasý gerektiði, Tuzla’da daha kapsamlý bir kampanya yapýlmasý gerektiði ve platformun 29 Mart sonrasýnda da devam etmesi gerektiði gibi öneriler yaptýlar.

7 Mart Cumartesi günü saat 17.00’de Aydýnlý’da Tuzla Birlikte Baþarabiliriz Platformu’nun merkez bürosunun açýlýþý yapýldý. Yaklaþýk 70 kiþinin katýldýðý açýlýþta önce platformun Tuzla Belediye Baþkaný adayý Kanber Saygýlý bir konuþma yaptý. Konuþmasýnda seçimlere sadece Limter-Ýþ Sendikasýnýn ya da ESP’nin adayý olarak girmediðini belirten Saygýlý, Türkiye’de “20 siyasetin ortak adayýyým” dedi. Birlikte ortak bir çalýþmayla Tuzla’da çok büyük iþler baþarabileceðimizi belirten Saygýlý “Tuzla’da 80 bin oy var, AKP 17 bin oyla belediyeyi alabiliyor. Tuzla’la da kazanabileceðimiz on binlerce oy var. Ýyi bir çalýþmayla bunu gerçekten baþarabiliriz” dedi. Açýlýþta Ýstanbul DTP il meclis üyesi adayý Kibriye Evren ve Tuzla DTP ilçe meclis üyesi adayý Ýbrahim Yýlmaz da birer konuþma yaptýlar. Kibriye Evren Türkiye’de gerçekleþen bu ortak çalýþmanýn çok önemli olduðunu, bu birlikteliði somutlayabilmenin ve seçimler ardýna taþýyabilmenin önemini vurguladý. Açýlýþ programýnýn ikinci kýsmýnda açýlýþa katýlanlara söz verildi. Söz alanlar hem bu birliktelikten duyduklarý güveni dile getirdiler hem de bu 29 Mart seçimlerinin politik atmosferinin özgünlüðüne deðinildi. Kimi konuþmacýlar bu seçimin DTP ile AKP arasýnda geçeceðine, kimisi ise “Biz de Varýz” platformunun AKP ve CHP arasýndaki kamplaþmaya

Etkinlikte söz alan bir yoldaþýmýz ise Tuzla’da kazanabilmek için nasýl bir çalýþma yürütmemiz gerektiðine dair bir konuþma yaptý. Yoldaþýmýz önemli olan bu çalýþmada somut örgütlenmeler yaratmak olduðunu, seçim çalýþmasýnýn Tuzla’daki sendikalarýn, kitle örgütlerinin güçlenmesine, kitlelerin kendi sorunlarý etrafýnda örgütlenmesine, siyasetlerin birlikte ortak iþ yapma kültürünün geliþmesine baðlý olduðunu söyledi. Bu seçimlerin AKP ile DTP arasýnda deðil, tüm kurumlarýyla ve burjuva partileriyle beraber bir blok olmuþ devlet ve düzen güçleri ile bizim, yani ezilenlerin ve sömürülenlerin örgütlenmeleri ve düzen karþýtý siyasetler arasýnda geçtiðini belirten yoldaþ, “bu seçimlerde düzen güçlerine karþý gücümüzü de göstereceðiz, Tuzla’daki bu çalýþmaya da bu þekilde yaklaþýlmasý gerekir” dedi. Düzen güçlerinin DTP þahsýnda emekçilerin ve ezilenlerin örgütlenmelerine saldýrdýðýný belirten yoldaþ, bu saldýrýlarý da birlikte göðüslemek için ortak bir çalýþma yapmanýn önemini anlattý. Yoldaþ, 70lerin ortalarýnda baþlayan tüm geri çekiliþe raðmen, çok önemli kazanýmlarýmýz da olduðunu, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde benzer bir çalýþmayla Bin Umut vekillerinin meclise girmesinin son derece önemli bir mevzi olduðu belirtti. Bu mevziyi korumak ve daha ileri götürmek için de 29 Mart seçimlerinde “Birlikte Baþarabiliriz Platformu”nun ortak adaylarýnýn desteklenmesi gerektiðini söyleyen yoldaþ, Tuzla’daki çalýþmamýzýn 29 Mart’ýn ardýnda da elimizde somut bir örgütlenme býrakmasý gerektiðini ifade etti. Etkinlik yoldaþýn konuþmasýnýn ardýndan yapýlan kapanýþ konuþmasýyla sona erdi. Düzen Güçlerinin Saldýrýlarýný Püskürtmek Ýçin Oylar Ortak Adaylara Yaþasýn Devrimci Dayanýþma Tuzla’dan Komünistler

Tuzla'da Muhtar Adaylarýný Tanýma Etkinliði 29 Mart yerel seçimler dolayýsýyla her yerde olduðu gibi Tuzla'da da gerek belediye baþkan adaylarý gerekse de muhtar adaylarý duyurularýný yapmaya baþladýlar. Tuzla'da bulunduðumuz mahallede muhtar adaylarý sayýlarýnýn fazla olmasýyla dikkat çekiyor. Biz de içinde çalýþtýðýmýz Mayýsta Yaþam Kooperatifinde her hafta sonu muhtar adaylarýný tanýmak için etkinlikler yapma kararý aldýk. Ýlk olarak da 7 Mart Cumartesi günü muhtar adaylarýndan Hüseyin Estelik'in katýldýðý bir yemek etkinliði yaptýk. Kooperatif ortaklarýnýn, velilerin, mahalleden tanýdýklarýmýzýn katýldýðý etkinliðe 35-40 kiþi katýldý. Etkinlikte önce Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin nasýl bir kooperatif olduðunu, mahallede neler yaptýðýný anlattýk. Sohbet kýsmýnda muhtar adayý öncelikle kendini tanýttý, arkasýndan da orada bulunanlarýn hem seçimlerle ilgili görüþleri hem de sorularý alýndý. Muhtar adayýna kooperatifin ortaklarýndan gelen sorular daha çok onun kitle örgütleriyle bir dayanýþma halinde olup olmayacaðý üzerine idi. Bununla ilgili olarak muhtarlýðýn hesaplarýnýn þeffaf olmasý, mahallelinin katýlýmýyla bir yönetimin saðlanmasý, eðitim kooperatifleri için de mahallede bir öðrenim haritasýnýn çýkarýlabileceði ve buna göre kimlerin hangi düzeyde eðitime ihtiyacý olduðunun belirlenip, kooperatifle irtibata geçilmesinin saðlanmasý, muhtar seçilse de seçilmese de kooperatife gelip gelmeyeceði hatta muhtarýn kooperatifin bir ortaðý olmasý gibi sorular ve öneriler yer aldý. Muhtar adayý bu önerilere çok olumlu yaklaþtýðýný ve böyle bir çalýþma içinde olmak istediðini belirtti. Ayrýca muhtar adayýna baþka mahallerde de yapýlan ön seçim çalýþmalarý ve kooperatifin baþka

þubesinde muhtar adayýyla yapýlan ortak çalýþma anlatýldý ve böyle bir çalýþmaya nasýl baktýðý da soruldu. Kendisi ön seçim yapýlarak adaylarýn tekleþtirilmesinin çok olumlu bir þey olduðunu ancak bunun için geç kalýndýðýný söyledi. Kitle örgütleriyle ortak çalýþmalarý da her zaman yapmak istediðini söyledi. Etkinlikte ayný zamanda mahallenin ihtiyaçlarý belirtildi ve bu konuda yerel yönetimlerle nasýl bir iþbirliði yapýlacaðý tartýþýldý. Özellikle çevre düzenlemeleri ve aðaçlandýrmayla ilgili ne gibi çalýþmalar yapýlabileceði tartýþýldý. Hüseyin Estelik’in muhtar seçimlerindeki sloganý “Birlikte Yönetelim”. Kooperatif ortaklarý bunun ne demek olduðunu somutlanmasýný istediler ve seçim çalýþmalarýnda, ev ziyaretlerinde muhtar adayýnýn kooperatifle birlikte hareket edip etmeyeceðini sordular. Muhtar adayý bu sorularýn büyük bir kýsmýna olumlu yanýt verdi. Muhtar tanýma etkinliðimiz mahalledeki Birlikte Baþarabiliriz Platformu ortak baðýmsýz adayý Kanber Saygýlý'nýn seçim bürosu açýlýþýndan sonra olduðundan açýlýþa katýlan DTP, DTP il meclis üyesi Kibriye Evren ve ESP de etkinliðe katýlarak destek oldular. Oldukça zengin geçen etkinlik yaklaþýk 1,5 saat sürdü. Sonraki haftalarda diðer muhtar adaylarýný davet edeceðimiz etkinliklerle devam edeceðiz. Öðrenciye Ýþ Çalýþana Öðrenim Hakký Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý Tuzla’dan Komünistler

Mahallemizde Belediye Seçimleri 1 Mayýs Mahallesi’nin 4’e bölünmesiyle birlikte bu bölümlerden ikisi Ümraniye’ye diðer ikisi de yeni ilçe olan Ataþehir’e baðlanmýþtý. Biz de Varýz platformunun Türkiye genelinde birçok il ve ilçede belediye baþkanlýklarý seçimlerine katýlmasý ve buralardan ortak adaylar çýkarmasýyla, belediye seçim çalýþmlarýna tüm yerelliklerde ortak bir þekilde baþlandý. Ataþehir için kurulan Biz de Varýz Platformunun toplantýlarýnda Ataþehirdeki seçimler için DTP adýyla girilmesine karar verilmiþti. Bu kararýn ardýnda çalýþmalara baþlandý. Bu seçim çalýþmalarýný mahallede DTP, ESP, Proletaryanýn Kurtuluþu ve KöZ olarak birlikte yürütmekteyiz. 1 Mayýs Mahallesi’nde seçim bürosunun açýlmasýyla birlikte mahalledeki seçim çalýþmalarýnýn startý da verilmiþ oldu. Mahallede öncelikle aday ilanlarýnýn daðýtýmý, pankartlarýn asýlmasý ve afiþlemeler yapýldý. Adayla birlikte kahvehanelere gidilerek konuþmalar yapýldý. Mahalle esnafý tek tek ziyaret edilerek mahallede kurulan pazarda da adayla birlikte ilan daðýtýmlarý gerçekleþtirildi. Seçim bürosunda akþamlarý buluþup birlikte ev ziyaretleri yapmaya çalýþýyoruz. Her ne kadar istediðimiz düzeyde bunu yapamamýþ olsak bile bu ev ziyaretleri seçim çalýþmalarýnda çok önemli bir yer tutmaktadýr. Önümüzdeki günlerde ortak ev ziyaretleri yapmayý daha da sýklaþtýrmaya çalýþacaðýz. Ortak ev ziyaretlerini dýþýnda

içinde çalýþma yürüttüðümüz kurum vesilesiyle zaten mahallede sürekli ev ziyaretleri yapýyoruz ve girdiðimiz evlerde hem Ataþehir belediyesi için hem de büyükþehir belediyesi için oylar istiyor ve neden bu ortak adaylara oy verilmesi gerektiðini anlatmaya çalýþýyoruz. Evlerde yaptýðýmýz sohbetlerde AKP ve CHP’nin teþhirini yaparak ortak adaylarýn bunlardan farkýný açýkça ortaya koymaya çalýþýyoruz. Ziyaret ettiðimiz bu evlerin çoðunda gayet olumlu sonuçlar alarak çýkýyoruz. Bu çalýþmalar devam ederken mahalledeki seçim bürosunun açýlýþý organize edildi. 7 Mart Cumartesi günü Ýstanbul baðýmsýz milletvekili Ufuk Uras’ýn ve Ataþehir Belediye baþkan adayý Rýza Taþdelen’in katýlýmýyla açýlýþ gerçekleþtirildi. Yoðun yaðmur yaðmasýna raðmen coþkulu bir açýlýþ gerçekleþtirildi. Ufuk Uras ve Rýza Taþdelen’in konuþmalarýnýn ardýndan yaðmur altýnda çekilen halaylarla açýlýþ etkinliði bitirildi ve Ümraniye seçim bürosunun açýlýþýna katýlmak üzere oradan ayrýlýndý. Mahalledeki belediye seçim çalýþmalarýmýz aktif bir þekilde devam etmektedir. Biz de Varýz, Birlikte Kazanacaðýz! CHP’ye, AKP’ye Kanma Oylar Ortak Adaylara! 1 Mayýs Mahallesi’nden Komünistler

Sayfa

Kuruçeþme'de Aday Tanýtým Toplantýsý KöZ’ün de bileþeni olduðu Ýzmir Birlikte Baþaracaðýz Platformu’nun ortak Buca Belediye baþkan adayý Aysun Solakoðlu’nun Buca’nýn farklý mahallelerinde yapýlmaya baþlanan aday tanýtým toplantýlarýndan biri de Kuruçeþme’de Özgür Yaþam Kooperatifi’nde yapýldý. Platformun Buca Yürütmesi’nin aldýðý karar doðrultusunda yapýlan toplantýya Aysun Solakoðlu’nun yaný sýra Ýzmir Büyükþehir Belediye Baþkan adayý Arif Ali Cangý ve Narlýdere Belediye baþkan adayý Ertuðrul Barka da katýldý. Ýlk söz alan Arif Ali Cangý Büyükþehir belediyesini aldýklarý takdirde halkla birlikte yönetecekleri belediyenin bazý somut projelerinden bahsederken, Ertuðrul Barka ise haklarýn kardeþliðine vurgu yaptý. Buca Belediye Baþkan Adayý Av. Aysun Solakoðlu ise birbirine karþý kýþkýrtýlmak istenen halklar arasýnda barýþ ve kardeþliðe katký sunmak için aday olduðunu aktardý. “Biz yoksullarýn, iþçilerin yaþadýklarý sorunlarý birlikte çözmek için adýmlar atacaðýz” dedi. Solakoðlu, ekonomik krizin ve iþsizliðin kapitalist sistemin bir sonucu olduðuna dikkat çekti. “Bunlarý belediyeleri yöneterek ortadan kaldýramayýz, ancak taþeron çalýþmaya son vererek, yeni iþ olanaklarý açabiliriz" dedi. Buca'nýn temel sorunlarýndan birinin barýnma olduðunu belirten Solakoðlu, “Barýnma bir haktýr ve biz bu hakkýn savunucusu olacaðýz" diye konuþtu. Kuruçeþme mahallesinde evleri yýkým tehdidi altýnda bulunan halkýn oluþturduðu mahalle inisiyatifinin kentsel dönüþüm projesinin yerine önerdiði yerinde dönüþüm projesini anlatan Solakoðlu, "Halkýmýz kendi sorunlarýna kendisi çözüm üretmektedir ve biz de bu çözümü belediye olarak hayata geçireceðiz" dedi. KöZ’ün arkasýnda duran komünistler de söz alarak geçen sene Newroz’da yakalanan birlikteliðin tohumlarýný attýðý bu geniþ kapsamlý birliktelikle girilen seçim çalýþmasýnýn diðer alanlara da taþýnmasý gerektiðini belirtti. Önümüzdeki 8 Mart’ýn birleþik bir eylemle taçlanmasýnýn gerekliliðine iþaret ederken, seçim sonuçlarý ne olursa olsun yakalanan bu birlikteliðin seçimlerden sonra da devam etmesi gerektiðine vurgu yaptý. Kuruçeþmelilerin yoðun ilgi ile katýldýðý toplantýda birçok emekçi söz alarak gerek mahallenin sorunlarýna iliþkin gerekse de yaþadýðýmýz topraklarýn sorunlarýna iliþkin görüþlerini belirtti. Ýzmir Kuruçeþme’den Komünistler

Tuzla Birlikte Baþarabiliriz Platformu Basýn Açýklamasý 17 Þubat günü Tuzla Birlikte Baþarabiliriz Platformu oluþumunu ve birlikteliðini açýklayan bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Yaklaþýk 70 kiþinin katýldýðý basýn açýklamasýna ortak platformun Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi adayý Akýn Birdal, Tuzla ortak baðýmsýz belediye adayý Kanber Saygýlý ve platformun Bahçelievler adayý Ayþe Yumli Yeter de katýldý. Basýn açýklamasýnda okunan ortak metnin ardýndan, Kanber Saygýlý, Akýn Birdal ve Ayþe Yumli Yeter birer konuþma yaptýlar. Basýn açýklamasý tersane iþçilerinin yemek molasý sýrasýnda yapýldý ve basýn açýklamasýna tersane iþçileri de katýlým gösterdiler.

Basýn Açýklamasý Metni:

Mart 2009 yerel seçimleri, iþçi-emekçi milyonlarý vuran aðýr ekonomik kriz koþullarýnda geliyor. Sömürücü düzen, kendi yarattýðý krizin bedelini bir kez daha emekçilere ödetmek istiyor: Yüz binlerce iþçi iþsiz kaldý, iþ cinayetleri devam ediyor, mutfaklarda yangýn var, doðalgaza ve elektriðe yapýlan zamlarla ýsýnmak lüks oldu. Yeni zamlar ise kapýda seçim sonrasýný bekliyor. Her renkten düzen partilerinin adaylarý bu yeni seçim dönemine de gün yüzü görmemiþ yalanlarla baþladýlar. 5 yýldýr semtimize, yaþam alanlarýmýza ayak basmayan burjuva partileri sokaklarýmýzý mesken tuttu. Vaatleri havada uçuþuyor. Nasýl olsa yalandan kimse ölmüyor! Ýþçilere, emekçilere, gençlere, kadýnlara AKP ve CHP baþta olmak üzere burjuva partileri tek seçenek olarak sunuluyor. Oysa hepsi patronlarýn, taþeronlarýn, müteahhitlerin, ÝMF’nin ve DB’nýn adaylarý. Al birini vur ötekine; hepsi ayný kumaþýn farklý renkleri. Onlara vereceðimiz her oy bize kurþun, bize iþsizlik, bize zam, bize yoksulluk, bize evlerimizin yýkýmý olarak geri dönecektir. Hepsi yalancý, hepsi omurgasýz. Dün kendisini laiklik þampiyonu ilan eden, baþörtülü genç kadýnlarýmýzýn üniversiteye alýnmamasý için bir kaþýk suda fýrtýna koparan CHP bugün her semte Kuran kursu vaadinde bulunarak din simsarlýðý yapýyor. Kürt halkýnýn taleplerine silahýyla copuyla saldýran, ya sev ya terk et naralarý atan takkiye þampiyonu AKP ise bugün Kürt halkýný avlamak için TRT Þeþ’i (Caþ) açýyor. Davos’ta Perez’e “Siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz, çocuklarý öldürüyorsunuz” diyen baþbakan Kürt haklýnýn direniþi söz konusu olduðunda “Kadýn da olsa çocuk da olsa güvenlik güçlerimiz gereðini yapacaktýr!” diyerek tehdit etmekten çekinmiyor. Diðer taraftan ayný AKP dün alevi düþmanlýðý yaparken, Sivas’ýn kaný üzerinde et yedirirken bugün Alevi açýlýmýndan bahsediyor. Haklý talepte bulunan, itiraz eden herkese küfrediyorlar. “Ananý da al git!” diyerek analarýmýza ve yoksul halkýmýza hakaret ediyorlar. Bir yandan ekonomik krizin tüm yükünü emekçi halka yükleyen Erdoðan, diðer yandan patronlara, krizi fýrsata çevirme çaðrýsý yapýyor. Hükümetteyken ABD ve ÝMF’nin bir dediðini iki etmeyen MHP sözüm ona “küreselleþmeye” karþý! Bütün bu düzen partileri, ekonomik krizin yükünü emekçi halka ödetmekte hemfikir. Yoksul halkýn kondularýnýn “Kentsel Dönüþüm” adý altýnda yýkýlmasýnda tüm bu partilerin belediyeleri iþbirliði içinde. Kürt halkýnýn kimliðinin, varlýðýnýn inkâr edilmesinde hepsi ayný fikirde. Alevilerin kitlesel uyanýþý ve talepleri karþýsýnda hepsi zorunlu din derslerinin, diyanet sisteminin savunucusu. Yýllardýr bu partilerin yönettiði belediyeler yolsuzluk merkezleri oldu. Halkýn konut sorunu çözülemedi. Yozlaþma, uyuþturucu, kadýn bedeninin satýþý almýþ baþýný gidiyor. Orman yaðmasý, doludizgin devam etti. Denetlenmeyen fabrikalar atýklarýný yoksul halkýn mahallelerine gömdü. Her büyük yaðmurda, kar yaðýþýnda kentler felç oldu. Ýþçiler, emekçiler, gençler, kadýnlar alternatifsiz deðilsiniz! Burjuva düzen partilerine karþý demokratik güç birliði var. Patronlarýn, Ergenekoncularýn, ÝMF’cilerin partilerine karþý sendikalar, iþçi dernekleri, demokratik platformlar, sol partiler olarak bir araya geldik. Ýlerici, demokrat, sosyalist, yurtsever güçler olarak Tuzla’da yerel yönetime adayýz. Demokratik, halkçý belediye için adayýz! Birlikte Baþarabiliriz Tuzla Platformu

7


T S Ý N ÜMO K

Sayfa

KöZ

8

SAYI: 9

MART 2009

Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur Kadýnlar Katýlmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadýnlar Kurtulamaz; Kadýnlar Özgürleþmeden Özgürlüðe Varýlamaz! Yaþadýðýmýz dünya hala baský, zulüm ve sömürünün hakim olduðu ve en yýkýcý etkisini kadýnlar üzerinde gösteren bir dünya. Bugün kadýnlar fabrikalarda, atölyelerde düþük ücretli köleler olarak sömürülüyorlar, evde ise her türlü angaryanýn yükü onlarýn sýrtýna biniyor. Ayný iþi yapsalar da erkeklerden düþük ücret alýyorlar, eþit ücret alma mücadelesi verdiklerinde kapýya önce onlar konuluyorlar. Tarih boyunca eve hapsedilmiþ bulunanlar, zorla evlendirilenler, aile içinde her türlü þiddete maruz kalýp eve tutsak edilenler; bu baskýdan kendimi biraz olsun kurtarayým diye iþe ya da sokaða çýktýklarýnda tacizle karþý karþýya kalanlar yine onlar. Dünyanýn neresinde olursa olsun, hangi sýnýftan olursa olsun, karþýlarýnda neredeyse kim olursa olsun horlanmanýn ve fiziksel þiddetin ilk ve en kolay hedefi oluyorlar. Üstüne üstlük, kadýnlardan, tüm bu baskýyý göðüsleyip sabrýn, fedakârlýðýn ve þefkatin timsali olmalarý bekleniyor; buna baþkaldýrdýklarýnda ise arsýzlýkla suçlanýyorlar. Ýyi bir anne, sadýk bir eþ, edepli bir genç kýz olmalarý, böyle olmadýklarýnda meziyetlerini kaybedecekleri öðütleniyor kadýnlara. Tecavüz edildiði zaman bile “mutlaka kuyruk sallamýþtýr” diye aþaðýlanan ve hatta tecavüzcüsü ile evlenmek zorunda býrakýlan onlar. Bir yandan doðurganlýklarý için yüceltilen, evde doðurduklarý zaman ise patronlarý tarafýndan cezalandýrýlan onlar. Aþýk olduðunda “öldüresiye” sevilen, en çok deðer verildiði durumda en fazlasýndan mülk edinilen, bir ideal peþinde bir ömür geçirmesi yasaklanan da onlar. Burjuvazinin uydurmasý olan güzellik kalýbýna uymadýklarýnda çirkin denilip alay ediliyor; uyduklarýnda, aptal, cinsel bir obje olarak algýlanýyor, burjuvazinin tüketim toplumunun körüklenmesinde birer reklam aracý olarak kullanýlýyorlar.

Bunlar kadýnýn yüzyýllardýr karþýlaþtýðý baský, zulüm ve sömürünün günümüze yansýyan sadece birkaç örneði. Kadýnlarýn ezilmesi tarihin en eski ve en uzun süreli olanýdýr. Kadýnlar üzerindeki baský, zulüm ve sömürü tarih boyunca farklý þekiller almýþ, devlet ve toplumsal baský araçlarý ile kurumsallaþmýþ ancak hiçbir zaman yok olmamýþtýr. Sermaye ve devletin egemen olduðu burjuva düzeninde de kadýnlar özgürleþmedi, sadece yaþadýklarý onca baský ve sýkýntýya ek olarak bir de ücretli kölelik yapma özgürlüðüne ve þanslýlarsa da kendilerini kimin ezip sömüreceðini seçme özgürlüðüne kavuþtular. Bugün emekçi kadýnlar bir yandan çifte sömürünün altýnda ezilirken, bir taraftan da erkek egemen sistemi içselleþtirmiþ burjuva düzeninin önlerine sürdüðü bin bir baský ve engel ile karþýlaþýyorlar. Kadýnlar daha çok sömürülüp daha ucuza çalýþtýrýlýyor, kadýn olduklarý için bir yandan tacize bir yandan da sürekli bir toplumsal denetime maruz kalýyorlar. Tarihin en eski ve en uzun süreli baský ve sömürüsü, toplumun en derinlerine kök salmýþ, bu yüzden de insanlýðýn kurtuluþ mücadelesinde kökü en zor kazýnabilecek olanýdýr. Kadýnýn özgürleþme mücadelesi devlet ve sermaye düzeni yýkýldýðýnda da bir anda son bulmayacak. Kadýnlarýn kurtuluþu için gerekli olan tarihin bu en eski mücadelesi, sýnýfsýz ve sýnýrsýz sosyalist bir dünya içerisinde de verilmeye devam eden en önemli mücadele olmaya devam edecek. Bu yüzden kadýnlar bu zorlu mücadeleleri sonunda nihai olarak özgürleþmeden insanlýðýn kurtuluþu da gerçekleþemez. Komünistlere göre kadýnýn kurtuluþu insanlýk için komünist bir dünyanýn müjdecisidir. Engels’in “kadýnýn kurtuluþu insanlýðýn kurtuluþunun bir ölçüsü ve iþareti olacak” demesi bundandýr.

Proleter Devrimciler Tarihinde Kadýn Hareketi 8 Mart bir mücadeleler tarihidir. Kadýn mücadelesinin,

Paris Komünü, kadýn erkek eþitliði konusunda tarihin

diðer toplumsal mücadelelerin ve devrimsel anlarýn

o zamana dek gördüðü en kayda deðer geliþmeleri

kývýlcýmý oluþunun tarihidir. Ve bu tarih bize

hayata geçirmiþtir. Özgürlük, eþitlik ve kardeþlik

göstermiþtir ki kadýnlarýn mücadelesi insanlýðýn da

Parisli emekçi kadýnlarýn dilinde bu sefer burjuvazinin

mücadelesidir. Bunun ilk örneðini tarihteki ilk

deðil, proletaryanýn iktidarýnýn sloganlarý olmuþtur.

proletarya diktatörlüðü olan Paris Komünü’nün

Bu da kendisini devletin ve sermayenin iktidarýna

kurulmasýnda görebiliriz.

dayayan kadýnlarýn deðil, devlete ve sermayeye karþý

1871’de Almanlarla yapýlan savaþ esnasýnda Fransa’da tam bir ekonomik çöküþ yaþanmaktaydý. Savaþ

mücadele verilmesi gerektiðini pratik yaþamlarýnda anlayan proleter kadýnlarýn bir ürünüdür.

nedeniyle erkek iþçilerin hemen hepsi silah altýndaydý.

Tarihte proleter kadýnlarýn proleter devrimlerin en

Bu dönemde çalýþan erkeklerin çoðu için tek gelir

dinamik öznesi olmasýnýn tek örneði Paris Komünü

kaynaðý Ulusal Muhafýzlara ödenen, 1.50 Frank’lýk

deðildir. 1917 Þubat Devrimi’nin de alevlenmesinde

ücretti. Erkek iþçilerinin çoðunun askerde olmasý

en büyük rol Petrograd varoþlarýndaki kadýn iþçilerindi.

kadýnlarý çalýþmaya çekmiþti. Ne var ki kadýnlara erkek iþçilere ödenen ücretin ya yarýsý ya da üçte biri ödenmekteydi. Kadýnlar arasýnda bir taraftan iþ bekleme kuyruklarý artarken öte yandan da bir meslek olarak fuhuþ yaygýnlaþmaya baþlamýþtý.

Rus Çarlýðý 1917 yýlýna girdiðinde savaþ þiddetlenmiþ, dondurucu kýþ soðuklarý ve kýtlýk baþ göstermiþ, grevler, gösteriler ve çatýþmalar Rusya’yý sarmaya baþlamýþtý. Devrimci çalkantýlarýn Petrograd sokaklarýný sardýðý bir dönemde, Rus takvimleri 23 Þubat’a, yani

Bütün bu baský ve sömürü içerisindeki proleter

8 Mart’a yaklaþýrken devrimci çevreler de her sene

kitlelerin Ulusal Muhafýzlar nedeniyle silahlanmaya

yaptýklarý gibi Uluslararasý Kadýnlar Gününde

baþlamasý baþkenti terk etmiþ olan Thiers Hükümeti

toplantýlar yapmak, bildiriler daðýtmak için

için de tehlike oluþturmaktaydý. Kendi baþkentinde

hazýrlanýyorlardý. Ama bu kez 8 Mart çok daha farklý

otoritesini kabul ettirmek isteyen Thiers, Paris’i

olacaktý.

kontrol altýna almak istiyordu. Thiers’e baðlý birlikler 18 Mart 1871’de, baþkenti Almanlara karþý savunmak üzere kurulmuþ silahlý halk milisleri olan Ulusal Muhafýzlara ait toplarý ele geçirmek amacýyla bir saldýrý plandý. Ama plan istedikleri gibi yürümedi.

Petrograd’da 1917 8 Mart eylemi. 1917 yýlýnda Þubat Devrimi’nin ateþini yakan kadýnlar olmuþtu. Þubat eylemine diðer fabrikalarý katmalarýyla olmuþtu.

8 Mart tarihini mücadeleleriyle yaratanlarýn amacý

Kitleselleþtikçe kendisini çatýþmada bulan kadýn ve

kadýn sorununu belirli gün ve haftalara eklemek ve

erkek iþçiler artýk çarlýðýn, otokrasinin yýkýlmasýný,

yýlýn bir günü kadýnlara karanfillerle sunmak deðildi.

Her coðrafyada olduðu gibi Rusya’da da kadýnlar,

emperyalist savaþýn bitmesini talep edip sýnýf savaþýný

Onlar, dünyanýn tüm kadýnlarýna, kadýnlarýn kendilerini

yaþamýn her alanýnda üzerlerindeki baskýyý

yükseltiyorlardý.

ve tüm insanlýðý özgürleþtirmek için yýllarca mücadele

hissediyorlardý. Çalýþan kadýnlarýn büyük bir kýsmý hizmetçilik yapýyor, evlere temizliðe gidiyordu. Tekstil ve konfeksiyonda da çocuklar ve kadýnlar vardý.

18 Mart gecesi ise Parisli kadýnlar, çocuklarýný yanlarýna

Çalýþma saatleri onaltý saati buluyordu ve bu kadýnlar

alarak sokaklara çýktýlar. Ulusal Muhafýzlarý yanlarýna

çok zor þartlarda yaþýyorlardý. Kazandýklarý paraysa

alan kadýnlar o gece ulusal muhafýzlarý hükümete

karýnlarýný bile doyurmaya yetmiyordu. Tarýmda

karþý ayaklandýrdý. Tarihin ilk proletarya

çalýþan kadýnlarýn durumlarý daha iyi deðildi. Rus

diktatörlüðünün kurulmasý iþte Parisli proleter

egemen sýnýflarý savaþ nedeniyle erkek iþçilerin büyük

kadýnlarýn bu mücadelesiyle kazanýldý. Ama proleter

1917 yýlý eski Rus Takviminde Þubat ayýna gelen, 8 Mart gösterileriyle Þubat Devrimi'nin çakýþmasý bir tesadüf deðildir. Þubat devrimine varan süreçte proleter kadýn iþçilerin mücadelesi, ayný Paris Komünü’nde olduðu gibi, sýnýfsýz, sýnýrsýz özgür bir dünya için mücadeleyle kadýnýn özgürleþmesi

ettiðini hatýrlatacak ve bu temelde örgütlenmenin önemine iþaret edecek bir mücadele günü adamak istediler. 8 Mart’ý Uluslararasý Kadýnlar Günü olarak ilan eden Ýkinci Enternasyonal ise hiçbir zaman kadýnlar yararýna ortaya konan ilkelerin ve taleplerin uluslararasý planda gerçekleþtirilmesi görevini

arasýndaki iliþkinin somut bir örneðiydi.

üstlenecek olan bir organ oluþturmadý.

bir kýsmýný askere alsa da, son yýllarda büyük

8 Mart ne aðlanacak ne de bayram edilecek bir

Kendilerini Ýkinci Enternasyonal’in oportünizminden

kadýnlarýn asýl rolü belki de bu devrime ön ayak

þehirlerdeki iþçi oraný da ciddi bir artýþ göstermekteydi.

gündür. 8 Mart bir mücadeleler tarihidir. 8 Mart’ý 8

kararlý bir þekilde ayýran Bolþevikler ise, kadýnlarýn

olmalarý deðildi. Proleter kadýnlar devrim sonrasýnda

Rus Çarlýðý’nýn yeni proleterleri köylerden kentlere

Mart yapan iþçi kadýnlar, bu günü direniþlerle,

mücadelesinin insanlýðýn kurtuluþ mücadelesine

her organda, her aþamada rol alarak tarihin de akýþýný

sürüklenen ve çoðunluðu kadýn olan göçmen iþçilerdi.

grevlerle, eylemlerle, örgütlenerek ve savaþarak

dönüþmesi için bu hareketlerin kendilerini iki yüzlü

deðiþtiriyordu.

1914 yýlý ile 1917 yýlý arasýnda büyük þehirlerdeki

yarattýlar: 1857 yýlýnýn 8 Martý’nda Newyorklu kadýn

burjuva ideolojisinden ve her türlü oportünizmden

iþçiler “eþit iþe eþit ücret” ve 8 saatlik iþ günü talebiyle

kurtarmasý gerektiðinin ve burjuva diktatörlüklerini

greve girmiþlerdi. Çalýþtýklarý fabrikayý iþgal eden

alaþaðý etmeyi hedeflemesinin öneminin altýný

Ýþte 1917 yýlýnýn 23 Þubat’ý yaklaþýrken proleter

kadýn iþçilerden 128 tanesi fabrikada çýkan yangýn

çiziyordu. Bugün insanlýðýn kurtuluþu kadýnýn

kadýnlar, Uluslararasý Kadýnlar Günü için örgütleniyor,

sonucunda yaþamýný yitirdi. 1910 yýlýnda toplanan

özgürleþmesinden de geçiyorsa, kadýnýn özgürleþmesi

fabrikalarý eylemlerine taþýyorlardý. 18 Þubat günü

Ýkinci Enternasyonal de, Clara Zetkin’in önerisiyle

da ancak en ezilen ve sömürülen kadýnlarýn

Petrograd’taki Putilov fabrikasýnda baþlayan grevlerin

ve çalýþmalarýyla, 8 Mart’ý Uluslararasý Kadýnlar Günü

mücadelesinin desteklenmesinden ve varolan burjuva

bütün þehre yayýlmasý tekstil iþçisi kadýnlarýn 23

olarak ilan etti.

düzeninin yýkýlmasýndan geçer.

kadýn iþçilerin sayýsý iki katýna çýkmýþtý. Bu iþçiler

1910 yýlýnda 2. Enternasyonal Toplantýsýnda Clara Zetkin’in 8 Mart’ýn Uluslararasý Emekçi Kadýnlar Günü olmasý önerisi kabul edildi.

arasýnda okuma yazma oraný son derece düþüktü.


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

KöZ

MART 2009

Sayfa

9

Burjuva Düzeninin Yýkýlmadan Kadýnýn Özgürleþemez Kadýnlarýn ezilmesi insanlýðýn en eski ve en uzun süreli utancý olduðu için kadýnlarýn üzerlerindeki baský ve sömürüye karþý baþkaldýrýsý her zaman ve her þekilde meþrudur. Ezilen kadýnlarýn tarih boyunca verdikleri mücadeleler meþru bir muhalefet, bir tepki ve isyan hareketidir. Kimi zaman bireysel, kimi zaman örgütlü bir þekilde verilen bu mücadele boyunca kadýnlar bir çok kýsmi kazanýmlar da elde etmiþlerdir. Dünyaya sýnýfsal ve coðrafi bir bütünlükle bakmayanlar bu gün kadýnlarýn ev içerisin-deki sömürüsünün azalmasýndan kadýný bir mal sayan yasalarýn kaldýrýlmasýna, kadýn üzerindeki þiddetin azalmasýndan kadýnýn toplumdaki statüsünün artmasýna kadar birçok noktadaki önemli kazanýmlarý sýralýyorlar. Halbuki burjuva düzeninin yýkýlmadýðý koþullarda kadýnlarýn kazandýðý kýsmi kazanýmlarýn tarihi, kadýnlarýn sýnýfsal ve ulusal düzlemde daha çok sömürülen ve ezilen kesiminin daha çok sömürülmesinin ve ezilmesinin de tarihidir. Bugün “artýk kadýnlar evde ev iþlerini yapmak zorunda kalmýyor” diyenler bu özgürlüðün o iþleri yapmak için tutulan göçmen proleter kadýn temizlikçilerin sömürüsü üzerinden kazanýldýðýný fark etmiyorlar mý? Bir tarafta kadýnlarýn bir kesimi ev iþlerini yapma özgürlüðünden kurtulurken diðer taraftan Moldova'dan Azerbaycan'dan üç kuruþa çalýþmak için getirilen kadýn iþçilerin ya da varoþlarda hayatýný baþkalarýnýn evini temizleyerek, yemeðini piþirerek kazanan, sorunca da “ev hanýmýyým” diyen Kürt kadýnlarýnýn sayýsýndaki inanýlmaz artýþ nasýl açýklanabilir? Modern toplumda kadýnýn bulaþýk ve çamaþýr makinelerinin tüketimiyle özgürleþtiðini düþünenler, bu makinelerin üretilmesinin dünyada milyonlarca kadýnýn, en düþük ücretlere, en saðlýksýz þartlarda çalýþmaya mahkum edilmesiyle gerçekleþtiðini görmüyorlar mý? Evet, kadýnlarýn bir kýsmýnýn toplumsal statüleri deðiþiyor. Ama bunun ne pahasýna olduðunu tekstil iþçisi kadýnlar kendileri anlatýyorlar: “Elbette kadýn deyince tüm kadýnlarýn ayný konumda ve ayný sýnýfta olduklarýný söylemiyoruz, elbette biz iþçi kadýnlar, çalýþtýðýmýz iþyeri sahiplerinin hem iþ yerlerinde, hem de gerektiðinde evlerinde onlarýn hizmetindeyiz. Burjuva kadýnlarýn özel kýyafetlerini gecemizi gündüzümüze katarak, el emeðimizi göz nurumuzu akýtarak hazýrlarýz. Sýrf onlarýn bir günlük gösteriþli, þaþalý gecelerini süslemek için bizim hünerli ellerimiz ve göz bebeklerimiz birbirine karýþýr, gerekirse sabahçý kalarak kendi hayatýmýzý unuturuz. Bu da yetmez, onlarýn her türlü kaprislerini çekerek sýrf parasýyla hükmetmeye alýþmýþ olanlarýn tüm aþaðýlamalara boyun eðeriz.” Her sýnýftan, her coðrafyadan kadýnlar eziliyor olsa da, her sýnýfýn ve her ulustaki kadýn mücadeleleri ayný þekilde kazanýmlar elde edemiyor. Hatta burjuva düzeni benzer sorunlardan muzdarip olan kadýnlarýn mücadelelerini ortaklaþ-týrmalarýný da engelliyor.

Kadýn hareketinin bütüncül ve sürekli kazanýmlar elde etmesi, kadýnlarýn bölünmeden ve kendi içlerinde ayrýcalýklar yaratmadan kolektif bir mücadeleye girmesiyle mümkün olabilir. Bu bütüncül mücadele ise, kadýnlar arasýnda hiyerarþiler üreten sýnýfsal ve ulusal ayrýmlarýn ortadan kalkmasýyla yani burjuva düzeninin yýkýlmasýyla gerçekleþebilir. Kadýnlarýn tarihin baþýndan beri kök salmýþ bütün bu baskýlara karþý devlet ve sermaye düzeni yýkýlmadan bütünlüklü ve kararlý bir mücadele veremeyecek olmasý, mücadelelerini devrim sonrasýna býrakmalarý anlamýna gelemez. Asla da gelmemeli. Aksine varolan burjuva düzeni sadece kadýnlarý deðil, tüm kitleleri, bütün insanlýðý benzer þekilde bölüyor. Ve ezilenler kendi mücadelelerinde hep baþka ezilenlerle karþý karþýya getiriliyor. Burjuva düzenini yýkacak bir devrim öncesinde, kadýnlarýn mücadelesi, kadýnlarýn en ezilen ve en sömürülen kadýnlarýnýn mücadelesini içerdiði ölçüde insanlýðýn kaderini deðiþtirecek bir potansiyele sahiptir. Kadýnlar üzerindeki baský tarihin en eski ve en sürekli baskýsýysa, ne sýnýf çeliþkileriyle ne de ulusal baský ve sömürü iliþkileriyle açýklanabilir. Elbette ezen uluslarýn burjuva kadýnlarý da sýrf kadýn olduklarý için baský görüp, ezilip, sömürülüyorlar. Ama kadýnlarýn sýrf kadýn olduðu için bile ezilmesi, kadýnlarýn sýnýfsal ve ulusal düzeyde yaþadýklarý baský ve zulmü ortadan kaldýrmaz. Demek ki, sýrf kadýn olduðu için ezilen kadýnlarýn yaný sýra bir de iþçi olarak ezilen kadýnlar var. Ulusal kurtuluþ mücadelesi veren ezilen uluslardaki proleter kadýnlarýnýn gördüðü baský, zulüm ve sömürü ise bu sorunun en derine iþlemiþ olanýdýr. Ýþte burjuva düzeninin bölerek birbirine karþýt mücadeleler haline getirebildiði bu haklý baþkaldýrýnýn yapmasý gereken sýnýfsal ve ulusal sorunlarý kendi sorunlarýnýn kökeni olmadýðýný bahane ederek görmezden gelmek deðil, aksine bu mücadeleleri destekleyerek mücadelelerine devam etmektir. Yaþadýðýmýz topraklarda kadýn hareketi özellikle varoþlardaki Kürt iþçilerinin mücadelelerine omuz verdiði ölçüde baþarýya ulaþabilir. Bu eylem burjuva düzeni tarafýndan bölünmüþ býrakýlan kadýn hareketlerini kendi mücadelelerini askýya almadan birleþtirmenin tek yoludur. Kadýnýn kurtuluþu yolunda elde edilen kýsmi kazanýmlar ise hiç de küçümsenmemelidir. Aksine bütün kazanýmlarýn, kadýnlarýn en ezilen ve en sömürülen kesimlerini kucaklamasýna çalýþýlmalý. Bu yolda kayda deðer bir mesafe kat etmenin ön koþulu ise burjuva düzeninin yýkýlmasý olacaktýr. Bu bakýmdan tarihte insanlýðýn kurtuluþu yolunda atýlan en büyük adýmlarýn, ezilen kadýnlarýn mücadeleleriyle kesiþmesi hiç de rastlantý deðildir.

Kadýnlar Katýlmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadýnlar Kurtulamaz 8 Mart, uzun bir süredir Birleþmiþ Milletlerin kadýnlara «armaðan» ettiði bir bayram günü olarak hafýzalara kazýnýyor. Bu günün esas muhataplarý atölyelerinde, fabrikalarda, temizliðe gittikleri evlerde, hastanelerde çalýþadursunlar, 8 Mart eylemlerini ister sýrf kadýnlarýn katýldýðý, ister kadýnlarla erkeklerin el ele gittiði bir eylem olsun, bayram gününe çevirmek isteyenler de az deðil! Elbette kadýnlarýn bir gün bile olsa bayram etmeye haklarý olduðu tartýþmasýzdýr. Ama kadýnlarýn bayram etmeleri için iyi bir sebep olduðunu söylemek henüz doðru deðil! Kadýnlar, yalnýzca burjuvazinin varolduðu süre boyunca deðil, çok daha öncesinden beri sýrf cinsiyetlerinden dolayý erkeklerden farklý bir biçimde ezilip aþaðýlanýyorlar. Ancak bu ortaklýk, bütün kadýnlarýn bir araya gelmesine, birlikte bayram etmesine, ayný duygularý paylaþýp el ele vermelerine yetmedi, yetmiyor. Bütün kadýnlarýn hep birlikte bayram yapmalarýna engel olan pekçok neden var. Ulusal, sýnýfsal ayrýmlar kadar siyasal nedenler de hala kadýnlarýn birbirleriyle yan yana gelmelerine engel oluyor. Hatta erkeklerle yan yana gelmelerini önleyen engellerden daha derin uçurumlar kadýnlarý birbirlerinden ayýrabiliyor. Kadýnlarýn sýrf kadýn olduklarý için karþý karþýya kaldýklarý ortak sorunlarý olsa bile, kadýnlar arasýnda örülmüþ sýnýfsal duvarlar, tüm kadýnlarýn yan yana mücadele etmelerine, el ele ayný bayramý ayný biçimde kutlamalarýna þimdiye kadar izin vermedi, bundan sonra da vermeyecek. Kendini köleleþtiren ev iþlerinden bir baþka kadýný çalýþtýrarak kurtulan bir kadýnla, onun evinde çalýþan kadýnýn, sýrf kadýn olduklarý için tacize uðrama, kocasýndan dayak yeme, düzenin ahlak anlayýþý ve gelenekleri nedeniyle baskýya uðrama noktasýnda ortak sorunlar yaþama olasýklýklarý var ve varolacak. Ancak bu durum, bu iki kadýnýn yaþadýklarý sorunlarý çözmeleri noktasýnda biraraya gelmeleri için yeterli bir zemin sunmuyor. Birisi tacize uðradýðýnda devlete sýðýnabilir, nafaka davalarýnda hakkýný arayabilir, vs. vs. Ama diðeri ayný tutumu gösterdiðinde, týpký yakýn zamanda sýrf Rus bir kadýn olduðu için polislerin tacizi yüzünden karakola sýðýnan kadýn gibi, hem toplum hem de yasalar karþýsýnda aþaðýlanacak, bu tacizden kurtulmak þöyle dursun, bunun þiddetlenerek artmasýyla karþý karþýya gelecektir. Bu iki kadýný birleþtiren bir bayram için ezen sýnýfýn kadýnlarýyla, ezilen sýnýfýn kadýnlarýnýn el ele verecekleri bir ortaklýk zemini yoktur. Kadýnlarý birbirlerinden ayýran sadece bu maddi, nesnel, sýnýfsal engeller de deðil.

8 Mart’ta Neden Bayram Edilemez? 8 Mart’ta bayram edilemez çünkü; bu 8 Mart’ta da atölyede, fabrikada çalýþmak zorunda olduðu için mitinge katýlamayan kadýnlar olacak. Hem de bunlarýn çok büyük bir kýsmý, kendi tarihlerinden haberdar olmadan bugünü geçirecek. 8 saatlik iþ günü için mücadele eden sýnýf kardeþlerinden, onlarýn yaptýklarýný tarihe kazýyan devrimcilerden yalýtýk bir 8 Mart’ý, oniki/ondört saate varan bir iþgünü biçiminde yaþayacaklar. Onlar 8 Mart’ta bayram edebilir mi? Ya mitinge katýlan devrimciler? En çok ezilen, özgürlüðe en çok ihtiyacý olan emekçi kadýnlarýn yanlarýnda olmadýðý, emekçi kadýnlarýn arasýnda basit bir dayanýþmanýn bile örülemediði bir 8 Mart’ta bayram edebilirler mi? Çocuklarý, sevgilileri, analarý, yoldaþlarý, kardeþleri zindanlarda bulunan kadýnlarýn; ölüm orucundan yahut cezaevinden yeni çýktýðý halde sakat kalmýþ olan kadýnlarýn; veyahut en çok deðer verdiði yakýnlarýnýn cenazesini yeni kaldýrmýþ bulunan kadýnlarýn bayram kutlamalarý mümkün müdür? Ve bu sorunu kendi sorunu gibi görmeyenlerle ortaklaþmalarý olasý mýdýr? Ya mücadeleci Kürt kadýnlarý? Yýllardýr 8 Mart eylemlerine kendi renklerini ve ayrý bir coþkuyu katan Kürt kadýnlarý 8 Mart gününde kendi dillerini özgürce kullanamadýklarý sürece bu «bayram» onlar için buruk bir bayram olmaz mý? Sýrf bu durum nedeniyle ezen ulustan olmalarýna raðmen yahut yakýnlarýný kaybetmemiþ olsalar da henüz haysiyetlerini yitirmemiþ olan kadýnlarýn mahcubiyetleri bir bayrama engel olmaya yetmez mi? Besbelli ki, henüz bütün kadýnlarýn el ele bayram edebilmeleri için evvela onlarý birbirinden ayýran sýnýfsal, ulusal ve siyasal engellerin ortadan kalkmýþ olmasý gerekiyor. Ancak bu ayrýmlar ortadan kalktýktan sonra kadýnlarýn hep birlikte kutlayabilecekleri bir bayrama ulaþmalarý mümkün olacak. Hatta bu durumda, yani kadýnlar nihayet asýrlardýr kendilerini ezen cinsiyetçi baskýlardan kurtulmalarýný kutlayacaklarý gün, ayný zamanda insanlýðýn kurtulduðunun da müjdesi olacaktýr. «Kadýnýn kurtuluþu insanlýðýn kurtuluþunun bir ölçüsü ve iþareti olacak» denmesi bundandýr. Bu söz, kadýnlarýn kurtuluþlarý için devrimci siyasetin öznesi olmaya baþladýðý zaman ortaya çýkýp doðrulanmýþtýr. Burjuva toplumu kadýn erkek eþitsizliðini yaratmamýþtýr, onu devralmýþ, pekiþtirerek kendi düzenine uydurmuþtur. Ýþte bu yüzden sermaye düzeni yýkýlmadan kadýnýn kurtulmasý ve özgürleþmesi mümkün deðildir. Hatta kadýnlarýn sýrf kadýn olduklarý için maruz kaldýklarý baský ve eþitsizliklere karþý asýl mücadelesi bu sýnýflý toplum yýkýldýktan sonra baþlayacak. Ve kadýnýn özgürlük mücadelesinin hedefine ulaþmasý, tüm insanlýðýn özgürlüðe ulaþmasýnýn bir ölçüsü olacak.

Yenibosna’da Kadýnlar Günü Etkinliðinde Yerel Seçim Gündemi Kooperatif ailelerinin ve ortaklarýnýn elbirliði ile hazýrladýklarý yemeklerin daðýtýlmasý ile birlikte etkinliðe katýlan emekçilerden çok olumlu tepkiler alýndý. Pek çok aile burada her hafta yemeklerin olduðunu bilmediklerini belirtiler. Biz ise, eðitim dayanýþmasý ve mücadelesini büyütürken, ortak sofralarýmýzýn da büyüdüðünü yerel seçimlerin bir ay süreceðini, ama bizim sürekli bir arada olmamýz gerektiðini belirttik. Yenibosna’da süren yerel seçim çalýþmalarýnýn önemli bir duraðý 6 Mart günü Dünya Kadýnlar Günü vesilesiyle düzenlediðimiz yemek etkinliðimiz oldu. Bu etkinliðe Bahçelievler Emek ve Demokrasi Platformu’nun DTP çatýsýndan ortak adayý Ayþe Yumli Yeter de katýldý. Etkinlik büyük bir ilgiyle karþýlandý. Yaklaþýk bir hafta süreyle ev ziyaretleri ile çaðrýsý yapýlan etkinliðe yoðun bir ilgi vardý. Uzun süredir iliþki içerisinde olduðumuz kooperatif velilerimizin, eski öðrencilerimizin ve ailelerinin katýldýðý etkinlikte kooperatifin büyük salonunun yetmemesi kimi sýkýntýlara neden olsa da, özellikle sandalye ve masa eksikliðine elbirliði ile bulunan çözümler etkinliðin genel gidiþatýnýn bozulmamasýný saðladý. Etkinliðe, Ayþe Yumli Yeter’in yaný sýra, DTP yöneticileri ve Tuzla baðýmsýz adayý Kanber Saygýlý da katýldý. Yenibosna seçim bürosundan gelen pek çok emekçi ise, kooperatifin yoðunluðu nedeniyle etkinliðe katýlamadýklarýný belirttiler. Mayýsta Yaþam Kooperatifi: Dayanýþmamýzý büyütmeliyiz Etkinliðin baþlamasý ile ilk sözü kooperatif adýna alan arkadaþ Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin Yenibosna’da 8 senedir verilen eðitim dayanýþmasýnýn yanýnda ÖSS duvarýna karþý da aktif bir mücadele yürüttüðünü, eðitim sorunlarýnýn çözümü için yerel seçimler döneminde dayanýþmamýzý büyütmemiz, ortak sofralarý güçlendirmemiz gerektiðini belirtti. Mayýsta Yaþam Kooperatifi sözcüsünün ardýndan söz alan Ayþe Yumli Yeter, Bahçelievler’de DTP, KöZ, ESP, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Partizan, DHF’nin ortaklaþa oluþturduðu seçim platformun adayý olduðunu, bu seçimlerde iki seçeneðin bulunduðunu belirtti. Ayþe Yumli Yeter sözlerine þöyle devam etti: “Ya emekten, özgürlükten, Kürt halkýnýn taleplerinden, Demokratik Alevi Hareketi’nden yana olacaksýnýz, ya da rantçýlardan, sömürücülerden, iþkencecilerden yana… Biz demokratik seçeneðin adayýyýz, AKP ve CHP ise, sömürücülerin partisidir. Bizim, emekçilerin partisi olamaz.” Bu yemekler her Pazartesi ve Cuma var Konuþmalarýn ardýndan Ayþe Yumli Yeter ve DTP yöneticileri, Dem TV’deki bir program nedeniyle yemeðe kalamayacaklarýný belirterek ayrýldýlar.

Tutarlý ve sürekli bir mücadeleyi yerel seçimler dönemine uygun bir þekilde sürdürüyoruz Yerel seçimlerin yaratacaðý imkan ve olanaklarý, KöZ pek çok defa sayfalarýnda ilan etmiþti. Emekçilerin birleþik bir hattýnýn yaratýlmasýnýn ve kitlelerin örgütlenmesi için önemli olanaklarýnýn bu süreç içerisinde oluþacaðý

vurgulanmýþtý. Yerel seçimler sürecini kitle örgütlerinin güçlenmesi ve yerelde diðer siyaset ve kitle örgütleriyle ortak çalýþmanýn imkanlarýný arttýrmak için kullanmayý önemsedik. Yerel seçimlerde devrim ve komünizmin propagandasýný yapmanýn lafazanlýkla, devrim ve sosyalizm sözcüklerini telafuz etmekle olmayacaðýný, emekçilerinin örgütlenmesi için somut seçenekler yaratmak gerektiðini vurgulamýþtýk. Biz de yaptýðýmýz tüm çalýþmalarý bu hedeflerle deðerlendiriyoruz. Lafazan ve parlemanterist güçlerin aksine, bir yandan “Biz varýz, birlikte kazanabiliriz”, “Düzen partilerine mahkum deðilsiniz” derken, bir yandan da düzen güçlerinin saldýrýlarýný emekçilerin birleþik kitlesel mücadelesinin püskürtebileceðini vurgulayarak, emekçilerin örgütlenmesinin adýmlarýný atýyoruz. Yenibosna’dan Komünistler

Erzincanlýlar Dayanýþmayý Büyütüyor Mayýsta Yaþam Kooperatifi’ndeki yemek etkinliðinden bir gün sonra 7 Mart’ta, Yenibosna Erzincan Çayýrlý Yürekli Derneði üyeleri de Dünya Kadýnlar Günü vesilesiyle bir yemek etkinliði düzenledi. Mayýsta Yaþam Kooperatifi encümen adayý da olan Erzincan Derneði Baþkaný Ali Çarbuða’nýn önerisiyle gerçekleþtirilen etkinliðe pek çok emekçi kadýn kendi yaptýðý börek ve kekleri ortak sofraya sunarak katýlým saðladý. Yürekli-Der Baþkaný: 8 Mart Dünya Kadýnlar günü 100 yýl önce çýktý, ama kadýnlarýmýz halen eziliyorlar. Etkinlik Dernek Baþkaný, Ali Çarbuða’nýn Dünya Kadýnlar Günü’nün tarihi ve önemi üzerine yaptýðý konuþma ile baþladý. Grevci emekçi kadýnlarýn tüm kadýnlara armaðana ettiði bir gün olduðunu vurgulayan Çarbuða, bugün pek çok kadýnýn yaþadýðý sorunlarýn devam ettiðini belirtti. Dayanýþmanýn en güzel örneklerinden biri olan ortak sofranýn kurulduðu etkinliðe Bahçelievler’in ortak adayý DTP çatýsýndan seçime giren Ayþe Yumli Yeter de katýldý. Özellikle derneðin tabanýnýn yoðun bir þekilde CHP’yi desteklemesi belli sýkýntýlar yaratsa da, yemek etkinliði içerisinde güzel bir sohbetle emekçi kadýnlarla bir araya gelen Ayþe Yeter, hiçbir tepki almamýþ, tam tersine hem doðal bir sohbet ortamýnda, hem de tüm derneðe seslenerek, düzen partilerinin birbirinden farkýnýn olmadýðýnýn altýný çizerek dernektekilerin DTP’ye ve Kürtlere yönelik tepkilerinin kýrýlmasýnda önemli bir adým atmýþtýr. Sohbet içerisinde kimi dernek yöneticileri ile de konuþan DTP yöneticileri bu seçimlerde AKP’nin tek muhalefetinin kendilerinin olduðunu bu yüzden destek verilmesi gerektiðini belirttiler. Ardýndan etkinliðe davet ettiðimiz muhtar adayý Mehmet Duran Alev de kendilerinin Saadetci muhtar adayýna karþý alternatif olarak çýktýðýný belirtti.

Bu seçimde 2 aday olduðunu ama kendilerinin daha çok destek aldýðýný belirten Alev, Erzincan Derneði emekçilerinden oylarýný istedi. Dernek Baþkaný Ali Çarbuða bu öneriyi önemli bulduklarýný, ama adaylarýn tekleþmesi gerektiðini, bunun için bir önseçim yapýlabileceðini belirtti. Konuþmalarýn ardýndan Grup Mayýs üyeleri sahne alarak okuduðu türkülerin ardýndan etkinlik sonlandýrýldý. Erzincan Çayýrlý Yürekli-Der’in Yenibosna’daki tavrý örnek bir tavýrdýr. Erzincan Derneði, kendi üyelerinin yozlaþmamasý ve daðýlmamasý için dayanýþma anlayýþýyla kurulmuþ bir dernek olarak kendisini ifade etmektedir. Derneðin 8 Mart Dünya Kadýnlar gününü bir dayanýþma etkinliðinin vesilesi yaparak emekçileri bir araya getirmesinin önemini vurgulamak gerekir, diðer köy derneklerine de bu tutum örnek gösterilmelidir. Komünistler olarak sadece kooperatiflerde deðil, mahallemizdeki tüm emekçi kurumlarýnýn güçlenmesi için mücadele veriyoruz. Emekçilerin örgütlenmesinin lafazanlýkla deðil, somut adýmlarla atýlabileceðini her fýrsatta vurguluyor ve buna uygun çalýþmalar yürütüyoruz. Bu anlamýyla mahallemizdeki her türlü kitle örgütü, siyaset ve dernekle iliþkilerimizi sürdürüyoruz. Buralarda olan olumluluklarý kendi olumluluðumuz olarak görüyor, buradaki yanlýþlarý akýl verir duruma düþmeden düzeltmek için çaba harcýyoruz. Bu yüzden Erzincan Yürekli-Der’deki ya da diðer kitle örgütlerinin dayanýþmayý büyütmek için attýklarý her adýmda komünistler olarak sorumluluk almayý kendimize bir görev biçiyoruz. Yenibosna’dan Komünistler


T S Ý N ÜMO K

Sayfa

KöZ

10

SAYI: 9

MART 2009

Seçimin Uðramadýðý Ýki Miting Kadýn Kadýna Mitingi Yerel Seçimlere Kapatanlar Bindikleri Dalý Kestiler. Saat 11’de baþlayan birinci miting Ýstanbul 8 Mart Kadýn Platformu tarafýndan örgütlenmiþti. Kortejler “Biz Kadýnlar Erkek Egemen Kapitalist Sisteme Karþý Direniyoruz”, “Israrlýyýz Kararlýyýz”, pankartýnýn arkasýnda yürüdü. Bu pankartýn arkasýnda sýrasýyla kendi pankartlarýyla Feministler, Demokratik Özgür Kadýn Hareketi, Demokratik Kadýn Platformu, Emekçi Kadýnlar Derneði, Liseli Öðrenci Birliði’nden Kadýnlar, Tekstil-Sen’li Kadýnlar, Ýmece’li Kadýnlar, Kadýn Emeði Kolektifi, Lambda, Barýþ Anneleri, Feminist Kadýn Çevresi, Genç-Sen’den kadýnlar, KESK’li Kadýnlar, Anti-kapitalist Kadýnlar, Öðrenci Kolektifleri, Halkevci Kadýnlar, Uluslararasý Af Örgütü’nden Kadýnlar, TümÝGD’li Kadýnlar, KöZ, Çaðrýcý Kadýnlar, Ýþçi Cephesi Kadýnlarý, Dev-Lis’li Kadýnlar, Marmara Üniversitesi Öðrencileri, Baðýmsýz Kadýnlar ile DÝP, EHP, EMEP, SDP ve Sosyalist Parti’den kadýnlar olarak yer aldýlar.

Yedi bin kiþilik mitingin ezici çoðunluðunu DTP’nin kitlesi oluþturuyordu. Denilebilir ki katýlanlarýn yüzde sekseni DTP’li idi. Eþlerini, kardeþlerini desteklemeye gelmiþ ancak miting alanýna sokulmayan erkekleri de hesaba katýnca bu oran çok daha büyürdü. Mitinge irili ufaklý bir dizi feminist grup katýlsa da bu kesimlerin toplam varlýðý dahi mitinge rengini vurmaktan uzaktý. Demokratik Özgür Kadýn Hareketi kortejiyle akýn akýn miting alanýna giren kadýn kitlesinin coþkusu ise görülmeye deðerdi. Yediden yetmiþe kadýnlar, tülbentleri, zýlgýtlarý, yeþil sarý kýrmýzý ipleriyle yürüyorlardý Yeldeðermeni’nden. Mitinge DTP ile kýyaslanabilir boyutta olmasa da görece kitlesel katýlan üç kortej daha vardý: KESK’li kadýnlar, Emekçi Kadýnlar Derneði ve Halkevci Kadýnlar. Kürt kadýnlarýnýn en yoðun þekilde attýðý sloganlardan biri Jin Jiyan Azadi ise diðeri de elbette “Biji Serok Apo” idi. Ýþin tuhaf yaný, sabahki mitingin Abdullah Öcalan da dahil olmak üzere, tüm erkeklere yasaklanmýþ bir miting olmasýydý. Besbelli ki erkek yasaðý, özgürlük mücadelesi veren kadýnlarýn talebi deðildi. Dahasý bu erkek yasaðý erkeklerin 8 Mart’ta ev iþleriyle ilgilenmesine de pek yaramamýþtý. Zira yürüyüþ sýrasýnda miting alanýn çevresinde biriken önemli sayýda bir erkek kitlesi vardý. Bu kesimler de Pazar sabahý yolu Kadýköy’e düþmüþ erkekler deðil, annelerini, kardeþlerini, eþlerini yalnýz býrakmayan Kürt kitlesiydi. Erkek yasaðý bu kesimleri miting dýþýna býrakarak 8 Mart’ta pasif kalmalarýna, birer seyirciye dönüþmesine yol açmýþtý. Daha da kötüsü mitingin dýþýnda býrakýlan erkekler ayný zamanda bir kavga yoldaþý olmaktan çýkarýlmýþ, tam da kadýnlarýn kurtuluþ mücadelesinin önünde engel olan bir konuma, kadýnýn hamisi pozisyonuna itilmiþti. Erkek yasaðýnýn bir diðer sonucu ise 8 Mart’ýn tümüyle politik gündemden soyutlanmýþ bir þekilde gerçekleþmesiydi. Yaþadýðýmýz topraklarda emekçi kesimlerin en geri kesimlerini dahi politikleþtirmiþ

“AKP’ye (CHP’ye) kanma oylar ortak adaylara” sloganlarýný haykýrdýk. Elbette “Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur”, “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz”, “Cinsel Ulusal Sýnýfsal Sömürüye Son” sloganlarýný da attýk. Attýðýmýz tüm sloganlar ve Akýn Birdal dövizlerimizse ilgiyle karþýlandý. Ancak yürüyüþ kolundaki yerimizden ötürü, seçimlere iliþkin tutumumuzu mitinge katýlan DTP’li kitleye duyurup gösteremedik. Neyse ki iki mitingin ayný mekânda olup peþpeþe baþlamasý bu eksikliðimizi gidermemizi mümkün kýldý.

yerel seçimler 8 Mart’ýn gündemine girmedi. Kuþkusuz kürsüden mitingin açýlýþ konuþmasýný yapan Özlem Altun “Yerel seçimlerde de söyleyecek sözümüz var. Kadýn konusuna duyarlý olmayan partilere oyumuz yok.” dedi. Yine kürsüden konuþan Sebahat Tuncel de konuþmasýnda yerel seçimlerin önemine ýsrarla deðindi, 8 Mart’ý, Newroz’a, Newroz’a ve Yerel Seçimlere baðlamanýn altýný çizdi: “8 Mart direniþin, isyanýn adýdýr. Haksýzlýða, adaletsizliðe direnmenin adýdýr. Biz de haksýzlýða, adaletsizliðe, erkek egemenliðine karþý sesimizi yükseltmek için bir arada bulunuyoruz. Biz özgürlük için yola çýktýk. Kadýnýn yaþam duruþuna karþý çýkan sisteme itirazýmýz var. Kadýnýn kadýndan baþka dostu yok. Ancak gücümüzü birleþtirerek ve ortak hareket ederek baþarabiliriz1 diye konuþtu. Türkiye'nin AKP iktidarý ve CHP muhalefetindeki erkek zihniyeti tarafýndan kötü yönetildiðini söyleyen Tuncel, “Biz buna dur diyeceðiz. Haklarýn kardeþliðini ancak beraber saðlayabiliriz. Filistinli kadýnlarýn Kürt kadýnlarýnýn acýlarýný paylaþarak bu görkemli yürüyüþü Newroz alanlarýna taþýyacaðýz. 29 Mart'ta kadýnlarý görmezden gelen sisteme karþý halklarýmýzýn ve kadýnlarýmýzýn baharýný yapacaðýz” dedi. Ancak Sebahat Tuncel’in bu sözlerinin aksine miting alanýnda yerel seçimlerle ilgili tek bir pankart ve döviz bile yoktu. Yine yerel seçimlere iliþkin tek bir slogan dahi atýlmadý. Kaldýrýlan yýðýnla lolipop ve dövizler içinde belediye baþkanlarýnýn ismine rastlamak da mümkün deðildi. Bu durumu en iyi özetleyenlerden biri ise DTP’nin mitinge getirdiði seçim araçlarýydý. Mitingde sloganlarý attýran araçlar, DTP’nin Sultanbeyli’de kullandýðý yerel seçim araçlarýydý. Ancak bu arabalarýn üzerinde erkek adaylarýn resimlerinin taþýnmasý ise bir sorun teþkil ediyordu. Bu sorundan kurtulmak içinse Sultanbeyli belediye baþkaný adayý Medeni Kýrýcý’nýn yüzünü kimi arabalarda mor bir perdeyle örtülmüþtü. Baþka arabalar da “Yaþasýn 8 Mart” ozalitleriyle örtülmüþtü. Bulunan çözüm belki de “kadýn kadýna” gerçekleþen 8 Mart’ý çarpýcý bir þekilde özetliyordu, zamandan ve mekândan baðýmsýz bir 8 Mart kutlamak, sembolik tutumlar takýnmak adýna yerel seçimler öncesinde güçlü bir 8 Mart mitingi yapma fýrsatý heba ediliyor, dahasý adaylarýn yüzü mor perdelerle örtülüyordu. Bindiði dalý kesmek deyimi bu durumlar için söylenmiþ olsa gerek.

Karma miting boykotçularýn mitingi oldu ““Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürüye; Emperyalist Saldýrýlara, Gericiliðe ve Ezilmeye Karþý Kadýn Mücadelesi” baþlýðýyla gerçekleþtirilen ikinci mitingin örgütleyicilerinin sayýsý ise birincisinden az deðildi: “Kadýnýn kurtuluþu devrimde sosyalizmde” pankartýyla BDSP, Belediye Ýþ 2 No’lu Þube, BES Ýstanbul 1 No’lu Þube, ÇHD, Deri-Ýþ Genel Merkezi, “Yaþasýn 8 Mart, Biji 8 Adare” pankartýyla Demokratik Kadýn Hareketi,

“Kadýn Erkek El Ele Mücadeleye” pankartýyla Devrimci Hareket, Devrimci 78’liler Federasyonu, Divriði Kültür Derneði, “Kadýnlar Emperyalizme; Sömürüye; Irkçýlýða Karþý Birleþelim,” “Özgür Kadýn Örgütlü Kadýndýr”, “Sabonun Yolundayýz” pankartlarýyla Halk Cephesi’nden Kadýnlar, “Krize, Ýþsizliðe, Yoksulluða karþý Emekçi kadýnlar Mücadeleye” pankartýyla Halk Kültür Merkezleri, “Her Gün 8 Mart Her Gün Kavga” pankartýyla Kaldýraç, “ Kadýn Erkek El Ele Direniþle Zafere” pankartýyla ODAK, PSAKD Marmara Þubeleri, “Kadýn Erkek El Ele Demokratik Devrime” pankartýyla Partizan, “Emekçi Kadýnýn Sahiplendiði Kavga Yenilmez” pankartýyla Proleter Devrimci Duruþ, “8 Mart’ta Varoþlarda, Alanlarda Birleþ 29 Mart’ta Düzen Partilerinden Hesap Sor!” pankartýyla Proletaryanýn Kurtuluþu, TUDEF ve “Ekmek, Gül ve Hürriyet Günleri Ýçin Yaþasýn 8 Mart” pankartýyla TKP. Mitinge bunlarýn dýþýnda “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü” pankartýyla KESK’li kadýnlar, DESA iþçileri, Devrimci Parti Mücadelesinde Devrimci Komünistler de katýldý. Yaklaþýk 3000 kiþilik bu mitingdeki en kalabalýk iki korteji ise TKP ve Halk Cephesi idi. Kuþkusuz saat 13.00’da baþlayan mitingin de yerel seçimlerle iliþkisi yoktu. Mitingin DHF, Partizan, Kaldýraç, Halk Kültür Merkezi gibi bileþenleri ortak aday çalýþmasýnda yer alsalar da bu kesimlerin ne pankartlarý ne de seçimleri yerel seçimlerle ilgiliydi. Bu nedenle mitinge yerel seçimleri boykot eden Halk Cephesi ve ayný tutumu baðýmsýz adaylarýyla sergileyen BDSP damgasýný vurdu. Tüm kortejler atýlabilecek en genel sloganlarý attýlar, soyut bir devrim ve sosyalizm propagandasý yaptýlar, ülkedeki siyasal gündeme iliþkin en ufak bir þey söylemediler. Bu konudaki tek istisna “Gerici AKP, Çarþafçý CHP”, “Hilafetçi AKP’yi durdurun!” sloganlarýný sýk sýk atan TKP’nin AKP ve CHP karþýtlýðýnýn ötesine geçmeyen müzmin muhalif çizgisi idi. Bu bakýmdan ikinci mitingin boykotçularýn mitingi olduðunu söylemek yanlýþ olmaz.

Alanda KöZ ve Proletaryanýn Kurtuluþu’ndan Baþka Politik Bir Kortej Yoktu Sabahki mitinge katýlan, siyasetle ilgili tüm kesimler kendilerini ya bir kadýn hareketi ya da þu yahut bu siyasal akýmdan kadýnlar olarak tarif etmiþlerdi. Bunun bir istisnasý KöZ’dü. Mitinge KöZ’le birlikte katýlmak isteyen erkekler mitinge ve yürüyüþe alýnmamýþ olsalar dahi biz mitinge KöZ’den kadýnlar diye deðil –komünist bir siyasal kimliði bu þekilde tanýmlamamýz hiçbir þekilde mümkün deðil çünküKöZ imzasýyla katýldýk. KöZ’ün þiarlarýný haykýrdýk. KöZ’ün bu 8 Mart’taki þiarlarý yerel seçimlerden tümüyle uzak olan yürüyüþ ve miting alanýna bir tezat oluþturuyordu. Pankartýmýza “8 Mart’ý 29 Mart’a baðla, Oylar Ortak Adaylara” diye yazdýk. “Erkeksiz Deðil Birleþik 8 Mart”, “Oyuna Gelme 8 Mart’ý Bölme”,

Birinci mitingde yürüyüþün sona erip tüm kortejlerin alana girmesinden sonra pankartýmýzý toplayarak alandan ayrýldýk. Ýkinci mitingin buluþma yerine 200300 mesafelik bir mesafede bu sefer erkeklerin de dahil olduðu kortejimizi toplayarak yürüyüþ kolundaki yerimize doðru yürüyüþe geçtik. Proletaryanýn Kurtuluþu korteji de bizimle birlikte yürüyüþteki yerine doðru yürüdü. Normalde, sýralamadaki yerimizin sonuncu kortej olmasý mitingde tutumumuzun görülmesi bakýmýndan bir dezavantaj teþkil etmesi gerekirdi. Ancak bu mitingde en arkadaki yere doðru sloganlarýmýzla, yürüyüþe geçmemiz tüm kortejlerin pankartýmýzý ve dövizlerimizi görmesini ve sloganlarýmýzý duymasýný mümkün kýldý. Yürüyüþ baþladýktan sonra bu sefer birinci mitingden dönen ve ilk yürüyüþ boyunca sesimizi yeterince duyuramadýðýmýz Kürt kadýnlarýyla karþýlaþtýk. Pankartýmýz, dövizlerimiz, sloganlarýmýz karþýsýnda Kürt kadýnlar öbek öbek yanýmýzda durdular, zýlgýtlarý, alkýþlarý ve zafer iþaretleriyle sloganlarýmýza ses verdiler. Kadýköy meydanýna yaklaþtýðýmýzda, DTP adayý Medeni Kýrýcý’nýn arabasý hala, bu sefer perdesiz olarak, alandaydý. Seçim arabasýnýn içindeki arkadaþlar sloganlarýmýzý arabadan attýrma teklifimizi coþkuyla kabul ettiler. Biz de belli bir süre boyunca seçimlere iliþkin sloganlarýmýzý seçim arabasýndan tüm kitleye duyurduk. Tüm yürüyüþ boyunca Proletaryanýn Kurtuluþu ile sesimizi ortaklaþa yükselttik, ayný tutumun savunucusu olduk.

Alana girdiðimizde kortejimizde daha önceden görmediðimiz simalarýn da bulunduðunu fark ettik. Tanýþmak için sohbete baþlayýnca, arkadaþlarýn aslýnda sabahki mitinge katýldýðýný, ancak sloganlarýmýzý duyup, Akýn Birdal’ýn resmini görünce bizimle de yürüyüp alana girmeye karar verdiklerini öðrendik. KöZ’ün ve Proletaryanýn Kurtuluþu’nun her iki mitingde politik ve doðru tutumu takýnan tek odak olduðuna olan inancýmýzý tüm bu olgularýn dýþýnda da anlamlý bir göstergesi vardý. Sendikalýlaþma mücadelesi veren DESA iþçileri de týpký KöZ gibi her iki mitinge de katýlmýþ, mücadelesini her iki mitinge katýlan kesimlere duyurmaya kararlý bir þekilde gayret etmiþti. DESA iþçileri de yýllar önce 8 Martý verdikleri sekiz saat iþgünü mücadelesiyle var eden New York’lu dokuma iþçileri gibi somut bir mücadelenin parçasý oluyor, bu mücadeleye yaraþýr bir tutum takýnýyordu. Bu tutum iþçi sýnýfýný, kadýnýn kurtuluþunu, 8 Mart’ýn tarihsel anlam ve önemini aðzýndan düþürmeyen doktrinerlerin, lafazanlarýn tutumundan ne kadar uzaksa, iþçi sýnýfýnýn en devrimci kesimlerinin arasýnda çalýþma yürüten KöZ’ün tutumuna da o kadar yakýndý.

Antalya’da 8 Mart Etkinliði Bu güne kadar 8 Mart’larda yirmiyi geçmeyen kiþiyle basýn açýklamasýndan öte alanýmýzda kutlanan bir etkinlik olmamýþtý. Bu gün ise “Demokratik Güç Birliði”nin katýlýmýyla alanýmýzda muhteþem bir 8 Mart etkinliði kutlandý. Finike Pazarcýlar Derneði, EMEP, Eðitim-Sen, DTP, ÖDP, Ýnþaat Ýþçileri Derneði Giriþimi, Çevreciler Derneði Giriþimi, Kýzýl Bayrak, ve alanýmýzdaki ilerici demokrat avukat, doktor, mühendis ve diðer kimselerin destek verdiði DGB platformu, oluþturulduðu iki aydan bu yana önüne ne koyduysa baþarýyla gerçekleþtirdi: Önce yerel seçimlerde alýnacak tavýr netleþtirildi, ardýndan 8 Mart etkinliðini baþarýyla alana taþýdý. Gazi’deki baþkaldýrý ve Halepçe katliamý anmalarýný, Newroz’u ve Kýzýldere anmasýný önüne somut görev olarak koymuþtur. Baþarýyla bunun da üstesinden gelecektir. En önemli hedefimizden birisi de 1 Mayýs’ý alanýmýzda kutlamaktý. Bunun önünü 8 Mart etkinliðiyle açmýþ

durumdayýz.

8 Mart alanýmýzda coþkuyla kutlandý. DGB ortak bildirisi ve mahallelerdeki daðýtacaðýmýz karanfiller temin edildi aramýzda görev pay ederek iki gün önceden etkinliðe insanlarý davet ettik. Davet ederken 8 Mart’a katýlmanýn önemi anlatýldý. Bildiri daðýtan arkadaþýmýzýn birine DP seçim bürosunda saldýrýda bulunuldu ve biz de adayý kadýn olan bu partinin kadýna bakýþ açýsýnýn ne olduðunu basýn açýklamasýyla açýklayacaðýmýzý dillendirdik. Hemen o aday ve danýþmaný bizi buldu, yanlýþ bir anlaþýlma olduðunu ve olayýn kendini bilmez birinin kendi inisiyatifi ile geliþen üzücü bir olay olduðu söylendi. Biz de “bu sizin seçim büronuzda geliþen bir çirkinliktir, ancak bizim kitlemiz ve sizin kitlenizin önünde saldýrýya uðrayan arkadaþýmýzdan adayýnýz özür dilemeli” dedik. Israrýmýzda kararlý olduðumuz görülünce özür talebimiz kabul edildi ve etkinlik alanýnda

aday arkadaþýmýzdan özür diledi ve ardýndan bir gurupla DP seçim bürosuna gidilerek seçmenlerin önünde de özür dileme gerçekleþtirildi. 8 Mart etkinliðine binin üzerinde katýlým oldu. Günün önemi hakkýnda konuþmanýn ardýndan þiirler okundu, çeþitli siyasetlerin ve kurumlarýn 8 Mart etkinlik kutlamalarý okundu. Ardýndan türküler söylendi ve kadýn erkek birlikte çektiðimiz halaylarla etkinliðimiz son buldu.

Finike Pazarcý Esnafý Derneði’nin þiiri. YÜREK SIZIM Nerden geldi bu güç Kim verdi bu yetkiyi erkeklere Omuz omuza olmak varken Kim kýsalttý kadýnlarýn boyunu Kim koydu kadýnlarý erkeklerin arkasýna Hal buysa ayný mevzide Kurþun

Ayný kavgada sýkýlmýþ Yumruk Eþit olmalýydýk yaþama dair Ýþte böyle ucu yanýk mektuplar gönderdiðim SEVDAM. Ak saçlarýna yýldýz düþürdüðüm ANAM. Düðününde halaya durduðum namusum BACIM. Saçýnýn her teline kurban olduðum KIZIM. Siz kadýnlar özgürleþmedikçe Geçmeyecek yürekteki SIZIM: Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz! Yaþasýn Komünistlerin Birliði, Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz! Finike Seyyar Pazarcýlar Dayanýþma Derneði’nden Komünistler


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

MART 2009

KöZ

Sayfa

11

Ýzmir’de Üç Ayrý 8 Mart Eylemi 8 Mart yaklaþýrken Ýzmir’de iki ayrý 8 Mart eylem çaðrýsý yapýlmýþtý. Ýlk çaðrýyý Partizan ve DHF Kadýn Komisyonu yaptý. Gerçekleþen ilk toplantýya katýldýk ve kadýn platformuna çaðrý yapýlmasýný, içinden geçtiðimiz þu dönemde 8 Mart eyleminin bölünmemesini, yerel seçimleri kadýnlarýn hak talepleri ile birleþtiren birleþik bir 8 Mart örgütlenmesini önerdik. Bu önerimiz kabul görmedi ve 8 Mart’a feminist bir bakýþ açýsýyla yaklaþan ve emekçi vurgusu yapmayan siyasetlere çaðrý yapýlmayacaðý, ancak alana gelmek isteyen herkese açýk olacaðý ifade edildi. Partizan ve DHF Kadýn Komisyonun çaðrýcý olduðu ve Kýzýlbayrak, Mücadele Birliði, Halk Cephesi, Kaldýraç, Alýnteri’nin örgütleyici olduðu platformun ikinci toplantýsýnda örgütleyici olmayacaðýmýzý ifade ettik ve çekildik. Geçtiðimiz yýla kadar ayný bileþenler 8 Mart’larýn bölünmesine karþýlýk birleþik bir 8 Mart için tüm gruplara çaðrý yapýyordu. Bu sene ise 8 Mart’ýn bölünmüþlüðünü olumluluk olarak gören bir tutum söz konusuydu. Eylemleri birleþtirmek yerine emekçileri, ezilenleri bölen bir eylem bilhassa yerel seçim döneminde örgütleyicisi olamazdýk. Eyleme katýlabileceðimizi ama 8 Mart’ý bölmeyi savunan bir tutumun örgütleyici olmayacaðýmýzý ifade ettik. Ayný günlerde kadýn platformunun çaðrýcýsý olduðu 8 Mart toplantýlarý gerçekleþti. Toplantýda yerel seçimler sürecinde birleþik kitlesel bir 8 Mart gerçekleþmesinin, bunun için de kadýn platformunun örgütlediði eylemin kadýn-erkek karma katýlýma yasak koymamasý gerektiðini söyledik. Eylemleri bölen bir tutumun yerel seçim çalýþmalarýný baltalayacaðýný belirttik. Ancak Kadýn platformunun birçok bileþeni eylemin bölünmesine yol açan kadýn kadýna katýlým meselesini tartýþtýrmayacaðýný belirtti. Bunun karþýsýnda karma katýlýma yasaklý, eylem alanlarýný bölen bu eylemin örgütleyicisi olmayacaðýmýzý belirterek platformun ilk toplantýsýnda çekildik. Ýlerleyen günlerde Kadýn Platformu da kendi içinde ikiye bölündü. DTP Kadýn Meclisi ve Özgür Yaþam Kadýn Komisyonu yapýlan tartýþmalar sýrasýnda “Birlikte Baþaracaðýz Platformu”nun kadýn adaylarýnýn kürsüden konuþmasýna engel olunmasý ve Kürtçe pankart, slogan konusundaki tartýþmalar nedeniyle platformdan çekildi. Üçüncü bir 8 Mart eylemi söz konusu oldu. Söz konusu olan 3. eylemin ilk toplantýsýna KöZ de katýldý. Fakat yerel seçimleri gündemine alan bu eylemin aslýnda 8 Mart’ý, yerel seçimleri, ortak adaylarý, ortak mücadeleyi kadýnlar ve erkekler olmak üzere ikiye böldüðünün anlaþýlmasý üzerine bu platformdan da çekildik. Ýzmir’de 3 ayrý 8 Mart eylemi gerçekleþti.

Saat 12.30’da DTP Kadýn Meclisi ve Özgür Yaþam Kooperatifi Kadýn Komisyonu’nun 8 Mart eylemi 8 Mart eylemine bir hafta kala kadýn platformunun

Karþý Birlikte Baþaracaðýz, Ne AKP Ne CHP Oyumuz Ezilenlere, Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur, Kadýn Olmadan Devrim-Devrim Olmadan Kadýn Kurtulamaz, Krize Karþý Sýnýf Savaþý, Jin JÝyan Azadi, 8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak” gibi sloganlar attýk. Eylem alanýna gelindiðinde öncelikle mücadelede yaþamýný yitirmiþ tüm devrimciler için bir dakikalýk saygý duruþunda bulunuldu. Basýn açýklamasýnýn ardýndan, devrimci tutsaklardan mektuplar okundu ve direniþteki Park Bahçe iþçilerinden birinin eþi konuþma gerçekleþtirdi. Yapýlan müzik dinletisi ve çekilen halaylarla eylem sona erdi. Eylemin daðýlma anýnda 8 Mart özel sayýsý daðýtýmý gerçekleþtirdik.

içindeki tartýþmalar nedeniyle DTP kadýn meclisi platformdan çekildi. 8 Mart’ý feminist içerikle örgütlemek isteyen kurumlarýn, eyleme aðýrlýðýný koymasýyla yerel seçimlerin hiçbir þekilde gündem etmemek üzere, Kürtçe metin olmamasý yönünde ve sadece kadýna karþý þiddetin iþlendiði bir eylemin gerçekleþmesi için gösterdikleri çabalar DTP kadýn meclisinin çekilmesine neden oldu. Özgür Yaþam Kadýn Komisyonu da durumu deðerlendirdi ve bileþeni olduðu Kadýn Platformunda yaþanan bu bölünmede yerel seçim çalýþmalarýnýn öne çýkabileceði ve Kürtçeye yasak koyulmayan eylemin örgütleyicisi olmayý tercih etti. Saat 11.30’da yürüyüþ için DTP il binasýnýn önünde toplanýldý. Saat 11.30 sularýnda yürüyüþe geçildi. “Kimsenin Namusu Deðiliz, Namusumuz Özgürlüðümüzdür” pankartý açýldý. Yürüyüþe Barýþ Anneleri, Genç Kadýn Meclisi ayrý pankart açarak katýldý. Saðanak yaðmura raðmen eyleme 2000’in üstünde kadýn katýlýmý gerçekleþti. Özgür Yaþam Kadýn Komisyonu da eyleme “Kadýn için evde, sokakta, iþte eþitlik; eþitlik için özgürlük” pankartý ile katýldý. Yoðun güvenlik önlemlerinin alýndýðý yürüyüþe sol ittifak “Birlikte Baþarabiliriz Ýnisiyatifi”nin DTP'li Bayraklý Belediye Baþkan Adayý Semra Uzunok, Menemen Belediye Baþkan Adayý Nursel Aydoðan, Konak Belediye Baþkan Adayý Mizgin Irgat ve ÖDP'li Karþýyaka Belediye Baþkan Adayý Ayþegül Altýnbaþ da katýldý. Yürüyüþ saat 13.00 sularýnda Konak Sümerbank önünde tamamlandý. Saðanak yaðmur nedeniyle program kýsaltýlarak gerçekleþtirildi. Alanda ortak basýn açýklamasý okunduktan sonra Menemen Belediye Baþkan Adayý Nursel Aydoðan konuþma

gerçekleþtirdi. MKM Pipa Bacca’ya adadýklarý bir oyun sergiledi. Özgür Yaþam Kadýn Komisyonundan bir arkadaþýmýzýn kýsa bir konuþmasý ile eylem sona erdi. KöZ’ün arkasýnda duran komünistler de Özgür Yaþam kadýn komisyonu ile eyleme sloganlarý ve özel sayýlarý ile katýldý. Yaðmura raðmen coþkusu azalmayan eylemde sloganlarýmýza coþkuyla katýlan kadýnlar oldu.

Saat 14.00’de “Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”nü Kutlayan 8 Mart eylemi Partizan, Alýnteri, Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu, Mücadele Birliði Platformu, Demokratik Kadýn Hareketi, Halk Cepheli Kadýnlar, Kaldýraç’ýn örgütlediði eyleme KöZ, PSA Çiðli Þube, PSA Bornova Þube, iþten atýlan taþeron belediye iþçileri de katýldý. Konak’taki Telekom’un yanýnda toplanmaya baþlayan bileþenler coþkulu sloganlarla yürüyüþe geçtiler. En önde ortak imzalý “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü!” pankartýyla 8 Mart’ýn güncel çaðrýsýnýn yer aldýðý ortak pankart taþýndý. Ardýndan sýrasýyla eylemi örgütleyen kurumlar yürüdü. Birleþik mücadele çaðrýsý yapan pankartlara ve sloganlara raðmen, bu eylemi örgütleyenlerin emekçiklerin, ezilenlerin birleþik mücadelesini saðlayacak birleþik bir 8 Mart eylemi örgütlememiþ olmasý ilgi çekiciydi. Emekçilerin, ezilenlerin aðýrlýkla gündemine olan yerel seçimleri gündemine alan ve 8 Mart ile birleþtiren tek kortej ise KöZ korteji oldu. Eyleme “8 Mart’a Varoþlarda Birleþ Alanlarda Birleþ, 29 Mart’a Düzen Partilerinden Hesap Sor” Pankartý ile katýldýk. Yürüyüþ sýrasýnda “Ne AKP Ne CHP Birlikte Baþaracaðýz, Düze

Saat 14.00’de Bornova’da “Söyleyecek sözümüz deðiþtirecek gücümüz var” diyen 8 Mart Eylemi Kamu Emekçileri Sendikalarý Konfederasyonu (KESK), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Emek Partisi (EMEP) Özgürlük ve Dayanýþma Partisi (ÖDP) Baðýmsýz Kadýn Ýnisiyatifi ve Emekçi Kadýnlar Derneði’nin de aralarýnda olduðu yaklaþýk bin kadýn da Bornova’da 8 Mart mitingi düzenledi. “Söyleyecek sözümüz deðiþtirecek gücümüz var” þiarýyla örgütlenen eylemde kadýnlarýn da gündeminde olan yerel seçimlerde deðiþtirmek üzere ne söyleneceðine iliþkin tek bir söz edilmedi. Yerel seçimler yaklaþýrken kadýnlarýn mücadelesini düzen partilerinin karþýsýna çýkacak biçimde örgütlemekten yerine bileþenlerinin önemli bir kýsmý “Birlikte Baþaracaðýz Platformu” bileþeni olan siyasetlerin kadýn örgütleri olmasýna raðmen, yerel seçimleri hasýraltý eden bir eylem gerçekleþtirildi. Bu eyleme yaðmur ve tüm eylemlerin saatlerinin birbiriyle çakýþmasý nedeniyle özel sayýlarýmýzý götüremedik. KöZ, Birlikte Baþaracaðýz Platformu toplantýsýnda henüz 8 Mart’la ilgili toplantýlar baþlamadan 8 Mart’ý yerel seçimlerle kadýlarýn hak ve özgürlük mücadelesi ile birleþtiren bir seçim mitingi havasýnda örgütlemeyi önermiþti. Herkesin kendi katýlým biçimini özgürce belirlediði ve kitlesel bir miting gerçekleþmesi konusunda da sonraki toplantýlarda ýsrarcý olduk. 8 Mart’ta kadýnlarýn siyasette en çok öne çýkmasýný saðlayacak, sorunlarýný talep haline getirerek kendi örgütleriyle katýlmalarýný saðlayacak, kadýnlarýn mücadelesini emekçilerle, ezilenlerle birleþtirerek kazanacaðýný gösterecek birleþik merkezi bir miting gerçekleþmedi. Kuruçeþme’de Birlikte Baþaracaðýz bileþenlerinin birlikte örgütlediði 8 Mart eylemi merkezi bir eylem için örnek alýnmadý. 8 Mart’ý da Birlikte Baþaracaðýz Platformu’nu da zayýflatan 2009 8 Mart’ý kaçýrýlmýþ bir fýrsat oldu. Ýzmir’den Komünistler

PARÇALI DEÐÝL, BÝRLEÞÝK EYLEMLERE ÝHTÝYAÇ VAR Denizli’de 8 Mart’ta 4 ayrý etkinlik gerçekleþti. Etkinliklerden ilk ikisi saat 12.00’de farklý alanlarda farklý bileþenlerin örgütlediði eylemler oldu. Candoðan Parký’nda Kadýn Dayanýþma Platformu’nun düzenlemiþ olduðu eyleme yaklaþýk 60 kiþi katýldý. Bu eylemde SDP, TÖP, SP, DTP, SGD, Genç-Sen yer aldý; ayrýca Demokratik Güç Birliði Belediye Baþkan adayý Þenay Eker eyleme katýldý. Yalnýzca kadýnlarýn katýldýðý eylemde; okunan basýn metnin içeriði ise her kesimden kadýnlarýn toplum içinde yaþadýklarý sorunlar ve bu sorunlarýn çözümüne dair taleplerin dillendirildiði bir minvalde oldu. KÖZ hariç Demokratik Güç Birliði Platformu bileþenlerinin örgütlediði eylemde yerel seçimlerle ilgili hiçbir vurgunun olmamasý dikkat çekti. Ayný saatte kadýn ve erkeklerin karma katýlýmý ile gerçekleþen DHF, EMEP, Alýnteri, TKP, Gençlik Muhalefeti’nin örgütlemiþ olduðu ve Eðitim-Sen’in de destek verdiði basýn açýklamasýna ise yaklaþýk 300 kiþi katýldý. Basýn açýklamasýnda Gençlik Muhalefeti “AKP’ye ferman yazýyoruz”, EMEP “Krizin faturasýný ödemeyeceðiz”, TKP “Durdurun, iþçi düþmanlarýný emek hýrsýzlarýný”, DHF “Krize, iþsizliðe yoksulluða zorbalýklara karþý halkýn haklý mücadelesi”, Alýnteri “Kapitalizm kriziyle beraber tarihin çöplüðüne” pankartýyla yer aldý. Saat 13.00’te gerçekleþecek olan kriz mitingini konu alan basýn açýklamasý mitinge çaðrý ile sonlandýrýldý. Saat 13.00’te KESK, EMEP, ÖDP, CHP, DHF, TKP, Alýnteri, Köy Enstitüleri, 78’lilerin örgütlediði kriz mitinginde yaklaþýk bin kiþilik bir katýlým vardý. Pankartlarda ve sloganlarda 8 Mart’ýn anlam ve önemine dair hiç vurgunun olmamasý oldukça dikkat çekiciydi. Biz dernek çalýþaný arkadaþlarýmýzla 78’liler korteji ile yürüdük. Yürüyüþ boyunca 78’liler kortejinde “Krize karþý, sýnýf savaþý”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber ya Hiç Birimiz”, “Özgürlük Savaþan

Ýþçilerle Gelecek”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni”, “Gün Gelecek Devran Dönecek Katiller Halka Hesap Verecek”, “Kadýnýn Kurtuluþu Ýnsanlýðýn Kurtuluþudur”, “Yaþasýn 8 Mart”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý atýldý. Ayrýca alanda KÖZ gazetesinin satýþýný yaptýk.

Saat 13.00’te Demokratik Güç Birliði’nin düzenlemiþ olduðu ve daha çok Kadýnlarýn katýldýðý salon etkinliði gerçekleþti. Uluslararasý PEN yazarlar üyesi ve Demokratik Özgür Kadýn Hareketi adýna Gül çiçek Günel Tekin’inin ve Denizli Belediye Baþkan adayý Senay Eker’in de katýldýðý etkinlik oldukça coþkulu ve canlýydý. Yaklaþýk 700 kiþinin katýldýðý etkinlikte Demokratik Güç Birliði içinde olan kurumlarýn konuþmalarýna da yer verildi. KÖZ adýna bir yoldaþýmýz da bu bölümde söz alarak bir konuþma yaptý. Konuþmasýnda þunlara yer verdi: “Kürtlerin hak ve özgürlük mücadelesi için ölüm pahasýna yasaklý miting alanlarýný dolduran Kürt Kadýnlarý merhaba, cezaevlerinde diz çökerek yaþmaktansa dimdik ayakta ölmeyi yeð tutan devrimci kadýnlar merhaba; düþük ücretle çalýþtýrýlmaya baþ kaldýran kadýnlar merhaba, varoþlardan gelen ev emekçisi kadýnlar merhaba, hepiniz hoþ geldiniz! Bizler; tarih boyunca eve hapsedilmiþ bulunanlar, zorla evlendirilenler, aile içinde her türlü þiddete maruz kalýp eve tutsak edilenler; bu baskýdan kendimi biraz olsun kurtarayým diye iþe ya da sokaða çýktýklarýnda tacizle karþý karþýya kalanlar yine bizleriz. Dünyanýn neresinde olursa olsun, hangi sýnýftan olursa olsun, karþýlarýnda neredeyse kim olursa olsun horlanmanýn ve fiziksel þiddetin ilk ve en kolay hedefleriyiz. Ancak bugün bu salonu dolduran biz kadýnlar biliyoruz ki hiç susmadý kendi kurtuluþlarý ve tüm insanlýðýn kurtulmasý için mücadele etti. Bugün bizleri bir araya getiren ve mücadele gününü

yaratan; 1857’lerde “eþit iþe eþit ücret ” ve “8 saatlik iþ günü ” mücadelesi için savaþan Newyorklu kadýn iþçiler ve mücadele bayraðýný devralan kadýnlar; Clara Zetkinler, Rozalar, Krupskayalar, Leyla Kasýmlar, Leyla Halitler, Zilanlar ve daha adalarýný bilmediðimiz nice kadýnlarýmýz. Ve onlardan sonra bayraðý devralmaya aday biz kadýnlar; her yýl bu mücadele gününde bir araya geldik eylemler, mitingler, etkinlikler düzenledik ve birbirimizden güç alarak yolumuza devam ettik.

Ve bugün yani 2009 8 Mart’ýna girerken bu 8 Mart emekçiler, ezilenler ve kadýnlar için baþka bir mücadelenin baþlangýç noktasýna denk düþüyor. 2009 Yerel seçimlerinde devrimciler, sosyalistler, komünistler, yurtseverler birlikte baþarmak üzere kadýn erkek demeden birlik oldular ve tüm ezilenlerin yerel yönetimlerden haklarýný kazanmalarý için güçlerini seferber ettiler. Bu güçlü birlik yerel seçimlerde ezilenlerin ortak mücadelesinde kadýnlarýn da yer almasýyla kazanabilir. Keza Denizli’de oluþturulan Demokratik Güç Birliði platformunun belediye baþkan adayýndan, ilçe adaylarýna kadar aralarýnda kadýnlarýn da erkeklerin de olduðu ezilenlerden, emekçilerden yana ortak adaylarýmýz var. Bizler seçime kadar en aktif biçimde bulunduðumuz her alanda düzen güçlerine karþý ezilenlerden, emekçilerden yana olan adaylarýmýzý desteklemek üzere el birliði ile çalýþmalýyýz. Üstelik el birliðimizin 29 Mart’a kadar deðil; seçimin hemen sonrasýnda da sürmesine ön ayak olmalýyýz. Ortak sorunlarýmýza ortak çözüm bulmak için hepimiz gene el ele vermeli mahallerimizde halk meclislerimizi oluþturmalý, dayanýþma kurumlarýný kurmalý ve gene el birliði ile bu kurumlarý yaþatmalýyýz ki yerel seçimlerden sonra da taleplerimizin arkasýnda durup daha çok hak kazanmak için mücadele edebilelim. 29 Mart kavgada yeni bir perdenin açýlacaðý

bir gün olmalý!

Kurtuluþ yok tek baþýna, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” Denizli’de tutumumuz kriz mitingine örgütleyicisi deðil ancak katýlýmcýsý olarak katýlým göstererek bu eyleme katýlan emekçilerin CHP’ye yedeklenmesine müdahale etmek gerektiði noktasýnda olmuþtur. Ancak Demokratik Güç Birliði’ndeki siyasetler bu eyleme katýlýmý doðru bulmamýþtýr. Seçim ittifakýna uygun biçimde de biz de Demokratik Güç Birliði ile ortak hareket etme yönünde tutum aldýk. Dolayýsýyla Köz’ün arkasýnda duran komünistler eylem toplantýlarýnda da birleþik güçlü eylemleri öne çýkarmýþ ve yerel seçimleri de konu almasý gerektiði noktasýnda vurgular yapmýþtýr. Mevcut gücümüzle de 4 ayrý eyleme bizim de içinde çalýþtýðýmýz dernekten arkadaþlarýmýzla birlikte katýlmýþ destek vermiþ olduk. Ayrýca salon etkinliðinin de örgütleyicisi olduk. CHP’nin de örgütleyicisi olduðu kriz mitingine katýlmýþ ve imkânlarýmýz ölçüsünde müdahale etme fýrsatýný yaratmýþ olduk. Ancak bu müdahale bizim açýmýzdan kýsmi bir müdahale olmuþtur. Düzen partileri karþýsýnda düzen karþýtý güçlerinin oluþturduðu en geniþ blok ile CHP’nin hesaplarýný boþa çýkartmak mümkün olurdu. Mitinge giden ve CHP’yi de teþhir ettiðini söyleyen siyasetler ise tek baþlarýna deðil; düzen partileri karþýsýnda emekçilerin, ezilenlerin en geniþ devrimci güç birliði ile amaçlarýna ulaþabilirlerdi. Kriz mitinginde olduðu gibi yerel seçim sürecinde de; emekçilerin, ezilenlerin en geniþ birliði ile düzen partilerinin ve düzen güçlerinin karþýsýna dikilmeyi savunacaðýz ve bu yöndeki çalýþmalara güç vererek düzen partilerini teþhir etmek yönünde tutum alan herkesi de bu çizgiye davet etmekteki ýsrarýmýzý sürdüreceðiz. Ne AKP Ne CHP Düzen Partilerine Oy Yok! Denizli’den Komünistler


T S Ý N ÜMO K

Sayfa

12

KöZ

SAYI: 9

MART 2009

Kadýnlar Ýþçilerle, Kürtlerle Birleþerek Özgürleþmeli “BÝRLÝKTE BAÞARACAÐIMIZ BÝR SEÇÝM, BÝRLÝKTE KAZANACAÐIMIZ BÝR DÜNYA VAR!”

sorumluluðunu almak üzere kendi güvenlik zincirimizi oluþturmamýz gerektiði üzerinde durduk. Atýlan ortak sloganlarýn herkesin daha çok atabileceði basitlikte olmasý gerektiðini aksi takdirde mahallenin katýlmadýðýna dikkat çekildi. Mahallede yapýlacak eylemlerde seçim dönemi göz önünde tutularak daha hazýrlýk olmak gerektiði vurgulandý. Kuruçeþme’de gerçekleþen 8 Mart eylemi kadýnlarýn özgürlüðü için ve kadýn erkek birlikte baþarýlabileceðini, birlikte kazanýlabileceðini gösteren somut bir eylem oldu. Bu eylemin 2009 yerel seçimler yaklaþýrken bütün 8 Mart eylemlerine örnek olmasý gerektiðine dikkat çekildi.

1 Mart Pazar günü Kuruçeþme'de yasaksýz, erkeklerin tecrit edilmediði, emekçi kadýnlarla yaþadýklarý alanda buluþulan kitlesel Uluslararasý Kadýnlar Günü eylemi gerçekleþtirildi. KöZ, Özgür Yaþam Kooperatifi, DTP, DHF, ESP ve EKD eylemi birlikte örgütledi. Son yýllarda, her yerde olduðu gibi Ýzmir’de de 8 Mart eylemler erkek katýlýmýnýn yasaklayan ve günün ismi konusunda birbirine dayatmada bulunan tutumlar nedeniyle bölünüyor. Bu sene de iki ayrý 8 Mart çaðrýsý ile platform toplantýlarý merkezi düzeyde baþlamýþtý. Kadýn platformu erkek emekçilerin, devrimcilerin, sosyalistlerinin katýlýmýna yasaklayan, yerel seçimleri gündemine almayan apolitik bir 8 Mart örgütlerken, devrimci siyasetler ise “emekçi kadýnlar günü” adýný kullanmakta ýsrar eden ve bu nedenle diðer kurumlara çaðrý yapýlmayan, yerel seçimleri gündemine almayan parçalý bir 8 Mart çaðrýsý yaptý. Biz ise her iki çaðrýnýn yapýldýðý toplantýlara gittik ve yerel seçim döneminden geçerken birleþik ve yerel seçim gündemli 8 Mart’larýn örgütlenmesi gerektiðini ifade ettik. 8 Martý birleþtirmeye yönelik olmayan, parçalayan eylemlerin ö rg ü t l e y i c i s i o l m a y a c a ð ý m ý z ý s ö y l e y e r e k platformlardan çekildik. Geçtiðimiz yýllarda devimciler bütün siyasetlere, kadýn örgütlerine, sendikalara da çaðrý yapar birleþik bir 8 Mart örgütlemek için çaba sarf ederdi. Bu sene bu çaðrý yapýlmadýðý gibi 8 Mart’ýn parçalý tablosunu olumluluk olarak gören tutum nedeniyle bu bölünmüþlüðün, parçalanmýþlýðý pekiþtiren bir tutum sergilendi. 8 Mart’a “Emekçi kadýnlar günü” adýnýn verilmesi için ýsrar edenlere, 8 Mart’ta bir varoþta emekçi kadýnlarýn yaþadýðý bir alanda bir 8 Mart eylemi örgütlemeyi önerdik, kabul edilmedi. Yerel seçimleri gündemine alan, emekçilere, ezilenlere kadýnlarýn hak ve özgürlükleri için birlikte baþaracaðýz platformunun adaylarýný adres gösteren bir eylem örgütlenmesi gerektiði konusundaki ýsrarýmýzý Birlikte Baþaracaðýz Platformu’nun Ýzmir yürütmesinde de dile getirdik. Fakat orada da bu önerimiz kabul görmemiþti. Diðer siyasetleri ikna edemediðimiz oranda çalýþma yürüttüðümüz mahallelerden birinde merkezi 8 Mart eylemlerinin önünü kesmeyecek bir biçimde yerel seçimleri gündemine alan kimsenin katýlýmýna yasak getirmeyen bir 8 Mart eylemi örgütlemeye karar verdik.

Kuruçeþme'de 8 Mart Eyleminde Kadýn ve Erkek Emekçiler "Kadýnýn Kurtuluþu için Birlikte Baþaracaðýz" Dedi.

Kadýnlar Emekçiler ve Ezilenlerle Özgürleþebilir

Eylemleri varoþlara taþýma perspektifiyle çalýþma yürüttüðümüz Kuruçeþme’de böyle bir eylem gerçekleþtirmek için çalýþmalara baþladýk. Ýçinde çalýþma yürüttüðümüz kuruma, beraber çalýþtýðýmýz Birlikte Baþaracaðýz Platformu Buca yürütmesindeki kurumlara, mahallede çalýþma yürüten Pir Sultan Abdal Derneði’ne ve Kuruçeþme Gecekondu Halk Ýnisiyatifi’ne çaðrýmýzý yaptýk. Böyle bir eylemin olmasý gerektiði fikrine herkes olumlu baktý ancak seçim çalýþmalarý ve seçim bürosu açýlýþlarý ortak toplantý yapýlmasýný çok geciktirdi. Ýlk ortak toplantý eylemin yapýlmasýndan ancak 5 gün önce alýndý. Toplantýya EKD, Özgür Yaþam Kooperatifi, DTP, DHF, KöZ ve PSAK Derneði katýldý. Toplantýda eylemin kadýn erkek katýlýmlý olmasý kararý çýktý. Ayrýca eylemi düzenleyen kurumlarýn imzalarýný taþýyan ortak bir pankart ve korteje herkesin kendi slogan ve flamalarýyla katýlmasýna karar verildi. Eylem tarihi olarak 1 Mart belirlendi ve duyurusu için el ilaný daðýtýlmasýna karar verildi. Pankartýn hazýrlanmasý iþini DTP, el ilaný ve basýn metninin hazýrlanmasý iþini biz üstlendik. Toplantýya mazeret bildirerek katýlamayan SDP’ye ve EMEP’e kararlarýn bildirilmesini biz, DTP ve DHF beraber sorumluluk alarak yaptýk. SDP eyleme erkekler katýlacaðý için, EMEP de yeterince çalýþma yapamayacaklarýný gerekçe göstererek imzacý olmadýlar. Pir Sultan derneðinden arkadaþlar kendi içlerinde konuþtuktan sonra karar vereceklerini söylediler ama sonrasýnda kararlarýný bildirmediler.

1 Mart Pazar günü, DTP seçim bürosunun açýlýþýnýn ardýndan saat 17: 30 da yürüyüþ baþladý. Yaklaþýk 250 kiþi katýlýmlý bir kortejle baþlayan yürüyüþ polisin engellemek yönündeki baskýlarýna raðmen gecekondu yýkým bölgesine kadar devam etti. Yolun yarýsýndan sonra çevik kuvvetin gelip kortejin etrafýný sararak kortejle yürümeye baþlamasý nedeniyle eyleme güzergâh boyunca katýlanlar azalsa da kortej coþkuyla yoluna devam etti. Gecekondu yýkým bölgesinde basýn metninin okunmasýný ardýndan Birlikte Baþaracaðýz Platformunun Buca Belediye Baþkan adayý Aysun SOLAKOÐLU konuþma yaptý. Basýn açýklamasý sýrasýnda insanlar evlerinden çýktýlar. Yürüyüþ boyunca ve basýn açýklamasý sýrasýnda halkýn gösterdiði ilgi iyiydi. Eylem boyunca “Yaþasýn 8 Mart Yaþasýn Mücadele”; “Jin! Jiyan! Azadi!”; “Kürdistanlý Kadýnlar Yalnýz Deðildir!”; “Her Gün 8 Mart Her Gün Mücadele”; “Kadýn Erkek Birlik! Ýþ Ekmek Özgürlük!”; “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!”; “8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak!”; “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!”; “Cinsel, ulusal, sýnýfsal sömürüye son!” sloganlarý atýldý. Eylemin ardýndan içinde çalýþma yürüttüðümüz kuruma giderek deðerlendirme yaptýk. Polisin engelleme çabalarýna karþýn eylemin devamýný saðlamak konusundaki ýsrarlý tutumumuzun olumlu olduðu üzerinde durduk. Fakat eylemde kitlenin ortak hareket etmesini saðlamak üzere daha hazýrlýklý olmamýz gerektiði, bu kadar kalabalýk bir kitlenin

Nitekim ayný günlerde DTP Kadýn Meclisi, Kadýn Platformundan çekildi. Kadýn platformu içindeki erkeklerin katýlýmýna yasak koyan tutum Kürtlere de yasak getirmek istemiþti. 8 Mart mitinginde Kürtçe pankart, slogan istemeyen bir tutumun öne çýkmasý tartýþmalara neden olmuþtu. Bunun yaný sýra, birlikte baþaracaðýz platformunun kadýn adaylarýnýn dahi 8 Mart mitinginde konuþmasýnda rahatsýz olunmasý da gerilim yaratmýþtý. DTP kadýn platformundan ayrýldý ve ayrý bir 8 Mart eylemi çaðrýsý yaptý. KöZ de bu toplantýya katýlarak kadýnlarýn, emekçilerle, ezilenlerle birlikte baþaracaðýna, birlikte özgürleþeceðine ve birlikte kazanacaðýna dair en baþýndan beri yaptýðýný vurguyu yeniledi ve 8 Mart mitinginin erkek katýlýmýna yasak getirilmesinin sakýncalarýný hatýrlattý. 2009 8 Mart’ýnda kadýnlarýn, emekçilerin, ezilenlerin, devrimcilerin ve ortak adaylarýn ayný alanda birleþip buluþmasý ihtiyacý, Kürtlere yasak koymayan bir eylem kadar önemlidir. Bu nedenle 8 Mart’ý Ýzmir’de iþçiler, kadýnlar, Kürtler; kadýn kadýna kortejlerin önde yürüdüðü erkekli kortejlerin arkada yürüdüðü bir eylemle baharý, kadýnýn özgürlük mücadelesini ve emekçilerin, ezilenlerin ortak adaylarýný kucaklayacak bir miting örgütlenmesi için çabalarýmýzý sürdüreceðiz! KADIN ERKEK BÝRLÝK! ÝÞ, EKMEK, ÖZGÜRLÜK! KADINLAR, ÝÞÇÝLER, KÜRTLER BÝRLÝKTE ÖZGÜRLEÞECEK! KADINLAR, ÝÞÇÝLER, KÜRTLER BÝRLÝKTE BAÞARACAK! KADIN OLMADAN DEVRÝM OLMAZ DEVRÝM OLMADAN KADIN KURTULAMAZ! Ýzmir’den Komünistler

Kuruçeþme 8 Mart Eyleminde Okunan Basýn Metni 1 Mart günü Kuruçeþme’de Gerçekleþen, DTP, DHF, EMEP, ESP, Köz, Özgür Yaþam Kooperatifi’nin birlikte örgütlediði 8 Mart Eyleminin basýn metni:

kendi yaþam alanýmýzda örgütlenerek ve mücadele ederek bu sorunlarýmýzý çözebilecek güce ve örgütlülüðe sahip olacaðýmýzý biliyoruz.

1910 Yýlýnda II. Enternasyonal toplantýsýnda Clara Zetkin’in önersiyle 8 Mart Uluslararasý Kadýnlar Günü ilan edildi. Emekçi kadýnlar örgütlenerek 8 Mart’ý tüm kadýnlarýn özgürlüðü için atýlan adýmlarýn somut bir göstergesi olacak bir kavga günü ilan etti. O gün bugündür 8 Martlar’da kadýnlarýn hak ve özgürlük mücadeleleri hakkýnda gerçekleþtirilen mitingler ve eylemler yapýlýyor.

Slogan: Kadýn Olmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadýn Kurtulamaz!

Slogan: Her Gün 8 Mart Her Gün Mücadele! Bu eylemlerde varoþlarda yaþayan kadýn emekçilerin taleplerine yeterince yer verilmiyor. Çünkü varoþlarda yaþayan emekçiler merkezi mitinglere katýlamýyor bile. Oysa 8 Mart’larda en çok varoþlarda yaþayan, atölyelerde, fabrikalarda çalýþan kadýnlarýn sesini duyurmak gerekiyor. 8 Mart’ýn kadýn kadýna mý yapýlacaðý ya da isminin kadýnlar günü mü yahut emekçi kadýnlar günü mü olduðuna dair tartýþmalardan usandýk. 8 Mart kadýnlarýn özgürleþmesi için kavga günüdür. Bu kavga varoþlarda gecekondusu baþýna yýkýlma korkusu ile yaþayan fakat yýkým ekipleri karþýsýnda yýlgýnlýða düþmeden barikatlarýn arkasýna dikilen kadýnlarýn ve erkeklerin birlikte eylemiyle kazanýlabilir. Bu kavga emekçi kadýnlarýn örgütlenerek atölyede, mahallede güçlenerek kendi sorunlarýna sahip çýkmasý ile kazanýlabilir. Slogan: Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!

2009 8 Mart’ý emekçiler, ezilenler ve kadýnlar için baþka bir mücadelenin baþlangýç noktasýna denk düþüyor. 2009 Yerel seçimlerinde devrimciler, sosyalistler, komünistler, yurtseverler birlikte baþarmak üzere kadýn erkek demeden birlik oldular ve tüm ezilenlerin yerel yönetimlerden haklarýný kazanmalarý için güçlerini seferber ettiler. Bu güçlü birlik yerel seçimlerde ezilenlerin ortak mücadelesinde kadýnlarýn da yer almasýyla kazanabilir. Kadýnlarýn, bilhassa varoþlarda yaþayan kadýnlarýn, yerel yönetimlerden talepleri hiç de az deðil. Ýþ istiyoruz, okuma yazma kursu istiyoruz, yol istiyoruz, kreþ istiyoruz, çamaþýrhane istiyoruz… ve her þeyden önemlisi istediklerimizi kazanmak için yanlýþ yaptýðýnda geri çaðýrabileceðimiz yerel yöneticiler istiyoruz. Birlikte baþaracaðýz platformunun bütün adaylarýný sýnýfsal, cinsel,

ulusal sömürünün kalkmasýna karþý mücadele ediyor. Biliyoruz ki varoþlarda yaþayan emekçi kadýnlar birlikte baþarabiliriz platformunun ortak adaylarý ile bu taleplerini kazanabilir. Slogan: Kadýn Erkek Birlik! Ýþ Ekmek Özgürlük! 1871 Paris Komünü’nde; 1971 Rus Devriminde devrime ön ayak olan kadýnlarýn; Kürtlerin hak ve özgürlük mücadelesi için ölüm pahasýna yasaklý miting alanlarýný dolduran Kürt Kadýnlarýnýn; cezaevlerinde diz çökerek yaþmaktansa dimdik ayakta ölmeyi yeð tutan devrimci kadýnlarýn; düþük ücretle çalýþtýrýlmaya baþ kaldýran kadýnlarýn mücadeleleri ile mücadelemizi birleþtiriyoruz. Töre cinayetlerine kurban giden, cam silerken, koca dayaðýndan, kötü þartlarda doðum yaparken, iþ kazalarýnda yitirdiðimiz kadýnlarýn sorunlarýný kendi sorunlarýmýz olarak görüyoruz. Öncelikle

2009 baharýnda yerel seçimlerden kadýnlarýn taleplerinin gerçekleþmesini saðlayacak ortak adaylarýn kazanmasýný saðlamak üzere çalýþmaya ve güçlerimizi birleþtirerek mücadele edeceðimize söz veriyoruz. Söz veriyoruz ki varoþlarda yaþayan emekçi kadýnlar 2009 8 Mart’ýndan daha güçlü daha örgütlü çýkacak. Söz veriyoruz ki 8 Mart’tan, 21 Mart’tan ve birliðimizden aldýðýmýz güçle 29 Mart’ta birlikte baþarabileceðimizi dost-düþman herkese göstereceðiz. Slogan: Kadýn Erkek El Ele Örgütlü Mücadeleye Örgütleyen Kurumlar: DTP, DHF, ESP, KöZ, Özgür Yaþam Kooperatifi Yaþasýn 8 Mart Yaþasýn Mücadele 8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak Jin Jiyan Azadi Her Gün 8 Mart Her Gün Ýsyan Cinsel, Ulusal, sýnýfsal Sömürüye Son Jin Jiyane, Jiyan nekuje Kadýn Yaþamdýr, Yaþamý Öldürme


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

KöZ

MART 2009

Sayfa

13

TARÝHÝN ÝLK PROLETARYA DÝKTATÖRLÜÐÜ

Yaþadýðýmýz topraklarda Mart ayýna sýðan pek çok gündemin içinde önemsenmeyen hatýrlanmayan günlerden birisi Paris Komünü’nün yýldönümüdür. Ancak bu günün unutulmasý, hatýrlanmamasýna bakýp ondan öðreneceðimiz güncelleþtireceðimiz derslerin olmadýðý sanýlmamalýdýr. Bu derslerden birisi de kadýnýn kurtuluþu sorununun çözülme biçimine iliþkindir. Komün derslerine ihtiyaç var çünkü orada barikatlarda savaþarak varlýklarýný yalnýzca düþmanlarýna deðil yoldaþlarýna da ispatlayan ve devrimci siyasette kendisine týrnaklarýyla yer açan kadýnlar var. Ýnisiyatifin nasýl kullanýlacaðýný komünar kadýnlardan öðrenmeliyiz. Barýþ çýðýrtkanlýðýyla deðil, düþmanýn kanýyla sulanarak büyüyecek özgürlük aðaçlarý diyor komünar kadýnlar. Ne düþmanlarýnýn vicdanlarýna ne de kendilerine bahþedilecek özgürlüklere tamah ettiler Komün’de kadýnlar. Bugün kadýnlar kýrýntý halinde bile olsa kullanabildikleri haklara sahiplerse, miting kürsülerinde konuþabiliyorlarsa bunu proletarya diktatörlüðünün bu ilk örneðine ve onun takipçisi Ekim Devrimine borçlular. Tarih bu iki dönemeçte kadýnlarýn özgürleþmesi yönünde yaþanan sýçramalar gibi bir ilerlemeye henüz tanýk olmadý. Onlarý aþmak için bu tarihleri yalnýz söylemde deðil, pratikte de sürdüren bir partiye yakýcý bir biçimde ihtiyaç duyuyoruz.

870 yazýnda Bismark Almanyasý ile 3. Napolyan Fransa’sý arasýnda savaþ patlak verir. Napolyon Fransa’sý arasýnda savaþ patlak verir. Bu savaþ Fransa için tam bir yýkým olur. Fransýz ordusu Sedan’da kuþatýlýr ve imparatoru Napolyon tutsak düþer. Bunu izleyen politik karýþýklýklar sonucu Fransa’da cumhuriyet ilan edilir. 28 Ocak 1871’de yeni Ulusal Meclis’i oluþturmak için seçim yapýlýr ve seçimler Monarþist sað tarafýndan kazanýlýr. Bu savaþ esnasýnda baþkentte tam bir ekonomik çöküþ yaþanýr. Çalýþan erkeklerin çoðu için tek gelir kaynaðý Ulusal Muhafýzlara ödenen, 1.50 frank ücrettir. Bu nedenle de hemen her çalýþan erkek silah altýndadýr. Bu durum Thiers Hükümeti için tehlike oluþturmaktadýr. Kendi baþkentinde otoritesini kabul ettirmek isteyen Thiers, Paris’i kontrol altýna almak ister. Thiers’e baðlý birlikler 18 Mart 1871’de Ulusal Muhafýzlara ait toplarý ele geçirmek amacýyla bir saldýrý planlar. 18 Mart gecesi kadýnlar, çocuklar ve federe muhafýzlar askerlerin çevresine toplanýr. Askerler, bu neþeli kalabalýkla kýsa zamanda dostluk kurar. Bununla birlikte gün doðduðunda generaller, Parisliler üzerine ateþ emri verir. Askerler ateþ emrine uymazlar. Çünkü askerlere ateþ emri verildiðinde kadýnlar onlara, “bize mi ateþ edeceksiniz? Bize kardeþlerinize, karýlarýnýza” diye seslenirler. General d’Aurelles de Paladine o gün olup bitenleri þöyle anlatýr: “Kadýnlar ve çocuklar yaklaþtýlar, askerlerin arasýna girdiler. Yaklaþmalarýna izin vermekle büyük bir hata yapmýþtýk, askerleri aralarýna a l d ý l a r, o n l a r a “ h a l k ý n ü z e r i n e a t e þ açmayacaksýnýz” dediler. Görebildiðim kadarýyla 88. Taburun ve piyade alayýnýn askerleri kuþatýlmýþlardý ve yapýlan çýlgýnca tezahürata karþý koyacak güçleri yoktu. Halk baðýrýyordu: “çok yaþa piyade.”

Ertesi akþam sýkýyönetim kaldýrýlýyor ve Ulusal Muhafýz Birliði ve Merkez Komite bütün Paris halkýný Komün seçimlerine çaðýrýyordu. Komünün ilk günü Ulusal Muhafýz Birliði Merkez Komitesi’nin 19 Mart 1871’de yayýnladýðý bildiride þöyle diyordu: “Yurttaþlar, Paris halký, kendisine kabul ettirilmek istenen boyunduruðu söküp attý. Cumhuriyete kastetmek isteyen utanmaz çýlgýnlarý korkusuzca, tahrik etmeksizin bekledi. Bu defasýnda, ordudaki kardeþlerimiz özgürlüklerimizin kutsal sandýðýna el atmak istemediler. Hepsine þükranlarýmýzý sunar ve Paris’le Fransa’nýn el ele, getireceði bütün sonuçlarýyla alkýþlanan bir cumhuriyetin, istilalar ve iç savaþlar devrine artýk nihai olarak son verecek olan yegâne hükümetin temelini atmasýný dileriz. Sýký yönetim kaldýrýlmýþtýr. Bütün Paris halký, kendi kesimlerinde Komün seçimlerine çaðrýlmýþ bulunuyor. Paris Belediye Binasý, 19 Mart 1871” Sýkýyönetimin kaldýrýlmasýyla birlikte basýn özgürleþtiriliyor, savaþ divanlarý daðýtýlýyor, bütün siyasal tutuklular için af ilan edilerek serbest býrakýlmalarý saðlanýyordu. Komün zorunlu askerliði kaldýrýr ve sürekli orduyu fesheder. Tek silahlý güç, eli silah tutan bütün erkeklerin alýndýðý Ulusal Muhafýzlardýr. Konutlarda oturanlarýn Ekim 1870’den Nisan 1871’e kadar tüm borçlarý kaldýrýlýr. Belediye borç sandýðýnda, rehin tutulan eþyalarýn satýþý yasaklanýr. Komüne seçilen tüm yabancýlarýn üyelikleri resmen onaylanýr çünkü “Komün bayraðý Dünya Cumhuriyetinin bayraðýydý.” Komün proletaryanýn devrimci diktatörlüðünün örgütlenmesinin ilk örneði olarak, sahipleri Paris’ten kaçtýðý için ya da ihmal edildiði için, çalýþamaz durumdaki iþletmelere el koyuyor ve bu fabrikalarýn kendi iþçileri tarafýndan iþletilmesi için gerekli planlarý hazýrlýyordu. Fýrýnlarda gece çalýþmasý kaldýrýlýr. Ayrýca Komün iþ saatlerinin kýsaltýlmasýný ve kadýn erkek iþçiler arasýndaki rekabeti ortadan kaldýrmak için -eþit iþe eþit ücret- verilmesinin planlarýný yapýyordu. Bunlardan biri de, 18 Mayýs’ta

kabul edilen, kadýn ilkokul öðretmenlerinin erkek ilkokul öðretmenleriyle eþit ücret almalarýný öngören yasadýr. Ýþçilerin sömürülmesine neden olduklarý, üretim araçlarýna ve kiþisel saygýnlýða sahip olma haklarýna ters düþtükleri gerekçesiyle rehinci dükkânlarý kapatýlýr. I. Enternasyonal’in Fransýz seksiyonunun kadýn üyelerinden oluþan, Paris’i Savunma ve Yaralýlara Yardým için Kadýnlarý Birliði, Komünü desteklemeye kararlý halký örgütlemekle sorumluydu. Bu birliðin merkez komitesinin yayýnladýðý bildiride amaçlarý þöyle özetlemekteydiler: “Alkýþladýðýmýz toplumsal devrim adýna; eþitlik, adalet, ve emeðin hak iddialarý adýna, Paris’in Savunulmasý ve Yaralýlara Yardým Ýçin Kadýnlar Birliði, önceki gün duvar ilanlarýyla yayýnlanan ve bir gericiler topluluðun eseri olan iðrenç bildiriyi bütün gücüyle protesto eder. Adý geçen bildiri, Parisli kadýnlarýn ne pahasýna olursa olsun barýþ istediklerini nakletmektedir. Özgürlükle despotizm, halkla cellatlarý arasýndaki uzlaþma!..Hayýr, Paris’in emekçi kadýnlarý barýþ deðil, kýyasýya bir savaþ istemektedir! Bugün bir uzlaþma, ihanettir!.. Uzlaþmak, mutlak bir toplumsal reformu alkýþlayan, yücelten kadýn iþçilerin özlemlerini inkar etmek; halen var olan bütün toplumsal ve hukuki iliþkilerin yýkýlmasýný istemek ve bütün ayrýmcýlýklarýn, bütün sömürülmelerin, kýsaca sermaye egemenliðinin yerine geçmesini kabul etmek; bir tek kelimeyle, emekçinin kendi kendisini özgür kýlmasýný reddetmek olur!.. Kuþatma sýrasýnda altý ay acý çekmek ve ihanet görmek; altý hafta boyunca, güç birliði etmiþ sömürücülerle büyük bir mücadele; hürriyet davasý için dökülen oluk oluk kan: Ýþte bunlar bizim zafer ve intikam unvanlarýmýzdýr!.. Bugünkü mücadelenin sonu, halkýn davasýnýn zafere ulaþmasýndan baþka bir þey olamaz...Paris gerileyemeyecektir, çünkü elinde geleceðin bayraðýný tutmaktadýr. Son saat çaldý: emekçilere yer açýn; cellatlarý yýkýlsýn gitsin! Eylem ve enerji!..Özgürlük aðacý, özgürlük düþmanlarýnýn kanýyla sulanarak büyür!.. Her birleþmiþ ve azimkar, toplumsal bunalýmlarýn her zaman ardý sýra getirdiði acýlarla yetiþmiþ ve aydýnlanmýþ, halkýn ve devrimci ilkelerin temsilcisi olduðuna ve sosyal devrimin filizlerini taþýdýðýna inandýklarý Komün’e yürekten baðlý olan Parisli kadýnlar büyük tehlike anýnda kendilerine de -irtica, kapýlarý zorlayacak olursa; barikatlarda, Paris tabyalarýnýn üstünde- týpký erkek kardeþleri gibi, Komünün yani halkýn zaferi için kanlarýný dökmesini bildiklerini ispat edeceklerdir! Ýþte o zaman muzaffer, ortak çýkarlarý için birleþen ve anlaþan, kadýn ve erkek emekçiler, tam bir dayanýþma içinde son bir gayretle bütün sömürü ve sömürücü kalýntýlarýný yok edecektir. Yaþasýn Toplumsal Devrim! Yaþasýn Çalýþma! Yaþasýn Komün! Paris, 6 Mayýs 1871”

Merkez komitesinin emriyle -gece ya da gündüz- birlik üyesi kadýnlarý toplantýya çaðýracak komiteler kurulur. Bu kadýnlar güvenlik komitelerinde, kulüplerde, kantinlerde, yemekhanelerde, ambulanslarda ve de asker olarak siperlerde görev alýyorlardý. Özellikle yoksullara yardým ve seyyar mutfaklarýnýn düzenlenmesi ise tamamen onlarýn sorumluluðundaydý. Yine birlik kadýnlarý, bir dizi eðitim reformunun planlanmasýnda ve uygulanmasýnda önemli rol aldýlar. Komün, kilisenin kontrolü altýndaki eðitimi, teknik bir eðitimle birleþtiren

devlet destekli zorunlu bir eðitim sistemi kurulmasýna yönelik önemli adýmlar atar. Yine eðitim alanýnda özellikle kýz çocuklarýnýn eðitimi için kadýn üyelerden oluþan komisyonlar oluþturulur. Bu komisyonlar, kýz okullarýnýn kurulmasýna yönelik çalýþmalarý denetlemekle sorumluydu. Kadýnlar birliðinin, 128 üyesinden atmýþýnýn mesleði bilinmektedir. Bunlar bütün kadýn mesleklerini temsil ediyorlardý. On beþ dikiþçi, dokuz yelekçi, altý dikiþ makinesi operatörü, beþ kadýn terzisi, beþ manifaturacý, üç erkek terzisi, iki bot dikiþçisi, iki þapkacý, iki çamaþýrcý, iki mukavvacý, bir askeri rütbe örücüsü, bir örücü, bir altýn parlatýcýsý, bir kravatçý, bir öðretmen, bir parfümcü, bir mücevherci, bir çiftçi ve bir kitap dikiþçisidir. Bedenini satarak yaþamak zorunda kalan pek çok kadýn Komünü destekleyen ve bunun için savaþmaya hazýr olduðunu açýklayan tutumlar aldý. Ayrýca bu kadýnlardan bazýlarý Saint-Severin Kulübüne, kendilerinden oluþan özel bir tabur kurulmasýný bile öneriyordu. Fakat bu kadýnlara, komünün genelinde tepkisel bir tutum hakimdi. Hatta bu tutumda daha da ileriye giderek bir takým taleplerde bulunurlar. Þöyle ki, iþlek caddelerde insan eti ticareti yapan ahlaki açýdan þüpheli tüm kadýnlarýn tutuklanmasýný istiyorlardý. Yine bu talepler doðrultusunda, ayyaþlarýn da tutuklanmasýný, gece on birden sonra kahvelerin kapatýlmasýný ve konserlerde sigara içilmemesini talep ediyorlardý. Bu talepler herkesin hoþnutluðunu kazanýr ve neticede Komün üyeleri tarafýndan bedenini satan bir çok kadýn ve sarhoþ tutuklanýr. Ama bu yaklaþým komünarlarýn kadýn liderlerinden Louise Michel tarafýndan reddedilir, cinsel fuhþu ahlaksýzlýkla suçlamayý kabul etmez ve onlarý kendilerine kabul edecek bir kadýnlar komitesine gönderir. Komün evliliði þiddetle eleþtiriyor ve yeni bir cinsel ahlakýn oluþturulmasý yolunda adýmlar da atýyordu. Komün -halkýn davasýný savunurken öldürülen bütün yurttaþlarýn- meþru ya da gayri meþru çocuklarýna ve eþlerine aylýk baðlanmasýný kararlaþtýrýr. 12 Mayýs’ta kabul edilen bir yasayla, eþler arasýnda ayrýlýk halinde kadýna nafaka verilebilmesi öngörülür. Komün konseyi, boþanmayý serbest býrakacak bir yasa üzerinde çalýþmaya baþlar, ancak yasayý sonuçlandýramaz. Paris’te gerçekleþtirilen bu devrimci dönüþümlerin günleri sayýlýdýr. Çünkü Paris Alman kuþatmasý altýndadýr ve bu devrimci dönüþümler Fransa’nýn diðer bölgelerine ulaþamamaktadýr. Thiers bir ordu kurar ve birliklerini Versailles’a toplar. Thiersçi birlikler önce Paris’i bombalarlar ve sonra da þehre saldýrýrlar. Komünarlar barikat barikat direnir ve yenildiklerinde hükümetin intikamý korkunç olur. Binlerce komünar duvar diplerine dizilerek vurulur. Barikatlarýn arkasýnda yaþananlardan küçük bir an þöyle anlatýlmaktadýr: “Ulusal Muhafýzlar, kadýnlar, çocuklar, tulumlarý içindeki iþçiler, gece gündüz demeden, sonunda ardýnda ölecekleri savunma siperleri inþa ettiler. Uzun atkýlara sarýnmýþ ve kýzýl kokartlar takmýþ kadýnlarla chant du depart ve marseiliese söyleyen çocuklar, Place du Pantheon’da bir barikat kurdular. 120 kadýndan oluþan bir müfreze, Boulevard Clichy’deki Place Blanche’da, Perþembe gününe kadar þiddetle savunduklarý ve sonunda ardýnda katledildikleri efsanevi barikatý inþa ettiler. 18. Arrondissement’in doðu kýsmýnda, 1848 Lyon ayaklanmasýnda oynadýðý rolle - barikatlarýn kraliçesi- ünvanýný kazanan ve bölgedeki yerel klubün üyesi olan Josephine Courtois, Stephenson caddesiyle Doudeville caddesinin kesiþtiði yerde bir barikat kurmak için boþ fýçý istiyordu. Erkeklere fiþek daðýtýyor, küçük kýzý da cephane getiriyordu.” Yetmiþ bir gün süren Komünün ardýndan askeri mahkemeler, bir çok ölüm cezasý verdi. Otuz sekiz bini aþkýn tutsak, tutsaklar kampýna, kalelere, cezaevi gemilerine gönderildi. Bu tutsaklarýn çoðu aðýr koþullar altýnda yaþadýklarý için öldü.

Okmeydaný’nda 8 Mart’a Yerel Seçimleri Taþýdýk Geçtiðimiz sene 8 Mart’a iliþkin saptamalarýmýzda, apolitik nedenlerden ötürü bölünen 8 Mart’larýn varoþlardaki emekçileri Dünya Kadýnlar Günü’nden uzak tuttuðunu ifade etmiþtik. 8 Mart’larýn bu þekilde parçalý gerçekleþmesinin bizim varoþlarda yürüttüðümüz çalýþmalara destek deðil köstek olduðu da yaptýðýmýz deðerlendirmeler arasýndaydý. Bu bilinçle 2009 8 Mart’ýnda varoþlara 8 Mart’ý taþýyabilmek ve varoþlardaki çalýþmalarýmýzýn sonuçlarýný görmek amacýyla Okmeydaný’nda kendi baðýmsýz “Dünya Kadýnlar Günü” etkinliðimizi düzenledik. KöZ olarak baþýndan beri 2009 8 Mart’ýnýn seçimler açýsýndan taþýdýðý önemin altýný çizdik. Bu tutumla uyumlu olarak etkinliðimizin gündemini yerel seçimler olarak belirledik. Etkinliði Okmeydaný’nda düzenlediðimiz için de “Birlikte Baþarabiliriz” platformunun Beyoðlu adayý Yusuf Çetin, Þiþli Adayý Engin Yardýmcý’yý da etkinliðimize davet ettik. Yine Örnektepe Mahallesi muhtar adayý Seza Horuz ve

Mahmut Þevket Paþa Mahallesi’nin muhtar adayý Yalçýn Köse de davetlilerimiz arasýndaydý. Yaklaþýk yüz kiþinin katýldýðý etkinliðimizi Okmeydaný Yüz Çiçek Kültür Merkezi’nde mitinglerden döndükten sonra düzenledik. Mitingde taþýdýðýmýz “8 Mart’ý 29 Mart’a Baðla Oylar Ortak Adaylara” pankartý büyüklüðü nedeniyle salon duvarýna sýðmayýnca biz de “Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ” pankartýný astýk. Etkinlikte 8 Mart’larý yaratan bugüne taþýyan mücadelede tüm yitirdiklerimiz anýsýna yapýlan saygý duruþundan sonra önce belediye baþkan adaylarý sonrasýnda da muhtar adaylarýnýn 8 Mart’a iliþkin konuþmalar yaptýlar. Belediye baþkanlarý daha çok yaklaþan yerel seçimlerde tüm demokrasi güçlerinin önünde duran görevlere dikkat çektiler. Muhtar adaylarý ise kendi yönetme anlayýþlarýnýn farklýlýklarýna deðindiler. Örnektepe’de tüm devrimci demokrat kurumlarýn ve mahallenin ileri gelenlerin

desteðini alarak aday olduðunu belirten Seza Horuz seçimleri kazanmanýn elbette önemli olduðunu ancak kazanýlsa da kaybedilse de seçim çalýþmalarýnýn emekçilerle temas kurmayý onlar arasýndaki komþuluk iliþkilerini, dolayýsýyla dayanýþmayý geliþtirmeyi mümkün kýldýðýný belirtti. Yalçýn Köse ise kendi muhtar adaylýðýnýn olumlu ve özgün yanýna deðindi, Mahmut Þevket Paþa mahallesinde sol akýmlarýnýn birden fazla adayý önseçime giderek nasýl tekleþtirdiðini anlattý. Köz adýna yapýlan konuþmalarýn birinci kýsmýnda 8 Mart’ýn tarihçesi anlatýldý. Özellikle 1917 Þubat Devrimi’nden verilen örnekler 8 Mart’ýn kadýnlarýn erkeklerden kendilerini tecrit ettiði deðil kadýnlarýn verdikleri mücadeleye erkekleri itekleye itekleye sürüklediði bir gün olduðunun altýný çizdi. Yapýlan ikinci konuþma ise bugüne dek 8 Mart’larýn bölünmesinin arkasýnda yatan doktriner ve dar grupçu tutumlara dikkat çekti. Yapýlan son konuþma ise KöZ’ün 2009 8 Mart’ýndaki

tutumuna dikkat çekti. Konuþmacý arkadaþ, 8 Mart’a tarihsel anlamýný veren þeyin emekçilerin somut talepleri ekseninde yükselen politik mücadele olduðunu belirtti. Ülkede emekçiler açýsýndan en önemli gündem olan yerel seçimleri ýskalayan bir 8 Mart’ýn da tarihsel anlam ve önemine uygun bir þekilde kullanýlmýþ bir 8 Mart olmayacaðýný ifade etti. Bu 8 Mart’ta da politik bir tutum sergileyen iki kortejden birinin KöZ diðerininse Proletaryanýn Kurtuluþu olduðunu belirtti. Etkinlik Tuzla Mayýsta Yaþam kooperatifinin tiyatro grubunun oynadýðý iki oyun ve Ahmet Yakup’un verdiði dinletiyle son buldu. Okmeydaný’nda gerçekleþtirdiðimiz etkinlik, emekçilerden ve siyasal gündemden kopuk gerçekleþen 8 Mart’larý varoþlarda gündem etme yönünde anlamlý bir giriþimdi. Önümüzdeki dönemde bu yolda yürümeye devam edeceðiz. Ýstanbul’dan Komünistler


T S Ý N ÜMO K

Sayfa

KöZ

14

SAYI: 9

MART 2009

Apolitik 8 Mart’tan Apolitik 15 Mart’a

Saldýrýlarýn her geçen gün arttýðý ve seçimlerden sonra daha çok artacaðý koþullarda, mahallelinin katýlýmýnýn düþük olduðu, dar sloganlara mahkûm edilmiþ bir 15 Mart anmasý gerçekleþmiþ oldu.

12 Mart 1995’te devletin saldýrýsýna karþý ayaklanan Gazi emekçilerinin yanýnda olmak ve buna omuz vermek için 1 Mayýs Mahallesi emekçileri de 15 Mart’ta sokaklara taþmýþlardý. Devlet bir kez daha emekçilerin üzerine silahlarýný doðrultmuþ ve mahallemiz emekçilerinden beþ kiþinin ölümüne neden olmuþtu. Geçtiðimiz yýllarda olduðu gibi bu senede mahallemizdeki siyasetler ve demokratik kurumlarla birlikte 15 Mart anmasý yapýldý. Her sene olduðu gibi bu sene de bu eylemi örgütlemek üzere mahallemizde platform kuruldu ve eylem ortak bir þekilde örgütlendi. Eylemin örgütlenme aþamasýnda platformda birçok konu tartýþýldý ve baðlanmaya çalýþýldý. Bu sene de en çok tartýþýlan gündem “eylemin biçimi” oldu. Ortak pankart ve ortak sloganlarla yürünmesi gerektiðini savunanlara karþý herkesin kendi kimliði ve rengiyle bu eyleme katýlmasýný yani “Eylemde Birlik Ajitasyon ve Propagandada Serbestlik” ilkesini savunanlar oldu. Birincisini savunanlar 15 Martýn ruhuna yakýþanýn bu þekilde katýlmak olduðunu ileri sürerek savunurken (Halk Cephesi, Partizan, DHF, Pir Sultan Abdal Derneði); ikincisini savunanlar özellikle de içinden geçtiðimiz dönemin güncelliðiyle baðýný kurarak yani yerel seçimlerle baðýný kurarak bu eyleme katýlmak gerektiðini, bunlarýn dýþýnda da 15 Mart’a herkesin ayný bakmadýðýný bu yüzden de herkesin kendi rengiyle eyleme katýlmasý gerektiðinin arkasýnda durdular (Proletaryanýn Kurtuluþu, KöZ ve Mayýsta Yaþam Kooperatifi). Bu tartýþmalarýn yapýldýðý toplantýlara DTP ve ESP katýlmadýðý için tartýþma sürecide saðlýklý bir þekilde yürümedi. Bu tartýþmalarda özellikle Halk Cephesi, DHF ve Partizan bizim, 15 Mart anmasýnýn seçimlerle olan baðýný kurmak gerektiði görüþümüze karþý 15 Mart’ý seçimlere alet etmemek gerekir diyerek ciddi bir karþý duruþ sergilediler. Biz de bu seçimlere düzen partilerinin oyununu bozmak için, Seçimler vesilesiyle emekçiler arasýndaki örgütlülük düzeyini artýrmak, demokratik mevzilerimize sahip çýkmak, ve bu düzenin tüm araçlarýyla emekçilere dönük seçimlerden sonra gelecek

olan saldýrýlarýna karþý daha güçlü ve örgütlü bir þekilde durabilmek için bu tutumun gerekli olduðunu savunduk. 15 Martlarýn, Sivaslarýn, Maraþlarýn hesabýný sorma yolunda en güçlü adýmlarý bu þekilde atabileceðimizi söyledik. Yukarýdaki tartýþmalara benzer tartýþmalarýn yaþandýðý, baþka önerilerin geldiði toplantýlar neticesinde eylemin ortak pankartla ve ortak sloganlarla ve herkesin kendi flamalarýyla katýlabileceði bir þekilde yapýlmasýna karar verildi.

Yürüyüþte Ortak Sloganlarýn Yanýnda Seçim Sloganlarý Attýk 15 Mart Pazar günü öðlen saatlerinde Pir Sultan Abdal Derneði’nde verilen yemeðin ardýndan toplu bir þekilde yürüyüþün baþlayacaðý Cennet Düðün salonu önüne gidildi. En önde “Gazi ve 1 Mayýs Þehitleri ölümsüzdür, 16 Mart Halepçe ve Beyazýt Katliamlarýný Unutmadýk Unutturmayacaðýz” pankartlarýyla, 95’te Gazi ve 1 Mayýs’ta düþenlerin resimlerinin olduðu pankartlar taþýndý. Bu pankartlarýn hemen arkasýnda þehit ailelerinin ve mahallemizdeki muhtar adaylarýnýn da bulunduðu kortej oluþturuldu. Bunlarýn arkasýna da siyasetler kendi flamalarýyla katýlarak kortejlerini oluþturdular. Eylemin örgütleyicisi olan DTP, Partizan, DHF, Halk Cephesi, ESP, Proletaryanýn Kurtuluþu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneði, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Güzelleþtirme Derneði ve KöZ’ün dýþýnda, ÖDP, Alýnteri, SODAP, Dev-Lis ve BDSP de kendi flamlarýyla eyleme katýlarak destek sundular. Mahalle emekçilerinin katýlýmýnýn oldukça düþük olduðu ve ortalama 800 kiþinin katýldýðý yürüyüþ, belirlenen ortak sloganlarýn dýþýnda her siyasetin kendi örgütsel sloganlarýný attýðý bir yürüyüþ oldu. Biz de yürüyüþün baþýnda olabildiðince belirlenen ortak sloganlarý atmaya çalýþtýk, alýnan kararlara uyulmayan yürüyüþte en azýndan gündemle baðýný kurabileceðimiz ve oradaki birçok siyaset ve kurumla ortaklaþtýrabileceðimiz seçimlerle ilgili sloganlar atmanýn doðru olacaðý kanaatine varýp seçim sloganlarýný atmaya baþladýk. Eyleme katýlan tüm diðer siyasetler gibi dar örgütsel sloganlar

atmak ya da 12 ve 15 Mart’a olan ayrý bakýþýmýzý ifade eden sloganlarý atmak yerine, seçim sloganlarýný atmamýz hem oradaki birçok siyasetle ortak atabileceðimiz sloganlar olmasý açýsýndan hem de 15 Mart eylemine seçimleri taþýmak açýsýndan oldukça büyük önem taþýyordu. Ancak oradaki hiçbir siyaset seçimlerle ilgili attýðýmýz sloganlara eþlik etmedi ve kendi grupsal sloganlarýný ve örgütsel sloganlarý atmakta adeta ýsrar ederek, 15 Mart’ý asýl gündemin dýþýnda son derece apolitik bir eylem olarak geçiþtirmeyi baþardýlar. Biz de yürüyüþ boyunca ortak belirlenmiþ olan sloganlardan; “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz, Yaþasýn Devrimci Dayanýþma, Gaziyi Unutma Unutturma, 1 Mayýs’ý Unutma Unutturma, Halepçe’yi Unutma Unutturma” sloganlarýyla, “AKP’ye, CHP’ye Kanma Oylar Ortak Adaya, Bizde Varýz Birlikte Kazanacaðýz, Ýstanbulda Oylar Akýn Birdal’a” gibi seçimlerle ilgili sloganlarýmýzý atarak alýnabilecek en doðru tutumu eylemde yansýtmaya çalýþtýk. Eylemin seçimler gündeminden kopuk bir eylem olacaðý netleþtiðinde, en azýndan 15 Mart’ýn yerel seçimlerle baðýný kuran bir bildiri kaleme alýp eyleme katýlanlara daðýttýk. Bu bildiriyi Proletaryanýn Kurtuluþu ve KöZ olarak ortak çýkarýp daðýtýmýný birlikte gerçekleþtirdik. Pir Sultan Abdal Derneði’nde verilen yemek esnasýnda oraya gelenlere verdiðimiz bildirimiz birçoklarý tarafýndan oldukça olumlu karþýlandý. Seçimlerden kopuk, gündemin dýþýnda kalan apolitik bir 8 Mart’ýn ardýndan, gene seçimlerden kopuk ve bu nedenle de haliyle apolitik olmaya mahkûm olan bir 15 Mart anmasý gerçekleþtirilmiþ oldu. Saldýrýlarýn her geçen gün arttýðý ve seçimlerden sonra daha çok artacaðý koþullarda, mahallelinin katýlýmýnýn düþük olduðu, oldukça coþkusuz geçen, dar örgütsel sloganlara mahkûm edilmiþ bir 15 Mart anmasý gerçekleþmiþ oldu. Gazi ve 1 Mayýs’ýn Ruhuyla Düzen Partilerinden Hesap Sormaya! Gazi ve 1 Mayýs’ta Düþenler Kavgamýzda Yaþýyor! 1 Mayýs Mahallesi’nden Komünistler

Gazi ve 1 Mayýs’ýn Ruhuyla Düzen Partilerinden Hesap Sormaya! Bundan tam 14 yýl önce… Sermayenin eli kanlý çeteleri Gazi’yi kana buladýlar. Ýþbaþýndaki iktidar partisi polise, jandarmaya emir verdi. “Bastýrýn Gazi halkýn direniþini!” Muhalefetteki tüm düzen partileri Gazi halkýnýn baþkaldýrýsý için koro halinde "Terör hortladý!" diyorlardý. Gazi Mahallesi halkýnýn yanýnda saf tutan baþta 1 Mayýs Mahallesi halký olmak üzere emekçilerin, varoþlarda yaþayan, en çok ezilen, en zor þartlarda çalýþan kesimi ve devrimciler oldu yalnýzca. Reformistler ise olup biteni sessiz sedasýz izlemeye koyulmuþlardý. 14 yýl önce bu eli kanlý katillere çýt çýkarmayan düzen partileri þimdi utanmadan 1 Mayýs Mahallesine, Gazi Mahallesine gelip oylarýmýzý istiyorlar. 1 Mayýs Mahallesinin yiðit halký! Hafýzanýzý zorlayýn ve hatýrlayýn: O zaman bu eli kanlý katiller yaný baþýmýzdaki arkadaþlarýmýzý, yoldaþlarýmýzý, komþularýmýzý, hemþerilerimizi, öldürürken AKP, CHP, MHP, DSP neredeydi? Yanýmýzda yer aldýlar mý? Elbette hayýr! Sakýn ola demeyin o dönem SHP ve DYP iktidardaydý, CHP ve AKP yoktu. Var mý bunlarýn birbirinden farký? Sakýn ola demeyin o zaman Refah Partisi vardý, AKP sonradan çýktý. Bunlarýn hiçbirinin

diðerinden farký olmadýðýný yýllardýr deneye deneye anlamadýk mý? Her oy veriþimizde “Elim kýrýlsaydý da vermeseydim!” diye hep bir aðýzdan hayýflanmadýk mý? Eli kanlý düzen partileri, ellerindeki kaný yýkamak için oylarýmýzý istiyorlar. Oylarýmýz onlarýn eline dökülen su olmasýn! Biliyoruz ki 1 Mayýs Mahallesi halký 8 kere yýkýlan mahallesini dokuzuncu kez devrimcilerle el ele vererek kurdu ve korudu. Her türlü provokasyonu devrimcilerle birlikte göðüsledi. Þimdi bu düzen partileri defalarca deneyip yýkamadýklarý mahallelerimizi “Kentsel Dönüþüm" politikasý adý altýnda sermayeye peþkeþ çekecek . Kentsel dönüþüm politikasýnýn mimarý AKP'dir, onaylayarak meclisten geçiren CHP ve MHP’dir. Kentsel dönüþüm projesine odalarla birlikte karþý çýkan ise Bin Umut Milletvekilleri olmuþtur. Her seferinde baþýmýza bir yönetici seçmek zorunda mýyýz? Biz Varýz seçim platformunun ortak adaylarý gelin mahalle meclisleri, halk meclisleri kanalýyla birlikte yönetelim diyor. Onlarýn sesine kulak mý vereceðiz, yoksa biz de baþbakan gibi “Ayaklar baþ olmaz" deyip sonsuza kadar "ayak" olmayý kabul mü

edeceðiz? Bizleri AKP’li, CHP’li, MHP’li belediye baþkanlarý yönetsin mi diyeceðiz? 29 Mart’ta bunun kararýný vermemiz gerekiyor! Biz Varýz Platformunun ortak adaylarý ise þunlarý söylüyor: Belediyeleri halk meclisleri aracýlýðýyla birlikte yönetelim! Oylarýnýz düzen partilerinin kanlý ellerini yýkayan su olmasýn! Oylarýnýzla onlarý aklamayýn! Gerçekten dürüst olan adaylýðýný düzen partilerinden koymaz! Gazi ve 1 Mayýs’ta devlete baþkaldýrýp ayaklanan, düzen güçlerine meydan okuyan emekçilerin düzen partilerine verecek oyu yoktur! Sokaktan sandýða, mahallelerden halk meclislerine her alanda düzenin temsilcilerine hak ettikleri dersi vermek için ileri! Yaþasýn Gazi ve 1 Mayýs Ayaklanmasý! Gazi ve 1 Mayýs’ýn Ruhuyla Düzen Partileri ile Hesaplaþmaya! YAÞASIN GAZÝ VE 1 MAYIS AYAKLANMASI! Proletaryanýn Kurtuluþu, KöZ

Birlikte Baþaracaðýz Platformu’ndan Kriz Eylemi Ýzmir’de yerel seçimlere emekçilerden yana müdahale imkânlarýný yaratmak için kurulan Birlikte Baþaracaðýz Platformu, Gazze’ye yönelik saldýrýlarýn akabinde gerçekleþtirdiði Filistin’le dayanýþma eylemlerinin ardýndan ekonomik kriz gündemli bir eylemliliðe de imza attý. Birlikte Baþaracaðýz Platformu bileþenlerinin yerel seçimlerde nasýl bir anlayýþla hareket edileceðini masaya yatýrýp tartýþtýðý Aralýk sonunda gerçekleþen çalýþtayda alýnan kararlardan biri de, 24 Ocak 1980’de alýnan ve emekçilere topyekun bir saldýrýnýn gerçekleþtirileceðini muþtulayan 24 Ocak Ekonomik Kararlarý’nýn yýldönümünde krize karþý bir miting örgütlenmesi olmuþtu. Bir aydan kýsa bir sürede örgütlenmeye çalýþýlan bu miting hazýrlýk ve örgütlenme aþamasýnda yaþanan bariz eksiklik ve aksaklýklara raðmen kitlesel bir basýn açýklamasý olarak gerçekleþtirildi. Eylem Hazýrlýklarý Eylemlilik öncesinde 20 bine yakýn bildiri daðýtýldý, bin kadar afiþ yapýldý ve 50 pankart kentin farklý noktalarýna asýldý. Bu genel tanýtým çalýþmasý kentte bir miting havasý oluþmasýna yetmediyse de Platformun tanýtýmý açýsýndan olumlu sonuçlar yarattý. Ancak gerek platform bileþenlerin kendi iliþkilerinin ötesinde bir iliþki aðýný mitinge katmak için çaba sarfedememiþ olmasý, gerek sendika ve meslek odalarýnýn yerel seçimlerde politik bir alternatif ve adres olarak çýkan Platform ile bu eylemliliðe birlikte örgütleme konusunda temkinli davranmalarý, gerekse de belirlenen tarihten bir gün öncesine kadar süren þiddetli yaðýþ eyleme katýlýmý önemli ölçüde etkiledi. Katýlýmýn umulandan düþük olacaðýnýn düþünülmesi ve yaðýþ ihtimali de yürüyüþ yapýlarak alanda bir miting yapýlmasý planýnda deðiþiklik yarattý. Böylelikle Gündoðdu Meydaný’na yürünülmesi ve bu alanda bir miting gerçekleþtirlmesi yönündeki eylem kurgusu, toplanma alaný olarak belirlenen Cumhuriyet Meydaný’nda kitlesel bir basýn açýklamasý yapýlmasýna dönüþtü. “Ne AKP Ne CHP! Burjuva Partilerine Oy Yok” Eyleme komünistlerin birliðini savunanlar olarak “Ne AKP, Ne CHP! Burjuva Partilerine Oy Yok!”, “Kapitalizmin Krizine Karþý Örgütlen-BirleþMücadele Et!” pankartýyla katýldýk. Platform bileþeni birçok akýmýn kendi iliþkilerini dahi katmakta isteksiz davrandýðý, sýnýrlý ve neredeyse temsili bir katýlým saðladýklarý eyleme kendi iliþkilerimizin büyük kýsmýnýn katýlmasýný saðladýk. Kürsüden konuþmalar baþlamadan önce “Krize, Düzene Boyun Eðme, Örgütlen Birleþ Mücadele Et!”, “Herkese Sendika Sigorta Hakký!”, “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek!”, “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ da Yok!”, “Köle Deðil Ýþçiyiz Birleþince Güçlüyüz!”, “Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ!”, “Kürtlere Özgürlük Kurdara Azadi!” sloganlarýný ajitasyon konuþmalarý eþliðinde attýk. Platformun ortak açýklamasýnýn okunmasýndan önce KESK Genel Baþkaný Sami Evren, ÖDP Milletvekili Ufuk Uras ve DTP milletvekili Hamit Geylani kürsüden konuþmalar yaptýlar. Eyleme kendi pankartlarý ve talepleri ile katýlan direniþteki park ve bahçe iþçileri de kürsüden bir konuþma yaptýlar. Katýlýmýn zayýf kaldýðý eylemde bir baþka eksiklik de eylem alanýndaki ilgisizlik oldu. Öyle ki platformun ortak metni okunacaðý sýrada alanda ancak birkaç yüz kiþi kalmýþtý. Köz’ün arkasýnda duran komünistler olarak platformun konuya iliþkin aldýðý karara riayet ederek eylemin sonuna kadar pankart ve flamalarýmýzla eylemdeki yerimizi koruduk, ortak sloganlarý ve kendi sloganlarýmýzý attýk. Platformun kendi eksik ve yetersizliklerini görmesine de vesile olan bu eylem, sendikal örgütlenmelerin neredeyse bir sessizlikle karþýladýðý ve ciddi bir tepki öremediði krizin emekçilerin dayanýþmasýný öne çýkararak ve yerel seçimlerde ezilenlerden taraf bir seçeneðin güçlendirilmesi vurgusu ile yanýtlanmasý açýsýndan anlamlý oldu. Kapitalizmin Krizine Karþý Örgütlen-Birleþ-Mücadele Et! Ne AKP, Ne CHP! Burjuva Partilerine Oy Yok! Ýzmir’den Komünistler

Zeytinurnu Deri Ýþçileri Derneði’nin Þenliði Ýþçi Gazetesinden arkadaþlarýn etkinlikten bir hafta önce Yenibosna Mayýsta Yaþama etkinlik bileti getirmeleriyle Zeytinburnu Deri iþçileri Derneðinin bu etkinliðinden haberdar olduk. 7 Mart Cumartesi günü olan etkinliðe bizler KöZ olarak iki arkadaþ Anadolu’da YaþamÊ Tüketim Kooperatifinden de beþ arkadaþ katýldýk Doðrusu etkinliðe biraz geç katýldýðýmýz için etkinlikte nasýl bir açýlýþ konuþmasý oldu dinleme þansýmýz olmadý. Etkinliðin genel seyri bol müzikli þiir ve tiyatro gösterimlerinin sergilendiði bir þenlik oldu. Bu arada þenlikte en dikkat çeken þey ise þenliði Zeytinburnu ilçesinde seçim çalýþmasý yürüten (MHP dýþýnda) Saadet Partisi, Demokrat Parti, CHP ve DSP gibi düzen partilerinin ve DTP’nin ziyaret etmesi oldu. Hiçbir partinin adayý kürsüde konuþma yapmadý salondakilerle tek tek tokalaþtýlar. Þenliðin akýþýný saðlayan arkadaþ bu ziyaretlerle ilgili þöyle anlamlý bir konuþma yaptý: "Arkadaþlar Deri Ýþçilerinin bu etkinliðine EMEP’inden ÖDP’sine DTP’sine destek mesajlarýný sundular. Bunlarýn dýþýnda da birçok parti Deri Ýþçilerinin kapýlarýný çalýyorlar. Biz iþçi sýnýfýnýn önemli bir güç olduðunu biliyoruz bu partiler þimdi bizi ziyaret ediyorlar ama bakalým seçimlerden sonra bu partileri bizlerin yanýnda görecek miyiz? Bizim için önemli olan budur" dedi. Yüze yakýn kiþinin katýldýðý þenliðe Anadolu’da Yaþam Tüketim Kooperatifi, Ýzmir Deri iþçileri Derneði ve KöZ de mesajlarýyla da destek sundular. Bizler zaten iþ ve yaþam koþullarýnda krizin hiç eksik olmadýðý deri iþçilerinin yaþamlarýný daha da çekilmez kýlan sistemin yeni kriz ve iþsizlik ortamýnda Zeytinburnu Deri Ýþçileri Derneðinin bu Dayanýþma Þenliðini anlamlý buluyoruz ve çalýþmalarý destekliyoruz. Bu desteðimizi sýnýf hareketinden yana her türlü iþçi ve kitle örgütleri arasýndaki iletiþim irtibat ve koordinasyonun güçlenmesi noktasýnda üzerimize düþeni yerine getirerek yapacaðýmýzý ilan ediyoruz. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz Ýstanbul'dan Komünistler


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

KöZ

MART 2009

Sayfa

15

Esenyurt’ta “Yerel Seçimler ve Sunduðu Olanaklar” Paneli 7 Þubat 2009 tarihinde Esenyurt DTP binasýnda, KöZ, Proletaryanýn Kurtuluþu, ESP ve DTP’nin konuþmacý olduðu “ Yerel Seçimler ve Sunduðu Olanaklar” baþlýðýnda bir panel gerçekleþti. Panele Halk Kültür Merkezleri, Sýnýf Mücadelesi, EMEP ve Devrimci Dönüþüm'den arkadaþlar da dinleyici olarak katýldý.

Panel baþlamadan önce DTP adýna katýlan arkadaþ, DTP konuþmacýsý ilçe baþkanýnýn acil bir iþi çýkmasý dolayýsýyla gitmek zorunda kaldýðýný ve katýlanlarýn affýna sýðýndýðýný belirtti. Bu panelde ülkemizdeki genel siyasal durumun tartýþýlacaðý ve bu durumun yerel seçimlere nasýl yansýyacaðýnýn da tartýþýlacaðýný söyledikten sonra ilk sözü KöZ Gazetesi temsilcisine býraktý.

KöZ KöZ adýna konuþan yoldaþ þunlarý söyledi: “Öncelikle panele katýlan herkesi selamlýyorum. 29 Mart yerel seçimlerine Türkiye nasýl giriyor ve sol – sosyalist güçlere ne gibi görevler üþüyor bu sorulara yanýt vermeye çalýþacaðým. Bildiðimiz gibi genel seçimlerde Bin Umut adaylarý solun ortak adaylarý olarak meclise girdi. Peki yerel seçimlere giderken hangi atmosferde giriyoruz, aradaki farklar nedir bunlarý açmak istiyorum. 22 Temmuz seçimleri öncesinde AKP’nin demokrat söylemleri vardý, Kürt sorunu vardýr ve biz bunu demokratik yollarla çözmek istiyoruz diyordu. Özellikle Kürtler üzerinde bir yanýlsama yaratarak oylarýný toplamaya çalýþýyordu, nitekim bunda büyük orada baþarýlý da oldu. Seçimler bittikten sonra ise “Tek dil, tek devlet ve tek bayrak” temsilcisi olduðunu söyleyerek kim olduðunu belli etmeye baþladý ve sonrasýndaki süreçte de savaþ tezkereleri çýkararak Kürtlere yönelik saldýrýlarýný artýrdý, askerin arkasýnda olduðunu gösterdi. 29 Mart seçimlerine girerken AKP’nin maskesi düþmüþ pozisyondadýr. AKP’nin Kürt düþmaný bir parti olduðu açýktýr ve eski söylemleriyle Kürtlerin oylarýný alamayacaktýr. Bir yandan da Ergenekon gibi manevralarla Kürtlerin gözünde kaybettiði itibarý toparlamaya çalýþmaktadýr. Bir de Davos’ta yaptýðý çýkýþý, Nazým Hikmet açýlýmý, Kürtçe Televizyon açýlmasý gibi manevralar ile AKP Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin oylarýný toplamak istiyor. Diðer taraftan sosyal demokratlar kendilerini açýlýmlarla sunuyor. Kuran kursu, çarþaf açýlýmlarý yapýyor. Bunlar dönüp dolaþýp ayaðýna dolaþýyor. Ezilenlerin savunucusu bir parti olarak kendini pazarlamaya çalýþýyor. CHP’nin ezilenlerin düþmaný bir parti olduðunu da biliyoruz. Sivas’ta ordusu bu katliamý engellemeye çalýþmadý, iktidar partisi sosyal demokratlardý. Keza CHP Ankara Büyükþehir Belediye baþkan adayý Murat Karayalçýn, Tansu Çiller döneminde, Kürtlere kimyasal bombalarla saldýrýlmasýný onaylayan biriydi. Bunlar ortada bir AKP – CHP çatýþmasý var gibi ortaya sunuluyor.

Ancak bunlarýn ikisi de ayný taraftýr.

de dâhil etmesi gerekiyor.

Yerel seçimlere giderken biz alternatifsiz deðiliz. Bir yanda düzen partileri varsa, diðer yanda mecliste bir grup var. Bununla beraber birleþik olarak sürdürülen ortak platform var. Genel seçimlerde yakalanan birliktelik 22 Temmuz ile bitmedi, ardýndan daha da geniþleyerek Newroz’u örgütledi. Kesintilerle de olsa birlikte iþler yaptý, düzen partilerine karþý durdu. Bugün bu paneli yapabiliyorsak, bu hareketin sayesindedir. Seçimlere giderken kendisini deklare eden 24 siyaset, biz varýz, birlikte kazanacaðýz demiþtir. Bugün bir yanda düzen partileri bir yanda ezilenlerin ortak platformu, ortak çalýþmalar var.

Egemenlerin yarattýðý seçeneklere karþý, dayatmalarýna karþý mücadele etmeliyiz, Ergenekon’la savaþým bu açýdan önemlidir. Yerel seçimler bu olanaklarý sunarken küçük yapýlacak devrimci bir faaliyet çok kýymetlidir.

Yerellerde ortak adaylar çýkararak, ortak çalýþmalar yapmalýyýz. Çünkü bu seçim ayný zamanda bir gösterge olacak. Düzen partileri ne kadar oy aldý, biz ne kadar aldýk bu görülecek. Biz seçimlere DTP çatýsý altýnda girilmesini önemsiyoruz. Ezilenlere yapýlan saldýrýlar ilk olarak DTP’ye yapýlýyor, ancak sadece DTP’ye deðil bütün sol- sosyalist güçlere ve ezilenlere yönelik yapýlýyor. Biz bu sebeple DTP’ye kapatma davasý açýldýðýnda, kapatýlmasýna karþý çýktýk, bu yönde çalýþmalar yürüttük. Yerel seçimlerde DTP’nin oy oranýna bakacaklar, azalýrsa daha fazla saldýracaklar, tersi olursa gücümüzü gösterirsek bu o kadar kolay olmayacak. Sadece yerel seçimler olarak görmemeliyiz, AKP için bir referandum ise bizim için de referandumdur. Bu yüzden ortak çalýþmalara böyle yaklaþmalý ve çalýþmalarý güçlendirmeliyiz.”

Ezilenlerin Sosyalist Platformu Daha sonra ESP temsilcisi söz aldý: “KöZ adýna konuþan arkadaþ politik açýlýmlarda bulundu. Anlatýlanlar doðru, ben ek yapmak istiyorum. Türk iþçi ve emekçilere þovenizm pompalanýyor. Bu yapýlarak onlarý hak mücadelesinin dýþýna itiliyor. Bizim için bu þovenizmi kýrmak için atýlan adýmlar önemlidir. DTP bizi eleþtirebilir biz de DTP’yi eleþtirebiliriz, ancak önemli olan “Biz de Varýz” ýþýðýnda þovenizme karþý verilecek ortak mücadeledir. DTP’nin Kürdistan’da referandumu amaçlamasý ve batýda sol- sosyalist güçlerle ortak çalýþmasý þovenizmi kýrmak yolunda önemli bir adýmdýr. Arkadaþýn da söylediði gibi oy oranýna bakýp baþarýmýzý bu açýdan görebiliriz. Yerel seçimlerin bir diðer önemli yönü “Biz de Varýz” platformunun oluþmasýdýr. Bu platform üç – beþ siyasetin bir araya geldiði bir platform deðildir. Ve seçim geçtikten sonra da bitmemelidir. Bu siyasetlerin seçim sonrasýnda da ittifak halinde olmasý, 3. Cephe’yi oluþturmasý önemlidir. Çünkü devlet ve burjuva güçler ezilenlere karþý yapýlacak saldýrýlarda tek vücut oluyor. Biz bu perspektifle bir araya gelmezsek saldýrýlar artar, sonrasýnda üç- beþ güdük bile bir araya gelemez. Ancak bu platformun kendisiyle sýnýrlý kalmamasý, bu ortaklýða diðer devrimci güçleri

Biz seçim çalýþmalarýný yürütürken sadece Kürtlerle sýnýrlý kalmalýyýz, yoksa Tuncay Bakýrhan (Esenyurt Belediye Baþkan adayý) kazanamaz. Türk arkadaþlarýn kendi alanlarýnda yürüteceði faaliyet çok önemlidir. Özellikle Esenyurt bölgesinde bunun önemi vardýr. 24 bileþenin ortak yürüteceði faaliyet devrim hanesine kazýnacak önemli bir adýmdýr. Kendi güçlerimizi bir araya getirmek önemlidir, bugüne kadar böyle bir birlikte birliktelik olmamýþtýr. Son olarak DTP’nin yönelimini de vurgulamalýyýz. Geçmiþteki gibi SHP gibi partilerle ittifak yapmak yerine bugün yüzünü devrimci-demokrat kesimlere dönmüþtür. Bu da takdir edilmesi gereken bir tutumdur.”

Proletaryanýn Kurtuluþu Son olarak sözü Proletarya’nýn Kurtuluþu aldý: “Seçimlerin asýl olarak ne için yapýldýðýný açmaya çalýþacaðým. Seçimler her dört senede bir sermayenin yöneticilerini belirleme ve yenileme faaliyetidir. Genel seçimlerin de yerel seçimlerin de altýnda yatan temel mesele budur. Böylelikle dört sene boyunca siyasetten uzak tuttuðu kesimler siyasetle daha fazla ilgilenir. Emekçilere bir þeyler anlatmak isteyenler açýsýndan ise, emekçilere hiç anlatýlmayanlarý anlatabilme dönemidir. Öyleyse bu seçimleri vesile ederek mahallelerde örgütlenmeler yaratacak þekilde çalýþmalar yapmalýyýz. 22 Temmuz seçimleri öncesinde DTP’ye yönelik saldýrýlar vardý ve emekçiler sindirilmek istenmekteydi. Biz bu seçimlerde ilk defa parlamentoda grup oluþturacak milletvekili sokabildik. Seçimlerden sonra kimi siyasetler seçim bitti iþimize bakalým derken, kimileri hala bu çalýþmaya devam ediyor. Bu vekiller mahallelere taþýnýyor, emekçilerle buluþturulmaya çalýþýlýyor. 1970’ten beri ilk defa böyle bir durum söz konusu. 22 Temmuz seçimleri öncesinde meclis bize bu kadar yakýn deðildi. Þimdi ÖSS’ye karþý yapýlan çalýþmalar da, tersane iþçilerinin mücadelesi de, mevsimlik göçmen iþçilerin sorunlarý da mecliste gündem olabiliyor. Bugün üç sendika DÝSK, Türk-iþ, Hak-iþ 800 bin üyeye sahiptir. DTP’ye üye olan iþçi sayýsý kat be kat fazladýr. Bugün DTP çatýsý altýnda seçimlere girilmesi bu faaliyetin önünü açacaktýr. Devrim-demokrasi güçleri bu þekilde yaklaþýp mücadeleyi ileriye taþýyabilir. Komünistlerin Birliðini savunanlar þunu söylemiþti, Bin Umut Adaylarý seçildikten sonra, saldýrýlar yine devam edecektir, bizim vekillere sahip çýkmamýz

gerekir. Biz “DTP’yi Kapattýrma Vekiline Sahip Çýk” mücadelesini devam ettirdik. Sokaðý meclise, meclisteki burjuva partilerinin pisliðini varoþlara taþýmaya gayret ettik. Bin Umut Vekillerinin saðladýðý olanaklar doðrultusunda da çalýþmalar yürüttük. Yerel seçimlere giderken devrimci-demokrat akýmlar bunu gördüler. Genel seçimlerden alýnan itici gücün vesilesiyle, daha önce seçim kampanyasýna katýlmayan akýmlar, yerel seçim sürecine dâhil oldular. Bu bakýmdan yerel seçimlere giderken, adaylýk meselesine, encümenin kaçýncý sýrada olmasýna takýlýrsak asýl hedefi kaçýrmýþ oluruz. Proletaryanýn Kurtuluþu olarak 24 belediye almaktansa 24 siyasetin bir araya gelmesini tercih ederiz. Biz yerel seçimlere DTP’ye sahip çýkarak DTP çatýsý altýnda seçimlere girmeliyiz. Þovenizme karþý, Kürt, Türk, Alevi bütün ezilenleri, emekçileri DTP’ye oy atmasýný saðlamalýyýz. Burjuva güçler Kürtleri Alevilerden koparmayý bugüne kadar baþarmýþlardýr. Aleviler devrimci-demokratlara yakýndýrlar, bir dinamik taþýrlar. Ancak bugüne kadar hep CHP’ye gitmiþlerdir. Bizim CHP’den Alevileri, AKP’den Kürtleri koparmamýz gerekiyor. . Ezilenlere yönelik saldýrýlar sürerken DTP üzerinden sürerken, DTP çatýsý altýndan girilmesi önemlidir. Kazanýmlar da bu 24 siyasetin kazanýmlarý olacaktýr. Ýster burjuva partilerin yapacaklarýný sermaye belirlesin, ister burjuva partiler sermayeye göre kendini þekillendirsin düzen partilerin birbirine zýt yürüttükleri faaliyet yoktur. Bunlar ezilenlere karþý hep tek vücuttur. Öyleyse düzen partilerin karþý duran bu platformu zedeleyecek her þeyi bir kenara býrakarak bu platformu güçlendirmeliyiz. Genel seçimlerden alýnan güçle örgütlenen Newroz iyi bir örnektir. Düzen partilerine karþý kitlesel, karþý duruþ sergilenmiþtir. Yerel seçimlerde birlikte durarak, Mart-Mayýs sürecine de böyle yaklaþmalýyýz.” Siyasetlerin yaptýðý konuþmanýn ardýndan soru- yanýt bölümüne geçildi. Konuþmacýlarýn sorularý yanýtlamasýnýn ardýndan panel sona erdirildi. Merkezi platformun vesilesiyle, yerellerde ortak iþler yapabilmenin önemini ve bir pratiðini sergileyen bu paneli önemsiyoruz, yerellerde ortak etkinlikler, eylemlilikler yapýlmasýnýn sürekliliðini saðlanmasýnda üzerimize düþeni yerine getireceðiz.

Ýzmir'de Ýþçiler CHP'li Belediye’ye Direniyor!

“Biz Bu Karanlýk Yolun Sonunda Doðacak Güneþi Görüyoruz!” Büyükþehir Tarým Park ve Bahçeler Daire Baþkanlýðý'nýn hizmet alýmý yaptýðý taþeron þirketlerde çalýþmakta olan iþçiler, 31 Aralýk 2008 tarihinde iþten çýkartýldýlar. O günden itibaren taþeronlarda deðil, belediye firmalarýnda istihdam edilmek için dönüþümlü açlýk grevine baþladýlar. Ýþçiler, direniþ yeri olarak seçtikleri Büyük Þehir Belediyesi’nin önündeki banklarda 24 saat boyunca nöbet tutuyorlar. Ýþçiler, yaðmurdan ve soðuktan korunmak amacýyla naylon çadýr kurmuþlardý. Fakat Büyükþehir Belediyesi'nin 'çevre kirliliði' yarattýðý gerekçesiyle yaptýðý baþvuru üzerine, dün akþam 21.00 sýralarýnda zabýta ve polis ikinci defa iþçilere saldýrdý. Polis, iþçilerin soðuktan ve yaðmurdan korunmak için kullandýðý naylon çadýr ile eþyalarýna el koydu. Zabýta, eþyalara el koymak üzere yapýlan müdahale sýrasýnda iþçilere karþý þiddet kullandý. Büyükþehir Tarým Park ve Bahçeler Daire Baþkanlýðý'nýn hizmet alýmý yaptýðý taþeron þirketlerde çalýþan iþçilerin bir kýsmý direniþi bölmek üzere iþe alýndýysa da 600 iþçi hala iþsiz. Ýþçiler, belediyenin taþeronlarýnda deðil belediyenin kendi firmalarýnda

iþe alýnmak istiyorlar. Bu haklý talepleri için iþ yerlerinin, Büyükþehir Belediyesi’nin önünde direniþ çadýrýnda nöbet tutuyorlar.

basýn açýklamasýna da Koordinasyon’a ve Forum’a katýlan Özgür Yaþam Kooperatifi ve Kuruçeþme Gecekondu Halk Ýnisiyatifi de katýldý.

Sözde sosyal belediyecilik anlayýþýný savunan CHP, Ýzmir’deki belediyesinde taþeronlaþmanýn önünü kesmediði gibi yerleþmesini saðlamýþtýr. 600 iþçinin iþsiz kalmasý yetmiyormuþ gibi haklý direniþlerine belediyenin “görüntü ve çevre kirliliði” þikâyeti nedeniyle zabýta ve polis saldýrmýþtýr. 25 Þubat günü saat 12.30’da bu saldýrýyý protesto etmek üzere, çeþitli kitle örgütleri, sendikalar, siyasi parti ve örgütler direniþ çadýrýnýn yanýnda kitlesel basýn açýklamasý gerçekleþtirdiler. Basýn açýklamasýna Ýzmir Birlikte Baþaracaðýz Platformu’nun Karþýya, Bornova, Bayraklý Belediye baþkan adaylarý da katýldý.

Taþeron iþçilerinin 22 Þubat'ta Ýzmir'de gerçekleþen forumdaki konuþmalarýný foruma katýlmýþ olan Sebahat Tuncel de dinlemiþ ve kendi gündemine almýþtý. Sebahat Tuncel forum sýrasýnda yaptýðý konuþmada iþten atýlan iþçilerin sorunlarýný meclisin gündemine taþýyacaðýný ifade etmiþti. Ýþçilere yönelik saldýrýdan Sebahat Tuncel'in haberdar olmasýnýn ardýndan kendisi görüþmek üzere Aziz Kocaoðlu'yu aradýðýnda Kocaoðlu toplantýda olduðunu söyleyerek telefonlara çýkmadý.

Ýþçiler basýn açýklamasýnda belediyenin iþçilere karþý vurdumduymaz ve saldýrgan tutumunu eleþtirdi. Yerel seçimlerin yaklaþmasýna dikkat çekerek 1991 senesinde Yüksel Çakmur’un iþçileri karþýsýna almasý nedeniyle seçimleri kaybettiði hatýrlattýlar. Direniþteki belediye iþçileri, CHP’li Belediyenin iþçilere yönelik bu saldýrgan tutumunu teþhir etmek üzere Ýzmir’in bütün mahallerinde çalýþmaya baþlayacaklarýný ifade ettiler. Kitle Örgütleri Koordinasyonu üyesi kurum temsilcileri Ýzmir'de gerçekleþen "Söz Sýrasý Varoþlarda" forumu vesilesiyle Ýzmir'de buluþmuþ ve iþçileri ziyaret etmiþti. Ýþçiler foruma da katýlmýþ ve taleplerini kürsünden dile getirmiþti. Ýþçilere yönelik saldýrý duyulduðunda dün akþam 21.30'da Özgür Yaþam Kooperatifi ortaklarý kurumdan çýkýp hýzla iþçilere destek vermeye gittiler. Desteðe gelen diðer kurumlarla ve iþçilerle birlikte polisin saldýrýsý püskürtüldü. 25 þubat günü saat 12.30 da yapýlan

saflarýna katýlarak zabýta ve polisin karþýsýnda iþçilerle omuz omuza yer aldýk. Polisin geri püskürtülmesinin ardýndan direniþ yerine hep birlikte geri döndük. “Ýþ, ekmek yoksa barýþ da yok!”, “Yaþasýn Onurlu Direniþimiz!”, “Köle Deðil Ýþçiyiz Birleþince Güçlüyüz” sloganlarýný hep birlikte attýk. Avusturya Ýþçi Marþý, Venseramos ve Enternasyonal’i söyledik. Ertesi gün gerçekleþecek olan basýn açýklamasý için çalýþtýðýmýz mahallelere ve iþçi havzasýnda duyurmak üzere iþçilerin yanýndan ayrýldýk.

Ýzmir Büyükþehir Belediye iþçilerinin direniþi belediyenin önünde sürüyor. Koordinasyon içindeki kitle örgütleri, devrimciler, sosyalistler, komünistler, Bin Umut Vekilleri adýna Sebahat Tuncel iþçilerle dayanýþma içinde onlarý bu mücadelede yalnýz býrakmýyor! KöZ’ün arkasýn duran komünistler ise içinde çalýþtýklarý kurumlarýn ve bu kurumlarýn temas içinde olduðu kurumlarýn direniþteki iþçilere destek olmalarý yönünde çalýþmalarýný sürdürüyor. Direniþi düzenli olarak ziyaret eden yoldaþlarýmýz, bugüne kadar gerçekleþen bütün eylemlerde mümkün olduðunda geniþ bir katýlýmla iþçilerin yanýnda yer aldý. Ýþçilere zabýta ve polisin saldýrdýðý 24 Þubat akþamý da saldýrý haberini alýr almaz direniþ çadýrýnýn olduðu bölgeye gittik. Biz gittiðimizde zabýta çadýrý almak üzere iþçilerle ve müdahaleyi duyduðu için desteðe gelen çeþitli kurum temsilcileri ve avukat arkadaþlarla tartýþma halindeydi. Zabýtanýn polis desteðiyle saldýrýya geçmek yöndeki çabasý da açýktý. “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarýyla biz de iþçilerin

25 Þubat günü gerçekleþen kitlesel basýn açýklamasýna mahalleden ve iþçi havzasýndan emekçi arkadaþlarýmýz da katýldý. Taþeronlaþmaya ve iþçi sýnýfýna yönelik saldýrýlara karþý mücadelenin yaný baþýnda tüm gücümüzle yer almaya devam edeceðiz! Herkese Sendika Sigorta Hakký! Köle Deðil Ýþçiyiz Birleþince Güçlüyüz! Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek! Ýzmir’den Komünistler


T S Ý N ÜMO K

Sayfa 16

KöZ

SAYI: 9

MART 2009

Ýzmir Limontepe'de Yerel Seçim Çalýþmalarý Faaliyet yürüttüðümüz Limontepe mahallesinde seçim çalýþmalarý yaklaþýk iki buçuk aydýr sürüyor. Limontepe mahallesinin baðlý bulunduðu ilçe Karabaðlar. Burada belediye baþkanlý adayý DTP’ den Cemal Coþkun. Ýlçede seçim çalýþmalarý kasým ayýnda baþladý. Ýlçede þimdiye kadar Birlikte Baþaracaðýz Platformunun bileþenleri ile iki toplantý alýndý. Bu toplantýnýn ilkinde hangi mahallelerde nasýl çalýþmalar olduðu, hangi mahallelerin desteðe ihtiyacý olduðu tespit edilmeye çalýþýldý. Ýkincisinde çalýþmalarýn genel deðerlendirilmesi yapýldý. Limontepe mahallesinde KöZ, Devrimci Dönüþüm ve DTP olmak üzere 3 siyaset çalýþma yürütüyor. Limontepe’ de seçim çalýþmasý yeni kurulan DTP Halk Danýþma Meclisi üzerinden þekilleniyor. Danýþma Meclisi Kasým ayýnýn sonunda önce kuruldu. DTP Mahalle Danýþma Meclisleri Nedir? Meclislerin kurulma nedeni seçim çalýþmasý deðil. DTP’nin yeni örgütlenme modeli meclislerden oluþacak. Mahalle meclisleri, semt meclisleri, ilçe meclisleri ve kent meclisleri olmak üzere aþaðýdan yukarý örgütlenen bir model oluþturmak isteniyor. Bu çalýþma Kürdistan’da daha önceden hayata geçmiþ. Ancak metropollerde meclislerin kurulmasý tamamlanmýþ deðil. DTP halk meclisi, halkla iliþkiler, basýn, propaganda, örgütlenme, saymanlýk ve eðitim birimi olmak üzere 6 birimden oluþuyor. Meclis mahallenin sorunlarýný gündemine alan ve mahalleli ile çözüm bulan bir organ olacak. Yani mahalledeki sorunlara parti deðil ilk elden mahalle meclisleri müdahale edecek. Ancak mahalle meclislerinin kararlarý ilçe ve kent meclisleri ile uyumlu olmak zorunda. Her mahallenin ayrý meclisleri oluþturulacak.

Limontepe’ deki meclis çalýþmalarý

Limontepe mahallesinde meclis 4 mahalleyi kapsýyor. Her mahallede ayrý komisyonlar kuruldu. Bu süreçte meclisin önündeki tek çalýþma yerel seçimler. Meclisin kuruluþundan kýsa bir süre sonra KöZ’ün arkasýnda duran komünistler olarak biz de meclis içinde yer aldýk. Devrimci Dönüþüm dergisi okurlarý da meclis içinde çalýþma yürütüyorlar. Meclis mahalle muhtarlýk çalýþmasý için haftanýn belli günleri ev ziyaretleri yapýyor. Ev ziyaretlerinde mahallelinin muhtar adayý üzerinden öneriler alýnýyor. Mahalleye dair talepleri soruluyor. Meclis herhangi bir muhtar adayý belirlemedi. Mahalleliden gelen öneriler doðrultusunda muhtar adayý ön seçimle belirlenecek. Yani mahallelinin önerdiði muhtar adaylarý ile görüþülecek. Eðer aday olmak istiyorlarsa düzenlenecek mahalle toplantýsýnda oylama yapýlacak. Ön seçimde en çok oyu alan aday muhtar olacak. Diðer adaylar çekilecek ya da muhtar azasý olacak. Ancak bu çalýþmada bizim açýmýzdan sadece DTP’li ailelere gidilmesi bir sorun. Bunu sýkça dile getiriyoruz. Meclisin bileþenleri de mahallede tüm ailelere gidilmesinin çalýþma açýsýndan daha iyi olacaðý kanaatindeler. Fakat bu gerçeklik pratikte hayata bir türlü geçemiyor. Mahallede yapýlan çalýþmada özellikle hemþerilik üzerinden gruplaþmanýn önü kesilmeye çalýþýlýyor. Mahallerde yaþanan en genel sorunlardan birisi bu. Limontepe Danýþma Meclisi bizim de önerimizle 25 Ocak tarihinde 4 mahalleyi kapsayan seçmen toplantýsý örgütledi. Toplantý 3 haftalýk bir hazýrlýk süreci ile örgütlendi. Belirli günlerde mahallede ev ziyaretleri gerçekleþtirildi. Toplantýya son üç gün kala bir davetiye aracýlýðýyla kapý kapý toplantý

çaðrýsý gerçekleþti. Ayrýca mahalledeki duraklara ilanlar asýldý. Bu toplantýya yaklaþýk 130 kiþi katýldý. Toplantý DTP Karabaðlar Ýlçe Baþkanýn konuþmasý ile baþladý. Ýlçe baþkaný DTP olarak yerel seçim çalýþmalarýna bakýþ açýlarýný, mahalle meclislerinin önemini anlattý. Karabaðlar Ýlçe belediyesinden DTP aday olduðunu belirtti ve yerel seçim çalýþmasýnýn önemini açýkladý. Muhtarlýk seçimlerinde halkýn iradesinin önemli olduðunu, seçimlerden sonra halkýn muhtarý denetlemesi gerektiðini belirtti. Muhtarlýk seçimlerinde özellikle bölgesel çýkarlarýn halkýn çýkarlarý önüne geçmemesi gerektiðini vurguladý. Ýlçe baþkanýndan sonra biz söz aldýk. Konuþmamýzda mahalledeki somut sorunlarla ilgili mahallelinin taleplerini oluþturmasý, bu talepler etrafýnda örgütlü durmamýzý belirttik. Seçimi kaybetsek de belirlediðimiz somut talepler etrafýnda örgütlü durduðumuz sürece muhtarý denetleyebileceðimizi belirttik. Sonrasýnda toplantýya katýlanlar sýrayla söz aldýlar. Katýlanlar genel olarak örgütlü durmanýn, birlik olmanýn önemini vurguladý. Toplantýda þöyle talepler çýktý. ·Her mahalleye acilen dispanserler açýlmalý. ·Elektrik, su faturalarýmýz kayboluyor, ödemeyle ilgili sýkýntý çekiyoruz. Bir PTT bürosu. ·Bir taziye evi. ·Ekonomik gücü deðerlendirilerek geliri olandan muhtarlýk yardýmý alýnmalý. ·Muhtarlýk yardýmlarý gerçek ihtiyaçlarý olanlara daðýtýlmalý. ·Dere yataðýndaki çöp sorunu çözülmeli. ·Okuma yazma bilmeyen kadýnlarla ilgili çalýþma yapýlmalý.

·Mahallenin çocuklarý ile ilgilenilmeli.

·Mahallede, mahallelinin rahatça yararlanabileceði spor kompleksi yapýlabilir. ·Anadilde eðitimle ilgili dersler verilmeli. ·Ýnciraltý’na, Karþýyaka’ya, Buca’ya mahallemizden otobüs yok. Otobüs istiyoruz. Seçmen toplantýsýndan hemen sonra bir deðerlendirme toplantýsý aldýk. Toplantýyý örgütlerken hazýrlýk sürecinde daha iyi bir iþ bölümü yapýlabileceði noktasýnda hemfikir olduk. Mesela mahalleye daha fazla afiþleme yapýlabilirdi. Kahvehanelere gidilip konuþmalar yapýlabilirdi. Bir takým eksikler de olsa iyi bir toplantýydý. Gelen herkesin sýrayla konuþmasý, önerisi olmasa da temennisini bildirmesi katýlýmcýlarýn edilgen bir durumdan etken bir duruma geçmesi açýsýndan olumluydu. Toplantýda dile getirilen talepleri yazýlý hale getirip kullanmaya karar verdik. Ev ziyaretler devam ettiði sürece yeni taleplerde eklenmesi yönünde gayret gösterilecek. Bu toplantý 4 mahalleyi kapsayan bir toplantýydý. Ayrýca her mahallenin kendi toplantýsýný almasý yönünde bir karar alýndý. Seçmen toplantýsýndan sonra 2 Þubat tarihinde DTP seçim bürosunun açýlýþý gerçekleþti. Ancak büro açýlýþýna bizden kaynaklý nedenlerden dolayý katýlým saðlayamadýk. Açýlýþ etkinliðinden sonra mahallede oturan DTP’liler büroya sýkça gidip gelmeye baþladý. Þu anda 4 mahallede ayrý seçmen toplantýlarý örgütlenmeye çalýþýlýyor. Ali Fuat Mahallesi seçmen toplantýsý örgütlendi mahalle muhtar adayý belirlendi. En kýsa zamanda diðer 3 mahallede de benzer toplantýlar gerçekleþecek.

Ýzmir’de Yerel Seçimler ve Deri Ýþçileri Paneli Yerel seçimler ve yerel yönetim konulu panelden önce "Deri iþçileri yardýmlaþma ve dayanýþma derneðinde katýlýmcýlarý deri iþçilerini her yerel seçim dönemi geldiðinde senin de oyunu istiyorlar. Ya sen onlardan ne istiyorsun? Artýk deri iþçileri de haklarýný öðrenmeli ve kendi haklarýný istemeli! Belediyelerin, belediye meclislerinin görevlerini anlatacaðý, deri iþçilerinin yaþadýðý saðlýk sorunlarý ile ilgili yerel yönetimlerden neleri talep edilebileceðinin konuþulacaðý panele tüm arkadaþlarýmýz davetlidir" yazýlý bildirileri DeriDer'in üyelerine daðýttýk. Panele yaklaþýk 45 kiþi katýldý. Panelist arkadaþlar; yerel yönetimlerle ilgili sunum yapan akademisyen bir arkadaþ, Ýzmir Tabip Odasý üyesi Dr. Zeki Gül ve dernek üyesi bir arkadaþ idi. Divanýn açýlýþ konuþmasýndan sonra ilk konuþmacý yerel yönetimlerle ilgili genel bilgiler verdi: "Belediyeleri, il özel idareleri, muhtarlarý, il genel meclis üyelerini, ilçe belediyelerini seçeceðiz. Seçimlerde ayrý ayrý oy veriyoruz. Bunlar ne iþe yarar? Belediye seçimleri için 5 ayrý oy pusulasý geliyor bunlara ayrý ayrý oy atýyorsunuz. Daha çok iþ yapan belediyeler, biz bu iþler aksadýðýnda kime kýzarýz? Belediye! Büyükþehir belediyeciliði ve il belediyeciliði iþleyiþi farklýdýr. Örneðin Manisa Belediyesi ilçelere karýþamaz. Büyükþehir belediyeleri ilçelere karýþabiliyor. Su, yol, çöp sorunlarýný çözen belediyeleri siz seçiyorsunuz. Büyükþehir belediye yetkileri yol ve diðer çalýþmalarý belirliyor fakat saðlýk, eðitim ve hayatýn her alanýnda yetkileri var. Ýlçe meclisleri ya da il meclisleri ne iþe yarar? "Ýþ yapar", çöp toplar, kanun yapmaz her yýl belediye baþkanýný yaptýðý iþleri onaylar, belediyenin bütçesini onaylar. Ýl özel idaresini pek göremezsiniz ancak son zamanlarda Tahtalý Barajý ile ilgili duyuyorsunuz. Hastane yapar, yol yapar, baraj yapar. Ýl özel idarenin seçilen üyelerinin yaný sýra atanan üyesi Vali'dir. Muhtar: ikamet ve nüfus sureti yazmak dýþýnda mahalledeki yaþanan sorunlar üzerinden çalýþmalarý

etkili olabiliyor. Genelde siyasi çýkarlar, buna baðlý rekabet gibi nedenlerden dolayý yapacaðý iþler aksýyor. O nedenle muhtarlýk kurumunu siyasi çýkarlarýn ve rekabetin dümeninden çýkaracak bir iþleyiþ olmasý gerekiyor." Deri Ýþçileri Derneði üyesi panelist arkadaþ önce böyle önemli bir panelin gerçekleþmesindeki dayanýþmayý vurgulayarak kurumlara teþekkür etti. Deri iþçilerinin belediyeler ve yerel yönetimlerden nasýl faydalanacaðýna ve yerel seçimlerin iþçi kurumlarýnýn güçlenmesinde nasýl ön açýcý olabileceðine dair ipuçlarý ortaya çýkmasý bakýmýndan önemli olduðunun altýný çizdi. DeriDer'in panelisti, deri iþçilerinin çalýþma ve yaþam koþullarý ve saðlýk sorunlarýnýn nasýl giderileceði konusunda örgütlenecek yerlerde bu alanlarda kurumlarýn sendikalarýn ortak çalýþmalar konusunda öneminin büyük olduðunda iþaret etti. Deri iþçilerinin saðlýk sorunlarý üzerine Deri-Der'in hazýrladýðý bildiri okundu. Örneðin deri iþçilerinin tabakhanelerde kolunu kaptýrdýklarýna, yarým insan olarak yaþamlarýný sürdükleri dile getirildi. Konuþmacý kendinden örnekler vererek: "Ben rahatsýzlandýðýmda arkadaþlarým aracýlýðý ile bakýldým ki çoðu zaman birçok arkadaþýmýn saðlýk güvencesi olmadýðý için benzer þekilde tedavi oluyor. Çalýþma koþullarý stresli bu nedenle rahat ve saðlýklý düþünememe problemi var. Çok çalýþalým diyerek patronlar bizi kandýrýyor. Örneðin parça baþý çalýþmanýn sonucu olarak öðle yemeklerinde yarým saat veya daha az sürede iþin baþýnda yiyoruz. Tuvalete koþtura koþtura giderek veya uzun süre erteleyerek hastalýklara maruz kalýyoruz. Ýþ yerlerinin saðlýksýz ve temiz olmayýþý, çay saatlerinin olmayýþý önemsenmiyor. Düþük ücret emeðinin karþýlýðýný alamamadan kaynaklý iþçiler arasý rekabet ve örgütsüzlük yaþanýyor. Bunlardan kaynaklý sinir hastasý, ruh hastasý olduk. Ayrýca iþ kazalarýyla karþýlaþtýðýmýzda; elimize iðne battýðýnda örneðin önemsenmiyor. Eðer cebimizde para varsa eczaneden pansuman için malzeme alýyoruz." Deri iþçilerinin kimyasal madde kullanýmýna da dikkat çeken konuþmacý bu konuda hiçbir denetleme ve koruma olmadýðýný vurguladý. Kadýn iþçilerin çalýþma koþullarýna iliþkin düzenleme

olmadýðýný vurguladý. Sözlerine þöyle devam etti: "Atölyelerde havalandýrma yok. Eskiden yapýþtýrýcýlara benzin, tiner katarak çalýþýyorduk þimdi solüsyonlar yine benzol içeren kanserojen maddeler içeriyor. Bu sorunlar üzerinden örgütlenerek çözümler bulmak iþçi sýnýfýnýn kurumlarýný saðlýk ve sosyal alanda geliþtirmek gerekiyor." Dr. Zeki Gül konuþmasýna belediye hastanesini neden kullanmadýðýmýzý sorarak baþladý. "Ýzmir'deki mevcut belediye hizmeti ve saðlýk hizmeti sizin ihtiyacýnýza yetmiyor. Ýþ yerlerinizin bulunduðu cadde Türkiye'nin en fazla hastanesini barýndýran caddedir. Ýzmir bunlardan nasýl yararlanýyor? Saðlýklý mýsýnýz? Ýyi besleniyor musunuz? Koruyucu saðlýk kurumlarýndan yararlanýyor musunuz? Ýlaç alabiliyor musunuz? Bu hastanelerde bebek ölümleri yaþanýyor. Yaptýðýmýz bir anket sonucunda annelerin yeterli beslenememesinden kaynaklý olduðunu öðreniyoruz. Çünkü yoksullar gidiyor bu hastanelere. Yerel yönetimlerden neler isteyeceðiz? Yoksul olmak kötü deðil, emekçilerin yaþam olanaklarýndan para almadan kullanabilmesini saðlamak gerekir. Elektrik ve ýsýnma ihtiyacýný ücretsiz karþýlayabilir belediye. Sadaka kültürünün genelleþtirip oy avcýlýðý ile duyarsýz, yoz bir kültür yaratýlmasý için imkanlarýný kullanýyorlar. Bu imkanlarý emekçiler talep etmeli. Bugün deri ve kot iþçilerinin koþullarýný bilmeyen yerel yönetim adaylarý bunlarý öðrenmelidir. Deri iþçileri kendi taleplerini yerel seçimlerdeki adaylara duyurabilmeli." diyerek sözlerine son verdi. Deri iþçisi bayan bir arkadaþ söz aldý: "Ben Behçet hastasýyým. Belediyenin Hastanesi bu konuda hizmet vermedi. Yoksullarýn yaþam koþullarý ve saðlýk alanýnda mevcut saðlýk koþullarýný nasýl iyileþtirebilmeli?" sorusunu sordu. Zeki Gül belediyenin hastanesinin hangi hastalýklarý tedavi edeceðine dair politikasýnýn farklýlaþmasý gerektiðine iþaret etti. Ara verildikten sonra toplantýya gelen bir arkadaþ birlikte baþaracaðýz platformunu ve çalýþmalarýný kýsaca anlattý.

Soru cevap bölümünde þu konular üzerinde duruldu. Deri iþçileri kayýt dýþý, sigortasýz iþçilerin sorunlarýna yönelik bir çalýþmanýn yapýlmasýný belediyelerden talep edebilir. Yerel ve kent konseylerinde ve sahici meþru çalýþmalarýn yapýlmasýnýn nasýl olabileceði üzerinde duruldu. Seçim ve denetim konusu üzerinde duruldu. Biz sendika yöneticilerini de seçiyoruz ama bunlarýn bazýlarý burjuvazinin yanýnda yer alabiliyor. Önemli olan denetleme. Yerel seçimlerde seçtiklerimizi nasýl denetleyebileceðimiz, kitle örgütleri, ilçe meclisleri ve halk denetimi üzerinde duruldu. Birlikte baþaracaðýz adaylarýnýn Bin Umut Vekilleri gibi denetime açýk olmasýnýn altý çizildi. Düzen partileri de sosyal belediyecilik vaadinde bulunuyor fakat oradaki çýkar çatýþmasý buna izin vermez. Onlarý siyasi olarak kendi partilerindeki çýkar gruplarý denetler. Birlikte baþaracaðýz adayý seçilemese bile sonrasýnda meclis toplantýlarýný izleyip halka olaný biteni ifþa edebilir. Emekçiler de örgütlenerek denetleyebilir böylece. Sigortalý çalýþma konusunda belediyelerin bir rolü olup olmayacaðý konusu tartýþýldý. Ve denetleme talebi olabilir yönünde yorumlar yapýldý. Ýstihdam alaný yaratýlmasýna dönük dolmuþlarda muavin çalýþtýrma zorunluluðu belediyeler getirebilir önerisi yapýldý. Mahallerde okullardaki sorunlarýn da öneminden bahsedildi. Saðlýk alanýnda ve eðitimde sorunlar ve bunlar karþýsýnda mücadele gündem edildi. Yerel seçimlerden sonra SSGS yasasýnýn tam olarak yürürlüðe gireceðine dikkat çekildi. Þimdiden muayenede 4 TL alýnýyor. Bütün bu sorunlarýn üstesinden el birliðiyle gelinebileceði vurgulandý. Kazlýceçme'de yýllarca deri iþçilerinin örgütlü mücadelesi içinde yer almýþ bir arkadaþýmýz da görüþleriyle katký sundu. Kapitalizmin daha çok kar daha çok sömürü düzeni olduðunu hatýrlattý. Sisteme yedeklenmeden sýnýf adýna mücadele edilmesi gerektiðine iþaret etti. KÖLE DEÐÝL ÝÞÇÝYÝZ BÝRLEÞÝNCE GÜÇLÜYÜZ!


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

KöZ

MART 2009

Deri Ýþçileri Derneði'nde Kriz Paneli Deri iþçileri dayanýþma ve yardýmlaþma derneðinde “Kriz kimin krizi olduðu ve krize karþý ne yapýlabileceði” konusu üzerine bir panel gerçekleþti. Panele araþtýrma görevlisi Erkin Baþer, Deri Ýþçileri Derneði’nden Yalçýn Yanýk ve Özgür Yaþam Kooperatifi’nden Eylem Þen de konuþmacý olarak katýldý.

toplumsal dayanýþmanýn artmasý ve uluslararasý iþçi birliðe ihtiyaç var. Ýþçilerin dünya çapýnda bir enternasyonale ihtiyacý var. Örgütlü ve mücadele eden bir anlayýþa ihtiyaç var böyle bir siyasi irade olmadýkça krizler, sosyalizme yol açmaz kapitalizmin yenilendiði sonuçlar doðurur.”

Panelde tekstil ve kundura iþçilerinin de panelist olarak katýlmalarýný arzu etmiþtik fakat bu sektörlerden arkadaþlar panele katýlmadý. Panelde Deri Ýþçileri Derneði’nden konuþmacý olan arkadaþýmýz deri iþçilerinin genel sorunlarýný ve bu sorunlara çözüm önerilerini aktardý. 80 öncesi ve sonrasý çalýþma koþullarýnýn aktardý. En çok ezilen ve sömürülen sektörler olarak sürekli kriz içinde olduðumuz anlatýldý. Sorunlarýmýzýn ortak olduðu ve ortak çözümler etrafýnda buluþarak krizi bahane ederek iþten çýkartýlmalara karþý ortak mücadele edilmesi gerektiði konuþuldu.

Diðer panelist Þen, konuþmasýnda þunlara deðindi. “Kriz iþçilerin deðil kapitalistlerin krizi. ‘29 buhranýndan bu güne kadar, krizler sistemin kendini tamir etmesi ve yeniden kendi çýkarlarý üzerine kapitalist üretim iliþkilerinin örgütlenmesi ile sonuçlandý. Kriz dönemlerinde kapitalistlerin bazýlarý batsa bile, onlarýn batýþý ile daha çok kazanan diðer kapitalistler kazanýyor…” Kriz karþýsýnda iþçi sýnýfýnýn birbirine ve emekçiler örgütlerinin de dayanýþma için olmasý gerektiðine deðinen konuþmacý iþçilerin bir kesiminin fazla çalýþmasý sayesinde patronlarýn iþçileri daha çok sömürdüðünü söyledi. Ýþçilerin çalýþtýklarý belki de sadece 3 saatin bile kendi yaþamlarýný devam ettirmeleri için yeterli olacakken fazla çalýþma nedeniyle günde 10-12 saat çalýþan iþçiler olduðuna da deðindi. Krizin en çok iþçiler arasýnda rekabete neden olduðuna iþaret etti. Güvenceli iþçiler haklarýný kaybederken; daha çok insan iþçi iþsiz kalýrken daha çok dayanýþmaya ve birliðe ihtiyaç olduðuna deðindi. Emekçilerin bir bütün olarak düzen güçleri karþýsýna çýkmasý gerektiðine iþaret etti. Ýki yýldýr Ýstanbul’da 1 Mayýs’larýn yapýlamýyor olmasýnýn nedenlerine iþaret ederek iþçilerin birlik ve mücadelesi hangi sebeple olursa olsun siyasetlerin kendi hedefleri ile ikame edilemez dedi. Düzenin sürekliliðinden medet uman iþçileri CHP’ye DSP’ye yedeklemeye çalýþan sendikacýlarýn CHP’nin elini AKP karþýsýnda güçlendirmek uðruna 1 Mayýs’ý baltaladýðýna, iþçi örgütlerinin ve devrimcilerin bu tutumu teþhir etmesi gerektiðine deðindi. Kriz karþýsýnda AKP’nin alternatifinin CHP’nin olmayacaðýndan bahseden konuþmacý iþçilerin kurtuluþunun kendi ellerinde olduðunu hatýrlattý. Kriz nedeniyle emekçileri maðdur duruma düþüren düzen partilerinin “sadaka” niyetine emekçilere maddi yardýmda bulunduðunu fakat iþçilerin kimseye al açmadan el birliðiyle Diyarbakýr Sarmaþýk derneðini kendisine örnek alarak düzen güçlerinden medet ummadan birbirinin derdine derman olabileceðinden bahsetti. “Krizle, iþsizlikle, açlýkla düzen emekçileri terbiye etmeye çalýþýyor. Emekçiler yardýma

Baþer, panelde krizle ilgili sol içindeki tartýþmalara ve geçmiþ yýllardaki kriz döneminde yaþanýlanlara deðindi. Kapitalizmin doðasý gereði neden krizlere gebe olduðu, 1929 krizi ve Avrupa’nýn da 45-70 döneminde oluþan dayanýklý tüketim mallarýnýn çoklaþtýðý fazla üretim, aþýrý üretimin yarattýðý krizler ve bu geçmiþ krizlere iliþkin kapitalizmin ürettiði çözümler üzerine konuþtu. Baþer, kapitalist sistemde üretim alanýna yönelik yatýrýmlarda daralmalar yaþanmasýný, kapitalizmin genel mantýðýndan kaynaklý egemenlerin karý artarken üretimin zayýflamasýný ele aldý. Uluslar arasý para sistemi (ÝMF) ve dünya bankasýna çevre ülkeler borçlandýrarak merkezden kaynaklanan bir krizi yarattýklarýný anlattý. “Kriz esnek üretimin önünün açýlmasýna neden oldu. Merkez ülkelerdeki sanayi çevre ülkelere taþýnmýþtý. Parça baþý üretim, küçük üretim ve düþük ücretle çalýþma imkanlarýnýn yaný sýra çevre sorunu konusunda sosyal basýncýn olmayýþý sanayinin çevre ülkelere taþýnmasýný saðladý. Büyük üreticilerin taþeronlaþma, parça baþý üretim, ev eksenli üretim ile baðlantýlý esnekleþen bir üretim sürecini gerçekleþti. Bunun yaný sýra güvencesiz, sigortasýz, saðlýk koþullarýnýn kötüleþtiði sendikasýz örgütsüz çalýþma son dönemde yayýlarak arttý. Ýþçiler açýsýndan bütün bu olumsuzluklarýn yaný sýra bu son kriz de iþçilerin üzerine yýkýlmakta! Bu finanssal kriz deðil, kapitalist krizdir. Emekçilerin krizin sonuçlarýndan daha az etkilenmek için

muhtaç hale getirilerek bir poþet kömüre ve bir paket makarnaya oy vermesi bekleniyor. AKP kömür makarna veriyorsa, CHP’de iþ vaat ediyor evlere gýda yardýmý yapýyor. Bunlarýn birbirinden farký yok. Biz örgütlenerek mahallerimize aþ evi açtýrabiliriz, iþsiz arkadaþlarýmýza istihdam alaný yaratýlmasý için bastýrabiliriz. Ancak bu sayede iþçi düþmanlarýný, krizi yaratan sermayedarlarýn uþaklarýný baþýmýzdan atabiliriz.” Deri iþçilerinin sorunlarýndan bahseden Yanýk sözlerinde þu görüþlere yer verdi: “Deri iþçilerinin sorunlarý o kadar çok ki artýk krizlere o kadar alýþmýþ ki tepkisiz kalabiliyoruz. Bu þimdiye kadar yaþanan birçok sorunla da ilintilidir. 80 öncesi daha düzenli çalýþan daha da örgütlü olan çalýþma koþullarý 80 sonrasý kaybedildi. Ýþlerin yurt dýþýna Romanya, Rusya ve Çin’de yapýlmalarý ve iþçi sýnýfýnýn örgütsüzlüðü de buna eklenince zaten kriz içinde olan deri iþçisi sürekli kriz halinde çalýþmak zorunda kalýyorlar. Deri iþçilerinin krizi sürekli var. Örgütlenmeleri güçlendirip, dayanýþma ve yardýmlaþmayý daha çok isteyerek yaratmak gerekiyor. Uluslararasý dayanýþmalarý da isteyerek öðrenmek bunlar üzerinden bunlar üzerinden örgütlenmek gerekiyor. Kitle örgütleri ile koordinasyon içinde mücadele etmek gerekiyor. Parça baþý esnek üretime karþý sendikalar dernekler iþçi örgütleri kooperatifler vb. gibi ortak sorunlara ortak çözümler ve iþçi sýnýfýnýn deðiþik katmanlarý tekstil ve ayakkabý iþçilerinin de ortak bir platform içinde somut sorunlar etrafýnda birlikte örgütlenerek çalýþýldýðý zaman krizin faturasýný kimlerin ödeyeceði belli olacaktýr. Deri iþçileri derneði çalýþmalarýna bundan böle daha emin adýmlarla, yardýmlaþmanýn ve dayanýþmanýn özüne yaraþýr çalýþmalarýna emin adýmlarla yürüyecektir. Ýþ hukuku seminerleri söyleþiler, paneller ve dayanýþma örnekleri ile, savaþsýz, sömürüsüz güzel günlere inancýmýzla gündüzlerinde sömürülmeyen gecelerinde aç yatmadýðýmýz bir dünya için örgütlü mücadeleye.” Panelin ikinci bölümünde deri iþçilerinden sorular ve görüþler alýndý ve ikinci kez konuþmacýlarýn söz almasýnýn ardýndan panel sonlandýrýldý. KÖLE DEÐÝL ÝÞÇÝYÝZ BÝRLEÞÝNCE GÜÇLÜYÜZ! Ýzmir’den Komünist Bir Deri Ýþçisi

Deri Ýþçileri Derneði’nin Panelde Sunduðu Teblið Bugün burada kriz ve krizin iþçi ve emekçilere getirdiði olumsuzluklar, krizin çalýþmakta olduðumuz deri piyasalarýndaki etkisini ve faturasý biz iþçilere ödettirilmek istenen krizi aþmak için neler yaptýðýmýzý ve yapabileceðimizi anlatmaya çalýþacaðýz. Arkadaþlar, Biz Basmane-Kapýlar bölgesinde, deri-konfeksiyon alanýnda çalýþan iþçileriz. Çalýþtýðýmýz havzada beþ bini aþkýn insan çalýþýr. Bunlarýn çoðu küçük karanlýk atölyelerde günlerini gece ederler. Uzun çalýþma saatleri boyunca kimyevi maddelerle temas ederek, solüsyonu soluyarak, ayakçý isek tüm gün ayakta, makineci ise iki büklüm oturarak pür dikkat, stres içinde çalýþýrýz. Saðlýksýz koþullarda çalýþmak deri iþçileri için olaðandýr. Bu yüzden romatizmadan kansere türlü illet hep yakamýzdadýr. On aya yetecek iþ olmasýna raðmen yýlda þanslýysak ancak altý ay çalýþýr, yýlýn geri kalanýný kesatta, iþsiz geçiririz. Çalýþtýðýmýz dönemde ise on aylýk iþi gece gündüz çalýþarak çýkartmamýz istenir. Bu yüzden çalýþma saatimiz, hafta sonumuz, tatilimiz olmaz. Ýþ çýkýnca biteviye çalýþýrýz. Örgütlü-sendikalý olmak ne kelime, sigortalý olana bile pek rastlanýlmaz. Kayýt dýþý çalýþma deride adettendir. Ýþ bulup çalýþmak için en kötü koþullara razý oluruz. Aramýzdan es kaza emekli olabilen parmakla sayýlacak kadar azdýr. Onlar da emekli olsalar bile çalýþmak zorundadýr. Arkadaþlar; Dericilik sektörü artýk tamamen taþeron firmalara kaldý. Büyük firmalar iþlerini bu taþeron firmalara devrederek bütün sorumluluktan kaçmýþ, iþçilerin bütün yasal haklarýný gasp etmiþlerdir. Sistem olarak parça baþý, yani esnek üretim modelini uygulayýp, iþçileri birbirlerine düþürmüþlerdir. Ýþçiler arasýndaki rekabet ise parça baþý fiyatlarýn düþmesine ve sefalet ücretlerine razý olmamamýza yol açmaktadýr.

Bugün deri atölyelerinde çalýþan ve sayýlarý binleri bulan deri iþçilerinin çoðu biraz önce de belirttiðimiz gibi sigortasýz, soysal haklardan mahrum, örgütsüzsendikasýz çalýþmaya zorlanmaktadýr. Bunun en büyük sebebi esnek üretim, taþeron firmalar ve krizi bahane eden patronlardýr. Arkadaþlar; Ülkedeki kriz ortamýnýn suçlusu iþçiler-emekçilermiþ gibi en aðýr faturayý biz iþçilere ödettirmeye çalýþýyorlar. Deri sektörü öyle bir duruma geldi ki, piyasalarýn küçük bir durgunluðunda bile, iþçileri hemen kapýnýn önüne koyuyorlar. Ancak sanýlmasýn ki, bizim çalýþma koþullarýmýz krizden ötürü bu hale gelmiþtir. Deri iþçileri kriz yaþanmasa da bu koþullarda çalýþmaktadýr. Kriz bizim içinde bulunduðumuz koþullarý pek deðiþtirmemiþ, derinleþtirmiþtir. Kapitalistlerin kâr hýrsý bugünkü krizi yaratmýþtýr. Ama fatura yine bize çýkmýþtýr. Ýþsizlik hayatýmýza daha da yerleþmiþtir. Arkadaþlar; Biz Deri Ýþçileri Dayanýþma ve Yardýmlaþma Derneði olarak çalýþtýðýmýz havzada “Tek Bir Ýþçi Sigortasýz, Tek Bir Ýþyeri Sendikasýz Kalmasýn!” þiarýyla iþçileri bir araya getiriyor, örgütsüzlüðe ve güvensizliðe karþý dayanýþmayý örmeye çalýþýyoruz. Ýþçi arkadaþlarýmýza seminerler, paneller, iþ hukuku söyleþileri ile ulaþmaya çabalýyoruz. Ýþ hukuku konusunda danýþmanlýk saðlayarak hak gasplarýna karþý savunmayý örgütlüyoruz. Ýþçi eylem, mücadele ve direniþlerine sahip çýkýyor, eylemli bir biçimde dayanýþmaya giriyoruz. Kitle örgütü ve sendikalarla bir araya gelmeyi, birbirimize alternatif olmadan ve birbirimizi besleyerek örgütlenmeyi önümüze koyuyoruz. Havzamýzda sendikal mücadelenin önünün açýlmasý için uðraþ veriyoruz. Arkadaþlar; Bütün iþçi ve emekçiler tabi ki bu krizden etkilendik.

Sayfa

17

Ýzmir’de BDSP’nin Kriz Sempozyumu Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu’nun (BDSP) düzenlediði “Kapitalizmin Krizine Karþý Ýþçi Sýnýfýnýn Mücadelesi Nasýl Olmalý?” baþlýklý sempozyum 8 Þubat’ta TÜMTÝS’te gerçekleþti. Üç ayrý bölümden oluþan sempozyumun ilk kýsmýnda Volkan Yaraþýr ve Hacay Yýlmaz’ýn katýldýðý “Kapitalizm ve Kriz” baþlýklý bir panel gerçekleþti. Konuþmacýlar bu bölümde krizin sýnýf mücadelesi açýsýndan anlamý ve yarattýðý imkânlar üzerine kendi görüþlerini aktardýlar. Sempozyumun ikinci kýsmýnda ise krizin iþ kollarýndaki yansýmalarýna dair tebliðler sunuldu. Bu kýsýmda Çiðli Ýþçi Platformu, Demir-Çelik Ýþçileri Bülteni, Tekstil Ýþçileri Bülteni, Manisa Ýþçi Derneði gibi örgütlenme ve birlikler çalýþma yürüttükleri alanlarýn profilini çýkararak krize karþý neler yaptýklarýný aktardýlar. Bu sunumlarda kriz bahanesiyle artan sýnýfa yönelik saldýrýlarýn farklý iþkollarýnda benzer belirtilerle baþ gösterdiði somut verilerle aktarýlmýþ oldu. Ayný bölümün son konuþmacýsý teblið sunmak üzere kürsüye çýkan Deri Ýþçileri Derneði’nden bir iþçi arkadaþtý. Dernek adýna konuþan deri iþçisi arkadaþ kurum adýna hazýrlanan tebliði sözlü olarak sundu. Sempozyumun üçüncü bölümünde ise Partizan, BDSP, Halkevleri, BES ve Türk-Ýþ Ýstanbul Þubeler Platformu’ndan temsilcilerin katýldýðý “krize karþý mücadele yöntem ve araçlarý” baþlýklý bir panel gerçekleþti. Panelde krizin aþýlmasý için sendikalarýn, sýnýftan yana örgütlenmelerin ve devrimci örgütlenmelerin birlikte bir mücadele çizgisi örmesi gerektiði vurgusu öne çýkmakla beraber yaklaþan yerel seçimlere dair vurgular da yapýldý. Partizan temsilcisi arkadaþ yerel seçimlerde düzen partilerine olduðu kadar reformizme karþý da cepheden duruþ sergileyeceklerini ifade ederken, BDSP temsilcisi konuþmacý ise yerel seçimler için oluþturulan platformlara atfen “üç-beþ muhtarlýk alarak birlikte baþaramayýz” yorumunu yaptý. Halkevleri temsilcisi konuþmacý ise bugün AKP’yi geriletmenin kendileri açýsýndan esas olduðunu gerekçeleri ile açýklamaya çalýþtý. Panelistlere yönelik sorularýn alýndýðý kýsýmda biz de söz alarak görüþlerimizi ifade ettik ve soru sorduk. Öncelikle 20. yüzyýlýn sonunda burjuvazinin 21. yüzyýla dair “ayaklanmalar yüzyýlý” öngörüsü olduðunu, bu öngörüyü doðrulayan geliþmelerin Bolivya’dan, Mýsýr’a, Arjantin’den Yunanistan’a yaþandýðýný, ancak bu ayaklanmalarýn sonuçlarýna varmadýðýný, Rusya’daki “Þubat Devrimi” gibi yarým kaldýðýný ifade ettik. Uygun nesnel koþullar olsa da ancak Bolþeviklerinki gibi bir parti ile bir “Ekim”e varýlabileceðini, fakat böyle bir devrimci partinin bu coðrafyada mevcut olmadýðýný söyledik. Böyle bir partinin yaratýlmasý ve iþçi sýnýfýnýn ayaklanmasýna, yani saldýrýya hazýrlanmak için ise savunmayý örgütlemenin gerekli olduðunu vurguladýk. Buradan hareketle iþçi sýnýfý içindeki kýsmi mücadelelerden yerel seçimlere kadar her imkânýn savunmayý örgütlemek için kullanýlmasý gerektiðini hatýrlattýk. Mücadeleyi kýsmi mücadelelere ve reformlara indirgeyenler kadar, kýsmi kazaným ve mücadeleleri küçümseyenlerle de araya çizgi çekilmesi gerektiðini ifade ettik. Türk-Ýþ Ýstanbul Þubeler Platformu’ndan temsilci arkadaþa ise “yerel seçimlerde size danýþmaya gelen iþçilere ne tavsiye edeceksiniz?” þeklinde bir soru sorduk. Türk-Ýþ temsilcisi arkadaþ Kürdistan’da DTP’nin desteklenmesi yönünde, metropollerde ise devrimci-demokrat adaylarýn desteklenmesi yönünde tavsiyede bulunacaklarýný söyledi. Soru cevap kýsmýnda dikkatimizi çeken bir baþka nokta da kimi katýlýmcýlardan gelen “ne yapmalý?” sorusuna özellikle siyasi örgütlenmelerden temsilcilerin soyut formülasyonlarýn ve sürece cevap veremeyen dar çalýþmalardan örnekler vermenin ötesinde doyurucu bir cevap verememeleri oldu. Son panelin ardýndan serbest kürsü için ara verildi. Bu kýsma daha önce planladýðýmýz direniþ çadýrý ziyaretini gerçekleþtirmemiz gerektiðinden katýlamadýk. Anlamlý bir katýlýmýn gerçekleþtiði, ancak uzun tutulmasýndan ötürü bir süre sonra izleyenlerin dikkat toplamakta zorluk çektikleri sempozyumdan ayrýldýktan sonra deri iþçisi arkadaþlarla direniþteki büyükþehir belediyesine baðlý çalýþan park ve bahçe iþçilerine ziyarete gittik.

Haftalarca çalýþmayan, iþ aramak için evinden parasýzlýktan çýkamayan birçok deri iþçisi arkadaþýmýz var. Veya çalýþýp hafta sonu parasýný tam alamayan arkadaþlarýmýz var. Çok kötü koþullarda, sigortasýzsendikasýz-güvencesiz çalýþan deri iþçileri en kýsa zamanda örgütlenmeye, birlik olmaya artýk mecburdur. Sadece deri iþçileri deðil, tekstil, kundurada çalýþan bütün iþçiler de birlik içinde örgütlenmelidir. Arkadaþlar; Krizin sadece iþçi ve emekçileri vurduðu açýktýr. Yaþanan kriz iþverenleri, patronlarý ve yine onlarýn büyük þirketlerini hiç etkilememiþtir, çünkü krizi yaratan onlardýr. Size bir gazetenin küpürünü göstereceðim. (Desa’ya iliþkin haber gösterilir) Ýþte arkadaþlar, kriz sebebiyle iþçiler iþsiz ve aç kalýrken bu þirketler sermayelerini üçe dörde katlamýþ, daha da büyümüþlerdir. DESA’da çalýþan Emine Aslan isimli arkadaþýmýzýn ve Düzce’de ayný akýbete uðrayan arkadaþlarýmýz, sadece sendikalý olmak istedikleri için sorgusuz sualsiz iþten atýlmýþlardýr. Bildiðiniz gibi direniþleri sürüyor. Bu anlattýðýmýz bir þirket, buna benzer birçok þirket krizden kârlarýný arttýrarak çýkmýþtýr, çýkacaktýr. Arkadaþlar; Ýþçi ve emekçilerin en büyük sorunu örgütlenme sorunudur. Bizim krizimiz örgütlenme krizidir. Ýþçiler bu krizi aþabilmek için her fýrsatý kullanabilmelidir. Biliyorsunuz, önümüzde yerel seçimler var. Burjuvalar bu seçimlere krizin etkisini yatýþtýrmak için ve istikrar umuduyla hazýrlanýyorlar. Biz emekçiler de birleþerek bu seçimleri fýrsata dönüþtürebilmeliyiz. Emekçilerden, ezilenlerden taraf ortak adaylar belirleyerek hâkim sýnýf partilerinin karþýsýna dikilebilmeliyiz. Ýþçilerin hayat koþullarýný hafifletebilecek, gerçekleþtirilebilir talepler etrafýnda

havzalarda örgütlenmeliyiz. Biz deri iþçileri yerel yönetimlere dair çalýþtýðýmýz koþullara iliþkin taleplerimizi oluþturarak, adaylarýn karþýsýna çýkacaðýz. Emekçilerden taraf ortak adaylar kazansýn kazanmasýn belirlediðimiz tüm talepleri de mevcut yerel yönetimin karþýsýna koymaya çalýþacaðýz. Arkadaþlar; Ýþte iþçi kesiminin, emekçilerin krizi nasýl yaþadýðýný, neler yaptýðýmýzý, neler yapabileceðimizi, örgütlenmeyi, isteklerimizi, sýkýntýlarýmýzý anlatmaya çalýþtýk. Hiçbir þey imkânsýz deðildir. Birleþmek, bir araya gelmek, iþsizliðe, yoksulluða, örgütsüzlüðe karþý mücadele etmek bizim yapabileceðimiz en büyük iþtir. Yýllarca bizleri sömüren, hakkýmýzý yiyen burjuvalara karþý birleþmek-örgütlenmek yegane çaredir. Bizler, bir arada ve dayanýþma içinde olmanýn en güzel örneðini geçen hafta Ýstanbul’da yapýlan 9. Kitle Örgütü Koordinasyon Toplantýlarý’nda tekrar gördük. Bizimle ayný sorunlarý yaþayan ve benzer þeyleri yapmaya çalýþan Zeytinburnu Deri Ýþçileri Derneði ile Koordinasyon vesilesi ile irtibat kurma fýrsatý yakaladýk. Birçok kitle örgütünün, Kürt illerindeki belediye baþkanlarýnýn, Bin Umut Vekilleri’nin aktardýklarý deneyimlerden faydalandýk. Buradan çýkardýðýmýz derslerle ve iþçi sýnýfýnýn yürüttüðü tarihsel mücadelenin ýþýðýnda, faaliyetlerimizi hýzlandýrýp, sýnýfýn kavgasýna sabýrla sebatla çalýþtýðýmýz yerden ses vereceðiz. Ýnanýyoruz… Ýþçi sýnýfý kazanacak, ayaklar baþ olacak! Köle Deðil Ýþçiyiz, Birleþince Güçlüyüz! Deri Ýþçileri Dayanýþma ve Yardýmlaþma Derneði


T S Ý N ÜMO K

KöZ

Sayfa 18

Halepçe Katliamý’nýn 21. Yýlý! O zaman ABD emperyalizminin baþýnda bulunan Ronald Reagan’dý, George W. Bush’un babasý baþkan yardýmcýsýydý, Irak iþgalinin önde gelen figürlerinden Donald Rumsfeld de o zaman yine Irakla bizzat ilgilenen ABD yetkilisiydi.

Tüm dünyada 6 yýldýr mart ayýnýn sonuna yaklaþýrken ABD karþýtlarý ve anti-emperyalistler ABD ve ortaklarýnýn Irak iþgalini protesto etmek için küresel eylem günleri düzenliyorlar. Bu yýl da 15 Mart bu küresel eylem günü. Ama 15 Mart ayný zamanda yine ABD desteði ile yapýlan bir baþka büyük katliamýn yýl dönümüne denk geliyor: 21 yýl önce 16 Mart’ta, ABD’nin yönlendirmesiyle Ýran’la 8 yýldýr savaþ halindeki Irak’ýn gerici Baas diktatörlüðü gene ABD’nin yönlendirmesi ve desteðiyle Halepçe’de binlerce Kürdü kimyasal silahlarla katletti. Güney Kürdistan’da Süleymaniye’nin doðusunda bir Kürt kasabasý olan Halepçe 16 Mart 1988 günü onlarca Irak uçaðý tarafýndan üç gün boyunca bombalandý. Hardal ve Sarin gazý adý verilen kimyasal silahlarýn kullanýlmasý sonucu çoðu kadýn, çocuk ve ihtiyar 6 binden fazla Kürt hayatýný kaybetti. Behdinan, Erbil, Germiyal bölgelerine doðru kimyasal saldýrýnýn geniþletilmesi ile ölü ve yaralý sayýsý daha da arttý. Saldýrýlardan sað kurtulanlar ise gelecek nesillere aktarýlacak kalýtsal hastalýklara yakalandýlar. Bombalamalar sonucunda toprak kurudu, hayvanlar öldü, bitkiler yaþayamaz hale geldi. Halepçe saldýrýsý aslýnda 5 yýla yayýlan ve 200 bine yakýn Kürdün hayatýna malolan, bir milyondan fazlasýnýn göç etmesine ve yüz binlercesinin sakat kalmasýna yol açan Enfal katliamlarýnýn doruk noktasýydý. Her ne kadar bu katliamlarýn tetikçileri Baas gericileri olsa da, bu kimyasal silahlarýn ABD, Fransa, Almanya patentli olduðu, uçaklarýn Fransýz miragelarý ve Rus migleri olduðu, kimyasal saldýrýlar konusunda Baas katillerinin Doðu Alman gizli servisi Stassi tarafýndan eðitildiði vb. zamanla ortaya çýktý.

SAYI: 9

MART 2009

Halepçe’yi Unutma! Newroza Hazýrlan! 1 Mayýs’a Yüklen!

Bilhassa 1991’deki Kürt serhýldaný sýrasýnda ele geçirilen ve sadece bir kýsmý kamuoyuna yansýyan belgeler bu katliamýn asýl sorumlularýnýn yüzünü ortaya çýkarmýþtýr. Baas diktatörlüðünün devrilmesininin ardýndan daha çarpýcý belgeler de çýkmýþtýr ve Saddam Hüseyin, Halepçeyle ilgili sýrlarýn tümünü ortaya döküp emperyalistlerin ve bölge devletlerinin gerici yüzünü ifþa etmesine fýrsat kalmadan alelacele idam edilmiþtir. Bu sýrlarýn arasýnda Halepçe katliamýndan kaçan Kürtlere kucak açtýðýný söyleyerek Güney Kürdistan’a operasyon düzenleyen Türkiye’nin katliam sýrasýnda nasýl bir rol aldýðýna kadar pek çok önemli bilginin yer aldýðý bilinmektedir. Bu bilgilerin Saddam ile birlikte karanlýða gömülmedikleri ve Güney Kürdistanlý örgütlerin ellerinde bulunduðu da sýr deðildir. Ne var ki, altý yýldýr Baas diktatörlüðünü deviren ABD’yi dostlarýymýþ gibi gören Kürtler az deðildir ve bu yanýlgýlarý Halepçe’nin ardýndaki ABD parmaðýný görmelerine ve bunu ortaya koymalarýna engel olmaktadýr. ABD karþýtlýðý ile anti-emperyalizmi karýþtýran veya sosyal þoven tutumlarýný ABD karþýtlýðý ile gizlemek isteyenler de, ABD’nin Irak’taki iþgalini öne çýkararak Kürtlere yönelik katliamlarýn arkasýnda ABD emperyalizminin oynadýðý rolü göz ardý etmekte mahzur görmemektedir.

16 Mart 1988 günü Saddam Hüseyin’in sað kolu «Kimya Ali» lakaplý kasabýn yönetimindeki ABD’nin korumasý altýndaki ve Avrupalý emperyalistlerin desteðiyle donatýlmýþ Baas kuvvetleri Güney Kürdistan’ýn Ýran sýnýrýna yakýn þirin bir kasabasý olan 70 bin nüfuslu Halepçe’yi biyolojik ve kimyasal silahlarla bombaladý. Bu saldýrýnýn

Oysa bugün, Halepçe katliamýnýn 21. yýldönümünde, ABD emperyalizmi ve onun uþaðý AKP hükümeti bu tür gafillerden de destek ve cesaret alarak yine Enfal ve Halepçe katliamlarýnýn yapýldýðý topraklarda yeni tertiplerin hazýrlýklarý içindedirler.

sonucunda 5 bini aþkýn çocuk, yaþlý ve korumasýz Kürt insaný katledildi.

Bu nedenle komünistlerin ve Kürdistanlý ulusal devrimcilerin Halepçe katliamýnýn yirminci, Irak iþgalinin beþinci yýldönümünde ve ABD ve iþbirlikçilerinin Kürtlere karþý hazýrlamakta olduklarý ve hardal yahut sarin gazlarýndan daha masum olmayan yeni tertiplerin arifesinde tartýþmasýz bir ödevleri vardýr: Halepçe katliamýnýn asýl sorumlularýný unutmamak ve unutturmamak.

bir yana köstek olan Kürtlerin cezalandýrýlmasý idi. Beri yanda ve esas

Bu ayný zamanda Ortadoðu’nun en önemli devrimci dinamiklerinden birini oluþturan ezilen Kürt ulusunun ehlileþtirilmesi planlarýna karþý koymanýn ve özgürleþmesinin koþulu Kürtlerin özgürleþmesi olan Ortadoðu proletaryasýnýn zincirlerinin kýrýlabilmesi ve sosyal þovenizmin vesayetinden kurtulmasý için de zorunlu ve önemli bir ödevdir. HALEPÇE’YÝ Unutmadýk Unutturmayacaðýz!

Çocuk Tutsaklara Özgürlük! ihtiyaç var.

Özgür Yaþam Kooperatifi ortaklarý ve KöZ’ün arkasýnda duran komünistler de eyleme katýldý. Özgür Yaþam Kooperatifi 2009 yýlýnda yürüteceði eleme sýnavlarý karþýtý kampanyanýn bir ayaðýnda da cezaevlerine tutsak edildiði için eðitim hakkýndan mahrum edilen çocuklarý gündem etmeye karar vermiþti. Bu eylem sayesinde herkesin gündemine giren bu konu etrafýnda çok sayýda kitle örgütü ile buluþarak bu kampanyanýn bir parçasý olacaklar.

7 bini de hiçbir þey yiyemeyecek þekilde yaralandý. Bu saldýrý bir yanýyla Ýran’la Irak arasýndaki savaþý noktalamak için Ýran’a bir gözdaðý anlamýný içeriyordu. Bir yanýyla savaþ sýrasýnda Baas’a destek olmak olarak ise savaþ sonrasý bir Kürt ayaklanmasý ile yüz yüze kalmamak için Baas’ýn aldýðý bir tedbiri ifade ediyordu. Nitekim Baas rejimi bununla da yetinmeyip daha sistemli bir soykýrým politikasý izleyerek bu son gerekçenin asýl amacý olduðunu ve kendisine asýl yakýþanýn da bu olduðunu gösterdi. Halepçe’nin ardýndan adýný Kuran’ýn Enfal suresinden alan bir katliam silsilesi baþlatýldý. Enfal katliamlarý sýrasýnda yaþlarý 13 ile 60 arasýnda olan 182 bin Kürt evlerinden iþyerlerinden alýnarak götürüldü ve bunlardan bir daha haber alýnamadý. Baas rejiminin yýkýlmasý neticesinde ortaya çýkarýlan toplu mezarlarýn büyük bir kýsmý bu insanlarý barýndýrýyor. Yakýn zamana kadar solun hemen hemen bütün kesimleri ve hatta insan haklarý kuruluþlarý vb. eksiksiz Halepçe katliamýna karþý seslerini yükseltme konusunda birbirleriyle yarýþýrlardý. Þimdi ise, Kürtlere karþý Halepçe’den beter bir saldýrýyý baþlatacak gerici bir kin ve öfke biriktiren akýmlar «Irak direniþçileri» diye kol gezerken, bunu öne çýkarmak pek arzu edilecek bir durum deðildir. Bu suretle «Irak direniþine zarar verme» ve «ABD iþbirlikçisi Kürtlerin prim yapmasýna yol açma» gibi ters olasýlýklar vardýr. Bu þartlarda sosyal þovenlerin büyük kýsmý ve Kürtler arasýnda ulusal davadan dönme eðiliminde olanlar Halepçe katliamýnýn yýl dönümünü es geçmek en azýndan sönük geçmesini saðlamak için

Diyarbakýr’daki çocuklar henüz iki sefer mahkemeye çýkarýldý ve sadece isimleri sorulup cezaevine geri gönderildiler. Davalarý uzuyor. Ýçeride geçirdikleri her gün hem eðitim hem yaþam haklarýný ellerinden alýyor. Biz de içinde çalýþtýðýmýz kitle örgütlerinde eðitim hakkýndan, yaþam hakkýnda mahrum edilen emekçi çocuklarý ile buluþuyoruz. Tutsak çocuklar da bizim içinde çalýþtýðýmýz kurumlarda ÖSS, SBS kurslarýna gelenlerden farklý deðil. Bir kitap, bir defter, henüz oynayamayacak kadar ihtiyarlatýlmamýþlarsa bir oyuncak, bir mektup, bir kart, hallerini sorup, umut göndermek üzere yanlarýnda olduðumuzu gösterecek kampanyalar örgütlenmesi için çalýþmalarýmýza devam edeceðiz.

çare arayacaklardýr.

Bu çocuklar gecen sene Cizre'de panzerin altýnda öldürülen Yahya Menekþe için düzenlenen gösterilerde tutuklandýlar. Hani bir grup medyanýn "Ýste polise taþ atan çocuklar!" diye hedef gösterdiði çocuklar.

Kimsenin kimseyi ezmediði, sýnýfsýz, sýnýrsýz, özgür bir dünya kuracaðýz!

hatýrlamak istemeyeceklerdir.

Diyarbakýr, Adana ve farklý illerde onlarca çocuk eylemlere katýldýklarý iddiasýyla "örgüt üyeliði" suçlamasýyla çocuk mahkemesi yerine, DGM'lerin ardýndan kurulan Özel Yetkili Aðýr Ceza Mahkemelerinde yargýlanýyor.

Ýzmir’den Komünistler

muhakkak tavýr alýp herkesten çok bu katliamý lanetlemeye alýþmýþ

14 temmuz 2008’den beri cezaevinde olan Hebun’un avukatýna gönderdiði mektubu aþaðýda ye almaktadýr.

olanlarýn yakýn geçmiþteki bu alýþkanlýklarýn üzerini nasýl örtecekleridir.

“Sevgili Deðerli Ablam Necla,

Üniversitesinde devrimci öðrencilere karþý yapýlan faþist saldýrýyý öne

Öncelikle dýþarýda benim için nasýl çalýþtýðýný biliyorum ve etkilerini görüyorum, seni çok seviyorum ve çok teþekkür ediyorum. Annem, babam, Küçük Þeytan ve Neniþi benim yerime öp ama radyoda keþke sadece dört kiþinin ismini deðil herkesin ismini söyleseydin. Bu kaðýdý seçmemin sebebi senin kýr çiçeklerini sevmen ve (elimde baþka kaðýt kalmayýþý). Sevgili ablacým benim þansým fazla yok ama benim þansýmý hep sizler yarattýnýz bu yüzden sizler benim uðurlu tavþan ayaðýmsýnýz. Bana kartpostal atmayý unutma. Sana çok kýzarým. Bu sefer içimde çýkacam diye bir his var. Bir de görüþlerde bana yalan söylemeyin. Çünkü ben dürüstlükten yanayým sadece gerçekleri söyleyin. Ablacým çýkýnca seninle beraber bir Eskiþehir turu atalým. Unutma sadece Eskiþehir deðil ben çýkýnca bir ay kafa dinleyecem. Ondan sonra çalýþacaðým. Tabii çýkabilirsem 23 yýl halen var. Seni çok çok çok hezdikim(seviyorum) .

çýkarmak en kestirme yol olacaktýr. Böylece 16 Mart daha çok

25 Þubat Çarþamba günü Ýzmir'de ÝHD Ýzmir Þubesi, Diyarbakýr Cezaevi 12. Çocuk Koðuþundaki çocuklara özgürlük istemek üzere Konak Postanesi önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Çocuklara dayanýþma kartlarý, mektuplar ve kitaplar gönderdi.

Terörle Mücadele Kanunu'nda 2006'da yapýlan deðiþiklik nedeniyle 1518 yas grubundaki çocuklarýn bu þekilde yargýlanmasýnýn önü açýlmýþtý. Geçtiðimiz günlerde Adana'da iki çocuk 21 sene hapse mahkûm edildi. Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi (AIHM), 15 yasýndayken PKK üyesi olmak suçlamasýyla gözaltýna alýnan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) yargýlanan ve mahkûm olan Oktay Güvenç’in baþvurusunda TC'yi mahkûm etti. Demokrasiden insan haklarýndan bahseden AKP, CHP, DSP bu yasanýn geçmesinden ve bu çocuklarýn mahpushanelere atýlmasýndan hep birlikte sorumlular! Ýzmir’de ÝHD’nin düzenlediði eylem kitlesel geçti ve sloganlar çok gür haykýrýldý, eyleme Ýzmir Büyükþehir Belediyesinde iþten atýlan ve açlýk grevi direniþinde olan Park bahçe iþçileri de direniþ önlükleriyle gelerek destek verdiler. Fakat tek baþýna bu eylem tutsak çocuklarýn özgürleþmesi için yeterli deðil. Ýçerdeki tutsak çocuklarla bað kurmak ve onlara destek olmak için bütün kurumlarýn geniþ bir kampanya örgütlemesine

Diyarbakýr E Tipi Cezaevi, 12. Cocuk Kogusu, Baglar/Diyarbakir

Öte yandan bugün Kürtlerin ulusal kurtuluþ mücadelesini ABD’nin insafýna terk etmeye razý olan sözüm ona Kürt ulusalcýlarý da bu «talihsiz örnek»te ABD’nin Saddam’ýn müttefiki olduðunu hatýrlayarak rahatsýz olacaklar ve baþkalarýndan bu gerçeði gizlemek için çare arayacaklardýr. Ýþin ilginci bugün ABD’nin Ortadoðu’dan çýkmasýný isteyen emperyalist rakipleri de o zaman ABD uþaðý Saddam’a silah satmak için birbirleri ile yarýþýrlardý. Onlar ve uþaklarý da Halepçe’yi En zoru daha düne kadar Halepçe’de Kürtlerin katledilmesine karþý

Muhtemelen 16 Mart’ta ayný zamanda 1978’de Ýstanbul

üniversitelerde ve üstelik solculuk yaparak geçirilecek, Halepçe ve Kürt sorunu da öne çýkmamýþ olacaðý için sosyal þovenizme de halel gelmeyecektir. Komünistlerin görevi ise 16 Mart’ta bütün maskelerin düþürülmesi için çalýþmak ve devrimcilerin sosyal þovenizmden kopmasý, ulusal davalarýndan uzaklaþan Kürt yurtseverlerinin sarsýlýp kendilerine gelmelerinin saðlanmasý için çalýþmaktýr. Bu sayede hem 2005 Newrozu’nun ateþinin hak ettiði gibi harlanmasý da saðlanacaktýr. Ve bu sayede Newroz ateþinin daha önceden defalarca olduðu gibi, 1 Mayýs’ýn kýzýllaþmasýna katký saðlamasý mümkün olacaktýr.


T S Ý N ÜMO K

SAYI: 9

KöZ

MART 2009

Sayfa 19

KöZ’ün Sözü 8 Mart Derslerini Kuþanarak Newroz Ateþini Seçimlere Taþý 29 Mart’a sayýlý günler kala, seçim meydanlarýnda AKP ve rakipleri arasýnda 22 Temmuz öncesindeki gerilimli ve kitlesel kutuplaþmadan eser yok. Düzen partileri birbirlerini kendi ortak tabiatlarýndan ileri gelen yolsuzluk ve skandal türü konular üzerinden sýkýþtýrmanýn ve geriletmenin gayreti içindeler. AKP’nin rakipleri 2007 seçimlerinde adeta «AKP zayýflasýn da ne pahasýna olursa olsun» fütursuzluðu ile hareket ederken, þimdi açýkça DTP karþýsýnda AKP’yi desteklemek üzere hareket ediyorlar. Baþlarýnýn üzerinde sallanan Ergenekon kýlýcý ise cabasý. AKP soruþturma kýskacýný bir gevþetip bir sýkýlaþtýrarak Kemalistlerle kedinin fareyle oynadýðý gibi oynuyor, CHP’ye ve MHP’ye ayaðýnýzý denk alýn mesajýný veriyor. Bu þartlar altýnda yaklaþan yerel seçimlerde CHP ile MHP’ye kimi þehirlere sýkýþmýþ ve kuru sýký atýþmanýn ötesine geçmeyen, müzmin muhalif bir tutumun ötesinde bir alternatif kalmýyor. Buna karþýlýk, iki sene önce rakipleri karþýsýnda Kürtlerin oylarýný alarak konumunu korumak için bol keseden vaatler sýralayan AKP þimdi kontrollü ve daha çok arada geçen süreçte ortaya çýkan gerçek yüzünü gizlemeye dönük makyaj türü seçim yatýrýmlarýyla umutsuz bir çaba içinde. Buna raðmen, düzen partilerinden bir tanesi bile, sadece Kürt illerinde deðil, onun dýþýnda dahi bazý kýsmi istisnalarýn dýþýnda AKP ile aþýk atmaya talip deðil. Ancak tüm bu avantajlarýna karþýn AKP açýsýndan yerel seçimler yüzde bir iki oy kaybýyla atlatýlacak, dikensiz bir gül bahçesi olmayacak.

AKP’nin Karþýsýndaki Muhalefet Eski Rakipleri Deðil Zira, KöZ’de 22 Temmuz’u takibeden süreçte sýk sýk vurguladýðýmýz gibi, rakiplerini alt edip hükümetin baþýna tekrar geçen Amerikancý AKP karþýsýnda sokaktaki muhalefetin ekseni deðiþmiþtir. Birbirinden koparak daðýlan AKP’nin rakipleri daha çok karanlýk odalarda hazýrlanan muhalefet planlarý ile ve AKP’nin sert saldýrýlarýna karþý korunma çabalarý ile uðraþmaktadýr. Bin Umut adaylarý ile mecliste de bir saðlam ayaða kavuþmuþ olan DTP ile birlikte, emekçilerin ve ezilenlerin temsilcileri hükümete karþý tek muhalefet odaðý olarak öne çýkmýþlardýr. Bu nedenle yaklaþan yerel seçimlerde de düzen güçleri arasýnda rakipsiz olan AKP’nin karþýsýnda emekçiler ve ezilenler cephesini temsil eden ve aðýrlýk merkezinde DTP’nin durduðu güçler var. AKP’nin bu seçimden zaferle çýkmasý için rakiplerini saf dýþý býrakmasý yetmiyor bu güçlerle boy ölçüþmesi ve özellikle de seçimlerin kaderini belirleyecek çapta bir toplu seçmen kitlesi oluþturan Kürtler nezdinde DTP karþýsýnda gerilememesi gerekiyor. AKP böyle bir sýnavla yüzyüze bulunduðunun farkýnda olduðu için, sözümona demokratikleþme hamleleriyle göz boyamaya çalýþýyor. TRT Þeþ, Nazým Hikmet, Ahmet Kaya hamlelerinin yaný sýra Silopi’de bulunan kemiklerle sanki Kürtlere yönelik katliamlarýn, faili meçhullerin hesabýný soracakmýþ propagandasýný yapýyor. AKP’nin tüm bu hamleleri baþta Kürtler olmak üzere tüm ezilenleri DTP’den uzaklaþtýrmaya, demokrasi mücadelesinin baþýný DTP’nin ve emekçilerle ezilenlerin temsilcilerinin çekmesini önlemeye yönelik hamlelerdir. 22 Temmuz’a giderken AKP ve rakipleri arasýndaki gerilimli kutuplaþmanýn yarattýðý çatlaklardan yararlanarak ileri çýkmanýn mümkün olduðuna ýsrarla dikkat çekmiþtik ve bunun mümkün olduðu 23 Temmuz günü görüldü. Bugün ise AKP’nin rakiplerini sindirmiþ ve düzen partileri cephesinde muhalefetsiz kalmýþ olmasýndan doðan boþluðun kuvvetle istismar edilmesinin koþullarý vardýr. AKP ve rakipleri de bundan endiþe duymaktadýrlar.

Dönemin Sunduðu Fýrsatlar Sol Açýsýndan Açýk Deðil Ancak hem AKP hem de rakiplerinin net bir biçimde görmekte olduðu bu gerçek sol akýmlar için o kadar açýk deðildir. Her ne kadar 22 Temmuz’u takip eden aylardan itibaren daha geniþ bir yakýnlaþma zemininin yaratýlmasý yönünde geliþmeler olmuþ olsa ve bu seçimlerde Bin Umut kampanyasýndan daha geniþ bir güç birliði saðlanmýþ olsa bile, solun bütünü açýsýndan bu seçimlerdeki fýrsatlardan azami ölçüde yararlanma yönünde net bir irade yoktur. Hatta DTP’nin de bu çýplak gerçeði her zaman hatýrladýðý söylenemez. Bilakis, geride býraktýðýmýz 8 Mart eylemlerinde, DTP’nin de dahil olduðu, sol akýmlarýn takýndýðý tutumlar, yerel seçimlerin emekçiler ve ezilenler cephesi açýsýndan sunduðu fýrsatlarýn yeterince dikkate alýnmadýðýna iþaret etmektedir.

2009 8 Martý Solun Aymazlýðýna Iþýk Tuttu 8 Mart 2009 yerel seçimler öncesinde esaslý bir fýrsattý. 8 Mart’ta Türkiye’nin batýsýndaki tüm büyük þehirlerde AKP’nin karþýsýna kitlesel ve merkezi mitinglerle çýkýlabilirdi. Böylelikle Mart-Mayýs sürecine güçlü bir baþlangýç yaparak emekçiler ve ezilenler cephesinin gücünü sergilemek mümkün olurdu. Oysa 8 Mart’lar yýllardýr olduðu gibi bir kez daha bölündü. Eylemler Ýstanbul ve Ankara’da iki, Ýzmir’de ise üç parçaya ayrýldý. 2005’ten beri süregelen bölücü, rekabetçi tutum bu sene de kýrýlamadý. Ama bu sene bu bölünmenin apolitik nedenlere dayalý olduðu ve hem kitlelerin hem de militanlarýn siyasetten uzaklaþmasýna neden olduðu en çok bu sene belli oldu. 8 Mart eylemlerinin bölünmesinin görünürdeki nedeni erkeklerin yürüyüþlere ve mitinglere kabul edilip edilmeyeceði sorunudur. Yýllardýr 8 Mart’ý sadece kadýnlarýn kutlamasýný savunanlar ayrý, erkeklerin de bu mitinglere dahil olmasýný savunanlar ayrý mitingler örgütlemektedir. Bu, 12 Eylül sonrasýnda tasfiyeciliðin ve dönekliðin damga vurduðu koþullarda ortaya çýkan gerici bir eðilimin dýþavurumundan kaynaklanmaktadýr. Her ne kadar Kürt hareketi bakýmýndan ayrý ve anlaþýlabilir özgül nedenleri olsa da, genel olarak devrimcilerin kitlelerle tekrar buluþmasýnýn önünü kesmek için devletin aldýðý tedbirlere paralel olarak tasfiyeci eðilimler tarafýndan körüklenen bir bölünme noktasýdýr. Yaþadýðýmýz topraklar dýþýnda hatta feminist hareketin köklerinin uzandýðý yerlerde bile bu tuhaflýðýn görülmemesi de tesadüf deðildir. Bölünmeyi “8 Mart Dünya Kadýnlar Günü mü yoksa Dünya Emekçi Kadýnlar Günü mü” sorusunu öne çýkararak, açýklayanlar da mevcuttur; ama bu nispeten tali bir etken olarak kalmaktadýr. Ýçinden geçtiðimiz dönemde “kadýn kadýna mý erkeklerle beraber mi” tartýþmasýnýn da “Dünya Kadýnlar Günü mü Dünya Emekçi Kadýnlar Günü mü” tartýþmasýnýn da 8 Mart eylemlerinin bölünmesinin nedenleri deðil, baþka sebeplerden ötürü gerçekleþen bölünmelerin asýl nedenleri olan dar grup çýkarlarýný ve tasfiyeci eðilimleri örtmek için kullanýlan bahaneler olduðu daha net görülmüþtür. Bugün 8 Mart’larýn bölünmesinin nedeninin çok daha baþka bir yerde yattýðý daha iyi görülmüþtür. 2009 8 Mart eylemlerini yaklaþan yerel seçimlerde taþýdýðý öneme iliþkin kavrayýþsýzlýk bölmüþtür. 8 Mart eylemlerinin bölünmesinde rol alanlar ve buna kayýtsýz kalanlar yaklaþan yerel seçimleri, bu yerel seçimlerin emekçiler ve ezilenler açýsýndan taþýdýðý önemi küçümseyenler ya da fark etmeyenlerdir. Bu kavrayýþsýzlýk doðal olarak doktriner ve dar grupçu tutumlarý beraberinde getirmiþ, 8 Mart’ýn sola yüklediði politik görevler doktrine kurban edilmiþtir.

8 Mart Seçimlere ve 1 Mayýsa Kadar Uzanan Sürecin Önemli bir Dönüm Noktasýydý Sol içerisindeki bir kesim zaten yerel seçimlerin taþýdýðý politik önemi baþtan açýkça reddetmektedir. Halk Cephesi seçimlerin bir aldatmaca olduðunu söyleyerek açýkça boykot çaðrýsý yapmaktadýr. Baðýmsýz aday çýkarmasýna karþýn sürekli “seçim oyunundan” söz eden BDSP’nin yerel seçime yüklediði anlam ise kendi iliþki aðýný geniþletmek ve çözümün sosyalizmde olduðu lafzýný yinelemekten ibarettir. Baþlangýçta ortak aday çalýþmasýna meyleden ama DTP çatýsý altýnda seçime girmeye kesinkes karþý olduðu için apar topar bu zeminden uzaklaþan TKP’nin de seçimlerdeki tutumu farklý deðildir. Yerel seçimlerde emekçiler ve ezilenler cephesinin ortak bir savunma hattý görevini daha baþtan reddeden bu kesimlerin bu nedenle DTP’nin etkisi altýndaki emekçilerle ortak bir 8 Mart örgütlemek gibi bir kaygýsý yoktur. 8 Mart’a iliþkin üzerinde herhangi bir politik sorumluluk hissetmeyen bu akýmlarýn doktrin farklýlýklarýný öne çýkararak 8 Mart’ý bölmesi ve bu bölünmeyi olumlu bir sonuç olarak görmeleri þaþýrtýcý deðildir.

DTP’nin Sorumluluðu Var Buna karþýlýk DTP’nin tutumu ise ideolojik sorunlarda sürekli yeni açýlýmlar peþinde koþan, yüz binleri bulan sayýda kitleye hitap eden akýmlarýn da doktriner ve grupçu bir þekilde hareket edebileceðini göstermiþtir. Aslýna bakýlýrsa, içinden geçtiðimiz dönemde AKP’nin karþýsýnda emekçiler ve ezilenler cephesinin odaðýnda DTP’nin bulunmasý gerektiði saptamasý DTP’ye yönelik bir iltifat deðildir. Tam tersine söz konusu saptama DTP’nin

sorumluluklarýna iþaret etmektedir. DTP, AKP’ye karþý mücadele etmek istiyorsa tüm ezilenler cephesini, dolayýsýyla haklar ve özgürlükler mücadelesi veren tüm sol güçleri birleþtirmek zorundadýr. 22 Temmuz seçimlerinde “Bin Umut Adaylarý” ekseninde yürütülen seçim çalýþmasý, sonrasýnda tüm sol güçlerle birlikte sürdürülen ortak platformun varlýðý, nihayet yerel seçimlerdeki “Birlikte Baþarabiliriz” þiarýyla yürütülen ortak aday kampanyasý bu yönde atýlmýþ olumlu ve desteklenmesi gereken adýmlardýr. Gelgelelim DTP’nin 8 Mart’ta takýndýðý tutum tam tersi yönde olmuþ, DTP sol akýmlarýn önemli bir kýsmýyla arasýndaki köprüleri atacak bir tutum takýnmýþ, sol akýmlarý kendisinden uzaklaþtýracaðýný bile bile kadýn kadýna 8 Mart’ta ýsrar etmiþtir. Böylelikle 8 Mart’ýn kadýn kadýna kutlanmasýna yönelik ideolojik ýsrarý DTP’yi politik sorunlarýný unutturacak doktriner bir hatta sürüklemiþtir. Hatta tersini söylemek daha doðru olacaktýr: DTP’nin kadýn sorununa iliþkin doktrinerliði dahil olduðu seçimleri yerel seçimlerden uzak bir hatta sürüklemiþtir. Bu doktrinerlik ayný zamanda, kitlesinin büyüklüðü ne olursa olsun, DTP’yi dar grupçu bir pozisyona da itmiþtir. Kadýn kadýna eylemlerde yapýlan cýlýz yerel seçim vurgusunu söz konusu politik sorumluluðun unutulmadýðýna kanýt olarak göstermekse saflýk olur. Zira söz konusu eylemler sadece seçimlerde DTP ile ortak çalýþan akýmlarý mitinglerin dýþýna itmemiþ ayný zamanda DTP’nin kendi kitlesinin yarýsýný, belediye baþkan adaylarýnýn önemli bir bölümünü de mitinglerin dýþýnda býrakmýþtýr. Öyle ki 8 Mart mitingi Ýstanbul’da yerel ölçekte peþpeþe gerçekleþen seçim mitinglerine kýyasla bile sönük kalmýþtýr. Demek ki AKP’ye karþý merkezi ve görkemli bir meydan okuma fýrsatý yitirilmiþtir.

KöZ’ün Tutumu Kuþkusuz sol içerisinde 8 Mart eylemlerinin bölünmesini eleþtiren akýmlar mevcuttur. Ancak söz konusu görüþlerin ve eleþtirilerin pratikte eylemli bir karþýlýðý olmadýðý müddetçe bu tutumlarýn bir tarafýn ya da diðerinin peþine takýlmasý kaçýnýlmazdýr. Eylemlerin bölünmesini onaylamayanlar arasýnda komünistlerin birliðini savunanlar da bulunmaktadýr. Ancak KöZ’ün tutumunun diðer akýmlardan farklýlýk gösterdiði en net bu yýl görünmüþtür. 2009 8 Martý’nda deðiþik yerelliklerde durum ve koþullara görü eylemlere katýlým bakýmýndan bir çeþitlilik olsa bile, KöZ’ün arkasýnda duran komünistler Ýstanbul’dan Finike’ye çalýþma yürüttükleri her alanda 8 Mart eylemlerinin siyasal bir içeriðe kavuþmasý dolayýsýyla seçim gündemine baðlanmasý doðrultusunda ortak bir tutumu göstermiþlerdir. Yerelliklerdeki duruma ve muhatap olduðumuz eylemlere göre farklý yol ve araçlarla hareket edilmiþ olsa bile her yerde ve her ayrý eylemde ayný siyasi doðrultuda bir tutum kendini göstermiþtir. Böylece öteden beri eylemlerin apolitik nedenlerle bölündüðü ve bölünmenin hem militanlarýn hem de kitlenin siyasallaþmasýna deðil depolitize olmasýna hizmet ettiði hakkýnda yýllardýr yaptýðýmýz eleþtirileri 2009 8 Martý’nda pratikteki ortak duruþumuzla da göstermiþ olduk. 8 Mart’ta karma eylemleri savunanlar bunu saðlamak üzere seçim gündeminden koparýlmýþ bir 8 Mart eylemine yönelirken, seçim gündemini önemseme iddiasýnda olanlar da erkekleri dýþarýda býrakarak bu seçim gündemine gerektiði önemi ve gücü taþýmamýþ oldu. Buna karþýlýk her yerde 8 Mart’ý 29 Mart’a baðlayan bir duruþla yer alan KöZ’ün tutumu bu karanlýk tabloda bir yýldýz gibi göze battý. Bu tutum ayný zamanda apolitik nedenlerle ve dar grup çýkarlarý temelinde eylemlerin bölünmesine hizmet edenlerin hepsine eþit mesafede duran bir siyasal duruþu ifade etti. Birbirlerinden farklý mecralarda ve farklý biçimlerdeki irili ufaklý eylemlerin hepsinde “9 Mart’ý 29 Mart’a baðla oylar ortak adaylara” , “8 Mart’ý bölme oyuna gelme”, “CHP’ye kanma oylar ortak adaylara” “Biz de varýz birlikte kazanacaðýz” þiar ve perspektiflerini çeþitli biçimlerde öne çýkardýlar Öte yandan KöZ’ün 8 Mart’ý 29 Mart’a baðlama tutumu ayný zamanda Newrozdan geçip seçimlerin ardýndan 1 Mayýs’a doðru geliþecek olan sürece iliþkin de bir perspektifi temsil etmektedir. Sadece geçmiþte kalacak güzel bir aný deðil ileri dönük ders çýkarýlacak pratik bir örnek de teþkil etmektedir. KöZ’ün bu sayýsýna farklý bölgelerden gelen haberler yerel seçimlerde emekçilerin savunma hattýnýn

varoþlarda nasýl örülmesi gerektiðine dair zengin örnekler sunmaktadýr. Bu doðrultuda KöZ’ün sayfalarýna yansýyan birbirinden farklý örnekler, bilhassa Ýstanbul’daki yoðun 8 Mart gününün gösterdiði tablo ve Ýzmir Kuruçeþme’deki örnek eylem deneyimi ileri dönük derslerin çýkarýlacaðý önemli deneyim kaynaklarýný ifade etmektedir. KöZ’ün arkasýnda duranlarýn Ýstanbul 8 Mart’ýnda takýndýklarý tutum tüm bu tuzaklara eylemli bir þekilde nasýl dikkat çekilmesi gerektiðini gösteriyor. Komünistler Mart-Mayýs sürecinin kalanýnda da ayný hatta yürümeye devam edecek. Açýktýr ki, Mart-Mayýs sürecinde tempolu bir þekilde ilerlerken yapýlacak en büyük hata 8 Mart’ýn bölünmesini talihsiz de olsa geçmiþte kalmýþ bir olay olarak deðerlendirmektir. Zira doktrinerlik ve grupçuluk yýlda bir kez nükseden bir hastalýk deðildir. Bilakis, 8 Mart’larý bölen doktrinerlik Newroz’dan 1 Mayýs’a uzanan süreçte en sýk karþýlaþacaðýmýz tehditlerden biri olacaktýr. Zira 8 Mart’ý “kadýnlarýn günü” olarak görüp kadýn kadýna kutlamak isteyen doktriner tutumla, Newroz’u sadece Kürtlerin bayramý olarak görüp bundan uzak durmaya çalýþan sözde “sýnýf devrimciliði” arasýndaki mesafe sanýldýðýndan kýsadýr. Gerek bu tutumun gerekse de Newroz’u emekçilerin her türlü mücadelesinden uzak tutup Kürtlerin kültürel haklarý mücadelesiyle sýnýrlamaya çalýþan anlayýþýn yerel seçimler öncesinde örülmesi gereken ortak savunma hattýný zayýflatacaðý açýktýr. Nihayetinde ayný kavrayýþýn sahiplerinin 1 Mayýs’larý sendikacýlara teslim etmeye ne kadar meyilli olduðu ise özellikle son iki 1 Mayýs’ta ortaya çýktý. 1 Mayýs iþçi bayramýdýr diyerek 1 Mayýs’ýn kutlanmasýna yönelik tüm adýmlarýn atýlmasýný sendikacýlardan bekleyen, sendikacýlarýn Taksim meydanýna ayak basmasýný iþçilerin Taksim’i fethetmesi olarak sunan bu yaklaþým son iki senedir 1 Mayýslara iþçilerin ve Kürtlerin katýlmasýný engellemektedir. Seçimleri sadece düzen partilerinin bir iþi gibi görenler de bu tutumun çok uzaðýnda deðildir. Ýdeolojik sorunlarda ýsrar ederek ortak eylemleri engellemek doktrinerliðin bir görünümü ise pragmatik, dar grupçu hesaplarla eylem birliklerini sabote etmek ayný madalyonun diðer yüzüdür. AKP’yi sözüm ona sýkýþtýrýp, onun maskesini indirmek türü kaygýlarla Newroz’u, 1 Mayýs’ý en geniþ emekçi yýðýnlarýn katýlabileceði eylemler olmaktan çýkarýp, týpký Ýstanbul’daki son iki 1 Mayýs’ta olduðu gibi, kitlelere karþý en ufak bir sorumluluðun hissedilmediði çatýþmalý eylemler zincirine dönüþtürmek Mart-Mayýs sürecinde basýlacak bir diðer tuzak olacaktýr. 8 Mart’taki emekçi yýðýnlarýna karþý sorumsuz, grupçu anlayýþla hesaplaþmak bu nedenden ötürü de güncel ve acil bir görevdir. 22 Temmuz’da düzen partileri arasýndaki gergin rekabetten bin umut adaylarý vesilesiyle istifade ederek güçler dengesinde önemli bir deðiþik yaratýldý. Önümüzdeki süreçte de AKP’nin karþýsýndaki rakiplerinin olmamasýndan doðan boþluðu istismar etmenin koþullarý mevcuttur. Böylece genel olarak düzen güçleri ile emekçilerin ve ezilenlerin kampý arasýndaki güçler dengesini kendi lehlerine deðiþtirmesinin olanaðý vardýr. 29 Mart seçimleri bu süreçte bir son nokta deðil bir duraktýr. Bu dönemece bu bilinçle yüklenip sonuçlarýndan bu istikamette yararlanarak çýkýlýrsa o zaman güçler dengesindeki deðiþimin 1 Mayýs sýnavýnda da yansýtýlmasýnýn koþullarý yaratýlmýþ olur. Önümüzdeki dönem düzen güçleriyle emekçilerin ve ezilenlerin arasýndaki güçler dengesinin ne yönde deðiþeceðine göre þekillenecektir. Seçimlerin ardýndan þimdi üstü örtülmeye çalýþýlan krizin yýkýcý etkilerinin ortaya çýkmasýyla ve seçimlerin ardýndan gündemin ortasýna oturacaðý tartýþmasýz olan Kürdistan sorununun kýzgýnlaþtýracaðý koþullarda, sýnýf mücadelesinde burjuvazinin saldýrýlarýna karþý daha direngen bir emekçi hareketinin þekillenmesi hayati bir önem taþýmaktadýr. Ýþte bu nedenle 8 Mart’ýn derslerini kuþanýp Newroz’dan güç alarak 29 Mart yüklenmek gerekir. 29 Mart’ýn sonuçlarýndan da 1 Mayýs’ýn bölünmesini önleyerek düzen güçlerinin saldýrýlarýna güçlü bir yanýt vermek üzere yararlanmak ödevi emekçilerden ve ezilenlerden yana olan herkesin önündedir. Komünistlerin parti birliðini saðlama kavgasýný bu süreçten alacaklarý ivmeyle ilerletmeyi amaçlayan komünistler bu ödevin ve sorumluluklarýnýn bilinciyle çabalarýný eksiltmeden sürece yüklenme azminde olacaktýr.


T S Ý N ÜMO K

KöZ

Gazi Ayaklanmasýnýn Dersleri Komünistlerin Elinde Silahtýr

Devrimci hareket üzerinden 13 yýl geçmiþ bulunan 1995 Gazi ayaklanmasý sonrasýnda, bu deneyimin derslerini çýkaramamýþtýr. Devrimci hareket bu ayaklanmayý anti-faþist bir direniþ olarak deðerlendirmiþ “direniþin” sonunda çýkan ölü sayýsýna bakarak da, Gazi mahallesinde yaþananlara “bir katliam”dýr tespitini yapmýþtýr. Komünistlerin birliðini savunan komünistler, Gazi ayaklanmasý sonrasýnda devrimci hareketin ve genel olarak bu ayaklanmayla ilgili sol hareketten gelen saptamalara yönelik deðerlendirmelerini bu olaylarýn sýcaðýnda çeþitli yayýnlarda yapmýþlardýr. Burjuva basýnda Gazi mahallesi olaylarý diye geçen bu ayaklanmanýn üzerinden 13 yýl geçti. Gazi ayaklanmasý hafýzalarda tazeliðini korumadýðý gibi yeni bir kuþak devrimci artýk bu ayaklanmayý, bulabilirse, tanýklarýndan dinliyor ya da yýldönümlerinde çýkan gazete yazýlarýndan öðreniyor. Bu gazetelerden öðrendikleri de, Gazi olaylarýnýn failleriyle ilgili açýlan dava, bu davanýn o kentten bu kente sürülmesi, halen adaletin saðlanamamasý, faillerin bulunmamýþ olmasý vs.dir. Gazi ayaklanmasýyla ilgili olarak solun ve devrimci hareketin deðerlendirmelerinde ise halen patlama dinamikleri taþýyan sýnýfýn ayrýcalýksýz kesimlerini gören ve buraya sýnýf perspektifiyle giden bir tutuma rastlanamamaktadýr. Gazi ayaklanmasýyla ilgili komünistlerin önceki deðerlendirmelerini, komünist hareketle yeni tanýþan genç devrimciler için bir kez daha hatýrlatma gereði görüyoruz.

«GAZÝ Ayaklanmasý’ný» «GAZÝ Katliamý» diye hatýrlatanlar tasfiyeciliðin etkisi altýndadýr 12 Mart 1995 gecesi saat 9 sularýnda Ýstanbul’un en politize emekçi semtlerinden biri olan Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve bir pastane faþistler tarafýndan tarandý. Bu saldýrýda bir Alevi dede öldürüldü. Uzun zamandýr benzeri mahallelerde olduðu gibi Gazi’de de polis baskýsýyla el ele giden taciz olaylarý sürmekte ve mahalle sakinleri öfke biriktirmekteydi. Biriken bu öfke 12 Mart’taki saldýrýnýn hemen ardýndan bir anda Gazi Mahallesi sokaklarýna döküldü. Tepkiler orada kalmayýp Nurtepe, Okmeydaný, Alibeyköy baþta olmak üzere baþka mahallelere yayýldý. Bir çýrpýda binlerce insan koþar adým Gazi mahallesine aktý. Mahallede barikatlar kuruldu, ateþler yakýldý, öfkeli sloganlar geceyi çýnlattý. Ertesi günden itibaren Ýstanbul dýþýnda da dayanýþma eylemleri gerçekleþti. 4 gün boyunca süren ve özellikle

1 Mayýs mahallesindeki çatýþmalarla boðazýn öteki yakasýnda da yanký bulan bu eylemler Ýstanbul'un varoþlarýnda bir süredir biriken patlayýcý maddenin hem niteliðini hem de boyutlarýný dosta düþmana gösteren bir eyleme, küçük çaplý bir ayaklanmaya büyüdü. Bu dört gün boyunca altýsý 1 Mayýs mahallesinde olmak üzere 23 emekçi hayatýný kaybetti, kayda geçen yaralý sayýsý 500’ü buldu. Bu süre boyunca Ýstanbul’un neredeyse bütün güvenlik kuvvetleri Gazi Mahallesi civarýna yýðýldý. Devrimcilerin ve emekçilerin dikkatleri bu günler boyunca orada yoðunlaþtý. Sonra Gazi barikatlarý kuranlarýn kendi kararý ve rýzasýyla kalktý. Faþistlerin ve polisin saldýrýsýna beklenmedik bir karþý saldýrýyla yanýt veren Gazi emekçileri, can kayýplarýna ve yaralanmalara raðmen, kendi baþlattýklarý eylemi yenilmeden sona erdirdi. Büyük çaplý çatýþmalara raðmen, kitlesel gözaltý ve kayda deðer tutuklamalarýn olmamasý da bu eylemin baþarýyla sonuçlandýðýnýn bir göstergesiydi. Bu, uzun yýllardan beri küçük korsan eylemlerle avunan ve barýþçý kitle gösterileriyle, yahut pasif protesto eylemleriyle ilerleyen devrimci hareket için ve kazanýmlarýný bir bir yitirmekte olan iþçi hareketi için önemli bir dönemeçti. Herþey bir yana, Mart 95 ayaklanmasýyla, emekçi yýðýnlar üzerlerindeki ölü topraðýný silkelemiþler, korku duvarýný yýkmýþlardý. Yýllardýr biriken, bastýrýlan güçlerinin farkýna varmýþlar ve hem düzen güçleri için hem de devrimciler ve komünistler için ciddi bir uyarýda bulunmuþlardý. Bununla birlikte, stratejik ufuklarý gerilla savaþýna

kilitlenmiþ olan, bir proleter ayaklanmasýný ummayan devrimci akýmlar bu uyarýyý algýlamadýlar. Çoðu, Gazi’deki ayaklanmayý bir direniþ diye tanýmladýlar. Buna karþýlýk patronlar hemen mesajý aldýlar. Yýllar boyunca ikametgahý bu mahallede olanlara iþ vermekten kaçýndýlar; Gazi emekçileri de iþ ararken adreslerini deðiþtirmek zorunda kaldý. Devlet, Gazi Mahallesi’ndeki ayaklanma sona erdikten sonra adým adým mahalledeki denetimini arttýrýp mahalleye ve çevresine adeta bir olaðanüstü hal bölgesi gibi yaklaþtý. Ayaklanma sýrasýnda mahalle ve köy dernekleri bile kendilerine bir iþlev bulurken tamamen etkisiz ve devre dýþý kalan legal sosyalist partiler de ayaklanmanýn ardýndan devreye girmek için «Gazi katliamý» hikayesine sýðýnýp «suçlular cezalandýrýlsýn» türünden kampanyalarda kendilerine yer aradýlar. Gazi ayaklanmasýnýn rüzgarý hemen ardýndan kendini 1995 yýlý 1 Mayýs’ýnda gösterdi. Yýllar boyu sönük biçimde geçen 1 Mayýslar 1995 yýlýnda 12 Eylül sonrasýnýn en kitlesel ve coþkulu mitingiyle canlandý. Gazi ayaklanmasý sýrasýnda aktif olan akýmlar ve Gazi ve 1 Mayýs gibi emekçi mahallelerinin sakinleri bu 1 Mayýs mitinginin de en canlý kesimini oluþturdu. Gazi ayaklanmasý ile kendini gösteren yükseliþ neredeyse on yýldýr sosyalist hareketi etkisi altýna alan tasfiye dalgasýnýn da kýrýlmasýný saðladý. Bu ertesi yýlki 1 Mayýs’ta reformistlerin ve sendikacýlarýn kürsülerini býrakýp kaçmalarýna varan tabloyla da kendini gösterdi. Bununla birlikte, reformistler o gün bugündür ýsrarla Gazi’de olanlarý emekçilerin bir baþkaldýrýsý ve bir

ayaklanmasý olarak göstermemek için çaba sarfettiler; hala bu konudaki özenlerini sürdürüyorlar. Onlarýn siyaset senaryolarýna göre emekçilerin baskýlara maruz kalan sömürülen pasif yýðýnlar olarak kalmalarý gerekiyor. Böylelikle kendileri de yasalar çerçevesinde emekçilerin haklarýna sahip çýkan alicenap kurtarýcýlar rolünü oynayabilecekler. Barikatlara çýkan ateþler yakan polisle çatýþan emekçiler arasýnda kendilerine yer olmadýðýný Gazi Ayaklanmasý’nda açýk seçik görmüþlerdi zira. Ama 1995’te Gazi’de baþlayan geliþmeler katliam olarak tefsir edilirse; o zaman katliamýn sorumlularý yakalansýn ve yargýlansýn kampanyalarýnda kendilerine layýk bir rol bulmalarý zor olmaz. Sanýlýr ki Gazi emekçileri saldýrýlarý valiliðe þikayet etmek ve suç duyurusunda bulunmak isterken Gazi mahallesi kuþatma altýna alýnmýþtý; Okmeydaný’ndan, Nurtepe’den Alibeyköy’den Gazi’ye akan yýðýnlar da dilekçe vermek için yola çýkmýþlardý! Bugün Gazi Ayaklanmasý’nýn on üçüncü y��ldönümünde bu reformist kalpazanlar Gazi Ayaklanmasý’nýn üstünü örtmek, hafýzalardan büsbütün silmek için bir kez daha «Gazi Katliamýný» lanetlemek üzere boy gösterecek. Hatta Gazi Ayaklanmasý’ný Gazi Katliamý’na dönüþtürme gayretleri içinde «Kýzýldere katliamý» «Nurhak katliamý» vb. çarpýtmalara da varacaklar. Yine Mart ayýna denk gelen Paris Komünü’nü de «Paris katliamý» diye anmalarýna ramak kalacak. Bu gayet tabiidir siyasi startejileri içinde ayaklanmalara yer olmayan burjuva siyaset sahnesinde kendilerine bulduklarý en uygun rol mýzmýz bir muhaliflik olan bu akýmlarýn kitlelerin kendilerine sormadan ayaklanmalarýný hazmetmeleri mümkün deðildir. Ama Gazi Ayaklanmasý’ný Gazi Katliamý’na veya burjuva basýnýnýn adlandýrdýðý gibi «Gazi Olaylarý»na dönüþtürülmesi bu bakýmdan adeta bir iþaret gibidir. Kim Gazi Ayaklanmasý’ndan «Gazi katliamý» veya «Gazi olaylarý» diye söz ediyorsa bilin ki tasfiyeciliðin ve reformizmin etki alanýna girmiþtir. Vaktiyle resmi olarak «Gazi Ayaklanmasý» tespiti yapanlarýn dili bugün «Gazi olaylarý» «Gazi katliamý» diye sürçüyorsa bilin ki tasfiyeciliðin etki alaný altýna girmiþlerdir. KöZ’ün arkasýnda duran komünistler «Gazi’nin Yolu Ayaklanmanýn Yoludur» demeye devam ediyor; Gazi Ayaklanmasý gibi iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen ve sömürülen kesimlerinin baðrýnda filizlenen ayaklanmalarý proleter devrimine taþýyacak partinin inþasý için mücadele ediyor.

Gazi’de Saldýrýya Geçen Halk Yýðýnlarý, Direnen ve Kendini Savunan Düzenin Güçleridir Gazi mahallesindeki olaylar bir direniþ hareketi deðil, küçük çaplý bir emekçi ayaklanmasýdýr; emekçilerin kendiliðinden patlak veren bir kitlesel meydan okuyuþudur. Yenilgi psikolojisi ve baþka etkenlerin katkýsýyla þikâyetçi, muhalif bir söylem devrimcilerin literatürüne hâkimdir ve ayaklarýna dolanmaktadýr. Devrimciler uzun yýllardýr aldýklarý yenilgilerin moral bozukluðu içinde mahcup, çekingen ve kuþkucudurlar; savunmada kalmaya neredeyse alýþmýþlardýr. Saldýrýya uðrayan, haklarý elinden alýnan, maðdur olan hep onlar olmuþ, bunlarý geri almak için meþruluklarýný maðduriyetlerinden alma eðilimine neredeyse teslim olmuþlardýr. Bu nedenle Gazi’de baþlayan ayaklanmayý bir baþkaldýrý olarak deðil bir saldýrýya karþý savunma, direnme eylemi olarak görmeleri anlaþýlýr bir durumdur. Ne var ki, devrimcilerin bu konumu nesnel durumlarýyla olduðu kadar ideolojik gözbaðlarýyla da ilgilidir. Kentlerde saldýrýyý taktik, savunmayý stratejik bir görev olarak kabul eden halk savaþý teorileriyle þekillenmiþ popülist bilinç, neredeyse tüm gövdeleriyle kentlerde yer alan akýmlarýn içinde bile hala yaþamaktadýr. Birçoklarýnýn Gazi'de kendilerini hala savunma hakkýyla kýsýtlý görmesi ve bunu bir direniþ söylemiyle dile getirmesi rastlantý deðildir. Mart 95 Ayaklanmasý'nda Ýþçi Sýnýfý Yok muydu? Pek çoklarý Gazi ayaklanmasýnýn en önemli zaafýnýn «iþçi sýnýfýndan kopuk» oluþu olduðunu öne sürmüþtür. Ayný bakýþ açýsýyla güya iþçi sýnýfý bu olaylara tepki vermedi diye iþçi sýnýfýndan umudu kesenler de oldu. Halbuki 1216 Mart eylemleri, iþçi sýnýfýnýn devrimci potansiyelinden kuþku duyulmasýný doðrulayan hiçbir yön taþýmamaktadýr. Son yýllarda yaygýnlaþan bu modanýn savunucularýna inat, 1995 Mart eylemleri tam da bu potansiyelin açýða çýktýðý ve baðýra baðýra kendini belli ettiði bir deneyim sunmuþtur. Buna karþýlýk, 12-16 Mart eylemlerinin fabrikalara sýçramadýðý, fabrikalarda iþçi eylemlerinin kendini göstermediði de bir gerçektir. Buna bakarak da bu eylemlerin iþçi sýnýfýnýn eylemleri olmadýðý sonucuna varýlabilir; böyle yapanlar az deðildir. Halbuki iþçi sýnýfýnýn eyleminin fabrikalarla sýnýrlý olduðu, olmasý gerektiði yaygýn ama yanlýþ bir düþünüþtür; bir yanýlsamadýr. Aksine iþçi sýnýfýnýn fabrikalarla sýnýrlanan eylemi sendikalist bir eylemdir; bu alanla sýnýrlý mücadelelerden edindiði bilinç de sendikalist bilinçtir. Bu saptama yapýlalý çok zaman geçmiþtir; belki unutulmasý bundandýr! Mart eylemleri hiç deðilse, yaþadýðýmýz topraklar üzerinde bu yanýlsamanýn kýrýlmasý için iyi bir fýrsat oluþturmuþtur. Ama bu fýrsattan yararlanabilenler pek azdýr. Hatta sonraki geliþmelere bakýlýrsa o zaman Gazi ayaklanmasýnda iþçi sýnýfýnýn olmadýðýndan yakýnanlarýn

aslýnda neyin peþinde olduklarý daha açýk görülmüþtür. Gazi’de iþçi sýnýfý yoktu diyenlerin pek çoðunun Seattle’dan Bombay’a uzanan sözümona küreselleþme karþýtý denen emperyalist güdümlü eylemlerde iþçi sýnýfý hayalleri görmeleri ibret vericidir. Gazi Ayaklanmasý ve Genel Grev Hayalleri 1995 Ayaklanmasýnýn önemli bir sonucu da genel grev yanýlsamalarýna ýþýk tutmasý idi. Sendika bürokratlarýnýn kuyruðunda ve onlar eliyle gerçekleþtirilecek bir genel grevi týlsýmlý bir silah sanan ve yýllardýr bu tehlikeli oyunun içinde debelenenlere gerçek bir genel grevin nerelerden, hangi güçler eliyle, hangi yol ve yöntemlerle geliþebileceðinin ilk iþaretleri de 1995 yýlýnda Ýstanbul'un varoþlarýnda görülmüþtür. 1995 Mart eylemleri iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen sömürülen kesimlerinin kentlerin en yoksul kitleleriyle birlikte gerçekleþtirdikleri eylemlerdir. Bu eylemler fabrikalarýn dýþýnda ve varoþlarda geliþmiþtir ve fabrikalara sýçrayamadýðý doðrudur. Ne var ki, bu eylemlerin fabrikalara sýçrayamamýþ olmasý, fabrikalara sýçrama þansý olmadýðýndan deðildir. Aksine bu eksikliðin nesnel deðil öznel nedenleri vardýr. Bu öznel nedenlerin bir ucunda sýk sýk genel grev tehdidini aðzýna sakýz eden sendika bürokratlarýnýn ihanet politikalarý olduðu gibi, bir ucunda da bu hayallerle oyalanan devrimci akýmlarýn ufuklarýnýn darlýðý ve hazýrlýksýzlýklarý yatmaktadýr. 1995 Mart ayaklanmasý bu gerçekleri çýrýlçýplak ortaya çýkarmýþtýr. Bu deneyimin dersleri ýþýðýnda görünen gerçek, devrimci bir yol açacak bir genel grevin varoþlarda tutuþacak yangýnýn yayýlmasý ve büyük fabrikalarý sarmasýyla geliþebileceðinin açýkça görünmesidir. Mart 95 Ayaklanmasý'nda Kendiliðindenlik ve Örgütlülük Sonuçlarýna bakarak, tarihsel toplumsal olaylarýn sanki planlanarak ve vardýklarý yere varmak üzere geliþmiþ olduðunu sanmak, yaygýn bir yanýlgýdýr. Bu genelde rasyonalist burjuva ideolojisinin temel yöntemidir. Ama ne yazýk ki, Marksistler, Marksist geçinenler de bu türden bir yaklaþýma pek meraklý olurlar. Oysa, birçok toplumsal olay komplocu planlardan baðýmsýz dinamikler üzerinde geliþir. Hele devrimci patlamalar çoðu kez en umulmadýk, en beklenmedik zamanda gerçekleþir; erken gelirler, sürprizli olurlar; devrimci bir karakter taþýmalarý da bundandýr zaten... Tam da böyle olduðu için, apansýz patlak veren devrimci geliþmelere müdahale edebilmek için buna önceden hazýrlanmýþ bir devrimci örgütün þart olduðu ve böyle bir örgütlenmenin bu türden eylemlerin içinde kurulamayacaðý vurgulanmýþtýr. Gazi mahallesindeki devrimci patlama bunu bir kez daha gösterdi: bu çapta bir eyleme hazýrlanmýþ, onu yönetmeye ve

yaygýnlaþtýrmaya müsait bir devrimci örgüt yoktu. Bu eksiklik nedeniyle, eylemin dayattýðý örgütlenme ihtiyaçlarý ve önderlik iþlevleri þu ya da bu örgütün militanlarý, yerel örgütleri, yahut baðýmsýz unsurlarýn inisiyatifleriyle giderilmiþtir. Olayýn bu cephesine bakýp, eylemlerin ardýnda «kýþkýrtýcý sol güçlerin parmaðý» olduðunu saptayanlar bir bakýma haklýdýr. Bunun için büyük gözlüklere ve iyi istihbarat kaynaklarýna gerek yoktur. Nitekim, düzen güçleri bunu büyük bir keþifmiþ gibi çabucak ilan ettiler; kimi devrimci gruplar da ayný olgulara bakarak eylemlerin kendi imkan ve inisiyatifiyle geliþtiðini benimseyip, bununla övünme eðilimine az ya da çok kapýldýlar. Hiç kuþku yok, hiçbir «kendiliðinden» eylem tümüyle kendiliðinden, otomatik ve örgütsüz deðildir; içinde mutlaka hem birikmiþ bir bilinç ögesini, hem bir örgütlenmeyi, hem de bir önderliði her zaman barýndýrýr. 12-16 Mart olaylarýnda da bu görülmüþtür. Sadece Gazi'deki eylemin geliþtirilip sürdürülmesinde deðil, onun yaygýnlaþmasýnda da baþlýca rolü oynayanlar, bu eylemlerin içinde ve ön saflarýnda yer alan devrimci örgüt militanlarý ve taraftarlarýdýr; yaralanan yahut ölenlerin de çoðunlukla onlardan olmasý tesadüf deðildir. Devlet güçlerinin saldýrý ve manevralarý, alevi dedelerinin yahut kimi ünlülerin yatýþtýrma çabalarý büyük ölçüde bu unsurlarýn varlýðý sayesinde savuþturulmuþ, korkunun yenilmesi ve telaþýn önlenmesi onlar sayesinde olmuþtur. 12-16 Mart olaylarýnýn çýplak biçimde gösterdiði temel olgu, apansýzýn geliþen militan kitle eylemlerinin yerel örgütlenmeler ve esnafça çalýþma cenderesinde sýkýþmýþ mevcut devrimci örgütlerin hem örgütsel kapasitelerini, hem de siyasal ufuklarýný derhal aþtýðýdýr. Gazi olaylarý hem devrimci bir önderliðin eksikliðini hem de böyle bir önderliðin anlam ve önemini açýkça vurgulamýþtýr; zira mütevazý bir devrimci önderliðin müdahalesinin dahi olaylarýn seyrini ve anlamýný deðiþtirebileceði açýkça belli olmuþtur. Mart 95 Ayaklanmasý'nýn Öðrettikleri 12-16 Mart eylemleri hem düzen güçleri hem de devrimciler için ciddi bir uyarý olmuþtur. Ancak hakim sýnýflar bu uyarýnýn gereklerini yerine getirme bakýmýndan daha hazýrlýklý ve örgütlü konumdadýrlar. Daha doðrusu Mart 95 uyarýsý onlar için zaten yürürlükte olan planlarýný hýzlandýrýcý bir etken olmuþtur; bir yönelim deðiþtirmek üzere deðil, mevcut yönelimi sürdürme bakýmýndan bir dürtü oluþturmuþtur. Aradan geçen zamanda devletin Gazi mahallesini denetim altýna almada önemli bir mesafe aldýðý apaçýktýr. Bunu her geçen yýldönümünde daha büyük bir keder ile görmemek mümkün deðildir. Buna karþýlýk, Gazi’deki patlamayý emekçilerin bir kitlesel baþkaldýrýsý olarak görüp göstermek yerine emekçilerin

ve devrimcilerin maruz kaldýðý bir katliam ve saldýrý olarak göstermeyi tercih eden devrimcilerin o günden beri daha büyük saldýrýlarla yüz yüze geldiði ve 1995’teki gibi bir karþý koyuþun bugüne kadar bir daha yaþanmadýðý da o kadar açýktýr. Oysa devrimciler açýsýndan Mart 95 uyarýsý tam bir alarm anlamýna gelmekteydi. Bu alarm, ekonomizmden, ilkellikten, legalizmden uzaklaþma, mevcut statükolarý kýrma, köklü bir yön deðiþtirme ihtiyacýna iþaret ediyordu. O zaman komünist devrimciler bu dönemeçten þu dersi çýkarttýlar: “….yapýlmasý gereken þudur: ancak kendi mücadelemizle kazandýðýmýz ve kendi örgütlerimizle bekçiliðini yaptýðýmýz mevzilerin kalýcý olabileceðini unutmadan; önümüzdeki örgütsel ve politik görevleri yerine getirmek üzere faaliyetlerimizi yoðunlaþtýrmaktýr.” Zamanla 1995’te kendini gösteren yükseliþ yerini bir geri çekilmeye býraktý. Kürt hareketindeki geliþmeler ve zindan saldýrýlarý ile birlikte bu geri çekilme keskin bir ivme aldý. Hareketin geri çekilmesiyle birlikte sýnýfýn en dinamik kesimlerine küsen yahut sýnýf mücadelesinin en hassas noktalarýnda mevzi tutmaktan ürkenler arttý. Kendilerine yeni mücadele alanlarý yeni öncelikler bulanlar çoðaldý. KöZ’ün arkasýnda duran komünistler iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen ve sömürülen yýðýnlarýnýn barýndýrdýðý devrimci potansiyelden bir an için kuþku duymadan yükseliþ döneminde olduðu gibi geri çekilme döneminde de iþçi sýnýfýnýn en çok sömürülen kesimleri arasýnda mevzi tutma konusunda kararlý bir tutumu sürdürdüler. Yeni bir yükseliþin mimarlarý olabilmek için geri çekilme dönemlerinde de Gazi ayaklanmasýna hayat veren kesimlerin baðrýnda mevzi tutmak ve bu kesimlerin güvenini kazanmak üzere sebatla çalýþtýlar. Þimdi yeni bir yükseliþin koþullarý günden güne olgunlaþýyor. Bunu görmek için yeni bir Gazi ayaklanmasýnýn olmasýný bekleyenler süreci dýþarýdan gözleyip bir kez daha geç kalmýþ olacaklar. Komünistler ise bu koþullarýn olgunlaþmasýný sebatlý çalýþmalarýnýn meyve veriþine bakarak sezmektedirler. Bugün iþçi sýnýfýnýn en dinamik kesimlerini oluþturan emekçi yýðýnlarýnýn baðrýnda yenilgilerin yara izini taþýmayan ve geri çekilme döneminin tereddütlerinden azade bir genç kuþak yetiþmektedir. Bu kuþak Gazi ayaklanmasýný yaþamadý ve bu ayaklanmanýn dersleriyle yetiþmedi. Bu genç kuþaðýn bu ayaklanmanýn derslerini kuþanmasýný saðlamak bu alandaki sürekliliði temsil eden komünistlerin ödevidir. Bu ödevin yerine getirilmesi ayný zamanda asýl büyük ödevin yani iþçi sýnýfýnýn en devrimci ve militan kesimlerini komünist devrimci bir parti çatýsý altýnda birleþtirme ödevinin tamamlanmasýna bir adým daha yaklaþmak olacaktýr. KöZ’ün arkasýnda duran komünistler bunun için mücadele ediyor.


KK44