Issuu on Google+

27 Mayýs’ýn Ardýndaki «Kürt Sorunu» Anlaþýlmadan 71-72 Kopuþu da Kavranamaz Neredeyse yarým yüzyýl önce gerçekleþen 27 Mayýs darbesi, uzunca bir dönem hem siyaset sahnesinin solunda hem de saðýnda yer alanlarýn tutum ve yönelimlerini belirleyici biçimde etkilemiþ önemli bir dönüm noktasýný ifade eder. Hem hakim sýnýflar bloku içindeki kamplaþmalarýn ve devletin belli baþlý kurumlarýnýn yeniden þekillendiði bir dönüm noktasýdýr ve hiç kuþkusuz Türkiye’nin siyasi tarihinde boylu boyunca ele alýnmasý gereken bir dönemeci ifade eder. AY L I K K O M Ü N Ý S T G A Z E T E

F Ý YAT I : 1 T L ( K D V D A H Ý L )

S AY I :

6

M AY I S 2 0 0 8

YAZININ TAMAMI 20 ve 21.SAYFADA

Düzenin muhalefeti deðil tek alternatifi olmak için

Oportünist tuzaklara karþý Ezilenlerin kitlesel eylemleri Geçen yýl olduðu gibi bu yýl da sendikalarýn son dakika kararlarýna mahkûm edilen 1 Mayýs eylemi Ýstanbul’da birleþik kitlesel 1 Mayýs’ýn önünü kesti

Mahallelerde 1 Mayýs Eylemleri

Birleþik kitlesel bir 1 Mayýs’ýn önü kesildi

Ýstanbul’da sendika bürokratlarýnýn manevralarý ve bunlara bel baðlayan kuyrukçu siyasetlerin Taksim saplantýlarýna endeksli aymaz tutumlarý sonucunda Ýstanbul’da Birleþik ve Kitlesel bir 1 Mayýs mitinginin önü kesilmiþtir. Sadece böyle bir mitingin önü deðil ayný zamanda bu mitinge alternatif gibi gösterilen herhangi bir kitlesel eylemin de önü kesilmiþtir.

Hükümet Karþýtý Muhalefet CHP Yörüngesine Girdi Böylece hem DTP’nin damga vuracaðý ve gerek solun gerekse de sendikalarýn onun gölgesinde kalmasýna ve bir 1 Mayýs mitinginin engellenmesine, vali ve hükümete karþý muhalefetin CHP yörüngesinde ve sendikacýlarýn elinden yürütülmesine zemin saðlayan bir tablo oluþtu. Süleyman Çelebi de bu senaryodaki rolünü oynadý

Burjuva Muhalefeti Deðil Kitle Hareketi AKP’ye karþý bir muhalefet hiç kuþkusuz CHP ve DSP gibi burjuva muhalefetini soldan güçlendirerek saðlanabileceði gibi iþçi sýnýfýn en dinamik kesimlerini kapsayan bir kitle hareketinin inisiyatif almasý ile de geliþebilir. Düzen güçlerinin asýl önlemek istedikleri geliþme de bu ikinci ihtimaldir. Zira bu kitlelerin önünü açan onlarýn tepkilerini sokakta yansýtmasýný saðlayan böylece onlarýn politikleþtirilip örgütlendirilmelerine imkan veren bir geliþme olacaktýr. Bu yolda çaba göstermeden düzeniçi muhalefetin yedeði olmaktan KÖZ’ÜN SÖZܒNDEN ALINMIÞTIR kurtulmak mümkün deðildir.

Ankara'da 1 Mayýs Ankara’daki 1 Mayýs mitingi tüm Taksim muðlaklýðýna raðmen son yýllarda Ankara’daki en kitlesel mitinglerden biri oldu.

Antakya'da 1 Mayýs Antakya’da 1 Mayýs’ta topraklarýný TOKݒye vermek istemeyen Günyazýlýlarýn ‘Topraklarýmýzý Sattýrmayacaðýz’ þiarý öne çýktý.

Denizli’de 1 Mayýs Denizli’de coþkulu, canlý ve kitlesel bir eyleme sahne olan KöZ’ün de olduðu tertip komitesi tarafýndan örgütlendi.

Samsun’da 1 Mayýs Samsun’da ilk kez 1 Mayýs’a Ondokuz Mayýs Üniversitesi öðrencileri olarak sloganlarýmýzla katýldýk.

Bursa’da 1 Mayýs Bursa 1 Mayýs mitingi devrimcilerin alana damgasýný vurduðu ve BATÝS’in kalabalýk katýldýðý bir eylem oldu.

Ýzmir’de Kitlesel ve Birleþik 1 Mayýs Ýzmir’de 50 bin kiþinin katýldýðý 1 Mayýs mitinginde Türk-Ýþ’e baðlý sendikalarýn kitleselliði dikkat çekti. DÝSK’in örgütlenmesine katýlmadýðý mitinge KESK, DTP, ÖDP, EMEP, SDP, ESP, BDSP, DHP, HKM, Partizan, Devrimci Hareket, Deri Ýþçileri Derneði, Özgür Yaþam Kooperatifi, KöZ, TevKurd, Halkevleri ve Alýnteri katýldý. Dev-Lis baþta olmak üzere liselilerin yoðun katýlým gösterdiði ve coþkularý ile dikkat çektiði mitinge sendikasýz iþçilerin kendi pankartlarý ile katýlýmý sadece Deri Ýþçileri Derneði ve Manisa Ýþçi Birliði Derneði ile sýnýrlý idi. 7’de

1 Mayýs Mahallesi'nde coþkulu 1 Mayýs eylemi

Ýstanbul’da sendikalarýn son dakika kararlarýna mahkûm edildiði için 1 Mayýs’a katýlamayan sendikasýz sigortasýz iþçilerin eyleme çýkmasý için atölyelerdeki iþçilere iki saatlik bir iþ býrakma eylemi yaptýrarak mahalledeki bir eyleme kattýk. Toplam 100 kiþinin katýldýðý eylem çevreden de yoðun ilgiyle karþýlandý. 3’te

Yenibosna’da eylembirliði ile örgütlenen 1 Mayýs

Yenibosna’da DTP, EMEP, Partizan, KöZ ve Mayýsta Yaþam Kooperatifi 1 Mayýs sabahý bir eylem yaparak 1 Mayýs’ýn havasýný baþta Kürtler olmak üzere iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen sömürülen kesimlerinin yoðun olduðu semte taþýdý. Semt açýsýndan bir ilk olan eylem iþçi sýnýfýnýn örgütlenmesi için çalýþan güçleri de ilk kez bir araya getirdi. 4’te

Okmeydaný’nda Taksim’in gölgesinde 1 Mayýs eylemi Gazi Ayaklanmasý’nýn ardýndan binlerce kiþinin adeta bir sel olup 1 Mayýs alanlarýna aktýðý günleri hatýrlatmak ve bu günlere dönme hedefiyle çalýþma yürüten devrimciler olduðumuzu göstermek amacýyla her yýl inatla ve ýsrarla yaptýðýmýz mahalle yürüyüþünü bu sene de yaptýk. 6’da

Baskýlara raðmen Antalya 1 Mayýs alanýndaydýk Antalya’da çalýþmalarýna katýldýðýmýz Pazarcý Esnafý Dayanýþma Derneði tüm baskýlara raðmen 1 Mayýs alanýnda “Vergi dediniz verdik, vatan dediniz öldük, sýra açlýða mý geldi”, “Sen ben biz kýracaðýz zincirleri, SÖZ”, “Deryada gemimiz yazlýkta evimiz yok, AÇIZ”, “Mezarda emekliliðe hayýr”, “Ayak takýmý deðil ülkenin bel kemiðiyiz” dövizleriyle yerini aldý.

Gündoðdu Meydaný’na yürüyüþe geçmeden önce deri iþçilerinin yoðun olarak bulunduðu Basmane-Kapýlar havzasýnda bir eylem yapan Deri Ýþçileri Derneði sendikasýz-sigortasýz iþçilere 1 Mayýs’ý taþýdý

Ýstanbul’da sendika bürokratlarýnýn manevralarý ve bunlara bel baðlayan kuyrukçu siyasetlerin Taksim saplantýlarýna endeksli aymaz tutumlarý sonucunda Ýstanbul’da Birleþik ve Kitlesel bir 1 Mayýs mitinginin önü kesilmiþtir. Sadece böyle bir mitingin önü deðil ayný zamanda þu veya bu biçimde bu mitinge alternatif gibi gösterilen herhangi bir kitlesel eylemin de önü 23’te kesilmiþtir.


Sayfa

2

MAYIS 2008

Limontepe Mahallesi'nde Kondu Yýkýmý

Dün Fatsa’da Bugün Hopa’da Yarýn Her Yerde

Geçtiðimiz günlerde ÖDP Denizli’de “Yerel Yönetimlerde Sol” baþlýðý altýnda bir panel düzenledi. Muðla Üniversitesi Öðretim Üyesi Hatice Kurtuluþ’un, Hopa Belediye Baþkaný Yýlmaz Topaloðlu’nun, ÖDP Genel Baþkaný ayný zamanda Ýstanbul Birinci Bölge Bin Umut Adayý Ufuk Uras’ýn da konuþmacý olarak katýldýðý panelde, yerellerdeki seçim deneyimleri aktarýldý ve yerellerde ve kentlerde sürdürülecek çalýþmalarýn hangi fikirlere dayandýrýlmasý gerektiði anlatýldý. Nüfus artýþý, iþsizlik ve göçler, kentlerde iþçi sýnýfýnýn durumu, yeni burjuvazi kavramý ve kentleþme anlayýþý konularýna deðinen Hatice Kurtuluþ, bütün dünyada yerel yöneticilerin elinde iki tip senaryo olmasý gerektiðinden bahsetti. Bu senaryolarýn birincisi emekçi sýnýflarýn felaketi diðer sýnýflarýn felaketidir düþüncesinden doðan kentsel felaket projesidir. Ýkincisi ise nasýl bir kent ütopyasýdýr. Kurtuluþ’a göre ütopyanýn gereklilik nedeni; kentlere eskiden üretim alaný diye bakýlýrken, þimdi sermaye birikiminin bir parçasý olarak kentlerin üretilmesidir. Sýnýflarýn bu üretim sürecinden nasýl pay alacaðý üzerinde durulmalýdýr. Bu ütopyalarý Marksist kent bilimciler ortaya atar. Kentsel demokrasinin ayaklarýný yere bastýran kentsel politikalardýr, bunun için 60’larýn sosyalizmi yeterli deðildir çünkü kapitalizm çok deðiþti, ona karþý yeni önlemler almak gerekir, ani kararlar almak yerine ütopyalar üreterek daha kalýcý çözümler üretilebilir diyen Kurtuluþ “kadýn merkezli kent sistemleri oluþturulmalýdýr” dedi. Konuþmasýnýn sonunda “Güneydoðu’da tarým alanlarýnýn daraltýlmasý kentlerde ucuz iþ gücü yaratmak içindir, tek umudum kentlerde oluþacak iþçi emekçi güçtür” dedi. Hopa’daki seçim deneyimlerini aktaran Hopa Belediye Baþkaný Yýlmaz Topaloðlu Hopa Belediyesi’nin yürütmekte olduðu çalýþmalardan bahsetti. SSGSS yasasýný deðerlendiren Topaloðlu; “bütün sosyal güvenlik haklarýnýn, su, elektrik, saðlýk vb.nin ücretsiz olmasý talep edilmelidir” dedi. Özelleþtirmenin yerellere kaymasýyla ilgili fikirlerini anlatan Topaloðlu belediyelere, deterjan fabrikalarýnýn suyun sertleþtirilmesi için baský yaptýðýný, bunun belediyelere yapýlan kapitalist baský ve saldýrýlara küçük bir örnek olduðunu söyledi. ÖDP genel baþkaný Ufuk Uras, “Yerel yönetimlerdeki amacýmýz solun ortak adýyla düzene karþý koymaktýr” dedi. “Ortak duruþa çomak sokmak isteyenlere karþý yerel seçimlerde bütün sol kesimler olarak sandýkta birleþtirilmelidir” diye ekledi. “Devrimci siyaset kendini aþmalý” diyen Uras; “yurttaþla siyasetçi arasýna papazlarýn girmesine ihtiyaç yoktur, ortak akýl oluþturmanýn yolu doðrudan demokrasiden, onun yolu da yerellerde ortak sandýk açýmýndan geçer” dedi. Ayrýca siyasete katýlým kanallarý açýlmalý diyen Uras “biz ÖDP olarak küçük olsun benim olsun deðil, yükselen geniþleyen bir sol hareketi benimsiyoruz.” dedi. Yerellerde ölçeðin büyütülmesi ve sol içindeki kopmalarýn durdurulmasý üzerinde duran Uras, “Alevi’den Sünni’ye, iþçiden köylüye, ayrým olmadan birleþilmeli ve tek bir duruþ olmalýdýr” dedi. “Solun diplerde olmasýnýn nedeni, karþýsýndaki rakibin AKP olmasý deðil kendisi olmasýdýr” diyen Uras, ben senden daha solcuyum demenin, dar grupçu rekabetçi anlayýþýn anlamsýz olduðunu söyledi. Uras ayný zamanda “Þeyhlerin iki dudaðý arasýndan çýkan, uzaktan kumandalý siyasete, çürümeye karþý devrimci bir maddede buluþma” çaðýrýsý yaptý. Soðuk savaþ dönemi siyaseti bitmiþtir diyen Uras “kendi kolektif irademizle halkýn iradesini birleþtirmeliyiz. Geçmiþ proleter ütopyalarý geliþtirmeliyiz, geçmiþ hepimizin ortak mirasý ama geliþtirilmelidir” dedi. Ýstanbul Birinci Bölge seçim deneyimini aktaran Uras, seçimin ortak duruþun katkýsý ile kazanýldýðýný söyledi. Solun makûs kaderini deðiþtirmek yönünde adýmlar atýlmasý ve deneyimlerin geniþ kesimlerle paylaþýlmasý gerektiðinin altýný çizdi. “Dibe vurmuþ geleneksel iradeyi yýkýp devrimci yenileþmiþ siyaset gütmeliyiz” diyerek konuþmasýný bitiren Uras daha sonra panele KOMÜNÝST KÖZ- AYLIK SÝYASÝ GAZETE katýlan dinleyicilerin sorularýný SAHÝBÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ: yanýtladý. Sorular çoðunlukla yerel ÞÜKRÜ DEMÝR yönetimlerde solun duruþu ve YÖNETÝM YERÝ: ÜSKÜDAR CADDESÝ, PINAR çalýþmalara yönelikti. PASAJI, KAT:2 NO:39 KARTAL ÝSTANBUL Sol içindeki rekabet anlayýþýnýn TELEFON: 0216 387 50 90 solun kendisine verdiði zararýn BASILDIÐI YER: ÖZDEMÝR MATBAASI Denizli’de de kendini gösterdiði bir MATBAA ADRESÝ: DAVUTPAÞA CAD. dönemde, bu panel önemli bir GÜVEN SANAYÝ SÝTESÝ C BLOK No: 242 TOPKAPI-ÝSTANBUL nitelik kazandý. TELEFON: 0212 577 54 92 Denizli’den Bir KöZ Okuru

Nisan ayýnda, çalýþma yürüttüðümüz Limontepe Mahallesi’nde evleri yakýlarak Kürdistan’dan zorla göç ettirilen beþ ailenin evlerinin Balçova Belediyesi tarafýndan yýkýldýðýný öðrendik. Bizim yýkým esnasýnda bu geliþmeden haberimiz olmadý. Mahallede iliþkimiz olan bir arkadaþ tarafýndan bize haber ulaþtý. Ancak arkadaþýmýz da olayý Demokrat Radyo’da evi yýkýlan ailenin röportajýnýn yayýnlanmasýyla duymuþtu. Bu nedenden dolayý yýkýmýn üzerinden ancak üç hafta geçtikten sonra haberdar olabildik. Haber alýr almaz mahalleye giderek bize haber veren arkadaþla birlikte evi yýkýlan aileyi ziyaret ettik. Aile yýkým anýný bizimle paylaþtý. Biz de aileye geç haber aldýðýmýzý, daha önce haberimiz olsaydý yalnýz býrakmayacaðýmýzý söyledik. Daha sonra nasýl yardým edebileceðimizi konuþtuk. Ailenin yanýndan ayrýldýktan sonra kendi aramýzda konuþarak yardým etme noktasýnda plan yaptýk.Planýmýza mahalledeki diðer devrimcileri de dâhil etme kararý da aldýk. Ertesi gün diðer arkadaþlara da haber vererek hep birlikte aileyi ziyaret etmeye karar verdik. Akþam saat 9 gibi buluþarak aramýzda biraz para toplayýp giderken yanýmýza biraz erzak aldýk ve hep birlikte aileyi ziyarete gittik. Ýkinci ziyaretimizde aile fertleri baþlarýndan geçenleri tekrar bizimle paylaþtýlar ve yaþadýklarýný þöyle anlattýlar: “18 yýl önce Diyarbakýr’dan buraya zorla göç ettirildik. Orada yaktýlar buraya geldik. Buradan nereye gidelim peki? Yer de göstermiyorlar. Sabah saat 9’da Balçova Belediyesi çevik polisle birlikte evi yýkmaya geldi. Bize ihbarname göndermeden evi yýkmaya geldiler. Polisler beni etkisiz hale getirdikten sonra kepçe evi yýkmaya baþladý. Kýzýmý yerde sürüklediler. Evin içinde kýzým için hazýrladýðým bazý eþyalar kalmýþtý. Onlarýn hepsi kýrýldý. Çatýdaki saclarý bile sökmeme izin vermediler. Saclarý ve tuðlalarý bir daha kullanýlmayacak hale getirmek için iyice kýrdýlar. Daha önce de yýkmýþlardý, yaptým yine yaparým. Ben bu evin bütün

vergilerini ödedim, kapý numarasý verdiler, elektrik çektim. Yýkmadan 4 gün önce birikmiþ vergi borçlarýmý da yatýrdým üstelik ama yine yýktýlar”. Biz de geçmiþ olsun dedikten sonra yalnýz olmadýklarýný tekrar hatýrlattýk. Kýsaca þunlarý söyledik: “Bugün mahallemizde birçok ev yýkým tehdidiyle karþý karþýya. Bugün sizin evinizi yýktýlar, yarýn bir baþkasýný yýkabilirler. Ne senin ne de bir baþkasýnýn evini yýktýrmamak için bir arada olabilmemiz lazým. Bizleri bizlerden baþka düþünen yok. Bizler, yani iþçiler emekçiler dayanýþma içinde birlik olmazsak bize karþý geliþen saldýrýlara karþý koyamayýz”. Daha sonra evde oluþan hasarý gözden geçirerek kimlerin ne yapabileceðini konuþtuk. Ev için gerekli olan kapý pencere iþlerini bir arkadaþ, elektrik-tesisat iþini baþka bir arkadaþ, iþin hukuki ve bürokratik kýsmýný bir baþka arkadaþ üstlenerek aramýzda görev paylaþýmý yaptýk. Daha sonra tekrar geçmiþ olsun diyerek ailenin

yanýndan ayrýldýk. Bu vesileyle mahallemizde bulunan diðer devrimcilerle ortak iþ yapma imkâný bulabildik. Devrimci dayanýþmanýn örneðini mahallemizde yaptýðýmýz somut iþlerle göstermiþ olduk. Limontepe Mahallesi’nde yýkýlmayý bekleyen 500’e yakýn kondu bulunmakta. Yýllarca iþçilerin yediklerinden içtiklerinden artýrdýklarý paralarla yaptýklarý kondularýný bir saatte baþlarýna yýkýyorlar. Bir saatte bütün hayallerimizi toza topraða gömüyorlar. Bizler birbirimizin sorunlarýna kulak vermedikçe, diðerinin zararýný kendi faydamýz olarak görmeye devam ettikçe her þeyimizi elimizden alacaklar. Elimizdekileri kaybetmemek ve kendi ellerimizle yarattýðýmýz dünyayý geri almak için örgütlü olmalýyýz. Yaþasýn Devrimci Dayanýþma! Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek! Limontepe’den Komünistler

ESP'li Tutsaklarýn 16 Nisan Mahkemesi ve Basýn Açýklamalarý

ESP'li Tutsaklarýn 16 Nisan Mahkemesi ve Basýn Açýklamalarý Geçtiðimiz aylarda yapýlan ve burjuva devletin "Gaye Operasyonu"nun Ýzmir ayaðý diye nitelendirdiði operasyonda ESP, TekstilSen, Yamanlar Kültür Merkezi, SGD gibi kurumlarýn basýlmasýyla göz altýna alýnan ESP'lilerin 3 Kasým'da mahkemelerinde, aralarýnda ESP Ýzmir temsilcisi Hülya Gerçek ve Tekstil-Sen Ýzmir þube yöneticisi Mesut Erdoðan'ýn da bulunduðu 10 kiþi tutuklanmýþtý. Tutuklu bulunan devrimci tutsaklarýn 16 Nisan'da yapýlan mahkemeleri için bir süredir çalýþma yapan ESP, yapacaðý basýn açýklamalarýný diðer siyasetlerle ortaklaþtýrmak amacýyla 11 Nisan günü, 16 Nisan'da yapýlacak basýn açýklamasýna çaðrý niteliðinde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. 11 Nisan-Basýn Açýklamasý "Sosyalistler Deðil, Çeteciler Yargýlansýn! 16 Nisan'da Bayraklý Adliyesi'ndeyiz" pankartý ile Konak Kemeraltý giriþinde yapýlan basýn açýklamasýna BDSP, DHP, DÝP-G, DTP, EMEP, ESP, Kaldýraç, KöZ, ÖDP, Partizan, SDP, ÝHD, SGD, Tekstil-Sen ve Yamanlar Kültür Merkezi katýldý.

"Söz, Karar, Örgütlenme Hakkýmýz Engellenemez", "Sosyalistler Deðil, Çeteler Yargýlansýn", "Yaþasýn Devrimci Dayanýþma", "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur" sloganlarýnýn atýldýðý eylem okunan basýn açýklamasý ve Bayraklý Adliyesi'ne çaðrý ile sona erdi. 16 Nisan-Basýn Açýklamasý

Sabah 09.30'da Bayraklý Adliyesi önünde yapýlan basýn açýklamasýna BDSP, DHP, DÝP-G, DTP, EMEP, ESP, KöZ, Mücadele Birliði, ÖDP, Partizan, SDP, Ege 78'liler Derneði, ÝHD, SGD, Tekstil-Sen ve TÜMTÝS destek verdi. Okunan basýn açýklamasýndan sonra devrimci tutsaklardan ESP Ýzmir Temsilcisi Hülya Gerçek'in babasý bir konuþma yaparak çeteciler dýþarýda gezerken emekçiler için mücadele eden sosyalistlerin yargýlandýðýný belirterek mücadeleye yýlmadan devam edeceklerini ifade etti. 16 Nisan-Mahkeme Basýn açýklamasýna katýlan yaklaþýk 100 kiþinin mahkeme salonuna alýndýðý duruþmaya erkek tutsaklar zorla kelepçeleme ve arama dayatmasýna karþý çýkarak gelmedi.

Bir kýsmý tutuklu ve tutuksuz olmak üzere MLKP örgüt üyeliðinden ve propagandasýndan yargýlanan ESP'liler, hiçbir somut delile dayanmadan oluþturulan iddianameye karþý çýkarak ESP'nin meþru ve yasal bir örgütlenme olduðu üzerine siyasi bir savunma yaptýlar. Hülya Gerçek yaptýðý siyasi savunmasýnda Ezilenlerin Sosyalist Platformu'nun kurulduðu günden bu yana sosyalist bir dünya görüþüne sahip olduðunu belirterek, bugüne kadar bu görüþe uygun olarak yaptýklarý faaliyetleri, örgütledikleri kampanyalarý, katýldýklarý eylemleri anlattý. Yargýlanan diðer devrimcilerin de benzer bir savunma yaptýðý duruþma sonucunda hakim tutsaklarýn tutukluluk hallerinin devamýna karar vererek duruþmayý 2 Haziran gününe erteledi. Avukatlarýn arþiv kayýtlarýnýn bir sonraki duruþmada iddianameden çýkarýlmasý talebine hakimlerin olumlu yanýt verdiði mahkemede ayrýca mahkemeye gelmeyen tutsaklarýn bir sonraki duruþmaya zorla getirilmesine karar verildi. Devrimci Ýrade Teslim Alýnamaz Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur Ýzmir’den Komünistler

Sakarya’daki Faþist Saldýrýya Karþý Eylem

28 Nisan’da Sakarya DTP Ýl Baþkanlýðý’nýn organize ettiði “Barýþ ve Kardeþlik Gecesi” ne yapýlan saldýrýyý kýnamak amacýyla 30 Nisan günü Ýzmir’de bir basýn açýklamasý yapýldý.

DTP, EMEP, ESP, ÖDP, SDP ve ÝHD’nin düzenlediði eylem Konak Pier önünden baþlayarak Konak Eski Sümerbank önünde yapýlan basýn açýklamasý ile noktalandý. “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Kurtuluþ

Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Susma Haykýr Halklar Kardeþtir” sloganlarýnýn atýldýðý eyleme yaklaþýk 100 kiþi katýldý.


Sayfa

MAYIS 2008

1 Mayýs Mahallesi'nde Coþkulu 1 Mayýs

Ýstanbul’da 1 Mayýs’ta geçen yýldan beri sendikalarýn son dakika kararlarýna mahkûm edildiði için iþçi sýnýfýnýn birlik mücadele ve dayanýþma günü olan 1 Mayýs’ýn anlam ve önemine uygun birleþik, kitlesel ve devrimci bir 1 Mayýs örgütlenemedi. Emekçilerin kendi taleplerini örgütlü bir biçimde yükseltmelerine ve birleþik bir mücadele verebilmelerine uygun bir zemin yaratýlamadý. Hiçbir siyasetin iþçileri tanýmlý, belirli bir 1 Mayýs’a çaðýrma olanaðý olmadý. Anadolu yakasý için Kadýköy’e ortak bir müdahale önerimiz her ne kadar diðer siyasetler tarafýndan kabul edilmemiþ de olsa Kadýköy’deki kortejlerde yerlerini alan iþçilere þiarlarýmýzý taþýmak amacýyla Kadýköy’e iþçileri taþýdýk, tek baþýmýza kaldýðýmýz için güçlü bir müdahale yapamamýþ olsak da doðru tutumun ne olduðunu gösterme yönünde bir adým atmýþtýk. Bu yýl da geçen yýl iþaret ettiðimiz yanlýþlar ne yazýk ki tekrarlandý. Normal þartlar altýnda Nisan ayý baþýnda baþlamýþ olmasý gereken 1 Mayýs hazýrlýklarýndan Nisan’ýn ortasýna kadar eser yoktu. Sendikalarýn basýn açýklamasýna kadar siyasetlerin de ne yapacaðý konusunda bir belirsizlik söz konusuydu. Merkezi olarak bizim birleþik, devrimci ve kitlesel bir 1 Mayýs için yaptýðýmýz müdahaleler de bir sonuç vermedi. Böylece 8 Mart’taki bölünmüþlük Newroz’la aþýldý ancak 1 Mayýs’a taþýnamadý. Sendikacýlarýn son güne kadar sürdürdükleri afakî söylemleri de birer birer geri çekildi. Bu atmosferde yapabileceðimiz en doðru þeyin, Taksim’e gitmekten ya da gidememekten baðýmsýz olarak bir plan yapmak olduðuna karar verdik ve böyle yaptýk. Bu plan doðrultusunda üç emekçi mahallesinde sabah saatlerinde atölyeleri dolaþarak 1 Mayýs’ý iþçilere iþçileri 1 Mayýs’a çaðýrarak iki saatlik bir iþ býrakma eylemine davet etme kararý aldýk. Bu mahallelerden birisi de adýný iþçilerin birlik, mücadele ve dayanýþma gününden alan 1 Mayýs Mahallesi’ydi. Bu yerelde tüm kurum ve siyasetlere öneri götürdük. Bu önerimize Proletarya’nýn Kurtuluþu, Konfeksiyon Ýþçileri Bülteni ve Mayýsta Yaþam Kooperatifi olumlu yanýt verdi. 1 Mayýs öncesinde, üç gün boyunca atölyeleri gezerek iþçilerle 1 Mayýs üzerine sohbet ettik ve sabah yapacaðýmýz eyleme davet ettik. Bunun yanýnda dört atölyeye yönelik 1 Mayýs içerikli bir Karagöz-Hacivat oyunu sergiledik. Ýþçilerin ilgiyle izlediði bu oyun, davetimizin daha da etkili olmasýný saðladý. 1 Mayýs sabahý, Anadolu yakasýndan gelen tüm yoldaþlarýmýzla ve dostlarýmýzla birlikte, mesai baþlamadan davul zurna eþliðinde hareket ettik. Karakol duraðýndan baþlayan yürüyüþü

atölyelere uðrayarak sürdürdük. Bu sýrada zaman zaman davul zurna çaldý, zaman zaman 1 Mayýs içerikli ajitasyon konuþmalarý yapýldý ve bunun ardýndan sloganlar atýldý. Yürüyüþ sýrasýnda ve etkinlik boyunca sýk sýk “Yaþasýn 1 Mayýs, Bijî Yek Gulan!”, “Tam ücretli 6 saatlik iþgünü, 4 vardiya”, “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek!”, “Herkese saðlýk güvenli gelecek!”, “Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Öðrenciye iþ, çalýþana öðrenim hakký!” “Nereden geliyoruz? Varoþlardan. Nereden geliyoruz? Kondulardan! Ne istiyoruz? Özgürlük! Vermeyecekler! Alacaðýz!” sloganlarý atýldý. Ajitasyon konuþmalarýnda ise 1 Mayýs günün anlam ve önemine, SSGSS saldýrýlarýna, sýnýr ötesi ve berisi operasyonlara, konfeksiyon iþçilerinin çalýþma koþullarýna, DTP’nin kapatýlmasýna, eðitim hakkýnýn iþçilerin elinden alýnmasýna deðinildi. Yolumuzun üzerinde açýk olan 6 atölyeyi ziyaret ederek etkinliðin yapýlacaðý meydana geldik. O sýrada güzergâhýmýz üzerinde olmayan iki atölyeden çýkan iþçi arkadaþlarla bir araya geldik. Fiilen eyleme katýlan yaklaþýk 100 kiþi vardý, eylemi yakýndan baþýndan sonuna kadar izleyenlerle birlikte sayýmýz 150’yi buluyordu. Enternasyonal Marþý eþliðinde saygý duruþuyla baþlatýlan program eylemin düzenleyicilerinden Köz, Proletaryanýn Kurtuluþu ve Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin yaptýðý, mahallede yapýlan eylemin önemini vurgulayan, ayný zamanda kurum ve siyasetlerin 1 Mayýs ve Taksim’e kilitlenen 1 Mayýs eylemi hakkýnda görüþlerini anlatan konuþmalarla sürdü. Ardýndan yine davul zurna eþliðinde hep birlikte halaya

duruldu ve Avusturya Ýþçi Marþý söylenerek planlandýðý gibi, iþçilerin çay molasý saatinde eylem sona erdirildi. Sonrasýnda iþbaþý yapmayanlarla eylemle ilgili bir deðerlendirme sohbeti yapýldý. Sohbette gerek düzenleyici kurumlardan temsilciler, eyleme katýlan iþçiler ve Tuzla’dan gelen tersane iþçileri söz alarak eylemle ilgili görüþlerini aktardýlar. Genel olarak 1 Mayýs’ta hayatlarýnda ilk defa 1 Mayýs’a katýlan iþçilerin çok sayýda olduðu bu eylemin anlamlý bir eylem olduðu vurgulandý. Ancak bunun birleþik ve kitlesel bir mitingin alternatifi olmadýðýnýn altý çizildi. Bir arkadaþýmýz eylemi önemli bulanýn sadece biz olmadýðýmýzý belirterek baþka siyasetlerden de “Niye bize de haber vermediniz?” serzeniþinde bulunduklarýný anlattý ve bunun haklý bir sitem olmadýðýný, zira mahallede bulunan bütün siyasetlere bu önerinin götürüldüðünü belirtti. Bunun yaný sýra, tersane iþçilerinden biri söz alarak, örgütlü bulunduklarý sendika ve dernekle birlikte 1 Mayýs’a gitmek istediklerini ancak onlarýn belli bir eylem planlarý olmadýðý için mahalledeki yürüyüþe katýldýklarýný anlattýlar. Her iki kuruma da tersane bölgesinde eylem önerisinde bulunduklarýný ancak kurumlarýn bunu kabul etmediðini ifade ettiler. Söyleþi atýlan bu küçük adýmýn zaman içerisinde devleþerek Taksim’i ve emekçilere kapalý olan bütün alanlarý zapt eden bir kitle hareketinin yapý taþlarý olduðu vurgulanarak ve bunun en kýsa zamanda gerçekleþmesi temennisiyle sona erdirildi. Ýstanbul'dan Komünistler

Proletaryanýn Kurtuluþu’ndan: 1 Mayýs Mahallesi'nde 1 Mayýs

(Aþaðýdaki haber Proletaryanýn Kurtuluþu’nun web sitesinden alýnmýþtýr) Ýþçiler, devrimciler, kadýnlar gençler 1977 1 mayýsýnda 500 bin kiþiyle sokaklardan meydanlara, Taksim’e akmýþlardý. 34 sýnýf kardeþimizi yitiriþimizin 31. yýlýnda 1 mayýs mahallesindeydik. Ümraniye’de 1 Mayýs Mahallesi’nde Köz ve Proletaryanýn Kurtuluþu’nun çaðrýsýyla 1 mayýs etkinliði yaptýk. Anadoluda Yaþam ve Mayýsta Yaþam Kooperatifi ile Konfeksiyon iþçileriyle birlikte kolektif bir eylem örgütledik. Daha önceden belirlendiði gibi saat 08.30’da Karakol duraðýnda bir

araya gelindi. Burada pankartlar açýlarak davul zurna eþliðinde halaylar çekildi. Çevreden katýlanlar oldu. Kahvehaneden dostlarýmýz çay içmeye davet ettiler. Bir süre sonra pankart ve dövizlerle birlikte sloganlarla yürüyüþe geçildi. Pankartlarda, dövizlerde ve sloganlarda “Öðrenciye eðitim iþçiye öðrenim hakký”, çalýþma saatleriyle ilgili sloganlar atýldý, özgürlük istendiði dile getirildi. Yürüyüþ esnasýnda bir Tekstil atölyesinin önüne gelindiðinde burada beklenilerek daha önce görüþülen atölye iþçilerinin yürüyüþe katýlmasý çaðrýsý yapýldý. Buradan katýlan iþçilerle yürüyüþe devam edildi. Yön Sürücü Kursu önünde yürüyüþ sona erdi. Burada Köz, Proletaryanýn Kurtuluþu, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Konfeksiyon iþçileri bülteni ve Anadoluda Yaþam Kooperatifi adýna konuþmalar yapýldý. Proletaryanýn Kurtuluþu ve Köz adýna yapýlan açýklamalarda hükümetin ve devletin sýnýf düþmaný yüzü teþhir edilerek mücadelenin yaðmur toplayan bulutlar misali örgütlenmesi gerektiði söylendi. Kurumlar ÖSS ile ilgili SSGSS yasasýyla ilgili ve 1 Mayýs’ýn Taksim’de yapýlamamasýyla ilgili açýklamalarda bulundular. Daha sonra serbest kürsü açýldý. Ýþçi arkadaþlarýmýzdan bazýlarý söz aldýlar. Eylemin baþlangýç ve bitiþ saatleri belliydi. Polisle görevli arkadaþlar muhatap oldu. Programýmýzýn baþlangýç bitiþ saatlerinin belli olduðunu buna göre hareket edeceðimizi söyledik. 1 Mayýs Mahallesi’ndeki eylemimiz halaylarla baþladýðýmýz gibi yine halaylarla son buldu. Tuzladan tersaneden arkadaþlar da vardý. Bizler Proletaryanýn Kurtuluþçularý olarak “Yaþasýn 1 Mayýs, Yaþasýn Komünistlerin Birliði” pankartýyla yürüdük Proletaryanýn Kurtuluþu

3

1 Mayýs’a Nasýl Hazýrlandýk? 1 Mayýs öncesinde hazýrlýk planlarýmýzý genel olarak piknik üzerinden yapmýþtýk. Pikniðe atölye iþçilerini, kurumun çevresinde bulunan aileleri katmayý hedefledik. Bunun yaný sýra piknik biletlerinin yaygýn olarak satýþýný yapmak da önümüze koyduðumuz hedeflerden birisiydi. Ev ve atölye ziyaretlerinde pikniðin neden yapýldýðýný anlatmayý ve 1 Mayýs’ýn önemi üzerinde sohbet etmeyi önümüze koyduk. Bunun yaný sýra piknikten sonra, 1 Mayýs’tan önce önümüzde duran üç günlük süre zarfýnda da yoðun bir þekilde atölyeleri ziyaret etmeyi, bu ziyaretlerde önceliði bülten daðýttýðýmýz ve iliþkilerimizin olduðu atölyelerde yoðunlaþtýrmayý planladýk. Bu plan doðrultusunda, iþçilerin ilgisini çekmek amacýyla kýsa, iki kiþilik bir Karagöz oyunu çýkarmaya, bülteni ve özel sayýlarý kullanmaya ve ayarlayabilirsek bir gün küçük bir müzik dinletisi yapmaya karar verdik. Piknikten önceki süreçte 12 atölye ziyaret edilerek iþçiler pikniðe davet edildi. Buralarda hem 1 Mayýs’la ilgili sohbet edildi, hem de kooperatifin tanýtýmý ve propagandasý yapýldý. Kooperatifin çevresindeki evlere gidilerek buralarda yaþayanlar pikniðe davet edildi, yine hem 1 Mayýs’la ilgili sohbet edildi, hem de kooperatifin tanýtýmý ve propagandasý yapýldý. Bu çalýþmalara kurumun birçok ortaðý aktif olarak katýldý. Pikniðe hazýrlýk sürecinde kurumda bir tiyatro ekibi oluþturuldu. 6 kiþiden oluþan bu ekip piknikte sergilemek üzere bir oyun hazýrladý. Bu ekip hazýrlýk sürecinde sürekli bir araya gelerek prova yaptý. Onlarýn çalýþmalarý kooperatifte 1 Mayýs havasýnýn günlerce önceden yaþanmaya baþlamasýnýn vesilesi oldu. Ortak bir iþ yaratmanýn, birlikte ortaya bir ürün koymanýn keyfi ile sürdü çalýþmalar. Kooperatifte pikniðe hazýrlýk sürecinde yapýlan bir diðer etkinlik dershane öðrencilerinin buluþmasý oldu. Bu buluþma kooperatifin dershaneye giden ortaklarý tarafýndan örgütlendi. Bu buluþmada da 1 Mayýs ve kurumun faaliyetleri üzerinde konuþuldu. Buluþmaya gelen arkadaþlar da pikniðe davet edildi. Bu hazýrlýk çalýþmalarýnýn yaný sýra, 1 Mayýs öncesine denk gelen, atölye iþçilerine yönelik Sultanahmet’e bir gezi düzenlendi. Toplam 13 kiþinin katýldýðý gezide bir yandan Gülhane Parký, Sultanahmet, Yerebatan Sarnýcý gezildi; bir yandan da iþçilerin sorunlarý ve bu sorunlarý 1 Mayýs'a ne þekilde taþýmak gerektiði üzerinden sohbet edildi. Piknik hava muhalefeti nedeniyle ertelenince Anadolu yakasýnda bulunan kurumlar olarak yerelimizde bulunan kurumda bir etkinlik yapýlmasýna karar verildi. Bunun üzerine pikniðe çaðýrdýklarýmýzý etkinliðe davet ettik. Aðýrlýklý olarak Taksim tartýþmalarýnýn nelere iþaret ettiðinin konuþulduðu 1 Mayýs gündemli bir söyleþini, kooperatifin tiyatro ekibinin sergilediði bir oyunun ve müzik dinletilerinin yer aldýðý etkinliðe yaklaþýk 100 kiþi katýldý. Etkinliðin ardýndan 1 Mayýs gününe yönelik hazýrlýklar baþladý. Ýçinde çalýþma yürüttüðümüz kurumda belirsiz bir eyleme kurum pankartý ile katýlmanýn doðru olmayacaðý yönünde bir karar alýndý. Ancak bulunduðumuz mahallede KöZ ve Proletaryanýn Kurtuluþu’nun düzenlediði bir eyleme örgütleyici kurum olarak katýlma ve bu eylemde pankart açma kararý alýndý. Bu eylemin hazýrlýklarý 1 Mayýs öncesindeki üç gün boyunca sürdü. Ýþçi bülteninin daðýtýmýnýn yapýldýðý atölyelere çay ve yemek aralarýnda gittik ve 1 Mayýs sabahý iki saatlik iþ durdurma çaðrýsý yaptýk. 1 Mayýs’a çaðrý niteliðinde bir tiyatro oyunu hazýrlanmýþtý. Öðle tatilinde 4 atölyenin iþçilerine bu oyun sergilendi. Ýlgi ile izlenen bu oyun, atölyelere 1 Mayýs atmosferini taþýdý. 1 Mayýs öncesinde biri KöZ’ün Sözü ekseninde, diðeri ise “Kitlesel Birleþik 1 Mayýs'ýn Önündeki tuzaklar ve Ýmkanlar" baþlýklý broþür ekseninde yapýlan ortalama 20-25 kiþinin katýldýðý iki söyleþi gerçekleþtirildi. Ayrýca yaygýn 1 Mayýs çaðrýsýný ulaþamadýðýmýz herkese götürebilmek amacýyla 1 Mayýs afiþlerimizle mahallemizi donattýk. 6–7 kiþilik gruplar halinde iki güne yaydýðýmýz afiþleme çalýþmasý ile eþzamanlý olarak ve afiþleme sonrasýnda iþe gitme saatlerinde 1 Mayýs özel sayýsýnýn daðýtýmý da yaptýk. Özel sayýnýn yaygýn daðýtýmýný iki kez yaptýk. Ýlki pazarda yapýldý. Ýkincisini ise 1 Mayýs programýnýn el ilanlarýyla birlikte daðýttýk. Mahalledeki kahvelere girerek ajitasyon konuþmalarý yaptýk ve eyleme çaðrýda bulunduk. Bültenin duvar gazetelerini atölyelere asarak 1 Mayýs’ý görsel olarak da atölyelerin içine taþýmayý hedefledik. Bu çalýþmalarýn sonucunda 1 Mayýs sabahý 11 atölyenin 7’sinden katýlým saðlayabildik. Eyleme aktif olarak katýlan (sloganlara eþlik eden, halaya giren veya yürüyüþe katýlan) yaklaþýk 100 kiþi vardý. Atölyelerden katýlým 50 kiþi civarýnda oldu. Eylem birkaç siyasetten kiþiler tarafýndan izlense de, öncesinde çaðrý yapýlmasýna karþýn, eylemi birlikte örgütlediðimiz Proletaryanýn Kurtuluþu dýþýnda hiçbir siyaset eyleme katýlmadý. Eylem sonrasýnda yaklaþýk 50 kiþinin katýldýðý bir sohbet gerçekleþtirildi. Bu sohbette, yapýlan eylemin Taksim’e alternatif olmadýðý, Taksim’e daha güçlü çýkýlabilecek günlerin hazýrlýðý olduðu ifade edildi. Sohbet sýrasýnda söz alan herkes olumlu görüþ bildirdi. Sohbetten sonra akþamki etkinliði beklemek üzere daðýldýk. Ancak mahalledeki gergin atmosfer nedeniyle etkinlik iptal edildi. 1 Mayýs Mahallesi’nden Komünistler


Sayfa

4

Yenibosna’da 1 Mayýs’a Nasýl Hazýrlandýk Ýçinde çalýþma yürüttüðümüz Mayýsta Yaþam Kooperatifi'nin 2005'ten beri 1 Mayýslara katýlmasý yönünde çaba harcýyoruz. Bu sene de kooperatifin 1 Mayýs'a katýlabilmesi için bir ortaklar toplantýsý örgütlemeye çalýþtýk. Geçtiðimiz senelerde üç þubenin ortak yaptýðý bu toplantýlarý bu sene her þube kendisi yapsýn demek zorunda kaldýk, çünkü eylem ve etkinlikler hafta sonlarýný doldurmuþtu. Hafta içi yapýldýðýnda katýlýmý düþebileceðini düþünerek toplantýyý ayrý ayrý þubelerde yapmaya karar verdik. Ortaklar toplantýsýnda geçtiðimiz 1 Mayýs'lardan bahsederek, kooperatifin 1 Mayýs'a çýkmasýnýn önemini anlattýk. Hem ÖSS'ye karþý mücadelemizi; iþçi sýnýfýnýn birlik, beraberlik ve mücadele günü olan 1 Mayýs'a yansýtmanýn gereðinin, hem de sýnýf kardeþlerimizle yan yana olmanýn taþýdýðý önemin altýný çizdik. Kooperatifin 1 Mayýs'a çýkma kararý almasýný saðladýk.1 Mayýs'ýn tarihçesini öðrenebileceðimiz, ÖSS ve GSS'nin 1 Mayýs'la baðýnýn daha detaylý anlatýlacaðý bir toplantý kararý da aldýk. 20 Nisan günü yaptýðýmýz toplantýnýn yaygýn duyurusunu yapamadýk; daha çok kooperatif içi bir etkinlik oldu. 25 kiþinin katýldýðý etkinlikte ilk olarak UÝD-DER'in hazýrladýðý 1 Mayýs belgeselini izledik, 1 saat sürmesine raðmen büyük ilgi ile izlendi. Ardýndan yapýlan konuþmalarda 1 Mayýs'ýn nasýl çýktýðýna deðinildi ve yaþadýðýmýz topraklardaki 1 Mayýs'larýn seyri aktarýldý. Ardýndan söz alan baþka bir arkadaþ ÖSS'nin elemeci boyutuna deðindi. Ýþçilerin, kadýnlarýn ve Kürtlerin elendiði bir sýnav olduðunu ve aslýnda bu kesimlerin de toplumun ezilen kesimleri olduðu için elendiðini, 1 Mayýs'a gelecek olan bu kesimlerle birlikte mücadelenin önemi anlatýldý. Ardýndan son olarak GSS'nin özellikle varoþlarda yaþayanlarý daha fazla etkilediðini, saðlýk ocaklarýnýn kapatýlmaya baþlandýðýný, sigortasýz kesimlerin saðlýk hizmetlerinden yararlanmasýný önüne geçildiði hatta sigortalýlarýn bile eskisi gibi saðlýk hizmetlerinden yararlanamayacaðýnýn altý çizildi. 1 Mayýs'ta sigortalý, sendikalý iþçilerle elbirliði ile mücadele etmek gerektiði vurgulandý. 1 Mayýs'tan bir önceki hafta sonu yürütme toplantýsý yapýldý. Toplantýnýn amacý 1 Mayýs hazýrlýklarýný konuþmaktý. Ama var olan tabloya bakýldýðýnda hazýrlýk yapýlabilecek bir 1 Mayýs eylemi görünmüyordu. Taksim tartýþmalarý sürüyordu ve eyleme dair her þey belirsizdi. Bu durumu deðerlendiren kooperatif ortaklarý da 1 Mayýs’a katýlmama kararý aldý. Bu kararýn alýnmasýnda da etkili olan fikir Mayýsta Yaþam'ýn 1 Mayýsa neden katýldýðýnýn cevabýndadýr. Mayýsta Yaþam 1 Mayýs'a kendi þiarlarýyla, kendi pankart ve dövizleriyle, ailelerle, iþçi ve öðrenci ortaklarýyla katýlmak ister. Kendi taleplerini mitinge taþýyýp oradaki diðer iþçi ve emekçilerle bir arada durmak ister. Bunlardan arýndýrýlmýþ ya da yoksun bir þekilde bir 1 Mayýsa gitmek, Mayýsta Yaþam Kooperatifi'nin anlayýþýna ters bir tutum olacaktýr. Kooperatifin belirli bir mitinge katýlmak, mitingde kendi taleplerini alana taþýmak ve bu alanda tüm ortaklarýný ve dostlarýný katmak gibi bir kaygýsý vardýr. Bu kaygýyla bakýldýðýnda da Taksim'de yapýlacak olan 1 Mayýs eyleminin Mayýsta Yaþamýn kaygýlarýný giderebilecek bir zemini yoktur. O nedenle de kooperatif, yürütmesinde Taksim'e bu kaygýlarý bir tarafa býrakarak ne olursa olsun, gerekirse þiarlarýmýzý pankartlarýmýzý býrakarak, ortaklarýmýzý ve kooperatifimizin dostlarýný katmayarak da olsa çýkacaðýz anlayýþýný reddetmiþtir. Ancak Taksim'e eylemine katýlmama kararý 1 Mayýs'ta evde oturmak anlamýna gelmiyordu elbette. Bilakis 1 Mayýs'ýn hem iþçi sýnýfý açýsýndan hem de kooperatif açýsýnda son derece önemli ve anlamlý bir gün olmasýndan kaynaklý olarak Mayýsta Yaþam'ýn her yönüyle net olan 1 Mayýs kutlamalarýna katýlmasýný savunduk. Bu kutlamalar özellikle de bulunduðumuz bölgelerde ise hem 1 Mayýslara katýlamayacak mahallelerimizdeki iþçilere 1 Mayýs'ý taþýmak, hem de kendi ortaklarýyla çok daha saðlýklý ve güçlü bir þekilde kendi þiarlarýný ve taleplerini taþýmak için mahalledeki eyleme katýlma kararý alýndý. Böyle bir eylemin Yenibosna'da ilk kez yapýlacak olmasý eylemin önemini bir kat daha arttýrýyordu. Eylem hazýrlýklarý için, daha öncesinde basýlan Mayýsta Yaþam yazýlý þapkalarýn temin edilmesi, dövizlerin hazýrlanmasý, 1 Mayýs marþýnýn yazýlýp daðýtýlmasý gibi iþlere yöneldik. Ayný zamanda mahallede yapýlacak olan eylemin netleþmesinin gecikmesi, yapýlacak çalýþmalarýn da dar bir vakit içinde örgütlenmesine sebep oldu. Buna raðmen olabildiðince ailelere, ortaklarýmýza, eski ortaklarýmýza, kooperatife gelip giden herkese ulaþmaya çalýþtýk. Eylemden bir gün önce kimimiz aile evinde kaldýk, kimimiz ertesi sabah eylem öncesinde bekar evlerini ziyaret ettik. Eyleme 50 kadar kiþi katýldýk. Kooperatifin ÖSS karþýtý fikirlerini duyurabilmek için yaygýn bir ajitasyon çalýþmasý yürüttük. Özellikle lise önlerinde kooperatifin bildirilerini daðýttýk. Kooperatif için hazýrlanan "Öðrenim Hakkýmýz Ýçin 1 Mayýs'a" ve "ÖSS'ye karþý 1 Mayýs'a" baþlýklý duvar gazetelerini hem lise duvarlarýna, hem de atölye önlerine mahalleye yaygýn þekilde yapmaya çalýþtýk. Ancak bu daðýtýmý son birkaç günde yapmýþ olmamýz en büyük eksikliðimiz oldu. Tüm bu eksikliklere karþýn Yenibosna'da geçtiðimiz seneleri aþan yaygýnlýkta ve yoðunlukta bir ajitasyon ve propaganda çalýþmasý yürüttük. Bu çalýþmanýn kolektif bir biçimde gerçekleþtirmesi de bizim açýmýzdan baþka bir kazaným oldu. 2008'de, 1 Mayýslarda estirilen tüm belirsizlik rüzgârlarýna karþýn, kooperatifteki çalýþma tarzýmýzla baðdaþan ve onun sürekliliðini saðlayan bir eylem örgütlemiþ olduk.Mart-Mayýs sürecinde öðrendiklerimizi kullanmak için 2009 1 Mayýs'ýný beklemeyeceðiz, 1 Mayýs'ýn derslerini 2 Mayýs'a taþýyacaðýz. Yenibosna Mayýsta Yaþam'dan Komünistler

MAYIS 2008

Yenibosna'da Coþkulu 1 Mayýs Eylemi

Devletle pazarlýk yapanlarla deðil, varoþlarda birleþenlerle 1 Mayýs’lar kazanýlabilir Geçtiðimiz sene yaptýðýmýz 2007 1 Mayýsý deðerlendirmesinde tutumumuzun 2008 1 Mayýsý’ný kazanmak için ipucu verdiðini, “varoþlarda birleþ, alanlarda devleþ” hattýnýn izlenmesinin birleþik, kitlesel ve devrimci 1 Mayýsý yaratmanýn tek biçimi olduðu üzerinde durmuþtuk. Bu sene, mahallelerde yürüttüðümüz dayanýþma faaliyetlerinin seyri ve 1 Mayýs günü gerçekleþtirilen mahalle eylemlikleri bu hattýn doðruluðunu bir kez daha kanýtladý. Yenibosna’da yürüttüðümüz konfeksiyon iþçileri ve ÖSS karþýtý dayanýþma faaliyetlerini eylemli bir þekilde alanlara yansýtmak için aylar öncesinden çalýþmalara baþlamýþtýk. Öncelikle içinde çalýþmalarýmýzý sürdürdüðümüz Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin geniþ katýlýmlý ortaklar toplantýsýnda, ÖSS karþýtý mücadelenin, diðer iþçi ve emekçi kesimlerin mücadelesiyle birleþtirilerek alana yansýtýlmasýnýn gerekli olduðunu, bu anlamýyla 1 Mayýs’ta alanlara gitmenin önemli olduðunu belirttik. ÖSS karþýtý mücadelemizin 1 Mayýs alanýna yansýtýlmasýnýn, hem buradaki iþçi ve emekçilere bunun duyurulmasý anlamýnda, hem de onlarýn mücadelelerinin de yanýnda olduðumuzu göstermemizin gerekli olduðu anlamýnda gerekli olduðunu belirttik. Burada, 1 Mayýs’ta alanlarda olmamýz gerektiði sonucuna varýldýktan sonra, kooperatifin eski öðrencilerine, ailelere ve diðer gönüllülere ulaþmak, bunun dýþýnda lise ve dershane öðrencilerine ulaþmak için bir planlama yaptýk. Ortaklar toplantýsýnýn verdiði güçle, bu alanda baþlayan çalýþmalar 1 Mayýs’ý mahallenin gündemine sokmak anlamýnda önemli bir ivme yarattý. Bunun dýþýnda, her hafta yapýlan konfeksiyon iþçileri toplantýsýnda da, taleplerimizi 1 Mayýs alanýna yansýtmak için nasýl çalýþmalar yürütebileceðimizi tartýþtýk. Bu tartýþmalar daha çok, aileler ve bekar evlerinde yürütülecek çalýþmalar üzerineydi. Daha sonraki haftalarda, yapýlan belgesel gösterimleri, söyleþiler vs. çalýþmalarý ile çevremizdeki emekçilerin önemli bir bölümünün 1 Mayýs alanlarýný doldurmak için hazýrladýk. 1 Mayýs’ýn tarihi ve güncel önemi üzerine önemli bir bilinç yaratýldýðýný gözlemleyebiliyorduk. 1 Mayýs öncesi yapýlan pikniðin hava þartlarý nedeniyle ertelenmesi ile yapýlan Okmeydaný’ndaki þenlik, alan tartýþmalarý ile yaratýlan belirsizliðe karþýn büyük bir coþku ile gerçekleþmiþti. Bütün bu çalýþmalar sürdürülürken, televizyonlardan yansýyan devletle pazarlýk halindeki sendikacýlarýn olumsuz etkisi ve bunlardan medet uman siyasi anlayýþlarla da mücadele etmek durumunda kalýyorduk. Biz iþçi sýnýfý mücadelesinin baðýmsýz hattýný ve 1 Mayýs’ýn tarihini kitlelere aktarmaya çalýþýrken, sendikacýlarýn kendini aklamak ve verilemeyen GSS karþýtý mücadeleyi gizlemek için, varolan mücadeleyi de CHP gibi burjuva partilerinin dümen suyuna kýrmak için yürüttükleri faaliyetleri teþhir etmeye çalýþýyorduk. Son bir hafta kala, 1 Mayýs’ýn içeriðinin boþaltýlmasýnýn kesinleþmesi ve ÖSS ve GSS karþýtý taleplerin birleþik bir mitingle haykýrýlamayacaðýnýn görülmesi ile, içerisinde

çalýþma yürüttüðümüz Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin Taksim eylemine katýlmamasý gerektiðini yürütmede sunduk. Ailelerimiz, liseliler ve diðer iþçi emekçilerin geniþ katýlým saðlayacaðý, taleplerimiz ve ÖSS karþýtý çalýþmalarýmýzý yansýtmayacaðýmýz bir eyleme katýlmanýn anlamlý olmadýðýný belirttik. Bunun yerine mahallede bir çalýþma yürütülerek, Yenibosna emekçilerine çalýþmalarýmýzý yansýtabileceðimizi belirttik.

Varoþlarda coþkulu bir þekilde birleþtik EMEP, Partizan, DTP gibi siyasetlerin de 1 Mayýs günü varoþlarda birleþmenin önemli olduðunu, her yerde 1 Mayýs kutlanmasýnýn olumluluðunu belirtmeleri üzerine, Yenibosna’da ortak bir eylem kararý aldýk. Sabah 8’de baþlayacak ve 9 gibi bitirilecek eylemin ardýndan, 1 Mayýs’ta Taksim’e gitme kararý aldýk. Son 5 gün belli olan eylemin hazýrlýklarýný yapýlýrken, varoþlarda birleþen iþçi ve emekçilerin alanlarý fethedebileceðini vurguladýk. 1 Mayýs sabahý organize bir þekilde eylem alanýnda buluþtuk. Davul ve zurnanýn çalmasý ile kurulan halay, bütün mahallenin dikkatini eylem alanýndakilere döndürdü. Yaklaþýk yarým saat süren halaylarýn ardýndan, 1 Mayýs’ýn ruhuna ve coþkusuna uyan sloganlar atýlmaya baþlandý. “Yaþasýn 1 Mayýs, Biji Yek Gulan!”, “Kurtuluþ yok tek baþýna, ya hep beraber ya hiç birimiz!” “Yaþasýn sýnýf dayanýþmasý!” “Herkese saðlýk, herkese eðitim hakký!” gibi sloganlar sýklýkla tekrarlandý. Sloganlar atýlýrken gelen polisleri umursamadan , “ Nereden geliyoruz? Varoþlardan! Ne istiyoruz? Özgürlük! Vermeyecekler? Alacaðýz! Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek!” sloganýný haykýran kitle, o sýrada yürüyüþe baþladý. Yürüyüþ sýrasýnda, 50-60 kiþi olan kitleyi, mahalleden pek çok iþçi ve emekçi pencerelere çýkarak alkýþladý. Polisin korteji durdurma ve eylemin coþkusunu sindirme çalýþmalarýnýn sonuç vermeyeceðini görünce, basýn açýklamasý yapma hakkýnýz var, bunu yolu kesmeden kullanabilirsiniz dedi. Kitleye þöyle kenara çekilin vs. yaklaþýmlarýnýn da sonuç vermediðini gören polis, kenara

geçerek basýn açýklamasýný izlemeye baþladý. O sýrada önceden planlanan þekilde, basýn açýklamasý okundu. Basýn açýklamasý, GSS, zamlar ve operasyonlar gibi saldýrýlarý püskürtmenin ve 1 Mayýs’ý kazanmanýn yolunun varoþlarda, atölyelerde, fabrikalarda birleþmekten geçtiðini vurguluyordu. Basýn açýklamasýnýn ardýndan, 1 Mayýs coþkusunu Yenibosna’ya yansýttýðýmýzý, bugün halaylarla ve sloganlarla yaptýðýmýz kutlamaya gelen herkese teþekkür ettiðimizi söylerek eylemi belirlenen þekilde noktaladýk. Eyleme katýlan emekçilerin bir kýsmý, iþyerlerine dönmek zorunda kaldýlar. Önemli bir kýsmý ise, belirsizlik nedeniyle eyleme gelmekten vazgeçmiþ olmasýna raðmen, mahalledeki eyleme katýlýnca, ne olursa olsun, Taksim’e gelmek istediklerini belirttiler. Yapýlan mahalle eylemine sene içerisinde dayanýþma faaliyetlerine kattýðýmýz emekçilerin yoðun bir þekilde katýlmasý önemli bir olumluluk oldu. Hayatlarýnda ilk defa bir 1 Mayýs eylemine katýlan pek çok emekçi vardý. Kimilerinin evlerinde kalarak, kimilerine defalarca çaðýrarak gittiðimiz emekçilerin eyleme yoðun katýlýmý bizim açýmýzdan önemli bir olumluluktu. Sendika bürokratlarýnýn oyunu bozulamayýnca varoþlardaki birliðimizi alanlara taþýyamadýk Eylemin ardýndan, varoþlarda birleþen kitleyle Taksim’e gitmek için Mayýsta Yaþam’da bir araya gelerek bir sohbet yaptýk. Yaklaþýk 30 kiþinin katýldýðý sohbette, burada yapýlan eylemin coþkusu ve Yenibosna’da ilk defa yapýlan bu eylemin önemi üzerinde duruldu. Diðer siyaset ve kurumlarýn çok sýnýrlý, hatta bazýlarýnýn hiç gelmemesi eleþtiri konusu iken, burada Taksim belirsizliðinin siyasetlere yansýmasýnýn etkisi olabileceðini belirterek, bu konuyu kapattýk. Bu sýrada Mecidiyeköy ve Þiþli’den aldýðýmýz haberler kitlesel bir þekilde oraya gitmenin imkansýz olduðu yönünde idi. Yola çýktýðýmýzda, daha da netleþen tablo ile, þuna karar verdik, ya aileleri ve bizimle gelen emekçileri evlerine yollayarak Mecidiyeköy’e gidecektik. Ya da 30’un üzerinde kiþi ile baþka bir eylem alanýna yönlenecektik. Biz de, buradan 1 Mayýs mahallesinde yapýlabilecek bir eylem için oraya yöneldik. 1 Mayýs mahallesinde de, polis kurumlarý basarak yapýlacak bir eylemi durdurma politikasý yürütmüþ ve baþarýlý olmuþtu. Bu koþullar altýnda, yoldaþlarýmýzýn ve Proletaryanýn Kurtuluþunun düzenlediði yüzlerin katýldýðý ve mahallelinin dikkatle izlediði eylemi dinlememiz bize önemli bir moral daha katmýþtý. Burada evlere daðýlarak, akþamki etkinliði bekleme kararý aldýk. Polisin tutumu deðiþmeyince, mahalleden ayrýlarak, Kadýköy’de, Mecidiyeköy ve mahalle eylemleri ile ilgili bir söyleþi gerçekleþtirdik. Bu sene sendikalarýn kendi açýklarýný kapatmak için, Kürtlerle diðer iþçi ve emekçilerin birleþmesinin engellenmesi için, sözde devrimci ama altý boþ nutuklar atmasý bir kez daha gösterdi ki, birleþik, kitlesel ve devrimci 1 Mayýs devletle pazarlýklarla kazanýlamaz. Mahallede yapýlan eylemler, genel tabloyu bozamasa da, biz kendi gücümüz oranýnda varolan tablonun nereden bozulacaðýnýn ipuçlarýný veren bir tutum sergiledik. Yenibosna’dan Komünistler


Sayfa

MAYIS 2008

Yenibosna’da Yapýlan Ortak 1 Mayýs Konuþmasý 1 Mayýs’a Doðru Giderken Kardeþler, Dostlar, Merhaba! Bugün atölyelerden, sanayi sitelerinden, fabrikalardan, bürolardan, liselerden çýktýk geldik. Ýþ aradýðýmýz sokaklarý arþýnlayýp da geldik. 1 Mayýs’ta buluþmaya geldik bugün. Geldik çünkü 1 Mayýs bizim günümüz… 1 Mayýs overloðun baþýnda 12 saat geçirenlerin, sendikasýz sigortasýz ömür tüketen tüm iþçilerin günü… Ýþsizlerin günü… 1 Mayýs her yerde iki kere ezilip iki kere sömürülen kadýnlarýn günü, ÖSS cenderesinden bunalan emekçi gençliðin günü… 1 Mayýs köyleri yakýlan Kürtlerin günü… Ýstanbul’da, Ýzmir’de, Mersin’de varoþlarda göç göç birikenlerin günü… Öfkesi, sefaletinden hýzlý büyüyen iþçilerin günü… 1 Mayýs iþçi sýnýfýnýn ve tüm ezilenlerin birlik mücadele ve dayanýþma günü… 2008 1 Mayýsý’nda birliðe, mücadeleye ve dayanýþmaya her zamankinden çok ihtiyacýmýz var… Çünkü, amansýz bir saldýrý altýndayýz… Patronlar Amerikancý AKP hükümeti eliyle saldýrý üstüne saldýrý düzenliyorlar… Saldýrýyorlar zamlarla… Elektriðin, suyun, pirincin, tüpün fiyatý her gün artýyor… Oysa aylýklarýmýz yerinde sayýyor. Saldýrýyorlar yasalarýyla… Reform þart diyerek saðlýk ocaklarýný kapatýyorlar… Ayda iki kere hasta olmayý yasaklýyorlar…

Saldýrýyorlar operasyon diyerek… Kudurmuþ köpek gibiler… Yanlýþ hesaplarý Zap’tan dönünce daha da kudurdular… Tanklarý sýnýr boyunca dizilmiþ, helikopterleri ölüm kusuyor… Üstelik tüm bunlarýn parasýný bizim cebimizden karþýlýyorlar… CHP’si, MHP’si, DSP’si sözüm ona AKP’ye muhalefet eden tüm düzen partileri bu saldýrýlarý onaylýyor… Sadece saldýrmakla kalmýyorlar… Utanmýyorlar da… Besledikleri mankenleri “Benim oyumla çobanýn oyu bir olur mu hiç?” diye soruyor. Baþbakan Tayyip yüzü kýzarmadan biz iþçilere edilmiþ hakaretleri onaylýyor: “Ayaklar baþ olamaz, herkes haddini bilsin…” Utanmýyor tarým bakaný… “Pirinç bulamayan bulgur yesin” diyor… Baþbakan yine piþkince tekrarlýyor ayný sözleri… Sýnýrýn ötesinde, berisinde bombalar yaðýyor, DTP’ye kapatma davasý açýlýyor… Oysa düzenin tüm þak þakçýlarý

utanmadan “Ülkeye demokrasi getiriyoruz” diyerek yalana devam ediyorlar… Utanmýyorlar… Pervasýzlar… Arsýzlar… Çünkü kendilerini yenilmez sanýyorlar… Çünkü bölünmüþlüðü kader bildik sanýyorlar… Nasýl da yanýlýyorlar… D o ð r u d u r … B a n k a l a r, fabrikalar, plazalar, gazeteler, televizyonlar onlardadýr… Savcýlar, polisler onlara çalýþýr… Doðrudur… Bugün, iþçilerin, Kürtlerin, kadýnlarýn mücadelesini verenler daðýnýk durumdadýr… Ama tüm bu saldýrýlar karþýsýnda savunmayý nasýl öreceðimizi öðreniyoruz… Kimi zaman düþe kalka kimi zaman el yordamýyla… Ama öðreniyoruz… Seçimlerde öðrendiðimizi gösterdik… Her türlü yasaklamaya karþýn 22 milletvekilini oylarýmýzla meclise gönderdik… Hazmedemediler, hala hazmedemiyorlar… “Sosyal güvenlik reformunuz çöpe!” diyerek meydanlarý

doldurduðumuz zaman gösterdik… Yasaya rötuþ atmak zorunda kaldýlar. Yýllar sonra Newroz’u iþçilerin, emekçilerin, devrimcilerin ve Kürtlerin hep birlikte kutlayýp gücümüzü gösterdik… Son yýllarýn en yaygýn ve kitlesel Newroz’uydu bu… Düzenin sahipleri iþçilerin, ezilenlerin enerjisini gördüler… Haklý olarak telaþlandýlar… Sevgili Dostlar, Kardeþler Þimdi 1 Mayýs günü bir varoþta, Yenibosna’da, birlikteyiz. Bugün buradaki birliktelik saldýrýlarý nasýl püskürteceðimizi bir kez daha gösteriyor. Bugün buradaki varlýðýmýzýn anlamý tam da bu noktada açýða çýkýyor… Bu birliktelik güçlendikçe, varoþlarda farklý mecralarda çalýþmalar yürütenler siyasi partiler, devrimci örgütler, k o o p e r a t i f l e r, s e n d i k a l a r arasýndaki dayanýþma büyüdükçe savunmayý daha da güçlü öreceðiz... Patronlarýn, paþalarýn telaþýna telaþ katacaðýz… Yeter ki varoþlarda birleþmeyi bilelim... Birliðimiz onlarýn yüreklerine korku salsýn Birliðimiz emekçilerin kardeþliðini büyütsün… Varoþlarda birleþelim alanlarda devleþelim… Yaþasýn Birlik! Yaþasýn Mücadele! Yaþasýn Dayanýþma! Yaþasýn 1 Mayýs! Býji Yek Gulan! DTP, EMEP, KöZ, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Partizan

Heba Edilen 2008 1 Mayýsý ve Kaçýrýlan Fýrsatlar Mayýsta Yaþam’da 15 kiþinin katýldýðý bir KöZ sohbeti yaptýk. Sohbette bir arkadaþ uzun bir sunum yaptý ve daha sonra 1 Mayýs’a dair kýsa bir sohbet gerçekleþti. Sunumu yapan arkadaþ þunlarý ifade etti: “Bugün 2008 1 Mayýsý geride kaldý. 2 Mayýs’tan itibaren 1 Mayýs’la ilgili neler konuþuluyor? Sol sosyalist hareketin büyük bir kesimi Taksim’in kazanýldýðýný, direniþin ruhunun kazandýðýný, 2009’da da Taksim’de olunacaðýný ifade ediyor. Bir taraftan da polisin 1 Mayýs’ta orantýsýz güç kullandýðý, hastanelere bile gaz bombalarý attýðý söylenerek güya devlet teþhir edilmeye çalýþýlýyor.Valinin istifa etmesi, sorumlularýn yargýlanmalarý isteniyor. Bu kampanyalar iþçi ve emekçilerin gözünün açýlmasý ve devlete karþý sýnýf kinini kuþanmasý yerine, AKP karþýtý CHP’nin deðirmenine su taþýmaktan baþka iþe yaramýyor. Biz biliyoruz ki, sendika bürokratlarýnýn devletle pazarlýklar y a p m a s ý s o n u c u Ta k s i m kazanýlamaz; iþçilerden, emekçilerden ve Kürt emekçilerinden güç almadan, baðýmsýz bir plan ortaya koymadan, sendikalarýn kuyruðunda hareket ederek sosyalist hareket Taksim’i kazanamaz. Sosyalist hareket, 1 Mayýs’tan önce KöZ’ün ifade ettiði tuzaða basmýþtýr. Tüm iþçi ve emekçilere ciddi bir saldýrý olan SSGSS yasasýna karþý bir araya gelmeyen

DÝSK, KESK ve Türk-Ýþ konfederasyonlarý, 1 Mayýs’ta Taksim’de olacaklarýný ifade ederek, birleþik kitlesel bir 1 Mayýs’ýn zeminini ortadan kaldýran bir hamle yapmýþlardýr. Böylece Newroz’da bir araya gelen kitlenin 1 Mayýs’ta bir araya gelmemesinin yolunu döþemiþlerdir. Sosyalistler ise Taksim hedefiyle bu tuzaða basmýþlardýr. Bu açýdan bizim de içinde olduðumuz devrimci hareket, 2008 1 Mayýsý’ný kaybetmiþtir. 1 Mayýs’tan önce, hükümetin SSGSS yasasýna karþý iþçi ve emekçilerden tepkiler oluþmaya baþlamýþ ve zaman zaman bu tepkiler kitlesel bir biçimde sokaða taþmýþtý. Diðer yandan Ýstanbul’da devletin Kürt halkýna karþý yürüttüðü sýnýr ötesi ve sýnýr içi saldýrýlara karþý Kürtlerin ve sol sosyalist güçlerin birlikte örgütlediði, tarihin en kitlesel Newrozlarýndan biri yaþanmýþtýr. "Normal " þartlarda düzenlenecek olan bir 1 Mayýs mitinginde bir araya gelecek olan yüz binlerce kitle “Zamlara Operasyonlara ve SSGSS Yasasýna Hayýr” þiarýný güçlü bir biçimde haykýrma fýrsatýný elde edebileceklerdi. Ancak bu fýrsat kaçýrýlmýþtýr. Þimdi baktýðýmýz zaman SSGSS yasasý meclisten ve Cumhurbaþkanlýðý’ndan geçmiþ bulunuyor. Devletin operasyonlarý yine hýzlanmýþ durumda ve bunlar konuþulmuyor. Bütün bunlara raðmen elbette umutsuzluða düþmeyeceðiz.

Önümüzde yerel seçimler var. Bu süreci iþçi ve emekçilerin örgütlenmesi için bir fýrsat olarak görüp, bu yönde hareket edeceðiz.” Sunumu yapan arkadaþ, KöZ'ün arkasýnda duran komünistlerin 1 Mayýs’ý nasýl karþýladýklarýný, 1 Mayýs günü ne yaptýklarýný ise þöyle açýkladý: “KöZ olarak iþçi sýnýfýnýn birlik, dayanýþma ve mücadele günü olan 1 Mayýs’ýn birleþik ve kitlesel bir biçimde geçmesi için merkezi düzeyde çabalarýmýz oldu. Fakat bunlar sonuç vermedi. Bu durumda iliþki ve temas içinde olduðumuz kitleleri 1 Mayýs alanýna taþýyamýyorsak, 1 Mayýs’ý çalýþma yürüttüðümüz varoþlardaki kitlelerin gündemine sokmayý gündemimize aldýk. Ve çabalarýmýz bu yönde oldu. Bu çabalarýmýz sonucu Yenibosna’da EMEP, DTP, Partizan ve Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nin ortak örgütlediði bir 1 Mayýs kutlamasýný, 1 Mayýs sabahý kitlemizin ve mahallelinin gündemine soktuk. ‘Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ’ þiarýmýza uygun, mütevazý bir adým attýk. Elbette kimi varoþlarda 1 Mayýs sabahý yaptýðýmýz bu eylemler alternatif bir 1 Mayýs eylemi deðildir. Fakat bu yaptýklarýmýzý büyük ikramiyeyi kaybeden ama amortiyle yetinen bir ruh hali olarak da görmüyoruz.” Baþka bir arkadaþ ise 2008 1 Mayýsý’nda iki þeyin altýnýn çizilmesi gerektiðini ifade etti. “Birincisi 1 Mayýs’ýn

kaybedilmesinin bir sorumlusu s e n d i k a l a r ý n t u t u m u d u r. Sendikalar SSGSS yasasýna karþý iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimleriyle sýnýfýn en örgütsüz ve ayrýcalýksýz kesimleriyle önemli bir dinamik olan Kürt emekçilerinin 1 Mayýs’ta bir araya gelmelerini engellemiþlerdir. 1 Mayýs’ýn kaybedilmesinin asýl sorumlusu ise sol sosyalist güçlerdir. Çünkü sosyalist güçler bir taraftan sendikalarýn Taksim açýklamalarý ile iyice sendikalarýn peþine takýlmýþtýr. Bu sayede sosyalist hareketin 1 Mayýs’ýn kazanýlmasý yönünde bir yönelimi olmamýþtýr. Altý çizilmesi gereken ikinci önemli þey ise þu son iki1 Mayýs Taksim tartýþmalarýnýn gölgesinde geçmiþtir. Bu sadece Ýstanbul’u etkileyen bir geliþme deðildir. Tüm illerdeki 1 Mayýslara Taksim’in gölgesi düþmüþtür.” Önümüzdeki 1 Mayýs’ta da KöZ'ün arkasýnda duranlarýn tutumu oldukça açýk ve nettir: Çalýþma yürüttüðümüz yerellerde, diðer siyasetler ve kurumlarla güçlü eylem birlikleri örerek, 1 Mayýs’ý yerellerde kitlelerin gündemine sokarak varoþlarda birleþmek, doðru gündem ve vurgularla alanlarda devleþmek. Elbette bu tutumumuz sadece 1 Mayýs’la sýnýrlý deðildir. Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ Yaþasýn Eylemli Sýnýf Dayanýþmasý Yenibosna’dan Komünistler

Gerçekleþtirdiðimiz KöZ söyleþisinde 1 Mayýs’a doðru giderken geçen seneden þu ana kadar geçen sürecin kýsa bir hatýrlatmasýnýn yanýnda gerçekleþen 8 Mart ve Newroz eylemlerinin üzerinden 1 Mayýs’a nasýl gidilmesi gerektiðini konuþtuk. Sohbetimiz genel olarak þu çerçevede gerçekleþti. 2007 Genel Seçimleri öncesinde baþlatýlan ve sonrasýnda birçok ilde gerçekleþen kitlesel bayrak eylemleri iki düzen partisinin, yani AKP-CHP’nin, birbirini yýpratmasý ve geriletmesi çabasýnýn bir yansýmasý olarak deðerlendirilebilir. Ancak bu tür bir deðerlendirmeyi sadece bu topraklarla sýnýrlandýrmak yanýlgýya kapýlmaya neden olur. Buradaki kamplaþmalara bakýldýðýnda CHP-AKP arasýndaki çatýþma dünya çapýnda düþünüldüðünde ABD-Ýngiltere ve Fransa-Almanya kamplarý arasýndaki çatýþmalarýn yansýmasý olarak deðerlendirilmelidir. Dünyanýn deðiþik yerlerinde paylaþým çatýþmalarý sürerken bunun yansýmasý olan klikler de birbirleriyle çatýþýyor. Bu çatýþmalar her zaman gerçekleþir ve þu anki koþullara bakýldýðýnda mevcut tabloda örgütsüz olan iþçi sýnýfý da burada kullanýlýr. Ýþçi sýnýfýnýn örgütsüzlüðü sürdüðü müddetçe burjuvazi kendi içindeki çatýþmalarý bu kadar pervazsýzca sürdürmeye devam eder. Baþta Avrupa’da olmak üzere, dünyanýn birçok ülkesinde genel grevler ve iþçi eylemleri olmakta. Bu aslýnda beklenen bir krizin kapýda olduðunun göstergesi. Türkiye'deki duruma bakýldýðýnda böyle bir kriz patlak verdiðinde kitleleri kontrol edebilecek, onlarý sönümleyecek hali hazýrda bir muhalefetin eksikliðinden bahsediliyor. Bakýldýðýnda milletvekilleriyle mecliste olan DTP bir muhalefet olarak görülebilir ancak gerek Kürdistan'da olsun gerekse bu topraklarda olsun kitleleri sokaða döken DTP pek de burjuvazinin iþine yarayacak türden bir muhalefet deðildir. Bunun dýþýnda burjuvazi TKP veya Çatý partisi üzerine oynayabilir. Bununla birlikte Türkiye devrimci hareketi bir iþ yaparken bu iþin kimin iþine yaradýðýna dikkat etmeli ve ona göre adým atmalýdýr. Bu seneki 1 Mayýs için Taksim diyenler aslýnda bir biçimiyle DÝSK - TÜRK-ÝÞ sendikalarýna ve dolayýsýyla CHP’ye yedeklenmiþ olurlar. Bununla da uluslararasý arenadaki yansýmasý olarak Fransa-Almanya'nýn iþine yarayan bir iþ yapmýþ olurlar. Geçtiðimiz senelerde savunmayý örgütleyelim þiarýný yükseltmiþtik ve hala yükseltmekteyiz. Peki, savunmayý nasýl örgütlemek gerekir? Savunmayý örgütle derken varoþlarda Kürt iþçilerle bir araya gelmek ve buralardaki devrimci öznelerle birlikte ortak iþ yaparak buralardan güçlenip alanlara çýkmanýn gerekliliðini savunuyoruz. Çünkü toplumun en çok ezilen ve en dinamik kesimlerinin buralarda yaþayan insanlar olduðunu biliyoruz. Türkiye'de faþist hareketin tamamýyla devlet kontrolünde olan bir hareket olduðu bakýþ açýsý tam anlamýyla doðru deðildir. Türkiye'deki faþist hareket de kendi içinde bir özne halinde varlýðýný sürdürmekte. Bu hareket, devrimcilerin eksik olduðu zeminlerde iþçi sýnýfýnýn dinamik olan kesimlerini bu zemine kaydýrabilir. Bu saldýrýlara ancak varoþlardaki devrimci öznelerin birlikte iþ yapmasýyla karþý konulabilir. Her ne kadar adý konulmasa da 9 Aralýk eylemi için kurulmuþ olan 21'den fazla siyasetin ve devrimci hareketin büyük bir kýsmýnýn içinde olduðu bir platform var. Ama diðer tarafýndan bu þekilde platformlar sanki gerçekten devrimciler ve Kürtler ortak iþ yapmak için bir araya gelmiþ gibi görünse de aslýnda bu bir araya gelmeler son zamanlarda gittikçe kötüye giden devrimci hareketin zayýflýðýndan dolayý mecbur kalýndýðý için benimsenmiþtir. Biz de þu andaki bu platformu yerellerde diðer devrimcilerle ortak iþ yapmanýn önünü açmasý nedeniyle önemsiyoruz. Tabi ki bu platform tam anlamýyla ortak iþ yapma refleksini göstermiþ deðildir. Bunu geçtiðimiz 8 Martlarýn parçalý geçmesinden anlamak mümkün. Bir yandan mücadeleden bahsedenlerin 8 Mart’ý erkeksiz yapmasý, erkeklerin, yoldaþlarýndan yalýtýlmasýna neden olmuþtur. Diðer taraftan kendisini devrimci 8 Mart platformu diye adlandýranlarýn, aralarýnda, þovenizmin en ateþli temsilcisi olan TKP'nin bulunmasýndan hiçbir rahatsýzlýk duymamasý, birlikte mücadeleden bahsederken 8 Mart gibi devrimci ruhu olan önemli tarihsel bir günün bu þekilde ayrý kutlanmasý pek hoþ karþýlanacak bir þey deðildir. Newroz'u devrimciler ve Kürtlerin birlikte örgütlemesi birleþik bir eylem nasýl yapýlýr sorusuna oldukça somut bir cevaptýr. Bunun yanýnda bu eylemde devrimcilerin ne kadar kitle taþýdýðýndan ziyade bu eylemin birlikte örgütlenmesi önemlidir. Bu, devletin en çok korktuðu ve bir o kadar tehlikeli bulduðu bir geliþmedir: Bir tarafta toplumun her kesiminde en çok ezilen Kürtler, diðer tarafta geçmiþi olan ve bu geçmiþten dolayý deneyim sahibi olan bir devrimci hareket. Burjuvazinin korktuðu nokta bu alana gelen Kürtlerin ve devrimcilerin ortak hareketi sonucu bu kitleyi yönlendirerek yapacaklarýdýr. Bu anlamýyla bu sene yapýlan Newroz, tüm devrimci harekete örnek olacak nitelikte bir eylem olmuþtur. Bu sene yapýlacak olan 1 Mayýs’ta devrimciler ve Kürtler ortak sloganlar ve pankartlar eþliðinde alana gelerek kendi renklerini buraya taþýmalýdýrlar. Bunun yanýnda mahallelerde kitlelere 1 Mayýs havasý solutulmalý ve elden geldikçe diðer siyasetlerle ortak iþler yapýlmalýdýr. ÖZGÜRLÜK SAVAÞAN ÝÞÇÝLERLE GELECEK YAÞASIN KOMÜNÝSTLERÝN BÝRLÝÐÝ Okmeydaný'ndan Komünistler

5


Sayfa

6

MAYIS 2008

Okmeydaný'nda 1 Mayýs Gülsuyu ve Tuzla’dan 1 Mayýs Etkinliklerine Katýldýk

Gülsuyu’ndan 1 Mayýs Mahallesi’ne 1 Mayýs Yürüyüþü Bu yýl 1 Mayýs gene Taksim tartýþmalarýyla geldi ve gene Taksim’e çýkma giriþimleri ve tartýþmalarýyla geçti. 1 Mayýs’a hazýrlýk sürecine ve 1 Mayýs gününe tam bir belirsizlik damgasýný vurdu. Biz Okmeydaný’nda, her sene yaptýðýmýz mahalle yürüyüþümüzü, bu sene de, bütün bu belirsizliðe ve eksikliklere raðmen gerçekleþtirdik. Okmeydaný, hem Taksim’e yakýnlýðý hem de geçen yýl Taksim’e buradan da yürünmeye çalýþýlmasý nedeniyle, bu yýl adeta polis ablukasý altýndaydý. Dolayýsýyla bu yýl mahallede bulunan siyasetler, Okmeydaný’ndan çýkabilmek için erkenden, küçük gruplar halinde mahalleden ayrýldý. Mahallede de tam bir sessizlik hakimdi. Sokaklar boþtu. Biz bütün bunlarý gözeterek yürüyüþümüzü kýsa tuttuk. Saðlýk ocaðýnýn önünde, katýlýmcýlara dönük hazýrladýðýmýz metnimizi okuyarak eylemi sonlandýrdýk. Eylem tam anlamýyla istediðimiz gibi olmadý. Mahallenin yukarda aktardýðýmýz durumundan dolayý, yürüyüþ güzergahýný kýsa tuttuk. Öncesinde haber bültenlerindeki Taksim gerginliði, bizim çaðýrdýðýmýz davulcularý ürkütmüþ olacak ki, hiç biri sabah gelip eylemde davul çalmak istemedi ve hepsi bu teklifimizi türlü bahanelerle geri çevirdi. Yoksa planlarýmýz arasýnda yarým saatlik halay da vardý. Eylemde “Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ” pankartýný açtýk. Eyleme yaklaþýk 40 kiþi katýldý. Eylemde “Yaþasýn 1 Mayýs, Býji Yek Gulan”, “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Yaþasýn Komünistlerin Birliði” sloganlarýný attýk. Daha sonra eyleme katýlanlara teþekkür edip, Þiþli’ye gideceðimize dair bir açýklama yaparak bizimle gelmek isteyenlere bizimle gelebileceklerini söyledik. Okmeydaný’ndan Komünistler

Þiþli’de 1 Mayýs Nasýl Geçti? 1 Mayýs sabahý Þiþli’de olanlarý görmek üzere sabah 06.30 civarýnda DÝSK Binasý’na gittik. Binaya yaklaþtýðýmýzda bir grubun binadan uzaklaþtýðýný gördük ve daha o saatte müdahalenin baþladýðýný anladýk. Binaya gittiðimizde giriþ katýnýn periþan olduðunu, atýlan gaz bombasýnýn etkisinin binada hala etkili olduðunu gördük. Binanýn bütün katlarýnda insanlar yorgun, biraz da bütün bu sürecin belirsizliðini hala üzerlerinde taþýr görünüyorlardý. Bir süre sonra binanýn önüne bir grup daha geldiðinde polis yeniden müdahale etti. Daha ilk andan itibaren DÝSK binasýnýn önünde toplanýlmasýna izin verilmeyeceði görülmüþ oldu. Binanýn içinde durulabilirdi ama önünde bir toplanmaya izin verilmeyecekti. Binanýn önünde birkaç tane DSP arabasý hazýr bekliyordu. Buradan Osmanbey AGOS gazetesi önündeki toplanma yerine gittik. Osmanbey’de CHP binasý önünde CHP’liler toplanmýþtý. Tek Gýda Ýþ Sendikasý’nýn ses aracý da oradaydý. 1 Mayýs marþýnýn çalýnmasýyla birlikte çevrede toplanma baþladý. Belediye-Ýþ’e baðlý iþçiler de gelmiþlerdi. Burada HÖC, Partizan ve BDSP’den siyasetler de yer aldýlar. “Yaþasýn 1 Mayýs”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarýyla yolun sol tarafý kapatýldý. Saat 10.00’da olan toplanma saatinden önce yol kesilmiþ oldu. Polis de karþý tarafa barikat kurdu. Bir süre sonra polis gaz bombalarýyla burada toplananlarý daðýttý. Daðýlan kitle Niþantaþý- Teþvikiye tarafýndaki ara sokaklara çekildi. Bundan sonra da tekrar tekrar toplanýlarak Osmanbey’den Taksim’e yürüme çabalarý oldu ancak bu çabalar sonuçsuz kaldý. Bu eylemler genellikle de daðýnýk ve her grubun kendi inisiyatifiyle giriþtiði eylemler þeklinde bir görüntü arz etti. Devrimci 1 Mayýs Platformu ve 1 Mayýs için oluþturulmuþ diðer birliktelikler de burada ortak bir inisiyatif göstermekten uzaktý. Çoðu zaman polisin sadece gaz bombasý kullanmasý buradaki gruplarý daðýtmak için yeterli oldu. BDSP bir pankart açarak Taksim’e doðru yürüyüþe geçti, panzerin onlara müdahale etmek üzere gelmesi üzerine tüm devrimciler birlikte bu panzeri taþlamaya baþladý. Ancak uzun süreli bir toplanma olmadan daðýlmak zorunda kalýndý. Daha sonra KESK ve DTP yöneticileri ve milletvekilleri bir toplanma saðladýlar ancak bu toplanma da polis tarafýndan daðýtýldý. Halkevleri, ESP ve EMEP’lilerden oluþan bir grup da Feriköy tarafýnda Ergenekon Caddesi önünde çatýþmaya baþladý. Daha sonra takviye kuvvet gelmesi üzerine bu grup da Kurtuluþ Caddesi’ne geçip burada çatýþmalarý sürdürdü. Bu sýrada polis Mecidiyeköy ile Osmanbey arasýnda Þiþli Camisi önünde bir barikat kurarak geçiþleri engelledi. Mecidiyeköy’de toplananlar da gaz bombasý ile daðýtýldý. Saat 11.30 civarýnda DÝSK açýklamasýný DSP arabasýnýn üzerinde ve CHP binasýnýn önünde gerçekleþtirdi. 1 Mayýs’ýn belirsizliðe sürüklenmesinde azýmsanmayacak rol oynayan sendika bürokratlarý, binlerce insanýn sorumluluðunu almamak ve sonrasýndaki geliþmelerden kendini sýyýrmak üzere alelacele açýklamalarýný yaptýlar, daha sonra da 1 Mayýs eylemini bitirdiklerini ilan ettiler. Devlet yavaþ yavaþ tüm aralara hakim oldu. Bu koþuþturmaca sürerken rastladýðýmýz hemen herkes ne yapýlacaðýný birbirine sorar vaziyetteydi. 1 Mayýs belirsizlikle gelen ve belirsiz bir koþuþturmaca ile geçen bir gün olarak sona ermiþ oldu. Ýstanbul’dan Komünistler

Gülsuyu’ndan 1 Mayýs’a katýlmak için sabah saat 7’de mahallede buluþtuk. Sonra, sloganlarla çevre yoluna yürüdük. Saat 8.30 gibi 1 Mayýs Mahallesi’ne vardýk. Mahalledeki yoldaþlarýn hazýrlamýþ olduðu eylem programý doðrultusunda, diðer yoldaþlarla belirlenen noktada buluþtuk. Yürüyüþ belirlenen saatte belirlenen noktada baþlatýldý. Yürüyüþe canlý sloganlarýmýz eþlik etti. Yaklaþýk 45 dakikalýk yürüyüþün sonunda konuþmalarýn yapýlacaðý, halaylarýn çekileceði noktaya geldik. Buradaki program sýnýf mücadelesinde kaybettiklerimizi için yapýlan saygý duruþu ile baþladý. Akabinde sýrasý ile KöZ, Proletaryanýn Kurtuluþu, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Tekstil Ýþçileri Bülteni ve Anadoluda Yaþam Kooperatifi Maltepe Ýrtibat Bürosu birer konuþma yaptý. Çekilen halaylar ve söylenen marþlarla saat 10.15’te eylem bitirildi. Eylemin sonunda Taksim’e gitmek gibi bir hedefi olan bizler, bir toplanma durumun olmadýðýný haber aldýðýmýzdan mahallelerimizde kalmaya karar verdik. Sonrasýnda Gülsuyu’ndan gelen arkadaþlarýmýzla 1 Mayýs Mahallesi’nden kendi mahallemize geri döndük. Mahalleye varmamýzdan kýsa bir süre sonra ESP’li arkadaþlar göz altýlarý protesto etmek için mahallede yapmak istedikleri basýn açýklamasýný konuþmak amacýyla bizimle

görüþtüler. Kendilerine bu maksatla yapýlan bir e y l e m e katýlacaðýmýzý belirttik. Akþam saat 20.00’de belirlenen noktada buluþtuk. Baþlangýçta 30 kadar olan kitle, basýn açýklamasýnýn yapýlacaðý alana gelindiðinde 50 kiþi civarýnda bir sayýya ulaþtý. Yol boyunca ESP’li slogancý arkadaþ, “Gözaltýlar serbest býrakýlsýn”, “Vali istifa”, “Yaþasýn devrimci dayanýþma”, “1 Mayýs kýzýldýr kýzýl kalacak”, “Yaþasýn 1 Mayýs” sloganlarýný attýrdý. Basýn açýklamasýný örgütleyen kurumlar olarak, megafondan ESP, PARTÝZAN ve KöZ’ün ismi okundu. Bununla birlikte bizim alanda gördüðümüz basýn açýklamasýna destek veren siyasetler arasýnda PDD, BDSP, SDP ve Devrimci Komünistler vardý. Yapýlan basýn açýklamasýnýn sonunda eylem bitirildi.

Tuzla’dan 1 Mayýs’a Katýldýk Çalýþma yürüttüðümüz Mayýsta Yaþam Kooperatifi’nde 1 Mayýsý ÖSS karþýtý çalýþmalarla birlikte gündem ettik. 24 Þubat’ta yaptýðýmýz forumla sürdürdüðümüz ÖSS karþýtý çalýþmalarýmýzý 1 Mayýs alanlarýna taþýmayý, taleplerimizi sýnýfýn baþka kesimlerine de duyurmayý hedefledik. Bu nedenle 2005 yýlýndan beri kooperatif olarak çýktýðýmýz 1 Mayýs alanlarýnda, 2008 yýlýnda da yerimizi almayý hedefledik. Bununla ilgili olarak kooperatifin yürütme toplantýsýnda 1 Mayýs’a katýlmayý gündem ettik. Kooperatif ortaklarý ile birlikte hem hazýrlýklarýmýzý hem de sloganlarýmýzý birlikte belirledik. Dövizlerimizi birlikte yazdýk. 1 Mayýs öncesi dayanýþma pikniðine hazýrlýk olarak aileleri dolaþtýk. Hem pikniðin duyurusunu yaptýk, hem de 1 Mayýs’ý gündem ettik. 1 Mayýs pikniðinin kurumlar

tarafýndan hava koþullarý nedeniyle ertelenmesi üzerine ayný gün Ümraniye’ye koyulan etkinliðe mahalleden 15 kiþiyi kattýk. Etkinlik vesilesiyle 1 Mayýsa çaðrý yaptýk. Bunun dýþýnda 2008 1 Mayýsýnda siyasal tablo ve Köz’ün tutumu gündemli bir gazete söyleþisi yaptýk. Söyleþi hem bu yýlki tablonun aktarýlmasý hem de geçtiðimiz yýl ile bu yýl arasýnda iliþki kurarak bizim alacaðýmýz tutumun aktarýlmasý anlamýnda olumlu geçti. 2007 1 Mayýsý’nda olmasa da seçimler sürecinde bizimle hareket eden arkadaþlara seçimlerde ve 2008 1 Mayýsý’nda aldýðýmýz tutum arasýndaki baðýn anlatýlmasý da söyleþinin verimli geçmesini saðladý. 2008 1 Mayýsý’na nasýl bir tabloyla girildiði yeterli olarak aktarýlmýþ olsa da zaman kýsýtlýlýðýndan da kaynaklý olarak bu tablo karþýsýnda ne yapmak gerektiði ve bizim ne yapacaðýmýz kýsmý yetersiz olarak tartýþýldý. Uzunca bir süredir yapýlmayan bu söyleþi, oldukça canlý ve verimli geçti. Gazetenin çýkarmýþ olduðu “Birleþik ve Kitlesel 1 Mayýsýn önündeki Tuzaklar ve Ýmkanlar” baþlýklý broþürü de 1 Mayýs çalýþmalarýmýz sýrasýnda kullandýk. KöZ’ün “Newroz Ateþiyle 1 Mayýsa” yazýlý afiþlerini de iki kez mahallede astýk. Ancak ikisi de jandarma tarafýndan söküldü.

1 Mayýs Özel Sayýsý Daðýtýmý

1 Mayýsta Anadolu yakasýnda Ümraniye 1 Mayýs mahallesinde sabah erken saatlerde yürüyüþ yapma kararý alýnca bizde son üç günlük bir zamana sýkýþmýþ olsa da bunun çaðrýsýný çevremizdeki insanlara ulaþtýrdýk. Mahalleden 11 kiþi 1 Mayýs Mahallesi’ndeki yürüyüþe katýldýk. Kooperatif ortaðý arkadaþlardan mahalle yürüyüþüne katýlmayýp doðrudan Taksim’e gidenler oldu. Tersane iþçisi arkadaþlar da bizimle geldiler ve sabahki eyleme katýldýlar. Eylem konfeksiyon atölyelerini boþaltarak ve sloganlarla davul zurna ile ajitasyon konuþmalarý ile baþladý. Konfeksiyon atölyelerinin 2 saatlik

iþ durdurarak yürüyüþümüze katýlmasý hepimizi motive etti. Eylem alanýna vardýðýmýzda katýlan iþçilerle birlikte sayýmýz 100’ü aþmýþtý. Oldukça coþkulu geçen eylemde kattýðýmýz insanlar memnun kaldýklarýný tekrar tekrar ifade ettiler. Herkesin taleplerini dile getirebileceði bir kürsü yaratmýþ olduk. Eleme programý sýrasýnda isteyenler konuþmalar yaptýlar, sloganlar atýldý. Davul zurna eþliðinde doyasýya halaylar çekildi. 2 saat iþ býrakan konfeksiyon iþçilerinin tekrar iþbaþýna dönecekleri saat olan 10.00’da eylem bitirildi. Eylem sonrasýnda yapýlan deðerlendirmede de özellikle götürdüðümüz tersane iþçisi arkadaþlar Taksim vurgusunun 1 Mayýsý ortadan kaldýrdýðýný, buradaki eylemi oldukça olumlu bulduklarýný böylece bu yýl 1 Mayýsý kutlama fýrsatý bulduklarýný ifade ettiler. 1 Mayýs sonrasý Taksim’e giden kooperatif ortaklarýyla görüþtüðümüzde çok plansýz, ne yapýlacaðýný kimsenin bilmediði ve öncesinden bir hazýrlýðýn yapýlmadýðý belli olan bir 1 Mayýsa katýldýklarýný ve böylece devletin de geçen senekine göre daha sýký önlemler almasýyla birlikte alana gidenlerin çok rahat daðýtýldýðýný ve geri dönmek durumunda kaldýklarýný bildirdiler. Yine Deri-Ýþ sendikasýyla katýlanlar; sendikanýn çok hazýrlýksýz olduðunu, alan bilinmediði için kimsenin yönlendirilemediðini anlattýlar. 2 yýldýr 1 Mayýs kutlanamadýðýndan yakýnan bir sendika üyesi, baþka bir alanda kutlanabilecek 1 Mayýsla, sendikanýn yapmasý gereken bu yönde bir planla daha güçlü bir 1 Mayýs kutlanacaðýný söyleyerek sendikayý eleþtirdi. 2008 1 Mayýsý Taksim’e kilitlenerek iþçilerin birbirine güç katacaðý bir alan olmaktan ziyade moral bozukluðu yaratan bir eylem olarak geçti. Çalýþma yürüttüðümüz alandan bunu görebiliyoruz.1 Mayýs Mahallesi’nde yaptýðýmýz, küçük de olsa, bir 1 Mayýs mitinginin yerini tutmasa da anlamlý ve bizi güçlendirecek bir eylemlilik oldu.

Bir Tersane Ýþçisi’nin 1 Mayýs Deneyimi

KöZ : Ýstanbul'a ne zaman geldiniz, nerede kalýyorsunuz ? Ev bulmakta zorlanýyor musunuz? Ýdris: Ýstanbul’a 1999 yýlýnda geldim. Tuzla’da bir bekar evinde kalýyorum, 4 kiþi kalýyoruz. Daha önceki evimizde 7 kiþi ayný evde kalýyorduk. Hem Kürt hem de bekar olmamýzdan kaynaklý olarak kolay ev bulamýyoruz. KöZ: Baþka bir iþte çalýþtýnýz mý? Ýdris : 3-4 yýl kadar Aksaray’da bir lokantada garson olarak çalýþtým. KöZ: Tersanede ne kadar süredir çalýþýyorsunuz, ne iþ yapýyorsunuz? Ýdris : Tersanede iki yýldýr çalýþýyorum, bu benim ikinci iþim. Daha önce çalýþtýðým tersanede sigortalarýmýz yatmýyordu, zam istedik vermediler. Sonra arkadaþlarýmýzdan biri patronun yeðeni ile tartýþýnca iþten çýkarýldýk. Bize bütün haklarýmýzý aldýðýmýza dair bir kâðýt imzalattýlar. Daha sonra sigorta müdürlüðüne ve derneðe yardýmcý olsunlar diye baþvurduk, ancak imza attýðýmýz için bir þey yapamayacaðýmýzý anlayýnca iþten çýkarýlan 20 kiþi birlikte patronu dövdük. 9 ay orada çalýþtýktan sonra Tuzla Gemiye girdim. Burada taþeron bir firmaya baðlý olarak çalýþýyoruz. 80 kiþiyiz. Sigortalarýmýz düzenli olarak yatýyor. Ben burada boyacý olarak çalýþýyorum. KöZ: Tersanedeki çalýþma koþullarýna ve iþ cinayetlerine karþý yapýlan greve katýldýnýz mý? Grev sürecini anlatabilir misiniz? Grev tersanedeki çalýþma koþullarýný nasýl etkiledi? Ýdris: Greve katýldýk. Tuzla Gemi çalýþmadý o gün. Bizim gibi birçok tersane de çalýþmadý. Ancak iþçiler greve katýlmadýlar. Grev öncesi sendika bildirilerle ve basýn açýklamalarý ile grev duyurusunu yaptý. Toplam 2000 kiþi vardý o gün orada. Ýþçilerin katýlmasýný sabah sendikacýlarýn gözaltýna alýnmasý, polisin yollarý tutmasý da olumsuz etkiledi. Grev daha önce

sendikayý bilmeyen birçok iþçinin sendikayý tanýmasýný saðladý. Bizim hakkýmýzý da savunan birilerinin olduðunu g ö r d ü l e r . Te l e v i z y o n l a r d a , gazetelerde tersanelerin gündem edilmesi ve 2 günlük grev tersane iþçilerini olumlu etkiledi. Grev sonrasýnda birkaç tersanede çalýþma saatleri 7,5 saate düþtü. Bizim iþyerinde çalýþma saatleri deðiþmedi. Ancak çalýþma saatleri düþenlerin kendilerine de zam verilmesi gerekirken zam verilmedi. Bu süreçle birlikte güvenlik tedbirlerine daha çok dikkat edilmeye baþlandý. Denetimlerin artmasýyla birkaç tersanenin belli bölümleri kapatýldý. KöZ: Tersanedeki sendikaya ya da derneðe üye misiniz, çalýþmalarýna katýlýyor musunuz? Ýdris: Sendikaya da derneðe de üyeyim. Benim çalýþtýðým iþyerinde 35-40 kiþi grevden sonra üye oldu. Sendika ve derneðin basýn açýklamalarýna katýlýyorum. Dernek, parasýný alamayan iþçilere destek oluyor. Ýþverenlerle görüþerek zorla da olsa paralarýný alýyor. Geceleri bekar evlerini dolaþýp sorunlarýný dinliyorlar. Sendikanýn bu tür çalýþmalarý olmuyor. Üniversiteli öðrencilerin tersanelere yürüyüþü olmuþtu. Limter-Ýþ ile birlikte ona katýldýk. Çok iyiydi. Sendikada ve dernekte cumartesi günleri ayný saatte toplantý oluyor. Ýkisine de katýlmaya çalýþýyorum. Bazen birine yarým saat katýlýp diðerine yetiþmeye çalýþýyorum. KöZ: Tersanelerde dernek, sendika vb farklý örgütlenmelerin olmasý tersanede iþçilerin birlikteliðini ya da grevi nasýl etkiledi? Ýdris: Dediðim gibi ben ikisinin çalýþmalarýna da katýlmaya çalýþýyorum. Ancak grevde de

ortaya çýkan tartýþmalar iyi olmuyor. Biz grev için neden birlikte hareket etmediklerini sorduk. Çünkü grev günü dernek istasyondan yürüdü, sendika Tuzla Gemi önünde toplandý. Biz öyle karar verdik dediler. Dernekten yaklaþýk 100 kiþi istasyondan yürüyerek Tuzla Gemi’nin önüne geldiler. Onlar geldiklerinde sendikacýlardan kimse yoktu, hepsi gözaltýndaydý. Bu yüzden geldiklerinde derneðin pankartý önde olduðu için sendika ile dernek arasýnda gerilim yaþandý. Böyle tartýþmalar bizce olumlu deðil, bu iþler birlikte organize edilebilir. KöZ: 2008 1 Mayýsý öncesinde tersanelerde 1 Mayýs nasýl gündem oldu? 1 Mayýs'ta tersanelerde yaþananlar gündem oldu mu? Ýdris: Tersanelerde 1 Mayýs gündem olmadý. Taksim hedefleniyordu ve izin verilmediði için çok fazla gündem edilemedi. Tersane bölgelerinde kutlansaydý, bütün iþçilerin de gündemine girebilirdi. Taksim denildiði için ve izinsiz olduðu için iþçilerin pek fazla gündeminde olmadý ve iþçiler Taksim’e gitmediler. KöZ: 1 Mayýs'a siz katýldýnýz mý? Nasýl katýldýnýz? Ýdris: Sendika bildiri daðýttý ve basýn açýklamasý yaptý. Ancak Taksim’e iþçileri götüremediler. Dernek de bir basýn açýklamasý yaptý, ona da katýlým çok olmadý. Biz 1 Mayýs Mahallesinde yapýlan eyleme katýldýk ve 1 Mayýs kutlamasý çok güzel geçti. Tersanelerde de buna benzer bir þeyler yapýlabilseydi katýlým çok daha fazla olurdu, hem de buradaki iþçiler de 1 Mayýs kutlamasýna katýlmýþ olurlardý. Ayný zamanda burada yapýlacak olan bir 1 Mayýs medyanýn da ilgisini çekerdi. KöZ: Son olarak söylemek istediðiniz bir þey var mý? Ýdris: Tersanelerde sendikalaþma çok zor. Karþýsýnda GÝSBÝR var. Onlar sendikaya giden iþçilerin isimlerini alýp tüm tersanecilere daðýtýyorlar. Sendika çalýþmalarýna katýlan iþçilerin bir daha iþ bulabilmesini rahatlýkla engelliyorlar. Tersanelerdeki sorunlarýn çözülmesi için de güçlü bir örgütlülük gerek.


Sayfa

MAYIS 2008

Ýzmir’de Kitlesel ve Coþkulu 1 Mayýs

7

Ýzmir’de Ortak Basýn Açýklamasý 1 Mayýs hazýrlýk toplantýlarýnda özellikle Ýstanbul 1 Mayýsý’nda yaþanacak saldýrýlarý protesto etmek amacýyla 2 Mayýs günü ortak bir basýn açýklamasý kararý alýnmýþtý. Tahmin edildiði üzere Taksim’de 1 Mayýs kutlamak isteyen devrimcilere ve sendikalara devletin saldýrmasý üzerine yapýlmasý planlanan basýn açýklamasý 2 Mayýs günü Konak Eski Sümerbank önünde yapýldý. Alýnteri, BDSP, DHP, ESP, KöZ, Partizan, SDP ve ÝHD’nin katýldýðý basýn açýklamasýnda “Devlet Terörüne Son, Yaþasýn Taksim Direniþimiz” pankartý açýldý. Ýstanbul’da emekçilerin 1 Mayýs’ý kutlama giriþimlerine pervasýzca saldýranlarla, 1977 1 Mayýsý’nda emekçilerin üzerine kurþun yaðdýranlarýn ayný anlayýþýn ürünü olduðunun vurgulandýðý basýn açýklamasýnda “Devlet Terörüne Son”, “Her Yer Taksim, Her Yer 1 Mayýs”, “ Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Yaþasýn Taksim Direniþimiz”, “ Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý atýldý. Basýn Açýklamasý’nda Okunan Bildiri

Geçtiðimiz 2007 yýlýnda bütün dikkatlerin Taksim 1 Mayýsý’na çekilmesi nedeniyle birçok þehirde olduðu gibi Ýzmir’de de 1 Mayýs Taksim’in gölgesinde gerçekleþmiþ ve 1 Mayýs hazýrlýklarý sönük kalmýþtý. Üstelik her sene 1 Mayýs’tan önce bir araya gelen devrimci-sosyalist güçler geçen sene ortak hareket etmekte geç kalmýþlardý. Newroz Birlikteliði 1 Mayýs’a Taþýndý Geçen sene yaþanan bu eksikliði bu sene yaþamamak için sendikalarýn çaðrýsýný beklemeden Newroz’u örgütleyen güçler bir araya gelerek bu birlikteliði 1 Mayýs’ta da gösterme kararlýlýðýný paylaþtýlar. Yapýlan ilk toplantýdan sonra bu birliktelik geniþletilmeye çalýþýlarak bazý konularda KESK üzerinden sendikalara basýnç uygulama kararý alýndý. BDSP, DHP, DÝP, DTP, ESP, HKM, KöZ, ODAK, PARTÝZAN ve SDP KESK’e baðlý sendikalarla görüþerek þu önerilerde bulunuldu: -Ýþçi Partisi’nin alana alýnmamasý, -Ýstiklal Marþý ile deðil 1 Mayýs Marþý ile mitingin baþlatýlýp Enternasyonal ile bitirilmesi, -Miting baþlama saatinin sabah saat 11 olmasýnýn katýlýmý düþürmesi nedeniyle biraz daha geç saatlere alýnmasý, -Bütün kortejler alana girdikten sonra mitingin baþlamasý, -Tertip Komitesi’nde devrimci-sosyalist güçlerin de temsil edilmesi ve -Ortak hazýrlanan metnin DTP tarafýndan kürsüde okunmasý KESK’in bu önerilere çok sýcak bakmamasý ve halen miting baþvurusu yapýlýp yapýlmayacaðýnýn net olmamasý nedeniyle sendikalarýn baþvurusunun beklenmesine karar verildi. Zamanýn da dar olmasý nedeniyle bu birlikteliðin en azýndan yürüyüþ sýrasýnda ortak hareket etmesinin anlamlý olacaðýna ve sendikalarýn devrimci-sosyalist güçlerle yapacaðý toplantýda ortak hareket etmenin gerekliliðine kanaat getirildi. Mitingi Örgütleyenler Arasýnda DÝSK Yine Yok! 1 Mayýs’a 1 hafta kala KESK, TÜRKÝÞ ve TMMOB Gündoðdu Meydaný için miting baþvurusu yaparken DÝSK bu kurumlarýn yaptýðý toplantýya gelmeyerek Tertip Komitesi’nde yer a l m a y a c a ð ý n ý a ç ý k l a d ý . Te r t i p Komitesi’nde yer almamasýnýn nedeni ise DÝSK Genel Merkezi’nin Ýstanbul dýþýnda hiçbir þehirde mitinglere katýlmama kararý idi. 2007 yýlýnda da Taksim ýsrarý nedeniyle Ýzmir’de yapýlan mitinge katýlmama kararý alan, üstelik bütün engellemelere raðmen mitinge katýlan Genel-Ýþ’e baðlý bazý þubelerde örgütlü iþçiler hakkýnda soruþturma açan DÝSK yönetimi 2008 yýlýnda da bu tutumunu deðiþtirmedi. Genel-Ýþ’ e baðlý bazý þubelerin basýncýna ve KESK’in isteðine raðmen DÝSK Ýzmir mitingine katýlmama kararýný deðiþtirmedi. Devrimci-sosyalist güçlerin DÝSK’in 1 Mayýs’ta ne yapacaðýný öðrenme umuduyla yaptýðý görüþme talepleri DÝSK tarafýndan hep reddedilirken, DÝSK yöneticileri tarafýndan Cumhuriyet Meydaný’na kadar yürünüp burada basýn açýklamasý yapýlacaðý ancak mitinge

katýlmayacaðý açýklamasý baþta KESK olmak üzere çeþitli kurumlara iletildi. DÝSK’e baðlý Genel Ýþ’in bazý þubelerinin mitinge katýlmak üzere DÝSK’e yaptýðý basýnç da sonuçsuz kaldý ve DÝSK mitinge katýlmadý. Ancak DÝSK GenelÝþ’in 4 ve 5 Nolu þubeleri DÝSK’in Kapýlar’daki merkezinde toplanarak kitlesel bir þekilde Gündoðdu Mitingi’ne katýldýlar. KESK, bütün belirsizliklere raðmen ortak hareket etme iradesini gösteren güçlerle birlikte mitinge katýlan bütün parti, örgüt ve kitle örgütlerini toplantýya çaðýrarak miting ile ilgili bilgi verdi. Ýþçi Partisi’nin Bornova Meydaný’na miting baþvurusu yaptýðýný, dolayýsýyla Gündoðdu Mitingi’ne katýlmayacaðýný, miting baþlama saatinin 15.00 olacaðýný, TÜRK-Ýޒin Gündoðdu Meydaný’na herkesten önce gelip Ýstiklal Marþý’ný okuyacaðýný, programýn Enternasyonal ve 1 Mayýs Marþý ile bitirileceðini açýklayýp diðer önerilerin gerçekleþmesinin mümkün gözükmediðini ifade etti. Devrimci sosyalist güçler farklý iki koldan yürüyüþe geçtikten sonra Cumhuriyet Meydaný’nda birleþip alana girme kararý alýrken Alýnteri ve Devrimci Hareket de bu birlikteliðe uyacaðýný ifade etti. BDSP, DTP, ESP, HKM, SDP ve KöZ Basmane tarafýndan, Alýnteri, DHP, DÝP Giriþimi, ODAK ve Partizan da Konak tarafýndan Cumhuriyet Meydaný’na gelip iki kolun birleþtirilmesi ile tek koldan Gündoðdu Meydaný’na yürüme kararý alýndý. Ýþçiler 1 Mayýs’a, 1 Mayýs Ýþçilere! Geçtiðimiz senelerde olduðu gibi 2008 1 Mayýsý’nda da Gündoðdu Meydaný’na yürüyüþe geçmeden önce sendikasýz-sigortasýz çalýþan deri iþçilerinin yoðun olarak bulunduðu Basmane-Kapýlar havzasýnda bir eylem yapma kararlýðý gösteren içinde çalýþma yürüttüðümüz kitle örgütlerinden Deri Ýþçileri Derneði ve Özgür Yaþam Kooperatifi çalýþanlarý ile birlikte KöZ’ün arkasýnda duran komünistler iþçi sýnýfýnýn en örgütsüz ve en çok ezilen kesimlerine 1 Mayýs’ý taþýdýlar. Perþembe günü olduðu için iþçilerin büyük bir bölümünün çalýþmak zorunda kalmasý ve 1 Mayýs’a gelememesi nedeniyle “1 Mayýs’a gelemeyen iþçilere 1 Mayýs’ý götürme” þiarýyla hareket eden komünistler yine Kapýlar havzasýndaydý. “Sigortasýz Parça Baþý Çalýþmaya HayýrDeri Ýþçileri Derneði” pankartýnýn arkasýnda deri iþçileri ve onlara destek veren kundura iþçileri yer alýrken, “Eleme Sýnavlarýna Karþý Çalýþana Öðrenim Öðrenciye Ýþ Hakký-Özgür Ya þ a m E ð i t i m v e D a y a n ý þ m a Kooperatifi”, “Newroz Ateþiyle Varoþlarda Birleþ, 1 Mayýs’ta DevleþKomünist KöZ pankartlarý da saat 12 de Dericiler Kahvesi’nin önünde yerini aldý. Kapýlar-Kahveler alanýnda yapýlan ajitasyon konuþmalarý ile iþçiler karanlýk atölyelerinden iþçilerin mücadele günü olan 1 Mayýs’a çaðrýlýrken alanda toplanmaya baþlayanlar “Ýþte 1 Mayýs, Alanlardayýz” sloganý ile 1 Mayýs’a merhaba dedi. “Diz çökerek yaþamaktansa, ayakta ölmek yeðdir”

diyerek haramilerin saltanatýna karþý mücadele ederken bedenleri aramýzdan ayrýlanlar için yapýlan saygý duruþu “1 Mayýs’ta Düþenler Kavgamýzda Yaþýyor” sloganý ile noktalanýrken, yavaþ yavaþ pankartlarýn arkasýna geçmeye baþlayan iþçiler “Köle Deðil Ýþçiyiz, Birleþince Güçlüyüz” diye haykýrarak diðer arkadaþlarýný da kahvelerden, lokantalardan çaðýrmaya baþladý. Sendikalý Ýþçilerle Sendikasýz Ýþçiler Kapýlar’da Buluþtu Hemen yanýmýzda da DÝSK Genel-Ýþ Binasý önünde 4 ve 5 No’lu þubelere baðlý iþçiler 1 Mayýs Marþý ile toplanmaya baþladý. Kortej ve pankartlarla atölyelerin arasýndan bir yürüyüþ yapýldýktan sonra Genel-Ýþ’te örgütlü iþçilerin arasýndan geçtik. Sendikanýn oluþturduðu kürsüden “sendikasýz-sigortasýz çalýþan deri iþçileri de aramýzda” diye anons yapýldýktan sonra “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganýný hep birlikte haykýrdýk. Özgür Yaþam Kooperatifi iþçilerin arsýndan geçerken anons yapýlýnca “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganý atýlýrken, kürsüden KöZ korteji selamlanýrken “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek” sloganý Kapýlar havzasýnda yankýsýný buldu. Bir süre daha atölyelerin arasýndan dolaþýlarak ajitasyon konuþmalarý ve sloganlarla iþçiler 1 Mayýs’a ayrýldýktan sonra Basmane Meydaný’daki yerimizi almak üzere yürüyüþe geçtik. Kapýlar bölgesinden Basmane Meydaný’na giderken Tek Gýda-Ýþ sendikasýnýn önüne geldiðimizde binada asýlý bulunan ve sendikalý olduklarý için iþten atýlan 400 Yörsan iþçisinin direniþine dikkat çeken pankartý görünce “Yörsan Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganýný hep birlikte attýk. Yaþasýn Devrimci Dayanýþma Basmane Meydaný’nda BDSP, Ekim Gençliði, Manisa Ýþçi Birliði Derneði, EMEP, Emek Gençliði, ESP, SGDF, Tekstil-Sen, Halk Kültür Merkezleri, Devrimci Sosyalist Gençlik, SDP, DevLis kortejleri ile bir süre beklerken KöZ’ün arkasýnda duran komünistler 25 kiþilik kortejiyle “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganýnýn yaný sýra “Bolþevizm Kazanacak, Komünist Bir Dünya Kuracaðýz”, “Devrim Ýçin Devrimci Parti, Parti Ýçin Komünistlerin Birliði”, “Ýçerde Dýþarýda Hücreleri Parçala”, “Paralý-Parasýz Burjuva Eðitime Hayýr”, “Kürtlerin Esareti Ýþçilerin Esaretidir” sloganlarýný attý. Özgür Yaþam Kooperatifi çalýþanlarý 25 kiþilik kortejiyle “Sýnavsýz Eðitim, Sýnýfsýz Toplum”, “Kurtuluþ yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Çalýþana Öðrenim Öðrenciye Ýþ Hakký”, “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek”,

sloganlarýný atarken, 40 kiþilik kortejiyle Deri Ýþçileri Derneði “Köle Deðil Ýþçiyiz Birleþince Güçlüyüz”, “Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek”, “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Ýþçiler Kardeþ Patron Kalleþ” “Saðlýk Haktýr Satýlamaz”, “Kürtlerin Esareti Ýþçilerin Esaretidir” sloganlarýný sokaklara ve alanlara taþýdý. Cumhuriyet Meydaný’nda diðer kortejlerle Gündoðdu Meydaný’na girmek için beklerken Hernepeþ marþýný söyleyerek TevKurd da Cumhuriyet Meydaný’ndaki yerini aldý. Mitinge 50 bin Kiþi Katýldý Diðer senelerde olduðu gibi TÜRKÝþ ve TMMOB Alsancak Liman tarafýndan Gündoðdu Meydaný’na girerken TÜRKÝޒe baðlý sendikalarýn kitleselliði dikkat çekti. Cumhuriyet Meydaný’ndan geçen KESK’in alana girmesiyle sýrasýyla DTP, ÖDP ve EMEP, SDP alana girmeye baþladý. Siyasi partilerin alana girmesinden sonra TÜRK-Ýޒe baðlý sendikalar yavaþ yavaþ Gündoðdu Meydaný’ný terk etmeye baþladýlar. Partiler alana girmeye baþladýktan sonra sýrasýyla SDP, ESP, BDSP, DHP, HKM, Partizan, Devrimci Hareket, Deri Ýþçileri Derneði, Özgür Yaþam Kooperatifi, KöZ, TevKurd, Halkevleri ve Alýnteri Gündoðdu Meydaný’na giriþ yaptýlar. Dev-Lis baþta olmak üzere liselilerin yoðun katýlým gösterdiði ve coþkularý ile dikkat çektiði mitinge sendikasýz iþçilerin kendi pankartlarý ile katýlýmý sadece Deri Ýþçileri Derneði ve Manisa Ýþçi Birliði Derneði ile sýnýrlý idi. Alana giriþte yaþanan týkanýklýk nedeniyle sendikalarýn, siyasi yapýlarýn ve diðer kitle örgütlerinin ayný anda Gündoðdu Meydaný’nda bulunamadýðý mitinge 50 bin kiþilik katýlým saðlandý. Geçtiðimiz senelerde Ýþçi Partisi’nin alandaki varlýðý nedeniyle devrimcilerde, sosyalistlerde hissedilen can sýkýcý durumun, Ýþçi Partisi’nin alana gelme cesaretini gösterememesi nedeniyle bu sene yaþanmamasý ve mitingin 1 Mayýs, Enternasyonal Marþý ile bitirilmesi olumlu geliþmeler olarak deðerlendirilmelidir. Ýzmir’de 2008 1 Mayýsý, yine Taksim’in gölgesinde gerçekleþmesi, son 1 haftaya kadar mitingin nerede ve saat kaçta yapýlacaðýnýn belli olmamasý ve DÝSK’in çok az katýlým göstermesi gibi bir dizi olumsuz duruma raðmen son yýllarýn en kitlesel ve coþkulu 1 Mayýs’ý olarak kayda geçmiþtir. KöZ’ün arkasýnda duran komünistlerin de gerek kendi kortejleri, gerekse içinde çalýþtýðý kitle örgütlerinin kortejleri coþkularýný geçtikleri her sokaða ve alana taþýrken, 1 Mayýs’ý iþçilere götürmenin haklý gururunu da paylaþtýlar. Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek

“....Bursa'da havlucu Recebe Karabük fabrikasýnda tesviyeci Hasana düþman fakir - köylü Hatçe kadýna ýrgat Süleymana düþman, sana düþman, bana düþman, düþünen insana düþman…” Ýþçi sýnýfýnýn birlik mücadele ve dayanýþma günü olan 1 Mayýs’ta alanlara çýkmasýný, haklý mücadelesinin sesini duyurmasýný istemeyen iktidar; alanlarý kapatarakyasaklarla 1 Mayýs’a ve emekçilere olan düþman tavrýný ortaya koymuþtur. Günler öncesinden iþçi sýnýfýný – üretenleri sokak aðzýyla küçümseyen demeçler veren “ayaktakýmý” ilan eden ülke yöneticileri, alanlara çýkacak emekçilere zor kullanacaklarýný ilan etmekten, tehdit etmekten geri durmadýlar. Taksim’e çýkacak iþçi sýnýfýný topyekun “provokatör” ilan eden ayný anlayýþ 1 Mayýs sabahý Ýstanbul sokaklarýnda, Taksim ve Þiþli bölgesinde dizginsiz bir terör estirdi. Türban üzerinden sahte demokrasi ve özgürlük nutuklarý atan hükümetin talimatýyla hareket eden kolluk güçleri, 1 Mayýs’ý kutlamak için toplanmaya çalýþan iþçi ve emekçilere akla gelebilecek her türlü araçla, en ölçüsüz biçimde saldýrdýlar… Her türlü toplanma giriþimi anýnda polisin vahþi saldýrýsýyla, gaz bombalarýyla, boyalý sularla, dipçik ve cop darbeleriyle karþýladý. Saldýrýlar sadece iþçi ve emekçileri deðil sokaktaki turisti, alýþveriþ merkezindeki insanlarý, kýsacasý bütün toplumu hedef aldý. 1 Mayýs için okullarý tatil eden, vapur ve otobüs seferlerini iptal eden bu anlayýþ sokaða çýkan herkesi da Taksim sorgusuna çekmiþtir. Bu düþmanca tutum 1 Mayýs 1977 Taksim’i kana bulayan anlayýþýn devam ettiðinin açýk göstergesidir. Saldýrýlarda ölçü tanýmayan kolluk güçleri Þiþli Etfal Hastanesi’nin bahçesine dahi gaz bombasý atacak kadar gözünü karartmýþtýr. - Hastane'ye en az 4 kez gaz bombasý atýlarak tedavileri yapýlmaya çalýþýlan insanlarýn tedavileri engellenmeye çalýþýlmýþtýr. 1 Mayýs günü daha sabah 06,30'da DÝSK binasýna tazyikli su, biber gazý ve coplarla saldýran polis, her yerde bu acýmasýz saldýrý ve terörünü sürdürmüþtür. Yine Þiþli Adliyesi önünden, DÝSK'e gitmek isteyen 7 avukattan önce kimlik göstermeleri istenmiþ, kimlik gösterildikten sonra polis kordonundan geçildiði sýrada kordon kapatýlarak avukatlar biber gazlarý eþliðinde coplarla dövülmüþtür. - Gözaltýlarý takip eden avukatlar da karakol içleri ve önlerinde aðýr hakaret ve dayaða maruz kalmýþ, onlarcasý bu saldýrýlar sýrasýnda yaralanmýþtýr. - Parti, sendika, meslek odasý binalarýný kuþatan polis bina içlerindeki insanlara silahlý, gaz bombalý, coplu saldýrýda bulunmuþ, Makina Mühendisleri ve Harita Mühendisleri Odasý'ný basan ve saldýran polis yüzlerce insaný vahþice döverek gözaltýna almýþtýr. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), 1 Mayýs gösterilerini izleyen bir gazetecinin cop darbesiyle kolunun kýrýldýðýný, diðer biz gazetecinin de baþýna aldýðý darbeden dolayý hastanelik olduðunu bildirmiþtir. 1 Mayýs alanýna gelmek isteyen gruplara polisin müdahalesi sonucunda Okmeydaný'nda Burhan Gül (19) isimli bir gencin baþýndan plastik mermiyle vurularak yaralandýðý öðrenilmiþtir. Ýþçi emekçilere yönelik düþmanca tutum sonucu onlarca insan yaralanmýþ, atýlan gazlardan kalp krizi geçirenler olmuþ, açýk hapishaneye dönüþtürülen Ýstanbul’da 530 kiþi gözaltýna alýnmýþtýr. Özgürlük-eþitlik –sömürüsüz dünya çaðrýlarýnýn susmasý için en vahþi saldýrýlarý örgütleyenler, diðer yanda mezarda emeklilik yasa tasarýlarýný-GSS ‘yi bir çýrpýda meclisten geçirmiþlerdir. Her türlü yýkým yasalarýna mimarlýk eden, iþçi emekçilere dönük haklarý gasp etmek için sýnýr tanýmayan iktidar, halklarýn kardeþliði ve eþitliði çaðrýlarýný da yine sýnýr ötesi operasyonlarla ve bombalarla yanýtlamaktadýr. Tüm bu yaþananlarý-devlet terörünü protesto ediyor, kazanan direnen halklar ve emekçiler olacaktýr diyoruz. Bugünden yarýna sadece haklý mücadelesinde direnenler kalacaktýr çok iyi biliyoruz. 02/05/2008 Her yer Taksim, Her yer 1 Mayýs ! Yaþasýn taksim direniþimiz! ALINTERÝ-BDSP-ESP-DHP-SDP-ODAK-KÖZPARTÝZAN-ÝHD


Sayfa

8

MAYIS 2008

Amerika’da 1 Mayýs Ankara'da 1 Mayýs Coþkuyla Kutlandý

Bu yýl Amerika Birleþik Devletleri’nin Los Angeles, Washington, Milwaukee, New York, Chicago, Seattle, Boston, Houston, Dallas and Detroit 1 Mayýs miting ve yürüyüþleri gerçekleþti. Bu eylemlerin ana temasý göçmen iþçilerin hak ve talepleri ile polisin siyahlara yönelik artan saldýrýlarýydý. Biz de ABD’de bulunan komünistler olarak bu eylemlerden bir tanesine, New York’takine katýldýk. Bu yýl 1 Mayýs’a New York çevresinde bulunan þehirlerdeki üniversite öðrencilerinin oluþturduðu bir kortej halinde katýlmak ve ortak bir pankartla yürümek gibi bir amaçla hazýrlandýk. Yine daha öncesinde konuþma þansý buluduðumuz baþka üniversitelerden bir kaç arkadaþ ile beraber çeþitli kanallardan ulaþtýðýmýz farklý ülkelerden, ve çoðunluðu Türkiyeli öðrencilere bir çaðrý yaptýk. Bu çaðrýda, 1 Mayýs’ýn ABD’de doðup, burada unutulmasýna karþýn, bu topraklarýn en çok ezilen ve sömürülen kesimler olan Latin Amerikalý, çoðu kaçak, göçmen iþçilerin 1 Mayýs’ý son bir kaç yýldýr tekrar bu topraklara geri getirdiklerini vurguladýk. Bu nedenle de 1 Mayýs’ta göçmen iþçilerle beraber dayanýþma içinde olmanýn çok önemli olduðunu dile getirdik. 1 Mayýs’ta bir öðrenci korteji olarak New York’ta yürüyeceðimizi, ve de “Öðrenciler Göçmen Ýþçilerle Dayanýþma Ýçinde! Birlikte Güçlüyüz, Bölünürsek Kaybederiz” yazýlý bir pankart taþýyacaðýmýzý yazdýk.

New York’ta 2008 Yýlý 1 Mayýsý Sönük Geçti Bu yýl ABD’deki 1 Mayýs eylemleri son iki yýla kýyasla oldukça zayýftý. 2006 yýlýnda 50 yýl aradan sonra 1 Mayýs’ý doðduðu topraklara geri getiren eylemlerde birçok sehirde 2 milyondan fazla göçmen iþçi yürümüþ ve bu eylemler oldukça ses getirmiþti. Geçtiðimiz yýl ise rakamlara bakýldýðýnda 2006 yýlýna nazaran gerilese de, 2006 1 Mayýsý’ndan sonra son elli senenin en büyük ikinci 1 Mayýsý gerçekleþmiþti. Ancak geçtiðimiz yýl KöZ’de belirttiðimiz gibi 2006 1 Mayýsý’nda göçmen iþçilere destek verdiðini söyleyen Demokrat Parti, kongrede çoðunluðu ele geçirince göçmen iþçilere verdiði bu desteði 2007 1 Mayýsý’nda geri çekmiþ görünüyordu. Buna raðmen yine de birçok kentte düzenlenen gösterilerde yüz binlerce insan toplanmýþtý. Bu yýl ise manzara oldukça farklýydý. Geçtiðimiz yýl 25 bin kiþinin yürüdüðü New York’ta, bu yýlki eylemde yanlýzca 3 bin civarýnda katýlmcý vardý. Bu yýl seçim gündeminin hem savaþ karþýtý eylemleri hem de 1 Mayýs eylemlerini sekteye uðrattýðýný söylemek mümkün. Yine de katýlýmýn düþüklüðüne raðmen çoðunluðunu göçmen iþçilerin oluþturduðu kalabalýk coþkulu bir tablo çizdi. Göçmen iþçiler eylemde, “Polis baskýnlarýna ve sýnýrdýþýlara son”, “Yasallaþma, statü istiyoruz”, “Herkes için adalet” þiarlarýný yükseltti. Beþ saatlik mitingin ardýndan yaklaþýk 2.5 saat süren bir yürüyüþ gerçekleþti. Eylemde bizim de içinde yer aldýðýmýz kortejde yaklaþýk 11 kiþi yer aldý. Farklý ülkelerden gelen öðrencilerin arkasýnda durduðu pankartýmýz mitinge gelenler tarafýndan ilgiyle karþýlandý. Yürüyüþ sýrasýnda kortejimize katýlmak isteyenler de oldu. Yürüyüþ sýrasýnda birçok slogan attýk ve farklý dillerden ayný anda Enternasyonel’i, Avusturya Ýþçi Marþýný ve 1 Mayýs Marþýný söyledik. Eylemde hem öðrencilerle, hem sosyalist çevrelerle sohbet etme ve hazýrladýðýmýz KöZ broþürlerini daðýtma imkaný bulduk. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz ABD Doðu Kýyýsýndan Komünistler

2007 1 Mayýsý’nýn üzerine ölü topraðý serpilmiþ havasýnýn ardýndan 2008 1 Mayýsý 2007’nin aksine ve tüm Taksim muðlaklýðýna raðmen son yýllarda Ankara’da gerçekleþtirilen en kitlesel mitingler arasýnda yer aldý. Halbuki bu yýl Ankara’da 1 Mayýs hazýrlýklarý oldukça geç baþlamýþtý. 1 Mayýs’tan iki hafta öncesine kadar, bir miting olup olmayacaðý, olursa nerede olacaðý ve kimlerin örgütleyeceði konularý belirsizliðini koruyordu. Nihayet 18 Mayýs’ta KESK 1 Mayýs için bir toplantý çaðrýsý yaptý. Toplantýya geç kalmýþtýk, içeri girdiðimizde afiþlere nelerin yazýlacaðý, devrimci 1 Mayýs platformunun örgütleyiciler arasýnda olup olmayacaðý tartýþýlýyordu. KESK temsilcisinin, Ankara’da bir geleneðin oluþtuðunu, yýllardýr 1 Mayýsý sendikalarýn örgütlediðini ve pratik olarak da (izin gibi konular yüzünden) böyle olmasýnýn daha kolay olduðunu söylemesi üzerine, önceden 1 Mayýsý devrimcilerin örgütlediði ve 1 Mayýs’ýn kutlanabilmesi için devrimcilerin aðýr bedeller ödediði yönünde itirazlar geldi. Ancak bu itirazlar sonuçsuz kaldý. Toplantýya katýlanlar arasýnda Ýþçi Partisi de vardý. Ýþçi Partisi 1 Mayýs için baþvuru yaptýðýný ve toplantýya katýlanlara 1 Mayýs’ý birlikte kutlamak için geçen yýl yaþanan olaylarýn yaþanmamasý gerektiðini vurgularken, bu baþvuruyu da bir tehdit unsuru olarak kullanýyordu. Bu baþvuruyu geri çekip çekmemenin bir tehdit unsuru oluþturmayacaðýnýn söylenmesinin üstüne Ýþçi Partisi 1 Mayýs’ý farklý bir alanda kutlayacaðýný belirtti. Toplantýda 21 Nisan Pazartesi günü Sýhhiye Meydaný için miting baþvurusu yapýlacaðý ve baþvurudan sonra tekrar bir toplantý yapýlacaðý söylendi. Ancak ikinci bir toplantý yapýlmadý. 1 Mayýs’tan bir kaç gün önce ortak afiþlerin basýldýðý haberi verildi. 1 Mayýs örgütleyicileri KESK, Ankara Þubeler Platformu, TMMOB, Ankara Tabip Odasý, Genç-sen, Halkevleri, PSAKD, Devrimci 78’liler Federasyonu, Kýzýlýrmak Yerel Dernekler Federasyonu, Divriði Kültür Derneði, ÝHD, DHD, EKD, SBF, SGD, SUKADER, KöZ, Alýnteri, BDSP, ESP, Özgür Eðitim Platformu, Geleceðimizi Ýstiyoruz Giriþimi, Sosyalist Parti Giriþimi, DTP, EMEP, TSÝP, ÖDP, SDP ve SHP vardý. Bir yandan son haftada örgütlenmesine baþlanan 1 Mayýs hazýrlýklarý sürerken diðer yandan bizler de çalýþma yürüttüðümüz mahallede 1 Mayýs hazýrlýklarýna çoktan baþlamýþtýk. Yapýlan 1 Mayýs sohbetlerinin

yaný sýra bileþenlerinden olduðumuz Umut Kültür Derneði’nde Mart ayýnda oluþturulan 1 Mayýs komisyonuyla kurumun 1 Mayýs çalýþmalarýný da gerçekleþtirdik. Mahallede 100 eve 1 Mayýs için hazýrladýðýmýz kýsa filmi daðýttýk ve sohbetler ettik. Varoþlarý 1 Mayýs alanýna çaðýrdýk. 27 Nisan’da da kurumda 1 Mayýs etkinliði gerçekleþtirildi. Mahallelinin bir çoðunun çalýþýyor olmasý nedeniyle alana gelmesini saðlayamasak ta, daðýtýlan bu 1 Mayýs filmlerinin görmüþ olduðu ilgiyle 1 Mayýs’ý mahallelinin gündemine sokabilmiþ olduk. Böylece bazý arkadaþlar da geçen yýllarda katýlamadýklarý mitinge bu yýl iþ yerlerinden izin alarak katýlým saðlayacaklarýný söylediler ve katýldýlar. 1 Mayýs günü, mahalleden 1 Mayýs miting alanýna bir araba kaldýrdýk. Mitinge gitmeden önce herkes evinden Taksim görüntülerini izleyerek gelmiþti. 1 Mayýs öncesinde sendikalarýn , CHP ve türevlerinin dümenine su taþýyan tartýþmalarýn yarattýðý sýkýcý hava, bu görüntülerle, Ankara’da 1 Mayýs sabahýna da yansýmýþ oldu. Fakat alanda herkesi baþka bir hava bekliyordu. Miting, Opera binasý önünde saat 14:00’te kortejlerin oluþturulmasýyla baþladý. Yürüyüþ oldukça geç baþladý, fakat bütün kortejlerin gelmesiyle alanda beklemekten yorulan deðil, birbirinden güç alarak daha da coþkulanan ve geçen yýlki ölü topraðýný üzerinden atan bir hava oluþuyordu. Mitingde 10 bini aþkýn bir kitle vardý. Mitinge, örgütleyicileri dýþýnda DSÝP, TÖP, ODTÜ ve Cebeci Öðrencileri, Tunceliler Derneði, Efendisizler, Pembe Hayat, Ankaralý Feministler, ATO TIP Öðrencileri ve Eðitim Emekçileri Derneði pankartlarýyla katýldý. Kortejlerde barýnma hakký için alana çýkanlar, yeni saðlýk yasasýna karþý sloganlar, lise öðrencilerinin kitlesel katýlýmlarý, mitinge halaylarla baþlayan DÝSK’in yer almadýðý sendikalý iþçiler göze çarpýyordu. Halkevleri'nin kitleselliði ile dikkat çektiði mitingde, “Türkiye iþçi sýnýfýna selam” pankartý arkasýnda yürüyen 500 kadar baðýmsýz liseliler de mitingin dikkat çeken bir diðer korteji oldu. “Yaþasýn 1 Mayýs”, “Biji yek gulan”, “Faþizme karþý omuz omuza”, “Faþizmi döktüðü kanda boðacaðýz”, “Yaþasýn devrim ve sosyalizm”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “AKP halka hesap verecek”, “Faþizme ölüm tek yol devrim” “Yaþasýn halklarýn kardeþliði, iþçilerin birliði” en fazla atýlan sloganlar oldu. Biz de KöZ’ün arkasýnda duran komünistler

olarak, “Varoþlarda birleþ, 1 Mayýs’ta devleþ” pankartýmýz ve bayraklarýmýzla mitinge katýldýk. Ayrýca bazý yoldaþlarýmýz da içinde çalýþtýðýmýz Umut Kültür Derneði’nin “Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiçbirimiz” pankartýnýn arkasýnda yer aldýlar. Yürüyüþ boyunca “Yaþasýn 1 Mayýs, Býji Yek Gulan”, “Varoþlarda Birleþ, 1 Mayýs’ta Devleþ”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Herkese Saðlýk Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Öðrenciye Ýþ, Çalýþana Öðrenim Hakký”, “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Kürtlerin Esareti Ýþçileri Esaretidir” attýðýmýz sloganlar arasýndaydý. Arama noktasýna yaklaþýrken, arama noktasýnda ÖDP kortejinin giriþinde gaz bombalarýnýn atýldýðýný gördük. Önümüzde bulunan ODAK ve DEV-LÝS kortejlerinin geriye doðru kaçtýðýný görünce bir çatýþma çýktýðýný fark ettik. Bazý yoldaþlarýmýz gaz bombalarýnýn atýldýðý yere doðru gittiler, o zaman ÖDP’lilerin bir kýsmýnýn üstünü aratmak istemedikleri için polisle çatýþma baþladýðýný öðrendik. Daðýlan kortejlerin tekrar yerlerini almasýnýn bu sefer kortej sorumlularýnýn kendi aralarýnda konuþmasýyla birlikte ikinci gaz bombasýyla kortejler geri çekilmeden ilerlediler. Diðer yandan da alana girmiþ olanlarýn da arama noktasýna gelmesiyle birlikte arama noktalarý kaldýrýldý. Alana “Faþizme Karþý Omuz Omuza” ve “Ordu Polis Tekeller Ýþte Katiller” sloganlarýný atarak girdik. Bu çatýþmanýn ardýndan alana girenler alkýþlarla karþýlandý. Mitingde, KESK Yönetim Kurulu Üyesi Fevzi Ayberk yaptýðý konuþmada tüm emekçilerin 1 Mayýs bayramýný kutladý. Ýstanbul’da yaþanan 1 Mayýs saldýrýlarýnýn tam anlamýyla faþist saldýrý olduðunu kaydederek türban ve kapatma davasý söz konusu olduðunda “özgürlükçü” olan AKP’nin, konu emekçilere geldiðinde ise tam anlamýyla faþist bir yönelim içerisinde olduðunu vurguladý. Türk-Ýþ Ankara Ýl Temsilcisi Fahri Yýldýrým, AKP'nin halkýn taleplerini deðil, IMF’nin emirlerini dinlediðini belirtti. Yýldýrým, kapitalizmin barbarlýðýnda süründürülen iþçilerin 1 Mayýs’ýný kutladý. Emekçilerin birlikte mücadele etmesi gerektiðini ifade eden Yýldýrým, AKP zulmüne karþý birlik ve mücadele çaðrýsýnda bulundu. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan son yýllarýn Ankara’da gerçekleþtirilen en kitlesel ve coþkulu mitingi sonlandýrýldý. Ankara’dan Komünistler

Samsun’da Ondokuz Mayýs Üniversitesi Öðrencileri Olarak 1 Mayýs’a Çýktýk

Samsun’da 1 Mayýs günü için Ondokuz Mayýs öðrencileri olarak eyleme katýldýk. Eyleme geçmeden önce nasýl hazýrlandýðýmýzdan bahsetmek istiyorum. Bir kaç arkadaþa OMÜ öðrencileri olarak ya 78’liler derneði ya da Eðitim-sen’le kendi dövizlerimizle eyleme katýlma önerisinde bulundum. Bir arkadaþla görüþtüm. Ona bu fikri sundum, o da bir grubun OMÜ öðrencileri olarak katýlacaðýný söyledi ve orda o arkadaþlarla iletiþime geçme kararý aldýk. Ertesi gün o arkadaþla görüþtük. Böyle bir þeyin olmayacaðýný, sadece düþüncede olduðunu öðrenince bunu bizim örgütleyebileceðimizi düþündük. Daha sonra Ekim Gençliði’nden arkadaþlarla görüþtük. Onlar da böyle bir þeyin yapýlabileceðini ve destek sunacaklarýný söylediler. Fakat daha sonra iletiþim kopukluðu yaþadýk. Önümüzde 2 günlük bir sürenin kalmasýndan dolayý hemen görüþmelere baþlamamýz gerektiðini düþündük ve hemen kendimize sloganlar belirledik. Bu sloganlarý arkadaþlara da önerdik onlarýnda kattýðý sloganlar oldu ve bu sloganlarla Eðitim-Sene gittik. Eðitim-Sen baþkanýyla görüþtük. O da onlarýn kortejinin bitiþinde pankartý açabileceðimizi söyledi. “Parasýz, bilimsel, ana dilde eðitim” sloganýna ve “Biji yek gulan” sloganýna karþý çýktý. Biz de acelemiz olduðu için tamam dedik. Pek üsteleyemedik. Burada üstelememiz gerekirken her þeyin sýkýþmýþ bir durumda oluþu bizim saðlýklý düþünmemizi engelledi. Pankarta da “Yaþasýn Ýþçi Öðrenci Dayanýþmasý” yazýlacaðýný söyledik. Daha sonra bir kýrtasiyeye gidip ozalit çýktý aldýk. Ozalit çýktýnýn kullanýþlýlýðý þüpheliydi. Oradan 78’liler Derneðine

geçtik tekrar. Orada bize bir takým önerilerde bulunan bir kiþi bizi pankart yapan bir yere yönlendirdi ve benim selamýmý söyleyin nasýl bir þey istiyorsanýz yaptýrýn dedi. Teþekkür edip ayrýldýk ve dediði yere gittik. Daha sonra teþekkür etmek için 78’lilere döndük ve oradan da tekrar döviz hazýrlamak için çýta olmadýðýný söyledik. Onlar da bize çýta verdi. Daha sonra Eðitim-Sen’e tekrar uðradýk. Onlardan da çýta aldýk. Oradan ayrýldýktan sonra diðer arkadaþlarla görüþme aldýk ve hangi dövizleri kimin yazacaðýný kararlaþtýrdýk. Okula gidince de çevremizdeki arkadaþlara 1 Mayýs’a OMU öðrencileri olarak katýlacaðýmýzý ve onlarý da

beklediðimizi söyledik. Duyan arkadaþlar katýlacaklarýný söylediler. 1 Mayýs’a normalde katýlmayacak olan arkadaþlar bizimle geleceðini söylediðinde çok mutlu olmuþtuk. Dövizleri hazýrladýk ve son olarak buluþma yeri belirledikten sonra katýlacak olan arkadaþlara mesajla yeri belirttik. Sabah da buluþup yürüyüþ alanýna geçtik. Daha sonra Ekim Gençliði’nden arkadaþlar geldi. Onlar da pankart hazýrlamýþtý. Bu durum biraz sýkýntý yaþatmýþ olsa da daha sonra çözüldü. Baþta o pankart da açýldý; daha sonra pankart toplandý. Ýlk baþta 15 kiþiydik. Daha sonra sayýmýz giderek arttý ve elliye yaklaþtý. Dövizlerimiz ilgi gördü. Eðitim-Sen’li bir hoca “Yaþasýn Eylemli Sýnýf Dayanýþmasý” yazýlý dövize “çok güzelmiþ bir ara bana verin ben taþýyayým” dedi. Bizde tamam dedik. Eðitim-Sen’in hemen arkasýnda pankartýmýzý açtýk. Dövizlerimizde, “Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiç birimiz,” “Öðrenciye iþ çalýþana öðrenim hakký,” “Yaþasýn eylemli sýnýf dayanýþmasý,” “Yaþasýn öðrenci iþçi dayanýþmasý,” “ÖSS, KPSS, SSGSS çöpe,” “Yaþasýn 1 Mayýs,” “Biji yek gulan,” “Bilimsel parasýz ana dilde eðitim” yazýlýydý. Kortej beklediðimizden kalabalýk ve canlýydý. Sloganlarýmýzsa “Zafer savaþan iþçilerin olacak, 1 Mayýs kýzýldýr kýzýl kalacak, Öðrenciye iþ çalýþana öðrenim hakký, Yaþasýn eylemli sýnýf dayanýþmasý, Yaþasýn öðrenci iþçi dayanýþmasý, Kahrolsun ücretli kölelik düzeni,

Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiç birimiz, Herkese saðlýk herkese eðitim hakký, Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek, Fabrikada köle üniversitede müþteri olmayacaðýz, Yaþasýn halklarýn kardeþliði” gibi sloganlar attýk. Slogan atma yürüyüþ boyunca devam etti. Eylemde katýlým ve canlýlýk yüksek olmasý bizi ayrýca mutlu etmiþti. Ayrýca iki tane lise öðrencisi bizim kortejimize katýlmýþtý. Eylem sonrasý kiminle geldiklerini sordum, onlar da kendimiz geldik dediler. Lise öðrencisiydiler. ÖSS, KPSS, SSGSS çöpe sloganýný onlarla beraber attýk. Bu da çok güzel bir olaydý. Alana gene sloganlarýmýzla girdik, en sýk attýðýmýz slogan “Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiç birimiz” oldu. Baþkasý attýðýnda da destek verdik. Alanda da slogan attýk. Halay çekildi ve daha sonra eylem bitti. Vaktimizin kýsa olmasý nedeniyle bir takým sorunlar yaþadýk. Sloganlar konusunda bir örgütsüzlük vardý. Kararlaþtýrdýðýmýzýn dýþýnda da sloganlar atýldý. Baþka eylemlere daha iyi hazýrlanacaðýz ve daha disiplinli olmaya, aldýðýmýz kararlara uymaya özen göstereceðiz. Katýlýmýn yüksek olmasý ve normalde 1 Mayýsa katýlmayan arkadaþlarýn bizim kortejimizde olmasý ve sloganlara destek vermesi bizi çok sevindirdi. Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek Yaþasýn 1 Mayýs, Biji Yek Gulan Yaþasýn Öðrenci Ýþçi Dayanýþmasý Samsun'dan bir Komünist


Sayfa

MAYIS 2008

Antalya’da 1 Mayýs

Alanýmýzda 1 Mayýs öncesi yaptýðýmýz etkin 1 Mayýs çalýþmasý sonucunda Eðitim-Sen’le birlikte alanýmýzdan 2 otobüs ve 6 özel araba kaldýrdýk. Ýlk defa liseden 1 Mayýs alanýna katýlým saðlanmasý bizi epeyi umutlandýrdý. Alanýmýzda 1 Mayýs öncesi estirilen baskýlar bu yýl geçen yýllara oranla daha da yoðun bir katýlýmýn olmasýný engelleyemedi. 1 Mayýs’a iki gün kala kitle örgütlerini polis göz hapsine aldý. Akþam dýþarý çýkanlara kimlik soruldu. Alanýmýz hissedilir bir þekilde tedirgin edildi. Amaç 1 Mayýs’a katýlmak isteyenlere gözdaðý vermekti. Provokatörler lisede de iþ baþýndaydý. Lisede okuyan 8 Kürt çocuðuna, aralarýnda sivillerin de bulunduðu faþistler linç giriþiminde bulundu. Bu gün halen Kürt çocuklarý aileleriyle ve jandarma güvenliðiyle okula gitmeye çalýþýyorlar. Her þeye raðmen kitlesel bir katýlýmla alandaydýk alanda DTP ve EMEP’in arasýnda 30 kiþilik kortejimizi oluþturarak kurumun pankartýný açtýk. Taþýdýðýmýz dövizler “Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Vergi dediniz verdik, vatan dediniz öldük, sýra açlýða mý geldi”, “Örttünüz türbaný karartýnýz her yaný”, “Sen ben biz kýracaðýz zincirleri, SÖZ”, “Deryada gemimiz yazlýkta evimiz yok, AÇIZ”, “Mezarda emekliliðe hayýr”, “Öðrenciye iþ çalýþana öðrenim hakký”, “Ayak takýmý deðil ülkenin bel kemiðiyiz”, “Saðlýðýmýzý ABD uþaklarýna satamazsýnýz”, “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner”, “Yaþasýn örgütlü mücadele” idi. 11 ayrý sözle çoðaltýlmýþ 25 dövizimiz vardý. DTP ile ortaklaþtýðýmýz sloganlarýn yaný sýra “Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Özgürlük savaþan iþçilerle gelecek” sloganlarýný da gür sesle attýk. Bir de alanda tek bildiri daðýtanýn biz olmamýz, bizim dýþýmýzdakilerin bize yönelmelerini saðladý. Antalya’da bu yýl geçen yýllara oranla katýlým çok çok fazlaydý ama nitelik bizce sýfýrdý. Eylem sonrasý arabalara bineceðimiz otoparka vardýðýmýzda bir sürprizle karþýlaþtýk. EðitimSen’li arkadaþlar otoparkta ne kadar araba varsa hepsinin sileceklerine bizim bildirileri yapýþtýrmýþlardý. Orda fazla durmamýz güvenlik açýsýndan sakýncalý olacaðý kararýna vararak hemen arabalara bindik, orayý terk ettik. Yolda marþlar, türküler söyleyerek alanýmýza gece geldik. Katýlýmcýlarý tek, tek evlerine býrakarak, güvenliklerini saðladýktan sonra 1 Mayýs eylemimizi sonlandýrdýk. Bundan sonra alanýmýzda çalýþmalarýmýz artýk daha bir güç sarf ederek yoðunlaþmak zorunda. Bizler istemesek de iliþkilerimizin bizi rahat býrakmayacaklarýný biliyoruz. Dostlarýmýza kucaklar dolusu selamlarla. Yaþasýn örgütlü mücadele Yaþasýn Komünistlerin Birliði

Antakya’da 1 Mayýs Merhaba Arkadaþlar Antakya’da 1 Mayýs eylemi bu yýl, Eðitimsen, SES, TTB, DÝSK ESP EMEP ÖDP v TÖP'ün içinde olduðu tertip komitesi tarafýndan düzenlendi. 1 Mayýs geçen yýlki gibi yine Uður Mumcu alanýnda yapýldý. Kurum ve guruplar saat 14.30 da Doðuþ Okullarýnýn önünde toplanýp oradan alana doðru yürümeye baþladý. Ýskenderun'da da ayrý 1 Mayýs eylemi yapýlmasýna raðmen eyleme gelen kitle geçen yýla göre çok daha fazlaydý. Eyleme katýlýmýn 4000–5000 arasýnda olduðu tahmin ediliyor. Eðitim-Sen bin kiþiye yakýn kitlesini eyleme taþýdý. Eðitim-Sen’li arkadaþlara göre bu kadar fazla katýlýmýn olmasý en fazla SSGS yasasýndan kaynaklanýyor. Onlar da alana zaten yasada yapýlan düzenlemeler ve eðitim müfredatýndaki deðiþiklikler, eðitimde istihdam, gibi gündemlerle alana çýktýlar. Yürüyüþ güzergahý Harbiye, Samandað, Armutlu ve Sümerler Mahallelerini kapsýyordu. Yani kendini hissettirecek devrimcilerin çalýþma yürüttüðü bölgelerin tam kesiþtiði noktada oluyor. Armutlu mahallesinde bir sürü mahalle sakini kortejler buradan geçerken yol kenarlarýný doldurdu. Burada aslýnda o mahalle halkýný ifade edecek bir pankart olsaydý o insanlarý eylemin seyircisi olmaktan çýkarmak daha kolay olacaktý. Eylemin olumlu noktalarýndan biri Günyazý Köyü halkýnýn yaþadýklarý toprak sorunu üzerinden alana kimi çevreler tarafýndan yapýlan çalýþmalar sonucu alana taþýnmýþ olmasýydý. Yürüyüþ boyunca ve alanda ''Topraklarýmýzý Sattýrmayacaðýz Günyazý Halký Yalnýz Deðildir'' sloganlarý atýldý. Ýnsanlarýn kendi yaþadýðý sorunlarý hep birlikte alana taþýnmasý önemliydi. Alana yetiþtiðimizde bir kaç yapý hariç bütün kortejler birleþti. Kürsüden yapýlan konuþmalarýn merkezinde Taksim gündemi vardý. Bunun yanýnda SSGS, dýþarýda çalýþmak zorunda býrakýlan iþçilerin sorunlarýna ve baþý kesilme kararý alýnan Samandað'lý Sabri Boðday ve topraklarý zorla TOKݒye sattýrýlmak istenilen Günyazý Halký’nýn yaþadýðý bu soruna deðinildi. Þüphesiz ki bu sorunlarýn 1 Mayýs alanýna taþýnmasý katýlýmý arttýran etkenlerden yine biriydi. Yalnýz Antakya 1 Mayýsý’nda yürüyüþ güzergahýnda bazý kortejlerin arasýnýn neredeyse 500 metreden daha fazla açýlmasý devrimci dayanýþmayý gölgeleyen bir görüntü oluþturdu. Bunu kimiyle konuþtuðumda düzen açýsýndan her gurubun kendi sloganýný daha rahat atabildiði ve polisin zaten saldýracak gibi durmadýðýný söylemesi devrimci dayanýþmanýn ne kadar saðlýklý algýlandýðýný gösteriyordu. Ben yaptýðým her sohbette devrimci dayanýþmanýn bayraklarý karýþtýrmadan birlikte vurmak olduðunu ayrýca birlik ve dayanýþma gününde birbirimizden kopuk olmamýzýn birbirimizin sloganlarýný duymamamýzýn ve ortak slogan atamamamýzýn bizi hepimiz adýna bir kayýp olduðunu birlik ve dayanýþma ruhuna aykýrýlýðýný anlatmaya çalýþtým. Kaldý ki ayný bakýþ açýsý ayný sorunu yaþayan Günyazý halkýnýn farklý kortejlerde bu sorunu parçalý bir þekilde alana taþýmasýna neden olmuþtur. Bizim çalýþma yaptýðýmýz yerelden 40'a yakýn insan geldi. Alanda birlikte durmaya çalýþtýk. Yaptýðýmýz dayanýþma faaliyetlerini alana taþýmamak yine en önemli eksikliðimiz oldu. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz! Yaþasýn 1 Mayýs Yýhya Evvýl Ýyyor

9

Denizli’de coþkulu ve kitlesel 1 Mayýs

Denizli’de bu yýl 1 Mayýs hazýrlýklarý mitingin yapýlacaðý alan konusundaki belirsizlikle baþladý. Uzun süreden beri her yýl 1 Mayýslarýn yapýlageldiði Demokrasi Meydaný’na çok katlý bir alýþveriþ merkezi yapýlmýþtý ve artýk o alana 1 Mayýs için izin verilmeyecekti. Demokrasi Meydaný zaten kent merkezine uzak bir alandý ama bir hafta kala emniyetin eylem komitesine gösterdiði alan daha da uzak bir yerde ve kitlenin sesini duyurmaya kimseyi bulamayacaðý Ulus Meydaný oldu. Bunun üzerine siyasi partiler ve kitle örgütleri bir araya gelerek þehrin merkezi olan Çýnar Meydanýnda bir eylem düzenlemeye karar verdi. Eylemin örgütlenmesi için alýnan toplantýya DTP, SDP, EMEP, Sosyalist Parti Giriþimi, Denizli Barýþ Meclisi Giriþimi, 78’liler Denizli Ýl Giriþimi, KöZ, Geleceðimizi Ýstiyoruz Ýnisiyatifi ve DGH katýldý. Toplantý sonucunda yapýlacak eylemin, 1 Mayýs kürsüsünde görüþlerini ifade etme hakký tanýnmayan siyasetlerin özgür ajitasyonuna katký sunacak ve çevredeki halký Ulus Meydanýna çaðýracak bir basýn açýklamasý þeklinde olmasýna karar verildi. Okunacak basýn metnini hazýrlama

iþini EMEP, DTP ve KöZ üstlendi. 1 Mayýs günü miting için belirlenen buluþma saatinden 1 saat önce katýlan siyasetler Çýnar Meydaný’nda toplandý. Ýçinde çalýþtýðýmýz kitle örgütündeki arkadaþlarla aldýðýmýz kararla biz de Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi kortejiyle birlikte meydandaki yerimizi aldýk. Yaklaþýk 700 kiþinin katýldýðý eylemde okunan basýn metninin ardýndan kitle kortejler halinde Ýstiklal Caddesi’ni trafiðe kapatarak buluþma yerine yürüdü. Bu eylem ayný zamanda, hem yýllar sonra Ýstiklal Caddesi’nin gördüðü ilk eylem olmasý hem de 1 Mayýs için ayrýlan yürüyüþ güzergahýnýn fiili olarak Çýnar Meydaný’ndan baþlatýlmasý bakýmýndan oldukça anlamlýydý. Çýnar Meydandan gelen kitlenin belirlenen saatte sendikalarla buluþmasýyla birlikte Ulus Meydanýna hareket edildi. Önceki yýla göre daha kalabalýk ve coþkulu olduðu gözlenen mitinge yaklaþýk 1500 kiþi katýldý. 78’liler Denizli Ýl Giriþimi “1 Mayýs 1977 Katliam Dosyasý Açýlsýn” pankartýyla 77 1 Mayýsý’ný öne çýkaran bir duruþ sergiledi. 78’liler Ýl Giriþimi “1 Mayýs 1977 Katliamý

Dosyasý Açýlsýn”; DGH “Emperyalist Talan ve Hak Gasplarýna Karþý Yeni Demokrasi Mücadelesini Yükseltelim”; EMEP “Ýþ Ekmek Özgürlük”, “Geleceðimizi Ýstiyoruz Ýnisiyatifi”, “Bu Oyunu Biz Bozacaðýz”; SDP, “Tek Yol Devrim K u r t u l u þ S o s y a l i z m ” ; D T P, “Anadilimizi Ýstiyoruz”; Genç-Sen, “YÖK’e, Paralý Eðitime, Cinsiyetçiliðe, Militarizme, Faþizme, Kapitalizme Karþý Yürüyoruz”; ÖDP, “Umudu Örelim Güneþe Yürüyelim” pankartlarýyla alandaki yerlerini aldýlar. Biz de Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi kortejinde KöZ’ün arkasýnda duran komünistler olarak yerimizi aldýk. Sayýca az olmamýza karþýn, güzergah boyunca ve miting alanýnda yapýlan ajitasyon konuþmalarýyla, ve eleme sýnavlarýna yoðunlaþmýþ sloganlarýmýzla, çevremizdeki kortejlerin ve önünden geçtiðimiz halkýn dikkatini çektik. Özellikle korteji izleyen dershanelerden aldýðýmýz olumlu tepkiler coþkumuzu daha da arttýrdý. Eylem kürsüsünde yapýlan konuþmalarda aðýrlýklý olarak devletin Taksim yasaðýný, SSGSS ve özelleþtirme saldýrýlarýný eleþtiren konuþmalar yapýlýrken; 4 Mayýs günü

düzenlenecek olan Eleme Sýnavlarýna Karþý Elbirliði ve Mücadele Forumu’nun da çaðrýsý yapýldý. Bu yýlki Denizli 1 Mayýsý KöZ’ün arkasýnda duran komünistler için ayrý bir önem teþkil etti. Emekçiler için eðitim, eðitim için dayanýþma faaliyeti yürüten dostlarýmýzla yaklaþýk 4 yýldýr yürüyen kitle faaliyetinin talepleri emekçilerin talepleri ile buluþtu. Üstelik Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi’ndeki farklý siyasal görüþlere sahip bir kýsým arkadaþýmýzla ortaklaþarak, ayný pankart arkasýnda bir kýsým arkadaþýmýz da farklý görüþlerini daha ferahça ifade edebileceði siyasetlerin arkasýnda yürüyerek dillendirdi. Ayrý durup birlikte vur mayý önemseyen KöZ’ün arkasýnda duran komünistler emekçilere, devrimcilere ve Kürtlere dönük saldýrlar karþýsýnda somut sorunlarýmýza sahip çýkmak için rekabetçi ve dar gurupçu sekter anlayýþa inat bizim gibi bütünsel bakanlarla bir arada durmaya devam edeceðiz. Ayrý Dur Birlikte Vur! Devrim Ýçin Devrimci Parti; Parti Ýçin Komünistlerin Birliði 1 Mayýs Kýzýldýr Kýzýl Kalacak! Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!

Denizli 1 Mayýsý'nda Okunan Bildiri 1 Mayýs iþçi sýnýfýnýn enternasyonal bayramý olarak birlik, dayanýþma ve mücadele günü anlayýþýyla 122 yýldýr bütün dünyada kutlanýyor. Her milliyetten, dinden, dilden iþçiler, emekçiler ve halklar bugün sýnýfsýz, sömürüsüz bir insanlýk dünyasý talebiyle alanlara çýkarak en güçlü þekilde dile getiriyorlar. Elbette ülkemizde de bu böyledir. Kapitalist sermaye düzeni kabul etmese de ülkemiz iþçi ve emekçileri yýllardýr miting ve gösterilerle bu en önemli bayramlarýný bir mücadele günü olarak kutlamýþtýr. Siyasi iktidar ve yerel yönetimler her yýl olduðu gibi bu yýl da 1 Mayýs'ý yasaklarla karþýlamaktan vazgeçmiyor. AKP hükümeti bir taraftan 1 Mayýs’ý “Emek ve Dayanýþma Günü” ilan ederken, diðer taraftan emeðin 1 Mayýs’ta Taksim’de dayanýþmasýný engellemek için “Taksim’i yasak diyen bir ayet varmýþçasýna” yasak ilan etmiþ bulunuyor. Hükümetin bu yasak kararý “1 Mayýs'lar gerilim ve çatýþma günü olmaktan çýksýn istiyoruz” diyen Baþbakan Erdoðan’ý yalanlayan bir karardýr ve 1 Mayýs’ta yaþanacak her gerilim ve çatýþmanýn sorumlusu Baþbakan Erdoðan ve onun hükümeti olacaktýr. Taksim Meydanýný maç gösterilerine, terörü lanetleme adý altýnda yapýlan ýrkçý mitinglere, polis yürüyüþüne, lale bayramýna, yýlbaþýna, Denizli’de de Demokrasi Meydanýný da kapitalizmin hizmetine sunulmuþken, iþçilere yasaklanmýþtýr. Hükümet derhal bu yasak kararlarýný geri almalý, 1 Mayýs’ý resmi tatil günü ilan etmeli ve Baþbakan Erdoðan “ayak takýmý” diye küçümsediði iþçilerden, emekçilerden özür dilemelidir. Darbecilere, çetecilere, savaþ çýðýrtkanlarýna karþý gerçek demokrasi için 1 Mayýs’ ta konulan yasaklar kaldýrýlmalýdýr. Bundan 122 sene önce, 1886’da Chicago’da toplanan Amerika Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu, 8 saatlik iþgünü için 1 Mayýs’ý grev ve 8 saat uygulamasýný fiili olarak hayata geçirme günü olarak belirledi. 1 Mayýs 1886’da, grev ve gösterilere yarým milyon iþçi katýldý. O günün bir diðer anlamý ise yükselmekte olan ýrkçýlýða raðmen, siyah ve beyaz iþçiler birlikte yürüdüler. Bu olay ile birlikte 1 Mayýs iþçi bayramý olarak tüm dünyada kutlanmaya baþlandý. Bu süreçte tutuklamalar yaþandý tutuklan iþçiler arasýndan 8 iþçi lideri asýldý.

SSGSS GERÝ ÇEKÝLSÝN! Ülkede Ýþsizliði artýran, tarýmý çökerten, halkýmýzý periþan eden, Türkiye’yi uluslararasý sermayeye peþkeþ çekmeyi tek politika olarak gören AKP Hükümeti ve önceki hükümetlerdir. Dýþa baðýmlý bu politikalara baðlý olarak buðdaydan pirince, kuru fasulyeden bulgura tüm tahýl ürünlerine ve tüm temel besin maddelerine sürekli zam yapýlmaktadýr. Ýþsizlik çýð gibi büyümekte, özelleþtirmeler devam etmektedir. Saðlýkta yýkýma yol açan, halkýn geleceðini karartan SSGSS Yasasý çýkartýlmýþtýr. Çoðumuz haftanýn en az altý günü, günde 10–12 saat, sendikasýz-sigortasýz çalýþmak zorundayýz. Aldýðýmýz ücretle ay sonunu zor getiriyoruz. Çocuklarýmýzý liseye, üniversiteye gönderemediðimiz gibi, daha çocuk yaþta iþe

göndermek zorundayýz. Tüm bunlar yetmiyormuþ gibi elimizdeki en küçük haklarý bile almak istiyorlar. Emekçi semtlerini, rantlar saðlamak uðruna yýkmak istiyorlar; sendikalý olanlarýmýzýn sendikasýný kapatmaya kalkýyorlar; emeklilik haklarýmýzý buduyorlar; özelleþtirmelerle iþimizi elimizden alýyorlar; taþeronlaþtýrmayý yasallaþtýrýyorlar; “parasý olmayan tedavi olmasýn” diyerek dispanserleri, saðlýk ocaklarýný dahi kapatýyorlar! 1 Mayýs’a sosyal haklarýmýzý budayan; bizi mezarda emekliliðe mahkûm býrakan; saðlýk ocaklarýmýzý kapatan SSGSS Yasasý’ný tarihe gömmek için çýkýyoruz! Herkes için ücretsiz saðlýk hizmeti ve bedava ilaç istiyoruz! Diðer taraftan sermayenin kar hýrsý ve ihmalsizlik yüzünden Davutpaþa’daki patlamada ve Tuzla tersanelerinde, tarlada tarým iþçileri yanarak ve parçalanarak can veriyor. 2008 1 Mayýs’ýnda Telekom, Novamed grevlerinden, “Herkese Saðlýk, Güvenli Gelecek” eylemlerinden aldýðýmýz güçle Tuzla, Davutpaþa’daki ve tarým iþçilerinin karþý karþýya kaldýðý iþ cinayetlerine karþý alanlara!

KÜRT SORUNUNDA DEMOKRATÝK HALKÇI ÇÖZÜM Kürt sorununda demokratik çözüm için mücadele olanca hýzýyla devam etmektedir. 85 yýllýk inkâr ve imha politikasýnýn çözümsüzlükten baþka hiçbir þey getirmediði ve bir halkýn dil kültür ve kimlik taleplerinin silahlarla bombalarla bastýrýlamayacaðýný görülmüþtür. Sözde, Kürt sorunun çözümü için baþlatýlan 25. kara ve hava harekâtý Kürt sorunun savaþ yöntemleriyle çözülemeyeceðini somut bir þekilde göstermiþtir. “Kürt sorunu benim sorunumdur” diyen Erdoðan daha sonra “Kürt sorununu düþünmezsen yoktur” demesi AKP’nin tutarsýz ve iki yüzlüðünü ortaya çýkarmýþtý. Bu son harekâttan sonra AKP’nin çeþitli paketler hazýrlamasýna raðmen DTP’ye karþý yapýlan baskýlar, açýlan kapatma davalarý, Newroz kutlamalarýný provoke edilmesi, paketten çýkan ”Feytullah Gülen ve 3 çocuk”, AKP’nin kendine Müslüman demokrasi anlayýþýnýn ve samimiyetsizliðinin kanýtýdýr. 2008 Newroz kutlamalarýnda Kürt halký bir kez daha barýþ ve kardeþlik taleplerinde ýsrar etmiþtir. Buna karþý AKP gericiliði Kürt halkýnýn uzattýðý bu barýþ elini kýrmýþtýr. Newroz kutlamalarý sabote edilmiþ ve kutlamalarda 5 kiþi güvenlik güçlerinin kurþunlarýyla hayatýný kaybetmiþtir. Newroz’daki coþkuyu Kürt sorunun demokratik çözümü için cesaret ve samimiyetle 1 Mayýs’a taþýyoruz. PARASIZ, BÝLÝMSEL, DEMOKRATÝK EÐÝTÝM! 1 Mayýs, ayný zamanda okul sýralarýnda çürüyen dirsekleriyle eðitim sisteminin sýnýfsal, cinsel, ulusal eleðine takýlmadan meslek edinmek için direnen emekçi çocuklarýnýn isyanlarýný haykýracaklarý gündür! 1 Mayýs, hiç okuma hakkýna sahip olamayanlarýn eðitimde eþitlik için devrim isteyecekleri gündür! AKP devlet okullarýndaki eksiklikleri, yetersizlikleri görmezden gelip özel okullarý “teþvik etmeyi” iftarla söylüyor. Eðitim sisteminin de devlet eliyle yürütülemeyeceðini ve özelleþtirilmesi

gerektiðini savunuyor. Zaten eðitim sistemini bu hale getiren, AKP’nin eðitim anlayýþý deðil mi? Ýlköðretimde baþlayan sýnavlar lise ve üniversitede devam ediyor. Hayatýmýzý 2, 3 saatlik sýnavlara sýðdýrmak zorunda kalýyoruz. Devlet okullarýndaki eðitimin yetersizliði OKS, ÖSS, KPSS gibi sýnavlarý kazanmak için dershanelerin kucaklarýna itiliyoruz. Böylece bizim psikolojimizi bozan bu sýnavlar ailelerimizi de çok büyük maddi yük altýnda býrakýyor. Bu hengâmeli sürecin sonunda üniversiteyi kazandýðýmýzda bir sürü yeni sorun ortaya çýkýyor. Gelecek kaygýsý, barýnma sorunu, ulaþým sorunu vb. birçok sorunla baþa çýkmak için yeni planlar yapýyoruz. AKP iktidarý YÖK kendi ellerinde deðilken YÖK’e karþý çýkar gibi görünürken kendi adamý olan Yusuf Ziya Özcan’ý YÖK baþkaný yaptýðýnda da YÖK’e sahip çýkarak ikiyüzlülüðünü ortaya çýkarmýþtýr. Bilim yuvalarý olan üniversiteleri piyasalaþtýran ve gerici eðitim modellerini uygulamaya koyan AKP’nin YÖK baþkaný “üniversiteler paralý olmalýdýr” sözüyle AKP’nin emirlerini nasýl yerine getirdiðini göstermiþtir. Bilimsel, demokratik ve özerk yapýda olmasý gereken üniversitelerimizi AKP kendi çýkarlarý d o ð r u l t u s u n d a þ e k i l l e n d i r m e k t e d i r. “Üniversitelerdeki bütün yasaklar kalkacak” diyen Yusuf Ziya Özcan kýsa bir süre sonra türban üniversitede özgür olmalýdýr demesi AKP’nin ve temsilcisi Özcan’ýn özgürlüklerden ne anladýðýný da göstermiþtir. Özgürlüklerin sadece türbanla eþdeðer olamadýðý da bir gerçektir. Kurtuluþunu iþçi sýnýfýnýn kurtuluþunda bulan biz gençlerin devraldýðýmýz 68 ruhuyla; savaþsýz ve sömürüsüz bir dünya için kendi taleplerimizle iþçi sýnýfýyla omuz omuza alanlara. Bugün dünyadaki her ülkede 1 Mayýs tüm dünya iþçileri ve ezilen halklarý tarafýndan ya barbarlýk ya da sosyalizm tercihi ile alanlarda deðerlendirilmektedir. Biz devrimci dayanýþma anlayýþýmýzý, Kürt ve Türk halklarýnýn egemenler tarafýndan birbirine düþman edilmeye çalýþýlmasýna inat birbirine sahip çýkmasýndan; idama gönderilen Denizler için Mahirlerin ölümü gördükleri halde Kýzýldere’ye üslenmesinden almaktayýz. Biz burada toplanan bütün siyasi parti dernek, hareket ve kurumlar Devrimci dayanýþmadan geri adým atmayacaðýmýzý bir kez daha vurguluyoruz. Buradan tüm Denizli halkýný 16.30 da Tarým Ýl Müdürlüðü önünde baþlayacak olan 1 Mayýs yürüyüþüne ve Ulus Meydaný’ndaki mitinge davet ediyoruz. Basýn emekçilerine de teþekkür ediyoruz. Yaþasýn, Ýþçi Sýnýfýnýn Birlik Mücadele ve Dayanýþma Günü 1 MAYIS! SSGSS Yasasý geri çekilsin! Barýþ, kardeþlik ve güvenli bir gelecek için 1 Mayýs’a! DTP, EMEP, SDP, Genç-Sen, Denizli Barýþ Meclisi Giriþimi, Sosyalist Parti Giriþimi, 78liler Denizli Giriþimi, DGH, Geleceðimizi Ýstiyoruz Ýnisiyatifi, ÖGD, KöZ, Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi


Sayfa

10

MAYIS 2008

Bursa’da 2008 1 Mayýsý

Bursa 2008 1 Mayýsý’na Taksim tartýþmalarýnýn gölgesinde ve 1 Mayýs’ýn son haftaya kadar yapýlýp yapýlmayacaðý kesinleþmemiþ olarak girdi. Her yýl Bursa’da 1 Mayýs’ý organize eden DÝSK, KESK ve TÜRK-ÝÞ'e baðlý bazý sendikalar ile HÖC, TKP, HKP, SDP, ÖDP, SEH ve HALKEVLERÝ bu yýl 1 Mayýs’ta Taksim için Ýstanbul’da olacaklarýný açýklamýþlardý. Bu sebepten ötürü bu yýl 1 Mayýs’ýn burada olmamasý gündeme gelmiþti. Fakat bu duruma raðmen, bu yýl kendi yerelliklerinde 1 Mayýs’a çýkma yönünde eðilim gösteren siyasetler ve kitle örgütleri 1 Mayýs’ý burada örgütlemek için bir araya geldi. Bu durum her yýl sendika bürokratlarýnýn ve reformistlerin gölgesinde ve inisiyatifinde geçen, devrimcilerin 1 Mayýslara taþýdýklarý yoðun katýlýma karþýn onlarý dýþlayan, ve devrimcileri 1 Mayýsýn bileþenleri olarak görmeyen bir tutumun ve sürecin kýrýlmasýna yol açtý. 2008 1 Mayýsý Bursa’da sendikalarýn ve bazý siyasetlerin Taksim için Ýstanbul’a giderek buradaki 1 Mayýsý bölen ve zayýflatan bir tutum almalarýna karþýn, devrimcilerin kendi öz örgütlülüklerine güvenerek tertipledikleri ve devrimcilerin alana damga vurduðu bir gün olarak geçti. Bursa’daki Mitinge Kimler Katýldý Fomara Meydaný’nda toplanýldý. Buradan 1 Mayýs’ýn kutlanacaðý Gökdere Meydaný’na yürüyüþ baþladý. Yürüyüþte en önde buradaki 1 Mayýslara en yoðun katýlýmý saðlayan BATÝS korteji vardý. Onun dýþýnda “Yaþasýn Ýþçilerin Birliði, Halklarýn Kardeþliði'' pankartýyla BDSP kendi kortejleriyle yer aldý. DHP “Yaþasýn 1 Mayýs” pankartýyla alanda yer alýrken hemen arkasýnda DGH “Geleceði Kazanma Azmiyle SSGSS’ye, özelleþtirmelere, ýrkçý saldýrýlara karþý mücadeleye” pankartýný taþýdý. Yine 1 Mayýs’a geniþ bir katýlým saðlayan ESP “Genel grev genel direniþ için ileri” pankartýyla alanda yer alýrken, EKD ''Emek barýþ özgürlük istiyoruz'' pankartýyla, SGD ise “Özgürlük mücadelesinde 68 ruhuyla devrime sosyalizme” pankartýný taþýyordu. Bursa’da geçen yýllara oranla daha kalabalýk katýlan Partizan “Emperyalist talana, ýrkçý saldýrýlara karþý kölelik yasalarý geri çekilsin” pankartýyla alanda yer alýrken YDG de Partizan’ýn arkasýnda gençlik kortejleriyle yer aldý. Bursa’da uzun bir süredir öðretmenler arasýnda örgütlenme faaliyeti yürüten “Ýþsiz ve Güvencesiz Eðitim Ýþçileri Örgütlenme Giriþimi” de “Memur Deðil Ýþçiyiz, “Yaþasýn Sýnýf Mücadelemiz'” pankartýyla 1 Mayýs’a katýldýlar. Dernekler Platformu adý altýnda bir araya gelen Pirsultan Abdal derneði, Tunceliler Derneði, Hacý Bektaþ Veli Derneði, Evrensel Sevgi Derneði, Anadolu Kültür Dayanýþma Derneði, 1 Mayýsa ortak pankart arkasýnda bir arada katýldýlar. SDP 1 Mayýs için Ýstanbul’a gitme kararý almasýna karþýn, gençlik örgütlenmesi olan Dev-Lis 1 Mayýs’a Bursa’da kendi kortejiyle katýldý. DTP ise 1 Mayýs’ta “Newroz coþkusuyla 1 Mayýs'ý Selamlýyoruz” pankartýyla yer alýrken, alana girerken uzun süre polisin pankartý alana sokmak istememesi sebebiyle tartýþma yaþadýlar.

DTP ýsrarlý tutumu ve iradesi sayesinde pankartý alana soktu.

Biz 2008 1 Mayýsý’na içinde çalýþma yürüttüðümüz kitle örgütüyle 30 kiþilik bir katýlým saðladýk. “Ýnat, Israr, Dayanýþma” yazýlý pankartýyla 1 Mayýs'ta yer alan kortejimiz alanda ve yürüyüþ boyunca “Yaþasýn eylemli sýnýf dayanýþmasý”, “Býji Yek Gulan, Yaþasýn 1 Mayýs”, “Ýnat, Israr Dayanýþma”, “Villalara savaþ, Kondulara barýþ”, “Paralý parasýz burjuva eðitime hayýr”, “Ne istiyoruz özgürlük, Vermeyecekler Alacaðýz, Özgürlük savaþan iþçilerle gelecek” sloganlarýný hem yürüyüþ boyunca hem de alanda dillendirdik. Ayrýca yürüyüþ sýrasýnda KöZ imzalý 1 Mayýs özel sayýlarýmýzý kortejlere daðýttýk. Alanda tek bildiri ve özel sayýlarý biz daðýtýrken, özel sayýmýz epey ilgi gördü. Alana giriþ ve arama sýrasýnda polis insanlardan 1 Mayýs bildirilerimizi toplamaya çalýþtý. 1 Mayýs alanýna kortejler gelirken ve 1 Mayýs alanýnda sýk sýk 1 Mayýs marþý çalýndý.

Kitle alanda toplandýktan sonra sýnýf mücadelesinde yitirdiklerimiz adýna saygý duruþu yapýldý. Kürsüden öncelikle tertip komitesi adýna 1 Mayýs açýklamasý okundu. Daha sonra kürsüde BATÝS baþkaný Metin Burak söz aldý. Konuþmasýnda ''Faþist ve gerici saldýrýlarýn bir parçasý” olarak ifade ettiði SSGSS yasasýna deðindi. Burak bu saldýrýlara karþý 15-16 Haziranlarý yeniden yaratmak gerektiðinin altýný çizerek konuþmasýný bitirdi. Daha sonra tertip komitesi adýna söz alan ve ayný Bursa ESP temsilcisi olan Serpil Aslan konuþmasýnda 1 Mayýs’ýn tarihine ve nasýl yaratýldýðýna deðinerek bugünü baský ve sömürü altýnda olan herkesin mücadele günü olarak nitelendirdi. Ayrýca bugünün Irak, Filistin ve Afganistan’daki halklarýn ve Kürt halkýnýn birlik ve mücadele günü olduðu ve bu mücadelenin sýnýf mücadelesi ile birleþtirilmesi gerektiði yönünde bir vurgu yaparken, baþbakanýn iþçileri ayak takýmý ilan ettiðini buna karþýn iþçilerin Taksim’e çýkma yönünde irade gösterdiðini belirterek konuþmasýný bitirdi. Daha sonra TÜM-TÝS temsilcisi de kürsüde söz aldý. Konuþmasýnda Taksim’e deðinerek baþladýktan sonra hükümetin çýkardýðý yasalarla iþçi sýnýfýna gerçek yüzünü gösterdiðini ve geleceði yaratmanýn iþçilerin elinde olduðunu söyledi. TÜM-TÝS temsilcisi konuþmasýný iþçilere SSGSS'ye karþý mücadele çaðrýsý yaparak bitirdi. Mitingin sonuna doðru Ýstanbul'a Taksim için Bursa’dan giden bazý sendika üyelerinin oluþturduðu 100 civarýnda bir grup erken dönerek 1 Mayýs alanýna girdi. Hem alana giriþleri sýrasýnda hem de 1 Mayýs boyunca kürsüden sýk sýk “Yaþasýn Taksim Direniþimiz”, “her yer Taksim her yer direniþ” sloganlarý atýldý. 1 Mayýs’ta ayrýca bir Uludað Üniversitesi öðrencisi, 1 Mayýs’tan 1 ay önce Uludað Üniversitesi’nde yaþanan çatýþmalardan sonra okul idaresinin ve polisin solcu öðrencilere karþý baský ve soruþturmalarýna karþý destek çaðrýsý yaptý. Yaklaþýk 2500 kiþinin katýldýðý 1 Mayýs mitingi müzik grubunun sahne almasý ve çekilen halaylarla son buldu. Bu yýl Bursa’da 1 Mayýs öncesinde Taksim vesilesiyle bölünmelerin olmasýna ve katýlan kitlenin sayý bakýmýndan düþmesine karþýn uzun yýllardan beri en coþkulu ve devrimcilerin alana ve kürsüye hakim olduðu bir gün olarak geçti. Tüm bu süreç, geçen yýllarda sendikalarýn ve reformistlerin “demokratik Türkiye” söyleminden öteye geçmeyen 1 Mayýs’ýn, devrimcilerin ve sosyalistlerin inisiyatifinde geçmesini saðladý. 2008 1 Mayýs'ý Bursa’da geçen yýllarda da ayný alanda yapýlan 1 Mayýs mitinginin ayný alanda nasýl devrimcileþtirileceðinin somut göstergesi oldu. Ýstanbul'da yaþanan alan tartýþmalarýnda bizim “alan üzerinden deðil, alana devrimci müdahele” tutumumuzun somutlandýðýnýn ve bir kez daha doðru tutum aldýðýmýzýn kanýtlandýðý bir gün oldu. Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek Yaþasýn Komünistlerin Birliði Bursa’dan Komünistler

Ekim ayýnda Okmeydaný’nda yapýlan 8. Kitle Örgütleri Koordinasyonu’ndaki ÖSS atölyesi, Þubat ayýnda 1 Mayýs Mahallesi’nde yapýlan ve 11 kurum ve örgütün kolektif bir þekilde örgütlediði “ÖSS’ye Karþý Söz Karar Bizim Forumu”, 9 Haziran mitinginin yarattýðý olumlu atmosferden güç alarak geliþen etkinliklerdi. Bu etkinlikler ayný zamanda ÖSS karþýtý hareketin daðýnýklýðýna, koordinasyonsuzluðuna karþý dayanýþmanýn, elbirliðinin öne çýktýðý önemli örneklerdendi. 7 Haziran mitingini örgütleyen kurum ve siyasetlerin birçoðu bu yýlki “ÖSS Duvarýný Yýkalým” mitingini, ÖSS karþýtý birlikteliðin güçlendiði bu sürecin bir parçasý olarak görüyor. Bu yüzden miting sadece 7 Haziran günü için deðil, 7 Haziran sonrasý için de oldukça önemli bir potansiyel içeriyor. “ÖSS Duvarý” Alternatif Eleme Sýnavlarýyla Deðil Ezilenlerin ve Sömürülenlerin Ortak Mücadelesiyle Yýkýlacak Mitingi örgütleyen kurum ve siyasetler geçen yýl “ÖSS Duvarýný Yýkalým” mitinginde öne çýkarýlan þiarlara sahip çýkýyorlar. 7 Haziran mitinginin bildirisinde, ÖSS’nin iþçilerin, Kürtlerin, meslek liselilerin, dershane sýralarýnda ömür tüketen öðrencilerin, iþsizlerin, kadýnlarýn yani toplumun ezilen ve sömürülen kesimlerinin ortak sorunu olduðu belirtiliyor. Buna ek olarak bu yýlki miting, oldukça güncel bir tartýþmaya da parmak basarak, AKP hükümetinin ve YÖK’ün önerdiði ÖSS deðiþikliklerine de karþý çýkýyor. Burjuvazinin farklý kanatlarýnýn önerdiði yeni eleme yöntemlerine, yeni eleme mekanizmalarýna karþý ÖSS Duvarýný Yýkalým mitingini örgütleyenler tüm eleme sýnavlarýna karþý bir irade gösterilmesi gerektiðinin altýný çiziyor. ÖSS duvarlarýnýn hükümetin, YÖK’ün ya da düzen partilerinin

önerileriyle yýkýlamayacaðý vurgusu miting gününe de yansýyacak gibi görünüyor. 7 Haziran, Cumartesi günü saat 14.00’de Nautilus’ün önünden baþlayacak olan yürüyüþten sonra, Kadýköy iskelesine geçilecek. Miting saat 15.00 ile 18.00 arasýnda Kadýköy Ýskelesi’nde yapýlacak olan konuþma ve etkinliklerden sonra son bulacak. Programda, açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan meslek liseli öðrenciler, dershaneye giden öðrenciler, Kürt ve Kadýn öðrenciler, veliler, eðitim emekçileri, iþçiler kendi perspektiflerinden ÖSS’ye neden karþý olduklarýný anlatacaklar. Mitingde 68 kuþaðýnýn eðitim hakký anlamýnda verdikleri mücadele ile ilgili bir konuþma da yer alacak. OKS sýnavýndan bir gün önce, ÖSS sýnavýndan bir hafta önce düzenlenen 7 Haziran Mitingi sadece ezilenlerin ve sömürülenlerin önlerine “adil sýnavlar” aracýlýðýyla çekilen duvarlarý yýkmak için atýlacak önemli bir adým deðildir. Bunun yaný sýra “ÖSS Duvarýný Yýkalým” mitingi hem bu sýnavlarýn adaletsizliðini hem de bu sýnavlara alternatif olarak gösterilen “yeni” eleme mekanizmalarýný teþhir etmek için önemli bir araçtýr. ÖSS’yi kaldýrma ya da deðiþtirme vaadleriyle, ezilenlerin ve sömürülenlerin önüne yeni engeller koymaya çalýþanlarýn oyununa düþmemek, onlarýn oyununu da en güçlü þekilde teþhir etmek için iþçilerin, Kürtlerin, kadýnlarýn, emekçi gençliðin taleplerini “Tüm Eleme Sýnavlarýna Hayýr” þiarý altýnda birleþtirebilmeli, bu kesimler içerisinde çalýþan kitle örgütlerinin dayanýþmasýný güçlendirmeliyiz. Komünistler 7 Haziran mitingine bu bilinçle hazýrlanýyor. Öðrenciye Ýþ Çalýþana Öðrenim Hakký!

Faþistlerin DTP’ye Saldýrýsý Boþa Çýkartýldý Ayrýca yürüyüþ sýrasýnda küçük bir faþist güruh “kahrolsun DTP” sloganlarý atarak DTP’ye uzaktan taþ ve þiþeler atarak 1 Mayýs’ý provoke etmeye çalýþtýlar. Bu esnada hem DTP’nin, hem bizim, hem de diðer kortejlerin ortak tutum almasý sonucunda bu saldýrý giriþimi boþa çýkartýldý. Orada çoðunluðu Kürt gençlerinin oluþturduðu 1 Mayýs’a katýlan kitlenin bu saldýrýya karþýlýk vermek istemesi sonucu, sayýca çok az kalan faþistler linç edilme tehlikesiyle karþý karþýya kaldýlar ve kaçarken sivil polisler tarafýndan gözaltýna ya da daha doðrusu koruma altýna alýndýlar. Kaçtýklarýn sokaðýn baþýna çevik kuvvet gelerek barikat kurdu ve DTP kortej sorumlularý araya girerek olayý yatýþtýrmaya çalýþtý. Bizim kortejimizin DTP’nin 2 kortej arkasýnda olmasý ve saldýrýnýn hemen önümüzde olmasý sebebiyle orada müdahale ederek “faþizme karþý omuz omuza” sloganlarýný attýrarak kitlenin birlikte tutum almasýný saðlamaya çalýþtýk. TÜRK-ÝÞ'in 1 Mayýs’ýn arefesinde yaptýðý açýklamadan sonra Taksim’e çýkmak için Ýstanbul’a gitmekten vazgeçen TÜM-TÝS sendikasý da alana hazýrlýksýz olmalarýna ve son anda plan deðiþtirmelerine karþýn yoðun bir katýlým saðlamayý baþardýlar. Yine son anda Ýstanbul’a gitmekten çark eden EMEP de alanda “Yaþasýn 1 Mayýs” pankartýyla yer aldýlar. EMEK gençliði de “Emperyalizme karþý Deniz olunmalý” pankartýyla EMEP korteji arkasýnda yer aldý. Ayrýca bu yýl ilk defa 1 Mayýs’a kendi kortejleriyle ve pankartlarýyla yer alan Bursa Çaðdaþ Muhasebeciler Odasý ve Çaðdaþ Hukukçular Derneði Bursa Þubesi de 1 Mayýs’ta yer aldýlar. Bursa’da 1 Mayýs’a geçen yýllara oranla daha az katýlým saðlayan ve alandaki devrimci hava karþýsýnda varlýklarý belli olmayan þovenist siyasetlerden CHP “Dil kültür renk deðil emek yücedir” pankartýyla, ÝP ise “Ýþ, ekmek, özgürlük için Ýþçi Partisi” pankartýyla 1 Mayýs’a katýldýlar. Biz Alanlarda “Ýnat, Israr ve Dayanýþma” diye Haykýrdýk

ÖSS’ye Karþý 7 Haziran’da Buluþalým

Emekçi gençlik içerisinde, eðitim alanýnda çalýþan, iþçi çalýþmalarý yapan, liselerde örgütlenen, varoþlarda dayanýþma faaliyetleri yürüten, ezilenlerin ve sömürülenlerin sorunlarýna duyarlý geniþ bir yelpazeden kurumlar ve örgütler bir araya gelerek 7 Haziran 2008, Cumartesi günü, Kadýköy’de, “ÖSS Duvarýný Yýkalým” þiarlý bir mitingi düzenlemeye karar verdiler. 78’liler Adalet ve Dayanýþma Derneði, Anadoluda Yaþam Kooperatifi, Devrimci Öðrenciler, Devrimci Liseliler, EHP Gençliði, Emek Gençliði, Esenyurt Kolektifi, Ýstanbul Liseli Gençlik Platformu, Liseli Öðrenci Birliði, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Öðrenci Birliði, Tüm Ýlerici Gençlik Derneði ve Yeni Dünya Gençliði bu yýlki mitingi örgütlemek için bir aydýr toplantýlar düzenliyor. Ancak 7 Haziran mitinginin sadece bir aylýk bir çalýþmanýn ürünü olduðunu söylemek doðru olmaz. Aksine bu miting, yaklaþýk bir buçuk yýldýr, kitle örgütlerinin ÖSS karþýtý eylemleri birleþtirmek, ortaklaþtýrmak için gösterdiði bir çabanýn ürünü. 7 Haziran Mitingi ÖSS Karþýtý Hareketin Birleþik ve Kolektif Hareketinin Bir Ürünüdür “ÖSS Duvarýný Yýkalým” mitinglerinin ilki, geçtiðimiz yýl, 9 Haziran’da Kadýköy’de yapýlmýþtý. 9 Haziran mitingi, daha önceki yýllarda kendi baþýna, daðýnýk bir þekilde yapýlan ve bu nedenle de koordinasyonsuz ve güçsüz kalan ÖSS protestolarýnýn, birleþmeye baþlamasýnýn, koordine olmaya baþlamasýnýn bir sonucu ve bu dayanýþmanýn önümüzdeki dönemde daha da güçlenebileceðinin bir göstergesiydi. 11 kurum ve siyasetin katýldýðý 9 Haziran mitingine yaklaþýk 700 kiþi katýlmýþtý. 9 Haziran sonrasýndaki süreçte de hem Ýstanbul’da hem de baþka illerde kitle örgütleri ÖSS karþýtý eylemlerini bir araya getirerek güçlendirmenin yollarýný yaratmaya çalýþtýlar.

“Tüm Eleme Sýnavlarý Kaldýrýlsýn!” Mitingine Hazýrlýk Pikniði 7 Haziran’da gerçekleþtirilecek olan “ÖSS Duvarýný Yýkalým: Tüm Eleme Sýnavlarý Kaldýrýlsýn!” mitinginin örgütleyicilerinden Anadoluda Yaþam Tüketim Kooperatifi, Esenyurt Kolektifi ve Mayýsta Yaþam Kooperatifi mitinge hazýrlýk için 25 Mayýs’ta Kemerburgaz’da ortak piknik düzenledi. Yine ayný kurumlar tarafýndan düzenlenecek olan 27 Nisan’da 1 Mayýs Dayanýþma Pikniði hava muhalefeti nedeniyle 1 Mayýs sonrasýna ertelenmiþti. 1 Mayýs ertesinde 7 Haziran’da yapýlacak ÖSS karþýtý miting çalýþmalarý hemen baþladýðý için kurumlar, pikniðin ÖSS mitingine hazýrlýk pikniði olmasý yönünde karar aldý ve biletler tekrar basýldý. 250 kiþinin katýldýðý piknikte ÖSS ve 2008 1 Mayýs deðerlendirmesi gündemli iki ayrý söyleþi, müzik dinletisi, iki tiyatro gösterimi yapýldý. Piknikte ayný zamanda çuval, elma yeme, bisküvi yeme, halat çekme ve bilgi yarýþmalarý düzenlendi, davul zurna eþliðinde halaylar çekildi. Pikniðe, düzenleyici üç kurum dýþýnda pikniðe Okmeydaný Demokrasi Evi, Umut Kültür Derneði, Mudanya Deniz Kültür Sanat Evi ve Dayanýþma Sendikasý’ndan da katýlým oldu. KöZ’ü savunan komünistler olarak içinde çalýþma yürüttüðümüz bu kurumlarda pikniðin örgütlenme sürecinde aktif olarak yer aldýk, ayný zamanda piknikte gazetemizin standýný açtýk ve de serbest söyleþi için ayrýlmýþ zamanda 2008 1 Mayýs’ý hakkýnda bir söyleþi düzenledik. Pikniðe benzer bir þekilde katýlan diðer bir siyaset ise Proletaryanýn Kurtuluþu oldu. Piknik alanýna varýldýðýnda öncelikle kahvaltý sofralarý kuruldu. Kahvaltýnýn ve çekilen halayýn ardýndan program Grup Mayýs’ýn müzik dinletisi ile baþladý. Müzik grubunun ardýndan Veto tiyatro topluluðu küresel ýsýnma ile ilgili bir oyun sergiledi. Program ÖSS ve ÖSS Duvarýný Yýkalým mitingi hakkýndaki söyleþi ile devam etti. Oldukça canlý geçen söyleþide kurumlar ve siyasetler dýþýnda velilerden ve iþçilerden de söz olanlar oldu. Söyleþi, ÖSS hakkýnda bilgi veren ve sýnavýn elemeci özüne deðinen bir açýlýþ konuþmasý ile baþladý. Açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan söz alan Mayýsta Yaþam Kooperatifi ise ÖSS’nin nasýl bir eleme sýnavý olduðunu, hangi kesimleri elediðini ve geçen yýl yapýlan bu yýl ise sürekliliði saðlanan mitingin anlamý üzerine bir konuþma yaptý. Anadoluda Yaþam Tüketim Kooperatifi ise tüketim dayanýþmasý yapan ve iþçi-iþsiz ortaklarý olan bir kooperatif olarak ÖSS karþýtý mücadelede yer almamalarýnýn anlamýna deðindi. Öðrenimin farklý kademelerinde elenenlerin iþçi olduktan sonra uzun iþ saatleri nedeniyle öðrenimlerine devam etmelerinin mümkün olmadýðý vurgulandý. Çalýþma saatlerinin kýsaltýlmasý talebinin “öðrenciye iþ çalýþana öðrenim hakký” talebiyle baðlantýsý kuruldu. Pikniðin diðer örgütleyicisi olan Esenyurt Kolektifi ise kendi çalýþmalarýna ve ÖSS’ye karþý birleþik mücadelenin önemine deðinen bir konuþma yaptý. Ankara’dan pikniðe katýlmak için gelen Umut Kültür Derneði’nden bir arkadaþ eleme sýnavlarýna karþý yaptýklarý forum deneyimlerini paylaþtý. Söyleþide Demokrasi Kültür Evi, Anadoluda Yaþam Kadýn Komisyonu ve Proletaryanýn Kurtuluþu adýna da konuþmalar yapýldý. KöZ adýna yaptýðýmýz konuþmada ise piknikteki birlikteliðin anlamlý olduðunu ve böylesi bir birlikteliðin 1 Mayýs’ta gerçekleþmemiþ olmasýnýn bir kayýp olduðunu söyledik. Ezilen ve sömürülenlerin mitinglerde, pikniklerde bir araya gelmesinin, birbirlerini tanýmasýnýn birbirilerine olan güvenini ve gücünü arttýracaðýný dile getirdik. Önümüzdeki ÖSS mitingine katýlmanýn bu açýdan gerekli olduðunu söyledik. ÖSS’nin emekçilerin sorunu olmadýðý fikrinin doðru olmadýðýný, ÖSS duvarýnýn asýl olarak emekçilerin önüne dikildiðini söyledik. Okuyanlarýn ezilen ve sömürülenlerin emekleri sayesinde okuduklarýný, emekçiler okumayýp çalýþtýklarý için diðerlerinin okumaya zaman bulduklarýný ifade ettik. Emekçilerin, okullara ancak hademe olarak girebildiklerini, daha sonra da o okullardan mezun olup da doktor olanlarýn yanýna gittiklerinde aþaðýlayýcý muamelelerle karþýlaþtýklarýný söyledik. ÖSS duvarýnýn ancak ezilen ve sömürülenler tarafýndan yýkýlacaðýný, bunun için birlikte olmamýz gerektiðini, bu nedenle piknikteki birlikteliði ÖSS mitingine taþýmamýz gerektiðini söyledik. Söyleþinin ardýndan çuval, elma ve bisküvi yeme yarýþmalarý düzenlendi. Öðle yemeði sofrasý hem evlerden gelen gelen hem de kurumlarda hazýrlanan yemeklerle kuruldu. Dayanýþmamýz soframýza da yansýdý. Yemeðin ardýndan halat çekme yarýþý ve halaylar devam etti. Piknikteki ikinci bir söyleþi ise 2008 1 Mayýs deðerlendirmesi konusunda yapýldý. Söyleþide 1 Mayýs hakkýndaki görüþlerimizi, öncesinde yaptýðýmýz önerilerimizi ve 1 Mayýs tuzaðýnýn ne anlama geldiðini aktardýk. Ardýndan 1 Mayýs’ta farklý mahallelerde yaptýklarýmýz ve aldýðýmýz tepkiler hakkýnda da konuþmalar yapýldý. Söyleþide Proletaryanýn Kurtuluþu 1 Mayýs deðerlendirmesini aktardý. Ayný zamanda “1 Mayýs ve Sýnýf Tavrý” adlý 1 Mayýs deðerlendirmelerinin yer aldýðý yazýlarýný da sohbet sýrasýnda daðýttýlar. Bu söyleþiyi 1 Mayýs’a iliþkin deðerlendirmemizin sorumluklarýmýzý arttýrdýðýný ve öncesinde yaptýðýmýz çalýþmalarýn 1 Mayýs sonrasýna da yansýyacaðýný belirterek sonlandýrdýk. Piknik Mayýsta Yaþam Ümraniye Þubesi ortaklarýndan oluþan ekibin sunduðu tiyatro gösterisinin ardýndan, Grup Mayýs ve halaylarla sona erdi. Ýstanbul’dan Komünistler


Sayfa

MAYIS 2008

TMMO’da 30 Mart Kýzýldere Anmasý Yapýldý

78’liler Ada-Der 'in düzenlediði 30 Mart Kýzýldere Anmasýna 80 kiþilik bir kitle katýlmýþtý. Anma baþlamadan önce devrim davasý uðruna düþenlerin anýsýna bir dakikalýk saygý duruþu gerçekleþti. Daha sonra Mahirlerin, Denizlerin hatta 68 kuþaðý devrimcilerinin mücadelelerini anlatan kýsa bir sinevizyon gösterimi yapýldý. 78’liler Ada-Der'den Mine Nazari’nin günün anlamýna uygun bir þiir okumasýyla anma baþladý. Daha sonra Ýbrahim Çene isimli þahsýn bir mesajý okundu. Çene, mesajýnda Mahirlerin mücadelesini bir taraftan Marksizmin bilimiyle donanmýþ devrimcilerin mücadelesi olarak nitelerken öte yandan Marksizmin biliminin Mahirlerde bulunan yurtseverlik coþkusunu; siyasi maceracýlýðý; bir devrimcinin tek baþýnda kaldýðýnda kendisini Merkez Komitesinin yerine koymasý gerektiðini vurgulayan ilginç bir mesajdý. Kýzýldere’de düþen On'larýn anmasý bu defa farklý bir anma olarak gerçekleþti anmada Kýzýldere Muhtarý Emrullah Arslan, Saffet Alp'in abisi, Ertan Saruhan’ýn bir akrabasý ve 12 Mart'ta tutuklanan THKP 'li Nevin Çongar bulunuyordu. Nevin Çongar Kýzýldere de düþen lerin yoldaþý ayný zamanda düþenlerden bazýlarýný bizzat tanýmýþlýðý olan bir insan.

Anmada Kýzýldere Muhtarý Emrullah Arslan anýlarýný zorlayarak o günlere gitti. Muhtar, Hatýrla Sevgili filminde kendisini Mahirlerin muhbiri gibi gösterildiðini, kendisinin devrimcileri ve halký seven bir insan olduðunu, böyle bir þerefsizliði yapmadýðýný, böyle bir þeyi kendisine mal edenlerin þerefsizlik yaptýðýný söyledi. Mahirlerin kendisinin evinde kaldýðýný, jandarma köyü sarýnca Mahirlerin teslim olmayýp kendilerini ailecek dýþarý çýkarttýktan sonra jandarmalarýn Mahirleri roket atýþýna tuttuðunu anlattý. Saffet Alp'in abisi de kardeþiyle gurur duyduðunu, düþmanýn Mahirleri, Denizleri, Saffetleri öldürmeyle bitiremeyeceðini söyledi. Kardeþinin okulda hep baþarýlý bir insan olduðunu dahasý o dönemin devrimcilerinin hayatýn her alanýnda baþarýlý ve çalýþkan özverili insanlar olduðunu söyledi Ertan Saruhan’ýn akrabasý ise Kýzýldere’de devletin bu devrimcileri göz göre göre öldürdüðünü, devletin istese bu insanlarý sað ele geçirebileceðini söyledi. Bunun hesabýný sormak için Kýzýldere’de düþen devrimcilerin ailelerinin ve farklý kurumlarýn bir araya gelerek bu katliamýn hesabýný sormasý gerektiðini, aileler arasýnda bir dayanýþma yaratýlmasý

gerektiðini ve bu konuda bir giriþim baþlattýðýný açýkladý. Saffet Alp'in yengesi ise daha çok Mahirlerin katledilmelerini öne çýkarmaktan çok On'larýn devrimci mücadelesini öne çýkartan bir konuþma yaptý. Mahirler öldürüldüðünde onlarýn yerine binlerce Mahirlerin, Saffetlerin isimlerinin konduðunu, halkýn Mahirleri sahiplendiðini ve öldürüldüklerinde bu devrimcilerin yasýný tuttuðunu söyledi Anma bir taraftan Mahirlerin baþeðmez devrimci tutumlarýný öne çýkarýrken bir taraftan devrimcilerin kiþisel anýlarýnýn dile getirildiði bir zeminde Kýzýldere’de düþenlerin hukuksal anlamda mücadelesinin sürdürülerek bu katliamýn sorumlularýnýn yargýlanmalarýný öne çýkaran bir atmosferde geçti. KöZ'un arkasýnda duran Komünistler, Kýzýldere katliamýnýn hesabýnýn sorulabilmesinin, devrimci mücadelenin 71 kopuþunun çizgisinde yükseltilmesi ve devrimci parti birliðinin saðlanmasýyla gerçekleþebileceðinin bilinci ile bu anmaya katýldýlar. Kýzýldere Bir Dava Uðruna Bedel Ödemeyi Göze Almaktýr Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz Yaþasýn Komünistlerin Birliði

6 Mayýs günü, Mayýsýn kýzýl gülleri, Deniz Gezmiþ, Hüseyin inan ve Yusuf Aslan Karþýyaka mezarlýðýnda anýldý. Karþýyaka Mezarlýðý bu sene 3 ayrý anma etkinliðine sahne oldu. Ýlk anmayý sabah saat 9:00’da Mücadele Birliði düzenledi. Darbe karþýtý platformun organize ettiði, saat 11:30 da baþlayan 2. anma etkinliði ise kitleselliði ile bir mitingi andýrýyordu. Yaklaþýk 5 bin kiþinin katýldýðý anmada gençliðin yoðun ilgisi göze çarpmaktaydý. Anmaya ESP, SGD, DTP, EMEP, SDP, ÖDP, Sosyalist Parti Giriþimi, TKP, Halkevleri, Partizan, DHD, EHP, Odak, Kaldýraç, PSAKD, 68’liler, Devrimci 78’liler Federasyonu, Devlis, Genç Umut, Tüm ÝGD, Marksist Bakýþ, Ankara 78liler Birlik ve Dayanýþma Derneði, CHP ve SHP katýldý. Anmaya biz de kendi flamalarýmýzla Ankara 78’liler Birlik ve Dayanýþma Derneði’nin pankartý arkasýnda katýldýk. Ayrýca DTP milletvekilleri Emine Ayna, Þerafettin Halis ve Sýrrý Sakýk anma etkinliðine katýldýlar. DTP milletvekillerinin geliþleri yaþasýn halklarýn kardeþliði sloganýyla karþýlandý. Kürsüden darbe karþýtý platform adýna yapýlan konuþmanýn yaný sýra Denizlerin avukatý Halit Çelenk, Mustafa Yalçýner ve Hatýrla Sevgili

dizisinde Deniz Gezmiþ’i canlandýran oyuncu da birer konuþma yaptýlar. Konuþmalarýn uzamasý üzerine kitlenin daðýlmaya baþladýðý gözlendi. Bu seneki anma etkinliði de göstermiþtir ki Denizlerin mirasýný kendi siyasal hesaplarý için kullanmaya çalýþanlar öncelikle onlarýn örgütlü devrimciliklerinin, parlamentarizme karþý silahlý devrimciliði tercih ettiklerinin üstünü büyük bir ustalýkla örtmeye çalýþmaktalar. Aralarýnda Denizlerin eski silah arkadaþlarýnýn da bulunduðu reformistler ve Kemalistler, her sene olduðu gibi bu sene de Deniz’in bir öðrenci lideri olduðundan bahsedip durdular. “Masum ve mazlum” edebiyatýndan vazgeçmediler. Sanki Denizler öðrenci lideri olduklarý için asýlmýþlardý. Denizler “masum, mazlum genç öðrenci lideri” deðil THKO kurucularýdýr ve bunun için asýlmýþlardýr. Reformistlerin ve Kemalistlerin tüm çarpýtmalarýna raðmen komünistler ýsrarla, durmadan ve yýlmadan Denizlerin örgütlü devrimciler olduklarýnýn ve parlamentoda koltuk kapmak için deðil devrim için öldüklerinin altýný kýzýl çizgilerle çizecekler. Reformistler de Kemalistler de bilmelidir ki yemeye çalýþtýklarý mirasýn aðýrlýðýný onlarýn zayýf omuzlarý taþýyamaz. Siyasette at izi ile it izinin birbirine karýþtýðý bir dönemden geçiyor olmamýzýn yansýmasýný anma etkinliðinde tüm açýklýðýyla görmek mümkündü. Zamanýnda Denizleri küçük burjuva devrimcisi, fokocu, maceracý olarak eleþtirenler bugün, hiç dönüp geçmiþte söylediklerine bakmadan mirastan pay almak için sýraya girmiþlerdi. Saðlýklý bir perhiz için lahana turþusundan uzak durmak gerekir aksi

takdirde bu ne perhiz bu ne lahana turþusu gibi uyarýlarla karþýlaþmaktan kurtulmak mümkün olmaz. Tarihe mal olmuþ devrimci isimlerin devrim mücadelesini yükseltmek için kullanýlmasý abesle iþtigal bir durum deðildir. Keza bu isimlerin kendileri de, isimlerinin devrim mücadelesini yükseltmek için kullanýlmasýndan rahatsýzlýk duymak bir yana bununla gurur duyarlardý. Burada abesle iþtigal olan bu isimlerin ve deðerlerin türlü oportünist manevralarla dar grup çýkarlarý için kullanýlýyor olmasýdýr. Ancak burjuva siyasetçileri yahut burjuva siyasetini kendine siyaset tarzý olarak benimsemiþ olanlar Denizlerin Mahirlerin ne tür iþler yaptýðýndan bahsetmezler. Eksik yönlerinin üstünü örterler bugün bu isimleri kullanarak devrimcilik yapmaya kalkanlarý kat be kat aþan olumlu ve öne çýkarýlmasý gereken yönlerini öne çýkarmazlar. Sonra bir afiþ ve bir pankartla politika yapmaya çalýþýrlar. Bu siyaset biçimi iþçi sýnýfý adýna siyaset yaptýðýný iddia edenlerin saflarýnda baþ gösterirse bunun adý da oportünizm olur. Bugün herkes köprüsü olmayan köylerin köprüsünün yapýlmasýna destek veren, köylerde mahallerde iþçilerin somut gündelik sorunlarý için mücadele etmeyi türlü bahanelerle savsaklamayan, gecekondu yapan, grev ve direniþlerle dayanýþmak için oradan oraya koþturan yani sýnýf dayanýþmasý örmek için mücadele eden Dev Genç efsanesini aðzý açýk dinlemektedir. Ýþte Denizlerin mirasýnýn takipçisi olmak isteyenleri bugün böyle meþakkatli bir yol beklemektedir. Komünistler uzuncu yýllardýr varoþlarda yaptýðý çalýþmalarla içinde çalýþtýðý iþ kollarýnda yürüttükleri faaliyetlerle hangi yolda yürüdüklerini belli etmektedirler. Kendi dýþýndakileri de bu yolda yürümeye çaðýrmaktadýrlar. Mayýsýn kýzýl gülleri ancak böyle bir mücadelenin yükseltilmesiyle öldükleriyle kalmayacaklar. Devrimciler ölür devrimler sürer

Bulunduðumuz yerelde 6 Mayýs anmasý gerçekleþtirildi. Etkinlik Sanat Evi’nde Halk Meclisi ve Deniz Kültür Sanat Evi tarafýndan ortak yapýldý. Etkinlik ilk önce Denizleri anlatan bir açýlýþ konuþmasýyla baþladý. Ardýndan sýrasýyla Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un mektuplarý aralarýna þiir eklenerek okundu. Daha sonra Deniz’leri anlatan bir sunum gösterildi. Hep birlikte söylenen türkülerle etkinlik devam etti. Etkinliðin sonunda günün anlamý ile ilgili söyleyecekleri olanlara söz hakký tanýndý. Burada bir arkadaþýmýz Denizlerin ne için daraðacýna gittiðini, onlarýn sadece bir gençlik lideri olmadýklarýný, TÝP revizyonizminden kopuþu gerçekleþtirdiklerini ve Deniz’leri anarken bu yönlerinin öne çýkarýlmasý gerektiðini vurgulayan bir deðerlendirme yaptý. Etkinlik sona erdikten sonra Halk meclisi ve Sanat evinden arkadaþlarýmýzýn katýlýmýyla sahil boyunda esnaflara, sahilde bulunan insanlara,

devlet hastanesinde çalýþanlara ve hastalara karanfiller, Denizlerin resimlerinin olduðu ve Can Yücel’in Denizler için yazdýðý dörtlükle birlikte daðýtýldý. Yaptýðýmýz bu etkinlik çevremizde olumlu bir þekilde karþýlandý. Karanfil ulaþtýramadýðýmýz kiþiler daha sonraki günlerde karanfilleri siz mi daðýttýnýz diye bizlere sorular yönettiler. Bu da bize Halk Meclisi’yle birlikte yaptýðýmýz bu etkinliðin amacýna ulaþtýðýný gösterdi. Yerelliðimizde bulunan Halk Meclisi ile ortak bir etkinlik yapmak çok anlamlýydý. Bu etkinliði bir baþlangýç olarak görüyoruz. Biliyoruz ki hep birlikte yapýlan iþler daha olumlu sonuçlar doðuruyor. 6 Mayýs 1972’de, Deniz’lerin öldürülmesi üzerinden bu zamana 36 yýl geçti. O zaman Denizleri asanlar nasýl bir siyasal sonuç bekliyorsa, bugün onlarýn sadece tam baðýmsýz Türkiye için mücadele ettiði kimseyi

öldürmediklerini, onlarýn hiçbir suçu günahý olmadan asýldýðýný, Deniz ve yoldaþlarýnýn Kemalist olduðu safsatalarýný yaratanlarda, Deniz ve yoldaþlarýný asanlarla ayný siyasal sonucu ummaktadýrlar. Deniz ve Yoldaþlarýnýn TÝP revizyonizminden kopmasý, bugün açýsýndan da önemlidir. Bugün yasal partilerle parlamento içinde çoðunluk olmayý hedefleyerek iþçi sýnýfýnýn iktidarýný kurmaya soyunanlar 6 Mayýs 1972’den az deðildir. Ama bunlar Denizlerin mirasýna sahip çýkamaz. Denizler zaten yaþarken bunlarla yollarýný ayýrmýþ ve silahlý mücadeleyi seçmiþtir. Yaþarken aldýklarý bu tutum parlamentarizm ile aralarýna kalýn bir duvar inþa etmiþlerdir. Komünistlerin görevleTrinden biri de Deniz ve yoldaþlarýnýn oluþturduðu bu duvarýn yýkýlmasýna engel olmak ve bu duvarý saðlamlaþtýrmaktýr. Devrimciler ölür, Devrimler hep sürer. Bursa’dan Komünistler

Ýzmir’de 6 Mayýs: Öldükleriyle Kalmayacaklar

Bursa’da 6 Mayýs Etkinliði: Mayýs’ýn Kýzýl Gülleri

11

ODTܒde Devrim Ateþi Yakýldý

Her sene düzenlenen “Gelenek Sürüyor, ODTÜ Yürüyor” yürüyüþüne katýldýk. 7 Mayýs’ta saat 17:30’da fizik bölümü önünde baþlayan yürüyüþ, kampüs giriþinde ÖGB ve jandarmanýn yarattýðý tüm engellemelere raðmen bini aþkýn bir katýlýma sahne oldu. Stadyuma kadar yapýlan yürüyüþte “Ayaklar baþ olacak! Tek yol devrim!” ortak pankartýnýn ardýnda öðrenciler “Yaþasýn devrimci ODTÜ!/Yapý-Mimarlýk Topluluðu”, “Rant için deðil; halk için kentsel dönüþüm!”, “TMMOB ÝMO Öðrenci Üyeleri/Genç-ÝMO”, “IrkçýlýðaFaþizme karþý birleþelim!”, “Faþizme geçit vermeyeceðiz!/ Çaðdaþ Dans Topluluðu!”, “Yaþamak direnmektir”, “Kapitalizm kirletir, nükleer öldürür!” pankartlarýný açtýlar. Daha sonra sýrasýyla Ankara Anarþist Ýnisiyatifi, Ankara Gençlik Derneði, +Ývme, Öðrenci Kolektifleri, DGH, DPG, TTB Týp Öðrenci Kolu, Ekim Gençliði, Marksist Bakýþ, Genç Kurtuluþ, Yurtsever Demokratik Gençlik, SGD, TKP pankart açarak eyleme katýldýlar. Bizim kendi pankartýmýzla katýlmak gibi bir planýmýz olmadýðý için önce ortak pankartýn arkasýnda yer aldýk. Kortejler yürüyüþ için hazýrlanýrken ortak pankartýn hemen arkasýnda “Irkçýlýða ve faþizme karþý birleþelim” pankartýnýn arkasýndan, “Özgürlük savaþan iþçilerle gelecek” sloganýnýn atýldýðýný duyduk. Daha sonra bu pankartýn arkasýna geçmeye karar verdik ve “Enternasyonalist Komünist Sol”dan arkadaþlarla sloganlarýmýzý ortaklaþtýrarak yürüyüþ boyunca büyük bir coþkuyla haykýrdýk. “Paralý, parasýz burjuva eðitime hayýr”, “Özgürlük savaþan iþçilerle gelecek”, “Tutsaklara özgürlük savaþan iþçilerle gelecek”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni”, “Faþizme karþý sýnýf savaþý”, “Komünist bir dünya kuracaðýz”, “Öðrenciye iþ çalýþana öðrenim hakký”, “Emperyalizmi yýkmaya kendi ulusundan baþla” sloganlarý birlikte attýðýmýz sloganlardý. Yaklaþýk 50 kiþiden oluþan kortejdeki diðer katýlýmcýlarýn da sloganlarýmýzý bizlerle birlikte atmasý sesimizin daha gür çýkmasýna vesile oldu. Sloganlar dýþýnda Enternasyonal ve Avusturya Ýþçi marþlarýný söylememizde mitingin genel havasýna aykýrý olmasý nedeniyle oldukça ilgi topladý. Devrim Stadýnda biten yürüyüþün ardýndan ortak pankart konser sahnesinin önüne asýldý. Diðer pankartlarda tellere asýlarak Sevinç Eratalay konseri dinlenilmeye baþlandý. Saat 19:30’u gösterirken Sevinç Eratalay’ýn da duyuru yapmasýyla “ODTܒlüler sahaya devrim yazmaya” sloganlarý ile herkes sahaya çaðrýldý. Konser devam ederken 3 bin kiþi ellerindeki mumlar DEVRÝM ateþini yaktý. Yürüyüþle baþlayan etkinlik Ýnti Ýllimani konseri ve sloganlarla son buldu.

EMEP’in Düzenlediði 6 Mayýs Anmasýna Katýldýk

6 Mayýs günü Emek Partisi’nin düzenlediði, Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan'ýn idamlarýnýn 36. yýlý anmasýna katýldýk. Taksim AKM önünde saat 18:00 da baþlayan, binin üzerinde katýlýmýn olduðu yürüyüþ boyunca; ''Faþizme Ölüm Halka Hürriyet, Yusuf Hüseyin Deniz Sürüyor Sürecek Mücadelemiz, Emperyalistler Ýþbirlikçiler 6. Filoyu Unutmayýn'' gibi sloganlar atýldý. Gümüþsuyu Caddesinden Dolmabahçe’ye gelindi ve burada konuþmalar yapýldý, and içildi, marþlar söylenerek eylem bitirildi. Aslýnda tek 6 Mayýs anmasý bu eylem deðildi. Gün içinde çeþitli grup ve partilerin yaptýðý baþka anma eylemleri olduðunu öðrendik. Emek Partisinin düzenlediði eylem coþkulu ve görsel anlamda da iyi bir eylemdi. Ancak bu eylemler birlikte yapýlabilmiþ olsaydý daha kitlesel ve coþkulu olacaðýna þüphe yok. Zaten ayrý durup birlikte vurmayý bilmiþ devrimcileri anarken hem en doðrusu bu olurdu hem de onlarýn hak ettikleri anma böyle olurdu. Okmeydaný’ndan Komünistler


Sayfa

12

ÖSS Duvarýný Yýkalým! Ýstanbul’da 7 Haziran’da ÖSS’ye karþý bir miting düzenleniyor

Biz, büyük þehirlerin sanayi havzalarýnda çalýþan, varoþlarýnda oturan iþçi çocuklarýyýz! Bizim için ÖSS zorla içine itildiðimiz ve doðduðumuz gün kaybettiðimiz bir eleme sýnavýndan ibaret. Bizi yarýþmaya zorladýklarý zengin çocuklarý en iyi liselerde okuyup, dershanelere, özel derslere giderlerken, bizlerin payýna düþen dersleri boþ geçen okullarýmýz ve okul sonrasý ya da hafta sonu ter döktüðümüz iþlerimiz oluyor. Demek ki, üniversiteler bir azýnlýk tarafýndan çoktan satýn alýnmýþ ve düzenin bize o kapýlarý açmaya hiç niyeti yok! Biz, anadilinde eðitim almasý yasaklanmýþ Kürt çocuklarýyýz! Ýlköðretim çaðýndan itibaren anadilimizde eðitim almamýz bir yana, konuþmamýz, türkü söylememiz, düþünmemiz bile yasaklanmýþ bizim. Baþka bir dilin sözcükleri ile öðrenmemiz, baþka bir dilin sözcükleriyle düþünmemiz isteniyor. ÖSS bizim için bu coðrafyada süregelen ulusal baskýnýn ve eþitsizliðin eðitim alanýndaki açýk bir yansýmasý. Biz ÖSS’ye, ÖSS ile bize dayatýlan geleceksizliðe, ÖSS ile bir kez daha açýða çýkan eþitsizliðe karþý çýkan liselileriz! Çetelerin ve faþistlerin kuþatmasýndaki okullarda öðretmensiz vakit öldürenleriz... Sözde güvenliðimiz için 24 saat kameralarla gözlenip, kapýda polisler ve güvenlik birimlerince beklenirken uyuþturucu satýcýlarý okulunda kol gezenleriz… Biz kalifiye eleman ihtiyacýný karþýlamak için 15 yaþýnda patronlarýn insafýna terk edilen meslek liselileriz! Zorunlu stajlarla ucuz emek sömürüsünü erken yaþta yaþayarak öðrenenleriz. Bizler için üniversite kapýlarý AOBP ile çoktan kapanmýþ durumda. Patronlarýn ihtiyaçlarýný karþýlamak için geleceðe iliþkin her türlü tercihten yoksun býrakýlýyoruz. ÖSS bizim için AOBP duvarý kalkmadýkça, meslek liseleri müfredatý deðiþmedikçe girilse de kazanýlamayacak bir para tuzaðýndan ibaret. Biz liseyi bitirdikten sonra ailelerimizin saatlerce ter dökerek kazandýðý üç kuruþla dershane sýralarýnda ömür çürütenleriz! Öðrenci deðiliz! Çalýþan da deðiliz. Açýkça iþsiziz. Ama coðrafyamýzda iþsiz nüfus hesaba katýlýrken biz niyeyse sayýlmýyoruz. Biz her yýl çoðalan bir ordu gibiyiz. En ucuzu bile milyarla hesap edilen dershanelerin, eðitimci sýfatý altýna gizlenmiþ patronlarýnýn gözünde ise birer müþteriden ibaretiz! Biz konfeksiyon atölyelerinde, tersanelerde, fabrikalarda, deri sanayinde çalýþan eðitim hakkýndan en baþtan beri mahrum býrakýlmýþ iþçileriz. Bizim ÖSS’ye girme, üniversite diplomasý alma gibi bir umudumuz yok. Ama biz ÖSS’nin ve eðitim sisteminin tüm eleme yöntemlerinin, bizi gece gündüz, karýn tokluðuna, sendikasýz, ayrýcalýksýz çalýþmaya mahkum býrakan düzenin en önemli parçalarýndan olduðunu biliyoruz. Biz her yýl ÖSS sonuçlarý ile eksik etek ilan edilmek istenenleriz! Öðrenciliðin yaný sýra evlerimizde temizlikten, çocuk bakýmýna türlü iþleri sýrtlanmamýza, okullarýmýzda türlü tacize maruz kalmamýza raðmen okumaya çalýþýyoruz. Bir kýsmýmýz daha yolun baþýnda aile ve toplum baskýsýndan dolayý okuldan ayrýlýyor. Kalan kýsmýmýz ise maddi olanaksýzlýklarýn yanýna eklenen bu kadýn olmakla iliþkili baskýya raðmen çaba harcýyor. ÖSS ise bizim için söz konusu yaþam koþullarýmýzýn cevap anahtarýna yansýdýðý bir sistem oluyor! Biz her sene “ÖSS kaldýrýlacak” diye kandýrýlanlarýz! Bize ya ÖSS adil bir sýnavdýr diyorlar, ya da bu sene deðiþtiriyoruz diyorlar. Bu sene de seçimlerde tüm düzen partileri ÖSS’yi kaldýracaklarýný vaat ettiler. Yalan! Bizi baþka isimler altýnda elemeye çalýþýyorlar; bir sýnavla deðil birçok sýnavla elemeye çalýþýyorlar. Biz her türlü eleme sýnavýna karþý çýkýyor ve “elemeye hayýr” diyoruz. Bizler liseliler, iþçiler, kadýnlar, anadilde eðitim isteyen Kürt gençleri olarak, çocuklarý sýnava giren, dershane faturalarý altýnda ezilen veliler olarak, okul müfredatýyla ÖSS müfredatý arasýna sýkýþmýþ eðitim emekçileri olarak gücünü bizim itaatimizden alan bu duvarlara karþý gelece��imizi istiyoruz. 7 Haziran’da Kadýköy’de bir araya geliyoruz. 7 Haziran’da “ÖSS Duvarýný Yýkalým” mitinginde ÖSS’nin ve tüm eleme sýnavlarýnýn adaletsizliðini haykýracaðýz. Biliyoruz ki, haklýyýz ve yalnýz deðiliz! Asýl çoðunluk bizleriz. Ve ÖSS duvarlarýný elbirliðimiz ve mücadelemizle yýkacaðýz! Staj sömürüsü ve AOBP kaldýrýlsýn! Eðitimde sýnýfsal, cinsel ve ulusal ayrýmcýlýða son! Üniversite kapýlarý, tüm iþçi ve emekçi çocuklarýna açýlsýn! ÖSS Kaldýrýlsýn! Kurtuluþ yok tek baþýna, ya hep beraber ya hiç birimiz! Düzenleyen Kurumlar ve Örgütler: 78’liler Adalet ve Dayanýþma Derneði, Anadoluda Yaþam Kooperatifi, Devrimci Öðrenciler, Devrimci Liseliler, EHP Gençliði, Emek Gençliði, Esenyurt Kolektifi, Ýstanbul Liseli Gençlik Platformu, Liseli Öðrenci Birliði, Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Öðrenci Birliði, Tüm Ýlerici Gençlik Derneði, Yeni Dünya Gençliði

Ýzmir’de Eleme Sýnavlarý Forumu

Ýzmir’de 11 Mayýs'ta Özgür Yasam Kooperatifi, Deri Ýþçileri Derneði ve 78liler Ýzmir Giriþimi’nin organize ettiði Eleme Sýnavlarýna Karþý Elbirliði ve Mücadele Forumu gerçekleþti. Forumun açýlýþ konuþmasýnda ÖSS’nin elediði kesimleri ve yapýlabilecekler hakkýnda bir giriþ konuþmasý ve bu forumun neden yapýldýðýndan bahsedildi. Forum 3 bölümden oluþuyordu.

ÖSS kimleri eliyor? Bu baþlýk altýnda Umut Kultur derneði, Mayýsta Yaþam Kooperatifi ve 78liler Ýzmir Giriþimi konuþma yaptýlar. ÖSS'nin aslýnda elediði kesimlerin iþçiler, kadýnlar ve Kürtlerin yani ezilen tüm kesimlerin olduðu ve bunun elemeci yanýnýn unutulmamasý gerektiðinden bahsedildi. Ardýndan slayt gösterimi yapýldý.

Eþitlikçi eðitim mümkün mü? Bu bölümde Anadolu’da yaþam kooperatifi, Özgür Yaþam, ve Deri Ýþçileri Derneði konuþma yaptý. ÖSS’nin ve var olan eðitim sisteminde iþçi çocuklarýnýn okuyabilmesinin zorluklarý, bunlarýn aileler üzerinde yaratýðý zorluklar, eðitimin hem ideolojik olarak var olan sistemin yeniden üretilmesinin ve devamýnýn saðlanabilmesinin ön koþulu olmasý, ve bunu sadece bir liseli sorunu olarak kavramamak gerektiðinden bahsedildi.

Tarihsel ve güncel mücadele deneyimleri Özgür Yaþam, Mayýsta Yaþam, Anadoluda Yaþam, Deri Ýþçileri Derneði, 78 liler ve Umut Kültür Derneði konuþmalar yaptýlar. Kendi illerinde yaptýklarý çalýþmalardan bahsettiler, ve çalýþmalar arasýndaki iletiþim ve koordinasyonun öneminden ve bunun yaratýðý deneyim ve olanaklarýn daha fazla kullanýlmasýnýn öneminden bahsettiler. Bunla ilgili olarak gelecek sene yapýlacak ÖSS karþýtý forumlarýn ve miting ve benzeri çalýþmalarla ilgili materyallerin hazýrlanmasý gerektiði önerildi. Tarihsel mücadele deneyimleri kýsmýnda 80 öncesi yapýlan eðitim mücadelelerinden TÖS-TÖB_DER deneyimleri aktarýldý. Toplantýya katýlan insanlarýn serbest kürsülerdeki katýlýmý forumu canlý tutmayý baþardý. Foruma katýlan iþçiler öðrenciler ve öðrenci velileri kendi yaþamlarýndan, ÖSS’den ve eðitimden nasýl mahrum kaldýklarýndan bahsederken kendi yaþamlarýndan kesitlerle deneyimlerini paylaþtýlar. Serbest kürsülerde yaklaþýk 15 kiþi söz aldý. Yaklaþýk 50 kiþinin katýldýðý forum Grup Cabbar'ýn müzikleri eþliðinde çekilen halaylarla son buldu.

MAYIS 2008

Ankara Eleme Sýnavlarýna Karþý El Birliði ve Mücadele Forumu Bileþenlerinden olduðumuz Umut Kültür Derneði 20 Nisan’da “Eleme Sýnavlarýna Karþý El Birliði ve Mücadele Forumu”nu gerçekleþtirdi. Foruma Mayýsta Yaþam Kooperatifi, Anadoluda Yaþam Kooperatifi, Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi, Özgür Yaþam Kooperatifi, 78’liler Birlik ve Dayanýþma Derneði katýldý. Forum, dernek aktivisti bir arkadaþýn açýlýþ konuþmasýyla baþladý. Bu konuþmada sýnavlara karþý birçok kurumun çalýþmalar yürüttüðü ama emekçi kitlenin bundan haberdar olamadýðý; forumun maksadýnýn çalýþmalarý emekçi kitleye duyurmak olduðu; sistemin sýnav mekanizmasýnýn cinsel, sýnýfsal ve ulusal boyutta bizleri elediði; bu sýnavlara karþý mücadele yollarýnýn geliþtirilmesi gerektiði ve öðrenciye iþ, çalýþana öðrenim hakký noktalarý vurgulandý. Ardýndan Ýstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in foruma gönderdiði mesaj okundu. Forum 3 baþlýkta geliþti:

ÖSS Kimleri Eler? Bu baþlýkta Umut Kültür Derneði Baþkan Yardýmcýsý Umut'un nasýl ve ne zaman kurulduðunu, ne gibi faaliyetler gerçekleþtirdiðini, Umut'un yaptýðý iþlerin neler olduðunu anlattý. Ardýndan ÖSS'ye Dair Efsaneler sunumu yapýldý. Sunumdan sonra Mayýsta Yaþam Kooperatifi aktivisti arkadaþýmýz konuþmasýna kooperatifin kuruluþundan itibaren neler yaptýðýný söyleyerek baþladý. Koleje gidenlerle, varoþlarda bir okula giden öðrencilerin eþit olamayacaðýndan, dershanelerin ticari mantýkla iþlediðinden ve yaptýklarý anketin sonuçlarýndan bahsetti. Forumun Ankara'da ilk kez olmasýnýn önemli olduðunu vurguladý. Kaos GL muhabiri ise ÖSS duvarýný yýkmanýn hepimizin hedefi olduðunu, transeksüellerin çektiði sýkýntýlarý, eþcinsellerin dershaneye gidemediðini, gidip de sýnavý kazansa da üniversitede tepkilere maruz kalacaðýný ve bitirse de iþ bulamayacaðýný söyledi. Daha sonra Umut'un öðrencilerinden biri Tahterevalli adlý þiiri okudu.

Sadece ÖSS mi Eler? Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi aktivisti arkadaþ, eðitimin ayrýcalýk daðýttýðýný, bu ayrýcalýklarýn sadece ÖSS ile deðil, diðer sýnavlarla da olduðunu, yetenek sýnavlarýnýn da bunlarýn uzantýsý olduðunu, üniversiteyi bitir menin bile yetmediðini söyledi.

Özgür Yaþam Kooperatifi aktivisti arkadaþ ise, eleme mekanizmasýnýn sadece ÖSS'den ibaret olmadýðýný, ta ilkokula baþlarken kayýt parasýyla baþladýðýný, bu sistem içerisinde elemenin her aþamada olacaðýný söyledi. Özgür Yaþam'ýn da Ýzmir' de bunla ilgili bir kampanya yürüttüðünü ve elemenin sýnýfsal boyutunu ön plana çýkardýklarýný v u rg u l a d ý . K o n u þ m a s ý n ý 6 8 hareketinden örnekler vererek bitirdi. Anadolu'da Yaþam aktivisti arkadaþ konuþmasýna koordinasyondan bahsederek baþladý. Tüketim kooperatifinin neden bu forumda olduðunu, elemenin bu sýnavlarmýþ gibi göründüðünü, ama bunun öncesi olduðunu, okuldan alýnýp atölyelere verilen çocuklar, kardeþlerini okutmak için çalýþmak zorunda kalan büyükler olduðunu vurguladý. Öðrenciye iþ, çalýþana öðrenim hakkýnýn önemli olduðunu söyledi. Serbest kürsüde Umut aktivisti, sakatlýðý yüzünden daha en baþta elendiðini söyledi. Sorunun sakatlýkla, kýz olmakla, erkek olmakla pek ilgisi olmadýðýný, esas noktanýn sýnýfsal olduðunu söyledi. Samsun'da okuyan bir arkadaþýmýz ise, okulda eðitim faaliyetleri düzenlediklerini, yer için Eðitim Sen ve ÇYDD ile görüþtüklerini; ama olumlu yanýt alamadýklarýný söyledi. Kurumlarýn birbirleriyle irtibat halinde olmasýnýn önemli olduðunu vurguladý.

Mücadele Deneyimleri ve Çözüm Önerileri Özgür Yaþam aktivisti, böyle bir kampanyayý geçen sene örgütlemeye baþladýklarýný, gezdikleri kurumlardan sadece SDP, ÝLGB, DGH dahil olmak üzere 4 kurumun cevap verdiðini söyledi. Bu yýl ise Aralýk’ta çalýþmalara baþladýklarýný, kurumlara çaðrý yaptýklarýný, Ýzmir'de 18 Mayýs’ta olacak foruma Eðitim Sen’in ve 78’lilerin katýlacaðýný söyledi. Özgür Yaþam adýna konuþan aktivist, 1516 Haziran’dan, 68 hareketinin doðuþundan ve Singer, Derby direniþinden bahsetti. Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi aktivisti, iþçi sýnýfýný vuran sorunlarýn bir sürü olduðunu, ama bunlara karþý çalýþmalar yürüteceklerini, çalýþmalarýna baþka kurumlarý da katacaklarýný söyledi. Denizli'de forum çalýþmasýna baþlamadan önce Ýstanbul'daki foruma katýldýklarýný, buradan çok þey öðrenip Denizli'ye döndüklerini, öðrencileri ve velileriyle toplantý yapýp komisyon

oluþturduklarýný, 2 aydýr forum için çalýþtýklarýný anlattý. 4 Mayýsta Denizli'de olacak forumun örgütleyicilerinin BES, Eðitim Sen, DGH, Geleceðimizi Ýstiyoruz Ýnisiyatifi ve Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi olduðunu söyledi. Her seferinde Ýstanbul'daki forumu örnek aldýklarýný, foruma katýlma amaçlarýndan birinin de dersler çýkarýp ne öðrenebiliriz olduðunu vurguladý. Mayýsta Yaþam Kooperatifi aktivisti, ÖSS'nin sadece liselilerinin sorunu olmadýðýný, bu sorunun ailelerin sorunu olduðunu, eðitim sisteminin ilk basamaklarýndakilerin sorunu olduðunu, iþçilerin sorunu olduðunu bilerek hareket ettiklerinden bahsetti. "Ýþçilerin bu konuda söyleyecek çok þeyleri var. Eðitim asýl olarak emekçilerin sorunudur ve biz okuma hakkýmýzý istiyoruz, çocuklarýmýzýn okuma hakkýný istiyoruz dediklerinde ancak bir þeyler deðiþmeye baþlayacak. Öðrenciler öncü olacaklarsa bile iþçilerin üretimden gelen güçleri var ve bu gücü kullandýklarýnda öðrencilerin çalýþmalarý sonuca ermeye baþlayacak. Biz tüm çalýþmalarýmýzda bu kesimleri de katmaya yönelik hareket etmeliyiz" dedi. Geçen sene yapýlan ÖSS mitinginden ve bunun medyaya az da olsa yansýmasýndan bahsetti. Bu çalýþmalara destek verdiklerini ve bu çalýþmalarý önemli bulduklarýný söyleyerek konuþmasýný bitirdi. Serbest Kürsüde Umut aktivisti arkadaþ, bu çalýþmanýn Ankara'da ilk kez olduðunu söyleyerek baþladý konuþmasýna. "Biz bir varoþta çalýþma yürütüyoruz ve bizim çeperimiz iþçiler, okuma hakký elinden alýnmýþ kesimler. Mayýsta Yaþam kooperatifinden arkadaþýn söylediði gibi bu konuda da son sözü söyleyecek olanlar iþçiler. Bugün farklý kurumlarý bir araya getirmemiz pek mümkün olmadý ama bu bir ilk adýmdýr. Ancak Ankara’daki kurumlar bir araya gelemiyorken Denizli’den Ýstanbul’dan kurumlarýn katýlmasý koordinasyonun ne kadar önemli olduðunu gösteriyor bence." dedi. 78liler Birlik ve Dayanýþma Derneðinden katýlan konuþmacý "Bütün bu sorunlar 12 Eylül faþist darbesinin sonucu. Deneyim olarak ne aktarabilirim bilmiyorum. Bu düzenlenen forumun adý bile her þeyi net olarak anlatýyor. Eðitim ve bilimden faydalanmak oligarþiye dahil kesimlerin çocuklarýnýn hakký. Geçmiþte liseli ve üniversiteli gençliðin var olan sorunlarda daha

fazla söz sahibi olduklarýný, gençliðin iradelerinin belirleyici olduðunu biliyoruz. Ama þimdi o dinamikler kendi sorunlarýnda boðuluyor " dedi. Darbe rejiminin ve devletin toplum üzerinde tahribat yaratmak üzere bir dizi çalýþmasý olduðunu, bugün tüm ezilenlerin ortak sorunlarýna karþý el birliði içinde mücadele etmeleri gerektiðini vurguladý. Bizler farklý akýmlarýn ve geleneklerin özneleri de olsak, olabildiðince ortak mücadele yollarýný bulmalarý gerekiyor. "Bu anlamda buradaki gençliðin bu mücadelesini saygýyla selamlýyorum. Umut gençliktedir. Umut enternasyonalist bir bakýþla yürüyenlerdedir. Umut sizlerdedir. Teþekkür ediyorum." diyerek konuþmasýný bitirdi. Umut aktivisti baþka bir arkadaþ, geçen sene festivalde düzenledikleri ÖSS ile ilgili panelden bahsederek baþladý. "Çalýþmayý yürütürken gittiðimiz birçok kurumda ÖSS bizim kitlemizin sorunu deðil ki yanýtýný aldýk. ÖSS sadece liselilerin sorunu deðil, ilköðretimin ilk kademelerinden itibaren okuyan herkesin, onlarýn velilerinin ve okuma hakký elinden alýnmýþ insanlarýn sorunu. Bu bilinçle birbirinden kopuk yürüyen çalýþmalarýn ortaklaþtýrýlabilmesi için önümüzdeki yýl daha güçlü olarak bu çalýþmalara devam etmeliyiz. " dedi. Ýstanbul'dan foruma katýlan arkadaþ, çektiði sýkýntýlardan bahsetti. "Ben tekstilde çalýþýyorum. Kürt’üm. Buraya ilk geldiðimde patron benden tost almamý istedi ben gittim þeker aldým. Çünkü dili tam olarak bilmiyordum tost ne demek bilmiyordum. Sonra hep dedim ki bu hayat bir gün deðiþecek. O yüzden bu çalýþmayý görmek benim için çok güzel. Teþekkür ediyorum." dedi. Liseli bir arkadaþýmýz ise, “ÖSS duvarýný yýkalým” cümlesini söylemesi gerekenlerin ilk önce liselilerin olmasý gerektiðini söyledi. "78’li abinin burada konuþmasý beni çok heyecanlandýrdý. Bu çalýþmalarýn daha da büyümesi gerek." dedi. Kürsünün ardýndan ÖSS ile ilgili film gösterimi yapýldý. Divan forum için sendikalara ve kurumlara çaðrý yaptýklarýný, bugün 78’lilerin burada olduðunu ve koordinasyon vasýtasýyla tanýdýðýmýz kurumlarýn burada olmalarýnýn önemini vurguladý. Forum, 25 Nisan'da yapýlacak forumu deðerlendirme toplantýsýna çaðrý ile sonlandýrýldý. Öðrenciye iþ, çalýþana öðrenim hakký!

Denizli’de Eleme Sýnavlarýna Karþý El Birliði ve Mücadele Forumu Yaklaþýk bir buçuk aydýr çalýþmalarý süren “ELEME SINAVLARINA KARÞI EL BÝRLÝÐÝ VE MÜCADELE FORUMU” 4 Mayýs günü çeþitli kitle örgütlerinin, ÖSS maðduru öðrencilerin, velilerin, iþçilerin yaklaþýk 100 kiþilik katýlýmýyla TMMOB lokalinde gerçekleþti. Forumun hazýrlanmasý aþamasýnda sýnavlar karþýtý söyleþiler, farklý bölgelerde afiþlemeler, dershane ve okul önlerinde bildiri daðýtýmlarý gerçekleþtirildi. Forumda farklý alanlarda çalýþan kitle örgütleri ve bu sýnavlar karþýsýnda maðdur olan gençler eleme sýnavlarýný tartýþtý. ÖSS’nin bu eleme sýnavlarýndan yalnýzca bir tanesi olduðu yapýlan vurgulardan birisiydi. Forumda, elem sýnavlarýna karþý geliþtirilebilecek mücadele yöntemleri de konuþulan konulardan birisiydi. Forum divanýn açýlýþ konuþmasý ve ardýndan ÖSS’nin sýnýfsal, cinsel ve ulusal elemeyi nasýl gerçekleþtirdiðini bilimsel veriler ýþýðýnda anlatan bir sunumla baþladý. ÖSS hakkýndaki medyanýn yaratmýþ olduðu yanýlsamalarýn aksine buz daðýnýn görünmeyen yüzüne dikkat çekildi. Sunumun ardýndan forum “ÖSS kimleri eler” konulu baþlýðýyla devam etti. Bu baþlýk altýnda; Denizli Eðitim Dayanýþmasý Kolektifi, Geleceðimizi Ýstiyoruz Ýnisiyatifi, BES, Eðitim-Sen’den eðitim emekçisi bir aðabeyimiz ve kurumlar arasý koordinasyonun iletiþim aðý üzerinden foruma katýlan Ýstanbul Mayýsta Yaþam Eðitim Kooperatifi konuþma yaptý. ÖSS’nin sýnýfsal olarak iþçileri, cinsel olarak kadýnlarý, ulusal olarak da Kürtleri elediðini vurgulayan kurumlar vurgularýndaki farklýlýða raðmen ÖSS’nin adil olmayan, eleyici, ayrýmcý yönüne dikkat çektiler. Kurumlar

konuþmalarýnda bu sorunun yalnýzca öðrenci gençliðin deðil ayný zamanda toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir sorun olduðunu ifade ettiler. Serbest kürsüde 6 kiþi konuþma yaptý. Bu bölümde konuþan öðrenci ve emekçi arkadaþlarýmýz sýnavlarýn adaletsizliðini kendi yaþadýklarý deneyimler ile anlattýlar. ÖSS maðduru Kürt bir arkadaþýmýz baþýndan geçen olaylarý anlatýp metropollerde de Kürtlerin elendiðini açýk ve çarpýcý bir biçimde ortaya koydu. “ÖSS’ye giren kimi öðrenciler özel dershanelere giderken ben hem okuldan çýktýktan sonra part-time iþlerde çalýþýyorum hem de annemin hastalýðý nedeniyle ev iþleri yapýyorum, bir de bu yetmezmiþ gibi babam sýrf Kürt olduðu için iþten atýlýyor ve biz 4 kardeþ olduðumuz için çalýþmak zorundayýz” diyerek aslýda kurumlarýn sýnavlarýn elemeci yönüne somut veriler sunmuþ oldu. Gene ayný baþlýk altýnda Namýk Kemal Ýlköðretim Okulu Rehberlik ve Psikolojik Danýþmanlýk uzmaný bir

hocamýz sýnavlarýn öðrenciler üzerinde yaratmýþ olduðu psikolojik etkilere deðindi. Bu baþlýk altýnda konuþan kurumlar yine foruma destek ve deneyimlerini paylaþmak için farklý þehirlerden gelen kurumlar idi. Ýstanbul’dan Anadolu’da Yaþam Tüketim Kooperatifi ve Ýzmir’den Özgür Yaþam Kooperatifi bu baþlýk altýnda; elemenin aslýnda ÖSS’den önce SBS vb. sýnavlarla gerçekleþtiðini ve ÖSS’yi kazandýktan sonra da üniversite öðrencilerinin KPSS, TUS, formasyon vb. elemeci mekanizmalarla karþý karþýya kaldýðý ifade edildi. Bu elemeci sistem kendisinin aslýnda Türkiye’nin sýnýfsýz imtiyazsýz ve kaynaþmýþ bir milletten oluþmadýðýný gösterdiðine deðindiler. Ayrýca Anadolu’da Yaþam Tüketim Kooperatifi; varoþta çalýþan bir kurum olarak iþçiler, emekçiler cephesinden sýnavlarýn nasýl yansýdýðýný anlattý. “Bence eleme denilen þey ÖSS’den çok önce baþlýyor. Bir kere iþçiler, emekçiler okuma imkanlarýndan, öðrenciler iþ olanaklarýndan mahrum býrakýlmýþ durumda 1415 saat çalýþan bir iþçinin okuma imkaný nasýl olabilir? Bu noktadan baktýðýmýz da bizim temel þiarýmýz çalýþana öðrenim, öðrenciye iþ hakký” diyerek sözünü tamamladý. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan son olarak divan, kapanýþ konuþmasýnda kurumlarý forumu deðerlendirmek ve sýnavlar öncesinde yapýlacak miting, kitlesel basýn açýklamasý vb. etkinlikleri tartýþmak üzere 7 Mayýs Çarþamba günü saat 17:00 ‘da 78’liler Ýl Giriþiminde yapýlacak toplantýya davet etti. Forum kapanýþ konuþmasýnýn ardýndan slayt gösterimi ve 78’liler Müzik Grubunun dinletisi ile son buldu.


Sayfa

MAYIS 2008

13

Tuzla’da 17 Nisan Eðitim Ýçin Dayanýþma Gecesi Mayýsta Yaþam Tuzla Þubesinden komünistler olarak kooperatif ortaklarýnýn önerisiyle bir kooperatif gecesi örgütlemeyi önümüze koyduk. Kooperatiflerdeki mali sorunlarýn, kooperatifin kendi önünü açacak ve kooperatifi güçlendirecek biçimde çözülmesini savunduðumuz için, kooperatifin kendi gücüyle bu sorunu çözmesi anlamýna gelen bu öneri bizim açýmýzdan da anlamlý oldu. Kooperatif gecesi hazýrlýðý yaklaþýk 3 haftada yapýldý. Kooperatifin konserden hedeflediði, var olan kooperatif borçlarýný kapatmak ve mahallede kooperatif çalýþmalarýný tanýtmak oldu. Hem kooperatif ortaklarýyla birlikte yaptýðýmýz bir iþ olmasý bakýmýndan, hem de mahallede yaptýðýmýz bir etkinlikle kooperatifin tanýtýlmasý anlamýnda, bizi güçlendiren bir etkinlik oldu. Gecenin Tanýtýmýný Nasýl Yaptýk? Gecenin tanýtýmýnýn çalýþmasý üç hafta boyunca mahallede yoðun bir biçimde yürütüldü. Gecenin afiþleri kooperatifin bulunduðu mahallede ve yakýn bir mahallede asýldý. Mahallenin esnaflarý tek tek dolaþýlarak hem kooperatif tanýtýldý, hem destekleri alýndý. Bu çalýþmanýn mahallede oturan kooperatif ortaklarýyla birlikte yapýlmasý bizim açýmýzdan çok avantajlý oldu. Esnaflarýn onlarý tanýyor olmalarý bizim kooperatif çalýþmalarýný daha etkili biçimde anlatmamýzý saðladý. Bunun dýþýnda mahalledeki evler konseri duyurmak üzere çýkarýlan el ilanlarý ile dolaþýldý, kimilerinde uzun kimilerinde kýsa sohbetler ederek kooperatif çalýþmalarýný tanýttýk. Bu daðýtýmlar sýrasýnda kooperatifte daha önceden öðrenci olmuþ, gelip gitmiþ ve þu an irtibatýmýzýn olmadýðý birçok kiþiyi de yaptýðýmýz çalýþmadan haberdar etmiþ olduk. Bunlarýn çoðu geceye katýldýlar, hatta kooperatif konser biletlerini alýp sattýlar. Elimizdeki ilanlar tükendiði için ve zaten zaman da kalmadýðý için mahallenin büyük bir kýsmýný dolaþmýþ olsak da tamamýný bitiremedik. Mahalle pazarýnda da iki hafta üst üste ilan daðýtýldý. Mahallenin hemen yaný baþýnda bulunan ve Newroz çaðrýsý yapýlýrken kooperatif ortaklarýnýn tanýþtýðý Toki inþaatlarýnda çalýþan ve buradaki barakalarda kalan Kürt iþçilere de oradaki DTP’liler vasýtasýyla konser ilanlarýný ulaþtýrdýk. Buradan konsere katýlým

13 kiþi oldu. Ayrýca buradakiler barakalarda kaldýklarý için yapýlan etkinliklerden haberdar olamadýklarýný bu yüzden kendilerini bundan sonraki etkinliklerden de mutlaka haberdar etmemizi söylediler. Yine yapacaðýmýz geceyi afiþlerden görüp gelen eski kooperatif ortaklarý bizden bilet alarak tanýdýklarýna sattýlar. Bu çalýþmalar sýrasýnda bir taraftan da belediyelerle görüþüp olanaklarý kullanýlmaya çalýþýldý. Tuzla ve Orhanlý Belediyelerine konser ilanlarýný ulaþtýrdýk, destek için aldýlar. Daha önce kooperatif için para toplayan deri iþçileri de konser için biletleri alarak çalýþtýklarý iþyerlerinde sattýlar. Kooperatif ortaklarý bu iþin iyi yapýlmasý için bütün olanaklarýný zorladýlar. Ancak bu süreçte kooperatifin düzenli açýlmasýný iyi organize edemedik. Geceye Katýlým Yüksek Oldu Gece de gelip gidenlerle birlikte katýlým 450 kiþi oldu. Daha çok lise öðrencilerinin ve mahallelinin katýldýðý gecede, mahalle dýþýndan, kooperatifin diðer þubelerinden v e A n a d o l u d a Ya þ a m ’ d a n gelenlerin sayýsý 50’ydi. Katýlan kurumlar, Deri-Ýþ Sendikasý, Limter-Ýþ Sendikasý, Sanat ve Hayat Derneði, Çalýkaðýl Derneði, Varto Derneði, DTP, PK ve ESP’liler vardý. Kurumlar mesaj göndererek desteklerini ilettiler. Limter-Ýþ Sendikasý’nýn iki gün sonra 19 Nisan’da yapacaðý “Tersanelerde Hayatýný Kaybetmiþ Ýþçilerin Aileleriyle Dayanýþma Gecesi”nin duyurusu sahneden yapýldý. Ayrýca Limter-Ýþ üyeleri önlüklerini giyerek stantlarýný açtýlar. Gecede ayný zamanda 27 N i s a n ’ d a M a y ý s t a Ya þ a m Kooperatifi, Anadoluda Yaþam Kooperatifi ve Esenyurt

Kolektifi’nin örgütlemiþ olduðu “1 Mayýs Öncesi Dayanýþma Pikniði”nin de duyurusu yapýldý. Kooperatif gecede 4’ü yerel grup olmak üzere 8 müzik grubu çýkardý. Çýkan Gruplar: Erkan Gültekin, Koma Þiar, Nevin Tekin, Koma Afat, Grup Mayýs, Ahmet Yakup, Grup Vardiya ve Onur Akýn’dý. Yerel gruplarýn çýkmasý da hem katýlým anlamýnda hem de kooperatifin bundan sonra yapacaðý çalýþmalar için iþimizi kolaylaþtýrdý. Hatta gecede çýkan bir grup 1 Mayýs öncesi piknikte çýkmasýný da organize ettik. Gecede kooperatifi tanýtan kýsa bir film izlendi. Bunun yaný sýra yapýlan kooperatif konuþmasýnda daha çok eðitimdeki ayrýcalýklarýn dýþýnda býrakýlanlarýn, elenenlerin emekçi çocuklarý olduðu vurgulanarak, yýllardýr istikrarlý bir biçimde sürdürdüðümüz eðitim dayanýþmasý çalýþmasý aðrýrlýklý olarak anlatýldý. Gece Herkesin Katký Sunabildiði Kadar Sunduðu Kolektif bir Çalýþmanýn Ürünüydü Gece sonrasý yapýlan deðerlendirme de iþlerin eþit derecede sorumluluk alarak yapýlmadýðýna dönük eleþtirel deðerlendirmeler gelse de, biz, bir demokratik kitle örgütünde herkesin eþit miktarda sorumluluk alarak emek vermesi gerektiðini düþünüp böyle çalýþma yaparsak, iþçilerin emekçilerin, öðrencilerin buraya ihtiyacý kadar verebildiðini vermesinin ve sahiplenmesinin önüne engel koyacaðýmýzý ve “demokratik” kýsmýný da lafta býrakmýþ olacaðýmýzý biliyoruz. Bu yüzden de yýllardýr kitle örgütlerinde herkesin olanaklarý ve koþullarý çerçevesinde sunmak istediði kadar sunduðu kolektif bir çalýþma yapmaya çalýþtýk. Eþit koþullarda olmayanlardan eþit emek beklemeden, ama herkesin

eþit söz hakkýnýn olduðu demokratik bir kitle örgütü anlayýþýyla, çalýþmalarýn yürümesi yönünde müdahalelerde bulunduk. Kooperatife ortak olmak için çeþitli koþullar, kriterler sýralamadýk, kolaylaþtýrýcý olmayý tercih ettik. Geceyi deðerlendirirken de farklý miktarda enerjiler sarf edilmiþ olsa da, bunlarý ölçmeyi deðil, kooperatif çalýþmalarýmýza hiç katýlmamýþ insanlarýn bile katkýlarýyla, bu kolektif emeðin bundan sonraki çalýþmalarýmýzda nasýl önümüzü açýcý olduðunu konuþmayý tercih ettik. Mahalle esnafýnýn desteðini alýp, kooperatiften haberdar etmenin ilk kez yaptýðýmýz bir çalýþma olmasý bakýmýndan bize güç kattýðýný, hatta bir mahalle esnafýnýn konsere çelenk göndermesinin anlamlý olduðunu, yürüttüðümüz üç haftalýk çalýþmanýn, bugüne kadar hiç yapmadýðýmýz kadar kooperatif çalýþmalarýnýn tanýtýlmasýný saðladýðýný, yerel gruplarýn olmasýnýn da hem katýlým anlamýnda hem de bundan sonra ki iliþkilerimiz anlamýnda bizi güçlendirdiðini vurguladýk. Diðer kooperatif ortaklarý da bu yaptýðýmýz çalýþmanýn bizi güçlendirdiði ve gerçekten iyi bir çalýþma olduðu konusunda benzer deðerlendirmeler yaptýlar. Hatta kooperatif çalýþmalarý bu kadar tanýtýlmýþken, devamýný getirmek gerektiði konusunda da deðerlendirmeler yapýldý. Bu çalýþmaya katýlan arkadaþlarý motive eden bir etkinlik oldu. Gece hem yerel bir çalýþma olduðu için daha önce böyle bir çalýþma yapmamýþ olan arkadaþlarýn olanaklarýyla yapýldýðý için hem bir deneyim oldu, hem ilk deneyim olmasýna raðmen iyi kotarýldý. Mahallede yapýlan bir çalýþma anlamýnda yoðun olarak mahallelinin ve lise öðrencilerinin katýldýðý bir gece oldu. Katýlanlar da daha önce mahallede hiç böyle bir etkinliðin organize edilmemiþ olduðunu belirttiler ve bize teþekkür ederek ve yazýn da açýk havada böyle etkinlikler yapmamýzý önererek ayrýldýlar geceden. Gece türkülerle halaylarla marþlarla katýlanlarýn doyasýya eðlendiði bir gece oldu. 1 Mayýs’a sayýlý gün kalmýþken de Mayýsta Yaþam’ýn kendi talepleriyle alanlarda olacaðýnýn duyurusu ve çaðrýsý yapýlarak son buldu.

Grevdeki TEGA Ýþçileriyle Dayanýþma Etkinliðine Katýldýk 7 Þubat’ta, Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan Tega mühendislik iþçileri, iþverenin toplu iþ sözleþmesi yapmayý kabul etmemesi üzerine, neredeyse tamamý sendikasýz ve sigortasýz olan Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde bölgenin tarihinde gördüðü ilk grevini gerçekleþtirdiler. Grevin 67. gününde, 15 Nisan'da, greve çýkan iþçilerin örgütlü olduðu DÝSK Birleþik Metal-Ýþ, Sincan Belediyesi Kültür Merkezi Yaðmur düðün salonunda “DOSTLUK VE DAYANIÞMA ÞÖLENݔ düzenledi. Düzenlenen etkinliðe biz de katýldýk. Etkinlik saat 15:30’da baþladý. TEGA iþçileri ve ailelerinin, sendika temsilcileri, siyasi parti ve örgüt temsilcilerinin katýldýðý

etkinlikte yaklaþýk 500 kiþi vardý. BDSP, Partizan, Alýnteri, Kaldýraç, Uid-Der, ÖDP, Yurtsever Cephe ve Halkevleri etkinliðe katýlanlar arasýndaydý. Etkinlikte Birleþik Metal-Ýþ’ten Seyfettin Gülengün, TEGA iþçileri temsilcisi Erdal Erdem, Birleþik Metal-Ýþ Genel Baþkaný Adnan Serdaroðlu, DÝSK genel sekreteri Tayfun Görgün yaptýklarý konuþmalarda grev sürecini anlattýlar.. Konuþmalarda grev sürecinin toplu iþ sözleþmesi talebiyle baþladýðý ve görüþmeler sürerken iþverenin iþçileri taleplerinden vazgeçirmek ve sendikadan kopararak örgütsüzleþtirmek için çeþitli yöntemlere baþvurulduðu açýklandý. Sendikadan ayrýlmalarý halinde iþçilere maaþlarýnýn iki katýný vermeyi öneren iþverenin

bu hareketi karþýlýk bulmayýnca 55 sendikalý iþçinin içeri girmesine izin vermediði ve böylece grevin baþladýðý anlatýldý. Yapýlan konuþmalara göre, grevin ilk gününde bölgedeki 17 patronun grevi nasýl kýracaklarýný konuþ mak için yaptýklar ý toplantýdan sonra iþçilere yapýlan saldýrýlar baþlýyor. Ýkinci gün iþletme önünde toplanan iþçilere jandarma saldýrýyor ve 46 kiþi gözaltýna alýnýyor. Bir kýsmý grevden 15 gün önce sendikaya alýnmayan 55 sendikalý iþçinin de arasýnda olduðu 69 iþçi iþten atýlýyor. Baþka bir gün grev nöbetini devralmak için fabrikaya giden iþçilere organize sanayi bölgesinde özel güvelik görevlileri saldýrýyor ve 300 metre ilerden olaylarý izleyen jandarma özel

güvenlik silah çekene kadar müdahale etmiyor, ettiðinde de iþçileri gözaltýna alýyor. Konuþmacýlar grev sürecini aktardýktan sonra istediklerini alana kadar grevi sürdüreceklerini de vurguladýlar. Benzer bir süreci yaþayan Tarsus’taki SCT Filtre Fabrikasý iþçileri temsilcisi Erdinç Tümür de söz alarak deneyimlerini anlattý. Tümür konuþmasýnda 15 Mart 2006’dan 28 Mart 2008’e kadar sürdürdükleri grevin toplu iþ sözleþmesi ve 1 Mayýs’ýn iþletmede tatil edilmesiyle sonuçlandýðýný, ayný zaferi TEGA iþçilerinin de kazanabileceðini söyledi. Etkinlik konuþmalarýn ardýndan, TEGA grevi ve Birleþik Metal-Ýþ’in tarihinin anlatýldýðý bir film gösterimi ve müzik dinletisiyle son buldu.

Eðitim Ýçin Dayanýþma Gecesinde Konuþma Sevgili Aydýnlý Mahallesi Halký… Tuzla, Ümraniye, Yenibosna, Okmeydaný, Gülsuyu ve Sultanbeyli’den bizimle buluþmaya gelmiþ öðrencilerimiz, öðretmenlerimiz, gönüllerimiz ve tüm dostlarýmýz…. Merhaba! Mayýsta Yaþam’ýn Eðitim Ýçin Dayanýþma gecesinde bizleri yalnýz býrakmadýðýnýz için hepinize teþekkür ediyor, hepinizi selamlýyorum. Gecemizin adý Eðitim Ýçin Dayanýþma… Aslýnda bu kýsa cümle Mayýsta Yaþam’ý güzelce özetliyor. Biz yýllardýr eðitim diyoruz… Eðitim Ýçin Dayanýþma diyoruz…. Eðitim diyoruz çünkü nasýl bir ülkede yaþadýðýmýzý çok iyi biliyoruz…. Sevgili dostlar, Bugün üniversite sýnavýný kazanamayanlar, üniversite diplomasý olmayanlar her türlü ayrýmcýlýða uðruyor. Daha kötü koþullarda, daha uzun süreler boyu, daha ucuza çalýþmak zorunda kalýyor. Üniversite diplomasý olmayanlar daha zor iþ buluyor, daha kolay iþten çýkarýlýyor. Öyle ki bugün artýk sendikasý, sigortasý olan bir fabrikada bile en az iki yýllýk yüksek okul bitirmeden iþ bulmak mümkün deðil… Bunu Türkiye’de herkes bildiði için her yýl neredeyse iki milyon kiþi kazanamayacaðýný bile bile sýnava giriyor. Mayýsta Yaþam’sa “Kimse öðrenim hakkýndan mahrum býrakýlmasýn, herkes liseyi tamamlayabilsin, herkes üniversiteye gidebilsin” diyor. Herkes için okuma hakký istiyor. Bunun için 2002 yýlýndan beri üniversiteye hazýrlýk dersleri veriyoruz. Sadece üniversiteye hazýrlýk deðil ayný zamanda açýk öðretim, lise bitirme ve ingilizce dersleri de veriyoruz… Bugüne kadar Mayýsta Yaþam’ýn Tuzla’da 150’den tüm þubelerinde ise 500’den fazla öðrencisi oldu. Mayýsta Yaþam’daki kurslara katýlan onlarca öðrenci ise üniversiteye girdi… Ancak tek baþýna eðitimden söz etmek yeterli deðil. Zira “Herþeyin baþý eðitim”, “Diploma önemlidir” demeyen yok gibi… Televizyonlar da bunu söylüyor, hükümetler de bunu söylüyor, üniversiteler de bunu söylüyor, dershaneler de bunu söylüyor. Ama bizi tüm bu kesimlerden ayýran bir nokta var… Onlar eðitim için rekabet þart diyorlar… Biz Eðitim Ýçin Dayanýþma þart diyoruz… Onlar parasý olan kazansýn, altta kalanýn caný çýksýn diyorlar. Biz tam tersini söylüyoruz. Asýl ömür boyu çalýþýp da bir türlü parasý olmayanlarýn eðitime ihtiyacý var, okumak en çok onlarýn hakký diyoruz. Rekabet en çok bizi vurur diyoruz. Dershaneler paran yoksa kapýdan içeri almaz. Parasý olmayana ise tarikatlar kapý açar. Biz ise tam tersi bir yol seçtik. Eðitim ihtiyacýný kullanarak para kazananlarý aksine üniversiteye giden emekçi çocuklarý, emekçi çocuklarýna karþý sorumluluk hisseden üniversiteliler bir araya geldik. Ýþçi mahallelerinde gönüllü ders vereceðimiz kooperatifler kurduk. Kooperatifi iþletmek için basit bir mali hesap yaptýk. Kira, yakacak, test, su, elektrik tüm masraflarý alt alta yazýp topladýk. Ortak sayýsýna böldük. Kimsenin kimseden üstün ya da farklý olmasýn dedik. Öðrenci, öðretmen ayrýmý yapmadýk. Herkesten ayný aidatý topladýk. Böylece hiçbir kar amacý gütmediðimiz için en ucuz dershanelerin onda biri fiyata mal ettik dersleri… Üstelik derslerimiz onlardan çok daha nitelikli oldu. Dahasý ortak sayýmýz arttýkça, dostlarýmýz çoðaldýkça maliyetimiz ve aidatlarýmýz düþtü. Mayýsta Yaþam’ýn üniversiteye soktuðu onlarca öðrenciden biri de benim dostlar. Tuzla’daki çoðu kardeþimiz gibi ben de tersane iþçisi bir babanýn kýzýyým ve ayný sýnýrlý olanaklara sahibim. Mayýsta Yaþam’la tanýþmadan önce bir çok kez ÖSS’ye girmiþ ve kazanamamýþtým. Kendime güvenim haliyle eskisi gibi deðildi ve artýk sýnava girmeyi de düþünmüyordum. Oysa, Mayýsta Yaþam’da ders çalýþmaya baþladýktan sonra baþka bir þey gördüm. Dershane mantýðýnýn tam tersi bir mantýkla da sýnava hazýrlanýlýyormuþ…. Hem de daha iyi hazýrlanýlýyormuþ…. Senenin sonunda sýnavý kazandým. Dört yýlýn ardýndan edebiyat ve sosyoloji öðretmeni oldum. Þimdi sadece lisede ders anlatmýyorum… Ayný zamanda Mayýsta Yaþam’da ders anlatan ortaklardan biriyim. Biz Mayýsta Yaþam’da rekabete, yarýþa dayanan bir mantýðýn tam tersini benimsedik… Sahici bir sýnýf dayanýþmasý gerçekleþtirdik…. Ýþte eðitim için dayanýþma derken de bizi rekabete mahkum edenlere inat bu sýnýf dayanýþmasýný kast ediyoruz. Biz yola çýktýðýmýzda hedeflerimiz sadece birer projeydi, bir nevi hayaldi. Amacýmýzý anlattýðýmýzda farklý tepkiler aldýk. Ya “çok güzel þeyler söylüyorsunuz ama bu iþler zor” diyorlardý, “böyle konuþup barutu tükenenleri çok gördük” diyorlardý. Ya da “siz kahramansýnýz” diye sýrtýmýz sývazlanýyordu. Oysa biz kahraman deðildik… Herhangi bir emekçiden hiçbir farkýmýz yoktu. Ama yaptýðýmýz iþin imkansýz olmadýðýný da biliyorduk. Baþarmak için her iþi basit kýlmaya gayret ettik… Hep paylaþmayý esas aldýk… Bilgisi olanlar bilgisiyle hava atmadý. Bilgisini herkesle paylaþtýk. Her etkinliðimize emekçileri davet ettik… Tüm toplantýlarýmýzý þeffaf bir þekilde düzenledik. Kimsenin Mayýsta Yaþam’da sorumluluk almasýna engel olmadýk… Tersine herkesi bu yönde teþvik ettik. Baþarmak için bizimle benzer amaçla kurulmuþ, sýnýf dayanýþmasý ve mücadelesi için gayret eden sendikalarla, kooperatiflerle, yan yana durduk. Aydýnlý da Deri-Ýþ’le, Limter-Ýþ’le, TÝB-DER’le dayanýþma içinde olduk. Olmaya devam edeceðiz. Eðitim için dayanýþmayý örerken eksiklerimiz olmadý mý? Oldu elbet….. Ama kendimizi eleþtirdik dostlarýmýzýn eleþtirisine kulak verdik. Hatalarýmýzdan öðrenme gayretinde olduk. Bugün 6 sene sonra yola devam edebiliyoruz… Sultanbeyli’de dördüncü þubemizi açacaðýmýzý müjdeleyebiliyoruz, Mayýsta Yaþam’ýn dostlarýyla bu þekilde buluþabiliyoruz…. Demek ki dostlar, demek ki…. Evet, demek ki bu altý sene de bir þeyler öðrenmiþiz. Hem de hepbirlikte…. Demek ki önümüzdeki senelerde de öðrenmeye devam edeceðiz. Demek ki önümüzdeki senelerde de ilerlemeye devam edeceðiz. Yine hepbirlikte, yine dayanýþmamýza güvenerek ve yine güçlenerek…. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz! Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý


Sayfa

14

MAYIS 2008

Samsun’da 68’den Günümüze Devrimci Hareketin Durumu Konulu Panel

Samsun’da Sosyalist Gençlik Derneði (SGD) 6 Nisan’da Emekli-Sen Þubesi’nde 68’den Günümüze Devrimci Hareketin Durumu ve Yönü hakkýnda bir panel düzenledi. Atýlým yazarý Alp Altýnörs ve Ragýp Zarakolu’nun konuþmacý olarak katýldýklarý panel, yönetici arkadaþýn konuþmasýyla baþladý. Konuþmasýnda 68’den günümüze devrimci hareketin duruþunu özetledi. Daha sonra sözü Ragýp Zarakolu aldý. Ragýp Zarakolu “68 hareketi 68’den 72’ye kadar olan 4 yýllýk bir zamaný kapsýyor fakat bu 4 yýllýk hikaye Türkiye’yi derinden etkiledi” diye sözlerine baþladý. “68 olaylarý tüm dünyayý olduðu gibi Türkiye’yi de etkiledi. 68’de öðrenciler kitlesel olarak sola kaydý” diye

sözlerine devam etti. Daha sonra Deniz Gezmiþler ve Mahir Çayanlara deðindi. “Bu gün Deniz Gezmiþleri Kemalistler de anýyor; Ulusal Sol adýyla kurulanlar da anýyorlar. Deniz’de herkes buluþabiliyor. Ama kimse Ýbrahim Kaypakkaya’ ya ve Mahir’e dokunamýyor” diyen Zarakolu daha sonra 68 hareketinin niteliklerinden bahsetti. 68 hareketinin sadece politik olarak çýkmadýðýný söyleyen konuþmacý bu hareketin ayný zamanda üniversiteleri demokratikleþtirme hareketi

olduðuna deðindi. Daha sonra kendiliðinden gerçekleþen bir 15-16 Haziran iþçi hareketinden bahsetti. Ýlk baþta kitlesel olan devrimci hareketin daha sonra mücadele döneminde kitleselliðini kaybettiðini, gerilla stratejisi ile silahlý mücadeleye baþlandýðýný söyledi. Türkiye’nin 68’de Avrupa’nýn yaþadýðý kýrýlmayý yaþamadýðýný söyleyen konuþmacý “Keþke Türkiye 2. Dünya Savaþý’na katýlsaydý, o zaman bir kýrýlma yaþanýrdý” dedi. Günümüzde ise 84’ten itibaren solun yeniden canlandýðýný söyleyen Zarakolu son olarak 68’in muhteþem bir hareket olduðunu söyledi ve konuþmasýný tamamladý. Zarakolu daha sonra sözü Atýlým yazarý Alp Altýnörs’e býraktý. Alp Altýnörs sözlerine tarihin çok büyük bir güç olduðunu söyleyerek baþladý. Egemenlerin güçlerini tarihleriyle aldýðýný vurguladý. Bizlerin de Denizlerin, Mahirlerin, Mustafa Suphilerin, Ýbolarýn çocuklarý olduðumuzu ve de onlarý iyi anlatmamýz gerektiðini; bugün Deniz’i sýradan bir Kemalist olarak tanýttýklarýný ve bizim de Denizleri, Ýbrahimleri, Mahirleri doðru lansettirmemiz gerektiðini söyledi. Altýnörs, Deniz’in isyankar bir miras olduðunu vurguladý. Küba devrimini örnek aldýklarýný ve sýrtlarýný Marx’a ve Lenin’e dayadýklarýný belirtti. “Bugün yapýlan televizyon kanallarýnda ve diðer medya araçlarýnda Denizlerin sadece tam baðýmsýz Türkiye sözlerini anlatýyorlar ve 61 Anayasasý’na gönderme yaptýklarýný söylüyorlar. Deniz’i kaza eseri öldürülmüþ bir genç olarak lansediyorlar. Ama THKO’nun tüzüðünde yazan Kürt halký ile iliþkili sözlerini hiçbir þekilde görmüyorlar” diyen Altýnörs kimsenin Ýbrahim Kaypakkaya hakkýnda böyle sözler

söyleyemediklerini, çünkü Ýbrahim Kaypakkaya’nýn düzenin egemen ideolojisine en net devrimci tavrý aldýðýný söyledi. Kaypakkaya’nýn söylemlerinde Kürt halkýna özerklik öngördüðünü, sonuçta her üç harekette de Kürt halký konusunda söylemlerin var olduðunu söyledi. Daha sonra bu hareketlerin niteliklerinden bahsetti. Bu hareketlerin ilk dönemde parti kurmak gerektiði bilinciyle hareket ettiklerini ve kurduklarýný fakat 74’den sonra iktidar bilinci olmadýðýný belirtti. Darbenin olacaðýný bütün yapýlarýn söylemesine raðmen, hiçbir hazýrlýk ve önlem almadýklarýný söyledi. 15 Aðustos 1984 atýlýmýnýn çok önemli olduðunu, 68’lerde hazýrlýk yapýlmadan parti kurulduðunu ve mücadeleye baþlandýðýný, bunun da önemli bir meziyet olduðunu fakat 15 Aðustos atýlýmýnda büyük bir hazýrlýðýn olduðunu söyledi. Soru-Cevap Bölümüne Geçildi Bu bölümde önce TÖP’lü bir arkadaþ söz aldý. Konuþmasýnda dayanýþmanýn çok önemli bir dönem olduðunu, bugün de bunun var olmasý gerektiðini vurguladý. Denizleri Ýbrahim Kaypakkayalarý doðru bir þekilde anlatmamýz gerektiðini söyledi ve o zaman yapýlan devrimci dayanýþmanýn bugün de yapýlmasý gerektiðini belirterek sözlerini bitirdi. Ben de 71 kopuþuna deðinmek istediðimi ve o dönem Ýbrahim Kaypakkaya’nýn TÝP oportünizmi ile mücadele ettiðini ve kendisini kesin çizgilerle ayýrdýðýný, gerek Kürt Ulusu konusundaki söylemlerinin, gerekse TKP üzerine söylemlerinin Mustafa Suphiler TKP’si ile Þefik Hüsnü TKP’sinin ayrýlmasý gerektiðine iþaret ettiðini söyledim. Kaypakkaya’nýn TKP eleþtirisinde de oportünizmle mücadele hattýný yükselttiðini söyledim. Bugün oportünizmle mücadelenin ne denli güçlü olduðunu sordum. Kaldý ki bugün 77 1 Mayýsý’nýn sorumlularýndan olan DÝSK ve TKP ile birlikte 77 1 Mayýsý’nýn hesabýný soracaðýz demenin ya da TKP ile devrimci 8 Martlar örgütlemenin oportünizmle mücadelenin neresine düþtüðünü sordum. Ayrýca bu topraklarda Mustafa Suphiler TKP’sinden beri önder bir partinin oluþturulamadýðýný ve bu topraklarda devrimin gerçekleþmesi için önder devrimci partinin kurulmasý gerektiðini, bunun da ancak komünistlerin birliði ile gerçekleþeceðini söyledim. Diðer sorular alýndýktan sonra sözü konuþmacýlar aldý. Alp Altýnörs benim soruma cevap veriþi ise þöyle

oldu. Bugün bir baþka koþulda olduðumuzu 71’in herþeyini alýp bugüne koyarsak bunu þablonculuk olacaðýný, oportünizmle mücadelenin 71 hareketinin yaptýðý bir þey olduðunu, TÝP oportünizmi ile onlarýn hesaplaþtýðýný söyledi. Ayrýca “ben þu hareketle iþ yaparým þunla yapmam diye bir þey yoktur devrimciler ortak iþler yapacaktýr” dedi. Altýnörs “bugün þablonculukla hesaplaþýlmalý” dedi. Üstelik bugün zaten devrimci bir parti olduðunu söyledi. Baþka yapýlarýn da var olduðunu, ancak bugün devrimci kanalýn açýldýðýný, bunun dýþýndaki komünistlerin birliði projelerine gerek olmadýðýný söyledi.

Sonra eskiden TÝP’li olan birisi söz aldý ve de TÝP’in devrimci harekete çok katkýsý olduðunu, birilerini eleþtirirken hakkýný da teslim etmek gerektiðini söyledi. Bunun üzerine Alp Altýnörs tekrar söz aldý ve “TÝP parlementerist bir partiydi, o anki oluþan kitle onu aþmýþtý. Tabi ki TÝP’in hakkýný da teslim etmek gerekir” dedi. TÝP’in düzene karþý fakat düzen içi bir parti olduðunu söyledi. Tekrar söz almak için el kaldýrdýðýmda panelin sonlandýðý söylendi ve ben tekrar söz alamadým. Söz alabilmiþ olsaydým oportünizmle hesaplaþmanýn þablonculuk olmadýðýný, oportünizmle hesaplaþmanýn sadece 71 dönemine ait olmadýðýný, her dönemde geçerliliðini sürdüren bir þey olduðunu vurgulayacaktým. Ayrýca öncü partinin niteliðinin var olan devrimci yapýlara çekim kuvveti oluþturmasý gerektiðini, ve bugün “ben önder devrimci partiyim” diyen farklý yapýlarýn da olduðunu söyleyecektim. Panel 2 saat kadar sürdü. Samsun’dan bir Komünist

68 Hareketi, Eðitim Mücadelesi ve Devrimci Mücadele Konulu Söyleþi

Geçtiðimiz 18 Mayýs tarihinde, çalýþma yürüttüðümüz Mayýsta Yaþam’da bir etkinlik düzenledik. Etkinliðin amacý, hem 68 hareketinin dünyada ve Türkiye’de geliþimini tanýmak, hem bu hareketinin eðitim mücadelesi ile Mayýsta Yaþam’ýn yapmaya çalýþtýklarý arasýndaki baðý kurarak anlatmak, hem de Mayýs ayýnda yitirdiðimiz 68 kuþaðýndan devrimcileri bu vesile ile anmaktý. Sunumu yapmak için kooperatif ortaklarýyla kolektif olarak hazýrlanmayý baþarsak da, etkinliðin duyurusu kýsmýna bunu yansýtamadýk, sýnýrlý olarak duyuru yapmamýzdan kaynaklý olarak da katýlým da düþük oldu. Ýlk olarak söz alan arkadaþ, kýsa bir açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan, dünyada geliþen 68 hareketini tasvir etti: “1960’lara gelindiðinde 2. Dünya savaþýndan kazançlý çýkan ABD derin bir krize düþmüþtü. Diðer yandan ABD’nin tutuþtuðu Vietnam savaþýna karþý dünyada ciddi tepkiler oluþmaya baþlamýþtý. Bu kasýrga Avrupa’yý da sardý. Ayrýca o dönemde, ABD’deki siyahlar da hatýrý sayýlýr bir örgütlenmeye ulaþmýþlardý. Avrupa’da özellikle Fransa’da baþ gösteren 68 öðrenci hareketi, iþçi sýnýfýnýn mücadelesinden baðýmsýz deðildi. 1967-68 yýllarýnda on milyonlarca iþçi, günlerce süren genel greve çýkmýþtý. Fakat Fransa’daki öðrenci hareketi daha çok otorite karþýtlýðý ve üniversitede kendi sorunlarý ve talepleri etrafýnda geliþen sol sosyalist ve anarþizan bir karakter taþýyordu. Ýtalya’daki öðrenci hareketi ise daha çok sosyalist ve komünist örgütlerin etkisini taþýyordu.” Genel hatlarýyla aktarmaya çalýþtýðýmýz bu konuþmanýn ardýndan sözü, Türkiye’de 68 hareketinin geliþimini anlatacak arkadaþ aldý: “Türkiye’deki öðrenci gençlik dünyadaki bu geliþmelerden baðýmsýz olamazdý elbette. Daha çok taþradan büyük þehre gelip burada hemþerilik üzerinde bir yaþam sürdüren üniversite öðrencileri, bu iliþki biçimini kýrarak Fikir Kulüpleri, (FK) Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB), Devrimci Doðu Kültür Ocaðý (DDKO ) gibi yerlerde siyasallaþmaya, dahasý solla ve marksizmle tanýþmaya baþlamýþlardýr. Elbette gerek Denizler Mahirler Ýbolar ve daha niceleri, sadece öðrenci gençliðin sorunlarý sahiplenmemiþler, iþçi ve emekçilerin sorunlarýný da kendi sorunlarý görmüþler ve bu konuda bir pratik sergilemiþlerdir. Örneðin Derby Lastik fabrikasýný iþgal eden iþçilerin bu iþgalini devrimci öðrencilerde bizzat bu iþgale katýlarak bu iþgalin baþarýyla sonuçlanmasýnda rol oynamýþlardý. Öðrenciler o dönemde bazen Bertolt Brecht’in

oyunlarýný sergiledikleri sokak tiyatrolarý yapýyorlar, emekçilere türlü þekillerde siyaset taþýmaya çalýþýyorlardý. Yaz tatilinde taþraya dönen, bu devrimci öðrenci gençlik bir taraftan köylünün tarlasýnda, takýmýnda çalýþýrken, onun evini yaparken, bir taraftan da bu insanlara bilinç taþýmýþ, bu insanlarý siyasallaþtýrmýþtýr. Bu dönem gerçekleþen toprak iþgalleri özgün bir köylü hareketi sayesinde deðil, bu devrimci öðrencilerle yoksul köylülüðün kurduðu temas sayesinde gerçekleþmiþtir. O dönem öðrencilerin Kürdistan’a giderek devrimci öðrenci köprüsü olarak adlandýrýlan ve 1999 yýlýnda devlet tarafýndan bombalanarak yýkýlacak olan Zap köprüsünü kurmalarý, 1 Mayýs Mahallesinin kurulmasýnda sorumluluk almalarý gibi bir dizi örnek emekçilerle buluþan bir öðrenci hareketine iþaret ediyor ve bugüne de ýþýk tutuyor. Yine bu dönem de gerçekleþen Ýstanbul Üniversitesi iþgaline 5 bin öðrenci katýlmýþtý. Günlerce süren bu iþgali kýrmak isteyen polis harekete geçerek, Vedat Demircioðlu’nu camdan atarak öldürdü. Bunun üzerine öðrenciler sokaklara taþarak, Dolmabahçe’ye doðru yürüyüþe geçti. Burada bulunan 6. Filo’ya ait ABD askerlerini denize döktüler.” Ýkinci konuþmanýn ardýndan söz alan arkadaþ ise, 68 hareketinin eðitim mücadelesine deðindi; “Öðrenci hareketi o dönemde bugünkü gibi

üniversite sýnýrlarý içinde kalmýyor, eðitim mücadelesini emekçilerle birlikte, emekçilerin eðitim hakkýný da kapsayan taleplerle mücadele yürütüyorlardý. Fikir Kulüpleri Federasyonu o dönem de fakir öðrencilerde eðitim görebilsin diye eylemler yapýyordu. Ya da Fransa’daki öðrenciler, iþçilerinde üniversitedeki derslere girebilmesi talebi ekseninde mücadele ediyordu. Öðrencilerle emekçilerin m ü c a d e l e l e r i birleþtirilebiliyordu. 15-16 Haziran ayaklanmasýnda, Ta r i þ a y a k l a n m a s ý n d a öðrenciler ve emekçiler dayanýþma içinde mücadele etmiþlerdi. Bugün iþkencede öldürülüþünün yýl dönümü olan Ýbrahim Kaypakkaya týp fakültesini býrakarak, köylülerin arasýnda örgütlenmeye gitti, köylülerle birlikte tarlada çalýþtý. Yani o dönemde bugünkü gibi temsili deðil bizzat birleþik bir mücadele hattý izleniyordu. Bugün de öðrencilerin yaptýklarý eylemlilikler oluyor. Tersane iþçileriyle dayanýþma yürüyüþleri, mahallelerde festivaller yapýlýyor. Bunlarýn kýymeti büyüktür. Ancak bu yapýlanlar, derslerden sonra Kundura iþçilerinin yanýna gitmekten, mahallelere gelip örgütlenmeye çalýþan anlayýþtan da oldukça uzak. Bugün Mayýsta Yaþam böyle bir anlayýþla çalýþýyor. Yani üniversite öðrencilerini varoþlara, emekçilerle buluþmaya çaðýrýyor. Ayrýcalýk kazanmýþ üniversite öðrencileri ile hiçbir ayrýcalýðý olmayan kesimler arasýnda köprü olmaya çalýþýyor. Taleplerini üniversite sýnýrlarý içerisinde tutmuyor. Eðitim’den elenen iþçi sýnýfýnda öðrenim görmesini, “Öðrenciye Ýþ Çalýþana Öðrenim Hakký!” mücadelesini yürütüyor. Eleme sýnavlarýna karþý yapýlan çalýþmalarda sadece öðrenci kitlesiyle sýnýrlý kalmýyor, ayný zamanda iþçileri, aileleri de katmak için çabalýyor. Zaten herkese eðitim mücadelesini de ancak emekçilerle öðrencilerin birleþik mücadele hattýný saðlayabilirsek kazanabiliriz, bu da eðitim hakký gasp edilmiþ kesimlerin içerisinde olarak saðlanabilinir” dedi ve

sözlerini Mayýsta Yaþam’ýn çalýþmasýný tarif etmek üzere diðer arkadaþa býraktý. “Bugün üniversiteye girebilmek için, bir takým olanaklarýn olmasý gerekiyor. Ancak emekçi çocuklarýnýn bu olanaklardan yararlanamadýðýný görüyoruz. Özel liseler, dershaneler, özel dersler, sýnava hazýrlanacak zaman ve bunun gibi bir çoðu.. Biz de Mayýsta Yaþam’da eðitim için dayanýþma faaliyeti yapýyoruz, bu olanaklara sahip olmayan iþçi çocuklarýnýn, üniversite öðrencileriyle bir araya gelerek, dayanýþma faaliyeti sayesinde kendilerine bir olanak yaratabileceklerini söylüyoruz. Ancak herkese eðitimin de mücadele ile gerçekleþeceðini düþünüyoruz. Bu yüzden ÖSS ve benzeri eleme sýnavlarýna, herkese eðitimin önündeki bütün engellere karþý mücadele ediyoruz.” Sunumlarýn ardýndan söz alan kooperatif ortaklarý, hazýrlýðý yapýlan miting çalýþmasýna deðindi. Geçen yýl ilki yapýlan ÖSS Karþýtý Mitingin bu senede sürekliliðinin saðlanmasýnýn ve aslýnda bu sene ki hazýrlýk çalýþmalarýna bakýldýðýnda geçen yýlý þimdiden aþan bir çalýþmanýn görüldüðü, mitingi örgütleyen kurumlarýn iki katýna çýktýðý, 14 kurumun mitingi örgütlemek üzere sorumluluk aldýðý anlatýldý. Mayýsta Yaþam’ýn da geçen yýl yaptýðýmýz çalýþmalarý güçlendirerek, yapýlan faaliyetleri alana taþýmasýnýn, üniversite öðrencilerinin, iþçi çocuklarý ve emekçilerin, ailelerin, Kürtlerin, kadýnlarýn bu mitinge elbirliði ile katýlmalarýný saðlamak için gayret etmesinin “herkese eðitim” mücadelesi yolunda atýlan önemli adýmlar olduðunun altý çizildi. Türkiye’deki devrimci hareketlerin ana damarý olan topraklarýmýzdaki 68’in Avrupa’daki liberal 68’den farklarý üzerinde yeterince duramamýþ olsa da içerik anlamýnda zengin ancak nicelik olarak zayýf olan etkinlik 20 kiþinin katýlýmýyla gerçekleþti. Yukarýda da bahsettiðimiz gibi, etkinliðin kolektif olarak çalýþmasýný yapamadýðýmýz için katýlým düþük oldu. Öðrenciye Ýþ Çalýþana Öðrenim Hakký! Yaþasýn Ýþçi-Öðrenci Dayanýþmasý! Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz! Yenibosna’dan Komünistler


Sayfa

MAYIS 2008

Fransýz Kültür Merkezi’nde Tariþ Direniþi ile Ýlgili Söyleþi Halkevleri ve Sine-Sen gibi kurumlarýn 2 Mayýs’tan 11 Mayýs’a kadar sürecek olan iþçi filmleri etkinlikleri çerçevesinde, 2 Mayýs günü Fransýz Kültür Merkezi’nde önce Tariþ Direniþi ile ilgili bir belgesel yayýnlanacaðýný ve ardýndan bu konu ile ilgili bir söyleþi düzenleneceðini öðrendik. Bu etkinliðe biz üç kiþi olarak katýldýk. Trafiðin azizliðine uðradýðýmýz için belgeseli izleme olanaðýmýz olmadý. Belgesel izlenirken týklým týklým olan salonda söyleþiye ilgi ilerleyen vakitlerde biraz azalmýþtý. Kýsa bir sunumun ardýndan Tariþ Direniþi belgeselini ortaya çýkaran Dostluk Dayanýþma Vakfý’nýn baþkaný Cahit Akçam amaçlarýnýn geçmiþe ýþýk tutmak olduðunu, iþçi sýnýfýnýn ve devrimcilerin mücadele deneyimlerini yeni kuþaklarla buluþturmayý hedeflediklerini, dostluk ve dayanýþmayla bir þeyler yaratabileceðimizi göstermek istediklerini söyledi. “Tariþ Direniþine Önderlik Edebilecek Bir Parti Yoktu” Daha sonra Tariþ direniþinde yer almýþ bir iþçi olan Hacay Yýlmaz konuþtu. Yýlmaz konuþmasýnda Tariþ Direniþi’nde ilk olarak Ýzmir þehrinin iþçi ve emekçilerinin önemli bir kesiminin bu direniþe destek verdiðini, hatta direniþle bütünleþtiðini söyledi. Yýlmaz ikinci olarak, o dönemde devrimcilerin aralarýndaki her türlü görüþ ayrýlýðý hatta rekabete raðmen Tariþ’te devrimci dayanýþmanýn önemli bir örneðini gösterdiklerinin altýný çizdi. Direniþin sonunda yenildiðini belirten Yýlmaz: “biz o günkü Tariþ direniþinin ancak bir genel grevle kazanýlabileceðini düþünüyorduk. Ancak direniþin kazanýlmasý, DÝSK'in sýnýrlarýný aþýyordu. Zafer, devrimci bir partinin barikat savaþlarý ile yürüteceði bir mücadeleye baðlýydý. Ancak maalesef direniþe önderlik edebilecek böyle bir parti yoktu” dedi. Hacay Yýlmaz, Tariþ iþçilerinin örgütlülüðüne ve iþçilerin siyasi konulara ilgisine iliþkin olarak da, “1978 Maraþ katliamý olduðunda, DÝSK bu katliama karþý beþ dakikalýk bir genel grevle yanýt

verdi. Biz ise Tariþ iþçileri olarak 24 saat grev yaptýk” dedi. Tariþ direniþinde yer alan bir diðer iþçi olan Mustafa Özdemir ise direniþe iliþkin þunlarý söyledi: Tariþ’te iþçiler, devrimciler tek kelimeyle bir destan yazdýlar. Özdemir “Tariþ’te iþçilerin önemli bir kesimi silahlý olarak direniþe katýldýlar ama DÝSK bürokratlarý bu direniþe yeterli desteði sunmadý” dedi. Mustafa Özdemir DÝSK’in rolünü biraz da abartarak “Hatta DÝSK’in baþýnda devrimci bir liderlik olsaydý, 12 Eylül bile önlenebilirdi” dedi.

Söyleþide Soru-Cevap Kýsmýna Geçildi Daha sonra salonda bulunanlarýn sorularýna geçildi. Bir katýlýmcý "Tariþ direniþinde devrimci öðrenci gençliðin bu direniþe yaklaþýmý nasýldý?” diye sordu. Bu soruya karþýlýk Hacay Yýlmaz þunlarý söyledi: “Ege Üniversitesi öðrencileri bizim için "Direniþiniz Direniþimizdir" pankartýný asmýþtý. Üniversite kapýsýna devlet bize saldýrdýðýnda öðrenciler de eylemler yapýyordu. Bu düþmanýn gücünü baþka alanlara kaydýrmasý için yararlý bir taktikti. Öðrenciler maddi yardýmda bulunuyorlardý. Bir grup öðrenci ise saz çalarak bizlere moral veriyor ve bizi sürekli ziyaret ediyordu” Baþka bir soru ise Tariþ direniþinin yenilgisinin temel nedeninin ne olduðu üzerineydi. Buna yanýt olarak daha dün yaþanan 1 Mayýs’ýn da akýlda tutularak düþmanýn gücünün küçümsenmemesi gerektiði söylendi. Konuþmacýlar ayný zamanda bu sorularý tartýþmanýn bu söyleþinin sýnýrlarýný zorladýðýný da belirttiler. Salonda söz alan bir katýlýmcý iþçilerin emekçilerin artýk ne zaman kazanýmlar elde edeceklerini, daha ne zamana kadar Tariþ Direniþi’ni 15-16 Haziran Direniþlerini dinleyerek avunacaklarýný sorarak, “artýk buna bir son vermek gerekir” dedi. Bu sitemkar konuþmanýn ardýndan “Dostluk Dayanýþma Vakfý” baþkaný Cahit Akçam “Bugün bir þeyler yapamamamýzýn

sorumlusu Tariþ ya da 15-16 Haziran direniþleri deðildir. Bu direniþler son derece anlamlý ve öðretici dersler çýkaracaðýmýz mücadele deneyimleridir” dedi.

Tariþ’in Yenilgisinin Sorumlusu Ajan Provokatörler mi? Baþka bir kiþi Tariþ direniþi yaþandýðýnda kendisinin Ýzmir Buca’da Yurtsever Devrimci Gençlik Federasyonu (YDGF) baþkaný olduðunu, Tariþ Direniþi’nin baþta iyi gittiðini, fakat daha sonra ajan-provokatörlerin iþ baþýna geçtiðini ve direniþi silahlý çatýþma mecrasýna soktuklarýný, direniþin bu nedenle kýrýldýðýný söyledi. Bu kiþi 1977 1 Mayýs Katliamý’na da deðindi. 1977 1 Mayýsý’nda da kontr-gerillanýn otelin üzerinde iþçilere ateþ açtýðýný, ve ayný gün ABD'ye uçtuðunu söyleyip, bu tür saldýrýlar olduðu sürece iþçi sýnýfý ve devrimcilerin pek bir þey yapamayacaklarý anlamýna gelen umutsuz bir konuþma yaptý. Bu son konuþmaya karþý ne konuþmacýlardan ne de salondan bir itiraz ya da baþka bir deðinme olmayýnca bizden bir arkadaþ söz aldý ve þunlarý söyledi: “O dönemde Buca YDGF baþkaný olduðunu söyleyen arkadaþ oldukça umutsuz bir konuþma yaptý. Bu arkadaþa göre iþçi sýnýfý ve devrimcilerin mücadelesi ne kadar güçlenirse güçlensin birileri çýkar bir ajanprovokatörlük yapar ve kitleleri sindirir. Ne var ki bu kadiri mutlak bir durum deðildir. Viktor Serge “Militana Öðütler” kitabýnda Rusya'da 1917 Þubat devriminden önce devrimci örgütlerde binlerce ajanýn cirit attýðýný söylüyor. Malinovski, Bolþevik parti merkez komitesine kadar girmiþtir. Hiçbir polisiye önlem, doðru bir siyasal hatta hareket eden komünist bir partinin önderliðindeki iþçi sýnýfý hareketini önleyemez. Evet doðrudur: 1977 1 Mayýs katliamýnda devlet bir provokasyon yapmýþtýr. Fakat devlet bu provokasyonu kendisi için uygun siyasi bir ortamda yapmýþtýr. 77 1 Mayýsý’ný organize eden DÝSK’in devrimci gruplarý alandan uzak

tutma isteði, ve “Maocu Bozkurtlarý alana almayacaðýz, bunlar mitinge saldýracak” diye aylar öncesinde ortamý germiþ olmasý, devletin provokasyonuna zemin hazýrlamýþtýr. 1977’de devlet saldýrdýðýnda, buna devrimci dayanýþma ile yanýt verilememiþtir. Ama devlet 1995’de Gazi’de bir provokasyon gerçekleþtirmek istediðinde, bu kez sonuç farklý olmuþtur. Gazi’de, devlet yoðun olarak Alevilerin yaþadýðý mahalleyi silahla taramýþ, hatta bir Alevi dedesini öldürülmüþtür. Fakat Gazi’de yaþayan, çoðunluðu Alevi olan iþçi ve emekçiler Sünnilere yönelik bir saldýrýya geçmek yerine, düzenin kolluk güçlerinin üzerine yürümüþ ve devletin bu provokasyon giriþimini boþa çýkarmýþtýr. Söyleþide bunlarý belirttik. Elbette bu örnekleri çoðaltmak mümkündü 1905’te Çarýn ajaný papaz Gapon’un Rus emekçilerini önce kýrdýrmak ve ardýndan sindirmek için 200 bin emekçinin yürüyüþüne önderlik etmesi de örnek olarak verilebilir. Bu yürüyüþün ardýndan Çarýn iþçilere ateþ açmasý ile binden fazla iþçi yaþamýný yitirmiþtir. Fakat bu saldýrý iþçileri sindirmek bir yana dursun, 1905 devriminin patlak vermesine yol açmýþtýr. Bizden sonra salonda son olarak konuþan bir kiþi gerek bu topraklarda gerekse de dünyada iþçi sýnýfýnýn asýl eksikliðini duyduðu þeyin Üçüncü Enternasyonal gibi bir enternasyonal olduðunu, devrimcilerin asýl bu eksikliði gidermek için mücadele etmeleri gerektiðini söyledi. Nasýl ki burjuvazinin içine girdiði her türlü siyasi ya da ekonomik kriz, bu krizden devrimci bir tarzda yararlanacak bir devrimci önderlik yoksa doðrudan iþçi sýnýfýnýn çýkarlarýna hizmet etmezse, burjuvazinin iþçi sýnýfý ve devrimcilere yönelik provokasyonlarý da her zaman burjuvaziye hizmet etmez. Yeter ki düþmanýn provokasyonlarýna karþý uyanýk olalým ve azami bir devrimci dayanýþma içinde olalým Komünist bir dünya kurmak için devrimci partiyi yaratalým. Yaþasýn Komünistlerin Birliði

1 Nisan’da SSGSS’ye Karþý Alanlardaydýk! Sosyal Sigortalar ve Genel Saðlýk

yasa

tasarýsýnýn

özünün

DÝSK, KESK, TMMOB, TTB,

ve alanda burjuvazinin gerici

Sigortasý (SSGSS) yasa tasarýsýnýn

korunduðunu

belirterek,

Herkese Saðlýk Güvenli Gelecek

reform saldýrýsýný teþhir eden özel

geri çekilmesi için Emek Platformu

eylemlere devam etme kararý”

Platformu, ÖDP, EMEP, TKP,

bileþenlerinin 14 Mart’ta iki saat

almýþ ve yasa tasarýsýnýn meclis

Halkevleri, Dev-Lis, Ýþçi Gazetesi,

sayýmýzdan yaklaþýk 2500 adet

iþ býrakarak alana çýkmalarýnýn

gündemine getirilmesine baðlý

DHP, ESP, DÝP, ÇHD, Konak

ve özellikte Ýzmir’de kitleselliðiyle

olarak 1 Nisan günü “yarým gün

Meydaný’na yürüdüler. Türk-Ýþ’e

öne

eylemleri

hizmet üretmeyeceklerini ve

baðlý sendikalardan TÜMTÝS,

düzenlemelerinin ardýndan,

alanlara çýkacaklarýný” ilan

Petrol-Ýþ, Belediye-Ýþ de yürüyüþe

hükümet bir takým göstermelik

etmiþlerdi.

katýldýlar.

çýkan

tavizlerle Emek Platformu’nu

Bu karara baðlý olarak, 1 Nisan

Yýllardýr eylemlere kapalý Konak

daðýttýk.

15

SSGSS Yasa Tasarýsýna Karþý 6 Nisan Mitingine Katýldýk Ýstanbul Herkese Saðlýk Güvenli Gelecek Platformu tarafýndan Meclis’te görüþülen Sosyal Sigortalar ve Genel Saðlýk Sigortasý yasasýna karþý 6 Nisan’da yapýlan mitinge çoðunluðu Ýstanbul ve bölge illerinden gelen 30 binin üzerinde emekçi katýldý. DÝSK, KESK, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve devrimci örgütlerin yer aldýðý Tepe Nautilius Kolu’nun en baþýnda “Herkese Saðlýk, Güvenli Gelecek Platformu” parkartý yeraldý. Platformun ardýndan DÝSK konumlandý. KESK’e baðlý sendikalar DÝSK kortejlerinin ardýndan yürüyüþte yerini aldý. Bu kolda Eðitim- Sen bölgesel katýlým yaparak en kalabalýk korteji oluþturdu. KESK kortejlerinin arkasýnda Sosyal Haklar için Kadýn Platformu, Halkevleri Ýstanbul Þubeleri, Liseli Genç Umut, Öðrenci Kolektifleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Marmara Þubeleri, Çaðdaþ Avukatlar Grubu, Divriði Kültür Derneði, SODAP, Mücadele Birliði, KÖZ, Marksist Bakýþ Dergisi, DÝP Giriþimi, ESP, UÝD-DER, TÖP, HÖC, TÜM-ÝGD, EMEP, 78’liler Giriþimi, Yeniden Sosyalist Kuruluþ Meclisi, Alýnteri, ÖDP, Ýlerici Gençlik Derneði ve Küresel Eylem Grubu ve ortak bir pankart arkasýnda Mayýsta Yaþam Kooperatifi, 78’liler Adalet ve Dayanýþma Derneði, Esenyurt Kollektifi ve Anadoluda Yaþam Kooperatifi, bu kolun diðer bileþenlerindendi. Diðer yürüyüþ kolu olan Haydarpaþa Numune Hastanesi kolunda ise, yine en önde Herkese Saðlýk Güvenli Gelecek Platformu pankartý yer alýrken, Türk-Ýþ’e baðlý Belediye-Ýþ, TÜMTÝS, Tez Koop-Ýþ, T. Harb-Ýþ, Deri-Ýþ Sendikasý, Petrol-Ýþ Sendikasý, HavaÝþ Sendikasý baþta olmak üzere birçok sendika ve þubeler kendi pankartlarýyla yer aldý. Ayný zamanda TMMOB Ýl Koordinasyon Kurulu, Ýstanbul Tabip Odasý, Ýstanbul Diþ Hekimleri Odasý, Ýstanbul Eczacý Odasý, Ýstanbul Veteriner Hekimler Odasý, ÝSMMMO, Ýstanbul Barosu da yürüyüþte yerini aldý. Meslek örgütlerinin ardýnda da Yurtsever Cephe’nin korteji vardý. Coþkulu ve kalabalýk geçen mitingde açýlan pankartlarda, atýlan sloganlarda ve kürsüden yapýlan konuþmalarda, SSGSS yasasýnýn geri çekilmesi vurgusu yapýldý. Yapýlan konuþmalarda da bu yasa geri çekilinceye dek mücadeleye devam edileceði söylendi. Bu mitingde biz de KÖZ olarak “SSGSS YASASI ÇÖPE, KURTULUÞ YOK TEK BAÞINA YA HEP BERABER YA HÝÇ BÝRÝMÝZ” yazýlý pankartýmýzla katýldýk. 50 kiþilik kortejimizde sýksýk “ Kurtuluþ yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç birimiz, Yaþasýn Eylemli Sýnýf Dayanýþmasý, Nereden Geliyoruz / Varoþlardan- Ne Ýstiyoruz / Özgürlük- Vermeyecekler / Alacaðýz- Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek, Herkese Saðlýk Savaþan iþçilerle Gelecek, Tek bir Ýþçi Sigortasýz Tek Bir Ýþ Yeri Sendikasýz Kalmasýn, Bolþevizm/ Kazanacaðýz Komünist Bir Dünya Kuracaðýz, Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni, Mark Engels Lenin Yolumuz Proleter Devrim” sloganlarýný attýk. Yürüyüþ boyunca da SSGSS yasasýyla ilgili olarak çýkarmýþ olduðumuz özel sayýlarýmýzý daðýttýk. Alandan ayrýlmadan önce de Enternasyonal marþýný hep birlikte gür bir þekilde söyleyip; ‘Bolþevizm/ Kazanacaðýz Komünist Bir Dünya Kuracaðýz’ sloganýný atýp alandan ayrýldýk. Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek! Ýstanbul’dan Komünistler

SSGSS Bildirileri Limontepe’de Asýl Muhataplarýna Ulaþtý Ýzmir’de 1 Nisan’da yapýlacak iþ býrakma eylemi öncesinde ‘Herkese Saðlýk Güvenceli Gelecek Platformu’nun aldýðý karar doðrultusunda biz de mahallemizde bildiri daðýtýmý gerçekleþtirdik. Faaliyetlerine katýldýðýmýz mahalledeki kurum aracýlýðýyla toplantýlarýna katýldýðýmýz HSGGP’nin çýkarttýðý ortak bildirilerden 1500 tane temin etmiþtik. Bu bildirileri Partizan’dan arkadaþlarla birlikte daðýtmaya karar verdik. Yurtoðlu Mahallesi’nden baþlayarak Cennetçeþme ve Limontepe’de

Genel olarak coþkulu ve etkili geçen eylemde, bu tür eylemlere sýnýfýn daha çok sendikalý ve örgütlü kesimlerinin raðbet

kapý kapý dolaþarak bildirileri daðýttýk. Ayný zamanda yasa tasarýsý saldýrýsý hakkýnda görüþtüðümüz insanlara bilgi aktardýk. Bunun dýþýnda bildirilerimizi yaygýn bir þekilde esnaflara ve kahvehanelere de daðýttýk.

etmesine raðmen, kitle örgütleri

Bildirilerimizden baþkalarýna da vermek üzere birden fazla almak

bölmeyi ve SSGSS yasa tasarýsýna

günü Ýzmir’de yine binlerce iþçi,

Meydaný’na gelindiðinde polis

vesilesi aracýlýðýyla tanýþtýðýmýz

isteyenler olduðu gibi, AKP’yi haklý bulduklarýný söyleyip bize

karþý oluþan reaksiyonu soðurmayý

emekçi alanlara çýktý. AKP karþýtý

barikatýnýn kýsmen geriletildiði

sendikasýz sigortasýz çalýþan birçok

tepki gösterenlerle de karþýlaþtýk.

denemiþti.

bu

havanýn da kitleselliðinde etkili

eyleme komünistlerin birliðini

Emek

olduðu eylem, 14 Mart’taki

savunanlar olarak, bileþeni

iþçi arkadaþý getirebilmiþ olmamýz

Platformu’nun konuya dair

eylemden nicelik olarak daha

olduðumuz Herkese Saðlýk

kararlýlýðýný sarsmayý da belli bir

zayýftý. Buna raðmen gerek

Güvenceli Gelecek Platformu ve

ölçüde baþarmýþtý.

sendikalarýn gerekse devrimci

Türk-Ýþ’in kararýna uymayarak

Platformu’nun

siyasetlerin daha hazýrlýklý

eyleme katýlan TÜMTÝS’le

bileþenlerinden olan DÝSK, KESK,

olduklarý eylemde on bine yakýn

dayanýþmak amacýyla TÜMTÝS

Mayýs’a da randevulaþmýþ olduk.

TMMOB, TTB “taleplerinin kýsmen

insan bir araya geldi.

kortejlerinde yürüyerek katýldýk.

Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý!

Hükümet

manevrasýnda

Emek

kabul edilmesine raðmen SSGSS

Basmane Meydaný’nda toplanan

Ayrýca yürüyüþ güzergahý boyunca

da bir baþka olumluluktu. Aralarýnda ilk defa bir eyleme katýlanlarýn

olduðu

iþçi

arkadaþlarýmýzla bu vesileyle 1

Ýzmir'den Komünistler

Bildiri daðýtýmý vesilesiyle SSGSS saldýrýsýný sýnýrlý bir þekilde de olsa mahalledeki emekçilerin gündemine taþýmaya çalýþtýk. Burjuvazinin yasa tasarýsý meclisten geçse de geçmese de, saldýrýlarý tümden püskürtebilmek için bu tür faaliyetleri iþçi sýnýfýnýn en örgütsüz kesimlerinin yaþadýðý mahallelerde sýklaþtýrmak ve düzenlileþtirmek gerekiyor. Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek! Limontepe’den Komünistler


Sayfa

16

MAYIS 2008

1 Mayýs ve Sýnýf Tavrý (Bu haber Proletarya’nýn Kurtuluþu’nun internet sitesinden alýnmýþtýr.) Taksim diyenlerin bilmek zorunda olduðu þeylerden ilki, Bolþeviklerin eylem çizgisidir. “Kiþi, kendi sýnýfýnýn hareketini, ancak böylesi bilgilerden öðrenip inceleyebilir. Vperyodçular, Plehanovcular ve Troçkistler gibi çeþitli aydýnlar grubunun yaný sýra Narodniklerle tasfiyecilerin en büyük deðilse bile büyükçe hatalarýndan (ya da iþçi sýnýfýna karþý iþledikleri suçlardan) biri onlarýn öznelliðidir. Her adýmlarýnda kendi arzularýný, kendi ‘görüþlerini’, kendi durum deðerlendirmelerini ve kendi ‘tasarýmlarýný’ iþçilerin istediði ya da iþçi sýnýfý hareketinin gereksinmesi gibi öne sürme çabasýndadýrlar.” Lenin’in bu sözleri adeta 2007 ve 2008 1 Mayýs’larýndaki eylem çizgisinde özün (birleþik ve kitlesel 1 Mayýs özelliðinin) kaybolduðu, özü belirleyen ve boþa çýkaran biçimin (Taksim alanýnýn) öne çýkarýldýðý anlayýþýn en bilimsel eleþtirisidir demek yerinde olur kanýsýndayýz. Yaþadýðýmýz topraklarda da 2007 ve 2008 1 Mayýs’larýnda Taksim’i zapt edeceðiz, Taksim’e çýkacaðýz sloganlarý ile birleþik ve kitlesel 1 Mayýs kutlamalarý güme gitmektedir. Yukarýda Lenin’in belirttiði gibi sýnýfýn, içinden geçtiðimiz dönemdeki; eðitim, örgütlülük ve bilinç düzeyi ile Taksim’i hedef gösterenlerin kafasýnýn içindeki kitle ve gerçek kitlelerin durumu arasýnda uzaktan yakýndan bir alakasý olmadýðý görülmektedir. 1976 1 Mayýsý’nda 150-200 bin iþçi-memur-öðrenci ve emekçinin Taksim’e çýkmasý zamanýnýn faþist devletine, 1977 1 Mayýs’ýnda bir katliamý hazýrlatmýþtýr. Devrimciler arasýndaki bölünmüþlük ve rekabet; yükselen kitle mücadelesini yönlendirebilecek komünist bir partinin olmayýþý, revizyonist ve reformist sendika aðalarýnýn provokasyona ortam hazýrlayan tavýrlarýný geri püskürtememiþ ve devletin katliamýný gerçekleþtirmesine adeta çanak tutmuþtur. Devlette bu çanaða kan kusmuþtur. En iyimser tavýrla 1977 1 Mayýsý’nda provokasyona alet olmayacaðýz diyerek 77 1 Mayýs’ýný Bursa’da kutlama kararý alan Partizan bile bugün o dönemin özelliði ile içinden geçtiðimiz dönemin özelliðini kýyaslamada zorlanmakta, titrek bir tavýrla altý doldurulamayan ‘Taksimi zapt edeceði’ afaki sloganlarýn arkasýna takýlabilmektedir. Evet bir gün mutlaka Taksim’e çýkýlmalýdýr. Karþý devrim bizleri, iþçileri, emekçileri, devrimcileri Taksim’den nasýl attýysa Taksime öyle çýkýlacaktýr. Yani önce Taksim’e 77 de bizleri nasýl almamaya çalýþtýklarýný hatýrlamak gerekiyor. 77 1 Mayýsý’nda Þiþli tarafýndan gelen Dev-Genç’liler Taksim Meydanýna çatýþa çatýþa girmiþlerdir. TKP revizyonistler tarafýndan kýrýlmadýk kafa göz kalmamýþtýr. Alana sokulmak istenmeyen ‘goþistler’ TKP revizyonistlerinin korkunç saldýrýlarýna uðramýþtýr. Nisan ayýnýn sonlarýnda TKP=ÝGD tarafýndan öldürülen Sadýk Canarslan ve Ýdris Türkoðlu 1 Mayýs afiþleri asarken öldürülmüþtür. Bu gerginlikle Tarlabaþý tarafýndan gelen Halkýn Kurtuluþu, Halkýn Yolu, Halkýn Birliði gruplarý yürüyüþ saat 12’de baþlamasýna raðmen sürekli durdurulmalarýndan kaynaklý alana akþam saat 5’te girebilmiþlerdir. Söz konusu katliamý gerçekleþtiren MÝT ve kontrgerillanýn timleri de o zaman harekete geçmiþtir. Yani bilinen odur ki, resmen devlet eliyle bir katliam planlanarak hayata geçirilmiþtir. Þimdi durum bu iken ikide-bir, sen-ben bizim oðlan hesabý ‘haydi Taksim’ demek Taksim’e çýkmayý hafife almak deðil de nedir. Çeþitli defalar devrimcilerin Taksim’e çýkmayý denedikleri de bilinmektedir. Buralarda da devrimci þehitler verilmiþtir. Akif Dalcý 1988’de, Gülay Beceren daha sonra polis kurþunlarýyla vurulmuþtur. Taksim’e ancak birleþik ve kitlesel bir 1 Mayýs’ýn þartlarý hazýrlandýðý, örgütlenmesinde devrimciler arasýndaki grup kaygýlarýnýn bir yana býrakýldýðý, revizyonist ve reformist sendika aðalarýnýn sýnýf üzerindeki hakimiyet ve hegomanyasýnýn kýsmen kýrýldýðý, kitlelerin eðiliminin parlemento dýþý eðilimlere yönlenmeye baþladýðý bir dönemde Taksime çýkýlabilir, Taksim zorlanabilir. Bu þartlar oluþmadan oluþturulmadan kitlelere gösterilecek

Taksim hedefi boþa giden emek olacaktýr. Türkiye Devrimci Hareketi sonuç alamayan devrimci kahramanlýklar düzeyindeki mücadele dönemlerini geçmiþtir, aþmýþtýr. Bugün kitlelere öðretilecek olan tabu gibi gösterilen hedeflere de varýlabileceði deðildir. Halk bugüne kadarki devrimci deneylerden devlete ait hiçbir þeyin tabu olmadýðýný bilmektedir. Ama bu tabulara vurma ve yýkma mücadelesine kadar, yürümesi gereken yollarý, elde etmesi gereken mevzi ve aþamalarý gerçekleþtireceði doðru devrimci bir önderliðe muhtaçtýr.

Taksim’e Varmadan Kitleselliðe Ulaþmak Zorundayýz Üç yýlý aþkýn bir süredir giderek bir kýpýrdanýþ göstermektedir kitleler. Duraðanlýktan hareketliliðe geçiþ süreci diyebileceðimiz bu kýpýrdanýþý kitle mücadelesi yükseliyor tespitleri ile hamasi sloganlar ile boðmaya kalkanlar yanýlmaktadýr. Hava-Ýþ grevi, Türk Telekom Grevi, Tersane iþçileri direniþi ve Novamed grevini en belli baþlý olanlarý olarak sayabiliriz. Bu direniþ ve grevler olur iken bir destek ve dayanýþma grevi örgütleme çabasýna girmeyen, çaðrýsýný bile yapmayan sendika aðalarýnýn Taksimde 1 Mayýs kutlayacaðý ham hayaline kapýlmak neyin nesidir. ‘Biz onlarý tanýyoruz, yapmayacaklarýný da biliyoruz ama Taksim demeleri iyidir, döneklik yapana kadar desinler’ anlayýþýnýn ve tutumunun ne devrimcilere yararý var nede sýnýfa. Tam aksine zararý var. Ayrýca bu küçük kýpýrdanýþlarýn gazýný alan büyük ve kof eylem sloganlarý (Genel Grev, Genel Direniþ) devrimci deðerlerin içini boþaltmaktadýr. 12 Eylül yasalarý ile iþçi sýnýfýnýn elinden alýnan grev silahý konusunda söz söylenmezken, grevlerin hiç olmazsa 12 Eylül öncesi statü ve düzeylerine ulaþtýrýlmadan, bu mücadele örgütlenmeden, grevli, toplu sözleþmeli sendika hakký ayaklarý üzerine dikilmeden býrakýn genel grevi gerçek anlamda bir grev bile yapýlamaz. Bunu anlamayanlar Novamed grevinin nasýl baþarýya ulaþtýðýna baksýnlar. Novemed’deki kadýn iþçilerin grevi esnasýnda fabrikada sürekli 100 iþçi çalýþmýþtýr. Petrol-Ýþ yönetimi Beksav’daki panelde uluslar arasý destek sonucu grevin kýsmi baþarýsýnýn gerçekleþtiðini itiraf etmiþtir. III. Enternasyonal’in kongrelerini kavramayanlarýn, Bolþeviklerin izlerini sürmeyenlerin kitle içerisindeki çalýþmadan yorulacaklarý kesindir. Bu yorgunluklarýný örtbas etmek için de ayaklarý havada ‘Taksim’i Zapt edeceðiz, Taksim’i zapt ettik, Taksim kararlýlýðý, Genel Grev Genel direniþ’ gibi görünüþte devrimci gibi görünen bu sloganlarý söyleyenler; özünde tanrýlarýn (bu tanrýlar: Faþist Devlet, Reformist, revizyonist, parlamenterist akýmlardýr) cezalandýrdýðý Sysphus olarak kalacaklardýr.

Taksim’e Varmadan Birleþik Eylemleri Yerellerde Örmek ve Çoðaltmak Zorundayýz. 22 Temmuz seçimlerinde dönemin özelliðini okuyamayarak kitlelerin gözünde önemini

kaybetmemiþ alternatiflere sýrtýný dönerek; kendisinin türküsünü söyleyenlerin, kitleler ile yeni baðlar kuramadýðý, yakalayamadýðý, var olan iliþkileri örgütlü bir þekilde seçim sonrasýna taþýyamadýðý aþikardýr. Seçimlerde bir araya gelemeyen devrimciler; sadece muhalefetin ekmeðine yað sürmemiþler, zaman zaman devrimci bir rol oynayan bin umut vekillerinin mücadelesini zayýflatmýþlardýr. Bin Umut vekillerinin olumlu tavýrlarýna gözlerini kapayan bu dostlarýmýz yeri geldikçe baba oðul Liebknecht’ten övgüyle bahsetmekten de kendilerini alamamaktadýrlar. Seçimler ile hakim sýnýf klikleri aralarýndaki çatlaklarý geçicide olsa sývamýþlardýr. Ardýnda sermaye devleti Kürt Ulusu’nun devrimci dinamiklerine sýnýr içinde ve sýnýr ötesinde saldýrýlarýný artýrmýþtýr. Bu saldýrýlara karþý kurulan 9 Aralýk Platformu devrimciler arasýnda güç ve eylem birliðinde oldukça önemli bir rol oynamýþ, özellikle parlamenterist, reformist, liberal kanat bu devrimci rüzgarýn etkisine girerek bir dizi yerelde eylemlerin içerisine çekilebilmiþtir. Kendisine güven tazeleyen devrimci hareket yavaþta olsa bir ivme kazanarak, siyasi gündemin merkezine doðru ilerlemiþtir. Ne yazýk ki Mart-Mayýs sürecinin yakýnlaþmasýyla beraber kendinden menkul iþ yapma geleneði tekrar gündeme gelmiþtir. 8 Mart eylemlerinin bölünmesinin etkisi; 22 siyasi yapýnýn 9 Aralýk platformunun içerisinde olmasýndan ötürüdür ki fazla yara açmamýþ ve açamamýþtýr. Ardýndan gelen 15-16 Mart eylemleri kýsmen 8 mart çatlaklýðýný unuttturmuþ ve 9 Aralýk platformu yaþadýðýmýz coðrafyada bugüne kadar örgütlenmemiþ bir Newroz eylemi örgütleyebilmiþtir. Kürt Ulusundan emekçiler; devrimcilerin, komünistlerin slogan ve þiarlarýný kendi ulusal slogan ve þiarlarýyla birlikte duymuþlar ve haykýrmýþlardýr. Adeta bir ayaklanmanýn öncül provasýna dönüþen Newroz kutlamalarý Kürt devrimci dinamiklerini heyecanlandýrmýþ, Newroz ateþini 1 Mayýs’a taþýyacaðýz sözünü kürsüden haykýrmýþlardýr. Elbette ki Newroz doðu ve güneydoðuda olduðu kadar büyük þehirlerde; Ýstanbul, Ýzmir ve Ankara’da da genel devrimci bir rüzgar estirmeyi baþarmýþtýr. Nisan ayý içerisindeki SSGSS eylemlilikleri ve iþçilerin meydanlara inmeye baþlamasý bu rüzgarýn etkisindendi. Buda baþta sermaye devletinihükümetini rahatsýz ederken, reformist muhalefetinde iþtahýný kabartmýþtýr. Reformistler ve revizyonistler sýnýfýn ve varoþlarýn bu kýpýrdanýþlarý üzerine hesaplar yapmadan geri durmamýþlardýr. CHP-MHP-DSP gibi partiler iliþki içerisinde olduklarý sendika aðalarýný dürtükleyerek uykularýndan uyandýrmýþlardýr. Böylece sendika aðalarý adeta Taksim þampiyonu kesilmiþ, perde arkasýnda el avuç açarak Taksimde gösteri yapma hakký dilenseler de, sermaye devletinin yüzyýllýk deney ve tecrübe mirasý Tayyip’in aðzýndan “Ayaklar baþ olursa kýyamet kopar” sözleriyle bir þamar gibi patlamýþtýr. Devrimciler ta Osmanlýdan beri halka ayak takýmý dendiðini, Cumhuriyet döneminde de bunun kemalizm tarafýndan perçinlenerek devam ettiðini gayet iyi bilmektedirler.

Devletten birleþik, kitlesel bir 1 Mayýs veya Mayýslarla sökülüp alýnacak olan, iþçi sýnýfýnýn birlik mücadele ve dayanýþma günü sendika bürokratlarýna terk edilmiþtir. Onlarýn görüþmeleri, basýn açýklamalarý, iþçilere kapalý olan, Ýsraillilere açýk olan genel merkez bürolarý Taksim’de kutlanacak olan 1 Mayýs’ýn nasýl olmasý gerektiðini sözüm ona tartýþýldýðý yer haline gelmiþtir. Böylece DÝSK binasýnýn kapýsýndan içeri giren herkes bizde dahil birkez daha sendika bürokratlarýnýn oyununa gelmiþtir. 1978 yýlýnda Behice Boran ve Aybar’ýn Taksim’de kutladýðý 1 Mayýs’ý unutmuþ olan devrimcilerin, birleþik ve kitlesel olmayan bir 1 Mayýs’a, sermayenin Çankaya’daki köþkü dahi açabileceðini bilmesi gerekmektedir. Birleþik ve kitlesel olan 96 Kadýköy 1 Mayýs’ýnýn sermayeye ve devlete dünyayý nasýl dar ettiðinide hatýrlarýndan çýkarmamýþ olmasý gerekmektedir. Demek ki marifet alanda deðil, alana niteliðini veren, alaný dolduran kitlelerin nasýl ve ne þekilde hazýrlanýp, hangi talepler uðruna harekete geçirildiðinde yatmaktadýr. 2007 ve 2008’de Taksim’de zýtlaþma gibi görünen devrimci iradeyle devlet iradesini zýtlaþmasý deðildir. Olay devletin daha önceden kazandýðý Taksim’i korumasýdýr. Devrimciler tarafýndan ise ilerde söke söke alacaðýmýz Taksim, daha öncesinde yapýlmasý gereken yerellerde ve fabrikalardaki çalýþma ve eylemliliklerin, -iradeden baðýmsýz olarak- gazýný alma faaliyetine dönüþmüþtür. Proletaryanýn Kurtuluþçularý olarak, Köz ile birlikte 1 Mayýs Mahallesi’nde düzenlediðimiz küçücük 1 Mayýs kutlamasýnda bile tersaneden katýlan iþçiler ile konfeksiyon atölyelerinden katýlan iþçilerin bakýþ açýlarý ve yaptýklarý açýklamalar eylemin deðerlendirmesinde bunlarý ortaya koymuþtur. Kitleler içerisinde bizden kat kat geniþ iliþkilere sahip olan DTP, HÖC, BDSP, ESP, Partizan ve DHP gibi devrimci hareketler birleþik kitlesel bir 1 Mayýs’ý yerellerde hedefleselerdi, Ýstanbul polisi ortada þaþkýna döner ne yapacaðýný bilemezdi. Hem yüzlerce, binlerce demokrasi ve devrim taraftarý Taksime gidememenin ezikliðini duymaz, devrimci mücadeleye omuz verirdi, birleþik kitlesel 1 Mayýs’a katýlýrdý. Hem de varoþlar, atölyeler, fabrikalar haklarýna yönelik saldýrýlara karþý nasýl mücadele etmeleri gerektiði yönünde deney ve tecrübe kazanýrlardý. Maalesef devrim saflarýnda yeni olanlar, acemiler hatta orta düzeyde olanlar; militanlar tarafýndan evde býrakýlarak Taksim’e sefere gidilmiþtir. Ne yazýk ki sefere gidenlerin bile birbiriyle buluþma imkaný olamamýþtýr. Elbette ki bu olumsuzluklar bizim artýmýz deðildir. Bu hatalar yüreklerimizi yakmýþtýr. Bizleri de varoþlarda yalnýzlaþtýrmýþtýr. Taksim’e gidemeyen ya da gitmeyen devrimcilerin eylemimizi seyretmeleri bizleri her açýdan üzmüþtür. Bir musibet bin nasihatten iyidir diyecek deðiliz devrimci dostlarýmýza. Ama þunu demek zorundayýz: sloganlarýn anlamýný o sözleri ortaya atanlarýn niyetleri deðil, ülkedeki tüm sýnýflarýn güçleri arasýndaki iliþkiler belirler. Bundan dolayýdýr ki bizlerin her dönemde atacaðýmýz sloganlarýmýzý; propaganda slogan mý, ajitasyon slogan mý, eylem sloganý mý olduðunu iyi belirleyerek atmak gerekmektedir. Her atacaðýmýzý slogan eðer ki eylem sloganý ise (Taksim’i Zaptedeceðiz, Eller Þaltere Ayaklar Taksime, Taksim Seferberliði) bu sloganlarýn; kitlelerin bilinç ve örgütlülük düzeyine, iktisadi ve siyasi sürecin özelliklerine, sýnýflar arasýndaki güç iliþkilerinin kaldýrabileceðine uygun olmalarý gerekmektedir. Bunlar göz önünde tutulmadan atýlan eylem sloganlarý bumerang gibi geri bizim üzerimize gelir. Es-kaza devrimciler kendilerini bu bumerangdan kurtarsalar bile kitle mücadelesi ve kitleler kendisini kesinlikle kurtaramayacaktýr. Ýçimizde ukde olan Taksim’i bir an önce söküp atmak istiyorsak 9 Aralýk platformuna dönmeliyiz ve o yirmi iki siyasi kurum ve yapý olarak; birimlerde, varoþlarda, fabrikalarda, atölyelerde kazaný kaynatmaya baþlamalýyýz. 2007 ve 2008 1 Mayýslarýnýn kaybedildiðinde anlaþmasak bile, kazanýlmadýðý herkes tarafýndan bilinmektedir. 364 gün küçük eylemler örgütlenmeden, birleþik kitlesel bir 1 Mayýs örgütlenemez, Taksim’e çýkýlamaz.

e


Sayfa

MAYIS 2008

Esenyurt’ta Denizler (Bu haber Proletaryanýn Kurtuluþu’nun internet sitesinden alýnmýþtýr) Deniz Gezmiþ, Hüseyin Ýnan ve Yusuf Aslan sermaye devleti tarafýndan idam ediliþlerinin 36. yýldönümünde Esenyurt Depo Duraðý’nda gerçekleþtirilen bir eylemle anýldýlar. Eylem 7 Mayýs akþam saat: 20:00’de baþladý. Eylemde “Deniz, Yusuf, Hüseyin kavgamýzda yaþýyor!” pankartý açýldý ve Denizler’in resimleri taþýndý. Fýrýn Caddesi’nde gerçekleþtirilen yürüyüþ boyunca “Yaþasýn devrim ve sosyalizm!”, “Devrim þehitleri ölümsüzdür!”, “Faþizme karþý omuz omuza!”, “Emperyalistler iþbirlikçiler 6. Filo’yu unutmayýn!”, “Yaþasýn devrimci dayanýþma!”, “Yaþasýn halklarýn kardeþliði!” sloganlarý atýldý, yürüyüþ boyunca çevre sakinleri eylemi alkýþlarla destekledi. Yapýlan basýn açýklamasýnda, Denizler’in anti-emperyalist bir mücadele yürüttükleri, sömürü ve kölelik düzenini yýkmak istedikleri için katledildikleri belirtildi. Onlarýný halklarýn kardeþliðini savunduklarý ve sömürüsüz bir dünya kurmak istedikleri için katledildikleri vurgulandý. Denizler’i, Mahirler’i ve Ýbolar’ý bugüne taþýyanýn onlarýn kararlý duruþlarý, devrimci kimlikleri, bükülmez iradeleri ve devrime olan inançlarý, insanýn insan tarafýndan sömürülmediði bir ülke kurabilmek için hiç tereddüt etmeden yaþamlarýný feda etmeleri olduðu belirtildi. Onlarýn gerçek mirasçýsý ve takipçisinin ise bugün hala bu mücadeleyi kararlýlýkla sürdüren devrimciler olduðu vurgulandý. Devletin bugün bir kez daha iþçi ve emekçilere olan düþmanlýðýný ve hak arama mücadelesine olan tahammülsüzlüðünü sergilediði, 1 Mayýs’a azgýnca saldýrmasýnýn da bunu gösterdiði belirtildi. Burjuvazinin saldýrýlarýnýn

17

71’in Devrimci Önderleri Devrimci Eylem Birliði ile Yaþatýldý (Bu haber Proletaryanýn Kurtuluþu’nun internet sitesinden alýnmýþtýr) Esenyurt 6 Mayýs Anmasý Denizlerin Mahirlerin Ýbolarýn devrimci dayanýþma ve eylem birliði geleneðinin unutulmadýðýný, yaþatýlmasý gerektiðini bir kez daha göstermiþtir. Birileri "Hatýrla Sevgili" oyuncularýna teþrifatçýlýk yaparak býrakýn mahalle mahalle dolaþsýn. Denizlerin Mahirlerin Ýbolarýn mücadelelerinin özlerini boþaltmaya çalýþan bu dizinin reklamý ayyuka çýkarýlýyor bu da gerçek devrimci iþ olarak lanse ediliyor. Proletaryanýn Kurtuluþçularýna basýn metnini hazýrlama görevi veren Esenyurt’taki eylem komitesi özellikle basýn metninin içerisinde bu dizinin yapmak istediklerinin teþhiri konulmalýdýr diye önerilmiþtir. Bu da metni hazýrlayanlar tarafýndan dikkate alýnarak hazýrlanmýþtýr. Esenyurt’taki eylem devrimcilerin eylem birliklerine susamýþlýðýnýn ürünüdür. Birlikte iþ yapma kültürünün geliþtirilmesinin günümüzde sadece gerekli deðil bir zorunluluk olduðunu ortaya koymuþtur. Denizlerin kurtulmasý uðruna kendilerini feda eden Kýzýldere direniþçileri ile Nurhaklarýn intikamýný almak için muhbir muhtarý yargýlayýp infaz eden Ýbrahim Kaypakkaya’nýn mücadele geleneði yaþatýlmýþtýr. Önümüzdeki günlerde bugünden hazýrlýklarý devam eden 18 Mayýs etkinliklerine Proletaryanýn Kurtuluþçularý ayný duyarlýlýk ve sorumluluðu gösterecekleri boynunun borcu olarak algýlanmaktadýr. Yaþasýn Devrimcilerin Eylem Birliði! Proletaryanýn Kurtuluþu Engellenemez

bunlarla sýnýrlý kalmadýðý, devrimci güçlere, iþçilere, emekçilere karþý sergilediði azgýn faþist terörün yanýsýra burjuva medya aracýlýðýyla devrimci deðerlerin içini boþaltmaya yönelik psikolojik bir saldýrý yürüttüðü de dile getirildi. Çeþitli televizyon dizileriyle Denizler’i devrimci kimliklerinden soyutlayarak sadece “iyi çocuklar” olarak lanse etmeye çalýþtýðý, bu dizilerde sýklýkla Denizler’in “masumluðuna” vurgu yapýlarak aslolan devrimci kimliklerinin gölgelenmeye çalýþtýðý söylendi. Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan’ýn idam ediliþlerinin 36. yýl dönümü olan 6 Mayýs vesilesiyle gerçekleþtirilen eylem þiir ve marþlarla sona erdi. Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu, Proletaryanýn Kurtuluþu, Halk Kültür Merkezleri, Devrimci Sosyalist Gençlik, Temel Haklar Ve Özgürlükler Derneði’nin ortak olarak örgütlediði eyleme yaklaþýk 120 kiþi katýldý.

Ülkemizde iþçi sýnýfýnýn mücadele tarihinden 1980 öncesi dönemi hatýrlamakta yarar var kanýsýndayýz. DGM’lere karþý genel grev çaðrýsý yapan o zaman ki DÝSK’i hatýrlayalým. O zaman MESS yeni kuruluyor. Ýþ kolu düzeyinde grup sözleþmelerini dayatmaya baþlamýþtý. Tamda bu süreçte sýnýfýn tabanýndan grup sözleþmelerine karþý yoðun bir tepki ve karþý çýkýþ vardý. Özellikle maden iþ kolundaki iþçiler iþ durduruyor sendikalara raðmen direniþ ve grevler örgütlüyorlardý. Böyle bir dönemde DÝSK genel merkezi DGM’lere karþý genel grev çaðrýsý yapmýþtý. Bu çaðrý o zamanki birçok devrimci örgüt, grup ve çevrenin devrimci ruhunu okþuyor ve genel grev çaðrýsýný peþine takýyordu. Sýkýyönetim dönemi açýsýndan fonksiyonunu doldurmuþ DGM’leri devletin kapatmasý hiç de zor olmamýþtý. Ama bu arada MESS grup sözleþmelerini dayatmýþ ve sendikalara bir bir imzalatmaya baþlatmýþtý. Tabii ki DÝSK in “DGM’leri ezdik sýra MESS de” sloganý bir anlam ifade etmemiþ gök kubbede hoþ bir seda olarak kalmýþtý. Grup sözleþmeleri o günden beri sýnýfýn boynundaki bir boyunduruk olarak durmaktadýr. Týpký bu günde 2008 taksimli 1 Mayýsý’nýn gölgesinde SSGSS yasasý sessiz sedasýz hem de 1 Mayýs günü yasalaþtýrýldý. SSGSS yasasý için bir hareketlenme ve kýpýrdanma baþlamýþken birleþik ve kitlesel 1 Mayýs hedeflenerek iþçilerin tümü SSGSS yasasýnýn iptali için izinli alanlara indirilseydi

36 yýl dile kolay. Faþist darbenin dar aðacýna gönderdiði üç taze beyin, üç yeþermiþ fidan halký için ilkelerinden taviz vermeyip büyük bir cesaretle urgana gittiler. Bizlerde onlarý unutmadýðýmýzý ve daima kavgalarýný yaþatacaðýmýzý bir kez daha göstermek için 7 Mayýs günü depo da kapalý caddede sloganlar eþliðinde bir eylem gerçekleþtirdik. Esenyurt Depo Duraðý Kapalý Caddede Temel Haklar Derneði’nin önünden D e n i z , Yu s u f , H ü s e y i n kavgamýzda yaþýyor pankartýyla, ellerimizde Denizlerin resimleriyle sokaðýn sonuna kadar ýslýklar ve alkýþlar eþliðinde yürüdük. Sokaðýn sonuna geldiðimizde ise; BDSP’den bir arkadaþýmýz basýn açýklamasýný okudu. Bir arkadaþýmýz da Hürriyet Kavgasý þiirini okudu. Gündoðdu marþýyla eylemimiz son buldu. Çevredekiler balkonlarýndan ve dükkanlarýndan alkýþlarla eþlik ettiler. Denizleri kavgamýzda

ulaþacaðýmýz 50-100 bin kiþilik kitle ile bu yasanýn iptal edilmesi kitleler tarafýndan haykýrýlsaydý 1 Mayýs günü SSGSS yasalaþabilir miydi? Yasalaþmasýnýn geciktirilmesi bile 2008 in þanlý taksiminden daha mý az devrimci bir eylem olurdu. Taksim’de 1 Mayýs kutlanmasý meselesinde döneklik yapan sendika aðalarý izinli 1 Mayýs’ta SSGSS yasasýnýn iptali mücadelesinde ihaneti ve dönekliði bu kadar rahat yapabilirler miydi? Yapsalar bile o sendikalarýn baþlarýnda hala rahatça oturuyor olurlar mýydý? Yasanýn çýkarýlmasý için 10-15 gün önceden içiþleri bakanýný taksim için yumuþak ve esnek cevaplar vermesi hiç de boþuna deðildi. SSGSS için hazýrlýklarýný tamamlayan bakanlar kurulu iþi bitirip sadece oylamaya kalýnca 27-28 ve 29 Nisan’da Taksim meselesinde sertleþmeye baþladý. Sendika aðalarý da devlette SSGSS için oynayacaðý rolü oynadý yapacaðý görevi yerine getirdi. Ama biz devrimciler ise yasanýn çýkmasýný sadece seyretmek zorunda kaldýk. Ekonomik haklar uðruna titrek bir mücadele seyrinde olan iþçi sýnýfýna 1 Mayýs günü devrimciler adeta mücadele etmeme tatili yaptýrmýþlardýr. Oysa ölümlerin en çok olduðu tersanelerdeki iþçilerin uygun bir eyleme en geniþ kesiminin katýlma þansý varken tersane iþçilerinin en ileri unsurlarýnýn çok sýnýrlý bir kesimi katýlabilmiþtir. Þifa mahallesinde Baþý büyükte evleri tepesine yýkýlan halkýn çoluk

yaþatacaðýmýzý bir kez de orada ilan ettik. Daðýldýktan sonra eyleme katýlan bir kaç arkadaþla o cadde üzerinde bir kafede birer çay içip güzel bir sohbet gerçekleþtirdik. Proletaryanýn Kurtuluþu, HKM,Temel Haklar ve Özgürlükler Derneði, BDSP ve Devrimci Sosyalist Gençlik’in birlikte örgütlediði eyleme dost kurumlardan da katýlarak destek verenler oldu. Türkünü söylüyorum Deniz Türkünü söylüyorum Deniz Kavgada þehit düþen yiðitlerimizle Ýçimizi yakan öfkemizle Fabrikalarda geleceði iþleyen iþçimizle Topraðýnda yarýnýn güzelliðine su veren köylümüzle Türkünü söylüyorum Deniz Þubat soðuðunda doðan güneþimizle Türkünü söylüyoruz Deniz Denizlerce çoðalarak Esenyurt’tan bir Proletaryanýn Kurtuluþu okuru

Ankara’da Ýbrahim Kaypakkaya ve Dörtler Birlikte Anýldý Ankara’da Köz, Partizan, DHP, ESP, DTP, 78’liler Birlik ve Dayanýþma Derneði ve Devrimci 78’liler Federasyonu’nun düzenlediði etkinliklerle, devrimci önder Ýbrahim Kaypakkaya, Kürt ulusal hareketinin kurucularýndan Haki Karer ve Diyarbakýr zindanýnda "ateþi yakýn ateþi" diyerek bedenlerini ateþe veren Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eþref Anyýk birlikte anýldýlar. Bu yýl anma için hazýrlýklar 78’liler Birlik ve Dayanýþma Derneði’nin yaptýðý toplantý çaðrýsýyla baþladý. Ýlk toplantý yapýldýðý gün Devrimci 78’liler Federasyonu da ayrý bir anma programý hazýrlamýþ ve kurumlara yollamýþtý. Bu yüzden yapýlan toplantýda Devrimci 78liler Federasyonu ile anmanýn ortaklaþtýrýlmasý için görüþülmesi kararlaþtýrýldý. DHP, Partizan, ESP ve DTP’nin yaptýðý görüþme sonrasýnda Devrimci 78’liler Federasyonu DTP, Partizan ve DHP’nin çaðrýcý kurumlar olmasý durumunda anmada ortaklaþacaklarýný belirtmeleriyle bu üç kurumun imzasýyla çaðrý yenilendi. Anma programý 17 Mayýs Cumartesi 12.30’da Yüksel Caddesinde yapýlan basýn açýklamasýyla baþladý. Yaklaþýk 60 kiþinin katýldýðý basýn açýklamasýnda “Ýbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür”, “Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eþref Anyýk, Mahmut Zengin ölümsüzdür”, “Haki Karer ölümsüzdür”, “Yaþasýn devrimci dayanýþma” sloganlarý atýldý. Odak ve Alýnteri da basýn açýklamasýna destek verlider. Ayný gün saat 19.30 da Tuzluçayýr Tekmezar parkýnda toplanýlarak, Tuzluçayýr merkezine kadar yapýlan meþaleli yürüyüþle etkinlikler devam etti. Yürüyüþe yaklaþýk 70 kiþi katýldý. 18 Mayýs Pazar günü Ýbrahim Kaypakkaya’yý mezarý baþýnda anmak için Çorum’a gidildi. Biz araçlarýn kalkýþ saatine yetiþemediðimiz için Çorum’a gidemedik.

çocuk alana dökülme þansý varken –niyetlerden baðýmsýz olarak- 1 Mayýs’ýn dýþýnda býrakýlmýþtýr. Ýlerici demokrat halkýn yoðun olarak yaþadýðý varoþlardan gidenler üçer beþer otobüsü geçememiþtir. Bu kayýplar ortadayken devrimcilerde taksimi kazandý sözü nereye oturmaktadýr. Bu gün devrim ve demokrasi güçlerinin örgütlülük düzeyine proletaryanýn ileri unsurlarýnýn dahi yalpalama içerisinde bulunduðu bu dönemde uygun olmayan taksime çýkacaðýz sloganý; sýnýfýn mücadelesine ihanet içerisinde olan sendikalarýn iþine yaramýþtýr. Ayrýca demokratik kitle örgütlerinde bulunmaktan bile imtina eden “Türkiye devrimci hareketi bitmiþ” diyenlere adeta sarýlacaklarý bir can simidi olmuþtur. On binlerce iþçiyi emekçiyi ev kadýnýn gencini yaþlýsýný 1 Mayýs’a katýlmaktan mahrum etmiþtir. Halkta devrimcileri bu devrimci ve militan mücadeleleriyle baþ baþa býrakmýþtýr. Bütün dost düþman bilmelidir ki bizler 197677’deki Taksim’e çýkan iþçilerin ve halkýn ruh halini yakalamadan taksime çýkmayacaðýz. Sýnýf mücadelesine sýnýftan kopuk veya sýnýfýn katýlmadýðý sadece devrimciler ile devletin çatýþtýðý bir þekle dönüþtürmeyeceðiz. Tam tersine devletle çatýþmanýn sadece devrimcilerin iþi ve görevi olmadýðýný anlattýðýmýz veya uygulaya bildiðimiz eylemlerin içerisinde yerimizi alacaðýz. Böyle yapacaðýz ki devrimcilerin yediði darbeler sonrasýnda kitlelerin

hareketliliði durmasýn eylemler devam etsin. 1980 öncesi TDKP ile DEV YOL bir buçuk yýlý aþkýn süre “iþkence ve siyasi cinayetleri protesto kampanyasý” yürütmüþ miting ve yürüyüþler illerin dýþýnda ilçelere kadar yayýlmýþtý. 12 Eylül geldikten sonra idamlar ve iþkenceler sonucu yüzlerce devrimci öldürüldü doðru dürüst bir yürüyüþ ve mitinge rastlamak olasý deðildir. Devrimciler içeri týkýldýðý için halkýmýz siyasi cinayetleri protesto etmenin devrimcilerin iþi olarak algýlýyor ve sesini çýkarmýyordu. Bütün niyetlerden baðýmsýz olarak iki senedir taksim meselesiyle halkýn en geniþ kesiminin 1 Mayýs’a katýlmasý engellenmektedir. Böylece reformistlerin parlamenteristlerin ve liberallerin kitleler içerisinde zemin bulmasýna adeta davetiye çýkarýlmaktadýr. Tersinde söyleyecek olursak süreç içerisinde devrimcilerin saflarýnda olabilecek iþçi ve emekçiler liberallerin kucaðýna itilmekte ve bunlarýn sýnýf dýþý demogojik propagandasýnýn esiri haline getirilmektedir. 2008 2 Mayýsý’nda sendika aðalarýnýn yaptýðý basýn açýklamasýnda dedikleri “2009 1 Mayýsý’nda Taksim’deyiz” sözünün ne olduðunu ne anlama geldiðini herkes düþünmelidir! Yaþasýn Devrimcilerin Eylemli Birliði! Yaþasýn Komünistlerin Birliði!


Sayfa

18

MAYIS 2008

YA BURJUVA MUHALEFETÝNÝN YEDEÐÝNDE YA DÜZENÝN KARÞISINDA

2008 yýlýnda AKP ile kemalistler arasýndaki mücadele yeni bir evreye girdi. Daha öncesinde bu çekiþmede AKP’nin karþýsýna laik cumhuriyetin bekçisi olarak Silahlý Kuvvetler dikiliyordu. AKP ise kah iki adým ileri gitmek için bir adým geri atarak kah dolambaçlý yollardan geçerek önündeki engeli aþmaya çalýþýyordu. 2007’nin son aylarýndan beri Silahlý Kuvvetler, özellikle ABD’nin yoðunlaþtýrdýðý temaslar ve içeriði henüz açýða çýkmamýþ pazarlýklar sonunda AKP karþýsýnda sessiz kalmaya ikna edilerek hizaya çekildi. Kemalist cephede generallerin geri adým atmasýyla açýlan bu gedik, odaðýnda AKP’nin olduðu bu çatýþmada sularýn durulmasýna deðil it dalaþýnýn daha da þiddetlenmesine yol açtý. Sivil bürokrasi AKP’nin gündeminde olan reformlarda týrpanýn önce kendi ayrýcalýklarýna vurulacaðýný biliyordu. Ayrýca emperyalistler ve uzantýlarýyla paþalar gibi pazarlýk edecek bir konuma da sahip deðildiler. Bu nedenlerden ötürü özellikle de yargý içinde yer tutan kemalistlerin önünde vuruþa vuruþa çekilmekten baþka bir seçenek kalmadý. YÖK ve Anayasa Mahkemesi gibi kemalistlerin atalarýnýn malý ve dokunulmaz kaleleri olarak gördükleri kurumlarýn AKP tarafýndan teker teker içeriden fethedilmesi bu cenahýn daha da hýrçýnlaþmasýna yol açtý. Öyle ki, zayýflayan kemalistlerin ellerindeki son kozlarý oynamalarýyla birlikte þiddetlenen tepkiler kah burjuva siyasetini kilitleyecek kah kýrýlgan bir istikrar içinde iþleyen ekonomiyi krizlere sürükleyecek bir dinamiði yýl içinde büyütmeye baþladý.

AKP’yi dengeleyecek bir burjuva muhalefeti yaratýlmak isteniyor Tam da bu dinamiðin varlýðý bugüne kadar AKP’nin kemalistlerin ayrýcalýklarýný budamasýný örtülü bir memnuniyetle seyreden TÜSÝAD’ý ürküterek harekete geçirmiþtir. TÜSÝAD, AKP’yi varolan rejimi ve istikrar ortamýný sarsmadan zayýflatýp, dengeleyecek bir muhalif güç arayýþý içindedir. Zaten yýlýn baþýndan beri sözcüleri ve uþaklarýyla birlikte devlet içinde benden sonra tufan mantýðýyla yürütülecek kýran kýrana bir mücadele yerine güdümlü siyasal partilerin kozlarýný parlamenter zeminde paylaþtýklarý bir mücadeleyi tercih ettiðini belli etmektedir. Ayný nedenden ötürü TÜSÝAD hem genel bir uzlaþma çaðrýsýný ýsrarla savunmakta hem de gerektiðinde DÝSK lideri Süleyman Çelebi’yi ziyaret etmektedir. Ýþçilerin yeminli düþmaný bu örgütün 1 Mayýs öncesinde “ 1 Mayýs tatil olmalý” yönünde açýklamalarda bulunmasý, 1 Mayýs’larda “hain laleye atýlan solcu dayaðýndan” söz eden TÜSÝAD gazetelerinin bu sene 1 Mayýs ertesinde “polisin iþçilere saldýrmasýndan” söz etmesi de bu planlar ýþýðýnda deðerlendirilmelidir. TÜSÝAD’ýn söz konusu tercihinde anlaþýlmayacak bir þey yoktur. Zira soldan gelecek dengeli muhalefet zaman zaman AKP’yi yavaþlatacak olsa bile bir yandan devlet aygýtý içinde kazan kaldýran unsurlarýn tepkilerini yumuþatacak, öte yandan burjuvazinin AKP’ye yönelik tepkileri kendi güdümündeki kanallara akýtmasýný mümkün kýlacaktýr. Dolayýsýyla içinden geçtiðimiz dönemde paradoksal bir biçimde hem AKP’nin yeminli düþmanlarýnýn hem de bugüne kadar onun en büyük destekçilerinin planlarý örtüþmektedir. Kemalistler can havliyle, burjuvazinin Amerikancý-TÜSÝADçý kanadý ise AKP karþýtý mücadeleyi tümüyle kemalistlerin tekeline býrakmama kaygýsýyla AKP’yi yýpratmaya yönelik bir kampanya yürütmektedirler. Farklý kaygýlarla yürütülen bu kampanyalarýn en azýndan yerel seçimlere kadar sürmesi beklenmelidir. Bu da yerel seçimlere kadar siyasal mücadelenin merkezinde AKP karþýtlýðýnýn yer alacaðý anlamýna gelmektedir. AKP karþýtlýðýnýn burjuva siyasetinin gündemine damgasýný vururken devrimciler “burjuvazinin iç dalaþmalarýndan bize ne” dememelidirler. Her þeyden önce, AKP bugün için sadece burjuva siyasetinde kriz dinamiði yaratan bir faktör olarak görünse de asýl olarak sýnýf mücadelesinde burjuvazinin uþaklýðýný pervasýz bir biçimde yapan, tüm ezilenlerin düþmaný bir partidir. 22 Temmuz’daki zaferinden sonra AKP sadece kemalistlerin altýndaki zemini bir anayasa tadilatýyla kaydýrmaya yeltenmemiþ ayný zamanda iþçi sýnýfý ve baþta Kürtler olmak üzere tüm ezilenlere karþý yürüttüðü saldýrýnýn dozunu da arttýrmýþtýr. Zam yaðmurlarý, sosyal güvenlik yasasýndaki gerici düzenlemeler, Erdoðan’ýn iþçilere “ayaktakýmý” diyecek bir özgüvene kavuþmuþ olmasý bu saldýrýnýn bir parçasýdýr. Sonbahardan beri sýnýrýn her iki yanýnda Kürtlere yönelik düzenlenen operasyonlar ve þimdi de sýnýrda daha da kapsamlý bir operasyona yönelik yapýlan hazýrlýklarsa ayný saldýrýnýn diðer yarýsýdýr. Dolayýsýyla asýl olarak AKP’ye ve izlediði politikalara karþý sesini yükseltmesi gereken kesimler emekçiler

ve onlarýn içinde devrimci siyasal çalýþma yürütenlerdir. Ýkincisi, AKP karþýtlýðýnýn bugün burjuva siyasetindeki dalaþmalara ve hesaplaþmalara sýkýþmýþ olmasýnýn nedeni bu parti eliyle yürütülen saldýrýlarýn asýl hedefi olan kesimlerin sesini gür bir biçimde duyuramamasýdýr. Burjuvazinin koçbaþý olarak kullandýðý AKP’ye karþý ezilenler kitlesel ve birleþik bir mücadele öremedikleri sürece bu saldýrýlar düzenin hükümeti ve muhalefeti arasýnda yaþanan kayýkçý kavgalarýnýn gürültüsüyle perdelenecektir. Nihayet, daha da kötüsü sömürülen ve ezilen yýðýnlar içinde siyaset yapanlarýn darmadaðýn olduklarý koþullar altýnda ezilenlerin cephesinden AKP’ye yönelik verilen tüm tepkiler asýl olarak burjuva siyasetinde AKP’yi geriletmeyi hedefleyen düzeniçi muhalefetin yedeði olmaktan kurtulamayacaktýr. Tersine AKP’ye karþý birleþik bir mücadele örüldüðü oranda sadece bu saldýrýlara karþý bir set çekilmiþ olmayacak ayný zamanda düzene yönelik toptan bir karþý saldýrýnýn kaldýracý yaratýlmýþ olacaktýr.

AKP eliyle uygulanan saldýrýlar karþýsýnda hangi amaçla ve taleplerle, kimle ve nasýl bir mücadele? Bu bakýmdan emekçiler içinde siyasal bir mücadele yürütenlerin gündeminde AKP’ye karþý mücadele edip etmeme sorunu yoktur. Sol içerisindeki tüm daðýnýklýk ve parçalanmýþlýða karþýn sol akýmlarýn tümü kendi tarzýnda ve kendi sýnýrlarý içerisinde böyle bir mücadele vermektedir zaten. Asýl önemli olan soru baþkadýr. AKP’ye karþý hangi amaçla, kimle birlikte, nasýl ve hangi taleplerle mücadele edilecektir? AKP’ye karþý verilecek mücadelenin amacý nedir? Bu mücadele neye hizmet etmelidir? Düzene soldan payanda sunmaya, AKP karþýsýnda yeni bir burjuva partiyi parlatmaya mý? Bu AKP’ye karþý verilecek mücadelenin bir biçimidir. Burjuvazinin AKP’yi yerel seçimlere kadar geriletmek isteyen kesimlerinin amacý da bundan baþka bir þey deðildir. Geride býraktýðýmýz 1 Mayýs’ta CHP’yi, DSP’yi ve onlara kan taþýyan DÝSK’i parlatmaya çalýþan burjuva basýný tam da bu taktik amacý benimsemiþ durumdadýr. Ancak AKP’ye karþý baþka bir amaçla, tüm parti ve kurumlarýyla burjuva düzenini sarsacak bir toplumsal mücadelenin önünün açýlmasý hedefiyle de mücadele etmek mümkündür. Devrimci güçlerin bundan baþka bir hedefi olmasý kabul edilemez. Bu hedefi lafta benimsemeyen bir akým hemen hemen yok gibidir ama pratikte bu doðrultuda adým atýlýp atýlmadýðý yolunda bir soruya rastlamak da imkansýzdýr. Son 1 Mayýs’ýn ertesinde yapýlan deðerlendirmeler bu durumu bir kez daha su yüzüne çýkarmaktadýr. 2008 Ýstanbul 1 Mayýsý, 2007 1 Mayýsý gibi, asýl olarak Süleyman Çelebi’nin ve DÝSK’in prim yapmasý için harcanmýþtýr. 2007’den farklý olarak DSP ve CHP gibi burjuva partileri bu sefer kutlanamayan 1 Mayýs’ýn rantýný daha becerikli bir biçimde yemiþlerdir. Ancak sol akýmlar arasýnda 2008 1 Mayýs’ýný bir zafer olarak deðerlendirmeyen yok gibidir. Oysa AKP’ye karþý burjuva muhalefetine yedeklenmemenin birinci koþulu Ýstanbul 1 Mayýs’ýnda iþçi ve ezilenlerin düzenin muhalefetinin kuyruðuna takýldýðýný teslim etmektir. Buna baðlý olarak sorulmasý gereken ikinci soru þudur: Bu mücadele kimlerle birlikte verilecektir? Burjuvazinin AKP’yi dengelemek amacýyla yeniden piyasaya sürdüðü CHP ve DSP ile mi? TKP’nin AKP karþý mitinglerinde ay yýldýzlý bayraklarýný yükseltenlerle mi? Süleyman Çelebi türünden hain sendika bürokratlarýyla mý? Yoksa iþçiler ve ezilenleri burjuva siyasetinden baðýmsýz bir biçimde örgütlemeye, harekete geçirmeye çalýþan akýmlarýn güç ve eylem birliðiyle mi? 2008 Mart-Mayýs sürecinin ertesinde bu soruyu daha somut bir biçimde sormak mümkündür: AKP’nin bir parçasý olduðu düzeni sarsacak kitle 1 Mayýs’ta mý yoksa Newroz’da mý alanlara inmiþtir? 2008 1 Mayýs’ýný bir zafer olarak sunan DÝSK’in, CHP’nin, TKP’nin baþýný çektiði, DTP’nin ve kitlesinin tümüyle dýþlandýðý bir koalisyon baþta AKP olmak üzere düzenin tüm unsurlarýnýn karþýsýna çýkabilir mi? Yoksa bu görevin üstesinden gelecek olanlar 2008 Ýstanbul Newroz’unu örgütlemiþ olanlar mýdýr? Geçtiðimiz sayýsýnýn manþetinde “Newroz örnek olsun” çaðrýsýný yükselten KöZ’ün bu soruya verdiði yanýt bellidir. Bu mücadelede hangi türden eylemlere ihtiyaç duyulmaktadýr? Baþý sonu belirsiz, kimsenin eyleme kattýðý kitlenin sorumluluðunu üstlenemediði, ertesinde, 1 Mayýs 2008’de olduðu gibi, polis emekçilere saldýrdýðýnda “Devletin, yahut AKP’nin faþist yüzü ortaya çýktý” diye teselli bulunan eylemlerle mi? Yoksa Newroz’da olduðu gibi dönemin koþullarýna uygun, emekçilerin en geniþ katýlýmýný saðlayacak eylemlerle mi? Bu sorulara verilecek cevap da bellidir.

1 Mayýs 2008 Ýstanbul’da tam da AKP’yi geriletmek isteyen burjuvazinin istediði ve onun emekçilere biçtiði role uygun bir biçimde geçmiþtir. 1 Mayýs 2008’den akýlda kalanlarýn bir yarýsý polisin uyguladýðý vahþet idiyse diðer yarýsý bu vahþetin kurbaný maðdur emekçiler olmuþtur. 2008 1 Mayýsý emekçileri siyaset sahnesinin dýþýna çýkarmýþ, onlarýn eylem hakkýndaki görüþlerini televizyon ve gazeteler aracýlýðýyla oluþturmalarýna yol açmýþtýr. Buna karþýlýk 2008 Newroz’u tam tersi bir biçimde ayný alanda buluþup þiarlarýný özgürce atabilen emekçilerin eylemi olmuþtur. Siyaset sahnesinin kenarýnda duran emekçileri siyasal mücadelenin içine çekmiþtir. Bu nedenle emekçilerin kitlesel bir biçimde harekete geçmesinden ölesiye korkan burjuvalar için asýl tehlike tüm barýþçýl görünümüne karþýn 2008 Newroz’u olmuþtur. Bu bakýmdan AKP’nin yanýnda ya da karþýsýnda olsun burjuvazinin tüm kesimleri Ýstanbul’da 2008 Newroz’unu aþan bir 1 Mayýs’ýn düzenlenmesini engellemek için çaba göstermiþlerdir. Bu mücadele nerelerde gerçekleþecek eylemlerle büyütülecektir? Kent merkezlerine sýkýþan, kimi sembollere saplanmýþ eylemlerle mi? Yoksa varoþlara dalga dalga yayýlan, varoþlardaki emekçileri hareketlendiren eylemlerle mi? KöZ’ün arkasýnda duran komünistler 8 Mart öncesindeki eksikliklerinden çýkardýklarý derslerle bu soruyu Ýstanbul’daki 1 Mayýs’ta pratik bir biçimde yanýtlamýþlardýr. Ýstanbul’da 1 Mayýs öncesinde yaratýlan tüm belirsizliðe karþýn komünistler içinde çalýþma yürüttükleri varoþlarda kimi zaman diðer sol akýmlarla kimi zamansa tek baþýna emekçilere 1 Mayýs’ý taþýmýþlardýr. Kuþkusuz komünistlerin birliðini savunanlarýn salt kendi güçlerine yaslanarak düzenledikleri eylemlerin sýnýrlarý baþtan bellidir. Zaten bu eylemlerin önemi eyleme dahil edilen kitlenin büyüklüðünde deðil, baþarýnýn yolunun nereden geçtiðini göstermesinde aranmalýdýr. Önümüzdeki dönemde burjuvalarýn AKP aracýlýðýyla yürüttüðü saldýrýlar karþýsýnda emekçilerin ve ezilenlerin savunma hattýný örmek isteyenlerin de bu yoldan yürümesi þarttýr.

Eylemlerin Örgütlenmesinde Sorumluluk Almaktan Ürkmemek Gerekli Saldýrý politikalarýnýn karþýsýna eylemli bir biçimde çýkmaya bir kez karar verildikten sonra bu eylemleri kimlerin örgütleyeceðine dair olarak yine iki ayrý tarz çýkmaktadýr karþýmýza. Bunlardan birincisi sol içerisinde yaygýn olan ve eylemlere öncülük etmekten, eylemlerin örgütlenmesinde sorumluluk almaktan kaçýnan bir tarzdýr. Bu tarzý benimseyenler elbette 1 Mayýs ve 15-16 Haziran’da sendikacýlarýn, Newroz’da yahut operasyon karþýtý eylemlerde Kürtlerle iliþkilendirilen partilerin, 8 Mart’ta da feministlerin öncülük etmesini bekleyecektir. Son 1 Mayýs ise bu tarzýn sonuçlarýnýn neler olduðunu açýk bir biçimde ortaya koymuþtur. 2008 Newroz’unu örgütleyen platform Ýstanbul’da kutlanacak 1 Mayýs’a asýl kitleyi taþýyacak örgütlerden oluþmasýna karþýn 1 Mayýs’ýn örgütlenmesinde sorumluluk almamýþtýr. Benzer bir tutumu 2008 1 Mayýs’ýný Taksim’de kutlamak için oluþturulmuþ Devrimci 1 Mayýs Platformu’nda da gözlemek mümkündür. 1 Mayýs’ýn devrimci bir biçimde kutlanmasý iddiasýnda olmasýna karþýn bu platform eylemin örgütlenme sürecindeki belirsizlikleri görmesine raðmen, ne kendi baþýna 1 Mayýs mitingi için bir baþvuruda bulunmuþ, ne de Ýstanbul’da Newroz’u örgütleyen güçlere böyle bir çaðrýda bulunmuþtur. Bu platformun bileþenleri 1 Mayýs’ýn ertesinde sendikalarý dayatmacýlýklarýndan ötürü eleþtiren, þikayetçi bir tarzýn ilerisine geçememiþlerdir. Önümüzdeki dönemde bu tarzýn karþýsýna tam ters yönde bir tarzla çýkmak, eylemlerin birleþik bir biçimde örgütlenmesinde inisiyatif almaktan korkmamak gereklidir. Zira önümüzdeki dönemde AKP’yi sýkýþtýrmak için türlü kampanyalara giriþecek burjuva akýmlarýn hepsi emekçilerin kitlesel bir biçimde hareketlenmesinden ölesiye korkacaklardýr. Emekçilerin eylemlerini engellemenin en etkili yolu ise sömürülen ve ezilen yýðýnlarýn örgütlerini özellikle de sendikalarý güdüm altýnda tutup, bu örgütler aracýlýðýyla eylemleri her türlü provokasyona açýk ve belirsiz bir biçimde gerçekleþ(me)mesi için gerekli koþullarý oluþturmaktýr. 1 Mayýs öncesinde DÝSK, KESK ve Türk-Ýþ’in üstlendiði rol tam da böyle olmuþtur. Önümüzdeki dönemde kitle eylemlerinin 2008 Ýstanbul 1 Mayýs’ýyla ayný akýbeti paylaþmamasý için bu eylemlere katýlanlarýn inisiyatifi sendika bürokratlarýna ya da kerameti kendinden menkul sivil toplum örgütlerine devretmemesi þarttýr. Kürtlerin esaretinin iþçilerin esareti olduðu bilinciyle hareket etmek gereklidir Nihayetinde önümüzdeki dönemde Kürtlerin temel

sorunlarýna iliþkin nasýl bir tutum takýnýlacaktýr? Kürtler, adet olduðu üzere yok mu sayýlacaktýr yoksa Kürtlerin esaretinin aslýnda iþçilerin esareti olduðu, Kürtleri ezenlerin en çok iþçi sýnýfýný ezdiði bilinciyle mi hareket edilecektir? Bugün hem AKP’nin hem de AKP’yle þu veya bu þekilde dalaþan tüm burjuva akýmlarýn ortak paydasý Kürtler karþýsýndaki tutumlarýdýr. Bu akýmlarýn tümü Kuzey ve Güney Kürdistan’da yapýlan tüm operasyonlara koþulsuz destek sunmaktadýr. Yine bu akýmlar Kürtlerin örgütlü bir biçimde siyaset yapmasýndan dehþete kapýlmaktadýr. Bu nedenle hepsi DTP’nin kapatýlmasý taraftarýdýr. O bakýmdan sadece iþçi ve ezilenlerin hareketini burjuva siyasetindeki kapýþmalarda üstünlük saðlamak için kullanmak isteyen akýmlardan uzak durmak için bile operasyonlara ve DTP’nin kapatýlmasýna kayýtsýz þartsýz bir biçimde karþý çýkmak gereklidir.

Ya Burjuva Muhalefetinin Yedeðinde Ya Düzenin Karþýsýnda Sol akýmlarýn tüm bu sorulara vereceði yanýtlar, gün geçtikçe AKP tarafýndan yýkýma uðratýlan iþçi ve ezilen yýðýnlarýn tepkilerinin nerede konumlanacaðýný belirleyecektir. Emekçiler ya AKP’nin burjuva rakiplerinin yedeðinde yer alacaklardýr ya da tüm uzantýlarýyla düzenin karþýsýna çýkan, düzeni sarsýcý bir hareket yaratacaklardýr. Ýþçiler ve Kürtler arasýnda örgütlenme çabasýndaki tüm akýmlarýn saldýrýlar karþýsýnda ortak ve eylemli bir savunma hattý örme önerisi masa baþýnda üretilmiþ, kulaða hoþ gelip de yaþamda karþýlýðý olmayan önerilerden deðildir. Bilakis AKP’nin saldýrýlarýný yoðunlaþtýracaðý önümüzdeki günlerde böyle bir savunma hattýnýn örülmesi yaþamsal bir önem taþýmaktadýr. Böyle bir savunma hattý örülemediði takdirde tüm kitle hareketi þimdilik AKP eliyle yürütülen saldýrýlar karþýsýnda aðýr bir yenilgiye uðrayacak, bu yenilginin sonuçlarýysa tasfiyeciliðin, örgüt ve mücadele kaçkýnlýðýnýn daha da yaygýnlaþmasýndan baþka bir þey olmayacaktýr. Kürdistan’da yeni bir operasyona yönelik kapsamlý hazýrlýklar bu saldýrýlarýn en somut ve güncel olanýnýn hangisi olduðuna dair net bir fikir vermektedir. PKK’yi tasfiye amacýyla Kürdistan’a yaðdýrýlacak bombalarýn ancak metropollerde geliþecek bir kitle hareketiyle durdurulabileceði açýktýr. Böyle bir hareketin ortaya çýkmadýðý koþullarda Kürdistan’a yaðan bombalar yaþadýðýmýz topraklarda sol akýmlarýn maneviyatýnýn iyice bozulmasýna yol açacaktýr. Benzer bir biçimde Bin Umut Adaylarý’nýn Meclis’e girmesi sol içerisinde nasýl bir toparlanma yaratmýþsa DTP’nin kapatýlmasýnýn ardýndan söz konusu vekillerin meclis dýþýna atýlmasýnýn ayný þiddette bir daðýnýklýða yol açacaðýný görmek zor olmasa gerek. Böyle bir savunmanýn örülmesi sadece gerekli deðil ayný zamanda mümkündür de. Hatta içinden geçtiðimiz dönem, bir anlamda burjuvazi içinde yaþanan çekiþmeler nedeniyle, bu doðrultuda önemli fýrsatlar sunmaktadýr. Tuzla tersanelerine artan ilgi bunun en çarpýcý örneklerinden birisi olarak karþýmýzda durmaktadýr. Tuzla’da iþçiler ölmeye yeni baþlamadý. Türkiye’deki iþ kazalarý da tersanelerin çoðalmasýyla baþlamadý. Yine de bugünlerde AKP karþýsýnda konumlanmýþ burjuva basýný Tuzla’ya yoðun bir ilgi göstermektedir. Buradaki hesabý görmek de zor deðildir: Burjuvazinin AKP’yi dengelemek isteyen kesimleri nasýl 1 Mayýs’ta maðdur iþçilere saldýran bir AKP imajý çizmeye çalýþýyorsa, Tuzla’da da iþçilerin sorunlarýna kayýtsýz, gaddar bir AKP portresi çizme gayretindedir. Ancak burjuvazinin tersanelere yönelik bu ilgisi vesilesiyle oluþan siyasal iklim (ki bu ilgi sadece tersanelerle sýnýrlý deðildir benzer bir tutum SSGSS karþýtý eylemler zamanýnda da yaþanmýþtýr), ayný zamanda iþçilerin ve ezilenlerin hareketini ileri çekmek için elveriþli koþullar yaratmaktadýr. Solun en akýl dýþý biçimlerde ve boyutlarda rekabet ederek bindiði dalý kestiði bir alan olan Tuzla tersaneleri bu bakýmdan tüm akýmlar açýsýndan bir sýnav zemini olacaktýr. Önümüzdeki dönemde, 1516 Haziran yaklaþýrken, sol akýmlarýn Tuzla tersanelerindeki iþ cinayetlerine karþý, iþçiler arasýnda çalýþma yürüten tüm akýmlarý kapsayacak esnekliðe sahip bir protesto eylemini örgütleyecek basireti gösterip gösteremeyecekleri sýnanacaktýr. Bu sýnavdan alnýnýn akýyla çýkmak için 1 Mayýs’taki baþarýsýzlýðýn derslerini çýkararak, emekçileri düzene yedeklemek isteyenlerin kurduðu tuzaklara inat, emekçiler içinde çalýþma yürüten tüm güçleri dahil edecek eylemlerin örgütlenmesi için çaba gösterilmelidir. Bu tutum ayný zamanda KöZ’ün arkasýndaki komünistlerin önümüzdeki dönemde izleyecekleri siyasal çizginin özetidir.


Sayfa

MAYIS 2008

Partizan ve Devrimci Dönüþüm Arasýnda Yaþanan Tartýþmalar ve KöZ’ün Aldýðý Tutum Bu sene aralarýnda BDSP, DTP, DHP, HKM, ESP, Köz, Partizan ve SDP’nin olduðu kurumlar 1 Mayýs’ýn 20-25 gün öncesinden baþlayarak 1 Mayýs’ta ortak tutum alma ve sendikalara basýnç yapma konusunda irade gösterirken bu birlikteliðini yaptýðý 4-5 toplantý ile de 2 Mayýs’a kadar süreklileþtirdi. Devrimci-sosyalist güçlerin bu birlikteliðini önemseyen Alýnteri, Odak ve Devrimci Dönüþüm gibi siyasi yapýlar yürüyüþ güzergahýna dahil olmak üzere yapýlan son toplantýya katýldýlar. Toplantý baþlamadan söz alan Partizan temsilcisi kendini bir siyaset olarak henüz deklare etmeyen ve bu yüzden hizipçi olarak deðerlendirdikleri Devrimci Dönüþüm toplantýda yer aldýðý takdirde kendilerinin çekileceklerini belittiler. Bunun üzerine söz alan ESP temsilcisi kendilerinin de hizipçilere karþý tutumlarýnýn olduðunu ve Partizan’ý muhatap aldýklarýný belirttiler. Devrimci Dönüþüm temsilcisi söz alarak yakýnda kendilerini deklare edeceklerini açýkladýktan sonra hizipçilik vb. meseleleri bu toplantýda tartýþmak istemediklerinin altýný çizerek, Ýstanbul’da içinde birçok siyasetin yer aldýðý Devrimci ve Demokratik Yapýlar Arasý Diyalog ve Çözüm Platformu’nun bir açýklamasýnýn olduðunu ve bu açýklamada Partizan’ýn Devrimci Dönüþüm’lülere karþý þiddet kullanmasýnýn eleþtirildiðini ifade etti. Bunun üzerine biz söz alarak “Bu toplantýda bu konunun tartýþýlmasýnýn yanlýþ olduðunun Devrimci Dönüþüm

tarafýndan ifade edilmesine raðmen bu mesele somut olarak tartýþýlýyor ve burada yapýlacak tartýþma da zaten bu soruna çözüm getirmeyecek ve bu yüzden asýl konuþulmasý gereken gündem konuþulamayacaktýr. Bunun yanýnda Ýstanbul’da oluþturulan Platform’un yaptýðý açýklama, Köz’ün ve burada bulunan bazý siyasetlerin bu platfor mda yer almamasý nedeniyle bizi baðlamaz. Biz kimsenin 1 Mayýs’a gelmesini de engellemeyiz. Bununla beraber bu birlikteliðe uzun bir süreden beri katýlan ve emek koyan Partizan’ýn bu nedenle toplantýyý terk etmesini istemeyiz” dedik. Devrimci Dönüþüm temsilcisi Partizan dýþýnda herkesin görüþünü duymak istediklerini beyan etmesi üzerine DHP temsilcisi de bu birliktelikte Partizan’ýn verdiði emeðin göz ardý edilmemesi gerektiðini ifade etmesi üzerine Devrimci Dönüþüm temsilcisi genel eðilimin belli olduðunu, bu yüzden kendilerinin toplantýyý terk edeceklerini açýklamasý ile Devrimci Dönüþüm temsilcisi toplantýdan ayrýldý. Newroz’dan bu yana Mart-Mayýs sürecinde hem mahallede yürüttüðümüz çalýþmalarda hem de genel platformlarda Partizan ve Devrimci Dönüþüm arasýndaki iliþki KöZ’ün arkasýnda duran komünistlerin gündemine girdi. Bu konuya iliþkin benimsediðimiz tutum özel ve tekil bir tutum olmaktan ziyade bu tür durumlardaki prensiplerimize uygun bir biçimde þekillendi. Kendisini Partizan’ýn içinde eleþtirileri olan ayrý bir hizip olarak

ilan eden Ýbocu Dönüþüm Hareketi’ne komünistlerin hizipler karþýsýnda almasý gerektiði tutumu benimseyerek yaklaþtýk. Buna karþýlýk kendisini ayrý bir siyaset olarak tarif eden, kendi yayýný olan ve 1 Mayýs’ta kendi pankartý ile alana çýkan ve baðýmsýz bir siyaset olduðunu ilan ederek açýk siyaset yaptýðýný ilan eden bir grup karþýsýnda farklý bir tutum benimseriz. Açýk siyaset yapan tüm akýmlarla çalýþmanýn niteliðine göre, kendi hedef ve planlarýmýz çerçevesinde ortak çalýþmalar yapabiliriz. Bununla birlikte örgüt içinde hizip kurarak konspiratif faaliyetlerle, dedikodu yoluyla ayrýlýklar yaratmaya çalýþanlarý örgüt bozguncusu olarak görürüz. Bu tür gruplarý muhatap almadýðýmýz gibi siyasal sorumluluk almaya ve kendisini baðýmsýz bir akým olarak ilan etmeye zorlarýz. Nitekim geçmiþte bunun örnekleri az deðildir. Tasfiyeciliðin açýk ve konspiratif biçimleri karþýsýnda uzlaþmaz bir tutum takýnmak, sadece kendi dýþýmýzdaki akýmlardan beklediðimiz deðil ayný zamanda kendimiz için de koyduðumuz ve asla geri düþmeyeceðimiz bir ölçüttür. Hiçbir siyasetin kendi iç çatýþmalarýna, ayrýlýklarýna taraf olmak gibi bir tutumumuz olmaz, olamaz. Ancak siyasal düzeyde ifade edilen ayrýþmalar bizim de kendi siyasal duruþumuz sebebiyle gündemimize girer ve burada da baðýmsýz bir duruþu elden býrakmadan siyasal tutumlarýmýz olur. Ne var ki burada hassas bir nokta da þudur: Biz ölçülerini Komünist Enternasyonal’in

ilk dört kongre belgelerine referansla tanýmlayan bir akýmýz ve siyasal tutumlarýmýzý da bu referanslarýn ýþýðýnda belirliyoruz. Dolayýsýyla herhangi bir akýmýn kendi ölçülerine göre ‘karþýdevrimci’, ‘tasfiyeci’ vb. nitelendirmeleri bizi baðlamaz, bu nitelemelere göre de tutum belirlemeyiz. Baþkalarýnýn ölçüleriyle bizimkiler bir olmaz. Öte yandan tasfiyecilik rüzgarlarýnýn estiði içinden geçtiðimiz geri çekilme döneminde Türkiye devrimci hareketinde ölçülerin ortadan kalktýðý ve döneme baðlý olarak þekillenen ilkesiz anlýk tutumlarýn sýkça yaþandýðý da bir vakadýr. At izinin it izine karýþtýðý böylesi bir durumda bütün akýmlara karþý somut siyasal sýnýf mücadelesinin içerisinde þekillenen bir güven iliþkisiyle yaklaþmak özellikle önemlidir. Açýk siyasal mücadeleye yaptýðýmýz vurgu tam da bu noktada önem kazanmaktadýr zira konspiratif hizipçilikle açýk siyasal mücadele taban tabana bir zýtlýk vardýr. Siyaset kamuoyuna açýk yapýlýr, hizipçiler ise konspiratif planlarýný yürürlülüðe sokmak için açýk siyasal mücadeleden ýsrarla kaçarlar. Bu nedenle herhangi bir akýmýn kendi kimliðiyle siyasal mücadele zemininde yer almasý, hizipçiliðin meþrulaþtýrýlmasý olarak deðil, hizipçiliðe açýlan kapýlarýn kapatýlmasý olarak deðerlendirilmelidir. KöZ’ün arkasýnda duran komünistlerin Ýbocu Dönüþüm Hareketi’ne yaklaþýmý da bundan farklý olmayacaktýr. Ýzmir’den Komünistler

Operasyonlara ve Silaha Giden Para Emekçilerin Cebinden Çýkýyor Türk Silahlý Kuvvetleri Aralýk ayýndan bu yana Güney Kürdistan’a yönelik baþlattýðý operasyon dalgasýný son dönemlerde yine yoðunlaþtýrdý. Bu operasyonlarýn yüksek maliyeti de yine emekçilerin cebinden çýktý. Güney Kürdistan’a atýlan bombalar yine zam, açlýk ve iþsizlik olarak geri döndü. Ayný zamanda operasyonlarla iyice gücüne güç katan devlet, emekçilere ve devrimcilere yönelik þiddetini de iyiden iyiye artýrdý.

Tüm bu operasyonlarýn emekçilere maliyeti nedir? Operasyonlara yüz milyonlarca dolar para giderken, bu ay açýklanan enflasyon oranlarýna göre Nisan ayýnda üretici fiyatlarý %4.5 oranýnda artmýþ. Bir ayda %4.5 artmasý demek hükümettekilerin düþük enflasyon tutturacaðýz yalanýnýn boþa çýkacaðýnýn göstergesi. Ekonomik veriler gösteriyor ki operasyonlara harcanan para bütçe açýðýný tetiklemiþ, hükümet bu açýðý kapamak için temel tüketim maddelerine vergileri yükseltmiþ ve dolayýsýyla fiyatlar ve enflasyon artmýþ. Bu ne demek: Yakýnda doðal gazýn, elektriðin fiyatý attýðý gibi ekmeðin suyun da fiyatý artacak, emekçinin mutfaðý daha da fakirleþecek, daha az kazanýp daha çok para harcayacak.

Bu operasyonlara kaç para harcandý? Türk Silahlý Kuvvetleri’nin “teröristleri yok edeceðiz” sloganýyla girdikleri ancak gelen bütün bilgilere göre de tam bir hezimete uðradýðý, toplam 10 bin askerin katýldýðý 21 Þubat Kara operasyonunun maliyeti 160 milyon dolar. Aralýk ayýnda ilki düzenlen ve sadece 4 saat süren hava

operasyonunun maliyeti ise tam 20 milyon dolar. Bunun 5 milyon dolarý uçak yakýtýna, 13 milyon dolarý bombalara ve 2 milyon dolarý ise atýlan toplara gitti. Bu iki operasyonda harcanan bu parayla 270 tane 16 derslikli ilk okul, 180 tane saðlýk ocaðý, 72 tane de orta ölçekli hastahane yapýlabilirdi. Tabii bu okullarý, emekçi mahallelerine hastahane, saðlýk ocaðý yapmak için hiç bir sebepleri yok, çünkü nasýl olsa burjuvazinin özel hastahaneleri ve çocuklarýný yollamak için kolejleri var yeteri kadar. Patronlarýn yemek konusunda en büyük dertleri akþam hangi lüks restorana gidecekleri. Kürtlere saldýran AKP’nin emekçiye söylediðiyse “Pirinç bulamazsanýz bulgur yiyin!”. Türkiye Devleti’nin silahlanmaya harcadýðý para aslýnda eskiden beri hep en büyük giderini oluþturuyor. TC 20 yýldýr 150 milyar dolarlýk alým ve tedarik projesini yürütüyor. Bunlarý da gidip Kürt halkýna karþý kullanýyor. 20 yýl sonunda Türkiye, dünyanýn beþinci büyük ordusuna sahip oldu. 222.3 milyar YTL’lik 2008 bütçesinden Milli Savunma Bakanlýðý en yüksek payý alýyor: 13 milyar 272 milyon YTL. Bu yaklaþýk olarak bütçenin yüzde 5’ine eþit. Kürtlere karþý saldýrýlarda asýl olarak kullanýlan Jandarma Genel Komutanlýðý’nýn bütçesi ise 3 milyar 128 milyon YTL. Ýki toplam bütçenin %7.3’u ediyor. Bunun dýþýnda modernizasyon adý altýnda Türk Silahlý Kuvvetleri’ne ayrýdan bir fon ayrýlýyor. Bu yýl bu miktar 3 milyar dolar. Bu para bu yýl için üç milyar dolar. Ayrýca Savunma Sanayii Fonu’ndan silahlý kuvvetlere ayrýlan 1.3 milyar dolarlýk ayrý bir bütçe de var. Ana bütçenin dýþýnda ayrýlan miktarlarla beraber

silahlý kuvvetlere giden para 22 milyar YTL. Eðer bunu toplam bütçeye oranlayacak olursak, devletin harcadýðý paranýn yalaþýk % 10’u TSK’ya gidiyor.

Türk Ordusunun Parasý Emekçilerin Cebinden Çýkýyor Bunun dýþýnda TSK hala ihtiyaç duyarsa, aynen son zamanlarda düzenlenen operasyonlarda olduðu gibi, baþka bakanlýk bütçelerinden, saðlýktan, eðitimden, tarýmsal desteklerden kýsýntý yapýlarak, o da yetmezse zamlarla daha fazla para orduya aktarýlýyor. Nitekim yukarýda bahsedilen bütçe oranlarý yýl baþýnda planlanan oranlar. Operasyonlarla beraber baþka alanlardaki kýsýtlamalarla beraber bu rakamlar yükseltildi ve Milli Savunma Bakanlýðý bütçesi 18.2 milyar, Jandarma'nýnki de 3,2 milyar YTL'ye çýkarýldý. Bunun ne demek olduðu açýk: TC devleti emekçilerden aldýðý vergilerle savaþ yapýyor ve savaþa hazýrlanýyor. TC’nin artan silah harcamalarý aslýnda emperyalistler arasýndaki paylaþým savaþýnýn ve silahlanma yarýþýnýn artmasýndan baðýmsýz deðil. 2004 yýlýnda bütün ülkelerin silah harcamasý bir yýlda yüzde %5.1 artýþla 1 trilyon dolarý aþtý. Bu rakam, tam altý yýldýr aralýksýz yükseliyor ve tarihteki en yüksek seviyeye ulaþmýþ durumda. Bu harcamanýn yaklaþýk yarýsýný Amerika Birleþik Devletleri yaptý. Türkiye toplam 10.1 miyar dolarla en yüksek harcama yapan 14. ülke ve kiþi baþýna düþen gelire oranla en yüksek harcamayý yapan ülkelerden birisi. Türkiye’nin hem mutlak olarak hem de kendi zenginliðine kýyasla bu kadar para harcayýp savaþ açtýðý ise Kürt halký.

Kürtlere Karþý Savaþ 1923’ten Beri Sürüyor TC Kürt halkýnýn mücadelesine kaþý þavaþýný 1923’ten beri sürdürüyor. Ama 1983’ten beri de TC düzenli olarak Kuzey Irak dedikleri Güney Kürdistan’a askerlerini yolluyor. Ve çoðu zaman iþgalci kuvvetlerini orada tutuyor. 1983’te Ýran-Irak savaþýný fýrsat bilen TC, iktidar kazanan Kürt güçlerinin önünü kesmek için ilk kez 7 bin askerle Güney Kürdistan’a girdi. 1995’te Türkiye Balyoz Operasyonu adý verilen harekâtta 35 bin asker ve hava desteði ile Güney Kürdistan’a 60 km girdi. Operasyona sonradan on bin asker daha katýldý. Ýki yýl sonra 1 9 9 7 ’ d e Ta l a b a n i y e n i K ü r t Hükümetinin Süleymaniye’de kurulduðunu ilan etti. Türkiye Çekiç Operasyonu’nda yirmi bin askerle Kuzey Irak’a harekat düzenledi. 1998’de Talabani ve Barzani Güney Kürdistan’da iki ayrý hükümet olacak þekilde barýþ imzaladýlar. Buna karþýlýk Türkiye 15 bin askerle Kuzey Irak’ta Murat Operasyonu’nu yaptý. 1999’da Sandviç Operasyonu adý verilen hava harekatýný düzenleyen Türkiye, 2000’de de Çelik Operasyonu’yla 35 bin askerle yine Kuzey Irak’a girdi. Bu yýlki kara operasyonunda da TC 10 bin askeri cepheye sürdü. Bu operasyonlarýn maliyetleri de oldukça yüksek: 1992’deki harekat 100 milyon dolara, 1995 yýlýndaki ise 200 milyon dolara maloldu. Görünen o ki Türkiye devletinin ve AKP hükümetinin Kürt halkýna yönelik operasyonlarý, emekçilerin cebinden çýkan paralarla, emekçilerin refahý ve karýn tokluðu pahasýna gerçekleþiyor. Buna karþý dur diyebilecek olan, Kürt halkýnýn kurtuluþunun kendi kurtuluþu olduðunun fakýnda olarak zamlara ve operasyonlara hayýr diyen emekçilerdir.

19

Kitle Örgütlerinde Siyaset Nasýl Yapýlýr Tartýþmalarý Geçtiðimiz günlerde içinde yaþadýðýmýz kurumda, bir siyasetin kuruma protokol býrakmak istemesi üzerine yaþanan tartýþmalarý gazetemizin okurlarý ile paylaþmak istedik. Dönüþüm Hareketi’nin çýkarmýþ olduðu Devrimci Dönüþüm adlý siyasi derginin ilk sayýsý dergi okurlarýndan biri tarafýndan Mayýsta Yaþam Kooperatifi Ümraniye Þubesi'ne getirildi. Kooperatif ortaklarýndan biri protokolü alarak protokol masasýna götürürken o sýrada kooperatifte bulunan Partizan'dan arkadaþlar dergiyi elinden alarak, hiçbir açýklama yapmadan dýþarý çýktýlar. Bunun üzerine ertesi gün yapýlacak olan yürütme toplantýsýnda yaþanan bu olayý gündemimize almaya ve bu toplantýya Partizan’dan arkadaþlarý da davet etmeye karar verdik. Gündemi Partizan’dan arkadaþlarýn geleceklerini bildirdikleri saate göre ayarladýk. Ancak temsilci düzeyinde katýlacak arkadaþýn gelmesinden önce o gündeme sýra geldiði için yine Partizan’dan bir arkadaþýn da bulunduðu bir ortamda gündemi tartýþmaya baþladýk. Öncelikle Partizan’dan arkadaþ söz alarak, kendilerinin protokolü alýp götürme konusunda özeleþtiri vereceklerini ve temsilci olarak gelecek arkadaþýn ayný zamanda kooperatiften bir daha Devrimci Dönüþüm'ü protokol olarak kabul etmemesini gerekçeleri ile birlikte talep edeceðini bildirdi. Bunun üzerine, kurumun ortaklarýna hiçbir açýklama yapmadan protokolü alýp gitme konusundaki eleþtirimizi yinelemeyi gereksiz görerek asýl olarak bir kitle örgütünde siyaset nasýl yapýlýr konusunda, kooperatifin kuruluþundan itibaren yapýlan birçok tartýþma ve kazanýlan deneyimlerden süzülerek gelen anlayýþýný tekrarlayarak tartýþmaya baþladýk. Bu noktada kitle örgütlerinin bütün devrimci ve sol siyasetlere eþit mesafede olduðu, emekçilerin örgütlülüðünü daðýtmak niyetinden baþka bir niyetle gelmesi mümkün olmayan faþist siyasetler dýþýnda tüm siyasetlerin gerek görsel, gerekse sözlü propagandasýna açýk olduðu, bugüne kadar Mayýsta Yaþam'ýn da pratiði ile bunu ortaya koyduðu ve toplantýlar kapalý yapýlmamak kaydý ile ayrýmsýz bütün siyasetlere kapýsýný açtýðý vurgulandý. O sýrada toplantýya katýlan Partizan temsilcisi arkadaþ söz alarak öncelikle protokolü alýp gitmenin ve bu konuda hiçbir açýklama yapmamýþ olmanýn yanlýþlýðýný vurgulayarak özeleþtiri yaptý. Ardýndan Partizan’ýn Devrimci Dönüþüm’e yönelik tutumunu aktardý ve meselenin Dönüþüm’ün Partizan’dan ayrýlan bir grup olmasý meselesi olmadýðýný, asýl problemin söz konusu dergide TKP-ML ve önderliðine hakaret içeren ifadeler bulunmasý, devrimcilere küfredenlerin “ayrýlan bir grup” muamelesi görmemesi gerektiðini düþünmeleri olduðunu ifade etti. Ýlk konuþmasýnda kooperatiften protokolü almamasýný talep ettiklerini belirtirken, daha sonra düzelterek, böyle bir talepte bulunamayacaklarýný, kooperatifin bir kitle örgütü olduðunun farkýnda olduklarýný ancak bu durumda kooperatifin önünde ya devrimcilerden yana tavýr almak ya da devrimcilere küfredenlerin yanýnda tavýr almak olduðunu belirterek ikinci tutumu seçmesi durumunda bu kurumla yapýlacak ortak iþlerinin olmayacaðýný, buraya bir daha gelip gitmeyeceklerini, protokollerini de bir daha býrakmayacaklarýný ifade etti. Bunun üzerine yürütülen tartýþmada söylediklerinin bir dayatma olduðu ifade edildi ve kooperatifin kapýsýnýn her zaman kendilerine açýk olduðu yinelendi. Kooperatif Devrimci Dönüþüm’ü protokol almaya karar verirse Partizan’ýn almasý gereken tutumun kooperatife gelip gidenlere kendi görüþlerini anlatmak olduðunu, kooperatifin bunun da önünü kesmeyeceði söylendi. Ayrýca Devrimci Dönüþüm’ün bulunduðu bir ortamda Partizan’ýn yayýnlarýnýn bulunmamasýnýn Partizan aleyhine bir durum olacaðý, bu durumda özellikle siyasetle yeni tanýþanlarýn Partizan’ý Devrimci Dönüþüm’den tanýyacaklarý kooperatifin öðrenci ortaklarýndan biri tarafýndan ifade edildi. Bunun üzerine Partizan’dan arkadaþ, böyle kiþilere kendilerinin yayýný ulaþtýracaklarýný, ancak birçok iþleri olduðunu ve dolayýsýyla bütün vakitlerini kooperatifte bu konudaki görüþlerini aktarmaya ayýramayacaklarýný ifade etti. Tartýþmalarýn sonunda konunun bir kez daha ele alýnmasýna karar verildi ve bir hafta sonra nihai kararýn alýnacaðý söylendi Ancak toplantýdan bir-iki gün sonra Partizan’dan arkadaþlar kooperatife uðrayarak “karar netleþene kadar" protokollerini almaya karar verdiklerini söylediler ve býrakmýþ olduklarý yayýnlarý ve asmýþ olduklarý etkinlik afiþlerini alarak ayrýldýlar Bu konu kitle örgütlerinde siyaset nasýl yapýlýr konusunu derinlemesine tartýþma olanaðý saðladý bize. Görünen o ki, bu konuyla ilgili diðer siyasetlerle çok daha uzun mesailer tüketeceðiz 1 Mayýs Mahallesi’nden Komünistler


Sayfa

20

MAYIS 2008

27 Mayýs 1960’ýn Ardýndaki «Kürt Sorunu»

Neredeyse yarým yüzyýl önce gerçekleþen 27 Mayýs darbesi, uzunca bir dönem hem siyaset sahnesinin solunda hem de saðýnda yer alanlarýn tutum ve yönelimlerini belirleyici biçimde etkilemiþ önemli bir dönüm noktasýný ifade eder. Hem hakim sýnýflar bloku içindeki kamplaþmalarýn ve devletin belli baþlý kurumlarýnýn yeniden þekillendiði bir dönüm noktasýdýr ve hiç kuþkusuz Türkiye’nin siyasi tarihinde boylu boyunca ele alýnmasý gereken bir dönemeci ifade eder. Kendilerini solda görenler oldum olasý kendilerini 27 Mayýs’a sahip çýkmak zorunda görmüþ, saðda görenler ise 27 Mayýsý lanetlemekle söze baþlamayý adet edinmiþtirler. Bugünkü AKP hükümetinin de kendisine yönelik MSP-RP geleneðini temsil etme iddialarýna karþý kendisini özenle DP-AP-ANAP çizgisinin devamcýsý olarak tanýtmaya özen göstermesi rastgele bir durum deðildir. Hatta belki AKP’nin karþýsýndaki rakiplerinin duruþlarý ve yan yana geliþleri kadar edalarý da bu eski kutuplaþmayý fazlasýyla andýrmaktadýr. Bir yandan da devrimcileri bu kutuplamaya yedekleme gayretleri çoktandýr olmadýðý kadar artmaktadýr.

27 Mayýs Burjuva Demokratik Devriminin Tamamlanmasý mýdýr? 27 Mayýs iki açýdan solun ve iþçi hareketinin evrimi ve þekillenmesi bakýmýndan baþlý baþýna önemli bir dönüm noktasýdýr. Her þeyden önce bu darbe failleri ve taraftarlarý tarafýndan «27 Mayýs devrimi» diye de anýlýr. Her halükarda kendilerini solda görenler tarafýndan hayýrlý ve ilerici bir geliþme olarak görülmesi yaygýn bir adettir. Oysa Cumhuriyetin kurulduðu dönemeç de böyle deðerlendirilir. Esasen birinci emperyalist savaþýn tarafý Osmanlý Ýmparatorluðu’nun bekasýný saðlama gayreti içinde olan hakim sýnýf kesimlerini temsil eden Kuvayý Milliye hareketi, güya ilerici olarak görülmüþ ve gösterilmiþtir. Batý Ermenistan ve Kuzey Kürdistan’ýn emperyalistlerin gözetimi ve onayý altýnda ilhak edilmesiyle sonuçlanan bu gerici hareket, býrakalým Türkiye’yi, dünya çapýnda önem taþýyan örnek bir kurtuluþ hareketi olarak dahi takdis edilmiþtir. Saltanat ve hilafetin ilgasýyla sonuçlandýðýna bakýlarak da (ki bu da emperyalistlerin rýzasý, hatta teþviki ile olmuþtur), bir devrim gibi tasvir edilegelmiþtir. Zaten 27 Mayýs’ýn da kendi kendini hemen hemen cumhuriyetin kuruluþuna damga vuran harekete benzer bir biçimde tarif etmeye çalýþtýðý da sýr deðildir. Özellikle de 27 Mayýs’a soldan bakanlarýn gayretleri baþtan itibaren bu yöndedir. 27 Mayýs’ýn cumhuriyetin kuruluþuyla benzeþtirilen bu yanýnýn yaný sýra, bir de sonrasý özellikle yeni anayasasýnýn getirdiði açýlýmlar bakýmýndan da solun ve iþçi hareketinin evrimini etkilemiþtir. 27 Mayýs’ýn ve 1961 Anayasasý’nýn «Cumhuriyet tarihinin en ileri ve en demokratik Anayasasý» oluþu hakkýndaki saptama ve deðerlendirmeler haddinden fazladýr. «27 Mayýs Anayasasý»nýn ve onu izleyen yasal düzenlemelerin solun ve iþçi hareketinin önünü açan, serpilmesine imkan saðlayan bir zemin oluþturduðuna dair deðerlendirme ve tahliller adeta egemen bir bakýþ açýsý gibidir. Oysa Cumhuriyetin kuruluþuna buna benzer biçimde yaklaþmak o kadar adetten deðildir. Cumhuriyetin kuruluþu daha çok tarihsel bakýmdan ilerici kabul edilir ve onu izleyen ve üstü taraftarlarýnýn çoðu tarafýndan bile örtülemeyen çeyrek yüzyýllýk totaliter dönem bu «ilerici yanýn» yüzü suyu hürmetine sineye çekilmesi gereken bir durum olarak anlatýlmak istenir. 27 Mayýsýn farký asýl buradadýr. 1961 Anayasasý güya «Kemalist devrim» diye anýlan cumhuriyetin kuruluþunun eksik býraktýðý demokratiklik yönünü tamamlamýþtýr. Bu itibarla adeta cumhuriyetin kurulmasýyla baþlayan bir burjuva demokratik devrimin tamamlanmasý olarak görülür. Kuþkusuz bir proleter devrimin gündeme gelebilmesi için evvela burjuva demokrasisinin kamilen geliþmesi ve iþçi hareketinin bu çerçevede yeterince serpilmiþ olmasýnýn zorunlu bir þart olduðuna inanan Menþevikler açýsýndan hem cumhuriyetin kurulmasý hem de sonrasýnda 27 Mayýs anayasasýnýn kabulü ile açýlan dönem adeta bu tezin tarih tarafýndan tecelli ettirilmesi gibi görülebilir. Nitekim 27 Mayýs darbesini takiben kurulan TÝP’in Menþevik «sosyalist devrim» tezinin dayanaklarýndan biri, 27 Mayýs darbesi ile Türkiye’de burjuva demokratik devriminin tamamlandýðý ve gündemde sosyalizm için mücadele olduðu hakkýndaki saptamadýr. Bu örnek de apaçýktýr göstermektedir

ki cumhuriyetin kuruluþuna bir «devrimsel» nitelik atfetmek ile 27 Mayýs’ý benzer bir biçimde yorumlamak ve birincisini tamamlayýp sürekliliðini saðlayan bir adým olarak görmek birbirine baðlý tutumlardýr. Bu itibarla 27 Mayýsla açýlan dönemin hakim çizgisinin cumhuriyetin baþlarýnda olduðu gibi, baðýmsýzlýk, devletçilik, halkçýlýk vb motiflerin önde olacaðý da besbellidir. Bu vurgularýn ister iktidarda ister muhalefet olarak yükseltilmesi ise hakim ideolojinin aðýrlýk merkezini neyin oluþturduðu gerçeðini esaslý bir biçimde deðiþtirmemektedir. Mamafih 27 Mayýs darbesinin bu yönü üzerinde durmak ve bu darbeyle açýlan dönemin «hayýrlý» sonuçlarýný da bu ölçülere göre deðerlendirmek gereksiz bir çaba olur. Bu bir bakýma 27 Mayýs hakkýndaki saptama ve deðerlendirmeleri hatta «efsaneleri» tekrarlayýp bunlar üzerinde deðerlendirme yapmak olur. Oysa aksine, 27 Mayýs darbesini izleyen yýllardaki geliþmelerin yönünü ve anlamýný anlamak için bu darbenin üzerinde pek durulmayan bir yanýna ýþýk tutmaya gerek var. Hatta 71 kopuþunun anlamýný kavrayabilmek için ve bugün komünist bir perspektifin önünü açabilmek için bu yöne daha dikkatle bakmak ve anlamýný kavramak önem taþýyor. Özellikle de 27 Mayýsýn ardýndaki bu gizli kalmýþ yön hem o dönemeç ile bugünkü geliþmeler arasýndaki baðlarýn daha çarpýcý bir biçimde görülmesine hizmet eder, hem de solun önünün açýlarak düzene baðlanmasý biçimindeki paradoksal görünen burjuva siyasetinin deþifre edilmesine yardýmcý olur.

27 Mayýsçýlarýn Telaþý Nedendi? 27 Mayýs darbesi açýklanýrken hem resmi görüþ hem de onun gölgesi altýndaki yorumlar, ekseri DP’nin ABD emperyalizmi ile baðlarý pekiþtiren ve buna paralel olarak da geleneksel Kemalist bürokrasiyi tasfiye etmeye ve kaynaklarýný (özellikle de Kemalist aydýnlarýn etkinliðinin kýrýlmasý baðlamýnda) kurutmaya yönelik çabalarýndan söz edilir. O güne kadar kimsenin dokunmaya cesaret edemediði ordunun komuta kademelerinde kendine yakýn unsurlarý öne çýkarma yönündeki giriþimlerine dikkat çekilir ve MBK hareketinin bu yöneliþlere bir tepki olarak öne çýktýðý söylenir. Görünen olgulara özellikle de darbecilerin ve destekçilerinin kendilerini izah ettikleri yayýnlara bakýldýðýnda da bu görülür ve neredeyse ikna edici bir deðerlendirmedir. Bütün bu unsurlar önemli bir etken olarak var olsalar da, bunlar MBK cuntasýnýn alelacele müdahalesini izah etmekte sanýldýðý kadar inandýrýcý etkenler deðildir. Zira eldeki pek çok veri aslýnda yaklaþan genel seçimlerden CHP’nin güçlenerek ve DP’yi iktidardan düþürecek bir güçle çýkacaðýna iþaret etmektedir. CHP’nin seçimlere yönelik hazýrlýklarý ve öne çýkardýðý program hedefleri ise, MBK’nýn kurdurduðu hükümetlerin programlarýný

ve 61 Anayasasýnýn getirdiði «yenilikleri» þaþýrtýcý bir biçimde temsil etmektedir. Bir baþka deyiþle, bir darbeye hacet kalmasa dahi, MBK’nýn programýnýn seçimlerin galibi olacak CHP tarafýndan uygulanacaðýný düþünmek zorlama deðildir. Kaldý ki bir bakýma darbenin güç aldýðý kitlesel eylemlerinin ve aydýnlarýn yürüttüðü muhalefete bakýlýrsa, pek ala seçimlerde DP’ye alternatif olarak çýkacak hareketi destekleyecek aktif bir gücün hazýr olduðu da sýr deðildir. Zaten 27 Mayýs darbesinin Türkiye’deki askeri darbeler içinde en geniþ kitle desteðine sahip olmasý da buradan ileri gelir. Bu tabloya ve çaresizlik içinde debelenir gibi bir kriz içindeki DP hükümetinin durumuna raðmen, MBK’nýn bir darbeye yönelmesini DP’nin komuta kademelerindeki tasfiye operasyonlarýnýn yarattýðý bir telaþa yormak doðru olmaz. Zira MBK’da 5 general vardýr ve bunlardan Cemal Gürsel sonradan katýlmýþtýr. Bazý yorumlara göre de Korgeneral Madanoðlu belki de bu yüzden MBK’den ayrýlmýþtýr. Bu 5 general bir yana, geride 7 albay, 6 yarbay, 12 binbaþý ve 6 yüzbaþý vardýr. Bu demektir ki generallerin dýþýndaki MBKcýlar, NATO içinde þekillenmiþ subaylardýr. Zaten MBK hareketinin sonraki cuntalar gibi ordu hiyerarþisini bozmadan komuta kademelerinden gelen bir darbe deðil, daha çok bu hiyerarþi dýþýndan ve nispeten küçük rütbeli subaylara (özellikle de NATO eðitiminden geçmiþ ilk kuþaðý oluþturanlara!) dayanan bir hareket oluþu çarpýcý bir özelliktir. 27 Mayýs’ýn o zaman albay rütbesinde olan Türkeþ tarafýndan okunan bildirisindeki NATO ve CENTO’ya baðlýlýk ilaný rastgele deðildir. Tam bu noktada, hazýr CENTO’dan söz etmiþken, 27 Mayýs darbesini anlamak için artýk iç politikanýn dengelerine bakmak yerine baþka faktörlere özellikle de Irak’taki geliþmelere bakmak önemli. Hatta bu yöne bakýldýðýnda bugünkü bazý geliþmelerle þaþýrtýcý benzerlikler görülmesi de iþin bir baþka keyifli yaný olacak.

27 Mayýs’a Öngelen Önemli Geliþme Hangisi? 14 Temmuz 1958 günü, Irak’ta «Hür Subaylar grubu» denen bir cunta, kral Faysalý deviren bir darbe gerçekleþtirdi. Darbenin hemen ardýndan Kral ve baþbakaný da dahil pek çok yönetici idam edildi ve Irak’ta Cumhuriyet ilan edildi. O zaman Irak ABD’nin ön ayak olmasýyla kurular Baðdat Paktýnýn merkezi idi; bir yönüyle SSCB’ye karþý kurulmuþ gibi gösterilen ve 1955 yýlýnda kurulan bu pakt içinde Türkiye Ýran Pakistan’ýn yaný sýra Ýngiltere’de yer almakta idi. Ama Sadabad paktýnýn devamý, CENTO’nun önceli olan bu paktýn esasen Lozan statükosunu korumak ve Kürdistan’ýn birleþip baðýmsýzlaþmasýna engel olmak üzere kurulmuþ özel bir bölgesel ittifak olduðu sýr deðildir. Darbenin ardýndan bir an için pakt üyesi ülkeler ABD’nin de desteði ile Irak’a müdahale edip «müttefiklerini» kurtarma planlarý yaptýlar. Vurucu güç ise TSK olacaktý. Nitekim ordu birlikleri Irak’a girmek üzere hazýrlandý, Urfa’da süvari birlikleri yýðýnak yaptý. Bu birliklerin komutaný sonradan MBK’da yer alacak olan Cemal Madanoðlu idi. Sonuçta Irak’ta kurtarýlacak kimse kalmadýðý ve halkýn içinde de darbecilere karþý bir sempati olduðu fark edilince bu harekattan vaz geçildi. O zamanýn genel Kurmay baþkaný DP’ye yakýn olan Rüþtü Erdelhun idi ve MBK’cýlarýn en çok karþý olduðu isimlerin arasýnda da bu «ýlýmlý ve ürkek» bulunan komutan vardý. Türkiye’nin Kasým darbesi ile ilgili kaygý ve telaþý sadece müttefikleri olan Kral Faysal’a baðlýlýðýndan ileri gelmiyordu; Kasým rejiminin SSCB ile yakýnlaþmasý da esas endiþe kaynaðý deðildi. Abdülselam Kasým’ýn baþkaný olduðu yeni rejimin ilk icraatlarýndan biri, Irak’ýn Baðdat Paktý’ndan ayrýldýðýný ilan etmesi olmuþtu. Apaçýk bir biçimde Kürt hareketinin bölgedeki gerici devletler ve emperyalist efendileri tarafýndan bizzat kontrol

altýnda tutulmasýna matuf bu paktýn merkezi bu geliþme üzerine alelacele Ankara’ya taþýndý ve CENTO’nun temelleri o zaman atýldý. Bu anti-Kürt paktýnýn aceleyle tesis edilmesi boþuna deðildi. Zira Kasým rejimi Kürtleri yanýna almak üzere bölge devletlerini ve emperyalistleri endiþelendiren adýmlar atmaktaydý. Irak’taki yeni rejimin ilk kabinesinin Ulaþtýrma Bakaný Þeyh Mahmudu Berzenci’nin oðlu Baba Ali idi. Yeni anayasada «Kürtlerle Araplarýn eþit haklara sahip olduklarý» yazýlýyordu. Rusya’da sürgün bulunan Molla Mustafa Barzani ve arkadaþlarýnýn ülkelerine dönmesi için hazýrlýklar yapýlýyordu. Nitekim Molla Mustafa ve arkadaþlarý 1958’in Ekim ayýnda Baðdat’a inmiþlerdi. Türkiye’nin telaþý ve endiþesi asýl bu geliþmelerin yaratacaðý sonuçlardan ileri geliyordu. Nitekim bu noktadan itibaren Güney Kürdistan’da yýllar sonra ciddi bir hareketlenme baþ gösterdi ve bunun etkisi bugünlerde olduðu gibi, diðer parçalarda da kendini gösterdi. Kýsa zamanda Kasým rejimi ile Barzani’nin arasýnýn soðumasý ve Barzani’nin kendi topraklarýna çekilmesi ile bu etki daha da arttý. Bu geliþmelere paralel olarak Kuzey’de de Kürtler, üzerlerindeki ölü topraðýný silkmeye baþladý. Bir yandan belli baþlý yurtsever aþiretler hareketlenirken bir yandan da Kürtler arasýnda yayýn ve örgütlenme arayýþlarý baþ gösteriyordu. Meþhur «49’lar davasý» bu geliþmeler üzerine açýldý. Cemal Gürsel 27 Mayýs darbesinin hemen ardýndan «Eðer yola yordama gelmezlerse, daðlý Türkler (Kürtler) rahat durmazlarsa, ordu, þehir ve köylerini bombalayýp yýkmakta, tereddüt etmeyecektir. Öyle bir kan gölü olacaktýr ki, onlar da ülkeleri de yok olacaktýr.» (Aktaran; Türk Tarih Tezi ve Kürt Sorunu, Ý. Beþikçi, s. 197) demiþti. Gürsel’in bu sözlerinin ne anlama geldiði ancak bu arka plan göz önüne getirildiðinde anlaþýlabilir. Besbelli ki MBK’cýlarýn güney Kürdistan’dan esen rüzgarlarýn Kuzey’de bir etki yaratmasýndan endiþeleri vardý. Zaten onlarýn gözünde «gericiler ve Kürtlerle içli dýþlý» olarak gördükleri DP’nin seçimleri kaybetme korkusuyla ve Kürtlerin oylarýný alma kaygýsýyla bu yangýna körükle gitmesi ihtimali vardý; en azýndan DP hükümetinin ve onun dümen suyundaki ordu komuta kademelerinin bu bölücü tehlike karþýsýnda zaaf göstermesi ihtimali vardý. Zaten Irak’a müdahale konusundaki tereddütlü tavýrlarý bunu düþündürmekte idi (Irak’a girmek için sýnýrda eþinirken sükutu hayale uðrayan süvari birliklerinin komutaný Madanoðlu’nun MBK’da yer almasý da tesadüfi bir durum deðildir!). Ama doðrusu DP hükümetinin Kürdistan’daki geliþmelerden tedirginlik duymadýðýný sanmak da doðru deðildir. «49’larýn» tutuklanmasý da bunun tek iþaret deðildir. Zira ayný dönemeçte önemli ama dikkat çekmeyen bir baþka geliþme daha vardýr. 5 Mart 1959’da ABD ile TC hükümeti arasýnda özel bir anlaþma imzalandý. Bu anlaþma «doðrudan doðruya ya da dolaylý tecavüz, sýzma, yýkýcý faaliyet, sivil saldýrý» gibi haller karþýsýnda ABD’nin askeri müdahale dahil her yoldan Türk hükümetine yardým etmesine dair idi. Ýlk bakýþta bu anlaþmanýn 27 Mayýs’ýn kokusunu alan DP’nin Kasým’ýn Irak’ta yaptýðý darbe gibi darbeye karþý kendini güvenceye almak için aradýðý bir teminat gibi görülmesi mümkündür. Böyle yorumlar da eksik deðildir. Hatta darbenin eli kulaðýnda iken Dýþiþleri Bakaný Fatin Rüþtü Zorlu’ya bu anlaþmanýn hangi hallerde bir müdahaleyi öngördüðü sorulduðunda, «bu konularda takdir hakký Amerikalýlara aittir» biçimindeki açýklamasý da bu yorumu düþündürür. Oysa, konjonktür göz önüne alýndýðýnda bu anlaþmanýn hangi tehlikeye karþý bir tedbiri ifade ettiði besbellidir. Zaten anlaþma metninde de Türkiye'nin siyasi baðýmsýzlýðýna ve toprak bütünlüðüne karþý herhangi bir tehdit olduðu takdirde ABD'ye Türkiye'ye askeri müdahale dahil her yoldan yardým etmesinden söz edilmektedir. Özellikle de bir «sivil saldýrý» olasýlýðýndan söz edilmektedir. Bu anlaþma Türkiye’ye de sýçramasý olasý olan bir Kürt Ayaklanmasýndan ciddi bir biçimde endiþe edildiðinin bir kanýtý sayýlmalýdýr. Zaten 27 Mayýs darbesinin ilan edildiði bildirinin «CENTO’ya baðlýlýðý» hatýrlatmasý da tesadüf deðildir. Bu bir bakýma Irak’taki darbeden farkýný anlatma gayretidir ayný zamanda da darbecilerin nereye vurmaya amade olduðunu da bildirmektedir. Nitekim «27 Mayýs’ýn demokratikleþme yönündeki açýlýmlarý» masalýndan bir an için kurtulup darbenin ardýndan ne tür geliþmeler olduðu hatýrlanýrsa da bu apaçýktýr.


Sayfa

MAYIS 2008

21

Anlaþýlmadan 71-72 Kopuþu da Anlaþýlamaz

27 Mayýs darbesinden hemen sonra, kapsamlý bir genel af ilan edildi; bu af kapsamý dýþýnda kalanlarýn baþýnda DP tarafýndan tutuklanan «49’lar» yani belli baþlý Kürt yurtseverleri vardý. Bu kadarla da kalmadý. DP zamanýnda baþlayan belli baþlý aþiretlerin sürgün edilmesi ve ileri gelenlerin tutuklanmasý furyasý darbenin ardýndan ivmelenerek arttý. Kürt kent ve köylerinin isimleri ilk kez o zaman yaygýn ölçekte deðiþtirildi. O zamana kadar TRT yayýnlarýnýn ulaþmadýðý ve «bölücü yayýnlarý izleyen» Kürt kentlerine ve köylerine TRT yayýnlarýnýn ulaþmasýný saðlamak 27 Mayýsçýlarýn en öncelikli iþlerinden biri oldu. Abdülhamit zamanýndan beri düþlenen yatýlý bölge okullarý uygulamasýyla Kürt gençlerinin ailelerinden kopartýlarak Türkleþtirilmesi uygulamasý bu dönemde baþlatýldý. Daha pek çok örneði sýralamak mümkün. Kaldý ki ýlýmlý ve devlete baðlý olmakla birlikte, ayný zamanda bir «Kürt siyasetçisi» olarak bilinen Yusuf Azizoðlu’na kurdurulan Yeni Türkiye Partisi’nin ilk hükümete sembolik biçimde dahi olsa ortak edilmesi de ayný kaygýlarla izah edilebilir. Ýþte 27 Mayýs’ýn demokratik açýlýmlarýnýn perdelediði tablonun kabataslak arka planýnda bunlar vardýr. Bu yönüyle de 27 Mayýs’ýn getirdiði «demokratikleþme»nin mahiyetinin ve maksadýnýn anlaþýlmasý için bu olguyu akýlda tutmak gerekir. 27 Mayýs’ýn ardýndan yapýlanlarýn, daha önce ve sonra olduðu gibi, Kürtlere yönelik baský tedbirlerini bir sol görüntü arkasýna gizleyerek yapmak olarak görülmelidir. «Vatanýn bölünmez bütünlüðüne ve Atatürk ilkelerine baðlý» bir sol hareket yaratýlmasý ihtiyacý da bu baðlamda anlaþýlabilir bir ihtiyaçtýr. Bu bakýmdan 27 Mayýs sonrasý gerçekleþen «demokratikleþme açýlýmlarý» denen þeyler bu maksada dönük planýn bir parçasý olarak kabul edilmelidir. Bir baþka deyiþle bu açýlýmlar iþçi hareketi ve solu Kürt hareketinden kopartarak þekillendirme arayýþýnýn birer ifadesi olarak görülmelidir.

Solun Darbeci Subaylara Yedeklenmesi Giriþimleri ve 71-72 Kopuþu Nitekim 27 Mayýs’ýn hemen ardýndan yayýna baþlayan ve 1930’larda Kemalist diktatörlüðün soldan desteklenmesi için yola çýkan önceli Kadro dergisini fazlasýyla andýran Yön dergisi bu maksadýn ilk iþaretlerinden biridir. Zaman zaman Kemalizmin ve «sol cunta heveslilerinin» dümen suyunda olmakla eleþtirilen Deniz Gezmiþ ve arkadaþlarý gibi o zamanki devrimcilerin adeta bu hareketin yedek güçleri imiþ gibi göstermeye çalýþan liberal eleþtiriler ise özellikle 80 sonrasýnda hayli yaygýnlaþmýþtýr. Oysa, idam sehpasýnda «Yaþasýn Türk ve Kürt halklarýnýn kardeþliði ve baðýmsýzlýk mücadelesi! Yaþasýn Marksizm Leninizm!» diye haykýran Deniz Gezmiþ’in tutumu bunun tam aksine iþaret etmektedir. Bu çýðlýk aslýnda onun temsil ettiði rahatlýkla söylenebilecek devrimci kuþaðýn devrimcileri sol

cuntacýlara yedekleme çabalarýna karþý koyuþu ifade etmektedir. Bugünlerde ise bu tutumun ters yüz edilip 71-72 devrimci kopuþunu bu oyunlarý bozmaya kalkýþan bir kopuþu ifade etmesi olarak görmek yerine, bugünlerde giderek artan bir tempoyla tekrar kemalizmin kirli sularýnda boðulmak istenmesi tesadüf deðildir. Komünistlerin güncel ödevleri arasýnda 71-72 kopuþuna öncülük eden devrimcilerin kemalizmle bulaþýk geçmiþlerini deðil, tersine buradan kopma yönündeki atýlýmlarýný öne çýkarmak gelir. Bu ayný zamanda onlarýn (her ne kadar tamamlanamamýþ da olsa) 27 Mayýs ve taraftarlarýndan kopma yönündeki atýlýmýna gölge düþürülmesine engel olma gayretini ifade eder.

27 Mayýs’ýn Getirdiði Açýlýmlar bir Nevi Rüþvet Gibi Görülebilir 27 Mayýs Anayasasý ile birlikte solun önünün açýlmasý yönündeki adýmlar esas itibariyle Kürtlere yönelik baskýlarýn görmezden gelinmesi ve üzerinin örtülmesi kaydýyla verilen bir nevi rüþvet gibi

görülürse yanlýþ olmaz. Hatta o dönemde vatana ve devlete baðlý bir sol yaratmak için yapýlanlar daha yakýn dönemdeki bazý geliþmelerle birlikte kavrandýðýnda daha iyi kavranabilir. 1984 sonrasýnda Kürdistan’daki savaþa bulaþmamak ve bu savaþýn metropollerde bir karþýlýk bulmasýný önlemek kaydýyla, legalist tasfiyeciliðin ve reformizmin önünün açýldýðý ve bu koþullar çerçevesinde hareket eden solun müsamaha ile gözetildiði sýr mýdýr? Bugünlerde vatana baðlý Kemalizmi yeniden keþfeden bir sol hareket yaratýlmak istendiði sýr mýdýr? Bugünlerde Deniz Gezmiþlerin Cuntacýlardan ve reformistlerden koparak 12 Mart cuntasýna karþý savaþ baþlatan devrimciler olarak deðil de ABD emperyalizmine karþý baþkaldýran vatanseverler olarak hatýrlanmak istenmesi tesadüf müdür? Demek ki 27 Mayýs sonrasýný yani 12 Mart’a varan süreci bu yönleriyle hatýrlamakta yarar vardýr. Bu bakýþ açýsý hem 70’lerin b a þ ý n d a k i devrimci kopuþun nereden bir kopuþ olduðu ve neye karþý bir baþkaldýrýyý ifade e t t i ð i n i n anlaþýlmasýný kolaylaþtýrýr. Hem de bugünün anlaþýlmasýnda önemli bir açýlým sunacaðý kuþkusuzdur. 27 Mayýs, Cumhuriyetin kuruluþundan itibaren, sola da egemen olan hakim ideoloji ve gelenek çerçevesinde görüldüðü takdirde yerli yerine oturmaktadýr. Hem 12 Mart hem de sonrasýndaki süreç ancak bu takdirde tam olarak anlaþýlabilir. 27 Mayýs’a ilerici hatta devrimsel bir nitelik atfedenlerin kalkýþ noktasý Cumhuriyetin kuruluþuna da ayný mercekten bakýlmasýdýr. Buna göre Birinci Emperyalist Savaþýn ardýndan Türkiye’de bir proleter devriminin koþullarý yoktu. Bu koþullarýn oluþmasý için kapitalizm öncesi kalýntýlarý temizleyip modern iþçi hareketinin geliþmesine uygun koþullarý açacak sözümona ilerici bir burjuva akýmýnýn desteklenmesi zorunlu idi. Bu biçimde tarif edildiðinde açýk seçik Menþevik bir tutumu ifade eden yaklaþým güya nesnel koþullarýn elveriþsizliði veya öznel koþullarýn olgunlaþmamýþ olduðu bahanelerine sýðýnarak, veya bu bahanelere sýðýnmadan solun geniþ kesimleri tarafýndan savunulagelmiþtir. Oysa 1920 yýlýnda henüz ne CHP ne de Cumhuriyet ufukta yokken Mondros mütarekesi ile Sevr anlaþmasý aracýlýðýyla belirlenen sýnýrlar çerçevesindeki topraklardaki devrime önderlik etme sorumluluðuyla ve Komünist Enternasyonal’in çizgisi doðrultusunda Türkiye Komünist Partisi kurulmuþtu. TKP’nin programý «Türkiye yedi asýrlýk iktisadi ve siyasi hayatýnda, hanedan devrini atlatarak hükümet düzeyinde birçok reform ve düzenlemeye maruz kalýp, bugünkü biçimi ve yönetim tarzýyla burjuva demokrasisine ayak basmýþtýr» diyerek, yola çýkmakta idi. Yani nesnel koþullarýn elveriþsizliðinden ve Türkiye’nin önünde kaçýnýlmaz bir burjuva demokrasisi aþamasý olduðundan söz etmekte deðildi. TKP’nin önüne koyduðu hedef de meþruti monarþinin yerine, kötünün iyisi kabilinden cumhuriyet kýlýfý içinde bir gerici burjuva diktatörlüðü getirmek deðildi. TKP Programý «…. emperyalistlere karþý yürütülen bu savaþýn sürmesi, özellikle de Avrupa'da toplumsal devrimin yükseliþi, sýnýf bilincinin olgunlaþýp geliþmesini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu koþullar Türkiye'deki hareketlerin toplumsal bir karakter kazanmasýna yardým etmekte ve sosyalizmi esas alan iþçi ve köylü þuralarý cumhuriyetinin kurulmasýna uygun koþullarý hazýrlamaktadýr» demekte, ve önüne bir «Ýþçi Köylü Þuralarý Cumhuriyetinin» kurulmasýna önderlik etme görevini koymaktaydý. Ne var ki, bu tutum TKP’nin kuruluþundan Mustafa Suphilerin katledilmesini takip eden kýsa bir döneme kadar geçen kýsa bir dönem için geçerli olmuþtur. O dönemden itibaren TKP ve kendini þu ya da bu biçimde onun mirasçýsý olarak gören akýmlar bu

sorumluluklarýný bir kenara býrakýp Kemalist hareketin kuyruðunda oportünist bir çizginin sýnýrlarýna hapsetmiþlerdir. Zaten Kuvayý Milliye ve Kemalist hareketin siyasal iktidarý tamamen kendi ellerine geçirmesi, TKP’nin «gerçekleþmesi için uygun koþullarýn hazýrlanmakta olduðunu» söyledikleri devrimin önünün kesilmesi ve bu devrimin ikame edilmesidir. Bu þartlarda bu olayý «devrim», Kemalist hareketi ilerici ve anti-emperyalist olarak tarif eden tanýmlar da aslýnda TKP’nin ve iþçi hareketinin kemalizmin kuyruðuna takýlmasý ve her gerici adýmýný bir ilerleme vesilesi sayarak desteklemesi için birer bahane ve kýlýf olarak üretilmiþlerdir. Böylelikle ilerici olarak takdis edilip kutsanan her adým, dönüp solu ve iþçi hareketini vuran bir balyoz gibi iþ görmüþtür. Bu geleneðin göz baðlarýndan kurtulmaksýzýn 27 Mayýs’a bakanlarýn elbette bu harekette bir keramet görmeleri kaçýnýlmazdýr. Böylelikle adeta bir göz baðýnýn üzerine bir ikincisi takýlmýþ olur. Bu nedenledir ki 27 Mayýs’a M u s t a f a S u p h i n i n TKP’sinin gözünden bakýlmadýðý takdirde, yaþadýðýmýz topraklardaki devrimci hareket bakýmýndan tayin edici bir önem taþýyan «71-72 kopuþu»nun anlam ve önemi ve istikameti de kavranamaz. KöZ’ün arkasýnda duran komünistlerin ödevleri arasýnda bu kavrayýþý öne çýkartmak da vardýr.

19 Mayýs Efsanelerinin Perdesini Aralamak Ýçin Bir Hatýrlatma Geçtiðimiz günlerde 19 Mayýs vesilesiyle, Cumhuriyetin kuruluþu hakkýnda bilinen efsaneler bir kere daha, bütün TV kanallarýnda, okullarda ve yazýlý basýnda tekrar tekrar iþlendi. Bu bilgi kirliliði arasýnda bir kez daha efsanevi hikayelerle cevapsýz bir sorunun üzeri resmi ideologlar ve onlarýn uþaklarý tarafýndan örtülmeye çalýþýldý. Ýlkokul sýralarýndan beri her yýl tekrar tekrar söylenen hikayeyi bir de biz hatýrlatalým: 19 Mayýs 1919 günü Mustafa Kemal ve bir kýsým arkadaþý iþgal altýndaki Ýstanbul’dan Bandýrma adlý bir küçük vapura binerek Samsun’a doðru yola çýkmýþlardý. Bu seyahatin amacý sonradan yaratýlan efsaneye göre sözde kurtuluþ savaþýný baþlatýp, cumhuriyeti kurmaktý. Temcit pilavý gibi tekrarlanan ve sorgusuz sualsiz ezberlenen bu hikaye karþýsýnda belki akademik kaygýlarla, çalýnan mýzraða uygun bir kýlýf hazýrlama çabasýnda olanlar eksik deðildir. Ýþgal altýndaki Ýstanbul’dan Ýngilizlerin izni olmadan ve onlara belli etmeden güya Ýngilizlere de karþý olan böyle bir giriþim nasýl olmuþtur? Bu sorunun rahatsýz ettiði kimi akademisyenler aslýnda bunun kurnaz bir plan olduðunu ve bu seyahatin Ýngilizlerin izni hattý teþvikiyle gerçekleþtirildiðini teslim etmek zorunda kalmaktadýr. Öte yandan Mustafa Kemal’in sadece Ýngilizlerin deðil padiþahýn da izni ve emriyle Samsun’a doðru yola çýktýðý da sýr deðildir. Bu da yine takiye mantýðýyla izah edilmeye çalýþýlýr. Oysa bu gayretler mýzraðýn ancak yarýsýný çuvala sýðdýrmaya yetmektedir. Ýngilizler niçin izin vermiþtir veya kandýrýlmýþ da olsalar hangi misyon bahanesiyle kandýrýlmýþlardýr? Padiþah hangi bahaneyle kandýrýlmýþtýr? Bu sorularý ne soran ne de yanýtlayan vardýr. Bu bakýmdan belki bu yýldönümünde bu sorularý bizim sorup yanýtlamamýzda yarar var. Hacettepe Üniversitesi’nde okutulan Atatürk Ýlkeleri Ve Ýnkýlap Tarihi Dersi’nin Dr. M. Derviþ Kýlýnçkaya tarafýndan hazýrlanmýþ olan notlarýnda þöyle deniyor: “Ýngilizler, bölgedeki etnik çatýþmalarýn durdurulmasýný, Erzurum, Erzincan, Bayburt ve Sivas bölgelerinde bir dizi þuralar kurulduðunu ve bunlarýn hemen önlenmesini istemiþ, aksi halde kendilerinin bölgeye müdahale edeceklerini bildirmiþlerdi. Bunun üzerine hükümet Samsun yöresinde durumu yerinde inceleyip gereken önlemleri almak ihtiyacýný duymuþ ve bölgeye güvenilir birisinin gönderilmesi için harekete geçmiþtir. Damat Ferit Paþa kabinesi o bölgeye deðerli fakat kendi isteklerine göre davranacak bir komutanýn

gönderilmesini düþünüyordu…. Padiþah ve hükümet, dürüst, güvenilir ve iyi bir asker olduðu bilinen ve Ýttihatçýlarla arasý açýk olan Mustafa Kemal Paþa’yý 30 Nisan l9l9’da 9. Ordu Müfettiþliðine tayin etmeyi uygun buldu. Mustafa Kemal Paþa ‘ya görevi sýrasýnda bütün askeri ve sivil makamlara emretme yetkisi de verildi.” Erzurum Erzincan Bayburt ve Sivas, Erzincan þurasýnýn kurulduðu alaný ifade eder. Þura da sovyetin o zamanki Türkçe karþýlýðýndan baþka bir þey deðildir. Sovyet cumhuriyeti ise Lenin tarafýndan «en demokratik burjuva cumhuriyetinden milyon kez demokratik bir cumhuriyet» olarak tarif edilmiþtir. Demek ki buradan bakýldýðýnda, Resmi Tarihte 19 Mayýs’ta cumhuriyeti kurmak üzere Samsun’a çýkýðý yazýlan 9. Ordu Müfettiþi’nin resmi görevi Ýngilizlerin isteði üzerine bir baþka cumhuriyet giriþimini önlemektir. 1917’den itibaren devrime katýlan Rus birliklerinin bulunduðu Erzincan’da bir Ermeni-Kürt Þurasý kurulmuþtu. Bu þura o sýra Rusya’nýn çeþitli bölgelerinde kurulanlar gibi bir Sovyet Cumhuriyeti kurma yönünde bir giriþimi temsil etmektedir. Büyük ölçüde o zaman devrime destek veren Taþnak partisinin etkisi altýndaki Ermenilerin yaný sýra kimi Dersim aþiretlerinin de bizzat katýldýklarý bu þura, bölgede yaþayan ermeni ve kürt olmayanlarýn da ilgisine ve desteðine mazhar olmuþtu. Mustafa Kemal ve arkadaþlarýnýn Samsun’a çýktýktan sonra hemen Erzurum ve Sývas Kongrelerini toplamalarý da rastgele bir olay deðildi. Bu kongreler Erzincan þurasýnýn hemen çevresinde toplandý. Kaldý ki, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin Ermenilik ve Rumluk tehlikesinden bahsetmelerinin, kýzýl ordunun korumasý altýndaki Ermenilerle alevi Kürtlerin birlikte oluþturduðu bu hükümete karþý Sünni Kürtleri yanlarýna çekme gayretini ifade ettiðini düþünmek de zorlama deðildir. Hatta Kuvayý milliyecilerin Saltanat ve Hilafeti kurtarma söyleminin Ekim devriminin Anadolu’ya yayýlmasýna karþý gerici bir tepkiyi ifade ettiði de bu olguya bakýldýðýnda berraklaþmaktadýr. Bir adým daha ilerleyelim: Erzurum ve Sivas Kongrelerinde bahsedilen vatanýn bölünmesi tehlikesi Ýngilizlerin kaygýlandýðý geliþmeden baþka ne olabilir? O zaman henüz Sevr anlaþmasý imzalanmýþ deðildir. Hem Erzurum ve Sivas kongrelerinin hem de Birinci Meclisin Mondros mütarekesine karþý bir hareket olmadýðý da bellidir. Zira bu hareketin amentüsü olan Misaký Milli ana hatlarýyla Mondrostaki karar ve sýnýrlarýn korunmasýný dile getirmektedir. Kuvayý Milliye hareketinin baþlangýcýnda dile getirilen bölünme tehlikesi besbelli Ermeni ve Kürtler arasýnda yayýlan ve Erzincan Þurasý ile somut bir olgu haline gelen özgürlük arayýþýný kastetmektedir. Zaten Erzurum ve Sivas kongrelerinde açýk seçik tartýþýldýðý gibi, galip devletlere karþý bir mücadeleden söz etmemeye özen gösterilmektedir. Kuvayý Milliye’nin bu karakteri Rus birliklerinin 1919 baharýnda Brest Litovsk anlaþmasýna uygun olarak bölgeyi terk etmesinden sonra daha da açýklýk kazanmýþtýr. Sivas kongresinin ardýndan da Koçgiri’den baþlayarak bölgede Ermenilere ve Kürtlere karþý saldýrýlar baþlamýþtýr. Kuvayý Milliye’nin baþlýca askeri harekatlarý zaten tümüyle bu alandadýr. Batý cephesinde Yunanlýlarla yapýlan çarpýþmalarýn dýþýnda, özellikle doðu cephesinde Kuvayý Milliyecilerin herhangi bir yabancý kuvvete karþý savaþtýðý vaki deðildir. Bunun anlamý gayet açýktýr: güya anti-emperyalist bir hareket olarak tasvir edilen Kuvayý Milliye hareketi esasen bir iç savaþ hareketidir; nitekim Yunan ordularýna yönelmeden önce Çerkes Ethem’in ordularýna saldýrmasý da bunu bir baþka yönden doðrulamaktadýr. Erzincan Þurasý Koçgiri’deki direnmenin kýrýlmasýnýn ardýnda Batý Dersim’deki Yeþilyazý’da 1921 yýlýnda kendini feshetmiþtir. Bu ayný zamanda Ankara’daki meclisin hilafet ve saltanata baðlýlýk söylemini yavaþ yavaþ terk edeceði ve bu nedenle hem Kuvayý Milliye’nin ilk kadrolarý arasýnda ayrýlýklarýn baþ göstereceði dönemecin yaklaþtýðýný anlatýr. Kuvayý Milliye hareketine destek veren Sünni Kürt aþiretlerine karþý saldýrý hazýrlýklarý da bu noktadan sonra baþlayacaktýr (Diyab Aða ve Cemile Çeto gibi aleviKürt hainlerinden baþlamak kaydýyla!). Kemalistlerin Erzincan þurasýndan baþlayýp Koçgiri’den geçerek bu hareketin izini sürmesi ise 1938’de Dersim’deki direniþin kýrýlmasýna kadar kesintisiz sürmüþtür. 19 Mayýs’ýn anlamýnýn ne olduðuna dair efsanelerin perdesini aralayabilmek için bu olguyu göz önünde bulundurmak þarttýr. Bu ayný zamanda günümüzdeki geliþmeleri anlamak için de esaslý bir ihtiyaçtýr.


Sayfa

22

MAYIS 2008

2008 1 Mayýsý’nda ‘Taksim’de Ýrade Kazandý’ Diyenler Kaybedilenleri Görmek Ýçin 1996 1 Mayýsý’ný Hatýrlamaya Mecburdur 2008 1 Mayýsý devletin terörünün gölgesinde ve sendika bürokratlarýnýn inisiyatifinde geçti. Türkiye genelinde AKP’nin zorbalýðý ve Süleyman Çelebi’nin katkýlarý sayesinde CHP ve DSP’nin “iþçi dostu” olduðu kanýtlandý. Ýstanbul’da 1 Mayýs mitingi gerçekleþememiþtir ve fakat sol yelpazenin saðýnda, solunda ya da ortasýnda duran hemen hemen tüm siyasetler 2008 yýlýnda Taksim’de “irade kazandý”, “Taksim kazanýldý” diyerek izin verilmemiþ olmasýna raðmen Taksim’e çýkma “kararlýlýðýný” kutsamýþtýr. Böylelikle çoktandýr kitlelerin nazarýnda bile solda kabul edilmeyen DSP, CHP baþta olmak üzere zorba AKP’nin yasakladýðý Taksim’e girme iradesi gösteren her siyaset “direnen” ve “kazanan” tarafta olmasý sebebiyle prim yaptý. Böylelikle kimsenin giremediði Taksim’i “herkesin iradesi”nin kazandýðý 1 Mayýs’ýn zafer meydaný ilan edenler; 1 Mayýslarý kimin nasýl kazanabildiðini gösteren tarihe gölge düþürmüþtür. Hem CHP’nin hem reformistlerin hem de devrimci hareketin iradesinin ayný vesileyle ayný anda kazanabildiði 2008 1 Mayýsý kitlelerin ve daha da önemlisi devrimcilerin yanlýþ ve tehlikeli bir bilinç edinmelerine neden olmuþtur. Meydan muharebelerinin kazanýlmasý için devrimcilerin düzen güçlerinin iç çekiþmelerinin tuzaðýna basmayacak baðýmsýz bir iradeye sahip olmasý þarttýr fakat tek baþýna “irade silahýyla” kazanýlabileceði ise doðru deðildir. Bunun yaný sýra 2008 1 Mayýsý’nda düzen içi çekiþmelerde öne geçmeye çalýþan bir kesimin tezgâhladýðý tuzaða basmamak için baðýmsýz bir hat izlenememiþtir. 2008 1 Mayýsý’nýn muhasebesini yapmak isteyenler emekçilerin, ezilenlerin güç birliðini düzen güçlerinin karþýsýna baðýmsýz devrimci bir hatta çýkartmak için 1996 1 Mayýsý’nýn hatýrlamalýdýrlar. 1996 1 Mayýsý’nda Ne Oldu? 1996 1 Mayýsý, 1995 Gazi ayaklanmasýnýn coþkusunun ve öfkesinin alanlara aktýðý bir miting oldu. Devrimciler daha coþkulu, kararlý ve kalabalýk bir biçimde alana geldiler. Reformistler de adeta boy ölçüþmeye niyetli bir þekilde bir önceki yýldan daha hazýrlýklý ve kalabalýk olarak alana gelmiþlerdi; sendikalar ise sanki olacaklardan haberliymiþ gibi daha cýlýz ve pasif bir tablo sergiliyorlardý. Zira sýnýf düþmaný da bir önceki 1 Mayýs’tan kendine göre dersler çýkarmýþtý ve bu tabloyu bozup bir provokasyonla devrimci hareketi geriletmeyi hesaplýyordu. Üst arama bahanesiyle devrimcilerin kortejlerine müdahale giriþimi sert bir direniþle karþýlýk gördü; mevzilenmiþ vurucu timler deðiþik aþamalarda bu direniþi ateþle önlemeye y e l t e n d i l e r f a k a t k i t l e y i d u r d u r a m a d ý l a r. Henüz kortejler toplanýrken sabah saatlerinde Dursun Odabaþ, Hasan Albayrak kortejlerin toplanma yerinde polisin açtýðý ateþ sonucu öldü. Saldýrý bitmemiþti. Katiller, döktükleri kaný, verdikleri gözdaðýný yeterli bulmamýþ olacaklar ki, mitingin daðýlmasý sýrasýnda Yalçýn Levent'i de öldürdüler. Sabah saatlerinde ve henüz kortejler toplanýrken iki kiþinin öldürülmesine raðmen 100 bin iþçinin alanlara çýkmasýna engel olunamadý. Polis saldýrýsý devrimcileri yýldýramadý ve fakat reformistleri ve sendika bürokratlarýný ürküttü. Sendika bürokratlarýnýn ve reformistlerin kürsüyü ve alaný terk etmesi, devrimcilerin kendi kürsülerini kurmasý için fýrsat oldu. Sendika bürokratlarýnýn alaný terk etmesine karþýlýk iþçilerin bir kýsmý devrimcilerin kortejlerinde saf tuttu. 1996 1 Mayýsý iþçi hareketinin yükseldiði, politikleþtiði ve yüzünü devrimci siyasetlere döndüðü bir dönemde gerçekleþti. 1996 1 Mayýsý öncesinde Polisan, Retrans, Aras Kargo’daki ve diðer iþ yerlerindeki iþçi kýyýmlarýna karþý uzun soluklu ve militan direniþler yaþanýyordu. Kamu iþçilerinde ve belediyelerde satýþ sözleþmelerine, taþeronlaþtýrma ve hak gasplarýna karþý hoþnutsuzluk artýyordu. Mezarda emeklilik ve SSK’nýn tasfiyesi saldýrýsýnýn da ucu görünmüþtü ve bu durum da gerilimi yükseltiyordu. Gazi Ayaklanmasý’nýn yarattýðý devrimci dinamizm hem yükselen devrimci siyasetin doruk noktasýný ifade ediyordu hem de sonraki süreci tetikleyecek bir potansiyele iþaret ediyordu. Bu potansiyel 96 1 Mayýsý’nda Kadýköy’de kendini gösterdi. Burjuvaziye ve burjuvazinin ekmeðine yað süren sendika bürokratlarýna 1 Mayýsý dar etti. 1996 1 Mayýsý Kadýköy’de gerçekleþmiþti. Fakat hiç kimse “Neden Taksim’de deðildik?” diyerek hayýflanmadý. Devrimci siyasetin doruk noktasýnda olduðu bu kitlesel 1 Mayýs, devrimcilerin en çok müdahil olabildikleri 1 Mayýs mitingine sahne oldu. 2008 1 Mayýsý, SSGSS’ye karþý protestolarýn, kitlesel ve coþkulu Newroz eylemlerinin ardýndan gelse de emekçilerin hak arama mücadelelerine artan ilgileri devrimci bir yükseliþ anlamýna gelmiyordu. 1996’daki gibi iþçi hareketinde devrimci bir politik bilincin yükseldiðinden bahsedemesek bile iþçilerin, emekçilerin sokaða inme eðiliminin arttýðý bir 1 Mayýs’ýn yaklaþtýðý Newrozlardan ve SSGSS eylemlerinden belliydi. Zira 2008 1 Mayýsý’nýn en önemli eksiði sürekli “irade” vurgusuyla zafer naralarý atan devrimci siyasetlerin;

emekçilerin, ezilenlerin belirli bir süredir devam eden hareketliliðini düzenin her kesimine karþý seferber edecek baðýmsýz bir plan ve iradelerinin olmamasýydý. Nitekim 96 1 Mayýsý’nda düzen partilerine, sendika bürokratlarýna, reformistlere 1 Mayýs’ý dar edenler; 2008 yýlýnda 1 Mayýs’ýn düzen partileri arasýnda it dalaþýnda iþçi hareketinin CHP ve DSP’ye yedeklenmesi için kurulmuþ tuzaða bastýlar ve sendika bürokratlarýnýn kuyruðuna takýldýlar. 2008 1 Mayýsý’nda maðduriyetleriyle kitlelerin sempatisini toplamaya çalýþanlar 1996 1 Mayýsý’nda kitlelerin devrimci eyleminin kimi nasýl maðdur ettiðini hatýrlamalýdýr 1996 1 Mayýsý’nýn ardýndan basýn ve yayýn organlarýyla maðduriyetinden þikâyetçi olanlarýn baþýnda 1 Mayýs kürsüsünü býrakýp kaçmak zorunda kalan reformistler, sendikacýlar, camlarý çerçeveleri kýrýlan esnaf ve lalelerin yolunmuþ olmasýndan müteessir olan liberaller, demokratlar geliyordu. 1996 1 Mayýsý’nda varoþlardan akan öfkeli kalabalýk düzen güçlerini ve düzeni tadil etmek isteyen reformistleri, sendikacýlarý “maðdur” etmiþti. 2008 1 Mayýsý ise devletin Taksim’e izin vermeyeceðine dair açýklamalarý, sendikacýlarýn hükümetle “en azýndan Atatürk anýtýna çelenk býrakmaya razý olarak” yürüttükleri pazarlýklarý ve sosyalistlerle devrimcilerin Taksim’e girmek için kararlý olduklarýný ilan ettikleri tartýþmalarla geldi. 1 Mayýs sabahý DÝSK’in binasýna göz yaþartýcý bombalarýn atýldýðý, CHP kortejine polisin saldýrdýðý, DSP otobüslerinin düzenli olarak tacizlere maruz kaldýðý ve polisin sokakta tek bir eylemciye bile göz açtýrmadýðý bir tablo ile karþý karþýyaydýk. 1996 1 Mayýsý’ndaki görüntülerin aksine 2008 1 Mayýsý’nda tek bir polisin burnu kanamadýðý için ertesi gün burnu kanamadýðý için eylemcilere “gereðinden fazla” güç kullanýlmasýna izin veren AKP hükümeti, liberaller baþta olmak üzere tüm basýn yayýn organlarý tarafýndan kýnandý. Zira hiçbir siyaset devletin kolluk kuvvetlerini maðdur etmeye yönelik bir hazýrlýk ve bilinçle 1 Mayýs gününe hazýrlanmamýþtý. Televizyonlarda polisin kendilerini nasýl dövdüðünü anlatan eylemciler kitlelerin vicdanýna seslendi. Eylemcilerin maðduriyeti kitlelerin AKP hükümetinin zorbalýðýna þahit olmasýna yaramýþtý. Nitekim çeþitli siyasetler açýsýndan devletin “zorba ve hatta faþist” niteliðinin kitlelerin nazarýnda ispatlanmýþ olmasý önemli bir kazanýmdý. Bu maðdurlar arasýnda CHP’liler, DSP’liler, ÖDP’liler, DÝSK’liler, devrimciler, kýsacasý herkes yerini almýþtý. Maðduriyetin müsebbibi ise AKP oldu. Maðduriyetleriyle kitlelerin sempatisini toplamak ve düzen güçlerine muhalefet etmekle yetinmek istemeyenler, yüzünü 1996 1 Mayýsý’na dönmeli ve düzen güçlerini maðdur edecek biricik kuvvetin varoþlarda birleþerek alanlara akýp öfkesini sýnýf düþmanýna yönelten kitlelerde bulunduðunu hatýrlamalýdýrlar. 1996 1 Mayýsý Devrimcilerle, Düzen Güçlerini ve Düzenin Tadilatçýlarýný Ayrýþtýrmýþtý 2008 1 Mayýsý Hepsini Barýþtýrdý! 1996 1 Mayýsý herkesin sahiplenemediðini bir 1 Mayýs olmuþtu. Sahiplenmek þöyle dursun reformistler ve sendika bürokratlarý kürsüyü býrakýp kaçmýþlardý. Esnafýn camlarýnýn kýrýlmasý nedeniyle özür dileyen sol akýmlar olduðu gibi lalelerin yolunmasýndan dolayý mahcubiyet yaþayanlar da vardý. “Vahþice” laleleri yolan bir genç kýz dostu düþmaný ürküttüðü gibi; varoþlardan akarak 96 1 Mayýsý’nda alanlarda buluþan emekçiler yýllarca biriktirdikleri kýzgýnlýða ve öfkeye yol verdi ve düzen güçlerini de düzenin tadil edilmesinden medet uman akýmlarý korkuttu. Düzenin bekçilerinin egemenliðini sarsacak biricik zorun emekçilerin kitlesel eyleminden geçtiðini ve devrimcilerin kitlelerin öfkeli kabarýþýna yön vermeyi öðrenmesi gerektiðini açýk bir biçimde gösterdi. 2008 1 Mayýsý’ný ise Kemalist, emekçi düþmaný, Kürt düþmaný CHP, DSP bile sahiplendi. Düzen partileri, reformistler, sendika bürokratlarý, devrimciler AKP’nin zulmü karþýsýnda birbirine karýþtý ve barýþtý. Tüm bu kavga gürültü ise CHP’nin ve DSP’nin emekçiler nazarýnda yýldýzlarýnýn parlatýlmasý için planlandý ve bu plan da baþarýya ulaþtý. 2008 1 Mayýsý’nýn ardýndan devrimci akýmlarýn 1 Mayýs deðerlendirmelerinin önemli bir kýsmý, CHP’nin, DSP’nin yýldýzýný parlatan 1 Mayýs eylemine toz kondurmadýðý gibi içi kof “kazaným ve zafer” sözleriyle allayýp pullayarak muhataplarýna sunmaya kalkýþtý. Böylelikle yolu Taksim’den geçen herkesle barýþýp karýþmaktan huzursuz olmayan; Kemalist burjuva partilerinin, reformistlerin, sendika bürokratlarýnýn gölgesinde zafer kazanýlabileceðine dair içi boþ bir inanç yaratýlmasýna neden olundu. KÖZ, böyle bir tuzaðýn hazýrlanmakta olduðunu 1 Mayýs öncesinde iþaret etmekle kalmayýp devrimcilerin, sosyalistlerin kitlesel birleþik 1 mayýs için güç birliði

yapmasýný saðlamak üzere çaba sarf etti. Tek baþýna KÖZ’ün arkasýnda duran komünistlerin çabasý bu tuzaða basýlmasýna engel olamadý. 1 Mayýs’ýn ardýndan devrimci siyasetlerin önemli bir kýsmýnýn Taksim’de devrimci iradenin kazandýðýna dair açýklamalarý ise basýlan tuzakla hesaplaþmaya engel olduðu açýktýr. Devrimci güçlerin emekçileri düzen içi muhalefete yedeklemek üzere hazýrlanan tuzaðý tezgahlayanlarý emekçilerin nazarýnda teþhir etmesinin ve hatta emekçileri onlarýn baþýna tuzak haline getirmek üzere seferber etmeleri þarttýr. Fakat böyle bir muhasebe yapmak için bile devrimcilerin, sosyalistlerin önce kendi yanýlsamalarý ile hesaplaþmalarý gerekmektedir. Meydan Muharebesi Sadece Ýradeyle Kazanýlýr mý? 1996 1 Mayýsý’nda Kadýköy'de mitinge katýlan 3 kiþi polis tarafýndan vuruldu, ama 100 bin iþçinin alanlara çýkmasýna engel olunamadý. 2008 1 Mayýsý’nda 100 binler kâh devlet karþýsýnda maðdur kalan eylemcilere üzülerek; kâh polise ve AKP’ye küfrederek; kâh eylemcileri destekleyerek ya da kýzarak 2008 1 Mayýsý’ný izlediler! Meydan muharebesinin devrimci iradeyle deðil; devrimci siyasetlerin emekçilerin mücadelelerine müdahale edilebildiði ölçüde verilebileceðini 1996 1 Mayýsý bize göstermiþti. 1995 Gazi ayaklanmasý devrimci hareketin yükseldiðini ve bu yükseliþin kitlesel zora dayalý kabarýþlara gebe olduðuna iþaret etmiþti. Varoþlarda biriken öfke 1 Mayýs meydanýný savaþ alanýna çevirdi. 1996’daki meydan muharebesinden emekçilerin kitlesel öfkesiyle birleþen devrimci siyaset galip ayrýldý. 2008’de ise meydan muharebesine “sözle” hazýrlananlar Taksim’e “birey” olarak gelmeyi teþvik ediyordu. Kitlesel bir 1 Mayýs mitingi gerçekleþtirmekten ziyade devrimci kararlýðýnýn ve devrimcilerin þahsi cesaretlerinin ispatý öne çýktý. Öncülerin cesur eylemleri Taksim’in zapt edilmesini saðlarmýþ gibi tablo yaratýldý. KÖZ’ün arkasýnda duran komünistler, Bolþeviklerin izinden giderek kitlelerin katýldýðý ve siyasallaþarak sorumluluk aldýðý 1 Mayýslar gerçekleþtirilmesini önemsiyor. Çünkü kitlelerin devrimci siyasete katmak yönünde bir yaklaþýmýmýz var. 1 Mayýs’ta bazý devrimcilerin, sosyalistlerin Taksim meydanýna bayrak asmasý için seferber olan akýmlar ise; devrimciliði ve siyaseti devrimciler yapar, öncülerin eylemleri kitleleri etkiler ve siyasallaþtýrýr yönünde bir yaklaþýmý var. 2008 1 Mayýsý’nda Ýstanbul’da Taksim’e girmek bireylerin yapacaðý bir iþe indirgenebilmiþtir. Bireylerin eylemi kitlelerin eyleminin önüne geçirilmektedir. Kitlelerden kastýmýz ise 98 8 Mart’ýndan, 96 1 Mayýsý’ndan görülebileceði üzere çok nettir. Devrimci bir kabarýþýn öznesi olacak kesimlerin 1 mayýs meydanlarýnda buluþmasý ve bilincinde devrimci, politik bir deðiþimle alanlarda kavga etmesine hazýrlanmak gerekmektedir. Kimsenin hatýrlamadýðý 98 8 Martý’nda Kürtler, devrimciler, iþçiler; Feministlerden yollarýný ayýrarak Taksim’de buluþmuþtu düzen güçlerine karþý buluþmuþtu. Kolluk kuvvetlerine karþý sýrt sýrta vererek birbirinden güç almýþ ve Taksim alanýný düzen güçlerine zindan etmiþti. 2008 1 Mayýsý, iþçilerin, devrimcilerin, Kürtlerin mücadelelerinin devrimci bir kanalda birleþmelerini saðlamaktan ziyade; devletin kolluk kuvvetleri ve AKP karþýsýnda “iradeyle” meydan muharebesi vermek suretiyle AKP’ye muhalefet etmek için kitlelerin sempatisine muhtaç olan CHP’nin ve DSP’nin zalim AKP karþýsýnda iþçi dostu rolünü kapmalarýný saðlamýþtýr. 2000’li yýllarda düzenin devrimci bir kabarýþla yýkýlmasý için mücadele edenlerin iþçilerin, devrimcilerin, Kürtlerin varoþlarda buluþarak alanlarda devleþmesi yönünde mücadele vermeli ve düzen karþýsýnda verilen kavganýn kitlelerin sorumluluðunu alarak katýlmasýný saðlamak yönünde plan yapmalýdýr. Aksi takdirde “öncülerin” eylemini kitlelerin eylemiyle ikame edenler dergi sayfalarýnda “iradenin” kazandýðý “zaferlere” mecbur kalacaktýr Elbette devrimci irade olmaksýzýn herhangi bir meydan muharebesinin sonuç almasý mümkün olmadýðý gibi topyekûn düzen güçlerine karþý harp etmekten bile söz edilemez. Zira liberalizmin kol gezdiði ve hatta devrimci akýmlarla kol kola girdiði bir dönemde devrimci iradenin öne çýkmasýný saðlamak gerekmektedir. Fakat 2008 1 Mayýsý’nýn ardýndan “iradenin kazandýðýný” söyleyenler; aslýnda devrimci siyasetin bu 1 Mayýs’ta sendika bürokratlarýndan baðýmsýz bir iradesi olmadýðý gerçeðini perdelemektedir. 2008 1 Mayýsý’nda kitlelerin eylemi, kitlelerin hazýr olmadýðý ve sendika bürokratlarýnýn dayattýðý bir tarzda bölünmüþtür ve bunun karþýsýnda devrimci siyasetler iradesiz kalmýþtýr. 2008 1 Mayýs’ýnda emekçileri, ezilenleri düzen güçlerinin tezgâhlarýna gelmeden onlarýn ve düzenin tadilatýndan medet umanlarýn karþýsýna çýkartacak baðýmsýz devrimci bir irade yoktu. Devrimci siyasetler sendika bürokratlarýnýn inisiyatifine ve sözlerine göre 1 Mayýsa hazýrlanmýþtýr. Bu nedenle

sonrasýnda sendikacýlar “sözlerini” tutmamakla eleþtirilmiþtir. Hâlbuki kendilerine, birbirlerine güvenerek düzen güçlerinin karþýsýna çýkabilecek en geniþ kitleyi bir araya getirecek baðýmsýz bir plan yapmak mümkündü. 1 Mayýs’ta kaçýrýlan bu fýrsat sonraki günlerde emekçilerin, Kürtlerin mücadelesini devrimci bir kanala seferber etmek üzere daha fazla çaba sarf edilmesine ve bunun için güç birliðine ihtiyaç duyduðumuza iþaret etmektedir. Taksimi Kazanmak ve 77 1 Mayýsý’ný aþmak için 96 1 Mayýsý’ný Ýzlemek Gerekir 1977 provokasyonunda ölenlerin bir çoðu panik ve kaçýþma sýrasýnda kitlenin birbirini ezmesiyle ölmüþtü. 1996’daki saldýrý ise panik ve bozgundan ziyade öfke ve karþý saldýrýyla yanýt gördü; örgütlü ve planlý bir biçimde yönlendirilemeyen bir isyana dönüþtü.Ê Liberallerle devrimcilerin alanda net bir biçimde ayrýþtýðý 1996 1 Mayýsý devrimci hareketin 12 Eylül sonrasýnda ulaþtýðý bir doruk noktasý oldu. Bu dönemeci izleyen iki yýl boyunca devrimciler 1 Mayýslar’ a hep o doruk noktasýna yeniden ulaþma hedefiyle yaklaþtýlar. Ama ne 1997’deki, ne de onun bir adým ilerisine geçtiði halde 1998’deki 1 Mayýslar’ da bu doruk noktasý bir daha yakalanamadý. Nitekim 1 Mayýs’ta düþenlerin cenazeleri bile düzenin saldýrýlarýna alandaki kitlesellik ve coþkuyla verilen bir yanýt olarak öne çýkan eylemlere dönüþmedi. 1996 çizgisini yakalama arayýþý 1999 1 Mayýsý’ndan itibaren gündemden düþtü. 2007 yýlýndan itibaren ise 1 Mayýslar Taksim’in hesabýný sormak isteyenlerin 1 Mayýs mitinginin yapýlmamasý için hazýrlanan tuzaða basmalarýna neden olmaktadýr. 1977 1 Mayýs’ýnýn hesabýný sormayý ve Taksim alanýný yeniden 1 Mayýs alaný yapmayý bir hedef olarak benimsemek elbette anlamlý bir iþtir. Fakat hedeflerimize ulaþmak için izleyeceðimiz yol ve bu yola uygun taktikler benimsemek de devrimcilerin ödevidir. Bu nedenle 1996 1 Mayýsý’nýn izini sürmek þarttýr. 77 1 Mayýsý’nýn hesabýný sormak isteyenler; bu hesaplaþmaya 1 Mayýslarý ve iþçi hareketini düzen partilerine veya düzenin tadilatçýlarýna yedeklemek üzere hareket eden sendika bürokratlarý ile hesaplaþmalarý þarttýr. 77 1 Mayýsý’nda devrimcileri 1 Mayýs alanýna sokmayan, 96 1 Mayýsý’nda kürsüyü ve alaný býrakýp kaçan ve 2008 yýlýnda CHP, DSP gibi partilerin iþçilerin yanýnda olduðunu ve AKP’nin zorbalýðýný göstermek için birleþik ve kitlesel bir 1 Mayýs mitingi gerçekleþtirilmesine mani olan sendika bürokratlarýnýn siyasal çizgilerinin sürekliliði ve tutarlýlýðý vardýr. Asýl olarak 77’nin hesabýný soracak olanlarýn 96’nýn izinden gitmek ve emekçileri sendika bürokratlarýnýn kuyruðuna takmaktan ziyade karþýsýna dikmek gibi bir sorumluluðu vardýr. Taksim’i ve tüm meydanlarý kazanmanýn yolu 96 1 Mayýsý ve 98 8 Martý’ný bilince çýkartmaktan ve buna uygun bir plan ve hazýrlýk yapmaktan geçmektedir. Varoþlarda güç toplayýp bu gücü alanlara döke döke ve düzenin güçlerini olduðu kadar hatta onlardan çok reformistlerin ve sendika bürokratlarýnýn kuyruðuna takýlanlarýn kuyruðuna basa basa iþçi hareketini ve meydanlarý düzen içi çekiþmelere yar etmek isteyenlere karþý harp etmeye hazýrlanmak gerekmektedir. 1996’da iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen ve sömürülen kesimleri Gazi’deki kývýlcýmýn çakmasýyla harekete geçmiþ ve buradan güç alarak 95 ve nihayet 96 1 Mayýsý’na damga vurmuþtu. Bugün o zamanki gibi bir yükseliþ eðilimi yoktur. Bu nedenle 2008’de 96’da yaþananlarýn aynýsý gerçekleþmeyebilirdi. Fakat yeni bir yükseliþin mimarlarý, bugün sýnýfýn en dinamik ve devrimci siyasete en açýk kesimlerinin seferberlik halinde tutulmasý için mücadele edenlerin arasýndan çýkacaktýr. Bu mücadele ise sadece 1 Mayýs’la sýnýrlý deðildir. Yýlýn her gününe yayýlan bu mücadele devrimci iradenin kararlýðýnýn en somut göstergesidir. Ýçinden geçtiðimiz dönem iþçilere ve Kürtlere yönelik saldýrýlar, bu kesimlerin hareketlenmesi ve sürekli hareket halinde olmasýný saðlamaktadýr. Þüphesiz iþçiler kaybetmekte olduklarý bazý haklar için harekete geçmektedir. Kürtler ise Kürdistan sorunun çözümü ve özgürlüðü için deðil; azýnlýk haklarý ve “barýþ” talebiyle harekete geçmektedir. Demokratik haklar veya iþçilerin kaybetmekte olduklarý haklarý için mücadele etmek ve bu mücadelelere yön vermek için seferber olmak komünistlerin ödevidir. Fakat daha da önemlisi bu hareketlenmenin öznelerinin yarattýðý dinamikler ve bu dinamiklerin buluþmasý için yapýlacak güç birliði emekçilerin ve ezilenlerin nihai kurtuluþlarý için yeni mevziler kazanýlmasýný saðlayacak bir potansiyel taþýmaktadýr. Bu potansiyeli açýða çýkarmak için 2008 1 Mayýsý’nda Ýstanbul’da fýrsat kaçmýþtýr fakat ama bu kaçan fýrsattan çýkarýlacak dersler bu yönde bir geliþimin önünün açýlmasýna hizmet edecektir. 2008 1 Mayýsý bir son deðil süreklilik arz edecek bir güç birliðinin ve mücadelenin baþlangýcý yapýlmalýdýr. Bunun için ve bu nedenle tarihi emekçilerin, ezilenlerin kurtulmasý için deðiþtirmek isteyenlerin Taksim’i ve tüm meydanlarý kazanmak üzere; öne çýkmasý ve sorumluluk almasý gerekmektedir!


Sayfa

MAYIS 2008

23

Düzenin Muhalefeti Deðil Tek Alternatifi Olmak Ýçin

Oportünist Tuzaklara Karþý Ezilenlerin Kitlesel Eylemleri Ýstanbul’da sendika bürokratlarýnýn hükümetle pazarlýklarýna dayalý manevralarý ve bunlara bel baðlayan kuyrukçu siyasetlerin Taksim saplantýlarýna endeksli aymaz tutumlarý sonucunda Ýstanbul’da Birleþik ve Kitlesel bir 1 Mayýs mitinginin örgütlenmesinin önü kesilmiþtir. Sadece böyle bir mitingin önünün kesilmesi deðil ayný zamanda þu veya bu biçimde bu mitinge alternatif gibi gösterilen herhangi bir kitlesel eylemin önü de kesilmiþtir. Nitekim DÝSK bürokratlarýnýn tekrar tekrar dillendirdiði ve bunun kof olduðu ve bu yönde bir hazýrlýk olmadýðý besbelli olmasýna raðmen, sosyalistlerin de sahici gibi göstererek kendi Taksim yönelimlerini desteklemek için yanýltýcý bir demagojiye malzeme yaptýklarý bu söylemin hayatta bir karþýlýðý olmadýðý hazin bir biçimde 1 Mayýs günü görülmüþtür. 2008 1 Mayýsý’nda geçen yýlki kadar bir kitle bile harekete geçirilmiþ deðildir. Buna karþýlýk kitlesel bir miting önlendiði gibi bu demagojilerle kasýtlý olarak Taksim yönünde veya onun dýþýnda geliþen eylemlerin cýlýz kalmasý da saðlanmýþtýr. Halbuki baþta Ýzmir olmak üzere diðer illerde SSGSS’ye karþý eylemlerin ve Newrozun yarattýðý havanýn miting alanlarýna olumlu bir þekilde yansýdýðý görülebilmektedir. Ýzmir’de 50 bin kiþinin bir araya geldiði bir 1 Mayýs mitingi olmuþ, bugüne kadar 1 Mayýs’ýn kutlanmadýðý çeþitli illerde 1 Mayýs kutlamalarý olmuþtur. Ayný kesimlerin Ýstanbul’da da bir mitingde buluþturulmasýnýn da son yýllarda görülmemiþ bir kitleselliðe sahne olacaðý ortadadýr. Kaçýrýlan fýrsat budur. 1 Mayýs akþamý yapýlan 32. Gün programýnda Türk-Ýþ Genel Sekreteri’nin itiraf ettiði ve Süleyman Çelebi’nin üzerini örtmeye gayret ettiði gerçek þudur ki, sendikacýlar aslýnda hükümetle 1500, 2000 kiþinin Taksim’e yürümesi üzerinden pazarlýk yapmaya kadar gerilemiþlerdir. Nitekim görünüþe göre DÝSK binasý ve çevresinde sendikalarýn topladýðý kitle esas olarak bu çapta gözükmektedir. Zaten öncesinde yapýlan hazýrlýklara bakýldýðýnda da býrakalým 500 bini (bu yasal bir miting olsa hayalci kabul edilmemesi gereken bir rakam olsa dahi) on binlere varan bir kitleyi bile Ýstanbul’da toplamak yönünde bir irade olmadýðý anlaþýlmaktadýr. Baþbakan’ýn bu rakamý 35 bin olarak ifade etmesi ise bir istihbarata dayanan bir bilgiden ziyade ortalýkta dolaþan demagojik söylemleri malzeme ederek vermediði izni gerekçelendirmek için baþvurulan bir demagoji olarak kabul edilmelidir. 1 Mayýs günü Süleyman Çelebi’nin çok bariz bir senaryonun oyuncusu olduðu çýrçýplak ortaya çýkmýþ durumdadýr. Geçen yýl 1 Mayýs gününde örtük bir biçimde duran ve hemen ertesinde cumhuriyet mitingleri ve seçim sürecinde ortaya açýkça çýkan tablo bugün ayný açýklýkta 1 Mayýs gününde görünmüþtür. 1 Mayýs günü açýk bir biçimde DSP ve CHP, DÝSK ile beraber günün odaðýnda görünen figürler olmuþtur. Çelebi DSP otobüsü üzerinden kitleye hitap etmiþ, eylem CHP binasýnýn önünde sonlandýrýlmýþtýr. Buna paralel olarak, ÖDP’nin (týpký Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra olduðu gibi) solun tek alternatifi olarak öne çýkarýlmak istendiði de görülmektedir. Bu da þaþýrtýcý deðildir ve 1 Mayýs etrafýndaki gerilimin esas nedeninin devletin genel olarak 1 Mayýs ve Taksim hakkýndaki reflekslerinden baþka yerde yattýðýna da delalet eder. 2008 1 Mayýsý’nýn aynasýnda görülmesi gereken þeylerin baþýnda bu husus gelmektedir. 2008 1 Mayýsý AKP’ye karþý düzen muhalefetinin güçlendirilmesine alet edilmek istenmektedir. Geçen yýl 1 Mayýs’a gelirken ve ertesinde AKP’ye karþý cumhuriyet mitingleri bariz bir biçimde gündeme oturmuþtu. DÝSK’in Taksim atraksiyonu da iþçi hareketini bu mitingler üzerinden CHP katarýna baðlamada bir etken olmuþtu. Bu yýl ise 1 Mayýs’a gelirken KöZ’ün önceki dönemde iþaret etmiþ olduðu gibi, AKP hükümetine

karþý sokaktaki muhalefetin baþýný baþta DTP’nin harekete geçirdiði kitle olmak üzere devrimcilerin ve sosyalistlerin de içinde yer aldýðý bir hareket çekmeye baþlamýþtýr. Seçimlerin ardýndan özellikle Bin Umut adaylarýnýn meclise girmesinin yarattýðý etki ve ardýndan Zap’taki bozgunun yarattýðý moral etkiden de güç alan bu hareket Newroz’da bir doruk noktasýna ulaþmýþ ve 2008 1 Mayýsý’nýn bu hareketin damga vuracaðý bir eylem olacaðý görülmüþtür. Bu bakýmdan 2008 1 Mayýsý’na gelirken düzen güçlerinin asýl olarak önlemek istediði geliþme bu yöndeki geliþmeydi. Hatta Erdoðan’ýn bir vesileyle söylediði gibi AKP hükümeti kendisine karþý muhalefetin CHP çizgisinde bir muhalefet olmasýný tercih eder durumdaydý. Öte yandan CHP’nin elinde tutunacak tek dalýn iþçi hareketini kendine yedeklemek olduðunu da bu süreçte yine KöZ sayfalarýnda tespit edilmiþti. Bununla birlikte, 23 Nisan’dan güç alma umuduyla sahneye konan Tandoðan’daki bayrak mitingi provasýndan da görüleceði gibi, CHP’nin bir yýl önceki mitingler çapýnda mitinglerin rüzgarýný arkasýna alma þansý artýk yoktu. Býrakalým bayrak mitingleri çapýnda bir eylemi, 2008 Newrozu’nun çapýna ulaþacak bir mitingi örgütleme ihtimali olmadýðý bile görülmekteydi. Daha doðrusu ister örgütleyicisi olsun ister sade bir katýlýmcýsý olsun DTP kitlesinin ve onunla birlikte devrimci ve sosyalist akýmlarýn AKP’ye karþý herhangi bir kitlesel eyleme damga vuracaðý belliydi. Sendikalarýn bütün afra ve tafralarýna raðmen DTP’yi gölgede býrakacak ya da etkisizleþtirecek bir kitle eylemini örgütleme yeteneðinin olmadýðý belliydi ve bunlarýn ulaþabileceði en üst nokta SSGSS karþýtý eylemlerde görülmüþtü. Bu eylemlerin de KESK üzerinden DTP’nin katkýsý olmadýðý takdirde gerçekleþen çapta olamayacaðýný kestirmek de zor deðil. Bu çerçevede 2008 1 Mayýsý’nda Ýstanbul’da herhangi bir kitlesel eylemin esas olarak DTP’nin taþýdýðý kitlenin kendi rengini vereceði bir eylem olmasý ihtimali belirgin bir biçimde yüksekti. Hükümetin önlemek istediði esas olarak buydu burjuva muhalefetinin ve onun dümen suyundaki sendika bürokratlarýyla onlarýn kuyruðunda sürüklenen solcularýn Taksim saplantýsý bu olasýlýðý bertaraf etmek için bir fýrsat olarak belirdi ve o yönde kullanýldý. Böylece hem DTP’nin damga vuracaðý ve gerek solun gerekse de sendikalarýn onun gölgesinde kalacaðý bir 1 Mayýs mitingi engellenmiþ olduðu gibi, vali ve hükümete karþý muhalefetin CHP yörüngesinde ve sendikacýlarýn elinden yürütülmesine zemin saðlayan bir tablo oluþtu. Süleyman Çelebi de bu senaryodaki rolünü oynadý. Geliþmelerin kabaca bu yönde olacaðý önceden kestirilebilir olduðu halde, gerçekleþen tablo beklenenden daha çarpýcý bir görünüm sundu. Hem sendikalarýn seferber ettiði kitle ve vaat ettikleri Taksim kararlýlýðý geçen yýlkinin çok gerisindeydi, hem devrimcilerin etkinliði ve harekete geçirdikleri kitle beklenenden çok zayýftý, hem de polisin tutumu geçen senekinden daha sert ve etkili idi. Bütün bunlar esas itibariyle bir süredir KöZ’ün tespit ettiði duruma uygun geliþmelerdir. Geri çekilme dönemi sürmektedir, kitle eylemlerinin bölünmesi yönündeki dinamikler sürdüðü gibi, bunun tersi gibi görünen bir birlikçilik tablosu da kendini göstermektedir. Bu birlik tablosu KöZ’ün eylemlerin bölünmesi karþýsýnda savunduðumuz çizgide deðil daha geri ve tasfiyeci dinamiklerin etkisini taþýyan bir savunma refleksini yansýtmaktadýr. Bu itibarla mevcut tablo ve güçler dengesinin hakký 2008 1 Mayýsý’nda mütevazi ve hatta reformist taleplerin damga vurduðu bir kitlesel miting olabilirdi. Bu itibarla KöZ’ün arkasýnda duran komünistlerin birleþik ve kitlesel bir 1 Mayýs’ta ýsrar etmesi yasal eylem biçimlerine olan hevesinden deðil bu somut güçler dengesini doðru kavrayýþýndan ve bu güçler iliþkisini deðiþtirmek için o güçler

iliþkisinin sunduðu imkânlardan azamý ölçüde yararlanmak isteyiþindendi. Oysa sosyalistlerin ve devrimcilerin büyük bir kýsmý adeta bir yükseliþ evresine girildiði kanaatiyle hareket etmektedir. Daha önce Seattle vb.den hatta Paris varoþlarýndan esen sanal rüzgarlarla hareket etme eðiliminde olan pek çok akým þimdilerde yükselen mücadele masallarýyla kendi kendilerini avutup, ateþlemeye çalýþmaktadýr. Bununla birlikte ortada Gazi ayaklanmasý zamanýndaki gibi bir tablonun olmadýðý besbellidir. En azýndan 1 Mayýs günü varoþlardaki havanýn bu dönemin yanýndan bile geçmediði apaçýktýr. Bununla birlikte Kürdistan sorununun nesnel bakýmdan bir devrimci dinamik oluþturduðu ve bu dinamiðin özellikle kitle eylemlerinde açýða çýktýðý gerçeði deðiþmemiþtir. Nitekim bunun ipuçlarý hala gören gözler için görünmeye devam etmektedir. Hatta geçmiþten farklý olarak Kuzey Kürdistan’da kitle eylemlerinin artmasýyla bu durum daha bariz bir biçimde kendini göstermektedir. Üstelik bu eylemlerin metropollerdeki kitleyi de tetiklediði görülmektedir. Öte yandan 2008 1 Mayýsý gelirken hükümetin asýl hedefi sadece AKP’ye karþý genel bir muhalefet hareketinin önünü kesmek deðildi. Bütün hazýrlýklardan görüleceði gibi, yeni bir sýnýr ötesi harekata hazýrlanýrken sokaklarda bu harekata karþý bir kitle hareketinin geliþmesinin önünü kesmek gerekiyordu. Bu çerçevede Kürtlerin aðýrlýklý olacaðý ve operasyonlara karþý taleplerin dile getirilip DTP’nin kapatýlmasýna karþý bir tutumun öne çýkacaðý bir kitlesel 1 Mayýs eylemi devletin en son görmek isteyeceði bir geliþme olurdu. Nitekim bu hazýrlýklar ve saldýrýlar bir yandan sürerken gündeme Taksim tartýþmalarýnýn oturmasý ve sonuçta güçlü bir 1 Mayýs eyleminin önlenmesi saðlanmýþtýr. Geçen sefer operasyonlarýn üzeri türban tartýþmalarý ile örtülmek istenmiþ ise, bu sefer bu örtü Taksim tartýþmalarý olmuþtur. Bu süreçte sýnýr ötesi harekata karþý bir protesto bir yana bir tek basýn açýklamasý eylemi bile olmamýþtýr ve gündem tamamýyla Taksim tartýþmalarýna endekslenmiþtir. 1 Mayýs akþamý harekatýn düðmesine basýlmasý da tesadüf deðildir. Asýl olarak bu hava harekatlarýnýn arkasýndan gelecek bir kara harekatýna hazýrlanmak gerekmektedir. Bu kez geçen seferki gibi bir Zap sürprizi olacaðýný beklemek safdillik olur. TC’nin bu hezimetin derslerini çýkardýðý ve ona göre tedbirler alarak hareket ettiði bellidir. Bu nedenle bu kez harekatýn orada gerilla birliklerinin gayretiyle durdurulabileceðini sanmak safdillik olur. Tersine bu kez asýl silah bugüne kadar hep yanlýþ bir biçimde cephe gerisi olarak tanýmlanan yerde Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye’nin metropollerindeki kitlesel eylemler olacaktýr. Devletin asýl korktuðu da budur ve korktuðunu baþýna getirmek gerekir. Taksim’de ortaya çýkan tablo sadece geride býraktýðýmýz sürece iliþkin KöZ’ün tespitlerini doðrulamakla kalmayýp önümüzdeki döneme de ýþýk tutmaktadýr. Ýstanbul 1 Mayýs’ýnda CHP ve DSP’nin öne çýkartýlmasý sadece 1 Mayýs’la sýnýrlý kalan bir durum deðildir. Aksine yerel seçimlere kadar bu yöndeki geliþmelere hazýrlýklý olmak gerekir. Daha þimdiden Deniz Baykal’ýn adeta seçim çalýþmasý yapar gibi araç konvoyuyla tersanelerde iþ cinayetlerinin artýk sýradanlaþtýðý Tuzla’da boy göstermesi ve iþçiler arasýndaki huzursuzluklarý massetmeye çalýþmasý ortadadýr. AKP’ye karþý bir muhalefete ihtiyaç duyan burjuva siyaseti CHP ve DSP’yi öne çýkarmak istemekte, toplumsal muhalefetin de bunlara yedeklenmesini istemektedir. Bu süreç yerel seçimlere kadar devam edecek böylece AKP’nin çuvalladýðý yerde CHP alternatifi hazýrda tutulacaktýr. Bu tutum ayný zamanda parlamentoda milletvekilleri ile hazýr bulunan, yýllardýr yaþanan savaþtan dolayý politikleþmiþ Kürtlerin dinamizmini

toplumsal bir mücadeleyi büyütme yönünde kullanabilecek olan DTP’nin de içinde olduðu bir hareketin önünü kesmek için vardýr. AKP’ye karþý bir muhalefet hiç kuþkusuz CHP ve DSP gibi burjuva muhalefetini soldan güçlendirerek saðlanabileceði gibi bu hareketin inisiyatif almasý ile geliþebilir ve düzen güçlerinin asýl önlemek istedikleri geliþme de budur. Kitlelerin önünü açan onlarýn tepkilerini sokakta yansýtmasýný saðlayan böylece politikleþtirilip örgütlendirilmelerine imkan veren bir geliþme olur bu. Böyle bir hareketin en geniþ eylembirliði içinde ortaya çýkmasý komünistlerin de muhatap olarak seçtikleri iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen en örgütsüz kesimlerinin politikleþmesi anlamýna gelmektedir. Komünistlerin sürece yaklaþýmý da Temmuz 2007 genel seçimlerinde izledikleri tutumun bir devamý olacaktýr. Nasýl ki Bin Umut milletvekillerinin parlamentoda yer almasý içinde çalýþma yürütülen kesimlerin politikleþmesi ve örgütlendirilmesi için bir kaldýraç olarak kullanýlmak istendiyse böyle bir hareket de ayný þekilde bir kaldýraç olarak kullanýlabilir ve kullanýlmalýdýr. Bin Umut milletvekillerinin katýldýðý halk toplantýlarý düzenlenerek tersane iþçilerinin, yýkým tehdidiyle karþý karþýya olan emekçilerin, ÖSS ile üniversite kapýlarý kendilerine kapatýlan gençlerin, kadýnlarýn sorunlarý etrafýnda örgütlendirilme çabalarýna ivme veren bir etken olarak nasýl kullanýldýysa böyle bir hareket de ayný þekilde bir araç haline getirilebilir ve gelmelidir. Ýçinden geçtiðimiz geri çekilme döneminden çýkmanýn ve tekrar 12 Eylül öncesine dönmenin yolu bu imkanlarý deðerlendirmekten geçmektedir. Bu hareket, devrimci bir önderliði yaratma hedefiyle yolunda yürüyen komünistler açýsýndan da kitle hareketine müdahale etmenin paha biçilmez ve sahici deneyimlerini sunacaktýr. Komünistler bu bilinçle önümüzdeki sürece yaklaþacak, Taksim tablosunun yarattýðý dezavantajlarý tekrar bir avantaja dönüþtürme bilinciyle inisiyatif almayý elden býrakmayacaktýr. Köz’ün arkasýnda duran komünistlerin ayný yolda yürüdüðü ve proletaryanýn kurtuluþunu savunanlarla birlikte 1 Mayýs öncesinde buna uygun bir rolü oynamaya aday bir güç olarak belirdiði ortadadýr. Toplumsal muhalefetin bütün odaklarýnýn içinde yer aldýðý ve 9 Aralýk’ta operasyonlara karþý bir miting örgütleme hedefiyle oluþan platformda yapýlan müdahaleler, oynanan rol buna uygun bir pozisyonda olunduðunu göstermektedir. Keza yerel çalýþma alanlarýnda da geçmiþle kýyas kabul etmeyen bir inisiyatif alýndýðý da ortadadýr. Her ne kadar solda 1 Mayýsý zafer çýðlýklarýyla deðerlendirme eðilimi yaygýn olsa da herkes iþin gerçeðinin farkýndadýr ve bu çýðlýklar esasen karanlýkta ýslýk çalma misali bir refleksi anlatýr. Bu nedenle genel olarak solu silkelemek için sert eleþtiriler yetmez baþarýlý eylemlerin yaratacaðý etkiye de ihtiyaç vardýr. Bu bakýmdan 1 Mayýs 2008 Köz’ün arkasýnda duran komünistlerin öngörülerini doðru çýkardýðý gibi ayný zamanda da geniþ ölçekte planlanan eylemleri, bu eylemlerin çapý mütevazi olsa bile, yapmanýn verdiði bir moral etki de yaratmýþtýr. Bu bakýmdan baþkalarý için kof avunu vesilesi olan baþarý tespitleri komünistler açýsýndan reel bir durumdur ve bunu önümüzdeki süreçte bir silah olarak kullanmak gereklidir. Bugüne kadar varoþlarda doðru bir perspektif ýþýðýnda ve ön açýcý taktik hamlelerin eþliðinde yürütülen çalýþmalarýn sonucu olan bu baþarýyý bir böbürlenme vesilesi yapmanýn bu doðrultuda bir iþe yaramayacaðý KöZ’ün arkasýnda duranlar tarafýndan uzunca bir süredir bilinmektedir. Yapýlmasý gereken bu baþarýyý iþçi sýnýfýnýn ve ezilenlerin içinde çalýþma yürüten tüm güçlerin ortak baþarýsý haline getirecek bir taktik çizgide buluþmaktýr. KöZ’ün geçtiðimiz yýldan bugüne sol akýmlarýn önüne her fýrsatta daha da somutlayarak getirdiði birleþik ve kitlesel eylemlerde buluþma, söz konusu güçbirliðini dalga dalga varoþlara yayma çaðrýsýnýn asýl anlamý da tam da bu noktadýr.


Onlarýn 68’i ve Bizimki Ü

zerinden 40 yýl geçmiþ olmasý nedeniyle bir süredir dünyanýn baþka yerlerinden olduðu gibi Türkiye’de de 1968 Baharý üzerine yayýnlar tartýþma toplantýlarý film vb. etkinlikler birbirini takip ediyor. Bütün dünyada öne çýkan daha çok 68 Mayýsý’nýn bir gençlik hareketi olduðu hakkýndaki vurgular. Hatta öyle ki ayný tarih dönemine rastlayan pek çok baþka geliþme bile 68 Avrupasý’nýn gençlik hareketinin gündemini giriþi vesilesiyle ve bir bakýma onlarýn gözlüðünden hatýrlanýp anlatýlýr olmuþtur. Örneðin Vietnam ulusal kurtuluþ mücadelesi kendi gündemi ve seyrinden ziyade Avrupa ya da Amerika’da gençlik hareketlerinin gündemine giriþi üzerinden anlatýlmaktadýr dense yalan olmaz. Kuþkusuz 68 Baharý’nýn bir baþka yüzünü anlatma gayretleri de eksik deðildir. Bu takdirde bilhassa Fransa’da ayný sürecin bir parçasý olarak gerçekleþen ve gelmiþ geçmiþ en büyük ve en uzun genel grev diye de anýlan grev dalgasýna dikkat çekenler ve böylelikle 68 Baharý’ný bir baþka açýdan ele alma gayretinde olanlar da vardýr. Doðrusu pek çok ülkede ve 1968 yýlý ile sýnýrlý olmaksýnýz geliþen bir dizi olay genel olarak 68 Baharý baþlýðý altýnda anýlmakla birlikte, daha çok 68 Baharý dendiðinde Fransa, hatta Paris merkezli bir olay akla gelir ve bu öne çýkarýlmaktadýr. Bunda söz konusu genel grevin payý az deðildir. Hatta Fransa’daki 1968 Baharý pek çok tahlilde kaçýrýlmýþ bir devrim diye de anýlýr. Kuþkusuz 68 Baharý bu eksen üzerinden ele alýndýðýnda bir baþka boyut da öne çýkmaktadýr. Bu da 68 Baharý’nýn bir özgürlükçü hareket olduðu hakkýndaki vurgudur. Gerek Fransa’da gerekse de Ýtalya’da, yani Moskova çizgisindeki en büyük komünist partilerin olduðu bu iki ülkede geliþen hareketlerin ayný zamanda bu partilerin çizgisine karþý duran ve ayný zamanda da bu partilerin direnci ve tepkisiyle karþýlaþan hareketler olmasý bu vurguyu etkileyen baþlýca etkenlerdendir. Özellikle bu iki ülkede de söz konusu partilerin dýþýnda gerek troçkist gerek maoist veya anarþist akýmlarýn 68 Baharý’ndan güç alarak geliþtikleri doðrudur. Bununla birlikte, bu geliþmelerin ardýnda Vietnam’daki kurtuluþ mücadelesinin, Çin’deki Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin, Küba Devrimi’nin ardýndan Güney Amerika’da geliþen gerilla mücadelesinin etkileri ve rolü olmadýðýný düþünmek doðru olmaz. 68 Prag Baharý’nýn Etkisi Ne var ki Prag 68’i ve SSCB tanklarýnýn Prag’a girmesinin ardýndan geliþen protesto eylemlerinin özellikle Avrupa’daki 68 hareketi üzerindeki etkisinin Vietnam, Güney Amerika ve Çin’deki geliþmelerden daha fazla rol oynadýðý açýktýr. Bu bakýmdan 68 baharýyla birlikte Avrupa’da açýlan kanaldan esas itibariyle SSCB’nin temsil ettiði siyasi çizgiye karþý muhalefet hareketlerinin beslendiðini söylemek yanlýþ olmaz. Ama bunun mutlaka devrimci bir yol takip ettiði o kadar doðru deðildir. Prag’ýn iþgalinin SSCB’ye karþý bir harekete ivme vermesi anlaþýlmaz deðildir. Ama bu ivmenin tek

bir yönde olduðu ve bunun devrimci bir doðrultu olduðunu söylemek doðru olmaz. Nitekim 68 sonrasý geliþmelere bakýldýðýnda Prag’ýn iþgali üzerine çýkan tartýþmalardan ve kutuplaþmalardan iki farklý tepkinin þekillendiði açýktýr. Bir yanda apaçýk bir biçimde bu geliþme Avrupa komünizmi denecek olan akýmýn geliþmesinde önemli bir rol oynamýþtýr. Troçkist veya baþka liberter veya ‘antistalinist’ akýmlar da esasen bu Avrupa komünizminin sol kanadý olarak þekillenmiþtir. Açýktýr ki bu akýmlarýn arkalarýna aldýklarý rüzgarýn Vietnam’dan esenle iliþkisi pek azdýr. Aksine bu kanaldan geliþen sosyalizm tasavvurunun SSCB tanklarýnýn ezdiði Dubçek’in güler yüzlü sosyalizm diye anýlan sosyal demokrat rüyasýyla iliþkisi çok daha fazladýr. Öte yandan 68 Prag Baharý’ndan güç alan Maoist akýmlarýn ise Dubçek’in sosyalizm tasavvuru ile veya ‘anti-stalinist’ bir SSCB eleþtirisi ile alakasý olmadýðý açýktýr. Bu akýmlarýn daha çok Vietnam’dan esen rüzgarla ve Vietnam’daki kurtuluþ mücadelesi ile dayanýþma eylemlerinin rüzgarýný aldýklarýný söylemek yanlýþ olmaz. Avrupa’da 68 Baharý Bununla birlikte son zamanlarda ve bu 40. yýl anmalarý vesilesiyle bilhassa gençlik hareketleri ve bunlarýn Fransa ve Amerika’da izledikleri seyrin öne çýkartýldýðý da dikkat çekicidir. Bu baðlamda 68 Baharý dendiðinde akla anti-otoriter bir gençlik hareketinin geldiði ve bu hareketin yerleþik sol gelenekten bir kopuþu ifade eden bir siyasal yönelimi ifade ettiði öne çýkarýlmaktadýr. Kuþkusuz Avrupa’ya bakýldýðýnda bu tasvir yanlýþ görünmemektedir. Ama 40 yýl sonra bu vurgunun yapýlmasý açýktýr ki artýk yerinde çoktan beri yeller esen revizyonist partilerin ve SSCB’nin revizyonist Menþevik çizgisinin eleþtirisi maksadýyla deðildir. Tam tersine bugün 68’i bu vurguyla hatýrlatanlarýn asýl amacý Leninizm’in tüm kalýntýlarýný kazýmak ve yeni kuþaklarý pusulasýz bir liberal çizgiye hapsetmektir. Maksat bu olduðu için, Vietkong’dan, Büyük Proleter Kültür devriminin etkilerinden söz etmek bahis konusu deðildir. Zira açýktýr ki bu örneklerden hareketle Stalin’e veya Lenin’e çatmak mümkün olmamaktadýr. Ayný mantýða uygun olarak Avrupa bilhassa da Fransa’daki hareket üzerinden bireyciliðin damga vurduðu, örgütlenmeye disiplin ve hiyerarþinin her türüne karþý çýkan bir 68 ruhu pompalanmaktadýr. Üstelik bu özellikler 68’de gerçekten büyük bir kitle hareketine yol açan hareketin örgütlenmeye sürekliliðe ve baþarýya ulaþmamasýna neden olan bir kusur olarak deðil, benimsenmesi gereken bir erdem olarak

pazarlanýyor. Öte yandan bilhassa 80’li yýllardan itibaren Türkiye’de yaygýnlaþtýrýlan bir tema olarak, Türkiye’deki 68’i Avrupa’daki ile birbirine baðlamaya çalýþan bir eðilim 40. yýl vesilesiyle tekrar öne çýktý. Türkiye 68’i ile Avrupa 68’i ile Bir Tutulamaz Kabaca Avrupa’da 68 Baharý gençlik hareketiydi, bizde de 68’de bir gençlik hareketi vardý; orada üniversite iþgalleri oluyordu bizde de hemen Haziran ayýnda bir iþgal oldu; orada geleneksel partilerden kopan gençler baþý çekiyordu Türkiye’de de Dev-Genç koptu; gibi üstün körü paralellikler kurulmakta, bilhassa ideolojik plandaki bariz farklýlýklar ise «Onlar da bizim 68’in zaaflarý» diye yorumlanmaktadýr. Bilhassa Avrupa Prag iþgaline karþý bir hareketin damga vurduðu eylemlere sahne olurken Dev-Genç’in iþgali desteklemesi çarpýcý bir farký ifade ediyor. Üstelik bu fark sadece tekil bir konudaki bir farklýlýk deðil; aksine iki 68’in birbiriyle benzeþmeyen geliþimini anlatan tipik bir örnek olarak görülmeli. Bu bakýmdan Batý’daki 68 baharý ile Türkiye’deki arasýndaki esaslý farklara özetle de olsa iþaret etmekte yarar var. Her þeyden önce, iki 68 esas olarak gençlik ortak paydasý üzerinden benzeþtirilmektedir. Oysa Türkiye’nin 68 kuþaðý denen kuþaðýn bu bakýmdan Avrupa ve Amerika’dakine benzeþtirilmesi en olmayacak þeylerdendir. Bir kere Avrupa’da yerleþik oportünist komünist partilerinden kopan ve ayný zamanda da iþçi hareketi ile baðlarý kopmuþ olan bir gençlik hareketi söz konusudur. Buna karþýlýk «Bizim 68’liler» denen kuþak ise önce sendikacýlarýn kurduðu ve Aybar gibi Kautsky’ci sosyal demokrat bir aydýnýn ve Batý’daki gençlik hareketinin koptuklarý veya kopmaya çalýþtýklarý Menþevik reformist partilerin çizgisindeki TKP’li veya olmayan unsurlarýn yönettiði TÝP’e katýlarak sosyalizm doðrultusunda ilk adýmlarýný attýlar. Batý’da 68 kuþaðýnýn iþçi hareketi ile bað kuramamanýn sancýsýný çeken gençlik hareketinin aksine «Bizim 68» kuþaðý 60’lý yýllarda peþpeþe geliþen önemli iþçi eylemlerinin ve hatta köylülere dönük eylemlerin içinde bunlara bizzat katýlýp örgütleyerek þekillendiler. Nitekim, Fransa’da fabrikalarýn kapýlarý sendikalara hakim olan reformistler tarafýndan (grev bahanesi ile de olsa) gençlerin yüzüne kapatýlýrken, TÝP’in ve DÝSK’in engelleme çabalarýna karþý büyük ölçüde DevGençliler’in aktif katýlýmýyla 15-16 Haziran hareketi fabrika duvarlarýndan taþýp sokaklara dökülen

yüzbinlerce iþçi ve öðrenci gencin birbirine kaynaþmasýný ifade etti. Öte yandan MDD’cilerin TÝP’ten kopuþunun da Batý’daki gençlik hareketinin geleneksel partilerden uzaklaþmasýna benzer bir yaný yoktur. Zira TÝP içindeki tartýþmalarýn sonucunda gençliðin önemli bir kesimi TÝP’i terk etmiþ olsa bile baþýný Mihri Belli Dr. Hikmet Kývýlcýmlý ve arkadaþlarý olan pek çok eski tüfekin çektiði bu tartýþmalara gençliðin TÝP’ten kopmasý denmez. Aksine bu politik bir kopuþtur ve bu kopuþun sonunda kopanlarýn arasýnda olduðu gibi TÝP bünyesinde de gençlik hareketinin (Harun Karadeniz vb. gibi) pek çok önde gelen unsuru kalmýþtýr. Ayrýca Batý’daki 68 «asýk yüzlü» denen sosyalizmden «güleryüzlü Sosyalizm» denilene doðru bir hareket iken Dev-Genç güler yüzlü sosyalizm fikrinin isim babasý sayýlabilecek olan Aybar’dan kopuþu ifade etmektedir. Ayný þekilde Batý’da gençlik Çekoslovakya’nýn iþgalini protesto ederken Dev-Genç buna destek bildirisi çýkarmýþtýr. Keza açýktýr ki, «Bizim 68’liler» daha çok Vietnam’daki Halk Savaþý’na Güney Amerika’daki gerilla mücadelelerine yüzünü dönüp buralardan esinlenen bir yola doðru yönelirken, Batý’daki 68 kuþaðý bu hareketlerin ideolojik zaaf ve kusurlarýný tartýþmaya daha çok önem vermekteydiler. 71-72 Kopuþu Kuþkusuz bu kýsa hatýrlatmalar sadece bariz farklýlýklara iþaret etmek içindir. Tek tek herhangi bir konuda neyin doðru neyin yanlýþ olduðuna dikkat çekmek için deðil. Bununla birlikte Batý’daki 68 ile Türkiye’deki 68 arasýndaki farklýlýklara iþaret etmekten asýl maksat, bizim açýmýzdan önemli olan asýl kopuþu öne çýkartmak içindir. Bu bakýmdan «Bizim 68’imiz yok, 71-72 kopuþumuz var» demek içindir. Doðrusu «gençlerin eski tüfeklerden kopmasý» diye tasvir edilebilecek bir kopuþ asýl burada göze çarpabilir. Gençler asýl bu noktada eskilerden kopmuþlardýr. Ama ne kopanlarý genç diye tarif etmek uygun düþer; çünkü onlar artýk kendi özgün çizgilerini bulma arayýþýnda yýllardýr yerleþmiþ oportünist gelenekten kopmaya yönelen devrimcilerdir. Ne de geride kalanlara eski tüfek demek uygun düþer; zira onlar daha çok tüfeklerden uzak durma arayýþýnda olan oportünistlerdi. Bu nedenle 60’lý yýllarýn sonunda Türkiye’de olup bitenleri Fransa’daki 68’e benzetmek asýl 71-72 kopuþunun anlam ve önemini örtmek maksadýný ifade eder. Oysa yapýlmasý gereken 71-72 kopuþunu yaratan devrimcilerin mirasýna kendini onlarla özdeþleþtirmeden sahip çýkmak ve bu kopuþu Komünist Enternasyonal mirasýna baðlamak üzere sürdürme iddiasýný öne çýkarmaktýr. Bu ayný zamanda Avrupa’nýn 68’ine baðlanmak deðil, o harekete damgasýný vuran sol liberal dalgaya kapýlmadan Komünist Enternasyonal’in Lenin zamanýndaki kýzýl çizgisiyle buluþmanýn yoludur.


KK41