Issuu on Google+

Onur Öymen Açýk Sözlü, Kýlýçdaroðu Ýki Yüzlü, AKP Sinsi ve Açýk Gözlüdür! Hepsi Emekçilerin, Ezilenlerin Düþmanýdýr!

AY L I K K O M Ü N Ý S T G A Z E T E

F Ý YAT I : 0 . 5 0 T L ( K D V D A H Ý L )

Kasým

2009

ÖZEL

S AY I : 2

Bu Cumhuriyet Ezilenlerin Kaný Üzerine Kurulmuþtur

Bu Kanýn Hesabý Sorulmadan Demokratikleþemez! Mecliste Güya Demokrasi tartýþýyorlar! Ezilenlerin ve emekçilerin azýlý düþmanlarý yeni saldýrýlarýný “demokrasi açýlýmý” adý altýnda pazarlýyorlar. Emekçilere ve Kürtlere öyle mi saldýrmalý, böyle mi saldýrmalý diye birbirlerine giriyorlar. Kimisi bu Cumhuriyeti kuranlarýn izinden gitmek gerektiðini söylüyor. CHP’li Onur Öymen ve destekçileri “Dersim’de analar aðlamadý mý?” diye sorarken “Atatürk sizin gibi sinsi sinsi saldýrmýyordu, Dersim'de yaptýðý gibi gibi açýktan açýða eziyordu. Kürtleri de böyle açýktan açýða ezmeliyiz” diyor... Kýlavuzu ABD emperyalizmi olan rakipleri de : “Deðiþen þartlarda öyle deðil böyle saldýrýlýr” diyorlar. Alevilerle -önemli bir kýsmý da alevi olan- Kürtleri birbirlerine kýrdýrmak ve ezilenlerin hareketini bölmek için yeni tezgahlar tertipliyorlar. Bu it dalaþýnýn tozu dumaný arasýnda Alevileri, CHP’ye yedeklemek, Kürtleri de kurulduðu günden beri Kürtlere saldýrmakta olan AKP’ye muhtaç etmek istiyorlar. Ýt dalaþý sürerken Dersim'i Tartýþýyorlar! Ama Dersim'i kana bulamanýn yanlýþ olduðunu düþünen bir taraf yok. Oysa Dersim'i vuran gerici Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bugün bu Cumhuriyeti koruyanlar da yeni Dersim isyanlarýyla karþýlaþmamak için tüm güçleriyle çalýþýyorlar. “Dersim” Alevilere yönelik ilk saldýrý deðil! Daha Kuvayý Milliye bile kurulmadan önce, 1917 Devrimi’ne katýlan Rus birliklerinin bulunduðu Erzincan'da bir ErmeniKürt Þurasý kurulmuþtu. Ermenilerin yaný sýra kimi Dersim aþiretlerinin de bizzat katýldýklarý bu þura, bölgede yaþayan Ermeni ve Kürt olmayanlarýn da ilgisini ve desteðini çekmiþti. O zaman Ermenilerle alevi Kürtlerin birlikte oluþturduðu bu hükümete karþý þimdiki gibi “vatan bölünüyor” çýðlýklarý yükseliyordu. Bu çýðlýklarýn nedeni ezilenler arasýnda yayýlan ve Erzincan Þurasý ile somut bir olgu haline gelen özgürlük arayýþýydý. Cumhuriyetin temelleri bu özgürlük arayýþýný önleyerek atýldý. Harcý on binlerce Kürdün ve Alevi’nin kaný oldu. Cumhuriyetin sahipleri ayaklananlarýn mülklerine el

koyanlardý. Kadýnlara tecavüz edip çocuklarý kurþunlayanlar da onlardý... Zeylan ve Laþ derelerini özgürlük mücadelesi verenlerin kanýyla onlar buladý.

Ayaklanmasýnda ne de Dersim'de “analar aðlamasýn” demiþtir. Ezilenler ne zaman özgürlük, demokrasi ve barýþ istemiþse, bu devlet kafa kesmiþ, kurþuna dizmiþtir.

Cumhuriyeti kuranlar Dersim'de “özgürlük” diye haykýranlarý da kurþuna dizdiler. Erzincan Þurasý Koçgiri'deki direnmenin kýrýlmasýnýn ardýnda Batý Dersim'deki Yeþilyazý'da 1921 yýlýnda kendini feshetti. Kemalistlerse Erzincan þurasýndan baþlayýp Koçgiri’den geçerek bu hareketin izini sürdü 1938'de Dersim'de, Koçgiri'den sað kalanlar, Seyit Rýza'nýn önderliðinde baþ kaldýrdýklarýnda, “biz size boyun eðmeyeceðiz, önünüzde diz çökmeyeceðiz” dediklerinde karþýlarýnda yine kemalistleri buldular. On binlerce Dersimli katledildi.

Bugün Kürtler de özgürlük, demokrasi ve barýþ istiyor. Demek ki, bugün Kürtlere de ayný þeyi yapmak zorundayýz diyor Onur Öymen. Faþist olduðu için deðil, CHP'nin politikalarýna sahip çýktýðý için. “Siz de benim gibi Atatürk'ün yolundan gitmiyor musunuz?” diyor... Açýk sözlü bir Kemalist olduðu için... CHP'deki “cesur” Kemalistler de destek veriyorlar

Dersim'in Adýna Bile Katlanamadýlar. Dersim’i de, tarihini de belleklerden kazýmaya çalýþtýlar. 1935'te çýkardýklarý yasalarda Dersim'in coðrafyasýný da, adýný da deðiþtirdiler. Aleviler devletin tüm silahlý güçlerini, devletin o “tunç elini” unutmasýnlar bir daha isyan etmesinler diye Dersim’e Tunceli dediler. “Sizi Türkleþtireceðiz, bir daha bu tarihi hatýrlamayacaksýnýz” dediler, kendi ideolojilerini yerleþtiren okullar açtýlar, Alevilerin Kürtlerin dillerini, inançlarýný yasakladýlar. Dersim'i el birliðiyle vurdular. Planý Mustafa Kemal yaptý raporunu Ýnönü hazýrladý u0ygulamak Bayar’a düþtü. Mustafa Kemal’in kýzý Sabiha Gökçen uçaklarýyla bombaladý. Polisi, jandarmasý, silahlý kuvetleri, hakimleri, savcýlarýya bu planýn tereddütsüz arkasýndaydý. Sonrasýnda bunu yanlýþ bulduðunu söyleyen, eleþtiren kimseler de çýkmadý... Çýkmasý mümkün de deðildi! Dersim münferit bir vaka deðildir. Bu Cumhuriyetin temel politikasýdýr. Bu gerici cumhuriyet, ezilenlerin kaný üzerine kurulmuþtur. Kurulduðu günden bu yana bu Cumhuriyet, özgürlük için savaþanlarý, demokrasi için baþkaldýranlarý imha etmeye, onlarýn varlýðýný inkar etmeye yeminlidir. CHP bu siyasi çizginin kurucusu, en azýlý savunucudur. Onur Öymen Doðru Söylüyor. Bu devleti kuranlar ne Þeyh Sait

Kýlýçdaroðlu iki yüzlüdür çünkü ne CHP'nin geçmiþiyle yüzleþmektedir, ne gerçekleri halka anlatmaktadýr. Öymen'e “gereðini yapsýn” derken, “Öymen artýk sussun, kafalarý karþtýrmasýn” demektedir. Dersim'e gittiðinde “Dersim'de bir katliam oldu” derken, bu katliamý yapanlarýn partisinde, bu katliamý savunanlarýn yanýnda durmaktan, ayný yolu yürümekten hiç gocunmamaktadýr. Baykal’In açýklamalarýndan hemen sonra çark etmesi de bunun kanýtýdýr. Kýlýçdaroðlu da Kemalisttir! Gocunamaz da, çünkü o da Kemal'in ve partisinin izinden gitmektedir. Sivas kongresinde halifeyi koruyacaðýna, halifenin izinden yürüyeceðine yeminler edip “aslýnda ben laikliði savunuyorum” diyen, Kürtlerin özgürlük hareketini bastýrýp “birlikte kurtuluþ mücadelesi verdik” diyen, Kürtlere kýyýp, dillerini, adlarýný yasaklayýp “hepimiz kardeþiz, bu vatanýn evladýyýz” diyen, faþistleri alevilere saldýrtýp, tüm katliamlarýn zeminini hazýrlayýp “Aleviler bu toplumun gözbebeðidir” diyen iki yüzlü Kemalizmin, iki yüzlü CHP'nin iki yüzlü sözcüsüdür Kýlýçdaroðlu. Hem katliamlara destek vereyim hem de imzam olmasýn demektedir. Ne AKP ne CHP Çözüm Birleþik Mücadelede! Bu topraklardaki katliamlarýn, kýrýmlarýn hesabý sorulmadan bu topraklara demokrasi gelemez. Ancak AKP de CHP de bu kanýn hesabýný soramaz. Hesabý soracak emekçilerin, ezilenlerin, birleþik kitlesel mücadelesidir. Demokrasi ancak bu mücadele sonunda, tüm düzen partileri ve onlarýn savunduklarý bu gerici düzen tepe taklak edildiðinde kazanýlabilir.

Bu it dalaþýný istismar edip, ezilenlerin emekçilerin baðýmsýz mücadelesini yükseltmek bugünün en acil görevi! Onur Öymen’e sözüm ona tepki göstererek AKP ise rakiplerini tahrik ederek rakiplerini saldýrganlaþtýrmak ve bu þartlarda emekçilerin ve ezilenlerin bir kesimini kendine yedekleyerek etkisizleþtirmek istiyor. CHP ise ayný hedefe tersi bir yöntemi uygulayarak ulaþmak istiyor. “Demokratik açýlým” tartýþmalarý ve bu yönde atýlan adýmlar yahut buna karþý geliþtirilen tutumlar emekçileri ve ezilenleri yakýndan ilgilendirmeli. Tam da bu yüzden bugün hükümetin “Demokratik Açýlým” adý altýnda yapmak istediði düzenlemelere “devletin temellerine saldýrýlýyor” diye karþý çýkanlar emekçilerin ve ezilenlerin bu süreçten yararlanarak güç kazanmasýndan ürkmekte ve bu korkuyla en azgýn saldýrýlarý kýþkýrtmak istemektedirler. Onlarýn saldýrýlarýný geri püskürtmek de korktuklarýný baþlarýna getirmek de imkansýz deðil. Düzen karþýtý tüm güçler, bu mücadeleyi yükseltmek için birlikte durmalý, bu mücadeleyi örgütlemeli. 2007 seçimlerinden beri elde edilen mevziler ve biriktirilen deneyimler bu it dalaþýnýn iki tarafýnýn oyunlarýný da bozup, emekçilerin ve ezilenlerin demokratik haklar alanýný geniþletmek üzere “demokratik açýlým” sürecinin istismar edilmesine imkan sunmaktadýr. Tam da bu nedenle bugün DTP’li vekillerin mecliste AKP ve CHP karþýsýnda emekçilerin ve ezilenlerin hak ve özgürlük alanlarýný geniþletmek için verdiði mücadelenin meclis dýþýnda takipçisi olmak gerekli.Demokratik hak ve özgürlükler alanýný geniþletmek, onurlu bir barýþý mümkün kýlmak için ezilenlerin DTP’nin etrafýndan güç birliði yapmasý gerekir. Emekçilerin ve ezilenlerin birleþik kitlesel mücadelesini yükselterek “demokratik açýlým” süreci istismar edildiði takdirde, iþte o zaman emekçileri ve ezilenleri bölüp birbirlerine kýrdýrmak isteyenlerin gerici düzeninin tepe taklak edilmesi doðrultusunda bir hamle yapmanýn koþullarý yaratýlacaktýr.


AKP, Emekçilerin ve Ezilenlerin

Dostu Deðil Azýlý Düþmanýdýr! Ezilenleri Savunmak AKP'ye düþmez. Sivas Katliamý'ný yapanlarýn partisidir AKP. Kürtlere yapýlan operasyonlarýn imzacýsýdýr AKP. Bugün yaþadýðýmýz topraklarda akýtýlan kanlarýn, kirli savaþlarýn sorumlusudur AKP. Bugün bu diktatörlüðün bekçiliðini en iyi ben yaparým diyen bir partidir AKP. Ezilenlerin en büyük düþmaný ezilenleri elbette savunamaz.

öyle yapmaktadýr. Amerikan emperyalizmini arkasýna alarak, iktidara geldiði günden bu yana, Güney Kürdistan'a en kapsamlý operasyonlarý düzenlemiþtir, düzenlemeye de devam etmektedir. Mecliste teskere üzerine teskere çýkartmaktadýr. Emekçilerin cebinden çýkan paralarla Kürtleri katletmektedir. Çýkardýðý yasalarla emekçilerin haklarýna, özgürlüklerine saldýrmaktadýr.

AKP “Analar Aðlamasýn” Diyor!

AKP sinsi ve açýkgözlüdür.

Dilin kemiði yok. Ama asýl “ananýzý asýl ben aðlatacaðým” demesi gerekir. Çünkü

Önümüzdeki dönemde yapacaðý saldýrýlarý “demokrasi açýlýmý” adýnda pazarlamakta,

Amerikan emperyalizminin Ortadoðu'daki planlarýný sessiz sedasýz hayata geçirmektedir. Bunu yaparken Atatürk’e toz kondurmamaya özen göstermekte ve bu cumhuriyet kurulurken yapýlan katliamlarýn üzerini örtmeye gayret etmektedir. Kendisini sütten çýkmýþ ak kaþýk gibi yutturmak için geçmiþte ezilenlere ve emekçilere yapýlan tüm saldýrýlarýn tek sorumlusu sanki CHP imiþ gibi göstermeye gayret etmektedir. CHP'yi yerden yere vururken de Cumhuriyetin tüm günahlarýna sahip çýkmakta, bu cumhuriyeti, bugünün þartlarýnda asýl ben ayakta tutarým demektedir.

Dersim’e Giden Yol Nereden Baþladý? Daha Kuvayý Milliye teþkil etmeden önce, 1917 devrimine katýlan Rus birliklerinin bulunduðu Erzincan'da bir Ermeni-Kürt Þurasý kurulmuþtu. Bu þura o sýra Rusya'nýn çeþitli bölgelerinde kurulanlar gibi bir Sovyet cumhuriyeti kurma yönünde bir giriþimi temsil etmektedir. Büyük ölçüde o zaman devrime destek veren Taþnak partisinin etkisi altýndaki Ermenilerin yaný sýra kimi Dersim aþiretlerinin de bizzat katýldýklarý bu þura, bölgede yaþayan ermeni ve kürt olmayanlarýn da ilgisine ve desteðine mazhar olmuþtur. Hacette Üniversitesinde okutulan Atatürk Ýlkeleri Ve Ýnkýlap Tarihi Dersi'nin Dr. M. Derviþ Kýlýnçkaya tarafýndan hazýrlanmýþ olan notlarýnda da bu tabloya iþaret ediliyor: "Ýngilizler, bölgedeki etnik çatýþmalarýn durdurulmasýný, Erzurum, Erzincan, Bayburt ve Sivas bölgelerinde bir dizi þuralar kurulduðunu ve bunlarýn hemen önlenmesini istemiþ, aksi halde kendilerinin bölgeye müdahale edeceklerini bildirmiþlerdi. Bunun üzerine hükümet Samsun yöresinde durumu yerinde inceleyip gereken önlemleri almak ihtiyacýný duymuþ ve bölgeye güvenilir birisinin gönderilmesi için harekete geçmiþtir. Damat Ferit Paþa kabinesi o bölgeye deðerli fakat kendi isteklerine göre davranacak bir komutanýn gönderilmesini düþünüyordu.... Padiþah ve

hükümet, dürüst, güvenilir ve iyi bir asker olduðu bilinen ve Ýttihatçýlarla arasý açýk olan Mustafa Kemal Paþa'yý 30 Nisan l9l9'da 9. Ordu Müfettiþliðine tayin etmeyi uygun buldu. Mustafa Kemal Paþa 'ya görevi sýrasýnda bütün askeri ve sivil makamlara emretme yetkisi de verildi."

oluþturduðu bu hükümete karþý Sünni Kürtleri yanlarýna çekme gayretini ifade ettiðini düþünmek de zorlama deðildir. Hatta Kuvayý milliyecilerin Saltanat ve Hilafeti kurtarma söyleminin Ekim devriminin Anadoluya yayýlmasýna karþý gerici bir tepkiyi ifade ettiði de bu olguya bakýldýðýnda berraklaþmaktadýr.

Erzurum, Erzincan, Bayburt ve Sivas, Erzincan þurasýnýn kurulduðu alaný ifade eder; þura da sovyetin o zamanki Türkçe karþýlýðýndan baþka bir þey deðildir. Sovyet cumhuriyeti ise «en demokratik burjuva cumhuriyetinden milyon kez demokratik bir cumhuriyet» (Lenin) olarak tarif edilir. Demek ki buradan bakýldýðýnda, Resmi Tarihte 19 Mayýs'ta cumhuriyeti kurmak üzere Samsun'a çýktýðý yazýlan 9. Ordu Müfettiþi'nin resmi görevinin Ýngilizlerin isteði üzerine bir baþka cumhuriyet giriþimini önlemek olduðu görülüyor.

Bir adým daha ilerleyelim; Erzurum ve Sivas Kongrelerinde bahsedilen vatanýn bölünmesi tehlikesi Ýngilizlerin kaygýlandýðý geliþmeden baþka ne olabilir?

O sýrada Osmanlý Ordusunun Þark Cephesi komutanlarýnýn davranýþlarýnýn da emperyalizme karþý bir kurtuluþ hareketi baþlatma kaygýsýndan çok bu ve buna paralel geliþmelerin doðurduðu endiþelerle ilgisi olduðunu tasavvur etmek zor deðildir. Sanki kasten Erzincan þurasýnýn yanýbaþýnda toplanan Erzurum ve Sivas Kongrelerinin Ermenilik ve Rumluk tehlikesinden bahsetmelerinin, kýzýl ordunun korumasý altýndaki Ermenilerle alevi Kürtlerin birlikte

O zaman henüz Sevr anlaþmasý imzalanmýþ deðildir. Hem Erzurum ve Sivas kongrelerinin hem de Birinci Meclisin Mondros mütarekesine karþý bir hareket olmadýðý da bellidir. Zira bu hareketin amentüsü olan Misaký Milli ana hatlarýyla Mondrostaki karar ve sýnýrlarýn korunmasýný dile getirmektedir. Kuvayý Milliye hareketinin baþlangýcýnda dile getirilen | bölünme tehlikesi besbelli Ermeni ve Kürtler arasýnda yayýlan ve Erzincan Þurasý ile somut bir olgu haline gelen özgürlük arayýþýný kastetmektedir. Zaten Erzurum ve Sivas kongrelerinde açýk seçik tartýþýldýðý gibi, galip devletlere karþý bir mücadeleden söz etmemeye özen gösterilmektedir. Kuvayý Milliye'nin bu karakteri Rus birliklerinin 1919 baharýnda Brest Litovsk anlaþmasýna uygun olarak bölgeyi terk etmesinden sonra daha da açýklýk kazanmýþtýr.

Sivas kongresinin ardýndan da bölgede Ermenilere ve Kürtlere karþý saldýrýlar baþlamýþtýr. Kuvayý Milliyenin baþlýca askeri harekatlarý zaten tümüyle bu alandadýr. Batý cephesinde Yunanlýlarla yapýlan çarpýþmalarýn dýþýnda, özellikle doðu cephesinde Kuvayý Milliyecilerin herhangi bir yabancý kuvvete karþý savaþtýðý vaki deðildir. Bunun anlamý gayet açýktýr: güya anti emperyalist bir hareket olarak tasvir edilen Kuvayý Milliye hareketi esasen bir iç savaþ hareketidir; nitekim Yunan ordularýna yönelmeden önce Çerkes Ethem'in ordularýna saldýrmasý da bunu bir baþka yönden doðrulamaktadýr. Erzincan Þurasý Koçgiri'deki direnmenin kýrýlmasýnýn ardýnda Batý Dersim'deki Yeþilyazý'da 1921 yýlýnda kendini feshetmiþtir. Bu ayný zamanda Ankaradaki meclisin hilafet ve saltanata baðlýlýk söylemini yavaþ yavaþ terk edeceði ve bu nedenle hem Kuvayý Milliye'nin ilk kadrolarý arasýnda ayrýlýklarýn baþ göstereceði dönemecin yaklaþtýðýný anlatýr; hem de bu harekete destek veren Sünni Kürt aþiretlerine karþý saldýrý hazýrlýklarý bu noktadan sonra baþlayacaktýr (Diyab Aða ve Cemile Çeto gibi alevi-Kürt hainlerinden baþlamak kaydýyla!) Kemalistlerin Erzincan þurasýndan baþlayýp Koçgiri’den geçerek bu hareketin izini sürmesi ise 1938'de Dersim'deki direniþin kýrýlmasýna kadar kesintisiz sürmüþtür.


Demokratik Haklarýmýz Ýçin

DTP’nin Etrafýnda Birleþelim!

Demokrasi tartýþmalarý ile meclisi düello arenasýna çeviren düzen partilerinin keskin sözleri birbirine deðse de, kýlýçlarýnýn keskin yeri -her zaman olduðugibi emekçilerin, ezilenlerin boyunlarýný hedef alýyor. AKP de CHP de MHP de diðer burjuva partileri de emekçi düþmaný, Kürt düþmaný, alevi düþmanýdýr! Kýsacasý emekçilerin-ezilenlerin en ufak bir hak arayýþlarý karþýsýnda tereddütsüz birer kelle avcýsýna dönüþmektedirler. CHP, en son aðzýndan kan damlayan kurmaylarýndan birinin, Onur ÖYMEN’in sayesinde Dersim katliamýnýn þanýný kendine iltifat kabul ettiðini de ilan etti. Fakat bu hasmane tutumu sadece alevi Kürtler karþýsýnda göstermiyor. Ýzmir KENT AÞ iþçilerini iþten atan ve direniþleri boyunca her türlü saldýrýya maruz býrakan da yine CHP’nin belediyeleridir. Kürtlerin en ufak bir azýnlýk ve demokratik hak taleplerine karþý tahammülsüzce saldýrdýklarý ve hatta bu tavýrlarýný marifet saydýklarý da apaçýk ortadadýr. CHP’nin ve MHP’nin emekçilerin, ezilenlerin demokrasi mücadelelere karþý küfürbaz ve tehditkar yaklaþýmlarý AKP’nin demokrasicilik oynamasýna prim verse de bu tablonun en tehlikeli yaný bu noktada doðmaktadýr. Emekçilerinezilenlerin ortak adayý ve meclisteki DTP’li vekiller gibi ortak sesini temsil eden, Bin Umut Vekili Ufuk URAS’ýn konuþmasýný dakikalarca alkýþlayarak destekleyen AKP’li vekiller adeta kendi niyetlerinin üstünü örtecek kýlýf arama gayretlerini açýk etmektedirler. Zira demokrasi mücadelesi verenleri çoluk çocuk, sendikacý, avukat, insan haklarý savunucusu demeden hapse atan, vurduran, vurulmasýna göz yuman AKP deðil midir? Yeni saðlýk yasalarý ile birlikte emekçileri hastane kapýlarýnda ölüme terk eden, binlerce iþçisinin iþsiz kalmasýna yol açan, patronlarýn elini

güçlendiren AKP deðil midir? Peki bu alkýþlarýn sebebi nedir? Bu düzen partilerinin hepsi bir ve aynýdýr! Bu Ali Cengiz oyununu mecliste kürsülerinde bozabilen tek parti ise DTP’ dir! DTP sadece Kürtlerin hak talepleri için deðil; emekçilerin, ezilenlerin iþ, ekmek ve demokrasi talepleri için de meclise önergeler, teklifler vermiþtir. DTP düzen partilerinin hazýrladýðý yasalara karþý bir yandan meclis kürsüsünde emekçilerin çýkarlarýný savunmuþ diðer yandan ise hükümetin yeni ekonomik bombardýmanlarýný, bütçe hesaplarýný ve yeni saldýrýlarýný emekçilere teþhir etmiþtir. Düzen güçlerinin çýkar kavgalarý ile kýzýþan arý kovanýna emekçilerin çomaðýný sokmakta tereddüt etmeyen DTP; kendisine yönelik fiili, sözlü ve hukuki saldýrýlar karþýsýnda ise bir adým dahi geri atmamýþtýr. Düzen güçleri ise her zaman olduðu gibi emekçilerinezilenlerin daha da güçlenerek birleþmesinden ve kendisini silindir gibi ezip geçmesinden ürktüðü için DTP’ye karþý bir düþmanlýk yayýlmasýný saðlamak üzere özel bir gayret sarf etmektedir. Bilhassa tarihinin kanlý izleri ile övünen CHP’ yi Alevilere pazarlamakta ve adeta Alevileri atalarýnýn katilleri ile el sýkýþmaya teþvik etmektedir. Ve aslýnda bu yöndeki çabalar

cumhuriyetin tarihi kadar eskidir ve maalesef çoktan sonuç vermiþtir. Fakat bu gaflet uykusundan uyanmanýn zamaný çoktan gelmiþ ve geçmektedir. Aleviler, atalarýnýn katilleri ile hesaplaþmalý ve bugüne dek Alevilerin haklarýný için en ufak bir mücadeleyi bile göze alamamýþ CHP ile baðlarýný koparmalý ve yüzünü DTP’ye dönmelidir. Çünkü Aleviler Gazi’de, Maraþ’da, Çorum’da, Sivas’da yaþadýklarý karþýsýnda yürüttükleri mücadelelerde yanlarýnda her zaman DTP’yi buldular. Fakat katliamlar sýrasýnda olduðu gibi bu katliamlarýn bir daha yaþanmamasý için mücadele ederken de CHP Alevilere sýrtýný döndü. Alevilerin tarihsel haklarý için de DTP sorumluluk üstlendi ve mecliste Aleviler’in sesi oldu. Dersim’le ilgili tartýþmalar patlak vermeden çok önce 11 Þubat’ta DTP Milletvekili Þerafettin Halis verdiði kanun teklifinde Tunceli’ye eski adýnýn yani gerçek adýnýn “Dersim”in yeniden verilmesini istemiþtir. Yine sokakta da mecliste de Sivas katliamýnýn hesabýnýn sorulmasýnýn takipçisi DTP olmuþtur. Ayrýmcýlýða karþý eþit yurttaþ haklarý için Alevilerin mitinglerde de mecliste de yanýnda yer aldý DTP. Madýmak Oteli’nin müze olmasý için mecliste DTP önerge verdi. DTP sadece Alevilerin deðil;

emekçilerin, ezilenlerin en geniþ kesimlerinin grevde, direniþte, eylemde, mitingde yanýnda; mecliste ise onlarla birlikte onlarýn sesi oldu. DTP, gündelikçi tarým iþçilerinin iþçi statüne kabul edilmesi için önerge verdi; iþten atýlan belediye iþçilerinin yanýnda oldu, halkýn Ýstanbul’da Ýzmir’de su ve ulaþým zamlarýna karþý tepkisini önergelerle meclise taþýdý. Kot taþlama iþçilerinin yanýnda oldu. 1 Mayýs’ýn iþçi bayramý olmasý talebiyle resmi tatil günü olmasý talebini meclise ilk defa DTP taþýdý. Bu ve benzeri bir çok örnek var; emekçilerinezilenlerin; iþçilerin, Kürtlerin, Alevilerin meclisteki tek dostunun DTP olduðunu görmek için. Fakat bu görmek yahut bu tabloyu bulanýklaþtýrmak isteyenler de yok deðil. Emekçilerin-ezilenlerin düzen güçleri karþýsýnda haklarý ve özgürlükleri için birleþmelerine mani olanlara aldanmamalýyýz. Biz, bir gider bin geliriz diyenlerdeniz, dostu da düþmaný da bilenlerin dergahýndan gelenlerdeniz… Düþmanýmýz çoktandýr çoðumuzu yanýna katmýþ, artýk gözümüzü, gönlümüzü, dostumuzun dergahýna açmak olmalýdýr iþimiz. Düzen partilerinin Ali Cengiz oyunlarýna aldanmadan, yolumuzu can dediklerimizle ortaklaþmaktan; emekçilere, Kürtlere, Alevilere ve ezilenlerin her kesimine yönelik saldýrýlara karþý birleþerek elbirliði ile mücadele etmekten gelecektir gücümüz. Ýþimizden þaþmadan gücümüze yaslanarak atalarýmýzýn, çocuklarýmýzýn, iþimizin, ekmeðimizin katillerinin üzerine yürümeli; bizimle yürüyen emekçilerin-ezilenlerin partisi DTP ye omuz vermeliyiz! DTP ile omuz omuza! Vekiline Sahip Çýk DTP’yi Kapattýrma! Ne AKP, Ne CHP! Kurtuluþ Birleþik Mücadelede!


Türkiye Cumhuriyeti Ne Üzerine Kurulu? “Bütün silahlý ayaklanmalarda çok sayýda masum insan öldürülmüþtür. Silahlý eylemi baþlatanlarý deðil de onu bastýranlarý suçlu sayarsanýz yanlýþ olur. Operasyonlarda 'yan hasar' dediðimiz bir durum vardýr. Atatürk'ün Dersim'de yaptýklarýný anlatýrken bize faþist diyorlar. Ben faþistsem Dersim isyanýný bastýranlar neydi? (Onur Öymen) Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Devleti’nin Kürtlere yönelik ilk saldýrýsý Koçgiri ayaklanmasý ile baþladý. Türk ordusu 6 Mart 1921’de bugünkü Sivas Ýmranlý’da Kürdistan bayraðýný çeken Kürtlerin üzerine yürüdü. Ayaklanmayý bastýrdýktan sonra Zara ve Divriki de toplam 132 köyü yaktý. Bu ilk kýrýmda öldürülen kiþi sayýsý en az 700 olsa da gerçek sayýnýn bunun çok çok daha üstünde olduðu tahmin ediliyor. Ýkinci kýrým, Þeyh Sait ayaklanmasýyla birlikte baþladý. Kendilerini yok sayan Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliðini tanýmayan Kürtler, Azadi örgütünün önderliðinde ayaklanýnca on binlerce asker bir kez daha bölgeye sevk edildi. Ayaklanma kanlý bir þekilde bastýrýldý. Ayaklanma sonrasýnda Ýstiklal Mahkemeleri kuruldu. Bu Ýstiklal Mahkemelerinde 1925-27 yýllarý arasýnda 350 kiþi idam edildi. Þeyh Said’in idamý ise emperyalist devletlerin onayý alýnmadan alýnan bir karar deðildi. Gerek mahkeme gerek idam sýrasýnda ABD’den Ýsveç’e uluslar arasý bir heyet mevcuttu. Ayaklanma sonrasýnda Kürtlere yönelik yola getirmeya da Kemalistlerin deyimiyle tepeleme harekatý baþladý. Amaç Kürtlerin ellerindeki silahlarý toplamak ve

onlara ibret olacak bir ders vermekti. Celadet Bedirxan’ýn verdiði bilgilere göre bu harekâtlar sonrasýnda sadece 1925-28 yýllarý arasýnda Diyarbakýr, Lice, dara Hane, Nusaybin Habab Etruþ, Çapakçur, Eylan, Midyat, Hasankeyf ve Gençte 179 köy, 7585 ev yakýldý. Yaklaþýk 14 bin Kürt katledildi. Hani, Silvan, Varto, Malazgirt, Bulanýk, Muþ, Hýnýs, Dicle, Kiðý, Arýcak, Maden, Palu ve Çemiþgezek’te kaç kiþinin öldürüldüðü ise bilinmiyor. Yine ayný üç yýl içerisinde yaklaþýk yarým milyon Kürt Türkiye’nin batýsýna sürüldü. Sürgün için genelde kýþ aylarý seçildi.

Sürgündeki yarým milyon Kürdün iki yüz bini yollarda yaþamýný yitirdi. Ancak bu harekâtlar Kürtlerin üzerinde hiç ama hiç etkili olmadý. Þeyh Said’den sonra on sekiz isyan daha yaþandý. Bunlarýn hepsi kanlý bir þekilde bastýrýldý ama en kanlýsý hiç kuþkusuz Dersim Ýsyaný idi. Resmi raporlara törpülenerek yansýyan rakam 13 bin ölüydü. Türkiye Cumhuriyeti, Kürtlerin kimlik ve özgürlük taleplerinin inkarý üzerine kuruldu, kendi zeminini saðlamlaþtýrýrken Kürtleri katletti. Ancak bu politika sadece

Kürtlere yönelik deðildi. Zira bir iç savaþ sonucunda kurulan Türk Devleti Kurtuluþ Savaþý adýyla anýlan iç savaþýn hemen ardýndan bir milyon iki yüz elli bin Rum emekçisini zorla Yunanistan’a sürdü. Ermenilere yönelik bir tedbir alýnmasýna gerek kalmamýþtý, zira Mustafa Kemal’in komutanlarý olan Ýttihatçý Paþalar bu sorunu Mustafa Kemal’den önce çözmüþlerdi. Ermeniler, topraklarýndan zorla göç ettirdiler. Böylelikle bir buçuk milyon Ermeni yol boyunca hatta çoðu zaman yola çýkamadan katliamlara uðradý. Yüzyýlýn baþýnda bugünkü Türkiye sýnýrlarý içinde yaþayan her yüz kiþinin yirmi beþi gayrimüslimdi. Yirmi yýl sonra Cumhuriyet kurulduðunda bu oran yüzde üçe düþtü. Þimdi Onur Öymen’in sorusunu tekrar sormak gerekiyor. Sahi Dersim isyanýný bastýranlar neydi? Yanýtýný biz verelim: “Kürtlerin, Ermenilerin, Rumlarýn” kaný üzerinde yükselen, emperyalistlerle uzlaþýp ezilenlere savaþ açan, karþý devrimci bir devletin hizmetkârlarý. Onur Öymen de açýk sözlülükle ayný görevi yerine getirmeyi sürdürüyor.

Gerek ço ver düþmýnýd keher xwi beli meker Analarýn gözyaþlarýyla ilgili sýkça konuþulan bu günlerde, zulme karþý baþkaldýran kadýnlarýn evlatlarýný yitirirken verdikleri tepkileri hatýrlamakta fayda var. Çapakçur beylerinden Þeyh Ali Beyin eþi olan Derde Miro ayaklanma esnasýnda birçok yakýnýný yitirir. Ayaklanma sonrasýnda üç oðul Elazýð’daki Þark Ýstiklal Mahkemesinde idama mahkum edilirler. Faik, Sait ve Ýbrahim Bey adýndaki bu üç evladýnýn idam kararlarý verilmeden hakim, Derde Miro2ya bir oðlunu serbest býrakabileceðini, bunlardan birini seçmesini ister. Derde Miro

kararsýzdýr. Her üç oðlunu da sevmektedir. Küçük oðlu Ýbrahim altý aylýk evli bir gençtir. Diðer evlatlarýný da seven Derde Miro’nun küçük oðluna daha çok acýdýðýný gören mahkeme üçüne de idam kararý verir. Ýdamlar infaz edilirken, önce Ýbrahim’i daraðacýna çekerler ve sonra diðerlerini, idam edilenler arasýnda yakýn akraba çevresinden birçok kiþi vardýr, idamlarý, hiç gözyaþý dökmeden izleyen Derde Miro, her üç oðlunu idam sehpasýndan kendi elleriyle indirir. Ve tüm parasýný harcayarak bu evlatlarýný kendi

elleriyle mezara gömer. Ýdamlarda yaþanan bu olaylar hýzla yayýlýr. Derde Miro köyüne dönerken, köylüleri ve çevre köydekiler bu duruma hayýflanýr, onun evlatlarýnýn arkasýndan aðlamamasýný yadýrgarlar. Derde Miro ise onlara þu cevabý verir: Gerek ço ver düþmýnýd keher xwi beli meker (Düþman önünde kahrýný belli etmemek gerekir) (Felat Özsoy-Tahsin Eriþ: Öncesi ve Sonrasýyla 1925 Kürt Direniþi, s204)

KOMÜNÝST KÖZ- AYLIK SÝYASÝ GAZETE SAHÝBÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ: ÞÜKRÜ DEMÝR YÖNETÝM YERÝ: ÜSKÜDAR CADDESÝ, PINAR PASAJI, KAT:2 NO:39 KARTAL ÝSTANBUL TELEFON: 0216 387 50 90 BASILDIÐI YER: ÖZDEMÝR MATBAASI MATBAA ADRESÝ: DAVUTPAÞA CAD. GÜVEN SANAYÝ SÝTESÝ C BLOK No: 242 TOPKAPI-ÝSTANBUL


Kasim2009_2