Issuu on Google+

29

Sayı: Eylül 2007 Bedeli: 1 YTL

ya işçi - yoksul köylü hükümeti, ya kıyamet!

İşçi Kardeşliği mazluma dini, milliyeti sorulmaz

İKP Merkezi Gazetesi

Seçimlerde sözünü söyleyemeyen

İşçi sınıfı hakları için mücadeleye devam ediyor S

THY işçileri grev haklarında direndiler, arka sayfada kazandılar.

Tuzla tersane işçileri iş cinayetlerine 4. sayfada karşı başkaldırdı

Telekom işçisinin toplu sözleşme süreci: Gayrettepe 6. sayfada baştemsilcisi Yener Ünal’la görüşme.

Harb-İş İstanbul Genel Sekreteri Erdal Özerdoğan’la 7. sayfada toplu sözleşme sürecini konuştuk.

eçimlerin hemen öncesinde Türkiye hızla felakete doğru sürükleniyor ve bu sürüklenişi engellemenin tek yolu bütün siyasi partilerin barajsız ve eşit propaganda imkanlarına sahip olarak ulusal bir kurucu meclis seçimine gitmesidir demiştik.

Türkiye’nin felaketten kurtulmasının tek yolu işçilerin ve ezilenlerin siyasi müdahalesi!

Bundan kastımız mevcut AKP hükümetinin yaptığının tersine Türkiye’nin Washington ve Brüksel’den yönetilmesini engellemek, ulusal bağımsızlığımızı mümkün olduğunca korumaya çalışmak, dolayısıyla IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliği, NATO gibi uluslararası mali ve askeri örgütlerden bir an evvel kopmak, onların işbirlikçisi olan büyük patronlar örgütü TÜSİAD’ın ülketeşekkülleri özelleştirme ve satışlarının mizdeki hakimiyetine son vermekti. geri alınması, yani onların tazminatsız Bu kurucu meclisin kendi önüne koyaolarak yeniden millileştirilmelerini, özelcağı hedeflerin başına da yukarıda andıklikle yıllardır kanımızı emen bütün dış larımıza ilave olarak bugüne kadar gerborçların iptal edilmesini, iç borçların da çekleştirilmiş olan bütün kamu iktisadi küçük tasarruf sahiplerinin dışında kalan

kesimlerinin yok sayılmasını eklememiz gerektiğini belirtmiştik. Aynı şekilde yoksul köylü ve çiftçimizi felakete sürükleyen Dünya Ticaret Örgütü politikalarına son vermek de bu kurucu meclisin öncelikli hedeflerinden bir diğeri olacaktı. Gene aynı şekilde Türkiye milletinin ayrılmaz parçaları olan Türk ve Kürt halklarının yaşadıkları ortak vatanın egemenliğinin savunulması için kardeşçe bir araya gelmelerini ve bu egemenliğin tesisinin Kürt kardeşlerimizin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmeleri hakkının üzerinde yükselmesi gerektiğini, onları, 27 Nisan muhtırasında olduğu gibi “kendine Türk demeyen herkes vatan hainidir!” tahrik edici sözleriyle Amerikalı ve Avrupalı emperyalistlerin kucağına atmayacak, etnik değil sosyal temelli bir millet tanımı yapılmasının zorunluluğunu ifade etmiştik. devamı 3. sayfada

İşçi Kardeşliği Partisi Genel Merkez: Tuzluçayır Mh. 9. Sokak 21/D Mamak/Ankara (312) 369 65 49 İstanbul İl Merkezi: Aksaray Guraba Hüseyinağa Mh. Kakmacı Sk. Blok: 10 Daire: 14 Fatih/İstanbul (Aksaray Metro karşısı) (212) 635 88 52 e-posta: iletisim@iscikardesligi.org • web: www.ikp.org.tr


güncel

2 Bizim Taraf Zeki Kılıçaslan

THY’de işçilerin grev kararı ve gelen tepkiler üzerine

Başta belediyeler ve sonra da diğer kamu kuruluşlarında sendikalı işçi sayısının 3-5 hatta bazı yerlerde 10 katı işçi taşeron firmalarda ve kölelik koşullarında çalıştırılmaya başlandı.

İşçi Kardeşliği

tiyor.

İşçi Kardeşliği

Zaten AB’den de başka türlüsü beklenmezdi. Onlar için din, mezhep, cemaat ve etnik kimliğinizle örgütlenmek çağdaş ve demokrat ama birer yurttaş olarak sosyal ve Özel sektörde ise zaten sendi- ekonomik çıkarlarınız temelinde kadan söz eden işçinin en hafif örgütlenmek çağdışı olarak görücezası işten atılma idi. Patron lüyor. sözcüleri bir yandan da ideolojik bir saldırı gerçekleştirdiler. Demokratik anayasa

Özelleştirmenin “güzelleştirme” olduğunu belirttiler, kendiAKP ile tam lerine “demokrat” hatta bazılademokratikleşiyorken rı “sol” diyen kapitalist sömürü (!?) bu sendika, bu grev düzeni sözcüleri özelleştirerek tehdidi de nereden çıktı! devletin küçüleceğini böylelikle THY’de Hava-İş sendikasının de “demokrasi”nin gelişeceğini grev kararı alması ve ardından belirttiler... işverenlerin isteği üzerine yapılan grev oylamasında işçilerLiberalere göre kimlikler den “evet” oyu çıkması Türkiye gündemine oturdu. Bütün patron temelinde örgütlenme, örgütleri ve liberal demokrat pat- demokrasi; işçi-emekçi ron sözcüsü medya yazarlarının olarak örgütlenme ise büyük kısmı grev kararına ver- çağdışı yansın etti. AKP’nin yükseliş ve iktidar süre-

tartışılacakmış, işte önerilerimizden birisi: İşçiler, kamu çalışanları, işsizler, köylüler/çiftçiler, emekliler, öğrenciler için zorunlu sendikal örgütlenme Sermayenin dünya ölçüsündeki muazzam örgütlülüğü ortada iken sermaye sözcülerinin emeğin örgütlenmesini engelleme çabaları savundukları sömürü düzeninin ancak o temelde yıkılabileceğinin de gerçek bir göstergesidir. THY’de grev uygulamanın zorlukları ortada.

Olay sadece AKP ve destekçisi “demokrat”ların gerçek yüzünü açığa çıkarmakla kalmadı, aynı zamanda bir sendikanın, bir grup işçinin birlikte davranma kararlılığından söz etmesinin bile nasıl bir etki gücü olduğunu gösterdi.

ci yukarıdaki sürecin en hızlı Ama grev kararı almanın bile ve tam anlamıyla gerçekleştiği hem sermaye hem de sözleşme dönem oldu. aşamasındaki diğer işkollarında Bir çok sendika yöneticisi çalışan işçiler üzerinde bu ölçüde bireysel çıkarlarını koruma ile etki yapması sendikal örgütlülüsınırlı bir sendikal faaliyet (?) ğün ve hareketin önemini ortaya yaparken sendikal örgütlülük ve koymakta.

Özelleştirme, taşeronlaştırma sendikasızlaştırma demektir

mücadele tam anlamıyla çökertilÖnümüzdeki dönem Türkiye’de me noktasına gelindi. güya sivil ve demokrat bir anayaAma öte yandan bu dönem sa tartışması gündeme gelecektir. Avrupa Birliği süreci ile birlik- Bizim de bu tartışmaya katılmate sermaye sözcüleri tarafından mız gerekiyor.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden demokratikleşmenin en hızla ilersonra sendikalar ve diğer her tür lediği dönem olarak anlatıldı. emek örgütlenmesi zorla bastıYasalarda yapılan değişiklikrıldı. lerle bazı bireysel, dini, azınlık Sendikal hareketin yasal ola- gruplar ve cemaatsel örgütlenrak yeniden serbest bırakıldığı me haklarındaki artış kitlelere dönemde ise gerek anayasa ve demokrasinin şanlı yükselişi olayasalarda yapılan değişiklikler rak yansıtıldı. Bu düzende her tür gerekse devletin bizzat sendika kimlikte örgütlenebilirsiniz ama yönetimleri üzerindeki her türlü işçi olarak, sermaye karşısında denetim ve yönlendirme faaliyet- emek gücü ve kimliğinde örgütleri ile sendikal hareket kontrol lenmeyi, bir araya gelmeyi, siyasallaşmayı sakın denemeyin. altında tutuldu. 1989 B ahar Eylemleri, Zonguldak maden işçilerinin direniş ve yürüyüşü ve Ankara’da yüz binlerin katılımı ile gerçekleşen gösteriler esasında o zamanlar hala yüksek sayıda olan ve eskiye göre alım güçleri önemli ölçüde azaltılmış kamu işçilerinin bu sürece tepki eylemleri olarak gerçekleşti.

Evet yasalarda hala sendika hakkı var. Zaten işlevsiz hale gelmiş bu sendikaların varlığı yalan düzenlerini sürdürmek için onlara da gerekli. Ama AKP ve kapitalist sömürü düzeni destekçisi bazı “çok liberal demokratlar” sendikaların “çağdışı bir örgütlenme” olduğunu bile söylemeye başladılar.

Türkiye’nin dünya kapitalist piyasa ekonomisi ile giderek daha çok birleştiği süreçte özelleştirme ve taşeronlaştırma faaliyetleri ile sendikalı işçi sayısı giderek azaldı.

Hatta örnek olarak Sabah gazetesinde Erdal Şafak “böyle giderse çalışma yaşamında grevi engelleyecek değişikliklere gidilebileceğini, zaten AB’de de bu yönde eğilimler olduğunu” belir-

Sayı: 29 • Eylül 2007

Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: İşçi Kardeşliği Partisi adına Engin Bodur

Yönetim Yeri: İKP Genel Merkezi Tuzluçayır Mh. 9. Sokak 21/D Mamak/Ankara

İnternet: http://www.ikp.org.tr http://www.iscikardesligi.org iletisim@iscikardesligi.org

PTT Posta Çeki Hesap No: 1051319

Baskı: Selin Ofset Güven Sanayi Sitesi B Blok No:345 Topkapı/İstanbul • Tel: (212) 577 63 48

Kendi geleceğimiz ve ülkemizin geleceği için savunmamız gereken haklardan önemli birisi de sendikal örgütlenme hakkı olmalıdır. Nasıl bütün esnaflar, tüccarlar, sanayiciler odalarda zorunlu olarak örgütleniyorsa, işçiler ve diğer çalışanlar için, seçimleri hakim denetiminde olan grev ve toplu sözleşme hakkı olan, demokratik yapıda sendikal örgütlülük zorunlu olmalıdır. İşçiler (işçi ve kamu çalışanları), işsiz işçiler, köylüler/çitçiler, emekliler, öğrenciler sendikalarına üye olacaklar ve bu kurumlar yoluyla da gerçekten demokratik bir toplumun ve cumhuriyetin katılımcısı olacaklardır.

İKP ile bağlantıya geçmek için... Ankara Genel Merkez: Tuzluçayır Mh. 9. Sokak 21/D Mamak/Ankara Tel: (312) 369 65 49

İstanbul İl Merkezi: Aksaray Guraba Hüseyinağa Mh. Kakmacı Sk. Blok: 10 Daire: 14 Fatih/İstanbul (Aksaray Metro karşısı) Tel: (212) 635 88 52 Faks: (212) 635 88 90 Anadolu Yakası: Rasimpaşa Mh. Nüzhet Efendi Sk. No: 36/5 Kadıköy/İstanbul Tel/Faks: (216) 330 95 67 Esenler: (535) 787 10 75 Küçükçekmece: Halkalı Yolu Cd. Nazlı İşhanı Kat: 3 No: 60 Sefaköy/İstanbul Tel: (535) 484 96 68 Gaziosmanpaşa: Salih Paşa Caddesi, Adalı Han, No: 5, Kat: 5, Bereç Yolu, Gaziosmanpaşa/ İstanbul Tel: (532) 724 03 79,

(537) 284 38 81 Sarıyer: (533) 443 90 43 Zeytinburnu: (532) 642 08 85

Balıkesir İl ve Merkez İlçe Mrk.: Karaoğlan Mh. Çarşı Sk. No: 7 (Paşa Camii karşısı) Balıkesir

Eskişehir İl Merkezi: Cumhuriye Mh. Porsuk Bulvarı, Dilem Sk. Çağlayan İş Merkezi, Kat 5, No: 47/d Tel: (222) 233 55 46

Malatya Tel: (536) 517 27 15

Tekirdağ Tel: (543) 424 02 91

İnternet E-posta: iletisim@ikp.org.tr İnternet: www.ikp.org.tr


Sayı: 29 Eylül 2007

güncel

3

Seçim sonuçları Türkiye’de ABD emperyalizminin hakimiyetini perçinledi!

mütevazı bir kampanya yürüttü. Ancak bu kampanyada önemli olan nokta şuydu: Emperyalizme bağımlı bir ülke olan Türkiye’de ulusal bağımsızlık meselesi ayırt edici bir öneme sahipti ve bunun kadar önemli olan bir diğer konu da ulusal bağımsızlık mücadelesinin patronlardan ve onların devletinden bağımsızlaşmış olan işçi sınıfının öncülüğünde yürütülebileceğiydi.

AKP ve ardından da yıllardır onun- örgütleri her türlü maddi ve manevi la aynı ekonomik politikayı savu- desteği sunacaklardır. Amerikan hükümetinin sözcünan sözde muhalefet güçleridir. Böyle bir gelişmeye izin vermeleri, AKP hükümetinin politikamek için mücadele, İşçi Kardeşliği larının, bugüne kadar Türkiye’de AKP emperyalizme Partisinin (İKP) görevlerinin başınÖzal’ınki dahil gelmiş geçmiş da gelecektir. Şimdiden, kendilerini bütün hükümetlerin politikalarınİşçi sınıfının sendikal örgütlülüsağdan biat etti, sosyalizmden yana ilan etmiş olan ğünün ve hareketinin büyük ölçüde dan daha fazla Amerikan hükügüçlerin bu tuzağa düşmemeleri tahrip edildiği, siyasal örgütlülük ve metinin politikalarının hizmetinde şimdi soldan da İKP olarak elimizden geleni temsilinin ise yok denecek düzeyolduğunu söylüyorlar. biat edecek güçler için yapacağız. de olduğu bir Zaten bunu görmemek için örgütlenmek ülkede bağımŞunu hiçbir kör olmak lazım! Gerçekten de sızlık mücadezaman unutAmerikan emperyalizminin ve isteniyor! lesi de, demokmamalıyız: onun uzantısı olan Avrupa rasi mücadelesi AKP, muhalif (!) güçler Türkiye AB’ye Birliğinin çıkarlarını ön de sermaye ve sayesinde kendisine girmemiş de planda tutan bu poliegemen güçaltın tepside sunu- olsa, AB süreci tikalar Türkiye’nin lerin toplumu EN, lan iktidarı tabii önümüzdeki en geleceği açıBRÜKSEL’D aldattıkları bir ki elinin tersiyle büyük tehlike sından tam bir N yalandan öteye A N’D geri çevirmeye- olarak durmakfelaketi işaret WASHINGTO geçemez. ediyor. Halkın İYE’DEN cek ve cumhur- tadır. Soldan K R Ü T İL Ğ E D başkanını seçti- emperyalizmin dümen suyuna giryüzde 93’ü Her kimlikten insanın dayanışİLMEK T E N Ö Y ği gibi anayasal menin yolu maalesef AB’den geçiABD emperma, kardeşlik ve birliğine hizmet değişiklikleri de yor. yalizmine düşİSTİYORUZ! eden sınıf ve soysal temelli mücayaparak emperman ve yaklaşık Sadece şu hatırlatma yetmeli: dele ve örgütlülüklerin yerini belli yalizme hizmetleriyüzde 80’i Avrupa Bütün seçim kampanyası boyunca sermaye odaklarının güdümündeki ni sürdürmeye devam Birliğinden de umut solun liberal ve maalesef liberal dini, mezhebi ve hemşeri örgütlüedecek. kesmişken ABD ve olmayan kesimlerinden AKP’ye lük ve dayanışma ağlarının aldığı AB’nin emrinde olan bir hüküAKP iktidarı hep daha fazla doğru dürüst bir eleştiri getiril- toplumda ne “özgür yurttaş” olunametin bu kadar yüksek oranda oy özelleştirme, daha fazla işsizlik, mezken eleştirilerin bütün okları bilir, ne demokratik hak ve özgüralması nasıl izah edilmeli? lükler sağlanabilir, ne de emperyadaha fazla satış, daha fazla işçi CHP’ye yöneltilmiştir. lizme karşı direniş gösterilebilir. Bunun tek bir açıklaması olma- sınıfı düşmanlığı, daha fazla bölgeBunu CHP’nin ilkel politikalı, o da şu: AKP’nin karşısında selleştirme (bölgesel asgari ücret, Çözüm tüm sınıf ve emek güçlelarını aklamak için değil, AKP’yi yer alan muhalefet partilerinin ve eyalet sistemine geçiş) ve daha rinin bağımsız sendikal/toplumsal sanki demokratmış gibi göstermek fazla demokrasi düşmanlığı yapatabii bu arada 27 Nisan muhtırasını gafletine kapılanları suçlamak için mücadelesini geliştirmek ve siyasal veren TSK’nın bu konuda geniş cak. mücadele birliğini temsil edecek söylüyoruz. halk yığınlarıbir işçi ve ezilenler cephesi partisiYa l n ı z nın nezdinde ni inşa etmekten geçmektedir. unutulmasın Sorumluluk işçi bir inandırıcıki tek başına İşçi sınıfı ve emek güçleri ne lığının olmaAKP, emper- sınıfı ve emek ulusal bağımsızlık bayrağını CHP ması. yalizmin ve TSK’ya ve ne de demokrasi güçlerinde p l a n l a r ı n ı n Evet, yılbayrağını AKP’ye ve liberal sol gerçekleşmelarca ABD’nin kesimlere teslim etmelidir! İşçi İKP, o da bağımsız adaylarla ancak si için yeterli desteklediği iki bölgede seçimlere katılabildi. Kardeşliği Partisi önümüzdeki değildir. Bu askeri müdaBu her iki bölgede de politik olarak dönemde bu hattaki mücadelesini planlara muthalelere kılıf etkili fakat maddi olarak son derece geliştirmeye devam edecektir. laka “sol”dan hazırlayagüçler de ikna bilmek için “yakında memlekete komünizm ya edilmeli, hatta mümkünse onlar da şeriat gelecek!” masalını anla- AKP’ye akıl hocalığı yapmalıdır. tanlar, şimdi gerçekten bir parça- Önümüzdeki dönemde bir de böyle [ ] 3 sayı: 5 YTL / [ ] 6 sayı: 10 YTL / [ ] 12 sayı: 15 YTL lanma tehlikesi karşısında kimseyi bir tehlikeyle karşılaşacağız. İsim, Soyisim: ................................................................................... ikna edemez hale geldiler. Bu iş için önce CHP üzerine Görev: ................................................................................... İş tam bir yalancı çoban masa- oynanacak, bu olmadığı takdir- Adres: ................................................................................... lına döndü. İlk defa gerçekten bir de de sol liberal çevreler devreye ................................................................................... tehlikeyle karşı karşıyayız ve tabii sokulacaktır. Türkiye’de yakın bir Posta Kodu: ................................................................................... geçmişte yaptıklarınızdan dolayı gelecekte Avrupa Birlikçi yeni bir İlçe, İl: ................................................................................... solun devreye sokulabilmesi için Telefon, Faks: ................................................................................... kimse size inanmıyor. bütün patron güçleri seferber edi- E-Posta: ................................................................................... İşte bu ağır seçim yenilgisinin lecektir. 1051319 no’lu PTT Posta Çeki Hesabına yatırdığınız abonelik sorumlusu bu güçlerdir. Türkiye’yi ücreti dekontunuzu bu formla beraber faks veya posta yoluyla bize Hatta buna Kürt hareketinin de Amerikan emperyalizminin mutulaştırın. (Bilgiler künyededir.) lak hakimiyetine terk edenler başta katılabilmesi için büyük patron

kapaktan devam

Dayanışma için Abone Kampanyası


güncel

4

İşçi Kardeşliği

“Savaşta değil tersanede öldüler”

Vergi adaletsizliği her geçen gün büyüyor

11 gün içinde 5 işçinin iş kazasında (cinayetinde) yaşamını yitirdiği Tuzla tersanelerinde işçiler mücadelelerini yükseltiyor.

Maliye Bakanlığı 2007 Ocak-Temmuz dönemi vergi gelirlerini açıkladı. İşçi-memur 8,4 milyar YTL, şirketler kurumlar vergisi olarak 58,7 milyon YTL, repocular 140 milyon YTL ödedi!

G

ünde 12 saat bazen mesai ile birlikte 15 gün çalıştırılan ve 20 bini aşkın işçiden sadece 5 bininin sigortalı olduğu Tuzla tersane işçileri son ölümlerden sonra mücadelelerini yükseltti. Bölgede çeşitli eylemlerle sesini duyurmaya çalışan işçiler Tersane İşçileri Birliği Derneği öncülüğünde Galatasaray’da bir de yürüyüş gerçekleştirdi. En basit koruyucu önlemlerle engellenebilecek ölümlerden gözleri daha fazla kâr hırsından başka bir şey görmeyen patronlar ve hiçbir denetim yapmayan devlet kuruluşları sorumludur.

rınca en parlak çağında! olduğunu söylediği Türkiye’de gerçek aslında bambaşka. Bu gerçek işçilerin ve diğer emekçilerin sendikal, sosyal ve siyasal olarak örgütsüzlüğü, bir güç ve bir taraf olarak fiiliyatta yokluğudur. Ve tam da bu nedenle bahsedilen “demokrasi” patronların “özgürce” kâr etme yarışmasından başka bir şey değil.

İş kazaları sadece Tuzla Tersanesi işçilerinin değil bütün Türkiye işçi sınıfının sorunudur.

Türkiye ekonomisinin güya ilerlediği, “demokrasi” nin ise bazıla-

• İşçi Kardeşliği Partisi; ücretli çalışanlardan, emeklilerden ve işsizlerden oluşan Türkiye işçi sınıfının partisidir. • İKP, işçi sınıfının içindeki herhangi bir ideolojik, politik eğilimin partisi değildir. İKP, patronlardan ve devletten bağımsız olarak mücadele etmek isteyen her türlü sınıf içi eğilimi demokratik temelde bir araya getiren bir partidir. • Parti üyelerinin düşünce oluşturma ve bunu ifade etme özgürlüğüne kısıtlama getirilemez. • Partinin tüm yönetim birimlerinin üçte ikisi işçi kökenli üyelerden oluşur. • Patronlar partiye üye olamaz.

İKP Programı’ndan • İşçi Kardeşliği Partisi’nin amacı Türkiye’de ve dünyada her türlü sömürüye son verecek işçi-yoksul köylü hükümetlerinin kurulmasını sağlayarak bir işçi iktidarına ulaşmaktır.

ürkiye’de adaletsizliğin kural olduğu bir alan da vergilerdir. Bu ülkede patronlardan, kâr edenlerden bu gelirleri üzerinden vergi alınamaz. Tüm gelir vergilerinin yüzde 90’ından çok fazlası işçinin, kamu çalışanın ücretinden alınır! 2005 yılında 1 milyon 240 bin vergi mükellefi (patronserbest meslek sahibi) ortalama yılda 903 YTL, Asgari ücretli işçiler ise ortalama 747 YTL gelir vergisi ödemiştir! Yani bu hesaba göre patronlarımız ancak ortalama asgari ücretli kadar para kazanmaktadır! Türkiye’de çok önemli bir diğer gerçek ise tüm vergi gelirlerinin yüzde 75’inin KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden gelmesidir. Bu oran ülkelerin çoğunda yüzde 30-40 arasındadır. Ama Türkiye de hükümetler patronların kârından vergi alamadıkları için bütün vergiyi

Çünkü Türkiye iş kazalarında dünya rekorları kıran bir ülke. SSK kayıtlarına göre 2005 yılında 73 bin 923 iş kazası oldu ve tam 1.096 işçi bu kazalarda öldü, binlerce işçi ise yaralandı.

İKP Tüzüğü’nden

T

• Ülkenin ve işçi sınıfının geleceği, işçilerin, patronlardan ve devletten bağımsız, sınıf içi farklı eğilimlerin demokratik birliğini gözeten, siyasi, sendikal ve diğer öz örgütlenmelerinin geliştirilip güçlendirilmesine bağlıdır. • Tek bir çalışanın bile sigortasız, sendikasız çalıştırılmasına izin verilmemeli, çıkarılacak yasalarla işçilerini bu şekilde çalıştıran işletmeler tazminatsız kamulaştırılmalıdır. • Bugünkü sendikal bölünmüşlük ve yozlaşmaya karşı; demokratik ve mücadeleci bir tarzda işyeri örgütleri temelinde yükselen, üyelerin söz ve karar sahibi olduğu, her işkolunda tek sendika ve birleşik bir emek konfederasyonu doğrultusunda mücadele edilmelidir. • Avrupa Birliği Avrupa ulus devletleri içinde işçi sınıfının yüzyıllar boyu yaptığı mücadele ile sağladığı ekonomik, sosyal ve demokratik kazanımları yaygınlaştırmaya çalışan değil, tam tersine bunları hem Batı hem de Doğu Avrupa’da ortadan kaldırmak amaçlı bir birliktir.

• Başını ABD’nin çektiği kapitalist emperyalist sistem, her bölgede olduğu gibi Ortadoğu’da da halklar arasında yarattığı düşmanlıklar ve çatışmalardan yararlanmakta ve egemenliğini tesis etmektedir. Türkiye bir emperyalist saldırı ve savaş aracı olan NATO’dan ayrılmalı, Amerika ve İsrail ile yapılan bütün ikili askeri anlaşmalar sona erdirilmelidir. • Ortadoğu halklarının gerçek özgürlüğü, milletlerin kendi kaderini tayin hakkını gözeterek, Türk, Arap, Kürt ve Fars işçi ve emekçilerin birliği yoluyla bütün bu halkların kardeşliği ve dayanışmasının sağlanması ile mümkündür. • İKP din ve vicdan özgürlüğünü savunur. Diyanet İşleri demokratikleştirilmeli, bütün dinlere ve mezheplere eşit hizmet vermelidir. • Kamu görevlileri dışında üniversitelerde başörtüsü/kıyafet yasağı kaldırılmalıdır. • Büyük üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet sistemi dünyayı pazar, işçileri de birer makine parçası gibi görüyor. Gezegenimiz

yediğimiz ekmekten, içtiğimiz sudan, sütten almakta. Bu, verginin en adaletsiz olanıdır. Çünkü bir büyük patron da bir işsiz veya işçi de aynı mal ve hizmet için aynı vergiyi öder. Ekmek, süt, zeytin, telefon vergisi gibi. Bu vergiler temel tüketim mal ve hizmetlerinden alındığı için bütün gelirini bunlara harcayan emekçi bu verginin nerdeyse tamamını ödemektedir. Türkiye öyle bir ülkedeki gerek gelir vergisi gerekse KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin neredeyse tamamı işçiler ve diğer çalışanlar tarafından ödenmekte! Patron hükümetleri vergiyi patronlardan alacak değiller ya! Adaletli bir vergi sistemi için dolaylı vergiler kaldırılmalı, asgari ücretten vergi alınmamak üzere gelire göre artan oranlı vergilendirme yapılmalıdır.

yeni yüzyılda ya bu rejimden kurtulacak, ya da emperyalistler arası rekabet dünyayı açlık, kıtlık, hastalık, savaş ve çevre felaketleriyle yok edecektir. Özelleştirilmiş bütün KİT’ler derhal tazminatsız olarak yeniden kamulaştırılacak, kamu mülkiyetindeki işletmelerde işçi denetimi uygulanacaktır. Toprak işleyenin, su kullananındır. Toprak ağalığı ve yarıcılık kaldırılmalıdır. Yoksul köylülerin öz örgütlenmeleri olan kooperatifler aracılığıyla ortak teknoloji kullanımı ve üretimin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Sağlık ve eğitim, insanların yaşam haklarının en temel parçasıdır. Herkesin gelirine göre toplanan vergilerle finanse edilip, herkese eşit ve parasız olarak sunulmalıdır. Büyük patronlar nasıl dünya çapında bir örgütlenme yürütüyorlarsa, dünya işçileri ve ezilenler de dünya çapında ortak bir örgütlenme inşa etmek zorundadırlar.


kampanya

Sayı: 29 Eylül 2007

5

Filistinli Kadın ve Erkek İşçilere Destek için Sendikal Komite (e-posta: j-p.barrois@wanadoo.fr)

Uluslararası işçi hareketine acil çağrı

Ayrıntılı bilgi:

www.ikp.org.tr “İsrail” devletindeki Filistinli işçilerin sendikası yargılanamaz

F

ilistinli Kadın ve Erkek İşçilere Destek için Uluslararası Sendikal Komite’ye şu bilgi ulaşmıştır : “11 Eylül ve 20 Ekim tarihlerinde Sawt el-Amel’in on üyesi mahkeme önüne çıkarılacak. Onlara yönelik olarak yapılan suçlamalar yasadışı toplantı, kamu düzenini bozmak ve bir polis görevlisini taciz etmek. Savunma tarafı bu suçların hiçbirini işlemediğini savunuyor, aksine yetkilileri kendilerinin yürüttüğü toplumsal mücadeleye, işçilerin ve yoksullların sosyal ve ekonomik hakları için verdikleri yasal mücadeleye karşı taraflı olmakla suçluyorlar.”

İlk dava: 11 Eylül 2007: İsrail devleti İssam Ömer ve Avni Şehadet’a karşı Adı geçen her iki kişi 11 Eylül 2007 günü sabah 9’da Nasıra’daki mahkeme önüne çıktılar (Dava No. PA 231/2006). Duruşma 25 Ekim günü saat 9’a ertelendi. İssam Ömer Sawt el-Amel’in eski yönetim kurulu üyesi ve halen de bir aktivisti. Avni Şehadet ise şu anda Sawt el-Amel’in yönetim kurulu üyesi. 25 Ekim tarihindeki duruşma ilk duruşma olacak. Devlet bu davaya dokuz tanık çağırmak istiyor, bunların dördü polis memuru, diğer beşi ise Wisconsin Planının uygulamasını üstlenmiş bir özel şirket olan Agam Mehalev’in beş özel güvenlik personeli. Suçlamalar listesi polis memuruna mukavemet, görevini yapmasına engel olma, saldırganlık ve kamu düzenini bozmayı içeriyor. Gerçekler: 16 Ocak 2006 tarihinde Nasıra’daki yüzlerce Wisconsin katılımcısı Wisconsin Planı’nın politikalarıyla ilgili hayal kırıklıklarını ve öfkelerini dile getirdiler. O sabah Sawt el-Amel Nasıra’daki iş bulma kurumu önünde Agam Mehalev’in (planı uygulayan şirket) yeni politikasını protesto eden küçük bir gösteri düzenlemişti – bu yeni politikaya göre katılımcıların her gün 6-8 saat Wisconsin merkezlerinde hazır bulunmaları gerekiyordu ve bu, binlerce küçük çocuk için gündüz bakım olanakları sunulmadan dayatılıyordu. Üç kadının iş bulma kurumuna girişi özel güvenlikçiler ve polis tarafından engellendiğinde durum daha da alevlendi. 12:15’te büyük bir polis gücü – yaklaşık 20 polis aracı – bölgeye geldi ve yaklaşık

100 Wisconsin katılımcısına karşı güç kullandılar. İki Sawt el-Amel aktivisti (suçlamalara maruz kalan iki kişi) iki güvenlik personelinin onları işaret etmelerinin ardından gözaltına alındılar. Onların kitleyi kışkırttıkları iddiasında bulunuldu. Her ikisi de haklarında herhangi bir suçlama yapılmadan salıverildiler. Ancak daha sonra Avni Şehadet ve İssam Ömer’e karşı bir dizi suçlama yapıldı.

İkinci dava: 22 Ekim 2007: İsrail devleti Vehbe Badarne (Sawt el-Amel’in yöneticisi), Cemal Hassanen, Samir Habiballah, Vahida Habiballah, Kaldiya Hassanen, Mahmud Habiballah, Arif Habiballah, Kitam Habiballah’ya karşı Vehbe Badarne, Cemal Hassanen, Samir Habiballah, Vahida Habiballah, Kaldiya Hassanen, Mahmud Habiballah, Arif Habiballah ve Kitam Habiballah 22 Ekim2007 tarihinde 14:00’te Nasıra mahkemesinde duruşmaya çıkacaklar (Dava No. PA 2185/99): Bu üçüncü duruşma olacak ve karar açıklanacak. Eğer hüküm giyerlerse sanıklar ya hapis, ya hapis cezasının ertelenmesi ya da para cezasına çarptırılacak. Suçlamalar listesi yasadışı toplantı ve düzeni bozma, polis memuruna mukavement, hırsızlık, silah bulundurma ve saldırganlığı içeriyor. Gerçekler: Bu davanın konusu sekiz yıl öncesine, 27 Ekim 1999’a kadar geri gidiyor. Olay Yukarı Nasıra’nın iş bulma bürosu önünde yaşandı ve bu olayda En Mahel isimli Yukarı Nasıra ile Yukarı Nasıra geçiş yolu arasında sıkışmış küçük bir Arap köyünden işsizler yer aldı. Bu köy bölgedeki en yüksek işsizlik oranlarından birine sahip. Yukarı Nasıra’nın büyütülmesi için bu köyden topraklara el konması yıllarca devam etti ve eski köylü nüfus geçim olanaklarını kaybetti. Olay 1999 Eylül ayında En Mahel’deki işsizler bir sosyal güvenlik dümeninin rehineleri haline gelince yaşandı. İlk adım En Mahel’deki işsizlerin Nasıra’daki iş bulma bürosundan Yukarı Nasıra’dakine aktarılması oldu. Burada iş arayan bu köyden insanlar sistematik bir ayrımcılığa maruz kaldılar ve İsrail gazetesi Yediot Ahronot’un yaptığı bağımsız bir araştırmaya göre, 1999 Eylül-Ekim aylarında, En Mahel’deki 454 işsizden 199’u güya verilen işleri “reddettikleri” için işsizlik ödeneklerini kaybettiler. Gazete büronun ana stratejilerinden birinin bu köyden işsizleri gerçekte var olmayan işyerlerine göndermek olduğunu yazdı. 27 Ekim 1999’da bir grup işçi ve aktivist iş bulma servisinin bölge sorumlusu ile bir toplantı talep ettiler. Bu talep

Sawt el-Amel (Emekçilerin Sesi) İsrail sınırları içinde yaşayan Arap işçilerin bir sendikal örgütlenmesi. İsrail sendikaları konfederasyonu Histadrut, Arap işçileri üye almakta zorluk çıkardığı, alsa da haklarını savunmadığı için bu işçiler ayrı bir örgütlenmeye gitmek zorunda kaldı. reddedilince Yukarı Nasıra iş bulma bürosundaki işsizler kendiliğinden eylemlere başladılar. Polis çağrıldı ve göstericileri provoke etmeye başladı. Üç işsiz kadın yaralandı ve dokuz kişi gözaltına alındı; bunların arasında Sawt el-Amel’in yöneticisi Vehbe Badarne de vardı. İddia makamı İsrail’deki Arap Azınlık Hakları için Hukuki Merkez olan Adalah’ın savunma yapmasını reddetti ve davayı düşürdü. Bu dava 2002 yılı Kasım ayında tekrar açıldı. Ve 22 Ekim 2007 tarihinde yapılacak olan duruşmada nihai bir karar verilmesi bekleniyor. Bu uluslararası işçi hareketine acil bir çağrıdır

Her iki davada söz konusu kişiler toplantı, gösteri ve protestolar organize ederek işçilerin haklarının savunucuları olarak görevlerini yerine getirmenin ötesinde herhangi birşey yapmamışlardır. Özellikle de Wisconsin Planı’na maruz bırakılmış olan işsiz kadın ve erkek işçilerin maddi ve manevi çıkarlarının savunulması doğrultusunda davranmışlardır. Bu insan hakları ile ilgili her türlü uluslararası sözleşme ile tanınan devredilemez ve bölünemez bir haktır. İsrail’in de üyesi bulunduğu ILO’nun sözleşmeleri ile de tanınmış bir haktır. Bu nedenle tüm dünyadan sendikacılara, insan hakları savunucularına ve tüm vatandaşlara bu çağrıyı imzalamaları çağrısını yapıyoruz.

Aşağıda çağrının Türkçesini yayımlıyoruz. Yabancı makamlara göndermek için İnternet sitemizde (www.ikp.org.tr) tüm metnin İngilizcesini bulabilirsiniz.

B

iz aşağıda imzası bulunan sendikacılar, insan hakları savunucuları ve sıradan vatandaşlar olarak Sawt El Amel’den on kişiye karşı yapılan tüm suçlamaların geri çekilmesini talep ediyoruz: Vehbe Badarne, Sawt El Amel yöneticisi, İssam Ömer, Avni Şehadet, Cemal Hassanen, Samir Habiballah, Vahida Habiballah, Kaldiya Hassanen, Mahmud Habiballah, Arif Habiballah ve Kitam Habiballah. Bu kişiler işçilerin çıkarlarının, özellikle de Wisconsin planına maruz bırakılmış olan işsiz kadın ve erkeklerin haklarının savunucuları olarak görevlerini yerine getirmenin dışında hiçbir şey yapmamışlardır.

Bu ise insan hakları ile ilgili her türlü uluslararası sözleşme ile tanınan devredilemez ve bölünemez bir haktır. Yine İsrail’in de üyesi bulunduğu ILO’nun sözleşmeleri ile de tanınmış bir haktır Savcı Menahem Mazuz’a ve onun aracılığı ile tüm yetkililere çağrı yapıyoruz ve şöyle söylüyoruz: Biz aşağıda imzası olanlar Sawt El Amel’den 10 kişiye karşı yapılan her türlü suçlamanın derhal geri çekilmesini talep ediyoruz. Kişisel olarak/örgütüm adına destekliyorum İsim, Soyisim: Sendika veya örgüt: Adres: E-posta: Gönderilecek adresler: 1. Attorney General Menahem Mazuz, Ministry of Justice, Salah ad-Din Street 29 Jerusalem 91010; Israel, Faks: +972 (0)2 6467001 2. Sendikal Komite: e-posta: j-p.barrois@wanadoo.fr 3. İşçi Kardeşliği: iletisim@iscikardesligi.org (diğer adresler 2. sayfada) Bu gayrımeşru davalar aynı zamanda büyük dava masraflarına yol açmakta. Bu yüzden bu çağrıyı destekleyenlere aynı zamanda maddi katkıda bulunmaları çağrısını da yapıyoruz. Yurtdışından katkılar şu hesaba aktarılabilir: LCL Account no.30002 - 00441 - 0000008791R - 5 IBAN: FR 89 3000 2004 4100 0000 8791 R 05 - BIC: CRLYFRPP


6

sendikalarımız / uluslararası

İşçi Kardeşliği

“Onurumuzu geri almalıyız!” Telekom işçilerinin toplu sözleşme süreci bütün hızıyla devam ediyor. İşçiler, talepler için eyleme geçmeye hazırız, diyor. Konuyu Haber-İş Gayrettepe Telekom baştemsilcisi Yener Ünal ile görüştük. Telekom’daki toplu iş sözleşmesi sürecinde geldiğiniz nokta nedir? Bugün geldiğimiz nokta şu; biz yetkiyi 27.05.2007’de aldık. Toplu pazarlık için olan 60 günlük yasal süreç tamamlandı. Ve en son 7. ayın 27’si itibarı ile de resmi uyuşmazlık aşamasına geldik. Şu anda bizim geldiğimiz nokta, 60 günlük süreçten sonra 15 günlük arabulucu süremiz var. Bu arabulucu ile üç sefer görüşme oldu. En son görüşme geçtiğimiz Salı günü yapıldı ve bir sonraki görüşmeyi de ayın 22’sine ertelediler. Burada üzerinde anlaşmazlık olan 23 tane maddemiz, 5 tane de geçici maddemiz var. Burada olmazsa olmaz ekonomik, sosyal haklarımızın, çalışma saatlerimizin şu anki işveren tarafından tamamen tehdit edilmesi ile karşı karşıyayız. Gelinen nokta şu anda bu. Kapsam maddesi üzerinde de anlaşmazlık var sanırım. Bu maddenin önemini açar mısınız? Kapsam dışı olayı şu: Özellikle son gelinen noktada, çalışanlar kendi içlerinde farklı kategorilere ayrılıyor. Sendika olarak bizim şöyle bir yaklaşımımız vardı. Telekom’da birkaç çeşit çalışan var. Birincisi kapsam içi olanlar 27 bin 500 kişi; ikincisi memurlukta 1 yıllık, 2 yıllık, 4 yıllık sözleşmelerle görev yapan 8 bin 500’e yakın bir grup var; üçüncüsü memurluktan işçi statüsüne geçmiş 3 bin 500’e yakın bir eleman var. Biz şöyle söylüyoruz. Burası 4857 sayılı İş Kanunu’na göre çalışacaksa yöneticiler dışında herkesin normal işçi statüsüne geçirilmesi gerekir diyoruz. Yaklaşımımız bu. Çünkü bu bizim iş barışımızı zedeliyor. Bizim bu isteğimize karşılık işveren bizim içimizdeki birçok birimi kapsam dışında tutmaya çalışıyor. Bu da sendikalılığı, örgütlülüğü devre dışı bırakma amacını taşıyor. Belirli birimleri kapsam dışına çıkardığında arkadaşlarımızın sendikadan istifa etmeleri gerekiyor. Bu yüzden kapsam maddesi bizim için olmazsa olmazdır. Zaten çalışanlar için ikiüç tane değişik mevzuat geçerli; bir de bu şekilde 12-13 bin kişiyi ayırırsanız, işyerlerinin birimlerini ayırırsanız sonuç çok kötü olacaktır. Bu yüzden bu maddenin geçmesi bizim için çok önemlidir.

“Özellikle 80’den sonra emekle sermaye arasındaki mücadelede işçilerin olmazsa olmazı olan grev silahını unutturmaya çalışıyorlar. ... ancak grev silahımızı sermayenin karşısına ciddi anlamda koyarsak başarılı olabiliriz, hatta bu geç bile kalınmış bir olaydır.”

13 ay, 14 ay sonrası gibi sürelerde ödenmesi, sıfır zam dayatmaları yaşandı. Bu noktadan baktığımızda ancak grev silahımızı sermayenin karşısına ciddi anlamda koyarsak başarılı olabiliriz, hatta bu geç bile kalınmış bir olaydır. Özellikle biz Telekom’da bunu savunuyoruz, olması da gerekir. Zaten elimizdeki tek silah bu silah. Biz üretimin her noktasında olan işçilerken gelinen noktada işveren bize sıfır zam dayatabiliyorsa, bırakın yeni haklar almayı, olan haklarımızdan esnek çalışma konusunda olsun, sosyal haklardan, ikramiyelerden olsun geriye gidişi dayatabiliyorsa, bundan sonra hangi aracı kullanabiliriz ki zaten? Bu aşamada bu ülkede biz hak ettiğimiz onurumuzu geri almak zorundayız.

Peki bugün Telekom işçilerinin sürekli büyümüştür. Toplu sözleşme toplu sözleşme müzakereleri süre- süreçleri pasifize edilmeye çalışıldı, cine katılımları nasıl? örgütlü yapılarımız sınıfsal mücadeleden uzaklaştırılmaya çalışıldı. Telekom işçileri işçi sınıfı içe- Örneğin olanaklarımız sıfırlandığı risindeki duyarlı bir kesimdir; geç- noktalarda bile sosyal haklarımızın mişten bu yana zaman zaman ciddi eylemlilikler yapmışlardır. 89 Bahar Eylemleri’nden tutun da 90, 91, 92, 93 yılları, o süreçlerde ciddi anlamda sınıfsal temeldeki örgütlülüğünü gerçekleştirmiştir. Telekom’da her işçi bugün şunu biliyor; önümüzdeki süreçte, işte özelleştirmelerin usya’da Volga nehri kıyısında olsun, saldırıların olsun, işyerindeki kurulu olan ülkenin en büyük bu son gelişmelerin, hak kayıplarıotomobil fabrikasında işçiler ücret nın karşısında tek alternatifin örgütlü yapı olduğunu, sendikalar oldu- artışı talebi ile iş bıraktılar. ğunu biliyor. Dolayısıyla bu konuda Togliatti isimli kentte bulunan duyarlı. Dolayısıyla bu toplu sözleş- bu fabrikada iki sendika mevcut. me sürecinde de her an eylemlilikle- Bir tanesi eski resmi sendika olan re katılabilecek bir kapasitemiz var. FNPR’ye bağlı olan ASM senİnanıyorum ki Telekom işçisi ciddi dikası. Bu sendika fabrika yöne- bin rubleden 250 bin rubleye çıkartılmasını talep eden işçiler kararlarda sonuna kadar gidecektir. timine sadık ve daha geçtiğimiz bu talebin karşılanması için 1 Grev kararı almayı düşünüyor Mayıs ayında işçilerin ücret artışı Ağustos tarihine kadar süre verdi taleplerini desteklememişti. musunuz? ve talepleri karşılanmazsa işi durFabrikada örgütlü diğer sen- duracaklarını açıkladılar. İş durKesinlikle. Şöyle düşünmek dika bağımsız bir sendika olan durmaya üretimin kritik noktalalazım. Zaten son geldiğimiz noktada Edvinstvo (Birlik). Bu sendi- rında çalışan üç bölüm öncülük baktığımızda sermaye ciddi anlamka işçilerin ücret artışı talepleri etti. Bu bölümlerde çalışan işçi da saldırılarını gerçekleştiriyor, işte yönünde mücadele yürütüyor. sayısı 5 bin. Fabrikadaki toplam Hava-İş’te, Harb-İş’te, diğer senişçi sayısı ise 150 bin. Edvinstvo’nun başkanı olan dikalarda, TEKSİF’te. Özellikle İş durdurulan ve 300-400 işçi80’den sonra emekle sermaye ara- Piotr Zolotarev yaşanan yaygın sındaki mücadelede işçilerin olmaz- hoşnutsuzluğun yaşanan yüksek nin fabrika bahçesine yürüdüğü sa olmazı olan grev silahını unuttur- enflasyon karşısında işçilerin günden sonra bu tavrı örgütleyenmaya çalışıyorlar. 90’lardan sonra alım gücünün son derece düşmüş lere yönelik çok yoğun bir baskı örgütlü yapılar içerisinde de bu sila- olmasından kaynaklandığını ifade yaşanıyor. Edvinstvo sendikasının bir üyesi gözaltında tutuluhı unutturdular çünkü bunu topluma ediyor. yor ve kimseyle görüştürülmüyor. enjekte ettiler. Konfederasyonlara Üretim de azaldığından işçiler Fabrika çevresinde polis yoğun da bunu dayattılar ve krizleri bunun eskisi gibi fazla mesai ya da hafbir varlık gösteriyor ve baskı için bir baskı unsuru ve aracı olatasonu çalışması ile de ücretlerini kuruyor. rak kullandılar. İşte ekonomi çok belirli bir seviyeye yükseltemikötüdür, çok bunalımdadır, greve yorlar. Lada’ların üretildiği fabrikada giderseniz çok kötü olur dendi. işçilerin mücadelesi devam ediFabrikada asgari ücretin 150 Ancak sermaye hep kârlarını açıkyor. larken çalışanların reel kayıpları da

Rusya Ülkenin en büyük otomobil fabrikasında işçiler iş bıraktı

R


Sayı: 29 Eylül 2007

sendikalarımız / uluslararası

7

Harb-İş mücadeleci kimliğine tekrar kavuşmalı! Harb-İş sendikası içerisinde yaz aylarında bir çok gündemle mücadele devam etti. Harb-İş İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Erdal Özerdoğan ile toplu sözleşme ve sendikal seçimleri konuştuk.

H

arb-İş Sendikası’nda yaz aylarında bir çok gündemle mücadele devam etti. Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve genel merkez seçimleri bunlardan bazıları. Harbİş İstanbul şubesi genel sekreteri Erdal Özerdoğan ile bu başlıkları konuştuk. Harb-İş’in toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ne aşamada? Toplu sözleşme görüşmeleri Nisan ayından itibaren işverenler sendikası (TUHİS) ile Harb-İş arasında yürütülmeye başlandı ancak anlaşma sağlanamadı. Harb-İş sendikası işçi temsilcileri ve işçileri ile mücadeleci ve kararlı bir sendika olarak bilinmesine rağmen, grev hakkının olmayışı ve görüşmeler sırasında yaşanan eylemsizlik sebebiyle kazanımlar elde edemedi. Sonuç olarak Haziran ayında toplu görüşmeler Yüksek Hakem Kurulu’na gönderildi. Görüşmeler esnasında sendika

Şili:

genel merkezinin tavrı ne yöndey- ruyor. Bu değişiklikdi? lerle esnek çalıştırma yerleştirilmeye çalıHarb-İş sendikası 28 -29 Eylül’de şılıyor. Yapılan yasal Genel Kurulunu toplayacak ve yeni değişikliklerdeki bu “Sendikacının sağı-solu olmaz. yönetimi seçecek. Mevcut Genel hükümler Toplu sözNamuslusu ve namussuzu olur.” Merkez bu seçim sürecinde toplu leşmelere yansıtılmagerektiğinde desteğini esirgemesözleşmeler konusunda atıl kaldı. ya çalışılıyor. Grev hakkı bulunan mesi gerekir. Bu bağlamda yeni Genel merkez işçinin birliğinden sendikalar sözleşme şartlarında toplu iş sözleşmesini imzalarken gelen gücünü, örgütlülüğünü kul- iyileştirmeye gidilmesi için mücakararlı ve tavizsiz bir duruş sergilanmak yerine, iktidar partisinin dele edebilirken biz bu imkandan leyen Hava-İş Genel Merkezi’ni bakanları ve bürokratları nezrinde yoksun durumdayız. Zaten bizim kutluyorum. girişimlerle çözüm aramaya çalı- mücadelemiz bu yüzden ücret artışıyor. Genel merkezin bu tavrına şından ziyade idari maddeler üze- İşçi Kardeşliği Partisi’ni nasıl karşı olan bizler Haziran ayında rinde yoğunlaşıyor. Sonuç olarak değerlendiriyorsunuz? İstanbul Şubesi yönetimine seçildik Yüksek Hakem Kurulu’ndan adıÖncelikle yeni kurulmuş bir ve Genel Kurul’da da bizim gibi mıza olumlu bir sonuç çıkacağını parti olarak çalışmalarınızda başatabanın söz-karar sahipliği anlayı- düşünmüyorum. rılar diliyorum. Kadrolarımızda şını kabul eden arkadaşlarımızla Bizim yeni İl Yönetimi olarak geçmişte ve bugün birlikte çalışbirlikte mücadele edeceğiz. temel hedefimiz Harb-İş’i mücade- tığımız arkadaşlarımız bulunuyor. Yüksek Hakem Kurulu’ndan leci kimliğine tekrar kavuşturmak, Emek yanlısı ve işçi sınıfının birolumlu bir sonuç beklenebilir mi? kitle sendikacılığını teşvik etmek liğini hedef alan girişimleri destekolacaktır. Sendikacının sağı-solu liyoruz. Avrupa’da da yaygınlaşan Bilindiği gibi Harb-İş’in grev olmaz. Namuslusu ve namussukazanılmış sosyal haklara saldıhakkı bulunmuyor. 4857 sayılı iş zu olur. Emekten yana olanların rıların karşısında ancak bir bütün Kanunu’nda yapılan değişiklikler birbirlerinin arkasında olması ve olarak işçi sınıfı durabilir. bizim temel problemimizi oluştuuygun olarak ana şirket bünyesine alınmalarıydı – bu yasa daimi işçi olan taşeron

Taşeron bakır işçileri grevle kazandı

Ş

ili’de 28 binin üzerindeki taşeron işçisi 37 gün süren bir grev sonucunda bir kamu işletmesi olan Codelco ile sözleşme imzaladı. Şili dünyanın en büyük bakır üreticisi. Codelco işletmesi dünyadaki bakırın onda birini üretiyor. Bu işletmenin 30 bin 300 işçisinden 28 binden fazlası taşeron şirketlerin işçilerinden oluşuyor. Ve bu yaz CTC sendikasında örgütlenmiş olan bu taşeron işçilerinin yönetimle giriştikleri toplu pazarlıkta çıkan anlaşmazlık sonucunda taşeron işçileri greve gittiler.

Taşeron işçiler işletmenin kadrolu işçilerinin üçte birinden az ücretlerle çalışıyorlar ve aynı sosyal haklardan yararlanamıyorlardı. Codelco’nun taşeron işçilerinin ücret artışı, çalışma koşullarının, barınma koşullarının, sağlık hizmetlerinin, çocuklarının eğitiminin iyileştirilmesi ve 14 Ocak tarihinde çıkartılmış

olan taşeron işçilerle ilgili yasa- cı olan Luis Messina anlatıyor: nın uygulanması talepleri vardı. Bakır madenlerindeki taşeron işçilerinin hareketi - ki bu işçiler Anlaşma sonucunda tüm taşeülkenin en büyük ulusal işletmesi ron işçiler 450 bin peso (iki maaş olan Codelco’da çalışıyorlar değerinde) ikramiyeye hak kazanülkenin en önemli ekonomik zendı. Codelco şirketi kendi bünyeginliklerinin mülkiyetinin kimde sindeki tüm taşeron şirketlerin olduğu ile ilgili siyasi bir tartışanlaşmanın şartlarına uymasını mayı da canlandırdı. Ayrıca taşesağlamayı taahhüt etti. ron işçilerinin içinde bulundukBöylelikle şirket çeperindeki ları somut durum ve hükümetin çok sayıdaki taşeron şirketlerin buna yönelik tutumu da kamuoçalışanlarının birleşerek hareket yunda geniş ölçüde tartışıldı. etmesi ana şirket ile müzakeCodelco’daki 28 binin üzere edilerek sonuç alınabilmesini rindeki işçi taşeron şirketlerde sağlamış oldu. yani bir kamu işletmesine onların Yapılan anlaşmanın diğer emeklerini satan özel şirketlerde hükümleri ise şöyle: Fazla mesa- çalışıyorlar. Doğrudan işletmeiler çıplak ücret üzerinden değil nin işçisi olan çalışma arkadaştam ücret üzerinden hesaplana- larının haklarına sahip değiller. cak. Grevde geçen günlerden Yıllarca örgütsüz kaldıktan sonra sekiz gün için ücret alınacak. bu işçiler CTC konfederasyonu Greve katılan işçiler işten çıkar- çatısı altında bir araya geldiler. Bunun ardından derhal şirkettılmayacak. lere taleplerini bildirdiler. Ana Codelco’daki grevi ve ülkedetalep yeni çıkartılmış bir yasaya ki etkilerini Şili’den bir sendika-

Pinochet darbesinde özelleştirilen madenlerin yeniden millileştirilmesi talebi de gündemde

işçilerin taşeron şirkette çalıştırılmaması ve ana şirkete dahil edilmelerini düzenliyor. Bugün Şili’deki bakır üretiminin yüzde 70’i büyük özel şirketlerin elinde. Bu şirketler kısa vadede azami kârı hedefliyorlar. Son yıllarda dünya piyasalarında bakır fiyatının aşırı yükselmiş olması bu eğilimi daha da güçlendiriyor.


Greve Evet!

THY’de toplu sözleşme mücadelesi kazanım getirdi! Türk Hava Yolları’nda örgütlü bulunan Hava-İş sendikası ile THY arasında yapılan ve 2007–2008 yıllarını kapsayacak toplu iş sözleşmesi için müzakereler bu yıl Türkiye’de işçi sınıfının örgütlü mücadelesine önemli kazanımlar getiren bir başarı ile sürdürüldü.

S

endikaların toplu pazarlık gücünü küçümseyen, toplu iş sözleşmelerini, yeni haklar kazanılması bir yana, geçmiş toplu sözleşmelerle kazanılmış hakların budanması için bir zemin olarak kullanmak isteyen işveren tarafı bu yıl THY’de Hava-İş sendikası tarafından yükseltilen ve daha sonra da birçok sendikalı işçi kesimi tarafından sürdürülen farklı bir mücadele anlayışının duvarına çarptı.

dışında pek bir şey yapmadı. Bunun sonucunda hükümet ile 2007 için sosyal haklara ve ikramiyelere yansıtılmayan bir yüzde 10 zammı ve 2008 için de 2007 enflasyonu oranında artırımı içeren bir protokol yapıldı. Yansıtılmadığı kalemler de işin içine katıldığında ilk yıl için alınan zam yüzde 7,5 civarında bir artışa denk geliyordu. Daha sonra kamu kesiminde örgütlü tüm sendikalar toplu sözleşmelerini bağıtlamak için tek tek işveren kesimi ile görüşmelere başladı. Ancak protokole imza atmış sendikalar açısından zam oranı kabul edilmiş sayılsa da “idari maddeler” olarak geçen ve çalışma koşullarından iş saatlerine birçok önemli konuyu kapsayan maddelerde anlaşma sağlanamıyordu.

AKP hükümeti döneminde THY’nin yüzde 50’nin üzerinde hissesi özelleştirilmiş ve dolayısıyPatronların ve onların örgütlerila şirket kamu işveren sendikalanin yüksek işsizlik, küresel ekonorı bünyesinden çıkartılmış olduğu minin gerekleri, rekabet gibi tehdithalde, Hava-İş’in karşısına Türklerle baskılandırdığı, yeni hak talep İş ile hükümet arasında protokoetmeyi bırakın sürekli daha azına le bağlanmış zam oranı çıkartıldı. razı olmasını beklediği örgütlü işçi Her ne kadar önerilen ilk yıl için kesimi bu yaşanan yüzde 10 artış, prosüreçten önemli Bu yıl kamu tokoldekinin aksine bir moral kazandı, tüm ücret kalemkesimi toplu iş önemli deneyimler lerine yansıtılısözleşmelerinin biriktirdi. yor olsa da HavaBu yıl kamu kesi- tümünün yenileneceği İş gerek bu ücret önerisini gerekse mi toplu iş sözleşyıldı ve Türk-İş diğer tüm maddemelerinin tümünün konfederasyonu lerdeki talepleriyenileneceği yıldı bünyesindeki nin reddedilmesini ve Türk-İş konfekabul etmeyerek derasyonu bünyesendikaların 20 Temmuz Cuma sindeki sendikalaişlemeyen bir günü grev kararını rın işlemeyen bir “koordinasyon”a astı. İşte hem THY “koordinasyon”a devrettikleri bu devrettikleri bu toplu işçilerinin mücadelesi hem de TİS toplu pazarlık sürepazarlık süreci son süreçleri devam ci son derece kısır derece kısır geçti. eden birçok diğer geçti. sektördeki işçinin Türk-İş yönetisürecini değiştiren de bu grev karacilerinin hükümet ile görüşmeleri rının asılması oldu. dışında bir zemine taşınmayan bu Bu toplu iş sözleşmesi döneminsüreçte Türk-İş her iki yıl için alınacak zam miktarını bağıtlamayı de süreci işçiyle birlikte götürme önüne koydu ve hükümete ısrar- ilkesini kararlılıkla sürdüren Havala bu yöndeki protokolün seçim- İş dayatmaları kabul etmemişti. den önce yapılması çağrısı yapmak Atilay Ayçin, Hava-İş Genel Başkanı

İşveren ise işçilere yapacağı sabah işe gülümseyerek gittiler. baskı ve korkutma ile sonuç alabiAlınan kararlı ve örgütlü tutum leceği yanılgısına düştü. karşı tarafı gerilettiği gibi örgütlü İşverenin baskısı ile toplanan işçi kesimi üzerindeki ölü toprağını imzalarla mülki amire yaptırılan da silkelemişti. Türk-İş ve hükümet grev oylaması tüm ülkenin günde- protokolü ile bitirildi sanılan kamu minde iki hafta boyunca tartışılıyor toplu iş sözleşmeleri süreci anlaşve burjuva basın çok ücret aldıkları mazlığa girdi ve işkolunda grev ve neredeyse vatan hakkı olmadığı için haini olduklarını sözleşme Yüksek Alınan kararlı ve söylediği çalışanHakem Kurulu’na örgütlü tutum karşı ları “greve hayır” gitti. Petkim’de ve tarafı gerilettiği demeye çağırıyorTürkiye Denizcilik du. İşletmesinde ise gibi örgütlü işçi müzakerelerdeEn aşırıya giden kesimi üzerindeki ki anlaşmazlıkgazete “9 ‘hayır’a ölü toprağını da lar karşısında işçi 1 ‘evet’ çıkacak” sendikaları grev diye yazıyordu. silkelemişti. Türk-İş ve silahını kullanTürkiye’nin sıcak hükümet protokolü ile maktan çekinmeparaya en yüksek bitirildi sanılan kamu yeceklerini ve bu faizi veren ülke konuda getirilmek ş a m p i y o n l u ğ u n u toplu iş sözleşmeleri istenecek yasaklara sürekli göğüsleme- süreci anlaşmazlığa aldırmayacaklarını sini dert etmeyen girdi. açıkladılar. gazeteciler, nitelikGrev oylamali iş gruplarının ve onların da en kıdemli olan ve en üst sı sonucunun ardından Çalışma ücret gruplarının aldıkları ücretleri Bakanı’nın görevlendirdiği iki araşirketteki tüm çalışanların ücretle- bulucunun da katılımıyla devam ri gibi göstererek “Bu kadar ücret eden, oylama sonucu sayesinde alıyorlar, bir de fazla zam istemek sendikanın her an grev uygulama ne hadlerine” demeye getiriyordu. kararını alma gücünü elinde tutarak Ancak patron gazetelerinin, tüm sürdürdüğü THY toplu iş sözleşmeişveren kesimlerinin ve hüküme- si ise maddi ve idari maddelerde tin umduğu sonuç çıkmadı. Tüm kazanımlarla bitti. baskılara karşın THY çalışanlarıAncak tek kazanım bu değil. Çok nın çoğunluğu greve “evet” dediönemli bir kazanım da örgütlü işçiler. Soluğunu tutmuş bu oylamalerin toplu pazarlık gücünün nasıl nın sonucunu bekleyen taraflardan kullanılabileceğini dosta düşmana sevinen, gülen, güçlü çıkan taraf hatırlatılmış, hafızaların tazelenmiş işçiler oldu. Sadece havayolu işçiolması oldu. leri değil tüm bilinçli işçiler ertesi


Ik29