Page 1

IMF’ye

Yıl 1 Sayı 3

SADAKA ZAMMA

10/11/2000

hükümete

200.000 TL

TALANA, SOYGUNA

DUR

FAŞİST KADROLAŞMAYA

özelleŞtİrmeye İŞSİZLİĞE

ASGARÝ ÜCRET SEFALETİNE İŞTEN ATMALARA

YOKSULLUĞA ADALETSİZLİĞE

BARÝKATLARI ZORLAYALIM GREVÝ ÖRGÜTLEYELÝM 2 Ýþ güvencesi mi geliyor? Exsa’da mücadele, Cumhuriyet Matbaasý’nda direniþ 3 Barikatý zorlayalým, grevi örgütleyelim, Bütçe 4 KESK’liler ne yapmalý? 5 Haziran 1995: Kazanmak mümkün 6 YÖK, MHP 7 POAÞ’ta mücadele 8-9 AB’ye karþý Küresel Direniþ 10 Filistinliler niçin mücadele ediyorlar? 11 Genel af 12 Halkýn iktidarý mý iþçi iktidarý mý? 13 NATO’nun bombaladýðý Sýrp iþçiler devrim yaptý, ABD’de yeni solun yükseliþi 14 Kitap tanýtýmlarý, Bergama mücadelesi 15 Anti kapitalist hareket nereden nereye?16 AB, IMF istikrar paketleri yoksullaþtýrýyor


Sayfa 2

antikapitalist

ÝÞ GÜVENCESÝ MÝ GELÝYOR? Çalýþma Bakaný Yaþar Okuyan'ýn "reform" diye sunduðu ve iþçi sendikalarý yöneticilerince de desteklenen "iþ güvencesi tasarýsý" patronlarý ayaða kaldýrdý. Türkiye Ýþveren Sendikalarý Konfederasyonu (TÝSK) önderliðinde bir araya gelen patron kuruluþlarý ve büyük patronlar hükümete veryan-

sýn ettiler. Türkiye Ziraat Odalarý Birliði (TZOB), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliði (TOBB), TÜSÝAD baþkanlarýnýn yaný sýra Koç ve Sabancý'nýn da katýldýðý basýn toplantýsýnda patronlar hükümeti "iþverenlerin desteðini" çekmekle tehdit ettiler. Oysa Prof. Dr. Alpaslan Iþýklý, bu tasarýnýn yeni haklar ge-

tirmediðini, hatta kazanýlmýþ haklarda bir gerileme yaratacaðýný söylüyor. Yapýlmasý planlanan deðiþikliðin sadece sendikal nedenlerle iþten atýlmalar konusuyla sýnýrlý olduðunu belirten Iþýklý, "tasarýnýn yürürlüðe girmesi ile 1 yýlýn üzerinde tazminat ödemesi mümkün olmayacaktýr" diyor.

C U MH U R Ý YE T M AT B A AS I ÝÞ Ç ÝL ER Ý Y LE D AY A NI ÞM AY A POAÞ iþçilerinin eylemlerine oldukça geniþ yer veren Cumhuriyet'in adsýz patronu Ýlhan Selçuk köþesinde övünerek "emekçilerin derdiyle davasýyla ilgilenen gazete yok" diyor. Gerçekten de Cumhuriyet Gazetesi diðer büyük gazetelerden farklý olarak emekçilerin sorunlarýyla daha fazla ilgileniyor. Ancak iþ burada bitmiyor. Cumhuriyet Gazetesi patronlarý kendi matbaalarýnda çalýþan iþçileri sendikasýzlaþtýrmaya çalýþýyor, buna karþý çýkan iþçileri iþten atýyor, polis aracýlýðýyla grev kýrýcýlar kullanýp grevcilere baský yapýyorlar. Cum-

140 S END ÝKA CI ÖLD ÜRÜL DÜ Geçen yýl dünyanýn çeþitli yerlerinde 140 iþçi lideri sendikal mücadeleleri nedeniyle öldürüldü. Uluslararasý Özgür Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu'nun (ICFTU) 113 ülkede yaptýðý araþtýrmaya göre 1999 yýlýnda iþçi haklarýnýn savunulmasý sýrasýnda 3000 kiþi tutuklandý, 1500 kiþi de yaralanma, dayak ve iþkenceye maruz kaldý.

huriyet Matbaasý iþçilerinin yaklaþýk 5 aydýr süren direniþi ise ne yazýk ki Cumhuriyet dahil hiçbir gazetede haber olmuyor. Cumhuriyet'i 350 bin lira vererek satýn alan binlerce insan bu durumdan habersiz. Çevremizde konuyu duyurmalý, protestolarýmýzý Cumhuriyet yazar ve yöneticilerine iletmeli, grevci iþçilerle dayanýþma için çevremizde para toplamalýyýz. Grevcilerle irtibat için Basýn Ýþ 0212 523 7110, protestolar için postakutusu@cumhuriyet.com.tr, hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr, faks 0212 513 8595, 0312 419 5027

S E N DÝ K A H A K K IM IZ Ýþçilerin sendikalaþma mücadelesi bütün zorluklarýna karþýn devam ediyor. TÜMTÝS'ten yapýlan açýklamaya göre, Arçelik ve Beko fabrikalarýnýn yükleme-boþaltma iþlerini yapan Yýldýran Tahmil Tahliye Þirketi'nde 18 iþçi, Trabzon Çimento Fabrikasý'nýn taþýma iþini yapan KNT ve Mavi Yol þirketlerinde çalýþan 70 iþçi

‘K ULE ’DE EY LEM VA R

Hava trafik kontrolörlerinin iþ yavaþlatma eylemi devam ediyor. Uçuþ güvenliðini saðlayabilmek için çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi ve ücretlerin artýrýlmasýnýn zorunlu olduðunu belirten kule çalýþanlarý, yaptýklarýnýn bir eylem olmadýðýný, sadece uluslararasý güvenlik kurallarý neyse onu uyguladýklarýný belirtiyorlar.

sendikaya üye olduklarý gerekçesiyle iþten atýldýlar. Baðýmsýz Dokuma-Ýþ Sendikasý da yaptýðý açýklamada, Hisar Ýplik'te çalýþan 120 iþçinin sendikalarýnýn tanýnmasý ve toplusözleþme yapýlmasý talebiyle 3 gün iþyerini terk etmeme eylemi ardýndan iþten atýldýklarýný belirtti. Her üç iþyerinde de mücadele devam ediyor.

MAD ENC ÝNÝ N C ANI 3 M ÝLY ON LÝR A Zonguldak'ta geçen ay bir kömür ocaðýnda daha grizu patlamasý oldu ve 4 madenci yaþamýný yitirdi. Yüzlerce kaçak kömür ocaðý bulunan Zonguldak'ta 5 bin kiþi günlük 3 milyon liraya emek güçlerini satmak zorunda býrakýlmýþ durumda. Bu ölümlerden "kâr etmiyor" diye TTK'yi kapatmaya çalýþanlar, TTK'nin kömür havzalarýný özelleþtirenler, ocaklarda ucuz ve örgütsüz emek üzerinden kâr edenler sorumludur.

Ç A L I ÞM A K OÞ UL L A R I BAR BAR CA Prof. Dr. Nusret Erkin tarafýndan yapýlan araþtýrma sonuçlarýna göre Türkiye'de her üç kiþiden biri kaçak çalýþtýrýlýyor. Yani sigortasý, sendikasý, hiçbir kaydý yok. Ýstanbul'da 300-400 bin, Ankara'da da 40-50 bin çocuk iþçi çalýþtýrýldýðý belirtilen araþtýrmaya göre, sanayide çalýþan 2 milyon iþçiden sadece 500 bini sigortalý. Kaçak çalýþtýrmadan en çok etkilenenler ise özellikle

eski doðu bloðu ülkelerinden Türkiye'ye gelen iþçiler. Türkiye'de 2 milyon yabancý iþçinin kaçak çalýþtýrýldýðý belirtiliyor. Verdiðimiz vergileri silaha, bankacýlara harcayan devlet kaçak iþçiliði önlemek için kýlýný bile kýpýrdatmýyor. Eðer bu barbarca koþullardan kurtulup insanca çalýþmak ve yaþamak istiyorsak kendi kolektif gücümüzden baþka güvenebileceðimiz bir þey yok.

EXS A’D A M ÜCA DEL E Adana Sabancý Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu olan Sabancý'ya ait EXSA (Koteks) iþyerinde DÝSK'e baðlý Tekstil Ýþçileri Sendikasý'na üye iþçiler 19 Haziran'dan buyana grevdeler. Ýþçiler 87 milyon lira olan aylýklarýnýn 100 milyona çýkarýlmasýný isterken Sabancý, sendika ile toplusözleþme görüþmesine

yanaþmýyor. EXSA Ýþçileri Sabancý'ya taleplerini kabul ettirebilmek için Adana'dan Ýstanbul'a yürüyüþ düzenlediler. Daha önce Avrupa Kalite Ödülü alan EXSA iþçileri Sabancý görüþmeye yanaþana ve haklarýný alana kadar mücadele edeceklerini söylüyorlar.

Þ EKER Ý ÞÇÝ SÝ ME RAL ’E KIZ GIN Kadrolu iþçi statüsüne geçemeyen þeker iþçileri Türk-Ýþ Genel Baþkaný Bayram Meral'in kendilerini sattýðýný söylüyorlar. Meral'i protesto için Türk-Ýþ Genel Merkezi'nde gösteri yapan iþçiler "kadro hakkýmýz söke söke alýrýz", "Meral'e güvendik bizi sattý"

sloganlarý attýlar. Bayram Meral çoðu kendi baþkaný olduðu Yol-Ýþ Sendikasý üyesi iþçilerden oluþan 44 bin geçici iþçinin sürekli iþçi kadrosuna geçmesi için hükümetle anlaþmaya varmýþtý. Ancak halen geçici iþçi statüsünde olan 126 bin iþçi bulunuyor.

HAR B-Ý Þ’L ÝNÝ N PRO TEST OSU Ankara'da Harb-Ýþ üyesi iþçiler iþ çýkýþýnda sendika binasý önünde toplanarak hükümeti ve yeni bütçe önerisini protesto ettiler. "Hükümet þaþýrma sabrýmýzý taþýrma", "Ýþçi memur el ele genel greve", "Vur vur inlesin

kurtlar kuþlar dinlesin" "Asker deðil iþçiyiz alanlarda güçlüyüz", "Harb-Ýþ burada Türk-Ýþ nerede", "IMF defol bu memleket bizim" sloganlarý atan iþçiler zorunlu tasarruf kesintilerinin derhal geri ödenmesini istediler.

DE P R E S YO NDAY IZ ! Uluslararasý Çalýþma Örgütü (ILO) raporuna göre her 10 iþçiden birisinin depresyon tedavisi görüyor. Finlandiya, ABD, Ýngiltere, Almanya ve Polonya'daki araþtýrmalara göre hazýrlanan raporda, iþçilerin akýl ve ruh saðlýklarýný etkileyen nedenlerin baþýnda "iþ güvenliðinin olmamasý, çalýþma yaþamýndaki belirsizlik ve istikrarsýzlýk, kýsa dönemli sözleþmeler"

gösteriliyor. Türkiye'de de Saðlýk Bakanlýðý araþtýrmalarýna göre, her 5 yetiþkinden birinin ruhsal hastalýklara sahip olduðu belirlendi. Çocuk ve genç nüfusun yüzde 11'inin ruhsal olarak sorunlu olduðunun bildirildiði rapora göre, kentlerde yaþayanlar kýrsal kesime göre daha fazla sorunlu. Kýsacasý kapitalizm bizi hasta ediyor.


antikapitalist

Sayfa 3

BARÝKATLARI ZORLAYALIM

GREVİ ÖRGÜTLEYELİM

Tüm yoksulluðumuza raðmen, borç harç Anadolu'nun dört bir yanýndan "yeter artýk" demek, sesimizi duyurmak için 11 Kasým'da Ankara'da toplandýk. Þimdi de Emek Platformu'nun Bütçe Yasasý'nýn TBMM'de görüþüleceði son gün "üretimden gelen gücün kullanýlmasý" ve TBMM'ye yürüme kararýný hayata geçirmek için tartýþmak, grevi örgütlemek zorundayýz. Artýk sonuç almak istiyoruz. Ankara'dan eli boþ dönmek istemiyoruz. Kamu kaynaklarýný cebe indiren bankacýlar, çeteciler, patronlar, IMF memurlarý devletin en üst makamlarýndan hürmet görürken her þeyi üreten, bütün hizmetleri veren bizlere sürekli kazýk atýlýyor. Bu kazýða onlarý oturtmak istiyoruz. Dünyanýn bir çok ülkesinde milyonlarca insan IMF bütçelerine karþý kitlesel ve baþarýlý eylemler yapýyorlar. Seattle, Prag gibi gösteriler buzdaðýnýn sadece görünen kýsmý. Arjantin, Bolivya, Kolombiya, Ekvator, Honduras, Güney Afrika, Nijerya, Zambia'daki IMF isyanlarý hükümetleri deviriyor, özelleþtirmeleri çöpe atýyor.

Daha geçen ay Yunanistan'da 8 yýl aradan sonra ilk kez kamu ve özel sektör çalýþanlarý IMF stili politikalara karþý birlikte baþarýlý bir genel grev yaptýlar. IMF'nin yoksullaþtýrýcý, iþsizleþtirici, sendikasýzlaþtýrýcý politikalarýný Türkiye'de de durdurabiliriz. Bunun için Yunanlý kardeþlerimizin yolunu izlemeliyiz; gücümüzü birleþtirmeli, iþçi memur birlikte greve çýkmalýyýz. Artýk hükümet ve TBMM'nin biz yokmuþuz gibi davranmasýna izin vermeyelim. Barikatlarý zorlayalým. Yöneticilerin kýzgýnlýðýmýzý, sýkýntýmýzý, taleplerimizi ciddiye almalarýný saðlayalým. Baþbakanlýða ulaþmadan, meclistekiler öfkemizi enselerinde hissetmeden dönmeyelim! IMF bütçesini, iþten atmalarý, özelleþtirmeleri, sendikalarýmýza saldýrýlarý durdurabiliriz. Türk-Ýþ, DÝSK, Hak-Ýþ, KESK, Memur-Sen, Kamu-Sen yöneticilerinin aldýðý kararýn gerçekleþmesi için bulunduðumuz her alanda hangi sendika üyesi olursa olsun üretimden gelen gücü birlikte kullanmak için örgütlemeli, Ankara mitingine kitlesel katýlým saðlamalýyýz.

BÜTÇELERÝNÝ BAÞLARINA ÇALALIM Sabancý'nýn fabrikasýnda çalýþan Exsa iþçisi 100 milyon maaþý çok görüyorlar. Bütçede yüzbinlerce memurun maaþý için ayrýlan toplam para 12 katrilyon lira, ama birkaç bankacýya yedirilen 7.8 katrilyon lira. Birkaç yüz sermayedara verilecek faiz 16,7 katrilyon lira. Yani EXSA iþçisine çok gördüklerinin 78 bin katýný 10 bankanýn sahibine yedirdiler. Sermayedarlara yasadýþý banka soygunlarý ve yasal faiz olarak yedirilen para 2001 yýlý bütçesinde saðlýða ayrýlan paranýn 20 katý, eðitime ayrýlan paranýn ise 6 katý. 2001 bütçesinde bütçe dýþý fonlar hariç 11 katrilyon lira savunma harcamasý için ayrýlmýþ durumda. Bu para ile memur maaþlarýna %100'den fazla zam yapýlabilir. Kiþi baþýna yarým aspirin ama 3 el bombasý düþen Türkiye'de 2001'de silahlanma için saðlýða harcanan paranýn 8.5 katý, eðitime harcanan paranýn da 2,7 katý harcanacak. Böylece her 10 bin kiþi sadece 1 saðlýk ocaðý, 2 adet son model tank düþecek. Bu bütçe silaha kiþi baþýna 168 milyon lira para ayýrýrken saðlýða 20 milyon, eðitime 62 milyon liralýk harcama yapýyor. Ýþte 2001 yýlý bütçesinden çarpýcý rakamlar: Kiþi Kiþi Kiþi Kiþi Kiþi

baþýna baþýna baþýna baþýna baþýna

silahlanma harcamasý faiz harcamasý saðlýk harcamasý eðitim harcamasý personel harcamasý

168 milyon TL 257 milyon TL 20 milyon TL 62 milyon TL 185 milyon TL

Bu bütçe çoðunluðun deðil bir avuç azýnlýðýn çýkarlarýna hizmet ediyor. IMF'nin, sermayenin, çetelerin bütçesine hayýr!

İmf BÜTÇESİNİ durduralIm

ÇEKİN ELİNİZİ CEBİMİZDEN! Ýþte gerçek soyguncular... Bir elleri medyada, bir elleri siyasette, bir elleri bürokraside, bir elleri bankalarda, ortak elleri ise hep bizim cebimizde!

Devletin izin ve gözetiminde soyulan (ve þimdilik halk tarafýndan bilinen) 10 bankanýn bize faturasý 11.5 milyar dolarý geçti. Ýþ, siyaset, mafya-çete dünyasýnýn tanýnmýþ isimleri tarafýndan içleri boþaltýlan bankalardaki soygunun bizzat devletin en tepe noktalarýndaki yöneticilerin bilgi, gözetim ve himayesinde gerçekleþtiði ortaya çýktý. Peki bu paralar kimin cebinden çýkýyor? Bizim cebimizden, bizlerden toplanan vergilerden elbette. Türkiye'nin dýþ borçlarýnýn onda birinden fazla olan bu para birkaç yüz aile arasýnda paylaþýldý. Oysa bu paralarla binlerce hastane, binlerce okul, yüzlerce üniversite, onbinlerce konut, kilometrelerce demiryolu, metro hattý, içme suyu þebekesi yapýlabilir, onbinlerce iþsizin çalýþabileceði dev fabrikalar açýlabilirdi. Bu çürümüþ ve adaletsiz sisteme daha ne kadar katlanacaðýz? Milyonlarýn hayatýný çekilmez hale getiren bir avuç asalaða daha ne kadar sabredeceðiz? Geleceðimizi ve çocuklarýmýzý bu asalaklarýn keyiflerine mi býrakacaðýz? Dünyanýn her yerinde adaletsizlik ve yoksulluða karþý yeni bir mücadele dalgasý yükseliyor. Türkiye'de de bunu örgütlemek, geleceðimize sahip çýkmak mümkün. Miloseviç'i düþüren Yugoslav, Suharto'yu yargýlayan Endonezyalý, genel grev yapan Yunanlý, özelleþtirmeleri ve zamlarý durduran Bolivyalý, baþkaný deviren Ekvatorlu kardeþlerimiz bize yol gösteriyorlar.

P atr onl arý ve rgi len di r! Tanýnmýþ iþadamlarý hep vergilerini týkýr týkýr ödediklerini iddia ederek kayýt dýþý ekonomiden þikayet ederler. Türkiye ekonomisinin yarýsýnýn vergi vermeden çalýþtýðý doðru. Ancak kayýtlý olan iþyerleri de doðru düzgün vergi vermiyor. Maliye Bakanlýðý'nýn açýklamasýna göre, kayýtlý çalýþan 'saygýdeðer' patronlarýmýz elde ettikleri gelirin yarýsýný vergiden saklýyorlar. Üstelik kaçak oraný her yýl artýyor. 1997'de yüzde 25.2 oranýnda vergi kaçýran patronlar bu oraný 2999 yýlýnda yüzde 44.7'ye yükselttiler. Bizlerin vergisini, daha maaþýmýzý vermeden kesen devlet, iþ patronlara gelince çok anlayýþlý oluyor. Küçük

patronlar (gelir vergisine tabi olan esnaf, küçük iþletmeler vb) yýlda kiþi baþýna 6 milyar liraya yakýn vergi kaçýrýrken büyük sermayedarlarýn (kurumlar vergisine tabi olan holdingler vb) kiþi baþýna kaçýrdýðý vergi 18 milyarý buluyor. Büyük holdinglerin merkezlerinin bulunduðu Ýstanbul'da holdingler ortalama 11 milyar, Bursa ve Adana'da 3 milyar lira. Verdikleri vergilere bakýlýrsa bu holdingler bir memur ya da iþçinin kazandýðýndan azýcýk daha fazla para kazanýyorlar. Para yok diye yakýnýp düþük ücretlere razý olmamýzý isteyen yöneticiler yeni vergileri de bizim sýrtýmýza yüklüyorlar.


KESK, SENDÝKAL MÜCADELE, LÝDERLÝK

Sayfa 4

antikapitalist

NE YAPMALI? KESK 1990'larda iþçi sýnýfý muhalefetinin yükselmesinde önemli bir rol oynadý. KESK'i oluþturan sendikalar, mavi yakalý iþçilerin 1989 bahar eylemleri sýrasýnda yarattýðý mücadele ruhuyla ortaya çýktýlar. Bahar eylemleri 12 Eylül sonrasýnda yaþanan en geniþ katýlýmlý iþçi muhalefetini temsil ediyordu. Bir yýl gibi kýsa bir zaman içinde iþçiler darbe sonrasý ücret kayýplarýnýn çoðunu geri kazandýlar. Bu eylemler iþçilerin tümünün ücretinde eyleme katýlmýþ olsa da olmasa da önemli bir artýþ saðladý. Bu durum iþçi sýnýfýnýn yeniden kendine güvenini saðladý. Memur sendikalarý çoðunlukla 199091 yýllarýnda kuruldu. Büyük mücadeleler sonucu inþa edildi. Kurucularý sürgün, ceza, polis baskýsý, tutuklamalar ve gösterilerde dayakla karþý karþýya kaldýlar. Ancak birkaç yýl içinde teknik olarak illegal olmalarýna raðmen bu sendikalar 600 bin kadar iþçiyi örgütledi ve meþruiyet kazandýlar. Bazý durumlarda kamu sektörü iþverenleriyle toplu sözleþme bile imzaladýlar. Þimdi KESK yeni sendika yasasý ve Türk Kamu Sen nedeniyle ciddi bir tehlikeyle karþý karþýya. Kamu sektöründe saðcýlarýn kontrolündeki Kamu Sen KESK'e raðmen üye kazanarak yasanýn yarattýðý koþullardan faydalanmak istiyor. KESK mücadelesi 1994 sonbaharýnda en yüksek noktasýna ulaþtý. Bu dönemde KESK henüz kurulmamýþtý bile. Halen Kamu Çalýþanlarý Sendikalarý Platformu adýyla örgütlenen resmi olmayan bir yapýya sahipti. 1994 sonbaharýnda her ayýn 20'sinde grev çaðrýsý yapýldý. Bu çaðrý Türk-Ýþ gibi diðer sendikalardan da destek aldý. Ancak o sonbahar en önemli grev daha önceden planlanmýþ eylemlerin parçasý deðildi. Tüm Haber Sen'in 24 yönetici üyesi sürgün edilmiþti. Buna tepki olarak 25 Kasým'da postanelerde süresiz grev baþladý. Bu grev postane önlerinde üyelerin kitlesel grev gözcülüðü yaparak aktif katýlýmýyla gerçekleþti. Greve diðer postane iþçilerinden bir kýsmý da destek verdi ve posta hizmetlerini aksattý. Grevin beþinci gününde sürgünler geri çekildi. Bu durum 20 Aralýk'taki grevin o zaman ki en büyük ve en güvenli grev olmasýný garantiledi. Kazanýmý saðlayan en temel faktörler tabandaki öfke, tabanda gerçekleþen sendikalar arasýnda dayanýþma ve eylemdi. Yönetici sýnýf da bu durumdan ders çýkardý. Kamu sektörü beyaz yakalý iþçilerinin sendikalarýyla kedi-fare taktikleriyle savaþmaya baþladý. KÇSP'nin ve sonra KESK'in problemi sonuç almayan, bir günlük merkezi eylemlere baðlý kalarak nihai olarak bu yýpratma taktiklerinin iþlemesine izin vermesiydi. 4-5 Mart 1998 KESK sendikalarýnýn ciddi problemlere sahip olduðunu en açýk þekilde gösteren tarih oldu. 4 Mart 1998'de 5 bin KESK militaný polisin gaz bombalý ve tazyikli sulu saldýrýsýna uðradý. KESK'in tabanýndan gelen tepki çok yüksekti. Aylarca neredeyse boþ olan KESK þubeleri haberi duyarak "ne yapacaðýz" diye gelen insanlarla dolup taþtý. Bir þey yapmaya hazýr gerçek bir öfke ve istek vardý. Hatta Ýstanbul'dan otobüsler Ankara'ya doðru yola çýktý. Ancak KESK liderliði tarafýndan Kýzýlay eylemi iptal edilmiþti, otobüsler yarý yoldan geri döndürüldü. O günden bugüne KESK eylemleri Haziran'daki öðretmen eylemi gibi birkaç özel durum dýþýnda düþük katýlýmlýydý. Þimdi 11 Kasým eylemleriyle KESK bir kez daha yeniden canlanma þansýna

sahip. Sosyalistler için en önemli soru, bu sendikalarýn büyümesine ve mücadelelerini kazanmasýna nasýl yardýmcý olabilecekleri. Kamu Sen'in zaferi çok ciddi bir geri adým olacaktýr. Sadece sendika liderlerinden þikayet etmenin bir faydasý yok. KESK liderliði her sendika liderliðinin sahip olduðu normal bir muhafazakarlýk içindedir ve üyelerin ortalama bilinç ve güven düzeyini yansýtýrlar. 4-5 Mart'ta geri adým atmasý ve 95-98 arasýndaki durgunluk nedeniyle liderliði eleþtirmek yetmez. Bizler bunu önleyecek bir pozisyona sahip olmalýyýz. Bunu yapabilmek için ortalama üyeden daha militan ve daha kararlý ancak iþyerinde kökleri olan tabandaki militanlarý bir araya getirmemiz gerekiyor. Eðer sendikalar ve þehirler arasýnda böylesi bir örgütlenme olsaydý 4-5 Mart akþamý Ankara'dan dönmeyi reddetmemiz mümkün olurdu. 25 Kasým 1994'de protesto grevlerinden süresiz greve yönlenmemiz gerektiðini tartýþabilirdik. Sendikalarda sadece liderlik deðiþimi için tartýþmanýn bir faydasý yok. Seçimler her iki yýlda bir olur. Bu arada yükselen mücadele dalgasý çoktan kaçmýþ olur. Mücadelenin yönünü hýzla deðiþtirebilmemiz gerek. Anti kapitalist hareket farklý fikirlere sahip çok farklý insanlarýn ortak bir hedef etrafýnda birlikte çalýþabileceðini gösteriyor. Sendikalarýmýzda da böylesi bir hareket inþa etmeye ihtiyacýmýz var. Sendika liderlerine karþý tavrýmýz "iþçilerin çýkarlarýný desteklediklerinde onlarý desteklemek bunu yapmadýklarýnda ise desteklememektir." (Bu sözler 1921'de Ýngiliz madencilerinin taban örgütlenmesinin ifadesidir.) Ancak canlý bir taban hareketi olduðunda sendikalar ileri doðru hareket edebilirler. Bizler bu hareketi þapkamýzdan çýkaramayýz. Bu hareket inþa edilmek zorunda. Hemen etkili olmayacaktýr ancak baþka yol da yok.

C e m U zu n

“1 1 K asI m’d a mİ TİNGL E ye tİ nm e me l İYİ Z”

Çetin KURTOÐLU (Enerji Yapý Yol Sen Genel Sekreteri):

Muhabirimiz Hikmet Baþaran’ýn yaptýðý röportajý aþaðýda sunuyoruz:

“Son yýllardaki sendikal mücadelemizi iki alanda sürdürmeye çalýþýyoruz. Özlük haklarý, ücret artýþlarý gibi ekonomik taleplerin yanýnda faþist kadrolaþmayý engellemek, sürgün ve cezalarý durdurmak gibi siyasi boyutu olan taleplerimiz var. Bu en temel isteklerimizde kazaným saðlayabilmek için tüm kamu emekçilerini kucaklayacak bir harekete ihtiyacýmýz var. Ancak bu dönemde sonuç alabilmenin en önemli aracý sadece insanlarý bir araya getirmek deðil ayný zamanda mücadeleyi militanca bir þekilde sürdürebilmektir. 18 Ekim'de baþlayan bu eylem programý ve özellikle 9-10-11'indeki eylemler iyi deðerlendirilirse sonuç elde edebildiðimiz ve militanca bir mücadele tarzý açýsýndan bir baþlangýç olabilir. Daha önceki küçük çapta ve protestocu eylemlerin hiçbir þey kazanmadan, baþladýðý gibi sona erdiðini biliyoruz. O yüzden 11 Kasým'da basýn açýklamasý ve miting yapmakla yetinmemeliyiz. Devleti ve patronlarý rahatsýz edecek bir þeyler yapmak gerekli. Ve eylemler mutlaka 11 Kasým sonrasýna da taþýnmalý. Bu noktada hem iþ yeri hem de alan merkezli bir mücadele yürütmeliyiz. Ýþyerlerinde geçici belki de uzun süreli iþ býrakmalarýn yanýnda alanlarda da ses getiren eylemler yapabiliriz. Tüm eylemlerimizde önümüze somut hedefler koymalýyýz diye düþünüyorum. Bunlarý kazanmanýn yolu da alana geldiðimiz gibi geri dönmekten deðil de en militanca ve sonuna kadar mücadele etmekten geçiyor. KESK'in yürüttüðü bu eylem süreci sendikalarýn yeniden inþasý konusunda da önemli bir adým olabilir. Son yýllardaki sendikal harekete baktýðýmýzda bu kurumlarýn içinin boþaldýðýný görüyoruz. Büyük ve kitlesel bir güce sahip olan sendikalarýn yöneticilerinin hareketin en kritik dönemlerinde çok defalar uzlaþmacý bir tavýr sergilediðini gördük. Biz KESK olarak büyük küçük bir çok eylem gerçekleþtirdik. Ancak þu çok açýk ki diðer sendikalarýn desteði olmadan bir þeyler kazanmamýz mümkün olamaz. Emek Platformu bütçeyle ilgili olarak bir günlük grev kararý aldý. Platformdaki tüm sendikalar bu kararýn altýna imza attýlar. Ancak bunun ne derece hayata geçirileceði oldukça meçhul. Sendikal mücadele ve özellikle KESK açýsýndan bu eylemler yeniden bir varolma ve harekete geçme süreci baþlatabilir. Bugün önümüzdeki en önemli sorunlardan biri de bölünmüþ örgütlülük meselesi. Devlete ve patronlara karþý mücadelemizde kazanmak için birleþik bir örgütlülüðe ihtiyacýmýz var. Egemen sýnýfýn yasalarý ve fikirleri emekçi kesimi iþçi ve memur olarak bölmekte. Bunun yanýnda özellikle taþeron firmalarda çalýþan iþçilerin örgütlenmesi konusunda bir çok sorunla karþýlaþýyoruz.”


17-18 Haziran 1995:

antikapitalist

Sayfa 5

Kazanmak mümkün! IMF programýný uygulamaya kararlý yöneticiler saldýrýlarýnýn dozunu arttýrýyorlar. Patronlarýn istikrarý için iþçilerin yaþam standardýný düþürmeye çalýþýyorlar. EXSA iþçisine 100 milyonu çok görüyorlar. Memurlara yüzde 10 zam veriyorlar. Özelleþtirilen iþyerlerinden kitlesel olarak iþçi atýyorlar. Bu saldýrýlardan rahatsýz olan milyonlarca insan "karþý durmak mümkün mü?" diye düþünüyor. Eðer bu soruya gönül rahatlýðýyla "evet" yanýtý veremezsek kazanmamýz gerçekten de çok zor. Bu nedenle kendi mücadele tarihimiz ve diðer ülkelerdeki kardeþlerimizin mücadelelerinden ilham almak, bu tarihi ve mücadeleyi hafýzamýzda canlý tutmak zorundayýz. Boðazýmýzý sýkan istikrar paketlerine karþý mücadelede en önemli rehberimiz 5 Nisan 1994 paketinin çöpe atýlmasý için yaptýklarýmýzdýr. Patronlarýn istikrarý için artýk kemer sýkmak istemeyen iþçiler ve memurlar 1995 yýlýnda büyük mücadelelere imza attýlar. 20 Aralýk 1994'te kamu emekçileri iþ býrakma eylemi gerçekleþtirdiler. Bu eylem sonrasýnda binlerce memura ceza verilmiþ, sürgünler yaþanmýþtý. 20 Nisan 1995'de yapýlan 1 günlük iþ býrakma eyleminde de ayný süreç yaþanmýþ ve saldýrýlar artarak devam etmiþti. Hükümet, yükselen muhalefet karþýsýnda mücadele aracý olan sendikalarý yok etme ya da iþlevsizleþtirmeye çalýþýyordu. TÜM HABER-SEN'in kapatýlmasý kararý bu saldýrýnýn önemli bir yanýný oluþturmuþtu. Ancak memur sendikalarý Haziran 1995'i eylemler ayý haline getirmeye karar verdi. Sendikalar platformunun sözcüsü Yýldýrým Kaya, 15-16 Haziran'da Ankara Güven Park'ta iki günlük oturma eylemi yapacaklarýný, "bunun var olma ya da yok olma mücadelesi" olduðunu söylüyordu. Kaya þöyle diyordu: "25 yýl önce iþçi sendikalarýný ortadan kaldýrmaya yönelik tezgahlanan oyunlar, günümüzde kamu çalýþanlarý için tezgahlanýyor. Demokrasi adýna deðiþen bir þey yok. Nasýl ki, iþçiler, 1516 Haziran 1970 direniþiyle bu oyunlarý bozduysa kamu çalýþanlarý da oyunu bozacaktýr." 15-16 Haziran günlerinde önce sendika baþkanlarý 2 günlük oturma eylemi yapacak daha sonra Türkiye'nin her bölgesinden gelen memurlar 17 Haziran'da Hipodrom'da buluþup Kýzýlay'a yürüyecek ve eylemin bir parçasý haline geleceklerdi. 15 Haziran günü sendika baþkanlarý 2 bin kiþinin katýldýðý bir yürüyüþle Güven Park'a geldiler. Akþam düzenlenen þenliðe

5 bin kiþi katýldý ve katýlanlarýn a n t i k a p i t a l i s t m u ha b i rl e ri B en gi Y ý ld ý rý m ve H i k m e t B a þ a r a n ç eþ it l i çoðu orada sabahladý. s e nd i ka l a r ýn t em s i lc i l er iy l e bü tç e ka r þ ý tý e yl e m l er h a kk ýn d a g ö rü þ tü : Asýl þenlik 17 Haziran günü gerçekleþti. Kýzýlay meydaný mak üzere tüm toplumu ilgilen- bu karara uymuyor. Çalýþan inK emal Ü NA L 100 bin memur tarafýndan iþgal diriyor. Bizim de içinde yer aldý- sanlar devletin ve iþverenin edilmiþti. Memurlar bir yandan (Eði ti m Sen ðýmýz Emek Platformu bu konu- baský ve yýldýrma politikalarýnistikrar paketini, sürgünleri, ceG e n e l S e k r e t e r i ) da ortak bir anlayýþ içerisinde. dan dolayý bu hak mücadelesizalarý çöpe atmak istiyorlar, diBu dönemdeki eylemlerimi- Kitlesel katýlýmlarýn olduðu ey- ne katýlmaktan kaçýnýyorlar. Bu ðer yandan ise mücadelede 5 zin temel amacý, 10 yýldýr önü- lemler ve iþ býrakmalarla hükü- yüzden sonuç alabileceðimiz yýllýný dolduran sendikalarýna samüze koyduðumuz hedefleri mete geri adým attýrabileceði- kitlesel eylemler gerçekleþtirehip çýkýyorlar, onlarý meþrulaþmiyoruz. gerçekleþtirmek. Yani kamu ça- mize inanýyoruz. týrma mücadelesi veriyorlardý. lýþanlarýnýn çalýþma koþullarýnýn Eylemdeki pankartlar bunun en Mahsun TURAN (DÝSK düzeltilmesi ve yaþam standart- M e v l ü t Ç A K M A K açýk örneði idi. Birinde "Memur ( B E S G e n e l M e r - Ankara Temsilciliði ve larýnýn yükseltilmesi. Bunun yasevenler derneði deðil, sendika nýnda Türkiye'nin demokratikk e z Yö n e ti ci si) OLEYÝS Basýn ve istiyoruz" diyordu. Memurlar bu leþtirilmesi ve toplumun tüm 18 Ekim'de eylemlere baþ- Yayýn Dairesi Uzmaný) mücadeleyi kazanýmla bitirme sorunlarýnýn giderilmesi amaç- ladýk. Halkýn deðil IMF'nin isnoktasýnda kararlýydýlar. "GemiEmek Platformu içindeki örlarýmýz arasýnda. Önümüzdeki tekleri doðrultusunda bir bütçe leri yaktýk, geri dönüþ yok" slogünler bütçe görüþmeleri ne- hazýrlandý. Bu dönemdeki ey- gütler son yaptýklarý toplantýda ganý öne çýkýyordu. deniyle gündemin sýcak olduðu lemlerimizle hem daha adil bir þu kararý aldý: 2001 bütçesi hüEylem büyük medyayý bile zamanlar olacak. Eylemlerimizi bütçe elde edebileceðimiz gibi kümetin sermayeden yana tavýr etkilemiþti. Gazeteler memurlasonuç alabilmek için böyle dö- hem de KESK'in çalýþanlar ara- aldýðýnýn bir göstergesidir. Senrýn hak elde etme mücadelelenemlerde yapýyoruz. Bu bütçe sýnda daha da fazla taban bula- dikalarýn son zamanlarda yaptýrindeki kararlýlýðý yazýyorlardý. toplumun beklentilerine cevap bileceðini düþünüyoruz. Bu ðý ayrý ayrý eylemler, uygulanan Bir köþe yazarý Devlet Bakaný vermiyor, yine IMF'nin ve Dün- mücadeleyi kazanmak için tabi- ekonomik programýn yükünün Necmettin Cevheri'nin iki günya Bankasý'nýn isteklerine göre i ki tek baþýna KESK'in gücü emekçilerin üzerine yýkma çalük Kýzýlay iþgaliyle ilgili "Eylemþekillenen bir bütçe. Toplumun yetmeyecek. Emek Platformu balarýnýn kabul edilemeyeceðileri yasadýþý, ama demokratik…" çoðunluðu için deðil sermaye- oldukça iþlevsiz. Ama çözüm bu ni gösterecek uzun erimli bir sözünü aktarýp þöyle devam edinin ve patronlarýn çýkarlarý gö- platformu daðýtmak deðil mücadelenin baþlangýcýdýr. Yüyordu: zetilerek hazýrlanan bir bütçe. emekçiden yana tavýr almasý rütülen tek tek mücadeleler her "Cevheri haklý, memura iliþSon yýllarda enflasyonun altýn- için çaba sarf etmekten geçi- örgütün tabanýný 9-10-11 Kakin yasalarda her þey var, ama da ücret zammý alarak ezilen yor. Emek Platformunun bu son sým'daki eylemlere bir hazýrlýk demokrasi yok. Bu maddeyi de kamu emekçilerinin devletten grev kararý, platform içerisinde çabasýdýr. KESK'in 9-10-11 Kamemurlar yazýyor. Hem de Kýzýalacaðý varken yüzde 10'luk bir KESK'in fikirlerin etkili olduðu- sým'da yapacaðý merkezi eylay Alaný'nda… Hem de on binlerzam öneriliyor. Biz bu dönem- nu gösteriyor. Bu dönemde lemlerde dahil olmak üzere ce kiþilik bir uzman kuruluyla…" de sadece daha yüksek bir zam gerçekleþtirdiðimiz eylemler hem Emek Platformu örgütleriTBMM'ye 500, Baþbakanlýða deðil, toplu sözleþme anlayýþýy- asla küçümsenmemeli. Küçük nin eylemlerine destek verece100 metre uzaklýktaki Kýzýlay la hareket etmek istiyoruz. Bu- de olsa tüm eylemler için çaba ðiz. Bunun yaný sýra gerek yerel Meydaný iki günlüðüne iþgal nun yanýnda Zorunlu Tasarruf sarf etmemiz gerekiyor. 11 Ka- gerekse merkezi düzeydeki eyedilmiþti. Gerçekten memurlar ve Nema ödemelerinde büyük sým'dan sonra hükümet geri lemlere sonuna kadar destek yasalarýný kendileri yazýyorlardý. bir hak kaybýmýz söz konusu. Bi- adým atmazsa biz de mücade- vereceðiz. KESK'in eylemini bu Hükümet yetkilileri Kýzýlay'ýn rikmiþ tüm tasarruflarýmýzýn bir leye yeni bir eylem programýyla çerçevede kamu çalýþanlarýnýn eylem için kullanýlmasýnýn yaortak, uzun erimli mücadelesiseferde ödenmesini talep edi- devam edeceðiz. sak olduðunu sürekli söylemelene çok önemli bir basamak yoruz. 18 Ekim'de baþlayan bir rine raðmen, 100 bin kiþi karþýeylem programý belirledik. Bu Ö m e r F a r u k N A S oluþturacaðýný düþünüyoruz. sýnda duran polis ve asker bu KESK eylemlerinin yüzdelik konuda üyelerimizin ortak bir ( Pe t r o l Ý þ M a li yasayý uygulayacak kadar güçlü zammý arttýrmasýndan çok tutum sergileyebilmesi için bölhissetmiyordu kendisini. Yine Sekreteri) Emek Platformunun genel çage ve il toplantýlarý düzenliyode göstericilerin davul zurnalabasý bir bütün olarak bütçenin Bu son sü reç te ki ey lem le rin ruz. Ayrýca kamuoyuna isteklerirýna el koyarak memurlarýn coþmizi duyurabilmemiz için afiþle- de KESK'i destekliyoruz. Ama yükünü emekçilerin üzerine yýkusunu azaltmaya çalýþýyorlardý. me ve kokart takma eylemleri sonuç alabilmek için yalnýz kýlmasýna engel olmaktýr. Eylem 18 Haziran akþamýna DÝSK, KESK'in yapacaðý eygerçekleþtirdik. 11 Kasým'daki KESK'lilerin deðil çalýþanlarýnýn kadar coþkulu bir þekilde sürdü. le me kitlesel bir destek vereço ðun lu ðun ka týl dý ðý bir mü ca büyük mitingden sonra hükü18 akþamý ise tartýþma eylemi metten olumlu bir yanýt alamaz- deleye ihtiyacýmýz var. Fakat cek. KESK'in eylemlerinden devam ettirip ettirmeme noktasak üretimden gelen gücümüzü toplumun genelinde umutsuz sonra Meclis'te bütçenin görüsýna geldi dayandý. Alandaki onkullanacaðýz. 13 Kasým'da ya- bir hava var. Ýnsanlar düþünce- þüleceði son gün üretimden binler kalmak ve kendilerine pacaðýmýz Baþkanlar Kurulu de bu eylemlere destek veri- gelen gücümüzü kullanacaðýz. karþý tepkisiz kalan hükümeti toplantýsýyla yeni bir eylem tak- yorlar ancak iþ harekete geldi- Emek Platformu olarak o gün dize getirmek istiyordu. Ancak vimi belirleyeceðiz. Hazýrlanan ðinde maalesef kaçýyorlar. Ankara'da kitlesel bir miting sendika liderliði eylemi devam bu bütçe yalnýz kamu çalýþanla- Türk-iþ yönetiminde eylem ka- yaptýktan sonra vatandaþ olarak ettirme noktasýnda ayný düþünrýný deðil baþta emekçiler ol- rarý aldýðýmýzda bile bünyemiz- hakkýmýzý kullanýp meclise þikacede deðildi. Sendika baþkanladeki birçok sendika ve üyemiz yet dilekçelerimizi vereceðiz. rýnýn katýldýðý bir toplantýda konfederasyon liderliði eyleme isteyen 600.000 memur 20 Hazi- dý. DYP azýnlýk hükümetinin birleþtirecek örgütlenme yoktu. devam etmek isteyen onbinlere ran'da iþ býraktý. Eylemler nede- TBMM'de güven oylamasý yapý- Bu yüzden de kalma isteði kitleraðmen eylemin bitirilmesi yö- niyle Ýstanbul'da tren ve vapur lacaðý gün Türk-Ýþ üyesi iþçiler sel bir irade ve eyleme dönüþenünde karar aldý. Bu karar kitle- seferleri aksadý ve hayat nere- "hükümeti yýktýk sýra IMF'de" medi. ye açýklandýðýnda büyük bir ha- deyse durdu. 3.000 memur gö- sloganlarýyla Kýzýlay'a girdi. HüMezarda Emeklilik Yasasý'na yal kýrýklýðý ve öfkeye neden ol- zaltýlarý protesto etmek için "bizi kümet güven oyu alamadý. karþý Kýzýlay'ý dolduran 500 bin du. Sendika baþkanlarý taþlaný- de gözaltýna alýn!" sloganýyla eyYükselen mücadele hem 5 iþçi, 15-16 Haziranlar ve 17-18 yor ve yuhalanýyorlardý. Kitle, lem baþlattý. Ankara Kýzýlay'da Nisan kararlarýný çöpe attý hem Haziranlarýn bugün de yaþanabieylemlerin 20 Haziran'da devam toplanan memurlar "Baþkanlarý de memur sendikalarýna yönelik leceðinin bir iþaretidir. Hiç bir edeceðini söyleyen liderliðe kar- almaya geldik!" sloganlarýyla An- saldýrýlarýn geri püskürtülmesini þey için geç deðil. Bugünden yaþý öfke ve güvensizlikle doluydu. kara adliyesi önünde oturma ey- ve sendikalarýn meþrulaþmasýný rýnki eylemleri baþarýya ulaþtýraBütün bunlara raðmen 19 lemine geçti. bilecek kararlý, güçlü bir taban saðladý. Haziran'da 5 sendika liderinin Sendika liderliðine raðmen örgütlenmesi yaratmak zorundaDaha sonraki dönemde de gözaltýna alýnmasý hareketi tek- yükselen mücadele yüzünden alanda kalmak isteyenler çoðun- yýz. rar yükseltti. Baþkanlarýn serbest koalisyon daðýlmak zorunda kal- luktaydý, ancak tabanda onlarý G ü n eþ Y ý l d ý rý m býrakýlmasýný ve sendika hakkýný


Sayfa 6

MHP NEYLE SÖZLEŞİYOR?

antikapitalist

YÖK'Ü NEDEN KALDIRMALIYIZ?

12 Eylül'ün baskýcý, tek tipçi rejiminin üniversiteler sistemindeki yansýmasý ve üniversitelerin, egemenlerin ideolojik baský aygýtlarýna çevrilmesinin simgesi YÖK (Yüksek Öðrenim Kurumu)... Çoðu üniversite öðrencisi tarafýndan nefretle anýlan bu "cuntacý" örgüt, saldýrýlarýný artýrarak devam ettiriyor (YÖK'ün son 'bombasý', "üniversiteler kesinlikle özelleþtirilmelidir!" diyen 'baþkaný'.) Bu baskýlar ya her geçen sene artan (ve emekçi ve yoksul aileleri için dayanýlmaz boyuta ulaþan ) 'har(a)çlar' ve kitap masraflarý, ya da polis dayaðý, copu, iþkencesi olarak kendisini gösteriyor. Sorun Hepimizin! Ýþte bu 'cehennemlik' kurumun daðýtýlmasý ve buna baðlý olarak eðitimin ucuzlatýlmasý için, uzun yýllardýr mücadele etmekte üniversite öðrencisi... Fakat bu mücadele þunu açýkça göstermiþtir ki, 'üniversiteli' bu haklý davada yalnýz kaldýðýndan hiçbir kazaným elde edememiþ ve maalesef saldýrýlar hem katlanarak, hem de daha 'vahþice' sürmektedir. Oysa eðitim sorunu sadece üniversite öðrencisinin sorunu deðildir. Eðitimin giderek paralý (ve 'pahalý') gelmesi, beraberinde geniþ yoksul halk kitlesinin genel olarak 'eðitim hakkýndan' yararlanamamasýný getirmiþtir! Eðitim giderek 'paralý azýnlýðýn' çocuklarýnýn hakký halini almýþtýr! Ýþte bu hak 'gaspýnýn' üniversitedeki temsilcisi YÖK'tür. YÖK hem eðitimi paralý hale getirmekten sorumludur hem de üniversitelerde bilimsel düþüncenin geliþememesinde baþ aktördür! Bunun en güzel örneðini geçtiðimiz dönemde sýkça tartýþýlan 'Ýstanbul depremi' konusunda yaþadýk. Kendi kendine 'bilim adamý' sýfatý yakýþtýrýlan insanlar medyada halkýn önünde fay hattýnýn yerini bir türlü belirleyemediler. Ýþin esas acýklý yaný ise fay hattýnýn Ýstanbul'un göbeðinden geçtiði iyice 'ayyuka ' çýktýðýnda, hemen fayý alýp '60 km güneye taþýmalarýydý'!!! Bundan þunu anlýyoruz ki uzun yýllardýr 'bilim yuvasý' olarak nitelenen üniversiteler aslýnda devletin ideolojik baský aygýtlarý haline gelmiþler ve 'büyüklerin' bir dediðini iki etmemiþlerdir! Çare: Birlikte Mücadele Üniversite öðrencisinin elinde ekonomik (örneðin grev gibi) 'silahý' olmadýðýndan yalnýz baþýna köklü deðiþiklikler yapamayacaðý ortadadýr. Bunun yanýnda üniversite sorunu hepimizin sorunu olduðundan çareyi de (yine) hepimiz üretmeliyiz. Eðer genç insanlarýn hayatlarýnýn karartýlmasýný istemiyorsak, eðer bilginin parasý olan için deðil hepimiz için kullanýlmasýný istiyorsak, eðer 12 Eylül'ün baskýcý yapýsýný delmek istiyorsak hep birlikte YÖK'e karþý mücadele etmek zorundayýz. Unutmayalým; üniversitelilerin geleceði hepimizin geleceðidir!!!

M es u t Ç el eb i o ð l u

Tür ki ye'de on bin ler ce öð ret men açýðý olmasýna ve yüzbinlerce iþsiz üniversite mezunu olmasýna karþýn sorun çözülmüyor. Çünkü eðitime yeterince para verilmiyor. Son olarak öðretmenlik haklarý ellerinden alýnan ÝÜ Fen-Edebiyat Fakültesi öðrencileri dersleri boykot ederek uygulamayý protesto ettiler. "Öðret-

men lik hak ký mýz en gel le ne mez", "Dip lo ma lý iþ siz ol ma ya ca ðýz", "YÖK'e hayýr" sloganlarý atarak koridorlara çýkan öðrenciler derste olan arkadaþlarýna eyleme katýlma çað rý sý yap tý lar. Çað rý ya uya rak dersleri boykot eden 1000'den fazla öðrenci okul bahçesine çýkarak basýn açýklamasý yaptýlar.

Ko c a e li , S a k a r y a , B o lu : S O K A K TA K A L A N Ü N Ý V E R S Ý T E L Ý L E R

MHP'nin kongresi medyanýn ilgi odaðý oldu. Yorumcular "MHP merkez bir parti haline geliyor" fikrini günlerce anlattýlar. Oysa MHP'de deðiþen hiçbir þey yok. Onlar sadece tek baþlarýna iktidara gelebilmek için büyük sermayedarlar ve generallere þirin görünmeye çalýþýyorlar. Irkçýlýklarý, demokrasi düþmanlýklarý, demir yumruktan iktidar anlayýþlarý ayný. Partinin militanlarýnýn þiddete tapýnmalarý, azýnlýk kimliklere ve emekten yana ideolojilere olan düþmanlýklarý hiçbir þey yitirmiþ deðil. Güçlü olduklarý yerlerde Cumhuriyet Gazetesi'ne bile tahammül edemeyen bu gazetenin okurlarýný bile þiddetle yýldýrmaya çalýþanlarýn partisidir MHP. Afiþlerinde "biz hep yalnýzdýk" diyen MHP aslýnda Türkiye'deki anti faþist mücadele geleneðine atýfta bulunuyorlar. Milliyetçilik ve buna baðlý olarak faþist politikalarýn güçlendiði, sol alternatifin zayýfladýðý yýllarda bu yalnýzlýklarýndan kurtulan faþistleri yeniden yalnýzlaþtýrmak, demokrasi düþmanlarýna demokrasi sunmamak hala mümkün. Emekçilerin, ezilenlerin de yüzyýlla sözleþmesi var ve MHP bunun önündeki en büyük tehlike.

MHP’den itiraf MHP'nin gerçek yüzünü iyi yansýtan bakanlarýnda Osman Durmuþ sýrf sol görüþlü olduklarý için bakanlýk çalýþanlarýnýn sürgün ve uzaklaþtýrmaya uðradýklarýný itiraf etti. Durmuþ'un Hürriyet Gazetesi'ne bu açýklamayý yaptýðý günlerde MHP'li belediyelerin yönetimde olduðu Kütahya'nýn bazý ilçelerinde belediye hoparlörlerinden þöyle duyurular yapýlýyordu: "Ýlçemizden olup da ilçemizde görev yapmak isteyen doktor ve saðlýk personelinin bir hafta içinde MHP ilçe teþkilatýna müracaatýnda atanmasý hemen yaptýrýlacaktýr." Ecevit'in DSP'si patronlarýn programýný uygulamakta o kadar meþgul ki MHP'nin kadrolaþmasýnýn kendi baþlarýný da yiyeceðini göremiyor.

Her türlü zorluða raðmen bir üniversiteye girebilen öðrenciler eðitimlerini tamamlayabilmek için bin bir zorluða katlanmak zorunda býrakýlýyor. Geçen yýl yaþanan depremlerden etkilenen Sakarya, Kocaeli ve Bolu'daki üniversitelere baþka illerden gelen öðrencilerin sadece yüzde 20'si yurtlardan yararlanabiliyor. Bu bölgede öðrenim gören 37 bin 250 öðrenci ise pahalý özel yurtlara, hasarlý evlere, çadýr kentlere, kiralýk prefabriklere mah-

kum. Hendek'teki yurt üniversiteye 1.5 saat uzaklýkta. Bolu'da ise çadýr kentte kalan 1800 öðrenci fareler ve soðukla mücadele ediyor. 200 kiþi kapasiteli yurtta ise 500 kiþi barýnýyor. Depremzedelerin de, öðrencilerin de barýnma sorunlarýný rahat rahat çözmeye yetecek paralarla bankacýlarýn ceplerini dolduran hükümet utanmadan "Deprem yaralarýný sarmak amacýyla" baþlatýlan geçici vergileri kalýcý hale getiriyor.

Faþistler sanat düþmaný Gazi Üniversitesi'nde reisleri liderliðindeki faþist sürü resim atölyesini bastýlar. Nü (çýplak) modelle yapýlan dersi basan ülkücü faþistler öðrencileri ve öðretim üyesini atölyeden çýkartarak tehdit ettiler. Gazi Üniversitesi'nde küçük bir azýnlýk olmalarýna karþýn bütün üniversite ve çevresinde terör estirerek egemenlik kuran faþist çete ancak öðrencilerin kitlesel tepkisiyle etkisizleþtirilebilir.

kısa kısa kısa kısa kısa kısa

ÖÐRETMENÝN HALÝ Öðretmenler ne yazýk ki insanca yaþayabilecekleri bir ücret alamýyorlar. Yapýlan araþtýrmaya göre bir öðretmen çok tutumlu davransa bile yýlda 7.500 dolarlýk temel giderle karþý karþýya. Oysa 15 yýllýk bir öðretmen yýllýk 4.541 dolar alabiliyor. Öðretmenlerin yýllýk kazancý Lübnan'da 11.594, Kore'de 39.921, Japonya'da 41.225, Ýsviçre'de 60.514 dolar. Bu nedenle öðretmenlerimiz ek iþ yapmak zorunda kalýyorlar. Ýstanbul Ticaret Odasý'nca yayýmlanan bir baþka araþtýrma, her 10 öðretmenden 7'sinin ek bir iþte çalýþtýðýný gösteriyor. Bu yýl Milli Eðitim Bakanlýðý için bütçeden 4 katrilyon lira ayrýlýrken Milli Savunma Bakanlýðý için 5 katrilyon liradan fazla para ayrýlýyor. Küçük bir kalem oyunuyla silah için ayrýca 3,5 katrilyon lira da baþka bir bütçe kaleminden harcanýyor. Silaha büt-

çe hesabý dýþýndaki hesaplar aracýlýðýyla harcanan paralarýn ise hesabý bilinemiyor. El bombalarý (yada onu satanlar) öðretmenlerimizden daha mý deðerli! ENFLASYON VE MAAÞLAR Hükümetin "memurlarý enflasyona ezdirmeyeceðiz" sözü gerçekte "enflasyonu memurlara ezdirmeme" gayreti olarak karþýmýza çýkýyor. Ýstatistiksel oyunlarla çarþý pazardaki enflasyondan çok daha düþük çýkartýlan resmi enflasyon rakamlarýna göre bile memurlarýn hükümetten Ekim ayý itibariyle 5,8 puanlýk zam alacaðý var. Ama hükümet çalýþanýn gýrtlaðýna yapýþýp üç beþ bankacýnýn ve silah tüccarlarýnýn cebini doldurmakta kararlý. Ancak dünyada Miloseviç ve Suharto gibi çalýþanlarýn sabrýný taþýranlarýn baþlarýna neler geldiðinin örnekleri artýyor. ÖZELLEÞTÝRME=TEKELLEÞME Petrol Ýþ Sendikasý'nca ya-

pýlan araþtýrmaya göre, Türkiye'de 1986'dan 2000 yý lý Aðustos ayýna kadar yapýlan özelleþtirmeler piyasadaki tekelci yapýyý artýrdý. Gerçek deðeri 8.2 milyar dolar olan kamu tesislerini 3.2 milyar dolara satýn alanlarýn yarýsýný holding ler oluþ tu ru yor. Ay rý ca yüzde 37'si borsaya arz edilen hisselerin de büyük bölümü yine bu holdinglerce kontrol ediliyor. KKTC’NÝN IMF’SÝ Kuzey Kýbrýs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hükümeti Türkiye'nin hazýrladýðý 76 maddelik pa ke ti ka bul et ti. KKTC'nin bu paketi uygulama sý ha lin de Tür ki ye KKTC'ye kre di ve re cek. KKTC'ye akýl ve kredi veren Tür ki ye ay ný uy gu la ma yý IMF'den görüyor. Kelin ilacý ol say dý... Ký sa ca sý KKTC emekçileri Türkiye'nin bastýrdýðý istikrar paketinin yükünü kaldýrmak istemiyorlarsa tek

seçenekleri sonbaharda yaptýklarýný kitlesel ve militan eylemleri kullanmak zorundalar. BÝZDEN KORKUYORLAR! Her geliþi bir olay olan Cottarelli bu sefer 'sessiz' çalýþýyor; kapalý kapýlar ardýnda "devlet büyüklerimizle(!)" birlikte bir an önce iþini bitirmeye bakýyor. Cottarelli suskun; çünkü dünya çapýnda ciddi bir 'prestij' kaybýna uðrayan ÝMF, Türkiye'de de 'þimþekleri üzerine çekmeye baþladý'! Anladýlar ki, bu istikrar paketini rahat rahat uygulayamayacaklar. Ýþin vahametini gören IMF ve onun yerli 'iþbirlikçileri', Cottarelli'nin geliþini 2 gün erteleyerek 29 Ekim'e aldýlar (böylece Cumhuriyet Bayramý sa ye sin de pro tes to cu lar dan kurtulmaya çalýþýyorlardý!) ve Cottarelli Türkiye'ye geldiðinden beri hiçbir gazeteciyle gö rüþ tü rül me di, gö rüþ tü rül meyecek! Þurasý açýk ki; "gözleri bayaðý korkmuþ"!!!


“YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN” antikapitalist

Özelleþtirilen POAÞ'ta iþten çýkarmalar baþladý. Doðan Holding (Kanal D, Hürriyet, Milliyet, CNN Türk'ün sahibi) ile CHP'nin ortaðý olduðu Ýþ Bankasý tarafýndan yüzde 51'i satýn alýnan kuruluþta kimsenin iþini ve kazanýlmýþ haklarýný kaybetmeyeceði sözü verilmesine karþýn iþveren geçen ay 1200 iþçiyi iþten atma kararý aldý. Ancak çalýþanlarýn Türkiye'nin dört bir yanýndaki 13 ayrý dolum tesisi ve þirket bürolarýnda eyleme baþlamasý üzerine hükümet atýlanlarýn bir kýsmýný baþka kurumlarda istihdam etme sö-

zü verdi. POAÞ Ankara merkezinde iþyeri temsilcisi Mahmut Kumbasar, iþten çýkartmalar ve eylemler üzerine þunlarý söyledi: “Ýki yýl evvel özeleþtirme kapsamýnda Bayýndýr Holdinge satýlan POAÞ da yöneticiler "rekabet edebilmek için iþçi çýkarmamýz gerekiyor, diðer firmalara göre çok fazla iþçi var" diyerek Türkiye genelindeki 2000 kiþilik iþletmeden 1200 kiþiyi kapýnýn önüne koyma kararý vermiþ. Bu ilk kez oluyor yani bugüne kadarki özelleþtirmelerde hiç bu kadar iþçi atýl-

mamýþtý. Hepsi sendikalý bu iþçilerin. Sadece 54'ünün emeklisi gelmiþ. Özelleþtirme kararý verildiðinde Danýþtay'a dava açtýk ama dava sonuçlanmadan satýþ gerçekleþti. Hâlâ üç dava var. 30 Eylül itibariyle iþten çýkarmalar baþladý. Tepkiden korkan yöneticiler bu kararýný ileri bir tarihe ertelediðini duyurdu ancak biz bazý duyumlar aldýk yeni listeler ve iþ akdi iptali kararlarýný alýp sendika genel merkezine bildirdik. Ayný gün basýn toplantýsý düzenledik. O gün iþyerlerini terk etmeme kararý aldýk bu beþ gün sürdü. Ye-

Sayfa 7

mekhanede kaldýk. Ama genelde iþveren eylemi böldü. Bir kýsmýmýzý hemen attýðýný bir kýsmýmýza da ihbar izni verdiðini söyledi. Yani 17 hafta içinde tazminatlarý verip iþten çýkartma kararý verdiðini söyledi. Bu da iþçileri böldü. Biz eylem yaptýk ama hiçbir sonuç alamadýk çünkü geç kalmýþtýk bu eylemleri ilk satýþ kararý verildiðinde, iki yýl evvel yapmamýz gerekiyordu. Bu iþ bitti yapýlacak bir þey yok. Ýþveren Genel Merkezi Ýstanbul'a taþýyor ve yeni iþçi çýkarmalar kapýda.

Kadýnlar þiddet ve tacize karþý yürüdü

Çadýrda titreme zamaný

2000 yýlý Dünya Kadýn Yürüyüþü'nün Türkiye parçasý Ankara'daki mitingle sona erdi. Çeþitli illerden gelen ve "emeðin, yaþamýn, aþkýn yarýsý bizim", "ne paþa, ne hoca, ne koca", "idama hayýr", "yaþasýn barýþ", “türbana özgürlük", "faþizme hayýr" yazýlý pankart ve dövizler taþýyan göstericiler mücadelelerinin devam edeceðini söylediler.

180 bin depremzede bu kýþý da çadýr ve prefabriklerde titreyerek geçirecek. Yaklaþýk 20 bin kiþi hala çadýrlarda yaþarken devlet verdiði sözleri tamamen unutmuþ durumda. Oysa depremden sonra depremzedelerin yaralarýný sarmak için koyulan ek vergilerle yaklaþýk 3,5 milyar dolar toplandý. Devlet 37 bin kalýcý konut yapacaðý sözü vermiþti. Tanesi 2022 bin dolara mal olan 37 bin konut için 814 milyon dolar gerekiyor. Peki vergiler aracýlýðýyla toplanan paralar ve baðýþlar nereye gitti? Depremzedelere gidecek diye koyulan geçici vergilerle toplanan paralarý bankacýlarýn ceplerini doldurmak için kullanan yöneticiler depremzedelere "sabýr" diliyorlar. Sabretmekten býkanlarýn öfkesi bu sistemi yýkana kadar bu adaletsizliðe mahkumuz.

Kadýn 'hayýr' dese ne yazar ki! Adli Týp Enstitüsü'nün yaptýðý araþtýrmaya göre, polislerin yüzde 66'sý, hakim ve savcýlarýn yüzde 52'si "kadýnlarýn dýþ görünüþ ve davranýþlarýnýn tecavüzü kýþkýrttýðýný" düþünüyor. Polis, hakim ve savcýlarýn çoðu, "kadýnlarýn çoðunun tecavüze uðramayý gizli þekilde arzuladýklarý" kanýsýnda. Polislerin yüzde 13'ü, avukatlarýn da yüzde 12'si "kadýn, cinsel iliþkiye 'hayýr' derken aslýnda 'evet' diyordur" görüþünde. Hakim ve savcýlarýn yüzde 8'i "bir erkek bir kadýna para harcamýþsa kadýn istemese bile cinsel iliþkide bulunma hakkýna sahiptir" düþüncesinde. Araþtýrmaya katýlanlarýn çoðu "maðdur" kadýnlarýn yerine "maðdur eden"leri haklý buluyor. Suç yine "dünyanýn kahrýný çeken" kadýnlara kalýyor yani.

Cep telefonuyla özgürleþebilir miyiz? Son zamanlarýn favori reklam filmi cep telefonu olanlarýn özgürleþtiði imajýný kullanýyor. Elbette cep telefonlarý insan yaþamýný kolaylaþtýran iþlevlere sahip ama özgürlük o kadar da basit deðil. Bunu kanýtlayan bir örnek olay: Adana'da sevdiði insanla birlikte olabilmek için evinden ayrýlan 17 yaþýndaki genç bir kadýn erkek kardeþi tarafýndan eve dönmeye zorlanýnca, "ben özgür bir kadýným, bana karýþamazsýnýz" dedi haklý olarak. Ancak erkek kardeþ bu açýklamaya sinirlenerek ablasýný 4 kurþunla cezalandýrdý. "Özgürlük" sembolü haline getirilen cep telefonu erkek kardeþi ikna etmekte ne kadar yardýmcý olabilirdi ki?

Gecekondularda yaþýyoruz Milli Emlak Genel Müdürlüðü verilerine göre yaklaþýk 10 milyon kiþi ortalama 30-50 metrekarelik saðlýksýz gecekondularda yaþýyor. 1990'larýn baþlarýnda 1 milyon 750 bin olan gecekondu sayýsýnýn yarým milyon artarak 2 milyon 250 bine ulaþtýðý bildiriliyor. Sýnýflar ve bölgeler arasý gelir daðýlýmý uçurumu, uygun bedelli arsa ve konut üretiminin yetersizliði ve OHAL bölgesinde uygulanan köy boþaltma politikalarýnýn sonucu olarak ortaya çýkan konut sorunu, çoðu temiz su ve tuvalete sahip olmayan bu derme çatma, saðlýksýz konutlar aracýlýðýyla giderilmeye çalýþýlýyor.

Tank deðil doktor istiyoruz Ýnsanlar hastane kapýlarýnda doktorsuzluk nedeniyle ölüme terk edilirken, doktorlar uzun çalýþma saatleri nedeniyle hasta bakamaz hale sokulurken devletin önceliði doktor sayýsýný artýrmak yerine tank sayýsýný artýrmak oluyor. Ýzmir'de üç hastaneden "doktor yok" gerekçesiyle, bir hastaneden de "paranýz yok" gerekçesiyle geri çevrilen sekiz aylýk hamile kadýn Menekþe Þentürk doktorsuz bir ambulansta beþinci hastaneye giderken yaþamýný yitirdi. Daha fazla ölüm makinesi deðil daha fazla saðlýkçý istiyoruz.


Sayfa 8

antikapitalist

TEMEL FİKİRLERİMİZ KAPİT ALİ ZM ÖLDÜRÜ YOR Kapitalizmde öncelik insanlarýn ihtiyaçlarý deðil, kâr ve rekabettir. Bu ne-denle iþsizlik, açlýk, yoksulluk, savaþlar ve çevre tahribatýna neden olur. Gittikçe daha fazla zenginlik yaratan kapitalizm geniþ yýðýnlarý yoksulluða mahkum eder. Yaratýlan zenginliðin insan ihtiyaçlarý için kullanabilmesi ancak çalýþanlarýn kolektif olarak bütün zenginliðe, üretimde kullanýlan herþeye el koymasýyla, üretimi ve daðýtýmý kontrol etmesiyle mümkündür. K A P İT A L İ Z M İ Ö L D Ü R Bu düzenin kurumlarý yönetici azýnlý-ðý çoðunluða karþý korumak amacýyla oluþturulmuþtur. Bu kurumlar ele geçirilip çoðunluðun ihtiyaçlarý için kullanýlamaz. Kökten bir deðiþim gerek-lidir. Gerçek demokrasi, aþaðýdan yukarý doðru örgütlenen, temsilcile-rin istendiði an görevden alýnabildiði bir sistemle mümkündür. Böyle bir deðiþim ancak büyük kitlelerin bir avuç yönetici azýnlýðý alaþa-ðý etmesiyle saðlanabilir. KÜ RESE L M ÜC A D EL E Dünya gittikçe daha küçük hale geli-yor. Günlük yaþamýmýzda kullandýðý-mýz en sýradan mallarda bile deðiþik ýrk, renk, dil, din, cinsiyetten iþçilerce üretilmekte. Patronlar sistemi bizi bir-birimize düþman ederek kendilerini korumaya çalýþýyorlar. Patronlarýn “böl-yönet” politikasýna karþý bizim de küresel mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Mücadelemiz tek ülkede kalýcý bir za-fere ulaþamaz. Rusya’daki devrim in 1920’lerin sonlarýnda kaybedilmesi-nin temel nedeni budur. D İK T A T Ö R L Ü Ğ E H A Y I R Ýstediðimiz yeni toplum bir diktatör-lük deðil; büyük çoðunluðun demok-ratik iktidarýdýr. Rusya, Doðu Avrupa, Çin, Küba gibi “sosyalist” olduðu id-dia edilen ülkeler de zenginlik ve ik-tidarýn küçük bir azýnlýðýn elinde ol-duðu diktatörlüklerdi. Kendilerini na-sýl tanýmlarlarsa tanýmlasýnlar, bu ül-keler insana deðil silaha para yatýran, çevreyi tahrip eden, zengin ve yoksul ayrýmýnýn olduðu, ulusal ve cinsel ay-rýmcýlýk yapýlan kapitalist toplumlardý. UL U SL A R V E I RKL A R Yöneticiler bizi soyduklarýný gizleye-bilmek amacýyla insanlar arasýnda ay-rýmcýlýðý körüklüyorlar. Öfkemizi bi-zim gibi soyulan diðer insanlara yö-neltmeye çalýþýyorlar. Bu ayrýmcýlýk bizi bölüyor ve gerçek düþmanlarýmý-zý görmemizi engelliyor. Ancak yaþamak istediði ülkeyi, ko-nuþmak istediði dili, ibadet etmek is-tediði dini seçebilen insanlar özgür-ce birlikte yaþayabilirler. Bu nedenle bizler her türlü milli, dini, mezhepsel, ýrksal ayrýmcýlýða karþý mücadele et-meli, ezilenlerin yanýnda olmalý, onla-rýn eþitlik mücadelesini desteklemeli-yiz. C İ N S İY E T Ç İL İK Kapitalistler cinsiyetlerimiz ve cinsel tercihlerimiz üzerinden bile ayrýmcýlýk yapýyorlar. Yaþadýðýmýz sistem kadýnlarý ve eþcinselleri ezmektedir. Bizler her yerde cinsiyetçiliðe karþý mücadele edip, kadýnlarýn her alandaki eþitliðini savunur, eþcinsellere yönelik saldýrý ve aþaðýlamalara karþý mücadele ederiz. N A S I L Ö R GÜ T L E N E C E Ğ İ Z Kazanmak için büyük çoðunluðu mü-cadeleye katmak gerekiyor. Ne yazýk ki herkes bizler gibi düþünmüyor. Egemenlerin propogandalarý ve günlük yaþamýn dayatmalarý nede-niyle büyük çoðunluk bizden farklý düþünüyor. Bu fikirlere karþý müca-dele etmek için bir araya gelmeli, fikirlerimizin doðruluðunu müca-dele sýrasýnda kanýtlamak zorun-dayýz. Bu nedenle kapitalist siste-me ve onun sonuçlarýna karþý her mücadelenin en militan parçasý ol-malý ve fikirlerimizi tartýþmalýyýz. Bunun için aktif, dinamik, canlý bir örgütlenmeye ihtiyacýmýz var. D E MO K RA Sİ Demokrasi örgütlenmemizin can da-marýdýr. Ancak birbirimizle tartýþarak, deney alýþ veriþinde bulunarak öðre-nebilir ve kazanmak için ne yapabile-ceðimiz konusunda anlaþabiliriz. Al-dýðýmýz kararlarýn sonuçlarýný görebil-mek için birlikte hareket etmeyi ba-þarmak zorundayýz. K A TIL , G Ü Ç A L , G ÜÇ KA T Eðer insanlýðý bu vahþi kapitalist sis-temden kurtarmak istiyorsanýz antika-pitalist’e güç katmaya çaðýrýyoruz.

Avrupa Birliði Zirv

Küresel D

Avrupa Birliði ülkeleri liderleri 6-7 Aralýk’ta Nice’de “zirve” yapacaklar. Küresel sermaye karþýtlarý, sendikalar, sivil toplum kuruluþlarý, anti-faþist gruplar, göçmen örgütleri de boþ durmayacak. Nice’de Avrupa yönetici sýnýfýna karþý onbinlerce kiþinin katýlacaðý görkemli gösteriler olacak. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu ETUC bütün üye sendikalarý göstreiye katýlmaya çaðýrýyor. Songül Özdemir ve Hikmet Baþaran, Türkiye’deki ETUC üyesi sendikalar ve bazý kitle örgütleri yetkilileriyle AB ve Nice protestosu konusunda röportajlar yaptý:

FÝ KRE T BAÞ KAY A ( Özg ür Ün ive rsi te) Avrupa ve Avrupa Birliði süreciyle ilgili oldum olasý iki yanlýþ anlam söz konusu. Bir kere bir deðil "iki Avrupa" var: Bunlardan biri efsane Avrupa, bolluðu, refahý, demokrasiyi, özgürlüðü temsil eden... Elbette Avrupa bu tür mücadelelerin vatanýdýr ve mutlaka dikkate alýnmalýdýr, ama "asýl Avrupa" bu retorikle pek ilgili deðil; sömürgeci, emperyalist, köleleþtirici, jenosit ve katliamlarla nice halklarý ve uygarlýklarý tarihten silen Avrupa. Ýnsanlarýn gördüðü ekseri "efsane Avrupa"dýr. Bu bizim için þaþýrtýcý deðil, zira Avrupa'dan yayýlan burjuva ideolojisi ve onun baþka yerlerde neden olduðu Avrupa merkezli yabancýlaþma böylesi bir durum yaratýyor. Ýkincisi de Avrupa Birliði'ni olmuþ bitmiþ bir þey olarak görmekle ilgili. Bugünkü haliyle birliðin gerçekleþmesi durumunda ortaya çýkacak olan bir çeþit "kapitalist devletler birliði"dir. Bu da yeni bir ABD olabilir. ABD'ye benzeyen bir birliðin ne gibi bir orijinalliði olabilir? Avrupa'nýn emekçi kitleleri böyle bir projeye neden razý olsunlar? Onun için henüz ortada olmuþ bitmiþ bir þey yok. Çokuluslu þirketlerin önünü açmaktan, yaðmayý derinleþtirmekten baþka bir kaygý söz konusu mu? AB Avrupa'nýn

iþçi sýnýflarýna, emekçilerine, dýþlanmýþlarýna- ki sayýlarý 65 milyondur- ne teklif ediyor? Asgari bir sosyal projeden yoksun bir AB kimin için ne anlama gelecek? AB'nin bir dünya vizyonu, bir üçüncü dünya yaklaþýmý var mý? Neo liberalizm þampiyonluðuyla iþlerin nerelere varmakta olduðu artýk anlaþýlýyor. Ayný þekilde AB'nin bugünkü durumunda ABD rotasýndan çýkmaya niyeti de ortada yok. Öyleyse AB'yi olmuþ bitmiþ bir þey saymak þimdilik mümkün deðildir. Küreselleþme þarkýlarýný eskiden olduðu gibi yüksek sesle söylemek giderek zorlaþacaktýr. Nitekim DTÖ, IMF, DB, vb. karþýtý küresel hareketlerin bir benzerinin Avrupa projesine karþý da çýkmasý iþin doðasý gereðidir. Bu bakýmdan Nice konferansý bu açýdan bir baþlangýç ve itirazlarýn yüksek sesle ifade edildiði protestolara sahne olabilir. Öyleyse Nice'in bir baþlangýç olacaðýný tahmin edebiliriz. Çokuluslu þirketlerin iþçi ve emekçi düþmaný neo liberal saldýrýsýnýn püskürtülmesi, dünyanýn her yerinde "yeryüzünün lanetlilerinin" gündemine vaktinde girmesi gerekiyor. Aksi halde ekolojik felakete eþlik eden sosyal yýkým insanlýðýn ve uygarlýðýn sonunu getirme istidadý taþýyor.

an t i k ap i t al i s t ’e K AT I L G ÜÇ A L G ÜÇ K A T

Eðer Seattle'daki mücadele ruhu sizi umutlandýrdýysa, Eðer Prag gösterileri güveninizi arttýrdýysa, Eðer bu manyak sistem sizi öfkeden kudurtuyorsa, Eðer bir þeyler yapmak istiyorsanýz siz de bir anti kapitalistsiniz. Dünyanýn bir çok yerinde anti kapitalistler tarih yazmaya baþladý. Biz de Türkiye'de bunun için adým atmalýyýz. Bir araya gelmeli, anti-kapitalistlerin örgütlenmesini yaratmalýyýz. Henüz yolun baþýndayýz ve yapacak çok þey var. Çevremizi örgütleyebilmek için aktif olmalýyýz. Birlikte çalýþabileceðimiz arkadaþlarla doðrudan aktivite, doðrudan demokrasi, doðrudan tartýþmaya dayanan etkinlik gruplarý oluþturmalý, birlikte yürümeyi öðrenmeliyiz. Birbirimizden öðrenebilmek ve fikirlerimizi ortaklaþtýrabilmek için antikapitalist Gazete'yi okumalý, antikapitalist'in yazarý ve satýcýsý olmalýyýz.Daha fazla bilgi almak ve/veya antikapitalist'e abone olmak için: Ankara: PK 896, 06446 Yeniþehir Ankara Ýstanbul: Gönül Sokak No 31, Nil Han No 305, Asmalý Mescit E-mail: posta@antikapitalist.net Telefon: 0532 7402479

S ENÝ HÝ KÝ TAP ÇI (TM MOB Y K G en. S ekr. ) Emperyalizmin Marksist açýdan tahlilinin yapýldýðý dönemden buyana önemli bir deðiþme yok, niceliksel ve coðrafik bir deðiþme var. Etkisi ve gücü hakkýnda deðiþmeler var. Emperyalizmle birlikte güçlenen mali oligarþi denilen sermayenin geliþmesi yaþanýyor. Bütün dünyada güçlü olan mali sermaye kendine göre daha güçsüz mali sermaye odaklarýyla ittifak arayýþý içinde. Tüm dünyada benzer sermaye birleþmeleri var. Avrupa Birliði kendi bölgesinde, Japonya kendi bölgesinde benzer ortaklýklar kuruyorlar. Avrupa mali sermayesi etki alaný içerisinde gördüðü her ülkeyle benzer ittifaklar kuruyor. Özde AB, baþta Alman mali sermeyesi olmak üzere Avrupa mali sermayesinin etki alanýný geliþtirme projesidir. AB'ye evet demek Avrupa mali sermayesiyle iþbirlikçisi Türk mali sermayesinin ülkemiz çalýþanlarýný sömürmesine evet demektir. Avrupa mali sermayesinin, yüzyýl boyunca çalýþanlarýn ve iþçi sýnýfýnýn mücadelesiyle elde ettikleri demokratik haklarý ülkemize taþýmada hevesli olduðunu sanmak büyük yanýlgýdýr. Aslýnda onlarýn büyük projesi geniþleme süreciyle birlikte kendi ülkelerindeki iþçi sýnýfý kazanýmlarýnýn kendilerine getirdiði yükten kurtulma niyetidir. Dolayýsýyla Türkiye'deki iþçi sýnýfýnýn hedefi de, dayanýþmacý ve enternasyonalist ruhla, Avrupa iþçi sýnýfýyla birlikte emperyalist kapitalizmin tahakkümüne, dünyayý ele geçirme projesine karþý koymak olmalýdýr. Ülkemiz sosyalist ve emekçileri Nice de yapýlacak AB toplantýlarýna karþý eylemlere destek vermelidirler. Enternasyonalist dayanýþma ve mücadele bayraðýný yükseltmek zorundayýz.

KEMAL ÜNAL (Eðitim Sen Genel Sekreteri) Biz emek konusunda uluslararasý bir mücadeleden yanayýz. Türkiye'de yaþananlar dünyada olup bitenden baðýmsýz deðil. Küreselleþme politikalarýnýn sonuçlarýný yaþantýmýzýn her alanýnda görebiliyoruz ve emek mücadelesinde sonuç alabilmek için uluslararasý bir mücadeleye ihtiyacýmýz var. Ýnsan emeði bu gün küresel çapta bir sömürüye tabi tutuluyor. Çözüm küresel sermayeye karþý küresel bir tutum almaktan geçiyor.

Çetin KURTOÐLU (Enerji Yapý Yol Sen) ETUC'un 6-7 Aralýk Nice protestolarýný örgütlemesini son derece olumlu karþýlýyoruz. Emeðin küresel bir sömürüye tabi tutulduðu günümüzde küreselleþen sermayeye karþý küresel bir direniþ göstermemiz gerekli. Ancak özellikle ekonomik sýkýntýlarýmýz bu tür uluslararasý eylemlere katýlmamýzý engelliyor. O yüzden sanýrým mesaj çekmekle yetineceðiz.

Mahsun TURAN (DÝSK Ankara Temsilciliði Bas.Yay. Dairesi Uzmaný) ETUC'un 6-7 Aralýk Nice eylem çaðrýsýný destekliyoruz. Biz Nice'de yapýlacak AB toplantýlarýnýn protestosuna gücümüz yettiðince destek vereceðiz.

Türkiye koþulla öðrenc zorund kullana ada “Ö

M (B

AB politi yana olduðu men sýnýfý A standartlarým talep ediyor Kopenhag k getirilmezse cak. Bugün y bir saldýrý va dünya halkla leþen sermay mek zorund

S (Day

Uluslarar ayný ve eþg mücadele, d Nice'deki ey tak mücade Türkiye'de, b þý eylemlilikl rak hem ulu müzdeki gün


vesi’ne Karþý

Direniþ

e’de Avrupa Birliði’ne girmek bir ilerleme gibi görülüyor. Bu durum Türkiye’deki arýn ne kadar kötü olduðunun bir göstergesi. AB ülkelerindeki yaþayan emekçi ve ciler AB politikalarýna karþý kazanýlmýþ haklarýný korumak için mücadele etmek dalar. Sosyal haklara saldýran, ýrkçý göçmen yasalarý çýkartarak “böl-yönet” taktiði an ve faþistleri cesaretlendiren AB patronlarý da en az bizimkiler kadar saldýrgan, aletsiz ve ýrkçýlar. Göstericiler, Büyük Fransýz Devrimi’nin gerçekleþtiremediði Özgürlük, Eþitlik, Kardeþlik” sloganýyla kapitalizme karþý mücadele ediyorlar.

MEVLÜT ÇAKMAK BES Gen. Merk.)

ikalarýnýn emekçiden yana deðil patronlardan unu biliyoruz. Ama Türkiye hükümeti ve egeAB'ye girmek istiyorsa biz de onlardan yaþam mýzýn AB ülkelerindeki düzeye çýkartýlmasýný ruz. Örneðin asgari ücretin yükseltilmesi ve kriterlerine uyulmasýný istiyoruz. Bunlar yerine e AB'ye girmek halkýn çoðunun zararýna olayalnýz ulusal deðil, emekçi halka karþý küresel ar. Bu yüzden mücadelemizi Avrupa ve tüm arý mücadelesinden ayrý göremeyiz. Küreselaye sýnýfýna karþý topyekun bir mücadeleye girdayýz.

Serdar DÝKKATLÝ yanýþma Sendikasý MYK üyesi)

rasý sermayenin bütün dünyadaki politikalarý güdümlü uygulanmakta. Buna karþýlýk ortak dayanýþma ve direnmeyi somuta taþýmalýyýz. ylemler somut dayanýþma, yardýmlaþma ve oreleyi geliþtirmek açýsýndan önemlidir. Biz de buradaki somut sorunlarla IMF ve AB ye karlere paralel bir mücadele programý oluþturausal hem de uluslararasý hattý örmeliyiz. Önüncel görevler bunlardýr.

ALÝ B ALK IZ (Pir Sultan Abd. Der. Gen. Bþk) Avrupa Birliði'ni oluþturan ana ülkelere bakýldýðýnda Almanya, Ýngiltere, Fransa. Her biri kapitalizmin kendi süreci içerisinde emperyalist noktaya ulaþmýþ ülkeler. Her birinin kendi emperyalist politikalarýnýn yanýnda bir yanýyla da ABD emperyalizminin güdümünde ve onun çýkarlarý doðrultusunda politika üreten ülkeler. Zaman zaman hem birbirleriyle hem de ABD emperyalizmiyle çýkar çeliþkilerine düþüyor olmalarýna karþýn, bu tek tek emperyalist ülkelerin bu iç çeliþkilere karþý güçlerini birleþtirme organizasyonu. Sosyalizmin dünya genelinde kan kaybetmesi sonucu, emperyalizm biraz da meydaný boþ bularak bir yandan kendi iþçi sýnýflarýna karþý, bir yandan da dünya halklarýna karþý yeni dünya düzeni, küreselleþme vb. söylemlerle saldýrmakta. Üçüncü Dünya Ülkeleri ve ülkemiz açýsýndan bakýldýðýnda tarihsel yazgý deðiþmeyecek, tarih boyunca olduðu gibi bu kýlýf altýndan da dünya haklarýna sömürü ve vahþet ihraç edecektir. Bize düþen görev AB'nin ve yandaþlarýnýn ileri sürdükleri demokrasi, insan haklarý, adalet, sosyal refah, laiklik vb. söylemlerinin nedenli sahte olduðu gerçeðini teþhir etmektir. Pratikte onlar nerdeyse orada olup bu gerçeði bir kez daha haykýrmaktýr. Bu anlamda Seattle, Melbourne, Prag, en son da Seul örneklerinde olduðu gibi 6-7 Aralýkta Nice'de de karþýlarýna çýkmak ve devrimci tavrý göstermek gerekiyor. Bu anlamda bu hazýrlýklarý olumlu buluyorum.

antikapitalist

Onbinlerce Fransýz gösterici Avrupa'nýn her tarafýndan gelen sendikacý ve diðer protestocularla bir araya gelerek 6-7 Aralýk'ta Nice kentinde Avrupa Birliði Zirvesi'ne karþý gösteriler yapacaklar. Avrupa Birliði'ne katýlmanýn bize toz pembe bir gelecek saðlayacaðý iddia ediliyor. Peki AB bu kadar güzelse Avrupa iþçileri neden bu kadar öfkeliler? Avrupa'daki son geliþmeler Kuzey Amerika ile paralel ilerliyor ve bu da küreselleþme sürecinin bir parçasý. Küreselleþme, iþçi sýnýfýna saldýrýnýn kod adý haline geldi. Patronlar kendi krizlerini atlatmak ve kârlarýný arttýrmak için iþçilerin kemerlerini sýkýyorlar. Kuzey Amerika'da bunun adý NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi). Sermaye, Kanada-ABDMeksika arasýnda iþçileri ve haklarýný çiðneyerek serbestçe dolaþabiliyor. Bunun Avrupa'daki adý da Maastricht Anlaþmasý. Avrupa Para Birliði ayný rolü oynuyor. Hükümetlerin "uyum süreci" dedikleri þey kamu hizmetleri ve sosyal güvenlik harcamalarýný kesmek. Bu saldýrý büyük mücadelelere neden oldu. Alman iþçilerinin hastalýk süresince aldýklarý ödenti ücretlerine eþitti. Bunu da 1956 yýlýnda çelik iþçilerinin 114 gün süren greviyle kazanmýþlardý. Eylül 1996'da dönemin Baþbakaný Helmut Kohl AB uyum sürecinin bir parçasý olarak kamu harcamalarýný kýsan paketinde hastalýk ödentilerinin ücretin yüzde 80'ine indirmek istedi. Daimler Benz patronu Jürgen Schremp bunu hemen uygulamaya sokarak hükümetten de hýzlý davrandý. Ancak patlak veren grev dalgasý patronlara geri adým attýrdý. Fransa 1995'de sað Baþkan Chirac'ýn seçilmesinden sadece altý ay sonra 1968'den sonraki en büyük grev dalgasýyla sallandý. Ýþçiler emekli aylýklarý ve sosyal güvenlik harcamalarýnýn kesilmesine karþý sokaklara döküldü. Grev ve gösteriler kitlesel mücadelelerin yolunu açarak Fransa ve Avrupa için bir dönüm noktasý oldu. 1997'de Fransa merkezli çokuluslu þirket Renault Belçika'daki Vilvoorde fabrikasýný kapatacaðýn açýkladýðýnda Fransa, Belçika ve Ýspanya'da 20 bin iþçi greve çýktý. 16 Mart 1997'de 70 bin Finlandiyalý, Belçikalý, Ýtalyan, Fransýz ve Hollandalý sendika militaný protesto gösterisi yaptýlar. Medya bu gösterinin "Sosyal Avrupa" istemini ifade ettiðini yazdý. Avrupa Birliði sadece iþçi ücret ve haklarýna saldýrý anlamýna gelmiyor. Ayný zamanda ýrkçýlýk ve göç kontrolüyle eþanlamlý. Çekirdek Avrupa ülkeleri arasýnda yapýlan Schengen anlaþmasý bu ülkeler arasýnda serbest dolaþým saðlarken diðer yabancýlara karþý girilmez bir kale oluþturuyor.

Avrupa Birliði, demokrasi ve mücadele

çIkIyor

antikapitalist s a t ý c ý l a r ý n d a n a l ab i l i r s i n i z

Sayfa 9

Avrupa hükümetlerinin bu ülkelerdeki toplumsal sorunlarýn sorumlusu olarak göçmenleri hedef göstermeleri faþist gruplarýn tekrar baþlarýný kaldýrabildikleri bir ortam hazýrladý. Schengen anlaþmasýyla Avrupa'nýn "geçiþken" güney sýnýrlarýný kapatýlmasýna yönelindi. Daha önce gevþek göç politikalarýna sahip olan Ýspanya ve Portekiz "Iberia Kalesi"ne dönüþtürüldü. Ýtalya ve Yunanistan çok daha sýký göçmen politikalarýna zorlandýlar ve Balkanlar'dan kaçanlar için hapishaneden farksýz kamplar kuruldu. Hükümetlerin ýrkçý politikalarý artan iþsizlik ve çaresizlikle birleþerek toplumun tabanýnda ýrkçýlýðýn büyümesine neden oldu. Ýspanya'da 1999'da ilk kez Araplara karþý örgütlü ýrkçý saldýrýlar yaþandý. Bunlar ýrkçýlýk karþýtý gösterilerle kýnandý. Almanya'da aþýrý sað çingenelere ve diðer azýnlýklara karþý saldýrýlarda bulundu. Türklerin ve çingenelerin kaldýðý oteller yakýldý. Ýþçi hareketinin yükseliþi aþýrý saðýn geliþimini dizginledi. Grevler ve ýrkçýlýk karþýtý gösteriler insanlarý aþýrý saðýn kollarýna iten çaresizliðe bir alternatif oluþturdu. Bunun sonucunda Fransa'da faþist oylar en yüksek olduðu yüzde 15'ten geriledi ve Le Pen'in Ulusal Cephesi bölündü. Avusturya'da yüzde 23 oy alan Haider yüzbinlerin faþizme karþý sokaða dökülmesi sonucu istifa etmek zorunda kaldý. Ancak partisi hâlâ iktidarda. Avrupa iyiliksever bir toplum deðil bir mücadele arenasýdýr. Bu arenada iþçiler ve patronlar dünyanýn diðer herhangi bir yerindeki gibi benzeri konularda savaþýyorlar. Kâr mý yoksa insan ihtiyacý mý öncelik edilecek? Sýnýrlar patronlara açýk ama yoksullara kapalý mý olacak? Uyum içinde mi yaþayacaðýz ya da patronlarýn bizi birbirimize karþý kýþkýrtmasýna izin mi vereceðiz? Fransa'da "dünya satýlýk deðil" diyerek McDonalds'a saldýran ve küresel direniþin sembollerinden biri haline gelen Jose Bove, 4 Kasým'da Ýstanbul'da TÜYAP panelinde Bergama köylülerinin ve Fransýz köylülerinin ayný þeyler için mücadele ettiðini söyledi: "Temiz hava, toprak, su ve kara deðil insanlara öncelik verilmesi..." Türkiyeli patronlarýn Avrupa patronlar kulübüne girmelerinin bize bir faydasý yoktur. Bizim çýkarýmýz AB'ye karþý yapýlan 6-7 Aralýk Nice'deki gibi mücadeleleri desteklemektedir. Bunun en temel yolu da AB'nin "tam destek" verdiði Türkiye'deki istikrar paketine, IMF bütçesine, düþük ücretlere, özelleþtirmeye karþý mücadele etmektir. Yöneticilerin çizdiði toz pembe bir gelecek yalanýna kanmamak, AB'ye girmek için bizden istedikleri tavizleri vermemek, fedakarlýk yapmamaktýr. Cem Uz u n

antikapitalist

Aylýk Siyasi Gazete 10 Kasým 2000 Sayý: 3 Uluslararasý Akým Tanýtým Yayýncýlýk Sahibi ve Yazý Ýþleri Sorumlusu: Türkan Uzun Ýstanbul: Gönül Sokak No 31, Nil Han No 305, Asmalý Mescit Ankara: PK 896, 06446 Yeniþehir E-mail: posta@antikapitalist.net Telefon: 0532 7402479 Baský: Yön Matbaacýlýk


Sayfa 10 antikapitalist

Filistinliler niçin mücadele ediyorlar? Ýsrail ve Fil istin neden ç atýþýyor? Þu andaki çatýþmalarýn kökleri son 52 yýldýr Filistinli halk üzerindeki Ýsrail baskýsý. Ýsrail devleti 1948'de, 2. Dünya Savaþý sonrasýnda kuruldu. Bundan önce Ýsrail diye bildiðimiz bölgenin adý Filistin'di. Yahudi liderlerden küçük bir azýnlýk, Yahudilere Filistin'de bir ana vatan yaratmak istediler. Filistin'de Yahudi nüfus sadece 56 bin, Araplar ise 1 milyondu. Bu ideoloji Siyonizm olarak bilinir. Bu liderler önce Ýngiltere daha sonra ABD olmak üzere bölgedeki batýlý egemen güçlerden Filistin'i elde etmek için destek istediler. Birleþmiþ Milletler bir paylaþým planý çizdi. Bu plan Filistin'in yüzde 55'ini Yahudilere, yüzde 45'ini Araplara veriyordu. Bu bile Siyonist yerleþimciler için yeterli deðildi. Filistin'in tümünün kontrolünü istiyorlardý. Bu hedeflerini kitlesel ölçekte terör kullanarak gerçekleþtirdiler. Ýsrail askerleri 9 Nisan 1948'de Deir Yassin köyünde 200-300 kadar sivili öldürdü. Bu katliamla yaratýlan terör kullanýlarak Filistinliler bir yerleþim yerinden diðerine sürüldüler. 750 binden fazla Filistin'li yeni Ýsrail devletinden atýldý. 460 bin kadarý Ürdün'e, 200 bini Gazaya, 100 bini Lübnan'a ve 85 bini Suriye'ye kaçtý. Buralardaki mülteci kamplarýnda yoksulluk içinde yaþadýlar. Ýsrail 14 Mayýs 1948'de Filistinlilerden çalýnan topraklar üzerine kuruldu. O günden bugüne ezmeye, baský kurmaya devam ediyor. Ýsrail 'Geri Dönüþ Yasasý'ný uygulamaya geçirdi. Bunun anlamý Yahudi soyundan gelen herkese Ýsrail'e göç etme izni verildi. Ancak Filistinlilerin kendi anavatanlarýna geri dönme izinleri yoktu. Batý Þeria v e Gaza neden iþgal altýndaki top raklar o l a ra k b i l i n i y o r? Filistin'li mülteciler 1948'de tarihsel olarak Filistin'in parçasý olan Batý Þeria ve Gazaya kaçtýlar. Daha sonra Ýsrail, 1967'de, Ürdün ve Mýsýr ile savaþý sýrasýnda bu bölgeleri ele geçirdi. Ýsrail bu yeni iþgal ettiði alanlarý yaðmaladý. Batý Þeria'dan Ýsrail'e su pompalayarak yerel tarým topluluklarýný yok etti. Onbinlerce Filistinlinin topraklarý ellerinden alýndý. Gaza ve Batý Þeria'ya Ýsrailliler yerleþti. Ýsrail devleti ekonomisini güçlendirmek için mülteci kamplarýnda yaþayan Filistinlilerin emeðini kullandý. Araplar Ýsrailli patronlar için ucuz, vasýfsýz iþgücü saðladý. 1997'de Gaza ve Batý Þeria'da iþçiler Ýsraillilerin aldýðý ücretlerin yüzde 40'ýný alabiliyorlardý. Filistin bayraðý illegaldi, Filistin örgütleri yasaklanmýþtý. Ýsrail askerleri kamp ve þehirlerde devriye geziyorlardý. Ýsrail'in kendi kontrolündeki bu alana karþý her türlü direniþi

1993'te gerçekleþti.

Barýþ sürec i neden ç öktü? Arap-Ýsrail barýþ süreci ortalama Filistinlilerin hayatýnda çok az þey deðiþtirdi. Anlaþma, Filistinlilere Gaza ve Batý Þeria bölgesindeki Jericho'nu birlikte yönetme izni veriyordu. Bu durum Filistin otoritesini yarattý ancak çok az gücü vardý. Bu durum FKÖ lideri Yaser Arafat'ýn Filistin güvenlik gücü yaratmasýna olanak verdi. Bu gücü kendisine veya Ýsraillilere karþý her türlü muhalefeti baský altýna almak için kullandý. Bu arada Ýsrail iþgal altýndaki topraklarda yerleþim yerleri inþa etmeye devam etti. Þimdi Batý Þeria'da 200 bin, Doðu Kudüs'te 180 bin, Gaza'da 6500 Ýsrailli var. Halen Ürdün, Lübnan, Suriye, Batý Þeria ve Gaza'ya daðýlmýþ olan 3,5 milyondan fazla Filistinli mülteci var. Bu yýl Ýsrail ABD'den 4 milyar dolardan fazla yardým alýrken Filistin otoritesi sadece 100 milyon dolar yardým aldý. Sosy alist çözüm ne? yok etme isteði 1982'de Lübnan'ý iþgal etmesiyle sonuçlandý. Batý Beyrut'a gerçekleþtirilen Ýsrail bombardýmaný onbinlerce Lübnanlý ve Filistinliyi öldürdü. 1982 Eylül'ünde Sabra ve Shatilla mülteci kamplarýnda 2 binden fazla Filistinli katledildi. Ýsrail Güney Lübnan'da 15 kilometrelik 'Güvenlik Bölgesi'ni iþgal etti. Çekilmesini talep eden Birleþmiþ Milletler kararýna raðmen bu yýlýn Mayýs ayýna kadar bölgeden çekilmedi. Ýsrail müdahalesi 20 bin insanýn hayatýna maloldu. Nihayet kitlesel direniþ Ýsrail'i çekilmeye zorladý.

O rt a D o ð u ' d a Ý s ra i l ' i n ro l ü n e ? Ýsrail, 1948'de kuruluþundan bu yana Orta Doðunun petrol zengini bölgesinde ABD'nin bekçi köpekliðini yapýyor. 2. Dünya Savaþý sonrasý en büyük güç olan ABD bölgede kendine baðlý bir devlet istedi. Petrol üzerindeki kontrolünün yaratacaðý istikrarsýzlýktan ve kitleler üzerindeki etkisinden korkuyordu. Nüfuzlu Yahudi gazetesi Ha'aretz'in de 1951'de ifade ettiði gibi, "Ýsrail bekçi köpeði olacaktýr. Eðer batýlý güçler her hangi bir nedenle gözlerini kapatmak durumunda kalýrsa, Ýsrail Batýya saygýsýzlýk yapan bir veya birkaç komþu devleti cezalandýrmak için güvenilirdir." O zamandan bu zamana ABD Ýsrail'e çok büyük ölçüde finansal destek yaptý. 1967 savaþý sonrasýndaki dört yýl içinde 1,5 milyar dolar deðerinde silah verdi. 1974 sonrasý 80 milyar dolar yardýmda bulundu. Paranýn çoðu Ýsrail'i dünyadaki en çok silahlanmýþ devletlerden biri yapmak içindi. Ancak önemli miktarda bir para da Ýsrail ekonomisini ayakta tutmak ve Ýsrail nüfusu için 'Batý Avrupa' standardýn-

da bir yaþamý garantiledi. 1984'te Ýsrail ekonomisi yýkýmýn eþiðindeyken o zamanýn ABD Baþkaný Ronald Reagan 1,5 milyar dolarlýk acil yardým programýný onayladý. Ayný zamanda ABD Ýsrail'e 3 milyar dolar acil olmayan yardým yaptý. Son yirmi yýl içinde Ýsrail'i, IMF veya Dünya Bankasý'ndan ziyade ABD hazinesi defalarca kurtardý. ABD'nin Ýsrail'i finansmaný halen devam ediyor. Þu anki Ýsrail Baþbakaný Ehud Barak'ýn da söylediði gibi "Washington'daki arkadaþlarýmýz Ýsrail'e verilen desteðin Amerikan ulusal çýkarlarý için olduðunu biliyorlar."

F K Ö n ed i r ? 1948-67 olaylarý Filistinliler arasýnda korkunç bir öfke ve kýzgýnlýk yarattý. Ýsraillilere karþý silahlý bir mücadele baþlatarak kahramanca mücadele ettiler. Filistin kurtuluþ örgütü (FKÖ) bu dönemde doðdu. 200 kadar Filistinli gerilla Ýsrail ordusuna karþý Mart 1968'de Ürdün Karameh'te 12 saat savaþtý. FKÖ bir gecede Araplarýn kahramaný haline gel-

di. Ve sonraki on yýl içinde Ýsrail baskýsýna karþý kitlesel destekle mücadeleye devam etti. Ýsrail yönetimine karþý en etkileyici mücadele Aralýk 1987'de baþlayan Ýntifada (ayaklanma) idi. Bir Ýsrail tank taþýyýcýsý Arap arabalarýna çarptý ve Gaza'da dört yolcunun ölümüne neden oldu. Cenaze törenleri on bin kiþilik büyük bir gösteriye dönüþtü. Ýsrail askerleri bir sonraki gün gerçekleþen gösteride 20 yaþýnda bir erkeði öldürdüler. Cenaze töreni Ýsrail iþgaline karþý bir protestoya dönüþtü. Gösteriler Ýsrail baskýsýna karþýlýk vermek üzere tüm iþgal altýndaki bölgelere yayýldý. Onbinlerce Filistinli barikatlar kurup gösteriler yaptý, orduya karþý savaþtý. 21 Aralýk'ta Ýsrail'deki Filistin Arap nüfusu Ýntifadayý desteklemek üzere bir genel grev gerçekleþtirdi. Kitlesel teröre, tutuklamalara ve ekonomik ablukaya raðmen ayaklanma iki yýl boyunca devam etti. Ýntifada, Ýsrail'i FKÖ'yle bir çeþit anlaþma yolunu aramaya zorladý. Oslo Barýþ Anlaþmasý

Sosyalistler Filistinlilerin yanýnda yer alýr. Geçen yüzyýl boyunca ezildiler, zulüm altýnda yaþadýlar. 1948'de kendi anavatanlarýndan etnik olarak temizlendiler ve o zamandan bu zamana mülteci olarak yaþadýlar. Ýsrail, ABD hükümetinin Orta Doðudaki aðýr silahlý koludur. Filistin mücadelesi ezilen bir halkýn çok güçlü bir askeri güce karþý savaþýdýr. Sosyalistler Filistin'de Yahudi ve Araplarýn eþit hakka sahip olduðu demokratik bir devlet için tartýþmalý. Filistinliler kendi anavatanlarýna dönebilmelidir. Orta Doðuda daha uzun dönemli alternatif, bütün bölgede insanlar büyük bir yoksulluk içinde yaþarken kendileri zenginlik içinde yaþayan yozlaþmýþ rejimleri devirecek devrimlerdir. Bu, Filistinlilerin de, bütün ulusal azýnlýklarýn da, Yahudilerin de eþit haklara sahip olduðu bir cumhuriyet yaratarak özgürleþmesini saðlayacaktýr. Filistinli ve Yahudi insanlarýn dayanýþmasý ve enternasyonalizm üstüne yükselen çok iyi bir gelenek var. Bu geleneðe yeniden sahip çýkmamýz gerekiyor.

“BEN YAHUDÝYÝM, ANCAK ÝSRAÝL'DEN NEFRET EDÝYORUM” Ýsrail devletinin Filistinlilere karþý gerçekleþtirdiði eylemler çok üzücü. Batý Þeria ve Gaza'daki mülteci kamplarýnda yaþayan Filistinliler geçen ay boyunca en korkunç saldýrýlarla karþý karþýya kaldýlar. 1990'larýn baþýnda Ýsrail'de yaþarken Araplarýn nasýl bir eþitsizlikle karþý karþýya olduðunu gördüm. Ýsrail'in kuzeyindeki birçok köy belediyelerden hiçbir destek alamýyordu. Arap köyleri yardým kuruluþlarý ve gönüllü örgütlenmelerin verdikleri ile yaþamaya çalýþýrken, Yahudi köylüler hükümetten eðitim ve kültürel projeler için para alýyordu. Bu durum ayrýmcýlýðýn ne kadar derin olduðunu gösteriyor. 1993'te karþýlaþtýðým Araplarýn çoðu barýþ sürecine þüpheyle bakýyordu.

Adalet getireceðini umut ediyorlardý ancak topraklarýna ve eþitliðe sahip olmadan bunun mümkün olabileceðini düþünen çok azdý. Ýþgale ve eþitsizliðe karþý mücadele eden Filistinlilerle birlikte durmalýyýz. Geçmiþte Yahudiler ezilen insanlar olarak mücadele etmek ve dayanýþma ve enternasyonalizm derslerini öðrenmek zorunda kaldý. Yahudiler Ýkinci Dünya Savaþýnda Varþova Gettosu'nda savaþtý. Bir Yahudi sosyalist olarak bu gelenekten onur duyuyorum. Ancak soygunculuk yapan, Filistinlileri terörize eden ve öldüren bir devletten hiç bir onur duymuyorum. Adalet gerçekleþinceye kadar barýþ mümkün olmayacaktýr.

B e c cy R e e s e


genelkurmay’a suçüstü

ortadoĞu’da fİlİstİnle dayanIŞma

Ýsrail devletinin vahþeti bir yandan öfkenin diðer yandan da Filistinlilerle dayanýþmanýn kabarmasýna neden oldu. Uzun yýllardan beri bu kadar yaygýn gösteriler yaþanmamýþtý. Ortadoðu uzmanlarýndan David Hirst þunlarý yazýyor: "Bazýlarý, yaþanan protestolarý 1950 ve 60'larda Arab þampiyonu Nassýr'ýn Körfez'den Atlantiðe kadar yaygýnlaþtýrdýðý kitlesel ayaklanmalarýna benzetiyorlar." Fas'ýn baþkenti Rabat'ta yarým milyon kiþi sokaklara döküldü ve ABD ve Ýsrail bayraklarý yaktý. Muhalefet ve sendika liderlerinin öncülüðünü yaptýðý gösterilerde þu sloganlar atýlýyordu: "Taviz yok. Filistinliler kalbimizde, kanýmýzda, aklýmýzda. Hiçbir zaman unutmayacaðýz ve bunun için mücadeleden asla vazgeçmeyeceðiz." Mýsýr'da öðrenciler yürüyüþ ve oturma eylemi yaptýlar ve havaalanýna giden yollarý bloke ettiler. Suriye'de binlerce kiþi Ýsrail büyükelçiliðini taþladý, duvarlarýný týrmandý ve Ýsrail bayraðýný indirerek "Kudüs bizim! Kahrolsun ABD ve Ýsrail" dediler. Ürdün, Irak, Tunus, Sudan, Libya, Ymen, Lübnan ve Ýran'da onbinlerce gösterici sokaklara döküldü. Büyük ve öfkeli gösteriler Birleþik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körkez ülkelerini de sardý. Bu ülke rejimlerinin baskýcýlýðýndan dolayý normalde sokak gösterileri yaþanmaz. ABD müttefiki ve baskýcý Suudi Arabistan bile ABD ve Ýsrail bayraklarýnýn yakýldýðý gösterilere tanýk oldu. Batýlý ülkelerde ve Türkiye'de de Filistinlilerle dayanýþma gösterileri oldu.

"Ermeni soy kýrýmý tasarýsýndan daha önemli ne olabilir ki!" ABD Senatosu'nda Ermeni soy kýrýmý konusunda çýkacak bir karara karþý her þeyini ortaya koyan ve ABD yönetici sýnýfýný ikna eden Türk Devleti Filistin'de her gün masum insanlarýn öldürülmesine neden seyirci kalýyor? Türkiye dünyadaki en büyük silah alýcýlarýndan birisi, NATO'nun ABD'den sonraki en büyük ordusuna sahip ve sorunlu bölgelere (Balkanlar, Ortadoðu ve Orta Asya'ya) çok yakýn. Ayrýca Türkiye'nin sadece ABD'li þirketlere ve sadece enerji alanýnda verdiði 11 milyar dolarlýk projesi var. Türkiyeli yöneticiler bu nedenlerden dolayý uluslararasý düzeyde diðer yönetici sýnýflara seslerini duyurma ve hatta baský yapma gücüne sahipler. Bu güçlerini Apo'yu Suriye, Rusya ve Ýtalya'dan çýkarttýrýrken etkili olarak kullandýlar. Ermeni soykýrýmý konusunda da ABD yöneticilerini ikna etmek için her yolu denediler. Baþarýlý da oldular. Bu karar çýksaydý Türkiye'de kimse bu yüzden ölmeyecek, çocuklarýn acýmasýzca öldürüldüðü saldýrýlar olmayacaktý. Kimse bu karar nedeniyle daha yoksul hale gelmeyecek ya da iþini kaybetmeyecekti. Filistinli çocuklarýn hayatýnýn Ermeni soy kýrýmý tasarýsý kadar bile önemi yok mu? Milyonlarca Filistinlinin kendilerine ait ama iþgal edilmiþ topraklarda barýþ ve huzur içinde yaþama isteðine bile tahammül edemeyen Ýsrail vahþeti bu kadar önemsiz mi? Türkiye ve diðer ülke yöneticilerinin Filistinli çocuklar için döktükleri gözyaþlarýna aldanmayýn, onlar bu katliamýn suç ortaklarý.

antikapitalist

Yýl, 1998. Ama burasý iþgal altýndaki Filistin topraklarý deðil. Taþ atan çocuklar da Filistinli deðil. Newroz gösterilerine saldýran polise taþ atan çocuklar Diyarbakýr ve Van’da yaþýyorlar. Attýklarý her taþ, týpký Filistinli çocuklar gibi, “kandýrýlmýþlýðýn” deðil, direniþin simgesi. Savaþ nedeniyle kimi babasýný, kimi ablasýný, kimi de köyünü kaybeden bu çocuklar, yoksulluðu, öðretmensizliði, baskýyý, adaletsizliði ve yöneticileri taþa tutuyorlar. ADALET YOKSA BARIÞ DA YOK!

Sayfa 11

Genelkurmay Baþkanlýðý Ýstihbarat Dairesi'nin "muhalif" olarak gördükleri kiþilere iftira atarak toplumun gözünden düþürme eylemi belgelerle ortaya çýktý. Haberi yalanlamayan Genelkurmay ise sadece bu belgelerin "yasadýþý olarak ele geçirildiði" açýklamasý yaptý. Nisan 1998'de gazeteciler Mehmet Ali Birand ve Cengiz Çandar ile insan haklarý savunucusu Akýn Birdal hakkýnda düzmece haberler yayýmlanmýþ, PKK'den para aldýklarý iddia edilmiþti. Ardýndan Birand iþinden olmuþ, Birdal da silahlý saldýrýya uðramýþtý. Cengiz Çandar yaptýðý açýklamada bu tür iftira kampanyalarýna katýlacak çok sayýda gazete yöneticisi ve köþe yazarý olduðunu belirterek þöyle diyor: "Milli Güvenlik Akademisi'nde ders alan gazetecileri bir yayýmlasýnlar bakalým. Ne ders veriliyor orada, müfredat programý ne, hangi gazeteciler oraya gitti? Gitmeden önceki ve gittikten sonraki yazýlarýna bakýlsýn." Gazete yönetici ve yazarlarýnýn MÝT ajaný, bankalarý dolandýranlardan 1 milyon dolar alanlar, "mehmetçik"ler, holding reklamlarýna haber süsü verenlerden oluþmasý þaþýlacak bir durum yaratmýyor.

genel af

Tunceli'de gýda ambargosu zİndanlar bOŞalsIn

Tunceli valiliðince 1994 yýlýnda "PKK'ye lojistik desteði kesmek" amacýyla uygulamaya sokulan gýda ambargosu kaldýrýldý. Yetkililer resmi olarak kabul etmese de 6 yýldýr þehir dýþýna ve köylere giden gýda maddeleri izne ve karneye baðlýydý. Devletin "kontrollü gýda sevkýyatý" dediði bu uygulamayý Tuncelililer "gýda ambargosu" olarak adlandýrýyordu. Evine gýda maddesi götürmek isteyen bir kiþi nüfus dairesinde "aile tablosu" çýkarttýktan sonra jandarma veya polise

baþvurarak izin alýyordu. Gýda maddeleri kýsýtlý olarak veriliyordu. Ambargo nedeniyle 1994 yýlýnda Tunceli genelinde bulunan bütün un deðirmenleri kapatýlmýþtý. Tuncelileri açlýkla yüz yüze býrakan ambargonun sýký biçimde uygulandýðý maddeler þunlardý: "Çay, þeker, un, pirinç, makarna, bulgur, patates, mercimek, sigara, kuru soðan, et." Þimdi asker ve polisin uyguladýðý gýda ambargosu kalktý ama yoksulluðun neden olduðu ambargo hala devam ediyor.

ÝÞTE ADALET SÝSTEMÝ Halkbank'ý 67 trilyon (67.000 milyar) zarara uðratan Demirel'in yeðeni Murat hakkýnda 6 yýla kadar hapis istenirken ayný bankayý 1 milyar 657 milyon lira zarara uðratan büfe sahipleri için 9 yýla kadar hapis isteniyor. Bu adalet hem topal, hem kör, hem de tecelli etmiyor. Bu adalet patronlarýn adaleti, bizim deðil. Müslüm Bingöl devletin hatasý nedeniyle cezaevinde 2 yýl 2 ay 22 gün fazla yattý. Kayýplarý için tazminat devlete karþý davasý açan maðdur mahkemece tayin edilen bilirkiþi raporu uyarýn-

ca günlüðü 297 liradan 500 bin lira alabileceði belirtildi. Ne yazýk ki Müslüm bu komik parayý bile mahkemeye 3 ay içinde baþvurmadýðý gerekçesiyle alamadý. TBMM Ýnsan Haklarýný Ýnceleme Komisyonu'nun hazýrladýðý Batman Raporu, uyuþturucu iþinde polis parmaðýna açýklýk getiriyor. Güneydoðudaki narkotik þube polislerinin birçoðunun uyuþturucu trafiðinde yer aldýklarý belirtilen rapora göre, bölgeye orta halli gelen polislerin zenginleþtiði bildiriliyor.

Birdal'a yine soruþturma Barýþ, kardeþlik ve insan haklarý savunucusu olduðu ve bunu ifade ettiði için sýk sýk cezaevine atýlan Akýn Birdal hakkýnda yeni bir soruþturma daha açýldý. Birdal, "Türkiye soykýrým için Ermenilerden özür dilemeli" dediði için "halký sýnýf, ýrk, din, mezhep veya bölge farklýlýðý gözeterek kin ve düþmanlýða açýkça tahrik ettiði" gerekçesiyle 1-3 yýl arasý hapis cezasý istemiyle yargýlanabilecek. Yargýlayanlar mý yoksa yargýlanan mý? Hangisi gerçek bölücü dersiniz? Faþistlerin silahlý saldýrýsý sonucu ölümden þans eseri kurtulan, insan haklarý savunucusu olduðu için cezaevine giren Birdal'a sahip çýkalým.

Cezaevleri son yýllarda ülke gündeminden düþmeyen bir konu. Özellikle son günlerdeki isyanlar, rehin alma olaylarý ve "af" yazýlý pankartlar medyada geniþ yer alýyor. Sürekli "kaynayan kazan" olarak tarif edilen cezaevlerindeki yaþam, aslýnda dýþarýdaki yaþamýn tam bir yansýmasý. Bir tarafta otelde gibi yaþayan, içeriye aþçýsý, berberiyle beraber giren ve sürekli cep telefonu ve tabancalar bulunduranlar (yani birkaç eski banka patronu ve faþist mafya liderleri...) diðer tarafta ise son derece kötü koþullarda yaþayan onbinlerce mahkum. Mahkumlar, özellikle de siyasiler, saðlýk sorunlarý, iþkence ve aileleri üzerindeki baskýlar gibi bir çok sorunla karþý karþýyalar. Hükümetin çözümü ise F tipi cezaevleri ve iki yýldýr gündemde olan af yasasý. Bunlardan birincisi, yani F tipi cezaevlerinin mahkumlara neler getireceðini kestirmek zor deðil. Ýçerdeki birkaç banka patronu ile mafya babasýnýn hayatýný etkilemeyecek olan F tipi uygulamasý, baþta siyasiler olmak üzere diðer mahkumlar için ikinci bir ceza anlamýna geliyor. Eleþtirmeyen, isyan etmeyen, adaletsizliklere ses çýkartmayan insan tipi yaratmaya çalýþan devlet, bu uygulamayla mahkumlarý birbirinden ve tüm dünyadan izole ederek, onlarýn baskýlara karþý birlikte hareket edebilme yeteneðini kýrmaya çalýþýyor. Hükümet af konusunda da ayrýmcý; siyasi tutuklularýn af kapsamý dýþýnda tutulmasýný istiyor. Devlet, beslenme, barýnma, eðitim, saðlýk gibi en insani ihtiyaçlarýmýzý bile saðlamayan bu sisteme ve onun kurallarýna koþulsuz itaat etmemizi istiyor. Ve baþkaldýranlarý cezalandýrýyor. Cezaevlerinde 11 bini siyasi olmak üzere yaklaþýk 72 bin tutuklu var. Bu insanlar sistemin kendilerine dayattýðý deðerler ve yaþam koþullarý nedeniyle hapisteler. Bu yüzden bizler, suçlarýna göre seçilmiþ bir gurup insanýn affýný deðil, ayrýmsýz bir genel affý savunmak zorundayýz. Tabii ki cezaevlerinde çok az sayýda da olsa gerçek suçlular da var: Murat Demirel, Alaattin Çakýcý, Nuri Ergül, Mehmet Ali Aðca gibi birkaç göstermelik isim dýþýnda bu tür kiþiler devlet gözetiminde iþlerini yapmaya devam ediyorlar. Örneðin Susurluk sanýðý olarak kimse cezaevinde deðil. Biz siyasileri de kapsayan ayrýmsýz bir genel afla zindanlarýn boþaltýlmasýný ve bizi bu adaletsizliðe mahkum eden gerçek suçlularýn yargýlanmasýný istiyoruz.

Hi km et B a þ ara n


Sayfa 12 antikapitalist

Halk n iktidar m , iktidar m ? Geçen ay Sýrbistan'da yaþanan olaylar ve ortaya attýðý sorular her devrimci durumda yaþadýðýmýz ve yaþayacaðýmýz türdendi. Devrim, ülkenin liderini deðiþtirme hakkýný kullanmak için mi yoksa toplumsal sistemi toptan deðiþtirmek için mi gerçekleþecekti? Devrim olarak ifade edilen durumlarýn çoðu alabildiðine yüzeysel deðiþimlerle sonuçlanýyor. Çok sýk olarak, baskýcý ve yozlaþmýþ sistemden çýkarý olanlar hükümete karþý hareketleri destekleyebiliyorlar. Bazý protesto hareketleri yoksul ve mülksüzlerin öfkesini boþaltmasýna ve deðiþim aldanmasý yaratýlmasýna izin veriyor. 1975'de Franco'nun ölümü sonrasýnda ayný durum Ýspanya’da gerçekleþti. Rejime karþý mücadeleler arttýkça, bir þeylerin verilmesi gerektiði fikri kabul edildi. Toplum sözde, faþist bir devletten demokratik bir cumhuriyete dönüþmüþtü. Ancak Ýspanya'da demokrasi maskesinin altýnda Franko döneminde büyük iþletmeleri ve devletin tüm kurumlarýný yönetenler geçiþ dönemi sonrasý hâlâ yerli yerindeydi. Ne yazýk ki bu durum iþçilerin mücadelesinin körelmesi etkisi yarattý. 1989'da Doðu Avrupa'da Stalinist rejimleri indiren devrimler "halkýn gücünü" gösteren örneklerdi. Ard arda bir çok ülkede yüzbinlerce insan baskýcý otoritelere karþý sokaða çýktý. Bu insanlara demokratik bir devlet ve küçük bir azýnlýðýn iktidarýnýn sonlanacaðý sözü verildi. Bu ülkelerde hâlâ çoðunluk yoksulluk içinde yaþarken, küçük bir elit zenginliði ve gücü kontrol ediyor. Çoðu yerde Stalinizm döneminde toplumu kontrol eden insanlar hâlâ toplumu yönetiyorlar. Bu yöneticiler kitle ayaklanmalarýnýn önünü kesmek üzere reform ve deðiþimden bahsettiler. Daha önce devlete ait þirketlerin yöneticisi olanlar þimdi

özel þirketlerin yöneticileri. Hükümetlerdeki anahtar þahsiyetlerin çoðu daha önce Stalinist bürokrasinin anahtar þahsiyetleriydi. Þu anki Rus Baþkaný Vladimir Putin, Sovyetler Birliði gizli servisi KGB'nin önemli bir insanýydý. Azerbaycan, Kazakistan ve Gürcistan yöneticilerinin hepsi Sovyetler Birliði Komünist Partisi'nin eski üst düzey üyeleriydi. Filipinlerde 1986'da ilk kez "Halkýn iktidarý"ndan bahsedilmiþti. Büyük gösteriler Diktatör Ferdinand Markos'u indirdi. Filipinlerin her yerinde büyük bir mutluluk ve deðiþim umudu vardý. Ancak ülkenin baþýnýn deðiþimi dýþýnda genel olarak her þey ayný kaldý. Yugoslavya’da kitlesel grev ve gösteriler Miloseviç’in 13 yýllýk iktidarýna nokta Parlamentoyu halen toprak aðalarý yökoydu. Ama köklü bir deðiþim için mücadele devam etmek zorunda. netiyor. Ýnsanlarýn yamasýndan büyük sevinç duyarlar. Ancak yor. þamlarýný iyileþtirecek olan toprak reforgeçen 25 yýl boyunca diktatörlerin devYugoslavya iþçileri Miloseviç'i indirmunu reddettiler. Tepedeki deðiþim rilmesi deneyiminden çýkaracaðýmýz di, ancak geçmiþin dersleri öðrenilmek çok kötü koþullarda yaþamaya terkedildersler önemli. "Halkýn gücü" bir þahsi- zorunda. miþ olan çoðunluðun hayatýnda pek bir yetin ve onun çevresindeki bir klikten Sýrplar iþçilerin ve yoksullarýn ihtiyaçetki yaratmadý. kurtulmanýn ötesine geçmek zorunda. larýnýn öncelik olduðu bir toplum yaratFilipin nüfusu büyük bir yoksulluk Böyle olduðunda iktidar ve zenginlik mak üzere mücadeleye giriþmeliler. içinde yaþamaya devam ediyor, iþ buleski yöneticileri reddediyormuþ gibi göBunun için ilk adým toplumdaki ekoma þanslarý büyük patronlarýn kontrolü rünenlerin elinde kalýyor. Bunlar da nomik temelin kontrolünü ele geçiraltýnda. medya ve polis üzerindeki kontrollerini mektir. Toplumdaki tüm zenginliði yaGiderek artan sayýda insan aþaðýlayýkullanarak yeni kurulan parlamentonun ratan iþçiler, bu zenginliði kontrol etmecý ancak yaþamlarýný sürdürebilecek kakontrolünü elde etmeyi garantiliyorlar. liler. dar düzenli para getiren seks endüstrisiToplumun gerçek bir dönüþümden Öbür türlü Yugoslavya'da yaþanan ne girdi. geçebilmesi için protestolarýn devletin sevinç, kaçýnýlmaz olarak kötü bir hayal Sosyalistler her baskýcý rejimin yýkýltüm kurumlarýný karþýsýna almasý gereki- kýrýklýðýna dönüþecektir.

YUNANİSTAN’DA GENEL GREV Yunanl

Yunanistan'da son sekiz yýlýn en büyük genel grevi geçen ay gerçekleþti. Özel ve kamu sektörü iþyerlerinde iþler durdu. IMF stili neo liberal politikalara karþý o güne kadar geliþen direniþin en yüksek noktasýydý. Bütün sektörlerden iþçiler, sendikalar ve bölgesel örgütlenmeler ortak talepler etrafýnda birleþti: Özelleþtirmelere son, 35 saatlik çalýþma haftasý, yaratýlan zenginliðin zenginden yoksula yeniden daðýtýmý. "Problemin kalbinde küreselleþme var" diyordu Atina'daki Jannio Hastanesi'nin sendika baþkaný Stellatos Makis. Atina'da Mastercard için çalýþan banka iþçisi Lekas Spiros "kârlarý artýyorken bizden daha fazla iþ ve daha fazla özelleþtirme istiyorlar. Sözleþmemiz 8 saat çalý-

karde lerimiz yol g steriyor:

þacaðýmýzý söylüyor ancak her gün saatler daha da uzuyor, 11 ya da daha fazla. Bu durumu daha fazla kabul edemeyeceðiz. Bu duygular sadece Yunanistan'da deðil bütün dünyada var. Seattle, Prag anti kapitalist protestolar ulusal ve uluslararasý düzeyde büyümeli ve böyle grev kývýlcýmlarý yaratmalý. Büyük partilerin resmi mekanizmalarý dýþýnda inþa etmeliyiz. Hepsi kapitalistlerin çýkarlarýný gözetmeyi önemsiyorlar." Diðer grevciler de esnek çalýþma ve uzun saatlerden oluþan "Amerikan modeli" ile küreselleþme tehdidine karþý benzer þeyler söylüyorlardý. Grevcilerin militanlýðý ve talepleri son yýllarda sendikalarýn çaðýrdýðý parça baþý talepleri

aþan önemli bir adýmdý. Son büyük genel grev 1990'larýn baþýndaydý ve muhafazakar hükümetin indirilmesine yardýmcý oldu. Sosyal Demokrat PASOK 1992'den bu yana hükümette. Baþbakan Costas Simitis "Yunanistan'ý modernize" etmekten bahsediyor. Bunun anlamý piyasa ekonomisinin önündeki tüm engelleri kaldýrmak. Bu durum iþçiler, özellikle de PASOK'u destekleyenler arasýnda büyük bir hoþnutsuzluk yarattý. PASOK'un 200.000 üyesi var, bu Türkiye açýsýndan 1 milyon 200 bine eþit. Simitis'in neo liberal ekonomik politikalarý Yunan büyük patronlarýnýn kârlýlýklarýný daha fazla arttýrmak anlamýna geliyor. "Kamu hastanelerinde özel þirketleri istiyor, öncelik in-

san deðil kar" diyor hastane çalýþaný Eleni. Grev baþlamadan önce doktorlar, hemþireler ve diðer saðlýk çalýþanlarý sanki yöneticiler hiç yokmuþ gibi IMF'ye karþý broþürler hazýrladýlar ve hastane içinde toplantý örgütlediler. Hükümetin çok çeþitli saldýrýlarý genel grev öncesi banka ve telekom iþçilerinin eylemlerine neden olmuþtu. PASOK'un büyük iþverenlerle olan iliþkilerinde bir dizi skandalýn ortaya çýkýþý da iþçilerin öfkesini artýrdý. Biriken öfke sendika liderlerini genel grev çaðýrmaya zorladý. En etkileyici olan özel sektörden gelen tepkiydi. PASOK üyelerinin liderliðinde olan sendikalar geçen sekiz yýl boyunca eyleme çýkmakta çok az istekliydi-

ler.

Ancak Atina'daki gösteri sýrasýnda greve çýkan iþyerlerinin listesi büyük iþverenler için büyük bir alarm zili oldu. Greve katýlým The Larko nikel madenlerinde yüzde 100, Olimpik Havayollarý'nda yüzde 90, Selanik tekstil fabrikalarýnda yüzde 100, Unilever'in þubesinde yüzde 100 oldu. Hükümetin saldýrýlarýna karþý iþçilerin tepkisi öyle güçlü ki Muhafazakar Yeni Demokrasi Partisi bu hoþnutsuzluktan pay koparmakta çok zorlanýyor. Yunanistan'da isyanýn nasýl devam edeceðini hiç kimse bilmiyor. Ancak iþçiler gücünün tadýný aldýlar ve yanýtlar için sola bakmaya devam ediyorlar.

K e vi n O v e n d e n


antikapitalist

Sayfa 13

NATO’NUN BOMBALADIĞI SIRP İŞÇİLER DEVRİM YAPTI

Geçen ay Sýrbistan Baþkaný Slobodan Miloseviç'in tabandan yükselen kitlesel grev ve gösterilerle devrilmesi herkesi þaþýrttý. Batý medyasý gösteriler baþladýðýnda "halkýn iradesi"nden bahsederken hareketin öfkesi ve baþarýsý karþýsýnda hýzla aðýz deðiþtirdi ve "ama aþýrýya kaçýyorlar" demeye baþladý. Generallerin muhalefetle el ele verip düzenin istikrarýný acilen saðlamasý gerektiðini tartýþtý. Yugoslavyalýlar daðýlma sürecinde, Kosova sorununda ve NATO bombardýmaný altýnda milliyetçilik cenderesiyle Miloseviç etrafýnda birleþmiþlerdi. Ayný Yugoslavyalýlar, "artýk yeter" dediler. Yapýlan genel seçimlerde "deðiþim" için oy verdiler ve hem batý emperyalizmine karþý tutum almýþ, hem de Sýrbistan'da hakim olan kirlenmiþliðe pek bulaþmamýþ bir lider olarak algýladýklarý Kostunica'ya yöneldiler. Seçim sonuçlarýnýn tanýnmamasý ardýndan "deðiþim" taleplerinin arkasýnda durarak "böyle geldiyse böyle gitmeyecek" diyerek sokaklara döküldüler. Miloseviç'in oy deposu olarak bilinen Koubara madencileri greve çýkarak devrimde anahtar rol oynadýlar. Bölgeye akýn eden polis ve generallerin baskýsý ve tutuklanmalara direnerek mücadele etmek isteyen herkese güven verdiler.

Miloseviç'i düþüren ve Kostunica'yý iktidara taþýyan aþaðýdan gelen bir devrim olduðu için kitleler talepleri için mücadeleye devam ediyorlar. Sýrpistan'ýn her yerinde iþçiler nefret ettikleri yöneticileri de deviriyorlar. Smederevo'da 11 bin iþçi yöneticinin istifasý için grev tehdidinde bulundular. Nis'de devlet eliyle iþletilen Nitex tekstil fabrikasý ayný taleple iþçiler tarafýndan kuþatýldý. Belgrad'da ülkenin en büyük ithalat-ihracat þirketi Genex'in iþçiler tarafýndan ablukaya alýnmasý sonucu yöneticisi istifa etmek zorunda kaldý. Kostunica'nýn temsilcileri þimdi kendisini iktidara taþýyan bu hareketi durdurmak için fabrika fabrika geziyor, iþçileri sükunete çaðýrýyorlar. Miloseviç'in þeceresine sahip olmasa da iþsizlik, yoksullaþma ve baskýyla el ele yürüyen neo-liberal politikalarý uygulamak isteyen ve AB ile uyumu amaçlayan Kostunica onu iktidara taþýyanlara ihanet edecektir. Milyarlarca dolara mal olan ve Sýrbistan'ýn altyapýsýnda 50 milyar dolarlýk yýkýma neden olan NATO bombardýmanýný "demokrasi" adýna gerçekleþtirdiklerini iddia eden Batýlý liderler bu durumdan memnun mu? Onlar, geçen Kasým ayýnda Seattle’da Dünya Ticaret Örgütü toplan-

týsýný, 26 Eylül'de Prag'da IMF-Dünya Bankasý ortak toplantýsýný ve 6 Aralýk'ta da Fransa'da yapýlacak Avrupa Birliði Zirvesi'nin "deðiþim" isteyen yüzbinlerce gösterici tarafýndan ablukaya alýnmasýndan ne kadar memnun olduysalar Miloseviç'in iþçi ve öðrenciler tarafýndan devrilmesinden de o kadar memnunlar. Yani HÝÇ memnun deðiller. Çünkü tabandan kazanýlan bir demokrasi iki ucu keskin bir kýlýçtýr. Hareket, sadece Miloseviç'i deðil Kostunica'yý ve onun serbest piyasa politikalarýný týrpanlama ve sermaye düzeninin temel taþlarýný yerinden oynatma potansiyeline sahip. 5 Ekim'deki ayaklanmanýn bir parçasý olan ve gösterilerin örgütlenmesinde önemli bir rol oynayan Otpor Gençlik Hareketi sadece Miloseviç tarzý sosyalizmi reddetmiyor; Seattle ve Prag'da gördüðümüz duygularla kapitalist düzeni reddediþi de söz konusu. Gösterilerde üzerinde yumruk olan kýzýl bayraklarýn dalgalanmasý Kostunica kadar ABD ve AB liderlerini de ürkütmektedir. Ordu ve muhalefetten elbirliði yaparak hemen düzenin istikrarýnýn saðlanmasýný istemeleri bu yüzden. Onlar hareketin devamýndan korkuyorlar. Bizler ise Miloseviç'in kitlesel bir ayaklanma ile devrilmesini, Balkanlar'da çok uzun yýllardan sonra aþaðýdan

bir alternatifin geliþmesini kutluyoruz. Sýrp devrimi ezilenlerin þenliðinde yerini aldý. Hareketin potansiyelini gerçekleþtirmesi iþçiler ve öðrencilerin talepleri için mücadeleye devam etmelerine baðlý. Sistemin taþlarýný yerinde tutan patronlar, yöneticiler, ordu generalleri yerlerinden sökülüp atýlmalý. Böylesi bir yönelim var, güçlenerek devam etmeli. 1974 Portekiz Devrimi de eski yöneticilerin temizlenmesi için "saneamento" hareketine giriþmiþti. Ýþçiler kendi çalýþma ve yaþam koþullarý kadar medya, ordu ve polis üzerinde tabanýn kontrolünü saðlamak üzere adým atmalý. Sadece hükümeti deðil, tüm devlet erki ve ardýndaki ekonomik altyapý iþçi kontrolüne geçmeli. Farklý etnik gruplarýn barýþ içinde yaþabilmesi eþitliðe dayanan bir federasyonla mümkün olabilir. Yugoslavya'nýn daðýlma sürecinde en az Miloseviç kadar milliyetçiliði körükleyen Hýrvat Baþkaný Tudjman'ýn ölümü, yerine geçen Stipe Mesic'in savaþ suçlusu generalleri temizlemesi, Bosna'nýn milliyetçi Baþkaný Izetbegoviç'in yerel seçimlerde daha soldaki bir sosyal demokrat parti tarafýndan yenilgiye uðratýlmasý bölgede eþitliðe dayanan bir federasyonun önünü açmaktadýr. Ancak baþlayan ve süren

bir devrim Sýrbistan'ýn sorunlarýyla baþ edebilir ve serbest piyasa düzenine alternatif geliþtirebilir. Her devrimde olduðu gibi Sýrbistan'da da nefret edilen bir diktatöre karþý demokrasi için geniþ bir birlik saðlandý. Portekiz'deki Karanfil Devrimi'nin üzerinden bir yýl geçmeden hareketin içinde devrimi ilerletmeye ve sýnýrlamaya çalýþanlarla sýnýf kutuplaþmasý ortaya çýkmýþtý. Sýrbistan da benzer bir sürece gebe. Ýþçiler baþlattýklarý devrimi kazanmak için kendi sýnýf çýkarlarý etrafýnda hareket etmek ve bunun için gerekli baðýmsýz politik örgütlenmelerini yaratmak zorundalar. Demokratik devrim bu þekilde sosyal bir devrime dönüþebilir. Kostunica, IMF ve Avrupa liderleri bölgede kendi kontrollerini kurmak için ellerinden geleni yapacaktýr. 6 Aralýk Nice'deki AB Zirvesine karþý mümkün olan en büyük gösteriler ve bizlerin bulunduðumuz her yerde IMF ve AB politikalarýna karþý güçlü direniþimiz Sýrbistan'da mücadele edenlere güç verecektir. Týpký, Sýrp iþçi ve öðrencilerinin devriminin "böyle gitmek zorunda deðil; deðiþim için mücadele etmek ve kazanmak mümkün" fikrini bizler için biraz daha gerçek kýldýðý gibi...

T ü r k a n U zu n


Sayfa 14 antikapitalist

OKUYALIM TANITALIM Ýþte Marksiz m (Chris Harman) Bu kitap Marksist fikirlere genel bir giriþ niteliði taþýmayý amaç edinmiþtir. Harman Marksist fikirlerin basit ve anlaþýlýr olmasý amacýyla Duncan Hallas'ýn "The Meaning of Marxism" ile SWP'nin "Marxist Education Series" adlý çalýþmalarýndan yararlanmýþtýr. Marksizmin temel fikirlerini alaya alan düzen yanlýsý düþünürler, Marksizmin kavranmasýnýn güç olduðuna iliþkin söylentiler ortaya atarlar. Fabrikalarda, madenlerde, bürolarda çalýþan sosyalistlerin Marksizmi asla kavramayacak olduklarýný varsaymalarý þaþýrtýcý deðil. Fakat bu insanlarýn deneyimleri nedeniyle sistemi sorguladýklarýný, yanýt aramaya çalýþtýklarýný görmezden geliyorlar. Þu bir gerçek ki, Marks'ýn günümüzden bir asýr önce kaleme alýnmýþ, kendi döneminin dilini kullandýðý yapýtlarýyla ilk kez karþýlaþan okur açýsýndan gerçekten ortada bir sorun var. Bu kitap, sosyalistlerin Marks'ýn fikirlerini takip etmelerini, Marks'tan sonra Marksizm'in Engels, Lüxemburg, Lenin, Troçki gibi düþünürlerin elinde nasýl geliþtiðini kavramalarýný amaç ediniyor. Burada birkaç bölümüne deðinecek olduðum kitap 13 bölümden oluþuyor. Neden Marksist Kurama Gereksinmemiz Var? Marks'ýn geliþtirdiði fikirler, ortaya koyduðu topluma iliþkin düþünceler 150 yýl önce kaleme alýnmýþ olmasýna raðmen günümüzde de son derece yaygýn. Harman'a göre fikirlerin tarihi nasýl deðiþtirdiðini, ancak o fikirlerin nereden geldiklerini ve insanlarýn o fikirleri neden benimsediklerini anlayabilirseniz kavrayabilirsiniz. Bu, fikirlerin ötesine bakýp o fikirlerin ortaya çýktýklarý maddi koþullarýn neler olduðunu görebilmek anlamýna geliyor. Marks'ýn da dediði gibi "varoluþu belirleyen þey bilinç deðil, bilinci belirleyen toplumsal varoluþtur." Sýnýf Mücadelesi Ýnsanlýk tarihi boyunca bütün toplumlarýn hep sýnýflý toplum olarak yaþadýðýný varsayma eðilimindeyiz. Oysa bu topluluklarýn bazýlarýnda ne aile, ne özel mülkiyet, ne devlet, ne ordu, ne polis, ne de bu saydýklarýmýzý korumak için çýkarýlmýþ yasalar vardý. Zaten insan kendi ihtiyacý olandan fazlasýný üretebilir düzeye gelinceye kadar toplumun sýnýflara bölünmesi mümkün olamazdý. Bunun adýna 'uygarlýk' denildi. Köleci toplum, feodal düzen ve bugünün kapitalist toplumu bu 'uygar-

Rusya’da Devlet Kapitalizmi (Tony Cliff) "Stalinizmin can çekiþmesiyle birlikte, (büyük ölçüde) Marksizmi 60 yýldýr stalinist bir mercekten yorumlayan dünya sosyalist hareketi allak bullak olmuþtur. 'Marksizm öldü' (!) nidalarý burjuvazinin sözcüleri kadar (resmi) Komünist Partileri tarafýndan da 'haykýrýlmaktadýr'!"... Böyle baþlýyor Tony Cliff, "Rusya'da Devlet Kapitalizmi" adlý eserinin önsözünde ve devam ediyor: "(Bizim görevimiz) Sovyet Devrimi'ni, stalinist (bürokrasinin) 'karþý devrimi'(ni) ve bunun sonuçlarýný olanca netliðiyle izah etmektir(...) 'Sosyalizmin, iþçi sýnýfýnýn kendi eseri olacaðýný' savunmak isteyen sosyalistler için 'devlet kapitalizmi' teorisi güçlü bir silahtýr"! Þanlý Ekim Devrimi'nden hemen sonra baþlayan 'sosyalizmin inþasý' programý, fabrika yönetiminde iþçilerin söz sahibi olmasý, ücretlerin belirlenmesinin iþçi sendikalarýnýn iþi olmasý, devlet yönetiminde söz sahibi olan Bolþevik Parti'nin büyük çoðunlukla iþçilerden oluþmasý Rusya'da iþçi sýnýfýnýn iktidarý olarak kendini göstermiþtir. Ancak gerek devrimden hemen sonra baþlayan iç savaþýn yýkýcý etkisi, gerekse Rusya dýþýnda beklenen 'Dünya Devrimi'nin gerçekleþmemesi ve genç (ve zayýf) "Ýþçi Devleti"nin yalnýz kalmasý, bürokrasinin yavaþ yavaþ iktidarý ele almasýnýn ortamýný yarattý. Bakýn Stalin 'Çar olunca' neler olmuþ: Ýþçiler fabrika yönetiminde söz ve oy haklarýný kaybediyorlar (syf. 22-23); iþçi sendikalarýnýn ücret saptama yetkilerini

lýk' sürecinde ortaya çýktý. Emek Deðer Kuramý Kapitalizm yanlýsý düþünürler, sermaye olmadan mal üretmenin imkansýz olduðunu öne sürerler. Fakat biz Marksistler meseleye þu sorularla baþlýyoruz: Sermayeyi yaratan kim? Üretim araçlarý baþta nasýl ortaya çýktý? Bu sorularýn yanýtlarýný neolitik dönemde bir taþ baltada ve bugünkü modern dönemde bilgisayar yapýmýnda harcanan insan emeðinde bulmak güç deðil. Marks'ýn üretim araçlarýndan "ölü emek" olarak söz etmiþ olmasýnýn nedeni de budur. Emeðin, zenginliðin kaynaðý olduðu fikrini savunurken zenginliðin yaratýlýþý sýrasýnda harcanmýþ emeði ölçmüþ oluyoruz. Ýþçi Sýnýfý- Ýþçiler Nasýl Devrimcileþirler? Modern kapitalizmde iþçiler daha önceki ezilen sýnýflardan ayrýlýrlar. Bu sýnýfsal bölünmeler insanlýðýn geliþimi açýsýndan artýk bir kader olmaktan çýkmýþtýr. Öylesine büyük bir zenginlik yaratýlmýþ bulunuyor ki bu zenginlik toplumda herkese eþit olarak bölüþtürülebilir. Fakat bu zenginliðin büyük bir bölümü savaþlar ve bunalýmlar sonucu yýkýma uðruyor. Aslýnda kapitalizm iþçileri pek çok yönden örgütlenmeye ve toplumun kontrolünü kendi ellerine almaya hazýrlýyor. Ýletiþim araçlarýndaki geliþmeler iþçilere dünya ile iletiþim kurma olanaðý kazandýrýyor. Bu sayede iþçiler bir sýnýf olarak hem ulusal hem de uluslararasý düzeyde örgütlenebilirler. Bugün iþçilerin devrimci sosyalizme ilgisizliði hiç þaþýrtýcý olmasa gerek. Çünkü hepimiz gazete ve televizyonlarda sürekli olarak devlet yönetiminde ancak ayrýcalýklý bir azýnlýðýn karar almada yetenekli olduðunun anlatýldýðý kapitalist bir toplumda yaþýyoruz. Ancak kapitalizmin tarihi boyunca iþçi sýnýfýnýn devrimci hareketleri pek çok ülkeyi derinden sarstý. Kapitalizm bunalýma eðilimli bir sistem ve iþçilerin öfkesi hiç beklenmedik bir anda patlak veriyor. Bu eylemlilik süreci içerisinde iþçiler ister istemez kapitalist fikirlerle karþýtlýk içinde kalýyor ve dayanýþma içine giriyorlar. Birlikte mücadele iþçileri sistemi sorgulamaya itiyor. Ýþçi sýnýfý kapitalizme karþý sosyalizm fikriyle mücadeleye girmeyecek. Mücadele sýrasýnda daha önce reddettikleri devrimci sosyalist fikirleri savunmaya baþlayacaklar. Devrimci hareketlerin baþladýktan hemen sonra bir çýð gibi büyüyor oluþunun nedeni de budur. A hu Herkese iyi okumalar...

"Dünya satýlýk deðil" diyerek McDonalds þubesini tahrip eden Fransýz çiftçi Jose Bove küresel kapitalizme karþý mücadelenin sembollerinden biri haline geldi. TÜYAP Kitap Fuarý'nda düzenlenen panelde konuþan Bove, küresel kapitalizmin stratejisinin tüm evreni mahvetmeye yönelik olduðunu söyledi. Bergama köylüleri kendilerini destekleyen Bove'a "siyanürsüz ekmek armaðan ettiler.

Bergamalýlar siyanür içecek Danýþtay'ýn siyanürle altýn çýkaracak Eurogold firmasýnýn ruhsatý iptal etmesine karþýn Çevre Bakanlýðý firmaya çalýþma izni verdi. Bergamalý köylüler kararý protesto etmek ve toplumun gerçekleri görmesini saðlamak amacýyla siyanür içmeye karar verdiler. Bergamalý ihtiyar köylüler þöyle diyorlar: "Biz 80 yaþýna geldik, yaþayacaðýmýzý yaþadýk. Önce siyanürü biz içelim de nasýl zarar verdiðini görsünler." Bergama Çevre Yürütme Kurulu Baþkaný Oktay Konyar, emperyalizmin Bergama'da büyük bir sýnav verdiðini belirterek, "Çokuluslu þirketler Bergama'yý aþarlarsa Türkiye'nin her yerinde dayatmalarýný sürdürecek. Buna izin vermeyeceðiz" dedi.

Yataðan'da toplu katliam Yöneticiler zehir saçan Yataðan Termik Santrali'ni çalýþtýrmaya devam ediyorlar. Kasým ayý baþýnda hava solunamaz hale gelince okullar tatil edildi, halktan sokaða çýkmamasý istendi. Santralin çalýþtýrýlmamasý yönündeki mahkeme kararlarýný 18 yýldýr yok sayan yöneticiler, sonuçlarýn bu kadar ciddi boyutlara ulaþmasýna karþýn santrali sadece 3 günlüðüne kapatarak sorunu geçiþtirmeye çalýþtýlar. Greenpeace'den Melda Keskin yaptýðý açýklamada þöyle dedi: "Cinayet silahý belli, üstünde dumaný tütüyor ama silahý cinayeti iþleyenlerin elinden alacak kiþiler zaten bu iþe ortak. Bölgede yaþayan insanlar hasta, ormanlar kurudu. Artýk birilerinin yýllardýr süren bu fiyaskoyu durdurmasý lazým."

bürokratlar 'gasbediyor' (syf. 23-24); Nazi Almanya'sýnda da uygulanan ve amacý, iþçiler arasýnda rekabet yaratmak ve iþçi sýnýfýný kadar daðýnýk durumdaki 'bölüp' güçsüz düþürmek Rus devrimcileriyle, iþçi sýolan "parça-baþý ücret" uynýfýnýn yine daðýnýk olan gulamasý, (ne hikmetse!) hareketini birleþtirmek ve Stalinist Rusya'da çok yayher iki kesimi de "kazangýn bir þekilde uygulanýyor mak" için 20 sene uðraþtý. (syf. 27-28-29); Çarlýk RusSonunda onun önderliðinya'sýnda uygulanan 'yurtiçi deki Rus devrimci iþçi sýnýfý pasaport' yöntemi, Stalin'le "Rusya'yý altüst etmeyi" geri geliyor (syf. 30); tarým ve "dünyayý sallamayý" batopraklarý 'zorla' 'kollektifþardý! leþtiriliyor', bu birleþik üreTony Cliff'in 4 cilt olarak tim sahalarýnda, üretimin dilimize çevrilmiþ olan Ledenetiminde ve yönetilmenin biyografisinin bu ilk kisinde köylülere hiç söz hakTony Cliff, özellikle SSCB’nin sosyo tabý, Lenin ve yandaþlarýký verilmiyor (syf. 53-58 nýn 1914'e (Çarlýk Rusya'sý ekonomik yapýsý üzerine yaptýðý arasý), vs. vs. Cliff bize tüm bunlar ve analizler ve örgütleyiciliðiyle Marksist Birinci Dünya Savaþý'na girinceye) kadarki siyasi habunlara benzeyen bir sürü düþünce ve pratiðe önemli katkýlar yatlarýný anlatmaktadýr. ekonomik, siyasi ve yönetyaptý. 19'uncu yüzyýlýn sonlarýnsel bozukluklar ýþýðýnda Stada Rusya'nýn her tarafýnda linist Rusya 'nýn 'Marksist' raðmen, 2122 oy alan STAyeþermeye baþlayan Marksist dütahlilini sunuyor (bu teorik çalýþ- LÝN'dir"!!! ma 6. ve 7. bölümlerde verilmiþ). Bütün bunlar bizi, tekrar tekrar þüncenin daðýnýklýðý, Çarlýk basStalinist bürokrasinin bir sýnýf ol- baþa döndürüyor: Sosyalizm,'iþçi kýsýnýn çekilmez hale gelmesi, iþduðunu, artý-deðere el koyduðu- sýnýfýnýn iktidarýdýr' ve ancak iþçi çi sýnýfýnýn yerel mücadeleleri ve nu, Marks'ýn 'deðer yasasý'nýn, sýnýfý 'bir bütün olarak, bilinçli bir Lenin'in tüm bu koþullarý inceleStalinist Rusya'da da geçerli ol- þekilde iktidarý' alýrsa yoksullu- yerek devrimci mücadeleye atýlduðunu tartýþýyor. Ancak tüm te- ðu', 'açlýðý', 'barbarlýðý', 'baskýyý' masý; iþte kitabýn ana vurgularý orik ve pratik çözümlemeler dý- ve 'bürokratik zorbalýklarý' orta- bunlar. Lenin, önce sýnýfla baðý zayýf þýnda, kitabýn en çarpýcý verisi þu: dan kaldýracaktýr!... olan Marksist düþünceyi iþçi sýnýStalinist Rusya'da seçimler -ki Lenin Biyografisi Cilt I, fý içinde yaymak için ve daha demokrasinin temelidir- çok büyük bir 'muammadýr'. Tüm se- Partinin Ýnþasý (Tony Cliff) sonra (özellikle Çarlýk baskýsýnýn çim bölgelerinde tek bir aday "Bize bir devrimciler örgütü ve- arttýðý 20'inci yüzyýl baþlarýnda) daðýnýk olan Marksistleri birleþtivardýr ve bu adaylarýn hepsi rin, Rusya'yý altüst edelim" 'merkez' tarafýndan belirlenir. Bundan tam 83 yýl önce iþçi sý- rip, onlarý iþçi sýnýfýnýn devrimci Yine (Stalin halkýn tüm sevgilile- nýfý önderliðindeki geniþ halk ta- mücadelesine aktif bir þekilde rini çok iyi bildiðinden olsa gerek bakasý Rusya'da iktidara el koy- katmak için uzun uðraþlar verdi. ) hiçbir aday %99'dan aþaðý oy du. Bu, o güne kadar gerçekleþ- O, her durumda "devrimci partialmaz. "... Hatta adaylardan biri tirilmiþ en büyük ve tek "muzaf- nin öneminden" , "iþçi sýnýfý ha%100'den fazla oy almýþtýr. Bu fer iþçi devrimi" idi. O devrimin reketine katýlmasýndan" dem aday, 21 Aralýk 1947 yerel Sov- önderlerinden olan Lenin, vurdu. Çünkü Troçki'nin daha yet seçimlerinde, seçen bölgede 1917'den 15 yýl önce yukarýdaki sonra dediði gibi, "Devrimci parseçmen sayýsý 1617 olmasýna sloganla iþe baþladý. O zamana ti iþçi sýnýfýnýn 'üniversitesidir'!"

Bu ilk kitapta ayrýca, Lenin'in partiye kabul ettirmek için uðraþlar verdiði "stratejik ve taktiksel" düþünceleri ve bunlarýn sonucu olan "deðnek bükme" politikalarý da tartýþýlmakta. Lenin, tek tip bir parti örgütlenmesine karþýydý; o, her dönemin deðiþik ihtiyaçlarý olduðunu ve bu "deðiþen" ihtiyaçlara cevap vermek için partinin de buna göre örgütlenmesi gereðini savunuyordu. Örneðin, iþçi sýnýfý hareketinin düþük olduðu dönemlerde partinin 'profesyonel bir propagandif ' örgüt olmasýný, ancak hareket yükseldiðinde ise partinin bu hareket içinde yeni radikalleþen iþçileri ve onlarýn 'yandaþlarýný' (taze kan) partiye çekmek için "ajitasyon"a yönelmesi gerektiðini dönem dönem belirtmiþtir. Günümüzde devrimci bir partiye eskisinden daha fazla ihtiyacýmýz var; çünkü Rosa Lüxemburg'un tabiriyle "ya barbarlýk, ya sosyalizm!" Eðer barbarlýðýn topluma hakim olmasýný istemiyorsak (ki büyük kapitalist devletlerin elinde dünyayý 20 defa havaya uçuracak nükleer bombalar var ve bunlarýn savaþmalarý barbarlýktan öte insan ýrkýnýn yok olmasýna yol açar!) tek cevabýmýz 'Sosyalizmdir'! Sosyalist mücadeleyi kazanmak için de iþçi sýnýfýnýn tarihi deneyimlerinden sonuçlar çýkarýp, bunlarý günün koþullarýna göre deðerlendirerek, kitlelerin mücadele isteðini birleþtirecek devrimci', 'Leninist' bir partiye ihtiyacýmýz var: "Bize bir devrimci parti verin, dünyayý Me sut altüst edelim”


Antİ kapİtalİst hareket: nereden nereye? antikapitalist

Sayfa 15

ile ABD'deki iki parti sistemine soldan üçüncü Yaklaþýk bir yýl önce dünyada anti kapitalist bir partinin yýllar sonra meydan okuyuþu çok bir havanýn geliþtiðini öne sürüyorduk. O sýralar önemli bir geliþmeydi. Seattle'sýz bunun gerbazý gerçekliklere dayansa da bu fikir sadece bir çekleþmesini hayal etmek bile güç. tezdi. Ýki zengin adamýn büyük þirketleri en iyi kimin Oysa bugün anti kapitalist hava artýk bir tez temsil edeceði üzerine rekabet ettiði resmi polideðil; doðruluðu kanýtlanmýþ bir olgu. Dönüm tik rejime radikal bir alternatif arayanlar için Nanoktasý 30 Kasým 1999'da Seattle'da gerçekleþder kampanyasý bir çekim gücü yarattý. tirilen büyük protesto oldu. Bunu Washington, Avrupa'da ise anti-kapitalizm, çok sayýda ülMillau, Melbourne, Prag ve Seul protestolarý izkede hükümette olan sosyal demokrat yöneticiledi. "Anti kapitalist" kavramý politik literatüre lere karþý geliþen iþçi sýnýfý muhalefeti ile iç içe girdi ve medya tarafýndan düzenli olarak kullageçiyor. Ýngiltere'de Tony Blair'in neo-liberal nýlmaya baþladý. Örneðin CNN Prag protestolapolitikalarýna, en temel reformlarýn bile hayata rýný "anti kapitalist" olarak tanýmladý. Uluslararageçirilmemesine karþý yükselen hoþnutsuzluk ve sý iþ dünyasý dergisi The Economics düzenli olaanti-kapitalist meseleler Ýþçi Partisi tabanýný Sosrak bu kavramý kullanýyor. yalist Ýttifaka doðru yöneltiyor.Yunanistan'da, Bu hareketin etkisiyle en önemli uluslararasý Prag'da ve Fransa'da Pierre Bourdieu'nun "Soskapitalist kurumlar olan IMF ve Dünya Bankasý yal Hareketlerin Genel Birlikleri" çaðrýsý sendikasavunma pozisyonuna geçtiler. Dünya Bankasý lar içinde önemli bir etki yarattý. sivil toplum örgütleriyle diyalogunu geliþtirmek Baþka bir yeni geliþme ise anti kapitalist haistediðini söylemeye baþladý. Bankanýn Baþkaný reketin kendi entelektüel sözcülerini çýkarmasý. James Wolfersohn Prag'da protestocularýn Walden Bello, Pierre Bourdieu, Susan George, "mantýklý ve meþru sorular sorduðunu" söyledi. Naomi Klein ve George Monbiot egemen olan Business Week'in 6 Kasým 2000 tarihli sayýsýnda kapitalizmin versiyonu neo-liberal politikalara yer alan konuya iliþkin haberde þunlar söylenikarþý güçlü bir eleþtiri yükselttiler. Bu entelektüyor: el ortamda önemli bir deðiþimi temsil ediyor. "Son birkaç yýl içinde Seattle, Washington ve Daha öncesinde akademik solun çoðu liberal Prag'da tanýk olunan gürültü patýrtýyý dikkate alkapitalizmin alternatifi olmadýðýný kabul ederken mamak büyük hata olur. Protestolara önderlik (bu tutum New Left Review'den Perry Anderson eden radikallerin çoðu belki politik yelpazede tarafýndan hâlâ savunuluyor) mücadelenin mümmarjinal durumda. Ama onlar küreselleþme kokün olduðuna inanan genç insanlarý teþvik eden nusunda etkileyici bir yeniden düþünme süreciyeni fikirler üniversitelerde tartýþýlmaya baþlandý. nin baþlamasýna yardýmcý oldular." Geliþen yeni durumda her þeyin istediðimiz Fransýz Devrimi'nden sonra kapitalizm hakgibi geliþmediðini de görmek zorundayýz. kýnda baþlayan büyük tartýþma yeniden canlan1989'larda yaptýðýmýz "30"larýn yavaþ çekimi" dý. Oysa mevcut durumun savunucularý, Stalinist benzetmesinin de ifade ettiði gibi, ekonomik ve rejimlerin yýkýlmasýndan sonra bu tartýþmanýn politik istikrarsýzlýk bu dönemde sola olduðu kasonsuza kadar kapandýðýna inanmýþlardý. Francis Anti kapitalist protesto Kore’de: Çoðunluðunu dar saða da yol açýyor. Aþýrý saðcý Özgürlükler Fukuyama'nýn "Tarihin Sonu" adlý çalýþmasýnda, Partisi'nin halen Avusturya'da koalisyon ortaðý "liberal kapitalizmin uygulanabilir alternatifi yokiþçilerin oluþturduðu binlerce Koreli olmasý, Avrupa'nýn her yerinde mültecilere karþý tur" derken söylemek istediði buydu. Geçen yýl“Küreselleþmeye hayýr” slogannlarýyla dünya saldýrgan medya kampanyalarý anti kalarýn protestolarý bu ortak kanýyý paramparça etliderlerinin Asya-Avrupa Zirvesi’ni protesto ettiler. yürütülen pitalist radikalleþmeyi yaratan durumun aþýrý sað ti. Bu geliþmeler özellikle geliþmiþ kapitalist ül- Pankartta “Baþka Bir Dünya Mümkün” yazýyor. tarafýndan da kullanabileceðinin açýk göstergeleri. Eðer neo-liberalizme karþý güçlü sol alternakelerde ve dünyanýn diðer ülkelerinde önemli lar Konfederasyonu üyesi iþçilerden oluþan 20.000 tifler ortaya çýkmazsa bu durumdan nihai olarak çýyankýlar uyandýran bir azýnlýðýn ortaya çýkýþýný temsil kiþilik bir gösteri gerçekleþti. ediyor. Bu azýnlýk sadece belirli konularý protesto Anti kapitalist havanýn diðer bir özelliði de daha kar saðlayan aþýrý sað olabilir. Bütün bunlara raðmen uluslararasý düzeyde asýl etmiyor, kapitalist sistemin kendisini hedef alýyor. geniþ bir politik etkiye sahip olmasý. Gösteriler, ilTabii ki bu akým, her yeni politik hareket gibi, ideo- gili insanlara verdiði umut, boyutlarý, yarattýðý etki egemen olan olgu her ne kadar ayný ölçekte olmalojik olarak karýþýk ve iç tutarlýlýðý yok. Yeni bir sol nedeniyle sembolik açýdan büyük bir öneme sahip. sa da 60'lardaki ile karþýlaþtýrýlabilecek biçimde sodoðdu. Ralph Nader'in ABD Baþkanlýk seçimi kampanyasý lun yenilenmesi sürecidir. Bu azýnlýk kendisini çok farklý biçimlerde ifade ediyor. Bunun ilk ve en önemli ifade biçimi gösteriler. Hâla hareketin en yüksek noktasýný temsil eden ve Kuzey Amerika Kýtasýnda Seattle'da gerçekleþen K30 (Kasým 30) çevre yýkýmýna, üçüncü dünya borçlarýna vs. karþý kampanya yapan sivil toplum örgütTV programlarýnda, medyada "Hapishane deðil okul", "Kâr deðil büyük þirketlerle çarpýþma halinleri ve örgütlü iþçi sýnýfýnýn en önemli kesimlerini bir göremediðimiz Yeþiller Partisi ada- insan" dövizleriyle geldiler. de. Sahip olduðumuz zenginliði araya getirdi. Ancak sonrasýnda da A16 (Aðustos yý yýllarýn tüketici haklarý aktivisti Açýlan masalarda toplanan yüz- kontrol etme zamaný" diyor. 16) Washington'da ve yine Aðustos'ta CumhuriyetRalph Nader iki kapitalist parti ara- lerce seçim kayýt formunu postaNader'in mesajý toplantýlara kaçilerin ve Demokratlarýn kongrelerine karþý büyük sýnda sýkýþmýþ olan ABD politikasý- neye götürmek üzere yürüyüþler týlan binlerce insandan çok daha gösteriler gerçekleþti. nýn sýnýrlarýný zorlayan bir seçim gerçekleþtirdiler. fazlasýný etkiliyor. Seçimde kendiBu arada hareket uluslararasý düzeyde yayýldý. kampanyasý gerçekleþtirdi. Dinleyicilerin çoðunluðu genç- sine oy verenlerin sayýsýndan öte Daha K30'da Fransa'da 30.000 kiþi Seattle gösteriNader'in seçim kampanyasý Se- ti. Çoðunun katýldýðý ilk politik bir sayýya ulaþýyor. cileriyle dayanýþmak üzere gösteri yaptý. E11 (Eylül attle ile baþlayan hareketin seçim- toplantýydý. Ancak yaþlarý bugüNader'in kazandýðý destek ge11) Melbourne'de 20.000 gösterici Dünya Ekonolere yansýmasýydý. Nader büyük nün mücadeleleri ve kampanyalarý çen yýl Seattle mücadelesi sonrasý mik Forumunu önemli ölçüde engellediler. 850 deþirketlere saldýrýyor ve ABD'de ile 1960'larýnkini karþýlaþtýran ben- yükselen ve derinleþen havayý yanlegeden 200'ünün toplantýlara katýlýmý engellendi, "mutluluk ve adalet politikasý"ný zetmeleri çok büyük bir gürültüy- sýtýyor. organizasyondan sorumlu olanlar ciddi olarak topinþa etme çaðrýsý yapýyordu. Na- le onaylamalarýna engel deðildi. Nader'in gösteride söylediði gilantýlarý iptal etmeyi düþündüler. Bir sonraki gün der'in seçim toplantýlarýna kitlesel TV muhabiri Micheal Moore, bi "Bu kampanya sadece seçimler5.000 sendikacý ayrý bir gösteri gerçekleþtirdi. katýlým gerçekleþti. Minneapo- "Bush lisede sýnýfýndaki 55 insanýn le ilgili deðil. Bu ülkenin çok uzun Güney Fransa'da Millau Haziran ayýnýn ilk haftalis'de 12.000, Seattle'da 10.000, adýný sayabilmekten gurur duyu- süredir sahip olmadýðý bir þeyin, sýnda bugüne kadar ki en büyük anti kapitalist proBoston'da 12.000, Þikago'da yor. Ýdam ettiði 55 insanýn adýný geniþ, ilerici bir hareketi inþa ettestoyu yaþadý. 60.000 ile 100.000 arasýnda göste10.000, New York'ta 16.000 kiþi söyleyebilir mi bilmek istiyoruz" menin bir parçasý bu." rici "Dünya Satýlýk Deðil" sloganýný popülerleþtiren, katýldý. diye soruyordu. New York'lu öðrenci Jennifer Mc Donalds'a zarar vermekten yargýlan köylü lider New York'taki seçim gösterisiNader, "Bizler hükümet üzerin- Henderson toplantý sonrasý þöyle Jose Bove'u desteklemek üzere bu küçük kasabada ne Öðrenci Nader komiteleri deki, iþyerimizdeki, çevre üzerin- diyordu "Hayatýmda kendimi hiç toplandý. Daha sonra E26 (Eylül 26) Prag'da Avrugruplar halinde masalarý ve "Her- deki ve hatta kendi genlerimiz bu kadar olumlu hissetmedim. Tapa'nýn her tarafýndan gelen 20.000 gösterici IMFkese saðlýk hizmeti", "Oyunu Na- üzerindeki kontrolümüzü büyük rihi yapmak iþte bu.” Dünya Bankasý toplantýsýnýn bir gün erken bitirilmeder'e ver", "Ölüm cezasýný kaldýr", þirketlere kaybettik. Demokrasi sini saðladý. Son olarak da Seoul'da Asya-Avrupa Sam Ashman Ekonomik Zirvesi'ne karþý çoðunluðu Kore Sendika-

ABD'de yeni solun yükselişi


Yıl 1 Sayı 3

200.000 TL

10/11/2000

AVRUPA

İSTİKRAR PAKETLERİYOKSULLAŞTIRIYOR

Nice: Küresel direniþin yeni duraðý

Fransa'nýn Nice kentinde 6-7 Aralýk tarihlerinde Avrupa Birliði (AB) Zirvesi yapýlacak. Ancak bu zirve karþýlýksýz kalmayacak. Nice, "küreselleþmeye" ve "neo-liberal" politikalara karþý büyük gösterilerden birini yaþayacak. Sendikacýlar, Üçüncü Dünya borçlarýný protesto edenler, iþsizler ve küresel kapitalizmin sonuçlarýndan iðrenen gençler hep birlikte 6-7 Aralýk'ta gösteriler gerçekleþtirecekler. Nice protestolarýnýn büyük olacaðý þimdiden belli. Fransa'daki en önemli sendikalar konfederasyonu olan CGT protestolar için ciddi bir hazýrlýk yapýyor. Fransýz sendika liderleri gösterilere Fransa'dan en az 50.000 kiþinin katýlmasýný bekli-

ATTAC nedir?

ATTAC, Fansa'da, küreselleþme ve neo liberalizme karþý çýkan büyük örgütlenmelerden bir tanesi. Üç yýl önce finansal spekülasy o n l a r ý n v e r g i l e n di r i l m e s i çaðrýsýyla kurulan ATTAC o zamandan bu zamana geniþleyerek küresel kapitalizme karþý ciddi bir karþý çýkýþý örgütlemek isteyen insanlarýn merkezi haline geldi. Bu üç yýl içinde 27.000 üyeye sahip oldu. Liderliðini yapan ki þiler ar asýn da Fransa'da yaþayan kampanyacý Susan George, önemli bir sol aylýk dergi olan Le Monde Diplomatique'den Bernard Cassen var.

yorlar. Avrupa'daki sendikalar ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) protestolarý destekliyor ve Türkiye gibi aday ülkelerdeki sendikalarýn da delegasyon yollamasýný istiyor. Ýtalya ve Ýspanya'dan büyük sayýlarda iþçi delegasyonu katýlýmý þimdiden planlanmýþ durumda. Küreselleþmeye karþý kampanya yapan ve 27 bin üyeye sahip ATTAC, üyelerini Nice'e çaðýrýyor. Prag'da IMF ve Dünya Bankasý'na karþý 26 Eylül küresel eylem günü protestolarýný destekleyen kurum ve kuruluþlarýn çoðu bu gösteriyi de destekliyor. CGT ve Avrupa'daki çeþitli sendikalarýn protesto yürüyüþü 6 Aralýk'ta yapýlacak. Ancak bir çok gösterici 7 Aralýk'ta da Nice'de kalarak liderler zirvesini engellemek üzere blokaj ve karþý zirveye katýlmayý planlýyor. Blokaj 6 Aralýk akþamý baþlayacak ve gece boyunca sokak forumlarý, tartýþmalar ve diðer faaliyetlerle 7 Aralýk'ta devam edecek. Nice protestosu hakkýnda daha fazla bilgiye aþaðýdaki web sitelerinden ulaþabilirsiniz: www.attac.org www.charte-ccdf.org www.euromarches.org

Liderler ne konuþacak? Avrupa Birliði liderleri iki önemli meseleyi konuþmak üzere bir araya geliyorlar. Birincisi, birliðe katýlmasý planlanan ülkeler için AB kurumlarý ve anlaþmalarý üzerine bir dizi teknik gibi görünen deðiþimler gerçekleþtirmek. Ýkincisi ise Avrupa Temel Haklar Þartý üzerinde anlaþmaya varmak.

Her ikisinin arkasýnda da iþçi haklarýna ve sosyal devlete daha fazla saldýrý ve özelleþtirmelerin bastýrýlmasý var. ATTAC yöneticilerinden Susan George, "Eðer Avrupa Birliði liderleri hedeflerini gerçekleþtirmeyi baþarýrlarsa en azýndan geçmiþ 100 yýlýn kazanýmlarý; sosyal haklarýmýz, kamu hizmetlerimiz, saðlýk ve eðitim sistemimiz de içinde olmak üzere hepsi risk altýnda. Seferber olmak zorundayýz" diyor. CGT, zirvede yapýlacak "teknik reform tartýþmalarýnýn" arkasýnda kamu sektörünün özelleþtirilmesi çabasýnýn olduðunu anlatýyor. Avrupa Komisyonu 1957 Roma Anlaþmasý'ndan bu yana neo liberal prensipleri en öne koyduðunu belirten CGT, AB'nin sürekli kuralsýzlaþtýrma ve özelleþtirme politikasýna sahip olduðunu gösteriyor. Avrupa Birliði liderleri tarafýndan önerilen Temel Haklar Þartý'nýn ise "çalýþma" ya da "grev" hakkýndan hiç bahsetmediðini, bunun yerine "iþ yapma hakký"ndan söz ettiðini ortaya koyan CGT Temel Haklar Þartý'nýn nasýl iþveren prensipleriyle yoðrulduðuna dikkat çekiyor. AB liderlerinin bu yýl yine demiryollarýna, posta hizmetlerine, telekoma, gaza ve elektriðe saldýrdýðýný belirten CGT, "bu saldýrýlarý geri püskürtmek için güçlü bir seferberlik gerekeceðini" söylüyor.

CGT'nin talepleri 6 Aralýk'ta neo liberal politikalara güçlü bir yanýt verilmesini isteyen CGT'nin talepleri þu konularda: Mülteci hakký, barýnma hakký, grev hakký, dýþlamaya ve yoksulluða karþý sosyal korunma

hakký, iyi yaþanabilir bir emeklilik maaþý hakký, çalýþma hakký, yaþanabilir bir ücret hakký, iyi kamu hizmetleri alma hakký. Konuya iliþkin 1 milyon bildiri daðýtmayý hedefleyen CGT Nice'de de 10.000 sendika bayraðý daðýtmayý planlýyor.

Türkiye ve AB Türkiye'de çok sayýda insan Avrupa Birliði'nin iyi bir güç olduðunu ve Türkiye'de koþullarý iyileþtirebileceðini düþünmekte. Bu Türkiye'deki koþullarýn ne kadar kötü olduðunu gösteren önemli bir ölçüt. Ancak Avrupa Birliði'nin ne olduðu hakkýnda çok yanlýþ bir görüþü ifade ediyor. ATTAC haklý olarak AB'yi küresel kapitalizmin anahtar kurumlarýndan biri olarak görüyor. Neo liberal küreselleþmenin motorlarý sadece uluslararasý þirketler, finansal piyasalar, IMF, Dün ya Bankasý, OECD ve Dünya Ti caret örgütü gibi kurumlar deðil. Ayný zamanda büyük geliþmiþ ülkelerin hükümetleri ve Avru pa Komisyonu da bu motorlar arasýnda. Komisyon, kamu hizmetleri ne, özellikle de eðitim ve saðlý ðýn özelleþtirilmesi için sistema tik olarak saldýrýyor. ATTAC iþverenlerin yeni bir özelleþtirme çabasý içinde oldu ðunu ifade ediyor. Avrupa Hizmetler Forumu "hizmetlerin liberalleþmesini

-

Türkiye'de ne yapabiliriz

Prag gösterileri Tür-kiye'de büyük bir coþ-kuyla karþýlandý ve Se-attle'dan baþlayan küre-sel direniþ hareketi Tür-kiye'de de umutlarýn yükselmesini saðladý. Küresel düzeyde yükse-len bu anti kapitalist ha-va yerellerde yoðun bir propaganda ve eylem birlikleri oluþturularak örgütleniyor. Fran-sa'nýn Nice kentinde Av-rupa patronlarýna karþý yükselecek olan sesi Türkiye'den de yükselte-bilmek için birlikte çalý-þalým. Ankara Küresel-leþme karþýtý giriþimin etkinliklerinden haber-dar olmak ve bu etkin-liklerin bir parçasý ol-mak için: e-mail: pos-ta@kuresel-adalet.org, Telefon: 0312 4181271 (TMMOB) iten Avrupa sanayi lobisi grubu" bu ay büyük bir konferans prog ramý organize ediyor. Konferans Avrupa Komisyonu ve Dünya Ticaret Örgütü'nün resmi deste ðine sahip.

-

6-7 AR ALI K’T A NÝ CE’DE A VR UP A B ÝR LÝ ÐÝ Z ÝR VESÝ ’N E KA RÞI YA PILACA K PR OTESTO LAR LA DA YAN IÞMA YA!

Antikaptalist 3  
Advertisement