Page 1

Akan kan durdurulsun Operasyonlara HAYIR, Barýþa EVET! arka kapakta..

Eþitlikçi, özgürlükçü, sosyal bir ANAYASA istiyoruz

www.antikapitalist.net

Ekim 2007 / Sayý 47 / Fiyatý 1 YTL

AKP’nin anayasası dar gelir

sýnýfýn kendi iktidar paylaþým dengeleri içindeki çatýþmalarý yansýtýyor. Bazý konularda çatýþsalar da emekçilere karþý uyum içinde olan AKP, TÜSÝAD ve generallerin ortaklaþtýðý konular medyanýn gündeminde deðil. (zaten oldukça sýnýrlý olan) demokratik ve sosyal haklarýmýz ile eþitliközgürlük alanlarýndaki mevcut kazanýmlarýmýz ciddi bir tehdit altýnda.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nin ardýndan silahlarýn gölgesinde þeffaf zarflar kullanýlarak oylanan 1982 Anayasasý ömrünü tamamladý. Neredeyse hiç kimsenin deðiþtirilmesine itiraz etmediði bu anayasayý artýk darbeci Kenan Evren bile savunmuyor. AKP'nin hazýrlamakta olduðu anayasa taslaðý henüz toplumun bilgisine sunulmadý. Ancak sýzan bilgiler yeni anayasanýn topluma, toplumsal muhalefete, emekçilere ve ezilenlere dar geleceðini göstermeye yetiyor. Kadýnlarýn eþitlik talebinden, farklý etnik ve dinsel kimliklerin anayasal yurttaþlýk talebine, emekçilerin grevli toplusözleþmeli sendikal hak talebinden, eþcinsellerin eþitlik talebine kadar bir dizi toplumsal talep AKP'nin hazýrlamakta olduðu anayasada geliþtirilmek þöyle dursun budanma tehlikesiyle karþý karþýya.

Bir ayaðý neo-liberalizm merkezli AB'de, öbür ayaðý savaþ merkezli BOP'ta, gözü ABD merkezli küresel ekonomiye entegrasyonda olan AKP'ye güvenerek daha özgürlükçü, daha demokrat, daha insan merkezli bir anayasa oluþturulmasýný beklemek - karþýlaþtýrýlan 12 Eylül Anayasasý bile olsa - doðru deðildir. Anayasa tartýþmalarýna damgasýný vuran konularýn çoðu, yönetici

AKP'nin 'sivil' anayasa diye sunduðu paketin, ne kadar sivil olabileceðini henüz bilemiyoruz. Ancak unutmamalýyýz ki bir anayasayý, sadece onu oylayan meclisin askeri yönetim altýnda oluþup oluþmadýðýna bakarak deðerlendirmek biçimi özden üstün tutmak olur. Faþist Mussolini'nin anayasasý da 'sivil'di.

ortaklaþtýrýlamaz, birlikte savunulamaz, ortak söz ve paket haline getirilemez ise egemen sýnýfýn böl-yönet politikasý kazanacak; emekçiler, ezilenler ve sol kaybedecektir.

Solda Ortak Zeminler yaratmanýn ikinci önemli kazanýmý ise Ortak Aday sürecinde atýlan birlikçi adýmlarýn devamlýlýðýnýn saðlanmasýdýr. Ortak Zeminler, solun birbirini ve diðer kesimleri dinlemesi, hassasiyetlerini anlamasý ve temel ortak noktalarýný yeniden keþfetmesinde iþlevsel olacaktýr. Ortak bir anayasa faaliyetinin yürütüldüðü Ortak Zeminler böylece solun yeniden inþasý, birliði, bütünleþmesi önündeki engellerin

Denebilir ki Türkiye'de toplum bugüne kadarki anayasa yapma sürecinden hep uzak tutuldu. Anayasalar da olmasý gerektiði gibi bireyi ve toplumsal gruplarý devlete karþý korumaktan ziyade, (birkaç küçük farklýlýk dýþýnda) devleti güçlendirmeye yaramýþtýr. 2. sayfada

Nasýl bir anayasa istiyoruz Yeni anayasanýn Türkiye'de yaþayan herkesin eþitliði ve özgürlüðünü güvence altýna almayý ve toplumsal refahý hedeflemesi gerekir. Aksi takdirde anayasadan çok bir ceza yasasý çaðrýþýmý yapan 12 Eylül anayasasýndan bir farký kalmaz.. 3. sayfada

Ortak Aday’dan Solda Ortak Zemin’e

22 Temmuz öncesinde bizi ortaklaþtýran taleplerimiz, ortak duyarlýlýklarýmýz, ortak hedeflerimiz hâlâ devam ediyor. Üstelik, yeni anayasa tartýþmalarý, devamý 2. sayfada.. taleplerimizi daha büyük güçlerle birlikte solun ortak manifestosuna dönüþtürme fýrsatý sunuyor.

Anayasa Kampanyasýný ve Sol Alternatifi birlikte inþa edelim

Solda mümkün olan herkesle omuz omuza vererek milyonlara sesimizi duyurmak için, iþ yerlerimizde, okullarýmýzda, mahallerimizde Ortak Zeminler yaratmalýyýz. Solda Ortak Zeminler yaratarak elde edeceðimiz kazanýmlarýn ilki, yeni anayasa önümüze koyulup “evet mi hayýr mý” sorusuyla karþý karþýya geldiðimizde ortaklaþtýrmýþ olacaðýmýz talepler üzerinden tutum almamýzý garantilemektir. Ancak böylesi ortak bir kampanya süreci yaþarsak egemenlerin, bazý kesimlerin aðzýna bir parmak bal çalarak bizi bölmelerine direnebiliriz. Farklý kesimlerimizin kendi duyarlýlýklarý üzerinden yürütecekleri kampanyalarýn temel talepleri

Anayasalar dönemlerini yansýtýr

aþýlmasýnda, ortak talepler etrafýndaki mücadelelerin daha da güçlü ve etkili olmasýnda önemli bir kazaným saðlayacaktýr. Solda Ortak Zeminlerin bir baþka kazanýmý ise AKP'nin her an erkene alabileceði yerel seçimlere giden yolda bir ön hazýrlýk süreci yaþamamýzý saðlayacak olmasýdýr. Taleplerimiz ve faaliyetlerimizde böylesi bir ortaklaþma yaþamadan yapýlacak yerel seçim ittifaklarýnýn sadece aday pazarlýðý boyutuna sýkýþarak hepimizin canýný sýkmasý çok mümkün. Ortak Zeminler, sýnýr ötesi operasyon, Ýran'a saldýrý gibi acil durumlarda da hýzla birlikte hareket etmemizi kolaylaþtýracaktýr.

Orta sayfada

Neo-liberal anayasaya hayýr: Fransa deneyimi Bir Fransýz Marksistine göre, 29 Mayýs 2005'de Fransa'daki AB Anayasasý referandumundaki hayýr oyu "son 20 yýlda solun ilk zaferiydi." Orta sayfada

Genç-Sen: Þimdi nereye? Genç-Sen'in bir yýldýr devam eden çalýþmalarýnýn sonucunda baþta ODTÜ olmak üzere Ankara ve Ýstanbul'daki bir dizi üniversitede öðrenci sendikasýnýn inþasýna dönük çalýþmalar yapýldý. 20 bin adet basýlan Paso broþürünü kullanarak üniversitelerde tek tek öðrencilerle sendika ihtiyacýný tartýþýp yeni giriþimcilere ulaþtýk. 7. sayfada

Özgürlük, demokrasi ve eþitlik için, emek örgütlerinin çaðrýsýyla

3 Kasým’da ANKARA’dayýz!!


2

AKP anayasası dar gelir Kapaktan devam..

konular olmalýdýr.

Biçim elbette önemlidir ama daha önemli olan 'öz'dür. Bu nedenle anayasada esas bakmamýz gereken nokta, onu kimin yaptýðýndan çok, kimin çýkarlarý için yapýldýðý olmalýdýr.

Toplumun büyük çoðunluðunu, emekçileri, ezilenleri doðrudan etkileyecek bu konularda AKP'nin de TÜSÝAD ve generallerle birlikte neoliberal politikalara uygun davranacaðýndan kuþkumuz olmasýn. O halde yeni anayasanýn gerçek anlamýyla eþitlikçi, özgürlükçü, sosyal bir anayasa olmasýný saðlayabilecek tek gücün toplumsal muhalefet olduðunu unutmamalýyýz.

Bizim öncelikle bakmamýz gerekenler, yurttaþ hak ve özgürlüklerinin devlet erki karþýsýnda ne ölçüde güvence altýna alýnýp korunduðu; insanýn mý devletin mi korunup kollandýðý; önceliðin insana ve doðaya mý yoksa þirket kârlarý ve uluslar arasý rekabete mi verildiði gibi

Askeri vesayetin kaldýrýlmasý, devlet erkinin kullanýmýnda bazý

kurumlarýn gücünün baþka kurumlara kaydýrýlmasý gibi konularda da yine ayný kriterler üzerinden bakarak tutum almalýyýz. MGK ve YÖK gibi olaðanüstü anti-demokratik devlet kurumlarýnýn tasfiyesi yada zayýflatýlmasýný elbette istiyoruz, ancak bu konularda da AKP hiçbir þekilde güven vermiyor. Anayasa tartýþmalarýný ve yapým sürecini AKP'ye, MGK'ya, generallere, AB komiserlerine, TÜSÝAD, MÜSÝAD, TOBB'a býrakýrsak karþý karþýya kalacaðýmýz tablo hepimize acý verecektir. Bir

yanda 25 yýldýr canýmýzý yakmakta olan darbe anayasasý, öte yanda askeri vesayeti biraz hafifletirken neo-liberal politikalarý anayasal güvence altýna alan (yani emekçi ve ezilenleri güvencesiz býrakan) yeni anayasa. “Kýrk satýr mý kýrk katýr mý” durumuna düþmemek elimizde. Solun iþi, bugünden anayasanýn oylanacaðý güne kadar çalýþýp, “ne yardan geçerim ne de serden” demektir. 'Sivil'lik bize yetmez, dar gelir; biz, özgürlükçü, eþitlikçi sosyal bir anayasa istiyoruz. antikapitalist

Anayasalar dönemlerini yansýtýr B

Toplumsal muhalefetin en radikal liderleri idam sehpalarýnda yada operasyonlarda öldürülürken, yüzlerce aydýn ve sendikacý iþkence tezgahlarýndan geçirildi. Tolumsal muhalefet geri çekilirken anayasa deðiþtirildi. Ýktidara kanun hükmünde kararname çýkarma ve vergi oranlarýný belirleme yetkisi tanýdý. Bunun yanýnda temel hak ve özgürlüklerin alaný daraltýldý, üniversite özerkliði zayýflatýldý, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kuruldu, Askeri Yüksek Ýdare Mahkemesi kurularak ordunun sivil denetimi yok edildi. Ayný zamanda sendika hakký kýrpýlarak devlet memurlarýnýn sendika kurma hakký ellerinden alýndý.

Mesut Çelebioğlu ireylerin ve sosyal gruplarýn haklarýný devlet karþýsýnda koruma altýna alan anayasalar, ayný zamanda devletin genel iþleyiþ kurallarýný ortaya koyar. Taným gereðince genel hukuk kurallarýný oluþturan anayasalarla toplumsalsýnýfsal mücadeleler arasýnda kopmaz bir bað vardýr.

Dolayýsýyla anayasalarýn yazýldýklarý dönemin mücadele konularý ve unsurlarý anayasalara yansýr ve bazen de yönünü tayin eder. 1876 yýlýnda kabul edilen Kanun-i Esasi, meþrutiyetin ilanýyla birlikte Osmanlý'da padiþahýn yetkilerini kýsýtlýyor ve seçimlerle oluþturulacak Meclis-i Mebusan'a iktidarý denetleme yetkisi (kýsýtlý da olsa) veriyordu. Bir sene sonra yürürlükten kaldýrýlan bu anayasa, 1908 Devrimi'yle birlikte tekrar iþlerlik kazandý. Anayasa ve uygulamasý bu sefer öncekinden daha fazla demokratik iþleyiþi öngörüyor, Meclis-i Mebusan'a padiþahý ve hükümeti tam anlamýyla denetleme yetkisi veriyordu. 1908 Devrimi Kanuni Esasi'yi de radikalleþtirmiþti. Osmanlý'nýn çöküþü ardýndan kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasasý Teþkilat-ý Esasi, adýndan da anlaþýlacaðý üzere 1908'in aksine, esas olarak devletin genel iþleyiþ kurallarýný düzenlemeyi hedefliyordu. Kuruluþ dönemindeki ittifaklar dikkate alýnarak 1921'de kabul edilen ve 1908 anayasasýndan önemli izler taþýyan Teþkilat-ý Esasi, halkýn çoðunluðunu karþýsýna alan tek parti diktasýna uygun bir þekilde 1924'te yenilendi. Her ne kadar iktidarýn seçilmiþ meclisten güvenoyu almasý ve uygulamalarýnýn meclisçe denetlenmesi kabul edilse de uygulamada muhalefet partilerine izin verilmemesi ve milletvekillerinin 'tek adam'lar tarafýndan belirlenmesi nedeniyle pratikte iktidara yükselen partiye sýnýrsýz bir uygulama alaný saðlanýyordu. Yasalarýn ve hükümet uygulamalarýnýn anayasaya uygunluðunu denetleyecek bir organýnýn bulunmamasý, iktidara, bu antidemokratik anayasaya bile uygun olmayan yasalarýn çýkaralabilmesi olanaðýný tanýmýþtý. 1924 Anayasasý'nýn bu denli antidemokratik olmasýnýn temel nedeni cumhuriyeti kuran kemalist kadrolarýn toplumda bir azýnlýðý temsil etmeleri ve uygulamalarýnýn toplumun çoðunluðu tarafýndan (öyle yada böyle) kabul görmemesiydi. Toplumsal tabaný zayýf olan kemalistlerin 'astýðý astýk, kestiði kestik' uygulamalarýnýn sorgulanmamasýný gerekiyordu ve anayasa da öyle þekillendi. Deðiþik sebeplerden binlerce insanýn öldürüldüðü, binlercesinin hapse atýldýðý o dönemde muhalefetin en küçük ses çýkarmasýna bile izin verilmedi.

Kanun-i Esasi’nin kabulu - 1876

1946'da tek partili rejimin eleþtirisi üstüne kurulan Demokrat Parti, topluma demokrasi ve özgürlük mesajlarý vererek 1950'de iktidara geldi. DP, ekonominin de kötüye doðru gitmeye baþladýðý 50'lerin ortasýndan itibaren muhalefetin ve toplumun kendini ifade etme kanallarýný kapatmaya baþladý. Gazeteler ve yayýn organlarý sansürleniyordu. Her türlü muhalefet gösterisi yasaklandý, sesini çýkarmaya çalýþanlar aðýr cezalara mahkum edildi. Bütün bunlara yoksulluðun artmasý da eklenince toplumda ciddi bir hoþnutsuz ortaya çýktý; alttan alta muhalefet kabarmaya baþladý. Toplumun deðiþik kesimleri eylemler düzenlemeye baþladý; ki bunlarýn içinde o zamana kadarki en kitlesel eylem olan 555 K (5. ayýn, 5. günü, saat 5'te Kýzýlay'a) yer alýr (1960). Üniversite öðrencilerinin öncülük yaptýðý bu eyleme binlerce kiþi katýldý. O sýrada Kýzýlay'dan geçmekte olan Baþbakan Menderes'in arabasý durduruldu ve Menderes linç edilmekten son anda kurtulabildi. 27 Mayýs 1960 darbesi bu koþullarda oluþtu. DP iktidarý boyunca ekonomik ve politik yönden zayýflayan asker-sivil bürokrasi durumunu deðiþtirmek istiyordu. Ancak darbenin altýnda yatan gerçek neden, DP iktidarýnýn perçinlediði öfkenin bütün sistemi tehdit eder hale gelmesiydi. Kitlelerin baðýmsýz eylemlerinin bu yönde sistemin bütününü tehdit etme potansiyelinden çekinen egemen sýnýfýn asker-sivil bürokrasi kanadý, tabandaki mücadelenin önünü darbeyle kesmeye çalýþtý. Darbeden sonra oluþturulan 61 Anayasasý cumhuriyet döneminin en demokratik ve sosyal anayasasý diye bilinir. Bunda etkin olan faktörler Ýkinci Dünya Savaþý sonrasý oluþan iki kutuplu dünyada, Doðu Bloku ve baðýmsýzlýk hareketlerinin ve sýnýf mücadelelerinin

'liberal dünya'da yarattýðý basýnçla geliþen sosyal devlet (refah devleti) olgusu ve darbeye toplumsal taban saðlamak için bazý demokratik reformlarýn kaçýnýlmaz olmasýydý. 61 Anayasasý'nda kuvvetler ayrýlýðý prensibiyle yasal ve meþru yürütme organý olan hükümetin çok partili meclisçe ve yeni kurulan Anayasa Mahkemesi'nce denetlenmesi saðlandý. Basýn ve ifade özgürlüðü tanýndý ve anayasal güvence altýna alýndý. Sosyal devlet ilkesi anayasa girdi ve devletin eðitim, saðlýk ve sosyal hizmetler alanýnda ihtiyaç sahiplerine hizmet verme yükümlülüðü ortaya çýktý. Bunun yanýnda kiþi hak ve özgürlüklerinin alaný geniþletildi. Ancak bütün bunlarýn yanýnda günümüzde de çok tartýþýlan askeri vesayet sisteminin temelleri de bu anayasayla atýlmýþtýr. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 61 Anayasasý'yla oluþturuldu. Böylece orduya verilen 'devletin bekasý'ný kollama görevi anayasal güvence altýna alýnmýþ oldu. Dolayýsýyla denebilir ki 61 Anayasasý yasal yürütme organý olan hükümeti zayýflatýrken, atanmýþlardan oluþan, popüler tabiriyle derin devletin yarýyasal yürütme organlarýný güçlendirmiþtir. 50’lerin sonunda mayalanmaya baþlayan kitlesel muhalefet hareketleri 60’larla beraber doruk noktalarýný geliþtirmeye baþladý. Ýþçi sýnýfýnýn kendisini politik arenada hissettirmeye baþladýðý 60’lý yýllarda kitlesel sendikalar kuruldu ve geniþ eylemliliklerle toplumsal planda ön plana çýkmaya baþladý. Bunun yanýnda öðrenci hareketi de güçleniyordu. Toplumda yoksulluða karþý gerçek bir demokrasiden yana kitlesel hareketler ortaya çýkýyordu. Tüm bunlar egemenlerin 61 Anayasasý'nýn 'bize bol geldiði' tartýþmalarýna yol açtý ve anayasa 12 Mart 1971 darbesiyle daraltýldý.

Resmi ve derin devleti güçlendiren bu deðiþikliklerin ana amacý yükselen muhalefetin önünü alma hedefi gütse de bunda baþarýlý olamadý. 70’ler Türkiye sýnýf mücadelesinin en yüksek olduðu dönemdir. 70’ler ayný zamanda küresel çapta kapitalizmin kriz yýllarýydý. Devlet müdahalesine dayalý sermaye birikim modelinin týkanmasý tüm dünyada kâr oranlarýnýn düþmesini beraberinde getirdi. Burjuvazi için ekonominin kuralsýzlaþtýrýlmasýna dayalý, vahþi kapitalizm döneminin birikim modeli kaçýnýlmaz olarak görünmeye baþladý. Sýnýf mücadelesinin yüksek, solun güçlü olduðu Türkiye'de iþçi sýnýfý ve ezilenleri 'normal yöntem'lerle bu birikim modeline ikna etmek imkansýzdý. Sermayeye dikensiz gül bahçesi sunmak için kapsamlý bir baský politikasý uygulanmalýydý; bu ihtiyaca cevap veren Kenan Evren'in ordusu oldu. Sendikalar ve sol daðýtýlýr ve bütün muhalefet ezilirken yeni bir anayasa yapýldý. Darbe, yazdýðý ünlü 12 Eylül Anayasasý’nda her türlü demokratik muhalefetin ve açýlýmýn önünü týkama hedefi güttü. Anayasa temel hak ve özgürlüklerin kýsýtlanabilmesine olanak saðlayan hükümler barýndýrýyordu. Resmi ve derin devlet yürütmesi 12 Eylül Anayasasý'yla daha da güçlendirildi. 'devletin baþý ve bekasýnýn temsilcisi' olarak cumhurbaþkanýnýn yetkileri artýrýldý. Basýn ve ifade özgürlüðüne ciddi sýnýrlamalar getirildi. Örgütlenme ve sendikalaþma haklarý sýnýrlamalara tabi tutuldu. Toplumun politik arenada kendini ifade etmesinin önüne engeller koymak için sendikalarýn ve derneklerin siyasi amaçlar güdemeyecekleri hükme baðlandý. Siyasi ve/veya dayanýþma amaçlý grevler yasaklandý. Üniversite özerkliði ortadan kaldýrýlarak YÖK kuruldu ve anayasal güvence altýna alýndý. Denebilir ki Türkiye'de toplum bugüne kadarki anayasa yapma sürecinden hep uzak tutuldu. Anayasalar da olmasý gerektiði gibi bireyi ve toplumsal gruplarý devlete karþý korumaktan ziyade, (birkaç küçük farklýlýk dýþýnda) devleti güçlendirmeye yaramýþtýr.


3

Nasýl bir anayasa istiyoruz Sertuğ Çiçek

nayasalar, bireylerin ve sosyal gruplarýn haklarýný, devlet baþta olmak üzere diðer güçlere karþý koruma altýna alan ve devletin genel iþleyiþ kurallarýný ortaya koyan üst hukuk kurallarýnýn sýralandýðý belgelerdir.

A

Toplumdaki bütün birey ve kurumlarý baðlayan bir belge olduðu için anayasanýn öncelikle eþitlikçi, özgürlükçü ve sosyal olmasý gerekir.

Bütçenin belirli bir oranýnýn devletin istihdam yaratmasý ve yoksullukla mücadele için kullanýlmasýný saðlayacak bir hüküm getirilmelidir Bu nedenle yeni anayasanýn Türkiye'de yaþayan herkesin eþitliði ve özgürlüðünü güvence altýna almayý ve toplumsal refahý hedeflemesi gerekir. Aksi takdirde anayasadan çok bir ceza yasasý çaðrýþýmý yapan 12 Eylül Anayasasý gibi, yurttaþý deðil devleti koruyan; özgürlükleri deðil kýsýtlamalarý ve ödevleri düzenleyen; eþitliði içi boþ ve esas olarak 'Türk' milleti için öngören bir anayasa ile karþý karþýya kalýrýz.

yatan 'ne mutlu Türküm diyene' kriteri referans olmaktan çýkartýlarak 'millet', 'Türk Milleti' vb ifadeler, farklý etnik, kültürel, dinsel vb gruplarý da kapsayacak biçimde 'halk', 'yurttaþ', 'vatandaþ', 'Türkiyeli', 'anayasal yurttaþlýk' gibi sözcüklerle Eðitim, yargý, deðiþtirilmelidir.

Yoksulluk sýnýrý altýndakilerin dolaysýz vergilerden muaf tutulacaðý hükme baðlanmalýdýr.

saðlýk baþta olmak üzere temel kamu hizmetlerinin sunumunda, ihtiyaç halinde resmi dil Türkçe'nin yaný sýra baþka diller de kullanýlabilmelidir

Herkesin kamu hizmetlerinden tam olarak yararlanabilmesi, kendi kültür ve inançlarýný yeniden üretebilmesi için farklý dil ve kültürler arasýnda eþitlik yaratýlmalýdýr. Eðitim, yargý, saðlýk baþta olmak üzere temel kamu hizmetlerinin sunumunda, ihtiyaç halinde resmi dil Türkçe'nin yaný sýra baþka diller de kullanýlabilmelidir. Kanun önünde eþitlik maddesi, halen ezilmekte olan kesimlerin eþitliðini garantilemek amacýyla pozitif ayrýmcýlýðý düzenlemeli ve örneðin 'cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri' ile 'mülteci ve göçmenlerin' de eþitliðini açýkça güvence altýna alacak biçimde geniþletilmelidir. Kadýnlarýn erkekler ile eþitliðini düzenleyen ve devlete bu eþitliðin yaþama geçmesi yükümlülüðünü veren mevcut madde korunarak geliþtirilmelidir. 'Eþitliðe' dayalý ‘pozitif ayrýmcýlýk’ üzerinden bütün alanlarda ‘kadýnýn eþit temsili’nin gerçekleþmesi de devlet yükümlülüðünde olmalýdýr.

Tartýþýlan anayasa taslaðýnda evrensel olarak kabul gören 110'u kiþisel ve siyasi, 72'si ekonomik, sosyal ve kültürel olmak üzere toplam 182 haktan sadece 33 hak yer almaktadýr. Bu yönüyle AKP'nin taslaðý tam bir felakettir. Taslak, her Kadýnlar, eþcinseller, cinsiyet gün geliþmekte olan mevcut evrensel deðiþtirenler baþta olmak üzere insan haklarýnýn tamamýný içermek bir toplumun bazý kesimlerinin hak ve yana, var olanlarý da özgürlüklerini azaltmaktadýr. 82 sýnýrlandýrarak bu Anayasanýn 'sözü ve Anayasasý'nda 20'den ruhunun' tanýmlandýðý kesimleri baský altýna fazla olan ekonomik almanýn dayanaðý 'baþlangýç' bölümü ve sosyal haklarýn olabilen 'genel ahlak' sadece 8 tanesi kesinlikle her türlü kavramý anayasadan taslakta yer çýkartýlmalýdýr. etnik, din, dil, ýrk, almaktadýr. Çalýþma hakký ve mezhep, cinsiyet, cinsel Devletin ekonomik vatandaþlýk geliri yönelim vb alandaki 'planlama', kavramlarý anayasada ayrýmcýlýklardan 'denetim' ve yer almalý, iþsizlik ve 'düzenleme' arýndýrýlmalýdýr yoksulluðu ortadan görevlerini kaldýran kaldýrmak devlet AKP taslaðý, toplumsal eþitlik, adalet yükümlülüðü olarak tanýmlanmalý ve ve refah konusundaki devlet sosyal güvenlik hakký anayasal yükümlülüklerini azaltarak saðlýk, güvence altýna alýnýp güvencesiz eðitim, barýnma, sosyal güvenlik vb çalýþtýrma yasaklanmalýdýr. en temel ihtiyaçlarý bile piyasa Bütçenin belirli bir oranýnýn ekonomisinin acýmasýz iktidarýnýn devletin istihdam yaratmasý ve kucaðýna itmektedir. yoksullukla mücadele için Anayasal güvence altýndaki bazý kullanýlmasýný saðlayacak bir hüküm ekonomik ve sosyal haklarýmýzýn getirilmelidir. azaltýlmasýnýn nedeni, neo-liberal Türkiye'de vergi gelirlerinin yüzde pazar ekonomisine, küresel ekonomik 70'inin gelir adaletsizliði yaratan rekabete daha uygun bir ortam dolaylý vergilerden oluþtuðu dikkate yaratma çabasýdýr. alýnarak, dolaysýz vergiler için ANAYASAL TALEPLERÝMÝZ öngörülen ödeme gücü ilkesini dolaylý vergiler için de getirilmeli, Anayasal taleplerimizi belirlerken temel esas motivasyonumuz eþitliðin, özgürlüðün ve sosyal haklarýn güvence altýna alýnmasý yönünde Çalýþma hakký ve olmalýdýr. Yasama, yürütme, yargý vatandaþlýk geliri baþta olmak üzere devlet iþleyiþi de kavramlarý anayasada yer bu temele uygun bir yapýda almalý, iþsizlik ve yoksulluðu biçimlenmelidir. Anayasanýn 'sözü ve ruhunun' tanýmlandýðý 'baþlangýç' bölümü kesinlikle her türlü etnik, din, dil, ýrk, mezhep, cinsiyet, cinsel yönelim vb ayrýmcýlýklardan arýndýrýlmalýdýr. 'Ýnsan ve onurunun' eþitlik içinde korunabilmesi için anayasadaki farklý kimlikleri dýþlayýcý sözcük ve kavramlar temizlenmelidir. Birey ile devlet arasýndaki iliþkinin temelinde

tüketim maddeleri üzerinden dolaylý vergi alýnmasýna engel olacak bir düzenlemeye gidilmelidir.

ortadan kaldýrmak devlet yükümlülüðü olarak tanýmlanmalý ve sosyal güvenlik hakký anayasal güvence altýna alýnýp güvencesiz çalýþtýrma yasaklanmalýdýr.

Bölgesel eþitliði saðlamak üzere yoksul illerdeki kamu kurumlarýna ve belediyelerine bütçe gelirlerinden daha fazla pay ayrýlmasýný garanti altýna alacak bir düzenleme yapýlmalýdýr.

Çalýþanlarýn örgütlenmesi konusundaki mevcut haklar korunarak, haklarýn kullanýmý önündeki fiili engelleri ortadan kaldýracak biçimde geniþletilmelidir. Lokavt yasaklanýrken, grev ve toplusözleþme hakký açýkça memurlarý da kapsayacak biçimde tanýmlanmalýdýr.

düzenleyen 82 Anayasasý'ndaki geçici 15. madde kaldýrýlarak, darbecilere yönelik davalarda zaman aþýmý olmayacaðý düzenlemelidir. Anayasa, belli bir ideolojiyi benimsemeyenlerin vatan haini ilan edilmesine ve 301'inci madde gibi ceza yasalarýna zemin hazýrlayan her türlü emredici ideolojiden arýndýrýlmalýdýr. Birbirine zýt yorum ve uygulamalara zemin oluþturan 'Atatürk Milliyetçiliði ve 'ilke ve inkýlaplarý' referans olmaktan çýkartýlmalýdýr. Savunma hakký geliþtirilerek avukatlar ile savcýlarýn mahkemelerdeki konumu eþitlenmelidir. Baþkalarýnýn özgürlüðünü kýsýtlamadýðý ve þiddet içermediði sürece bütün dini ve siyasi inançlar yada inançsýzlýklarýn örgütlenme, propaganda yapma, kendisini ifade etme özgürlükleri güvence altýna alýnmalýdýr.

Siyasi temsilde adaletin saðlanmasý güvence altýna alýnarak, baþta yüzde Varolan saðlýk ve konut haklarý 10'luk seçim barajý olmak üzere seçim korunarak geliþtirilmelidir. Herkese sistemi ve siyasi partiler yasalarýndaki hiçbir koþul aranmaksýzýn ihtiyacý anti-demokratik düzenlemeler olan her türlü saðlýk anayasal dayanaðýndan hizmetinden Kanun yoksun býrakýlmalýdýr. yararlanabilmesi devletin önünde eþitlik yükümlülüðü olarak Kamu mallarý, maddesi, halen tanýmlanmalýdýr. tarihi kültürel ve

ezilmekte olan kesimlerin doðal zenginlikler Var olan eðitim eþitliðini garantilemek ile orman, hakký korunarak akarsu, kýyýlar devletin amacýyla pozitif ayrýmcýlýðý vb kamusal yükümlülüðü düzenlemeli ve örneðin alanlarýn artýrýlmalý, 'cinsel yönelim ve cinsiyet korunmasý ve ilköðretim ve toplumun 'baþarýlý' kimlikleri' ile 'mülteci ve yararýna öðrencilerle sýnýrlý göçmenlerin' de eþitliðini kullanýlmasý tutulan bu açýkça güvence altýna hüküm altýna yükümlülük, bütün alacak biçimde alýnmalýdýr. öðrenciler için ve lisans üstü eðitime geniþletilmelidir Çevrenin kadar geniþletilmelidir. korunmasýný devlet yükümlülüðü olarak Öðrencilerin kendi düzenleyen madde korunarak taleplerini özgürce dile getirebileceði, geliþtirilmelidir. idareden tamamen baðýmsýz bir þekilde örgütlenebilme hakký anayasal Tüketicilerin, orman köylülerinin güvenceye kavuþturulmalýdýr. Eðitim korunmalarý, kooperatifçiliðin kurumlarýnýn varlýk nedeni olan geliþtirilmesi gibi konulardaki mevcut öðrencilere üniversiteler ve liselerde haklar korunarak piyasa kendi baðýmsýz sendikalarý mekanizmasýnýn olmayan insafýna aracýlýðýyla okul yönetimlerine býrakýlmasý engellenmeli, bu katýlmalarý hakký saðlanmalýdýr. alanlardaki hak Üniversiteleri tanýmlarý evrensel kýþlalara Tüm inanç ve kültürlerle ölçülere çýkartýlarak çeviren YÖK geliþtirilmelidir. birlikte Anadolu Alevi ve anayasal Tüm inanç ve kurum Rumeli Bektaþilerinin, kültürlerle birlikte olmaktan Anadolu Alevi ve Hýristiyanlarýn inanç ve çýkarýlmalýdýr. Rumeli Demokratik kültürlerinin anayasal güvence Bektaþilerinin, olarak altýna alýnmalý, Diyanet Ýþleri Hýristiyanlarýn inanç seçilmiþ ve kültürleri anayasal olanlarýn Baþkanlýðý ve zorunlu din dersi güvence altýna atanmýþlar alýnmalý, Diyanet kaldýrýlmalýdýr karþýsýndaki Ýþleri Baþkanlýðý ve konumlarý zorunlu din dersi güçlendirilmeli, merkezi idarenin kaldýrýlmalýdýr. belediye baþkanlarýný görevden Zorunlu askerliðe zemin saðlayan almasýna zemin saðlayan 'idari 'Vatan Hizmeti' maddesi kaldýrýlarak, vesayet' yerini yargýsal denetime ret hakkýnýn insan onuruna yakýþýr býrakmalýdýr. biçimde kullanýmý güvence altýna Askeri vesayete gerekçe olarak alýnmalýdýr. kullanýlan her türlü madde titizlikle Evrensel düzeyde kabul gören ve düzenlenerek, ek bir anayasa toplumun deðiþik kesimleri ve maddesiyle askeri müdahalelerin doðanýn korunmasýna iliþkin hukuksal dayanaðý olan yasa ve sözleþmelerdeki (Ýnsan Haklarý tüzükler yoruma yer býrakmayacak Evrensel Beyannamesi, Kadýnlara biçimde anayasaya aykýrý hale Karþý Her Türlü Ayrýmcýlýðý Ortadan getirilmeli, MGK anayasal kurum Kaldýrma Sözleþmesi, Çocuk Haklarý olmaktan çýkartýlmalýdýr. Sözleþmesi, Uluslararasý Çalýþma 12 Eylül darbecileri hakkýnda cezaî, Örgütü Sözleþmeleri vb) hükümler malî veya hukukî sorumluluk iddiasý anayasanýn referans kaynaklarý ileri sürülemeyeceðini ve bu amaçla olmalýdýr. yargýya baþvurulamayacaðýný


6

Neo-liberal çılgınlığın eseri

Subprime krizi yoksulları vurdu Türkan Uzun

BD'de patlak veren ve dünya mali piyasalarýný sarsan subprime mortgage (yüksek faizli ipotekli konut kredisi) krizinin savuþturulduðu, ekonominin bundan çok sýnýrlý düzeyde etkileneceði iddia ediliyor. Dünya ekonomisinin krize girip girmeyeceði konusunda The Economist dergisi, 'korkulan fýrtýnanýn yerini hafif bir yaðmura býraktýðý'ný yazýyor.

A

ABD Merkez Bankasý FED'in faizleri düþürmesi ile de mali piyasalarýn kendilerini hýzla toparlayacaðý söyleniyor. Bu önlemden sonra borsalar yeniden hýzlý bir yükseliþe geçti. Bu iyimserlik pompalamasýna raðmen aslýnda kimse subprime krizinin ne kadar derinlere indiðini kestiremiyor çünkü sorun ABD'de patlak vermesine raðmen kriz dalgasý her tarafý vurdu. Bunun nedeni bu tür ev kredilerinin dünya piyasasýnda alým-satýma konu olmasý. Dünyada yýlda 3 trilyon dolarýn döndüðü 'serbest' mortgage piyasasý New York'un Brooklyn semtinde ev edinmek için kredi alan bir otobüs þoförünün kredi sözleþmesinin Çin'deki bir banka tarafýndan yönetilen bir fonun eline geçmesini saðlayabiliyor. Mali kayýplar ve bunlarýn nerelerde verildiði konusunda kesin rakamlar ortaya çýkmadý. Tahminler 250-500 milyar dolar arasýnda deðiþiyor.

Ýyimserlik pompalamaya çalýþanlar bile dünya ekonomisinin ciddi bir sorunla karþý karþýya kalabileceðini itiraf ediyorlar. Diðer taraftan Almanya gelecek yýl için hedeflenen ekonomik büyüme oranlarýný aþaðýya çekmeye baþladý. Benzeri bir durum diðer Avrupa ülkeleri ve Japonya için de söz konusu. IMF de krizin dünya ekonomisine etkileri konusunda uyarýlarda bulunmaya baþladý.

Yoksullara kriz Subprime kredi türü kendi baþýna yoksullarý soyma mekanizmasý olarak iþliyor. Bankalar, iþleri güvenceli olmayan veya gelirleri düþük olan iþçilere 'fazla riskli' gözüyle bakýyor ve bunlara normal (prime) krediler vermiyor; faizi daha yüksek subprime mortgage kredileri veriyorlar. Dolayýsýyla yoksullar ancak normalden daha yüksek faiz ödeyerek konut edinebiliyor. ABD'de 2001 krizi sonrasýnda faizlerin yüzde 6,5'dan yüzde 1'e düþürülmesiyle emlak fiyatlarý hýzla artmýþ, yeni bir spekülasyon döngüsü yaratýlmýþtý. ABD Merkez Bankasý FED son iki yýldýr faizleri tekrar arttýrmaya baþladý. Bunun sonucunda ortalama bir subprime mortgage sahibi için aylýk ödemelerde yüzde 25'e varan artýþlar meydana geldi. Son dönemde aylýk mortgage ödemelerini yapamayanlarýn sayýsýndaki artýþ ile bankalarýn ipotekli olan bu konutlara el koyma oraný iki katýna çýktý. Sadece Aðustos

ayýnda ABD'de 110 bin eve el konuldu. Önümüzdeki bir yýl içinde bir milyon Amerikalý evini kaybedip kendini sokakta bulabilir. O ana kadar ödediklerini geri almalarý mümkün deðil. Emlak deðerleri düþme eðilimine girdiði için de el konulan bu evlerin yeniden satýþý ile elde edilen gelir borcu kapatmayabiliyor (negatif emlak deðeri). Dolayýsýyla Brooklynli otobüs þoförü kendini hem evsiz hem de hala eve borçlu buluyor. ABD'de emlak spekülasyonu balonunun iniþe geçmesinin yoksullar için yarattýðý sorunlar daha da vahim boyutta. Son iki yýlda faizlerin artmasý nedeniyle aylýk ödemelere para yetiþtiremeyenler evleri üzerine ikinci ipotekler aldý. Ýkinci ipotek faizleri daha da yüksek. Bunun da yetmediði yerde kredi kartlarýna yüklendiler. Dolayýsýyla þu anda insanlar sadece sokaða atýlmakla kalmýyor, ayný zamanda hem negatif emlak deðerleri, hem ikinci ipotek, hem de kredi kartý borçlarý ile çaresiz býrakýlýyorlar. Subprime krizi sonrasýnda "emlak piyasasý aþýrý þiþmiþti, þimdi kendini düzeltti" denildi. Konut fiyatlarýndaki artýþýn kazananlarý elinde bolca para olduðu için bu alana (spekülatif) yatýrým yapanlar oldu. Bu dönemde muazzam karlar elde edildi. Ancak emlak fiyatlarýndaki hýzlý artýþtan da, düzeltmedeki borç yükündeki artýþtan da iki kez kaybedenler yine yoksullar oldu. Yoksullarýn konut krizinin 2011'e kadar dalga dalga devam edebileceði ifade ediliyor.

Novamed: “Dayanışma, gücümüzü artırıyor” çocuk yapabiliyoruz. Bölümde olan arkadaþlarýmýzýn birinin hamileliði 6. ayýný doldurmadan hamilelik listesinde bulunanlara sýra gelmiyor. Üretim sýrasýnda tuvalete gidemiyoruz, sadece çay ve yemek saatlerinde gidebileceðimizi söylüyorlar. Buna uymazsak þefimiz tarafýndan azarlanýyoruz ve uyarý alýyoruz. Gece mesailerimizi ve ikramiyelerimizi de alamadýk.

ntalya serbest bölgesinde bulunan Novamed fabrikasýnda çalýþan, Petrol-Ýþ sendikasýna baðlý 81'i kadýn, 83 iþçi bir yýldýr grev yapýyor. Ýþçiler, çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi taleplerini kazanana dek grevi sürdürmeye kararlýlar.

A

Ankara Kadýn Platformu bileþenlerinden oluþan ve çeþitli parti, meslek odasý ve kitle örgütünden destek alan 57 kadýn, Ýstanbul, Ýzmir, Eskiþehir ve Antalya'dan da direniþe destek için grev bölgesine ulaþan yüzlerce kadýnla birlikte Antalya'ya gitti. Heyet, "Yaþasýn kadýn dayanýþmasý", "Novamedli kadýnlar yalnýz deðildir", "Novamed'le dayanýþmayý büyütüyoruz" sloganlarý ve alkýþlarla Petrol-Ýþ yetkilileri ve Novamedli kadýn iþçilerle buluþtu. Ankara Kadýn Platformu ile birlikte Novamed'e giden Tülay Koçak'ýn grevde bulunan ve adýnýn saklý kalmasýný isteyen bir kadýn iþçiyle yaptýðý röportajý aktarýyoruz: Bugün grevin 1.yýldönümü, neden grevdesiniz? Öncelikle bize destek için çeþitli

illerden gelen herkese teþekkür ediyoruz. Buraya gelmeniz bizlerin gücünü ve güvenini biraz daha artýrdý. Novamed fabrikasý böbrek hastalarýna diyaliz seti üreten bir iþyeri. Ýþimiz çeþitli hastalýklar ve tehlikeler barýndýrýyor. Ben düþük ücretle çalýþýyorum, ama greve katýlma nedenim sadece para deðil. Burada bulunan þefler ve fabrika yöneticileri bize çok hakaret ediyorlar. Bir gün elim kesildi, yardým istemek için þefe gittiðimde bana “çok canýn yanýyorsa çalýþma, biz kimseyi burada çalýþmasý için zorlamýyoruz" deyip hakaret ederek gönderdi. Ben iki saat boyunca elimden kanlar fýþkýrarak line’da (üretim bandý) çalýþmaya devam ettim. Yerime birini oturtmadý. Ýþinizi yaparken nasýl tehlikelerle karþýlaþýyorsunuz? Üretim sýrasýnda solüsyon koklamak zorunda kalýyoruz. Daha önce maske daðýtýyorlardý, þimdi vermiyorlar. Bu da bizim iþimizi yapmamýzý zorlaþtýrýyor. Ayrýca biz istediðimiz zaman çocuk yapma hakkýna sahip de deðiliz; sýrayla

Greve baþladýðýmýzda bizi mahkemeye verdiler, sendikalý sendikasýz diye ayrým yapýp ayrý yerlerde oturttular, geceleri evlerimize gittiðimiz zaman "sendikadan ayrýlacaksýn" diye baský yaptýlar. Bir çok arkadaþýmýz önce sendikaya üye oldu, sonra baskýlara dayanamayýp (iþten atýlmakla tehdit ediyorlardý) ayrýldý. Sendikalý sayýsý yarýya düþtü. Daha sonra bir line daha açýp 40'ýn üstünde iþçi aldýlar. O arkadaþlar grev kýrýcýlýðý yapýyor. Biz greve baþlayýnca bize dayattýklarý koþullarýn hiçbirini onlara uygulamadýlar. Uluslar arasý sendikalardan gözlemciler gelip ziyaret ediyor; bundan çekindiler. Þimdi çalýþanlar 6 ayda zam alýyorlarmýþ. Hamilelik sýrasý olmadýðýný söylüyorlarmýþ, çünkü mahkemeyi kaybetmek istemiyorlar. Ama biz bu grevi sonuna kadar götürmeye kararlýyýz, yýlmayacaðýz. Bize destek ve dayanýþma ziyareti yapanlar dayanma ve mücadele gücümüzü daha da artýrýyor. Grev yapmak bizim hakkýmýz, sonuna kadar savunuruz. Ben kazanacaðýmýza ve iþimize geri döneceðimize inanýyorum, hepimiz inanýyoruz.. Geldiðiniz için sað olun.

"Geliyorum" diyordu Subprime krizi açýkça 'geliyorum' diyordu. 2005'ten bu yana faiz artýþlarýnýn en fazla yoksullarý vurduðu biliniyordu. Ýnsanlarýn normalden yüksek faizler ödeyerek yüksek fiyatlara aldýðý evler deðer yitirmeye baþlamýþtý. Evler satýlamaz hale de geldi. Ancak hiçbir önlem alýnmadý. Kredi veren bankalar durumu umursamadýlar; çünkü tek tek sözleþmeleri çoktan biraya getirip bunlarý bonoya dönüþtürmüþ, daha 'güvenli' diye adlandýrýlan borçlara monte ederek yeni bir mali enstrüman olarak satmýþlardý. Ýçinde subprime mortgagelar bulunan bu paketler oradan oraya satýlýp durdu. Sadece kendi kurallarý ile çalýþan ve kimsenin denetleyemediði, elinde en az 5 milyon dolarý olanlarýn girebildiði hedge fonlarý bu mali paketleri kapýþ kapýþ satýn aldýlar. Hedge fonlarý iþleten dünyanýn farklý yerlerindeki bankalar bu paketlerde ne kadar 'risk' taþýdýklarýný bile bilmiyorlardý. (Halen de bilmiyorlar). Dolayýsýyla ABD'de ekonomik büyümenin yavaþlamasý, iþsizliðin artmasý, faizlerin artmasý ve yoksullarýn daha da zor duruma itilmesi ile bu mali paketler arasýnda bir iliþki kurulmadý. Neo-liberalizm ile tümüyle kuralsýzlaþtýrýlan mali piyasalarýn ulaþtýðý çýlgýnlýk düzeyi budur.

Zenginler kurtarýldý Subprime krizi patlak verdiðinde dünya merkez bankalarý duruma müdahale etti. 48 saat içinde piyasalara 400 milyar dolar verildi. Ne kadar risk taþýdýklarýný bilmedikleri için batan-batma tehlikesi ile karþý karþýya olan bankalar kurtarýldý. Bankalarýn nakit sýkýntýsý (þimdilik) giderildi. Doðal olarak (neo-liberalizme göre) tüm bu kurtarma operasyonlarýnýn maliyeti yine vergi ödeyenlerin sýrtýna yüklendi. Bankalarý kurtarmak ve nakit sýkýntýlarýný çözmek için hýzla harekete geçenler hiçbir þekilde yoksullarý kurtarma operasyonlarý yapmadý. Bankalarýn insanlarýn evlerine el koymasýný sadece seyrediyorlar. Ýkinci ipotek ve kredi kartý borçlarýnýn tahsili için depar atýyor, yoksullarý daha da soymaya hazýrlanýyorlar.

Sosyal konut istiyoruz Bu neo-liberal çýlgýnlýða bir son verilmeli. FED'in faiz oranlarýndaki indirimi sorunu çözmüyor, daha da büyük bir krizi 'bir baþka bahara' erteliyor. Bu arada da yeni bir spekülasyon dalgasý yaratmasý da sadece mümkün deðil neredeyse kaçýnýlmaz. Banka kurtarmak için yüz milyarlarca dolar varsa "neden ucuz sosyal konutlar için para bulunamýyor" sorusunun sorulmasý gerekiyor. Bush'un Irak iþgali için her gün harcadýðý parayla (720 milyon dolar) binlerce konut yapmak mümkün. Subprime krizi, konut gibi en temel insani ihtiyacýn bu çýlgýn neo-liberal piyasalara emanet edilemeyeceðini gösterdi. Türkiye'ye büyük tantanalarla getirilen mortgage sistemini kucaklamak yerine konut hakký ve ucuz sosyal konut talebimizi anayasa tartýþma ve kampanyalarýnda hýzla gündemleþtirelim.


7

Genç-Sen: Şimdi Nereye? Simin Gürdal Genç-Sen'in bir yýldýr devam eden çalýþmalarýnýn sonucunda baþta ODTÜ olmak üzere Ankara ve Ýstanbul'daki bir dizi üniversitede öðrenci sendikasýnýn inþasýna dönük çalýþmalar yapýldý. 20 bin adet basýlan Paso broþürünü kullanarak üniversitelerde tek tek öðrencilerle sendika ihtiyacýný tartýþýp yeni giriþimcilere ulaþtýk. Çeþitli illerde sendika fikrini tartýþtýðýmýz toplantýlar yaptýk. "Nasýl bir sendika istiyoruz", "sendikayý nasýl inþa ederiz" gibi konularda anlaþarak faaliyet yapýlan okullarda sendika fikrinin öðrencilerin arasýnda kök salabileceðini hissettik. Bu süreçte bazý üniversitelerde benzer çalýþmalar yürütülmesine karþýn farklý il ve üniversitelerdeki sendika aktivistleri arasýnda tam bir netlik oluþamadý. Genç-Sen'in atacaðý adýmlar, izlenecek yol vb konularda netleþmesinin zeminini oluþturabilecek demokratik bir mekanizma ne yazýk ki yaratýlamadý. Karar alma süreçlerinin üniversitelerdeki giriþimcilerin demokratik olarak seçtiði delegelerin katýlýmý üzerinden saðlanmasý, giriþimci formlarýnýn merkezileþmemesi ve giriþimci bulma konularýndaki farklý fikirler nedeniyle mümkün olmadý.

Özellikle küçük illerdeki üniversiteler ile ODTÜ baþta olmak üzere Genç-Sen faaliyeti yapýlan üniversitelerdeki öðrencilerde hissedilen sendika ihtiyacýný somut bir örgütlenmeye dönüþtürmek zorundayýz. Artýk sendikanýn kuruluþu ve tüzüðü konularýnda tartýþmalarýn yapýlacaðý bir sürece doðru ilerliyoruz. Nasýl bir sendika, nasýl bir tüzük Sendika tüzüðünün nasýl olacaðý sorusu "nasýl bir sendika istiyoruz" sorusundan baðýmsýz olarak ele alýnamaz: Sendika, pasosu olan bütün öðrencilerin ortak örgütlenmesi olmalý; Okul yönetimlerinden baðýmsýz örgütlenerek okullardaki karar alma süreçlerinde belirleyici hale gelmeli; Hükümet, YÖK, okul yönetimleri, belediyeler gibi kurumlar karþýsýnda öðrencileri temsil edebilmeli; Daha iyi bir öðrencilik, daha iyi bir üniversite-eðitim hedefiyle, üniversiteler arasýnda koordinasyonu da saðlayarak kampanyalar yürütmeli. Bu saydýklarýmýzýn mümkün hale gelmesinin temel koþulu öðrenci sendikasýnýn kitlesel olmasýdýr. Yani sadece bazý siyasi kriterleri karþýlayan öðrencilerin deðil; bütün öðrencilerin

ODTÜ Genç-Sen döneme hızlı başladı

Kapitalizmde öncelik insanlarýn ihtiyaçlarý deðil, kar ve rekabettir. Bu nedenle iþsizlik, açlýk, yoksulluk, savaþlar ve çevre tahribatýna neden olur. Gittikçe daha fazla zenginlik yaratan kapitalizm geniþ yýðýnlarý yoksulluða mahkum eder. Yaratýlan zenginliðin insan ihtiyaçlarý için kullanýlabilmesi, ancak isçi sýnýfýnýn kolektif olarak bütün zenginliðe, üretimde kullanýlan her þeye el koymasýyla, üretimi ve daðýtýmý kontrol etmesiyle, yani sosyalizmle mümkündür.

Tüzükteki ikinci önemli nokta demokratik iç iþleyiþin garanti altýna alýnmasýdýr.

ĐŞÇĐ SINIFININ KURTULUŞU KENDĐ ESERĐ OLACAKTIR

Tüzüðün nasýl yazýlacaðýnda bu iki temel kriter yeterlidir. Genç-Sen'in okul sendikalarýnýn üye olacaðý bir federasyon mu yoksa okullarda þubeleri olan bir sendika mý olacaðý da tüzükte açýklýða kavuþturulmalý ve her iki biçimde de iþleyebilecek bir esneklik saðlanmalýdýr. Peki bu tüzük nasýl yazýlacak? Henüz seçilmiþ temsilcilerle demokratik bir iþleyiþe geçemediðimiz ve sendika inþa sürecinin devam ettiði düþünüldüðünde üzerinde anlaþacaðýmýz tüzüðün bu duruma yanýt verecek nitelikte olmasý gerekmekte.

Geçen sene yaptýðýmýz son GençSen toplantýlarýndan birinde bir anda aklýmýza gelen ve herkesin duyduðu andan itibaren "evet ya bunu yapmalýyýz" dediði Kitabýmý Paylaþýyorum kampanyasýyla bu senenin ilk Genç-Sen faaliyetini gerçekleþtirdik. Öncelikle birkaç gün süreyle yaptýðýmýz afiþlemelerden sonra, elimizdeki yaklaþýk 450 kitapla birlikte hazýrlýðýn yolunu tuttuk ve masamýzý açtýðýmýz andan itibaren gerçekten de beklemediðimiz büyüklükte bir ilgiyle karþýlaþtýk. 7-8 arkadaþýmýz masamýzýn baþýnda hazýrlýktaki arkadaþlarýmýzýn kitaplarýný bulmalarýna yardýmcý olurken; birkaç arkadaþýmýz da yüksek sesle Genç-Sen'i ve amaçlarýmýzý anlatýp, 'Paso'larýmýzý daðýttý, her þeyden de önemlisi tam 50 hazýrlýk öðrencisi yaptýðýmýz iþi çok yararlý bularak bizlerle iletiþim kurmak ve ileride yapacaðýmýz iþlerde yardýmcý olmak istediklerini söylediler. Yaklaþýk 1.5 saatlik bir çalýþmanýn sonunda 50 yeni arkadaþýmýza ulaþtýðýmýz bu kampanya gösterdi ki pasosu olan herkesin sendikasý olmak iddiasýyla yola çýkan Genç-Sen, öðrenciler için çalýþtýðý sürece büyümeye ve geliþmeye devam edecektir. Yeni kampanya ODTÜ Genç-Sen 'Kitabýmý Paylaþýyorum' kampanyasýnýn verdiði güvenle bir toplantý düzenleyerek yeni çalýþmalarý gündemine aldý. Rektörümüzün her fýrsatta ne kadar demokratik, ne kadar özgür, ne kadar

Ayrýca, okuldaki su kirliliði ve kesintiler üzerine bir çalýþma baþladý. Biz ODTÜ'de öðrenci olarak yaþadýðýmýz sorunlara birleþik, kitlesel bir mücadele örgütleyerek, yani GençSen'i örgütleyerek cevap verebileceðimizi biliyoruz. Sendikalaþmanýn önemini daha iyi anladýðýmýz bugünlerde yaptýðýmýz iþe güvenerek yaymaya çalýþmalýyýz. Genç-Sen'in ODTÜ deneyimi hepimiz için bir örnektir, kolektif çalýþmayla her yerde mümkün hale gelebilir. Þu an içinde bulunduðumuz süreçte anayasa tartýþmalarý hepimizin gündeminde. Yeni anayasada öðrencilerin eðitim ve örgütlenme haklarýnýn yer almasý için mücadele etmeye baþlamamýz gerekiyor. Sendikamýza sahip çýkalým. Anayasa tartýþmalarýnýn hýz kazandýðý bu dönemde Genç-Sen'i tanýtmaya ve sendikalaþma hakkýmýzýn anayasal güvencesi için de mücadele etmeye devam etmeliyiz.

Sosyalizm ancak isçilerin kendi eylemiyle gerçekleþebilir. Ýsçiler bunu ancak isçi konseyleri aracýlýðýyla aþaðýdan yukarý örgütlenen bir iþçi iktidarýyla gerçekleþtirebilirler. Bunun dýþýndaki çözümler yine bir azýnlýðýn iktidarýyla, kapitalizmle sonuçlanýr.

REFORM DEĞĐL DEVRĐM Bu düzenin kurumlarý yönetici azýnlýðý, çoðunluða karþý korumak amacýyla oluþturulmuþtur. Bu kurumlar ele geçirilip çoðunluðun ihtiyaçlarý için kullanýlamaz. Kökten bir deðiþim gereklidir. Gerçek demokrasi, aþaðýdan yukarý doðru örgütlenen, temsilcilerin istendiði an görevden alýnabildiði, üretimin iþçi sýnýfý tarafýndan kolektif olarak kontrol edildiði bir sistemde mümkündür. Böyle bir deðiþim parlamento aracýlýðýyla gerçekleþtiri-lemez, ancak iþçilerin kitle eylemleriyle, büyük kitlelerin bir avuç yönetici azýnlýðý alaþaðý etmesiyle saðlanabilir.

ENTERNASYONALĐZM

Tüzüðün, sendikaya üyelik için öðrenci olmak dýþýnda bir koþul koymayan, þubeler ya da üniversite sendikalarý þeklinde örgütlenmiþ, demokratik bir iþleyiþi hedefleyen bir içeriðe sahip olmasý bütün aktivistler için þimdilik yeterli olmalýdýr.

Günlük yaþamýmýzda kullandýðýmýz en sýradan mallar bile deðiþik ýrk, renk, dil, din, cinsiyetten iþçilerce üretilmekte. Kapitalizm dünya ölçeðinde bir sistemdir. Bunun alternatifi olan sosyalizm de ancak dünya ölçeðinde gerçekleþebilir.

Sendikanýn kurulmasýnýn ardýndan, seçilmiþ ve temsil hakký olan delegelerle gerçekleþtirilecek bir tüzük kongresinde tüzük oylanmalý ve program oluþturulmalýdýr. Tüzük ve programýn demokratik olabilmesi ancak böyle saðlanabilir.

Rusya deneyimi göstermiþtir ki devrim tek ülkeyle sýnýrlý kalýrsa kalýcý bir zafere ulaþamaz ve yenilir. Ýlk ve tek muzaffer iþçi devriminin gerçekleþtiði Rusya'da devrim tek ülkede sýnýrlý kaldýðý için 1928'deki karþý devrime yenilmiþtir. Rusya, Doðu Avrupa, Çin, Küba gibi yerlerde sosyalizm deðil bürokratik devlet kapitalisti sistemler yaþanmýþtýr. Kendilerini nasýl tanýmlarlarsa tanýmlasýnlar, bu ülkeler insana deðil silaha para yatýran, çevreyi tahrip eden, zengin ve yoksul ayrýmýnýn olduðu, ulusal ve cinsel ayrýmcýlýk yapýlan kapitalist toplumlardý.

Tüzük tartýþmalarýyla birlikte üniversitelerde yeni Genç-Senlilere ulaþmak için çalýþmalara devam etmeliyiz. Bunun için:

muhteþem olduðunu ballandýra ballandýra anlattýðý okulumuzda fotokopi fiyatlarýnýn neden Kýzýlay'da 1,5 kuruþken ODTÜ'de 4 kuruþ olduðunu soruyoruz. Cevabýný biliyor ama kabul etmiyoruz. ODTÜ GençSen toplantýsýnda, öðrencilerin, yani bizim, canýmýzý ve cebimizi yakan fotokopi fiyatlarýný aþaðý indirmek için bir kampanya baþlatmaya karar verdik. Bu kampanyayla birlikte hem yeni insanlara öðrenci sendikasýný anlatabilmeyi, onlarý bu sendikayý beraber inþa etmeye çaðýrmayý hem de beraber iþ yaparken sendikamýzý þekillendirmeyi hedefliyoruz.

YA BARBARLIK YA SOSYALĐZM

üyesi olmasýnýn hedeflendiði bir sendikaya ihtiyacýmýz var. Paso adlý broþürümüzde zaten bu kriter açýkça ifade edilmiþti. Bu durumun tek istisnasý toplumun bir kesimine yönelik ýrkçý, homofobik, cinsiyetçi, vb ayrýmcý saldýrýlarýn parçasý olan öðrencilerdir.

Asýl iþimiz deðiþmedi; sendikamýzý inþa edelim!

Çağla - Ahmet

TEMEL ĐLKELERĐMĐZ

- Þu anda oldukça güncel bir konu olan anayasa çalýþmalarýna GençSen'in, öðrencilerin anayasal hak talepleri üzerinden dahil olmasý gerekiyor. Öðrencilerin nasýl bir anayasa talep ettiklerini tartýþýp taleplerin ortaklaþtýrýldýðý toplantýlar yapmalýyýz. Öðrencilerin ortak talepleri ile farklý kesimlerin özgürlükçü, eþitlikçi, sosyal bir anayasa talepleri bir paket halinde getirilerek hep birlikte savunulmalýdýr. Hem öðrencilerin örgütlenme hakký hem de tüm öðrencilerin gerçekten eþit koþullarda daha iyi öðrenim olanaklarýna sahip olmasýnýn anayasal güvenceye kavuþturulmasý talebi ile yapýlacak çalýþmalar Genç-Sen'in örgütlenmesine katký saðlayacaktýr. - Önümüzde aralýk ayýnda yapýlmasý planlanan ve bütün Türkiye'den GençSen'e ilgi duyanlarýn katýlmasý hedeflenen forumu alanlarýmýzda inþa etmeli, bu forumu Genç-Sen faaliyetinin ortaklaþmasý için kullanmalýyýz. - Üniversitelerde öðrencilerin yaþadýklarý sorunlar üzerinden, sendikanýn temelinde dayanýþmanýn olduðunu göstererek yeni öðrencilerin sendikaya katýlmasýný hedefleyen çalýþmalara devam etmeliyiz. ODTÜ'de yapýlan 'Kitabýmý Paylaþýyorum' kampanyasý bu dönemde ne yapmamýz gerektiðinin somut bir örneðidir. Ne kadar 'güzel' bir tüzüðe sahip olursa olsun, üyesi olmayan bir sendikanýn yukarýdaki hedefleri gerçekleþtirmesi mümkün deðildir. Bu nedenle 'pasosu olan herkese sendika' anlayýþýyla okullarýmýzda sendikamýzý inþa etmeye devam etmeliyiz.

TEK ÜLKEDE SOSYALĐZM MÜMKÜN DEĞĐLDĐR

ULUSAL SORUN VE AZINLIKLAR Ayrýmcýlýk yapýlmayan bir dünyada birlik içinde yaþamak istiyoruz ama sadece yaþamak istediði ülkeyi, konuþmak istediði dili, ibadet etmek istediði dini seçebilen insanlar özgürce birlikte yaþayabilirler. Bu nedenle azýnlýklara yönelik her türlü milli, dini, mezhepsel, ýrksal ayrýmcýlýða karþý mücadele etmeli, ezilenlerin yanýnda olmalý, onlarýn eþitlik mücadelesini desteklemeli, örgütlenme haklarýný savunmalý-yýz. Uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýný savunurken, ezen ulus milliyetçiliðine karþý mücadele edip ezilen ulusun kurtuluþ mücadelesini desteklemeliyiz.

CĐNSĐYETÇĐLĐK Yaþadýðýmýz sistem kadýnlarý ve eþcinselleri ezmektedir. Her yerde cinsiyetçiliðe karþý mücadele edip, kadýnlarýn her alandaki eþitliðini savunmalý, insanlarýn cinsel tercihleri nedeniyle ezilmesine, eþcinsellere yönelik saldýrý ve aþaðýlamalara karþý mücadele etmeliyiz.

DEVRĐMCĐ PARTĐ Kazanmak için büyük çoðunluðu mücadeleye katmak gerekiyor. Ama egemenlerin propagandalarý ve günlük yaþamýn dayatmalarý nedeniyle ne yazýk ki büyük çoðunluk bizden farklý düþünüyor. Bu fikirlere karþý mücadele etmek için örgütlenmek, fikirlerimizin doðruluðunu mücadele sýrasýnda kanýtlamak zorundayýz. Bu nedenle kapitalist sisteme ve onun sonuçlarýna karþý her mücadelenin en militan parçasý olan en militan iþçileri sosyalizm ve birlikte mücadele etme fikrine ikna edecek devrimci bir parti inþa etmek istiyoruz. Iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden mücadelesinin bir iþçi devletiyle sonuçlanabilmesi için böyle bir parti zorunludur.

PARTĐ ĐÇĐ DEMOKRASĐ Sosyalist politikanýn temelinde iþçi sýnýfýndan öðrenmek yatar. Ancak birbirimizle tartýþarak, deney alýþ veriþinde bulunarak öðrenebilir ve kazanmak için ne yapabileceðimiz konusunda anlaþabiliriz. Tartýþma özgürlüðü, sosyalistlerin iþçi sýnýfýndan ve birbirinden öðrenmesinin vazgeçilmez koþuludur. Bu nedenle, demokrasi örgütlenmemizin can damarýdýr. Tartýþmanýn amacý birlikte hareket etmek, dünyayý dönüþtürmek olduðu için demokratik merkeziyetçilik devrimci bir parti için zorunludur.

ÇAĞRI Bu fikirlere katılan herkesi, birlikte örgütlenmeye çağırıyoruz.


www.antikapitalist.net

Ekim 2007 / Sayý 47 / Fiyatý 1 YTL

Savaþa ve Ýþgale HAYIR! Sertuğ Çiçek

Kürt sorunu nedeniyle yaklaþýk 30 yýldýr çatýþma-iç savaþ yaþýyoruz. Gelen ölüm haberleri canýmýzý yakýyor. Toplumdaki kardeþlik duygularý zayýflarken düþmanlýk duygularý artýyor. Ölenlerin geriye býraktýðý acýlar, bedensel ve ruhsal olarak sakatlananlarýn kendileri ve çevresine verdikleri acýlarla birleþip toplumumuzu kuþatmaya devam ediyor. Sadece son bir ayda 68 kiþi Kürt sorunu ile ilgili çatýþmalarda yaþamýný yitirdi. Oysa bu savaþýn bitmesi, akan kanýn hemen durdurulmasý o kadar kolay ki. Türkiye'yi yönetenlerin atacaðý küçük bir adým bile akan kaný hemen durdurabilir. Ateþkes çaðrýsýný muhatap alýp operasyonlarý durdurmak bile yüz binlerce ailenin yaþadýðý tedirginliðine hemen son verebilir. Ama yöneticiler için akan kandan daha önemli olan þeyler var. Türk Devleti'nin âli çýkarlarý; Irak'taki ihaleler, Ortadoðu'da büyük bir askeri ve ekonomik güç olmak vb! Týpký Bush gibi bizim yöneticilerimiz de kendi çýkarlarý için ‘terör’ bahanesiyle kan akýtmaktan çekinmiyorlar. Bunun için de milliyetçiliði kýþkýrtarak düþmanlýðý artýrýyor, olmayacak bir

þey isteyerek kayýtsýz þartsýz teslimiyet talep ediyorlar. Ancak yýllardýr izlenen bu yol, akan kaný durdurmadý, durdurmayacaktýr.

OPERASYONLARA HAYIR Savaþý týrmandýrmak ölümleri de sorunu da ortadan kaldýrmayacaktýr. Sýnýr içinde yada dýþýnda yapýlan operasyonlar sadece savaþý týrmandýrýyor. Artýk barýþý örmenin zamanýdýr. Kürt halkýnýn temsilcilerinin diyalog çaðrýsýna kulak verilmeli, DTP'ye yönelik baský ve saldýrýlardan, DTP'nin hedef gösterilmesinden vazgeçilmelidir. Sýnýr ötesi operasyon diyenler, DTP'lilerin toptan tutuklanmasýný talep eden Deniz Baykallar, "Ne mutlu Türküm diyene" demeyenleri vatan haini ilan eden Genelkurmay Baþkanlarý savaþtan, kandan besleniyorlar. Kürt sorununu ‘terör sorunu’ olarak gösterip bizden de ölen evlatlarýmýz ardýndan, "vatan sað olsun, öbür evladýmý da þehit vermeye hazýrým" dememizi istiyorlar. Ama artýk yeter! "Vatan sað olsun demiyorum; akan kan durdurulsun" diyen ailelerin sesine kulak vermeliyiz. Genç-yaþlý, kadýn-erkek, asker-gerilla kimsenin ölmesini istemiyoruz. Ölerek ve öldürerek Kürt sorununun

Đran’a DOKUNMA Naz Massoumi

Ýran'a karþý savaþ tehdidi týrmandýrýlýyor. George Bush'un etrafýndaki yeni muhafazakarlar ABD'yi Irak bataklýðýndan kurtarabilmek için savaþý Ortadoðu'ya yaymak istiyorlar. Bunu yapmanýn en iyi yolu olarak da Ýran'a saldýrmayý görüyorlar. Saldýrý için bahaneler son dönemde deðiþtirildi. Uzun süredir Ýran'ýn nükleer programý üzerinde durulurdu. Þimdi ise Ýran'ýn Irak ve Lübnan direniþlerini desteklediði iddiasý aðýrlýk kazanmaya baþladý. Bununla birlikte Ýran'da vurmayý planladýklarý hedefler de arttýrýldý. Bir dönem önce Ýran'ýn nükleer tesislerine karþý nokta atýþlarýndan bahsedilirken artýk Ýran'ýn bütün alt yapýsý hedeflenmektedir. Eylül sonunda ABD'ye giden Ýran Cumhurbaþkaný Mahmut Ahmedinejad ýrkçý bir histeri ile karþýlandý. Amerikan gazeteleri Ahmedi Nejad'ýn geliþini ‘deli’, ‘þeytan indi’ türü manþetlerle karþýladýlar. Ahmedinejad ziyaretinden önce de ABD yöneticileri Ýngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin yetkilileri ile toplantýlar yaparak Ýran'a karþý yaptýrýmlarý artýrmayý tartýþtýlar. ABD, Ýran Devrim Muhafýzlarý'nýn bu ülkelerin kara listelerine alýnmasýný istiyor. Bush yönetimi, Aðustos

ayýnda Devrim Muhafýzlarýný terörist örgüt olarak tanýmlamýþtý. Birçok gözlemci, bu adýmý Ýran'a askeri bir saldýrýnýn hukuki meþruiyetini hazýrlama çabasý olarak yorumladý. Diðer taraftan 2003 Irak saldýrýsý öncesinde ABD'yi destekleyen ender Fransýz politikacýlarýndan birisi olan Fransa'nýn yeni Dýþiþleri Bakaný Bernard Kouchner, Fransýzlarý "en kötü senaryoya hazýrlýklý olmaya" çaðýrdý. Kouchner, en kötü senaryonun Ýran'a karþý savaþ olduðunu da ekledi. Yeni savaþ rüzgarlarý ABD'de Irak iþgalinin giderek destek yitirdiði bir döneme denk geliyor. Noam Chomsky'nin belirttiði gibi "çok çaresizler; dokunduklarý her þey yýkýlýyor; bu koþullar altýnda öngörülemez adýmlar atabilirler. En aþýrý adýmlarý atabilirler ve bu þekilde enkazdan bir þeyleri kurtarmaya çalýþabilirler." Ýran'a karþý bir saldýrý, hem Ýran halký hem de Ortadoðu için bir felaket olur. Dünyayý ateþe verme tehlikesi oluþturur. Ancak Bush'un yeni muhafazakarlarý emperyalist iktidar için bunu göze almýþa benziyorlar. Ýran'a karþý savaþ tehdidindeki týrmanýþ, savaþýn kaçýnýlmaz olduðu anlamýna gelmiyor. Savaþ karþýtý hareket bu savaþý durdurmak, Irak ve Afganistan iþgalini sonlandýrmak için daha fazla çaba harcamalýdýr.

çözülmeyeceðini artýk herkes anladý. Artýk silahlarýn susup, taraflarýn birbiriyle konuþmasý gerekiyor. Bu yolda atýlacak ilk adým ise devletin ateþkes çaðrýsýna olumlu yanýt vererek operasyonlarý durdurmasý ve Kürt halkýnýn meþru temsilcileriyle sorunun çözülmesi, barýþýn saðlanmasý için diyalog kurmasýdýr. Barýþ taraftarlarý, acilen operasyonlarýn durdurulmasý ve Kürt halkýnýn anayasal yurttaþlýk talebinin yeni anayasada yer almasý için Solda Ortak Zeminlerde buluþmalýdýrlar.

DTP: “ÖLÜM, KAN VE ÞÝDDET ÝSTEMÝYORUZ” Demokratik Toplum Partisi (DTP) TBMM Grup Baþkanvekili Selahattin Demirtaþ, Þýrnak ve Diyarbakýr'da 15 askerin öldürülmesi üzerine yaptýðý açýklamada, "Hiçbir siyasi amaç, bir tek damla kandan daha deðerli olamaz. Siyasetçiler olarak, el ele vererek akan kanýn durmasý konusunda nihai bir sonuç elde etmeliyiz" dedi. "Saldýrýlarda 14 evladýmýzý daha yitirdik" denilen açýklamada, DTP'nin silahlý yöntemlere karþý olduðu, silahýn bir hak arama yöntemi olamayacaðý, çatýþmalarýn artýk zaman kaybetmeksizin ülke gündeminden çýkmasý gerektiði ifade edildi. TBMM'nin bu konuda sorumluluk alarak "24 yýldýr denenen yöntemlerin dýþýnda 'kansýz, silahsýz' bir yolla ülkemizi bu kaostan kurtaracak çözümü üretmesi" gerektiði vurgulanan açýklama þöyle devam etti: "Türkiye'nin giderek Ortadoðu bataklýðýna sürüklenmeye çalýþýldýðý bu günlerde ancak ortak akýlla hareket ederek aydýnlýk bir gelecek yaratabiliriz. Bu vesileyle 'artýk yeter' diyoruz. Ölüm, kan ve þiddeti görmek istemiyoruz. Gencecik evlatlarýmýzý topraða vererek, bu topraklarda kardeþliði, barýþý, demokrasiyi yeþertemeyiz. Akan kanýn bir an önce durmasý konusunda DTP olarak bize düþen görevleri saðduyulu yaklaþýmlarla yapmaya hazýr olduðumuzu bir kez daha belirtirken, bu ölümlerin artýk son ölümler olmasýný temenni ediyoruz."

Türkiye yayılmacılık peşinde ABD'nin Ortadoðu iþgali baþladýðýndan bugüne Türkiye bu pastadan pay kapmaya çalýþýyor. 1 Mart 2003'te teskerenin reddedilmesi Türk egemenlerine toplumdaki savaþ karþýtý hissiyatýn gücünü gösterdi. Toplumu savaþ ve iþgale ikna etmek için egemenler ýrkçý anti-Kürt propagandasýný 'psikolojik harp' unsuru olarak kullanýyor. Yönetici sýnýfýn asker-sivil kýsmý 'terör bahanesi'ni iþlerken iþbilir patronlarýmýz daha þimdiden harekete geçmiþ durumdalar. Federasyoncu yapýlarýna karþý çýktýðýmýz K. Irak'ýn yeniden yapýlanmasý neredeyse tamamen Türk iþadamlarýna emanet. Þu anda K. Irak'ta 2 milyar dolarlýk Türk yatýrýmý ve Türkiye'den 10 milyar dolarlýk ithalat söz konusu. Bölgede çoðunluðu 'milliyetçilik'leriyle övünen, bir kýsmý MHP'yle baðlantýlý iþadamlarýna ait 900 kadar Türk firmasý etkin. Bunlar Erbil Havaalaný'ndan Barzani'nin sarayýna ve lüks yerleþim yerlerine kadar pek çok yatýrýma imza atmýþ durumdalar. Süleymaniye'de 260 milyon dolarlýk üniversite yatýrýmý milliyetçiliðiyle ünlü 'büyük Türk-YÖK büyüðü' Ýhsan Doðramacý'yý bekliyor. Ve 'her taþýnýn altýndan petrol çýktýðý' söylenen K. Irak'ta petrol arama iþlerinde son dönemde Çukurova-Addax Petroleum (Ýsviçre) ortaklýðýna baðlý TTOPCO ve TPAO þirketleri son derece faal. Türk egemenleri sadece ekonomik yönden deðil politik olarak da faaller. K. Irak’ýn kaderini belirleyecek referandum bizim ‘büyükler’in çýkarýna uygun olmadýðý için baþka bir ülkenin iç iþlerine karýþmaktan çekinmiyor ve referandumu iptal ettirmek için ellerinden geleni artlarýna koymuyorlar. Türk egemenleri sadece ekonomik yönden deðil askeri-politik yönden de Ortadoðu bölgesinde yayýlmacýlýk peþinde. Türk generallerinin 'terör bahanesi'yle K. Irak'ý iþgal etme peþinde koþmasý bir yana þu günlerde ABD-Ýsrail'in Ýran'ý vurma planlarýna Türkiye'nin de aktif bir þekilde katýlmasý tartýþýlýyor. Bunun yanýnda þu anda Türk ordusu Lübnan'da ve Afganistan'da da aktif.


Antikapitalist 47  

Antikapitalist 47

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you