Issuu on Google+

YIL: 4

SAYI: 40

15 Kas›m ‘99

Gelece¤i Gelenek Yaratacak,

“Susurluk”, “Demokratik Cumhuriyet”, “Çete

Dünya Yeni Ekimlerle Sars›lacak!

Devleti”nin Siliklefltiremeyece¤i Kas›m Gündemi: Ekim Devrimi ve Sovyet Cumhuriyeti erfley tersine döndü, takvimler, dönemeçler, miladlar... Susurluktan beri hiçbir fley eskisi gibi de¤il... Herfley tersine döndü, kavramlar, adlar, s›fatlar. Burjuva diktatörlüktü. “Çe te devleti”, “Susurluk cumhuriyeti”, “C-4 cumhuriyeti” oldu. Yeter ki kitleselleflmeye hizmet etsin, yeter ki marjinalleflmekten kurtars›n, denize düflmüfl misali, önüne at›lan her gündemin peflinden koflturuldu. Koflturuldukça, as›l gündemler giderek silikleflti, takvim yapraklar›nda kald›, unutuldu... Unutuldukça, y›lana daha fazla sar›l›nd›. Böylece gündemsizlik, böylece köksüzlük, tarihsizlik, unutufl... Devrimcili¤in marjinalleflme olarak sald›r›ya u¤rad›¤› bugünlere böyle gelindi. Liberal abluka böyle kaplamaya bafllad› ortal›¤›. Art›k hiçbir fley eskisi gibi de¤il...

H

200.000 TL. (KDV Dahil)

82 y›l önce de her fley altüst olmufl, tarihin ak›fl› de¤iflmiflti. Susurluk’takine benzemiyordu bu. 7 Kas›m 1917’den beri hiçbir fley eskisi gibi de¤il ve olmayacak. Dünya, bir büyük sars›nt› yaflad›. Rus çarl›¤›n›n y›k›nt›lar› üzerinde, dünya proletaryas›n›n kurtulufl bayra¤›, Paris Komünü’nden sonra, ilk kez ve daha yükseklerde dalgaland›. Dünyan›n ezilenleri, Ekim Devrimi’yle onurland›, burjuvazi onun kabusuyla k›vrand›. Öyle bir deprem ki, bitmekte olan yüzy›la damgas›n› vurdu. Yüzy›l kapan›yor. Ekim’le kurulan, yeryüzünden silindi. Bugünün proletarya s›, Ekim depreminden habersiz. Proletaryay› Ekim Devrimi’nin verdi¤i silahla kuflatacak, harekete geçirip savaflt›racak bir özne eksik. Ekim’in, kendisi gibi, önderi

olan parti de, geriye sadece derslerini b›rakarak silinip gitti. Görmek isteyenler için anlaml› olan derslerini... Vars›n Ekim’den geriye “elle tutulur” bir fley kalm›fl olmas›n. Vars›n bugün, gazete köflelerinden, s›n›rl› küçük etkinliklerden baflka yerde sözedilmesin Ekim’den. Vars›n, türlü çeflitli cumhuriyet teflhirleri aras›nda, silik bir yer bulsun kendine. Ama O, 82 y›l önce yaratt›¤› depremle, açt›¤› yolla, bugün de güncel. Çünkü O, dünya proletaryas›n›n tarihsel kazan›m›yd›. Y›k›lmakla yokedilemeyecek denli köklü, kaz›nd› tarihe. Ekim’in açt›¤› ufuk silinip gitti. Ekim’in yükseltti¤i bayrak, düfltü¤ü yerden kald›r›lmay›, Bolflevik gelenek kendisine ba¤lan›lmay› bekliyor. Yenilginin derslerini ç›karmadan, bayrak yerden kald›r›lamayacak.

maya’n›n prizmas›

Egemenler Cephesinde K›ran K›rana Süren Savafl ve Öncü Sorumlulu¤u ›fllal› suikast›, arkas›ndan geliflen tepkiler, en son da Cumhuriyet Baflsavc›s›’n›n MGK toplant›s›ndan bir gün önce yapt›¤› aç›klamalar, egemenler cephesindeki çat›flman›n ne derece fliddetli boyutlar kazand›¤›n› ortaya koyuyor. Kanl› hesaplaflmalar boyutunu alan bu çat›flman›n önümüzdeki dönemde hafiflemeyece¤ini, aksine daha da artaca¤›n› kestirmek zor de¤il. Bu çat›flman›n, bu topraklarda oldu¤u gibi, uluslararas› planda süren paylafl›m kavgas›yla dolays›z iliflkisi var. Petrol ve do¤algaz boru hatlar› konusunda su yüzüne ç›kan farkl› tercihler, ‹ran’›n yeniden hedef gösterilme çabalar›, Türkiye’nin AB’ye adayl›¤› ve en önemlisi de IMF’nin Türkiye’ye dayatt›¤› ekonomik alanda yeniden yap›lanma plan›, Türkiye’deki geliflmelerin emperyalist merkezlerin uluslararas› stratejilerinden ba¤›ms›z bir flekilde de¤erlendirilmesinin ola nakl› olmad›¤›n› ortaya koyuyor. Daha önce de ›srarla alt›n› çizdi¤imiz gibi, Türkiye burju vazisinin emperyalist hiyerarflide bir basamak atlama ve altemperyalistleflme yönelifli, bunun gerektirdi¤i gerici reform-

K

larla yeniden yap›lanma tüm burjuva kesimlerin ortak program›n› oluflturuyor. Bu program› yaflama geçirmenin iki koflulu bulunuyor: Devrimci dinamiklerin tasfiyesi, en az›ndan kontrol edilebilir bir düzeyde tutulmas›; ekonomik ve politik yap›da yeni bir yap›lanman›n gerçeklefltirilmesi. Uzun vadeli bu programda ortaklaflma, k›sa ve orta vadede bu hedefe varma bak›m›ndan izlenecek yol konusunda farkl› yönelifllerin ortaya ç›kmas›n› engellemiyor. Egemenler aras›ndaki kavgan›n temeli, pastadan kimin daha fazla pay alaca¤› ve pastay› büyütme program›n›n kimin denetiminde uygulanaca¤›na iliflkindir. Türkiye burjuvazisinin yönelifline yön veren iki emperyalist odak olarak, ekonomik ve politik güç dengeleri bak›m›ndan rekabet halinde olan ABD ve Avrupa (Özellikle Almanya) baflta geliyor. Uluslararas› ve Türkiye’nin de içinde bulundu¤u bölgede, as›l etkin gücün ABD olmas›, Türkiye burjuvazisinin yönelifllerini de belirliyor olsa da, nihai hesaplaflma tamamlanm›fl de¤il. ‹çte ise, burjuvazinin yönelifline damga vuran politik seÁ

Bayrak kald›r›l›ncaya kadar, 7 Kas›m gündemi, “marjinal” kalacak. Bunu göze alamayanlar, tarihlerinden uzaklafl›p, köksüzlü¤e mahmuk olacaklar. EkimDevrimi, bugünün bunal›ml› ortam›nda, bu döneme son vermenin çabas›nda olanlara, hala ›fl›k tutuyor. Bu ›fl›k, zaman› geldi¤inde yeniden dünyan›n her köflesini ayd›nlatacak. Karanl›ktan ayd›nl›¤a, gelene¤in ›fl›¤›yla ç›k›lacak. Ak›nt›ya karfl›, gelenekle buluflup, onun gücüyle, verdi¤i coflku ve cüretle yürünecek. Ekim Devrimi, öncünün sab›rl›, zorlu, onurlu yürüyüflünde, inat ve ›srar›nda yafl›yor, yaflat›lacak. Bu yoldan yüründü¤ünde, bunda ›srar edildi¤inde, Ekim’in verdi¤i silahlar kuflan›ld›¤›nda, iflte o zaman, dünya 82 y›l öncekinden daha görkemli bir depremle, yeni Ekim’lerle sars›lacak! J

YÖK Karfl›tl›¤›yla Buraya Kadar Yaz›s› 2. Sayfada

“‹çeride” Delindi, “D›flar›da” da...

Duvarlar›n›z Delinecek Yaz›s› 3. Sayfada


2

Say›: 40 P Kas›m ‘99

gündem

Ekim Devrimi Neden ‘Marjinal’ Kal›yor?

E

kim Devrimi, bu y›l da gündem edinilemedi. Ne yaz›k ki, s›n›rl› bir iki etkinli¤in d›fl›nda, devrimci yay›nlar›n sayfalar›nda bile pek az yer bulabildi kendisine. Oysa, yolunun Ekim’in yolu oldu¤unu söyleyen, Bolflevizm’den esinlenen ne kadar da çok grup var. Peki bu durum nereden kaynaklan›yor, neden Ekim Devrimi gibi, komünistlerin, devrimcilerin gündeminde her zaman taze kalmas› gereken bir gündem, yasak savma kabilinden öteye bir yer bulam›yor kendisine? Üstelik, Ekim Devrimi’nin bafl›na gelenler, devrimci hareketin kendisine ait olmas› gereken di¤er yak›c› gündemlerinin de bafl›na geliyor. Hareket, her konuda kendi gündeminin takipçisi olam›yor. ‹flte, en son yaflanan Ulucanlar direnifli de, sadece gazete sayfalar›nda yaflat›lmaya çal›fl›l›yor. Devrimci hareket, burjuvazinin açt›¤› gündem bafll›klar› üzerinden tart›flmaya, yay›nlar›n›n bafll›klar›n› bu gündemler üzerinden flekillendirmeye mecbur mu? Do¤rusu bu durumun, devrimci gruplar›n kötü niyetiyle ya da Ekim Devrimi’ni önemsememeleriyle aç›klanabilecek bir yan› yoktur. As›l sorun, bugün, devrimci de¤erlerle, devrimci gündemlerle, kitleselleflmenin t›ls›m›na kap›lm›fl giden devrimci hareketin gündeminin üstüste düflürülememesidir. Kitlelere gitmeyi, bafll› bafl›na bir öncelik olarak alanlar, buna uygun bir donan›ma sahip olunmad›¤› ölçüde, kitleyi de ancak onun sahip oldu¤u geri temellerde etkileyebilece¤ini düflünmekte, düflünmekten öte böyle oldu¤unu görmektedir. Sürekli olarak marjinalleflmeme, kitlelerden kopmama gibi kayg›larla hareket edilen bir ortamda, kitlelerle, ba¤›ms›z gündemler üzerinden buluflma noktas›nda sorunlar, t›kan›kl›klar yaflanmaktad›r. Sorun, sadece bu tür bafll›klar› gündeme al›p almama da de¤ildir. Örne¤in, bir Ulucanlar direnifli, gündeme al›nmam›fl de¤ildir. Ancak, kitlelerle kurulacak ba¤lar›n hangi temelde olmas› gerekti¤i noktas›ndaki yanl›fl kavray›fllardan dolay› da, devrimci de¤erlere sahip ç›kman›n, bu de¤erlere yönelik sald›r›lar› püskürtmenin simgesi olan Ulucanlar, kitlelere giderken “mazlum tutsaklar” biçimine bürünmekte, bu biçimiyle de, devrimci içeri¤inden soyutlanmak durumunda kalmaktad›r. Zindanlardaki sald›r›lar›n, as›l içeri¤inin devrimci hareke tin örgütlenme, e¤itim, kendi aras›nda ve d›flar›yla haberleflme, ortak yaflam› örgütleme gibi özelliklerine yönelik oldu¤unu bilmeyen devrimci yok gibidir. Ancak, kitlelerin diline tercüme edilirken, bu haklar›n ve yaflam tarz›n›n meflrulu¤u ve savunulmas› üzerinden gidilememektedir. ‹flte ayn› yaklafl›mlar sonucu, Ekim Devrimi gündemi, kitleselleflme t›ls›m›na kap›lanlar için cazip gelmiyor, “marjinal” kal›yor. Oysa bir düflünülse, “marjinal” olmayan gündemlerde bile harekete geçirilebilen kitlenin, yine sadece kendi çal›flmam›zla harekete geçirebildi¤imiz kitle oldu¤u görülür. Yani, asl›nda, kuyrukçuluk yap›ld›¤›nda, kitle gücü bak›m›ndan ek bir kazan›m söz konusu de¤ildir. Kitlelerle devrimcilerin asli ihtiyaçlar›n›n ve gündemlerinin çak›flmamas›n›n iki temel nedeni var. Birincisi, devrimci bir program›n eksik oluflu ve bu program temelinde kitlelerle ba¤ kurulamamas›d›r. ‹kincisi ise, yine bununla ba¤lant›l› olarak, kitle tan›m›n›n s›n›rlar›d›r. Bugün, tüm toplumsal kesimlere gitmek ad›na, her kesimin kendi parçal› gündemleri üzerinden bu kesimlere ulafl›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Çünkü baflka türlü bu kesimleri harekete geçirmek mümkün olmamaktad›r. Harekete geçirme kayg›s›yla, asl›nda geri politik temellerde yaklafl›lmaktad›r. Bu durumun nedenleri bilince ç›kar›lmad›¤›nda ise, devrimci meflruiyetin savunulamad›¤›, geriletici bir ortam oluflmaktad›r. Devrimci bir program›n ve buna kan ve can verecek devrimci bir örgütün eksikli¤i koflullar›nda s›n›f çal›flmas›na yönelenler, s›n›f›n en devrimci dinamik kesimlerine yönelmek yerine sendikalara yöneldikleri ölçüde, bu geriletici ortamdan nasiplerini fazlas›yla alacaklar, kendi hedefledikleri zeminlerde, düflmekten en çok korktuklar› marjinalleflme konumuna düflmüfl olacaklard›r. ‹flte, kitlelerle devrimci bir program ve örgüt temelinde birleflilemedi¤i bir durumda, Ekim Devrimi gibi bir gündemin, devrimci faaliyet sürdürenler aç›s›ndan hiç bir cazibesi kalmamakta; devrimci militanlar›n gündeminde Ekim Devrimi’nin y›ldönümü, “Susurluk Cumhuriyeti” gündemi kadar yer tutamamaktad›r. Tüm ezilenlerin ilham kayna¤› Ekim Devrimi, bu nedenle, cumhuriyetlerden bir tanesi, “kirli”, “kanl›”, “çeteci” olmayan› fleklinde bir yer bulabilmektedir. Ekim Devrimi bunu, kitleler de böyle bir Ekim Devrimi y›ldönümünü hak etmiyorlar. Buna son vermek ise, kitlelere devrimci kimli¤imizle birlikte gidebilmeyi gerektiriyor. Bunun yolu, bugün marjinallik gibi de görünse, kendi gündeminde ›srarl› olmaktan geçiyor. Kitlelerin gündemiyle devrimci gündemler aras›ndaki aç› fark›, ancak onlar›n devrimci temeldeki siyasallaflt›rmas›yla kapat›labilir. Bu yoldaki kararl›l›k ve ›srar, kendi sonuçlar›n› üretecektir. Bunun son noktas› devrimci program›n üretilmesi olacakt›r. Gerisi gündemsizlik, kuyrukçuluk ve sürüklenmedir. P

AG‹T, Beklentiler, Gerçekler:

Avrupa Demokrasisi Geliyor! ürkiye’nin önünde önemli bir dönüm noktas› olarak propagandas› yap›lan AG‹T’te neler tart›fl›laca¤›, olas› sonuçlar›n neler olaca¤› üzerine bir dizi tart›flma yap›ld›. Ancak, ne getirebilece¤ine dair en iyi gösterge, bu toplant› öncesi yap›lan “haz›rl›klar”d›r. AG‹T’in önemi hakk›nda, sivil toplum örgütlerinin insan haklar›, demokrasi, az›nl›k haklar› vb. bir dizi konuda, popüler ad›yla NGO’lar denilen “sivil toplum örgütleri”nin sesine kulak verece¤i, liderlerin, bu kesimlerin görüfllerini dikkate alaca¤› vb. üzerinden yo¤un bir propaganda yap›ld›. Haz›rl›klar›n yeni bafllad›¤› dönemde, hükümetin insan haklar›ndan sorumlu bakan›, ‹HD’nin de kat›ld›¤› genifl bir toplant› düzenledi. ‹HD için dönüm noktas› gibi gösterilen bu toplant›da, ilk kez bu kurum resmi olarak dikkate al›nm›fl oldu. Ard›ndan s›ra Kürt Enstitüsü’ne de geldi.

T

Resmen tan›nm›fl olman›n ve kurumlaflman›n peflindeki ‹HD, kirli bar›fl havucunu yemeye do¤ru son sürat yol alan kimi Kürt örgütleri bu durumdan hevesle beklentiye kap›ladursun, as›l ifl sokakta görülüyor. AG‹T için yap›lan haz›rl›klar ve aylard›r yarat›lmaya çal›fl›lan gündemle, bu toplant›dan demokratikleflme, liberal bir ortam beklentisi oluflturulmaya çal›fl›ld›. Devrimciler, direkt olarak böyle bir beklentiye sahip olmasa bile, görüntüde de olsa, liberal bir ortam yarat›laca¤› yönünde iflaretler vard›. Kas›m ay›n›n bafl›ndan itibaren haz›rl›klara h›z verildi ve Avrupa’dan gelecek demokrasinin gerçek niteli¤i daha bir a盤a ç›km›fl oldu: “teröristlere ölüm, liberallere özgürlük”, “eylemden kopar›lm›fl düflünceye özgürlük” biçiminde özetlenebilir bu demokrasi. AG‹T için güvenlik tedbirleri ad›

alt›nda, bir yandan infazlar dönemi yeniden t›rman›rken, öte yandan ev bask›nlar›, iflkence olaylar› artt›. Düzenin pervas›zl›¤› ve piflkinli¤i, burjuvan›n insan haklar› ve demokrasi söyleminin ikiyüzlülü¤ünü de¤il gerçek niteli¤ini ortaya döktü. Sokaklar›n kuflat›ld›¤›, devrimci odaklara bask›nlar›n yap›ld›¤›, toplu gözalt›lar›n ve operasyonlar›n yo¤unlaflt›¤› haftalar oldu. ‹kinci hafta, bas›lmayan dergi bürosu ve kültür merkezi neredeyse kalmad›. Liberallerin ibretle seyretti¤i, onlara parmak ›s›rtan bu geliflmeler, Avrupa’n›n demokrasisini müjdeliyor. Burjuvazinin, Avrupa Birli¤i’ne dahil olup, paylafl›mdan daha fazla pay kapmas›n›n, ezilenler için bir bedeli vard›. Burjuvazi ezilenlere sadece sömürüyle de¤il, artt›rd›¤› bask› ve sald›r›larla da kendi ç›kar kavgas›n›n faturas›n› ödetiyor. Bunlar sadece ilk iflaretler, gerisi “yol haritas›”nda gizli. J

YÖK Karfl›tl›¤›yla Buraya Kadar ›llard›r, üniversitelerdeki devrimcilerin en belirgin gündemlerinden biri olan 6 Kas›m eylemi, içinde bulunulan dönemin özelliklerinden de etkilenmekle birlikte, nispi bir hareketlili¤i sa¤layabiliyordu. Devrimcilerle s›n›rl› kalmayan bir ö¤renci kitlesi, YÖK protestosu için sokaklara dökülebiliyordu. Bu seneki 6 Kas›m eylemleri ise, hem liberallerin etkinli¤i ve flemsiyesi alt›nda geçti, hem de geçmifl y›llardaki kitleselli¤inden ve yayg›nl›¤›ndan eser yoktu. Bunda, içinden geçti¤imiz dönem kitle çeperindeki daralman›n, polis sald›r›lar›n›n, yarat›lan korku psikolojisinin ö¤renci kesimler üzerindeki etkisinin de pay› oldu¤u kesin. Ama üniversitelerdeki devrimcilerin ç›karmas› gereken baflka sonuçlar da var. K›smi gündemler üzerinden varolman›n, devrimci çal›flman›n süreklili¤i ve istikrar›n› sa¤lamad›¤›, üstelik de kendi gündemlerini siliklefltirdi¤i gerçe¤inin, 6 Kas›m eylemlerindeki bu gerileme nedeniyle bir kez daha bilinçlere kaz›nmas› gerekiyor. Üniversitelerin aç›l›fl›yla birlikte, ilk gündem alternatif aç›l›fllar, ikincisi ise 6 Kas›m YÖK boykotu olur. Bu o kadar ola¤an karfl›lan›r ki, üniversitelerde mücadele yürüten devrimci militanlar için, kendi asli gündemlerinden, yani üniversitede de¤il de, mücadelenin baflka bir alan›nda da olsa sahip olmas› gereken gündemden ne kadar uzaklafl›ld›¤› bile fark edilmez. Devrimci militanlara, üniversitede ö¤renci kimli¤i yak›flt›r›l›r, gündemleri de buna göre belirlenir. Komünistlerin y›llad›r vurgulad›¤›, her y›l 6 Kas›m’›n 7 Kas›m’a bask›n ç›kmas› da, kendine ö¤renci kimli¤i yak›flt›r›lm›fl olan, üniversitedeki birçok devrimci militana garip gelmemektedir. Bu durum, siyasetin parçal› ve çok kimlikli olarak yap›lmas›n›n sonuçlar›ndan biridir. Her alanda, o alan›n gündemi üzerinden bir varolufl benimsenir ve buna uyulur. Devrimcilerin kendi asli gündemleri ise, s›n›rl› bir çevre taraf›ndan sahiplenilir. Y›llard›r süregiden bu durumun, sadece üniversite alannda de¤il, tüm alanlarda benzer sonuçlar› üretti¤i görülüyor.

Y

Hangi alanda olursa olsun, sözkonusu olan alan›n gündemine hapsolmak oldu¤unda, k›smi bir hareketlilik yaflan›rken, devrimciler, kendi hayati gündemlerinde kendileriyle baflbafla kal›yorlar. Yani, asl›nda devrim hedefine farkl› kesimleri kazanmak için bu kesimlerin gündeminin pefline tak›lmak, pratik olarak da bu kesimlerin devrimci çal›flman›n çevresine toparlanmas›n› sa¤lamaya yetmiyor. Bu, defalarca görüldü. Bunun en ac› örne¤ini, özellikle zindanlarla ilgili gündemlerde görürüz, en son Ulucanlar’da gördük. Ulucanlar gündemi, sadece tutsak yak›nlar› ve devrimcilerle s›n›rl› kald›. Üstelik, alanlara göre bölünen ve k›smi gündemlere hapsolan siyaset tarz›, devrimci faaliyete kazan›m getirmedi¤i gibi, asl›nda alan›n sorunlar›na ve bu alanla ilgili olarak do¤ru ya da yanl›fl belirlenen hedeflere ulafl›lmas›na da yaram›yor. Böyle olsayd›, en az›ndan k›smi kazan›mlardan bahsedilebilirdi. ‹flte geçmifl y›llarda nispeten hareketlilik yaratabilen YÖK protestosu eylemlerinin bugünkü durumu bununla ilgilidir. Üniversitelerdeki devrimcilerin önüne faaliyet olarak devrimci siyasal gündemler üzerinden de¤il, k›smi, mesleki sorunlar üzerinden tafl›nd›¤› oranda bu parçal›l›k son bulmayacakt›r. Bunun, faaliyetin ola¤an sürdürüldü¤ü, nispi bir hareketlili¤in oldu¤u dönemlerde, kimi getirileri olabildi¤i kesindir. Örne¤in, devrimcilerle henüz tan›flmam›fl ö¤rencilerle iliflkiler kurulup, bunlar›n siyasallaflt›r›lmas›, s›n›rl› da olsa yeni güçler kazan›lmas› mümkündür. Ancak, iktidar perspektifiyle yürütülen bir devrimci faaliyetin hedefi, bu tür küçük kazan›mlarla yetinmeye izin vermez. Üstelik, sadece bu tür getirileri olup, kaybettirdikleri olmasayd›, yine bu duruma katlan›labilirdi. Ancak, as›l sorun, bu k›smi gündemlere endeksli yürütülen faaliyetin, devrimcilerin kendi hedeflerini ve kimliklerini, kendi asli gündemlerini unuttuklar› bir içeri¤e bürünmesidir. Böylece, kimi dönemler k›smi hareketlilikler yakalansa bile, faaliyetin süreklili¤i ve sonuç al›c›l›¤› sa¤lanamamakta, hedefler silikleflmektedir.

YÖK boykotlar›yla ilgili bugün için söylenebilecek baflka bir nokta ise, bu parçal› siyasetin sadece örgütsel de¤il, siyasal olarak da devrimci hareketi düflürdü¤ü noktad›r. Üniversitelerde devrimci faaliyet yürütmek için, kendini burjuva e¤itimin s›n›rlar›ndan kurtarmadan yürütülen bir mücadele, ister istemez düzeniçi s›n›rlara hapsolmak durumundad›r. Bugün, YÖK boykotu nun faflist ve dinci kesimlerin elinde olmas› da bunu gösteriyor. MHP’nin, FP’nin YÖK karfl›tl›¤›, kendi siyasal gündemleri üzerinden yürüdü¤ü için, devrimcilerin varoluflundan daha etkili olabilmekte, toplumun gündeminde daha önemli yer tutabilmektedir. Devrimciler ise, alanla ba¤ kurmak ad›na, alan›n dar sorunlar›yla varolmaya çal›flt›klar› ölçüde, yaratmaya çal›flt›klar› sonuçlar, iflte böyle baflkalar› taraf›ndan etkisizlefltirilir. Sonuçta, kendisini gericilerle benzer bir yerde bulmak durumunda kal›n›r. Y›llard›r burjuva e¤itimin s›n›rlar› içindeki muhaliflikle yürütülen mücadelenin geldi¤i nokta, durgunluk dönemlerinde etkinli¤ini yitirmektir. Bundan kurtulup, sonuç al›c› ve süreklili¤i sa¤lanm›fl bir devrimci çal›flmay› yürütebilmek için, bafllang›çta “marjinal” de kalsa, kendi ba¤›ms›z gündemini yaratabilmek, bunda ›srarc› olmak gerekir J


3

Say›: 40 P Kas›m ‘99

“‹çeride” Delindi, “D›flar›da” da...

Duvarlar›n›z Delinecek

urjuvazi, devrimci harekete yönelik sald›r›lar›nda en etkili hedef olarak cezaevlerinde devrimci kimlik ve varoluflunu koruyan devrimci tutsaklar› seçti. S›n›f bilinçli davrand›; on devrimci dostumuzu ald› aram›zdan. Biliyor ki, bu topraklar devrim topra¤›; iflçi s›n›f› karfl›s›nda politik ba¤›ms›z bir güç olarak durmuyor. Ama burjuvazinin kendisinin de izlemesi geeken program, s›n›fa sald›r›n›n a¤›rlaflt›¤›, patlama dinamiklerinin artaca¤› bir sald›r› program›. Ve bu patlamay› ateflleyerek, s›n›f› karfl›s›na dikecek en ufak k›v›lc›m› engellemek için elinden geleni ard›na koymuyor. Sürekli olarak devrimci harekete yönelik seçmeli terörünü sürdürüyor. Ulucanlar’da diz çöktüremedi¤i devrimci tutsaklar karfl›s›nda sald›r›s›n› azg›nlaflt›rmaya devam etti. Toplum üzerinde yaratt›¤› yalan perdesinin etkisinden de yararlanarak, devrimci tut saklar›n örgütlenme ve e¤itim haklar›na sald›r›s›n› sürdürmek istiyor. Burdur, Malatya ve Buca cezaevlerinde, devrimci tutsaklara yönelik hak gasplar›n› art›rd›. Devrimci tutsaklar›n geri

B

ad›m atmayaca¤›n› biliyor; üzerine giderek sald›r› zeminini kontrollü biçimde oluflturuyor. Devrimci tutsaklara pervas›zca sald›rmas›n›n alt›nda yatan bir baflka neden de, tutsaklar›n direngen mücadelelerinin “d›flar›da” devrimci dayan›flma eylemleri ile desteklenememesidir. Burjuvazinin tüm sald›r›lar›na karfl›l›k, devrimci tutsaklar her f›rsatta burjuvazinin korkular›n› hakl› ç›karmay› biliyorlar. Bunun en son örne¤i, Gebze Cezaevinde, özgürlük eylemi için 3 y›ld›r sab›rla kaz›lan tünelin burjuvazinin baflar›s› ile de¤il, devlete s›¤›nan bir iflbirlikçinin muhbirli¤iyle ortaya ç›km›fl olmas›d›r. 26 Ekim günü TDP, T‹KB, MLKP, TKP/ML tutsaklar›n›n kald›¤› ikinci ko¤ufltaki tünel a盤a ç›kt›. Muhbirin cezaevi idaresine s›¤›narak ihbar etti¤i tünel, devrimci tutsaklar›n burjuvazinin zindanlar›ndan kaçmak için ellerine geçen her f›rsat› kullanaca¤›n› gösteriyor ve düflman›n korkular›n›n hakk›n› veriyordu. “‹çerde”ki gö¤üs gö¤üse bu mücadeleyi “d›flar›da” da ayn› cüretle ortaya koymak gerekiyor.

Burjuvazinin duvarlar›, “içeride” örülmüyor sadece. Burjuvazi gericilik döneminde, liberal ablukay› da güçlendiriyor. Devrimci hareketi bir de bu duvarlar ile s›n›ftan, devrimci s›n›f siyasetinden ay›rmaya, liberal hareketin etkisinden ba¤›ms›zlaflmamas›na, devrimci bir program› yaratarak kendi gündeminin takipçisi olmamas›na zorluyor. Burjuvazinin zindan duvarlar›n› delen pratik devrimci cüret ve birikim, ideolojik-politik olarak da çevresine kurulan duvarlar› y›kacak ad›mlarla bütünleflmelidir. ‹flte o zaman, devrimci tutsaklar taraf›ndan burjuvazinin yüzüne hayk›r›lan flu sözler, “içeride” ve “d›flar›da” özgürlü¤e at›lan ad›mlar olacaklar: “Hiçbir güç bizim özgürlük tutkumuzu söndüremez. Çünkü özgürlük sevdam›z›n kayna¤›, zulme, haks›zl›¤a, her türlü sömürüye karfl› devrim ve sosyalizm u¤runa zindan duvarlar›n›n d›fl›nda halklar›m›z›n ba¤r›nda mücadele etme azmimizdir. Bu kez baflaramad›k ama mutlaka baflaraca¤›z!” Özgürlük savaflan iflçilerle gelecek! J

KESK’te Esas Engel Sendika Bürokrasisi De¤ildir

Engel, S›n›f› Bölen Dargörüfllülüktür! K

amu iflçileri Kas›m ay› bafl›nda, bütçenin aç›klanmas› s›ras›nda, burjuvazinin ‹MF program›na uygun olarak verdi¤i %25 zamma karfl› eylem alanlar›ndayd›lar. KESK’in düzenledi¤i bas›n aç›klamalar›nda, kamu iflçilerine yönelik personel yasa tasar›s›, kamu görevlileri sendika yasas› gibi sald›r›lara karfl› konulaca¤› belirtildi. Burjuvazi kendi emperyalistleflme hedefi do¤rultusun da planlar›n› tüm h›z›yla hayata geçirmeye çal›fl›yor. Alt-emperyalistleflme hedefi iktisadi alanda özellefltirmeleri, tekelci kapitalizmin oturmas›n›, devlet sektörünün daralt›lmas› gibi hedefleri zorunlu k›larken, siyasal alanda devletin vurucu niteli¤e büründürülmesini gerektiriyor. ‹ktisadi alanda devlet sektörünün kapsad›¤› hizmet üretimi nin özellefltirilmesi, istihdam edilen kamu iflçilerinin sadece ücretlerinin de¤il, say›lar›n›n da azalt›lmas›n› hedefliyor. Kamu iflçilerine verilen düflük zamm›n alt›nda burjuvazinin bu hedeflerini yaflama geçirebilmek için uygulamak zorunda oldu¤u sald›r› plan› vard›r. Bu sald›r› devlet elindeki baz› sektörlerin özellefltirilmesi, burada çal›flan iflçilerin önemli bir k›sm›n›n iflten ç›kar›lmas› ile geniflleyecektir. “Kamu görevlileri sendika yasas›” ve personel yasa tasar›s› da iflten ç›kar›lmalar›n kolaylaflabilmesini sa¤lamakta ve gelinen noktada iflçilerin sendika taleplerinin budanarak yasalaflt›r›lmas›n› ifade etmektedir. Tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda kamu flçilerinin mücadelesinin önündeki gerçek engel sendika bürokrasisi olarak görülmektedir. Do¤rudur, sendika bürokrasisi nesnel bir engel olarak varl›¤›n› tüm “haflmetiyle” göstermektedir. Üstelik bu “haflmetli” büokrasinin dayand›¤› temeller do¤ru kavranamad›¤› sürece, ona karfl› mücadele, bürokratik anlay›fla ve onun

s›n›fsal zeminine karfl› mücadele olarak de¤il, ancak sendika yönetimine karfl› mücadele olarak anlafl›lmaktad›r. Sendika yönetiminin de¤iflmesi ise, anlay›fl› de¤ifltirmedi¤i sürece sendikal bürokrasisinin kalkmas›n› de¤il, yeni görüntüyle devam etmesini getirecektir. Ama bürokrasi yapmas› gerekeni, görevini yap›yor; üstelik haflmetiyle kendini göstererek de yap›yor. As›l eksik olan, devrimci hareketin kamu iflçilerine yönelirken, ayn› zamanda bürokrasinin de beslendi¤i temelleri parçalayacak bir anlay›flla yönelmesidir. Dolay›s›yla devrimci hareket aç›s›ndan kamu iflçilerinin mücadelesinin önündeki esas engel, sendikal bürokrasi de¤ildir. Sendikal bürokrasi anlay›fl›, s›n›f›n k›smi taleplerini ön plana ç›kartmaktad›r; kamu iflçilerinin di¤er iflçilerle iflkolu temelinde birlikte örgütlenmesinin önünde engel oluflturmakta, onlar›, -“memur” anlay›fl›na da uyan biçimde- iflçi s›n›f›n›n bir parças› olarak görmemekte, hatta ayr› tutmaya çal›flmaktad›r. Sendika bürokrasisi, devrimci s›n›f perspektifinin etkin olmad›¤› durumda, böyle bir etkiyle, bir engel oluflturuyor. Ama, sorun tam da burada. Devrimci hareketin, “memur” kesimlere bak›fl› da, sendikac›lar›nkinden farkl› de¤il. Devrimci hareketin önemli bir kesimi de kamu iflçilerini emekçi-memur olarak görmekte, iflçi s›n›f›n›n bir parças› olarak görmemekte, onlar›n mücadelelerini s›n›f›n farkl› kesimleri ile birlefltirmek yönünde bir yönelifle girmemektedirler. Pratikte ortaklaflmalar yakalanmaya çal›fl›lsa da, bu farkl› s›n›flar›n dayan›flmas› olarak kavranmakta, gerçek bir s›n›fsal birlik perspektifine dayanmamaktad›r. Dolay›s›yla kamu iflçilerinin ç›k›fllar›nda onlar› belirleyen direngen mücadeleci yönelifllerini as›l engelleyen, daha

do¤rusu ileri tafl›yamay›p, sendika bürokrasisinin etkili olmas›n› sa¤layan fley, sendika bürokrasisinin kendisinden çok, s›n›f perspektifiyle bir mücadele öremeyen devrimcilerdir. Bu ke simleri, ayn› yasaya tabi olduklar› devletin paral› uflaklar›ndan ayr›flt›r›p, ait olduklar› iflçi s›n›f›yla birlefltirecek bir perspektifle hareket edilmedi¤i durumda, sendika bürkrasisinin engellerini aflmak mümkün de¤ildir. S›n›f›n farkl› kesimlerinin eylemliliklerini, yerel ve k›smi eylemleri, bütünsel ç›karlar› temelinde iktidar hedefinde birlefltirebilecek olan tek güç devrimci bir partidir. Devrimci partinin eksikli¤i kamu iflçilerinin hareketlili¤ine müdahaleyi de s›n›f hareketinin di¤er kesimlerine oldu¤u gibi s›n›rlamaktad›r; ama bu, bugünden devrimci parti güçlerinin, komünistlerin yapabilecekleri birfleyin olmad›¤› anlam›na gelmez. Kamu iflçilerinin eylemlilik süreçlerinde, s›n›f›n di¤er kesimlerinin eylemli s›n›f dayan›flmas›yla buluflmas› anlaml›d›r. “Eylemli s›n›f dayan›flmas›” fliar›yla, kamu iflçilerinin mücadelesinin s›n›f›n sendikas›z, ifl ve sosyal güvencesi olmayan en dinamik kesimlerinin mücadelesi ile buluflturulmas› önemlidir. Zaten kamu iflçilerinin memur olarak bafltan bölündü¤ü, s›n›f›n di¤er kesimleri ile mücadelede ve örgütlülükte ayr› tutuldu¤u dönemde, s›n›f›n k›smi ç›karlar› yerine bütün s›n›f› gözeterek yürütülecek bu dayan›flma önemli oldu¤u gibi, sendikal alanda kamu iflçilerini iflçi s›n›f›ndan ay›rmaya çal›flan anlay›fllara karfl› da mücadele edilmelidir. Bu çal›flma perspektifiyle, kamu iflçileri de savaflan iflçilerin bir parças› olarak mücadelede s›n›f›n di¤er kesimleri ile birlikte yerini alm›fl olacakt›r. J

dönemeç

‘fiahin’-‘Güvercin’ ‘Dalafl›’nda Okkan›n Alt›na Gidenler urjuvazinin çeflitli kesimlerinin taktik yönelifllerini ifade etmek için bugüne kadar çeflitli tan›mlamalar kullan›lageldi. Burjuvazi taraf›ndan türetilen bu kavramlar, ço¤u kez devrimci hareketin literatüründe de kendisine yer bulabildi, toplumda belli bir meflruiyet kazand›. Bunlar›n en yayg›n olan›, burjuvazinin sözde “›l›ml›” kesimlerini ifade etmek için kullan›lan “güvercin” ve sertlik yanl›s› kesimlerini tan›mlamak için de “flahin” ifadeleri oldu. Tüm toplum, hiç sorgulamadan burjuvazi içinde, sürekli olarak biri ›l›ml›l›¤›, biri sertli¤i savunan iki kutup oldu¤unu kabul eder hale geldi. Oysa, burjuvazinin her fleyinde oldu¤u gibi, kulland›¤› kavramlarda da bir tarafl›l›k ve s›n›f bilinci sözkonusudur. Y›llard›r toplumun inand›r›ld›¤› bu kavramlar, iflçi s›n›f›n›n bilinçli ve örgütlü olmad›¤› koflullarda, yani s›n›f mücadelesinin etkin siyasal güçlerle ve koflullarda seyretmedi¤i durumda, s›n›f hareketini burjuva gündemlerin kuyru¤unda sürükleme ifllevini görmektedir. Kendi gücünün ve s›n›f ç›karlar›n›n bilincinden yoksun olan iflçi s›n›f›, böylece bu kesimlerden beklentiye girmektedir. Sadece iflçi s›n›f› de¤il, devrimci hareket de bu bombard›man›n etkisi alt›ndad›r. Burjuvazi nin farkl› kesimlerini, sürekli olarak “›l›ml›” ve “sertlik yanl›s›” diye ay›rman›n, bu kesimler aras›nda tercih yapmaya itmek ve tabii ki arada yokolup gitmek gibi tehlikeli sonuçlar› vard›r. Oysa iki kesim de, sertlik ya da ›l›ml›l›k gibi bir dert içinde de¤ildir. Yeri geldi¤inde, papazlar›n nas›l cellat kesildi¤ini tüm devrimciler bilir. Bu kamplar›n kendinden menkul bir süreklilli¤i ve tutarl›l›¤› yoktur. ‹flin do¤rusu, burjuvazinin çeflitli kesimleri aras›ndaki farkl› taktik yönelifllerde belirleyici olan ayr›m noktas›, “›l›ml›l›k” ve “sertlik” de¤ildir. Ayn› anlama gelmek üzere de bu kesimlerin biri “papaz”, di¤eri “cellat” kesimler de¤ildir. Söylem olarak bu tür yan›lt›c›l›klar tafl›salar bile, gerçekte hiç bir “papaz”, örne¤in “insan haklar›”, “demokrasi” vb. gibi bafll›klarda, s›n›f ç›karlar› sözkonusu oldu¤unda “cellat”tan daha olumlu bir noktada de¤ildir. ‹çinden geçti¤imiz dönemde, iflçi s›n›f›n›n ba¤›ms›z siyasetini bir güç haline getiren bir öznenin eksikli¤inden kaynakl›, burjuva gündem giderek etkisini art›rmaktad›r. Güçsüzlük ve da¤›n›kl›k koflullar›, burjuva gündeme hapsolma ve giderek ondan yap›sal olarak da etkilenme riskini art›rmaktad›r. “fiahin”, “güvercin” gibi sürekli ayn› e¤ilimleri bar›nd›ran kutuplaflmalar›n oldu¤unu düflünmek de bu riskin bir parças›d›r. Böyle bir kap›lma durumunda, devrimci reflekslere sahip olmak, gerekli donan›m› sa¤lamaya yetmez, çünkü sözkonusu olan ideolojik-programatik zaaflard›r. Devrimci refleksleri de giderek körelten bu zaaflar, hareketi, ba¤›ms›z siyasetin yoklu¤unda burjuvazinin iç çat›flmalar›ndan olumluluk beklemeye iter. ‹flçi s›n›f›na ve devrimci harekete yönelik ehlilefltirme ve yok etme sald›r›lar› oldu¤unda, burjuvazinin tüm kesimleri “flahin”dir. Taktik farkl›l›klar ise, bu hedeflerin gerçekleflmesinde izlenecek yola, zamanlamaya ve hangi kesimin etkinli¤inde olaca¤›na dair nüanslar› ifade eder. Bugün, proletaryan›n seyirci konumunun sürdü¤ü koflullarda, burjuvazi pervas›zca “flahin”-“güvercin” oyunlar› sergilemektedir. Seyirci konuma son verilmedikçe, düflmanda oyun çok, bunun ad› bir flahin olur bir güvercin. Seyirci konumu kan›ksand›kça da, seyredenlerin önüne daha nice oyun sergilenir. Mesele devrimci iktidar perspektifini canl› tutarak gere¤ine soyunmakt›r. P

B


4

Say›: 40 P Kas›m ‘99

s›n›f - siyaset

Siyasetin Toplumsallaflmas› Ve ‘Marjinalleflme’ iyaseti kitlesellefltirebilmek, toplumsallaflt›rabilmek devrimci hareketin özlemi. Devrim kitlelerle yap›l›yor ve bunun için devrimi, kitleleri harekete geçirebilece¤i, etraf›nda kenetlenebilece¤i bir bayra¤a kavuflturmak gerekiyor. ‹flte böyle bir siyaset, y›¤›nlar›, iflçi s›n›f›n›n önderli¤i alt›nda ve iktidar› ele geçirmek üzere harekete geçirebiliyorsa devrimci bir siyasettir. O, tek gerçek devrimci s›n›f olan iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›n›, bütünsel amaçlar›n› gözeterek y›¤›nlar› donat›r, devrimci s›n›f›n etraf›nda birlefltirir ve harekete geçirir. Devrimci siyaset ise, devrimci bir program ve bu program› her dönem s›n›f›n içerisinde mayalayabilecek devrimci bir parti demektir. “Kitlelere siyaset”, “siyasetin toplumsallaflmas›” kavramlar›n›n içini böyle doldurmak gerekiyor. Bugün siyasetin toplum sallaflabilmesi, kitleselleflebilmesi için, varolan da¤›n›kl›¤›, k›smi ve parçal› eylemleri, s›n›f›n de¤iflik kesimlerinin taleplerini, tümünün ç›karlar› temelinde birlefltirerek, burjuvazinin karfl›s› na s›n›f› dikmek gerekiyor. Peki bugün siyasetin devrimci hedefler ve program temelinde kitlesellefltirildi¤inden bahsedebilmek mümkün mü? Bunu söylemek mümkün olsayd›; ard› ard›na yasalaflt›r›lan tahkim, mezarda emeklilik yasalar›n›n kendine sald›r› oldu¤unu gören iflçi s›n›f› hala da¤›n›k ve örgütsüz olmaz, devrimci hareketin gündeminin burjuva gündemin peflinden bu kadar sürüklenmesi mümkün olmazd›. Bugün kitleselleflen siyaset varsa, bunun, s›n›f›n ba¤›ms›z devrimci siyaseti olmad›¤› aç›kt›r. Devrimci hareket, kitleselleflmek hedefini, “marjinalleflmemek” kayg›s›yla ön plana almaktad›r. Yaflad›¤›m›z dönem de marjinalleflmemenin gereklili¤ine inananlar›n neredeyse tümü, yap›lmas› gerekeni kitlelere yönelmekte, ya da s›n›rlar› ve plan› belirsiz bir biçimde “s›n›fa” yönelmekte bulmaktad›rlar. Liberal hareketin devrimci saflar üzerindeki ideolojik etkisinin de bir sonucu olarak, marjinalleflmeme (az›nl›k olma) çabalar›, devrimci hareketi gerçekten sar›lmas› gereken zeminden ay›rmakta, marjinalleflmeme ad›na genifl y›¤›nlar›n kendili¤inden geliflen gündemlerine kap›l›nmaktad›r. Marjinalleflmemek kayg›s›yla, siyasetin k›smi, yerel ve da¤›n›k kalmas›, kendi gündeminin ›srarl› takipçisi olamamas› aras›nda böyle bir ba¤ var. Burjuva gündemin her sorununa bir yan›t yetifltirmek siyaset üretmek de¤ildir; ama devrimci siyaseti ve devrimci öncüyü yaratabilecek; onu s›n›f içinde mayalayabilecek her sorunu, olana¤› bu amaç için kullanmak kendi gündemine sahip ç›kmakt›r. Gericilik dönemi olarak adland›rd›¤›m›z, s›n›f hareketi nin da¤›n›k ve örgütsüz bulundu¤u, devrimci hareketin ise k›smi mücadeleler içerisinde gündemsizleflti¤i, kendi ba¤›ms›z gündemini oluflturarak hedefli ve planl› bir çal›flma yürütemedi¤i bir dönemden geçiyoruz. Devrimci bir program›n ve onun etraf›nda s›n›f› birlefltirecek olan devrimci partinin yoklu¤u ile belirlenen bu dönemde, siyasetin hedefi “kitleselleflmek” de¤ildir. Nas›l ki devrimci bir partinin yoklu¤unda öncelik, kitlelerde de¤il, kitleleri siyasallaflt›rma hedefiyle yönelen devrimci militanlar›n yönelifllerinin ayr›flt›r›larak, örgütsel ve programatik ileri bir hedefe s›çrat›lmas›nda ise. ‹çinden geçti¤imiz gericilik döneminde de, siyaset hemen iflçi s›n›f›n›n tümünde de¤il, öncelikle sendikas›z, sigortas›z, ayr›cal›ks›z yani dinamik kesimlerinin talepleri gözetilerek mayalanabilecektir. ‹flsizlerin, tafleronlar›n, sendikas›z, ifl ve sosyal güvencesiz kesimlerin ç›karlar› gözetilmeden devrimci siyaset üretilemez. S›n›f›n bir kesiminin ç›karlar› e¤er s›n›f›n bütünün ç›karlar›n› gözetmiyorsa, o s›n›f›n devrimci savafl›m talebi olamaz. Sendikal› iflçilerin ifl ve sosyal haklar›, tafleronlar, iflsiz kalanlar gözetilmeden savunuldu¤unda, k›smi ç›karlar savunuluyordur. S›n›f›n bir kesimine karfl› di¤er kesiminin ayr›cal›klar›n›n bekçili¤i yap›lm›fl olunur. Komünistler s›n›f›n tüm kesimleri içerisinde s›n›f›n k›smi de¤il, bütünsel ç›karlar›n› gözeteceklerdir. Bu hedefi devrimci bir program› ve partiyi yaratma bilinciyle önüne koyanlar, bunun kitleselleflme hedefinden daha dar, muhatab›n›n s›n›rl› olaca¤›n›n da bilincinde olmak zorundad›rlar. Bugün sigortas›z, sendikas›z, ifl ve sosyal güvenceden yoksun bir iflçinin cephesinden bak›ld›¤›nda, “kitleselleflme” ad›na üretilen siyasetlerin s›n›f›n bu kesimlerinin taleplerini karfl›lamad›¤› görülecektir. “Mezarda emeklilik”e, tahkime karfl›, kamu iflçilerinin mücadelesi için ya da ö¤renciler için gelifltirilen mücadele taleplerinin s›n›f›n bu kesimlerinin taleplerini karfl›lamad›¤› görülebilir. Oysa ki, k›smi talepler ile iflçi s›n›f›n›n tümü devrimcilefltirici biçimde ortak eyleme sürüklenemez. Liberal hareketin yaratt›¤› “marjinalleflme” bas›nc›, gündemsizli¤i ve liberal hareketin peflinden sürüklenmeyi getirmekte, baflka da bir fley kazand›rmamaktad›r. Sözün özü, nitelikli bir az›nl›k olmay› baflaramayanlar, ço¤unluk olamaz, kitleselleflemez. Devrimci bir partinin temelleri böyle bir perspektifle yarat›lacakt›r. P

S

‹stanbul Emek Platformu

T

S›n›f Hareketinde Sendikal Bürokrasinin Ablukas›ndan Ç›k›fl Aray›fllar›

S›n›f›n Birli¤i mi, Sendikal Yanyana Gelifl mi?

ekelci burjuvazinin emperyalistleflme hedefiyle iktisadi ve siyasi olarak kendini yeniden yap›land›rma hedefi, s›n›f hareketine ve devrimci harekete sald›r›y› da beraberinde getiriyor. ‹flçi s›n›f› cephesinde ücretlerin sürekli düflürülmesi, artan iflten ç›karmalar, ifl ve sosyal güvenceye, sendikalaflmaya yönelik sald›r›lar günden güne art›yor. Patlama dinamiklerini içinde bar›nd›ran s›n›f hareketi içerisindeki yerel mücadeleler, grevler ve direnifller ya da burjuvazinin tahkim, “mezarda emeklilik” gibi sald›r›lar›na karfl› k›smi eylemlilik ve mücadeleler de sürüyor. S›n›f hareketinin sald›r›lar karfl›s›nda istikrarl› ve dengeli mücadele çizgisini sürdürememesi, parçal›l›¤› ve da¤›n›kl›¤›, dönemin belirgin karakteridir. Ekim ay›n›n son haftalar›nda varl›¤›n› ilan eden ‹stanbul Emek Platformu, s›n›f hareketinin bu parçal›l›¤›n› sendikal alanda k›rmak için biraraya gelmifl sendikalar›n oluflturdu¤u bir platform. Platformda, D‹SK, KESK ve Türk-‹fl’e ba¤l› baz› sendikalar›n kimi flube ve genel merkezleri var. Deri‹fl Genel Merkezi, Nakliyat-‹fl Genel Merkezi, Limter-‹fl Genel Merkezi, Bas›n-‹fl, Deri-‹fl Tuzla flubesi gibi sendikalar, bu platformun içinde yeral›yor. Platformun kuruluflu için biraraya gelen sendikalar›n ilk kez Ulucanlar direnifli karfl›s›nda ortak tutum almas›, ‹stanbul Emek Platformu bileflenlerinin önemli bir bafllang›ç zeminini oluflturmaktad›r. Devrimci de¤erlere sald›r›n›n yo¤un oldu¤u böyle bir da¤›n›kl›k ve gericilik döneminde devrimci tutsaklar› destekleyen sendika flubelerinin olmas›, ve platformun bu özellikteki sendikalardan oluflmas› önemlidir. Platform, gericilik ve da¤›n›kl›k döneminde s›n›fa yönelik sald›r›lar›n karfl›lanmas› için, temel olarak iki noktada toparlanabilecek kayg›larla yola ç›km›flt›r. Sendikal bürokrasinin cenderesinden kurtulmak; s›n›f›n da¤›n›k ve k›smi mücadelesini, farkl› iflkollar›n›n mücadelesini birlefltirmek. Sendikal mücadele için, yaflad›¤›m›z gericilik ve da¤›n›kl›k döneminde, herbiri anlaml› aray›fllar› temsil eden bu kayg›lar›n önemli bir ortak hedefi var. Sendikal bürokrasiye ve iflçi s›n›f›na sald›r›lara karfl› s›n›f›n birli¤ini gerçeklefltirebilmek. ‹stanbul Emek Platformu bu aray›fllara bir yan›t olma iddias›yla kuruldu. Ancak farkl› devrimci gruplar›n, farkl› beklentilerle destekledikleri, omuz verdikleri yeni giriflimi, önemli bir eksikli¤i tafl›makta, bu yönüyle yenilik tafl›mamaktad›r. Ça¤r› metni de dahil olmak üzere, platformun görüfllerinin yerald›¤› yay›nlarda, iflçilerin mücadelesinin farkl› iflkollar›ndaki sendikalar›n biraraya gelmesi ile birlefltirilebilece¤i s›k s›k vurgulanmakta d›r. Ama farkl› iflkollar› içerisinden sendikal mücadeledeki iflçilerin biraraya getirilmesi d›fl›nda, s›n›f›n birli¤inin önemli bir koflulu olan iflçilerin k›smi de¤il bütünsel ç›karlar›n›n savunulup savunulmayaca¤› konusunda platform ça¤r› metninde bir aç›klama yoktur. Devrimci tutsaklar› destekleyerek siyasal gündemler üzerinden de biraraya gelme ihtiyac› ça¤r› metninde somutlanmad›¤› gibi, emek platformunu anlaml› k›labilecek olan s›n›f›n birli¤inin en temel koflulu olan k›smi de¤il bütünsel ç›karlar›n savunusu koflulu da platform metninde yer almamaktad›r. E¤er özellefltirmelere, iflçilerin ifl ve

sosyal güvencelerinin budanmas›na karfl› sendikal› iflçilerin mücadelesini, iflsizlerin, tafleronlar›n, yar› zamanl›, sendikas›z, örgütsüz ve kay›td›fl› çal›flt›r›lan kesimlerin mücadelesiyle birlefltirmeyecekse, platformun ç›k›fl›na ne den olan anlaml› kayg›lar gerçek bir yenilik ve ileri ad›m ile somutlanamayacakt›r. Komünistler ve devrimci parti güçleri sendikal zeminde anlaml› aray›fllara dayanan sendikal birlik platformunu bu eksiklikleri ile de¤erlendirmeli, sendikal zeminin karfl›s›nda durmamal›d›rlar. Ama as›l de¤erlendirilmesi gereken, bu anlaml› kayg›lara ve aray›fllara eski gözba¤lar› ile yan›t veremeyen, platforma destek veren devrimci gruplard›r. Devrimci hareketin önemli bir bölümünün farkl› flekilde ifade etti¤i ve ç›k›fl bulmaya çal›flt›¤› bu aray›fllarda düflülen tuzaklar› komünistler ›srarla göstermek zorundad›rlar. S›n›f›n bütünsel ç›karlar›n› savunmak yerine k›smi ç›karlar› ile s›n›rl› kalan mücadele, niyetten ba¤›ms›z sendikal mücadele s›n›rlar› içerisindedir. ‹stanbul Emek Platformu bunun için ad›n›n gere¤ini yerine getirmemekte, eme¤i toplumsal olarak temsil etmemekte, sadece sendikalar›n oluflturdu¤u de¤il, ayn› zamanda sendikalist bak›fla sahip sendikal bir platform olarak varolmaktad›r. S›n›f›n birli¤ini, iflçilerin birli¤ini sendika bürokratlar› engellememektedir. S›n›f›n yerel ve k›smi mücadelelerini, devrimcilefltirici talepler ve bütünsel bir program etraf›nda birlefltirebilecek bir siyasetin üretilmesi, sendika bürokratlar›n›n ifli de¤ildir ki... Bu, devrimci partiyi yaratmak hedefiyle bu do¤rultuda öncelikle sendikalar›n içinden de¤il, s›n›f›n içinden yürümesi gereken komünistlerin, devrimci parti güçlerinin ve devrimci parti ihtiyac›n› duyan devrimci militanlar›n üstlenme si gereken bir görevdir. Bu görev, sendikalara, sendikal platformlara b›rak›-

lamaz. O zaman sendikaya bir devrimci öznenin yapmas› gereken görev biçilmifl olacakt›r. S›n›f›n k›smi mücadelelerinin birlefltirilebilmesi sorunu, sendikal sorun de¤il, öncelikle devrimci siyasetin sorunudur. S›n›f›n taleple rini k›smi olarak ele almak, hele de k›smi talepleri destekleyerek, bu destek üzerinden yönetimde yeralmak sendika bürokrasisinin asli ifllevidir. K›smi talepler yerine, s›n›f›n bütünsel taleplerini savunmak da, ayr›cal›kl› sendikal› iflçiler yerine sendikas›z, örgütsüz kesimlerinin taleplerini s›n›f›n bütünün talepleriyle birlefltirebilmek, onlar› gözetebilmek, böyle bir tercihi yapabilmek sendikal mücadelenin de önündedir, ama öncelikle siyasal mücadele yürüten devrimci öznenin görevidir. Bu s›n›f perspektifini sendikalar›n da benimsemesi canal›c› önemdedir; ama bunun için öncelikle devrimcilerin bilinç aç›kl›¤›na kavuflmas›, perspektifi benimsemesi gereklidir. ‹stanbul Emek Platformu, gericilik ve da¤›n›kl›k döneminde s›n›fa yönelik sald›r›lar›n karfl›lanmas› için, sendikal bürokrasinin belirleyicili¤inden kurtulmak, gündelik mücadelenin d›fl›nda siyasal gündemleri gözetmek ve tutum almak aç›s›ndan anlaml› bir aray›fl› temsil etmektedir. Ama komünistler ve devrimci parti güçleri, sendikal bürokrasinin y›k›lmas› sorunundan da ileri bir sorun olan s›n›f›n birli¤i sorununda sahip olduklar› bu bilinç aç›kl›¤›yla sendikal platformu karfl›lar›na alarak de¤il, eksikli¤in as›l muhatab› olan, bu amaçla sendikalarda da çal›flma sürdüren devrimci hareketin güçlerine s›n›f›n birli¤ini sa¤laman›n öncelikli koflulunun devrimci partiyi yaratmak oldu¤unu ›srarla propaganda etmelidirler. Devrimci partinin varolmad›¤› bugün de, Bolflevizm’in yollar›n› ayd›nlatt›¤›n› unutmadan, bulunduklar› her platformda s›n›f›n k›smi ç›karlar›n› de¤il, bütünsel ç›karlar›n› ön planda tutmaktan geri durmamal›d›rlar. J

‹flçi Eylemlerinden K›sa... K›sa... Sümerbank Deri ‹flçileri Sümerbank’a ba¤l› Beykoz Deri Kundura, Bak›rköy Sümerbank tekstil fabrikas›n›n özellefltirme kapsam›nda kapat›larak, üniversitelere sat›lmas› plan› karfl›s›nda, Ekim ortas›nda eylemlerine bafllayan iflçiler, gündüz sürdürdükleri üretimden sonra, gece fabrikay› iflgal ettiler. Direnifle 750 Beykoz iflçisi ile 950 Bak›rköy iflçisi kat›ld›. Bölge halk› ve esnaf ile direnifle destek kazanan iflçiler, Beykoz meydan›nda miting de düzenlediler. Mitinge, TÜMT‹S, Harb-‹fl, E¤itimsen, Belediye-‹fl flubeleri de kat›ld›. Bin befl yüze yak›n kat›l›m›n oldu¤u mitingte “Yaflas›n ‹flçilerin Birli¤i, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Bak›rköy Beykoz omuz omuza” “Ekmek yoksa bar›fl da yok” sloganlar› at›ld›. Direnifl, devir ve sat›lma kararnamelerinin ve iflakitlerinin feshi genelgesinin iptal edilmesi üzerine att›r›lan geri ad›m karfl›s›nda flimdilik bitti. Ancak iflçiler bunun geçici bir ateflkes oldu¤unun bilincindeler.

KESK’in Eylemleri KESK ülke çap›nda hükümet bütçesini pr otesto etmek üzere Kas›m bafl›nda ülke çap›nda eylem yapt›. ‹stanbul’da Aksaray’da yap›lan bas›n aç›klamas›na Sümerbank iflçilerinin yan›s›ra Belediye-‹fl, Nakliyat-‹fl’de kat›ld›. Bine yak›n kamu iflçisinin topland›¤› bas›n aç›klamas›nda, “Çetelere de¤il, emekçiye bütçe”, “Yüzdelik zam de¤il, toplusözleflme”, “‹flçi memur elele genel greve”, “Savafla de¤il, emekçiye bütçe” sloganlar› at›ld›. Ankara'da K›z›lay'da yap›lan bas›n aç›klamas›na bine yak›n kamu iflçisi kat›ld›.

Eyleme, D‹SK'e ba¤l› Genel-‹fl sendikas› ve direniflteki Gürsan cam sanayi iflçileri de destek verdi. Ayr›ca Mersin, Bursa, Adana, K›rflehir, Kayseri, Malatya ve Eskiflehir'de de kamu iflçileri eylem yapt›lar.

BAGFAfi’ta ‹lk Kez Grev Band›rma’da bulunan Band›rma Gübre Fabrikalar› Anonim fiirketinde iflçiler ilk kez greve ç›kt›lar. Petrol-‹fl Band›rma flubesinde ör gütlü 200’e yak›n BAGFAfi iflçisi, iflverenin toplusözleflme görüflmelerinde taleplerini kabul etmemesi üzerine Ekim bafl›nda greve ç›kt›lar. Eylemli s›n›f dayan›flmas›n› gelifltirmek için bölgedeki sendika flubelerini ve kitle örgütlerini kendilerine deste¤e ça¤›ran BAGFAfi iflçileri, grev k›r›c›lar› ikna etmek için komiteler kurduklar› gibi, yöre halk›n›n deste¤ini alabilmek için de, toplant› ve ev ziyaretlerini aileleri ile birlikte gerçeklefltirdiler. Grev bir ay›n› doldururken, Band›rma’daki sendikalar platformunun da deste¤ini ald›.

Grevle Eylemli S›n›f Dayan›flmas› Tuzla Organize Deri Sanayi bölgesindeki Bakko Deri’de iflten at›lan 4 deri iflçisinin 7 Ekim’de bafllatt›¤› greve deri iflçilerinden destek geldi. 19 Ekim’de fabrika bahçesinde kurulan grev çad›r›n› ziyaret eden 500 kadar deri iflçisi grevcilerle dayan›flma ziyaretinde bulundu. “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar› atan iflçiler, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Cezaevlerindeki katliamlar son bulsun” dövizleri ile eylemlerini gerçeklefltirdiler. J


15 Kas›m ‘99

Bugün, Ekim’den geriye sadece öncünün bilincinde yaflayan, “cesaret ettim” bilinci ve cüreti kald›. Tek tek yitirilenlerin verdi¤i cesaretle vars›n burjuvalar, yeryüzünde iflçi s›n›f›n›n k›z›l bayra¤›n› sermayenin burçlar›na diken iflçi sovyetlerine, bu muzaffer devrime küfretsinler. Yine de korkular›ndand›r...

Vars›n Ekim Devrimi’ni Anmak, “Marjinallik” Olsun. Kitleselleflme T›ls›m›yla Pefline Düflülen “Susurluk Teflhiri” Kadar Bile Yer Tutmas›n...

Komünistler ‹çin Ekim Günceldir ! "Yoldafllar, bolfleviklerin zorunlulu¤unu sürekli olarak ortaya koydu¤u iflçilerin ve köylülerin devrimi gerçekleflti. Bu iflçi ve köylü devrimi ne anlama geliyor? Herfleyden önce bu devrim, burjuvazinin en küçük bir kat›l›m› olmaks›z›n, kendi öz iktidar›m›z olan bir Sovyetler hükümetinin kurulaca¤› anlam›na geliyor. ‹ktidar›, ezilen y›¤›nlar›n kendileri kuracak. Eski devlet ayg›t› kökünden y›k›lacak ve Sovyetler örgütlerinin kiflili¤inde yeni bir yönetim ayg›t› kurulacak. Rusya'n›n tarihinde yeni bir evre bafll›yor ve bu üçüncü Rus devriminin, sonunda sosyalizmin zaferine yol açmas› gerekiyor.(...) Yaflas›n dünya devrimi!"

T

arihler 7 Kas›m 1917'yi gösterdi¤inde, Bolflevik Merkez Yürütme Komitesi, Petrograd ‹flçi ve Asker Temsilcileri Sovyetine sundu¤u raporda, devrimin zaferini böyle ilan ediyordu. Yüzy›llard›r ezenle ezilen aras›nda k›yas›ya süren savaflta, bir daha geri al›namayacak bir kazan›m tarihe kaz›nd› o gün. Baflkald›r›larla, yenilgiler ve k›smi zaferlerle geçen s›n›f›n mücadele tarihinde yeni bir sayfa aç›l›yordu. Ama, eskiye s›ms›k› ba¤l›, onun tüm birikimini sindirmifl, onun üzerinde yükselen ve bundan ba¤›ms›z düflünülemeyecek yeni bir sayfa; k›sacas› mücadeleler tarihinde ulafl›lan bir doruktu. Bu doruk, tarihe Büyük Ekim Devrimi ad›yla kaz›nd›. Gerisinde, 72 gün yaflayan Paris Komünü’nü, önünde ise dünya sovyet cumhuriyeti ufkunu bar›nd›r›yordu bu büyük dönemeç. 1848’de komünistlerin dünyaya duyurdu¤u “komünizm hayaleti”nin cisimleflmesi, ete kemi¤e bürünmesiydi. Yüzlerce y›ld›r burjuva iktidar› alt›nda solu¤u kesilen proletaryan›n, binbir cefa ve kararl›l›kla kendi iktad›r›n› kurdu¤u, dünya proletaryas›n›n Rusya proletaryas› flahs›nda “cesaret ettim” dedi¤i günün ad›yd›, tarihe böyle kaz›nd›. Büyük Ekim Devrimi’yle, insanl›k tarihinde aç›lan yeni ça¤, kapitalizmin ölümü ve proleter devrimleri ça¤›yd›. Dünya burjuvazisi, bafltan itibaren devrime bir tuhafl›k gözüyle bakt›. Ne ac›d›r ki, üzerinden 82 y›l›n geçti¤i bugün, Ekim Devrimi’ni, onlar›n dedi¤ini do¤rular görünen bir tabloyla yüzyüze olarak yaflatmaya çal›fl›yoruz. Üzerinden 82 y›l geçti ve Ekim Devrimi’yle kurulan, sovyetlere dayal› proletarya diktatörlü¤ünün yerinde yeller esiyor bugün. Mücadelenin yenilgi ve zaferlerden oluflan zigzagl› seyrinin olgunlu¤u ve deneyimine sahip olmayan birçok devrimci militan›n bile umutsuzlu¤a kap›lmas›na yol açabilen, Ekim’in yenilgisinin üzerine baflka yenilgileri de yaflad›¤›m›z, devrimci hareketin flimdiye kadar bulundu¤u en geri düzeyde oldu¤u bir dönemdir, bu dönem. Ekim Devrimi’nin 82. y›l›nda, devrimci hareket bir güçsüzlük ve yenilgi psikolojisi içinde, düflman›n sald›r›lar›n›n pervas›zlaflt›¤› ve etkili oldu¤u, Kürt hareketindeki gerilemenin devrimci hareketi de etkiledi¤i u¤ursuz günler yafl›yoruz. Ekim ilan edildi¤inde daha kurulmam›fl olan TC burjuva diktatörlü¤ü, onun 82. y›ldönümünde, kendisinin 76. yafl›n› kutluyor. Ekim Devrimi’yle kurtuluflunun yolu aç›lan iflçi s›n›f›, dünyada ve Türkiye’de, Ekim’in kazan›mlar›ndan habersiz, dizginsiz bir sömürüyü, yoksullu¤u ve k›y›m› yafl›yor. Ekim Devrimi’yle kesintiye u¤rayan dünyan›n emperyalist yeniden paylafl›m›, bugün dünden daha k›z›flm›fl biçimde sürüyor. Ekim Devrimi’nin son verdi¤i I. Emperyalist Paylafl›m Savafl› gibi dünya çap›nda olmasa da, dünyan›n her köflesi çat›flmalar ve savafllarla kayn›yor. Böyle bir tablo içinde Ekim Devrimi’nden bahsedilecekse, ilk sözümüz Ekim’in güncelli¤i olmak zorunda. Ekim Devriminin Güncelli¤i Nedir? Her ne kadar Ekim Devrimi’nin güncelli¤inden bahsetsek de, bunun herkes için geçerli olmad›¤›, ayn› anlama gelmedi¤i bir dönemdeyiz. Öyle ki, 82. y›ldönümünde Ekim Devrimi, devrimci gruplar›n

Nikola’y› devirmek istedi¤ini bilmeyen mi var aram›zda. Bunu baflaramay›nca bizimle iflbirli¤i yapmak zorunda kald› bu baylar. Partilerimizin yöneticileriyle de... Çünkü onlarda ruble var. Bizdeyse yok. Halk›n yapt›¤› devrimi her zaman sat›n alabilme gücüne sahip onlar. Bizimle devrim yap›l›r ama... Yoldafllar... iflte hepsi o. ‹fl orada biter. Devrimi yapanlarla devrimin yasalar› belirlenmez. Devrim bizimle birlikte yönlendirilmez. O nedenle bize art›k ifllerimizin bafl›na dönmemiz buyrulacakt›r. Hem de üretimin düfltü¤ünü, çok çal›flmam›z gerekti¤ini söyleyerek...” (Bir Gün Bile Yaflamak, s. 189-190) Bir iflçinin a¤z›ndan, bolfleviklerin yer almad›¤›, onlar›n d›fl›ndaki tüm sosyalistlerle iflbirli¤i içindeki geçici hükümetin tasviri, gerçe¤i tüm ç›plakl›¤›yla böyle ortaya koyuyordu. Evet, çarl›¤› y›km›fllard›, ama devrim sonuna ulaflt›r›lamam›fl, iflçilerin savafl›, baflkalar›n› iktidara getirmiflti. Burjuvazi yine yapaca¤›n› yapm›flt›, yan›nda sosyalist yard›mc›lar›yla birlikte. ‹flçi s›n›f›n›n iktidar organ› olan sovyetler ise, öncüsüzlükten dolay›, geçici hükümetin kararlar›n› onaylama ve meflrulaflt›rma odaklar›na dönüflmüfltü. S›n›fa yabanc› s›n›f örgütleri haline gelmiflti. Bir yanda geçici hükümet, öte yanda sovyetler vard›. Ancak iflçi s›n›f› iktidardan yoksundu. Bu dönem böyle sürüp gidemezdi. Bolflevikler içindeki bir grup, geçici hükümete d›flar›dan destek vermeyi savunurken, Lenin ise, devrimin sürdürülmesi gerekti¤ini savunuyordu. Bu dönem, partiye gönderdi¤i mektuplarda sürekli olarak proletaryan›n iktidar› almas› ve dünya devriminin k›v›lc›m›n›n çak›lmas› gerekti¤ini savunuyordu. Nisan Konferans›’na kadar durum böyle devam etti. Bu arada Lenin, uzaktan mektuplarda savundu¤u tezleri gelifltirerek, Nisan Konferans›’na sunmaya haz›rlan›yor, parti taban›nda görüfllerini yayg›nlaflt›rmaya çal›fl›yordu. Bu dönem ayn› zamanda, yeni bir enternasyonalin kurulmas› için yürütülen mücadeleye de tan›kl›k ediyordu. Lenin, Zimmerwald’de gözlemci olarak kal›n›p, yeni bir enternasyonalin ilan edilmesi gerekti¤ini savunuyordu. Lenin’in görüfllerinin, hem devrim perspektifi, hem de yeni enternasyonalin kurulmas› bak›m›ndan yeni bir bilinci ortaya koydu¤unu görmek önem tafl›yor. O güne kadarki yerleflik bilince karfl› aç›lm›fl bir savaflt› bu görüfller. Dogmatik ve kal›pç› düflünenlerin, yaflam›n yeflilli¤inden ö¤renmesi mümkün de¤ildi. Oysa Lenin’in önerileri, çarl›¤› y›km›fl ancak hedeflerine ulaflamam›fl iflçi s›n›f›n›n özlemleriyle çak›flmaktayd›. “Nisan Tezlerini biz bir yerde toplan›p ta çal›flm›yorduk. ‹flçinin hemen yan›bafl›nda, tezgah›nda. molas›nda, ara paydosunda, nerede bulursak, F‹K bize nerede çal›flaca¤›m›z belirlemiflse orada bu çal›flmay› gerçeklefltiriyorduk. Bu nedenle iflçi yoldafllarla aram›zda gittikçe daha köklü, daha olumlu iliflkiler gerçeklefliyordu. Sorunu birlikte tart›fl›yorduk. Nisan Tezlerinde görevi kesin bir biçimde belirtiyordu Lenin yoldafl: ‘Rus devrimci proletaryas›n›n güncel görevlerinden biri büyük toprak sahipleri ve kapitalistlerin elinden devlet gücünü al›p iflçi ve köylülerin eline aktarmakt›r’

gündeminde son derece s›n›rl› bir yer tuttu. Susurluk’un y›ldönümü ya da YÖK’ün kuruluflunun y›ldönümünü protesto eylemleri kadar cazip gelmedi. Ekim Devrimi’nin güncelli¤inden anlafl›lmas› gerekenin ne oldu¤u, tam da bu noktada önem kazan›yor. Ekim Devrimi, açt›¤› yoldan yürüyemeyenler, sundu¤u derslerden ö¤renemeyenler için, devrimlerden bir devrim, cumhuriyetlerden bir cumhuriyet olarak s›radanlafl›yor, siliklefliyor. Dünya proleter devrimini, demokratik merkeziyetçi bir dünya partisini bugün acil bir hedef olarak görmeyenler, içinde yaflad›¤›m›z emperyalizm ça¤›nda, dünya çap›nda gündemde olan devrimin proleter devrim oldu¤unu düflünmeyenler için, Ekim’in güncelli¤i, olsa olsa bir söz kal›b› haline dönüyor. Öyleyse Ekim derslerinden, önce devrimcilerin ö¤renmesi gerekiyor. Komünistlerin, bu dersleri, devrim davas›na maletmesi gerekiyor. Ekim Devrimi’nin güncelli¤i, onun devrim ve program anlay›fllar›nda yapt›¤› katk›n›n içsellefltirilmesi ve ilke edinilmesi, bu perspektifle yürütülen bir mücadele ile sa¤lanabilir, Ekim Devrimi ancak böyle yaflat›labilir. Aksi takdirde, s›radan bir anma günü haline dönüflmesi kaç›n›lmazd›r. Ekim’in Dersleri Ekim Devrimi’nin sundu¤u dersleri anlamak bak›m›ndan, Bolfleviklerin, yüzy›l›n bafl›ndan itibaren sürdürdükleri mücadelenin her bir evresi mutlaka içsellefltirilmesi gereken derslerle doludur. Ancak, özellikle devrim perspektifi ve Bolfleviklerin ulaflt›¤› devrim anlay›fl› bak›m›ndan, fiubat Devrimi’nin ard›ndan yaflanan tart›flmalar›n büyük bir önemi var. fiubat’a kadar, çarl›¤›n y›k›lmas› hedefiyle yürütülen mücadele, çarl›¤›n y›k›lmas›n›n ard›ndan, yerine kurulacak olan iktidar›n karakteri ve yap›s›yla ilgili olarak Bolflevik parti içinde önemli bocalama ve tart›flmalara neden oldu. Bu tart›flmalar içinde, bir e¤ilim, Lenin’in Rusya’ya gelifline kadarki dönemde, Mart ay›nda kurulan geçici hükümete destek verilmesini savunmaktayd›. Onlara göre, devrimin burjuva demokratik aflamas›nda bulunuluyordu ve proletaryan›n iktidar› almas› için erkendi. Kitlelerin ayaklanmas›na dayanarak çarl›k y›k›lm›fl, ancak bu sars›nt› bir türlü sonuçlar›na ulaflmam›flt›. Devrimin, öndersiz öznesi olan proletarya, eyleminin kazan›mlar›n› elde edemiyordu. Bunu, fiubat’›n ard›ndan Rusya’daki kitlelerin ruh halini anlatan flu sat›rlar son derece çarp›c› biçimde ortaya koyuyor: “Alacaklar› kararlar›n bafl›nda ne gelecek biliyor musunuz yoldafllar? Bizim art›k yar›ndan tezi yok iflbafl› yapmam›z› isteyecekler. Çar›n b›rakt›¤› yerden flimdi bunlar sürdürecekler istemlerini... Fabrikalar›m›za dönmemizi, burjuvalar›m›z›n buyru¤unda çars›z bir düzende, ama bu kez onlar için çal›flmam›z› isteyecekler iflte... (...) Bu baylara Ekim ilan edildi¤inde daha kurulmam›fl olan TC burjuva göre bizmle sadece ihtilal yap›l›r... Bize devrim diktatörlü¤ü, onun 82. y›ldönümünde, kendisinin 76. yafl›n› yapt›r›l›r. Bizsiz olmayan kutluyor. Ekim Devrimi’yle kurtuluflunun yolu aç›lan iflçi s›n›f›, ifllerden biri bu. T›pk› üretilen mallar bizsiz dünyada ve Türkiye’de, Ekim’in kazan›mlar›ndan habersiz, olmad›¤› gibi. Guçkov’un dizginsiz bir sömürüyü, yoksullu¤u ve k›y›m› yafl›yor . saray darbesiyle Çar


6

Say›: 40 P Kas›m ‘99

Tezgah›n›n bafl›nda bunu dinleyen iflçi flöyle yan›tl›yordu Lenin’i: - ‹flte bizim duymak istedi¤imiz ses bu ses. ‹flte dosdo¤ru bizim istemimiz. ‹flte g›ll›g›fls›z bir söz. Nice zamandan sonra... Ve Lenin’le St. Petersburg proletaryas› aras›ndaki diyalog büyüye büyüye, tezgahlardan fabrikalara, fabrikalardan St. Petersburg’a, St. Petersburg’dan tüm devrimci Rusya’ya dalga dalga yay›l›yor . ‘Takti¤imiz; kesin bir kuflku. Yeni hükümete hiç bir biçimde destek olmama. Kim ki çarc› gerici güçlerin reaksiyonunu bahane ederek Geçici Hükümeti desteklememiz gerekti¤ini söylemektedir, bilin ki iflçilere ihanet etmektedir.’ - Do¤ru. Hem de do¤rudan bile daha do¤ru. Bize ihanet etmekteler. Bahaneleri de baylar›m›z›n, çarc› generaller. Korkunun ecele ne zaman yarar› dokundu... ‘‹flçi yoldafllar; Çok yak›n bir gelecekte -flu sat›rlar› size yazd›¤›m zamanda belki- fiubat Devrimi’nde gösterdi¤iniz yi¤itlikleri büyük toprak sahiplerini ve kapitalistlerin iktidar›n› yerle bir etmek için aynen yinelemek göreviyle karfl› karfl›ya kalacaks›n›z...’ - Evet ama kim düflecek önümüze? Bizim partiler burjuvalar›m›z› korkutup iktidardan kaç›rtmamak için neredeyse bizim soluk al›p vermemizi bile engelleyecekler... Hepimiz de gidip oturamay›z ya Torid Saray›na. Öyle bir kargaflaya düfleriz ki biz de flafl›r›r›z ne yapaca¤›m›z›? ‘Bir iflçi hükümeti önce içerde genifl köylü y›¤›nlar›ndan, sonra da savaflan devletlerin devrimci iflçileriyle olan ba¤lant›s›ndan deste¤ini sa¤layacakt›r.’ - Bizim gibi sefil proleterlere hiç kimsenin yard›m edece¤ini akl›m kesmiyor benim... ‹stedi¤imiz bunlar bizim, ama istemekle olmaz ki... ‘Ne açl›k, ne de savafl kader de¤ildir. Yeter ki ekmek ve bar›fl için dövüflelim.’ - Bizim için dövüflmek kolay... al›flt›k dövüflmeye. Ama ilk dövüflümüzde çar daha bir güçlenmiflti. ‹kinci dövüflte burjuvalar›m›z kazand›. Biz dövüfltükçe hep baflkalar› kazan›yor. Art›k ne yapaca¤›m›z› bilsek bence daha iyi olur, ne ifller yapaca¤›m›z›, iktidar bizim oldu¤unda. Bugüne de¤in do¤rusu ya pek de difle dokunur bir fleyler söylenmedi bu konuda... Hep dövüflelim dendi... ‘Hem öncelikle yap›lmas› gereken ifller; Tüm topraklar›n kamulaflt›r›lmas›. Tüm bankalar›n iflçi delegeleri Sovyetinin denetimindeki tek bir ulusal bankada birlefltirilmesi. Afl›r› kazanç elde edenlerin aç›klanmas›. Ticaretin gizlili¤inin kald›r›lmas›. Genel çal›flma zorunlulu¤unun getirilmesi. Devlet taraf›ndan denetim, gözetim, say›m, düzenleme ve el eme¤inin üretimde ak›ll›ca da¤›l›m› ile üretimin bölüflümü’” (Bir Gün Bile Yaflamak, s. 27375) Bu sat›rlar, fiubat Devrimi’yle çarl›¤› y›km›fl iflçi s›n›f›n›n Ekim Devrimi’ne varacak aray›fl›n› berrak bir tarzda sunuyor. Hem iflçi s›n›f›n›n, y›llar›n mücadele deneyimleri içinde, s›n›f düflman› hakk›nda edindi¤i bilinç ve refleksi, hem de öncünün bu mücadele sürecinden süzdü¤ü dersleri, bunlar›n sonucunda oluflan yeni program› ortaya koyuyor. Nisan Konferans›’nda, Lenin’in partiyi bu görüfllere kazanmas›n›n ard›ndan, hem programatik, hem de örgütsel olarak öncü, gereken niteli¤e kavuflmufl oluyor. Art›k bundan sonras›, zorlu pratik süreçler içinde, s›n›f›n önderli¤ini ele geçirmektir. Bu süreç içinde Bolflevikler, bazen kitlelerin bilinçlerindeki gerilikten kaynakl›, bazen kendi hatalar›yla ilgili olarak iniflli ç›k›fll› bir sürecin ard›ndan, sovyetlerde ço¤unlu¤u sa¤lad›lar ve Ekim Devrimi günlerine ulaflt›lar. Ekim Devrimi’yle taçlanan süreç, öncü ile s›n›f aras›nda, yukar›da aktar›lan›n benzeri tarihsel bir diyalogun defalarca yafland›¤› bir süreçti. Üstelik fiubat’la bafllamam›flt›. 1800’lü y›llar›n sonlar›ndan itibaren bafllay›p, kendinden önceki tüm miras› devfliren ve bunu kendi bilinçli eylemiyle sonuçlar›na ulaflt›ran uzun bir haz›rl›k süreci içinde, Bolflevik Parti’nin mücadelesi içinde, sürekli olarak bu diyalog yaflanm›flt›. Ulafl›lan sonuçlar, pratikte s›nanm›fl, pratikten ö¤renilmifl, sonuçlar› dersler olarak öncünün biriken niteli¤ine maledilmiflti. ‹flte böyle uzun, zorlu ve meflakkatli bir haz›rl›k süreci sayesindedir ki, Rusya’n›n proletaryas›, dünya iflçi s›n›f›n› geride b›rakarak, bir

ad›m öne f›rlam›fl, dünya devriminin k›v›lc›m›n› çakm›flt›. Dünyan›n, savafl sayesinde birbirine eflitlenen koflullar› içinde, zincirin Rusya’da k›r›lmas›n› sa¤layan, iflte böyle bir niteli¤in varl›¤›yd›. Bu niteliktir ki, geçmiflin kal›plar›na tak›l›p kalmadan, yaflam›n prati¤inde her dönem kendini yenilemeyi baflarm›flt›. Ekim’in en kritik dersi buydu ve Ekim bu yönüyle de günceldir. Ekim’in bir di¤er özelli¤i, proletaryan›n ayaklanmas›yla oluflan sovyetlere dayanan iktidar›n› kurmas›d›r. Ekim bu yönüyle de günceldir. Bilinçli ve öncüsüyle bütünleflmifl iflçi s›n›f›n›n, hiç bir aflamaya gerek kalmadan iktidar› alabilece¤ini göstermifltir. Ve emperyalizm ça¤›nda, dünya devrimini hedeflemeyen, bu cürete sahip olmayan bir perspektifle yürünemeyece¤ini, bundan sap›ld›¤›nda, hiç bir kazan›m›n kal›c› olamayaca¤›n› da ne yaz›k ki göstermifltir. Dolay›s›yla, zaferiyle oldu¤u kadar, yenilgisinden ö¤renilecek dersleriyle de günceldir. ‹flte, yeni takvimle 7 Kas›m, o günden beri dünya proletaryas› ve onun öncüsünün milad›d›r. Binbir cefa ve karal›l›kla; yüzlerce y›ld›r burjuva iktidar›n›n bask›s› alt›nda solu¤u kesilen iflçi s›n›f›n›n kendi iktidar›n› kurdu¤u devrimin, kazan›lm›fl ve geri al›nmas› mümkün olmayan bir iktidar›n, hiçbir zaman silinmezcesine belgelendi¤i günün ad›d›r... Burjuva demokrasisinden milyon kere daha demokratik, iflçi s›n›f› ve ezilenler için s›n›rs›z özgürlük, ezenler, sömürücü asalaklar için afl›lmaz bir korku duvar› olan bir devrim günü... Ekim Devrimi’yle, Rusya'n›n tarihinde yeni bir evre aç›lm›flt›. Ama yaln›zca Rusyan›n de¤il, tüm dünya iflçi s›n›f› ve komünistleri için de bir yeni evre; ulafl›lmas› ve afl›lmas› gereken bir doruktu. Onu yeni yapan, dünya burjuvazisinin burçlar›na dikilen ilk proleter k›z›l bayra¤› olmas›, burjuva iktidar›nda onar›lmaz bir gedik açmas›yd›. Daha önemlisi, tarihin düz bir çizgi olmad›¤›n›n, iflçi s›n›f›n›n kendi iktidar›n› ellerine alabilmesi için geçmesi gereken hiçbir zorunlu tarihsel aflama olmad›¤›n›n apaç›k kan›tlar›n› sunmas›yla da, burjuva iktidar›n› oldu¤u gibi, "nesnel koflul"cular› da burjuvaziyi gönderdi¤i yere gönderen bir devrimini ad›yd› Ekim devrimi. O gün Bolflevikler için ivedi olan ve bu misyonunun hakk›n› yerine getirerek burjuvazinin iktidar›nda bir gedik açan bu devrim, bugün takipçilerinin önüne de, gidilmesi gereken yolu, izlenmesi gereken hatt› göstermektedir. Aç›lan bu gedikten geçip, onu, onar›lmas› imkans›z bir yar›k haline getirerek, yeryüzünden tümüyle silecek yeni devrimler için komünistler, gerisine düflülmemesi, baflka bir iktidar biçimiyle ikame edilmemesi gereken bir eflikle karfl› karfl›yad›r. ‹flte '917 Kas›m'›, o günden beri komünistlerin takvimlerinde devrimin ay› olarak bilindi, her Kas›m ay›nda öne ç›kart›lacak ve baflka gündemlerle siliklefltirilmeyerek dersleri ç›kart›l›p eriflilecek bir devrim günü olarak belleklerine kaz›nd›. Burjuvazinin belle¤ine, onun demokrasisi ve onun cumhuriyetine kaz›nd›¤› gibi... Bugün, Ekim’den geriye sadece öncünün bilincinde yaflayan, “cesaret ettim” bilinci ve cüreti kald›. Tek tek yitirilenlerin verdi¤i cesaretle vars›n burjuvalar, yeryüzünde iflçi s›n›f›n›n k›z›l bayra¤›n› sermayenin burçlar›na diken iflçi sovyetlerine, bu muzaffer devrime küfretsinler. Yine de korkular›ndand›r... Vars›n bilcümle liberaller ve reformistler, kapitalizmin "de¤iflen yüzüne" biat etsin, Bolflevizme ve proleter sovyet cumhuriyetlerine sahip ç›kma ad›na onu legalizmin bata¤›nda oportünistliklerinin maskesi yapmaya çal›fls›nlar. Vars›n kendilerine kol kanat geren burjuvalar›yla birlikte, insanl›¤›n yüce kurtulufl davas› komünizme sald›rs›nlar. Vars›n Ekim Devrimi’ni anmak, “marjinallik” olsun. Kitleselleflme t›ls›m›yla pefline düflülen Susurluk teflhiri kadar bile yer tutmas›n. Komünistler için Ekim günceldir. Dünya proletaryas›n›n önünde aç›lan ve sonu getirilemeyen bu onurlu yol, tüm sald›r›lara ra¤men inatla, bilinçle, cüretle yürünecektir. Yitirdiklerimizin ve yenilgilerin verdi¤i a¤›rbafll› bir öfkeyle, mutlaka kazanacak olman›n verdi¤i hakl› bir güvenle... Dünyada ve bu topraklarda bizlere b›rakt›¤›, köklerimizi oluflturan devrimci de¤erlere ve birikime olan inanç ve sahiplenmeyle... Bolfleviklerin meflakkatli mücadelesi sonucu buzu k›r›p Ekim Devrimi’yle, Rusya'n›n tarihinde yeni bir evre aç›lm›flt›. Ama açt›klar› bu engin yolda yaln›zca Rusyan›n de¤il, tüm dünya iflçi s›n›f› ve komünistleri için de tereddütsüz yürünecek, er geç Bolflevizm bir yeni evre; ulafl›lmas› ve afl›lmas› gereken bir doruktu. Onu yeni kazanacak, komünist yapan, dünya burjuvazisinin burçlar›na dikilen ilk proleter k›z›l dünya kurulacakt›r! Yaflas›n dünya bayra¤› olmas›, burjuva iktidar›nda onar›lmaz bir gedik açmas›yd›. proleter devrimi!

Ekim Devrimi’nin Y›ldönümünde Parti Bilincini Yaflatmak!

kim Devrimi’nin 82. y›ldönümünde, faaliyetimizin eksenini, anma etkinlikleri oluflturdu. Çeflitli araçlarla bu gündemi, çevremize ve bulundu¤umuz alanlara tafl›maya, varetmeye çal›flt›k. Bu çabalar›m›z›n bir parças› olarak da, Ümraniye DabSen flubesinde bir söylefli düzenledik. Devrimciler için, Ekim Devrimi’nin baflka gündemlerin arkas›nda kald›¤› koflullarda, mümkün oldu¤unca Bolflevizçm’den esinlendi¤ini iddia eden di¤er gruplarla ortak bir etkinli¤i yürütmek anlaml› olacakt›. Bu bilinçle, bulundu¤umuz alanlardaki Son Kavga’dan arkadafllara ve Devrimci Parti Güçleri’nin di¤er bileflenine, Ekim Devrimi’nin y›ldönümü etkinliklerini birlikte yapma önerisi götürdük. Bu topraklardaki “tek komünist yuvar olma” iddias›ndaki Son Kavga’n›n gündeminde, bu tür bir etkinlik olmad›¤›n› üzüntüyle ö¤rendik. Devrimci Parti Güçleri’nin di¤er bilefleni ise, Ekim Devrimi’ni de¤il, bizimle birlikte ifl yapmamay› dert edindi¤i için, ortak etkinlik yapma önerimizi geri çevirdi. Bizimle yapmayacaklarsa bile, kendilerinin ba¤›ms›z olarak bu gündemle bir etkinlik yapmalar›n› da önerdik, ancak arkadafllar, Dab-Sen flenli¤i yapmay› tercih ettiler. Ortak etkinlik giriflimimiz baflar›ya ulaflamad›¤› için, kendi ba¤›ms›z etkinli¤imizi yapma karar› ald›k. Zaten öncesinden, alanlarda ba¤›ms›z bir faaliyeti yürütmeye bafllam›flt›k. Bu faaliyetin ürünlerini de tafl›yaca¤›m›z söylefliyi, 6 Kas›m cumartesi günü gerçeklefltirdik. Son üç güne kadar yer sorunundaki belirsizlikten de kaynakl› s›n›rl› bir kat›l›m sözkonusuydu. Etkinli¤e yaklafl›k 40 kifli kat›ld›. Etkinlik, bu topraklarda ve dünyada devrim için düflen öncülerin an›s›na, enternasyonal marfl› eflli¤inde sayg› durufluyla bafllad›. Ard›ndan, bir yoldafl›m›z, Ekim Devrimi’nin, sadece tarihe kaz›nan yönüyle de¤il, mimar› olan Bolflevik partinin bütün deneyimiyle de, bugün içinde bulundu¤umuz dönemden ç›k›fl için kuflan›lmas› gereken dersler sundu¤unu belirterek bafllad›¤› bir sunufl konuflmas› yapt›. Konuflmada, Bolflevik partiden, sadece Leninist parti niteli¤i ve anlay›fl›n› de¤il, ayn› zamanda, bu partinin bütün mücadele süreci boyunca kufland›¤› parti bilincini de örnek almak gerekti¤i vurguland›. Bolfleviklerin bafltan itibaren, tüm devrimci birikimden kendilerini sorumlu gördükleri, bafllang›çta Rusya’yla s›n›rl› bu tutumun, giderek dünya proletaryas› ve komünist hareketinin sorumlulu¤unu duyma noktas›na ulaflt›¤› anlat›ld›. Bugün bu bilinçle davranman›n önemi vurguland›. Bunun gere¤i olarak, dar grupçu varolufltan kurtulup, bir bütün olarak devrim davas› ve devrimci birikimden sorumlu davranman›n önemi anlat›ld›. Bunun bir örne¤i olarak, içinden geçti¤imiz dönemde, liberal ablukan›n, devrimci de¤erlere sald›r›lar›n yo¤unlu¤undan hareketle, devrimci de¤erleri öne ç›karman›n parti bilincinin gere¤i oldu¤u vurguland›. Ayr›ca, parti infla stratejisi olarak devrimci parti güçleri perspektifinin de, tablonun tan›mlanmas› ve hareketin do¤ru bir de¤erlendirilmesi üzerinden, parti yaratma hedefine ilerlemek bak›m›ndan, bu bilincin bir ürünü oldu¤u ve gün geçtikçe de do¤rulu¤unun yaflamda karfl›l›k buldu¤u vurguland›. Söyleflinin ilerleyen bölümlerinde ise, farkl› gruplardan dinleyiciler, sorduklar› sorularla, bizim, eylemden kopuk bir siyaset anlay›fl› içinde oldu¤umuzu kan›tlamaya çal›flt›lar. Kendi zeminlerini aç›ktan ortaya koymak yerine, bizim ortaya koyduklar›m›z› c›mb›zlayarak varolmaya çal›flt›lar. Oysa, gerçekte parti davas›na karfl› duyulan bir sorumluluk varsa, baflta Ekim Devrimi etkinli¤i olmak üzere, birlikte etkinlik yapma önerilerimizi neden geri çevirdiklerinin özelefltirisini yaparak bafllamalar› daha yerinde olurdu. Bugün alanlarda güçlü olmay›fl›m›zdan hareketle ayr›mlar koymaya çal›flt›lar. Ancak kendilerinin varolma iddialar›n›n ne ölçüde gerçek oldu¤u da, Ekim Devrimi’nin y›ldönümüne gösterdikleri “duyarl›l›k”tan belli oluyor. Sonuç olarak, bu arkadafllar vesilesiyle, Ekim Devrimi’nden hareketle parti inflas›na dair kendi platformumuzu ortaya koymufl, bir kez daha canland›rm›fl olduk. Ekim Devrimi’ni gündemine alm›fl olman›n coflkusunu yaflad›k. Arkadafllar›n c›mb›zlamalar› karfl›s›nda, onlar›n dar grupçu tart›flmalar›na ve gündemsizli¤ine yer yer biz de kap›ld›k, onlar›n k›s›r tart›flmalar› zeminine kap›lm›fl olduk. Yine de bu durum, Ekim’e sahip ç›kma coflkumuzu gölgelemeye yetmedi. Ekim Devrimi’ni anma etkinli¤imizde, grup bilincinin ne derece darlaflt›rd›¤›n› ibretle gözledik, parti bilincinin gere¤ini somut olarak gördük. Bir dahaki Ekim etkinli¤imiz, bu y›l›n derslerinden de yararlanarak varedece¤imiz nitelikle örülecektir. Devrimci Parti Güçleri’nden

E


7

Say›: 40 P Kas›m ‘99

Ekim Devrimi: Bir Büyük Yenilenmenin Doruk Noktas› E

kim Devrimi, sadece dünya tarihinde yeni bir ça¤ açmas›yla de¤il, ayn› zamanda program anlay›fl›na getirdi¤i katk›yla da, bir doruk noktas›n› ifade ediyordu. Bafllang›çta aflamal› bir devrim anlay›fl›na sahip olan Bolflevikler, fiubat-Ekim Devrimleri’nin deneyimlerinden hareketle yeni bir devrim perspektifine ulaflt›lar. Peki Ekim’de yeni olan neydi? Ekim Devrimi’nden önceki ony›llar boyunca, Bolfleviklerin mücadelesinde asgari hedef çarl›¤›n y›k›lmas› idi. Yerine ise, “iflçilerin ve köylülerin devrimci demok ratik diktatörlü¤ü” ad› alt›nda bir iktidar formülü benimsemifllerdi. Onlara göre, devrimin karakteri burjuva olacakt›. Bu, herkesin üzerinde hemfikir oldu¤u bir nokta olmakla birlikte, Bolfleviklerin fark›, her durumda iktidar perspektifini canl› tutmalar›, devrim hedefinden gözlerini ay›rmamalar› ve proletaryan›n ba¤›ms›z siyaset ve eylemini öne almalar›, bunda ›srarlar› olmufltur. fiubat 1917’de, Çarl›¤›n y›k›lmas› gerçekleflmifl, ancak öngörüldü¤ü biçimde bir “demokratik diktatörlük” kurulmam›flt›. Tersine, bir yanda kitlelerin özörgütleri olan sovyetler, di¤er tarafta iki ayl›k bir hükümet bofllu¤unun ard›ndan kurulan geçici hükümet ad› alt›nda, iki farkl› iktidar oda¤› ortaya ç›km›flt›. Ancak, iflçi s›n›f›n›n bilinç ve örgütlülük düzeyindeki yetersizlik (bu özünde Bolfleviklerin haz›rl›klar›n›n yetersizli¤i anlam›na geliyordu) nedeniyle, bu durum bir proleter devrime dönüfltürülememifl, Temmuz’a kadar da, bu ikili iktidar durumu sürmüfltü. Fakat, sovyetlere iktidar perspektifiyle önderlik eden bir parti olmad›¤› ve siyaset de boflluk tan›mad›¤› için, sovyetler giderek geçici hükümetin eklentisi ve onun meflruiyetini sa¤lamann arac› durumuna dönüflmüfllerdi. Bunun içindir ki Lenin, Temmuz günlerinde, “tüm iktidar sovyetlere” fliar›n› o dönem için geri çekmeyi savunmufltur. O güne kadar öngörülen devrim perspektifine göre, çarl›¤›n y›k›lmas›yla ortaya ç›kan iktidar›n, proletaryan›n önünü açmas› ve iktidar› için zemin haz›rlamas›, burjuva demokratik görevleri yerine getirmesi gerekiyordu. Ancak, toprak a¤alar› ve kapitalistlerle, öte yandan da dünya kapitalist sistemiyle göbekten ba¤l› olan bu hükümetin, bu iflleri yapmas› mümkün de¤ildi. Lenin, “Yaklaflan Felaket” isimli broflürde bunlar› ortaya koyuyor ve halk›n yak›c› ihtiyaçlar› olan talepleri formüle ediyordu. “Yaklaflan Felaket”de ifllenen sorunlar, proleter devrim stratejisi ile halk›n yak›c› ihtiyaçlar›n›n nas›l birlefltirilece¤inin yöntemini, geçifl talepleri sisitemini ortaya koymas› bak›m›ndan yeni bir bak›fl› ortaya koyuyordu. Sonuçta, burjuva demokratik görevleri yerine getirece¤i öngörülen iktidar, bunlar› yapmad›¤› gibi, s›n›f düflman› özünü de tüm prati¤iyle ortaya koymufltu. Ezilenler aç›s›ndan, bir yandan devrimle bir sars›nt› yaflanm›fl, ancak yaflamlar›nda, eskinin devrildi¤ine dair gözle görülür hiçbir de¤ifliklik yaflanmam›flt›. Savafl, açl›k, yoksulluk ve iflsizlik, ulusal sorun vb.hala birinci derecedeki sorunlard›. Bu sorunlara, burjuva iktidar›n çözüm getirmesi mümkün de¤ildi. fiubat Devrimi ile, önceden burjuva demokratik devrime gerekçe olarak ortaya konulan politik özgürlük ortam› gerçekleflmiflti; ama bu, burjuva iktidar› sayesinde de¤il, her devrimci ortamda görülecek olan fiili bir özgürlük ortam›n›n oluflmas› anlam›na geliyordu. Bolflevik parti içinde, fiubat Devrimi’yle birlikte, ortaya ç›kan geçici hükümet karfl›s›nda nas›l tutum al›nmas› gerekti¤ine dair tart›flmalar yafland›. Lenin Rusya d›fl›ndayd› ve partininin gazetesinde, geçici hükümeti desteklemeyle sonuçlanacak e¤ilimler ve karars›zl›klar yaflan›yordu. Uzun süre bir aradan sonra yeniden yay›nlanan Pravda’da bir yandan geçici hükümeti “kapitalistlerin ve büyük toprak sahiplerinin” hükümeti olarak niteliyor, ama öte yandan da, eski formülasyonu tekrarlayarak, “demokratik bir cumhuriyet” için Sovyet’in kurucu meclisi toplant›ya ça¤›rmas› gerekti¤i belirtiliyordu. Pravda’da yay›nlanan Olminski imzal› bir yaz›, Lenin’in “eski Bolflevik” dedi¤i formülasyonlar› tekrarl›yordu. fiunlar söyleniyordu: “ (Burjuva) devrim tamamlanm›fl de¤il henüz. ‘Birlikte vuruflmak’ slogan› döneminde yafl›yoruz. Parti sorunlar›, her partinin ken disini ilgilendirir; ama ortak dava u¤runa hep birlikte mücadele etmeliyiz” (Bak: Bolflevik Devrimi, E. H. Carr, s. 78-79) Oysa, ortaya ç›kan sovyetlerin iktidar oda¤› olarak gelifltirilmesi ve buna önderlik edilmesi gerekiyordu. O dönemin “eski Bolflevikleri” ise, geçici hükümet flahs›nda “devrimci demokratik ittifak”› görme e¤ilimindeydi. Lenin bu tutumu gördü¤ünde, birbiri ard›na befl tane mektup yazarak, bu tutumdan vazgeçirmeye ve sovyetlere dayanan proleter devrimi savunmaya çal›flt›. Ancak “uzaktan mektuplar” etkili olam›-

duklar› ‘sayg›’ buna engel oluyordu. Bizim proleter dev yordu. Bunun üzerine Rusya’ya döndü ve Nisan Konferans›’nda kendi tutumuna partisini kazanmay› baflard›. rimimizde meflum ortaça¤› ve ‘kutsal özel mülkiyet’e Bu baflar›y› salt Lenin’in kiflisel çabas› de¤il, bafltan bu karfl› duyulan meflum bir ‘sayg›’ sözkonusu de¤ildir . yana Bolflevik hareketin iktidar perspektifine sahip Fakat burjuva demokratik devrimin baflar›lar›n› Rus olan devrim anlay›fllar› da kolaylaflt›rm›flt›. Burjuva deya halklar›n›n yarar›na pekifltirmek için daha da ileriye mokratik devrim denmiflti; ama her durumda proletargitmeliydik ve gittik de. Bu yolda ilerlerken burjuva-de yan›n hegemonyas›na dayanan bir iktidarla birlikte bu mokratik devrimin sorunlar›n› bizim as›l kendi proleter savunulmufltu. ‹flte bu noktadan itibaren, düz bir çizgidevrimci, sosyalist eylemlerimizin bir ‘yan-ürünü olarak de ilerlemeyen tarih, doruk noktas›na do¤ru ilerlemeçözdük. Burjuva-demokratik reformlar proleter, yani sos nin kofluluna kavuflmufltu. Bundan itibaren de Bolfleyalist devrimin yan-ürünüdür -biz bunu böyle böyle vikler, sovyetlere dayanan proletarya iktidar›n› kurmak söyledik ve eylemlerimizde de böyle gösterdik. ... Birin için mücadeleye önderlik ettiler ve 7 Kas›m 1917’de cisi ikincisinin içine girer. ‹kincisi kendi içinde birincinin bunu baflard›lar. sorunlar›n› da çözer. ‹kincisi birincisinin eserini sa¤lam fiubat Ekim aras› yaflanan süreç, Bolfleviklerin laflt›r›r. Mücadele ve sadece mücadele ikincinin birinciyi program anlay›fl›ndaki eksiklikleri ortaya koymufltu. ne derece afl›p aflamayaca¤›n› belirler. Menflevikler, zaten daha önceden beri, Avrupa merkezli “‹flte Sovyet düzeni böyle bir devrimin bir di¤erinin bir bak›fla sahip olduklar› için Rusya’daki bir devrimi içine yefleriflinin en aç›k kan›tlar›ndan, görünüfllerinden erken görüyorlard›. Ancak bafltan bu yana bir devrim biridir.” (Ekim Devrimi’nin Dördüncü Y›ldönümü, Lenin, için haz›rlanan Bolflevikler içinde bile, aflamac› bak›fl›n Ekim Devrimi Üzerine, Teori Yay›nlar›, S. 102-106) nas›l sonuçlar yaratt›¤› devrimci durum koflullarnda Burada bahsedilen, geçmifl toplumun tüm kal›nt›ladaha net ortaya ç›km›flt›. Ayaklanma halindeki iflçi s›r›n› y›kan devrim, fiubat Devrimi de¤il, Ekim Devrin›f›n›n devrimci iktidar oda¤› olarak sovyetlere dayal› mi’dir. Lenin’in anlatmaya çal›flt›¤›, fiubat Devrimi ve proletarya diktatörlü¤ünü kurmak yerine, geçici hüküiktidar›n›n, eski toplumun tüm kal›nt›lar›n› temizlemesimeti destekleme e¤ilimi, Bolflevik parti içinde bile, tunin mümkün olmad›¤›d›r. Dolay›s›yla, “burjuva-demoktucu e¤ilimlerin varl›¤›n› gösteriyordu. fiubat-Ekim süratik” görevleri çözmek için fiubat vb. aflamalara ihtireci, ayn› zamanda, proletaryan›n damgas›n› vurmad›¤› yaç yoktur, çünkü bu sorunlar›, “geçerken çözen”, hiçbir devrimin, proletarya iktidar›n›n önünü açamayaEkim Devrimi’dir. Ekim Devrimi’yle kurulan iktidar›n ca¤›n› gösteriyordu. Proletarya iktidar› için hiç bir ara kaç gün, ay ya da y›l yaflad›¤›ndan daha önemli olan, aflaman›n gerekmedi¤i, e¤er proleterya bilinçli ve örO’nun ne yapt›¤›d›r. gütlüyse, iktidar› alabilece¤i kan›tlanm›fl oluyordu. Bolflevikler, uzun y›llara yay›lan bir mücadele süreci Devrimin, önceden öngörüldü¤ü biçimde bir seyir içinde, aslolarak II. Enternasyonal’den kopufl izlememesi, ayn› zamanda programatik kavray›fl› da döneminin ateflledi¤i bir kopufl ve yenilenme anlay›fl› etkilemiflti. içinde, geçmifl miras› elefltirel bir bak›flla gözden Pratik olarak fiubat-Ekim aras› ve Nisan Konferangeçirip, kendilerini yenilemeyi baflard›lar. Ancak, Lenin s›, devrim perspektifinin tart›fl›ld›¤› ve Ekim’de kan›tsonras› Bolflevik Parti ve Komintern içinde, yeniden II. land›¤› bir dönemdir. Doruk noktas› ise, Komintern’in Enternasyonal’in hortlamas› sonucunda, bugüne kadar kuruluflu ve benimsedi¤i program anlay›fl› olmufltur. tahrif edilerek gelen perspektifler ve programatik yakKomintern’in üzerinde yükseldi¤i temel, emperyalizm lafl›mlar sözkonusudur. Bugün, devrimci hareketin Bolve proleter devrimleri ça¤›nda yafland›¤›n›n bilinciyle, flevizm’den esinlendi¤ini belirten kesimleri aras›nda, tüm dünya çap›nda güncel olan devrimin proleter devhalk devrimi ya da sosyalist devrim biçiminde rim oldu¤u gerçe¤idir. Bu ay›rdedici ilkeden ba¤›ms›z savunulan anlay›fllar›n ikisi de, bu tespitleri “ulusal” bir Komintern düflünülemez. veriler ve üretici güçlerin geliflmiflli¤inden hareket Programatik kavray›fl›n, 1900’lü y›llar›n bafl›ndan etti¤i, sovyetlere dayanan proleter devrim çizgisinden bafllayarak, çeflitli kopufl ve yenilenme aflamalar›ndan hareket etmedi¤i ölçüde, gerçekte Lenin sonras› III. geçip, ulaflt›¤› bu en son nokta, proleter devrim kavraEnternasyonal’in 28 program›ndan beslenmektedir. y›fl›d›r. Bolfleviklerin programatik evrimi izlendi¤i zaVarolan sosyalist devrim-halk devrimi tart›flmalar›, asman, Lenin’in Ekim Devrimi’nin dördüncü y›l›nda yapl›nda Menflevik aflamac›l›¤›n afl›lmas›ndan de¤il, Türt›¤› konuflman›n anlam› daha net olarak ortaya ç›k›yor. kiye’ye dair, “ulusal” ölçekte tespitlerin fark›ndan Art›k “demokratik devrim” ve “proleter devrim” farkl› dolay› farkl› bir aflama tarif edilmesinden kaynakl›d›r. bir içeri¤e bürünüyordu. Bu konuflmada ifade edilen, Oysa Bolfleviklerin ulaflt›¤› devrim perspektifi, bir büyük yenilenmenin son noktas› olan proleter devemperyalizm ça¤›nda sovyetlere dayanan proleter devrim anlay›fl›d›r: rimdir. ‹flçi s›n›f›n›n devrimci önderli¤inin varl›¤› koflul“Biz hiçkimsenin yapamad›¤› bir fleyi yapt›k burju lar›nda, proletaryan›n baflka aflamalardan geçmeden va-demokratik devrimi sonuna kadar götürdük. Bilinçli direkt olarak sovyetlere dayal› iktidar›n›n kurulmas›n› bir fleklide kendimizden emin ve flaflmadan ileriye do¤ öngörür. Bu yaklafl›m, salt bir “ulusal” strateji olman›n ru, sosyalist devrime do¤ru, bunun burjuva-demokratik ötesinde, bir bütün olarak içinde bulundu¤umuz emdevriminden Çin Seddi ile ayr›lmad›¤›n›n bilincinde, ne peryalizm ve proleter devrimleri ça¤›n›n bilincine varkadar ilerleyebilece¤imiz, çok büyük görevlerin ne ka mann bir ürünüdür. Dünya çap›nda hakim olan›n dar›n› yapabilece¤imiz, zaferlerimizin ne kadar›n› gele kapitalist üretim iliflkileri olmas›ndan hareket eder. ‹flte cek için garanti alt›na alabilece¤imiz konusunda sadece Ekim Devrimi, ona önerlik eden Bolflevik parti ve mücadelenin belirleyici oldu¤unun bilincinde, yürüyo Lenin’in ondan ö¤renmeyi baflarmalar› sayesinde, ruz. (...) programatik aç›dan da yepyeni bir doru¤u ifade et“Bu korkaklar, palavrac›lar, ma¤rur Nergisler ve mektedir. Sadece yeni bir ça¤› de¤il, komünist Hamletler tahta pala çald›lar ama k›rall›¤› bile y›kama hareketin tarihinde ve bilincinde büyük bir s›çramaya d›lar!Biz flimdiye kadar hiç kimsenin yapamad›¤› bir fleyi yapt›k, k›rall›k pisli¤ini oldu¤u gibi temizledik. Yüz - tekabül etmektedir. Ne yaz›k ki bugün, Bolfleviklerin baflarm›fl oldu¤u s›çrama ve yenilenme, bir bütün y›llar›n o eski tabakalar sisteminden geriye tafl üstünde olarak komünist ve devrimci gruplar taraf›ndan devtafl, tu¤la üstünde tu¤la b›rakmad›k (‹ngiltere, Fransa, ral›nabilmifl de¤ildir. Almanya gibi en ileri ülkeler bile bugün hala bu top Bolfleviklerin, fiubat-Ekim sürecinden ö¤renip, son lumsal tabakalar sisteminin izlerini üstlerindn atama ras›nda tüm dünya komünist hareketine maletmeyi m›fllard›r!) baflard›¤› bu yenilenmeyi, proleter devrim kavray›fl›n› “(...) bugünkü kargafla ortam›nda, Bolflevizmi referans alan “Bütün bunlar burjuva-demokratik devrimi kapsa devrimci harekete maletmek, parti yolunda önemli bir m›na girer. Bundan yüzelli y›l, ikiyüzelli y›l önce bu ad›m olacakt›r. Komünist devrimciler bunun için devrimin (ya da devrimlerin -e¤er genel bir tipin çeflitli üzerlerine düflen sorumlulu¤u gösterme çabas›ndad›r. ulusal flekillerinden söz edilecekse) önderleri halka in sanl›¤› ortaça¤›n ayr›cal›kç›l›¤›ndan, kad›n erkek eflitsiz - Komünist çizgi, bu süreçte tekleflip öne ç›kacakt›r. li¤inden, flu ya da bu dine devletin tan›d›¤› imtiyazlar Ekim Devrimi, iflte bu yönüyle de günceldir. J dan (ya da tamamen ‘din fikri’nden, ‘dincilik’ten), ulusal eflitsizliklerden kur - Geçmifl toplumun tüm kal›nt›lar›n› y›kan devrim, fiubat Devrimi de¤il, Ekim Devrimi’dir. Lenin’in anlatmaya çal›flt›¤›, fiubat Devrimi ve taracaklar› sözünü verdi ler. Ama onlar sadece söz iktidar›n›n, eski toplumun tüm kal›nt›lar›n› temizlemesinin mümkün verdiler, sözlerinde dur olmad›¤›d›r. Dolay›s›yla, “burjuva-demokratik” görevleri çözmek için mad›lar. Sözlerinde dura fiubat vb. aflamalara ihtiyaç yoktur, çünkü bu sorunlar›, “geçerken mazlard›, çünkü ‘kutsal çözen”, Ekim Devrimi’dir . özel mülkiyet’ için duy -


8

Say›: 40 P Kas›m ‘99

‹lk Proleter Devrimi Kavgam›zda Yaflat›yoruz, Y aflataca¤›z ! kim 1917'de Rusya'da iflçi s›n›f›, burjuva iktidar› y›karak yerine sovyetlere dayanan kendi iktidar›n› kurdu. Etkisi gerçekleflti¤i topraklarla s›n›rl› kalmad›, tüm dünyay› sarst› ve yeni bir ça¤ açt›. SSCB ve Do¤u Avrupa blokunun da¤›lmas›yla burjuva ideologlar kapitalizmin nihai zaferini ilan ederken, hemen hergün dünyan›n farkl› bölgelerinden gelen ayaklanma haberleri kavgan›n bitmedi¤ini ve s›n›flar ortadan kalkmadan da bitmeyece¤ini gösteriyor. Ama bu kavga, iflçi s›n›f›n›n devrimci ideolojisini, onun en devrimci ö¤eleriyle buluflturan bir örgüt ve bu örgütün önderli¤inde kapitalizme karfl› bir y›¤›n savafl› verilmeden iflçi s›n›f› lehine son bulamaz. Emperyalist paylafl›m savafl›n›n ortas›nda, bu savafla da son veren devrimin Rusya'da olmas› da tesadüf de¤ildi. Ama devrimin, Rusya'da olmas› sadece emperyalizmin en zay›f halkas› olmas›yla, dünya çap›nda yaflanan savafl›n tüm iflçi s›n›f› ve köylülük üzerindeki y›k›c› etkisiyle veya çarl›¤›n ya da sonradan burjuvazinin yönetememe kriziyle aç›klanabilecek bir olgu da de¤ildir. Böylesi bir nesnel olgunlaflma (dev rimci durum) kuflkusuz bir devrim için gereklidir. Ama komünist parti olmadan, bu parti, devrimci bir program ve özgür örgütsel politik duruflu sa¤layamadan ve mücadele içinde kitlelerin siyasal olarak güvenini kazanmadan proleter devrim gerçekleflemez. ‹flte Rusya'da, tam da böyle bir kavgada çelikleflmifl bir parti vard›: Bolflevik Parti. Keza dünyada ve bu topraklarda bir proleter devrimin koflullar› çoktan olgunlaflm›flt›r. Öyleyse yeni Ekimleri yaratacak bir ufuk ve örgütlenme cüreti göstermemiz gerekiyor. ‹flte bu yüzden içinden geçti¤imiz gericilik döneminde, herkes YÖK'le, Susurluk’la u¤rafl›p, düzeni onarmaya çal›fl›rken komünist devrimcilerin Ekim Devrimi’ni gündeme almas›, militan bir propaganda faaliyeti ve etkinliklerle karfl›lamas› ne tesadüftür, ne de bizim haf›zam›z›n di¤er devrimcilerden daha güçlü olmas›yla aç›klanabilir. Gelene¤imize sahip ç›kmak, tarihi nostalji olmaktan ç›kar›p, derslerini kavgam›zda kuflanmakla mümkündür. Ekim Devrimi'nin 82. y›ldönümünde bir söylefli yapmaya karar verdik. Bu ifli de di¤er devrimci çevrelerle ortaklaflt›rmak istedik. Son Kavga'dan arkadafllar daha önemli gündemleri oldu¤unu, Devrimci Parti Güçleri'nden oldu¤unu iddia eden bir grup ise bizimle hiçbir temelde ortak ifl yapmayaca¤›n› belirtti.

Rusya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’nin ‹lk Amblemi

Söylefli öncesi militan bir propaganda faaliyeti yüavuttular ve bize karfl› papa¤an gibi tekrarlad›klar› rüttük. Bir iflçi semtinde ve bir üniversitede yo¤unlafl“oportünist” vs. tan›mlamalarla içlerini rahatlatt›lar. t›rd›k faaliyetimizi. Mahallede 160 adet afifl ve 150 Ama unutmay›n, Lenin, “gerçekler inatç›d›r” der. adet bildiri; üniversitede 40 afifl ve 100 bildiri tüketildi. Söylefliden ç›kartaca¤›m›z dersler k›saca flunlard›r: Propaganda materyallerimizle ulaflt›¤›m›z iflçilere Ekim 72 gün yaflayan Paris Komünü’nden sonra iflçi s›n›f›, Devrimi’nin önemi anlat›ld› ve söylefliye davet edildiler. iktidar› 1917 Ekim'inde eline alm›flt›r ve kendi devBöyle bir militan propaganda faaliyeti, çevremizin mililetini kurmufltur. Bu, Paris Komünü’nü de aflan iflçi tanlaflmas› ve siyasallaflmas› için olumlu bir ad›md›. s›n›f›n›n en flanl› eylemidir. Bu devrim sadece ulusal Söylefli, DAB-SEN Mamak fiubesi’nde 7 Kas›m güde¤il, uluslararas› öneme ve sonuçlara sahiptir. Bu nü yap›ld›. Devrimci Parti Güçleri imzal› "Bolflevizm topraklarda Ekim Devrimi’nden ve Bolflevik Parti’den Kazanacak" pankart› ve baz› fliarlar›m›z›n bulundu¤u esinlenen komünist devrimciler vard›r. Ve iflçi s›n›f›, dövizleri sendikan›n duvar›na ast›k. Bunun yan›nda emperyalizmin zay›f halkas›n› k›rabilecek bir potantüm yay›nlar›m›z›n bulundu¤u bir stand açt›k. Baz› aksiyele çoktand›r sahiptir. Öyleyse bu kavgada ona ön sakl›klardan dolay› yeterli say›da iliflkimizi getiremederlik edebilecek bir partinin haz›rl›k görevlerine dik. Söylefli öncesi "Yeni Ekimler ‹çin ‹leri" bildirisi sayo¤unlaflmak ve tüm da¤›n›k çabalar› bu göreve tabi londakilere da¤›t›ld›.Yaklafl›k 35 kiflilik bir kat›l›mla k›lmak komünistlerin önceli¤idir. sayg› duruflu ve enternasyonal marfl›n›n okunmas›nÖnceliklerimiz temelinde eylemli bir yürüyüfle h›zla dan sonra söylefliye geçildi. Bir yoldafl, Ekim Devrimidevam ediyoruz. Yap›c›lar Ankara’da da Partiyi ilmik ’nin anlam›n› ve ona can veren Bolflevik Parti’nin niteilmik örüyorlar. liklerini açt› ve günümüzde böylesi bir partiye olan ihDevrimci Par ti Güçleri'nden tiyac› farkl› siyasal gündemler üzerinden tarif etti. BolKomünist Devrimciler/Ankara flevik tipte bir partiye giden yolda komünistlerin izlemesi gereken haz›rl›k dönemi ve öncelikler anlat›ld›. Bir süre sonra kendine “Komünistlerin “Rus devrimiyle kazan›lm›fl olan geri al›namaz. Yeryüzünde hiçbir güç bunu silemez; Birli¤i” diyen çevrenin yeryüzünde hiçbir güç sovyet devletinin yarat›lm›fl oldu¤u gerçe¤ini yok edemez. ” bilinçli tutumlar› Bundan 82 y›l önce Ekim Devrimiyle, dünyan›n yükünü s›rtlayanlar dünyan›n dümenini yüzünden, söylefli as›l de ellerine almak için tarihi bir ad›m atm›flt›. Rusya’da devrimci iflçi s›n›f›, emperyalistlerin zemininden kayd›, dünya ölçe¤indeki ilk paylafl›m savafl›n›n ortas›nda, tepesindeki sömürücü devleti y›karak bu zaman›nda tüketilmemifl ars›z ve kanl› savafla son vermiflti. tart›flmalara çekildi. Nas›l Dünyada bar›fl ve özgürlü¤ü sa¤layacak tek güç uluslararas› devrimci iflçi s›n›f› olabilir. bir ideolojik-siyasal hatta Rusya’daki devrimci iflçiler taraf›ndan aç›lan bu sayfa ise hala kapanm›fl de¤il, Ekim Devrive ne menem bir durufla miyle aç›lan yolun sonundaki bu hedefe hala ulafl›lamad›. sahip oldu¤u belli olmayan O günden bu yana çok fley de¤iflti. Ekim Devrimi’nin dünya iflçi s›n›f›na bir arma¤an› bir çevrenin, içine der t olan uluslararas› sovyet cumhuriyetleri birli¤i içten içe çürüdü, yozlaflt› ve da¤›ld›. Ücretli köolanlar› kusmalar›n› ve lelik ve sefalet düzeninin bütün dünyadan temizlenmesi için, iflçi s›n›f›n›n tüm kapitalist topçarp›tt›klar› görüfllerimizle luma karfl› savafl›m›na önderlik etmek üzere kurulan Komünist Enternasyonal’in yerinde çoktart›flmaya çal›flmalar›na tan yeller esiyor. ‹flçi s›n›f›n›n elde etti¤i kazan›mlar›n hepsi birer birer geri al›nd›. katlanmak zorunda kald›k. ‹flçi s›n›f› ve komünistlerin bu yenilgisinin ard›ndan, burjuvazi kald›¤› yerden devam etmeGeçmiflte ayn› siyasal ye çoktan bafllad› bile. Emperyalistler, kapitalizmin nihai zaferini ilan edip, bugüne kadar kayplatformda durdu¤umuz bettikleri zaman›n ac›s›n› ç›kar›rcas›na, dizginlerinden boflalarak dünyay› yeniden ve yeniden bu arkadafllar evlere flenlik paylafl›yor. Dünyay› kendi çiftlikleri gibi gören her boydan emperyalist devlet, en demokrat devrimci parti güçleri maskelerini takarak bu paylafl›mdan daha fazla pay kapmak için birbirleriyle yar›fl›yor. Uluskavray›fllar›yla kendilerini lararas› sermaye düzeni, bir yandan sosyalizmin öldü¤ünü, “yeni dünya düzeni” dedikleri düzenin tüm dünyaya bar›fl getirece¤ini iddia ederken, Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Kürdistan’dan Do¤u Timor’a bütün dünyay› kan ve gözyafl› içinde b›rakma pahas›na varl›¤›n› sürdürmeye devam ediyor. fiimdilerde televizyonlarda, gazetelerde bolca iflitti¤imiz “demokratikleflme” masal› da, bu paylafl›mdaki pay›n› art›rmak isteyen Türkiye burjuvazisinin, yolunu açmak için iflçi s›n›f›na ve devrimcilere giriflece¤i sald›r›n›n yeni ad›ndan baflka bir fley de¤il. Burjuvazi gerekirse askeri bir darbenin zoruyla böyle bir “demokratikleflmeyi” sa¤lamaya kararl›. Ak›n Birdal ve ‹smail Beflikçi gibi ayd›nlar serbest b›rak›l›rken Ulucanlar’da on devrimcinin göz göre göre katledilmesi bir çeliflki de¤il, aksine burjuvazinin “demokratikleflme” madalyonunun iki yüzü... “Hukuk devleti”, “insan haklar› standard›n›n yükseltilmesi”, “siyasi çözüm” gibi cilal› laflar, tüm bunlar›n karfl›s›nda hep gündemde tutulan askeri darbe olas›l›¤›, en azg›n faflistlerin bile demokrasi havarisi kesilmesi; bunlar›n hepsi devletin “demokratikleflme” plan›n›n birbirinden kopmaz parçalar›d›r. Tüm bunlara ra¤men, hala burjuva devletin bar›fl ve demokrasi yolunda ad›m ataca¤› hayaline kendini ve kitleleri inand›rmaya çal›flanlar, siyasal gelece¤ini burada arayanlar var. Ancak bütün bunlar, bar›fl›n ve özgürlü¤ün tek savunucusunun devrimci iflçi s›n›f› oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmiyor. ‹flçi s›n›f› ve tüm ezilenler için kurtuluflun yolunu Ekim Devrimi göstermiflti. Burjuvazinin tüm sald›r›lar›na karfl› yok edemedi¤i gerçek, iflte budur. Ekim Devrimi gösterdi ki; iflçi s›n›f› bir avuç asalak taraf›ndan sömürülmek ve yönetilmek zorunda de¤ildir. ‹flçi s›n›f›n›n biricik kurtulufl yolu, burjuvazinin iktidar›n› korumakla yükümlü devletin y›k›lmas›yla, onun yerine Paris Komünü ve Ekim Devrimi’nin iflçi s›n›f›na bir hediyesi olan iflçi s›n›f›n›n öz örgütü sovyetlere dayanarak uluslararas› ölçekte iktidara gelmesiyle gerçekleflebilir. Bugün bu gerçe¤in hat›rlanmas›na, bu gerçe¤e sar›lmaya her fleyden daha çok ihtiyaç var. Ekim Devrimi’ni do¤uran nesnel koflullar, bugün tüm dünyada fazlas›yla varl›¤›n› koruyor. Varolmayan ise iflçi s›n›f›na bu kavgada önderlik edecek bir örgütlülüktür. Bugünün yenilgi koflullar›nda, bundan daha gerisi yoktur ve büyük bir devrimci iradeyle ileri at›lman›n zaman›d›r. Görev, Ekim Devrimi gelene¤ine sahip ç›karak Bolflevik bir önderli¤i yaratmak, her koflul alt›nda süreklili¤ini koruyacak ba¤›ms›z-devrimci-özgür örgütlenmeyi yaratmak, dünyay› yeniden fethedecek bir cüret ve devrimci iradeyi, örgütlü yürüyüflü ortaya koymakt›r. “Bolflevizm kazanacak, komünist bir dünya kurulacak!” fliar›, iflte o zaman kapitalizmin y›k›lmaz gibi görünen burçlar›nda burjuvaziyi rahat yata¤›nda ürpertecek güçle yank›lanacakt›r. Vars›n burjuvalar bir komünist devrimden korkup titresinler . Proleterlerin zincirlerinden baflka kaybedecek hiç bir fleyleri yok. Kazanacaklar› bir dünya var! Bütün Ülkelerin ‹flçileri Birleflin! Bolflevizm We Serkewe! Bolflevizm Kazanacak! Özgürlük Savaflan ‹flçilerle Gelecek! Komünist Bir Dünya Kuraca¤›z! Devrimci Parti Güçlerinden Komünist Devrimciler

82. Y›ldönümünde Ekim Devrimi Yolumuzu Ayd›nlat›yor!

YEN‹ EK‹MLER ‹Ç‹N ‹LER‹!


9

Say›: 40 P Kas›m ‘99

Pakistan’daki Darbenin Göstermek ‹stemedikleri E

kim ay›nda, farkl› ülkelerde yaflanan parlamento bask›nlar› ve darbe giriflimleriyle, “demokrasinin önemi”nin vurgulanmas›na vesile olan olaylar yafland›. Ermenistan’daki parlamento bask›n› yerini ola¤an iflleyifle b›rakt›. Ancak, Pakistan’da yaflanan darbe için ayn› fley söylenemez. Mesele Pakistan olunca, bundan Türkiye için benzerlikler kurmamak mümkün de¤il. Çünkü Pakistan’la Türkiye’nin istikrars›z yap›lar› nedeniyle, sürekli olarak darbelerin yap›ld›¤› benzer bir geçmiflleri var. Zaten sorun, tam da bu eksenden yans›t›lmaya, bir darbe-demokrasi tart›flmas› gündem yap›lmaya çal›fl›l›yor. Bunun olup olmayaca¤›ndan ba¤›ms›z, arkas›ndaki as›l hesaplar böylece gizlenmeye çal›fl›l›yor. Pakistan, 1947’de Hindistan’dan ayr›ld›¤›ndan bu yana, bu sonuncusuyla birlikte dört darbe yaflad›. Bu darbelerin tarihleri de, Türkiye’dekilerle iki ve üç y›l gibi aral›klarla benzerlikler tafl›yor. 1958, 1969, 1977’de darbeler gerçekleflti. Pakistan’›n, Türkiye ile olan benzerlikleri darbelerin s›kça yaflanmas› ve iki ülkenin darbeci generalleri aras›ndaki dostlukla s›n›rl› de¤il. Pakistan’›n, uluslararas› iliflkilerinde, özellikle ABD ile iliflkilerindeki konumu da Türkiye ile benzerlikler tafl›yor. Pakistan-Hindistan iliflkileri, Yunanistan-TC

iliflkilerine, bu ülkeler aras›ndaki Keflmir sorunu, ise K›br›s sorununa benziyor. Darbeden dolay› Keflmir sorunu bir kez daha, ama farkl› biçimde öne ç›kar›ld›. Pakistan’daki darbenin gerekçesi olarak, Keflmir’deki ordu güçlerinin çekilmesi emrini veren eski Baflbakan Navaz fierif’in, bu emre uymak istemeyen Pervez Müflerrefi görevden almas›, ordunun bu durumu hazmedememesi gösteriliyor. Keflmir’den çekilmeyi hazmedemedi¤i söylenen “flahin” Müflerref’in birden bire “ulusal onuru” flaha kalk›yor ve buna izin veremeyece¤ini hayk›rarak, yönetime el koyuyor. Kimilerine göre, bunu ABD’ye ra¤men gerçeklefltiriyor. ABD’nin demokrasi afl›¤› söylemi düflünüldü¤ünde, bu durum ilk bak›flta do¤ru gibi görünüyor, ama asl›nda böyle de¤il. Gerçekte, Keflmir’den çekilme sorunu, eski baflbakan›n Temmuz ay›ndaki ABD ziyaretinde kararlaflt›r›ld›. Bu ziyaretin ard›ndan, y›llard›r Keflmir sorunu yüzünden çat›flan Hindistan’la Pakistan aras›nda ›l›ml› rüzgarlar esmeye bafllad›. Her ne kadar oralarda deprem olmad›ysa da, ABD bir kez karar verdikten sonra ›l›ml› rüzgarlar esmeden olmazd›. Bu demektir ki, ne olursa olsun Keflmir sorunu çözülecekti. Yunanistan-TC aras›nda esen rüzgarlara ne kadar benziyor. Darbeden sonra, Pervez Mü-

flerrefin ilk yapt›¤› ifllerden biri, Hindistan s›n›r›ndaki asker say›s›n› azaltmak oldu. ABD’ye nas›l da karfl› de¤il mi? Pakistan’daki darbenin ard›ndan, ABD’nin ve baflka devletlerin demokrasinin önemi üzerine aç›klamalar›na bak›p, darbeye karfl› olduklar› sonucuna varmak, sadece görünüfle bakmak anlam›na gelir. Söylenenlerin içeri¤ine bak›ld›¤›nda, asl›nda ABD ve eksenin deki ülkelerin darbeyi destekledikleri ortaya ç›k›yor. Keflmir sorununda “flahin”lik gösterisi yapan ordunun bu ç›k›fl› ise, asl›nda direkt bu sorunla de¤il, Pakistan’›n bölgedeki rolünü pekifltirmek için içte ihtiyaç duyulan istikrar aray›fllar›na yan›t olmakla ilgili. ABD, bölgede Çin-Rusya ittifak› karfl›s›nda, daha sa¤lam müttefikler aray›fl›ndad›r. Pakistan’daki darbe de, ABD’ye bu do¤rultuda güven vermeyi hedeflemekte, bölgedeki paylafl›mda söz hakk› iste¤ini ve buna dair bir güven verme çabas›n› ortaya koyma amac›n› tafl›maktad›r. Görülmesi gereken, tüm devletler için, ba¤›ms›zl›¤›n sembolü olarak lanse edilen ordunun, dünyan›n yeniden paylafl›m›nda, tam bir burjuva s›n›f bilinciyle hareket etti¤inin tescilidir. He def budur ve darbeyle mi, demokrasiyle mi ulafl›laca¤› ise, nüanstan baflka bir fley de¤ildir. J

Düzen Krizden besleniyor, Y›kmad›kça Y›k›lm›yor

Endonezya’da ‘Olup Bitenler’

E

ndonezya’n›n tarihi iflçi s›n›f›n›n ve farkl› uluslardan ezilenlerin üzerinde yo¤un bir zulmün tarihidir. Öyle bir tarih ki, 1965’te 30 Ekim’i 1 Eylül’e ba¤layan gece, bir gecede bir milyonu aflan devrimci insan, komünist partiye üye olduklar› ya da destekledikleri için katledilebilmifltir. “Asya kaplanlar›” olarak adland›r›lan ülkelere dahil Endonezya’n›n ekonomisindeki geliflme ve krizler, farkl› uluslardan iflçi s›n›f›n›n yo¤un sömürüsü ve düzeni tehdit eden dinamiklerin ehlilefltirilmesi ya da yok edilmesi ile afl›labilirdi. Endonezya’da geliflkin ve devrimci kökleri olan iflçi hareketinin bast›r›labilmesi için bask› art›r›ld›. Devrimci hareketin etkinli¤i zor ile imha edildi, etkisi ehlilefltirilmeye çal›fl›ld›, devreye dinsel ak›mlar sokularak varolan patlama dinamikleri söndürülmeye çal›fl›ld›. Tüm bunlar burjuvazinin hedefleri do¤rultusunda, ordunun vurucu gücü alt›nda gerçeklefltirildi. Endonezya burjuvazisi, yönetime Suharto hanedan›n› getirirken, ordu da ekonomik olarak pastadan pay al›yor ve yönetimde a¤›rl›¤›n› koyuyordu. ‹flte devlet baflkanl›¤› seçimlerinde son anda seçilen Vahid de diktatörlü¤ün yönetiminde sivil aday›n oluflturulmas›nda, parlamentonun y›¤›nlar gözünde meflrulaflt›r›lmas›nda f›rsat oldu. Endonezya’da önemli bir muhalefeti temsil eden ve seçimlerde en büyük flansa sahip olan Megawati devlet baflkan› yard›mc›l›¤›na getirildi. Diktatörlü¤ün vurucu ve y›¤›nlar nezdinde geçmiflen daha fazla meflrulaflan yönetimi böyle oluflturuldu; “ulusal birlik” hükümeti kuruldu. Ülke tarihinde ordu yönetiminin önemli isimlerinden olan Genelkurmay Baflkan› Wiranto’nun ve uzun zamand›r iktidardaki parti olan Golkar partisinin liderinin Vahid lehine adayl›ktan çekilmesi de Vahid’in baflkanl›¤›nda devletin yeniden yap›land›r›lmas› planlar› içerisinde idi. Bölge iflçi s›n›f› ve ezilen

uluslar›n›n biriktirdi¤i patlama dinamikleri devrimci bir önderlik sayesinde iktidar hedefine yönlendirilemedi¤inden, dinci ak›mlar›n güçlenmesine neden oldu, böylece dinamik ehlilefltirilmeye çal›fl›ld›, devrimci hareket üzerindeki bask› 1965’ten bugüne azalmad›, aksine burjuvazinin ç›kard›¤› dersler ile yöntemleri geliflerek devam etti. Bölge içinde Endonezya’n›n ilhak etti¤i farkl› uluslar›n bafllatt›klar› ulusal mücadele, kontr-gerilla yöntemleri ile bast›r›lmaya ya da ehlilefltirilmeye çal›fl›ld›. Tüm bunlar emperyalist devletlerle de ç›kar iliflkileri artan ve geliflen ekonomisi ile Endonezya’nn emperyalist hiyerarflide güçlenmesi, Pasifik’te geliflebilecek Çin-Rusya ittifak›na karfl› üs olabilmesi için yap›ld›. Endonezya burjuvazisinin ç›karlar› da bununla tamamen örtüflüyor, ama tüm bunlar›n iktisadi ve siyasi koflullar›n› yaflama geçirebilecek yönetime ihtiyaç duyuyordu. ABD’nin bask›n oldu¤u tüm bu planlarda, Do¤u Timor’da kirli bar›fl ile ulusal kurtulufl mücadelesinin sona erdirilmesi ve sahte “ba¤›ms›zl›¤›n” verilmesi ile düzen iç tehditlerinden birini daha sindirdi. Ordunun do¤rudan bask›s›n›n yerini, flimdi Do¤u Timor’daki ç›karlar›n›n karfl›s›nda yeralabilecek tüm dinamikleri temizleme amac›yla kontr-gerilla örgütlenmesi sürdürüyor. Y›¤›nlar›n ve iflçi s›n›f›n›n muhalefeti dinci ak›mlara yönlendirilmiflti. Megawati ve “ulusal birlik” hükümetindeki farkl› etnik gruplar›, dinleri temsil eden çok renkli yap›, bu dinci ak›mlar›n da art›k etkin deste¤ini alarak vurucu ve meflru k›l›fla burjuva diktatörlü¤ün planlar›n› gerçeklefltirecek. ‹slamc› muhalefet, Megawati ile burjuvazinin denetimine al›nd› ve yeniden yap›lanmada etkin hale getirildi. Böylece burjuvazinin sivil ve “meflru” vurucu hükümeti ilk defa savunma bakan›n› da askerlerin içinden de¤il sivil kesimden seçerek, ordunun yönetimde -

ki etkinli¤ini azaltt›. Y›¤›nlar›n gözünde kadife eldivenini giyen bir demir yumru¤a dönüfltü. Bundan sonra burjuvazi, bölgedeki emperyalist ç›karlar› ve kendi iktisadi yap›lanmas›n›n ç›karlar› do¤rultusunda iflçi s›n›f› ve ezilen uluslar üzerindeki bask›s›n› ve sömürüyü daha da art›racak, seçmeli terörü daha vurucu ve kadife eldivenle kullanabilecektir. Y›¤›nlar›n düzeniçine çekilen tepkisiyle istifa eden Suharto’nun yerine, Habibi’nin gelmesi sivil bir yönetime do¤ru aç›lan bir ara dönem iken, bugün sivil yönetim hedefine do¤ru önemli bir ad›m at›lm›fl t›r. Endonezya, yeniden yap›lanmas›n›, dizginsiz sömürüsünü art›k vurucu bir yönetimle vahflileflerek sürdürecektir. Buradan iflçi s›n›f›n›n ve ezilen kesimlerin ç›karaca¤› dersler vard›r. Üstelik sadece Endonezya’n›n bu topraklardaki burjuvazinin çat›flmalar›na ve fleçeneklerine örnek oluflturmas› nedeniyle de¤il, esas olarak devrim cephesindedir bu dersler. Güçlü bir devrimci dinamik 1965’te bir gecede belki ezilebilmifl, ama yokedilememifltir, s›n›f›n içinde kurdu¤u ba¤lar ve ezilen uluslar ile ba¤lar›n›n devam etti¤i, bugün bile ezilenlerin dinmeyen öfke ve tepkileri ile, ulusal kurtulufl mücadeleleri ve iflçi, ö¤renci hareketleri ile kendini hissetirmektedir. Ama burjuva düzen y›kmad›kça y›k›lm›yor. Üstelik ezilenlerin düzen üzerindeki bask›s›n›n artt›¤› bir dönemde, y›¤›nlar devrimci bir önderlikle düzeni karfl›s›na alamad›¤›, y›kmay› hedefleyemedi¤i du rumda varolan krizden düzen güçlenmifl, dersler ç›karm›fl olarak ç›k›yor. Düzen krizden besleniyor. Devrimci bir önderlik ihtiyac› yak›c›lafl›yor. Burjuva medyaya bile s›zabilen Endonezya’daki y›¤›nlar›n öfkesi, devrimci bir önderli¤in ne kadar da yak›c›laflt›¤›n› gösteriyor. Sadece orada de¤il, bu topraklarda ve tüm dünyada... Er geç devrimci parti yarat›lacak, özgürlük ve sosyalizm sava flan iflçilerle gelecektir! J

Enternasyonalist Yön

Burjuvazinin ‘Enternasyonal’ Örgütleri

E

nternasyonal bir s›n›f burjuvazi. Ç›karlar›n›n tüm dünya çap›nda takipçili¤ini somut ba¤lar ve güçler le yap›yor. ‹flçi s›n›f›n›n enternasyonal örgüt bilinci nin ve enternasyonalist yön duygusunun zay›flad›¤› bu gericilik döneminde, burjuvazinin enternasyonal sald›r› örgütlerinden biri olan Avrupa Güvenlik ve ‹flbirli¤i Teflkilat› (AG‹T) zirvesi ‹stanbul’da toplan›yor. AG‹T toplant›la r›nda Avrupa’n›n güvenli¤i ad›na buluflan burjuva devletler, bir yandan kendi paylar›n› art›rmak için çekiflmekte, di¤er yandan ise, bu paylafl›ma kendi kontrollerinde girmelerini istedikleri burjuva devletlere dair planlar yapabilmektedirler. Üstelik AG‹T toplant›lar›nda burjuvazi, farkl› ülkelerden sivil toplum örgütlerinin eliyle, burjuva paylafl›m›n ç›karlar› için kitlelerden destek alman›n da yöntemlerini hesaplamaktad›r. AG‹T toplant›s›nda bir yandan Çeçenistan sorunu tart›fl›labilmekte, Kürt örgütleri “davet” edilmekte, ve demokrasi, insan haklar›, az›nl›k haklar› ad› alt›nda burjuva devletlerin paylafl›mlar› kitleler gözünde meflrulaflt›r›lmaktad›r. Nas›l y›¤›nlar›n bilincini karartmas›nlar ki, zirveye kat›lan ABD’nin de Avrupa’n›n da dolayl› olarak körükledi¤i Çeçenistan’da süren paylafl›m savafl›, AG‹T’ toplant›lar›nda sivil toplum örgütlerince tart›fl›l›yor. Böylece tart›fl›lan konu meflrulaflt›r›l›yor. Bu savafl› desteklerken, Çeçenistan ve az›nl›k sorunlar› üzerine tart›flt›rmak tam da burjuvazinin kendi s›n›f›na özgü bir ikiyüzlülüktür. Uluslararas› burjuvazinin bu örgütünün toplant›lar›n›n ilk bölümünde sivil toplum örgütlerine bu vazife biçilirken, burjuva devletlerin yöneticilerinin kat›ld›¤› son toplant›larda esas planlar somutlanacak, çat›flmalar belirginleflecektir. Burjuvazinin, kendi karfl›s›nda y›k›c› bir irade görme di¤i onlarca y›l boyunca diktatörlü¤ünü tahkim etmek, paylafl›m›na yön vermek için kurdu¤u “enternasyonal” örgütleriyle, uluslararas› iflçi s›n›f› ve devrimci harekete karfl› sald›r› silahlar›n› güçlendirmifltir. ‹MF gibi uluslararas› tefeci örgütleri ile denetimi alt›na almak istedi¤i ülkeleri borç yükü alt›nda esir almakta; NATO gibi ordular› ile paylafl›m alanlar›n› silah zoruyla denetim alt›na almaktad›r. Tüm dünya çap›nda yürüttü¤ü paylafl›m›n somut takipçili¤ini o ülke burjuvazisi üzerinde kurdu¤u ba¤›ml›l›k iliflkileri ile yapmakta, ülkeleri ve uluslar› denetim alt›na almaktad›r. Kafkasya’daki paylafl›m›, K›br›s sorununu AG‹T zirvesinde plana ba¤larken, bu sorunla ba¤lar› ve ç›karlar› olan ülkeleriemperyalist sistemin ihtiyac›na göre yönlendirmektedir. Burjuvazinin uluslararas› örgütlerinin geliflmesinin, s›n›f düflman› iflçi s›n›f›na karfl› dünya çap›nda dersler ç›kararak sald›r›s›n› geniflletmesi ve derinlefltirmesinin alt›nda 80 y›l önceki iradenin karfl›s›nda olmamas› yatmaktad›r. 80 y›l önce Komünist Enternasyonal karfl›s›nda burjuvazinin gelifltirmeye çal›flt›¤› silahlar (Milletler Cemiyeti gibi) Komünist Enternasyonal’in yoklu¤unda daha da geliflip, çeflitlenmifl, ama iflçi s›n›f›n›n uluslararas› silah› olan Komünist Enternasyonal geliflmemifl aksine II. Enternasyonal anlay›fl›n›n esiri olarak kapanm›flt›r. Uluslararas› burjuvazinin bu planlar›n›n karfl›s›na ancak böyle bir irade ile dikilinebilir. Bu irade, 80 y›l önce burjuvazinin bugün kurdu¤u enternasyonal örgütlerden tamamen farkl› olan biçimde, ülkelerin proleterleri aras›ndaki somut ba¤ lar› kuruyor, onlar›n eylemlerini ve hedeflerini ortaklaflt›r›yordu. Amaçlar› ve araçlar› birlefltiren bu iradenin yoklu¤u koflullar›nda, burjuvazinin planlar›na kendi devrimi ve kurtuluflu lehine müdahale edemeyen iflçi s›n›f›, ülke içindeki da¤›n›kl›¤›n›n ötesinde, tüm dünya iflçileri ile ba¤lar›n›n zay›fl›¤› ile yüzyüzedir. Bu nedenle burjuvazinin karfl› devrimci enternasyonal örgütlerinin, de¤iflik ülkelerin proleterleri ve ezilen uluslar› üzerinde oynad›¤› AG‹T türü plan ve oyunlar bofla ç›kar›lamamaktad›r. Sivil toplum kurulufllar› eliyle burjuva devletlerin planlar›n›n kitleler gözünde cilaland›¤› bir burjuva enternasyonalinin karfl›s›na ba¤›ms›z politik güç ve irade olarak dikilememektedir. ‹flte bunun içindir ki, iflçi s›n›f› farkl› ülkelerdeki proleterleri eylemli ve ortak karfl› durufla geçirememekte, sadece burjuvazinin oyunlar›n›n ve planlar›n›n teflhiri ile s›n›rl› kalabilmektedir. Tarihte s›n›flar mücadelesinde belirleyici olan s›n›f burjuvazi, senaryoyu istedi¤i gibi yazabilmektedir. Komünist Enternasyonal, iflçilerin devrimci enternas yonali ve öncüsü olarak 80 y›l önce bu karfl› duruflu temsil ediyordu. Bu karfl› durufl ve iradenin tekrar burjuvazinin karfl›s›na dikilmesi her geçen gün daha yak›c› bir ihtiyaç haline geliyor. P


10

Say›: 40 P Kas›m ‘99

Ekim Devrimi Bir An› De¤il, Yolumuzu Ayd›nlatan Bir Meflaledir ir 7 Kas›m daha YÖK boykotu ve Susurmizin duyurusunun ve propaganda yapmaluk’un gölgesinde geçti. Her y›l oldu¤u B n›n bir arac› olarak de¤erlendirme çabam›z gibi bu y›l da devrimci yay›nlarda Lenin resimleriyle birlikte Ekim Devrimi üzerine söylenen bildik sözlere rastlamak mümkün. Ekim Devrimi’ni anmaktan öte, devrimci hareketin genel tablosu, Ekim Devrimi’ni yaratan bilincin oldukça uza¤›nda. Burjuvazi kendi iflini yap›yor; hükmediyor, katlediyor, kendi gündeminin ›srarl› takipçili¤ini yap›yor. Ekim Devrimi’nin takipçisi oldu¤unu söyleyenler ise dar grupçu yaklafl›mlar›ndan s›yr›l›p, kendi gündemini ve eksikliklerini bilince ç›karamaman›n sanc›lar›n› yafl›yor. Yeni Ekimler yaratma iddias›nda olan biz komünistler için, 7 Kas›m yadedilecek bir gün olman›n ötesinde bir anlam tafl›makta. Yola ç›kt›¤›m›z ilk günden beri, yeni Ekimler yaratabilmenin ilk koflulunun Ekim Devrimi’nin derslerinin bilince ç›kart›lmas›ndan geçti¤ini biliyoruz. Ekim Devrimi’nin 82. y›ldönümünü yaflad›¤›m›z, devrimci siyaset ad›na günü kurtarma çabalar›n›n hakim oldu¤u flu günlerde, Ümraniye’de yo¤un bir faaliyet yürüttük. Öncelikli olarak alan›n farkl› yerlerine toplam 160 adet afifl yapt›k. Afifl çal›flmas› s›ras›nda düflman›n iki yoldafl›m›z› gözalt›na almas› sonucu 40 adet afiflimizi de düflmana kapt›rd›k. Ekim Devrimi üzerine propaganda yaparak bildiri da¤›tt›k. Bildirinin kendisiyle birlikte da¤›t›m›n› da söylefli-

dan kaynakl› 250 adet bildiri da¤›tabildik. Alandaki politik odaklara söyleflimizin duyurusunu ast›k. Bu çal›flmalar›n sonucu olarak da, alandan 15 kifliyi söylefliye tafl›d›k. Bunlar›n d›fl›nda ise militan gazete sat›fl›yla 90 adet gazete satt›k. Bugün yapt›klar›m›z› yeterli görmesek de daha ileriye s›çraman›n önemli ad›mlar› olarak görüyoruz. Ekim Devrimi’ni yaratanlar› aflmak için önce eriflebilmek gerekli. Bu da ancak sahiplendi¤imiz Bolflevik gelene¤in yaflamda karfl›l›¤› olan bir partiyi yaratmakla olacakt›r. Hedefimizle uyumlu olarak att›¤›m›z her ad›m bizi iddiam›za yak›nlaflt›rman›n kald›rac› olacakt›r. Düflman›n zindanlar›nda kurulan barikat savafllar›na ra¤men, d›flar›da devrim davas› güdenlerin kendi gündemlerine sahip ç›kamamalar› devrimci parti ihtiyac›n›n yak›c›l›¤›n› bir kez daha hissettiriyor. Düflmana kendi zindanlar›n› dar ederek ölümsüzleflen 10 kavga yoldafl›m›za ve bu u¤urda düflen tüm devrimcilere sözümüz var: Yeni Ekimleri yaratacak devrimci partiyi yarataca¤›z! Komünist bir dünya kuraca¤›z! Devrimci Parti Güçleri’nden Komünist Devrimciler/Ümraniye

Unutturulmak ‹stenen Bizim Tarihimiz “Ça¤›m›z proleter devrimler ça¤›d›r” diyen Lenin ve onun önderli¤inde Bolflevik Parti’nin gerçeklefltirdi¤i, ça¤›n ilk ve tek sovyetlere dayanan proleter devrimi olan Ekim Devrimi’nin 82. y›l›nday›z. 1917 Ekim Devrimi’nin ç›k›fl› ayn› zamanda burjuvazinin kabuslu günlerinin de bafllang›c› oldu. O dönem emperyalist paylafl›m savafl› içinde olan burjuvazi, Ekim Devrimi’ni ve kendi ülkesinde olas› bir proleter devrimi bast›rmak için tek vücut oldu. Burjuvazinin baflaramad›¤›n›, Lenin sonras› dönemde ‹kinci Enternasyonal gelene¤iyle buluflan, Ekim Devrimi’nin ya rat›c›s› oldu¤u kadar yaflat›c›s› olmas› gerekenler baflard›. ‹kinci Enternasyonal çizgisiyle kucaklaflman›n ard›ndan gelen yozlaflma, Ekim Devrimi’ni yaflatma ve aflman›n koflullar›n› da ortadan kald›r›yordu. Burjuvaziye de bundan sonra böyle bir kabus yaflamamak için Ekim Devrimi’ni, kazan›mlar›n› ve onu yaratan bilinci zihinlerden kaz›mak düflüyordu. Bunu baflard› da... Dünyada ve Türkiye’de Bolflevizmi referans alarak yeni Ekimler yaratma iddias›nda olanlar da, gerek sahip ç›kt›klar›n› söyledikleri Bolflevizmi yozlaflm›fl haliyle sahiplenmeleri, Ekim Devrimi’ni Ekim Devrimi yapan deneyim ve derslerin bilince ç›kart›lamamas›, gerekse de burjuvazinin unutturma çabalar› çerçevesinde ortaya att›¤› göz ba¤lar›ndan kurtulamay›fllar› nedeniyle Ekim Devimi’ni gündemlerine almad›lar.

Ekim Devrimi’ni Barikatlarla Anaca¤›z! ‹

çinden geçti¤imiz gericilik döneminde kendisini parti, örgüt olarak varedenlerin k›s›r döngü içinde kald›¤› bir zamanda, biz komünistlerin iddiam›za denk bir duruflu sergilememiz gerekiyor. Ekim Devrimi’nin 82. y›ldönümü olan flu günlerde biz komünistlere düflen görev, devrimci partiyi yaratma hedefimizi gözeterek üstümüze düflenleri bulundu¤umuz her alanda önceliklerimiz temelinde cüretkar bir flekilde yerine getirmektir. Bizim için anlam› ve önemi tart›flmas›z olan Ekim Devrimi’nin y›ldönümünde de bu bilinçle hareket ettik. Temel fliarlar›m›z› içe -

ren afifllerimizden semt ve çevresine toplam 50 adet yapt›k. Afifl çal›flmas›n›n ard›ndan alanda Ekim Devrimi üzerine bildirimizi da¤›tt›k. Bildiri da¤›t›m›nda daha çok insanlarla sohbet etmeyi tercih ettik. Ekim Devrimi üzerine yapt›¤›m›z propagandaya ilgi gösterenleri söyleflimize ça¤›rd›k. Bildiri da¤›t›m›n›n sonunda ise semtteki bir kahveye girdik. Burjuvazinin her gün televizyonuyla, gazeteleriyle bize kendi gündemini yutturdu¤unu, devrimcilerin gündeminde ise kendi tarihimiz olan Ekim Devrimi oldu¤unu, bizi kurtaracak olan›n kendi gündemimize

sahip ç›karak gücümüzü örgütlü bir güce dönüfltürmek oldu¤unu vurgulayan k›sa bir konuflmayla birlikte bildirilerimizi da¤›tt›k. Bizim cüretkar bir flekilde kahveye girerek konuflma yapan, bildiri da¤›tan tavr›m›z insanlar›n ilgisini çekti. Biz bunlar› yaparken alanda d›fl›m›zda devrimcilerin Ekim Devrimi’ni gündemlerine almad›klar›n› gözlemledik. Hiç bir çal›flman›n yap›lmam›fl olmas› elbette ki bizleri sevindirmedi. Devrimcilerin eksilerini kendi art›lar›m›z olarak görmüyor, aksine eksikliklerimizin bilincinde olarak sorumluluklar›m› -

Kendimizi varetti¤imiz her alanda oldu¤u gibi Okmeydan›’nda da Kas›m ay› içindeki faaliyetimizin ana eksenini Ekim Devrimi oluflturdu. Bugün bu gündemi kitlelerin gündemi haline getiremesek de bulundu¤umuz alanda s›n›rl› çevremiz üzerinden yo¤un bir propaganda çal›flmas› yürüttük. Sözlü propagandayla birlikte s›n›rl› say›da bildiri da¤›t›m› üzerinden söyleflimizin duyurusunu yapt›k. Kendi eksikliklerimizden kaynakl› bildiri da¤›t›m›n› yayg›nlaflt›ramad›k. Bunun yan› s›ra temel fliarlar›m›z› içeren afifllerimizden alanda 85 adet yapt›k. Bunlar›n öncesinde ise alandaki iliflkilerimizle birlikte militan bir gazete sat›fl› gerçeklefltirdik ve alanda 43 adet “maya çald›k”. Bu y›l da yapt›¤›m›z tüm faaliyetleri Ekim Devrimi’nin coflkusu, eksikliklerimizin bilinci, bir Ekim Devrimi’ni daha yaln›zca söylefliyle varetmenin öfkesiyle geçirdik. Üzerimize düflen sorumlulu¤un bilinciyle tüm çabam›z, bir sonraki 7 Kas›m’› sokakta karfl›laman›n çabas›d›r. Bunun önünü açacak olan ise, devrimci coflku ve kararl›l›¤›m›zla yürütece¤imiz eylemimiz olacakt›r. ‹ddiam›z büyük. Düflman›n bütün çabalar›na ra¤men sahiplendi¤imiz Ekim Devrimi’ni ve Bolflevizmi unutmayaca¤›z,unutturmayaca¤›z! Korktuklar›n› bafllar›na getirip, tarih sahnesinden silene kadar burjuvaziyi kabuslu günleriyle bafl bafla b›rakaca¤›z! Devrimci Parti Güçleri’nden Komünist Devrimciler/Okmeydan›

za daha çok sar›l›yoruz. Alanlarda Bolflevik ruhla barikatlar›n arkas›nda, devrimci eylemlerle varolmak isterdik, ama bugün gücümüz bu kadar›na yetiyor. As›l üzüldü¤ümüz nokta bizimle ayn› iddialar› tafl›d›klar›n› söyleyenlerin gündeminde bile Ekim Devrimi’nin olmamas›yd›. Niyetimiz; bir dahaki 7 Kas›m’› barikatlarda bütün devrimcilerle ortak bir duruflla karfl›lamak. Barikatlarda, kavgan›n en ateflli yerinde Bolfleviklere yak›fl›r bir durufl yaratmak bizim için hayal de¤il, iddiam›zd›r. Bu iddiay› yerine getirme kararl›l›¤›yla bir kez daha hayk›r›yoruz: Bolflevizm kazanacak! Komünist Bir Dünya Kurulacak! Devrimci Parti Güçleri’nden Komünist Devrimciler/‹stanbul

Zeytinburnu Belediyesi ‹flçileri Eylemde: ‘Savafla Savafla Kazanaca¤›z’

Z

Marx’tan Lenin’e, Komünistler Birli i’nden Komintern’e

Parti - Program - Gelenek Sorunu Dönem, Düzen ve Devrim Komintern Çizgisinden Geriye Düflüfl Belgesi: III. Enternasyonal Program› (1928) II. Enternasyonal’den Kopufl, Komünist Enternasyonal ve Gelenek Sorunu Marks’tan Lenin’e Komünistler Birli i’nden Komintern’e Parti Sorunu Gericilik Dönemi ve Türkiye Burjuvazisinin Alt-Emperyalistleflme Hedefleri Ifl› ›nda “Gerici Reform”lar Dönemi Kilit Bölge K›r›lacak Halka Komintern’in TKP’si Bolflevizm’in Yolundan Yürüyenlere Ifl›k Tutuyor Parti ‹çi Mücadele Sverdlov Ekim Devrimi’nden Ö renmek Örgüt Kuruculu u ve Haz›rl›k Görevleri

GÜZ 1999

Sahibi ve Yaz›iflleri Md.: Suzan DO⁄AN

Tohum Yay›nc›l›k Üsküdar Cad. Akçay ‹fl Mrk. Kat: 2 No: 12 Kartal / ‹st. Tel: (0216) 387 83 09

Banka Hesab›: Suzan Do¤an, ‹fl Bankas› 1029 1122894

Bas›ld›¤› Yer: Baflak Ofset

eytinburnu belediyesinde çal›flan iflçiler, seçimlerden bu yana maafl ve di¤er alacaklar›n› alamad›klar›ndan de¤iflik tarihlerde eylemler gerçeklefltiriyorlar ve burjuva hukuk sistemini zorlayarak alacaklar›n› tahsil etme girifliminde bulunuyorlard›. Bu giriflimler bu tarihe kadar olumlu sonuç vermedi. Eylemleri sürekli hale getirmeye çal›flt›klar› için -tebli¤de belirtilmeyen gerçek neden bizce budur- devrim dostu 8 iflçi, 28 Ekim ‘99 tarihli tebli¤ ile iflten at›ld›lar. At›lma tebli¤ini 2 Kas›m ‘99 tarihinde alan iflçiler, çal›flan iflçilerin de kat›l›m›yla baflkanl›¤› iflgal ettiler. Belediye baflkanl›¤› yetkilileri, 2 No.lu Belediye-‹fl fiube Baflkan›'n› arayarak arkadafllar› ifle ald›klar›n› eylemi kald›rmalar›n› talep etti. Ayn› gün saat 14'te eylem kald›r›ld›. Ancak baflkanl›k yetkilileri ayn› gün saat 18'de, iflten at›lmalar›n›n radikal önlem oldu¤unu, benzeri önlemler almaya devam edeceklerini aç›klad›. 8 Kas›m ‘99 tarihinde ise, bu konudaki kararl›l›¤›n›, radikal önlemler alman›n kaç›n›lmazl›¤›n› bildiri ile kamuoyuna duyurdu. At›lan iflçiler ise 2 Kas›m’da, belediye önüne bir çad›r kurarak burada yaflamaya, eylemlili¤i sürekli hale getirmeye karar verdiler. Eylemci dostlar›m›zla yapt›¤›m›z sohbette - ‹yi bir dayan›flma ruhunun olufltu¤unu, çal›flanlardan, Zeytinburnu'nda ikamet eden baflka iflçilerden ve devrim dostlar›ndan düzenli destek ald›klar›n› (10 Kas›m halk gününde belediye baflkan›, sloganlar, yuhalamalarla karfl›land›.) - ‹flverenin (Baflkanl›k görevlilerinin) eylemlere kat›lmamalar› için, iflçilere düzenli bir bas›nç uygulad›¤›n› - ‹flten atmadan önce Fazilet Partisi'ne yak›n 5 iflçi ald›¤›n›

- ‹flçilere borçlar›n› ödememek için kamu alacaklar›n› tahsil etmedi¤ini, özellikle kendi yandafllar›na faiz karfl›l›¤› kullan›m hakk› verdi¤ini, - Kar› koca ayn› iflte çal›flman›n ülke ekono misi aç›s›ndan yük oluflturdu¤unu, bu nedenle ayn› iflte çal›flan kar› kocadan birinin at›lmas› gerekti¤ini ifade ettiklerini (bu nedenle iflten at›lan bayan arkadafl›n boflanmay› gündeme ald›¤›n›) - Ayr›ca 12.11.99 tarihinde baflkanl›k önünde bir bas›n aç›klamas› yap›lmas›n› planlad›klar›n› ö¤rendik. Bas›n aç›klamas› yaklafl›k bin kiflinin kat›ld›¤›, pankartl› sloganl› bir eylem, bir miting havas›nda oldu. ‹flçiler s›k s›k "sald›r›ya karfl› sald›r›", "direne direne kazanaca¤›z", "baflkan istifa" gibi sloganlar att›lar. Eyleme çevredeki baflka iflkolu iflçileri de pankartlar›yla kat›ld›lar. Bizler devrimci parti güçlerinden komünist devrimciler olarak, eylem sürecinde aktif destek sunmaya ve görüfllerimizi propaganda etmeye çal›flt›k. Gerekse mitingte gücümüz oran›nda yer tuttuk. Fakat bu istedi¤imizi yapt›¤›m›z anlam›na gelmez. Eylem devam etti¤i sürece aktif deste¤e, sonras›nda dostluklar›m›z› güçlendirme çal›flmalar›na devam edece¤iz. Zeytinburnu Belediye çal›flanlar› "Murat Ayd›n istifa!", "At›lanlar geri al›ns›n!" diye hayk›r›yor. Onlar›n yan›nday›z ama biliyoruz ki alternatifi olmad›¤›, çal›flanlar›n örgütlü bir alternatif oluflturmad›¤› koflullarda, baflkan istifa etse veya el çektirilse ne olacak ki... Gene iflçiler savaflmaya devam etmek zorunda. Zira zafer savaflan iflçilerle gelecek. Devrimci Parti Güçleri’nden Bir Komünist Devrimci


11

Say›: 40 P Kas›m ‘99

Cüretimiz ‹syana Kalkan Yüreklerin Cüretidir!

Egemenler Cephesinde K›ran K›rana Süren Savafl ve Öncü Sorumlulu¤u maya’n›n prizmas›

D

Á

evrimcilerin kendi gündeminin takipçili¤ini yapamad›¤›, neye nas›l sahip ç›kmak gerekti¤inin bulan›klaflt›r›ld›¤› bir dönemi yaflarken, Yüz Çiçek açs›n Kültür Merkezi’nde (YÇKM) düzenlenen “K›rm›z› Gül Buz ‹çinde” adl› belgesele, hem iliflkilerimizi siyasallaflt›rmak ve devrimci önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n yaflam›ndan ö¤renmek, hem de devrimci eylem ad›na yaprak k›m›ldamad›¤› bir dönemde devrimcilerle ayn› havay› soluman›n bile önemsenmesi gerekti¤i bilinciyle gittik. Belgesel sonas›nda izleyicilerin de¤erlendirmelerini yaz›l› olarak aktarmalar› istendi¤inde, yaflad›¤›m›z hayal k›r›kl›¤› ve Kaypakkaya’n›n nas›l sahiplenilmesi gerekti¤ini anlatan ve kültür merkezine yaz›l› olarak verdi¤imiz afla¤›daki ortak de¤erlendirmemizi size ulaflt›rmay› uygun buluyoruz. “K›rm›z› Gül Buz ‹çinde belgeseline gelirken büyük bir coflku içerisindeydik. Bizi coflkuland›ran fley devrimci-komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’y› ve dönemini daha yak›ndan tan›yacak olmam›zd›. Ancak belgesel bizi büyük bir hayal k›r›kl›¤›na u¤ratt›. Bizim beklentimiz, ‘71 ihtilalci kopuflunu düflman›n zindanlar›nda ‘ser verip s›r vermeyen’ devrimci önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n yaflam›ndan ö¤renmekti. Kaypakkaya’n›n en büyük özelli¤i, dönemin hakim ideolojisinden kopufl noktalar› ve düflman karfl›s›nda komünist kimli¤ini sahiplenmesiydi. Belgeselde bunlara neredeyse hiç de¤inilmedi. B›rakal›m bunlar›n öne ç›kart›lmas›n›, belgeselin son iki mesaj›ndan biri Do¤u Perinçek gibi karfl› devrimci, iflbirlikçi bir adam›n söyledi¤i ‘Çok iyi gençlerdi ama gittikleri yol yanl›flt›. Üzüldü¤üm nokta ise bir sürü iyi genci de pefllerinden sürüklediler’, di¤eri ise o dönemki bir taraftar›n söyledi¤i ‘bir güneflti batt› gitti, zaten bizim memlekette de bu fikirler yaflamaz’. Kaypakkaya’n›n yaflam› üzerinden yap›lan bir belgeselde as›l flunlar›n öne ç›kar›lmas› gerekti¤ini düflünüyoruz: Kaypakkaya’y› ça¤dafllar›ndan ay›ran en önemli ve keskin çizgi statükolara karfl› açt›¤› amans›z savafl›mla Kemalizm ve Kürt ulusal sorunu konusundaki kopufludur. Ayn› dönemde Kürtlerin bir ulus oldu¤unun bile genel kabul görmedi¤i koflullarda, uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›n›n devlet kurma hakk› oldu¤unu savunan yaln›zca Kaypakkaya olmufltur. Sadece ideolojik olarak kopmakla kalmam›fl, örgütsel sonuçlar›na ulaflt›rm›flt›r. T‹P-MDD-PDA ve son olarak da TKP-ML’ye varan sürecinde bunu görmek mümkün. Bu konuda devrimci harekette hala bir bulan›kl›¤›n oldu¤u bir dönemde as›l bunlar öne ç›kart›lmal›yd›. Devrimcilere yönelik sald›r›lar›n artt›¤› bir dönemde devrimci kimli¤in savunulmas›n›n bile bafll› bafl›na bir propaganda de¤eri oldu¤u günümüzde, Kaypakkaya’n›n düflman karfl›s›ndaki devrimci duruflu öne ç›kart›lmal›yd›. Kaypakkaya’n›n yoldafllar› taraf›ndan verilmesi gereken son mesajlar ise bu kavgan›n hala sürdü¤ünü vurgulayan, izleyenleri kavgaya, devrimci mücadeleye ça¤›ran, sarsan, coflkuland›ran bir içerikte olmal›yd›. Ümraniye’den gelen bir grup komünist olarak, bu belgesele ra¤men tüm coflkumuzla bulundu¤umuz her alanda bu kavgay› yükseltmeye kararl›y›z. Var›lacak yere kan içinde var›lacakt›r. Ve zafer art›k hiç bir fleyi affetmeyecek kadar t›rnakla sökülüp kopar›lacakt›r.” Devrimci Parti Güçleri’nden Komünist Devrimciler/‹stanbul

Semtte Maya Sat›fl› D

evrimcilerin önemli propaganda araçlar› olan gazeteler, eylemliliklerin azald›¤›, yenilgi ruhunun hakim oldu¤u, nekahat dönemlerinin boyverdi¤i zamanlarda, daha da önemli bir görevle yüzyüze kal›yor. Bu dönemlerin etkileriyle oluflan bilinç bulan›kl›klar›n›n, hedeften sapmalar›n önüne geçmek, moral-motivasyon sa¤lamak ve geri düflüflü engellemek için... Ya da böyle olmas› gerekti¤ini söyleyelim. Maya ise ortadad›r. Özellikle son 3 say›d›r, hedefe yönelik aç›l›mlar›yla, çok yönlü tespitleriyle, coflkusuyla Maya'y› daha bir sahiplenerek yeelli¤imizde muhataplar›yla buluflturuyoruz. 40 gazeteyi iki koldan, 3 saat gibi bir sürede bir mahallede özel say›yla birlikte tükettik. Bir bölgede genellikle orta yafll›larla sohbet olana¤› yaratabildik, gazetemizi onlara ulaflt›rabildik. Burada 3-4 istisna d›fl›nda gençlerin art› bir ilgisizli¤iyle karfl›laflt›k. Bu ilgisizli¤e karfl› sohbetlerle, propagandalarla gazetemizi tan›tt›k. Bu dönemde devrimcili¤in, devrime inanc›n yak›c› oldu¤undan yola ç›karak, son olaylara iliflkin perspektiflerimizi sunduk. Israrla ilgisiz duranlara da tekrar gelece¤imizi söyleyerek özel say›y› verdik. Neden baz›lar› gibi, Sakarya'da, Yüksel'de, Karanfil'de satm›yoruz gazetemizi? Neden illaki varofllar? Çünkü öfkenin kaleleri varofllar, devrimci potansiyelin en yo¤un oldu¤u, düzenin dize getiremedi¤i mevziler, iflçi s›n›f›n›n öbek öbek konumland›¤› yerler varofllar. Çald›¤›m›z kap›larda kin vard›, ne yapaca¤›n› bilememe, bir umutsuzluk vard›. Biz bu kini s›n›f kinine dönüfltürmeye, umutsuzlu¤u inanca çevirmeye, ne yapaca¤›n› bilmemeyi de, devrim için ne yapmam›z gerekti¤ine yönelik konuflmalarla mahalle halk›yla aram›zda asgari bir s›cakl›¤› sa¤lad›k. Bundan sonraki iflimiz, gazetemizi de kullanarak bu s›cakl›¤› bir atefl topuna çevirip burjuvazinin kalelerine f›rlatmak olacak. Devrimci Parti Güçleri'nden Komünist Devrimciler/Ankara

Bafltaraf› 1. Sayfada

çenekleri, Kemalizm ve ‹kinci cumhuriyetçilik olarak formüle etmek olanakl›. Kemalizm, 30 ve 40’lar›n içeri¤iyle, tüm burjuva kesimler için afl›lm›fl olsa da, egemen s›n›f›n belli kesimlerinin yöneliflini perdeleyen bir ideolojik motif olarak güncelli¤ini koruyor. Bu ideolojinin arkas›nda en önemli politik güç olarak ordu duruyor. Önemli bir ayd›n birikimi ise, bu ideolojinin en etkin savunucusu konumunda. Bu ideolojinin arkas›nda ordunun bulunmas›, gerçekte Kemalizm’i destekleyen güçlerin zay›fl›¤›n› kapatan bir rol oynuyor. ‹kinci Cumhuriyetçilik olarak tan›mlanan politik yönelifl ise, devletin gerici reformlar temelinde yeniden yap›lanmas›nda burjuvazinin gerçek program›n› dile getiriyor. Yarat›lan tüm tantanaya ra¤men, bu hedefler bak›m›ndan ordunun ikinci cumhuriyle bir sorunu yoktur. Bu politik e¤ilimin arkas›ndaki güç çok genifl bir yelpazeyi kapsasa da, gerek ordu kadar örgütlü bir konumda olmamas›, gerekse de özellikle Türkiye’nin ekonomik gerçekleri, öngörülen yap›lanman›n yaflama geçirilmesini güçlefltiriyor.‹ktisadi durumun yaratt›¤› açmazlar ve bu kesmilerin yekpare bir bütün oluflturamamas›, ordunun ikinci cumhuriyetçili¤in aç›ktan tercih etmesini engelliyor. Burjuvazi sözde fleriatç›l›¤a karfl› amans›z bir savafl›m sürdürdü¤ünü söylese de, ‹slamc› kesimler ehlileflti¤i koflullarda, burjuvazinin emperyalistleflme program›nda en önemli toplumsal deste¤ini, ayn› zamanda en örgütlü gücü de bugün bu kesim oluflturuyor. Yeterince dikkat çekmese de, birçok temel özelli¤i ile, baflta ABD olmak üzere emperyalistlerin, Endenozya’da uygulamaya koydu¤u program›n bir benzeri Türkiye’de uygulanmaya konulmak isteniyor. Bu bak›mdan Endenozya örne¤i, dikkatle incelenmesi gereken benzer ülkeler (devrimci hareketin ezilmesi, ulusal sorunun çözümü, ordunun yönetimdeki vesayetinin s›n›rlanmas›, islamc› muhalefetin yeniden yap›lanmada etkin bir güç olarak kullan›lmas› vb.) için bir prototiptir. Türkiye burjuvazisinin alt-emperyalistleflme yöneliminde baflar›ya ulaflmas›, ekonomik planda yeni bir yap›lanmay› gerektiriyor. Türkiye’nin ekonomik panoramas›, bu yap›lanmay› acil hale getirdi¤i noktas›nda, tüm burjuva kesimler ortaklafl›yor. Türkiye burjuvazisi tam bir ekonomik krizle yüzyüze. Bu haliyle burjuvazinin ne alt-emperyalistleflme hedefini gerçeklefltirmesi olanakl›, ne de gündemde olan ekonomik yap›lanmay›. Ekonominin bu haliyle, Türkiye’nin AB’ye girmesi de olanakl› de¤il. Burjuvazi sermaye birikimini sa¤layacak yeni bir program› yürürülü¤e koymak durumunda. Gündemde olan IMF plan› bu program›n çerçevesini oluflturuyor. Bu y›l iç ve d›fl borç faizine 24.7 milyar dolar ödenmesi gerekiyor. Buna, burjuvazinin alt-emperyalist bir konum kazanmak için savafl gücünün modernizasyonu için önümüzdeki 10 y›lda, 150 milyar dolarl›k bir harcama yapmay› planlad›¤›n› da eklersek, ekonomik alanda yeniden yap›lanman›n çap› ortaya ç›kar. Kapitalizm koflullar›nda, bu faturan›n as›l kime ödetilece¤i ise s›r de¤ildir. Böyle bir ekonomik yap›lanma, en baflta iflçi s›n›f› ve di¤er ezilenlerin yo¤un bir bask› alt›nda bulundurulmas›n› gerektiriyor. Bu program›n ola¤an bir politik yönetimle gerçeklefltirilmesi de olanakl› de¤ildir. Ordunun politik yönetimde bugün as›l güç olarak sivrilmesini sa¤layan koflullar, bu koflullard›r. Çünkü ordu d›fl›nda, bu program› yaflama geçirecek güçlü bir politik otorite yoktur. K›sacas›, burjuvazinin uzun vadeli program›n› yaflama geçirmesinin birinci koflulu, düzend›fl› tüm dinamiklerin yo¤un bir bask› alt›nda bulundurulmas›n› gerektiryor. Bu konuda, liberal solcular›n ve ikinci cumhuriyetçilerin iddia ve beklentilerinin aksine, ABD de, AB de fikir birli¤i içindedir. PKK’nin bir devrimci dinamik olarak bu aflamada tasfiye olmas›, devrimci ve sosyalist hareketin ise, politik ve örgütsel bak›mdan en güçsüz konuma sürüklenmifl olmas›, burjuvaziyi ekonomik ve politik olarak pervas›zl›¤a sürüklese de, böyle bir program›n baflta proletarya olmak üzere, tüm sömürülen ve ezilen kitlelerde nas›l bir tepkiye neden olaca¤›n› bugünden kestirmek olanakl› olmasa da, buna sessiz kal›naca¤› düflünülemez. Neresinden bak›l›rsa bak›ls›n, k›sa vadede, tüm düzen d›fl› dinamikleri yo¤un bir bask› alt›nda tutan bir politik yönelifl, genelde burjuvazinin ortak program›n› oluflturuyor. Türkiye’nin AB’ye adayl›¤›n›n, PKK’nin tasfiye edilmesinin, demokratik bir ortam yarataca¤› bir burjuva aldatmas›d›r. Bunun, parlamenter meflruluk çerçevesinde mi, yar›-askeri bir rejim alt›nda m›, yoksa tümüyle rejimin askerileflmesi temelinde mi yap›laca¤› konusu, burjuvazi aras›ndaki çat›flmalar›n fliddeti ve ak›beti bak›m›ndan önem tafl›sa da, devrimci bir iktidar perspektifine sahip olanlar aç›s›ndan fazla bir önem tafl›mamaktad›r. Son dönemde, hemen tüm burjuva partilerin parlamento zemininde bir çözüm bulunmas› konusunda ç›k›fllar yapmas›, yeni bir partileflme yönündeki çabalar, parlamenter meflruluk taraftarlar›n›n güç kazanmas› anlam›na gelse de, ekonomik yeniden yap›lanman›n ortaya ç›karaca¤› sorunlar ve burjuva politikas›nda bölünmüfllük bu kesimin en büyük açmaz›n› oluflturuyor. Bu çerçevede bak›ld›¤›nda, bugün devlet yönetiminde en

etkin güç olan ordunun, bu konumunu korumas› için, iç ve d›fl “tehditler”i gündeme getirerek, arkas›na y›¤›n deste¤ini alacak yeni ataklar içinde bulunmas› kaç›n›lmaz görünüyor. Bu belli durumlarda, d›flta ‹ran veya Yunanistan’›n hedef gösterilerek flovenist dalga eflli¤inde y›¤›nlar› arkas›na çekmesi fleklinde olabilece¤i gibi, içte ise, provokasyanlar eflli¤inde “fleri at tehlikesi”nin gündemde tutulaca¤›n› gösteriyor. Bu anlamda, 28 fiubat’la gündeme gelen darbe rejiminin, fliddetini art›rarak devam ettirilmesi bugünkü güç dengeleri içinde burju vazi için as›l tercih olaca¤› görülüyor. K›fllal› suikast› ve son dönemde yeniden ‹ran’›n hedef gösterilmesi bu çerçevedeki giriflimleri ifade ediyor. Öncü Sorumluluk Burjuva egemenli¤inin karfl› karfl›ya oldu¤u sorunlar, düzenin istikrarl› bir yönelifl içinde bulunmas›n›, büyük ölçüde olanaks›z k›lsa da, devrimci dinamiklerin reel ve ba¤›ms›z bir güç olarak politik arenada bulunmamas› onun en önemli avantaj›n› oluflturuyor. Bu gerçe¤i gözönüne ald›¤›m›zda, öncü devrimci tutum, burjuvazinin politik yönelifli konusunda gerçekçi bir kavray›fla sahip olmay› gerektiriyor. Önümüzdeki dönemde, düzenin demokratikleflece¤i beklentisi içinde bulunan liberal hareket de, mevcut statükolarla düzenin sald›r›lar›n›n karfl›layaca¤›n› düflünen devrimci hareket de büyük bir hayal k›r›kl›¤›yla yüzyüze kalacakt›r. Gerçekçi olmak, burjuvazinin önümüzdeki dönemde sald›r›lar›n› daha fazla yo¤unlaflt›raca¤›n› öngörmek, geri durmay›, mevcutla yetinmeyi de¤il, ileri ç›karak, bu sald›r›lar› gö¤üslemeyi ve er veya geç ortaya ç›kacak y›¤›nlar›n kendili¤inden patlamalr fleklinde geliflecek hareketini iktidar hedefine yönlendirecek bir ideolojik ve örgütsel donan›m›, bunun gerektirdi¤i haz›rl›¤› h›zla yaflama geçirmeyi zorunlu k›l›yor. Bugün, devrimci haraket için seçenekler son derece nettir. Ya mevcut statükolarla yetinilerek, burjuvazinin kontrol edece¤i bir düzeyle yetinmek, ya seçmeli terörün hedefi olarak politik ve örgütsel bak›mdan fliddetli bir yenilgiyle yüzyüze kalmak, ya da ileriye s›çrayarak, burjuvazinin sald›r›lar›n› karfl›layacak, er veya geç patlayacak s›n›f hareketini iktidar hedefine yönlendirecek bir ideolojik donan›ma, devrimci hareketin küçümsenmeyecek düzeyde birikmifl, ama bölünmüfl güçlerini devrimci örgüt ve politik hat temelinde birlefltirecek bir haz›rl›¤a zaman geçirmeden giriflmektir. Bunu bugünden kendi iredesiyle yapmay› baflaramayanlar bilmelidir ki, burju vazinin yo¤un sald›r›lar› ve iflçi s›n›f›n›n kendili¤inden patlamalar›n›n devrimci bas›nc› alt›nda yapmak durumunda kalacaklard›r. Çünkü tarihin tekerle¤ini geriye çevirmek olanakl› olmad›¤› gibi, devrim topraklar›nda bir proleter devrimin mayalanmas›n›n önünde de büyük ac›lar pahas›na da olsa, hiçbir güç duramayacakt›r. Buna iktidar›n› kan ve barut üzerine kuran burjuvazi de, günü kurtarmaya çal›flan, öncü sorumluluk ve misyonunudan uzak statükocular da engel olamayacakt›r. Tarihsel deneyimlerin ortaya ç›kard›¤› zorunluluk, bize devrimin zamans›z ve erken gelen bir tarihsel altüst olufl oldu¤unu ortaya koyuyor. Bu yasay› ilk keflfeden ve bunun gerektirdi¤i haz›r›l›¤› zaman›nda gerçeklefltiren Bolfleviklerin deneyimi bize bu konuda da ›fl›t tutuyor. Burada bir tarihsel gerçe¤i hat›rlamak, bugünün devrimci hareketin gerçekli¤i koflullar›nda önem tafl›yor. Birinci emperyalist savafl›n büyük bir y›k›m getirdi¤i, komünist hareketin gerek uluslarars› planda gerekse de ülke içinde ciddi bir krizle yüzyüze oldu¤u, devrimin devrimciler için bile çok uzak bir gelecek ifli olarak alg›land›¤› koflullarda, fiubat Devrimi beklenmedik anda gündeme gelmifl ve uzun haz›rl›¤a dayanan Bolflevik parti ise, en da¤›n›k oldu¤u koflullarda bile, önceden yap›lan haz›rl›k sayesinde h›zla toparlanarak Ekim Devrimi’nin mimar› haline gelmiflti. Lenin, fiubat’›n öngününde, 1917 Oca¤›nda, ‹sviçre’de 1905 Devrimi üzerine verdi¤i, tarihsel iyimserlikle güncel karamsarl›¤›n damga vurdu¤u bir konferansta, “Biz yafll›lar belki gelecekteki devrimin bu ta yin edici savafllar›n› göremeyece¤iz. Fakat ben, ‹sviçre’de ve bütün dünyada sosyalist hareket içinde böylesine mükemmel biçimde çal›flan gençli¤in, gelecek proleter devrimde sadece savaflmak de¤il, ayn› zamanda zafer kazanmak mutlulu¤unu da yaflayaca¤›na umudumu büyük bir güvenle ifade edebile ce¤ime inan›yorum” demiflti. fiubat Devrimi tam da beklenmedik anda, ama öngörüldü¤ü gibi geldi, Bolflevik partinin müdahalesi ile de Ekim Devrimi’yle sonuçland›. Bu gerçe¤in, bugün ciddi bir devrimci altüst olufl yaflamayan, gericilik döneminin etkisiyle kendine güvensizleflen, günü kurtarmaya çal›flan genç devrimci kufla¤a kavrat›lmas› gerekiyor. Ancak, tarihsel bir iyimserli¤i, bofl bir hayalcili¤i körüklemek için de¤il, böyle bir devrimci altüst olufla flimdiden haz›r olmak, mevcut statükolar› parçalayarak, ortaya ç›kacak devrim olana¤›n› iktidar hedefine yönlendirmek için yap›lmal›d›r. Nesnel koflullar bak›m›ndan, proleter devrime, komünist bir dünyaya insanl›k hiçbir zaman bu kadar yak›n olmad›, ama ayn› flekilde, öznel koflullar bak›mdan da bu kadar uzak olmad›. Tarih komünizm ad›na öncülük iddias›nda olan; ama bunun hakk›n› vermekte zorlananlara, misyonunun bilincinde olmayanlara büyük bir sorumluluk yüklüyor. Gelecek, bu gerçekli¤in bilincinde olan ve komünist bir dünya kavgas›nda özgürleflen örgütlü devrimcilerin omuzlar›nda yükselecektir.


Say›: 40 P

P Kas›m ‘99

Burjuva Diktatörlü¤ü Y›k›lmay› Bekliyor,

Sovyet Cumhuriyetlerini Kuraca¤›z! Bundan 80 y›l önce, burjuva demokrasisinin ve onun cumhuriyet türevli biçimlerinin, iflçi s›n›f› için bir aldatmaca ve onun yaln›zca bir avuç kemirgen burjuva için oldu¤u yaz›lm›flt›. fiöyle diyordu Komintern: "Burjuva demokrasisinin, burjuva parlamentarizminin s›n›fsal

ço¤u zaman da onun de¤irmenine su tafl›y›c› olacaklard›r.

edenler, ikincisinin daha "gerçekçi" ve "ça¤dafl" bir cumhuriyet

cumhuriyetlerinin en demokratik olan›n›n bile, burjuvaziyle bir

oldu¤unu söyleyenler de ç›kacakt›r. Ç›kmaktad›r da.

avuç kapitalistin elinde, iflçi s›n›f› ve emekçi kitllerini ezmeye

Belki de üçüncü yahut dördüncüsü için "kafa patlatanlar da"

Marx ve Engels'in

ç›kacakt›r. fiafl›rmay›z...

kesin bilimsel do¤rulukla gösterdikleri gibi, aç›klam›fllard›r. Bugün

Özcesi, a¤ac›n dallar› genifl. Herkes bu dallarda bulunan "en

diktatörlü¤e karfl› demokrasiden dem vuranlar aras›ndaki

olgun" meyvay› koparmak için yar›flabilir, yar›flmaktad›r da.

marksistlerin hepsi, bir zamanlar, iflçiler önünde sosyalizmin bu temel gerçe¤ini kabul ettiklerine dair yemin billah etmifllerdir

gündemine sahip olamayanlar, ba¤›ms›z siyaset üretemeyecek ve her zaman burjuvazinin açt›¤› gündemler üzerine sol yorumlar ekleyip,

Hatta pek moda oldu¤u üzere, birincisini b›rak›p, ikincisini tercih

niteli¤ini ortaya koyarken, tüm sosyalistler, burjuva

yarayan bir aletten baflka birfley olmayaca¤›n›

fiuras› net ki, kendi devrimci gelene¤ine ve ba¤›ms›z devrimci

Biz, ne kadar “olgun” olursa olsun bu meyveyi yemeyiz. Yemeye .

niyetli olanlara da afiyet olsun demekten baflka bir fley demeyiz.

Halbuki flimdi, (...) sosyalizme ihanet edenler, burjuvazinin kendilerine 'saf demokrasi'yi arma¤an etti¤ine iflçileri inand›rmak istemektedirler...” (Burjuva Demokrasisi ve Proletarya Diktatörlü¤ü Üzerine Tezler)

Bunlar› kendi gelene¤imizden, 80 y›l önce Komünistlerin demesinden biliyoruz ve onun devrimci izinden yürümeye devam ediyoruz. Bu yol, burjuvaziyi yeryüzünden silip süpürmeye niyetli devrimcilerin, komünistlerin gitmesi, izlemesi gereken biricik yoldur.

Komünistler bunlar› unutmad›. Unutanlar için söyleyecek sözümüz yok. Onlar, burjuvazinin cumhuriyet türevleriyle yetinip, ona biat edebilir, veya onun numaral› biçimleriyle oyalan›p, içlerinden birini tercih edebilirler. Yollar› aç›k olsun... Yahut isteyenler onun Susurluklu ve C-4'lü biçiminin teflhirini yapabilir, diktatörlü¤ün özünü karartan bilincin tafl›y›c›s› olarak, sovyet diktatörlü¤ünün devrimci dönüfltürücü özünü geriye itebilir; onu, baflka gündemlerin ard›nda siliklefltirebilirler. ‹flin do¤rusu, bizler için, binbir biçime de bürünse; susurluklu ya da susurluksuz de¤il de, örne¤in "en demokratik" biçiminde bile olsa, onun, iflçi s›n›f› ve ezilenler üzerindeki s›n›f diktatörlü¤ü özü de¤iflmemektedir. Hangi biçimde olaca¤› ilgimiz d›fl›ndad›r. Çünkü hangi semeri giyerse giysin, yahut hangi k›l›¤a bürünürse bürünsün onun özü birdir: Burjuva diktatörlü¤ü.

Baflkalar›, örne¤in, "biz flu yoldan giderek bu iktidar› alaca¤›z", diyebilirler. Desinler. Ama fluras› aç›k ki, baflka herhangi bir yol, takipçilerini yaln›zca kökü çürük olan a¤ac›n dallar›ndan herhangi birine götürecektir. Gidilmesi gereken yol ve iz bellidir... Burjuvaziyi, onun diktatörlü¤ünü ve çeflitli türevlerini yeryüzünden tümüyle süpürecek komünistler bu topraklarda hala var. Ve Komintern'in b›rakt›¤› yerden bayra¤› devralarak onlar›n yar›m b›rakt›¤› resmi tamamlamak üzere tereddütsüz yürüyorlar. B›rakal›m baflkalar› burjuva diktatörlü¤ünü iyilefltirsin, onun demokrasisini, cumhuriyetini kutsas›n. Bu resim tamamlay›c›lar›, onlar›n cumhuriyetlerini binbir tak›yla türevlendirdikleri burjuva diktatörlü¤ünü y›kacak, komünist dünyan›n yolunu açacak olan sovyet cumhuriyetlerini kuracaklard›r.


40