Page 1

YIL: 2

SAYI: 22

15 Nisan 1998

150.000 TL. (KDV Dahil)

Devrimci 1 May›s ‹çin Devrimci ‹rade Bu alanda gösterilen çabalar, sadece reformizm ve devrimcilik ayr›flmas›n› h›zland›rmayacak, devrimci hareketin, kendi içinde de liberal-demokrat damarla, devrimci damar aras›nda, olas› bir ayr›flmay› h›zland›rac› bir rol oynayacakt›r. 1 May›s, bu bak›mdan komünistlere önemli bir f›rsat sunmaktad›r. luslararas› iflçi s›n›f›n›n birlik, dayan›flma ve savafl›m günü” 1 May›s, her durumda, uluslararas› iflçi hareketi ve devrimci hareket için özel bir anlama sahiptir. Emperyalizmin zay›f halkas›, emeksermaye çat›flmas›n›n en keskin flekilde kendini ortaya koydu¤u, emperyalist yeniden paylafl›m›n yo¤unlaflt›¤› en kritik alanlardan biri olan yaflad›¤›m›z topraklarda ise, 1 May›s’›n daha özel bir önemi var. Her 1 May›s, geçen bir y›l›n

muhasebesinin yap›ld›¤›, iflçi hareketi ve devrimci hareketle, burjuva diktatörlü¤ünün, güçlerini s›nayarak boy ölçüfltü¤ü ve ç›kan sonuca göre, gelecek bir y›l›n görevlerinin belirlendi¤i bir dönüm noktas›d›r: 98 1 May›s’› da, komünistler için bu yanlar›yla de¤erlendirilmesi gereken bir dönemeç olacakt›r. 97 1 May›s’› ve haz›rl›k süreci, iflçi s›n›f›n›n sendika bürokratlar›na ve liberal-tasfiyeci partilere terkedildi¤i, kendi zaaflar› nedeniyle devrimci hareketin

Komünistler, bugün, her zamankinden daha fazla, kendi gücüne güvenmeli ve atacaklar› tüm ad›mlar› ... kendi ba¤›ms›z güçlerine dayanarak atmaya özen göstermelidir; 1 May›s haz›rl›k çal›flmalar›na bu bilinçle yaklaflmal›, toptan bir ileriye ç›k›fl›n gerektirdi¤i politik ustal›k ve cesareti gösterebilmelidir. ise, ciddi bir varl›k gösteremedi¤i bir dönemeç olarak yafland› ve etkisi bir y›l boyunca sürdü. Bu y›l, Mart ay›nda ortaya ç›kan devrimci dinamizm ise, bu dalgay› tersine çevirebilecek bir potansiyeli, daha bir a盤a ç›kard›. 4 Mart’ta kamu iflçilerinin K›z›lay eylemiyle aç›lan Mart ay›, 8 Mart, Gazi ve Newroz eylemlerindeki devrimci kitle gösterileri ile, yeni bir devrimci dalgan›n somut göstergelerine tan›kl›k etti.

1 May›s’› Devrimcilefltirebilmek, Liberal Siyaset Zemini ‹le Ayr›flmaktan Geçiyor

Mart’›n Kazan›mlar›n› Daha ‹leri Tafl›yal›m art ay›, gerek dünya sol hareketi, gerekse de Türkiye devrimci hareketi aç›s›ndan ayr› bir yere sahip. Mart ay›na damga vuran ve k›z›llaflt›ran tarihlerin hemen hepsi, yafland›¤› dönem itibar› ile bafll›bafl›na birer dönemeç olmufllard›r: Komintern kurulufl kongresi, Kad›nlar günü, 1917 fiubat Devrimi, Gazi Ayaklanmas›, Halepçe, Beyaz›t, Komün, Newroz, K›z›ldere... Bir bütün olarak bu y›lki Mart eylemlilik süreci de, devrimci hareket nezdinde bir dönemeç olmaya aday geliflmelerle yaflanm›flt›r. Bu sürecin, bir dönemeç haline getirilebilmesi, esasen, devrimci hareketin, süreçleri bilince ç›kartabilmesine ve siyasal prati¤ine ba¤l› olacakt›r. Geçen say›m›zda, 8 Mart eylemi için, “Bu Bir Bafllang›ç Olmal›” ibaresini kullanm›flt›k. 8 Mart Taksim eylemi, sonuç itibar› ile, fiiflli’de toplanan liberallerin ve feministlerin, bar›flç›l, haremlik ve flenlikli 8 Mart’›n›n karfl›s›nda, devrimcilerin ortak inisiyatifiyle güne damgas›n› vuran, varofllar›n öfkesini bir kez daha flehrin ›fl›lt›l› meydanlar›na tafl›yan devrimci bir eylem olarak yükselmiflti. Eylem üzerine, farkl› çevrelerce, her eylemde oldu¤u gibi, farkl› de¤erlendir-

meler yap›ld› ve yine kimileri, 8 Mart Taksim’i, istenmeyen olaylar›n yafland›¤› bir gün olarak dillendirmekte mahsur görmediler: Onlar›n gördükleri, “polisin sald›r›s› ve bunun karfl›s›nda, kad›nlar›n düfltükleri zor durum”du ve “insan olan herkes bu duruma tepkisini dile getirmeli”ydi !.. Vars›n insan ve kad›n severler, 8 Mart’ta ortaya ç›kan fliddet görüntülerinden, polisin vahfletini, bombalar›n› ve düflmana yönelik öfkeyi ve fliddeti görüp ürksünler, devrimcilerin 8 Mart’ta bilinçlerine kaz›y›p, öne ç›karmalar› gerekenler, baflka fleyler olacakt›r. ‹lk olarak belirtmek gerekir ki; “8 Mart’ta devrimcilerin bir aradayken önemli bir ba¤›ms›z eylem kapasitesi oldu¤u ve bu potansiyelin hala varofllarda birikmifl olan öfkeyle beslenmeye devam etti¤i aç›kça görülmüfltür. Bu potansiyelin düflman›n minderindeki bir dövüflte bile ezilmedi¤i, aksine muhataplar›n›n yüre¤ine korku sald›¤› da aç›kça görülmüfltür.” (Maya, Say› 21) Bu y›lki 8 Mart’ta; flu ya da bu nedenle, liberaller ve feministlerle ayn› zemine düflmek istemeyen devrimcilerin, bir ölçüde refleksi ad›mlar›, liberal siyasetle devrimci siyaset aras›nda fiili bir ayr›m yaratm›flt›r. 8 Mart Taksim’in baflar›s›, büyük ölçüde bu ad›m›n üze-

rinde yükselmifltir. Bu nedenle, varofl dinami¤inin ve y›¤›n öfkesinin a盤a ç›kabilece¤i zeminlerin, liberal siyasetle kal›n bir ayr›m›n çizildi¤i devrimci eylem zeminleri oldu¤u gerçe¤i, asla unutulmamal›d›r ve 8 Mart’ta, düflman›n minderinde kazan›lan zaferin t›ls›m›, buradad›r. Bunun yan›nda, 8 Mart’ta, devrimci eylem çizgisinin, liberal siyasetten çok yönlü bir kopuflun üzerinde yükselebildi¤i, dolay›s›yla bunun için, eylem biçimi ve eylem zemini/mekan› bak›m›ndan da liberal siyasetten kopufl do¤rultusunda ad›m at›lmas› gerekti¤i, tüm somutlu¤u ile ortaya ç›km›flt›r. Böylesi bir ad›m›n olmad›¤› koflullarda, devrimcilerin, üzerinde yükseldikleri varofl dinami¤ini ve y›¤›nlar›n öfkesini, nas›l da “ayr› düflmeme”, “en genifl kesimlerle birlikte olma” ad›na, liberallerin ve sendikac›lar›n kollar›na teslim ettikleri, defalarca görülmüfltür. Her ne kadar, eylem zemini/yeri bak›m›ndan, Taksim, flehrin varofllar›na, organize sanayilerine oranla do¤ru bir yer seçimi olmasa da, esasen, liberallerden ayr› bir mekan olmas› bak›m›ndan önemli bir ad›md›r. Ancak, bu ad›m, devrimci siyaset zemininde bir dizi olumluluk bar›nd›rÁ

Devam› 4. Sayfada

Düzen Cephesinde Çözümsüzlük Mart ay›, sadece devrimci kitle gösterileri ile yeni bir devrimci dalgan›n bafllang›c› olma özelli¤ini tafl›m›yordu. Ayn› zamanda, burjuva düzenin yönetememe krizini çözme ve gerici reformlar temelinde yeniden yap›lanmay› baflarma amac›yla yürürlü¤e koydu¤u darbe rejiminin, ciddi açmazlarla yüzyüze oldu¤unu ortaya koyan verilerin de ç›plak bir flekilde ortaya ç›kt›¤› dönem olarak yafland›. Bir türlü çözüm bulunamayan ekonomik kriz, burjuva devlet ayg›t›nda parçalanman›n d›fla vurumu olan orduhükümet, polis-ordu “çeliflkileri”, erken seçim tart›flmalar›, yeniden yap›lanman›n hangi güçlere dayanarak ve nas›l bir yöntemle gerçeklefltirilece¤i konusundaki görüfl ayr›l›klar›, bu dönemde belirgin bir flekilde su yüzüne ç›kt›. Bu süreç, burjuva devlet örgütlenmesinin en temel ve en az y›pranm›fl gücü olan ordunun verdi¤i bir muht›ran›n arkas›ndan gerçekleflen MGK toplant›s›nda var›lan uzlaflmayla, dondurulmufl ve ordunun, yönetimin temel gücü oldu¤unun teyidi ile sona ermifl görünüyor. S›k s›k vurgulad›¤›m›z gibi, burjuvazinin de¤iflik kesimlerinin kendi iç çat›flmalar›, kendili¤inden bir devrimci olanak anlam›na gelmemekte ve burjuvazi, devrimci bir öznenin aktif müdahalesinin olmad›¤› her durumda, krizden beslenmekte, kendi iç çeliflkilerini uzun vadeli hedeflere ba¤layarak çözebilmekte ya da, egemenli¤ini zaafa u¤ratacak bir düzey kazanmas›n› önleyecek inisiyatifi elden b›rakmamaktad›r. Á

Devam› 2. Sayfada

l ‹stikrar Aray›fllar›nda Darbenin Yeri s. 3 l Politik Portre Auguste Blanquis. 8 l Devrimci Parti Güçleri’nden s.16 l Kavramlar›n Dili


2

Say›: 22 P Nisan ‘98

Devrimci 1 May›s ‹çin Devrimci ‹rade Á

Bafltaraf› 1. Sayfada

Nesnel Ortam Devrimci Mayalanmay› Bekliyor Gerek iflçi hareketi ve devrimci hareketin içinde bulundu¤u durum, gerek burjuvazinin açmazlar›; devrimci harekete, devrimci müdahalelerle ortam› devrimcilefltirme görevini dayat›yor. 1 May›s 98, bu bak›mdan önemli bir f›rsat sunmaktad›r. E¤er, devrimci hareket, y›llard›r gölgesinden kurtulamad›¤› (kurtulamad›¤› oranda da, içten içe kendisini zay›flatan) düzenin sol içindeki truva at› sendika bürokratlar›ndan ve liberal-tasfiyeci hareketten ba¤›ms›z bir politika izleyebilirse, bu ba¤›ms›z politikay›, yenilgici ruh halinin köklü bir elefltirisi temelinde, devrimci hareketin ba¤›ms›z gücünü harekete geçirme perspektifi do¤rultusunda bir ileriye ç›k›fl iddias›yla bütünlefltirebilirse, 98 1 May›s’› devrimci hareket için muazzam olanaklar sunacakt›r. Bu, Mart’ta ortaya ç›kan devrimci dalgay›, Gazi ve 95, 96 1 May›s’lar›n›n devrimci baflkald›r›c› ruhu temelinde 98 1 May›s’›na tafl›may› dayatmaktad›r. Devrimci Hareket Yenilgici Ruh Halinden, Karas›zl›ktan Kurtulmufl De¤il Uluslararas› devrimci hareketin de neyimleri, reformizme, oportünizme karfl› savafl›m sürdürülmeden burjuvaziye karfl› zafer kazan›lmayaca¤›n› gösteren derslerle dolu olmas›na ra¤men, yaflad›¤›m›z topraklarda, devrimci hareketi y›llard›r kötürüm b›rakan en önemli ayakba¤›, burjuvaziden, reformizm ve oportünizmden ba¤›ms›zlaflma ve proletaryan›n ba¤›ms›z hareketini yaratma konusunda ortaya ç›kan zaaflard›r; ve bunlar da önemli dersler sunmaktad›r. Devrimci hareket, adeta bunlardan habersizmifl gibi, ço¤u durumda, ne sendika bürokratlar›ndan, ne de liberal sol hareketten kopuflu sa¤layacak kesin bir iradeyi ortaya koymakta ayak sürçmektedir. Tüm koflullar, devrimci hareketi ileriye ç›kmaya zorlamakta, kronik zaaflar› ise, onu geriye çekici ve karars›zlaflt›r›c› bir rol oynamaktad›r. Y›lard›r, tekrar tekrar ortaya ç›kan olumlu ve olumsuz veriler bir yana, en son Mart eylemliliklerinde, devrimci hareket, ba¤›ms›z gücüne dayand›¤› ve harekete geçirdi¤i koflullarda, y›¤›nlar›n devrimcileflmesine yapt›¤› katk›y› bilince ç›karma ve bunun gereklerini yerine getirme noktas›nda da ayn› basiretsizli ¤i sergilemektedir. Bunun temelinde, kuflkusuz kökü çok derinlerde yatan ideolojik ve örgütsel zaaflar yatmakta. Y›llara dayanan bir yenilginin derslerini bilince ç›karamama, sonuçta burjuva egemenli¤ini ehlilefltirme politikas›ndan ibaret olan demokrasicilik, kitle kuyrukçulu¤u, kiflisel de¤il ama politik risk almaktan kaç›nma, devrimci hedefleri de¤il, kendini amaçlaflt›rma, durumu kurtararak ayakta kalma vb. refleksler, ideolojik-örgütsel kavray›fltaki çarp›kl›klar›n bafll›calar›d›r. Tüm bunlar, devrimci hareketin

ileriye ç›kmas›n›n önündeki ayakba¤lar›d›r. Devrimci 1 May›s, Devrimci ‹radeyi Gerektirir Her y›l oldu¤u gibi, bu y›l da tüm devrimci gruplar, devrimci 1 May›s hedefini öne ç›kart›yor. Ancak 1 May›s’›n somutta nas›l devrimcileflece¤i konusunda, ya söz edilmemekte, ya da genel geçer sözlerle politikas›zl›¤›n üstü örtülmektedir. Bir eylemin, bu arada 1 May›s’›n da devrimci olmas›n›n, herkesin kendinden menkul ölçütlerinin ötesinde, nesnel ölçüleri olmal›d›r, vard›r da: Bir eylemin devrimci olmas›n›n temel koflulu, burjuvazinin ve düzenin koltuk de¤nekleri olan sendika bürokratlar› ile liberal-reformist partilerin denetiminden uzak, özgür bir eylem olmas›d›r. Bu koflul gerçekleflmedi¤i noktada, hiçbir eylem “devrimci eylem” niteli¤i kazanamaz. ‹kincisi; s›n›f hareketi zemininde devrimci bir eylem, iflçi s›n›f›n›n en devrimci kesimlerini harekete geçiren, onun gücüne dayanan, bu sayede s›n›f›n di¤er kesimlerini de devrimcilefltirmeyi hedefleyen bir eylem olmak zorundad›r. Üçüncüsü, eylemin zemini, meflruiyetini y›¤›n dinamizminden alan, iflçi s›n›f›n›n en genifl kesimlerini eyleme katmaya uygun bir zemin olmal›d›r; düzenin bizlere dayatmaya çal›flt›¤› eylem yerleri ve zeminleri de¤il. Dördüncüsü ise; eylemlerin biçimi ve eyleme damga vuran politik hedeflerin devrimci olmas›d›r: Bir eylemin devrimcileflmesi, içeri¤inden ba¤›ms›z düflünülemez. Bu kriterler esas al›nd›¤›nda, sendika bürokratlar›n›n ve liberal demokratlar›n öncülü¤ünde ve belirleyicili¤inde gerçekleflen bir eylemin, devrimci oldu¤u söylenebilir mi? Ayn› flekilde, düzen güçlerinin devrimcilere ve kortejlerine müdahalesine f›rsat tan›yan, bu müdahaleye karfl› direnme olana¤›n›n politik ve teknik olarak son derece elveriflsiz oldu¤u bir eylem alan›nda gerçekleflen bir eylemin, ›srarl› ve önceden planlanm›fl bir devrimci duruflun/müdahalenin yoklu¤unda, devrimci bir eylem olma olas›l›¤› düflük bir olas›l›k de¤il midir? Bu sorular, son birkaç y›lda gerçekleflen eylemlerden, en somutu ise 95- 96 Kad›köy’de olumlu, 97 fiiflli’deki olumsuz 1 May›s deneyimlerinden ç›kart›lm›fl dersler ›fl›¤›nda ve gerçeklerden hareketle sorulmufl sorulard›r. Durum böyleyken, bir k›s›m devrimci çevrelerden, “1 May›s, sendikalar›n oldu¤u yerde olur, iflçi s›n›f›ndan kopmamal›y›z” veya “s›n›f a¤›rl›kl› 1 May›s” (bunu; ‘sendika bürokratlar›ndan ve liberal demokrat, tasfiyeci partilerden kopmamal›y›z, onlar›n damgas›n› vurdu¤u resmi gösterilerde yer almal›y›z, iflçi s›n›f›n›n milyonlar› bulan, varofllarda y›¤›lm›fl iflsiz, sosyal güvenceden yoksun ve örgütsüz kesimlerini de¤il, sendikal›lardan oluflan az›nl›¤› ve ayr›cal›kl› kesimi esas al›r›z’olarak anlay›n›z) sesleri yükselmekte, hatta baz›-

lar›, sa¤ tasfiyecili¤in devrimci hareketi abluka alt›na ald›¤› koflullarda, “sol sekter”li¤e karfl› uyar›lar yapmaktad›r. Hem de bu politika, devrimci 1 May›s’› yaratma, reformizmle kesin bir hesaplaflma ad›na savunulabilmektedir. Bu aç›kça bir yenilgiye davetiye ç›karmakt›r, bunda ›srarc› olanlar, büyük bir sorumluluk alt›na girmektedir. Böyle bir politikay› benimseyen gruplar›n tercihlerinde, temel politik-örgütsel zaaflar›n›n yan›s›ra, somutta 1 May›s öncesi polis operasyonlar› ile güç kaybetmelerinden hareketle, yeni güç kay›plar›na tahammüllerinin olmay›fl›, dolay›s›yla resmi mitinglere kat›larak do¤rudan hedef olmama kayg›lar›n›n da az çok belirleyici oldu¤u söylenebilir. Bunda anlafl›lmayacak bir durum yok. Ancak, bu gruplar›n y›llard›r göremedi¤i gerçeklik; devrimci hareketi güçten düflüren temel faktörün, polis operasyonlar›ndan ziyade, geri politik zeminlerde ideolojik-politik pozisyonlar›ndan da beslenerek izlenen eylem çizgisinin getirdi¤i siyaseten gerilemedir. Bu gerileme, polis operasyonlar› kadar ç›plak görülmese de, sürece yay›larak yaflanan ve devrimci hareketi bir kez daha, kurtulmaya çal›flt›¤› geri ideolojik-siyasal mevzilere hapseden bir süreç olarak ifllerken, son tahlilde daha fazla güç kayb›na da neden olmakta, yeni güçlerin kazan›lmas›n› engellemektedir. Nicel olarak daha küçük gruplardan oluflan bir di¤er bir kesim ise, asl›nda sendika bürokratlar› ve liberal tasfiyeci partilerin önderlik etti¤i eylemlerin, devrimci olamayaca¤›n› bilmelerine ra¤men, “ne yapal›m, ba¤›ms›z eylem yapacak gücümüz olmad›¤›ndan bu eylemlere kat›laca¤›z” fleklinde bir politikay› savunmakta ya da politikas›zl›¤› tercih etmektedir. Tek tek grup ve çevrelerin, ba¤›ms›z eylem koymalar›n›n önünde, afl›lmas› güç engellerin oldu¤u bir ölçüde do¤ru olsa bile, böyle diyenlerin anlamad›¤› gerçeklik; bu durumdakilerin, güçlerini birlefltirerek somutlayacaklar›, alternatif devrimci eylemlerin, nicelik olarak büyük bir kitleyi harekete geçiremese de, politik anlam› bak›m›ndan son derece önemli ve yol aç›c› olaca¤›, devrimci hareketin di¤er ke simlerini de kendi içinde ayr›flt›r›c› bir rol oynanaca¤›d›r. Sonuçta, her iki kesimin de ortak zaaf›, ileriye ç›kma, politik risk alma konusunda ciddi bir irade zay›fl›¤›d›r ve 1 May›s’a yaklafl›ld›¤› flu günlerde afl›lmas› gereken as›l zaaf budur. Zaaf ve Karars›zl›¤›n Temel Kayna¤›: Devrimci ‹radeyi Teklefltirecek Devrimci Bir Önderlikten Yoksunluk Komünistler mevcut tabloya müdahale ederek, devrimci hareketin, reformizmden ba¤›ms›zlaflmas› için çaba sarfederken, bunun, devrimci hareketin bilinen temel zaaflar›n› k›sa vadede ortadan kald›raca¤› gibi bir beklenti içinde olmamal›d›rlar. Bizler biliyoruz ki, önderlik iddias›nda olanlar›n, bu iddian›n hakk›n› verememeleri, devrimci hareke-

tin toplam›nda ise tek bir iradenin ortaya ç›kmamas›, devrimci önderlik bofllu¤u ile do¤rudan iliflkilidir. Tüm devrimci kuvvetlerin, en ileri unsurlar›n›n üzerinde anlaflt›¤› bir devrimci ideolojik hat, devrimci bir iktidar perspektifi ve tüm bunlar›n merkezine oturan devrimci bir örgüt iradesi flekillenmedi¤i süre ce, devrimci harekette, belirleyici bir iradenin flekillenmesi de, burjuva ideolojisinin de¤iflik versiyonlar›n› ifade eden reformizm ve oportünizmden tümden kopmak da, iflçi s›n›f›n›n bütünsel ç›karlar›n› ifade eden bir eylem çizgisini yaflama geçirmek de olanakl› olmayacakt›r. Ancak, bunun olmamas›n›n, komünistleri kaderci bir bekleyifle itmesi de düflünülemez. Komünistler, solu bir bütün olarak kesen devrimci ve reformist-liberal siyaset ayr›flmas›n›, burjuva egemenli¤ine karfl› savafl›m içinde körüklemek, bu savafl›mda öne ç›kan unsurlar›, komünist bir program ve örgüt temelinde birlefltirmeye çal›flmak çabas›n›, aral›ks›z olarak sürdürmek zorundad›r. Bu alanda gösterilen çabalar, sadece reformizm ve devrimcilik ayr›flmas›n› h›zland›rmayacak, devrimci hareketin, kendi içinde de liberal-demokrat damarla, devrimci damar aras›nda, olas› bir ayr›flmay› h›zland›rac› bir rol oynayacakt›r. Bu 1 May›s, bu bak›mdan komünistlere önemli bir f›rsat sunmaktad›r. Komünistler Büyük Bir Tarihsel Sorumluluk Alt›ndad›r Bu tablo karfl›s›nda, komünistler, hem devrimci hareketin zaaflar›n› ortaya koyarak onlar› karfl› karfl›ya olunan riskler konusunda uyarmal›; ileriye ç›kacaklarla içten bir dayan›flma bilinci ile ortak bir tutum gelifltirmeye özen göstermeli; en önemlisi de kendi s›n›rl› güçlerini çok iyi de¤erlendirerek, bu 1 May›s’ta devrimci hareketin ba¤›ms›z bir varolufl göstermesine dönük ›srarl› müdahalelerde bulunmal› ve esas olarak da, bu 1 May›s’›n, as›l eksikli¤i duyulan devrimci önderlik gereksinimini bilince ç›kartacak bir s›çrama noktas› haline getirilmesine yo¤unlaflmal›d›r. Komünistler, bugün, her zamankinden daha fazla, kendi gücüne güvenmeli ve atacaklar› tüm ad›mlar› (devrimci hareketle ortak bir durufl da dahil), kendi ba¤›ms›z güçlerine dayanarak atmaya özen göstermelidir; 1 May›s haz›rl›k çal›flmalar›na bu bilinçle yaklaflmal›, toptan bir ileriye ç›k›fl›n gerektirdi¤i politik ustal›k ve cesareti gösterebilmelidir. Belirledi¤imiz hedefleri gerçeklefltirirsek, bu sadece devrimci parti güçlerinin baflar›s› olmayacak, yeni saflaflma ve öbeklerin oluflmas›n›n da yolunu açacakt›r. Baflaramad›¤›m›z durumda ise, belki k›sa vadede kay›plar›m›z olsa bile, orta ve uzun vadede, ilkeli politikan›n tek gerçek devrimci politika oldu¤unun bilinciyle, ileriye do¤ru yeni hamlelerin yolunu da döflemifl olaca¤›z. Görev ve sorumlu¤umuz büyük; komünistler, bunun hakk›n› verecek düzeyde, küçümsenmeyecek bir güç ve deneyim biriktirmifltir. J


3

Say›: 22 P Nisan ‘98

Parlamenter Demokrasinin Vazgeçilmez Güvencesi:

Burjuvazinin ‹stikrar Aray›fl›nda Darbe’nin Yeri Darbe rejimi, parlamenter demokrasinin ola¤an kurumlar› ve siyasal partileri eliyle yaflama geçirilemeyen bir yeniden yap›lanma program›n›n yaflama geçirilebilmesinin yoludur; bu nedenle gelir, yap›land›r›r (yap›land›rabilirse) ve gider...

G

enelkurmay’›n hükümete yönelik aç›klamas› ve bu aç›klaman›n “muht›ra” niteli¤inde bir aç›klama olarak de¤erlendirilmesiyle birlikte, yeni bir “darbe” tart›flmas› ortal›¤a yay›ld›. ‹flin ilginç yan›, bu tart›flmalar ile birlikte, 1997 28 fiubat’›nda yürürlü¤e giren darbe rejiminin “darbe” yönü ve karakteri, sol/devrimci hareket nezdinde de yeniden tart›fl›lmaya, daha bir farkedilmeye baflland›. Geçen y›l, 28 fiubat, sol/devrimci hareketin kimi unsurlar›nca, yöntem bak›m›ndan, “demokratik teamüller”e uygun olmamakla birlikte, fleriata vurmaya, laik hukuk devletini demokratik temellerde kurumsallaflt›rmaya dönük bir dönemeç olarak de¤erlendirilmiflti. Hükümet olan Refah ve Do¤ruyol kar fl›s›nda, burjuva anlamda “ileri” ve “ilerici” olarak de¤erlendirilen ad›mlar› atmaya soyunan/soyundu¤u düflünülen MGK politikalar›, islami gericili¤e ve çetelere karfl› savafl›m› öne alan kimi sol/devrimci ak›mlar taraf›ndan da alk›fllanm›flt›. Bir yönüyle, bu nedenlerden dolay›d›r ki, “ayd›nl›k eylemleri” nin içeri¤i, bir anda Refah karfl›t› ve MGK politikalar›n›n tafleronu bir çizgiye sürüklenmiflti. Al›flkanl›ktan m›d›r, s›n›f pusulas›ndan yoksunluktan m›d›r bilinmez, devrimci hareket, müdahalelerin ve darbelerin gerici karakterini, ancak kendisine vurmaya bafllad›ktan sonra farkedebiliyor. 27 May›s’›n y›llarca devrimciler taraf›ndan “ilerici” san›lmas› da bu yan›lsamal› bak›flla ilgilidir. fiubat 1997 ile ayn› do¤rultuda olan Mart 1998 muht›ras›n›n, tüm fleriat karfl›t› görüntüsünün alt›nda yatan gerçeklik, genifl y›¤›nlar› da arkas›na al›p, parlamenter düzene ba¤layarak düzeni tahkim eden ve bu do¤rultuda, gerici reformlar program›n› yaflama geçirme kudretine sahip, parlamenter düzlemde, bir burjuva siyasal partinin bulunmay›fl›d›r. Darbe rejimini, bir ölçüde kaç›n›lmaz k›lan da bu gerçekliktir. Ancak sol/devrimci hareket, olas› bir darbenin “karakterini” anlamak için, “darbenin vuraca¤› kesim”e ve “yön”üne, gözünü dikti¤i oranda, somut olarak darbenin sopas›n› kafas›nda hissedene kadar, niyetinden ba¤›ms›z olarak, bu darbe rejimine, kah tarafs›z kalarak, kah kimi uygulamalar›n› alk›fllayarak, kah apolitik bir tutumsuzluk içinde, destek sunmaya mahkum olacakt›r. Oysa burjuva

toplumda darbelerin niteli¤ini genel olarak belirleyen, vurmay› hedefledi¤i kesimler de¤ildir ve olamaz. Devrimci bir kabar›fl›n ve dalgan›n, kanl› bir karfl›devrimle bast›r›lmas› ise, darbe de¤il, ad›ndan da anlafl›laca¤› üzere, bir “karfl›devrim”dir. Burjuva toplumun en demokratik rejimlerinin bile, vazgeçilmez amac›, düzen d›fl› bir duruflta ›srarc› olan ve y›¤›nlar›, burjuva diktatörlü¤üne karfl› devrimci bir savafl›ma k›flk›rtan siyasal odaklar› tecrit ve imha etmektir; bunun için yasal/yasad›fl› mümkün olan tüm araç ve yollar› kullan›r. Darbe vb. rejimlerin ay›rdedici yan› ise, bu uygulamalar› daha aç›ktan ve daha bir kitleselleflmifl terör/fliddet yöntemleri ile gerçeklefltirmesidir; bu ise, esasta bir farkl›l›k de¤ildir. Bunun yan›nda, burjuva demokrasisi aç›s›ndan ola¤an (ve pekçok durumda da yasal/hukuki) olan darbe rejimlerini, parlamenter demokrasinin ola¤an iflleyiflinden ay›rdeden temel özellik, geçici (kimi ülkelerde “süreklileflmifl” olsa da) bir rejim olmas› ve düzeni restore etme amac›yla gündeme gelmesidir: Darbe rejimi, parlamenter demokrasinin ola¤an kurumlar› ve siyasal partileri eliyle yaflama geçirilemeyen bir yeniden yap›lanma program›n›n yaflama geçirilebilmesinin yoludur; bu nedenle gelir, yap›land›r›r (yap›land›rabilirse) ve gider... Bu nedenle, parlamenter demokrasi aç›s›ndan “ola¤anüstü” olsa da, burjuva demokrasisi zemininde, parlamenter demokrasiyi tamamlayan (hatta olanakl› k›lan) bir ifllev görür. Bu yeniden yap›land›rma sürecinin önemli bir aya¤› da, yukar›da da belirtti¤imiz gibi; düzen d›fl› bir duruflta ›srarc› olan ve y›¤›nlar›, burjuva diktatörlü¤üne karfl› devrimci bir savafl›ma k›flk›rtan siyasal odaklar› tecrit ve imha etmektir. Bundan dolay›d›r ki, her darbe rejiminde, darbenin gündeme getiri lifli ne flekilde olursa olsun, topun a¤z›nda, devrimciler ve komünistler vard›r. ‹kinci nokta; darbe rejimi, esas olarak, t›kanan düzeni düzlü¤e ç›karma ifllevi görmektedir. Yaflad›¤›m›z topraklarda, parlamenter demokrasiyi t›kan›kl›¤a götüren faktörlerin bafll›calar›ndan birisi ise, sistemin, bar›nd›rd›¤› tüm yap›sallaflm›fl kriz faktörünün yan›nda, genifl y›¤›nlar›, düzen ve kurumlar›na yönelik güven temelinde, düzene ba¤layamamas› yatmaktad›r. Bu topraklardaki burjuva iktidar›n›n, parlamenter demokrasinin kurumlar› zemininde, sü-

reklileflmifl, güçlü bir kitle deste¤i yoktur. Bu nedenle, k›sa aral›klarla, suni olarak oluflturulan ve varolan›n k›flk›rt›lmas›yla yarat›lan gündemler temelinde, y›¤›nlar (hiç olmazsa y›¤›nlar›n bir k›sm›) çeflitli yollarla düzene ba¤lanmaya çal›fl›lmakta, ihtiyaç duyulan kitle deste¤i de bunun üzerinden sa¤lanmaya çal›fl›lmaktad›r; ancak, bu sa¤lanan desteklerin bir süreklili¤inden de söz etmek olanakl› de¤ildir. Bu noktada, gündeme gelen bütün “darbe rejimleri”, gündemine ald›¤› ve ola¤an iflleyifl koflullar›nda uygulanamayan program›n, ihtiyaç duydu¤u kitle deste¤ini yaratmay› özel bir ifl edinir. Ve yarat›lan/yarat›lmas› hedeflenen bu kitle deste¤i, esasen, parlamenter demokrasi zeminindeki siyasal odaklardan birisine kanalize edilmeye çal›fl›l›r; bu darbe rejiminin “geçici” karakterinden dolay›d›r. Darbenin sa¤lad›¤› kitle deste¤inin, parlamenter demokrasi zemininde, mevcut siyasal odaklardan hiçbirisine kanalize edilemedi¤i noktada, bu sa¤lanana kadar, “süreklileflmifl bir darbe rejimi” tan›mlamas›n› and›r›rcas›na gelgitler sürekli olarak yaflan›r. Bugün gündeme gelen “darbe rejimi” de esas olarak, y›¤›nlar›n, parlamenter demokrasiye dönük, y›pranan güvenlerinin yeniden sa¤lanmas› temelinde, gerici reformlar program›n› yaflama geçirme kudretine sahip bir siyasal odak tesis etmeye dönük bir rejimdir; kolay görünmüyor. Bu hedefin gerçekleflmesinin kolay görünmemesinin nedeni, temel olarak, genifl iflçi y›¤›nlar›n› arkas›na alarak düzene ba¤layabilmifl bir iflçi partisinin, sol partinin, bizzat düzenin kendisi taraf›ndan içerilememifl olmas› ile ilgilidir. Gündemde olan darbenin karakterinin “sol” yahut “ilerici” olabilece¤ine dönük hayallerin temelinde de, müdahalelerin “sol”, “demokratik”, “ilerici” karakteri oldu¤u düflünülür; as›ls›zd›r. Darbenin “sol” gösterilen yüzünün temelinde, esas olarak; seçmeli terörle solun, ehlilefltirilmesi ve düzen içerisi ne çekilmesi vesilesiyle, genifl iflçi y›¤›nlar›n›n ve düzene muhalif kesimlerin, tekrar düzene ba¤lanabilmesi hedefi yatmaktad›r. Bu hedef, “eski devrimciler” den tahkim edilmifl “sol” bir hükümetin murad edildi¤i anlam›na gelmemektedir (hiç de¤ilse bugün için); bugün ve bu koflullarda, muhalefet zemininde de olsa, parlamento kap›s›ndan sokulabilecek, genifl iflçi y›¤›nlar›n› arkas›na alm›fl bir siyasal odak, devrimci bir ifllev göremeyece¤i gibi, düzene, ihtiyaç duydu¤u taze kan› sa¤layan bir rol oynayacakt›r. Bugün üzerinden atlanan noktalardan bir tanesi de budur. Esasen, liberallerin ve parlamenter zemine “fit” olabileceklerini att›klar› taklalarla defalarca ›spatlamaya çal›-

flanlar›n, bir yönüyle bafllar›nda bir k›l›ç salland›r›l›rken (en basitinden HADEP’e dönük t›rmanan operasyonlar ve sindirme giriflimleri gibi), öte yandan da, “olas› bir seçimde flanslar›n›n hiç de az olmad›¤›”n› vaz eden kamuoyu araflt›rmalar› ile, eylemlerinin, bilcümle bas›n kurulufllar› taraf›ndan sergilenmesi ve örnek gösterilmesiyle önlerine koca koca havuçlar›n sunulmas›, bu hesab›n göstergeleri say›lmal›d›r. Düzen, parlamenter zeminde oynamaya aday olanlara sundu¤u olanaklar ve bahflifllerle, sol (ve devrimci!) hareketi kendi içerisinde, liberal siyaset lehine ayr›flt›rmaya ve liberal zeminde kalanlar› da yede¤ine almaya özel bir önem veriyor. Bu kayg› ve hedefler, ayn› zamanda, darbe rejiminin de, orta ve uzun vadede, düzenin tahkimi do¤rultusunda gündeminde olan ve bugünden yaflama geçirmeye soyundu¤u hedeflerdir. Darbe rejimi, h›z alarak giderken, bugünkü yak›t›n› da özellikle sol, devrimci hareketten devflirmek istiyor. Düzenin bu yönelimi karfl›s›nda, as›l uyan›k olmas› gerekenler, zaten batakl›¤a batm›fl ve o yolda geri dönüflsüz bir yönelime girmifl olanlar de¤il, düzen karfl›s›nda, devrimci bir duruflta hala ›srar gösterenler; ancak göz ucuyla da, liberallerin seyahatini izlemekten de kurtulamayan, liberallerin “kitlelerine” iç geçirerek bakan devrimcilerdir. Düzenin zorlad›¤› bu ayr›flma ve kendisini “sol” ile tahkim etme aray›fllar›na, devrimci siyaset zemininde verilmesi gereken yan›t›n ne olmas› gerekti¤i ve nas›l bir zeminde somutlanabilece¤i, ufak örneklerle de olsa, Mart ay› eylemlilik sürecinde bir kez daha ortaya ç›km›flt›r. Devrimci harekete düflen ise, bu bahar› ve özellikle de yaklaflan 1 May›s’›, bu do¤rultuda, devrimci bir ç›k›fl›n zemini olarak örgütlemektir. Görev, öncelikle komünist devrimcileri bekliyor! J

EK‹M DERSLER‹ BOLfiEV‹ZME SADIK KALINMADAN Ö⁄REN‹LEMEZ!

BROfiÜRLER‹ 2


4

Say›: 21 P Nisan ‘98

1 May›s’› Devrimcilefltirebilmek, Liberal Siyaset Zemini ‹le Ayr›flmaktan Geçiyor

Mart’›n Kazan›mlar›n› Daha ‹leri Tafl›yal›m Á

Bafltaraf› 1. Sayfada

sa da, kimi olumsuzluklar› ve eksiklikleri tafl›m›yor de¤ildi. Nitekim, 8 Mart’ta somutlanan ad›m, devrimcilerin çok yönlü kopufllar› ve bilinçli ad›mlar› üzerine yükselmiyordu. Bu, üzerinden atlanmamas› gereken önemli noktalar›n bafl›nda gelmektedir. Ve bu ad›mlar›n, devrimci hareket aç›s›ndan avantaja dönüfltürülebilmesinin yolu da, ilk planda, bu eksiklikleri bilince ç›kartmaktan geçmektedir. Mart Eylemlilik Süreci, Nas›l Bir Zeminde Yafland› ? Öncesindeki KESK eylemleri ile birlikte de¤erlendirildi¤inde, Mart eylemlilik sürecinin zemininde, yükselmeye bafllayan bir y›¤›n dinamizmi, yeni bir “dalga” oldu¤unu söylemek mümkün. Bu, sürecin bir yönüdür. Di¤er yönünde ise, y›¤›n hareketindeki bu canlanma ve kitle dinamizminin, devrimci saflarda, liberallerden kopufl aray›fllar› ile eflzamanl› yafland›¤›n›n bulundu¤u söylenebilir. Özellikle, T‹KB ve MLKP, ‘97 sonbahar›ndan bafllayarak, bir yönüyle, darbe rejiminin ve RefahYol hükümetinin devrilmesinin, burjuvazinin iç hesaplaflmas›n›n yan›nda, devrimcilere yönelik sald›r› ve imha boyutunu öne ç›kartarak; öte yandan, geçen ayd›nl›k eylemlerinde liberallerin, reformistlerin zeminine düflmenin olumsuz sonuçlar› ve devrimcilerin eylemlerde devrimci bir inisiyatif gelifltirmelerinin gereklili¤ine vurgu yaparak, devrimci bir inisiyatifin, devrimci bir seçene¤in siyaset zemininde belirleyici olmas› ihtiyac›na iflaret ediyorlard›. Bu geliflmeler bafll›bafl›na birer olumluluktur, ancak, kazan›ma dönüfltürülebilmesi, somut siyaset zemininde at›lacak ad›mlarla ilgilidir ve bu yönü eksik kald›¤›nda, aray›fllar›n, geri bir zemine savrulmas› iflten bile de¤ildir. Dolay›s›yla as›l maharet; yükselen y›¤›n dinamizmini, devrimci zeminde kucaklayacak ve ileri tafl›yabilecek bir ileri ç›k›fl› gerçeklefltirmektir. 8 Mart’›n ard›ndan, 12 Mart Gazi eylemi, somut bir çat›flma yaflanmam›fl olsa da, devrimci gruplar›n durufllar›, militan ruh hali ve olas› bir çat›flmaya haz›rl›kl› olundu¤unu gösteren donan›mlar›, 8 Mart’›n gerisine düflülmedi¤inin göstergesi olarak al›nmal›d›r. Bunun yan›nda, 15 Mart 1 May›s Mahallesi eylemi, her ne kadar yerel bir eylem olarak yaflansa da, liberaller ve liberal siyasetle devrimci siyasetin bizzat devrimcilerin zorlamas›yla ve kendilerini liberallerden ay›rmas›yla ayr›flt›r›ld›¤› (kuflkusuz bu, melezlerin/devrimci demokratlar›n, liberal siyasetten koptuklar› anlam›na gelmiyor) ve devrimcile rin, kendi ba¤›ms›z inisiyatifleriyle varofllarda devrimci ve kitlesel bir zeminde kendilerini varetmeleri için, hiç de liberallere ihtiyaçlar› olmad›¤›n› birkez daha ortaya koymufltur; bu yönüyle de

Mart eylemlilik sürecinde ayr› bir yeri vard›r. Ayr›ca 15 Mart eylemi göstermifltir ki, devrimci hareketle liberal hareket aras›nda çizilecek bir ayr›m çizgisi, esasen, devrimci hareketi de bölen, ayr›flt›r›c› bir eksen olarak ortaya ç›ka cakt›r; ‹ki 15 Mart eyleminin, birisinde devrimcilerin oldu¤u ve devrimci siyasetin bulundu¤u aç›kt›r, di¤erinde ise liberal siyasetin egemen oldu¤u aç›kt›r ancak, bu liberal eyleme kan verenlerin ço¤unlu¤unun da devrimciler (yahut devrimci iddialara sahip olanlar) oldu¤u da aç›kt›r. Nitekim, 15 Mart eyleminde, esasen liberallerin kendilerini liberal siyaset zemininde varetmeleri de, esas olarak, kendilerinden ayr›flmakta ayak sürçen devrimci çevrelerin katk›lar› ile gerçekleflmifltir, kendi baflar›lar› ve kitleselliklerinden dolay› de¤il. fiehrin ›fl›lt›l› meydanlar›nda, kendi ayaklar› üzerinde durabilen liberal hareketler ve liberal siyaset, varofllara ve iflçi s›n›f›n›n devrimci dinamizm tafl›yan kesimlerine gitti¤i anda, devrimcilere yaslanmadan, de¤il ad›m atabilmek, ayakta durabilecekleri bir zemin bile bulamayacakt›r. Özellikle önümüzdeki dönemde; devrimci hareketin, iflçi s›n›f›n›n devrimci dinamizm tafl›yan kesimlerine dayanarak, varofl dinami¤inin üzerinden gerçeklefltirecekleri bir ileri ç›k›fl, ayn› zamanda, devrimci hareketi de liberallerden oldu¤u gibi, kendi içerisinde de ayr›flt›ran bir etki yaratacakt›r. Mart Eylemlilik Sürecinden Nas›l Bir Ders Ç›kartmak Gerek ? Neticede, toplam olarak Mart eylemlilik süreci, Newroz ve üniversite gençli¤inin eylemleri ile birlikte, bar›nd›rd›¤› tüm eksiklik ve zaaflara ra¤men, y›¤›n hareketindeki canlanman›n ve devrimci saflardaki ileri ç›k›fl aray›fl›n›n somut göstergelerini bar›nd›r›yor. Ancak, yukar›da da belirtti¤imiz gibi, bu olumlu ad›mlar›n kazan›ma dönüfltürülebilmesi, somut siyaset zemininde at›lacak ad›mlarla ilgilidir. Esasen devrimci hareketin, Mart eylemlilik sürecinin kazan›mlar›n› daha ileri bir noktaya tafl›yabilmesi ve 1 May›s 1998’i, bu kazan›mlar üzerinden devrimcilefltirebilmesi de bu zemindeki ad›mlarla ilgilidir. Devrimci hareketin bu noktadaki geçmifl prati¤i ise, bir dizi kayg›ya zemin sunmaktad›r. Öncelikle belirtmek gerekir ki, devrimci hareketin “liberallerden ve liberal siyasetten kopufl”tan anlad›¤›, bir yönüyle, eylemlerdeki “sloganlar, talepler, durufl” zemininde bir devrimcileflmedir: Reformist sloganlar›n yerini devrimci sloganlar, düzeniçi taleplerin yerini düzend›fl›/devrimci taleplerin, uzlaflmac› tutumlar›n yerini düflmanla uzlaflmaz tutumlar›n ald›¤› eylemlerdi. Dolay›s›yla, liberal siyasetle ayr›flma ekseninde, devrimci hareketin bilince

ç›kartamad›¤› en önemli gerçeklik; “biçimi ve içeri¤i itibar› ile resmileflmifl eylemler”den kurtulman›n yolunun, sadece eylemlere damga vuran talep ve fliarlar›n devrimcileflmesinden de¤il, ayn› zamanda eylemin kitle zemininin, yaflama geçirilen araç, yol, yöntemin ve mekan›n›n da, iflçi s›n›f›n›n devrimci dinamizm tafl›yan kesimlerinden, düzend›fl› kesimlerden, varofllardan, devrimci bir siyaset ekseninde kan almaya olanak tan›yacak bir muhtevaya s›çrat›lmas› gere¤idir. Mart eylemlilik sürecinde, bir yönüyle bu do¤rultuda ad›m at›lm›flt›r; ancak, bu ad›m, devrimcilerin bilinçli bir müdahalesi ile de¤il, daha çok kendili¤inden süreçlerin sonucu olarak gerçekleflmifltir. ‹flte tam da bu noktada, Mart eylemlilik sürecinde bir ölçüde kendili¤inden ve refleksi olarak yaflanan “liberaller ve liberal siyasetten ay r›flma” do¤rultusunda at›lan ad›mlar›n, bizzat devrimcilerin bilinçli tercihleri ve zorlamalar› üzerinden somutlanmas› belirleyici bir önemdedir. Devrimci hareketin, liberallerden kopufl aray›fllar›n›n sanc›l› yaflanmas›n›n alt›nda yatan önemli bir faktör de, demokrasi programlar›ndaki ortakl›kt›r. Bu nedenle, devrimci hareketin liberal demokrasiyle bütünsel bir kopufl yaflamad›¤› sürece, kopufl do¤rultusunda att›¤› her ad›m, kendi demokrasi programlar›n›n çelmesiyle karfl›laflacak ve geri düflüfl riskini sürekli olarak tafl›yacakt›r. Paylafl›lan demokrasi ortak paydas›, bir yönüyle, devrimci hareketin, liberal siyasetten ve liberal ak›mlardan ayr›flamamas›n› da koflullayan bir etki yapmaktad›r. Liberallerle ayn› tabana, ayn› özlemleri ve hedefleri iflaret ederek seslendi¤ini düflünen devrimci hareket, liberallerin tabanlar›ndan (esasen kendilerinden), bu taban› etkileme ad›na kopmamakta da özel bir çaba sarfetmektedir. Bu noktada devrimci hareket; liberallerden kopufl sanc›lar› yaflamakla birlikte, “liberal/reformist siyasetlerin etkisi alt›ndaki y›¤›nlar›n devrimci siyasete kazan›lmas›” kayg›s› nedeniyle, “eylem mekan› olarak liberallerden ayr›flmama ve ayn› alanda bulunup liberallerin tabanlar›n› etkileme” do¤rultusunda güçlü bir e¤ilim gösterecektir; ancak k›r›lmas› da mümkündür. Bu e¤ilim esas olarak, kazan›lmas› gereken bu taban›n kazan›lmas›n›n yolunun, öncelikle onlar›n bulunduklar› zeminden ayr›flmaktan geçti¤ini gözard› etmektedir ve kesinlikle bunun üzerini örten e¤ilimin k›r›lmas› gerekir. Oysa, Mart eylemlilik süreçleri ve hemen hepsi birer dönemece iflaret eden eylemlilik süreçleri (Gazi Ayaklanmas›, 1 May›s Kad› köy vb.) de göstermifltir ki; liberallerden ayr›flmadan ve ba¤›ms›z devrimci eylemler üzerinde kendimizi varetmeden, onlar›n tabanlar›n› etkilemek de olanakl› de¤ildir.

Tabanlar›n› etkileme kayg›s›yla, liberal siyasetin zeminine düfltü¤ümüz bütün eylemler, devrimci hareketin liberallerden kan almas›na de¤il, tam tersine liberal hareketlere ve liberal siyasete kan vermesine vesile olmaktad›r; bu durumun bir ad›m ilerisi liberalleflmedir! Liberal/reformist hareketin tabanlar›n›n devrimci siyasete kazan›lmas›, öncelikle devrimci hareketin, devrimci eylem çizgisine ve zeminine s›k› s›k›ya sar›lmas›ndan ve kendisini ba¤›ms›z gündemi temelinde bu türden eylemlilikler üzerinde varetmesinden geçiyor. Gerici Reformlar Karfl›s›nda da ‹lk Ad›m Ayr›flma Olmal› Bir di¤er önemli nokta da, gerici reformlar zeminindeki seçmeli terör kapsam›nda, bizzat düzenin kendisinin, liberal siyasetle devrimci siyaseti ayr›flt›rmaya zorlad›¤›, zorlayaca¤› gerçe¤i dir. Düzenin zorlad›¤› bu ayr›flmada, liberal tarafta saf tutanlar›n, düzenin izin verdi¤i çerçevede bir siyasal varoluflun bahfliflleri ve nimetleriyle ödüllendirilecekleri; devrimci duruflta ›srar edenlerin ise, öncelikle tecrit ve ard›ndan en sert yöntemlerle uygulanacak bir imha politikas›na maruz kalacaklar› kesin. Düzen bu noktada, devrimci harekete, ya ehlileflmeyi yahut da tecrit olmay› bir seçenek olarak dayat›yor. Bu ayr›m›n bilincine var›lamad›¤› takdirde, devrimci hareketi bekleyen; ya liberal zemine “devrimcilefltirme” kayg›lar›yla ad›m atarak batakl›kta gö mülmek, yahut da, bu ayr›flmay› bilinçli bir ayr›ma dönüfltüremedi¤i noktada da tecrit olmakt›r. Oysa, devrimci hareketin, y›¤›n hareketinde yeni bir canlanma e¤iliminin de gözlemlendi¤i bu dönemde, bu ayr›flmay›, bizat kendisinin zorlad›¤›/zorlayaca¤› bir ayr›flma olarak bilince ç›kartmas› ve iflçi s›n›f›n›n devrimci dinamizminin üzerinde yükselen bir devrimci duruflta ›srar göster mesi; salt düzenin oyununu bozmakla kalmay›p, liberal/reformist hareketin ayaklar›n›n alt›ndan, y›¤›n dinami¤ini de çekip alan bir ifllev görecektir. K›sacas›, önümüzdeki dönemde, ister bilinçli, ister de kendili¤inden yahut düzenin ve liberallerin zorlamas›yla (liberal tasfiyeci siyasetlerin, devrimci sloganlar›, ç›k›fllar›, eylemlerin güven li¤ini sa¤lama ve provokasyonu önleme ad›na jandarmal›¤a soyunarak engelle meye çal›flmas›) olsun, liberal ve devrimci siyaset aras›nda bir ayr›flma kaç›n›lmaz görünmektedir. Bu ayr›m›/ayr›flmay›, devrimci hareket aç›s›ndan bir kazan›ma dönüfltürmenin yolu ise, bizzat devrimcilerin, y›¤›nlar›n devrimci dinami¤ini arkalar›na alarak gerçeklefltirecekleri ba¤›ms›z devrimci eylemlerle, siyaset zeminindeki bu ayr›flmay› bizzat k›flk›rtmalar› ve zorlamalar›ndan geçecektir. Bu dönemde, bizzat devrimci hareket zorlad›¤› taktirde, ayr›flma, devrimcilefltirici ve devrimci harekete kan tafl›yan bir ifllev görecektir. Ayr›flmaya karfl› durma çabalar› ise,


5

Say›: 22 P Nisan ‘98 liberal siyasetin bulan›k sular›nda batakl›¤a gömülmeye ve kopmamakta direnilen liberal demokrasiye teslim olmaya mahkumdur.

Burjuva Demokrasisinin Asli Bir Unsuru:

1 May›s’› Resmilefltirme Oyunlar›na Karfl› Uyan›k Olunmal›d›r Yaklaflan 1 May›s eylemine de bu perspektifle bakmak gerekiyor. Bir taraftan düzen ve liberaller, devrimcilerin “y›k›c›l›klar›n›” ve “taflk›nl›klar›n›” bulaflt›ramayacaklar› “iflçi s›n›f›na ve sendikalara” yak›flt›rd›klar› bir 1 May›s eylemini zorlayacaklar, bu eksende sendikalar›n flemsiyesi alt›nda, devrimci demokratlardan da tahkim edilen/yedeklenen liberal/uzlaflmac› bir blok ekseninde 1 May›s’a haz›rlanacaklard›r. 1 May›s, içerik ve biçim olarak, düzen güçleri ve liberal siyasete teslim olanlar eliyle “resmilefltirilmeye” çal›fl›lacakt›r. Geçen y›llardan farkl› olarak, bu y›l, zaten ipli¤i sadece devrimci iflçilerin gözünde de¤il, bir bütün olarak iflçi kitlesinin gözünde pazara ç›km›fl olan Budak ve Meral ikilisinin “1 May›s”lar›n›n d›fl›nda, liberal bir blok ekseninde ve mümkünse de KESK’i de aralar›na alarak somutlayacaklar› “sendikalar›n 1 May›s’›na alternatif 1 May›s” ihtimali de göz önünde bulundurulmal›d›r. Böylesi bir blo¤un ve 1 May›s platformunun, devrimci hareketi, Meral-Budak ikilisinin becerisinden çok daha fazla liberal siyasetin k›y›lar›na tafl›yabilece¤i unutulmamal›d›r. Bu tarz bloklar, burjuva siyasetin, iflçi s›n›f›na ve devrimci harekete tafl›nabilmesi sürecinde, tescilli sendikac›lar›n baflar›s›ndan çok daha etkili bir rol oynayacaklard›r. Bu nedenle, devrimci hareket, yaln›zca sendika bürokrasisinin kuyru¤una tak›lmamakta hassasiyet göstermekle yetinmemeli ve bilhassa bu dönemde, liberal bloklar ve siyaset üzerinden devrimci harekete tafl›nmaya çal›fl›lan burjuva siyasete karfl› da uyan›k olmal›d›r. Devrimci hareketi bu noktada birkaç seçenek beklemekte. Bu noktada, liberal demokrasi platformunda geçifltirilen bir “resmi 1 May›s gösterisi”ne teslim olmamak için, devrimcilerin atmas› gereken ilk ad›m, liberal uzlaflma zemininde oluflturulacak “resmi 1 May›s” platformunun/blo¤unun d›fl›nda, gerek biçim gerek içerik olarak düzenin dayatmalar›n› d›fllayan ve varofllar›n, iflçi s›n›f›n›n devrimci dinamizm tafl›yan kesimlerinin potansiyeli üzerinde yükselen bir devrimci 1 May›s için, burjuvazinin ve liberallerin gündemin den/zemininden ba¤›ms›z, devrimci bir platformun/oda¤›n eylem zemininin yarat›lmas›na yo¤unlaflmakt›r. ‹flçi s›n›f›n›n devrimci dinamizmi üzerinde yükselen, devrimcileflen ve devrimcilefltirebilecek bir 1 May›s eylemi ile, 1997 1 May›s’›n›n rövanfl›n› almak da ancak böylesi bir yoldan geçiyor. Özgür 1 May›s için, devrimci zeminde birleflelim! J

rdu veya resmi ad›yla Türk Silahl› Kuvvetleri, bu topraklarda devletin, bask›c› rejimlerin ve burjuva demokrasisinin baflta gelen kurumlar›ndan biri. "Bir s›n›f›n bir zümrenin temsilcisi de¤il, milletin bir parças›, ta kendisi oldu¤u ..." iddias›n›n aksine, burjuva s›n›f›n›n, burjuva devletin temsilcisidir. Sadece askeri alanda de¤il, siyasal süreçlerin de belirleyici bir unsuru olarak. "Ama bu orduyu di¤erleriyle kar›flt›rmaman›z› tavsiye ederim. Türkiye’deki, tarihten gelme, adeta bir hayat tarz› olan millet-ordu bütünlü¤ünün bir benzerini baflka bir ülkede göremezsiniz" fleklindeki yabanc› bir raportörün söyledikleri ordunun tarihsel rolünü tastamam sapt›yor. Osmanl› çizgisinden TC'ye burjuva geçifl, padiflahlar, vezirler döneminden paflalar dönemine geçifltir ayn› zamanda. Milli mücadele ve Alt›ok’ta ifade edilen “ilke ve devrimler”, smokin giymifl asker kökenli kadrolarla, haki üniformal› kadrolar›n, burjuvazinin ortak ç›karlar› zeminindeki iflbirli¤inin ve kapitalizmi bu topraklarda “sa¤lam” temellere oturtma u¤rafl›n›n ifadesidir ayn› zamanda. Ordu; bu topraklardaki burjuva kurulufl sürecinin belirleyici bir icra unsurudur. Ordunun, toplumsal hayat›n bütün alanlar›yla ilgili olarak, kapitalist s›n›f›n projelerinin ya ilk elden uygulay›c›s›, ya da garantisi olmas› da bu eksen üzerinde de¤erlendirilebilir. Gerek k›flla içi okuma-yazma kurslar›yla, gerek her darbe döneminde bafllat›lan okuma-yazma seferberlikleriyle, “bu milleti cehaletten kurtar›p flahland›ran” TSK’n›n murad etti¤i; alfabe ö¤retmekten farkl› olarak, Milli E¤itim'in tam olarak beceremedi¤i asimilasyon politikas›n›n sürdürülmesinden ibarettir. "Millet ne kadar cehaletten kurtulursa, politikac›lar›n yalan›na kanmaz" yollu e¤itim seferberli¤i palavras›, tersine burjuva sistemine entegrasyon amac›na uygun düflmektedir. En büyük ö¤retmenin ordu olmas›, en çok dayak atan ö¤retmenin de ordu olmas›na vesile olsa gerek. Terbiye olmayan, hizaya girmeyenin zapturapt alt›na al›nmas›; k›flladan bafllay›p, toplumsal alana yönelmesi esasen ordunun e¤itimdeki (pratik) ilgi alan›n› oluflturur. Ordunun "içerdeki" bu temel ifllevi, yani burjuva s›n›f›n›n ç›karlar›na ve devletin bekas›na bekçili¤i, "vatan millet" soyutlamalar›yla kamufle edilerek, burjuva özü gizlenmeye çal› fl›lmaktad›r. S›n›flarüstü ordunun olabilirli¤i, sadece kocaman bir burjuva yalan›d›r. Demek ki, baflka ordulardan daha az olmayacak kadar bir burjuva ordu s›fat›na sahiptir TSK. E¤itim ve benzeri nüanslar esasen ordunun ilgi alan›nda olan alt ara bafll›klard›r. Her burjuva anayasan›n yeni-

O

TSK den kurulmas›n›n arkas›nda duran TSK'n›n görev ve yetkileri kestirilebilece¤i gibi, asker iradesinin bütün özelliklerini aksettirir. Asayiflten seferberli¤e, s›k›yönetimden askeri darbeye (yaz›l› olmayan yetki) kadar, baflka bir "ordu-millette" görülmeyecek kadar donan›mla yetkilidir. MGK'n›n beynidir. Siyasal kararlar›n al›nmas›, tavsiye edilmesi ve takibi, darbe dönemleri d›fl›nda onun "dolayl›"! icazetindedir. Yani her halükarda ve dönemde burjuva siyasetinin merkezindedir. "Siyaset merkezinin" her karar› “laiklik, bölünmez bütünlük, millet, devlet” gibi resmi-hukuki prensiplerin, yani genel bir ç›kar tan›mlamas›n›n ard›na gizlenen burjuva devletin süreklili¤ini; "ulusal ç›karlar" argüman›yla da "d›fla" dönük burjuva s›n›f›n›n ç›karlar›n› temsille tescillidir. Ordunun bu görev aflk›n›, emekçilerin s›rt›ndan ödetilen “bahflifller” ve say›s›z ayr›cal›klar karfl›s›nda sürdürmesinin temelinde, düzenli ordunun burjuva toplumdaki rolü; kapitalist s›n›f›n ç›karlar›na nesnel ba¤l›l›¤› yatar. Ancak ordunun bu nesnel rolü/ba¤›, iktisadi alandaki varl›¤›, a¤›rl›¤› ve emekçilerden do¤rudan hortumlad›¤› art›-de¤erle de pekiflir: Ordu kuruluflundan beri (ki M. Kemal vb. leri döneminin en büyük mülk sahipleridir)kurum olarak -bütçeden ald›¤› paydan ba¤›ms›z olarak-büyük bir ekonomik güce sahiptir! OYAK'tan Aselsan'a, K›r›kkale'den TUKAfi’a, dikimevlerine kadar önemli yat›r›m ve istihdam gücüne sahiptir. Kapitalist iflletme kimli¤iyle de bir K‹T'ten fark› yoktur. Bu dev tekel, eme¤in en ucuza maledildi¤i bir giriflim alan›d›r. Binlerce asker-emekçinin angaryaya tabi tutuldu¤u atölye sistemleri a¤› da iflin cabas›d›r. Burjuvazinin siyaset söylemi ve kavramlara yükledi¤i as›l amac›n› gizleyen ideolojik safsatas›, beri yandan, oldum olas› kitleler bir yana solun gözünü ba¤lam›flt›r. Temel yan›lg›s›n› S.S.C.B.’nin kemalist diktatörlük karfl›s›ndaki tutumundan beslenerek alan sol, Kemalizm'in flahs›nda, ona ulusal kurtuluflçu, ilerici-devrimcili¤e referansla “anti-emperyalist” yak›flt›rmalar›yla, tabi bunun örgütlü ifadesi olan orduya gönderme yap›larak, TSK devrim teorilerinin "zinde-müttefik" gücü olarak taltif edildi. "Gençlik-ordu elele" sloganlar›n›n hikmeti, sol bir darbeyle "ikinci kurtulufl" savafl›n›n, MDD'lerin yolu aç›lacakt›. Bugün "sol"un bir bölü¤ü taraf›ndan "devrim kanunlar›n›n uygulanmas›" talebi nostaljik iç geçirme de¤ildir. Devrimci hareketler hariç, ordunun s›n›fsal niteli¤ini ve s›n›f mücadelesinde kaplad›¤› alan› göremeyenler, onu (kendisinin de iste¤i gibi) s›n›flarüstü bir kurum olarak hayal etmeye devam ediyorlar. Bu-

Ordu-Siyaset ‹liflkisi ndan daha masum görünen, ama bir o kadar da hayalci olan bir görüfl de, "ordunun demokratiklefltirilmesi" z›rvas›d›r. EMEP ve di¤er legalist partilerin ak›llar›ndan geçirdi¤i -kimi zaman sesli olarak- bu "talep”in yükseltildi¤i dönem, tam da "haz›rol" komutunun verildi¤i merhaledir. Darbe rejiminin Refahyol hükümetini yollad›¤› bir dönemde, Türkiye'de burjuva siyaset üretme tarz›na bir tepki olarak beliren bu “talep”, örne¤in ordunun "siyaset d›fl›na ç›kmas›"n› murad ediyorsa, bu ve benzeri görüfller muhatap görülen kesimlerden yan›t bulamayacakt›r. Zira "devrim kanunlar›"n›n uygulanmas› ordunun tabiat›na daha uygundur. Nitekim bunu yap›yor. Yani ordu, solcu eskisi bu muazaflar› dinlemeyecektir. Olsa olsa onlar› silah alt›na ça¤›racakt›r. Ordunun siyaset d›fl›na itilmesi veya çekilmesi, burjuva siyaset gündemi tart›flmas›n›n kötü bir fotokopisidir. "Orduyu siyasi tart›flmalar›n içine çekmek fevkalade yanl›fl. E¤er ordu siyasi tart›flmalara taraf yap›l›rsa Türkiye de rahats›z olur, ordu da" diyen S. Demirel'in bu söyledikleri, burjuva siyasetin, sanki ordu bir kenarda duruyormufl gibi iflledi¤i türünden yalanlarla bizi kand›rmaya çal›flan 35 y›ll›k bir demagogun a¤z›ndan dökülmesinden ibarettir. "S›n›fs›z, zümresiz ve imtiyazs›z kaynaflm›fl kitle" teorisinin (milletin mal›) faflizan tarifi üzerine oturtulmaya çal›fl›lan ve do¤rusu devlet gelene¤iyle de (ordu-millet)güçlendirilen bu ordu ülkesinde, ordu, "bar›fl harekat›"yla iflgal alanlar›n› burjuvaziye tahsis eden, Kerkük-Musul'a kadar ifltah kabartan ilhakç› siyasetin dolays›z arac› olarak, d›fl siyaset arenas›nda da alt-emperyalistleflme hevesinin ateflli destekçisi ve savunucusudur. Dün Kore'ye bugün Somali, Bosna-Hersek'e ve Güney Kürdistan'a sarkmas› bu askeri göreve itekleyen sivil siyasetçilerin talimatlar›n›n yan›nda, ordunun ufkuyla da ilgilidir ve temelinde her dem oldu¤u gibi kapitalist s›n›f›n ortak ç›karlar› yatar; parlamenterlerin yahut paflalar›n “kahramanl›k rüyalar›”, “macerac›l›k sevdalar›” de¤il. Asl›nda her renkten liberalin ve ikinci cumhuriyetçilerin iddia etti¤i gibi, “askerlerden dolay› Türkiye'de siyasetin sivilleflmedi¤i ve burjuvalaflmad›¤›” iddias›, mant›kl› görünüyor gibi olsa da, külliyen yanl›flt›r. Tam tersine Türkiye'de burjuvaziyle asker aras›ndaki iliflki taraflarca istenir ve savunulur olmufltur. Burjuva siyasetinde denetim ve bask›, bir s›n›f olarak burjuvaziden gelir, ordu polis ve hükümetçe uygulan›r. 12 Eylül 80 darbesinin, Vehbi Koç'un "temenni mektubuyla" birebir uyufltu¤u ve 24 Ocak kararlar›n›n nas›l uyguland›¤› hat›rlanmal›d›r. J


6

Say›: 22 P Nisan ‘98

1 MAYIS’IN ‘GELENEK’ VE ‘SEMBOLLER‹’ DÜfiMANA DE⁄‹L DEVR‹ME H‹ZMET ETMEL‹! Bir kere daha “iki 1 May›s”›, düflman›n de¤il, devrimcilerin inisiyatifi yaratmal›! Vars›n liberaller, “demokratlar”, sendika a¤alar›, rengarenk flölen

1899

Paris Kongresi’nde al›nan kararla yaflama geçen 1890 1 May›s’›ndan bu yana 1 May›s’lar, birçok tart›flmayla birlikte çok say›da gelenek ve sembolü de sol ve devrimci harekete tafl›d›lar. Kimi, s›n›f mücadelesinde anlaml› bir kap›flman›n an›s›na ya da deney say›larak; ama pek ço¤u da “kerameti kendinden menkul” bu gelenek ve semboller, devrimci bir müdahaleninin eksikli¤i koflullar›nda da sa¤, liberal müdahalelerin hizmetine kofluldular. Meflruiyet ihtiyac›n› karfl›lamak için, y›llard›r ‹ngiliz Avam Kamaras›’n›n Enternasyonal Marfl› okunarak aç›ld›¤›, TKP’nin “özgürlü¤ü” için de, “TC’nin, komünist örgütlenmenin yasak oldu¤u, Avrupa’n›n tek, dünyan›n say›l› ülkelerinden oldu¤u” argümanlar›n› dilinden eksik etmeyen solcular, uzun y›llar boyunca “Özgür 1 May›slar” için burjuvaziye, “iflçilerin her yerde kutlad›klar› bayram› oldu¤u” ile bafllayan söylemi dillerinden düflürmediler. Hatta, pekçok ülkede, liberal, sosyal-demokrat, Hristiyan-demokrat baflbakanlar›n ve bakanlar›n 1 May›s kortejlerinin en bafl›nda yürüdüklerini dil lendirerek; “siz de böyle yap›n, iflçilerden ve bayramlar›ndan korkmay›n” demeye getirdiler. Yaflad›¤›m›z topraklarda, 1 May›s gelenekleri aras›nda “sendikalar›n öncülü¤ü”, semboller aras›nda ise “Taksim (1 May›s) Alan›” sol, devrimci hareketin gündeminde en yo¤un biçimde yer alanlar olageldiler.

1 May›s’›n “Organizasyonu” Ve Sendikalar 1 May›s’larda flenliksever solcular, 1 May›s’›n “devrimcili¤inde ›srar eden” devrimcilere dönerek, onun “birlefltirici anlam›” üzerinde esip gürlerler ve “bre çocuklar, siz bilmezmisiniz ki, Almanya’da Willy Brandt kortejin en önünde yürür; böyledir diye de kimse kat›lmamazl›k yapmaz; siz ne cüretle kendi bafl›n›za ifl yapars›n›z” diye göz da¤› vermeye kalkarlar. Onlar›n bu söylemlerinden murad›, 1 May›s’›n “birlik ve beraberlik” ruhuna, “yaramaz solcu çocuklar” taraf›ndan zarar verilmesini önlemek oldu¤u kadar, burjuvaziye “1 May›s” ad›na güvenceler vermektir de... Bunun için de tart›flma bafllad›¤›nda “geleneklerden” dem vurarak, “1 May›slar’›n iflçi s›n›f›n›n ekonomik mücadelesinden do¤up yayg›nlaflt›¤›n›, bu nedenle de dünyan›n her yerinde iflçi s›n›f›n›n siyasal de¤il ekonomik örgütleri, yani sendikalar›n öncülü¤ünde gösterilerin düzenlenegeldi¤ini” savunurlar. Kimi devrimci çevrelerde de (bi-

bayraklar›yla düflman›n beyaz 1 May›s’›na koflsunlar; yeter ki, iflçiler, iflsizler, devrimciler, proletaryan›n k›z›l bayraklar›yla özgür 1 May›s’› yarats›n!

raz da “1 May›s’ta s›n›fla birlikte saf tutmak, s›n›fa seslenmek” ad›na) ra¤bet gören bu iddia, ayr›ca, sendikalar›n organizasyonunun, ayn› zamanda “iflçi s›n›f›n›n birli¤ini” sa¤lamada tek geçerli yol oldu¤u teziyle desteklenir... Ve daha ilk elden bu iddia ve tezler s›n›fta kal›r. Her ne kadar, 1 May›s’›n ilk “anma ve kutlama organizasyonlar›nda” sendikalar›n parma¤› varsa da, onun “‹flçi s›n›f›n›n uluslararas› birlik, dayan›flma ve mücadele günü” olmas› için karar al›nan Paris Kongresi, iflçi s›n›f›n›n “ekonomik” de¤il siyasal örgütlenmelerindendir. Sonras›ndaki süreçlerde de, 1 May›slar’›n organizasyonu, yaln›zca sendikalar taraf›ndan de¤il, genellikle partilerin ve sendikalar›n da içinde yer ald›klar› komiteler taraf›ndan gerçeklefltirilmifltir. Genellikle sosyal demokrat partilerden ve sendikalardan, 1 May›slar’›n içeri¤ine ve anlam›na dair geliflen suland›rma ve ihanetler karfl›s›nda, komünistler ise, ya bu geliflmelere devrimci tarzda müdahalede bulunmaktan, ya da “oyun bozanl›k” yap›p ayr› bafl çekmekten geri durmam›fllard›r. 1900’lerin bafllang›c›ndan itibaren, Amerika’da Sendikalar Federasyonu’nun ihanetiyle Sosyalist Parti’yle Sosyalist ‹flçi Partisi, Sanayi ‹flçileri Birli¤i’ni de yanlar›na alarak; Almanya’da sosyal demokrasinin ve etkinli¤indeki sendikalar›n ihaneti karfl›s›nda Spartakistler, ‹talya’da, ‹spanya’da, Kanada’da ve daha birçok yerde devrimci komünistler ayr› bayrak açmakta bir an bile tereddüt göstermemifllerdir. Özellikle 1. Paylafl›m Savafl› y›llar›nda Avrupa Sosyal Demokrasisi’nin “memleketlerine sahip ç›karak” yapt›klar› “1 May›s’ta ifl b›rakmama” ça¤r›s›, Almanya ve Fransa baflta olmak üzere birçok ülkede, iflçilerin, komünistlerin öncülü¤ünde düflmanla çat›flmaya girmekten çekinmedi¤i 1 May›slar olarak tarihe geçmifltir; ancak, her nedense “gelenekler” içinde bunlar an›lmaz. “‹ki 1 May›s” Daha Bafllang›çta Var! Çokça tan›¤› oldu¤umuz “iki 1 May›s”, tarihçenin ilk y›llar›nda yaflanmaya bafllanm›flt›. 1891 Brüksel Kongresi’nde Alman Sosyal Demokrat Parti’nin temsilcisi, tüm Enternasyonal kat›l›mc›lar›na, 1 May›s gösterilerinin pazar gününe denk gelen 3 May›s’ta yap›lmas› önerisini getirmiflti. Engels taraf›ndan, “1 May›s’› ‘resmilefltirme e¤ilimi” ve “affedilemez bir aptall›k” olarak de¤erlendirilen bu e¤ilim, bafllang›çta reddedilmifl, ancak tart›flmalar sonucunda, yine Engels’in, “1 y›l önce

Hamburg’ta yaflanan iflten ç›karmalar, sendikalar›n bölünmesi v.b.lerinin tekrarlanmamas›” mazeretiyle, “Almanya özgülünde 3 May›s’a kabul” tavr›yla geri ad›m at›lm›flt›. Daha sonra ‹ngiltere ile “özgüllük kapsam›” geniflletilen “3 May›s gösterilerine” Engels de bizzat ‹ngiltere’de kat›lm›flt›. “1 May›s’›n, May›s ay›n›n ilk pazar gününe tafl›nmas›” tart›flmalar›, y›llar boyunca 2. Enternasyonal’in de gündeminde kalm›fl, 1904 Amsterdam Kongresi’nin “1 May›s’›n 1 May›s gününde ve ifl b›rak›larak yaflanmas›” karar›yla nokta konulmaya çal›fl›lm›fl, ancak, ayn› karara, “iflçilere zarar vermeden, mümkün olan her yerde” ibaresinin eklenmesiyle de, “iki 1 May›s’a aç›k kap›” b›rakmaktan geri durulmam›flt›. Düflman›n 1 May›slar’a, bafl›ndan bu yana, “komünistlerin ihtilal provas›, y›k›c›l›k, tahripkarl›k v.b.” nitelemelerine karfl›, sürekli “hay›r, biz memleketimizi baltalam›yor, üretimi aksatm›yor, bar›flç›l bir flekilde sesimizi duyuruyoruz ve bayram›m›z› kutluyoruz” deme ihtiyac›n›n bir ürünü olarak, 1 May›slar’› tatil günlerine çekme gayretlerinin yan›s›ra, art›k bir de flöyle bir argüman dillendiriliyordu: “1 May›s, bir bolflevik ya da komünist bayram› de¤il, iflçi bayram›d›r. 1 May›slar’› sendikalar organize eder, iflçi s›n›f›n›n dostu olan herkes gelir, kat›l›r”... “Gelir, kat›l›r”a, çok geçmeden, “y›k›c›l›k ve bölücülük yapacaklar›n iflçi s›n›f›yla bir ifli olamaz, onlar gelmesinler”i eklemek de çok zor olmasa gerekirdi do¤rusu... Özellikle burjuvazinin “sendikac›l›k tedrisat›ndan” geçmifl, Abdullah Bafltürk, Halil Tunç, R›dvan Budak ve Bayram Meral gibi gangster sendikac›lar için... Ve tabii bir de onlar›n “h›nk” deyicisi liberal ve “demokrat” solcular›m›z için! Bu koro, y›llar y›l›, 1 May›slar’›n içinin boflalt›lmas›na karfl› durmaya çabalayan devrimci çevrelere, ayn› söylemlerle sald›rd›lar. Ve ne yaz›k ki bir destek de, “s›n›ftan ayr› düflmemek” derdindeki kimi melez ak›mlardan buldular. Böyle olunca da “ 1 May›s’›n organizasyonunun, dünyan›n her yerinde sendikalar taraf›ndan yap›lmas›n›n gelenek oldu¤u” tart›fl›lamayan bir tabu olarak kald›. Üstelik Türkiye’de, de bu tabunun savunucusu olan birçok çevrenin sahip ç›kt›¤› geleneklerin geçmifllerinde ayk›r› birçok örnek varken: 1 May›slar’›n “50 y›ll›k yasakl›l›¤›ndan” D‹SK’in 1976 Taksim Mitingi’yle ç›kt›¤› bilinir. Oysa, “yasakl›l›ktan” sonra ilk yasal gösteri, 1975 y›l›nda Tepebafl› Gazinosu’nda TS‹P tara-

f›ndan düzenlenen ve birçok çevrenin destekledi¤i toplant›d›r. Yine, “Taksim /1 May›s Alan›” özelinde ayr›ca de¤inece¤imiz 1979 1 May›s’›nda, TKP’nin Konak, ana gövdesini AEP gelene¤ini savunan çevrelerin oluflturdu¤u devrimci demokrat hareketlerin Karfl›yaka Mitingleri, bir ç›rp›da unutulur. Yine Toplumsal Kurtulufl’un 1988 Emek Sinemas› Toplant›s› ile, “kimin organizasyonu” oldu¤una bakmadan birçok çevrenin kofltu¤u SP (‹P)’nin GOP Mitingi de “gelene¤e” pek halel getirmez. (Bu “organizasyonlar›n” baz›s›nda Maden-‹fl, Devrimci Sendikal Muhalefet ya da falanca sendika flubesinin / bölge temsilcili¤inin “çat›s›n›n” kullan›lmas› ise zevahiri kurtarman›n ötesinde bir anlam tafl›mam›flt›.) Daha yak›n tarihte, “Taksim” saplant›s›yla gerçeklefltirilen (S‹P’inki de dahil) kimi dar grup eylemleri de, “sendikal önderliklerin” icazeti al›narak yap›lm›fl eylemler de¤ildi. Bu örnekler, tam anlam›yla hizmet etmese de, “devrimci bir 1 May›s” hedefleriy le, 1 May›s’›n öngünlerinde ilk ifl olarak gözünü sendika bürokrasilerine dikmenin aras›ndaki çeliflkiye bir parça olsun ›fl›k tutar niteliktedir. 1 May›slar Ve “1 May›s Alanlar›” Yaflad›¤›m›z topraklarda 1 May›s’›n, devrimci mücadelede tafl›mas› gereken anlamlara bürünmesinde ayak ba¤› olan, bir de “Taksim Alan›” sembolü var. Sadece 1 May›slar’da de¤il, TC’nin sosyal-siyasal yaflam›nda da önemli say›labilecek bir mekan olma özelli¤indeki Taksim Alan›, 1979 y›l›ndan bu yana, her 1 May›s öngünlerinde sol, devrimci hareketin gündemine mutlaka girmekte... 1977 1 May›s’›nda burjuva diktatörlü¤ün provokasyonuyla 37 emekçinin can verdi¤i Taksim, “inan›fla göre”, 1979 y›l›nda “kaybedilmifl” ve “geri al›nmas› gereken” bir “mevzi”dir. Proletarya’n›n hemen bütün 1 May›s deneylerinde, özel bir anlam tafl›s›n-tafl›mas›n, bütün büyük gösterilerin gerçeklefltirildi¤i alanlar, s›radan birer sembol olmaktan öteye geçmezler. 1 May›slar, günün flafa¤›n da, varofllarda, fabrikalar›n yo¤unlaflt›¤› bölgelerde, onlarca, yüzlerce “Taksim Alan›”nda bafllar, sokaklarda, caddelerde akarak ve e¤er planlanm›flsa, bir “Taksim Alan›”nda kitleselli¤inin doru¤una ulafl›r. Araçlara doluflarak (bu arada gelemeyenleri mahallesinde, çal›flanlar› fabrikas›nda b›rakarak) Dolmabahçe’ye, Tarlabafl›’na, ‹stiklal Caddesi’ne ya da S›raselviler’e ulafl›p buradan Taksim’i “fethetmenin”, Gazi’de, Ümraniye’de, Derbent’de ya da Gülsuyu’nda; Uzel’de, Ülker’de, ‹MES’te ya da Merter’de, iflçilerin, iflsizlerin, açlar›n; “sahip oldu¤unuz herfley bizim, almaya geliyoruz” diyerek düflmana karfl› saf tutmas›ndan, barikatlar örmesinden daha “1 May›sca” bir eylem oldu¤unu savunmak mümkün mü? 1977 1 May›s’›nda katledilenlerin


7

Say›: 22 P Nisan ‘98 sahiplenilmesi, an›lmas› do¤ru da; 1989’da fiiflhane’de, 1996’da Kad›köy’de düflen devrimci iflçilerin sahiplenilmesini 1 May›s programlar›na almayanlara diyecek bir çift sözümüz yok mu? Di¤er yandan, düflman›n Taksim “mevzisini” teslim ald›¤›, ne kadar do¤ru? 1 May›s 1977 provokasyonundan bir y›l sonra, 1978 1 May›s akflam›nda sendika bürokratlar›yla liberallerin yüzlerinde güller aç›yor, düflman medyas›na, “1 y›l önceki katliam›n sorumlusunun sendikalar ve iflçiler olmad›¤›n›n, hiçbir fley olmayan 78 1 May›s’›yla kan›tland›¤›n›” söylüyorlard›. Gerçekten de 1 May›s 1978’de Taksim Alan›’na “hiçbir fley” olmam›flças›na gidiliyor, ölenler, sayg› duruflu ça¤r›s›yla ve dövizlerdeki foto¤raflarla an›l›yor, provokasyonun “ayd›nlat›lmas›” ve hesap sorulmas›, demokrasi aflk›na, burjuva diktatörlü¤ünden talep ediliyordu. 1977’de Kemal Türkler’in alandaki sembolik onaylatmas›, Belediye Meclisi’nin de sembolik kabülüyle, ad› “1 May›s Alan›” olarak “de¤ifltirilen” Taksim, 1979’da ise, düflmana teslim ediliyordu. S›k›yönetim Komutanl›¤›, daha 1 ay öncesinden yapt›¤› bir aç›klamada, “e¤er hükümet, s›k›yönetimin uzat›lmas›n› kabul ederse 1 May›s gösterilerine izin verilmeyecektir” diye, burjuva demokrasisinin idare hukuku aç›s›ndan ilginç bir örnek sergilerken, solun ve sendikalar›n, “1 May›s’ta Taksim mi, baflka bir alan m›” tart›flmas›na tutuflmas› da gecikmemiflti. 1 ay süren tart›flmalar sonucunda, 1 May›s 1979 panoramas› flöyleydi: D‹SK’in yöneticileri, göstere göstere 1 May›s’› Selimiye K›fllas›’nda geçirerek kendilerini “güvence alt›na” ald›rtm›fllard›. Baz› legal partilerin yönetici ve üyeleri, Merter’de ve ‹stiklal Caddesi’nde, Kurtulufl (KSD) Bo¤az Köprüsü’nde “soka¤a ç›kma yasa¤›n› delerek”, eller “bafl üstünde” Cemse’lere doluflurken, TKP, Ecevit’in ça¤r›s›yla, D‹SK’ten “geçici ihraç” edilen Maden-‹fl öncülü¤ünde, ellerinde çiçeklerle, Konak Meydan›’nda 1 May›s’a “teflrif edecek saylavlar›n” yolunu gözlüyordu. Devrimci demokrat çevrelerin büyük bir bölümü ise, TKP’ye nazire yaparcas›na Konak’›n “karfl›s›na”, “Karfl›yaka”ya geçmifllerdi. 1980’de ise, “1 May›s Alan›” neredeyse tamamen unutulmufltu. ‹flte, Taksim’in bir “teslim al›n›p-verilmesinden” söz edilecekse, bunun ad› do¤ru konulmal›; Taksim, düflmana teslim edildi! 1 May›s’›n Zincirlerini K›r›p Atmak ‹çin Burjuvazi, proletaryan›n 1 May›s’›, 1890’da uluslararas› bir eylem olarak örgütleyip, kavgay› tüm dünyaya yayman›n yollar›n› gösterdi¤inden bu yana, 1 May›slar’› s›n›f mücadelesinde tafl›mas› gerekti¤i muhtevas›ndan uzaklaflt›rabilmek için, elinden geleni ard›na koymad›. Entrikalar çevirdi; 1 Ma-

y›slar’› sahiplendi, liberalleriyle, sosyal demokratlar›yla, Hitlerleriyle, 1 May›s alanlar›na ç›kt›. Katliamlar yapt›; Hamburg’ta, St. Petersburg’ta, Varflova’da, Buenos Aires’te, Roma’da, Paris’te, Floransa’da, ‹stanbul’da, Diyarbak›r’da, Havana’da ve daha yüzlerce kentte, onbinlerce devrimci ve iflçi öldü, hiçbir 1 May›s, ölümler ve ya ralanmalar olmadan geçmedi. 1 May›s gününü, takvimlerde iflgal etmeye çal›flt›; Amerika’da, (savaflta ölenler an›s›na) Sadakat Günü, Türkiye’de Bahar Bayram› ilan etti. “‹flçilerini seven hamiyetperver kapitalistler”, Türkiye’de 24 Temmuz’u “‹flçi Bayram›” ilan ettikleri gibi dünyan›n pekçok ülkesinde, “bir bayram olacaksa ulusal iflçi mücadelesini simgeleyen flu gün olsun” diyerek 1 May›slar’dan kurtulmaya çal›flt›lar. Çünkü 1 May›slar’›n anlam›n› çok iyi kavrayan burjuvazi, onun, “8 saatlik iflgünü” ya da “özellefltirmeye hay›r” v.b. güncel taleplerin ötesine taflan, 1890’daki bugüne kadar yap›lm›fl ilk ve tek k›talararas› genel grevle çakt›¤› k› v›lc›mdan korkuyordu. (Daha kapsaml› de¤erlendirme için bak., Ifl›k Nisan ‘96 say›s›nda “1 May›s’›n Tarihçesi Ve Anlam›” bafll›kl› yaz›, ya da Ifl›kl› Yol, Sayfa 201, ayn› bafll›kl› yaz›.) fiu ya da bu oyunuyla, flöyle ya da böyle sald›rarak 1 May›slar’dan yakas›n› bir türlü kurtaramayan burjuvazi, gelenek ve semboller üzerinden 1 May›slar’›, çakaralmaz’a dönüfltürme gayretleri içinde... Düflmanda oyun çok. Devrimciler, “1 May›s’› devrimcilefltirme” hedefiyle oyalanadursun; düflman, 97 1 May›s’› öncesindeki haz›rl›klar›n›, darbe rejiminin güncellefltirilen program›na hizmet edecek tarzda, 98 1 May›s’› için de ilmik ilmik örüyor. Kürtler’in Newroz’una Kazl›çeflme’nin balç›k tarlas›n›, ‹flçilerin 1 May›s’›na da fiiflli’nin dere yata¤›n› tahsis edip dört bir koldan tuzaklar›n› kuran diktatörlük, bu y›l da kendi güçlerine oldu¤u kadar devrimcilerin, olas› aymazl›klar›na bel ba¤layacak. Gelenekse, devrime hizmet eden gelenek; sembolse, devrimci semboller ve de¤erler... Bolfleviklerin, Spartakistlerin, Gazi barikatlar›n›n ve ‘96 Kad›köy’ ünün dersleri, devrimcilerin alan ve kürsü saplant›lar›n›n bir kere daha aymazl›¤a dönüflmesine izin vermeyecek kadar yak›n ve yak›c›! Bir kere daha “iki 1 May›s”›, düflman›n de¤il, devrimcilerin inisiyatifi yaratmal›! Vars›n liberaller, “demokratlar”, sendika a¤alar›, rengarenk flölen bayraklar›yla düflman›n beyaz 1 May›s’›na koflsunlar; yeter ki, iflçiler, iflsizler, devrimciler, proletaryan›n k›z›l bayraklar›yla özgür 1 May›s’› yarats›n! 1 May›s’›n zincirlerini kopar›p atmak için, 1 May›s 1998’e 1996’dan tafl›d›¤›m›z parolam›z: Özgür 1 May›s için ileri! Kar›flt›r, kar›flt›r; k›z›flt›r, k›z›flt›r!.. Alt, üst; üst, alt! J

Merhaba Dostlar Sizleri s›n›f ad›na gösterdi¤iniz yo¤un özveri nedeniyle kutlar›m ve baflar›lar dilerim. Dostlar, bu topraklarda saflar›n biraz daha netleflmesinden do lay›, Maya'y› okuyanlar, önce flafl›r›yor, sonra da kafas›nda bir tak›m kar›fl›kl›klar yafl›yor. Fakat küçük burjuva gururlar›ndan dolay› olsa gerek, “biz de öyle diyoruz” gibi refleksler gösteriyorlar; içine düfltükleri açmazlar› direkt d›fla vurmasalar da kafalar›n›n kar›flt›¤› anlafl›l›yor. Y›llard›r, bürokratik örgütlenmelerle, bir mücadele içinde yer alm›fl pekçok devrimcinin, büyük ölçüde, bulundu¤u ak›m›n program›ndan çok, sisteme duydu¤u öfkeden dolay› buralarda bulundu¤u, aç›kça kendini ortaya koyuyor. Bunu anlamak güç olmasa gerek. Son zamanlarda, yaflad›¤›m›z topraklarda, s›n›fa önderlik iddias›yla var olan ak›mlar›n, kendi açmazlar› fliddete dönüflmüfl, s›n›f üslubuna uymayan söylemler ve tutumlar, alm›fl bafl›n› gidiyor. Kendi açmazlar› dedik. Bu do¤ru tespit, bizleri Maya'ya ve onun okur, yazar ve taraftarlar›na dünden daha çok ba¤lamasa da, ba¤lar› güçlendirmeye yarayan do¤ru tespitlerdir. Bu konuyla ilgili bir örnek vereyim: Adam›n biri ormanda kay›p olmufl sonra dolaflmaya bafllam›fl. Dolaflt›kça, karlar›n üstünde izlere rastlam›fl, doland›kça izler ço¤alm›fl, daha çok ço¤alm›fl; fakat adam izler ço¤ald›kça koflmufl koflmufl yorulup düflmüfl, sora donup ölmüfl. Bunu niye anlatt›m, flundan dolay›; mevcut devrimci ak›mlar bu sistemin y›k›lmas›ndan yana, bundan kuflkumuz yok. Fakat bunu nas›l yapacaklar› programlar›na bak›nca bunu olanaklar›n› tafl›mad›klar›n› görürüz. Burada flunu sal›k vermek gerekir; (Maya'n›n Komünistler Ne ‹çin Nas›l Mücadele Etmeli? yay›n›na) bakarlarsa görürler! Dostlar daha uzun yazmak isterdim. Fakat bunu zamana b›rak›yorum. fiimdiki sesleniflim, sadece, Adana'dan, Samsun'dan, ‹zmir'den, Bursa'dan, Antalya'dan, k›sacas› bu topraklar›n her kar›fl›ndan, herkese yani Maya dostlar›na merhaba diyebilmek, dostlara seslenmek içindir. Maya dostlar›, yaln›z Maya dostu olmakla kalmayal›m, Maya dostlar›n› ço¤altmak fliar›yla çal›flal›m. Dostlar, bu kadar k›sa sürede bu kadar ço¤almam›z tesadüf de¤ildir. Dostlar, az daha unutuyordum: Tüm DAB-SEN üye ve taraftarlar›na arac›l›¤›n›zla dost duygular›m› iletirseniz sevinirim. Sizleri bir iflçi olarak iflçi s›cakl›¤›yla selamlar›m. Metin Y›lmaz Nevflehir E tipi cezaevi

Arkadafllar, Yay›nlam›fl oldu¤unuz Maya gazetelerinin Eylül 97 say›s›na kadarki bölümleri elime geçti. Marksizm'in geleneklerine sabit kalma iste¤i ile hareket etmeniz, heleki bu karfl› devrimci dönemde, bizleri cok sevindirdi. Y›llardan beri bizler de Marksizm'in ilkelerinin, her türlü çarp›t›lmalar›na karfl› korunmas›n›n gerekt¤ini vurgulamaktay›z. Marksizm'in gelene¤ine sahip ç›kmak, bu zeminde, uluslararas› alanda TEK DÖKÜMDEN oluflmas› gereken partinin yarat›lmas›na katk›da bulunmak, bugün, sizlerin de tespit etmifl oldu¤unuz gibi, en önemli görevdir. Arkadafllar, göndermifl oldu¤unuz dergileri daha net bir flekilde inceleyip, sizinle diyalog kurmak istiyoruz, bu inceleme biraz zaman alacakt›r. Zaman› k›saltma aç›s›ndan, Almanca, Frans›zca, ‹talyanca bileniniz varsa, bizdeki varolan bilgileri sizlere seve seve göndermek isteriz. Bu dönemde sevinçten bahsetmek elbette kolay de¤il, herfleye ra¤men, gönderdi¤iniz dergilerdeki Marksizm'in genel ilkelerine sad›k kalma istemi (çizgisi) beni elbette sevindirdi. Murat / Almanya


8

Say›: 22 P Nisan ‘98

Düflman›n, Bir Silahl› Birlikten Daha Tehlikeli Buldu¤u Devrimci:

L

ouis-Auguste Blanqui, ‹talyan as›ll› bir babayla Frans›z bir annenin sekiz çocu¤undan biri olarak 1805 fiubat’›nda Fransa’da dünyaya geldi. Babas› az çok siyasete bulaflm›fl, hatta bu yüzden on ay kadar hapis yatm›fl bir devlet memuruydu. Louis Auguste, 1818-1824 y›llar› aras›nda yo¤un bir e¤itimden geçti: Yunanca, Latince, co¤rafya ve tarih okudu. Okul arkadafllar› aras›ndan belirgin bir biçimde s›yr›lm›flt›. Bu dönemde, Paris’te iktisat ö¤retmenli¤i yapan a¤abeyi Adolphe babas›na yazd›¤› bir mektupta “bu çocuk dünyay› flaflk›na çevirecek” diye yazd›. Oldukça kalabal›k say›lacak Blanqui ailesinden ismi ençok bilinen Louis Auguste oldu ve onun küçük ad› unutulup k›saca “Blanqui” diye an›ld›. Hatta bu adla an›lan siyasi ak›m uzun süre ve Fransa s›n›rlar›n› aflarak yay›ld›. Blanqui, hevesle ve heyecanla üzerine kapand›¤› kitaplardan ondokuz yafl›nda bafl›n› kald›rarak, adeta bir isyan teknisyeni olarak hayata at›ld›. Uzun say›labilecek ömründe pek çok örgüt kurdu; uzun y›llar hapiste yatt›; çat›flmalarda, barikatlarda birkaç kez k›l›ç, bir kez de bir mermi yaras› ald›; hiçbiri onu durdurmad›. Her zaman barut kokusunu, mürekkep ve kitap kokusuna tercih etti; tüfek onun eline divitten daha fazla de¤di. Blanqui, küçük yaflta tan›flt›¤› kitaplara olan düflkünlü¤ünü terketmediyse de, kitap kurtlar›n›, akademik tart›flmalara, yahut “az riskle muhalif siyaset yapmaya”, merakl› olanlar› küçümseyip, onlar› afla¤›lamaktan hiç geri durmad›; onlardan da ço¤u zaman ayn› karfl›l›¤› gördü. Blanqui’nin bu refleksi, onunla temas kurup görüflmek için, pekçok giriflimde bulunan Marx’la görüflmeye yanaflmamas›nda besbelli, hat›r› say›l›r bir rol oynad›. Uzun Bir Devrimci Yaflam 1881 y›l›nda, pekçok yoldafl›ndan farkl› biçimde oldukça uzun yaflam›fl olarak ölen Blanqui, uzun ömrü boyunca Fransa tarihinin en önemli siyasal baflkald›r›lar›na tan›k oldu. Belki de bu geliflmelerin Blanqui’nin hayat›na tesadüf eden nesnel geliflmeler olmad›¤›n› vurgulamak daha do¤ru. Çünkü 1824’den 1881’e kadar Fransa’da, devlete karfl› yönelen her eylemin bir ucunda flu ya da bu flekilde Blanqui ya da onun etkisindeki bir örgüt vard›. Bunlar›n ilk çapl› örnekleri, 1830’lar›n bafl›nda Babeuf’un emanetçisi Buonarroti ile birlikte örgütledikleri ve yarg›land›klar› eylemlerdi. Genç yaflta vurularak ondan ayr›lan yak›n yoldafl› Barbes ile tan›flmalar› da bu dönemde oldu. Blanqui, Barbes’le

birlikte, önce Aileler Derne¤i, sonra Mevsimler Derne¤i, adl› örgütlerde yerald›. Komünistler Birli¤i’ne dönüflen örgüt, bu ikincinin içinden ç›kacakt›. Blanqui ve Barbes’in birlikte ünlendikleri as›l eylem ise, 12 M a y › s 1839’da bir Pazar günü Mevsimler Derne¤i’nin, hükümet binas›n› iki gün süreyle iflgal ederek ünlendi¤i eylemdi. Bu eylem, Blanqui’nin, namlusuna k›z›l bir mendil ba¤lad›¤› tabancas›n› atefllemesiyle bafllam›flt›. Barbes, ayn› eylemde, baflka yoldafllar›yla birlikte, yaral› olarak tutsak düfltü. K›sa sürede bast›r›lm›fl olsa da, Blanqui baflta olmak üzere, geride kalanlar›n faaliyetleri nedeniyle Paris polisini alt› ay boyunca terleten bu eylem, ayn› zamanda, Hakl›lar Birli¤i çat›s› alt›ndaki Alman Blankistlerin, Blankizm’den uzaklaflarak, Marksizm’e yaklaflmalar›nda önemli bir dönemeç oldu. (Bkz. Maya say› 21 Çek-Al) Paris Komünü ve Blankizm Ama Blanqui’nin ve blankistlerin hedeflerine en çok yaklaflmalar›, 1871 Paris Komünü deneyimi s›ras›nda oldu. Bu deneyim, Blankizm’in hem üstünlüklerinin, hem de zaaflar›n›n en ç›plak biçimde ortaya ç›kmas›n› sa¤lad›. Ama bu s›nav, ayn› zamanda yeni yeni flekillenmekte olan marksist komünizmin zaaflar›n›n da göze göründü¤ü bir ayna oldu. Paris’in kuflat›lmas› ve burjuvazinin teslimiyetçi konumu karfl›s›nda, Marx, “ayaklanmak ç›lg›nl›k olur” demiflti. Blankistler ise, zaten böyle bir ç›lg›nl›¤a koflullanm›flt›lar. Peflpefle sald›r›larla hükümeti alafla¤› etmeye kalk›flt›lar. Bunlardan ikincisinde, alt m›fl alt› yafl›ndaki Blanqui tutukland›. Komün’ün zaferiyle sonuçlanan üçüncüsünü hapishaneden izledi. Hapiste olmas›, onsekizinci bölgeden komün delegesi seçilmesine engel olmad›. Düflman, özellikle de Blanqui’nin ifllevini yak›ndan bilen Thiers, elindeki tutsa¤›n de¤erini biliyordu. Blanqui’nin tutukland›¤›n› ö¤rendi¤inde, “Hele flükür! En tehlikelisini ele geçir-

Louis Auguste Blanqui dik” demifl; ve rehinelerle takas edilmesi yönündeki g i r i fl i m l e r karfl›s›nda da “Komün’e Blanqui’yi iade etmek, onu koca bir silahl› birlikle donatmaktan daha tehlikelidir” diyerek, buna karfl› k o y m u fl t u . Paris Komünü ise, iktida r› boyunca elindeki tutsaklarla Blanqui’yi takas etmek için, türlü giriflimlerde bulunduysa da, düflman› raz› edemedi. Sonuçta, 30 bin komünar›, ellerindeki iki generali öldürmelerini bahane ederek kurfluna dizen Versailles birlikleri, bunlar›n hiç birine Blanqui’yi de¤iflmediler; kendi aç›lar›ndan hakl› olduklar› aç›kt›. Gerçekleflmesinde belirleyici bir rol oynad›klar› ve yaflatmak için ak›l almaz fedakarl›klara katland›klar› halde, Paris Komünü’nün yenilgisi, en çok Blanqui ve Blankizme olan ilgiyi zedeledi. Blankizm’in Ay›rdedici Çizgileri Blanqui ve taraftarlar›n›n eylemleri, ço¤u kez, önceden örgütlenmifl, yetifltirilmifl, silahland›r›lm›fl örgüt mili tanlar›yla s›n›rl› eylemlerdi. Donan›mlar› yetersiz oldu¤unda, karakollar› bas›p, silahlanmay› tercih ederlerdi; 1839’da da böyle olmufltu, 1871’de iktidar›n ele geçirilmesi de yine onlar›n bu yöneliflleri sayesinde oldu. Proletarya diktatörlü¤ü ve proleter devrimi kavramlar›, esas olarak bu ak›m›n kavramlar› oldu¤u halde, Blanqui ve takipçileri, daha çok 1789 Frans›z Devrimi’nin sürdürülmesi ve varmas› gereken sonuçlar›na vard›r›lmas› hedefine yak›n duruyorlard›. Bu bak›mdan, 1789’da erken bir ç›k›fl› temsil eden Babeuf’ten esinlenmekle beraber, siyasal bak›mdan jakobenlere ondan daha yak›n duruyorlard›. Nitekim, her ne kadar Blanqui’nin kimi tutum ve refleksleri aksi yönde olduysa da, dar kadro eylemlerine koflullanm›fl Blankistlerin eylemlerinin, genifl y›¤›nlarda yank› bulup, bulmamas›, onlar› fazla ilgilendirmiyordu; baflar›s›zl›k da onlar› y›ld›rm›yordu. Her baflar›s›z eylemin ard›ndan, muhakkak bir yenisi geliyor, da¤›t›lan bir

örgütün yerine, daima bir yenisi kuruluyordu. Ço¤u kez, adlar› anarflistlerle birlikte an›lan blankistlerin, onlardan as›l ayr›ld›¤› nokta da buras›d›r. Liberal burjuva ideolojisinin radikal bir uzant›s› olan ve bazen bireysel silahl› eyleme, bazen kitlesel baflkald›r›lara yak›nlaflt›¤› gibi, ço¤u zaman da apolitik bir ütopyac›l›¤›n çerçevesinde duran anarflist ak›mlar, asl›nda Blankizm’e en uzak noktadad›r. Zira, de¤iflik dönemlerde, ya da de¤iflik co¤rafyalarda, de¤iflik vurgular› öne ç›ksa da, Blankizm’den esinlenen ak›mlar›n de¤iflmeyen ortak özellikleri, anarflistlerin en uzak durduklar› özelliklerdir. Blankistler, gizli ve s›k› disiplinli bir örgüte; kendi bafllar›na, ama örgütlü bir tertip olarak baflvurduklar› silahl› eyleme ve devlet iktidar›n› ele geçirip, kendi amaçlar› do¤rultusunda kullanma hedefine, her zaman tutku ve ›srarla ba¤l› oldular. Proleter y›¤›nlara tap›nmaktan ne kadar uzak oldularsa, bireye tap›nmaktan da o kadar uzakt›lar; onlar›n kutsad›klar› örgütleriydi; bu da, anarflistlerin tam karfl›t› bir noktada durmalar›na iflaret ediyordu. Blanqui, say›s›z kere ç›kt›¤› yarg›ç önünde, mesle¤i soruldu¤unda k›saca “proleter” diye yan›tlard›. Ama aile kökeni bak›m›ndan oldu¤u gibi, yafla m› boyunca da Blanqui için proleter s›fat›, ancak mülkiyetten yoksunluk ba k›m›ndan anlaml› olur. Onun için daha çok, proletarya için ve onun yerine örgüt kuran, devrim tasarlayan, eylem yapan bir tür devrim teknisyeni demek daha uygun düfler. Blanqui de, t›pk› selefi Babeuf gi bi, Makyavelli’nin “Prens” tipi ile ortaya koydu¤u pragmatik siyaset anlay›fl›yla oldukça ilgilenmifl, hiç bir zaman siyaseti küçümseyen ve iktidar kavram›ndan kaçan bir tutuma s›cak bakmam›flt›r. Aksine, Blankizm’i as›l ay›rdeden, siyaseti öne ç›karan vurgular›d›r. Benzer bir biçimde siyaseti kitle eylemlerinden üstün tutma iddias›ndaki lassalc›lardan ayr›ld›klar› nokta ise, onlar›n oportünizminin aksine, devlete karfl›, devrimci bir tutum benimsemeleridir. O zaman›n anarflistleri, genel grevi bir fetifl haline getirirken ve lasalc›lar siyasi pazarl›klar› greve üstün tutarken, blankistler “grev devrimci eylemin araçlar›ndan sadece biridir; ama barikat ta bir baflka ve hepsinden daha güçlü bir araçt›r” diyorlard›. Federalizme kesinlikle karfl›, iktidar›n tek elde toplanmas›ndan yanayd›lar; ama bu iktidar› ne düflmanla paylaflmaya raz›yd›lar ne de onunla pazarl›¤a giriflmeye. Bu neden le Blankistler, Paris Komünü s›ras›nda, Prudoncu anarflistlerden çok marksistlere ve jakobenlere yak›n durdular.


9

Say›: 22 P Nisan ‘98 Blankistlerle Marksistlerin K›sa Süren Yak›nlaflmas› Hatta Komün deneyimi, Blankistleri, Enternasyonal içinde bakunincilere karfl›, marksistlerle yanyana durmaya yöneltti. Önceleri, Enternasyonal’in iç tart›flmalar›yla ilgilenmeyen blankistler, Bakunin’e karfl› kavgan›n k›z›flt›¤› La Haye kongresinde, Marx ve yoldafllar›n›n yan›nda aktif olarak yer ald›lar. Onlardan ayr›lmalar› ise, o zaman›n marksistlerinin as›l zaaflar›n›n öne ç›kt›¤› noktadayd›. Blanqui ve yoldafllar›, Enternasyonal’in merkezinin New York’a tafl›nmas› önerisine itiraz ettiler; bunun tasfiyeye giden yolda bir ad›m oldu¤unu seziyorlard›; hakl› ç›kt›lar. Daha önce de, 18481850 devrimleri s›ras›nd›a Komünistler Birli¤i’nde marksistlerle yak›nlaflan blankistlerin kopufl gerekçesi, benzeri bir tart›flma olmufltu. Enternasyonal’in New York’a tafl›nmas›na karfl› blankistler, “devrimci partiyi yeniden kurmak; rövanfl› örgütlemek; yeni ve kesin kavgaya haz›rlanmak” diye özetledikleri öneride ›srar ederek marksistlerden yollar›n› ay›rd›lar. Blankizm’in Gerçek Mirasç›lar›: Rus Devrimcileri Blanqui’nin ölümünden sonra Blankizm, Avrupa’da k›sa zaman içerisinde tasfiye oldu. Blankist hareketin en sahici mirasç›s› ise, Rusya’daki Narodnik hareket oldu. Avrupa’da sürgün y›llar›nda bu ak›mla tan›flan Rus devrimcileri, Blanqui’nin miras›n› ülkelerine tafl›d›lar, devrimci örgüt ve devrimci eylem konusunda, ayn› ›srarc› ve y›lmaz tutumu sürdüren bir ak›m oluflturdular. Bu mülteciler aras›nda en önemlisi, sa¤l›¤›nda Blanqui ile tan›flt›ktan sonra, onun düflünce ve yöntemlerini Rusya’ya tafl›yan Peter Tkaçev’di. Tkaçev’in öncülü¤ünde bafllayan ve Rusya’n›n isyankar köylü hareketi gelene¤inden beslenerek geliflen ak›m, h›zla, yine Avrupa’dan beslenerek Rusya’da yayg›nlaflan federalist anarflist Bakunin çizgisinin yerini ald›. Daha sonra, bu ak›m›n deneyimlerinden ö¤renip onu aflma iddias›yla ortaya ç›kan bolflevikler, hem narodnikblankist gelene¤i aflan, hem de onlar›n devrimci miras›n›, Marksizm zemininde harmanlayarak Marksizm’e içeren bir at›l›m› ayn› topraklarda gerçeklefltirdi. Blankizmi Kullanarak Devrimcili¤e Sald›ran Oportünizm Marx, burjuvazinin, devrimci sosyalizm ve komünizmle Blanqui’nin ad›n› özdefllefltirdi¤ini ve ondokuzuncu yüzy›l boyunca, Avrupal› proleterlerin de bu yöne do¤ru hakl› bir yönelifl içinde oldu¤unu söylemiflti. Sonralar› benzer bir özdeflli¤i kurup her türlü devrimci tutuma Blanqui’nin ad›n›n yak›flt›r›lmas› misyonunu daha çok oportünist sosyalistler üstlendi. Blankizm dendi¤inde, hem ona sempati ile yaklaflanlar, hem de ondan

nefret edenler, bu tan›mda buluflmaktad›rlar. Blanqui’nin ard›ndan, özellikle Avrupal› marksistler aras›nda, devrimci örgütlenme, silahl› eylem, ayaklanma vb. kavramlar›n hepsi, Blankizm ça¤r›fl›m› olarak alg›lan›p mahkum edilmifltir. Böylece ‹kinci Enternasyonal dönemi boyunca, “Blankizmin kal›nt›lar›n› iflçi hareketinden temizleme” ad›na, her tür devrimci tutum, bu hareketin içinden kaz›nmaya çal›fl›lm›fl ve büyük ölçüde de baflar›l m›flt›r. Bununla birlikte, Narodnizm’den beslenen bir damar› da içinde bar›nd›ran Rusya’da, bu “temizleme” harekat›, Bat›daki kadar etkili olamam›flt›r. Aksine, Blankizm’in bir türü olarak Narodnizmi de kapsayarak aflan bolflevik hareket, hem örgütlenme, hem eylem tarz› bak›m›ndan onlar› aflan bir devrimci hareketin cisimleflmesi olarak flekillenmifltir. Bu nedenle, bolfleviklerin s›k s›k Blankizm elefltirisiyle yüzyüze gelmeleri tesadüf de¤ildir. Silahl› eylem, devrimci örgüt fikirlerini öne sürdükleri her durumda, bolflevikler, daima Blankizm yak›flt›rmas›yla karfl›laflm›fllard›r. T›pk› bolflevik-menflevik ayr›flmas›n›n ard›ndan, Rosa Luxembourg’un yapt›¤› gibi; ya da 1906’da Rus Sosyal Demokrat Hareketi içerisinde, silahl› eylemlere kalk›flan, yahut bunlardan yana tutum alan devrimcilere, menfleviklerin karfl› ç›k›fllar›nda oldu ¤u gibi. Plehanov’un “silaha sar›lmamak gerekirdi” dersini ç›kard›¤› 1905 devriminin ard›ndan, Letonya’da, RSD‹P üyesi kimi örgütlerin girifltikleri baz› silahl› eylemler ve bunlar›n savunusunu üstlendikleri yay›nlar karfl›s›nda, menflevikler, büyük bir vaveyla koparm›flt›. Lenin, Partizan Savafl› bafll›kl› bir yaz›s›nda, bu elefltirilere sert yan›tlar verdi. Çarl›¤›n sald›r›lar› karfl›s›nda, özellikle kat› bir ulusal bask› koflullar›nda, bu sald›r›lara sert yan›tlar›n verilmesinin gayet do¤al ve gerekli oldu¤unu, bu yan›t›n silahl› olmas›nda bir terslik bulunmad›¤›n› vurgulad›. Bu yaz›s›nda Lenin, bu genel çerçeve ile s›n›rl› kalmad›. Somut elefltirilerin konusu olan kimi irili ufakl› “mülksüzlefltirme” (bugün hatal› biçimde kamulaflt›rma denen eylem türüne, o zaman bolflevikler böyle derdi) eylemlerine de sahip ç›kt›. Letonyal› devrimcilerin, “katli vacip” ispiyonlar›n listesini yay›nlamalar›n› ve bunun gere¤ini yerine getirme ça¤r›lar› yapmalar›n›, “her dürüst insan›n yerine getirmesi gereken bir yükümlülüktür” diyerek destekledi. Düzenin krizinin derinleflmesine paralel olarak, bu tür eylemlerin, kah bireysel, kah örgütlü; kah genifl çapl›, kah küçük boyutlu ç›k›fllarla, giderek yayg›nlaflmas›n›n kaç›n›lmaz oldu¤una dikkat çekti. En önemlisi, Lenin, Blankizmi de, onunla özdefllefltirilerek ifade edilen “terör eylemleri”ni silaha baflvurduklar› için de¤il, bunlar›n siyasal hedef-

leri ve s›n›fsal içerikleri bak›m›ndan elefltirdi. Bu elefltiriyi yaparken de, onlar› afla¤›layan, küçümseyen bir tutumla de¤il, onlar› aflma gere¤ini vurgulayarak yapt›. Bu noktada s›n›f vurgusu flu sözlerdeki gibi öne ç›kt›: “Eski Rus terörizmi, komplocu ayd›nlar›n ifliydi; bugünkü partizan mücadelesi, genel olarak iflçi militanlar veya iflsiz kalm›fl iflçiler taraf›ndan yürütülmektedir.” (Partizan Savafl›, TE. c.11, s. 219) Bolfleviklerin ay›rdedici yanlar›n›n bafl›nda, s›n›f temelinden kopuk ve burjuva devrimlerinin bafllatt›¤› ifli, bu devrimi derinlefltirerek ve burjuva devlet ayg›t›n› ele geçirip, bu amaçla kullanmak üzere sürdürme gayretindeki blankist yahut narodnik devrimcili¤i, proletaryan›n en devrimci unsurla r›n›n aras›nda ve proletaryan›n iktidar mücadelesi hedefine ba¤l› olarak yeniden örgütleyerek aflmalar› gelmektedir. Narodnikler, devrimci olduklar› için de¤il demokrat; proleter de¤il, halkç›=popülist bir çizgide olduklar› için elefltiri konusu edildiler. Bu tutum sayesinde, Paris Komünü s›ras›nda buluflamayan Marx ve Blanqui, her ikisini de aflan Bolflevizm çerçevesinde buluflmufl ve Ekim Devrimi, her ikisinin hedeflerinin cisimleflti¤i bir dönemeç noktas› olarak 1871 devrimini aflm›flt›r. Hiç Ehlileflmeyen Bir Devrimciydi Blanqui, Komün’ün zaferi gibi, yenilgisini de demir parmakl›¤›n arkas›ndan izlemek durumunda kald›. Otuzbin komünar kurfluna dizilirken, Blanqui hapisteydi ve sa¤l›¤› epeyi zedelenmifl de olsa, sa¤d›. Ald›¤›, Yeni Kaledonya’daki çal›flma kamp›na (“Kelebek” sayesinde ünlenen bu sürgün yeri oldukça eskidir) sürgün gitme cezas›, yafll›l›¤› ve sa¤l›k durumu nedeniyle iptal oldu. 1879’da bir genel afla tahliye olan Blanqui, yetmifliki yafl›ndayd› ve hala devrimciydi. Bununla birlikte, Blanqui, hayat›n›n son y›llar›nda, daha öncekilere benzeyen hiç bir eylemin içinde, yahut bafl›nda olamad›; Avrupa’da Blankiz-

m’in damga vurdu¤u son büyük eylem, Paris Komünü ile taçlanan olarak kald›. 1879’dan sonra, s›k s›k sa¤l›k sorunlar›yla bo¤ufltu¤u halde, Blanqui, çeflitli gazeteler yay›nlamaktan geri durmad› ve öfkesi hiç dinmedi. Bu dönemde yay›nlad›¤› gazetelerden en ünlüsü “Ne Tanr› Ne Efendi” ad›n› tafl›yordu. Hayat›n›n sonuna kadar ehlileflmedi Blanqui. Ölümünden üç gün önce kat›ld›¤› bir iflçi toplant›s›nda, üç renkli Frans›z bayra¤›n› savunan sözde sosyalistlere karfl›, bayra¤›n renginin k›z›l olmas› gerekti¤ini savunan tek kifli oydu. Yine böyle bir tart›flman›n ard›ndan öfkeli bir biçimde evine döndü¤ünde, hararetli bir sohbet s›ras›nda, ani bir beyin kanamas› geçirdi, anlams›z bir kaç cümle söyledikten sonra, ebediyen sustu. Blanqui’nin, yüzbin kiflinin kat›ld›¤› cenazesi, zaman›n en büyük kitle gösterilerinden biri oldu. Louise Michel’in alt›n› çizdi¤i gibi, bu cenaze törenine, orada bulunmayan otuzbin komünar› ve Blanqui’nin kavgas› boyunca düflen daha nicesini eklemek gerekiyordu. Mezar tafl›na, Enternasyonal marfl›n›n söz yazar› Eugene Pottier flu dörtlü¤ü yazd›: Tafl kalpli bir s›n›fa karfl›, Ekmekten mahrum halk u¤runa savafl›rken; Yaflam›nda dört duvara; Ölümünde dört parça çam tahtas› na sahip oldu. Komünist bir dünya kurma kavgas›n› üstlenen devrimciler, Blanqui’ye de, onun gibi nice devrimciye de, sayg›yla ve ö¤renip aflma bilinciyle yaklafl›yor. Blanqui’yi ve baflka devrimcileri, dudak bükerek yahut ürküntüyle afla¤›layan her türden liberale inat, onlar›n görmek ve içinde olmak istedi¤i ateflin içinden, onlar›n ellerinden hiç b›rakmad›klar› k›z›l bayrakla ileri ç›kmay› bir borç say›yorlar. Bu dünyada, çal›flarak yaflamaktan baflka tek insanca seçene¤i, dövüflerek ölmek olarak kavram›fl olanlar›n en acil ihtiyac› da böyle bir at›l›md›r. J


10

Say›: 22 P Nisan ‘98

‘Yaflas›n Devrimci Dayan›flma’

D

evrimci Parti Güçleri taraf›ndan özellikle son dönemde daha fazla öne ç›kar›lmaya çal›fl›lan, "Yaflas›n devrimci dayan›flma" fliar›; t›pk› "Faflizme karfl› omuz omuza" gibi, devrimci hareketin tüm kesimlerinin ortak olarak benimsedi¤i fliarlardan birisi. Devrimci hareketin geçmiflinde de önemli bir yer tutan ve bugüne tafl›nmas› gereken de¤erlerden birisi olan devrimci dayan›flmay› vurgulamas› aç›s›ndan, her dönem için sahip ç›k›labilecek bir fliar olan "Yaflas›n devrimci dayan›flma" fliar›, özellikle Susurluk Kazas›'ndan bu yana aç›lan dönemde ve 1 May›s'a yaklafl›lan flu günlerde daha bir önem kazan›rken; bu önem, devrimci dayan›flman›n bugün hangi içerikle ele al›nmas› gerekti¤ine de iflaret ediyor, etmelidir! Elbette, ona bu önemi yükleyen öznenin bak›fl aç›s›ndan bak›ld›¤›nda bu böyledir. Ayn› bak›fl› devrimci hareketin devrimcilikte ›srar eden, legalist tasfiyeci dalgaya karfl› durmaya çal›flan, burjuvazinin program›na alet olmama çabas›nda olan kesimlerine de tafl›mak bugün önemli bir görevdir. Aksi taktirde, (bu slogan›n uluorta at›ld›¤› zeminlerin ve muhataplar›n›n bulafl›kl›¤› ile ilgili olarak) içe ri¤inin boflalmas› tehlikesini tafl›yan bir durumla yüzyüzedir. Genel anlam›yla ele al›nd›¤›nda hiç bir devrimci grubun karfl› ç›kmad›¤›, özellikle de benimsemekte oldu¤u bu fliar, devrimcilerin birlikte ifl yaparken almas› gereken asgari tutuma iflaret etti¤i gibi, düflman karfl›s›nda devrimcilerin birbirleriyle olan iliflkilerinde de vazgeçilemez bir duruflu, dayan›flmay› vurguluyor. Türkiye devrimci hareketinin gelene¤i içerisinde, devrimci hareketin çeflitli kesimlerinin birbirleriyle iliflkilerinde, olumsuz olarak an›labilecek bir çok prati¤in varl›¤› bir gerçektir. Ancak ayn› tarih, bize devrimci dayan›flman›n en güzel örneklerinin verildi¤i, farkl› devrimci örgütlerin birbirlerinin eylem ve mücadelelerine, herfleyi göze alarak omuz vererek, bu fliar› devrimci zeminde somutlad›¤›, devrimci deneyimlerle dolu bir miras› da bar›nd›r›yor. Geride b›rakt›¤›m›z Mart ay›n›n 30'u da, bu yönüyle en önemli eylemlerden birisi olan K›z›ldere'nin y›ldönümüydü. Devrimciler her zaman için, düflman karfl›s›nda ortak bir duruflu sergilemeyi, birbirleriyle yard›mlaflmay› ve dayan›flmac› iliflkiler içinde olmay›, en az›ndan söylem düzeyinde hiç bir zaman elden b›rakmam›fllard›r. Ancak özellikle Susurluk kazas›ndan bu yana yaflanan süreçte, tam da burjuvazinin gerici reformlar› hayata geçirme do¤rultusunda elde etti¤i f›rsatlar› de¤erlendirmek amac›yla toplumun genifl kesimlerini arkas›na alma çabas›; bu arada devrimci hareketi de

kendisine zarar vermeyecek düzeniçi bir konuma çekme yönündeki planlar›; devrimci hareketin çeflitli kesimlerinin bu planlar› ya görememesi, ya da görse bile özgünlü¤ünü kavrayamamas› nedeniyle, devrimci refleksler gösterememifl olmas›; hem bu dönemin de¤erlendirilmesinin hem de bu de¤erlendirme ve geçen bir y›l›n mihenk tafl› olacak olan 98 1 May›s'›na haz›rl›k döneminde, "Yaflas›n devrimci dayan›flma" fliar›n›n kazand›¤› önemin vurgulanmas›n› gerekli k›l›yor. Susurluk kazas›yla birlikte, devletmafya-siyaset iliflkilerinin, toplumun genifl kesimleri nezdinde de a盤a ç›k mas›, devrimci hareket taraf›ndan, kit lelere yönelik teflhir faaliyeti için bir f›rsat olarak de¤erlendirildi. Gerçekten de, iflin böyle bir yönü vard›. Toplumun tüm kesimlerinin ortaya ç›kan bu iliflkileri konufltu¤u, sistemin sahiplerinin bile krizden bahsetti¤i h›zl› bir dönem yafland›. Ancak bu f›rsatlar› devrimin hanesine yazabilmek için vazgeçilmez olan bir faktörün, devrimci bir önderli¤in eksikli¤i; bu koflullarda, teflhiri daha "yo¤un" ve "derin" hale getiren devrimci hareket için, ayn› zamanda geriye do¤ru gidifli h›zland›ran, devrimci hareketin programatik s›n›rl›l›klar›ndan kaynakl› zaaflar›n›n sonuçlar›n›n belirgin bir biçimde ortaya ç›kmas›na da yol açan bir etkide bulundu. Burjuvazinin "temiz toplum", "temiz siyaset" aray›fllar›na soldan yan›tlar getirmekten öteye gidemeyen; en iyi durumda da "pisli¤i devrim temizler!" türünden, do¤ru ama, kitleleri devrim için seferber etmekte yetersiz kalan; düzenin s›n›rlar›n› aflan savafl›m hedefleri gelifltiremedi¤i oranda, "pisli¤i temizleyecek" olan devrimin ne oldu¤u konusunda bile mu¤lakl›klara yol açan tutumlar, burjuvazinin kitleleri fleriat-darbe ekseninde kutuplaflt›rmas›na hizmet etmekten kurtulamad›. Bu süreçte, burjuvazinin plan› çok aç›kt›: Devrimcilerden ve iflçi hareketinden temizlenmifl bir toplum için, devrimci hareketin ehlilefltirilip düzeni çine çekilmesi, bunu kabul etmeyenlerin de fiziki olarak yok edilmesi. Bu dönemde, burjuvazinin uygulamalar›ndan aç›kça görülen hedef, düzenin belirledi¤i yasal s›n›rlar içinde siyaset yapman›n övülmesi, devrimcilerin de bu s›n›rlar içine çekilmesi oldu¤u gibi, bunun becerilmesi için de, gerek üzerine gitme yoluyla, gerek havuç politikalar› yoluyla, legal partilerin ve sendikalar›n da bu plan›n uygulanmas›n›n yede¤ine al›nmas›yd›.

Bir yandan çeflitli legal partilere, kitle örgütlerine, legal yay›nlara yönelik sürekli bir bask› uygulan›rken, öte yandan, bu legal alanlar› birer mevzi san›p, bu mevzileri korumak ad›na, kendisini daha geri s›n›rlara do¤ru hapseden liberal sol ve bunlardan politik ayr›mlar›n› koyamayan devrimci hareketin çeflitli kesimleri, giderek savunma konumuna oturdular. Böylece, devrimci hareketin bir kesimi; geri kalan kesim üzerinde, düzenin sopas›n› sallayan el ifllevi gördü. Bu dönemde, bir slogan, bir pankart yüzünden, da¤›t›lan bir bildiri yüzünden, devrimci hareketin çeflitli gruplar›n›n birbirine girdi¤i görüldü. Güçsüzlü¤ün koflullad›¤› birleflme çabas›, kendisini, birleflebilmek için asl›nda devrimci hareketi daha güçsüz k›lmaya, fark›nda olmadan hizmet eden, birbirlerinin devrimci etkinliklerini k›s›tlama, siyasete s›n›r koyma, pazarl›klar yoluyla "asgari müfltereklerde buluflma" çabalar›yla ortaya koydu. Bu dönemde, herkes, “kitlelere ulaflmak için, devrimci siyasetten taviz vermek gerekti¤i” gibi bir histeriye kap›lm›flças›na, baflkalar›n›n devrimci duruflunu k›s›tlamay› kendisine ifl edinmeye bafllam›flt›. Öyle ki, devrimciler bu iflle u¤rafl›rlarken, devrimci eylemlerin meflrulu¤u sorgulanmaya bafllan›rken; bu sorgulaman›n temelinde, varl›¤›n› ve uygulamalar›n› giderek meflrulaflt›rmaya çal›flan düzenin yatt›¤› gerçe¤i de, giderek bulan›klaflmaya bafllam›flt›. Devrimci hareket içinde, bu liberal etkilere bulaflmayan hemen hiç bir ak›m yok gibiydi. Ancak bu bulafl›kl›k, hiç bir zaman, devrimci hedeflerin reddedilmesi fleklinde ve aç›ktan a盤a ortaya konulmuyordu. Sadece, kitlelere ulaflma hedefinin arkas›na gizlenerek, kitlelerin gerili¤i bahane edilerek, devrimci tutumlardan geri durman›n vaaz edilmesi biçiminde yans›yordu. Örne¤in "üst aratmama tutumu devrimci bir tutum de¤ildir" diye bir genelleme yapan kimse yoktu; ancak "bu dönemde üst aratmama tutumu provokatif, sorumsuz bir tutumdur" diyenler artmaya bafllam›flt›. Saflar›n böylesine birbirine kar›flt›¤›, hedeflerin ve kimliklerin mu¤laklaflt›¤› bir dönemde, devrim ve komünizm hedefinin vurgulanmas›; bu hedeflere ulaflma iddias›n›n eylemler içinde de somutlanmas›, devrimci hareketin liberal rüzgarlardan kurtar›lmas›, özel bir önem tafl›yordu. Devrimci Parti Güçleri, bu amaçla kitle eylemle-

rinde üst aratmama tutumu önerip, bunu devrimci hareket içinde yayg›nlaflt›rmaya, bu tutumda ortaklaflmaya çal›flt›. Gücü oran›nda bu tutumu hayata geçirdi de. Ancak bu çabalar›n amac›na ulaflt›¤›n›, tam hedefini buldu¤unu söylemek mümkün de¤il. Bunu, bir y›l›n ard›ndan, burjuvazinin program›n› hayata geçirmesinin önünde devrimci bir barikat›n örülememifl olmas›ndan görmek de mümkün. ‹flte bu biçimde yaflanan bir süreç içinde, özellikle devrimci hareketin li berallerle ayr›m çizgilerini politik ve pratik olarak çekebilmeleri hayati bir önem tafl›yordu, hala tafl›yor. Devrimci dayan›flman›n anlam› da burada öne ç›k›yor. Bugün "Yaflas›n devrimci dayan›flma" fliar›n›n, rastgele ve havaya do¤ru f›rlat›lan ve daha çok bir iyi niyeti ifade eden soyut tarzdan kurtar›larak; devrimcileri liberallerden ayr›flt›rma ve devrimci bir zeminde, devrimci duruflta birlefltirmeyi ifade eden bir içerikle ve bu somut hedefi gösterecek tarzda ele al›nmas› gerekiyor. 97 1 May›s'›nda bu yüzden, devrimcilerin oluflturdu¤u platforma, "Devrimci 1 May›s için Dayan›flma Platformu" ismi önerilmiflti. Ancak, t›pk› slogan atman›n hiç kimseyi devrimci yapmaya yetmedi¤i gibi, bu ismin verilmesi de, devrimci ve özgür bir 1 May›s'›n yarat›lmas›n› sa¤lamaya yetmedi. Bugün bu hedef hala önümüzde duruyor. Sadece 98 1 May›s'›n› özgür k›lmak için de¤il; ayn› zamanda, devrimci hareket için bir varl›k-yokluk sorunu olan, burjuvazinin, “devrimcilerden temizlenmifl toplum” hedefinin önünde, devrimci bir barikat oluflturabilmek için de, "Yaflas›n devrimci dayan›flma" fliar›n› bu biçimde ele almak, böyle yayg›nlaflt›rmak gerekiyor. Bunun somutlanaca¤› en yak›n mihenk tafl› 98 1 May›s'› olacakt›r. O halde devrimci hareketi bu zeminde saflaflt›rmak için devrimci parti güçleri, bulunduklar› her alanda bu tutumu yayg›nlaflt›rmal›d›r: Özgür 1 May›s ‹çin Devrimci Zeminde Birleflelim! Yaflas›n Devrimci Dayan›flma! J

DEVR‹MC‹ PART‹ GÜÇLER‹ NED‹R, NE DE⁄‹LD‹R?

BROfiÜRLER‹ 4


Nisan ‘98 Nisan tezlerinden itibaren uluslararas› bir anlam ve kapsam kazanan bolflevik çizginin kavranmas› için tutulacak halka bu noktadad›r. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda ‹ki Taktik ve Nisan Tezleri aras›nda nas›l bir tutarl›l›k ve süreklilik oldu¤u net bir biçimde görülebilir.

Devrimci Bir Program Zemininde

Nisan Tezleri Nas›l Bir Süreklili¤i ve Nas›l Bir Kopuflu ‹fade Ediyor? y›l›n›n bafllar›nda Rusya’da iflçi s›n›f›n›n bazen grevler, bazen sokak gösterileriyle kendini belli eden k›p›rdanmalar›, bahar gelmeden büyük bir patlamaya dönüflmüfltü. Savafl y›llar› boyunca, polisin bütün çabalar›na ra¤men önleyemedi¤i bir devrimci ajitasyon ve propaganda faaliyetiyle k›z›flan bu eylemler, bütün bask›lara ve sald›r›lara ra¤men tekrar tekrar kendini örgütleyen ›srarl› bir örgütlenme faaliyetiyle beslenmekteydi. Böylece ortodoks takvimine göre fiubat ay›na rastlayan 8 Mart eylemleri, grevlerle ve askerler aras›ndaki isyanla bulufltu. Beklenmedik bir anda Çar’›n tahttan feragat etmesiyle sonuçlanan 1917 fiubat devrimi patlak vermifl, 12 y›l aradan sonra yeniden beliren sovyetlerden destek alan bir geçici hükümet kurulmufltu. Ama ne Çar›n taht›ndan olmas›, ne de devrim ad›na konuflan ve devrimin organlar›ndan destek alan bir hükümetin varl›¤›, devrimci ajitasyon ve örgütlenme faaliyetine, iflçiler köylüler ve askerler aras›ndaki baflkald›r›lara son vermifl de¤ildi. Hem hala savafl sürüyordu, hem de proletaryan›n s›n›f mücadelesinin nedenleri ortadan kalkm›fl de¤ildi. Daha do¤rusu, proletaryan›n s›n›f mücadelesi, Marx’›n zorunlu olarak varmas› gerekti¤ini söyledi¤i proletarya diktatörlü¤ü sonucuna varm›fl de¤ildi. Marx’›n kendi katk›s›n› özetlerken öne sürdü¤ü bu formülasyondaki iddia, kan›tlanmak üzere ortada duruyordu hala. Tüm Rusya adeta Lenin’in bu topraklara tekrar ayak basmas› için haz›rlanmaktayd›. Rusya Lenin’i Bekliyor Tarihçi Nabakov’un an›lar›ndan Troçkinin aktard›¤›na göre, Mart ay› s›ras›nda, geçici hükümet toplant›lar›ndan birinde ara sohbetler s›ras›nda giderek yükselen bolfleviklerin ajitasyon faaliyeti tart›fl›l›rken,

hükümetin Sosyalist Devrimci üyelerinden Kerensky sinirli bir gülümsemeyle «bekleyin hele, bizzat Lenin’in kendisi gelecek ve o zaman bütün bu ifller daha ciddi bir hal alacak» demiflti. Sohbete kat›lan bakanlardan baz›lar› ise, Lenin’in Alman hükümetiyle anlaflarak Rusya’ya gelmesinin, onun aleyhine bir durum olaca¤›n› öne sürerek hem Kerensky’yi yan›tlam›fl hem de birbirlerini rahatlatm›fllard›. Bu yan›t ayn› zamanda Ekim Devrimi’ne kadar bolfleviklere karfl› yürütülecek olan «Alman ajanl›¤›» suçlamas›n›n habercisi; ve i¤reti temeller üzerinde duran burjuva hükümetinin baflka cephanesinin bulunmad›¤›n›n iflaretiydi. Gerçekten de, Lenin ve baflka bolflevikler baflka yollar› deneyip ç›k›fl bulamad›ktan sonra, ‹sviçreli devrimci Platten ile eski sosyalist Parvus’un giriflim ve katk›lar›yla, savafl hatlar›ndan Alman hükümetinin güvencesiyle geçip Rusya’ya ulaflacak bir trenle yola ç›kmaya karar vermifllerdi. Bu trende sadece bolflevikler de¤il, baflka ak›mlara ba¤l› kimi Rus sosyalistleri de olacakt›. 3 Nisan 1917; Lenin Petrograd’da «Mühürlü tren» diye de an›lan tren, Ortodoks takvimine göre 3, bizimkine göre 16 Nisan 1917 günü, Petrograd’daki Finlandiya tren istasyonuna girdi. Tren henüz Rusya topraklar›na varmadan, baz› bolflevik yöneticiler gelenleri Finlandiya’da karfl›lay›p onlara kat›lm›fllard›. Kamenev de onlardan biriydi. Kronfltad bahriyelilerinin örgütlenmesinde ve Askeri Devrimci Komite’nin yönetiminde önemli bir rol oynayan Raskolnikov bu buluflmay› aktar›rken bir sahneyi ihmal etmiyor. Sibirya’daki sürgünden dönüp, o s›rada Pravda’n›n yönetiminde bulunan Kamenev, daha Lenin’in bulundu¤u kompart›mana girip yan›na oturur oturmaz, y›llar süren bir ayr›l›ktan sonraki kucaklaflmalar›n ard›ndan Lenin, «Pravda’da neler yaz›yorsunuz öyle? Bir kaç say›s›n› okuduk ve kendi

aram›zda sizi iyice kalaylad›k» dedi yoldafl›na. ‹lk bak›flta gereksiz bir sitem gibi görünen bu sözler, asl›nda o andan itibaren Rusya’da olup bitecek ve ayn› zamanda dünya çap›nda önem tafl›yan pek çok tayin edici geliflmenin ipucunu veriyordu. Çünkü, Lenin’in soluk almadan ve diplomasiye kaçmadan ifade etti¤i elefltiri, sadece Pravda’n›n bir kaç say›s›ndaki bir kaç yaz›yla s›n›rl› de¤ildi. Bu sitemin ard›nda birçok baflka soru vard›; ve bu sert tav›r, bolflevikler aras›nda geçecek olan çetin bir mücadelenin ilk ad›m›yd›.

Nisan Tezleri ayn› zamanda bir kopuflu da içinde bar›nd›rmaktad›r; ... Bu kopufl, Nisan Tezleri ve onlar› izleyen sürecin «aflamalar so-

Uzaktan Mektuplar›n Ak›beti runu» çerçeveLenin, Mart ay›nda Uzaktan sinde ele al›nMektuplar bafll›¤›yla Pravda’ya peflpefle bir kaç mektup göndermifl, bunlardan mas›ndan dosadece «‹lk Devrimin Birinci Aflamas›» bafll›¤›n› tafl›yan birincisi, iki bölüm lay› has›r alt›halinde yay›nlanm›flt›. «Yeni Hükümet na giden baflve Proletarya», «Proletarya Milisi Hakk›nda», «Bar›fl› Nas›l Kazanmal›?», ka bir sorunla «Devletin Proleter Devrimci ilgilidir; ve NiÖrgütlenmesi ‹çin Görevler» bafll›klar›n› tafl›yan mektuplar ise, ancak 1924 san Tezleri’nin y›l›nda, Lenin’in ard›ndan gün ›fl›¤›na evrensel kapç›kt›. Bu mektuplar›n bütünü incelendi¤inde, Nisan Tezleri’nin ve sam ve anlam› Lenin’in Finlandiya Gar›’na ayak basmas›yla kopan f›rt›nan›n ipuçlar› da as›l bu aç›kça görülmektedir. noktayla birÖzellikle son mektup. Burada; devrimin gündemdeki aflamas›n›n, likte öne ç›k«Büyük toprak sahipleriyle kapitalistlerin maktad›r. hükümeti» dedi¤i hükümetin ‘BÖYLE ‘BÖYLE B‹R B‹R PART‹ PART‹ VAR!’ VAR!’ elinden al›n›p, «iflçilerle yoksul köylülerin hükümetine devredilmesi» önerilmekteydi; ama kapitalistlerin ve büyük


2

Nisan Konferans›’n› bu yönleriyle irdelemeyip, sorunu devrimin aflamalar› «konusunda Lenin’in eski görüfllerine tak›l›p kalan eski bolfleviklerle, yeni fikirler ileri süren Lenin» aras›nda bir tart›flma gibi alg›lay›p, yenilik taraftarlar›n›n üstün ç›kt›¤›n› düflünenler ise iki kere ya n›lmaktad›rlar.

Nisan ‘98 toprak sahiplerinin hükümeti tarif edilirken, Kerenski, Milyukov gibi ad› sosyalist olarak bilinenler s›ralanmaktayd›. ‹flçilerle yoksul köylülerin hükümeti ise, sovyetler taraf›ndan oluflturulmal› ve «bütün burjuva devletlerinin ortak kurumlar› olan ordu, polis, idare teflkilat› vb.yi parçalay›p atmal›»; yerine «silahlanm›fl halk» anlam›na gelen bir örgütlenmeyi geçirmeliydi. Lenin bu tür bir hükümetin ‹ki Taktik’te söylendi¤i gibi, «Proletarya ve Köylülü¤ün Devrimci Demokratik Diktatörlü¤ü» olaca¤›n› ve ancak s›n›fsal içeri¤i bak›m›ndan bu anlam› tafl›yan ve idari olarak da «proleter milisine» dayanan bir hükümetin gündemdeki sorunlar› çözebilece¤ini söylüyordu. Bu mektubun son önerileri ise, k›rsal alanda da topraks›z köylüleri di¤erlerinden ay›ran köylü sovyetlerinin kurulup, yayg›nlaflt›r›lmas› do¤rultusundayd›. Bu özetten anlafl›labilece¤i gibi, Uzaktan Mektuplar’la Nisan Tezleri örtüflmektedir. Ama her ikisi de, o s›ra bolfleviklerin izledi¤i ve Pravda’ya yans›yan tutumla örtüflmekte de¤ildir. Bu nedenle hem mektuplar›n yay›nlanmamas›, hem de Lenin’in elefltirisi anlafl›l›r hale gelmektedir. Bu durum ayn› zamanda, Lenin’in tüm politik risklerini göze alarak Rusya’ya dönüflünü de izah etmektedir. Zira, Lenin’in Mart ay›nda kaleme ald›¤› yaz›lardan Rusya’da ve Rusça yay›nlanan tek yaz›s› Uzaktan Mektuplar’›n birincisi oldu. Pravda’da bu yaz›dan sonra Lenin imzas› ile ç›kan ilk yaz›n›n önünde ise, Yaz› Kurulunun flu ibaresi vard›: “Lenin yoldafl›n genel flemas›... bize kabul edilemez görünüyor.” Bu yaz›, genel olarak Nisan Tezleri diye bilinen yaz›d›r; bu yaz›yla birlikte bafllayan 1917 y›l› Nisan ay›, bolflevikler aç›s›ndan çok yo¤un ve hararetli bir ay olarak geçti. Ama Nisan Tezleri’nin içerdi¤i fikirler sadece Bolflevikler aras›nda bir tart›flma, Rus devriminin gelifliminde bir dönüm noktas› olarak kalmad›. Komünistlere bugün hala ›fl›k tutan evrensel ölçekte bir at›l›m› do¤urdu. Lenin Kendi Yoldafllar›yla Tart›fl›yor Bu nedenle, Rusya’ya ayak basmas›yla birlikte, Lenin’in ald›¤› tutum sadece bolflevikleri flafl›rtmakla kalmad›. Petrograd’›n ünlü varoflu Viborg’daki Finlandiya istasyonuna giren trenden önce Lenin indi. Uzun bir aradan sonra ilk kez Rusya topraklar›na ayak bas›yordu. Ço¤unlu¤u iflçilerden oluflan coflkulu ve merakl› bir kalabal›k onu görmek için gelmiflti. Ne söyleyece¤i fazla merak edilmiyordu; iki ay önce Çar’›n tahttan feragat etmesiyle ve sovyetlerden de destek alan bir geçici hükümet kurulmufltu. Uzun y›llard›r

u¤runa nice fedakarl›klara katlan›lan devrim olmufltu. Herkes sab›rs›zl›kla savafl›n sona ermesini ve demokratik bir cumhuriyetin kurulmas›n› bekliyordu; zaten devrimcilerin y›llard›r u¤runa savaflt›klar› da buydu. Petrograd Sovyeti’nin Baflkan› menflevik Çeidze de onu karfl›layanlar aras›ndayd›. Karfl›lamaya gelen heyet Lenin’in eline alel acele bir demet çiçek tutuflturdu. Çeidze flu endifleli diplomatik konuflmadan sonra sustu: “Yoldafl Lenin Petrograd Sovyeti ve devrim ad›na Rusya’ya dönüflünüzü selaml›yorum. ...Bugün devrimci demokrasinin bafll›ca görevinin devrimimizi içerden ve d›flar›dan gelebilecek tehlikelere karfl› korumak oldu¤unu düflünüyoruz. ...Sizin de bu amaca ba¤l› kalaca¤›n›z› umuyoruz.” Sovyetin ve hükümetin di¤er temsilcileri de, devrimin hedeflerine ulaflmas› için anlay›flla ve elbirli¤i yaparak çal›flmak gerekti¤i anlam›na gelen k›sa birkaç söz söyledikten sonra, onu dinlemeye koyuldular. O s›ralar zaten bolfleviklerin Rusya’daki yöneticileriyle bu çerçevede bir yak›nlaflma içindeydiler; benzeri bir dile¤in Lenin’in a¤z›ndan ç›kmas›n› bekleyerek kenara çekildiler. Ama elindeki ne yapaca¤›n› bilmedi¤i çiçek demetini kurcalay›p duran Lenin’in k›sa konuflmas› herkes üzerinde so¤uk bir dufl etkisi yapt›: “De¤erli yoldafllar, askerler, denizciler, iflçiler; sizlerin flahs›nda muzaffer Rus devrimini kutlamaktan ve sizi dünya proleter ordusunun öncüleri olarak selamlamaktan mutluluk duyuyorum. ...Yoldafl›m›z Karl Liebknecht’in ça¤r›s›nda söyledi¤i gibi, halklar›n silahlar›n› kapitalist sömürücülere çevirecekleri an uzak de¤ildir. ...Sizin gerçeklefltirdi¤iniz Rus Devrimi yeni bir ça¤› açt›. Yaflas›n Dünya Sosyalist Devrimi!” Bugün pek çok devrimci için yad›rgat›c› olmayan bu sözler, o s›ralar «savafl› sonuna kadar sürdürmenin devrimci anlamlar›», «burjuva demokratik devrimini derinlefltirme» vb. sorunlar› tart›flmaya yo¤unlaflm›fl bulunanlar üzerinde so¤uk bir dufl etkisi yapt›. Bolfleviklerin bir k›sm› da dahil, pek çoklar› Lenin’in Rusya’n›n somut gerçekli¤inden habersiz bir iyimserlik içinde oldu¤unu düflündü. Oysa Lenin’in k›sa konuflmas›, Rusya’y› somut dünya durumu içindeki gerçek yerine oturtan ve tarihte ald›¤› yeri almas›n› sa¤layacak olan bir bilinci yans›t›yordu. Herfley bir yana, Çeidze kendisini ikbale kavuflturan ve «devrimimiz» diye adland›rd›¤› fleye karfl› d›flar›dan gelen ilk sald›r› ile yüzleflmekteydi; bu sald›r›y›, as›l kayna¤›n› ald›¤› proleter y›¤›nlar›n içeriden yapacaklar› sald›r› tamamlayacakt›. Nisan Tezleri Nas›l Ele Al›n›yor? Lenin’in Rusya’ya dönmesiyle

bafllay›p, bolfleviklerin ilk legal konferans› olan Nisan Konferans›’nda önemli bir dönemeci afl›lan süreç hakk›nda o zaman da, sonradan da çok fley söylendi. Nisan Konferans› ve bu konferans›n bütün gündemine damga vuran Lenin’in Nisan Tezleri de¤iflik yönleriyle ele al›n›p tart›fl›ld›. Hala tart›fl›lmaktad›r. Ama bu tart›flmalar›n her zaman zihin aç›c› tart›flmalar olmad›¤›n› hemen vurgulamak gerekir. Zihin aç›c› olup olmay›fl› bir yana; bugün Lenin’in Nisan 1917’de verdi¤i kavgay› omuzlama iddias›nda olan komünistlerin önünü açan tart›flmalar›n ender oldu¤u aç›k. Nisan Tezleri ve bunlar› izleyen geliflmelere iliflkin tart›flmalar, sosyalistler aras›nda genellikle burjuva demokratik devrim/sosyalist devrim aras›ndaki iliflki ve süreklilik çerçevesinde; yahut Lenin’in görüfllerinin süreklili¤i/de¤iflimi kapsam›nda tart›fl›lmaktad›r. Troçkist hareketin ve kimi akademisyenlerin bu tart›flmalarda öne ç›kartt›¤› konu, Lenin’in özellikle ‹ki Taktik’te somutlanan görüflünün 1917 Nisan dönemecinde bir de¤iflime u¤rad›¤› yönündedir. Troçkistlerin adeta bir maymuncuk gibi her kap›y› açmada kullanabileceklerini sand›klar› görüfl, Lenin’in bu dönemeçte, nesnel geliflmelerin zorlamas›yla, Troçki’nin fikir babas› oldu¤u «sürekli devrim teorisi» ile bulufltu¤udur. Bu saptamaya ve buna flu yahut bu ölçüde yaklaflan de¤erlendirmelere bir tepkisel yan›t olarak gelifltirilen tutum ise, Lenin’in görüfllerindeki süreklilik ve tutarl›l›¤› öne ç›kar›rken, ‹ki Taktik ile Nisan Tezleri’nin birbiriyle ayn› çerçevede yer ald›¤›n› öne ç›karmaktad›r. Bu ikinci tutumun ifrat noktas›, 1905 devrimi öncesinde, bir devrim olas›l›¤› gerçek oldu¤u takdirde izlenmesi gereken taktik tutumlar› ortaya koyan ve 1905 devriminin somutlu¤u içinde bile, bambaflka bir içerik kazanan perspektifi soyut bir model haline getirip 1917’ye tafl›ma tutumudur. Bu tutuma göre, her toplum, s›ras›yla burjuva demokratik aflamadan geçip, flu ya da bu biçimde sosyalist devrim aflamas›na ulaflacakt›r; Rusya’da olan da dünyan›n baflka yerlerinde olmas› gereken de budur. Daha sonra III. Enternasyonal’in program›nda toplumlar› nesnel geliflmifllik düzeyine göre tasnif edip, buna uygun devrim yollar› izlemeleri gerekti¤i biçiminde kayda geçen tutum, bunun bir türüdür. Buradan esinlenerek, devrim sorununu ele almak için önce ülkenin sosyo- ekonomik düzeyini tayin etmekle bafllayan bütün programatik yaklafl›mlar da ayn› kefededir. Yanl›fl anlafl›lmamal›; flu ya da bu ülkede sosyalist devrim aflamas›nda bulunuldu¤u saptamas›n› yapanlar›n pek ço¤u da, esas olarak devrim sorununun kavran›fl›nda de¤il,


3

Nisan ‘98 sosyo-ekonomik durumun de¤erlendirilmesinde kendilerini baflkalar›ndan ay›rdetmektedirler. Nisan Tezlerinin Unutulan K›sm› Oysa ne ‹ki Taktik’te ne de Nisan Tezleri’nde as›l tart›flma konusu olan ve kavranmas› gereken yön buras› de¤ildir, proleter devriminin hangi ittifaklar, hangi taktikler ve yöntemlerle siyasal iktidar›n ele geçirilmesine ulaflaca¤› ve bu iktidar› nas›l kullan›p s›n›fs›z topluma geçifl sürecini bafllataca¤›d›r. Bu nedenle Nisan Tezleri’nden itibaren uluslararas› bir anlam ve kapsam kazanan bolflevik çizginin kavranmas› için tutulacak halka bu noktadad›r. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda ‹ki Taktik ve Nisan Tezleri aras›nda nas›l bir tutarl›l›k ve süreklilik oldu¤u net bir biçimde görülebilir. Buna karfl›l›k, Nisan Tezleri ayn› zamanda bir kopuflu da içinde bar›nd›rmaktad›r; ama bu kopufl san›ld›¤› gibi, bolfleviklerin ve Lenin’in devrim sorununa önceki bak›fl›na devrimin aflamalar› hakk›ndaki saptamalar›na iliflkin bir kopufl de¤ildir. Bu kopufl, Nisan Tezleri ve onlar› izleyen sürecin «aflamalar sorunu» çerçevesinde ele al›nmas›ndan dolay› has›r alt›na giden baflka bir sorunla ilgilidir; ve Nisan Tezleri’nin evrensel kapsam ve anlam› da as›l bu noktayla birlikte öne ç›kmaktad›r. Nisan Tezleri, Lenin’in ‹kinci Enternasyonal’le hesaplaflman›n politik/programatik sonuçlar›n› ortaya koydu¤u bir siyasal belgedir. Bu noktay› ayd›nlatmak için, önce Nisan Tezleri’nin üzerindeki puslu havay› da¤›tmak ve bu tezlerin tart›fl›ld›¤› konferans hakk›nda gölgede kalan baz› olgulara de¤inmek gerekiyor. Nisan Konferans› ‹le ‹lgili Baz› Olgular 24 Nisan günü, Petrograd’da, 15 bini bu kenttekiler olmak üzere, 79 bin partiliyi temsil eden 149 delegeyle toplanan bolfleviklerin ilk legal ülke çap›ndaki konferans›nda, bir uçta Lenin’in alayl› bir biçimde «eski bolflevikler» diye tan›mlad›¤› ve baflta Kamenev, Rikov ve Nogin’in yer ald›¤› grup, bir uçta da bafltan sona onunla birlikte hareket eden Sverdlov, Zinovyev ve Smilga’n›n Lenin’le birlikte bafl›n› çekti¤i grup yer al›yordu. Stalin’in ve Buharin’in de aralar›nda bulundu¤u as›l ço¤unluk ise, sonuçta Lenin’in önerilerinin benimsenmesini sa¤lamakla birlikte, tart›flmada iki uçtan da ayr› durmaktayd›. Konferans›n sonunda seçilen Merkez komitesinin 9 üyesinden dördü, Kamenev, Nogin, Milyutin ve Fedorov, tart›flmalarda aç›kça Lenin’in karfl›s›nda duranlardand›. Sverdlov, Smilga ve Zinovyev ise bafltan itibaren onunla birlikte hareket etmiflti. Merkez Komitesinin di¤er üyesi olan Stalin ise, bu kutuplaflmada kesin bir taraf

olmam›flt›. Ancak bu tasnif dahi tezlerin bütünü aç›s›ndan bak›ld›¤›nda de¤il, as›l hararetli tart›flmalar›n geçti¤i geçici hükümete karfl› tutum, sovyetlerin de¤erlendirilmesi vb. noktalardaki tutumlara iliflkin bir tasniftir. Tezlerin oylamas›ndaki da¤›l›m bu noktalara ›fl›k tutmaktad›r. Savafla karfl› tutum, 7 çekinser oy bir kenara oybirli¤i ile kabul edildi. «Devlet iktidar›n›n sovyetlerin eline geçmesi için uzun bir çal›flman›n yürütülmesi» hakk›ndaki karar, 3 aleyhte ve 8 çekimsere karfl› 122 oyla benimsendi. Sosyalist devrim yoluna girilmesi gerekti¤i hakk›ndaki karar metni, oy kullanan 118 delegeden sadece 71’inin kabul oyuyla benimsendi. Nisan Konferans›’na, aflamalar gözlü¤ünden bakanlar›n as›l önemsedikleri oylama iflte bu oylamad›r; ve bu sonuca bakarak «Lenin konferanstan zaferle ç›kt›» yorumu yap›lmaktad›r. Halbuki ne konferans bu tart›flmadan ibaretti, ne de konferans›n as›l kopuflu ifade etti¤i nokta bu tart›flmada sakl›yd›. Lenin, Rusya’ya dönüflünden itibaren yaz›lar›nda ve konferansta yapt›¤› müdahalelerde, Bolflevik Parti’nin ad›n›n Komünist Parti olarak de¤ifltirilmesini, parti program›n›n de¤ifltirilmesini savundu. Daha öncesinden beri de, yeni bir enternasyonalin kurulmas›na derhal bafllanmas›n› ve Zimmerwaldc›lar›n oyalamalar›na kan›lmamas›n› savunuyordu. Lenin’in Yaln›z Kald›¤› Nokta Konferansta «sosyal demokrasinin kirli gömle¤inin ç›kart›lmas›» ve partinin kimli¤inin komünist olarak ilan edilmesi önerisini destekleyen tek oy, sadece kendisininki idi. Lenin, «Zimmerwaldcilerin Stokholm’deki konferans›na kat›lmak, yeni bir enternasyonalden vazgeçmek anlam›na gelir» derken, bu konferansa kat›lma karar› al›nd›. Lenin, «savaflta savunma tutumunu destekleyenlerle birlik ihanet olur» dedi¤i halde, Nisan Konferans›’nda birlik konusunu görüflmek üzere menfleviklerle bolfleviklerin bir karma komisyon oluflturmas›na karar verildi. Asl›nda bu karar, Pravda yönetiminin Mart ay›nda benimsedi¤i ve Lenin’in sert tepkilerine neden olan tutumun resmileflmesi anlam›na geliyordu ve menfleviklerin savafl›n savunma amac›yla sürdürülmesinden yana olduklar›, ne önceden ne de Nisan ay›nda bir s›r de¤ildi. Nisan Konferans›’n› bu yönleriyle irdelemeyip, sorunu devrimin aflamalar› «konusunda Lenin’in eski görüfllerine tak›l›p kalan eski bolfleviklerle, yeni fikirler ileri süren Lenin» aras›nda bir tart›flma gibi alg›lay›p, yenilik taraftarlar›n›n üstün ç›kt›¤›n› düflünenler ise iki kere yan›lmaktad›rlar. Birincisi, Lenin’in as›l yeni olan

görüfllerinin hiç birisi bu konferansta benimsenmemifltir. ‹kincisi, Lenin’in karfl›s›nda tutum alanlar›n «Lenin’in eski görüfllerini savunduklar›» da do¤ru de¤ildir. «Eski Bolflevikler» Bolfleviklerin Eski Görüfllerine Sahip Ç›kanlar De¤ildi ‹kincisinden bafllarsak; konferansta Kamenev’in yöneltti¤i itirazlar, hangi tutumun tart›flma konusu edildi¤ine ›fl›k tutmaktad›r. Devrimin niteli¤i, burjuvazinin devrimdeki rolünün de¤erlendirilmesi, ittifaklar sorunu gibi, asl›nda 1905 devriminden önce net bir biçimde irdelenmifl olan kimi sorunlar hakk›nda kafas› kar›flan bolfleviklerle, y›llard›r savunduklar› çizginin nihayet somutlan›p sonuca vard›r›lmay› bekler hale geldi¤ini gören Lenin aras›nda geçen bir tart›flmad›r söz konusu olan. Kamenev’in konferans s›ras›nda Lenin’e yöneltti¤i itirazlar, aç›kça bu tabloyu yans›tmaktad›r: «Burjuva demokratik görevlerin henüz tamamlanmam›fl oldu¤u» noktas›ndan hareket eden Kamenev, bu koflullarda «burjuva demokrasisinin tüm olanaklar›n› tüketti¤ini düflünmek için erken» oldu¤unu savunmufltur. Kamenev’e göre, sovyetler de «proleter ve küçük burjuva güçlerden oluflan bir blok»tur; ve «e¤er burjuva demokratik devrim tamamlanm›flsa bu blokun belirlenmifl bir görevi kalmayacak, aksine proletarya küçük burjuva bloka karfl› mücadele etmek durumunda olacakt›r». Bu durumda Kamenev’in somut önerisi, «geçici hükümeti sovyetler arac›l›¤›yla yak›n bir denetim alt›nda tutmak»t›r. Kamenev’e göre «Lenin’in önerisi benimsendi¤inde parti, hiç bir somut siyasal çal›flma yürütmeyen, canl› gerçeklikten kopuk, ama gelecekteki sosyalist devrim hakk›nda mükemmel incelemeler sunan bir teorisyenler, propagandistler toplulu¤u haline gelir»di. Kamenev’e Gothe’nin «Teori gridir dostum, ama hayat a¤ac› yeflil» dizeleriyle yan›t veren Lenin ise, özellikle sovyetlerin denetim ifllevi üstlenmesi konusuna parmak basarak kimin ayaklar›n›n yere basmad›¤›n› flu sözlerle vurgulad›: “Denetlemek için kudrete sahip olmak gerekir. Denetlenenler toplara sahip oldu¤u müddetçe denetimin hiç bir anlam› yoktur. fiimdi halka karfl› ç›kman›n mümkün olmad›¤›n›n fark›nda olan kapitalistler, bizi denetleyin, diyorlar. Ama iktidara sahip olmadan denetimden söz etmek, ilerleyen Rus devriminin ayaklar›na dolanan bir küçük burjuva lafazanl›¤›d›r.” Do¤rusu, Lenin ile Kamenev aras›ndaki tart›flman›n devrimin niteli¤i ve hangi aflamada bulunuldu¤u ile ilgili olmaktan çok iktidar sorunu ile ve daha 1905 devriminden önce, «‹ki Taktik» kitab›n›n sonuç bölümünün bafll›¤›nda sorulan soru ile ilgilidir: «Yenmeye Cüret

Nisan’da veya baflka zamanlarda yürüyen tart›flmalar›n sosyoekonomik sorunlar vb. ile ilgili oldu¤unu düflünenler, flu ya da bu flekilde proletaryan›n gerçeklefltirec e¤i bir devrimin sorumlulu¤u ile yüzleflmekten yan çizenlerdir ve bunlar hiç bir zaman eksik olmam›fllard›r.


4 Nisan Tezleri, bir yandan

Nisan ‘98 Edecek miyiz?»

Proletaryan›n Yapaca¤› Devrimin Sorumlulu¤unu Üstlenmek emperyalizm Ne Anlama Gelir? O zaman da, sonradan da, olgusunun Kamenev’in kendisinin de baflkalar›n›n da tak›l›p kald›klar› as›l kritik soru budur. kavran›fl›yla, Bu soru ayn› zamanda devrim öte yandan da sorumlulu¤unu almak ve almamak noktas›ndad›r. Bu kritik noktay› es ‹kinci Entergeçip, Nisan’da veya baflka zamanlarda yürüyen tart›flmalar›n sosyo-ekonomik nasyonal’in ifl- sorunlar vb. ile ilgili oldu¤unu düflünenler, flu ya da bu flekilde çi aristokrasiproletaryan›n gerçeklefltirece¤i bir devrimin sorumlulu¤u ile yüzleflmekten sinden besleyan çizenlerdir ve bunlar hiç bir zaman eksik olmam›fllard›r. Ayn› konferansta nerek sosyalLenin’e karfl›, Kamenev’i desteklemek üzere konuflan Rikov’un flu sözleri, emperyalist bugün hala türlü k›l›klar alt›nda bu bir kurum hatürden devrimcilere, çarp›c› bir biçimde ayna tutmaktad›r: line geliflinin “Toplam durum de¤erlendirildi¤inde, Rusya’n›n küçük burjuva düzeyine bilinciyle, bolbak›ld›¤›nda, sosyalist devrimin inisiyatifini ortaya koymak bize düflmez. flevik harekeBunun için ne gücümüz vard›r; ne de tin temel tezle- haz›r nesnel koflullara sahibiz. Proleter devrimi sorunu kendini bize rinin örgütlen- dayatmaktad›r; ama güçlerimizi abartmamal›y›z. Önümüzde devasa me ve siyaset devrimci görevler vard›r; ama bunlar›n yerine getirilmesi bizi burjuva sisteminin sorunlar›na, çerçevesinin ötesine geçirmeyecektir.” Rikov’un sözleri, nesnel koflullar› ve devrim hedefibaflka unsurlar› bahane ederek, bir proleter devrimin politik sorumlulu¤unu ne bak›fl›n›n, bizzat üzerine almaktan kaç›nan devrimci türüne tipik bir örnektir. Rikov sadece Rusya ve Kamenev gibi Zinovyev de, 7 Kas›m için de¤il, tüm dönemecine yaklafl›ld›¤›nda bu sorumluluktan yan çizecekti; ama bu dünya için gekonunun aflamal› yahut aflamas›z bir devrimle iliflkisi pek azd›r; çünkü teorik çerli bir ç›k›fl olarak tam aksi konumda olan, üstelik fiilen bu eylemi sevk ve idare edecek yolu sunAskeri Devrimci Komite’nin bafl›nda bulunan Petrograd Sovyeti Baflkan› du¤unun orTroçki de, ilkin (sonradan bu konudaki taya kondu¤u ›srar›ndan vaz geçmekle birlikte) «7 Kas›m Darbesinin» sorumlulu¤unu, bir politik ancak Sovyet Genel Kurulu’na onaylatma kofluluyla almaya (yani tutumu yans›t- almamaya) raz› bir konumdayd›. Bu somut örneklerden görülebilece¤i maktad›r. gibi, Nisan dönemecinde beliren sorun, asl›nda heryerde ‘BÖYLE ‘BÖYLE B‹R B‹R PART‹ PART‹ VAR!’ VAR!’ s›k s›k

devrimcilerin önüne ç›kan as›l kritik sorun, bu pratik sorumlulu¤u üstlenip üstlenmemek sorunudur; bu sorun teorik süslemelerle ve izahatlarla de¤il, Sovyetlerin ilk Tüm Rusya çap›ndaki kongresinin ikinci gününde, hem hükümet hem de menflevikler ad›na konuflan Çeretelli’nin, «Rusya’da iktidar› eline almaya hevesli hiçbir partinin bulunmad›¤›n›» ifade eden sözleri üzerine aya¤a f›rlay›p, «Hay›r efendim böyle bir parti var! Hiçbir parti iktidar olmay› reddedemez ve bizim partimiz de reddetmemektedir; her an tamamen iktidar› üstlenmeye haz›r›z!» diyen Lenin gibi yapmak gerekiyor. Bu konuflmay›, delegelerin bir k›sm› kahkahalarla karfl›lam›flt›. Bu hafif meflrep tutum hiç bir zaman eksik olmayacak; ama böyle bir sululu¤un yan›t› kof bir romantizm de¤ildir. Aksine hem politik hem de örgütsel bak›mdan titiz bir haz›rl›¤› temsil eden bir tutuma ihtiyaç vard›r. Lenin, bu alayl› elefltirilere, bir devrimci hükümet program›n›n temel tafllar› oldu¤u o zaman daha aç›kça ortaya ç›kan Nisan Konferans›’nda benimsenen tezleri açarak yan›t verdi. Bu kez kahkahalar›n yerini endifleli k›p›rdanmalar alm›fl, reformistlerin s›ralar›ndan «susturun flunu» sesleri yükselmeye bafllam›flt›. Delegelerin geri kalan k›sm› ise, eli kula¤›nda olan devrimin önderli¤ini ve sorumlulu¤unu almaya haz›r bir partinin varl›¤›n› somut olarak görmekten kaynaklanan coflku ve heyecan içerisindeydi. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda, Lenin’in Uzaktan Mektuplar’la bafllay›p, Nisan tezleriyle süren müdahalelerinin, asl›nda bir devrim program›n›n ortaya konmas›na dönük oldu¤u aç›kça ortaya ç›kmaktad›r. Nitekim Lenin’in bu tart›flmalarla ilgili olarak görüfllerini ortaya koydu¤u kitapç›k, açt›¤› «Devrimimizde Proletaryan›n Görevleri» broflürü «Proletarya Partisi ‹çin Bir Platform Tasla¤›» üst bafll›¤›n› tafl›makta ve «kirli gömle¤i at›p temiz çamafl›rlara bürünmek gerekir» sözleriyle bitmektedir. Böylece Lenin’in Nisan Tezleri’nin asl›nda ciddi bir kopufl ve de¤iflim önerisi oldu¤u; Komünist Parti ismi ve yeni bir program önerisiyle titiz bir biçimde örtüfltürülen bir at›l›m› temsil etti¤i, aç›kça görülebilmektedir. Ama sorunun, ‹ki Taktik’te ortaya konan bak›fl aç›s›ndan kopmakla izah edilebilecek bir sorun olmad›¤› da o kadar aç›kt›r. ‹ki Taktik’teki flu sözler üzerinde durmakta yarar var: “Devrimin akibeti fluna ba¤l›d›r: proletarya burjuvazinin, otokrasiye darbe indirirken kudretli, ama politik bak›mdan zay›f bir yedek gücü mü olacakt›r; yoksa halk devriminin önderli¤ini mi üstlenecektir?” Bu sözler, Lenin’in Sovyet kongresinde Çeretelli’ye verdi¤i yan›tla da, Nisan Tezleri ile de tastamam örtüflür; bu sözlerdeki «halk devrimi»

kavram›na yahut ‹ki Taktik’te önerilen ‹flçi Köylü Devrimci Demokratik Diktatörlü¤ü formülasyonlar›na tak›l›p, bunu kah olumlayarak, kah elefltiri konusu yaparak teorik tart›flmalara giriflenler ise, meleklerin cinsiyetini tart›flmaya merakl› skolastik müptelalar›d›r. Lenin’in 1917 Nisan›n’daki tutumu, Rusya’daki devrimde proletaryan›n rolü bak›m›ndan da, köylülükle iliflkisi bak›m›ndan da, partinin bu devrimdeki rolü bak›m›ndan da, ‹ki Taktik’teki tutumundan özde farkl› de¤ildir; zaten kendisi de Nisan konferans›nda bu süreklili¤i, demagojiye merakl› oldu¤u için de¤il, gerçekten öyle oldu¤u için bu biçimde vurgulam›flt›r. Hatta Troçki de, troçkistlere inat, ‹ki Taktik’in hem taktik, hem de örgütsel perspektifleri bak›m›ndan bir deha örne¤i oldu¤unu ve bu konularda Lenin’in do¤ruland›¤›n› (üstelik sürekli devrim tart›flmalar› s›ras›nda) söylemektedir. Bu bak›mdan ‹ki Taktik ile Nisan Tezleri aras›nda, politik bir süreklilik ve tutarl›l›k vard›r. Bununla birlikte bu tezler, bir baflka kopuflun iflareti ve belgelenmesidir; ki as›l önemli ve zahmetli olan, hatta hala sürdürülemeyen de budur. Nisan Tezleri, bir yandan emperyalizm olgusunun kavran›fl›yla, öte yandan da ‹kinci Enternasyonal’in iflçi aristokrasisinden beslenerek sosyal-emperyalist bir kurum haline geliflinin bilinciyle, bolflevik hareketin temel tezlerinin örgütlenme ve siyaset sorunlar›na, devrim hedefine bak›fl›n›n, sadece Rusya için de¤il, tüm dünya için geçerli bir ç›k›fl yolu sundu¤unun ortaya kondu¤u bir politik tutumu yans›tmaktad›r. Bu yönüyle Nisan Tezleri’nin sonundaki «yeni bir parti, yeni bir program, yeni bir enternasyonal» önerileri onun bütünlü¤ünden kopar›lamaz. Ne var ki, oldukça uzun ve zahmetli bir u¤rafltan sonra, Rusya’daki bolfleviklerin benimsedi¤i, Komünist Partisi ve Komünist Enternasyonal hedefleri, Rusya d›fl›ndaki komünistler taraf›ndan daha zor benimsenmifltir. Lenin’in Uzaktan Mektuplar’la bafllay›p, Ekim Devrimi’ne kadar somut taslaklar üretecek kadar yo¤un çal›flmalar›na ra¤men, yeni ve uluslararas› kapsaml› bir program ise, ancak onun ölümünden sonra ve onun çizgisiyle sürekliliktutarl›l›k içinde de¤il, bir geri dönüfl çerçevesinde yay›nlanm›flt›r. Bu bak›mdan, Lenin’in Nisan 1917’de kendi yoldafllar›yla çat›flmay› göze alarak bafllatt›¤› gözüpek siyasal misyon, bu mirasa sahip ç›kan komünistler taraf›ndan yerine getirilmeyi hala bekliyor. Devrimci parti güçlerinin öncelikli ödevlerinin bafl›nda da bunun yerine getirilmesi geliyor. J


11

Say›: 22 P Nisan ‘98

Gazi’nin Yolundan 1 May›s’a "Siyasal mücadelede her yeni dönemeç ve her yeni dönem bu zeminde dövüflen, yer almak isteyen güçler için bir s›navd›r. Bu s›navda Mart Ayaklanmas›'n›n derslerini zaman›nda ve isabetle ç›karanlar öne ç›kacak, gecikenler ve yanl›fl sonuçlara varanlar geri kalacakt›r" (Ifl›kl› Yol, s. 302)

G

azi Ayaklanmas›, tam da bir dönemeç oldu¤u, toplumun tüm kesimlerini etkiledi¤i için, bu türden dönemeçlere uygun bir biçimde, devrimci hareketin tüm kesimleri taraf›ndan önemsendi, her grup, kendi durufluna uygun biçimde Gazi'den dersler ç›karma çabas› içinde oldu. Ancak, devrimci hareket, bu ayaklanmadan güçlü bir biçimde etkilenip, dersler ç›karma çabas›na girmifl olmas›na ra¤men, Gazi'yi bir dönemeç olarak tarif edip, özgürlük yoluna ›fl›k tutan bir deneyime dönüfltürmeyi baflaranlar›n say›s› yok denecek kadar azd›r. Bu durum, onun bir dönemeç olarak an›lmas›n›n önünde bir engel oluflturmamakla birlikte, böylesine ay›rdedici bir pratikten, devrimci siyaset zemininde gerekli sonuçlar›n ç›kar›lamamas› nedeniyle, devrimci hareketin ileriye ç›kamay›fl›n›, dolayasayla geriye düflüflünü koflullayan geriye gidiflinde bir etken olmufltur. Gazi'den ç›kart›labilecek derslerin bafl›nda, onu bir dönemeç yapan özelliklerin neler oldu¤unu ortaya koymak geliyor. Bu özellikleri s›ralamaya çal›fl›rsak: Birincisi; Gazi Ayaklanmas›'yla birlikte, özellikle iflçi semtlerinde yaflayan y›¤›nlar›n, yenilgi koflullar› taraf›ndan üzerlerine örtülmüfl ölü topra¤›n› silkeleyip atm›fl olufludur. Gazi'de devlet güçleriyle, ezilenler, barikat›n iki taraf›nda saflaflm›fl, karfl› karfl›ya gelmifl; y›¤›nlar, sald›r›lara, verilen onlarca ölüye ra¤men, çat›flmaktan kaç›nmam›flt›r. Ayr›ca Gazi Ayaklanmas›'n› bir dönemeç yapan bir baflka özellik, sürekli olarak kendili¤inden patlamalar›n, sürprizli geliflmelerin yaflanaca¤› yeni bir dönemin aç›lm›fl olmas›d›r. Di¤er bir özellik ise, Gazi'nin de tipik özelliklerini bar›nd›rd›¤› iflçi semtlerinin sundu¤u, devrimci faaliyetin yönelmesi ve devrimci parti inflas› yolunda de¤erlendirmesi gereken olanaklard›r. ‹kincisi; Gazi Ayaklanmas›'n›n devrimci hareket aç›s›ndan gösterdikleridir. Devrimci hareket, uzun süredir içinde bulundu¤u kitlelerden kopuk konumunu aflmaya bafllam›fl, meflruluk sorununun afl›lmas› yolunda olanaklar ortaya ç›km›flt›r. Di¤er bir yönü, ayaklanman›n seyri içinde devrimci hareketin çeflitli kesimlerinin, birlikte yönlendirici olmas›, bir ifli birlikte kotarman›n verdi¤i yak›nlaflmad›r. Ayr›ca, yukar›da kitle hareketi bak›m›ndan s›ralad›¤›m›z özelliklerin ve ayaklanma içinde ortaya ç›kan baflka derslerin görülmesiyle, ileri ç›k›fl için temel önemde veriler sunan bir deneyim yaflanm›fl olmas›d›r.

Böylece, bu say›lan özelliklerin de¤erlendirilmesi ve faaliyetin örgütlenmesinde, bunlardan hareket edilmesiy le birlikte, devrimci partinin inflas› yolunda önemli avantajlar›n elde edilmesi ve yenilgi döneminin afl›lmas› için yararlan›lacak muaazzam bir deneyim sunmufl oluflu da, Gazi'nin bir dönemeç olarak an›lmas›n› gerektiren özelliklerdir. Oysa, Gazi'yi bir dönemeç yapan bu özellikleri görülemedi, gerekli dersler ç›kar›lamad›. Bu konudaki de¤erlendirmeler, Gazi'nin "anti-faflist bir halk direnifli"nden, "ayaklanma"ya kadar varan bir yelpazeye uzanan nitelemelerinde ortak bir yön olarak öne ç›kan, muhalif bir demokrasi penceresinden bakarak, Gazi’de iflçi s›n›f›n› göremeyen yanl›fl kavray›flt›. Büyük fabrikalarda çal›flan, sendika, sigorta vb. ayr›cal›klara sahip iflçilerden baflka kesimleri iflçi s›n›f› içinde de¤erlendirmemekten kaynakl› olarak, s›n›f denildi¤inde sendikal çal›flmay› anlayan bir pratik; öte yandan Gazi'yle birlikte semtlerde ortaya ç›kan potansiyele karfl› da duyars›z kal›namay›fl›, semtlere yöneliflin popülist bir zeminde gündeme gelmesine neden oldu. Bu, bir yan›yla iflçi semtlerinde biriken devrimci potansiyelin yanl›fl de¤erlendirmesini getirirken, öte yandan da s›n›f çal›flmas› ad›na sendikal çal›flmay› bafla alan devrimci hareketin, legalizm ve demokratizmle bulafl›kl›¤›n› beslemeye devam etti. Ekonomik gündemli olarak sendikal hareketle iliflkiler sürdürülürken, mesele siyasal oldu¤unda, özellikle "takvim gündemleri"nde iflçi semtlerinden toparlan›lmaya çal›fl›lan kitle, K›z›lay, Taksim, Konak gibi alanlara y›¤›lmaya, "kamuoyu yaratma" hayaliyle yönlendirilen eylemler, devrimci hareketin as›l beslenmesi gereken zeminin de de¤erlendirilmemesine neden oldu. (Bkz. Maya, say› 20-21, Gazi'den 1 May›s 98'e Devrimci Hareket) Geçen dönem, tüm bunlar›n etkilerinin görüldü¤ü bir dönemdi. Gazi'den gerekli dersleri ç›karamad›¤› için, bu rüzgar› arkas›na almay› baflaramayan devrimci hareket, esen liberal rüzgarlar›n etkisine, giderek daha fazla girmeye bafllad›. Susurluk kazas›n›n y›ldönümüne gelindi¤inde durum tam da flu öngörünün gerçekleflmekte oldu¤unu ortaya koyuyordu. "Mart Ayaklanmas›, devrimcilerin ve emekçi y›¤›nlar›n üzerlerindeki ölü topra¤›n› silkelemelerine yard›mc› olan önemli bir moral ve güç kayna¤› oldu. Ancak bu deneyimin dersleri bir örgütsel kazan›ma dönüfltürülmedi¤i taktir-

de, rüzgar›n tersine dönmesi kuvvetle muhtemeldir. " (Ifl›kl› Yol, sayfa 317) Susurluk sonras› süreç, tam da bu rüzgar›n tersine döndü¤ü bir süreç oldu. 28 fiubat'ta gündeme gelen örtülü darbenin, devrimci hareket taraf›ndan geç de olsa sezilmeye bafllanmas›ndan, sald›r›lar›n "demokratikleflme", "reformlar" ad› alt›nda geldi¤inin farkedilmesinden sonra, devrimci hareketin, özellikle melez-merkezci olarak adland›rd›¤›m›z kesimleri, geçen y›l›n muhasebesini ç›karmaya çal›fl›rken, liberallerin ve sendika bürokratlar›n›n burjuvazinin sistemi reforme etme çabas›ndaki dolayl› destekçi rollerini görüp ifade etmeye, dolay›s›yla da, her ne kadar gerçek nedenlerine inemese de kendi b›rakt›¤› bofllu¤un fark›na varmaya bafllad›. Son dönemde ise, liberallerden ayr›m koyma çabas› görülüyor. Mart ay›nda ise, devrimcilerle liberal-reformistlerin ayr›flmas› yönünde önemli say›labilecek geliflmeler yafland›. Devrimci hareketin, bunun ne kadar bilincinde oldu¤u ayr› bir konu olmakla birlikte, bir ayr›flman›n yaflanmakta oldu¤u, bunun fark›nda olanlar›n da bu ayr›flmay› derinlefltirmekte özel bir rol üstlenmeleri gerekti¤i aç›kt›r. Ancak ayr›flman›n yafland›¤› eylemlerden birisi olan 8 Mart Taksim eylemi, ayn› zamanda, burjuvazinin, devrimci hareketin liberalleflmeye gelmeyen kesimlerini kitlelerden tecrit edip, seçmeli terörle ezmesi için de f›rsatlar içermektedir. Bu noktada, KESK'in Taksim'deki eylemi ve ard›ndan da 8 Mart Taksim eylemiyle kendine güveni artan devrimci hareketin, 1 May›s için

de Taksim hedefini gütmesi ufak, ancak flafl›r›lmamas› gereken bir olas›l›kt›r. Taksim'deki eylemde, devrimci hareketin önemli ve kendince belli bir bofllu¤u dolduran kesimleri biraradayd›lar. Polisle militanca çat›fl›ld›. Kad›nerkek ayr›flmas› ve kad›nlar›n haklar›na sahip ç›k›lmas› ad›na, devrimcilere yönelik bir sald›r›y› içeren sendikac›lar›n kutlamas›na kat›lmayanlar, bir bayram de¤il, mücadele günü olan 8 Mart'› içeri¤ine uygun ve dostun düflman›n ayr›flt›¤› bir tarzda karfl›lad›lar. Ancak en önemli eksiklik, eylemin Taksim'de yap›lm›fl olufluydu. Bu vesileyle, kat›labilecek olan önemli bir kesim, üstelik eyleme kat›lmasa da, evlerinin önünde gerçekleflen eyleme duyars›z kalamayacak olan, iflçi semtlerinde yaflayan insanlar, bu eyleme tafl›namam›fl oldu. Bundan ç›kar›lmas› gereken ders ise, eylemlerin, kald›r›m tafllar› ve portakallardan baflka bir silah›n bulunamad›¤›, burjuvazinin e¤lence merkezlerinde de¤il, iflçi s›n›f›n›n çal›flma ve yaflam alanlar› olan, s›n›f›n de¤iflik kesimleri aras›nda bir köprü olma özelli¤ini tafl›yan varofllarda gerçeklefltirilmesinin vazgeçilmez önemidir. Bu, hem eylemlerin hedef kitlesine ulaflmas›, bu kitleyi siyasallaflt›rmas›, hem de düflmanla çat›flmada sundu¤u olanaklar bak›m›ndan önemlidir. Üstelik dikkat edilmesi gereken bir baflka nokta daha var: K›z›lay ve Taksim'deki eylemlere sald›rmakta tererddüt etmeyen düflman, iflçi semtlerinde yap›lan eylemlere ayn› kolayl›kla müdahale edememektedir. Buralar›n devrimci hareket aç›s›ndan sundu¤u olanaklar› onlar da farketmifl durumdalar. Geriye devrimcilerin de bunu farketmesi kal›yor. 97 1 May›s'›nda "Her yer 1 May›s alan›, 24 saat 1 May›s" fliar›yla hareket etmeye çal›flanlar, bunu hayata geçiremediler. 98 1 May›s'›n› özgürlefltirmek için ayn› fliar› güncellefltirmenin zaman›d›r. J

Taze Dinç Güçler Kazan›lmay› Bekliyor zmir’in, en kalabal›k ve devrimci potansiyeli en fazla bar›nd›ran varofllar›ndan olan Gültepe’de, düzenli olarak Maya sat›fl›m›z sürüyor. Mart say›s›n› da, iki koldan, 40 tane satt›k.Bu süreçte oldukça yo¤un bir ilgiyle karfl›laflt›k. Bu tür da¤›t›m/sat›fl çal›flmalar›nda, genelde, “devrimciler devrimcilik yapar, biz de k›y›s›ndan-köflesinden destek veririz” anlay›fl› karfl›m›za ç›k›yor. Ancak, varofllardaki potansiyel, hiç de bu tepkilerle tan›mlanacak kadar s›n›rl› de¤il. Yaln›zca, devrimci fikirleri birilerinden dinlemelerinin, devrimci yay›nlar okumalar›n›n kendilerine yetmedi¤i, yahut yetmeyenlerin de önemli bir kesim oluflturdu¤u da, bir kez de Maya da¤›t›m› s›ras›nda ortaya ç›kt›. Da¤›t›m s›ras›nda, arkadafllar›n› toplay›p bize gözcülük yapanlar›n bulundu¤unu

gördük. Hatta, kendisine “ülkücü” diyen, polisle karfl›laflmamam›z için bize en güvenlikli yollar› gösterip, Maya vermemiz için, bize, devrimci/solcu arkadafllar›n› tan›flt›ran bir kifli ile de tan›flt›k. Hiç kuflku yok ki, dünyan›n çark›n› döndürenlerin yaflad›klar› mekanlarda, dünyan›n tersyüz edilmesi gerekti¤ine inanan ve bunun için çabas›n› ak›tacak bir kanal arayanlar›n ç›kmas›, kendisine ülkücü dese bile, düflman›n kolluk kuvvetlerine karfl› kin besleyenlerin bulunmas›, flafl›rt›c› de¤ildir. Aksine, taze dinç güçler, kazan›l may› ve herkesin özgür yaflayaca¤› bir dünyay› yaratma kavgas›na omuz vermeyi bekliyorlar. ‹zmir’den Devrimci Parti Güçleri


12

Say›: 22 P Nisan ‘98

‘SÜREKL‹ DEVR‹M’

“S

ürekli devrim” dendi¤inde, uzun zamand›r herkesin akl›na ilkin Troçki’nin ismi ve Troçkizm gelir. Soruna Troçki’nin durdu¤u yerden bakanlar “Troçki’nin Marx’tan devralarak gelifltirdi¤i sürekli devrim teorisi”nden söz ederler. Antitroçkist bir gözlükten bakanlar ise, “Troçki’nin çarp›tt›¤› marksist sürekli devrim teorisi”nden. Bu tart›flmalar›n tozu duman› içinde as›l üstü örtülen ise, “Marx’›n sürekli devrim teorisi”nin ne oldu¤u, onun lügat›na ne zaman ve nas›l girdi¤i, ne anlamda kullan›ld›¤›d›r; böylece “Marx’›n sürekli devrim teori si”nin nas›l ve kimin taraf›ndan devral›n›p somutland›¤› da belirsizleflmekte dir. Sorunun bu yönünü deflmekte yarar var. Marx, “sürekli devrim” kavram›n› ilk kez, “Fransa’da S›n›f Mücadeleleri” kitab›nda kullan›p, tarif etti. Ama bu tariften önce, sürekli devrim perspektifinin neyin alternatifi oldu¤unu net bir biçimde ortaya koydu. Bu amaçla, “gerçek (reel) sosyalizm” dedi¤i küçük burjuva sosyalist ak›mlar›n ortak özelliklerinin alt›n› çizdi. “Doktriner sosyalizm” dedi¤i ak›mlar›n, küçük burjuvazinin toplumsal konumundan kaynaklanan devletçi yönlerine iflaret ettikten sonra, bu ak›mlar›n mevcut toplumu iyilefltirme kaygusuyla hareket edip, sosyalizmi idealize edilmifl bir burjuva toplumu tasvirinden ç›karsad›klar›n›; “hareketin tümünü onun u¤raklar›ndan bir tekine ba¤l›” k›ld›klar›n›; “küçük el çabukluklar› ya da büyük duygusall›klarla, devrimci s›n›f mücadelesini ve bu mücadelenin bütün gereklerini ortadan kald›rmay› hayal ettiklerini”; ve böylelikle, asl›nda “bugünkü toplumu yüceltmekten baflka birfley yapmad›klar›n›” söyledi. (Bkz. Fransa’da S›n›f Savafl›mlar›, Sol Y. s.148) Proletaryan›n yüzünü döndü¤ü devrimci sosyalizm, iflte bu özellikleriyle tarif edilen ak›m›n alternatifiydi; “...çeflitli sosyalist önderlerin kendi aralar›ndaki mücadelede, bu sözde sistemlerin her biri, toplumsal alt üst oluflun geçifl noktalar›ndan birini, burnu kaf da¤›nda bir inatla bir di¤er geçifl noktas›n›n karfl›s›na ç›kar›rken, proletarya bu sosyalizmi küçük burjuvaziye b›rak›p, giderek devrimci sosyalizmin çerçevesinde toplanmaktad›r...” (Komünist Parti Manifestosu) Bu devrimci sosyalizm, “burjuvazinin Blanqui ad›n› yak›flt›rd›¤› komünizm”di. Sürekli devrim kavram› da ilk kez bu ak›m›n tarifinde kullan›ld›: “Bu sosyalizm, bütün s›n›f ayr›l›klar›n›n; s›n›flar›n dayand›klar› bütün üretim iliflkilerinin; bu üretim iliflkilerine karfl›l›k düflen bütün toplumsal iliflkilerin ortadan kald›r›lmas› ve bu toplumsal iliflkilerden do¤an bütün düflüncelerin devrimci bir altüst olufla u¤rat›lmas› için zorunlu bir geçifl noktas› olan

proletaryan›n s›n›f diktatörlü¤ünün, devrimin süreklili¤inin ilan›d›r.” (ayn› yerde, s. 148, abç.) Bu de¤erlendirmenin ard›ndan, sürekli devrim kavram› bir kez daha, 1850 y›l›n›n Mart ay›nda Marx’›n kaleminden ka¤›da döküldü. Bu kez Marx’›n imzas›n› tafl›yan bir makale de¤il, Komünistler Birli¤i Merkez Komitesi’nin tüm örgüte ve dünya iflçi s›n›f›na hitaben yay›nlad›¤› bir bildiride geçiyordu. “Savafl naralar› sürekli devrim olmal›d›r” diye biten bu metin, Almanya için öngördü¤ü devrim sürecine, Komünistler Birli¤i’nin hangi bak›fl aç›s›yla ve hangi yönde müdahale etmek istedi¤ini yans›t›p, bu anlamda Komünist Manifesto’yu tamamlad›; “Komünistler Birli¤i, Manifesto’da söylendi¤i gibi, Almanya’da daha öncekilerden ‘daha geliflkin bir Avrupa uygarl›¤› koflullar›nda ve çok daha geliflmifl bir proletarya ile yap›lmak zorunda olan bir burjuva devrimi’ile yüzyüze oldu¤unun ve bu devrim sürecinde, burjuva ve küçük burjuva demokratlar›n›n en büyük ayak ba¤› oluflturaca¤›n›n bilincindeydi; bu devrimin, ‘onu hemen izleyecek bir proleter devriminin bafllan g›c›’ olabilmesi için, proletaryan›n, bu ak›mlardan ba¤›ms›z örgütlenmesini ve nihai zafere kadar silahlar›n› elden b›rakmamas› gerekti¤ini bilmekteydi; devrimin uluslararas› niteli¤inin nas›l tayin edici bir önem tafl›d›¤›n›n fark›ndayd›; ve ‘nihai hedefe ulafl›ncaya kadar devrimi sürekli k›lma’gere¤ini öne ç›karmaktayd›.” (Bkz Komünist Parti Manifestosu, Önsöz, MAYA Kitaplar›-5) Bu bildiride flu sözler yer ald›: “Demokratik küçük burjuvazi, devrimi mümkün oldu¤u kadar çabuk ... sona erdirmek istedikçe; az çok mülk sahibi tüm s›n›flar egemen konumlar›ndan defedilene dek; proletarya devlet iktidar›n› fethedinceye ve bütün proleterlerin birli¤i, bir tek ülkede de¤il, dünyan›n tüm hakim uluslar›nda proleterler aras›ndaki rekabeti ortadan kald›racak ölçüde geliflinceye; ve en az›ndan bafll›ca üretici güçler proleterlerin elinde toplanana kadar devrimi sürekli k›lmak ç›kar›m›z ve görevimizdir. Bizim için amaç özel mülkiyetin el de¤ifltirmesi de¤il, tümüyle kald›r›lmas›; s›n›f çat›flmalar›n›n yat›flt›r›lmas› de¤il, tümüyle ortadan kald›r›lmas›; mevcut toplumun düzeltilmesi de¤il yepyeni bir toplumun kurulmas›d›r.” 1850 Mart’›ndaki bildiriyi yay›nlayan komitenin içinde, blankist gelenekten gelen devrimciler a¤›rl›ktayd›; ve k›sa bir süre sonra örgüt, bir ucunu Marx-Engels’in ötekini de SchapperWillich’in çekti¤i iki hizbe bölünerek fiilen kendini da¤›tt›. Ama bir ay sonra, Londra’da, Frans›z blankistleri Adam ve Vidil’in giriflimleri sonucunda kurulan, Devrimci Komünistlerin Evrensel Derne¤i’nde Willich, Marx ve En-

gels’le de, çartist Harney ile de tekrar bulufltu. Ne yaz›k ki, varl›¤› ka¤›t üzerinde kalan bu örgütün tüzü¤ünün amaç maddesinde, bu buluflman›n zeminindeki proletarya diktatörlü¤ü ve sürekli devrim kavramlar›, aynen Fransa’da S›n›f Mücadeleleri’nde “Blanqui’nin ad›n›n yak›flt›r›ld›¤› komünizm”in tarifindeki gibi geçti: “Derne¤in amac› bütün ayr›cal›kl› s›n›flar› devirmek; insan ailesinin son örgütlenifl biçimi olmas› gereken komünizmin gerçekleflmesine kadar devrimi sürekli k›larak, bu s›n›flar› proletarya diktatörlü¤ünün bask›s›na tabi tutmakt›r.” (Aktaran P. Frank Komünist Enternasyonal’in Tarihi, Editions La Breche Paris 1987, cilt I s.18) Tüzü¤ün ikinci maddesi ise, bu sü reklili¤in güvencesinin uluslararas› bir örgüt sayesinde sa¤lanaca¤›n› ifade etmekteydi. ‹lginçtir; Riazanov’un ortaya ç›kard›¤› bu belge, hem Maurice Dommanget’nin “Auguste Blanqui’nin Toplumsal ve Siyasal Düflünceleri” bafll›kl› derlemesinde, hem de Marx ve Engels’in toplu eserlerinde yer almaktad›r. Besbelli, devrimci örgüt, proletarya diktatörlü¤ü kavramlar› gibi, sürekli devrim kavram› da Marx’›n diline, 1789 Frans›z Devrimi’nin mirasç›s› olan Babeuf-Blanqui çizgisinden geçmifltir. Bunda flafl›lacak birfley yoktur; çünkü o zamana kadar Avrupa’da, daha devrimci bir baflka ak›m ortaya ç›km›fl de¤ildir. Bu bak›mdan, ilkin bir fikir hareketi olarak beliren marksist hareketin bu ak›mla etkileflerek siyasallaflmas› ve devrimcileflmesi anlafl›l›r ve isabetli bir buluflmay› ifade etmektedir. Ço¤u zaman Marksizm’in üç kaynaktan beslenerek flekillendi¤i hat›rlat›l›r; bunlar “Alman felsefesi, ‹ngiliz ekonomi politi¤i, ve Frans›z sosyalizmi” olarak tan›mlan›r. ‹lk ikisinin ne anlama geldi¤i konusunda pek tereddüt yoktur; ama Frans›z sosyalizminden neyin kastedildi¤i her zaman o kadar aç›k de¤ildir. Kimileri için Frans›z sosyalizmi, Marx’›n Fransa’da S›n›f Mücadeleleri’nde ve baflka yerlerde elefltiriye tabi tuttu¤u, ütopyac›/doktriner sosyalizmden ibarettir. Oysa do¤rusu, burada as›l üzerinde durulmas› gereken kaynak Babeuf-Blanqui gelene¤i üzerinden Marksizm’e tafl›nan Frans›z devrimcili¤idir; Frans›z devrimcili¤inden Marksizm’in devrald›¤› en önemli miras ise, devrimci örgüt ve proletarya diktatörlü¤ü ile s›k› s›k›ya ba¤lant›l› olan sürekli devrim kavram›d›r. Bununla birlikte, özellikle ‹kinci Enternasyonal döneminde, bu damar en az›ndan “Avrupa Marksizmi”nin içinden ay›klan›p d›fllanm›flt›r. Burjuvazinin “Blanqui ad›n› yak›flt›rd›¤› devrimci sosyalizm ya da komünizm”, ‹kinci Enternasyonal oportünistleri ve onlar›n takipçileri taraf›ndan da ayn› isim ya-

k›flt›r›larak (önceleri Blankizm, sonra Goflizm olarak) iflçi hareketinin saflar›ndan ay›klanm›flt›r. Bereket bu devrimci damar› iflçi hareketinin içinden tümüyle tasfiye etmek mümkün olmam›flt›r. Bolflevik hareket Marksizm’in geçmifliyle ba¤ kurup, ileri s›çrayan bir gelene¤in temellerini at m›flt›r. Bu noktada sürekli devrim kavram›yla ilgili bir di¤er yan›lsamaya de¤inmek gerekiyor. ‹ster Marx’a at›f yaparak, ister yapmayarak sürekli devrimden bahsedenlerin ço¤u, bu devrimi “saf bir iflçi devrimi” olarak alg›lama, yahut demokratik devrim aflamas›n›n nesnel bak›mdan afl›ld›¤› kabul edilen durumlarda aflamalara bölünmemesi gereken bir devrim sürecini tarif ederken kullanma e¤ilimindedir. Oysa kavram›n ilk flekillendi¤i dönemde de, sonra da sürekli devrimin böyle bir içeri¤i olmam›flt›r. Zaten bu kavram›n ortaya ç›kmas›na vesile olan deneyim, Avrupa’n›n en ileri kapitalist toplumunda saf bir proleter devrimin gündemde oldu¤u bir deneyim de¤ildir. Aksine, “çok geliflkin bir proletarya ile yap›lmak durumunda olan gecikmifl bir burjuva devrimi” gündemdeyken öne sürülmüfltür sürekli devrim kavram›. Nitekim Marx 1856’n›n 16 Nisan›nda Engels’e yazd›¤› bir mektupta, Almanya’da kaç›r›lan devrim f›rsat›n› yeniden de¤erlendirirken, devrimde proletaryan›n rolüne de¤il, bu devrimin yoksun kald›¤› deste¤e dikkat çekmifltir: “Almanya’da herfley proleter devriminin köylü savafl›n›n yeniden ortaya ç›k›fl›yla desteklenmesinin mümkün olup olmad›¤›na ba¤l›d›r. O zaman herfley yoluna girecektir.” Lenin, bu mektubu “iflte 1905’den beri menfleviklerimizin anlamad›¤› budur” diye yorumlad›. O gün bu gündür Menflevizm’in çeflitli türleri hala ayn› anlay›fls›zl›¤› temsil etmektedir. Bu anlay›fls›zl›¤›n önünde sonunda vard›¤› nokta, proletaryan›n burjuva devrimin de, yahut burjuva demokratik devriminin görevleri olarak kabul edilen sorunlar›n çözümünde, burjuvaziye soldan muhalefet ederek bu devrimi ilerletmekle s›n›rlanmas›d›r. Oysa, sürekli devrim kavram›na isim babal›¤› eden blankist ak›m›n ay›rdedici yan›, hiç bir biçimde muhalif konumda kalmamak, burjuva devriminde bile devrimin önderli¤ini üstlenip, siyasal iktidar› ele geçirmek yönündeki iradesidir. Marksizm’in Blankizm’den devrald›¤› devrimci miras ise, Blankizm’in iktidar sorununa kilitlenmifl iradeci gelene¤inin reddedilmesiyle ay›rdedilmez. Ay›rdedici yan›, bu misyonu proletaryan›n ba¤›ms›z s›n›f örgütlenmesinin üstlenmesi ve siyasal iktidar›n, ancak eski devlet ayg›t›n›n parçalanmas›n›n ard›ndan Komün tipi bir devletle, yani proletarya diktatörlü¤ü ile somutlanmas› gerekti¤i noktas›ndad›r. Riazanov’un aktard›¤›na göre, s›k s›k Komünistler Birli¤i’nin 1850’deki bildirisine baflvuran Lenin’in, ‹ki TakÁ

Devam› 18. Sayfada


13

Say›: 22 P Nisan ‘98

Emperyalist Paylafl›m›n Balkanlardaki Ad›:

Bitmeyen ‘Yugoslavya’ Krizi

D

reniça bölgesinde, 26 kiflinin S›rp polisleri taraf›ndan öldürülmesi ile bafllayan olaylarla birlikte dünyan›n gündemine giren Kosova, Balkanlar’›n, emperyalist kapitalist sistemin içinde oldu¤u yeniden paylafl›m sürecinin, önemli bir bölgesi oldu¤unu ve ayn› zamanda bu paylafl›m sürecinin, muazzam devrimci olanaklar› bar›nd›rd›¤›n› bir kez daha gözler önüne serdi. S›rp polisini protesto maksad›yla bafllayan ilk eylemler, k›sa süre içerisinde, tepkici/protestocu boyutunu aflarak, Arnavutlar›n elindeki ayr›l›k bayra¤› ile, Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› eksenindeki bir zemine s›çrad›. Kosova’daki (eski Yugoslavya ve Balkanlardaki) geliflmelere S›rp milliyetçili¤i, Ortodoks blo¤u ve Arnavut milliyetçili¤i, yahut, mazlum halklar›n direnifli, Müslüman milletlerin varolufl mücadelesi eksenlerinden bakmak elbetteki mümkündür. Ancak bu bak›fllar, en nihayetinde eksikli, devrimci bir tahlilin önüne geçen bak›fllar olacakt›r. Ortado¤u’da oldu¤u gibi, Balkanlar’daki “karmafla” da, her ne kadar etnik/ulusal boyutu öne ç›km›fl olsa da, esasen, devrimci bir önderli¤in enternasyonal planda eksikli¤inin tüm yak›c›l›¤› alt›nda yaflanan, dünyan›n kapitalist yeniden paylafl›m sürecinde, ezilen/mazlum kesimlerin, bu paylafl›ma dönük baflkald›r›lar›, isyanlar› ekseninde ortaya ç›kmaktad›r. Ancak bu “kar mafla”n›n taraflar›, ezen ve ezilen eksenlerinde ayr›l›p netlefltirilebilecek ve saf tutulabilecek kadar berrak de¤ildir. Örne¤in, Ortado¤u’da, “zalim” ABD, ‹ngiltere, Almanya’n›n karfl›s›nda yaln›zca “mazlum” Irak ve Arap halklar› de¤il, uluslararas› kapitalist sistemin hegemonu rolüne soyunan ABD’nin ç›karlar›ndan farkl› ç›karlara da sahip, bir baflka emperyalist blok bulunmaktayd›. Dolay›s›yla, bugün yaflanan yeniden paylafl›m eksenindeki çat›flmalar ve ayaklanmalar nezdinde, varolan taraflar›n “zalim-mazlum” ekseninde ortaya konulmas› yetmemektedir. Süreçlerin sa¤l›kl› tahlilinden ç›kacak devrimci müdahale ekseninin ortaya konulabilmesi de, mevcut taraflar›n yan›nda, bugün eksik olan, emperyalist savafllar› devrimci iç savafllara çevirebilecek taraf›n/eksenin bilince ç›kart›labilmesi ile mümkün olabilecektir. Bu gerçeklik, Balkanlar için de böyledir. S›rp zulmünün arkas›nda, ama Ortodoksluk ekseninde, ama AB ekseninde emperyalist (yahut emperyalist hevesli) odaklar tan›mlamak mümkün. Bunun yan›nda, Arnavutlar›n hakl› baflkald›r›s›n›n arkas›nda, gerek tarihsel ba¤lar ekseninde, gerek bölgeye dönük hevesler ekseninde, yine emperyalist sistemin içinden odaklar tan›mlamak da mümkündür. Nitekim; Arnavutlar›n gösterilerinde Amerikan bayraklar› dal-

galanmakta, ABD himayesinde bir ayr›l›k dillendirilmekte, BM ve NATO, Kosova’ya müdahaleye bizzat, Arnavutlar›n içinde bulunan taraflarca davet edilmektedir. Ancak bu faktörlerin hiçbirisi, Kosova Arnavatlar›’n›n, ayr›lma ve ayr› bir devlet kurma hakk›n› gölgeleyebilecek fleyler de¤ildir; hele devrimci hareket saflar›nda, bu hakk›n tart›fl›lmas›n› beraberinde getirmemelidir. Siyasal tablodaki bu çeflitlili¤e ve taraflar›n griftli¤ine karfl›n, bugün, eksik olan bir taraf/odak vard›r ve eksik olan devrimci önderli¤in bofllu¤u, mevcut taraflar›n/odaklar›n siyasetleri ile, yahut bu odaklardan herhangi birine angaje olmufl bir siyasetle giderilebilecek bir boflluk de¤ildir. Devrimci hareketin as›l bilince ç›kartmas› gereken nokta da tam buradad›r. Bu bofllu¤un giderilebilmesi, ancak devrimcilerin ba¤›ms›z gündemleri ve öncelikleri eksenindeki bir müdahale ile mümkün olabilecektir. Kosova bölgesi Arnavutlar›n›n, ayr›lma ve ayr› devlet kurma hakk› do¤rultusundaki mücadeleleri, her halükarda devrimcilerin savunmalar› gereken bir seçenektir. Ancak bu noktada unutulmamas› gereken bir gerçeklik de, “ezilen ulusun özgürlük mücadelesi”ne, komünistlerin verece¤i deste¤in as›l muhatab› olan devrimci önderli¤in, ezilen ulusun mücadelesi zemininde de eksik oldu¤udur. Tüm bu tablodan, komünistlerin, devrimcilerin ç›kartmalar› gereken temel ders; “yaflad›¤›m›z topraklar› da içine alan bir co¤rafyan›n, patlamaya haz›r bir bomba özelli¤i tafl›mas›, ama bunu de¤erlendirecek devrimci bir önderli¤in olmamas›d›r” (MAYA, say› 21) Devrimci bir önderli¤in olmad›¤› koflullarda, bu dinamikler, ilk planda, yeniden paylafl›m›n dengelerini etkileyen dinamikler olarak yerlerini alacaklard›r. Nitekim öyle de oluyor... Bu süreçte, TC’de, Kosova Arnavutlar›’n›n ba¤›ms›zl›k isyan› ekseninde ortaya ç›kan bloklar ve kutuplaflmalar içerisinde yerini aray›p bulmak ve süreçlere, kendi yönelimleri ekseninde müdahil olmaya çal›flmakta hiç zaman kaybetmedi. Ancak, müdahale hevesi ve h›z›, sonuç getirecek cinsten de¤ildi. Nitekim bu süreçte de. TC’nin aya¤›na dolanan ve heveslerine köstek olan faktörler, herfleyden önce, kendi geçmifl tercihleri, prati¤i ve çeliflkileri idi. Körfez krizinde oldu¤u gibi, TC, ilk planda, “Türk kart›” (ne demekse?)n› kullanmaya soyundu. “Türk kart›”n›n,

ne k›sa, ne de uzun vadede bir sonuç getiremeyece¤inin ortaya ç›kmas› için, vakit geçmesi bile gerekmedi. Bir yan›yla, % 2’yi bile bulmakta zorlanan Türk nüfusun azl›¤›, öte yandan bu nüfusun mevcut iktidarla bar›fl›k ve görece elit bir pozisyona sahip olmas›, bu “kart”›n TC’nin S›rp iradesi karfl›s›ndaki elini güçlendiren bir koz olmas›n› engelliyordu. Ama TC aç›s›ndan esas so run, Türk nüfusunun azl›¤› ve siyasal tercihlerinden ziyade, TC’nin, bugüne dek izledi¤i Balkan politikas› ve yöne limleri ile ilgiliydi. Bosna sorunu karfl›s›nda, S›rp zulmünü önleme ve Boflnaklara sahip ç›kma ad›na, Bosna-Hersek d›fl›ndaki S›rp irade/idare ve nüfusunu tan›yan, hatta bununla da kalmay›p, meflrulaflmas›nda da aktif rol oynayan TC’nin, dün tükürdüklerini, bugün yalamas›, biraz zor (gerekirse elbetteki yalar) görünüyor. Balkanlar’daki geliflmeler karfl›s›nda, TC’nin k›vranmalar›, sanc›lar› ve yönelimleri (örn. Çok Uluslu Güç’ün oluflturulmas› gibi), TC’nin emperyalist heveslerinin sadece güneyi ile s›n›rl› olmad›¤›n› birkez daha ortaya koymufltur. Ancak, TC’nin etkinli¤ini ve varl›¤›n› artt›rma do¤rultusundaki bu hevesler, sadece Türkiye’deki sermaye birikimi ve yo¤unlaflmas›n›n düzeyi, iktisadi ve askeri alandaki gücü ile de ilgili de¤ildir. Bir yönüyle, Türkiye kapitalist sistemi, yap›sallaflm›fl s›n›fsal, tarihsel çeliflkilerinin çözümü için, emperyalist hiyerarflide bir üst basama¤a s›çramaya çal›flmakta, di¤er yandan ise, bu çeliflkilerin aya¤›na dolanmas›na ve kendisini duraksatmas›na da engel olamamaktad›r: S›çraman›n koflulu olarak, çeliflkilerin yumuflat›lmas› gere¤i gündeme gelmektedir. Bu tablo, TC’nin gerek güneyine gerek di¤er komflular›na dönük olarak, varl›¤›n› ve etkinli¤ini artt›rma u¤rafl›n›n bir yönüdür ve bu haliyle eksikli bir tablodur. Tablonun di¤er yönü ise, tabiri uygunsa, TC’nin, “istasyonun hemen yan›nda bafllayan bir yang›n› söndürmeye u¤raflan bir itfaiye memuru” görünümüyle ilgilidir. TC’nin, emperyalist hevesleri ve yönelimleri ile gözlerini dikti¤i bölge, bir yandan Ortado¤u/Körfez, bir yandan Türki Cumhuriyetler baflta olmak üzere Hazar civar›, di¤er yandan ise, Balkanlar’d›r. Ve tüm bu bölgeler, ayn› zamanda, emperyalist sistemin içerisindeki paylafl›m kavgas›n›n en fliddetli yaflanaca¤› bölgelerdir. Dolay›s›yla, bu

bölgeler, dünya üzerindeki kapitalist yeniden paylafl›m barbarl›¤›na karfl› direnifllerin, isyanlar›n, ayaklanmalar›n, patlamalar›n yo¤un olarak yaflanaca¤› bir co¤rafyas›d›r:TC’nin gözlerini dik ti¤i bölge, ayn› zamanda devrimci hareket aç›s›ndan da muazzam olanaklarla doludur. Bu nokta, emperyalist sistemin hat›r›ndad›r. Bu nedenden dolay›d›r ki, 21. Yüzy›l› “isyanlar ve ayaklanmalar yüzy›l›” olarak ilan eden NATO, yeni yönelimini, kabaca “düzenli ordular›n, ayaklanan/baflkald›ran güçlere karfl›” savafl› olarak özetlenebilecek “asimetrik savafl stratejisi” ekseninde oluflturmaktad›r. Türkiye ise, bu bölgelerin hepsinin birden içindedir ve bölgedeki olas› bir patlaman›n dolays›z biçimde etkisi alt›ndad›r. Tüm bunlar hesaba kat›ld›¤›nda, TC’nin bölgeye yönelik ilgisinin bir ucunda varl›¤›n› ve etkinli¤ini artt›rarak emperyalist hiyerarflide t›rmanma çabas›, di¤er ucunda da, ortaya ç›kacak istikrars›zl›klar› önleme çabas›n›n bulundu¤u rahatl›kla görülebilir. Kosova krizi sürecinde, bir ölçüde sessiz sedas›z biçimde, ABD flemsiyesi alt›nda Makedonya, Romanya, Bulgaristan, Türkiye’nin kat›l›m›yla Balkan lar’da oluflturulan Çok Uluslu Güç de bu ba¤lamda de¤erlendirilmelidir. Yay›lma ve istikrars›zl›klar› önleme kayg›lar›, kimi zaman birbirinin önüne geçen bir ifllev görse de, esasen bölgedeki istikrars›zl›klar›n önlenmesinde gösterilen baflar› ve performans, yay›lma do¤rultusunda at›lmas› düflünülen ad›mlar›n da zeminini döfleyen bir ifllev görecektir. TC, Güney’ine dönük olarak, ABD flemsiyesi alt›nda oluflturulan ‹srail,Türkiye(ve yak›n temastaki Ürdün) iflbirli¤i ve yak›nlaflmas›na benzer biçimde, Balkanlar’da da, Çok Uluslu Güç ile heveslerini ve yönelimlerini beslemeye, yol almaya çal›fl›yor. TC’nin bu yolu al›p alamayaca¤›na dair fal açmak anlams›zd›r. Ancak bilin melidir ki, devrimci önderlilk bofllu¤u doldurulmad›¤› sürece, bölgedeki çat›flma ve kar›fl›kl›klardan f›flk›ran hiç bir seçenek, devrimci bir çözüme iflaret etmeyecektir. J

KOMÜN‹STLER NE ‹Ç‹N, NASIL MÜCADELE ETMEL‹? - Amaç ‹lke ve Öncelikler Üzerine Bir Platform Önerisi -

K‹TAPLARI 1


14

Say›: 22 P Nisan ‘98

'un Ateflini

K

aranl›k eylemlerinden bugüne bizzat düzen taraf›ndan öne ç›kar›lan liberal demokrat hareket, devrimcilerin b›rakt›¤› bofllukta büyümeye, s›n›f hareketi üzerinde yeni gözba¤lar› yaratarak etkinli¤ini ve meflru¤ulunu artt›rmaya devam ediyor. Bu gözba¤lar›na karfl› devrimci hareket de flerbetli de¤il ve ba¤›ms›z bir devrimci siyaset ve eylemde ›srarc› olmad›¤› koflullarda liberal ak›mlar›n peflinden sürükleniyor. Bu gidiflat 1 May›s öncesinde daha kritik bir sorun haline geliyor. Tersine çevirmek ise öne ç›k›p devrimci eylemin ve siyasetin yolunu açmakla mümkün olacak. 1 May›s öncesindeki tüm eylemlilikler ve genel olarak siya sal çal›flmam›z bu hedefi gözeterek de¤erlendirilmeli. Düzenin gerici reformlar temelinde sol hareketi ayr›flt›rma, "adam olanlara" havuçla ödüllendirirken, hizaya gelmeyenleri zor yoluyla tasfiye etme perspektifi en net biçimde kitle eylemlerinde somutlan›yor. Bu eylemlere devrimciler de bu gözle yaklaflmal›; bu oyunu bozacak bir nitelikle kat›l›p eylemi be lirlemeli, en az›ndan ödünsüz, tavizsiz bir duruflu sergilemeli. Aksi takdirde düzenin fiziki bir sald›r›s› karfl›s›nda tutunamamak ya da niyetten ba¤›ms›z liberal dalgaya kap›lmak iflten bile de¤il, Elbette ki esas olan, bu tür eylemleri, burjuvaziye dar edece¤imiz kendi alanlar›m›zda, iflçi s›n›f›n›n en dinamik kesimlerinin patlamaya haz›r öfkesiyle içiçe, düzenden ba¤›ms›z, liberal hareketi ayr›flt›ran bir zeminde gerçeklefltirecek bir perspektife ve iddiaya sahip olmak. Ankara'da Newroz tüm bu söylenenlerin somutta karfl›l›k buldu¤u bir havada geçti. Ö¤len saatlerinde Tando¤an Meydan›’nda bir yasal miting düzenlendi. Burjuvazinin kolluk güçleri 1 May›s haz›rl›¤›na yo¤unlaflt›¤›ndan olacak, bir kitle eylemini denetimi alt›na alacak tüm yöntemleri denedi, haz›r bulundurdu. Meydan yürüyüflün baflla yaca¤› toplanma yeri olan S›hhiye Köprüsü'nün girifl ç›k›fllar› bile birer arama noktas›na dönüfltürülmüfltü, ki bu oldukça nadir gerçekleflen bir fleydir. Meydan girifl noktas› ise art›k kitle eylemlerinde görmeye al›flt›¤›m›z arama kabinleriyle kesilmiflti. Nitekim pankart sopalar›, bayraklar topland›, alana giriflten önce da¤›t›lm›fl bildirileri tek tek üzerinde tafl›yanlar›n kimlikleri tespit edildi. Polis flüpheli gördüklerinin kimliklerini inceledi. Bu esnada iki devrimci grubun -Son Kavga ve Kald›raç- pankartlar› al›konuldu. Tertip komitesi ise tüm bunlar› seyretti, durumdan rahats›z olan devrimcileri yat›flt›rmay› ifl edindi. Alanda PKK bayra¤› aç›ld›ysa da, bu, eylemin rengini de¤ifltirmedi. Eylemin "güvenli¤ini" (güvenli eylem bir süredir düzen aç›s›ndan rahats›zl›k vermeyen eylem anlam›nda kullan›l›yor.) devlet güçleriyle liberaller ortaklafla sa¤lad›lar. Biz Devrimci

'a Tafl›yaca¤›z!

Parti Güçleri olarak bu eyleme kat›lmad›k, propaganda araçlar›m›zla müdahale etmeye çal›flt›k. Ayn› gün akflam ise, Mamak bölgesinde Tuzluçay›r'da bir CHP, EMEP, HADEP, ÖDP, S‹P ve Halkevleri'nin oluflturdu¤u, bir platforma dönüflmeyi hedefleyen, henüz güç ve eylem birli¤i düzeyinde bir birli¤in düzenledi¤i bir Newroz kutlamas› gerçekleflti. Mamak'l› emekçilerin üzerinde, yavafl yavafl y›pransa da hala genifl bir etkiye sahip olan CHP'ye itibar kazand›racak; Newroz'un, Dehak'la bar›flal›m diyenler ve maske takm›fl "Dehak"larla beraber kutlanaca¤› bir eylem olacakt›. Ortak imzal› bir pankart aç›ld›, eylem birli¤ini gerçeklefltirenlerin yan›nda “sosyalist bas›n” diye de bir imza vard›. Kendi pankart›m›z› açarak eyleme kat›ld›k. "B›ji Serx›ldan Özgür Kürdistan-Devrimci Parti Güçleri"... Pankart›m›z›n arkas›nda Son Kavga okuru arkadafllarla beraber 30 kiflilik bir güç vard›. Sloganlar›m›z›n içeri¤i ve canl›l›¤›yla eylem alan›nda belirleyici bir görünüme sahip olduk. Alanda bizim d›fl›m›zda ba¤›ms›z pankartla kat›lan yoktu. Kald›raç pankarts›z ama örgütlü bir kat›l›m gerçeklefltirmiflti. Bol miktarda S‹P ve CHP bayra¤› göze çarp›yordu. Eylem komitesi bir kaç kez pankart›m›z› kapatmam›z için uyard›, bu pankart› alt›nda toplanmak için açt›¤›m›z›, ancak da¤›laca¤›m›z zaman kendi iste¤imizle kapataca¤›m›z› söyledik, gittiler. Bir süre sonra Yurtsever arkadafllardan yol kesme ve yürüyüfle geçme önerisi geldi, kabul ettik. Bu öneri orada tek tek bulunan devrimcilere de götürüldü. Ancak ortada buna önderlik edecek bir güç yoktu. Öneriyi getiren Yurtseverlerde bir karars›zl›k vard›. Alandaki en örgütlü ve ruh hali olarak en haz›rl›kl› grup olmam›za ra¤men, bu bofllu¤u dolduramad›k. Bu bekleyiflte kitle içinde daha rahat hareket edebilmek için pankart›m›z› kapatt›k. Daha sonra yürüyüfle geçip, yolu kestik. Ancak yürüyüfl devam etmedi. Bu süreçte sloganlar›m›z ve coflkumuz devam etti. Yolda bir atefl daha yak›lld›. S‹P‹lçe Baflkan›’n›n "yolu bir araç geçecek kadar açal›m" biçimindeki sözleri, "B›ji Serx›ldan Özgür Kürdistan" slogan›na kar›flt›. Yoldaki bekleyifl "yürüyelim mi yürümeyelim mi", "yürüyeceksek hangi istikamete yürüyelim" tart›flmalar›yla geçti. Yolu kestik ama eylemi daha ileriye tafl›yacak önderli¤i gerçeklefltiremedik. Ancak bu bile, eylem zemininde bir ayr›flmay› yaratmaya yetmiflti. ‹ki ayr› Newroz atefli, iki ayr› eylemi simgeledi. Eylemin sonlar›na do¤ru "Partizan" pankart› aç›ld›, eylemin devrimcileflmesi baflka devrimcilerin da¤›n›k biçimlerde de olsa kendilerini ifade etme olana¤›n› yaratt›. Nihayetinde eylem bir süre yolu trafi¤e kapatt›ktan sonra da¤›ld›. Bu eylemlerin bize gösterdikleri flunlard›r:

- Devrimciler en güçsüz oldu¤u anda bile metropollerin çevresindeki gecekondularda, iflçi s›n›f›n›n ayr›cal›ks›z kesimlerinin aras›nda geçmiflten de beslenen belirleyici bir konuma sahipler. Bu alanlar, her defas›nda devrimci hareketin damgas›n› vurdu¤u, liberallerin etkisiz kald›¤›, tecrit oldu¤u eylemlere sahne olmufltur. S›n›fsal olarak tafl›d›¤› önem bir yana, bugün düzenin sald›r›lar›na gö¤üs gerebilece¤imiz ve bu savafltan güç kazanarak ç›kaca¤›m›z savafl alanlar›, tart›flmas›z varofllard›r. - Devrimci hareketin eylem alanlar›n› özgürlefltirebilmesi; liberalizmin ve sendika bürokratlar›n›n etkisini k›r›p geçecek bir ileri ç›k›fla ba¤l›d›r. Bu ç›k›fl, ancak devrimci hareketin t›kan›kl›¤›n› saptayabilmifl ba¤›ms›z bir siyaset ve eylem persepktifine sahip komünistler taraf›ndan gerçeklefltirilebilir. Bu ç›k›fl için do¤ru bir perspektif yetmez; bu misyona denk bir ruh, bu sorumlulu¤a denk bir haz›rl›k ve örgütlülük gerekir. - Liberal kuflatman›n k›r›lmas› devrimci hareketin bütün için soluk alma

kanallar› yaratacakt›r. Bunun küçük ölçeklerde de olsa gerçekleflti¤i alanlarda, devrimci eylem birli¤inin yasaks›z ve disiplinli bir flekilde gerçeklefltirilmesinin de yolu aç›lacakt›r. Mamak'taki eylem bunun nas›l gerçekleflece¤inin fiili bir örne¤idir. Eylem liberal anlay›fltan koptu¤u ölçüde devrimci gruplar›n kendilerini ifade etti¤i, birbirlerinin sloganlar›n› bast›rmaya çal›flmadan ortak bir duruflun örgütsüz de olsa ortaya konabildi¤i gözlenmifltir. Ancak bunun zemini önceden döflenmeden fiilen orada gerçekleflmesi bir da¤›n›kl›k yaflatt›. - Süreç biz komünistleri fiili bir önderli¤e zorluyor. Buna dünden raz›y›z ve bunun gereklerini asgari ölçülerde yerine getirebilecek bir örgütlülü¤e, güce ve deneyime sahibiz. Yap› büyüyor, kavga keskinlefliyor, komünistler kavgada bileniyor. Newroz Piroz Be! Newroz Atefli 1 May›s'ta yanacak! Yaflas›n Devrimci Dayan›flma! Komünist Bir Dünya Kuraca¤›z! Mamak'tan Devrimci Parti Güçleri

Kawa'n›n Yakt›¤› Meflale Komünistlerin Ellerinde

N

ewroz isyand›r, serhildand›r. Newroz atefli ise isyana serhildana ça¤r›d›r. 2610 y›ld›r 21 Mart'ta bu ça¤r› bu ateflle yap›l›r, yap›lacak. Son zamanlarda bu ça¤r›y› bo¤ma taktikleri de de¤iflti. Geçmiflte bu atefli panzeri, tank›, copu ve silahlar›yla söndürmeyeçal›fl›rken bugün bu eski yöntemi de bir kenara b›rakmadan farkl› bir yöntem izliyor. Bu türden bask›c› yöntemlerle bu ateflin sönmesini beklemek flöyle dursun, daha da körüklendi¤ini gören burjuvazi art›k farkl›, fakat bizim 1 May›s'lardan, 8 Mart'lardan al›fl›k oldu¤umuz bir yöntemle sald›r›yor. Bu atefli, bu günü sözde sahiplenerek onun tarihini ve amac›n› yitirmesini, içinin boflalt›lmas›n› sa¤layarak, kendine zarars›z bir gün haline getirmeye çal›fl›yor. Bu bizi flafl›rtmaz. Fakat dikkatlerin çekilmesi gereken Newroz atefliyle bar›fl çubu¤u tutuflturmaya çal›flanlar›n mücadeleyi götürmeye çal›flt›klar› mu¤lakl›kt›r. Buna en iyi cevap Diyarbak›r, Urfa, Adana ve Hatay'daki Newrozlarda verilmifltir. Biz de kendi yaflad›¤›m›z mahallede Newroz’un isyan yönünün öne ç›kar›larak kutlanmas› gerekti¤i konusunda d›fl›m›zdaki devrimcilerle ve mahalleli iflçilerle sohbetler ettik. Fakat gerek Mart ay›n›n tek gündeminin 21 Mart olmay›fl› gerek genel bir inisiyatif eksikli¤inden, yap›lacak eylemin ortaklaflt›r›labilmesi için çok geç olsa da (eylemden bir gün önce) bir eylem birli¤i toplant›s›, ça¤r›m›zla yap›ld›. Kat›lan çevrelerden Emekçi Halk›n Birli¤i, Odak, Al›nteri ve Devrimci Parti Güçleri olarak biz eyleme bir yürüyüflle bafllay›p, belirlenen alanda

toplanman›n hem ça¤r›y› güçlendirece¤i, hem de eylemi tüm mahalleye yayaca¤› konusunda fikir birli¤indeydik. Kurtulufl ad›na konuflan arkadafl ise eylemin yap›laca¤› alanda toplanma duyurusunu kitlesine yapt›¤›n›, bu yüzden meflaleli yürüyüfle kat›lamayacaklar›n›, fakat devrimciler alana gelene kadar Newroz ateflinin yak›lmayaca¤›n› beyan ettiler. 21 Mart akflam› meflalelerle bir ara sokaktan ana caddeye ç›karak sloganlarla eylem alan›na do¤ru yürüyüfle geçtik. Eylem, genel coflkunun yüksek oldu¤u bir havada geçti. Fakat alandaki da¤›n›kl›k ve bu da¤›n›kl›¤a bir türlü müdahale edilemeyifli Newroz’un anlam›na daha uygun bir çerçevede kutlanmas›n› engelledi. Eylem öncesi yap›lan toplant›da bir serbest kürsü plan› vard›. Alanda da¤›tt›¤›m›z bildiri, bu plan çerçevesinde kitleye gür bir sesle ajitasyon amaçl› okundu. Bizden sonra Odak çevresinden bir arkadafl ta bir konuflma metni okudu, di¤er çevrelerse kürsüyü kullanmayacaklar›n›, haz›rl›klar›n›n olmad›¤›n› belirttiler. Eylem bu konuflmalardan sonra sona erdi. Bu eylem ve di¤er Newroz kutlamalar› bize flunu gösterdi. Bugün bu ateflin isyana ça¤r›s›n›, bahar›n habercisi diye pörsütmeye çal›flanlar›n da bu atefle bar›fl suyu s›kmaya çal›flanlar›n da çabalar›n›n bofla ç›kart›lmas›n›n yolu bu ateflin Paris'li komünarlar›n, bolfleviklerin ve Gazi'li iflçilerin barikatlar›ndaki ateflle buluflturulmas›ndan geçiyor. Ancak o zaman burjuvaziye korku salmaya devam edebilir. B›ji Serxildan Özgür Kürdistan! Ümraniye'den Devrimci Parti Güçleri


15

Say›: 22 P Nisan ‘98

Kavga Bilinciyle 8 Mart’tayd›k ad›n hareketine bir yararlar› olmad›¤› gibi, devrimci harekete de, bu zeminden burK juva siyasetin bulaflmas›na vesile olan kesimlerin, sendikalar›n flemsiyesinde organize etti¤i fiiflli Mitingi’ne, gerek yer seçimi, gerek de eylemin biçimi ve içeri¤i bak›m›ndan do¤ru bulmad›¤›m›z için kat›lmad›k. Bugün, gerici reformlar sald›r›s› karfl›s›nda, her alanda oldu¤u gibi, kad›n›n kurtulufl mücadelesi zemininde ve 8 Mart özelinde de, devrimci bir duruflun sergilenmesi, devrimci bir siyasal oda¤›n yarat›lmas›, fiiflli’deki mitingin d›fl›nda gerçeklefltirilebilecek bir devrimci varoluflu zorunlu k›lmaktayd›. Bu hedef do¤rultusunda 8 Mart öncesi, alan›m›zda, ev ev dolaflarak günün önemini, anlam›na uygun bir eylemle ve duruflla kutlanmas› gerekti¤ini ve “cinsler sorunu”nun çözümünün, toplumsal boyutta varolan s›n›fsal eflitsizliklerin ve sömürünün ortadan kald›r›laca¤› bir altüstolufltan geçti¤ini anlatt›k, dolay›s›yla, 8 Mart eyleminin örgütlenmesi de, ufku ve iddialar›, bu düzenin s›n›rlar›n› katbekat aflan devrimci fikirlerin muhtevas›na uygun somutlanmal›yd›. Evine ziyarete gitti¤imiz insanlar›n ilgileri ve karfl›l›kl› sohbet içerisinde sorular yöneltmeleri olumluydu. Bu durum bazen konular›n daha genifl ele al›nmas›n› gerektiriyordu. Ayr›ca, bu tarz sohbetleri kitle örgütlerinde ve kahvelerde de gerçeklefltirdik. Haz›rlanan, “ücretli-ücretsiz köleler iflçi kad›nlar” bafll›kl› bildiriyi 500 adet ço¤alt›p yayg›n bir flekilde da¤›tt›k. Devrimci hareketin büyük bir kesiminin de, fiiflli’deki eyleme gidip, sendikalar›n ve feministlerin platformlar›na teslim olmak istememeleri, devrimcilerin örgütleyece¤i farkl› bir eylem alternatifini gündeme getirdi. Ancak, eylem yeri konusunda, son ana kadar bir belirsizlik de hakimdi. Bizler de eylemin yap›laca¤›n›, alan›n neresi oldu¤unu, ancak 1 gün önce ö¤renebildik. Ev ziyaretlerine gitti¤imiz insanlara tekrar giderek otobüsün kalk›fl saatini bildirdik. 40 kiflinin mahalleden kalkan di¤er çevrelerin otobüsleri ile konvoy oluflturarak eylem alan›na do¤ru yol ald›k. Otobüste okunan marfllar motivasyonu artt›r›c› bir etkisi oldu¤unu gözlemledik. Otobüsten inip eylem alan›na kadar 40 kifliyle oluflturdu¤umuz kortejle yürüdük. Alanda, di¤er Devrimci Parti Güçleri'yle kortejimizi birlefltirdik. Toplanma alan›na kadar, oldukça coflkulu bir flekilde, sloganlarla yürüdük. Burjuvazinin “ald›¤› tedbirler”e ra¤men, gafil avland›¤› ortadayd›. ‘96 1 May›s’›ndan bu yana estirilemeyen Gazi’nin rüzgar›, 8 Mart’la birlikte, tekrar devrimcilerin ve burjuvazinin yüzlerini yalad›. Çat›flmalar bafllad›¤›nda, kortejimizden birçok unsurun ön saflarda yer almas›, 96 1 May›s’›ndaki kimi eksikliklerimizin bilince ç›kt›¤›n›n göstergelerindendi. Eylem sonras›, alan›m›zda, eyleme beraber kat›ld›¤›m›z unsurlar› ziyaret ederek, eyleme iliflkin de¤erlendirme yapt›k. “Kitleler çat›flmadan korkuyor” diyenlerin inad›na, ne beraber kat›ld›¤›m›z insanlarda, 8 Mart’a kat›ld›¤›n› bildi¤imiz ve eylem sonras›nda sohbet etti¤imiz di¤er insanlarda, korkudan eser yoktu. 8 Mart, kavga gününe uygun olarak kutland›. Komünistlerin görevi, 8 Mart’ta Taksim’de tutuflturulan bu atefli, harlay›p, daha büyük kazan›mlara tafl›makt›r. Ümraniye'den Devrimci Parti Güçleri

‹flçi S›n›f›n›n Öfkesi Newroz Ateflini Körüklüyor!

N

ewroz, Kawa'n›n zalim Dehak'a karfl› verdi¤i savafl›n zaferini simgeleyen atefliyle an›l›r. 2610 y›l öncesinin iflçisi Kawa'n›n yakt›¤› atefli, 1871'de Parisli iflçilerin, yak›n geçmiflte Gazi'li iflçilerin barikatlar›nda yanmaya devam ediyor, edecek. 1 May›s Mahallesi'nde 50 kiflilik bir tekstil atölyesinde çal›fl›yorum. Bu atölyede, Newroz'un anlam› ve bu güne, içeri¤i ›fl›¤›nda nas›l sahip ç›k›l›p, ileri s›çrayabilecek bir basamak olarak kullan›labilece¤i konusunda sohbetler ettik. 20 Mart günü, atölyenin karfl›s›ndaki bir ilkö¤retim okulunun ö¤rencilerinin 30-40 kiflilik Newroz kutlamas›n› pencerelerden izledik. Polisin gelip kutlamay› da¤›t›p bir çocu¤u evire çevire dövmesine flahit olduk. Bu görüntü, iflçilerin tepkilerini toplad›¤› gibi, konuflulan fleylerin art›k hayata geçirilmesi gerekti¤i de, kafalarda daha bir belirginleflti. Ertesi gün ö¤le yeme¤inden sonra, 25 iflçi ile birlikte Newroz'u kutlamak üzere haz›rl›klara bafllad›k. ‹lk önce atefl yakt›k. Eyleme marfllarla bafllad›k. Enternasyonal'i söyledikten sonra, devrim yolunda düflenler için bir dakikal›k sayg› duruflunda bulunduk. Daha sonra Kürtçe türküler ve

marfllarla, eyleme devam edildi. Bu arada, ifle yar›m saat geç bafllama karar› ald›k. Atefl külleninceye kadar eyleme devam ettik. Bu s›rada, düzenin kolluk güçlerinin karfl›m›za geçip izlemeleri, sesimizi daha gür öfkemizi ise daha bir keskin hale getiriyordu. Evlerden bizi izleyenler, gerek alk›flla, gerek düzeni teflhir eden tutumlar›yla, bize desteklerini aç›kça gösterdiler. Eylemimizi bitirdikten sonra kararlaflt›rd›¤›m›z gibi yar›m saat sonra iflbafl› yapt›k. Bugün burjuvazi, bu ateflin küllenmesi için ne kadar u¤raflsa da, onu içeri¤ine uygun bir fleklide yakmaya devam edecek olanlar, bizimle ayn› gün, Diyarbak›r'da Urfa'da, Adana'da 8 Mart'ta Taksim'de, 1 May›s'ta Kad›köy'de ve 95 Mart'›nda Gazi'de, düflmana ve devrimci de¤erlerimizi yozlaflt›r›p ehlilefltirmeye çal›flanlara gereken cevab› vermifltir. Bundan sonras› da bunlar›n ›fl›¤›nda olacakt›r. Kürdistan'a Özgürlük Savaflan ‹flçilerle Gelecek! Devrimci Parti Güçleri'nden Bir Tekstil ‹flçisi

“Belediye-‹fi 2 No’lu fiubede S›n›f Sendikac›l›¤›n›n Zaferi”mi?

B

afll›¤a konu olan ifadeler, Özgür Gelecek gazetesinin 113. say›s›n›n 33. sayfas›nda yay›nland›. Yine ayn› sayfada Belediye-‹fl 2 No’lu flube yönetiminde 6 y›ld›r baflkan olan ve yeniden seçilen flube baflkan›yla bir röportaj yap›l›yor, buradaki bafll›k da “S›n›f sendikac›l›¤› perspketifiyle yola devam”. Bizi ilgilendiren elbette s›n›f mücadelesi ve bu mücadelede bir araç olan sendikal çal›flmad›r ayn› zamanda. S›n›f sendikac›l›¤› perspektifidir. S›n›f mücadelesi ve sendikac›l›¤› kimsenin tekelinde de¤ildir. Hele de Türkiye iflçi s›n›f›n›n durumu ortada iken, s›n›fa inançs›zl›¤›n s›n›fd›fl› katmanlara inanc›n revaçta oldu¤u günümüzde, “s›n›f sendikac›l›¤› yap›yoruz” diyen, gerçekleri göremiyor anlam›na gelir; hele de Belediye-‹fl’te... Birfleyi de¤ifltirmek için gelip, birfleyler yapamay›p s›radanlafl›nca, o sistemdenden (sendikal bürokrasi) beslenir. 2. Noktada süreç böyle iflledi, 89 y›l›ndan beri arkadafllar ifl bafl›ndalar. Gelinen süreçte 160 delegenin seçildi¤i iflyerleri 89’dan beri ayn› flubeye ba¤l› ve bu arkadafllar yöneticilik yap›yorlar, bu zaman zarf›nda “s›n›f sendikac›l›¤› perspektifiyle” yap›lan bir çal›flman›n sonucu 83 oy ise, bu sadece flubeyi kazanmaya yeter. “Gericilere karfl› bir zafer”e yetmez, hele de “s›n›f sendikac›l›¤› perspektifi”yle y›llarca iflbafl›nda bulunanlar, her türlü olanaklara sahipken, “gericiler güç oluyor”sa! Ayr›ca, bu gericilerin kim oldu¤unu da anlayabilmifl de¤iliz... Burada olsa olsa bu gerici geliflmenin sorumlulu¤u yine arkadafllara aittir. Bak›n Özgür Gelecek ne yaz›yor. “Bu genel kurul s›n›f sendikac›l›¤›n› savunan anlay›fl›n gericilere karfl› bir zaferi oldu. Genel kurulda s›n›f sendikac›l›¤›n› savundu¤unu iddia eden Kurtulufl okurlar›n›n ve bir Maya okurunun devrimci demokratlara oy vermeyip bofl oy kullanmas› s›n›f sendikac›l›¤›na de¤il gericili¤e hizmet etmifltir.” Burada hemen flunu belirtelim bu bir sendika flube genel kuruludur, bu iddial› vurgular bir sendika genel kurulu veya konfederasyon seçimleri olsa “belki” diyece¤iz! Befl belediyede çal›flan 2300 kifliye, yukar›da da belirtti¤imiz gibi, 6-7 y›ld›r bu arkadafllar hitap ediyor; “s›n›f sendikac›l›¤› perspektifi”yle. Bu insanlar›n toplu sözleflmesini imzal›yor. Tek tek iflyerlerine gidiyor, toplant› yap›yor, temsilcilerini her hafta flubeye toplay›p s›n›f›n sorunlar›n› tart›fl›yorlar! ve hala da gericiler flubeyi alacak duruma geliyorlar, “Kurtulufl okurlar› ve bir Maya okuru” da bu arkadafllar›n s›n›f sendikac›l›¤› çal›flmalar›n›n karfl›s›nda, onlar› desteklemeyip bofl oy veriyor! Özgür Gelecek’in flahs›nda bu yaz›y› (haberi) haz›rlayan arkadafl, bu gazeteye yaz›y› vermeden bir sorsayd› 2 No’lu yöneticilerine, bu yaz›ya kat›l›yorlar m› diye, ne cevap al›rd›? “Bu yaz›da ne var, fazla üzerinde durulmas› gerekmiyor” demek yetmez. Bu yaz› devrimcilere, komünistlere ulu orta seviyesizce bir sald›r›d›r, Özgür Gelecek ve yay›n ekibi bu tür karalamalar›n önüne geçebilirdi. Burada “Kurtulufl okuru” arkadafllar›n tavr› bizi ilgilendirmiyor. Ancak “Bir Maya okuru”nun gericilere hizmet etmesi itham› ilgilendiriyor. Bu genel kurulda “Bir Maya okuru” yoktu bu bir. ‹ki; “Bir Maya okuru” denilen delege, neden muhalefetin desteklenemeyece¤i, ve ne olduklar›n›, muhalefetin bafl›n› çekenlerin ne menem insan olduklar›n› ve s›n›f mücadelesine inançlar›n›, bütün yönleriyle 158 delege ve bir o kadar insan›n önünde, hem de kürsüyü kullanarak ortaya koydu. Üç; eski yöneticilerin yeniden seçilen arkadafllar›n da ne yapt›klar› neyi yapamad›klar›n› ve neden desteklenemeyece¤ini ayn› kürsüden söyledi. Bu yaz›y› yazan arkadafl seviyeli ve de¤er verdi¤imiz bir devrimci yay›nda, bu haberi yaparken neden bunlar› yazm›yor? Bu kongrede “bir Maya okuru” yoktu dedik, çünkü Maya’y› ç›kartanlar da okuyanlar da kendilerini Maya okuru, “Maya’c›” diye adland›rmazlar, bu tür araçlar bir amaca hizmet için vard›r; Maya da eksikli¤i duyulan enternasyonalist devrimci partinin yarat›lmas› çal›flmas›nda bu çal›flmay› gündemine alanlar›n ç›kartt›¤› bir yay›nd›r. “Bu genel kurul gericilere karfl› bir zafer” hiç de¤ildir. E¤er gericiler denilen bir kaç kifliden ibaretse ciddiye al›nmamas› gereken bir durumdur. 83 oyun d›fl›ndakiler gerici olarak de¤erlendiriliyorsa, bu da s›n›fa bak›fl›n, s›n›f›n kendisi için s›n›f olma çal›flmas›ndan ne anlafl›ld›¤›n›n göstergesidir. Devrimcilere ra¤men gerici faflistler güç oluyorsa bu eksiklik devrimcilerin eksikli¤idir, biz böyle anl›yoruz. Bu yak›nma bu kitleye y›llarca “yöneticilik” yapanlara hiç yak›flmaz. Sonuç olarak, Belediye-‹fl kolu sorunlu bir iflkoludur. 98 y›l› T‹S y›l› ve yo¤un eylem lilikler y›l› olacak, yeni seçilen arkadafllara dün oldu¤u gibi yine yard›mc› olaca¤›z, bunu kongre sonucunda söyledik, ancak; baflar›s›zl›klar›na ve yanl›fll›klar›na da ortak olmay›z. Özgür Gelecek’in flahs›nda da böyle talihsiz bir yaz›n›n hiç kimseye yarar› olamayaca¤› aç›kt›r. Hedef flafl›rmadan seviyeli elefltiriye polemi¤e, herzaman a盤›z; devrimci üslubu elden b›rakmadan. ‹flçi s›n›f›n›n kurtuluflu kendi eseri olacakt›r. Devrimci Parti Güçleri’nden Belediye ‹flçileri Not: Bu yaz›n›n bir nüshas› da Özgür Gelecek’e gönderilmifltir.


16

Mama

Say›: 22 P Nisan ‘98

8 Mart, Gazi ve Newroz Eylemleri, 1 May›s'›n Provalar›d›r

1 May›s'› Burjuvaziye Dar Etmek ‹çin Görev Bafl›na! urjuvazinin gerici reformlar› yaflama geçirmek için iflçi hareketini, kitle hareketini, esas olarak da devrimci hareketi liberallefltirerek düzen içinde tutmak, düzen d›fl›na ç›kma e¤ilimlerine karfl› da zorkullan›p tasfiyeye giriflmek durumunda oldu¤u bu dönemde, devrimci hareket ileriye ç›kmak zorunda. Nitekim 1 May›s'a yaklaflt›¤›m›z bugünlerde, kitle eylemliliklerinde liberal ve devrimci tarzlar aras›ndaki ayr›flman›n ve gerilimin artt›¤› gözleniyor. 3-4 Mart'ta kamu iflçilerinin K›z›lay eylemleri, 8 Mart Taksim, 12-15 Mart Gazi Ayaklanmas›'n›n y›ldönümü, 16 ve 18 Mart ö¤renci eylemleri ve son olarak da 21 Mart Newroz, devrimci eylemle liberal eylemin ayr›flt›¤›, devrimci hareket ad›na irili ufakl› ileri ç›k›fllar›n yafland›¤› eylemler oldu. Tüm bunlar geçti¤imiz 1 May›s'›n rövanfl› için olumlu veriler. Ancak bu ç›k›fl›n süreklili¤i; tek bafl›na ne bugünlerde delege hesab› yapan sendika bürokratlar›n›n iki yüzlü soluculu¤uyla, ne devrimci demokrat, melez ak›mlar›n güven olmaz çizgisiyle, (97 1 May›s'›n ard›ndan yapt›klar› de¤erlendirmeler ve son olarak DHKP-C'nin Gazi eylemlerinde maske takma ve bayrak açmay› "kitleyi ürküten provokatif bir tarz" olarak de¤erlendirmesi bunun göstergeleridir) ne de yurtsever hareketin günübirlik ç›k›fllar›yla sa¤lanabilir. Düzenden ve liberal eylem tarz›ndan bütünüyle kopmufl, ba¤›ms›z bir siyaset ve eylem çizgisi etkinli¤ini artt›rmad›kça, bu ç›k›fl›n tersine dönmesi ve yeni mevzilerin kaybedilmesi an meselesidir. Bu ç›k›fl›n güvencesi olan komünistler, bu dönemde dünya çap›nda bir önderlik bofllu¤u yafland›¤›n›n bilincinde olarak, yaflad›¤›m›z topraklarda ve tüm yerelliklerde s›n›f›n devrimci kesimlerine önderlik etmek, önderlik vas›flar›n› kazanarak ileriye ç›kmak amac›yla hareket etmekte. Bizler Mamak'taki Devrimci Parti Güçleri olarak, bu bilinçle, Gazi Ayaklanmas›'n› bir eylemle anmak için ifle koyulduk. Ancak, yapaca¤›m›z eylemin kitlesel bir eylem olmayaca¤›n› biliyorduk; dolay›s›yla, politik mesajlar› net, bafllang›c›ndan bitifline, güvenli¤inden eylem yerine kadar organize olmufl, kat›lan emekçileri siyasallaflt›racak bir eylem örgütlemeye kararl›yd›k. D›fl›m›zdan gelen "insanlar haz›r de¤il, gücümüz yok, kitleleri ürkütmemek laz›m" gibi anlay›fllara inat, içimizdeki, eyleme ayakba¤› olan özgüven eksikli¤inin üzerine yürüyerek organizasyona bafllad›k.

Bu çerçevede baflka devrimcilerle ortaklaflmak, ortak bir duruflu gerçeklefltirmek için giriflimlerde bulunduk. Sonucunda "Son Kavga"dan arkadafllarla gerçeklefltirmek istedi¤imiz eylemin içeri¤inde, biçiminde ortakl›k sa¤lay›p, eylemi birlikte örgütlemek için ifle girifltik. Bu süreçte R›zgari taraftarlar› ile diyaloga geçtik. Olumlu bir giriflim olarak de¤erlendirdiler ancak geç kalan bir öneri oldu¤unu, karar verebilmek için yeterince zamanlar› olmad›¤›n› söylediler. Öncelikle bir bildiri kaleme al›p, Devrimci Parti Güçleri-Son Kavga ortak imzas›yla da¤›tt›k. Bu çal›flma Mamak s›n›rlar›n› da aflan bir ölçekte ortakça yürütüldü. Toplam 1800 bildiri da¤›t›ld›. 800 adet kufllama yap›ld›. Alanlar› paylaflarak yapt›¤›m›z iflbölümü, güçlerimizi daha etkin kullanma noktas›nda avantajlar sa¤lad›. Eylemimizin bir parças› olarak film gösterimi (Gazi Belgeseli) ve söylefli için bölgemizde aç›lm›fl bulunan ve içinde etkin olarak yer ald›¤›m›z DAB-SEN sendikas›n›n flubesini kullanabilmek üzere öneri götürdük. Organizasyona bafllad›k. Sendikadaki anma etkinli¤inin plan› ç›kar›ld›. Yayg›n bir fleklide el ilanlar› ve afifllerle duyuruldu. Bunun için ev gezmeleri yap›ld›. Bu etkinli¤i soka¤a tafl›rmak için nas›l müdahaleler yapabilece¤imiz üzerine Son Kavga ile ortak bir haz›rl›k yapt›k. Gerçekleflebilecek farkl› olas›l›klar› gözönüne al›p, eylemin güvenli¤inin sa¤lanmas› için planlar yapt›k, haz›rl›klar› tamamlad›k. Anma sokakta sayg› duruflu ile bafllad›. DAB-SEN'in s›n›fsal taban› ile Gazi Ayaklanmas›'n›n ba¤›n› anlatan iki konuflma yap›ld›. Can fienli¤i oyuncular› bir yiir okudu. Yaflça ihtiyar ama kavgada genç bir komünist ateflli bir konuflma yapt›. Davullar çal›nd›, halaylar çekildi, marfllar söylendi. Devrimci dayan›flmay› vurgulayan, Gazi'de yükselen bayra¤› tafl›ma iddias›n› somutlayan sloganlar at›ld›. Sokak eylemi, çevrede toplananlarla birlikte 50-60 kiflilik bir kitleyle yar›m saat kadar sürdü. Ard›ndan DABSEN'e girip söylefliye geçtik. Gazi'de olanlar›n karakteri, katliam-ayaklanma tan›mlar›, en son 8 Mart Taksim eyleminin gösterdikleri üzerinden s›n›f›n bu kesimlerinin dinmek bilmeyen ve örgütsüz öfkesi, tüm bunlar gözönüne al›narak DAB-SEN'in misyonu, nas›l bir eylem çizgisi izlemesi gerekti¤i üzerine sohbet ve tart›flma yürüttük. Gazi Ayaklanmas› üzerinden yo¤un bir propaganday› gerçeklefltire-

memek, söylefliye dair bir haz›rl›¤› örgütlememifl olmak etkinli¤e dair temel eksikliklerimizdi. Bu eyllem, tüm eksiklikleri bir yana, Mamak’taki Devrimci Parti Güçleri'nin daha önce ortaya koydu¤umuz eylem perspektifleri do¤rultusunda gerçeklefltirilmifl ilk eylemiydi. Bu eylemle, ba¤›ms›z eylem kapasitemizi artt›rmak do¤rultusunda somut cüretkar ad›mlar atm›fl olduk. Eylemin güvenli¤i aç›s›ndan gerekli olabilecek kimi haz›rl›klara giriflmek bizi yeni deneyimlerle karfl› karfl›ya getirip, alan› bugüne kadar bakmad›¤›m›z farkl› bir gözle görmemizi sa¤lad›. Bunun yan›nda bu eylemin haz›rl›¤›ndan bafllayarak, bir baflka devrimci grupla ortaklaflmak, ileriye tafl›nabilecek siyasal ortakl›klar›n zemini aç›s›ndan da olumlu bir örnek oluflturdu. 80 öncesinin "Küçük Moskova"lar›ndan biri olan bölgede, karanl›k eylemleri d›fl›nda, uzun süredir bir sokak eyleminin gerçekleflmedi¤i düflünülürse, bu tarz bir sokak eyleminin

gerçekleflmesi mahallenin havas›n› da de¤ifltirmifl, dostun ve düflman›n dik katini çekmifl ve bizi bugüne kadar ev iliflkileriyle s›n›rl› bir politik etkinli¤in çok ötesine tafl›m›flt›r. Her deneyim, bir yandan, bizi, kavgada aflmam›z gereken yeni bir düzeye ulaflt›r›rken, bir yandan da yetkinlefltiriyor. Do¤ru alanlarda, devrimci bir tarzla ortaya konulan her militan deneyim, önderlik niteliklerimizi gelifltirecek, bizi s›n›f hareketinde daha belirleyici bir konuma tafl›yacakt›r. Kavga ellerimizde büyüyor, sorumluluklar›m›z art›yor. Sorumlulu¤umuzu kavgada yetkinleflen, çelikleflen ellerimizle omuzlayaca¤›z. Gazi'de Düflenler Kavgam›zda Yafl›yor! Gazi Ayaklanmas› Yolumuzu Ayd›nlat›yor! Yaflas›n Devrimci Dayan›flma! Mamak'tan Devrimci Parti Güçleri

Mart Ay›’ndaki Son Faaliyetimiz

M

art ay›, tamam› s›n›f mücadelesinde birer dönemeci ifade eden tarihlerle doludur. Bundan dolay›d›r ki Maya'da, di¤er propaganda ve ajitasyon malzemelerimizde, bu ay› ayaklanma ay› olarak tarif ettik. Bu ay›n bütün gündemlerini içine alacak bir salon organizasyonunun bizim için, hem bu tarihe nas›l bak›p nas›l sahiplendi¤imizi hem de bu tarih ›fl›¤›nda bugün yap›lmas› gerekenlerin propagandas›n›n yap›labilmesi için gerekli oldu¤unu düflündük. Çal›flmalara salon kiralanarak baflland›. Biletler bas›ld› ve sat›lmas› için da¤›t›ld›. ‹zin al›nmayaca¤› için afiflleme yap›lmad›. Salon mahallemizde tutuldu¤undan, buradan sa¤lanacak kat›l›m da önemliydi. Fakat Mart ay›n›n yo¤un gündemi dolay›s›yla organizasyon çal›flmas›na aktif olarak son dokuz gün yo¤unlaflabildik. Evlere, gündemi anlatarak, atölyelere k›sa ajitasyonlarla duyuru ve ça¤r› yapt›k, bilet satt›k. Bunun yan›s›ra tan›d›¤›m›z esnaflara da bilet satt›k. Organizasyonda Mart ay›n›n eylemliliklerini içeren konuflmalar, bunlarla ilgili foto¤raflar›n yer ald›¤› dialar, görüntülerin yer ald›¤› bir sinevizyon gösterimi müzik dinletisi planlanm›flt›. Di¤er taraftan di¤er devrimci gruplar›n da konuflabilece¤i bir kürsü oluflturulmas›n›n iyi ve gerekli oldu¤unu düflündük. Böylesi organizasyonlar için tarih ve saat seçiminde gösterilmesi gere-

ken hassasiyeti gösteremememiz kat›l›m›n düflük olmas›na yol açt›. Ayn› gün ayn› saatte ÖSS'nin yap›lmas›, atölyelerin tam mesai yapmalar› ve saatin insanlar›n tatil gününde d›flar› ç›kabilecekleri bir saat olmamas›, ç›kard›¤›m›z ilk ders oldu. Bunun d›fl›nda dia ve sinevizyon gösteriminin ç›kan aksakl›klardan dolay› yap›lamamas› amatörlü¤ümüzü iyice su yüzüne ç›kard›. Organizasyona Mart ay›n›n tüm önemli tarihlerini k›sa ajitatif bir dille aktaran konuflmalarla bafllad›k. Sonra devrimci mücadelede düflen bütün devrimciler an›s›na bir dakikal›k sayg› durufluna geçildi. Ay›n içerdi¤i önemi anlatan iki konuflma yap›ld›. Ayr›ca Grup Promete'nin marfllar› ve Ankara'dan Devrimci Parti Güçleri'nden selam getiren bir grubun Arapça türküleri, etkinli¤e renk katt›. Sterka R›zgari'nin mesaj› okundu. Emekçi Halk›n Birli¤i ad›na bir arkadafl bir konuflma yapt›. Bütün eksikliklerine ra¤men, bir ilk deneyim olmas› bak›m›ndan anlaml›yd›. Bundan sonraki organizasyonlar veya baflka etkinlikler için bir çok dersin ç›kar›lmas›n› sa¤lad›. Art›k bu dersler ›fl›¤›nda davranabilmek için bu dersleri bilince ç›karma dönemidir. Ümraniye'den Devrimci Parti Güçleri


Say›: 22 P Nisan ‘98

ODT

17

1 May›s Haz›rl›klar› Devrimci Dayan›flmayla Örülüyor!

TC

devletinin alt-emperyalistleflme yönelimi ve bu do¤rultuda devrimci hareketi seçmeli terörle ezme-ehlilefltirme yöneliminin üniversitelerdeki aya¤› olan, devrimci ö¤rencilerin gerek sivil faflistlerce, gerek düzenin "do¤rudan" kurumlar›yla (polis, mahkemeler, okullardaki soruflturmalar) sindirilmeye çal›fl›lmas›, üniversitelerdeki devrimcilerin bugünkü gündeminde önemli yer tutuyor. Devrimci dayan›flman›n son derece önemli oldu¤u bugünlerde; idam istemiyle yarg›lanan devrimci arkadafl›m›z, Kald›raç okuru ‹brahim Güllü'nün 25 fiubat'ta yap›lacak mahkemesine toplu gidilmesinin anlaml› olaca¤›n› düflünerek, bunu Kald›raç okuru arkadafllarla konufltuk ve onlar›n da bu yönde bir giriflimleri oldu¤unu ö¤rendik. Bunun üzerine yap›lan ça¤r›n›n ard›ndan bir toplant› yap›ld› ve devrimci harekete yönelik sald›r›lar ve bu do¤rultuda gündemin geniflletilmesi üzerinde duruldu. Tart›flmalar›n ard›ndan Devrimci Mücadeleci Gençlik, Devrimci Proleter Gençlik, Kald›raç, TÖDEF/AYÖDER, Devrimci Parti Güçleri imzal›; düzenin sald›r›lar›n› ve devrimci dayan›flmay› vurgulayan bir bildiri yazd›k. Yan›s›ra, yemekhanede hem gündemimizi tafl›mak, hem de tutsaklarla dayan›flmak için bir stand açt›k. Merkez Kapal› Cezaevi'nde kalan tutsaklara yaz›l›p gönderilmek üzere kartlar koyduk, bildirilerimizi da¤›tt›k, birlikte haz›rlad›¤›m›z afifllerimizi as t›k. Ayr›ca para ve giyecek yard›m› da toplad›k. Devrimcilere sempati duyan bir çok insan -içlerinde iflçi arkadafllar›m›z da vard›- kartlara mesajlar›n› yaz›p, cezaevine ulaflt›rmam›z için b›rakt›lar. Bu stand tüm bu insanlara ulafl›p, gündemimizi tafl›yabilmemiz aç›s›ndan anlaml› oldu¤u gibi, devrimcilerle yarat›lan ba¤lar ve daha somut ifller üzerinden tart›flabilme zemini de yaratt›. Kampanya, akflam yurtlarda yap›lan bir müzik dinletisi ve forum, ertesi gün de mahkemeye toplu gidiflle (kat›l›m kampanyan›n buraya kilitlenmemesinden de kaynakl› düflüktü) son buldu. Daha sonra yap›lan de¤erlendirme toplant›s›na Yurtsever Gençlik de kat›ld›. Yap›lan ifli olumlu bulduklar›n› ve kampanya sürecekse, kendilerinin de bu zeminde yer almak istediklerini söylediler. Onlar›n kat›l›m›yla, bundan sonra neyin nas›l yap›lmas› gerekti¤i üzerine çok tart›flmal› bir kaç toplant› daha yap›ld›; bir eylem ile kampanya sürecine nokta konulmas› kararlaflt›r›ld›. Yemekhanenin önünde bir bas›n aç›klamas›yla bafllayan eylem, sloganlarla kütüphaneye yürünmesiyle devam edip, kütüphane önünde her siyasal gruptan birer kiflinin yapt›¤› konuflmalarla sona erdi. Eylem öncesi tart›fl-

malarda ve eylemde, üzerinde tart›fl›lan baz› noktalar flunlard›: - Eylem tarz› üzerine yap›lan tart›flmalarda, biz forumu önerirken, di¤er devrimciler ise bas›n aç›klamas› yapma önerisini getirdiler. Bas›n aç›klamas›n›n, eylemsizli¤in üzerini örten; pasifizmi meflrulaflt›ran tarz›n yans›mas› oldu¤unu ve art›k bu tarzdan kurtulunmas› gerekti¤ini anlatt›k. Sonuçta al›flkanl›ktan olsa gerek, "bas›n aç›klamas›" ve forum yap›lmas› karar› ç›kt›. - Bir pankart haz›rlanmas› ve bir bildiri yaz›lmas› kararlaflt›r›ld›. Pankarta "Yaflam hakk› eylem ve savafl hakk›d›r" yaz›ld›. Bildiri olarak ise Yurtsever Gençlik'in haz›rlad›¤› "‹nsan›m diyen herkese" diye bafllayan "emperyalizme ve faflizmin topyekün sald›r›s›na karfl› topyekün direnifl" fliar›yla son bulan metin onayland›. Bir önceki bildiride yaz›lanlar› hat›rlatt›k, iki bildiri aras›ndaki çeliflkiyi anlatt›k. Hatta Kald›raç okuru arkadafllara, bu bildirinin içeri¤ini sahipleniyor olamayacaklar›n›, Kald›raç dergisinde sald›r›lar›n, emperyalizmin ve faflizmin çok farkl› tahlil edildi¤ini söyledik. "Bu kadar ilkeli olmaya gerek yok, hem bu tahlillerdeki farkl›l›k çok da bir fley ifade etmiyor" dediler. Daha fazla tart›fl›lmamas› istendi. Sonuçta bildiriye Devrimci Parti Güçleri ve Devrimci Mücadeleci Gençlik imza atmad›. - Eylem öncesi en çok tart›fl›lan bafll›klardan biri de slogan belirleme ifliydi. En bafltan beri yapt›¤›m›z "herkesin kendisini özgürce ifade edebilece¤i" vurgusunu yineledik ve slogan at›lmas›n›n da buna dahil olmas› gerekti¤ini söyledik. Yurtsever arkadafllar çokça bildi¤imiz "disiplinsizlik, karmafla" vs.den söz ettiler. Ortakça belirlenen 3-5 slogan atmam›z› önerdiler. Bu önerilerine ra¤men eylemde bu "disiplin"i ilk bozan da kendileri oldu. Ard›ndan sloganlar özgürce at›ld› ve eylem sonras›nda ise, bunun bir "disiplinsizlik, karmafla" getirmedi¤ini, kortej disiplinsizli¤inin niçin ayn› duyarl›l›kla ele al›nmad›¤›n› tart›flt›k, bir ölçüde de destek gördük. Eylem sonras›nda yap›lan de¤erlendirmelerde, sald›r›lar›n yo¤unlaflt› ¤›, 1 May›s'›n da yaklaflt›¤› bu dönemde devrimci dayan›flmay› önümüzdeki gündemlere de tafl›yabilmenin, devrimciler olarak alanda daha örgütlü bir duruflu varedebilmenin gereklilikleri üzerine ortaklafl›p, daha düzenli toplanmay› kararlaflt›rd›k. Eylem birlikteliklerini, daha ilkeli ve ayr›flt›rmay› da sa¤layabilecek siyasal ortaklaflmalar› öne ç›karan bir düzeye ç›karmaya çal›flmak da 1 May›s arefesinde önümüzde duruyor. ODTÜ'den Devrimci Parti Güçleri

D

evrimci harekete yönelik sald›r›lara iliflkin devrimci dayan›fl ma zemininde örgütledi¤imiz kampanya sürecinin sonunda, kampanyaya kat›lan siyasetlerin bir k›sm›yla (Devrimci Mücadeleci Gençlik, Devrimci Parti Güçleri, Devrimci Proleter Gençlik, Kald›raç okurlar›) bu dayan›flman›n daha sürekli bir hale getirilip bir örgütlülü¤e tafl›nmas› hakk›nda tart›fl›ld›. Farkl› gruplar, ö¤renci örgütlenmesi hakk›ndaki yaklafl›mlar›n› ortaya koydular. Biz de bu ö¤renci örgütlenmesi tart›flmas›n› anlaml› buldu¤umuzu, ancak, 1 May›s’a yönelik haz›rl›klar›n, gündemin birinci maddesi olmas› gerekti¤ini belirttik. 1 May›s yaklafl›yordu ama devrimcilerin gündeminden henüz oldukça uzakt›; ya da her grubun kendi etraf›ndaki güçlerini sevk edebilmesinden, alana tafl›yabilmesinden ibaret haz›rl›klar tasarlan›yordu. Bu alandan bafllayarak bir dayan›flman›n, güç birli¤inin örülmesi gerekiyordu; bayraklar› kar›flt›rmadan, düflmana birlikte vurmay› hedefleyen, amaç ve tutum noktas›nda k›smen ortaklafl›lan, tek tek çal›flmalar boyunca da daha netleflmeyi önüne koyan "1 May›s ‹çin Devrimci Güç Birli¤i"ni kurduk. Hedefi ODTÜ'den olabildi¤ince çok insan› devrimcilerle birlikte 1 May›s alan›na ak›tabilmekti; yan›s›ra zincirsiz, özgür 1 May›s'›n nas›l yarat›laca¤›n›n kendi aram›zda ve daha genifl zeminlerde tart›fl›l›p, netleflilip, propagandas›n›n yap›lmas›yd›. Bu çerçevede Güç Birli¤i’nin süreç bafll›¤› "1 May›s Kavga Günüdür" olarak belirlendi; 30 Mart'ta anma yap›lmas›, daha sonra tart›flma toplant›lar›, dia gösterisi, bir piknik düzenlenmesi, çeflitli propaganda materyallerinin haz›rlanmas›n› önümüze koyduk. Ayn› zamanda bu çizilen çerçeveyi benimseyen siyasetlere ça¤r› yapmak gerekiyordu. Önerilen pekçok siyasetin yan›na biz de Enternasyonalist Devrimci Gençlik ve Son Kavga okurlar›n› da ekledik. Fakat Devrimci Proleter Gençlik ve Devrimci Mücadeleci Gençlik, troçkistlerin devrimci olmad›klar›n› ve bu nedenle ça¤r›lmamalar› gerekti¤ini söylediler. "Devrimci veya de¤il" nitelemesinin kimsenin tekelinde olmad›¤›n›, bu çerçeveyi, yani devrimci bir duruflu kabul eden ve devrimcilik iddias›nda olan her siyasetin bu zemine ça¤r›lmalar›n›n gereklili¤ini dile getirdik. Kald›raç okurlar›, bahsetti¤imiz çerçeveyi do¤ru bulduklar›n›, sahiplendiklerini, fakat bugün için Devrimci Proleter Gençlik ile birlikte durmay›, bu iki grubun ça¤r›lmamas›na yol açsa bile, daha anlaml› bulduklar›n› söyledi. Bizse k›saca bu tutumlar›n› apolitik buldu¤umuzu ve ilkesizli¤in ilke haline gelmeye bafllad›¤› bu zeminden çekilmek istedi¤imizi an latt›k. Fakat 1 May›s çal›flmalar› üzerine Güç Birli¤i'ne elefltiri ve öneri kanallar›m›z›n aç›k olmas›n› istedi¤imizden;

iletiflimi kesmeme ve 30 Mart'› bafllad›¤›m›z gibi birlikte örgütleme karar› ald›k. Zaten büyük oranda çerçevesini konufltu¤umuz 30 Mart anmas›n› örgütleme sürecinde ö¤rendik ki TÖDEF de ayn› gündemli bir anmay› bizden bir gün önce gerçeklefltirmeyi planl›yordu. Güç Birli¤i'nde yer alan siyasetlere, TÖDEF'in, anmay› bu zeminde gerçeklefltirmesiyle ilgili elefltirilerimizi aktar›p, nicel anlamda güçsüzlü¤ün dürtüledi¤i dayan›flman›n 30 Mart'›n dayan›flma ruhuyla ba¤daflmad›¤›n› anlatt›k. Fakat bekledi¤imiz tavr› görmedi¤imiz gibi, bu konuda yorum yapmamay› tercih ettiler. 31 Mart akflam› yurtlar bölgesinde anmam›z› gerçeklefltirdik. Kantini afifller, siyasetlerin imzalar›yla as›lan dövizler ve "devrim flehitleri ölümsüzdür" yaz›l› imzas›z bir pankartla donatt›k. Anma slayt gösterisi, fliir ve müzik dinletisi, her siyasi gruptan (buna Yurtsever Devrimci Gençlik de dahil) birer arkadafl›n yapt›klar› konuflmalardan olufluyordu. Jandarma ve rektörlük, önceden yapt›klar› haz›rl›klarla, anmay› engellemeye, en az›ndan psikolojik bask› kurmaya çal›flt›lar. Gözalt› ve sald›r›lar› önlemek amac›yla anman›n yap›ld›¤› yurttan toplu halde ç›km›fl olmam›za ra¤men, neler yapaca¤›m›z ve nas›l örgütlü bir biçimde hareket edece¤imiz noktalar›n› netlefltirmemifl olmam›zdan kaynakl›, okuldan ç›kana kadar örgütlülü¤ümüzü korumak yeri ne, yurtlardan ç›kar ç›kmaz birbirimizden ayr›ld›k. Jandarmalar bir gün öncesinde TÖDEF'in anmas› sonras›nda dolmufllarda yapt›¤› aramalar sonucu 2 Kurtulufl muhabiri ve farkl› okullardan 2 devrimciyi gözalt›na alm›fl oldu¤u gibi, o akflam da yine kap›lar› tutmufltu ve bir yoldafl›m›z gözalt›na al›nd›. Ertesi gün gözalt›lara karfl› okulda ne yapabilece¤imiz üzerine yap›lan konuflmada, genel olarak meflrulu¤u yanl›fl yerde arayan, savunmac› içerikteki tutumlar›n elefltirisini yapmaya çal›flt›k. Bunlar› anlatt›ktan sonra, haz›rlanacak bildirinin içeri¤i tart›fl›ld›. Özetle düzenin genel devrimci harekete sald›r›s›yla ba¤›n› kurup, bu sald›r›lar› k›namad›¤›m›z›, nas›l tav›r al›nmas› gerekti¤ini anlatan bir bildiriyi, Devrimci Mücadeleci Gençlik, Devrimci Parti Güçleri, Devrimci Proleter Gençlik, Kald›raç Okurlar› olarak birlikte yaz›p da¤›tt›k. 1 May›s öncesinde somut çal›flmalar›m›z üzerinden devrimci dayan›flmay› ve ilkeli güç birliklerini 1 May›s'› nas›l kutlamak gerekti¤ini ve sald›r›lara verilecek yan›t›n ne oldu¤unu anlatabilmemiz aç›s›ndan yol katetti¤imizi ve olumlu dersler ç›kartt›¤›m›z› düflünüyoruz. Etkileflim ve iletiflimimizin özgür 1 May›s'a tafl›nmas›yla yola devam edece¤iz. ODTÜ'den Devrimci Parti Güçleri


18

Say›: 22 P Nisan ‘98

Devrimci Eylem ‹çin, Devrimci Eylem Zemini! MART ay›, siyasal anlamda iflçi s›n›f› ve komünistlerin mücadele tarihine, Kürt isyanc› Demirci Kawa'dan Halepçe'ye, Paris Komünü'nden 8 Mart Dünya Kad›nlar Günü'ne, Komintern'in Kurulufl Kongresi’ne, Gazi Ayaklanmas›’na, K›z›ldere'den Beyaz›t'a devrimci iddia, isyan, barikat, iflçi s›n›f›n›n ilk iktidar deneyi olarak geçti... Ne burjuvazinin y›llard›r bu günleri unutturma-haf›zalar›m›zdan silme çabalar›, ne de burjuvazinin dümen suyunda hareket eden liberallerin, Mart eylemlerini, burjuvazinin temennileri do¤rultusunda uysallaflt›rmaya çal›flarak kutlama çabalar›; her biri ezilenlerin mücadelesinde bir dönemeci ifade eden Mart eylemlerinin, komünistler taraf›ndan, içeri¤ine uygun tarzda kutlanmas›na engel olamad›. 1998'in Mart'› k›z›l ve k›z›llaflt›rarak bafllad›... Devrimciler, 8 Mart Dünya Kad›nlar Günü’nde, sadece burjuvazinin yüre¤ini a¤z›na getirmekle kalmad›lar; davullu zurnal› 8 Mart kutlay›c›lar›ndan, 8 Mart'› salonda kutlamaya seferber olanlardan da, eylemlerini ay›rmay› ve 8 Mart'› kavga gününe yarafl›r bir biçimde kutlamay› baflard›lar... ‹flte Mart ‘98 böyle bafllad›. Gazi Ayaklanmas› sürecinde, Ümraniye 1 May›s Mahallesi’nde, soka¤a dökülen kitle ile, düzenin kolluk güçleri aras›nda ç›kan çat›flmalar sonras›nda düflenleri anma eylemi de, liberallerin tüm ehlilefltirme giriflimlerine ve eylemin içini boflaltma çabalar›na karfl›n, 8 Mart eylemine benzer biçimde, devrimcilerin eylemi ve liberallerin eylemi olmak üzere "iki ayr› eylem" biçimde gerçekleflti. 15 Mart’a dönük olarak, Mart bafl›nda, "Demokrasi Platformu" ad› alt›nda, bize ve di¤er devrimcilere, platform toplant›lar›na kat›lmam›z için ça¤r›lar yap›ld›. Bileflenlerinin, HADEP, S‹P, ÖDP, EMEP, Özgür Gelecek, Halk›n Günlü¤ü ile, “mahalle halk›” ad›na devlet kurumlar›ndan birini temsilen kat›lan bir kifli ve mahalle esnaf›n› temsilen esnaftan bir kiflinin oluflturdu¤u platform, "ad›na yak›fl›r bir tutum" içinde idi! Halk›, kitleyi ürkütmemek ad›na, kap›lar›n› da ard›na kadar aç›p, Gazi'de, ayaklananlar›n kurdu¤u barikat›n di¤er taraf›na itilen, alandan kovulan CHP'nin dahi platforma kat›lmas›n› savunup, tart›flma konusu yapt›lar. Bu bizi hiç flafl›rtmad›. Çünkü platform toplant›s›nda da belirtti¤imiz üzere, `95 ölüm oruçlar› sürecinde, CHP'nin meclis üyelerini tek tek telefonla aray›p, onlardan medet umanlar, üniversitelerde devrimcilerle

faflistler aras›nda yaflanan çat›flmalardan sonra, gidip adliyenin önünde bas›n aç›klamas› yapanlar, elbette bulufltuklar› platformun zeminine yak›fl›r tarzda bir eylem gerçeklefltirmek için çabalayacaklard›. Devrimcilere yönelik, her ne kadar siyasal kimlikleri üzerinden ça¤r› yapsalar da, platform toplant›lar›nda, halka "devrimcilerin birli¤ini" göstermek için, siyasal kimliklerimizi d›flar›da b›rakmam›z› isteyeceklerdi, istediler de. Bunda da flafl›lacak bir durum yoktu: Elbette liberaller, üstlendikleri rolü yerine getirmekle yükümlüdürler. Sonuçta, ça¤r›y› yapan platformun zemini ve devrimcilerden söz alma, devrimci siyasete ipotek koyma çabalar› karfl›s›nda, liberallerden kendimizi ay›rd›k ve Devrimci Parti Güçleri olarak, ilk toplant›da böylesi bir platformun alt›na imza atmayaca¤›m›z›, 15 Mart’ta, kendi bildi¤imiz gibi, ba¤›ms›z bir tutum alaca¤›m›z› söyleyerek, platforma dahil olmad›k. Biz Devrimci Parti Güçleri olarak, 15 Mart eyleminin, içeri¤ine uygun bir tarzda, devrimci bir zeminde gerçekleflmesinin koflullar›n›n bafl›nda, devrimcilerin, liberal siyasetin d›fl›nda, devrimci siyaset zemininde bir araya gelerek oluflturacaklar› eylem birli¤inin/eylem platformlar›n›n geldi¤ini ortaya koyduktan sonra, "Demokrasi Platformu"nun toplant›lar›na sonraki süreçte sadece gözlemci olarak kat›ld›k. Emekçi Halk›n Birli¤i ve Al›nteri çevreleri de benzeri bir tutum alarak, platformun d›fl›na ç›kt›lar. Özgür Gelecek ve Halk›n Günlü¤ü'nün sonuna kadar yer ald›¤› platforma, bir ara kat›lma karar› alan ve daha sonra siyasal varolufllar›n› pazarl›k konusu yapmalar› istendi¤inden dolay› tekrar ayr›lan Emekçi Halk›n Birli¤i ve Al›nteri ile, eylemden iki gün önce, eylemde birlik ve ajitasyonda-propagandada serbestlik temelinde buluflarak bir araya geldik. Eylemden bir gün önce, liberallerin belirlemifl oldu¤u eylem yerinden farkl› bir yer ve saat belirleyerek, eylem karar› ald›k. Sabah, eylem yerinde toparlanmaya bafllad›¤›m›zda, "halk sizinle de¤il bizimle hareket edecek" diyenler, halk›n kiminle yürüdü¤ünü eylem alan›nda gördüler. Daha bizler alana gelir gelmez, megafon ile, devrimcilere

yönelik, provokatif ve polise hedef gösteren bir tutum benimseyerek sald›r›ya geçen platform temsilcileri, tüm giriflimlerine karfl›n, devrimcilerin pankartlar›n› aç›p, ayr› bir eylem yapmalar›n› engelleyemediler. Devrimci Parti Güçleri, Emekçi Halk›n Birli¤i, Al›nteri, Odak'›n oluflturdu¤u kortej, eylem sonuna kadar birlikte hareket ederek, ba¤›ms›z ve yer yer at›lan ortak sloganlarla, al›nan güvenlik tedbirleri, düzen ve disiplini ile, eylemin devrimci tarzda gerçekleflmesini sa¤lad›. Gerek say›sal olarak, gerek de siyasal içerik ve devrimci coflku bak›m›ndan, liberal siyaset zemininde biraraya gelenlerin kortejini gölgede b›rakan devrimcilerin oluflturdu¤u kortej, eylem boyunca, kenarda seyredenlerin coflkusuna ve sloganlara kat›l›mlar›na tan›kl›k etti; at›lan ortak sloganlar ve ›srarl› devrimci durufl, kortejin coflkusunu artt›rmakla kalmad›, ayn› zamanda liberallerle yürümekte olan bir çok insan›n da devrimcilerin kortejine akmas›n› sa¤lad›. Ne burjuvazinin haz›rl›¤›, ne de liberallerin olanca çabalar›yla eylemin içeri¤ini boflaltma u¤rafllar›, devrimcilerin, devrimci siyasal varolufl temelinde biraraya gelerek, liberal siyasal platformun d›fl›nda ba¤›ms›z bir eylem örgütlemelerini engelleyemedi. Yaklafl›k olarak üç bin kiflinin (iki eylemin toplam›) kat›ld›¤› eyleme, Devrimci Parti Güçleri olarak "Gazi Ayaklanmas› ‹flçi S›n›f›n›n Özgürlük Yoludur" fliar›n›n yaz›l› oldu¤u pankart ile, doksan kifli olarak kat›ld›k. Eylemde kortejimizin disiplini, sloganlar›m›z›n coflkulu bir flekilde at›lmas›, da¤›tt›¤›m›z bildiriler ile oldukça anlaml› bir durufl sergiledik. Bu eylem göstermifltir ki, liberal siyasete yaflam flans› tan›yan; düzenin ona sundu¤u olanaklar›n yan›nda, devrimcilerin de, kitleyle buluflma, kapsay›c› olma ad›na, liberallere ve onlar›n sundu¤u liberal platform zeminlerine gösterdikleri müsamaha, daha da ötesi ilgi olmaktad›r. Ve Devrimci hareketin, devrimci siyaset zemininde kendisini liberal siyasetten ve liberallerden ay›rd›¤› noktada, liberal ak›mlar›n, iflçi s›n›f›n›n devrimci dinamizm tafl›yan kesimleri içerisinde, varofllarda tutunmalar› ve ba¤›ms›z eylemler örgütlemeleri de mümkün olmamaktad›r. Devrimciler, devrimci siyaset zemininde kendilerini liberallerden ay›rmad›klar› sürece, bu evlilik, liberallerin semirdi¤i bir ortak yaflamdan baflka birfley olmayacakt›r. Gazi'de, 1 May›s'ta Düflenler Kavgam›zda Yafl›yor! Kahrolsun Oportünizm, Yaflas›n Devrimci Dayan›flma! Ümraniye’den Devrimci Parti Güçleri

‘Sürekli Devrim’ Á

Bafltaraf› 12. Sayfada

tik’te oldu¤u gibi, 1917 fiubat Devrimi’nin ard›ndan Uzaktan Mektuplar’da, sonra Nisan Tezleri’nde Marx’›n devrimin süreklili¤i hakk›ndaki varg›s›n› benimseyip savunmas› tesadüf de¤ildir. ‹ki Taktik’ten itibaren, Lenin’in vurgulad›¤›, aç›kça “demokratik devrimde proletaryan›n hegemonyas›n›n sa¤lanmas›”d›r. 1905 devriminde sovyetlerin ortaya ç›k›fl›ndan itibaren, Lenin bu devrimin varmas› gereken ilk sonucun, sovyetlerde ifade bulan tipte bir siyasal iktidar biçimine ulaflmak oldu¤unu öne ç›karm›flt›r. 1917 fiubat Devrimi’nden sonra da, burjuvaziye soldan destek sunmak, burjuvaziyi ileri çekmek vb. do¤rultusundaki önerilere “bütün iktidar sovyetlere” fikri ile karfl› durarak bu tutumu somutlam›flt›r: Proletarya, hegemonyas›n›, ancak kendi iktidar organlar› üzerinden somutlayabilmektedir. Sürekli devrim, ancak proletaryan›n ba¤›ms›z bir güç olarak bafllatt›¤›, hiçbir u¤rak noktas›nda duraksamadan nihai hedefe do¤ru ilerleme iradesini ortaya koydu¤u bir devrim olarak alg›lanmal›d›r. Bu süreklili¤in bafll›ca güvencesi proletaryan›n ba¤›ms›z örgütlenmesi, en kritik dönemeci de, siyasi iktidar›n sömürücü s›n›flardan herhangi biriyle paylafl›lmayan bir iktidar perspektifinde ›srarc› olunmas›yla afl›lacakt›r. Lenin’in Uzaktan Mektuplar’dan bafllay›p 7 Kas›m arefesine kadar sürdürdü¤ü tutum, bu kararl›l›¤›n en güzel örne¤ini sunmaktad›r. Marx’›n 1850’den itibaren benimsedi¤i ve sonradan bolflevik hareket ta raf›ndan devral›n›p hayata geçirilen sürekli devrim anlay›fl› böyle kavranmal›d›r. Ancak bu takdirde, bu devrimin belirleyici koflulu olarak devrimci partinin öznel rolü yerli yerine oturtulabilir; ve ancak bu devrimin ilk ad›m›n›n komün tipi bir devletle, yani proletarya diktatörlü¤ü ile at›laca¤›n› kavrayanlar bu gelene¤in sürdürülmesini sa¤layabilirler. 1917 fiubat devrimini, burjuvazinin gerçeklefltirdi¤i burjuva demokratik devrim aflamas› olarak görenlerin ikinci aflamaya ulaflma flanslar› yoktur. Buna karfl›l›k, fiubat Devrimi’ni proletarya partisinin haz›rl›ks›z ve güçsüz oluflu nedeniyle iktidar›n burjuvaziyle paylafl›ld›¤› bir geçifl döneminin aç›l›fl› olarak gören ve bu dönemi sürdürmek de¤il, aflmak üzere davranarak, 7 Kas›m dönemeçlerinde yap›lmas› gereken müdahalenin sorumlulu¤unu almak üzere haz›rlananlar, bu gelene¤in mirasç›lar› olacakt›r. “Zafere kadar sürekli devrim!” fliar›, bu bilinçle yaklaflanlar›n elinde bir silah olacakt›r. J


19

Say›: 22 P Nisan ‘98

Okmeydan›’nda, Devrimci Parti Güçleri de “Birfleyler Yap›yor”

Mart Ay›nda A盤a Ç›kan ‹syan› Gazi’nin Yolundan 1 May›sa Tafl›yal›m!

M

art ay› bizim aç›m›zdan Okmeydan›’ndaki devrimcilerle iliflkilerin gelifltirilmesi, çevremizin bu eylemlere kat›l›m›n›n sa¤lanmas› ve bu biçimde s›çrat›lmas› noktas›nda önemli bir dönemdi. 8 Mart’a iliflkin gündemimizi; bildiri da¤›tarak, broflürlerimizi vererek ve toplant›lar örgütleyerek aktarmaya çal›flt›k, bu esnada yap›lan sohbetler, yeni iliflkiler yakalanmas›na zemin haz›rlad›. 8 Mart’tan bir hafta önce bir söylefli örgütlemeyi, ev toplant›lar› yapmay› önümüze koyduk; DAB-SEN’den söylefli için izin istedik, bu iste¤imiz olumlu karfl›land›. Bu toplant›lar›n gündeminin, kad›nlar›n eflleriyle yaflad›klar› sorunlar›n ortaya serilmesine, bir iç dökme toplant›s›na bürünmesine s›k s›k tan›k olunur. Oysa bizim için, özellikle öne ç›kar›lmas› gereken; emekçi kad›nlar›n, kendi tarihlerini ö¤renmelerini sa¤layarak, kendi güçlerinin bilincine varmalar›n› sa¤lamak; 8 Mart eylemlerinde kendilerini bu yönde ifade etmelerini sa¤lamakt›. Kocas›ndan dayak yiyen, iflyerlerinde çeflitli zorluklarla karfl› karfl›ya kalan; özcesi hayat›n her alan›nda onun üzerine geleni s›rt›nda tafl›may› becerenin, onu s›rt›ndan at›p ayaklar› alt›na almay› da becerebilece¤ini; bunun bir yolunun da bu hayat› kendileri gibi yaflayanlarla ayn› zeminde buluflmaktan, ayn› tarihi sahiplenmekten geçti¤ini aktarmaya çal›flt›k. Söylefli; hem kat›l›m hem de içerik olarak planlad›¤›m›z gibi gerçekleflmediyse de buraya katt›¤›m›z yeni iliflkilerin bir k›sm›n›, Taksim eylemine tafl›d›k. Eyleme kat›lanlar›n oldukça coflkulu olduklar›n› gördük. Kimileri bu vesileyle ilk defa düflman›n kaç›flmas›na tan›k olmufltu, kimileri ilk defa tafl› eline alm›flt›, kimiyse ilk defa bir barikat›n oluflturulufluna kat›l›yordu. Eylemin ard›ndan, iliflkilerimizle, eylemi de¤erlendirmek üzere görüfltü¤ümüzde, ortaya ç›kan sonuçlardan biri, devrimcilerin kendilerini reformistlerden eylem olarak ay›rmas›n›n önemli bir dönemeç oluflu, 8 Mart’›n ilk defa bu flekilde geçmifline yarafl›r bir biçime kavuflmas›yd›. Eyleme kat›lan iflçilerden birisi, eylemin Taksim de¤il de varofllarda yap›ld›¤› takdirde, bizler için çok daha olumlu sonuçlar do¤uraca¤›n›, düflman›n, bizlerin yaflad›¤› yerlerde çok daha güçsüz k›l›nabilece¤ini vurgularken, bir di¤eri ise bu eylemin, düflmanla ilk yüz yüze kal›fl› oldu¤undan, onlar›n korkusunu bu kadar yak›ndan gördü¤ünden bahsediyor, yafll› kad›nlar›n sald›rgan ruhhalinden ne kadar etkilendi¤inden bahsediyordu. Eylem genel olarak olumlu sonuçlar do¤urdu. Bir sonraki hafta Gazi Ayaklanmas›’n›n y›ldönümüydü. Ayaklanma duyulur duyulmaz binlerce insan soka¤a dökülmüfl, Gaziye yönelmiflti. Ve her sene, Gazi y›ldönümünde, bu yürüyüfl devrimciler taraf›ndan süreklilefltirilmiflti. Biz de bu 12 Mart’ta Gazi’ye Okmeydan›’ndan, devrimcilerle birlikte yürüyerek kat›ld›k. Bu yürüyüfl, 8 Mart’ta oldu¤u gibi, devrimcilerin kendilerini reformistlerden ay›rarak birlikte hareket etmesi noktas›nda oldukça anlaml›yd›. Okmeydan›’ndan Gazi’ye Halk Mec-

lisi ayr› bir kortej oluflturarak gitti. Di¤er taraftaysa DHP, Özgür Gelecek, Direnifl, EHB, Al›nteri, Devrimci Hareket okurlar› ve biz, birlikte hareket ettik. Önceki dönemlerde s›k s›k gündeme gelen, “birlikte hareket edeceksek, herkes pankartlar›n› ve sloganlar›n› bir kenara b›raks›n, birlik zemini, tek pankart ve ortak sloganlardan oluflur” anlay›fl›n›n afl›lmas› oldukça olumluydu. Kendi aç›m›zdan pankart açmamam›z için hiçbir neden yokken, bunu yapmam›fl olmam›z, büyük bir eksiklikti. Alibeyköy’de, yol boyunca kahvelerden berberlere, okuldan yolda yürüyenine, yayg›n bir biçimde bildiri da¤›tt›k. Gazi’ye ulafl›ld›¤›nda burada bulunan kortejlere dahil olundu. Newroz öncesinde de evlere giderek, bu konuya iliflkin yaklafl›mlar›m›z› aktard›k. Okmeydan›’nda, Newroz’da iki ayr› atefl yak›ld›. Bir tarafta Halk Meclisi, di¤er taraftaysa DHP, Özgür Gelecek, Halkevleri, Direnifl, EHB, Al›nteri, bizim de içinde yerald›¤›m›z ve ortak pankart› Newroz Pirozbe olan Okmeydan› Devrimci Eylem Birli¤i bulunuyordu. Do¤rusu bu tablo, burada yaflayan ve devrimcilere yak›nl›k duyanlar için oldukça olumsuzdu ve s›k s›k, neden ayr› eylem oldu¤u noktas›nda sorularla karfl›laflt›k. Halk Meclisi’nin pankart ve sloganlara yasak koyan tutumunun ötesinde, ayr› durma nedenimizin olmad›¤›n›, bu anlamda herkesin kendini ifade edebilece¤i bir eylem birli¤i zemininin di¤er devrimciler aras›nda yarat›lmas›n›n olumluluk oldu¤unu anlatmakta bir zorluk yaflamasak da, durumun kendisinin bir olumsuzluk oldu¤unu ortaya koymak gerekiyor. Zeytinburnu’ndaki Newroz eylemine ise kat›lamad›k. 8 Mart’a bakarak bu seneki Newrozu de¤erlendiren bas›n, yasad›fl› pankartlar›n aç›lmas›na ra¤men eyleme sa¤duyunun hakim oldu¤unu söylüyordu. Belli ki onlar bu eylem sürecinin ard›ndan daha farkl› bir havan›n esece¤ini düflünüyorlard›. Sabahki eylemin ard›ndan, varofllarda gerçekleflen eylemlere kat›l›m oldukça s›n›rl› oldu. Eylem birli¤inin ad›n›n da konularak varedilmesi oldukça önemliydi. Bu birli¤in yan›nda, herkesin kendini tek tek ortaya koymas›, bizim aç›m›zdan bir zenginli¤in ifadesiydi. Bizim d›fl›m›zdaki devrimciler, ortak bir bas›n aç›klamas› okurken, planland›¤› gibi bir kürsü oluflturulmad›. Biz bildirimizi da¤›tarak, sloganlar›m›zla ve pankart›m›zla perspektiflerimizi ortaya koymaya çal›flt›k. Newroz, devrimcilere güç veren, savaflkan bir ruh haliyle savafl z›lg›tlar›n›n at›ld›¤› bir eylem olmay› bekliyor hala. 1 May›s’a öngelen bu süreç, bizler aç›s›ndan ders ç›kar›labilecek deneyimlerle dolu, devrimci eylem birli¤i anlam›nda önemli ad›mlar›n at›ld›¤›, kendimizi görmemiz aç›s›ndan birçok verinin ortaya ç›kt›¤› bir süreç oldu. 1 May›s’a bu süreçten ç›kartt›¤›m›z derslerle haz›rlan›yoruz.

Sahibi ve Yaz›iflleri Md.: Reyhan Son Banka Hesab›: Reyhan Son, ‹fl Bankas› 1029 1058585

Okmeydan›’ndan Devrimci Parti Güçleri Tohum Yay›nc›l›k Üsküdar Caddesi Akçay ‹fl Mrk. Kat: 2 No: 12 Kartal / ‹st Tel: (0216) 387 83 09 Bas›ld›¤› Yer: Eren Ofset

O

kmeydan›, geçmiflten buyana, devrimcilerin faaliyet yürüttü¤ü, belirli bir etki alan›n›n yarat›ld›¤› bir bölge. Gazi Ayaklanmas› döneminde de ortaya ç›kt›¤› gibi, burada yaflayanlar, belli reflekslere hala sahipler ve zaman zaman bunu ortaya koyuyorlar. Ancak bugüne dek, bu bölgenin bar›nd›rd›¤› potansiyelin komünist siyaset etraf›nda örgütlenmemesi, iflçilerin her an devrimcilerle içiçe olmalar›na ra¤men günlük hayatlar›nda bu buluflman›n hiçbir etkisinin olmamas›; burada konumlanan devrimcilerle iflçiler aras›nda, güvene dayal› bir iliflkinin kurulamamas›n› do¤urmufl. Devrimcilerin kendi aralar›ndaki iliflkilerde yaflad›klar› olumsuzluk ve bu olumsuzlu¤un eylemlere yans›y›fl biçimi de, bafll› bafl›na bir sorun olarak duruyor. “Varofllarda yaflayanlar›n devrimci siyasetten ürktü¤ü, devrimcilerin meflru zeminlerini yitirmemeleri gerekti¤i” yanl›fl bilin ci, Okmeydan›’ndaki devrimcilerin de elini kolunu ba¤l›yor. Örne¤in son dönemlerde Okmeydan›’n›n gündemine y›k›mlar girdi. Buran›n oldukça merkezi olmas›, bu merkezin devrimcilerin etki alan›nda olmas›, düflman aç›s›ndan buran›n y›k›lmas›n› gerektiren nedenlerden yanl›zca ikisi. Y›k›ma iliflkin ÖDP; “birfleyler yap, plan› boz” diyor ve kendine yarafl›r bir biçimde herkesi dilekçe yaz›p bu duruma itiraz etmeye ça¤›r›yordu. Bunun yan›s›ra bir Plan Takip Komisyonu oluflturuldu. Bu komisyonun bileflenlerinin öne ç›kartt›klar› k›staslardan birisi, siyasal kimliklerin arka plana itilmesi, farkl› bir ses ç›kar›lmamas›, y›k›ma duyarl› olanlar›n ürkmeyecekleri sloganlar›n at›lmas›yd›. Bu komisyon, Hac›hüsrev’de y›k›mlara iliflkin bir miting düzenledi. Y›k›mlar›, çevremizin gündemine ev toplant›lar›yla soktuk. Bu toplant›lardan birindeki bileflenlerin, kimi Okmeydan›’ndaki atölyelerde çal›fl›yordu, kimi kirac›, kimi de ev sahibiydi. Kimi evini yitirmek istemezken, kimi de kafas›na estikçe zam yapan, evden atan ev sahibinin evini korumak istemiyordu. Bu toplant›larda, kiralar›, orada yaflayanlardan oluflan bir örgütlenmenin belirlemesini, bofl evlerin kiraya verilmesininin de bu örgütçe takip edilmesini öne ç›kard›k. Mitinge gidildi¤inde, bu talebin ortaya konulabilece¤ini söyledik. Bütün eksiklerimize ra¤men, mitingde sloganlar›m›zla kat›ld›k, farkl› duruflumuzla kendimizi varettik. Ve hemen “farkl› sloganlar atmay›n” türünden müdahalelerle karfl›laflt›k. Elbette bu engelleme giriflimi bizi durdurmad›. Y›k›mlar hala gündemde ve bu gündem devrimcilerin daha tok ve farkl›l›klar›n› ortaya koyan biçimleri hayata geçirmelerini, birlikte müdahalelerini gerektiriyor. Mart sürecinde, devrimcilerin kendilerini genel olarak reformistlerden ay›rma noktas›ndaki becerileri, varofllardaki sorunlara çözüm noktas›nda, buralarda yaflayanlar›n hayatlar›n› do¤rudan ilgilendiren sorunlara çözüm noktas›nda ayr›flmay› bekliyor. Telgraf çekmek, toplant› yap›p kentleflme üzerine seminerler düzenlemekten ötesi, yine devrimcilerin sorumlulu¤u olarak duruyor. Bu sorumlulu¤u yerine getirmenin ilk yolu, buralarda yaflayanlar›n, her an fliddetle, y›k›mla karfl› karfl› oldu¤unu bilerek iliflki kurmaktan, bizim sloganlar›m›zdan de¤il, üzerindeki bask›dan ürktü¤ünü bilmektir. Bunu yenmenin yolu ise sloganlar›m›z› saklamaktan de¤il, bu sloganlar›n nas›l hayat bulaca¤›n›n yollar›n› bulup, onlar› hayat›n içinde yeflertmekten geçiyor. Okmeydan›’ndan Devrimci Parti Güçleri


ÇALALIM Özgür 1 May›s'›n Mayas›n› Devrimci Dayan›flmayla Çalal›m! 1889'dan beri her y›l, 1 May›s'a yaklafl›rken bir telafl sarar devrimci saflar›. ‹flçi s›n›f›n›n uluslararas› birlik dayan›flma ve mücadele gününü, anlam›na yarafl›r biçimde karfl›lamak için bir haz›rl›kt›r sürer gider. Her y›l›n 2 May›s'›nda, gelecek seneki karfl›laflma için planlar yap›l›r. ‹ki düflman s›n›f›n temsilcileri de bilmektedir ki, bu karfl›laflma, yaln›zca bir günün, bir eylemin de¤il, mezar kaz›c›lar›yla düzenin sahiplerinin tarihsel savafl›m›n›n nab›z at›fllar›n›n ifadesidir. Bundand›r ki yürekler kavgayla atar, bundand›r ki karfl›l›kl› iki s›n›f, silahlar›n› kuflan›p haz›rlan›r bu kavga gününe. Bir yanda, varl›¤›yla, ezilifliyle ve isyan›yla, yeniyi, gelece¤i, kurtuluflu; öte yanda geçmifli, yenilgiyi kokuflmufllu¤u simgeleyen iki kan düflman› saf tutarlar barikat›n iki yan›nda, karfl›l›kl›! Bu saflar çok önceden beri defalarca netleflip ayr›flt›, defalarca bulan›klaflt›r›ld›. 1848'de netleflti, 1871'de netleflti, 1917'de netleflti. 1516 Haziran'da, Tarifl'te, Gazi'de, Ümraniye'de, 1 May›s 96'da netleflti bu saflar. 1914'te bulan›klaflt›r›lmaya çal›fl›ld›. Burjuvazinin "sol" içindeki uflaklar›, iflçi s›n›f›n›n kavga gününü, burjuvaziye bayram olarak arma¤an ettiler savafl›n atefli içinde. Sonra da eksik olmad› bunlar. ‹flçi s›n›f›n›n kurtuluflunun önünde, düzenin sol aya¤›, gere¤inde sopas›, gere¤inde makyaj tazeleyicisi olarak hep boy göstermeye çal›flt›lar. Biz boflluk b›rakt›kça, semirip, güç de kazand›lar. Gazi'den kovulup,

Susurluk'ta yeniden karfl›m›za ç›kt›lar. 8 Mart'ta Taksim'de, 12 Mart'ta Gazi'de, 15 Mart'ta 1 May›s Mahallesi'nde bir kez daha yafland› bu ayr›flma. Bu kez belki 1871'in, 1917'nin, 15-16 Haziran'›n, Gazi'nin bilinci de¤ildi onlarla bizi ayr›flt›ran. Ancak o günlerin tarihte kalmad›¤›n›n da somut göstergesiydi. Burjuvaziye kefen dokudu¤unu söyleyen Lyon'lu iflçilerin, gö¤ü fethe ç›kan komünarlar›n, 8 Mart'ta düflmana korku salan iflçi kad›nlar›n, 1917'de s›n›f›n tarihsel zaferini ilan eden bolfleviklerin tuttu¤u ›fl›¤›n henüz zerrecikleriydi bu ayr›flmalara yans›yan. Kufland›¤›m›z, yüzy›llar›n ezilmifllerinin öfkesi, s›n›f savafl›mlar› tarihinin bilinci, Ekim Devrimi ve Bolflevizm'in miras›, bu ayr›flmay› körüklemeyi, gerçek anlam›n› bulaca¤› devrimci parti hedefine tafl›may› emrediyor. Yüzy›llard›r süren k›yas›ya savafl›m›n 98'deki dönemeci, cesareti, ileri ç›kmay›, isyan›, ayr›flmay› gerektiriyor, bu dönemeç, ancak böyle dönülebilecek. Bunu yapmak için, kendi gözba¤lar›m›zdan baflka engel yok. O halde gözba¤lar›m›z› atmakla bafllay›p, devrimci dayan›flmayla 1 May›s'› özgürlefltirelim! Bundan böyle; 1 May›s'›n telafl› burjuvazinin; öfkesi, kavgas›, isyan› ve zaferi bizim olsun!

22  

Bu alanda gösterilen çabalar, sadece reformizm ve devrimcilik ayr›flmas›n› h›zland›rmayacak, devrimci hareketin, kendi içinde de liberal-demo...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you