Issuu on Google+

SEND‹KAL HAREKET‹N GELENE⁄‹ VE SEND‹KALARDA YIL: 2

SAYI: 16

EK‹M 1997

150.000 TL. (KDV Dahil)

DEVR‹MC‹ POL‹T‹K ÇALIfiMA

Nihayet Demirel De Gerçe¤i ‹tiraf Etti: “Bu Rejim Böyle Gitmez”

Görev:

Düzenin Krizini Devrimci Krize Çevirecek Devrimci Önderli¤i ‹nfla Etmektir

o Demirel, yaflam›n› bu düzenin istikrar›na adayan bir burjuva devlet adam›n›n sorumlulu¤unu göstererek, rejimi istikrara kavuflturacak çözümlerin aray›fl› içindedir. O, san›ld›¤› gibi, kiflisel gelece¤inin de¤il, kiflisel gelece¤inin de teminat› olan sermaye düzenin gelece¤ine iliflkin, s›n›f›n›n kayg›lar›n› dile getirmektedir. o Devrimcilerin görevi, art›k herkesin a¤z›na sak›z olan rejimin krizini tan›mlamak, krizin varl›¤›n› devrimci f›rsat olarak de¤il de, kendili¤inden devrimci sonuçlar yaratacak sihirli de¤nek olarak alg›lamak de¤il, düzenin kirizini devrimci krize çevirecek devrimci önderli¤i yaratmakt›r. Sermaye düzeni y›kmadan y›k›lm›yor! Gere¤i yerine getirilmedi¤i sürece, “kriz” tahlilleri devrimci lafazanl›¤›n ötesine geçmeyecektir. o Düzen devrimci hareketin krizinden beseleniyor. Sol hareketin yak›n geçmifl tarihi göstermifltir ki, demokratizm ve ulusalc› çamura saplanm›fl, devrimci iktidar perspektifinden yoksun mevcut öznelerlerle, bu öznelerin teorik ve pratik etkinli¤i ile, komünist bir dünya hedefinin arac› enternasyonalistdevrimci bir önderlik yarat›lamaz. Görev, art›k statükolar›n esiri olan, ak›nt›ya kürek çeken devrimci hareketi kendi içinde saflaflt›rmak, öne ç›kan güçlerin, devrimci önderli¤i infla edecek haz›rl›k görevlerine yo¤unlaflmas› için çaba sarfetmektir. Bu topraklar, devrimci bir önderli¤in inflas› ve burjuva ayd›nl›¤›n› da karanl›¤›n› da y›rt›p atacak bir proleter devrim için yeterince potansiyel olana¤› sunmaktad›r; sorun, bu olana¤› bilince dönüfltürecek komünist öznelerin çabas›yla çözülecektir.

R

ejimin krizi tespiti art›k, devrimcilerin, komünistlerin bir tespiti olmaktan ç›km›flt›r. Uzun süredir, de¤iflik burjuva çevrelerce de dillendirilen kriz, en sonunda bu devletin bafl› taraf›ndan da aç›kça itiraf edilmifltir. Kuflkusuz, kriz tespiti yapan Demirel, krize çözüm bulman›n, en baflta kendisinin sorumlulu¤unda oldu¤unu düflünerek, çözümünü de beraber dile getirmektedir. Demirel, mevcut istikrars›zl›ktan yak›n›rken, istikrar› sa¤laman›n yolu olarak baflkanl›k sistemine geçilmesi, devlet yap›s›n›n reformdan geçirilmesi gerekti¤ini söylemektedir. Baflkanl›k sisteminin, burjuva politik çevrelerde fazla ilgi görmemesinden hareketle, Demirel’in bofla dil döktü¤ü düflünülmemelidir. Demirel, flöyle veya böyle, ama mutlaka mevcut çözümsüzlü¤ün yan›t›n›n, yürütmenin güçlendirilmesinden, vurucu devletin infla edilmesinden geçti¤ini, gerekli reformlar›n ancak bu koflullarda yap›laca¤›n› düflünerek, genel olarak burjuvazinin çözüm önerilerini dil-

Geçen Bir Y›l›n Muhasebesi Ve Solun Vazgeçemedikleri S

Á

Devam› 2.

l K›s›r Siyaset “Kamuculuk

Yine “Bir Dakika Karanl›k Kampanyas›”

usurluk kazas›n›n birinci y›ldönümü, yeni bir “sürekli ayd›nl›k için bir dakika karanl›k” kampanyas›yla karfl›lan›yor. Geçen y›l Susurluk kazas›yla nelerin olup bitti¤ini hat›rlatmaya gerek yok, çünkü bunlar hiç unutulmad›. Kaza yapanlar›n kimler oldu¤u, pasaportlar›n›n rengi, dost akraba ve yak›nlar›n›n kimler oldu¤u vs. birçok konu sürekli olarak gündemde tutuldu. Devrimci hareketin büyük bölümü de, bu kazan›n bu biçimiyle gündemde tutulmas›na yard›mc› oldu. Kazayla birlikte ortaya ç›kanlar›n, zaten y›llard›r devrimcilerin söyledikleri gerçekler oldu¤u öne ç›kar›ld› ve devrimciler kendilerini çetelere karfl› mücadele ederken buluverdiler. Peki y›llard›r söyledikleri ortaya ç›kt›¤›na göre ve

lendirmekte ve bunun kamuoyunu oluflturmaktad›r. Sadece kamuoyu oluflturulmamakta, bu amaca dönük önlemler, ad›m ad›m uygulanmaya da konmaktad›r. Demirel’in bu sözleri, bir darbe rejiminin fiilen yürürlükte oldu¤u koflullarda dile getirdi¤i unutulmamal›d›r. Darbe rejiminin topyekün sald›r› program› çerçevesinde hangi konular› gündeme getirdi¤i art›k netleflmifltir. Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi’nin, Mesut Y›lmaz’›n genelgesi ile pratik ifllerlik kazand›r›larak, yürütmenin merkezine MGK’nin oturtulmas›, haftalard›r sözü edilen IMF-TÜS‹AD patentli istikrar program›n›n son aflamas›na gelmesi, ceza yasas› ve yerel yönetimlerin yetkilerini tan›mlayan yasa taslaklar›n›n önümüzdeki dönemde meclise getirilme plan› ve dokunulmazl›klar konusunda planlanan giriflimler, periyodik hale gelen ordunun Güney Kürdistan seferleri, devleti ve ekonomiyi yeniden yap›land›rma, gerici reformlar› yürürlü¤e koyma

bunlar›n ortaya ç›kmas›yla beraber son h›zla çetelere karfl› mücadeleye at›ld›klar›na göre, sormak gerekiyor: Devrimciler y›llard›r “devlet içindeki çetelere” karfl›, “devletin çetelerden temizlenmesi” ve “temiz bir devlet”in elde edilmesi için mi mücadele ediyorlard›, yoksa devletin varl›¤›n›n ortadan kald›r›lmas› için mi? Susurluk kazas›ndan sonra ortaya ç›kan geliflmeler karfl›s›nda, Maya sayfalar›nda “kimin yarar›na?” sorusunu sormufl ve cevab›n› ortaya koymufltuk. Bugün “olay”›n üzerinden bir y›l geçmiflken, bir kez daha bu soruyu sorup, cevab›n› ortaya koymakta fayda var. Sorunun cevab› çok nettir: Susurluk kaÁ

Devam› 4.

Ata¤›” Do¤urdu

s .6

l Politik Portre: Kamo

s. 8

l fiiarlar›n Dili: “S›n›fa Karfl› S›n›f”

s. 10

l Proleter Devrim ve Demokratik Cumhuriyet s. 12 l Kavramlar›n Dili: «Kirli Savafl»

s. 15

l Devrimci Parti Güçlerinden

s. 16 - 17

l 12 Yafl›ndaki Mardinli ‹flçinin “Arma¤an›”

s.18


2

Say›: 16 P Ekim ‘97

Görev: Düzenin Krizini Devrimci Krize Çevirecek Devrimci Önderli¤i Á

Bafltaraf› 1. Sayfada

program›n›n en temel köfle tafllar›n› oluflturuyor. Demirel’in “bu rejim böyle gitmez” diyerek baflkanl›k sistemini tart›flmaya açmas› ve yeniden yürürlü¤e konulan “bir dakika karanl›k” kampanyas›, sald›r› program›n› tamamlayan giriflmler durumundad›r. Görünüflte, darbe rejiminin uygulamalar› ile, vurucu devletin oluflturulmas› ile hiçbir iliflkisi yokmufl, hatta buna karfl› bir giriflimmifl gibi sunulan, “›fl›k söndürme kampanyas›” ise, darbe rejiminin fiilen yaflama geçirilifl sürecindeki, y›¤›n deste¤ini yeniden canland›rma girifliminin bir parças› niteli¤indedir. Bilindi¤i gibi, “susurluk kazas›”n›n arkas›ndan bafllat›lan birinci ›fl›k söndürme kampanyas›, bu kampanyaya “temiz toplum, hukuk devleti, demokrasi, ayd›nl›k Türkiye” fliar›yla destek veren sol hareketin beklentilerini karfl›lamad›ysa da, darbe rejiminin yürürlü¤e konmas›nda, çok önemli bir rol üstlendi¤i, geçen süreçte netleflmifltir. Ortada böyle bir canl› deneyim dururken, devrimci-demokrat›ndan liberal soluna kadar hemen tüm ak›mlar, yeniden bafllat›lan bu kampanyan›n üzerine bal›klama atlam›fl ve destek verece¤ini aç›klam›flt›r. Sol gruplar›n, kendilerini burjuva ak›mlardan ay›rmak için bu kampanyaya “sokak” temas›n› eklemesi, kampanyan›n politik içeri¤ini ortadan kald›rmad›¤› gibi, aksine, kampanyay› y›¤›nlar nezdinde meflrulaflt›racak bir rol oynamaktad›r. Sokaklar›n t›ls›m›na inananlar›n iddialar›n›n aksine, burjuvazi her türden sokak gösterisine karfl› de¤ildir, bunun örne¤ini de “fleriata karfl› laik kampanya” s›ras›nda göstermifltir. Burjuvazi için as›l sorun, sokaklar›n, hangi politik perspektifle kullan›ld›¤›d›r. Burjuva ayd›nl›¤›na ve karanl›¤›na karfl›, devrimci bir iktidar perspektifi ile mi, yoksa, genel bir “adalet, demokrasi, temiz Türkiye” fliarlar› eflli¤inde, burjuvazinin yeniden yap›lanmas›n› kolaylafltaracak bir düzeniçi perspektifle mi sokaklar kullan›lmaktad›r? ‹kincisi gündemde oldu¤u sürece, bu kampanyaya burjuvazi taraf›ndan, karfl› durmak bir yana, dolayl› ve dolays›z bir flekilde desteklenmesi gereken bir kampanya olacakt›r; ki, bir y›l önce de, bugün de yürürlü¤e konulan “›fl›k söndürme kampanyas›” bu içerikte bir kampanyan›n ötesine geçmemektedir. “Çüzüm devrimde” denilerek, sözde bu kampanyay› bafllatanlarla aras›na s›n›r çizgisi çekerek kam-

panyaya kat›lanlar ise, burjuva muhalefetin sol kanad› olmaktan öte bir ifllev oynamamaktad›r. Bu kampanyaya destek veren liberal sol gruplar, “temiz ve ayd›nl›k Türkiye” özleminin do¤al bir sonucu olarak bu kampanyaya destek verirken, “çözüm devrimde ve sosyalizmde” diyerek liberallerle aras›na s›n›r çekmek isteyen, ama liberallerle fiilen kolkola yürüyen devrimcidemokrat ve melez ak›mlar, eyleme kat›l›fl gerekçelerini, bu kampanyay› devrimci hedeflere yöneltmek amac›yla, “yararlanmak” olarak formüle etmektedir. Ancak bu çevrelerin ihmal etti¤i “küçük bir ayr›nt›” var. Bu kampanya, bizzat burjuvazinin talimat› ve icazeti ile bafllat›lm›flt›r ve neredeyse tüm düzen partileri taraf›ndan desteklenece¤i aç›klanan bir kampanyad›r. Devrimci hareketin ba¤›ms›z insiyatifiyle bafllamad›¤› gibi, ba¤›ms›z bir varl›k da gösterememektedir. Dolay›s›yla da, kampanyaya burjuvazinin damga vurmas›n› önleyememektedir. Denilebilir ki, devrimci gruplar, kendi ba¤›ms›z etkinlikleri ile eylem koymakta, dolay›s›yla da yerel düzeyde kendisi ile burjuva çevreler aras›ndaki fark› burada somutlamakta ve bu ölçüde y›¤›nlar›n devrimci bir politizasyonunu sa¤lamaktad›r. Bu do¤ru olsa bile, bu türden yerel etkinlikler, birnicisi s›n›rl› bir kitleyi harekete geçirmekte; ikincisi, bu yerel etkinlikler genifl y›¤›nlar nezdinde kampanyan›n rengini de¤ifltirememekte, üçünsü ve en önemlisi de, bu kampanyay› yürüten gruplar, meflruluk d›fl›na düflmemek kayg›s› ile, politik olarak geri bir pozisyonda bulunmaktad›r. As›l önemlisi ise, bu türden yerel etkinlikler, genifl y›¤›nlar nezdinde, en az›ndan ulusal çapta devrimci bir seçene¤i güncellefltirmedi¤i ölçüde, k›smen gruplar›n kitle te melini güçlendirse bile, devrimci önderlik krizinin çözülmesinde bir basamak olamamaktad›r. Hatta genelde y›¤›nlar›n devrimci harekete dönük güven bunal›m›n› art›rmaktad›r. Bu türden durumlarda, devrimci militanlar›n kafalar›n› meflgul eden di¤er bir soru, “devrimci önderlik olmad›¤›na, ba¤›ms›z bir politik etkinlik gösterilemedi¤ine göre, burjuvazi taraf›ndan gündeme getirilse, onlar da içinde yeralsa bile, devrimci hareketi de ilgilendiren bir sorunda, devrimci hareket bu türden etkinliklere ilgisiz mi kalmal›, meydan› tümüyle burjuvaziye mi b›rakmal›?” seklinde gündeme gelmektedir.

Burada iki noktan›n alt› çizilmelidir. Birincisi, burada, bu türden etkinliklere flu veya bu düzeyde kendi ba¤›ms›z politikas› ile kat›l›p kat›lmama sorunu tart›fl›lmamakta. As›l anlafl›lmas› gereken, proletaryan›n ba¤›ms›z bir politik hareketi yarat›lmadan, her türden haks›zl›¤a karfl› burjuvazinin bafllatt›¤›-içinde yerald›¤› bir hareketten, genel bir kural olarak, egemen s›n›f›n kazançl› ç›kaca¤›n›n bilincinde olmakt›r. Kuflkusuz, bu tespit, umutsuz bir durumla yüzyüze oldu¤umuzu de¤il, bu türden giriflimlerde bile baflar›n›n zorunlu koflulunun, devrimci bir önderli¤in olmas› ve devrimcilerin tüm dikkatlerini böyle bir önderli¤in yarat›lmas›na yo¤unlaflt›rmalar› gerekti¤ini ortaya koyar. Gereksinimi duyulan önderli¤in yarat›lmas› ise, ne burjuvaziyle birlikte ortaya konulan y›¤›nsal kampanyalarla, ne de tek tek gruplar›n veya blok halinde devrimci grup ve çeverelerin, zaten s›n›rl› bir etkinin ötesine geçmeyen kitle seferberli¤i içinde yarat›labilir. ‹htiyaç duyulan önderlik, böyle bir önderli¤in gereklili¤inin bilincinde olan komünistlerin, devrimci militanlar›n ba¤›ms›z etkinli¤i ile, sadece onlar›n baflaraca¤›, amaç ve ilkelerde netleflerek, bu amaç ve ilkelerin ›fl›¤›nda belirlenen bir öncelikler dizisini yaflama geçirecek bir haz›rl›k faaliyetinin sonucunda yarat›labilir. ‹kincisi ise, böyle bir kampanyaya kat›l›rken, ba¤›ms›z bir politik perspektife sahip olmak gerekir. Ba¤›ms›z politik perspektif, kendini hem gündeme getirilen fliarlarda, hem de eylem zemini ve biçimlerinde ortaya koymal›d›r. Örne¤in, eylemlerde burjuva devleti de¤il de, “susurluktaki devleti”, “çeteleflmifl devleti” hedefleyenler, “demokratik, adaletli” bir devleti, bugünkü devletin alternatifi olarak sunanlar, ne yaparlarsa yaps›nlar burjuvazinin platformunun d›fl›na ç›kamazlar. Bu taleplerle gündeme gelen bir etkinli¤in, sokakta m›, yoksa evde ›fl›k söndürerek mi yap›ld›¤› burjuvazi aç›s›nda ciddi bir farkl›l›k tafl›mamaktad›r. Çetelerin lanetlendi¤i, parlamentonun, hükümetin, burjuva mahkemelerinin, yasal bir kurum olan MGK’nin meflrulu¤unun kabul edildi¤i bir etkinlikten burjuvazinin rahats›z olmas› için ne neden olabilir ki? Çünkü, burjuvazinin özlemi de, kendini zor durumda b›rakan “çeteli devlet” de¤il, burjuva egemenli¤ini, burjuvazinin yasal çerçevesinde sürdürülen kurumlaflmalarla, etkinliklerle koruyan bir devlettir. Devlet yap›s›nda reform özlem-

lerini koro halinde dile getiren burjuvazi, ayn› zamanda bu durumdan duydu¤u rahats›zl›¤› dile getirmektedir. Bu söylenenler ›fl›¤›nda, Demirel’in açt›¤› rejim krizi ile, “›fl›k söndürme kampanyas›n›n” ayn› zamana denk gelmesinin bir tesadüf de¤il, bilinçli bir plan›n yürürlü¤e konulmas› oldu¤u daha net görülebilir. Ayn› flekilde, önce ANAP’›n bu kampanyay› desteklemeyece¤ini aç›klamas›, ama MGK toplant›s›ndan sonra, gündemdeki reformlara katk›s› olaca¤› nedeniyle, kampanyaya destek verece¤ini aç›klamas› da, basit kamuoyu bask›s› karfl›s›nda geri ad›m atma de¤il, uygulamaya konulan plan›n gere¤idir. Aç›kça konuflmak gerekirse, ne yapt›¤›n›n bilincinde olan liberal solu bir yana b›rak›rsak, devrimci hareket, bu geliflmeleri isabetle de¤erlendirecek, ne politik bak›fla, ne de gereklerini yerine getirme konusunda politik basirete sahiptir. Ciddi bir politik ve örgütsel t›kan›kl›kla yüzyüze olan devrimci hareket, görünüflte hiçbir fley yokmufl gibi, durumdan memnundur, hatta yeni f›rsatlar yakalaman›n sevinç 盤l›klar› ile mevcut kampanyaya destek vermektedir. Proletaryan›n ba¤›ms›z bir özne olarak s›n›f savafl›m›nda yeralmad›¤› sürece, bu türden kampanyalar›n sonuçta burjuva manipülasyonuyla, burjuvazinin ifline yarad›¤›n› hissetse bile, aç›kça dile getirmemekte, sözde öncü partileri veya ilan etmeye haz›rland›klar› öncü partileri ile, nerede hareket orada bereket anlay›fl›yla, mevcut kampanyadan yararlanacaklar› hevesiyle olaylar›n içine bal›klama atlamaktad›r. Bu koflullar, devrimci bir önderli¤in inflas› için çaba gösteren komünistlerin, “›fl›k söndürme kampanyas›” gibi etkinliklere karfl› tutumunu da ortaya koymaktad›r. Komünistller, bu türden etkinliklere kategorik olarak karfl› bir tutum al›rken; bu etkinliklere devrimci hareketin genifl kesimlerinin kat›ld›¤›n› da dikkate alarak, varofllarda, iflyerlerinde gösterilen her türden kitlesel etkinlik içinde kendi ba¤›ms›z fliar ve tutumlar›yla yer almal› ve bu çerçevede di¤er devrimci çevrelerle ortak tutumlar gelifltirmeye çaba harcamal›d›r. Amaç, ba¤›ms›z devrimci önderlik gereksinimini kampanyaya kat›lan devrimci militanlar nezdinde bilince ç›karmak, yerel düzeyde de olsa iliflkilerini politize etmek, yeni güçler kazanmak ve bu zeminde örgütlülü¤ünü gelifltirmektir. J


3

Say›: 16 P Ekim ‘97

Emek’in Derdine De Bak!

Korktu¤unuz Bafl›n›za Gelecek “Saatli Bomba” Patlayacakt›r! U

'nin, Genelkurmay'›n, dolay›s›yla da MGK "hükümetin memuru statükosundaki" generallerin, Bat› Çal›flma Grubu'ndan bafllayarak savc›l›klar›n görevlerine kadar çeflitli konularda hükümete emir dikte etmesine Emek Gazetesi çok bozulmufl; manfletinde, "Bunlar devletin sahibi mi, memuru mu" diye soruyor. Emek'in bu haberinden murad›, bu görünümün çeliflkisinden yola ç›karak generallerin ve hükümetin konumlar› hakk›nda okurlar›n› bilinçlendirme oldu¤u san›lmas›n. ‹stanbul mahreçli bu haberi okuyunca da, "üst düzey askeri yetkililer"in ve Mesut Y›lmaz'›n çeflitli aç›klama ve konuflmalar›n›n derlemesinden var›lan sonuçla, Emek'in, "demokrasi" ad›na hay›fland›¤›, üzüldü¤ü ve biraz da hükümete sitem etti¤i sezinleniyor. Harp Akademileri'ndeki ö¤renciliklerinden k›ta hizmetlerine bafllamalar›na, TSK‹ç Hizmet Kanunu'ndan maafllar›n›n ödenmesi ve artt›r›lmas›na kadar burjuva devlet hiyerarflisindeki bir "memuriyet" statükosundan, anlafl›lan, Emek'in ufkuna giren, sivil otoritenin emrindeki bir memur tayfas›n›n hizaya sokulmas› ihtiyac›... Ha gayret Emek yazarlar›; biraz daha liberal sulara yelken açmak suretiyle Özal'›n flort-tiflortla askeri birlik denetlemesindeki "demokratik ruhu" keflfedebilir, bir zamanlar›n "Genelkurmay Baflkan›'n›n Meteoroloji Genel Müdürü'nden ne fark› var" tart›flmas›n› yeniden bafllatabilir ve hatta Devlet protokolündeki yeri hakk›nda bir kampanya dahi bafllatabilirsiniz. Türkiye demokrasisi sizden bunu bekliyor.

“Senin Derdin Dert midir?”

luslararas› kapitalist sermayenin önde gelen sözcülerinden, The Economist dergisinin ifadesi ile, “kapitalizmi kutlamak ve birbirlerini finans piyasalar›n›n gündemde olan zorluklar›n›n kal›c› bir öneme sahip olmad›¤› konusunda temin etmek” gibi ikili amaçla, Hon Kong’da toplanan IMF ve Dünya Bankas›’n›n ortak toplant›s›nda bir konuflma yapan IMF Baflkan› James Wolfenson, yeryüzünde zenginlerle yoksullar aras›nda giderek büyüyen uçurumu, patlamaya haz›r bir saatli bombaya benzetti. Wolfenson, dünya kapitalist sistemindeki bir dizi “olumlu” göstergeye iflaret ettikten sonra, flunlar› eklemeyi de ihmal etmedi: “Ancak bu olumlu geliflmelere ra¤men sefalet ve yoksulluk da art›yor. ‹nsanlar›n önemli bir bölümü için barda¤›n tümü bofl durumunda. Bir saatli bomba ile yan yana yafl›yoruz. Gerekli önlemleri almazsak bu bomba çocuklar›m›z›n yüzlerine patlayabilir. Halen dünyam›zda 2 milyar insan günde 2 dolarla geçinmektedir. E¤er gerekli önlemleri almazsak, 30 y›l sonra günde iki dolarla yaflayanlar›n say›s› 5 milyara ç›kacakt›r.”(Cumhuriyet, 24 Eylül-1997) Dünya ölçe¤inde, kapitalist egemenli¤i tedirgin eden bu geliflme, tek tek ülke ölçe¤ine inildi¤inde daha bir somutluk kazan›yor.Yine ayn› gün, gazetelerde ç›kan bir haber, bu saatli bomban›n patlamaya haz›r oldu¤u ülkelerin bafllar›nda Türkiye’nin oldu¤unu ortaya koyuyor.

ÇALALIM Burjuva yazarlar, topluma umut, heyecan afl›lamaya çal›fl›yorlar. Biliyorlar ki, ezilenler umutlar›n› keserse bu düzenden, onlar›n ekmek kap›lar› da kapanacak. O yüzden köflelerinden ça¤r›lar yükseltiyorlar iflçilere: Temiz toplum isteyin, hukuk devleti, yarg› reformu isteyin! E¤itim sekiz y›la ç›kart›ls›n, ç›kart›ls›n ki sizin ve çocuklar›n›z›n beyinlerine daha iyi iflleyelim köleli¤inizin ideolojisini.

ÖDP

‹stanbul ‹l Kongresi'ndeki geliflmelerden birisi, kongre sonuçlar› kadar önem tafl›yor. Bu partinin il kongresi delegeleri aras›ndaki "devrimci ve solcular" taraf›ndan verilen, "Olas› bir seçimde, garnizon partileri ile ittifak yap›lmamas› önergesi" reddedildi. Böylece "Özgürlük ve Dayan›flma"n›n bayra¤›n› TBMM'ye dikme hayali görenlerin, burjuva medyas›n›n haz›r fliflirdi¤i CHP'li, DSP'li, ÖDP'li "zeytin dal›" balonlar›n›n muhtemel "saylavlar"›ndan olmay› dert edinenlerin korkusu da giderilmifl oldu. Kürt sorunuyla ilgili olarak verilen "ateflkes-siyasi" çözüm önerileri içeren bir baflka önerge ise, delegelerin az›nl›¤›n›n oylar›yla kabul edildi. Kongre sonucunda, "Garnizon partileriyle ittifak"a "evet" ya da "hay›r" diyen, adlar› Sosyalist Demokrasi ‹çin Yeniyol, Sosyalist Emek ‹nsiyatifi, ‹flçi-Emekçi Listesi, Özgürlükçü Sol v.b. olan gruplar tam bir uzlaflmayla ‹l Yönetim Kurulu'nu oluflturdular.

Burjuva yazarlar, umut afl›lamaya çal›fl›yorlar ezilenlere. Yak›n, söndürün ›fl›klar›n›z›! Ifl›klar›n›z› söndürün ki, bizim dünyam›z sönmesin, bafl›m›za y›k›lmas›n. Adalet isteyin, “çeteleri yarg›latal›m”. Adalet isteyin ki, bizim burjuva mülkiyetimizin temelini birlikte sa¤lamlaflt›ral›m. Burjuvazi, yüzy›llard›r bunu yap›yor. Ezilenleri kendi arkas›nda saf tutmaya ça¤›r›yor. Frans›z Devrimi’nde de böyle olmufltu, paylafl›m savafllar›n›n siperlerine yoksullar›n, emekçilerin

Türkiye Genç ‹fladamlar› Derne¤i’nin, 1994 y›l›na ait gelir da¤›l›m rakamlar›na dayanarak yapt›¤› araflt›rmaya göre, Türkiye servet-sefalet kutuplaflmas›nda, Bezilya ve Malezya’dan sonra üçüncü s›rada yeral›yor.TÜG‹AD araflt›rmas›na göre, toplam gelirden % 54.9 pay alan en yüksek gelir sahibi % 20’nin, toplam gelirden % 4.9 pay alan en düflük gelir sahibi % 20’nin 11.2 kat› gelir elde etti¤i belirtiliyor. Ayn› araflt›rmaya göre, Brezilya’da sözkonusu de¤erin 32.1, Malezya’da ise 11.7 oldu¤u belirtiliyor. Öte yandan, bu oranla Türkiye, servet-sefalet kutuplaflmas›nda Hindistan ve Pakistan’a göre daha ön s›ralarda yeral›yor. Ayn› araflt›rma, Türkiye’de bölgeler aras›nda, bu kutuplaflmada bafl› Marmara Bölgesi çekiyor. Marmara Bölgesi’nde, en yüksek gelire sahip % 20’lik bölüm, en düflük gelire sahip % 20’ye oranla 14.2 kat daha fazla gelir sahibi. Gerek dünya burjuvazisinin, gerekse Türkiye burjuvazisinin, mevcut nesnel ortamdan korkular›n›n yersiz olmad›¤›n› bu gerçekler yeterince ortaya koyuyor. Ancak, komünistler, nesnel gerçeklerin kendili¤inden, saatli bombay› patlatmayaca¤›n› bilecek kadar da tarih ve s›n›f bilincine sahip olduklar› için, bombay› patlatacak bir öznenin yarat›lmas›n›n belirleyici önemde oldu¤unu biliyorlar. Bu bilinçle, kapitalizmin ebedili¤ini ilan eden burjuvazinin yalanlar›n› sürekli teflhir ederken, as›l sorumlulu¤un kendi üzerinde oldu¤unu ›srarla yineleyecek ve bunun gerekle-

girmesini istedi¤inde de... Ancak 80 y›l önce, tarihin ak›fl›n› de¤ifltirdi proletarya! Rusya’da ezilenler, Bolflevikler’le birlikte korku sald›lar burjuvazinin yüre¤ine. O gün bugündür, her y›l›n Kas›m ay›nda, yüre¤i a¤z›na gelir burjuvazinin. 80 y›l önce devrilen atalar›n›n ac›s›n› ta derinden hissederek, unutmaya, unutturmaya çal›fl›r o büyük günü, Büyük Ekim Devrimi’ni! Biz unutmuyoruz. Paris’ten Macaristan’a, Vietnam’dan Küba’ya, Arnavutluk’a muzafferiyle, ma¤lubuyla; bütün devrimlerimizle... Che’lerimiz, Mustafa Suphi’lerimiz, Deniz’lerimizle... Kamo’lar›m›z, ‹bo’lar›m›z, Mahir’lerimizle... 15-16 Haziran’la, Tarifl’le, Gazi Ayaklanmas›’yla hat›rl›yoruz. ‘96 1 May›s’›yla hat›rl›yoruz, hat›rlat›yoruz dünyan›n sars›ld›¤› günü... Ve, bugün hayk›r›yoruz hep bir a¤›zdan ve ilk günün heyecan›yla: Devrimci Partiyi Kuraca¤›z, Yeni Ekimler Yarataca¤›z!


4

Say›: 16 P Ekim ‘97

Yine “Bir Dakika Karanl›k Kampanyas›”

Geçen Bir Y›l›n Muhasebesi Ve Solun Vazgeçemedikleri Á

Bafltaraf› 1. Sayfada

zas› burjuvazinin yarar›na olmufltur. Kendisi için duydu¤u düzenleme ihtiyac›n›, toplumun tüm kesimlerinin gündemi haline getirip tart›flt›rm›fl, “temizlik” ihtiyac›n›n giderilmesinde önemli bir kesimi harekete geçirmifl, en az›ndan ezilenlerin ve devrimcilerin kendi gündemlerinin takipçili¤ini yapmas›n› önlemeyi baflarm›flt›r. Bugün, yeniden bafllayan “sürekli ayd›nl›k için bir dakika karanl›k” eylemine, RP ve DYP’nin kat›lmamas› yönündeki tepkiler tam da burjuvazinin baflar›s›n› ortaya koyuyor. “Kimin yarar›na?” sorusuna bu cevab› verdikten sonra, bunun hangi yollarla, nas›l gerçekleflti¤ine de bakabiliriz. Susurluk kazas›n›n ard›ndan komünistler, “temiz toplum”, “temiz siyaset”, “devletin çeteleflmesi”, “devletin çetelerden temizlenmesi” saptama ve hedefleri karfl›s›nda, burjuvazinin temizlik anlay›fl›n›n, düzenin, devrimcilerden ve s›n›f›n siyasal eyleminden, düzeni tehdit eden dinamiklerden “temizlenmesi” oldu¤unu vurgulam›fllard›. Burjuvazi, kazan›n ard›ndan, devletin çetelerden temizlenmesi gerekti¤ini öne ç›kartarak, sonuna kadar gidilece¤i mesaj›n› vermifl, birbiri arkas›ndan h›zla ortaya ç›kan itirafç›lar, geçmiflteki faili “meçhul” cinayetleri, çetelerin iflledi¤ini ortaya koymufl, toplumu “ayd›nlatm›fllar”d›. Burjuvazi art›k toplumun temizlenmesini istiyordu ve gaza basm›flt›; devrimciler bu gazla bir y›ld›r idare ediyor. Y›llard›r vurgulad›klar›n› söyledikleri gerçeklere, kendileri de inanm›yor olacaklar ki, devrimciler de çetelerin yarg›lanmas› için kampanyalara, liberallerle birlikte en ön saflarda kat›ld›lar. Ya da y›llard›r söyledikleri fley, demokratik bir devlet istemeye hizmet ediyordu, devrime de¤il. Susurluk kazas›ndan hemen sonra, Maya’n›n Aral›k say›s›nda, “Siyasal skandallar hangi koflullarda devrimci f›rsatlar› do¤urur” bafll›kl› yaz›m›zda, bir yandan bu tür geliflmelerin devrimci f›rsatlar do¤urabilece¤ini biz de kabul ederken, öte yandan bunun kendili¤inden bir geliflme de¤il, bu olaylar› devrimin hanesine yaz›lacak tarzda ele alan, bu do¤rultuda faaliyet yürüten bir devrimci partinin varl›¤› koflullar›nda, bu f›rsatlar›n devrime yolaçabilece¤ini yazm›flt›k. Kazan›n oldu¤u döneme bakt›¤›m›zda, ortaya ç›kan devlet-mafya-siyaset iliflkilerinin devrimci bir y›¤›n hareketinin bas›nc›yla ortaya ç›kar›lmad›¤›n›, ortaya dökülen bütün bilgilerin de burjuva devletin çeflitli kurumlar› ve görevlileri taraf›ndan s›zd›r›ld›¤›n› ve devrimci hareketin de bunlar›n üzerine atlad›¤›n› görüyoruz. Bu durumda devrimci hareket, burjuva bas›n›n, tekellerin ve sermayenin hizmetinde oldu¤unu teflhir etmekle birlikte, bunun ne demek oldu¤unu anlamayan bir biçimde, burjuva bas›n taraf›ndan ortaya saç›lan bilgilere dört elle sar›ld›. Do¤u Perinçek hayat›n›n en popüler dönemini yaflad›. Ortaya att›¤› iddialarla, solun hergün kulak kabartt›¤› bir dönem geçirdi. Burjuvazinin istedi¤i de bundan baflka birfley de¤ildi. Devrimciler, ortaya ç›kan bu “f›rsat”›n üzerine atlay›p, niyetlerinden ba¤›ms›z olarak bu gündemin topluma tafl›nmas›na, canl› tutulmas›na arac›l›k ettiler. Sivas, Çorum, Marafl, 16 Mart, Bahçelievler katliamlar›n›n sorumlular› “bulundu”. Kirli siya set ve mafyadan kazan›lan para, temiz ve dürüst kapitalistlerle, bunlar›n iflçileri taraf›ndan mahkum edildi. Devrimciler, mafyac›lar›n ne kadar kötü oldu¤unu, bunlar›n devlet içine s›z›p devleti çetelefltirdi¤ini, “kirli savafl›” finanse edenlerin bu çeteler oldu¤unu amans›zca “teflhir” ettiler. Solun bir k›sm›

devrim hedefine, bir k›sm› ise “devletin demokratiklefltirilmesi” hedefine ba¤layarak “çetelere karfl› mücadele” ortak zemininde bulufltular. Siyaset bu zemine tafl›nd›¤› zaman, devrimcilerin liberallere kan vermesi kaç›n›lmaz hale geldi. Bizim söyledi¤imiz de tam buydu. Burjuvazinin temizlik hedefinin, devrimcileri önce düzeniçine çekerek ehlilefltirme, buna karfl› duranlar› da yoketme hedefinin önemli bir parças›yd› bu buluflma. ÖDP, burjuva bas›n taraf›ndan öne ç›kar›l›p parlat›ld›. Parlat›ld›kça düzene yamanmas› da artt›. fiiddetin her türlüsüne karfl› oldu¤unu çeflitli vesilelerle ilan ederken, devrimcilere olan mesafesini açmakta da hayli yol ald›. Bu arada, 96 Kas›m’›ndan itibaren, “temiz toplum” içerikli eylemlerde polisin tavr› da dikkat çekiciydi. Kortejlerin bölünmesine yönelik olarak bir kaç kez üst aramas›ndan geçirme, her türlü malzemeye el koyma vb. tutumlar› son derece pervas›z bir hal almaya bafllam›flt›. Ama olsun, devrimciler düzeni teflhir edeceklerdi ya; bunun için üstlerini aratsalar da, politik kimliklerini d›flar›da b›raksalar da alana girebiliyorlard› ya, önemli olan buydu. Aral›k ay›ndan itibaren Devrimci Parti Güçleri, mitinglerde üst aratmama tutumunu bir politik tutum olarak öne ç›karmaya bafllad›. Bundaki amaç, devrimcileri kap›ld›klar› bu demokrasi, temiz toplum, temiz siyaset furyas›na karfl› uyarabilmek, en az›ndan devrim ve sosyalizm hedefinde ›srarl› olduklar›n› söyleyenlerle birlikte devrimci duruflta ve düzenin oyununa gelmeme yönünde bir kararl›l›kta ortaklaflmakt›. ‹lk olarak 5 Ocak’ta, Ankara’daki Türk-‹fl mitinginde Devrimci Parti Güçleri ve Al›nteri kortejleri, birlikte polisin oluflturdu¤u arama barikat›n› yar›p geçtiler. Bunun ard›ndan, S‹P’in düzenledi¤i 19 Ocak mitinginde, yine bu tutumun propagandas›n› yap›p, mümkün oldu¤unca genifl bir çevreyle bu tutumda ortaklaflma çabas› içinde oldular. Ancak bunda baflar›l› olunamad›. S‹P’lilerin de yard›m›yla, eylemin “güvenli¤i” sa¤land›, “provokasyona” izin verilmedi. S‹P, bu eylemi düzenlerken, solun sesini güçlü bir biçimde duyurmay› hedefledi¤ini söylüyordu, ancak buradan yükselen ses, hiç de devrimin, komünizmin sesi olmad›. Tam tersine, düzene verilen tavizlerin karfl›l›¤› olan bir uzlaflman›n sesiydi, buradan yükselen. Komünizmin sesi ise bo¤ulmaya çal›fl›lm›flt›. Bu dönemde, devrimci hareket içinde, üst aratmama tutumuyla ilgili tart›flmalar da yaflan›yordu. Örne¤in K›z›l Bayrak gazetesi, 19 Ocak eylemi için oluflturulan haz›rl›k komitesinde, üst aratmama tutumunu savundu¤u için, Al›nteri gazetesini “provokatif tutum” almakla elefltiriyordu. Akflamlar› yap›lan “bir dakika karanl›k” eylemlerinde devrimci çevreler, devrim hedefini ve düflman›n kim oldu¤unu unutmuflças›na birbirlerinin sloganlar›n› ve pankartlar›n› engelleme yar›fl›na giriflmifllerdi. Düzen aç›s›ndan ne büyük saadetti bu! Karanl›k eylemleri bu seyir içinde geliflirken, tam da Gazi Ayaklanmas›’n›n y›ldönümüne bir hafta kala, “bir dakika karanl›k” eylemlerine burjuva gazeteler taraf›ndan son verildi. Korkuyorlard›, ya karanl›k eylemlerine kat›lanlar, Gazi’de olanlar› hat›rlay›verirlerse ne olurdu? Korktuklar› bafllar›na gelmedi. Gazi’nin anmas›nda, devrimciler kendi ast›klar› devrimci örgüt pankartlar›na sahip ç›kamad›lar, bu pankartlar› asmay›, gür sesle savunamad›lar. Bütün bunlar, ayn› zamanda yaklaflan 1 May›s’›n nas›l olaca¤› hakk›ndaki ipuçlar›n› da sunuyordu. ‘96 1 May›s’›nda kitle hareketindeki sinyal-

lerden ders alan burjuvazi, bu sene ayn› olaylara meydan vermemekte kararl›yd›. Kendisine, umdu¤undan fazla yard›mc› buldu. Liberaller, “bar›flç›l 1 May›s” kutlamas› için ilanlar verdiler. Devrimciler ise, düzenin engellemesinden çok, kendi gözba¤lar› nedeniyle ‘97 1 May›s’›n› devrimci 1 May›s olarak kutlayamad›lar. Daha öncesinden bafllayan geri düflüfl, 1 May›s’la da sürdü. Bu, 1 May›s de¤erlendirmelerine de yans›d›. Birçoklar›, kendi baflar›s›zl›klar›n› kabul etmekle birlikte, bu baflar›s›zl›¤›n sebebi olarak kitle hareketindeki geri çekilmeyi gösterdiler. Böylece hatalar› düzeltmenin yolunu da t›kam›fl oldular. Çünkü kitle hareketindeki geri çekilme tespiti yap›ld›¤› andan itibaren, yap›lacak fley, yeni bir kitle hareketi beklemekten baflka birfley olarak tarif edilemiyordu. 1 May›s’tan sonra, ölüm oruçlar›n›n y›ldönümünde panel ve söylefliler d›fl›nda anma ad›na ciddi birfley yap›lmad›. KESK mitingleri de, devrimci ha reket ad›na bir umut vaadetmiyordu. Düzenin sindirme harekat› ad›m ad›m gerçekefliyor, devrimcilerin eyleme kat›l›fl tarz› adeta “ben de var›m” demenin ötesine geçemiyordu. Polisin sald›rgan tutumuna ra¤men, devrimciler, bu mitingler hakk›nda olumlu de¤erlendirmeler yapabilmifllerdi. Süreç, fleriat-darbe tart›flmalar›yla ilerledi. Devrimci hareket her zaman oldu¤u gibi, somut politikada ortak bir politik platformda bulufltu: “Ne fleriat ne darbe” diyerek burjuva demokrasisine raz› olduklar›n› belirtip, dolayl› yoldan darbecilerin arkas›nda hizaya geçmifl oldular. Darbecilerin, darbeden bekledikleri de bundan baflka birfley de¤ildi. Sol, darbe olur mu olmaz m› diye tart›fl›rken, darbe rejimi yürürlü¤e girdi. Anasol-D hükümeti MGK’n›n deste¤iyle iktidara geldi. Bu, burjuva medyan›n tecrübeli ve s›n›f bilinçli köfle yazarlar› ve bilumum siyasetçileri taraf›ndan da ortaya konulan bir gerçektir. Bu sürecin ard›ndan, sol hareketin bir k›sm›, Susurluktan bugüne gelen süreci de¤erlendirirken, asl›nda burjuvazinin düzenini reforme etmek için bu kazadan yararlanmay› baflard›¤›n›, devrimcilerin bunu göremedi¤ini ortaya koymaya çal›flt›. Ancak bunun ard›ndan gösterilen hedef, ortaya konulanlardan hiç de ders ç›kar›lmad›¤›n› da gösteriyor. Devrimci hareket, Susurluk kazas›n›n üzerinin örtülmemesi için canla baflla çal›fl›lmas› mesaj›n› veriyor. Bugün gelinen noktada bizzat burjuvazi taraf›ndan “sistem tart›flmas›” gündeme getiriliyor. Cumhurbaflkan› dahil herkes, sistemin tart›fl›lmas› için kollar› s›vam›fl durumda. Demokratik rejim, adil yarg›, fleffafl›k vs. tart›flmalar› ayyuka ç›km›fl durumda. Temiz toplum hedefini, toplumun geneline maletmeyi baflaran burjuvazi, flimdi yeni bir “bir dakika karanl›k” eylemi furyas›yla ayn› oyunu tekrar oynama çabas›nda. Tüm bu olan bitene bugünden bakt›¤›m›zda, devrimci hareketin kendi gündemine yo¤unlaflmas› n›n, daha do¤rusu öncelikle kendi gündeminin ne oldu¤unu tespit etmesinin hayati önemine iflaret etmek gerekiyor. ‹leri ç›kamayanlar›n geri düflece¤i saptamas› bugün yak›c› bir biçimde kendini ortaya koyuyor. Biliyoruz ki devrimciler, tüm bu “temiz toplum”, “temiz siyaset”, “bir dakika karanl›k” kampanyalar›na devrim hedefi için kat›ld›lar. Ancak devrim hedefi yolunda, bugünkü vazgeçilmez öncelik, devrimci partinin yarat›lmas›d›r. Bu hedefe yo¤unlaflmadan, bu görevi baflarmadan ortaya ç›kan hiçbir geliflme, devrimcillerin yükünü hafifletmeyecek, onlar›n görevinin aciliyetini ortadan kald›rmayacakt›r. ‹leri ç›kmak için muazzam f›rsatlar sunan bir dönem daha bu flekilde heba edilecek, bir tren daha böylece kaçm›fl olacakt›r. J


5

Say›: 16 P Ekim ‘97

Bir Kere Daha Uyar›yoruz:

30 Kas›m Say›m› Fiflleme Operasyonudur o Komünistlere ve devrimcilere aç›ktan a盤a düflmanl›k kusan burjuva gazetelerinin ve kalemflörlerinin ellerini o¤uflturarak destekledikleri nüfus ve seçmen kütü¤ü say›m›n›n, fiflleme operasyonundan baflka birfley olmayaca¤›n› kan›tlayan beklenti ve uyar›lar›, özellikle emekçi semtlerinde ve Kürt illerinde «say›m organizasyonuna» siyasi polisin ve özel timlerin de efllik etmesinin sürpriz olmayaca¤›n› ortaya koyuyor.

"B

urjuvazi.... öne ç›karmadan sinsice uygulad›¤› nüfus say›m› plan› ile sald›r›y› çok yönlülefltiriyor. Devrimci hareketin uyan›k davranmas›, sadece düzenin politik sald›r›s›n› teflhiriyle yetinmemesi, parlamenter avanakl›klar›yla düzeniçi konuma iyice yerleflmeye çal›flan liberal tasfiyeci solun da gerçek kimli¤ini sergileyecek politik tutum gelifltirebilmesi gerekiyor." Geçen say›m›zda «Nüfus Say›m› De¤il Fiflleme»bafll›kl› yaz›m›z› bu cümlelerle bitirmifltik. O günden bugüne kadar geçen süre gösterdi ki, sistem, liberallerin gerçek kimliklerini sergilemelerini kolayl›kla sa¤layacak, ama devrimci hareketin «uyan›kl›¤›n›» sa¤lamak o kadar kolay olmayacak. Legal partilerin, özellikle de ÖDP ve HADEP'in, fiflleme sopas›n›n önündeki «seçmen kütü¤ü» havucuna fit oldu¤u, "aman 30 Kas›m'da fifllenmek için evinizde bulunun" türü aç›klamalarla anlafl›l›yor. EMEP'in «yasal ve demokratik mevziler» aflk›na, S‹P'in de Siyasi Partiler Yasas›'ndan icazetlili¤in bedeli olarak fiflleme operasyonuna karfl› bir tav›r gelifltirmeleri beklenmiyor. Devrimci hareketin hemen tamam›na yak›n›n›n ise, «çetelere» ya da «çeteleflen devlete» karfl› «Susurluk/karanl›k eylemlerine» ç›karken, diktatörlü¤ün emekçilerin ve devrimcilerin çetelesini tutma plan›na uyanamad›klar› da anlafl›l›yor. Düflman, MERN‹S Projesi'yle birebir eflgüdümünü sa¤lad›¤› 30 Kas›m say›m›n›, tam bir fiflleme operasyonuna dönüfltürme konusunda haz›rl›klar›n› tamamlad›. ‹htiyaç duydu¤u rötufllar› ise, biraz da «meflruiyetini sa¤lamak» amac›yla medyaya da s›zd›rarak gerçeklefltiriyor. Buna göre, 30 Kas›m Fiflleme Operasyonu'nun kapsam› ve organizasyonunun detay say›labilecek ayr›nt›lar›n› da tart›flarak gözden kaçan herhangi birfleyin kalmamas›na u¤rafl›yor: «Say›m» s›ras›nda birden fazla ekibin görev almas›, bir ekip seçmen kütükleri ile ilgiliyken bir di¤erinin Merkezi Nüfus ‹daresi Sistemi (MERN‹S)'in operasyonel ifllevini görmesi... Fiflleme bilgileri aras›nda parmak izine göre daha «kesin ve de¤iflemez» olan göz rengi (kornea tabakas›) bilgilerinin yaz›lmas›... «Etnik köken, ana dil» tespiti... Daha sonra üzerinde çal›flmayla mükemmellefltirilebilecek bir «bilgisayarl› sicil otomasyonu» ile ilgili bafllang›ç için gerekli verilerin toplanmas›... Birkaç da «sosyal devlet» çeflnisi: Özürlülerin tespiti, sa¤l›k, konut, e¤itim v.b.'leri hakk›nda istatistiki verilerin toplanmas›... Yukar›daki kapsam ve ayr›nt›lar›n bir k›sm›na devletin baz› kurumlar›, geçmiflte gösterilen baz›

tepkiler ve ifllevsizli¤i gibi gerekçelerle karfl› ç›karken, "Say›m"›n yasas› ç›km›fl olmas›na ra¤men, soru ve toplanacak verilerin kesin içeri¤i belirlenip aç›klanm›fl de¤il. Medyada burjuvazinin en mutemet sözcüleri denilebilecek isimler, sözkonusu operasyonun sa¤layaca¤› «teknik olanaklar›», ideolojik çerçevesini de gizlemeden aç›kça yaz›p çiziyorlar ve ilan ediyorlar; devrimci hareketin yay›nlar›nda ise, bu konuda tek bir sat›rla bile de¤inme yer alm›yor. Komünistlere ve devrimcilere aç›ktan a盤a düflmanl›k kusan burjuva gazetelerinin ve kalemflörlerinin ellerini o¤uflturarak destekledikleri nüfus ve seçmen kütü¤ü say›m›n›n, fiflleme operasyonundan baflka birfley olmayaca¤›n› kan›tlayan beklenti ve uyar›lar›, özellikle emekçi semtlerinde ve Kürt illerinde «say›m organizasyonuna» siyasi polisin ve özel timlerin de efllik etmesinin sürpriz olmayaca¤›n› ortaya koyuyor. «Seçmen Kütü¤ü» Derdindekilerle «Demografik Ça¤dafll›k» Kayg›s›ndakilere Küçük Bir Hat›rlatma Yukar›da da de¤indi¤imiz gibi, fiflleme operasyonunda yaln›zca «masum say›m memurlar›» görev almayacakt›r. Böylesi bir operasyonel atmosferde elde edilecek «istatistiki» verilerin «do¤ru», oluflturulacak seçmen kütüklerinin «sa¤l›kl›l›» oldu¤unu savunan ç›kar m›? Burjuva demokrasisinin kutsay›c›lar›n›n «adil» bir seçim için koflullardan birincisi kabul ettikleri seçmen listelerinin «sa¤l›kl›l›¤›» konusunda, Kürt illerinde bugüne kadar gerçeklefltirilen, sand›k bekçili¤ini özel timlerin, korucular›n yapt›¤› seçimler yeterli ipuçlar›n› vermiyor mu? En az›ndan her hane bafl›na bir üyesi askerlikten vergiye mükellefli¤ine bafl› diktatörlü¤ün yasalar›yla dertte olan varofllarda ve Kürt illerinde, «vatandafllar›n say›m›n›n ve seçmenlerin tespitinin» ola¤an koflullarda gerçeklefltirilece¤ini savunabilen olur mu? Bir ad›m ötesinde, bu koflullar alt›nda sa¤lanacak demografik bilgilerin, burjuva siyasetçi, sosyolog ve nüfus bilimciler taraf›ndan gerici, flovenist tezlerinde kullan›lmayaca¤›n› düflünmek safdillik de¤il midir? Bu sorular›, muhataplar› olan «demokratik Türkiye» sevdal›lar›yla ve yasal icazetlili¤in k›skac›ndakilerle tart›flmak diye bir derdimiz yok. Üstelik onlar›, fiflleme operasyonunun fark›na var›p da buradan «diktatörlü¤ün demokratik bir rejimle alafla¤› edilemedi¤i durumda ve ilerleyen teknolojinin de sayesinde yak›n bir gelecekte» neler olabilece¤ine dair besledikleri bilim-kurgu öyküleriyle yar›flan korkular›yla; burjuva yasall›¤›na s›¤man›n bedelleriyle

baflbafla. b›rakmakta yarar var. Derdimiz onlar›n yaratabilece¤i illüzyonlara ra¤men devrimcilerin uyan›k olabilmesi. Bu nedenle geçen say›daki uyar›m›z› tekrarl›yoruz: “Nüfus say›m›n›n seçimler bahane edilerek yap›lmas›n›n ard›nda, düzenin yeniden yap›lanma çabalar›, s›n›f›n devrimci kesimlerini ve bizzat devrimcileri tek tek fiflleme, düzenin adeta göremedi¤i, istedi¤inde bulamad›¤›, vergi vermeyen, nüfus kayd› olmayan, sigortal› olmadan çal›flan, say›s› küçümsenmeyecek kesimleri kontrol alt›na alma, düzen d›fl› kanallara ç›kmas›n› engelleme, kay›t d›fl› ekonomiyi kontrol alt›na alarak vergi boyunduru¤unu artt›rma gibi amaçlar vard›r. Düzenin bu sald›r›lar›, sadece devrimci kesimleri fiflleyerek, boyun e¤dirmeyi kapsam›yor. Liberal demokratlar›n, legalist tasfiyecilerin seçmen kitlelerinin artmas› niyetiyle bu gerici reform sald›r›s›na çanak tuttu¤u her geçen gün biraz daha gün ›fl›¤›na ç›kmaktad›r. Devrimciler ve komünistler; seçimlerin telafl›na kap›larak seçmenlerinin artmas›, kay›tlar›n›n tutulmas› telafl›yla uygulamaya çanak tutan reformist sola ra¤men uyan›k olmal›, bu uygulaman›n asl›nda hangi kamu kurulufllar›n›n isteyebilece¤i bilgiler sa¤lad›¤›n› öne ç›karmal›, buna karfl› bir politik tutum sergilemelidir. Bugün bile, herkesi “numaraland›rmak”tan bahsedenler, ileride bu numaralar›n önemli bir k›sm›n›n vergi, sicil veya sab›ka numaralar› olarak ifllerine yarayaca¤›n›, böylece göremedi¤i, kontrol alt›na alamad›¤› kesimler üzerinde de denetimini pekifltirece¤ini biliyorlar. Burjuvazi s›n›f tavr›n›, karfl› devrimcili¤ini ortaya koyuyor; buna flaflmamak laz›m. fiafl›lmas› gereken devrim taraf›n›n, devrimci kesimlerin fifllenmesine tutum almak yerine seçimler için a¤z› aç›k bekleyen, seçmen kayg›s›na düflmüfl, «kay›ts›zlar› da TC kimli¤iyle kay›t edelim» diye yan›p tutuflanlar›, dolayl› dolays›z desteklemesi, seyretmesidir. Burjuva devlet bir s›n›f egemenli¤iyse e¤er, bu devletin «tebaa»s›n› kay›t ettirmesi ona yard›m da¤›t›p, sebil hizmeti gerçeklefltirece¤inden de¤il, ikametinden vergisine kadar kay›t alt›na almak, sürdürmek istedi¤i egemenli¤e baflkald›r›lar› görüp denetleyebilme niyetindendir. Kapitalizmde sosyal haklar›n baflka türlü kazan›lamayaca¤› safsatas›, bu haklar›n kitlelerin mücadelesi ve zoruyla kazan›lmas›yla birlikte, masaya oturttu¤u burjuvazinin önüne koyaca¤› anlaflma metniyle; mücadele ve devrimci siyaset ile kazan›lan de¤il, bizzat burjuvazinin gerici reform olarak bahfletti¤i k›r›nt›lar› biribirinden ay›rdedemeyenlerin daha kötüsü bu k›r›nt›lar›n ard›ndaki sald›r› ve niyetleri görmeyenlerin a¤›zlar›nda sürekli çi¤nedikleri sak›z olacakt›r. Güçlü olan ortadaki pastay› göstere göstere kendi ç›karlar›na göre bölendir. Gücünü perçinleyen ise ortaklafla paylaflma niyetiyle ç›kanlar› ezip, kendine kalan pay›n küçüklü¤üne s›zlananlara, «ben kendi bo¤az›mdan kesip sizlere verece¤im» diye kendi büyük parças›ndan bir k›r›nt› vererek onlar›n tepkisini sindirip desteklerini geçici de olsa kazananlard›r. Burjuvazi darbeyle, fleriata karfl› «cihat»›n›, yeni bir laik hükümeti meflrulaflt›rmay›, kitle deste¤iyle birlefltirmeyi hedefledi¤i gibi, öne ç›karmadan sinsice uygulad›¤› nüfus


6

Say›: 16 P Ekim ‘97

K›s›r Siyaset, ‘Kamuculuk Ata¤›’ Do¤urdu “Ö

zellefltirme de¤il, kamulaflt›rma”, “K‹T’ler halk›nd›r sat›lamaz”, “Özellefltirmeye hay›r” gibi fliarlar, son y›llarda birçok grubun özellefltirme karfl›s›ndaki tutumlar›n› ortaya koyan ve öne ç›kar›lan fliarlar. Özellefltirme, s›n›f›n en önemli gündem maddesi olarak ele al›n›nca, bu gündem madde siyle ilgili olan fliarlar›n, daha s›k gündeme gelmesi de kaç›n›lmaz oluyor. Özellefltirme, burjuvazinin gündemi aç›s›ndan gerçekten de önemli bir bafll›k. Üretimin örgütleniflinde dünya çap›nda ortaya ç›kan geliflmelerin bir sonucu olarak, bir yandan teknolojik geliflmenin art›fl›, öte yandan; teknolojik geliflme, beklendi¤i biçimi ile, küçük ölçekli üretimi tasfiye etmedi¤i ve çal›flma koflullar›n› iyilefltirmedi¤i gibi, teknolojik geliflmeye paralel bir biçimde giderek üretimin alt sözleflmeler/fason zincirleriyle dünya çap›nda bölünmüfllü¤ü sözkonusu. Tafleronlaflma da bu geliflmelerin bir sonucu olarak gündeme geliyor. Bu durumda, üretimin bu biçimdeki örgütlenifline uyumlu olarak da özellefltirme, sermayenin ihtiyaçlar› aç›s›ndan gerekli bir uygulama olarak karfl›m›za ç›k›yor. Ancak, durum bu flekilde izah edilmedi¤i takdirde, özellefltirmeye yönelik meflru çerçevelerdeki karfl› ç›k›fllar, kendisini anti kapitalist bir zeminde de¤il, sadece özellefltirme karfl›t› olarak s›n›rlayan, özellefltirmeyi mücadelenin eksenine oturtan, dolay›s›yla kapitalist devlet mülkiyetini kutsayan bir anlay›fl› da gelifltirmifl oluyor. Ancak, bizim karfl› duruflumuz bu zeminden de¤il, genel olarak kapitalist üretim iliflkilerinin ortadan kald›r›lmas› zemininden hareket eden bir içeri¤e sahip olmal›. Aksi halde kendini burjuvaziye karfl› muhalefet ederken bulmak ve iktidar perspektifini yitirmek iflten bile de¤il. Özellefltirmenin, devrimci hareketin gündeminde bu denli önemli yer tutmas›n›n baflka bir nedeni de, iflçi s›n›f›n›n kapsam› ile ilgili yanl›fl kavray›fllard›r. ‹flçi s›n›f›n› büyük fabrikalarda çal›flanlarla s›n›rlayan bir pencereden bak›ld›¤› zaman, K‹T’lerde çal›flanlar, iflçi s›n›f›n›n en önemli kesimi oluyor ve bu kesimlerle bir ortaklaflma sa¤laman›n yolu da, bu iflletmelerde gündeme gelen özellefltirme sald›r›s›n› gündem edinmekten geçiyor. Oysa, özellefltirme sald›r›s›, daha çok, yukar›da da belirtilen, üretimin dünya çap›ndaki örgütlenifli ve bunun getirdi¤i ihtiyaçlarla ilgilidir. Bu kapsaml› yönelimin K‹T olmayan alanlardaki yans›mas›; K‹T’lerdeki özellefltirmelere göre daha fazla katlan›labilir ve daha önemsiz de¤ildir. Üstelik s›n›f›n çok daha genifl bir kesiminin sorunudur. Bir yanda, genifl iflçi kitlelerine göre bir tak›m ayr›cal›klara sahip olan K‹T iflçileri, öte yanda ise, bu ayr›cal›klara hiç sahip olmad›¤› gibi, bugünkü koflullarda kar›n toklu¤una bile olmayan ücretlerle, son derece kötü çal›flma koflullar›nda çal›flan milyonlarca iflçi. Bu kesimdeki iflçiler, özellefltirme olsa da, olmasa da, kapitalist sistemin varl›¤› koflullar›nda hergün sald›r›ya u¤ruyorlar, özellefltirmeyi beklemeleri gerekmiyor. Üstelik özellefltirme, daha çok bu kesimin saflar›n› kalabal›klaflt›ran bir geliflmedir. Özellefltirilen K‹T’lerde, iflten at›lan iflçilerin kapitalist olmalar›n› bekleyemeyece¤imize göre, bu iflçiler de yukar›da bahsetti¤imiz kesimlerin aras›na kat›lm›fl oluyor. K‹T’lerde çal›flan ve iflten at›lmayanlar aç›s›ndan ise özellefltirme, neredeyse savunulan bir uygulama olu yor. Elbette, buna bakarak, özellefltirmenin K‹T’lerde çal›flan iflçiler aç›s›ndan, olumlu bir geliflme oldu¤u sonucuna varmak gerekmiyor. Çünkü, özellefltirilen iflletmelerde, bir yandan “ihtiyaç fazlas› personel” iflten at›l›rken, bunun bir sonucu da iflten at›lmayanlar›n sömürüsünün yo¤unlaflmas› oluyor. Ancak, K‹T’lerde çal›flan ve iflsiz kalmaktansa, daha yo¤un

m S‹P, ayn› burjuva partilerinin yapt›¤› gibi, herhangi bir hükümet olmasa da, kendi hükümeti koflullar›nda gündeme getirilecek uygulamalar gibi bahsedebiliyor. Hangi araçlarla, hangi yöntemle yap›laca¤›na dair hiçbir önerinin bulunmad›¤› bu kamulaflt›rma fikri, daha çok burjuva devletin varl›¤›, özel mülkiyetin varl›¤› ortadan kald›r›lmadan yap›lacak bir uygulamay› ça¤r›flt›r›yor. sömürüyü kabul edenler aç›s›ndan özellefltirme karfl›tl›¤›, sadece “s›ran›n kendisine gelmesi” durumunda gündeme gelebiliyor. En az›ndan bu kesimler bugünkü durumda böyle görüyorlar. Oysa, s›n›f›n herhangi bir bölü¤üne yönelik sald›r›, tüm kesimlerini ilgilendiren sonuçlar do¤urur. Tafleronlara çal›flan, iflsiz, sosyal güvenceden ve her türlü örgütlenmeden yoksun milyonlarca iflçinin bu durumunun sürmesi, K‹T iflçileri aç›s›ndan da, varolan ayr›cal›klar›n› bile koruyamaman›n ve giderek tüm kazan›mlar›n› yitirmenin sebebi olacakt›r. Onlara, sorun bu biçimiyle anlat›l›p, s›n›f›n di¤er kesimleriyle ba¤lar› kurulmad›¤› takdirde, bugün K‹T’lerde veya genel olarak büyük fabrikalarda çal›flan iflçiler aras›nda, ancak demokrasicilik ve sendikac›l›k yap›labilir. Zaten iflçi s›n›f›n› bu kesimlerle s›n›rlayan ve geri kalan önemli bölümünü, s›n›f d›fl› sayan veya “emekçi” diye nitelendirerek ay›ranlar›n da, bugün s›n›f çal›flmas› ad›na yapt›klar›, sendikac›l›ktan, s›n›fa tafl›d›klar› siyaset de demokrasicilikten baflka birfley olamamaktad›r. Özellefltirmenin gündeme geldi¤i iflletmelerdeki iflçiler aç›s›ndan, özellefltirmeye karfl› ç›k›fl zemini bu yan›lsamal› zemin oldu¤unda, kendisini, sadece s›ran›n gelmemesi için asgari hak talebinden bile geri tutan bir bilincin üremesi de, bugünkü koflullarda kaç›n›lmazd›r. Bu durum, özellefltirmenin bir de ve aslolarak idelojik bir sald›r› olan yönünü görmeyi gerektiriyor. Özellefltirme, hem sermayenin iktisadi alandaki ihtiyaçlar›na yönelik, hem de iflçi s›n›f›n›n ideolojik bölünmüfllü¤ünü katmerlefltiren; onu örgütsüzlefltiren, kitleler halinde iflsizler ordusuna kat›lmas›n› sa¤layan, k›saca mücadeleler sonucu elde edilmifl kazan›mlara sald›ran bir uygulama. Burjuvazinin önemli bir gündem maddesi olan özellefltirmeyi, devrimci hareketin de K‹T’lerin varolan durumunun savunusu zemininde ele alm›fl olmas›, devrimci hareketin bu gündemi kendi ba¤›ms›z duruflu ve iflçi s›n›f›n›n genel ve ortak ç›karlar› ekseninde de¤il, burjuvazinin dayatt›¤› bir zeminde, yüzlerini de iflçi s›n›f›n›n görece ayr›cal›k sahibi kesimlerine dönerek ele ald›¤›n› gösteriyor. Böylece, bir yandan olaylara, kapitalizmin uluslararas› örgütlenmesinden ve burjuvazinin evrensel plandaki sald›r›s›ndan kopuk bir zeminde devletçi ve ulusal kalk›nmac› gözlüklerden bakman›n, di¤er yandan da iflçi s›n›f›n›n kapsam› hakk›ndaki yanl›fl kavray›fllar›n sonucu olarak, iflçi s›n›f›n›n tümü içerisinde çok küçük bir az›nl›k olan ayr›cal›kl› kesimlerin kuyru¤unda sürüklenen bir politik hatta düflülmüfl olunuyor. Bunun sonuçlar›ndan birisi ise, iflçi s›n›f›n›n bir parças›n›n ç›karlar›n›, di¤erlerinin ç›karlar›n›n önüne geçirmek; yani bölünmüfllü¤e teslim olmak, hatta körüklemek oluyor. Özellefltirme politikas›na karfl› durulmas› gereklili¤i ne kadar aç›ksa, karfl› ç›k›fl›n da burjuva düzene muhalefet eden bir konumdan kurtar›lmas› gerekti¤i de o kadar aç›k olmal›d›r. Elbette bu aç›kl›¤a, devrim ve komünizm iddias›nda olanlar›n ve bu yönde mücadele sürdürenlerin ihtiyac› vard›r. En iyi durumda, burjuva siyaset yelpazesindeki “sol” konumu hedefleyenlerin bu tür bir aç›kl›¤a ihtiyac› oldu¤unu düflünmek ise safdillikten baflka bir fley olmayacakt›r. Özellefltirme sald›r›s› karfl›s›nda, solun çeflitli kesimleri aras›ndaki karfl› durufl çabalar›, hemen hemen ortak bir politik platformu oluflturuyor. Kimile-

ri, K‹T’leri “iflçinin mal›” olarak kutsarken, baflkalar› da “halk›n mal›” oldu¤unu öne ç›kar›yor ve özellefltirmeye bu zeminden karfl› ç›k›yor. Ancak bu arada devletin s›n›f karakteri de güme gidiyor. Sanki özellefltirmeler gündeme gelmeden önce, tüm iflletmeler devlete ait oldu¤u zaman sömürü yokmufl gibi, sanki bu devlet, ezilenlerin devletiymifl gibi yanl›fl bir bilinç afl›layan bu bak›fl aç›s›yla yap›lan karfl› ç›k›fllar›n, iflçi s›n›f›na hiçbir yarar› olmad›¤› gibi; etkide bulundu¤u ve iflçi s›n›f›na ulaflt›¤› oranda da s›n›f›n bilinç kazanmas› önünde önemli bir engel de oluflturmaktad›r. Komünistler aç›s›ndan, burjuva toplumun varoldu¤u koflullarda, devletin veya özel sektörün sahip oldu¤u iflletmelerde çal›flman›n, özel yahut devlet sektörlerinin verdi¤i “hizmet” veya mallar› sat›n alman›n birbirinden hiçbir fark› yoktur. Her halükarda iflçi s›n›f›n›n üretti¤i meta ve hizmet, ister devlet mülkiyetindeki, ister özel mülkiyetteki iflletmeler arac›l›¤› ile sunulsun, her ikisinin temelinde de kapitalist iliflkiler ve art› de¤er sömürüsü yatmaktad›r. Bugünkü koflullarda, baflka türlüsü de mümkün de¤ildir. Bu yüzden de her ne kadar, iflçi s›n›f›na bilinç tafl›mak amac›yla üretilmifl de olsa, “iflçi s›n›f›n›n kapitalist devleti ve burjuva egemenlik koflullar›n› meflru görmesi” sonucunu do¤uran bu türden fliarlar›n öne ç›kar›lmas›na karfl› durmak, komünist siyaset anlay›fl›n›, bu konuda da netlefltirmek gerekiyor. Bir baflka nokta da; burjuva devletin, e¤itim, sa¤l›k, ulaflt›rma gibi kamu hizmetlerini vermesi gerekti¤i, dolay›s›yla, bu nitelikteki iflletmelerin stratejik önemde olduklar›ndan dolay› özellefltirilmemeleri, hele hele yabanc› sermayenin bu sektörlere hiç yaklaflt›r›lmamas› gerekti¤i zeminindeki yan›lsamalard›r. Temelinde, kamunun ortakça görmesi gereken ifllerin varl›¤› ve devletin de tam da bu gerekçeden dolay› ortaya ç›kt›¤› liberal efsanelerin ve ulusal ba¤›ms›zl›kç› masallar›n yatt›¤› bu kavray›fl, yukar›da ortaya konulan yaklafl›mlardan daha az tehlikeli de¤ildir. Bu yaklafl›mlar›n tümü birden, devletin s›n›fsal niteli¤ini teflhir etmedikleri gibi, y›¤›nlar›n, iflçi s›n›f›n›n burjuva devlete yönelik hiçbir karfl›l›¤› olmayan, hayaller beslemesine hizmet eder, burjuvazinin de¤irmenine bol bol su tafl›rlar. Son aylarda ise S‹P, yeni bir “atak” yaparak, kamucu bir kampanya bafllatt›. Söyledi¤ine göre, kamuculuk art›k, sadece özellefltirmenin gündeme geldi¤i alanlarda ve savunma amac›yla de¤il, kapitalist sisteme karfl› bir sald›r› olarak ve üretim araçlar›n›n özel mülkiyetinin kald›r›lmas› yönünde, sosyalizm yönünde bir vurguyla birlikte öne ç›kar›l›yordu. Bu flekilde S‹P, bir yandan daha önceki “özellefltirme de¤il, kamulaflt›rma” fikrinin, sosyalizm hedefinden ba¤›ms›z bir muhalefet talebi oldu¤unu da kabul etmifl oluyor ki, bugün kendi sözleriyle “Kamuculuk yaln›zca özellefltirmenin gündemde oldu¤u iflletmelerde bir savunma hatt› olarak de¤il, üretim araçlar›ndaki özel mülkiyetin tamamen ortadan kald›r›lmas›na dönük büyük bir siyasi at›l›m biçiminde ata¤a geçiyor” (Sosyalist ‹ktidar 29 A¤ustos 1997) fleklinde dile getiriyor. Yani, bundan önceki “özellefltirme de¤il kamulaflt›rma” hedefinin burjuvaziye muhalefet s›n›rlar› içinde olan güncel politik bir hedef oldu¤unu kendisi de kabul etmifl oluyor. Bugünkü ata¤›n› öne ç›karmak ve eskisinden fark›n› ortaya koymak için söyledi¤i sözler geçmifl prati¤ini


7

Say›: 16 P Ekim ‘97 tekzip eder bir nitelik tafl›yor. Oysa önceki tutumuyla, bugünkü tutumu aras›nda pratik politika aç›s›ndan hiçbir fark bulunmuyor. Yani, S‹P’in ve genel olarak devrimci hareketin sorunu olan devrimci program eksikli¤i ortadan kalkm›fl, buradaki boflluk giderilmifl olmuyor. Sadece S‹P, yeni bir politik atak yapma çabas›yla sözde vurgu fark› yap›yor. Bugünkü “kamucu bildirge ata¤›”yla birlikte S‹P, sözde sosyalizm propagandas› ve program hedefini öne ç›kartmak ad›na “Türkiye’nin sorunlar›na kamucu çözümler” sunmaktad›r. Kamucu bildirgesinde s›ralad›¤› hedefler, soyut olarak düflünüldü¤ünde, tam da iktidar› alm›fl bir proletaryan›n eylem hedefleri olabilecek niteli¤e sahip hedefler olarak de¤erlendirilebilir. Ancak S‹P’in kamucu bildirgesinde iflçi s›n›f›na, iflçi s›n›f›n›n iktidar organlar›na, devrime dair hiçbir vurgu yok. S‹P, ayn› burjuva partilerinin yapt›¤› gibi, herhangi bir hükümet olmasa da, kendi hükümeti koflullar›nda gündeme getirilecek uygulamalar gibi bahsedebiliyor. Hangi araçlarla, hangi yöntemle yap›laca¤›na dair hiçbir önerinin bulunmad›¤› bu kamulaflt›rma fikri, daha çok burjuva devletin varl›¤›, özel mülkiyetin varl›¤› ortadan kald›r›lmadan yap›lacak bir uygulamay› ça¤r›flt›r›yor. S‹Pbu haliyle, iflçi s›n›f› hareketi içerisinde koyun postuyla dolaflan bir kurdu ça¤r›flt›r›yor. Bu yönüyle bak›ld›¤›nda, S‹P’in büyük bir atak olarak sundu¤u kamucu kampanyada öne ç›kard›¤› kamuculuk, kamulaflt›rma önerisinin, eskiden savundu¤u “özellefltirme de¤il kamulaflt›rma” önerisinden hiçbir pratik fark› kalm›yor. Daha önce öne ç›kard›¤› “özellefltirme de¤il kamulaflt›rma” hedefi nas›l ki, özellefltirmenin gündeme geldi¤i iflletmelerde bir pasif karfl› duruflla kalmayan, üstelik de “kamuculuk” ad›na burjuva devlet mülkiyeti hakk›nda yan›lsamalar üreten bir yaklafl›msa, bugünkü de ayn›d›r. Özellefltirmeye karfl›, “öncü, ilerici iflçiler ve sendikac›lar”›n yapmas› gerekenler için, “komünistler” taraf›ndan gazete köflelerinden verilen bir vaazdan baflka bir anlam› da kalm›yor. Elbette sosyalizm propagandas›n›n yap›lmas›nda yanl›fl olan bir fley yok. Tam tersine solda yayg›n

olan demokratik devlet, aflamal› devrim anlay›fl›na uygun olan asgari taleplerin öne ç›kar›ld›¤› koflullarda, sosyalizm hedefini öne ç›karmak anlaml›. Ancak S‹P’in sosyalizm vurgusu, devrim hedefi ve devrimin gereklerinin öne ç›kart›lmad›¤› bir zeminde, “eflitlik”, “bilimsellik”, “bar›fl” vb. taleplerin yükseltilmeye çal›fl›lmas› ve asl›nda bunlar›n sosyalizmde gerçekleflebilece¤inin vaaz edilmesinden ibaret. Günümüzün temel sorunlar›na yönelik, burjuvazinin ve burjuva devletin hiçbir ilerici çözümü temsil etmedi ¤i gerçe¤ine kat›l›yoruz ancak, S‹P’in kendisini varetmeye çal›flt›¤› zeminde ortaya ç›kan tablo; sosyalizm hedefine ulaflmak için sosyalizmin ne kadar iyi birfley oldu¤unun sürekli tekrarlanmas›n›n yeterli oldu¤u gibi yanl›fl bir kavray›flla hareket eden bir devrimci hareket gerçekli¤i oluyor. Bu kadarla da kalm›yor, S‹P, sosyalizm propagandas› yapay›m derken, “merkezi planlama, iktisadi kalk›nma, a¤›r sanayi hamlesi, elektrifikasyon vb.” olarak alg›lad›¤› kendi deyimiyle “sosyalist iktidar” ve sosyalizm hakk›nda bir dizi yanl›fl fikrin ortal›¤a saç›lmas›na da hizmet ediyor. S‹P’in bu zeminde öne ç›kartt›¤› yanl›fl fikirlerin, ne kendilerine, ne devrimci harekete, ne de iflçi s›n›f›n›n bilinç kazanmas›na bir faydas› bulunmuyor. S‹P, iflçi s›n›f›n›n iktidar organlar› eliyle ve bunlar›n denetiminde yap›ld›¤› zaman, devrimci olup sosyalizmin yolunu açabilecek olan kamulaflt›rmay›, bunlardan ba¤›ms›z olarak ele ald›¤› zaman, sosyalizmi de hangi iktidar koflullar›nda oldu¤undan ba¤›ms›z, bir ekonomik kalk›nma program›na ve merkezi planlamaya indirgemifl oluyor. ‹ktidar kelimesini hiç telaffuz etmediklerini söyleyemeyiz. Tam tersine “sosyalist iktidar“ kavram›n› kullan›yorlar. Ancak, bu “sosyalist iktidar”›n nas›l gerçekleflece¤ine, bunun araçlar›na dair hiçbir ipucu görünmüyor. Oysa S‹Pbu zeminde kald›kça, proleter devrim ve devrimci s›n›f iktidar› perspektifini kaybetti¤i gibi, kaybolan iktidar perspektifinin mezar› üzerinde Allende ve Allende hükümetinin “ulusallaflt›rma” gülleri açmaya bafll›yor. Buradan pekala, bir sosyalist partinin parlamento yoluyla elde etti¤i bir iktidar› anlamak da müm-

kün. Bu durum, sosyalizm vurgusunu hiçbir zaman eksik etmeyip, ancak sosyalizmi parlamenter mücadeleyle ulafl›lacak bir hedef olarak gören ve bu yolda hayli baflar› kaydedip, parlamentoya 15 tane milletvekili sokmak suretiyle “sosyalizmin perstijini artt›ran” T‹P prati¤ini ça¤r›flt›r›yor. Ancak e¤er S‹P, “kamucu bildirge”yle bafllatt›¤› ata¤›, devrim ve sosyalizme hizmet ettirmek istiyorsa (ki bizim dile¤imiz budur) bu kamulaflt›rman›n hangi yollardan ve hangi araçlarla gerçeklefltirilece¤ini ortaya koymak durumundad›r. E¤er “kamuculuk” ve “kamulaflt›rma” gerçekten devrim hedefiyle öne ç›kard›¤› bir hedefse, devrimden önce bolfleviklerin gündemine bir kez bile girmemifltir. S‹P’in kamulaflt›rmay› öne ç›kar›fl›ndaki amaç, onun niyetinden ba¤›ms›z olarak, hiç de “sosyalist kurulufl” ve proletarya diktatörlü¤ünün gündemine girebilecek olan kamulaflt›rmayla ayn› de¤ildir. Buna baflka bir kan›t da, uzun zamand›r “kriz ve restorasyon” bafll›klar›n› iflleyen Sosyalist ‹ktidar yazarlar›ndan, S‹P Genel Baflkan› Aydemir Güler’in, köflesinde sordu¤u “kriz mi tükendi, kriz dinamikleri mi?” sorusudur. fiimdi, devrimin güncelli¤inden kalk›larak öne ç›kar›lan bir kamulaflt›rmadan söz edebilmeleri için kendi d›fl›ndakilerin kör oldu¤una inan›yor olmalar› gerekir. Kriz dinamiklerinden kasdettikleri, devrimci harekettir. Kriz dinamiklerinin tükendi¤ini düflündükleri bir noktada, e¤er kendilerini devrimci hareketin bir parças› olarak görmeyip, kendileri d›fl›nda tüm solun bitti¤ini, kriz dinami¤i ve devrimci parti olarak kendilerini görüyorlarsa bu tükeniflin onlar›n hanesine art› puan yazmayaca¤›n› anlamalar› gerekiyor. Bu durumda S‹P’in öne ç›kartt›¤› “kamuculuk”un devrimin hanesine de¤il, burjuva düzenin hanesine yaz›laca¤›, Mümtaz Soysal’la ayn› konuma düflece¤i ne yaz›k ki çok aç›kt›r. Bizim söyledi¤imiz ise hala ayn›: kamulaflt›rma için proleter devrim, devrim için devrimci parti! J

Baz› Dinamiklerin Tükenmekte Oldu¤u Do¤ru da...

S

osyalist ‹ktidar Gazetesi’nin 29 A¤ustos 1997 tarihli say›s›nda, Aydemir Güler’in «Biten kriz mi?» bafll›kl› bir yaz›s› yay›nland›. Yaz›; Türkiye kapitalizminin yap›sal e¤ilimleriyle ilgili bir krizin bitmedi¤i ve krizin süreklili¤ine ra¤men kriz dinamiklerinin tükendi¤i ana fikri üzerinde kurgulan›yor: “ «Krizin sonu» demek ne kadar kuflku uyand›r›c› ise de, verili kriz dinamiklerinin sonunu ilan etmek o kadar aç›kt›r art›k” ifadelerinin ard›ndan, tükenen kriz dinamikleri; “‹slamc› gericilik” ve “Kürt hareketi” olarak ortaya konuluyor. Do¤rusunu söylemek gerekirse bu ifadeler üzerine söylenebilecek bir dolu söz bulmak mümkün. Türkiye burjuvazisinin yap›sal ve süreklili¤i bulunan bir kriz yaflad›¤› do¤rudur. Yazar›m›z›n belirtti¤i “zay›f halka” nesnelli¤inin tam da buraya oturdu¤u da bir o kadar do¤ru. Ancak Türkiye burjuvazisini krize iten dinamiklerin ve “zay›f halka nesnelli¤i”nin düzene muhalif kimi ak›mlardan (‹slami gericilik ve de Kürt dinami¤i gibi) ibaret oldu¤unu söylemek de bir o kadar yanl›flt›r. Türkiye burjuvazisinin yaflad›¤› kriz, Türkiye kapitalizminin emperyalist hiyerarflideki konumuyla ve yönelimleriyle do¤rudan ilgilidir. Bu süreçte, Türkiye burjuvazisinin sermaye birikimi ve alt-emperyalistleflme yönelimi bir belirleyen ise, bugün bu topraklarda tarihsel olarak yo¤unlaflm›fl ve dü¤ümlenmifl çeliflkiler de, burjuvazinin yöneliminin önündeki engellerdir, bu anlam›yla sürecin di¤er bir belirleyenidirler. Bu noktada önemli olan; Türkiye burjuvazisinin, verili koflullardaki yönelimleri ile bu yönelimlerin önündeki engeller aras›ndaki gerilimi, emperyalist hiyerarflideki konumunu de¤ifltirmeden gideremiyece¤i gerçe¤idir; süreklili¤i olan/yap›sal bir kriz olarak adland›r›lmas› gereken de esasen budur. Dolay›s›yla, Türkiye burjuvazisinin mevcut statükolar›n› de¤ifltirmeden, verili kriz dinamiklerini (Kürt devrimci dinami¤i de dahil olmak üzere) tasfiye etme flans› da

bulunmamaktad›r. Bugün burjuvazinin kriz politikalar› ile somutlamaya çal›flt›¤›, kendisine dönemsel soluk borular› yaratmakt›r. Oysa Aydemir Güler, kriz dinamiklerinin tükeniflini rahatl›kla ilan ederken, kriz dinamiklerini tüketen süreçleri ve dinamikleri izah etme zahmetine katlanmay› tercih etmiyor. Niyetlense de edemeyece¤i aç›kt›r: Dinamikleri tükenmifl bir krizin varl›¤›ndan, hele hele süreklili¤inden/yap›sall›¤›ndan söz etmenin mümkün olamayaca¤› kadar aç›k. Bugün tükenmekte olan ise; kriz dinamikleri de¤il, olas› bir kriz koflullar›nda, kriz dinamiklerinin üzerinden bu krizi, “ulusal çapta bir krize, devrimci duruma” dönüfltürme flans› bulunan devrimci hareketin kendisidir ve S‹P de bu saptaman›n d›fl›nda de¤ildir. Ancak Aydemir Güler, “ayd›nlanmac›” bak›fl›n etkisiyle olsa gerek, kriz dinamikleri ile bu dinamikler üzerinden kendisini siyaset sahnesinde vareden özneleri dolay›s›yla nesnel olanla, öznel/iradi olan› birbirlerine kar›flt›r›yor. Bu bak›fl›n do¤al bir sonucu olarak da, bugün PKK’nin düzen taraf›ndan massedilme çabalar›yla, düzen içi seçeneklere yönelmesini “kriz dinami¤i olarak Kürt hareketi”nin tükenifli zannederken, Ortado¤u’ya ve topraklar› 4 burjuva devletçe bölünmüfl olan Kürdistan’da yanan atefllere gözlerini yumuyor. Emperyalist hiyerarflinin ve Türkiye burjuvazisinin kriz yaratan dinamiklerinin üzerinden atlayan Aydemir Güler, kendince tarif etti¤i kriz dinamiklerinin tükendi¤ini “izah ettikten” sonra, somut durumun somut tahlilinden görevler ç›karmay› da ihmal etmiyor: “Bu haliyle bafll›bafl›na bir kriz dinami¤i” olmay› beceremeyen “Türk solunun karfl›s›nda bir yeniden yap›lanma vard›r.” Aydemir Güler, bu yeniden yap›lanman›n hangi gerekçeyle ve ne tür hedeflerle yaflanmas› gerekti¤ini izah etmeden “yeniden ayarlanacak mesafeleri” anlatmaya bafll›yor. Ancak, “krizden devrim ç›kartmak” hedefi/kayg›s› olan devrimciler aç›s›ndan, bu çizilen tablonun mant›ksal sonucunun; devrimci hareketi Á

Devam› 18. Sayfada


8

Say›: 16 P Ekim ‘97

üyesi ve görevlisi oldu¤u unutulmamak kayd›yla, bunu hakeden bir yaflamd›r- devrimci yaEkim Devriminin flam› buradan bafllar. S›ra Neferi: Yetenekleri yaz› yazmak ya da marksist ö¤retinin propagandas›n› yapabilmek yönünde evrimin s›ra neferleri, “s›radan” devrimgeliflmemifltir, bu anlam›yla "e¤itimli" ölçülericiler de¤illerdir. Ne de devrimin gerçekne uymamaktad›r belki; ama bolflevikler, onun leflmesinde paylar›n›n az oldu¤u söyleinand›¤› ve bildi¤i konulardaki gözükara cesanebilir. Devrimci bir örgütü, organlar bütünü retini, haks›zl›¤a karfl› tahammülsüzlü¤ünü, kayerine, adlar› devrimci yaz›nda s›k yeralan, ya rarl›l›¤›n› ve teknik ifllerdeki rahatl›¤›n› dikkate da s›kça duyulan kiflilerle özdefllefltirmek; sadealm›fllar; bu yetene¤ini, onu teknik alanda ve ce böyle bir örgütün çeflitli görev ve sorumlugizli eylemcilik yönünde uzmanlaflt›rarak deluklar›nda yeralan nice devrim neferinin öne¤ erlendirmifllerdir. ‹çinde yaflan›lan dönem, mini azaltmakla kalmaz. Böyle bir düflünce; sadevrimci yükseliflin oldu¤u ve devrimci haredece, devrimci bir örgütü, devrimci bireylerin ketin tarihinde narodniklerin, sosyal-devrimcibirarada ve plans›z görev yapt›klar›, flekilsiz bir lerin kamulaflt›rma ve suikastleriyle an›ld›¤› topluluk haline getirir. Oysa devrimci bir örgüt, dönemdir. Bir yandan da; Çarl›k otokrasisi ve gücünü, uygun iflbölümü, sorumluluk temelinOkrahana, yani siyasi polis, geliflen iflçi harekede, yetenek ve kapasitelerinin azamisini kullatini ve devrimci hareketi, izleme, ajan veya pronarak görevlerinde uzmanlaflm›fl devrim nefervakatör yerlefltirme gibi yöntemlerle yo¤un lerinden al›r. Bu neferlerdir ki, devrimci siyasebask› alt›na alm›flt›r. Rusya'n›n birçok yerinden tin, s›n›f›n ve kitlelerin içinde mayalanmas›n› kamulaflt›rma ve cezaland›rma eylemlerinin hasa¤lar. Elbette ki bu, siyasetin üretilmesinin ve berinin al›nd›¤› ve birçok devrimcinin cesur, somutlanmas›n›n vazgeçilmez arac› devrimci kararl› tav›rlar›n›n, ölümlerinin veya sürgünleörgütün içinde, farkl› yetenek ve sorumluluklarda devrimcilerin bulundu¤unun üzerinden rinin dilden dile aktar›ld›¤› bir dönemdir bu. atlamak olarak anlafl›lmamal›d›r. Ama bu yeteKamo da bu dönemin de¤erleriyle, haberleriyle nekler, hiç de genelde burjuva toplumun ölçüyetiflmifltir. leri olan e¤itimlilik, vas›fl›l›k gibi ölçüler öne ‹lk görevi, partinin yay›n› Iskra'n›n da¤›t›m› "Görevler do¤ru ç›kart›larak de¤erlendirilemez. Öyle de¤erlenoldu. ‹flportac› k›l›¤›yla ve büyük bir rahatl›ksaptand›¤›nda, bu görevleri yerine dirildi¤i takdirde, eme¤in üretkenli¤inde la, pervas›zca kafas›n›n üstünde tafl›d›¤› segetirmek amac›yla tekrar tekrar giriflimde önemli bir ölçüt olan vas›fl›l›k ile, siyasepetinde, yumurtalar›n alt›nda yay›nlar› tabulunmak için enerji mevcut oldu¤unda, geçici tin üretimi ve y›¤›nlar içinde, onlara önfl›yordu; jandarmalarla ve muhbirlerle derlik ederek somutlanmas›ndaki vas›fbaflar›s›zl›klar ancak küçük musibetler olabilirdi. dalga geçerek. ‹nançl› bir kararl›l›kla ve l›l›k efl tutulmufl olur. Burjuvalar› bir yaDevrimci deneyim ve örgütsel ustal›k edinilebilen cesur bir rahatl›kla görevini yerine getirina b›rak›rsak, birincisi siyasallaflmay› yordu. Rahatl›¤› ve k›vrak zekas› ile geliflfleylerdir. Yeter ki insanda gerekli özellikleri k›smi mücadelelerin, fabrika duvarlar›n›n tirdi¤i teknikler ve yöntemler, yaflam› boedinme iste¤i olsun!" içine hapsetmifl ekonomistlerin ölçütü olayunca gizli çal›flmada çok ifline yarayacakt› (Lenin, bilir en fazla. ‹kincisi ise, siyasallaflmay› iflçive Kamo'da bu yönden vas›fl› bir devrimciydi. Ne Yapmal›, Seçme Eserler, lerin, bir di¤eriyle ortak karfl› koyabilme bilinGözükaral›¤›n›n getirdi¤i birkaç küçük haylazC.2 S.63 1902) cini, düzene karfl›, di¤er ezilen kesimlerle birca taflk›nl›k d›fl›nda, gizlilik kurallar›na çok iyi likte toptan bir harekete dönüfltürmek olarak uyuyordu. Örne¤in, birgün kendisinden flüphekavrayan komünistlerin ölçütü olmal›d›r. Yayde devrimci çal›flmadan vakit bulup bir fabrikalenen bir muhbiri, sarhofl edip, katranla tüye g›n kan›n›n aksine, burjuvazinin anlad›¤› ölçüda "vas›f" kazanabilmifltir. Bir devrim neferibulam›flt›. Muhbir ay›ld›¤›nda bunu yapan› hade e¤itimlilik de, devrimci örgütte yetenekleri dir; çünkü yaflam›n› adad›¤› kavgas› ad›na bolt›rlamam›flt›. Daha sonra, parti üyelerinin tehlide¤erlendirmenin bir ölçütü olarak ele al›naflevik örgüte tüm yetenek ve kapasitesini verkeli bölgelerde muhaf›zl›¤›n› yapmakla görevmaz. Çünkü, böyle al›nd›¤› takdirde, burjuva mifltir. Bu devrimci örgütün içerisinde, ald›¤› lendirildi. Muhbir ve ajanlar› bulma ve "gere¤ie¤itimin kar› ço¤altma, sömürüyü kafalarda sorumlulu¤un gere¤ini yerine getirebilmek için ni yapma" görevini de baflar›yla yerine getirdi! meflrulaflt›rma amaçlar› unutulur. Yeteneklerin kendini ve örgütünü gelifltirererek, belki burju1903 Temmuz'undaki büyük genel grevde, etkiküçük bir k›sm›na, kar için üretimde ifline yaravazinin s›n›f›nda kalm›fl, ama ço¤u devrimciye li olan Bolflevik Parti bildirileri için kent didik d›¤› kadar›na, geliflme olana¤› tan›yan, büyük de örnek ve önder olmufltur. didik arand›, yine de Kamo'nun bir "kutsal" Kamo, May›s 1852'de Gürcistan'›n Gori kabir k›sm›na da yabanc›laflt›ran, körelten ve zormekana -kiliseye- yerlefltirilmifl matbaas› bulusabas›nda do¤du. Haylaz bir çocukluk dönemila bast›ran ayn› e¤itim de¤il midir ki, ölçüt olarak baflvuraca¤›z. En önemlisi ise, edinilen bilnamad›. Görevleri giderek büyüyordu! 1903 ni ailesiyle, özellikle babas›yla kavgayla geçirgilerin toplumsal bir amaç u¤runda somutlansonbahar›nda, 130 kilo illegal yay›nla, matbaa di. Babas›n›n zoruyla, Tiflis Papaz Okulu’na mas›, pratik içerisinde s›nanmas› özelli¤inin harflerini Batum'dan bir baflka flehre tek bafl›na gönderildi. ‹syankarl›¤› ve haylazl›¤› yüzünden untulmas›d›r. Bir komünisti, bir burjuva ayd›tafl›makla görevlendirildi. Yakaland›¤›nda, pookuldan at›lmas› üzerine babas› Kamo'yu e¤itn›ndan ay›ran da pratik içersinde somutlanan, lis tafl›d›¤› 1093 illegal yay›n› saymakta zorlanmek üzere özel ö¤retmen tuttu. E¤itilecek olan s›nanan ve dönüfltürülen bilginin kölesi de¤il, d›, ama o ço¤unu di¤er flehire tafl›m›flt› bile. ö¤renci, ufak bir ayr›nt› unutuldu¤u için burjuefendisi olmas›d›r. (Daha genifl bilgi için "AyHapse at›ld›, ve say›s›z kaç›fllar›n›n ilkini duva e¤itimini alamam›fl; ama yaflam›n› adad›¤› d›nlar, S›n›f Mücadelesi ve Devrimci Örgüt" vardan atlayarak gerçeklefltirdi. Bundan sonra, bir kavgaya kat›lm›flt›. Unutulan ayr›nt› ise, Çekal Maya say›: 5) menfleviklerle bolflevikler aras›nda gizli Avlakendisi de ayn› papaz okulunda okuyan ö¤retÇo¤u devrim neferinin, bu ölçülerle de¤erbar matbaas›n› yönetmek üzerine ç›kan tart›flmeninin, Rusya Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi’lerlendirildi¤inde "s›n›fta kalacaklar›n›" söylemada "arabulucu" görevini ald›. Partinin kanin Bolflevik grubunun bir üyesi olmas›yd›. ‹lemek do¤rudur. Kuflkusuz böyle bir de¤erlendirmuflaj için yapt›rd›¤› (Bolflevikler yerin seçiride Stalin olarak tan›nacak olan Cugaflvili meyi yapan›n ise, bir komünist de¤il, olsa olsa minden, çal›flman›n gizlenmesine, paran›n tead›ndaki ö¤retmeninden, müfredat› ö¤renemedi bir burjuva seçkini, ayd›n› olabilece¤ini söyleminine kadar bütün yükü omuzlam›fllard›) bir belki, ama burjuva düzeninin tüm pisliklerini mek de bir o kadar do¤rudur. flarap mahzeninin 18 metre alt›na yerlefltirilmifl ve onlara kin duymay› ö¤rendi. Bu iyi bir hayat ‹flte Semyon Arflakoviç Ter Petrosyan, bilimatbaaya, bir su kuyusundan aç›lan galeri ile bilgisiydi. Daha önemlisi ise, Cugaflvili taraf›nnen parti ad›yla Kamo, böyle bir de¤erlendirgeçifl yap›l›yordu. Partili bask›c›lar, dönüflümlü dan bolfleviklere kat›lmas› oldu. ‹flte bir s›ra nemede s›n›fta kalacak bir devrim neferidir. S›n›folarak yorulana kadar bask› yap›yorlard›. Ayda ferinin, kamulafltrmac› ve gizli teknik eylemci ta kalacakt›r; çünkü Kamo, ne babas›n›n ak›lonbinlerce yay›n› hatas›z basabilen, bu büyük Kamo'nun, kimilerince unutturulmak istenen, lanmas› için gönderdi¤i Tiflis Papaz Okulunmatbaan›n yönetimini b›rakmamak için bolflekimilerince efsanelefltirilen -ki bolflevik örg ü t dan "e¤itimli" bir insan olarak ç›kabilmifl, ne

KAMO

D


9

Say›: 16 P Ekim ‘97

vikler, son çare olarak, Kamo'nun "ikna" yönterarl›l›k büyüktür ve örnek al›nmal›d›r. ve sa¤ kurtularak kavgaya devam edebilmesi mine güvendiler. Güvendikleri da¤lara da kar Ekim Devrimi sonras› iç savaflta, bolflevik için parti taraf›ndan deli numaras› yapmas› taliya¤mad›! Kamo, sadece, alayc› bir masumlukörgüt Kamo'ya burjuvazinin ufla¤› beyaz muhamat› verilir. Kamo bu rolü, (eylemlerini ve kavla "gelin, al›n" demiflti. Matbaa bolfleviklerde f›zlar›n komutan› Denikin'den "kurtulmak" için gas›n› üstlenememesine bozularak da olsa) bakald›. Eylemleri ile heryerde arand›¤› dönemgörev verir. Kamo ise hiç duraksamadan, Denizen bolflevikleri bile kuflkuya düflürecek denli lerde, görev s›ras›nda tutuklan›p, tekrar d›flar› kin’le birlikte tüm kurmaylar›ndan kurtulmay› gerçekci flekilde oynar. Kendine zarar verecek ç›k›yordu, ama baflka biri oldu¤una herkesi önerir. Parti reddetmez! Sonradan milislerini kadar deli denilebilmesi için dirse¤indeki dainand›rarak. Sorguda kendisine Kamo hakk›nda seçme yönteminin tersli¤i yüzünden, bolflevik marlar› diflleriyle parçalar, kafas›n› duvarlara soru bile soruluyordu. liderlerce "hafllanmas›na" ra¤men, bu milislerle vurur, kendisini gözetledikleri bir s›rada kendiBundan sonra, Kamo askeri ve silahl› eyyola ç›kar. Ancak k›z›l ordu tersine çevirdi¤i ni asar. Duyars›z kald›¤›n› sanmalar› için etine, lemlerde görev ald›. Kamulaflt›rma ve silahl› güç dengesiyle, Denikin'in ordusunu geri püst›rnak altlar›na bat›r›lan i¤nelere, dizine vurueylemlerin teknik ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için, kürtür ve plan iptal edilir. lan darbelere tepki göstermez. Almanya, bask›parti ad›na çal›flan gizli okullarda görev ald›, Kamo'nun efsanesi, yapt›klar›n› "ahlak" ve lar üzerine Rus polisine verir. Delili¤ini, Albir k›sm›n› örgütledi. Parti göreviyle, bir yolda"insanc›ll›k" çerçevesine s›¤d›ramad›klar› için manya'n›n tescil etti¤ini kabul eden çarl›k poli fl›yla birlikte silah sat›n almak için gittikleri bir onu unutturmak isteyenlerin bu çabalar›na uysi; onu tekrar ayn› yöntemlerle muayene ettirAlman flirketine, kendilerini önemli bir Belçika gun olarak sonland›. Temmuz 1922'de bisikletmez, ama çok s›k› koruma ve izleme alt›na al›r. firmas›n›n temsilcileri olarak tan›tt›lar ve tesale evine giderken bir araban›n çarpmas› sonuAncak ne çare ki Kamo, birkaç defa kaçt›¤› Tifdüfen müflteri olan Çarl›k subaylar› ile ortak bir cunda öldü. Ço¤u devrim neferi gibi inançl›, lis'deki cezaevine konulmufltur. Tüm kontrolledeneme gösterisine kat›ld›lar. Hatta , subaylarkararl› ve yaflam› pahas›na sürdürdü¤ü kavgas›re ra¤men, etkiledi¤i bir gardiyan›n ve partililela "ahbapl›k kurup", silahlar üzerine yararl› tekn›, onlar gibi ads›z ve sessiz ama onlardan çok rin yard›m›yla kaçar. Tüm Çarl›k polisi onu nik tavsiyeler bile edindiler; örne¤in, Rusya'n›n farkl› bir biçimde sonlad›. ararken, o Tiflis Emniyet Müdürlü¤ünün mahso¤uklu¤una dayanmayan silahlar› almamak Ama devrimin s›ra neferi olarak, Lenin'in zeninde saklan›r. Bolflevik partinin askeri örgügerekti¤i gibi. Daha sonra, partinin paras›yla flakayla "komünist haydut" olarak niteledi¤i tü, yoldafl›n›n aranmayaca¤› yer olarak buray› sat›n ald›klar› bir gemiyi Varna'da cephane ile "unutulmaz Kamo" devrimcilere örnek al›nauygun görmüfltür! T›pk› onun bir zamanlar, yükleyerek Rusya'ya tafl›mak için yola ç›kt›lar. cak bir yaflam, gerisine düflülmeyecek bir kavparti matbaas›n›, yerinin de¤ifltirilmesi zorunlu Olayl› bir yolculuk oldu. Romanya'da yakalanga b›rakt›. Heykeli dikilmemifl, ölüm y›ldönüd›lar. mü an›lmam›fl, ne gam! Devrimin Kamo'nun en çok ses getiren, Çarl›k ve OkDevrimci bir örgütün, yeteneklerinin ve kas›ra neferi olarak, Lenin'in rahana'y› çileden ç›kartan eylemi, bolflevik aspasitesinin azamisini, yaflam› ve kavgas› u¤keri örgütünde örgütledi¤i Tiflis kamulaflt›rruna kendisine uygun iflbölümü içerisinde flakayla "komünist haydut" olarak mas›yd›. Güpegündüz ve hiç kay›p vermegerçeklefltiren, hayat›n›n her döneminde niteledi¤i "unutulmaz Kamo" devrimcilere den, önemli bir miktar para ele geçirildi. de¤iflen devrimci duruma ve geliflen örMenflevikler ile bolflevikler aras›nda hem gütsel yap›ya göre, kendini de gelifltireörnek al›nacak bir yaflam, gerisine sahiplenme, hem de yöntem üzerine sert rek verilen görevlere elinden geleni kattart›flmalar yaratan bu eylemin failleri, eymay› amaçlayan bu parças›n›n, bu üyesidüflülmeyecek bir kavga b›rakt›. Heykeli lemi, Krassin yönetiminde, Lenin'in de bilnin hayat› ö¤renilmeli ve unutulmamal›dikilmemifl, ölüm y›ldönümü gisi ve onay›yla gerçeklefltirmifllerdi. Tüzü¤e d›r. Bolflevik örgüt, farkl› ifllevlerde uzmanuymad›¤› için de, eylemden önce partiden istilaflm›fl, önderleflmifl; Kamo gibi nice devrim an›lmam›fl, ne gam! fa etmifllerdi. Para bolfleviklerde kald›, ancak neferinin omuzlar›nda yükselmifltir. Herbiri büseri numaralar› bilindi¤inden kullan›lamamas› tünün olmazsa olmaz parçalar›d›r ve hiçbiri biroldu¤unda, polisin birkaç gün önce bas›p tutukbir yana, tutuklanmalara da sebep oldu. Menflebiriyle k›yaslanmamal›d›r. Nice adlar›, sanlar› lad›¤› bir yoldafl›n›n evine yerlefltirdi¤i gibi. vikler, s›k› ve disiplinli bir gizli örgüte olan duyulmam›fl s›ra neferi, yeteneklerini kavgaya Rusya d›fl›na ç›kar›l›r. Biraz dinlendikten düflmanl›klar›n› birkez daha göstererek, böyle katm›fl ve devrimci örgütü oluflturmufllard›r. sonra, yine bolfleviklerin yay›n ve teknik malbir yöntemin yanl›fll›¤›n› dile getirdiler. LeBugün bu topraklarda böyle bir devrimci zeme da¤›t›m görevini üstlenir. Rusya'da yeni nin'in ise 1902'de söylediklerine birfley eklemeörgütü kurabilmekse e¤er amaç, bu topraklarda askeri örgütler ve kamulaflt›rmalar örgütler. si gerekmiyordu: da kavgaya ba¤l›l›k, özveri ve kararl›l›k göster1913 y›l›nda muhbirler sayesinde yeniden ya"... birçoklar›, sosyal-demokratlar›n mifl nice devrimcinin yaflam› da Kamo gibi bikalan›r. Çok s›k› korumaya al›n›r. Mahkemede, 'komplocu' politik mücadele anlay›fl›na karfl› ze örnek olmal›d›r. Sorumlulu¤umuz büyüksavc›n›n ço¤u gercek olan iddialar› 30 ciltlik tür." U¤runda savafl›l›p, alt›nda ölünecek tek her zaman yürütmüfl olduklar› polemi¤i yandosyay› doldurur. (Dosyalar, el arabas›yla tafl›l›fl anl›yorlar. Biz her zaman, politik mücadebayrak" Üçüncü Enternasyonal'in bayra¤›n› n›r.) Kamo'nun hakk›nda 50 suçlama vard›r. Salenin komploculuk çerçevesiyle s›n›rland›r›ldüfltü¤ü yerden kald›rmak görevi omuzlar›m›zdece dört suç gözetilerek, (ve dördünden de) mas›na karfl› ç›kt›k ve bundan sonra da karfl› dad›r. J idama mahkum edilir. Bu sefer kaçamaz; kaçç›kaca¤›z, fakat bu kesinlikle güçlü bir devma teflebbüsleri, d›flar›yla olan ba¤lant›s› bask› rimciler örgütünün gereklili¤ini reddetti¤imiz BÜYÜK EK‹M DEVR‹M‹’N‹N alt›na al›narak baflar›s›z k›l›n›r. Ama fiubat anlam›na gelmez. Örne¤in dipnotta sözü Devrimi’nin rüzgarlar› ile özgürleflen devrimci edilen broflürde, (Rus Sosyal-Demokratlar›n›n 80. YILDÖNÜMÜ’NDE DE tutsaklar›n içinde yerini al›r. ‹flçi ayaklanmalaGörevleri) politik mücadelenin bir komployla r›n›n ve devrimin Rusya’s›nda Bolflevik Parti, özdefllefltirilmesine karfl› polemik yan›nda, dar ve vurucu eylemlerin teknik militan› Ka(sosyal-demokrat bir ideal olarak) 'otokrasiye mo'ya tek bir görev verebilir. Talimat Lenin'den tayin edici darbeyi vurmak için', gerek 'ayakgelir; askeri dalda kendini yetifltirmifl, bilgilenlanma' gerekse de bütün di¤er 'sald›r› yönmifl uzmanlara ihtiyaç vard›r ve Kamo bu ihtitemlerine' baflvurabilecek güçte olan bir öryac› karfl›layabilecek militand›r. Kamo'ya pagüt anlat›lmaktad›r. (...) Bu nedenle biz sospaz okulunun yapt›ramad›¤›n›, parti, yetenekleyal demokratlar›n, bir komplocular örgütü ri do¤rultusunda yapt›r›r. Kamo, konu üzerine kurmak istedi¤imiz yolundaki suçlamadan kitaplar okur, partili bir ö¤retmenden ders al›r. korkmak son derece büyük bir naiflik olur." (Lenin, S. E. C.2 S.155) Yaflam›n›n önemli bir k›sm›n›, en dar ve s›k› Bir ajan taraf›ndan polise verilen bilgiler yeralt› yaflam›nda geçirmifl, iflkencelere dayando¤rultusunda izlenen Kamo, Berlin'de bomba m›fl, bomba ve teknik malzemeyi tafl›mak ve BROfiÜRLER‹ ve silahla yakalan›r. Gerçek ad›n› aç›klamaz, kullanmakta ustalaflm›fl bu devrim neferinin, bomba dolu valizi de sahiplenmez. Tutuklan›r parti ve kavga yarar› için gösterdi¤i azim ve ka-

EK‹M DERSLER‹ BOLfiEV‹ZME SADIK KALINMADAN Ö⁄REN‹LEMEZ


Ekim ‘97 “Kapitalizmin çürüme döneminde proletaryan›n ekonomik mücadelesi, kapitalist düzenin bar›flç› geliflim dönemine göre çok daha h›zl› bir biçimde politik bir mücadele haline dönüflür. “ (V. ‹. Lenin)

SEND‹KAL HAREKET‹N GELENE⁄‹ VE SEND‹KALARDA DEVR‹MC‹ POL‹T‹K ÇALIfiMA aflad›¤›m›z topraklarda sendikal hareketin gelene¤inin oluflmas›nda sendika-siyaset iliflkisinin özel bir yeri ve anlam› vard›r. Bu gelenek, devletin vesayeti alt›nda ve hükümetlerin gölgesinde sürdürülen sözümona politika d›fl› sendikac›l›k gelene¤i, uzun y›llar boyunca Türk-‹fl’in alameti farikas› haline gelen «partiler üstü sendikac›l›k» olarak an›lm›flt›r. Bugünlerde bu gelene¤in kaflarlanm›fl bürokratlar› D‹SK ile elele «ça¤dafl sendikac›l›k» ad› alt›nda, ayn› afl› «s›n›flarüstü sendikac›l›k» sosuyla piflirip iflçi s›n›f›n›n önüne sürmektedirler. Ne var ki, 80 sonras› dönem bir yandan klasik sendikac›l›¤›n dünya çap›nda bir krizinin damgas›n› tafl›d›¤› gibi, yaflad›¤›m›z topraklarda solun çeflitli kesimlerinin «popülist geçmiflleriyle hesaplaflarak» iflçi s›n›f›na ve sendikal harekete yo¤un bir biçimde yöneldikleri bir dönemi ifade ediyor. Bu karmafl›k etkileflim içinde sendikal hareketin labirentlerinden kurtulmak ve yeni, militan bir sendikal mücadele gelene¤inin temellerini atabilmek için, sendikal hereketin gelene¤inin nas›l flekillendi¤ini ve siyasetle iliflkisinin nas›l kuruldu¤unu irdelemekte yarar var.

Y

1. Türkiye’de Sendikal Gelene¤in fiekillenmesi Sendikal hareketin gelene¤inin ve temel yap›s›n›n biçimlendi¤i dönem 1946-60 dönemidir. Çok partili rejime geçiflle birlikte, peflpefle kurulmaya bafllanan sendikalara hakim olan anlay›fl, politika d›fl› sendikac›l›k anlay›fl›d›r. Bu anlay›fl ilk kez 1947’de, bir ‹ngiliz uzman›n haz›rlad›¤› sendikalar kanununun kabul edilmesiyle, resmi ve hukuki bir kimlik kazand›. Bu yasa grev ve toplu sözleflme hakk›na sahip olmayan,

siyasetle u¤raflmas› yasaklanan sendikalara hayat verdi. Yaflad›¤›m›z topraklardaki sendikal gelene¤in flekillenmesinde bu do¤um lekesinin hat›r› say›l›r hissesi vard›r; nitekim iflçi hareketi hala bafl›na örülen bu ilk çoraptan kurtulabilmifl de¤ildir. Ama her ne kadar sendikac›lar politika d›fl› kalma fikri ile yo¤rulmufl olsalar bile, sendikalar›n politika d›fl›nda oldu¤u bafltan beri koca bir yaland›r; ancak devletin tarafs›z siyaset üstü bir kurum oldu¤u anlay›fl›yla körelmifl zihinlerin kanabilece¤i bir yaland›r. Ne var ki, solun saflar› uzun y›llar boyunca bu zihinlerle dolu oldu¤u gibi, hala bunlar›n nesli tükenmifl de¤ildir. Do¤rusu, sözde apolitik kurumlar olarak flekillenen sendikalar, daha ilk y›llar›ndan itibaren mali bak›mdan hükümetlere ba¤›ml› olarak flekillenmifllerdir. 1952 y›l›nda kurulan Türk-‹fl ilk y›llar› içerisinde devletten, aidat gelirinin hemen hemen 4 misli oran›nda yard›m alm›flt›r. O gün bugündür bu okuldan yetiflen sendikac›lar, sendikalar› ve iflçi hareketini burjuva partilerinin birer manevra alan› haline getirmektedirler. Bu durum, zamanla, bafllang›çtaki «politika d›fl› sendikac›l›k» yerine, Türk-‹fl’in alameti farikas› haline gelen «partiler üstü sendikac›l›k» kavram›n›n öne ç›kar›lmas›na yol açm›flt›r. Bu refleks bir bak›ma minareyi çalarken haz›rlanan k›l›f gibidir. Çünkü sendikalar› devletin mali denetimine sokmakla yetinmeyen burjuva partileri, çok partili hayata geçip, seçim yar›fl›na kalk›fllar›ndan itibaren sendikalar› kendilerine ba¤l› tutmak için, hemen hemen her seçim döneminde milletvekili koltuklar› ile belli bafll› sendikac›lar› kendilerine ba¤lam›fllard›r. «Partilerüstü Sendikac›l›¤›n» D‹SK’in Diline Tercümesi

Bununla birlikte, ayn› okuldan yetiflmifl sendikac›lardan 12 tanesinin bir araya gelerek 13 fiubat 1961 tarihinde T‹P’ni kurdu¤u da bir gerçektir. T‹P her ne kadar burjuva demokrasisi s›n›rlar›nda bir reformizmi temsil ediyor olsa bile, bu partinin bir burjuva partisi olmad›¤› aç›kt›r. Bu noktadan itibaren Türk-‹fl’in «partilerüstü sendikac›l›k anlay›fl›», D‹SK’in diline «sol partilerüstü sendikac›l›k» biçiminde tercüme olmufltur. D‹SK’in kuruluflu aç›kça T‹P’i kuranlar›n inisiyatifi ile gerçekleflmifl oldu¤u halde, bu sendikal örgütlenmenin sözde tarafs›z (hiç de¤ilse sol içinde tarafs›z) bir konuma sahip oldu¤u fikri titizlikle ve ›srarla savunulagelmifltir. Gerçi T‹P’in kendisi de, Milli Demokratik Devrim Sosyalist Devrim tart›flmalar› keskinleflinceye kadar «sol fraksiyonlar üstü» (yani apolitik) bir kimli¤i temsil etme iddias›ndayd›; bu gün eski T‹P’in pekçok bileflenini kapsayan ÖDP de o zamanki T‹P’e öykünürken en fazla onun kadar «sol siyasetler üstü» bir kapsay›c›l›¤a ulaflabilecektir. Herfleye ra¤men, 1960’l› y›llar› sol içi çat›flmalara fazla sahne olmaks›z›n geçiren D‹SK, 12 Mart sonras›nda ayn› görünümü koruyamam›flt›r. 1970’li y›llarda yönetimi TKP’nin denetiminde olduklar› gizlenemeyen sendika bürokratlar›n›n eline geçtikten sonra da D‹SK eski söylemini sürdürmeye devam etmifltir. TKP’nin çizgisi do¤rultusunda D‹SK siyasal ufkunu burjuvazinin karanl›k dünyas›ndaki «ak

Her ne kadar sendikac›lar politika d›fl› kalma fikri ile yo¤urulmufl olsalar bile, sendikalar›n politika d›fl›nda oldu¤u bafltan beri koca bir yaland›r; ancak devletin tarafs›z siyaset üstü bir kurum oldu¤u anlay›fl›yla körelmifl zihinlerin kanabilece¤i bir yaland›r.


2

80 sonras›nda «popülist geçmiflleriyle hesaplaflarak» iflçi hareketine yönelmeye karar verip, sendikac›lar›n dümen suyuna

Ekim ‘97 günlere» hapsedip, kendisi ile CHP aras›ndaki ayr›mlar›n nerede oldu¤unu belirsizlefltirirken bile; D‹SK yönetimi sözümona bir tarafs›zl›k iddias›n› tafl›maya devam ediyordu. Ama D‹SK bir yandan kendisini «sol siyasetler üstü» bir konumda gibi göstermeye çal›fl›yordu, bir yandan da «maocularla goflistleri D‹SK’in ve iflçi s›n›f›n›n» saflar›ndan temizleme faaliyetini sürdürüyordu. Hatta o kadar ki TKP’nin D‹SK üzerindeki hegemonya kavgas›, sadece «maocu ve goflistler»le s›n›rl› de¤ildi; TKP’liler ço¤u zaman T‹P ve TS‹P ile de sendikal bir köfle kapmacay› sürdürmekteydi. Bu köfle kapmaca sonuçta 1970’lerin sonunda sahici CHP’lilerin CHP kuyrukçusu TKP’yi D‹SK yönetiminden uzaklaflt›rmalar›yla son buldu. Kuflkusuz Bafltürk’ün bafl›n› çekti¤i yeni D‹SK yönetimi, TKP’lilerin «fraksiyoncu» tutumlar›n› lanetleyerek ve farkl› e¤ilimlerden solculara kucak açarak ifl bafl›na gelmifllerdi. Bir yandan da yeni yönetim, bir «D‹SK partisi» kurarak bu kapsay›c› tutumunu taçland›rmaya niyetliydi. 12 Eylül bu hayallerin gerçekleflmesine f›rsat vermedi. Türk‹fl’in s›n›f düflman› bürokratlar› «partilerüstü» tutumlar›n›, genel sekreterlerini yine «partilerüstü» olma iddias›ndaki 12 Eylül hükümetlerine hediye edip cuntay› aç›kça destekleyerek sürdürdü. D‹SK’in bürokratlar› ise, «siyasetler üstü» konumlar›n›, ancak cezaevlerinde devrimcilerden uzak, itirafç›lara yak›n ba¤›ms›zlar aras›nda sürdürebildiler.

giren devrimciler oldukça dolambaçl› ve sarp yollardan geçmektedirler. Bu dolambaçl› yollarda yönlerini kaybetmelerine neden olan bozuk pusula esas olarak ‹kinci Enternasyonal gelene¤inden sorgulanmaks›z›n devral›nan bir pusulad›r.

«Partilerüstü Sendikac›l›k» Anlay›fl›n›n 80 Sonras›ndaki fiekillenifli Sözümona 12 Eylül rejiminin sona eriflinin ifadesi olarak karfl›lanan 1984 seçimleriyle birlikte, sendikal hareketin «partiler üstü sendikac›l›k» anlay›fl›n›n da pabucunun dama at›ld›¤›na dair iflaretler belirdi. Bundan böyle, Türk-‹fl bürokratlar› bile siyasette taraf tutmaya dönük ad›mlar atmaya bafllad›lar. Ne var ki, bu siyasallaflman›n hayra alamet olmad›¤› k›sa zamanda anlafl›ld›. 12 Eylül rejimi ne kadar geride kald›ysa, sendikal hareketin gelene¤i de o kadar geride kalm›flt›. Sendika bürokratlar›n›n eskisinden farkl› bir siyasal üslup benimsemeye bafllamalar›n›n anlam›, son zamanlarda daha iyi anlafl›l›r oldu: me¤er siyasette daha aç›k taraf tutma yönündeki göstermelik ad›mlar iflçi sendikalar›yla iflveren örgütlerinin

siyasetler üstü bir iflbirli¤i yapma giriflimlerinin ›s›nma hareketleriymifl! Sendika bürokratlar›n›n bu «siyasallaflmas›», yeni moda küreselleflme masallar›yla süslenerek piyasaya sürülse bile, bu köhne cilan›n alt›nda daha eski bir pislik yat›yor. 1962 y›l›nda Bülent Ecevit’in baflkanl›¤›nda toplanan, Çal›flma Meclisi’nde yeralan dönemin Türk-‹fl Genel Baflkan› Seyfi Demirsoy, ülkenin ancak özel sektör eli ile kalk›nabilece¤i yolundaki kapitalist bildirisini imzalarken, «iflyerinde iflçiler ile iflverenlerin ortak menfaatleri etraf›nda çal›flma yapmazlarsa ülkenin bataca¤›n›» ilan ediyordu. Türk-‹fl baflkanlar› buna benzer aç›klamalar› her vesileyle yapmaktan hiçbir zaman geri durmad›lar; hala ayn› tutumu sürdürmeye devam ediyorlar. Buna karfl›l›k, Bafltürk’ten boflalan D‹SK Genel Baflkanl›¤›’na gelen Kemal Nebio¤l,u 1992’de «Zannediyorum T‹SK’e iadeyi ziyarette bulunacak ilk D‹SK genel baflkan› olaca¤›m....12 y›lda çok fley de¤iflti....Art›k sorunlar› kavgayla de¤il, daha çok masada çözece¤iz.» diyordu. Bunu yapan son D‹SK genel baflkan› o olmad›; hatta bu «ça¤dafl sendikac›l›k» yar›fl›nda onun yerine gelen R›dvan Budak, gidenlerin hepsini arat›r durumdad›r ve siyasete at›lmak üzere son ›s›nma hareketlerini yaparken «kim derdi ki TÜS‹AD’la ayn› çizgide buluflaca¤›m?» diye hayret etmektedir. Ne yaz›k ki buna hayret eden tek o de¤ildir!

2. Solun Sendikalar› Siyasetüstü Tutma Gayretlerinin Temelleri Yaflad›¤›m›z topraklardaki sendikal hareketin tepesine çöreklenmifl asalak sendika bürokratlar›n›n ve onlar›n okulunda yetiflmifl sendikac›lar›n, fazla dolambaçl› yollardan geçmeden, hep bafllang›ç noktalar›ndaki gelene¤in çerçevesinde kalmalar›na flaflmamak gerekir. Bununla birlikte, 80 sonras›nda «popülist geçmiflleriyle hesaplaflarak» iflçi hareketine yönelmeye karar verip, sendikac›lar›n dümen suyuna giren devrimciler oldukça dolambaçl› ve sarp yollardan geçmektedirler. Bu dolambaçl› yollarda yönlerini kaybetmelerine neden olan bozuk pusula, esas olarak ‹kinci Enternasyonal gelene¤inden sorgulanmaks›z›n devral›nan bir pusulad›r. Bu pusulan›n k›blesi «sendikalar›n ekonomik mücadele araçlar›»

oldu¤unu söyleyen safsatay› göstermektedir. Sendikalar›n iflçi s›n›f›n›n siyasal iktidar› ele geçirmesine önderlik edebilecek yap› ve nitelikte araçlar olmad›¤› ve devrimci bir partinin yerini tutamayaca¤› gerçe¤i uzun geçmifli olan, uluslararas› deneyimlerle kan›tlanm›fl bir olgudur. Bununla birlikte, bu olgudan ç›karsanmas› gereken sonuç sendikalar›n siyaset d›fl› araçlar olmas› gerekti¤i de¤ildir. Sendikalar›n devrimci önderlik ifllevini üstlenemeyifli baflka fleydir; sendikalar›n siyasete bulaflmamas› yahut siyasetlerüstü bir konumda tutulmas› gerekti¤i sonucuna varmak baflka fleydir. Kald› ki, sendikalar› siyaset d›fl› tutma iddias›nda olanlar›n, her zaman sendikalar› tek bir siyasetin çizgisinde tutma gayretinde olanlar oldu¤unu gösteren zengin örnekler ve deneyimler vard›r. Bu, 46 sendikac›l›k gelene¤inin izinden gidenler aç›s›ndan sendikalar› burjuva siyasetlerinin güdümünde tutmaya yarayan bir demagoji oldu¤u gibi; TKP döneminde de D‹SK’in, sözümona tarafs›zl›¤› da, TKP d›fl›ndaki sosyalist veya devrimci ak›mlar› D‹SK’in d›fl›nda tutmaya ve bu suretle D‹SK’i, CHP kuyru¤unda bir siyasi tutumun aleti haline getirmeye dönüktü. TKP’li yahut TKP yandafl› D‹SK bürokratlar›n›n bu tutumu hedefine ulaflt›, meyvesini verdi: D‹SK, CHP’li bürokratlar›n elinde söndü. Kuflkusuz bu süreçte bilerek bilmeyerek, TKP’ye tafleronluk yapan baflka ak›mlar oldu¤u gibi, Bafltürk döneminde de bilerek bilmeyerek, o ekibe tafleronluk eden ak›mlar oldu; t›pk› bugünlerde, bilerek bilmeyerek, varolan sendika bürokratlar›na, yahut onlara muhalefet edenlere tafleronluk edenler oldu¤u gibi.

Komünistler sendikalar›n

sendik

biçimlerinden çok,

konus

hedeflerine ve özüne önem

etmem

verirler. Bu yüzden e¤er

mutlak

sendikalarda kalabilmek için

kendin

devrimci çal›flmay› bir kenara

genifl i

b›rakmak, proletaryan›n en çok

edebile

sömürülen kesimlerinin örgütlenmesi için çal›flmaktan

oldukl buna b

vazgeçmek gerekecekse, komünistler

Lenin Dön Enternasy


3

Ekim ‘97 Sendikalar›n «siyaset üstü sendikac›l›k» k›l›f› içinde flu veya bu burjuva siyasetinin, yahut bunlara öykünen reformist siyasetlerin kuyru¤una tak›lmas›n›n örnekleri saymakla bitmedi¤i için, pek çok samimi devrimci «siyaset üstü sendikal mücadele» kavram›na karfl› bir refleksle hareket etmektedir. Kuflkusuz özünde do¤ru ve gerekli bir refleks olan bu tutum, her zaman olumlu sonuçlar vermemektedir; hatta ço¤u zaman ters yoldan giderek ayn› kap›ya ç›k›ld›¤›na da tan›k olunmaktad›r. Sendikalar›n siyasallaflt›r›lmas› ve siyasi mücadeleye kat›lmas› aray›fl›, kimi zaman sendikalar› tek bir grubun egemen oldu¤u küçük siyasi tekkelere döndürmeye; kimi zaman da birbirleriyle ortayolcu siyasal formülasyonlarda uzlaflan-anlaflan gruplar koalisyonunun egemen oldu¤u k›s›r siyasal araçlara çevirmektedir. Bu tutumlar birinci durumda, devrimcileri sendikal hareketten tecrit etmeleri nedeniyle; ikinci durumda da ortayolcu formülasyonlar yüzünden kendi kendilerini kötürümlefltiren gruplar›n, siyasal çal›flma ad›na siyasetten uzak düflmeleri yüzünden, sendikalar›n hakim siyasal ak›nt›lar›n peflinden sürüklenmesine engel olamamaktad›r. Sendikalarda Siyaset Yasa¤› Uygulaman›n Gerekçesi ve Sonuçlar› Nedir? Bu tuza¤a giden yolun döfleme tafllar›n›n bafl›nda, «sendikalar›n ve kitle örgütlerinin siyasi parti ve örgütlerden örgütsel olarak ba¤›ms›z olmas› gerekti¤i» fikri gelmektedir. Oysa bu ifade anlams›z kof bir ifadedir; çünkü sendikalar zaten baflka örgütlerden örgütsel olarak ba¤›ms›zd›r; flu ya da bu siyasal

kalar›n en çok,

sendikal örgütlerden kopma konusunda tereddüt

e önem

etmemelidirler. Yine de kopufl

en e¤er

mutlak bir zorunluluk olarak

ek için

kendini dayatt›¤›nda, komünistler

kenara

genifl iflçi y›¤›nlar›n› ikna

en çok

edebileceklerinden emin

mlerinin maktan

olduklar› zaman buna baflvurmal›d›rlar .

ecekse, ünistler

Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal, Maya Kitaplar› 2

örgütün flubesi olarak kurulmufl sendika en az›ndan yaflad›¤›m›z topraklarda yoktur. Söz konusu olan flu yahut bu ak›m›n siyasi etkisi alt›nda hareket eden sendikalard›r. «Sendikalar›n ve kitle örgütlerinin siyasi parti ve örgütlerden örgütsel olarak ba¤›ms›z olmas› gerekti¤i» tezinden hareket edenler, bu gerçek karfl›s›nda fark›nda olarak yahut olmaks›z›n sendikalarda ve kitle örgütlerinde siyaset yasa¤›n›n savunucular› haline gelmektedir. Oysa siyaset yasa¤› yapt›r›ms›z ve güce dayanmaks›z›n uygulanabilecek bir yasak de¤ildir. Birileri bir siyaseti yasaklamak istiyorsa, hele söz konusu olan devrimci bir ak›m oldu¤unda, bu yasa¤› uygulayabilmek için güç kullanmak zorundad›r; kendi güçleri buna yetmedi¤inde baflkalar›yla ittifak ve uzlaflma aray›fllar›na gitmekte; bu da yetmiyorsa burjuva yasalar›n›n gücüne baflvurma durumuyla yüzyüze gelmektedirler; ki bu sadece polis ve savc›l›¤a baflvurma anlam›na gelmez; burjuva yasalar›n›n dayatt›¤› kimi iflleyifl-tüzük kurallar› bu tür manevralara son derece elverifllidir. Gelenekleri veya ilkeleri nedeniyle buna müsait olmayanlar ise, bu kez «taban›n e¤ilimlerinin» arkas›na s›¤›narak flu ya da bu siyasete s›n›r koyma gayretine giriflmektedir. Oysa sendikalar›n taban›, tan›m› gere¤i siyasi bak›mdan heterojendir; bu heterojenli¤e ra¤men ortak tutum ve e¤ilimlerin oldu¤u da do¤rudur. Ama bu ortak tutum ve e¤ilimler, her zaman ve zorunlu olarak s›n›f içgüdüsünün damga vurdu¤u bir s›n›f ideolojisini ve tavr›n› yans›tmaz. Çünkü «her toplumda hakim olan ideoloji hakim s›n›f›n ideolojisidir»; yaflad›¤›m›z toplumda bu, burjuva ideolojisidir ve iflçi s›n›f›n›n genel kitlesine hakim olan da bu ideolojidir. «‹flçi s›n›f›n›n kendili¤inden hareketinin burjuva ideolojisinin çerçevesinde kalmas›» bundand›r; iflçi hareketine «d›flar›dan bilinç» verme zorunlulu¤u da bu nedenledir; ve devrimcilerin iflçi s›n›f›n›n genel kitlesi içinde ve sendikalar›n taban›nda devrimci politik çal›flma yürütmesi de bu amaçlad›r. Bu bak›mdan, «sendikalar›n örgütsel ba¤›ms›zl›¤›» içinde, «taban›n e¤ilimlerine» s›¤›narak devrimci siyasal ak›mlar›n faaliyetini k›s›tlamak isteyenler, hem sendikalar›n taban›n› burjuva siyasetine teslim etmektedir; hem de bu siyasal yasa¤› fiilen uygulayabilmek için devletin ve

yasalar›n gücüne de¤ilse bile, bürokratik mekanizmalara (ki bunlar ço¤u zaman birlikte, içiçe ve birbirlerini destekleyen etkenlerdir) baflvurmalar› kaç›n›lmazd›r. Bu bak›mdan, sendikalar›n ve kitle örgütlerinin siyasal örgütlerden ba¤›ms›zl›¤› ad›na siyaset yasa¤› koymaya yönelenler de, bu yasa¤› demokrasi k›l›f› içinde taban›n geri e¤ilimlerine s›¤›narak koymak isteyenler de, sonuçta burjuva demokrasisinin kurumlar›ndan güç almakta, bu kurumlara teslim olmakta ve böylece iflçi hareketinin burjuva egemenli¤i çerçevesinde tutulmas›na hizmet etmektedirler. Burjuva Demokrasisinin Kurumlar› ile Sovyet Yahut Proleter Demokrasisinin Kurumlar› Nas›l Ayr›lmal›? Sendikalarda ve iflçi s›n›f›n›n kitle örgütlerinde siyasete ambargo koyma giriflimleri, ço¤u zaman bu örgütlere egemen olan bürokratlar›n bask› ve tasfiye politikalar›yla birlikte yürür. Bununla birlikte as›l önemli olan, demokrasi ve kitlenin ç›karlar› k›l›flar›na gizlenmifl bask›lard›r. Bu bask› ve k›s›tlamalar esin kayna¤›n›, burjuva diktatörlü¤ünün bir biçiminden baflka bir fley olmad›¤› halde «genel olarak demokrasi» diye an›lan burjuva demokrasisinin iflleyifl ve kurumlar›ndan al›r. Zaten yasal zorunluluklar diye iflçi kitle örgütlerine dayat›lan bürokratik mekanizmalar›n hepsi, bu kurumlar› burjuva devletinin kurumlar›n›n içine çekmek ve massetmek üzere dayat›lmaktad›r. Burjuva demokrasileri temsili demokrasilerdir; yani kitlenin kendi kendini ifade edemeyece¤i varsay›m›ndan hareketle, onlar›n yerine uzman vekillerin tayin edilmesi ilkesine dayan›r. Bu temsil sistemi, giderek temsilcilerin temsil ettiklerinden koparak onlara egemen bir kast haline gelmesiyle sonuçlan›r. Genel olarak bürokrasi diye adland›r›lan ve güya tarafs›z oldu¤u varsay›lan bu türden kastlar ise, kendi bafllar›na egemen olamaz ve ba¤›ms›z de¤ildirler; pek çok ba¤la egemen s›n›fa, onun devletine ba¤lan›r ve üslubu edas› ne olursa olsun, onun ad›na hareket ederler. Sendikalarda ve kitle örgütlerinde bir kez böyle bir temsil iliflkisinin önü aç›ld›ktan sonra, bu örgütlerin flu ya da bu tempoyla burjuva devletinin ve egemen s›n›f›n çizgisine çekilmesinin önü aç›lm›fl olur. Sadece burjuva demokrasisinin de¤il, tüm sömürücü s›n›f egemenlik biçimlerinin bir alternatifi olan proleter

«Taban›n e¤ilimlerine» s›¤›narak devrimci siyasal ak›mlar›n faaliyetini k›s›tlamak isteyenler, hem sendikalar›n taban›n› burjuva siyasetine teslim etmektedir; hem de bu siyasal yasa¤› fiilen uygulayabilmek için devletin ve yasalar›n gücüne de¤ilse bile, bürokratik mekanizmalara (ki bunlar ço¤u zaman birlikte, iç içe ve birbirlerini destekleyen etkenlerdir) baflvurmalar› kaç›n›lmazd›r.


4

Komünistler sendikalarda ve iflçi kitle örgütlerinde, her zaman kendi ba¤›ms›z siyasal kimlikleriyle hareket etmek ve siyasal tutumlar›na kay›t koydurmamakla yükümlüdür; bunun bir sonucu da, iflçi hareketi zeminindeki baflka siyasal ak›mlar›n siyasal tutumlar›n› aç›kça ifade etmelerini savunmakt›r.

Ekim ‘97 demokrasisinin iflleyifl ve kurumlar› ise bambaflkad›r; bunlar›n bafl›nda tüm görevlilerin seçimle belirlenmesi ve seçenler taraf›ndan geri al›nabilmesi gelir. Burjuva yasalar› çerçevesinde kurulan bütün örgütlerin tüzüklerinin, bu mekanizman›n önünü kesen bir tarzda formüle edilmesi tesadüf de¤ildir. Örne¤in, iflyeri temsilcilerinin sendika yönetimleri taraf›ndan atanmas› yasayla dayat›lmaktad›r. Buna karfl›l›k s›n›f mücadelesinin dinamikleri, bu dayatmay› iflçilerin seçti¤i temsilcilerin belirlenmesi biçiminde telafi etmektedir. Burjuva demokrasisinin siyaset yasa¤› konusundaki s›n›rlar› da, neredeyse aynen kitle örgütleri ve sendikalara tafl›nmaktad›r. Nas›l ki burjuva devletleri, «milli birlik ve beraberli¤e, hukukun üstünlü¤üne vb.» ayk›r› olan siyasetlere, «demokrasinin kurum ve kurallar›na uymayanlara» yasak koymaktaysa; bu kurumlardan esinlenen örgütler de benzer normlar getirmektedir. Bu kez gerekçeler «s›n›f›n birli¤i ve ortak ç›karlar›, taban›n istekleri» biçiminde formüle edilse bile, mekanizmalar de¤iflmemektedir; «tüzü¤e ayk›r› davrananlara» yasak konulmaktad›r. Oysa, bütün bu uygulamalar›n ç›k›fl noktas›nda, «sendikalar›n siyasal örgütler olmad›klar›» iddias› yatm›yor muydu? Sendikalar›n siyasal örgüt olmamas› ne demektir? Besbelli ki, bu örgütlerin siyasi ilkelere ve bir siyasi programa göre üye kaydetmedi¤i anlam›na gelir. Bu durumda bir sendika veya iflçi kitle örgütünde siyasetlere k›s›tlama getirmek ve yasak koymak için baflvurulacak ölçü ne olacakt›r? Bu e¤er söz konusu örgütün yönetimine egemen olanlar›n siyasi görüflü de¤ilse; hepsinin üzerinde yer alan «demokrasi kurallar› ve demokrasinin ç›karlar›» diye genellefltirilen burjuva liberalizminin çizgisi olacakt›r. Zaten öyle olmaktad›r. Komünistler için ise, sendikalarda ve kitle örgütlerinde siyaset yasa¤› olamaz; bu örgütlerde yer alan ve fiilen örgütün çal›flmas›na kat›lan herkesin kendi siyasal tutumunu her zaman ve her biçimde dile getirme hakk› güvence alt›na al›nmal›d›r. Sendikalar›n binalar›na her türlü

siyasi yay›n›n girmesi serbest olmal›, üyeler her türlü siyasi görüflü dile getirebilmeli, eylemlerde, sendika kortejlerinde farkl› siyasi sloganlar›n at›lmas›na, farkl› siyasi pankartlar›n aç›lmas›na engel ve k›s›t konmamal›d›r. Bu noktada (Lenin’in iflçi s›n›f›n›n en tehlikeli düflmanlar› diye tan›mlad›¤›) demagoglar hemen devreye girip, “ya iflçi s›n›f›na ayk›r› düflünceler dile getirilirse; örne¤in MHP pankartlar› aç›l›rsa” sorusuyla karfl›n›za dikilir. MHP’lilere veya baflka s›n›f düflmanlar›na karfl› ne yap›laca¤› ve bunlarla nas›l mücadele edilece¤i de farkl› siyasetlere göre de¤iflen siyasal tutumlard›r. Bu konuda hemfikir olanlar ayn›, olmayanlar ayr› tutum al›rlar; zaten baflka türlüsü de mümkün de¤ildir. Son y›llarda kitle örgütlerinde rastlanan siyaset yasakç›l›¤›n›n yahut ortayolcu siyasetlerde uzlaflma aray›fl›n›n ard›nda yatan olgulardan biri de, baz› siyasal ak›mlar›n kendilerini ba¤›ms›z politik kimlikleri ile ifade edememekten do¤an sorunlar›d›r. Politik görüfllerini kendi ba¤›ms›z politik kimlikleri ile dile getiremeyenler; yahut bunu flu ya da bu nedenle yapmak istemeyenler, politik mesajlar›n› dile getirmek için kitle örgütlerini ve sendikalar› kullanma e¤ilimindedir. Do¤rudan do¤ruya kendi politik kimlikleriyle de¤il, sendikac›lara ve kitle örgütü yöneticilerine söyleterek siyaset yapma e¤ilimi oldukça yayg›nd›r. Bu durum da sendika ve kitle örgütlerinde siyaset yasa¤›n›n ard›nda yatan olgulardan biridir. Güya sendikalar› siyasallaflt›rma ad›na at›lan ad›mlar, bir yandan baflka siyasal ak›mlara ambargo koymakla yahut, baflka ak›mlarla uzlaflmak suretiyle siyaseti buland›ran bir sonuç yaratmaktad›r. Üstelik siyasal tutumlar, bu kitle örgütlerinin ve yasal s›n›rlar›n çerçevesine göre formüle edildi¤inde, bu bulan›kl›k daha da artmaktad›r. Hele baflka siyasal aç›l›mlar› olmayan ak›mlar›n, bu kitle örgütlerine yaklafl›mlar› daha da h›rç›n olmaktad›r. Herhalükarda siyaseti, sendika ve kitle örgütlerine yapt›rma giriflimleri ya baflka siyasetlere k›s›tlama getirerek ayr›mlar›n silikleflmesine, ya da ortayolcu formüllerle siyasal çizgilerin mu¤laklaflmas›na varmaktad›r. Komünistlerin Sendikalardaki Siyaset Yasa¤›na Karfl› Tutumlar› Ne Olmal›d›r? Komünistler sendikalarda ve iflçi kitle örgütlerinde, her zaman kendi ba¤›ms›z siyasal kimlikleriyle hareket

etmek ve siyasal tutumlar›na kay›t koydurmamakla yükümlüdür; bunun bir sonucu da, iflçi hareketi zeminindeki baflka siyasal ak›mlar›n siyasal tutumlar›n› aç›kça ifade etmelerini savunmakt›r. Çünkü bu olmadan siyasal ayr›mlar›n çekilmesi mümkün de¤ildir. Bu bak›mdan komünistler, baflkalar›n›n siyasal tutumlar›n›n (bunu kendileri yapmasalar da) net biçimde ortaya konmas›ndan ve siyasal mücadele içinde altedilmesinden yanad›rlar. Buna karfl›l›k, her kitle örgütünde ve sendikada ayn› taktik ve yöntemle çal›flmak zorunda de¤ildirler. Bu taktikler ve yöntemler güçlerine, söz konusu örgütün konumuna ve bu örgüt içindeki iliflkilere göre biçimlenir. Bu tutumlar›n›n çerçevesini Lenin zaman›ndaki Komünist Enternasyonal’in ö¤ütleri çizmektedir: “Komünistler sendikalar›n biçimlerinden çok, hedeflerine ve özüne önem verirler. Bu yüzden e¤er sendikalarda kalabilmek için devrimci çal›flmay› bir kenara b›rakmak, proletaryan›n en çok sömürülen kesimlerinin örgütlenmesi için çal›flmaktan vazgeçmek gerekecekse, komünistler sendikal örgütlerden kopma konusunda tereddüt etmemelidirler. Yine de kopufl mutlak bir zorunluluk olarak kendini dayatt›¤›nda, komünistler genifl iflçi y›¤›nlar›n› ikna edebileceklerinden emin olduklar› zaman buna baflvurmal›d›rlar; bu durumda da bölünmenin uzak ve mu¤lak devrimci amaçlar hakk›ndaki de¤erlendirmelerden de¤il, ekonomik mücadelenin ihtiyaçlar›na karfl›l›k düflen ve iflçi s›n›f›n›n somut dolays›z ihtiyaçlar›yla ilgili de¤erlendirmelerden ötürü oldu¤unu, ekonomik mücadeleye kat›larak genifl iflçi kitlelerine kan›tlayabildikleri takdirde bölünmeyi hayata geçirmelidirler. Kapitalizmin çürüme döneminde proletaryan›n ekonomik mücadelesi, kapitalist düzenin bar›flç› geliflim dönemine göre çok daha h›zl› bir biçimde politik bir mücadele haline dönüflür. ... Bu nedenle ekonomik mücadelenin her aflamas›nda, komünistlerin görevi, bu mücadelenin ancak iflçi s›n›f› kapitalist s›n›f› aç›k bir savaflta yendikten sonra, kendi diktötörlü¤ünü kurup, ülkenin sosyalist örgütlenmesine giriflmesi durumunda baflar›ya ulaflabilece¤ini iflçilere göstermektir.” (Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal, Maya Kitaplar› 2, s. 197-198)


Say›: 16 P Ekim ‘97

10

“S›n›fa Karfl› S›n›f” "S

›n›fa karfl› s›n›f" fliar›, yaflad›¤›m›z topraklarda, 93 y›l›nda STP (bugünkü S‹P) taraf›ndan, burjuvazinin "milli mutabakat", "ulusal birlik", "ulusal kalk›nma” söylemleri karfl›s›nda kapitalist sistemde, temel çeliflkinin iki s›n›f aras›nda oldu¤unu ve burjuvazinin karfl›s›nda proletaryan›n s›n›f kimli¤ini ifade eden bir zeminde durulmas› gerekti¤ini öne ç›kartmak amac›yla gündeme getirilmiflti. Daha sonras›nda çeflitli gruplar taraf›ndan öne ç›kar›lan bu fliar, bugünlerde en çok da merkezci/melez olarak tarif etti¤imiz, iflçi s›n›f› vurgusu yapan gruplar taraf›ndan öne ç›kar›l›yor. Devrimi yapacak olan s›n›f›n, proletarya oldu¤unun vurgulamas›, bu anlam›yla popülizmden bir kopufl çabas›n› ifade et mesi bak›m›ndan anlaml›d›r. Ancak bugün hemen hemen tüm kesimlerin iflçi s›n›f›na yönelmekten bahsetti¤i koflullarda, bu amac›na ulaflamamakta, proleter devrimcili¤in ay›rdedici yönü olmak anlam›nda gerçek içeri¤ine bürünememektedir. Çünkü, bu fliar› öne ç›kartanlar, 1935 sonras› Komintern, Çin ve Latin Amerika devrimlerinin yo¤un etkileri alt›nda benimsenen, «halk cephesi»nin türlü çeflit kavran›fl›ndan da kendilerini bir türlü kurtaramamaktad›rlar. Bu perspektiflerin temelinde, bir yan›yla s›n›f perspektifinden yoksunluk bulunurken, öte yan›nda da s›n›fa güvensizlik yatmaktad›r. Ve tek bafl›na «s›n›fa karfl› s›n›f» slogan›n› atmak da devrimci hareketi bu zaaftan kurtaramamaktad›r. Devrimci s›n›f politikas› yapmak ad›na, tam bir bulan›kl›¤›n hakim oldu¤u günümüz koflullar›nda, bu fliar› sadece devrimi yapacak s›n›f›n proletarya olmas› anlam›nda de¤il, güncel politik tutumlar›n da bu s›n›f›n ba¤›ms›z tarihsel ç›karlar›na uygun bir çizgide üretilmesi gerekti¤ine bir vurgu olarak ele almak gerekiyor. Marks'›n Alman ‹deolojisi'ndeki "bakkallar" örneklemesinde oldu¤u gibi, kendisinin "s›n›fa karfl› s›n›f" tutumunu ne kadar öne ç›kard›¤›n› sürekli tekrar etmek, buna uygun tutum al›nd›¤› anlam›na gelmiyor. Bu fliar› her durumda yeniden somutlamak, komünist devrimci siyaseti her alanda bu bak›flla varetmek gerekiyor. "S›n›fa karfl› s›n›f" perspektifinin bir aya¤›nda, burjuvazinin sald›r›lar› yahut güncel siyasal yönelimler hesaba kat›ld›¤›nda gündeme gelen "cepheci, s›n›f koalisyoncu" anlay›fllar›n karfl›s›nda, burjuva s›n›f iktidar›na karfl› iflçi s›n›f›n›n ba¤›ms›z tarihsel eylemi üzerinden yükselecek bir s›n›f savafl›n›, iflçi s›n›f›n›n iktidar savafl›n› öne ç›kartan bir perspektif bulunmaktad›r. Bu perspektifin öbür aya¤›nda ise, memur, iflsiz yahut kent yoksullar›, marjinal kesimler olarak de¤erlendirilen toplumsal kesimlerin de iflçi s›n›f›n›n do¤al bir bilefleni, üstelik, devrimci dinamizmi yüksek olan bir bilefleni oldu¤u saptamas› bulunmaktad›r. Yaflad›¤›m›z topraklarda, 657 say›l› yasaya ba¤l› olarak çal›flanlar›n, sol hareketin büyük bir k›sm› taraf›ndan, iflçi s›n›f› olarak de¤il de, "küçük burju va" yahut, s›n›f kökeni belirsiz bir "emekçi" kategorisi içersinde de¤erlendirilmesi karfl›s›nda, "s›n›fa karfl› s›n›f" slogan›, iflçi s›n›f›n›n devrimci dinamizmini temel alan, burjuvazinin karfl›s›nda s›n›flar koalisyonu ile de¤il, proletaryan›n devrimci siyasal eylemi üzerinden bir karfl› duruflu hedefleyen ve 657'ye ba¤l› çal›flan, organize sanayi bölgelerinde, küçük atelyelerde çal›flan kesimleri de s›n›f perspektifi ile kucaklamay› hedefleyen bir perspektif olarak öne ç›km›flt›r. Yaflad›¤›m›z topraklarda, uzun bir tarihsel geçmifle sahip olmayan bu slogan›n ve sloganda ifade bulan perspektifin, uluslararas› planda çok daha eski ve karmafl›k bir tarihi bulunuyor. Amac›m›z tarih

yazmak olmad›¤›ndan, k›sa de¤inmelerle geçece¤iz. "S›n›fa karfl› s›n›f" slogan›n›n gündeme geldi¤i ilk tarih olarak, 1928'i görüyoruz. Tarih Sovyetler Birli¤i'nde, “tek ülkede sosyalizmi” infla edebilmenin bir gereklili¤i olarak görülen, h›zl› sanayileflme, endüstriyel kalk›nma ve NEP döneminde palazlanan NEPMAN'lar›n, kulaklar›n tasfiyesine ve egemenliklerine son verilmesi u¤rafl› ile, bunun bir ge reklili¤i olarak kavranan, k›rlarda kollektivizasyon uygulamas› bu slogan alt›nda yürütülüyor. NEP döneminin kapanmas›, aç›ld›¤› dönemdekinden daha az ve yumuflak olmayan tart›flmalar› da beraberinde getiriyor. “Tek ülkede sosyalizm”in inflas›n›n olabilirli¤i üzerinde yürüyen tart›flmalardaki taraflar›n, infla sorunlar› üzerine önerileri ve bu öneriler üzerine yap›lan tart›flmalarda; sanayileflme at›l›m› ve kollektivizasyon bafll›klar› zemininde yürütülen tart›flmalar içersinde "s›n›fa karfl› s›n›f" slogan›, KP yönetiminin, sa¤ olarak de¤erlendirdi¤i e¤ilimlere yöneltti¤i m›zra¤›n sivri ucu oluyor. Ancak, s›n›fa karfl› s›n›f slogan›n› gündeme getiren süreçlerin, yaln›zca Sovyet Rusya da, 1928 ile birlikte girilen "kollektivizasyon ve ekonominin tümünün sosyalizmin ilkelerine göre yeniden kurulmas›" dürtüsü ile at›lan ad›mlar ve bu zeminde yaflanan tart›flmalar, tasfiyeler ile s›n›rl› olmad›¤›n› da belirtmek gerekiyor. Enternasyonal planda, "s›n›fa karfl› s›n›f" slogan›n›n benimsenmesi de ayn› döneme denk geliyor. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda ise, farkl› bir tablo ile karfl›lafl›lmakta. 1928 y›l› III. Enternasyonal taraf›ndan, daha önceki dönemde benimsenen "birleflik iflçi cephesi" perspektifinin, yerini, "s›n›fa karfl› s›n›f" perspektifine b›rakt›¤› bir tarihsel dönemdir. Bu dönemin aç›lmas›nda, Sovyet Rusya'n›n yöneldi¤i sanayileflme at›l›m› ve kollektivizasyonun yan›s›ra, "Dünya kapitalizminin pek yak›nda büyük bir buhrana girece¤i" saptamas›n›n ve 1929 Büyük Buhran'› ile bu saptaman›n do¤rulanmas›n›n pay›, ‹spanya ve Çin iç savafllar›, fiili'deki ayaklanma belirleyici bir öneme sahip. Bunun yan›nda, o güne dek cephe ve birlikte hareket ile, iflçiler nezdinde teflhir edilmesi hedeflenen sosyal demokrat partilerin tekrar tekrar sergiledikleri kaypak, ihanetçi tutumlar ve iflçi y›¤›nlar›n›n sosyal demokrat önderlikten kurtar›lamamas›n›n yaratt›¤› hayal k›r›kl›¤›n›n da ürünü olarak karfl›m›za ç›k›yor. "S›n›fa karfl› s›n›f" dönemi, Sovyetler Birli¤i'nde, sanayileflme at›l›m› ve kollektivizasyon bafll›klar› alt›nda, "sosyalist inflaa"ya tam gaz h›z verildi¤i bir dönem olurken; uluslararas› planda, sosyal demokrasiden görünüflte her yönlü bir kopuflun, uzaklaflman›n ve sosyal demokrasi ile mücadele merkezli bir dönem anlam›na geliyordu. Ancak bu süreçte, Sovyetlerin içinde ve d›fl›nda yaflananlar›n büyük bir ortak paydas›, uluslaras› planda, Komintern'e ba¤l› tüm partiler içinde "sa¤" olarak de¤erlendirilen e¤ilimlerin muazzam boyutlara varan tasfiyesi oluyor. Ancak, görünüflte “s›n›fa karfl› s›n›f” perspektifi benimsenmesine ra¤men, bu perspektif ne Sovyetler Birli¤i’nde proletarya devrimini s›n›fs›z toplum hedefine yaklaflt›ran, ne de di¤er ülkelerdeki partileri proletarya devriminin örgütlenmesinde etkin bir konuma getiren bir rol oynuyor. Çünkü, s›n›fa karfl› s›n›f perspektifi, en baflta proleter devrim perspektif ve araçlar›yla sürdürülen bir iktidar perspektifini anlat›r. Dolay›s›yla, ulusal s›n›rlara hapsedilen bir “sosyalizmi infla” perspektifi de, Enternasyonal’in flubelerini “tek ülkede sosyalizmin inflas›”n›n gereklerine göre yönlendiren bak›fl da, “s›n›fa karfl› s›n›f” perspektifini dile getirmemektedir.

Gerçekte, benimsenen “s›n›fa karfl› s›n›f” perspektifi de, daha sonra benimsenen aflamac›, birleflik cephe strateji ve taktikleri de, özünde ‹kinci Enternasyonal’den devral›nan bir s›n›f ve sosyalizm anlay›fl›n› ifade ediyor. Zaten ‹kinci Enternasyonal’den köklü bir kopuflu gerçeklefltiremeyen Avrupa partilerinin bu dönemeç noktalar›na ciddi bir itirazda bulunmamas› da bunu anlat›yor. Sonuç olarak Komintern 1935 kongresi, ba¤›ms›z eylemler, ba¤›ms›z sendikalar, sokaklar› kazanma hedefleri ve bu do¤rultuda yaflanan bir pratik ile, bükülemeyen sosyal demokrasinin (ve burjuvazinin) elinin, somut bir faflizm tehlikesi karfl›s›nda, Avrupa kaynakl› “Birleflik Cephe/Birleflik Halk Cephesi” formülü ile öpüldü¤ü bir dönemeç oluyor. Bu tarihle birlikte, 1928-1935 aras›, Komintern partilerinin, ba¤›ms›z eylem, sokaklar› kazanma vb. yoluyla iflçi y›¤›nlar›n› kazanma u¤rafl›ndaki baflar›l› olmayan prati¤inin ve yükselen faflizmin faturas›n›n kesildi¤i “s›n›fa karfl› s›n›f” slogan› da, laf›z düzeyinde bile tarihe gömülüyor. Komintern zemininde de «s›n›fa karfl› s›n›f» slogan›n› tarihe gömen perspektif, özünde, iflçi s›n›f›na ve s›n›f›n ba¤›ms›z siyasal eylemine duydu¤u güvensizlik içersinde, sosyal demokratlar ve Sovyetler Birli¤i’ne «dost» ülkelerin aras›nda proleter devrimden, dünya devriminden kopuflun da resmi ifadesi oluyor: 1935 y›l›ndan sonra, Komintern’e ba¤l› partiler içinde «s›n›fa karfl› s›n›f» slogan› ile birlikte, «dünya proleter devrimi»ni ça¤›ran sloganlar da bir daha asla at›lm›yor. Ancak, baflta da belirtti¤imiz gibi, bu slogan› gür sesle atmak, slogan› atanlar›, devrimci bir s›n›f çizgisine tafl›makta yeterli olmuyor. Bu saptama, yukar›da özetlenen, 1928 sonras› Komintern dönemi için de geçerlidir. Günümüzde, bu topraklarda da bu fliar› gür sesle hayk›ranlar, ayn› çeliflkili durumdan kendilerini kurtaram›yorlar. Bir taraftan bu slogan› atacaks›n, öte yandan, cephecilerle ve liberallerle ayn› trene bineceksin, ayn› mumlar› yakacaks›n, ayn› sokaklarda yürüyeceksin, özellefltirmeye karfl› durufl ad›na K‹T'lerdeki kapitalist devlet mülkiyetini kutsayacaks›n, iflçi s›n›f› dendi¤inde, fabrika duvarlar›na kendini hapsedeceksin, laiklik ad›na kemalistlerle yanyana duracaks›n, burjuva e¤itime de¤il de, onun paral›, harçl› uygulanmas›na karfl› duracaks›n, burjuva yasalara göre kurulmufl “öncü” partilerle sosyalist iktidar›n savunucusu olacaks›n... Dolay›s›yla bu slogan, günümüzde pekçok çevre taraf›ndan, bir yan›yla doktrinerli¤in ifadesi olurken, öbür yan›yla da, benimsenen sa¤/liberal tutumlara giydirilmeye çal›fl›lan "sol" bir k›l›f olma özelli¤i tafl›maktad›r. S›n›fa karfl› s›n›f perspektifi, bugün kimlerle ittifak yap›laca¤›ndan ziyade, u¤runa mücadele edilen hedefi, onun araçlar›n› hiçbir konak/ara iktidardan geçmeksizin, proletaryan›n devrimci diktatörlü¤ü olarak tarif etmesi, ve bugün yüzyüze olunan temel sorunlar›n tümünün (Ulusal sorun, savafl, iflsizlik vb.) ancak devrik bir burjuva iktidar›n›n üzerine gerçekleflebilece¤ini iflaret etmesi bak›m›ndan önemlidir; saf bir proleter devrimi hedefleme anlam›nda de¤il. Günümüzün temel sorunlar›na, iflçi s›n›f›n›n ba¤›ms›z siyasal eyleminin üzerinde yükselerek yan›t verilebilece¤ini vurgulayan bu perspektif ve slogan›n yaflamdaki karfl›l›¤›n› bulmas›, proleter devrimcili¤in araç ve yöntemlerinin, s›n›f›n devrimci siyasal eylem çizgisinin infla edilece¤i hatt›n ve savafl›m hedeflerinin, tüm bu süreçlerde, iflçi s›n›f›na öncülük etme iddias›nda olanlar›n sergileyecekleri iddialar›na denk bir durufl ile bütünlük içerisinde de¤erlendirilmesini gerektirmektedir. Komünistler bu bütünlük içinde al›yorlar ve bu bütünlü¤ü bozan, “s›n›fa karfl› s›n›f” perspektifini bozan her türden ak›m ve yaklafl›mla da hesaplaflmaya devam edeceklerdir. J


Say›: 16 P Ekim ‘97

11

aç›kt›r. Türkiye devrimci, sol hareketi içerisinde, ara, merkezci, melez konumda bulunanlar›n say›s›n›n hiç de az olmad›¤› ve bunlar›n ancak çok küçük bir kesiminin ÖDP zemininde bir siyasal varoluflu revleri de kendince tarif ediyor: osyalist Politika'n›n, Eylül 1997 tarihli say›s›n“zorlad›klar›” kabul edilirse, Çulhao¤lu’na flu soru“Devrimci marksist konumda olanlar›n bu u¤da Metin Çulhao¤lu, "Genel durum saptamas›, yu sormamak mümkün de¤il: Çulhao¤lu, neden ara rakta yapmalar› gereken, sentez aray›fl›ndaki sosyalist partilerin, örgütlerin ve kadrolar›n genel konumda olanlarla ÖDPd›fl›nda bir birliktelik, etkisosyalistlerin yan›nda «kolaylaflt›r›c›» (facilitatör) konumlar›na iliflkin", "Türkiye sol hareketini kenleflim ortam›n›, dolay›s›yla ÖDP’nin d›fl›nda kalmaolarak durmakt›r ...Devrimci marksistlerin yapdi içinde s›n›fland›rmaya" yönelik yeni bir tasnif y› hiç düflünmüyor? Ya ÖDP’nin d›fl›nda ara komas› gereken, bilgiççe, bafla kak›c›, öç al›c› tuönerisinde bulunuyor. numda olanlar›n bulunamayaca¤›n›, bulunsalar da, tumlar sergilemeden, bu tür somut geliflmeleri Çulhao¤lu, bugün solda egemen olan tasnif öl“devrimci marksistler”in ara konumda olanlar›, (Refah partisi’nin perf o rmans›n›n etkileri gibi. çülerinin, gerçek yaflamda karfl›l›¤› olmad›¤›n› da ÖDP d›fl›nda bir zeminde etkileme flanslar›n›n olab.) yetkin biçimde de¤erlendirmek, kuramsal ta(kimi tasnif eksenlerini görmezden gelerek) iddia mad›¤› kan›s›nda; ya da, ara konumda bulunanlar›n rihsel çözümlemenin de meflru ve geçerli olabileetti¤i yaz›s›nda, geçmiflin görece nesnel sayd›¤› s›ve bunlarla etkileflim ortam›n›n ÖDP d›fl›nda birce¤i fikrini yayg›nlaflt›rmakt›r...” ifadeleriyle birn›fland›rmalar›na da göndermeler yap›yor: "Türkiyerlerde de olabilece¤ini düflünse bile, kendisine likte, “devrimci marksistler”in konumlar›n› güçlenye solunun geçmiflinde, az çok nesnel diyebileceY.Küçük’ün “sac aya¤› formülasyonu”na benzer bir direcek nesnelliklerle birlikte, solun kendisini, top¤imiz s›n›fland›rmalara gitmek mümkündü. Örk u rgu içerisinde, ÖDP ve ÖDP zeminindekilerlumun temel ve kal›c› çeliflkileri üzerinde varetmene¤in, 1960'lar›n sol hareketini, milli demokratik le/zeminine çekilebilenlerle s›n›rl› bir devrimcilik-sosyalist devrimcilik eksemisyon biçiyor. ninde ayr›flt›rmak belirli ölçülerde an “Kaynaflm›fl bir grup halinde, sarp ve zorlu bir yolda, Olabildi¤ince keyfi ve benmerkezci laml› olabiliyordu." Çulhao¤lu'nun, say›labilecek ikinci ihtimali düflünmebirbirimizin ellerine s›k› s›k›ya sar›lm›fl olarak ilerliyoruz. geçmifl s›n›fland›rma örneklerini ele mek gerek. Ancak bu durumda da Çulal›fl›na bakt›¤›m›zda, bu tasniflere, "ay Düflman taraf›ndan her yandan sar›lm›fl durumday›z ve hao¤lu’nun, “Maya, Kald›raç, Ekim gir›flt›r›c› ve ayn›lar› buluflturucu" bir anbunlar›n atefli alt›nda hemen hemen hiç durmadan bi dergilerin temsil ettikleri gruplar ... lam yükledi¤ini kabul edebiliriz. Do¤(ve) S‹P” olarak tan›mlamay› tercih etilerlemek zorunday›z. Özgürce benimsedi¤imiz bir rusu da budur zaten; s›n›fland›rma bir ti¤i gruplar› da, kendi durdu¤u zemine ayr›flt›rma iflidir. Bu dün oldu¤u kadar, kararla, düflmanla savaflmak amac›yla, daha bafl›nda daha aç›k bir sesle davet etmesi gerekibugün de böyledir; ayr›flt›rma ve ayn›kendimizi tek bafl›na bir grup olarak ay›rd›¤›m›z için ve yor. lar›, ayn›laflabilecekleri buluflturma heAncak bu ara/ayr› durufl Çulhao¤uzlaflma yolu yerine mücadele yolunu seçmifl oldu¤umuz defi olmayan bir tasnif, tasniften baflka lu’nun tasnif çabas› ile de kapanacak birfleydir. için, bizi suçlayan kimselerin bulundu¤u yak›n›m›zdaki gibi görünmüyor. Çulhao¤lu’nun buAncak Çulhao¤lu, her nedense, batakl›¤a çekilmemek amac›yla birleflmifl bulunuyoruz. gün kendisine, dolay›s›yla devrimci kendisinin bugüne yönelik tasnif önerimarksist saflarda gördüklerine tarif etVe flimdi aram›zdan baz›lar› flöyle ba¤›rmaya sinin eksenini ortaya koyduktan sonra, ti¤i görevler; b›kmadan ve kopmadan bu eksende yap›lacak bir tasnifin, bir bafll›yorlar: «Gelin batakl›¤a gidelim!» tart›flmak, özellikle ÖDP’deki ara koayr›flma maksad› tafl›mad›¤›n›; bu tasVe onlar› ay›plamaya bafllad›¤›m›z zaman da numda bulunanlardan (dolay›s›yla nif, "kesinlikle ve kesinlikle, örgütsel ÖDP’den ve ÖDP içinde konumu net karfl›l›klar› flu oluyor: «Ne geri insanlars›n›z!» anlamda bölünmeyi ve ayr›flmay› önolanlardan da) ayr›flmamak, sol harekegören, siyasal iliflki anlam›nda husuSizi daha iyi bir yola ça¤›rma özgürlü¤ünü tin, s›n›f perspektifine sahip olmayanmeti teflvik eden, ideolojik tart›flma tan›mamaktan utanm›yor musunuz! Evet beyler! Yaln›zca lar›n eline bir s›n›f pusulas› vermek, platformlar›nda ise d›fllay›c› manifeskuramsal-tarihsel çözümlemenin de bizi ça¤›rmakta de¤il, istedi¤iniz yere, hatta batakl›¤a tolar›n okunmas›n› gerektiren bir içemeflru ve geçerli olabilece¤i fikrini rikle önerilmemektedir" türünden ifa- bile gitmekte özgürsünüz. Asl›nda bize göre sizin gerçek yayg›nlaflt›rmakt›r. delerle, döne döne anlatmaya çal›fl›yor. yeriniz batakl›kt›r, oraya ulaflman›z için size her türlü Bu görev tariflerine bak›ld›¤›nda, Böylece de, örgütsel saflaflma amac›n› Çulhao¤lu’nun, “devrimci, sol harekeyard›m› yapmaya da haz›r›z. Yeter ki ellerimizi b›rak›n, gütmeyen bir “tasnif” çabas›n›n, bir aytin bu tasnif önerilerine s›cak bakmayayakam›za yap›flmay›n ve o büyük özgürlük sözcü¤ünü d›n›n, kendini tatmine dönük bir fikir ca¤›” fikrine kat›lmamak mümkün dejimnasti¤inden öte bir istem tafl›mad›¤›kirletmeyin, çünkü biz de diledi¤imiz yere gitmekte ¤il, ancak baflka baflka nedenlerle. n› kabul etmifl oluyor. Dolay›s›yla bu Aç›kt›r ki, Çulhao¤lu’nun benimsedi¤i «özgürüz», yaln›zca batakl›¤a karfl› de¤il, yüzlerini ifadelerden, Çulhao¤lunun bu tasnifi, tasnif, ancak önüne böylesi görevler tabatakl›¤a do¤ru çevirenlere karfl› da savaflmakta geçmifl dönemden örnekledi¤i ve görerif edenler nezdinde geçer akçe olabilece nesnel sayd›¤› ayr›flt›r›c› s›n›fland›rözgürüz!” cek bir tasniftir, kendilerini baflka türmalar›n ifllevinden farkl› bir ifllevle ele den görevler ile tarif eden devrimci ha(V.I. Lenin, Ne Yapmal›) ald›¤› aç›kt›r. reketin nezdinde de¤il. Kendi ifadelerine bak›l›rsa, tasnifin Çulhao¤lu ile kendisinin sayd›¤› gruplar›n, si noktas›nda “devrimci marksistler”in üzerlerine maksad› fludur: "Burada, örgütsel karfl›l›¤› olmas› gündemleri, aray›fllar› ve öncelikleri ortaklaflmadüflen görevlerden bahsediyor. gereken bir ayr›flma de¤il, tart›flmaya zemin dan, çabalar›n›n ve durufllar›n›n ortaklaflmas›n› da Çulhao¤lu, özellikle, ara konumda olanlar›n oluflturacak bir tasnif önerilmektedir." Çulhao¤lu beklememek gerekiyor. “devrimci marksist” çizgi taraf›ndan etkilenmesi bu tasniften, sol hareket içerisindeki tart›flman›n, Bugün, devrimci hareketin ve iflçi hareketinin, ihtiyac›na oldukça önem veriyor. fiayet burada kasdaha do¤rusal ve gelifltirici bir hatta ilerlemesi; yesomut ve gerçek ihtiyaçlar›na yan›t verme iddias› tedilen, liberal demokrasi ile devrimci demokrasi ni sorulara yöneltici bir ifllev görmesini beklemekda tafl›mayan bu tasnif, olsa olsa, M. Çulhao¤aras›nda sal›nd›¤›n› ifade etti¤imiz melez ak›mlatedir. lu’nun, neden ÖDP’de durdu¤unu, durulmas› ger›n, bu pozisyonlar›ndan ileriye do¤ru (Leninizme Yeni bir tasnif ihtiyac›, eski tasniflerin geçerlirekti¤ini izah etme ihtiyac›na yan›t verme u¤rafl›ya da devrimci marksizme do¤ru diyelim) bir s›çrali¤ini/ifllevselli¤ini yitirdi¤i yeni bir dönemin, yeni n›n, bunun yan›nda, ÖDP’yi devrimci harekete pama gerçeklefltirebilmeleri için, kendilerini bu sal›yönelimlerin ürünüdür. Tasnif; olan›n, üzerine bas›n›m›n d›fl›nda, devrimci marksist, leninist konumda zarlama çabas›n›n bir ifadesidir. Çulhao¤lu, istedi¤i lan/durulan zeminde, ihtiyaçlar ve yönelimler, aç›kolanlar›n/oldu¤unu düflünenlerin üzerlerine düflen zeminde durmakta ve bu zemini istedi¤i kesimlere ças›, çözülmesi düflünülen öncelikli görevler eksegörevler ise, kat›lmamam›z mümkün de¤il. Bu nokpazarlamaya çal›flmakta özgürdür. Ancak bu özgürninde s›n›fland›r›lmas›, ayr›flt›r›lmas›d›r. Bu, dün de tada, merkezci/melez konumda bulunanlar›n etkilelük, kendisine, ÖDP’nin gerçekli¤inden yola ç›kaböyle olmufltur, bugün de. Dolay›s›yla, Çulhao¤nebilmesi için, d›fllay›c› ve ultimatomcu bir tutumrak, devrimci hareket üzerinde bir tasarruf ve tasnif lu'nun önerdi¤i tasniften beklentileri, durdu¤u yer dan ziyade, bayraklar› kar›flt›rmadan yanyana durve öncelikleri, yönelimleri ile do¤rudan ilgilidir. hakk›n› veren bir özgürlük de¤ildir. may›, birlikte ifl yapmay› ve karfl›l›kl› etkileflimi Çulhao¤lu, eksenin bir taraf› olmas› gerekti¤ini Çulhao¤lu’nun, ancak kendi niyetleri do¤rultuöne ç›kartan bir tarz›n benimsenmesi gerekti¤i de düflündü¤ü devrimci marksistlerin önlerindeki gösundaki ihtiyaçlar›na yan›t verebilecek bu tasnifte

Bir ÖDP’linin Tasnif Önerisi...

S


12

Say›: 16 P Ekim ‘97

Devrimcilikle Liberalizmin Yollar›n›n Ayr›ld›¤› Eksen Proleterya Diktatörlü¤üne Karfl› Kurucu Meclis, Proleter Devrime Karfl› Demokratik Cumhuriyet o Nas›l ki, burjuva devlet ayg›t›, burjuva diktatörlü¤ünün oldu¤u gibi, burjuva demokrasisinin kurumlar› anlam›na da geliyorsa, yeni tipte bir devlet de, proleter anlamda hem yeni tipte bir diktatörlük, hem de yeni tipte bir demokrasi anlam›na gelmektedir. Dolay›s›yla, yeni tipte bir demokrasinin yeflertilece¤i kurumlar da, bizzat proletarya diktatörlü¤ünün kendi kurumlar› olacakt›r, burjuva toplumdan devrald›¤›/devralaca¤› kurumlar, iktidar mekanizmalar› de¤il.

K

apitalizmden komünizme geçifl dönemi ve devlet sorunu her dönem sol/sosyalist hareket içerisinde temel ayr›m noktalar›ndan bir tanesi olmufltur. Bugün de marksist hareket içerisindeki ayr›mlar›n aras›ndaki kal›n çizgilerin bafl›nda geliyor. Bu zemindeki bir ilk ayr›flman›n ve netleflmenin temelini, tarihsel ve evrensel anlamda muazzam bir öneme sahip Komün deneyimi oluflturuyor. Versailles karfl›s›nda iflçi s›n›f› içerisindeki tüm sosyalist e¤ilimlerin bir iktidar organ› olarak tan›d›¤› ve içerisinde yer ald›¤› Komün’ün ard›ndan Engels, Proletarya Diktatörlü¤ü kavram› karfl›s›nda ortaya ç›kan tereddüt/korkuya yönelik Fransa’da ‹ç Savafl’›n önsözünde, flunlar› söylüyordu: “Paris Komünü’ne bak›n. Paris Komünü, proletarya diktatörlü¤üydü.” (18 Mart 1891) Marks ve Engels aç›s›ndan Komün, proletaryan›n iktisadi kurtuluflunun koflullar›n›n yarat›labilmesi için, varolan devlet ayg›t›n›n, proletarya taraf›ndan ele geçirilmesiyle yetinilemeyece¤ini ve proletaryan›n bu ayg›t› parçalayarak yerine yeni tipte bir devleti geçirmesi zorunlulu¤unu ortaya koymas› bak›m›ndan anlaml›yd›: “ E¤er benim 18 Brumaire’in son bölümüne bakarsan, Frans›z devriminin gelecek girifliminin, önceki gibi art›k, bürokratik-askeri mekanizmay› bir elden ötekine devretmek de¤il, aksine onu parçalamak oldu¤unu ve bunun, K›ta üzerindeki her gerçek halk devriminin baflta gelen koflulu oldu¤unu belirtti¤imi göreceksin.” (K. Marks Kugelman’a yaz›lm›fl mektup 12 Nisan 1871-Seçme mektuplar Sf. 57 Evrensel Bas›m Yay›n) ‹flçi s›n›f› içersindeki tüm siyasal e¤ilimleri içerisinde bar›nd›ran Komün, yaflad›¤› dönemde olmasa bile, yenilgisinden sonraki dönemde ayr›flt›r›c› bir önem tafl›d›. Bu zemindeki ilk ayr›flmaya Marks’›n kaleme ald›¤› Gotha Program›n›n Elefltirisi’nde rastlamak mümkün. (Bkz. Gotha ve Erfurt Programlar›n›n Elefltirisi K.Marks, F. Engels Sol Yay›nlar›) Alman Emekçileri Genel Derne¤i ile Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin, birleflmeleri üzerine, Gotha’da toplanan komisyonun birleflme program tasar›s›ndaki «özgür devlet» anlay›fl›n›n karfl›s›na Marks, Paris Komünü ile ete kemi¤e bürünen «proletarya diktatörlü¤ü» olgusunu koymufltur: “Kapitalist toplum ile komünist toplum aras›nda, birinden ötekine devrim yoluyla geçifl dönemi yer al›r. Buna bir siyasal geçifl dönemi tekabül eder ki, burada, devlet, proletaryan›n devrimci diktatörlü¤ünden baflka birfley olamaz.” (K. Marks. Alman ‹flçi Partisi Program›n›n Kenar Notlar›) Proletarya diktatörlü¤ünü yeni toplumun kuruluflu yolunda, kendisini egemen s›n›f olarak örgütlemifl proletarya biçiminde bilince ç›kartan Marks’›n, Gotha program›na yönelik müdahalesi o

gün oldu¤u gibi, bugün de sol ve marksist hareket içerisinde, devlet konusunda, kapitalizmden komünizme geçifl konusunda bir ortaklaflmay› sa¤lamad›. Ancak, o tarihten bu yana, marksist hareket içerisinde devlet konusunda s›n›rlar› net olarak çizilen bir ayr›flman›n ekseni de, bu vurgular›n üzerinde inflaa edildi. Bu ayr›flman›n bir taraf›nda, proletarya diktatörlü¤ü ve proleter tipte iktidar organlar› bulunurken; ayr›flman›n di¤er taraf›nda, zamana ve savunucular›na göre de¤iflen özgür devlet, özgürlükçü demokratik cumhuriyet, demokratik cumhuriyet, demokratik halk cumhuriyeti gibi tan›mlar ile, parlamento, geçici hükümet, kurucu meclis türünden iktidar organlar› yer ald›. Dünya sosyalist, komünist hareketi de, devlet konusunda, tam da bu eksende bir ayr›flma yaflad›. Ayn› eksen bugün de ortadan kalkm›fl de¤ildir. 1917 fiubat ve Ekim Rus devrimleri, sosyal demokrat ve sol hareket içersinde, o zamana dek teorik düzlemde yaflanan tart›flmalar›n, pratik/siyasal düzlemde bir ayr›flmaya dönüfltü¤ü ve ayr›flman›n taraflar›n›n devrim/karfl› devrim ekseninde kutuplaflt›¤› bir dönemeç noktas› olarak yafland›. 1917 Rusya’s›ndaki devrimci dönüflümlerin ortaya ç›kard›¤› iktidar organlar›/kurumlar› ise, bu kutuplaflmalar›n odaklar›nda yer ald›lar. Kautsky, Ekim Devrimi’ne yönelik ilk elefltirisini de, tam da bu zeminden dile getirmifltir. “Paris Komünü, Sovyet Cumhuriyeti’ni bir bak›mdan aflmaktad›r. O bütün proletaryan›n yap›t›yd›. Onda tüm sosyalist e¤ilimler yer al›yordu, hiçbiri kendisini d›fllamam›fl ya da d›fllanmam›flt›. Tersine olarak, flimdi Rusya’y› yöneten sosyalist parti ise öbür sosyalist partilerle savaflarak erke gelmifltir. Öteki sosyalist partileri yönetim organlar›ndan d›fllayarak, erkini yürütmektedir.” (K. Kautsky, Demokrasi ve Diktatörlük, A¤ustos 1918) Kautsky’nin bu ifadelerin yer ald›¤› makaleyi yazmas›n›n nedeni, ne fiubat Devrimi’dir, ne de tek bafl›na Ekim Devrimi. Hatta, feodalizmin kal›nt›lar›n› y›kmas› anlam›nda burjuva karakterli de¤erlendirdi¤i fiubat Devrimi’ni, tüm s›n›flara siyasal iktidar kanal›n› açt›¤› için, olumlu karfl›lam›flt›r. Ancak, 1918 y›l› bafl›nda Kurucu Meclis’in da¤›t›lmas›, Ekim Devrimi’ni, demokrasiyi ortadan kald›ran bir diktatörlük olarak de¤erlendirmesine neden olmufltur. fiayet Ekim Devrimi, fiubat Devrimi ile ortaya ç›kan burjuva karakterli iktidar organlar›n› (-ki Katsky bunlar› demokrasinin kurumlar› olarak de¤erlendiriyor) parçalamam›fl olsayd›, Kautsky muhtemelen, bolflevik devriminin baflka baflka yönlerini elefltirmek durumunda kalacakt›. Kautsky ile bolfleviklerin yollar›n›n kesin olarak ayr›lmas› çok öncelere, I. Emperyalist paylafl›m savafl›na dayanmaktayd›. Bunu izleyen dö-

nemde, fiubat Devrimi ile ortaya ç›kan Geçici Hükümet ile Sovyet örgütünün de¤erlendirilmesi noktas›nda da bolfleviklerle Kautsky’nin yollar› buluflmam›flt›. Kautsky ve Rusya’daki yoldafllar› menflevikler, SR’ler ve kadetlerle birlikte, Sovyetlere ra¤men ve Sovyetlerin karfl›s›nda Geçici Hükümet’i bir iktidar organ› olarak tan›yarak, kendilerini iflçi s›n›f›n›n devrimci mücadelesinden zaten ay›rm›fllard›. Dolay›s›yla, Kautsky ve menflevikler için, iktidar›n da, demokrasinin de yeflerebilece¤i tek zemin Geçici Hükümet olarak de¤erlendirilmifl, Sovyetler’i de, Geçici Hükümet karfl›s›nda bir bask› grubu derekesine indirmifller, iflçi s›n›f›n›n ve y›¤›nlar›n devrimci eyleminin massedilebilmesinin bir arac› olarak görmüfllerdir. Oysa menflevikler ve Kautsky bu noktada Komün’ü, içinde tüm sosyalist e¤ilimleri bar›nd›ran bir kurum yapan özelliklerin bafl›nda, zaman›n›n tüm sosyalist e¤ilimlerinin Komün’ü bir iktidar organ›, insanl›¤›n kurtuluflunu gerçeklefltirecek tek iktidar organ› olarak tan›malar›n›n ve Komün’e bu do¤rultuda gönüllü olarak kat›lmalar›n›n geldi¤ini gözard› et mekteydiler. Dolay›s›yla fiubat Devrimi’ni izleyen günlerde, Sovyetler’i iflçi s›n›f›n›n tek gerçek iktidar organ› olarak tan›yan bolfleviklerin d›fl›nda hiçbir siyasal ak›m›n, bu anlam›yla Sovyetler’de bir varl›k göstermemesi, bolfleviklerin eksikli¤inden ziyade, Sovyetler’in karfl›s›nda, geçici hükümet saf›nda yer alan menfleviklerin ve SR’lerin maharetinden kaynaklanmaktad›r. Menfleviklerin ve II Enternasyonal’in Sovyetler’e düflmanl›¤› Ekim Devrimi ile bitmemifl, devrimi izleyen günlerde bu karfl›tl›k kendisini «Sovyet ve Kurucu Meclis kutuplaflmas›» biçiminde varetmifltir. Bolfleviklerin, Sovyetlerin Ekim Devrimi sonras›nda Kurucu Meclis’i da¤›tmalar›, yaln›zca II. Enternasyonalcilerin de¤il, ayn› zamanda Rosa Luxemburg’un da tepkisini çekmifltir. Kurucu Meclis’in kapat›lmas›n›, demokrasinin karfl›s›na diktatörlü¤ün getirilmesi olarak de¤erlendiren Luxemburg, yap›lmas› gerekenin yeni bir meclis toplamak oldu¤unu düflünmektedir: “...Kurucu Meclis’in afl›lm›fl bir geçmifl imaj› tafl›d›¤›, ölü do¤du¤u bilindi¤ine göre, yeni bir meclis için gecikmeden seçim düzenlenmesi gerekiyordu. Kerensky döneminin, burjuvaziyle koalisyonlar ve karars›zl›klar döneminin Rusya’s›n› temsil eden Meclis’e, ihtilalin kaderi konusunda güvenmek istemiyorlard›, güvenemezlerdi de. O zaman yeni Rusya’dan do¤mufl, ilerleyen bir meclisi hemen toplamaktan baflka yapacak birfley yoktu. ... 1909’da, karfl› devrimin en gerici egemenlik y›l›nda seçilen IV. Duma, birdenbire 1917 fiubat’›nda, Aziz Jean gibi y›k›c› bir rüzgar›n saçlar› aras›ndan geçti¤ini hissetti ve ihtilalin hareket noktas› oldu. Bütün bunlar göstermektedir ki «demokratik kurumlar›n a¤›r mekanizmas›» kitlelerin yaflamsal hareketlerinde, kesintisiz süreçlerinde özellikle güçlü bir etkiye sahiptir... Yaln›zca, Lenin ve Troçki taraf›ndan icad edilmifl ilaç olan demokrasinin genel olarak kald›r›lmas›, onun düzeltilebilir olmas›ndan daha kötüdür.” (R. Luxemburg, 1917 Ekim Devrimi) Luxemburg, Monarflik Cumhuriyet’in kurumlar›n›n (Çarl›k Duma’s› gibi), feodal s›n›f egemenli¤inden ziyade, esasen burjuva s›n›f egemenli¤inin kurumlar› oldu¤u gerçe¤inin üzerinden atlad›¤› gibi, burjuvazinin s›n›fsal egemenli¤inin ku-


13

Say›: 16 P Ekim ‘97 rumsallaflmas›nda belirleyici bir öneme sahip kurumlar›n, proleter devrim sürecinde de “demokrasinin” inflaas›nda belirleyici bir rol oynayabilecekleri yan›lsamas›na kap›l›yor; Kurucu Meclis’ten, proleter demokrasisinin inflaas› sürecinde, yap›c› ve inflaac› bir rol bekliyor. Kautsky ve Luxemburg’un farkl› zeminlerden de olsa, demokrasi ve diktatörlük konusunda Ekim Devrimi’ne, bolfleviklere getirdikleri elefltirilerin kimi ortak eksiklikler bar›nd›rd›¤›n› gözden kaç›rmamak gerekiyor. Demokrasi ve diktatörlük flahs›nda, Kurucu Meclis ve Sovyet’i karfl› karfl›ya getiren anlay›fllar (‹ster Kurucu Meclis’ten, ister Sovyet’ten yana taraf olunsun) Proletarya Diktatörlü¤ü’nde, dolay›s›yla Sovyet’te yeni tipte bir devleti de¤il, yaln›zca yeni tipte bir devletin diktatörlük, bask› boyutunu gören yan›lsamal› kavray›fllard›r. Bu en baflta burjuva demokrasisine ve Sovyet/Komün tipi iktidar organlar›na eksikli bir bak›flt›r. Bu noktada aç›kt›r ki, bolfleviklerin d›fl›nda neredeyse tüm ak›mlar, demokrasinin, eski tipte demokrasi kurumlar›n›n düzeltilmesi (fakat korunmas›) üzerinden sa¤lanabilece¤i tuza¤›na basm›fllard›r. Burjuva devlet mekanizmas›n›n parçalanmas›, burjuva demokrasisinin, burjuva demokrasisi kurumlar›n›n da parçalanmas›, ezilmesi anlam›na gelmektedir. Nas›l ki, burjuva devlet ayg›t›, burjuva diktatörlü¤ünün oldu¤u gibi, burjuva demokrasisinin kurumlar› anlam›na da geliyorsa, yeni tipte bir devlet de, proleter anlamda hem yeni tipte bir diktatörlük, hem de yeni tipte bir demokrasi anlam›na gelmektedir. Dolay›s›yla, yeni tipte bir demokrasinin yeflertilece¤i kurumlar da, bizzat proletarya diktatörlü¤ünün kendi kurumlar› olacakt›r, burjuva toplumdan devrald›¤›/devralaca¤› kurumlar, iktidar mekanizmalar› de¤il. Burjuva demokrasininin do¤rusal yahut e¤risel geliflimi, yine bir burjuva demokrasisine var›r, proleter/sovyet demokrasisine de¤il. Bu pencereden bak›ld›¤›nda, Ekim Devrimi’nden bafllayarak, Kurucu Meclis’in da¤›t›lmas› sürecindeki sorun, Sovyetler’in, bolfleviklerin demokrasiyi ortadan kald›rmalar› de¤il, o dönemde bolfleviklerin d›fl›nda hiçbir siyasal ak›m›n, iktidar›n al›nmas› ve eski tipte devlet ayg›t›n›n/demokrasinin parçalanmas› sürecinde, yeni tipte, proleter anlamda demokrasinin yeflerece¤i kurumlar olan sovyetlere, iflçi s›n›f›n›n kurtuluflu yolundaki tek iktidar organ› gözüyle bakmamalar› ve sovyetlere karfl›dan cephe almalar› yahut demokrasi ad›na burjuva iktidar mekanizmalar›n› (Meclis gibi) savunmalar›d›r. Bolfleviklerin d›fl›ndaki tüm siyasal ak›mlar, demokrasi ad›na, burjuva demokrasisinin, burjuvazinin s›n›fsal egemenli¤inin kurumlar›n›n yan›nda saf tutmufllard›r. ‹flin do¤rusu sorun bugün de çok farkl› de¤ildir. Sol hareket içersinde, devlet konusundaki saflaflma yine ayn› eksende yaflanmaktad›r. Son günlerde daha yüksek bir sesle dille getirilmeye bafllanan «özgürlükçü demokratik cumhuriyet, demokratik iktidar, demokratik cumhuriyet, demokratik Türkiye vb.» türden talepleri ve hedefleri, tam da bu eksende yaflanan bir saflaflma ve ayr›flman›n ifadesidirler. 20.yy bafllar›nda, menflevikler ve Kautsky, “tüm s›n›flara politik erk kanal›n› açaca¤› ve proletaryan›n bilinçlenip kendisini bir s›n›f olarak örgütlemesinin koflullar›n› yarataca¤›”n› düflündüklerinden dolay› Ekim Devrimi’ne karfl› fiubat Devrimi’ni savunmufllar, Sovyetler’e karfl›, Geçici Hükümet’in, burjuva anlamda bir demokrasinin arka-

s›nda durmufllard›. Bugün de, varolana karfl› ç›k›p, olan›n alternatifini ise, proleter olmayan demokrasi ve iktidar düzlemlerinde koymaya çal›flanlar, menfleviklerin durdu¤u noktan›n çok uza¤›nda de¤ildirler. Susurluk kazas›n›n ard›ndan Devrimci Parti Güçleri taraf›ndan, iflçi s›n›f›n›n tarihsel anlamdaki eylemine önderlik edebilecek bir devrimci partinin yoklu¤u koflullar›nda, düzenin, gündemine ald›¤› gerici reformlar› yaflama geçirebilmesi do¤rultusunda, ortaya ç›kan bu tablodan da yararlanmaya çal›flaca¤›, üstelik solun bir kesimini de bu u¤rafla alet etme gayretinde oldu¤u ve bu tuzaklara karfl› uyan›k davran›lmas› gerekti¤i vurgulanm›flt›. Ne yaz›k ki yaflananlar bu saptamalar› olumsuzlamad›. Kazan›n ard›ndan, burjuvazi taraf›ndan toplumun tüm kesimleri, tüm siyasal ak›mlar, düzenin ç›kmaya yüz tutan çivilerini el birli¤i ile çakmaya ve temiz bir «burjuva» devlet, temiz bir «burjuva» siyaset, temiz bir «burjuva» toplum yaratmaya davet edildi; fiubat Devrimi sonras›nda, bolfleviklerin, geçici hükümeti desteklemeye, geçici hükümete kat›lmaya davet edilmeleri gibi. Tüm toplum ve devrimci hareket, «kirli ve temiz» devlet/siya-

set ikilemi etraf›nda kutuplaflmaya zorland›. Gerici reformlar›n bir bafll›¤› da tam bu noktada a盤a ç›kmaktad›r: «Devrimci, düzen d›fl› siyasal ak›mlar›, düzeniçi seçeneklere zorlamak, mahkum etmek». Ve sol, asl›nda tümü düzeniçi olan bu seçenekler etraf›nda saf tuttukça, ayd›nl›¤› da, temizli¤i de burjuvazinin s›n›fsal iktidar› koflullar›nda aramaya soyundular. Bugün burjuvazinin siyasal iktidar› karfl›s›nda ortaya ç›km›fl proleter anlamda iktidar organlar› yoktur ancak, ayr›flma yine 80 y›l önce yafland›¤› zeminde bir ayr›flmad›r. Ve burjuvazi yine 80 y›l önceki gibi, sol, devrimci hareketin büyük bir k›sm›n›n, burjuvazinin s›n›fsal egemenli¤inin, burjuva demokrasisinin kurumlar›na sahip ç›kmas›n› (üstelik iflçi s›n›f› ve devrim ad›na) sa¤layabilmifltir. Bugün, proleter devrim ve proletarya diktatörlü¤ü ile, binbir türden demokrasi, demokratik cumhuriyet anlay›fl› aras›ndaki uçurum, 19171918 y›llar›nda, Sovyetler ile Geçici Hükümet, Kurucu Meclis aras›ndaki uçurumdan daha az derin de¤ildir. Ve komünistler, 80 y›l öncesinde oldu¤u gibi bugün de, burjuva devletin ve toplumun pisliklerinin karfl›s›nda proleter devrimin ve sov-

Çevreciler, Savafl› «Elefltiriyor»: “Ekolojik Denge Sars›l›yor”

26

Eylül günü, Ekolojik Tahribata Tan›kl›k Heyeti ad› alt›nda bir heyet, savafl›n çevreye verdi¤i zarar› yerinde incelemek ve teflhir etmek amac›yla Dersim'e gitti. Bu heyetin içinde Tunceliler Kültür ve Dayan›flma Derne¤i, Alman Yefliller Partisi üyeleri, ayd›nlar vs. bulunuyordu. Amaçlar›n›n, savafl›n bölgede oluflturdu¤u tahribat› gözler önüne sermek oldu¤unu vurguluyorlard›. Devlet taraf›ndan Dersim'e girmesine izin verilmeyen heyet üyeleri, onlar› ikna etmek için, amaçlar›n›n sadece bar›fl için fidan dikmek oldu¤unu aç›klay›p geri döndüler. Bar›fl 盤l›klar›n›n dört bir yan› sard›¤› bu dönemde, bar›fl için kollar› s›vayan ve birden bire, savafla karfl› duyarl›l›¤› ön plana ç›kan birçok çevre türedi. Bunlar, amaçlar›n›n "kirli savafl"a karfl› ç›kmak ve bar›fla katk›da bulunmak oldu¤unu belirterek, Kürt hareketinin uzlaflma çizgisine gerilemesine destek oluyorlar. Devletin s›n›f karakterini, süren savafl›n ezilenler aç›s›ndan hakl›l›¤›n› bir kenara at›p, devleti ekolojik dengeyi sarst›¤› için elefltiriyorlar. Bundan daha kötü olan ise, sol çevrelerin bu tür giriflimlere destek vermesi ve olumlamas›d›r. Ne hikmetse, söz konusu olan Misak-› Milli s›n›rlar› içindeki bir karfl› ç›k›fl oldu¤u zaman, kendilerine çevre heyeti süsü verip ekolojik tahribattan yak›nanlar öne ç›karken, bunlar örne¤in Güney Kürdistan'a yönelik TC harekat›na karfl› "duyarl›l›k"lar›n› ise, TC'nin operasyona son vermesi, Güney Kürdistan'dan çekilmesi olarak ortaya koyabiliyorlar. Bu durumda sormak gerekiyor: TC'nin Güney Kürdistan'daki varl›¤›na "hay›r", fakat Kuzey’de çevreyi tahrip etmemek kofluluyla varl›¤›na "evet" mi? Bu bak›flaç›s›, burjuva devletlerin de benimsedi¤i ve uluslararas› politikada her zaman öne ç›kard›¤›, "baflka devletlerin iç ifllerine kar›flmama" çarp›tmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Niyetler ayn› olmamakla birlikte, ayn› kap›ya ç›kmaktad›r.

Bu söylenenlere karfl›, olsa olsa, Kürt sorununa duyarl›l›klar›n› ortaya koymak için her yolu denediklerini söyleyebilirler. O zaman da soruyu flu biçimde sorabiliriz: Kürt hareketi, bugünkü gibi bar›fl ça¤r›lar› yükseltmeyip, k›ran k›rana bir savafl yürütürken neden Kürt sorununa duyarl› de¤ildiniz, bu duyarl›l›¤›n bugün, bar›fl 盤l›klar›n›n yükseldi¤i bir dönemde ortaya ç›kmas›n›n özel bir sebebi var m›? Do¤rusu, bunun özel bir sebebi vard›r. Liberal ve demokrat politikalar›n devlete dokunmadan, burjuva siyaset sahnesinde varl›klar›n› sürdürmeleri ancak bu flekilde mümkün olabilmektedir. Devletin Dersim'de de, di¤er Kürt illerinde de yapt›¤› fley, özgürlük hareketini yal›t›p ehlilefltirmek, yok etmektir. Bunu çevreyi tahrip ederek yapt›¤› gibi, GAP ve Köy-Kent projeleri, e¤itim hizmetleri götürmek ve oralara "uygarl›¤›" tafl›yarak, çevreyi tahrip etmeden yapmas› da mümkündür. Bu durumda karfl› ç›k›lacak olan bir fley kalacak m›? Bizim elefltirimiz çevrecilerin çevrecilik yapmas›na de¤ildir. Uzlaflmac› siyasetin çevrecilik ad› alt›nda yap›lmas› yoluyla çevrecili¤in de suland›r›lmas›nad›r. Devrimciler, her türlü muhalefet hareketini düzen karfl›t› bir muhtevaya büründürmek amac›yla müdahale ederler. Bu muhalefet hareketleriyle iliflkileri, kendilerini burjuva muhalefet s›n›rlar› içine çekiyorsa, bu hareketlere bulaflmamalar› daha do¤ru olur. Ancak buradaki temel sorun, devrimci hareketin kendini muhalif konumdan kurtaracak, iktidar perspektifli bir mücadeleyi ortaya koyacak devrimci bir programdan yoksun olufludur. Bu sorun çözülmedi¤i sürece, devrimci mücadele, ayd›nlar, çevreciler, bar›flç›lar ve feministler taraf›ndan suland›r›lmaktan kurtulamayacakt›r. J


Say›: 16 P Ekim ‘97

14

S-300 “Krizi”yle militarist-flovenist bir dalga pompalama gayretleri ifle yaram›yor ama, sessiz sedas›z tazelenen kriz yönetmeli¤iyle düflman sald›r› silahlar›n› artt›r›yor.

Füzelerin Rotas› Emekçi ve Devrimcilere S-300

«krizi», Hükümetin, Genelkurmay’›n ve medyan›n tüm «pompalama» gayretlerine ra¤men, kelimenin tam anlam›yla kabak tad› vermeye bafllad›. ‹lk bafllarda Genelkurmay’›n, medyan›n ve burjuva siyasetçilerinin (özellikle de Çiller ve Ecevit’in) “vatanmillet-sakarya” minvalli konuflma ve aç›klamalar›yla flovenizmi azd›rma çabalar›, traji-komik bir tabloyu tamaml›yordu. Eylül ay› sonlar›nda, Yunanistan D›fliflleri Bakan›’n›n ve çatlak Rus faflisti Jirinovski’nin de bu koroya kat›lmas›yla komedinin dozu bir hayli artt›r›lm›fl oldu. Komedinin sergilendi¤i sahnelere K›br›s, Bo¤azlar, Ankara ve Atina’n›n yan›s›ra, New York, Moskova ve Ankara’daki Silah Fuar›’n›n standlar› da eklendi. Yunanistan D›fliflleri Bakan›, New-York’ta sorunlar›n çözümü amac›yla TC-Yunanistan ikili görüflmelerini onaylamad›¤›na izafen, “h›rs›zlar, caniler ve sahtekarlarla görüflülmez” gibi ifadelerle; bir ölçüde malumun ilan›n› yaparken, Jirinovski ise Antalya’da bir ev almas›na izin verilirse, hükümeti üzerindeki etkinli¤ini kullanarak S300 füzelerinin K›br›s Rum Kesimi’ne sat›fl›n› önleyebilece¤ini yumurtluyordu. Hem Yunanistan, hem de Türkiye egemen s›n›flar›n›n K›br›s ve S-300 “krizlerine” iliflkin taktikleri otomati¤e ba¤lanm›fl durumda: Her iki diktatörlük de bölgedeki emperyalist hiyerarflide daha etkin bir statüko ve rol peflinde... Ç›kan her pürüzde yarat›lan h›r-gür, bu amaç do¤rultusunda haz›r kriz masalar›n›n ve reçetelerinin sayesinde k›sa sürede örgütlenebiliyor. Her defas›nda bir de içe dönük manevralar var ki, iflte özelikle TC burjuvazisinin eli, burada giderek zay›flad›¤›n›n ifla retlerini veriyor. Yak›n tarihe kadar TC, «Bir Türk Dünyaya Bedel, Türk Gibi Kuvvetli, Bütün Dünya Türklere Düflman» v.b. flovenist yaygaralar eflli¤inde «milli bir mesele» oldu¤unda «vatandafllar›n›» soka¤a dökebiliyor, gazete ve televizyonlar›nda da istedi¤i floven rüzgarlar› estirebiliyordu. fiimdi ise, Çiller ve Ecevit’in zeybeklikleri art›k eskiden oldu¤u kadar prim yapm›yor. Bir zamanlar K›br›s için “Ya Taksim, Ya Ölüm” naralar›yla meydanlar› doldurmak, Hora adl› bal›kç›dan bozma sismik araflt›rma teknesi için ba¤›fl kampanyalar› düzenlemek, onun Ege sular›na ç›kabilmesi için destek mitingleri düzenleyip beflinci s›n›f Yeflilçam filmleri yapmak reyting topluyordu. fiimdi ise S-300’den bafllayarak geleneksel Rum-Yunan düflmanl›¤›, Yunan Bakan Pangalos’un neredeyse TC’nin yedi ceddine yetecek küfürleri eflli¤inde ekranlarda ve gazete sütunlar›nda günlerce boy gösteriyor da, MHP’nin mobilize faflist k›talar› haricinde kimsenin k›l› k›p›rdam›yor. Pangalos’tan küfür yemifl ‹smail Cem’in a¤lamakl› yüzü, ayr›ld›¤› kar›s›n›n evine çocu¤unu görmek için giden Befliktafll› futbolcu kadar bile ilgi görmüyor seyirciden... S-300 kriziyle yarat›lmak istenen milliyetçi dalga, lotonun trilyonluk kuyruklar›nda eriyip gidiyor. Burjuvazinin att›¤› tafl, ürküttü¤ü kurba¤aya de¤miyor. PROPAGANDA TUTMADI AMA...

S-300 füzeleri ve ba¤lant›l› olarak K›br›s, Ege «Krizleri» konusunda devletin militarist-flovenist bir rüzgar estirme hevesleri flimdilik kursa¤›nda kald›; ama öte yandan da burjuvazi, bu süreçlerdeki askeri-siyasi manevralardan pek de öyle eli bofl dönmedi. Her ne kadar istedi¤i «vatan-millet» cephesini bir türlü yaratamam›fl olsa ve özellikle liberal yazarlardan müstehzi ifadelerle elefltiri alsa da, söz konusu kampanya, burjuvazinin kar hanesine baz› girdiler sa¤lad›. Bunlardan en önemlisi, «yeni tarz organizasyon biçiminin modern örneklerini» «Bat› Çal›flma Grubu»yla a盤a sunan MGK’n›n «füze krizi» bahanesiyle «Füze Çal›flma Grubu»nu kurdurmas› ve 97 bafl›nda Refahyol Hükümeti’nin de onaylam›fl oldu¤u “Kriz yönetmeli¤i”ni tazelemesi oldu. Genelkurmay’a ba¤l› «Çal›flma Gruplar›»n›n görev alanlar›yla sözkonusu «Kriz

yönetmeli¤i»nin MGK’ya verdi¤i yeni yetkilerin tarifi, sessiz sedas›z «meflrulaflt›r›lm›fl» oldu. Biraz «füze krizi», biraz da «Cuma gösterileri krizi»nin alt›n› doldurdu¤u bu yetki/görev tarifi, burjuvazinin bu «krizleri» yaratan «düflmanlar›ndan» ziyade, egemenli¤inin düflman› olan proletaryaya karfl› sald›r› mekanizmalar›ya donat›lm›fl olmas› da komünistler için flafl›rt›c› de¤il. fiafl›rt›c› olan, darbe rejiminin sald›r›lar› için «demokratik ve laik» zeminleri döfleyenlerin, bunun anlam›n› «Cuma eylemcileri» kadar anlamam›fl olmalar›. Eylül’ün son Cumas›nda Beyaz›t Camiinden ç›kan fleriatç› grubun elinde bir tek pankart vard› ve onda da flöyle yaz›yordu: “Bat› Çal›flma Grubu’nu Anlad›k. Sen Kriz Yönetmeli¤i’nden Haber Ver Yarasa Mesut”. J

Burjuvaziye Toz Kondurmayan Kongre’nin Bildirgesi

E

ylül ay› içinde, “Yeter! Art›k Söz Emekçinin” fliar› ile toplanan EMEP Kongresi, bir de “Sonuç Bildirgesi” yay›nlad›. Emek gazetesinin yazd›¤›na göre, 50 il, 180 ilçe ve 185 beldede örgütlü olan EMEP, sadece 27 il ve 154 ilçede kongresini yapabildi ve genel kurul buradan seçilen delegelerle yap›ld›. Konre sonuç bildirgesine kabaca bir gözat›ld›¤›nda, EMEP’in liberal bir iflçi politikas›n›n savunucusu oldu¤u, ad›ndan baflka “emekçi” kavram› ile bir iliflkisi olmad›¤› tek bir “sosyalizm”, “komünizm” sözcü¤ünün de geçmedi¤i bir “iflçi partisi” oldu¤u görülüyor: * Geçmiflten bu yana iflçi hareketinden sendikal hareketi anlayan bir gelene¤in savunucusu olan EMEP, Kongresi’nde iflçi hareketinin sorunlar›n›n laf›n› bile etmeden, sendikalar› “iflçi s›n›f›n›n en temel örgütleri” olarak ilan ediyor ve bu alanda güçlenmeyi iflçi hareketinde güç olman›n koflulu say›yor. * K‹T’leri ve özel sektörü ile kapitalist sermaye egemenli¤ini y›kma ve iflçi-emekçi sovyet cumhuriyetini uluslararas› çapta örgütlemenin laf›n› bile etmeyen; “Dünyan›n hiç bir yerinde” “emekçilerin yarar›na bir sonuç do¤ur”mad›¤› için özellefltirmeye karfl› olan, özellefltirmeyi “ülkenin sömürgelefltirilmesi” olarak kavrayan EMEP Kongresi, “özellefltirmeye karfl› olma potansiyeli tafl›yan güçleri birlefltirecek” tek partinin ise, EMEP oldu¤unu iddia ediyor ve böylece de kemalist burjuva kesimlere birlik için selam göndermifl oluyor. “Ba¤›ms›z Demokratik Türkiye” talebini “içinde bulunulan aflaman›n bafll›ca fliar› olarak belir”leyen EMEPKongresi, Türkiye burjuvazisine toz kondurmamaya özel bir dikkat göstermektedir. Ona göre, “tar›m bitirilme noktas›na” gelmifltir ve bunun nedeni, Türkiye burjuvazisinin uygulamalar› de¤il, “tar›m›n çökertilmesi politikalar›n›n kayna¤› uluslararas› sermaye, IMF ve Dünya Bankas›’n›n dayatmalar›d›r”. * “Kürt sorunu” konusunda “halklar›n eflit, özgür, gönüllü birli¤i temelinde kal›c› bir bar›fl›n yolunu açmak için bölgede yaflam›n normalleflti-

rilmesi ve savafl›n ortaya ç›kard›¤›(genel olarak burjuvazinin de¤il! MAYA) bask› ve terör ortam›n›n yok edilmesi acil bir sorun”dur diyen, “yeni ifl ve istihdam olanaklar› yarat›lmas›”n› talep eden EMEP kongresi, aç›ktan kirli bir bar›fl savunucusu oldu¤unu ortaya koymufl ve eskiden beri savunucusu oldu¤u sosyal-floven politikay› bir kez daha tekrarlam›flt›r. * ‹flçi ve emekçi kökenli ö¤renci gençli¤i, sermaye egemenli¤ine karfl› tek bir s›n›f ekseni (burjuva egemenli¤ine, onun bir parcas› olan burjuva e¤itim kurumlar›na karfl› sovyetlere dayanan iflçi s›n›f› iktidar›) etraf›nda birlefltirmeyi akl›ndan bile geçirmeyen; iflçi gençli¤e “sendika, sigorta ve 8 saatlik ifl günü”, üniversiteli gençli¤e, “para s›z, bilimsel, demokratik üniversite”, liseli gençli¤e ise, “demokratik lise” talebinde bulunan EMEP Kongresi, savundu¤u politika ile bir kez daha düzeniçi bir seçene¤i temsil etti¤ini, kapitalizmin ehlilefltirilmesini savunan bir liberal politikan›n savunucusu oldu¤unu ortaya koymufltur. J

KOMÜN‹STLER NE ‹Ç‹N, NASIL MÜCADELE ETMEL‹?

- Amaç, ‹lke ve Öncelikler Üzerine Bir Platform Önerisi -

kitaplar›


Say›: 16 P Ekim ‘97

15

K AV R A M L A R I N D ‹ L ‹

S

on y›llarda, solun literatüründe iyice yer etmifl kavramlar›n bafl›nda «kirli savafl» geliyor. «Kirli savafl» dendi¤inde herkes neden söz edildi¤ini gayet iyi anl›yor olsa bile, bu kavram›n as›l köklerini nereden al›p, nas›l bir siyasetin kavram› oldu¤u o kadar aç›k de¤il. Devrimcilerin «kirli savafl» kavram›n› s›k s›k öne ç›karmas›ndan ötürü, bu kavram›n devrimci literatürün bir kavram› oldu¤unu düflünenler oldukça yayg›nd›r. Halbuki bu yayg›n inan›fl yanl›flt›r. «Kirli savafl» kavram› burjuva siyasetinin bir kavram›d›r. «Savafl› insani bir hale sokmak» (!) amac›yla Uluslararas› K›z›l Haç Komiteleri’nin öncülü¤ünde belli bafll› emperyalist devletlere imzalatt›r›lan uluslararas› (devletleraras›) sözleflmelerle çerçevesi çizilmifl bir kavramd›r. Cenevre Sözleflmeleri diye bilinen bu sözleflmelerin ilki, 1864 y›l›nda ‹sviçre’de imzalanm›flt›r. Bu sözleflme savafl yaral›lar›na «insanca» (!) davran›lmas›n› ve K›z›l Haç görevli ve araçlar›n›n savafl d›fl›nda say›lmas› gibi hükümleri getirmiflti. Daha sonra 1899, 1907, 1929, 1949, ve 1976’da yeni protokoller ve sözleflmelerle geniflletilen bu çerçevenin içinde, savafl esirlerine nas›l davran›laca¤›, sivillere nas›l davran›laca¤›, üniforma, bayrak/sancak vs. iflaretlerin nas›l kullan›laca¤› gibi savafl kurallar›n› belirlemektedir. Bu tür devletleraras› sözleflmelerle belirlenen savafl kurallar›n›n içinde, hangi tip süngülerin kullan›lamayaca¤› (örne¤in Frans›zlar›n Birinci Dünya Savafl›’na kadar kulland›¤› oluksuz ve dört a¤›zl› süngüsü), hangi tip zehirli gazlar›n (örne¤in hardal gaz›) veya bombalar›n kullan›lmamas› gerekti¤i gibi ince ayr›nt›lar da yer almaktad›r. Buna karfl›l›k, atom bombas›, hatta binalara dokunmay›p insanlar› öldüren nötron bombas› bu kapsamda say›lmamaktad›r. Özel mülkiyet hakk› ve kutsal giriflim özgürlü¤ü ile birlikte düflünüldü¤ünden, elbette ki bu kurallar, söz konusu araç gereci üretip satanlarla ilgili herhangi bir önlem önermemektedir. Özellikle 1949’daki eklemelerle, «kirli savafl»›n kapsam› oldukça geniflletilmifl ve sivillere yönelik sald›r›lara (iflkence, angarya,. misilleme, sürgün vb.) iliflkin kurallar›n yan›s›ra, sivil direnifl birliklerinin de, düzenli ordu birlikleri gibi kabul edilmesine iliflkin hükümler de bu sözleflmelerin içine sokulmufltur. Ne var ki, örne¤in IRA, Vietkong vb. örgütlerin militanlar› hiç bir zaman bu kapsamda say›lm›fl de¤ildir. Cenevre Sözleflmeleri, her ne kadar savafla karfl› önlemler getirir gibi görülüp gösterilse de, asl›nda emperyalizm ça¤›n›n flafa¤›nda, belli bafll› emperyalist devletlerin giriflimiyle savafllar› kurala ba¤lay›p ola¤anlaflt›rma amaçl› düzenlemelerdir. Merkezi, sözüm ona tarafs›z kabul edilen ‹sviçre’de kurulu olan Uluslararas› K›z›l Haç Komiteleri de emperyalist kurulufllard›r. Bu düzenlemeler ve onlarla ilgili kurumlar, savafllar›n yayg›nlaflt›¤› ve ola¤anlaflt›¤› emperyalizm ça¤›nda, emperyalistler aras› paylafl›m ve yeniden paylafl›m kavgalar›n›, adeta boks müsabakalar› gibi kurala ba¤lamaya yöneliktir. S›k s›k in -

«K‹RL‹ SAVAfi»

sanl›ktan söz ediyor olmakla birlikte, söz konusu sözleflmelerin insanl›kla iliflkisi pek azd›r; yahut seyahat özgürlü¤ünün emekçi y›¤›nlar›n seyahat etme özgürlü¤üne ne kadar katk›s› varsa o kadard›r. Buna karfl›l›k, emperyalist sald›rganl›¤› meflrulaflt›rmaya dönük bu savafl kuralar›na uygun olan emperyalist sald›rganl›klar meflru ve temiz say›l›p, kurallara uymayan savafllar yahut savafl araç ve yöntemleri «kirli» olarak tan›mlanagelmifltir. Böylece, dolayl› yoldan bir «temiz savafl» kavram› yerlefltirilmifltir. Buna bak›l›rsa, nizami üniformal› birisi, yine nizami üniformal› birisini oluklu süngüyle öldürdü¤ü takdirde «temiz» bir ifl yapm›fl olur; buna ayk›r› bir savafl yöntemi ise «kirli savafl» kavram›n›n içine girer. Saddam Hüseyin sivil Kürtleri, üstelik hardal gaz› kullanarak katletti¤inde «kirli savafl» suçlusu olur; buna karfl›l›k peflmerge oldu¤u belirlenen Kürtleri, uçakla ve nizami bombalarla katlederse, «meflru savunma» hakk›n› kullanarak «temiz savafl» yapm›fl olur. ABD, herhangi bir devletin nizami ordular›na karfl› napalm bombas› kullan›rsa «kirli savafl» suçu ifllemifl olur; buna karfl›l›k söz konusu «medeni devlet»lerin meflru saymad›¤› yahut resmen tan›mad›¤› Vietkong gerillalar›na karfl› ayn› silah› kullan›rsa, ayn› suçu ifllemifl say›lmaz. Ayn› flekilde, herhangi bir nizami ordu, bu biçimde tan›nmayan gerilla birliklerine karfl› savafl yürütürken, sivilleri sürgün edip toplu katliamlara baflvurdu¤u takdirde bu sözleflmelerin hükümlerine ayk›r› davranm›fl say›lmaz. Kald› ki, Cenevre Sözleflmelerinin herhangi bir yapt›r›m› da yoktur. Bu durum bile söz konusu sözleflmelerin daha çok ideolojik bir ifllev tafl›d›klar›n› ve as›l ifllevlerinin paylafl›m savafllar›n›n sonucunda oturulacak sözde bar›fl masas›ndaki pazarl›klarda, taraflar›n ellerine koz vermek oldu¤unu göstermektedir. S›k s›k söylendi¤i gibi, «savafl siyasetin baflka araçlarla sürdürülmesidir»; ve burjuva devletlerinde siyasetin kat› kurallar› vard›r. Ad›na demokrasi denen burjuva diktatörlü¤ü, bu kurallar›n kurumsallaflm›fl halinden baflka bir fley de¤ildir; ve burjuva demokrasisinin evrimi, ‹kinci Enternasyonal’inkiyle iç içedir. Bu bak›mdan, «kirli savafl» ve demokrasi söylemlerinin çerçevesi ile ‹kinci Enternasyonal solculu¤unun çerçeve ve tarihçelerinin birbiriyle örtüflmeleri flafl›rt›c› olmamal›d›r. Siyasete kural koyan sermayenin, emperyalizm ça¤›nda savafl›n damga vurdu¤u siyasal kavgalar› da, benzer kurallara ba¤lamas› flafl›rt›c› olmamal›d›r. Nas›l ki, burjuvazi sendikalar›n, partilerin nas›l kurulup iflleyece¤ini, seçimlerin nas›l yap›l›p sonuçlanaca¤›n›, hükümetlerin nas›l kurulup ifl görece¤ini vb. kendi kurallar›na göre tan›ml›yorsa, ayn› zamanda dünya çap›nda savafllar ça¤› olan emperyalizm ça¤›nda, devletleraras› siyasetin kurallar›n› da bu biçimde koymaktad›r. Nas›l ki insan haklar›, demokrasi vb. genellemelerle s›n›f mücadelesinin üstü örtülüyorsa, kirli/temiz savafl kavramlar› uluslararas› sözleflmeler vb. arac›l›¤› ile de, hakl›/haks›z sa-

vafl ayr›mlar›n›n üstü örtülmektedir. Oysa emperyalizm ça¤›, ayn› zamanda ulusal kurtulufl savafllar›n›n damga vurdu¤u bir ça¤d›r. Bolfleviklerin izinden giden komünistler, savafllara s›fat takarken bu gerçe¤i bir an olsun gözden kaç›rmazlar. Savafllar›n hakl›/haks›z savafllar olarak tan›mlanmas› bu ölçülere göre yap›lm›flt›r. Bu bak›fl aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, herhangi bir savaflta hangi taraf›n ilk sald›r›y› yapt›¤›na (Birinci Dünya Savafl› patlak verdi¤inde ‹kinci Enternasyonal hainlerinin kendi burjuvazilerinin yan›nda yer al›rken aray›p bulduklar› en geçerli bahane buydu); yahut savaflan taraflar›n kulland›klar› yöntemlerin ne oldu¤una bakarak savafllar› de¤erlendirmek isteyen pasifistlerin düfltükleri zemin veya kurduklar› tuzaktaki yemler tüm aç›kl›¤›yla ortaya ç›kmaktad›r. «fiiddetin her türlüsüne karfl› olmak», genel olarak savafla karfl› ve genel olarak bar›fltan yana olmak, bu konnuda en revaçtaki örneklerdir. Bu «nizami» ölçülerle bak›ld›¤›nda, sömürgeci bir devlet, ezilen bir ulusa, burjuvazinin koydu¤u savafl kurallar›na uyarak sald›r›rsa «temiz» bir savafl yapm›fl olacak; bu kurallar› çi¤neyerek sald›r›rsa «kirli» bir savafl m› yapm›fl olacakt›r? Keza ezilen bir ulusun mensuplar› kendilerini ezenlere karfl› bu kurallar› tan›madan baflkald›r›rlarsa hakl›l›klar›n› kaybedip «kirli» bir savafl m› yapm›fl olacaklard›r? Do¤rusu, bu kavram kar›fl›kl›¤›, bu netlik ortaya kondu¤unda ortadan kalkmaktad›r; ama daha önemli bir gedik kapat›lm›fl olmaz. Savafllar› hakl›/haks›z diye de¤il, kirli/temiz diye ay›ranlar, bilerek bilmeyerek burjuva siyasetinin kulvar›na girmektedir. Bir kez burjuvazinin savafla koydu¤u kurallar› benimseyip «kirli savafl» kavram›na al›fl›l›rsa, siyasetin di¤er biçimlerini de, burjuvazinin koydu¤u kurallara göre yapman›n önü aç›l›r. Pasifizm ile legalizmin ikiz kardefl olmas› bundand›r. Haks›z bir savafl›n «kirli savafl» k›l›¤›na büründürülerek, emperyalist demokrasilere flikayet edilmesi tutumu, hakl› bir savafl› sermayenin kurallar›na uydurma aray›fl›na yol döfler; bunun bir sonraki ad›m›n›n, siyasette bu «demokrasilerin» dayatt›¤› kural ve yöntemlere boyun e¤mek olmas› sürpriz de¤ildir. Komünistler aç›s›ndan kirli/temiz savafl yoktur; hakl›/haks›z savafllar vard›r. Hakl› olan taraf her zaman ezilenlerdir; ve ezilenler hangi yöntem ve araçla savafl›rlarsa savafls›nlar, haks›z duruma düflmezler; yanl›fl araçlar ve yöntemler kulland›klar›nda «kirlenmifl» olmazlar, sadece zafer ve kurtulufl flanslar›n› zay›flat›rlar. Savafl›n haks›z taraf›ndaki ezenler ise, hangi «uygar» yöntemler kullan›rlarsa kullans›nlar ve hangi kurallara özen gösterirlerse göstersinler, haks›z olmaktan ç›kmayacak ve müstahak olduklar› akibetten kurtulmayacaklard›r. Komünist devrimciler, siyasette oldu¤u gibi, savafl konusunda da sermayenin koydu¤u kural ve ölçüleri de¤il, s›n›f mücadelesininkileri esas al›rlar; biricik ahlaklar› proleter devriminin ahlak›d›r. J


16

Say›: 16 P Ekim ‘97

Harbiye Festivalinde Kitle Öfkesi ve Eksikliklerimiz A

ntakya'da halk festivallerinin yo¤un oldu¤u bir yaz dönemi yaflan›yor. Festivaller, paras›z ya da düflük ücretle girilebilme imkan› oldu¤undan ve en az›ndan devrimci söylemi koruyan sanatç›lar›n davet edilmesinden dolay›, özellikle gençlik a¤›rl›kl› genifl kitleler, bu festivallere kat›l›yor ve coflkulu bir atmosfer yarat›yor. Antakyal› devrimci parti güçleri olarak biz, bafl›ndan beri bu festivallere gidip propaganda faaliyetleri örgütleme çal›flmalar› yap›yoruz. Maya'n›n Temmuz say›s›nda, bu faaliyetin bir aya¤› olan militan Maya sat›fl›n›, çekmece festivalinde nas›l uygulad›¤›m›z› aktarm›flt›k. Özellikle bu tür festivallerde gerek gazete sat›fl›, gerekse bildiri veya Çek-Al da¤›t›m›, insanlarla canl› diyaloglar›n yolunu açan ve propaganda araçlar›m›z›n tan›t›m›n› yapma olanaklar› sundu. A¤ustos ay›n›n bafl›nda, Antakya'ya araçla 10 dakika mesafede bulunan Harbiye'de bir festival daha düzenlendi. Festivalin kendi iç güvenli¤ini sa¤lamak, yani özetle içeriye ateflli-ateflsiz silah sokmay›p bir provokasyonu önlemek için festivali düzenleyenlerin bir görevli a¤› yaratmak üzere bir giriflimi oldu, 50'ye yak›n genç insan bu a¤›n içinde yer alacakt›. Biz de bu insanlarla tan›flmak ve iliflki yakalamak için, hem de özellikle aramada provokatör veya polisi içeriye sokmamak için bu giriflimde yer ald›k. Festival iki gün olarak planlanm›flt›. Bir yandan da DAB-SEN'le ilgili ÇekAl’› ço¤alt›p Maya'y› yan›m›za alarak festivale gittik. Festivale, gözlemleyebildi¤imiz kadar›yla 3 ila 4 bin insan kat›ld›. Her zamanki gibi dinamik, coflkulu bir kitle a盤a ç›kt›. Biraz zaman geçtikten sonra, yani kitle tamamen düzene girdi¤inde, Maya sat›fl›na ve Çek-Al da¤›t›m›na bafllad›k ve 25 Maya satt›k yüzlerce Çek-Al da¤›tt›k. Çek-Al'lar 500'den fazla olmas›na ra¤men tabii ki kitleye yetmedi ve alamayanlar tepki gösterdi. Oldukça olumlu bir tablo yakalam›flt›k. Ve o gün en az 600 kifli DAB-SEN diye bir sendikay› en az›ndan isim olarak tan›d›. Tabii ki Çek-Al'› okuyanlar bundan daha fazlas›n› ö¤rendi. Festivalin sonlar›na do¤ru, derslerinin ç›kar›lmas› gereken çok önemli bir olay ve olaylar dizisi yafland›. Festivalin oldu¤u alan›n önündeki caddeden MHP iflaretleri yapan bir taksi geçti. Geçmiflinden bugüne faflistlerden nefret eden Harbiye'liler taksiyi tafllad› ve bu arada zafer iflareti yapan gençler oldu. Festivalin bafl›ndan beri kap›da bekleyen on kiflilik jandarma grubu festival alan›n›n d›fl›nda zafer iflareti yapan gençlerden birkaç›n› (say›y› tam olarak ö¤renemedik) jandarma arabas›na götürdü ve gözalt›na ald›. Festival alan›ndan insanlar bir anda araban›n bulundu¤u alana koflmaya bafllad›, araban›n önü kesildi ve al›nanlar›n b›rak›lmas› için jandarmayla tart›flma bafllat›ld›. K›sa sürede tart›flma jandarmayla kavgaya dönüfltü. Jandarma dipçikleri kullanarak kitleyle aras›nda az bir boflluk sa¤lad›¤› anda, 10'u birden havaya atefl açt› ardarda patlayan silahlar kitleyi y›ld›ramad›. ‹lk kaç›flma an›nda bile insanlar tafllarla karfl›l›k veriyordu. H›zl› bir flekilde biraraya gelen kitle, jandarmay› önünde sürükleyerek yürüyüfle

geçti. Bu arada devrimcilerin inisiyasitifiyle “faflizme karfl› omuz omuza” slogan› hayk›r›lmaya baflland›. Yürüyüflün bafllamas›yla caddedeki trafik durdu. Bu arada ›srarla oturma eylemi yap›l›p caddenin trafi¤e kapat›lmas› ve al›nanlar b›rak›lana kadar bunun sürdürülmesi devrimciler taraf›ndan söyleniyordu. Biz bunun eylemi pasifize edece¤ini düflünerek, festival alan›ndakileri de bu yürüyüfle kat›p eyleme devam etmeyi önerdik, bunun için de bu öneriyi bizimle ortaya atan bir devrimciyle festival alan›na gidip sözlü ajitasyonla k›sa cümlelerle durumu anlat›p insanlar› yürüyüfl bölgesine gitmeye ça¤›rd›k. Bir ara festival kürsüsünden anons etmek düflüncesiyle kürsüye gittik fakat bunu baflaramayaca¤›m›z› anlay›nca (ses düzeni toplanm›flt›) platformdakileri ikna etmeye çal›flt›k; tabii bu bofl bir çaba olarak kald›. Tekrar d›flar› ç›kt›¤›m›zda ileridekiler (yürüyüfl s›ras›nda festival alan›yla arada bir 100 m. mesafe oluflmufltu) geri dönmüfltü ve jandarma trafi¤i açmaya u¤rafl›-

yor ve insanlar da¤›l›yordu. Demagojiyle olas› bir eylemin önüne geçmeye yard›mc› oluyorlard›. Bu esnada devrimcilerle bunlar aras›nda sert tart›flmalar ç›kt›. Tabii ki bu tart›flmalar›n eylem için yapabilece¤i birfley kalmam›flt›. ‹lk anki öfkeyi yakalayamad›ktan sonra eylemi ilerletmek mümkün olmad›. Yap›labilecekler flunlar olabilirdi: - Eylem an›nda bir komite oluflturup eylemi flekillendirmek - ‹yi bir koordinasyon a¤› yarat›p birbirinden kopuk olmadan haberli hareket etmek. - Oturma eylemi gibi, eylemi so¤utacak biçimler yerine kitle deste¤ini arkas›na alan militan bir biçim oluflturmak (örne¤in jandarma k›fllas›na yürüyüp al›nanlar› istemek gibi) Bu yaz›n›n amac› ve bahsedilen dersler, yaflanm›fl bir kitle hareketinde ani çabuk ve do¤ru yaklafl›mlara sahip bir öncü nüvenin yapmas› gereken -gelifltirilebilir- tespitler olarak de¤erlendirilmelidir. Kitlelere öncülük edecek bir leninist parti yaratma iddias› büyük bir iddiad›r ve bu türden ufak gibi gözüken, ancak yafland›¤›nda yo¤unlu¤u anlafl›lan baflkald›r›larda deneyim elde etmek; o büyük gün geldi¤inde zarar›m›za olmayacakt›r. Antakya'dan Devrimci Parti Güçleri

Bir ‹flçi Semtinde Bildiri Da¤›t›m›

D

ünyada ve yaflad›¤›m›z topraklarda kendini hissettiren ve sonuçlar›na yarat›l›ncaya kadar katlan›lacak olan devrimci parti ve devrimci önderli¤in olmad›¤› koflullarda; kitleler burjuvazinin belirledi¤i ve dayatt›¤› gündemlere kulaklar›n› ve gözlerini dikmektedirler. Bu durum devrimcilerin kendi gündemlerine yo¤unlaflarak, gündemlerini kitlelere benimsetinceye de¤in ve burjuvazinin dayatt›¤› gündemleri tersyüz edinceye de¤in sürecektir. Kitlelerin savafl-bar›fl, siyaset konusunda zihinlerini kar›flt›ran, kitlelerden önce liberal solcu ve reformistlerin üzerine atlad›klar› bir “Dünya Bar›fl Günü”nü geride b›rakt›k. Böyle bir günde kitlelerin liberal solcular›n yürüttükleri “bar›fl hemen flimdi” çerçevesindeki siyasetten çok, komünistlerin amaçl› faaliyetinin sonucu olan siyasetlerine ihtiyac› oldu¤u tespitiyle, bulundu¤umuz mahallede Maya gazetesi ikinci özel say›s› olan “bar›fl kimin için?” bafll›kl› özel say›y› da¤›tt›k. Mahallenin iki ayr› kesiminde üçyüz-üçyüz elli özel say› da¤›tt›k. Da¤›t›m› akflam yapt›k. Çünkü da¤›t›m yapt›¤›m›z mahalle bir varofltu ve iflçiler, emekçiler akflam saatlerinde evlerine dönüyorlard›. Da¤›t›m; evlerin kap›s› çal›narak ve kap›y› açana, bugünün Dünya Bar›fl Günü olarak ilan edildi¤i, buna yönelik görüfllerimizin bu özel say›da oldu¤u belirtilip, özel say› verilerek; sokaktan geçenlere de verilerek tamamland›. Evlerin kap›s›n› çald›¤›m›z ve özel say›y› verdi¤imizde almama yönünde hiçbir e¤ilim olmad›. Ancak bir evden; “param yok alamayaca¤›m, devrimci bütün yay›nlar› al›yorum” cevab› verildi. Özel say›n›n paras›z verilebilece¤i söylenerek, oraya da özel say› b›rak›ld›. Sokaktan geçenlere özel say› verirken, yaflad›¤›m›z tats›z bir olay›n çal›flmam›za gölge dü-

flürmesini engellememiz ise önemliydi. Olay flöyle geliflti: Sokaktan geçen ikili, üçlü gruplara özel say› verirken, üç kiflilik bir gruba da verdik. “Bu özel say›lar hangi gazetenin eki” diye sordular ve Maya gazetesinin bar›flla ilgili eki, Maya gazetesi de Devrimci Parti Güçlerinin politik yay›n›d›r diye yan›tlad›k. Bunun üzerine gruptan bir kifli biz uzaklafl›rken özel say›y› yere att›. Özel say›y› veren yoldafl gidip özel say›y› yerden ald› ve onlara yapt›klar›n›n ay›p oldu¤unu ve devrimcilere, devrimcilerin yay›nlar›na sayg›s›zl›k oldu¤unu belirterek hareketini protesto etti¤ini söyledi. Bunun üzerine özel say›y› yere atan kifli birfleyler söyledi. Fakat aram›zda 10-15 metrelik mesafe oldu¤undan ne söyledi¤ini anlayamad›k. Da¤›t›m yapan iki yoldafl bu kiflinin yan›na gittiler ve ne dedi¤ini sordular ve gruptaki di¤er kifliler herhangi bir duruma gerek olmad›¤›n› söyleyerek ayr›ld›lar. Di¤er bir yoldafl ta, da¤›t›mc›lar› yat›flt›rd›. Bu olaydan sonra mahallenin di¤er kesimlerinde da¤›t›m› tamamlad›k. Saat dokuzdan sonra çald›¤›m›z kap›lar kayg›yla aç›l›yordu. Bunun da mahallede devletin belli dönemlerde estirdi¤i terör sonucu oldu¤unu biliyoruz. Bu çal›flmam›zdan ç›kard›¤›m›z sonuç ise fludur: Bugün siyasete ihtiyac› olan, siyasal faaliyetin götürülmesi gereken yerler varofllard›r. Devlet taraf›ndan, kapitalizm taraf›ndan ezilen diz çöktürülen iflçi s›n›f›n›n bu en dinamik kesiminin aya¤a kalkabilmesi için, dirilebilmesi için herfleyden çok komünist siyasete ihtiyaçlar› vard›r. Bu siyaset de, soyut söylemlerle de¤il , gereken devrimci parti arac›l›¤›yla ete kemi¤e bürünecektir. Maltepe’den Devrimci Parti Güçleri


17

Say›: 16 P Ekim ‘97

‘Karanl›k Eylemlerinde’ De Burjuvazinin Güdümünden

B

izzat burjuvazinin k›demli temsilcilerinden olan Sabanc›'n›n ‹kiz Kuleleri'nin ›fl›¤›n› söndürerek ateflledi¤i "ayd›nl›k için bir dakika karanl›k" eylemleri Susurluk kazas›n›n üzerinden bir y›l geçtikten sonra tekrar gündemde. Susurluk kazas›n›n ard›ndan sonraki süreçte, solun liberal kesiminin de düzenin belirledi¤i çerçevenin d›fl›na ç›kmadan, "temiz toplum" kampanyalar› ile destek verdi¤i eylemler, bilindi¤i üzere "faillerinin" yarg›ya tafl›nmas› ile birlikte bu kesimlere rahat bir soluk ald›rm›flt›. Ancak beklenen geliflmeler, yani "çetelerin temizlenmesi" sürecinin yarg›dan düflürülmesinin ard›ndan, "Temiz toplum-hukuk devleti" kampanyalar›, 30 Eylül’de ayd›nl›k eylemleri ile tekrar bafllad›. Geçen y›l burjuvazinin gerici reformlar›n› hayata geçirmesine vesile olan "temiz toplumhukuk devleti" kampanyalar›, devrimcilerin, eylemlerin biçimini ve içeri¤ini özellikle varofllarda binleri bulan kitlelerle farkl›laflt›rmas› ile birlikte, liberal siyasetin belirli anlamlarda devrimci hareket üzerindeki etkisini k›rd›¤› yan›lsamas›n› verebilir. Ancak demokrasi anlay›fl›n› program edinen devrimci-demokratlar, her ne kadar «bu düzen y›k›lmadan düze ç›k›lmayaca¤›n›» savunsalar da, iktidar perspektiflerindeki bulan›kl›k, yine buna ba¤l› olarak, ba¤›ms›z bir gündem oluflturma ve bunun takipçisi olma basiretini gösteremedikleri ölçüde, önünde sonunda burjuvazinin belirledi¤i politik eksenin d›fl›na ç›kamayan liberal siyasetlerle buluflacaklard›r. Liberallerle ayn› trene binmekte bir mahzur görmeyen devrimci-demokratlar, bu süreçte de liberallerin yakaca¤› mumlar›n yan›na kendi mumlar›n› dikecektir. Burada ifl, sadece devrimcilerin zaaflar›n› ortaya koymak, ya da bu zaaflar›n onlar taraf›ndan kendi iç dinamikleriyle giderilmesini beklemek de¤ildir. Komünist devrimcilerin devrimci hareketin sadece ideolojik açmazlar›n› ortaya koyup kendi ayr›mlar›n›n alt›n› çizmesi yeterli de¤ildir. ‹flçi hareketi ve devrimci hareket nezdinde çekim merkezi olabilmenin ve kabul görmenin koflulu, politik ve örgütsel eylem kapasitesinin art›r›lmas› ve bunun süreklili¤inin sa¤lanmas›yla mümkündür ancak. Bunu bizzat içerisinde bulundu¤umuz pratik durumlardan kalk›flla ortaya koymak mümkündür. Ayd›nl›k eylemleri vesilesiyle Ümraniye'nin 1 May›s Mahallesi’nde de, her akflam soka¤a ç›k›lmakta ve eylemler yap›lmakta. «Eylemde birlik» perspektifinden hareketle «Mahalle Meclisi» imzas› bünyesinde bir araya gelen devrimciler, niyetlerinden ba¤›ms›z olarak «asgari müfltereklerde» buluflmak ad›na, siyasete yasaklar koymakta ve kitle kuyrukçulu¤una düflmektedir. Nitekim kendilerinin yapm›fl oldu¤u bir toplant›ya kat›ld›¤›m›zda, sadece güne özgü olmayan bir durum ile karfl› karfl›ya kald›k. S‹P, Özgür Gelecek, HADEP, Partizan Sesi, Al›nteri, At›l›m, ÖDP, EMEP, Komünist Posta ve toplant›da olmayan, ancak bu giriflime dahil olan K›z›lbayrak'tan ve «mahalle halk›ndan» oluflan 1 May›s Mahalle Meclisi isimli organizasyon ile, devrimci dayan›flma çerçevesinde «Eylemde Birlik» yapmak üzere bir araya geldik. Ancak gördü¤ümüz o ki; «Eylemde Birlik», devrimciler ve liberaller aç›s›ndan siyaseten taviz ya da CHP çizgisinde birbirleriyle uzlaflma anlam›na geliyor. «Asgari müfltereklerde» buluflmak üzere yu-

muflat›lm›fl «halk›, kitleyi ürkütmeyen», kendilerinin deyimiyle «demokratik istemlerle» bir araya gelen devrimci-demokratlar, melez ak›mlar ve liberaller, siyasal olarak nas›l da ayn› kap›y› çald›klar›n›, ayn› yola ç›kt›klar›n›, bir daha ortaya koymufl oldular. Kendilerine eylemde birli¤in aslolarak düzenin gericili¤ine karfl› devrimcilerin, özgür ajitasyon, özgür propaganda temelinde bir araya gelerek ortak bir karfl› koyuflu gerçeklefltirmeleri anlam›na geldi¤ini anlatt›ktan sonra, mutabakat sa¤layamad›¤›m›z için, eyleme bu organizasyona dahil olmaks›z›n kat›laca¤›m›z› belirttik. Bize, belirledikleri sloganlar›n d›fl›na ç›kmamam›z kayd›yla eylemlere kat›labilece¤imizi söylediler. Siyaseti nas›l yapaca¤›m›z› onlar›n belirleyemeyece¤ini ve ödün verilerek, uzlafl›larak siyaset yap›lmayaca¤›n› vurgulad›ktan sonra oradan ayr›ld›k. «Eylemlerin devrimcilefltirilmesi, halk›n, kitlelerin nabz›n›n tututulmas›» ad›na liberallerle bir araya gelip siyasal kimliklerinden soyunarak, her türlü tavize-uzlaflmaya giren devrimci-demokratlar›n ve melez ak›mlar›n bu tablosu, bir kez daha, devrimci bir önderli¤in yarat›lmas›n›n yak›c›l›¤›n› ortaya koydu. Eyleme dönük yeterli haz›rl›¤›m›z›n olmamas›na ra¤men, yaklafl›k 25 kiflilik bir güçle kat›ld›k. Daha önceden görüfltü¤ümüz ve kendilerinin bir “slogan disiplini olaca¤›n› ve bunun d›fl›na ç›kmayacaklar›n›” söyleyenlerin, kendi «disiplin»lerine uymad›klar› görüldü. Disiplinden, herkesin, kendi politik platformundan ödün vere-

rek buluflmay› anlad›¤› bu «disiplinli» eylemde, biz de kendi ba¤›ms›z fliarlar›m›zla yer ald›k, «disiplinsizlik» yapm›fl olduk. Eylemle ilgili en önemli eksikli¤imiz ise, daha öncesinden bir haz›rl›¤›n yeterli düzeyde yap›lamam›fl olmas›yd›. Bu tür durumlarda, sadece kendimizi eyleme tafl›y›p, kendi kendimize mesaj vermekten öteye geçebilmemiz, kendimizden öte güçleri harekete geçirebilmemiz, iliflkilerimizi siyasallaflt›rabilmemiz gerekiyor. Bu yap›lmad›¤› durumda, kitleyle buluflmak için siyasetten ödün vermenin flart olmad›¤›n› göstermemiz de mümkün olmayacak. Böylesi bir tablonun komünistlerin müdahalesi olmaks›z›n de¤iflmeyece¤i ve bunu de¤ifltirmenin koflulunun öncelikle burjuva siyasetin etkisini s›n›f hareketine tafl›yanlardan ayr›flmaktan geçti¤i aç›kt›r. Bunun yan›nda, devrimci bir önderli¤in yoklu¤u, liberal siyasetin var oldu¤u ve etkisinin devrimci hareketin saflarinda da hissedildi¤i koflullarda, ufku demokrasi ile s›n›rl› devrimci hareketin bu siyasetin yörüngesinde düzene, düzenin politikalar›na ba¤lanaca¤› aç›kt›r. Komünistlerin dün oldu¤u gibi, bugün de birinci ödevi, devrimci bir önderli¤in inflaas›na referansla tan›mlanan haz›rl›k görevlerinin üstesinden gelmek için, her türlü burjuva siyasal ak›mlar›ndan ve bu ak›mlar›n etkilerinden ba¤›ms›z bir siyasal hatt›n yarat›lmas›nda ›srarc› olmakt›r. Ümraniye'den Devrimci Parti Güçleri

‘Zindanlar› Y›kaca¤›z’

T

utsak düflmek, iflkenceden geçmek ve elbetteki ölmek bir devrimci için son derece ola¤an ve do¤al olan gerçeklikler. Ama burada do¤al ve ola¤an olan salt insan›n dayanmas› ya da ölmesi de¤il, s›n›f savafl›m›n›n sert, ac›mas›z ve uzlaflmaz niteli¤i ile devrimcilerin bu savafl› sürdürmekteki kararl›l›¤› ve iradesidir. 12 devrimci tutsa¤›n ölümü ve onlarcas›n›n sakatlanmas›yla sonuçlanan ‘96 zindan direniflleri bu irade ve kararl›l›¤›n en güzel ispat›d›r. Ama ne ilk ne de sondur. Ne var ki iflimiz birilerine birfley ispat etmek de¤il, kavga etmek ve kapitalist sömürü düzenini tarihin çöp sepetine (lay›k oldu¤u yere) göndermektir. Bu bilinçle s›n›f mücadelesinin bir aya¤› olan cezaevlerini s›n›f›n gündemine tafl›mak, kitle iliflkilerimizi politize edebilmek, yeni iliflkiler kurmak, devrimci dayan›flmay› örgütleyip, güçlendirip, gelifltirmek ve Ölüm orucu ve süresiz açl›k grevi savaflç›lar›n› anmak amac›yla bulundu¤umuz semtteki bir Hac› Bektafl Kültür Derne¤i’nde Kurtulufl, S‹P’liler ve Devrimci Parti Güçleri olarak bir anma toplant›s› düzenledik. Toplant› için ÖDP, EMEP, HADEP ve CHPilçe örgütlerine duyuru yap›ld›. Toplant›ya 45 kifli civar›nda bir kat›l›m sa¤land›. Slayt gösterisi ile bafllayan toplant›, yap›lan konuflmalarla sürdü. Konuflmalarda devrimci tutsaklar›n bu düzene karfl› verdikleri savafl›m nedeni ile orada bulunduklar›, kapi-

Sahibi ve Yaz›iflleri Md.: Reyhan Son

talist devletin bu sebepten onlara sald›rd›¤›, cezaevlerindeki mücadelenin s›n›f mücadelesinin bir parças› oldu¤u ve bu perspektifle d›flar›dan desteklenmesi gerekti¤i vurguland›. Daha sonra okunan fliirler ve saz dinletisinin ard›ndan toplant› sona erdi. Toplant› s›ras›nda çok eksikli oldu¤umuz görüldü. Toplant›y›, kat›lan insanlar› da çekerek bir söylefliye dönüfltürme düflüncemizi gerçeklefltiremedik. Haz›rl›k aflamas›nda deneyim eksikli¤inden dolay› etkinli¤i içerik olarak ve teknik anlamda yeterince planlayamad›¤›m›z için toplant› s›ras›nda yapmay› istedi¤imiz vurgular› ve hedefledi¤imiz gündemi yeterince tüketemedik. Ancak deneyimlerimiz yolumuza ›fl›k tutsun diyedir ve olumlu, olumsuz derslerini ç›karabildi¤imiz sürece anlaml›d›r. Bunun bilincindeki komünistler olarak ileri s›çramak ve proleter devrimin olmazsa olmaz arac› olan enternasyonalist devrimci partiyi yaratmak boynumuzun borcu, 12 devrimci tutsa¤›n coflku ve kararl›l›¤› k›lavuzumuzdur. Zindanlar› y›kaca¤›z! Tutsaklara özgürlük savaflan iflçilerle gelcek! Devrimciler öldü yaflas›n devrim! Yaflas›n devrimci dayan›flma! Ankara'dan Devrimci Parti Güçleri Tohum Yay›nc›l›k Üsküdar Caddesi Akçay ‹fl Mrk. Kat: 2 No: 12 Kartal / ‹st. Tel: (0216) 387 83 09 Bas›ld›¤› Yer: Eren Ofset


18

Say›: 16 P Ekim ‘97

Mardin’den Gelen 12 Yafl›ndaki ‹flçi, Ekim Ay›n› Dünya Çocuk Günü ‹lan Edenlere Kendi Bedenini Arma¤an Etti al›flt›¤› konfeksiyon atölyesinden iki ay önce ayr›lan 12 yafl›ndaki iflçi, yeni bir ifl bulamad›¤› için kendini elektrik kablosuyla tavana asarak intihar etti.” Geçti¤imiz ay kimi gazetelerin bofl kalan köflelerini doldurmak için “‹flsiz Çocuk ‹ntihar Etti” bafll›¤› ile bu haber kullan›ld›. Belli ki, olay›n haber de¤eri, bu kadar küçük bir bedenin, kendini tavana asmay› becerebilmesinde yat›yordu. Çünkü söz konusu haberler, Mardin’den ‹stanbul’a uzayan bir y›ll›k iflçilik serüveni, tavana kabloyla kendini asma becerisini de gösterebilen bu küçük bedenin son marifetiyle noktalan›rken, niçin çocuklar›n Mardin’den ve baflka yerlerden metropollere tafl›nd›klar›n›; niçin sinemaya, okula, oyun salonlar›na gitmek yerine ifl aramak zorunda olduklar›n›; niçin ifl bulamay›nca intihar etmek seçene¤i ile yüzlefltiklerini; niçin daha ilginç ve medyatik intihar gerekçeleri bulamad›klar›n› sorup yan›tlama ihtiyac› duymad›. Ama bas›n›n hakk›n› yememeli! 80 öncesinde solcu kimli¤i ile devlete hizmet verirken, flimdilerde bu hizmeti liberal ve demokrat kimli¤iyle sürdürmekte olan Gülay Göktürk, Yeni Yüzy›l’daki köflesinde bu olay›n sosyal yönüne de¤inmeden edemedi. Göktürk, bu intihar olay›n›n Dünya Çocuk Günü’ne tesadüf etmesinden esef duyarak konuyu ele ald›. Do¤rusu Göktürk’ün yaz›s›nda önemli saptamalar var; birincisi “dünya çocuklar› mutsuz”; ikincisi çocuklar›n flefkate ihtiyac› var, ama ondan önce “karn›n› doyurmaya, bir çat› alt›nda uyumaya, giyinmeye, okumaya, hastalan›nca doktora ve ilaca” ihtiyac› var. Göktürk bu eksikleri belirttikten sonra, dünya çocuklar›n›n bu ihtiyaçlar›n›n neden karfl›lanamad›¤›n› soruyor ve cevap veriyor: “dünya, art›k artan nüfusu tafl›yam›yor.” Özcesi, Göktürk’e göre do¤um kontrolü uygulamayan ve çok çocuk yapan cahil yoksullar, her çocukla yoksulluklar›na yoksulluk ekliyor ve bu durum medeni olmay› beceren zenginlerin s›rt›na yük bindiriyor, vicdanlar›nda bir s›z› duymalar›na neden oluyor. En çok da prezervatif veya do¤um kontrolü araçlar›n› tan›tmak için ter döken reklam sektörü çal›flanlar›n› etkiliyor olsa gerek bu durum! Göktürk’ün vard›¤› bu sonuç, hiç de yeni de¤il. 150 y›l kadar önce onun a¤ababalar›ndan Malthus da ayn› sonuca varm›fl ve yan›t›n› Marx’tan alm›flt›. Yoksulluk, cehalet ve nüfus art›fl› neden de¤il sonuçturlar; sermaye egemeni¤inin dünyaya yay›lmas›yla beliren ve yayg›nlaflan sonuçlard›r. Bunlar› ortadan kald›rmak için, önce sermayenin yeryüzündeki egemenli¤ine son vermek gerekir. Bugün çocuk ölümünün, açl›¤›n, küçük yaflta iflçili¤in en yayg›n oldu¤u toprak parçalar›, kapitalist üretim iliflkileriyle, sermaye egemenli¤i ile tan›flmadan önce, dünyan›n en zengin ve kendine yeten uygarl›klar›na beflik olmufltu. Bugün bu topraklar›n geçmifli, emperyalist metropollerin masallar›n› süslüyor. Bu masallara karfl›l›k olarak, emperyalist dünya, kendisinin yoksullaflt›rd›¤› ülkelere, uluslararas› örgütle-

“Ç

riyle yard›m elini uzat›yor; kepçeyle ald›¤›n› kafl›kla verirken bu uygar tutumunun takdirle karfl›lanmas›n› istiyor. Dünyaya yay›l›rken, kendi suretinde bir dünya yaratmay› hedefleyen sermaye egemenli¤i alt›nda, bütün olgular tersinden görülebiliyor. Afrika’n›n, Hindistan’›n yoksullaflmas›n›, cehaletle ve uygarl›ktan nasibini almam›fl olmalar›yla aç›klayan burjuva kafas›, iflsiz kald›¤› için intihar eden 12 yafl›ndaki çocu¤un sorumlulu¤unu, onun cahil, dolay›s›yla yoksul ailesine rahatça ba¤layabiliyor. Bütün bunlar, tam da sekiz y›ll›k temel e¤itimin yayg›nlaflt›r›lmas›yla çocuklar›n, bugünkü çocuklar›n de¤ilse bile gelecek kuflaklar›n kurtulaca¤› masal› anlat›l›rken oluyor. Bu masalla kendini avutan “vicdan sahipleri”, kendi arabalar›yla t›kad›klar› yollarda beklerken camlar›n› temizlemek için üzerlerine gelen, selpak satmaya çal›flan çocuklardan rahats›z oluyorlar. Çünkü o arabalar› tamir etmek için alt›na yatan ve bozuk krikolar yüzünden araban›n alt›nda kalarak ölenler de o çocuklar. Bu çocuklar yaln›zca intihar etmekle yahut tiner-bali koklayarak bedenlerini çürütmekle kalm›yor. Otoyollar t›kand›¤›nda, yahut trafik cinayetleri karfl›s›nda ayn› arabalar› tafla tutanlar da bu çocuklar. Hele hele varofllarda köpürüp soka¤a dökülen, eylemlerde ellerine tafl› al›p camlar› k›ranlar var ki; as›l kabusu bunlar oluflturuyor. Yoksullaflt›r›lan ülkelerin, emperyalist devletlere borcu var; çocuk iflçiler de kendilerine ac›mayla bakabilecek kadar yaflam garantisine ve vicdana sahip olanlara borçlu hissediyorlar kendilerini. Çocuklar›n›n, Mardin’den ‹stanbul’a çal›flmaya gitmesine ses ç›karmayan aile; akflam aç kalma korkusunu tatmayan herhangi bir aileden daha fazla hassas olma hakk›na sahip de¤il ve bu durumunu tok yatana borçlu. Gecikmifl, önlenmifl ertelenmifl bir kavga borcu var ezilenlerin kendilerini ezenlere. Bu borcu, ancak aya¤a kalk›p, sermaye düzenine “elinizdeki herfleyi bana borçlusunuz ve onlar› geri istiyoruz” dediklerinde ödemifl olacaklar. Bugün, hiç düflünmeden bedenlerini kendi elleriyle yok etme cesaretini gösteren çocuk iflçilerin, göze alamayacaklar› hiç bir fley kalmam›fl demektir. Komünistlerin de onlara gecikmifl bir borcu var. Bu borcu ödemenin ilk ad›m› bolfleviklerin örgütledi¤i iflsizlerin, 1905 Rusya’s›nda dünya burjuvazisinin surat›nda bir tokat gibi patlayan fliar›n› hat›rlatmak olmal›: “Sadaka ve merhamet de¤il, ifl istiyoruz; sahip oldu¤unuz herfley bize aittir, almaya geliyoruz!” Sermaye düzeninin çarklar› alt›nda ezilen sömürülen ve bir bafllar›na kald›klar›nda kendi kendilerini yok etmekten sak›nmayan çocuklar, gelece¤in de¤il, bugünün iflçi s›n›f›n›n bir parças›d›r; bu iflçiler, «kazanacaklar› bir dünya oldu¤unun» bilinciyle donat›ld›klar›nda bu dünyaya sahip olacaklard›r. Komünistlerin boyun borcu bu kavgaya önderlik edecek devrimci partiyi yaratmakt›r. J

Baz› Dinamiklerin Tükendi¤i Á

Bafltaraf› 7. Sayfada

zaafiyete u¤ratan yönelimlerden ve ayak ba¤lar›ndan kurtularak, krizde devrimci bir rol oynayan/oynayacak olan dinamikle buluflma do¤rultusunda bir yönelim olmas› gerekir. Dolay›s›yla, Güler’in, “Yeniden yap›lanma” ve “kimi mesafeleri yeniden ayarlama” bafll›klar›n› da bu çerçevede de¤erlendirmek gerekiyor. Bu noktada a盤a ç›kan tablo nettir ve “Üçüncüsü” vurgusunun ard›nda gizlidir: “Sosyalist hareket uzun süre kent yoksullar›n› ve varofllar› sanayi iflçisini ve fabrikalar› kuflatmak üzere önemsedi. Krizin tükenen evresi bu damar›n da kurudu¤unu anlat›yor” ifadeleri ile, sosyalist hareketin mahalle dinami¤i ile mesafesini gözden geçirmesi gerekti¤i anlat›lmak isteniyor. Kendisine varofllar› mesken etmifl iflsiz, hertürlü sosyal güvenceden yoksun bir biçimde a¤›rl›kl› olarak organize sanayilerde ve küçük atelyelerde çal›flan kesimleri “kent yoksullar›”, “marjinal kesimler” olarak de¤erlendiren bir bak›fl aç›s›yla birlikte de¤erlendirildi¤inde; “mahalleler iflçi s›n›f› kimli¤i ile yak›nl›¤› ölçüsünde ilgiyi haketmelidir” ifadelerinin varofllarla mesafeyi açmak anlam›na geldi¤i aç›kl›k kazanacakt›r. Aydemir Güler, bunun yan›nda; bir taraftan liberal, sivil toplumcu kesimlerle ve sendika bürokratlar›yla aran›n aç›lmas›n› vurgularken, di¤er taraftan da; ideolojik siyasal bulan›kl›k içerisinde olmakla birlikte, düzen karfl›s›nda devrimci bir duruflta ›srarc› olan ve bu özelli¤i ile de S‹P’in legal/sendikal zeminde atmaya niyetlendi¤i ad›mlar›n önünde bir tehlikeyi bar›nd›ran devrimci demokrat hareketten uzaklaflmay› sal›k veriyor: “Aç›kças›, sosyalist kim lik önümüzdeki vadede tükenmifl, tabans›zlaflm›fl ve dejenere olmufl devrimci demokrat ögelerden uzaklaflmal›...” Yaz›da o ya da bu kesimlerle aran›n aç›lmas› gerekti¤ini titizlikle vurgulayan Aydemir Güler’in, “yeniden yap›lanma sürecinde” yönelinmesi gereken dinamik bafll›¤› alt›nda birfleyler tarif etmemesine flafl›rmamal›: Kargadan baflka kufl tan›mayan Gelenek çizgisinin, a¤›r sanayi çal›flan›, büyük ölçekli iflletmelerde istihdam edilmifl, sendika üyesi olan iflçilerin d›fl›nda bir iflçi s›n›f› tan›mad›¤›; g›das›n› büyük ölçüde üniversite gençli¤inden ald›¤› hesaba kat›l›rsa, yeniden yap›lanma sürecinde hangi”dinamikle” buluflman›n hedeflendi¤i de anlafl›lacakt›r. Asl›nda burada yeni olan fleyler bulunmuyor. ‹flin daha da ilginç yan›, Aydemir Güler’in yaz›s›nda çizdi¤i tabloya bak›ld›¤›nda, iflçi s›n›f›n› yaln›zca fabrika duvarlar›n›n içinde sanman›n ötesinde, S‹P’in, fabrika duvarlar›n›n d›fl›nda geliflebilecek, ö¤renci gençlikten öte hiçbir kriz dinami¤ini de tan›mad›¤› ve tan›mayaca¤› ortaya ç›kmakta. Bugün, bekledi¤i zeminde geliflen bir kriz dinami¤i göremeyen S‹P, bu saptaman›n mant›ksal sonucu olan, “kriz dinamikleri tükenmifl bir burjuva devlet” tablosunun ürkütücülü¤ünden ve umutsuzlu¤undan, sihirli bir t›ls›m sand›¤› “zay›f halka” tespitini yaz›n›n daha bafllar›nda “hat›rlayarak/hat›rlamaya çal›flarak” kurtulmaya çal›fl›yor. Ancak bu o kadar kolay de¤il! Sonuç olarak: Bugün tükenen belli dinamiklerin varl›¤›ndan söz etmek mümkündür. Ancak bu tükenen dinamiklerin, y›¤›n hareketi ve iflçi s›n›f› nezdinde de¤il, sol/devrimci hareket nezdinde oldu¤unun alt›n›n ›srarla çizilmesi gerekiyor. Ve görünen odur ki, Aydemir Güler ve genel baflkanl›¤›n› yapt›¤› S‹Pde, devrimci dinamiklerin tükenifl girdab›ndan kendisini kurtaramamaktad›r. J


19

Say›: 16 P Ekim ‘97

CHE Kavgam›zda yafl›yor!

Devrimci De¤erlerimizi Burjuvaziye Yem Etmeyece¤iz! Herfleyi meta haline getirmeyi varl›k koflulu olarak gören burjuvazi, devrimci hareketin reel bir tehdit oluflturmamas›ndan da güç alarak, tarihe malomufl devrimci de¤erlerimizi de meta haline getirerek, onlar› ehlilefltirerek onlar›n iflçi s›n›f›n›n iktidar savafl›m›na hizmet etmesini engellemek istiyor. CHE’yi CHE yapan burjuvaziye baflkald›r› eylem ve bilinci, ulusal s›n›rlar tafl›mayan enternasyonalist kiflili¤ini yok sayarak, onu romantik, bir zamanlar›n “asi” çocu¤u olarak sunarak, tiflörtlerde, kolyelerde bir süs eflyas›na dönüfltürmek istiyor. Bir zamanlar devrimci harekete bulaflan ve sonra yükselen de¤erlere uyum

EMEP Dinleniyormufl! Haberiniz olsun diyorum, belki bilmiyorsunuzdur diye. Daha önce niye ö¤renemedik diye hay›flanmay›n. EMEP Ankara il baflkan› Haydar Kaya da daha yeni ö¤renmifl telefonlar›n›n dinlendi¤ini. Yani geç kalm›fl say›lmazs›n›z. Say›n il baflkan›n›n dinlendiklerini nas›l keflfetti¤ine gelince, sizi fazla merakta b›rakmadan onu da anlatay›m: EMEP, “Sürekli ayd›nl›k” kapsam›nda bir toplant› yapacakm›fl, ama bunu bas›na ve kamuoyuna duyurmam›fl. Duyuru yap›lmad›¤› halde, parti binas› emniyet güçlerince bas›lm›fl “Ne yap›yorsunuz, eylem mi yap›yorsunuz?” diye sormufllar ve bir sü re parti binas›n›n etraf›nda da beklemifller. Bunun üzerine düflünmeye bafllam›fl il baflkan›, bunu nas›l ö¤rendiler diye. Sonra geçti¤imiz günlerde “bas›nda ve kamuoyunda çokça tart›fl›lan telefonlar›n dinlenmesi konusu”nu hat›rlam›fl. ‹flte o an kafas›nda flimflekler çakm›fl ve olay› ayd›nlat›vermifl. Me¤er parti telefonlar› dinleniyormufl ve bu bask›n, bunun bir “iflaretiymifl”. Say›n baflkan, emniyet yetkililerinden bundan sonra “hiçbir telefonun dinlenmemesini istiyor”. Nitekim Çarflamba günü, Ülkede Gündem gazetesinde yer al›yordu bu keflif öyküsü. Say›n baflkan bu keflfi anlatmak, “dinlenmeme” talebini iletmek ve bu olay› k›namak için bas›n aç›klamas› yapm›fl. Bir dönemin “devrimci komünist partisi”nin, tasfiyecilik sonras›, burjuva demokrasisine güveni/endekslenmesi sonucu kadrolar›n›n geldi¤i du-

sa¤layarak dönekleflenler, liberal platforma savrulanlar, CHE ile ayn› dönemde yaflamalar›n› istismar ederek, çoktan kaybettikleri “devrimci inançlar›” ile sözde onu anarak ruhlar›n› kurtarmak istiyorlar. Katlediliflinin 30. y›l›nda, bir kez daha ilan ediyoruz ki, o hedefine ulaflmasa da, devrimin burjuvaziye s›k›lm›fl mermisi olarak, kavgam›z›n solmayan gülü olarak yaflataca¤›z, burjuvazinin onu ehlilefltirerek yem haline getirmesini, liberallerin ruhlar›n› kurtarma arac› haline getirmesine izin vermeyece¤iz! rum aç›s›ndan çarp›c› olan bu aç›klamay› belki kaçrm›fls›n›zd›r diye yazmay›, sizinle paylaflmay› uygun buldum. ‹l Baflkan›’n›n kiflisel konumundan öte, burjuva demokrasisine olan güveni ve inanc› da ifade eden bu anlay›fl ve tav›r karfl›s›nda asl›nda söylenebilecek çok fley yok. Yoruma ihtiyac› da yok. Ancak ben yine bilmeyenlere söylemek, bilip de unutanlara hat›rlatmak istiyorum: Burjuvazi için kendi iktidar›n› korumak ve sürdürmek için her yol mubaht›r. Devlet, ordu, polis, M‹T, kontrgerilla vb. her türlü erki, elinde ve hizmetinde bulunmas›na ra¤men, o yine de iktidar›n›n süreklili¤ini sa¤lamak için bu “yasal” erklerinin yan›s›ra kendi yasalar›na dahi s›¤d›ramad›¤› Çatl›, Yeflil, gibi “yasad›fl›” kifli ve çetelere, göz alt›nda öldürme, iflkence, gibi “yasad›fl›” uygulamalara baflvurma zorunlulu¤u duymaktad›r. K›saca burjuvazi, sadece kendisi için olan “demokrasisini” korumak ve kollamak için yasal ve yasad›fl› biçimlerde örgütlenmekte, her türlü yola baflvurmaktad›r. Devrimcilerin görevi de, burjuvaziye kendi yasalar›na uymad›¤› için hay›flanmak, muhalefet etmek veya devleti “temizlemek” için, örgütlenmek/faaliyet yürütmek de¤il; burjuva iktidar› devirmek, iflçiler ve ezilenler için gerçek demokrasiyi sovyetlere dayanan iflçi s›n›f›n›n iktidar›n›, proletarya diktatörlü¤ünü kurmakt›r. Devrimci parti güçleri bu do¤rultuda burjuvaziye bayrak açm›fl bulunuyor. Sen de bu bayra¤›n alt›nda yerini almal›s›n! Kavgaya kat›lmal›s›n! Temiz toplum, temiz devlet savaflan iflçilerle gelecek! Bir Maya okuru

Kavgada Biz de Var›z! Biz Burdur’da faaliyet sürdüren yoldafllar grubuyuz. ‹lk olarak önümüze ö¤renci gençlik içersinde MAYA da¤›t›m›n› yayg›nlaflt›rma, MAYA üzerinden iliflkilerin inatç› takibi gibi bir hedef koyduk. Bu ay 15 tane MAYA da¤›t›p, bu arac› kullanarak ulaflt›¤›m›z dostlarla e¤itim çal›flmalar›n› planlay›p örgütledik. Bundan sonraki hedefimiz; MAYA da¤›t›m›n› yayg›nlaflt›rarak,

gençli¤in dibe vurdu¤u noktadan ileriye s›çrat›p, proletaryan›n muzaffer gününe ulaflmas› için faaliyet içersine çekmek ve DAB-SEN’in bulundu¤umuz ilde faaliyete geçirilmesi için planl› bir çal›flma yapmakt›r. Ö¤renciye ifl, çal›flana e¤itim! Komünist bir dünya kuraca¤›z! Burdur’dan Devrimci Parti Güçleri

DAB-SEN Yola Devam Ediyor

flsiz, Sendikas›z, Sigortas›z ‹flçilerin Dayan›flma Birli¤i Sendikas›, yaklafl›k 6 ay önce çal›flmalar›na bafllam›flt›. Ankara’da bafllay›p, çeflitli illerde devam eden tan›t›m ve üye kaydetme faaliyetlerinin geldi¤i bir aflamadan sonra, kongre sürecine girmiflti. Kongre sürecinde yaflanan çeflitli aksakl›klar›ndan dolay› kongresini toplayamayan DAB-SEN, burjuvazinin yasalar›n›n d›fl›na düfltü. Ekim ay› içinde, eski çal›flmalar›ndan edindi¤i deneyimler ve üye birikimi üzerinden, yeniden bir kurulufl gerçeklefltirdi. Yönetimi ve tüzü¤ünde birtak›m de¤ifliklikler yapt› ve çal›flmalar›na bafllad›. Buna bafllang›ç de¤il yola devam demek daha do¤ru. ‹flçi s›n›f›n›n iflsiz, sendikas›z, sigortas›z kesimlerinin en yak›c› ve acil ihtiyac› olan örgütlenmeyi onlara sunan DAB-SEN’e omuz verenler, bu yolda kararl›l›kla ilerleyeceklerini belirtiyorlar. DAB-SEN’in bu amaca ulaflmas›n› diliyor, kurulufl için baflvurunun yap›ld›¤› gün, bas›na verilen aç›klamay› yay›nl›yoruz. ‹flsiz, Sendikas›z, Sigortas›z ‹flçilerin Dayan›flma Birli¤i Sendikas› DAB-SEN Kuruluyor DAB-SEN, ilk alt› ay içinde kongresini toplayamad›¤›ndan dolay› tekrar kuruluyor. Antalya, ‹zmir, Ankara, Bursa ve ‹stanbul’dan üyelerinin kollektif inisiyatifiyle kurulan DAB-SEN, geciken kongre sürecini telafi etmek amac›yla iki ay içinde bir kongre organize etme karar› alm›flt›r. Halihaz›rda aç›lm›fl bulunan ‹zmir, Antakya, ‹stanbl Ümraniye flubeleri ve aç›lmak üzere olan (Ankara, Bursa vb) flube ve temsilcilikleri ile, iflçi s›n›f›n›n sigortas›zsendikas›z-ayr›cal›ks›z kesimlerinin örgütlenmesi ve s›n›f mücadelesine kat›lmalar›n›n önünün aç›lmas› do¤rultusunda daha önce ilan etti¤i hedeflerin takipçisidir. Genel Merkezi ‹stanbul Ümraniye’dedir. ‹flçi s›n›f›n›n sendikas›z, sigortas›z, iflsiz kesimlerinin içinde bulundu¤u durum ve çürümüfl sendika bürokrasisi, gecikmeleri kald›rmayacak kadar acil bir müdahale sürecini gerektirmektedir. DAB-SEN bu bilinçle yoluna devam ediyor.

IfiIKLI YOL YAKINDA K‹TAPÇILARDA !.. ‹steme Adresi: Tohum Yay›nc›l›k Üsküdar Caddesi Akçay ‹fl Merk. Kat: 2 No: 12 Kartal / ‹st. Tel: (0216) 387 83 09


Say›: 16 P Ekim ‘97

Rus Devriminin Uluslararas› Öneminden Hangi Anlamda Söz Edilebilir? M

arks ve Engels, Komünist manifesto üzerindeki tek de¤iflikli¤i (devlet ayg›t›n›n parçalanmas› ve proletaryan›n kendisini egemen s›n›f olarak örgütlemesi), Komün deneyinimden ç›kartt›klar› dersler ›fl›¤›nda yapm›fllard›. Çünkü Komün, o güne dek, iflçi s›n›f›n›n, dünyan›n lanetlenmifllerinin att›¤› en büyük tarihsel ad›m; s›n›fs›z-sömürüsüz bir dünya kurma düflüyle yola ç›kanlar›n gerisine düflmemeleri gereken bir hedeftir ayn› zamanda. Aradan çok zaman geçmedi, 1871'de Paris'te gö¤ü fethetmeye ç›kanlar, 1917'de Rusya'dayd›lar. Proletarya, Komün'de açt›¤› insanl›¤›n kurtulufl bayra¤›n›, 46 y›l sonra, daha ileri bir mevziye, «Sovyet ‹ktidar›»na tafl›d›. Ve tarih, bu güne dek, proletaryan›n daha ileri bir mevziye

RUSYA'da proletaryan›n iktidar› ele geçirmesini izleyen ilk aylarda (25 Ekim [7 Kas›m] 1917), bu geri ülke ile Bat› Avrupa'n›n ilerlemifl ülkeleri aras›ndaki çok büyük farklardan dolay›, Bat› Avrupa ülkelerinde proleter devrimi, bizimkine pek az benzeyecek gibi görünüyordu. Bugün art›k önemli bir uluslararas› deneyime sahip bulunmaktay›z; Bu deneyim, bize aç›kça göstermektedir ki, bizim devrimimizin baz› temel çizgilerinin, yerel de¤il, özellikle ulusal de¤il, yaln›zca Rusya'ya özgü de¤il, uluslararas› nitelikte bir önemi vard›r. Ve ben, burada, sözcü¤ün genifl anlam›yla uluslararas› öneminden söz etmiyorum: Bütün ülkeleri etkilemesi anlam›nda uluslararas› önemi olan, devrimimizin yaln›zca baz› özellikleri de¤il, devrimimizin bütün temel özellikleri ve üstelik birçok ikincil özellikleridir. Uluslararas› önemini, ülkemizde olup bitenlerin uluslararas› bir ölçekte, uluslararas› geçerlili¤i ya da bir yinelenmesinin tarihsel kaç›n›lmazl›¤› anlam›nda alarak, sözcü¤ün en dar anlam›yla bundan söz ediyorum. Devrimimizin baz› temel özelliklerinin bu önemi tafl›d›¤›n› kabul etmek gerekir. Kuflkusuz bu gerçe¤i abartmak, bunu devrimimizin belli temel çizgilerinden ötelere yaymak büyük yan›lg› olur. Ayn› flekilde, proleter devrimin ileri ülkelerin en az›ndan birinde zaferinden hemen sonra, pek olas›d›r ki, durumda meydana gelecek ani bir de¤ifliklik sonucunda Rusya, örnek bir ülke olmaktan ç›kacak, («sovyet» ve sosyalist anlamda) bir kez daha geri bir ülke durumuna gelecektir. Ama içinde yaflad›¤›m›z flu tarihsel anda durum tam› tam›na flöyledir: Rusya örne¤i, bütün ülkelere, kaç›n›lmaz yak›n geleceklerinden tamamen temel nitelikte- birfleyler göstermektedir. Bütün ülkelerin ileri iflçileri bunun çoktan fark›na vard›lar; ama ço¤u kez onlar, fark›na varmaktan çok, devrimci s›n›f içgüdüleriyle bunu kavrad›lar. Sovyet iktidar›n›n ve bolflevik teori ve taktik ilkelerinin (sözcü¤ün dar anlam›yla) uluslararas› «önemi» iflte burada yakmaktad›r. (V.I. Lenin, Komünizmin Çocukluk Hastal›¤›, “Sol” Komünizm)

s›çray›fl›na tan›kl›k etmedi. Bugün, Sovyet Devrimi'nden daha ileri bir deneyimi ifade etmeyen (örn. Çin, Latin Amerika, fiili, Anti-faflist mücadeleler vb.) deneyimlerden ö¤renme ad›na, Ekim Devrimi'ne s›rt çevirenlere inat; Ekim Devrimi, deneyimleri içerilerek afl›lmas› gereken bir pratik olarak, proletaryan›n savafl›m tarihindeki en ileri mevzisi olma özelli¤ini koruyor. Üzerinden 80 y›l geçmesine ra¤men, Sovyet Devrimi; proletarya, insanl›¤›n kurtulufl bayra¤›n› daha ileri bir mevziye tafl›yana dek; komünistlerin deneyimlerinden beslenmeleri gereken temel ve uluslararas› ölçekte vazgeçilmez bir mevzi olmaya devam edecektir.


16