Page 1

volume 7

moda

stil

tasarım

yaratıcı dünyalar...

sonbahar 2010

kadın ve erkek için

yedi buçuk lira

KKTC on lira


www.lacoste.com


s. 118 s. 108

IÇINDEKILER SONBAHAR 2010’ s. 56

003- İçindekiler s. 94 012- Edito 014- Radar 022- Portfolio Minjae Lee’nin eski moda boya kalemleriyle yaptığı illüstrasyonlar 028- Zeitgeist Oğulcan Çakır, Iliyan Varadinov, Emre Sağlam, Gözde Kınalı, Kerem Bilgiç, Meliha Kös, Anıl Mehmet Ekici, Ögem Yılmaz, Ökmen Furkan

042- Moda Tasarım İstanbul’da Fashion Week rüzgarı esti 051- Moda Tasarım Arzu Kaprol’le 2011 yaz koleksiyonu hakkında 052- Yaratıcı Seloteyp parçaları ve post-it kağıtları üzerine yaptığı resimlerle Claire Harvey

056- Yaratıcı Yaptığı heykellerle insanların ilkel taraflarını gözler önüne seren Kris Kuksi

060- Catwalk 2010 sonbahar-kış koleksiyonları Paris Moda Haftası’nda görücüye çıktı

064- Tasarım Michael Jackson Art Design yarışmasında dünya birincisi olan Ayşe Ören

066 – Mimari Barselona’dan Tazmanya’ya beş yıldızlı mimari anlayışı 072- Tasarım Yeşili fanuslarda yaşatan Katie Goldman McDonald 074- Moda Tasarım Rihanna, Beyonce gibi müzisyenlerin tasarımcısı David Koma 076- Moda Tasarım İMA öğrencilerinden mezuniyet projeleri 3

ICINDEKILER.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/28/10 11:55:43 AM


IÇINDEKILER SONBAHAR 2010’

s. 22

tasarım

088- Yaratıcı Tüyden yapılmış Birdy marka aksesuvarlarıyla Fatoş ve Meriç 090- Trend 2010-2011 sonbahar-kış sezonunda moda olanlar 094- Tasarım Demirden Design tasarım ekibi ilio markasını anlattı 098- Tasarım Soda’dan Çağdaş Mücevher Sanatı sergisi 103- Yeni New Balance’dan 365 güne 365 kısa film 104- Moda 1 Gözüm Üzerinde 108- Moda 2 Glam Archaic 118- Moda 3 Dünden Güne 124- Güzellik Ayna Ayna Söyle Bana 130- Moda 4 Nostaljik Sonbahar 136- Bu Yıl Contemporary İstanbul 5 yaşında 138- Mimari Amerika’da bir uzay limanı: Spaceport 140- Sanat Geçmiş ve günümüzün önemli çizerlerinin illüstrasyonları Design Museum

yar yaratıcı dünyalar...

kadın ve erkek için

s. 28

stil

London’da sergileniyor

142- Yeni Moda dünyasına online trend içeriği sağlayan stylsight.com 144- Koleksiyon Saygun Dura’nın Dali ve Magritte gibi ustalara gönderme yaptığı

moda

fotograflarını yeniden sunuyoruz

151- Tasarım Haber Grafik Ürünleri Sergisi yollara düştü 152- Noize Tindersticks’in solisti Stuart Staples ve piyasadaki yeni albümler 1565 Yeni Martini ve D&G’nın birlikte tasarladığı Martini Gold 1585 Yeni Range Rover’dan yepyeni bir tasarım: Evoque 160- Son Durak Hilton Dalaman Resort&Spa’yla şımartılmaya hazır olun s. 136

4

ICINDEKILER.indd Sec1:4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/28/10 11:55:54 AM


trendsetter_21x26_BANGNUDE.ai

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K

1

9/20/10

5:00 PM


SararTrendsetterEylul10.fh11 8/17/10 6:42 PM Page 1 C

M

Y

CM

MY

CY CMY

K

Kad›nlar ne ister? Ruhundan anlayan bir erkek ya da...

Composite


SararTrendsetterEylul10.fh11 8/17/10 6:42 PM Page 1 C

M

Y

CM

MY

CY CMY

K

Kad›nlar ne ister? Ruhundan anlayan bir erkek ya da...

Composite


“Çamaşır yıkamak enerji kaybettirmemeli” diyen herkes için... Siemens çamaşır ve kurutma makineleri.

Siemens’in geliştirdiği varioPerfect çamaşır makineleri hem zamandan hem de enerjiden büyük tasarruf sağlıyor. Aynı zamanda mükemmel temizliği garanti ediyor. ecoPerfect özelliği sayesinde, çamaşırlarınız yıpranmadan yıkanırken A sınıfı makinelere kıyasla %30 tasarruf ediliyor. speedPerfect özelliğiyle de seçtiğiniz programın yıkama süresi %60’lara varan oranlarda kısaltılıyor. Enerji tasarrufunda dünya lideri Siemens kurutma makineleri ise, özenle yıkanan çamaşırlarınızı %50 oranında daha az enerji* harcayarak kurutuyor.

444 66 88 www.siemens-home.com

Gelecek evinizde. *%50 enerji tasarrufu sunan kurutma makinelerinin kodu WT 46 W 561 ve WT 46 W 561 TR’dir.


“Çamaşır yıkamak enerji kaybettirmemeli” diyen herkes için... Siemens çamaşır ve kurutma makineleri.

Siemens’in geliştirdiği varioPerfect çamaşır makineleri hem zamandan hem de enerjiden büyük tasarruf sağlıyor. Aynı zamanda mükemmel temizliği garanti ediyor. ecoPerfect özelliği sayesinde, çamaşırlarınız yıpranmadan yıkanırken A sınıfı makinelere kıyasla %30 tasarruf ediliyor. speedPerfect özelliğiyle de seçtiğiniz programın yıkama süresi %60’lara varan oranlarda kısaltılıyor. Enerji tasarrufunda dünya lideri Siemens kurutma makineleri ise, özenle yıkanan çamaşırlarınızı %50 oranında daha az enerji* harcayarak kurutuyor.

444 66 88 www.siemens-home.com

Gelecek evinizde. *%50 enerji tasarrufu sunan kurutma makinelerinin kodu WT 46 W 561 ve WT 46 W 561 TR’dir.


EDITO YENİDEN DÜŞÜNMEK VE KAVRAMLAR Dilimize pelesenk olmuş bazı kavramları kullanırken asla içeriğindeki yoğunlukla vurgu yapmıyoruz... Hele internet çağında zaten buna zaman yok! Hemen her davranışımız ya da sözümüz yapıldıktan, söylendikten sonra düşünülür hale geldi... Belki de yeni bir kavramlar sözlüğü yazılmalı... Bugün günlük dilde güzelle, güzellik duygusuyla, bir dereceye kadar güzel olan şeyle ilgili olarak eksik ve yanlış bir biçimde kullanılmaktadır estetik kavramı. Estetik davranış, estetik duruş, estetik çaba, estetik cerrahi vb. deyimlerde anlatılmak istenen şey, güzellik ve güzelliğin insanın zihnindeki ve duyularındaki etkileridir. Yabancı sözlüklerdeki karşılıkları da buna yakın bir anlam vermektedir sözcüğe. Felsefedeyse sözcük daha geniş bir biçimde sanat ve sanatçı yaratılarına ilişkin düşünceleri kapsamaktadır. Estetiği felsefenin bir dalı olarak düşünenler, ahlakta iyi kavramı, mantıkta doğru kavramı neyse estetikte de güzel kavramı odur, demektedir. Ancak, sorularımız ilerledikçe estetiğin yalnızca güzelle sınırlandırılamayacağını, işin içine iyi, trajik, dramatik, hoş, alımlı vb. kavramların da girdiğini; hatta günümüzde bazı sanatçıların haklı olarak çirkini de yazmak ve dile getirmek gibi bir görevi gönüllü olarak yüklendiğini görüyoruz... Kitaplıkların raflarını dolduran kitaplardan kimi daha mürekkebi kurumadan neden eskimiştir de, kimi, yüzyılların ötesinden hala taptaze bir soluk getirmektedir? Sanat müzelerini dolduran insanları Leonardo, Brueugel, Delacroix, Van Gogh, Picasso önünde hayranlıkla toplayan nedir? Yunus Emre’nin, Pir Sultan’ın yaşadığı çağlardan günümüze bu kadar sıcak, bu kadar canlı seslenebilmelerindeki giz nerededir? Bach’ın, Mozart’ın, Beethoven’in, Bartok’un ve daha nice ustaların müziklerinin her dem tazeliği, her dem yüceliği nereden gelmektedir... Praksitales’in Afrodit’i neden yaşlanmaz binlerce yıldır? İlkçağ tragedyalarından, Shakespeare’den Brecht’e uzanan çizgide tiyatro, yaşamımızda nasıl bir boşluğu doldurur da, omuz omuza dolarız karanlık salonlara? Bütün bu sorulardaki ortak paydaları bir araya toplayıp şöyle geçici ve ilkel bir tanıma varabilir miyiz: İnsan aklının, kendisine bütün tapınakları, katedralleri, sarayları, heykelleri, resimleri, ezgileri, senfonileri ve bütün şiirleri yaratma olanağı veren kendi eylemi üzerinde durup düşünmesidir. Sanki yeniden düşünerek davrandığımızda internet çağını da daha rahat yaşayabiliriz...

Sevgiler, Nevzat Çalışkan nevzat@mayailetisim.com

YAYINCI Bige Duraga Çalışkan GENEL YAYIN YÖNETMENİ (sorumlu) Nevzat Çalışkan (nevzat@mayailetisim.com) KREATİF DİREKTÖR Halil Özbayrak (halil@mayadergi.net) YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ayşe Sönmez (ayse@trendsettermag.com) GENEL KOORDİNATÖR Nejla Burnazoğlu Turner (nejla@mayailetisim.com) EDİTÖRLER Zeynep Kun (zeynep@mayadergi.net) Buket Baydar (buket@mayadergi.net) Fatih Büyükbayrak (fatih@menshealth.com.tr) Serli Gazer (serli@mayailetisim.com) Müge Serçek (muge@mayailetisim.com) TRENDSETTERPOP EDİTÖRLERİ Arzu Ergezer (arzu@yuzgram.com) Begüm Ahu Ağlaç (begumahu@yuzgram.com) FOTOGRAFLAR Metin Bakırkaya, Tuna Yılmaz, Yeşim Özügeldi KATKIDA BULUNANLAR Tuba Akyol, Ercan Yaşa, Zeynep Merve Kaya, Esra Sucu Böle, Sinan Çatak

REKLAM SATIŞ VE PAZARLAMA MSN MEDYA SATIŞ PAZARLAMA A.Ş. Reklam Grup Başkanı Zeynep Aşıklar (zeynepasiklar@mediasalesnetwork.net) Grup Müdürleri Nurol Ceylan (nurolceylan@mediasalesnetwork.net) Iraz Aykut (irazaykut@mediasalesnetwork.net) Reklam Müdürleri: Dilek Şahin (dileksahin@mediasalesnetwork.net) Özge Yücel (ozgeyucel@mediasalesnetwork.net) Rezervasyon: Mesut Öztürk (mesutozturk@mediasalesnetwork.net) Adres: Halaskargazi Cad. Sait Kuran İş Merkezi No: 145, Kat: 4, 34381 Şişli-İstanbul Tel: (0212) 219 19 32 Faks: (0212) 219 13 43 PAZARLAMA, DAĞITIM VE SATIŞ Cemal Araz (cemalaraz@mayadergi.net) RENK AYRIMI VE TEKNİK KOORDİNASYON Punto Baskı Çözümleri Tel: (0212) 231 30 67 BASKI APA Uniprint Basım San. ve Tic. A.Ş. İstanbul Asfaltı Ömerli Köyü, Hadımköy 34555 / İstanbul Tel: (0212) 798 28 40 BASIM YERİ VE TARİHİ İstanbul / Ekim 2010 DAĞITIM Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. DAĞITIM SORUMLUSU Cüneyt Kılıç OKUR HİZMETLERİ Eda Oral eda@mayailetisim.com MAYA İLETİŞİM HİZMETLERİ Halaskargazi Cad. Sait Kuran İş Merkezi No:301, Kat:4, Şişli-İstanbul Tel: (0212) 224 93 30 Faks: (0212) 224 86 46 İMTİYAZ SAHİBİ Maya İletişim ve Tasarım Hizmetleri Adına, Nevzat Çalışkan Yazı ve fotoğrafların tüm hakları TRENDSETTER dergisine, yayımlanan ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.

SONBAHAR 2010 VOLUME: 7 NO: 90 FOTOGRAF: JAN RASMUS VOSS (janrasmusvoss.com) MAKYAJ: MAX ROMAN/YSL ÜRÜNLERİYLE RETOUCH: ONEHUNDRED, BERLIN MODEL: LEA/AM MODELMANAGEMENT

EDITO.indd 2

YEREL SÜRELİ YAYIN www.trendsettermag.com info@trendsettermag.com

12

Trendsetter

sonbahar 2010

10/1/10 12:47:27 PM


RADAR

Hazırlayan: Serli Gazer

“LOOK” BY ARZU AKGÜN Arzu Akgün; özellikle büyük boyutlu ahşap panolara taşıdığı özel yaşam içeriklerini, psiko-sosyal bir eleştiriyi de yükleyerek etkili bir şekilde resmediyor. Çalışmalarında siyahla soğuk renklerin dengeli birlikteliği, ahşap zeminin yarattığı sıcaklık duygusuyla çelişik bir bütünlük içinde sunuluyor. Ahşap zemine kazandırılan ve yer yer baskı resim disiplinini çağrıştıran dokusal vurgular, giderek netleşen özel bir dilin unsurlarına dönüşüyor. “LOOK” sergisinde ahşap üzerine kazıma ve boyama tekniğiyle oluşturulan 16 eseri 15 Ekim’e kadar görebilirsiniz. www.galerimerkur.com

A 14

RADAR.indd 1

Trendsetter

AIAIAI AIAIAI kulaklıklar, farklılaşmış tasarımının ötesinde ses kalitesi açısından da çok iddialı. Dış sesleri minimalize ederek aynı zamanda Y şeklindeki kordon yapısıyla düğüm sıkıntısını da ortadan kaldırıyor. Yapılan uzun çalışmalar sonucu, derin basları ortaya çıkarırken aynı zamanda yüksek tonları da dengelemeyi başararak istenilen müzik kalitesine ulaşıyor. Bilstore ve Midnight Express mağazalarında bulabilirsiniz.

sonbahar 2010

9/27/10 5:19:26 PM


MINI COUNTRYMAN. KAÇAMAK. Hem 4x4, hem 4 kapılı hem de 4 metre uzunluğunda. Şehir ve şehirden kaçmak için birebir. Sürücü koltuğu size ait. Boş yerler ise ailenize, arkadaşlarınıza, köpeğinize veya macerayı kimlerle paylaşmak istiyorsanız onlara. Şimdi bu sıradışı araç ile go-kart hissini bildiğiniz yolların ötesine taşıma zamanı. Ayrıntılı bilgi Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’nda. MINI Cooper S Countryman modelinin CO2 emisyonu 154 gr/km, ortalama yakıt tüketimi 6,6 lt/100 km’dir.

MINI R60 210x260 mavi.indd 1

9/20/10 5:54 PM


RADAR

WOMANITY Thierry Mugler’in yeni parfümü Womanity kadınları adeta farklı bir boyuta davet ediyor. Her anımız, her “moodumuz” hatta ayrı ayrı her birimiz için farklı bir koku olmayı vaad ediyor. Çok iddalı değil mi?

A ARCHIE GRAND 1980’lerde Archie’nin büyükbabası ükbabası Reinhold’u kaybetmesi hayatında tında bir dönüm noktasına neden olur. Yaşadığı kaybın ardından Londra’da da eğitim aldığı Central St Martins ve The he Royal College of Art’ta edindiği sanata ata bakış açısını büyükbabasından kalan an şirketi geliştirmek ve ona vizyon katmak tmak için kullanmaya karar verir. Bu u kararın ardından Londra senelerinde tanıştığı, İngiltere sosyetesinden Alan Clark, ark, Nigel Coates, Lord Archer, Bruce Bernard nard gibi “sevimli şarlatan” lara renkli ve eğlenceli defterler yaratma fikriyle Archie hie Grand not defterleri “dostlar ve düşmanlar” üşmanlar için harekete geçer. Alışveriş çılgınlar çılgınları, artistler, modacılar, sanatçılar çılar ve 55 farklı meslek sahibi için İskandinavya’da inavya’ tasarlanmış ve tüm dünyada ünlenm ünlenmiş Archie Grand not defterleri rleri aartık Türkiye’de. Beymen Blende Blender ve Bilstore’dan edinebilirsiniz. ebilirs 16

RADAR.indd Sec1:8

Trendsetter

sonbahar 2010 010

9/27/10 5:19:28 PM


CAMPER_TRENDSETTER_TUR_SEP_PP.pdf

1

29/07/10

12:28


RADAR

LES QUEUES DE SARDINES Kendileri Fransız bir çorap mar markası. İnanılmaz eğlenceli ve renkli kli tasarımları tasarımlar var. Sonbahar koleksiyonunu mutlaka inceleyin. İnternet adresinden nceleyin. İnter sipariş verebilirsiniz. sipari www.les-queues-de-sardines.com w.les-queues-d

I

AŞKIN 8 KUSURU On beşinde bir genç kız, başarılı bir reklamcı, ünlü bir armatörün oğlu, agresif bir avukat, var olmaya çalışan genç bir oyuncu, bir ev kadını, dev sırrıyla yaşayan bir adam ve tüm gemileri yakmış bir kadın… Aşkın 8 Kusuru, sekiz farklı insanın sekiz farklı hikayesinin ele alındığı bir öykü kitabı. Cesur dili ve iddialı anlatımıyla, söz oyunlarına gerek duymadan, herkesin yaşadığından ve gördüğünden farklı bir açıdan bakıyor aşka… Üstelik Playlist’i olan ilk kitap: Aşkın 8 Kusuru’nda okuyucunun kahramanlarla aynı dünyada yol alması için düşünülmüş, bugüne kadar herhangi bir kitapta denenmemiş bir farklılık playlist.

IMAKEMYCASE.COM Piyasada satılan ve neredeyse herkeste olan telefon kılıflarından sıkılmışsınızdır diye tahmin ediyorum. Öyleyse sizi imakemycase. com’a alalım çünkü bu sitede bilindik formlardan uzaklaşarak tamamen kendinize özgü bir kılıf tasarlayabilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan biraz hayal gücü! 18

RADAR.indd Sec2:6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:19:29 PM


RADAR

VIVIENNE WESTWOOD ANGLOMANIA+LEE Geçen sezonki Vivienne Westwood Anglomania+Lee işbirliğinin başarısından sonra erkek giyiminde 2. koleksiyonun parçaları da 20 Haziran’da Milano Moda Haftası’nda podyuma çıktı. Bu sezon koleksiyon; bisikletçiler, rocker’lar ve festivalcilerden ilham almış. İşlemeli rozetler ve yamalar, denim yelekler ve jeanlere farklı bir görünüm kazandırıyor. Klasik indigo renkli denime, kenar detayı ve vintage yıkamasının yanında kırmızı gölgeler de eklenmiş. Denim üzeri metalik hologram baskılar da 70’lerin efsanevi rock’n’roll kültürünü anımsatıyor.

V

İKSV’DEN HABER VAR 2012’de İstanbulluları çok güzel bir haber bekliyor. Dünyada altı şehirde daha yapılan Tasarım Bienali İstanbul’da İKSV’nin 6. festivali olarak gerçekleşecek. Bunun dışında 2011 yılı için de bireysel tasarımcılar ve öğrencilerle birlikte farklı etkinlikler yapılması planlanıyor. Bizde kalın, haberdar olun!

20

RADAR.indd Sec3:6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:19:30 PM


Sert kapakli 8/19/10 2:08 PM Page 1 C

Composite

M

Y

CM

MY

CY CMY

K


PORTFOLIO

DIJITAL GÖRÜNÜMLÜ ANALOG ÇIZIMLER Güney Koreli Minjae Lee, diğer adıyla Greno, eski moda boya kalemleriyle izleyenlerin dijital ortamda yaratıldığını düşündüğü illüstrasyonlara imza atıyor. Ticari anlamda da başarılı işlere bulaşan 19 yaşındaki genç sanatçının her illüstrasyonda biraz daha geliştirdiği tarzını yakın takibe aldık.

Söyleşi: Zeynep Kun

22

MINJAE LEE.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:50:16 PM


23

MINJAE LEE.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:50:19 PM


PORTFOLIO

24

Trendsetter

sonbahar 2010

Senin sözlüğünde “sürrealizm”in tanımı nedir? Dünya üzerindeki her şeyin enerjisini kendi tarzımda ifade etme biçimi. İfade ettiklerim her ne kadar başka dünyalara aitmiş gibi dursa da aslında gerçek hayattan izler taşıyor. Resmettiğim güzel kadın yüzlerinin ardına agresif çizgiler ve çarpıcı renklerle günlük hayatın ikilemlerini gizliyorum. Çıplak gözle görülmese de herkes bu enerjiyi hissedebilir ve sürrealizm de bunun için, göremediğimiz ama var olma ihtimali olan şeyleri yansıtmak için var. Senin hayatındaki en “sürrealist” şey ne? Her şeyin içindeki enerjiyi hissedebilmem. Benim için hissetmek görmekten daha önemli. Her objenin kendine has bir güzelliği var; insanların, doğanın, renklerin enerjisi hayata tutunmamı sağlıyor. Peki, nasıl illüstratör oldun? illüstrasyona ilgi duymuyordum. 17 yaşımdayken çizgi roman Aslında illüstrasy gözüktü. Ben de diyyapan apan biriyle tanıştım ve yaptığı iş çok eğlenceli gözü lediğim gibi çizim yapmaya karar verdim ve zevk aldığım, eğlenceli bulduğum tarzda resim yapmaya başladım, ardından çizdiklerim illüstrasyona dönüştü. Bir illüstrasyonun bittiğine nasıl karar veriyorsun? Çizim yaparken önceden plan yapmıyorum, sadece hislerimi takip ediyorum. Bazen bir sayfanın önünde oturuyor, bir çizgi bile çekemiyorum ve ekleyecek hiçbir nokta bulamadığım o an, illüstrasyonun bittiğini anlıyorum.

MINJAE LEE.indd 4

9/27/10 4:50:23 PM


Kendi geliştirdiğin kişisel metodlarından bahsedebilir misin? Daha çok keçe kalemlerle çalışıyorum. İşlerime bakanlar genelde dijital ortamda çalıştığımı düşünüyor ancak ben geleneksel yöntemleri tercih ediyorum. Bilgisayarın yapmacık havasını sevmiyorum. Keçe kalemler, boya kalemleri, pastel boyalar ve mürekkep bana daha samimi geliyor. Çalışırken alışılagelmiş boyama yöntemlerini kullanıresim yapmayı seviyorum” diyemem. yyorum orum ancak “illa şu boyalarla res Canım o an ne kullanmak istiyorsa... Bazen tuval üzerine yağlı boya ve akriliklerle çalışıyorum, daha canlı ve hareketli bir şeyler yakalamakk istiyorsam da keçe kalemlerimi kullanıyorum. Bilgisayarla aran nasıl? Bilgisayara çok sıkı bağlıyım çünkü her şey bu aletin içinde olup bitiyor. Benim çizimlerimi örnek alacak olursak, buradan tüm dünyaya ulaşıyorum. Her ne kadar yaratıcılığı körelttiğine, insanları kolaya alıştırıp tembelleştirdiğine inansam da onsuz bir hayat düşünemiyorum. Onu, sanatımı icra etmek için değil de yaymak için bir araç olarak görüyorum. 25

MINJAE LEE.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:50:31 PM


PORTFOLIO

Seul çalışmalarını nasıl etkilliyor? Seul’de yaşamamın bana katkısı olduğunu söyleyemem. Burası sanat adına çok heyecan verici gelişmelere sahne olmuyor ve doğa, şehirleşme adına her gün biraz daha yok ediliyor. Yapmacıklıktan hoşlanmadığım ve daha çok doğayla iç içe yaşamak istediğim için yakın zamanda başka bir yere taşınmayı planlıyorum. Son gördüğün ilham verici şey neydi? Sıradan olacak ama bir kelebekti. Bir kaç hafta önce, bir müşterim için çeşitli kelebekler çizmem gerekti, pek çok kelebek resmini referans aldıktan sonra, yolda yürürken bir kelebeğe rastladım. Kitaplarda gördüğümden çok daha renkli ve canlıydı, gözlerime inanamadım, kendisine o anda, orada aşık oldum. Şu sıralar ne üzerinde çalışıyorsun? Altı farklı iş üzerinde çalışıyorum. Biri; bahsettiğim kelebek çizimleri... Yakın zamanda kendi sanat kitabım basılacak, Eylül-Ekim gibi piyasada olmasını planladığımız için yoğunluk onun üzerinde. Ölmeden önce mutlaka yapmak istediğin bir şey var mı? Çok hırslı biri sayılmam. Para, şan, şöhret, aşk benim için önemli değil. Bunlarsız da yaşayabileceğimi düşünüyorum. Ama iş sanata gelince akan sular duruyor. Bazen bir imaj beliriyor gözümün önünde, bir renk armonisi, soyut bir görüntü ve ben onu en iyi şekilde kağıda dökmeye çabalıyorum ancak halen tam anlamıyla hissetiklerimi ifade edebildiğim kusursuz görüntüyü yakalayamadım. İşte bu yüzden, ölmeden önce kafamdakileri görüntüye dökebildiğimi görmeyi çok isterim. www.renokim.com 26

MINJAE LEE.indd 6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:50:45 PM


Dramatik ve karanlık anlatımları tercih eden 55 yaşındaki Japon fotograf sanatçısı Hiroshi Nonami ve modanın drama kralı John Galliano, Minjae Lee’nin yakından takip ettiği sanatçılar.

27

MINJAE LEE.indd 7

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:50:46 PM


ZEITgEIST Hazırlayan: Buket Baydar

Fotoğraf: Uğur Araz

28

Trendsetter

sonbahar 2010

OĞULCAN ÇAKIR /// GÖZDE KINALI /// EMRE SAĞLAM /// ILIYAN VARADINOV /// KEREM BİLGİÇ ANIL MEHMET EKİCİ /// ÖGEM YILMAZ /// GÖKMEN FURKAN /// MELİHA KÖS

ZEITGEIST.indd 2

9/27/10 4:54:01 PM


29

Trendsetter

sonbahar 2010

OĞULCAN ÇAKIR Tiyatro ve müzik işiyle meşgulüm. İnsanların farklı buldukları insanlara karşı bakış açılarının ölüm ve şiddete dayalı olduğunu düşünüyorum...

ZEITGEIST.indd 3

9/27/10 4:54:01 PM


ZEITGEIST

GÖZDE KINALI İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde öğrenciyim. “Arada acımasız olmalı.”

30

ZEITGEIST.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:54:02 PM


Untitled-1 1

25.09.2010 23:42:56


ZEITGEIST

EMRE SAĞLAM Kadir Has Üniversitesi’nde İletişim Tasarımı Bölümü’nde okuyorum. Radyo, Sinema, Televizyon bölümünde de çift ana dal yapıyorum. Ayrıca yönetmen asistanı olarak da çalışıyorum. Bunların dışında “Sinemaspot” adında bolca takipçisi olan bir sinema blog yazarıyım… Özellikle Türkiye’de moda; yeni ergenlerin pembe Barbie evi gibi. Bu kadar abartılası bir durum yok bence. Kendimi iyi hissetmek için iyi şeyler giyiyorum hepsi bu. Saatlerce oturup düşünmeye, altında derin felsefeler aramaya gerek olmadığından bu şekilde bir slogan seçtim. “Önemli olan iç güzellik” mottosunu elbette desteklemiyorum ancak Türkiye’de olmayan sektörün olmayan ikonluğuna soyunmak manasız. Kafalarınızı o pembe Barbie evinden çıkarın. Bu yüzden “Fashion is my ass.”

32

ZEITGEIST.indd Sec6:6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:54:03 PM


Windows®. Sınırsız Yaşam. VAIO Windows 7 ürününü önerir.

VAIO E Serisi

Ben

bir markayım www.vaio.com.tr

Bilgisayarınız, artık daha kolay.

Sony, VAIO, make.believe ve make.believe logosu Sony Corporation Japonya’nın tescilli markalarıdır. Windows 7 ve Windows logosu ABD ve diğer ülkelerdeki Microsoft şirketlerinin tescilli markalarıdır.


ZEITGEIST

ILIYAN VARADINOV Modelim ve yapı ressamlığı yapıyorum, üzerimde annemin adını; “Adriana”yı taşıyorum. Onu çok seviyorum, I LOVE MOM...

34

ZEITGEIST.indd Sec7:8

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:54:04 PM


ZEITGEIST

36

Trendsetter

sonbahar 2010

KEREM BİLGİÇ Yeditepe Üniversitesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü’nde öğrenciyim. “Less is more”... Aslında çok yönlü bir cümle, bir çok açıdan ele alınabilir. Kullandığın nesneye yüklediğin anlam kadar artar. Nesneyi nesne olarak ele alırsın. Minimal bir nesneyle çok şey anlatılabilir. Daha anlaşılır bir yapıya sahiptir ve daha uzun sürelidir, modası geçmez, klasikleşir ve yormaz.

ZEITGEIST.indd Sec1:10

9/27/10 4:54:05 PM


ZEITGEIST

ANIL MEHMET EKİCİ İngilizce öğretmenliği eğitimi alıyorum. Söylenen odur ki; tanrıların egosu yüksektir. Hem yaratıcı hem de insana muhtaçlar bir anlamda. Ben de egosu yüksek biriyim ama acıdan kendimi esirgemiyorum ve bu tanrısal bir duruş!

38

Trendsetter

ZEITGEIST.indd Sec3:14

sonbahar 2010

9/27/10 4:54:06 PM


ZEITGEIST

ÖGEM YILMAZ Peyzaj mimarıyım. Anayasa teklifine “HAYIR!”…

39

ZEITGEIST.indd Sec4:15

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:54:07 PM


40

Trendsetter

sonbahar 2010

ÖKMEN FURKAN Aslında Furkan Ökmen ama soyadımı kullanmayı tercih ediyorum, insanların bana soyadımla hitap etmeleri hoşuma gidiyor... Öğrenciyim, bir mekanda barmenlik yapıyorum, insanları alkolle sarhoş edip kahveyle ayıltıyorum, en azından şimdilik bu şekilde para kazanıyorum... Bazen insanlar dolup taşıyor, herkes ama herkes her yerde; kalabalık, gürültülü, eğlenceli... Kulaklarımda yankılanan ve beni benden alan kahkaha sesleri, dahası kendimi iyi hissetmeme sebep olan her şey! Bazen kimseler yok, hiç kimse ve hiçbir şey yok; boş, sessiz, kar yağıyor... Sadece şiddetle esen ve karları yüzüme savuran rüzgarın uğultusu, canımı yakan şeyler, beni çılgına çeviren o ses... Çaresiz kalmak işte... İşte o an, “feel good”. İhtiyacım olan tek şey bu; İyi hissetmek... Zaten bu yüzden onu bedenimde taşıyorum!

ZEITGEIST.indd Sec5:16

9/27/10 4:54:07 PM


MELİHA KÖS Marmara Üniversitesi GSF, Tekstil Sanatları Bölümü’nde okumaktayım. Performans ne doğuştan gelen, ne kişiliğimiz, ne hayata karşı duruşumuz, ne de benliğimizin çekirdeğidir. Tam tersine performans, istikrarın ete kemiğe bürünmüş halidir ve biz doğuştan kazanmış olanların sorgulanması üzerine yapılan onurlu bir savaştır çünkü artık kendimizi neyin üzerine dayamış olduğumuz mühim değildir. İster işimiz için balinaları büyük ve teknolojik kalıplardan çıkartılmış devasa kavanozlarda popcorn kültürünün bir parçası olması için eğitelim, ister zihnimiz tüm doğurganlığıyla beraber doğanın bütün o çeşitliliğinde uranyum formları üretsin, isterse bedenimiz kasap vitrinlerinde kelebeklere asılsın. Ne olduğumuzun hiçbir önemi yok. Önemli olan; “kendi”mizin arkasında nasıl ve ne şekilde durduğumuz. Bu yüzden performansımızı her zaman yüksek tutmalıyız ki fiyatımız kaç sıfırlı olursa olsun, yeterli alıcılarımız olsun.

41

ZEITGEIST.indd Sec2:11

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:54:08 PM


MODA TASARIM

İSTANBUL’DA FASHION WEEK EEK STİ RÜZGARI ESTİ İstanbul’un kültür mozaiği sadece tasarımcılarıy tasarımcılarıyla y değil, bulunduğu ortamla da kendini dini ggösterdi. Tarih kokan taş binaların avlusunda nda rahatlık vve şıklığı bir arada bulunduran konuklar, ellerinde uklar, ellerind limonatalarla sohbet ediyorlar. Bir yandan da tasarımcılar çevrede herkesle iletişim halindeler. etişim halind Defile zamanı geldikçe hep birlikte ikte karanlık koridordan aşağı inip yolun sonunda nunda ışığı gördüklerinde yüzlerinde gülümsemeyle ümsemeyle kkırmızı halıya doğru ilerleyen insanlar... seferinde r... Her sefe ne göreceklerini merak ediyorlar, stillerine daha rlar, stilleri farklı neler katacabileceklerini düşünüyorlar. ni düşünüy İşte, bir Fashion Week rüzgarı bitti ve biz arı daha bit tasarımcılarımıza sorduk:

1-Sizce önümüzdeki sezonun nun en moda parçası ne olacak? 2-İstanbul Fashion Week’i diğerleriyle k’i diğer ğ karşılaştırsanız farkı ne olur? 3-Yurt dışında en çok hangi Fashion Week’e g F katılmak istersiniz? 4-Bu sezon tasarımlarınızı üç kelimeyle ınızı ü özetleseniz… 5-Bugüne kadar hangi modayı hiç sevmediniz? gi mod 6-Geçmiş ya da gelecekte hangi yılda yaşayıp cekte h koleksiyon tasarlamak isterdiniz? ak ist

42

FASHION WEEK.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:56:08 PM


43

Trendsetter

sonbahar 2010

ZEYNEP ERDOĞAN 1- Bol paça pantolonlar. 2- Daha çok yeni, gelişme gösteriyor. 3- London Fashion Week 4- “Touch me” koleksiyonumun konsepti. 5- Yürünemeyecek kadar çok yüksek, ince topuklu ayakkabılar. 6- 80’ler hiç vazgeçemediğim bir dönem. Bir de 40’ları severim. ZEYNEP TOSUN 1- Benim yaptığım etekler. 2- İstanbul Fashion Week daha emekleme döneminde, hiçbir zaman Milano, Paris, Londra gibi olabileceğini düşünmüyorum çünkü onların temelleri çok sağlam ve biz o kadar köklü değiliz. Bununla birlikte ben Sao Paulo, Avustralya Fashion Week’i de çok severim, mesela biz onlarla aynı seviyede olabiliriz. 3- Diğerlerine katıldım zaten ama New York’u çok isterim. 4- Maskülen, cool ve romantik. 5- Tekno modasını pek sevemedim. Şeffaf askı hiç sevmem ve boyundan bağlı üstler pek favorim değil. 6- 80’lerde çalışmayı çok isterdim çünkü çok çeşitli, ama 70’lerde yaşamak da harika olurdu.

FASHION WEEK.indd 3

9/27/10 5:56:12 PM


MODA TASARIM

ÖZGÜR MASUR 1- Önümüzdeki sezonun çok güzel geçeceğini düşünüyorum. Yünlü kumaşların ağırlığı kendini hissettirecek ve flanel kumaşlardan yapılmış basic elbiseler, pelerin havasında kabanlar vitrinleri dolduracak. 2- Her şeyden önce İstanbul Fashion Week, yeni doğan ve büyümekte olan bir bebek. Bana göre çok da sağlıklı büyüyor. Diğer moda haftalarıyla karşılaştırmanın çok doğru olacağını düşünmüyorum. Her moda haftasının kendi içinde bir düzeni var. Bence gün geçtikçe ve tecrübe edildikçe İstanbul Fashion Week de diğer önemli moda haftalarıyla birlikte anılmaya başlayacaktır. 3- Kesinlikle London Fashion Week. 4- Romantik, Rock, Lüks. 5- Galiba “Punk” modasını çok fazla sevemedim. Tek başına bir akım olarak bana çok çiğ geliyor ama başka akımlarla birleştirildiğinde gerçekten beğenebiliyorum. 6-20’li ve 30’lu yıllarda yaşayıp o dönemin koleksiyonlarını tasarlamak isterdim.

44

FASHION WEEK.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:56:19 PM


97

Trendsetter

sonbahar 2010

LUG VON SIGA Fuid cone in tus vivius vid deffre dum dicat, sintes omaions ulocrum, quonsus, videatus o consult orteat. Valabes horum tem pere ipio eo Cupiondaciam acercerion tem fint? Erfex noximus se, unt. Rure, mo hocto ingultus, Cas audeor ingultu itatua rem fuis in sum im silis, que p patam tellarit. Fac resimus resimu esides in abus, nonde esse publinatam abenihica; nitum, prox serfint. Se prartam per que actus siciem es! Satortem dit; Catuderum et ad dem nercem ve, virit, nosulto inatife comniqua L. Mari conside ntere, nos, quitio incus. Simmor li, C. Cati, ducontus, publi, ia igil culi imius nem, efeci sus Marbit pordiu egernunt. Id medit. Gultorum octumusus? Patua renat, mentraeque es elis im catum audam et addumus es adem numentea vidinti quodien atiusum iaecere que int? Udacci eo ublicibula re, que niusatis estrarei sendi tem tem poribuniquam moris, veris ipime prit. Anum inatu senatum nium plissigilici puloc restisse, Cupiondam incerei publius moltuid con denicastra diensun uliisqu itinteremus. Gerebat ideticone convem. Adduc inamprorur lariondeme te inum tanderdius alique cat obus, nul hor loc telabus es nortussuntem tam pra munum inuni

45

FASHION WEEK.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:56:26 PM


MODA TASARIM

GÜNSELI TÜRKAY 1- Taytlar. 2- Geç başlamış bir organizasyon ama moda alanında reform niteliği taşıyan çok önemli bir adım. Hızlı ilerliyor, devamlılığını sağlarsak beş yıl içinde alıcıların ve yabancı basının kaçırmak istemeyeceği bir etkinlik olacaktır. 3- a) London Fashion Week: Yaratıcılığın en yoğun olduğu ve müşteri profilime çok uyacağına inandığım bir şehir, b) Paris Fashion Week: Ticari dönüşü en güçlü olan ve en çok alıcıya ulaşabileceğim moda haftası, c) Tokyo Fashion Week. 4- Cyber Punk, dijital resimler ve düzensiz geometrik formlar. 5- Sevmediğim bir moda yok sanırım ama bir modanın yayılıp tüm zincir mağazalarda birbirini tekrar eder şekilde sunulmasını ve herkesin aynı şeyleri giyer olmasını sevmiyorum. 6-2015’de Günseli Türkay markasının yurt dışında en az 5 ayrı ülkede satıyor olmasını ve farklı ülkeler için alternatif koleksiyonlar tasarlamak isterim.

NİYAZİ ERDOĞAN 1- Şalvar. 2- İstanbul’da olması çünkü büyüleyici bir şehir. 3- Tokyo Fashion Week . 4- Dün-bugün, eskitilmiş ve dedem için/ayna koleksiyonu. 5- Moda olunca her şeye alışıyor insan. 6-1900 lerin başı. Dönem olarak büyüleyici. Yeni sanat akımlarının doğmaya başladığı seneler...

46

FASHION WEEK.indd 6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:56:36 PM


47

Trendsetter

sonbahar 2010

ATIL KUTOĞLU 1- Siyah deri bir parça; pantolonceket takım veya tulum. 2- İstanbul gibi muhteşem bir şehirde olması. Dış basına karşı en büyük avantajı bu bence. 3- 10 sene süreyle New York Fashion Week’e katıldım, defileler düzenledim. Ama kalbimde Paris Fashion Week’te bir defile yapmak da yok diil açıkçası. 4- Modern, seksi ve Akdenizli. 5- Aşırı yüksek platformlu ayakkabılar. 6-Bugünde olmayı tercih ediyorum ama 20’li yılların şık nostaljisi de bana cazip geliyor.

FASHION WEEK.indd 7

SIMAY BÜLBÜL 1-Bol trikolar ve deri pantolonlar. 2-Istanbul Fashion Week daha çok yeni bir organizasyon. Gelişmesi ve büyümesi icin çok uzun bir yol ve zaman gerekiyor. Organizasyonun kalitesi, basının ağırlanması gibi önemli konularda diğerlerinden daha gerideyiz ama bu zamanla iyileşecektir. 3-London Fashion Week. Belki bir gün olur... 4-Özgün, büyülü, sıra dışı. 5-Bu şekilde hiçbir tasarımcının ismini anmak istemem. 6-Gelecek asla değil ama geçmişte, özellikle de 20’li yıllarda yaşayıp koleksiyon hazırlamak isterdim muhakkak.

9/27/10 5:56:41 PM


MODA TASARIM

DENIZ MERCAN 1- Camel rengi düz kesimli kaban ve mantolar. 2- Farkı! Bence bir kültür mozaiğinin dışa vurumu. 3- Milano Fashion Week. 4- Düzeyli, elegant, eğlenceli. 5- Çok büyük vatkaları ve 80 lerin tarzını sevmedim.. 6-50’lerde. Bence dünya modasına yön veren en önemli yıllardı.

HATİCE GÖKÇE 1- Sanırım tek bir şeyin moda olduğu zamanlar geçti. Çeşitliliğin hakim olacağı sezonlar geliyor. 2- İstanbul Fashion Week’in biraz daha yeniliğe ve güçlenmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Dünyada bir moda endüstrisinden bahsediliyor ve buna paralel olarak da köklü moda haftaları düzenleniyor. İstanbul Fashion Week’in bu seviyelere varabilmesi için biraz daha zaman gerekiyor. 3- Milano Fashion Week. 4- Renkli, yenilikçi ve umut vaat eden. 5- Her şeyin kendi çerçevesinde değerlendirildiğinde bir değeri olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan hiç sevmediğim moda yok! 6- Yaşadığım dönemden memnunum. Sadece daha iyi şartlarda koleksiyon hazırlamak isterdim. 48

FASHION WEEK.indd 8

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:56:47 PM


ÖZLEM SÜER

BORA AKSU 1- ... 2- En onemli farkı henüz çok yeni olması. Bu nedenle hem çok heyecanlı hem de daha gidilecek çok yol var. 3- Ben son 16 sezondur Londra Fashion Week’e katılıyorum. İstanbul Fashion Week’e ilk katılışım. 4- Strüktürel, feminen ve hafif. 5- 80’lerin ikinci yarısına büyük vatkalardan dolayı hiç ısınamadım. 6- İçinde bulunduğum dönemden son derece mutluyum.

1- Gerçek veya imitasyon kürk altın çağını yaşayacak bu kış. Aksesuvar desteğiyle güçlendirilmiş çarpıcı styling’ler karşımıza çıkacak. Uzun yün çoraplar açık burunlu stilettolarla kombinlenecek. 2- Kentsel anlamda çok hazır bir zemin vardı şehirde. Dolayisiyla ayisiyla İstanbul Fashion hion Week, her sezon gidiyor. Çok genç daha da iyiye gidiyor oluşum olduğu için zamana, bir oluşu sevgiye ve yatırıma ihtiyacı var. Bu sezon yabancı blogger’ların ve stil editörlerinin yoğun katılımı çok olumluydu. Nabız etkinlik süresince hep yüksek tutuldu. 3- Son zamanlarda Sydney ve Milano ilgimi çekiyor. Tokyo’da da bir şeyler yapma planımız gündemde. 4- Eklektik, neo-bohem, uzun zamandan beri size ait olduğu hissi veren parçalar. 5- Füzoları bir türlü sevemedim. 6- Şu an yaptığıma devam etmek isterim. İçinde bulunduğum bu dönemde geçmiş ve geleceği sentezliyorum.

49

FASHION WEEK.indd 9

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:56:56 PM


MODA TASARIM

TUVANA BÜYÜKÇINAR T

NEJLA GÜVENÇ 1- Genel bakış olarak gördüğümüz “Shaker” ker” minimalliği devam edecek. Bu tarz elbiseler eler çok moda olacak. 2- Günümüzde, dünyadaki bir çok markada kada Turk imzasını görebiliyoruz. Başarılı koleksiyonlara imza atan ve görselleriylee bizleri büyüleyen moda tasarımcıları sıkk sık karşımıza çıkıyor. Turk tasarımcılar olarak arak çok şanslıyız çünkü global sanatçıların ilham aldığı kaynakların yanı sıra medeniyetler ler beşiği Anadolu’dan da besleniyoruz. İstanbul stanb Fashion Week, uzun yıllardır yapılması ası gerekeni yapacak; tasarımda “Turk” kelimesinin altını çizecek. Avrupa kültür ültür başkenti İstanbul’un uzun yıllardır bekle beklediği bir organizasyon bu. Tüm meraklı gözleri gözle Istanbul’un üzerine çeken genç bir yapılanma. yapı Dünyanın önemli moda merkezlerii arasında ara yer almayi hedefleyen İstanbul Fashion hion Week, yerli ve yabanci basının ilgi odağı oldu. oldu Uzun süre görülen bu rüyanın etkilerinin n de bir hayli uzun süreceğine inanıyorum. 3- Londra Fashion Week. 4-Matematiksel, zamansız ve her zamanki gibi zam organik. 5- Zımbalı, lateksli, vamp gotik akımını. akım 6- Moda endüstrisi gelişen, geliştiren tir bir endüstri. Her an geleceğe daha yakın yak ama geçmişten etkilenen. Yarını, bilinmeyeni inm düşlemek.

50

FASHION WEEK.indd 10

Trendsetter

11- Kloş etekler ve gri olan her şey! 2- İstanbul Fashion Week’i, Milano, Paris ve New York’takilerle karşılaştırılabilmek için daha çok çalışmalıyız. Markalarımız yetersiz sayıda ancak çok genç bir toplumuz ve çok büyük yeteneklere sahibiz. Kısa sürede güzel bir noktaya geldik. Dünya bu organizasyonlarla Türkiye’nin üretici değil tasarımcı olduğunu, Türk insanının yaratıcılığının, zevkinin ve sanatsallığının ne noktada olduğunu gördü. Birbirimizi eleştirmekten ziyade destek verirsek, omuz omuza çalışırsak daha iyi neticeler çıkacağına inanıyorum. Ne zaman ki bu ülkeden ödül alan edebiyatçılar çıkacak, halter ve güreşten daha farklı spor dallarında şampiyonluklar alacağız ve oyuncularımızı Hollywood’da göreceğiz, işte o zaman bu moda haftaları da daha çok ses getirecek. Bu tür organizasyonların ve tasarımcılarımızın daha çok devlet desteğine ihtiyacı var. Aynı zamanda toplumumuzun da ekonomik sıkıntılardan arınmış olması gerekmekte. Diğer moda haftalarında tüm bu saydığım koşullar mevcut. Yine de birlikte hareket ederek tüm bunları başaracağımıza inanıyorum. Birlikten kuvvet doğar. 3- Paris ve New York Moda Haftaları. Zaten katılıyorum. :) 4- Romantik, eklektik ve sürükleyici. 5- İçimde çok farklı karakterde kadınlar barındırıyorum. Bazen cıvıl cıvıl çocuksu, bazen son derece sade, bazen de seksi. Yani asla hiç bir tarzı, modayı “sevmiyorum” diye etiketlemek istemem çünkü her tarz var modada. Mutlaka bir güzellik yakalamaya çalışırım. 6- Marie Antoinette döneminde yaşayıp o ışıltıyı ve feminenliği, asalet ve aynı zamanda şatafatı hissetmek, o dönemde yaşayan kadınlara tasarımlar yapmak isterdim.

sonbahar on 2010

9/27/10 5:57:05 PM


MODA TASARIM

FÜTÜRİSTİK

İZLER

Arzu Kaprol’ü “Arzu Kaprol” yapan faktörler ve 2011 yazı için tasarladığı koleksiyon hakkında merak ettiklerimizi tasarımcının kendisinden dinledik... Söyleşi: Ayşe Sönmez

moda perakendecisi ve yaratıcı gücü buluşturdu. Yurt dışından Vogue, Elle gibi dergilerin moda yazarları ve stilistleri defileleri izlemeye geldi. Brezilya ve Arjantin’den basın, moda editörleri ve mağazaları bu defileler için aylar öncesinden konfirmasyonlarını verdi, yerlerini ayırttı. IFW genç, heyecan verici, cesaretli tasarımcı ve markaları içinde barındırdığı için çok dinamik. Şu an üzerinde çalıştığınız koleksiyondan bahseder misiniz? Yaz 2011 “Re-Fine” koleksiyonunda beyaz, siyah, bej ve griyi temel renkler olarak seçip keskin formları nötr renklerle birleştirerek iddialı bir yaklaşım oluşturduk. Koleksiyonda Mursi Kabilesine ait motifleri, giysilere organze üzerine deri aplikelelerle, triko modellere şeffaf ipliklerle, ipeklilere tel kırmalarla işledik. Bunun dışında Brig Laugier’nin “Sculptures de Livres” isimli eserinden esinlenerek ortaya çıkardığımız katlama detaylarını kullandık. Arzu Kaprol koleksiyonlarının fütüristik form yaklaşımı, deri ipek kombinasyonları ve sıra dışı teknik arayışları bu sezon da yeniliklerle devam ediyor. Kısaca kendinizden bahseder misiniz? Tasarım yapmaya “Arzu Kaprol” markasıyla başladım. 2002 yılından beri de Ay Marka Mağazacılık bünyesindeki Network ve Que markalarının kadın koleksiyonlarının tasarımlarını yapıyorum. Bügün İstinye Park, Ankara ve Akmerkez Beymen mağazalarında satılan Arzu Kaprol koleksiyonlarının yanı sıra Nişantaşı, Galata, Bursa Korupark, Antalya Lara ve İzmir Alsancak’ta toplam 5 tane Arzu Kaprol monobrand lüks hazır giyim mağazası bulunuyor. Bu arada Arzu Kaprol Couture çatısı altında yaptığımız kişiye özel tasarımlarla dünyaca tanınmış isimleri giydirmeye devam ediyoruz. Ayrıca ev tekstili alanında Zorlu Grubu’yla yaptığımız lisans anlaşması sonucunda “Arzu Kaprol Home” ürünlerini Linens ve bazı Arzu Kaprol mağazalarında satışa sunuyoruz.

Kışın neler giyeceğiz, neler moda? Naturel görünümlü ama keskin ve geometrik formların, metal aksesuvar ve deri biyelerin kullanıldığı tasarımları sıklıkla göreceğiz. Pilise katlama detaylı modellerse sezonun gözde trendlerinden olacak. www.arzukaprol.net 51

Trendsetter

sonbahar 2010

Tasarım hayatınızın basamaklardan oluştuğunu farz edersek şu anda bulunduğunuz yere ulaşmanızda en çok etken olan beş basamak... 5 basamak, 5 varolma sekli ve 5 sebep belki de; 1. Aşkla çalışmak, nefes almak gibi tasarlamadan da duramamak, 2. Annemden mesleki çalışkanlığı, babamdansa okumayı ve araştırmayı öğrenmiş olmak, 3. Beymen Academia Yarışması’nı kazanmak, 4. İnanmak, 5. Her gün gülümseyebilmek ve bunun bir mucize olduğuna inanmak. “İyi ki yapmışım” dediğiniz şey... Çocuklarımız... “Gelecekte bir gün mutlaka yapacağım” dediğiniz şey... Bir gün bir F-16’yla uçacağım veya astronot kıyafeti tasarlayacağım. “Keşke yapabilseydim” dediğiniz şey... Henuz bir Madonna konseri izleyememiş olmak. İstanbul Fashion Week... Türk moda sektörü ilk kez ülke ekonomisine değer katan ihracatçı,

ARZU.indd 2

9/27/10 5:47:04 PM


YARATICI

SÖK-AT

SANAT

Seloteyp parçaları ve post-it kağıtları üzerine yaptığı resimlerle Londra’daki Tate Modern Müzesi’nin duvarlarına konuk olan bir isim: Claire Harvey.

Yazı: Zeynep Kun

52

Trendsetter

sonbahar 2010

1

SELOTEYP.indd 2

9/27/10 5:05:52 PM


“Seni öldürdüğüm için üzgünüm, Geçen gece geldiğinde Seni pencereden girerken izledim Işığa doğru koşuyordun…” Claire Harvey, “Sorry/Affedersin”adlı şiirini, 2006 yılında, atölyesinde onu ziyarete gelen bir sinek için yazmış. Henüz bitmiş bir resmin ıslak tuvaline konan sinek, bir daha oradan ayrılamamış ve tuvalin bir parçası haline gelmiş. Harvey’nin bu sineğin anısına yazdığı şiir, daha sonraları Londra’daki Store Galeri’de düzenlenen ikinci kişisel sergisinin de temasını oluşturdu. Sineğin yağlıboya resme dahil olmasını anlatan sözler, aslında Claire Harvey’nin sanat anlayışını da bir bakıma betimliyor. Harvey’nin çoğu çalışması, tek başına uğraşlarına dalmış insan figürlerini konu alıyor; bu bazen süpermarket reyonunda peynir koklayan bir adam oluyor, bazense arkasını dönmüş elleri cebinde ilerleyen biri… Minicik seloteypler üzerine günlük geçici hareketlerimizi dondurmayı başardığı çalışmalarıyla 2007 yılında “Prix de Rome” finalistleri arasında yer almaya hak kazanan Clarie Harvey, şöyle söylüyor: “Shakespeare’in bir lafı vardı: Kral Lear ‘Hiçbir şey hiçbir şeyden oluşur’ diyordu ama yanılıyordu... Düşünüyorum da... Tüm bu hiçbir şeyleri biraraya getirdiğimizde bir şey etme ihtimali var... Aldığımız post-it notları örneğin; hem hiçbir şeyler hem de aslında çok şeyler... Anlamsız şeylerle ilgileniyorum ve onlara anlam yüklemeye çalışıyorum...” 3

2 1-3- Claire Harvey, “Easily-removable” (detay) 2007 Fotograf: Andrew Dunkley (Tate Photography) 2- Claire Harvey, “Easily Removable” (detay), 2006-2007 Seloteyp üzerine akrilik, değişken ebatlar 53

SELOTEYP.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:05:53 PM


YARATICI

1 Harvey’nin son dönem çalışmalarının çoğunda figürler yüzlerini seyirciden saklıyor; çoğunun arkası dönük, kendi düşüncelerine dalmış gibiler. Kendi hayatlarıyla o kadar meşguller ki seloteyp ya da postit’lerin üzerine resmedilmiş olmaları fark etmiyor. Sanki çok önemli bir hareketin arifesinde anı ölümsüzleştirmek için oraya karalanmış gibiler. Her bir figür, aslında tüm gün yaptığımız ama önemsemediğimiz hatta unuttuğumuz halleri yansıtıyor. Post-it üzerine çizilen yağlıboya resimlerse “film noir” karelerini anımsatıyor. Duvara yapışık yaklaşık iki yüz kadar post-it üzerinde karanlık tipler, yarım kalmış hareketler, değişken şehir manzaraları görüyorsunuz. Doğrudan yoruma açık olmayan bu kareler adeta kendine has karakterlerin kişisel hikayelerini anlatıyor... “…Seni odanın çevresinde ilk gördüğümde, O kadar hızlı ve kendinden emindin ki... Senin kanatların vardı, benimse fırçalarım Oysa kaderine karar veren boya oldu.”

3-4 Claire Harvey, “Prix de Rome”da sergilenen enstalasyon, Witte de With, Rotterdam, 2007

www.claireharvey.net

54

SELOTEYP.indd 4

Trendsetter

1-2- Claire Harvey, “Easily-removable” (detay) 2007 Fotograf: Andrew Dunkley (Tate Photography)

sonbahar 2010

9/27/10 5:05:56 PM


2 3

CLAIRE HARVEY: 1976, İngiltere doğumlu, Amsterdam’da çalışıyor ve yaşıyor. Eğitim: Rijksakademie van Beeldende Kunsten ve Londra’daki Chelsea College of Art’ta yüksek lisans Solo sergileri: 2004: Store, Londra, İngiltere 2005: Fons Welters, Amsterdam, Hollanda 2005 Leeuwaarden Museet, Holland 2006: Store, Londra, İngiltere 4 55

SELOTEYP.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

Grup sergileri: 2006: “The Endless Summer/Sonsuz Yaz”, Gyonata Bonvicini küratörlüğünde, West London Projects, İngiltere 2005: “The Molecular History of Everything/Her şeyin Moleküler Tarihi”, Australian Centre for Contemporary Art, Melbourne, Avustralya 2004: “Van Dam Prijs”, Museum Van Bommel van Dam, Venlo, Hollanda 2004: “Group Show/Grup Sergi”, Project Space, Atina, Yunanistan 2003: “Open Ateliers/Açık Atölyeler”, Rijksakademie van Beeldende Kunsten, Amsterdam, Hollanda 2002: “Lot”, The Candid Gallery, Londra, İngiltere 2002: “Praxis Theatre”, Experimental theatre Laboratory, İrlanda turu 2002: “Late Arrivals/Geç Gelenler”, Kings Cross İstasyonu, Londra, İngiltere 2001: X-hibitât, The London Institute, Londra, İngiltere

9/27/10 5:05:57 PM


YARATICI

ZAMAN ÜSTÜ HEYKELTIRAŞ

MESAJ VERİYOR “Olağanüstü” sıfatının hakkını veren sanatçı Kris Kuksi, heykellerinde insanlığın ilkel taraflarını mitolojik boyuta dayandırarak yansıtıyor. Kendisi Eski Dünya’nın sanat anlayışını takdir eden ve günümüz yozlaşmasını tüm gerçekliğiyle ele alan bir sanatçı...

Söyleşi: Bige Gürsoy

56

KRIS.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:06:33 PM


57

Trendsetter

sonbahar 2010

Tüm eserlerinde eleştirel bir bakış var. Her olguyu eleştiren ve sorgulayan insanlar biraz isyankar bir tavırda olurlar. Sen de öyle misin? Kesinlikle... Fark ettim ki; eleştirenlerin çoğu sanatçılar değil de sanatın ne olduğunu ve absürtün tanımını yapma yetkisini kendilerinde bulan insanlar. Aslında en iyi bakış açısı, bazı insanların sanatın bir halini severken diğerlerinin o hali sevmemesidir. Demek istediğim; sanat, izleyenin ölçmesi gereken bir şeydir ve etiketlenmemelidir. Eserlerinde bu tavrını savaşla, mitolojiyle ifade ettiğini görüyoruz. Mitolojinin senin için anlamı nedir? Mitoloji benim sanatım için süper bir ilham kaynağı çünkü çok iyi öğüt veren, ahlakı ve karar verme yetisini iyi tanımlayan örneklere sahip. Bir sanatçı olarak beni takip edenlere bir mesaj vermek istiyorum: Savaş insanın doğasında var olan bir gerçek ve insanlar barış için savaşın olması gerektiğini düşünüyorlar. George Calin’in de dediği gibi: “Barış için savaşmak, bekaret için sevişmek gibidir.” Baroc ve Rococo tarzıyla kendini ifade ediyorsun. Şatafatlı olanı tercih etmenin sebebi var mı? Dizayn yöntemi olarak seçimimi Barok ve Rokoko stillerinden yana kullanıyorum çünkü onlar endamlı ve zaman üstü bir sanat hareketinin parçaları. Bu yüzden bu tarzı endüstriyel dünyaya uygulamayı seviyorum. Etrafımız kalıplaşmış zihinlerle, biçimsiz küçük şehirlerle çevrili ve doğanın fonksiyonlarına görünüşünden daha çok önem veriliyor. Ben sadece eski ve yeni dünyayı birleştirmeyi, yeni bir görsel estetik yaratmayı tercih ediyorum.

KRIS.indd 3

9/27/10 5:06:34 PM


YARATICI

Eserlerinde hep bir kaos, kaosun içinde birçok ayrıntı ve her bir ayrıntıda da bir anlam gizli. Eserlerini görenler tüm bunları anlayabiliyor mu? Anlamalı mı? Hiçbir zaman eserlerimin çok ayırt edilebilir olmasını istemedim. Bence izleyici kendi yorumlarını yaparken ve kendi hikayelerini uydururken çok eğleniyor. Böylece eserdeki bütün bu karmaşıklık, izleyicinin eğlenmesi için onların hayal gücüne bırakılıyor. Modern dünyadan çok “eski dünya” insanı olduğunu düşünüyorsun, “eski dünya” senin için ne demek? Bence “Eski Dünya”nın sanata karşı daha iyi bir yaklaşımı var. Tarihte nelerin tekrar ettiğini bilmek için eskiye bakmak zorundayız. Görüyoruz ki eski dünya hızlı ve anlık hazlarla meşgul değilmiş, insanların bir şeyler yapmak için daha çok zamanları varmış. Bir katedrali yapmak yüzyıllar sürüyordu ama şuanda bir yıldan az. :)

58

KRIS.indd 4

Trendsetter

Bush ve askeri ordusunu gösterdiğin Irak savaşını temsil eden bir heykelin var ve Amerikan popüler kültürünü sevmediğini söylemişsin. Hangi lider zamanında yaşamak isterdin? Eğer imkanım olsaydı 19.yüzyılda yaşamak isterdim. O zamanlar görünüyor ki batı kültüründe de sanat ve felsefe doruk noktasındaymış, belki de dünya tarihinde bir daha bu kadar iyi olduğu bir dönem olmamıştır. Yunanistan’ın aydınlanma çağında bile mücadelenin ve negatifliğin izleri vardı. Evet, benim seçimim 19. yüzyıl olurdu. Eserlerinde yeni başlangıçları, bitişleri, savaşları ve yeni felsefeleri oluşturuyorsun. Esasen ütopik bir dünya yaratıyor gibisin ama aslında bize gerçeği mi gösteriyorsun? Açıkçası ben sadece insanların neler yaptığını ve neye benzediklerini açığa çıkarmak istiyorum. Ve bu da iyiyle kötüyü, savaşı ve benim heykellerimin ütopya olup olmadığını içeriyor. Belki de heykellerimin birinde ufak bir canlı yaşasaydı eğlenceli olurdu. Bu mümkün olsaydı sanırım bir bitişten diğerine geçmeleri için bir toplu taşıma sistemi inşa ederdim.

sonbahar 2010

9/27/10 5:06:35 PM


28

Trendsetter

sonbahar 2010

Bazı resim ve heykellerinde astrolojiden izler var. Astroloji ne kadar yer tutuyor hayatında? Sanırım, bu da mitolojiye dayanıyor. Mistisizm, mitolojiye benzer bir şey ve bana görsel olarak güzel ilham veriyor. Ama astrolojinin insanlara hayatları hakkında tavsiye vermesini çok ciddiye alır mıyım bilemiyorum çünkü bana balık burcu olduğum için yapılan “duygusal sanatçı” yorumunu duymayı sevmiyorum. Yani bu şunu demek gibi: “Sen balık burcu olduğun için sanatçısın.” Yapmayın. :)

Eylülde çıkacak olan kitabında eserlerini göreceğiz. Daha çok insana ulaşabileceğini düşünüyor musun ya da bunu istiyor musun? Kesinlikle daha çok insana ulaşmak istiyorum! Kitabı almak isteyenler şu siteden kitaba ulaşabilirler. beinart.org/shop/books-2/kris-kuksi-divination-and-delusion-161.html www.kuksi.com

Sıra dışının her tanımı eserlerinde var. Bunlardan biri de “Grotesk” tarzın. İnsanlığın hayvansal yani olumsuz yönlerini eleştiriyorsun. Sence insanlık kötüye mi gidiyor? Bu bir döngü ve bence doğa da böyle bir şey. Örneğin, antik Yunan’ın yükselişi batan emperyalist Roma İmparatorluğu’na dönüştü ve sonra yeniden rönesansı yaşadı. Belki de şu anda biz kötüye giden bir aydınlanmadayız ya da çöküşteyiz. Bu yüzden tarihe bakıp aynı hataları yapmamak önemli. Bana göre her Amerikan siyasetçinin bir tarih belgesi olması şart... Ya da aynı hataları tekrar yapacağız. 59

KRIS.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:06:37 PM


CATWALK

PARIS AÇIK ARAYLA ÖNDE! 2010 sonbahar – kış sezonu’nda Paris’e yatırım yapan moda tasarımcıları, yaratıcı koleksiyonlarıyla birbirlerine moral verme yarışındaydı. Biz de Trendsetter ekibi olarak sektörün en hareketli noktasından, Paris’ten canlı yayındaydık. Yazı: Zeynep Kun Thierry Mugler

Balmain

Cerruti

CATWALK.indd 2

9/27/10 4:52:24 PM


61

Trendsetter

sonbahar 2010

Birbiri ardına sıralanan Londra, Milano, New York ve Paris Moda Haftaları’nda, önümüzdeki sonbahar-kış sezonuna dair yeri göğü sallayacak kadar kuvvetli bir trend ortaya konulmasa da yaratıcı gelişmeler yaşandı. Bu sezon, diğer haftalara açık arayla fark atan Paris, çoğu moda tasarımcısının gözdesiydi. Londra; Gareth Pugh, Rick Owens, Manish Arora gibi yaratıcı isimleri Paris Moda Hafası’na kaptırırken New York’la özdeşleşen Zac Posen de Paris’e transfer olma kararı aldı. “Paris, lüks moda markalarıyla markalaşmış bir baş şehir. Modaya yakınlaşmam ve tasarım yapmaya başlamamda Parisli moda tasarımcılarının etkisi çok büyük. Central Saint Martins’ten mezun olduğumdan beri Paris’te çalışmam gerektiğine inanıyordum...” diyen ünlü tasarımcı, bu sezon tası tarağı toplayıp neden soluğu bu şehirde aldığını açıklıyor.

Gareth Pugh

Paris’e Gel, “Şövalye” İlan Edil!

Moda tasarımcılarının bu beklenmedik atağı karşısında Paris, geçtiğimiz kış, gerçek anlamda modanın merkeziydi. Eski şöhretine yeniden kavuşmanın heyecanını çılgın defileler, yaratıcı basın davetleri, özel partilere ev sahipliği yapan boite’ları (gece klüpleri) eşliğinde kutladı. Modanın ağır topları bir araya gelir de dedikodu hiç eksik olur mu? Konuşulan o ki sönük geçen Londra Moda Haftası’nın ve adeta görev yerine getirme sıkıcılığıyla atlatılan Milano ve New York Moda Haftaları’nın aksine Paris’te sezonu hareketlendirecek taze kanlar bir araya geldi. Kimine göre de bu atakta Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin son zamanlarda moda piyasasına cömertçe dağıttığı “Légion d’Honneur” Nişanı*’nın etkisi büyük. Geçtiğimiz yıllarda bu madalyayla ödüllendirilen Giorgio Armani, Paco Rabanne gibi İtalyan asıllı moda tasarımcılarının ardından, Chanel’in baş tasarımcısı Karl Lagerfeld, John Galliano, Fransız asıllı İngiliz moda tasarımcısı Nicole Farhi’ye de “şövalye” ünvanı verildi. Son olarak, geçtiğimiz Nisan ayında, Elysée Sarayı’nda ağırlanan Amerikalı moda tasarımcısı Ralph Lauren de bu madalyadan bir adet edindi.

70’lerin “Parizyen” Kadın Figürü

Paris’in sosyal göz boyamaları ve politik manevraları bir yana defilelerde gerçek anlamda moda adına ne yaşandı derseniz, onun da aşağı kalır yanı yoktu. Paris’in kemikleşmiş tasarımcılarından Azzedine Alaïa, her zamanki tarzında, dar etekli elbiseler, vücudu saran trikolar ve bilekte biten botlarla “parizyen” kadın figürüne modern bir görünüm eklerken Céline, Yves Saint Laurent (YSL) gibi klasik Fransız markaları, yüksek belli ince görünümlü pantolonlar ve topuklu loafer ayakkabılarla yetmişleri yeniden gündeme getirdiler. YSL’nın baş tasarımcısı Stefano Pilati, sezona Yves Saint Laurent’nın 70’li yılların moda dergilerinden kestiği Paris’li kadın siluetinden ilham alarak hazırlandığını itiraf etti.

Rick Owens

CATWALK.indd 3

9/27/10 4:52:33 PM


CATWALK

70’lerde “bourgeois” kesimin popüler spor giyim markası olarak ünlenen Céline’in baş tasarımcısı Phoebe Philo’ysa dar inen kalem etekler, siyah taytlar ve binici çizmeleriyle nostalji yaşamak isteyenlere ince Fransız kadınının gardırobundan parçalar sundu.

Givenchy

Ve Ekonomik Kriz Paris’i Es Geçer...

Bazı Fransız markalarıysa ağır başlı hallerinden sıyrılıp takipçilerini eğlenmeye davet etti. Cerruti örneğin; alışılmış çizgisinin dışına taşarak kırmızı–mor gibi farklı renklere bulaşma cesaretini gösterdi. Balmain’in “Baroque’n Roll” tarzı deri pantolonları ve mor üstleri dikkat çekti. Her ne kadar İtalya menşeli olsa da Paris’te sahne almayı tercih eden Miu Miu da her zamanki neşesinden hiçbir şey kaybetmediğini, kabarık mini etekleri ve şişkin omuz detaylarıyla ortaya koydu. Paris’in bu eğlenceli havası, moda sektöründe çalışanlara da bulaştı. Hatta satın almacılar bile ekonomik krizin buraya uğrayıp uğramadığını sorgular hale geldi. Bergdorf Goodman Mağazası’nın Genel Müdürü Jim Gold, Lanvin defilesinden önce verdiği bir röportajda; “hepimiz finans sisteminin çökeceğini düşünmüştük” dedi. Umut tohumlarını eken moda haftasının parlayan yıldızı Rochas Markası’nın Baş Tasarımcısı Marco Zanini’yse “Modayla biraz eğlenmemiz gerekli, neyin zevkli neyin zevksiz olduğuna kafa yormayı bırakmalıyız. ‘Zevklisiz’ diye bir şey neden olmasın?” diyerek 60’lı yılların sonunda sahneye konan “Kaktüs Çiçeği” adlı Broadway komedisinden ilham alarak yarattığı koleksiyonunu oleksiyonunu podyuma çıkardı.Haftanın en çarpıcı defilelerinden birini ni gerçekleştiren tasarımcının, kabarık saç modelleri, “babydoll” elbiseleri eri ve lame taytları oldukça konuşuldu.

PARIS AÇIK ARAYL ÖND

Erkek Modasının Neşesi Hiç Olmadığı Kadar Yerinde... ..

Bu sezonun en iddialı değişimi etek-pantolon karışımı ımı erkek siluetleri oldu. Givenchy’den YSL’a pek çok marka, şort-etekk vee uzun anvelop anvel etek tasarımlarıyla podyumdaydı. Geçtiğimiz sezon n moda sektörünsektörün deki on beşinci yılını deviren, minimalizmin sıkı savunucularından savunucularında Raf Simons’un koleksiyonu, bu silüetin en bariz örnekleriyle nekleriyle ekleriy doluydu. doluydu Şekilsel devrimin yanı sıra renklerde de bir yıkım yaşandı. aşandı. şandı Nihayet bu sezon, geçen kışın gri ve siyah tonlarına gece mavisi,, kırmızı ve yeşilin damlatıldığı daha eğlenceli parçalar görebildik. Çoğu u markanın gittikçe rahatlaşan ve bollaşan pantolonları dikkat çekerken klasik takım elbise anlayışının da kırıldığını söyleyebiliriz. Lanvin’in sofistike takım elbiseleri örneğin; belden bağlı korseler ve kısa blazer ceketlerle hareketlendi. Paris’in en eğlenceli erkek koleksiyonuysa Alexis Mabille imzasını taşıyordu. Uzun çorap üzerine şort-ceket takımlarıyla sempatik Fransız okul çocuklarını andıran mankenler, yandan taktıkları bereleriyle herkesin kalbini fethetti.

Son Söz

Paris’in moda dünyasını silkeleyen bu hızlı atağını bir cümleyle özetleyen Rick Owens; “tasarımcılar illa ki sosyal hayatta olup bitenleri yansıtmak zorunda değil” diyor. Görünen o ki moda sektörü, geçtiğimiz sezonlarda başını fazlasıyla ağrıtan ekonomik krizin bir tabu olarak algılanmasından şikayetçi, 2010 sonbahar-kış modelleriyle kurtlarını döktüğü Paris’te gece-gündüz partileyerek, hayatı ve ona dair şeyleri hafiften almaya karar verdi. Darısı diğer moda haftalarının başına!

62

CATWALK.indd 4

YSL Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:52:39 PM


63

Trendsetter

sohbahar 2010

Rochas

Miu Miu

CATWALK.indd 5

9/27/10 4:52:44 PM


TASARIM

DÜNYAYA GELME AMACIM TASARIMCI OLMAK Kendinin farkına vardığından beri kafasına tasarımcı olmayı koymuş başarılı, kararlı, yepyeni fikirleri olan bir mimar Ayşe Ören. Bu güne kadar yaptığı tasarımlarla pek çok ödül aldığı yetmezmiş gibi bir de “Michael Jackson Art Design Yarışması”nda dünya birincisi oldu. İsterseniz şimdi Ayşe Ören’i daha yakından tanıyalım ve hikayenin devamını kendisiden dinleyelim…

Söyleşi: Müge Serçek

Fotograf: Tuğçe Şenoğul

Tasarımcı olmaya nasıl karar verdin? TED Ankara Koleji’nin ardından Bilkent Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nü bitirdim. 2 senelik profesyonel deneyim sonrasındaysa yola tek başıma devam etmeye karar verdim. Şimdi kendi şirketim olan “Ayşe Ören Design”la yarışmalara katılıyor, şirketlere özel projeler üretiyorum. Kendimin farkına vardığımdan beri tasarımcı olmak istiyorum. Hatta dünyaya gelme amacım tasarımcı olmak dersem abartmış olmam. Her zaman sanata, sanatsal akımlara, kültürel etkinliklere ilgi duydum ve takip ettim. Ayşe Ören Design’ı bize biraz anlatır mısın? Ayşe Ören Design, direk tasarıma odaklı bir ofis. Kurarken yeniliklere doğru yol alma, yeni bir şeylere ihtiyaç duyma fikrinden yola çıktım. Teknolojiyi tasarımla bir araya getirmek, teknolojik ilerleme kaydetmek, kullanıcı kolaylığı sağlamak ve çeşitliliği sunmak iş fikrimizin çıkış noktasını oluşturuyor. Amacım yenilikçi zamanın ihtiyaçlarını karşılayan teknolojik ürünler tasarlamak ve bunları satışa sunmak. Tasarım odaklı yaşamak nasıl bir şey? Mesela gözüne takılan her şeyi kendine göre tasarlamak istiyor musun? Etrafımda gördüğüm objeleri kendime göre değiştirmeyi düşünmüyorum pek ama onlardan ilham aldığımı söyleyebilirim. Dünya kültürel, yönetimsel ve teknolojik olarak son 10 yılda daha önce hiç almadığı kadar hızlı yol aldı ve bunun sonucu olarak bütün hayatımız değişti. Artık eski kalıplarımızın dışına çıkarak düşünmemiz, bilgilerimizi formatlamamız gerekiyor. Tasarımın yeni genetik kodlarını iyi anlamalıyız. Endüstrideki gelişmenin en çok tasarım dünyasını ve mimariyi etkilediğini düşünüyorum. Yeni materyaller ve bunların kullanılışı sayesinde artık çok daha kısa sürede yüksek binalar inşa edebiliyor, eskiden geçilmesi imkansız boşlukları kolonsuz geçebiliyor, statik olarak yapılması imkansız görünen formları inşa edebiliyoruz. Tasarım, sadece zengin sınıfın alabildiği lüks olmaktan çıktı ve herkesin evine girebilir hale geldi. Bu da endüstrinin gelişmesi sonucu oldu bence. Amaçlarından biri zamansız ve eşsiz ürünler yaratmak… Daha kaliteli olanı ortaya koyabilmek ve geliştirmek, bunun evrensel 64

AYSE.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:07:05 PM


boyutta karşılığını bulabilmek için uluslararası networking gerekli. Tüm bunları da kendi kültürüme ait bilgileri başkalarına aktarabilmek ve onların bakış açısını anlayıp evrensel tasarıma ulaşabilmek için yapıyorum. İstanbul mimarisini nasıl buluyorsun? Neleri değiştirmek isterdin? Türkiye’nin özellikle teknolojik alanda çok aşama kaydettiğine ve gelişmeleri yakından takip ettiğine inanıyorum. İstanbul’da dünya mimarisinde yer alabilecek birçok yapı var ve her geçen gün yenileri eklenmeye devam ediyor. Eksikler ve kusurlar da zamanla düzelecektir bence. Türkiye’deki tasarımın hangi noktada olduğunu düşünüyorsun? Teknolojinin gelişmesi sonucu tüm insanların ihtiyaçları benzer hale geldi; aynı kazanda kaynıyor, gittikçe birbirimize benziyoruz. Bu yüzden tasarımcıların artık yeni bir zaman diliminde olduğumuzu anlayıp daha yenilikçi olmaları gerektiğini düşünüyorum. Bence içinde bulunduğumuz yüzyılda kendi bakış açımızı ve elimizde olanları hayal gücümüzle birleştirip geleceğin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlamalıyız. Gelelim dünya birincisi olduğun “Michael Jackson Art Design” yarışmasına… Nasıl bir tasarımla katıldın bu yarışmaya? “Michael Jackson Live Forever” anıt tasarımını yaptım. Yan yana duran J harfleri birleşerek tepede M harfini oluşturuyor ve ortadaki boşlukta da Michael Jackson’ın en tanınmış hareketi olan “Moonwalk” formu beliriyor. Anıt, yerde duran bir dünyanın üzerindedir. J harfinin kolları dünyayı sarar; tam da “we are the world” şarkısına atfen… Ve gündüz güneş ışığı, geceyse aydınlatmalar sayesinde ortadaki boşluk formundaki Moonwalk, ışık olarak dünyanın üzerine düşer; Michael Jackson’ın maddi varlığı bitmiş bile olsa sanatsal etkilerinin sonsuza kadar devam edeceğini göstermek için… Diğer çalışmalarından bahseder misin? “Kiss Chair” tasarımım İstanbul’un en önemli etkinliklerinden olan İstanbul Design Week’te yer aldı. “Connection”, şu an İtalya’da “Promosedia 13. Uluslararası Koltuk Tasarım Yarışması”nda sergileniyor. “2009 British Council Young Design Entrepreneur” yarışmasında da Türkiye finalistiyim. Spark Ödülleri’nde engelli çocuklar ve gençler için tasarladığım “Ferris Wheel” isimli çalışma masam sergileniyor. Mosder’in düzenlediği “Engelliler İçin Ev Mobilyası” yarışmasında da tasarladığım ürüne yer verdiler. Bunların dışında daha bir çok yarışma için tasarımlar yaptım ve ödüller aldım. Bir tasarımcı olarak en büyük hayalin ya da idealin nedir? Hedefim, dünyaca tanınmış tasarım ekiplerine Türkiye’den bir kaynak olarak eklenmek ve uluslararası sanatsal, kültürel projelere çağrılmak. Kendimi düşündüğüm şekilde ortaya koyabilirsem hem ülkemden bir tasarımcının adı duyulmuş olur hem de Türkiye ve dünya için daha yararlı bir insan olurum. Hepimizin isteğinin de bu olması gerektiğine inanıyorum.

65

AYSE.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:07:06 PM


MİMARİ

BARSELONA’DAN TAZMANYA’YA BEŞ YILDIZLI MİMARİ ANLAYIŞI Mimari anlamda ufkunuzu açacak, içinizdeki tatile çıkma hevesini de beşle çarpacak otel tasarımları...

Yazı: Zeynep Kun

66

MIMARI.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:14:06 PM


97

Trendsetter

Hip oteller, iç mimari konusunda birbirlerinin eline su dökmeye çalışırken otelcilik sektöründe “lüks” kavramının tanımı da her geçen gün yeniden yazılıyor. Altın kaplama merdiven tırabzanları ve kristal avizeler yerini pleksiglas koltuklara, yaratıcı aydınlatma ünitelerine, minimalist tasarım objelerine bırakıyor. Son dönem otel mimarisinde yükselen trendse; yapının bulunduğu çevrenin coğrafi ve ekolojik özelliklerini yansıtan iddialı cephe tasarımları ve alan düzenlemeleriyle alışılagelmişin dışında bir tarz yakalamak, klasik otel deneyimini yaşamak istemeyen misafirlere şimdiye kadar görmedikleri bir ortamda birkaç gün yaşama deneyimini tattırmak.

sonbahar 2010

Zürih’ten Tematik Lüks Süitler: Dolder Grand

Kendini baştan yaratan otellerin yanı sıra sadece bir kısmını güncelleyen ve bunu da çok iyi başaran örnekler de var. Örneğin 1899 yılında inşa edilen Zürih’teki Dolder Grand Oteli, “Ultimate Suites” adını verdiği dört özel suitten ve spa merkezinden oluşan bölümüyle mimari yayınlarda boy göstermeye başladı. Zürih Gölü’ne ve Alp’lere bakan huzurlu manzarasıyla yıllardır bir spa oteli olarak hizmet veren otele bu modernlüks anlayışı benimseten ve uygulayan isim Londra menşeli mimari grup, Foster and Partners. Spa kısmıysa Arizonalı mimar Sylvia Sepielli’nin yaratıcı dokunuşundan nasibini almış. İsviçreli sürrealist ressam ve heykeltıraş Alberto Giacometti’den ilham alınarak tasarlanan “Carezza Süit”inde sanatçının tarzına uygun organik şekillerde koltuklar, modern bir şömine tasarımı ve doğal renk tonları kullanılmış. Bir diğer süitse İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin eşi Giulietta Masina’dan ilham alıyor. “Masina Süit”inde hakim renk; gece mavisi. Fendi marka kanapeye uzanıp karşınızdaki dev ekranda tüm gece siyah beyaz film izleyebiliyorsunuz. “101 Süit”in ilham kaynağıysa efsane Rock grubu Rolling Stones. Oldukça canlı renklerin kullanıldığı bu oda, parti hayatını sevenlere hitap ediyor.

67

MIMARI.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:14:08 PM


MİMARİ

68

MIMARI.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:14:12 PM


69

Trendsetter

sonbahar 2010

Barselona’dan Değişik Tatlar: Mandarin Oriental

İç mimari konusunda en parlak örneklere sahne olan şehirlerin başında şüphesiz Barselona geliyor. Son zamanlarda basında sıkça adından söz ettiren Mandarin Oriental’ın ilginç iç dekorasyonunu hala görmediyseniz işte size fırsat! Geçtiğimiz kış açılan otel, şehrin en merkezi bölgesi Passeig de Gràcia’da yer alıyor. Yaratıcı iç dekorasyonunun ardındaki isimse, Milanolu İspanyol mimar Patricia Urquiola. Urquiola oldukça sade çizgilere sahip mobilya ve aksesuvar tasarımlarıyla ünlü. Şimdiye kadar işbirliği yaptığı markalar arasında; Foscarini, B&B Italia, Alessi, Capellini, Cassina, Knoll ve Moroso gibi dünyaca ünlü isimler yer alıyor. Otelin içinde Urquiola tarzı sadelik, duvar kaplamalarından oturduğunuz sandalyeye kadar her detayda göze çarpıyor. Etrafınızı saran bu yalın anlatımı kırmak üzere origami mantığında tasarlanan tavan süslemeleri ve lego mantığında kübik pencerelerle delinmiş giriş avlusu şimdiye kadar görülmemiş değişik tatlar arayan turistler için birebir.

MIMARI.indd 5

9/27/10 5:14:13 PM


MİMARİ

70

Trendsetter

sonbahar 2010

Tazmanya’dan İçi Dışı Bir Yapılar: Saffire Freycinet

Çağdaş mimarinin doruk noktasına ulaştığı son örneklerden biri için şimdi sizleri, Avustralya’nın doğu kıyılarına götürüyoruz. Tazmanya’da açılan çiçeği burnunda Saffire Freycinet Otel, Tazmanyalı Mimarlık Ofisi Morris Nunn and Associates imzasını taşıyor. Sadece yirmi adet süitten oluşan otelde, oda büyüklükleri seksen ila yüz kırk metre arasında değişiyor. Otelin dış cephe mimarisi, bulunduğu coğrafi konumdan ilham alınarak tasarlanmış. Dikkatli bakarsanız iki adım ilerinizde kıyıya vuran dalgaların, binaların yüzeyinde de form olarak devam ettiğini görebilirsiniz. Avustralyalı Mimar Chhada Siembieda, bölgede bulunan taş ve ahşap malzemelerden faydalanarak otelin dışını içine taşımaya çalışmış. Hepsi bu değil, yüksek yekpare camlarla güneş ışınlarının içeriye olabildiğince dolması da sağlanmış. Dışarıya hakim yumuşak gri tonlar ve çeşitli yeşiller içeride de devam ettirilerek otelin nerede başlayıp nerede bittiğini unutmanız amaçlanıyor, bina adeta bulunduğu çevre içinde eritiliyor.

97

MIMARI.indd 6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:14:18 PM


www.patriciaurquiola.com www.fosterandpartners.com www.sylviaplanninganddesign.com www.morrisnunn.com.au www.chhada.com

71

MIMARI.indd 7

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:14:19 PM


TASARIM

KÜÇÜK FANUSLARDA YEŞİLİ YAŞATMAK

Katie Goldman Mcdonald, San Francisco’da yaşayan bir bitki

tasarımcısı... Dairelerimizi küçük mekanlarla yeşillendiriyor, dünyamızı canlandırıyor.

Röportaj: Bige Gürsoy

72

BOTANY.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:08:21 PM


73

Trendsetter

sonbahar 2010

Yeşile olan merakın botanikle uğraşan babandan mı geliyor? Bu şirketi kurmaya nasıl karar verdin? Çocukluğumdan beri bitkilere ayrı bir sevgi besliyorum; çocukken babama orman, sahil yürüyüşlerinde hep eşlik ederdim. Bahçelere ve yeşilliklere karşı gittikçe artan ilgimle beraber apartmanların içlerini güzelleştirecek ve yaşatacak bahçeler için bir piyasanın olması gerektiğini gördüm. İnsanlar da kreasyonlarıma içten bir ilgi gösterdiler. Böylece “Botany Factory”yi kurmaya karar verdim. “Organik” yaşam tarzı bugünlerde hayatımıza çok girdi. Botany Factory’ye baktığımızda senin de bu organik yaşamı benimsediğini düşünüyoruz. Bu doğru bir varsayım olur mu? Organik meyve ve sebzeleri, sürdürülebilir ev ve güzellik malzemelerini almaya dikkat ediyorum. Mesela, teraryumlarımda kimyasal myasal değil organik tohum karışımları kullanıyorum. Amacın, kapalı mekanları bunu kanları canlı hale ggetirmek. Peki bu yaparken dikensiz kaktüs tarzı etli ken neden renkli ççiçekler ç yyerine diken bitkiler kullanıyorsun? y rengini ve dokusal değişimlerini seviyorum. ÇeşitliBu tarz bitkilerin reng sunuyorlar ve son derece canlandırıcı bitkiler. Ayrıca, küçük alanlik sunuyor llara sığabilecek kadar minyatür boyutlarda olabiliyorlar. Neden camları şekillendirirken armadillo, deniz ayısı gibi çok da bilinmeyen hayvanlardan ilham alıyorsun? Bu tamamen içimden geliyor, onları bu şekilde isimlendirdiğimde sanki benim hayvanlarım gibi hissediyorum, çok eğlenceli... Diyorsun ki: “Sulu bitkiler ihmal edilmeye bayılır.” O zaman tasarımlarının ufak bir bakımla canlı bir atmosfer yarattığını söyleyebilir miyiz? Bu bitkiler az bakım istiyor çünkü suyu içlerinde hapsediyorlar. Sadece teraryumların içinde çok su olmadığına ve direkt olarak gün ışığına maruz bırakılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor. En çok yapılan hata fazla sulamak oluyor. Sadece uygun bir ışık ve havalandırma onlar için yeterli. www.botanyfactory.com

BOTANY.indd 3

9/27/10 5:08:26 PM


MODA TASARIM

BU TASARIMLARDAN SONRA “KOMA”YA GİRMEYE HAZIR OLUN!

Atelier 55’i duymuşsunuzdur. Dünya metropollerinin yeni trendi “Old City” merkezlerinin en güzel örneklerinden biri olarak geçtiğimiz aylarda Galata’da açılmıştı. Atelier 55’in bünyesinde öyle bir tasarımcı var ki Trendsetter olarak isteğimize karşı koyamadık ve kendisiyle bir röportaj yapmaya karar verdik. Evet! Rihanna, Beyonce, Cheryl Cole gibi müzisyenlerin de tasarımcısı olarak tanınan David Koma’dan söz ediyorum. Röportaj:

Serli Gazer

74

DAVID COMA.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:09:04 PM


75

Trendsetter

sonbahar 2010

Birkaç kelimeyle David Koma tarzı? Koleksiyonlarım her zaman güçlü ve seksi bir silüete bağlı kalınarak tasarlanmıştır. Kalıplarla oynamaktan ve kadın ruhunu çağdaş sanatla birleştirmekten hoşlanıyorum. Öyle kıyafetler tasarlamayı seviyorum ki kadınlar içlerinde kendilerini daha güzel, daha arzulanabilir ve daha güvenli hissetsinler. David Koma’nın kadınları ne istediklerini ve nasıl elde edebileceklerini bilirler. David Koma’nın gözünden İstanbul? Mükemmel bir kültürel mirasa sahip heyecan verici bir şehir. 2011 Sonbahar/kış koleksiyonu nasıl? Neler ön planda? Yeni koleksiyonum, 20. yüzyılın erken dönemlerindeki grafik sanatçılarından esinlenerek yapıldı. Fortunato Depero ve Umberto Boccioni gibi İtalyan futurist sanatçıların geometrilerini referans aldım. Kumaş olarak İtalyan yünüyle deriyi ön planda kullandığım koleksiyonda dünyanın sürekli değişimini vurgulamaya özen gösterdim. David Koma nelerden beslenir? Hemen her şeyden diyebilirim ama özellikle mimari, çıplaklık ve çağdaş sanat her zaman çok etkilemiştir beni. Bir koleksiyon oluşturma süreci nasıldır? Tasarım süreci benim için puzzle gibidir. Tek bir parçayla yola çıkarım ve ideal prepozisyonu görene kadar bir şeyler eklerim. Öncelikle kıyafetin şeklinden başlar, sonra tekniğini geliştirip modele farklı ve özel bir şeyler katmaya çalışırım. En stil sahibi şehir? Londra... Birinciliği zorlayan? Saint-Petersburg... Her şehre bir stil ve renk yükleseniz… Istanbul: Işıl ışıl, altın... New York: Sofistike, siyah... London: Casual, çok renkli... Milano: Seksi, çıplak, bej... Paris: Elegan, gri... Tokyo: Zeki, beyaz...

DAVID COMA.indd 3

9/27/10 5:09:07 PM


MODA TASARIM

GENÇ MODACILARIN

AYAK SESLERİ

İMA’dan bu yıl mezun olan ve hazırladıkları mezuniyet projeleriyle

İstanbul Fashion Week’de koleksiyonlarını sergileme fırsatı bulan 11 genç moda

tasarımcısıyla tasarımlarını konuştuk. Ne de olsa onlar, geleceğin iddialı tasarımcıları ve ayak seslerinin gücü şimdiden duyuluyor… Röportaj ve fotograf:

Müge Serçek

76

IMA.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:26 PM


Özlem Yazan/Physalis

22 yaşındayım. Lisedeki dört yıllık tekstil eğitiminden sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nü bitirdim. Ardından İMA’da bir yıllık bir eğitim aldım. Bu bir yıl süresince sektörle ilintili birçok proje gerçekleştirdik. Mezuniyet projesi olarak kiraz çiçeği anlamına gelen “Physalis”i hazırladım. Bu çiçeğin insana hissettirdiği saflığı, dokunduğunuzda bozulacakmış gibi bir izlenim yaratmasını koleksiyonuma yansıtmaya çalıştım. Bu yüzden turuncu ve narçiçeği renklerini tercih ettim, zaten 2011 yazında da bu renkler oldukça moda olacak. Biraz spor bir koleksiyon olmasına özen gösterdim. Londra’da iyi bir modacının yanında staj eğitimi yapacağım. Geri döndüğümde de bir yerlerden başlamayı düşünüyorum.

Deniz Gelgeç/Don-take offence at my innuendo

Yeditepe Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret Bölümü’nü bitirdikten sonra moda okumak istediğime karar verdim. Böylece iki sene boyunca İMA’dan eğitim aldım. Eğitim sırasında birçok proje ürettik. Mezuniyet projemiz için hazırladığım tasarımlarımda; insanların rahat olması ve egolarından arınması gerektiği zaman daha eğlenceli ve rahat bir yaşam yaşayabileceklerini anlatmaya çalıştım. Bu yüzden yumuşak kumaşlar kullandım. Bundan sonraki amacım da kendi markamı yaratarak bu yolda devam etmek, kafamdakileri üçüncü boyuta çevirmek. Hep aynı tarzda tasarımlar yapmayacağım elbette. Ben nasıl sürekli bir değişim içindeysem, tasarımlarım da aynı şekilde değişecektir. 77

IMA.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:27 PM


MODA TASARIM

Didem Yağcı/Cage

Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum ve 34 yaşındayım. 10 sene boyunca halkla ilişkiler sektöründe marka iletişim yöneticiliği yaptım. Daha sonra Londra’da ve İMA’da moda üzerine eğitimler aldım. Şu anda da moda tasarımcısı olarak hem kendi koleksiyonumu yapıyorum hem de çeşitli markalara freelance koleksiyonlar hazırlıyorum. İMA’dan mezun olurken hazırladığım koleksiyonda, kafeslenmiş hissini tüm bireylerin yaşadığını, bunun bir bakış açısı olduğunu fakat insanların kendi içlerine döndüklerinde bu kafesten kurtulabileceklerini anlatmaya çalıştım. Bu yüzden baskı ve renkleri oldukça çok kullandım. Sadece kadınlara yönelik değil erkeklere yönelik de tasarımlarım var ve bundan sonra da böyle, bir bütün olarak devam edecek.

78

IMA.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:29 PM


Selen Kavaklı/Agony

24 yaşındayım, Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldum fakat çok daha öncesinde moda tasarımına ilgim vardı. Bu yüzden de İMA’da eğitim almaya başladım. Burada tasarım, sanat ve sektörle ilgili birçok şey öğrendim. Mezuniyet defilesi için bir koleksiyon hazırlamamız gerekiyordu, ben de ipek kumaşların üzerine el boyama desenler yaptım. Formlarım çok düz ve değerli. Konsept olarak da balıklar ve deniz atını kullanmaktan yana oldum. İleride kendi markamı yaratmak istiyorum fakat şu an moda sektörü her zamankinden daha popüler bir dönem yaşıyor, neredeyse her genç kız kendi markasını oluşturmaya çalışıyor, sektörde yer edinmek zor. Bu yüzden ben de birkaç yerde çalışarak edineceğim iş tecrübeleriyle bir süre bilgilerimi pekiştirmeyi tercih ediyorum. Ancak sonrasında kendi markamı yaratıp farkımı ortaya koymak istiyorum.

79

IMA.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:31 PM


MODA TASARIM

80

Trendsetter

sonbahar 2010

Feray Kanpolat/Pandora’nın kutusu

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Seramik ve Cam bölümünü bitirdim. Yaklaşık iki yıldır da İMA’da eğitim alıyorum. Üniversiteden beri moda tasarımına ilgim oldu. Açıkçası içimdeki ses bana modayla ilgilenmemi söylüyordu. İMA’da final projemi hazırlarken “Pandora’nın Kutusu”ndan esinlendim. Bu mitolojik hikaye bana her zaman gizemli gelmiştir. Tasarımlarımı yaparken “Pandora’nın Kutusu”ndan çıkan negatiflikleri nasıl pozitife çevireceğimi düşündüm sürekli. Bu yüzden koleksiyonumu yaratırken de iki zıtlığı bir araya getirebilmek maksadıyla yumuşak kumaşlarla sert kumaşları birlikte kullandım. Bundan sonrası için moda tasarımı alanında çalışmalarıma devam edip kendimi sürekli eğitmek, zamanı geldiğinde de kendi markamı oluşturmak istiyorum.

IMA.indd 6

9/27/10 5:10:35 PM


Meltem Özbek/Bonded Skyline

Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdim, sonrasında da İMA’da eğitim almaya başladım. Modaya küçüklüğümden beri ilgi duydum hep çünkü zaten sanat içinde büyüdüm; annem ressam, anneannem yılların terzisi. En son hazırladığım koleksiyonda mimari yapılardan etkilendim. Tüm desenleri kendim oluşturdum. Soft renkleri tercih edip ipek ve tüllerden faydalandım. Bir süre daha eğitimime devam edip freelance çalışmalar yapmak istiyorum.

81

IMA.indd 7

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:42 PM


MODA TASARIM

Gamze Ela Yavuz/Maiden’a Tower

82

IMA.indd 8

Trendsetter

sonbahar 2010

Aslında Turizm Otelcilik mezunuyum ve bugüne dek birçok farklı sektörde çalıştım ama her zaman içimde moda tutkusu yatıyordu. İşte bu tutkuyla İMA’nın yolunu tuttum ve bir yıl boyunca eğitim aldım. Eşim ve ben deri sektöründe çalıştığımız için koleksiyonumun olarak belirledim. Tema olaraksa yılan materyalini deri o yüzden tüm kıyafetlerde ve kız kulesini kullandım. Bu yü görebilirsiniz. deniz, dalga ve yılanı anımsatan figürleri göre Bundan sonra yine deri ve tekstil ürünlerini karıştırarak çeşitlii tasarımlar yapmayı planlıyorum. “Gaya” adında kendi markam var ve bu u marka için tasarımlar yapmaya devam edeceğim.

9/27/10 5:10:45 PM


Tuçe Bayar/Harte Sahale Weicher Kern

23 yaşındayım ve 11 aydır İstanbul’dayım. Daha önce Almanya’da avukat asistanlığı yapıyordum. İstanbul benim için her zaman modanın kalbiydi. Bu şehirde modayla ilgili eğitim almayı çok istiyordum ama bir düğme bile dikemez haldeydim. Şimdiyse sadece kıyafet değil ayakkabı da tasarlıyorum. Mezuniyet projem içinse sert kabuklu ama yumuşak yürekli bir koleksiyon hazırlamaya çalıştım. Çünkü çoğu insanın sert gözükmesine rağmen içlerinin çok yumuşak olduğunu biliyorum. Bundan sonra tasarım alanında çalışmalarıma ve eğitimime devam etmek istiyorum.

83

IMA.indd 9

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:47 PM


MODA TASARIM

Mariya Kelly/The Ballet

24 yaşındayım. Ukrayna’da bir üniversitede dil eğitimi mi aldım. Sonrasında Türkiye’ye geldim ve İMA’da MA’da moda eğitimime başladım. Moda benim im için çok büyük bir tutkuydu, çocukluğumdan mdan beri sürekli olarak çeşitli çizimler ve tasarımlar yapardım. Mezuniyet için hazırladığım konuşmadan azırladığım koleksiyonda bir balerinin hiç konu sadece dansıyla bizlere anlatmak istediği şeyleri vurgulamaya çalıştım. Bundan ssonrası için ilk planım, Aksu’nun yanında staj yapmak. Londra’ya gidip Bora A

84

IMA.indd 10

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:49 PM


85

Trendsetter

sonbahar 2010

Zümrüt Elif Yavuz/Romantic Warrior

Moda tasarımıyla ilgili çok fazla bir geçmişim olduğunu söyleyemem. 28 yaşındayım ve Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum. Bir dönem insan kaynakları alanında çalıştım ama bir gün bastırılmış duygularıma daha fazla gem vuramayıp hayallerimi gerçekleştirmek için yola koyuldum. Böylece İMA’da iki yıl boyunca eğitim aldım ve bu süre zarfında birçok proje hazırladım. Mezuniyet için hazırladığım projemde romantik savaşçıdan yola çıkarak bir şeyler yapmaya çalıştım. Kahramanım hassas, duygusal, naif ve aynı zamanda çok da güçlü... İçinde savaşçı bir ruh var. Bu yüzden romantik ve askeri renkleri bir arada kullandım. Fırfır vee güllerle romantikliği sağlarken sert kesimli pantolonlarla da savaşçı ruhu korumaya gayret ettim. Hedefim; çok iyi firmalarda çalışarak biraz az daha deneyim kazanmak vve sonrasında daa kendi markamı yaratmak.

IMA.indd 11

9/27/10 5:10:52 PM


MODA TASARIM

İlker Büyükkurt/Sevan Deadly Sins

Ekonomi mezunuyum ve üniversitedeki stajlarım sırasında bu eğitimimi moda alanında nasıl kullanabilirim diye düşündüm. Beymen’de yaptığım staj sayesinde bu sektörde kesinlikle olmam gerektiğini anladım. Sonrasında modayla ilgili başka markalarla çalışmama rağmen sektörde eksik bir şeylerin olduğuna inandım ve İMA’da eğitim almaya başladım. İşin ilginç yanı akademiye başlarken ufkumu genişletmeyi düşünüyordum, kesinlikle Bora Aksu olmak gibi bir amacım yoktu... Oysa şimdi gerçekten ciddi ideallerim var. Çeşitli koleksiyonlar hazırladıkça kendimi kaybettiğimi hissettim. Mezun olurken hazırladığım projede de hayat ve kaderden yola çıkarak yedi ölümcül günahın sembollerini buldum. Fakat benim hazırladığım koleksiyondaki kadının sadece bir günahı olmalıydı: Şehvet... Kendine güvenen, günahkar ama aynı zamanda agresif ve tahrik edici bir kadın yaratmalıydım. Bu yüzden koleksiyonda beyaz masumiyeti, siyah şeytanı ifade ederken fuşya da şehvetin altını çiziyor. Bundan sonra çalışmalarıma tüm hızımla devam edeceğim. Amacım İlker Büyükkurt kurt kadınlarını giydirmek olacak.

IMA.indd 12

86

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:10:55 PM


Kendim Olmak Şimdi Daha Da Güzel. Ekim sayısı bayilerde

Alışkanlıklarını değiştirmek için hayattan kopmana gerek yok. İşte Women’s Health buna inanıyor. Uygulanabilir ve bilimsel olarak kanıtlanmış makaleleri sana bu yüzden sunuyoruz. Artık bahanen kalmadı. Hedeflerine ulaşmak istiyorsan, tek yapman gereken istemek ve okumak. BESLENME • GÜZELLİK • FITNESS • MODA • SAĞLIK

WH Ekim 21x26.indd 1

9/27/10 4:01 PM


YARATICI

BİRDY’NİZİ NASIL

ALIRDINIZ? Fatoş ve Meriç

Onlar iki genç tasarımcı: . Yolları üniversitede kesişmiş fakat yaratıcılıklarına karşı koyamamışlar ve malzeme olarak tüyleri kullandıkları kendi markaları ’yi hayata geçirmişler. Ne mi üretiyorlar? Taçlar, şapkalar, apoletler ve yaka süsleri…

Birdy

Röportaj: Serli Gazer Modeller: Duygu Gürses, Gözde Karasoy

Fotograf: Cihan Alpgiray

88

BIRDY.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:07:42 PM


Siz kimsiniz, biraz tanıyabilir miyiz? Fatoş: 1986 Kıbrıs doğumluyum. Mimar Sinan Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nde okuyorum. Meriç: 1988 Ankara doğumluyum. Ben de aynı bölümde okuyorum. Nasıl tasarlamaya başladınız? Nasıl bir araya geldiniz? Üniversiteye girdiğimiz andan beri arkadaşız. 2009 mayıs ayından bu yana, yani 10 aydır da bu işle uğraşıyoruz. Tasarladıklarımızı önce okulda takıp beğenileri ve tepkileri aldık. Sonrasında da bir tasarım mağazasında satmaya başladık. Her şey çok olumlu gelişti. Neden tüyler? Tanışmamızın ardından farkettik ki ikimizin de tüylere karşı gizli bir ilgisi varmış. Tasarım yapmaya başladığımızdaysa bu ilgi daha net bir şekilde ortaya çıktı. Bunun dışında tüy, kişinin aksesuvar olarak üzerinde yadırgamayıp bütünleşebileceği, çok farklı etkiler ve dokular oluşturabilen ilham verici bir malzeme. Elinize alıp bir şeyler yapmak bazen sakinleştirici bir etki yaratıyor. Taçlar, apoletler ve papyonlar dışında bir şeyler var mı? Yaka aksesuvarları ve şapkalar var şu an gündemimizde. Bugüne kadar sattığımız yegane ürün “taç”tı. Nelerden ilham alıyorsunuz? İkimizin de gün içinde karşılaştığı ufak detaylar bize ilham verebiliyor. Hareketli bir yaşama ve hep faklı olanı görmek isteyen bir algıya sahibiz. Tarihte kullanılan eski aksesuvarlar ve şu anda beliren arayışlar birleştiğinde ilham kaynağı haline geliyor zaten. Yaratıcılığınızı körüklemek adına neler yapıyorsunuz? Birlikte gezip araştırmak ve tartışmak aklımıza gelenler. Bir kere Avrupa’yı gezdik birlikte. Çok enteresan olaylar yaşadık. Günlük yaşantımız da bir o kadar garip gelişiyor. Deneyimler arttıkça yaratıcılık pekişiyor. Üretim süreci nasıl gelişiyor? Siparişi aldınız, kaç günde üretiyorsunuz, neler yapıyorsunuz? Aldığımız siparişi yapma ve gönderme süreci haftalık tempoya bağlı olarak bir haftayı bulabiliyor. Üretim aşaması bunlar içinde en hızlı gelişen aşama. Birlikte çalıştığımız anlar üretim ve yaratının en yoğun olduğu saatler oluyor. İş paylaşımı ve ortaklık iyi bir altyapıyı gerektiriyor; özellikle arkadaşlık üzerine kuruluyorsa… Biz birbirimizi bu konuda iyi dengeliyoruz. Trendsetter’a özel olarak tüylerden bir şey tasarlayacak olsaydınız bu ne olurdu? Yoğun pastel renklerde, kocaman, canlı, hareketli ve özgürlüğü çağrıştıran bir Birdy tasarlardık. İlerisi için hayalleriniz/planlarınız neler? Ürün çeşitliliğine dair girişimleri yaptık sayılır. Onlar üzerine yüklenip satışa sunmayı hedefliyoruz ilk etapta. Çevremizde aktif, keskin zekaya ve yeteneğe sahip insanlar var. Markamızı güçlendirmek adına onlarla birlikte yaratıcı projeler yapmak istiyoruz. Ürünlerinize nereden ulaşabiliriz? Ocak ayından beri aktif işleyen çok tatlı bir internet sitemiz var; birdyaccessories.com. Koleksiyon ve ürünlerimize ait görsellere oradan ulaşılabilir. Satış noktamız ise Kanyon’daki Little Soho.

89

BIRDY.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:07:43 PM


TREND

YENİ SEZON GERÇEKTEN “YENİ” Mİ? Çok değil… Senede iki kere bu heyecanı yaşıyoruz. Biri sonbaharda diğeriyse ilkbahar… Şimdiyse sonbahar. Peki ama büyük heyecanla beklediğimiz bu iki sezon ve getirileri gerçek gerçekten yeni mi? Yoksa ttarih rih ih ttekerrürden tekerrürde k ibaret lafını doğrular ğ ular l nitelikte it likt “yenilenen” mi? Ben karar veremedim. Gelin 2010/2011 sonbahar/kış esintilerine birlikte bakıp karar verelim… Yeni sezon gerçekten “yeni” mi? Yazı: Serli Gazer

90

Trendsetter

sonbahar 2010

Barbie DOLL Bazıları 50’lerden kopup gelen, bazıları 2000’lerin feminenliğinde. Biraz geçmişten, biraz gelecekten. Ortak paydaları: “Ben kadınım!” diye bağıran kalıplar. Bunların içine girdiğinizde hiçbir adamın, hiçbir iç çamaşırının, hiçbir parfümün hissettiremeyeceği kadar dişi hissedeceksiniz kendinizi. Daha “girly” ve romantik bir etki yaratmak istiyorsanız 50’ler; kloş etekler, danteller, tüyler. Daha seksi bir şıklık içinse 2000’ler; renkleri antik çağ tonları yani toz rengi, somon, uçuk pembe ve pastel tonlar.

TREND.indd 2

9/27/10 5:17:56 PM


91

Trendsetter

sonbahar 2010

COUNTRY Kızları Gözünüzde canlansın: taşra manzaraları önünde feminenlikten maskülenliğe kayan bir silüet. Üzerinde pamuktan ve sıkı yün çuhalardan kıyafetler var. Renkleri; kırmızı, kahve, çivit mavileri ve güneş sarıları. Vurucu noktası mı? Tabii ki ekose! Tanıdık geldi mi?

TREND.indd 3

9/27/10 5:18:06 PM


TREND

92

Trendsetter

sonbahar 2010

DISCO 4eva 80 ve 90’ların dönemsel akımları, ama 80’lerden daha az renk... Daha çok 90’ların başı gibi. Cüretkar karışımlar, parlak efektler. Baskılı ipekler, grafikler, payetler, piksel baskılar ve parıldayan satenler. Renkleri mi? Teatral siyahlar, yoğun morlar ve elektrik mavileri... Ve canlı kırmızılar, fuşyalar, “asit”vari dokunuşlar.

TREND.indd 4

9/27/10 5:18:09 PM


NORTHERN Project Kuzey insanlarının soğuk hava kıyafetleri üstünüze, sıcak ruhları içinize. Hümanist ve ekolojik bir yaklaşım. Patchwork’ler, kat kat giyilen layer’lar, denim efektler. ler. Bu kış yünlerin, İrlanda örgülerinin vvee etnik motiflerin içinde ısınacaksınız. Renkler ağırlıklı olarak buz tonlarında. Saf geçişler var; soluk maviler, mineral bejler, gül kuruları ve kırmızılar.

93

TREND.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:18:19 PM


TASARIM

DEMİR

GİBİ BİR EKİP

Trendsetter iftiharla sunar: Karşınızda Demirden Design! Kendileri bir tasarım ekibi, hem de öyle başarılı bir ekip ki; uluslararası dokuz tane ödülü ülkemize kazandırdılar. Dahası mı? Okumaya devam edin... Yazı:

Serli Gazer

Türkiye’den çıkmış bir marka olan ilio, gücünü yine Türk tasarımcılardan oluşan Demirden Design tasarım ekibinden alıyor. iF, Red Dot, Design Management Europe, Design Defined, Design Plus, ELLE DECO gibi dünyanın en önemli tasarım ödüllerinin de içinde olduğu 9 adet uluslararası ödülü ülkemize taşıyan ilio, Türkiye tasarım tarihi için pek çok ilke imza atmış. Marka kurucularından Demir Obuz’un tasarladığı “Twig” tabureyle tasarım dünyasının Oscar’ı sayılan “iF Gold” ödülüne layık görülmesi bu başarılardan sadece bir tanesi. Ardından Sema Obuz’un yaratıcı yönetiminin şekillendirdiği marka kurumsal kimliğiyle, iF Gold ödülünü bu dalda da Türkiye’ye taşıdı. Aynı kategoride birçok önde gelen yaratıcı firma da ödüllendirildi. Bunların arasında çok prestijli uluslararası markalar olan Google, Procter&Gamble, Canon ve Mercedes’in kurumsal kimlik ve basılı işleri de mevcut. Gelin bu tasarım ekibini ve yarattıklarını daha yakından tanıyalım.

94

Trendsetter

sonbahar 2010

Twig stool-Demir Obuz Bu objenin ortaya çıkışı nasıl oldu? Oturma elemanına yeni bir fonksiyon arayışı içerisindeyken ortaya çıktı. Yarı sandalye yarı tabure fikri tasarımı oluşturdu. Tek başına duruşunda olgun, yalın ve zarif, bir araya gelişindeyse doğadan bir peyzajı; sazlığı stilize etsin istedim. Mekanlarda oluşturduğu bu duyguyla yaşam alanlarına doğal bir nefes kattığına inanıyorum. Tasarlarken ne düşündünüz? Tek bir dalın yalınlığı fikri “twig”in formunu oluşturdu. Tabure için ikinci bir fonksiyon arayışına girdiğimdeyse eğimli bir silindire indirgenen yaslanma yüzeyi, bu sandalye-taburenin, öncesinde deneyimlemediğimiz özel kullanım alanlarının doğmasını sağladı; pratik bir taşıma, şapka için askı, yükseğe ulaşmak gerektiğinde destek... Hangi malzemeyi kullandınız? Neden bu malzeme? Masif ahşap. Geleneksel tabure malzemesi olduğu için bu malzemeyi tercih ettim. Size neler ilham veriyor? Doğanın geometrisi diyebiliriz. Bu objeyi bir şehirle/kişiyle/kitapla/filmle/müzikle bağdaştıracak olsanız...? “twig”, Büyükada’nın sahildeki sazlıklarını, Tahtakale’nin atölyelerini, Akdeniz’in güzel bahçeli kafelerini ve çocukluğumda yaptığım gezilerde beni şaşırtan, sevdiğim hatıraların izlerini taşıyor. İşte bu yüzden onu hatırlarımdaki mekanlarla bağdaştırabiliriz. Ayrıca Akdeniz’in güzel bahçelerini anlatan, görsel açıdan doğal ve zengin bir filmin de “twig”e çok yakışacağını düşünüyorum.

DEMIRDEN.indd 2

9/27/10 5:03:32 PM


ice drop-Mehtap Obuz Bu objenin ortaya çıkışı nasıl oldu? 2008 yazında bir gün, camdan tasarımlar yapmak üzere bahçede fikirlerimi kağıda döküyordum. Malzemenin özü üzerine düşünürken şeffaf camın halini en çok yansıtan şeyin buz olduğuna karar verdim. Buzu nasıl şiirsel anlatabilirim derken, kışın ağaçlardan sarkan buzulların en etkili anlatım şekli olduğunu farkettim ve ortaya icedrop çıktı. Tasarlarken ne düşündünüz? Ağaçtan uzanan bir buzul veya eriyen bir mumu. Masa, raf ve bahçe duvarı gibi düzlemlerin üzerine yerleştirilebilen bir aksesuvar olsun istedim. Hangi malzemeyi kullandınız? Neden bu malzeme? Bu tasarım zaten malzemenin kendisini düşünürken ortaya çıktı. Yani önce tasarlayıp, sonra malzemeyi seçmedim. Tam tersine önce camı seçtim, “camı en iyi nasıl hissettiririm” noktasında da tasarım şekillendi. 95

Trendsetter

sonbahar 2010

Size neler ilham veriyor? Yaşamdaki her şey. Doğayı gözlemlediğiniz zaman zaten her şey mevcut orada; renkler, dokular ve her formun anlamını kendi içinde barınıyor. Bu objeyi bir şehirle/kişiyle/kitapla/filmle/müzikle bağdaştıracak olsanız...? Ülke: Iceland... Müzik: Klasik müzik; mesela Vivaldi’nin “Mevsimler”i... Film: Takeshi Kitano’nun “Dolls”u... Kişi: Belki Bjork; sakin, dingin ve büyüleyici olduğu için.

DEMIRDEN.indd 3

9/27/10 5:03:35 PM


TASARIM

Bouquet-Nil Deniz Bu objenin ortaya çıkışı nasıl oldu? İçerisinde çiçek olmadığı zaman da çiçek gibi duran bir vazo hayal ettim ve birden fazlasının bir araya gelişleri bir buketi andırsın istedim. Tasarlarken ne düşündünüz? Vazoyu bir aksesuvara dönüştürmeyi düşündüm. Çok amaçlı kullanıma uygun bir aksesuvar... “Bouquet”, toprağa saplanabiliyor veya metal ipiyle asılarak kullanılabiliyor.

96

Trendsetter

sonbahar 2010

Hangi malzemeyi kullandınız? Neden bu malzeme? Cam, çünkü çiçekle bir denge oluşturduklarına inanıyorum. Camın doğasına ait akışkanlığı ustanın becerisiyle birleşince el yapımı ve her ürünün birbirinden farklı şekillendiği bir aksesuvar haline geliyor. Ustanın forma hakimiyeti her bir “Bouquet”e el yapımı camın eşsizliğini veriyor. Size neler ilham veriyor? İnsanların birbiriyle olan ilişkileri. Bu objeyi bir şehirle/kişiyle/kitapla/filmle/müzikle bağdaştıracak olsanız...? Güzel çiçekleri olan ve bu çiçeklerin insanları mutlu ettiği, hayatlarına anlam kattığı herhangi bir şehir olabilir.

DEMIRDEN.indd 4

9/27/10 5:03:37 PM


Cube-Sema Obuz Bu objenin ortaya çıkışı nasıl oldu? Ben grafik tasarım eğitimi aldım. Ağırlıklı olarak bu alanda çalışsam da iş tasarlamak, çözüm bulmak ya da bina, mekan gibi elle tutulur, gözle görülür bir obje sözkonusu olduğunda tasarımın her dalı ilgimi çekiyor. Demirden Design bu anlamda disiplinler arası bir buluşma yeri. Grafik tasarım ve endüstri tasarımıyla ilgili her konuda tasarlıyoruz, üretiyoruz ve danışmanlık veriyoruz.

97

Trendsetter

sonbahar 2010

Tasarlarken ne düşündünüz? 3 boyutlu tasarımları seviyorum. Düşüncede var olan hikayelerin gerçek hayatta ürünlere dönüşmesini görmek ve bunların başka hayatlara katılması güzel bir duygu. ilio’nun marka yapılanması tasarlanırken, koleksiyonun birçok ürünü tasarlanmıştı bile. İşte bu düşünceler ve tasarlanan ürünlere benim de bir katkım olmasını istedim. Konu masa üstü objelerdi. Telaşla bende en çok iz bırakan duygu ve düşüncelere bıraktım kendimi... Hangi malzemeyi kullandınız? Neden bu malzeme? Ürünün detay çözümünde olduğu gibi malzeme konusunda da tasarım grubumuzla ilerledik. Üretim yöntemleri ve malzemeler sorgulandı, araştırmalar yapıldı. Değerli dostlarımız bize üretim aşamasındaki süreçleri anlattılar. İlk tercih porselendi ancak “Cube”un tasarımında porselen üretimini zorlayan bir yapı vardı. Bunu iki farklı seçenekle çeşitlendirdik. Birincisi; bu kaya-taş duygusunu taşıyabilecek bir malzeme, yani “stoneware”di. İkincisiyse; pratik ve çoklu kullanımlar için hafif bir malzeme olan melamindi. Size neler ilham veriyor? Doğa, evren, taş, ağaç, böcek, her şey... Bunlar insana özünü ve ruhunu hatırlatan, sevdiren olgular. Tabii bazen çok soyut veya kentsel temalar da yaratımın kaynağı olabiliyor, ancak diğerlerindeki fikirsel çıkışlar insana daha yakın ve uyumlu sanki... Bu objeyi bir şehirle/kişiyle/kitapla/filmle/müzikle bağdaştıracak olsanız...? Böyle şeyleri pek sevmiyorum... Kendi başına bir şey söyleyen bir obje bu. Önemli olan, kullanan insanların ona gördükleri, tanıdıkları, okudukları, seyrettikleri ve dinledikleri güzel izler arasında kendilerince bir yer bulmaları... O zaman daha yaşanan, sevilen ve kullanılan tasarımlar olurlar, anlam bulurlar.

DEMIRDEN.indd 5

9/27/10 5:03:39 PM


TASARIM

SODA’DAN SAYGI DURUŞU

MÜCEVHERE

Soda bu sefer de gelenekselin dışına çıkıyor ve modern dünyaya yenilik getiren 10 sanatçının ürünlerini Çağdaş Mücevher Sanatı Sergisi’nde bir araya getiriyor.

Söyleşi:

Zeynep Merve Kaya

Sizin için mücevher, kuyumcu vitrinlerini süsleyen altınlar ve çoğumuz için ulaşılması zor elmas gerdanlıklardan ibaretse, ufkunuzu genişletme vakti geldi de geçiyor bile. Çağdaş sanata desteğini kesmeyen ve her sergisinde çıtayı biraz daha yükselten Soda, bu konuda size yardımcı olabilir çünkü birazdan size bahsedeceğimiz mücevherler ne altın ne de pırlanta. Geçtiğimiz şubat ayındaki büyük açılışını şını çağdaş mücevherin bayrakk taşıyıcılarından Ted Noten’le oten’le yapan Soda’nın 16 Temmuz-28 Ağustos tarihleri Eylül’e kadar hleri arasında düzenlediği, yoğun ilgi sonucu 4 Eylül’ Mücevher Sanatı Sergisi cam, uzattığı SODAmore Yaz 2010: Çağdaş Mücevhe kağıt, akrilik, plastik ve seramik gibi metal, silikon, pleksiglas, ahşap, ka de değerli mücevherler yapılabileceğini kanıtladı. farklı materyallerle d Alışılagelmiş takıların dışında bir koleksiyonun sunulduğu sergide Alışılag yaklaşık 60 tasarım İstanbullu izleyicilerle buluştu. Büyük ilgi gören mücevherler galeride satışa da sunuluyor. Yerli, yabancı dünyanın en çarpıcı 10 sanatçısının bir araya geldiği sergide, sanatçıların farklı malzeme kullanımı, formlarla oynamaları ve felsefeleri de oldukça ilgi çekiciydi. Peter Hoogeboom’un seramik dişleri anımsatan kalın bileklikleri, Ted Noten’ın içinde cansız sinek bulunan akrilik kolye uçlarıyla korkunçluğun sınırları zorlandı. Serginin Türk sanatçılarından Nevin Arığ’ın diğerlerine göre daha geleneksel forma ve yapılara sahip malzeme ve teknikler kullandığı minimal takıları en zarif tasarımlardan biriydi. Bir diğer Türk tasarımcı Ela

SODA.indd 2

Cindoruk’sa pasta altlıkları ve gazete kağıtlarını değerli materyallerle birleştirerek adeta geri dönüşüm dersi verdi. Adaşı Ela Bauer, serginin en aykırı isimlerinden biriydi. Bizi insanın içine, derinin altına götüren tasarımlarıyla ana damarlarımızdan birini aksesuvar yerine boynumuza takıyormuşuz gibi hissettirdi. Jayhun Rita Baek’in ışık yansımalarını temsil eden takıları, Anat Sapir’in cam şaheserleriyle adeta yarış içindeydi. Barbara Stutman’ın utman ın Hint Kraliyet takılarından ilham aldığı tasarımlarıyla Doerthe Fuchs’un her türlü malzemeyi y deneyimlediği y ğ takıları, klasik takıların vazgeçilmezlerinden ezlerinden elmas, safir ve yakut gibi taşları telle te yeniden vazgeçilmezi aholuşturmaları oldukça ilgi çekiciydi. Sina Emrich’in Em şap, takılarında ilhamı izleyiciye izleyiciy bıraktı. Emrich’in farklı ahşap tarzlarıyla yaklaştığı takılarda kimilerinin kuru yemiş görürken kimilerinin ta deniz kabukları görmesi serginin eğlenceli yüzünü ortaya çıkardı. d Farklı ilhamlarla çıkılan yolların Soda’da kesiştiği sergide alışılmadık materyaller insanların vücutlarında kendilerine yer buldular. Siz de bileğinizde ısırmaya hazır bir dizi diş, boynunuzda rahatsız edici sivrisineklere inat akriliğe hapsedilmiş bir karasinek taşımak isterseniz, Soda’da bekleniyorsunuz.

98

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:04:54 PM


1- Bize sanatınızı anlatabilir misiniz? 2- Çağdaş mücevher sizce nedir? Çağdaşla klasik/ geleneksel arasındaki fark nedir? 99

Trendsetter

sonbahar 2010

3- Soda’daki serginizde sizi temsil eden tasarımlarınız izleyenlere ne gibi mesajlar verecek? 4- Ortaya çıkan aksesuvarların çağdaş veya modern kalıbına sığması için mutlaka alışılagelmişin dışında materyaller y ve teknikler mi kullanılması gerekiyor? g y

ELA BAUER 1- Sanatım, sanırım gerçekliğin sözsüz üz işlenmesidir. 2- Bana göre çağdaş mücevher, sözeli li güçlü olan ve genel olarak mücevher piyasasında da batıdaki gelişmelerden haberdar olan kişiler tarafından yapılan mücevherlerdir. Materyallerin in klasik formlarından uzak, sanatçının mücevhere vhere yaklaşımını gösteren bir parçadır. Ayrıca, yrıca, bence çağdaş mücevher sanatının estetikten n öte başka bir boyutu daha var; bir fikri, bir hikâyesi. si. Kullanılan teknik ve materyaller elbette daha farklı rklı ama bence asıl farklılık ortaya çıkacak parçaya rçaya olan yaklaşım. Sanatçının yapım aşamasına na ne kadar kendini kattığıyla ilgili. Çağdaş mücevher evher ustası diğerlerinden daha özgür. Yapımın her aşamasında farklı seçimlere gidebiliyor, konsepti, i, malzemeyi, boyutu, giyilebilirliği kolayca değiştirebiliyor. rebiliyor. Klasikk mücevheratta bu kadar seçenekle karşılaşmak rşılaşmak pek mümkün değil. 3- Aslında verdiğim mesajlarla arla ilgili fazla f düşünmüyorum orum ama eğer düşünseydim, düşünseyd dim, açıkça dim aç belirtilmeyen olgular, hareketler, hareketl “şeyler”, eyler”, açıklamalardan bahsetmeye çalışırdım. m. Bir etkinliğin belirgin bir anda başlayıp bitmediğini, tk aslında her şeyin devam eden sürecin n bir parçası olduğunu söylerdim. Kavram kendi başına fazlasıyla banal zaten. Herkes az ya da çok “gerçeklik”le alakalı olduğunu biliyor ama ben bu gerçekliği heyecan verici, rahatsız edici ve aynı zamanda da rahatlatıcı buluyorum. “Mücevher” terimin çizilmemiş sınırları, sayısız yüzü var. Benim mücevher tanımım da zamanla benimle birlikte gelişiyor. 4- Hayır! Bana göre bu kendine ne kadar özgürlük tanıdığın, o materyalleri neden kullandığınla ilgili. Yeni ve provokatif malzemeleri kullanıp klasikleri göz ardı etmek tek başına çağdaş mücevher ortaya çıkarmak için yeterli değil. Ama kişisel olarak ben aklıma geleni, yakışacağını düşündüğüm şeyleri kullanmayı seviyorum. Kauçuk, ahşap, altın, yakut, cam, ne olursa olsun… 5- Nereden almıyorum ki! Gerçekten de bu sorunun cevabı her şey olabilir. Bilinçli olarak deneyimlediğim her şey diyebilirim. 6- Ödün verme! Bir de pek mücevherle ilgili değil ama insanlara sana davranılmasını istediğin gibi davranmalısın. Bunun gibi bir şey.

SODA.indd 3

5- İlhamınızı nereden alıyorsunuz? y 6- Mottonuz nedir?

ELA CİNDORUK 1- Gündelik malzemeler, alışkanlıklarımız benim ilgi alanım. Yapmaya çalıştığım şey bunlardan yola çıkarak yeni fikirler üretmek, yeni kullanım biçimleri önermek ve yeni teknikler deneyip araştırmak. Bazı işlerim bir kavramdan yola çıkarken bazıları da sadece bir malzeme, sınırlar, teknik özellikler, estetik kaygılar ve kullanımı gibi problemleri çözmek uğruna başlar. 2- Çağdaşla gelenekseli ayıran en önemli özellik sanırım bakış açısında saklı. Geleneksel mücevherde asıl değer olarak kabul gören, önemli olan, kullanılan malzemelerin ve işçiliğin değerinin tasarım değerinden daha ön planda değerlendirilmesi. Çağdaş mücevherdeyse tasarım, fikir, getirdiği yeni bakış açısı, ifade biçimi, malzeme ve tekniklere katkısı gibi değerler daha önemlidir. 3- Gündelik hayatımızda fark etmeden kullanıp attığımız pasta altı kağıtları, gazeteler gibi malzemelerin, farklı bir gözle bakıldığında bir mücevhere, bir değere dönüştüğünü görecekler. 4- Önemli olan kullanılan malzemenin nasıl yorumlandığı, ne ifade ettiği, yeni fikir ve düşünce olarak ne gibi katkılarda bulunduğu. 5- Daha önce de söylediğim gibi, hayatlarımızdan. 6- Yalınlık, basitlik, merak ve tolerans. www.elacindoruknazanpak.com

9/27/10 5:04:55 PM


TASARIM

Rita Baek

Nevin Arığ

NEVİN ARIĞ

RITA BAEK

SSIMA IMA EMRICH

1- Zaman içinde değişik etkilenmelerle ortaya çıkan bir renk ve form arayışı diyebilirim. Takıların taşınabilirliği yanında obje olarak da ayakta durabilmelerini istiyorum. Taşıyan kişinin de güvenini artırmasını ve takının o insanın bir parçası olmasını hedefliyorum. 2- Çağdaş mücevher bugün resim, fotograf, heykel gibi diğer alışılmış sanat dallarıyla aynı platformlarda izlenebiliyor. Büyük bir özgürlük ve çeşitlilik havası esiyor, artıkk çok değersiz eğersiz diye düşündüğümüz malzemelerle bile çok güzel bir Bence mücevher yaratılabiliyor. Benc çağdaşla klasik aarasındaki en büyük fark bizi alıp çok uzaklara bü götüren bu özgürlük esintisi. 3- Hayatın hafifliğini, doğanın sürprizlerini ve yeni heyecanları hissettirmek istiyorum. 4-Tabi ki gerekmiyor. Ama teknoloji o kadar ilerledi ve o kadar çok yeni malzeme var ki, onları kullanmamak şimdiki zamanda yaşamak gibi bir şey. Sınırları zorlamak her zaman için dayanılmaz bir tutkudur. 5- Doğadan, büyük şehirlerden, mimariden ve en çok da insan enerjisinden alıyorum. Ayrıca kontrastlar da beni çok etkiliyor. Bu nedenle birbirine aykırı malzemeleri bir araya getirirken çok eğleniyorum. 6- Cesur ve özgür olmak, cesur ve özgür hissetmek. www.nevinarig.com

1- Materyallerin rin doğal güzellikleriylee ilgileniyorum. Maddelerdekii potansiyeli görmem ortaya ya heyecan verici, duyuları harekete kete geçirici ve giyilebilir parçalar çalar çıkmasına yardımcı oluyor. yor. 2- Çağdaş mücevher ücevher sanatçılarının teorileri ve yarattıkları konseptler, fonksiyondan önce geliyor. Halbuki geleneksel mücevherlerde görsellik ve fonksiyonelliğin elliğin yüksek değerlerde bulunması neredeyse şart. Yine de çağdaş gelenekselden mücevherlerin gelene ilham aalıp klasik formları modernize etmekle oluştuğunu da söyleyebiliriz. 3- Benim yarattığım parçalar her zaman giyenin hareketi ve ışık yansımaları arasında oyunlar oynarlar. Bu efektler sayesinde, kullanıcı taktığı parçayı duyumsar ve keşfeder. 4-Kimsenin böyle düşündüğünü sanmıyorum. Yine de alışılmadık malzemelerle çalışmak ve benim gibi sanatçıların yeni teknikler keşfetmesi harika bir motivasyon. 5- İlhamım materyallerle bir araya geldiğimde ortaya çıkıyor. Geometrik ve esnek parçalarla oynamak, karakterlerini oluşturmak bana büyük bir zevk veriyor. 6-Mottom tasarımlarımdaki ruhu açığa çıkarmak ve canlandırmak. www.ritabaek.com

1- Fiziksel yyolculuklarım 1mücevherlerime yansıyor. mücevherle genelde Seyahat ederken ede kullandığım malzeme olan farklı tarzlarıyla ahşabın fark karşılaşıyorum. Bu bana karşılaşıyoru meditasyon gibi geliyor. konsantrasyonumu Bütün kons kendime çevirmemee ve sıradan bir bankta otururken bile yeni fikirler geliştirmeme yardımcı oluyor. Benim için çağdaş mücevher 22- B bir maceradır. Klasik materyaller yerine ahşap kullanmayı tercih ediyorum, kendi farkımı kendim yaratıyorum. Ne zaman yeni bir parça bulsam, kesip içine baktığımda bir maceraya çıkıyorum adeta. Çağdaş mücevherde, benim yaptığım gibi her materyal parçasına büyük bir titizlik ve değerle yaklaşılması gerekiyor. 3- İşlerimi vermek istediğim mesajlar için fazla kullanmıyorum ama bir fikir verebiliyorlarsa da mutlu olurum. İzleyicilere kendi fikirlerini geliştirmeleri için ilham vermek de çok önemli. Bu nedenle fazla bilgi ifşa etmeyi sevmem, kendileri keşfetsinler isterim. 4- Gereksiz. İçinizdekileri en iyi ne ifade ediyorsa en iyisi odur. 5- Seyahat etmek, iç ve dış dünyam, özel anlar bana ilham veriyor. 6- Keşfetmeyi asla kesme. Schmucknomadin.wordpress.com

100

SODA.indd 4

Trendsetter

1- Bize sanatınızı anlatabilir misiniz? 2- Çağdaş mücevher sizce nedir? Çağdaşla klasik/geleneksel arasındaki fark nedir? 3- Soda’daki serginizde sizi temsil eden tasarımlarınız izleyenlere ne gibi mesajlar verecek? 4- Ortaya çıkan aksesuvarların çağdaş veya modern kalıbına sığması için mutlaka alışılagelmişin dışında materyaller ve teknikler mi kullanılması gerekiyor? 5- İlhamınızı nereden alıyorsunuz? 6- Mottonuz nedir?

sonbahar 2010

9/27/10 5:05:03 PM


101

Trendsetter

sonbahar 2010

PETER HOOGEBOOM

DOERTHE FUCHS

1- Ben giyilebilir seramikler yapıyorum. 90’ların başında bu işe giriştiğimde, kimsenin seramikle çalışmadığını veya seramikçilerin mücevher işine el atmadıklarını farkettim. Çeşitli kültürlerde giyilmesi zor büyük boncuklara rastladığımda seramiği çağdaş mücevheratta kullanmaya and içtim. Statik broşlar yapmak kolay ama ben hareket edebilen ve esnek takılar yapmak istiyorum. 2- Çağdaş mücevherin bir şekilde insan vücuduyla temasta olması gerekli. Bana göre bu gelenekselle çağdaş mücevherler arasındaki tek bağlantı. Ben işlerimi giyilebilir yapmaya y çalışsam da bu klasik mücevher için geçerli bir şey değil. mutlaka giyilebilir Klasiklerin mu olması, az ya da çok değerli metaller ve taşlardan yapılmaları gerekiyor. Ama çağdaş mücevher, tamamen anonim bir şekilde gelişiyor. 3- Seramikler esnek, hafif ve güçlüdürler. Ağırlığı ve kilin sertliğine göre mücevherlerde kolayca kullanılabilirler. Seramik, güzelliği anlatan bir malzemedir. Yarattığım her parçada objenin değeriyle bağlantılı bir hikaye anlatmaya çalışırım çünkü seramik bir kolyeyi yere düşürdüğünüz anda onu ebediyen kaybedersiniz. Bu geçicilik, parçaya önem katan şeylerdendir. 4- Mücevher tasarımında sıkça kullanılan malzemelerle yenii bir hikaye bile anlatabilirsiniz. iz. Önemli olan şey, konsepti vee uygun materyali bulmakta yatar. Lego parçalarını birbirine rine tutturmak gibi denge isteyen n bir iştir bu. 5- Çevremdeki her gün kullanılan objeler ve başka insanların tarihleri benim dünyamı etkileyen faktörlerden. den. 6- Modern mücevher tasarlayan ayan birinin masası, macerayı seven biri için harika bir destinasyondur. www.peterhoogeboom.nl

1- Sanırım ben eller yoluyla düşünüyorum ve ortaya bir şeyler çıkarabiliyorum. Sanatım natım da bu yolun sonu. 2- Bana göre çağdaş mücevher her sınıfına giren parçaların bireysel eysel bir duyguyu ifade etmesi gerekiyor. Mutlaka dekoratiff özelliklere sahip olmalarına gerek yok. 3- Bir mücevherin ortaya çıkması için kullanılan malzemelerin tek başına yeterli olmadığını düşünüyorum. İşe duyguların da karışması gerekiyor. İzleyicilerin de tasarımlarıma kattığım duyguları tasarımları görmesini istiyorum. 4- Kesinlikle böyle düşünmüyorum. Açıkçası ben, mücevherlerimde kullanacağım materyalleri, her parçada ne ifade etmek istediğimi göz önünde bulundurarak seçiyorum. Kimi zamanlar elimin altında hazır bulunan malzemelerden de bir şeyler çıkardığım oluyor. 5- Çalışmalarımda, ilhamımı genelde hayatla ilgili sorduğum sorulardan, mutluluklarımdan, gözlemlerimden ve elbette ki güzelliğin kendisinden alıyorum. 6- Altın, sakız, elmas veya plastik... Materyal ne olursa olsun hepsi ortaya bir şeyler çıkaracak değere ve yeterliliğe sahiptir. www.doerthe-fuchs.de

SODA.indd 5

ANAT SAPİR 1- Sanatımı “camla estetik deneyler” ve camın sonsuz dünyasında karşılaşacağım olasılıkları aradığım bir yolculuk olarak görüyorum. 2- Benim görüşüme göre; çağdaş mücevher, sorular soran, bir fikir belirten, gerçekliğe kliğe tepkili olan, n, meraklı ve ilgi çekici, hala varlığını geleneksel ama hal yitirmemiş bir olgudur. Ama bir yitirm adım ileridedir, daha farklı bir yerdedir. “Çağdaş Mücevher”, küçük boyutlardaki heykellerdir ve kaideleri de insan vücududur. 3- Vermek istediğim mesaj; her şeyin mümkün olduğu. Yenilik yaratmak, elinizdeki materyalle oynayarak çeşitli anlamlara getirmek her zaman mümkündür. 4- Bence bu terim tamamen bir fikre hitap ediyor. Kafanızdaki “Çağdaş Mücevher” kalıplarına sığan fikrin açığa vuruluş şekli önemli olan. Kullanılan çeşitli yollar, geleneksel veya yenilikçi olabilir. 5- Her gün çevremdeki materyallerden ve kullandığım malzemenin kendisinden, camdan ilham alıyorum. y 6- Merak! www.anatsapir.com

Doerthe Fuchs

Peter Hoogeboom

Anat Sapir

9/27/10 5:05:15 PM


TASARIM

Ted Noten

1- Bize sanatınızı anlatabilir misiniz? 2- Çağdaş mücevher sizce nedir? Çağdaşla klasik/geleneksel arasındaki fark nedir? 3- Soda’daki serginizde sizi temsil eden tasarımlarınız izleyenlere ne gibi mesajlar verecek? 4- Ortaya çıkan aksesuvarların çağdaş veya modern kalıbına sığması ması için mutlaka alışılagelmişin dışında materyaller ve teknikler mi kullanılması gerekiyor? 5- İlhamınızı nereden alıyorsunuz? 6- Mottonuz nedir?

BARBARA STUTMAN

Barbara Stutman

1- Sanatım, etrafımdaki dünyayla olan iletişimimdir. Tığ, örgü ve makara örgü tekniklerini kafamdaki formlarla evlendirmeyi başarıyorum ve ortaya kişisel düşüncelerimin, kuşkularımın altını nıı çizen ürünler çıkıyor. 2- Seyahat özgürlüğü ve internet bizi sayısız kültürle tanıştırıyor; yeni materyaller, yeni teknikler önümüze yeni olasılıklar seriyor ve farklı yaklaşımlar keşfediyoruz. Çağdaş mücevher dalında yenilikçi kçi olmak değerli olmaktan daha ön planda tutuluyor ama devamlılıkk ve geleneksellik de aslında hala önemseniyor. Benim içinse genelde bir başlangıç noktası ve ilham kaynağı. 3- Ben izleyenlerin, öncelikle etkileyici ve görsel anlamda zengin parçaların da en az değerli metaller ve taşlar kullanılan mücevherler kadar değerli olduklarını anlamalarını istiyorum. Bu fikri aşılayan, SODA’da sergilenen “Royal” serisi tasarımlarımın Hint kraliyet mücevherlerinin estetiğinden, işçiliğinden ve müsrifliğinden ilham aldığını belirtmek isterim. 4- Daha önce de belirttiğim gibi belirli bir kural olması gerekmiyor. 5- Yaratmak için bana ilham veren pozitif veya negatif çok fazla şey var. Çalışmalarımın çoğu birbirlerinden boyut, giyilebilirlik, değer ve fiyat olarak farklıdır. Bazıları, ticari balıkçılıkta kullanılan balık ağlarıyla ekolojik meselelere değinirken diğerleri madencilikte kullanılan araçlara gönderme yapar. Diğer serilerde sosyal sorunlardan, kimlik politikalarından ve petrolden dolayı dışa vurulan stres ve öfkeyi görebilirsiniz. Kadınların seks objeleri olarak kendilerini sergilemesi veya mükemmellik uğruna yaptıkları diyetler ve girdikleri estetik operasyonların tümünü çalışmalarımda bulabilirsiniz. 6- Çalışma mottom; aklımdan “olmalı” kelimesini silmektir. www.barbarastutman.com 102

SODA.indd 6

TED NOTEN 1- Tasarımlarım çağdaş yaşamın ve mücevher tarihinin bir kritiğini yapıyor. Çoğu zaman mimariye de göz kırpıyorum. Asıl amacım alışkanlıkları, ailevi duyguları ve sıradan olmayanı ortaya çıkarmak. 2- Çağdaş yeni anlamlar arar, diğer sanat disiplinleriyle diyalog kurar ve deneyler yapmaya düşkündür. 3- Benzersiz bir şeyler takmaya cesaretiniz var mı? 4- İfade edilen şeyin bir anlamı varsa, alışılagelmişin dışında materyallere gerek yoktur. 5- İstanbul gibi bir şehirden, Francis Bacon’ın tablolarından, bir ağacın altında uzanırken üzerimde uçuşan yaz böceklerinden. 6- Yarat, yap ve kendi tasarımlarında inatçı ol. Asla taviz verme! www.tednoten.com

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:05:18 PM


YENİ

SENEDE

“HER GÜN”

Fotograftaki her bir kare, üzerine tıklayıp içinde neler olduğunu görme merakı uyandırmıyor mu sizde? Hayır mı? Bence bir kez daha düşünün... Aslında onların her biri New Balance için çekilmiş birbirinden farklı yüze yakın kısa film. Sadecee birini tıklamak diğerlerini de merak etmeniz için yetecek de artacak bile... Hazırlayan: Ayşe Sönmez

New Balance’ın hikayesi 20. yüzyılın başlarında William J. Riley’in problemli ayaklara sahip olan insanlara ısmarlama ayakkabılar ve taban destekleri üretmeye karar vermesiyle başlamış. O dönemler New England’lı küçük bir spor ayakkabı imalatçısı olan New Balance, bugün neredeyse herkesin dolabında mutlaka en az bir çift ayakkabısı bulunan bir marka haline geldi. Bunun en önemli nedenlerinden biri; ayak genişliklerinin yalnızca birkaç çeşit olmadığı düşüncesinden yola çıkarak ürün yelpazesini çok geniş bir alanda tutması. Tabii ki tek neden bu değil, markanın izlediği politika da bu konuda çok önemli bir güce sahip. Yaptıkları yenilikler ve enteresan projelerle her geçen gün çok daha fazla tanınır ve takip edilir bir hale geliyorlar. Şimdilerdeyse eğlenceli bir projenin içinde New Balance: Stokholm stüdyosunda kısa filmler çekiyor. Dekoratörlerin, aktörlerin ve aksesuvar yaratıcılarının toplandığı bu stüdyo, tam da İsveç’in kış havasını yansıtır bir şekilde duvardan duvara gri bir iç tasarıma sahip. Bu proje için New Balance ve Mother tarafından kurulan bir ekip, film yönetmeni Jasper Koothoofd önderliğinde eşsiz bir çalar saat oluşturmak için kolları sıvamış durumda. Her gün “stop motion” ve yüksek hızlı fotograflama tekniklerinin kullanıldığı 8 film çekiliyor. Toplam 365 kısa film, newbalance365.com adresindeki yeni yıl takviminin her günü, iPhone çalar saat uygulaması olarak yayınlanıyor. Şu ana kadar 88 film tamamlandı, bu da demek oluyor ki 227 tane daha çekecekler. Şahsen ben çekilmiş olan filmleri izlerken çok eğlendim, sizin de bir göz atmanızı öneririm. www.newbalance365.com

103

NB.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:01:42 PM


MODA

104

Trendsetter

sonbahar 2010

Fotograf: Ryan Kalivretenos (www.rkalivretenos.com) Styling: Renae Monique Makyaj ve saç: Mili Simon Fotograf asistanları: Aaron Siegel, Anthony Amadeo

Şapka: Christos Dovas

MODA RYAN.indd 2

9/27/10 5:22:05 PM


Bolero: Christos Dovas Y端z端k: Siman Tu

105

MODA RYAN.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:22:06 PM


MODA

Etek: Vivienne Pash Kolye ve küpe: Ben-Anum için Isaac Manevitz.

106

MODA RYAN.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:22:08 PM


107

Trendsetter

sonbahar 2010

Elbise: Selma Karaca Küpe: Ben-Anum için Isaac Manevitz.

MODA RYAN.indd 5

9/27/10 5:22:09 PM


MODA

GLAM ARCHAIC Fotograf: Jan Rasmus Voss (www.janrasmusvoss.com) Styling: Kai Kilian Makyaj: Max Roman/YSL 端r端nleriyle Retouch: Onehundred, Berlin Model: Lea/am modelmanagement

108

MODA JAN.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:15 PM


Ceket: Marcel Ostertag String: Calvin Klein

109

MODA JAN.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:19 PM


MODA

Bustiyer, jartiyer: H&M için Sonia Rykiel String: Calvin Klein Bolero: Stylist’e ait Ayakkabı: Zara Çanta: Patrizia Pepe Bilezik: Mango

110

MODA JAN.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:20 PM


Elbise: Marcel Ostertag

111

MODA JAN.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:27 PM


MODA

112

MODA JAN.indd 6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:36 PM


Bustiyer: H&M için Sonia Rykiel Bolero: Stylist’e ait Slip: H&M Ayakkabı: Zara

113

MODA JAN.indd 7

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:42 PM


MODA

114

Trendsetter

sonbahar 2010

Body: COS Slip: H&M Ceket: Marcel Ostertag Ayakkab覺: Carvela

MODA JAN.indd 8

9/27/10 4:56:44 PM


115

Trendsetter

sonbahar 2010

Bluz: Marcel Ostertag String: Calvin Klein Ayakkab覺: Carvela Bilezik: Schmuckrausch

121

MODA JAN.indd 9

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:49 PM


MODA

Bluz: Marcel Ostertag Kolye: Mango

116

MODA JAN.indd 10

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:53 PM


Elbise: Patrizia Pepe Ayakkab覺: Carvela Kolye, bilezik: Schmuckrausch

117

MODA JAN.indd 11

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:56:59 PM


MODA

118

MODA AKIN.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:55:08 PM


DÜNDEN GÜNE Fotograf: Akın Girav Styling: Ryan Gola Model: Ryan Henderson/Chosen Management Chicago

Ceket: Burberry Prorsum Jean: 7 For All Mankind Kolye, kemer: H&M

119

MODA AKIN.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:55:12 PM


MODA

Ceket, gรถmlek: Dolce&Gabbana Kravat: Ermenegildo Zegna Pantolon: Christian Dior Bot: Kenneth Cole Kemer: H&M

120

MODA AKIN.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:55:12 PM


121

MODA AKIN.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 4:55:15 PM


MODA

122

Trendsetter

sonbahar 2010

Gรถmlek: Dsquared Jean: Christian Dior Kravat: Jil Sander

MODA AKIN.indd 6

9/27/10 4:55:16 PM


123

Trendsetter

sonbahar 2010

Gรถmlek: Dolce&Gabbana T-Shirt American Apparel Jean: Christian Dior Kemer: Zara

MODA AKIN.indd 7

9/27/10 4:55:19 PM


GÜZELLİK

124

GUZELLIK MODA.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:53:37 PM


AYNA AYNA SÖYLE BANA Fotograf: Sarra Fleur Abou-El-Haj (LVA+) Makyaj: Elisa Flowers/M.A.C ürünleriyle (Bernstien Andriulli) Saç: Tyler Laswell/Tresseme ürünleriyle (Contact NYC) Manikür: Myrdith Leon-McCormack/M2M Damorjon ürünleriyle ( Ford Artists) Model: Simona Mcintyre

125

GUZELLIK MODA.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:53:38 PM


GÜZELLİK

126

GUZELLIK MODA.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:53:40 PM


127

GUZELLIK MODA.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:53:42 PM


GÜZELLİK MODA

128

Trendsetter

GUZELLIK MODA.indd 6

sonbahar 2010

30

Trendsetter

sonbahar

9/27/10 5:53:44 PM


129

GUZELLIK MODA.indd 7

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:53:45 PM


MODA

130

NOSTALJİK

Trendsetter

sonbahar 2010

SONBAHAR

Fotograf: Metin Bakırkaya Styling ve prodüksiyon: Müge Serçek

Minibüs: Mudo Ayakkabı: Hotiç

AYAKKABI MODA.indd 2

9/27/10 5:16:53 PM


Motosiklet: Mudo Siyah ayakkabı: Yeşil Vizon ayakkabı: Derimod

131

AYAKKABI MODA.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:16:55 PM


MODA

Araba: Mudo Bot: Hotiç Ayakkabı: Network

Kamyonet: Mudo Ayakkabı: Yeşil

132

AYAKKABI MODA.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:16:56 PM


Araba: Mudo Ayakkab覺: Divarese

133

AYAKKABI MODA.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:16:59 PM


MODA

134

Trendsetter

sonbahar 2010

Bluz: Barış Tatar (La Mariquita Butik/Galata) Şort: Selim Baklacı (La Mariquita Butik/Galata)

Araba: Mudo Çizme, ayakkabı: Divarese

AYAKKABI MODA.indd 6

9/27/10 5:17:01 PM


Ayakkab覺: Divarese Bot: Network

135

AYAKKABI MODA.indd 7

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:17:02 PM


BU YIL

CONTEMPORARY İSTANBUL 5

YAŞINDA Her yıl sanat dünyasına yeni bir soluk getiren Contemporary Yazı:

İstanbul, bu yıl çok daha renkli geçecek…

Müge Serçek

Bu yıl beşincisi düzenlenecek olan Contemporary İstanbul, 24-28 Kasım 2010 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi sarayında gerçekleşecek. Türkiye’de çağdaş sanatı geniş kitlelere yaymak ve İstanbul’u çağdaş sanat merkezi haline getirmek hedefiyle beş yıl önce yola çıkan Contemporary İstanbul, yerli sanatçılara verdiği desteğin yanı sıra yurt dışından ve yurt içinden pek çok galeriyi ve sanatçıyı bir araya getirerek bu yolda çok önemli adımlar attı. Contemporary İstanbul, etkinlik süresince ve sonrasında tüm yıla yayılan konferanslar, sergiler gerçekleştirerek yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturan bir etkinlik olmayı başardı. İstanbul ve Berlin’de “Dialogues” adı altında gerçekleşen etkinliklere ve bu yıl da Ekim/Aralık aylarında yine bu iki şehirde yapılması planlanan konferanslara ek olarak Contemporary İstanbul, “Çağdaş Sanat Buluşmaları” adı altında yeni bir konferans dizisiyle Türkiye’nin diğer şehirlerine açılıyor. İlki Haziran’da İzmir’de, Eylül’de Adana ve Ankara’da yapılan konferanslar, son olarak Ekim ayında Bursa’da gerçekleşecek. Her sene farklı şehirlerde yapılması planlanan bu etkinlikle, çağdaş sanata olan ilginin nin yurt çapına yayılmasına ve sanata olan farkındalığın artmasına önemli oranda katkı sağlanması amaçlanmakta. l kt Sanatın tüm boyutlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan Contemporary İstanbul, yeni bir dergiyi de yayın hayatına soktu; ICE/ İstanbul Contemporary, etc. Türkçe ve İngilizce yayınlanan ICE, İstanbul kaynaklı bir dünya dergisi olmayı hedefliyor. İçeriği ve tasarımıyla da ilk sayılarından itibaren bu hedefe doğru başarılı bir çizgi yakaladığı gözlemleniyor.

136

Trendsetter

sonbahar 2010

Guerra De la Paz-Great White

CONTEMPORARY.indd 2

9/27/10 5:17:25 PM


Ma Jun-TV

İbrahim Koç-Bukalemun

137

Trendsetter

sonbahar 2010

Türkiye’nin en büyük çağdaş sanat etkinliği unvanına sahip Contemporary İstanbul’un 5. yılında sanatseverleri çeşitli sürprizler bekliyor. Bu yıl, yurt dışından 33, Türkiye’den 36 galerinin bir arada olacağı etkinlikte Berlin Galeri Association işbirliğiyle, çağdaş sanatın Berlin’deki en önemli temsilcileri İstanbul’a gelecek. Her yıl farklı ülkelerden sanatçıları destekleyen Contemporary İstanbul, geçen sene New Horizons: Suriye’yle Suriyeli sanatçıları ağırlamıştı. 5. yılın konuklarıysa İranlı galeriler ve sanatçılar. Sanatseverleri bekleyen bir diğer sürprizse bölgesel sanatı desteklemek için Ermeni sanatçıların davet edilmiş olması. Contemporary İstanbul 2010, 5. yıla özel olarak Berlin Galeri Association’ın yanı sıra Edge of Arabia’yla da işbirliği yaparak Suudi Arabistan’ın genç çağdaş sanatçılarının tanıtımına destek oluyor. Ekim ayında Antrepo’da düzenlenecek sergilerinin ardından, Contemporary İstanbul 2010 süresince bu sanatçıların tanıtımlarına devam edilecek. www.contemporaryistanbul.com

Mohammad Ghazali-Taking Notes

CONTEMPORARY.indd 3

9/27/10 5:17:28 PM


MİMARİ

DÜNYADA

“UZAY” ÇAĞI

Amerika’da bir uzay limanı. Mimari devrim yapıyor ve insanlara bilinmeyene doğru yola çıkma fırsatı sunuyor.

Yazı: Bige Gürsoy

138

SPACEPORT.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:18:49 PM


Sahnede teknoloji var, lüks var, sıra dışılık var, hayrete düşüren tasarımlar, gerçeküstü dizaynlar var... Hepsini oturmuş izliyoruz, bazılarımız birebir yaşıyor, bazılarımız sadece büyülenmekle kalıyor. Her şeyin en üst noktalara vardığı, aşırının, uçukluğun moda olduğu bir çağda yaşıyoruz. Artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz, aklımıza gelen her unsur, bir bakıyoruz karşımızda. Bunlara en güzel örnek de mimari tasarımlar. Modernizmin ve gerçeküstücülüğün her notasını okuyoruz artık bu alanda. Günümüzde birçok farklı mimari örneği görüyoruz ve hepsinin keyfini çıkarabilmek istiyoruz. Hepsi bizi farklı hayallere, düşüncelere, belki de yaratma sürecine sevk ediyor. İstanbul’da da çok gelişti mimari. Gökdelenler, hoteller, villalar, daireler, hepsi İstanbul şehrinin birer sembolü haline geldi. Aynı şekilde bütün dünyada bu sanat kendini konuşturuyor, insanları büyülemeye devam ediyor. Örnek mi istiyorsunuz? Peki! Bu kez sadece Amerikan aksiyon filmlerinde görülebilecek türden iddialı, gizemli ve biraz da tüyler ürpertici bir mimari örneğiyle karşı karşıyayız; Amerika’nın New Mexico eyaletinde yapılan özel bir “Uzay Limanı’”. Foster + Partners şirketinin, uluslararası bir yarışta galip gelmesinin ardından 2006 yılında inşasını başlattığı bu yapı dünyada bir ilk ve 2011 yılında bitmesi planlanıyor. 63 hektarlık alana kurulan bina, 3 katlı ve alttan ısıtmalı-soğutmalı olacak. Doğu, batı ve merkez olmak üzere yapı 3 bölüme ayrılmış. Her biri farklı görevlerle koordine edilmiş ve bana sorarsanız oldukça da sistematik gözüküyor. Zaten başka türlü bu devrim yaratacak sistemi kontrol etmek imkansız. Sadece mimari açıdan değil sosyal ve kültürel açıdan da uzayın keşfi ve geliştirilmesi için güzel bir ortam yaratıyor. Ayrıca, sürdürülebilir çevreye sağladıkları katkı da takdire değer. Kullanılan enerji sisteminin diğer yapılar için bir standart sağlayacağı düşünülüyor. Belki de bu eşsiz mimari, yaşattığı deneyimlerle “Uzayda hayat var mı yok mu ?” tartışmalarına bir son verecek. Dahası için aşağıdaki link’e göz atmanız yeterli: www.fosterandpartners.com, www.spaceportamerica.com

139

SPACEPORT.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:18:50 PM


SANAT

Geçmiş ve günümüzün önemli çizerlerinin, moda dünyasının ünlü markaları için yaptıkları fotograf değerindeki illüstrasyonları Design Museum London’da moda severlerin beğenisine sunulacak... Hazırlayan: Bige Gürsoy

140

DESIGN MUSEUM.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:47:42 PM


Günümüz trendlerini takip eden gözümüz olan fotografçılık mesleği, 20. yüzyılda da bu kadar gelişmiş miydi dersiniz? 1900’lerin başlarında çeşitli dergilerde ünlü çizerlerin, o günlerde modanın dili sayılan illüstrasyonları yayınlanıyordu. Bugünün ünlü fotografçıları, o zamanın ünlü çizerleriydi. Uzun sözün kısası modanın bir de illüstrasyon tarihi var. İşte bu değerli illüstrasyonlar, 03 Kasım-6 Mart 2011 tarihleri arasında Design Museum London’da sergilenecek. Tabii bugünün moda illüstrasyonları uzmanı Joelle Chariau’nun 30 yıl boyunca bu çizimleri toplaması sayesinde. Evet, gerçekten bu değerli koleksiyon görülmeye değer. Aynı zamanda moda tarihçisi de olan serginin küratörü Colin McDowell, yıllar boyunca moda algısının geçirdiği bu sosyal ve kültürel evrimi filmler, müzikler ve fotograflarla daha güçlü hale getirecekmiş. Bizlere “Couture” dünyasının o dönemdeki ihtişamını tam anlamıyla yaşatmayı amaçlıyor anlaşılan. “Art Noveau”, “Art Deco”, “Pop Art” gibi değişik tarzlardaki illüstrasyonlar Lepape, Antonio Lopez, François Berthoud gibi hem geçmişin hem günümüzün önemli sanatçıları tarafından çizilmiş. Her biri zamanında Vogue, Bazaar, New York Times Magazine, Silhouette gibi ünlü dergilerle çalışan sanatçılar, sergide Chanel, Dior, Comme des Garçons,Victor and Rolf, Lacroix ve McQueen gibi markalarla karşımıza çıkacaklar. Serginin açılışıyla beraber yayımlanacak olan“Drawing Fashion” adlı kitabı mutlaka arşivinizde bulundurun ve keyfini çıkarın. www.designmuseum.org 141

DESIGN MUSEUM.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:47:45 PM


YENİ

Haziran ayında yeni bir site, Türk web siteleri arasındaki yerini aldı. Fakat bu web sitesi yeni kurulmamıştı, 2003 yılından beri başta Amerika olmak üzere birçok ülkede modanın nabzını tutan www.stylesight.com, Türkiye’de yayın hayatına başlamıştı. “Stylesight nedir ne değildir, ne iş yapar?” gibi soruların cevabını bulmak ve siteyi daha yakından tanımak için sitenin genel müdürü Selçuk Tosun’a yönelttik sorularımızı...

TÜRKİYE’DE STYLESIGHT

ADIMLAR

Söyleşi: Müge Serçek

Stylesight, nasıl bir site? Biraz anlatır mısınız? Stylesight, hazır giyim ve moda dünyası için online trend içeriği ve ürün geliştirme araçları sağlayan bir site. Tüm sektörleri kapsıyor ve gün içerisinde sürekli güncelleniyor. Bu sitede kadın, erkek ve çocuk konfeksiyon, aksesuvar, denim ve denim yıkama, aktif giyim, iç çamaşırı, güzellik, kumaş ve tekstil maddeleri, hatta iç dekorasyona dair tüm trendleri bulmak mümkün. Sitenin içeriği, kullanıcıların arayışlarını verimli, hızlı ve doğru sonuçlara ulaştırabilmelerini sağlayan en son teknolojiyle sunuluyor. Stylesight dört ana başlıktan oluşuyor. “Database” bölümünde, dünya çapındaki moda kentleri, defile, mağaza ve sokaklardan çekilmiş fotograflar yer alıyor. “Fashion Office” bölümündeyse tüm bunların analizi ve sezonlar öncesi hazırlanan öngörü raporları bulunuyor. Üçüncü bölüm olan “Market Intelligence”da site sektörel olaylar ve haberlerle Google Maps destekli olarak “Moda Gezgini” ve “Alışveriş Haritaları”nı kullanıcısına iletiyor. Bu sayede dünya modasında ne olup bittiğini her an takip etmek mümkün oluyor. Son bölümse tasarımcılar için kendi kişisel renk kartelalarını ve storyboard’larını oluşturabildikleri araçların bulunduğu “Designer Tools”. Harikaymış. Peki, tasarım ofisi olarak adlandırılan sitenizin ziyaretçi profili nasıl? Moda ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren herkes potansiyel ziyaretçi; tasarımcılar, tedarikçiler, satın almacılar, mağaza tasarımcıları... Dünya üzerindeki birçok dev hazır giyim firmasının üyesi olduğu Stylesight’ın bugün dünya çapındaki 25 bin kullanıcısı arasında sektörün yakından tanıdığı birçok firma da bulunuyor. Victoria’s Secret, Hugo Boss, Polo Ralph Lauren, Abercrombie&Fitch ve Zara bunlardan sadece birkaçı. Ziyaretçi profilinize göre kime, ne sunuyorsunuz? Yılda 250 fuar, 400-600 koleksiyon ve defile takip ediliyor. Defilelerin video kayıtlarına da siteden erişilebiliyor. Moda editörleri, takipçileri ve muhabirleri, site ziyaretçileri için dünya üzerinde bulunan en önemli podyum koleksiyonlarını analiz ediyor, fuarları ve önemli perakende dükkanlarını geziyor, yenilikçi tekstil üreticileriyle buluşuyor ve dün142

STYLES.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:45:57 PM


143

Trendsetter

sonbahar 2010

yanın en şık sokaklarından fotograflar çekiyor. Frank Bober’in siteyi kurma amacı tam olarak neydi? Frank Bober, ürün tasarım ve geliştirme sürecine daha hızlı ve etkin bir yaklaşım sağlayabilmek için sektörde uzun süredir duyulan ihtiyaca cevap amaçlı Stylesight’ı kurdu. Kendisi, hem tasarımcı hem de üretici olarak başarılı bir kariyere ve alanında önemli bir tecrübeye sahip. Günümüzde giyim sektörü binlerce üretici ve perakendeciyi kapsıyor. İş dünyasının globalleşmesiyle birlikte gerek üreticilerin gerekse tasarımcıların sektörde neler olup bittiğini bilmek zorunluluğu bulunuyor. Stylesight’ta yer alan imajlar, akıllı trend içerikleri ve yaratıcılıklarını işe dönüştürebilecekleri çeşitli araçlar sayesinde bu kişilerin modanın geleceğini net olarak görmeleri sağlanıyor. Stylesight, gerçekten trendsetter mı sizce? Stylesight, modern bir teknoloji platformu tarafından aktarılan bilgilendirici, yönlendirici bir içerikle global erişim sağlıyor. Bu, Stylesight’ın stil endüstrisindeki tüm hareketleri yakalamasını, yorumlamasını ve dünya çapındaki kullanıcılarına iletmesini mümkün kılıyor. Bu sayede rakiplerinden bir adım öne geçiyor. Stylesight’ı benzerlerinden ayıran en önemli unsursa kullanıcıların içeriğe kendi dillerinde ulaşma imkanın bulunması. Stylesight ne zamandan beni Türkiye’de online olmaya başladı? Açıldığı günden bu yana tepkiler nasıl? Türkiye’de satış ofisi bulunmaması yüzünden ilk abonelikler, ancak 2006 yılında yurt dışı fuarlarında gerçekleştirildi. Site, 2010’un ilk çeyreğinde Cem-Sel Tekstil’in Türkiye distribütörü olarak ilan edilmesiyle birlikte ülkemizde gerçek anlamda faaliyete başladı. Haziran ayından itibaren de Türkçe olarak hizmet veriyor. Alınan yorumlar genellikle çok olumlu ve bu sayede abone sayısında da önemli bir artış söz konusu. Stylesight’ın Türk modasına bakış açısı nedir? Stylesight, Türkiye’yi gerçekten çok önemli bir pazar ve gelecekte de moda alanında bir lokomotif olarak görüyor. Bu nedenle öncelikle Türkçe dil seçeneğinin sunulmasıyla yatırımlarına başlamış oluyor. Türkiye’den hangi markaların haber, görsel ve etkinliklerine yer vereceksiniz? Yurt dışı fuarlarına katılan Türk markalarının görselleri ve İstanbul Moda Haftası’na katılan tasarımcıların koleksiyonlarına da sitede yer verildi. Sitede Türk markalarına özel bir bölüm olacak mı? Şu an için böyle bir özel alan söz konusu değil ancak bu ileride olmayacağı anlamına da gelmiyor. www.stylsight.com

STYLES.indd 3

9/27/10 5:45:58 PM


KOLEKSİYON*

SAYGUN DURA’NIN

GERÇEĞİ

Fotograf sanatçısı Saygun Dura’nın Dali ve Magritte gibi büyük ustalara gönderme yapan fotograflarını 13 mart’a kadar İstanbul Fotograf Merkezi’nde görebilirsiniz... Yazı: Ayşe Sönmez

İstanbul, Ocak ayında birçok sergiye ev sahipliği yapacak. Bunlardan biri de istanbul Fotograf Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan “Benim Gerçeğim” adlı fotograf sergisi. Saygun Dura, sergide yer alacak fotograflarında bireyin günümüz dünyasındaki konumunu irdeliyor. Hem Max Ernst, René Magritte ve Salvador Dali gibi sanatçılara hem de uygarlığını kaybetmiş bir dünyada çaresizlik içinde acı çeken bireye gönderme yapıyor. Saydığımız isimlerden de tahmin edeceğiniz üzere; fotografların çoğu nostaljik öğeler içeriyor. Dura tüm fotograflarında; sesin olmadığı büyülü bir atmosferde su altının başlıca canlısı olan balığı temel öğe olarak kullanmış. Sergi, bizi bir yandan hayatın yüzleşmek istemediğimiz taraflarıyla karşı karşıya bırakırken diğer yandan da kendi varoluşumuz hakkında düşünmeye yöneltiyor. Kadının cinsel konumunu işlediği bazı fotograflarındaysa masumiyetle şeytani tarafın bir arada bulunabilmesinin ürkütücü çelişkisi ve çekiciliğinin altını çiziyor. İlginizi çekeceğini düşündüğümüz sergi, 13 Ocak-13 Mart 2005 tarihleri arasında istanbul Fotograf Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Eylül-Ekim 2005 tarihleri arasındaysa The Marmara’nın New York’taki galerisinde aynı isimle fakat farklı bir seriyle sergilenecek. saygundura@yahoo.com

* Koleksiyon: Nostalji Bölümü ........

144

NOSTALJI.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:54:15 PM


145

NOSTALJI.indd 3

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:54:18 PM


NOSTALJİ

146

NOSTALJI.indd 4

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:54:29 PM


146

NOSTALJI.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:54:42 PM


NOSTALJİ

148

NOSTALJI.indd 6

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:54:46 PM


149

NOSTALJI.indd 7

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:54:54 PM


NOSTALJİ

150

NOSTALJI.indd 8

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:54:57 PM


TASARIM HABER

TASARIM YOLLARA DÜŞERSE... Dünyada, kentlerin tasarımla ilgili birkaç bölge, semt veya merkezi arasında köprü kurmayı amaçlayan bir etkinlik olarak bilinen “Design Walk”, Türkiye’de faaliyet gösteren bir tasarım grubu olan TASA tarafından ülkemiz için yeniden yorumlandı... Hazırlayan: Ayşe Sönmez

1 2

Fotograf: Tuna Yılmaz

TASA, asıl tasası grafi k tasarımın toplumsal itibarını artırmak olan bir tasarım markası... Tasarım Yürüyüşü’yse “Tasarım lazım!” mottosuyla yola çıkan henüz çiçeği burnundaki bu grubun ilk etkinliği. Böyle bir etkinlik gerçekleştirmek istemelerinin asıl nedeniyse; bugüne dek tasarım üzerine yapılan etkinliklerin çoğunun konuşmacı ve dinleyicilerin bir araya geldiği pasif etkinlikler olduğunu gözlemlemeleri ve buna yer değiştirmeye dayalı bir “yürüyüş” kavramı daha katmak istemeleri. Grafikerler Meslek Kuruluşu’nun da destek verdiği bu yürüyüş, 5 Haziran 2010 günü, 30 tasarımsever tarafından gerçekleştirildi. Başlangıç noktası Karaköy Mimarlar Odası Sergi Salonu’ndaki “29. GMK/Grafik Ürünler Sergisi” olan Tasarım Yürüyüşü, tasarım ustaları Sait Maden ve İlhan Bilge’yi kendi çalışma ortamlarında ziyaret ettikten ve Emin Barın’ı andıktan sonra Sultanahmet Meydanı’ndaki İhap Hulusi Görey Galerisi’nde son buldu. Farklılığı ve çeşitliliği artıracak proje ve etkinlikleri çoğaltmanın, tasarımın tüm topluma nüfuz edecek şekilde yaygınlaşabilmesinin yollarından biri olduğunu düşünen TASA, Tasarım Yürüyüşü’nü bu amaç uğruna üretecekleri yeni projelerin başlangıcı olarak görüyor... www.tasaplatform.org

1. Sait Maden 2-4. İhap Hulusi Görey 3. İlhan Bilge

3

151

GUS.indd 2

Trendsetter

4

sonbahar 2010

9/27/10 5:48:32 PM


NOISE

MÜZİK

DİLENCİSİ

Tindersticks, iki yıl üst üste Türkiye’de konser

vererek hayranlarını sevindirirken, ben de bunu fırsat bilerek grubun bariton sesli, hüzünlü yıldızı Stuart Staples’la konakladığı Richmond otel’de röportaj yaptım.

Söyleşi: Fatih Büyükbayrak Fotograf: Charlie Richards

152

NOISE.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:51:27 PM


“Fallind Down A Mountain” albümünün tanıtım turnesi kapsamında İstanbul’da olan Tindersticks’in bu son albümünde baterist Earl Harvin ve solo artist David Kitt gruba eklenmiş. Zaten bu Tindersticks’in hemen her albümünde yaşanan bir durum. Stuart Staples bundan memnun gibi: “Bence değişiklik ilerlemenin bir parçası değilse hiçbir anlamı yoktur. İlk solo albümümü yapıyorken genel olarak tek başıma çalıştım ancak o süre benim için aynı zamanda yeni şeyler ve insanlar tanımam için ayırdığım bir süreydi. Aslında benim yaptığım şey, olayları akışına bırakmak. Ancak şunu söyleyebilirim: Yeni müzisyenlerle kendimi daha güçlü hissediyorum. Staples’in bahsettiği solo albüm 2005 yılında çıkardığı “Lucky Dog Recordings”. Staples bundan bir buçuk yıl sonra da “Leaving Songs” isimli ikinci solo albümünü çıkardı. Tabii bu albümler aynı zamanda Tindersticks’in sonunun geldiği olarak algılandı ki Stuart Staples’ı dinleyince bu endişelerin çok da yersiz olmadığı anlaşılıyor: “Ben solo albüm yapmaya karar verdiğim zamanlarda, grup benim için hem psikolojik hem de müzikal açıdan olmam gereken yer değildi. Öyle bir an gelmişti ki grup üyeleri içinde ortak paylaşılan tutkular ve hedefler kalmamıştı. Ve hal böyle olunca, bir şeyler yaratmamız da imkansızdı, en azından iyi birşeyler. Benimse öyle bir ortamda yaşayabilmem mümkün değil. Ben geceleri şarkılar duyarım ve sabah onu kağıda dökemezsem deliririm. Eğer ortada böyle bir tutku yoksa iş bitmişş demektir. Şimdi geriye baktığımda da doğru karar verdiğimi düşünüyorum. Grup olarak çalışmıyor olmak başlarda çok zordu rdu diyebilirim ancak çıkardığım iki solo albümden de çok keyif if aldım. Hem belki o ara Tindersticks’in daha tutkulu bir şekilde de dönmesini sağladı.” Ben ilk solo albüm çıkaracağını duyduğumda, adam herhalde Tindersticks müziğinden sıkıldı, dı, çılgın bir şeyler yapacak diye düşünmüştüm ama bu pek de öyle olmadı. Staples’a bunu sorduğumda gülümsüyor: “Benim m amacım çok farklı bir şeyler denemek değildi. İlk solo albümüm müm daha ziyade tek başıma evimde yaptığım çalışmaların bir derlemesiydi. İkinci solo albümümse yıllardır yaptığım müziğe belki biraz daha farklı bir açıdan yaklaşmaktı.” Dediğim gibi sanatçının Türkiye’ye üçüncü ziyareti bu. Daha önce Staples, geçen solo konser vermek için 2997 yılında Türkiye’ye gelen Stapl vermişti. Bu iki ziyaret yyıl ıl da Cemil Topuzlu’da grubuyla bir konser verm Staples’ın İstanbul’u sevmesine yetmiş: ““Buraya ilk gelişimde aslında hiçbir beklentim yoktu. ‘Bakalım neler olacak’ diyerek geldim. Burası ‘Baka çok çok canlı bir şehir ve v insanları da şehre ayak uydurmak zorunda. Do-

153

NOISE.indd 3

Trendsetter

layısıyla oldukça enerjik ve canlı bir seyirciyle karşı karşıya kaldım. İstanbul çok yoğun yaşıyor ve ben de burada urada olmaktan hoşlanıyorum.” Sanatçının bu gözleminde 10 dakika akika önce İstiklal Caddesi’nde sigara içerken deliler gibi bir yerlere koşuşturan insanların da payı büyük olsa gerek. Tindersticks’in ks’in sekiz stüdyo albümü olsa da grup aynı zamanda Fransız yönetmen Claire Denis’in Nenette et Boni, Trouble Every Day, 35 Shots of Rum and White Material filmlerine yaptığı soundtrack’lerle tanınıyor. Hatta Denis’in bir film yapıyor olması demek, aynı zamanda Tindersticks hayranları için yeni bir albümü müjdeliyor. Staples’a göre bu işleri bu kadar başarılı kılan Denis’le olan ilişkisi: “Claire Dennis bana ilk önce senaryoyu yolluyor ve ben okuyorum. İşin başlangıç noktası bu oluyor. Daha sonra Claire’le birlikte film hakkında ko kohissettiğimi dinliyor nuşmaya başlıyoruz. Benim filmi izlerken neler hissettiği ve bunu karşılıklı konuşarak filmin duygusunu daha iyi yansıtmaya çalışıyoruz. günlerce beraber çalışarak Özellikle son iki filmde soundtrack’leri sou diyebilirim. yaptık diyebilirim Tindersticks, rock müziği en fazla enstrümanla icra eden gruplardan Tinders biri. Piano, trampet, violin, vibrafon, trombon ve daha birçok farklı enstruman sesine grubun albümlerinde rastlamak mümkün. Gitgide elektronik sound’ların kullanıldığı bir zamanda, buna hiç rağbet etmeyen Staples, elektronik müziğe karşı da değil: “Ben bunun kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bir sanatçı ya da grup yaratıcı bir şeyler ürettiği sürece neyle ses çıkardığı çok önemli değil. İnsanlar nasıl yaratıcı olabiliyorlarsa öyle olmalılar ancak benim ruhumu harekete geçiren sesler, onlar değil.” Staples gibi usta bir vokalist ve müzisyenin yeni piyasaya çıkan gruplardan kimleri beğendiğini merak ediyorum kişisel olarak. Ancak Staples pek isim vermek niyetinde değil: “İki tane ergenlik çağında kızım olduğu için yeni çıkan birçok şeyi ister istemez dinliyorum. Kendi alıp dinlediğim şeyler de var tabii. Yeni şeyler deneyen bazı artistler ve gruplar hoşuma gidiyor ama bana isim verdirmeyi hakedecek kimse yok.”

sonbahar 2010

9/27/10 5:51:34 PM


NOISE

154

BEKLEMEYE 2010 yılının son bölümünde

Trendsetter

sonbahar 2010

DEĞENLER en beklenesi albümler...

Yazı: Fatih Büyükbayrak

Eeels-Tomorrow Morning The Eels’in tam manasıyla beyni olan şarkıcı-yazar tayfasından Mark Oliver Everett, grup elemanlarını sürekli değiştirse de yarattığı harika sound’dan hiç bir şey kaybetmiyor. 1996-2005 yılları arasında 6 stüdyo albümü çıkaran, aynı zaman zarfında “End of Violence”, “American Beauty” ve “Shrek” gibi filmlere soundtrack’ler hazırlayan gruptan daha sonra 2009 yılına kadar ses çıkmadı. Ancak bu uzun sessizliğin sebebi belli oldu; Mark Oliver Everett ya da bilinen adıyla E., bu geçen zamanda bir albüm triolojisi yaratmaya karar vermişti. 2009 yılında çıkan “Hombre Lobo” ve bu yılın başında çıkan “End Times” albümlerinden sonra seri “Tomorrow Morning” albümüyle sona eriyor. 14 şarkıdan oluşan bu son albüm, serinin kuşkusuz en başarılı olanı. Skream-Outside the Box Dubstep müziğinin doğuşunda ve ilerlemesinde adı geçen bir numaralı isim Londra’lı Oliver Jones, bilinen adıyla Skream, “Outside the Box” albümüyle 4 yıl aradan sonra karşınızda. Bu sessiz dönemde Dave Gahan, La Roux, Deadmau5 ve Klaxons gibi isimlerle remiks çalışmaları ve single’lar yapan Skream, özellikle La Roux’nun “In for the Kill” şarkısına yaptığı remiksle Entourage dizisinde yer aldı ve hayran kitlesini ziyadesiyle artırdı. Eğer dubstep müziğinin geldiği son noktayı merak ediyorsanız tek yapmanız gereken, en önemli dubstep müzisyeni ve prodüktörlerinden olan bu adamın yeni albümünü dinlemek. I Am Kloot-Sky at Night 1999 yılında Manchester’da kurulan grup “Natural History” (2001), “I Am Kloot” (2003), “Gods and Monsters” (2005) ve “Play Moolah Rouge” albümleriyle hayran kitlesini yavaş yavaş attırdı. Daha sonra geçen yılın başında eskiden besteledikleri ancak albüme koymadıkları parçalardan oluşan “B” albümünü çıkaran grup şimdi de “Sky At Night” albümünü piyasaya sürdü. Elbow grubundan Craig Potter ve Guy Harvey’nin prodüktörlüğünü üstlendiği albüm, bu yılın Mercury Müzik ödüllerine aday gösterildi. Grubun buna rağmen albüm satışlarından fazla bir beklentisi olmadığını, hatta bunu göstermek için albümün tamamını Guardian’ın sitesinden bedava yayınladığını hatırlatalım. Grup, henüz adını çok duyurmamışken ülkemizde ufak bir konser vermişti. Ama bir daha gelirlerse biletlerin çok daha çabuk tükeneceği kesin.

NOISE.indd 4

Röyksopp-Senior Norveç’ten çıkan ve Torbjørn Brundtland ve Svein Berge’in oluşturduğu müzik duo’su Royksopp, elektronik müziğin zaman içindeki seyrine yön vermeye devam ediyor. Bu yıl birlikte çalışmalarının 20. yılını kutlayan ikili, 2002 yılında “Melody A.M.” ve 2005 yılındaki “The Understanding” albümlerinden sonra “Junior” albümünü çıkartmak için 4 yıl beklemişti. Ancak bundan bir sene sonra “Senior” albümünü piyasaya çıkaran grup, bu kez hayranlarını fazla bekletmedi. İsminden de anlaşılacağı gibi “Senior” albümü “Junior”ın albümünün bir devam niteliğinde. İki albüm arasında sadece birtakım artistik farkların olduğunu vurgulayan grup, “Senior”un daha karanlık olduğunda hemfikir. Junior albümünde “Happy Up Here” parçasıyla ölüyü dans ettiren grubun bu albümü biraz daha karamsar bir havada ilerliyor. Mogwai g - Special p Moves İskoçyalı post-rock temsilcisi Mogwai, icraatlarına devam ediyor. Genel olarak enstrümantal ve uzun süreli şarkılar üreten grubun kurucularından Stuart Braithwaite, insanların genel olarak şarkı sözlerine odaklanmasına biraz içerlemiş. Pink Floyd’dan Sonic Youth’a, Pixies’den Fugazi’ye birçok farklı gruptan esinlenen topluluk, geçtiğimiz yıllarda bu isimlerden iki tanesi olan The Cure ve Pixies’le birlikte turneye çıkarak manevi anlamda önemli bir tatmin sağlamıştı. Yedinci albümleri olan “Special Moves”, grubun 2009 yılında Brooklyn’de verdiği konserlerde seslendirdiği parçalardan oluşan bir canlı albüm. Satın alırken aynı zamanda bu kapalı gişe performansların görüntülerinden hazırlanan “The Burning” isimli bir filmin DVD’sine de sahip oluyorsunuz. chik) Strange Weather Isn’t It? !!! (chik chik chik)-Strange Kaliforniyalı dance-punk grubu !!!, 4. stüdyo albümüyle geçtiğimiz ay tekrar karşımıza çıktı. Amerika’da geçirdikleri yıllarda Iggy Pop ve David Bowie gibi isimlerden ilham alan grup, yeni albümünde yeni şeyler yaratma amacıyla Berlin’e gitmiş ve albümü de burada kaydetmiş. Albüm, grubun internet sitesinden ücretsiz olarak indirilebiliyor. Yalnız uyarmakta fayda var, albüm çaldığı sırada en azından kafanız istemeden de olsa sallanıyor. 2006 yılında Red Hot Chili Peppers’la turneye çıktıktan sonra şansı daha da açılan bu garip isimli grubun 4. Stüdyo albümü “Strange Weather Isn’t It?”, web’de sizi bekliyor. Bence bir şans verin.

9/27/10 5:51:36 PM


Eeels-Tomorrow Morning

Röyksopp-Senior Mogwai-Special Movess

!!! (chik chik chik)-Strange Weather Isn’t It?

I Am Kloot-Sky at Night Skream-Outside the Box

155

NOISE.indd 5

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:51:36 PM


YARATICI

ACAYİP ÇİZGİLER, SEVİMLİ KARAKTERLER

Yetenekli illüstratör Ufuk Atan, “Bu güzel oldu!” dediği çalışmalarıyla ekim ayında Milk Gallery’de.

Röportaj:

Zeynep Merve Kaya

156

Trendsetter

sonbahar 2010


157

Trendsetter

sonbahar 2010

Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? 1981 yılında Konya’da doğdum. Anne ve babamın memur olması sebebiyle, öğrenim hayatım çeşitli şehirlerde geçti. 2008 yılında Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümü’nden mezun oldum. Sizi çizmeye iten şey nedir? Kağıt kalemle haşır neşir olduğumdan bu yana illüstrasyon denilen şeyi yapıyormuşum gibi hissediyorum. Beni çizmeye iten şeyi sorduğunuzda ilk aklıma gelen şey; “ilgi çekmek” diyebilirim. Bize sanatınızı anlatabilir misiniz? İçerik olarak “Bu güzel olacak galiba...” diye başladığım, ardından da “Bu güzel oldu!” diyerek insanlarla paylaştığım her şey. Çizimlerinizde genel bir tema var mı? Temayı genelde kendimle alakalı şeyler oluşturuyor. Sevdiklerim, sevmediklerim veya başka sıfatlarla adlandırdığım durumları çiziyorum. Normal hayatınızda da eserleriniz gibi renkli ve çarpıcı mısınız? Acayip komik bir adamımdır. Size ilham veren şeyler neler? Başka sanatçılardan elbette çok fazla etkileniyorum. Hatta belki onları taklit edeyim derken beceremeyip kendi tarzımı bulmuş bile olabilirim. Yine de en büyük ilhamı elbette kendi yaşadıklarımdan ve tecrübelerimden alıyorum. Şimdiye dek nasıl projelerde yer aldınız? Yeni projeler var mı? Bazı animasyon reklam filmlerinde çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Geçimimi sağladığım gerçek mesleğim de bu zaten ama fazlasıyla yorucu. Hayatımı devam ettirebilmek için öyle ya da böyle reklam sektörünün içinde olmak durumundayım. Yakın gelecekte tamamen özgürce hareket edebileceğim, kendime ait bir animasyon projem olacak. Ekim ayında Milk’te bir serginiz olacak. Var olan çalışmalarınızdan farklı şeyler yapmayı düşünüyor musunuz? Yaptığım işler beni doyursa da karşı taraf hala işlerime aç bana göre. Henüz çok fazla insana ulaştığımı düşünmüyorum. Bu yüzden var olan dünyamın dışına çok çıkmadan bir şeyler başarma derdindeyim. Tabi ki zamanla yeni denemeler, yeni projeler olacak. Çizimlerinizi yaparken ne gibi teknikler kullanıyorsunuz? Çok da ilgi çekici bir tekniğim yok. Kağıt üzerine kalemle çizilmiş işleri sonrasında dijital ortamda renklendiriyorum. Ama geleneksel tekniklere de bulaşmak istemiyor değilim. Eserlerinizi sergilemek için internetten büyük yardım alıyorsunuz. Sizi hangi platformlarda bulabiliriz? Kendime ait bir blogum var. İşlerimin bir kısmı oradan görülebilir. Blogumdaki linklerden, diğer sitelerdeki illüstrasyon ve animasyon çalışmalarıma da ulaşılabilir. atanufuk.blogspot.com


YENİ

BAZI ŞİŞELER

MARKA GİYER

Şeytan Prada giyer de Martini şişesi D&G giyemez mi? Pek tabii ki giyer... İşte huzurlarınızda göz kamaştırıcı altın rengi giysisiyle “Martini Gold”... Söyleşi: Ayşe Sönmez

Fotograf: Tuna Yılmaz

Martini Rossato ve Gold’un içeriğinde neler var? Rossato, hem kırmızı hem de beyaz şarapla üretildi; içinde karanfil, tarçın, hindistan cevizi ve böğürtlen gibi aromalar var. Gold’un temelindeyse İspanya ve Etiyopya’dan gelen iki pahalı malzeme var. Buna ek olarak içerisinde portakal, limon, bergamot, zencefil ve kübabe biberi gibi Akdeniz’in zengin egzotik baharatları ve tatlarını bulabilirsiniz. Rossato, marketlerde ve barlarda raflarda yerini aldı, peki ya Gold? Gold’u Ekim ayı içinde Türkiye’ye getirmeye çalışıyoruz. Burası dahil dünyanın her yerinde piyasaya sadece bir kez ve sınırlı sayıda sürülecek. Bunun nedeni, çok maliyetli bir ürün olması. Martini Gold, en iyi nasıl servis edilir? On Ice: Böğürtlen ve zencefil eşliğinde bol buzla, Royal: Şampanya ve frenk üzümü, bir parça buz ve böğürtlenle, Finger: Grey Goose vodka ve Gold Twist’le... Martini Rossato’yla kendi kokteylinizi yapmanızı istesek... Sahip olduğu tada kıyamayacağım için çok karıştırmazdım. Birer ölçü nar suyu ve Rossato’yu karıştırıp içine de nar taneleri atardım. Martini’nin bulunduğu bölge olan Torino’da ortasında nar ağacı olan bir çeşme vardır. Kokteylime de onun adını verirdim: Melograno...

Martini markası, Luigi Rossi ve Alessandro Martini isimli biri bitki diğeri şarap üstadı iki girişimci tarafından 1863 yılında kurulmuş. İnsanların seveceği bir içki yapma fikriyle yola çıkan ikili, ilk olarak Martini Rosso’yu ardından da Dry ve Bianco’yu üretmiş. Geçtiğimiz aylarda piyasaya sürülen Rossato’ysa markanın 1913 yılından beri gerçekleştirdiği en büyük uluslararası lansmana sahip yeni ürünü. Ancak Martini’nin yenilikleri bununla da kalmıyor. Ekim ayında Türkiye’ye gelmesi hedeflenen “Gold”, Haziran ayında Milano Erkek Giyim Moda Haftasında D&G defilesi esnasında izleyicilere lanse edilmiş. Gold’un en önemli özelliği hem şişesinin hem de içki içeriğinin D&G’yla birlikte tasarlanmış olması. İki markanın işbirliği on yıl öncesinde Milano ve Shanghai’daki D&G mağazalarında açılan Martini barlarıyla başlamış. İki markanın da moda ve stil ikonu olduğunu ve bu nedenle birbirlerine çok yakıştıklarını söyleyen Bakardi/Martini ürün müdürü Serdar Pala’dan bize bu iki yeni içki hakkında bilgi vermesini istedik.

156

MARTINI.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:50:41 PM


Untitled-1 1

27.09.2010 18:02:34


YENİ

LONDRA’DAN BİR

EVOQUE

GEÇTİ

Yer: Londra... Mekan: Kensington Sarayı... Organizasyon: Yıl dönümü partisi... Ev sahibi: Land Rover... Baş Konuk: Range Rover Evoque Yazı: Ayşe Sönmez

Günlerden 1 Temmuz 2010... Londra’dayım; İstanbul’um ve İstanbul aşkım olmasa yaşamak isteyeceğim tek şehir... Her gidişimde yorulmadan saatlerce yürüdüğüm, parklarında dinlendiğim, defalarca sıkılmadan müzelerini gezdiğim, sarayına, bahçesine, mimarisine hayran olduğum şehir... Kimileri Londra’yı kasvetli bulur, “sürekli yağmur yağan, karanlık şehir” der... Şansımdan mıdır yoksa Londra da benim onu sevdiğim kadar beni seviyor mudur bilinmez ama hiçbir gidişimde onların düşündüğü gibi bir şehir karşılamadı beni, hiç yağmur yağmadı... Bu kez de çok keyifli bir organizasyon için buradayım: Range Rover’ın 40. yıl dönümü kutlamaları... Ve yine yağmur yok. :) Vogue dergisiyle ortaklaşa düzenlenen bu organizasyonun yapıldığı yer, Kensington Sarayı’nın Orangery bölümü. Türk ve yabancı pek çok tanıdık yüzün de konuk olduğu bu davet, meğer sadece yıl dönümü kutlaması için değilmiş, bunu ancak oraya gittiğimizde öğrendik. Ran-

ge Rover aslında, “Evoque” adını verdiği yeni bir modelini de sürpriz bir şekilde davetlilerle tanıştırmayı planlamış. Parti boyunca gökyüzüne yakın bir şekilde bir kutu içinde tutulan bu coupé model, nihayet ilerleyen saatlerde yere indirildi ve podyumda yürüyen bir model edasıyla konukların arasına katıldı. En küçük, en hafif ve bugüne kadar üretilmiş en ekonomik Range Rover olarak lanse edilen araç, söylenilenlere göre 2011 yazında satışa sunulacak. Kendi adıma ben hep kocaman jeep’leri beğenmişimdir. Land Rover ailesi içindeyse favorim: “Range Rover Vogue”. Yine de sağına soluna arabalar iliştirilmiş dar sokaklar ve park yeri gibi sıkıntılar düşünüldüğünde küçük araçları tercih edenleri de anlamıyor değilim. İşte Evoque, bu tip sorunlarla uğraşmak istemeyen ama aynı zamanda jeep kullanmayı tercih edenler için düşünülmüş bir model. Üstelik spor görünümünün yanı sıra aradığınız lüksü de size sunuyor. Tüm bunlar sizin aradığınız özelliklerse bence 2011 yazını beklemeye değer. www.landrover.com

158

RR.indd 2

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:55:35 PM


PRIVEMALL ILAN.indd 109

9/27/10 4:00:09 PM


SON DURAK

ŞIMARTILMAYA

HAZIR OLUN

Yoğun iş temposu, içinde bulunduğunuz şehrin hengamesi, yaşam şartları, hava kirliliği, zamansızlık vs... Bir noktada, arkanıza bile bakmadan tüm bunlardan kaçıp uzaklaşmak gelmiyor mu içinizden? Hep başkalarıyla ya da başka şeylerle ilgilenmek zorunda olmak yerine biraz da başkalarının sizinle ilgilenmesine, belki de biraz şımartılmaya ihtiyaç duymuyor musunuz? Yazı: Ayşe Sönmez

Çoğumuz, bir taraftan hayatımızda karşımıza çıkan zorluklar konusunda söylenirken bir taraftan da onlarsız yapamıyoruz; kaçıp kurtulma şansımız olsa bile. Kimbilir, belki zamanla bu zorluklarla yaşamaya alışıyoruz belki de kendimizi onlarla şarj ediyoruz. Sebep ya da sonuç ne olursa olsun arada ufak da olsa bir tatile ne dersiniz? Size bir yandan huzuru, doğayı ve konforu bir arada sunarken bir yandan da ruhunuzu dinlendirmenizi sağlayacak bir önerimiz var... Dalaman Havaalanı’ndan sadece 15 km uzaklıkta Sarıgerme plajında yer alan Hilton Dalaman Resort&Spa, toplamı 410 olan deniz, dağ ve nehir manzaralı 11 farklı tipte odaya sahip. Modern mimarisiyle dikkat çeken otel, 21 farklı restoran ve barında misafirlerine Türk, Akdeniz ve Uzakdoğu mutfağından lezzetler sunuyor. Eveeeeet, tüm bu saydıklarımdan sonra “işte tatil” dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi sıra geldi ruhunuzu dinlendirmeye; sauna, hamam, birbirinden farklı onlarca masaj, cilt ve vücut bakımı... Elysion Spa, otelde 6000 m2’lik bir alana yayılmış bir spa merkezi. İçeriye adım attığınız andan itibaren yenilenip dışarı bambaşka biri olarak çıkacaksınız... Şımartılmayı kim istemez ki... Hilton Dalaman Resort&Spa, tam da bu iş için biçilmiş kaftan dersek abartmış olmayız. www.hiltondalaman.com

160

HILTON.indd 1

Trendsetter

sonbahar 2010

9/27/10 5:49:11 PM


KURALLAURR. TARiH OLRSA YIKANLA

EFSANNEK! NIKE DU

trendsetter_210x260.indd 1

8/23/10 12:26:10 PM


Trendsetter Mag  

Style, fashion and design magazine from Turkey

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you