Issuu on Google+

YUNANİSYAN VE TEMERRÜD

1821 yılında Osmanlı Devletine karşı başlattığı isyan ile 1832 ‘de bağımsızlığını kazanan Yunanistan’ın, ülkesinde çıkan son ayaklanmaya kadar ki aradan geçen 179 yılda yönetim de bazen krallık,bazen cunta ve bazen de demokrasi dese de bir türlü istikrar diyememiş, ülke ekonomisinin tarihi de ya temerrüdler ya da borçların yeniden yapılandırması ile geçmiş. 4 Temmuz’da ,kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's'un, Yunanistan krizinin,bitti bitiyor umutlarına yeni bir bakış getirerek yatırımcıların Yunanistan'da gönüllü yapılandırmaya gitmesinin "seçici temerrüt" olacağını ifade eden açıklaması riskleri yine gözler önüne serdi. Standard&Poor's un açıklamaları geçen haftaya damgasını vurmuş olan Fransız Bankalar Birliği ile AB arasında varılan destek çalışmalarının olumlu sonuçları beklenirken S&P’nin tahvil değişimi sonrası temerrüt notunu kaldırıp ülkenin genel görünümüne göre yeni bir kredi notu belirleyebileceğine dair açıklaması Yunanistan’a ilişkin yeni fırtınaların habercisi olabilir. Ekonomi geçmişi bu kadar çalkantılı olan bir ülke nasıl Euro Bölgesinde?

Öncelikle bulunduğu konum itibarıyle Yunanistan pekala birliğe alınmalıydı,ortak din anlayışı,Avrupa Birliğinin Yunanistan’ı tüketici pazarı olarak görüşü ve tarihteki Yunan medeniyetlerinin Avrupa’ya katkısı AB ‘yi Yunanistan’a vefa borcu ödemeye itti denebilir. 1981’ de AB’ye ilk adımını attığında da aynı tartışmaları yaşayan AB’de,Euro’ya geçiş sürecine kadar bu soru işaretleri hep vardı. Yunanistan enflasyonun uzun bir geçmişi vardı. 1981’de % 20 gibi yüksek bir enflasyonla mücadele etmeye çalıştı. 1990'lı yıllarda bütçe açığının GSYİH’a oranı % 16’ya yükseldi, ödenmemiş borçların GSYİH'e % 100 ‘ü geçmişti. 1999 ve 2001 yılları arasında Yunanistan'da gizemli ve nasıl olduğu açıklanamayacak bir şekilde bütçe açığı tahmin edilen %12.5 den %5’in altına düştü, enflasyon ise sadece % 1 oldu,faiz oranları % 8,75’den % 3,75 seviyesine indi. Homurdanan üye ülkeler ve Avrupa Merkez Bankası da veriler karşısında yumuşayarak ,2000 yılında Yunanistan'ın AB’nin 12. Üyesi olmasına izin verdi. Ama iddialara göre Maastricht Anlaşması'nda belirlenen kriterler değerlendirilirken’’ bütçe açıkları’’ hep gizlendi, Yunanistan 2003’de Drahmi’den Euro’ya geçiş için gerekli kriterleri yerine getirmedi ve parasal birliğe hazır olmadan, sadece rakamlarla oynayarak, hile yaparak girdi. Yunanistan, Euro birliğine girme sürecinde, o dönem CEO’luğunu eski ABD Hazine Bakanı Henry Paulson yaptığı ünlü ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs’la beraber yaptığı sahtekârlıkta gündemdeki yerini almıştı.Veriler sadece hayal mahsülüydü, mesela askeri ve sosyal güvenlik harcamaları gizli tutulmuştu. AB denetleyicileri ,Yunan istatistikleri inceledi ve ‘'ciddi usulsüzlükler "buldu.AB ,Yunanistan’ı yasal işlem ve cezalar ile tehdit etti ama sonuçta AB ilk kez karşılaştığı bu durum karşısında işlem yapmadı.

Krizin sorumlusu Türkiye! AB’ye göre 2008’den beri ekonomik gidişatı ayyuka çıkan ülkenin yaşadığı krizin belli-başlı nedeni olarak kamunun hesapsızca yaptığı harcamalar gösterilmektedir."Türk tehdidi" odaklı savunma mekanizması olarak geliştirilen harcamaların önemli bir bölümü askeri harcama kategorisinde ki milyarlarca dolarlık silah,savaş uçakları,savaş helikopterleri ve yüksek meblağlı askeri donatımdan oluşuyor.Hatırlarsanız geçen yıl, Yunan Hıristiyan Demokrat vekil Georgios Koumoutsakos Yunan krizin bahanesi olarak Türkiye’yi göstermiş “Yunanistan ekonomik kriz içinde olmasının bir sebebi de askeri harcamalardır, Yunan hükümeti Türkiye’den gelen tehdit üzerine Türkiye’ye karşı silah almak zorunda kaldı” iddiasında bulunmuştu.

Euro’ya geçiş ve rehavet ! Yunanistan Euro’ya girişte sarfettiği haksız çabaya rağmen bu açıkları kapatıcı önlemler almamaya devam etmiş,hatta daha da açılmış. İktisadi Kalkinma ve İşbirligi Örgütü(OECD)ne göre 2001 ile 2008 yılları arasında sanayi sektöründe saat başına çalışanlara ödenen ücretler % 64 oranında artmış. 27 ülkeden oluşan


toplulukta hiçbir ülkede bu oranı görmek mümkün değil.Örneğin; Finlandiya'da aynı dönemde saaylik ücretler %27,Fransa'da %26,Almanya'da %15,İtalya'da %24,İspanya'da %37, İrlanda %40, Polonya'da %31 seviyesinde kalmış benzer oranları yine genel kabul görmüş tarafsız OECD’nin birim işgücü maliyetleri analizi,birim işgücü girdi maliyetleri,birim işgücü iş tazminatı,çalışan iş telafisi gibi bir çok veride görmek mümkün. Dikkat çekici bir istatistikte yine sanayi sektöründe parça başına ödenen ücret rakamları analizidir. AB’nin amiral gemisi Almanya’da parça başına üretim maaşı 2000-2008 arasında %0.5 düşerken ,Fransa’da %5,İtalya’da %23,Hollanda’da %3,İspanya’da %20,Belçika’da %12 artış göstemiş, Yunanistan’da ise bu oran %56 olmuş. İşgücü başına üretimi yani verimliliği arttırmazken işgücü başına maaşı arttıran ülke konumunda olmuş,işgücü verimlik oranlarında bu fikri destekliyor.Yunanistan hükümeti uzunca bir süre halkın tepkisini para ile susturmaya çalışmış kısaca ,artık bu mermiyide tüketince hatta vergi ve kesinti haberleri de çıkınca halk isyana kalkışmış olabilir. Yunanistan’ın Toplam Borcu AB içinde ortak para politikası uygulanışı, faiz ve kur seviyelerinin tek bir merkezden yönetilirken ,her ülkenin bütçe ve maliye politikasinin var oluşu böylesi durumlarda borç krizi yönetimini imkansızlaştırıyor elini kolunu bağlıyor ne para basıp devalüasyon yapabiliyor ne de başka reform önlemleri. Yunanistan’ın borç ayrıntılarıda belli oluyor.En büyük alacaklı konumunda 49 milyar euro ile Avrupa Merkez Bankası,Avrupa Birliği kredileri 38 milyar euro,Kamu sektörü fonları 30 milyar euro,Dünyanın geri kalanındaki resmi kurumlar 25 milyar euro,IMF kredileri 15 milyar euro,Ulusal Yunanistan bankaları ve Euro merkez bankaları 26.8 milyar euro,Fransız Bankaları 15.6 milyar euro,Alman Bankaları 15.2 milyar euro,Diğer kuruluşlar 109.1 milyar euro,Yunan Bankaları 40.1 milyar euro olarak kayıtlara geçmiş. Yunanistan’ın borçları o kadar büyük ki bunların tamamını ödemesi neredeyse imkansız .Borcunu ödese bile AB yasalarına göre halihazırdaki borcunu milli gelire oranının %60 ‘ına çekebilmesi 30-40 yıl alıyor. Ayrıca ülkenin borcunun önemli bir bölümünün Yunan bankalarına ait oluşu ve borçlar ödenmezse bu bankaların iflasına neden olabileceği için küresel krize bulaşma ihtimali var. İşte bu yüzden Avrupa Birliği, kendi çıkarları için, Yunanistan'ın borçlarını ödemesi için elinden geleni yapmak zorunda.

Ömer  DEMİR  


yunanisyan