Issuu on Google+

Sıcak  havalarda  ,Soğutma  Tedbirleri  

  BDDK ‘nın ekonominin aşırı ısındığına dair gözlemlerini ve bu gözlem sonucu tedbirlerini ,seçimlerden hemen sonra devreye sokması ekonomini yönetimi üzerindeki siyasi otoritenin varlığının kanıtı olduğu söylenebilir. Aylardır aşırı ısınmaya dair sinyaller ,yerini yüksek sesli alarmlara çevirmişken, gecikmiş bu kararın yansıması ,kredi ve mevduat karşılıklarının arttırılması ile istenmeyen talep büyümesine fren etkisi gösterecek. Uzun yıllar iki haneli faiz oranlarına alışkın Türk halkının 2002’den beri sürekli düşüş eğilimi gösteren faiz oranları ile karşılaşınca, uzun vadeli borçlanmak suretiyle gayrımenkul,araç,iş geliştirme gibi harcamalara yönelmiş olması bu talep patlamasının nedeni olarak görülüyor . Kredi patlamasında gözle görülmeyen bir ayrıntı ise kredilerin önemli bir bölümünün var olan nakit sıkışıklığını gidermek üzere kullanıldığı gerçeği. Yani zannedildiği gibi büyüyen ekonomide alınan tüm krediler, iş geliştirme,gayrımenkul,araba ,makina- techizat olarak değerlendirilmemiş,bilakis var olan krediler döndürülmüş. Türk halkının kronikleşmiş tasarruf etme alışkanlığının bile artık değiştiği ,yastık altının artık erimeye maruz kaldığı ,daha fazla harcayan buna karşılık daha az tasarruf eden bir topluma dönüştüğü son 10 yılda ,ekonomi yönetimine artan güvenin payıda var ama aslan payı halkın içindeki bastırılmış sahip olma içgüdüsü. Yıllarca döviz getirisinin ,enflasyondan daha fazla getiri yaptığı, mevduat faizlerin ,enflasyonun üzerinde seyrettiği ortamda yaşayan Türk halkı ,koruma psikolojisi ile harcamalarına kısıtlama koyarken ,dünyada sıfıra yakın seyreden faiz oranlarının yansıması olarak Türkiye’de düşen faizlerin halkı harcamaya teşvik ettiği gerçeğide ortada. Tasarruf oranın bu kadar düşük oluşu beklenmedik bir kriz durumunda komşunun yaşadığı sosyal patlamaların bizde de yaşanabileceği gerçeğini destekler. BDDK’nın bu kararını ,maliye ve para politikalarının desteklemesi gerekiyor. Bakan Şimşek yeni vergiler ile ilgili bir çalışmanın olmayacağını dile getirdi .Para politikası aracının faiz olduğu ve faizleri arttırmanın sıcak para artışını hızlandırarak TL’yi değerlendirecek olması bu kararı desteklemiyor. Kredi karşılıklarının arttırılması, iç talep sonucu olan yavaşlama gerçekleştirir ise ithalat geriler, Türk lirası kontrollü değer kazanır ,sıcak para piyasadan çekilir ve bağlantılı olarak ithalattaki bu düşüşün sonucunda cari açık düşer. Soğutma tedbirleri arasında sayılan kredi kartı taksitlendirmesinin 3 ayla sınırlandırılması,anlaşmalı işyerleri ile bankaların 12 ve üzeri adette taksitlendirmeye gitmelerinin önüne geçerek iç talebi kısacak. 24 aya kadar çıkan taksit sayısının 9 ya da 12 ile sınırlandırması gündemde. Üreticiler ve satıcılar her ne kadar bu karara bilançolarının ve karlılıklarının kötü etkileneceği için karşı çıksalarda ,hanehalkı borçluluğunu düşürmeye yönelik olarak görünen bu çalışma mantıklı gibi duruyor. Şimdi bir yandan piyasadaki alternatif önlem önerilerini dinleme zamanı iken, bir yandan da alınan bu yeni önlemin sonuçlarını bekleme zamanı .TCMB’nin ‘’dereyi görmeden paçaları sıvamadığı’’ şimdiye kadar da çoğunlukla haklı çıktığı ‘bekle gör’ politikası ile desteklendiği varsayımı altında şimdi gözler , 2011 birinci ve ikinci çeyrek ekonomik büyüme verileri ile, temmuz enflasyon verilerine kilitli. Ömer DEMİR



ekonomiyi soğutma