Page 1

KRİZİN YENİ ADI: MENA Yeni haftaya üç büyük önemli gündem maddesi ile başladık. İlki Libyaʼdaki askeri harekatın emtia fiyatları üzerindeki etkileri ve MENA (middle east ve north Africa) ülkelerine sıçrama ihtimaline karşı alınan pozisyonların etkileri ,ikinci olarak yine Libyaʼya düzenlenen harekata Batılı ülkelerin ve Türkiyeʼnin de aralarında bulunduğu ülkelerin tutumları ,üçüncü olarak ise Japonyaʼdaki nükleer reaktörlerdeki sızıntının kontrol altına alınıp alınamayacağı belirsizliğinin devam etmesi sorusu idi. 18 Martʼta,Eurocontrolʼden yapılan açıklamada, Maltalı yetkililerin, Trablus hava trafiği kontrolünün, “yeni bir emre kadar” Libya hava sahasını trafiğe kapattığı, yolunda bilgilerin alınması ile piyasalar olası bir harekatın sonuçlarını satın almaya başlamıştı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyiniʼnde yaptırım ve askeri müdahale kararı ile piyasalarca zaten beklenen hava harekatı başlamış oldu. Kanada, İngiltere Fransa, İtalya ve ABD, Libyaʼya pazar günü hava harakatı başlattı. Libya Devlet Başkanı Kaddafiʼnin bu harekata karşılık, ülkesindeki 1 milyon kişiye silah ve mühimmat dağıtacağına dair haberler ve ilk hava bombardımanında ölen kişilerin sayılarının açıklanması korkuları güçlendirdi ve Libya,yeni Irak olursa sonuçları ne olur? zamanı ne kadar sürer ?konusunda ki tartışmaları alevlendi. Bahreynʼde ki Şii göstericilere şiddet kullanılması ile MENA KRİZİʼ ne müdahil olan Bahreynʼde hafta sonu ölü sayısı 20 yi buldu. Suriyeʼde sayıları yirmibini bulan göstericilerin sesleri yine demokrasi diye yükseliyordu. Şimdi gözler OrtaDoğu ve Kuzey Afrikaʼdan sonra krizin içine çekilme ihtimali bulunan Kazakistan ve Azerbaycanʼda… Onurlu insanların ülkesi Japonyaʼda, deprem ve ardından yaşanan tsunaminin korkunç boyutları ortaya çıkarken ,Fukuşima reaktör kompleksinde meydana gelen sızıntının boyutlarının Japonya devletince saklanıyor oluşu dedikoduları gündemdeki yerini koruyor.Keza Japonya bu konuda dünyayı ikna edemezse artan panik havası ile ekonomiler için yeni kırılma noktaları süpriz sayılmayacaktır. Fukuşimaʼda halen nükleer alarm seviyesi hükümet tarafından 5 puan olarak açıklandı.Çernobil, aynı skalada 7 puan ile dünyanın en büyük nükleer felaketi olarak liderliğini koruyor. Ama şu an Japonya için maksimum 5 puan satın alındı ,ilerleyen günlerde ve haftalarda 5 puan ve altı başta Nikkei olmak üzere ve Asyaʼda orta vadeli yükseliş trendlerinin habercisi olabilir. Tabi yükseliş trendlerinin yine orta vadede Japon Yeni üzerinde baskıya neden olacağınıda unutmamak gerekir. Bu iyi ihtimal .Birde reaktördeki sızıntı oranının seviyesinin daha yüksek olma ihtimali varki bu durumda Nikkei ve Asya borsaları geçen haftaki harekete benzer yeni şok


düşüşler yaşar ki ardında yine geçen hafta olduğu gibi G7 ülkeleri tarafından Yen üzerinde denge unsuru olarak müdahele gelebilir. Biliyorsunuz geçen hafta Dünyanın en gelişmiş 7 ülkesinin maliye bakanları ve Merkez Bankası başkanları buluşarak, tarihinde ilk kez koordine hâlinde Yenʼe müdahale kararı almıştı. Aralarında Japonya, AB ülkeleri, İngiltere, Kanada ve ABDʼnin temsilcilerinin bulunduğu heyet biraraya gelerek, Yen satışı gerçekleştirmişti. Aşırı değerlenen Yen Müdahalenin ardınan ABD Doları karşısında 79 Yenden, 81′e gerilemişti. Petrol-Altın Libyaʼya ilk hareket emrinin ardından petrol fiyatında yeniden 120 dolara doğru hareket etmesi, enflasyonda artış korkusunu yeniden gündeme getirebileceği için gelişen ülke borsalarına satış getirebilir. Bu nedenle Merkez Bankalarının izleyecekleri para ve maliye politikaları asıl belirleyici rolü üstlenecektir. Libyaʼnın elinde tuttuğu 143.8 ton altın rezervinin şu anki değerinin 6.5 milyar dolar olması ve bu stok ile Dünyanın 25.altın rezervi tutan ekonomisi olduğu gerçeği ve bu rezervi savaş için harcamaya hazır olduğu söylentileride altın üzerinde baskı oluşturabilir. PİİGS ʻde değişen bişey yok Aralarında şimdilik Portekiz,İspanya,İrlanda,Yunanistan ve İtalyaʼnın bulunduğu Avrupaʼnın, sevilmeyen sorunlu ülkelerine ilişkin yaşananlar, Japonya ve Libya etrafında yoğunlaşan haberlerin gerisinde gibi görünsede aslında piyasalarca önemli bir konu .25 Martʼta haftanın son iş gününde AB Liderler Zirvesinde sorunların ortaya konulacağı için hala piyasalarca soru işaretlerine açık. Geçen hafta açıklanan Avrupa Finansal İstikrar Fonuʼnun kapsamının arttırılması yönündeki kararlar € / $ paritesini 1.42 seviyelerine taşımaya yetmiş ve bu yılın zirvelerine yazdırmıştı. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichetʼin para politikasına ilişkin verdiği tüyolara da dikkat edilmesi gerekiyor.Çünkü ECB başkanı Trichetʼnin enflasyon vurgusu ve Avrupaʼda faiz artırım sürecinin başlayacağına dair mesajlarda € / $ paritesini yukarı taşıyan etkenler. Keza ABD cephesindede FED ,ya enflasyonu görmemezten geliyor yada faiz artırımını bu gidişle 2012 ye bırakmaya kararlı. Avrupa Merkez Bankası ise son verilerdeki % 2,4 olan enflasyon oranının artık fazla olduğu yönündeki açıklamaları faiz arttırımına göz kırptı yorumlarına yol açıyor. İşte ABD ve AB cephesindeki bu ters açıklamalar piyasanın ABD dolarından çıkıp Euroʼya yönelmesine neden oldu ve pariteyi yukarıya taşıdı.


Son olarak;ABDʼli milyarder yatırımcı Warren Buffettʼun hafta içi yaptığı açıklamalarda “Japonyaʼdaki yıkıcı depremin olağanüstü bir vaka olduğunu ve bu durumun Japon şirket hisseleri için alım fırsatı yarattığını” söylemiş olması başta kapitalizm ʻin soğuk ve merhametsiz tarafı olarak algılandı . Buffett, Güney Koreʼde kendine ait bir fonun sahip olduğu şirketin işlettiği fabrikayı ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Yeniden inşa zaman alacak, ancak bu Japonyaʼnın ekonomik geleceğini değiştirmeyecek. Japon hisselerim olsaydı onları kesinlikle satmazdım” demişti . Bu açıklama binlerce insanın öldüğü deprem ve tsunami felaketi sonrası kimi çevrelerce ʻʼkasap et dersinde koyun can derdinde olarak yorumlansa daʼʼ konuya birde hayatın acı gerçekleri üzerinden bakmanın doğru olacağı kanaatindeyim. Aslında bu olay, kapitalizme değil hayata bakış açısı.Çünkü her türlü felakete rağmen devam eden, devam etmek zorunda olan bir hayat var.

ömer demir  

diamondia gold diamond