Page 1

TOPLUM 18. BASKI · YIL 40

BAHAR - YAZ18

VANCOUVER'IN

Bahar Durakları Yüzülecek Gölleri Karakter Evleri Emlak Sözlüğü

5 Maddede Kanada'ya Nasıl Göç Edilir?

BİZİM ATATÜRK'ÜMÜZ

23 Nisan ve 19 Mayıs'ı kutluyoruz

Wine Festival’in Tek Türk Markası! SUVLA CANADA turkishcanadiansociety.org

BRITISH COLUMBIA, CA.


BAHAR - YAZ18

18. BASKI · YIL 40

TOPLUM Sosyal Medya

@TurkishCanadianSocietyVancouver @TCS_BC @tcsvancouver Toplum Magazine toplummagazine

Genel Yayın Yönetmeni Ayşe Acar Yazı İşleri Müdürü Simla Moradi Görsel Yönetmen Omar Cuarenta Konular Editörü Ceren Sarper Katkıda Bulunanlar Sabri Can Çalışır, Ayşe Çamcı, Seda Çınar, Burçak Doğan, Demet Edeer, Murat Özbek, Eylem Sönmez, Ayşegül Polatoğlu Tamtürk, Duygu Ünal Reklam Turkish Canadian Society Adına; Burçak Doğan ben@smartupmarketing.ca Ayşe Acar acarayse@yahoo.com Eylem Sönmez eylem.sonmez@gmail.com 2018 Dernek Yönetimi Burçak Doğan – Başkan Serkan Polat – Başkan Yardımcısı Adem Aygün – Finans Direktörü Erol Karacabeyli Kardelen Çalıkıran Duygu Yaylacı Çalışır Eylem Sönmez

İletişim turkishcanadiansociety.org toplummagazine@gmail.com 74705 Kitsilano RPO, 2768 West Broadway, Vancouver, BC V6K 4P4

turkishcanadiansociety.org Ücretsiz online dergi. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yer alan yazı, makale, fotoğraf ve videoları elektronik ortamlarda dahil olmak üzere her şekilde çoğaltma ve başka yerlerde kullanma hakkı münhasıran Türk Kanada Cemiyeti (TCS)'ne aittir. TCS, gerekli gördüğü hallerde içeriğin bir kısmının veya tamamının çoğaltılması için yazılı izin verebilir.

Kapak Fotoğrafi Suvla Bağları Gelibolu


')'%. '%

7

8

5

.

689/$   .$%$7(3(:+,7( 

(

<



ŚĂƌĚŽŶŶĂLJ͕^ĂƵǀŝŐŶŽŶůĂŶĐ͕ ^ĞŵŝůůŝŽŶ͕ZŽƵƐƐĂŶŶĞ͕ DĂƌƐĂŶŶĞ͕<ŝŶĂůŝzĂƉŝŶĐĂŬ 



689/$ .$%$7(3(526( 

689/$ .$%$7(3(5(' 

DĞƌůŽƚ͕DĂůďĞĐ͕ <ĂƌĂƐĂŬŝnjΎ

ĂďĞƌŶĞƚ^ĂƵǀŝŐŶŽŶ͕^LJƌĂŚ͕ĂďĞƌŶĞƚ&ƌĂŶĐ͕ DĞƌůŽƚ͕<ĂƌĂƐĂŬŝnjΎ

tŝŶŶĞƌͲDĂƐƚĞƌƐŽĨtŝŶĞϮϬϭϯ ^ŝůǀĞƌDĞĚĂůͲ>ĞDŽŶĚŝĂůĚƵZŽƐĞϮϬϭϯ

^<h͗ϴϵϳϳϵϯ







ƌŽŶnjĞDĞĚĂůͲĞƌůŝŶ/ŶƚĞƌŶĂƚŝŽŶĂů tŝŶĞŽŵƉĞƚŝƚŝŽŶϮϬϭϱ ŽŵŵĞŶĚĞĚDĞĚĂůͲ/ŶƚĞƌŶĂƚŝŽŶĂůtŝŶĞ ŚĂůůĞŶŐĞϮϬϭϰ

^<h͗ϰϲϲϵϭϮ

^<h͗ϲϴϵϬϰϮ

.DUDVDNÜ] 0HUORW

&DEHUQHW6DXYLJQRQ 6\UDK.DUDVDNÜ]





689/$ .,57( 

689/$ 685 

ĂďĞƌŶĞƚ^ĂƵǀŝŐŶŽŶ͕DĞƌůŽƚ͕ ĂďĞƌŶĞƚ&ƌĂŶĐ

DĞƌůŽƚ͕ĂďĞƌŶĞƚ^ĂƵǀŝŐŶŽŶ͕ĂďĞƌŶĞƚ&ƌĂŶĐ͕ WĞƚŝƚsĞƌĚŽƚ

'ŽůĚDĞĚĂůͲŚŝŶĂtŝŶĞĂŶĚ^ƉŝƌŝƚƐǁĂƌĚƐϮϬϭϱ 'ŽůĚDĞĚĂůͲ^ĞůĞĐƚŝŽŶDŽŶĚŝĂůĞƐĚĞƐsŝŶƐĂŶĂĚĂϮϬϭϲ ŽŵŵĞŶĚĞĚʹ/ŶƚĞƌŶĂƚŝŽŶĂůtŝŶĞŚĂůůĞŶŐĞϮϬϭϰ ϴϳWŽŝŶƚƐʹtŝŶĞŶƚŚƵƐŝĂƐƚϮϬϭϰ

'ŽůĚDĞĚĂůͲĞĐĂŶƚĞƌtŽƌůĚtŝŶĞǁĂƌĚƐϮϬϭϯ

^<h͗Ϭϵϵϰϲϱ



'ŽůĚDĞĚĂůͲŽŶĐŽƵƌƐDŽŶĚŝĂůĚƵƌƵdžĞůůĞƐϮϬϭϯ 'ŽůĚDĞĚĂůͲ&ŝŶŐĞƌ>ĂŬĞƐ/ŶƚĞƌŶĂƚŽŶĂůtŝŶĞ ŽŵƉĞƚŝƚŝŽŶϮϬϭϱ 'ŽůĚDĞĚĂůͲDƵŶĚƵƐsŝŶŝϮϬϭϰ 'ŽůĚDĞĚĂůͲtsŝĞŶŶĂϮϬϭϰ 'ŽůĚDĞĚĂůͲŽŶĐŽƵƌDŽŶĚŝĂůĚƵƌƵdžĞůůĞƐϮϬϭϯ 'ŽůĚDĞĚĂůͲdƵŐƌƵů^ĂǀŬĂLJĞƐƚzŽƵŶŐtŝŶĞƐŽĨdƵƌŬĞLJϮϬϭϯ tŝŶŶĞƌͬůĞŶĚƐͲDĂƐƚĞƌƐŽĨtŝŶĞϮϬϭϯ

^<h͗ϬϴϰϯϵϮ

689/$ 6,5  ^LJƌĂŚ͕DĞƌůŽƚ͕'ƌĞŶĂĐŚĞ͕ĂďĞƌŶĞƚ&ƌĂŶĐ͕ <ĂƌĂƐĂŬŝnjΎ DƵŶĚƵƐsŝŶŝϮϬϭϰͲ'ŽůĚDĞĚĂůϮϬϭϰ tsŝĞŶŶĂϮϬϭϰͲ^ŝůǀĞƌDĞĚĂůϮϬϭϰ ƌŽŶnjĞDĞĚĂůͲ/ŶƚĞƌŶĂƚŝŽŶĂůtŝŶĞŚĂůůĂŶŐĞϮϬϭϰ

^<h͗ϱϲϭϬϲϴ

689/$5(6(59( 6<5$+  ^LJƌĂŚ 'ŽůĚDĞĚĂůͲŚŝŶĂtŝŶĞĂŶĚ^ƉŝƌŝƚƐǁĂƌĚƐϮϬϭϱ ;dƵƌŬŝƐŚtŝŶĞŽĨdŚĞzĞĂƌͿ 'ŽůĚDĞĚĂůͲDƵŶĚƵƐsŝŶŝϮϬϭϰ 'ŽůĚDĞĚĂůͲtsŝĞŶŶĂϮϬϭϰ ŽŵŵĞŶĚĞĚDĞĚĂůͲ/ŶƚĞƌŶĂƚŝŽŶĂů tŝŶĞŚĂůůĂŶŐĞϮϬϭϰ

^<h͗ϳϴϵϭϬϳ

• •• ••••••••••••••••••••• ^hs>E/E͘ Ύ<ĂƌĂƐĂŬŝnjĂŶĚ<ŝŶĂůŝzĂƉŝŶĐĂŬĂƌĞŝŶĚŝŐĞŶŽƵƐŐƌĂƉĞǀĂƌŝĞƚŝĞƐ ŽĨ'ĂůůŝƉŽůŝͲdƵƌŬĞLJ

^K>dd,WZ/sd>/YhKZ^dKZ^ EKZZd>/YhKZ^dKZ^zd,^;ϲKdd>^ͬ^Ϳ

ϭϮϬϳͲϭϬϱϬhZZZ^d͘sEKhsZ͕sϲϮ^ϯ DK/>͗ϳϳϴͲϯϴϵͲϴϱϬϱ

ŚĂůƵŬ͘ĞƌĞŶŐƵĐΛƐƵǀůĂ͘ĐĂ

ǁǁǁ͘ƐƵǀůĂ͘ĐĂ


Merhaba Vancouver! Biz Türküz!

EDİTO

Toplum Dergisi'nin 18'inci

sayısına, benim ve arkadaşlarımın hazırladığı ilk sayıya hoş geldiniz.

Vancouver gibi Türkiye'den çok çok uzak bir galakside, bundan yıllar yıllar önce bir araya gelmiş bir avuç insan arasındaki iletişimi sağlamak ve toplumun kültürüne, değerlerine sahip çıkmak için kurulmuş olan bir dergi bu. 1978 yılında çıkan ilk sayı ve takip eden yıllardaki sayılar manüel olarak Türkiye'den gelen gazete kupürlerini kesip yapıştırarak hazırlanmış ve elle dağıtılmış. 1985'lerde daktiloyla yazılıp, zarflanıp, tek tek posta pulu yapıştırılarak üyelere postalanıyormuş. 90'lara geldiğimizde printerdan çıkış alınıp, zımbalanıp yollanmaya başlanmış. Bugün bu çabayı harcayan büyüklerimiz ve dostlarımız sayesinde bu 18'inci sayıyı* çıkartıyoruz. Sizlere minnettarız. Günümüzde bu uzak galaksideki Türk sayısı 5000. Geçtiğimiz Temmuz ve Ağustos aylarında her gün Vancouver'a Türkiye'den uçak dolusu insan geldi ve çoğu geri dönmedi. Okumaya gelenler, çalışma izni alanlar, yatırımcı olanlar, turist vizesiyle gelip kalmanın yollarını arayanlar... Yüzlerce yeni insan! Yüzlerce kendi için, çocukları için daha iyi bir gelecek hayali kuran, aydın, iyi eğitimli, Atatürkçü Türk! 18'inci sayı artık buradaki bir avuç Türk'ün iletişim kaynağı olmaktan çıkmalı, eskilerle birlikte bu yeni kitleye de rehber olacak sağlam bir içerik sunmalıydı. Bu yolda profesyonel bir aktüalite dergisi hazırlamak için kolları sıvadık. Başta Omar, Simla, Burçak, Eylem ve Ceren olmak üzere, can-ı gönülden çalışan tüm ekibe ne kadar teşekkür etsem az! Gezilecek görülecek yerlerden tutun, yüzülecek göllere, pratik yemek tariflerinden, takip etmeniz gereken sosyal medya fenomenlerine, en in restoranlardan, teknoloji skandallarına çok geniş çerçevede bir konu dosyası hazırladık. Hürriyet Gazetesi'nde yazdığım ve buraya göç hikayemi anlattığım yazıdan sonra yüzlerce mail aldım, hala alıyorum. Bana en çok sorulan soru,

Sözlerime önceki 17 sayının hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ederek başlamak istiyorum.

buraya nasıl göç edilebileceğiydi. Ve insanlar bu soruyu meraktan değil, gerçekten gelmeye niyetli oldukları için soruyorlardı. Bu sayımızda onları da unutmadık. Kanada Rüyası Gerçek mi, 5 Maddede Kanada'ya Nasıl Göç Edilir, 4 Ayaklı Dostlarımızın BC'ye Yolculuğu ve Dünyanın En Yaşanılır 3'üncü Şehri Vancouver'ın Emlak Sözlüğü, eminiz bu sayının en çok okunan/merak edilen konularından olacak. Peki 2018 itibariyle biz Türkler, burada neler yaptık? Suvla Canada ile Vancouver Wine Festival'de gurur duyduk, Ayla filmini Güney Koreli ve Kanadalı dostlarla göz yaşları içinde izledik, 1920'lerin Pera'sına yolculuk yaptık, UBC'de Ata'mızın tüm dünya çocuklarına armağanı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladık. Dergimizin taze taze çıktığı şu saatlerde ise heyecanla Arpanatolia konserini bekliyoruz. Bugün elektronik yayınlanan bu dergi, inanıyoruz ki bir sonraki sayıda reklam verenlerin desteğiyle basılı hale de gelecek. Yine inanıyoruz ki bu reklamlar "İşte derneğe katkı olsun" diye değil, 5000 eğitimli, iş gücü yerinde Türk'e ve Türkiye'den göç etmeyi düşünen binlerce insana hitap etmek için verilecek. Belli ki buradaki Türk sayısı gün geçtikçe artmaya devam edecek. O zaman "Merhaba Vancouver! Biz Türküz! 23 Nisanları, 19 Mayısları, 29 Ekimleri gururla kutlayan ve kutlamaya devam edecek olan, Demet'in yazısında belirttiği gibi, iyi birer insan olma çabamız ve değerlerimiz Ata'mızın gözetiminde oluşan, gelişen, olgunlaşan Türkleriz! Tanıştığımıza memnun olduk." Gelecek sayılarda buluşmak üzere, sevgiyle kalın. Ayşe Acar

acarayse@yahoo.com

Toplum Dergisi'nin kuruluş öyküsüne kısaca değindim. Sevgili Senem Öz'ün, geçtiğimiz yıl Sevgili Atilla Süataç ile yaptığı ve derginin kuruluş öyküsünü anlatan röportaja önümüzdeki sayıda tekrar yer vermek istiyoruz. Erol Karacabeyli Abi'mizin ve Sevgili Asuman Akyüz'ün anlatacaklarını da ekleyerek... 1975'lerde buraya gelen ve yolları gerek plajda, gerek pub'da tesadüfen kesişen bir avuç çılgın Türk'ün futbol takımı kurma, dernek kurma, üstüne dergi çıkartma hikayesini bilmeyen kalmasın!


EDİTO

Sevgili Arkadaşlar, Vancouver’ın yağmurlu ve soğuk dönemini geride bıraktığımızı umarak hepinize çok keyifli bir bahar ve yaz dönemi diliyorum.

Yeni Dergi Ekibi Destekleriniz ve katılımınız ile çıkardığımız TOPLUM dergimizin bu bahar-yaz sayısı, bizleri çok heyecanlandırıyor. Dergimizin yeni editörü Ayse Acar’ın tecrübeleri ve yeni bir ekip ile birlikte dergimizin hem dizaynını geliştirdik, hem de okunurluğunu arttıracak bölüm ve konular hazırladık. Her geçen sayı içeriğini daha iyiye götürerek, dergimizi, toplumumuzu yansıtacak bir profesyonelliğe ulaştırmak istiyoruz. Desteklerinizle bir sonraki sayımızı basılı hale getirmek ilk hedefimiz. Dergimizin profesyonel bir içeriğe sahip olması ve basılıyor olması tüm toplumumuz için önemli bir prestij kaynağı olacaktır.

sunduğu özel avantajlardan yararlanıyor olacak. Bu çalışma ile ilgili detayları dergimizin İş Dünyası bölümünde bulabilirsiniz. 2018 Yılı Planlarımız

HEDEFİMİZ 1000 ÜYE! Birlikte Daha Güçlüyüz

Bu sene içinde gerçekleştireceğimiz aktiviteler ve tarihleri şu şekilde: 23 Nisan Çocuk Bayramı Kutlaması – 21 Nisan Cumartesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlaması – 27 Ekim Cumartesi Vancouver Türk Korosu Bahar Konseri – 19 Mayıs Cumartesi VTFF – Vancouver Türk Filmleri Festivali – Kasım ayının ilk haftası Eurofest – Her sene katıldığımız bu festival maalesef bu sene ertelendi.

Yeni yönetimimiz ile birlikte bu yılın Ocak ayında göreve başladık. Derneğimizin sınırlı kaynağı ve gönüllülerimizin ekstra çabası ile herkesin hayatına dokunan aktiviteler yapmaya çalışıyoruz.

Bu aktivitelerimize ek olarak imkanlar ve gönüllülerimizin yardımlarıyla bazı ek faaliyetleri de hayata geçirmek istiyoruz. Gelişmeleri facebook sayfamız ve internet sitemizden takip edebilirsiniz.

Bu planlarımızda en önemli ve tek desteğimiz sizin yardım ve katkılarınız. Bu sene tohumlarını atmak üzere, yapacağımız çalışmalarla dernek üye sayımızı hızla artırmak istiyoruz. Yılda sadece 20 CAD karşılığı üye olarak bize bu çabamızdaki en büyük desteği verebilirsiniz. Öğrencilerimiz için bu tutar sadece 5 CAD. Hedefimiz 1000 üyeye sahip bir dernek olmak ve bu gücümüzü daha iyi imkan ve aktiviteler kullanmak.

Derneğimizin Web Sitesini önümüzdeki birkaç ay içinde yenilemiş olacağız. Web sitemizin kullanımını kolaylaştırmayı ve güzel bir arşiv yaratmayı umuyoruz. Sizlerin de bu konuda önerileri varsa paylaşabilirsiniz.

Üyelerimize Özel – THY Corporate Club Anlaşması

Derneğimiz faaliyetlerinde gönüllü olarak yer almak isterseniz lütfen facebooktaki volunteer grubumuza üye olunuz.

Üye sayımız arttıkça üyelerimize ulaştırabileceğimiz ekstra hizmetler de artacak. Bunların ilki, THY ile imzaladığımız Corporate Club üyeliğimiz oldu. Derneğimizin üyeleri bundan sonra Türk Hava Yolları’nın derneğimize

2018 yılında derneğimizin yapmasını arzu ettiğiniz çalışmalar için her zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hepinize çok keyifli bir yaz dönemi diliyorum. Burçak Doğan

http://turkishcanadiansociety.org/ https://www.facebook.com/TurkishCanadianSocietyVancouver

turkishcanadiansociety.org


TOPLUM SEYAHAT

LOWER JOFFRE LAKE FotoÄ&#x;raf: Omar Cuarenta www.be.net/CuatroCero


İçindekiler

İÇİNDEKİLER

ŞEHİR REHBERİ

Ajanda Vancouver'ın Bahar Durakları Vancouver'ın En In Restoranları

07 11 15

SOSYAL MEDYA

Türkiye Saatiyle Sosyal Medya #deletefacebook

21 22

SANAT

Ayla'yı Neden Bu Kadar Sevdik? Vancouver'da Halk Tiyatrosu

25 29

ÇEVRE

"Fracking" Diyorum, Anlamıyor musun?

33

YAŞAM

Kanada Rüyası Gerçek mi? 5 Maddede Kanada'ya Göç! 4 Ayaklıların Göçü Benim Atatürk'üm Yıl 1920. Beyoğlu Pera İken Mr. Muffin Man'in Göç Hikayesi

37 45 51 55 59 63

EMLAK

Vancouver'ın Emlak Sözlüğü

67

HOBİ

Ev Stalker'ınız Geldi Haanım!

71

İŞ DÜNYASI

Ahmet Ülker'e Ödül THY Corporate Club Anlaşması

75 76

SAĞLIK

Yoga: Ayak Uçlarınıza Değil, Farkındalığınıza Yolculuk!

77

SEYAHAT

Vancouver Yakınlarında Yüzülecek 10 Göl Hazırlayan: Ceren Sarper

81

GURME

Vancouver Wine Festival'de Bir Türk Markası: Suvla Canada Pamuk Eller Mutfağa: 4 Pratik Yemek Tarifi

89 93


ŞEHİR REHBERİ

TOPLUM

Ajanda

26 Nisan

Hazırlayan: Ceren Sarper

Yaşasın! Vancouver'a bahar geldi! Kendimizi sokaklara atsak da, ne yapsak? Nisan-Ağustos 2018

28 Nisan

BEE Cause Body Care & More Adres: 1116 Brunette Avenue, Coquitlam 1:30pm-3:30pm

27 Mayıs

07

26 - 29 Nisan

4th Annual Vancouver World Music Festival Adres: Guilt and Co (19+), Imperial (19+) Trout Lake Community Centre (tüm yaşlar) 12:41pm

28 Nisan - 6 Mayıs

VOF Presents The Second Annual Vancouver opera Festival, Presented by BMO

Adres: Queen Elizabeth Theatre, Vancouver 2:00pm-11:00pm

28 Mayıs – 3 Haziran

Canadian Immigrant Fair: Careers, Education, Settlement Adres: 6083 McKay Avenue, Burnaby 10:00am-4:00pm

29 Nisan

The Chocolate Crash Course! Adres: 319 West Hastings Street, #400, Vancouver 1:00pm-3:00pm

10 Haziran

MEC Vancouver Century Ride

Vancouver International Children’s Festival

MEC Vancouver: Road Race FOUR

Adres: 1260 Pinetree Way, Coquitlam 8:00am-3:00pm

Adres: Granville Island, Vancouver 9:30am-5:00pm

Adres: Seventh Avenue, Richmond 8:30am-11:30am


ŞEHİR REHBERİ / AJANDA

26 Nisan

April in Paris: Van Django / The Lawless Hot Clu Adres: 3214 W 10th Avenue, Vancouver 8:00am-10:00pm

1 - 31 Mayıs

Workout to Conquer Cancer presented by RYU Apparel Adres: British Columbia 10:00am

10 Haziran

27 Nisan

28 Nisan

28-29 Nisan

Hycroft Spring Fashion Show

Clean N’ Green

Fall for Local Spring Market

Adres: 1489 McRae Avenue, Vancouver 5:00pm-8:30pm

Adres: 1116 Brunette Avenue, Coquitlam 10:30am-12:30pm

Adres: 115 Victory Ship Way, North Vancouver 11:00am-5:00pm

5 Mayıs

12 Mayıs

16 Mayıs

Heritage Mother’s Day Gift Making

Run for Mercy 5K & Family Walk

Get Started with Facebook Advertising

Adres: 1116 Brunette Avenue, Coquitlam 10:30am-12:30pm

Adres: 7240 8 Ave, Aldergrove 9:00am-12:00pm

Adres: 2121 Lonsdale Avenue, North Vancouver 8:00am & 10.00am

16 - 18 Haziran

16 - 28 Haziran

Art Fair 8th Annual Mid Main

UBC Botanical Garden Days

2018 Queer Arts Festival

Adres: 3102 Main Street, Vancouver 11:00am-6:00pm

Adres: 6804 SW Marine Drive, Vancouver 5:00am-8:00am

Adres: Roundhouse Mews, Vancouver 7:00pm-10:00pm

4 Haziran - 18 Ağustos

Theatre Under the Stars presents Rodgers & Hammerstein’s Cinderella and 42nd Street Adres: 610 Pipeline Rd, Vancouver 8:00pm-10:00pm

turkishcanadiansociety.org

08


ŞEHİR REHBERİ

TOPLUM

Modern Folk Müziği Vancouver'da Hazırlayan: Ceren Sarper

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı Arpanatolia ile kutluyoruz. Arpanatolia, Çağatay Akyol, Ferhat Erdem ve Cemal Özkızıltaş’ın bir araya gelmesiyle oluşan bir Modern Türk Halk Müziği grubudur.. Bilindiği üzere arp, ut ve bu tür üflemeli çalgılar, uzun yıllardan beri Türk Anadolu müziğinin öne çıkan müzik aletlerindendir. Arpanatolia bu müzik aletlerini kullanarak klasik Türk halk müziğinin eşi benzeri olmayan nağmelerini, modern ezgilere harmanlayıp, müziğe yeni bir tat katmakla birlikte Anadolu’nun kültürünü, köklü ve zengin tarihini de yaptıkları müziklerle dinleyicilerine aktarmaktadır. Ayrıca, müziğe alışılmışın dışında bir yorum getirmeleriyle de birçok insanın beğenisini kazanmıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün tüm dünya çocuklarına armağanı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, bu sene Turizm ve Kültür Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Vancouver Başkonsolosluğu tarafından desteklenen Arpanatolia konseriyle kutlanacaktır. Başkonsolosumuz Anıl Bora

09

İnan, bu etkinlikle birlikte 23 Nisan'ı tüm dünya çocukları ile kutlama geleneğini Vancouver'da da devam ettirmeye çalıştıklarını belirtti. Ayrıca satılacak olan her bir biletin 2 doları Children Hospital Foundation’a bağış yapılacaktır. 24 Nisan 2018 tarihinde, saat 20:00'de UBC Chan Center'da gerçekleşecek ARPANATOLIA konserinin sunuculuğunu Zahra Alani yapacak. Konser Sponsorları: Ana Sponsor: Aladdin Mıddle East Ltd. Diğer Sponsorlar: Türk Hava Yolları Katkida bulunanlar: Vancouver Türk Başkonsolosluğu Anil Bora Inan Cem Sayer Tolga Tosun


D O X A F E S T I VA L . C A


ŞEHİR REHBERİ

TOPLUM

Vancouver'ın

Bahar Durakları Hazırlayan: Ceren Sarper

Tulip 1 Abbotsford Festival

Yer: 36737 North Parallel Road, Abbotsford Tarih: 10 Nisan – 7 Mayıs Saat: Sabah 9’dan güneş batana kadar

11

Fotoğraf: @rachelbarkman - Instagram.

Sakura ağaçlarının çiçek açıp Vancouver sokaklarını cennete çevirmesini saymazsak, baharın ilk habercisi her sene Abbotsford’da düzenlenen lale festivalidir. Festival bu yıl 10 Nisan-7 Mayıs arası gerçekleşecek. Biletler çabucak tükendiğinden bir an evvel biletinizi almanızı tavsiye ederiz.


Fotoğraf: wikipedia.org

ŞEHİR REHBERİ / BAHAR DURAKLARI

End Car 2 West Free Festival West End, bu sene de iş sahiplerini, toplum üyelerini, sanatçıları ve gönüllüleri bir araya getirip “Vancouver’ı daha güzel ve daha yaşanılabilir bir şehir haline nasıl getirebiliriz?” sorusuna yeni, taze ve parlak fikirler aramaya devam ediyor. Festival bol müzik, bol muhabbet ve bol yemek içerir. Yer: Denman üzerinde, Davie’den Robson’a kadar olan kesim Tarih: 16 Haziran, Cumartesi Saat: Öğlen 12’den akşam 7’ye kadar

X Comics aka 3 Improv Boom! Pow! 25 Nisan’da vizyona girecek olan Avangers: Infinity War filminden esinlenerek çizgi romanların varlığını kutlayan bir komedidir. Yeni süper kahramanların rol alacağı doğaçlamalar da olacaktır. Yer: Café Deux Soleils – 2029 Commercial Drive, Vancouver Tarih: 24 Nisan Saat: Akşam 8

Moody Winter 4 Port Farmers’ Market

British Columbia’ya özgü ürünlerin ve yerel sanatkarların eserlerinin sergilendiği, birbirinden leziz fırın ürünlerinin satıldığı pazarın girişi bedava. Alışveriş meraklıları kaçırmasın. Yer: Port Moody Recreation Complex – 300 Ioco Road, Port Moody Tarih: Nisan 29’a kadar her pazar Saat: Sabah 10’dan öğlen 2’ye kadar

turkishcanadiansociety.org

12


ŞEHİR REHBERİ

TOPLUM

Art of Dance: 5 The An International Dance Day Celebrationz Dünyanın dört bir yanından gelen, birbirinden yetenekli dans gruplarının marifetlerini sergiledikleri uluslararası bir dans kutlamasıdır. Seyirciler, danscılar performanslarını sergilerken arka planda gösterilecek olan birbirinden muhteşem fotoğrafları da izleme fırsatı bulacaklar.

Fotoğraf: The Dance Centre

Yer: Studio Theatre at Surrey Arts Centre – 13750 88 Avenue, Surrey Tarih: 29 Nisan, Pazar Saat: Akşam 7 ile 8 arası

Dans Grupları: XBa DanceCo Keri’s School of Highland Dance SKUD Zavicaj Serbian Folk Group DISKORDANSE Misafir Grup: Tamanawis Secondary School Dance Group

13

Ressamlar: Antonia Vivaldi Barbara Cooper James McCue


ŞEHİR REHBERİ / BAHAR DURAKLARI

“Genç profesyoneller olarak, 2030 yılına kadar Vancouver’ın ulaşım sisteminde görmek istediğiniz en önemli değişim ne olurdu?” sorusuna yanıt arayan The Company of Young Professionals, gençlere bir fırsat tanıyarak Big Idea Pitch adında bir yarışma düzenliyor. Son altıya kalan takımlar jüri üyelerinin karşısında canlı olarak sunumlarını gerçekleştirecekler. Kazanan takım 2018 Big Idea şampiyonu olacak. Biletler İnternet üzerinden 50 dolar olarak satışta olmakla beraber, CYP üyelerine bedava.

Yer: CBC Vancouver Studio 700 – 700 Hamilton Street, Vancouver Tarih: 24 Nisan, Pazar Saat: Akşam 5:30

Fotoğraf: boardoftrade.com

6

Big Idea Pitch Contest

Fotoğraf: straight.com

7 Richmond Night Market Dolup taşan kalabalığıyla, başka illerden sırf yemekleri tatmak için gelenleriyle ve sürprizleriyle Richmond Night Market, her sene olduğu gibi bu sene de Mayıs ayının "Gidilecekler" listesinin başında yer alıyor. Üstelik bu yıl tam 100 farklı yemek standı, 200 alışveriş standı ve birçok canlı performans sizleri bekliyor. Yer: 8351 River Road, Richmond (Bridgeport tren istasyonunun yanı) Tarih: 11 Mayıs – 8 Ekim Saat: Her Cuma ve Cumartesi 7’den gece yarısına, pazar ve tatil olan pazartesi günleri ise 7’den akşam 11’e kadar

turkishcanadiansociety.org

14


ŞEHİR REHBERİ

TOPLUM

Vancouver'ın

En In Restoranları Hazırlayan: Duygu Ünal

Seyahatten dönen arkadaşlarına ‘Gezdiğin gördüğün sende kalsın, bana yediğini içtiğini anlat’ diyen birisi olarak Vancouver yeme-içme haritasının son 10 senedeki değişimini mutlulukla takip etmekteyim. İşte öne çıkan restoranlar!

15


ŞEHİR REHBERİ / IN RESTORANLAR

turkishcanadiansociety.org

16


ŞEHİR REHBERİ

TOPLUM

Eşimle bu diyarlara göçtüğümüz 2004 ve onu takip eden ilk bir kaç yıl içerisinde sıklıkla gittiğimiz restoranların listesini yapsam sanırım bir elin parmaklarını geçmez. Mahallede takılıyorsak eğer Hint mutfağı için Jolly’s, kahvaltı için Café Zen, bira-kanat için Jeremiah’s, Miso Gravy’si uğruna Naam, biraz daha özel bir yere gitmek istiyorsak Bin941 veya Cannery, evlilik yıldönümüz ise hep ve daima Bishop’s, aman bir daha mı geleceğiz dünyaya dediğimizde ise Crocodile… O yıllarda Gastown denince akla gelen yegane yerin Old Spagetti Factory olduğunu - ve tam da bu sebeple - o taraflara hiç uğranmadığını söylesem

bugün buna kim inanır! Günümüzde ise güzide Vancouver’ımızda "Dur unutmadan şunu da not alayım" dediğim mekanların listesi buradan Seattle’a yol olur ki, komşu şehrin de değişimi ve yeme içmede geldiği nokta bugün Amerika’nın benim diyen birçok şehrine parmak ısırtmakta. Bu da başka bir yazının konusu olsun. Tavsiyeleri 6 restoranla sınırlamak zorunda olduğum için, ister istemez en sevdiğimiz mekanlara iltimas geçtim. Ancak Vancouver’ın her semti keşfedilmeyi ve kendi müdavimlerini yaratmayı bekleyen mekanlarla dolu.

Kızlar gecesi, casual fine dining ile birleşirse

Vancouver’in en tecrübeli şeflerinden David Haksworth’ın hatırı sayılır bir hayran kitlesi var. Kendi adını taşıyan fine dining restoranı açıldığından bu yana şehrin en iyi restoranları listesinde birinciliği kimseye kaptırmadı. Tabii burası şehrin ürün kalitesi en yüksek, işçiliği en özenli, dolayısıyla da fiyatları en yüksek restoranlarından birisi... Bu nedenle Haksworth'un 2016’da açtığı ikinci restoranı Nightinale benzer bir kaliteyi, özenle tasarlanmış bir mekanda, daha ulaşılabilir fiyatlarla sununca, Vancouverlılar bu mekana akın etti. Hem öğlen, hem akşam saatlerinde tıka basa dolu olan Nightingale'in menü seçenekleri, paylaşılabilir tabaklardan oluşuyor. Sebzeler özellikle bir sanat eseri… Ana yemekler kalabalık bir grubu aniden sessizliğe boğabilecek kadar leziz. Ağızda dağılan Yellowtail Crudo ve Hanger Steak iki hafta ard arda Nightingale’de program yapmama sebep oldu desem abartmış olmam. Özellikle kalabalık gitmek iyi fikir ki, ortaya ağız tadıyla 8-10 çeşit söyleyebilin. Bu satırları yazarken aklıma düşen diğer lezzetler: Roasted Brussel Sprouts, Roasted maitake mushroom, Braised collard greens, Roasted bone marrow, Braised meatballs ve Chicken liver parfait. Tatlılardan da Salted caramel pot de crème bayağı iyi.

17

Fotoğraf: citizen-femme.com

Nightingale


Fotoğraf: scoutmagazine.ca

ŞEHİR REHBERİ / IN RESTORANLAR

Yemek sonrası geceye Gastown’da devam edelim diyorsanız

Kissa Tanto + Bao Bei Kissa Tanto’ya ilk gidişimiz için çok değil, 2 ay kadar (!) beklemiştik. Kissa Tanto açılışının üzerinden yaklaşık 2 sene geçmesine rağmen hala popülaritesini koruyor ve hala yer bulmak çok zor. Bunun sevindirici tek yanı şefin China Town’daki ilk - ve rezervasyon kabul etmeyen – restoranı olan Bao Bei’de artık daha rahat yer bulabiliyor olmanız. Kissa Tanto’da İtalyan ve Japon ağırlıklı Asya mutfağını kombinleyen şef Joel Watanabe, oldukça yaratıcı bir menüye imza atmış. Chinatown’daki restoran, ödüllü funky retro iç tasarımını aynı zamanda restoranın marka tanıtımını da üstlenen

Glasfurd Walker ajansına borçlu. En az menü kadar güzel bir ambiyans yaratılan mekanda, yan masada ailesiyle yemek yiyen başbakan Trudeu'ya da rastlamak mümkün. Başlangıçlardan fried stuffed olives, fish crudo, carne crudo; ana yemeklerden tajarin, bavette steak ve whole fried fish bizim denediklerimiz arasında en beğendiklerimiz oldu. Kissa Tanto’nun kardeş restoranı Bao Bei, hala benim şehirdeki en favori Asya restoranım. Masaya gelen her şey mi birbirinden lezzetli olur. İsminizi kapıya yazdırıp, sıra size gelene kadar yan komşu Keefer Bar’da demlenme imkanı da bonusu! Bao Bei’ye tercihen 4-5 kişilik bir grup olarak gitmelisiniz. İki kişiyseniz kendinizi bütün gün aç bırakıp gidin ki zaten kısa olan menünün neredeyse tamamını tadabilin. Biz bir gidişimizde, dört kişi bütün menüyü ısmarlayıp, yemeyi başarmıştık. Evet restoranda yaklaşık 4 saat kadar kalmayı planlarsanız bu mümkün ve hatta tavsiye edilir! Seçmek gerekirse de Beef Tartare, Shao Bing, Mantou, Petits Cadeaux’larin tüm çeşitleri, ve ana yemeklerden Smoked Sablefish ve Crispy Pork Belly oldukça iyi. turkishcanadiansociety.org

18


En az 4 kişisiniz ve şehrin en iyi İtalyanının peşindesiniz…

Savio Volpe Son üç senede Mount Pleasant’daki değişimi siz de fark ettiniz mi? Önce Le Marché St. George, sonra 7e7 (Atelier St. George), Bow & Arrows, Prado Café sırasıyla gündüz buluşmalarının adresi oldular.

geçen sene bütün toplu kutlamalarımızın da adresi oldu. İşin ideali en az 4 kişi gitmek ve kendinizi şefe teslim etmek. "Özellikle tercih ettiğiniz bir şey var mı?" diye soran garsona şu listeyi verin ve geri Kalanını şefe bırakın.

Akşamın sessizliği ise aralarına 2015’te katılan Savio Volpe’yle kırıldı. Burası benim Vancouver’daki favori İtalyan restoranım (ikincisi Railtown’daki Ask for Luigi) ve aynı zamanda

küçük tabaklardan: Kale Salad, Carno cruda, Neck bone gravy & meatballs, Roasted brassicas // büyük tabaklardan: Reginette, Dry Aged Sirloin with Bone Marrow ve Rosemary Grilled Chicken.

Fotoğraf: steakmeouttonight.com Fotoğraf: archdaily.com

Fotograflarla: citizen-femme.com

ŞEHİR REHBERİ

TOPLUM

19


ŞEHİR REHBERİ / IN RESTORANLAR

Pazar sabahı saat 11 suları ve karnınız zil çalıyor…

Kirin

Fotoğraf: lifestudiosinc.com

Bizim çocukların Vancouver’da serpme kahvaltıdan anladikları Istanbul’da anneanne evindeki kahvaltıdan çok farklı. Burada kastedilen masanın Hong Kong usulü donatılması… Yani masada Tulum peyniri, söğüş domates değil dimsum var. Vancouver’da lezzetli ve otantik dimsum yiyebileceğiniz pek çok mekan var, özellikle de yolunuz Richmond’a düşerse. Ancak downtown taraflarının en tercih edilen dimsum restoranı Kirin Alberni. Genelde pazar günleri saat 11 civarı başlayan kahvaltı zamanı en yoğun (ve en çok orada olmak istediğiniz) saatler. Bu sebeple 1-2 gün öncesinden rezervasyon şart. Menüye gelirsek… seneler içerisinde uzun ve detaylı Kirin menüsünden onlarca çeşit denemişizdir, yediğimiz her şeyden mutlu olduğumuzu söyleyebilirim. Ama her gittiğimizde söylediğimiz, masanın olmazsa olmazları şunlar: BBQ Steamed Pork Bun, Prawn Peatip Garlic Spring Roll, Sticky Rice, Taro Root, Steamed Pork Dumplings with Consommé, Steamed prawn Dumpling, Hot & Sour Soup, Chinese Broccoli, Deep Fried Squid with Garlic and Pepper.

Phnom Penh Anthony Bourdain gider de ben durur muyum diyorsanız…

Phnom Penh Önceden uyaralım menüde yer alan üç seçenek bağımlılık yapıyor. Durup dururken aklınıza geliyor misal taa North Vancouver’dan kalkıp Chinatown’a gidiyorsunuz. Üstelik öğlen akşam önünde kuyruk var, neyse ki hızlıca ilerliyor. Kamboçya ve Vietnam mutfağının çeşitlerinden oluşan sayfalarca uzunluğunda bir menü var. Ama sizin orda olma sebebiniz şu üçü: Green Papaya Salad, Marinated Butter Beef, Deep Fried Chicken Wings (mutlaka limon ve biberden hazırlanan sosu yanına isteyin.) turkishcanadiansociety.org

20


SOSYAL MEDYA

TOPLUM

Türkiye Saatiyle Sosyal Medya Hazırlayan: Ceren Sarper

Türkiye uyur, Kanada uyumaz! Ya da tam tersi miydi? Siz de, memleketin uyuduğu saatlerde, memleket özlemiyle yanıp tutuşup, yurdumun sosyal medyasına saranlardan mısınız? Öyleyse, bu hesapları çoktan keşfetmişsinizdir. Yok hala "bilmiyorum, görmedim, duymadım" diyorsanız, aşağıdaki hesaplar acilinden takibe alına....

21

Kaan Sekban

Var Böyle Tipler

Mizahı ince, gözlem yeteneği yüksek olan Kaan Sekban, evden yaptığı canlı yayınlarla, özellikle de büyük şirketlerin İnsan Kaynakları yöneticilerini ti'ye aldığı skeçleriyle ünlenmiştir. Instagram hesabını oldukça aktif kullanan Sekban 30’undan sonra "korpırıt" hayatı bırakıp, hayalinin mesleği olan komedyenliğe başlamıştır. Çıktığı ilk hafta Çok Satanlar listesine girmeyi başaran “Tebrikler Kovuldunuz” adında bir de kitabı vardır. Sosyal medyada bu kadar aktifken, yurdun dört bir yanında stand up gösterileri de kapalı gişe devam etmektedir.

Instagram’ın ve Twitter’ın son zamanlarda çıkagelen en komik hesaplarından birisidir. Kimliğinin henüz tespit edilemediği ancak eski bir reklam yazarı olduğu yönündeki rivayelerin Kanada'ya kadar ulaştığı bu şahsın, şüphesiz ki gözlem ve yetenek kabiliyeti takdire şayandır. Genelde gündemden olan olayların veya karakterlerin fotoğraflarını kullanıp fotoşop yöntemiyle kendi yüzünü yerleştirip Keşanlı Sudenaz, Şimalle Eski Sevgili Astrolojisi, Saffet Abi gibi içimizde "var" olan karakterlerin tiplemeleriyle ünlenmiştir.

@kaansekban.sacmalar @kaansekbann

@varboyletipler @varboyletipler


SOSYAL MEDYA / TÜRK FENOMENLER

PuCCa Selen Pınar Işık A.K.A. PuCCa aslında metin yazarıdır. Eski sevgilisi, aynı zamanda da sosyal medya fenomeni olan Ceri Levis’e (Ömür Özdemir) laf sokmak için açtığı Twitter hesabıyla büyük ilgi görüp fenomen olmuştur. Takipçi sayısı günden güne artan PuCCa, tuttuğu günlükleri kitap haline getirip toplamda 5 kitap çıkarmış ve her biriyle kısa zamanda En Çok Okunanlar listesinde ilk sıraya yerleşmeyi başarmıştır. Şimdilerde bebeği Batı ve eşi Serhat Osman Karagöz ile birlikte sosyal medyanın tozunu attırmaya devam etmektedir. Evli ve Çocuklu Pucca kitabını gözümüz yolda, bekliyoruz. @puccito @pucca

Aslı İnandık Kariyerine Gazi Üniveristesi Müzik Öğretmenliği ile başlayan İnandık, daha sonra oyunculuğa yönelmiştir. Televizyon karşısındaki ilk tecrübesi Gülse Birsel’in yazıp yönettiği Yalan Dünya diziyle başlamıştır. Kendi Youtube kanalında ve sosyal medya hesaplarında yayınladığı videolarla BKM ekibinin dikkatini çekmiş ve televizyonda yayınlanan Güldür Güldür komedi programına transfer olmuştur. SGK Teyze tiplemesi bizim favorimiz! @asliinandik @aslinandik

Deniz Cengiz Zeynep'in Harikalar Diyarı Ailesinin baskısıyla avukatlık okuyan Zeynep, mesleğine hiçbir zaman alışamasa da, 10 yıla yakın bir süre kurumsal firmalarda beyaz yakalı olarak hayatını sürdürmüştür. Sonunda diplomasını uçak yapıp, uzun yıllar boyu yazmış olduğu hobi bloğu için atölye açarak workshoplar düzenleyecekken, komikliğinin kurbanı olmuştur. Tamamen eğlenmek adına çektiği videoların büyük ilgi toplamasıyla birlikte, Türkiye’nin sosyal medya fenomenleri listesine adını yazdırmıştır. Hızlandırılmış videolarıyla ünlü olan Zeynep’in bu tarzı seçmesindeki sebep, istediği ve kendisine göre önemli olan noktaları Instagram’ın en fazla 1 dakika sürebilen video süresine sığdırabilmek. Başarısı gıcık olduğu karakterleri nefis canlandırmasından kaynaklanıyor.

Yine Gülse Birsel’ın yazarlığını ve aynı zamanda yönetmenliğini üstlendiği yeni dizi Jet Sosyete’de İlayda karakterini canlandıran Deniz Cengiz de aslında bir sosyal medya fenomenidir. Daha önceleri Kılavuzu Karga adındaki YouTube kanalından birçok video paylaşımında bulunmuş, sonra kanalın adını Deniz Cengiz TV olarak değiştirip videolarına devam etmiştir. Instagram’dan yayınladığı Atakan’ın Annesi, İlkokulun Bilmiş Kızı ve Ünlü Şarkıcı tiplemeleriyle kendimizden bir parça bulduğumuz videolarıyla hepimizin takdirini kazanmış ve oyunculuk kriyerine hızlı bir giriş yapmıştır.

@zeynepinharikalardiyari @zeynephd

@denizcengizz @denizxcengiz

turkishcanadiansociety.org

22


TOPLUM

SOSYAL MEDYA

#deletefacebook? Hazırlayan: Burçak Doğan Whatsapp’in kurucu ortaklarından Brian Acton, geçen ay, başlıkta yer alan hashtag’i kullanarak bir kampanya başlattı ve kullanıcıların artık Facebook sayfalarını kapatma zamanının geldiğini söyledi.

Veya tüm kişisel bilgilerinizin birilerinin eline geçtiğini zaten biliyor muydunuz?

23

Fotoğraf: gettyimages.ca

Tüm özel bilgilerinizin başkalarıyla paylaşıldığını bilseniz, facebook üyeliğinizi silip bu platformdan çıkar mısınız?

Nedeni, yine yakın zamanda detayları ortaya çıkan ve Facebook'ta yer alan kullanıcı bilgilerinin bir kısmının çalındığına dair çıkan haberlerdi. Bu habere göre 50 milyon Facebook kullanıcısının bilgisi, Trump’ın da seçim kampanyasını yürüten şirket tarafından çalınmış (Cambridge Analytica) ve hatta bunlar Trump’ın seçim kampanyasında kullanılmıştı. Kişisel verilerin seçimde kullanılıp kullanılmadığı konusu açıklığa kavuşmasa da, 50 milyon kişinin bilgisinin izinsiz el değiştirmesi skandal için yetti de arttı bile. (Bu skandal, son 5 yıldır sürekli artan Facebook hisselerini aşağı doğru şöyle bir salladı ama ardından hızla toparlandı).


SOSYAL MEDYA / #DELETE FACEBOOK

Kanada’da Durum: Sizin Bilgileriniz Çalındı mı?

Mark Zuckerberg’in Bantlanmış Laptop Kamerası

Bu 50 milyon kişinin çoğunlugu Amerika’da olmakla beraber (%80), dünyanın her yanından kullanıcıların bilgilerinin çalındığı biliniyor. Bu rakamın, Kanada için 600,000 kişi olduğu açıklandı.

Hangi pozisyonda bulunursanız bulunun veya ne kadar ciddi korunan bir sisteme sahip olursanız olun, artık tamamen güvenli hissetmeniz mümkün değil. Bilgilerimiz acaba çalınır mı diye düşünürken, teknolojinin zirvesinde yer alan Facebook’un kurucusu Zuckerberg’in, kendi iş bilgisayarının kamerasını bantlamış olması, bize biraz fikir vermeli.

Skandal çerçevesinde sizin bilgilerinizin çalınıp çalınmadığını öğrenmek icin BURAYI

Görünen o ki, bilgilerinizin bir şekilde başkalarının eline geçebileceği ihtimalini ortadan kaldırmak kolay değil. Sadece kişiler değil, önemli şirketler de saldırıların hedefinde kalabiliyor.

Bilgi Güvenliği İçin Ne Yapmamız Gerekiyor? Bu skandalın ardından güvenliğinizi korumak için neler yapılması gerektiği ile ilgili birçok yazı çıktı. Sadece Facebook’ta değil, tüm platformlarda dikkat edilmesi gereken konuları birkaç başlıkta toparlamamız gerekirse: - Tanımadığınız siteler ve hizmetlere bilgi girerken çok dikkatli olun ve mümkün olduğunca sınırlı bilgi paylaşın - Birçok mobil uygulama, facebook bilgileriniz ile giriş yapmanızı öneriyor ve kullanıcı için çok kolay bir yöntem olduğu için çok tercih ediliyor. En çok bilgi de bu aşamada çalınıyor. Bu durumu önlemek için, sadece bu amaçla kullanmak için ayrı bir facebook hesabı oluşturabilirsiniz.

- Gerekirse sadece bu tip girişler için ayrı bir e-mail adresi de oluşturun - Internet sitelerinde kullanacağınız şifrenizi mutlaka uzun, sayı, harf ve işaretlerinden oluşacak şekilde seçin - Mobil uygulamaları telefonunuza indirirken nelere izin verdiğinize dikkatli bakın, uygun değilse uygulamayı indirmeyin - Çok kullanmadığınız uygulamaları silin. - Facebook sayfanızdan SETTINGS e girip, uygulamalar (Apps and websites) bölümünü seçin. Kullanmadığınız uygulamaları kaldırın. (Herkesinki benim gibi mi bilmiyorum ama burada özellikle aktif kullanılmayan ne kadar çok uygulama olduğunu görünce ben şaşırdım.)

NOT: Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg, geçtiğimiz günlerde Amerikan senatosuna çağrıldı ve senatörlerin sorularını cevapladı. Bu konuda biraz da eğlenmek isterseniz, bu görüşme ile ilgili video ve yazılara bakmanızı öneririm. Ben kendi adıma, politikacılarla teknoloji şirketleri arasında ciddi bir bilgi uçurumu olduğunu düşünüyorum ve bu konu önümüzdeki zamanlarda sıkıntı yaratabilir. Bilmediğiniz konu hakkında doğru kararlar üretemezsiniz ve dünya biraz da bunu yaşıyor olacak. İş Dünyası ve Sosyal Medya sayfalarında yer almasını istediğiniz konu ve başlıklar hakkında bana mesaj atabilirsiniz: ben@smartupmarketing.ca

turkishcanadiansociety.org

24


SANAT

TOPLUM

9 Kelimeyle,

Ayla Filmini Niye Bu Kadar Çok Sevdik? Hazırlayan: Ayşe Acar

Buraya gelirken, "Her şeyini bırak gel" dediler, geldim! Şimdi de, "Her şeyini burada bırak, git!" diyorlar. Ali'yi bıraktım, ona saysınlar. Ayla'yı bırakmam! ”

Süleyman Dilbirliği, 1952, Güney Kore

25


SANAT / AYLA

Başkonsolosumuz Anıl Bora İnan ve Güney Kore Başkonsolosu Gunn Kim eşleri ve konukları ile...

Türkiye'nin 2017 yılında Yabancı Film Dalında Oscar adayı olan Ayla filmi, Burnaby Belediyesi, Kore Cumhuriyeti Başkonsolosluğu ve Başkonsolosluğumuzun ev sahipliğinde Michael J Fox Sinemasında gösterildi. Vancouver ve civarında yaşayan Türkler, Kuzey'i, Güney'i, Delta'sı, Richmond'ı, akşam trafiği dinlemedi, Burnaby'ye akın etti. Ayla filmiyle ilgili haberleri medyada okuduğumdan beri bu filmi izlemek çok istiyordum. Aklımda şöyle başlıklar vardı. Güney Kore'de savaşan bir Türk askerinin, tüm ailesini kaybetmiş küçük bir Koreli kız çocuğuna kendi kızı gibi sahip çıkmasını ve aralarındaki sevgiyi anlatan Ayla Filmi 2017 yılında, Yabancı Film Dalında Oscar Aday Adayı oldu. Baba kız 60 yıl sonra Güney Kore'de buluştu. Ayla Filminin galasını, kahramanları Süleyman Dilbirliği ve Kim Eunja (Ayla) elele izledi. Astsubay Süleyman geçtiğimiz Aralık'ta hayatını kaybetti. Ona 50 yıl boyunca Ayla'yı arama mücadelesinde destek olan eşi Nimet Hanım, kendisinden 12 saat sonra vefat etti. Süleyman Astsubay hayata gözlerini yumana kadar manevi kızı Kim Eunja ile bir daha hiç ayrılmadı.

Yapımcı Pınar Ercan gecenin sonunda soruları cevaplandırdı.

Şimdi hikaye inanılmaz kuvvetli. Üstelik gerçek! Burnaby istikametine doğru arabayı sürerken kafamdaki sorular filmin nasıl çekildiği yönündeydi. Senaryosu nasıl yazılmıştı, yönetmen nasıl iş çıkarmıştı, diyaloglar nasıldı vesaire... Salona girdim, gözlüğümü takıp, memlekete göre epey uzak bir nokta olan Vancouver'da Güney Koreli ve Kanadalı dostlarımızla birlikte filmi izlemeye başladım. Filmin sonunda 600 kişi ile birlikte salondan gözlerim şiş, burnumu çeke çeke çıkarken filmin nasıl çekildiğinin ve Oscar'a aday olup olamamasının aslında hiçbir önemi olmadığını anladım. Ertesi gün hikayeyi internetten araştırmaya devam ettim. Sonra da filmin bizi neden bu kadar duygulandırdığına dair, kelimeler üzerinden kafa yordum. turkishcanadiansociety.org

26


Fotoğraf: hurriyet.com.tr

SANAT

TOPLUM

Ayla Filminin galasını, kahramanları Süleyman Dilbirliği ve Kim Eunja (Ayla) elele izledi.

1 2

3

4

aylarca konuşamayan Ayla'yı kimselere veremez, ne yapar eder savaş süresince Ayla'ya bakmak için gerekli olan izni alır. Ayla, Türk tugayının neşesi, Türk askerlerinin küçük kuzusu olur. Battaniyeden üstüne palto dikeni mi dersiniz, Türkçe okuma yazma dersleri vereni mi...

İYİLİK: Ne olduğunu bilmedikleri bir savaşa siyasi nedenlerle gönderilen Türk askerinin tek amacı, hiç tanımadıkları insanlara yardım edebilmek. Sorgusuz, sualsiz. ŞEREF: Filmin başında komutanı Süleyman Astsubay'a sorar; "Kore'ye asker göndereceğiz. Seni düşündük. Ne dersin?" "Şeref duyarım komutanım" Dertlenme yok, söylenme yok. Belki bir iki hayat kurtarırlar diye, hiç bilmedikleri bir ülkenin toprağına tüm sevdiklerini geride bırakıp, yola çıkmak var. Namus ve şeref uğruna, o yoldan dönememek var. SEVGİ: Nasıl özlemini duyduğumuz bir sevgiydi o... Tıpkı Erich Fromm'un Sevme Sanatı'nda sevginin tanımını yaptığı gibi.. "Seviliyorum, çünkü seviyorum." Süleyman Astsubay ile Ayla arasındaki dil, din, ırk, kültür, gelenek, görenek ayrımı gözetmeyen saf sevgi. Ayla'ya "Baba" dedirten, Süleyman Astsubay'a "Kızımmm" diye göğsüne bastırtan sevgi! VİCDAN: İlk başta herkes itiraz eder. Savaş meydanında çocuk mu olur, der. Ama Süleyman Astsubay, sadece onun yanında kendini güvende hisseden, travmatize olduğu için

5

AHLAK: Ah! Onun da özlemi büyük şu günlerde! Herkesin herkesi, hatta kendi değerlerini bile, 2 kuruşa satıverdiği yeni Türkiye'de Süleyman Astsubay gibi dürüst, efendi, karıncayı bile incitemeyen adamların varlığına ne hasret kalmışız.

6

VEFA: Vefa İstanbul'da bir semt değilmiş meğer. Filmin bir sahnesinde artık yaşlanmış olan Süleyman Astsubay, Ayla ile olan resimlerine bakarken eşi Nimet Hanım'a şöyle der; "Ben Ayla'ya bir söz verdim. Geri dönüp onu bulacağımı söyledim. Bulmadan ölürsem gözüm açık gider." Tüm maddi olanaksızlıklara, tüm hayat zorluklarına rağmen 60 yıl boyunca sözüne sadık kalmak için mücadele eden bir adamdan bahsediyoruz. Nerede artık bu güzel insanlar?

7

SADAKAT: Süleyman Astsubay'ın nişanlısı Nuran Hanım, Ayla'yı kıskanır.

Ayla'yı yanında Türkiye'ye getirebilmek için verdiği mücadele neticesinde, Türkiye'ye geç dönen, Süleyman Astsubay'a kızgınlığından başkası ile nişanlandırılmasına ses çıkarmaz. Ayla'yı Kore'de bırakmak zorunda kalan, en yakın arkadaşı Ali'yi Kore'de toprağa gömen Süleyman Astsubay bu gerçek karşısında hayata küser.

8

AŞK: Öte yandan çocukluk arkadaşı Nimet Hanım, Süleyman Astsubay'ın gönlünün başkasında olduğunu bildiği halde onu sevmekten hiç vazgeçmez. Erich Fromm ne demişti tekrar hatırlayalım. "Seviliyorum, çünkü seviyorum." Ayla'yı bulma mücadelesinde kendisine destek olmak için elinden geleni yapar ve Süleyman Bey'in sonsuz aşkını yıllar içinde kazanır. Öyle bir aşktır ki bu, 12 saat arayla vefat edip, toprağa bile birlikte giderler.

9

ADALET: Kelimeyi yazarken şöyle kalbim bir cız ediyor. Günümüzde bitaraf olmayanlar bertaraf olurken, Süleyman Astsubay filmin içinden bize "adalet ve şefkat" dersi vermeye devam ediyor. Ayla'yı buldukları gece askerlerden biri "Kuzey Koreli olmasın bu çocuk" der. Süleyman Astsubay çıkışır: "Ne önemi var oğlum. Çocuk çocuktur."

Şimdi bu 9 kelimeyi tekrar okuyun. Ard arda... İYİLİK.. ŞEREF.. SEVGİ.. VİCDAN.. AHLAK.. VEFA.. SADAKAT.. AŞK.. ADALET.. Hepsinin toplamına "İNSANLIK" diyoruz! Belki de onun kaybına ağlıyoruz.

27


SANAT / AYLA

Geceden Notlar Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosu Sayın Anıl Bora İnan; Kore Savaşı'nın üzerinden 65 yıl geçtiğini, bu savaşın kazanılmasında Türk askerinin kilit bir rol oynadığını, Türk tugayının kod adının "Kuzey Yıldızı" olduğunu, Kuzey Yıldızlarının birkaç farklı cephede savaştığını, Kanuri'de ise büyük bir zafere imza attıklarını, Türk ve Güney Kore toplumlarının savaş sonrası kan kardeşi olduğunu ve bu güçlü bağların halen devam ettiğini, Güney Kore Devleti için hiç düşünmeden hayatını feda eden şehitlerimizi minnetle andığını belirtti.

Salondaki herkes konuşmanın nereye varacağını merak ederken, o anda gözlerde bir yaş birikti. Burnaby Belediye Başkanı Sayın Derek Corrigan, Vancouver nüfusunun sadece yarısının Kanada doğumlu olduğunu ve bu kadar göçmen alan bir şehirde, Türk ve Güney Kore toplumlarıyla birlikte böyle bir geceye ev sahipliği yapmaktan ne kadar mutlu olduğunu dile getirdi. Ayla Filminin yapımcısı Dijital Sanatlar Firma'sının Uluslararası İlişkiler ve Festivaller Direktörü Sayın Pınar Ercan da geceye katıldı ve gecenin sonunda soruları cevaplandırdı.

Fotoğraf: hurriyet.com.tr

Güney Kore Başkonsolusu Sayın Gunn Kim ise sıradan bir aile olduklarını, günlük dertler peşinde koşturduklarını, annesinin hala bazen kendisini azarladığını, oğlunun yeni sevgilisi olduğunu ve buna çok sevindiğini anlattığı konuşmasını, "Bu sıradan

yaşamlarımızı Türk askerlerine borçluyuz." diye bitirdi.

Astsubay Süleyman ve ona 50 yıl boyunca Ayla'yı arama mücadelesinde destek olan eşi Nimet Hanım.

turkishcanadiansociety.org

28


SANAT

TOPLUM

SANAT

Anadolu Halk Tiyatrosu, Vancouver'da Hazırlayan: Sabri Can Çalışır

Fotoğraflar: Vasgen Değirmentaş / Imageician

Halk Tiyatrosu bir Ramazan eğlencesinden fazlasıdır. Gelenekselleşmiş olan halk seyirlik oyunları yüzyıllarla tanımlanabilecek bir zaman dilimini içermektedir. Kuşaktan kuşağa aktarım sonucu bazı değişimlere, kayıplara uğrasa da halka özgü olan yanını hep korumuştur. Gerek kullanılan dil, gerek eleştiri anlayışı, gerekse eğlendirirken eğitmesi halk kültürünü yansıtır.Amacımız Vancouver'da bunu anlatmak.

29


SANAT / HALK TİYATROSU

Merhabalar! Üniversiteye başladığımda oyunculuk yapma isteğimi bilen bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine ODTÜ’de bir öğrenci topluluğu olan Türk Halk Birimi Topluluğu’na (THBT) katıldım. Amatör olarak ve gönüllülük esasına dayalı üretim yapan bu topluluğun Halk Tiyatrosu Alt Birimi’nde birçok Halk Tiyatrosu oyunu oynadım. Hatta yönetmen noksanlığını fırsata çevirip iki de oyun yönettim. Eşim Duygu ile de yine THBT çatısı altında tanıştık. Aynı toplulukta özellikle Halk Oyunları Alt Birimi adı altında birçok gösteride ve yarışmada boy göstermişti o da. Onun ilk Halk Tiyatrosu deneyimini yaşadığı 2013-2014 eğitim yılında beraber Yedi Kocalı Hürmüz oyununu çıkararak THBT ile jübilemizi yaptık. Kısa bir süre sonra çoğu üniversite mezunu gibi İstanbul’un yolunu tuttuk. Yine aynı şekilde yeni mezun İstanbul beyaz yakalısının yaptığını yapıp tiyatro da dahil bir çok şeyi bir kenara bırakıp sadece çalışmaya odaklanmak durumunda kaldık. (Düğünü nasıl ne ara yaptık hala emin değilim : )). Kariyer basamaklarını hızlı hızlı, birer ikişer tırmanırken hayat kalitemizden günbegün feragat eder olduk. Erken fark ettik sayılır. Bu farkındalık ile kurumsal İstanbul hayatlarımızdan vazgeçip Kanada yollarına düştük. Oradaydık ve şimdi buradayız. Kanada’ya gelmeden önce gerek bağlantılarımız gerek sosyal medya aracılığı ile Türk Kanada Deneği’nin varlığından haberdar olduk. Kanada’ya geldikten hemen sonra da derneğe üye olduk ve etkinliklerde olabildiğince rol almaya çalıştık. Duygu’nun Yönetim Kurulu’na dahil olması da yine aktif olarak katkı sağlama ve olabildiğince kişiye bildiklerimizi aktarabilme misyonumuzda bizim için çok faydalı oldu. Derneğe direk

turkishcanadiansociety.org

30


TOPLUM

SANAT

istedik. Adını da Anadolu Halk Tiyatrosu Çalıştayı koyduk. En büyük eleştirimizi de buradan aldık, Trakya’yı dışlamış gibi oldu ismimiz. Çalıştayda Halk Tiyatrosu öğeleri, tiplemeleri, sahnelemeleri, tarihçesi, şimdiki yeri gibi konulardan bahsettik. Birkaç tane de eğlenceli ve Halk Tiyatrosu özünde olduğu gibi doğaçlama temrin yaptık. Katılımcılarla birlikte çok keyifli bir çalıştay geçirdik. Tıpkı amaçladığımız gibi Halk Tiyatrosu’nun bir Ramazan eğlencesinden fazlası olduğunu anlattık. Katılımcıların çalıştay sonrasına kadar devam eden Halk Tiyatrosu soruları çalıştayı biraz da söyleşiye çevirdi. Bu ilgi bizi fazlasıyla mutlu etti. Çalıştay sonrasında da yine derneğimiz çatısı altında olmak üzere bir oyun çıkarma düşüncesi yükseldi. Sonra bu fikir daha da olgunlaştı. Şu sıralar bu fikri gerçekleştirmek için planlama çalışmalarımız devam ediyor. Amatör bir ruhla bir araya gelip Halk Tiyatrosu’nu öğrenmek ve eğlenmek isteyen herkesi daha sonra yapacağımız bir duyuruyla bu eğlenceye davet edeceğiz. Bu noktada çokça soru da gelmesini bekliyorum ama bir kısmını aşağıda şimdiden cevaplayayım. Oyun belli mi? Aklımızda var bir şeyler ama ekibi görüp öyle karar verelim değil mi? Çalışmalara ne kadar vakit ayırmak gerekiyor? Ha�a içi 1 gün 3 saat ve ha�a sonu bir gün 5 saat olmak üzere, toplam 8 saat! Ekip etkinliği olduğundan devamlılık çok önemli. Acil durumlar dışında herkesin katılım göstermesini isteyeceğiz. Benim hiç oyunculuk tecrübem yok, zaten pek de yeteneksizim. Katılsam mı? İstediğin halde bu sebeple gelmez isen Pişekar tepene pastav ile vurur. En iyisi sen katıl.

katkı sağlayabileceğimiz bir alan olarak düşündüğümüz Halk Tiyatrosu’nu önce tanıtmak istedik. Ben ve eşim Duygu gibi Kanada’ya yeni ayak basmış arkadaşımız Gün Tozkoparan’la birlikte bir çalıştay düzenlemek için kolları sıvadık. TCS Başkanı Burçak Bey ve Finans Direktörü Adem Bey’in de projemize destek vermeleri ile derneğimizin adı altında ilk etkinliğimizi gerçekleştirdik. İlk etkinlik olarak katılımcıların direk dahil olabilecekleri bir çalıştay yapmak

31

Bu yaşımda katılabilir miyim? Evet bu yaşında katılabilirsin, en verimli çağındasın. Gel sahneye çık da insanlar endamını görsün. I don’t speak Turkish. What now? Well... watch and learn. Bana ne vaadediyorsunuz? Bir miktar eğlence artı Holosko. Bize nasıl ulaşabilirsiniz? T: 6048381743 E-Mail: calisir.sabrican@gmail.com


SANAT / HALK TİYATROSU

Pişekar ile yazımızı sonlandıralım.

Efendim bu bir hikaye bir mecmua kenarına yazılmış, bizler okuduk size naklettik. Her ne sürç-i lisan ettiysek affola. ”

turkishcanadiansociety.org

32


ÇEVRE

TOPLUM

Fracking, diyorum. Anlamıyor musun? Hazırlayan: Demet Edeer

Börek; ıspanaklı yaptım. ‘Triple washed’ yazıyor üstünde. Üç kere yıkamışlar… Düşünsene bunca ıspanak! Hem bahçede sulanıyor; hem de toplandıktan sonra üç defa yıkanıyor. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Bunca insan; 7.5 milyarı aşmışız dünya üzerinde… Dile kolay!

33


ÇEVRE / FRACKING

Anlamıyorum. ‘Fracking’. Öyle diyorlar buralarda. Bizde farklı, en çok ‘hidrolik çatlatma’ derler. Yine anlamadım neden bahsettiğini. Anlatacağım, anlatacağım… Hele sen çayı bir koy ocağa. Su termostatın ısısını da yükseltiver bir zahmet; buz gibi ev… Hımmmm, mis gibi koktu. Fırında ne var?

Fotograflarla: ecoflight.zenfolio.com

Börek; ıspanaklı yaptım. ‘Triple washed’ yazıyor üstünde. Üç kere yıkamışlar… Düşünsene bunca ıspanak! Hem bahçede sulanıyor; hem de toplandıktan sonra üç defa yıkanıyor. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Bunca insan; 7.5 milyarı aşmışız dünya üzerinde… Dile kolay! Sadece o mu ki? Arabalarda yakıt, evlerde ısınma, sıcak su, aydınlanma, kullandığımız irili ufaklı bin tane elektrikli alet, fabrikalar, uçaklar, gemiler, trenler, tramvaylar, iş makineleri, laboratuarlar, kuaförler, kasaplar, stadyumlar, asansörler, soğutucular, çim kesme, araba yıkama… Hele de neon ışıklarıyla, reklam panolarıyla, şıkır şıkır parlayan vitrinleriyle şehir merkezlerimiz! Buna enerji mi yeter? Ne yazık ki insanoğlu yeryüzü kaynaklarını sürdürülemez bir şekilde tüketiyor. Bakalım ne olacak sonumuz? Doğru vallahi, haklısın… Aha! Çamaşır makinesi şarkı söylüyor; bitti yıkaması demek ki. Hiç halim yok şimdi çamaşır asacak. Sen ne diyordun az önce? Hidrolink mi, fratik mi? Bir şeydi…

turkishcanadiansociety.org

34


ÇEVRE

Fotograflarla: flicker - WildEarth Guardians

TOPLUM

Ne ne ne? İlahi hanım; güldürdün vallahi beni! Bu mu kaldı aklında kala kala? Ne bileyim ben. Buna benzer bir şey dediydin işte. ‘Fracking’… ‘Hidrolik çatlatma’… O ayrıntıya girmeden önce biraz temel bilgi vereyim bari sana. Demin saydığımız bütün bu işleri yapmada kullandığımız enerjiyi belli kaynaklardan elde ediyoruz. Öncellikle, enerji kaynakları iki tip. Birincisi ‘yenilenebilir’ enerji kaynakları, ikincisi de ‘yenilenemez’ olanlar. Yenilenemeyen, geri dönüşü olmayan enerji kaynakları kullanılıp tüketildiğinde bitiyor. Yenilenebilenler ise tekrar tekrar kullanılmaya devam ediyor. Örnek verecek olursak: Yenilenemez enerji kaynaklarının başında petrol ürünleri (örneğin; benzin, dizel), gaz ve hidrokarbon sıvıları, doğal gaz, kömür, nükleer enerji kaynakları geliyor. Yenilenebilir enerji kaynakları ise hidrolik, biokütle, biyolojik yakıt (örneğin; etanol, biodizel), rüzgar, jeotermal, ve güneş.

35

Hidrolik dediğin? Su kullanarak elde edilen enerji yani. Barajlardan filan… Jeotermal dediğin de kaplıcalar mı? Evet, aynen. Yeraltındaki sıcak su kaynaklarından yararlanılıyor. Denizlerdeki dalgalardan, gel-gitten falan da enerji üretiyorlarmış diye duyduydum televizyonda. Doğru, onlar da ‘yenilenebilir’ enerji kaynakları grubuna giriyor. Biokütle dediğin ne ola ki? Bildiğimiz tezek mi yoksa? Aferin sana; yine bildin! Ama sadece tezek, gübreler değil; her tür canlı kalıntısı… Örneğin, ormandan topladığın kuru ağaç dalları, kozalaklar, bütün bitki kalıntıları…


ÇEVRE / FRACKING

Eeee hadi ‘fracking’i anlat bakalım.

Fotograflarla: flicker - carol mitchell

Fotograflarla: flicker - Ari Evergreen

‘Fracking’, ‘hidrolik çatlatma/kırılma’ bir yöntemin adı. Doğal gaz çıkarma yöntemlerinden biri bu. Doğal gaz dünyanın derinliklerinden çıkarılıyor ve daha ziyade metan gazı içeriyor. Bir miktar hidrokarbon olmayan gazlar da içeriyor. Sana birazdan göstereceğim bir şema var; Amerika’daki doğal gaz rezervlerinin hangi şekillerde bulunduğunu anlatıyor, ham petrol yataklarıyla ilişkisini de göstererek.(1) Kısacası, doğal gaz iki şekilde bulunuyor. 1konvensiyonel, yani çıkarması ekonomik/kolay olan, yüzeye nispeten daha yakın alanlarda bulunan (-petrol rezervine hemen bitişik, -etrafında petrol rezervi bulunmadan, ya da -kömür yataklarındaki metan gazı şeklinde); 2- çok derinlerde şeyl veya başka tip kaya kütleleri içinde bulunan. Bu kütleler içinde hapsolmuş doğal gazı çıkartmak kolay değil elbet; yani konvensiyonel bir yöntem sayılmıyor. Pahalılığı, zorluğu bir tarafa; bu iş için kullanılan teknik yöntem, hidrolik çatlatma riskler taşıyabiliyor.(2) Daha hala tam anlatamadın şu ‘fracking’ işini. Ne oluyor yani?

Fotograflarla: .wildearthguardians.org

Çok derinlerdeki kaya kütlelerinin içine milyonlarca yıl önce sıkışmış olan doğal gazı çıkarmak için hidrolik sistemler kullanıyor insanoğlu. Sondajla istenilen kaya kütlesine ulaşıldıktan sonra sondaja yatay olarak devam ediliyor. Bu sırada kayacın içine çeşitli kimyasallar ve kum ile birlikte tazyikli su uygulanıyor. Basınçla açığa çıkan gaz, kum taneleri içinden yolunu bulup yüzeye ulaşıyor ve toplanıp biriktiriliyor. Tüm bu işlem sırasında oluşabilecek birkaç riskten söz ediliyor: - Basınçla uygulanan suyun içindeki toksik kimyasal maddelerin yeraltındaki içme suyu kaynaklarına karışması, -titreşimler, patlamalarla artan deprem riski, -kumların arasından süzülüp yukarı çıkan gazın (metan) bir kısmının kaçarak atmosfere karışması ve küresel ısınma ve iklim değişimine etkisi, -işlem sırasında çok fazla miktarda toksik madde de içeren atık su oluşumu.(3,4)

Fotograflarla: ecoflight.zenfolio.com

Ammman ha! Deprem mi dedin? İçme suyu kirlilik tehlikesi…Kaçan metanın küresel ısınmaya katkısı… Bunlar ciddi şeyler! Evet, ama bu ‘hidrolik çatlatma’ yöntemiyle şeyl gazı çıkarılması daha yenice bir teknik sayılır. Henüz araştırmalar sürüyor. Ama, işe daha genel boyutuyla bakmak lazım. Dünya kaynaklarında halihazırda var olan toplam petrolün 2050’ye kadar insanlığa yeteceği tahmin ediliyor.(5) Doğal gaz belki biraz daha ileriki yıllara kadar yetecek; ama onun da gidip gideceği sanıyorum 2100’lere kadar…(6) Yani “er ya da geç bitecek bunlar” diyorsun… Bu durumda, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek lazım herhalde. Şuna bak; “yenilenebilir” derken, sanki “yenilebilir” diyoruz! Hanımmm! Anlaşıldı anlaşıldı… Senin karnın acıktı iyice. Ispanaklı börek de hazır! Çayla beraber nefis olacak şimdi. Yenilebilir! Ben yarına bir demet daha ıspanak alırsam, kimbilir belki ıspanaklı börek de YENİLENEBİLİR!

Kaynakça 1)

https://www.eia.gov/todayinenergy/detail.php?id=110

4)

https://www.epa.gov/uog/process-unconventional-natural-gas-production

2)

https://www.eia.gov/energyexplained/index.cfm?page=about_home

5)

https://www.eia.gov/tools/faqs/faq.php?id=38&t=6

3)

https://www.theguardian.com/environment/2012/apr/17/shale-gas-fracking-uk

6)

https://www.eia.gov/tools/faqs/faq.php?id=52&t=8 , https://www.eia.gov/tools/faqs/faq.php?id=58&t=8

turkishcanadiansociety.org

36


Fotoğraflar: Vasgen Değirmentaş / Imageician

YAŞAM

TOPLUM

Kanada Rüyası Gerçek mi? Hazırlayan: Ayşe Acar

37

Filtre gerektirmeyen doğası, yüksek yaşam standartlarıyla olduğu kadar, havalı başbakanıyla da Kanada son yıllarda en çok yerleşmek istenilen ülke. Peki hayat gerçekten de hayallerdeki gibi mi? Kanada'ya farklı ülkelerden gelmiş 7 kadın anlatıyor.


YAŞAM / KANADA RÜYASI GERÇEK Mİ?

Lela Lacaj Moda Bloggerı, Sosyal Medya Uzmanı, 42

Arnavutluk'ta komünizm çöktüğünde 18 yaşındaydım. Ülke açlık, sefalet içindeydi. Anlaşmalı olarak nişanlanıp evlenmek üzere Almanya'ya gittim. Nişanlım göçmen statüsündeydi. Oraya vardığımda beni 5 yıl kalacağım mülteci kampına yerleştirdi. Oğlum orada dünyaya geldi. Benim izin kağıtlarımın çıkmayacağını anladık ve Kanada'ya göç etmeye karar verdik. Kanada'ya sahte pasaportla giriş yaptıktan sonra yetkililere durumumuzu anlatıp irtica etme istediğimizi bildirdik. Kabul ettiler ve bizi bir göçmen yurduna yerleştirdiler. 6 ay sonra baştan beri bana pek iyi davranmayan eşimden ayrıldım. Aslında Almanya'da ayrılmak istemiştim ama orada bir güvencem yoktu. Kanada'ya geldiğimde kendimde bu cesareti buldum. En azından bu ülkede bir kimliğim vardı. Bu sefer oğlumla birlikte bir kadın yurduna yerleştik. Yurt beni İngilizce kursuna yazdırdı. Okula döndüğümde 25 yaşındaydım. Gündüzleri bulaşıkçılık ve temizlikçilik yapıyor, akşam da okula gidiyordum.

Arşivcilikten modaya geçiş Üniversiteyi bitirdiğimde hemen iş bulamadım. Garsonluk yapmaya devam ettim. O sırada bir müşterim beni arşivci olarak işe aldı. Bu işte yıllarca çalışıp, satın alma müdürlüğüne yükselip ekonomik durumumuzu düzelttiğimde oğlum artık 18 yaşına gelmişti ve Queens Üniversitesi Biyoloji-Kimya Bölümü'nde eğitimine başlamıştı. Yaklaşık 2 yıl önce bana dedi ki: "Anne, yıllardır hiç

Hayallerin gerçeğe dönüşmesi durmadan çalışıyorsun. Artık hayallerini gerçekleştir. Her zaman modayla çok ilgiliydin, bir blog aç.". Güldüm. Çünkü doğru dürüst kıyafetim bile yoktu. Ama oğlum dedi ki; "Sen de insanlara uygun fiyatlı giysilerle şık olunabileceğini göster." Kendisi aynı zamanda fotoğrafçı olduğu için fotoğraflarımı çekmeye yardım etti ve bir anda bloğum daha profesyonel gözükmeye başladı.

Yaklaşık altı ay önce işimden ayrıldım. Takipçi sayımın çok olması (IG: 155 bin) nedeniyle, önceden hobim olan sosyal medyadan yavaş yavaş para kazanıyorum. Hayalimi gerçekleştirmem 20 yılımı aldı ama sonunda başardım. Yakışıklı ve iyi eğitim gören bir oğlum, harika bir işim ve yaz aylarında İtalya'da evleneceğim bir nişanlım var. Madame Figaro Türkiye, Aralık 2017 sayısı için hazırlanmıştır.

turkishcanadiansociety.org

38


TOPLUM

YAŞAM

Pennylane Shen Sanat Danışmanı, Kuratör, Eğitmen, 33 Bundan 45 yıl önce, daha iyi hayat şartlarına sahip olmak için Kanada'ya göçmüş Tibet'li bir baba ile Tayvan'lı bir annenin kızıyım. Kanada Pentincton'da doğup büyüdüm ve görüntümün arkadaşlarım gibi olmadığını fark etmem uzun sürmedi. Farklıydım ama her konuda... Hem kadındım, hem beyazlarla çevrili bir ortamda Asyalıydım. Bu gerçekleri hiçbir zaman kabul edemedim. Sık sık evden kaçtım, öfkelendim ve isyan ettim. Lisede kendimi sanatla ifade etmeye çalıştım ve yine ailede bir ilki gerçekleştirerek Sanat Okulu'na yazıldım. Aykırı olmak adına hızma takıyordum ve saçlarıma rasta yaptırmıştım. Okulda konsept sanatla tanıştım ve hayatım değişti. Özellikle Joseph Kasuth'un sandalyenin resminin, kendisinin ve tanımının yer aldığı, "1 ve 3 Sandalye" isimli çalışması... Bu çok katmanlı görsel ve yazılı iletişim şekli aklımı başımdan aldı. Hangisi gerçek sandalyeydi? Hatta "gerçek" diye bir şey var mıydı?

Sanat üzerine dersler Sanatla bizzat uğraşmak yerine sanat hakkında konuşmaya o yıllarda karar verdim. Seçtiğim okuldan, işime kadar tüm kararlarımın arkasında beyazlarla dolu bir çevrede, azınlık bir Asyalı olarak büyümenin etkisi vardı. NY Üniversitesi Görsel Kültür bölümünde yüksek lisansımı tamamladıktan sonra, uzun yıllar galerilerde çalıştım. Bugün Langara Üniversitesi'nde "Sanat Pazarlaması" , "Konsept Fotoğrafçılık" ve "Görsel Kültür" üzerine dersler veriyorum. Aynı zamanda Londra Sanat

39

Üniversitesi'nin Kanada temsilcisi olarak, gençleri sanat alanında yüksek eğitime hazırlıyorumç.

hem sıkı bir futbol antrenörü, hem de terapist diyebilirim Amacım sanatı daha iyi hale getirmek.

Sanatçılara konsept oluşturuyorum

Kanada'ya yeni gelen göçmen sanatçılar da bana ulaşıyor. Buluşuyoruz ve birlikte bir plan oluşturuyoruz. Birçok sanatçının başarması beni çok mutlu ediyor.

Esas uzmanlık alanım ise "Dazed And Confucius" adıyla kurduğum sanat danışmanlığı işi. Dünyanın her yerinden 550'den fazla sanatçıyla çalışıyorum. Hedeflerini, müşteri kitlelerini belirliyor, onlar için konsept oluşturuyorum. Yarışma ve/veya sergiye hazırlanma süreçlerine yardımcı oluyorum. Yaptığım işin bütününe bakarsak kendime hem finansal uzman,

Dürüst olmak gerekirse, dünyanın hiçbir yerinde bugün yaptığım işi yapıyor olamazdım ve bugünkü başarıma erişemezdim. Bu nedenle önce ve her zaman Kanadalıyım ve bununla gurur duyuyorum.


YAŞAM / KANADA RÜYASI GERÇEK Mİ?

Gülnur Birol British Columbia Üniversitesi Fen Fakültesi Eğitim Ve Öğretim Merkezi'nde Yönetici, 50 Doktoramı Boğaziçi Kimya Mühendisliği Bölümü'nde, post doktoramı Amerika'daki Louisiana Eyalet Üniversitesi'nde tamamladıktan sonra, sırasıyla Illionis Teknoloji Enstitüsü'nde araştırmacı ve Northwestern Üniversitesi'nde araştırma profesörü olarak görev yaptım. 2005'te eşim ve iki çocuğumla göçmen olarak Kanada'ya geldik. Bunun birkaç nedeni vardı. Eşim de akademisyen olduğu için, kalıcı iş bulabilmek adına Kuzey Amerika tarafından tanınan üniversitelerden birinde çalışma deneyimi kazanmak gerekiyordu. İkincisi Kanada'da çocuklar için akademik ve sosyal olarak birçok olanak olması ve bu olanakların maddi, manevi, etnik, politik koşullardan bağımsız olarak herkese açık olmasıydı. Bedeli Türkiye'de yaşamakta olan arkadaşlarımız ve akrabalarımızdan uzak kalmak ki bu da hiç kolay değil. Benim avantajım çekirdek ailemle bir arada olmak ve zorlukları birlikte göğüslemek oldu. İlk başlarda her yeni göçmenin yaşadığı belirsizliklerden, kültürel dokuyu ve alt yapıyı bilmemekten kaynaklı zorlukları biz de yaşadık.

Yeni bir çevre Çocuklar küçük olduğu için veli toplantıları, okul içi ve okul dışı etkinlikler derken kendimize yavaş yavaş bir çevre edinmeye başladık. O sıralar gönüllü işlerde de çalışıyordum. Hayvan barınaklarına yardımdan tutun da, futbol koçluğuna kadar normal koşullarda yapmayı düşünemeyeceğim işler... Kanada'da Bilim ve Teknoloji Alanında Çalışan Kadınlar

Vakfı'nın yönetim kurulu üyeliği ve aynı vakfın Göçmen Bilim ve Teknoloji Kadınlar Bölümü'nün başkanlığı da sonraki yıllarda yaptığım gönüllü işler arasında yer aldı.

Kariyerde dönüm noktası

Afrika Botswana'da bir NGO'nun eğitim programını düzenlemek üzerine katıldığım gönüllü iş hayat görüşümü genişletti.

Türkiye'de kalsam daha bildik, daha sıralı bir düzende akademisyenlik yapacaktım. Büyük ihtimalle alanımda tanınan bir isim olamayacaktım ve en önemlisi kariyer hayatımda neyi yapmak isteyip istemediğimi sorgulama fırsatım olamayacaktı.

Tüm bu çalışmalar sayesinde benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla tanışma ve fikir alışverişinde bulunma fırsatım oldu.

Geriye dönüp baktığımda Kanada'ya yerleşme kararımızın kariyerimin seyrini değiştirdiğini düşünüyorum.

turkishcanadiansociety.org

40


TOPLUM

YAŞAM

Hajni Yosifov Ressam, 57 Genç kızlık yıllarımda, Romanya kimsenin yaşamak istemediği, insani hayat koşullarından yoksun bir ülkeydi. Mücevher tasarımcılığı gibi güzel bir işim olduğu halde ancak karnımızı doyurabilecek kadar kazanabiliyordum. Kendi bedenimiz üzerinde bile söz hakkımızın olmadığı bir diktatörlük rejimi ile yönetiliyorduk. 29 yaşındaydım ve sistemi tek başıma değiştirecek gücüm yoktu. 1989'da, Romanya'yı terk ettim ve mülteci olarak atalarımın memleketi Macaristan'a göç ettim. Kısa süre içinde ihtiyacım olan parayı kazanıp annemle babama emanet ettiğim oğlumu da yanıma alabilecektim. Ancak Romen devrimi oldu ve sınırlar kapandı. Bir daha oğlumu, ailemi görememekten çok korktum. Neyse ki, sınır kısa süre sonra açıldı. Bu olaydan sonra kendimi Macaristan'da da güvende hissetmedim. Ressamlığa ilk adım 1990'da Kanada Hamilton'a göç ettim. Kuaförlerde saç yıkadım, temizlik yaptım, garsonluk yaptım. Birkaç yıl sonra göçmenlerin adaptasyonuna destek olan bir organizasyon için gönüllü olarak çalışıyordum. Bir gün not alırken, kurumun müdürü defterimin arasında yaptığım resimleri gördü ve yıllık toplantılarında resimlerimi sergilememi istedi. Toplantı odasının duvarlarına resimlerimi asarken, toplantıya katılacaklardan birinin Hamilton'ın ünlü sanat galerilerinden birinin direktörü Ted Pietrzak olacağını tahmin bile edemezdim. Müdür beni gruba "Sanatçı" olarak tanıştırdı ve Hamilton Vali'sinden sonra bir konuşma yapmamı istedi. Şok içinde ve yarım İngilizce'mle kendimi tanıttım. Bay Pietrzak galerisinde sergi açmamı teklif etti. Onun rehberliği ve verdiği cesaret hayatımı değiştirdi. 20 yıldır Kanada'da yaşıyorum ve 350'nin üzerinde sergi açtım. Kanada'ya gelmek doğru karardı Kanada'ya ilk geldiğim sene İngilizce kursunda tanıştığım sevgilimle evlendim ve oğlum 19 yaşına gelmişken bir de kızım oldu. Hayatınızla ilgili bir karar verdiğiniz zaman , eğer yeterince dayanırsanız, cesaretinizi, inancınızı kaybetmezseniz, hayat hayalinizi gerçekleştirmenize yardım ediyor. Siz farkında olmasanız da, o güne doğru adım atıyorsunuz. Kanada'ya gelmek benim hayatımda verdiğim en doğru karardı.

41


YAŞAM / KANADA RÜYASI GERÇEK Mİ?

Dünyanın en iyi film okulundan burs Belki de en önemli başarım, o sıralar çok da iyi olmayan İngilizcemle Vancouver Film Okulu'nu bana burs vermeye ikna etmek oldu. Dünyanın en pahalı okullarından birinde yanımda getirdiğim parayla okuyamayacağım kesindi. Gençliğin verdiği özgüven ile okuldan randevu aldım. Türkiye'de çevremin çok geniş olduğunu, okulun tanıtımını yaparak buraya birçok Türk öğrenci çekebileceğimi söyledim. Belki bu kararlı yaklaşımımdan ötürü, belki de Türkiye pazarına açılmak cazip geldiğinden, okul bana tam burs vermeyi kabul etti. Vancouver, North Hollywood olarak anılır ve birçok film ve dizi burada çekilir. Mezun olduktan sonraki 10 yıl boyunca çok büyük projelerde prodüksiyon koordinatörü olarak görev yaptım, sayısız ünlü yönetmen, oyuncu ve yapımcı ile tanışma ve çalışma fırsatı buldum. Vancouver'da Türk Filmleri Festivali

Eylem Sönmez Emlak Danışmanı, Film Prodüksiyon Direktörü, Vancouver Türk Film Festivali Direktörü, 39 18 yaşımda üniversiteye devam ederken, bir yandan da medya sektöründe reklam satış alanında çalışıyordum. Popüler ve prestijli yayın gruplarının önemli pozisyonlarına yükselip, bu alanda daha fazla yapabilecek bir şeyim kalmadığına inandığımda sadece 24 yaşındaydım. Kanada'nın en gelişmiş ve güvenli ülkeler arasında yer aldığını duyuyordum. Vancouver'da ise

dünyanın en ünlü film okullarından biri olan Vancouver Film Okulu'nun bulunduğunu... Bir ümit, bu okulda okuyabileceğimi düşünmemle, arabamı satıp, cebime biraz para koyup, evimi boşaltıp, 24 yaşın en eğlenceli yıllarını İstanbul'da bırakıp, uçağa atlayıp, öğrenci vizesi ile Vancouver'a gelmem bir oldu. Çevremdeki herkes, konforlu bir hayatı bırakıp buraya gelmeme hayret etti.

Şu an kariyerime emlak danışmanı olarak devam ediyorum. Dünyanın en hızlı emlak yatırım pazarlarından biri olan Vancouver'da, müşterilerimi doğru yatırımı yapmaları için yönlendiriyorum. Ara sıra çeşitli film projelerinde de görev alıyorum, kızım biraz daha büyüdükten sonra tekrar film sektörüne dönmeyi düşünüyorum. Ayrıca 2011 yılından beri gönüllü olarak Vancouver Türk Film Festivali'ni düzenleyerek, Vancouver izleyicisini ödüllü Türk filmleri ile tanıştırıyor ve kültürel tanıtımımıza katkıda bulunuyorum.

turkishcanadiansociety.org

42


TOPLUM

Anna Kurt YAŞAM

Avukat, 35 10 yıl önce memleketim Sibirya'yı terk edip, Kanada'ya yerleştim. Beni buraya getiren şey bir aşk hikayesiydi. Vancouver'da yaşayan ve çalışan Türk/ Kanadalı eşimin peşinden geldim. Kanada'ya gelir gelmez sosyal adalet ve eşitlik sağlamaya yardımcı olmak adına gönüllü işlerde çalışmaya başladım. Saint Petersburg Üniversitesi'nde 5 yıllık hukuk eğitimimi dereceyle tamamlamış olmama rağmen, Kanada'nın en iyi hukuk okullarından biri olan British Columbia Üniversitesi'nin doktora bölümüne başvurdum. Bu sayede hem Kanada hukuk sistemini daha iyi tanıyabilecek, hem de daha kolay iş bulabilecektim. Ödüllü avukat Çat pat İngilizceme rağmen, yüzlerce kişi arasında İş Hukuku Bölümü'ne seçilmeyi başardım. Kolay olmadı, zorlandım, çok çalıştım ve 3 yılda okulu bitirdim. Şu anda ana uzmanlık alanım olan İcra Hukuku üzerinde çalışıyorum, İş Hukuku davalarına bakıyorum, ayrıca Gayrı Menkul Hukuku alanında ödüllü bir avukatım. Gönüllü çalışmalarıma ara vermeden devam ediyorum. UBC'de birinci sınıf hukuk öğrencileri için yılda bir münazara jüriliği yapıyorum, 4 ayda bir yerel mahkemelerde gönüllü davalara bakıyorum, WLF Eğitim komitesinin bir üyesi olarak kadın avukatlar için eğitimler düzenliyorum. Kanada'nın en büyük avukatlar derneği olan ve genç avukatların istihdam edilmesine katkıda bulunan CBA için haftada birkaç saatimi ayırarak eğitim programlarını tasarlıyorum. Türk öğrenciler çok ilgili Çok ilginç bir şekilde Türkiye'de hukuk okuyan öğrencilerden son günlerde birçok mesaj alıyorum. Beni nasıl buldukları hakkında hiçbir fikrim yok ama bana Kanada'da nasıl hukuk okuyabileceklerini, önereceğim üniversite olup olmadığını, burada nasıl iş bulabileceklerini soruyorlar. Hepsine eğer sıkı çalışırlarsa, kendilerini adarlarsa ve inanırlarsa burada başarılı olmamaları için hiçbir neden olmadığını anlatıyorum. Evet kolay değil ama hayatta hiçbir şey kolay değil.

43


YAŞAM / KANADA RÜYASI GERÇEK Mİ?

Rupi-Symra Gynane Lise Müdürü, Matematik Kitapları Yazarı, Yayın Danışmanı Babam 1960'lı yılların sonunda henüz 16 yaşındayken, Kanada'ya göç etmiş. Evlenme yaşı geldiğinde Hindistan'a geri dönüp, görücü usulü ile tanıştırıldığı annemle evlenip, onu da yanına alıp tekrar buraya dönmüş. Ben Kanada’da küçük bir kasabada dünyaya geldim. Babam kereste fabrikasında çalışıyordu ve benim en sevdiğim oyun, tahta artıklarından alet edevat yapmaktı. Matematik beynim ve analitik düşünme yeteneğim kuvvetliydi. Bu sayede ilkokula 4.5 yaşında başladım. Üniversitede Mikrobiyoloji ve Genetik Bilimi okumaya başladığımda henüz 16 yaşındaydım. Sonrasında amacım dişçi olmaktı. Ancak yaşım küçük olduğu için okulu bir yıl dondurmaya ve seyahat etmeye karar verdim. Öğretmenliğe geçiş Çocuklarla aram çok iyiydi, bu yüzden harçlığımı çıkartabilmek için ders vermeye başladım. Zamanla çocuklarla iletişim kurmak ve onları eğitmek bende bir tutku halini aldı. Üniversiteyi bitirdikten sonra yüksek lisansımı dişçilik değil matematik eğitmenliği üzerine yapmaya karar verdim. Henüz 21 yaşındayken sertifikalı öğretmendim. Matematik kitapları editörlüğü yapmaya da o yıllarda başladım. 30 yaşından sonra okulun yönetim kısmına geçtim. Son iki yıldır da okul müdürlüğü yapıyorum. Küçüklüğümde rengimin ve tipimin diğerlerinden farklı olduğunu anlıyor ve buna anlam veremiyordum. Tek bir güdüm vardı. Ben farklıydım, o yüzden başarılı olmalıydım. Oldum da. Surrey'nin en genç ve ilk Hint asıllı kadın okul müdürü oldum.

Ben yaptıysam onlar da yapabilir Bilim, fen ve teknoloji çok erkek egemen bir iş alanı olduğundan, kız öğrencilerimi bu alanlarda çalışmaya teşvik etmek için Gençlik Forum'ları düzenlemeye başladım. İlgi çok büyük oldu. Özellikle farklı etnik kökenlere sahip kızların... Ben yapabildiysem, onlar da yapabilirdi. Şimdi geriye dönüp baktığımda bazı öğrencilerimin başardığını görmek beni çok mutlu ediyor. Bir tanesi plastiğin parçalanması üzerine yaptığı bir çalışmayla ödül aldı ve şimdi Silikon Vadisi'nde kendi şirketini yönetiyor. Eğer küçük bir kız beni görüp, bana özeniyorsa ve o da yapabileceğine inanıyorsa ne mutlu bana.

turkishcanadiansociety.org

44


YAŞAM

TOPLUM

5 Maddede

Kanada’ya Nasıl Göç Edilir? Hazırlayan: Simla Moradi

Fotoğraflar: Vasgen Değirmentaş / Imageician

Bugünlerde Türkiye’den birçok kişinin cevabını aradığı soru bu. Kanada’ya göç etmenin yollarını, var olan çeşitli alternatifleri ve başvuru süreçlerini Master Göçmenlik Hizmetleri’nin (Master Immigration Services) kurucusu uzman Selim Koyuncu ile konuştuk.

45


YAŞAM / 5 MADDEDE KANADA'YA GÖÇ

Kanada’da yaşayan Türklerin, Türkiye’deki yakınlarından son dönemde en çok duyduğu soruların başında “Kanada’ya nasıl göç ederim?” geliyor. Çocuğunu Kanada’da okutmak isteyenler, yatırımcı olarak gelmek isteyenler ya da ailesi ile beraber yeni bir hayat kurmak arayışında olanlar bu sorunun cevabını arıyor. Biz de konuyu bir bilene danışmak istedik ve 10 yılı aşkın bir süredir göçmenlik konusunda çalışan Master Göçmenlik Hizmetleri’nin kurucusu ve sahibi Selim Koyuncu’nun kapısını çaldık. Koyuncu söze başlarken Türkiye’den Kanada’ya olan ilginin son dönemde arttığını doğruladı: “Dört-beş senedir zaten sürekli artan bir ilgi vardı. Ama son bir buçuk iki yılda bu sayı önce ikiye, sonra üçe katlandı. Eskiden Türkiye’den belki haftada bir-iki bilgi istenirdi. Şimdi her gün. Telefon, e-mail, WhatsApp... Her kanaldan ulaşıyorlar ve artık o sayıyı takip etmek çok zor.” Koyuncu’ya göre Kanada’nın bu kadar öne çıkmasının nedeni ise, güçlü ve iyi pazarlanmış bir imajının olması. Kanada’nın marka değeri sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada çok yüksek ve bunun artan talepte çok etkisi var.

turkishcanadiansociety.org

46


YAŞAM

TOPLUM Peki Kanada’ya göçmenin yolları neler? İşte Selim Koyuncu’dan aldığımız bilgilerle hazırladığımız Kanada’ya göçme rehberi:

1 EXPRESS ENTRY

“Express Entry” Kanada’ya göçmek isteyenlerin başvurabileceği en temel kategori. Bu kategori iki aşamalı bir sistemden oluşuyor. Birinci aşamada, başvuran kişinin “express entry” sisteminin alt kategorilerinden birinde yeterlilik (eligibility) sahibi olup olmadığı saptanıyor. İkinci aşamada ise adaylar puanlamaya tabi tutuluyor ve puanının yüksekliğine göre sıralanıyorlar. Sonrasında adaylar her iki haftada bir yapılan davetiye “invitation” sistemi ile göçmenliğe davet ediliyor. Federal Skilled Worker (Nitelikli İşçi Programı) Express Entry kategorisinin altında en fazla başvurulan program “Federal Skilled Worker” yani “Nitelikli İşçi Programı”. Eğer aday Türkiye’den bu kategoriye başvuruyorsa “nitelikli işçi” kategorisinin minimum kriterlerine ulaşmış olması gerekiyor. Selim Koyuncu Türkiye’den bu programa başvuracak ideal adayı şöyle tanımlıyor: “Kanada’da herhangi bir iş deneyimi veya eğitim söz konusu değilse, 30 yaş veya altında, master veya yüksek lisans yapmış, İngilizcesi dokuz üzerinden yedi buçuk civarında olan kişi ideal bir adaydır. Bu kişinin doktor ya da mühendis olmasının hiçbir önemi yok. Önemli olan kişinin nitelikli bir meslekte çalışıyor olması ve aynı meslek gurubunda süreklilik içerisinde çalışmış olması. Yani varsayalım 24 yaşında mezun oldunuz ve 29’unuza kadar sürekli elektrik mühendisi veya muhasebeci olarak çalıştınız ve İngilizce seviyeniz de iyi. O zaman başvuruya uygun birisiniz.” Bu kategorideki başvurularda aranan bir diğer kriter de her adayın 12 bin 500 Kanada doları civarında birikiminin olması. Bu paranın göçmenlik başvurusu sürecinde harcanması gerekmiyor, sadece birikimin olduğunun ibra edilmesi gerekiyor.

47

Bu kategori Kanada’da olmanızı veya buradan iş teklifi almanızı gerektirmiyor. Başvuru online yapılabiliyor. Puanınız uygunsa ve davet alırsanız 5-6 ay içinde Kanada’ya gelmeye hak kazanıyorsunuz. Hangi adayın ne zaman davet edileceği ise puan durumuna bağlı. Puanı 450 olan bir aday bir ay içinde bile davet alabiliyor. Daha düşük puanlı adayların ise daha uzun beklemesi gerekiyor. Kanada Deneyimi Programı (Canadian Experience Class) Bu Kanada’da en az 12 aylık bir iş deneyimi olanların başvurabileceği bir program. Ancak bu iş deneyiminin yine nitelikli bir işte olması gerekiyor, yönetici sekreterliği, mühendislik veya marangozluk gibi.

Provincial Nominee Program (Eyalet tarafından ön onayı alınmış başvurular) Bu kategoriden, Kanada’daki bir şirketten iş teklifi alan adaylar yararlanabiliyor. Eğer ilgili eyalet de kabul ederse, “Express Entry” havuzundaki adayların yerel istihdam ihtiyaçlarına göre göç etmesinin önü açılıyor. Federal Skilled Trade Program (Ustalık Gerektiren Meslekler Programı) Eğer ustalık gerektiren bir meslekte çalışıyorsanız, mesela elektrik teknisyenliği veya marangozluk gibi, Kanada’ya göçmek için bu kategoriden faydalanabilirsiniz. Türkiye’deki iş tecrübenizi Kanada’daki denklik kuruluşlarından tanıtmak ve ustalık belgenizi onaylatmanız gerekiyor. İngilizce seviyenizin pek yüksek olmasına gerek yok.


YAŞAM / 5 MADDEDE KANADA'YA GÖÇ

Fotoğraf: ashtoncollege.ca

bin Kanada dolarını beş yıl süre ile Kanada’nın tayin ettiği bir devlet bankasına sıfır faiz ile bloke ediyor ve beş yıl sonunda bu parayı geri alıyorsunuz. Ya da bankaların tayin ettiği bir miktarı –genelde 240 ila 250 bin dolar arasında değişiyorbankaya ödeyerek, bankanın gerekli meblağı sizin için bloke etmesini sağlıyorsunuz. Yani bir nevi bu parayı hibe ederek göçmenliğin önünü açıyorsunuz. Bu kategoride işlem süresi en az 3 yıl.

2 EĞİTİM

YOLU İLE GÖÇ

Kanada’ya eğitim için gelmek göçmenliğe uzanan bir yolun başlangıcı olabilir. Devlet tarafından onaylı bir devlet okuluna lise üstü bir program için (bir yada iki yıllık olabilir) kayıt yaptıran adaylar eğitimini tamamladıktan sonra eğitim süresinin eş değeri kadar çalışma izni alıyor. Yani Kanada’ya master’a gelen bir kişi iki yıl burada okuyor, eğitim aldığı süre içerisinde part-time çalışabiliyor ve eğitimini tamamladıktan sonra 2 ya da 3 yıllık bir çalışma izni alabiliyor. Sonrasında Kanada iş deneyimi elde ederek “express entry” sistemi içerisinden kolayca başvurusunu yapıyor. Puan toplamak, İngilizce seviyesini yükseltmek ve iş bulmak imkanları daha kolay olduğu için bu sık tercih edilen bir yöntem.

3 YATIRIM

YOLUYLA GÖÇ

Yatırım yolu ile Kanada’ya gelmek isteyen adaylar için birkaç seçenek var. Pasif Yatırım Pasif yatırım seçeneği ile göç ancak Quebec eyaleti üzerinden yapılan bir başvuru ile mümkün oluyor. Bu kategori için başvuru sahibi ve eşinin toplam 1,6 milyon Kanada doları mal varlığı olması, ayrıca başvuru sahibinin son beş yılda kar etmiş bir şirket sahibi ya da üst düzey bir yönetici olması gerekiyor. İngilizce veya Fransızca seviyesinin ne olduğu önemli değil. Bu şartlar yerine getirilmişse bu kategoriden yararlanmak için önünüzde iki seçenek var: Ya 800

Kategorinin dezavantajı ise kotası olması. Halihazırda var olan kotanın yaklaşık yüzde 70-80’lik bir bölümü ise Çin’e ait. Dünyanın geri kalanından başvurular ise geriye kalan bölüme sıkışıyor. Selim Koyuncu’nun yorumu ile bu kategori “Kanada’ya gelmek için aşırı acele etmeyen ve burada da hemen ticarete girmek mecburiyetinde olmayan kişiler” için iyi bir seçim. Eyalet Nominasyon Sistemi Quebec dışındaki her eyaletin ise kendisine ait göçmenlik sistemi var ve bunlara eyalet nominasyon programı (Provincial Nominee Program) deniyor. Genellikle bu kategori de girişimci veya yatırımcıları kapsıyor, ama bunların hemen hemen hepsinde, British Columbia da dahil olmak üzere, bir iş kurmanız bekleniyor. Başvurunuzda mesela “Türkiye’de tekstil işindeyim ve benzeri bir işi Vancouver’da yapacağım, atölye açacağım ve şu kadar kişi işe alacağım. Bunun için de şu kadar yatırım yapmayı düşünüyorum.” diyorsunuz. Bundan sonra yine belli bir formülasyona göre değerlendirme yapılıyor, sistem size bir puan veriyor, sıralamaya giriyorsunuz ve en yukarıdaki başvurulardan değerlendirme başlıyor. Bu sistemden başvuracakların dikkat etmesi gereken birkaç püf noktası var. Projenin içeriğinden ziyade yapacağı yatırımın büyüklüğü ve nerede yapacağı önemli. Bir kişi Kelowna’da ya da Victoria gibi daha ufak şehirlerde 400 bin Kanada doları turkishcanadiansociety.org

48


YAŞAM

TOPLUM

civarında bir yatırım yapıp 5-6 kişiyi işe almak istiyorsa ve kendisinin mal varlığı da en az 600-700 Kanada doları ise, onun projesinin kabul edilme ihtimali çok yüksek. Ama Vancouver için bu mümkün değil. Vancouver için gerçekçi olan en az 800 bin Kanada doları yatırım yapmak ve 6 tane kişi istihdam etmek . Bu kategori gerçekten Kanada’da iş kurmak isteyen insanlar için tercih edilebilir bir sistem.

4 STARTUP

YOLUYLA GÖÇ

Kanada’nın iki yıl önce başlattığı bir proje olan Startup Yolu ile Göç, Türklerin en çok ilgi gösterdiği sistemlerden biri oldu. Bu programın altında da iki kategori var. Yatırım yapacak parası olmayanlar için Yaratıcı, zeki ve teknoloji içeren fikirleri olan adayların, kendilerinin ciddi anlamda yatırım yapmasını gerektirmeyen bir göç sistemi bu. Ancak başvuru sahiplerinin Kanada devletinin tayin ettiği yatırımcı gruplardan herhangi birini projelerine yatırım yapmaya ikna etmeleri gerekiyor. İyi fikirleri olan, İngilizcesi fena olmayan, teknoloji alanında iyi fikirleri olan ama parası olmayan bir kişi için ideal bir kategori bu. Tabii dünyadaki herkes yaratıcı fikirlerini sunduğu için

49

Kanada bu kategoride aşırı seçici davranıyor. Ama sonuçta onların yatırımı ile bu projeler gerçek birer iş haline dönüşüyor. Projesi kabul edilen bir kişi, eşi ve 22 yaşın altındaki çocukları ile beraber göçmenliğini 6 veya 8 ay arasında alabiliyor.

5 AİLE

BİRLEŞİMİ

Evlilik neticesinde Kanada’ya göçmek için başvurular aile birleşimi kategorisi üzerinden gerçekleşiyor.

Yatırım yapacak parası olanlar için Bu yaratıcı bir fikri olan, ortalama bir İngilizce konuşan ve 300-400 bin dolarlık yatırım yapma imkanı olan kişilere hitap ediyor. Aday yatırım yapacak birikime sahip olmasına rağmen, bu kategoride de devletin tayin ettiği kuluçka (incubator) firmalarla ortak çalışmak durumunda. Devletin tayin ettiği o kuluçka şirket ile ortak bir şirket kuruluyor ve ortak firmayı kuluçka şirket yönetiyor. Bu sayede adayın fikrinin gerçekleştirilmesi ve bir ürünün üretilmesi sağlanıyor. Aday da bu süreçte göçmenliğini alıyor.

Ancak Selim Koyuncu aile birleşiminin illa ki evlenmeyi kapsamadığını, birlikte yaşamanın da bu kategorideki başvuruların önünü açabileceğini söylüyor:

İşin gösterdiği performans ise göçmenliğin değerlendirilmesi ile doğru orantılı değil. Hatta çoğu durumda ürün üretilip satılana kadar aday göçmenliğin çoktan almış oluyor. Nihayetinde şirket başarısız dahi olsa, göçmenlik değerlendirmesinde bu önem arz etmiyor.

Ayrıca halihazırda Kanada’da bulunan göçmenlerin anne-baba veya büyükanne-büyükbabasına sponsor olması da yine “aile birleşimi” kapsamında değerlendiriliyor.

Selim Koyuncu’ya göre bu kategoride önemli olan başvuru sahibinin bir sonraki hedefinin ne olduğu: “En ideal fikirle mi gelmeniz gerekiyor? Hayır, şart değil. Esas önemli olan bir sonraki hedefinizin ne olduğu. Mesela göçmenliği mi hedefliyorsunuz? Yoksa karlılığı mı hedefliyorsunuz? Bunu düşünmek lazım.”

“Türkiye’de pek bilinmiyor bu ama eğer adaylar 12 ay süresince birlikte yaşarlarsa, Kanadalı olan aday partnerini sponsor edebilir. Bir Kanadalı Türkiye’de tanışıp Türkiye veya başka bir yerde bir yıl beraber yaşadığı kişiye sponsor olarak Kanada’ya gelmesini sağlayabilir.

Ancak Kanada hükümeti her yıl bu kategoride ancak 10 bin başvuruyu kura ile kabul ediyor. Yapılan başvuru sayısı ise 90 bin ila 100 bin arasında. Ancak aile büyüklerinin “süper vize” ile Kanada’ya gelmesi ve neredeyse süresiz olarak Kanada’da yaşamalarını sağlamak mümkün.


YAŞAM / 5 MADDEDE KANADA'YA GÖÇ

SIK SORULAN SORULAR Kanada’da doğum yapmamın benim ilerideki göçmenlik başvuruma katkısı olur mu? Hayır. Eğer Kanada’da doğum yaparsanız çocuklar Kanada vatandaşı oluyor, ama bunun ailenin yapacağı bir başvuruya faydası yok. Varsayalım 6 aylık hamile geldiniz Kanada’ya, çocuğunuz doğdu, Kanada pasaportu aldı ve siz Türkiye’ye döndünüz. Aileler bu durumda “Çocuk Kanadalı oldu, o zaman biz de bir yerlerden puanlar kazanıp başvuru yapamıyor muyuz?” diye soruyor. “Federal skilled worker” kategorisinin ön değerlendirmesinde küçük bir puan almak mümkün olsa da nihai değerlendirmedeki puana bu durum etki etmiyor. Tabii ki çocuğunuzun 20 yıl sonra Kanada vatandaşı olarak anne-babaya sponsor olması mümkün. Çocuğumuz Kanada’da okula yazıldı, benim de eşimin de vizeleri var. Bir de oğlumuza ev aldık. Bunların göçmenlik için faydası var mı? Hayır yok. Sadece şöyle bir ufak faydası olabilir. Eğer kişi PNP (Provincial Nominee Program) sistemi içerisinden bir başvuru yapıyorsa, puanlama tablosu içerisinde “Ne kadar zamandır Kanada’da yaşıyorsun?” sorusuna, “Evet burada yaşıyorum” ya da “Son bir yıl içerisinde ziyaret ettim” cevaplarını vererek ekstra puan alabilir. Ama burada önceden yaptığı yatırımın veya aldığı evin göçmenlik başvurusuna herhangi bir katkısı olmaz.

Kanada’da ev alsak göçmen olarak kabul edilmemiz kolaylaşır mı? Kişinin göçmenlik başvurusu yapmadan satın aldığı bir şeyi bu başvuruya saydırması söz konusu değil. Selim Koyuncu’ya göre adayların çok sık yaptığı hatalardan biri bu: “Türkiye’deki dostlar buraya geliyor ve bir iş imkanı görüyor. Diyelim ki, 450 bin dolar verip satın alıyorlar bu işyerini. Daha sonra bu aldıkları işletmenin göçmenliklerini kolaylaştıracağını varsayıyorlar. Ama bu mümkün olmuyor, çünkü o işletmenin göçmenlik başvurusundan önce alınmamış olması gerekiyor. Ancak başvurunuz onaylandıktan sonra o işletmeyi ya alabilir ya da iş kurabilirsiniz.” 40 yaşından sonra Kanada’ya göçebilir miyim? 30 yaşından sonra her yaş yükseldiğinde toplamdaki puan beş puan düşüyor. Ama buna rağmen adaylar yine de yüksek puanlara ulaşabilir. İngilizce veya Fransızca bilmek, yüksek lisans yapmış olmak, 3 yıllık bir iş deneyimine sahip olmak veya Kanada’da yaşayan bir kardeşi olmak gibi kriterler adayın puanını artıran etkenler.

turkishcanadiansociety.org

50


YAŞAM

TOPLUM

Evcil hayvanınızın yurt dışına göçü! Hazırlayan: Seda Çınar

Ben Seda, 6 köpek ve 3 kedi insanıyım. Hayvanların içine doğmuş ve hayatını 7/24 onlarla bir arada geçiren, hayatın anlamını doğa ve hayvanlarla bir arada olmakla bulmuş, onları yakından tanıyan ve hatta fazlasıyla hisseden biriyim. Onların evsiz ve terk edilmiş olmaları, Türkiye’de tek başlarına sokakta yaşam savaşı vermeleri beni fazlasıyla üzüyor. Üzülmekle onlara yardımcı olamayacağımı yıllar içindeki tecrübelerimle anladım ve kollarımı sıvadım.

51


YAŞAM / 4 AYAKLILARIN GÖÇÜ

Peki ben neler yapıyorum? Türkiye’de sokakta, ormanda ya da barınakta terk edilmiş ve yaşam savaşı veren ırk ya da karma ırk (çoğunlukla köpek) olan hayvanları kurtarıp Amerika’da yuvalandırıyorum. Bu süreç oldukça uzun ve meşakkatli ama sevdiğimiz her şeye uzanan yol öyle değil midir? Instagram ya da Facebook kullanıyorsanız @flightbuddyturkey sayfası adı altında yuvalanmış çocuklarımın mutluluk öykülerini takip edebilirsiniz. Sayfa asla kâr amacı gütmemektedir. Peki bu köpekler ta Amerika'ya nasıl uçuyor? Kuş gibi kanatları olmadığına göre, devreye kurduğumuz flightbuddy platformu ve uçuş gönüllüsü olan yardımsever insanlar giriyor. Hava alanında yavrularımızı alan ilgililerine teslim edene kadar her adımda yanlarındayız, tüm evrak işlemlerini ve masraflarını biz gönüllüler karşılıyoruz. Uçuş gönüllüsü sadece eşlik ediyor ve gideceği ülkedeki ilgiliye teslim ediyor. Sonrasında mutluluk dolu resimleri bizlere ulaştıkça, yaşadığımız sevinç kelimelerle anlatılmaz. Beni üzen bir diğer konu da, başka ülkelere iş ya da özel sebeplerle taşınan insanların yıllardır evde baktıkları hayvanlarını terk ettiklerine şahit olmak. Belki prosedür zor geliyor, belki de prosedürü hiç bilmiyorlar. Bu sebeplerden ötürü, 4 ayaklı dostlarınızı yurt dışına nasıl çıkartabileceğinizi bilmeniz önemli! Bu sayıda size hayvanınızı hem Avrupa'ya çıkartmanın, hem de British Columbia'ya getirmenin yollarını yazdım.

turkishcanadiansociety.org

52


TOPLUM

YAŞAM

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada veya İngiltere hariç Avrupa Ülkelerine evcil hayvanıyla seyahat etmek isteyenler neler yapmalı?

1

Köpeğin ya da kedinin, micro çipli olması, bütün aşıları -özellikle kuduz aşısı- tam ve kendi adına düzenlenmiş aşı karnesine işlenmiş olmalıdır. Evcil hayvanlar, kuduz aşısı üzerinden en az bir ay geçtikten sonra seyahat edebilir.

2

Köpeğin herhangi bir sağlık problemi olmadığından emin olmalı, veteriner hekiminden "Uçabilir" onayı alınmalıdır.

3

Köpeğin adına düzenlenmiş kuduz titrasyon belgesi olmalıdır. Bu belge Avrupa ülkeleri için zorunludur. Nasıl ve nereden temin edilir? Köpek ya da kedi, kuduz aşısı olmalıdır ve üzerinden en az bir ay geçmelidir. Veteriner Hekim, hayvanın kanını aldıktan sonra Ankara’ya ilgili birime postalar. Test cevabı, en geç bir ay içerisinde sonuçlanır.

4 5 6 7

Sonuç olumluysa, kurallar gereği Türkiye’de 3 ay beklemelidir. Süresi dolduğunda da İngiltere hariç tüm Avrupa ülkelerine seyahat edebilir. Tarım İlçe Müdürlüğü’nden, uçuş tarihinden 3 gün önce yurt dışına çıkabilmesi için uçuracak yolcunun adına düzenlenmiş uygunluk belgesi alınır. Köpek ya da kedi, taşıma çantasıyla beraber 8 kilogramı aşmıyorsa kabinde seyahat edebilir. 8 kg’ı aşan hayvanlar ise ancak kargo bölümünde seyahat edebilir. Kabinde seyahat edecek hayvanların, mizaç olarak sakin, ses çıkarmayan ve iyi huylu olması beklenir. Tüm yolculuk boyunca taşıma çantası içerisinde seyahat etmesi şarttır. Kargoda seyahat edecek hayvanların, boyutlarına uygun taşıma kutusuyla seyahat etmesi zorunludur ve bu kutuyu sahibi temin eder.

8

Uçuşuna izin verilmesine rağmen, uçuş tehlikesi veya hayati tehlike oluşturabileceklerinden dolayı, aşağıdaki konulara dikkat çekmek isterim: Bazı ırklar zor nefes aldığı için kargo da seyahat etmesi önerilmiyor. Bu ırklara örnek olarak Pug, Pekingese, Cavalier King Charles Spaniel verilebilir. 10 ve üzeri yaştaki hayvanlar kargo uçuşlarında oluşabilecek streslere dayanıklı olamayabilirler ve hayati risk söz konusu olabilir. Köpek veya kediniz, sakin mizaçlı değil veya yüksek sese alışık değilse, stres sebebiyle taşıma kutusunu parçalayabilir ve uçak içerisinde veya uçaktan çıkarılırken kaçabilir. Dolayısı ile seyahat etmesi riskli olabilir.

9

Gideceği ülkeye göre seyahat süresi değiştiği için, tuvalet ihtiyacı düşünülmeli ve en geç uçuştan 12 saat önce beslenmelidir. Uçmadan önce de su verilmeli ve taşıma kutusundaki su kabına su eklenmelidir.

10

İlk defa uçak ile seyahat edecek hayvanların taşınacakları kutulara aylar öncesinden alıştırılması gerekir. Kutularına alışmaları ve iyi tecrübe edinmeleri uçuşu en sağlıklı ve stressiz bir şekilde geçirmelerine yardımcı olacaktır. Uçakla daha önce seyahat etmemiş, ürkek, stresli ya da agresif olan hayvanlara, veteriner hekim tavsiyesi ile kedi veya köpeğinize uygun bitkisel sakinleştirici ilaç verilebilir.

11

Kargo bölümünde seyahat eden hayvanlar, gittikleri ülkede büyük bagaj bölümünden teslim alınır ve hazırlanmış evrakları gümrük memurlarına kontrol ettirildikten sonra havalimanından çıkartılabilirler.

12

Kabinde seyahat eden hayvanlar ise aileleriyle oldukları için daha şanslılar, yine hazırlanmış evrakları gümrük memurlarına kontrol ettirip hava limanından çıkartılabilirler.

Evlerine kavuştuklarında hala stresli olabilirler, bu sebepten dolayı ilk hafta olabildiğince sakin geçirmelerine yardımcı olmanızı, çok sevdiğimiz ‘Hayır’ kelimesini biraz daha az kullanmamızı tavsiye eder, can dostunuzla bir ömür mutluluklar dilerim.

Fiyatlar ne kadar? Evcil hayvanın seyahat ücreti gideceği ülkeye göre değişir. Tüm fiyatlar THY uçuşları için verilmiştir: Amerika uçuşları için, kedi veya köpek fark etmeksizin, kargo bölümü 320 USD, kabin 160 USD, direk uçuşlar için geçerlidir. Kanada uçuşları için, kedi veya

53

köpek fark etmeksizin, kargo bölümü 320 USD, kabin 160 USD, direk uçuşlar için geçerlidir. Avrupa uçuşları için hayvanlar kilo başına ücretlendirilir ve yine

ülkesine göre kilo başı ücreti değişir. Kilo ücretlendirmesi sebebiyle, hayvanın kabin ya da kargoda gitmesi veya kedi ya da köpek olması fiyatta bir fark oluşturmaz.


YAŞAM / 4 AYAKLILARIN GÖÇÜ

Vancouver, BC, Kanada’ya evcil hayvanlarımızı kolay ve güvenli şekilde, nasıl ulaştırabiliriz?

1

Vancouver’a evcil hayvanlarınızı getirmek biraz daha plan gerektiriyor ama mümkün. Aşağıda THY, Lufthansa ve "özel şirket ile" olmak üzere tecrübem olan 3 farklı yolu sizlerle paylaşıyorum. Evcil hayvanı kargoda seyahat etmek zorunda ve THY ile gelmek isteyenler;

a. Normal yurt dışı çıkış prosedürü yukarı da yazdıklarım ile bire bir aynı. b. İlk uçuş ve ikinci uçuş için önceden ayrı ayrı rezervasyon yapılması gerekli. c. Aktarma yapacağınız şehirde, Kanada kuralları gereği, bavullarınız ile birlikte kargoda gelen evcil hayvanınızı teslim almanız gerekiyor. d. Evcil hayvan ödemesi, 1. uçuş olan Türkiye-Kanada arası için kargoda 320 USD, kabinde 160 USD olarak ücretlendirilir. Ayrıca Kanada'da bineceğiniz 2. uçuş için de yine hava yolu şirketine ayrıca kargo veya kabin ödemesi yapılmalıdır. e. Teslim aldığınız hayvanınızı, yeni uçuşunuz için en az 2 saat öncesinden check-in'ini yaptırmanız gerekir. Fakat aktarma genel olarak toplam 2 saat olduğu için yeni uçağa yetişmek bir hayli zor. Dolayısıyla biletinizi birbirinden bağımsız iki uçuş olarak almanız gerekebilir. Bu seçenek bilet maliyetlerini bir hayli arttırabilir. f. Kabinde seyahat edenler, aileyle birlikte seyahat edecekleri için işlemler daha hızlı olacağından, 2. uçağa yetişmeleri daha kolay olacaktır.

2

Evcil hayvanı kargoda seyahat etmek zorunda ve Lufthansa ile gelmek isteyenler;

c.

Lufthansa ile Vancouver’ a Frankfurt aktarmalı gelirsiniz. Alman hava yolu prosedürü gereği, evcil hayvanınızı teslim almanıza gerek olmadan, sizin için Türkiye uçağından Vancouver uçağına transferini yapar. Siz uçağınıza zamanında yetişirsiniz.

d.

Kabinde seyahat edenler aileyle birlikte seyahat edecekleri için, 2. uçağa rahatça yetişebilirler.

3

Evcil hayvanını, bu hizmetlerin tamamını ücretli bir şekilde, özel şirketlerle getirtmek isteyenler;

a. Yurt dışı çıkış prosedürü yukarıdaki evraklarla birebir aynıdır. Bu evrak ve hazırlık kısmını şirketler sizler adınıza yaparlar.

a.

Normal yurt dışı çıkış prosedürü yukarı da yazdıklarım ile bire bir aynıdır.

b. Ailelerin isteklerine göre istediğiniz tarihlerde kargo uçağıyla, kapıdan kapıya teslimini yaparlar.

b.

Evcil hayvan ödemesi ise, tek sefer olup, kargo için 300 EUR, kabin için 150 EUR olarak ücretlendirilir.

c. Ücretlendirmesi verdikleri hizmete ve şirketlere göre değişiklik göstermekle birlikte, yukarıda anlattığım bireysel getirme seçeneklerindeki masraflardan haylice fazla olacaktır. Bana ulaşmak isteyenler için iletişim bilgilerim: info@flightbuddyturkey.com turkishcanadiansociety.org

54


YAŞAM

TOPLUM

Benim

Atatürk’üm Hazırlayan: Demet Edeer

İyi birer insan olma çabamızda sanki onun istediği gibi olmaya çalıştık. Sanki değerlerimiz onun gözetiminde oluştu , gelişti, olgunlaştı. İki idealist, aydın fikirli öğretmenin evinde Atatürk’ün öne çıkan değerleri heykellerinden, büstlerinden ötelerde, derinlerdeydi.

55


YAŞAM / BENİM ATATÜRK'ÜM

Atatürk ne zaman girdi benim hayatıma? Düşünüyorum, düşünüyorum… Pek de net değil cevabım. Üç yaş? Beş ya da yedi? Okuma bayramımızda okuduğum şiirin başlığı ‘Atatürk’ değildi. ‘Kalemim’di. Ama, sanıyorum aynı yıllarda Erzurum’daki evimize gelen ve bir daha bizi hiç terk etmeyen Atatürk portresinin bir rolü oldu. Resim öğretmeni olan bir arkadaşlarının, İlhami Ercivan’ın, hediyesiydi bizimkilere. Erzurum, Suşehri, Ankara, Edirne, İlyasbey, İzmir, Bursa; her yerde evimizin başköşesinde duvardaki yerini korudu. Kahverengi, sarı, siyah tonlarıyla yakılarak işlenmişti tahtaya. Kalpaklıydı Atatürk. Bu tablo sanki Atatürk’ün insan sıcaklığını yansıtmak için yapılmıştı. Sevecen, ılık, dengeli bir güç kaynağı gibiydi hepimize. Öylece gözlerdi bizi çocukluk ve gençlik yıllarımızda. İyi birer insan olma çabamızda sanki onun istediği gibi olmaya çalıştık. Sanki değerlerimiz onun gözetiminde oluştu , gelişti, olgunlaştı. Neydi bu değerler? İki idealist, aydın fikirli öğretmenin evinde Atatürk’ün öne çıkan değerleri heykellerinden, büstlerinden ötelerde, derinlerdeydi. Atatürk’le ilgili farkına vardığımız ilk değer hep ileriye bakmasıydı sanırım. Geçmişi inkar etmeyip, iyi anlayıp, geleceği kucaklamasıydı. Böylelikle, bugün vizyon dediğimiz şeyi modern Türkiye için çok genç yaşlarında oluşturmaya başlamıştı kafasında. Bütünü görebilme yeteneği de kayda değerdi. Bu sayede ‘bütünün iyiliği’ için olan çabayı şekillendirip yönlendirebiliyordu. Atatürk’ün belki de en önemli meziyetiydi bu. Olayları perspektife oturtabilme; zamana/mekana/şartlara göre değerlendirebilme, ‘bütün’ için en iyi olacak şekilde konum alabilme... Birleştirici yönü de vardı elbet. Organize etme yeteneği, birliğin gücüne olan inancı, asgarileri kavrayıp insanları bunlar etrafında toparlama başarısı. Yani algılaması, empatisi, insana verdiği değer… Bütün bunların birleşimiyle kalabalıkları kolaylıkla kendine çekebiliyor, yönlendirebiliyor, örgütleyebiliyordu. Diplomasi bilgisi kadar içi dışı bir oluşu da ortadaydı. Doğru, düz, yalansız-dolansız, safsatasız, olduğu gibiydi. Büyük devlet adamlarından, tarladaki köylüye, çocuklardan yaşlılara, askerlerden eğitimcilere herkesle diyalog kurabiliyordu. Alçak gönüllüydü. Buralarda ‘down-to-earth’ dediklerinden. Binlerce kitap okumuştu. Çevresindeki pek çok kişiden daha kültürlü, bilgiliydi. Ama, ona göre bilgi paylaşmak içindi. Adap/usul kendine ve insanlara saygısındandı. Gösteriş, ukalalık, aşağı görme, üstünlük hisleriyle yaşam boyu pek işi olmamıştı Atatürk’ün. Genelde hep vericiydi, gönülden... Bizim evdeki Atatürk’ü hatırlamaya çalışıyorum, evet. Savaş kahramanlıklarından çok modern Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra yaptıklarıyla anılan. Savaş konusu bizde pek makbul değildi, insanlık ayıbı gibi algılanırdı sanki. Beynimiz bu barışçıl/savaş karşıtı düşüncelerle gelişirken her nasılsa Kurtuluş Savaşı'nın yeri farklı biçimde oluşmuştu.

turkishcanadiansociety.org

56


YAŞAM

TOPLUM Bunun nedeni Atatürk’ten öğrendiğimiz bir başka önemli değerdi sanırım. Memleket, Anadolu sevgisi. Atatürk’ün önderi olduğu bu savaşta biz kimseye saldırmamış, sadece yurdumuzu saldırganlara bırakmamaya çabalamıştık. Bu destansı savaşı kah Atatürk’ün Söylev’inden, kah Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam’ından, yer yer de Nazım Hikmet’in Kuvay-i Milliye Destanı’ndan okuduklarımla hatırlıyorum. Bir de yetişkin çağımızda okuduğumuz ‘Ah Şu Çılgın Türkler' var elbet, Turgut Özakman‘ın. Atatürk’ün lider olarak en büyük başarısı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonraki devrimleridir. Gerçekleştirdiği devrimler ve ilerici planlamalar Atatürk’ün analitik ve yapıcı düşünce silsilesi ile ortaya çıkmıştır. Geriye dönüp baktığımızda Harf Devrimi, Kılık Kıyafet Devrimi, Medeni Kanun, Öğretim Birliği Kanunu, Hilafetin kaldırılması, Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları’nın kuruluşu, İzmir’deki ilk İktisat Kongresi, döşenen demir yolları, yurdun dört tarafına dengeli bir şekilde dağıtılarak açılan temel fabrikalar, okullar, hastaneler; Avrupa’dan getirtilen üniversite öğretim üyeleri... Hepsi Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Atatürk’ün ülke geleceğinin mimarı gibi çalıştığını gösterir bize.

Türk gençliğine kutsal armağan Geleceğin Türkiye’sini yaratma çabasında pek çok kereler gelecek nesillere, çocuklara ve gençlere seslendi Atatürk. ‘Gençliğe Hitabe’si gençliğe seslenişinin en güzel örneğidir. Aslında tüm çocukluk/gençlik yıllarımız boyunca dinlediğimiz ‘Gençliğe Hitabe’ Atatürk’ün Söylevi’nin son kısmı, kapanışıdır. “Ey Türk Gençliği!” diye seslenerek başladığı bu kısımdan hemen önce ise şöyle der Atatürk: “Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.” Atatürk Söylev’in bir bölümünde de “Ulusal savaşlar sırasında karşılaştığımız açık ve gizli güçlükler üzerinde köklü bir bilgi edinmeye ve gelecek kuşakların ders almasına ve uyanmasına yarayacak nitelikte olan, söz konusu belgeleri, olduğu gibi bilginize sunmayı uygun buluyorum” der. Yani, ‘gelecek kuşaklar’ bu ilerici, gelecek odaklı liderin düşündüğü, değer verdiği, adımlarına yön veren bir unsur olarak dikkate aldığı, her zaman umut bağladığı bir kitleydi. Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk beş yılında 23-Nisan’lar sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve halkın egemenliğiyle ilgili bir bayram olarak kutlanmışken, 1929’da Atatürk bu bayramı genç Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği olan çocuklara armağan etti. 19-Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ise halkın Atatürk’e bir armağanıydı. Samsun halkı 1926’dan beri Atatürk’ün Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Samsun’a ayak bastığı 19-Mayıs’ı ‘Gazi Günü’ olarak kutluyordu. 1935 yılında Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın katkısıyla Türkiye çapında kutlamalar başladı. İleri yıllarda tüm ülke 19-Mayıs’ı bir şenlik havasında kutlar oldu. Bu kutlamaların ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ adıyla resmiyet kazanması ancak 1938 yılında gerçekleşti ve 1981’de ise adı ‘Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’ olarak değişti.

57

Benim Atatürk’ümü düşünürken çocukluğumun 23-Nisan heyecanlarını, gençliğimin 19-Mayıs gururlarını da hatırlıyorum elbet. Ve bugün bile annemi evinde her ziyaret edişimde tahta üzerine yapılmış kalpaklı Atatürk bana bakıyor duvardan. Sanki yaşamım boyunca hep gözledi beni oracıktan, insan sıcaklığıyla... İnsan gibi insan olmam için.


YAŞAM / BENİM ATATÜRK'ÜM

Atatürk’ün gençler ve çocuklar için farklı ortamlarda söylediği sözlerden alıntılar:

Gençler! Cesaretimizi artıran ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız.

Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.

Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.

... Sizin gibi gençlere sahip bulundukça, bu vatan ve milletin, şimdiye kadar elde ettiği başardığı zaferlerin üstüne çok daha büyük zaferler koyabileceğine şüphe etmiyorum.

Eğer vatan denilen şey, kupkuru dağlardan, taşlardan, çorak düzeylerden, çıplak ovalardan ibaret olsaydı, onun zindandan hiçbir farkı olmazdı. Oysa bu vatan çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değen, en çok değen topraktır.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Paşam bu partinin [CHP] doktrini yok” dediğinde, kendisine Elbette yok çocuğum, eğer doktrine gidersek hareketi dondururuz demişti. Çocuğum lafını sevgiyle birşeyler öğrettiğinde büyük insanlara seslenirken de kullanıyordu Atatürk.

Söylev (Nutuk) I – II, Atatürk - Türk Dil Kurumu Yayınları

2)

Tek Adam Mustafa Kemal (1922-1938), Şevket Süreyya Aydemir - Remzi Kitabevi

3)

Atatürk - Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Lord Kinross - Altın Kitaplar

4)

Kaynakça 1)

“Milletin İradesiyle Oluşan Bir Bayram: Atatürk’ü Anma 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve Atatürk Döneminde Kutlanışı”, Hakan Uzun - Karadeniz Araştırmaları, Cilt: 6, Sayı:24, Kış 2010, s.109-125. http://dergipark.ulakbim.gov.tr/karadearas/article/viewFile/5000052518/5000049837_Hakan%20Uzun

5)

Mustafa Kemal Ataturk - ATATÜRK'ün Diğer Konular ile İlgili Vecizeleri http://www.ata.tsk.tr/01_hayati/diger_konular.html

58


YAŞAM

TOPLUM

Yıl 1920

Beyoğlu'nun adı Pera iken... Hazırlayan: Ayşe Acar

Türkçe tangolar eşliğinde konuklar dans ederken, Pera Palas'ın 1920'lerdeki müdavimlerinin ruhları aramızda dolaşıyordu. Artık sadece masallarda rastlayabileceğimiz prensesler, krallar, kontesler, çarlar, şahlar,casuslar, edebiyatçılar, gazeteciler, sanatçılar tarihin tozlu sayfalarından çıkmış, Vancouver Hycroft Bina'sına bizleri ziyarete gelmişti.

59


YAŞAM / BEYOĞLU PERA İKEN

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.. Develer tellâl, pireler berber iken.. Beyoğlu'nun adı henüz Pera iken.. 1893 yılının İstanbul'unda, Sultan Abdülhamid'in de katılımıyla, şehrin ilk 5 yıldızlı oteli açılmış. Fransız mimar Alexandre Vallaury'nin eseri olan Pera Palas Oteli, o yıllarda doğu ile batı arasındaki köprü olan Orient Ekspres'in yolcularını ağırlarmış. Türk tüccarlar, Macar baronlar ve kontesler, İngiliz diplomatlar, Fransız generaller, İtalyan prensesler, yazarlar, gazeteciler, casuslar hep bu otelin müdavimiymiş.

Fotoğraflar: Setenay İlhan

Agatha Christie'nin "Murder on the Orient Express" romanını bu otelin 411 nolu odasında yazdığını sağır sultan bile duymuştur. Christie'nin sadece romanları değil, kendi hayatı da gizemlerle doludur. Ve "Alacakaranlık Kuşağı"nı aratmayan hikayeleri yine bu otelde gerçekleşmiştir. Christie 1926 yılında 11 gün boyunca kaybolup, ortaya çıktıktan sonra yaşadığı bu esrarengiz olayı bir anahtarla ilişkilendirmiştir. 1979 yılında bir otel görevlisi tarafından, 411 nolu odanın parkesinin altında paslı bir anahtar bulunmuş ama olayın sırrı halen çözülememiş.

turkishcanadiansociety.org

60


TOPLUM

YAŞAM

İngiliz Ticaret ve Otelcilik Odası tarafından Avrupa'nın en mükemmel hizmet veren oteli nişanına layık görülen bir otelden bahsediyoruz. İstanbul'un incisi Pera Palas Oteli'nden... Otelin muhteşem asansörü, antika eşyaları, tavan kartonpiyerleri gibi birçok zenginliği halen korunsa da, otele ruhunu veren ve artık ancak masallarda rastlayabileceğimiz prensesler, krallar, kontesler, çarlar, şahlar, edebiyatçılar, gazeteciler, sanatçılar maalesef bu dünyadan çoktan göçtü gitti. Günümüzde sadece Pera Palas Oteli değil, Pera yani Beyoğlu ve hatta İstanbul bu yüksek entelektüel ve aristokrat insan kitlesini kaybetti. O yıllara, o insanlara, o zarafete aramızda özlem duymayan var mıdır bilmiyorum. Geçtiğimiz 27 Ocak'ta, 1909 yılında inşa edilmiş, General McRae ve ailesinin yaşadığı ve şimdi University Women's Club of Vancouver olarak kullanılan Hycrofft Binası'nda gerçekleşen 1920 Pera Gecesi, bizleri o özlem duyduğumuz yıllara kısa süreliğine de olsa ışınladı. Eminim o gece, Türkçe tangolar eşliğinde konuklar dans ederken, Pera Palas'ın 1920'lerdeki müdavimlerinin ruhu aramızda dolaşıyordu.

Otelin "Orient Express" isimli barında ünlü casus Mata Hari'ye, Avusturyalı opera sanatçısı Madame Milovitsch'e, Türk-Yunan olayları üzerine haber yapmak için otelde konaklayan Ernest Hemingway'e, Bulgar Kralı Ferninand'a, Türk Devlet Balesi'nin kurucusu Ninette de Valois'e ve daha kimlere kimlere rastlamak mümkündü. Ama Pera Palas'ın sadece 1920'li yıllarda değil, tüm zamanlar içinde en değerli konuğu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa olmuştur. Atatürk Şişli'deki evine taşınıncaya kadar İstanbul'da bulunduğu günlerde hep Pera Palas Oteli'nde kalmış, devletin geleceğiyle ilgili belki de en önemli toplantılarını bu otelde

61

düzenlemiştir. Kalmakta olduğu 101 numaralı oda, bugün müzeye çevrilmiştir. Yatağından gardırobuna, çalışma masasına kadar tüm eşyaların ilk günkü gibi korunduğu ve bazı kişisel eşyalarının ve fotoğraflarının sergilendiği bu odayı dileyen tüm müşteriler ziyaret edebilir. İsmet İnönü ve Celal Bayar'ın da favori oteliydi Pera Palas. Onlar da sırasıyla 201, 301 numaralı odalarda kalmışlardı. Mahzenlerinde en iyi Fransız şaraplarının saklandığını, en iyi İngiliz çaylarının en ince porselen çay bardaklarında, en leziz Türk kahvelerinin gümüş tepsilerde servis edildiği, akşam yemeklerinde gümüş çatal bıçak takımlarının kullanıldığı, 1932 yılında

Get2gether Events'in kurucusu Buket Donnelly; bir iş toplantısı sırasında gördüğü Hycroftt Binası'na görür görmez vurulduğunu, sırf bu binada daha çok zaman geçirmek için University Women's Club of Vancouver'a üye olup, toplantılarını burada gerçekleştirmeye başladığını söylüyor. Buket ilk günden beri mekanın ona Pera Palas'ı hatırlattığını ve bu geceyi düzenlemeyi aklına ilk görüşte koyduğunu söylüyor. Erman Yavuz, Pera 1920 gecesi için Türkçe tangolardan oluşan yeni bir repertuar oluşturuyor. Genç İtalyan dansçılar hem şahane tango yapıyor, hem misafirlere tango öğretiyor, hem akordiyonla gelenleri kapıda karşılıyor. 1920'nin Pera Palas'ında en kaliteli Fransız şarapları servis ediliyor olabilir, ama 2018'in Vancouver'ında gerçekleşen Pera Gecesi'nde konuklara ödüllü Türk şarabı Suvla ikram ediliyor.


YAŞAM / BEYOĞLU PERA İKEN

1800'lerin sonunda Şeker Ahmet Paşa, Pera Palas'ta resim sergisi açmışken, Vancouverlılar cam sanatçısı ve ressam Engin Dalyancı'nın sergisini geziyor. 1926'da Pera Palas'ta, İstanbul'un ilk Moda Haftası gerçekleşiyor. "Big Autumn Fashion Revue" isimli turuncu broşürde, 5 dilde (Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Yunanca) insanlar Batı modası üzerinde konuşmaya davet ediliyor.

Vancouver'daki gecede konuklar Orient Express Design'ın İstanbul Kapalıçarşı'da üretilen takılarıyla tanışıyor. My Sunny Bites Catering Türk mezelerinden oluşan şahane bir menü oluşturuyor ve bunları gümüş tepsilerde, kristal kaselerde servis ediyor.Konuklar sadece Türk müydü? Elbette değil. Hem Pera ruhuna, hem Kanada'ya yakışır şekilde, her milletten ve etnik kökenden seçkin misafirler vardı. Herkes özene bezene giyinmiş, 1920'lerin moda dergilerinden fırlamış gibi gelmiş. Semaya Couture gecenin kostümlerinin belirlenmesinde Get2gether Events'e danışmanlık vermiş. Konukların bir kısmı Main Street'in meşhur vintage dükkanı olan Burcu's Angels 'dan dönem giysileri kiralamış ya da almış, Mavi Jeans de bu geceye sponsor olmuş. Buket Vancouver'da bu tür geceleri düzenlemenin çok pahalı olduğunu ve bu yüzden sponsor desteğinin çok önemli olduğunu da ekliyor.

Kaynak: The Pera Palas; A Historical Hotel Overlooking The Golden Horn, Jak Deleon, İstanbul, 1998

Özlemini duyduğumuz daha nice güzel gecelerde buluşmak üzere Sevgili Vancouverlılar.

62


YAŞAM

TOPLUM

Göç Hikayesi Hazırlayan: Ayşe Acar

63

Kanada, daha az belirsizliğin olduğu, oyunun “ kurallarının kişiye göre değişmediği bir yer. Biraz bana Marmaris'teki çocukluk yıllarımı hatırlatıyor.

Sakin, huzurlu, insanların sokakta birbirini başıyla selamladığı, "Günaydın" "Kolay gelsin" dediği yıllar... Her şeyin çok değil, az olduğu ama yettiği yıllar.

Dr. Muffin Man'in


YAŞAM / ERCÜMENT'İN ÖYKÜSÜ

Onunki ilginç bir göç hikayesi.. Marmaris'te ailesiyle sakin ve huzurlu bir hayat sürerken ve özel bir hastanede çocuk doktoru olarak çalışırken, bir hastasıyla hayatı sorguladıkları bir sohbet sonrasında, aklına Kanada'ya göç etmek düşüyor. İnsan aklına düşen her şeyi yapmak zorunda değil elbette... Ama o yapanlardan... Denemeden rahat edemeyenlerden... Zihninin ve kalbinin peşinden gidenlerden... Gerisini kendisinden dinleyelim. Dr. Ercüment Bedir'in hepimize ilham veren başarı öyküsünü, buyurun buradan okuyun..

Hayatı sorgulamanıza neden olan diyalog nasıl gelişti? Bir hastamın, "Doktor yorgun gözüküyorsun. Neyin var?" diye sormasıyla... O sırada Marmaris'te 10 yıldır aynı hastanede çocuk doktoru olarak görev yapıyordum. Yaz sezonu çok yoğun geçmiş, her gün onlarca hasta görmüşüm, memlekette de her gün canımızı sıkacak bir şeyler oluyor. Yorgun gözükmemin normal olduğunu söyledim. Hastam pes etmedi: "Yok normal değil. Çökmüş gibisin sen, rengin solmuş. Hava değişikliğine ihtiyacın var. Kanada'ya gitmeyi düşünmez misin?" diye önerisini patlatıverdi.

Böyle gelişi güzel başlayan bir sohbet sonrasında mı, pılıyı pırtıyı toplayıp Kanada'ya göçtünüz? Komik gelecek ama kaynağı bu. İlk başta elbette "Ne alaka yahu Kanada? Nereden çıktı? Hem orası soğuk! Hem doktor da almıyorlar." diye itiraz ettim ama hastam Kanada'nın sosyal bir devlet olduğunu, Avrupalaştırılmış Amerika'ya benzediğini, Vancouver gibi sıcak bölgeleri olduğunu da anlattı ve odadan çıktı.

E sonra ne oldu? Konu aklıma düştü bir kere.. Bir gün kendimi internette Kanada'daki doktorluk imkanlarını araştırırken buldum. Karşıma "Federal Skilled Worker" diye bir göç programı çıktı. Programın altında "Doktorlar" için de bir alt grup vardı. E önüme gelmişken başvurayım dedim.

Pası almışken kaleye şut çekeyim dediniz ama gol olmasını beklemiyordunuz galiba... Aynen öyle (Gülüyor). Arkadaşlarım ve ailem başvuru yaptığımı öğrenince "Yav ne işin var Kanada'da, deli misin?" dedi ama ben başvurumuzun onaylanacağını hiç düşünmüyordum. Onaylansa bile en az 3-4 yıl alırdı. 7 ay sonra bir gün e-postamda "kabul" mesajı görünce şok geçirdim. Nasıl olduğunu anlamadan Kanada'ya göç ediyorduk.

Aile büyükleri? Benim ailem hiç desteklemedi. "Oğlum ne yapacaksınız orada? Ne yersiniz, ne içersiniz?" ilk soruydu. Malum hiçbirimiz çok varlıklı ailelerden gelmiyoruz. Ardından "Ah ah! Doktorluğun da kabul olmayacak orada. Onca yıl boşuna mı okudun?" geldi. "Üstelik çok uzak. Biz torunlarımızı nasıl göreceğiz?" sorusunu da sıkça duyduk o günlerde. Bizim aileyi bir panik aldı. Cevabım "Bilmiyorum. Gidip göreceğiz" olunca ailem daha da köpürdü. Beklediğimizden önce onay gelmesi, maddi manevi hazırlıksız yakalanmamıza yol açtı. Bu yüzden aslında endişelerinde haklılardı. Ama geri adım atmak istemiyordum.

Ne yaptınız peki? Önce ailemizi "Bir gidip görelim. Beğenmezsek gitmeyiz." diyerek sakinleştirdik ve buraya iki haftalık bir tatil planladık. Gelince tabii hepimiz bayıldık. Doğasına, insanların medeniyetine... Bu sefer "Gidelim, bir deneyelim. Beceremezsek döneriz." ilkesini baz alarak 2012 Haziran ayında Vancouver'a göç etmeye karar verdik. Fakat gelmeden çok tatsız bir şey yaşadık.

Ne oldu? Nisan ayında ansızın babamı kaybettik. Bir sağlık problemi yoktu. Öyle bir anda... Bunun üzerine gitme kararımızı değiştirmeyince annem bize darıldı. Çok zor bir karardı tabii ki. Ama artık bütün adımları atmıştık ve geri dönüş yoktu.

Başınız sağolsun. Peki buraya geldiniz. Sonra? Gül Capilano Üniversitesi'nde bir İngilizce programına kaydoldu. Ben de İngilizcemi geliştirmek için aynı programa 3 aylığına yazıldım. İlk bir yılımız gezmekle, şehri keşfetmekle, elimizdeki parayı tüketmekle geçti.

Sonra? Acil para kazanmamız gerektiğini, yoksa burada kalamayacağımızı anladık. O ara Gezi olayları oldu. Dövizde oynamalar olunca, elimizdeki para da pul oldu. İş ilanlarına başvurmaya başladık. Ama tabii bakıyorlar geçmişimize, ikimiz de sağlık sektöründe çalışmışız. Eşim de eczacı bu arada... "Ne alaka?" deyip reddediyorlar. Doktorluk yapmayı kafama koymuştum ama bu yıllar sürecek bir süreçti. Ve bu süreçte para lazımdı. Bir gün Granville'de küçücük bir kafenin devredilme ilanını gördüm.Bu arada hayatımda kahve yapmışlığım, mutfağa girmişliğim yoktur. Gül mutfaktan anlar ama o da profesyonel olarak bu alanda hiç çalışmamış. Al takke, ver külah, sıkı pazarlıklar sonrasında, son paramızla bu dükkanı devraldık.

Eşiniz ne dedi bu duruma? Allahtan eşim Gül, çok yumuşak huylu ve uyumlu bir insandır ve benim fevri hareketlerime alışkındır. Kızım lise sondaydı. Asla Kanada'ya gitmeyeceğini, arkadaşlarından ayrılmayacağını söyledi, oğlum daha küçüktü, o problem çıkarmadı. Kafe’yi işletirken

turkishcanadiansociety.org

64


YAŞAM

TOPLUM Keyifli bir deneyim olmalı

Siz ne yaptınız?

Sorma. Burada birisini çalıştırmak imkansız, iş gücü çok pahalı. Karı koca gece gündüz çalışmaya başladık. Kahve yapmayı öğrendim ilk iş. (Gülüyor) 7. ayın sonunda artık profesyonel olduk. Ben nefis latteler yapıyordum, Gül kekler, börekler...

Üniversite sınav sonucunu bekler gibi sabah bilgisayarın başına oturup, bir yere kabul edilip edilmediğimi bekledim. Sonunda UBC'nin Saint Paul Hastanesi programına kabul edildiğimi öğrendim. Bu iki yıl önceydi. Temmuz 2016'da orada asistanlığa başladım. Bu Haziran'da programım bitiyor. Ve Haziran'dan itibaren Kanada genelinde aile hekimi olarak çalışma hakkı elde ediyorum.

Müdavimlerimiz oluşmaya başladı. Masraflarımızı çıkartmaya başladık.

Sonunda! Yine bir 2 yıl doktor olarak mecburi hizmetim var ama olacak o kadar. Onu da Chilliwack Hospital'da yapacağım.

Ne zor iş! Ben olsam kafeyi bırakamayabilirdim. Doktorlarla

Aynı zamanda sınavlara mı hazırlanıyordunuz? Tabii. Araları 6 ay olan ve en hızlı 3 yılda tamamlanabilen 5 sınavı bu kafeyi işlettiğimiz sürede, boş zamanlarımda ders çalışarak verdim. 5 sınavı da verdikten sonra , kafe görevini tamamlamış oldu. Artık asistan olarak çalışma şansım vardı. Bu yüzden kafeyi devrettik. Çok kazanmadık ama geçimimizi sağladık ve insanlar "Ne iş yapıyorsunuz?" diye sorduğunda verebileceğimiz bir cevap oldu. "Doktorum." diyemezsin, çünkü doktor değilsin burada. "Türkiye'de doktordum, burada da olmaya çalışıyorum desen", kimsenin umurunda değil.

Benim de "Keşke bırakmasaydım." diye düşündüğüm zamanlar oldu. Ama kafe işletmek de kolay değil. Haftanın 7 günü, sabahtan akşama kadar çalışıyorsun orada da.

Buraya gelen doktorlara, doktorluk yapmalarını tavsiye eder misiniz? Tabii ki ederim. Evet zorlu bir süreç ama zaman harcarlarsa, emek harcarlarsa mutlaka olur. Zaman derken de en az bir 5 yıldan bahsediyoruz. Eşim Gül de şimdi sınavları vermeye çalışıyor, eczacı olarak çalışabilmek için...

Bir dakika.. O "5 sınavı verdim" cümlesi arada kaynamasın. O kadar kolay mı? Yok. Hatta bana herkes "Şansını dene ama ümitlenme. Sınavları veremezsen moralini bozma." diyordu. E tabii 44 yaşında gelmişim buraya. O yaştan sonra tekrar tıp okumak ohohooo! Türkiye'de zaten 6 yıl okumuşum, üzerine 4,5 yıl pediatri asistanlığı, üzerine 10 yıl çocuk doktorluğu yapmışım. Burada girdiğim sınavlar ise genel tıp üzerineydi. Bir sürü konu bana çok yeniydi. Gerçekten oturup ders çalıştım. Akıllı adamın işi değil zaten (gülüyor)

Peki sınavları geçtin, kafeyi kapattın. Sonra ne oldu? Asistanlık için başvurma hakkı elde ettim. Mecburi hizmet olarak 4 yıl asistanlık yapmam gerekiyordu. Ama asistanlık için atanmak filan yok burada. Onun için de bir sürü yere başvurman ve seçilebilmen gerekiyor. O arada sadece 60 kişi kabul eden UBC'nin 2 aylık bir değerlendirme programına kabul edildim. O programda seni başarına göre sıralıyorlar. İlk 10 kişinin, görüşmelerdeki şansı artıyor. Görüşmede de yüksek puan almayı başarabilirsen ancak asistan olarak bir yere kabul ediliyorsun.

65

Türkiye'deki rahatınızı da aramışsınızdır. Ooo! Hem de nasıl! Türkiye'de çok rahat bir hayatım vardı. Marmaris'te, deniz kıyısında, sakin bir hayat... O sıralar Türkiye'deki politik olaylar bu kadar sertleşmemişti, terör olayları bu kadar azmamıştı. Ama yine de politik gündemden rahatsızdım, Türk insanının hayata bakış açısından, hukuksuzluktan, eğitim sisteminin gidişatından rahatsızdım. Zorlandığım zamanlarda hep Türkiye'den neden geldiğimi kendi kendime hatırlattım. Türkiye'de beni rahatsız eden şeylerin hiçbiri düzelmemekle birlikte daha da kötüye gitti. Türk olmaktan gurur duyuyorum, yanlış anlaşılmasın. Ama bu genel olarak Türklere ait tüm davranış biçimlerini desteklemem anlamına gelmiyor.


YAŞAM / ERCÜMENT'İN ÖYKÜSÜ

Böyle baktığınızda Kanada ve Türkiye arasında ne tür farklar görüyorsunuz? Burası daha az belirsizliğin olduğu, oyunun kurallarının kişiye göre değişmediği, çocukların sınav sistemi altında ezilmediği bir yer. Biraz bana Marmaris'teki, 12 Eylül öncesi çocukluk yıllarımı hatırlatıyor. Sakin, huzurlu, insanların sokakta birbirini başıyla selamladığı, "günaydın" "kolay gelsin" dediği yıllar... Her şeyin çok değil, az olduğu ama yettiği yıllar.

Dr. Muffin Man lakabı nasıl takıldı? Kafeyi işletirken Thrifty Foods'dan muffin alıyordum, sonra onları sıcak sıcak kahveyle satıyorduk. Her sabah saat yedide hazır kapıda bekliyordum ve her gün aynı miktarda aynı muffinlerden alıyordum. Aradan 1-2 ay geçti. Çalışan kadınlar bana "Muffin Man" lakabını taktı. Takılıyoruz birbirimize her sabah, sohbet muhabbet. 3 yıl bu böyle devam etti. Artık kadınlarla arkadaş olduk. Sonra kafeyi devredince birbirimizin izini kaybettik tabii.

Ercüment - Gül Bedir

İhtisasa başladığımın ilk ayında birlikte çalıştığım doktorum, yanında bir hastayla içeri girdi ve hastayı muayene etmemi rica etti. Kadın yüzüme bakıp bir anda "Muffin Man" diye bağırınca, bizim doktor şok oldu. Kadın başladı anlatmaya... Bu arada burada kimse sana sormazsa, geçmişinle ilgili bir şey anlatmıyorsun. Ben de ne doktora kafe işlettiğimi anlatmıştım, ne kadınlara Türkiye'de doktorluk yaptığımı... Hikayeyi anlatınca kadının gözleri yaşardı. O gün lakabımın başına Dr. da eklendi ve Dr. Muffin Man oldum. Emekli olduğumda kitap yazacağım ve adı "Dr. Muffin Man " olacak. Eğitimde

turkishcanadiansociety.org

66


EMLAK

TOPLUM

Dünyanın En Yaşanılabilir 3'üncü Şehri Vancouver'ın Emlak Sözlüğü Hazırlayan: Eylem Evelyn Sönmez

Bütçenize ve ailenizin büyüklüğüne uygun ilk evinizi seçerken, BC'de sıkça kullanılan emlak terimlerini bilmeniz iyi olur diye düşündük ve bu sayımızda sizler için bir Emlak Sözlüğü hazırladık.

67


YAŞAM / VANCOUVER'IN EMLAK SÖZLÜĞÜ

1

Single Family, Detached Home: Müstakil evlere verilen isimdir. Bu evler kendilerine ait arazi üzerindedirler ve komşularla ortak duvar paylaşmazlar. Tek, iki, üç ve çok katlı da olabilirler.

2

Semi-Detached Home: Yarı müstakil evlere verilen isimdir. Yandaki evle ortak bir duvarları olur. İkiz ev diyebiliriz.

3

Duplex: İki ayrı dairenin yan yana ya da üst üste konumlanmış halidir. Bu tür evler daire sayısına göre Strata olabilirler ya da olmayabilirler.

4

Townhouse: Bir veya birden çok ev ortak duvarla birbirine bağlıdır ve her bir evin kendine ait dışarıdan özel girişi vardır.

5

Apartment / Condominium: Bildiğimiz anlamda apartman dairesidir. Ortak bir ana kapıdan girilir ve her katta belli sayıda daireler vardır.

6

Mobile or Manufactured Home: Fabrika yapımı evlerdir, bir yerden bir yere taşınabilirler.

7

Freehold / Fee Simple: En sık rastlanılan ve alımı-satımı en kolay olan tapu çeşididir. Evinizin ve arazinizin kullanma hakkı ve kontrolü sizin elinizdedir. Lokal belediyelerin genel bölge kullanım kurallarına uymak şartı ile...

8

Strata Title – Freehold Strata: Toplu konutların, dairelerin bulunduğu yerlerde içinde yaşadığınız yerin kullanma hakkı sizde olmakla beraber, içinde bulunduğunuz binada ortak alanlar herkesin kullanımına açıktır ve ortak kurallar ile yönetilir. Bu ortak alanlar ve binanın bakımı ve yönetimi için bir strata oluşturulur ve her daire için dairenin büyüklüğüne göre aylık aidat toplanır.

turkishcanadiansociety.org

68


EMLAK

TOPLUM

9

10

Cooperative: Company Operated yani şirket tarafından yönetilen binalarda konut satın alanlar o şirketten hisse almış gibi olurlar. Kooperatiflerin fiyatları, freehold konutlarına göre biraz daha uygundur. Bankalar buralara mortgage verirken genelde yüzde 30-35 oranında bir peşinat isterler. Bu tür kooperatiflerde kurallar freehold stratalara göre daha az esnektir ve kiralama oranları çok kısıtlıdır. Hatta genellikle kiralama izni yoktur. Yaş sınırlaması da bu tip yapılarda sıkça görülür. Co-Op'ların yönetim kurulu vardır ve stratalar gibi düzenli toplantıları olur, toplantı notları tutulur. Genel toplamdaki hissenize göre de aylık aidat miktarınız belirlenir.

11

Lot Size: Evlerin arazi büyüklüğüdür. Araziler BC de foot/feet olarak ölçülür ve en uzun kenar ile en kısa kenar çarpılarak toplam büyüklük bulunur. Örnek vermek gerekirse Vancouver içinde standart arazi büyüklüğü 36 feet x 122 feet veya 25 feet x 100/122 feet’dir.

12

Open Permits: Evin tapusuna kayıtlı alınmış ama henüz kapatılmamış izin başvuruları var mı, yok mu ona bakmak gerekir. Evlere renovasyon yapılırken belediyeden gerekli izinler alınır. Bu izinler genelde elektrik, tesisat ve yapım izinleri olarak geçer. İş bitince belediye görevlileri tarafından yapılan çalışma denetlenir, işler doğru yapılmış ise onay – final permit- alınır, açık olan izinleri kapatılır. Kapatılmamış izinler, belediye tarafından onaylanmamış demektir ve evinizi satarken alıcı bu izinlerin neden halen açık olduğunu size soracaktır. Ayrıca ilerde belediye gelip yapılan işi kontrol etmek isteyebilir.

13

69

Leasehold: Uzun süreli kiralama uygulaması. En sık rastlanan hali belediyelere, üniversitelere veya First Nations’lara ait olan arazilerin üzerine yapılmış olan daire ya da evlerin belirli bir süre oturma hakkını satın almak şeklindedir. Bu tür konutların satılması biraz daha uzun sürebilir çünkü alıcı daireye ya da eve karar verirken toplam kaç yıl kullanma hakkının kaldığına bakar. Yani kiralama yılı ne kadar uzunsa, eviniz o kadar daha kolay satılır. Bu yüzden de bankalar bu tür yerlere farklı mortgage kuralları uygular ve daha büyük peşinat isterler. Üniversite ve belediyeye ait olan arazilerdeki konutların mortgage işlemleri daha kolay olabilirken, First Nations arazileri için bu işlem biraz daha güç olabilir.

Inspection: Eve teklif vermeden önce ya da teklifiniz kabul edildikten sonra size verilen sürede eve uzman sokup, genel bilgi alırsınız. Inspection, evi alırken koşul olarak koyulabilecek önemli maddeler arasındadır. Inspection şirketleri lisanslı olmak zorundadırlar. Consumer Protection BC’nin web sitesinden lisanslı olup olmadıklarını kontrol edebilirsiniz.

Fee: 14 Maintenance Strataların aylık aidat ödemesidir ve neleri

kapsadığı önemlidir. Genellikle binanın temizlenmesi, sigortası, çalışanlarının maaşı, çöp toplama, ortak kullanım alanlarına ait masrafları kapsar. Bazı binalarda ısıtma, sıcak su ve gaz da bu aidata dahildir.

Report: 15 Depreciation Binanın CV'si olarak da adlandırabileceğimiz,

binaya ait mühendislik raporudur. Mühendislik firması, tüm binayı inceledikten sonra kısa ve uzun vadede çıkabilecek sorunları ve masrafları listeler.

birikmiş parasına denir. Bu para ne kadar 16 Binanın fazlaysa, binayla ilgili masrafların bu fondan Contingency Fund:

karşılanma olasılığı da o kadar yüksektir. Bazen ekstra para toplanarak bu rakam bir kerede artırılır. Kural olarak bu fonun toplam miktarı, binanın yıllık bütçesinin en az yüzde 25’i kadar olmalıdır.

Bina kanunları, anlamına gelir ve çok önemlidir. Aldığınız konutun kiraya verilip 17 By-Laws: verilemeyeceği , evcil hayvan kabul edilip

edilmediği, sigara içilip içilmediği, her dairede yaşayacak insan sayısı ile ilgili kısıtlama olup olmadığı gibi, çok önemli kurallar burada yazar.

Minutes: Binaya ait düzenli gerçekleşen toplantıların 18 Meeting notlarıdır. Bu toplantılarda binanın durumu, ortaya

çıkmış sorunlar, şikayetler, tamir edilmesi gereken yerler gibi binayı ve yaşayanları ilgilendiren konular konuşulur. Bunları okumak size binayla ilgili genel bir fikir vereceği için, satın alma kararı vermeden önce en az son 2 senenin toplantı notlarının okunması gerekir.

Offer: 19 Birvermeniz yeri beğenip almak istediğinizde o eve teklif gerekir ve emlakçınız size Contract of

Purchase and Sales dokumanını doldurarak satıcıya vereceğiniz teklifi hazırlar. Bu form standarttır ve British Columbia Real Estate Association tarafından hazırlanmıştır

Subjects: 20 Offer Bir eve teklif verirken bazı koşullar ileri sürebilir ve

bu koşulları kaldırmak için süre isteyebilirsiniz. İstenilen sürenin adı “Subject Removal Date’dir. Yani ev ile ilgili fiyatta ve diğer maddelerde anlaşma sağlandıktan sonra standart olarak 5 iş günü ile 1 hafta gibi bir süre isteyip bu süre içerisinde mortgage işlemlerinizi halletmek, ev ile ilgili dokümanları okuyup gerekli araştırmaları yapmak, eve inspection yaptırmak gibi önemli adımları gerçekleştirebilirsiniz ve subject removal date geldiğinde, evi alıp almamaya karar verirsiniz. Bir nevi zaman kazanmış olursunuz ama asıl amaç evi almak ve bu amaç içim gerekli işleri tamamlamaktır.


YAŞAM / VANCOUVER'IN EMLAK SÖZLÜĞÜ

Payment: 21 Down Evinizi alırken ödeyeceğiniz peşinat miktarıdır.

Down Payment ne kadar yüksek olursa aylık mortgage ödemeleriniz o kadar düşük olur çünkü evi daha az borçla almışsınız demektir. Eğer yüzde 20 peşinat öderseniz, CMHC’den mortgage sigortası almanıza gerek kalmaz ve aylık ödemeleriniz daha düşük olur. Mortgage Sigortası size borç veren bankayı – lender- korumak amaçlı zorunlu bir sigortadır ve yüzde 20 peşinat oranlarının altında gereklidir.

Date ve Possession Date: 22 Completion Completion Date evin tapusunun alıcının adına transfer edildiği ve satıcının alıcıdan parasını

aldığı gündür. Tapu adınıza transfer edildiğinde evin yeni sahibi siz olursunuz. Possesion Date ise size evin anahtarlarının verileceği gündür. Genelde Completion Date ile Possession Date arasında 1 gün ekstra gün bırakılır.

Insurance: 23 Home Evinize ya da dairenize olabilecek risklere karşı aldığınız ev sigortasıdır. Bir çok banka

mortgage koşullarından biri olarak eve sigorta yaptırmanızı ister Stratalardan yer alındığında da bina yönetimi eve sigorta yaptırmış olmanızı ister çünkü olabilecek hatalardan kaynaklanan su sızmaları, yangın riski, hırsızlık vs gibi durumlar karşısında önleminizi olursunuz.

24 Appraisal: Evinize mortgage almak istediğinizde banka değer belirlemesi yapmak için uzman bir

kişiyi eve gönderir. Baktıkları şey evin değerinin satış fiyatına yakın olup olmadığı ve evin satış belgesinde bahsedilen özelliklerin bulunup bulunmadığıdır.

Emlak marketi çok kapsamlı olduğu için bazı temel hususlara değindim ama daha fazla bilgi almak için ister emlakçınız ile görüşebilir isterseniz de British Columbia Real Estate Association’un sayfasına göz atabilirsiniz.

778-895-2954 | evelynsonmezrealtor.ca | evelyn.sonmez@gmail.com

turkishcanadiansociety.org

70


HOBİ

TOPLUM

Ev Stalker'ınız geldi haanım! Ya da kısaca

@Typical_Vancouver_Homes Hazırlayan: Murat Özbek

Hobiler hakkında dergimizde bir köşe oluşturmak ne güzel bir fikir. Madem bu konudaki ilk yazıyı ben yazıyorum, o halde, “first things first” olarak, Amerikalı yazar Dave Barry’nin şu sözünü hatırlamakta yarar var:

Gelelim, kendimi “henüz” böyle bir risk altında görmediğim hobime: Yani “Tipik_Vancouver_Evleri” fotoğraflarını çekmem ve bunları sosyal medyada (IG) paylaşmama... Ama öncelikle “neden” sorusuna yanıt vermem lazım sanırım. Ben aslında ortodonti uzmanıyım (diş hekimliğinin, “eğri dişleri itip kakarak düzelten” en güzel uzmanlık dalı). Yaklaşık 30 yıl boyunca da mesleğimi, çok severek yaptım. Bir yandan bilimsel araştırmalara olan ilgim, diğer yandan da deli dolu genç kafalara olan hayranlığım nedeni ile, mesleğimi hem Üniversite ortamında (Ankara Üniversitesi ve UBC), hem de özel muayenehane ortamında (yine ortodontist olan sevgili eşim Canan ile birlikte) icra ettim. Hani derler ya, “Hobinden aynı zamanda para da kazanıyorsan çok şanslısındır”, diyerek. Şimdi bazılarınız takılmış olabilir: “Hanımınla hem evde hem işyerinde bir arada olmak nasıl bir şeydi?” diye. İlk evlendiğimizde (1988), o zamanlar bir avuç olan ortodonti camiasında şu espriyi yaparlardı bize arkadaşlarımız: “İki diş hekiminin evli olmasından

71

“ Hobi ile akıl hastalığı arasında incecik bir çizgi vardır!

daha kötüsü ne olabilir? İki ortodontistin evli olması” (aman ne kadar komik)! Ama, ne yalan söyleyeyim, hiç de öyle olmadı. Tabi bu biraz da, muayenehanemizin mimari çizimlerini hazırlarken Canan ile benim hasta koltuklarımızın arasına taşıma kolonunun “mecburen” gelmesine özel çaba gösterdiğim için olabilir. Yorum yok. Mimari dedim de, asıl konumuza dönelim. Neden ev fotoğrafları? Ortodontiden aldığım tüm bu keyfe rağmen, on iki yaşından beri hayallerimi süsleyen meslek mimarlık oldu. Daha o yaşlarda ev planları çizdiğimi (ilk başta taşıma duvarlarını tabii ki düşünmeden) ve sonra da kartonlar, renkli fon kâğıtları ya da kibritlerle (uçlarını tek tek yontarak), bu planların maketlerini yaptığımı, maketlerin üstlerini açılacak gibi hazırlayıp içlerini döşediğimi, bitenleri odamda gardırobun üzerine koyduğumu ve annem gardırobuma bir şeyler yerleştirmeye çalışırken her defasında bu maketler üstüne düşünce söylendiğini bilmenizde fayda var.


HOBİ / VANCOUVER EVLERİ

turkishcanadiansociety.org

72


TOPLUM

HOBİ

Bir konuyu daha bilmenizde fayda var elbette: Mimar olarak ilk “iş teklifimi”, hayranlık duyduğum bir mimar olup ayni zamanda halen çok yakın “bebeklik” arkadaşım olan Can’ın babası Sevgili Aydın Pelin’den, henüz Lise 3'te iken almıştım!!! Şöyle ki, hepsi doktor olan ailem mutlaka tıp ya da diş hekimliği okumamı isterken (“mimarlar iş bulamadığı için!”), sevgili Aydın amcam annemi bizzat aramış ve “Yahu bırakın artık bu çocuğun yakasını, ona ilk işini söz ben vereceğim, yani işsiz falan kalmaz!” demişti? Eh, kimin kazandığı malumunuz; aslan annem :), nur içinde yatsın ... Sonra, dediğim gibi ortodonti yılları, ve neyse ki, ortodontinin mimarlığa çok benzemesi nedeni ile giderek büyüyen meslek aşkı. Tabii ki, mimariye olan ilgim bir damla azalmadan. Kanada’ya taşınırken hastalarımı başka bir ortodontiste yönlendirmeden önce, en azından aktif tedavilerini bitirmek için (tipik balık burcu duygusallığı), 4 yıl TR-CA arası git gel yaptıktan sonra, Türkiye’deki muayenehanemi yaklaşık 18 ay evvel kapattım. Buraya gelince de “Peki ne yapacağım, henüz de çok bir gencim! (55 :) emekli olmak için” sorusuna yanıt aramakla kendimi yıpratmak yerine, bir süreliğine fişimi çekip, bünyeyi “reset”lemeye karar verdim. İşte tam bu dönemde, gençliğimin ilgi alanları olan fotoğrafçılık ve mimarlık beni çağırmaya başladı. Kararımı verdim. Konu olarak da, Vancouver’da en çok ilgimi çeken “karakter” evleri seçtim.

Vancouver evleri yok oluyor

Ve stalking başlar

Gördüğüm anda benimle konuşmaya başlayan, m2 olarak değil de, verdiği hisler açısından “büyük” olan, rengarenk, yaşayan ve en az birkaç kuşağı da içinde yaşatmış olan, ne yazık ki yavaş yavaş yok olmaya yüz tutan... Sevgili Vancouver Evlerini...

İşte, kendisine bakanla hemen konuşmaya başlayan, kendi küçük ama verdiği hisler büyük, sevgili Vancouver evlerini “gözetlemeye” (#housestalker) böyle başladım.

Konuya ilgi duyanlara, önsözünü Tarihçi, Yazar ve Ressam Micheal Kluckner’in yazdığı “Vancouver Vanishes” isimli kitabini öneririm. 145. Sayfadan başlayarak, yıkılmış olan “storybook” evlerin fotoğraflarına bakın önce. Sonra da kitabın ayrıntılarına (her bir bölüm bir başka yazar tarafından yazılmış).

73

2017 aralık ayında ekibime sevgili Journey de katıldı. İki vitesli (dışarıda “tornado”, evde “frozen”), kendisini hashtaglerle tanıtmak gerekirse, #aristokrat, #velcrodog, #hungarianvizsla : ) Nasıl oldu bilmiyorum, ama, poz vermeyi de öğrendi. Dolayısıyla da, bazı “çekim”lere giderken, onu da alıyorum yanıma.

Kendi memleketimizde yıllar önce başlamış “talan”ın, yine aynı nedenlerle ($$$) burada da sessiz sedasız ilerlediğini göreceksiniz.

Kızım ve ekip arkadaşım “Journey” hem bana yoldaş oluyor, hem de fotoğraf çekerken “ev sahibine yakalanırsam”, “awwww, what a cute dog” olayı nedeniyle, potansiyel “hobi riskleri” azalıyor!

Belki de merak edip, Türkiye’deki eski evlere ya da boğazdaki yalılara dair sosyal medya hesaplarına bakacaksınız. Umarım, korunanlardan aldığınız keyif, yok edilenlerden aldığınız hüznün önüne geçer.

Peki, eğer Journey yanımda yoksa ve fakat ev sahiplerine yakalanırsam ("Why are you taking those pictures?" “Are you a realtor”? “This house is not for sale, you know”) bombardımanından nasıl mı sıyırıyorum?


HOBİ / VANCOUVER EVLERİ

Duruma göre: “Ahhhhh, böyle bir evin fotoğrafı nasıl çekilmez ki?”, ya da, “Oh, çok özür dilerim. Hanımım bu renge bayılıyor, ona göstermek için çekiyorum”, ya da, özellikle son zamanlarda “Ahhhh, biliyorsunuz bu karakter evler giderek azalıyor, o yüzden kendime hobi yaptım, @typical_vancouver_homes IG sitemde paylaşarak onları yaşatmaya çalışıyorum. Adres koymuyorum, yine de istemezseniz yayınlamam elbette” diyerek açık açık durumu anlatıyorum. Tabii, şunu da ekleyeyim, ev gözetlemeye çıkarken, daima temiz ayakkabılar giymeye ve üstümün başımın düzgün

olmasına dikkat ediyorum (ye kürküm ye). Eh bir de saçları kırlaşmış ve dökük görünce, sanırım şu ana kadar hiç sorun yaşamamış olmamın nedeni bunlar olsa gerek (tak tak tak)... Bir iki defa polis aracı yavaşladı yanımdan geçerken, ama onlarla da karşılıklı el sallaşmaktan öteye geçmedi ilişkimiz, çok şükür... Bu arada, eğer IG hesabıma girecek olursanız dikkatinizi çekecektir, evle ilgili “mimari” ya da “tarihsel” bilgi, çok özel durumlar ya da izin olmadıkça, vermiyorum.

Bende uyandırdığı duygular önemli Bunun yerine, eve ilk baktığımda bana nasıl seslendi? Aklıma ilk ne geldi? Bende nasıl bir duygu uyandırdı? Evle doğrudan alakası olsa da olmasa da, altına bunu yazıyorum. Bu da bazen “a piece of lemon cake” oluyor, bazen “The original Purple Rain by Prince”, bazen de tamamen alakasız “Esmerelda”!!! Tipik Vancouver Evleri ile ilgili hobimin özeti bu. Sormak istediğiniz bir şey olursa lütfen DM yollayın, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Çok mu ani kestim? Kaç kelime oldu?

turkishcanadiansociety.org

74


İŞ DÜNYASI

TOPLUM

Corporate Club Anlaşması Hazırlayan: Burçak Doğan

Derneğimiz ile THY arasında Corporate Club anlaşması imzalandı ve hayata geçti. Üyelerimize çok ciddi avantajlar sağlayacak bu programdan faydalanmak için aktif üyemiz olmanız yeterli.

Bu anlaşmaya göre dernek üyelerimiz, THY’den alacakları biletlerde indirim Bilet tarih değişikliklerinde cezadan muaf olma Ekstra bagaj avantajı (2x23 kg yerine 2x32 kg) No show, yani uçuş kaçırdıkları zaman cezadan muaf olma gibi avantajlardan faydalanacaklar. Biletlerinizi derneğimizin anlaşmalı olduğu 3 acenteden alabileceksiniz. Konuyla ilgili detaylı ve güncel bilgilere derneğimizin web sitesinden ve Facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

75

NOT: İş Dünyası sayfalarında yer almasını istediğiniz konu ve başlıklar hakkında bana mesaj atabilirsiniz: ben@smartupmarketing.ca Derneğimiz ile ilgili güncel bilgiler ve görüşleriniz için bize ulaşabilirsiniz. http://turkishcanadiansociety.org https://www.facebook.com/TurkishCanadianSocietyVancouver

Fotograflarla: turkishairlines.com

TCS –THY


İŞ DÜNYASI / AHMET ÜLKER

Başkonsolosumuz sayın Anıl Bora İnan ile ödül gecesinde

Ahmet Ülker'e

Yaşam Boyu Başarı Ödülü Hazırlayan: Ayşe Acar

Ahmet Ülker'e Yaşam Boyu Başarı Ödülü 9 Nisan 2018 gecesi, BC Mühendisler Birliği (The Association of Consulting Engineers of British Columbia ; ACEC-BC) tarafından düzenlenen, 29'uncu Yıllık Mühendislikte Mükemmelik Ödülleri Galası'nda (29 th Annual Awards for Engineering Excellence Gala), Vancouver'a yerleşen ilk Türklerden, hepimizin Ahmet Abi'si Sayın Ahmet Ülker Yaşam Boyu Başarı Ödülü'ne (Meritorious Achievement Award) layık görülerek Vancouver'lı Türklerin göğsünü bir kez daha kabarttı. Westin Bayshore'da gerçekleşen ödül törenine,

British Columbia Vali Yardımcısı Sayın Judith Guicon, çok sayıda Eyalet Bakanı ve Milletvekili, Başkonsolosumuz sayın Anıl Bora İnan ile birlikte birçok işadamı katıldı. ACEC-BC'nin Başkanı ve CEO'su Keith Sashaw konuşmasında 29'uncu Mühendislikte Mükemmellik Ödülleri'nin kazananlarının, endüstrilerinin en iyi ve en parlak isimlerini temsil ettiğini söyledi ve ekledi: "Kazanan projeler belki de BC'de son 30 yıl içerisinde gördüğümüz en etkileyici işler." Ahmet (Met) Ülker'e (AES Engineering

Ltd.) ise ödülü, yaşamı boyunca mühendislik endüstrisine ve topluma verdiği hizmetler ve değerli katkıları nedeniyle verildi. Bu ödül gecenin en değerli ödülüydü. Ve Ahmet Abi, bu ödülü alarak mesleğine zirvede veda etti. Toplum Dergisi olarak, kendisine huzurlu ve mutlu bir emeklilik dilemek çok istiyoruz ama yerinde duramayacağını ve yeni işlere yelken açacağını da adımız gibi biliyoruz. Henüz geçen sayıdaki röportajında kendisinin dediği gibi: "Karımın en sevdiği gün pazartesidir. Çünkü ben işe dönerim. Çalışmazsam benim hanım beni boşar. Mühendislikten emekli oldum, diyelim. Farklı işler yapmak istiyorum artık."

Ahmet Ülker kimdir? Elektrik Mühendisliğinde 35 yıldan fazla deneyime sahip olan Ahmet Ülker, büyük çaplı ticari, endüstriyel ve kurumsal projelerde çalıştı. Çalıştığı projelerin sürdürülebilir olması en önemli başarılarından biriydi. 1986'da Sky Train'i kuran ilk mühendislerden biri olan Ülker aynı zamanda dev toplu taşıma projeleri Evergreen Line'ı ve Canada Line'ı kurdu. Bu elektrikli tren hatları yola çok daha az araba çıkması, hava kirliliğinin azalması, yenilenemeyen kaynakların korunması anlamına geliyordu. Coquitlam- Lougheed arasını 13 dakikaya, Coquitlam downtown Vancouver arasını 40 dakikaya indiren Evergreen Line, 2020 yılına kadar 40,000 aracı trafikten çekmeyi hedefliyor. Ahmet Ülker evli ve iki çocuk babasıdır. turkishcanadiansociety.org

76


TOPLUM

SAĞLIK

Yoga; Parmak uçlarımıza değil, farkındalığımıza yolculuk! Hazırlayan: Ayşe Çamcı

İlk yoga dersimde karşıma Chris Chavez diye bir adam çıktı. Meksikalı mıdır, İspanyol mudur nedir çözemedim. Hangi poz ismini söylese ben sağa sola bakıyorum.

Yeni olduğumu hemen anladı ve off! her dakika benimle ilgileniyor, geçip giderken kolumu bacağımı düzeltiyor. Gıcık oldum ben bu adama! Bu adam sayesinde bugün burada, Vancouver'da, yoga eğitmeniyim. ”

77


SAĞLIK / YOGA NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Öncelikle yogaya olan tutkumu paylaşmama vesile olduğu ve daha tanımadan bana güven duyduğu için sevgili Ayşe Acar’a çok teşekkür ederim. Hayatımın en önemli parçası olan bu disiplini kendi kelimelerimle anlatmak çok heyecan verici. İlk defa ne zaman yogayla tanıştım, daha doğrusu o benimle tanışmak istedi ama ben reddettim, sonradan nasıl hayatımın amacı haline geldi, bu ilk yazımda bunları anlatmaya ve yogaya bir girizgah yapmaya çalışacağım. Yogayı belki sadece bir spor ve esneme yöntemi olarak duydunuz, belki de daha önce deneme fırsatı buldunuz. Bir şeyi ilk defa yapmak sonradan geri dönüp baktığınızda çok güçlü bir anı olarak hafızanızdaki yerini alır. O yaptığınız şeyle ne kadar sıkı bir bağ kurduğunuz da önemli tabii… Benim yogayla tanışmam üniversitenin ilk yıllarında olmuştu. Bir arkadaşımın nişanlısı yoga hocasıydı. Uzun yıllar New York’ta yaşamış, yoga pratiğine ve hocalığa orada başlamıştı. Şu anda Türkiye’de bir yoga okulunun kurucusu ve çok ilham verici bir yogini, sevgili Nihan Hantal’dan bahsediyorum. Nihan, bir hafta sonu bana “Hadi gel! Cumartesi sabahı sana yoga yaptırayım.” dedi. İstemedim. Ukala ukala, spor yaparken terlemeyi sevdiğimi, yoganın bedeni yeterince çalıştırmadığını (hayatımdaki en sağlıklı terlemeyi yoga yaparken yaşamış olabilirim!), "AUMMM" deyip meditasyon yapmanın hiç de bana göre olmadığını söyledim. Şu anda o tepkimi düşündükçe gülsem mi ağlasam mı bilemedim! Yıllar içerisindeki değişimimi göz önünde bulundurursak, o günkü Ayşe bana başka bir gezegende yaşayan bir canlıymış gibi geliyor. Yoga sayesinde zihnimin düzlemi değişti, bu bir gerçek! Yoga sadece bir spor değildir, yoga sadece bir meditasyon değildir, yoga bir şeyden kaçıp kafayı boşaltmak değildir, yoga yanındaki kişinin neleri senden daha iyi yapabildiği ya da yapamadığı hiç değildir, sadece dışarıda yaptığın bir şey değildir, sadece içeride yaşadığın bir şey de değildir, her şeyi bırakıp sadece onu yapmak değildir, başkalarına anlatıp hemen onları etkileyebileceğin bir araç değildir, sadece fiziksel değildir, sadece zihinsel ya da spiritüel de

turkishcanadiansociety.org

78


SAĞLIK

TOPLUM

değildir. Yoga satabileceğin bir şey değildir, iyi hissettiğinde ya da kötü hissettiğinde yapılan bir şey değildir! Kısaca yoga bir kalıp değildir! Kelimelerle, tariflerle ve duygularla kısıtlamak kendisine haksızlık olur. Yoga her şeydir. Yoga, araba kullanırken kendini yola kaptırdığın, başka hiçbir şey düşünmeden o ana konsantre olduğun, kafanın bomboş olduğu o hal gibidir. Tüm duygu geçişlerinin bütünüdür, fiziksel + zihinsel + ruhsal bir harmonidir. Yolda seninle yan yana yürüyüp soluksuz bir şeyler anlatan, seni bazen güldüren bazen ağlatan bir dost gibidir. Seni tepetaklak yere fırlatan bir oyun, bazen de dimdik tutan koltuk gibidir. Yoga hayata değişik bir filtreden bakabilme halidir. Sonuçta hepimiz birbirimizden farklıyız. Bu yazdıklarım kimileri için hiçbir anlam ifade etmezken, kimilerinin derinlerine işleyebilir çünkü onların hayat filtreleri 5000 yıllık bu öğretiyi kucaklama yönündedir. Yoga asla "Bu doğru, bu yanlış" demez, olanı olduğu gibi kabul eder. Bildiğimizi bilebilmemiz, olduğumuz kişi  olabilmemiz için farkındalığımıza odaklanmamızı sağlar. Yoga hayatın ta kendisidir! Nihan’in beni yogayla tanıştırmayı teklif ettiği gün, 21 yaşındaydım. 25 yaşına geldiğimde üye olduğum spor salonunda yoga dersi olduğunu görünce meraktan bir deneyeyim, dedim. Ders sırasında hoca “Sen savaşçısın, savaşçı. Topla bütün gücünü, tek bir yöne kanalize et” gibi bir şeyler demişti. O zaman komik gelmişti ama dikkatimi çekmiş, kulağıma bir şeyler çalınmıştı.

79


SAĞLIK / YOGA NEDİR, NE DEĞİLDİR?

2013 yılının kavurucu bir Haziran sonu, bir pazar sabahıydı. Detaya girmeyeceğim birine fena halde bozulmuştum. Kendimi sokaklara atmış öğle sıcağında Beşiktaş’tan Bebek’e kadar yürümüştüm. Bebek’e vardığımda kan ter içinde, parkta kendimi bir ağaç gölgesine attım ve en yakın arkadaşımla buluşup dertleşmeye başladım. İçinden çıkamadığım, çözemediğim bir iletişim problemi yaşıyordum. Bir insana çok yardımcı olmak istiyordum ama konuşarak olamıyordum. Umutsuz ve çaresizdim. Belki önce kendi iletişim yöntemlerimde bir değişiklik yaparsam, ona ulaşmam mümkün olurdu. Bildiğim yöntemler işe yaramadığı için değişime kendimden başlamanın mantıklı olduğuna karar verdik. Oradan eve dönmek yerine İstinye’ye kadar yürüdüm. Doğruca Cihangir Yoga’nın İstinye Şubesi'ne ulaştım ve bir aylık tanışma paketi alarak, yogaya “üye” oldum. İnat ettim, "Yapacağım ben bu yogayı!" dedim! İlk dersimde karşıma Chris Chavez diye bir adam çıktı. Meksikalı mıdır, İspanyol mudur nedir çözemedim. Ben okulda da iyi öğrenebilmek için hep en önde oturmayı severdim. Stüdyoya girdim, en ön sıraya matımı serdim. Özgüvene bakın, tek bir poz adı bile bilmiyorum. Daha önce adam akıllı bir derse katılmışlığım yok. Üstelik ders İngilizce! Chris dersi başlattı, hangi poz ismini söylese ben sağa sola bakıyorum. Yeni olduğumu hemen anladı ve off! her dakika benimle ilgileniyor, geçip giderken kolumu bacağımı düzeltiyor. Gıcık oldum ben bu adama! Chris Chavez, sonradan hayatımın seyrini değiştirdi. Hem gerçek mesleğim olan mimarlıktan yoga eğitmenliğine geçişimin ilham kaynaklarından biri oldu, hem de yolumun Vancouver’a düşmesinde büyük rol oynadı. Sonraki yazılarımda İstanbul’dan Vancouver’a uzanan yolculuğumdan ve yogadan daha da derinlemesine bahsedeceğim.

Sevgiyle kalın Ayşe Çamcı'ya nasıl ulaşabilirsiniz? Şu anda Kitsilano'da 4 şubesi bulunan Semperviva Yoga'da yönetici olarak çalışıyor. Yetenekli yeni hocaları keşfediyor, her sezon ders programını yeniliyor, ayrıca ders veriyor. e-mail: aysecamci@hotmail.com

turkishcanadiansociety.org

80


SEYAHAT

TOPLUM

SEYAHAT

Vancouver

Yakınlarında Yüzülecek 10 Göl Hazırlayan: Ceren Sarper

Yerlisinin tabiriyle Vancouver ve civarında "serinlenecek" yüzlerce swimming hole, yani nehir, akarsu, dere ve kaynak bulunmaktadır. Ama bizler, kışın ortasında yağmurun, çamurun, soğuğun köründe parmak arası terlik giyme rütbesine erişememiş Kanadalı Türkler olduğumuzdan bize daha ılık, içinde garip gurup hayvanın olmadığı, yüzenin bir tek biz olmadığı ama Bakırköy Sahili'ni de andırmadığı güzel göller lazım. Çok da şehir dışı olmasın bi' Pendik kadar yakın olsun istiyorsanız, kötü haber; elimizde bir tek Trout Lake var, o da ancak köpeklere tavsiye edebileceğimiz yüzülecek göller kategorisinde. Eğer siz de benim gibi henüz okyanuslarda yüzebilecek kıvama gelmediyseniz ve Alaçatı suyuna soğuk diyorsanız; kiliminizi, böreğinizi, dolmanızı, hararet gideren (!) çayınızı, kısacası pılınızı pırtınızı toplayın, atlayın arabaya! Sizi günü birlik gidebileceğiniz muhteşem 10 gölle tanıştıracağım.

81


SEYAHAT / YÜZÜLECEK 10 GÖL

Fotoğraf: sitesandtrailsbc.ca

1 Mystery Lake

Adından da belli olduğu gibi Mystery Lake, Seymour dağının tepesindeki gizli göldür. Dağın otoparkından itibaren 15-20 dakika süren güzel ve kısa bir hike sonrası göreceğiniz muhteşem manzaraya çocuklarınız ve varsa köpeğiniz rahatlıkla sizlere eşlik edebilir. Ayrıca, etraftaki düz kayalıklara uzanıp, hem güneşlenmek hem de piknik yapmak mümkün.

turkishcanadiansociety.org

82


Fotoğraf: benngie.com

SEYAHAT

TOPLUM

2

Cabin Lake Cabin Lake, kuzey kıyısının en bilindik göllerinden bir tanesidir ve yazın popülasyonü oldukça artar. Cypress Dağı'nın otoparkından Baden Pawell yürüyüş yolunu takip ettiğinizde önce tabelasını, yaklaşık 100 metre sonra da kendisini görebilirsiniz. Kısa bir yürüyüşle çevresini turlayabileceğiniz, (30-45 dakika) küçük bir göldür Cabin Lake.

83

İpucu: Olur da yolunuzu kaybederseniz, tahtadan yapılmış yürüyüş yolunu, ya da kısaca herkesin gittiği yönü takip ederek de gölü bulmanız mümkündür. Tahta yol demişken, yolun sonunda büyük kayalıkların olduğu geniş alanda öğle yemeğinizi yiyebilir, güzel manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Ayrıca, gölün etrafındaki diğer yürüyüş yollarından Black Mountain'a gidebilir ya da Yaw Lake üzerindeki manzara noktalarından güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.


Fotoğraf: westvancouver.ca

SEYAHAT / YÜZÜLECEK 10 GÖL

Whyte Lake, Horsehoe Bay yakınlarında, Downtown Vancouver'a yaklaşık 30 dakika uzaklıkla, West Vancouver'ın en büyük parkına sahip, küçük ve huzur dolu bir göldür. Westport yolundan, kolaylıkla yürüyebileceğiniz 3km uzunluktaki yürüyüş yolunu

aştıktan sonra göle ulaşmak mümkün. Gölün etrafı büyük, eski bir orman ve akarsularla çevrilidir. Civardaki yerleşim 2010 Olimpiyatlarından sonra gerçekleşmiş ve o tarihten sonra Vancouverlılar için yazları çok popüler bir göl haline gelmiştir.

Squamish göllerinden biri olan Cat Lake, Vancouver'ın en ılık göllerinden biri olması sebebiyle, yazları çok ilgi görmektedir. Göl kenarındaki kalabalıktan uzaklaşıp, güneş ışınlarının keyini çıkartmak istiyorsanız eğer, deniz yatağınızı ya da botunuzu yanınıza almanızı tavsiye ederim.

Downtown Vancouver'a yaklaşık 1 saat 15 dakika uzaklıktaki Cat Lake gece düzenlenen göl kenarı partileriyle de oldukça meşhurdur. Ayrıca, hayatına biraz atraksiyon katmak isteyenler için ağaçlara bağlanan salıncak misali halatlarda sallanarak göle atlamak da farklı bir deneyim olabilir.

Fotoğraf: outdoorproject.com

3 White Lake

4 Cat Lake

turkishcanadiansociety.org

84


SEYAHAT

TOPLUM

Brohm Lake de Squamish göllerinden biri olarak bilinir ve Downtown Vancouver'a arabayla yaklaşık 1 saat uzaklıktadır. Bu göl daha çok kendi lokal çevresi tarafından popülerdir ve tıpkı Cat Lake de olduğu gibi, Brohm Lake'de de halatla sallanmanın dışında kayalıklardan atlamak da değişik aktiviteler arasındadır.

85

Fotoğraf: sitesandtrailsbc.ca

5 Brohm Lake


Fotoğraf: westernliving.ca

SEYAHAT / YÜZÜLECEK 10 GÖL

Alice Lake, Cat Lake ve Brohm Lake'e alternatif olan bir başka Squamish gölüdür. Downtown Vancouver'a neredeyse Brohm Lake kadar uzaklıkta olan bu göl, ılık suyu ve muhteşem manzarası ile meşhurdur. Bu gölü diğer Squamish göllerinden ayıran özellik ise, erken

gidildiği ya da rezervasyon yapıldığı takdirde, gölün yanında kamp yapılabiliniyor olmasıdır. Bu yüzden yaz aylarında Alice Lake aileler arasında çok popülerdir ve öğle saatlerine kalınması halinde yer bulunması oldukça zordur.

Fotoğraf: bielousov.com

6

Alice Lake

7 Sasamat Lake Sasamat Lake için Port Moody'nin bir lütfu desem yeridir. White Pine Beach'in muhteşem ve bembeyaz kumları Maldivleri aratmayacak derecede... değil tabii çünkü Vancouverlı güneşi ve bu beyaz kumu Kanada'da bulmuşken kaçırmaz. Yazının başında bahsettiğim "Bakırköy Sahili" tabiri, yazın en güzel zamanları için tam bu göle uygun. Hem çok kalabalık olur, hem de piknik için pek elverişli bir yerdir. O yüzden size tavsiyem, Downtown Vancouver'a sadece 45 dakika uzaklıktaki bu muhteşem yere yazın başlarına doğru bir uğrayıp, çok geç olmadan güzelce keyfini çıkarmanız olur.

turkishcanadiansociety.org

86


SEYAHAT

TOPLUM

8 Pitt Lake

Fotoğraf: jenniferpicardphotography.com

Pitt Lake, Harrison Lake'ten sonra gelen, Lower Mainland'deki en büyük ikinci göldür. Aynı zamanda da dünyadaki en büyük gel-git'e sahip olan göller arasındadır. Bot kiralayıp gezebileceğiniz, yüzebileceğiniz ve hatta balık bile tutabileceğiniz, şelalelerin sularını bıraktığı birçok koy keşfedebilirsiniz. Kısacası bu göl, Türkiye'de tekne turundaymışcasınıza koy koy gezip, arada bir-iki serinleyip, gezinize devam edebileceğiniz, gezerken kayalıklarda antik piktografyalara rastlayıp keyifli bir gün geçireceğiniz, güzel ve turistik bir yerdir.

87


SEYAHAT / YÜZÜLECEK 10 GÖL

9 Lost Lake

Fotoğraf: reddit.com

Fotoğraf: artofliving.summitlodge.com

Lost Lake, Whistler Village'a yürüme mesafesindedir. Burada bir gölde aradığınız; barbekü alanı, piknik masası, iskele ve yemek yeme standları gibi neredeyse tüm imkanlar mevcuttur. Evcil hayvanların girişine müsade edilmektedir. Lost Lake'de gün batımını izlemenin ise keyfi bambaşkadır.

Lake 10 Lindeman & Greendrop Lake

Lindeman, ya da Greendrop Lake, Chilliwack'ın meşhur Caltus Lake'ine alternatif olarak tavsiye edebileceğim birbirlerine çok yakın iki göldür. Caltus Lake'in kalabalığından uzaklaşmak isterseniz, birkaç kilometrelik kısa bir

yürüyüş ile Lindeman gölüne ulaşabilirsiniz. Lindeman, Greendrop'a göre daha bilindiktir, yine ufak bir yürüyüş ile daha tenha olan Greendrop'a kaçmanız mümkündür : ) Ayrıca her iki göl de kamp yapma olanağı sağlamaktadır. turkishcanadiansociety.org

88


TOPLUM

GURME

Vancouver Uluslararası Şarap Festivali’nde bir Türk markası: Suvla

Hazırlayan: Simla Moradi

Şarap satan bir dükkana girmeye çalıştığımda aldığım ilk tepki, “Türkiye? Türkiye şarap mı yapıyor?” oluyor. Düşünün, iş buradan başlıyor. Neredeyse milattan öncesine kadar uzanarak, Türkiye’deki şarap yapımının geçmişini, hatta üzüm ekiminin köklerini dahi anlatıyorum. ”

Haluk Erengüç - Suvla Kanada'nın Kurucusu

89


GURME / SUVLA ŞARAPLARI

Gelibolu’da üretilen Suvla Şarapları Vancouver Uluslararası Şarap Festivali’ne Türkiye’den katılan tek marka oldu. Festivalin gala gecesinde de sunulan Suvla, 2016 yılından beri British Columbia’da raflarda bulunuyor. Batı Kanada’daki Türk toplumunun genişlemesi ile Suvla, daha fazla şarap severe ulaşmayı hedefliyor. Kuzey Amerika’daki en iyi şarap organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Vancouver Uluslararası Şarap Festivali’nin 40.’sı 24 Şubat ve 4 Mart arasında düzenlendi. Geçen sene olduğu gibi bu sene de festivalin Türkiye’den tek katılımcısı Suvla oldu. Festivalin açılış akşamı düzenlenen Bacchanalia Gala gecesi’nde Suvla Reserve Şiraz 2011 sunuldu. Festivale katılmak için Vancouver’a gelen Suvla’nın kurucusu Selim Ellialtı ise Toplum Dergisi’ne gala gecesinde gördükleri ilgiden memnun olduklarını belirtti: “Bu seneki festivalin gala gecesinde ilk kez bizim de bir şarabımız sunuldu. Yemek ile birlikte sunulan dokuz şaraptan biri de Suvla Reserve Şiraz 2011’di. Ayrıca bağışladığımız Suvla Şarapları lotu müzayedede yoğun ilgi gördü. Artırmada epey bir talep alıp iyi bir fiyata, neredeyse iki katına satıldı. Biz festivale katılan ilk Türk markasıyız ama keşke çok daha fazla Türk üretici katılsa da, Türkiye’de iyi şaraplar yapılabildiğini tescil etsek”.

Türk Şarabının Markalaşması Gerekiyor Selim Ellialtı Türk şarabının henüz markalaşmadığını ve bunun uluslararası pazarlara giren Türk üreticinin işini zorlaştırdığını belirtiyor. Ellialtı’ya göre Türk şarabını tanıtacak uzun soluklu projelerin üretilmesi de şart: “Türk şarabı bir marka değil. Bir kategori de değil. Özellikle Kanada ve Amerika’da, şaraplar kategori olarak pazarlanıyor ve bizim Türk şarabı herhangi bir kategoride yer almıyor. “Others” yani “Diğerleri” kategorisinde yer alıyor. Bu da önemli bir sorun, çünkü insanlar şarap sipariş ederken ya da raflardan şarap alırken öncelikli olarak menşeine dikkat ediyorlar. Nerenin, hangi bölgenin şarabı olduğu tüketici için çoğu zaman markanın önünde önem teşkil ediyor. Dolayısı ile Türk şarabının bu bölgelerde bir talep yakalayabilmesi için hep birlikte Türk şarapçılığını iyi ifade eden uzun soluklu bir proje gerçekleştirmemiz gerekiyor. Şu anda bazı hedef pazarlara yönelik “Wines of Turkey” (Türkiye’nin Şarapları) diye bir oluşum var ve bir takım faaliyetlerde bulunuluyor. Ama tabii o faaliyetlerin sonuç getirmesi için çok uzun soluklu olması lazım.” Suvla Kanada’nın kurucusu Haluk Erengüç de Suvla Şarapları’nı Batı Kanada’ya getirirken “Türk Şarabı”nın bilinmemesinin zorluklarını yaşadığını aktarıyor: Fotograflarla: citizen-femme.com

“Şarap satan bir dükkana girmeye çalıştığımda aldığım ilk tepki, “Türkiye? Türkiye şarap yapıyor mu?” oluyor. Düşünün, buradan başlıyor iş. Benim o zaman neredeyse milattan öncesine kadar uzanarak, Türkiye’deki şarap yapımının geçmişini, hatta üzüm ekiminin köklerini dahi anlatmam gerekiyor. Ancak şunu gururla söyleyebilirim ki, bugüne kadar şaraplarımızı tadıp da beğenmeyen kimse olmadı. Restoranlar, kulüpler, barlar. Kime götürdüysek ve kim şarabımızı tattıysa beğendi. Bu da bizim için büyük bir gurur.”

Selim Ellialtı - Jana Mclagan - Haluk Erengüç

turkishcanadiansociety.org

90


GURME

TOPLUM

BC’deki Türk Nüfusunun Artması Satışlara Yansıyor Suvla Kanada 2015’te kurulmasına rağmen, şarapların raflarda yerini alması ancak 2016’nın ilk aylarında mümkün oldu. Haluk Erengüç, şarap ithalatı ve izinlerin alınması konusundaki bürokratik sürecin uzun ve zorlu olduğuna dikkat çekiyor. BC pazarına, içinde yerel üzümleri de bulunduran 7 ayrı blend ile giren Suvla, Batı Kanada’daki ürün yelpazesini her geçen gün genişletiyor. Erengüç BC’deki şarap tüketiminin sürekli arttığına dikkat çekerken Türk nüfusun artması ile Türk şarapları için de yeni fırsatlar doğduğunun altını çiziyor: “BC’de ithal şarap pazarı son beş yıldır her sene yüzde 4-5 oranında artarak büyüyor. Şu yıl itibarı ile 50 milyon şişe ithal şarap satılması söz konusu. Tabii ithal şarap pazarı ağırlıklı olarak Amerika’dan getirilen şaraplardan oluşuyor. Sonrasında İtalya ve Fransa gibi ülkeler geliyor. Biz ise öncelikle “Diğer Ülkeler” kategorisinde kendimize yer edinmeye çalışıyoruz. BC’deki Türk nüfusunun artması ise satışlarımıza yansıyor tabii ki. Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu, Vancouver Türk Filmleri Festivali gibi organizasyonlarda şaraplarımızı sunuyoruz. Başkonsolosluk’tan da çok destek gördük. Türkiye’den

91

sofistike bir ürünün ve iyi bir markanın gelmiş olması, onları da çok heyecanlandırdı.” Selim Ellialtı da Türk şarabının tanıtımı konusunda Vancouver’da yaşayan Türklerin yardımına ihtiyaç duyduklarını söylüyor: “Kanada sofistike bir Pazar. Bizim bulunduğumuz British Columbia ve Vancouver özelinde konuşacak olursak, küçük bir pazar olmasına rağmen nitelikli bir tüketicisi var. Türk şarabına, daha doğrusu değişik lezzetlere ve değişik şaraplara da ilgi var. Bu anlamda, iyi bir tanıtım ile Türk şarabı için fırsatların gelişebileceğini düşünüyoruz. Bu bölgede yaşayan Türklerin ve Türklerin yönetiminde olan şirketlerin de bir miktar destek vermesi lazım. Onların gururla sunabilecekleri alternatifler oluşturuyoruz.” Suvla Şarapları’nı halihazırda Vancouver’da 80’e yakın satış noktasında bulmak mümkün. Ayrıca Victoria ve Kelowna’da da satış noktaları var. Hedef ise bu sayıyı 250’ye çıkarmak. Önümüzdeki sene ise Suvla Alberta pazarına da girerek Batı Kanada’nın iki eyaletinde raflarda olmayı hedefliyor.

Fotograflarla: scoutmagazine.ca

Selim Ellialtı, eşi Pınar ve oğlu Bozok ile


GURME / SUVLA ŞARAPLARI

Vancouver Uluslararası Şarap Festivali Nedir? British Columbia üzüm bağları ve kaliteli şarapları ile bilinen bir eyalet. Her yıl düzenlenen Vancouver Uluslararası Şarap Festivali de sadece BC değil, tüm dünyadan üreticilerin ve şarap severlerin katıldığı bir festival. Bu yıl 40.sı düzenlenen festival Kanada’nın bir numaralı şarap organizasyonu olarak biliniyor. Festival kapsamında başta Bacchanalia Gala gecesi olmak üzere 50’den fazla etkinlik düzenleniyor. Ayrıca şarap severler 4 gün boyunca 180 bağda üretilen, 4 bin 500’ün üzerinde şarabı tatma imkanı buluyor.

Selim Ellialtı: Burada takdir edilmek bize güç veriyor Buradaki tadımlarda geçen sene de, bu sene de çok ilgi gördük. Birçok insandan “Bize binlerce mil öteden hem şaraplarınızı getirip, hem kendiniz gelip ikram ettiğiniz teşekkür ediyoruz." cümlesini duyduk. Bunu duymak gurur ve güç veriyor, insanların yaptıklarımızı takdir etmesi bizi motive ediyor. Ben geçen sene de çok mutlu ayrılmıştım Vancouver’dan. Bu sene de büyük keyifle ve ümit dolu ayrılıyorum.” turkishcanadiansociety.org

92


GURME

TOPLUM

Pamuk Eller Mutfağa 4 Pratik Yemek Tarifi Hazırlayan: Ayşegül Polatoğlu Tamtürk

Gündüz işe taşın, akşam üstü çocukları aktivitelere taşı, alışverişini yap, temizliğini yap, biraz da sosyalleş derken, Vancouver'ın yoğun temposunda çoğumuza 24 saat yetmiyor. Konu yemeğe gelince, kısa hazırlama sürelerinden ötürü birçok evde dondurulmuş gıda tercih ediliyor. Bu sayıda size hem çok kolay hazırlayabileceğiniz, hem leziz, hem de besin değeri yüksek 4 yemeğin tarifini veriyorum.

93


GURME / PRATİK YEMEKLER

Pesto soslu patates salatası Tereyağlı dil balığının olmazsa olmazı patates salatasıdır. Bu tarif klasik patates salatasında çok az farklı. Ama her yaptığımda çok beğenilen bir salata. 4-5 adet patates ½ piyaz doğranmış beyaz soğan 1 kaşık mayonez 2 kaşık pesto sos 1 tutam maydanoz ½ limonun suyu 2-3 kaşık sızma zeytinyağı ½ tatlı kaşığı tuz Karabiber Patatesleri dağılmayacak kadar haşlayalım. Tencereyi sıcak su ile doldurup, kapağını da kapatırsanız, haşlama süreniz çok kısalır. Patateslere çatal rahatlıkla (patatesin ortasına kadar) girebildiğinde, patates haşlanmış demektir. Direkt akan soğuk suyun altına koyalım hem patates daha hızlı soğur hem de dağılmaz. Soyduğumuz patatesleri küp doğrayıp bir karıştırma kabına alalım ve kalan malzemeyi ekleyerek iyice karıştıralım. Beyaz soğan genellikle tatlı olur ancak acı çıktığını da gördüm. Soğan keskin ve acı kokuyorsa bir kaşık tuz ile ovarak sudan geçirelim. Afiyet olsun.

Tereyağında Dil Balığı Dil balığı hem çok hafif, hem çok lezzetli hem de hazırlaması kolay bir balık. Yıllar önce Sorrento'da tadıp bayıldığımız bu yemek yüzünden, üç gün Don Vincenzo isimli restoranı tavaf etmiştik. Sonraki yıllarda kendi yemek arşivimin de baş köşesindeki yerini alan bu yemek, Boğaz’ın leziz balıklarından uzak Vancouver günlerimizde, mutfaklarımızı şenlendirmeye ediyor. Özellikle yaz akşamlarında, soğuk bir bardak Sauvignon Blanc eşliğinde, yemeniz tavsiye edilir. 4 adet donmuş dil balığı fileto 2 kaşık tereyağı 3 kaşık süt 5 kaşık un 1 çay kaşığı tuz 1/2 çay bardağı beyaz şarap 1/2 limonun suyu İnce doğranmış maydanoz Dil balıklarını akan soğuk su altında çözdükten sonra önce süte batırıp, sonra da tuzun yarısı ile karıştırdığımız una her iki tarafını da iyice bulayalım. Tereyağını teflon tavada iyice kızdırıp balıkların önce bir tarafını sonra diğer tarafını altın rengi oluncaya kadar kızartalım. Tavadan almadan şarap, limon suyu ve kalan tuzu ekleyerek 2-3 dakika suyunu çektirelim. Servis etmeden maydanoz ile süsleyip sıcak servis edelim. Afiyet olsun.kapatırsanız, haşlama süreniz çok kısalır. Patateslere çatal rahatlıkla (patatesin ortasına kadar) girebildiğinde, patates haşlanmış demektir. Direkt akan soğuk suyun altına koyalım hem patates daha hızlı soğur hem de dağılmaz. Soyduğumuz patatesleri küp doğrayıp bir karıştırma kabına alalım ve kalan malzemeyi ekleyerek iyice karıştıralım. Beyaz soğan genellikle tatlı olur ancak acı çıktığını da gördüm. Soğan keskin ve acı kokuyorsa bir kaşık tuz ile ovarak sudan geçirelim. Afiyet olsun.

turkishcanadiansociety.org

94


GURME

TOPLUM

Avokadolu Domates salatası Bu çok kolay salata bizim evin favorisidir. Bir çok yemeğin yanına iyi gider , özellikle et yemeklerinin. Hatta bir dilim kızarmış ekmek ile birlikte, tek başına bir öğün olabilir. 1 adet olgun avokado 1 küçük bardak organik donmuş mısır 2 su bardağı çeri domates 2 kaşık balsamik sirke 2-3 kaşık sızma zeytinyağı ½ tatlı kaşığı tuz

95

Avokadonun olgunlaşması için 1 veya 2 gün mutfak tezgahında muzun yanına koyun. Muzun salgıladığı gazlar avokadoyu çok hızlı olgunlaştırır. Yumuşadığında dolaba kaldırırsanız ömrü uzun olur. Avokadoyu küp kesip, ikiye kesilmiş çeri domates ve akan soğuk su altında çözülmüş mısır tanelerini karıştırıp sosunu ekleyelim. Afiyet olsun.


GURME / PRATİK YEMEKLER

Limonlu Kereviz Salatası İşte farklı ve çok lezzetli bir salata. Kereviz sevenler bu salatayı mutlaka deneyin , pişman olmazsınız.

8 adet ince verev kesilmiş kereviz sapı 2 adet ince kesilmiş yeşil biber ½ beyaz soğan, ince kesilmiş 1 tatlı kaşığı şeker ½ tatlı kaşığı tuz 2 adet limon bir tutam maydanoz bir tutam kişniş (istenilirse) 4 kaşık kapari (istenilirse) 2 kaşık sızma zeytinyağı 100 gr beyaz peynir ufalanmış

Kereviz sapı, biber ve soğanı bir kaba alıp tuz ve şeker ile ovalım. Diğer tarafta limonların kabuğunu elma gibi soyalım. Mümkün olduğu kadar beyaz bölümünden de arındıralım. Dörde kesip ince ince doğrayalım. Maydanoz ve kişnişi de ince doğrayalım. Bunları ve diğer tüm malzemeyi on – on beş dakika beklettiğimiz sebze karışımına ekleyelim. Afiyet olsun.

turkishcanadiansociety.org

96


TOPLUM @TurkishCanadianSocietyVancouver

@TCS_BC

@tcsvancouver

turkishcanadiansociety.org

Toplum Magazine

toplummagazine

Toplum Ilkbahar yaz 2018  

Turkish Canadian Society tarafindan cikarilan Toplum Dergisi

Toplum Ilkbahar yaz 2018  

Turkish Canadian Society tarafindan cikarilan Toplum Dergisi

Advertisement