Issuu on Google+

‘’ MA DEVLET’’ uygulaması başladı...

Dersimde bir çok kamu kurum ve kuruluşu ‘’e devleti ‘’anlamayarak Ankaradan tanıdıklarını devreye sokup sıra ve torpil kazanma peşindekiler yüzünden ‘’MA Hökümat ‘’uygulamasına başladı... Nasıl mı... ‘’teyteytey.ma.hokumat.com.tr’’ adresine tıkladığınızda dersimdeki resmi kamu kurum ve kuruluşlarının sayfaları açılacaktır... Örnek Olarak: Ma Randevu uygulamasını kullanarak hastahanelerde ‘’ma hastayım’’,’’ma giribim’’ , ’’ma karnım ağrıyor’’ polikiniklerinden randevu alabilirsiniz.

OVACIKTA KAR KEYFİ

Tunceli Dağcılık ve Kamp Sporları Kulübü tarafından düzenlenen Ovacık gezisi yoğun kar yağışına rağmen yaklaşık 60 Kişinin katılımı ile gerçekleştirildi. Geziye katılanlar yol boyunca araçları durdurarak yoğun kar yağışının altında kar topu oynayarak, fotoğraf çekme imkânı buldular. Ovacık ilçemizin Kış şartları çok ağır olduğundan yolda belli başlı aksaklıklarda yaşandı. Ovacığa varıldıktan sonra grup kahvaltı ve ihtiyaç molası verdikten sonra kayak pistine hareket etti. Yoğun kar yağışından dolayı Kayak pisti istenilen düzeyde olamadığı için ilçe kaymakamlığından kar motorları istendi. Gelen ekipler pistte birkaç kez tur yaptıktan sonra pisti açmaya çalıştılar. Bu zorluklara rağmen çok eğlenen gruplar hallerinden memnun olduklarını dile getirdiler. bir süre karın tadını çıkartan gruplar Ovacık merkezine döndü. Yemek molasından sonra il merkezine hareket gerçekleştirildi. Yolda eğlenmeye devam eden gruplar halay çekerek kar yağışının keyfini çıkardı. Diğer bir yandan Tunceli Dağcılık ve Kamp Sporları Kulübü kurulduktan sonra ilk resmi gezisini gerçekleştirmiş oldu.

Ya da ‘’Ma ben kimliğimi kaybetim’’ uygulaması ile nüfusta ‘’Ma ne olacak bizim çocuğun hali’’ uygulaması ile milli eğitimden ‘’Ma suyum kesilmiş’’ uygulaması ile belediyeden ‘’Ma ceryanlar gitti’’ ile tedaştan ,sıra beklemeden torpile ihtiyaç duymadan işinizi halledebilrsiniz...

YIL: 2

SAYI: 6

Ma ne duruyorsunuz, sizde tıklayın...

OCAK 2012

ÜCRETSİZDİR

Dersimde Emekçiler Grevde

Ajans;esus(ero sıma uzadı sekene) Siz orda ne yapıyorsanız biz burda bilmek istiyoruz...

TIRAM GENÇLİK KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ KURS MERKEZİ AÇILMIŞTIR KURS MERKEZİNDE GİTAR, KEMAN, BAĞLAMA, VE DİĞER ENSTRÜMANLAR İLE İLGİLİ EĞİTİM VERİLMEKTEDİR. DAHA FAZLA BİLGİ ALMAK İSTEYENLER 0536 501 81 61 NOLU TELEFONDAN BİLGİ ALABİLİRLER

Yön Matbaacılık Davutpaşa Cad. Güven San. Sit.B Blok KAt:1 No:366 Topkapı İstanbul Tel:0212 544 66 34

Metin GÖLÇÜRTıram Gençlik Kültür Sanat Derneği Moğultay Mh. Cumhuriyet Cad. Garanti BankasýÜstü Kat: 4 - TUNCELİ / Tel.: 0428 212 59 19 web: tiramyouth.wordpress.com Sorular İçin e-mail : tiramyouth@gmail.com

Gazetemiz Uluslararası Olof Palme Merkezi ve İsveç Alevi Kültür Merkezi’nin Desteği İle Çikarılmaktadır.

Tüm İllerde olduğu gibi Dersimdede emekçiler grevdeydiler. Dersim Kesk şube ve temsilci Platformu tarafından düzenlenen grev Minik Öğrencilerden Mavi nedeniyle bir araya gelen Kapak Kampanyası yüzlerce kişi alkış ve Tunceli Elti Hatun Anaokulu sloganlarla devlet hastanesi öğrencileri tarafından toplanan 31 bin önünden Belediye yeraltı mavi kapak kampanyası toplandı. Kampanya düzenlenen törenle çarşısı üstüne kadar bedensel engelliler Derneği›ne Teslim yürüdüler. Çalışanlar Davul edildi.2'de zurna eşliğinde halay çekti. Kesk Şube Platformu adına açıklama yapan Mazlum Doğan bir konuşma yaptı. AK Parti iktidarına yüklenen Doğan, Konuşmasında şunları söyledi; büyümede dünya ikincisiyiz. Kişi başına düşen milli gelir bin dolarları geçti diye övünenlere soruyoruz, büyüyen ekonomimi yoksa 659 TL'ye mahkûm ettiğiniz asgarî ücretlimi? Kim Büyüyor? teşvik üstüne teşvik yağdırdığınız Türkiye Birincisi Ovacık'tan sermayemi, yoksa 1000 TL'yi aşan açlık sınırı altında ittiğiniz milyonlar mı? Kim büyüyor? Yıllardır Deprem vergilerini duble yol yapımı için dağıtarak Ovacık ilçesi İbni Sina İlköğretim okulu 6.sınıf öğrencisi Med Deniz zenginleştirdiğiniz mütehaitlermi, yoksa acının dublesini yaşattığınız depremzede Tokmak, Zambak yayınları tarafından van halkımı? dedi. 2'de

Ülke genelinde yapılan 3. deneme sınavında Türkiye birincisi oldu. 4'te

Tunceli Emniyet Müdürlüğünden Alevilik Semineri

Yoğun Kar Yağışı Tunceli ve ilçelerinde Hayatı Olumsuz Etkiledi. Tunceli'de yaklaşık 2 haftadan fazla yağan kar hayatı olumsuz etkiledi. Tunceli-Erzincan karayolu başta olmak üzere onlarca araç yolda kaldı. 4'te

Tunceli Emniyet Müdürlüğü'nün kenteki polislerin Aleviliği tanıması için ‹Alevi İnanç ve Kültürü Semineri'düzenlendi. Emniyet Müdürlüğü ve Cem evi tarafından ortaklaşa düzenlenen seminerde; emniyet personeli ve eşlerine Alevi Dedeleri tarafından Alevilik anlatıldı Sayfa 3'te.


2

Ocak 2012

DERSİMDE KAMU EMEKÇİLERİ GREVDE Tüm İllerde olduğu gibi Dersimdede emekçiler grevdeydiler. Dersim Kesk şube ve temsilci Platformu tarafından düzenlenen grev nedeniyle bir araya gelen yüzlerce kişi alkış ve sloganlarla devlet hastanesi önünden Belediye yeraltı çarşısı üstüne kadar yürüdüler. Çalışanlar Davul zurna eşliğinde halay çekti. Kesk Şube Platformu adına açıklama yapan Mazlum Doğan bir konuşma yaptı. AK Parti iktidarına yüklenen Doğan, Konuşmasında şunları söyledi; büyümede dünya ikincisiyiz. Kişi başına düşen milli gelir bin dolarları geçti diye övünenlere soruyoruz, büyüyen ekonomimi yoksa 659 TL'ye mahkûm ettiğiniz asgarî ücretlimi? Kim Büyüyor? teşvik üstüne teşvik yağdırdığınız sermayemi, yoksa 1000 TL'yi aşan açlık sınırı altında ittiğiniz milyonlar mı? Kim büyüyor? Yıllardır Deprem vergilerini duble yol yapımı için dağıtarak zenginleştirdiğiniz mütehaitlermi, yoksa acının dublesini yaşattığınız depremzede van halkımı? dedi. Konuşmasına 'Buradan Herkese söz veriyoruz karanlığın baskıların, yoksulluğun, sefaletin dünyası için mücadelemizi yükselteceğiz' diye konuştu. Açıklamaların ardından bir süre alkış çalıp slogan atan katılımcılar daha sonra sessiz bir şekilde dağıldı.

Haber: Hüseyin TÜNEY

MİNİK ÖĞRENCİLERDEN MAVİ KAPAK KANPANYASI Tunceli Elti Hatun Anaokulu öğrencileri tarafından toplanan 31 bin mavi kapak düzenlenen türenle Bedensel Engelliler Derneği'ne teslim edildi. Üç ay önce başlatılan mavi kapak kampanyasına veliler okul idaresinin ve okul öğretmenlerin desteğiyle 31 bin kapak toplanıldı. Bu başarının gösterilmesinin nedeni çocukların engelli vatandaşlarımıza tekerlekli sandalye alınacağının bilincinde olmalarıdır. Törene Milli Eğitim Müdürü Haydar Yurdakul, şube müdürleri, Okul Müdürü Sibel Tütmez, Bedelsel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Es, öğretmenler, okul çalışanları ve öğrenciler katıldı. Kampanyaya ilişkin bilgi veren Sibel Tütmez,3 ay süren kampanya kapsamında 31 bin kapak toplanıldığını söyledi. Tütmez, 'kampanyaya çocuklarımızın yanı sıra veliler ve bizler de destek verdik. Amacımız çocuklarımızın engelli insanların farkına varmalarını sağlamaktı. Bunu başardığımızı düşünüyorum duyarlılıklarından dolayı çok teşekkür ediyorum 'dedi. Milli Eğitim Müdürü Haydar Yurdakul 'ise kampanyada emeği geçenlere teşekkür ederek çocuklarımızın bu yaşta böyle bir sorumluluk hissetmeleri geleceğimizin açısından umut verici olduğunu söyledi. Çocuklarımız bu kampanya sayesinde engelli vatandaşlarımız toplumun bir parçası olduğu gerçeğini öğrendiler diye' konuştu. Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Es ise miniklerin kampanyasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi. Bu kampanyaya birçok kişi ve kurum destek verdi ancak bana göre en anlamlısı kendisi minik ama yürekleri kocaman olan çocuklarımızın yaptığı bu kampanyadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' dedi. Dernek Başkanı Es, Okul Müdürü Sibel Tütmez'e plaket verdi. Haber: Hüseyin TÜNEY

7

Ocak 2012

PALAVRA HABER SERVİSİ Kral Hazretleri Çok Kızdı Nazımıye kralı 5. Meto Boma Abdül Hazretleri tarafından Markasorda Yapılan Köprünün Mazgirt Hava Kuvvetleri tarafından Bombalanarak yıkılması sonucunda Kral Hazretleri bu duruma seyircisiz kalınmayacağını belirtti. Nazımıye 5. Hava İndirme tugayının seçkin birlikleri olan Delta Kirik Timini Olay yerine Sevk eden Boma hazretleri en kısa sürede misilleme yapılacağını söyledi. Ayrıca Dereovada Konuşlu 1. Vedo Tank Tabur Komutanı Allahverdi Böcek Operasyona destek vereceğini söyledi. Köşeye Sıkışan Mazgirt devlet başkanı Gökaneme Bin Cabbar Köprünün Yanlışlıkla Bombalandığını, zararın büyük kısmını ödeyeceklerini ve ayrıca tazminat talebi olursa tazminat ödeneceğini belirtti. Boma Hazretleri Tazminat ödendiği taktirde Markasora büyük Beton köprü ve 4 gidiş 4 geliş otoban yapılacağını söyledi. Bu Arada 4 büyük Japon Firması olan Takayaşi, Hiroşi, Makat ve Akako firmaları kamu köprü yapma kurumunun ihale açması durumunda köprüyü onaracaklarını kral hazretlerine ilettiler. Haber: Ercan AĞAÇ Malatya Kürecikte Kurulması planlanan Füze Kalkanı Projesinden vazgeçildi...Alınan Son bilgilere Göre Füze Kalkanı Tunceli Cumhuriyetine bağlı Esentepe Mahellesinde kurulacak...Yetkililerin Açıklamalarına Göre Esentepe Mahallesinin Güneşe yakın Olduğu ve İrana En yakın Müttefik ülkelerimiz olan Nazımiye ve Mazgirt cumhuriyetinin Korunmasının Hedeflendiği belirtildi..Bu haber tuncelileri sevindirdi, muhaberimiz Gökhan John Şeyır halk ile yaptığı görüşmede mazgirt ve nazımıyenin korunması gerektiğini ve bu iki ülkenin halkın baştacı diye adlandırıldığını söyledi. Haber: Gökhan John Şeyır

KUTSAL TOPRAKLARDA ŞEYTANA MOLOTOF Suriyedeki Karışıklığı fırsat bilen bir grup Genç Deniz yoluyla suriyeye, oradanda kaçak yollarla Kutsal Topraklara kadar gitti. Şeytana Taş Atarken Hızını Alamayan bu gençler Şeytana Molotof Attı. Arap Gizli Servisi (AGS) nin yaptığı açıklamaya göre Şeytana Molotof atan bu şahısların yakalandığında ödüllendirileceğini belirtti. Tunceli Dış İşleri Bakanlığı yetkileri olayın soruşturulduğunu ve vatandaşlarının en kısa sürede Tunceliye getirileceğini söyledi.

. SEBZE KASASIYLA KOCASINI DÖVDÜ !!! Acile Yetişir, eve hergün sarhoş gelen kocası İmdat Yetişir’i dağ mahallesinde sebze kasası ile döverek çarşıya kadar getirdi...Daha önce kara erik diyeti ile yirmi kilo veren , son zamanlarda da kocasının eve getirdiği bira şişelereni satarak geçimini sağladığını söyleyen Acile Yetişir, gözümüze hayli zayıflamış göründü... Ayıkken o beni dövüyor,sarhoşken ben onu dövüyorum, Bu bınate yüzünden hayat bana zindan oldu,kimse yoktur bunu benden alsın... diye bağırarak çarşı içinde saçını başını yoldu... Olay yerine deliler ve ambulanstan önce gelen Aligopter Gazetecileri Cemiyetini görünce paniğe kapılan Acile Yetişir, haber değeri taşımamak için ,tülbenti ile ağzını kapatarak sebze kasasını da yanına alıp dağ mahallesine doğru geri kalan çilesini tamamlamaya gitti... Ajans;esus (ero sıma uzadı sekene) Siz orda ne yapıyorsanız biz burda bilmek istiyoruz...


3

Ocak 2012

6

Ocak 2012

Emniyet Müdürlüğü ve Cem Evinden Ortak Seminer

EDEBİYAT KÖŞESİ KİTAP TANITIMLARI

Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nün kentteki polislerin Aleviliği tanıması için ‘Alevi İnanç ve Kültürü Semineri’ düzenledi.Tunceli Emniyet Müdürlüğü, personelinin Aleviliği tanıması ve daha iyi hizmet vermesi amacıyla, personel ve eşlerine “Alevi İnanç ve Kültürü” konulu bilgilendirme semineri düzenledi.

Kitapları bütün dünyada 140 milyondan fazla satan ve birçok dile çevrilen Debbie Macomber, yürek ısıtan romanlarıyla şimdi de Türkiye'de... «Artık o eski tasasız kız değilim. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim... Hiçbir şeyi, özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların karşılıklarının olduğunu öğrendim..."

Tunceli Cem Evi ile ortaklaşa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Salonunda düzenlenen seminere Vali Mustafa Taşkesen, Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz, emniyet personeli ve eşleri ile Alevi Dedeleri katıldı. Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz da kolej döneminde Alevileri sürekli ayırt ettiğini, ancak teyzesiyle yaşadığı bir anısından sonra bu düşüncesinin tamamen değiştiğini anlattı. Yılmaz, kent merkezindeki halkın çoğunlukla Alevi inanç ve kültürüne sahip olduğunu söyledi. Türkiye’nin siyasi hayatında Aleviliğin en hassas konulardan biri olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle konuştu:

Hayatın içinden dört güçlü kadın... Küçük mucizeler, büyük umutlar Ve dostluğun iyileştirici gücüne dair sımsıcak bir hikâye... Bu kitapta mutlaka kendinizden bir şeyler bulacaksınız! (Tanıtım Bülteninden)

“Siyasi tarihimizde Alevilik en hassas konulardan biri olmuş, iyi anlaşılmamasından veya art niyetle kullanılmasından dolayı, yöneticilerimizi ve halkımızı çokça üzmüştür. Mensubu bulunduğum emniyet teşkilatının en bariz özelliği, halkın içinde olması, halkın hizmetinde olarak, en önemli kişilik haklarından biri olan güvenli yaşama hakkını, devlet adına sağlamasıdır. Ayırımcı zihniyetler, tarihimize, unutulmayacak acılar yazdırmıştır. Maalesef kardeşliğimizi bozdular, biz onarmak zorundayız. Bozanlar elbette biz değildik, mühendislikler yapıldı, kandırılanlarımız oldu, ama onaranlar biz olacağız, ve bakın, işte burada oluyoruz. Alevilik çok saygın bir inançtır. İnanmaktayız ki Alevilik her insanın içinde birer polis gibi, suç ve suçluyla mücadele etmektedir. Alevilikten uzaklaşılması polisin yükünü arttıracaktır. Hizmetimizi yürütürken yanımızda olan Alevileri iyi tanımalı, hizmet kalitemizi arttırmak için tanışıklığı fırsat bilmeliyiz.”

Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür. Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun. Şems Hz. Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır: Allaha kavuşmayı isteyeni Allah da sever Dervişlerden birisi sırtına tekmeyi vurur. Yüzüstü taş zemine kapanır, dudağı patlamış, dişleri zemine dökülmüştür Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür. Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şemsin başını gövdesinden ayırmaktır

‘TEYZEMİN TEPKİSİ ÇOK FARKLIYDI’

Baş derviş engeller. Bırakın son nefesini versin. Sonra da en yakın bir kuyuya atın. Kıyafetine sarp atın.

Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz, genç yaşta insanların önyargılı olduğunu belirterek, Alevilik inancıyla polis kolejinde okuduğu yıllarda tanıştığını anlattı. Kolejde bazı arkadaşlarının, “Yok bak bu Alevidir, onunla ne işin olur?” dediğini ve kendisinin de artık Alevileri ayırt etmeye başladığını anlatan Yılmaz, şunları anlattı:

Avluyu yıkayın. Sabah ile yola çıkarız. Şems hala son nefesini vermemiştir Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve: Allah ne güzel sevgilidir. Rabbim sana aşığım. Ve bu canı sana hediye ediyorum. Mevlana içeri girer, mendili koklar eli titreyerek açar. İçinden san kağıda yazılmış bir not çıkar: Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. Gör ki aşk için

“Ayrılarak, uzaklaşarak geçti kolej yıllarım. Ancak bir gün İstanbul’a okul kampına gittiğimizde, yağda yumurta yiyebilmek için kamptan kaçıp teyzeme gitmiştim. Daha kapı açılır açılmaz, ‘Teyze bana yağda yumurta yap’ deyince, O da ‘İn o zaman aşağıdan bakkala, taze ekmek al’ dedi. Bakkalda sıra beklerken önümdeki kişi bakkala, ‘Hıdır amca’ diye seslendi. ‘Tamam bakkal Alevi’ dedim. Hemen harekete geçip, ‘Dine düşkün, pür tesettür olan teyzeme bunu yetiştirmeliyim’ diyerek hızla çıktım merdivenleri. Sanki doğal olarak ayrıştırmakla görevliymişim gibi. Genç olmama rağmen ne kadar bilgili olduğumu da hissettirmek istiyordum. Daha kapıyı açmasıyla teyzeme neredeyse haykırdım, ‘Teyze sizin bakkal Alevi’ diye. Teyzemin, ‘Eyvah, artık alışveriş yapmayalım, sen nasıl da anladın?’ diye sormasını bekledim. Ama o öyle demedi. Söylediğim şeyin hiç önemi yokmuş gibi, ‘O bizim Hıdır amcamız, 20 yıldır ondan bir kötülük görmedik.’ Şaşırmıştım. Okuldaki, siyasi ortamdan ne kadar da uzak bir tepkiydi. Ayrılık, farklılık teyzemde, hiç demekti. Bu hikayem benim hayatımda önemli bir yer aldı. Belki de bu yüzden buradayım. Çünkü o günden sonra Alevi sınıf arkadaşlarıma yakınlaşarak, ne kadar da samimi olmuştum. Ayrılıktan beslenen kitlelerden bu sefer, ben ayrılmıştım.”dedi.

ölmek ne demekmiş. Mevlana olduğu yere düşüp bayılmıştır.Geceden sonra doğan ve kalplerin çöllerini cennetlere çeviren bir gözyaşı bu. Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler; açın sadrınızı! Aşkın gözyaşları, serin serin, sağanak sağanak, üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasılda aşk yağıyor..

Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür. Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun. Şems Hz. Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır: Allaha kavuşmayı isteyeni Allah da sever Dervişlerden birisi sırtına tekmeyi vurur. Yüzüstü taş zemine kapanır, dudağı patlamış, dişleri zemine dökülmüştür Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür. Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şemsin başını gövdesinden ayırmaktır Baş derviş engeller. Bırakın son nefesini versin. Sonra da en yakın bir kuyuya atın. Kıyafetine sarp atın. Avluyu yıkayın. Sabah ile yola çıkarız. Şems hala son nefesini vermemiştir Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve: Allah ne güzel sevgilidir. Rabbim sana aşığım. Ve bu canı sana hediye ediyorum. Mevlana içeri girer, mendili koklar eli titreyerek açar. İçinden san kağıda yazılmış bir not çıkar: Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. Gör ki aşk için ölmek ne demekmiş. Mevlana olduğu yere düşüp bayılmıştır.Geceden sonra doğan ve kalplerin çöllerini cennetlere çeviren bir gözyaşı bu. Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler; açın sadrınızı! Aşkın gözyaşları, serin serin, sağanak sağanak, üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasılda aşk yağıyor..

VALİMİZ MUSTAFA TAŞKESENİN KONUŞMASI Seminerde konuşan Tunceli Valisi Mustafa Taşkesen, kente atanması sırasında önyargılı bir şekilde geldiğini itiraf ederek, “Şunu itiraf edeyim ki bölgede uzun yıllar görev yapmama rağmen, buraya belli bir önyargı ile geldim. Ben Alevileri kısa sürede tanıdım o kafamızdaki önyargıların zerresi bile yok” dedi. “Geçmişte Tunceliler’e büyük haksızlıklar yapılmıştı. Burada bir kez daha ve özellikle farkına vardım ki ülkemizde yani Anadolu topraklarında yaşayan insanlarımız, aşure gibidir. Her yerde birlikte, aynı topraklarda kardeşçe yaşamanın bizim için çok önemli ve gerekli olduğunu ve bu önemi de en çok Tunceli’de görev yaptığım sürede fark ettim. Halkın iştirak etmediği hiçbir girişim asla başarılı olamaz. dedi. (İnternet)

EDEBİYATA DAİR ~ Sırf birisi "iyi geceler" demediği için iyi geçmeyen geceler vardır.. Gecesi iyi geçmeyenler ; biliyorum orda bir yerlerdesiniz , boşverin onu. Bu gecelik boşverin. Yaşamla aramı açacak yaralara göz yumuyorum, Sana ağır yaralanmayı seviyorum... Kan kaybından gülüyorum. Dramlardan çalınmış bir ölüm gelir şimdi suzinak makamında. Aşk yapışmıştı o gece boğazıma. Kurtulsam ölecektim. O yüzden aram açık aramla…Nicedir oyunbozanım; susuyorum sözlerimi.Öldüm ulan küsmekten! Kapat/sana gözlerimi


4

Ocak 2012

5

Ocak 2012

YOK OLAN HAYATLAR

OVACIKTAN TÜRKİYE BİRİNCİSİ Tunceli'nin Ovacık İlçesi'nde okuyan 6. sınıf öğrencisi Med Deniz Tokmak, deneme sınavında Türkiye birincisi oldu. Tunceli’nin Ovacık İlçesi İbni Sina İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisi Med Deniz Tokmak Zambak Yayınları tarafından Türkiye genelinde yapılan 3.deneme sınavın da Türkiye birincisi oldu. 112 bin 584 kişi arasından Türkiye birincisi olan Med Deniz Tokmak okulunun da gururu oldu. Med Deniz Tokmak, “Türkiye birincisi olmak gurur verici. Başarımı öğretmenlerime borçluyum. İlkokuldan beri beni okutan öğretmenim Gökçen Sağlam’ın başarımda büyük emeği var. Kendisine teşekkür ediyorum” dedi. Zeynel Abidin ÇOLAK

Ülkemizde ve dünya genelinde kadın, köleleştirilmeye devam ediliyor. Erkeğin egemenlik sistemi yüzünü sinsi ve acımasız bir biçimde göstermeye devam ediyor. Yasaklanan yaşamlar ve yok olup giden birçok kadın hayatı… Günümüzde Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde, kadın üzerinden yürütülen politikalar kadını bir beden durumuna getirmiştir. Buda toplumun ahlaki değerlerini çürütmekle birlikte, sahte özgürlüklerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Binlerce yıldır kadın erkeğin eğemenlik sistemi içerisinde ezilmiş ve katledilmiştir. Ülkemizde de birçok kadının özgürlüğü elinden alınmış ve yaşam hakkı tanınmamıştır. Kadınlar hep güçsüz ve aciz bir varlık olarak görülmüştür. Kadınların özgürlük düşüncesi yok edilmiş ve bu hakka erişmeleri engellenmiştir. Kadının giyim kuşamından tutun yaşama şekline kadar her şeyini, erkeğin kurduğu baskıcı sistem belirler olmuştur. Buna karşın kadınların baskıcı ve köleci sisteme karşı isyan etmesi, kendi hakkını araması toplum tarafından hor görülmüş ve kadının dışlanmasına neden olmuştur. Kadının yaşamsallığı toplumun yaşamsallığıdır, kadın yaşamdır. Bir kadının katledilmesi, medeniyetin ve özgürlük düşüncesinin de katledilmesi demektir. Bütün bunların olmaması, yasaklanmış yaşamlara ortak olmamak için sessiz kalmamalı, sesimizi yükseltmeli ve kadın katliamlarına dur demeliyiz. Unutmayın kadın yaşam demektir. Yaşamımızın katledilmesine izin vermeyelim.

BİR ÖĞRETMEN ADAYININ STAJ RAPORUNDAN YOĞUN KAR YAĞIŞI HAYATI OLUMSUZ ETKİLİYOR Kar yağışı nedeniyle 179 köyün ulaşıma kapalı olduğu Dersim’de yağışın iki gün daha sürmesi bekleniyor. Dersim’de iki günden bu yana etkili olan kar yağışı hayatı olumsuz etkilerken, başta Tunceli-PülümürErzincan karayolu olmak üzere onlarca araç yolda kaldı. Dersim’de iki günden bu yana aralıksız devam eden kar yağışı nedeniyle kar kalınlığının bir metreyi bulduğu Pülümür İlçesi ile kar kalınlığının bir buçuk metreyi geçtiği Ovacık ilçelerindeki ilk ve orta dereceli okullarda eğitime iki gün ara verilirken, TunceliPülümür-Erzincan karayolunu kullanan onlarca araç yağış nedeniyle yolda kaldı. Karayolları ekiplerinin aralıksız çalışma yürüttüğü Tunceli-Pülümür-Erzincan karayolunda zaman zaman çığ düşmeleri de yaşanıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni Karadeniz’e bağlayan en kısa karayolu olması sebebiyle özellikle tırlar ve kamyonlar tarafından tercih edilen yolda, etkili kar yağışı nedeniyle onlarca araç Pülümür Merkez ve Mutu’da bekliyor. Kar yağışı nedeniyle zaman zaman maddi hasarlı trafik kazaları da meydana geliyor. Kar kalınlığının bir metreyi geçtiği ilçenin belediye başkanı Mesut Coşkun, kar yağışının her ne kadar bolluk ve bereket getirdiğini söylese de Pülümür gibi küçük ilçe belediyelere ekstra külfet getirdiğini de söylüyor.

Derse geldiğimin ilk günü, genel çocuk psikolojisine yabancılık çekmiyorum ama çocukların yüzünde henüz anlam veremediğim bir ifade var: korkaklık, çekingenlik, içine kapanıklık, kabalılık, agresiflilik, saldırganlık, yabancılık, sıkılganlık, tedirginlik… Çocuklarda her şey görünüyordu, açık ve seçik bir şekilde, bunları gizleyemiyorlardı ama henüz anlam veremediğim bir duyguya fazlasıyla bürünmüşlerdi. Gönüllük esnasında çalıştığım kurumlarda bulunan çocuklardan çok daha farklı bir şey… Haksızlığa uğrayan birinin yüz ifadesi gibi duruyordu, tamamen kendinden emin ama söylemeye cesaret edemedikleri bir şey Dersin ortalarına doğru anlamaya başladım: arka sıralarda oturan uyum problemi çeken bir öğrencinin gözlerinden; Kafayı yemiş, saçmalayan, zavallı birini dinleyerek onu teselli ettirdiğinin gösteren bir yüz ifadesi, bunu kendinde büyük bir erden olarak görüyordu Çocukla enpati kurduğunda pek te haksız sayılmıyordu, karşısında zavallı bir öğretmen; kendini çocuklara kanıtlamak uğruna bilgi vermekten çok; o bilgiyi nasıl versem ki çocukların gözünde daha değerli olayım, dersim sessiz gürültüsüz ve huzurlu geçsin, bu yüzdendi ki hep anlaşılmaz derin bir mana taşıyan; çoğu Farsça dolu sözcükler sarf etme çabası içerisinde, belki de yüzeysel bile olmayan bir anlatıma büründüğümün farkında bile değildi. Fark ettiğim şuydu; öğrencilerin her sabah erkenden kalkıp okula gelmeleri, derste kırk dakika durmak için gösterdikleri çaba bilgi almak için değil, sebebini kendi içerisinde taşıyan bir korku ve panikle uyandırılarak gönderiliyordu okula ama işin özünde bundan hiç hoşlanmıyorlar Dışarıda top oynamak, gezmek, tozman, eğlenmek kısacası huzurdan sonra hayatın tek gayesi olan mutluluğu yaşamak varken, mutluluklarını ders hocalarını mutlu etmeye feda ettikleri için yaptıkları davranışı gayet erdemli, bir o kadarda eylemlerinde kendilerini haklı görüp buna devam ediyorlardı Özetle bugünkü gözlemlerimde şunu dile getirmek istiyorum; öğrencilerin okula gelişleri kendi tercihleri değildir ve biz bu işi'' olması gereken erdemli davranış, kutsallık, önemlilik, iyiliklerini isteme, geleceklerini garanti altına alıp onları kurtarma; onlara doğru yolu gösteriyoruz, bunun için saçımızı süpürge ediyoruz, dişimizi tırnağımız katıyoruz ve bunların hepsi onların iyiliği içindir, bu öğrencilerin çoğunda ati sosyal kişilik bozukluğu var(anti sosyallik kişilik bozukluğu değil bireysel farklılıktır)'' gibi sözcüklerin arkasına sığınarak kimsenin hayatını zindana çevirmeye hakkımız yoktur ve yukarıda belirttiğim sözcüklerin tamamı bizim işimizdir, bunların en mükemmel bir biçimde yerine getirmek zorundayız. Yani başka bir deyişle en fikrini beğenmediğimiz bireyi bile ciddîye almak zorundayız ve bütün bunları farkında olarak sınıf ortamında olabildiğince; kimsenin mutluluğunu bozmamak adına özgürlüklerini kısıtlamayı minimum seviyeye indirgemiş bir şekilde, her bireyin mutluluk duyabileceği bir ders anlatım biçimini uygulamak zorundayız, aksi taktirde herkes haklı ve herkes suçludur. yasalar ise haksızlığı makul görmek için en büyük bahanedir…

Abdullah ÖKTEN

Coşkun, hükümetin karla mücadele çalışmaları için böylesi küçük belediyelere yakıt konusunda destek olması gerektiğini dile getiriyor.

Bir Nedeni Var mı? Bütün mesele birazcık mutlu olabilmek değil mi? Aslında bana sorarsanız her şey düşüncelerimiz yüzünden bu hale geldi. Bu

Yolda kalan sürücüler yağıştan şikayetçi de olsa ilçe sakinleri kar yağışı nedeniyle mutlu olduklarını dile getiriyor. Kar yağışı nedeniyle il genelinde 179 köyün ulaşıma kapalı olduğu Tunceli’de yağışın iki gün daha sürmesi bekleniyor. (tuncelininsesi)

yüzden huzursuz ve mutsuz olduk. Önceden, çok önceden bütün masumiyetimizle küçücük sevimli birer çocuktuk. Cebimizde kuruş yoktu. Zaten olmamasından da hiçbir zaman şikâyetçi olmadık. Dünyanın yaşanılmaz bir yer haline geleceğinden haberimiz yoktu. Bize göre dünya dedikleri; aile, her gün gitmek zorunda olduğumuz için gittiğimiz okul, sokakta bıkıp usanmadan saatlerce oynadığımız arkadaşlardan ibaretti. Ailemizin verdiği öğütler vardı, iyi insan olabilmemiz için kaygılanırlardı. Arkadaşlarımız her şeyimizdi. Çoğumuz okula gitmek yerine onlarla vakit geçirmek istiyorduk. Derslerimiz kötüydü ama umursamıyorduk. Matematik tam bir baş belasıydı hiçbir şey anlamazdık. Zaten hala da çoğumuz anlamıyoruz. Zaten çoğu şeyi de anlayamadık kim anlıyor ki zaten. Büyüdük, zaman değişti, mekân değişti. Yıllardır çevremizde farkına varamadığımız suretlerin değiştiğini fark ettik. Sadece hayatımızın birinci şahısları yani bizler değişmedik. Hayallerimiz vardı hayatlarımızı anlamlandırmaya yetecek kadar çok hayaller. Biz onların peşinde koşardık ama başkalarına nedense saçma gelirdi. Engeller çıktı önümüze başa çıkamadık hayallerimizden de vazgeçmek zorunda kaldık. Oysaki insan hayallerinin peşinden koşmalıydı. Cebimizde kuruş olmamasını pek önemsemezdik ama şimdi anlıyorum ki insanı insan yapan o kuruşlarmış. Çevreme bakıyorum da hep haksızlık. En mutlu anlarımızda bile mutlu değiliz. Oysaki küçükken, yani çocukken güneşin doğuşunu seyretmek, sabahın ilk saatlerinde o güzel kuşların ötüşünü dinlemek bile bizi fazlasıyla mutlu ederdi. Peki, o eski masumiyetimiz nerede? Dünyaya toz pembe bakan gözlerimizde ki ışıltıyı kim çaldı? Neden ve nasıl bu hale geldik? Hiç ayrılmamayı temenni ettiğimiz dostlarımız neredeler şimdi? Sizlere saçma gelen hayallerimizi ne olur geri verin. Biz onlarla mutluyduk. Hüseyin TÜNEY


Wenge Tıram Sayı 6