Issuu on Google+


SÖZCÜKLERLE DANS

TERAKKİ VAKFI OKULLARI


TERAKKİ VAKFI OKULLARI SÖZCÜKLERLE DANS (Öğrenci Şiirleri) 1. Baskı, Mart 2012 ISBN 978-975-93489-5-3 Baskı / Cilt Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş. ® Terakki Vakfı Ebulula Mardin Cad. Öztürk Sokak No: 2 34335 - Levent/İstanbul

T. 0 212 351 00 60 (pbx) F. 0 212 351 00 50 www.terakki.org.tr

Bu kitabın yayın hakkı Terakki Vakfı’nındır. İzinsiz hiçbir biçimde çoğaltılamaz ve alıntı yapılamaz.


SÖZCÜKLERLE DANS 12. ŞİİR FESTİVALİ 2012

TERAKKİ VAKFI OKULLARI


SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ Mustafa Öneş Haydar Ergülen Birhan Keskin Gonca Özmen küçük iskender


ONUR ÖDÜLÜ

ORHAN ALKAYA


GÜNDÜZ KÖRLÜĞÜ yatışmak için sığındım bütün dikenler gül karanlık dişleri gıcırtılı arka sokaklar iki sene mektep tatili oluyor dövüşmek için yöneldiğim o meçhul siluetlerde görüyorum umulmaz aşkın Daphne’sini yirmi dokuz yaşındayım gene, şairim, sakallarım bitkin eksik yaşanmış kağıtları yırtmak için açtığım çekmecede ah geri gelse yıllarımı buluyorum, henüz yaşanmamış cebime sığmayan bir şişeden fışkırıyor Köhne akşamlar Selahaddin Bey’in udu, diyorum Todori’de bir şişe rakı açılıyor Travis Mc Gee ve ben, bir intihardan yeni kalkmış gibi Sırılsıklam aşık oluyoruz bütün kızlara Modigliani’lere, annelere üniversiteden içeri dalıyorum, yakamda paraşütlerle şenlik için birkaç molotof kokteyli kürsüye kalın sesli bir bildiri kızların rüyasına örgüte giriş formu bırakıyorum sonra çekip gidiyorum ne kadar çok gidiyorum hiçbir yerlere geceler boyu huysuz bir pardösü ve ufalanmış düşlerle kendi içimde dolanıp duruyorum bir şiir nasıl yazılırı öğrenerek şair uzun uzun unuttuklarımı söylememeyi öğreniyorum işte böyle, usul bir kımıltıyla sabah oluyor

Orhan ALKAYA

9


10


ORHAN ALKAYA 1958 İstanbul. Türk şair, yazar, tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen, gazeteci. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okuyan Orhan Alkaya, günlük gazetelerde ve dergilerde değişik sanat disiplinleri üzerine eleştiri yazıları, siyasi makaleler, denemeler yazdı. Şehir Tiyatroları’nda oyunculuk ve yönetmenlik görevlerinde bulundu. 12 Eylül Darbesi sürecinde 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile görevden alınan binlerce kamu görevlisi arasında yer aldı. Sanatçı; ansiklopedi yazarlığı, gazetecilik, editörlük, danışmanlık dışında, sinema filmleri de çevirdi. Birgün gazetesinde yazıları yayımlanmakta olan Alkaya’nın basılmış 6 kitabı bulunmaktadır. Sanatçı, 8 Ocak 2008 tarihinde İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliğine getirildi, 29 Mayıs 2009 tarihinde görevden alındı. Türkiye’nin reyting rekorları kıran ve Kanal D’de yayınlanan “Öyle Bir Geçer Zaman ki” adlı dizide Hikmet Karcı’yı canlandırdı. Şu an Atv’de “Al Yazmalım” adlı dizide Salih karakterini canlandırmaktadır. Yönettiği oyunlar • Rosenbergler Ölmemeli : Alain Decaux - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 2012 • Savaş ve Kadın : Matei Vısnıec - İstanbul Şehir Tiyatrosu 2005 • Hadi Öldürsene Canikom : Aziz Nesin - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 2003 • Sersem Kocanın Kurnaz Karısı : Haldun Taner - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1999 • Godot’yu Beklerken : Samuel Beckett - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1997 • Sahibinin Sesi : Sevim Burak - İstanbul Şehir Tiyatrosu 1994

11


• Gölge Ustası : Yıldırım Türker \ Yeşim Dorman - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1993 • İnsan Bahçesi : Gülsün Siren Kınal - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1992 • Sığıntılar : Sławomir Mrożek - İstanbul Şehir Tiyatrosu Filmografisi • İyi Saatte Olsunlar - 2004 • Sarı Tebessüm - 1992 • On Kadın - 1987 • Seni Seviyorum - 1983 • Öyle Bir Geçer Zaman ki - 2010-Hikmet Karcı • Al Yazmalım- 2011- Salih Eserleri • Türkiye Hala Mümkün, Mayıs 2002, Gendaş Kültür Yay., ISBN 978-975-308-391-1 • Yenilgiler Tarihi - Cilt 1, Mayıs 2002, Telos Yay., ISBN 978975-308-392-8 • Tuz Günleri, Şubat 2001, Gendaş Kültür Yay., ISBN 978975-308-314-0 • Erken Sözler, Haziran 1999, Noyirmiyedi yayıncılık, ISBN 975-570-086-2 • Parçalanmış Divan, Bileşim Yayınları, ISBN 975-6410-48-5 • A! Etika, Bileşim Yayınları, ISBN 975-6410-50-7

12


TERAKKİ VAKFI OKULLARI 12. ŞİİR FESTİVALİ 2012 “KAYBOLUŞ” TEMALI ŞİİR YARIŞMASI JÜRİ DEĞERLENDİRME RAPORU Terakki Vakfı Okulları 12. Şiir Festivali 2012 bünyesinde tematik koşullu Terakki Lisesi ve Liseler Arası Şiir Yarışması’na İstanbul’daki 32 liseden 79 öğrenci, şiir gönüllüsü olarak katıldı. Kimi isimlerin bir önceki festivalde de olması sevindiriciydi; şiiri bir heves olarak görmediklerini anladık. Terakki Lisesi de 13 şiir yolcusu öğrencisinin ürünleriyle bu önemli birliktelikte yerini aldı. Böylelikle iki kategoride yapılacak yarışma için jürinin önüne toplam 92 şiir ulaştırıldı. Liseler Arası ve Terakki Lisesi başlığı altında ayrı ayrı incelenen şiirler ilk üç sırayı paylaşabilmek için kendi aralarında çekiştiler. 14 Şubat 2012 tarihinde bir araya gelen jüri üyeleri fikir birliğine vararak aşağıdaki gerekçeler nedeniyle sıralamaları gerçekleştirdiler. LİSELER ARASI YARIŞMA *Birincilik Ödülü / Can Keskin Özel Saint Joseph Fransız Lisesi öğrencisi Can Keskin, Kayboluşu Yaşamak adlı şiirinde Türkçeyi çok yönlü ve işlevli kullanmasıyla dikkati çekerken dilin zenginliği ile imge kurgusunu birbiri içinde boğmadan temayı en doğru anlatan ürünlerden birinin altına imzasını atmıştır. Akla ilk gelebilecek klişe sözcüklerle genç kuşağın kullanmaya pek zaman ayıramadığı sözcükleri buluşturmuş, iyi bir okur olduğunun da işaretlerini vermiştir. Ayrıca oldukça bireysel gibi görünen bir temaya dünya görüşünün ipuçlarını da yerleştirmesi izlediği şiir yolunda önemli bir nokta olarak değerlendirilebilir.

13


*İkincilik Ödülü / Alkım Kutlu Arnavutköy Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesi öğrencisi Alkım Kutlu, Güneşte Gecesi Tükenenler adlı şiirinde yazmanın disiplinlerinden sayılabilecek damıtma ve yalınlaştırmayı beceriyle kullanarak anlatımda tasarrufu öne çıkartmıştır. Şiiri böylelikle bir iç döküşün dışına taşarak herkese seslenebilecek, herkesi kapsayabilecek edebi bir nitelik kazanmıştır. Sadelik ve duruluğu seçtiği için de ana temayla temas’ını kopartmamıştır. *Üçüncülük Ödülü / İsmihan Danışmaz Sultangazi Kız Teknik ve Kız Meslek Lisesi öğrencisi İsmihan Danışmaz, Varoşların Laneti Hep Üzerinize Olsun adlı şiirinde yaşadığı, gözlemlediği, bir bakıma sıkıştığı, sıkıştırıldığı coğrafyada tüm insanlara hüznünü, umudunu, arayışlarını anlatırken bunu herkesin haklı yalnızlığına dönüştürebilmiştir. Kayboluşun düşünsel uzantılarını hayatı kuşatan panoramaya yerleştirirken bir kent ıssızlığının da altını çizmiştir. Görselliği kullanması da temanın aktarımında büyük önem taşıyor. *Mutlaka Önemsenmesi Gereken İsimler Jüri bu üç başarılı gencin yanı sıra Ecem Kocaer, Hakan Bahadır Çakır, İpek Asel Alkan, İlvana Çaklovica, Alper Yılmaz, Nazlı Öngel, Ali Gür Yıldırım, Merve Bilgili, Kübra Koyuncu, Aytunç Koç, İdil Kurtulan, Gözde Karayel, Elif Açlık, Meriç Küpçü, Hüsniye Birnur Güzeldağ, Cem Aksoy, Ali Gür Yıldırım, Can Usta, Gülce Demirer, Cemrenur Duzakçı, Ata Ege Nalbantoğlu, Yiğit Adıgüzel, Semih Bozkurt, Buse Üren, Ramazan Şahin’in ürünlerini de beğenmiş, bu arkadaşların şiire mutlaka devam etmeleri gerektiği konusunda ortak karara varmıştır.

14


TERAKKİ LİSESİ ŞİİR YARIŞMASI *Birincilik Ödülü / Pınar Beyazıt Pınar Beyazıt, Kayıp Anahtar adını verdiği şiirinde hissettiğini, düşündüğünü ifadedeki başarısını bir sorgulama tekniği ile birleştirerek ‘bir kontrol kulesi’ oluşturuyor ve bu noktada imgesel raporunu tutuyor. Kaybolmak ile kaosun iç içe geçtiği çalışmasında tutarlılığını koruma iddiası da ilgi çekici. Gözlemci olmayı tercihi, şiirinin tamamının bireyselleşmesini önlemiş. *İkincilik Ödülü / Nil Özer Nil Özer, Yabancı Gölge adlı şiirinde karamsarlığın yalnızlıkla örtüşmesini, özlenen şeylerle dayatılanlar arasındaki çelişkiyi, sonuçta bireyin bu çatışmadaki bunaltısını alttan alta bir isyan diliyle işliyor. Umudunu yitirmese de yılgınlıktan endişesini anlatırken beklentilerin insanı şekillendirmesine vurgu yapması da önemli bir saptama. *Üçüncülük Ödülü / Nazlıcan Çağlar Nazlıcan Çağlar, Aynaya Son Bakış adlı şiirinde kayboluş kavramına insanlık tarihinin kendisiyle yüzleşmesi ve hayat-ölüm ikiliğiyle yaklaşıyor. Yeryüzündeki kayboluşun çok da yeni bir şey olmadığının altını çizerken kültürümüzün kimi özelliklerinden de faydalanarak şiirini yerelleştiriyor. Manevi değerlerle, onlara has imgelerle de kuvvetlendirdiği şiirinde bir mücadeleden çok, netleşmiş bir algı ve bu algının felsefi izdüşümleri gözlemlendi. *Mutlaka Önemsenmesi Gereken İsimler İlk üç sırayı paylaşan bu gençlerimizin dışında Arda Alparslan, Ece Gündoğdu, İlknur Öztürk, Doğa Parlak yazdıkları şiirlerle jürimizin tartıştığı isimler arasına girdi.

15


JÜRİ ÖZEL ELEŞTİRİSİ Jüri, gençlerimizin şiirlerini değerlendirirken özellikle eski kelimelerin sıkça kullanılması üzerinde de durdu: ‘bedbaht, meşin, lal, medet, suret, meçhul, sükut, ahval, husumet, gafil, baht, mazi, matem, mana, mahşer, fer, sual, lakin, bariz, kifayetsiz, kahır, haram, mihrap, felek, istikamet, sergüzeşt, imtihan, ahval, beddua, cüzi, hatıra, kasvet, ruhaniyet, gark etmek, temaşa, aidiyet, yeknesak, tebdil-i mekan, matem, ebediyet, biçare, fani, mahluk, heba, cefa, yegane’ bunlar arasında en fazla karşılaşılanlarıydı. Yeni kuşağın yeni bir şiir peşine düşmesinde elbette ki şiirin tarihiyle ilgilenmesi, bilmesi kaçınılmaz ancak yaşayan Türkçenin şiirde daha güzel ve anlaşılır duracağı da kesin. SEÇİCİ KURUL -Mustafa Öneş -Haydar Ergülen -Birhan Keskin -Gonca Özmen -küçük İskender ( Jüri Başkanı )

16


TERAKKİ VAKFI OKULLARI “SÖZCÜKLERLE DANS” 12. ŞİİR FESTİVALİ 2012 “KAYBOLUŞ” TEMALI ŞİİR YARIŞMASI KATILAN OKULLARIN ADLARI 1. Özel Marmara Koleji 2. Ted İstanbul Koleji Vakfı Özel Lisesi 3. Burak Bora Anadolu Lisesi 4. Ataköy Lisesi 5. Özel Alman Lisesi 6. Arel Fen Lisesi 7. VKV Koç Özel Lisesi 8. Nuri Cıngıllıoğlu Lisesi 9. Ümraniye Lisesi 10. Özel Doğuş Anadolu Lisesi 11. Bolluca Ticaret Meslek Lisesi 12. Eyüboğlu Eğitim Kurumları Fen Lisesi 13. Eyüboğlu Eğitim Kurumları 14. Habire Yahşi Anadolu Lisesi 15. Özel Turem Anadolu Otelcilik ve Turizm Mes. Lisesi 16. Özel Darüşşafaka Lisesi 17. Ortaköy Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi 18. Sultangazi Kız Teknik ve Kız Meslek Lisesi 19. Kabataş Erkek Lisesi 20. Sankt George Avusturya Lisesi ve Ticaret Okulu 21. Özel Amerikan Robert Lisesi 22. Arnavutköy Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesi 23. İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi 24. Sarıyer Kız Meslek ve Teknik Lisesi 25. Özel Tarhan Koleji 26. Özel Saint Joseph Fransız Lisesi 27. Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi 28. Özel Üsküdar Amerikan Lisesi 29. Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi 30. Etiler Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi 31. Orhan Cemal Fersoy Lisesi

17


ÖDÜL ALAN ŞİİRLER


20


Can Keskin Özel Saint Joseph Fransız Lisesi

BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ

KAYBOLUŞU YAŞAMAK Uğrunda bir ihtilal şu al yaldızlı dudaklarının Mahpusun duvarlarına sinmiş misali bir kıvılcım Beklerken devrimi vura vura gözyaşı paslı zincirlere Parlar volkan gibi pervasızca isyanım Saklı definelerinin peşinde derinde bin fersah Hayalperest batıkların gözü tek korsanlarının Kaybolmuşum mercanların en loş resiflerinde Müjganlar saplı mavi koylarının diplerinde Çöllerde gölgelerimi ararım altımda kızgın kumlar Akbabalara yol sorarım boğulurken damağımın kuruluğunda Kayıp sahillere çıkar uçsuz bucaksız bedenin Arşı felekten zirvesi saçı ağarmış dağların ardında Bir sandala binerim Akdeniz istikamet Elimde boş şişem cebimde bir avuç nemli tütün Küreğim hevessiz bende de yok bir maharet Saçların sürükler bedenimi umudumla büsbütün Bir ormanda bulurum kendimi Sağır kulaklarımda kanlı bir tüfek sesi Bir mağaraya sığınırım ciğerlerime vururken gamsız rutubeti Kaybolur giderim karanlıkta hedef alınca yüreğimi kanlı katilleri Kayıplardayım yeniden şu ayaz vakti Ceket omuzda altımda kumaştan pabuçlar seyri keyfindeyim kovalarken yelkovanın akrebi Kaldırımlara basar adını hafif ağırdan adımlarım İmtihan mı bana dört yol ağzındaki sonu duvar çıkmaz sokakların

21


22


Kumsallara sığınır hilal akşamı izlerin Gelgitlerime yalvarırım süpürüp gitmesinler vakit erkenken Güz yağmurların düşerken sancağıma Rüzgarlar fısıldıyor adını tenine hasret tenimi tokatlarken Bir namluda sıkışıp kaldım meydanda kan kokusu Uğrunda şehit yerde yatan her süngüsüz asker Ben sıramı beklerim arka çıkar barudum Kaybolur menzilinde tek yüreklik şu ordum Kayıplardayım dilinde ölmedenki son sözlerimde Kayıplardayım heveslerinde, kurban olurken arayışının sergüzeştinde Kayıplardayım en delisinde, adam gibi sevmenin hoş serhinde Kayıplardayım bir kaşifin kayboluşuma çarpılanmış haritasının köşesinde Kayıplardayım yok dönüşüm varoluşun felsefesinde Yok o hançer keskini elmacık kemiklerinde Yok o her gece kulaklarıma kazınmış ağlayan kemanımın sesinde Yok işte Macellan’ın o fani serüveninde Kaybolmuşum her yeni gün pusulasız aşk vapurunun seferlerinde...

23


24


Alkım Kutlu Arnavutköy Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesi

İKİNCİLİK ÖDÜLÜ

GÜNEŞTE GECESİ TÜKENENLER Başarmanın kıyısında düşürdüğüm amaçlar Peşlerinden atlasam kim kalır geriye Hiç salıncaktan atlamamış bir çocuk Rüyaların aralığındaki boş nefeslere Tüneyen kelebekleri kovmaktan aciz Çırpınışlarının adı ............................ Gözlerim açıkken ilişen deniz tuzu Buharlaşıp gidince kızacak kim kalır Kırılgan yüzdeki dinmeyen ak.................. Melankonisine sürükledi ayaklar İlerledikçe güneşin ışıltısında gecesini tüketiyordu .....................isler dağılıyordu gelişine kapılıp Hiçbir gerçeklik üstüne oturmaz olurdu Böyle havalarda ıslak kalırdı saç diplerim ...................... yankılara çarparken Gözbebekleri küçük kalınca, ansınızın karanlık bastırınca Ve göz yaşları bir daha yere değmeyince .....................................................................

25


26


İsmihan Danışmaz Sultangazi Kız Teknik ve Kız Meslek Lisesi

ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ

VAROLUŞLARIN LANETİ HEP ÜZERİNİZE OLSUN Sonu görünmeyen tenha bir koridorda duruyorum Önünde sonunda korku olan kahrolası bir var oluşun içinde Kulaklarımı tırmalayan ürkütücü bir ses mi duyuyorum ne Yorgun bedenler kalplerini açık artırmaya çıkarmış diyorlar Fırtına öncesi sessizlik bu, titremeye başlıyorum Gözlerimi yumup aramaya başlıyorum bir türlü olduramadığım hayatımı Dolu ama bir o kadar da boş cüzdanımla, çantamla mı demeliyim ha Bedenimi ödünç biraktığım otoban kıyısındaki kayıp kuşak mezarlığında Paracıklarımı değil artık kafa kâğıdımdaki resmimi arıyorum Dalları kurumuş cesur çam ağaçlarının yapayalnız kökleri gibi Gölgeleri uzanan nesli tükenmiş bir yırtıcının sesi Gittikçe soğuyan güneşin son haykırışları mı dersin İsrafil sûrunu üflemedi mi daha vakit nakittir Batıdan değil doğudan batıyorum size inat Karanlıklar aydınlanmasın bu gece kapatın bütün ışıkları Yazılmış kaderimi arıyorum lambaları patlak tabelalarda Dolabımı, defterimi, oyuncaklarımı karıştırıyorum Uğursuz sitelerin duvar kıyılarında yürüyorum ders çıkışları Sıkı sıkıya sarılıyorum kirli, uzun tırnaklarımla gövdesine Yıpranmış sırılsıklam pazar tezgâhları sıralanmış yol kıyılarında Pazarcılar son müşterilerine çürümüş elmaları tartıyor Ambulans sirenleri, zabıtalar, ezanlar yükseliyor civardan Gözyaşlarım bana ait izleri siliyor ardımdan Zaten olmayan kalbim kavruluyor soğuktan Vallahi ben bir şey yapmadım polis bey Sadece kimliğimdeki İsmihan’ı arıyorum

27


28


Necmettin Burak Küçük Özel Marmara Koleji ONLAR Okyanus gibiydi insanlık. Bir toplum vardı, Gelecek uğuruna Katletmekteydi anı. Sabahın ilk vapuruyla Sersemlemiş yüzler, Tepkisiz bireyler Aynaya yansırdı. Sevgi suç, Cahillik marifet, Kitap okumak yanlış, Düşünceler deli, Ve aileler yok oldu. Bir Cengiz vardı; Aksine yaşayan, ağacı seven, Annesine çorba yapan. Yalnız kalırdı okulda. Beyni ve ruhu duldu. Sorun değildi. Beyaz güvercinler, Çok daha iyi dost Güneş, ona daha yardımcıydı. Kızlara şiir yazmışlığı vardı Birkaç kere. Fark edilmeyen bir şeyler kayıptı. Cengiz yüzme bilmiyordu Ve yüzmek istemiyordu, Artık o okyanusta. Hayır, hayır! Kaybolan Cengiz değildi. İnsanlıktan sağa sapıp Onlar kaybolmuştu. İnsan kayıptı.

29


Sarp Ülger TED İstanbul Koleji Vakfı Özel Lisesi ISSIZ Issızlığından bir parça kopar yüreğinin bazen O ıssızlığı görebilirsin. Ama her şeyden önce Kendi kendini ele verebilirsin kaybolmuşluğunda. Anlarsın tıklım tıklım yalnız olduğun bir zaman Değişmiş, kararmış, hatta yok olmuştur aynada gördüğün Islak ama çöl kadar ıssız birkaç damla sadece düşen Yazdığın mürekkep bile dağılır. Varken aslında her şeyin, Her sebebin mutlu olmak için, Umrunda olmadan hiçbir şey Sadece kaybolmuşluğuna takılırsın. Üç kelime özetler tüm anlattıklarımı Ben, sen, biz... Nerede? Benliğim nerede?

30


Pantea Bayatfard Burak Bora Anadolu Lisesi DUY BENİ Merhaba Işığım, Hiç duymadığın ve duymayacağın tek sesim ben. Fırtınalardan geriye kalan tek varlığım ben. Sen bunu hiç bilmeyeceksin; Kayboluşlarda bir seni özlediğimi, Çaresizlikte senin gölgene sığındığımı, Son umudumda bile tek çıkışımın sen olduğunu, Hiç ama hiç bilmeyeceksin... Şimdi nerelerdeyim ben? Çığlıkların ardına saklanmış küçük bir çırpınışım ben. Göremiyorum... Yolu bulamıyorum... Kayboldum... Işığımı kaybettim... Attığım her adımda sonsuzluğa yaklaşıyorum, Tam bitti sanırken aslında her şeyin yeniden başladığını görüyorum. Korkuyorum... Yolların bitmesinden, Varlığımın tükenmesinden, Hiç kimsenin beni bulamamasından, Tıpkı küçük bir çocuk gibi... Tıkama bana kulaklarını Işığım, Ben buradayım... Duy beni... Bul beni...

31


İlvana Çaklovica Burak Bora Anadolu Lisesi HAYAL ÖRTÜLÜ GÜNEŞLİK Mızıkçıları sevmem ben Güneş saklambaçtan bıkınca uyuyamazdım Düşlerime dalardım. Her şey çok beyazdı ama Beyazdan korkardım ben. Siyah benekler daha çok parlardı sanki o zamanlar Siyaha yürürdüm ben de, hepsi kaybolsun isterdim Tek bir benek bile duramazdı karşımda Kürekle gölgemi kazıp kazıp içine saklanırdım. Sonra bir vinç gelirdi, Sonra beni çekerdi gerçeğe Öfkelenirdim, öfkemden gerçek oluverirdim... En kocaman harflerden “d” daha çok “sessiz”lik dolardı içime Denizleşirdim, deniz gibi düşlerime dönerdim, Uykum şekerlerimi yemesin isterdim o an ama Hayallerim şeker kavanozumda saklı benim. Yiyip yiyip kaçardı hep de Utanmazdı da arkasında şeker kırıntıları bırakırdı. Mızıkçıları sevmem ben Koşardım arkasından Şeker kırıntılarına yapışırdı gölgem sonra, Erirdi o... Ben erirdim... Kaybolurduk... Bir nokta koyardı bedenlerimiz, Beyazdaki benek olurduk, havada asılı kalırdık Hayal köşeli labirentime bir “son nokta” oluverirdik işte. Sonra bakışırdım gölgemle Ben yukarı bakardım, o aşağı. Masanın altından çıkan başım görünürdü o an Sonra itiraf ederdim: “Mızıkçıları sevmem ben,

32


Öfkelendim güneşe, ruhum silikleşti Masanın altına kaçtı çocukluğuna dönüp.” Saklambaç değil miydi bu hem? Ben dürüsttüm, Şimdiyse yorgunum, gölgemin altında duruyorum Güneşe bakıyorum Son akıttığım öfkemi toprağa gömüyorum saklı. Giderken gözlerini kırpıyor o Ben bakıyorum, suskunlaşıyorum Üstüm geceyle kaplanıyor gizli kapaklı gözlerle Yoruluyorum sonra, gözlerim aşağı kayıyor Gölgemi kaldırıyorum yerden Beyazı sevmem ben, son beyazı örtüyorum onunla. Artık istediğim düşe yol alabilirim sanıyorum Yine olmuyor oysa işte, yine bir ışık, bir iz... Sonsuz düşler gemisinde sallanan kaybolmuş düşlerim Yine baştan mı alsak Baştan mı kursak hayalleri? Kapıyı kim açık bıraktı? Uykum kaçtı yine.

33


Hakan Bahadır Çakır Ataköy Lisesi GÖLGELER TİYATROSU -Sessiz ol başladı fısıltıları, Ayak adımları, zemin gıcırtıları, Ölü bedenler balosu Ve perdelerin kalkmasıyla başladı Gölgeler tiyatrosu.Zefirin sözünün geçtiği bir günde, Zorlu bir vardiyadan, monoton bir kaybedişten; Gösterişsiz bir yalnızlığın ertesinde Bela arıyordu teget geçmiş her anım. Arada bir görünür, güler, peşinden sürükler Bir aşkın çıkmazında kayboluverirdi Hafızası kötü bahtım. İşte o, yalnız ve ıslanmış sokağında hüznün, Islığımla yerimi belli ediyordum yalnızlığın askerlerine. Bu ne büyük bir hüküm, ne büyük bir çıkmazdır ki Olamıyor dahi, bir rüzgârla geçmişi hatırlatan kara bir tütün -Aşındırarak arşınlarken hücrelerimiTemsili, bir yaranın; en samimiyetsiz şekilde bile. Oysa, bu anı daha önce de gördüm, yaldızlı bir tepside sunuldu. Kadehi alıp içtiğimde, ne tadı sunulduğu şeye yakışıyordu, Ne etkisi ölümü güzel kılıyordu. Şüphem bile yoktu bu yüzden, Sefil bir resitaldi ancak, Bütçesi yetmiyordu içimdeki mutluluk zerrelerinin. Hepsi toplanıp birbirlerini ifşa ediyordu. Başlarında yine bir kadın En güzel sözlerle eşlik ediyordu Çaldığı hayatıma;

34


“Zihnin kör noktasıdır hissedemediğin. Dokunduğunda acımayan yerdir kimsesizliğin. Sanki alışmış gibi zehrine sevginin, Hiç ölmeyen ölümlerin En gerçekçisi, en yalanıdır bilmediklerin.” -Korkma bitti hayatı, Göz kırpışları, nefes alışı, Ölü bedenler balosu Ve perdelerin inmesiyle sonlandı Gölgeler tiyatrosu.-

35


İpek Asel Alkan Özel Alman Lisesi KAÇ DAKİKAMIZ VAR İman tahtamın içindeki boş karınca yuvaları, Aksettiriyor yedi tepeli kentimdeki bulvarı. Kara gözlerinin üzerindeki çatı dayanmaz kışa, Akıtıverir içindeki ıslak sırları. Yolun karşısında yürüyen adam, Gurbette mi pamuk tarlaları düşer aklına? Yahut aidiyetimiz mi kalmamış? Kaç dakikamız var Sancho Panza? Mecalim kalmadı, gidin başımdan değirmenler. Hem cebimden de düşmüş anahtarlarım. Akşam sekizde evine dönen yeknesak bedenler, Ah bir ben, koca dünyada kapıda kaldım. Yerim sevdiğimin yanıdır dedim, Lakin tebdil-i mekânım bir fazla iki eksik. Umduğum tren gelmedi, hep bekledim. Kayboluyorum Sancho Panza, kayboluyorum.

36


Rabia Başdinkçi Arel Fen Lisesi ÇILGIN SENFONİ Bilmezsin sen, bir garibim bu ara Gözlerim artık benim değil Senelerin esiri olmuş çizgilerle boğum boğum Ellerim, ah şu ellerim yok mu! Beni az yormadı keratalar Biri dursa öteki haykırdı “hadi” diye Hatta bir keresinde boğmak istediler seni Şimdi neden korkarlar bilmem Tir tir titriyorlar, cesurlukları bütün kaybolmuş. Üşümüş, cılız, çırılçıplak bir çocuk gibi Anıların ardından sallanıyorlar. Saçlarım geceden çaldığı siyahı Hediye etmiş kederlere Bembeyaz, dupduru şelaleler gibi Kıvrım kıvrım dökülüyor Hafif kamburlaşmış, yorgun omuzlarıma. Tepeden tırnağa yabancı bu beden bana Sokaklarda yağmurdan ıslanmış Sırılsıklam şiirlerin sıcak ama küstah Gülümsemeleriyle dertleşmek nasıldır Bilmezsin sen, kalbim bilir onu en iyi. Kalbim, ahh o çılgın, o deli... Hangi yosunlu denizin rıhtımında kayboldu kim bilir Sevdiklerim, şiirlerimde sayfalarca anlattıklarım, Anlatmadıklarım, anlatamadıklarım... Sustuklarım, ağladıklarım, bağıra bağıra haykırdıklarım Vicdansız şarkıların huysuz ezgilerine sakladıklarım Gözlerim, ellerim, saçlarım, kalbim... Ruhumun sokaklarına dağılmışlar bütün Kimileri çıkmazda, hiç haber alamadıklarım da var aralarında Sen bilmezsin kayboluşun o çılgın senfonisini Kulaklarında değil, ruhunda çınlar adamın

37


Çıngıraklı bir yılan gibi tehlikeli Hep bir ağızdan bağırır hepsi Sağır olmuş hatıralar, endişeli Bir sağa çarpar kafiyeler bir sola Zincirlenmiş mahkum umutlar zorlar zincirlerini mısraların Aaaah, bilmezsin sen kayboluşun o çılgın senfonisini..

38


İlayda Arslan VKV Koç Özel Lisesi ... Kalp atışları Yavaş ve yorgun kalp atışları Duyulmamanın hüznünü hissederken kapakçıklar Açılıp kapanmakta zorlanırlardı Kalp atışları Yaşanma gücü ararken Bulamayanlardı Kulaklar bir ses iletseydi onlara İnsana ve tabiata ait Bir ses iletseydi Ne olurdu durup düşünseydi acımasızlar Gülümseyiverselerdi Sevildiğini hissederdi Sıcak bir ten dokunsaydı tenine Kırmızı aksaydı kanı siyah yerin Bencil olmayı hak etmedi İkiye bölüp veremez ya bir kalp Atışlarını Kader mi çaresiz tek başına kalmak Ne uğrayanı vardı soğuk hayatında Ne dinlenecek yatak Sandalyeden sallanan Bir çift ayağın Benzeri olsaydı kaldırıp gözünü bakacak Kalp atışları Cesurca savaştılar Ölümsüzlüğü bulan mı vardı Ya ne yapsaydı kalp atışları Açılmamak üzere

39


Kapandı kapakçıkları Tık tık Tık Tı ...

40


İdil Kurtulan VKV Koç Özel Lisesi AŞKIN ŞİİRİDİR KAYBOLUŞ Aşkın şiirini yazmaktır kayboluş, sözcükleri ölü, Sözcükleri aşk kadar yalancı Aşk kadar mutlu ve Aşk kadar can yakıcı. Önündeki karanlığa gülümsemektir Maskenin altından, yılgınca. Yaşam ve ölüm arasındaki ince ipte, Kadere yenik düşmüş beceriksiz bir cambaz misali Sonu görünmeyen uçurumun üzerinde Pes etmenin düşmek olduğunu bilerek... Eller, kurnaz pusulaları sıkı sıkıya kavramış. Eller, yalancı ellerin içinde. Eller, beyaz haritaların üzerinde, olmayan mekiği dokuyan eller. Başka gözlerde gerçeği arayan âşık gözler. Yürek, yanlış adımlarla; ‘Her şey’i ‘hiçbir şey’e çeviren yol tariflerini izleyerek. Dans ediyor yalnızlık, gölgelerde Kenara atılmış kayıp umutlarla. Dinlerken duymamaktır, Bakarken görmemek. Dokunurken hissedememek. Sağlam basacak bir yer ararken Yön tabelası, bulutların üzerine gönderir bizi bazen. Cevaplarla dolu gökyüzü, Cevaplarla ağarmış bulutların üstü. Bulutların arkasında gizlenen mavide saklılar Gözlerinin sonsuz mavisinde. Ayakların yere basmadan yürüyebileceğin tek yer orası, Görmeyen gözlerini kendi ışığıyla kör edebilecek tek yer. Umut ipleriyle kollarından bağlayıp seni yalanlarla oynatabilecek Can vermiş hayallerine nefes aldırabilecek Düşünce suçu işlemeye itebilecek tek yer

41


Deliliğin sınırında bir köy orası, bir vadi ve hapishane, Dili tabularla sınırlı, bakışmak ise sonsuza dek. Konuşmak demek, birbirinin göz rengini ezberlemek demek. Gündoğumu ve günbatımı, hayat verir sana Şefkatli renklere, duygusal güneşe aldanma, Verdiğini almasını bilir, acımasızca. Çarşaflar pişmanlıklarla buluşacak kader yalnızlığının nakışını işleyecek. Oraya giderken koşmak olmaz, tek yol düşünmeden yürümek. Adımlarının anlamlarını toprağa göm ki Kimse duymasın yüreğinden başka Kederle yeryüzünü döven yağmurun altında Aşık olman gerek önce. Güvenmen gerek, arkandaki gölgelere Oraya süzülebilmenin tek yolu, düşmek çünkü, bile bile. Hayallerinin izin vermeyeceği şeylerdir şüpheler, Havaya karışır endişeler, bırakırken ipi eller Düşerek kaybolur insan, Ve bilinmeze, aşık olarak düşer.

42


Demet Evrankaya Nuri Cıngıllıoğlu Lisesi SENLİ SENSİZLİK... Senli sensizliklerin Serabında, Hasret dalgalarının Kıyıya vurduğu En kuytu limanlarda Kayboluşlarım. Ruhumu kuşatan ufukların Ve umarsız gecelerin Sabahında, Yakamozların düştüğü Yorgun ve karanlık sularda Kayboluşlarım. Sana uzak mesafelerde Sensiz uykulardaki Sisli, yitik düşlerde, Şafak vakti, asi rüzgârın Matemli ezgisinde Kayboluşlarım. Göçen mevsimlerin Solgunluğunda, Umutsuzluğun girdabında Sessiz çığlıklar atarken Sesinin çağlayanında Kayboluşlarım. Hüznün ayak seslerinde, Bir ömrün Aralanmış perdesinde, Ayın en karanlık yüzünde,

43


Bilmediğim sokakların Dönemeçlerinde Kayboluşlarım. Saatler sensizliği vururken Yüreğimde yalnızlığın Soğuk ruhu, Ellerimde yokluk Benim tüm KAYBOLUŞLARIM Senli sensizlikte, yani SENDE...

44


Burak Behçet Kılıç Ümraniye Lisesi KAYIP AŞK O bakışlarınla girdin bu yaralı kalbime Gülüşünle unuturum kendimi benliğimle Kızdığında hayat yolunda yaralı bir halde Kalbim acıyor kayboluyorum aşkın karanlığında sensiz bir ben Aşk acısıyla kayboldum yok oldum sensizliğimle Sana her baktığımda başkasıylaydın yine ben acı ve kederle Bu aşk kalbime sığmıyor ağlarım tenhalarda sensizce Sana ait olmak için kayboldum hayallerimde Yok oldum kayboldum ama aşkım yerli yerinde Sen kovsanda ama aşkım bekler hep aynı yerinde Ne olurdu dinleseydin aşkımı hasretimi kalbinle Kayboldum gözlerinin derinliğinde sessizce

45


Tuğçe Yavuz Ümraniye Lisesi YOKLUĞUNA DAYANILABİLİR Mİ? Bir kayba daha dayanamaz bu yürek Bir cenazeyi daha kaldıramaz yüreğim. Balonlarla, çiçeklerle, şekerlerle hoş gelen Ağıtlarla, hıçkırıklarla, gözyaşlarıyla uğurlanamaz, uğurlayamam... Yokluğuyla savaşamam mesela, Hep yenik düşerim ben ona Ezilir, kırılır, dökülür, perperişan kalırım Ayrılıkla bezenmiş sevdamın ardından. Mecnun gibi çöllere vuramam ki kendimi, Ferhat gibi dağları delemem ki, Leyla gibi olamam ki. Ben efsanelerle yaşayamam ki tek gerçeğim sen olmuş iken. Kaybolma, kayboluşlara dayanamam. Sessiz duvarlar kaplar dört bir yanımı Uykularımı basar şiddetli çığlıklar. Geceler hiç bitmez, güneş hiç doğmaz Gitme... Yokluğun bu cana sığmaz... Kağıtlar almaz, kalemler yazmaz seni sonra. Bir kaybın daha adı çizilir kara tahtaya. Gülüşler yarım kalır, sevmeler eksik Cümleler anlamını yitirir. Savaşamam yokluğunla o kadar güçlü değilim. Ben sen olmuşken yokluğunla nasıl başa çıkabilirim? Bomboş sokaklarda serseri kaldırımlara anlatamam derdimi... Kayboluşun... Ardında beni bırakır mı ki?

46


Alara Kaya Özel Doğuş Anadolu Lisesi İSTANBUL’DA KAYBOLUŞ Yılların ellerimde ufalandığı onca sene kaybolup gitti sanki. Tahmin edilemez boşluklar bıraktı yerini. Ne birkaç cümle daha söyleyebildim Ne de birkaç anı sığdırabildim yok olup giden bu zamana. Adını koyamadığım, tadına varamadığım anlar oldu her defasında. Kimisi büyüdün dedi, kimisi yeniden doğdun. Bilemedim hangisiydim? Bir yanım yeniden hazırlanıyorken hayata, Diğer yanım yetişmeye çalışıyordu aslında. Zaman, asla tutamadığım, Bir yandan da daima yakalamaya çabaladığım en anlamsız tarifti. Kararlarım bana sadık kalmadı ki ben onlara da bir göz atsaydım. Yeni yeni anlamaya çalıştığım renkleri silip atmıştı rüzgarlarım. Ellerim küçüldü birden, kayboldum şimdi onların renginden. Kendimi hiç bilmediğim bir yerde, insan kargaşasının tam da içinde buldum. Böyle gelmiştim işte İstanbul’a. Tanımadığım bir kadının yanına oturmuşçasına. Ne o eski tarihi ne de insanları etkileyebildi beni. Bir yanım uzaklarda kalmışken, diğer yanım tam da bu İstanbul’un göbeğindeydi. İnanın bana, korkunç bir sahneydi. Şimdi hatırlayamıyorum bile bıraktığım onca yeri, O kalpleri... İşte ben, ilk böyle küçüldüm yalnızlığımda. Yaşadığım o şehri bırakıp, Adımlarımı koca İstanbul’a ilk atışım, Rüzgarların istemsiz tesadüfüydü. Hiç bitmeyecek olan, gitmeyecek olan bir tesadüftü. Ben ilk o zaman kaybolmuştum. Gözlerim artık kendi şehrimi aramadığında, Ellerimle hâlâ varlığını yoklamadığımda Anladım bir kez daha kaybolduğumu.

47


48

Ramazan Şahin

Adını söylemek bile istemediğim bu şehrin; Bağımlısı olduğumda kaybettim tüm benliğimi. Boğuluyordum sanki. Nefes alamıyordum. Keşke diyordum keşke bir kez daha geri dönüş olsaydı. İnan geri dönerdim sana. Belki de önceden kendi ellerimle itelediğim onca şeyi, Şimdi olsa, yeniden hayatıma sokardım. Ama olmadı, hiç değişmedi yalnızlığım. Ve ben hep seni aradım. Rüyalarımın yıkılışını anlatamam. Hayallerimin paramparça olmasını, Tüm beyaz dünyanın siyaha boyanmasını tarif edemem. Mutsuzluğumu anlatmam imkansız. Ellerim artık tutmayan ellerinde yapayalnız. Keşke diyorum, keşke sen de gelseydin. İstanbul’a çok gelmezdik ikimiz yemin edebilirim. Sana onca resim gönderdim, hangi birine yetiştin? Kollarımdan tutup çekmeyi bırak artık. Ben de burdan çıkamıyorum inan. Zaman öyle ki; en çok da yapmam dediklerini yaptırıyor insana. Hani sevmem dediklerini, İstemem diye ellerinle ittirdiklerini Benim kayboluşum senin gidişinle başladı. Bir daha da düzelemedim. Bu koskoca İstanbul, kendime gitiremedi beni. Kollarımdan tutup birçok kez sarstı Ben kendime gelemedim o ayrı. Gelmek istemedim belki de. Bundandır kayboluşlarım. Sarılıp da hiç tutunamadığım onca dallarım. Beni durmadan içine çeken bu kayboluşun esas sebebi de sendin. Tıpkı bir önceki yaz gibi, Sende hemen geçip gittin. Ve bir daha da o eski ilkbahar gibi, Geri hiç gelmedin. Ve ben de seninle kaybolup gittim...


Dağların karıyız artık Ne kışımız var, ne yazımız.

... Hoşgeld in Izgaralı sıc ak tine!...

rap cenne

kırmızı şa

Dünyada işin, yayılıp meraya Geviş getirmekti Şimdi nalları diktin inek Kuyruk salla keyf-i cefaya

MUSALLA TAŞI

Ramazan Şahin Bolluca Ticaret Meslek Lisesi

49


İrem Erhan Eyüboğlu Fen Lisesi KÜÇÜĞÜME MEKTUP Otur, sana yolculuktan bahsedeyim Otur, sana beni anlatayım Ve küçüğüm otur, sana hayatı göstereyim. Ya da git Hatta kaç Kurtar kalbini, Hiç tanıma hayatı, Hiç dinleme beni Ve hiç yolculuğa çıkma benimle. Çünkü ben Mesafelerde kaybolmuş, Elleri mayın tarlası, Hiç gelmeyen o kadın. Çıktığı yollardan geri dönmemiş, Kendini tanımamış Ve hayata sıkışmış bir kadınım. Hiç siyah düşler gördün mü sen? Gökkuşağını hiç tatmamış insanlar Ya da evinden hiç çıkmamış adamlar gördün mü? Sen hiç; hiç sahip olmadığı bir şeyi kaybettiğini sanan kadınlar da mı görmedin? Ah küçüğüm, Sen daha büyümemişsin. Pembe şekerden evinde yaşayacak kadar küçük Git çabuk o eve Ve kitle kendini içeriye Bir daha da sakın çıkma dışarıya.

50


Ben merak ettim Ve bir kere Çıktım masaldan evimden. Şimdi hayallere tutunuyorum, diyorum. Ama yalan. Bir mayın tarlasındayım Ve hayallerle aramdaki mesafede kayboldum ben Şimdi dön evine, Umut bırakmadan elini Ve sen de kaybolmadan, Kaybetmeden kendini. Ve sen de kaybolmadan, Kaybetmeden kendini Dön kayıp oyuncaklarla dolu evine Hatta gidince bak etrafına. Koltuğun altına, Yatağın yanına, Oyuncak kutuna Ve diğer her yere bak. Bana haber ver lütfen. Belki kaybettiğim ben de oradayımdır. Belki şerekden rozetlerin, Belki pembe bulutların, Ya da çikolataların, hayallerin arasındayımdır. Git çocuk Sen kaybolmadan git Git baybedişlerin arasından, Kaybedenlere bu satırlar. Senin yerin değil burası. Git Sadece git buradan.

51


Esra Yener Habire Yahşi Anadolu Lisesi ANSIZIN GELMEZ KAYBOLUŞ Ansızın gelmez kayboluş, Adım adım yaklaşarak gelir. Kapıyı çalmadan, arayıp sormadan; Ağır ağır, Ansızın gelmez kayboluş. Siste yalnız kalmaktır kayboluş. Kendi yolunu görememektir. İlerleyememek, hissedememek, Dokunamamaktır kayboluş. Tüm hislerini kaybetmektir kayboluş.. Ansızın gelmez kayboluş, Sessiz sessiz usulca gelir. Oyunun kurallarını bilmeden, Oynayan bir çocuktur kayboluş. Mızıkçıdır işte kayboluş.. Ansızın gelmez kayboluş, Kendi içinde; Kayboluş kayboluştur işte.

52


Mihriban Karagöz Habire Yahşi Anadolu Lisesi SEV BENİ YENİDEN Kayboldum, Sensizlik koca bir boşluk ve ben içinde kayboldum. Ne kadar anı varsa yaktım, Küllerini bile attım. Yine sana tutundum ama ben, Yine senle dolu her yer. Uzun bir gece daha, Gökyüzü üstüme üstüme geliyor Ayın şekli değişmiş seni andırıyor, Bulurtlarda son buluşmamızın resmi. Ah ben kayboldum sensizlikte, Nereye koşsam hangi kapıyı açsam da kurtulsam bu aşktan, Yine mutluluk sarsa dört bir yanımı, Yine gülümsesem güneş gibi, ısıtsam içini. Sensizlik beni aldı götürdü uzaklara, Ben kayboldum. Gelsene sevgilim, Sevsene beni, eskisi gibi. Yoruldum doğru yolu bulmaya çalışmaktan, Ben seni istiyorum gel artık. Gecenin karanlığına inat gel, Sensizliğe inat gel. Ah ben kayboldum sensizlikte sevgilim, Hadi bul beni hadi sev beni yeniden.

53


Alper Yılmaz Habire Yahşi Anadolu Lisesi KAYBOLAN BİZ Zor anların da bir çıkışı olmalı Kendini uçurumun kenarından düşüyormuşçasına hafif hissedişin. Bazen gökteki martının kollarından kopup gidecekmişçesine korunmasız, Kum tanesi kadar ufak ama bir o kadar da ağır Hayat yorgunluğunun altında ezilen mutluluklarım kadar değerli Birkaç neşeli hatırama çıkış yolu olmalı. Belki ruhumun derinliklerinde kaybettiğim benliğimin Bulutsuz kalmış bir gökyüzü gibi temiz kalbimde İz bırakan mısralarını okumalıyım sana, O mısralarda kaybolan sözcüklerimizi bulup Gözlerimizle kısacık bir an için bile olsa Tekrar yaşatmalıyız. Kor olmuş yanaklarından akan gözyaşlarınla yeşerttiğim Yeni bir aşk bahçesi yaratmalıyım belki de Ne sen ne de ben, ikimiz de olmadan Solmalıyız günün birinde. Bazen zamanı durdurup sarmaşık salmalıyız birbirimize Gönlümüzde dolduramadığımız o derin boşlukları Anılarımızla gizlemeliyiz. Yanımızdan geçip giden çiftlere Kayboluşların ardına saklanan sevgimizi arıyormuşçasına Dönüp hayranlıkla bakmalıyız. Vurmalıyım aklımın ayrıntılarına kalemimi Sana ait kelime oyunları yapmalıyım şiirlerimde Kim bilir karşısına çıkar, okur ve tutamaz kendini Koşarak kollarımda hayat bulur yüreği deyip

54


Kaybolan bizi yazmalıyım Puslu karanlıklarda kaybolan gölgelerimizi bulup Birbirine sarılmış duygularımızı tekrar aydınlatmalıyım Güneşlerimizi bir daha kaybetmeden Bizi son kez bulmalıyım.

55


Okan Yılmaz Habire Yahşi Anadolu Lisesi YAPMAM GEREKSEYDİ Hıçkırıklarının çığlık gibi yükseldiği bir anda Dinlemek istedin yarım bıraktığın melodiyi. Kurtuluşu arıyordun sadece Yapman gereken tek şey, Derinden gelen bu sese kulak vermekti, Biliyorum. Eğer yapman gerekseydi Zamanın akışını durdururdun. Söylediğim her söz bir tek sana kalsın diye Ve dinlemem gerekseydi seni “Seni seviyorum” dediğinde Gözlerindeki acıyı hissederdim. Kan kırmızıydı ses tellerin, Şüphe yeni bir ten gibi yapışmıştı üstüne Ne kadar hoyrat ve yorgun olduğunu fark ettim Nefes alışının değerini anlamaya çalışırken Bir yangın başladı yüreğimde, Bizi hikayemizin doğduğu yere götürdü. Ben göküyüzünün bittiği yerdeydim, Sen ulaşabildiğin en ücra köşede Herkes hakkımda bir şey söylerdi Ama yapmam gerekseydi Önce yağmuru durdururdum. Yaşadıklarımızı çark ettirmesin diye Ellerim saçlarının arasında dolanırdı. Yine gözerinin maviliğine dalardım, Bunlar bize fazla ya da az ise Susmayı tercih ederdim. Susmayı tercih ettin.

56


Sessizliğine inanmadığımı bilmeliydim, Çünkü sandığından çok daha fazlasıyım, Tüm bunları gördün ve nişan aldın Tetiği çekmem zor olmadı. Kurşunların olduğum yere ulaşana kadar Kanayan yalanlarında parlayıp kayboldun Kayboldun suretinin en çirkin, zihninin en sığ hallerinde. Ama hiçbir acı sonsuza kadar sürmez, bilirsin Ve yapmam gerekseydi Orada öylece durup aşktan bahseden sözlerini dinlerdim Yapmam gerekmedi. Peşinden gelen bir gölge olmamak için Yükselmeyi istedim. Aklımdakini söylemeye uğraşmadan Sadece hafifledim. Nereye ait olduğumu bilmeden Yarım bıraktığım melodiyi dinledim. Gün ışıklarına ulaşabilmenin değerini anlarken Bir yangın başladı yüreğimde. Bizi hikayemizin öleceği yere sürükledi. Ölmeden hikayemiz. Her bir parçamdan ayrılmana izin verdim. Çünkü bilirim; hiç bir acı sonsuza kadar sürmez Ve aşk alışkanlık olunca An gelir bir kayboluş yangın olur yüreklerde. Kaybolmak istedim ben de Eğer yapmam gerekseydi o an için Toprağı üstümü çekerdim Rahat uyuyabileyim diye. Sadece tetiği çektim Bu sefer zor olmadı, Kırmızılar içinde Gökyüzünün bittiği yerdeydim.

57


Irmak Saygı Habire Yahşi Anadolu Lisesi KAYIP RUHLAR SOKAĞI Bir ev gördüm, Örümcek ağlarıyla kaplanmış. Eşyalar paramparça, yerlere saçılmış, Bu daracık odalarda, kim bilir neler yaşanmış. Bir ses duydum, Karanlığın tanısını öyle bir yansıtmış ki Korkuyu kalplere yazmış, Kulak ise duymaktan sakınmış. Bir çiçek kokladım, Kayıp ruhların umutlarına susamış, Kaç sevgilinin saçına dolanmış, Ah bu yapraklar kaç gönlü ruhlardan çalmış. Ama ben bunları hissedemiyorum, Duyamıyor, göremiyor, koklayamıyorum Sadece hayal kurabiliyorum bu meydanda, Kayıp ruhlar sokağınını ortasında.

58


Murat Eren Habire Yahşi Anadolu Lisesi GÖLGEDE BİR MAHLUK Ne gariptir insan ırkı; Ağlayarak doğmak, ağlayarak ölmek Şu aciz dünyada, Olmaz mı hiç gülmek! Her gün aynı iş, aynı his, Yüzlerde hüzün, kalplerde telaş, Ölecek miyim bugün ben felek, Ab-ı hayattan içemeyecek miyim diyerek. Sözler bile yenemiyor o karanlığı. Mahluk, içine gömüyor bu rahatlığı, Gölgeler, gölgeler, siyah gölgeler içine Ruhunu gömüyor ve son kez bedenini Gömdükçe yine en dibe, batıyor Adem Havva el ele.

59


Furkan Beder Habire Yahşi Anadolu Lisesi KAYBOLUŞUM Hayal meyal bir oyuncak, Peşinde kahkahalarla çocukluğum, Arkamı döndüm Ve oyuncak, kayboldu. Yalanı gördüm, öğrendim. Önceleri istemeyerek beyaz yalanlar, Şimdilerde zifiri karanlık Ve masumiyetim, kayboldu. Zamanı geldi okula başladım. Ben yavaş yavaş öğrenirken Çocukluğum, kayboldu. Sonra.. Bir kız vardı, saçları uzun, siyah Onsuz olamam sanırdım ama Kız, kayboldu. Ben hâlâ yaşıyorum, Aşka inancım, kayboldu. Bir sürü arkadaşım oldu, Telefonum isimlerle doldu ama Cisimleri, kayboldu. Sözler aldım, sözler verdim, Hepsi, hepsi kayboldu. Hayalimde, geleceğimde, benliğimde iyi bir ben vardı, Büyüdükçe kaybettim onu, Kayboldu. Zaman sürekli akan bir nehir, Ne bu fani önünde dikilebilir, Ne de bir başkası durdurabilir. Bu akıntıya kapılmış gidiyorken

60


Kaybolmayan tek şey korkularım. Bir gün gelir de anılmazsa adım, Silinmişse hafızalardan sanım, Yardım et Allah’ım ! Bu benim en büyük korkum. İşte ben asıl o gün kayboldum !

61


Büşra İpşiroğlu Habire Yahşi Anadolu Lisesi YILLARDAN İKİ BİN KAYIP Kaybolmuşum bilinmez, bulunmaz diyarların birinde, Ne adı var oraların, ne sanı. Ben ki kayıp bir diyarda, kayıp bir biçâre Ne bir pusulam var, ne yol gösteren tabela. Ne yol soracak insan, ne iz bilecek ahbap Üşüyorum ! Ayaklarım yalın, üstümde yok bir parke Ne üzüntü, ne öfke Uğramaz olmuş kalbimin köhne yerlerine Aşk mı, sevgi mi? Hangi tarihin tanımsız terimleri onlar? Kaçıncı yüzyılda kalmışlar? Saat kaç? Kim bile ki; Yalnızlığımın duvarları mı, yanmayan sokak lambaları mı? Belki iki, belki üçtür. Belki de saat 25.00, günlerden 30 Şubat, yıllardan iki bin KAYIP! Üşüyorum! Halim sahraların ortasında kalmış serap gören göçebeden pekala biçâre Sakin kafa, salim vücut, kayıp bir avare İlerliyorum deniz feneri olmayan derin sularda Yavaşça boğuluyorum yalnızlığımda Ve kayıp bir ölü oluyorum sonra...

62


Üşüyorum! Bu loş bomboş sokaklarda Mayhoş geçmişim de olmuş adem Sarhoş hayallerim de Ve yalnızlığımın kayıp sokaklarında ebediyete kaybolmuşum. Saat 25.00, günlerden 30 Şubat, yıllardan iki bin KAYIP!

e

63


Duygu Öngün Habire Yahşi Anadolu Lisesi GİDEN SEN MİYDİN AKLIM MI? Gidişini izledim ardından öylece Sessiz, durağan, sıradan bir gündü. Beni bırakıp gidişin hariç her şey normal gidiyordu. Göz açıp kapayıncaya kadar denilen süre, Sanırım senli günlerimi anlatıyordu. Gerçi yıllarca kalsan doyamazdım sana, Varlığın varlığıma onurdu, Yokluğun benliğime yara. Gün kadar sessiz kaldım sen giderken İsyanlarım içimdendi, Çığlıklarım derinden, Sağanak sağanak gözyaşlarımı akıttım içime, Ruhumun yokluğunu, boşluğunu hissettim bedenimde. Aldığım her nefes şerefineydi aslında. Adım adım yok oluşunun verdiği ümitsizlikle, Savurdum kendimi şiirden şiire, Satır aralarında seni aradım. Her mısrada dizede adını andım. Görenler şizofren sandılar beni, İnsan kayboluşunu izlediğini iddia ettiği bir yokluğa aşık olur mu ki? Bir gün dönersin umuduyla hep aynı pencerenin önündeyim ben, Aslında yok oluşunu seyrettiğim sen değildin, aklımdı zannedersem. Baksana yoldan geçen herkes bugün biraz daha sen.

64


Tuğba Devret Habire Yahşi Anadolu Lisesi YOK İkimiz de masumuz belki Kim suçlu kim değil nasıl bilebiliriz ki? Hislerimizde kaybolacağım hangimizin aklına gelirdi Ya da kalplerimizin bu denli incineceği. Adını dahi duymadığım duygularda dolaşıyorum, Haliyle ne hissetiğimi de bilemiyorum. Sevginin ucu korkuya dokunuyor, ayırt edemiyorum, Akıtamadığım gözyaşlarımın hıçkırıklarında boğuluyorum Güvenimi kaybettim ama sevgim hala kalbimde Yaptığın haksızlıklardan öfkem de sitemim de. Kukla gibiyim, kalbimin ipleri sende Sevgim bitene dek duygularım emrinde. Girdiğim her sapakta kaybolmaya razıyım, Sonunda seni bulacaksam İçimdeki boşlukta kaybolmaya razıyım, Sonunda güveninle dolduracaksam Ama yapamıyorum tek başıma elimde değil, İçimdeki boşluğu dolduracak olan senden başkası değil. Gün gelir olursun sevgimin katili, Kayıplara karışan güvenin gibi. O vakit ne öfkem kalır ne özlemim, Eğer öyle bir şey yapacaksan sevdiğim Teşekkürlerimi sana borç bilirim!

65


Serhan Metehan Ayhan Özel Tudem Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Yağmur bastırmış bir sokakta Kaybolmuş insanlar var Sesler kayıp, Yollar kayıp Ben mi kaybolmuşum? Onlar mı kaybolmuş? Ölecek gibi hissediyorum Duygular kaybolmuş, aşklar yok olmuş (veya kaybolmuş) Yağmur bastırmış bir sokakta Kaybolmuş insanlar Hayvanlar kayıp, Böcekler kayıp Kaybolmuş bir yerdeyim Ben gidiyorum bilinmezliğe Kaybolmuş bir yerden bir bilinmeyene doğru Yağmur bastırmış bir sokakta Islanmış yollar, Islanmış insanlar. Islanmış hayvanlar var Hepsi kaybolmuşlar Duygusuz suratlar Bulutlar kaybolur Güneş geliyor O kaybolmuş dünyada bir insan görünüyor Belki ölüyor, belki yaşıyor Gökyüzü kararmış bulutlar ağlamış Sisli, puslu sokakta Kaybolmuş çocuk sesleri Acı çeken çırpınan kuş sesleri Hayatın kaybolduğu, özgürlüğün kaybolduğu ülkede Her şey kaybolmuş, düşünceler kaybolmuş...

66


Öykü Soysal Özel Tudem Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi KAYBOLUŞ Boşluğa atılmak, Yolunu kaybetmek, Nereye gideceğini bilememek, Ne yapacağını bilememek, Var olmak, Ama yok olmak. Belki de var olmak; yok olmak. Belki de yok olmak; var olmak. Aslında biryerlerde yaşamak, Gerçekte yok olmaktır. Yok olmak, Ait olmadığın yerlerde yaşamak. Belki de o boşluğu dolduramamak. İşte o zaman yolunu kaybetmek Kendi içinde kaybolmak. Çıkmaz yollara girmek Ne zaman kararlı davranırsan İşte doğruyu o zaman anlarsın Adımını yavaşça da olsa Böylece bulursun yolunu Nasıl olsa.

67


Zeynep Bağdu Özel Tudem Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi YOKLUĞUNDA KAYBOLDUM Artık konuşmuyorum, hissetmiyorum. Bıraktım seninle ilgili her şeyi. Duygularımı, düşüncelerimi... Her şeyi. Sanki seninle ilgili bütün hislerimi silmeye çalışırken daha da kazınıyorlar içime Unutuyorum seni. Sakın kızma bana bunun için, başaramıyorum çünkü. İnsanın kendi adını unutması kadar imkansız seni unutmam. Hele ki çevremdeki herkes senleşmişken. Sevdiğim, sevmediğim, tanıdığım ya da tanımadığım herkes senin gibi. Kokuları, sesleri bazen bakışları bile adeta sana özeniyormuş gibi. Sadece sana aitmişcesine, Sadece sen sor, sen dokun, sen sev istiyorum. Hayatını kaybetmiş bir insan kadar uzağım yaşamaktan. Nefesimi bile hissedemiyorum uzaklığında Çabalarım, sevgim kadar yansımıyor hayatıma Kaybettiklerim, kazandıklarımla karşılaşmıyor bile. Elimde bir şey kalmadı bittim adeta. Sen giderken, ruhumu ve beni aldın. Nefesimi çalıp gittin. Yok oluyorum her geçen gün. Bir bebeğin ağlayışı kadar çaresizim. Kaybettiklerim kadar sensizim.

68


Işıl Irmak Işık Özel Darüşşafaka Lisesi AKŞAM SEFASI Kimi kayboluşlarımda buldum seni, Mavinin en derininde kıvılcımlanan, Kırmızının yanında. Derinliklerinde buldum seni gök mavisi denizin, Belki de içtim yudum yudum, Her nefesimde. En güzel zamanlarıydı dallarda açan Bıldırcın yumurtalarının. Ve en güzel hatamdı, Saçlarının savruluşunda kavrulmak delice... Kim bilir ben ki, Kaç kere bir bardak suda boğuldum, Kaç gül bahçesini uğruna ettim heba, İnanır mısın bunca cefa, değer seninle yalnızlığa. Zamansızca çarptın kapıyı Hazır değildim gidişine. Bekleyiş seni belki de, İsyanımdır terk edişine. Fakat; Öyledir ki sevmek seni, Dokunmak usulca gecenin koynundaki, Yalnız bedenine. Sana bakmaya aç olan gözlerini, İnadına kapatmak İlkbahar’ın. Ağlamak sessiz sessiz, Sarhoş bir İstanbul akşamında.

69


Senden uzakta açan ateş çiçeklerinin arasında, Dona dona yanmak misali. Bazen de sevmek imkânsızca, Gündüz açan akşam sefası gibi...

70


Adar Ersan Özel Darüşşafaka Lisesi DÜŞÜNDÜKÇE Kayboldum hayatımın en güzel gününde Kayboldum İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de insanların arasında çıplak bir şekilde Kayboldum aşk ile sevda ile İkiz kız arasında çıkmaz yolda Ama kaybetmedim kim olduğumu Ve kimin oğlu olduğumu Ailemi düşündükçe

71


Semih Bozkurt Özel Darüşşafaka Lisesi DEVİNİM Vitrin güzeli sebebiyetsizliğinde Tavrı hiççi bir varoluşçuluk oyunu Yamalı ruhaniyeti çakılı da olsa daim başı eğiktir kuklanın Tavırsız gözyaşları gibi zalim kader Paralel bir kader bizimki,asla kesişmeyen Çöpe atılmış hayaller kadar ihtiyaçtı zaman Kırık bir bardağın dolmasını beklemekti sabır Haykırılmış buncalığın temaşasıydı duvardaki kelimeleşmeyi bekleyen harfler Oluşamayan duygularına gark edense keder Zaman duvarların haykırması adına Şehvetle çığlıklaşan bir kadın duvarın yıllanmışlığı Duvar yüzleşmelerin ölümüdür lakin ölüm varış değil Varoluş çarpışmalarına amansız rakip unutuluş Ölüm değil unutuluştur ruhu eden tuş Son umut hayallerine yaptığın koşu Nefsin sonu şeffaf bir kopuş Yok oluş değil bir varoluştur Bu oyunun galibi kayboluştur

72


Buse Üren Ortaköy Zübeyde Hanım Kız Teknik ve Meslek Lisesi AĞLAMAKLI YEDİ YAŞ Toprağa güz mızrakları atarken dudaklarım Hatıralarım başucumda durmadan çalkalanır Yaldızlara bulanmış yarım kalan hevesler An gelip oturdu mu gönlümün en kuytusuna Geçmek bilmez sonu gelmez yalpalanmış yaşlarım Gülümser ara sıra bir bir toplanan kayıp eşyalar Salonda küçük mavi ayıcığım ağlamaklı Veda kasveti serpilirken boğum boğum Ayaküstü hoşçakallar geriye kalanlardan Trabzanlardan kayışımdaki kadar hızlı Bölük pörçük hayallerim yelkovana tutsak Hıçkırıklar dizi dizi sözcükler kördüğüm Ses duyurmaz olmuş mahpushane duvarlar Milyon tane çığlık baskını şu dört çerçeve Birikmiş bulutlardan iniyorsa kara sular Diken diken tüylerimi kanatır acı acı sızım sızım Yakar sonra sever gibi olur tıkanır korkularım Şaşırırım cüzi avuç içlerim üşür bedenim yanar Terk edilmiş düşlerim ağlamaklı...

73


Hüsniye Birnur Güzeldağ VKV KOÇ Özel Lisesi YİTİRİLEN “BEN”İ ARAYIŞ Beni hasta sandılar Oysaki ben şizofren değilim Yıllar önce Bakırköy’e kaldırdılar Ben yanlış tanıdılar Bilmiyorlar ki ben... Ben sadece biraz Bay Meursault’yum Biraz düşünenim, belki sorgulayanım da Ben tutunamayanlardanım Aslında Selim Işık’ım ben Yıllar önce sönmüştü yolumun ışığı Karanlığa hapsolunca Sinirlerim düğümlenip kaldı Yoluma devam ederken sevdiklerim ayrıldı Kapılar, pencereler kapandı Boşluğumla baş başa kaldım Arayış içindeki bu ben Bende beni ararken Bu beden ruhuna hasret Ruh bedenden ayrılmak isterken Yine karanlığa kapalı kaldım Karanlık pençelerini üstümden çekince Güneş içimin göğünde yüzünü gösterince Bu karmaşık düğümler çözülünce Pandoranın kutusu kapanacak Bu ruh serbest kalacak Ben beni bulacağım...

74


Elif Alçık Kabataş Erkek Lisesi YARIM KALIR başlamadan önce ne biliyorsan unut hakkımda artık yepyeni bir benle çıkacaksın yolculuğa duvar işçisiydim bir zamanlar insanlarla arama ördüğüm monotonluk maratonunda maskeli balonun figüranıydım tasasızca sıradanlıktan çıkan insanların fiyaskosuydu hediyem felaket senaryonlarıyla raks zihnimde her gece tenimde metalin soğukluğu kaşıntılar basar bileklerimi ölüme gebeyken zaman el sallar gofrette kalmış aklıma meraklı bir topluluktan kalma laf kalabalığımdan ibaret bekleşenler acımayla bakan yüzler hapsederken beni aynalara yarını düşünmeye zorlar seni bugün unutusun dünü... geceye saygısız güneşi görmezken senelerce ufkumda doğmuş, doğmamış ne ki ben nefes nefese kalmışken karanlığımda aydınlatır bir mum dahi zihnimin en ücra köşesini bir avuç cenneti beklerken hüzünle beslenir beddualarla ahvalim akrep yelkovanını sokar bu gece de attırır kaygımı volta atan sinekler pişmanlık yüreğimi,

75


zaman beni vefasızca katleder... yeterince dipteyim tanrım yukarı çekmeni isteyemezken saklar beni kâğıdım saklar beni intiharım ve son kez kaybettim herkesten özür dilerim...

76


Meriç Küpçü Özel Sankt Georg Avusturya Lisesi ve Ticaret Okulu ISSIZ ADA Rotasından çıkmış bir denizci Limanda bırakmış hayallerini Her şeye yüklemekten vazgeçemediğimiz sıfatlar Bir dalga olmuş yıkmak üzere teknesini Yerle göğün ortasında arıyor kendini Sürüklenip vardı bir toprak parçasına Dört yanı yalnızlıkla çevrili ıssız adaya

77


Gözde Karayel Özel Sankt Georg Avusturya Lisesi ve Ticaret Okulu ARAF Alev alev yanan yüreğin, Söndürdü ateşini bilinmeyene. Dudaklarından dökülen nağmelerin, Bıraktı kendini rüzgârına. Uçurtmayı tutan ellerin, Uzattı ipini karanlığa. Güvercin kanatların, Issız damların kuytusunda. Kabul et: Unuttun anahtarını, Açtığın kapıların ardında. Şimdi Araf’ta bile değilsin, Kendini bilinmeyene emanet ettin.

78


Nazlı Öngel Özel Eyüboğlu Lisesi KAYBOLUŞ Oynamaya kıyamadığım Oyuncaklarımı yitirdim Yitirdim kitaplarım arasında kuruttuğum bahar çiçeklerini. Ipıssız gece yarılarında beni aydınlığa götüren yıldızımı çalmışlar gökyüzünden Alıp götürmüşler kıyılara vuran denizlerimi Şimdi soğuk buz gibi bir karayel kalmış Kapkara esen Bir de karanlık, terk edilmiş, bomboş sokaklar kalmış Köpeklerin uluduğu Baykuşların öttüğü sokaklar Ben yine yapayalnız ve sensizim Karanlıklar kadar soğuk Karanlıklar kadar üşümüş İliklerime kadar buz tutmuş Gel tut ellerimi Karanlıktan korkuyorum Üstelik efkârlıyım, hüzünlüyüm Beni bırakma Ipıssız gece yarılarına kadar Zavallılığıma, perişanlığıma ağlıyorum Duyuyor musun?

79


Zeynep Başaran Özel Eyüboğlu Lisesi HAYALLERDE KAYBOLUŞ –BULUŞ– Derler ya ne kadar değil, Nasıl yaşadığındır önemli olan diye. Ya tek fark bu değilse... Ya insan kendini en doğru hissettiği noktadaysa, Güneşin en parlak, gölgenin en büyük olduğu yerde İstediği her şey tam karşısında duruyorsa... Başarısı, ailesi, serveti, Çocukluğu, gençliği, ilk aşkı, kırgınlıkları, Mutlulukları da gelmez mi onunla? Peki, ama yaşarken hissetmezse, Heyecanını kaybetmişse yaşamanın, sevmenin Katıla katıla gülemiyorsa Yerlere çöküp ağlayamıyorsa. Ne ifade eder bugüne kadar getirdiği yaşanmışlıkların. O içindeki derin, karanlık yerde saklanan Ve güçsüz bırakan duygusallığı takip ederse onu, Her şey bir anda belirirse önünde Grileşmiş olarak. Alıştığı anların hepsi anlamını yitirirse Aynı dili konuşmuyorsa etrafındakilerle Hiçbir derinliği, anlamı olmayan sözler verilirse. Ya da bir anda hızlanırsa o derin ses İçten gelen notalar güçlenirse. Yağmur damlaları bütün tel örgüleri Birer birer süzerse benliğinden. Silikleşen her duygu, his; Doğadaki ses, koku, müzik, tat Ayrı bir ahenkle yankılanırsa ruhunda... Mesela bir ağaç kabuğundan sonsuzluk büyüsüne tatmak, Aynı müziğin notalarına kendini kaptırıp farklı rüyalara dalmak.

80


Gözlerini sıkıca yumarak, kollarını açıp Her harekete eşsiz bir ruh yükleyerek dans etmek... Kendi yarattığın ormanda esir kalmak; Tahtadan yapılma dağınık kulübede, Tanımadığın, tanıştırılmadığın bir sürü farklı hayatla beraber. Gece yatağının yanına usulca yaklaşan bir dost gibi, Belki de sevdikleriyle beraber Bütün iyi yanlarını da kaybeden insanlarla. O derin sessizliğin arasında ince sesli ateşböcekleri Ve diğerlerinin anlaşılmaz konuşmaları eşliğinde. Fotoğrafların sessizliğinde, durağanlığında, O cıvıltılı zamanları yeniden yaşamak. Ya da sadece o fotoğraflardaki anlarda takılı kalmak. Şelaleden kayalıklara akan suya, o gümbürtüye Kollarını açıp, sakince süzülmek. Var olmanın bütün ağırlığını yavaşça su damlacaklarına bırakmak. Ya da uçsuz bucaksız sularda, tek başına Hayatın acımasızlığına karşı kürek çekmek Hayallere ulaşmaya Yaşamın sakinliğinden, durağanlığından, Karmaşıklığından kaçıp rüyalarda kaybolmuk. Şimdi olduğun gibi kalmak sonsuza dek! Ya da tek bir pedal çevirmek uzaklara doğru. Bir çocuğun uykudaki gülücüğünü görmek. Duyguların en yoğun yaşandığı zamana ulaşmak. Her şeyden, herkesten uzak, Geçmişten, gelecekten uzak. Sadece şimdi de yaşamak, Yaşadığın zamanda, duygularında; Kendi benliğinde kaybolmak. Hayallerde, rüyalarda var olmak.

81


Şiir Su Saydam Özel Amerikan Robert Lisesi AYNI Kurtulmak istiyorum bu geceden, Ama sabah olmasın. Kapatayım gözlerimi karanlığa ve uyuyayım yalnızca, Fakat uyanmadan aynı sabaha. Çünkü biliyorum yine dün olacak, Ben aynı olacağım, aynı umutsuzlukta boğularak. Yine aynı şiiri yazacağım, Belki farklı bir kalemle. Ama hâlâ aynı olacağım işte Her bir hecesiyle, kâğıtlarda ses bulan fısıltılarımın. Sabah değiştirmeyecek hiçbir şeyi, Aynı güneş doğacak gökyüzünde. Belki biraz büyümüş olacağım fakat Umut hâlâ uzakta bekleyecek en derinlerde. Sarsılmaya devam edeceğim dalgalarla, Yalnızca savrulacağım aynı okyanusta Değişemeyeceğimi bilerek dünün gölgesinde. Ama lütfen sessizliğe bırakmayın beni, Ve uyandırmayın aynı sabaha Çünkü korkuyorum sormaya kendime, Korkuyorum itiraf etmeye. İstemiyorum çırpınmayı artık Yolumu buldurmazken içimdeki karanlık, Ve istemiyorum izlemeyi kendimi bu halde, Sanki tek çareymiş gibi Kaybolmak.

82


Laçin Edis Özel Amerikan Robert Lisesi YİTİK YILLAR MEYHANESİ Ilık bir sıvı akıyordu bileklerimden, Şarap mıydı, kan mıydı? Bilemiyorum... Karanlık bulutların gözyaşları çimenlerde, oluk oluk Haram olmuş gürleyen son kasırgayla bize mutluluk Muhteşem altın rengi yaprakları olur bazen En basiretsiz takvimlerin bile, kalbinde, derinlerde, Ama kara bir deliktir, unutma, daima zaman Nefesiyle söker atar aydınlığın yollarını Buğulu gözlerinle bakma ceylanım, yaşayamam Kirpiklerinde birikmiş ah o gözyaşları Titreyen dudaklarında buhranlı, kırık bir dize Nefsinin koyuluğunda erimiş, kaybolmuşsun Mihraba bakarcasına, kucağında yıldızlar Damlatma avucuma sevdiceğim, kanını Yoksa eşsiz diyarlarda işitirsin ahımı Kırmızı bir gül bırakıp elime, veda etme Şu saniyeler yudumladığım buruk kızıl sıvı Sakın ola ölümünün bereketi olmasın Soğuk cam kırıklarını serpiştirme yüreğime lâl Yıllarım bu ıssız meyhanende yitik kalmasın...

83


Cem Aksoy Özel Amerikan Robert Lisesi BURAYA KADAR Son raunt hiç başlamasın, Ben havlu atıyorum. Her reklamda derdin ya, Kanalı çevirme diye, Bitti film ben gidiyorum. Sus! Adeta gözündeki gözlüğü kaybeden dede, Ve ölüm döşeğindekine verilen moral kadar sahte. Bir kez daha bu treni kaçırışın... Peronda sen kadar yalnızlığın... Kompartımanda boş yanım, Fakat ben hayatta cam kenarındayım. Sus, buraya kadar! Kapüşonumun ardından parlayan gözlerim kadar soluk Bütün bu yalvarışların. Bana kızıl kızıl bakan zümrütlerle el sallama sakın. Çünkü sen kalbini Yangında ilk kurtarılacak dolabına sakladın. İstediğin kadar uzan yanıma, Bu söndürdüğüm son sigara. Sus! Ne bırakacağız ki geride, Bir dizi çıplak hatıra? Hep derdin ya, Bana hediye almıyorsun diye. İşte bir hediye sana: Geri kalan hayatında İstemem sıkılma,

84


Dedektifçilik oynarsın, Hep iç geçirdiğin yabancı kollarda. Panzehirini ararsın, Kaybettiğini ararsın Kaybolmuşluklarında. Elveda...

85


Barış Özakar Özel Amerikan Robert Lisesi KAYBOLUŞ BU DÜNYADAN Kenara çekilmektir bilerek Ayrılmaktır sevdiklerinden umutsuzca Yarınları unutmaktır ve onun getireceklerini Barış için savaşmayı bırakmaktır teslim olmuşçasına Olanları silmektir hafızadan usulca Laleler ile kaktüsleri ayırt edememektir artık Uzanan yolun ilerisini değil gerisini düşünmektir Şarkının anlamını değil Uzunluğunu düşünmektir kayboluş Bu dünyadan

86


Övgü Bozgeyik Özel Amerikan Robert Lisesi KARI BEKLEYEN İNSANLAR Bir kar yağsa diyorum. Şöyle yağsa ve her yanı kaplasa... Soğuk belki, ama bembeyaz, yumuşacık... Günler geçiyor hızla. Hızla. Ama diyorum ben, diyor ben gibiler, kar taneleri gibi süzülse günler... Kar soğuğunu ve kokusunu içimize çeker gibi koklasak günün her anını... Hangi birimiz gezinmiyor ki buralarda... Hepimizin yapacak işleri –önemli işleri– var, ama hiçbirimiz gereken ciddiyete varmış değiliz hâlâ. Biz, karda yürüyen insanlar, izimizi belli etmek için elimizden geleni yapıyoruz, ama henüz kar yağmadı. İzlerimizse şimdilik havada eriyor. Sert zeminde yürüyüp, adımlarımızı yağmur ıslaklığına çarpıyoruz; yağmayan kara kızar, acısını karına kavuşamayan zeminden çıkarır gibi... Gerçi hangimiz karı bekliyoruz, hangimiz vazgeçmiş, hangimiz çoktan geçmiş bilmiyorum. Bir de hiç bilmeyenlerimiz var. Onlarsa adımlarının ezeli günahını

87


temkinli adımlarla susturuyorlar. Yağmur onlar için yağmıyor sanki. Damlaların sesini bile yere düşmeden çekiyorlar kimse fark etmeden. Ya da biz, karı bekleyenler, fark etmemeye o kada hazırız ki, gözlerimiz kararmış, karın aydınlığını arıyoruz. Ya da hırslı adımlarımızın çırpınışlarına amade olmuş, yağmurun usul vuruşlarına aldırmıyoruz. Günler akarken, adımlar da, damlalar da, ihtimaller de akıyor. Süzülmeden. Güz günden başladı, söz dillere varmadan bizler zeminin buharlı fısıltısını sessiz serzeniş zannettik. Buhar duman misali yükseldi yavaşça, gözlerimizi kapamadan duvar oldu aramızda. Güz günden başladı, gür yaprakları çiğnerken biz, yer çamur olmuş, dumandan fark etmemişiz. Bekliyoruz hâlâ, ama artık bastığımız yer sert değil. Geldiler buraya da. Biz baş döndüren ağaçlar nereden çıktı diyemeden, dikildiler karşımıza,

88


Tepeden inme hayaletler gibi yer yer dumana karışıp gözlerimize oynadılar. Oynadılar. Biz fark etmedik. Ağaçlara tutundu bazılarımız. İşte o andan sonra ağaçların nereden çıktığını sorgulamadık. Belki anladığımızdan , belki bilmediğimizden, belki de umursamadığımızdan, bilmek istemediğimizden... Bu fark etmeme durumunu sürdürdük. Henüz gömülmemize mahal vermeyen çamurda öylece yürüdük. Süzülmeden. Buhar süzülüyordu zaten. Duman yükseliyordu gelenlerin yüzlerine doğru, kim olduklarını anlamamız içinmiş gibi, bizi kurtarmak için gelmişken kurtarılmak istediğimizin kanıtını ararcasına. Kurtarılacak durum var mıydı, onu da bilmiyorduk ya... Fazlasıyla sarhoş muyduk, yoksa her şeyin fazlaca bilincinde olduğumuzdan mı umursamıyorduk... Bilmiyorum. Geldiler, ışıkları yakıp gittiler. Mağara değildi burası, biz uyanmayı beklemiyorduk, gelenler uyananlar değildi... Ne dumanlar süzülen gölgeydi, ne de biz eli kolu bağlı, teslim olmuş, görmeyi beceremeyen insanlardık.

89


Biz karı bekliyorduk sadece, hiçbirimiz uyumadık. Hevesimiz boğazımızda, göreceğimiz bir tanede o kadar süre içimizde gürleştirdiklerimizi azat edecektik. Geldiler. Gözlerimiz duman duman, bulutlu... İzlerimizi her an kaybolabilecek buharın göremeyeceğimiz damlaları yuttu. Tuttu attılar ağaçları bir kenara. Ağaç değilmiş onlar, o zaman anladık. Zannetiklerimiz zamanın huzursuz kusurlarıymış. Kusurları duman kapamış. biz karı beklemişiz. O zaman anladık. Kar yağmış, tek tek yere devrilen ağaçların dallarında donmuş beyazları gördük. Beklediğimiz değildi belli ki. Çok ummuştuk belki, unutmuştuk gerçeği, Kar her zaman pamuk gibi olmuyormuş. Her zaman sert zemine kadar o görmediğimiz buhar damlacıkları gibi süzülmüyormuş. Biz, ağaç demişiz, sarılmışız gelenlere. Ağaçları düşmüş bile. Haykıracaklarımız boğazımızda kalmış dumanlaşan buharın göremediğimiz damlacıklarına taşınmış.

90


Ne mağaradaydık, ne uyuyorduk, ne uyananlar geldi, ne uyandık. Buhar gölge değildi. Çok beklemişiz. Süzülmeden. O kadar ki, unutmuşuz. Fark etmeden. Anlar tarih olmuş. salıvermişiz içimize çekmeden.

91


Hüsnü Can Yaşar Robert Koleji KAYBETTİM KENDİMİ Kaybettim kendimi, Yola düşmüş iki yaprak, Yeri değişmiş koltuk takımımda, Gözlerinden dudaklarına süzülüp, Kuruyup uçmuş gibi, Ya da koşar gibi delicesine sana doğru. Dolmuşta para üstünü eksik alınca, Yanlış otobüste tanıdık yüzlerde, Ya da yanlış gözlerde ararken seni, Ve çoğu zaman görmezden gelirken heybetini bu yüce İstanbul’un, Kaybettim kendimi. Sözlerim yazıya dökülse derken, Roman olduğumu fark ettiğimde.. Ya da boğazın tatlı serinliğinde kaybettim kendimi, Sen benden çok ben oldukça, Her güneşin doğuşunda kaybettim kendimi...

92


Irmak Gültekin Arnavutköy Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesi SESSİZLİKTE Bu sabah bir yıldız gözyaşım Derince bir yerde içimden. Avuçlarım terledi, Kirpiklerim ıslak. Bu sabah Sıkı bir nefes aldım Alamayanların yerine. Onları düşündüm akşam Bağırdım, Kimsenin duymadığı rüyalarımı düşündüm. Ve... Peşi sıra ‘ben’yaşım “Bir kişi bile değilim yalnızlıktan.” Bölünsem bin parçaya Ben yine yalnızım. Hey gidi köksüz ağaç! Teselliye ne lüzum... Boğuluyorum. Boğuyorum. Kim duyacak seni akılsız? Ben ki kendi ırmağında boğulan biraz senden bir alev... Kül oldum Sabah oldu. Ben oldum Yine akşam...

93


Ahmet Can Akın İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi KAYBOLUŞ Bana benzeyen bir gözlerim kaldı Bir kederli bakışlarım Düşüncemin olmadığı Aynalarda ben varım Yalan değil değiştim,yalan değil Şimdi her şarkı beni ağlatır Deli eden insanı zaman değil Zamanı unutmak kahırdır.

94


Semih Işıkyıldız İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi KAYBOLUŞ Toprak örtmüş üzerini Çürütecek bedenini Bu bir yok oluş Dünyadan uçuş Belki de kaybolmuş Haydi kalk nereye gidiyorsun Saklanma beyaz perdenin ardına Artık dön nereye gidiyorsun Kayboldun ufuklarda

95


Semih Duran İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi HAYAT Eskidendi o masum hayalleri, Hiçbir acıyla tanışmamıştı daha, Tek alışkanlığı annesinin kollarında dalmaktı uykulara Ta ki tanıyana kadar kendini... Büyüdüğünü fark edene kadardı sessizliği Zamanın yitip gidişi umurunda değildi, Oysa farkında olmadan Kayboluyordu ellerinden hayat Ve artık anlıyordu ki Hayat Sahip olurken kaybolmaktan ibaretti...

96


Hüseyin Pancar İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi İSTANBUL KAYBOLMUŞ GÖRÜNMÜYOR İstanbul kaybolmuş görünmüyor. Nerede o eşsiz manzarası? Nerede o eski doğal İstanbul? İstanbul kaybolmuş insanlar çaresiz ve suskun... İstanbul kaybolmuş görünmüyor, Nerede İstanbul’un eski güzelliği? Nerede Fatih’in fethettiği İstanbul? İstanbul kaybolmuş insanlar çaresiz ve suskun...

97


Akıncan Altıok İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi BOĞAZDA KAYBOLUŞ Düşünceli bir genç, Derin sularda kaybolmuş Yüzünde ufak bir tebessüm. Biraz hüzün biraz umut. Boğazın dalgaları Ve kulakta yankılan melodi, Kaybolmuş buğulu gecede Geride bırakmış sevgiyi. Ufukta bir gemi, İçinde mutluluk Gözleri parlamış gencin Deniz feneri misali Kaybedilen dostlukları O anda bulmuş gibi sevindi. Kaybetmiş onu Boğaz’ın göz alıcı derinliği.

98


Hamza Yıldız İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ÇOCUKLUĞUM Anılar ve gözler Ve gözlerim arar çocukluk yıllarımı Hayat dediğimiz şey Değişmiş zaman içinde nasıl da anlayamadım Gözlerimi kapadım Aynaya baktığımda karşımda kocaman bir adam Aynada bir adam kocaman bir adam Çocukluğuma uzandım sokağıma uğradım Bakındım ve hatırlamaya çalıştım Çocukluk yıllarım çocukluğum Çocukluğum kaybolmuş Geriye kalan sadece hatıralar bölük pörçük Açıp baktım yere saçıldı fotoğraflar Topladım ve baktım teker teker Sevdiğim bu yüzler Şimdi nerdeler Şimdi nerdeler sevdiğim bu yüzler Hayat dediğimiz şey değişmiş zaman içinde Sevdiğim bu yüzler şimdi sadece hayallerimde

99


Onur Kılıç İsov Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi RÜYAMDA Bir dünya gördüm rüyamda Hayatın sonuna bakan zamanda Yaşamın anlamı kendimizdir Kaybettiğimiz günler olmuştur zamanda Geçirdiğimiz vakitler Boşa harcadığımız anlarda Ortada dolanmışızdır zamanda Kaybolmuşuz boşluklarda Yaşamın değerini bilmeliyiz Sevdiklerimizle birlikte Aylar yıllar geçtikçe Gittikçe karanlıklaşıyor etraf sanki İki arkadaş yolda kaybolmuş gibi Karanlığın ortasında Yıldızların parladığı anda Karanlığın kayboluşu ön planda

100


Gülcan Nergeleçekenler Sarıyer Kız Meslek ve Teknik Lisesi SANCILARIN İNTİHARI Değişirim ben, hep ölürüm Sonra dirilirim, huyumdur. Oysa her gözlerimi açtığımda Değişmeyecektim, izlememiştim kendimi. Hiç sakinleşmedim ve düşündüm; Ben değişiyorum, biz değişiyoruz, İnsanlar değişiyor... İsteklerimiz, yaşantılarımız, doğrularımız Yanlışlarımız hep değişiyor. Büyüyoruz Sonra eskiyoruz... Dün “tiyatro yapmayacağım” diyorum. Bugün “vazgeçmeyeceğim” diyorum. Bir diğer gün ,“ben yazarım” diyorum Hep yazarım. Parmaklarım şişene kadar yazarım... Ya da ressamımdır Hep çizerim, “ben desene aşığım”. “Bazen de şiir okurum bu benim en büyük sanatımdır” Derim kendime. Yarın gelir, fotoğraf çektiğimi söylerim “Tamam işte bu” diyorum. “Ben bu işi yapmalıyım” diyorum! Bugünkü yaşantım toplu olmalı, Annemin savaşını görünce. Artık atlayarak saymayacağım Rakamlarla sayışacağım Diyorum, diyorum, diyorum... Arkamı dönup hatırladığımda, Meğer ben hep demişim! Varmaya çalıştığım yer neresi?

101


Olmak istediğim? Yapmaya çalıştığım şey, Kararsızlık, değişim... Bunların tümü suç mu? Suçsa eğer bilmediğim, Suçlusu ben değil, zamandır... Hiç değişmeyecek olsaydım Saatler ilerlemezdi zaten. Ben büyümezdim. İnsanlar ölmezdi. Biz değişiriz. Kimse biz değişiyoruz diye Bizlere öğüt veremez. Bir sayfa önceki yazdıklarım Bu satırlar ile eş değil. Bir sayfa önceki ben, ben değilim... Her gün tanışırız kendimizle. Yapmak istediklerimiz Farklılaşır bir öncekilerden. Biz hep başkalaşırız. En sonunda demir alıp, Uzaklaşırız limandan. İnsandır kendi hikayesini yazan Fakat zaman eskitir. Her kayboluş sahibine aittir...

102


Ali Gür Yıldırım Özel Tarhan Koleji I

BEDBAHT DRAMA

Uykusundayım Gökyüzüne rimel çekmiş Bir güneşim Uçsuzundayım Bucaksız bir merhabanın, Sanırsın ki kuş renkli bu yürek Adeta bir meşin. Adeta lal kesilmiş Kentsiz kalmış Öksüz tiyatro ve sinemalar Kirle kaplı suskun dudaklar Derler ki bir yarın için, Umutlar ne kadar geç, Medet o kadar peşim. II Sokaklar ilelebet dostumdur, Aynalar birer define haritası. Portrem bir suretten yoksundur, Pusludur kulaklar bir imdada, Gelmek bilmez kimsenin inanası Geceler soğuk ve meçhuldur, Bilmem kaç kuruştur, Sıcak bir aş ve yatağın dakikası?

103


III Nefret ve sevginin cenginden, Yarenin şefkatine olan yol, Ucuz bir şişenenin dibi kadar derin. İstanbul’un bir gece matinesinde, Boğazın suları, Bir ana yüreği kadar serin! İnsan en çok yardan üşür, Bir babanın tokatı kadar serttir, Hayatın okşamaları. IV Ben giderim Yol gider Ben giderim Yol gider. Haritam noksan, Gözlerim süretime düşmandır. Sokaklar çıkmaz, Tümcem noktalara muhtaçtır. Bulutlar ağlamaklı, Rüzgarın sesi çığırtkandır. Dudaklar sükut, Kaderim ahvalime somurtkandır. V Uyanışındayım Portreme kalem çekmiş

104


Bir husumetin. Bilmiyorum neredeyim, Meteliksizim Ve az da olsa yağmursuzum. Üç dal güneşim kaldı. Ama yine de... Kırlangıçlarım ve şişelerce umudum var. Denizin bitip göğün kanatlandığı yerde Yıllar öncesinden zulalanmış uzunca bir ufkum, Gafil kalabalıkların içerisinde yokluğum, Günden güne yüreklerden firar eden nefret yerine sevgim var. Ve en başta... Yarınlarım var, Hiç ölmeyecek.

105


Burak Kesergen Özel Tarhan Koleji KAYBOLUŞ ESRARI Hayallerin süslediği sahte düşler Gerçekleşmez çoğu zaman Dalgalarla akan denize karşı Yitip gider uzaklara Umudunla yücelttiğin saf fikirler Kaybolur denizin derinliklerinde Bir dalga gelip geçti mi? Eser kalmaz benliğinden Şefkatle kurulan her bir satır Çatlar buz kesildiğinde Sahte güneş çıktımı semaya? Kaybolur gider tümüyle Aşkla kazınan her bir söz Acıtır zamanı geldiğinde Söküp atamazsan kalbinden Nefes alamazsın yaşarken Değer göstermezsen yaşama Kaybolur gidersin bir toz parçası gibi Gözünü açtığında göreceğin tek şey Toprağın altındaki korpe boşluk arasında.

106


Özge Şentürk Özel Saint Joseph Fransız Lisesi ADIMLARIMIN KAYBOLUŞU adım adım sana titreten camda eriyen buharına karanlığın yolunda adım adım sana ulaşmam gerek adım adım seni zihnimin en derin en bariz köşesinde bulmam mühürleyip kalmam adım adım seni kendime hapsetmem gerek adım adım kendimi adımın da pek adım olmadığı zamansız bir boşlukta anılarımdaki senin kolajına adım adım kendimi sana bırakmam gerek adım adım ışığa fazlasıyla yabancı ulaşılmaz gerçekliğe atamam adımımı orada sen yoksun ben de yokum.

107


Ecem Kocaer Özel Saint Joseph Fransız Lisesi VARLIĞIMDAKİ KAYBOLUŞ Soğuğunla aydınlanıyor Hiç benim olmayanı özlüyorum Ama sen de Sen de ağlıyorsun? Sen varsın Oradasın Bir ben dokunamıyorum Orada ortada Tam dilimin ucundasın da Gösteremiyorum En acısını yaşıyorum Yokluğuna alışıyor Yokluğunla yaşıyorum Bakamıyorum yüzüne Buzdan taneler düşüyor kucağıma Allahım diyorum Nerede o şimdi? Her haykırışım sana Seni bulmaya yola çıkıyor Biri bile geri dönmüyor sana Soğuk duvarlara çarpıp görünmez oluyor Sen gibi Senin gibi Duydum onları biliyorum Lakin, Uçup giden anlarımız, Sözde rüyada yaşar aşkımız gibi Bir yerlerdeler bulamıyorum Var oluşları attırıyor kalbimi Gelgelelim yoklar

108


En derinimdeler Oradalar Elim yetişmiyor almaya Çıkarıp dünyaya gün yüzüne açmaya Sırlarım gibi sıkışmışlar oraya Göremediğim yüzün gibi Var oluşundan şüphem yok da Görünmezler, tutamıyorum,

109


Can Usta Özel Saint Joseph Fransız Lisesi YÜKSEK UÇUŞ Kafanı kaldır ve bak Üstündeki bulutlara Gökyüzününün şevhetine Üstü mavi altı kızıl Çağırır seni bulutlar Çağırır seni sevişmeye Ufuk ateşler içinde Uzaklaştıkça, sarılıklar Tam ortasında bir alev Yanar, parıldar, çağırır Bir an olsun içine girsen Tam içine bulutların Bir an için çekse seni Yükselsen gökyüzüne O zaman biter her şey Bir an için durur çılgınlık Ne sorumlu Ne sorunlu Sadece sen kalırsın geriye Gerekenlerden, akıllardan uzak Tek ve özgür olan sen Uçarsın bütün insanlığınla Ne bir çıkar Ne de başkaları Bir sen olursun gökyüzünde Kafanı kaldırıp baktığın her an Kurtuluşu görürsün maviliklerde, kızıllıklarda Yükseklerde Bir adım ötesinde bekleyen

110


Deniz Gönen Özel Saint Joseph Fransız Lisesi KEDİ ilk defa açıyordu gözlerini soğuk bir günde kimsesizdi kedi dünyadaki ilk gününde karnı acıkmıştı ne yemeliydi? ne yiyebilirdi? gördüğü bir farenin ardından gitti. fare kaçtıkça kedi kovalıyordu. hava karardıkça bu oyun uzuyordu. fareyi yitirmişti gözden, korkuyordu kedi. eve gitmek istese de dönemiyordu geri. soğuk bir kış günü, oyuna kaptırmıştı kendini. yalnız ve savunmasız, kaybolmuş bir kedi.

111


Azra Ceylan Özel Saint Joseph Fransız Lisesi BULMAK Sokakları hızlı adımlarla yürüyün, Köşeyi dönün, Kafanızı kaldırın, apartman numarasına bakın, Devam edin, okları takip edin; Kayboldunuz galiba? Gözlerinizi kapatın, Kafanızdan geçen düşüncelerin, uçlarını takip ediyor, onları yakalamaya çalışıyorsunuz, “Nasıl?” ve “Neden?” sorularını, Israrla tekrar edin. Evet, kayboldunuz. Bir dakika durun ve aklınızı toplayın, Aradığınızı bulamayacaksınız, Çünkü onu unuttunuz: kaybolmak bu; Küçük hafıza kırıntılarınızdan kurtulun, Bir adım atın ve yere sağlam basın: Bulmaya yaklaştınız.

112


Gülce Demirer Özel Saint Joseph Fransız Lisesi KAYBOLUŞ Gece dar bir sokak gibi Bazen düşünceler. Korkuyu, mutluluğu, karanlığı Her hissi barındıran içinde. Düşüncelerin içinde kaybolursun bazen Bir sokakta kaybolduğun gibi. Gerçekler, o kadar ırak bir dünyadır Kendini kaybettiğin her an. Seni çekip çıkaracak, benliğini bulduracak Birilerine ihtiyaç duyarsın. O birileri gelmez bazen.. Sonbaharın yapraklarını döktüğü gibi, Savrularak yaşarsın. Hep bir arayış içindesindir hayatta. Farklılaşmamak için. İnsanlıkla kaybolmamak, unutulmamak için. Kendini hep bir yerlerde ararsın. Kaybettiğin her parçanı toplamaya çalışırsın.

113


Rümeysa Demirdeşen Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi KAYBOLDUM Kayboldum... Hiç bilmediğim bir şehirdeymişim gibi Ruhumun aklımın hiç bir yerinde bulamadım kendimi Sanki ben bende değilmişim gibi Kayboldum... Birtek gecenin siyahında Bir akşamüstü durgun bir göl kenarında Sen ise Kalbimde, ruhumda, aklımda Kayboldum... Sonra sen bende kayboldun Bir daha hiç bulamadım seni Bir daha hiç ayıramadım kendimden seni Kaybolduk...

114


İrem Arıca Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi KAYBOLUŞ Düşünceler sürekli değişir Bazen ne düşüneceğini şaşırırsın Bütün düşünceleriniz birbirine karışır Bu karışıklığın içinde kaybolduğunu hissedersin Hiç bir anlamı kalmaz yaşadıklarının Düşündüklerinin ya da hissettiklerinin Sana kayboluşu hatırlatır onlar Yaşadıklarının içinde nasıl kaybolduğunu Kendi içinde nasıl kaybolduğunu Düşündüklerinin içinde kaybolmayı... Sadece kendini bildiğin zaman Bu kayboluştan döneceğini bilirsin.

115


Cemrenur Duzakçı Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi YILLARIN GÖLGESİNDE YİTEN RUHLARA Yokladım bir âmâ gibi dört yanımı Sıraya dizildi tüm varlık, her biri bir sessiz haykırış için Maddiyata soyunmamış bir mana arayışında ellerim Gerçeği her keşfinde çocukça yalanlara acıkır ya hani yüreğin... Arıyorum bir mantık silsilesi hissiyatın beşiğinde Bir tuzak kalmalıydı hissimde fikrimden uzak Anın içinde kovalayamamak yılları Aynaları sis mevsiminde aramak Suallerle kaybolmak mahşerin eşiğinde... Oysa hissettiğim, Maziye gömdüğün yıllarınla ördüğün duvar şimdi. Ve ben, zamanın acıdığı çocuk, Bir parçası hala nefes alan içinde bir yerlerde. Aşamadığım duvar ve bölünmüşlüğümle, Ölüyorum saçlarındaki akların gölgesinde... Ben, zamanın dehlizlerinde kaybolan çocuk, Umudum, rüzgârın izinde zerre zerre yiten ayak izlerinde... Sayfalarca güneş için ağlıyorum, Zehirsiz ağlayacak bulutlar için, Gözlerimin feri sönerken suskunluğunun her hecesinde, Ağlamayı da unutmadım, gülmeyi de. Son bir şans ver Kininin gölgesinde kaybolan çocuğun sessizliğine...

116


Ezgi Demir Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi KAYBOLUŞLAR Bir temmuz yağmuru Bulutlar akıtırken gözyaşlarını Gözlerim gözleriyle buluştu Aşkın unutulmazına En can yakanına kapıldı gönüller. Aşk öyle bir şeymişki meğer Dalgaların seni alıp götürmesi, Rüzgarın esmemesi... Onu tanımadan önce Dünyanın karanlık yüzünü görmemiştim hiç Oysa ne zalimmiş dünya Kayboluşların içinde kaybolmakmış Güneş aşkı bilseydi Doğmazdı bir daha Karanlıklar içinde kaybolurdu insanlık Bir söz söyleyebilsem sana İzin verse keşke hayat Anlatsam sana her şeyi Duru bir su gibi Kaybetmesem seni bir daha

117


İpek Bensu Manav Özel Üsküdar Amerikan Lisesi SİLİK Kalabalığın arasından Kendimi dışarı atmaya çalışıyordum. Ayaklarım sokağa kavuştuğum an Başladım Koştum Koştum, Soluk soluğa. Kurumuş genzimin yanışı, Kaslarımın uyuşukluğu ve esriyen zihnim ile, Vazgeçirmek istediyse de Devam, dedi. Durmadı bacaklarım. İnsanların arasından arasından patinaj, Gecenin sakinliğine inat, Koştum ben soluk soluğa. Damarlarımdan akan, Sanki kan değildi, Ucuz kırmızı şarap. Peki ya göğüsümde ağırlık yapan? Birikmiş bir tomar tütün müydü? Son günlerde tanıştığım, Benimsediğim, Dumandan sıyrılarak uzanan O koku sinmiş dost eli... Muzır kalbim miydi yoksa? Kuş yavrusuvari, Uçmanın heyecanı ile çırpınan Yeni diyarlara acemi... Uçamadı yavru kuş. Denedi, Düştü.

118


Tüyleri dallara dolandı, Minicik bedeni ise yere çakıldı, Öldü Öldüm. Ölüyorum galiba. Düştüm, Allah’ım. Yere yapıştım. Tam o sırada telefonum titreşti. Cebimden çıkarıp bakamadım. Umurumda da değildi hani, Aklımı oyalayan bir soru idi: Ben şu kafesi açsam, Göğsümdeki ağırlığı özgür salsam? Ya da biraz başkası taşısa? Ne hoş olurdu valla. Cebimdeki titreşim durur diye umdum, Durmadı. Durur mu? Yine de elim cebime uzanmadı, Bakmamın lüzumu yoktu, ekrandaki isim... Malumdu kimin aradığı, Ne için, Neden şimdi. Arama beni, arama Söyleme. Açıklama Ne olur, Duymak istemiyorum Evirip çevirdiğin o lafları Kendine sakla, Bir kez olsun. Artık parçası olmak da istemiyorum Bu kazananı olmayan oyunun. Peki, harbi, o ne dememi bekliyordu? Yalancının mumu yatsıya kadar. Hadi, yak mumunu,

119


Gözlerimi boya Aşık et beni yapmacıklığına Ama güneş denize battığında Sevk et beni karanlık sokaklara. Ağzımı açabilseydim haykırırdım; Dudaklarımı aralayamıyordum. O bile güç. Üstüne basılmış bir salyangoz gibiydim. Koruyucu kalkanım Artık kırık, Sadece sırtımda bir yük. Merakını bastırmaya yeltenmeden çevremi saran Suratı belirsiz ayaklar Bakışlarınızı hissediyorum Kambur duran sırtımda. Bana bakmayın; Beni yargılamayın. Hikayemi yazmayın ayaküstü Yakıştırmalar yapmaya, Kesin’lere başlamayın henüz. Ben sadece bir çocuğum. Topun peşinden koştum, Geldim bu tanımadığım sokaklara, Hem topu kaybettim, Hem dizlerim yara. Şimdi kalkacağım, Ellerimi de sileceğim kirli kotuma. Gideceğim evime. Kimsiniz siz? Tanımıyorum Ama bakmayın bana. Göğsümdeki ağırlık, Kursağımdan fırlayacak... Karar verdim, Kalbim değil o, Sigara. Muzır kuş yavrusunun kalmamıştır yüzü atacak.

120


Ata Ege Nalbantoğlu Üsküdar Amerikan Lisesi GÜNDÜZLER ORMANI Gündüzler ormanında ilerliyorum tek yoldaşım kendim, Bir yaprak düşüyor uzaklarda Havada süzüle süzüle iniyor toprağa Hüzünlü bir aile toplantısı adeta Yerdeki binlerce sarı yaprak kucak açmış onu bekliyor sanki Narin yaprak dokunduğu anda kuru toprağa kayboluyor artık. Sadece sarı bir yaprak o, çokluğun içinde bir kopya daha Ne fazlası, ne eksiği Öğle vakti geliyor, Önümden sekerek bir ceylan geçiyor. Gözleri badem, sevgilim gibi O’nu hatırlıyorum birden. Bana en son baktığı zamanı, Soğukluğu içimi üşütüyor, gözlerinin derinliğinde aşkımızın kaybolduğunu görebiliyorum. Sessiz bir yok oluş, rahatsız edici bir dinginlik En korkunç kayboluş, bir daha bulunamamak üzere. Saatler kendini belli etmeden geçiyor, Gündüzleri ormanında akşam, başlı başına bir kayboluş. Ormanın her rengi, her sesi artık bir Gecenin kara örtüsü altında birbirinden farksız herşey. Yürürken sendeliyorum nerede olduğumdan artık emin değilim Uzaklardan gelen bir ses içimi ürpertiyor. Tız ve uzun Aklımın bir oyunumu mu yoksa gerçek mi karar veremiyorum Fiziki bir dünyada, soyutluk ne kadar gerçek? Sese doğru kalan gücümle koşuyorum ama bulamadan o da kayboluyor. Gündüzler ormanında tek başımayım artık Düşüncelerim ve ben Alacakaranlık beraberinde son ışıkları da götürüyor. Bilinmezliğin korkusu, nefesimi kesiyor.

121


Tek bildiğim bir şey bilmediğim. Sabah geç kalıyor, Hiç uyuyamadan bir gece daha geçiriyorum Ayaklarım ilerliyor ama gözlerim kapalı Sessizlik, Sonra tekrar o ses, o ince tiz ses beni uyandırıyor. Bu sefer daha yakın, hissedebiliyorum. Çalıların içinde koşarak çıkıyorum ve kocaman bir çınar beni karşılıyor. Kelimeler kifayetsiz Badem gözlü ceylan tüm ihtişamıyla güneşi selamlıyor burnuyla yaprakları hışırdatıyor Kusursuz bir kakofoni Düşünüyorum; her kayboluş bir bulunuş aslında Gündüzler ormanında her gün milyonlarca yaprak yere düşüyor Sayısız aşk kayboluyor, çoğu ses çoğu renk yok oluyor. Ama önemli olan kayboluş değil; Bulunuş çünkü insan sadece kendine önemli olanı geri kazanmak için savaşır Kaybolmak ve bulunmak ayrılmaz bir çift İlahi bir tezatlık Biri olmadan öbürü var olmaz Çünkü bir şeyi kaybetmeden onun değeri asla anlaşılamaz

122


Yiğit Adıgüzel Üsküdar Amerikan Lisesi TİRAT Adalet arama hayattan. Adalet sensin. Her şey eline verilmiş Gözü kara bir gidensin. Kainat; Uçsuz bucaksız bir boşluk, sonsuzluk içinde sonsuzluk yani Tapındığımız yıldızlar ufak, ufacık. İnsanın gelişim ikindisi bile en aydınlık günahlardan karanlık. Dünyanın adetidir ki; bazıları sevilir, bazıları üzülür Ama mavi kubbenin köleleri Asla affetmez kendini sevmeyenleri. Bir garip yanılgısıdır bu dünyevi hayatın Sevmek, sevilmek meselesi gibi Yanıltsa da geçmişi önce Göstermez kara kuyruklu tiz sesini. İnsanların; anı yaşamak gibi temiz ve saf bir yalanı Bütün bu yanılgıyı ortaya koyar Çünkü bu köleler mutluluğa aldanırlar. Bir hatalar zemzemesinden “İnsanlık” deyip kaçıp kurtulurlar Gözünü karartıp yaşamaya atlayanlarsa Çakılacakları bu denizde yüzmeyi bilmezler Ölüm sadece bir sondur

123


Ve hiç bir son hiç hiç bir gerçeği bitirmez Hayat; geleceği sevmez; yaşatmaz bilineni. Karanlıkta var olmak, bir gün aydınlığın geleceğini işaret etmez İnsan bunu bilse de inceden inceden Sözler ve düşünceler kifayetsiz kalır, Hayat birden tertemiz tenini acıtır. Yorgun, sessiz ve biçimsiz kalırsın Ağlatır uyanılmayan sabahlara. Yani hayat; geleceği sevmez. Sevenleri sever sadece! Çünkü yokluk da varlık kadar vardır Ve insan; bu iki münasebetsiz olgunun karanlığında yaşayan, ve aydınlığın, ve geleceğin parıltısını göremeden, Umuduna sarılan bir mahlukattır.

124


Berk Uysal Kabataş Erkek Lisesi KAYBOLMAK MI YOKSA YAŞAMAK? Kaybolmak, unutup da köle olmaktır. Varlığın içinde yok oluşu yaşamak... Kaybolmak, sorup sorgulamayı bırakmaktır. Birlikte döndüğü dünyayı okuyamamak... Kaybolmak, kaybolduğunu dahi anlamamaktır. Sonu bilmeyip de zamansızlıkta bir hiç olmak... Yaşamak, var olanın farkına varmaktır. Sorup da kendine, kendini bulmak... Yaşamak, kibrit ateşiyle güneşi aramaktır. Yanan her kıvılcımı odun ateşi yapmak... Yaşamak, kelebek olup kozadan çıkmaktır. Ölmeden uykudan uyanmak...

125


Tuğçe Aydın Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi KAYBOLDUM Kayboldum, buraya ait değilim Yoruldum, sizler kadar mutlu değilim Bu kentin havası bile zararlı ciğerlerime Aynada gördüğüm çehre yabancı kimliğime Zaman hani her şeyin ilacıydı? Hani yaralarımız çabucak sarılırdı. Oysa öyle derindeki yaralarımız Yetmiyor hiçbir zaman dilimi sarmaya onları

126


Meriç Aktaş Eyüboğlu Eğitim Kurumları NOBİS Yalnızlık şelalesinin engin mateminde sessiz bir şarkıyım Soğuklarda ağızlara takılmış, sıcaklarda yüzüne bakılmayan Göllerin içinde yüzmeyi öğrendim Tanımadığım suretleri ile soluk benizliler yanımdan geçiyor Göremediğim yüzlerle maket mankenler Hırçın dalgalarla boğuşmaktan yosun tuttum Ben sokakların en ücra köşesinden sadece bir adam Elleri nasır tutmuş yaşlı rençberlerden aldım bayrağı Başım dik şekilde taşıyorum, tek başıma İnsanların içinde hiç sırıtmıyorum, herkes gibi griyim Renkli etekleri ile iskoçlar selam veriyor Sıradan oltaları olan fransız balıkçılar el sallıyor bana Gözlerinden umut akan çocuklar paçalarımdan çekiyor Ben yalnızlar diyarından yorgun bir prens Sessiz sokaklarda yitirmiş güçlerini Bedenini uykusuz acılarla işlemiş Sırtımda mütemadi hüzünlerden dikilmiş siyah bir pelerin Ellerimde erimiş heyecandan bir çift eldiven Kılıcım yedi cihanın müebbet zevkleriyle dövülmüş, sıcak şevk ocaklarında Gecelerce gökyüzüne kullanılmış bir yıldız için haykırırım: Nobis! Nobis! Nobis!...

127


Rima İyigün Etiler Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi SESSİZ HAYKIRIŞ Nereye gitmelisin? Niye boşluktasın? Ne yapmalısın? Hiç birine mi cevap bulamazsın? Hani ne yaşadığını istesen de hatırlayamazsın, Hani tanıdığın halde yabancısındır, Hani boğazın düğümlenir yutkunamazsın, Kaybolur gidersin hayattan yavaş yavaş... Sürüklenirken dipsiz kuyulara, Boğuşamazsın ya dalgalarla, Kapılıp gidersin. Boğulmak istersin sesin çıkmaz, Her his bir kayboluş değil midir hayatta? Kar tanesi gibi eriyip giderken hayallerin, Bir teselli, bir çıkış yolu arasın zamanda. Her bir tercih, her bir varoluş, Aslında bir kayboluş değil midir hayatta?

128


Öznur Taşyürek Etiler Anadolu Otelcilik ve Turizme Meslek Lisesi ÇARESİZ BİR KAYBOLUŞ Yokluğun mu bu içimi yakan? Konuşacak kelimelerim varken susturan, Gözlerimi gülerken ağlatan, Sana gelecek ayaklarımı bağlayan.. Umutsuzluğum mu güneşimi benden alan? Işıklarım sönmüş, yerinde zifiri karanlıklar, Suya düşmüş gözlerinden, hala sakladığım umutlar, Kayboluş mu bu beni uzaklara daldıran. Bu sabah uyandığımda baktım: Yoktu yastığımın altındaki düşler Hayalimdeki, gülüşündeki gamzeler Bu vakit açması gereken güneş yoktu. Ve dünümde olduğu gibi bugünümde de sen yoktun Ve biliyorum yarınlarımda da olmayacaksın Yine kaybolacaksın, yine seni bulamayacağım Evet içimi yakan, gözlerimi gülerken ağlatan Çaresiz bir kayboluştu Seni benden, beni benden, bizi yarınlardan alan.

129


Melisa Ayten Atakan Etiler Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ARAYIŞ Bir karanlık beni içine alıyor. Yalnız kalıyorum, başım dönüyor. Sanki; Her şey hızlı ama ben yavaşım. Etrafıma bakıyorum tanıdık bir yüz, Belki tanıdık bir ses için ama nafile. Her adımda daha da köreliyor umudum. Gitmek istesem de gidemiyorum. Her başa dönüşümde yolun sonuna varamamaktan korkuyorum. Yardım istiyorum ama anlatamıyorum. Beni bu labirentten çıkaracak bir ışık veya, Birini arıyor gözlerim. Ama bir türlü bulamıyorum. Tüm o şaşkın suratlar bana bakıyor sanki. Korkuyorum ve ağlıyorum. Ama çok yorgunum, dayanmak çok zor. Çok zor ama, Son gücüme kadar dayansam da, bağırsam da, Ne beni duyan, Ne de bana yardım eden var. Kayboldum hem de hızla, Çıkışı olmayan bir yerde. Artık gücüm kalmadı. Hoşçakal aynadaki ben, Hoşçakal kaybolan çocukluğum.

130


Merve Bilgili Orhan Cemal Fersoy Lisesi VAROLUŞUN İÇİNDE GÖRÜNMEZLİK Destansı bir hayat, mükemmel bir yaşantı Hepsi eskidi mükemmellik anılarda kaldı Devamı koskoca bir soru işareti hatalar koskoca bir ünlem oldu Benden geride kalan en güzel şey kayboldu. Uçmak yalnızca kuşlara mahsustu Bunu anlamadan önce yaşım çok küçüktü Taktım kanatlarımı çıktım göğün en tepesine İnanılmaz mutluydum kanatlarım kırılmadan önce Işıklar mı söndü ben mi göremiyorum Her yer neden bu kadar karanlık? Sönmüş umutlarım, kaybolan ışığım Hiç bu kadar “hiç” olmamıştım Dünyam yerle bir oldu yüreğim parça parça Eski benliğimden kalmamış eser üzülsen ne fayda? Başka birine bakıyorum sanki aynada İşte yok oluşumun kanıtıdır bu da Bertaraf ettim tüm kinimi, nefretimi Büyük bir boşluğun içindeyim şimdi Herkes kendine göre yorumluyor bir şeyleri Kimse farkında değil önlerinden geçiyor yitik biri Gülen gözlerle hüngür güngür ağlıyorum Soran olursa sadece yaşıyorum Sessizliğin ötesinde çoktan gitmiş olan ruhum Geri döndükçe ben her defasında kayboluyorum

131


Ne zamana kadar sürer sarhoşluğum Karıncalar geziyor üstümde bir hoşum Mutluyum, boş bakışlarla ölümü bekliyorum Bakıyorum dünyaya, duruyorum karanlığın en dip noktasında

132


Aytunç Koç Orhan Cemal Fersoy Lisesi DÜNYA BİR BIÇAK YARASI Şimdi kanayan yaralarıma zehrini Sarıyorum, itinayla dokunuyorum İçimdeki çürüklere. Bir yangın enkazına Dönmüş yüzümü görmemek üzere Erteliyorum, aynalarda ve susuyorum ölümüne Ölmüşler gibi. Anlamını arayan yitik bir sözcük gibi arıyorum kendimi. İçimdeki el değmemiş hayallerin matemi yüzünde, Dudak izine muhtaç hücrelerin intiharı var. Tedavisi ertelenen garip bir hastayım. Belki de yaşama ihtimallerini ameliyat Masasına saklayan ve dönüşü olmayan Bu yolda kayboldum.

133


TERAKKİ LİSESİ


136


BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ

Pınar Beyazıt KAYIP ANAHTAR Uyanışların en acısıydı belki de uyumaların en rüyasızı. rüzgârsız kayboluşların peşinden taşın kuma, kumun çöle dönüşmesi kim kimin varı, kimin kim yoğu belli olmayan kum fırtınasında. Alacakaranlıkta kayboluyordu gözlerimin gözleriyle kesiştiği ufuk çizgisi çatlağını arayan hayat çizgileri. Gizli ayrıntılar vardı hayatımızda zenci melekler kıpırdıyordu etrafımızda. İsa şaşkındı ve biz ürpermenin anlamını kavrayacak yaşı çoktan geçmiştik. İnsanların kararsızlık vaktiydi her şey birbirinin içinde kayboluyordu. Herkes kendi doğrusunu yürürken yanlışların hangi saatte başladığını soruyordu köşe başındaki deli elinde paslı bir anahtarı sallayarak.

Sarhoşmuydu, değil ama iyi hatırlıyorum âşıktık ne var ki yolumuzu nerede kaybettiğimizi bilmiyorduk. Eğri-büğrü hayatlarımızın kesiştiği yerdeydik dünyaya bağımlıydık, bir türlü kaçamıyorduk.... Aklını kaybeden deliye sorarsanız bir kovalamacaydı hayat kaçmakla tutmak arasında mendil kapmaca...

137


138


İKİNCİLİK ÖDÜLÜ

Nil Özer Yabancı Gölge Yorgunum artık susmanın yükünden Ve karmaşıklığımın aldığı yoldan. Mutsuzluğum uzun hikaye olsa gerek Dile öyle kolay kolay gelmez, Gelse de yollar bana çıkmaz.

Sen de huzurum olduğun için mi karanlıksın? O büyük gölgelerin altında ne kadar küçük insanlar var, Anılardan soğutmaya, refahtan alıkoymaya çalışan. Dallarım kırılıyor da gövdem hâlâ var. Biraz solgun, biraz çaylak. Peki ya eğer kırılmak buysa, ölüm hediye midir insana? Kayboluyorum bu soğuk soru işaretleri arasında, Yabancılaşıyorum konuştuğum dile. Acaba hayatımdakiler hep mi yok, yoksa yok olanlar hep sevdiklerim mi? Olsalar hissetmez miydim varoluşlarını şu renksiz dünyamda? Bir şey deseler ki zengin olayım Duyduğum kelimeler çok yoksul.

139


140


ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ

Nazlıcan Çağlar AYNAYA SON BAKIŞ

İnsan bahsini Tanrı, Tanrı bahsini en iyi insan bilir. İnanmayan yakın takibe alsın; Sonsuza perde koysun, insan tarihçeleri. İnsan ışığı görmez, ışıkla görür dedirtmeli Tanrı rençberi. Önce ektirmeli, sonra doldurtmalı toprağı. Aklına dön bak dünyaya, Sevmediğim son vuruşlar değil benimki Kırkikindi yağmurlarına sevap Ben değil ayaklarım yürür. Kırk günde bir düşürürüm yapraklarımı, Ağacı unutup bir toprak parçası olurum. Derler ki tarih kırklayınca beni Kaydolmuşum kaybolduğum dünyaya Belleğimde ölü diller, Kaybolmuş kraliçe hazinesi aynalarım, Yüksek kaldırımlara itiraz ediyorum. Derdime kurşun döktüğüm şu kentte, Değil mi her gün kendimi eskitiyorum. İnsan nedir ki, yeni midir ki? Yeniler mi eskileri Gündüzleri Kar’artır. Ağlatır sanal odakları. Yakından uzaktan göremezsin beni. Bırakmazlar beni darasız dünyalara. Derler ki hepimiz toprağa bir hayat borçluyuz.

141


142


Temmuz Taha Şamcı Vurup Çıkacağım Sınır varmış, Kural varmış, İçimizi daraltan şeyler yapacakmışız, Şu canını yediğim hayatta. İnsanlar düzen kurmuş zamanında Ama bize kelepçe vurmuşlar haberleri yok. Hayal etmişler mi dünyada kaybolmamayı? Hayal etmiş mi maceracılar gezerken para vereceklerini? Hayal etmişler mi, çocuklar bayırlarda kırlarda gezmek için büyümeyi? Paranın zevklerimizi çaldığı dünya, Sana hitap ediyorum! Sana rağmen, size rağmen, Vurup çıkacağım! Sizden olmadığım için, Vurup çıkacağım! Bana illetli gibi bakmanız için, Vurup çıkacağım! Belki de sadece istediğim için, Vurup çıkacağım!

143


Ege Güven KAYBOLDUM Kayboldum sende; Dudaklarında, ellerinde; Gözlerinde, gülüşünde, Kayboldum... Küçük bir çocuk gibi, Hatta yeni doğan bir bebek gibi, Nerede olduğumu bilmeden; Kayboldum... Düşünmeden, yolumu görmeden, Belki de seni sevemeden; Kimsecikler bilmiyorken; Kayboldum... Görmeden, duymadan; Dokunmadan, o korkuyu tatmadan. İçimdeki senden kaçarken; Kayboldum... Yaşamayı öğrenmeden, Sevmeyi bilmeden, Sana anlatamazken, Kendi dünyamda yaşarken, kayboldum...

144


Sera Kaya KAYBOLUŞ Kayboldum ben, Bu yoğun zamanlarda Anla işte Sana ihtiyacım olduğu zamanlarda. Hep bir kayboluş, Hep bir yok oluş içindeyken, Sen doğmuştun ya hayatıma, Sanki yeniden hayata başlarmışçasına. Hep çok şakacı oldun, Bu seferki de mi şakaydı? Ortada bırakıp gitmen? Lütfen şaka de. Çünkü sen hani hep görüp “Ne oldu sana?” diyen “Her şey geçer üzülme.” deyip beni teselli ederdin, Peki ya şimdi nerdesin? Ya da boş ver Zaten çok yorulduk ikimizde Ve kaybolduk bu kasvetli dünyada...

145


Doğa Parlak KAYBOLUŞ Bir gecenin sesi duyulur çok uzaklardan. Çağıran o ses, bilinmeyendir. Alıp götürdüğünde zamanı geriye, Ve yine sürgün, kaybolan o bendim. Arayıp bulamamak, bulduğunun olmamak gibi bir şeyi kaybolmak. Kayboluş de hadi, hadi ne dersen de! Bazen Allah’a uzatmak gibi ellerini. Bazen şeytana uymak kadar delice. Kendini bıraktığında geceye, Kayboluş, gelir bulur seni sessizce. Artık bir sen, bir de iç sesin vardır. Kimseler duymaz, bilmez. Lal olmuştur yeryüzü. Bir bir baktığında kalından inceye, Bir tez ses duyulur, onun adı Kayboluştur. Hadi şimdi gitme zamanı geldi. Gerçek hayata, bir varoluş gerçeği. Yaşadığın bir buluştu oysaki. Kimsenin bilmediği, Kimsenin görmediği, Kayboluşu aradım. Kaybettiğim çok eskiden Bulduğumu zannettiğim o anda Benimle beraber gider misin dediğim, Sırrına eremediğim, Silüetini göremediğim,

146


Tanıyıp bulamadığım, Bir kayboluştu. Kaybolan, Hayatımı alıp götüren bir bilinmeyene...

147


Nil Sözen KAYIP KALP İmkansız buradan çıkmak Bir kapıyı açsam yeni bir kapı. İmkansız görünen ışığa yaklaşmak Her yoldan sonra yeni bir yol. Yıldızlar gibiyiz biz, Ama kilometreler var aramızda. Ben sana yaklaşıyorum sen uzaklaşıyorsun, Yanlış yöne gidiyorsun. Nerelerde arıyorsun beni? Çöldeki kum tanelerine bakma Su birikintisindeki damlaları arama Bulamazsın beni orada Çok yakınım aslında İmkansız bir yerde değilim ki Unuttuğun bir yerde Ve anahtarı da sende Az kaldı sevgilim Geleceksin buraya Ve sende çıkamayacaksın bir daha Çünkü kalbinin nasıl güzel bir yer olduğunu Bilmiyorsun daha.

148


İlknur Öztürk KAYB-OLUNUŞ Öfkeli bir labirentteyim sanki Her çıkışta sana rastlıyorum Her yön bir ağaç bende, her dönemeç bir kül Ruhunun kızgın nârlarında yürümek gibi her bakış Karanlığa boğulurcasına, sana bulunurcasına sır olmak Her tutunuş, her asılış ruhuna Mehtabı her gece yeniden söndürmek gibi Onu her sabahta sonsuz geceye bölmek gibi Varlığının yokluğuyla dolup taşmak Her aydınlığı bakışınla karartmak gibi Yine mumun oldum senin, soğukluğunla tutuşturduğun Alevlerinde kayboldum, öfkeme doğdum sanki Senin her varoluşunda ben duvarlarının diplerinde soldum Ben senin en dingin başlangıcın olmayı umarken Sen benim en meçhul bitişim oldun.

149


Furkan Keleş SİLÜET Uzaklardan geldim buralara Diyar diyar uzaklardan Yalnızca ben ve bir de ruhum Bana hiç arkadaşın yok mu diyenlere “Arkadaş! Ben anamın karnından yalnız doğmuşum.” der, Ve sonra hayata bir kez daha isyan ederdim İsyanın bini bin para arkadaş! Neye yarar Sadece o anlık öfkeni alıp götürür Gerisi üzüntü, hastalık, bunalım Oysaki şu üç paralık dünyada Biz insanlar dert faslından yapılmış birer silüetleriz.

150


Arda Alparslan GİTMEK GEREK Sallarken ürkek ayaklarını denize karşı Bilmiyordun elmanı şeytana kaptırdığını Kuşlardı boynunu zincirleyen Günahlarından arınmaya boyun eğdiğin “özgürlüge” Sonra, sorguladın onun cüretini; “kimdir bu özgürlük” Dediler ki sana... “Seviyorsan gitmek gerek.” Daha yaştın, Ne kendini nede ışığı biliyordun Yegane bildiğin ıslak gözlere bakarken Daldın durgun suya Kendi dalgalarını oluşturdun Daha kendini bilmeden Dibi delik şişeden içirmişlerdi ya sevini Eksik büyümüştün sen Dalgalarında eksikti sen gibi Hapsettin özgürlüğü zamana Bulamadan özünü... Tohumun aşktandı ya, Adını bilmezdin aşkın... Sonra, sordular “Ya-özgürlüğün?...” Tohumunu bilmeden; “anlamı nedir?” Islak gözlerle; “Seviyorsan gitmek gerek.”

151


Büşra Candan SESSİZ VEDA Bu, kaçıncı veda yarınlara? Kaçıncı haykırış sessizce? Kim bilir yok oluş. Oysa böyle siyah mıydı her şey? Beyazlar ne çabuk kirlendi. Kaç gözyaşı akıtıldı, Kiminin izi hala derinde Kimi uçup gitti bile. Rüzgâra karışan üzüntüler, Nice sevinçler... Şimdi başka, bambaşka diyarlarda. Kim sahiplendi gülümsemenizi? Kim özlüyor sizin bir zamanlar Delicesine hasret çektiklerinizi? Daha gözlerinizi yeni açmışken bu dünyaya Misafir olduğunuz böylesine hissettirilmemişti. Ucu bucağı olmayan Bir boşluk şimdi. Hani, nerede yardım elleri? Nefesiniz kuruyor, Çığlıklarınız yankılanıp Eninde sonunda size, Yine size dönüyor. Dipsiz bir kuyu, Sahipsiz silüetler... Dipsiz bir kuyu, Gittikçe batıyor, Battıkça boğuluyor, Boğuldukça daha da kayboluyorsunuz.

152


B. Ece Gündoğdu KAYBOLUŞ Güneş ait olduğuna dönüyor Gölgelerim tüm benliğimi kaplıyor Son nefesini veren bir canavar gibi Karanlık boşlukta hatıraları anımsıyorum Siyah sisin içinden topal gemili kaptan Kırıyor aynaları Güneş daha da düşüyor Cam parçaları sağ elimi kesiyor Yazamıyorum artık Güneş daha da düşüyor Elimdeki camları çıkarmaya çalışıp Başaramıyor yere yığılıyorum Güneş daha da düşüyor Bulutlu gökyüzünde aydınlık umuduyla Bir şimşek arıyorum Güneş daha da düşüyor Artık ışık yok Artık şimşek yok Güneş daha da düşüyor Sesler yanmış atlardan geliyor Beni gömüyorlar Güneş daha da düşüyor Umut arayışım bitiyor Lekeli küllere dönüşüyorum Kayboluyorum Güneş yok oluyor

153


154


İÇİNDEKİLER ONUR ÖDÜLÜ Gündüz Körlüğü / Orhan ALKAYA ...................................................................... 9 Orhan ALKAYA ..................................................................................................11 Jüri Değerlendirme Raporu .............................................................................. 13

ÖDÜL ALAN ŞİİRLER Birincilik Ödülü

Can KESKİN / Özel Saint Joseph Fransız Lisesi.............................................. 21

İkincilik Ödülü Alkım KUTLU / Arnavutköy Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesi................................. 25

Üçüncülük Ödülü İsmihan DANIŞMAZ / Sultangazi Kız Teknik ve Kız Meslek Lisesi.................... 27 Necmettin Burak KÜÇÜK / Özel Marmara Koleji............................................... 29 Sarp ÜLGER / TED İstanbul Koleji Vakfı Özel Lisesi........................................ 30 Pantea BAYATFARD / Burak Bora Anadolu Lisesi............................................ 31 İlvana ÇAKLOVİCA / Burak Bora Anadolu Lisesi.............................................. 32 Hakan Bahadır ÇAKIR / Ataköy Lisesi.............................................................. 34 İpek Asel ALKAN / Özel Alman Lisesi................................................................ 36 Rabia BAŞDİNKÇİ / Arel Fen Lisesi.................................................................. 37 İlayda ARSLAN / VKV Koç Özel Lisesi.............................................................. 39 İdil KURTULAN / VKV Koç Özel Lisesi.............................................................. 41 Demet EVRANKAYA / Nuri Cıngıllıoğlu Lisesi................................................... 43 Burak Behçet KILIÇ / Ümraniye Lisesi.............................................................. 45 Tuğçe YAVUZ / Ümraniye Lisesi........................................................................ 46 Alara KAYA / Özel Doğuş Anadolu Lisesi.......................................................... 47 Ramazan ŞAHİN / Bolluca Ticaret Meslek Lisesi.............................................. 49 İrem ERHAN / Eyüboğlu Fen Lisesi.................................................................. 50 Esra YENER / Habire Yahşi Anadolu Lisesi...................................................... 52

155


Mihriban KARAGÖZ / Habire Yahşi Anadolu Lisesi........................................... 53 Alper YILMAZ / Habire Yahşi Anadolu Lisesi..................................................... 54 Okan YILMAZ / Habire Yahşi Anadolu Lisesi.................................................... 56 Irmak SAYGI / Habire Yahşi Anadolu Lisesi...................................................... 58 Murat EREN / Habire Yahşi Anadolu Lisesi....................................................... 59 Furkan BEDER / Habire Yahşi Anadolu Lisesi.................................................. 60 Büşra İPŞİROĞLU / Habire Yahşi Anadolu Lisesi............................................. 62 Duygu ÖNGÜN / Habire Yahşi Anadolu Lisesi.................................................. 64 Tuğba DEVRET / Habire Yahşi Anadolu Lisesi................................................. 65 Serhan Metehan AYHAN / Özel Tudem Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi................................................................................................................. 66 Öykü SOYSAL / Özel Tudem Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi.......... 67 Zeynep BAĞDU / Özel Tudem Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi....... 68 Işıl Irmak IŞIK / Özel Darüşşafaka Lisesi.......................................................... 69 Adar ERSAN / Özel Darüşşafaka Lisesi............................................................ 71 Semih BOZKURT / Özel Darüşşafaka Lisesi.................................................... 72 Buse ÜREN / Ortaköy Zübeyde Hanım Kız Teknik ve Meslek Lisesi............... 73 Hüsniye Birnur GÜZELDAĞ / VKV KOÇ Özel Lisesi........................................ 74 Elif ALÇIK / Kabataş Erkek Lisesi...................................................................... 75 Meriç KÜPÇÜ / Özel Sankt Georg Avusturya Lisesi ve Ticaret Okulu............... 77 Gözde KARAYEL / Özel Sankt Georg Avusturya Lisesi ve Ticaret Okulu......... 78 Nazlı ÖNGEL / Özel Eyüboğlu Lisesi................................................................ 79 Zeynep BAŞARAN / Özel Eyüboğlu Lisesi........................................................ 80 Şiir Su SAYDAM / Özel Amerikan Robert Lisesi................................................ 82 Laçin EDİS / Özel Amerikan Robert Lisesi........................................................ 83 Cem AKSOY/ Özel Amerikan Robert Lisesi...................................................... 84 Barış ÖZAKAR / Özel Amerikan Robert Lisesi.................................................. 86 Övgü BOZGEYİK / Özel Amerikan Robert Lisesi.............................................. 87 Hüsnü Can YAŞAR / Robert Koleji ................................................................... 92 Irmak GÜLTEKİN / Arnavutköy Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesi........................... 93 Ahmet Can AKIN / İSOV Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi................. 94

156


Semih IŞIKYILDIZ / İSOV Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi............... 95 Semih DURAN / İSOV Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi.................... 96 Hüseyin PANCAR / İSOV Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi................ 97 Akıncan ALTIOK / İSOV Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi.................. 98 Hamza YILDIZ / İSOV Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi..................... 99 Onur KILIÇ / İSOV Dinçkök Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi........................ 100 Gülcan NERGELEÇEKENLER / Sarıyer Kız Meslek ve Teknik Lisesi............ 101 Ali Gür YILDIRIM / Özel Tarhan Koleji............................................................. 103 Burak KESERGEN / Özel Tarhan Koleji.......................................................... 106 Özge ŞENTÜRK / Özel Saint Joseph Fransız Lisesi...................................... 107 Ecem KOCAER / Özel Saint Joseph Fransız Lisesi........................................ 108 Can USTA / Özel Saint Joseph Fransız Lisesi.................................................110 Deniz GÖNEN / Özel Saint Joseph Fransız Lisesi........................................... 111 Azra CEYLAN / Özel Saint Joseph Fransız Lisesi...........................................112 Gülce DEMİRER / Özel Saint Joseph Fransız Lisesi.......................................113 Rümeysa DEMİRDEŞEN / Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi............................114 İrem ARICA / Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi..................................................115 Cemrenur DUZAKÇI / Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi...................................116 Ezgi DEMİR / Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi.................................................117 İpek Bensu MANAV / Özel Üsküdar Amerikan Lisesi.......................................118 Ata Ege NALBANTOĞLU / Üsküdar Amerikan Lisesi..................................... 121 Yiğit ADIGÜZEL / Üsküdar Amerikan Lisesi.................................................... 123 Berk UYSAL / Kabataş Erkek Lisesi................................................................ 125 Tuğçe AYDIN / Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi.............................................. 126 Meriç AKTAŞ / Eyüboğlu Eğitim Kurumları...................................................... 127 Rima İYİGÜN / Etiler Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi..................... 128 Öznur TAŞYÜREK / Etiler Anadolu Otelcilik ve Turizme Meslek Lisesi........... 129 Melisa Ayten ATAKAN / Etiler Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi..................... 130 Merve BİLGİLİ / Orhan Cemal Fersoy Lisesi................................................... 131 Aytunç KOÇ / Orhan Cemal Fersoy Lisesi...................................................... 133

157


TERAKKİ LİSESİ Birincilik Ödülü

Pınar BEYAZIT................................................................................................ 137

İkincilik Ödülü Nil ÖZER......................................................................................................... 139

Üçüncülük Ödülü Nazlıcan ÇAĞLAR........................................................................................... 141 Temmuz Taha ŞAMCI...................................................................................... 143 Ege GÜVEN.................................................................................................... 144 Sera KAYA....................................................................................................... 145 Doğa PARLAK................................................................................................. 146 Nil SÖZEN....................................................................................................... 148 İlknur ÖZTÜRK................................................................................................ 149 Furkan KELEŞ................................................................................................. 150 Arda ALPARSLAN........................................................................................... 151 Büşra CANDAN............................................................................................... 152 B. Ece GÜNDOĞDU........................................................................................ 153

158



Sözcüklerle Dans 12.Şiir Festivali 2012