Page 1

BÖLÜM BAŞLIĞI

Ağustos 2013

Fiyat: 7.5 (KDV dahil) İki ayda bir yayınlanır.

AĞRI İZZET ÇEÇEN

ÜNİVERSİTESİ

PEMRA VE ÇAĞLA’YLA KISA KISA…

WİMBLEDON’DA

SÜRPRİZ SAĞANAĞI TÜRKİYE VE DÜNYADAN TENİS HABERLERİ

MUSTAFA ERDOĞAN RÖPORTAJI

1


YOK BÖLÜM BAŞLIĞI

2


BÖLÜM BAŞLIĞI

BAŞKAN'DAN Merhaba, Türk tenisini bir marka haline getirmek için çalışmalarımıza aralıksız olarak devam ediyoruz. Bu markalaşmanın temelini ise özverili çabaları, göz yaşartan gayretleri ve unutulmayacak başarılarıyla genç tenisçilerimiz oluşturuyor. Genç tenisçilerimiz, hem ulusal hem de uluslararası areneda gösterdikleri performanlarıyla ve Türk sporcusuna yakışır duruşlarıyla göğsümüzü kabartıyor. Ne mutku ki her gün onlardan gelen yeni bir başarı haberiyle gururlanıyoruz. Tenisin ülkemizdeki gelişimi için, dünya çapında yeni başarılar için genç tenisçilerimizin desteklenmesi büyük önem taşıyor. Aslında destek, aile ile başlıyor. Çocuklarının büyük hevesle adım attıkları yola engeller koymayıp, tam tersine bu yolda onların yanında ilerleyen aileler gençlerimizin tenisteki başarısının kaynağı niteliğindedir. Bu temeli detekleyen yapı taşlarından biri de hiç şüphesi eğitimcilerimiz. Genç sporcularımızın tenise olan eğilimine saygı duyan, onlara yol gösteren değerli eğitimcilerimiz tenisçilerimize, dolayısıyla da tenisimize kıymetli katkılar sağlıyorlar. Tüm dünyaya Türk tenisini tanıtacak sporcular için sponsorların desteği de büyük önem taşıyor. Genç tenisçilerimizin desteklenmesi demek, Türk tenisinin desteklenmesi demek. Çünkü genç tenisçilerimiz hem Türk tenisinin bugününü hem de geleceğini şekillendiriyorlar. İmza attıkları zaferlerle Türk tenisinin bugününe altın hatıralar armağan eden tenisçiler, arkalarından gelen yeni nesil tenisçiler için ise gerçek bir rol model oluşturuyor. Yeni nesil tenisçiler, azim olduktan sonra imkansız diye bir şeyin olmadığını onlardan öğreniyor, tenis dolu bir gelecek için yola çıkarken onların cesaretlerinden güç alıyor. İpek Şenoğlu, Marsel İlhan gibi tecrübeli tenisçilerimizin ilham verici başarı hikayelerine yenilerini ekleyen Çağla Büyükakçay, Başak Eraydın, Pemra Özgen, İpek Soylu ve Ergi Kırgın gibi isimler arkalarından gelen genç nesile ilham kanynağı oluyorlar. Bu noktada başta aileler olmak üzere Federasyon’umuza, sponsorlara, eğitimcilere ve tenis severlere büyük rol düşüyor. Gençlerimiz çok güzel işler başaracak yeter ki inanalım, yanlarında olalım. OSMAN TURAL TÜRKİYE TENİS FEDERASYONU BAŞKANI

2

Saygılarımla,

3


BÖLÜM BAŞLIĞI

BÖLÜM BAŞLIĞI

72 SAĞLIK

76

74

İki ayda bir yayınlanır. Haziran 2013 Sayı 03

BESLENME

GEZİ

78 MAKALE

Yönetim

64

İmtiyaz Sahibi SAGA Dan. Paz Reklam İmalat Dış Tic. Organizasyon Ltd. Şti. adına Pelin AYDIN

DÜNYADAN

68

TÜRKİYE'DE TENİS NASIL BAŞLADI-4

Yazı İşleri Müdürü Münevver POLAT mpolat@sagatr.com Genel Yayın Yönetmeni Levent GÜRCAN lgurcan@sagatr.com

50

Yapım

ALİ BARANSEL

50

TENİS MODA

Genel Yayın Koordinatörü Nazlı KÜTÜK nkutuk@sagatr.com

56

WIMBLEDON ŞAMPIYON ANALİZ

60

WIMBLEDON ANALİZ

Editör Burcu ÖZTÜRK bcetinkaya@sagatr.com Tasarım Mahyar M. KALANTARİ mkalantari@sagatr.com Reklam ve Halkla İlişkiler Polat DALGIÇ pdalgic@sagatr.com 0530 389 80 09 Sosyal Medya ve Web Sorumlusu Okan KILIÇKAYA okan@tenishaber.com Üretim Müdürü Ahmet YILMAZ ayilmaz@sagatr.com Satınalma & Finans Beyhan İNCİ ÖZKAN bozkan@sagatr.com Basım Tarihi: 14.06.2013 Basım Adedi: 3500 Yapım: SAGA Dan. Paz. Reklam İmalat Dış Tic. Organizasyon Ltd. Şti. Uğur Mumcu Cd. No. 101/5 GOP/ANKARA T. 0 (312) 446 73 36 F. 0 (312) 446 73 63 Gümüşsuyu Mah. İnönü Cad. Ulusal Apt.5 / 8 Beyoğlu-İSTANBUL T. 0 (212) 243 79 07 F. (0212) 243 69 88

12

KISA KISA

26

MUSTAFA ERDOĞAN RÖPORTAJI

32 SPOR VE EĞİTİM

34

TENİS KURALLARI

46

NEW YORK

20

ÇAĞLA BÜYÜKAKÇAY RÖPORTAJI

22

36

TENİS HUKUKU

38

AĞRI İZZET ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

44

14 YAŞ MİLLİ TAKIM

PEMRA ÖZGEN RÖPORTAJI

www.sagatr.com Yönetim Yeri: Türkiye Tenis Federasyonu Basım Yeri: AJANS-TÜRK Basın ve Basım A.Ş. İstanbul Yolu 7. km. Necdet EVLİYAGİL Caddesi No: 24 ANKARA T. 0 (312) 278 08 24 F. 0 (312) 278 18 95 Sayın Alaaddin Boyar, Başak Eraydın, Dominika Cibulkova, Kaan Irgıt, Semih S.Yazıcı, Stacey Allaster, Suat Kılıç, Tolgar Mireli, ve Yeşim Özdemir Aşti'ye katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

4

5


EDÄ°TĂ–RDEN



MERHABA, HavalarÄąn sÄącaklÄąÄ&#x;Äą kortlara da yansÄądÄą. YoÄ&#x;un turnuva gĂźndemi devam ederken gĂźzel ve umut verici haberler haberle yeniden sizlerleyiz.

BURCU ÇETINKAYA Ă–ZTĂœRK

Tenis temalÄą bir derginin çalÄąĹ&#x;anlarÄą olarak, Ăźlkemiz adÄąna elde edilen tenis baĹ&#x;arÄąlarÄą bizim çalÄąĹ&#x;ma motivasyonumuzu da olumlu anlamda etkiliyor. Bu noktada hepimizi çok sevindiren bir haberi sizinle paylaĹ&#x;mak istiyoruz. AltÄąn kÄązlarÄąmÄązdan Pemra Ă–zgen, Ä°ngiltere’de dĂźzenlenen ITF Aegon GB Pro – Series Foxhills Cup TurnuvasĹ’nda Ĺ&#x;ampiyonluÄ&#x;u elde etti. Bu bĂźyĂźk baĹ&#x;arÄą için kendisini tebrik ediyoruz. Wimbledon dĂśnĂźĹ&#x;Ăź ayaÄ&#x;ÄąnÄąn tozuyla Akdeniz OyunlarÄą'na katÄąlan ve hem teklerde hem de çiftlerde Ĺ&#x;ampiyon olan ÇaÄ&#x;la BĂźyĂźkakçay ile bir araya geldik, baĹ&#x;arÄąlarÄą Ăźzerine konuĹ&#x;tuk. ÇaÄ&#x;la’nÄąn çiftlerde altÄąn madalya kazandÄąÄ&#x;Äą partneri Pemra da bize zaman ayÄąrdÄą. Tenis kariyerleri ve muhteĹ&#x;em uyumlarÄą Ăźzerine bir sĂśyleĹ&#x;i gerçekleĹ&#x;tirdik.

 



Biraz da sanat dedik‌ TĂźrkiye’de dans devrimi yapan ve halk danslarÄąna olan ĂśnyargÄąyÄą, estetik ve sanatla kÄąran Mustafa ErdoÄ&#x;an’la Anadolu AteĹ&#x;i’nin baĹ&#x;arÄą Ĺ&#x;ifrelerini konuĹ&#x;tuk. MĂźcadeleleri kadar, ritĂźelleriyle de bizi heyecanlandÄąran bir Wimbledon’Ĺ daha geride bÄąraktÄąk. Wimbledon’da iz bÄąrakanlarÄą sizinle paylaĹ&#x;Äąrken; artÄąk geri sayÄąma baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;ÄąmÄąz US Open’a da bir selam verelim istedik. US Open’Ĺn oynandÄąÄ&#x;Äą kĂźrsel dĂźnyanÄąn baĹ&#x;kenti New York’ta ufak bir tura çĹktÄąk. TaĹ&#x;Äą topraÄ&#x;Äą altÄąn bu Ĺ&#x;ehrin sokaklarÄąnda yĂźrĂźdĂźk, o çĹlgÄąn kalp atÄąĹ&#x;ÄąnÄą dinledik, yorulunca parklarÄąnda dinlendik. Oradan Amerika AçĹk’Ĺn dĂźzenlendiÄ&#x;i Billie Jean King National Tennis Center'a geçtik ve turnuva tarihinin yaĹ&#x;andÄąÄ&#x;Äą yerden, organizasyona dair notlarÄą paylaĹ&#x;tÄąk. Gerek dĂźnyadan, gerekse Ăźlkemizden tenis gĂźndemine dair geliĹ&#x;melere, rĂśportajlara, ilgi çekeceÄ&#x;ine inandÄąÄ&#x;ÄąmÄąz kĂśĹ&#x;e yazÄąlarÄąna ve makalelere yer verdiÄ&#x;imiz dergimizi keyifle okumanÄąz dileÄ&#x;iyle, Bol tenisli gĂźnler.

      

  

6



                                     

           Â?  Â? Â?Â?Â?  ­€ Â?‚ƒ„…† „ƒ‡ˆ‰†Š‰ƒ„…† „ ‹Œ‚ ÂŽ ‘’“” ÂŒ              


TTF'DEN

TÜRK TENSİNİN GELECEĞİ,

ÇOCUKLARIMIZIN ELİNDE! METİN KİLCİ / TTF YÖNETİM KURULU ÜYESİ

Tenisle tanışmam Amerika’da master yaptığım yıllara dayanıyor. Tenisle tanışınca tenisi sevmemek, tenisin yaşam tarzınıza yansımaması mümkün değildir. Raketi ilk ele aldığım günden sonra tenisi hayatımın tüm dönemlerine yaymak istesem de maalesef kimi zamanlar ona hak ettiği zamanı ayıramadığım oldu. Fakat; tenisten hiç kopmadım. Tenisi sokağa çıkarmak, ülkemizin her noktasına tenis kültürünü taşımak için çalışmalarına devam eden Türkiye Tenis Federasyonu ile birlikte yürümem Osman Tural’ın daveti ile başladı. Tenisi geliştirmek, dünya tenis arenasında adından söz ettiren geleceğin yıldız sporcularını yetiştirmek, halkın “zengin sporu” algısıyla mesafeli durduğu tenisi daha geniş kitlelerle tanıştırmak amacıyla etkili adımlar atan bu güçlü oluşumun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Türkiye Tenis Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi unvanım ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı olarak hassasiyetle üzerinde eğildiğim bir konuya değinmek istiyorum. Uluslararası turnuvalarda artık Türk tenisçilerimizin ismini duymak istiyoruz. Bu dileğimizin gerçekleşmesi için küçük yaşta çocuklarımızın tenisle tanışması Türk tenisinin geleceğine dair büyük önem teşkil ediyor.

Bir çocuğun 5- 6 yaş gibi ufak yaşlarda keşfedilmesi, gelecekteki tenis başarısında belirgin fark yaratan bir kriter. Çok genç yaşta keşfettiğimiz ve tenisle iç içe bir yaşam sunabildiğimiz çocuklarımızın, 8 - 10 yıl içerisinde dünya klasmanında çok iyi yerlere geleceğine inanıyorum. MTA Çocuk Kulübü’nden bir sporcumuzu Gençlik Olimpiyatları’na, Amsterdam’a gönderdik. İki oyuncumuz 13 - 14 Yaş Türkiye derecelerine sahip. Bu başarılı yavrularımızın, sahip oldukları azimle, çok büyük başarılara imza atacaklarına inancım sonsuz. Sadece MTA’da değil, Enerji Bakanlığı’na bağlı TPAO (Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı) ve TKİ (Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu) gibi kurumlarımızda da spor tesisleri yer alıyor. TKİ bünyesinde tenis kortlarımız da bulunuyor. Önceliği çalışanlarımız ve onların çocuklarına verdiğimiz tesislerde pek çok çocuğumuz sporla tanışıyor. Spor konusunda, tenis özelinde tüm kurumların özen göstermesi gerektiğini düşünüyor, spora yapılan yatırımı bir görev olarak benimsemeleri gerektiğine inanıyorum. Ne kadar çok çocuğumuzu tenisle tanıştırırsak, teniste hedeflediğimiz gelişime o kadar yaklaşırız diye düşünüyorum. Saygılarımla

8


ADVERTORIAL

GELECEĞİN TENİSÇİLERİ TEB’LE SOKAK TENİSİ’NDE BULUŞUYOR Türkiye Tenis Federasyonu (TTF) ve Türk Ekonomi Bankası (TEB) iş birliğiyle gerçekleşen “TEB Sokak Tenisi” etkinlikleri, geçtiğimiz yıl 78 ilde düzenlendi. Ülkemizde tenisin yaygınlaşması ve gençlerin spor ile tanışmasını amaçlayan TEB Sokak Tenisi aktiviteleri bu yıl Eylül ayından itibaren Türkiye geneline yayılarak yüzlerce sporseveri tenis ile buluşturacak.

TEB’DEN TENİSE BÜYÜK DESTEK TEB Sokak Tenisi etkinliğine TTF ile ortaklaşa imza atan TEB Genel Müdürü Varol Civil, banka olarak tenisin Türkiye’de yaygınlaşmasına destek verdiklerini belirterek, “Dünyanın prestijli tenis olaylarından TEB BNP Paribas WTA Championships-İstanbul’a bankamızın ismini vererek başladığımız, ‘ülkemizde tenisi yaygınlaştırma’ çalışmalarımızın en önemli ayağı olan sokak tenisi aktivitelerini TTF ile birlikte düzenlemiş olmaktan mutluluk duyuyoruz. TTF ve TEB ortaklığında düzenlenen bu organizasyon sayesinde ülkemizde tenis sporunun tanıtımı ve gelişimine katkı sağlanacak ve tenisin geniş kitleler tarafından tanınmasına fırsat verilecek. Sokak Tenisi etkinliklerimizin genç Türk tenisçilerin yetişmesi ve tenisin ülkemizde hak ettiği noktaya gelmesi konusunda katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi

GELECEĞİN YILDIZLARINI YAKALAMA FIRSATI Günümüzde binlerce insan, tenis sporunu sevmekte ve yapmak istemektedir. Buna rağmen kort bulmak, ders almak, kulüp üyeliği, turnuvalara katılmak için yolculuk yapmak, tenis sporunun zor, zahmetli ve pahalı bir spor olduğunu düşündürmektedir. Bu özellikler tenise ilgi duyan kişilerin bu sporla tanışmasını zorlaştırmaktadır. Ancak sokak tenisi etkinliğiyle, gencinden yaşlısına, toplumun geniş kesimlerini tenisle tanıştırmak daha kolay olacaktır. Ayrıca sokak tenisinin okulların programlarına alınması geleceğin yıldızlarını yetiştirmek için önemli bir fırsat olarak görülmelidir.

AMAÇ TENİSİ ANADOLU’YA YAYMAK Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Osman Tural, sokak tenisi organizasyonun yapılandırılmasında 81 ilden il temsilcileri ile yapmış olduğu toplantıda, "Tenisi Anadolu'ya yaymak zorundayız. Bunun için İl Temsilcileri'ne büyük görevler düşüyor. Halkımızın kullanabileceği kort sayısının istenilen seviyede olmaması sebebiyle illerde var olan kortların faaliyetlerini sürdürmesinin takibi, aynı zamanda yeni yapılacak spor tesislerine tenis kortlarının eklenmesi için ihtiyaç duyulan talebin yaratılması gibi önemli görevlerin takibi ve tenisi yaygın bir spor haline getirmek hepimizin ortak amacıdır.” dedi.

SOKAK TENİSİ NEDİR? Dünyada birçok başarılı örneğinin bulunduğu ve gerçek tenis için iyi bir antrenman şekli olan sokak tenisi, herkesin oynayabileceği bir oyundur. Gerçek tenisten en önemli farkı servisi yavaş ve kolay olmasıdır. Sokak Tenisi topu daha büyük ve yumuşaktır. Bu sebeple top daha yavaş zıplar ve vuruşu kolaylaştırır. Gerçek tenisin temel tekniklerini (forehands, backhands, slams, lobs, volleys, drop shots) içinde barındırır. Sokak Tenisi ekipmanı, gerçek oyunun tüm önemli unsurlarını ve özelliklerini göz önünde bulundururken, tenis sporunu mini kortta oynamak amacıyla tasarlanmıştır.

10

11


KISA KISA

BÖLÜM BAŞLIĞI

TARSUS CUP’DA ŞAMPIYON

PTT İSTANBUL CUP ÇİFTLER ŞAMPİYONLARI:

CLUSKEY - MARTIN

MARSEL İLHAN

8 - 14 TEMMUZ

27 MAYIS - 2 HAZİRAN

Türkiye Tenis Federasyonu gözetiminde ve PTT sponsorluğunda İstanbul Tenis Kulübü kortlarında düzenlenen PTT İstanbul Challenger Cup Turnuvası’nda çiftler şampiyonları belli oldu.

ITF'NİN 10 bin dolarlık turnuvalarından biri olan ve Tarsus Tenis İhtisas Spor Kulübü kortlarında düzenlenen "Tarsus Cup"ta Milli tenisçimiz Marsel İlhan turnuvayı şampiyon tamamladı. Turnuvaya 1 numaralı seri başı raket olarak katılan sporcumuz tek erkekler finalinde, Avusturyalı Michael Linzer önünde 7-6 / 3-6 ve 6-4'lük skorlarla galip gelerek şampiyonluğa ulaştı.

Brydan Klein (Büyük Britanya) - Ruan Roelofse (Güney Afrika) ikilisiyle, James Cluskey (İrlanda) - Fabrice Martin (Fransa) çiftini karşı karşıya getiren mücadeleyi Cluskey - Martin çifti kazandı.

PTT İSTANBUL CUP ŞAMPİYONU:

BENJAMIN BECKER

ERGİ KIRGIN VE KAYA GÖRE’DEN

8 - 14 TEMMUZ

8 - 14 TEMMUZ

32 yaşındaki Alman tenisçi, rakibi Dudi Sela'nın final setinde sakatlanıp maçı bırakmasıyla kariyerinin 8. tekler zaferine imza attı. Final maçına hızlı başlayan isim tecrübeli Benjamin Becker'di. Alman raket, ilk seti kısa bir sürede 6-1 kazanıp moral bulurken, ikinci sette daha aktif olan İsrailli Dudi Sela'ydı.

BÜYÜK BAŞARI

Türkiye Tenis Federasyonu gözetiminde ve PTT sponsorluğunda İstanbul Tenis Kulübü kortlarında düzenlenen PTT İstanbul Challenger Cup Turnuvası’nda tekler şampiyonu Alman Benjamin Becker oldu.

Maça iyi başlayan taraf Klein - Roelofse çiftiydi. İkili ilk seti rahat bir oyunla 4-6 kazanırken, ikinci sette de servis kırıp 2-1 öne geçti. Ancak; bu noktadan itibaren Cluskey – Martin çifti direncini artırmaya başladı. Üst üste kazanılan oyunlardan sonra seti 6-3 kazanan çift, maçı final setinin oynanacağı "maç tie-break" bölümüne götürdü.

ŞAMPİYON PEMRA,

Tecrübeli rakip Brydan Klein'in yaptığı kritik hatalar neticesinde bu seti de 10-5 ile kazanan James Cluskey – Fabrice Martin çifti oldu.

15 - 21 TEMMUZ

Kupa kazanan sporculara ödüllerini Sarıyer İlçe Spor Müdürü Namık Şişman ve eski MHK Başkanı Ömer Eralp verdi.

Avrupa Tenis Birliği'nin (Tennis Europe) 14 yaş klasmanında düzenlemiş olduğu en önemli turnuvalardan biri olan BNP Paribas Cup'ta mücadele eden Milli tenisçiler Ergi Kırkın ve Kaya Göre aldıkları başarılı sonuçlarla göğsümüzü kabarttı. Dünyanın en seçkin 64 oyuncusunu bir araya getiren bu önemli turnuvada 3 numaralı seri başı olan Ergi Kırkın, çeyrek finalde Brezilyalı raket Gabriel Decamps'ı 6-1 ve 4-2'lik (Ret.) setlerle geçerek adını yarı finale yazdırdı. Kırkın bu turda, turnuvanın 1 numarası Miomir Kecmanovic'e ise mağlup oldu. Çiftlerde Rus partneri Mikhail Sokolovksiy'le mücadele eden diğer tenisçimiz Kaya Göre de bu kategoride yarı finale kadar yükselmeyi başardı. Milli tenisçimiz ve partneri turnuvada final oynamak için çıktığı yarı final maçında ise mağlup oldu.

12

Şampiyon ve finaliste kupalarını Türkiye Tenis Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri Ayhan Akgül ve Turhan Topbaş, İstanbul Tenis Kulübü Başkanı Ahmet Aras verirken; ödül töreninde TTF Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Dönmez, turnuva Supervisior'ı Stephane Cretois, final maçının kule hakemi Soner Sivri ve federasyon temsilcisi Erkan Bayazıtlı da hazır bulundu.

BECKER KİMDİR?

Benjamin Becker, efsane Alman tenisçi Boris Becker'le soyadı benzerliğinden ötürü hatırlanıyor olsa da kendisini en meşhur eden maçı 2006 Amerika Açık'ta oynadı. Son turnuvasını oynayan efsane raket Andre Agassi'yi 3.turda mağlup ederek, Agassi'yi yenen son tenisçi unvanını kazanan Benjamin Becker, ATP sıralamasında şuan 105. sırada yer alıyor. 2007 yılında 38. sıraya kadar yükselen 32 yaşındaki tenisçinin 8 tekler şampiyonluğu bulunuyor.

Milli tenisçimiz Pemra Özgen, İngiltere'de düzenlenen ITF Aegon GB Pro-Series Foxhills Cup Turnuvası’nda şampiyon oldu. İngiltere'nin Woking kasabasında düzenlenen ITF Aegon GB ProSeries Foxhills Cup Turnuvası’nda set kaybetmeden finale yükselen milli tenisçi Pemra Özgen, finalde 3 numaralı seri başı Büyük Britanyalı Tara Moore'la karşılaştı. Maçın ilk setini 6-3 kaybeden Pemra Özgen, turnuvadaki ilk setini de kaybetmiş oldu. Çabuk toparlanan başarılı raket, ikinci seti 7-5, üçüncü seti de 7-6 aldı. Bu sonuçla maçı 2-1 kazanan Pemra Özgen, 25 bin dolar ödüllü turnuvada şampiyonluğa ulaştı. Kariyerinde ilk kez 25 bin dolarlık bir ITF turnuvası kazanan Pemra Özgen bu şampiyonlukla Amerika Açık elemelerine katılmaya büyük oranda hak kazandı.

Dudi Sela, ikinci setin başında ve sonunda kırdığı servislerle seti 2-6 kazanırken maç final setine taşındı. Final setine soğukkanlılığıyla iyi başlayan Becker, setin başında servis kırarak skoru lehine çevirdi. Servis sırası Becker'de olduğu sırada Dudi Sela'nın sırtından sakatlığının nüksetmesi ve maçı bırakmasıyla şampiyon Benjamin Becker oldu. Maçı yarıda bırakmak zorunda kalan Dudi Sela üzüntüsünü gizleyemezken, kendisini rakibi Becker teselli etti.

İNGİLTERE’DE BİR İLKİ YAŞADI

SEFA – BARKIN ÇİFTİNDEN

İKİNCİLİK KUPASI 8 - 14 TEMMUZ Göztepe Gülbahçe Spor Tesisleri'nde düzenlenen ITF Futures Serisi Erkekler Tenis Turnuvası’nda, çiftler kategorisinde Türk tenisçiler Barkın Yalçınkale ve Sefa Suluoğlu finalist olarak turnuvayı noktaladı. Turnuvaya wild-card ile katılan Barkın Yalçınkale - Sefa Suluoğlu ikilisi, yarı finalde Fransız çiftler, Romain Bauvy - Thomas Le Boulch'u 6-3 ve 6-4'le geçerek adlarını finale yazdırmıştı. Tenisçilerimizin finalde, Chris Cooprider (ABD) - Henrique Cunha (Brezilya) çiftiyle karşılaşırken, 6-3 ve 6-1'lik skorlarla turnuvayı ikinci olarak noktaladılar

MELİS SEZER GÖZTEPE’DE

ÇİFTLER ŞAMPİYONU 22 - 28 TEMMUZ Göztepe Gülbahçe Spor Tesisleri'nde düzenlenen ITF Turnuvası’nda teklerde Başak Eraydın'la birlikte yarı finale yükselen Melis Sezer, çiftler kategorisinde ise mutlu sona ulaştı. Bulgar partneri Dia Evtimova'yla birlikte 10 bin dolarlık turnuvanın 1 numaralı seri başı raketi olan Melis Sezer, finalde 2 numaralar Khristina Kazımova - Vladyslava Zanosiyenko ikilisiyle karşılaştı. Zorlu geçen ilk seti 7-5'le kazanan Evtimova - Sezer çifti, sıkça servis kırma şansları sunduğu rakiplerine karşı ikinci seti de 6-3 alarak kupaya uzandı. Melis Sezer, aynı tesislerde Haziran ayında düzenlenen ITF Turnuvası’nda da partneri İpek Soylu'yla birlikte şampiyon olmuştu.

13


KISA KISA

KAYA GÖRE’DEN

TENİSÇİLERİMİZ,

TESELLİ ŞAMPİYONLUĞU İZMİR’DE İKİNCİ OLDU

22 - 28 TEMMUZ

Genç tenisçiler için büyük öneme sahip olan Avrupa Gençler Şampiyonası'na katılan 12 Türk tenisçiden biri olan ve 14 yaş altı klasmanında Çek Cumhuriyeti'nin Pilzen kentinde düzenlenen turnuvaya katılan Kaya Göre, "consolation" şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Turnuvanın ana tablosuna 2.turda veda eden milli tenisçimiz, puanlama ve dolayısıyla sıralamayı büyük ölçüde etkileyen "consolation" grubunda 8 numaralı seri başı raket olarak mücadele etti.

29 TEMMUZ - 4 AĞUSTOS İzmir Crea Tenis Kulübü'nde düzenlenen ITF Uluslararası Kadınlar Tenis Turnuvası’nda milli tenisçilerimiz Başak Eraydın ve çiftlerde mücadele eden Hülya – Lütfiye Esen kardeşler turnuvayı ikincilikle noktaladı. Turnuvaya 2 numaralı seribaşı olarak katılan Başak Eraydın finalde karşılaştığı Estonyalı tenisçi Anett Kontaveit önünde ilk seti 6-4 kazanırken, diğer setleri 6-7 / 0-6 kaybederek ikincilikle yetindi. Çiftler kategorisinde 2 numaralı seri başı olarak mücadele eden Hülya – Lütfiye Esen kardeşler ise finalde tekler şampiyonu Anett Kontaveit (Estonya) - Polina Leykina (Rusya) ikilisiyle karşı karşıya geldi. Turnuvanın 1 numaralı seri başlarına karşı setleri 6-4 ve 7-5 kaybeden Esen kardeşler, ikinci olarak turnuvayı kapadı.

4 oyun üzerinden oynanan turlarda finale kadar sadece 1 set kaybeden Kaya Göre, finalde Fransız Matteo Martineu'yla karşılaştı. Rakibi 4-2 / 4-2'lik setlerle mağlup eden temsilcimiz, 64 sporcunun arasından "consolation şampiyonu" olmayı başardı.

TUNA ALTUNA BİR İLKE DAHA İMZA ATTI

Saray’dan Serpme Kahvaltı Mutluluğu

29 TEMMUZ - 4 AĞUSTOS

Geçtiğimiz hafta kariyerinde ilk kez tekler finali oynayan ancak ikincilikte kalan tenisçimiz bu hafta İtalyan Claudio Grassi ile karşılaştı.

“Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” der Cemal Süreya. Günün en güzel saatlerinde, hayat taptazeyken zengin serpme kahvaltıyla eşsiz bir lezzet yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?

ATP sıralamasında 430. basamakta bulunan ve turnuvaya 3 numaralı seri başı olarak katılan rakibi karşısında setleri 7-6 ve 6-1'le kazanan Altuna, kariyerinde ilk kez tekler şampiyonluğuna uzanmış oldu.

Bırakın güzel bir sabah lezzetle ve keyifle Saray’da mutluluğa dönüşsün. Afiyet olsun.

Son haftaların formda ismi olan milli tenisçimiz Tuna Altuna, üst üste ikinci tekler finalini oynadığı ITF Futures İTK Cup'ta bu hafta istediğini alarak şampiyon oldu.

Mustafa Azkara (2000) ve Marsel İlhan'dan sonra (2007) bu başarıyı elde eden Milli tenisçimiz, Türk tenisinde ITF turnuvası kazanan üçüncü tenisçi olmayı başardı.

ÇİFTLERDE İKİNCİLİK

Partneri Barış Ergüden'le birlikte üst üste ikinci finalini oynayan Tuna Altuna çiftlerde ise ikincilikte kaldı. Finalde Brydan Klein - Dane Propoggia ikilisine 6-1- 6-4 yenilen tenisçilerimiz, turnuvayı ikincilikle noktaladı.

14

• Beyoğlu • Demirören AVM • Teşvikiye • Osmanbey • Cevahir AVM • Kanyon AVM • İstinyepark AVM • Fatih • Bakırköy Manhattan Pizza • Capacity AVM • Galleria AVM • Güneşli (Merkez Şube) • Marmara Park AVM • Bağdat Caddesi • Feneryolu • Suadiye • Palladium AVM www.saraymuhallebicisi.com


KISA KISA

TENİSTE AKDENİZ OYUNLARI’NIN

EN BÜYÜĞÜ TÜRKİYE

ÇAĞLA’DAN ALTIN MADALYA Milli tenisçimiz Çağla Büyükakçay, Akdeniz Oyunları’nın hemen öncesinde sezonun 3. Grand Slam mücadelesi Wimbledon’da ön eleme maçları oynamış ancak 2.turda elenerek bu turnuvaya katılamamıştı. Londra’dan döner dönmez Mersin yolunu tutan Çağla bu önemli turnuvaya 1 numaralı seri başı olarak katıldı. İlk turu “bye” geçen Büyükakçay, bu turda Yunan raket Despina Papamichail'le karşılaştı. Baştan sona üstün oynadığı maçı 6-1 ve 6-3'lük setlerle kazanan sporcumuz adını yarı finale yazdırırken, bu turda kendisini İtalyan tenisçi Anastasia Grymalska bekliyordu. İtalyan rakibini karşı ilk seti 4-6 kaybettiği maçın kalan setlerini 6-2 ve 7-5 alarak finale çıkan tenisçimiz altın madalyaya bir adım daha yaklaşıyordu.

VE FİNAL Tek kadınlar finalinde İspanyol Sara Sorribes Tormo'yla karşılaşan sporcumuz, baştan sona üstün oynadığı maçı 6-1 ve 6-3 kazanarak teklerde de altın madalyaya ulaştı. Bu madalyalar, Türkiye'nin Akdeniz Oyunları'nda tenis branşında kazandığı ilk altın madalyalar olarak tarihe geçti. Kürsüye birinci olarak çıkan sporcumuza madalyasını, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç takdim etti.

Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin katılabildiği, kimine göre yarı olimpiyat sayılan Akdeniz Oyunları’nda Türk tenisi, 2 şampiyon bir de finalist çıkardı. Bu yıl 17.’si düzenlenen Akdeniz Oyunları 20-30 Haziran tarihleri arasında Mersin’de yapıldı. Türkiye’nin 430 sporcuyla katıldığı bu önemli organizasyonda milli tenisçilerimiz ülkemize 3 altın 1 de gümüş madalya kazandırdılar. Altın kızlarımız Çağla Büyükakçay ve Pemra Özgen önce çiftlerde altın madalyayı boyunlarına geçirirken, Büyükakçay tekler kategorisinde de altın madalyayla kariyerinin en mutlu anını yaşadı. Türk tenisinde ilkleri yaşatan milli gururumuz Marsel İlhan da çok çekişmeli bir final maçından sonra gümüş madalya kazanarak teselli buldu.

16

17


KISA KISA

MARSEL GÜMÜŞLE PESCARA’DA GÜMÜŞ ALMIŞLARDI TESELLİ BULDU Yeni Tesis Merkez Kort'ta oynanan tek erkekler final mücadelesinde milli raket Marsel İlhan ile Sloven Blaz Rola karşılaştı. Maçın ilk setinde 4-2 geriye düşen Marsel, skoru önce 4-4'e daha sonra da 6-5'e getirdi. Rola'nın durumu 6-6 yapmasıyla set tie-break'e gitti. Bu oyunda Sloven rakibine 8-6'lık üstünkük kuran Marsel, maçta 1-0 öne geçti. İkinci setin ilk oyununu alan milli raket, sonraki setlerde rakibini durduramayınca set, Rola'nın 6-2 üstünlüğüyle kapandı ve durum 1-1'e geldi. Karşılaşmanın üçüncü setinde 3-1 geriye düşen Marsel, oyunu çevirerek, seti 6-3 kazandı. Çekişmeli geçen dördüncü sette ise iki raket de birbirine üstünlük sağlayamadı ve 6-6 biten set, tiebreak'e gitti. Bu bölümü 7-4 alan Rola, seti önde tamamlayarak skoru 2-2 yaptı.

16. Akdeniz Oyunları'nda teniste, çift bayanlarda Çağla BüyükakçayPemra Özgen çifti gümüş madalya kazanmıştı. Pescara Tenis Kulübü Kortları'nda yapılan çift bayanlar finalinde Çağla Büyükakçay-Pemra Özgen ikilisi, İspanyol Eva Fernandez-Tiol Pous ikilisine 6-2 ve 7-6'lık setlerle yenilerek gümüş madalya elde etmişti. Marsel İlhan da tek erkekler kategorisinde 2009 yılında gümüş madalya kazanan diğer tenisçimizdi. Marsel, İspanyol rakibi Roberto Bautista'ya 3-1 mağlup olarak 16. Akdeniz Oyunları’nı gümüş madalyayla kapamıştı.

Final setini 6-2 önde tamamlayan Blaz Rola, 4 saat 4 dakika süren maçı da 3-2 kazanarak altın madalyaya uzandı. Marsel İlhan ise gümüş madalyada kaldı.

ALTIN KIZLAR! Çağla Büyükakçay’ın tekler zaferinden 1 gün önce çiftler kategorisinde Akdeniz’in en büyüğünü belirleyecek final maçında altın kızlarımız Çağla-Pemra ikilisi altın madalya kovalıyordu. Turnuvanın çiftler finalinde İtalyan Federica Di Sarra/Anastasia Grymalska'yla karşılaşan milli sporcularımız müthiş bir heyecana sahne olan maçı, 3 sette kazanarak altın madalyayı boyunlarına geçirmeyi başardılar. Turnuvanın 1 numaralı seri başları olan rakiplerine karşı ilk seti tiebreak ile alan Çağla-Pemra çifti, ikinci seti 4-6 yitirdi. Super-tie break setinde ise kortta büyük bir çekişme vardı. Son puanlarda hata yapmayan milli tenisçilerimiz bu bölümü 14-12, maçı da 2-1 kazanarak Akdeniz Oyunları'nda şampiyon oldular. Bu aynı zamanda Türk tenisinin ülkemize kazandırdığı ilk altın madalya olarak tarihe geçti

18

19


KISA KISA / RÖPORTAJ BÖLÜM BAŞLIĞI

BÖLÜM BAŞLIĞI

AKDENİZ OYUNLARI SONRASI ÇAĞLA’YLAYIZ

atmak hem de şansımı denemek için mücadele ettim. Ama kısmet değilmiş. Elendiğimi öğrenince hocalarım arkadaşlarım bana telefon açıp, “Üzülme her işte bir hayır vardır. Mersin’de senden madalya bekliyoruz.” dediler. Bir yandan üzüntülüydüm ama bir yandan da seviçliydim. Akdeniz Oyunları’na katılma fırsatım olmuştu. Wimbledon bir çim kort turnuvası ancak Mersin’de toprak kort zemini vardı. Bu 1 haftalık boşlukta hiç adaptasyon sorunu çektin mi? Aslında çekebilirdim ama Wimbledon’dan sonra hemen Mersin’e gelerek 4-5 günlük kampa katıldım. O bana müthiş bir ivme kazandırdı. Zemine uyum sağladım, bambaşka bir hedefe motive oldum. Mersin’de yaptığım bu yoğun antrenmanlar neticesinde altın madalya kazandım. Teklerde şampiyonluğunun yanı sıra Pemra’yla da çiftlerde altın madalyayı kazandın. Türk tenis severler sizi çok seviyor. Türk tenisinin altın ikilisisiniz. Bu sevgi, tenisinizi ne şekilde etkiliyor? Bizleri desteklemeleri, her puanda bizimle üzülüp bizimle sevinmeleri kortta çok mutlu ediyor bizleri. Bu desteklerini ilk turdan, final maçının son anına kadar fazlasıyla gösterdiler. Final maçında 25003000 kişi vardı. Zaman zaman maçtan kopabiliyoruz ama onların sayesinde geri döndüğümüz anlar çok oldu. Tribündeki o coşku bizler için her zaman ekstra motivasyon kaynağı oluyor.

sırasında çok iyi motive etmekle birlikte maç sonunda da yanlışlarımı çok açık bir dille anlatıyor. Kendisiyle çalışmaktan ötürü çok mutlu ve gururluyum. Şu an Türk tenisinin doruk noktasındaki kişisin. Gelecekte bu bayrağı senden devralacak onlarca tenisçi arkandan geliyor. Onlara neler tavsiye edersin? Çok klasik olacak ama “çalışmak” başarılı olmak için en büyük sebep. Ancak çalışmak da yetmez. Sporcu için maçları kazanıp, şampiyon olurken çalışmak kolaydır. Çünkü moral seviyesi yüksektir, başarıya olan iştahı artar ve şevkle daha çok çalışır. Ancak; işler kötü gittiğinde de çalışmaktan vazgeçmemek gerekir. Ben genç tenisçilere en çok bunu tavsiye ediyorum. Bizleri Mersin’de gururlandırdığın, dünya tenisinde sevindirdiğin ve bize bu keyifli röportajda zaman ayırdığın için çok teşekkür ederiz Çağla. Ben teşekkür ederim. İnşallah Türk tenisini çok daha iyi yerlerde görebileceğiz.

Seni en çok duygulandıran hadise ne oldu? Madalyayı kazanmak inanılmaz bir duygu. Kelimelerle anlatamam. Maçın o kısımlarını bazen hatırlamakta zorluk çekiyorum. Beni en çok duygulandıran olay ise şuydu: Tekler maçımın madalya töreninde, Sayın Spor Bakanı’mız Suat Kılıç madalyamı boynuma takarken, annemle babamı gözleri yaşlı gördüm. İşte o anda ben de koptum adeta. Gözyaşlarımı tutamadım. Hala tüylerim diken diken oluyor.

WİBLEDON DÖNÜŞÜ AYAĞININ TOZUYLA AKDENİZ OYUNLARI'NA KATILAN VE İKİ ALTIN MADALYASIYLA PARLAYAN ÇAĞA İLE SON DÖNEMDE ELDE ETTİĞİ BAŞARILARININ KİLOMETRE TAŞLARINI KONUŞTUK. Çağla tebrikler. Hem sen hem Pemra çok büyük bir başarı elde ettiniz. Mersin Akdeniz Oyunları senin için çok özel olmalı. Çok teşekkür ederim. Evet Mersin’e uzun süredir hazırlanıyorduk ve çok başarılı bir sonuç elde ettik. Kariyerimin en güzel anlarını Mersin’de yaşadım diyebilirim. Seyirci inanılmazdı, atmosfer inanılmazdı. Kortta çok büyük bir heyecan vardı. Bu ortamda şampiyon olabildiğim için çok mutluyum. Sana bu turnuvada oynaman konusunda teklif geldiğinde ilk neler hissettin? Milli takımda oynamak beni her zaman gururlandırmıştır. Bana böyle bir teklif geldiğinde de hiç düşünmeden kabul ettim. Ülkem için seve seve bu formayı terletiyorum. Mersin öncesi Wimbledon’da 3.kez eleme maçları oynadın. İlk turu geçip başarılı sonuç aldın ama maalesef ana tabloya

20

kalamadın. Wimbledon’da raket sallamak nasıl bir duygu? Wimbledon, tenisçilerin görebileceği en özel turnuva diyebilirim. Orada sizi çok farklı bir ortam karşılıyor. Bu sene ana tabloya kalamadım ama gelecek yıllarda Wimbledon’da mutlaka mücadele etmek istiyorum. Mersin’deki ortam biraz daha farklıydı. Her puanı taraftarımızla birlikte kazanıyor, onlarla birlikte sevinip onlarla birlikte üzülüyorduk. Çok sıcak bir atmosfer var. Heyecanımıza hakim olmakta zorlanıyorduk. Wimbledon’da ise tek başınasınız ve elinizden geleni yapmaya çalışıyorsunuz. Wimbledon’da elemeleri geçebilseydin belki de Akdeniz Oyunları’na katılamayacak ve altın madalya kazanamayacaktın. Buna, “her işte bir hayır vardır” diyebilir miyiz? Kesinlikle öyle. Sene başında turnuva takvimine baktığımız zaman Wimbledon ve Mersin’in yakın tarihlerde oynandığını gördük. Wimbledon’da hem puanlar kazanıp ilk 100 yolunda önemli bir adım

Çifte altın madalyayla birlikte WTA sıralamasında da kariyer rekoru kırmaya devam ediyorsun. Bu başarında en önemli kilometre taşlarından bahseder misin bizlere? Ben hep tenisçi olmak istedim ama Türkiye’de maalesef bu yetmiyor. Ailenizin de destek olması gerekiyor. Ben tenis oynamaya başlayınca, anneme komşular: “Türkiye’de tenis ne ki senin kızın mı tenisçi olacak?” diye soru soruyorlarmış. Annem her zaman benim yanımda oldu, bana hep inandı. Televizyonda Wimbledon, Roland Garros ödül törenlerini bile izlerken ağlıyor. Sanırım o tenisçilerin yerinde beni görmek istiyor, beni o noktaya layık görüyor. Bu başarımda en büyük pay ona ait. Tabii şu anki hocam Can Üner’in katkılarıyla kariyerimde yükselişe geçtim. Biliyorsunuz Marsel İlhan’ı da ilk 100’e sokmuştu. İnşallah bizim de amacımız o. Sponsorlarımı da unutmamak gerekiyor. Kulübüm ve Turkcell hiçbir zaman desteğini esirgemediler. Antrenörün Can Üner’le çok iyi bir uyum yakaladın. Sana bu birliktelik neler kattı? Can Hoca’m her zaman çok hırslı. En az benim kadar kazanmamı istiyor, mücadele ediyor ve her zaman desteğini sunuyor. Maç

21


BÖLÜM KISA KISABAŞLIĞI / RÖPORTAJ

ALTIN İKİLİDEN PEMRA’YLA TENİSE VE ÇAĞLA’YA DAİR…

BÖLÜM BAŞLIĞI

Mersin’de düzenlenen Akdeniz Oyunları ülkemiz için çok büyük öneme sahip bir turnuvaydı. Milyonlar televizyondan canlı olarak tüm branşları izleyebildiler. Tenisimizin Altın Kızları’nı da izlerken fazlasıyla heyecanlandılar. Pekiyi senin için bu turnuva ne ifade ediyor? Akdeniz Oyunları 4 senede bir yapılan büyük bir organizasyon. Biz de bu turnuvaya hep önem veriyorduk. Güzel bir sonuçla bitirdiğimizi düşünüyorum. Elimizden geleni yaptık. Kendi adıma çiftlerde kazandığım altın madalyadan ötürü çok mutluyum. O madalya boynuna takıldığı zaman neler hissettin? Her sporcunun hayalinde olan bir olay. O kürsüye çıkmak gerçekten inanılmaz bir duygu. Tabii sporda kazanıyoruz, kaybediyoruz, ödül törenlerimiz oluyor ama oranın atmosferi tamamen farklı ve büyüleyici. Hem kendi seyircinizin önündesiniz, hem kendi ülkenizde düzenlenen bir organizasyon. Orada Türk bayrağını görünce tüyleriniz diken diken oluyor. Pescara’da çiftlerde ikinci olmuştuk, orada da duygu yoğunluğu yaşamıştık ama kendi seyircimizin önünde çok daha fazla duygulandık.

noktada görebiliyorsun? 10 yıl öncesine göre inanılmaz bir fark var ortada. Bizim dönemimizde, her hafta turnuva olmazdı. Şimdi her hafta turnuva var ve gittikçe bu miktar artıyor. Ödüller de arttı ayrıca. Yeni başlayanlar için bu ekstra motivasyon olur diye düşünüyorum. Tenisin Türkiye’de geleceği bence parlak. WTA sıralamasında 250. sıradasın. Öncelikli hedefin nedir? Ben hedefimi turnuva turnuva ilerleyerek gerçekleştirmeye çalışıyorum. İlk 100’e gireceğim diye bir uğraş vermiyorum. Her hafta kazanacağım turnuva ve puanlarla zaten sıralamada yükselebilirim. Sorularımıza içtenlikle cevap verdiğin için çok teşekkür ederiz Pemra. Mersin’deki başarın için seni bir kez daha yürekten tebrik ediyoruz. Ben teşekkür ederim.

Mersin’den önce genellikle toprak kort turnuvalarını tercih ettin. Tabii toprak kort sezonu olmasının da etkisi var. Ama bu Mersin’e hazırlıktı diyebilir miyiz? Aslında ikisi de. Biliyorsunuz Nisan - Haziran ayları teniste toprak kort sezonu olarak kabul edilir. Bu sezonda da toprak kort maçları oynamam gerekiyordu. Hem de Mersin’e hazırlık oldu benim için. Çünkü Mersin’e çok büyük önem veriyorduk. Başka bir zeminde oynamam mantıksız olurdu. En başarılı olduğun zemin hangisi? Hepsinde kendimi eşit görüyorum. Zemin ayırt etmiyorum aslında. Kendi oyunumu oynamaya çalışıyorum. Uzun süredir Çağla’yla partnersin. Türk tenis severler bu ikiliyi çok seviyor. Sağolsunlar. Biz de hep destek görüyoruz. Bu sevgi bizleri gururlandırıyor. Tabii zaman zaman yabancı oyuncularla da partnerlik yaptığımız oluyor ama elbette 2 Türk tenisçinin birlikte maç kazanıyor olması çok daha fazla sevindiriyor onları. “Altın ikili”nin en büyük artıları nedir sence?

PERMA VE ÇAĞLA, AKDENİZ OYUNLARI’NDA ÇİFTLERDE ŞAMPİYONLUĞU ELDE ETTİLER. MERSİN’DE ESTİRDİKLERİ RÜZGAR, DAHA ÖNCE DE BİRLİKTE PEK ÇOK BAŞARIYA ATAN ÇİFTİN PARTNERLİĞİNE DAİR AYRINTILARA OLAN MERAKIMIZI PERÇİMLEDİ. ALTIN İKILİDEN PEMRA, KENDİ HİSLERİNİ VE BU PARTNERLİĞİN SIRLARINI ANLATTI.

Uzun süredir birlikte oynuyoruz. Hem ITF turnuvalarında, hem FED Cup ve Milli takım kamplarında birlikte çok maça çıktık. Tabii artık kortta birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Çiftlerde iyi bir uyum sağladığımızı düşünüyorum. Maç içinde düşüşler olabiliyor, birbirimizi çok iyi motive ediyoruz. Kort dışında bu ikilinin arası nasıl pekiyi? Her zaman çok iyi. Tabii insanlar, tenis bireysel spor olduğu için rakip olduğumuzu düşünebilir. Ama bizim rekabetimiz ve aynı zamanda dostluğumuz var. İstanbul’da olduğumuz zaman birlikte mutlaka yapacak bir şeylerimiz oluyor. Elde ettiğin tecrübelerin ışığında, gelecekte Türk tenisini ne

22

23


KISA KISABAŞLIĞI BÖLÜM

BÖLÜM BAŞLIĞI

DOĞUDA YÜKSELEN DEĞER TENİS,

TENİSİN DOĞUDAKİ KALBİ

AĞRI TENİS KULÜBÜ TENİSLE GELEN MADDİ VE MANEVİ ÖZGÜVEN Sporcuların, sportif becerilerinin artırılması yönünde çalışmalar yapan kulübün sporcuları tenisle iç içe yaşamanın verdiği özgüvenle kortlarda hem kendi okul harçlıklarını çıkarıyor hem de aile bütçelerine katkıda bulunuyorlar. TENISİN YARATTIĞI SOSYAL DAYANIŞMA Ağrı Tenis Kulübü bir spor kulübü olmanın çok ötesine geçmiş. Düzenledikleri sosyal projelerle gençlerin ve ailelerin tenisle tanışmasına, tenis aracılığıyla kentin gelişimine destek olmayı hedefliyor. Kulüp bu yaklaşımla, “Gecekondudan Tenis Kortuna”, “Haydi Gençler Kortlara Ağrı’yı Kalkındırmaya”, “Kortun Kardelenleri”, “Ağrı’dan Barcelona’ya Tenis Kardeşliği” gibi sporcu ve ailelerine yönelik ses getiren sosyal projelere imza attı. AZMİN GETİRDİĞİ BAŞARILAR… Büyük özveri ve emeklerle kurulan kulüp, TTF 1. Lig Erkekler Kupası’nı ve TTF 2. Lig Bayanlar Kupası’nı kaldırdı. 2008’de 8 Yaş Türkiye Şampiyonası’nda 3. ‘lük, İstanbul Kış Kupası’nda 12 Yaş’ta 2.’lik ve 3.’lük, doğu illeri arası yapılan turnuvalarda 3 defa 3. ‘lük elde etti. Kulüp, bu başarıların yanı sıra özel turnuvalarda elde ettiği başarılarla da adından söz ettiriyor. 78 lisanlı, 8 profesyonel oyuncuya sahip olan kulüp; 16 Yaş Türkiye Şampiyonası 2010-2011-2012, Uluslararası 10.000 Dolar Ödüllü Bayanlar Tenis Turnuvası, Uluslar arası 25.000 Dolar Ödüllü Bayanlar

24

2007 yılında kurulan Ağrı Tenis Kulübü; gerek yöredeki gençlere yönelik tenis faaliyetleri, gerek tesis kalitesi, gerekse ev sahipliği yaptığı organizasyonlarla tenisin Doğu’daki en prestijli kulüplerinden biri olma unvanını elinde tutuyor. Kulüp, dar gelirli ailelerin çocuklarını tenisle buluşturmanın yanı sıra takım olarak da elde edilen başarılar ve projeleriyle de dikkati çekiyor.

Tenis Turnuvası, Doğu İlleri Tenis Ligi (21 il katılımlı) 8-10 Yaş Yaz Kupası, 3 yıl üst üsüte Ağrı Şehir Kupası Turnuvası ve Geleneksel Veteranlar Turnuvası gibi önemli tenis organizasyonlarına ev sahipliği yaptı. CENGİZ DURMUŞ AĞRI’DA ÇOK SEVİLİYOR Türkiye Tenis Federasyonu Başkan Vekili olan Cengiz Durmuş Ağrı’da çok seviliyor. Ağrı’da her kesimin takdirini kazanmış olan Durmuş’a, yaptığı yardımlar ve destekler için şükranlarını ileten Ağrı Tenis Kulübü Başkanı Kasım Kaya, Durmuş için; “Son derece hayırsever bir hemşehrimiz. Yaptığı hayırlı yatırımlar ve çocuklarımızın özellikle sportif anlamda gelişmeleri için yoğun bir mesai harcaması bizleri mutlu etmektedir. Türkiye Tenis Federasyonu’nda bulunması ve tenisin ülkede şaha kalkmasında başlıca aktörlerden olan Sayın Durmuş’un Ağrı’da bu kadar seviliyor olması bizleri gururlandırmaktadır. Ağrı spor camiası adına teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi. Tenis oynayan her çocuk Cengiz Durmuş adını son derece iyi biliyor. Ve bir çok imkanı kendilerine sağladıkları için Cengiz Abilerine teşekkür ediyor. TENİSÇİLER AĞRI’DA İYİ TANINIYOR Ünlü tenisçilerimiz Ağrı’da çok yakından tanınıyor. Özellikle Ağrı’ya gelen Çağla Büyükaçay, Pemra Özgen ve Başak Eraydın bu isimlerin başında geliyor. Ağrılı genç tenisçiler rol modelleri olan dünya çapındaki tenisçilerimizin tekniklerini ve başarılarını özenle takip ediyorlar.

25


RÖPORTAJ

DANSTA DEVRİM YAPTI, KÜLTÜREL BİR ZİYAFETLE DÜNYAYI FETHETTİ

MUSTAFA ERDOĞAN RÖPORTAJ: PELİN AYDIN

“ Ülkemizin her yöresinden derlenmiş yüzlerce halk dansı figürü ve halk müziğini içinde barındıran özgün bir proje olan Anadolu Ateşi ile Anadolu’nun binlerce yıllık sevgi, kültür ve tarih mozaiğinin barışla harmanlanan ateşini, tüm dünyaya tanıtma amacıyla yola çıktık.”

İLLÜSTRASYON: MAHYAR M. KALANTARİ

26

27


RÖPORTAJ

“Dansın gücü”nü, dünyada dans devrimi yapan adamdan dinlemek istiyoruz. Halk danslarına olan ilginiz nasıl başladı? Türkiye’de dans açısından ezberleri bozan hikayenin başlangıcını çok merak ediyoruz. Bu işe ilk başladığınızda hayal ettiğiniz resimden bize bahseder misiniz? Üniversitede öğrenim gördüğüm zamanlarda buna benzer deneysel çalışmalarım olmuştu. Bu deneysel çalışmaları 1997-98 yıllarında İstanbul’a taşıyıp, Yılmaz Erdoğan’ın tiyatrosunda yapmak gibi bir fikrim vardı. Tabi o zamanlar tiyatronun durumu müsait değildi ve bir de Mydonose Showland kuruluyordu. Mydonose Showland’ın o zamanki değerli sahipleri yerli müzikal projelerini Yılmaz’a götürüp sunuyorlar. Yılmaz da benim projeden bahsediyor onlara. Proje bu vesileyle gerçekleşti. Aslına bakacak olursanız hayal kısmı daha da eskiye benim lise yıllarıma dayanır. Hayallerim gerçekleşti, 87 ülke için hazırlıklar yapıyoruz. 3500 – 4000 bin civarı oyun sahneledik, 30 milyondan fazla seyirciyle buluştuk. Dünyanın en büyük dans topluluğu diyebiliriz. Aynı günde parçalara bölünerek farklı yerlerde gösterilerimizi sahneleyebiliyoruz. Anadolu Ateşi’nin felsefesi bahseder misiniz? Gösterilerinizin hikayesi nedir? Nelerden besleniyorsunuz? Anadolu Ateşi, kaynağını Anadolu’nun binlerce yıllık mitolojik ve kültürel tarihinden alıyor. Ülkemizin her yöresinden derlenmiş yüzlerce halk dansı figürü ve halk müziğini içinde barındıran özgün bir proje olan Anadolu Ateşi ile Anadolu’nun binlerce yıllık sevgi, kültür ve tarih mozaiğinin barışla harmanlanan ateşini, tüm dünyaya tanıtma amacıyla yola çıktık. Temel konseptimiz medeniyetler buluşmasıdır. Anadolu Ateşi, evrensel barış mesajları vererek Doğu ile Batı kültürlerinin buluşmasını hedefleyen bir dans portresidir. Amacımız, halk danslarını, bale, modern dans ve dansın diğer disiplinleri ile sentezleyerek dünyaya modern standartlarda bir gösteriyi, bir kültürel şöleni sunmaktır. Kaynağını Anadolu'nun binlerce yıllık mitolojik ve kültürel tarihinden alan Anadolu Ateşi hemen hemen her yöreden derlenmiş 3000 halk dansı figürü ve halk müziğini içinde barındıran özgün bir projedir.

"ANADOLU ATEŞİ'NİN BİR GÜN DÜNYAYI FETHEDECEĞİNİ KİMSE HAYAL EDEMEMİŞTİ."

Anadolu Ateşi’ni ilk izlediğimde tüylerim diken diken olmuştu. Uzunca bir süre de gösterinin etkisinde kaldım. Hem ülkemizde hem de dünyada insanların üzerinde bende bıraktığınız etkiyi yarattınız. Bu fikre hayat vermek ve bu düşü koordine etmek nasıl bir duygu? Bu grubu başarı yönetiyor. Türkiye ve dünyada aldığı başarılar, gittiği her yerde karşılaştığı milli takım muamelesi ve gençlerin enerjisi yönetip, ayakta tutuyor. Turneye gittiğimiz her ülkede “Hoşgeldin Anadolu Ateşi” yazılı pankartlarla karşılanıyoruz. Gittiğimiz ülkelerde bakanlar, başbakanlar hatta cumhurbaşkanları gösteri sonunda dansçılarımızı ayakta alkışlıyorlar. Tüm bu tepkiler tabii ki bizi çok memnun ve motive ediyor. Zaten buraya gelen gençlerimiz meslek olarak değil de bu davayı omuzlayıp, yaşam tarzı haline getirdikleri için bir adım önde başlıyoruz. Ama tabi genç kuşaklar yaş sınırı düştükçe daha zor bir hale geldiler. Bizim kuşağımız daha iyi bir kuşaktı. Genç kuşaklar popüler kültürün çok fazla içinde olduklarından dolayı sıkıntılar yaşıyoruz elbette. Biz buraya gelen genç arkadaşlarımıza sıfırdan eğitim veriyoruz. Anadolu terbiyesini, büyüklerle nasıl konuşulur, yabancıya, misafire nasıl davranılır bunları öğretip yetiştiriyoruz. Anadolu Ateşi’nin her milletten her kişiye hitap eden evrensel bir gösteri olduğunu ve amacımıza ulaştığımızı gösterdiğini düşünüyorum. Gösteri yapmamız için gelen talep yoğunluğundan da anlıyoruz bunu. Gösterileriniz şu an Aspendos Arena’da gerçekleşiyor. Bu mekanın mimarisi Antalya’nın zengin tarihini yansıtıyor. Aspendos Arena’nın bu özellikleri, gösteriler için burayı tercih etmenizde etkili oldu mu? Antalya bizim kendimizi en iyi ifade edebildiğimiz yer çünkü; kendi sahnemiz var. Gloria Aspendos Arena, 5000 kişilik izleyici kapasitesiyle ve 1300 metrekarelik sahnesiyle Avrupa’nın en büyük sahnesi olma

özelliğine sahip. Antalyalılar’a ve Antalya'ya gelen yabancı turistlere Anadolu'nun zengin kültürel tarihinin izlerinin gösterilebileceği ve kaliteli sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği bir gösteri merkezi kazandırdık ve bundan dolayı çok mutluyuz. Bize biraz güncel projelerinizden bahseder misiniz? Şu anda İstanbul, Ankara, Antalya’da yeni dansçılar yetiştiriyoruz. Çocuklar ve gençlerden yeni yeni gruplar oluşturarak; hem dansçı sayımızı artırıyoruz, hem de dansın daha fazla insana ulaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Şu anda 800 civarında çocuk öğrencimiz var. Profesyonel olarak da 100 yeni dansçımız var. Bunlardan 80 tanesi 'Kıvılcım' için sahneye çıkan dansçı çocuklarımız. Onun haricinde 'Troya' koreografisinin öğretilmesi ve 'Troya'da yapılan değişikliklerin kadro tarafından öğrenilmesini sağlayacak çalışmalar yapıyoruz, yeni projemiz olan ‘Doğu’nun Kapıları’nı yakın bir zamanda izleyiciler ile buluşturmayı düşünüyoruz. Çok yoğun bir çalışma hayatınız var. Bu koşuşturmada spora vakit ayırabiliyor musunuz? Gösteriler, provalar ve turnelerden vakit bulabildiğimde spor yapıyorum; akşamüstleri mutlaka koşuya çıkarım. Şu an, biz tenis tutkunlarının merceğinde olan Gloria Golf Resort’te kalıyorsunuz. Malum; bünyesindeki tenis kortları, tatilci tenis sevenleri kendine çekiyor. Peki siz vakit bulup korta inebiliyor musunuz? Tenisle ilgileniyor musunuz? Tenis sporu da aynı dans gibi disiplin, yoğun çalışma ve tam konsantrasyon gerektiriyor. Fırsat buldukça Gloria Golf Resort’te tenis oynuyorum.

Peki siz ne yaptınız da “folklor” diye burun kıvrılan, halk oyunları böylesine ilgi gördü? Dansımızda dünyaya evrensel barış mesajı vererek, doğu ve batı kültürlerini buluşturmayı hedefledik. Modern dans ve bale ile sentezlenmiş folklorik dansları, kültürel bir ziyafet eşliğinde modern standartlarda sunduk. Anadolu Ateşi’nin bir gün dünyayı fethedeceğini kimse hayal edememişti. Bu proje doğrultusunda, çok kısa zamanda, ilk 90 dansçıya başkaları da katıldı. Hazırlıkları 1.5 yıl süren proje için; diyet uzmanları, modern ve halk dansları hocaları, müziğin tarihini ve kültürünü en iyi bilen eğitmenler eşliğinde geceler gündüzlere katılarak, günde 10 saat çalışıldı. Ve dünyanın sayılı dans okullarının disiplinlerini aratmayacak tam 120 dansçı yetişti.

HER MİLLETTEN, HER KİŞİYE HİTAP EDEN EVRENSEL BİR GÖSTERİ 28

29


RÖPORTAJ

Allah bağışlasın, 3 evladınız var. Onların sporla arası nasıl? Sporla araları çok iyi. Okuldaki spor aktivitelerine katılıyorlar. Peki onların dansçı olmasını ister misiniz? Dansı çok seviyorlar. Ben de onların sanatçı olmalarını özellikle dans etmelerini çok isterim. Onlar da benimle turnelere geliyorlar. Benimle bu projeleri paylaşmak onları da çok mutlu ediyor. Çünkü bu dünya onlar için çok renkli bir dünya... Onlar da rengarenk sahnelerin ve bir sürü dansçının ortasında adeta bir masalın içinde büyüyorlar. Mesela; Atlas, Troya efsanesini baştan sona biliyor. Replikleri ve oyun sıralamalarını takip ediyor. Biz de tıpkı sizin gibi bir hayalle; tenisi tüm Türkiye’ye taşıma düşüyle yola çıktık. Sizin başarı hikayeniz bizim için ilham verici. Son olarak sizden hayallerinin peşinde koşmak isteyenlere yönelik bir mesaj rica edebilir miyiz. İnandıkları yolda disiplin ve sabırla ilersinler ve çok çalışsınlar, başarmamaları için hiçbir sebep yok.

"DANSIN DAHA FAZLA İNSANA ULAŞMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ. "

30


MAKALE

SPOR VE

EĞİTİM

DÜNYANIN EN İYİ TENİSÇİLERİ SPORUN KANALINDA

YAZAN: FEYZULLAH AYDAŞ / SPOR UZMANI - EĞİTİMCİ

WTA ve ATP 500 maçları sadece sporun kanalı sportstv’de.

Olimpiyat Oyunları’nı ülkemizde yapma hayalimizi gerçekleştirebilmek için var gücümüzle çalışmaya devam etmekteyiz. Olimpiyat’a referans olması ve organize yeteneğimizi gösterme adına haziran ayında Mersin’de yapılan Akdeniz Oyunları’nda mücadele veren bütün sporcularımızı kutlarım. Olimpiyat düzenleyecek gibi var gücümüzle yetenekli sporcuları keşfetmek, yetiştirmek ve devamını getirmek, gelecek nesillerin spor yapmalarına olanak sağlamak hedef olmalıdır. Sporu maddi kazanç hedeflemeden, siyasi emeller gütmeden ve toplumun her kesimini ayırt etmeden yapmak ve yaptırmak gerekir. Almayı düşündüğümüz Olimpiyat ve organizasyonları alamadığımız zaman sporu bırakma şansımız olmadığı gibi, şampiyonluklar kazanamadığımızda da çalışmaları bırakamayız. Yapılan yanlışlardan ders alarak aynı hataları yapmamak ve sistemi oluşturmak gerekir. Sporun kültürel olarak algılanıp toplum tarafından benimsenerek, zorunlu olmadan isteyerek yapılması veya yaptırılması hepimizin hedefidir. Sadece tenis, eskrim, badminton veya futbol değil olimpik olan veya olmayan branşların toplum tarafından kabul görmesi, yapılması tamamen kültürel ve eğitim yapımızla alakalıdır. Olimpiyat yapmayı hedeflemek çok güzel ama gerçeklerden de kaçmamak gerekir. Olimpik olup da ülkemizde yapılmayan sporların varlığı, seyirci kapasitesinin azlığı Olimpiyat alamayışımızın nedenlerinden bazılarıdır. Bunları bilerek yapılacak çalışmalar spor kültürü ve eğitim anlayışımızın değişmesine, gelişmesine ve tabana yayılmasına neden olacaktır. Olimpiyat için sadece dosya hazırlamak istemiyorsak günübirlik organizasyonlardan ve altyapıya yönelik olmayan çalışmalardan acilen vazgeçmek gerekir. Spor idarecilerimize çok büyük görevler düşmektedir. Yönlendirme adına yapılan eleştirilere dikkat etmeleri görevlerinin hassasiyetinden kaynaklanmalıdır. Spor yönetimlerinin, sporu meslek edinmiş ve hayatını spor yaparak kazananlardan farklı düşünerek yönlendirme yapmaları ve sistemi oluşturmaları gerekir. Her yurttaşımızın spor yapmasına olanak sağlamak, her çocuğu spora yönlendirmek, yetenek yönlendirmesi yapmak, tesisleşmek ve organizasyon yapmak için sporcu olmak gerekmez.

32

Sporda yetenek yönlendirmesinin zamanında ve yerinde yapılamaması, doğru sporcunun doğru branşa yönlendirilmemesi başarısızlığımızın nedenidir. Spor kültürünün değişmesi ve başarıyı yakalayabilmemiz için eğitim ve sporun ayrılmaz olduğuna inanmamız gerekir. Gelişmiş ülkelerin bu konudaki sistemleri örnek alınmalıdır. Son yıllarda özel okulların ve vakıf üniversitelerinin başarılı sporcuya burs vererek destek olmaları sporumuz adına yeterli değil ama güzel örneklerdir. Okulla sporu iç içe düşünmediğimiz, sınav ve dershane maratonundan vazgeçmediğimiz müddetçe başaramayacağız. Her zamanki gibi “Organizasyon yapmaktan ziyade organize olmayı başarmalıyız.”

HD 376. Kanal

82. Kanal

84. Kanal

35. Kanal

84. Kanal

2A 11958 V 27500 5/6

33


TENİS

KURALLARI-4 YAZAN: ALAADDİN BOYAR / ULUSLARARASI HAKEM

BU YAZI, OYUN, SET VE MAÇ SKOR SİSTEMİ VE BUNLARIN ALTERNATİFLERİ HAKKINDA OLACAKTIR. OYUN İÇINDEKİ SKOR, SERVİS ATAN OYUNCUNUN VEYA OYUNCULARIN SAYISI ÖNCE SÖYLENECEK ŞEKİLDE AŞAĞIDAKİ GIBI OLMALIDIR; Sıfır (0) – puan yok ise On beş (15) – birinci puan Otuz (30) – ikinci puan Kırk (40) –üçüncü puan Oyun – dördüncü puan

İki oyuncuda veya çiftler maçında ise her iki takımın oyuncuları üç puan kazanmış ise skor “berabere’’ olur. Bundan sonra skor, puanı alacak ilk oyuncu veya oyuncular için “avantaj’’ olacaktır. Aynı oyuncu veya takım sonraki puanı kazanırlarsa “oyun’’u kazanmış olurlar. Ancak; sonraki puanı rakip oyuncu veya oyuncular kazanırsa skor yine “berabere’’ olur. ‘’Oyun’’u kazanabilmek için herhangi bir oyuncu veya takımın iki puan üst üste kazanması gerekir.

Tie-break oyunundaki skor, “sıfır, bir, iki, üç,…yedi’’ diye devam eder. İki farklı üstünlük olması koşulu ile tie-break “yedi’’de biter, ancak skor 6-6 veya daha üst beraberlik sayılarına ulaşırsa, iki farklı üstünlüğü yakalayan oyuncu bu oyunu ve set i kazanmış olur.

Maçların uzun sürmesini engellemek, özellikle de profesyonel turnuvalarda oyuncuları çiftler maçlarına özendirmek amacıyla bu skor sistemine alternatif olarak “karar puanı’’ geliştirilmiştir. Skor, “berabere’’ iken bir puanın daha oynanması gerekir. Bu puanı kazanan oyuncu veya takım “oyun’’u kazanmış sayılır. Karar puanı oynanacağı zaman karşılayan oyuncu veya takım, servisi istediği yerden yani kendi sahasının sağından veya solundan karşılama hakkına sahiptir. Çiftler maçında, karar puanı oynanacağı zaman servisi karşılayacak oyuncu yerini değiştiremez. Bir başka deyişle, oyuncular, set içinde servis karşılama oyununa hangi taraftan başlamış ise karar puanını, aynı yerden karşılamak zorundadır.

Tie-break set uygulamasında setin bitmesi için iki farklı üstünlük olması koşulu ile bir oyuncunun veya takımın 6 oyun kazanması gerekir. Skor 5-5 e geldiğinde, iki farklı üstünlüğü yakalayan (7 ye varan) oyuncu veya takım seti kazanır. Ancak, skorun 6-6 ya ulaşması durumunda setin galibini tie-break oyunu belirler.

Karışık çiftler maçlarında, karar puanı oynanacağı zaman karşılayan kişi, servis atan kişiyle aynı cinsiyette olmalıdır. Servis atan bayan ise karar puanında karşılayan da bayan; servis atan erkek ise karşılayan da erkek olmalıdır. Durum Çiftler maçında A ve B, C ve D ile oynuyorlar ve karar puanında A servis atarken C oyuncusu servis karşılamaktadır. Puan oynanırken korta başka bir top gelmiş ve “let’’, puan tekrarı, oynanması gerekmiştir. Servis karşılayan takım, bu sefer D oyuncusunun karşılamasını istemektedir. Kuralda anlatıldığı gibi oyuncu yer değiştiremediği gibi puan tekrar edilirken oyuncu değişikliği de yapılamaz.

Set içindeki skor sistemi çeşitlilik göstermektedir. Tie-break set ve avantaj set uygulamaları, en yaygın olan iki metodtur.

Avantaj set uygulamasında setin bitmesi için yine iki farklı üstünlük olması koşulu ile bir oyuncunun veya takımın 6 oyun kazanması gerekir. Gerekirse set, iki farklı üstünlük sağlanana kadar devam eder. Bu iki uygulamaya alternatif olarak, kısa set ve maç tie-break sistemleri geliştirilmiştir. Kısa set uygulamasında, oyuncu veya takımın iki farklı üstünlüğü yakalaması koşulu ile dört (4) oyun kazanması durumunda oyuncu veya takım seti kazanır. Oyunlarda skor 3-3 e geldiğinde, hangi oyuncu veya takım 5’e gelirse seti kazanmış olur. Oyunların 4-4 berabere olması halinde ise tie-break oyunu oynanır. Maç tie-break uygulaması ise ‘’Yedi’’ veya ‘’On’’ puan üzerinden oynanır. Turnuva öncesi, maç tie-break sisteminin ve kaç puan üzerinden uygulanacağı belirtilir. Maçlar, 3 setin ikisini kazanan veya 5 setin üçünü kazanan üzerinden oynanır. Maç set skoru 1-1 veya 2-2 iken galibi belirlemek adına bir “maç tie-break’’ oyunu oynanır. “Maç tie-break’’, iki farklı üstünlük olması koşulu ile ‘’yedi’’ puan üzerinden ise 7’ye ulaşan veya on’’ puan üzerinden oynanıyorsa 10’a ulaşan ilk oyuncu veya takım, oyun, set ve maçı kazanmış olur.

BOL TENİSLİ GÜNLER DİLERİM.

34

35


SPOR HUKUKU ÜZERİNE…

Fikirlerimiz taze, taze,köklerimiz köklerimizderin... derin...

YAZAN: Av. MEHMET AVNİ KİRİŞCİOĞLU

Sportif faaliyet alanlarının yasal olarak düzenlemelere kavuşması, Cumhuriyet’in ilanını takip eden yıllarda başlamış olup, modern anlamda ve uluslararası standartlarda düzenlemeler günümüze kadar devam etmiştir. Bu kapsamda yasal düzenlemeleri önce iki ana başlık altında değerlendirebiliriz. İlk ana düzenleme, genel kanunlar çerçevesinde; İş Kanunu, Borçlar Kanunu, 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ve Türk Ceza Kanunu'ndaki düzenlemelerdir. Bu kapsamda İş Kanunu hükümleri, spor faaliyetlerinde antrenör, sportif menajer, kulüp doktoru ve kulüp çalışanlarının yasal haklarını işçi, işveren ilişkisi kabul ederek mevcut yasal ihtilafları hallini mümkün kılan kuralları göstermektedir. Borçlar Kanunu çerçevesinde en göze çarpan özellik, sporcu alacaklarının bu kanun hükümlerine göre değerlendirilmesidir. 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun son yıllarda artarak devam eden spor alanları ve dışında özel anlamda suç teşkil eden fiillerin cezalandırılması ve sporun çıkar amaçlı istismarının önlenmesi amacıyla yürürlüktedir. Ceza Kanunu’muz Sportif faaliyet ve bu faaliyetlerin uzantısı sayılacak harici hareketlerin Türk Ceza Kanunu'nun belirlediği suç tiplerine uygunluğu halinde cezalandırılmasını kanunen hüküm altına almaktadır. Şöyle ki; bir spor müsabakasında sporcunun, diğer sporculara, seyircilere, hakeme veya saha görevlilerine karşı kasten darp edici eylemlerde bulunması TCK hükümlerince cezalandırılmaktadır.

36

İkinci ana düzenleme ise; uluslararası spor teşkilatlarının, ulusal standartlara uyarlanması ve bu konuda yapılan yasal düzenlemelerdir. Bu kapsamda ülkemizdeki spor faaliyetlerine katılan federasyonların mevcut uluslararası birliklerin düzenlemelerine uygun olarak kendi bünyelerinde sporu geliştirme, düzenin sağlanması, sporcu ve kulüp ilişkileri ile sağlanacak gelirlerin yatırım ve değerlendirilmesini düzenlemektedir. Ayrıca bu kapsamda ayrı spor faaliyet alanlarında bulunan kulüplerin kendilerine özgü birlikler oluşturulmasını, federasyon şeklinde örgütlenmelerini ve bu örgütlenme ile mevcut alanlarını geliştirmeyi hedefleyen bu düzenlemeler sporun devamlılığı için elzemdir. Sevgili okurlar; spor ile ilgili yasal düzenlemeleri kısaca özetledikten sonra, bu konuda sorularınızı bekler, saygı ve sevgiler sunarım.

Sektöre Sektörekattığımız kattığımızyeniliklerimiz yeniliklerimiztaze tazebir birfidan, fidan, sektördeki yerimiz köklü bir çınar gibi. sektördeki yerimiz köklü bir çınar gibi.

kirisciogluhukuk@gmail.com

Çetin Emeç Bulvarı No: 60/4 06520 Balgat/ANKARA Tel: 0 312 286 90 75 Faks: 0 312 286 90 79 Çetin Emeç Bulvarı No: 60/4 06520 Balgat/ANKARA Tel: 0 312 286 90 75 Faks: 0 312 286 90 79 fidanlar@fidanlarinsaat.com www.fidanlarinsaat.com fidanlar@fidanlarinsaat.com www.fidanlarinsaat.com

37


SÖYLEŞİ

SPOR EKSENİNDE,

AKADEMİK YAŞAM; AĞRI İZZET ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ Ağrı’nın sosyal ve sportif dokusuna soluk getiren Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin Rektörü Prof Dr. İrfan Aslan ile Üniversite’deki spor gelişmeleri, topluma yönelik projeler ve gençlik hedefleri üzerine konuştuk.

38

Sayın Rektör, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misiniz?

Ayrıca tartar pistli modern stadyum, açık spor alanları (Halı saha, tenis kortları, voleybol sahası v.b.) öğrencilerimizin hizmetindedir.

Erzurum’un Olur ilçesi, Süngübayır Köyü’nde doğdum. İlkokulu aynı köyde, ortaokulu ve liseyi Oltu'da tamamladım. 1987 yılında girmiş olduğum, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü'nden 1991 Haziran döneminde Fakülte birincisi olarak mezun oldum. Aynı yıl mezun olduğum fakültenin Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Bilim Dalı’nda yüksek lisans yapmaya ve Bitki Koruma Bölümü’nde Entomoloji Asistanı olarak çalışmaya başladım. Ocak 1994’de yüksek lisansımı, Haziran 1997’de ise doktora tezimi tamamladım. Kasım 1997’de yardımcı doçentliğe atandım. 2000 yılında doçent, 2005 yılında ise profesör oldum. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli seminer ve kongrelere katıldım. Evli ve üç çocuk babasıyım.

Üniversiteler arasında düzenlenen yarışmalara katılan öğrencilerimiz yurt içi ve yurt dışında önemli başarılara imza atmaktadır. Üniversite’mizde; üniversitelerarası kayak, masa tenisi, atletizm, voleybol, basketbol, karate, güreş, salon futbolu, bilek güreşi şampiyonaları yapılmaktadır. Geleneksel hale gelen “Spor Şenlikleri” kapsamında futbol, basketbol, voleybol, atletizm ve masa tenisi branşlarında müsabakalar ve uçurtma şenliği yapılmaktadır.

Gençlik demek hareket demek, hareket demek spor demek. Üniversite’nizde yer alan spor etkinlikleri ile ilgili bilgi alabilir miyiz? Öğrencilere her türlü spor imkanını sunmayı hedefleyen üniversitemizde; 7 bin 400 metrekare alanı kaplayan çok amaçlı spor salonunda yer alan ana spor salonu 1200 kişilik basketbol, voleybol ve hentbol müsabakalarına uygundur. 350 metrekarelik çok amaçlı bir salon ise; basketbol, voleybol antrenmanları için yapılmıştır. İki adet squash salonu, 150 metrekarelik spining salonu ve 900 metrekarelik fitness salonu, ekipmanları ile hizmet vermektedir.

Üniversiteniz bünyesindeki bahseder misiniz?

tenis

çalışmalarınızdan

Sporcuların birbirlerini yıpratmadan yapabilecekleri en özel sporlardan olan tenisin yaygınlaştırılması kapsamında uluslararası standartlara sahip 5 adet tenis kortu yapılmaktadır. Yüksekokul bünyesindeki tenis dersi, üniversite ile Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü kortlarında yapılmaktadır.

Şu anda takımlarınız var mı? Bireysel sporcularınız var mı? Üniversitemizde tenis, kayak, basketbol, voleybol, güreş, boks, badminton, masa tenisi, atletizm ile bayan ve erkek futbol takımları bulunmaktadır. Ayrıca kayak, boks, atletizm, güreş ve masa tenisi branşlarında bireysel sporcularımız şampiyonalarda Üniversite’mizi temsil etmektedir.

39


SÖYLEŞİ

Spora dair pek çok etkinliğe çatınız altında destek veriyorsunuz. Ağrı Tenis Kulübü ve Marmara Üniversitesi'nin birlikte yürüttüğü "Haydi Gençler Kortlara, Ağrı'yı Kalkındırmaya Projesi"ne de katkılarda bulundunuz. Bu etkileyici proje kapsamında üniversitenizin rolü ne oldu? 25. Ocak. 2012 tarihinde yapılan ‘Haydi Gençler Kortlara, Ağrı’yı Kalkındırmaya’ toplantısına ev sahipliği yapan Üniversite’miz, gençlerin tenise sahip çıkması ve tenis sporunun kentte önemli bir noktaya ulaşması noktasındaki çalışmalarını sürdürmektedir. “ULUSLARARASI ALANDA BAŞARILI SPORCULARIN ÇIKMASINA BÜYÜK KATKI SAĞLAMAYI HEDEFLEMEKTEYİZ.”

Peki Üniversite’niz öncülüğünde büyük bir tenis turnuvası planınız var mı? 2013 yılı Eylül ayında Uluslararası Tenis Şampiyonası düzenlenmesi konusundaki çalışmalarımız devam etmektedir.

Demeçlerinizde; "Tüm Ağrılı sporcuların ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nün üniversitede yapmak istedikleri faaliyetlere katkı sunmaya hazırız." şeklindeki samimi söylemlerinize rastlıyoruz. Sizce Ağrı'daki gençlerin tenise sahip çıkması ve tenisin kentte önemli bir noktaya ulaşması Ağrı'ya neler katacak? Kentin sportif yaşamına önemli bir katkı sağlayacağına inandığım ‘Ağrı’dan Avrupa’ya Tenis Kardeşliği Avrupa Birliği Gençlik Projesi’ ile başlayan Tenis Federasyonu ve Ağrı Tenis Kulübü’nün düzenlediği 25 bin dolar ödüllü Uluslararası Büyük Bayanlar IC Cup Turnuvası ile

40

devam eden tenis sporu ile ilgili gelişmeler artarak devam etmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde tenis denilince akla ilk gelen yer olan kentte tenis sporu ile sosyo-ekonomik düzeyi düşük gençlerin fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişmeleri sağlanacak, uluslararası boyutta da farklı ülkelerdeki gençlerle tanışma imkanı sunulacaktır.

“GENÇLERİMİZE ÖZGÜVEN DUYGUSUNU KAZANDIRMANIN YOLLARINI ARAMALIYIZ.”

Ağrı’da kardeşlik ve dayanışma kültürünün gelişmesi sonucu gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştıracak spor branşlarına her zaman olumlu bakıyoruz. Bu kapsamda Üniversite’mizin de eş finansmanı olduğu Ağrı’dan Avrupa’ya Tenis Kardeşliği Projesi ile kentin sportif yönünün daha da gelişmesine katkıda bulunurken, gelecekte uluslararası alanda başarılı sporcuların çıkmasına büyük katkı sağlamayı hedeflemekteyiz.

9. Sizden gençlerimize gönderilmek üzere; üniversitenin ve sporun önemine dair bir mesaj rica ediyoruz.

“ÜNİVERSİTELER, BULUNDUKLARI KENTLERİN LOKOMOTİFİDİR. Sizce bir üniversite, şehre neler katıyor? Ülkelerin uygarlık yarışındaki itici gücü ve vazgeçilmez etmenlerinden olan üniversiteler, ülke sorunlarına çözüm getirme, gençler için sağlıklı ve sürekli bir gelişimin yolunu açma ve bilim merkezleri olma özelliklerinin yanı sıra bölgesel kalkınma anlamında da önemli bir yere sahiptir. Üniversiteler akademisyen ve öğrenci yetiştiren yerler olmasının yanı sıra bulundukları bölgenin ekonomisini, sosyal yapısını, sosyolojisini, sosyo-ekonomik durumunu ve kültürel değerlerini değerlendirip ortaya çıkaran yerlerdir. Üniversitelerin bulundukları kentlerin lokomotifi olma ilkesinden hareketle Üniversite’mizde, bugüne kadar kültürel, sanatsal, bilimsel, sosyal ve sportif alanlarda yüzlerce faaliyet gerçekleştirilmiştir.

İletişim ağının baş döndürücü bir şekilde geliştiği, kültür ve medeniyetler arasındaki mesafenin azaldığı, dünyanın gitgide küçüldüğü ve buna ek olarak milletlerin her alanda büyük bir yarışa girdikleri bir zaman dilimini yaşamaktayız. Medeniyetler yarışında başarılı olmak ve dünyaya damgasını vurmak isteyen her millet, mensubu olduğu kültür ve medeniyeti ayakta tutacak, bunları geliştirecek bir gençlik yetiştirmek zorundadır. Öncelikli olarak işe eğitimle başlanılmalıdır. Çünkü bütün zihinsel ve sosyal değişmeler ancak eğitimle mümkündür. Kendisine bir hedef belirlemiş, ülkemizin geleceğini kendine dert edinmiş ve kendisini çağın ilimleriyle donatmış bir gençliği yetiştirmek eğitim sistemiyle mümkündür. Gençlerimize sahip olduğu potansiyeli geliştirmek ve bunu toplumun menfaatine uygun kullanmak için gençlerimize özgüven duygusunu kazandırmanın yollarını aramalıyız. Bu amaca yönelik olarak gençlerin eğitsel, ekonomik ve sportif faaliyetlere katılımı sağlanmalıdır. Gençliğimizin sağlıklı bir spor anlayışına sahip olduğunu söyleyemeyiz. Sporun gençliğimiz için daha cazip ve faydalı hale gelmesi, gençlerimize sağlıklı bir spor kültürü kazandırmakla

41


SÖYLEŞİ

BÖLÜM BAŞLIĞI

mümkündür. Gençlerin rahatça her türlü sportif faaliyetlerde bulunabileceği mekânların sayılarının artırılması bu amaca hizmet edecektir. Bütün bunlar yapılırken sporun amaç değil, sağlıklı hayat için bir araç olduğu gençlere hatırlatılmalıdır. Spor gençlerin sorumluluk duygusunu artırır, fiziken ve ruhen sağlıklı olunmasını sağlar. Bunların yanı sıra, dikkat dağınıklığının önüne geçilmesine de yardımcı olur. Spor yapan gençler derslerinde daha verimli olurlar, takım ruhuna sahip olurlar. Üniversitemizin akademik ve idari kadroları, bu bilinçle sporun bütünleştirici bir unsur olması adına çeşitli zamanlarda “Spor Yoluyla Sosyal Uyum” projelerini uyguladılar. Sporun, sağlıklı hayatın önemli bir parçası olduğunu uygulamalarıyla gösterdiler. Sonuç olarak diyorum ki; hayatımızda var olan her şeyin değiştiğini, geliştiğini ve tekrarlandığını biliyoruz. Bütün bu değişimler, gelişimler ve tekrarlar içinde değişmeden kalan tek şeyin “spor” olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

ÜNİVERSİTE HAKKINDA ‘Ağrı Dağı Üniversitesi’ ismi ile 17 Mayıs 2007’de kurulan Üniversite’miz, 19 Haziran 2008’de ‘Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’ adını aldı. Prof. Dr. İrfan ASLAN, 9 Eylül 2008’de Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL tarafından Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğü’ne atandı. Üniversitede; 6 Fakülte, 2 Enstitü, 6 Yüksekokul, 6 Meslek Yüksekokulu ve 6 Araştırma Merkezi bulunmaktadır. Tenis kortları, basketbol, voleybol ve futbol sahalarından oluşan spor merkezi, 2013 yılı sonu itibari ile bitirilecektir. Binaların hızla yükseldiği Üniversite yerleşkesinde inşaatlara paralel olarak başlatılan ağaçlandırma çalışmasında, 19 türde 60 bin ağaç ve 6 türde mevsimlik çiçek dikildi. Yaklaşık 13 bin öğrencinin öğrenim gördüğü Üniversite’de, 317 akademisyen ve 202 idari personel görev yapmaktadır. Üniversite’de, 5 yıllık süre içerisinde sempozyum ve kongre, konferans, panel, eğitim semineri, açık oturum, söyleşi, tiyatro, konser, sergi, turnuva ve teknik gezi kapsamında 200 ulusal ve uluslararası bilimsel toplantı gerçekleştirildi.

42

43


BÖLÜM BAŞLIĞI

BÖLÜM BAŞLIĞI

14 YAŞ

44

14 YAŞ

45


BÖLÜM BAŞLIĞI

AMERIKAN RÜYASININ KALBI NEW YORK HAZIRLAYAN: BURCU ÇETİNKAYA ÖZTÜRK

Efsanevi ses Frank Sinatra o meşhur şarkısında, New York'u hiç uyumayan şehir olarak anlatıyor. Ve ekliyor:

“Burada başarabilirsem her yerde başarabilirim.”

Ticaret, finans, medya, sanat, moda, araştırma, teknoloji, eğitim ve eğlence sektöründe önemli katkı yaptığından dolayı kürsel dünyanın başkenti gibi iddialı bir unvana sahip New York… New York; Amerikan rüyası denen klişenin bazıları için gerçek bir düşe, bazıları içinse gerçek bir hayal kırıklığına dönüştüğü; zenginliğin ve fakirliğin, modern yaşamın ve bohem hayatın iç içe geçtiği, tezatların ahenginin baş döndürdüğü bir metropol. Tutkulu bir aşkın gel gitleri gibi sizi kıskacı altına alan New York’un cazibe merkezi olmasının hiç kuşkusuz milyonlarca sebebi var. Fakat 24 saat uyumayan şehrin ışıl ışıl aydınlatmasının bu güzelliğe ayrı bir tılsım kattığı da bir gerçek. Dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulan New York City; The Bronx, Brooklyn, Manhattan, Queens ve Staten Island isimlerindeki 5 ana bölgeden oluşuyor. Bir göçmen kenti olan New York City’de 100’lerce ayrı dil konuşuluyor. Özgürlükler şehri, fırsatlar şehri unvanıyla herkesin düşlerini süsleyen şehir; taşının toprağının altın olmasından dolayı 1920’li yıllardan itibaren Big Apple unvanıyla anılmaya başladı. Bu takma adın hikayesine dair pek çok rivayet var. Ben en çok Jazz müzikle ilgili olanı seviyorum. Bu hikaye, metropolün 20’lerde jazz müziğinin merkezi olmasına dayanıyor. Özgürce sanat yapmak için şehirden şehire seyahat eden caz müzisyenleri, en çok para kazandıran şehirlerden biri olan New York’a "Big Apple" diyordu. Onlar için Big Apple'da müzik yapmak; aynı zamanda ağaçtaki en büyük elmayı kapmakla, büyük ikramiyeyi kazanmakla eş anlamlıydı. Big Apple’a hiç gitmesek bile herhalde hepimizin ona dair fikirleri, tasvirleri vardır. Amerikalılar filmler, diziler, şarkılarla bize New York City’nin yaşam biçimini tüm dünyaya empoze ettiler diyebiliriz.

NEW YORK

tanıyoruz. Mesela onların sabah işe giderken ellerinde muhakkak kahveleri vardır. Hep bir koşuşturma içindedirler. Takım elbisesinin altına giydiği spor ayakkabısıyla kulağında kulaklığıyla sanki her gün yan yana yürüyormuşuz gibi yakından tanırız bir New York’luyu. Sex and the city’den fırlamış, taksi durdurma peşinde topuklu ayakkabılı kadınlara da aşinayız filmler, diziler sağ olsun. Hiç yürümesek bile biliriz ki kafamızı kaldırdığımızda dev gökdelenlerden gökyüzünü göremeyiz. Dizileri, filmleri bir kenara bırakıp bu şehri yaşamaya başladığınızda, şehrin dokusunu içinize çektiğinizde dilerseniz kendinizi kalabalığa bırakıp bu şehrin çılgın temposuna ayak uydurabilir, dilerseniz hiç uyumayan bu şehrin sakinliği misafir eden parklarında kendinizi dinleyebilirsiniz. Burası müzeseverler için gerçek bir cennet. Tüm dünyadan iki milyondan fazla eserin sergilendiği Metropolitan Sanat Müzesi, bir günde gezilemeyecek kadar zengin bir koleksiyona sahip. 1929 yılında kurulan Modern Sanat Müzesi, modern sanata adanan ilk müze olmasıyla ön plana çıkıyor. Müzede, resimden heykele, filmlerden mimariye kadar pek çok eser yer alıyor. New York denince akla gelen Broadway, Manhattan’da bulunan bir cadde. Işıklarla bezeli caddede müzikaller, tiyatrolar yer alıyor ve çeşitli performanslar sergileniyor. Böylesi kozmopolit bir metropol size neredeyse dünyanın tüm mutfaklarıyla tanışma fırsatı da veriyor. Binlerce lokantaya ev sahipliği yapan New York City’de farklı etnik kültüre sahip lezzetleri tadabilirsiniz. ABD içinde adeta kendi cumhuriyetini ilan etmiş olan New York’u sınırlı sayfalarda anlatmak mümkün değil. Hani anlatılmaz yaşanır derler ya işte bu söz tam da New York için söylenmiş…

Daha önce hiçbir caddesinde yürümesek bile New Yorker’ları iyi

46

47


NEW YORK

AMERİKA AÇIK TENİS TURNUVASI

ÖZGÜRLÜK HEYKELİ

Dünyanın en bilinen ikonlarından Özgürlük Heykeli, Fransa tarafından kuruluşunun 100. yılı nedeniyle ABD'ye hediye edilmiş. Sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir tablet tutan özgürlük tanrıçası, bakır ile hayat bulmuştur. Tabletin üstünde 4 Temmuz 1776 tarihi (Bağımsızlık Bildirgesi'nin tarihi) yazılıdır. Meşalenin 7 sivri ucu ise; 7 kıtayı veya 7 denizi simgeler.

Tenisin kral ve kraliçelerinin arenada boy gösterdikleri Grand Slam’lerin sonuncusu her yıl Ağustos ayında Amerika Açık Tenis Turnuvası adıyla düzenleniyor.

EMPIRE STATE BİNASI

Büyük buhranın Amerikan halkı üzerindeki olumsuz psikolojik etkilerini silmek amacıyla inşa edilen yapı, 1 Mayıs 1931 yılında açıldı. Bugün Manhattan Bölgesi’nin sembol yapılarından olan binanın, New York'a tepeden bakmak ve bütün şehri görebilmek için en uygun yer olduğu kabul edilir. Bir zamanlar dünyanın en yüksek binası unvanını elinde tutan Empire State halen New York City’nin alameti farikası olarak arz-ı endam ediyor. Kışın bazı günlerde, binanın alt katlarına yağmur yağarken en üst katına kar yağdığına dair rivayetler de vardır.

İlk kez, 1881 yılının Ağustos ayında Rode Adası’ndaki Newport Casino’nun çim kortlarında gerçekleştirilen turnuvaya o dönem sadece ABD Tenis Federasyonu'nun üyesi olan kulüpler katılabiliyordu. Başlangıçta tekler ve çiftler kategorilerinde erkekler için düzenlenen turnuva, 1887 yılından itibaren bayanlar için de düzenlenmeye başladı. 1924 yılında uluslararası tenis federasyonu tarafından büyük turnuva olarak lanse edilen turnuvanın merkezi 1968 yılında "açık tenis" dönemine geçilmesiyle birlikte Forest Hills’teki Batı Yakası Tenis Kulübü kortu oldu. 1974 yılına kadar çim kortta yapılan müsabakalar, 1975-1977 arası toprak kortta oynandı. 1978 yılında, Amerika Açık, bugünkü mekanı olan Billie Jean King National Tennis Center'a taşındı. Böylece Amerika Açık’ta sert kort dönemi başladı. Günümüzde hala New York Queens'te bulunan ve Billie Jean King National Tennis Center'da düzenlenen Amerika Açık, her yıl Ağustos’un son haftası başlar ve 2 hafta sürer.

CENTRAL PARK

Peyzaj mimarlığının bir mucizesi olan bu yapay park için New York’un arka bahçesi diyebiliriz. Park, gittikçe büyüyen şehrin sakinlerine nefes alabilecekleri bir vaha sunmak için 1800’lerin ortalarından inşa edilmiştir. İnsan yapımı bir cennet olarak dizayn edilen bu parkta, şehrin hızlı kalp atışından yorulan New York’luları çimlere uzanmış kitap okurken, piknik yaparken ya da ördekleri beslerken görebilirsiniz.

Turnuva Tarihinden Notlar: 4 Grand Slam içerisinde 1970 tarihinde ilk defa tie- break uygulamasının yapıldığı turnuva, bu yönüyle bir ilk özelliği taşımaktadır.

1973 yılında yapılan uygulama ile de erkek ve bayan dallarında para ödüllerinin eşitlendiği ilk turnuva olmuştur. Tenisçilerin hakem kararlarına itiraz etmesini sağlayan “Şahin Gözü” adlı bilgisayar sisteminin 2006 yılında ilk kez burada kullanıldı. Sert zeminde yapılan ABD Açık'ta erkeklerde en çok şampiyonluk kazanan isim ABD'li Bill Tilden. Tilden'ın teklerde 7, çiftlerde 4, karışık çiftlerde 4 olmak üzere 15 kez şampiyonluk elde etti. ABD’li tenisçi Pete Sampras, 19 yaşındayken şampiyon olarak turnuvanın en genç tenisçisi unvanını elde etti. Turnuvanın en yaşlı şampiyonu; 1911'de 38 yaşındayken şampiyonluğa ulaşan ABD'li Bill Larned. ABD Açık'ta bayanlarda en çok şampiyonluk kazanan isim ABD'li Margaret Osborne DuPont. DuPont'un teklerde 3, çiftlerde 13, karışık çiftlerde 9 olmak üzere 25 şampiyonluğu bulunuyor. Turnuvayı teklerde en çok kazanan isim ise 8 kez ile Norveçli Molla B Mallory. Turnuvada en genç şampiyon Tracy Austin. ABD'li tenisçi 1979'da şampiyon olduğunda 16 yaşındaydı. Norveçli Mallory, 1926'da 42 yaşındayken elde ettiği zaferle turnuvanın en yaşlı şampiyonu unvanını da elinde bulunduruyor.

TIMES MEYDANI

Asıl adı Longacre Square olan meydan, adını meydana taşınan The New York Times’dan almaktadır. 1904 yılının yılbaşı akşamı, Times Meydanı'na ismini veren New York Times'ın meydandaki yeni binasına taşınmasına istinaden yapılan havai fişek kutlamasıyla yeni bir gelenek başladı ve her yıl, yılbaşı bu meydanda havai fişeklerle kutlanmaya başlandı. Bu gelenek hâlâ devam etmektedir. Her yıl meydanda oluşan binlerce kişilik kalabalık, yeni yılı gösteren meşhur ışıklı topun inişini seyreder.

BROOKLYN KÖPRÜSÜ

Brooklyn ile Manhattan arasında artan trafiğe çare olmak için ihtiyaç duyulan köprü, Amerika’nın en eski ve dünyanın ilk çelik telli asma köprüsüdür. 24 Mayıs 1883’de hizmete açıldığında New York City'de tatil ilan edildi. O gün 150.300 yayanın köprüden geçerek suya 1 cent attığı söylenir. Gotik tarzda yapılmış bu köprü, 19. yüzyıl mühendisliğinin doruk noktası ve dünyanın 8. harikası olarak kabul ediliyor.

48

49


BÖLÜM BAŞLIĞI

ALİ BARANSEL

50

BÖLÜM BAŞLIĞI

ALİ BARANSEL

51


BÖLÜM BAŞLIĞI TENİS MODASI

Puma

BÖLÜM BAŞLIĞI

Lucky in Love

Asics

Adidas

Rahat ve aynı zamanda sempatik olan hippi tarzından esinlendik ve tenis kiyafetleri üreten markaların son sezonlarından bu ögeleri taşıyan ürünleri araştırdık.

yaz günlerinde bol ve açık renkli t-shirtleri, dar ve strech şortlarları, birlikte kullanarak denge sağlayabilirsiniz.

Funkadelic

spor kiyafetlerin vcazgiçilmezi olan metalikler bu sezonda ürünlerde çok görülüyor. yazın güneşinde kortlarda metalıkleri kullanarak gün işinda yildız gibi parlayabilirsiniz =)

Aynı şekilde renksiz ve gri bir kiyafetinizi foosforlu renklerle dolu yeni sezon tasarımlarıyla tamamlaya bilirsiniz. Asics

PEACE LOVE & JUICY COUTURE Hippi tarzında tasarlanan bu perfum sizi kokusuyala 60'ların neşeli günlerine götürür. Juicy Couture'run Peace Love & Juicy Couture son derece positif ve doğaldır. yeni kesilmiş çimen, çam ağçaları, çiçekler, toprak ve su'yun ruhu bu şişenin içinde saklı.

Fila Adidas

Amalfi Limonu, yabani sümbül, tatlı elma ve Frenk üzümü üst notada, orata notayı, manolya, yasemin, Malibu Gelinciği, hanımeli ve ıhlamur çiçeği zenginleştiriyor, Temel notaları, Süsen kökü, paçuli çiçeği and ve son olarak şehvetli misk tamamlıyor.

L DE LOLITA LEMPICKA L de Lolita Lempicka oryantal Vanilya olarak sınıflandırabilirz. Sıcak yaz aylarında bile tatlı parfumeleri tercih edenler için ideal. üst notalarda acı portakal ve bergamut yeralıyor, orta notları ise yayla çiçeği, tarçın ve misk; temel notalar, tonka fasulyesi, vanilya ve sandal ağacı'dır.

Adidas

Adidas

Asics

HAZIRLAYAN: MAHYAR M. KALANTARI

52

53


BÖLÜM TENİS MODASI BAŞLIĞI

BÖLÜM BAŞLIĞI Nike

LA FORCE 11 Nike

Adidas

D&G Anthology La Force 11, Anthology koleksiyonun altıncı perfumudur ve 2009 yılında üretime geçti Bu koku güçlü ve hırslı yapıya sahip kişilere hitap etmesi amaçlanmış. oriental ve gurme bir kokudur. kakule, tarçın kırmızı biber üst notalarda, muskat, kediotu, selvi orta notlar, sandal ağacı, vanilya ve kimyon temel notları oluşturmakta.

Yazın dayanlımaz sıcağında ferah esintileri hayal ederek, yeni sezon tenis kiyafetlerden deniz ve buz mavisinin yanında limon sarısı ürünleri sizin için topladık. Ne mutlu ki piskolojimiz, soğuk renleri kullandığımıza serinlememize yardımcı oluyor. Babolat

Babolat

Nike Lacoste Adidas

forfurlu sarı ve açık mavı tonları yarattığı dinamik tazelik gri ile birleşince modern ve şık bir kombinasyon sağlar.

Head

Nike

Athletic DNA

LE BEAU MALE Jean Paul Gaultier'in yeni perfumu, LE BEAU MALE size ferahlık ve sıcaklığın değişik bir kombinasyonunu yaşatacak. Firimanın hiç bir zaman eskimeyen Le Male parfumunu biraz hatırlatan bu koku oldukca jezb edici ve güçlu. Nane ve Absent içeceğinin parfumun ferah kısmını oluştururken Lavanta, Adaçayı ve portakal çeçeği kokunun sıcak yanını ortaya çıkartıyor. bunların hepsine misk, cezbedicilik katarak temel notayı oluşturıyor.

Head

Nike

Nike HAZIRLAYAN: MAHYAR M. KALANTARI

54

Nike

55


ANALİZ

KÜLKEDİSİ

BARTOLİ YAZAN: MEHMET SEVİNÇ / SPOR SUNUCUSU

Her şey bir peri masalıydı sanki. Çünkü belki kendisi bile şampiyon olacağına inanmıyordu. Bu nedenle masaldı. Bu nedenle zordu işi. Ne de olsa sezon boyunca işler iyi gitmemişti. Üst üste 3 maç kazanamamıştı. Ama içinde yine de bir umut vardı sanki. Yüksek sesle dile getiremese de içinde bir şeyler hissediyordu. Bu umut Marion Bartoli’ye hiç kimsenin beklemediği bir Grand Slam şampiyonluğu getirecekti. Bu şampiyonluk sadece Bartoli için değil, sokaktaki adam için bile önemliydi. Bartoli her şeyden önce kariyerinin ilk Grand Slam şampiyonluğunu yaşadı. Üstelik bunu en prestijlisinde, Wimledon’da gerçekleştirdi. Bu şampiyonluk tüm Fransa için de önemliydi. Çünkü açık tenis tarihinde yani 1968’den bu yana Grand Slam kazanan yalnızca ve yalnızca 3. Fransız kadın tenisçi olmuş ve gündemin 1 numaralı haberi haline gelmişti. Bu şampiyonluk sokaktaki adam için, bizler için de önemliydi. Bartoli bizlere zirveye ulaşmak için mükemmel olmamıza gerek olmadığını gösterdi.

Hepimiz Monica Seles’i duymuşuzdur. Ancak hepimiz onu hatırlamayız. Hatırlayanlar bilirler. Dünyanın eski 1 numarası Monica Seles kazandığı 9 Grand Slam ile 90’lı yılların başında fırtına gibi esmişti. 16 yaşında Roland Garros’u kazananarak bu turnuva tarihinin en genç şampiyonu olmuş ve hemen hemen aynı günlerde tenise başlayan Marion Bartoli’nin idolü haline gelmişti. Bartoli de tıpkı Seles gibi, her 2 yönde de yani hem backhand, hem de forehand’de çift el kullanmayı seçti. Çünkü Seles bu şekilde oynayarak tarihe geçmişti. Bunu Marion da yapabilirdi. Bu yolda en büyük destekçisi babası Walter’dı. Hayatını kızına adadı. Her zaman en büyük destekçisi oldu. 20 yıl onun koçluğunu yaptı. Hatta zaman zaman 2011 Wimbledon’da olduğu gibi kızının gazabına da uğradı. Kızı onu tribünde istemediğinde bunu olgunlukla karşıladı. Birçokları Walter’ı tenisin içinden gelmemekle de eleştirdi. Ama onun yöntemleri, farklı bakış açısı alışkın olunmadık bir tenisçi ortaya çıkardı. Belki Marion daha profesyonel ellerde çok daha iyi bir tenisçi olabilirdi. Ama o tenisçi Wimbledon’ı kazanamayabilirdi de.

Şampiyonluk pastasının büyük bir bölümünü bu bağlamda baba Walter’a ayırmak mümkün. Ancak o bu şampiyonluğu sadece baba olarak yaşadı. Kızını 20 yıl çalıştırmış olmasına rağmen bu zaferi onun koçu olarak tadamadı. Çünkü Marion şubat ayında babasıyla yolları ayırmış ve 2006 Wimbledon şampiyonu Amelie Mauresmo’yu yeni koçu olarak açıklamıştı. Bu değişikliğin meyvesini vermesi sadece 4 ay aldı. Mauresmo’nun kazanan ruhu kısa sürede Bartoli’ye de sirayet etti. Bu ruhun 28 yaşındaki Fransız tenisçiye yeni Grand Slam’ler getirip getiremeyeceğiniyse zaman gösterecek. Ama sonuçlar ne olursa olsun Bartoli her zamankinden daha fazla saygı görecek.

Wimbledon başlamadan önce kimse ona şans tanımıyordu. İkincil favorilerden bile gösterilmiyordu. Herkesin gözü Serena, Maria ve Victoria’nın üzerindeydi. Gözler haklılardı da. Ne de olsa bu isimler sezonun en formda isimleriydi. Ancak başarıya giden yolda biraz şansa da ihtiyaç vardı. Ve bu şans 6 yıl önce SW19’da final oynamış Marion Bartoli’nin yanındaydı. İlk zorlu rakibi çeyrek finalde karşısına çıktı: Amerikalılar’ın yükselen değeri Sloane Stephens. Ancak 175 IQ’ya sahip Bartoli için rakibini analiz etmek ve çözüm yolları üretmek zor olmadı. Bir anda kendini yarı finalde buldu. Yarı finaldeyse turnuvanın sürpriz ismi Kirsten Flipkens karşısında zorlanmadı. 6 yıl sonra yeniden finaldeydi. Üstelik tek bir set dahi kaybetmemişti. Ancak finalde yine favori olmayan taraftı. Karşısında güçlü servis ve forehand’leriyle Sabine Lisicki duruyordu. Ancak maç beklenmedik derecede tek taraflı geçti. 1 saat 21 dakikanın ardından Venus Rosewater tabağı Marion Bartoli’nin ellerinde yükseliyordu. Bu başarı beklenmedik olabilir. Ama kesinlikle tesadüf değildi. Yıllar süren bir çalışmanın sonucuydu. Bartoli’nin oyunu göze hoş gelmiyor olabilir. Kitaba uygun da olmayabilir. Ama bu oyun bile mutlaka birilerine ilham kaynağı olacaktır. Tıpkı Monica Seles’in Bartoli’yi etkilediği gibi.

56

57


BÖLÜM BAŞLIĞI

BÖLÜM BAŞLIĞI

ANDY MURAY NAZLI

58

ANDY MURAY NAZLI

59


ANALİZ

BÖLÜM BAŞLIĞI

WİMBLEDON’DA SÜRPRİZ SAĞANAĞI YAZAN: OKAN KILIÇKAYA

Kara çarşambanın kapanışında sahne alan İsviçreli yaşayan efsane RogerFederer ise 36 Grand Slam’lik olağanüstü çeyrek final serisinin sonuna geldi. Sezon başından bu yana gösterdiği performansla çaptan düştüğünü artık iyiden iyiye belli eden Ekselansları, oldukça tutuk başladığı müsabakada ilk seti hanesine yazdırmayı başarsa da bilindik görüntüsünün çok uzağında seyrediyordu. Hâl böyle olunca daha da cesaretlenen Stakhovsky, bilhassa tie-break ile kazandığı ikinci setin ardından oyunda momentumu eline geçiren taraf oldu. Rakibinin klasik servis-vole stili karşısında passingshot üretmekte bir hayli aciz kalan Federer, korttan 6-7(5) / 7-6(5) / 7-5 / 7-6(5)’lik setler sonucunda boynu bükük ayrıldı ve arka bahçesi olarak nitelendirdiği Wimbledon’a daha ikinci turda havlu attı.

LİSİCKİ BUNU HEP YAPIYOR Sağanak yağışlarıyla ünlü Londra şehrinin asırlık geleneği olan Wimbledon Tenis Turnuvası’nda bu yıl deyim yerindeyse sürpriz sağanağı vardı. Favori raket kıyımının daha ilk günden start aldığı tenisin zirvesinde ilk büyük şoku 12 Grand Slam şampiyonu Rafael Nadal yaşattı. Geçen yıl yine bu kortlarda Lukas Rosol’e elenerek herkesi şaşkına çeviren İspanyol raket, o maçtan sonra 7 ay kortlarda görünmemiş ama ustası olduğu toprak zeminde yine tozu dumana katmıştı. Şubat ayındaki geri dönüşünün ardından katıldığı bütün turnuvalarda finale yükselen ve bu muhteşem karnesini 8. Roland Garros zaferiyle taçlandıran toprak kortların kralı, sıra dışı formunu Wimbledon’a da taşımayı umuyordu fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Dünya sıralamasında 135. sırada yer alan Steve Darcis karşısında tanınmaz bir hâlde olan Nadal, rakibine 7-6(4) / 7-6(8) / 6-4’lük setlerle boyun eğdi ve bir kez daha kaderine razı oldu.

Nadal’ın elenişi, sürpriz sonuçların ilkiydi ama sonuncusu olmadı. Bilakis turnuvanın üçüncü gününde yaşanacakların yanında Rafa’nın aldığı sonuç devede kulak kalırdı. Kara çarşambanın ilk kötü haberi, kadınlar tenisinin 2 numarası Victoria Azarenka’dan geldi. İlk tur maçı esnasında bu yıl birçok oyuncunun başına geldiği üzere dengesini kaybederek kendini yerde bulan Vika, sakatlığını gerekçe göstererek turnuvadan çekildiğini duyurdu. Akabinde korta çıkan kariyerİ Grand Slam etiketli Maria Sharapova da şok dalgasından nasibini alan bir diğer isimdi. Kısa boyu ve ayaklarının çabukluğuyla Rus yıldızın gönderdiği etkili atak vuruşlarını kararlılıkla geri püskürten Michelle Larcher De Brito, rakibine bir an olsun dümene geçme şansı vermediği maçtan 6-3 / 6-4’lük setlerle galip ayrıldı ve bir büyük devi turnuvanın dışına itti.

Sağanak yağışlarıyla ünlü Londra şehrinin asırlık geleneği olan Wimbledon Tenis Turnuvası’nda bu yıl deyim yerindeyse sürpriz sağanağı vardı. Favori raket kıyımının daha ilk günden start aldığı tenisin zirvesinde ilk büyük şoku 12 Grand Slam şampiyonu Rafael Nadal yaşattı. Geçen yıl yine bu kortlarda Lukas Rosol’e elenerek herkesi şaşkına çeviren İspanyol raket, o maçtan sonra 7 ay kortlarda görünmemiş ama ustası olduğu toprak zeminde yine tozu dumana katmıştı. Şubat ayındaki geri dönüşünün ardından katıldığı bütün turnuvalarda finale yükselen ve bu muhteşem karnesini 8. Roland Garros zaferiyle taçlandıran toprak kortların kralı, sıra dışı formunu Wimbledon’a da taşımayı umuyordu fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Dünya sıralamasında 135. sırada yer alan Steve Darcis karşısında tanınmaz bir hâlde olan Nadal, rakibine 7-6(4) / 7-6(8) / 6-4’lük setlerle boyun eğdi ve bir kez daha kaderine razı oldu.

Nadal’ın elenişi, sürpriz sonuçların ilkiydi ama sonuncusu olmadı. Bilakis turnuvanın üçüncü gününde yaşanacakların yanında Rafa’nın aldığı sonuç devede kulak kalırdı. Kara çarşambanın ilk kötü haberi, kadınlar tenisinin 2 numarası Victoria Azarenka’dan geldi. İlk tur maçı esnasında bu yıl birçok oyuncunun başına geldiği üzere dengesini kaybederek kendini yerde bulan Vika, sakatlığını gerekçe göstererek turnuvadan çekildiğini duyurdu. Akabinde korta çıkan kariyerİ Grand Slam etiketli Maria Sharapova da şok dalgasından nasibini alan bir diğer isimdi. Kısa boyu ve ayaklarının çabukluğuyla Rus yıldızın gönderdiği etkili atak vuruşlarını kararlılıkla geri püskürten Michelle Larcher De Brito, rakibine bir an olsun dümene geçme şansı vermediği maçtan 6-3 / 6-4’lük setlerle galip ayrıldı ve bir büyük devi turnuvanın dışına itti. Kara çarşambanın kapanışında sahne alan İsviçreli yaşayan efsane RogerFederer ise 36 Grand Slam’lik olağanüstü çeyrek final serisinin

60

61


ANALİZ

BÖLÜM BAŞLIĞI

SELES’E NİYET, BARTOLİ’YE KISMET Lisicki’nin kupa yolundaki rakibini belirleyecek müsabaka ise 2007 finalisti Marion Bartoli ile Kirsten Flipkens arasındaydı. Hem backhand hem de forehand kanadını çift elle savunan Bartoli için bu yarı final, daha çok bir ilk tur maçı hüviyetinde geçti. Dakikalar ilerledikçe oyun disiplininden iyice uzaklaşan rakibi karşısında zorlanmayan tecrübeli Fransız, 6-1 / 6-2’lik setlerle adını tenisin presitijle eş anlamlı turnuvasında ikinci kez finale yazdırdı. Finale gelindiğinde çoğunluğun favorisi Lisicki’ydi fakat kazın ayağı aslında pek öyle değildi. Evet, Sabine rakibine oranla daha kudretli silahlara sahipti ama atlanan bir nokta vardı. O da işin zihinsel boyutuydu. İşte finalin sonucuna doğrudan tesir eden nokta da bu oldu. Maça rakibinin servisini kırarak başlayan Lisicki, ne olduğunu anlamadan tabelada 6-1’lik skoru gördü. İkinci setin oldukça kritik ikinci oyununda servisine tutunmayı başaran konsantrasyon timsali Bartoli, rakibinin kırılganlığı ve buna bağlı olarak oynadığı savruk oyundan çok iyi istifade ederek ikinci sette de 5-1’i buldu. Aslında ikinci setin skoru açılış setininkiyle aynı olabilirdi. Ancak ertesi oyunda üç şampiyonluk puanı kaçıran Fransız raket, kupanın ağırlığını enikonu hissetmeye başlayınca ödül seremonisi rötar yaptı. Yine de servis attığı son oyunu sıfıra karşı kazanmayı bilen Fransız, küçükken hayallerini kurduğu VenusRosewaterDish’e yine hayallerinde kurduğu gibi sahip oluyordu: 6-1 / 6-4.

ANDY MURADINA ERDİ Erkekler kanadındaysa bu yılın en flaş isimlerinden biri de hiç kuşku yok ki Juan Martin Del Potro’ydu. Birkaç sene evvel verdiği bir röportajda ülkesinde çim kort bulunmamasından yakınan Tandil Kulesi, tenisin zirvesinde bu yıl ilk defa yarı finale yükselerek çok iyi bir iş çıkardı. Djokovic’le oynadığı finale kalabilme maçını kaybetmesine rağmen seyircinin gönlünü kazanması da cabasıydı. Bir defasında Federer’in “Topa onun kadar güçlü vuranını çok az gördüm.” diyerek nitelediği Delpo, bilhassa rakibinin ikinci servislerinde ürettiği müthiş forehand vuruşlarıyla Nole’yi çok yıpratsa da bu keyifli ve epik mücadelenin galibi, sağlam ilk servis performansıyla dünya 1 numarası oldu: 7-5/4-6/7-6(2) /6-7(6) /6-3.

puan vuruşu ürettiği hem de daha az basit hatayla oynadığı mücadeleden 6-4 / 7-5 / 6-4’lük setlerle galip ayrıldı ve Fred Perry’nin 1936’daki zaferinden sonra Wimbledon’da tahta çıkan ilk Adalı olmayı başardı. Son tahlilde geçmiş yılların aksine birçok sürpriz sonuca ve sakatlığa sahne olan tenis aleminin şahikası, bu yıl iki yeni şampiyon daha çıkardı.

Sırp tenisçiyle merkez kortta kupa için kozlarını paylaşacak isimse geçen yılın mahzun finalisti Andy Murray’den başkası değildi. Klasmanın ilk iki sırasında yer alan tenisçileri buluşturan şampiyonluk müsabakası, bir hayli uzun süren fakat kalitesi tartışılır rallilere sahne oldu. Kendi oyununu rakibine kabul ettirmeyi başaran Britanyalılar’ın göz bebeği, hem daha çok

62

63


DÜNYADAN / Kaynak: Tenishaber.com

SON 10 YILIN EN KÖTÜ FEDERER’İ

ANDY MURRAY

RAKİPLERİNİ SAVUNDU

Son şampiyon olarak geldiği Wimbledon'a bu yıl ikinci turda havlu atan Ekselansları Roger Federer, sıralamada uzun bir aradan sonra ilk kez ilk dördün dışına çıktı. Kaybettiği puanlarla 5 numaraya kadar gerileyen ve kariyerinin son 10 yıldaki en kötü klasman derecesini elde eden İsviçreli raket, en son 23 Haziran 2003 tarihinde bu basamağı görmüştü. Sezon başından bu yana gösterdiği performansla hayal kırıklığı yaratan 17 Grand Slam Şampiyonu, son olarak toprak kortta düzenlenen Hamburg ve Gstaad Turnuvaları’na katılacağını duyurmuş ve sürpriz bir karara imza atmıştı.

Son olarak Wimbledon'da zafere ulaşan ve 77 yıl sonra bu turnuvayı kazanan ilk Britanyalı raket olmayı başaran Andy Murray, düşüşe geçtikleri söylenen Federer ve Nadal'ı savundu.

HINGIS TEKLERE DÖNMÜYOR, ÇÜNKÜ…

Her ne kadar Wimbledon'a erken veda etmiş olsalar da bu ikiliyle ilgili erken yorum yapmamak gerektiğine dikkat çeken İskoç tenisçi şu ifadeleri kullandı: "Rafa, uzun bir sakatlık sürecinden döndü ve buna rağmen Roland Garros'u kazandı. Dolayısıyla Wimbledon'da %100'ünü verememiş olması normal. Federer ise; her zaman burada. Belki geçmişe oranla daha istikrarsız ama başarılarla dolu geçen 10 yılın ardından böyle olması çok doğal.

BİLETİNİ ŞİMDİDEN AYIRTTI Roland Garros'u kazanan Rafael Nadal, ATP Dünya Turu Finalleri’ne katılmayı garantileyen ilk oyuncu oldu. Geçtiğimiz yıl yaşadığı sakatlıktan dolayı yedi ay kortlardan uzak kalan ve Şubat ayında kortlara döndükten sonra oynadığı 9 turnuvanın tamamında final görüp, bu finallerden de 7 şampiyonluk çıkaran Rafael Nadal, şu ana kadar hiç kazanamadığı ATP Dünya Turu Finalleri'ne katılmayı şimdiden garantiledi.

WTA Carlsbad'da partneri Daniela Hantuchova ile birlikte uzun bir aradan sonra korta çıkan ve Julia Goerges-Darija Jurak çiftini 6-1 / 6-1'lik setlerle geçen Martina Hingis, maç sonu yaptığı açıklamada teklere geri dönmeyeceğini duyurdu. Teklerde yarışmanın çok büyük bir efor gerektirdiğine vurgu yapan 32 yaşındaki eski 1 numara, "Eğer 17 yaşındaysanız her şey basit

64

görünür. Ancak; ben neredeyse iki katıyım. Bir ya da iki maç kazanıp sonrasında elenmek için oynamak istemem. Bu, kişiliğime ters bir durum." ifadelerini kullandı. Kariyerinde daha önce 5'i tekler, 9'u ise çiftlerde olmak üzere toplam 14 Grand Slam zaferi elde eden İsviçreli tenisçinin bir süredir tekler kategorisine geri dönmeye hazırlandığı iddia ediliyordu.

Roland Garros'tan 2000; Indian Wells, Madrid Masters ve Roma Masters'tan 1000'er; Monte Carlo Masters'tan 600, Barcelona ve ve Acapulco'dan 500'er; Sao Paulo'dan 250 ve Vina Del Mar'dan da 150 puan kazanan Rafa, toplamda 7000 puana ulaşarak Londra biletini kapan ilk isim oldu.

65


DÜNYADAN / Kaynak: Tenishaber.com

BÖLÜM BAŞLIĞI

SERENA,

İSTANBUL BİLETİNİ AYIRTTI! Bu yıl elde ettiği 7 turnuva zaferiyle kariyerinin en başarılı sezonlarından birini çıkaran Serena Williams, topladığı 7520 puanla İstanbul'daki WTA Championships'e katılması kesinleşen ilk isim oldu. Son şampiyon unvanıyla yer alacağı turnuvada yeniden oynamayı sabırsızlıkla beklediğini kaydeden dünya 1 numarası, "Geçtiğimiz yıl bize gösterilen ilgi ve destek harikaydı. Orada yeniden oynayacak olmak gerçekten harika bir duygu." ifadelerini kullandı. İstanbul'un kapılarını son kez dünyanın en iyi sekiz tenisçisine açacağı organizasyon, 22-27 Ekim tarihleri arasında Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenecek.

MASHA’YI ARTIK

EFSANE ÇALIŞTIRACAK Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla Thomas Hogstedt ile yollarını ayırdığını duyuran Maria Sharapova, yoluna bundan böyle Jimmy Connors ile devam edecek. Kariyerinde 8 Grand Slam şampiyonluğu bulunan Birleşik Amerikalı eski tenisçi, daha önce Andy Roddick'le de çalışmış ve Masha'ya şampiyonlukla tamamladığı 2008 Avustralya Açık öncesinde yardımlarda bulunmuştu.

66

67


GEÇMİŞTEN

BATILI, ZENGİN MİSAFİR TENİS, SOKAK ARKADAŞIMIZ MI OLUYOR? Türkler, 1900'lü yılların başında İngiliz diplomatlar aracılığıyla tanındığı tenisi ancak; 1915’lerde oynamaya başlayabildiler. 1923 tarihinde kortların da özgürlüğe kavuşmasıyla, imkansızlıklar altında mucizeler yaratan ilk tenisçilerimizle tanıştık. Suat Subay, Sedat Erkoğlu, Vahram Şirinyan, Nazmi Bari, Tevfika Celaloğlu ve onlar gibi Türk tenisine değerli katkılar sağlayan isimler, zorlu bir seçim yaptılar. Tenis kültürünün olmadığı bir ülkeden çıkıp, uluslararası arenada bu işin ustalarına kafa tuttular.

TÜRKİYE'DE TENİS NASIL BAŞLADI -4 HAZIRLAYAN: BURCU ÇETİNKAYA ÖZTÜRK

68

Raketleriyle tarih yazan tenis yıldızlarımıza karşın, belli başlı spor dallarının hegemonyası altındaki ülkemizde tenis, merakla takip edilen ve destek verilen bir dal olmadı maalesef. Sanki henüz tanışılan tenisle samimiyet için çok erkendi… Bu tavırda hiç kuşkusuz tenisin batılı, zengin çocuk duruşu da etkiliydi. Sıcakkanlı Türk insanı için tenis, mesafeli bir misafir gibiydi. Üstelik bu zengin çocukla bir arkadaşlık, ekonomik anlamda da mümkün değildi. Türk insanının tenise olan mesafeli tavrı, televizyonda maçlarını izlediği tenis yıldızlarıyla kurduğu gönül bağıyla sanki biraz yumuşamaya başladı. Günlük sohbetlere sanki komşunun oğlundan, kızından bahseder gibi Andre Agassi, Monica Seles isimleri de karıştı. Bu iyiye işaretti… Artık bizden “neden böyle sporcular çıkmıyor” sorgulamasına geçilecekti. Bir spor dalı olarak desteklenmeyen, eğitim sistemi içinde kendine yer edinemeyen tenis her şeye rağmen bazılarının kanına girmişti. İşte bu gençler geleceğini tenis ekseninde kurguladı… Onlardan gelen kocaman başarı haberlerine gazetelerde ufacık küpürlerle yer verilse de yılmadılar. Derken Marsel İlhan, Grand Slam’lerde tur atlayan ilk Türk tenisçimiz oldu. İpek

Şenoğlu ise WTA düzeyinde final oynayan ilk tenisçisi olarak Türk tenis tarihindeki yerini aldı. Bizden çok iyi tenisçiler çıkıyordu ama yola devam edebilmeleri için gerekli destekten yoksundular. Nihayet, “bizden neden böyle sporcular çıkmıyor” sorgulamasının “sporcu” merkezli olmaktan çıkıp, “sistem merkezli” olması gerektiği zihinlerde oluşmaya başladı.

Bize bu yolu açan ustalara, bizi başarıya inandıran genç tenisçilerimize selam olsun… -SON-

VE BUGÜN…

WTA Championships gibi çok büyük bir organizasyon bu yıl son olarak yine İstanbul’da düzenleniyor. Türk izleyicisinin turnuvaya gösterdiği olumlu reaksiyon hem oyuncuları hem de organizatörleri hayretler içinde bıraktı. Bu arada Çağla Büyükakçay, Pemra Özgen, Başak Eraydın, İpek Soylu gibi genç tenisçilerimiz gurur verici başarı hikayeleri yazmaya devam ettiler. Genç yaşlarına rağmen minikler için idol oldular ve harekete geçmek için ihtiyaç duydukları heyecanı onlara taşıdılar. Ülkemizde düzenlenmeye başlanan uluslararası organizasyonlar ve gelen başarı haberleri; sokağın tenise inmesi, daha geniş kitlelere ulaşması için motive eden bir güç halini aldı. Duyarlı projelerle tenis sokağa indi, “halk”la tanışmaya başladı. Turnuvalar, eğitim sistemindeki düzenlemeler, projeler ve üniversitelerde yaşanan tenis hareketliliği hiç kuşkusuz Türk tenisini daha etkin bir noktaya taşıyacak. Daha gidecek çok yolumuz var.

69


BÖLÜM BAŞLIĞI

BÖLÜM BAŞLIĞI

TOBB ADVERTORIAL

70

71


SAĞLIK

BÖLÜM BAŞLIĞI

TENİSTE DİZ BAĞ

YARALANMALARI YAZAN: PROF. DR. N. REHA TANDOĞAN ORTOKLİNİK VE ÖZEL ÇANKAYA HASTANESİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ KLİNIĞİ, ANKARA web www.ortoklinik.com e-posta rtandogan@ortoklinik.com

Futbol, basketbol, voleybol ve kayak gibi yüksek riskli sporlar kadar olmasa da tenisçilerde de diz bağ yaralanmaları önemli bir sorun olarak karşımıza çıkar. Ani hızlanmalar, sert duruşlar ve keskin dönüşlerin oyunun doğasında olduğu teniste diz bağlarının sağlam olması büyük önem taşır. Diz bağ yaralanmalarının büyük çoğunluğu sporcunun ani bir yön değiştirmesi veya sıçradıktan sonra yere düşmesi sırasında ortaya çıkar. Sabit ayak üzerinde dizin dönmesi en sık görülen yaralanma şeklidir. Çok nadiren başka bir sporcu ile çarpışma sonrasında da görülebilir.

Kayıt sistemlerinin çok iyi tutulduğu İskandinav ülkelerinde yaralanma sıklığı yılda yüz binde 38 olarak bildirilmektedir. Sayıca erkeklerde daha fazla olmakla birlikte, kadın sporcularda bağ yaralanması riski erkeklere göre 2-3 misli fazladır. Bu riskin daha yüksek olması, kadın sporculardaki bacak yapısının erkeklere göre farklı olması ve sıçrama sonrası yere inerken kadın sporcuların daha farklı diz pozisyonunda olmasıyla açıklanmıştır. Bazı özel antrenman programları ile çapraz bağ yaralanmalarının azaltılabileceği gösterilmiştir. Bacak arkasındaki hamstring kaslarının dirence karşı yapılan egzersizleri ile özellikle kadın sporcularda çapraz bağ yaralanmaları azaltılabilir. Bağ yaralanması olan sporcular sıklıkla ani dönme hareketi veya düşme sonrası dizlerinde şiddetli ağrı ile birlikte bir kopma hissi tarif ederler. Eklem içi kanamaya bağlı olarak dizde kısa süre içinde bir şişlik meydana gelir. Ağrı ve şişlik nedeniyle sporcu genellikle tenise devam edemez. Bu dönemde buz uygulaması ve elastik bandaj sarılması, kanamayı azaltır ve ağrı kontrolüne yardımcı olur. Eğer bir kırık ortaya çıkmamışsa, zor da olsa bacağın üzerine basarak yürümek mümkündür. Birkaç hafta içinde ağrı azalır, dizdeki şişlik kaybolur. Ancak bu kez bağ yetmezliğine bağlı olarak dizde emniyetsizlik ve boşluk hissi ortaya çıkar. Günlük yaşamda

72

çoğu zaman bir sorun yoktur ancak ani dönüşler sırasında dizde ağrılı boşalmalar meydana gelir. Dizdeki güvensizlik nedeniyle sıklıkla tenis oynamak mümkün değildir. İlk anda başvurmadıysa, bu dönemde sporcu bir hekime başvurur. Diz bağları içinde spor sırasında en sık yaralanan yapı iç yan bağdır. Eklemin dışında yerleşen bu bağın iyileşme yeteneği çok yüksektir ve basit bir dizlik uygulaması ile çoğunlukla sorunsuz olarak iyileşir. İkinci sıklıkta görülen ön çapraz bağ yaralanmalarının ise kendiliğinden iyileşme yeteneği yoktur. Bu sporcuların spora devam edebilmesi için cerrahi tedavi gereklidir. Arka çapraz bağ ve dış yan bağ yaralanmaları daha nadirdir ve sıklıkla endüstriyel kazalar, trafik kazaları gibi şiddetli travmalar sonucu ortaya çıkarlar ve çoğunlukla ameliyat gerektirirler. Bağ yaralanmaları tek başına olabileceği gibi beraberinde menisküsler ve eklem kıkırdağı yaralanmaları da görülebilir. Bu gibi kombine yaralanmalarda tedavi biraz daha zorlaşacaktır. Ön çapraz bağ yaralanmalarının tanısı uzman bir ortopedist tarafından basit bir muayene ile konabilir. Röntgen filmleri ile kırık olmadığı doğrulanır ve dizin genel durumu değerlendirilir. Tanıya en yardımcı yöntem manyetik rezonans görüntülemedir (MRG). MRG hem bağların durumu hakkında hem de eşlik edebilecek menisküs, kıkırdak ve kemik yaralanmaları konusunda ayrıntılı bilgiler verir. Tanı konduktan sonra spora aynı düzeyde devam etmek isteyen tenisçiler için cerrahi tedavi şarttır. Çok az sayıda sporcu, kas güçlendirme programları uygulayarak tenise devam edebilir ancak hiç bir zaman eski performansına ulaşamaz. Üstelik tedavi edilmemiş çapraz bağ yaralanmaları, tekrarlayan yaralanmalar, ilerleyici menisküs ve kıkırdak hasarları nedeniyle erken yaşta dizde kireçlenme yani artroz ile sonuçlanır. Günümüzde çapraz bağ yaralanmaları sonrası en seçkin tedavi yöntemi artroskopik cerrahidir. Bir kamera yardımı ile birkaç küçük delikten yapılan bu işlem ile hem bağ hem de menisküs ve kıkırdak yaralanmaları başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Kopan çapraz bağların ameliyat sırasında dikilmesi çoğu zaman mümkün değildir ve bağın yeniden yapılması gerekir. Bunun için sıklıkla diz çevresi kaslarından bir yada ikisinin kirişleri kullanılarak yeni bir çapraz bağ yapılır. Hastanede bir gecelik bir yatış gerektiren bu işlem sonrasında ciddi bir rehabilitasyon programına ihtiyaç vardır. Son yıllarda çapraz bağ cerrahisinde birçok teknik yenilik ortaya çıkmıştır. Beş yıl önce altın standart kabul edilen bazı yöntemler bugün neredeyse terk edilmiştir. Yeni yöntemlerin uygulanması ile cerrahi tedavinin başarısı % 90'ların üzerine çıkmıştır. Diz cerrahisi ile ilgilenen ortopedistiniz size bu konuda en sağlıklı bilgileri verecektir. Çapraz bağ cerrahisinden sonra düz koşulara başlanması 4-5 ay civarındadır. Antrenman ve müsabakaya dönüş sporcuya göre değişmekle birlikte 6-8 ay arasındadır. Sporcuların %6'sında 2-5 yıl içinde diğer dizde de ön çapraz bağ yaralanması ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.

SAĞLIKLI TENİSLER DİLEKLERİYLE ...

73


GEZİ BAŞLIĞI BÖLÜM

VARŞOVA YAZAN: DR. DT. SEMİH S. YAZICI / DİŞ HEKİMİ, AĞIZ, DİŞ, ÇENE HASTALIKLARI CERRAHİSİ UZ.

Polonya’nın başkenti ve ülkenin en büyük şehri olan Varşova hem şahane parkları hem de nehir manzaralı güzel mekânları ile turistleri cezbeden bir şehirdir. Avrupa’nın acı dolu tarihinin en sert, en şiddetli bölümlerine sahne olmuş Varşova II. Dünya Savaşı’nda yerle bir olmuş ancak tarihe ve savaşa inat kendini küllerinden yeniden yaratmıştır. Sokaklarında yürürken adeta tarihin yükünü omuzlarınızda taşıyormuş hissine kapılsanız da ağır başlı sessizliği ve sanat kokan geniş caddeleriyle sizi içine çeken hüzünlü bir şehirdir aynı zamanda… Varşova’da ilk olarak ziyaret edebileceğiniz noktalardan birisi “Stare Miasto” ( Eski Şehir) dur. Savaştan sonra tamamen yıkıldığı için aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiş olan “Eski Şehir” yıkıntıların arasından çıkarılan her küçük mimari detayın restorasyona dâhil edilmesinden dolayı bugün Unesco miras listesindedir. Eski Şehir Meydanı Rönesans, Gotik ve Barok mimarisinin uyumlu bir karışımı halinde kafeler ve sanat sergileri ile oldukça canlı bir görünüme sahiptir. Tarihi Varşova Müzesi ve Kraliyet Sarayı’nın bulunduğu bu meydan Polonyalıların işgallere karşı yeniden var olabilme gayretlerinin canlı simgesi gibidir. 1990 yılının ortalarına kadar Polonya’nın en yüksek yapısı olan Kültür Sarayı’nda 3000 en fazla oda bulunmaktadır. Stalin’in savaş sonrasında dostluk adına armağan etiği bu bina Polonyalıların Rus dönemini hatırlattığı için pek hazzetmediği ve görkemini gölgelemek için etrafına gökdelenler diktiği ama 30.katında Varşova’yı olabildiğine görebileceğiniz muhteşem manzaraya sahip bir teras barındırmaktadır.

Chopin Anıtıyla Avrupa’nın en iyileri arasındadır. Aynı zamanda kentin en güzel ve en popüler parklarından biri olan Lazienki; yürümek, kitap okumak ve doğayla haşır neşir olmak için oldukça iyi bir seçenektir. 14. yüzyılda yapılmış ve II. Dünya Savaşı sırasında Alman askerlerinin dokunmadığı nadir heykellerden biri olan Deniz Kızı Heykeli” (Syrenka) Varşova’nın sembolüdür ve elinde tuttuğu kılıç ve kalkanla şehir topraklarını koruduğuna dair bir inanç vardır. Hemen her yerine yürüyerek gidebileceğiniz kadar küçük ama tüm gününüzü dolduracak bir sürü aktivite bulabileceğiniz kadar da büyük olduğundan aynı anda hem büyük hem de küçük olabilen kentlerdendir Varşova… Eğer amacınız biraz alışveriş yapmak, küçük ve kendine has butikleri keşfetmek, yürümek ve güzel bir kafede keyifli vakit geçirmekse Nowy Swiat Caddesi’ne mutlaka uğramalısınız. Baştan sona bu caddeyi keşfederken, yine kafeleri ve butikleri ile ünlü olan Chmielna Sokağı’nı da ziyaret edebilirsiniz. Kendine has bir mutfağı olan kentte ağırlıklı olarak et yemekleri yiyebilirsiniz. Domuz etinin çok fazla tüketildiği şehirde ördek eti de oldukça popülerdir. Çorbanın azımsanmayacak bir öneme sahip olduğu yemek kültüründe patates de neredeyse milli yemek halini almıştır. İçki olarak Votkanın tercih edildiği Varşova’da “Bal Şarabı” denilen tatlı şarap da denenebilir. Kimilerinin asık suratlı ve kasvetli bulduğu bu sessiz şehir geçmişinde sakladığı hüzün ve acılar yüzünden kahkahalarınıza eşlik edemez ama onu anlamaya ve keşfetmeye başladığınızda sıcak gülümsemesini de esirgemez sizden...

Bahçeli saray şeklinde Varşova’nın en iyi planlanmış müze ve parklarından biri olan Lazienki Krolewskie Müzesi bahçesindeki

74

75


BESLENME

BESLENME

10

SIK YAPILAN

LEZZET

DİYET HATASI

YAZAN: ŞEF TOLGAR MİRELİ

YAZAN: DİYETİSYEN ZEYNEP SUBAŞI ÖZEL ANKARA ENDOMER BESLENME VE DİYET UZMANI

SEBZELİ KREP (2 KİŞİLİK)

150gr un 1 yumurta 30ml yağsız süt tuz karabiber kekik 200 gr lor peyniri domates salçası 200 gr karışık sebze sıvı yağ

1.Zayiflama ilaçlarini kontrolsüz kullanmak Yanlış ve bilinçsiz şekilde kullanılan zayıflama ilaçları beyinde hasar, tiroid sorunları, tansiyon ve kalp damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle reçetesiz ve doktor kontrolü olmadan asla zayıflama ilaçları kullanmayın.

6.Yazılı ve görsel medyadaki ünlülerin diyetlerini yapmak Ünlü kişilerin diyetleri bırakın kendilerine kalsın çünkü herkesin diyeti kendine özel olmalı. Diyetiniz gerçekçi olmalı ve her zaman sizin ihtiyaçlarınızı karşılamalı. Bedeninizi önemseyin ve ona kendi ihtiyaçlarını verin başkalarınınkini değil.

2.Öğün atlayarak ve uzun süre aç kalarak kilo vermeye çalışma En sık duyduğum diyet hatalarından birisi öğün atlamaktır. Bir grup kahvaltıyı atlarken diğer bir grup ise öğle yemeğini atlayıp aldıkları kaloriyi azaltarak zayıflayacaklarını düşünüyorlar. Ancak bir sonraki öğünde sofraya düşük bir kan şekeri ile oturdukları için daha fazla yemek yiyeceklerini görmezler. Bu nedenle özellikle ana öğünleri yapmadan asla zayıflanamaz.

7.Düşük kalorili ürünleri diyetinizde sınırsız kullanmak Diyet ürünler düşük kalorili ve düşük yağ içeriklerine sahiptirler ancak kalorisiz değildirler. Bu nedenle bunları sınırsız tüketmekten vazgeçin. Besin etiketlerini okuyun ve standart ürünlerle diyet ürünleri besin etiketlerinden karşılaştırın.

3.Tek tip beslenme diyetleri uygulamak Lahana diyeti, salata diyeti, elma diyeti, protein diyeti gibi tek bir besine mucizevi görevler yükleyerek yapılan diyetler ancak su ve kas kaybettirir. Beslenme tüm besin gruplarının dengeli ve yeterli bir şekilde beslenmenizde ayarlanması anlamına gelmektedir.

1.un, yumurta, süt krep haline getirilir. Tuz, karabiber ve kekik eklenerek bekletilir. 2.Lor peyniri, domates salçası karıştırılıp, kekik, tuz ve karabiber eklenilir.

4."Hep az yiyorum ancak kilo alıyorum" diye kendinizi kandırmak Beslenme konusunda kendi kendinizi değerlendirmeyi bırakın. Bu iş diyetisyenlerin görevidir. Az yemek kişiden kişiye göre değişen bir tabirdir. Bunun değerlendirmesi için bir diyetisyene danışmanızda fayda var. Az yemek yemenin az kalori almak ile eşdeğer olmadığını bilin.

3.Çeşitli sebzeler az suyla buharda pişirilir. 4.Tavaya çok az yağ konularak, ince krep hamurları yapılır. 5.Pişmiş kreplern yarısına sebzeler konur, kapatarak üzerine salçalı peynir sosu dökülerek servis edilir.

KİVİLİ MÜSLİ

(2 KİŞİLİK)

5.Su yerine kahve ve çay içmek Vücudunuzun önemli bir bölümünü kaplayan su maalesef fazla kahve ve siyah çay tüketimiyle azalabilir. Fazla kafeinli içecekler idrar söktürücü özellikleri nedeniyle vücudunuzdan su eksilmesine neden olabilir.

8.Sık sık tartılmak En çok yapılan diyet hatalarından biri de sık tartılmak. Kilonuz gün içinde sabah öğle akşam sürekli değişme eğilimindedir. En doğru tartı haftada bir kez ve sabah aç karnına yapılandır. Ayrıca hep aynı tartıda tartılmayı da unutmayın. 9.Gerçekçi olmayan hedeflerle psikolojik olarak yorulmak Kilo vermek her ne kadar sadece fiziksel bir eylem gibi görünse de psikolojik durumunuzda çok önemlidir. Yapamayacağınız şeyleri hedeflemek hiçbir şey kazandırmaz aksine diyetten kısa sürede soğuyup bırakmanıza neden olur. 10.Ekmek yenilmezse zayıflanacağını düşünmek Ekmek, diyetinizde en temel besin öğesi olan karbonhidratların temsilcisidir. Ekmek yememek diğer karbonhidratlara yüklenmeniz anlamına gelir ve bu durum size kilo verdirmez aksine fazla tüketimde kilo da alabilirsiniz. Ayrıca ekmeğin içinde yağ yoktur ve sizi gün içinde tok tutma özelliğine sahiptir. Tabiî ki burada bahsettiğimiz ekmek beyaz ekmek değil esmer tahıllı ekmeklerdir.

2 kivili 8 yemek kaşığı portakal suyu 2 portakal müsli 20 gr file badem 1.kiviler soyulup küp doğranır. 2.Portakal suyu, müsli ve badem ile karıştırılır. 3.Portakallar soyulur, bütün zarlarından ayıklanıp, küp doğranır ve kivilerle karıştırılır.

76

77


BÖLÜM BAŞLIĞI MAKALE

BÖLÜM BAŞLIĞI

TOZU DUMANA KATMAK YA DA TOZU DUMANI YUTMAK YAZAN: YEŞİM ÖZDEMİR AŞTİ

Bana dünyada en keyif aldığınız şey nedir diye sorsanız, ilk üçte sayacağım şeylerden bir tanesi, başarılı olduktan sonra duyduğum keyif diye söyleyebilirim. Yıllardır birçok kalite belgesi kapsamında geçirdiğim başarılı denetimlerden sonra kendimle başbaşa kaldığımda yüzümde kendiliğinden beliren o gülümsemenin bedeli bana göre paha biçilemez. Peki, başarı tesadüfen başımıza gelen bir olay mıdır yoksa olmak öğrenilebilir mi? Bazı kişiler hedeflerine ulaşmak için gerekli her türlü motivasyona sahipken, bazıları neden kaybeden olmayı ve sıradan olmayı seçer, yoksa bu kader midir? Doğu ve batı toplumlarına baktığımız zaman batı toplumlarının başarıya odaklı ve daha planlı olduklarını, bunun sonucu olarak da daha başarılı olduklarını görüyoruz. Doğu toplumlarında ise inançlar gereği insanların, kaderlerinin doğumla çizildiğine inandıkları, bunu değiştirmek içinse çok fazla çaba sarf etmedikleri dikkatimizi çekiyor. Ama işin asıl ilginç yanı, daha başarılı olan batı toplumlarının başarıya aşırı odaklanmalarının sonucu olarak daha fazla stres yükü taşıdıkları ve başarısız oldukları durumda ise kendilerini suçlayarak mutsuz oldukları görülürken, doğu toplumlarında başarının da başarısızlığında kaderleri olduğu inancı yüksek olduğu için bunun bir stres kaynağı olmadığı, bireysel

78

mutluluklarını ise nerede hiç etkilemediği görülmekte. Bu da başka bir ironi olsa gerek. Başarının, başarılı insanlardan öğrenilebileceğini birçok yerde okuyoruz. Onların hayatlarına baktığınız zaman, onların da bir zamanlar sıradan insanlar olduklarını görüyorsunuz. Peki bu farkı nasıl yaratabilmişler? Bunu onlara sorarsanız, eğer gerçekten bir şeyi istiyorsanız onu başarmak için muhakkak bir yol bulacağınızı söyleyeceklerdir. Başarmak istediğiniz bir şeye ulaşmayı denediğinizde kaybedebilirsiniz ancak; eğer hiç denemezseniz zaten baştan kaybetmişsinizdir. Bir şeyi başarmak için sonsuz kere denemeyi göze alırsanız hayatta başaramayacağınız çok az şey vardır. Demek ki başarmak için vazgeçmemek önemli bir parametre. İlk denemenizde başaramadığınız bir hedefiniz için vazgeçmek yerine sizdeki, çevrenizdeki ve hedefinizdeki değişen şartları, izlemeye devam etmek ve doğru zamanda tekrar denemek gerektiğini unutmamalıyız. Buradan da anlaşılacağı gibi, kaybeden olarak doğulmaz, kaybeden olunur. Tozu dumana katan olmayı mı isterseniz, yoksa tozu dumanı yutan olmak mı? Seçim sizin.

79


ESKİ BÖLÜM BAŞLIĞI

80

BÖLÜM BAŞLIĞI

81


BÖLÜM BAŞLIĞI

Tenisi çok sevdik. Onları da… Dünyanın en iyi kadın tenisçileri yeniden İstanbul'a geliyor. Biletlerinizi TEB kredi kartınızla Biletix’ten %15 indirimle alın, korttaki heyecanı kaçırmayın.

22-27 Ekim / Sinan Erdem Spor Salonu

TEB Kredi Kartları ile 30 Nisan -31 Mayıs 2013 tarihleri arasında Biletix.com’dan alınacak TEB BNP Paribas WTA Championships biletlerinde %15 indirim uygulanacaktır. İndirim tutarı işlemin yapıldığı kredi kartına 14 Haziran 2013 tarihinde yansıtılacaktır.

82

Tenis 4  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you