Issuu on Google+

ISSN 1 303-569X

Şerif A. BEYKOZ Telenity Genel Müdürü

T E L E K O M

D Ü N Y A S I

M A Y I S

-

M A Y

2 0 1 0

SEKTÖRÜN İLETİŞİM MERKEZİ - COMMUNICATION CENTER OF THE SECTOR

MAYIS - MAY 2010


TELEVİZYON

NET Paket’lerde abone, ADSL hattının bulunduğu yerdeki 8 Mbps’ye kadar destekleyen hızı kullanacak olup, bu hız bağlanılan yere göre değişiklik gösterebilecektir. Abonenin ay içerisindeki veri kullanımı (download) adil kullanım noktası olan 15 GB’yi aştığında ADSL kullanım hızı 512 Kbps olacak şekilde düşürülecektir. Takip eden aya girildiğinde, abone internet hizmetinden mevcut erişim hızıyla tekrar yararlanabilecektir. Bulunulan ay içinde 15 GB kotanın aşılmaması durumunda erişim hızında herhangi bir değişiklik olmayacaktır. 15 TL aylık ücret NETLİMİTSİZ Paketi’ni 30 Haziran 2010 tarihine kadar 24 aylık taahhütlü satın alan aboneler için ilk 5 ay boyunca geçerli KDV ve ÖİV dahil indirimli fiyattır. İndirimli süreden sonra aylık ücret KDV ve ÖİV dahil NETLİMİTSİZ Paketi için 49 TL’dir. Yeni aboneliklerde ilk bağlantı ücreti ayda 2 TL taksitle 12 ay boyunca TTNET faturasına yansıtılır. TTNET kampanyaya ilişkin her türlü değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Ayrıntılı bilgi www.ttnet.com.tr ve 444 0 375’te.

TELEFON

İNTERNET

Evet Türkiye! Sen de TTNET NETLİMİTSİZ Paketi’ni al, ilk 5 ay boyunca ayda sadece 15 TL’ye internette limitlere takılmadan gönlünce dolaş. Evet. TTNET’le her şey mümkün. 444 0 375

www.ttnet.com.tr


TELEVİZYON

TELEFON

İNTERNET

Evet Türkiye! Sen de TTNET NETLİMİTSİZ Paketi’ni al, ilk 5 ay boyunca ayda sadece 15 TL’ye internette limitlere takılmadan gönlünce dolaş. Evet. TTNET’le her şey mümkün. 444 0 375

www.ttnet.com.tr


SÖZOL@

Türkiye’de Ar-Ge R & D in Turkey Nurhan Tanrıöven

S

on yıllarda Türkiye daha fazla AR-GE üzerine konuşmaya başladı ve bu yeni girişimler için bir sinyal oldu. Bu ay dergimizde, üzerine yoğunlaştığımız konu da bu. AR-GE ve ona yapılan destek Türkiye’de her geçen gün daha çok artmakta ve önemi daha da çok vurgulanmakta... Bugün tüketen bir ülke olmak yerine, üretebilen bir ülke olmanın yolu tam da bu noktadan geçiyor. TELEKOM DÜNYASI olarak ülkemizin önemli firmaları ve STK’larına Ar-Ge’yi sorduk. Ortaya güzel bir Ar-Ge dosyası çıktı. Düzenleyici otoriteler İstanbul’da…

Genel Yayın Yönetmeni Publishing Director ntanrioven@telekomdunyasi.com

Bu sene 5. si düzenlenen Karadeniz ve Hazar Regülâtörler Toplantısı yine Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım ve BTK önderliğinde tüm sektörü bir araya getirdi. Toplantıya katılan yabancı konuklar arasında Yunanistan ve Ürdün’ün Telekom düzenleyici kurul başkanları da yer alıyordu. Biri Batı’dan, öteki Doğu’dan iki başkana da aynı soruları yönelttik, benzerliklerimiz ve farklılıklarımızı öğrenmeye çalıştık. Hemen ardından, İstanbul’dan, Ankara’ya bir yolculuk ve aynı güne rastlayan iki farklı etkinlikle karşılaştık. Önce 4.

I

n recent years, Turkey began to talk more on R & D and this was a signal for new initiatives. This month, we concentrate on that issue in our magazine. The R&D and supporting to R&D increases more in Turkey each passing day and importance of R&D is emphasized even more… Today the way of being producing country instead of being consuming country is exactly this point. As TELEKOM DÜNYASI we asked R&D to leading companies and NGOs in our country. And we have a nice R&D file now. Regulatory authorities in Istanbul ... Black Sea and Caspian Regulatory Conference that organized fifth time in this year brought sector together under the leadership of Transportation Minister, Binali Yıldırım and BTK. This year, presidents of Greece and Jordan’s Telecom Regulatory Commission were also among the participants. We asked the same questions to both presidents who one of them from East, other one is from West. We tried to find our similarities and our differences. Right after, a journey from Istanbul to Ankara and we

2

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı için ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’ne, oradan da Ankara Hilton Oteli’nde yapılan 2. Ulusal Mobil Devlet Konferansı’na katıldık. AVEA Genel Müdürü Erkan Akdemir’in, mobil işletmeciler arasında altyapı paylaşımı ve Telekom hizmetleriyle ilgili yüksek vergilendirme olduğu yolundaki değerlendirmeleri ilgiyle izlendi. Türkiye,örnek gösterilen ülke TBD’nin Ulaştırma Bakanlığı ve BTK ile birlikte Antalya’da Lara Kervansaray Oteli’nde gerçekleştirdiği 12. Kamu Bilişim Platformu, özellikle çevre ve kamu üniversiteleri konularıyla dikkat çekti. Toplantının şeref konuğu CEPIS Başkanı Vasile Baltac’ın “Ben Türkiye’yi örnek olarak gösteriyorum.” demesi, gururumuzu okşadı. Bugün merkezi Cenevre’de olan ITU (International Telecommunication Union) yani, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, 17 Mayıs 1865’te 20 ülkenin katılımıyla Paris’te kuruldu. 1969 yılından itibaren 17 Mayıs Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü olarak kutlamalar yapılmaya başlandı. İstanbul Ticaret Odası’nda yapılan etkinlikte tüm sektör yine bir aradaydı.

encountered two different events that occur in same day. Firstly we joined 4. Information Security and Cryptology Conference that organized in METU Culture and Convention Center then we attended the 2. National Mobile Government Conference that held in Ankara Hilton Hotel. Avea General Manager Erkan Akdemir’s evaluations about sharing of infrastructure between mobile operators, high taxation on telecom services are viewed with interest. Turkey, exemplary country 12. Public Information Platform that organized by TBD with Ministry of Transport and BTK in Antalya Kervansaray Hotel, pointed out especially with issues such as environment and public universities. CEPIS President Vasile Baltac was the guest of honour, said “I exemplify Turkey”. This was flattered our pride. ITU (International Telecommunication Union) that was established in Paris with the participation of 20 countries at May 17, 1865, the center of ITU in Geneva today. Telecommunications and Information Society Day celebrations had been made since 1969. Meeting was organized in Istanbul Chamber of Commerce and sector was also together.

Ericsson’da genç bir Türk yönetici: Özgür Tohumcu… A young Turkish director in Ericsson: Özgür Tohumcu Dolmabahçe Sarayı’na yaptıkları santral, İzmir ve çevresine telefon hizmeti için kurdukları şirket gibi unsurlarla Türkiye’nin telekom alanında en önemli çözüm ortaklarından biri olan Ericsson’da artık bir Türk dümene geçti: Özgür Tohumcu. Planları, hayalleri ve beklentileri üzerine keyifli bir söyleşi yaptık. Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu, Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı için büyük emek harcadı. Biz de mikrofonumuzu kendisine uzattık. Son konuğumuz ise Telenity Genel Müdürü Şerif A. Beykoz oldu. Yazılım sektörünün Türkiye’ye büyük bir çıkış sağlayacağına inancının tam olduğu söyleyen Beykoz, Telenity ile birçok ülkeye yazılım ihracatı gerçekleştirdiklerini anlattı.

Ericsson is one of the leading company in telecom sector with their operation center in Dolmabahçe Palace and their company for phone service in İzmir and around. And there is a Turk in saddle of Ericsson now : Özgür Tohumcu… We did an interview on his plans, dreams and expectations. Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu had a great effort for Information Security and Cryptology Conference and we gave our microphone to him. Our recent guest was General Manager of Telenity Şerif A. Beykoz. He said that his belief of a major output of the software industry in Turkey and he told that as Telenity, they had done software exports to many countries.

İstanbul Ticaret Odası Elektronik ve Telekomünikasyon Meslek Komitesi Başkanı Murat Dursun’un davetiyle, İTO’nun Kandilli sırtlarındaki Cemile Sultan Korusu tesislerinde mükemmel bir Pazar günü geçirdik. Sektörün çoluk, çocuk aileleriyle katıldığı bu güzel etkinlikte emeği olanlara, başta Murat Dursun olmak üzere nazik konukseverliklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.

We had an excellent Sunday in complex of ITO in Cemile Sultan Plants by invitation of President of Electronics and Telecommunications Committee of the Chamber of Commerce Istanbul, Murat Dursun. We would like to thank primarily to Murat Dursun for his kind hospitality and those who contributed efforts in this great event that sector has joined with their families.

Türkiye’de her alanda farklılıklar, ilerlemeler kaydedilirken, Telekomünikasyon sektöründeki gelişmeler de bundan nasibini almakta. Her geçen gün Türkiye’yi daha da ileriye taşıyan Bilgi ve İletişim Teknolojileri, her geçen gün büyüyen sektör ve çoğalan etkinliklerle, yükselmeye devam ediyor. Yeni ayda da, baharın gelişinin, sektörümüz için yeni başlangıçlar da getirmesini diler, Telekom Dünyası ailesi olarak güzel günler dileriz.

While improvement and variances are realized in all areas in Turkey, developments in the telecommunications industry has taken share from that. Information and Communication Technologies that gets Turkey more advanced each passing day, continues to improve with growing sectors and proliferating activities. I hope advent of spring will bring new beginnings to our sector, as Telekom Dünyası we wish beautiful days…

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

3


İÇİNDEKİLER

6 Özgür TOHUMCU

Ericsson Türkiye Genel Müdürü Ericsson Turkey General Manager

4th International Information Security and Cryptology Conference

20 5. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı

56 Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu

38 Biri Batıdan, Biri Doğudan...

92 Şerif A. BEYKOZ

5th Black Sea and Caspian Regulatory Conference

Dr. Leonidas Kanellos, Fadi Kawar One From The West, One From The East

4

46 4. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Head of Information Security Association

Telenity Genel Müdürü General Manager of Telenity


YIL : 9 • SAYI : 95 MAYIS 2010 Yerel Süreli Yayın

SİNEMA/SANAT Zümrüt TANRIÖVEN MASALDAN UZAK, YENİ BİR HİKÂYE ‘Robin Hood’ A NEW STORY, FAR FROM FAIRYTALE RobIn Hood

Kurucu Erdoğan TANRIÖVEN

12

BAKIŞ AÇISI Prof. Dr. Hüseyin Altaş, Nurhan Dalcı BİLİNMEYEN NUMARA HİZMETİNİN REKABETE AÇILMASININ GETİRDİKLERİ THE RESULTS OF OPENING THE UNKNOWN NUMBERS SERVICE TO THE COMPETITION 16 KİŞİ-CELL Mustafa Aykut Bu Tablet Her Derde Deva mı? Can this tablet be a panacea? td haber TTNET Vitamin’li Çocuklar İstanbul’da Children with TTNET Vitamin in Istanbul

28

Haber Koordinatörü Zümrüt TANRIÖVEN Haber Merkezi Sorumlusu Yasemin SAYGI

Haber Merkezi Kutay BADARI • Handan KALABAK Special Correspondent for Middle East and Pakistan Khalid ATHAR

32

Sanat Yönetmeni Özgür ÇAKIR Hukuk Danışmanı Av. İsmail Hakkı SAPANCILAR

E-MAK@LE Muzaffer Yıldırım “Bilişim Rüzgarı Seminerlerde Esiyor” “THE WIND OF INFORMATICS BLOWS AT THE SEMINARS”

50

td haber 2. Ulusal Mobil Devlet Konferansı yapıldı 2nd National Mobile Government Conference was held

62

ÖZEL haber Türkiye’de Ar-Ge R&D issue in Turkey

66

td haber TESİD Sahaya İNİYOR TESID is in the field…

80

çevre-mis Ülkü ÖZEREN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE DENİZ SEVİYELERİNE ETKİLERİ CLIMATE CHANGE AND ITS EFFECTS ON SEA LEVEL İŞİM BİLİŞİM, BİLİŞİM İŞİM Adem ONAR BULUT BİLGİ İŞLEMDE GÜVENLİK SECURITY IN CLOUD COMPUTING

Akademik Editörler Prof. Dr. İnan GÜLER • Prof. Dr. Çetin ELMAS

Çevirmenler Tufan GÖBEKÇİN

34

MAKALE Refet RAMİZ Kablosuz Yerel Konumlandırma ıı WIRELESS LOCAL POSITIONING - II

Yayın Kordinatörü Cem KIVIRCIK

Ankara Haber Sorumlusu Fatma AĞAÇ

TARAFSIZ GÖZLEM Mehmet TAŞALTIN Ağaç Resmi Çizmek veya Ağaç Yetiştirmek Drawing a Tree Picture or Cultivate a Tree

td haber Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü World Telecommunication and Information Society Day

3T Basın Yayın Organizasyon Enerji Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni (Sorumlu): Nurhan TANRIÖVEN

82

Danışma Kurulu Prof. Dr. İnan GÜLER • Prof. Dr. Çetin ELMAS Prof. Dr. Kerim GÜNEY • Prof. Dr. Dursun Ali DİNÇ Prof. Dr. Işık ÖZKAN • Prof. Dr. Alemdar YALÇIN Prof. Dr. Ümit ATABEK • Prof. Dr. Mehmet KESİM Prof. Dr. Kırali MÜRTEZAOĞLU • Prof. Dr. Adnan GÖRÜR Doç. Dr. Süleyman İRVAN • Doç. Dr. Peyami ÇELİKCAN Doç. Dr. Şahin KARASAR • Prof. Dr. Şeref SAĞIROĞLU Doç. Dr. Gökhan ÖZER • Doç. Dr. Serdar ULUKAN Doç. Dr. Refet RAMİZ • Dr. M. Emin BAŞER Dr. M. Emin YILDIZ • Dr. Tuncay YİĞİT Dr. Cebrail TAŞKIN • E. General Turgut NASÜN Turgay MALERİ • Selim SARPER TELEKOM DÜNYASI İDARE MERKEZİ Büyükdere Cad. Çayır Çimen Sokak Emlak Bankası Konutları A-2 Blok Kat:7 Daire: 28 Levent/İSTANBUL Tel: +90 (212) 270 06 00 Fax: +90 (212) 270 63 23 Web : www.telekomdunyasi.com E-posta : telekom@telekomdunyasi.com TEMSİLCİLER • ANKARA : Rauf AYDEMİR • İZMİR : Doç.Dr. Cem GÜZEL • KAYSERİ : Cengiz ÇAKAR YURTDIŞI TEMSİLCİLERİ Amerika : Orhan CAM Orta Asya Türk Cumhuriyetleri : Dr.Hasan KARASAR Balkan Ülkeleri ve Bulgaristan : Ramiz ÇOLAK Yazarlar konularıyla ilgili dokümanları (Slayt, dia, resim, fotoğraf, grafik, şekil vb.) baskı kalitesine uygun olarak CD’ye kayıtlı veya orijinallerini mutlaka yazılarına eklemelidir. Dergide yayınlanan yazılara telif ücreti ödenir. Dergideki yazılarda ileri sürülen görüşler ve yorumlar yazı sahiplerine aittir. Dergi Yayın Kurulu, yazılarda kısaltma ve yayın tekniği yönünden değişiklik yapabilir. Dergideki yazılar ve resimler kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

TELEKOM DÜNYASI

Sektörle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversitelere, derneklere, odalara, özel firmalara, yabancı misyon temsilciliklerine, Türkiye’nin dış temsilciliklerine ve Telekomünikasyon Mühendisleri Derneği’nin üyelerine gönderilmektedir.

84

BASKI: Başak Matbaacılık ve Tanıtım Hiz. Ltd. Şti. Anadolu Blv. Meka Plaza No: 5/15 Gimat-Ankara Tel: (0312) 397 16 17 BASIM TARİHİ: 27 MAYIS 2010

98

102 Kapak Fotoğrafı: Nurhan Tanrıöven

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

5


RÖPORTAJ

Özgür Tohumcu “Wimax tarafına baktığımız zaman Dünya’da 3-4 sene önce “Wimax 3G’dir” gibi bir yaklaşım vardı. Bu anlayış biraz değişmiş gibi duruyor. Birçok tedarikçi de Wimax ile ilgili yatırımlarını azaltmış durumda. Bence Wimax olmaya devam edecek fakat hiçbir zaman ana teknoloji olacağını zannetmiyorum.”

“When we think about Wimax, we’ll see that 3-4 years ago there was an opinion like ‘Wimax is 3G.’ This opinion seems to have changed a bit now. Many suppliers have decreased their investments about Wimax. I think that Wimax will go on being in the market. But I don’t think that it will be the main technology.” 6

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

TELEKOM DÜNYASI: Ericsson Türkiye’yi biraz anlatır mısınız? ÖZGÜR TOHUMCU: Ericsson, 120 yıldır Türkiye’de yer alıyor. Dolmabahçe Sarayı’na kurulan ilk telefon santrali, Ericsson tarafından kurulmuş. 1920’lerde Ericsson Türkiye’de bir tedarikçi değil, Türkiye’nin altyapısını kuran ortaklardan biriymiş. İzmir ve civarında hizmet veren İzmir Telefon Şirketi’nin ortağıymış Ericsson. Bu nedenle çok uzun yıllardan beri Türkiye’ye yapılan bir yatırım ve ilgi söz konusu. Ericsson’un kurumsal kültürü yaptığı yatırımları çok fazla göz önüne getirmemesidir. Yani yaptığı tüm yatırımları gündeme getirmiyor. TELEKOM DÜNYASI: Ericsson’ın durumu nedir?

Türkiye

pazarında

TELEKOM DÜNYASI: Could you tell us about Ericsson Turkey? ÖZGÜR TOHUMCU: Ericsson has been in Turkish market for 120 years. The first telephone switchboard in Dolmabahçe Palace was established by Ericsson. In 1920s Ericsson wasn’t only a supplier, it was one of the co-operators which established the infrastructure of Turkey. Ericsson became a partner of İzmir Telephone Company which provided service in İzmir. Therefore there have been an interest and investment in Turkey for many years. Institutional culture of Ericsson requires not showing its investments a lot. So it doesn’t make its investments a current issue. TELEKOM DÜNYASI: What is the situation of Ericsson in Turkish market?


Özgür Tohumcu Ericsson Türkiye, Genel Müdür Ericsson Turkey, General Manager ÖZGÜR TOHUMCU: Ericsson Telekomünikasyon A.Ş olarak baktığımız zaman 2009 yılının kapanışı 500 milyon TL’in üzerindeydi. Bu gelirlerin %95’i operatörlerden geliyor. Tukcell, Avea, Vodafone ve Türk Telekom olmak üzere Türkiye’de bulunan ana operatörlerle çalışıyoruz. Bunun dışında hedeflediğimiz yeni pazarlar da var. Özellikle ulaşım, ulusal güvenlik gibi altyapı çözümleri kullanarak girilen bizim dikey pazarlar dediğimiz sektör hedeflerimiz de var. Hem ciro olarak hem de kişi sayısı olarak büyük bir şirketiz. Sadece Türkiye’de 650’nin üzerinde çalışanımız var. Bunların ortalama 200 tanesi Ar-Ge projeleri ile ilgileniyor. Kalan kısım ise teknik destek kısmında. Yani aslında kadromuzun büyük bir kısmı teknik tabanlı... Satış ve pazarlama yapan az sayıda çalışanımız var ve çalışanlarımızın neredeyse tamamı mühendis kökenli.

ÖZGÜR TOHUMCU: From our side as Ericsson Telecommunication Corporation, it’s seen that 2009 was closed over 500 million TL. 95% of this income came from the operators. We work with the main operators in Turkey like Turkcell, Avea, Vodafone and Türk Telekom. Apart from these there are new markets we intend. Especially markets like transportation and national security that are entered by using infrastructure solutions and that we call vertical markets are our sector targets. We are a big company in terms of both endorsement and number of persons. We have more than 650 employees in Turkey. Approximately 200 of these are interested in R&D projects. The rest is in the technical support part. Indeed many of our staff is involved in technology. We have only a small number of employees who does sales and marketing and almost all of our employees are engineers.

TELEKOM DÜNYASI: Bugünlerde Ericsson ile ilgili aldığımız haberlerin birçoğu aslında insan kaynaklarıyla ilgili. Ciddi bir yapılanma süreci olduğu gözüküyor. Ericsson’un yapılanmasından bahsedebilir misiniz? Nasıl bir yapılanma içerisindesiniz?

TELEKOM DÜNYASI: Indeed most of the news we hear about Ericsson nowadays are about human resources. It seems to be a serious process of institutional structuring. Could you tell us about it? What kind of a structuring is Ericsson in?

ÖZGÜR TOHUMCU: Yapılanmaya geçmeden önce yapılanmayı tetikleyen sebeplerden biraz bahsetmek istiyorum. Ericsson bazı şirketlerin belli zamanlarda geçtiği

ÖZGÜR TOHUMCU: Before talking about the structuring, I want to talk about the reasons which cause this structuring. Ericsson is experiencing a classical period of change

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

7


RÖPORTAJ

bence bizim Telekom sektöründe öncüsü olduğumuz aslında çok klasik bir değişimin içerisinden geçiyor. Şirket ilk kurulduğunda bir de teknoloji şirketi ise ürün odaklı bir yaklaşım sergiliyorsunuz. Yani Ericsson’un 20. yüzyılın başındaki hali gibi diyebilirim. Sonrasında bir noktada bu ürün odaklılık biraz donanımdan yazılıma doğru kaymaya başlıyor. Takip ettiğim kadarıyla 2004-2005 yıllarında Ericsson yazılım tarafından servis tarafına doğru ciddi bir strateji değişikliği içerisine girdi. Yönetilebilen servisler, sistem entegrasyonu gibi alanlarda rakiplerinde çok daha önce ve çok daha fazla yatırım yaptı ve büyük bir yol kat etti. Şu anda geldiğimiz noktaya baktığımızda servisin de daha ilerisi olan çözüm odaklı bir stratejimiz var diyebiliriz. Çözümde kastettiğimiz ise teknik çözüm değil müşteri probleminin çözümü gibi düşünebilirsiniz. Bizim istediğimiz de müşterinin ana problemlerini belirleyip bunları gidermek için çözüm üretebilen bir kadromuzun olmasını istedik. Organizasyonumuzu da bu anlayış çerçevesinde tasarlamaya çalışıyoruz. Kamuoyunun gördüğü atamalar bu değişimin yalnızca organizasyon tarafındaki değişiklikler. Aslında organizasyon çalışma şekli, çalışırken göz önünde bulundurduğu çalışma prensipleri de tamamen değişiyor. Müşterinin daha ön plana çıkarılması, ölçeğin büyültülmesi ve basitleştirilmesi, hızın arttırılması yeni organizasyonun ana prensipleri diyebiliriz.

8

that some companies experience sometimes; I think we are the pioneer for this in the sector of Telecom. Especially if a company is involved in technology in its first establishment, it shows a product-focused approach, as is the situation of Ericsson at the beginning 20th century. Later, this product-focused approach moves from devices to software. As far as I followed it, Ericsson made a big change in its strategy, moving from software to service in 2004-2005. It made investments in the fields like manageable services and system integration much earlier than its rivals and covered a lot of ground. When we look at where we are now, we can say that we have a solution oriented strategy which is even a step further than the service. What we mean with solution is not only a technical solution; it’s the solution of the customer’s problem instead. We wanted to have a staff which could determine the customers’ problems and produce solutions to solve them. We are trying to design our organization within this perspective too. Assignments that public saw are just the changes about the organization. Indeed the way of work of the organization and its working principles are also changing totally. We can say that the main principles of the new organization are, the increase and the simplification of the scale, the increase of the speed and bringing customers to the fore.

TELEKOM DÜNYASI: Şu an bu süreç devam ediyor mu yoksa sistem oturmuş bir şekilde işliyor mu?

TELEKOM DÜNYASI: Is this process of change going on now, or does the system work in a matured way?

ÖZGÜR TOHUMCU: Süreç hala devam ediyor. Sürecin bir ana hatları çıkarıldı sonrasında bölgesel olarak liderlik ekipleri belirledi. Şu an ise bu bölge içerisinde bu ekip nasıl daha iyi çalıştırılabilir bunu tasarlamaya çalışıyoruz. Bu çeyreğin sonunda ise iş bölümlerinin ve kollarının da belirlenme sürecisinin bitmiş ve yeni yapının verimli bir şekilde çalışır hale gelmesini bekliyoruz. Önümüzde 2 aylık bir süre daha var.

ÖZGÜR TOHUMCU: The process is still going on. Outlines of the process were drawn and local leadership teams were determined. Now, we are trying to plan the way to make this team work in the best way in this area. At the end of this quarter, we are expecting to finish this process of determination of the division of labor and business lines and to make this new structure work in a productive way. We have two more months for this.

TELEKOM DÜNYASI: Daha eskilere dönersek “Telekom Dünyasının Sistem Entegratörü” gibi bir motto belirlemiştiniz. Hatta Sinerji adını verdiğiniz bir marka yarattınız. O süreçten bu noktaya gelmenizi biraz anlatır mısınız? Sistem entegratörü kavramını Türkiye’de nasıl konumlandırdınız?

TELEKOM DÜNYASI: To talk about the past, we remember that you created a motto for yourself like “the System Integrator of Telecom World”. Could you tell us how you pass from that process to where you are now? How did you position the concept of system integrator in Turkey?

ÖZGÜR TOHUMCU: Bahsettiğim gibi 2005 yılında Ericsson’un servis tarafına biraz daha fazla önem vermesiyle başlayan ve donanım ile yazılımın ön planda olduğu bir süreç. Pazara gidiş şekli ise en iyi donanım, en iyi yazılım ve rakiplerimizle aramızda fark yaratacak olan servislerdi. Özellikle son dönemlerde firmaların neredeyse tamamı kendilerine özel programlar kullanıyorlar. Yani bir paket programı birden fazla firmaya satamıyorsunuz. Kullanılan özel programların da firmanın sistemine entegre edilmesi gerekiyor ve aslında en riskli, en çok yetkinlik isteyen kısım ise entegrasyon kısmıdır. 2006 yılında 25 kişiden oluşan entegrasyon takımımızın 250 kişiye çıka-

ÖZGÜR TOHUMCU: As I said, this process began in 2005 by Ericsson’s giving more importance to the service side a bit more and it was a process in which the devices and software were brought to the fore. Marketing strategy of it was “the best devices, the best software and the best service which will create a difference between us and our rivals”. Particularly in this recent period almost all of the companies use special programs which are only for themselves. It means that you can’t sell a software package to more than one company. These special programs have to be integrated to the system of the company too; indeed the most dangerous and complicated part of it is this inte-

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


rılmasıyla beraber bu konuda çok daha hızlı ve verimli çalışabiliyoruz. Elbette, entegrasyon konusunda yalnızca Ericsson ürünlerinin değil rakip firmaların ürünlerinin entegrasyonunu da bilmek zorundayız. Örnek vermem gerekirse bir fatura programı entegrasyonunda aslında ürün bazlı değil tüm sektörlerde uygulanan fatura sistemlerinin çalışma mantığını, entegrasyonunu biliyoruz. 2006 yılında sistem entegrasyonu tarafındaki gelirlerimizin %80’i Ericsson ürünü ve onlarla ilgili olan servislerden elde ediliyordu fakat bugün baktığımızda Ericsson ürünü olan kısım %40’lara inmiş durumda. Gelmek istediğim konum ise eğer bir operatör bizi seçiyorsa yalnızca donanım ya da yazılımlarımızın kalitesi ve kullanılabilirliği için değil o alandaki yetkinliğimiz için bizi seçsin. Bunu yaparken de aslında “sinerji” olayı şu anlamda çok önemli… Böyle bir vizyonla yola çıktığımız zaman çok sağlam iş ortaklarımızın olması gerekiyor. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki be IBM, HP ya da diğer sektör liderlerinden birinin sistem entegrasyonunu yaptığımda o firma “evet Ericsson gerçekten iyi bir sistem entegratörü” diyebilmesi bu “Telekom Dünyasının Sistem Entegratörü” mottosundan daha kredibilite veren bir sonuçtur. TELEKOM DÜNYASI: Bizitek’i bünyenize almanız, devamında ciddi Ar-Ge faaliyetlerinin gerçekleşmesi... Bu süreç nasıl gerçekleşti? Neden Bizitek’i seçtiniz? ÖZGÜR TOHUMCU: Bizitek’in satın alması Mayıs 2009’da gerçekleşti. Biz Türkiye’de sistem entegrasyonu tarafında daha çok büyümeyi hedefliyorduk. Organik bir büyümeyle istihdamda senede yaklaşık olarak 30-40 kişilik bir büyüme yakalayabiliyorsunuz. Fakat bizim daha büyük bir adıma ihtiyacımız vardı. Bunun için de başarılı bir şirketi kanatlarımızın altına almak istedik. Bu süreçte tabi ki Bizitek’ten farklı firmalar da gündeme geldi. Bizitek’in alınmasının ise birkaç sebebi var. Birincisi; müşteri portföyleri bizimle çok örtüşüyordu. İkincisi çalışanlarının, kurucularının kalitesi, Probil grubunun altında olması. Üçüncüsü ve asıl etkili olansa görüşmeler esnasında aramızda olan karşılıklı güvendir. Bir diğeri ise biz yakın gelecekte faturalandırma, ücretlendirme alanının ön plana çıkacağını düşünerek bu alana yönelmek istedik. Ericsson zaten yapı olarak şebeke tarafına daha yakın bir şirket. Biraz da müşteri tarafına eğilmek istedik. Bizitek de CRM sistemleri kurduğu için faturalandırma, ücretlendirme gibi müşteri tarafına yakın olan kısımlardaki yetkinlikleri ve gelecek hedefleri bizimle çok uyumluydu. Aradaki stratejik boşluğu doldurmuş olduk. TELEKOM DÜNYASI: Ericsson, Netron ile birlikte bir Telekom Akademisi gibi ciddi bir eğitim desteği de sağlıyor. Bu nasıl bir yapı? Yani ciddi bir beyin göçü var. Birçok firma Ar-Ge merkezi yatırımları yapıyor fakat çalıştıracak nitelikli mühendis bulmak çok zorlaştı. Siz de sektörü besleyecek eğitimler veriyorsunuz. Biraz anlatır mısınız bu faaliyetinizi?

gration. We have been working faster and much more efficiently since the increase of our integration team from 25 people, as it was in 2006, to 250 people. Of course, it’s not enough to know only the products of Ericsson in the field of integration; we also must know the products of the rival companies. To give an example, concerning the integration of a bill program we know not only the product-based knowledge but also the working principles and integration of bill systems in all sectors. In 2006 80% of our incomes from system integration was from Ericsson products and services related; whereas today this part of Ericsson products decreased to 40%. What I mean is that, if an operator chooses us, we prefer them to choose us not only for the quality and usefulness of our devices and software, but also for our competence in that field. Doing this “synergy” is something very important indeed. When you depart with this kind of a vision, you need to have very strong partners. I can easily say that if IBM, HP or other leaders in the sector think “Ericsson is a really good system integrator” this provides more credibility than the motto of “the System Integrator of Telecom World.” TELEKOM DÜNYASI: Your incorporation of Bizitek, and your later serious R&D activities… How WAS process? Why did you choose Bizitek? ÖZGÜR TOHUMCU: Bizitek was bought in May 2009. We were planning to grow up more in Turkey in terms of system integration. You can reach almost 30-40 persons growth in employment per year within an organic growth. But we needed a bigger step. So we wanted to have a successful company under our protection. Of course some companies other than Bizitek were brought to our agenda during this process. There are several reasons why Bizitek was chosen. Firstly; their customer portfolio corresponded to ours. Secondly; it was due to their quality of employees and founders and its being under the Probil group. Thirdly and the most effective of all; it was due to the correspondent trust between us during the interviews. Another reason was that we wanted to go towards this field realizing that billing and accounting field would come to the fore. Ericsson is a company which already has a closer nature to the network side. So we wanted to give more importance to the customer side. Because that Bizitek established CRM systems, its competence in the customer side activities like billing and accounting and its future targets were responsive to ours. Therefore we filled the strategic gap. TELEKOM DÜNYASI: Together with Netron, Ericsson provides a serious training support like an Academy of Telecom. What kind of a structure is this? I mean there is serious brain drain. Many companies make investments for R&D centers but it became difficult to find qualified engineers to employ. You also give trainings to support the sector. Could you explain your activities in this field please?

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

9


RÖPORTAJ

ÖZGÜR TOHUMCU: Bu eğitim süreçlerimizin birkaç sebebi var. Sektörde baktığımız zaman çok sayıda mühendis varmış gibi duruyor. Fakat gerek operatörlere gerekse de teknoloji firmalarına sorduğumuzda nitelikli mühendis bulmakta zorlandıklarını görüyoruz. Bu konuya eğilmek istedik ve bunu iki yoldan yapabilirdik. Birincisi; Ericsson olarak bir akademi kurarak, ikincisi ise gerçekten bu işin altyapısını, bu konudaki yerini bilen bir firmayla işbirliği yapabilirdik. Kendimiz kurmak yerine bu işi bilen, bir eğitim merkezleri, Telekom sektörüyle ilgili bilgi ve birikimleri, eğitim veren nitelikli çalışanları olan bir firmayla ortaklık yapmayı tercih ettik. TELEKOM DÜNYASI: Peki bu eğitim programlarına kimler başvurabiliyor? Ne gibi kriterleriniz var? Sonrasında sektöre nasıl kazandırılıyorlar? ÖZGÜR TOHUMCU: Birbirinden farklı dersler ve programlar var. Bu programlarında aslında tasarım süreçleri hala devam ediyor. Burası bir okuldan öte, farklı derslerin paket şeklinde verildiği bir akademi olacak. Sonunda ise belli sertifikalar verilecek. TELEKOM DÜNYASI: IPTV Türkiye’de uzun yıllardır konuşuluyor fakat uygulama anlamın yeni yeni faaliyete başlandı. 2007 yılında IPTV’ye geçilmiş olacağı söylenirken 2010 yılındayız WebTV çalışmaları var fakat IPTV konusunda hala bir uygulama göremiyoruz. Fakat firmaların IPTV için çok sıkı hazırlık yaptıklarını görüyoruz. Sizin IPTV ile ilgili görüşünüz nedir? Geleceğini nasıl görüyorsunuz? Ericsson’un ne gibi çözümleri var? ÖZGÜR TOHUMCU: Yeni organizasyonumuzla birlikte Ericsson’un odaklanacağı yedi ana alan belirledik. Bu yedi alandan biri de TV ve medya yönetimi. WebTV bu konuda çok iyi bir örnek. İyi bir servisi uygun bir fiyata sunduğunuzda insanlar kullanıyorlar. Zaten var olan bir servisi geliştirerek farklı bir platformda değerlendirdiler. Kullanımı gayet kolay, görüntüsü kalitesi yeterli, fiyatlandırması da bence başarılı... IPTV’ye baktığımız zaman ise daha fazla bir altyapı yatırımı gerektirdiğini görüyoruz. Türkiye pazarı ile ilgili olarak IPTV için uygun bir pazar mıdır çok emin değilim bu konuda. Ama mutlaka müşterisi olacaktır. Bana sorarsanız fiyatlandırması zor bir servis olacaktır. Türkiye’de televizyon gerçekten ucuz. TELEKOM DÜNYASI: 3G ile tanıştık. Hayatımız değişti. Fakat sonrasında gördük ki, Avrupa’da LTE test-

10

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

ÖZGÜR TOHUMCU: There are several reasons for this process of training. It seems to be many engineers in the sector. But when it is asked to the operators or to the technology companies, we see that they experience difficulty in finding qualified engineers. We wanted to deal with this matter and we could do this in two ways. Firstly; as Ericsson we could establish an academy. Secondly; we could co-operate with a company which knew the infrastructure of such work and its own place in it. Instead of establishing our own academy we preferred to co-operate with a company which knew this work and had training center, knowledge and accumulation about telecom sector and qualified trainees. TELEKOM DÜNYASI: Who can apply for these training programs? What are your criterions? How are they brought into the sector afterwards? ÖZGÜR TOHUMCU: There are several different subjects and programs. In these programs their designing process is indeed going on. Rather than being a school, it will be an academy where different subjects are taught within a package. In the end of it certain certificates will be given them. TELEKOM DÜNYASI: It has been a long time that IPTV was talked about in Turkey. But it is just becoming active. This subject of IPTV was talked in 2007. It is 2010 now, there are some WebTV activities; but we can’t see any efforts in terms of IPTV. We see that companies make many preparations for IPTV. What are your opinions about IPTV and its future? What are the solutions of Ericsson for this? ÖZGÜR TOHUMCU: With our new organization we have determined seven main fields that Ericsson will focus on. One of these seven fields is the TV and media management. WebTV is a very good example about that. When you present a good service to a fair price, people use it. Improving an already existing service, they used it in a different platform. It is very easy to use, its image quality is enough, and I think its pricing is also successful… On the other hand, when we consider IPTV we see that a bigger investment for the infrastructure is needed. I’m not sure whether the Turkish market is an appropriate market for IPTV. But for sure it will find customers. I think that this service will be difficult to price. Television is really cheap in Turkey.


leri yapılıyor. Ericsson’da LTE destekçilerinden biri. Teknolojimiz çok yeni ve zaten bizim kullandığımız teknolojinin de 3G değil de 3.5G olduğu söyleniyor. Bu yaklaşıma ne diyorsunuz? Bunun yanında çok tartışılan Wimax ihalesi var. LTE ve Wimax için Türkiye’nin pozisyonunu nasıl görüyorsunuz? ÖZGÜR TOHUMCU: Türkiye’de şu an kullanılan teknoloji 3G’nin ötesinde bir teknoloji. 3G’nin anlamı bana göre mobil internetin hızlı bir şekilde kullanılmasını sağlayan bir teknoloji bence. Üç operatör de bu konuda ciddi yatırımlar yapıyor. Hem hız olarak hem de teknolojinin daha doğal gelişiminin dönüşümü olarak biz Ericsson olarak bu teknolojinin bir ileri safhasını LTE olarak görüyoruz. Bana sorarsanız LTE teknolojinin kullanımı önümüzdeki 2-3 seneyi bulacaktır. Çünkü sonuçta operatörlerin de üzerinde bir karlılık baskısı var. Her sene bu kadar ciddi yatırım yapmak isteyeceklerini sanmıyorum. Wimax tarafına baktığımız zaman Dünya’da 3-4 sene önce “Wimax 3G’dir” gibi bir yaklaşım vardı. Bu anlayış biraz değişmiş gibi duruyor. Birçok tedarikçi de Wimax ile ilgili yatırımlarını azaltmış durumda. Bence Wimax olmaya devam edecek fakat hiçbir zaman ana teknoloji olacağını zannetmiyorum. O coğrafyanın, o ülkenin koşullarına uygun bir şekilde daha çok destek teknoloji olarak yer alacağını düşünüyorum. TELEKOM DÜNYASI: 24 milyar dolar civarında bir Telekom pazarı olduğu söyleniyor. Siz Türkiye’deki Telekom pazarını nasıl buluyorsunuz? Ericsson olarak bu pazarda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Buna bağlı olarak son Ulaştırma Şurası’nda 2023 yılında Türkiye ekonomisinin Dünya’nın ilk 10’una gireceği hedeflendi. Bu hedefte de kaldıracın bilgi ve iletişim teknolojileri olduğu ifade edildi. Bu hedefi ve hedefe giden yolu nasıl değerlendiriyorsunuz? ÖZGÜR TOHUMCU: Türkiye’nin Telekom pazarıyla ilgili aslında yurtdışındaki gelişmelerin yavaş yavaş Türkiye’ye geldiğini ve önümüzdeki yıllarda bunun hız kazanacağını ve operatörlerin birçoğunun daha çok satış ve pazarlama tarafına odaklanıp, operasyon yönetimini biraz daha ikinci plana koyacağını düşünüyorum. Üzerlerinde karlılık baskısı olduğu içinde bazı operatörler bu konuyu kendi içinde daha düşük maliyetle çözmeye bazıları ise outsource etmeye yöneleceklerdir. Biz Ericsson olarak baz istasyonları gibi bazı şeylerin operatörler arasında paylaşılabileceğini düşünüyoruz ve bu konuyla ilgili görüşmelerimiz var. Operatörler de bu konuda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar. Zaten BTK’nın da ilerleyen süreçte yapmak istediği de zaten sektördeki oyuncuların birbirilerine daha yakın çalışması. Müşteriye yakın olan taraflar ön plana çıkacaktır. CRM, faturalandırma gibi… Yani operatörlerin müşteri tarafı çok daha kritik noktalara gelecektir. Bu nedenle stratejik olarak biz kendimizi bu konuda konumlandırmaya çalışıyoruz. 2023 yılı için konulan hedef konusunda ise 10. olacaksak eğer kesinlikle bilgi ve iletişim teknolojileri ile olacağız. Türkiye gibi kısa süre içinde dünyadaki sıralamada kendini ön plana çıkarmış ülkelere baktığımızda hemen hemen hepsinde aynı trendi görebiliyoruz.

TELEKOM DÜNYASI: 3G was introduced. But afterwards we saw that LTE tests are in process in Europe. Ericsson is also one of the supporters of LTE. Our technology is very new and it is already said that the technology we use is 3.5G rather than the 3G. What do you think about this idea? Beside that there is the burning question of Wimax tender. What is the position of Turkey in LTE and Wimax, according to you? ÖZGÜR TOHUMCU: The technology use in Turkey now is a further technology than 3G. In my opinion 3G is a technology letting mobile internet to be used fast. All of the three operators in Turkey make investments on this subject. As Ericsson we see that one step further there is LTE, in terms of both speed and the transformation of technology’s natural development. I think that we still need 2-3 years to use LTE technology. Because there is an oppression for determination on the operators. I don’t think that they will want to make such a serious investment every year. In respect to Wimax, I think there was an opinion as “Wimax is 3G” 3-4 years ago in all world. Now this opinion seems to have changed a bit. Many suppliers decreased their investments on Wimax too. I believe that Wimax will go on existing, but never as the main technology. It will exist rather as a supportive technology conveniently to the geography of that area. TELEKOM DÜNYASI: It is said that to be a Telecom market of almost 24 billion dollars. What do you think about the Telecom market in Turkey? What are your activities in this market as Ericsson? In the last Transportation Council, it was targeted that the economy of Turkey would become one of the top 10 in the world by the year 2023, depending on this. It was explained that the leverage in this target would be the information and communication technologies. How do you evaluate this target and the path to reach it? ÖZGÜR TOHUMCU: I see that the developments abroad are gradually seen also in Turkey and I think it will gain speed in the next years; most of the operators will focus on the sales and marketing and the operation management will be of secondary importance for them. Due to the oppression for determination on them, some of the operators will try to solve this matter in itself with lower costs, while some others try to outsource this matter. Our opinion as Ericsson is that the operators may share some things like base stations and we have some negotiations about this. Operators also negotiate with each other about this subject. What BTK wants to do in future is already a closer work between the players in the sector. Parts closer to the customer will come to the fore. Like CRM, billing… It means that the customer parts of the operators will come to more crucial points. For this reason we are strategically trying to position ourselves at this point. In regard to the target for 2023, if we become the 10th in the world, we will do it certainly in the field of information and communication technologies. When we look at the countries like Turkey, which moved itself to the front rows in the world in a short time, we can see almost the same trend.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

11


SİNEMA/SANAT

MASALDAN UZAK, YENİ BİR HİKÂYE

Robin Hood

A NEW STORY, FAR FROM FAIRYTALE

Robin Hood

Zümrüt Tanrıöven 2010 Cannes Film Festivali açılışını, bu sene çok daha farklı bir seçimle yaptı ve hoşgörüsünü gösterip, başrolünde kötü adam olduğu Robin Hood filmini taçlandırdı. Bildiğimiz Kevin Coster, Robin Hood karakterinden oldukça uzak olan ve realist bir karakter olarak Russell Crowe tarafından canlandırılan bu Robin Hood, her bünyede farklı etkiler bıraktı. Kimisi onun çok sağlam ve bilinmeyenin ardından, ilgi çekerek geldiğini düşündü; kimisi Kevin Coster’dan sonra bu ciddiyet olmadı dedi. Ama her

zumrut@telekomdunyası.com

2010 Cannes Film Festival made its gala with different choice and with their allowance, even they are a bad man inside, they glorified Robin Hood movie this time. Robin Hood character far from known as Kevin Coster style and played by Russell Crowe is very realistic and new Robin Hood caused of different effects on people. Some of them found him as strong character and interesting beyond his unknown history; some of them said that it does not suit while he is so serious after Kevin Coster. Nevertheless, both sides think that the movie which based on strong historical subjects has most important point named, visual.

12

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


iki görüşünde ortak olduğu nokta, sağlam bir tarihsel temel üzerine kurulu olan filmin en önemli ağır taşının görsellerinde olduğu oldu. Daha önceki bir kaç yazımda da bahsettiğim üzere Ridley Scott benim için özel bir yönetmen. Hollywood içinde farklı bakıp, farklı görebilen ve gerçek anlamıyla aksiyonu sonuna kadar izleyiciye yaşatmayı başaran nadir adamlardan... Bir İngiliz olarak öncesinde onu reklam yönetmeni olarak tanımış olsak da, biz onu asıl: Gladyatör’den biliyoruz. Yine Russell Crowe tarafından canlandırılan bir komutanın, gladyatörlerin arasına düşüşünü ve Roma zamanını onun realist bakışından izlediğimizi hatırlamak zor olmasa gerek. Sonra onu Black Hawk Down gibi bir Amerikan filmi ve sonrasında bir tür başyapıt olan Kingdom of Heaven’dan hatırlıyoruz. Her şeyin başında, onu seven ya da sevmeyen eleştirmenlerce en önemli ortak düşünce; onun savaş sahnelerinden, estetikten ve kamera kullanımından yüzde yüz başarıyla anlıyor olmasıdır. Bugün Cannes’da da en çok bahsedilmiş olan konulardan biri güzelliği tartışılmaz savaş ve çıkartma sahneleri olmuştur. Ridley Scott, cesurca davranmış ve yeni baştan bir Robin Hood karakteriyle gözler önüne çıkmıştır ama benim fikrim bunun başarılı olduğu yönünde. Robin Longstride filmin sonuna kadar Hood olarak görünmese de, onun gerçekte yaptıkları izlemeye değer. Üstelik Russell Crowe yine muhteşem bir performans ile Ridley Scott’ı memnun etmişe benziyor. Günümüzde yönetmen, oyuncu arkadaşlıkları ya da en doğru tabiriyle kopmaz ikililer oldukça fazla. Russell Crowe ve Ridley Scott ikilisi de Cannes film Festivali’nin de bu seneki jüri başı olan Tim Burton ve sadık oyuncusu Johnny Depp gibi anılma yolunda.

As I said, Ridley Scott is a special director for me. He is most rare person in Hollywood because of his point of view and talent to make the kibitz feel the action from up to down. We know the British Director as an Advertising film director but mostly he remind us himself with Gladiator movie. It is not hard to remember that a commander played by Russell Crowe put into gladiators and the time of Rome with realistic view. After that, we remember him with American history movie Black Hawk Down then masterpiece of him named Kingdom of Heaven. At the beginning of everything, most important idea about him from the film critics who likes him or does not is his 100 percent success about war scenes, esthetics and using cameras. Today, in Cannes, landing and wonderful war and conflict scenes were most spoken subject about Robin Hood. Ridley Scott made very brave move and created a brand new Robin Hood character but my opinion is that became successful. Although, Robin Longstride does not come up as Hood until the end of the movie, worth to watch because of his real historic part… In addition, looks like Russell Crowe makes Ridley Scott happy with his perfect performance. At our present time lot of strong friendships or with the right word to tell, unbreakable relationships exist. Russell Crowe and Ridley Scott is on the way of remember as a perfect couple like Johny Depp and Tim Burton who was lead jury in Cannes Film Festival. Not only Russell Crowe of course, but also Cate Blanchett allured the kibitz with her gorgeous beauty and awesome performance. Rest of the whole actors are also speakable about their great performances, even I think no one should not be skipped. Perfectly suitable and effective music own to Marc Streitenfeld who was also the composer of Kingdom

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

13


SİNEMA/SANAT

Sadece Crowe değil tabii ki, onunla beraber Cate Blanchett da güzelliği ve performansıyla göz doldurmuş. Geride kalan tüm oyuncular için performans başarısından bahsetmek mümkün, hatta hiç birini atlamamak gerektiğini düşünüyorum. Filmin etkili ve tam uygun müzikleri de yine Kingdom of Heaven filminin akıllara yer edinen müziklerinin sahibi olan Marc Streitenfeld tarafından yapılmış. Kostümler, mekânlar başlı başına özenli seçilmiş ve gerçek anlamıyla tarihin o dönemine uygun tasarlanmış. Filmi izlerken düşünmekten kendimi alamadığım bir konu oldu aslında. Robin Hood, Fransa’da Cannes Film Festival’ini açtı ancak, Fransızlar ev sahipliği yaptıkları bu festivalde kendilerini boydan boya karalayan bir filmle açılışı yapmayı nasıl karşıladılar? Bununla ilgili hiç bir karşılık, bir yansıma ya da benzer bir dedikodu çıkmadı henüz ama yine de Fransız’ların İngilizce konuşma konusunda bile hassasiyetleri düşünüldüğünde, filmin bu yaklaşımından da rahatsız olmamış olmaları neredeyse imkânsız gibi. Yine de, özellikle de Haçlı Seferleri’ni yerme huyuyla bilinene Scott, bu filmde de doğruları söylemekten çekinmemiş gibi. Ama tüm bu söylediklerime rağmen, Robin Hood ‘un da eksiklikleri mevcut. Özellikle Ridley Scott’dan hiç beklemediğim bir şekilde, filmin ilk yarısında inanılmaz bir dağınıklık söz konusu. Anlatacak şeylerin bolluğundan mı, yoksa Robin Hood’un oluşmasında birçok etkenin olduğunu gösterme çabasından mı bilinmez ama bir cepheden, bir cepheye atlıyoruz ilk 30 dakikada. Sonra toparlanmayı başarıyor bütün konular, son da şahane oluyor ama yine de ilk 30 dakika özellikle de sabırsız seyirciler için pek hoş geçmeyebiliyor. Savaş sahnelerine karşı tutkunuz yoksa eğer, siz de o kesimden olabilirsiniz. Bunun dışında da, filmin geneli kusursuz işlenmiş. Herkesin tersine ben, Robin Hood’un da müthiş bir şekilde Russell Crowe ile özdeşleşebileceğine inanıyorum. İri olduğunu ya da yaşlı olduğunu düşünenler için, bunun bir gerçek hikâye olduğunu hatırlatmak isterim. Unutmayın ki Ridley Scott, gerçekçi bir adamdır ve yaptığı filmlerdeki epik güzellikleri, gerçeklerle bağdaştırmayı sever. Filme genel olarak baktığımızda, oyunculuk, görsellik ve diğer yan dallar konusunda ustaca üzerine düşülmüş olduğunu görebiliriz. İçinde bir adanmışlık olduğu kesin. Uzun zaman önce Ridley Scott, Robin Hood’u yapacağını açıkladığında, içimi bir sevinç almıştı, muhteşem olacak demiştim. Öyle de olmuş. Yeniden onun, kimsenin eline su dökemeyeceği savaş ve aşk dengesi konusundaki becerisi ile karşılaşmak ve Russell Crowe’un başarılı performansını izleyebilmek olağanüstüydü. Bu haftalar içinde, yoğun zamanlarınızdan bir 140 dakika ayırmanızı gerektiren bir film. İyi seyirler...

14

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

of Heaven soundtracks which was strongly memorable. Costumes, places are exactly the same as that period that told by movie and also very attentive. While I was watching the movie, a thing made my mind busy actually. Robin Hood opened Cannes Film Festival in France but, how The French reacted while this movie denigrating them besides they were householder of this Festival. No comment, no reverberation, not even a gossip does not appear on agenda about it, but thinking about their sensibility about speaking English, it is impossible that they were allowance to this approach in the movie. Again, Scott is known as a hater about Crusades and it seems that he does not show hesitation in that movie, as well. Although this words, there are negative sides of Robin Hood of course. Especially, as no hoped from Ridley Scott, there are lots of chaoses at the beginning of movie. It is because of abundance of things to tell or effort to show that there are lots of reasons to make Robin Hood himself, but we jump from one subject to another in first 30 minutes. Movie is getting together after that 30 minutes and also last scene become perfect but again, especially for impatience kibitz that first 30 minutes become very important problem. If you have no passion about conflict and war scenes, you can include in that side. Beyond this, generally the movie is almost perfect. Against everyone I believe that Robin Hood suits to Russell Crowe perfectly. For the persons who think he is old or big, I would like to remind that, this is a real story. Do not forget, Ridley Scott is realist man and he likes the epic parts of his own movies always related with real life. We can easily see that whole things such as, acting, visual quality and other sides of production are prepared with eternal care. Long time ago, when Ridley Scott announced that he was going to make Robin Hood, I said that it is going to be perfect. The movie is just like I expected. It was marvelous to watch his rare talent about balance of war and love and successful performance of Russell Crowe again. Have a nice watch...


BAKIŞ AÇISI

BİLİNMEYEN NUMARA HİZMETİNİN REKABETE AÇILMASININ GETİRDİKLERİ THE RESULTS OF OPENING THE UNKNOWN NUMBERS SERVICE TO THE COMPETITION Prof. Dr. Hüseyin Altaş Bilinmeyen numara hizmeti, rehber hizmeti adıyla “Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği”nin tanımlar başlıklı 4. maddesinde, “Abonelerine numara tahsis eden işletmecilerin rehberde yer almayı kabul eden abonelerine ilişkin Kurum tarafından belirlenen bilgilerinin basılı, elektronik veya teknolojik açıdan mümkün olan diğer yöntemlerle yayımlaması ile telefon dahil tüm yöntemlerle sunulan sorgulama hizmetini” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

huseyin@telekomdunyasi.com

Nurcihan Dalcı

Sayısı sınırlandırılmamış kullanım hakkı kapsamında sunulan kaynak tahsisi içeren hizmetlerden olan rehberlik hizmetinin rekabete açılmasıyla birlikte, bu alanda sekiz (8) işletmeci, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan (BTK) rehberlik hizmeti lisansı almış olup ve BTK tarafından bunlardan altı (6) tanesine talepleri üzerine, bilinmeyen numara hizmet sunumunda

The unknown numbers service is defined under the name of guidance service according to the Article 4 titled Descriptions of ìAuthorization Regulation on Electronic Communication Sectorî as follows : ìa querying service provided through all methods including telephone as a result of publishing the information specified by the Institution about the subscribers of the operators assigning a number to its subscribers who accept to be seen at the guidance by printing or other methods electronically or technologically possible.î

nurcihan.dalci@law.ankara.edu.tr After the guidance service, which is one of services containing the allocation of resources provided within the scope of usage rights the number of which is not limited, has been opened to the competition, eight (8) operators have received a guidance service license from Information and Communication Technologies Authority. ICTA has allocated a telephone number in form of 118xy to six (6) of them for the purpose of providing the unknown numbers service

16

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


kullanılmak üzere 118xy yapısında (BN Elektronik Haberleşme ve Telekomünikasyon Hiz. Tic. A.Ş’ye 11880, 11810, 11844; Rehberlik Telekom Hizmetleri A.Ş.’ye 11888; Mega Uluslararası Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.’ye 11881, 11883; AssisTT Rehberlik ve Müşteri Hizm. A.Ş.’ye 11818, 11820; Calltürk Telekomünikasyon San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye 11858; Infoline Rehberlik ve Çağrı Merkezi Hizmetleri A.Ş.’ye 11824) numara tahsis edilmiş durumdadır. Ayrıca Türk Telekom sabit telefonlara ilişkin bilinmeyen numara hizmetini 11811, Turkcell kendi abonelerine ilişkin bilgileri 11832, Vodafone kendi abonelerine ilişkin bilgileri 11842 ve Avea kendi abonelerine ilişkin bilgileri 11855 numaralı hatlardan vermektedir. BTK tarafından ilan edilen elektronik haberleşme hizmet, şebeke ve altyapılarının tanım, kapsam ve sürelerine ilişkin düzenlemenin rehberlik hizmeti başlıklı 2.5/3. maddesine göre, hizmet sunumunda kullanılmak üzere işletmecilere 118xy yapısında azami üç (3) kısa numara tahsis edilebilir. 1180 ile başlayan kısa numaraların kullanıma açılması ayrıca belirlenir. Ayrıca söz konusu düzenlemenin 2.5/8. maddesine göre, işletmeci, elinde bulundurduğu kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasının güvence altına alınması için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. İşletmeci, sahip olduğu bilgileri abonelerin istem dışı sesli veya diğer mesajlara muhatap olmasına yol açacak veya bu ihtimali doğuracak şekilde kullanamaz veya bunları kullanıcılara sunamaz, toplu olarak bedeli karşılığında veya bedelsiz olarak bir başkasına veremez, internet, elektronik ya da diğer ortamlarda bir müşterinin toplu olarak sorgulama yapmasını engellemek için imkân dâhilindeki tedbirleri alır. İşletmeci, elde ettiği bilgileri sadece bu hizmet kapsamında kullanabilir. Aynı düzenlemenin 2.5/10. maddesine göre ise, benzer hizmeti sunan telefon işletmecileri, hizmetin sunulmasına ilişkin

(BN Elektronik Haberle˛me ve Telekom¸nikasyon Hiz. Tic. A.fi 11880, 11810, 11844; Rehberlik Telekom Hizmetleri A.fi. 11888; Mega Uluslararas˝ Telekom¸nikasyon Hizmetleri A.fi. 11881, 11883; AssisTT Rehberlik ve M¸˛teri Hizm. A.fi. 11818, 11820; Callt¸rk Telekom¸nikasyon San. ve Tic. Ltd. fiti. 11858; Infoline Rehberlik ve «ar˝ Merkezi Hizmetleri A.fi. 11824). In addition Turk Telekom provides its unknown numbers service for fixed telephones through 11811; Turcell provides the information about its subscribers through 11832; Vodafone provides the information about its subscribers through 11842 and Avea provides the information about its subscribers through 11855. According to the Article 2.5/3 titled guidance service of the regulation on definition and scope of electronic communication service, network and infrastructure declared by Information and Communication Technologies Authority, maximum three (3) short numbers can be allocated in form of 118xy to the operators, for the purpose of providing the unknown numbers service. Allocating the short numbers starting with 1180 is determined separately. In addition, according to the Article 2.5/8 of the above mentioned regulation, the operator are required to take all the necessary measures to guarantee the processing of personal data and privacy protection of the personal information. The operator cannot use the information in such a way that subscribers experience an involuntary voice or other messages or cannot provide this information to the users, transmit to a third-party for money or free of charge, and take all possible measures to prevent making the batch querying through internet, electronic or other environments. The operator can use the information only in the context of this service. According to Article 2.5/10 of the same regulation, the phone operators offering similar services provide the

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

17


BAKIŞ AÇISI

olarak kendilerinin kullandıkları koşul ve imkânları rehberlik hizmeti işletmecileri için de adil, maliyet esaslı ve ayrımcı olmayacak şekilde sağlarlar. Bu düzenleme ile rehberlik hizmeti vermek isteyen işletmecilerin (Directory Information Services Providers), BTK’dan lisans alarak sabit ya da mobil telefon numaraları ile katma değer hizmetlerini verebilmesi öngörülmektedir. BTK tarafından ilan edilen elektronik haberleşme hizmet, şebeke ve altyapılarının kapsamına göre, rehberlik hizmetleri kapsamında, rehber veri tabanlarından elde edilen bilgiler ile eklenmesi mümkün olan faks, elektronik posta ve meslek gibi diğer bilgiler, bu hizmete yönelik tahsis edilen kısa numaralardan telefonla sorgulama yolu zorunlu olmak üzere elektronik, internet, kısa mesaj, basım veya diğer mümkün sorgulama yollarından bir ya da birkaçı ile kullanıcılara ulaştırılacaktır. Rehberlik hizmetlerinin verilmesinde sektörde rekabet dönemini başlatacak bu düzenleme ile aynı zamanda söz konusu hizmetlerin Avrupa standartlarına ulaştırılması da hedeflenmektedir. Şöyle ki, önceleri sadece Türk Telekom tarafından sunulan bu hizmetin rekabete açılmasıyla birlikte, işletmeciler birbiriyle rekabet edebilmek için gerek hizmet çeşitliliği ve kalitesi gerek ücretlendirme konusunda yapacakları düzenlemeler ile tüketiciyi kendi hizmetine çekme gayreti içine gireceklerdir. Halihazırda, söz konusu işletmelerin yaptıkları reklam kampanyaları da bu gayret içinde olduklarının bir göstergesidir. Sonuç olarak rekabetin yaşandığı birçok alanda olduğu gibi bu durum tüketicinin faydasına olacaktır. Bilinmeyen numara hizmetinde önceleri 1,5 lira olan fiyatlar şu anda 50 kuruşa kadar inmiş durumdadır. Bir diğer açıdan olaya batlığımızda ise, kabul etmek gerekir ki, bu sektörde faaliyet gösteren işletmecilerin söz konusu hizmetin sunumunda farklı ücretlendirme yoluna gitmeleri (bazı işletmecilerin 6 saniyede bazı işletmecilerin 1 dakikada ücretlendirme yapması gibi) ve fiyatların yüksek olması gibi unsurlar ilk bakışta tüketicinin aleyhine gibi görünse de; ilerleyen günlerde sektörde rekabetin de artacağı ve bununda tüketicinin lehine fiyatlara yansıyacağından kuşku duyulmamalıdır. Şu andaki fiyatların bile eskiye oranla düşmekte olduğu baz alınırsa, bu sonucu öngörmenin yanlış olmayacağı kansındayız.

conditions and possibilities, which they use themselves about offering this service, to the operators offering guidance service in a fair, cost based and non-discriminatory basis. According to this regulation, it is envisaged that may Providers Directory Information Services Provide value added services through the fixed or mobile phone number by receiving a license from Information and Communication Technologies Authority. In accordance with the scope of electronic communication service, network and infrastructure declared by Information and Communication Technologies Authority, information obtained from the guidance databases and other information that can be added such as fax, electronic mail and profession can be provided to the users in the scope of guidance services. This information will be provided to the users through one or more querying ways such as the special telephone numbers allocated for this service, as a must, and electronic, internet, SMS, printed or other possible querying ways. In accordance with this arrangement that will open the unknown numbers service to the competition, it is also aimed to reach the European standards in these services. That is, as a result of the competition in these services offered only by T¸rk Telekom in the past, operators will try to attract the customers by making arrangements on providing the service variety and quality. Currently, the advertising campaigns of these operators indicate the efforts. In the end, the competition will benefit customers as in many other areas. The cost of the unknown numbers service has decreased from 1,5 TL to 0,5 TL. From another perspective, although the operators use different pricing methods (some operators determine the cost per 6 seconds, whereas some operators determine the cost per minute) and the high prices seem as if they are against consumers, there should be no doubt that competition in the sector will increase and this fact will reflect on the prices in the consumer’s favor. Since the current prices are lower when compared to the past, these results can be predicted naturally. Foot notes:

Dipnotlar: 1- R. G. 28.05.2009-Sayı:27241. 2- Telekomünikasyon Kurulu’nun 16/01/2008 tarihli ve 2008/ YK-08/34 sayılı kararına dayanılarak TTNET A.Ş.’ye ait 2. Tip Telekomünikasyon Ruhsatı 15/04/2008 tarihinde AssisTT Rehberlik ve Müşteri Hizm. A.Ş.’ye devredilmiştir.

18

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

1- Official Gazete dated 28.05.2009-Number: 27241. 2- The second type Telecommunication License belong to TTNET, based on the decision of Telecommunication Board dated 16/01/2008 and numbered 2008/YK-08/34, has been transferred to AssisTT Rehberlik ve Müşteri Hizm. as of 15/04/2008.


TD HABER

5. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı Genişbantın geleceği aydınlık The 5th Black Sea and Caspian Regulatory Conference Broadband has a bright future

B

T

Ses, veri, görüntü, kablolu ve kablosuz erişimin birleştiği nokta olan geniş bant erişimin, genişbant internet olarak ortaya çıktığına işaret eden Yıldırım, bunun Türkiye’yi bilgi toplumu olma vizyonunda hedefe doğru götürdüğünü kaydetti. Yıldırım, yapılan çalışmalar sonucunda, Türkiye’nin bilişim alanında Avrupa’da 7, dünyada 13. sırada yer aldığını vurguladı. Bunu yaparken ülkenin

‘’Broadband Access that was the point of the combining of the voice, data, video, wired and wireless Access has emerged as a broadband internet. This helps Turkey to achieve its aim to be information society. According to the researches , Turkey is ranked 7th in Europe and 13th in the world in the field of information technology. We take measures while doing this inorder to provide the same level of development in the east and the west and the north and

u yıl 5.’si düzenlenen Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı, BTK’nın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinliğin açılışını Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım yaptı. Bu toplantı vesilesiyle 3. Boğaz Köprüsü’nün güzergâhını basına açıklayan Yıldırım, The Marmara Oteli’nde düzenlenen ‘5. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada, artık geleneksel hale getirilen konferansın bu yılki konusunun, “Genişbandın Geleceği” olarak belirlendiğini, geçen yılki konusunun ise ‘Yakınsama’ olduğunu belirtti.

20

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

he 5th Black Sea and Caspian Regulatory Conference was held in İstanbul hosted by BTK. The opening of the event was made by Binali Yıldırım, the Minister of Transport and Communication. At the opening speech of the 5th Black Sea and Caspian Regulatory Conference, Yıldırım who explained the route of the 3rd Bosphorus Bridge to the press on the prompting of this Conference stated that this year the topic of the Conference that became traditional was ‘’ the future of broadband’’ and the one last year was ‘ convergence’.


doğusuyla batısının, kuzeyiyle güneyinin aynı seviyede gelişmesi için tedbirler aldıklarını kaydeden Yıldırım, bilişimin, bilgi toplumuna geçişin olmazsa olmaz dinamiklerinden birinin genç nesiller olduğunu bilerek, işe gençlerden ve okullardan başladıklarını anlattı.

the South of the country. Knowing that the most important dynamic is the younger generation in the transformation into information society ,We start the work from young people and schools.’’, Yıldırım said. Broadband Access to about 40 thousand schools

40 bine yakın okula genişbant erişimi Bakan Yıldırım, 40 bine yakın okula genişbant erişimini sağladıklarını, fiber kablolarla gidilemeyen yerlere uydudan geniş bant erişim imkanını verdiklerini ve bugün 5 bin civarında okula uydudan geniş bant erişiminin sağlandığını bildirdi. “İstedik ki, Hakkari ile Edirne arasında, İstanbul ile Pervari arasında erişim bakımından bir fark olmasın, sayısal uçurum olmasın…” diyen Yıldırım, bu konuda da çok önemli mesafeler alındığını söyledi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, bu çalışmaların amacının, birlik ve kardeşliği geliştirmekle beraber bölgesel kalkınma farklarını ortadan kaldırmak olduğunu aktardı. Bilgi ve iletişim sektörünün gelişmesinin en önemli etkenlerinden birisinin serbestleşme olduğunu, serbestleşme furyasının son 15 yılın olayı olduğunu ifade eden Yıldırım, bugün düzenleyici kurullar, işletmeciler, servis sağlayıcıları ve kamunun bilgi iletişim sektörünün gelişmesi için el ele birlikte büyük çaba sarf ettiğini söyledi.

The Minister Yıldırım said that they provided broadband access with satellite in about 40 thousand schools where fiber cables could not be used and today broadband Access was provided with satellite in about 5 thousand schools . ‘’We wanted there was no difference between Hakkari and Edirne, İstanbul and Pervari in the terms of Access.’’, said Yıldırım. He added that important steps were taken in this regard. The Minister of Transport and Communication, Yıldırım stated that the purpose of this work was to improve the unity and the brotherhood and to eliminate the differences of regional development. Yıldırım said that one of the most important factors for the development of information and communication sector was deregulation, deregulation had been the event of the last 15 years. He added that today regulating bodies,operators, service providers and the public are pushing hand in hand to improve the information communication sector.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

21


TD HABER

400’e yakın yetkilendirilmiş işletmeci faaliyet gösteriyor Yıldırım, 2005 başından itibaren fiilen telekomünikasyon alanında tekelin sona ermesiyle bugün Türkiye’de 400’e yakın yetkilendirilmiş işletmecinin faaliyet gösterdiğini, tekel döneminde ise bu sayının 150’nin altında olduğunu vurguladı. Yine o yıllarda 10 milyar dolar civarında olan pazar büyüklüğünün bugün 30 milyar doların üzerine çıktığına dikkati çeken Binali Yıldırım, şöyle devam etti: “2009’da yani küresel krizin amansız bir şekilde bütün dünyayı kasıp kavurduğu bir yılda, Türkiye’de bilişim alanına yapılan yatırım miktarı 4,3 milyar dolar oldu. Bunun çok büyük bir kısmı da özel sektör tarafından gerçekleştirilmiştir. Son 5 yılda yaptığımız düzenleme, gerek yasal gerekse altyapıya yönelik çalışmalar sonucunda haberleşmedeki oran yüzde 350’ye ulaşmıştır. İşletmecilerimizin uyguladığı çeşitli ve seçenekli tarifeler sayesinde vatandaşımız daha ucuza konuşma, iletişim kurma imkanına sahip olmuştur. Bunu yıllık trafiklerde de görmek mümkündür. Sadece 2009’da ses trafiği yüzde 24 artmış ve 131 milyar dakikanın üzerine çıkmıştır. SMS veri iletişiminde de artış yüzde 56 artış olarak gerçekleşmiş ve 128 milyar adede ulaşmıştır.” Binali Yıldırım, abone sayısında şaşılmayacak bir tarzda bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kısmi bir sabit abonede azalma olurken, mobil abonedeki artış trendinde de bir yavaşlama görüldüğünü bildirdi. Mobilde 65 milyon seviyelerinde aboneye ulaşılırken, sabitte abone

22

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

About 400 authorized operators are operating Yıldırım stressed that while today, there are about 400 authorized operators operating in Turkey after monopoly was virtually ended in the field of telecommunications in the begining of 2005, this number was below 150 in the period of monopoly. The market size was about 10 billion dollars in those years but today it is over 30 billion dollars. ‘’In 2009 that the global crisis terrorizes the whole world, the amount of investment for the IT sector was 4,3 billion dollars. A large part of this was carried out by the private sector. As a result of the arrangements that we have made in the last 5 years, communication has improved and reached 350%. Thanks to the tariffs that our operators provide with a range of options, our citizens have the opportunity to communicate cheaper. That is also possible to see in the annual tariffs. Voice traffic increased 24% in 2009 and reached over 131 billion minutes. SMS data communication increased 56% and reached 128 billion.’’, he said. Binali Yıldırım stated that the number of subscribers and the number of mobile subscribers decreased in Turkey as well as in the whole world. ‘’While the number of mobile subscribers has reached to 65 million, the number of fixed subscribers decreased from 18 million to 17 million. Since communication through mobile is more common, this is not an astonishing situation. The difference between the mobile and the fixed will soon be disappeared. A period is begining that all of these tools can be used together


sayısının 18 milyondan 17 milyonun altına düştüğünü dile getiren Yıldırım, mobil ile iletişimin daha yaygın olarak tüm dünyada kullanıldığı için bunda şaşılacak bir durum olmadığını aktardı. Mobil sabit arasındaki farkın yakında ortadan kalkacağını ve yakınsama ile bütün bu araçların birlikte kullanılabileceği bir döneme girildiğini belirten Yıldırım, ‘Dolayısıyla rekabet yerini kapsamlı bir iş birliğine bırakıyor. Küresel anlamda da böyle, yöresel anlamda da böyle’ diye konuştu. 15 milyon numara taşındı Bakan Yıldırım, haberleşme ile ilgili çok dağınık olan mevzuatı, AB normlarına uygun tek bir kanunda toplayarak Elektronik Haberleşme Kanunu’nun yaptıklarını anımsatarak, böylece sektördeki büyüme ve genişlemenin de önünün açıldığını anlattı… Ulaştırma Bakanı Yıldırım, mobil numara taşınabilirliği uygulamasının 1,5 yıl olmasına rağmen Avrupa’da en fazla numara taşınabilirliğinin Türkiye’de gerçekleştiğini, 15 milyon numaranın taşındığını kaydetti. Kısa sürede mobil geniş bant ve sabit geniş bantla birlikte 9 milyon civarında bir aboneye ulaşıldığını dile getiren Yıldırım, 4 yıl önce başlayan ‘Mobil Cihaz Kayıt Sistemi’ ile cep telefonunun kayıt dışı kullanımı veya bu araçlarla olabilecek yasa dışı faaliyetlerin kayıt altına alındığını bildirdi. Yıldırım, ‘Bugün artık Türkiye’de nüfusun yüzde 99’u mobil kapsama alanı içindedir. Bölgesel kapsama oranı biraz daha düşük olmak üzere, nüfus anlamında yüzde 99’u yakalamış bulunuyoruz’ şeklinde konuştu. Bu yılın sonuna kadar nüfusu 250’nin üzerinde olan tüm yerleşim yerlerinin kapsama alanına alınacağını kaydeden Yıldırım, bununla ilgili ‘Evrensel Hizmet Fonu’nun imkanlarının kullanılacağını, ancak burada işletmecilere büyük görevler düştüğünü belirtti. Yıldırım, ‘2011 sonuna kadar ulaşılamayan erişilemeyen hiçbir yerimiz kalsın istemiyoruz. Bunu ulaşımda başardık, sıra iletişimde’ dedi. Türkiye’de 109 internet servis sağlayıcısıyla 35 milyon internet kullanıcısına ulaşıldığını, ancak erişilen bu sonucun hedeflerinin gerisinde olduğunu vurgulayan Yıldırım, ‘Hedefimiz 2013’de 55 milyon, 2023’de 75 milyon vatandaşımıza birebir erişim sağlamaktır’ diye konuştu. Milli Eğitim Bakanlığı ile başlattıkları çalışma sonucunda, okullara bilgisayar sınıfları kurmak yerine her sınıfın bir akıllı sınıf haline getirileceğini ifade eden Yıldırım, her sınıfa bilgisayar destekli, akıllı tahtasıyla projektörüyle güzel bir altyapı kurmak için çalışmalara başladıklarını bildirdi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, bilgisayar okuryazarlığında en önemli kaynağın gençler olduğuna ve bilgi toplumuna gençlerle ulaşılabileceğine işaret etti. Bugün artık bilgiye sahip, bilgiyi üreten ve kullanan toplumların hedefledikleri yere ulaşabileceklerini, bunu başaramayanların yarışta geri kalacaklarını ifade eden Yıldırım, bu nedenle küresel ve bölgesel iş birliğinin öneminin arttığını kaydetti.

with the help of convergence. So, the competition gives place to a comprehensive business alliance. It is also like that in the global and in the local sense.’’, he said. 15 million numbers were moved Based on the Electronic Communication Act, the legislations about communication was gathered in the one law appropriate with the EU norms . The Minister Yıldırım said that this paved the way for the growth and the development in the sector. The Minister of Transport and Communication, Yıldırım stated that although the mobile number portability had been usen for 1,5 years in Turkey, the most common use of mobile number portability in Europe was occured in Turkey with 15 million. He added that It had been reached to about 9 million subscribers in a short time with mobile broadband and fixed bandwidth. The use off the record of the mobile phone or the illegal activities that could be done with these tools were recorded with the help of the ‘Mobile Equipment Identity System’ that had been started 4 years ago. ‘’Today, 99% of the population in Turkey is within the mobile coverage area. Regional coverage rate to be slightly lower, we have captured 99 percent of the population. all the settlements that the population is over 250 will be taken to the coverage area until the end of this year. The opportunities of the Universal Service Fund will be used to carry out this aim. Operators play an important role for this. We do not want to keep anywhere unaccessible until the end of 2011. We succeeded this in transportation and now it is time for communication.’’, Said Yıldırım. Yıldırım who emphasized that it was reached to 35 million internet users with 109 internet service provider in Turkey said ‘’ our aim is to provide internet Access to our 55 million citizens in 2013 and 75 million in 2023.’’ Yıldırım stated that As a result of the work that they perform with the colloboration of the Minister of education, each class woul be turned into smart classes instead of establishing computer classes in the schools. He added that they had started to work inorder to set up a good infrastructure computer-aided with a smart board and a projector. The Minister of Transport and Communication, Yıldırım stated that the most important resource in the computer literacy was young people and we could be an information society with young people. ‘’Today, the communities that have the information and produce knowledge can achieve their goals but the ones that can not achieve this will be back at the race. Therefore, the importance of global and regional cooperation increased.’’, he said. The vision of 2023 Yıldırım said that they determined the vision of transportation and communication of Turkey in 2023 with the council that was organized at the end of september, last

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

23


TD HABER 2023 vizyonu Yıldırım, geçen sene Eylül ayı sonunda yapılan şura ile Türkiye’nin 2023 ulaşım ve iletişim vizyonunu belirlediklerini anlatarak, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’e, ulaşımda ve iletişimde çok önemli hedefler koyarak hazırlandıklarını aktardı. Bu kapsamda, 100 civarında önemli projenin gerçekleştirilmesini öngördüklerini vurgulayan Binali Yıldırım, bunu öngörürken, Türkiye’nin 2023’de dünyanın en hızlı gelişen 10 ülkesi arasında yer alacağını farz ettiklerini ve çalışmalarını ona göre yaptıklarını söyledi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, şunları anlattı: “Çok ciddi altyapı projeleri, bilişim ve iletişim projelerinin yapılması gerektiğini gördük. Bilişimi ilgilendiren projeler arasında, en önemlisi bilgi toplumu stratejisi. Bilgi toplumu aslında tek başına bilişim alanındaki bütün gelişmeleri ifade eder. e-devlet ve geniş bant uygulamaları, internetin yaygınlaştırılması ve kişisel verilerin korunması, bu alanda yasal düzenlemeleriyle topyekun bir bilişim kalkınma hamlesidir. Bugün 30 milyar dolar civarında olan pazar büyüklüğünü 2023’de 160 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Yazılımın bilişim içindeki payını önemli ölçüde artırmak istiyoruz. Yine milli gelir içerisinde iletişimin, bilgi iletişim sektörünün payını yüzde 8’e çıkarmak istiyoruz. Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan yıllık gayri safi milli hasılanın oranını yüzde 2,5’a çıkarmayı hedefliyoruz.” Hizmet ve çözüm ihraç eden bir KKTC Açılışa video konferans sistemiyle Kıbrıs’taki ofisinden katılan KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Taçoy, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Taçoy, Türkiye’nin her geçen gün bilgi teknolojileri ve bilişim alanında önemli ilerlemeler kaydettiğini söyledi. Yaklaşık 6 ay önce Bilişim Adası Çalıştayı’nda ortaya koydukları vizyonu 10 yıla yaymak suretiyle devlet politikası haline getirerek, “KKTC’nin geleceğinin bilişimle geleceğini” söylediklerini ifade eden Taçoy, “Bilişimin, ülkemiz ekonomisinin lokomotif sektörleri olan turizm ve eğitime eklenerek en yeni ve en önemli parçasını oluşturacağına inanıyoruz. Dünyada yaşanan ekonomik krizden etkilenmeyen tek sektör olan bilişim sayesinde, sözünü ettiğim bu sektörler genel ekonomide olduğu kadar bireysel ve toplumsal hayatta sağlanacak gelişmelerle insanımızın refahını yükseltmeye

24

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

year. He added that they were preparing for 2023 that was the year of 100th Republic by setting important goals in transportation and communication. Yıldırım said that in this context, they were planning to carry out about 100 important projects and added that while planning this, they predicted that Turkey would be among the 10 fastest developing countries and they were doing their jobs based on that. ‘’ we realized that serious infrastructure projects, information and communication projects should be carrried out. Among the projects related to the IT, the most important one is information society strategy. Actually, Information society on its own means all the developments in IT sector. E-government and broadband applications are a total IT development efforts with the dissemination of internet, protection of personal data and the legal arrangements in this area. We aim to increase the market size that is around 30 billion dollars today to over 60 billion dollars in 2023. we want to increase significantly the share of software in IT sector. We also want to increase the share of IT sector in national come to 8%. We aim to increase the rate of the annual national income that saves for R&D activities to 2,5%.’’, he said. Cyprus that provides service and solution The Minister of Public Works and Transport of Cyprus, Taçoy, participated to the Conference from his Office in Cyprus. He said that Turkey was making significant progress in IT sector day by day. Taçoy stated that they turned their vision that they revealed in IT Island Workshop into a state policy and added that the future of TRNC depends on the IT sector. "we believe that Informatics will be the newest and the most important part of our country's economy as well as tourism and education. Thanks to the IT sector, the only sector that was not affected from the economic crisis in the world, We believe that these sectors that I have mentioned will contribute much to our country to increase the welfare of our people and to guarantee our future with the developments in personal and social life as well as the developments in the economy.", he said. Taçoy stated that the regulations related to the infrastructures Project and legal arrangements in TRNC was


ve geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine oturtmaya büyük katkı sağlayacağımıza inanıyoruz” diye konuştu. Taçoy, KKTC’de altyapı projeleri ve yasal düzenlemelere ilişkin iyileştirmelerin devam ettiğini aktararak, şunları söyledi: “NGN ve denizaltı fiber optik altyapısı için start verdik. Adamızı bilişim laboratuarına dönüştürmek için gerekli zemini hızla hazırlıyoruz. İnovatif teknolojilerin denenmesi, ArGe yatırımlarının yapılması için gerekli altyapı çalışmalarına da devam ediyoruz. İstihdam olanaklarının ve alanlarının arttığı, beyin göçünün tersine çevrildiği ve tüm bunlara paralel olarak bilişim sektöründe ve değer kattığı her alanda entelektüel hizmet ve çözümleri ihraç eden bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hedefliyoruz.” Geniş bant internetin globalleşen dünyada artık bir gereklilik olduğunu vurgulayan Taçoy, küreselleşen dünyanın internet ile küçüldüğünü ve internet sayesinde insanoğlunun bilinç ve refah seviyesinin arttığını söyledi. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) de altını çizdiği gibi 21. yüzyılda ülkelerin sosyal ve ekonomik gelişmelerinin geniş banda bağlı olacağına dikkati çeken Taçoy, ITU’nun verilerine göre 2009 yılının sonunda geniş bant internet kullanımı için 640 milyon başvuru yapıldığını, bu sayının 2010 yılında 1 milyara ulaşmasının beklendiğini aktardı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Taçoy, KKTC’deki geniş bant internet kullanımı konusunda şunları söyledi: “İnternet servis sağlayıcıların servis kalitelerini artırmak ve tüketici haklarını günümüz şartlarına uygun olarak daha koruyucu hale getirmek için çalışmalar yapıyoruz. Bu sayede servis kalitesinin ve verilen hizmetlerin sürekliliğini güvence altına alma adına sigortalama zorunluluğu gibi bazı yeni düzenlemeler getireceğiz. Türkiye’de ara bağlantı ücretlerinin düşürülmesini takiben Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de bu ücretleri düşürmek için kolları sıvadık. Türk Telekom ile yeni bir ara bağlantı anlaşması yaptık. Kullanıcıların son faturalarına da bu farkın yansıması için çalışıyoruz.” Elektronik imza yasası ile geçici olarak oluşturulan Telekomünikasyon Üst Kurullarının AB uzmanları ile birlikte yeni Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı’nı hazırladığını anlatan Taçoy, tasarının meclise sevk edildiğini ve yasallaşma için beklediğini dile getirdi. Taçoy, yeni yasayla birlikte Nisan 2007’de GSM lisanslarının verilmeye başlanması ile start alan liberalleşme çalışmalarının hız kazanmasının beklendiğini ifade ederek, ayrıca bu yasa ile bugüne kadar sektörü geliştirmek için büyük yatırımlar yapan mevcut işletmecilerin de önünün açılacağını ve rahatlayacağını vurguladı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy, 2010 yılı içerisinde 40 bin abone kapasiteli CDMA sistemini hizmete koyacaklarını, böylelikle PSTN’de penetrasyon oranında artış öngördüklerini ifade etti.

stil continuing. He said: "we let to start the work for NGN and submarine fiber optic infrastructure. We are working hard to prepare the necessary equipment to convert our island into an information laboratory. We are also continuing our work of the necessary infrastructure for R&D investment. We aim Turkish Republic of Northern Cyprus that employment opportunities and areas are increased, brain drain is reversed and intellectual services and solutions are provided in all the areas.’’ Taçoy, emphasized that broadband internet was now a necessity in the globalized world, said that globalized world became smaller with internet and the awareness and the welfare of mankind increased thanks to internet. ‘’As the International Telecommunication Union (ITU) underlined, the social and economic developments of the countries will depend on the broadband in 21 century. Based on the data of ITU, 640 million application was made for using broadband internet at the end of 2009. This number is expected to increase to 1 billion in 2010.", said Taçoy. The Minister of Public Works and Transport, Taçoy, talked about the use of broadband in TRNC. He said: "we carry out projects to increase the quality of internet service providers and to make accordance the consumer rights with today’S requirements. So, we will make some new arrangements such as ensuring the continuity of the service quality and insuring on the behalf of oneself. Following the reduction of interconnection charges in Turkey, we began to work for reducing these charges also in Turkish Republic of Northern Cyprus. We have made a new interconnection agreement with Turk Telekom. We are working to reflect this difference to the users’ final bill.’’ Taçoy said that they were preparing the new Electronic Communications Bill Project wit EU specialists of the suprume board of Tellecomunication that was constituted temporarily with Electronic Signature Law and added that the Project had been referred to the parliament and was waiting for becoming legal. Taçoy stressed that following the new law, the liberalization efforts that was began after GSM lciences was started to be given in April 2007 is expected to be accelerated. He emphasized that this law would pave the way for the existing operators that have made great investments to improve the sector uptill now and make them more comfort. Hasan Taçoy, The minister of Public Works and Transport, stated that they would start to serve CDMA system that have the capacity of 40 thousand subscribers in 2010, so that they were expecting an increase in the penetration rate of PSTN.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

25


TD HABER

Dr. Tayfun Acarer, BTK Başkanı: “İşbirlikleri kurmalıyız”

Dr. Tayfun Acarer, The Chairman of BTK : ‘’ We must establish partnerships’’

Bu yıl beşincisi düzenlenen Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı’na, BTK olarak çok önem verdiklerini söyleyen Dr. Tayfun Acarer, Türkiye’deki sektör temsilcilerinin yanı sıra, bölge ülkelerinden de 35 konuşmacı ve katılımcının olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerine başladı.

Dr. Tayfun Acarer who said that as BTK, they gave great importance to the Black Sea and Caspian Regulatory Conference that was held the fifth this year started his speech expressing the pleasure to see 35 speakers and participants from the region contries at the Conference. Acarer pointed out that The Black Sea and Caspian are the regions that have the most important energy sources and has witnessed the greatest cultural development of the human history. He stated that the common aim of all the countries in the region is to make the country to have peaceful, cooperation and prosperity environment. Acarer,Chairman of BTK, said that In many areas, commercial, scientific and technological cooperation has increased and this is continuing in many international organizations in particular, including ITU.

Karadeniz ve Hazar bölgesinin, dünyanın en önemli enerji kaynaklarına sahip, insanlık tarihinin en büyük kültürel gelişmelerine tanıklık etmiş bir bölge olduğuna dikkat çeken Acarer, bölgedeki tüm ülkelerin ortak anlayışının bölgenin barış, işbirliği ve refah ortamı haline gelmesi olduğunu belirtti. Birçok alanda ticari, bilimsel ve teknolojik işbirliklerinin arttığını anlatan BTK Başkanı, başta ITU olmak üzere birçok uluslararası organizasyonlarda sürdürüldüğünü söyledi.

26

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

‘’According to a research, while the expenses for


“Yapılan bir araştırmaya göre, bir kişilik istihdam yaratabilmek için devletlerin yapması gereken yatırım harcaması, imalat sektöründe 90 bin dolar, madencilikte 60 bin dolar, tarımda 40 dolar, ICT sektöründe 4 bin dolarken istihdam edilen kişilerin yarattığı katma değer, ICT sektöründe 30 bin dolar, sanayide 8 bin dolar, tarım sektöründe ise 4 bin dolardır.” diyen Dr. Tayfun Acarer, işte bu nedenle sektörün politika ve strateji belirlemekten sorumlu olan kurumu Ulaştırma Bakanlığı’nın sektöre verdiği önemden ötürü “stratejik sektör” olarak belirlediğini söyledi.

the investment that states are required to do to create an employment for one person is 90 thousand dollars in manufacturing sector, 60 thousand dollars in mining, 40 thousand dollars in agriculture, 4 thousand dollars in ICT sector, the added value that the employed people has created is 30 thousan dollars in ICT sector, 8 thousand dollars in the industry and 4 thousand dollars in the agriculture sector. Therefore, the sector is defined as ‘’ strategic sector’’ because of the Minister of Transport and Communication that is responsible for defining policy and strategy of the sector.’’, he said.

Son yedi yıllık süreçte ICT sektörünün Türkiye’de gerek ciro, gerek trafik ve abone değerleri açısından yüzde 225’lik bir artış gösterdiğine işaret eden Acarer, ülkemizde son yıllarda başarıyla gerçekleştirilen bazı düzenlemeleri konuk ülke temsilcileriyle paylaşmak istedi ve sözlerine şöyle devam eti: “Kayıt dışı telekomünikasyon cihazlarıyla mücadele sonucu 125 milyon cihaz beyaz listede, 13 milyon cihaz kara listede bulunmaktadır. 3G’de 9 milyon aboneye ulaşılmıştır. Numara taşınabilirliği sayesinde 1,5 yılda 15 milyona yakın numara taşınmıştır. Siber Güvenlik tatbikatlarının ilki 2008’te yapılmıştır, 2010’da yenisi yapılacaktır. Telekomünikasyon ve telsiz ekipmanları laboratuarı kurulmuş, uluslar arası akreditasyon gerçekleştirilmiştir. E-imza ve mobil imza uygulaması 190 bin kullanıcı tarafından başarıyla uygulanmaktadır. Arabağlantı ücretleri ve azami fiyat tarifelerinde tüketici lehinde indirimler yapılmıştır. IPv4’ten IPv6’ya dönüşüm çalışmaları hızla sürdürülmektedir. SPAM ve zararlı içerikle yapılan mücadelede başarılı sonuçlar alınmıştır. Milli Monitör Sistemi ile 0-60 GHz bandı ülke çapında etkin olarak denetlenmektedir. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti ve dinlenmesi konusunda hukuki çerçeve oluşturulmuştur. Güvenli internet konusunda farkındalık yaratma ve bilinçlendirme çalışmaları başarıyla sürdürülmektedir. Başta çocuk istismarı olmak üzere internet ortamında işlenen suçlarla mücadelede yasal zemin gerçekleştirilmiştir.”

Acarer who said that ICT sector has showed 225% increase in terms of turnover, traffic and subscriber values wanted to share some arrangements that have been carried out successfuly recent years in our country with the guest country representatives and he said: ‘’ as a result of the combat with the devices off the record, 125 million devices are in the white list and 13 million devices are in the black list. 3G has reached 9 million subscribers. Through the number portability, around 15 million numbers have been moved in 1,5 years. The first cyber security practice was carried out in 2008 and will be the wew one in 2010.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın internet ortamında zararlı yayınlarla mücadele konusunda sadece ulusal mevzuatla sınırlı kalınmaması gerektiğini hatırlatan Acarer, bu konuyla ilgili uluslararası anlaşmalar yapılması gerektiğini, hatta işbirliği yapılması gereken konuların başında geldiğini belirtti. Sahip oldukları bilgi ve deneyimleri birbirlerine aktararak bölgede, ICT sektöründe bir sinerji üretmeleri gerektiğini söyleyen BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer, işbirliklerinin bölgedeki tüm ülkelere fayda sağlayacağına dikkat çekti.

Telecommunications and radio equipment laboratory was established and international accreditation was carried out. E-signature and mobile signature application has been successfully used by 190 thousand users. Reductions were made in Interconnection charges and in maximum price tariffs in favor of consumers. The work for conversion from IPv4 to IPv6 has been continuing rapidly. successful results have been obtained in strggling SPAM and harmful content. 0-60 GHz band has been controlled effectively around the country with National Monitoring System. Legal framework has been established to identify and listen to the communication that has been made through telecommunications. Awareness-raising and awareness about safe internet activities are successfully carried out. Legal base has been achieved for combating the crimes in the internet environment in particular, including child abuse.’’ Acarer said that Binali Yıldırım, The Minister of Transport and Communication, should not limit himself with only national legislation in combating with the harmful publications on the internet and added that international agreements should be done about this issue. Dr. Tayfun Acarer, the Chairman of BTK, stated that they they should produce a synergy in the ICT sector by transfering their knowledge and experience to each other and added that their cooperation will benefit to all countries in the region.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

27


KİŞİ-CELL

Bu Tablet Her Derde Deva mı? Can this tablet be a panacea?

Mustafa Aykut

mustafa.aykut@turktelekom.com.tr

1980’li yılların sonlarına doğru bilgisayarların dolmakalem şeklinde üretilebildiği (pen computers) duyurulduğunda tüm dünyada heyacan doruğa çıktı. Çünkü artık tuştakımlarının sonu gelmiş demekti. Nobel ödüllü Dr. Charles Elbaum, geliştirdiği Nestorwriter adlı elyazısı tanıyan sistemi kalem bilgisayarlara yerleştirdi. Önce Communication Intelligence Corporation, sonra birçok başkası bu tür bilgisayarları üretti. 1991 yılına gelindiğinde kalem bilgisayara olan ilgi doruğa çıkmıştı. Hemen herkes, ‘mouse’lara artık gerek kalmayacağını düşünüyordu. Microsoft bu ilgiye kayıtsız kalamadı ve Windows 3.1 versiyonuna kalem bilgisayar özelliklerini ekledi ve bu versiyona ‘Windows for Pen Computing’ adını verdi. 1992 ile 1994 yılları arasında pek çok donanım üreticisi bu yazılıma uyumlu ürünler geliştirdi. Bunların arasında EO, NCR, Samsung, Dauphin, Fujitsu, TelePad, Compaq,

Toward the end of the 1980s, an excitement wave was felt throughout the world when it was announced that pen computers were produced. Because it meant that keypads had come to the end. Nobel Prize winner Dr. Charles Elbaum has put the handwriting recognition system called Nestorwriter into the pen computers. First the Communication Intelligence Corporation and then many others has produced this type of computers. When it comes to 1991, the interest towards the pen computers has reached the highest level. Almost everyone thought that “mouse”s are no longer needed. Microsoft could not remain indifferent to these interests and added pen computer features to Windows 3.1 version and called this version as “ ‘Windows for Pen Computing”. Between 1992 and 1994 many hardware manufacturers have developed products compatible with this software. Global companies such as EO, NCR, Samsung, Dauphin, Fujitsu, TelePad, Compaq, Toshiba and IBM are among these

28

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


Toshiba ve IBM gibi küresel büyük firmalar da yer aldı. Hatta daha da ileri giderek, IBM ürünlerine yazboz tahtası (slade) anlamında ThinkPad adını verdi. Ne yazık ki; bu rüzgâr 1995 yılında bütün şiddetini kaybetti ve kalem bilgisayarlar gözden düştü. Oysa Bill Gates, hala yazboz tahtası gibi kullanılabilecek bilgisarlara olan inancını muhafaza ediyordu. Birçok yerde yaptığı ‘Geleceğin Bilgisayarı’ başlıklı sunumlarda hep bu konuyu işliyordu. Nitekim 2002 yılında dünyada ilk ‘Tablet PC’yi tanıttı. Sekiz yıl sonra, 27 Ocak 2010’da, San Fransisco’da Yerba Buena Sanat Merkezinde Apple CEO’su Steve Jobs elinde iPad adlı ‘Tablet PC’yi tanıtmak üzere salona girdiğinde yine herkes nefesini tutmuş bekliyordu. iPad ile web sayfalarında kolayca dolaşılabilecek, kitaplar okunabilecek, e-mailler alınıp-gönderilebilecek, filmler izlenebilecek, oyunlar oynanabilecekti. iPod, iPhone gibi Apple ürünlerini kullananlar için bu sayılanlar bir sürpriz değildi. Steve Jobs’ın yanında duran ve Apple’ın efsanevi tasarımcısı olarak bilinen Jonathan Ive bir video görüntü eşliğinde asıl sürprizi açıkladı. iPad özellikleriyle bir medya oyuncağıydı, ama aynı zamanda ‘Geleceğin Bilgisayarı’ydı. Apple kendi ürettiği ‘A4 Chip’i ile hem işlem gücünü yükseltmiş hem pil ömrünü 10 saate kadar uzatmıştı. Yaklaşık 4 tane iPhone büyüklüğünde (24,28cmx18,97cmx1,34cm) olan iPad’in Wi-Fi Modeli 680 gr, Wi-Fi+3G Modeli 730 gr ağırlığında yani oldukça hafif, bu yüzden taşıması kolaydı. Tuş takımı ve ‘mouse’larla vedalaştıran iPad ile artık yeni bir anlayış, yeni bir alışkanlık başlamış oluyordu. Nitekim 28 gün içinde 1 milyonluk satış rakamına ulaşması da yeni bir rekor oldu. Çünkü Apple, bir önceki ürünü iPhone için aynı satış rakamına ancak 72 günde ulaşabilmişti. Bu, bir anlamda, paradigma değişimi (paradigm shift) olarak adlandırılabilir. Daha önce bilgisayarlar hep aynı anlayışla üretiliyordu. Anakart ve onun etrafına yerleştirilen yarı iletkenli bir takım elektronik devreler esas alınıyor, daha sonra bunları kullanmak üzere tuş takımı ve ekran gibi kullanıcı arayüzleri tasarlanıyordu. iSuppli CEO’su Derek Lidow’a göre bu anlayış iPad ile bitti. Artık alışılagelmiş anakart yoktu. Her şey kullanıcı arayüzü üzerinde dönüyordu. Önce ekran, ‘touch pad’ ve pil tasarlanıyor, daha sonra bunlara uygun yarı iletkenler geliştiriliyordu. Ürün tasarımının temeli kullanıcıya hissettirdiği ayrıcalık duygusu ve işlevselliği üzerine kuruluydu. Kuşkusuz, iTune Uygulalama Yazılımı Satış Mağazaları modelinde olduğu gibi iPad için de güvenilir ve ucuz yazılımlara kolayca erişimin destekleneceği pazarlama yöntemleri de uygulanacaktır. Ancak, şu an için kıyaslandığında daha önde görülse bile Google’ın ‘Chrome’ İşletim Sistemi iPad İşletim Sistemi’nden daha radikal

companies. IBM went even further and called its products ThinkPad in the sense of slade. Unfortunately, this wind lost all its power in 1995, and pen computers fell from favour. Yet Bill Gates was kept his faith for computers that can be used as stretched pad. In his presentations held in many places under the name of “Future Computer”, he pointed out this subject. Indeed, he introduced the world’s first “Tablet PC” in 2002. After eight years, on 27 January 2010, everyone was waiting with bated breath when Apple CEO Steve Jobs entered to the hall at Buena Arts Center in San Francisco in order to introduce the “Tablet PC”. He announced that it will be possible to navigate web pages, read books, send and receive e-mails, watch movies and play games with iPod. It was not a surprise for those who use Apple’s products such as iPhone. Apple’s legendary designer Jonathan Ive, standing near Steve Jobs, announced the real surprise accompanied by a video image. iPad was a media toy in respect of its features, but is also “Future Computer”. Apple achieved to increase the processing power as well as extend the battery life up to 10 hours by means of its own product called “ ‘A4 Chip”. Wi-Fi Model of iPad, which was approximately 4 times bigger than iPhone (24,28cmx18,97cmx1,34cm), was only 680 g and Wi-Fi+3G Model was 730 g. Since they were very light, it was easy to carry them. It was time to say goodbye to keypad and “mouse”s. A new understanding, a new habit started together with iPad. Indeed, 1 million sales within 28 days was also a new record. Because Apple were able to reach to same figure within 72 days when it introduced its previous product iPhone into the market.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

29


KİŞİ-CELL

This, in a sense, can be called as paradigm shift. Computers were being produced with the same understanding until that day. Motherboard and a number of semiconductor electronic circuits placed around it were used as a basis, and then interfaces such as keypad and screen were designed. According to iSuppli CEO Derek Lidow, this approach ended with iPad. There will be no usual motherboard anymore. Everything will be on the user interface. First the screen, “touch pad” and the batteries are designed, and then semiconductors are developed in accordance with them. The foundation of product design relies on the privilege that users feel and the functionality.

yenilikleri de beraberinde getiriyor. Apple’dan farklı olarak, kendisi bir İnternet Şirketi olan Google’a göre kullanıcılar İşletim Sistemleri’nin farkına bile varmamalı. Dosyalar, istemci uygulamaları (client apps) ve bilgisayarlardaki bellek donanımları artık demode oldu. Bulut Bilişim (Cloud Computing) kullanıcılar için her şeye sahip olacak ve her şeyi yapacak. Google Başkan Yardımcısı Sundar Pichai, iTune Uygulama Yazılımı Satış Mağazaları gibi yerlerin gereksiz olduğunu iddia ediyor. Üstelik iPad İşletim Sistemi’nden farklı olarak, ‘Chrome’ açık kaynak kodlu yazılım olduğu için kullanıcıların kendi modifakasyonlarına da izin veriliyor. ‘Geleceğin Bilgisayarı’ üzerine böylesine kıyasıya rekabet sürerken, elbette Microsoft’un uzaktan seyretmesi düşünülemez. Microsoft daha üç yıl önce ‘Surface’ teknolojisi ile Grafik Kullanıcı Arayüzü’nden (GUI), Doğal Kullanıcı Arayüzü’ne geçtiğini duyurdu. Bu sistem kullanıcının temas, hareket ve sesini algılıyor, yorumluyor ve tanımlıyor. Intel ve Dell ile birlikte ‘Tablet PC’ piyasasından pay almak isteyen Microsoft’tan da bu konuda yenilikler bekleniyor. Eğer geriye dönersek, 2002’de Microsoft’un ‘Tablet PC’sinin neden başarılı olamadığını şimdi daha iyi anlayabiliyoruz. Çünkü o zamanlar yeteri kadar uygulama ve içerik yoktu. İnternet bugünkü kadar yaşantımıza girmemişti. Wi-Fi, 3G gibi mobil genişbant teknolojileri gelişmemişti. Video sıkıştırma yöntemleri, yaratıcı sosyal ağlar bugünkü kadar başarılı değildi. İletişim güvenlik programları, elektronik ticaret, elektronik eğitim gibi kavramlar gündemimizde bu denli çok yer almıyordu. Şimdi ise durum tümüyle farklı... iPhone’dan sonra dokunmatik ekran (touch screen) kullanmadaki alışkanlığı gelişen kullanıcı piyasası yeniden ‘Tablet PC’ için beklenti içine girdi. Kısacası, ‘Tablet PC’ için en uygun zaman geldi. Zaten bunu farkeden, başta cep telefonu üreticisi Nokia olmak üzere Samsung ve HP gibi şirketler de zaman yitirmeden Apple’ın yolunu izleme kararı aldılar ve ‘Tablet PC’ üretme işine girdiler. 2002 ‘Tablet PC’nin icat olduğu yıldı. 2010 ise ‘Tablet PC’ için inovasyon yılı oldu diyebiliriz.

30

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Undoubtedly, marketing methods that will support easy access to reliable and affordable software application will be applied to iPad as in iTune Application Software Stores model. Although it stays one step ahead of its rivals, Google’s “Chrome” Operating System brings more radical innovations than iPad Operating System. Unlike Apple, Google as an Internet company thinks that users should not even realize Operating System. Files, client applications and memory equipment in computers are now obsolete. Cloud Computing will provide everything to users and will do everything. Google Vice President Sundar Pichai claims that places such as iTune Application Software Sales Store are unnecessary. Moreover, as different from iPad Operating System, “Chrome” is open source software and allows its users to make their own modifications. While there is such a competition over “Future Computer”, Microsoft cannot be silent of course. Microsoft announced that it will use Natural User Interface rather than Graphical User Interface (GUI) by beans of “Surface” technology more than three years ago. This system perceives, interprets and defines the touch, movement and sound of users. Innovations are expected from Microsoft trying to get a share in “Tablet PC” market by means of Intel and Dell. If we return back, we can understand more easily why Microsoft’s “Tablet PC” did not succeed in 2002. Because there were not enough applications and content at that time. Internet had not come into our lives as yet. Mobile broadband technology such as Wi-Fi, 3G had not developed. Compression methods, creative social networks were not as successful as today. Concepts such as communication security programs, electronic commerce, and electronic education did not take much space in our agenda. The situation is now completely different… Users who gain a touch screen habit after iPhone expect new “Tablet PC”s. In short, it is time for “Tablet PC”. Particularly mobile phone producer Nokia, and companies such as Samsung and HP have already noticed this trend and decided to produce “Tablet PC” by following the path of Apple. “Tablet PC” was invented in 2002, and 2010 is the innovation year for them.


Evet Türkiye! • En güzel ve en yeni filmler FilmClub ve FilmClub2’de. • Mutlaka görmen gereken 1001 film Club1001 kanalında. • FilmClub kanalları, isteyen Tivibu üyelerine 1 Temmuz’a kadar ücretsiz.

Tivibu. Yanındaki eğlence bu. 444 0 375

www.tivibu.com.tr

FilmClub kanallarına üye olmak için Tivibu Standart Plus üyesi olmak gerekmektedir. Tivibu Standart Plus ve FilmClub kanallarına aylık üyelik ücreti tanıtım amacıyla 1 Temmuz 2010 tarihine kadar 1 TL’dir. Ayrıntılı bilgi için 444 0 375 TTNET Müşteri Hizmetleri’ne, TTNET Online İşlem Merkezi’ne (www.ttnet.com.tr ) ve Tivibu Web Sitesi’ne (www.tivibu.com.tr ) ulaşabilirsiniz.


TD HABER

TTNET Vitamin’li Çocuklar İstanbul’da Children with TTNET Vitamin in Istanbul

T

TNET, toplumsal gelişmeyi destekleme vizyonu çerçevesinde “TTNET Vitamin’li Çocuklar İstanbul’da” isimli yeni projesini hayata geçirdi. Eğitimde fırsat eşitliği yaratma amacıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’ndeki öğrencileri başarıya ulaşmaları yolunda destekleyerek, onların gelişimlerine katkı sağlamayı hedefleyen “TTNET Vitamin’li Çocuklar İstanbul’da” projesinin detayları TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz tarafından kamuoyuna aktarıldı. Fırsat eşitliği yaratarak Türkiye’nin gelişimine katkı sağlama vizyonuyla, özellikle eğitim odağında çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini belirten TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz; “Eğitim alanında değer yaratacak ürün-hizmet ve projeleri toplumun her kesimiyle buluşturmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bugüne kadar, sunduğumuz TTNET Vitamin paketleriyle eğitimde fırsat eşitliği sağlanmasına ve ülkemizin dört bir yanındaki öğrencilerin eğitim koşullarının iyileştirilmesine katkı sağladık. Diğer taraftan ilköğretimden üniversiteye kadar öğrencilerimizin gelişimlerine destek olmak amacıyla bir dizi projeyi hayata geçirdik. “TTNET Vitamin’li Çocuklar İstanbul’da” projesi de bu kapsamda yer alıyor. Bu yeni projemiz ile özellikle zor şartlarda başarıya ulaşan öğrencilerimizin gelişimlerine destek vererek, başarılarını sürekli kılmayı hedefliyoruz” dedi.

32

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

T

TNET carried out new project under the name of “Children with TTNET Vitamin in Istanbul” with vision of promoting social developments. TTNET General Manager Tahsin Yılmaz explained details of “Children with TTNET Vitamin in Istanbul” project with the aim of supporting the students in Eastern and Southeastern Anatolia for achieve success, contributing to their development and creating equal opportunities in education. TTNET General Manager Tahsin Yılmaz indicated that they implemented various project especially training focused with a vision of creating equal opportunity to contribute to the development of Turkey and said “Will create value in the field of productservice training and projects to meet with all segments of society are among the priority targets. Up to now, we offer packages with Adaptive ensure equal opportunity in education and training of students across our country to improve conditions have contrib-


“TTNET Vitamin’li Çocuklar İstanbul’da” ile 250’ye yakın öğrenciye yeni ufuklar açılacak “TTNET Vitamin’li Çocuklar İstanbul’da” Projesi, Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri’nden 11 il ile İç Anadolu Bölgesi’nden bir ilimizi kapsıyor. Van, Erzincan, Yozgat, Erzurum, Malatya, Mardin, Elazığ, Şanlıurfa, Adıyaman, Kars, Diyarbakır ve Muş’un il merkezi ve ilçelerinde, 2009-2010 öğretim yılının ilk döneminde birinci olan öğrenciler üç gün boyunca İstanbul’da ağırlanıyor. 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti unvanını taşıyan İstanbul’da öğrenciler, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Ayasofya Müzesi gibi tarihi ve kültürel mekânları; Boğaziçi Üniversitesi, Kabataş Erkek Lisesi gibi önde gelen eğitim kurumlarını ziyaret edecek, kişisel gelişimlerini desteklemek amacıyla özel olarak hazırlanan eğitim seminerine katılacaklar. Öğrenciler ayrıca Miniaturk, Oyuncak Müzesi gibi çağdaş müzeleri ziyaret etme ve sinema izleme gibi aktiviteler sayesinde keyif dolu anlar yaşayacak.

uted. Other hand, from primary school up to university students to support their development projects we have implemented a number of purposes. “Children with TTNET Vitamin in Istanbul” project is also included in this scope. We aim in this new project with the particularly difficult conditions to support the development of our students to reach their success.” New scopes will opened to approximately 250 students with the project of “Children with TTNET Vitamin in Istanbul” and Project of “Children with TTNET Vitamin in Istanbul” included 11 city in East and Southeast Regions and a city in Central Anatolia Region. In the first semester of 2009-2010 academic year, students who are first in city center and town of Van, Erzincan, Yozgat, Erzurum, Malatya, Mardin, Elazig, Sanliurfa, Adiyaman, Kars, Diyarbakir and Mus, will entertained during three days. Students will visit the historic and cultural sites sucs as Topkapi Palace, Dolmabahce Palace, Ayasofya Museum, the leading educational institutions Bogazici University and Kabataş High Schoo and will attend training seminar that prepared particularly in order to support personal development.

Şehir

İlçe Sayısı

Gelecek Çocuk

Seçme Kriteri

Van

12

24

SBS 1.&2.leri

Erzincan Yozgat Erzurum Malatya Mardin

9 14 21 14 69

20 21 21 28 20

ilçe 1. leri ilçe 1. leri ilçe 1. leri ilçe 1. leri ilçe 1. leri

Açıklama 7. ve 8. sınıflar SBS birincisi olan  24 çocuk 7 ve 8 sınıf ilçe birincileri “18 kişi” 7 ve 8 sınıf ilçe birincileri “21 kişi” 8 sınıf ilçe birincileri “21 kişi” 7 ve 8 sınıf ilçe birincileri “28 kişi” 7 ve 8 sınıf ilçe birincileri “20 kişi”

Tarih 16 - 18 Nisan 06-09 Mayıs 14-16 Mayıs 21-23 Mayıs 18-20 Haziran 25-27 Haziran

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

33


TARAFSIZ GÖZLEM

Ağaç Resmi Çizmek veya Ağaç Yetiştirmek Neler yapmadık şu vatan için! Kimimiz öldük; Kimimiz nutuk söyledik.

Drawing a Tree Picture or Cultivate a Tree What have we not done for our country! Some of us have died; Some of us have made speeches. Mehmet Taşaltın Bu derginin Mart 2010 sayısındaki yazımda: -Türkiye’nin son 25 yılda sosyal ve kültürel anlamda ciddi mesafe kat ettiğini, -25 yıl önce yasak olan birçok düşüncenin bu gün yasak olmaktan çıktığını,

mtasaltin@ttmail.com

-Her gün milyarlarca kelimeyi ses veya yazı olarak insandan insana ulaştıran güçlü haberleşme sistemlerinin sayesinde bu değişim sürecinin hızlandığını, -Haberleşme sistemlerinin ticari bir emtia olmaktan öte bir değer ifade ettiğini, -“Onca sistemin kurulmasında emek verenleri hatırla-

In my article published in March 2010, I underlined the following points: - Türkiye has made a considerable social and cultural progress in past 25 years. - Many concepts considered crime 25 years ago are no more crime. - Thanks to the powerful communication systems transmitting billions of words as sound or text from person to person every day, this development has accelerated. - Communication systems mean more than commercial commodity. - “Those who labored in the establishment of so many systems may not know the results arising from their labor. But it is our fidelity to remind their efforts.”

One of our colleagues has sent this Orhan Veli’s poem as a response to this article.

34

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


manın bizler için vefa borcu” olduğunu, yazmıştım. Bir arkadaşımız bu yazı üzerine yazının başındaki (Orhan Veli’ye ait) şiiri göndermiş. Bu nedenle aynı konuya farklı açıdan tekrar değinme gereği doğdu Türkiye’de gerek siyasi gerekse idari kadro değişikliklerinde geçmiş emeklere saygı bir zafiyet kabul edilir. Hatta “enkaz devraldık” edebiyatına benzer tavırlar yeni kadroların güç gösterisinde kullanılır. Bu nedenledir ki bilgi birikimi olmaz. İhtilallerle önceki birikimlerin bir gecede yok edildiği ülkelerin içinde gelişebilmiş olanı yoktur. Gelişmiş ülkelerde, geçmiş emeğe saygı ile yeni nesillere emeklerinin gelecekte saygı göreceği mesajı verilir. Anadolu’da sık rastlanır: Küçük aile işletmelerinde ailenin çocukları büyüdüğünde babası ile aynı dükkân veya atölyede çalışmak istemez. Çoğunluklar kendilerine ayrı bir iş kurarlar. Bazen de baba zorunlu olarak işi çocuklara devreder ve işten tamamen çekilir.

Hence it is needed to address the same issue again from a different perspective. In our country, showing respect to the past both in political and administrative staff changes is considered weakness. Even the attitudes such as “we have inherited a wreck” are used as a show of force by the new team. Thus there will be no cumulative knowledge. No country has been able to develop by eliminating its own accumulations by means of a revolution in a single night. In developed countries, thanks to the respect to the past, an important message is given to the new generations that their labor will be respected. In Anatolia it is common that in small family businesses, children do not want to work in a show or workshop with their fathers when they grow up. Most of them have set up a separate business. Sometimes, father has to transfer the business to their children and withdraws from the business. Most of them have set up a separate business. A job as fathers is sometimes necessary for children will transfer to and from work, completely withdrawn.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

35


TARAFSIZ GÖZLEM

Bu sorunu aşarak devamlılığı ve bilgi birikimini sağlayabilmiş aile şirketleri büyümeyi sürdürmüşlerdir. Ailenin soyadları ile anılan holdingler buna örnektir. Sadece günlük ticari gözle bakılırsa bu yazılar fazla anlamlı görülmeyebilir.

Family businesses, which overcame this problem and so achieved a continuity and knowledge, have continued to grow. Holdings named after the family’s surname are examples of this fact. When it is considered from only daily commercial basis, these articles may not be seen as meaningful.

Bazı internet sitelerinde Türkiye’de telekomünikasyonun kronolojik tarihçesine rastladım. Yakın tarihin köşe noktaları olarak yazdıklarının çoğunluğu yurt dışından ithal edilmiş ürünlerin Türkiye’de kullanıma sunulmasından ibaret. Bu ülke insanlarının geçmişteki emeklerine, üretimlerine ya hiç değinilmemiş ya da önemsizleştirilerek değinilmiş.

I have read the chronological history of telecommunications in Türkiye in some internet sites. The essential points of the near past are mostly related with the products imported from abroad and brought into use in Türkiye. There is no or little reference to the efforts, productions of our people in the past.

Sorun, kişilerde değil içine itildiğimiz kültürel yanlışlıklardadır.

The problem arises from the cultural mistakes we were pushed into making.

Farklı alanda bir analoji bu yanlış kültürü daha iyi özetler.

An analogy from a different field may a better summary of this erroneous culture.

Duvara çizilmiş güzel bir ağaç resmi ile bahçede yetiştirilmiş ağacın karşılaştırılması bir illüzyon yöntemi ile karşımıza hep çıkar. Tabii ki konu: “hangisinin güzel olduğu(!)”

As an illusion method, a beautiful picture of a tree drawn to the wall and a three cultivated in a garden are compared. Of course the problem is: “Which one is beautiful (!)”

Bu karşılaştırmayı yapanlar ağaç resmi çizenlerdir. Karşılaştırmadan rahatsız olanlar ise bahçede ağaç yetiştirenler… Amaç: nihai karar merciindeki idari veya siyasi yetkilileri etkilemek. Bahçedeki ağaç bazen susuz bazen bakımsız… Duvardaki ağaç resmi her zaman yeşil, üzerinde meyveleri adeta canlı Bahçede ağaç yetiştirenin elleri toz, toprak, çamur içinde… Ağaç resmi çizenin ise üzerine hiç çamur değmemiş tertemiz… Ağaç resmini yapmak hızlı olur ama ağaç yetiştirmek yılları alır. Ağaç resmi yazın klimalı kışın kaloriferli ortamda çizilir. Ağaç yetiştirmek için yazın sıcakta kışın soğukta çalışmak gerekir. Resim iki boyutlu sanal düşünce, Ağaç üç boyutlu gerçek üretim…

This comparison is made by people who drawn a tree picture. Those who cultivate a tree in a garden feel themselves uncomfortable due to this comparison... The aim is to influence the administrative or political authorities who make the final decisions. A tree in the garden is sometimes neglected, sometimes without water... A tree picture on the wall is always green, and its fruits are almost alive. Those who cultivate a tree in the garden are in dust and dirt… But those who draw a tree picture are as clean as a whistle... Drawing a tree picture is faster than cultivating a tree, which will take years. You can draw a tree picture in an air-conditioned environment in the summer or in an environment with central heating in the winter. You have to work under the sun in the summer and in cold in the winter in order to cultivate a tree. Picture is a two-dimensional virtual thing, but three is a threedimensional real production…

**** **** Bu ülkenin yeterli potansiyeli dün vardı bu gün de var. Zorluk, bu günün potansiyelini iki boyutlu sanal düşüncelerden üç boyutlu gerçek üretime yönlendirebilmektedir.

36

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Our country had enough potential in the past, and still has enough potential now. We have to canalize our potential not to two-dimensional virtual thoughts, but to a three-dimensional real production.


ÖZEL HABER

Yunanistan ve Ürdün Telekom Düzenleyici Kurul Başkanları anlatıyor…

Biri Batı’dan, biri Doğu’dan:

Dr. Leonidas Kanellos Greece and Jordan Regulatory Authorities are telling… One from the West, one from the East:

Dr. Leonard Kanellos

TELEKOM DÜNYASI: Bize Yunanistan Telekom pazarının son durumuyla ilgili rakamsal olarak kısaca bilgi verebilir misiniz? Kaç tane operatör, abone, genişbant abonesi vs.. var? KANELLOS: Yunanistan’daki telekom sektöründe son yıllarda verimli rekabetin sonucu olarak etkileyici gelişmeler yaşanıyor. Mobil pazarda aktif aboneler (son üç ayda mobil hizmetleri kullanmış abone) nüfusun %118’ini oluşturuyor. 2G, 3G ve mobil genişbant internet hizmeti veren 3 operatör var. MVNO ihtiyacının rekabetin verimliliğine zarar vermesi ise bir dezavantaj oluşturuyor. Aynı zamanda Yunanistan bölgede yaklaşık %47 gibi bir oranla en yüksek tele yoğunluğu olan ülkelerden biri. Sabit telefon pazarı Yunanlı OTE hâkimiyetinde, geçtiğimiz yıllarda her ne kadar altyapı tabanlı rekabet artışı görsek de devamında etkili yerel açılımı gerçekleşti. 2010 Mart sonlarında telefon hatlarının %20’sinden fazlası OTE’nin herhangi bir müdahalsi olmadan alternatif operator şebekelerine bağlandı. Yinede OTE görüşme dakika ölçümlemelerine göre ulusal görüşmelerde %68.4 mobil görüşmelerde ise %69.3 lük pazar payını yönetiyor.

38

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

TELEKOM DÜNYASI: Could you please give us a short brief about the recent situation in telecom sector of Greece by numbers if possible? How many operators, broadband subscribers, etc. KANELLOS: The electronic communications sector in Greece exhibits an impressive development over the past years, which is to a large extent a result of effective competition. In the mobile market, which has long reached maturity, active subscribers, (i.e. subscribers who have made use of mobile services over the past three months) amount to 118% of the population. The three mobile operators offer both 2G and 3G services, including mobile broadband Internet. On the downside is the lack of Mobile Virtual Network Operators (MVNOs), which inhibits the functioning of competition. At the same time, Greece is one of the countries in the region with the highest teledensities, at approximately 47%. The fixed telephony market is dominated by OTE, the Greek incumbent, however the past years we see increasing infrastructure based competition, following the effective unbundling of the local loop. At the end of March 2010 more than 20% of telephone lines were connected directly to networks


Genişbant pazarında da son 4 yılda etkileyici gelişmeler görülüyor. Satış fiyatlarında keskin bir düşüş görülüyor. 2005 sonunda 1 Mbps bağlantı ücreti 100 Euro’dan fazlaydı. Bugün 2Mbps bağlantıyı 20 Euro’dan daha düşük bir fiyata bulabilirsiniz. Sembolik erişim hızları önemli ölçüde artmıştır. 2005 yılında genişbant bağlantı 384Kbps ile sınırlı iken, bugün 2Mbps’den bağlayıp 20 Mbps’ye kadar çıkabiliyor. Aynı zamanda operatörler genişbant internet erişimi, sabit telefon hizmeti, IPTV ve VoD gibi hizmetleri içeren paketler sunmaya başladılar ve son zamanlarda sabit ve mobil servisleri içeren birçok paket görmekteyiz. Dolayısıyla genişbant penetrasyonu 2005 yılında %1.5 iken 2009 yılında %17’e sıçradı. Bunun yanında genişbanttaki gelişmeler alternatif altyapı eksikliği nedeniyle sınırlıdır. Yunanistan’da sabit kablosuz erişimin çok az etkisi olurken, CaTv ve FTTx’e ihtiyaç duyuyoruz. Sonuç olarak genişbant ağlarının tamamı OTE şebekesi tabanlıdır. Bu sektörün bugün karşılaştığı en büyük zorlukların başında geliyor.

of alternative operators, without any intervention of OTE. Nevertheless OTE has managed to retain a market share of 68.4% on national calls and of 69.3% on calls to mobile, both measured by call minutes. The broadband market has seen the most impressive development over the past four years. Retail prices have declined sharply. In end 2005 a 1Mbps line cost more than 100 euro. Today you can find a 2Mbps line for under 20 euro. Nominal access speeds have increased dramatically, as in 2005 the vast majority of broadband lines were limited to 384Kbps, while today they start from 2Mbps and go as high as 20Mbps. At the same time operators started offering bundled packages, combining broadband access to the Internet with fixed telephony and IPTV/VoD services, while lately we increasingly see packages combining fixed and mobile services. Naturally broadband penetration has exploded from 1,5% in end 2005 to 17% in end 2009.

TELEKOM DÜNYASI: Düzenleyici Kurum olarak Yunanistan’da ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

At the same time however broadband development is restricted by a lack of alternative infrastructures. In Greece we lack a CaTV or an FTTx network while Fixed Wireless Access has made very little impact. As a result almost 100% of broadband lines are based on OTE’s copper network. This is the biggest challenge that the sector faces today.

KANELLOS: Yunanistan Düzenleyici Kurumu’nun çalışmaları Avrupa Düzenleyici Kurumu ile örtüşmektedir.

TELEKOM DÜNYASI: As regulation authority what kind of issues you are facing mostly in Greece?

Düzenleme çalışmaları vaktimizin ve kaynağımızın büyük bir kısmını alıyor. Rekabet teorisine dayanan ve yılda iki kez yapılan, etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin belirlenmesi için piyasa analizi olarak isimlendirilen çok sıkı bir prosedür takip edilmek zorunda. EETT (Hellenic Telecommunications & Post Commission) halen ikinci pazar analizi üzerinde çalışıyor. Servislerinin fiyatlarının incelenmesi ve toptan servisler için referans seçenekler (referans ayrışma, referans genişbant, referans arabağlantı vs.) sunan mobil çağrı sonlandırma oranlarının azaltılması konularını da kapsayan birçok konuda son derece kritik kararlar alınmasına öncülük edecek önemli bir süreçtir. Bugün en çok karşılaştığımız

KANELLOS: The work of the regulator in Greece is fully in line with the European Regulatory Framework.

Dr. Leonidas Kanellos

The regulatory activity occupies a large part of our time and resources, as it has to follow a very strict procedure, the, so called market analysis for the identification of operators with significant market power (SMP), which is based on competition theory and is to be repeated on a biannual basis. EETT is currently amidst the second market analysis round. This is a very important process, as it will lead to a number of crucial decisions, including the services that are subject to cost audit, the reduction of mobile termination rates, Reference Offers for wholesale services (Reference Unbundling Offer, Reference Broadband Offer, Reference Interconnection

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

39


ÖZEL HABER

iki ana sorun yeni nesil erişim ve MVNO’nun teşviki için düzenleyici müdahalelere ihtiyaç olmasıdır. Aynı şekilde önemli işlerimizden biri de özellikle EETT ve rekabetçi güçlere emanet edilen telekom sektöründe rekabet hukuku uygulamak gibi kanunları kapsayan Yunan Telekom Yasasıdır. EETT sürekli tetikte olmalı ve gerekliğinde müdahale etmelidir. Eğer idari bir yaptırım uygulanmasına ihtiyaç doğarsa tüm operatörlerin telekomünikasyon ve rekabet yasalarına saygı duyması için EETT’nin sürekli tetikte olması ve gerekliğinde müdahale etmelidir. Bu kapsamda EETT’nin tüketici çıkarlarını desteklemeye yönelik müdahalelerinin çizgisinin belirlemelidir. Bu doğrultuda bizim birçok konuda tanımlanmış önemli konularımız var fakat sürekli farklı sorunlar da ortaya çıkıyor.

Equally important is our supervisory activity, particularly as the Greek Telecoms Act has entrusted EETT with competition powers, i.e. the responsibility to apply competition law in the telecom sector. EETT has to be constantly alert and intervene, if needed even by imposing administrative sanctions, to ensure that all operators respect the telecommunications and competition laws. In this direction EETT has also established a line of interventions intended to promote consumer interests. In this direction we have effectively addressed several important issues but new challenges arise constantly.

Yine aynı şekilde büyük öneme sahip günlük konularımızdan biri ise spectrumları izlemektir. İnsan hayatını tehlikeye girmesine sebep olan hava taşımacılığı da dahil olmak üzere yasal transmisyonda karışmaya neden olan bir çok kanunsuz girişim olabiliyor. EETT’nin hukuki otoritelerle kanunsuz transmisyonları engellemek için işbirliği içinde olması gereklidir.

An equally important issue that we face almost on a daily basis concerns spectrum monitoring. There are numerous attempts for illegal exploitation of the radio spectrum, which cause interference to lawful transmissions, including air transport, thus posing threats even for human lives. EETT has to co-operate with judicial authorities to stop on the sport any such unlawful transmissions.

Bunlar karşılaştığımız sorunların yalnızca birkaç örneği. Domain isimlerinin yönetimi, elektronik imza denetimi ve düzenlenmesi, Yunanistan Telekom sektörünün gözetilmesi, Avrupa Komisyonu ile işbirliği, BEREC ve IRG gibi kuruluşlara katılım gibi ilgilendiğimiz en az diğerleri kadar öneme sahip birçok konu var.

This is just a sampling of issues that we face. There are several other activities, not of less importance, including the management of domain names, the regulation and supervision of electronic signatures, the monitoring of the Greek telecoms sector and of course the co-operation with the European Commission and the participation in bodies such as BEREC and the IRG.

TELEKOM DÜNYASI: Türkiye’de son zamanlarda en çok konuşulan konulardan biri arabağlantı ücretlerinin düşürülmesi. Geçen yıl 2009 Mayıs’ta %28-31 iken bu yıl 2010 Mayıs’ta %52 oranında düşürüldü. Siz bu konuda nasıl bir prosedür izliyorsunuz? KANELLOS: Bu rekabeti teşvik etmek konusunda önemli bir müdahale. Yunanistan’da arabağlantı ücretleri incelenen konulardan biri. Sabit ve mobil bağlantılarda bu konuda bir ayrım var. Sabit hatlarda arabağlantı ücretleri yönlendirme ücretlerine kadar ulaşıyor. Sonuç olarak yıldan yıla yalnızca küçük dalgalanmalar sunulabiliyor. Diğer yandan mobil sonlandırma oranları Avrupa Standartlarına kıyasla oldukça yüksek. Bunlar önemli indirimlere tabidir. Mobil sonlandırma oranlarını 2008 yılının sonundaki dakika başına 10 eurocentten 2010 yılı sonunda dakika başına 5 eurocentin altına indirmenin yollarını arıyoruz. TELEKOM DÜNYASI: Türkiye’de bu yıl Wimax ihalesi yapılacak. Yunanistan’da bu konudaki

40

Offer etc.). Two major challenges that we face today are the regulatory interventions necessary to promote Next Generation Access and the introduction of Mobile Virtual Network Operators.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

TELEKOM DÜNYASI: In Turkey, reducing interconnection fees is the one of most discussed issue. Last year, on May 2009, fees have been reduced between %28-31 and this year %52 since April 1st 2010. Comparing your actions, what kind of procedure are you following in Greece? KANELLOS: This is certainly an important intervention meant to promote competition. In Greece interconnection tariffs are also subject to cost audit. There is however a distinction between fixed and mobile termination. In fixed termination tariffs have reached a cost orientation level and as a result they present only a small fluctuation from year to year. On the other hand mobile termination rates are quite high compared to European standards and, as a result, they are subject to substantial reductions. We are currently amidst a glide path seeking to bring mobile termination rates down from 10 eurocents per minute in end 2008 to just under 5 eurocents per minute in end 2010. TELEKOM DÜNYASI: WiMax auction will be done


durum nedir? KANELLOS: Yunanistan’da Sabit Kablosuz Erişim lisanslarının açık arttırması son olarak 2006 yılında ödül olarak verilen lisans dışında 2000 yılından itibaren yapılıyor. Ama maalesef ortaya çıkan sonuç çok tatmin edici değil. Kablosuz ağlar teknoloji, standardizasyon ve bağlantı cihazlarının fiyatlandırılması gibi sebeplerden ötürü hiçbir zaman rekabet oluşturacak şekilde yönetilemedi. Sonuç olarak Yunanistan da geleneksel bakır şebekelerin geniş kapsama alanı şimdiye kadar önemli bir başarıya imza atamamıştır. İki ülkenin de çok farklı karakteristik özellikleri var. Türkiye, Yunanistan’a kıyasla çok daha büyük bir pazar fakat daha düşük bir tele yoğunluğa sahip ve bu da Wimax’i Türkiye’de geliştirmek için önemli bir alan sağlıyor. TELEKOM DÜNYASI: Diğer düzenleyicilerle işbirliği yapıyor musunuz? Türkiye telekom sektörü hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

this year in Turkey. What about the situation in Greece? KANELLOS: Fixed Wireless Access licences have already been auctioned in Greece, since 2000, with the exception of one last licence, which was awarded in 2006. Unfortunately the outcome has not been satisfactory. Wireless networks never managed to become competitive for various reasons, including technology, standardisation and pricing of terminal equipment. As a result, in a country like Greece with extensive coverage of the traditional copper network they have not made any significant impact so far. The two countries have very different characteristics. Turkey is a much larger market compared to Greece and has a much lower teledensity, which leaves a lot of room for WiMax to develop in Turkey as an important niche. TELEKOM DÜNYASI: Are you cooperating with other regulators? What are your thoughts about Turkish telecom sector?

KANELLOS: EETT AB üyesi ve yakın dönemde gerçekleşen telekom reformuyla kurulan BEREC-the Body of European Regulators of Electronic Communications- (eski ERG) ve Bağımsız Regülatörler Grubu (IRG) gibi uluslararası kuruluşların katılımcısıdır. Kıbrıs, İtalya, Hindistan gibi birçok düzenleyici otorite ile resmi ve resmi olmayan ikili işbirlikleri kurarken aynı zamanda Avrupa-Akdeniz Düzenleyiciler Grubu katılımcısıyız.

KANELLOS: EETT, being the regulatory authority of an EU member state, participates in international bodies such as BEREC, the Body of European Regulators of Electronic Communications (the former ERG), which was established with the recent telecoms reform, and the Independent Regulators Group (IRG). We also participate in the EuroMediterranean Regulators Group (EMERG) while we have established bilateral cooperation agreements with several regulatory authorities, both formal and informal, including Cyprus, Italy, India etc.

Aslında yukarıda belirtilen birçok kuruluşun yanında Türkiye’deki Düzenleyici Kuruma karşılık gelen ICTA ile de işbirliği içersindeyiz ve ICTA tarafından İstanbul’da organize edilen İletişim Ağı (Connect Network) toplantısındaki tek temsilcisiydik.

In fact in several of the above bodies we co-operate with ICTA, the corresponding Regulatory Authority of Turkey and only recently a representative of EETT was in Istanbul participating in a meeting of the Contact Network of BEREC, organised by ICTA.

Bu kapsamda Türkiye telekom pazarını gözlemleme fırsatım oldu ve bu pazarı en dinamik pazarlardan biri olarak görüyorum. Ülkenin büyüklüğü ve genç nüfusunun pazara büyük yardımı olduğunu düşünüyorum. ICTA hala rekabeti teşvik etmek ve ulusal telekom sektörünün hızlı büyümesine katkı sağlamak için çok güzel işler yapıyor.

In this framework I had the opportunity to observe the Turkish telecom sector and I find that it is a very dynamic one. The size of the country certainly helps and so does the young age of Turkish population. ICTA certainly does a splendid job promoting competition and contributing to the rapid growth of the national telecom sector.

TELEKOM DÜNYASI: Eklemek istediğiniz herhangi birşey var mı? KANELLOS: Genel bir kural olarak iletişimin anlamı insanları bir araya getirmektir. Bizim durumumuzda elektronik iletişimin Yunanistan ve Türkiye’ye işbirliği, yatırım girişimleri, komşuluk ilişkilerimizi arttırmak ve düzenleyici deneyimlerinin karşılıklı değişimi konusunda büyük fırsatlar tanıyor.

TELEKOM DÜNYASI: Anything would you like to add? KANELLOS: As a general rule, communications is a means for bringing people together. In our case I believe that electronic communications presents a great opportunity for our countries, Greece and Turkey, to collaborate and exchange regulatory experience, support investment initiatives and further enhancing our ties of friendship and good neighbourhood.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

41


ÖZEL HABER

Yunanistan ve Ürdün Telekom Düzenleyici Kurul Başkanları anlatıyor…

Biri Batı’dan, biri Doğu’dan:

Fadi Kawar

Greece and Jordan Regulatory Authorities are telling… One from the West, one from the East:

Fadi Kawar

TELEKOM DÜNYASI: Ürdün’de telekom sektörünün içinde bulunduğu durumu mümkünse rakamlarla kısaca açıklayabilir misiniz? Mesela kaç operatör var, kaç geniş bant abone var? KAWAR: Mevcut lisans düzenlemesine göre, lisans sayısına dair hiçbir sınırlama yok. Sağlanabilecek mobil kablosuz hizmetlerin türü ve kapsamına dair ya da kullanılan ilişkilendirilmiş ağ türlerine dair de hiçbir sınırlama yok. Sadece normal ağ güvenliği, kıt kaynakların kullanımı ve teknik sınırlamalarla ilgili hususlar dikkate alınıyor. Mevcut lisans düzenlemesine göre iki tür lisans veriliyor.

TELEKOM DÜNYASI: A short brief about the recent situation in telecom sector of Jordan by numbers if possible? How many operators, broadband subscribers, etc. KAWAR: As per the existing Licensing Regime, there are neither limitations on the Licenses’ number that can be issued nor upon the type and range of non public mobile wireless services that may be provided, or on the types of associated networks used, except as required by considerations relating to normal network safeguards, security, use of scarce resources, and technical limitations. Two types of Licenses are granted in accordance with the existing Licensing Regime;

Müstakil Lisans: Individual License: Kıt kaynakları kullanarak telekomünikasyon hizmeti ve temel oluşturan ağları sağlayanların müstakil lisans almaları gerekiyor. Kıt kaynaklardan kastım radyo spektrumu, geçiş hakları ve telefon numaraları.

All providers of public telecommunications services and underlying networks that use scarce resources will require Individual licenses. Scarce resources are radio spectrum, public rights of way and telephone numbers.

Sınıf Lisansı: Class License: Kıt kaynakları kullanmadan telekomünikasyon hizmeti sunanlar ya da TRC tarafından maddi olduğuna kanaat ge-

42

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

All providers of public telecommunications services that do not


tirilmeyen kıt kaynakları kullananların sınıf lisansı almaları gerekiyor.

use scarce resources, or those whose use of scarce resources is determined by TRC not to be material, will require Class licenses.

TRC’nin sunacağı Lisans sayısında hiçbir sınırlama olmadığını, aşağıdaki tablodan da görebilirsiniz:

In the perspective of no limitations existence on the Licenses’ number that the TRC will provide, the following table

Mobil Operatör Sabit Hat Operatörü Kablolu TV 3G lisansı MVNO lisansı WiMAX (FBWA lisansı) ISP ADSL VSAT Operatörü Fiber (FTTH) Uluslararası Kapılar

Sayı 4 Operatör: (3 GSM tabanlı operatör ve1 iDEN tabanlı operatör) 1 Buna karşın, mevcut tüm lisanslar farklı türden Sabit Telekomünikasyon Hizmetleri sağlamayı mümkün kılmaktadır (Uluslararası Arama Servisleri, VoIP servisleri, ISP Servisi, vb.). 1 1 1 5 23 13 4 3 Operatr 11

Ürdün telekomünikasyon pazarına baktığımızda, stratejik beklentilerimizi karşılayan hızlı bir gelişme görüyoruz. Telekom pazarının 2005 yılının başında özelleştirilmesinden itibaren, teknoloji Ürdünlü tüketicilerin yaşam tarzına belirgin bir biçimde nüfuz etmeye başladı ve hem toplumsal hem de ekonomik açıdan sayısız fayda sağlandı. 2002 ve 2007 yılları arasında yapılan bir karşılaştırma, Ürdün telekom sektöründeki özelleştirmenin geri döndürülemez etkisi karşımıza çıkar. Mobil penetrasyon oranında yüzde 341’lik bir artış (2002 yılında yüzde 22.9’ken 2009’da yüzde 101), internet kullanıcıları penetrasyon oranında yüzde 22.9’dan yüzde 29’a çıkan bir artış ve bilişim sektörünün Ürdün Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’na yaptığı katkıda yüzde 33’lük bir artış görülüyor. Genişbant’a gelince, 2005 ile 2009 yılları karşılaştırıldığında kullanıcı sayısında yüzde 12’lik bir artış var. (Tablo 2)

indicates this reality: When looking at the Jordanian telecommunications market we find a rapid growth meeting our strategic expectations. Since the liberalization of the telecom market at the beginning of 2005, there has been a noted increase in technological integration into the lifestyle of the Jordanian consumer, and numerous benefits have been achieved socially and economically. A comparison between the years 2002 and 2009 shows the irrefutable effect of liberalization on the Jordanian telecom sector, whereby during the later period there has been a 341% increase in mobile penetration rate (from 22.9% in 2002 to 101% in 2009), and increase in internet users penetration rate (from 5.5% in 2002 to 29% in 2009), and there was a 33% increase in the ICT sector’s contribution to the Jordanian Gross Domestic Product (GDP). As for broadband, a comparison between the years 2005 and 2009 shows that the number of broadband users has a 12% increase.

WiMAX servisi Ürdün’de 2007 yılında başladı. Çevirmeli ağlar bu rakamlara dahil değildir.

WiMAX service in Jordan started in 2007

TELEKOM DÜNYASI: Ürdün’de düzenleyici kurul olarak ne tür sorunlarla karşılaşıyorsunuz? KAWAR: Düzenleyici kurul olarak, birçok sorunla karşılaşıyoruz. Belli başlı sorunlarımızı şöyle sıralayabiliriz:

These numbers are excluding the Dial up.

Fadi Kawar

TELEKOM DÜNYASI: As regulation authority what kind of issues you are facing mostly in Jordan?

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

43


ÖZEL HABER

Genişbant Kullanıcıları Penetrasyon Oranı

2005

2006

2007*

2008

2009

86,000 2%

185,000 3.3%

442,000 8%

900,000 15%

1,446,000 25%

- Sabit, mobil ve internet alt sektörleri arasındaki yakınsama ve telekomünikasyon, medya ve IT yakınsaması. (TRC bu konudaki sorunları gidermek için Sözel-Görsel Komisyon’un işbirliğiyle MoICT ile birlikte bir Telekom yasa taslağı hazırladık.) - Ön müdahaleden ve nihai müdahaleye geçiş; - Uluslararası pazarlardaki gelişmelere yanıt vermek için sürekli gelişen düzenleyici rejim;

KAWAR: As a regulatory authority, the TRC faces many challenges, to name a few: - The convergence between the fixed, mobile and internet subsectors, as well as the convergence of telecommunications, media, and IT. (The TRC worked with the MoICT under cooperation with Audio visual Commission to prepare draft Telecom Law which tackles the mentioned issues); - Moving from ex-ante to ex-post intervention;

- Bilişim sektörünün yetkinliğini korumak; - Radyo frekans spektrumunun temsil ettiği ulusal kıt kaynakların en iyi şekilde kullanılmasını sağlamak.

- Continuously evolving the regulatory regime to match the developments in the international markets; - Maintaining ICT sectors’ competitiveness;

TELEKOM DÜNYASI: Türkiye’de ara bağlantı ücretlerini düşürmek en çok tartışılan sorunlardan biri. Geçen yıl, 2009 yılının Mayıs ayında ücretler yüzde 28 ila 31 düşürüldü ve bu yıl, 1 Nisan 2010 yılından itibaren yüzde 52 düşürüldü. Kendi etkinliklerinizle karşılaştırdığınızda, Ürdün’de ne tür prosedürler izliyorsunuz? KAWAR: 5 Ocak 2005’te yayınlanan ara bağlantı düzenlemesinde tüm ara bağlantı hizmetlerinin maliyet tabanlı ücretlerle sunulması gerektiği esasa bağlanıyor. Tüm lisans sahipleri şu anda TRC tarafından uygulanmakta olan FAC metodolojisini kullanarak maliyet tabanlı ara bağlantı ücretleri belirliyor. TRC, 2010 yılının Temmuz ayından itibaren uygulanması beklenen LRIC+ tabanlı ücretlendirme metodolojisini benimsemiş olması da dikkat çekicidir. Ücretler tüm operatörler için FAC metodolojisi kullanılarak maliyet tabanlı hesaplanıyor her yıl 1 Temmuz tarihinde gözden geçiriliyor. Düzenli olarak gerçekleştirilen yıllık değerlendirmelerde ücretler şu şekilde düşürüldü: 2005 yılındaki ilk gözden geçirme sırasında, tüm ücretler mobil hatlar için yüzde 19, sabit hatlar için yüzde 11 düşürülmüştür. İkinci gözden geçirme sırasında, tüm ücretler mobil hatlar için yüzde 18, sabit hatlar için yüzde 29 düşürülmüştür. 2009 yılındaki son iki gözden geçirme sırasında, tüm ücretler mobil hatlar için sırasıyla yüzde 24 ve yüzde 12, sabit hatlar içinse yüzde 13 ve yüzde 4 düşürülmüştür. TELEKOM DÜNYASI: Türkiye’de WiMAX ihalesi bu yıl gerçekleştirilecek. Ürdün’de bu konudaki gelişmeler nedir? KAWAR: Telekomünikasyon sektöründe kullanıma açılan teknolojilerin ilerlemesine ayak uydurmak için, Telekomünikasyon Düzenleyici Kurulu telekom şirketlerine Sabit Geniş-

44

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

- Maintaining the best use of national scarce resources represented by radio frequency spectrum. TELEKOM DÜNYASI: In Turkey, reducing interconnection fees is the one of most discussed issue. Last year, on May 2009, fees have been reduced between %28-31 and this year %52 since April 1st 2010. Comparing your actions, what kind of procedure are you following in Jordan? KAWAR: According to interconnection instruction issued on 5/1/2005, which stated that all interconnection services must be cost - based rates, all licensees shall provide cost based interconnection rates using FAC methodology applied currently by the TRC. Its worth to note that TRC has recently adopted LRIC+ based rates methodology which is expected to be applied by July 2010. Termination charges for all operators are calculated at cost using FAC and reviewed annually on July 1st of each year, and due to regular annual reviews the rates reduced as follows: During the first review on 2005 all rates have been reduced by 19% for mobile and 11% for fixed. During the second review all rates have been reduced by 18% for mobile and 29% for fixed. During the last two revisions in 2009 all mobile rates have been reduced by 24% & 12% respectively and 13% & 4% respectively for fixed. TELEKOM DÜNYASI: WiMAX auction will be done this year in Turkey.What about the situation in Jordan? KAWAR: To keep pace with the advancement of technologies deployed in the Telecommunications Sector, the Telecommunications Regulatory Commission (TRC) presented the opportunity for telecommunications companies to use necessary frequencies to provide Fixed Broadband Wireless Access (FBWA) services where License


bant Kablosuz Erişim sağlamak için gerekli frekansları kullanma fırsatı sundu. Bu hizmetleri sunmak için spektrum lisansına sahip işletmeciler, kullanmak istedikleri teknolojiyi (WiMAX ya da başka bir teknoloji) seçebiliyor. Bu, rekabete dayalı, açık ve şeffaf ihalelerle sağlandı. Beş şirkete lisans verildi ve bu tür servislerin sunulmasına başlandı. WiMAX’ın Ürdün’de 2007’de 1500 aboneyle başlaması ve bu rakamın 2009 yılında 34520 yükselmesi dikkate değerdir. TELEKOM DÜNYASI: Başka ülkelerden düzenleyici kurullarla işbirliği yapıyor musunuz? Türkiye’deki telekom sektörü hakkındaki düşünceleriniz neler? KAWAR: Türk Telekomünikasyon Sektörü en dinamik ve gelişmiş sektörlerden biri olarak görülüyor. Son birkaç yıldır, Türk telekomünikasyon sektöründe ciddi değişiklikler oluyor. Uygulanan politikalar değişiyor. Pazar yeni ve ileri düzey hizmetlerin tanıtılması için hazırlanıyor. Hem bu hizmeti sunanların hem de bu hizmetten yararlananların ihtiyaçları göz önünde bulunduruluyor. Biz de ülkenizdeki BTK ile aktif bir işbirliği içinde olmayı arzuluyoruz. Birikimlerimizi, uzmanlıklarımızı ve bilgilerimizi paylaşabiliriz. TRC & BTK arasındaki işbirliği alanlarını ve işbirliği biçimlerini yansıtmak için bir MoU aracılığıyla buna erişilebilir. TRC & BTK Arasındaki İşbirliği Alanları: Geçiş haklarına erişim, Yerel Ağın Paylaşıma Açılması ve Evrensel Genişbant Erişimi Hakkında Düzenleme, Başta Hesap Ayırma, Maliyet Hesaplama ve Tavan Fiyat olmak üzere Pazar Değerlendirme çözümlerinin uygulanması ve tatbik edilmesi, LRIC modellerinin üretimi ve uygulanması, Numara taşınabilirliği, e-İmza, Tüketici Hakları ve Tüketici Koruması, Düzenlemelerin ve lisans yükümlülüklerin uygulanması, Bölgemizdeki bilişim sektöründe insan kaynaklarının geliştirilmesi için bölgesel bir eğitim merkezinin kurulması, Şeffaflığı ve toplumsal farkındalığı artırmak için Pazar Verisi ve Bilgilerine açık erişim. Arap yarımadasında bir ilk olarak 1995 yılında kurulan düzenleyici kurulumuz, o tarihten günümüze karşılıklı fayda ilkesi temelinde diğer düzenleyici kurullarla ikili ve çoklu bağlar ve ilişkileri güçlendirmenin önemini ve gerekliliğini teslim etmiştir. Bu nedenle aşağıdaki düzenleyici kurullarla bir dizi anlaşmaya imza atmıştır: Fransa Ulusal Frekans Kurumu (ANFR) 2003. Tunus Ulusal Telekomünikasyon Komisyonu (INT) 2004. Bahreyn Telekomünikasyon Düzenleyici Kurulu (TRA) 2004. Mısır Ulusal Telekomünikasyon Düzenleyici Kurulu(NTRA) 2006

holders who acquire a spectrum license to provide FBWA services will be free to choose the technology they intend to employ (WiMAX or otherwise). This was achieved through a competitive, open and transparent public tender. Five companies were granted licenses, becoming among the first to offer such services. Its worth noting that the WiMAX has been established in Jordan in 2007 with 1500 subscribers with an increase to reach 34520 subscribers in 2009. TELEKOM DÜNYASI: Are you cooperating with other regulators? What are your thoughts about Turkish telecom sector? KAWAR: The Turkish Telecommunications Sector is considered one of the most dynamic and advancedsectors. During the past few years the Turkish telecommunications Sector has witnessed significant changes in terms of the applied regulatory policies and the commencement of market preparation for the introduction of new and advanced services to meet the needs of businesses and beneficiaries alike. Therefore, TRC desires to promote active cooperation with the Turkish Information and Communication Technologies Authority (ICTA) through exchanging and sharing knowledge, expertise, and information between the two parties. In our opinion, this can be achieved through a MoU to reflect areas and forms of cooperation between TRC & ICTA. Areas of Cooperation between TRC & ICTA: Access to Public Rights of way, Regulation of Local Loop Unbundling and Wholesale Broadband Access, Application and Enforcement of Market Review Remedies specifically; Account Separation, Cost Accounting and Price Cap, The Production and implementation of LRIC models, Number Portability, E-signature, Consumer Rights and Consumer Protection, Enforcement of Regulations and obligations upon licensees, The establishment of a regional training center for the development of human resources skills in the ICTs in our region, Public access to Market Data and Information for the purposes of increasing transparency and public awareness. Since TRC’s establishment in 1995 to be the first in the Arab region, the TRC has realized the importance and the necessity of strengthening bilateral and multilateral ties and relations with other regulatory bodies in the field of specialty, based on the principal of mutual benefit. Therefore, TRC has signed a number of Memorandum of Understanding with the following: French National Frequency Agency (ANFR) 2003. National Telecommunications Commission of Tunisia (INT) 2004. The Telecommunications Regulatory Authority (TRA) Kingdom of Bahrain 2004. The National Telecommunications Regulatory Authority (NTRA) of Egypt 2006.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

45


TD HABER

4. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı

Kişisel verilerin korunması Anayasa değişikliğinde 4. International information Security and Cryptology Conference

Protection of personal data is in the constitutional amendment

T

he fourth Conference of International information Security and Cryptology, held in METU Cultural and Convention Center in Ankara, was opened with a speech of Binali Yıldırım, Transport Minister. There was a great interence to the conferance. Binali Yıldırım, The Minister of Transport, stated that the studies on the protection of personal data has been continuing and added that the protection of personal data was particularly empahisized in the constitutional Reform. Mr. Yıldırım said that they were planning to put through the Law for the protection of personal data in 2010 and the law would have been put through at the latest in 2011 if there was a delay.

Binali YILDIRIM Ulaştırma Bakanı Minister of Transport

A

nkara’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “4. Uluslar arası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı”, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın yaptığı bir konuşmayla açıldı. İlginin yoğun olduğu konferansta Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasa çalışmasının devam ettiğini belirterek, Anayasa Reformu’nda kişisel verilerin korunmasına özel bir vurgu yapıldığını söyledi. Kişisel verilerin korunmasına yönelik yasayı 2010’da Meclis’ten geçirmeyi planladıklarını dile getiren Yıldırım, gecikme yaşanması halinde yasanın en geç 2011’de Meclis’ten geçmiş olacağını kaydetti. Bakan Binali Yıldırım, kişisel veriler insanın özeli ve en

46

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

He said: ‘’Personal data is private and it is a value for people. If personal data is harmed in a country, this shows the weakness of a state. The measures should be taken to perevent this.’’ In his speech at the opening of ‘’ The fourth Conferance of International information Security and Cryptology’’ , held in METU Cultural and Convention Center in Ankara, Mr. Yıldırım said that communication started with a sound but voice communication had no more great importance. He added that the sum of the information technology in the field of information technology was 1-2 bilion dollars two years ago. However, today that figure increased to 9 billion dollars. The share of the software on security reached to 17% in the total software. ‘’There were about 20 thousand software that threated the security of internet in the world in 2002. However, today, that figure reached to 1 million 650 thousand. That shows what a great danger we are in. ‘’, said Mr. Yıldırım.


büyük değeri olduğunu vurgulayarak, kişisel verilere bir halel gelmesinin bir ülkenin, bir devletin acizliğini gösterdiğini, bunun mutlaka tedbirlerinin alınması gerektiğinin altını çizdi.   Yıldırım, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve ana teması ‘’Kişisel Verilerin Korunması’’ olarak belirlenen ‘’4. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı’’nın açılışında yaptığı konuşmada, iletişimin ses ile başladığını ama ses ile iletişimin sıralamada artık arka sıralara indiğini ifade etti. Bilgi teknolojilerinin toplam bilgi teknolojileri alanındaki büyüklüğünün 2 yıl önce 1-2 milyar dolar iken bugün bu rakamın 9 milyar dolar’a yükseldiğini anlatan Yıldırım, güvenlik üzerine yazılımların toplam yazılımların içindeki payının yüzde 17’ye ulaştığını dile getirdi.  Yıldırım, dünyada 2002’de  İnternet güvenliğini tehdit eden  20 bin civarında yazılım bulunduğunu, bugün ise güvenliği tehdit eden yazılım sayısının 1 milyon 650 bine ulaştığına dikkat çekerek, ‘’Ne kadar büyük bir tehlike altında olduğumuzu söylemeye hacet yok’’ dedi.  Bilgi güvenliği, altyapı, kişisel verilerin korunması meselelerinin bir ülkenin kendi başına çözeceği bir iş olmadığını söyleyen Yıldırım, uluslararası bir şemsiye, tehdide karşı ortak irade ve uluslararası yaptırımı olan yasal altyapının oluşturulması gerektiğini belirtti.   “Bilgi ve iletişim teknolojileri alt yapısı, en kritik alt yapı” Ulaştırma Bakanı Yıldırım, siber güvenlik konusunun ülkelerin, bireylerin, kurumların ve uluslararası kuruluşların en büyük baş belası haline geldiğini dile getirerek, bilgi ve iletişim teknolojilerinin en kritik alt yapı olduğunu ifade etti. Zararlı yazılımların bilgisayar ve bilişim sistemlerine fark etmeden yüklendiğini ve zombi bilgisayarlara dönüştürüldüğünü dile getiren Yıldırım, böylece kontrol altında tutulan bilgisayarların sayısının süratle arttığını söyledi.  Yıldırım, bir kaç yıl önce Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) Türkiye’nin zombi gibi zararlı faaliyetlerde oldukça üst sıralara tırmandığını raporlarında yayınladığını anlatarak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile yapılan koordineli bir çalışma ile alanın kontrol altına alındığını ama bunların geçici çözümler olduğunu kaydetti. Yıldırım, “Asıl çözümler topyekun ağlarımızın güvenli hale getirilmesi, bilgilerimizin, verilerimizin güvenliğinin muhafaza edilmesidir’’ diye konuştu.  Dünyada İnternet kullanıcı sayısının 2 milyara yaklaştığına dikkati çeken Yıldırım, göreve başladığında bu rakamın 200-250 milyon olduğunu söyledi. İnternet kullanımının nüfusa oranında dünya ortalamasına bakıldığında son 10 yıldaki artışın yüzde 400 olduğunu vurgulayan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Galip ZEREY BTK, II. Başkanı ICTA, Vice President Mr. Yıldırım stated that the issues such as information security, infrastructure and protection of personal data were not issuses that a country could find sollutions on its own. An international cooperation, a common will against to the threat and legal infrastructure that have international sanctions must be created. “The infrastructure of Information and communication technology , most critical infrastructure” The Minister Yıldırım said that cyber security have become the biggest problem for countries, people, institutions and international institutions. ‘’ Information and communication technology is the most critical infrastructure. The harmful software is installed to the computer without notice and is converted into zombie computers so that the number of the computers that are kept under control has been increasing rapidly.’’, he added. Mr. Yıldırım said that in his reports, he stressed the harmful activities like zombie has increased in Turkey. ‘’It was taken under control by a co-ordinated study with Information and Communication Technologies Institute (BTK) but these are temporary sollutions. The real sollutions are to secure our network and to maintain the security of our knowledge and data. ‘’, he said. ‘’The number of internet users has been approaching 2 billion in the world. This number was 200-250 million when I took Office. The use of internet has increased 400% in the last ten years at the population rate in the world.’’, he said. He continued as follows:

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

47


TD HABER ‘’Dünyada İnternet penetrasyon oranı yüzde 26,5’e erişmiştir. Türkiye’deki artışı dünya ile karşılaştırırsak çarpıcı bir sonuç görüyoruz, yüzde 1225’tir. Penetrasyon ise yüzde 40 seviyesine ulaşmıştır. AB penetrasyonu yüzde 65, ABD penetrasyonu da yüzde 75 seviyesindedir. Türkiye’nin geniş bant İnternet abone sayısını 2013’te 12 milyona, 2023’te ise 30 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.’’ Binali Yıldırım, kişisel verilerin korunmasında en önemli etkenin tedbir olduğuna işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti: ‘’Tedbiri önce kendimiz alacağız. En önemli tedbir şifredir. Şifreyi kolay aklımıza gelsin diye doğum tarihimiz, eşimizin doğum tarihi, çocuğumuzun doğum tarihi...  Bunlar artık umuma açık bilgiler. Bunları kolaylıkla bu işin kurtları, ustaları bilebiliyor ve kolaylıkla sizin emniyet duvarınızı aşabiliyor. Onun için önce kendimizin daha akıllı şifreler geliştirmemiz lazım. Kolay erişilemeyen... İlk koruma duvarını daha emniyetli olarak inşa etmemiz lazım. Bu ilk adım. Ondan sonrası tabi kişinin bireysel olarak alacağı tedbirlerin ötesinde işlerdir. Onları da kurumsal olarak ilgili kamu kuruluşları almaya devam edecektir.’’

‘’ The penetration rate of internet has reached to 26,5% in the world. We see a dramatic result as 1225% when we compare the increase in Turkey with the world. Penetration has reached 40%. The EU penetration is around 65% and the U.S. penetration is around 75%. We aim to increase the number of broadband subscribers in Turkey to 12 million in 2013 and to 30 million in 2023. ‘’ Binali Yıldırım stressed that the most important factor in the protection of personal data was measures. He continued as follows: ‘’First, We should take the measures by ourselves. The most important measure is the password. Taking passwords such as the date of our birth, the date of our spouse’s birth , the date of our child’S brith, etc. These are now publicly accessible information. The experts of this can easily access these passwords and exceed your safety wall. Therefore, first we should find smarter passwords. Not easily accessible… we must build the first protection wall more safely. This is the first step. The other steps are the things beyond the individula measures. Relevant Public accounts will be responsible for the other steps.’’ “Security vulnerability over 50 thousand”

“50 binin üzerinde güvenlik açığı”

48

Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu da konuşmasında elektronik ortamda korunan ve taşınan verilerin korunması için önceden gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti. Güncel tehditlerden haberdar olunmaması, kullanıcılara önem verilmemesi, uygun teknoloji seçilmemesi gibi nedenlerle pek çok yeni açık meydana geldiğini ifade eden Sağıroğlu, bilişim sistemlerinde 50 binin üzerinde güvenlik açığı olduğunu ve her gün 17 yeni güvenlik açığının oluştuğunu söyledi. 

Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu, the head of Information Security Association, stated that the measures should be taken in advance in order to protect the data that is protected and moved electronically. ‘’ A lot of new problems occur because of the awareness of the current threats, ignoring the users and being unable to choose the appropriate technology . There are over 50 thousand security vulnerability in the information systems and everyday 17 new security vulnerability occurs.’’ , he said.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) 2. Başkanı Galip Zerey de 1 Nisan’da yeni ara bağlantı ücretlerinin uygulanmaya başlandığını ve kontörden TL’ye geçildiğini hatırlattı. Zerey, ‘’Bu iki uygulama ile abonelerin ödediği ücretler önemli oranda düşüyor, düşmeye de devam edecek’’ diye konuştu.

Galip Zerey, the second head of the Information Technology and Communication Institution, reminded that the new interconnection fees has been implemented and credits has been turned into TL. ‘’ The fees paid by subscribers has been decreasing significantly with these two applications.’’, he said.

ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar ise üniversite, sanayi ve kamu kurumları işbirliğinin ODTÜ için bir misyon olduğunu belirtti. ODTÜ döner sermayesinin sanayiye dönük araştırma ve teknoloji desteği verdiğini dile getiren Acar, ODTÜ Teknokent’in dünyanın en büyük 10 teknokenti arasında yer aldığını dile getirdi. 

Professor. Dr. Ahmet Acar, the Rector of Middle East Technical University, stated that the cooperation between the industry and public institutions is a mission for METU. ‘’The revolving fund of METU provides support for technology. METU technocity is among the ten technocities in the world.’’, he said.

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan ise dünyanın giderek globalleştiğini söyleyerek, değişen dünyanın değişmeyen tek amacının insanın mutluluğu olduğunu ve bilgi teknolojilerine hâkim olmadan insanın mutluluğu yakalamasının zor olduğunu söyledi.

‘’World has been changing , the only unchanging aim of the changing world is the happiness of the people. Unless we dominate the information technology, it is very difficult for people to reach the happiness.’’, said Prof. Dr. Rıza Ayhan, the Rector of Gazi University.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


E-MAK@LE

“Bilişim Rüzgarı Seminerlerde Esiyor”

“THE WIND OF INFORMATICS BLOWS AT THE SEMINARS”

Muzaffer Yıldırım Merhaba Sevgili Dostlar,

muzaffer.yildirim@ega.com.tr

Bu yazıyı size yazarken Ankara’da birbirinden değerli iki bilişim organizasyonu sürüyor. Biri ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “4. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı” diğeri Hilton’da düzenlenen “Ulusal Mobil Devlet Konferansı”. Kötü bir organizasyon şansızlığı nedeniyle ne yazıkki ikisi de aynı tarihte yapılıyor. Her iki organizasyonun da tarihleri aylar öncesinden belirli olmasına rağmen yine de bu talihsizliğin yaşanması birlikte birşeyler yapma ve organizasyon konusunda hala eksiklerimizin olduğunu gösteren bir şansızlık. Bu çakışma nedeniyle çok istememize rağmen iki organizasyona katılamayıp tercih yapmak zorunda kaldık. Ben panellerdeki görevim nedeniyle m-devlet konferansındaydım. Bu nedenle size oradan haberler vereceğim.

Hello Dearest Friends, While I was writing this article, two important IT organizations were taking place in Ankara. The one was “The 4th International Conference on Information Security and Cryptology” held in METU Cultural and Convention Center, and the other was “National Mobile Government Conference” held in the Hilton. Unfortunately, both were organized concurrently due to the poor organization. The occurrence of this unfortunate situation, although the dates for both organizations were determined months ago, shows that we have still weaknesses in terms of cooperation and organization. Despite our willingness to attend to both organizations, we forced to make choice due to this conflict. I attended mGovernment conferences because of tasks I took on for the panels. Therefore I will give you the news from there. Although there was less interest than expected, m-Gov-

50

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


M-devlet konferansı beklenenden az ilgi görmekle birlikte içerik olarak doluydu. Öncelikle Sayın Ulaştırma Bakanımızın da açılış konuşmasında belirttiği gibi İngiltere’de yaşayan ve oralardan ülkemizde böyle bir organizasyonu hazırlayan Sayın İbrahim KUSHCHU hocamıza sonsuz teşekkürler. Bilişimin gelecekte mobil teknolojilerle güçleneceğini görüp ülkemizde de bu konuda farkındalık yaratıp yarar sağlanmasını hedefleyerek bu organizasyonu gerçekleştirdiği için teşekkürler. Tabi bu arada ülkemizde yaşayan binlerce bilişimcinin, AR-GE firmalarının ya da Kamu Kurumlarının bunu daha önce akıl edememiş olması da oldukça düşündürücü. TÜBİTAK’ı orada görememek de üzücü. Ayrıca Avea’ya ve diğer sponsorlara da destekleri için çok teşekkürler. Ulusal Mobil Devlet Konferansının temel amacı mobil teknolojileri vatandaşa dönük hizmetlerde nasıl kullanabiliriz, mobil devlet olma yolunda neler yaptık, hangi sorunlarla karşılaştık, hedeflerimiz ne, bu yıl hangi mobil devlet uygulamalarını açmayı planlıyoruz, devreye aldığımız mobil devlet uygulamaları ne fayda sağladı, kaç kişi kullandı gibi sorulara cevap bulmaktı. Ancak genellikle panellerde her zamanki gibi pembe gözlükler takıldı ve müthiş başarı tabloları çizildi. Panelleri dinlerken gerçekten başka bir Türkiye’de yaşadığınıza, neredeyse birçok devlet işleminin kolayca ve sorunsuzca elektronik ya da mobil ortamda yapılabildiğine inanıyorsunuz. Ancak gerçek dünya bu kadar pembe değil. Aslında anlatılan uygulamalar arasında gerçekten daha da abartılarak anlatılması gerekenler de vardı. Örneğin Adalet Bakanlığı UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) gerçekten hem fikir olarak hem de hitap ettiği kişi,

ernment conference is very rich in terms of its content. As it was stated at the opening speech of the Minister of Transportation, we have to thank to Ibrahim Kuşçu who has prepared such an organization in our country despite he lives in the UK. He organized this organization with the aim of creating awareness and providing a contribution in our county by seeing the fact that informatics will grow stronger with the mobile technologies in the future. By the way, it should be questioned why thousands of IT personnel, R&D companies or Public Authorities did not think of it before. It was very sad not to see TUBITAK there. In addition, thanks to Avea and other sponsors for their supports. The main purpose of National Mobile Government Conference is to determine how the mobile technologies can be used for citizen-oriented services, what we have done to become a mobile government, what problems we have encountered, what goals we have, which mobile government applications we will plan to put into practice, what are the advantages our mobile government applications have provide, how many people have used these applications… But as usually a brave face was put on and many success stories were told at the panels. When you attend these panels, you believe that you are living in another country and many governmental processes can be implemented easily and seamlessly in electronic or mobile environment. But the real world is not so pink. In fact, there are some applications that deserve to be exaggerated more. For example, National Judicial Network Project is really a big and successful project in terms of the idea itself as well as how many people

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

51


E-MAK@LE

dava sayısı olarak akılları zorlayacak kadar büyük ve başarılı bir proje. Zaten yurtdışından da birçok ödülü alarak takdir görmüş ve ülkemizi bilişim alanında saygın konuma getirmiş bir proje. Bu kapsamda başta Daire Başkanımız Sayın Ali KAYA olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkürler. Ali Bey sadece projeyi yapmakla kalmayıp vatandaşa duyurmak için de harcadıkları çabaları, birçok dizide Adalet Bakanlığı uygulamalarının kullandırılıp örnek olunduğunu da anlattı. Ancak her uygulamanın dışarıya yansıması burada anlatılanlarla aynı değildi. Örneğin Gümrük Müsteşarlığı Muhabere Elektronik Dairesi Başkanı Sayın Nurcan ÖZYAZICI Gümrük Müsteşarlığı’ndaki elektronik beyanname uygulamasından söz etti. Proje gerçekten çok önemli bir proje. Nurcan Hanım, uygulamanın son derece başarıyla çalıştığını, gerekli mevzuatın da tamamlandığını ve 2011 yılının başında bütün gümrüklerde elektronik beyanname uygulamasının devreye alınacağını söyledi. Mevzuata göre bu tarih 2010 yılının hemen başı olmalıydı ancak yaşanan sorunlar nedeniyle bu süreç 1 yıl ileriye ertelendi. Gümrük Müsteşarlığı’nın web sayfasından gelişmeleri izlemek mümkün. Belirli duyurularla hangi gümrüklerde ne zaman EDI sisteminin kapatılıp e-beyannameye geçileceği duyuruluyor. Sonra bu tarihler öteleniyor. Sistemde sorun yaşanıyor ve EDI sistemi yeniden devreye alınıyor. En sonunda galiba Gümrük Müşteşarlığı da bu aç kapa duyurularından sıkılmış olacak ki toptan bir duyuru yaparak sistemin e-beyannameye açılacağını ama sorun yaşadıkça EDI sisteminin açıklacağını duyurmayı tercih etti. Belki de bu tür seminerlerde pembe tablolar çizmek yerine yaşanan sorunları, sebepleri ve çözümleriyle ya da neden çözümlerinin bu kadar uzun sürdüğüyle birlikte uygulamaları anlatmak çok daha faydalı olabilir. Zira insanlar seminerlerde müthiş başarılar dinleyip dışarıya çıktıklarında sorunlarla dolu bir uygulama bulduklarında iş yalancı çoban hikayesine

52

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

it is addressing and the number of cases. It has already received numerous awards abroad and brought our country into a respected position in IT. In this regard, we have to thank to everyone who have contributed this projects, and especially to Ali Kaya, Head of Department. He explained the efforts towards carrying out this project as well as announcing it to the citizens. He reminded that applications of the Ministry of Justice have been introduced in many TV series. However, the reflection of each application is not the same as explained at the panel. For example, Nurcan Ozyazici, Head of Electronic Communication Department of the Undersecretariat of Customs, mentioned about the electronic declaration application in the Undersecretariat of Customs. The project is really an important project. Nurcan Ozyazici said the application is working very successfully, the necessary legislation has been completed and the electronic declaration application will be put into practice at all customs at the beginning of 2011. According to the regulations, this date should be just the beginning of 2010, but this process had to be postponed one year ahead due to the problems. It is possible to monitor the developments from the web pages of the Undersecretariat of Customs. With specific announcements, it is announced in which customs e-declaration will be put into practice instead of EDI system. But these dates are postponed. Some problems are being experienced in the system and EDI system is put into practice again. I think the Undersecretariat of Customs was tired of these announcements eventually and made a general announcement that e-declaration will be put into practice, but EDI system will be used when the problems arise. Perhaps it will be far more useful to explain the problems, the causes of these problems and the solutions or why so long time is required for these solutions, rather than telling the success stories at this kind of


dönebilir ve mükemmel uygulamalar sunulduğunda bile kullanıcılar inanmakta ve kullanmakta tereddüt edebilirler. Sevgili dostlar herşeye rağmen ülkemizde elektronik ve mobil uygulamaların açılmasındaki istikrarı ve kararlılığı görmek, uygulama çeşitliliğini dinlemek çok keyifli ve gelecek adına umut verici. Karşılaşılan sorunları da buralarda masaya yatırarak birlikte çözmeye çalışmak bu süreci hızlandıracaktır. Mobil devlet konusunda en büyük sorunumuzun elektronik devlet ile ortak sorun olan sahipsizlik sorunu olduğu konferansta en çok konuşulan konulardan biriydi. Bu konuda da iyi haber yine açılış konuşmasında Sayın Ulaştırma Bakanımızdan geldi. Meclisin anayasa değişiklik çalışmalarını bitirir bitirmez torba kanun tasarısını ele alacağını müjdeledi. Biliyorsunuz torba kanun tasarısının içinde e-devletin önünü açacak ve sorumluluğu Ulaştırma Bakanlığı’na verecek birçok yeni düzenleme var. Bu ay sizlere veda etmeden önce kısacık ama çok anlamlı iki haberi hiç yorum yapmadan sizlerle paylaşmak istiyorum. Biri İsvire’de elektronik imza devrinin başladığını belirten haber. Haberde daha işin başında nasıl hedefler konduğunu, devlet desteğini, elektronik imzayla yapılabilecekleri bu kadar küçük haberde ne kadar etkili verdiklerine dikkat çekmek istiyorum. Bugüne kadar ülkemizde buna benzer haber görmedim. İkinci haber de e-devlet olma yolunda büyük umutlar bağladığımız e-devlet kapısı ile ilgili.

seminars. Because it may be as in the fable of the boy who cried wolf when people listen great success stories at these seminars and then find an application with serious problems and may hesitate to believe and use the applications when really great applications are offered. Dear friends, the stability and determination in electronic and mobile applications in our country as well as the variety of applications are very pleasant and promising for the future. Trying to solve the problems in cooperation will accelerate this process. Our biggest challenge in mobile government is dereliction, the problem which we encounter also in electronic government. It was among the subjects that were talked about most. A good news came from our Minister of Transportation in his opening speech. He said a draft law will be put into agenda after the constitutional amendments. As you know, there are numerous new regulations that will pave the way for e-Government and assign the Ministry of Transportation as a responsible authority. Before saying goodbye to you for this month, I want to share two short but very meaningful stories without making any comment. The first one is the news that indicates the beginning of the electronic signature era in Switzerland. In this news, I want to underline the objectives determined at the beginning, state support, and also the various services provided by means of electronic signatures. Until now, I have not seen such news in our country. The second news is about e-government portal upon which we pin our faith to become e-government.

İsviçre’de elektronik imza devri başladı The age of electronic signature has begun in Switzerland http://www.samanyoluhaber.eu/?3704 http://www.samanyoluhaber.eu/?3704 Salı, 04. Mayıs 2010 Tuesday, 04 May 2010 İsviçre Ekonomi Bakanlığı 3 mayıs’tan elektronik imza uygulamasını resmen başlattığını açıkladı. Hem özel hem de şirketler için kullanılabilecek elektronik imza, içerisinde doğum tarihi yeri gibi şahsi bilgileri içeriyor. İsviçre’de elektronik imza dönemi başladı.Hem özel hem de şirketler için kullanılabilecek elektronik imza, içerisinde doğum tarihi yeri gibi şahsi bilgilerin olduğu çipli bir kart veya memory stick şeklinde alınabiliyor. Bilgisayara takılarak kullanılan bu sistemdeki imzalar ıslak imzanın doğurduğu bütün sonuçları doğuruyor. “Suisse Idö adı verilen Elektronik imzanın üç yıllık bedeli şimdilik 99 İsviçre Frangı olarak belirlendi. Ayrıca her imza için devlet 65 Franklık katkı payı verecek İsviçre Ekonomi Bakanlığı Nisan ayı sonuna kadar kendilerine 150 şirket ile 50 on-line servis sağlayıcının elektronik imza için başvurduğunu bildirdi. Bakanlık yetkililerinin verdiği bilgiye göre bu sayının yıl sonua kadar 250 bini bulması bekleniyor. Peki, elektronik imza nerelerde kullanılacak? 1. Normal email gönderiminde: Gönderdiğiniz emailleri elektronik olarak imzalamanız hem onların gerçekten sizden

Swiss Ministry of Economic Affairs has announced the electronic signature application successfully started formally as of 3 May. Electronic signature that can be used for both individuals and corporate includes personal information such as date of birth. The age of electronic signature has begun in Switzerland. Electronic signature can be received as a chip card or memory stick. Electronic signatures plugged into the computer bear all the results of wet signatures. The cost of electronic signature called Suisse Idö is determined as 99 Swiss francs for a three-year usage. In addition, a contribution of 65 francs will be given per signature by the government. Swiss Ministry of Economic Affairs has announced that 150 companies and 50 on-line service providers applied for electronic signature until the end of April. According to information given by authorities, 250 thousand users is expected until the end of this year. So, in which areas this electronic signature will be used? 1. While sending e-mail: To sign your e-mails electronically will be evidence that they are really yours and also will

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

53


E-MAK@LE

geldiğinin kanıtı olacak hem de daha sonra sistemden silmenizi sağlayacak. 2. İmzalamanız gereken belgeleri, çıktı almadan kolayca imzalayabileceksiniz. 3. Özellikle resmi işlemlerde resmi daireye gitme yükünden kurtularak, evinizde imza atabileceksiniz. 4. Bir şirkette çalışıyorsanız, şirketteki email ağına girerken, elektronik imza hem sizin hem de şirketinizin güvenli için bir garanti teşkil edecek. Sisteme kimin girdiği anlaşılacak. 5. İnternet üzerinden ticarette özellikle 18 yaşından küçüklerin alış-veriş yapması yasaklanacak veya kontrol altına alınabilecek. E-devlet’e ilgi yok http://www.beyazgazete.com/haber/2010/05/04/edevlet-e-vatandastan-ilgi-yok.html 04 Mayıs 2010 Salı - 11:57 E-devlet’e vatandaştan ilgi yok... Türkiye, vatandaşlara devlet dairelerinden gitmeden evinden ya da işyerinden güvenli bir şekilde elektronik hizmetlerini yerine getirmesi için Aralık 2008 yılında e-devlet uygulamasına geçti.

54

allow you to delete from the system. 2. You can easily sign the documents you have to sign without printing. 3. Especially in formal transactions you will be able to sign from your home without going to the government agency. 4. If you work in a company, electronic signature will constitute a guarantee both for you and for your company while you are entering an e-mail network. The person who enters to the system will be detected. 5. Especially in trade over the internet, the shopping made by person under the age of 18 will be prohibited or may be brought under control. There is no interest to e-Government http://www.beyazgazete.com/haber/2010/05/04/ e-devlet-e-vatandastan-ilgi-yok.html Tuesday, 04 May 2010 - 11:57 Citizens are not show interest in e-Government... In Türkiye, e-Government application has been put into practice in December 2008 to allow carrying out electronic transactions in a secure way from home or office without going to the governmental agencies.

Bürokratikişlemlerininhızlanmasınınamaçlandığı‘e-devlet’e ise şimdiye kadar 75 milyon nüfusa sahip Türkiye’de sadece 246 bin kişi şifre almak için başvurdu. E-devlet ile emniyet, askerlik, vergi, iş-kur gibi birçok işlemler yapılabildiği gibi Cumhurbaşkanı, Başbakan’a istek ve şikâyetler yazılabiliyor, TBMM’den internet üzerinden randevu alınabiliyor. E-devlet için PTT merkezlerinden 1 TL karşılığında bir defaya mahsus olmak üzere şifre alınabiliyor. Kamu hizmetlerinin tek adresten internet üzerinden yapılabildiği ve 17 ay önce uygulamaya giren ‘e-devlet’te her kişi ve kurum kendine özel şifreyle işlemlerine gerçekleştirmeye başladı. Ancak bu zamana kadar 246 bin 638 kişi PTT merkezlerinden şifre aldı. E-devlet’te 22 kamu hizmetinden 163 farklı işlemi entegre bir şekilde sunuluyor.

Only 246 thousand people applied to “e-Government” that has been put into practice to accelerate the bureaucratic processes to get the password in Türkiye where 75 million people live. By means of e-Government, it is possible to carry out the transactions that is related to the police, military, tax or business as well as to send the requests and complaints to the President and Prime Minister. It is also possible to receive an appointment from the Parliament. A password that e-Government requires can be taken from the post offices for 1 TL. Public services can be implemented via internet. Every person and institution began to carry out transactions with their special passwords in e-Government application that has been put into practice 17 months ago. However, only 246 thousand 638 people get a password from the post offices. In e-Government application, 163 different transactions for 22 public services are provided in an integrated manner.

Yetkililer, www.turkiye.gov.tr adresine girilerek kamu kurumlarına gitmeden işlemlerin gerçekleştirilebildiğini belirtti.

Authorities said that transactions could be carried out by visiting www.turkiye.gov.tr without going to the government agencies.

Türkiye nüfusunun yarısının 2013 yılına kadar e-devlet ile işlemlerinin yapması amaçlanıyor

It is aimed that up to half of the population in Türkiye will carried out e-government transactions until 2013.

Sevgili Dostlar, bu aylık bu kadar. Gelecek ay görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

Dear friends, that’s all about it for this month. See you next month, take care of yourself...

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


RÖPORTAJ

Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu

56

“Yazılımların sayısının artmasını pozitif olarak algılamak gerekiyor. Şöyle ki eğer bir tehdit var ise, tehdide karşı önlemler de var. Önlemlerin başında teknolojik çözümler geliyor. Onlar da yazılımlar. Anti viral yazılım diyoruz. Antiviral yazılımların içerisinde antivirüsler, anti casuslar, anti spamlar var.

TELEKOM DÜNYASI: Bilgi güvenliği ve kriptoloji nedir? Açıklar mısınız?

“Increase in the number of software should be considered positive. That is, if there is a threat, there are measures against it. Technological solutions, i.e. software, are the main measures. They are called anti-viral software. Antiviral software include antivirus, anti-spyware, anti-spam and firewall.”

TELEKOM DÜNYASI: What is information security and cryptology? Could you explain these concepts?

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

SAĞIROĞLU: Kelimeler üzerinde biraz durmak gerekir. Bilginin ne olduğunu bilmeden korumak mümkün değil. Dolayısıyla tanımını iyi anlamak gerekiyor. Bilginin tanımına baktığımızda biz işlenmiş veriye bilgi diyoruz. Yani bir değer ifade ediyor, bir farkındalık ifade ediyor. Dolayısıyla bir değeri var. İşin güvenlik tarafına baktığımız zaman da; bir tehdidi önceden öngörüp, önlem alma girişimine güvenlik diyoruz. Bilgi güvenliği dediğimizde de bilginin elektronik ortamlarda başına iş gelirken, taşınırken, saklanırken hangi tehdit ve tehlikelerin gelebileceğini önceden ön örüp önlem alma girişimine bilgi güvenliği diyoruz. Dolayısıyla, bu yaklaşımda olmamız gerekiyor. Bilginin bir değeri var

SAĞIROĞLU: We need to put emphasize on words. It is not possible to protect the information without knowing what it is. Therefore it is necessary to understand the definition. When we look at the definition, we call the data we have processed as information. In other words it expresses a value, a kind of awareness. Therefore it has a value. When we look at from the perspective of security, we define security as foreseeing a threat and taking measures. When the information security is in question, we mean foreseeing the thread(s) and taking measures while the information is processed, transferred and stored in electronic media. So we have to accept this approach. Information has a value and we should be aware


Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Head of Information Security Association and Gazi University Professor ve bilginin ne olduğunun farkında olmamız gerekiyor. Eğer bizim bilgimiz değersiz diyorsak koruyamayız. Kişisel kimlik bilgimizin değerinin yüksek olduğunu ve korumamız gerektiğinin farkında olacağız. Aynen kredi kartı gibi, aynen banka hesap numaraları gibi… Aynen banka kredi kartı şifrelerimiz gibi veya bilgisayara erişim şifrelerimiz gibi… Ülkemizde göstergeler genel olarak şunu söylüyor; İnternet kullanım penetrasyonu yüzde 40’lara çıktı. Bu sevindirici, gurur duyuyoruz. Daha da artmasını bekliyoruz. Bilgisayarlaşma oranı artıyor. Elektronik ortam kullanımı yaygınlaşıyor ama verimli kullanım açısından baktığımızda bu göstergelerde henüz iyi değiliz. Bu nedir? Acaba İnternet’i niçin kullanıyoruz. Amacımız ne? Burada eğlence amaçlı kullanıyor isek bunu çok verimli kullandığımızı söyleyemeyiz. O da bir ihtiyaç ama diğer işlerden sonra bir ihtiyaç. Temel olarak bilgi teknolojileri kültürünü bir defa doğru olarak algılamamız gerekiyor. Doğru kullanmamız gerekiyor.

of what it is. If we think that our information is worthless, we cannot protect it. We have to realize the value of our personal identity information and the need of protection. Just like a credit card, bank account numbers… Just like our credit card passwords or our computer passwords… In our country, there are certain indicators; Internet usage penetration has increased to 40 percent. This is good, we are proud of it. We expect that it will increase further. The ratio of computer use is increasing. The ratio of electronic media use is increasing, but the indicators are not good yet in terms of efficient use of electronic media. What is this? Why we are using the Internet? What is our purpose? If we use it as an entertainment, we cannot say it is very efficient. It is also a need, but it is secondary. Basically, we have to realize the culture of information technology properly. We need to use it properly.

TELEKOM DÜNYASI: Bilgisayarı doğru kullanmaktan neyi kastediyorsunuz?

SAĞIROĞLU: What is the proper use of computer? Maybe we need to discuss it. In electronic media, information is available everywhere. We have to realize what the right information is, we have to control this, and we have to know the ways to access information electroni-

SAĞIROĞLU: Bilgisayarı doğru kullanmak nedir? Belki onu tartışmamız lazım. Elektronik ortamlarda,

TELEKOM DÜNYASI: What do you mean by proper use of computer?

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

57


RÖPORTAJ

her tarafta bilgi var şu anda. Bir defa doğru bilginin ne olduğunu doğru anlamak, bunu kontrol edebilmek, bilgiye erişme yollarını bilmek… Çoğumuz elektronik ortamda bilgi nasıl aranır onun bile farkında değiliz. Dolayısıyla bu hususların gündeme gelmesi gerekiyor. Biz aradığımız temiz bilgiye nasıl ulaşırız? Aradığımız bilgiye bu İnternet çöplüğünde; buna biz bilgi çöplüğü diyoruz; bu bilgi çöplüğünde nasıl ulaşabiliriz? Bunların iyi bilinmesi gerekiyor ki daha sonraki aşamalara geçelim. Pekâlâ, bunları verimli kullandığımızı, elektronik ortamları doğru anladığımızı, kültürü doğru anladığımızı düşünelim. Bu kültürü anladıktan sonra arkadan gelen tabi ki güvenlik... Sorunuzun ana teması o... Ülkemizde genel olarak baktığımızda bir farkındalık başladı mı? Cevap evet. Buna yönelik pek çok etkinliğimiz var. Pek çok katılan var. Bu kongrede de pek çok kişi bu etkinliğe katılıyor. İlgi yüksek. Bu sevindirici. Demek ki farkındalık oluştu veya oluşmaya başladı. Ama tabi ki bilgi güvenliği sadece buraya katılanlarla sağlanacak bir olgu değil. Bu ortamları kullanan, bu ortamları kuran, bu ortamları işleten, bu ortamlara hizmetini veren herkesin; kanun koyucular, politika uygulayıcılar, denetleyicilerin bu ortamı biliyor, bu ortamı denetliyor, bu ortamın farkında olması gerekir. Gerekli olan şeylerin doğru dürüst, standartlara, politikalara, kanunlara uygun olarak yapıldığının biliniyor olması gerekir. Bu bildikten sonra, ancak yüksek seviyede bir bilgi güvenliğinden bahsedebiliriz. Bu kapsamda bilinecek çok husus var. Biz güvenlik diyoruz ama işin yazılım tarafı var, işin donanım tarafı var. İşin yayılım güvenliği tarafı var. İşin fiziksel güvenliği var. İşin sosyal mühendislik tarafı var. Tüm bu hususların farkında olarak bilgimizi korumamız gerekiyor. Eğer yüksek seviyede bir bilgi ise bunun sıradan taşınmaması; şifrelenip, kriptolanıp taşınması gerekir. Kişisel bile olsa bunun farkında olacağız. Bunu yapacak yöntem ve metodları bilmemiz gerekecek. İşte bu yaklaşımla Gazi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Bilgi Güvenliği Derneği ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olarak ortaklaşa, ülkemizde bilgi güvenliği farkındalığını nasıl oluşturabiliriz? Bilgi güvenliği farkındalığı oluşturabilmek için kendi sektörümüzü nasıl canlandırabiliriz? İşbirliklerini nasıl yapabiliriz? Nasıl araştırma

58

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

cally... Most of us do not know to search information in electronic media. Therefore, these issues have to be put into question. How can we access the right information? How can we access the information we are looking for on the Internet garbage? We call it as the information garbage. These facts should be understood clearly in order to get to later stages. Let’s say, we are using them efficiently, we understand the electronic media correctly, and we understand the culture correctly. When we look at our country, can we say that a general awareness has begun? The answer is yes. We have many activities for it. There are many participants. In this convention, many people attending to this activity. Interest is high. This is pleasing. It means that awareness was created or began to develop. But of course, information security is not just a phenomenon that will be provided by these attendants. Everyone who use, install, operate and provide service; legislators, policy practitioners, supervisors should know this media, control this media, and be aware of this media. The necessary things should be implemented properly, according to the standards, policies and laws. If we know that everything is implemented in this way, we can talk about a high level of information security. In this context, there are many issues to be known. We are talking about security, but there are different aspects of the security: software and hardware aspects, propagation security, physical security, or social engineering aspect. Being aware of all these issues, we need to protect our information. If it is a high level of information, it should not be transferred in an ordinary way; it should be encrypted. Even it is a personal issue; we have to be aware of it. We have to know the necessary procedures and methods. In accordance with this approach, we as Gazi University, Middle East Technical University, Information Security Association and Information and Communication Technologies Authority are trying to create the awareness of information security in our country. How can we revitalize our sectors to create awareness of information security? How can we make alliances? How can we make researches? How can we transform this innovation? While we were trying to find answers of these questions, we decided to hold the International Information Security Conference. We held


yapabiliriz? Bunu innovasyona nasıl dönüştürebiliriz? Diye oturup konuşurken; Uluslar arası Bilgi Güvenliği Konferansı’nı yapmaya karar verdik. 5 yıl önce etkinlik yaptık. Bu yıl etkinliğin dördüncüsünü düzenledik. 2 yılda bir yapıyoruz. Dolayısıyla böyle bir etkinlikte hem sektörün canlanmasını, hem tarafların birbirini anlamasını, tabi ki üretim yapılmasını da öne çıkarmak istedik. Bu anlayışla, bu işbirliğini oluşturduk. Ve sonuç olarak da bugün bu seviyeye gelindi. TELEKOM DÜNYASI: Bilgi güvenliği alanındaki yazımılar toplam yazılımların yüzde 17’sini oluşturuyor. Bu oldukça yüksek bir rakam... Rakamın yüksekliği güvende değiliz anlamına mı geliyor? SAĞIROĞLU: Yazılımların sayısının artmasını pozitif olarak algılamak gerekiyor. Şöyle ki, eğer bir tehdit var ise, tehdide karşı önlemler de var. Önlemlerin başında teknolojik çözümler geliyor. Onlar da yazılımlar. Antiviral yazılım diyoruz. Antiviral yazılımların içerisinde antivirüsler var, anti casuslar var, anti spamlar var, güvenlik duvarları var. Olmazsa olmaz. Penetrasyon yükseldikçe, güvenlik yazılımlarının sayısının yükselmesi de sevindirici. Bu pozitif bir algı… Pazarın büyümesi önemli. Neden? Artık güvenliği biz ciddiye alıyoruz demektir. Bunun anlamı o. Dolayısıyla bu pozitif bir bakış açısı diye düşünüyorum. Olması gereken bu… Tabi ki yüzde yüz güvenliğin sağlanması için bu oranların ne olması gerektiği gibi bir oran vermek doğru değil. Gerektiği kadar, yeteri kadar güvenlik sistemlerini kullanmak önemli… Bilginizin değeri kadar, bilgi sistemlerinin korunma ihtiyacı kadar koruma seviyeleri vererek, bunları korumak gerekiyor. TELEKOM DÜNYASI: Uluslararası Bilgi Güvenliği Konferansı’nda hangi konular ele alınıyor? İlk olarak elektronik imza konusu ile başladık. Sonra mobil elektronik imzayı işledik. Önceki yıl ülke güvenliği dedik. Bu yıl Kişisel Verilerin Korunması. Her yıl ayrı bir ana temayı ele alıyoruz. Geçmişe dönüp baktığımızda ülkede belli yol kat ettiğimizi düşünüyorum bu etkinliklerde. Biz artık amaca uygun olarak elektronik imza, mobil imza üreten ve bunu dış ülkelere satan bir ülke konumundayız. Bundan gelir elde edebiliyoruz. Bu etkinliğin amacı o. Sadece akademik bir etkinlik yapmak, tarafları bir araya getirmek değil. Tarafları bir araya getirdikten sonra ülkeye katma değer sağlayacak, Ar-Ge yatırımları ve innovasyon yatırımlarını ele almalıyız. Kendi milli yazılımlarını geliştiren, milli yazılımlarını üretip, bunları kullanan ülke konumunda olmak istiyoruz. Temel amaç da bu… Bu amaca erişebildik mi? Buna ne kadar erişebildik? İyi gidiyoruz ama yavaş gidiyoruz. Biraz hızlanmamız gerekiyor. Çünkü siber ortamlarda ve elektronik ortamlardaki tehdit artık hepimizi ilgilendiriyor. Elektronikleşme artıkça diyelim ki bir kurumun sisteminde zafiyet var ise. Bu sizin, benim vatandaşın

the first conference five years ago. We held the fourth one this year. We organize it biennially. We want to revitalize the sector, make the parties understand each other and of course give the production prominence by means of this event. With this understanding, we have created this cooperation. An as a result, we have come to this level today. TELEKOM DÜNYASI: Software in the field of information security constitute 17 percent of total software. This figure is quite high... Does it mean that we are not secure? SAĞIROĞLU: Increase in the number of software should be considered positive. That is, if there is a threat, there are measures against it. Technological solutions, i.e. software, are the main measures. They are called antiviral software. Anti-viral software include antivirus, antispyware, anti-spam and firewall. They are indispensable. It is pleasing to see that the number of security software increases as the penetration increases. This is a positive perception. The growth in the market is important. Why? It means that we take the security seriously. Therefore, I think this is a positive point of view... Of course, it is not possible to give the exact ratios needed in order to ensure the security hundred percent. It is important to use enough security methods as it is needed… According to the value of your information, according to the production need of information systems, you should determine the level of protection and protect them. TELEKOM DÜNYASI: Which topics are dealt with in International Information Security Conference? We started first with the question of electronic signature. We then discussed the mobile electronic signature. We discussed the country security last year. And finally Protection of Personal Data was our main topic this year. We determine a different theme each year. When we look back into history, I think we have get ahead in this event in the country. We are now producing electronic signature, mobile signature and sell it to foreign countries. We are able to generate revenue. This is the purpose of this event. Not to organize just an academic event and bring the parties together. After bringing the parties together, we have to discuss R&D investments and innovation investments that will provide added value to the country. We aim to be a country developing its own national software, producing the national software, and using them properly. This is our main purpose… Could we reach this goal? To what extent we could reach this goal? We’re going well but we are slow. We need to accelerate. Because the threat in cyber media and electronic media concerns all of us. Let’s say there is a weakness in the system of an institution as the use of electronics increases. It means that your or my identity information or the sensitive information can be taken, stolen. Therefore, all of us should

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

59


RÖPORTAJ

60

kimlik bilgilerinin veya önemli bilgilerin alınması, çalınması demek. Dolayısıyla hepimizin buna dikkat etmesi ve hepimizin bunu ciddiye alması gerekir. Ona göre bir yaklaşımla bunu devam ettirmemiz gerekir. Bu açıdan bu tür etkinliklerin önemi büyük… Bu yılki etkinliği diğerlerinden ayıran temel bir özellik vardı; o da şu: bu yıl önemli görülen 9 konuda çalıştay yaptık. 9 konunun 9’u da çok önemli. “Kişisel Verilerin Korunması” bunu çok önemsiyoruz. Bununla ilgili bir çalıştay yaptık. Bir diğeri “IPV6 ve Güvenliği”, Yeni Nesil Teknolojilerle ilgili bir proje yürütüyoruz. IPV6’da geliştirilecek yazılımlar için güvenlik zafiyetleri var mı? Yok mu? Bunların test edilebileceği bir ortam oluşturuyoruz. Yeni nesil teknolojileri satın alıp kullanan değil, üreten de olmak istiyoruz. Elektronik İmza çıkalı 5 yıl oldu. 5 yılda neredeyiz? Bunun değerlendirilmesini yaptık. Kayıtlı Elektronik Posta var. İnternet’in Güvenli Kullanımı ve Bilinç Oluşturulması ile ilgili etkinliğimiz oldu. Bunu önemsiyoruz; gerçekten çocuklarımız büyük bir risk altında. Çocuklara yönelik tehditlere ilişkin İhbar Merkezi var. İhbarların 80 binlerde olduğu ve bunların yüzde 80’ninin de çocuklara yönelik olduğu ifade ediliyor. Dolayısıyla buna yönelik olarak farkındalık nasıl oluştururuz. Bu konuda da çalıştay yaptık. Siber savunma; tehdit hepimizi ilgilendiriyor dedik. Eğer bir tehdit var ise buna karşı önlemimizi almak durumundayız. Tabi ki büyük kurumların buna karşı daha dikkatli olması gerekiyor. Son günlerde belgelerin gidip gelmesiyle gündeme gelen dijital veri… Orijinal miydi değil miydi? Delil olarak kabul edilir mi edilmez mi? Bunu tartıştığımız bir çalıştayımız oldu. Sayısal Veriler Çalıştayı. Buradaki katkıların, buradaki çıktıların ülkemizin gelecekte karşılaşabileceği güvenlik tehditlerine çözüm olmasını diliyoruz. Bunun haricinde eğitimlerimiz var. Kurumsal bilgi güvenliği alanında ve kriptolojide yeni gelişmeler. Özellikle Kayıtlı Elektronik Posta; sistem nasıl çalışıyor? Çalışmalı? Bunun anlatıldığı oturumlarımız oldu. Güncel tehlikeler ve tehditlerle ilgili panel yaptık. Yeni nesil şifreler nasıl olmalı? Sosyal ağlarda güvenlik tehditleri nelerdir? Kriptolojide sunulan yeni yöntem ve metodolojilere yönelik çalışma yaptık. Bunun yanında eğitimde bilgi güvenliği nasıl? Çocuklarımızla yapılan bazı anketler var. Ve onların paylaşıldığı bazı makaleler var. Üniversitelerde Bilgi Güvenliği Farkındalığı nasıl? Bunlar üzerine yapılan çalışmalar oldu. Dolayısıyla, A’dan Z’ye kadar dolu dolu bir konferans yaptık.

be aware of that and all of us should take it seriously. We need to continue this approach. These kinds of activities are important in this respect… There is a fundamental feature that separates this year’s event from others; we organized workshops on nine subjects. All these subjects are very important. “Protection of Personal Data” is very important for us. We organized a workshop about it. Another is “IPV6 and Security”. We are carrying out a project on New Generation Technology. Is there any security weaknesses at the software developed for IPv6? We create an environment where they can be tested. We want to produce these new generation technology, instead of purchase and use them. Electronic Signature initialized 5 years ago. To which point we have reached in these 5 years? We made this assessment. Registered Electronic Mail is one of our topics. We organized an event about Safe Use of the Internet and Creating Awareness. This is very important; our children are at great risk. There is a Warning Centre related to the threats towards children. Around 80,000 notices were received and 80 percent of them were about children. Therefore, we try to create awareness in this respect. We organized a workshop on this subject. Cyber defense; the thread concerns all of us. If there is a threat, we have to take precautions against it. Of course, big corporations should be more careful against it. Digital data that comes to fore as a result of document transfers… Data is original or not? Can it be accepted as evidence or not? We discussed this issue in a workshop. Numerical data workshop. We wish that these contributions, these outcomes will be a solution to security threats that our country may be encounter in the future. In addition, we provide education on certain areas: corporate information security and new developments in cryptology. Registered Electronic Mail in particular, how the system works? How it should be? There were sessions about it. There were panels about current threats and challenges. How the new generation passwords should be? What are the security threats on social networks? We discussed the new methods and methodologies presented in cryptology. How is the information security in education? We conduct some surveys with our children. There are some articles about these surveys. How is Information Security Awareness in universities? There are some studies about it. Therefore, we made a comprehensive conference.

TELEKOM DÜNYASI: Bilgi Güvenliği Derneği ne zaman ve hangi amaçla kuruldu?

TELEKOM DÜNYASI: When the Information Security Association was formed for what purpose?

SAĞIROĞLU: Bilgi Güvenliği Derneği Kasım 2007’de kuruldu. Ve ana gayesi organizasyonlar yapmak, işbirliği, bunun kurumsallaşması ve kamuoyuna daha çok katkı sağlanması. Derneğin kuruluş amacı sadece bu tür organizasyonlar yapmak değil. Derneğimizin kuruluş felsefesinde tabi ki bilgi güvenliği alanında etkinlikler yapmak, araştırma-geliştirme faaliyetlerini desteklemek var. Bilgi güvenliği alanında kurumlara-

SAĞIROĞLU: Information Security Association was founded in November 2007. We aim to make organizations and to ensure the cooperation and the institutionalization of this cooperation and in this way, to provide more contribution to public. The main aim of the association is not only make such kind of organizations. Organizing the event on information security and supporting the research and development activities are in line with the foundation

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


rası işbirliği yapmak. Neler yapılabilir, bunlarla ilgili ortak oturumlar düzenlemek. Ortak projeler üretmek. Dolayısıyla bilgi güvenliği konusunda ortak akıl oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla kurulmuş bir sivil inisiyatif. Sektörden, kamudan, üniversitelerden üyelerimiz var. Amacımız bilgi güvenliği alanında ülkede farkındalık oluşturmak. En önemli etkinliğimiz de Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı. Bunu 4. Kez yapıyoruz. Ülkeye büyük bir katma değer sağladığını düşünüyoruz. Ve bu materyalleri tamamen kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu alanda yetişmiş insanları bir araya getirerek, daha neler yapabilirizi tartışıyoruz. Ülkede açık nerede var? Bunları nasıl gideririz? Bunun için seminerler yapıyoruz, bilinçlendirme faaliyetleri yapıyoruz. Halkı ve kamuoyunu bilgilendirecek animasyonlarımız var. Paneller yapıyoruz. Bilgilendirme amaçlı basın bildirileri yayınlıyoruz. Davet edilen her yere gidiyoruz. Ülkede sertifikasyona geçiş, standarda geçiş konusunda neler yapılabilir? Bunun üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Kanun tekliflerine destek veriyoruz. İnternet Kurulu’nda bilgi güvenliğinin farkındalığına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Raporlar hazırlıyoruz. e-Dönüşüm Danışma Kurulu’nda bilgi güvenliği konusunda fikirler, raporlar hazırlayıp sunuyoruz. Hukukta ihtisaslaşma konusunda çalışmalar yapıyoruz. İstanbul Temsilciliğimiz bu konuyla özel olarak ilgileniyor. Ayrıca İzmir, Eskişehir, Konya, Diyarbakır, Antalya da temsilciliklerimiz var. İstanbul temsilcimiz, Bilişim Hukuku’na yönelik olarak üniversitelerarası kurulda da bir doçentlik alanı oluşturulmasına yönelik bir çalışma yapıyor. TELEKOM DÜNYASI: Eklemek istedikleriniz? SAĞIROĞLU: Bilgi güvenliği hepimizi ilgilendiren bir konu. Günübirlik bir konu değil. Her zaman dikkat edilmesi gereken, her zaman farkında olunması gereken, her zaman kişilerin kendisini geliştirmesi gereken bir konu... Dolayısıyla bu konuların gerek birey olarak gerek toplum olarak, her zaman farkında olunarak; bilgi birikimimizi, bilgi güvenliği kültürümüzü, bilgi teknolojileri kullanım kültürümüzü artırmamızda fayda var. Farkındalık arttıkça bu tehdit ve tehlikeleri azaltacağımızı düşünüyorum. Tabi ki günceli takip edip, onu da uygulamaya çalışacağız. En önemli unsur da bu… Korkarak bu elektronik ortamları kullanmaktan uzaklaşmak değil, korkmadan sürekli bir şekilde, bilgili bir şekilde, hangi teknolojileri kullanırsam ben bu açıklardan kurtulabilirim diyerek, araştırarak, uygulayarak bu teknolojileri kullanmaya devam edeceğiz. Kaçışımız yok yani. Kullanıcılar, İnternet’te araştırma yapıp; kendilerine uygun güvenlik programını kullanabilirler. Bütün programlar güvenli olduklarını iddia ediyorlar; bunlara da güvenmek zorundayız. Hepsinin iyi yönleri olduğunu düşünüyorum. Sektörde farklılığın önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü rekabeti artırıyor, koruma seviyemizi yükseltiyor.

philosophy of our association. Also, to ensure the cooperation between cooperations in the field of information security. To discuss what can be done in this respect and to organize public hearings. To produce joint projects. In short, our association is a civil initiative established with the aim of creating a common mind on information security in the field of information security. We have members from the sector, the public, and universities. Our goal is to create awareness in the field of information security in the country. Our most important activity is Information Security and Cryptology Conference. We held the fourth one. We believe that it provides a great value to the country. We share these materials with the public. We discuss what can be done by bringing people trained in this area together. What are the problems? How can we solve these problems? We organize seminars, awareness-raising activities in this respect. We produce animations to inform the public. We organize panels. We publish press releases to provide information. We go everywhere we are invited. What can be done to ensure the transition to certification, standard in our country? We are working on it. We offer support to the bill of law. We are working on the information security awareness at the Internet Board. We are preparing reports. We prepare and present ideas and reports on the information security to e-Transformation Advisory Committee. We are working on specialization on law. Our Istanbul agency deals specifically with this issue. Moreover, we have agencies in Izmir, Eskisehir, Konya, Diyarbakir, and Antalya. Our Istanbul representative tries to establish a special field of study on Information Law at the universities. TELEKOM DÜNYASI: Do you have something to add? SAĞIROĞLU: Information security concern for us all. Not a daily issue. We should always consider it, we should be always aware of it, we should always improve ourselves in this subject... Therefore, both as a individual and as a society we should always aware of these issues; we should increase our information, information security culture, our use of information technology. As the awareness increases, these threats and dangers will decrease. Of course, we will follow the current developments and try to put them into practice. This is the most important issue… We should not afraid of using the electronic media and get away from it. We should always continue to use these technologies without fear. We should try to provide solutions for our vulnerabilities. There is no way out. Users make the necessary researches on the Internet and use the appropriate security program. All programs claim that they are secure; we should trust them. I think they all have good aspects. The diversity in the sector is important. Because it increases the competition and rise our level of protection.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

61


TD HABER

2. Ulusal Mobil Devlet Konferansı yapıldı 2nd National Mobile Government Conference was held

M

obil Devlet Konsorsiyumu (MGCI) ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nün katkılarıyla Avea’nın sponsorluğunda bu yıl 2’ncisi düzenlenen ‘’Mobil Devlet Konferansı’’ Ankara Hilton Otel’de 6-7 Mayıs 2010 tarihleri arasında yapıldı. Mobil uygulamalar alanında çalışma yapan kamu ve özel sektör kurumlarının üst düzey yetkilileri, uzmanlar ve akademisyenlerin katıldığı konferansta, mobil teknolojiler sayesinde kamuda verilen hizmetlerin iyileştirilmesi, halkın sosyal ve ekonomik gelişimine katkıda bulunulması amaçlandı.

At the Conference attended by the Senior officials, experts and academics of the public and the private sector working on mobile applications, it was aimed to improve the public services with the help of the mobile Technologies and to contribute to the social and economic development of the society.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ‘’2. Ulusal Mobil Devlet Konferansı’’nda, yaptığı konuşmada, mobil devlet uygulaması, kavramının üçüncü nesil hizmetiyle anlam kazanmaya başladığını söyledi.

In his speech at the second National Mobile State Conference, Binali Yıldırım, The Minister of Transport and Communication said that the concept of mobile government application began to make sense with the third generation services.

Türkiye’nin elektronik imza yasasını çıkaran ülkelerden biri olduğuna değinen Yıldırım, bilgi toplumuna geçişle birlikte zihinsel dönüşümün de hızlandığını belirtti.

Yıldırım stated that Turkey was one of the countries that legislated electronic signature and added that mental development accelerated with the transition to the information society.

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Başkanı Turhan Menteş de, ‘’Mobil Devlet’’ kavramının Türk malı olduğunu belirterek, bu kavramı 6 yıl önce derneklerinin telaffuz ettiğini ve raporlarında bunun yer aldığını bildirdi.

Stating that the concept of Mobile government is a Turkish property, Turhan Menteş, The Chairman of Informatics Assocation of Turkey announced this concept was pronounced by their assocations six years ago and this information was in their reports. Menteş made a speech about the situation of Turkey on the issue of e-Government. he said ‘’ as a country, we do not need to be modest in this regard. We are more advanced in e-government application than many European countries. We have also started to add this our mobile applications. e-Government is a Project that built on a very serious infrastructure. Turkey has been investing more than half of the IT budgets to the public applications for about 30 years. As a result of this, a very serious knowledge and very successful projects has emerged. I know that there are countries that claim these but while we stil think the sofware exports, we are unable to manage the exports of the public applications. This is a Project that must be done by the government. I think we will be able to manage this by being organized.’’

Türkiye’nin ‘’e-Devlet’’ konusunda geldiği noktaya değinen Menteş, şunları kaydetti: ‘’Bu konuda mütevazı olmamız gerekmiyor ülke olarak. e-Devlet uygulamasında birçok Avrupa ülkesinden ileri düzeydeyiz. Buna mobil uygulamalarımızı da eklemeye başladık. e-Devlet çok ciddi bir alt yapı üzerine kurulmuş bir projedir.  Türkiye yaklaşık 30 yıldır bilişim bütçesinin yarısından fazlasını kamu uygulamalarına aktarıyor. Böyle bir aktarım sonucu çok ciddi bilgi birikimi ve çok başarılı projeler ortaya çıkıyor. Bunları talep eden ülkeler olduğunu biliyorum ama biz hala bireysel yazılım ihracatını düşünürken, kamu uygulamalarının ihracatını bir türlü beceremiyoruz. Bu devlet eliyle yapılması gereken bir projedir. Biz bunu sanıyorum bir örgütlenmeyle becerebilecek duruma geleceğiz.”

62

M

obile State Conference that was organized second time this year with the support of Mobile Government Consortium (MGCI) and METU Informatics Institute under the sponsorship of Avea was held in the Hilton Hotel in Ankara between 6 to 7 May 2010.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


Konferansın açılış konuşmacılarından biri olan Okan Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gonca Telli ise, ilk ‘’mDevlet’’ Konferansı’nın üzeriden bir yıl geçtiğini, bu sürede mobil konusundaki atılım ve uygulamaların neredeyse 10 kat yol aldığını ifade ederek, ‘’Devletin de bu konuda harekete geçirici, motive edici özelliklerini ve rolünü ortaya koymak, kamu kuruluşları ve devlet bürokrasisinde mDevlet uygulamalarıyla ilgili değerlendirme yapmak, devletin diğer kadrolarında mobil uygulamaların nasıl geliştiğini takip etmek açısından bu konferansın, Türkiye’de tek olduğunun altını çizdi. ODTÜ Enformatik Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nazife Baykal da konferansın kamu üniversiteler ve endüstriyi bir araya getirdiğini belirterek, Türkiye’nin mobil devlet alanında başarılı bir gelişme gösterdiğini belirtti. Uluslararası Mobil Devlet Konsorsiyumu (mGCI) direktörü İbrahim Kushchu ise merkezi ve yerel yönetimlerin, mobil teknolojileri kullanarak halka daha iyi hizmet sunabilmesine imkân tanıyan ve hayatın her alanında kamu kurumları ile işleri hızlı ve kolay yapmayı sağlayan ‘’Mobil Devlet’’in, kamu kurumlarının modernleşmesine de büyük katkı sağladığını dile getirdi. Mobil Devlet Konferansı’nda iki ana temaya önem verildiğini kaydeden Kushchu, şöyle konuştu: ‘’Bunlardan ilki var olan mobil devlet uygulamalarını incelemek, diğeri ise mobil devlet ve mobil toplum konularında çok yeni açılımlar oluşturmaktır. Ülkemizde var olan Mobil Devlet uygulama servislerinin yakından incelenmesi ve daha sağlıklı gelişiminin oluşması için yapılması gerekenler. Örneğin mobil imzanın yaygınlaştırılması, SMS tabanlı sistemlerden daha etkin ve interaktif sistemlere geçiş, merkezi yönetim uygulamalarının sorunları gibi.

Dr. Gonca Telli, one of the opening speakers of the Conference, said that over a year had passed since the first m government Conference was held. She added that At this time, the advances and applications about the mobile had almost developed ten times. She underlined the importance of the Conference in terms of putting forth the incentive qualities and the role of the government on this issue, evaulating the e government applications in public institutions and government bureaucracy and following the developments of the mobile applications in the other staff of the government for consideration. Prof. Dr. Nazife Baykal, The Director of METU Informatics Institute stated that the Conference had lead to bring the public universities and indsutry together and she added that Turkey had made a successful progress in the field of mobile government. İbrahim Kushchu , International Mobile Government Consortium (mGCI) director, expressed that Mobile government that provided opportunities for the central and the local administrations to offer better service to the public by using mobile Technologies and that made it possible to make the bussiness quickly and easily with the public institutions made a great contribution to the modernization of the public institutions. Mentioning that two main themes were given importance at the Conference, Kuschchu said ‘’ the first of these is to examine the existing mobile government applicatipns and the other is t oto create new avenues about the issues of mobile government and mobile society. There are several things that should be done to examine the mobile government application in our country more detailed and to create a better development. For example, generalizing the mobile signature, transition to more efficiant and interactive systems from SMS-based systems, the problems of the central administration applications.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

63


TD HABER

Mobil devlet ve mobil toplum alanında yeni açılımlara yol açacak çok önemli fakat henüz gündeme yeterince getirilmeyen konuların incelenmesi. Bu konular arasında da, engelli vatandaşlarımız için mobil teknolojilerin yeri ve önemi. Yerel yönetimlerde mobil teknolojilerin kritik önemi ve yapılması gerekenler. Mobil sağlık ve ülkemizdeki potansiyel uygulamalar. Çevre dostu mobil teknolojiler yer alıyor.’’ Konferansta yapılan oturumlarda, Türkiye’nin gündeminde yeteri kadar yer almayan yerel yönetimler, mdevlet, engelliler için mobil teknolojilerin desteği ve çevre dostu mobil teknolojiler gibi önemli konular tartışıldı. Avea Genel Müdürü Erkan Akdemir:

Avea General Manager Erkan Akdemir

“Yüksek vergiler iletişimin yaygınlaşmasına engel teşkil ediyor…”

“High taxes are an obstacle to widespread communication ...”

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı 2. Ulusal Mobil Devlet Konferansının açılış konuşmasını yapan Avea Genel Müdürü Erkan Akdemir, telekomünikasyon hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması, ulusal kaynak israfının önlenerek uzun vadede hem sektörel hem de ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için mobil işletmeciler arasında altyapı paylaşımının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin çok sayıda vergi alındığını ve bu vergilerin karmaşık yapısının sadeleştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Akdemir, adil rekabet ortamının gelişmesi için frekans dağıtımının da daha adil bir şekilde yeniden yapılması gerektiğini söyledi. Akdemir, mobil uygulama ve hizmetlerin gelişmesinde Telekom şirketlerinin oynadığı role de değindi.

Avea Genel Manager Erkan Akdemir said that sharing of infrastructure between mobile operators should be encouraged for telecommunication services to reach wider audiences, waste of national resources by the front of the industry both in the long term economic growth to occur in opening speech in 2nd National Mobile State Conference which Minister of Transport and Communication Binali Yıldırım also attended. Akdemir pointed out a number of taxes on telecommunication services and simplification of the complex nature of this tax is needed and said that frequency distribution should be made more equitable for development of fair competitive environment. Akdemir also discussed the role of telecom companies on the development of mobile applications and services.

İşletmeciler arası işbirliği sağlanmasının, ülke kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlayarak daha verimli yatırımlarla tüketici refahına daha katkı sağlayacağını ifade eden Akdemir; “İşletmeciler arası altyapı paylaşımının teşvik edildiği güzel örnekleri birçok ülkede görüyoruz. Örneğin, Fransa’da mobil işletmeciler şebeke altyapılarını paylaşmak için bir çerçeve anlaşma imzaladılar. Ülkemizde de benzer yöntemlerin uygulanmasını bekliyoruz” dedi.

Akdemir stated that co-operation between operators ensure effective utilization of national resources with greater efficiency investments contributes more to consumer welfare and said “ We see the good examles of infrastructure sharing between operators are encouraged in many countries. For example; In France, mobile network operators have signed a framework agreement to share infrastructure. We expect the implementation of similar methods in our country”

Telekomünikasyon hizmetlerindeki vergilendirme konusuna da dikkat çeken Akdemir; “Sektördeki yüksek vergi yükü iletişimin yaygınlaşması önünde engel teşkil ediyor” dedi. Telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin çok sayıda vergi alındığını ve bu vergilerin karmaşık yapısının sadeleştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Akdemir, “Geçmiş yıllar öncesine dayanan telsiz ücreti gibi vergilerin artık kaldırılması gerekiyor. Bu doğrultuda atılacak olumlu adımlar, GSM operatörlerinin yatırımlarını artırmasına imkân sunacak ve iletişimin kalitesinin daha da artarak yaygınlaşmasına büyük katkı sağlayacak” açıklamasını yaptı.

64

The issues that have not been on the agenda yet but are very important and would lead to the new developments in the field of Mobile government and mobile society.Amnog these issues, the importance of mobile Technologies for our disabled citizens, the critical importance of mobile Technologies in local government and the things that should be done, Mobile health and potential applications of our country, eco-friendly mobile technology is included.   At the sessions of the Conference, It was discussed about important issues such as local governments that are not on the agenda of Turkey, mgovernment, the support of the mobile Technologies for the disabled and environment-friendly mobile technology.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Akdemir also insisted that the taxation of telecommunications services and said “High tax burden in the sector of communication is widespread obstacle”. Akdemir pointed out a number of taxes of telecommunication services and the complex nature of this tax should be simplification. Akdemir also said “ Based on past years taxes such as cost of radio should be abolished. Positive steps to be taken in this direction will enable the opportunity to increase GSM operator’s invesments and further increase the quality of communication contribute to the spread”.


ÖZEL HABER

Ülkenin önde gelen 10 kuruluşuna sorduk

Türkiye’de Ar-Ge Araştırma ve Geliştirme kavramının ilk hecelerinden oluşan Ar-Ge, teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği şu günlerde, birçok kuruluşun yatırım yaptığı kalemlerin en başında geliyor. Ülkemizde de Ar-Ge yatırımları ciddi boyutlarda. Birçok kuruluş gelirinin neredeyse yüzde 10’unu Ar-Ge çalışmaları için harcıyor. Geçtiğimiz günlerde birçok kuruluş birbiri ardına Ar-Ge merkezlerini devreye soktu. Bugün bu merkezlerde çalışacak eleman kıtlığı çekiliyor. Bunun dışında fikri mülkiyet meselesinin kanunen halledilmemiş olması Ar-Ge çalışmalarını olumsuz yönde etkiliyor. Biz, hemen her seviyedeki kuruluşlara, STK’lara sorduk. İşte yanıtlar…

“Ar-Ge yapmayan imalatçı gelişip büyüyemez” Sektörde faaliyet gösterenler tarafından yakından bilindiği üzere Domino Elektronik fiber optik konusunda hizmet vermek için 2001 yılında Kayseri’de kurulmuş ve Türkiye’de fiber optik sektörüne yön veren bir kuruluş haline gelmiştir. ISO 9001:2000, ISO 14001:2004, OHSAS 18001:2007 ve TS 12498 belgeleri gereği hizmet anlayışımız en üst düzeydedir ve müşteri memnuniyeti ön plandadır. . Şirket içi eğitimlerle sürekli güncel ve teknolojik gelişmeleri en kısa sürede müşterilerine sunma gayreti içindedir. Domino Elektronik, Amerika’da faaliyet gösteren dünyaca tanınmış FOA (The Fiber Optic Association) isimli fiber optik kuruluşu tarafından onaylı Türkiye’deki tek eğitim kurumudur. Her platformda belirttiğimiz gibi, Ar-Ge ve İNOVASYON imalat sanayinin olmazsa olmaz faaliyetlerinden biridir. Hem firma hem de ülke bazında gelişebilmek Ar-Ge çalışmalarına bağlıdır. Bu konuda devlet de bu tür faaliyetleri desteklemektedir. Bizim de bazı faaliyetlerimiz KOSGEB tarafından desteğe layık görülmüştür. Ar-Ge çalışması yapmayan imalatçıların gelişip büyümeleri düşünülemez ve daima yerlerinde sayarlar. Bu faaliyetler, mevcut yarımamul veya mamul malların daha verimli, daha kolay daha hızlı ve/veya daha ucuz sunumunu sağlayacağından

66

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

hem işletmenin kendisi, hem yarı-mamul kullanıcıları hem de nihai tüketici için faydalar sağlayacak netice olarak da ülke ekonomisine katkısı olacaktır. Bundan dolayı firmamız da Ar-Ge faaliyetlerini önemsemektedir. Ar-Ge çalışmalarımız münhasıran bu konuda çalışan mühendis ve teknisyenlerimiz tarafından yürütülmektedir. Yukarıda da bahsedildiği üzere terminasyon kutuları konusundaki bir çalışmamız (FİBO) desteğe değer bulunmuş ve KOSGEB tarafından desteklenmiştir. Bu teknik; bakır ile fiber optik kablonun bir ODF içerisinde birbirine dönüşümünü sağlamaktadır. Ar-Ge bölümü, Kalite Kontrol bölümü ile işbirliği içerisinde ürün geliştirmesi, problem çözümü gibi çalışmalar da yapmaktadır. Müşterilerimiz tarafından zaman zaman bize iletilen “Şunu nasıl halledebiliriz?”, “Şu çalışmada ne kullanabiliriz?” şeklindeki sorular ekibimiz için itici güç olmakta bu sayede yeni metot ve çözümler ortaya çıkmaktadır. Sahada gerekli splitter aplikasyonları için, yine Ar-Ge departmanımız tarafımızdan tasarlanmış ve üretilmiş Splitter Box çalışmamız tamamlandıktan kısa bir süre içinde beklenenden çok daha fazla ilgi görmüştür. Tarafınızca da bilindiği üzere fiber optik özellikle Türkiye’de yeni yeni gelişmeye ve yaygın olarak kullanılmaya başlamış bir sektördür ve bu da ister istemez çok çalışmayı gerektirmektedir.

Hasan Karaca Domino Elektronik San. Ve Tic. Ltd. Şti. Dış Ticaret ve Planlama Müdürü


abstract R&D issue in Turkey

R

&D don’t fall off the agenda of both infrastructure company, GSM operators and NGO in telecom sector. Companies want to develop botf of their company and Turkey worldwide with R&D acitivities by using Turkish engineer and engineering sources of Turkey. They detenermined their strategy by having investment particularly in universities, providing traineeship and consultancy opportunities to university students and supporting student’s Project while they are ensuring government promotion. University-private sector cooperation is established with technocity that are founded in uiversities recently. Companies are targeting young people to use more efficient and focus especially software. Companies pay a lot of importance to Turkish employment in their R&D centers and they think that will contribute to the development of Turkish economy and Turkish community. They allocate share to R&D activities substantially in annual budget plans. Each company aims to grow by Works to create awareness in their sector.

TELEKOMDĂœNYASI2010MART

67


ÖZEL HABER

“Ar-Ge için 4-5 milyar avroluk bütçe ayırdık” Alcatel-Lucent Teletaş olarak, global misyonumuz doğrultusunda, araştırma geliştirme faaliyetlerine büyük önem veriyoruz. Aralık 2009’da Sanayi Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 61. Ar-Ge merkezi olarak onaylanan Alcatel-Lucent Teletaş Ar-Ge Merkezi ile, ağ teknolojilerinin geliştirilmesini, çözüm portföyümüzün güçlendirilmesine doğrudan katkıda bulunmayı ve dünya genelinde müşterilerimizin desteklenmesine yardımcı olmayı hedefliyoruz. Son derece güçlü bir teknik ekibe ve ekipmana sahip olan merkezimizin 57 kişilik mühendis kadrosunu önümüzdeki dönemde daha da artıracağız. Hiç kuşkusuz, Türkiye’deki Ar-Ge çalışmalarımız, Alcatel-Lucent’ın global Ar-Ge çalışmaları içindeki payımızı yükselterek daha rekabetçi bir konuma gelmemizde rol oynayacak. Türkiye, teknik bilgi birikimi ve kalifiye işgücü anlamında çok büyük bir potansiyele sahip bulunuyor. Türk mühendisler, dünyanın dört bir yanında başarılı projelerde görev alıyorlar. Alcatel-Lucent, Türkiye’nin ileri teknoloji ve mühendislik kaynakları bakımından sunduğu fırsatları değerlendirmeye her zamankinden daha hazır. Ar-Ge merkezimiz sayesinde, teknolojiyi üretip tüm dünyaya ihraç eder konuma geleceğiz. Türkiye’nin Alcatel-Lucent’ın global başarısına olan katkılarını artırmayı hedefliyoruz. Ar-Ge aktivitelerimize yönelik, 2010 ve 2011 yılları için 4-5 milyar avroluk bütçe öngörüyoruz.

Alcatel-Lucent Teletaş, IPDSLAM ekipmanı sağlayarak Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir DSL laboratuarı kurulmasını ve Üniversite’deki ilgili görevlilerin ve asistanların teknoloji ve ürünler konusunda eğitilmelerini de üstleniyor. Kurulmakta olan bu laboratuar ortamından öğrencileri yararlandırarak bazı derslerin pratik hale getirilmesi hedefleniyor. İşbirliği kapsamında ayrıca, Türkiye’deki Ar-Ge yatırımlarını ve yaratıcılığı destekleyen, özel sektör ve akademik birimlerin işbirliğini hedefleyen, Sanayi Bakanlığı’nın finansal destek verdiği SAN-TEZ projeleri için ortak çalışmalar yürütülüyor. Bahçeşehir Üniversitesi, Alcatel-Lucent Teletaş çalışanlarına yüksek lisans ve doktora konularında çeşitli kolaylıklar sağlıyor. Başarılı bulunan öğrencilere Alcatel-Lucent Teletaş’ta staj ve iş imkanları da sağlanıyor. Bahçeşehir Üniversitesi ile yapılan işbirliği, öğrencilere yönelik yeni bir sertifika programının oluşturulmasını da öngörüyor. Sertifika desteği kapsamında, AlcatelLucent seminerleri düzenlenecek; katılım ve sınav karşılığında, ilgili teknolojilerde sertifika verilecek. Ayrıca, başarılı öğrenciler ödüllendirilecek. İşbirliği doğrultusunda, devlet ve özel üniversitelerde güz ve bahar dönemlerinde Alcatel-Lucent cihazlarının kullanıldığı ve en son teknolojilerin tanıtıldığı dönem dersleri açılacak. Dersler, Alcatel-Lucent Üniversitesi İstanbul eğitmenleri ve Alcatel-Lucent Teletaş Servis Grubu’nda çalışan uzmanlar tarafından verilecek.

Üniversitelerle işbirliği Ar-Ge konusunda üniversitelerle de yakın çalışıyoruz. En son, Bahçeşehir Üniversitesi ile işbirliğine gittik. Bu kapsamda, Ar-Ge çalışmaları yapılacak ve Alcatel-Lucent Üniversitesi İstanbul ile ortak projeler gerçekleştirilecek. IP, DSL, Optik, IPTV, NGN, IMS, kablosuz (FemTo, 3G, WiMAX, NFC) ve diğer yazılım alanlarında, Alcatel-Lucent Ar-Ge personeli, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü son sınıf öğrencilerine dönem projeleri ve bitirme tezleri için danışmanlık verecek. Öğrenciler, şirketteki ilgili laboratuarların imkanlarından yararlanabilecek.

68

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Ali Kançal Alcatel-Lucent Teletaş Yönetim Kurulu Başkanı


“Ar-Ge faaliyetlerimizin hacmi artıyor” Globalstar ailesinin stratejik öneme sahip bir ferdi olarak sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetlerin farkındayız. Bu imkan ve kabiliyetlerin insan hayatını kolaylaştırması ve yeri geldiğinde kurtarması bizim en büyük hedefimizdir. Bu maksatla Ar-Ge’ye bakış açımızı değiştirmemiz ve sürekli geliştirmemiz gerektiği bilincine sahibiz. Bunun ancak Ar-GE ve Ar-Ge’ye dayalı teknoloji tedariki ve yönetimi konularında tecrübeli Ar-Ge liderleri ile mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Kısaca Ar-Ge’yi araştırmanın ötesine taşıyacak yönetici vasfına sahip beyinlere sahip olmalıyız. Kısaca bu alanda yetişmiş insan gücü çok önemlidir. Şunu iyi biliyoruz Ar-Ge, konusuna hakim, teknolojiyi sürekli takip edebilen, akademik çalışmaları bulunan elemanlarla yapılır, izlenir, değerlendirilir ve de yönetilir. Ancak bu şekilde zaman ve paradan tasarruf ederek pazarda rekabet üstünlüğü yaratabilecek yenilikçi ürünler üretebiliriz. Globalstar Avrasya ailesi olarak çeşitli alanlarda girerek artan hacimde Ar-Ge faaliyetleri yürütmekteyiz. Yazılım geliştirme bu faaliyetlerin arasında ilk sırada yer almaktadır. Firmamız bünyesinde kullanılan idari yazılımların büyük bir kısmı kendi Ar-Ge ekibimiz tarafından geliştirilmiştir. CDR “arama detayları” ve mutabakat sistemleri, stok ve teknik servis takip sistemleri örnek verilebilir. Rüştünü ispat emiş bu yazılımları uygun fiyatlara sektördeki benzeri diğer firmalara da pazarlama hedefi içindeyiz. İdari yazılımlar haricinde kendi geliştirdiğimiz çeşitli katma değerli sistemlere de sahibiz. Araç takibi ve scada projeleri için geliştirdiğimiz çeşitli haritalama ve uzaktan raporlama sistemleri, BTK MRVT sistemi ile entegre, mobil ve sabit numara taşınabilirliği yazılımı, soft swtich platformu ile yat güvenlik ve takip cihazı buna örnek olarak gösterilebilir. Yazılımlar haricinde imkan ve kabiliyetlerimizi artırmayı hedeflediğimiz bir diğer başlık ise donanım tasarımıdır. Geçtiğimiz yıllar içinde yazılım haricinde donanım tasarımı da bize ait olan çeşitli scada projelerine imza attık.

Güney Tuncer Globalstar Avrasya IT Müdürü

“Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun Tasarısı’ndan umutluyuz…” Günümüzde ülkelerin ekonomik anlamda rekabetçi olabilmeleri, ürettikleri özgün fikri mülkiyet ile doğrudan orantılı. Fikri hakların şirketlerin değerlerindeki payı eskiden yüzde yirmilerdeyken, bu oran artık yüzde seksenlere varabiliyor. TÜBİSAD’ın temsil ettiği İletişim ve Bilgi Teknolojileri sektöründe, yeni fikri mülkiyet oluşturmaya yönelik Ar-Ge çalışmaları merkezi bir rol oynuyor ve şirketlerin uzun vadeli başarısını belirliyor. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yoğun ve organize Ar-Ge faaliyetlerinin ilk odak noktaları sektörümüzde oluştu; Teletaş, Netaş gibi şirketler, yerli yazılım firmaları, ülkemizde Ar-Ge kavramlarının yerleşmesine büyük katkı sağladı. Ülkemizde, Ar-Ge’ye bakışın son birkaç yıl içerisinde hızlı bir gelişim gösterdiğine ve tüm dünyadaki eğilimlere paralel olarak Ar-Ge’nin öneminin kavranmaya başladığına inanıyorum. İletişim ve Bilgi Teknolojileri alanlarında da gerek büyük ölçekli şirketlerin oluşturdukları Ar-Ge merkezleri, gerek çok sayıda küçük ölçekli uzman şirketin yazılım ağırlıklı Ar-Ge faaliyetleri son yıllarda hız kazandı. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin oluşturulması, Ar-Ge faaliyetlerine önemli bir destek sağladı. Yakında yasalaşacağını umduğumuz yeni Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun Tasarısının, uygulamadaki çeşitli sıkıntıları gidereceğini ve şirketlerin önünü daha da açacağını umuyoruz. Buna karşın, sektörümüz, özellikle yazılım şirketleri, Ar-Ge Merkezleri Yasasından beklediğini bulamadı. Bu yasanın kapsamının yeni d ü ze n l e m e l e r l e geliştirilmesi sektörümüzdeki ArGe faaliyetlerinin Teknoloji Geliştirme bölgeleri ile sınırlı kalmasını önleyecek ve ArGe yatırımlarına hız katacaktır.

Turgut Gürsoy TÜBİSAD Başkanı

TELEKOMDÜNYASI2010MART

69


ÖZEL HABER

“Türkiye'yi MEMA Bölgesi Ar-Ge üssü yapmak hedefleniyor” Türkiye’de 20, dünyada 70. yılını geride bırakan HP, küresel olarak çalışan HP Laboratuarları (HP Labs) ile Ar-Ge’yi üretiminin merkezine koymuştur. Diyebiliriz ki HP teknoloji alanında dünya çapında sürdürdüğü liderliği aralıksız yürütülen Ar-Ge çalışmalarına borçludur. Türkiye’de ise BT sektörü özellikle telekom ve bankacılık sektöründe öne çıkmaktadır. HP’nin ülkemizdeki vizyonu HP gibi tam kapsamlı çözüm sağlayıcılar tarafından sağlanan yazılım ve donanımlarla uyumlu uygulama ve programlarının geliştirilmesi için ulusal yazılım geliştiricilerini teşvik etmektir. Böylece HP ve diğer kuruluşların sağladığı BT çözümleriyle uyumlu bir uygulama veritabanı oluşacak ve şirketler yeni BT sistemlerine iş ihtiyaçlarına özgü özelleştirmeler yaparak düşük maliyetle ve kısa sürede geçebilecektir. HP olarak Türkiye’deki Ar-Ge çalışmalarımızı bu doğrultuda gerçekleştiriyoruz.

Merkezi’nde toplam 25 kişi çalışıyor ve bilgisayar ağları, bilgisayarla görü, doğa-esinli hesaplama, makine öğrenmesi, veri madenciliği, doğal dil işleme, gerçek zaman sistemleri, paralel ve dağıtık bilgi işleme, yazılım modellemesi ve analizi ile deprem tahmini araştırma grupları faaliyet gösteriyor. Türkiye, İTÜ İnovasyon Merkezi’nde geliştirilecek çözümlerde öğretim üyelerimiz ve Bilgisayar bölümü yüksek lisans öğrencileri aktif olarak rol alacak. Bu bağlamda İTÜ İnovasyon Merkezi, öğrencilere daha iyi bir eğitim/öğretim ortamı sağlamanın yanında onlara çağdaş merkezlerin çalışma kültürünü de kazandırarak İTÜ potansiyelinin değerlendirilmesi ve geliştirilmesini sağlayacak. Bu yeni İnovasyon Merkezi ile sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde araştırma ve geliştirme yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Her ikisi de HP’nin gelecekteki büyüme stratejik olarak önemli. İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki merkezimizde yetenekli yerel lisans öğrencilerinin burs fonları da HP tarafından sağlanacak. Bu son yatırım, bölgede daha önce müşterilerin yenilikçi yazılım çözümleri ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılmış olan hamlelerinin devamı niteliğindedir.

Ar-Ge merkezimizde nasıl bir katma değer yaratılıyor? Merkezin odağında ne var? HP’nin Türkiye’deki 20. yılında gerçekleştirdiği atılımlar kapsamında, HP-İTÜ Yazılım İnovasyon Merkezi, 25 Haziran 2009’da, İstanbul Teknik Üniversitesi Maslak Yerleşkesi’nde açıldı. İTÜ’de kurulan Yazılım İnovasyon Merkezi’nin, BT sektöründe üniversite-özel sektör işbirliğini gerçekleştirme doğrultusunda, Türkiye’yi MEMA Bölgesi’nin Ar-Ge üssü yapması hedefleniyor. Dünyanın en önemli Ar-Ge merkezlerinden HP Laboratuarları’nın deneyiminden yararlanacak olan HP-İTÜ Yazılım İnovasyon Merkezi’nin, Türkiye’yi MEMA bölgesindeki en önemli Ar-Ge üssü olarak konumlandırmasını hedefliyoruz. Böylece, Türkiye’de kurumsal yazılım alanında araştırma görevlilerinin, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin de içinde olacağı bir yazılım geliştirme merkezi var diyebileceğiz. Üstelik bu sadece ülkemiz için değil, Ortadoğu, Akdeniz ve Afrika çapında bütün bir bölge için bir ilk anlamına geliyor. Endüstriden gelecek taleplere bağlı olarak, çeşitli yazılım / donanım bileşenlerinin test ve kıyas analizlerinin yapılabilmesinin yanı sıra, bazı HP Yazılım çözümlerinin yerelleştirilerek kişiselleştirilmesi gibi çalışmalar da geliştirme bölümünün faaliyetleri arasında yer alacak. İTÜ Yazılım İnovasyon

70

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Serdar URÇAR HP Türkiye Genel Müdürü


“Gelirlerimizin yüzde 10’dan fazlasını Ar-Ge’ye harcıyoruz” Her yıl gelirlerimizin %10’undan fazlasını Ar-Ge faaliyetleri için değerlendiren bir şirket olarak Ar-Ge, bizim büyümemizi ve kendi sektörümüzde dünya lideri durumuna gelmemizi sağlayan en önemli etkenlerden biri oldu. Türkiye; Avrupa, Orta Asya ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerine yakın olması nedeniyle bu bölgelerdeki müşterilerin ihtiyaç ve taleplerini karşılama açısından önemli bir üs oluşturuyor. Türkiye’de açtığımız Ar-Ge merkezimiz, Huawei’nin Türkiye’ye verdiği önemin bir göstergesi... Bu merkeze, kurumsal projeler odaklı çalışan 350’den fazla Türk Ar-Ge mühendis ekibinin istihdam edilmesi de dâhil, toplam 50 milyon doların üzerinde yatırım yapmayı hedefliyoruz. Huawei olarak bu büyüklükte bir yatırımı, Türkiye koşullarının sağladığı güven ortamı, kalifiye insan kaynağı ve hükümetin ArGe çalışmalarına verdiği destek sayesinde gerçekleştiriyoruz. Bu yatırımla, Türkiye ekonomisine ve Türk toplumuna önemli katkılarda bulunacağımızı düşünüyoruz. Merkezimizde Türk mühendisliği ve zekası, Avrupa’nın konsept ve tasarımlarının yanı sıra Asya’nın platform ve iş süreçleriyle de birleşecek. Ar-Ge merkezimizin faaliyete geçmesinin ardından, Türkiye’de yeni yatırımların artarak süreceğine inanıyoruz. Bu Ar-Ge merkezi ayrıca, Türkiye, Avrupa ve BDT’yi kapsayan Bölgesel Ar-Ge Müdürlüğü olarak işlev görüyor. Ar-Ge merkezimizde bulunan güçlü ve yenilikçi ekibimizle birlikte, yerel ve uluslararası pazarların telekomünikasyon ihtiyaçlarına yönelik, ileri teknolojide ürün ve hizmetlerin geliştirilmesini desteklemeyi amaçlıyoruz. Hedeflerimiz ara-

sında katma değerli servisler, ücretlendirme ve faturalandırma, çağrı merkezi ve müşteri ilişkileri yönetimi gibi ürün ve hizmetler yer alıyor. Ayrıca, yazılım ürünleri, kablosuz teknolojiler ve ALL-IP; sabit mobil yakınsama, yeni nesil şebekeler alanlarında analiz ve araştırmalar; ürün planlama, optimizasyon, performans iyileştirme ve pazar adaptasyonu gibi uygulamaların yürütülmesi de bulunuyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin Ar-Ge kaynaklarını en verimli şekilde kullanarak, telekomünikasyon sektörünün hem Türkiye’deki hem de dünyadaki gelişimine yönelik Ar-Ge stratejimizi uygulamayı, müşterilerimize daha iyi hizmet ve ürünleri tam zamanlamayla sağlamayı ve Türkiye’de bilişim sektörünün gelişimini teşvik etmeyi hedefliyoruz. İnanıyoruz ki, Türkiye gerek iş gücü kaynağı gerekse bilgi birikimi açısından dünyanın önde gelen bilişim ve telekomünikasyon ülkelerinden biri olma hedefine öngörülenden daha kısa sürede ulaşacak.

Tufan Ünal Huawei Türkiye Teknoloji Direktörü

TELEKOMDÜNYASI2010MART

71


ÖZEL HABER

“Satış ciromuzun % 15’i Ar-Ge bütçemize aktarılıyor” Günümüzün küresel rekabetçi ortamında başarılı olabilmenin en önemli koşullarından birisi, hangi sektörde faaliyet gösteriyor olursanız olun, katma değeri yüksek, bir şekilde farklılık yaratan çözümler üretebilmektir. Bu da nitelikli insan gücü ve bu güç ile yönlendirilen Ar-Ge faaliyetlerini gerekli kılıyor. Bu noktada Türkiye’nin avantajı nitelikli ve teknolojide lider ülkelere oranla daha az maliyetli iş gücü potansiyeline sahip olmasıdır. Son dönemde birçok firma bu potansiyeli görüp, kullanarak, yani Ar-Ge’ye yatırım yaparak, küresel boyutta başarılara imza attılar. KAREL olarak tamamen kendi bünyemizde geliştirdiğimiz ürünlerle PBX sektöründe pazar lideri ve yönlendiricisi konumundayız. Bu konumumuzu koruyabilmek için teknolojiyi çok yakından takip etmemiz, kullanıcıların taleplerine göre şekillendirip ürünleştirmemiz ve bu ürünleri rekabetçi koşullarla pazara sunmamız gerekiyor. Bu da ancak güçlü bir Ar-Ge faaliyeti ile mümkün olabiliyor. Bilkent Üniversitesi bünyesindeki Teknoloji Geliştirme Merkezi CyberPark’ta yerleşik 110 kişilik uzman bir Ar-Ge kadromuz ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yıllara göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama olarak üretimden satış ciromuzun %15’ini Ar-Ge yatırımlarına ayırıyoruz. Bu Türkiye standartlarına göre oldukça yüksek bir oran. Önümüzdeki yıllarda bu oranın daha da yükselmesini öngörüyoruz. Sektörel olarak konuyu değerlendirirsek, günümüzde iletişim ve bilgi teknolojilerinin aynı alt yapı üzerinde birleşiyor olmaları, mobil ve sabit hatlarda gözlenen yakınsallaşma firmamız açısından önemli bir değişimin gerekliliğini gündeme getiriyor. Bu ortamda iletişim/bilişim sektöründe faaliyet gösteren firmaların teknolojik gelişmelerin hızına uyum sağlamaları uzmanlaşma ve inovasyon/yenilikçilik yetenekleri ile çok

72

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

yakından ilişkili. Yenilikçilik de artık sosyal bir konu oldu. Yani, bu işi tek başınıza değil, değişik uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren firmalarla birlikte yapmanız gerekiyor. Aksi takdirde hep bir adım arkadan geliyorsunuz. Ar-Ge Merkezi’miz KAREL’in vizyonunun bu yönde belirlenmesi konusunda da önemli katkılarda bulunuyor. Temel ürünümüz telefon santrali olmasına karşın son yıllarda sektördeki değişimlere paralel olarak IP tabanlı haberleşme ürünleri geliştirme yönünde önemli çalışmalar yaptık. Mayıs ayı içinde bu yönde çok önemli bir adım atarak ABD’de kurulan bir haberleşme temelli yazılım firmasına ortak olduk. Bu firma ile birlikte yazılım tabanlı birleşik haberleşme çözümleri geliştirme çalışmalarına başladık. Bunlara ek olarak, Ar-Ge Merkezi’mizde yılların getirdiği bilgi birikimimizi kullanarak savunma sanayine yönelik haberleşme temelli ürünler geliştiriyoruz. Bu kapsamda savunma sanayi firmaları ile işbirliği yapıyor, yurt dışında önemli ihalelere katılıyoruz. Uzmanlık alanımıza giren bir diğer konu da beyaz eşya elektroniği... Bu alanda uzmanlaşmış, yurt içi ve yurt dışı firmalara tasarım hizmeti veren ayrı bir Ar-Ge ekibimiz var.

Yaman Tunaoğlu Karel Yönetim Kurulu Üyesi ve Ar-Ge Başkanı


“Ar-Ge ekibimizi genişleteceğiz” Netsis olarak, giderek farklılaşan gereksinimlere cevap verebilecek yazılım ve e-iş çözümlerini geliştirmek üzere Ar-Ge ve yenilik çalışmalarına ağırlık veriyoruz. Yazılım yatırımlarını incelediğimizde, son beş yılda kamunun ve KOBİ’lerin kurumsal e-dönüşüme öncelik tanımasıyla sektörün ivme kazandığını görüyoruz. Yazılım alanında önemli ihracat potansiyeli bulunuyor ancak Türkiye’nin yazılım ihracatında gereken ölçüde öne çıkamadığını düşünüyoruz. Yazılım ihracatının artış göstermesinde Ar-Ge ve yenilik çalışmaları ışığında geliştirilecek yeni uygulamaların önemli rol oynayacağına inanıyoruz. Netsis olarak, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Teknopark’ta bulunan Ar-Ge merkezimizde, işletmelerin rekabette öne çıkmasını sağlayacak kurumsal yazılım, e-iş uygulamaları gibi farklı çözümlere imza atıyoruz. Tamamı Türk mühendislerinden oluşan 40 kişilik ekibimizi önümüzdeki üç yıl içinde genişleterek 60 kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz. Anlamsal web, sosyal ağların iş ağlarına dönüştürülmesi, servis odaklı mimari ve iş zekası kavramları üzerinde çalışmaların hız kazandığı yazılım sektöründe, yeni teknolojiler sunan şirketler de ön plana çıkıyor. Bu nedenle Ar-Ge yatırımlarının ve yeni çözümler geliştirme noktasında yapılacak faaliyetlerin artırılması gerekiyor. Ar-Ge merkezimizde, işletmelerin teknoloji ile iş verimliliklerini artırmasını sağlayan, üniversitelerle birlikte, akıllı ve kolay uygulama olanağı bulunan çözümler geliştiriyoruz. Geliştirdiğimiz çözümler kullanıcısına katma değer sunan, operasyonel süreçlerde hata payını en aza indirgeyen ve maliyet avantajı sağlayan çözümler olarak karşımıza çıkıyor. Üst yönetim ve her kademeden çalışanın karar verme süreçlerini destekleyecek, kısa, orta ve uzun vadeli geleceğe projeksiyon yapabilen yazılım sistemleri Ar-Ge merkezimizde öne çıkan konular arasında yer alıyor. Öte yandan günümüzde İnternet’in yeni işbirlikleri kurmaya ve farklı pazarlara açılmaya sağladığı katkı giderek artıyor. Ar-Ge merkezimiz global ölçekte şirketlerin ön plana çıkmasını sağlayan İnternet tabanlı farklı uygulamalar geliştirerek, kullanıcısına yön veren sistemler geliştirmeyi hedefliyor. Geliştirdiğimiz uy-

gulamalar şirketlerin İnternet pazarında yeni müşteriler bulmasını, satıcının da siparişten teslimata geçen süreci mükemmel bir şekilde çalıştırarak karlılığını artırmasını sağlıyor. Öte yandan, üniversitelerle kurduğumuz işbirlikleri ve TÜBİTAK destekleri sonucunda Ar-Ge merkezimizde imza attığımız çok sayıda proje mevcut. Bilkent üniversitesi ile stok planlama, Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğiyle geliştirdiğimiz “veri madenciliği” projesi üniversite ile Netsis arasında köprü kuran ve bilgi birikimlerini paylaşmamızı sağlayan bir çalışma oldu. Bu proje, müşterilerin satın alma davranışları ve tüketim eğilimlerini ölçümleyerek çok daha yakından takip etmeyi sağlayarak, şirketlerin müşteri ilişkileri süreçlerinde anlamlı veriler elde etmesini sağlıyor. Yine Ege Üniversitesi işbirliğiyle anlamsal web özelliği taşıyan ve Türkiye’de bir ilke imza atan www. nepazar.com’u İnternet kullanıcıları ile buluşturduk. Netsis olarak, İstanbul, Ankara ve İzmir’deki bölge ofislerimiz, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Teknoparkı’nda bulunan Ar-Ge üssümüz, Ukrayna, Mısır, İran ve Azerbaycan ofislerimizle Türkiye’den dünyaya açılmış bir bilişim şirketiyiz. Ar-Ge’nin sektörümüzde önemli yer tuttuğunu görüyor ve yatırımlarımızı bu yönde şekillendirmeye devam ediyoruz. Ar-Ge giderlerimizin toplam giderlerimize oranı yüzde 35. Ar-Ge yatırımlarımızı artırarak devam ettirmeyi hedefliyoruz. Gelecek üç yıl içerisinde Ar-Ge yatırımlarımızı yüzde 10 oranında artırmayı hedefliyoruz. Yeni yazılım geliştirmeleri ve üniversitelerle iş birliği içinde gerçekleştirdiğimiz, çoğunluğu TÜBİTAK tarafından desteklenen projelerimizin üretim merkezi olarak Ar-Ge üssümüzü kullanıyoruz.

Göksel Üçer Netsis Yazılım Direktörü

TELEKOMDÜNYASI2010MART

73


ÖZEL HABER

“Sektörün ilgisini ve motivasyonunu artırmaya çalışıyoruz” Türkiye Bilişim Derneği, düzenlediği bütün çalışmalarında ve etkinliklerinde Ar-Ge faaliyetlerinin önemini vurguluyor. Biz TBD olarak kesinlikle biliyoruz ki, yenilikçilik ve Ar-Ge, hem Türk bilişim sektörünün, hem de hizmet sunduğu diğer bütün sektörlerin ulusal ve uluslar arası alandaki rekabet edebilirliğini olumlu yönde ve doğrudan etkilemektedir. Son birkaç yıldır kamu politikalarında da olumlu yönde yapılan değişiklikler ve “teknogirişim” sermayeleri gibi geliştirilen finansal destekler sayesinde sektör önemli oranda ivme kazanmıştır. Bu ivmenin artarak devam edebilmesi için Hükümetin koymuş olduğu Ar-Ge destek bütçesinin artırılması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Türk ekonomisinin uluslar arası alanda daha fazla söz sahibi olabilmesi için gerekli olan yetkinliği kazanmasında Ar-Ge büyük bir önem taşıyor. Hem ar-ge sonucunda elde edilecek yetkinliğin pazarlanması, hem de bu yetkinliği yurtdışı pazarlarda da değer taşımasını sağlamak için Ar-Ge’nin yurtdışı ortaklarla birlikte yapılması son yıllarda çok tercih edilen bir durum. Bu yolla hem Ar-Ge maliyetleri daha kontrol edilebilir durumda kalıyor, hem de elde edilen sonucun etkisi daha geniş bir coğrafyada hissediliyor. Biz de sektörümüzün bu alandaki ilgisini ve motivasyonunu artırmaya çalışıyoruz. Ar-Ge alanında Türkiye’de üzerinde durmamız gereken diğer kritik nokta da bölgesel öncelikleri belirlemek ve bu öncelikler doğrultusunda hareket edebilmek olmalıdır. Türkiye Bilişim Derneği olarak Ar-Ge’nin sadece bilişim sektörü için değil, aynı zamanda rekabet gücünü yükseltmek durumunda olan bütün öncelikli sektörlerimiz için kaçınılmaz bir gereklilik olduğuna inanıyoruz.

Türk İstatistik Kurumu’nun Kasım 2009’da yayınladığı Ar-Ge istatistiklerine göre Türkiye’de gayrisafi milli hâsılada Ar-Ge oranı binde 73 olarak ortaya çıktı. Bizim bu oranı en az %2 mertebesine çekmemiz gerekiyor ki yurtdışında yakaladığımız politik ivmeyi ekonomik olarak da sürdürebilelim. Hem özel sektörün, hem de kamunun yenilikçiliğe ve Ar-Ge’ye ilgisi her geçen gün artıyor; bu alandaki bilincin güçlenmesi için biz de yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bu ilgi teknoloji geliştirme merkezleri ve teknoparkların kullanımının artması ve kullanım amaçlarının çeşitlenmesi ile daha büyük bir etki yaratacaktır. Mevcut durumda bilişimin sektör odağı olarak yer aldığı teknoparkların, farklı sektörler için de bir cazibe merkezi haline gelmesi, bilişim sektörünü de önemli oranda büyütecektir. Ar-Ge’nin önünde önemli engeller de bulunmaktadır. Özellikle fikri ve mülki haklar alanındaki çeşitli belirsizlikler halen bulunmaktadır. Bu belirsizliklerin giderilmesinde yapısal çözümler ortaya çıkmakla birlikte henüz yeterli güveni sağlayamamıştır. Bu yapının güçlendirilmesi ve sanayi-akademi işbirliklerinde daha etkin değerlendirilmesi, şu anda bizim TBD olarak üzerinde çalıştığımız alanlardan birisidir.

74

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Turhan Menteş Türkiye Bilişim Derneği Başkanı


“Hedefimiz Ar-Ge alanında sürekli öncülük” Türkiye’nin teknolojiye en çok yatırım yapan şirketi Turkcell, kurulduğu günden bu yana Ar-Ge ve inovasyona büyük önem veriyor. Tüm ekosistemimizde ürettiğimiz servis ve hizmetlerimizle dünyanın en saygın teknoloji şirketleri listelerine dünya devleriyle birlikte giriyoruz. Turkcell’de inovasyon odaklı bir yapımız var ve 3G alanındaki teknolojik liderliğimizi bu vizyona borçluyuz. Lokasyon, mobil ödeme, telemetri, saha otomasyonu, mobil eğitim ve sağlık gibi çok çeşitli alanlarda yeni fikirleri en ileri teknolojilerle birleştirerek Turkcellilere sunuyoruz. Türkiye’de Ar-Ge’nin önemine dikkat çekmek ve Ar-Ge’den değer yaratılabileceğini kanıtlayarak bu konuda tüm şirketlere öncülük etmek amacıyla yola çıkmıştık. Bugün, Ar-Ge üssümüz Turkcell Teknoloji’nin kuruluşunun üzerinden 3 yıl geçmişken, bunu sağladığımızı açıkça görebiliyoruz. Nasıl Fark Yaratıyoruz? - Teknoloji alanındaki know-how’ı ülkemizde tutarak ve geliştirerek dışa bağımlılığı minimize ediyoruz. - Müşterilerimize uzun vadede ciddi anlamda maliyet avantajı sağlayan ürün ve çözümler geliştiriyoruz. - Yenilikçi çözümleri hızla hayata geçirerek, müşterileri-

mizin rekabet güçlerini artırıyoruz. - Çok kısa zamanda BDT ve Orta Doğu pazarlarına tamamen Türkiye’de geliştirilen yazılımları ihraç etme çalışmalarında kayda değer yol aldık. Turkcell, Türkiye’nin Geleceğine Yatırım Yapıyor Biz Turkcell’i sadece Türkiye’nin lider GSM operatörü olarak değil, bir iletişim ve teknoloji şirketi olarak tanımlıyoruz. Bu doğrultuda 3G teknolojisinin farklı alanlarda kullanımına dönük yenilikçi Ar-Ge projeleri geliştiriyor ve dijital ekosistemdeki etkileşim haritasını kendi yaratıcı çalışmalarımıza yansıtıyoruz. Mobil iletişim alanında rekabette fark yaratacak, teknolojik liderlik konumumuzu pekiştirecek ürün ve servisler üzerinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. TÜBİTAK’ın desteğiyle Avrupa fonlarının daha etkin kullanımı konusunda yerli iş ortakları ile birlikte çalışmalarımızı artırarak sürdürüyoruz. 3 AB 7. Çerçeve, 7 AB EUREKA, 5 TÜBİTAK-TEYDEB destekli proje yürütüyoruz. Bunlar doğrudan stratejik öncelik alanlarımızda yer alan çalışmalar. Öte yandan SIM teknolojileri alanında inovatif yaklaşımlarla gerçekleştirilen önemli altyapı çalışmalarına imza attık. Yakın gelecekte hayatımıza girecek olan Yakın Alan İletişimi (NFC-Near Field Communication) teknolojisi üzerinde önemli Ar-Ge çalışmalarına devam ediyoruz. Geleceğe yönelik bir diğer hazırlığımız ise web 3.0-semantik web alanında. Şimdiden bu teknolojiyle ilgili çalışıyor, nasıl yatırımlar yapabileceğimizi araştırıyoruz. Turkcell Grubu olarak 2010’da Türkiye’ye ve teknolojiye 2.4 milyar TL yatırım yapacağız. Bu yatırımların esasen Türkiye’nin geleceğine yapıldığını biliyor ve Turkcell olarak bu rolü üstlenmekten gurur duyuyoruz.

İlker Kuruöz Turkcell Genel Müdür Yardımcısı / Bilgi ve İletişim Teknolojileri

TELEKOMDÜNYASI2010MART

75


TD HABER

TBD Kamu-BİB’te ‘Yeni Teknolojik Yönelimler’ tartışıldı New technological trends were discussed in TBD Kamu-BIB

T

76

P

ürkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) Kamu Bilgi İşlem Merkezleri Yöneticileri Birliği (Kamu-BİB) Bilişim Platformu etkinliği yapıldı. Antalya Lara Kervansaray Otel’de ‘Yeni Teknolojik Yönelimler’ temasıyla gerçekleştirilen etkinliğin, bu yıl 12.’si düzenlendi. TBD Ankara Şubesi’nin düzenlediği etkinlik, kamunun gereksinim, sorun ve sıkıntılarına hep birlikte çözüm üretmeyi hedefledi. Etkinlikte, ‘Sanallaştırma’ ve ‘Kamuda Karar Destek Sistemleri Kullanımı ve Bir Model Önerisi’ çalışma grupları ile ‘Çevreci Bilişim’ belge grubunun oluşturduğu raporlar değerlendirildi.

ublic Information Center Managers Association Informatics Platform of Turkey Informatics Association was held. The platform, organized in Antalya Lara Kervansaray Hotel under the theme of technological trends, was held at the 12th times. The activity organized by the department of Ankara aimed to find solutions for the needs, problems and constraints of the issue altogether. The reports ,prepared by the working group and the group of Environmental Information document, such as ‘virtualization’ ,‘ The Use of Decision Support Systems in public and a Proposed Model’ was evaluated.

1997’de kurulan ‘Kamu-BİB’in toplantılarına, kamu bilgi işlem yöneticileri, üst düzey bürokrat ve özel sektör yöneticileri katılıyor. Etkinliklerde “e-Devlet, e-Toplum”, “Elektronik İmza”, “Bilgi Toplumuna Doğru” , “Birlikte Çalışabilirlik” ve “Elektronik Belge” ana başlıkları altında gelecek yıllara iz bırakacak birçok temel konu ayrıntılı olarak ele alınıyor. Kamuözel sektör işbirliğini vurgulayan, kamunun bilişim alanındaki sorunlarını uzmanlar aracılığıyla gündeme getirip çözüm önerilerinin sunulduğu etkinliğe, bu yıl 300’e yakın kamu bilgi işlem yöneticisi, uzman ve bürokrat katıldı.

Public information managers, senior officials and private sector managers are attending to the Kamu-BIB meetings that was founded in 1997. Several fundamental issues such as ‘’e-Government, e-Society’’,“Electronic Signature”,“towards Information Society”, “Interoperability” and “electronic document” is discussed in detail under the main titles at the meetings. This year, about 300 public information managers, experts and government officials attended to the meeting that emphasizes public-private sector collaboration and offers solutions for the problems of the public in the information sector with the help of the experts.

Gönüllü ve geniş bir katılımla organize edilen, tüm kamu bilgi işlem yöneticilerinin doğal üyesi oldukları Kamu-BİB Platformu, sektör uzman ve ilgililerini bir araya getirerek, bilişim politikalarına ışık tutan ayrıntılı raporlar hazırlayıp, başta kurumlar olmak üzere ilgili tüm kesimlerle paylaşıyor. Etkinlik kapsamında oluşturulan çalışma gruplarına katılan kamu, özel  sektör ve akademi dünyasından uzmanlar raporların üretilmesine katkıda bulunuyor.

Kamu-BIB Platform organized voluntarily and with a wide participation and that all public information managers are naturally members shares the reports that was prepared in detail for the information sector with the help of the experts of the sector with the all relevant sectors, particularly institutions. The experts from the public, private sector and academy world that attend to the working group created for the meeting, contribute to the preparation of the reports.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


Teknolojik öngörülerin ve çevre konularının ön plana çıkarıldığı 12. Kamu Bilişim Platformu’nun açılışını yapan Kamu-BİB Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Yılmazer, toplantıda çalışma ve belge gruplarınca oluşturulan raporların tartışılıp değerlendirildiğini ve yayınlanır hale getirildiğini söyledi. Yılmazer, söz konusu raporların başta kurumlar olmak üzere ihtiyaç duyacağı düşünülen tüm kesimlerle Kamu-BİB Web sayfasında yayınlanarak paylaşılacağını bildirdi. 10 kamu üniversitesi bilgi işlem yöneticisi de Kamu-BİB’te TBD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Necati Etlacakuş, Kamu-BİB Grubu’nun 11 yılda 65 konu üzerinde çalışarak etkili, yol gösterici ve bilgilendirici raporlar oluşturduğunu bildirdi. Teknolojik gelişmelerin grup tarafından izlenmesiyle uygun teknolojilerin seçiminde ışık tutacağına inandıkları, ciddi, yol gösterici bir dokümanın ortaya çıktığının altını çizen Etlacakuş, etkinlikte ilk kez tüm kamu üniversitelerinin bilgi işlem daire başkanlığını bir araya getirildiğini ifade etti. Etlacakuş, 10 kamu üniversitesinden yöneticinin toplantıya katılıp, sorunlarını dile getirip çözüm önerileri geliştirdiklerini belirtti. Etkinliğinin açılışında konuşan TBD Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Menteş de Kamu-BİB çalışmalarının en belirgin özelliğinin hem bilişim sektöründen hem de diğer sektörlerden uzman, meraklı ve toplumsal-sosyal-teknolojik olaylara ilgi duyanların bir araya getirilip 6 ay aynı konu üzerinde yoğunlaşıp, ortak bir ürün ortaya çıkarmaları olduğunu kaydetti. Bu çalışma örneğinin geliştirilerek diğer alanlara yansıtılmasının sivil toplum kuruluşlarının etki ve işbirliklerinin geliştirilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Menteş, Kamu-BİB faaliyetlerine destek verilmesi, bu yapının daha ileriye götürülmesinin TBD üye ve gönüllülerinin misyonu olması gerektiğini vurguladı. Daha fazla örgütlenme ile her bölgede bir şube açmayı hedeflediklerini anlatan Menteş, TBD’nin Türkiye’nin geleceğine katkı veren bir dernek olduğunu söyledi. Menteş önümüzdeki günlerde TBD’nin “F klavye” kullanılması konusunda yeniden inisiyatif geliştireceğini bildirdi. “Kayıp” çocuklar, e-devlet kapısından aranacak Etkinlik ana sponsorlarından Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener ise kamuda her yıl hazırlanan tasarruf genelgelerinde, cep telefonlarının pahalı olduğu için kullanılmaması gerektiğine yönelik ifadeler bulunduğunu anımsatarak, cep telefonu tarifelerinin oldukça düşük olduğunu belirtti. Kamu bilgi işlem yöneticilerinin cep telefonu kullanımı konusunda üst kadrolara baskı yapması önerisinde bulundu.

The Chairman of Kamu-BIB executive committee, Mehmet Yılmazer who inaugurated the 12th Public Informatics Platform said at the meeting that the reports prepared by the working and the document group was discussed and evaluated and was made ready to be published. Yılmazer declared that these reports would be shared with all the relevant sectors, particularly institutions on the Kamu-BIB website. 10 managers of information Technologies of public university are in Kamu-BIB Necati Etlacakuş, the chairman of Ankara department, said that working 11 years on 65 issues, Kamu-BIB Group prepared effective, guide and informative reports. He added that he believed following technological developments with an expert group would shed light on choosing the appropriate technology so a serious and a guiding document was created and he said the head of department of information Technologies of all Public Universities were put together fort he first time. Etlacakuş said that managers from 10 public universities attended to the meeting and talked about their problems and developed solutions. Turhan Menteş, The chairman of TBD, made an opening speech at the meeting. He stated that the most prominent feature of Kamu-BIB work was creating a partner product coming together with experts of IT sector and the experts and the ones who are interested in communal, social and technological events of other sectors by working six months on the same issue. ‘’ Developing this study sample and reflecting to the other areas means developing the influence and the cooperation of the Non-governmental organizations. Supporting Kamu-BIB activities must be a mission for TBD members and the volunteers inorder to develop this sector. We aim to open a branch in every region. As an association, TBD contribute to Turkey’s future. ‘F keyboard’ will be used by TBD in the coming days.’’, Menteş said. Missing children will be investigated with the help of e-government General Deputy manager of Turkcell, Ekrem Yener, one of the events main sponsors reminded that there are expressions in saving circulars prepared each year in public that mobile phones should not be used because they are expensive and stated that mobile phones tariffs have quite low prices. He offered to the Public IT managers to impress to the senior positions on using mobile phones. Yener stated that the public that has not had enough mo-

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

77


TD HABER Yener, önümüzdeki yıllarda henüz fazla mobil uygulaması bulunmayan kamunun, çok daha fazla mobil teknoloji kullanmak zorunda kalacağını belirtti. Ekrem Yener, cep telefonlarının artık evrensel kimlik, evrensel konum noktası, evrensel ölçüm cihazına dönüştüğünü anlattı. Etkinliğin bir diğer ana sponsoru olan Türksat A.Ş adına konuşan Ahmet Kaplan da yürütmekte oldukları e-Devlet Kapısı’ Projesi hakkında ayrıntılı bilgi sundu. e-Devlet Kapısında 180 hizmet sunulduğunu ve 200 binin üzerinde kayıtlı kullanıcı olduğuna değinen Kaplan, önümüzdeki aylarda Sosyal Hizmet ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile birlikte yürüttükleri “Kayıp Çocuklar”ın e-Devlet Kapısı’ndan aranmasına ilişkin projenin tamamlanıp duyurusunun yapılacağını açıkladı. 12. Kamu Bilişim Platformu’nu destekleyen kurumlardan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) İkinci Başkanı Galip Zerey ise kurum olarak bilişim alanındaki tüm regülasyonların yapılmasından sorumlu olduklarına işaret etti. Ulaştırma Bakanı Danışmanı İhsan Durdu da konuşmasında bilgi toplumuna dönüşüm çalışmalarına değindi. Durdu, zihniyet değişiminde Kamu-BİB yöneticilerinin önemli rol üstlendiğinin altını çizerken, gönüllü katkılarla üretilen raporların sektörün yol haritası olduğunu vurguladı. Durdu, kamunun e-devlet ve diğer BT temelli projelerin yanında, IPv6 çalışmalarına da öncülük edebileceğini söyledi.

bile applications yet would have to use more mobile technology in the coming years. Ekrem Yener explained that mobile phones had changed into universal identity, universal position point and an universal measurement device. Ahmet Kaplan, Another main sponsor of the event, talked on behalf of TURKSAT Inc. and gave detailed information about e-Government Office Project that they are conducting. Kaplan mentioned that 180 service was offered at e-Government Office and there were over 200 thousand registered users. He explained that the projects that they were conducting with the cooperation of Social Services and Child Protection Agency on investigating missing children with the help of e-government Office would be completed and notice to be announced. Galip Zerey, the second Chairman of the Information Technologies and Communications Institute, one of the institutes that support Public Informatics Platform pointed to they are responsible for making all the regulations in the field of informatics as an institution. İhsan Durdu, the Consultant of Minister of Transport mentioned the work on transformation into an information society in his speech. Durdu underlined the important role of Public- BIB managers in changing turn of mind and stressed that the reports prepared by the voluntary contributions are the road maps of the sector. Durdu said that as well as the e-Government and the other IT-based projects, they could lead to the IPv6 work.

CEPIS Başkanı Baltac, çağrılı konuşmacı Baltac, the Chairman of CEPIS, invited speaker TBD Kamu-BİB Bilişim Platformu’na, Avrupa Profesyonel Bilişim Dernekleri Konseyi (Council of European Professional Informatics Societies- CEPİS) Başkanı Prof. Dr. Vasile Baltac etkinliğe davetli konuşmacı olarak katıldı. Yeni teknolojilerin önemine ilişkin bir sunum yapan Baltac, digital uçurum ve e-beceriler konusunda açıklamalarda bulundu. Digital uçurumun giderilmesi için altyapının hazırlanması, yatırım yapılması ve İnternet erişiminin pahalı olmaması gerektiğine dikkat çeken Baltac, BT kullanımı için temel becerilerin daha üstün becerilere doğru yükseltilmesini sağlayacak adımlar atılmasının doğru olacağını belirtti. “Avrupa’da geniş bant erişimini daha ucuz hale getirme eğilimi var” diyen Baltac, geniş bant uygulamalarının artmasıyla Avrupa’da 1 milyon kadar ek iş olanağı sağlanacağını bildirdi. Baltac, insanların kullandıkları teknolojiler hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiğinin altını çizerken, bu noktada ECDL sertifikalarının önemine dikkat çekti. Öte yandan, etkinlik sponsorlarının temsilcilerinin katılımıyla “Yeni Teknolojik Yönelimler” forumu gerçekleştirildi. Forumunda firma temsilcileri kamuya yeni teknolojik yönelimler konusunda ışık tutacak açıklamalarda bulundu. Turkcell’den Dündar Özdemir, önümüzdeki dönemde mobil imza ve mobil ödeme uygulamalarının yaygınlaşacağını söyledi. Türksat’tan Mustafa Canlı da e-Tebligat ve Kayıtlı Elektronik Posta Projesi’ni tamamladıklarını dile getirdi. Canlı, Türksat’ın Bulut Bilişim Altyapısı’nı kurma çalışmalarını yürüttüğünü dile getirdi. 4S’ten Murat Songür ise

78

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Prof. Dr. Vasile Baltac, the Chairman of Council of European Professional Informatics Societies- CEPİS attended to the TED Public Informatics Platform as an invited speaker. Making a presentation regarding the importance of new Technologies, Baltac made a statement about digital divide and e-skills. Baltac stressed that infrastructure should be prepared, investment should be made and the internet Access should not be expensive inorder to overcome the digital divide. He added that it is very important to take the right steps that will ensure the basic skills to upgrade into superior skills for the use of BT. ‘’ there is a tendency in Europe to make broadband Access cheaper. The opportunity for up to 1 million additional jobs will be provided with the help of the increasing broadband applications.’’ ,Said Baltac. Baltac underlined the importance of people’s knowledge about the Technologies that they are using and drew attention to the ECDL certification at this point. On the other hand, with the participation of representatives from event sponsors, “New Technological Trends” forum was held. Company representatives made statement about the new technological trends that will shed light on to the public at the forum. Dündar Özdemir from Turkcell said that mobile signature and mobile payment applications would increase in the next period. Mustafa Canlı from Turksat said that they had completed e-notification and Registered Electronic Mail projects and added that Turksat had been conducting the studies


üzerinde çalıştıkları sanallaştırma teknolojileri hakkında bilgi verdi. Ceytech adına konuşan Cem Kubilay, Raporlama Sistemleri’ni anlattı. İnnova’dan Özcan Güler, kamudaki teknolojik yönelimlerden söz etti. SAP’den Deniz Alpagut SAP’nin “In Memory” teknolojisini duyurduğunu anlattı. Etkinliğin ikinci gününde de CHP Uşak Milletvekili Osman Çoşkunoğlu Karar Destek Sistemleri konulu oturuma başkanlık etti. Prof. Dr. Vasile Baltac, Avrupa Profesyonel Bilişim Dernekleri Konseyi Başkanı: “Türkiye’yi örnek gösteriyorum”

for the infrastructure of cloud computing. Murat Songür from 4S gave information about the virtulization Technologies that they are working on. Cem Kubilay, speaking in the name of Ceytech, told the reporting systems. Özcan Hüler from Innova talked about the technological trends in public. Deniz Alpagut from SAP told SAP announced ‘’In Memory’’ technology. On the second day of the event Osman Coşkunoğlu, CHP Uşak Deputy, chaired the session on Decision Support Systems. Prof. Dr.Vasile Baltac, President, Council of European Professional Informatics Societies (CEPIS): “I exemplify Turkey”

Türkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) Kamu Bilgi İşlem Merkezleri Yöneticileri Birliği (Kamu-BİB) Bilişim Platformu etkinliğine çağrılı konuşmacı olarak katılan CEPIS Başkanı Prof. Dr. Vasile Baltac, sayısal uçurum ve e-yeteneklere gönderme yaptı. Avrupa’da 70 bin bilişim profesyoneli açığı bulunduğunu, bu sayının her geçen yıl daha da büyüdüğünü söyleyen Baltac, gençlerin kendilerini zorlayan bilişimle ilgili okulları artık seçmediğine dikkat çekti. Türkiye’nin son dönemlerde bilişim dünyasına iyi bir giriş yaptığını 70 milyonluk bir ülke olarak ülkenin yüzde 35 kadarının internet erişimi olmasının önemli bir değer olduğunu söyledi. “Romanya’da Türkiye’yi örnek gösteriyorum…” diyen Prof. Dr. Baltac, “Ancak Türkiye’nin AB üyesi olmaması çok düşündürücü. Çünkü seyahat ve çalışma özgürlüğünün olmaması, Türk insanının Avrupa’daki şansını etkiliyor. Buna rağmen, yurtdışında birçok firmanın başında Türkler’i yönetici olarak görüyorum.” Şeklinde devam etti.

CEPIS President Prof. Dr. Vasile Baltac who were invited to participate as speaker to Public Information Center Managers Association Information Platform (Kamu-BIB) of Turkey Informatics Association (TBD), refered to e-skills and digital divide. Baltac said that 70 thousand IT professonal needed in Europe and this number is growing every year and added that young people doesn’t choose informatics school that forcing them. Baltac said that Turkey recently entered in to the IT world succesfully and as a country with a population of 70 million, 35 percent of the country have internet access, an important value. “I exemplify Turkey to Romania…” said Prof. Dr. Baltac ans added “ But turkey is not EU membership, it is very thought provoking. Because the lack of freedom of travel and study is affect the chances of the Turkish people in Europe. Despite this I see Turkish people as manager of many companies in abroad.”

Romanya ve Bulgaristan’ın AB üyesi olduktan sonra, dünyanın büyük şirketleri tarafından Ar-Ge çalışmaları için tercih edildiğini, bunda işgücü maliyetlerinin Avrupa’nın diğer ülkelerine göre daha az olmasının da büyük payı olduğunu söyleyen Baltac, AB’ye girmenin Türkiye’yi çok daha farklı bir konuma taşıyacağına inandığını belirtti.

Baltac emphasized that Romania and Bulgaria by the world’s great companies is preferred for R & D activities, less labor costs than other European countries is a major factor in this point. Baltac stated that being a member of EU will carry Turkey to diffetent statu.

“CEPIS olarak, ECDL ve ICDL olmak üzere, biri Avrupa’da, öteki dünyanın öteki ülkelerinde geçerli olan iki e-yetenek sertifika programımız var. Bunlar ne yazık ki, Türkiye’de çok popüler değil. Ancak Mısır’da hükümet özellikle ICDL’i destekliyor.”diyen Baltac, bilgisayar kullanıcılarının seviyelerini bu lisansla belirlemeleri gerektiğini, böylelikle özellikle iş ve eğitim hayatında hayatın daha kolaylaşacağını hatırlattı.

“As CEPIS, ECDL and ICDL, one of this valid in Europe and the other one is valid in other world’s countries that we have two e-skills certification program. Unfortunately, these are not populr in Turkey. Government support especially ICDL in Egypt” said Baltac and mentioned that computer users should determine levels with this license and reminded that in this way life will be easier especially in business and education life.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

79


TD HABER

TESİD sahaya iniyor… TESID is in the field…

T

ewly elected board of director of TESID hedl a press conference at Istanbul Chamber of Industry. In the first instance Chairman of the Board C. Müjdat Altay and afterwards Vice chairman of the Board Armağan Şakar, members of the board Celalettin Dinçer, Erkan Duysal, İlter Terzioğlu and Prof. Dr. Sıddık Yaman interpreted 2009 and they announced their 2023 targets.

50’yi aşkın KOBİ dahil olmak üzere toplam 65 üyesi olan TESİD’in Yönetim Kurulu Başkanı C.Müjdat Altay, geçtiğimiz yıl, elektronik sektöründe, üretim hacminin 10 Milyar ABD Dolarına, telekomünikasyon hizmetleri pazarının 24 Milyar Dolara ulaştığını belirtti. Telekomünikasyon hizmetleri de dahil olmak üzere 145.000 kişinin istihdam edildiği sektör yıllık 180 Milyon ABD Doları Ar-Ge harcaması yapıyor.

Chairman of the board of TESID that has totally 65 members icluded more than 50 SMSE, indicated that volume of productio in electronic sector reached 10 billion USD and telecommunication service market reached 24 billion USD. Including telecommunication services 145 thousand people employs in the sector that spend 180 millon for R&D a year.

TESİD Başkanı Altay, dünya elektronik sektörüyle ilgili olarak ise şunları söyledi: “Son yıllarda ileri teknoloji alanında dünyada dengeler değişiyor. En önemli kaynağı insan olan ArGe, batıdan doğuya kayarak Asya ülkelerinde yoğunlaştı. Buradan hareketle genç ve dinamik nüfusumuzla çok avantajlı bir konumdayız. Şimdiden Türkiye’nin ArGe yatırımlarını çektiğini, global teknoloji laboratuarlarının ülkemize geldiğini, ileri teknoloji ürünlerinin tasarım ve üretiminin arttığını memnuniyetle görüyoruz. Yeniden şekillenen bu resimde Türkiye, Doğu ve Batı arasında köprü olma fırsatını en iyi şekilde değerlendirmelidir.” dedi.

Chairman of TESID, Altay said as follows related to the world electronics industry “ In the recent years balances in the field of high technology is changing the world. People are the most important source of R & D, sliding from west to east Asian countries, concentrated in. In this way we are very advantageous position with our young and dynamic population. R & D investment in Turkey has already attracted, global technology labs are coming to our country, increase the design and manufacture of high- technology happy to see that. Turkey must evaluate the opportunity to be a bridge between East and Wes the best way in reshaped in this picture” said.

Elektronik sanayindeki KOBİ’lerin ArGe faaliyetlerini artırmasının büyük önem taşıdığını belirten Altay, ancak kendi teknolojisini kendi kaynaklarıyla geliştiren bir ülke ola-

80

N

ESİD’in yeni seçilmiş yönetim kurulu, İstanbul Sanayi Odası’nda bir basın toplantısı düzenledi. Başta Yönetim Kurulu Başkanı C. Müjdat Altay olmak üzere, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Armağan Şakar, Yönetim Kurulu üyeleri Celalettin Dinçer, Erkan Duysal, İlter Terzioğlu ve Prof. Dr. Sıddık Yaman, 2009’u değerlendirdiler ve 2023 hedeflerini açıkladılar.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

Altay indicated importace of increase R&D activities of SMSE in electronic industry, it is possible to create aware-


rak global pazarda farkındalık yaratılabileceğini sözlerine ekleyerek “Şimdi sahaya inme zamanıdır” dedi. TESİD olarak elektronik sektörünün istikrarlı büyümeye devam etmesi için Türkiye’de KOBİ ölçeğindeki elektronik yan sanayi ve bağımsız tasarım evlerinin yayılımının sağlanmasını önemsediklerini söyleyen Altay, Arçelik , Aselsan, Elektra, Savronik, Nortel Netaş, Turkcell ve Türk Telekom üst düzey yöneticilerinden oluşan TESİD Yönetim Kurulu’nun iki senelik görev süresi boyunca öncellikle KOBİ’lerin güçlenmesine destek vermekte kararlı olduğunu vurguladı.

ness on the global market with its own technology to develop its own resources as a country and added “ Now is the time to be in the field”. Altay said that as TESID they care propagation of independent design houses and small scale electroik supplier industry for continue steady growth of electroik industry. Altay emphasized that stability of TESID’s board which consisted senior executives of Arcelik, Aselsan, Elektra, Savronik, Nortel Netas, Turkcell and Turk Telekom, for support to strengthen SMSE during the two-year tenure

TESİD’in, sektöre dair, 2023 öngörüleri arasında; üretim hacminin 70 Milyar $’a ulaşacağı, sektörün ihracatta %7 olan payının, %14’e çıkacağı, halen %0,36 olan dünya elektronik pazarındaki payımızın %1’e çıkacağı, bugün telekom hizmetleri de dahil 145 Bin kişiyi istihdam eden sektörün, 300 Bin kişiyi istihdam edeceği, en az üç BİT teknolojisinde dünyada ilk akla gelen ülke olmak yer alıyor.

TESID’s prediction to the industry for 2023 consist ; production volume to reach 70 billion USD, 7% of the shares in the export sector, is going to 14%, currently %0.36 of our share in the world electronics market will show %1, today , including telecommunications services ,145 thousand people employee increase to 300 thousand people , at least three of ICT technology to countries in the world comes first to mind.

Türkiye’nin, uzun vadeli devlet politikaları, yaratıcı ve etkin işbirliği ortamı ve güçlü KOBİ’leri ile elektronik sektöründe hamle yaparak, Dünya’nın en büyük 10 ekonomisi arasında yerini alacağına inancımız tamdır, bu süreçte TESİD olarak üstümüze düşen görevi yerine getireceğiz” dedi.

“We believe that Turkey will be among the world’s 10 largest economies with long-term government policies, creative and effective collaboration environment and breakthrough of SMSE in electronic industry. We will fulfill the duties asTESID” Altay said.

Soldan Sağa Prof. Dr. Sıddık Yarman, Celalettin Dinçer, Armağan Şakar, C.Müjdat Altay, Erkan Duysal, İlter Terzioğlu

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

81


TD HABER

Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü World Telecommunication and Information Society Day

A

vrupa Birliği kurumlarından en eski tarihe sahip olan ITU’nün (Uluslar arası Telekomünikasyon birliği) kuruluş yıldönümünde Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü 1969 yılından beri her yıl olduğu gibi yine aynı tarihte kutlandı. İstanbul Ticaret Odasında düzenlenen organizasyon BTK 2. Başkanı Galip Zerey, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Yönetim Kurulu Üyesi Murat Sungurlu, ITU Telekomünikasyon Standardizasyon Bürosu Direktörü Malcolm Johnson ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in yaptığı açılış konuşmalarının ardından Turkcell, Vodafone, Avea ve Turk Telekom gibi operatörlerin üst düzey yöneticilerinin katıldığı oturumlarla devam etti. “Türkiye’de mobil imzayı kullanan ilk belediyeyiz” Bu yıl “Bilgi ve İletişim teknolojileri ile daha güzel bir yaşam, daha güzel şehirler” temasıyla kutlanan 2010 Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Gününde açılış konuşmasını yapan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir belediye olarak kullandıkları e-belediye uygulamaları hakkında bilgi verdi. Kent Bilgi sisteminin kurulmasının önemine değinen Demir, bunun yanı sıra bir şehrin demografik, jeolojik, coğrafik ve fiziki özelliklerinin bilinmesi gerektiğini vurguladı. Devamında ‘’Dünyada mobil imzayı kullanan ve imar durumunu internet ortamında halkın kullanımına sunan  ilk belediyeyiz. Ayrıca elektronik imzayı da Türkiye’de  ilk kullanan  yine Fatih Belediyesi oldu.’’ Diyen Demir aynı zamanda ilçedeki okullarda akıllı tahta uygulamasına geçtiklerini de anlattı.

82

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

W

orld Telecommunication and Information Society Day was celebrated at the same date as every year since 1969 at the anniversary of ITU (International Telecommunication Union) which has the oldest history among the European Union institutions. The celebration was continued with the sessions participated by the senior managers of Turkcell, Vodafone, Avea and Turk Telecom after the opening speeches made by Galip Zerey, the second Chairman of BTK Organization that was held at the Chamber of Commerce in İstanbul, Murat Sungurlu, the Board member of Chamber of Commerce of İstanbul, Malcolm Johnson, the Director of ITU Telecommunications Standardization Bureau and Mustafa Demir the Mayor of Fatih. “We are the first municipality in Turkey who use mobile signatures” The Mayor of Fatih Mustafa Demir who made an opening speech at the 2010 World Telecommunication and Information Society Day titled as ‘’ a better life and more beautiful cities with information and communication Technologies’’ gave information about the e-municipality applications. He pointed out the importance of the establishment of urban information systems and he said that besides, demographic, geological, geographical and physical characteristics of a city should be known.‘’ we are the first manucipality that used the mobile signature in the world and made it available for public by internet. In addition, as Fatih Municipality, we are the first municipality to use the electronic signature in Turkey. We also started to use the smart board appliaction in schools.’’, he said.


Karbon Ayak İzi büyüyor

Carbon Footprint is growing ..

Yaygınlaşan teknolojilerin hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra yeni sorunları karşımıza çıkardığını belirten Zerey, çevreye duyarlılık, kişilerin verilerin güvenliği, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, elektronik atıkların değerlendirilmesi ve yeşil enerji sistemlerinin kurulmasının bunların bir kısmı olduğunu belirtti. BT hizmetlerinin kullananların bilinçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirten Zerey, sektörün karbon ayak izi büyümesinde olan etkisi büyük olsa da dünyayı iklim değişikliklerinden kurtaracak sektörün de bilgi ve iletişim teknolojileri olduğuna inandığını dile getirdi. Bu noktada birey, üretici, sivil toplum, düzenleyici kurum ve eğitim kurumları olarak neler yapılabileceğinin düşünülmesi gerektiğini belirten Zerey, BTK’nın da önemle bu konunun üzerinde durduğu vurguladı.

Zerey stated that growing Technologies facilitate our life but they cause new problems. ‘’Some of these problems are environmental awareness, data security of people, using resources efficient and effective, evaulation of electronic waste and the establishment of green energy systems.’’,he said. He also stated that it is very important to raise the awareness of the people who use IT services. He said that eventhough the sector has a great influence on growing carbon foot print, he believes that the sector that will save the world from the climate changes is information and communication sector. ‘’At this point, as individuals, producers, NGOs, regulatory agencies and educational institutions we should consider what should be done.’’, he said. He stressed that IT gives great importance on this issue.

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Telekomünikasyon Standardizasyon Bürosu Direktörü Malcolm Johnson ise birliğin çalışmalarına değinerek, bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde kentlerin ihtiyaçlarının karşılanabileceğini söyledi.

Malcolm Jahnson, the Director of ITU Telecommunications Standardization Bureau, said that the needs of the cities could be met thanks to the information and communication Technologies.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

83


MAKALE

KABLOSUZYEREL KONUMLANDIRMA-II WIRELESS LOCAL POSITIONING - II

Refet Ramiz Sistemlerin Yapısı ve Çözümler Kablosuz konumlandırma için farklı sistem kategorileri tanımlanmıştır. Herbir sistem tipi için çok farklı cihazlar mevcuttur. Bugünlerde mevcut tüm sistemlere ilişkin tam bir irdeleme bu makale kapsamının dışındadır. Bununla birlikte aşağıdaki şekil (Şekil-5) mevcut kablosuz yerel konumlandırma sistemleri hakkında kabaca bir irdelemeyi içermektedir. Bazı tipik sistemler ve şirketlerden de kısaca bahsedilmiştir.

r_ramiz_edu@yahoo.com

Şekil-5. Mevcut kablosuz yerel konumlandırma sistemlerinin irdelenmesi En iyi bilinen ve en yaygın konumlandırma sistemleri global konumlandırma sistemi (GPS) veya bunun farksal eşleniği DGPS [10] dir. Bu mükemmel ve global olarak

System Structures and Solutions Different system categories were identified for wireless positioning. There are many different devices for each system type. To examine all the systems available nowadays is beyond the scope of this article. However, the figure below (Figure 5) contains some rough examination about the current wireless local positioning systems. Some typical systems and companies are also briefly mentioned. Figure-5. Evaluation of existing wireless local positioning systems The best known and most popular positioning systems are global positioning systems (GPS) or its differential equivalent DGPS [10]. This excellent system, which is available all over the world, is very suitable for other local positioning outdoor tasks. However, GPS has some

84

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


mevcut sistem diğer birçok bina dışı yerel konumlandırma görevleri için de çok uygundur. Bununla birlikte GPS in yoğun şehir bölgelerinde ve bina içlerinde hataları vardır. Neyazık ki bu bölge tam olarak ağır, güçlü şekilde artan yerel kablosuz veri transferlerinin yeraldığı bölgedir. Hücre telefonun konumlandırılması için birçok farklı çözüm mevcuttur [2], [11], [12]. En kolay fakat en doğru konsept servis veren site’ın fiziksel konumu ile doğrudan ilişkili Cell-ID yi kullanmaktır. Tipik hücre boyutları yaklaşık 100 m den birkaç 10 km ye kadar değişmektedir. Komşu baz site’lardan TOA veya TDOA ölçümleri doğruluğu şehir bölgelerinde yaklaşık olarak 50 m den 100 m ye kadar artırmaktadır. DECT, WLAN 802.11 veya Bluetooth gibi standard WLAN haberleşme sistemleri üzerine yerel konumlandırma çözümlerini yerleştirmek çok çekicidir. Konumlandırma ve haberleşme sistemleri arasında karşılıklı bir sinerji mevcuttur. 200 li yılların başında Microsoft Araştırma Grubu, RADAR sistemi adını verdikleri, WLAN komponentlerine dayalı bir RSS konumlandırma sistemini [13] sunmuşlardır. DSSS veya OFDM WLAN a dayalı TDOA çözümleri de Li ve diğerleri tarafından ayrıca raporlanmıştır [14]. Burada DECT veya WLAN 802.11 esaslı RSS sistemi olan Siemens NCPS çözümünden de bahsedilecektir. Yerel konumlandırma ile ilgili yoğun aktiviteler ayrıca Bluetooth topluluğunda da gözlemlenebilir. Bluetooth özel ilgi grubu içindeki bir yerel konumlandırma çalışma grubu ilgili standardları tanımlamıştır. (http://www.bluetooth.org). Bluetooth şebekesinin mikro hücresel yapısı, piko şebekenin boyutu ile ilişkili bir doğrulukta, Bluetooth cihazının konumlandırılmasına kolaylıkla izin vermektedir. Doğruluğu artırmak için genel WLAN RSS değerlendirme konsepti kullanılabilir. Tipik WLAN konumlandırma sistemlerinin doğruluğu, yenileme oranının birkaç saniye olduğu durumda yaklaşık olarak 3-30 m dir. PinPoint [15] den 3D-ID sistem, veya WhereNet [16] den TDOA sisteminin yukarıda bahsedilen WLAN sistemlerine benzer performansı vardır. Bununla birlikte özellike tasarlanmış donanım ve daha uzun güç düşüm periyoduna sahip bir protokol, mobil cihazlarda mi-

problems in busy city areas and indoor. Unfortunately, this particular area is where local wireless data transfer takes place ever increasingly. There are many different solutions available for positioning the cell phone [2], [11], [12]. The easiest but the most accurate concept is to use Cell-ID related directly to the physical location site that provides service. Typical cell sizes vary from approximately 100 m up to several 10 km. The accuracy of TOA or TDOA measurements from neighboring base sites city increases from approximately 50 m to 100 m in urban regions. To place local positioning solutions on standard WLAN communication systems such as DECT, WLAN 802.11 or Bluetooth is very attractive. There is a mutual synergy between positioning and communication systems. Microsoft Research Group presented a RSS positioning system based on WLAN components, called RADAR system, at the beginning of 2000s [13]. DSSS or OFDM WLAN based TDOA solutions were also reported by Li and others [14]. Siemens NCPS solution, DECT or WLAN 802.11 based RSS system, was also referred to. Intense activities related with the local positioning are also observable in the Bluetooth community. A local positioning working group within Bluetooth special interest group has defined the standards (http://www.bluetooth. org). Micro-cellular structure of the Bluetooth network is suitable for the size of the pico network and allows positioning a Bluetooth device easily. A general WLAN RSS assessment concept can be used to increase accuracy. The accuracy of a typical WLAN positioning system is approximately 3-30 m when the refresh rate is a few seconds. PinPoint [15] 3D-ID system or WhereNet [16] TDOA system have a similar performance with the above mentioned WLAN systems. However, special hardware and a protocol with a longer period of power drop allow minimal power consumption in mobile devices. Thus, these products address not to typical transponder market, but to WLAN data services mainly. As it is shown in Figure-5, a technology barrier can be

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

85


MAKALE

nimal güç tüketimine imkan sağlar. Böylelikle bu ürünler esas olarak WLAN veri servislerini değil, tipik transponder pazarını adres gösterirler. Şekil – 5’ de de gösterildiği gibi, 1m den daha iyi doğruluk sağlayan tam konumlandırma sistemleri ile daha az doğruluk sağlayan sistemler arasında bir teknoloji engeli tanımlanabilir. Birçok izleme, rota, ve kılavuzlama uygulamalarında bir ortalama doğruluk yeterli görülmektedir. Bununla birlikte oldukça az bölgede otomasyon ve kontrol gibi, daha yüksek doğruluk gerekmektedir. Şimdiye kadar sadece geniş band mikrodalga sistemleri bu doğruluğu sağlayabilmektedir. Gelecekteki ultra geniş band (UWB) WLAN sistemler tam yerel konumlandırma bilgisinin temin edilmesine imkan sağlayacaktır. Birçok UWB yerel konumlandırma sistemi günümüzde mevcuttur [17]. Bununla birlikte mevcut FCC UWB düzenlemelerinin getirdiği güç sınırlamalarıyla birlikte esas olarak kısa mesafe çözümleri görünür olmaktadır. Günümüzde mevcut en güçlü kablosuz yerel konumlandırma sistemlerinden biri Avusturyalı şirket Abatec [18] tarafından geliştirilmiştir. Bu yerel konum ölçüm sistemi (LPM) özellikle sportif uygulamalar için tasarlanmıştı. Daha az maliyet hassasiyetine sahip uygulamalar için 500 m den fazla geniş mesafe, 1 ms den daha az yüksek yenileme oranı öngörmektedir. Benzeri yenileme oranı ve doğruluk Siemens in yerel konumlandırma radarı (LPR) tarafından da elde edilmiştir. Bu uygulama vinç ve forklift konumlandırma gibi endüstriyel uygulamalar için tahsis edilmiştir. Bu sistem minimal montaj, altyapı ve bakım maliyeti kılavuzluğunda tasarlanmıştı. RSS Sistem Örneği (NCPS) Burada spesifik RSS sistemi olan Siemens sinir hücresel konumlandırma sistemi (NCPS) tanımlanmaktadır. Bu sistemde özel olarak odaklanılan maliyet azaltımı, mevcut kablosuz ses veya veri altyapısı kullanılarak ve ayrı alıcı kullanımından kaçınılmak suretiyle sağlanmıştır. Mobil el setleri veya kablosuz LAN adaptörleri halihazırda düzenli olarak radyo bandını taramakta, alınan güç belirli bir eşik değerinin altına düştüğünde aktarma (handover) yı başlatmaktadır. Bu ölçüm vericisinin kullanımı alıcıda ek bir donanıma ihtiyaç duymamaktadır. Basit olarak, alınan işaret gücü baz istasyonu ID’si ile birlikte merkezi konum hesaplama makinesine iletilmiştir. Bina içi konumlandırma için bir genlik tipi büyüklük kullanıldığı zaman çözülmesi gereken problem, alınan güç ile mesafe arasındaki basit ilişkiyi bir kompleks hatırlama problemine dönüştüren kompleks lineer olmayan alan dağılımıdır. Şekil-6 bu durumu göstermektedir. Alan konfigürasyonunun kompleksliği, sinir (neural) şebekesi öğrenme metodları tarafından adreslenmiştir. Elekt-

86

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

defined between positioning systems providing better than 1m accuracy and systems providing less accuracy. In many tracking, routing, and guidance applications, an average accuracy is considered sufficient. However, in a relatively few areas, greater accuracy such as automation and control is required. Only the broad-band microwave systems can provide this accuracy so far. Future ultra-wide band (UWB) WLAN systems will enable to provide full local positioning. Many UWB local positioning system are available today [17]. However, mainly short-distance solutions are visible due to the power limitations of current FCC UWB regulations. Today, one of the most powerful wireless local positioning system was developed by Austrian company Abatec [18]. This local position measurement system (LPM) was designed specifically for sportive applications. For cost-sensitive applications, more than 500 m broad band and less than 1 ms refresh rate are envisaged. Similar refresh rate and accuracy have been obtained by Siemens local positioning radar (LPR). This application has been allocated for industrial applications such as crane and forklift positioning. This system was designed under the guidance of minimal installation, infrastructure and maintenance costs. RSS System Example (NCPS) Here is a definition of a specific RSS system called Siemens nerve cellular positioning system (NCPS). Cost reduction, which is specifically aimed in this system, is maintained by using existing wireless voice or data infrastructure and by avoiding a separate receiver usage. Mobile handsets or wireless LAN adapters are already regularly scans the radio band, and start the handover when the received power falls below a certain threshold value. Using this measurement transmitter does not require any additional hardware. Basically, the received signal power is transmitted to the central location calculating machine together with the base station ID. The problem that has to be solved when an amplitude-type size is used for indoor positioning is a complex non-linear field distribution that transforms the simple relationship between the received power and distance into a complex remembering problem. Figure 6 illustrates this situation Complexity of the field configuration has been addressed by neural network learning methods. The actual distribution of electromagnetic field has been learned from the measurement of power values located in known positions. The field distribution has been stored in the central server and used as an input for po-


romagnetik alanın gerçek dağılımı, bilinen konumlardaki alınan güç değerlerinin ölçümlerinden öğrenilmiştir. Alan dağılımı merkezi server’de depolanmış ve konum hesaplama makinesi için giriş olarak kullanılmıştır. Konumlandırma sırasında, kablosuz cihaz herbir baz istasyonu için ölçülen gücü iletmektedir. Daha sonra konum hesaplama makinası, herbir baz istasyonu ile ilişkili alan şiddetinden konumu harita üzerinde belirlemekte ve gerçek ölçülen konumu temin etmektedir. Tipik sistem doğruluğu ve parametreler aşağıdaki tabloda (Tablo-2) özetlenmiştir.

Şekil-6. Örnek işaret güç dağılımı (Baz istasyonu-BS işaretlerinin alan şiddeti mobil telefon tarafından ölçülmüştür ve bu bilgi konum server’ine geri gönderilmiştir) Doğruluk Kapsam Acquisition hızı Altyapı

5-15 m %100 hücresel şebeke LOS ve NLOS içinde 2-5 sn DECT veya WLAN 802.11

Tablo-2. NCPS sisteminin tipik parametreleri (Line of sight-LOS, Non-Line of sight-NLOS) RTOF Sistem Örneği (LPR) Daha önce de tartışıldığı gibi, birçok uygulama birkaç santimetre doğruluk ve 100 ms’nin altında yenileme oranı gerektirmektedir. Bu sadece LPR gibi mikrodalga sistemleri tarafından sağlanabilir. Bu RTOF sisteminde transponder ünitesi ile baz istasyonu(ları) arasındaki uçuşa ilişkin dolaşım zamanı ölçülmüştür. LPR’nin ek bir özelliği de hem uzaktan konumlandırma hem de kendinden konumlandırma sistemi olarak çalışmanın mümkün olduğudur. Aşağıda kendinden konumlandırma çalışması Şekil-7 de gösterilmiştir. Şekil-7. Kendinden konumlandırma modunda LPR nin çalışma prensibi ve yapısı (Mobil ölçüm ünitesi B1 eş zamanlı olarak bütün mo-

sition calculating machine. During positioning, the wireless device transmits the measured power for each base station. Then, position calculating machine specifies the field strength associated with each base station on the map and provides the actual measured position. Typical system accuracy and parameters are summarized in the following table (Table 2). Figure-6. Example of signal power distribution (Field strength of base station-BS signals was measured

by mobile phone and this information is sent back to location server.) Table-2. Typical parameters of NCPS system (Line of sight-LOS, Non-Line of sight-NLOS)

Accuracy Coverage Acquisition rate Infrastructure

5-15 m %100 cellular network within LOS and NLOS 2-5 second DECT or WLAN 802.11

RTOF System Example (LPR) As discussed earlier, many applications require an accuracy of few centimeters and a refreshment rate below 100 ms. It can be provided only by microwave systems like LPR. In this RTOF system, the circulation time related to the flight between the transponder unit and base station(s) was measured. An additional feature of LPR is the possibility of working as a remote positioning system as well as self-positioning system. Below, self-positioning operation is shown in Figure 7. Figure-7. LPR operating principle and structure in self-positioning mode Mobile measuring unit B1 measures distance to all modulated active unit T1, ....Tn concurrently.) According to the frequency modulated continuous wave (FMCW) radar principle, a mobile measurement

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

87


MAKALE

düleli aktif yansıtıcı birimlere T 1, ....T n olan mesafeyi ölçmektedir) Frekans modülasyonlu sürekli dalga (FMCW) radar prensibi esasına dayalı olarak, bir mobil ölçüm ünitesi (B1) eş zamanlı olarak tüm modüleli aktif yansıtıcı ünitelere (T1, ...Tn) olan mesafeyi ölçmektedir. Ölçüm geometrisine ve ölçülen mesafe değerlerine dayalı denklem setini çözerek mobil ünitenin konumu hesaplanmıştır. Mesafe ölçümüne ilişkin prensip aşağıdaki şekilde (Şekil-8) açıklanmıştır.

Şekil-8. LPR ölçüm prensibi (FMCW radar a benzer bir ölçüm ünitesi bir modüleli yansıtıcı üniteye olan mesafeyi ölçmektedir) İlk olarak radar ünitesi frekans modülasyonlu bir işaret iletir. Bu işaret daha sonra transponder tarafından özel bir modülasyon ile yansıtılmaktadır. Alınan modüleli uçuş dolaşım zamanı cevabı, değerlendirilerek ortak FMCW radarınkine benzer şekilde uzaklık değeri elde edilmiştir. Ölçüm konseptlerine ilişkin temel fizik ve teknoloji daha önceleri raporlanmıştır [19]. Şimdiki çözümde tek farklılık farklı çeşitte modüleli transponder ve daha sofistike radar sonlandırması olmasıdır. Bu farklılıklar birkaçyüz metrelik genişletilmiş ölçüm aralığı yaratır. Bunun da ötesinde optimize sistem yaklaşımı herhangi referans kaynağını atlamakata, ne saat senkronizasyonuna ne de bir referans ünitesine gerek duyulmaktadır. Ek olarak mevcut çözüm tümüyle gerçek zaman özelliğine sahiptir ve 1 kHz’e kadar yenileme oranı elde edilebilir. Eğer ayrıca merkezi istasyonda ölçüm bilgisine ihtiyaç duyulursa, LPR’ye paralel bir standard WLAN linki kullanılabilir. Tablo-3 mevcut sistemde elde edilen doğruluk ve performansı özetlemektedir. Doğruluk Kapsam Yenileme zamanı Altyapı

88

0.05-0.15 m %100 sadece LOS transponder alanı içinde 1-200 ms Patentli

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

unit (B1) measure the distance to all modulated active reflector units (T1, ... Tn) concurrently. The position of mobile unit was measured by solving the set of equations based on measurement geometry and the measured distance values. Principles related to the distance measurement are described as follows (Figure-8). Figure-8. LPR Measurement Principle

(FMCW radar like measurement unit measures the distance to a madulated reflector unit.) First, the radar unit transmits a frequency modulated signal. Then this signal is reflected with a specific modulation by the transponder. By assessing the received modulated flight circulation time response, a distance value was obtained in a similar way with the common FMCW radar’s. Basic physics and technologies related to the measurement concepts had been reported previously [19]. The only differences in the current solution are the modulated transponder of different types and more sophisticated radar termination. These differences create several hundred meters of an extended measurement range. Furthermore, this optimized system approach does not neglect any reference source, and requires neither time synchronization nor a reference unit. In addition to the existing solution has entirely real-time property and provides up to 1 kHz refreshment rate. If the measurement information is also needed at the central station, a standard WLAN link parallel with LPR may be used. Table-3 summarizes the accuracy and performance obtained by the current system.

Accuracy Coverage Acquisition rate Infrastructure

0.05-0.15 m %100 only within LOS transponder area 1-200 ms With patent


Tablo-3. Bir LPR sisteminin tipik parametreleri

Tablo-3. Typic parameters of LPR system

Uygulamalar

Applications

Kullanıcı Konumlandırılması ve Yapı Yönetimi

User Positioning and Structure Management

Altyapı yönetimi; ofisler, hastane yönetimi ve diğer birçok uygulama için büyük ölçüde ilgilenilen bir husustur. NCPS gibi sistemler, kablosuz telefonlar veya WLAN sistemler gibi, düşük sistem ve montaj maliyetine neden olan, mevcut altyapıları kullanmaktadır. NCPS’nin iki farklı uygulaması mevcuttur: ilki Siemens HIPATH kablosuz telefon sistemi içerisine gömülüdür, ikincisi ise WLAN 802.11b ve WLAN 802.11g yi kullanmaktadır. Bunun da ötesinde istenen bölge genellikle sistemler tarafından kapsanmakta ve ek montajlardan kaçınılmaktadır.

Infrastructure management is an important matter for offices, hospital management and many other applications. Systems such as NCPS use the existing infrastructure that leads to low system and installation costs, i.e. wireless phones or WLAN systems. There are two different applications of NCPS: the first is embedded in Siemens HiPath wireless telephone system and the second uses WLAN 802.11b and WLAN 802.11g. Furthermore, the desired region is usually covered by the systems and there is no need to additional installation.

Tipik bir uygulama bir ofis binası içinde yapının konumlandırılmasıdır. Yapı yönetim yazılımı örneğin renkli yazıcıyı bulmak için bir konum isteği göndermektedir. Konumlandırma talebi bir LAN aracılığı ile konum serverine gelmektedir. Server, merkezi anahtar üzerinde standard tüketici uygulama protokolü (CAP) arayüzü kullanan yazıcının kablosuz telefon/faks ünitesine bir bağlantı oluşturur. Bilgi kontrol üniteleri ve baz istasyonları (BS) kullanılarak geriye veya ileriye iletilmektedir. Kablosuz telefon daha önceleri tarif edilen ölçümleri yerine getirmekte ve güç ölçüm verisini geriye servere iletmektedir. Server işlemi yürütmekte, standard global koordinatlarda konumu hesaplamakta ve son olarak da yazıcı konumunu uygulayıcıya aktarmaktadır.

To locate the structure indoor is a typical application. For example, structure management software sends a location request to find a color printer. This positioning request comes to a location server via LAN. Server establishes a link on the central switch to the wireless printer/ fax unit of the printer, which uses standard consumer application protocol (CAP). Information is transmitted backward or forward by using control units and base stations (BS). The wireless phone makes the measurements described previously and sends the power measurement data back to the server. Server executes the process, calculate the position according to the standard global coordinates and finally transfer the printer’s position to the user.

NCPS sistemi bir ofis binasında test edilmiştir. İlk olarak bir katın alan dağılımı öğrenilmiş, daha sonra bir kablosuz telefon birçok farklı konuma yerleştirilmiştir. Şekil-9 bina katının topolojisine göstermekte ve ölçülen konumları görüntülemektedir. Sonuçta elde edilen birkaç metrelik doğruluk birçok altyapı konumlandırma uygulaması için yeterlidir.

NCPS system was tested in an office building. First, the field distribution of a floor has been learned, and then a wireless phone was placed to many different positions. Figure-9 shows the topology of the floor and the measured positions. Accuracy of a few meters obtained in the end is sufficient for numerous infrastructure positioning application.

Şekil-9. Bir kablosuz DECT telefonu bir ofis binası içerisinde birçok sayıda test konumuna konduğu zaman elde edilen konumlar ve konumlandırma hataları

Figure-9. Position and positioning errors obtained when a wireless DECT phone was placed a number of test position in an office building.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

89


MAKALE

Bir DECT sisteminde alan şiddeti ile konumlandırma, algoritmik olasılık Ölçüm konumu Siemens Hofmannstr. Bina 1702, 3. kat

Measurement position Siemens Hofmannstr. Building 1702, 3rd floor.

Referans noktalarına ani hata mesafeleri; 4.8022

Immediate error distance to the reference points: 4.8022

Genelleştirme noktasına olan maksimum hata mesafesi; 6.8743

Maximum error distance to the generalization point: 6.8743

Genelleştirme noktasına olan minimum hata mesafesi; 2.1238

Minimum error distance to the generalization point: 2.1238

Standard sapma: 2.0913

Standard deviation: 2.0913

(devam edecek)

(to be continued)

Kaynaklar

Sources

10- P.K. Engee, “The global positioning system: Signals, measurements, and performance,” Int. J. Wireless Information Networks, vol. 1, no. 2, pp. 83-105,1994.

10- P.K. Engee, “The global positioning system: Signals, measurements, and performance,” Int. J. Wireless Information Networks, vol. 1, no. 2, pp. 83-105,1994.

11- JJ. Caffery and G.L. Stuber, “Overview of radiolocation in COMA cel­lular systems,” IEEE Commun. Mag., vol. 36, pp. 38-45, Apr. 1998.

11- JJ. Caffery and G.L. Stuber, “Overview of radiolocation in COMA cel­lular systems,” IEEE Commun. Mag., vol. 36, pp. 38-45, Apr. 1998.

12- B. Ludden and L. Lopes, “Cellular based location technologies for UMTS: A comparison between IPDL and TA-IPDL,” in Proc. 2000 IEEE 51st Vehicular Technology Conf., May 2000, vol. 2, pp. 1348-1353.

12- B. Ludden and L. Lopes, “Cellular based location technologies for UMTS: A comparison between IPDL and TA-IPDL,” in Proc. 2000 IEEE 51st Vehicular Technology Conf., May 2000, vol. 2, pp. 1348-1353.

13- P. Bahl and V.N. Padmanabhan, “RADAR An inbuilding RFbased user location and tracking system,” in Proc. IEEE Infocom, March 2000, pp. 775-784.

13- P. Bahl and V.N. Padmanabhan, “RADAR An inbuilding RF-based user location and tracking system,” in Proc. IEEE Infocom, March 2000, pp. 775-784.

14- X. Li, K. Pahlavan, M. Latvaaho, and M. Ylianttila, “Comparison of indoor geolocation methods in DSSS and OFDM wireless LAN sys­tems,” in Proc 2000 IEEE 52nd Vehicular Technology Conf., Sept. 2000, vol. 6, pp. 3015-3020.

14- X. Li, K. Pahlavan, M. Latvaaho, and M. Ylianttila, “Comparison of indoor geolocation methods in DSSS and OFDM wireless LAN sys­tems,” in Proc 2000 IEEE 52nd Vehicular Technology Conf., Sept. 2000, vol. 6, pp. 3015-3020.

15- J. Werb and C. Lanzl, “Designing a positioning system finding things and people indoors,” IEEE Spectr., vol. 35, pp. 71-78, Sept. 1998.

15- J. Werb and C. Lanzl, “Designing a positioning system finding things and people indoors,” IEEE Spectr., vol. 35, pp. 71-78, Sept. 1998.

16- Anonymous, “Product lines run smoothly through wireless technol­ogy,” Communications News, vol. 38, no. 6, p. 54-56, 2001.

90

Positioning and algorithmic probability in a DECT system:

16- Anonymous, “Product lines run smoothly through wireless technol­ogy,” Communications News, vol. 38, no. 6, p. 54-56, 2001.

17- R. Fleming, C. Kushner, G. Roberts, and U. Nandiwada,“Rapid acqui­sition for ultra-wideband localizers,” in Proc. IEEE Conf. Ultra Wideband Systems and Technologies, May 2002, pp. 245-249.

17- R. Fleming, C. Kushner, G. Roberts, and U. Nandiwada, “Rapid acqui­sition for ultra-wideband localizers,” in Proc. IEEE Conf. Ultra Wideband Systems and Technologies, May 2002, pp. 245-249.

18- A. Stelzer, A. Fischer, F. Weinberger, and M. Vossiek, “RFsensor for a local position measurement system,” presented at. SP1E 8th NDE Symp., San Diego, CA, 2003.

18- A. Stelzer, A. Fischer, F. Weinberger, and M. Vossiek, “RF-sensor for a local position measurement system,” presented at. SP1E 8th NDE Symp., San Diego, CA, 2003.

19- M. Vossiek, R. Roskosch, and P. Heide,“Precise 3-D object position tracking using FMCW radar,” in Proc. 29th European Microwave Conf., Oct. 1999, vol. 1, pp. 234-237.

19- M. Vossiek, R. Roskosch, and P. Heide, “Precise 3-D object position tracking using FMCW radar,” in Proc. 29th European Microwave Conf., Oct. 1999, vol. 1, pp. 234-237.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


harikalem.com.tr

Eğitimde stratejinizi belirleyin.

Fiber optik ile ilgili tüm bildikleriniz size yeterli gelmiyorsa! Konusunda eğitimli ve tecrübeli eğitmenlerimiz eşliğinde teorik ve uygulamalı sınıflarımızda sunulan, fiber optik eğitim fırsatlarını değerlendirin. Domino Elektronik Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Doğu Avrupa bölgesinde hizmet veren ilk ve tek FOA eğitim merkezidir. Okul No 723.

“Siz isteyin biz üretelim.” © Domino Elektronik San. ve Tic. Ltd.Şti. Merkez Ofis Küçükali Mah. Kartal Bul. Mavikent Sit. No:123 38050 Melikgazi Kayseri / TÜRKİYE Tel / Phone +90 (352) 320 00 48 Fax +90 (352) 320 00 53 www.dominob2b.com

Fabrika Organize Sanayi Bölgesi 33. Cadde No:23 38070 Melikgazi Kayseri / TÜRKİYE Tel / Phone +90 (352) 322 30 30 Fax +90 (352) 322 30 32


RÖPORTAJ

Şerif A. Beykoz “Örneğin; Biz 2023’te 500 milyar dolar ihracat yapacağız ve bunun 150 milyar doları da BT’den gelecek. Ama nasıl olacağı konusunda ne yazık ki çok net bir fikre sahip değiliz. Bize asıl katma değeri sağlayacak olan yazılımın kendisi ve yazılıma dayalı servisler olacak.”

“For example, our total exportation will be 500 billion dollars in 2023 and 150 billion dollars of this amount will be given to us by BT. But unfortunately we haven’t got a clear idea about how this will happen. Mainly the software, its own and the services based on it, will provide us the added value.”

92

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

TELEKOM DÜNYASI: Telenity bir yazılım firması. İçinde bulunduğumuz Telekom sektöründe Telenity ile nerelerde karşılaşıyoruz? ŞERİF A. BEYKOZ: Telenity; Türkiye’nin yazılım üreten, geliştiren ve ürettiğini tüm dünyaya kazandıran ilk bağımsız firması. 2000 yılında kuruldu. 10 senedir çok çalışarak bugünlere geldik. Şuan 3 ofisimizde toplamda 130 çalışanımız mevcut. Kendi geliştirdiğimiz yazılımları, servisleri tüm dünyaya pazarlıyoruz ve müşteri ağımızı da sürekli olarak genişletme çabası içersindeyiz. Şu anda 30 ülkede 42 tane operatörle çalışıyoruz. Amacımız tabi ki hem ciroyu hem müşteri sayımızı arttırmak hem teknolojiyi takip ederek yeni ürünler çıkartıp bunları operatörlere sunmak. Teknolojinin yanı sıra sahip olduğumuz geniş portföyümüz de bize çok değer katıyor. Türkiye’de Türk Telekom, Turkcell

TELEKOM DÜNYASI: Telenity is a software company. Where do we meet Telenity in the telecom sector? ŞERİF A. BEYKOZ: Telenity is the first independent company of Türkiye to produce, develop and introduce software to the world. It was established in the year of 2000. By working hard for 10 years, we have come to these days. Now we have 130 employees in total, working in our 3 offices. We are marketing the software which are developed by us and services to all world; and we are continuously trying to expand our customer network. We are working with 42 operators in 30 countries at the moment. Our target is both to increase the number of our customers and endorsement and by following the technological developments to produce and present new products to the operators. As well as the technology, our broad portfolio enriches us a lot. We are working in Türkiye directly connected with three operators; Türk Telekom, Turk-


Şerif A. Beykoz Genel Müdür, Telenity Avrupa, Ortadoğu ve Afrika General Manager, Telenity Europe, Middle East and Africa ve Avea olmak üzere 3 operatörler doğrudan çalışıyoruz. Vodafone ile de ciddi görüşmelerimiz devam ediyor. Bugün dünyada 400 milyona yakın insana çeşitli katma değerli servisler sunuyoruz. Türkiye yazılım ihracatında dördüncü sıradayız. TELEKOM DÜNYASI: %94’lük bir ihracat payınız var. Peki, ihracat cironuz yaklaşık olarak ne kadar?

cell and Avea. Our serious bargaining is also going on with Vodafone. Today we are providing various value-added services for almost 400 millions of people in the world. We are coming the forth in the software export in Türkiye. TELEKOM DÜNYASI: Your export share is %94. How much is your export turnover to tell it approximately? ŞERİF A. BEYKOZ: I can say that it is over 20 millions.

ŞERİF A. BEYKOZ: 20 milyonun üzerinde olduğunu söyleyebilirim. TELEKOM DÜNYASI: Levent Kocatürk, geçtiğimiz günlerde Telenity ailesine katıldı. Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nda Telenity adına yeni gelişmeler mi var? ŞERİF A. BEYKOZ: Bağımsız Devletler Topluluğu’nda çok ciddi işlerimiz var. Eski Fintur şu anki adıyla Teliasonera Eurasia olarak Bağımsız Devletler Topluluğu’ndaki birçok ülke ile ilişki içerisindeyiz. Henüz ulaşamadığımız operatörler var onlara ulaşmak istiyoruz. Diğer bir neden ise Doğu Avrupa ülkelerinde Belarus, Ukrayna ve biraz da Bosna Hersek’te çalışmalarımız var. Bizim için büyük bir pazar olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle o bölgelere

TELEKOM DÜNYASI: In the previous days, Levent Kocatürk joined the family of Telenity. Are there new developments for Telenity in the Eastern Europe and The Commonwealth of Independent States? ŞERİF A. BEYKOZ: We have got very serious works in The Commonwealth of Independent States. We are in contact with many countries in The Commonwealth of Independent States as Fintur, or with our new name Teliasonera Eurasia. There are some operators that we couldn’t get in contact yet; we want to contact them. As another reason, we do some works in Belarus, Ukraine and Bosnia Herzegovina in the Eastern Europe. We think that it is a big market for us, so we want the focus on these areas particularly. Joining our team, as an experienced professional, My colleague Lev-

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

93


RÖPORTAJ

özellikle odaklanmak istiyoruz. Levent Bey de çok tecrübeli bir profesyonel olarak satış ekibimize katılarak ekibimizi güçlendirdi. O’nun görevi ise bu iki bölgeye yoğunlaşarak var olan işleri geliştirmek ve yeni bize yeni işler kazandırmak. TELEKOM DÜNYASI: Ürünleriniz ve hizmetleriniz arasında özellikle lokasyon bazlı servisler, katma değerli servisler ve Canvas bulunuyor. Bunları biraz açabilir misiniz? Ne tür ürünler üretiyorsunuz? ŞERİF A. BEYKOZ: Canvas bizim altyapımızın ismi. Nasıl ki, bir işletim sistemini üzerine farklı uygulama programları yükleniyor. Bizim işletim sistemimiz de Canvas. Altyapıyı oluşturuyor ve birçok temel özelliği Canvas sağlıyor. Böylece yeni bir ürün geliştirdiğimizde bu bize hız kazandırıyor. Her şeyi en baştan yapmak zorunda kalmıyoruz ve verimliliği de yaklaşık olarak %60-70 oranında arttırıyor. Lokasyon bazlı servislerimiz yine Canvas tabanlı çalışan, bizim en eski ürünümüz diyebileceğimiz Hindistan’da dört operatörde çalışan, bölgede 3/4 oranın da kapsama alanını sağlayan ve Hindistan’daki abonelerin yarısının yerini belirleyebilen bir sistemimizdir. Bunun çok ciddi bir katma değer olduğunu düşünüyorum. TELEKOM DÜNYASI: Türkiye’de özellikle SMS ile ilgili projeler üretiyorsunuz. Bir de sabit telefonlardan SMS gönderme imkânı sağlayan ürününüz var. Türkiye’de kullanılmaya başlandı mı bu ürün? ŞERİF A. BEYKOZ: Uzun zamandır kullanılmasına rağmen ne yazık ki çok bilinen bir ürün değil. Bizim “messaging” dediğimiz gruplardan bir tanesi de yine Canvas tabanlı çalışan mesajlaşma sistemleridir. En önemli ürünü SMS tabi ki. Bugün saniyede 10 bin SMS atabilecek kapasitede hazır ürünlerimiz var. İstenmediği için yapılmıyor fakat istendiğinde saniye de 20-30 bin SMS atabilecek ürünleri sağlayabilecek kapasiteye sahibiz. SMS konusunda Türkiye’de en çok çalıştığımız operatör Avea. Bunun yanında 12-13 ülkede SMS ürünlerimiz yine aynı şekilde kullanılıyor. Fixed SMS’te ise biz sabit telefondan GSM operatörlerine SMS atma ve alma özelliğini kazandırdık. Bu özellik Türk Telekom’da kullanılabiliyor. Ürünle ilgili herhangi bir sorun yok, fakat kullanım trafiği çok yoğun değil. Pazarlanması da önemli tabi ki… Birçok abone böyle bir özellik olduğunu bilmediği gibi bilse bile nasıl kullanıldığını bilmeyebiliyor. Telefonlarının da birçoğu bunu desteklemiyor. Fakat biz şöyle bir özellikte ekledik. Eğer sabit telefonlar bu özelliği destekliyorsa telefon ekranında SMS otomatik olarak çıkıyor zaten desteklemiyorsa da SMS’i okuyor. Yani aslında çevirmeli telefonlarda bile SMS alınabilir. Kullanıldığında çok işe yarayan bir uygulama aslında ama ülkemizde çok popüler hale gelmedi. TELEKOM DÜNYASI: Sizin mobil ortamda mobil pazarlama ürünleriniz de var. Uzun süredir mobil reklamcılık üzerine de çalışıyorsunuz. Çok yakın

94

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

ent strengthened us. His duty is to focus on these two areas and to provide new business as well as to improve ongoing works. TELEKOM DÜNYASI: Mainly location based services, value-added services and Canvas are some of your products and services. Could you explain these a little? What kind of products do you produce? ŞERİF A. BEYKOZ: Canvas is the name of our substructure. Just as different application programmes are installed on an operating system, our operating system is Canvas, which sets up the substructure and provides basic features. In this way, it accelerates us when we develop a new product. We don’t have to do everything from the beginning then; and our efficiency increases approximately %60-70. We provide location based services also with a Canvas-based-working system which can be named as the oldest product of us, working in four operators in India with a coverage area of ¾ and letting us to localize the half of the subscribers in India. I think that this is a serious added value. TELEKOM DÜNYASI: You are producing projects in Türkiye particularly about SMS. You also have a product letting SMS to be sent from fixed lines. Has this product been used in Türkiye? ŞERİF A. BEYKOZ: Although it has been used for a very long time, unfortunately this is not a well-known product. One of the groups that we call “messaging” is also a Canvasbased messaging system. As you might expect, its most important product is SMS. Today we have ready products with enough capacity for 10 thousand SMS a second. Due to the lack of demand they are not used; but we have the capacity to provide products that can send 20-30 thousand SMS a second. Regarding SMS, Avea is the operator we mainly work with in Türkiye. Besides, our SMS products are also used in 12-13 countries. Regarding the fixed SMS, we are the one who provided the fixed-lines with the feature to send SMS to GMS operators. There isn’t any problem about the product, but it’s not used as much as it is desired. Certainly marketing is also an important issue. Many subscribers don’t know about this service; even if they know, they don’t know how to use that. Most of their phones also do not support this feature. But we added some more features to this: If the fixed phones support this feature, SMS is automatically seen on the telephone screen, If it doesn’t support this feature, the SMS is read by the phone. In short, it is indeed possible to get SMS even in dial-up phones. It’s a very useful application when it is used, but it hasn’t become popular in our country. TELEKOM DÜNYASI: You also have mobile marketing products in mobile media. You also have been working on mobile advertising for a long time. I believe that in the near future there will be serious developments in both of these fields. At which stage are these projects?


gelecekte sanıyorum ki bu iki alanda da çok ciddi gelişmeler olacak. Bu projeler hangi aşamada? ŞERİF A. BEYKOZ: Bugün sesten ede edilecek gelirler birçok ülkede belirli bir limite geldi. Katma değerli servisler de bir dönem % 30’lara çıkacak denildi ama yine birçok ülkede bu seviyeye çıkmadı %10lar civarında kaldı. Bu durumda abonelerin kullanımlarını arttırmak için yeni iş modelleri ve yeni ürünler sağlama ihtiyacı doğdu. Mobil pazarlama da bunlardan biri. Mobil pazarlama doğrudan son kullanıcıya erişme ve tepkisini ölçme şansı veriyor. Bu özellik hiçbir mecrada yok. Mobil pazarlama; pazarlama alanında başlı başına bir devrim. Biz de bunu görerek bu konuda bir platform geliştirmeye başladık. Ürünümüzün testleri tamamlandı ve şu anda deneme aşamasında. Çok kısa bir süre içerisinde Hindistan’da bu ürünü piyasaya süreceğiz. Tabi bunun teknolojik kısmının yanında pazarlama kısmı da var. Bunun için de reklam ve pazarlama ajanslarıyla da görüşmelerimiz devam ediyor. TELEKOM DÜNYASI: Yazılım, Türkiye’nin çıkış noktası olabilir mi sizce? ŞERİF A. BEYKOZ: Yazılım Türkiye için bir çıkış noktası olabilir. Buna inancımız sonsuz ve yalnızca nasıl olabileceğini şekillendirmeye çalışıyoruz. Çünkü kimsenin kafasında bu çıkışın nasıl olabileceği net değil. Hedefler var. Örneğin; Biz 2023’te 500 milyar dolar ihracat yapacağız ve bunun 150 milyar doları da BT’den gelecek. Ama nasıl olacağı konusunda ne yazık ki çok net bir fikre sahip değiliz. Bize asıl katma değeri sağlayacak olan yazılımın kendisi ve yazılıma dayalı servisler olacak. BT tarafındaki üretimi arttırırsak ancak ciddi bir katkı sağlanmış olur. Yazılım ve katma değerleri servislerde katkı %80-90 civarında. Bu konuda çok ciddi potansiyelimiz var fakat şuanda değerlendiremiyoruz. Bunun yanında Mısır, Kosta Rika, Ukrayna, Slovakya gibi çok büyük rakipler de var. Bunun kesinlikle bir devlet politikası olması lazım. Devlet bu konunun arkasında dururken bizim de devletin arkasında durmamız gerekiyor. Kendimize uygun iş modelimizi bulmamız lazım ve bunun devamında da yazılım ve yazılıma dayalı servisler konusundaki katma değer zincirini ortaya koyup katma değeri en yüksek kısmından başlamamız lazım. Çünkü yazılım üretmenin birçok fazı var. Hindistan birini seçmiş, İrlanda birini seçmiş biz de bilgi ve birikimimize en uygun ve mümkünse katma değeri en yüksek olanı seçerek stratejimizi oluşturmalıyız. Ancak bu şekilde fark yaratarak ilerleyebiliriz. Diğer türlü herkesin yaptığını yaparak ancak herkes kadar olabiliriz.

ŞERİF A. BEYKOZ: Today the proceeds to be gained from sound have come to a certain limit. Value-added services were told to reach %30 too, but this limit didn’t pass %10 in many countries. In this situation, to increase the subscriber usage a need to provide new business models and new products arose. Mobile marketing is also one of these. Mobile marketing gives the opportunity to reach directly to the end users and to measure the response of them. This qualification is seen only in this field. Mobile marketing is a revolution in itself. Realizing this, we began to develop a platform on this matter. Testing of our product is finished and now it is in the phase of experimenting. We will launch this product to the market in India in the soonest time. Of course its marketing process is also important as well as the technological development. We are now in contact with the advertising companies for this. TELEKOM DÜNYASI: Do you think that the software can become a starting point for Türkiye? ŞERİF A. BEYKOZ: The software can become a starting point for Türkiye. We absolutely believe in this, we are just trying to shape the way how to do this. Because nobody knows how this outlet can be, for sure yet. There are some targets. For example, our total exportation will be 500 billion dollars in 2023 and 150 billion dollars of this amount will be given to us by BT. But unfortunately we haven’t got a clear idea about how this will happen. Mainly the software, its own and the services based on it, will provide us the added value. If we increase the production by BT, it will be a serious contribution. The contribution in software and value-added services is around %80-90. We have an important potential for this, but we can’t use it now. On the other hand, we have important competitors like Egypt, Costa Rica, Ukraine and Slovakia. This absolutely must be a government policy. While the government stands behind this issue, we must stand behind the government. We must find the business model appropriate for us and following this, we must expose the chain of software and the services based on software and begin from the part the added-value of which is the largest. Because the production of a software has got many phases. India chose one of them, Ireland chose one of them; we must choose the most appropriate one for our knowledge and experience, with the highest added-value if possible, and create our strategy too. Only in this way we can progress with making a difference. Otherwise doing only what others do, we can improve only as much as the others.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

95


RÖPORTAJ

TELEKOM DÜNYASI: Ülkelerle ihracat kapasitemiz arasında ne kadar fark var ve 2023’teki hedefte 150 milyar dolar içinde bizim yazılım olarak payımızın ne olması bekleniyor? ŞERİF A. BEYKOZ: Şuan 2008’in net rakamları elimizde ve 250 milyon dolar. İsrail’in 18,5 milyar dolar, Hindistan’da 2009’da 46 milyar dolar 2010’da ise 60 milyar dolar olacak ve 80 milyar dolara çıkartmaya çalışıyorlar. Yalnız onların hesaplama yöntemi biraz farklı. Yalnızca lisans değil, yazılıma dayalı tüm servislerin toplamı da bu rakamların içinde. 2023’teki 150 milyar dolarlık hedefin paylaşımı henüz belli değil. En kötü ihtimal ile %10’u yazılımdan sağlanır. Bu hedefi gerçekleştirmek mümkün fakat biraz zor... 250 milyon dolardan 15-16 milyar dolara bu kadar kısa sürede çıkabilmek için stratejilerimizi ve önceliklerimizi dikkatli bir şekilde belirlememiz gerekli. Örneğin; Hindistan 80’li yıllarda yazılım üretmeye başladı ve 1 milyar dolara 7 sene de

TELEKOM DÜNYASI: What is the difference in the capacity of export between us and the other countries? What is the expected share of us in software in the 150 billion dollars according to the target for 2023? ŞERİF A. BEYKOZ: Now we have the clear figures of 2008 and it is 250 billion dollars. It’s 18,5 billion dollars for Israel, 46 billion dollars for India in 2009. But it will be 60 billion dollars for India in 2010 and they are trying to increase it to 80 billion dollars. But the method they use for these calculations are a bit different from us. These amounts include not only the software but also all services based on it. The shares of our target of 150 billion dollars in 2023 are not definite yet. At the worst %10 of it will be provided from the software. To reach this goal is possible but it’s a bit difficult. We must determine our strategies and priorities carefully in order to increase our profits from 250 million dollars to 1516 billion dollars in such a short time. For example, India began producing software in the 80s and reached 1 billion dollars in 7


ulaştı. Bu durumda bizim 2011 yılında 1 milyar doları bulmamız lazım. Bizim en büyük sorunlarımızdan biri de envanter problemi. Yani şuan yazılım ihracatı yapan herkesi bilemiyor olabiliriz. Bu konuda iyi işleyen ir kayıt sistemimiz yok. Yalnızca lisans değil lisansa dayalı servisleri de eklememiz lazım. Ama 1 milyardan 15 milyara çıkabilmek için ciddi yapılanma ve iş üretmek zorundayız. Yazılım sektöründe 1600 tane firmamız var. Bunun %85’i KOBİ. KOBİ’ler ile 15 milyar dolara ulaşmak mümkün değil.

years. According to this, we must reach 1 billion dollars in 2011. One of our biggest problems is the problem of inventory. I mean, maybe we don’t know everybody who do the export of software, we don’t have a well-functioning register system about this. We must add to it not only the licenses but also the license-based services. But in order to come up to 15 billion dollars from 1 billion, we need a serious structuring and business production. We have got 1600 companies in the sector of software. %85 of it is SME. It’s not possible to reach 15 billion dollars with SMEs.

TELEKOM DÜNYASI: Eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

TELEKOM DÜNYASI: Is there anything you want to add in conclusion?

ŞERİF A. BEYKOZ: Biz bağımsız yazılım üreticisi olarak yaptığımız işi çok seviyoruz ve gurur duyuyoruz. Çünkü yurtdışında teknoloji dendiğinde Türkiye akla gelmiyor. Yazılım dendiğinde Hindistan, İrlanda, İsrail ve Amerika ilk akla gelenler. Biz Türk bir yazılım üreticisi olarak bunun sıkıntısını çekiyoruz. Ortadoğu gibi çok büyük sempati topladığımız bölgeler de mevcut. Fakat çok uğraş veriyoruz ve tek tek uğraşarak bu önyargıyı kaldırmak çok mümkün değil. Devletin bizim gibi firmaları bir çatı altında toplayarak kol kanat germesi gerekiyor. Bakanımız Zafer Çağlayan yurtdışında devlet desteği verebilecek yerlerin sayısını 250’ye çıkarttı. Bunlar bize gittiğimiz ülkelerde ticari açıdan yardımcı olacaklar.

ŞERİF A. BEYKOZ: As an independent producer of software, we love our business and feel proud of it. Because, in the world, Türkiye does not come to mind in terms of technology. In terms of software, India, Ireland, Israel and USA are the first names mentioned. As a Turkish software producer we experience the difficulty of this. There are some areas that we gained sympathy like Middle East. We are trying very hard to clear this prejudice but it’s not possible to do this one by one. The governments must gather the companies like us under a single roof. Our Minister Zafer Çağlayan increased the number of places which can give us support abroad to 250. These will support us commercially in foreign countries.


ÇEVRE-mis

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE DENİZ SEVİYELERİNE ETKİLERİ - I CLIMATE CHANGE AND ITS EFFECTS ON SEA LEVEL - I

Ülkü Özeren Kıyı alanları; deniz ve karanın arayüzü olan dinamik sistemler olup, yeraltı suları ile de ilişki içinde olan yapılardır. 1992 BM Çevre ve Kalkınma Konferansında kabul edilen en önemli belgelerden biri olan Gündem 21’de kıyı alanlarının yönetiminden bahsedilirken; deniz ve kıyı alanlarından sürdürülebilir kalkınma anlayışına uygun olarak yararlanılması gerekliliği ön plana çıkmıştır.

uozeren@iccdanismanlik.com.tr

İklim değişikliğinin sebep olduğu deniz seviyesi artışları, tüm dünya ve ülkemiz açısından doğrudan ve dolaylı etkilere sebep olmaktadır. Bunların arasında kıyı erozyonu, sulak alanların su altında kalması, sulak alanlara, kıyı akiferlerine, su kaynaklarına tuzluluk girişi, sel baskını, haliçlerdeki akım değişimi, alçak kıyı alanlarının su altında kalması ve deniz canlıları ve biyoçeşitlilik üzerine olumsuz etkiler, fırtınalar

Coastal areas are dynamic system that is the interface of sea and land, and structures that are in contact with groundwater. In Agenda 21 that is one of the most important documents accepted at 1992 United Nations Environment and Development Conference, while the management of coastal areas was discussed; the requirement of using these sea and coastal areas in accordance with the sustainable development concept has come to fore. The rises in sea-level caused by climate change have direct and indirect effects on the entire world as well as our country. These effects can be listed as coastal erosion, submerging of the wetland areas, salinity at the wetland areas, coastal aquifers and water resources, flooding, current change at the estuary, submerging of the low coastal areas, and other negative impacts on marine life and bio-

98

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


ve bunların ekosistemlere ve insan yapımı yapılara etkileri bulunmaktadır. Bunlardan, kıyı akiferlerine tuzluluk girişinin ekolojik, sosyolojik, ekonomik açıdan birçok dolaylı etkiye sahiptir. Ülkemizin 3 tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen,kara-deniz etkileşimi üzerine bu konuda,çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Denizsuyunun kıyı akiferlerine farklı sebeplerden dolayı taşınımının matematiksel modellemesi, yeraltısularının sürdürülebilir kullanımı ve çeşitli iyileştirme stratejilerinin geliştirilmesi açısından önemlidir.

diversity, hurricanes and their effects on ecosystems and human construction. Salinity at the coastal aquifers has many indirect effects in terms of ecological, sociological, economic aspect. Although our country is surrounded by sea; there are very few studies on land-sea interaction in this regard. The mathematical modeling on intrusion of sea water to the coastal aquifers is important for the sustainable use of groundwater and the development of a variety of strategies.

İklim Değişikliği Sebebiyle Küresel Deniz Seviyesi Yükselmesi

The Rise of Global Sea Level as a Result of Climate Change

Church vd (2004) çalışmalarında 21. yüzyılda insan kaynaklı ısınmadan dolayı ciddi derecede küresel olarak deniz seviyesi yükselmesi beklenmekte olduğunu belirtmektedirler. İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli’ nin (Intergovernmental Panel for Climate Change IPCC) 2. Değerlendirme Raporu’na göre 1990’dan 2100 yılına kadar bu artışın 9-88 cm arasında olacağı tahmininde bulunulmuştur. 20. yy. boyunca deniz seviyesindeki artış, 18. ve 19. yy.’a oranla daha hızlı olmuştur. 20. yy boyunca, gelgit seviye ölçümlerinde dikey kara hareketi düzeltmesi yapılarak deniz seviye artışının 10–20 cm olduğunu ortaya çıkmıştır. 21.yüzyıldan sonra ise, daha ciddi boyutta artışlar beklenmekte olup, eğer iklim değişikliği bu şekilde devam ederse; Grönland ve Antartika deniz seviyesi artışında çok önemli kaynaklar olacağı da yine aynı çalışmada vurgulanmıştır. EPA Delaware Akarsu Havzası Komisyonunun (1986) hazırladığı raporda, ısınma sebebiyle gerçekleşen genleşmenin gelecek yüzyılda deniz seviyesinde küresel

In Church et al. (2004) studies, it is stated that a serious global sea level rise is expected due to the humaninduced warming in the 21st century. According to the evaluation report of Intergovernmental Panel for Climate Change (IPCC) a rise between 9-88 cm is estimated from 1990 to 2100. The rise of global sea level was more rapid in the 20th century than the 18th and 19th century. Throughout the 20th century, 10-20 cm of sea level rise has been detected by making vertical ground motion correction in the tide level measurements. According to the same studies, after the 21st century more serious rises are expected and if the climate change continues in this manner, there will be critical developments related to the sea level rise at Greenland and Antarctica In the report prepared by EPA Delaware River Basin Commission (1986) it is noted that the expansion due to the warming will cause 1,5 meters rise at the global sea

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

99


ÇEVRE-mis

olarak 1.5 metre yükselmeye sebep olacağı belirtilmektedir. Ayrıca, buzul dağlarının erimesi de 10 ila 30 cm arasında bir deniz seviyesi yükselmesine sebep olacaktır.Yine önümüzdeki yüzyılda Grönland buzullarının erimesi ile de ilave 12 cm yükselme meydana gelecektir. Grönland buzullarının erimesi sonucu 10 ila 25 cm bir artış tahmin edilmektedir. Antartika, deniz seviyesindeki yükselmeye hem erimiş sularıyla, hem de buzulların okyanusa kaymasıyla katkıda bulunacaktır. Her ne kadar, daha erimenin etkisi tahmin edilememiş olunsa da Antartika buz deşarjlarının dünya genelinde ilave 24 cm artışa sebep olacağı tahmin edilmektedir. 1983’de, iki bağımsız rapor gelecekteki deniz seviyesindeki artışı tahmin etmiştir. National Academy of Sciences’ın Değişen İklim raporuna göre, termal genleşme, Grönland buztabakası, buzul dağlarının bileşke etkisi ile gelecek yüzyılda toplam 70 cm artış meydana gelecegi tahmin edilmektedir. Deniz seviyesi değişiminin birden çok faktöre bağlı olması sebebiyle gelecekteki deniz seviyesindeki artışın tek bir tahmine dayalı olmasının çok doğru olmayacağı belirtilmektedir. Bunun yerine, tüm temel belirsizliklerden dolayı ‘yüksek, orta ve düşük seviyedeki tahminler’den faydalanılmaktadır. Bu tahminlerde fosil yakıt kullanımı, doğal prosesler sırasında CO2 absorpsiyonu, gelecekteki iz gazların salınımı, sera gazlarının ikiye katlanmasından (National Academy of Sciences (NAS)’ın tahmini 1.5°-4.5°C) kaynaklanacak küresel ısınma, okyanuslara ısı difüzyonu, buz ve karın etkisi dikkate alınmıştır. Eğer düşük seviyedeki tahminler doğru ise, deniz seviyesinde 1980 yılı seviyesine göre 2025’de 13 cm; 2075’de ise 38 cm olacağı tahmin edilmektedir. Eğer yüksek seviyedeki tahminler doğru ise, deniz seviyesinde 1980 yılı seviyesine göre 2025’de 55 cm; 2075’de 211 cm olacağı tahmin edilmektedir. Ancak; her iki tahminin de doğru olma olasılığı çok düşük olduğundan, orta seviye senaryoya göre deniz seviyesindeki yükselmenin 2025’de 26–39 cm ve 2075’te de 91–136 cm olacağı sonucuna varılmıştır. Tablo 1’ de EPA ve NAS senaryolarına göre yıllar boyunca deniz seviyesindeki artışlar verilmektedir.

If the low-level predictions are correct, it is estimated that there will be a rise of 13 cm in 2025 and a rise of 38 cm in 2075, when it is compared to the sea level in 1980. If the high-level predictions are correct, it is estimated that there will be a rise of 55 cm in 2025 and a rise of 211 cm in 2075, when it is compared to the sea level in 1980. However, it is accepted that according to the medium-level prediction there will be a rise of 26–39 cm in 2025 and a rise of 91–136 cm in 2075, since the probability of lowlevel and high-level predictions is very low. Table 1 shows the sea level rises over the years according to EPA and NAS scenarios.

Tablo 1. Küresel Deniz Seviyesi Yükselmesi Senaryoları: 1980–2100 (cm) (EPA, Delaware River Basin Commission, 1986)

Table 1: Elevation of Global Sea Level Scenarios: 19802100 (cm) (EPA, Delaware River Basin Commission, 1986)

IPCC (Intergovernmental Panel for Climate Change) nin en düşük seviye artışını öngören iyimser senaryoya göre, 2030’da sıcaklık, 0,5°C artacak olup, buna bağlı olarak deniz seviyesindeki artış da 5 cm olacaktır. 21.yy’ın sonunda sıcaklık artışı 1,5°C olacak ve buna bağlı deniz seviyesindeki artış 45

According to the optimistic scenario of IPCC (Intergovernmental Panel for Climate Change) that predicts the lowest-level rise, the temperature will increase 0.5° C in 2030 and consequently, the rise in sea level will be 5 cm, and the temperature will increase 1.5° C at the end of the

Yıllar Mevcut eğilim EPA Senaryoları Yüksek Orta seviye yüksek Orta seviye düşük Düşük NAS Tahmini * *Antartika katılımı hariç

100

level in the next century. Moreover, the melting of glaciers will cause a sea level rise between 10 and 30 cm. Again the melting of glaciers in Greenland will cause 12 cm additional rise in the next century. A sea level rise between 1025 cm is expected due to the melting of glaciers in Greenland. Antarctica will also contribute the rise in the global sea level due to the melting of glaciers and the shifting of glaciers into the ocean. Although the effects of melting has not predicted yet, Antartic ice discharges may cause 24 cm additional rise in the global sea level. In 1983, two independent reports have estimated the future rise in sea level. According to the Changing Climate report of the National Academy of Sciences, a rise of 70 cm in total is expected as a result of thermal expansion, Greenland ice layer, and the resultant effect of glaciers in the next century. Since the changes in the sea level are based on multiple factors, the future rise in the sea level cannot be predicted by taking into account only one factor. Instead, because of all the fundamental uncertainty, “high, medium and low level estimates” are used. In these estimations, global warming due to the fossil fuel use, CO2 absorption during natural processes, the future gas emissions, doubled greenhouse gas (according to National Academy of Sciences, 1.5 ° -4.5°C is estimated), thermal diffusion to the oceans, and the effects of ice and snow are taken into account.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

2000 2-3

2025 4,5-6,8

2050 7-10,5

2075 9,5-14,8

17,1 13,2 8,8 4,8

54,9 39,3 26,2 13

116,7 78,9 32,6 23

211,5 136,8 91,2 38

2080 10-15

2100 12-15 345 216,6 244,4 56,2

70


cm olacaktır. Eğer bu tahmin doğru ise, önümüzdeki 30-40 yıl içinde iklim değişikliği çok da fark edilebilir olmayacaktır; ancak gelecek yüzyılın ikinci yarısında açık olarak fark edilebilir hale gelecektir.

21st century and consequently, the rise in sea level will be 45 cm. If this prediction is correct, climate change will not be too noticeable within the next 30-40 years; but it will be noticed clearly in the second half of the next century.

IPCC’nin en yüksek seviye artışını öngören kötümser senaryoya göre 2030’da sıcaklık, 1,5°C artış olacak olup, buna bağlı olarak deniz seviyesindeki artış da 45 cm olacaktır. Bu durumda, 2030’a kadar tahmin edilen sıcaklık artışı, geçen yüzyıla göre yaklaşık 3 kat daha fazla olacaktır (10 yılda 0,4 °C). Buna göre deniz seviyesinde 10 yılda 10 cm’ den daha fazla bir artış meydana gelecek olup, bu da geçen yüzyıla göre 10 kat daha hızlı bir seviyedir.

According to the estimation of IPCC that predicts the highest-level rise, the temperature will increase 1.5° C in 2030 and consequently, the rise in sea level will be 45 cm. In this case, the predicted temperature increase until 2030 will be about three times more according to the last century (0.4°C per 10 years). Accordingly, there will be more than 10 cm sea level rise in 10 years, and this figure is 10 times faster than the rise in the last century.

IPCC; eğer sera gazlarının salınımı azaltılmaz ise, 2100 yılı itibariyle kümülatif olarak, 9-88cm bir artış tahmin etmektedir. Delfik Monte Carlo analizine göre yapılan olasılık tahminine göre, gelecekteki deniz seviyesindeki artışın 2100 yılına göre %1 olasılıkla 1 m, % 3 olasılıkla 2 m ve 2200 yılına göre de %1 olasılıkla 4 m’ yi bulacağı belirtilmektedir.

IPCC estimates a rise of 9-88 cm cumulatively as of 2100, if the emission of greenhouse is not reduced. According to the probability estimation of Delfik Monte Carlo, the future sea level rise will be 1 m at 1% probability, and 2 m at 3% probability in 2100, and will be 4 m at 1% probability in 2200.

Bölgesel faktörler; ortalama küresel artıştan 21. yy.’a kadar farklılık gösterebilir. Simüle edilmiş yersel değişiklikler oldukça belirsiz olup, modelden modele değişiklikler göstermektedir. Bölgesel değişiklikler, okyanuslarda üniform olmayan sıcaklık, tuzluluk deseni ve okyanus içindeki farklı taşınma mekanizmalarından kaynaklanmaktadır.

Regional factors may be different from the average global rise until the 21st century. Simulated regional changes are very vague, and vary from model to model. Regional variations are the result of the temperature difference, salinity pattern and different transport mechanism in oceans.

Peki iklim değişiklikliğinin ülkemiz denizlerine etkisi ne şekildedir? Bunu da gelecek ayki yazımızda işleyeceğiz.

So, how does climate change effect our seas? This issue will be processed in our next article.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

101


İŞİM BİLİŞİM, BİLİŞİM İŞİM

BULUT BİLGİ İŞLEMDE GÜVENLİK SECURITY IN CLOUD COMPUTING

(Bu yazı; Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) konusunda ülkemizin ve Avrupa’nın önde gelen BT uzmanlarından Sayın Adem Onar’ın çalışma, birikim ve tecrübelerinden yararlanılarak TELEKOM DÜNYASI tarafından hazırlanmıştır.)

Bulut bilişiminin alt yapı ve işletme giderlerini azaltması yanında pazara ulaşma sürecini hızlandırması bulut konusunun revaçta olmasının önde gelen sebeplerinden. Bu sebepler çekici olmakla beraber büyük ve orta ölçekli şirketlerin paylaşımlı ortamlara geçmekten çekinmesi ve kendi bünyelerinde özel bulutlar oluşturmaları, giderlerin azalmasından faydalanmalarına olanak tanımamakta. Bu şirketlerin çekimser olmalarının en önemli sebebi ise bulut ortamının güvenliğinden duyulan kaygı. Bulut bilişimi güvenliği nedir? Bulut Bilişim Güvenliği var olan bilişim güvenliğinden pek farklı olmamakla beraber sanal sunucular, ağ trafiğinin akışı, kullandıkları verinin barındığı yerler itibariyle kendilerine has güvenlik politikası, planlama, gözetim,

(This article is prepared by TELEKOM DÜNYASI on the basis of studies, knowledge and experiences of Mr. Adem Onar who is one of the leading IT Professional in our country and Europe in Information and Communication Technology – ICT.)

Reducing the infrastructure and operating costs of cloud computing as well as accelerating the process of reaching to market are the leading reasons of popularity of cloud computing. Although these reasons are attractive, large and mediumsized companies cannot benefit from these advantages because they hesitate to move into the shared media and thus, create their own private clouds. The most important reason of this hesitation is the concern of security in cloud computing. What is cloud computing security? Although cloud computing security is not very different from the existing information security, virtual servers require their own security policy, planning, supervision, inspection, and intervention strategies in respect of network traffic flow and the location of data they use. Despite these fundamental differences, the main aim is to ensure the confidentiality, integrity and accessibility. Cloud computing security covers

102

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


denetim, olaylara müdahale yöntemleri gerektirmektedir. Bu farklılıklara rağmen temelde halen gizliliğin, bütünlüğün ve erişilebilirliğin sağlanması vardır. Bulut Bilişim Güvenliği bu ortamda sağlanan altyapı (IaaS), platform (PaaS) ve yazılım (SaaS) hizmetlerinin tümünü kapsamaktadır. Bulut bilişiminde önde gelen tehlikeler 1) Bulut bilişim hizmetlerinin suç amaçlı kullanımı başta gelen tehlikelerden. Bu tehlike, çalınmış kredi kartlarıyla hizmet satın alınmasıyla, deneme süreci içerisinde ya da sistemlerin şifrelerinin kırılmasıyla başlayabilir. Bulut ortamına giriş sağlandıktan sonra bu tehlike kendini DDoS (hizmeti önleyen çok kaynaklı saldırılar), dinamik internet saldırıları, zararlı yazılım barındırma, botnet kontrolü ve uygunsuz e-mail gönderimi şeklinde gösterir. Yakın zamanda altyapı hizmeti sağlayıcılarında Zeus zararlı yazılımlarının kontrol merkezleri yanında Microsoft Ofis ve Adobe PDF güvenlik açıklarını istismar eden dosyaların da sunulduğu tespit edilmiştir. 2) Güvenlik açıklarına sahip yazılım arayüzleri (API), bulut sistemlerini anonim kullanıcılara açık hale getirebilmekte. Kullanıcı isimlerinin ve şifrelerinin açıkta gönderilmesi, hatalı yetkilendirmeler ve kullanıcı izni yönetimindeki zayıflık bu tehlikeye yol açan etkenlerden.

all infrastructure (IaaS), platform (PaaS) and software (SaaS) services which are provided in this medium. The major threats in cloud computing 1) The malicious use of cloud computing services is one the main threats. This threat may begin with purchasing of service by stolen credit cards, within the trial process or as a result of breaking the code of the systems. Right after entering the cloud environment, this threat may appear as DDoS (multi-source attack preventing services), dynamic Internet attacks, malicious software, hosting, botnet control and sending inappropriate e-mail. Recently, it has been detected that in infrastructure service providers there are Zeus malware and also the files exploiting vulnerabilities of Microsoft Office and Adobe PDF as well as the control centers. 2) Software interfaces (APIs) having security vulnerabilities make the cloud systems open for anonymous users. Sending the user ID and passwords without encrypting, incorrect authorizations and weakness in user permissions management are other factor led to this threat. 3) Malicious use by staff is a common threat which is seen in all areas. The threat increases further as a result of bringing the information services and customers together by cloud computing.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

103


İŞİM BİLİŞİM, BİLİŞİM İŞİM

3) Çalışanlar tarafından kötü niyetli kullanım her alanda görülen bir tehlike. Bu tehlike bilişim hizmetlerinin ve müşterilerin bulut bilişimiyle tek çatı altına toplanmasıyla daha da artmakta. 4) Ortak kullanılan teknolojilerdeki güvenlik açıkları, kullanılan donanımın (CPU, GPU) ve yazılımların paylaşımlı ortamda hizmet vermeye elverişli olmamalarından kaynaklanmakta. Bu tehlikeye en iyi örnek Kostya Kortchinsky’nin CloudBurst istismarıdır. Bu istismar herhangi bir kullanıcının sanal bir sunucudan yönetim ara yüzüne ulaşıp istediği komutları çalıştırabilmesini sağlamaktadır. 5) Veri kaybı veya sızıntısı, silinme, şifreleme anahtarının kaybı, yetersiz kimlik denetlenmesi ve sistemlerin istenmeyen kişiler tarafından kullanımı sonucu ortaya çıkabilmekte. 6) Kullanıcı hesaplarının ve hizmetlerin başkasının eline geçmesi yeni bir tehlike değil fakat geçerliliğini korumakta. Kullanıcı bilgilerinin kimlik hırsızlığı, sahtekârlık ve istismar sonucu başkalarının eline geçmesi her zaman mümkün. Çoğu zaman bu kullanıcı bilgileri bütün sistemler için kullanılmakta ve çalınmaları durumunda kayıplar daha da artmakta. 7) Tanımlanmamış risk profilinden dolayı ortaya çıkan tehlikeler, şirketlerin bulut ortamında kullandıkları yazılımların sürümlerini bilmemelerinden, yazımların güncellenmemesinden, uygulanan güvenlik politikalarının belirsizliğinden, güvenlik açıklarının ve ihlallerinin bilinmemesinden kaynaklanmakta. Şirketlerin var olan alt yapılarını ve güvenlik ihtiyaçlarını bilmeden bulut ortamına geçmeye çalışmaları hüsranla sonuçlanabilmekte. Bulut bilişiminde güvenlik nasıl sağlanır? Bulut bilişimine geçmek isteyen şirketler hizmet sağlayıcısına kimlik ve kullanım izni yönetimi, ağ güvenliği ve gözetimi, denetleme hakkı, standartlara uyumluluk (SAS 70 II, PCİ, İSO, COBİT gibi), kullanıcılara açıklık, hukuksal yükümlülüklere uyum, hizmet garantisi (SLA), felaketi atlatabilme süresi, güvenlik olaylarına müdahale, iletişim olanakları, sorunların çözüm süreci, veri gizliliği, veriye ulaşımdaki gecikme süreleri, ayrıcalıklı kullanıcı izni, izinlerin ayrımı, değişim yönetimi, veri gözetimi ve kaybının önlenmesi, veri saklanmasının ayrımı ve yönetimi konularında sorular sormalıdırlar. Verilen cevapların güvenlik politikalarına ve ihtiyaçlarına uygunluğu bulut ortamına geçecek gruplar tarafından etraflıca değerlendirilmelidir. Duruma göre ortak kullanımlı (public), özel kullanımlı (private) ya da her iki ortamın özelliklerine sahip (hybrid) bir ortam tercih edilmelidir. Örneğin bulut ortamında platform hizmeti sağlayan Engine Yard, Terremark’ın Culpeper tesislerindeki özel bulut hizmetini fiziksel ve bilişim ortamlarında sağlanan çeşitli standartlara uygun güvenlik ve izolasyondan dolayı tercih etmiştir. Bulut ortamında sunulacak hizmet çeşidine göre bulut bilişimi sağlayıcısından belirli güvenlik hizmetleri talep edilmelidir:

104

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

4) Security vulnerabilities in the technologies used commonly are due to the inconvenience of hardware (CPU, GPU) and software providing services in shared environments. The best example of this threat is Kostya Kortchinsky’s CloudBurst exploit. It makes it possible that any user may reach the management user interface from a virtual server and run whatever command he/she wants. 5) It may lead to data loss or leakage, deletion, loss of encryption keys, inadequate identification control and use of systems by unintended person. 6) Taking possession of someone else’s user account and services is not a new threat, but is still current. Taking possession of someone else’s user information as a result of identity theft, fraud and exploit is always possible. These user information are often used for all systems and the losses increases further in case of identity theft. 7) Not knowing the software versions used in cloud environment, not updating the software, uncertainty in security policies, and not finding out the security vulnerabilities and violations are the major reason of threats emerging due to the undefined risk profile. Moving into the cloud environment without knowing the existing infrastructure and security needs can result in disappointment. How cloud computing security is provided? Companies that want to move into the cloud computing should ask questions to the service provider about identity and permissions management, network security and surveillance, inspection rights, standards compliance (SAS 70 II, PCI, ISO, COBIT, etc.), openness, compliance with legal obligations, service guarantee (SLA), disaster recovery time, intervention to the security threats, communication facilities, problem solving process data privacy, delay in data access, a privileged user permission, separation of permissions, change management, data surveillance and prevention of data loss, data storage separation and management. The compliance of answers with the security policies and needs should be thoroughly evaluated by the groups that will move into the cloud environment. According to the needs a public, private or hybrid environment should be preferred. For example Engine Yard providing services in the cloud environment has preferred the private cloud computing services in the Culpeper facilities of Terremark because of the appropriate security and isolation according to the various standards provided in physical and information environments. Certain security services should be requested from the cloud computing service provider according to the type


- Altyapı Hizmetleri için saldırı tespit sistemleri (İDS, İPS), güvenlik duvarları, derin paket incelemesi, güvenlik bilgileri ve olay yönetimi (SİEM), fiziksel güvenlik, kütük yönetimi, dosya sistem bütünlüğünün korunması, DDoS’a Karşı Önlemler, hizmet kalitesi (QoS), DNS güvenliği, fiziksel güvenlik, güvenlik kameraları ve şifreleme hizmetleri sağlanmalıdır. - Platform Hizmetleri için Altyapı Hizmetlerinde sağlanan güvenliğin yanında kimlik ve kullanım izni yönetimi (IAM); yönetim, risk, uyumluluk yönetimi (GRCM); yapılandırma yönetimi sağlanmalıdır. - Yazılım Hizmetleri için Platform Hizmetlerinde sağlanan güvenliğin yanında yazılımın kullanım süreci boyunca güvenlik tedbirleri alınmalı; veri sızıntı önlenmesi (DLP), içerik gözetimi ve filtrelenmesi (CMF), veri tabanlarının gözetimi, veri şifreleme, yazılım kaynak kodunun incelenmesi, güvenlik açığı taramaları ve sızma testleri, web uygulamaları güvenlik duvarı (WAF) ve işlemsel güvenlik hizmetleri sağlanmalıdır. Sonuç olarak bulut bilişimi ortamında var olan tehlikelerin farkında olan, kendi alt yapısını ve güvenlik ihtiyaçlarını tanıyan ve bulut ortamındaki güvenliği yukarıda bahsedilen seviyelerde sunabilen bir bulut bilişimi sağlayıcısıyla çalışan bir şirketin sırtı bulut ortamında yüksek bir ihtimalle yere gelmeyecektir.

of services that will be provided in cloud environment: - Intrusion detection systems for infrastructure services (IDS, IPS), firewall, deep packet inspection, security information and event management (SIEM), physical security, file management, file system integrity protection, DDoS Counter Measures, service quality (QoS), DNS security, physical security, security cameras and encryption services should be provided. - For platform services, security provided in infrastructure services as well as identity and access management (IAM); governance, risk and compliance management (GRCM); configuration management should be provided. - For software services, security measures should be taken through the process of software usage in addition to the security provided in platform services; data leakage prevention (DLP), content monitoring and filtering (CMF), a database surveillance, data encryption, software source code analysis, vulnerability scanning and penetration tests, web application firewall (WAF) and operational security services should be provided. As a result, a company that is aware of the threats in cloud computing environment, identifies its own infrastructure and security needs and works together with a cloud computing provider offering a high-level security in cloud environment will probably not be overcome in cloud environment.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

105


TD DIŞ HABER

Huawei, “Yılın Göze Çarpan Tedarikçisi”

Huawei “Outstanding Vendor of the Year””

H

uawei, Total Telecom tarafından telekom tedarikçilerine yönelik düzenlenen; bağımsız ve tarafsız bir organizasyon olan Dünya Tedarikçi Ödülleri 2010’da “Yılın Göze Çarpan Tedarikçisi” ödülüne layık görüldü. Huawei, müşteri odaklı yenilik alanındaki liderliği ve 2009 yılında elde ettiği güçlü ticari büyüme nedeniyle layık görüldüğü ödülün yanı sıra “Teknolojik Öngörü” kategorisinde de övgüye değer bulundu. Jüri üyeleri, Huawei’nin, operatörlere ve hizmet sağlayıcılara yeni ürün ve hizmetler çıkararak sonuç itibarıyla son kullanıcıya daha üstün bir deneyim sağlama konusunda yardımcı olmaya atfettiği büyük önemden çok etkilendiklerini belirtti. Londra’daki Globe tiyatrosunda düzenlenen törenle ödülü teslim alan Huawei İngiltere ve İrlanda Ofisi Genel Müdürü ve Operasyon Direktörü Victor Zhang konuşmasında; “Yılın Göze Çarpan Tedarikçisi’ ödülünü kazanmaktan büyük gurur duyduk. Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde istikrarlı bir büyüme kaydetmiş bulunuyoruz ve bu durum, büyük oranda, müşterilerimizin işleriyle ilgili gereksinimlerini, kaliteyi, maliyet etkinliği ve uzun vadeli avantajları bir araya getiren yenilikçi çözümler aracılığıyla seri ve etkin bir biçimde karşılayabilmemizden kaynaklanıyor” dedi. Total Telecom Yayımcısı Rob Chambers da; “Huawei’nin Yılın Göze Çarpan Tedarikçisi ödülünü kazanarak ve Teknolojik Öngörü dalında da övgüye değer bulunarak hak ettiği takdiri kazandığını görmekten çok memnun oldum. Rekabetçi pazarda daha büyük başarıların altına imza atacaklarından eminim ve önümüzdeki uzun yıllar boyunca karşıma yarışmacı olarak gelmelerini dört gözle bekliyorum” dedi.

106

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

H

uawei was deemed to deserve the “Outstanding Vendor of the Year” award in World Vendor Awards 2010 that independent and impartial organization and held by Total Telecom for telecom providers. Huawei was awarded prize due to leadership in the field of customer-focused innovation and has achieved strong business growth in 2009 as well as was also highly commended in the “Technology Foresight” category. The judges were impressed by the great importance Huawei attaches to assisting operators and service providers in launching new products and services and ultimately improving the experience for the end-user. “It’ s a great honour to receive the ‘Outstanding Vendor of the Year’ award and to be recognised by the industry in this way. We’ ve maintained a steady growth over the past few years and this is due, in large part, to our ability to respond quickly and effectively in meeting our customers’ business needs with innovative solutions that integrate quality, cost-effective and long-term value,” said Victor Zhang, General Manager and COO of UK & Ireland office Huawei.  “I was delighted to see Huawei Technologies submit such strong entries for the for ever World Vendor Awards and achieve deserved recognition by winning “Outstanding Vendor of the Year” and a Highly Commended for Technology Foresight. I am sure they will continue to go from strength to strength in this highly competitive market and look forward to receiving their entries for many years to come.” Rob Chambers, Publisher, Total Telecom.


CeBIT Bilişim Eurasia’da hedefi kaçırma ihtimaliniz yok!

ÇÜNKÜ HEDEFİNİZ SİZE GELİYOR!

20 ÜLKE!

Rusya Ukrayna

Uluslararası arenada iş fırsatları! Dünyanın dört bir yanından gelen profesyonel ziyaretçilerin yanı sıra 20 farklı ülkeden satın alma heyetleri masrafları karşılanarak fuara davet ediliyor.

Özbekistan

Bulgaristan ga aristan

Azerbaycan Suriye

Yunanistan n

Lübnan L İsrail

Tunus

Fas

Cezayir

Irak

Ürdün

Mısır

Libya

20 ŞEHİR!

Kazakistan

Romanya

İran

Suudi Arabistan

Anadolu’nun 20 şehrinden satın alma heyetleriyle buluşma fırsatı! CeBIT Bilişim Eurasia ziyaretçi çalışmaları çerçevesinde düzenlenecek olan “Anadolu VIP„ ve “Anadolu KOBİ„ programlarıyla Türkiye’nin 20 şehrinden satın alma heyetleri masrafları karşılanarak özel olarak fuarda ağırlanıyor.

Kırklare eli

Bartın Bar Ba tın Sinop p İstanb İstanbul Ka tam Kas a onu Ed Edirne Zong onguldak on S sun Sam K abük Kar Te Tekirdağ Düzce Ordu Kocaeli Ko Amasya Ama sya Sakarya Çankırı Ça Yalova Bolu Çorum Tokat Bileciik Çanakkale Bursa Bu urs Ankara Kırıkk An ıkkale ale Eskişehirr Yoz Yozgat ozgat g Balıkesir Ba Sivas Kütahya

Giresu i un n

Afyon

U k Uşa

İzmir İzm

Denizli De Ayd Aydın

Ispart Isp arta rt

Tunceli

Osm mani ny ye e

Antalya An Mersin M

Adana Ad

Diyarbakır

Adıyaman man

Gaziantep Ga

Mu Muş

Van Va

Bitlis Batman

Siiirt Şırnak

Niğde Niğ d Karaman

Muğ Mu Muğla ğla

Bingöl öl

Elazığ

K.Maraş

B dur Bur

Ağrrı

Erz zincan n

Malatya

Aks ksara a y

Iğdır

Erzuru urum m

Kayseri Ka

Nevşehiir

Konya Ko

Kars

Gümüşhane Bayburt Güm

Kırşehir

Manisa Ma

Trabzon Tra

han Artvin Ardahan

Rize

Hakkarii

Mardin Şanlıurfa

Killis Ki

Hatay y

İşinizi büyütmek için C CeBIT BIT Bilişim Eurasia doğru adres! CeBIT Bilişim Eurasia, Bilişimin yanı sıra diğer hedef sektörleri de (Gıda, Otomotiv, Tekstil, Lojistik, Sağlık, Turizm, Mobilya, İnşaat, Enerji, Ayakkabı, Mücevherat, Güvenlik, Medya, Ambalaj, Finans, Kamu, Eğitim vd.)

siz katılımcılarımız ile buluşturuyor. Organizatör

Fuar Ana Sponsoru

CeBIT Bilişim Eurasia Uluslararası Bilgi ve İletişim Teknolojileri Fuarı Matchmaking Etkinliği

www.cebitbilisim.com

İletişim Tel : + 90 212 334 69 00 Faks : + 90 212 334 69 34 eMail : info@cebitbilisim.com

ile Paralel

Tüyap, Büyükçekmece, İstanbul, 6 -10

Ekim 2010

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) İZNİ İLE DÜZENLENMEKTEDİR.


TD DIŞ HABER

Yeni ITU standartları acil durumlar için uydu iletişimini arttırıyor

Hedefi doğal afetlerin ardından hayat kurtarmak New ITU standards enhance satellite communications for emergencies

Saving lives in aftermath of natural disasters is clear objective

U

108

N

ydu hizmetlerinde erken uyarıyı kolaylaştırmak, hızlı müdahalede bulunmak ve doğal afetler sırasında operasyonları kolaylaştırmak için yeni ITU radyo iletişim standartları onaylandı..

ew ITU radiocommunication standards for satellite services have been approved to facilitate early warning, rapid response and relief operations in the event of natural disasters.

ITU-R S. 1001-2 modeli, sabit uydu hizmeti sistemleri (FSS) tarafından kullanılabilen radyo frekans dalgaları ile acil durumlar ve doğal afetlerde daha kolay operasyonlar sağlamak için bilgi sağlıyor.

Recommendation ITU-R S.1001-2 provides information on the range of radio-frequencies that can be used by fixed-satellite service (FSS) systems for emergency and disaster relief operations.

ITU-R M.1854 modeli ise ses ve veri iletişimi, alan raporlama, veri toplama, konum bilgisi ve görüntü iletimi gibi birçok fonksiyonu gerçekleştirmek için mobil uydu hizmetine bir dizi radyo frekansları ile bilgi sağlıyor.

Recommendation ITU-R M.1854 provides information on the range of radio-frequencies for mobile-satellite service (MSS) in order to enable a variety of functions such as voice and data communication; field reporting; data collection; position information; and image transmission.

Haiti ve Şile’de yıkama sebep olan son depremde olduğu gibi doğal afetler de yardım operasyonlarında kullanmak için acilen güvenilir bir iletişim bağlantısına ihtiyaç var. ITU Haiti, Şili ve diğer afet alanlarına insani yardımda bulunmak için uluslararası yardımlara katıldı ve temel iletişim bağlantılarını tekrar sağlayabilmek için uydu terminalleri ve dünya istasyonları kurdu.

In the event of natural disasters, such as the recent earthquakes which spread devastation in Haiti and Chile, there is an urgent need for a reliable telecommunication link for use in relief operations. ITU joined international efforts to provide humanitarian assistance to Haiti, Chile and other disaster-hit areas and deployed satellite terminals and earth stations to re-establish basic communication links.

ITU Genel Sekreteri Hamadoun Touré, “Doğal afet sırasında uzak bölgeler ile hızlı bir iletişim bağlantısı kurmak için en uygun yol uydu iletişimini kullanmaktır. Doğal bir afetten sonra iletişim kurmak, hızlı ve etkili bir kurtarma sağlamak ve rehabilitasyon çalışmalarını kolaylaştırma da hayati önem taşımaktadır.’’ Dedi. DR. Toure ‘’ Acil durumlarda uydu iletişimini sağlamak için yeni ITU radyo iletişimi standartları hayat kurtarma kapasitemizi büyük ölçüde arttıracaktır. Ulusal, bölgesel ve uluslar arası düzeyde acil durumları ve doğal afetleri azaltmak için, güçlü, kapsamlı, erken uyarı ve yardım sistemlerinin gelişmesinde tüm ilgili kişileri, yöneticiler, uydu operatörleri ve servis sağlayıcıları da dahil destek vermeye çağırıyorum.’’

ITU Secretary-General Hamadoun Touré noted that in the event of a natural disaster, satellite communications are the most appropriate means to quickly set up a telecommunication link with remote facilities. “Establishing communications in the aftermath of a disaster is vital to facilitate rapid and effective rescue and rehabilitation efforts,” said Dr Touré. “The new ITU radiocommunication standards for satellite communication in emergencies will greatly improve our capacity to save lives. I call upon all stakeholders, including administrations, satellite operators and service providers to support the development of robust, comprehensive, early warning and relief systems to mitigate emergencies and disasters at the national, regional and international levels.”

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


Sabit Uydu Hizmetleri (FSS) VSAT lar, hazır araçlı yer istasyonları ve taşınabilir yer istasyonları gibi küçük çapta yer istasyonları kullanan uydu yayınları yardım operasyonlarında acil telekomünikasyon hizmetleri sağlamak için en iyi çözüm yoludur. Bu sabit uydu hizmetleri yardım operasyonlarında acil telekomünikasyon hizmetleri sağlamak için oldukça etkilidir. Sabit uydu hizmetleri veri dağılımına doğal olarak uygun oldukları için depremler ve kasırgalar da dahil erken uyarı operasyonları için etkili bir şekilde kullanılabilirler. Sabit uydu hizmetlerine verimlilik yönünden bakarsak, Doğal afetler sırasında sabit uydu hizmetlerini zamanında uygulamak için acil durumlar ve doğal afetlerde bu hizmetlerin yapabileceklerinin yöneticiler ve sabit uydu hizmetleri operatörleri tarafından önceden planlanmış olması gerekir.

Fixed-satellite service (FSS) Satellite transmissions using small aperture earth stations, such as fixed VSATs, vehicle-mounted earth stations (VMES) and transportable earth stations, are one of the most viable solutions to provide emergency telecommunication services for relief operations. These FSS systems are extremely effective in providing emergency telecommunication services for relief operations. As they are inherently suitable for data delivery, FSS can also be effectively utilized for early warning operations, including earthquakes and storms. In the interest of efficiency, FSS capabilities for emergencies and disaster relief operations should be pre-planned between administrations and FSS operators/service providers to ensure prompt availability of FSS services in the event of a disaster. Mobile-satellite service (MSS)

Mobil-Uydu Hizmetleri (MSS) Dağıtım kolaylığı, geniş bir alanı kapsaması ve yerel telekomünikasyondan bağımsız bir altyapıya sahip olmasıyla ( doğal bir afet sırasında kaybolabilir) mobil uydu terminalleri ve yardımcı donanımları yardım operasyonlarında acil telekomünikasyon hizmeti sağlamak için oldukça etkilidir. Felaket hazırlığını güçlendirmek için Mobil Uydu Hizmetleri özellikle felakete yatkın bölgelerde hazırda bulunmalıdır.

Owing to its ease of deployment, wide-area coverage, and independence from the local telecommunications infrastructure (which may be lost during a disaster), mobile satellite terminals and ancillary equipment are very effective means of providing emergency telecommunication services for relief operations. In order to strengthen disaster preparedness, MSS systems should be deployed ubiquitously, especially in disaster-prone regions.

Acil durumlarda kullanılmak üzere Space hizmetleri frekans veritabanı

Space services frequency database for use in emergency situations

2007 Dünya Radyo iletişim Konferansının 647. önergesine göre, ITU radyokomünikasyon şubesi son zamanlarda acil durumlarda uydu sistemleri tarafından kullanılmak üzere yöneticiler tarafından şu anda kullanılabilir hale getirilen frekansları/frekans bantlarını yarattı.

In accordance with Resolution 647 of the World Radiocommunication Conference 2007, the ITU Radiocommunication Bureau has recently created an online database (at: www.itu. int/ITU-R/space/res647/) containing the frequencies/frequency bands provided by administrations that are now available for use by satellite systems in emergency situations.

ITU girişimleri ITU initiatives Acil telekomünikasyonlar ITU’nün kuruluşundan bu yana temel faaliyetleri arasında yer almıştır. Yeni ITU standartları 2006 ITU yetkili temsilcilerin katıldığı konferans, ITU Radyokomünikasyon meclisi ve 2007 Dünya radyokomünikasyon konferansı doğrultusunda alınan kararlar ile geliştirilmiştir. ITU Genel Sekreteri acil telekomünikasyon hizmetleri için düzenlenen, bir felaket sırasında hızlı rehabilitasyon iletişim bağlantılarını sağlamak için birkaç ikili işbirliği antlaşmaları ile bir platform haline gelen, Yüksek Düzey Panelinde görev aldı. ITU işbirliği ile birkaç mobil uydu hizmeti operatörleri felaketlerde yardım ve yönetimi kolaylaştırmak için uydu donanımları temin etmiştir.

Emergency telecommunications has been one of the key activities of ITU since its inception. The new ITU standards were developed in accordance with resolutions adopted at the ITU Plenipotentiary Conference in 2006, the ITU Radiocommunication Assembly and the World Radiocommunication Conference in 2007. The ITU Secretary-General appointed a HighLevel Panel for Emergency Telecommunications, which has become a platform for a number of bilateral partnership agreements to ensure rapid rehabilitation of communication links in the event of a disaster. In partnership with ITU, several MSS operators have provided equipment and satellite air-time as valuable assistance in disaster relief and management.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

109


TD DIŞ HABER

Avrupa’da LTE ve WiMAX Ağları için 800Mhz band rezervesi Europe to Reserve 800Mhz Bands for LTE and WiMAX Networks

A

110

T

vrupa Komisyonu, zararlı paraziti önleyerek yüksek hızdaki kablosuz internet hizmetlerinin yayılmasına katkıda bulunan 800 MHZ bandındaki radyo frekanslarını üye devletler için dağılımında uyumlu hale getirilmiş teknik kurallar uygulayarak bir karar aldı.

he European Commission has adopted a Decision establishing harmonised technical rules for Member States on the allocation of radio frequencies in the 800 MHz band that contribute to the deployment of high-speed wireless internet services by avoiding harmful interference.

Bazı üye devletlerde 800 MHZ frekansları anologdan dijital televizyon yayına geçilmesiyle oluşan ‘’dijital pay’’ diye adlandırılan bir parçası olarak serbest bırakılıyor. Eğer üye devlet var olan frekans dağılımını (yayınlamak için) değiştirmeye karar verirse, bu frekansları kablosuz geniş bant uygulamalarını kullanılabilir hale getirmek için alınan karar ile uyumlu hale getirilmiş teknik kurallara başvurmalıdır. Bugünün kararı, üye devletlerin 790-862 MHZ bandı elektronik iletişim hizmetleri için kullanılabilir hale getirmesini içermiyor. Ancak, komisyon önümüzdeki Radyo Spektrum Politikası Programında böyle bir öneri düşünüyor.

In several Member States the 800 MHz frequencies are being freed up as part of the so-called “digital dividend” resulting from the switchover from analogue to digital television broadcasting. If Member States decide to change the existing frequency allocation (for broadcasting) they must immediately apply the harmonised technical rules laid down by the Decision to make these frequencies available to wireless broadband applications. Today’s decision does not itself require Member States to make available the 790-862 MHz band for electronic communication services. However, the Commission is considering such a proposal in the forthcoming Radio Spectrum Policy Programme.

Dijital Gündem Üyesi Neelie Kroes bu konuda şunları söyledi: ‘’ Bu karar yenilikçi geniş bant uygulamasının hayata geçirilmesinin ve kablosuz hizmetler için artan talebi karşılamanın önünü açıyor. Kararı uygulamak için gerekli önlemlerin alınmasında üye devletleri destekliyorum. Böylece Avrupa şirketleri ve vatandaşları dijital televizyona geçişin bütün avantajlarından yararlanabilirler.’’

Digital Agenda Commissioner Neelie Kroes said: “This Decision paves the way for implementation of innovative broadband technologies and for the fast growing demand for wireless services to be met. I encourage Member States to take the necessary steps to implement the Decision, so that European businesses and citizens can take full advantage of the benefits of the switchover to digital TV.”

Komite 790-862 MHZ bant (son zamanlarda birçok üye devlet tarafından yayınlamak için kullanılan) kullanımını son derece destekliyor ve Avrupa ülkelerinin de bir an önce harekete geçmesi istiyor. Bu spektrumda koordineli bir yönetim Avrupa ekonomisinde 44 milyar EURO’ya kadar ekonomik bir artış sağlayabilir ve 2013 yılının sonunda herkes için hızlı geniş bandın 2020EU’ya kadar çıkmasına yardımcı olabilir. (30Mbts’a kadar git gide artan ve 2020 de daha da artacak olan hızlar ile)

The Commission strongly supports the use of the 790-862 MHz band (currently used for broadcasting in most Member States) for electronic communication services and wants EU countries to act quickly, as coordinated management of this spectrum could give an economic boost of up to EUR44 billion to the EU’s economy and help to achieve the EU 2020 Strategy target of high-speed broadband for all by the end of 2013 (with speeds gradually increasing up to 30 Mbts and above in 2020).

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS


Yeni Komite kararları 790-862 MHz spektrum bandı (daha çok 800 MHz bant olarak adlandırılan) yayın yapan hizmetler dışındaki hizmetler için de kullanılabilir hale getirmek için karar veren bütün üye devletlerin bu kararı uygulamak için aynı uyumlu hale getirilmiş teknik kuralları uygulamaları gerektiğini öngörüyor. Bu teknik kurallar telefon ahizeleri ve baz istasyonları gibi 800 MHz bandı kullanan radyo haberleşme cihazlarının LTE ya da WİMAX gibi kablosuz geniş bant ağlarının etkin bir şekilde kullanılabilmesini sağlayacak.

The new Commission Decision stipulates that all Member States which decide to make available the 790-862 MHz spectrum band (the so-called 800 MHz band) for services other than broadcasting should apply the same harmonised technical rules when they do so. These technical rules will ensure that radio communications equipment, like handsets or base stations using the 800 MHz band, can be used efficiently for wireless broadband networks, such as LTE or WiMAX.

Telekom sektörü uzmanları mobil geniş bant kapsamı sağlamak için 800 MHz bant kullanan altyapının şu anda 3G ağları tarafında kullanılan radyo frekanslarından yaklaşık %70 daha ucuz olacağını tahmin ediyorlar. Daha düşük maliyete mal olan bu ağlar kablosuz geniş bant servislerinin coğrafik kapsamını geliştirmek zorun da olan operatörler için yatırımları daha da cazip hale getirecektir. Bu karar ile öngörülen Teknik kuralların uygulanması, kablosuz internet hizmetlerine yeni bir hız vererek dijital karın potansiyel ekonomik faydalarını büyük ölçüde artıracaktır.

Telecoms industry experts estimate that infrastructure to provide mobile broadband coverage using the 800 MHz band will be around 70% cheaper than through using the radio frequencies currently used by 3G networks. The lower costs involved in rolling out such networks will make these investments more attractive for operators, which should improve the geographic coverage of wireless broadband services. Application of the technical rules for frequency allocation foreseen by this Decision will substantially increase the potential economic benefits of the digital dividend by giving a new impetus to wireless internet services.

800 MHz bandı şimdiye kadar birçok üye devlette karasal televizyon yayını yapmak için kullanılmıştır. Kararda alınan yeni kurallar üye devletler analogdan dijital yayına geçtiğinde kullanılabilir hale gelecek frekansların neredeyse dörtte birinin dağılımı için koşullar belirlemiştir (2012 sonuna doğru). Komite son zamanlarda dijital karın diğer unsurlarını da dikkate alacak olan Radyo Spektrum Politikası Programı üzerinde çalışıyor ve bu program bütün üye devletlerin 800 MHz bandı kullanılabilir hale getirmesi gereken ortak bir tarihi de içerebilir.

Until now, the 800 MHz band has been used for terrestrial TV broadcasting in most Member States. The new rules laid down in the Decision set out conditions for allocation of nearly one quarter of the frequencies that will become available when Member States switch from analogue to digital broadcasting (due by end 2012). The Commission is currently working on a Radio Spectrum Policy Programme that will take into account the other elements of the digital dividend and may also include a common date by which all Member States must make the 800 MHz band available.

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

111


TD DIŞ HABER

Telecom Italia’ya FTTH girişiminde rekabet baskısı Telecom Italia ‘forces’ competition into FTTH intiative

F

astWeb,Wind ve Vodafone İtalia İtalya’nın 15 şehrinde yeni nesil geniş bant şebekelerini geliştirmek için iş ortağı oldular. Operatörler bu iş ortaklığı kapsamında Telecom İtalia da dahil olmak üzere diğer tüm servis sağlayıcılarına açık olan şebekeye 2.5 milyar EUROluk yatırım yapacaklarını açıkladılar. Açıklamaya göre FTTH benzeri bir yapılanma olacağını gösteriyor ve PON network yerine point-to-point ağ olabilir. İtalya’nın üç ana rakibi arasındaki bu işbirliğinin İtalya pazarı için memnun edici bir gelişme olduğu düşünülüyor. Telecom İtalia’nın kablo ağlarında herhangi bir rekabeti yok ve yönetim büyük bir borç yığınıyla mücadele ederken bir yandan da şebekelerine en iyi çözümü sağlayacak yatırım peşindeler. Devletin, operatörlere yapısal bir ayrışma için birçok teşebbüsü oldu fakat bu teşebbüslerin tamamı siyasi çekişmelerin başarısızlığıyla sonuçlandı. Regülatör aynı zamanda LLU tarifelerinin artması mı gerekli (Telecom İtalia’ya yatırım teşviği vermek) yoksa aslında sonlandırılması mı (rekabete destek) gerektiği sorusuyla da mücadele ediyor. Pazarın bu veritabanıyla direnç kaybettiği gözleniyor. Fastweb FTTH konusunda zaten bir öncü ve %82’si İsviçre enerji sektörünün baskısıyla benimsenmiş Swisscom tarafından kontrol ediliyor. Vodafone genişbant servislerine altyapı yaklaşımı ile büyük bir adım atıyor. Wind ise sabit ve mobil servis hizmetleri veren Orascom Telecom’un da dahil olduğu Weather Investments birliğinin bir iştirakıdır. Esas soru Telecom Italia ne yapacak? Üç ihtimal var. 1)rekabet, 2)Telecom Italia oluşan yeni şebekede servis sağlayıcı olacak, 3)rakipler Telecom Italia’yı ağ varlıklarını kullanılabilir yaparak daha sıkı bir ortaklığa zorlayacak. Şimdilik en olası seçenek üçüncü seçenek olarak gözüküyor fakat Telecom Italia’dan daha esnek bir yaklaşım gerektirecek. Bu plan aynı zamanda Vodafone’un diğer ülkelerde ne yapmayı planladığı sorusunu da akla getiriyor.

112

TELEKOMDÜNYASI2010MAYIS

F

astWeb, Wind and Vodafone Italia have partnered to develop a next-generation broadband network in 15 Italian cities. The operators would invest EUR 2.5 billion in the network open to other services providers, including incumbent Telecom Italia. According to announce, this is likely an open FTTH network. This may be a point-to-point network, rather than a PON network. Cooperation among the three main challengers on the Italian market is a welcome development. Telecom Italia has no competition from cable networks and the incumbent is struggling under a pile of debt, making the perfect recipe for under-investment in its network. The government has made several attempts to force a structural separation on the operator, but these have all failed in political squabbles. The regulator is also struggling with the question of whether the LLU tariffs should be increased (to give Telecom Italia an incentive to invest) or actually cut (to help the competition). It looks like the market has lost patience with these debates. Fastweb is already an FTTH pioneer and controlled for 82 percent by Swisscom, which has already embraced FTTH under pressure from the Swiss energy sector. Vodafone is taking a major step, setting aside its previous strategy for an infrastructure-light approach to broadband services. Wind is part of the Weather Investments consortium, which also includes Orascom Telecom, and offers both fixed and mobile services. The big question then is what will Telecom Italia do? There are three possibilities: 1) compete, 2) Telecom Italia becomes a service provider on the new network or 3) the challengers force a tighter cooperation with Telecom Italia making its network assets available. The third option seems most likely, but will require a flexible approach from Telecom Italia. The plan also raises the question of what Vodafone plans to do for broadband in other countries.


TELEVİZYON

NET Paket’lerde abone, ADSL hattının bulunduğu yerdeki 8 Mbps’ye kadar destekleyen hızı kullanacak olup, bu hız bağlanılan yere göre değişiklik gösterebilecektir. Abonenin ay içerisindeki veri kullanımı (download) adil kullanım noktası olan 15 GB’yi aştığında ADSL kullanım hızı 512 Kbps olacak şekilde düşürülecektir. Takip eden aya girildiğinde, abone internet hizmetinden mevcut erişim hızıyla tekrar yararlanabilecektir. Bulunulan ay içinde 15 GB kotanın aşılmaması durumunda erişim hızında herhangi bir değişiklik olmayacaktır. 15 TL aylık ücret NETLİMİTSİZ Paketi’ni 30 Haziran 2010 tarihine kadar 24 aylık taahhütlü satın alan aboneler için ilk 5 ay boyunca geçerli KDV ve ÖİV dahil indirimli fiyattır. İndirimli süreden sonra aylık ücret KDV ve ÖİV dahil NETLİMİTSİZ Paketi için 49 TL’dir. Yeni aboneliklerde ilk bağlantı ücreti ayda 2 TL taksitle 12 ay boyunca TTNET faturasına yansıtılır. TTNET kampanyaya ilişkin her türlü değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Ayrıntılı bilgi www.ttnet.com.tr ve 444 0 375’te.

TELEFON

İNTERNET

Evet Türkiye! Sen de TTNET NETLİMİTSİZ Paketi’ni al, ilk 5 ay boyunca ayda sadece 15 TL’ye internette limitlere takılmadan gönlünce dolaş. Evet. TTNET’le her şey mümkün. 444 0 375

www.ttnet.com.tr


ISSN 1 303-569X

Şerif A. BEYKOZ Telenity Genel Müdürü

T E L E K O M

D Ü N Y A S I

M A Y I S

-

M A Y

2 0 1 0

SEKTÖRÜN İLETİŞİM MERKEZİ - COMMUNICATION CENTER OF THE SECTOR

MAYIS - MAY 2010


TELEKOM DÜNYASI MAYIS